economıc agenda - T-Bank
Transkript
economıc agenda - T-Bank
22 Ocak 2016 Haftanın Gündemi-Beklentiler Fed’in FOMC toplantısı ve küresel piyasalar izlenecek... Küresel piyasalardaki dalgalı seyir bu hafta da sürdü. Çin ekonomisine ilişkin kaygılar, petrol ve emtia fiyatlarındaki düşüş ve gelişen ülke ekonomilerindeki sıkıntılar piyasaları etkilemeye devam etti. Ancak haftanın son günlerinde petrol fiyatlarındaki toparlanma, Çin ekonomisindeki yavaşlamanın beklentiler doğrultusunda olması ve Avrupa Merkez Bankası’nın (ECB) Mart ayında ek parasal genişleme önlemlerine başvurabileceği yönündeki demeçlerle küresel piyasalardaki havanın biraz düzeldiği görülmekte. Bununla beraber, petrol fiyatlarındaki düşüş Rusya ekonomisini gittikçe daha fazla sarsarken, ruble dolar karşısında rekor düşük değerlere geriledi. Bu arada ABD’den gelen son işsizlik maaş başvuruları verisinin son 6 ayın en yükseğine çıkması, ülkede istihdamdaki düzelmenin bu yıl o kadar da güçlü olmayacağına yönelik endişeleri artırdı. Petrol fiyatlarındaki gerilemenin devam etmesi de ABD’de enflasyonun düşük seyretmesine yol açmakta. Bu çerçevede, gelecek hafta düzenlenecek Fed FOMC (Açık Piyasa Komitesi) toplantısında bankanın yeni bir karar alması beklenmemekte ve toplantı sonrası yapılacak açıklamadaki yorumlar önem taşımakta. Dolar, euro ve Japon yeni karşısında hafif değer kazandı. Euro/dolar paritesi 1.08; dolar/yen ise 118 civarında seyrediyor. Petrol fiyatları bu hafta ABD’de stoklardaki düşüş, küresel piyasalardaki düzelme ve soğuk hava dolayısıyla biraz yükseldi. Brent ham petrolünün ve ABD hafif ham petrolünün varili 31 dolar civarında. Altın fiyatları fazla değişmedi. Altının onsu son aşamada 1095 dolar civarında. Türkiye’de Merkez Bankası beklendiği gibi faizleri değiştirmedi ve banka açıklamalarında “sadeleşme” ifadesini metinden çıkardı. Merkez Bankası Başkanı Başçı, Davos’ta yaptığı açıklamalarda bankanın dünya piyasalarındaki dalgalanmanın sürdüğü bir durumda faiz koridorunda daralmaya gitmeyi erken bulduğunu söyledi ve bunun daha sonra uygun bir zamanda yapılabileceğine işaret etti. Bankadan gelen bu karar üzerine piyasalarda dolar/TL paritesi 3.04’ü geçti. Ancak daha sonra küresel piyasalarda petrol fiyatındaki artışla birlikte biraz düzelme görülmesiyle bugün itibariyle paritenin 3.02’in altına indiğini görmekteyiz. İki yıllık gösterge tahvil faizleri ise %11’in üzerindeki seyrini sürdürmekte. Haftaya Ocak ayı imalat sanayi kapasite kullanım oranları ve Aralık ayı dış ticaret dengesi açıklanacak. 1 Haftaya küresel piyasalarda 26-27 Ocak’taki Fed toplantısı izlenecek. Burada Fed’in faizleri Mart ayında artırıp artırmayacağına yönelik bazı sinyaller vermesi beklenebilir (Şubat ayında toplantı yok). Ancak piyasa beklentileri Fed’in Mart ayını pas geçeceği yönünde. Enflasyon ve son işsizlik maaş başvurusu verilerindeki son durum, Fed’in üzerinde durduğu bu iki önemli verinin tahminler doğrultusunda ilerlemediğini göstermekte. Bu açıdan Fed’in gelecek hafta hem bu sorunlara değinmesi, hem de küresel piyasalardaki son dalgalanmaya ilişkin yorumlarda bulunması beklenebilir. Faiz artırımı konusunda ise Mart ayına yönelik bir sinyal vermesi düşük bir olasılık. Bu çerçevede, Fed’den gelebilecek piyasaları sakinleştirici açıklamalar ve yorumlar gelişmekte olan ülkelere yönelik risk iştahını artırabilir ve bu ülke para birimlerindeki düşüş eğilimi en azından biraz durulabilir. Zaten ECB’den gelen ek parasal genişleme işaretleri de bu hafta piyasalara destek vermişti. Tersi bir durumda ise dolardaki güçlenme devam edebilir. Buna ek olarak petrol fiyatlarındaki eğilim ve Çin ekonomisine yönelik beklentiler de piyasaları etkileyecektir. Sonuçta, dolar/TL paritesinde 3.00-3.05 aralığının korunmasını beklemekle birlikte, Fed açıklamalarının Fed’in Mart ayında faiz artırımı yapmayacağına ilişkin piyasa beklentisi doğrultusunda sinyaller vermesi ve küresel piyasalarda risk iştahının artması durumunda 3.00’ün altının da test edilebileceğini öngörmekteyiz. Gösterge iki yıllık tahvil faizlerinde ise %11’in üzerindeki eğilimin süreceğini tahmin etmekteyiz. TÜRKİYE’DE BU HAFTA Son ekonomik gelişmeler... Merkezi yönetim brüt borç stoku 2015 sonu itibarıyla 677.6 milyar lira oldu. Hazine verilerine göre borç stokunun 440.1 milyar TL tutarındaki kısmı Türk Lirası cinsi, 237.5 milyar TL tutarındaki kısmı döviz cinsi borçlardan oluştu. Rusya gerginliği, jeopolitik riskler ve TL'deki değer kaybının olumsuz etkilemeye devam ettiği tüketici güven endeksi Ocak ayında düşüşünü sürdürerek yüzde 2.7 azalışla 71.62 değerine geriledi. Merkez Bankası ve TÜİK işbirliği ile hazırlanan endeks, 1 Kasım seçimlerinin ardından politik belirsizliğin azalmasıyla Kasım'da bir önceki aya göre yüzde 22.9 artışla Nisan 2014'ten bu yana en yüksek olan 77.15 değerini almıştı. Endeks, Aralık ayında ise yüzde 4.6 azalışla 73.58 değerine gerilemişti. Merkez Bankası (TCMB) verilerine göre, 8 Ocak'ta 94.92 milyar dolar olan brüt döviz rezervi 15 Ocak itibarıyla 93.65 milyar dolara geriledi.Altın rezervleri 15 Ocak itibarıyla 17.74 milyar dolar olurken, TCMB'nin toplam rezervi 111.38 milyar dolar olarak gerçekleşti. TCMB haftalık basın bülteninde 8 Ocak'ta altın rezervlerinin 17.65 milyar dolar, toplam rezervlerin ise 112.57 milyar dolar olduğunu açıklamıştı. TCMB'nin altın 2 rezervi 2015 yılında 2.5 milyar dolar azalırken, brüt döviz rezervi 13.4milyar dolar eridi. Böylece geçen yıl TCMB'nin toplam rezervi 15.9 milyar dolar azalmış oldu. TCMB kısa vadeli Merkez Bankası (TCMB) Ocak ayı Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısında faizleri beklentilere paralel olarak kısa vadeli faizleri sabit tuttu. Buna göre marjinal değiştirmedi... fonlama oranı yüzde 10.75, Merkez Bankası borçlanma faiz oranı yüzde 7.2; bir hafta vadeli repo ihale faiz oranı yüzde 7.5 olarak sabit tutuldu. Kurul, artan maliyet unsurlarının çekirdek enflasyon eğilimindeki iyileşmeyi sınırladığını; bu çerçevede, ücret gelişmelerinin ve küresel piyasalardaki belirsizliklerin enflasyon beklentileri ve fiyatlama davranışları üzerindeki etkileri ile enerji ve işlenmemiş gıda fiyatlarındaki oynaklıkları dikkate alarak, gerekli görülen süre boyunca likidite politikasındaki sıkı duruşun korunacağını ifade etti. PPK, enflasyon beklentileri, fiyatlama davranışları ve enflasyonu etkileyen diğer unsurlardaki gelişmeler dikkate alınarak para politikasındaki sıkı duruşun sürdürüleceğini kaydetti. Kurul, ayrıca yılın başından itibaren artan küresel oynaklığı ve Ocak Enflasyon Raporu öngörülerini de değerlendirdi. PPK’nın daha önce üzerinde durduğu sadeleşme ifadesini bu kez kullanmadığı görüldü. Bu arada Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Erdem Başçı şu aşamada geniş faiz koridorunu terk etmek için erken olduğuna karar verdiklerini, ilave politika araçlarının koridora ihtiyacı azaltacağına güvendiklerinde veya küresel problemler çözüldüğünde sadeleşmeyi ele alabileceklerini söyledi. Başçı, küresel oynaklıkların yüksek olduğu dönemlerde geniş faiz koridorunu etkili bir araç olarak kullandıklarını söyleyerek, "Geniş faiz koridorunu şu aşamada hemen terk etmek için erken olduğuna karar verdi kurul. Önce Fed'in normalleşmesi sorunsuz bir şekilde gelişiyor mu ona baktık. Başlangıçta sorunsuz ilerliyordu ancak yılınbaşında Çin'den gelen dalga aslında küresel oynaklıkların ciddi şekilde yüksek olduğuna işaret ediyor. Her toplantıda bunu ele alıyoruz ve orada esnekliğimizi korumanın bu toplantı için daha doğru olduğunu düşündük" dedi. Başçı, “kendimize güven geldiğinde o zaman sadeleşmeyi ele alabiliriz ya da küresel problemler çözülür, kalıcı bir sakinlik ortaya çıkar, o zaman düşünebiliriz. Dolayısıyla iki şarttan birisi yerine gelecek ya küresel problemler çözülecek veya bizim diğer politika araçlarımızın da etkili olduğuna herkes kani olacak, ondan sonra bu araç yerine diğerlerini ikame edebiliriz" diye konuştu. Başçı, bu yıl enflasyonda düşüşün başladığını ve OVP'deki yüzde 7.5 civarında bir yerde bitirileceğine herkesin ikna olması gerektiğini söyledi. Başçı enflasyonda yüzde 5'li rakamların gelecek beş yıl içinde görülebileceğini söyledi. Önümüzdeki aydan itibaren Botaş'ın döviz talebinin azalacağını söyleyen Başçı, petrol fiyatlarının hızla düşmesi ile TCMB rezervlerinden kullanımın hızla azalacağını ifade etti. Fitch’ten Merkez Kredi derecelendirme kuruluşu Fitch, TCMB'nin para politikasını sadeleştirmeyi Bankası ve geciktirmesinin Türkiye'nin ekonomi politikalarında uzun zamandır süregelen Türkiye’ye uyarılar… tutarlılık ve kredibilite zayıflığını yansıttığını belirtti. Fitch tarafından yayımlanan kısa değerlendirmede, "Para politikasında daha basit bir çerçeve yetkililerin dış kırılganlıklara karşı gelebilme kapasitesini artıracaktır. Dış kırılganlıklar Türkiye'nin ülke notu profilinin önemli unsurları olarak varlığını sürdürüyor" 3 denildi ancak Türkiye'nin kırılganlıklarına dair ana göstergelerin kredi notunun gözden geçirildiği Eylül ayına kıyasla daha iyi olduğu ifade edildi. Fitch raporunda TCMB'nin Ağustos'taki açıklamasında bile zamanlamanın "belirsiz olduğu" belirtilerek, "TCMB başkanının görev süresinin dolmasına giderek yaklaşıldığı da göz önüne alındığında para politikasının daha tutarlı ve tahmin edilebilir olmasını sağlayabilecek sadeleşmenin ne zaman başlayacağı daha belirsiz bir hal aldı" denildi. Değerlendirmede "güçlü ve kredibilitesi olan" maliye politikasının Türkiye'nin kredi notu için temel desteği oluşturduğu ifade edilirken, gayrı safi yurtiçi hasılanın (GSTH) yüzde 1.4'ü kadar maliyet oluşturduğu değerlendirilen seçim vaatlerinin mali disiplin hakkında soru işaretleri yarattığına dikkat çekildi. Türkiye'nin borçlarının GSYH'ya oranının düşük ve gerilemekte olduğu ancak bu oranın gerilemesinde kısmen yeni orta vadeli program kapsamındaki 2017 ve 2018 için "iddialı" yüzde 5 büyüme tahminlerinin rol oynadığı belirtildi. Raporda Orta Vadeli Program (OVP) kapsamındaki reformların Türkiye'nin yapısal sınırlamalarını hafifleterek büyümenin hızını artırabileceği ancak yeni bir unsur barındırmadığı, daha önce uygulamaya alınmada zorluklar yaşandığına dikkat çekildi. Türkiye'yi BBB- kredi notu ve durağan görünümle derecelendiren Fitch, bu yıl Türkiye'nin kredi notunu gözden geçirebileceği tarihleri 26 Şubat ve 19 Ağustos olarak açıklamıştı. BDDK bankaların farklı kredi türlerinde uygulanan risk ağırlıklarını düşürdü… Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK), cari açığın düşürülmesi ve tüketimin kısılması hedefiyle farklı kredi türlerinde artırılan risk ağırlıklarını düşürdü. BDDK'nın bankaların iç sistemleri ve içsel sermaye yeterliliği değerlendirme süreci; likidite karşılama oranı hesaplanması; özkaynaklar; sermaye yeterliliğinin ölçülmesine dair yönetmeliklerde yapılan değişiklikler Resmi Gazete'de yayımlandı."Bankaların sermaye yeterliliğinin ölçülmesine ve değerlendirilmesine ilişkin yönetmelikte değişiklik yapılmasına dair yönetmeliğe" göre, konut kredilerinde risk ağırlığı yüzde 50'den yüzde 35'e düşürüldü. Teminatsız tüketici kredileri ve kredi kartlarında şu anda uygulanmakta olan kredinin vadesine göre yüzde 100 ile yüzde 250 arasında değişen risk ağırlıkları yüzde 75 düzeyine indirildi. Bankaların sermaye yeterliliklerinin Basel 3 sonrası daha da baskılanması beklenirken, sektör yetkilileri alınan önlemlerde gevşeme talep ediyordu. Sektörün sermaye yeterlilik rasyoları 2010 yılında yüzde 19 seviyelerinden, Kasım 2015 itibariyle yüzde 15.5 seviyelerine indi. DÜNYA EKONOMİSİ IMF küresel büyüme Uluslararası Para Fonu (IMF) bu yıla ilişkin küresel büyüme beklentisini beklentilerini gelişmekte olan ülkelerdeki zayıflamadan ötürü yüzde 3,6’dan yüzde 3,4’e düşürdü... düşürdü. IMF, "Dünya Ekonomik Görünüm Raporu"nu ve büyüme tahminlerini güncelledi. Dünya ekonomisinin beklenenden daha yavaş toparlandığına işaret edilen raporda, IMF’nin 2016 ve 2017 yıllarına yönelik küresel büyüme 4 beklentileri sırasıyla yüzde 3,4 ve yüzde 3,6’ya çekildi. Söz konusu oranlar, ekim ayında yayımlanan bir önceki raporda ise yüzde 3,6 ve yüzde 3,8 olarak belirlenmişti. Aşağı yönlü revizyonların özellikle gelişen ülkelerin beklentinin altında kalan performansından kaynaklandığını kaydeden IMF, bu ülke grubuna yönelik büyüme beklentilerini de 2016 için yüzde 4,5’ten yüzde 4,3’e ve 2017 için yüzde 4,9’dan 4,7’ye indirdi. Kuruluşun tahminlerine göre son 5 yıldır yavaşlama eğiliminde olan gelişen ekonomiler, 2015 boyunca yüzde 4,0 büyüyerek, 20082009 krizinden bu yana en düşük performansını gösterdi. Bununla birlikte, Çin ekonomisindeki yavaşlama, ABD Merkez Bankası’nın (Fed) sıkılaştırma süreci ve emtia fiyatlarındaki düşüşün gelişen ülkeleri baskılamaya devam edeceği ifade edilen raporda, “Bu kritik zorluklar iyi şekilde yönetilmezse, global büyüme daha da düşebilir” uyarısına yer verildi. IMF, ayrıca düşen sermaye girişlerinin de gelişmekte olan ülkelerin para birimlerine yönelik baskıyı artırdığına işaret ederken, Çin'in beklenenden daha sert yavaşlamasının yükselen piyasaları daha zor duruma sokabileceği öngörüsünde bulundu. Diğer taraftan, gelişmiş ülkelerdeki sınırlı ve dengesiz büyümenin devam ettiği belirtilen raporda, bu ülke grubuna ilişkin büyüme tahminleri de aşağı çekildi. Güncellenen tahminlere göre, ABD, İngiltere, Euro Bölgesi, Japonya ve Kanada’yı içine alan bu grup, 2016 ve 2017 yıllarında yüzde 2,2 yerine yüzde 2,1 büyüyecek. IMF, raporunda ayrıca gelişmiş ekonomilerin düşük verimlilik ve deflasyonist baskılara maruz kalmaya devam edeceğini kaydederken, Avrupa ve Japonya merkez bankalarının genişleyici para politikalarını sürdürmesi çağrısını yineledi. Uluslararası Enerji Ajansı’na göre petrol fiyatları daha da düşebilir... Uluslararası Enerji Ajansı (IEA), petrol piyasalarının, talep büyümesinin yavaşlaması ve İran'ın yaptırımların sona ermesinin ardından ihracatını artırmaya hazırlanması ile birlikte, "aşırı arzda boğulabileceğini" ve bunun da fiyatları daha da düşürebileceğini kaydetti. IEA 2016 yılı için küresel petrol talebi tahminlerini, Çin'in büyümesinin yavaşlaması ile birlikte aşağı çekti ve Petrol İhraç Eden Ülkeler Topluluğu (OPEC) dışındaki arz tahminlerini yükseltti. OPEC dışı arzın 2016'da günlük 600,000 varil azalmaya hazırlanırken, İran'ın piyasaya geri dönmesi yılın ortalarında bu boşluğu doldurabilir. Sonuç olarak, dünya piyasaları yılın ilk yarısında günlük 1.5 milyon varil fazla ile karşı karşıya kalabilir. IEA, "Yılın ikinci yarısında stok artış hızı, OPEC dışı üreticilerin arzındaki düşüşle birlikte yavaşlarken, bir değişiklik olmaması durumunda, petrol piyasası aşırı arzda boğulabilir," dedi ve fiyatların daha da düşebileceği değerlendirmesinde bulundu. Bu arada en büyük petrol ihracatçısı Suudi Arabisstan Pazar günü bir kez daha, fiyatlar çökse bile piyasa payını korumaya yönelik stratejisini değiştirmeyeceğini bir kez daha vurguladı. OECD yetkilisine göre finansal sistem 2007’den daha kötü durumda... OECD İstişare Komitesi Başkanı William White küresel finans sisteminin 'tehlikeli' biçimde istikrarsızlaştığını belirtti ve bazı iflaslarla karşılaşılabileceği konusunda uyardı. White "Finansal sistem 2007'den daha kötü durumda. Ekonomide aşağı yönlü risklerle mücadele için cephanenin tamamı kullanılmış durumda" ifadelerini kullandı. Son 8 yılda küresel bazda borç yükünün artmaya devam ettiğini belirten White, bir sonraki durgunlukta bu borçların büyük kısmının ödenemeyeceğini bildirdi. White, Lehman krizinin ardından gelişmekte olan ülke ekonomilerinin 5 çözümün bir parçası olduğunu ancak şimdi bu ülkelerin de problemin bir parçası olduğunu kaydetti. ABD Merkez Bankası'nın da bir ikilemde olduğunu belirten White, "Eğer faizleri artırırlarsa bu kötü olacak, artırmazlarsa daha kötü olacak. İşler o kadar kötü ki; doğru bir yanıt yok" diye konuştu. White, ayrıca hükümetlerin borç ödemeleri açısından merkez bankalarına güvenmekten vazgeçmesini önerdi. IIF bu yıl gelişen piyasalardan 448 milyar dolarlık çıkış bekleiyor... ABD ekonomisinde gelişmeler... Gelişen piyasa tahvilleri ve hisselerinin, yavaşlayan ekonomik büyüme ve şirket borçlarından dolayı bu yıl da çıkış yaşaması beklenirken, Türkiye'nin gelişen ekonomilerdeki çıkışlara en hassas ülkelerden birisi olacağı belirtiliyor. Institute of International Finance tarafından yazılan rapora göre, gelişen piyasalardan 2014 yılında 111 milyar dolarlık çıkış yaşanırken, bu rakam 2015 yılında tahminlerin üzerine çıkarak 735 milyar dolar oldu. Rapora göre bu rakamın 2016 yılında 448 milyar dolar olması bekleniyor. IIF, Çin'den yaşanan yüksek miktardaki çıkışların 2015 yılındaki kayıpların arkasındaki ana faktör olduğunu söylerken, bunun döviz ve büyüme endişelerini yansıttığını belirtti. IIF, 2015 yılında Çin'den 676 milyar dolarlık çıkış yaşandığını söyledi. IIF açıklamasında ayrıca makroekonomik politikalardaki zayıflık, şirketlerin yüksek seviyedeki döviz borcu ve önemli miktardaki cari açığından dolayı Türkiye, Brezilya ve Güney Afrika'nın gelişen piyasalardan çıkışlara en hassas ülkeler arasında olacağını belirtti. AB ekonomilerinde AB: gelişmeler... ABD'de tüketici fiyat endeksi (TÜFE) Aralık ayında yatay kalacağı beklentilerine karşın yüzde 0.1 düştü. TÜFE yıllık bazda ise yüzde 0.7 artarak yüzde 0.8'lik artış beklentilerinin altında açıklandı. Gıda ve enerji fiyatlarının yansıtılmadığı çekirdek tüketici fiyat endeksi ise Aralık'ta aylık bazda yüzde 0.1 olarak açıklanarak yüzde 0.2'lik beklentilerin altında gerçekleşti. Çekirdek enflasyon yıllık bazda yüzde 2.1 ile beklentiler doğrultusunda gerçekleşti. ABD'de yeni konut inşaatları Aralık'ta 1.149 milyon adet ile beklentilerin altında gerçekleşti. İnşaat ruhsatları ise 1.232 milyon adet ile beklentilerin üzerinde gerçekleşti. Yeni konut inşaatlarının ve ruhsat sayısının 1.2 milyon adet olarak gerçekleşmesi bekleniyordu. Daha önce Kasım'da 1.173 milyon adet olarak açıklanan yeni konut inşaatları 1.179 milyon adete revize edilirken, 1.282 milyon adet olarak açıklanan inşaat ruhsatlarında ise revizyon yapılmadı. ABD'de haftalık işsizlik maaşı başvuruları 293,000 ile geçtiğimiz hafta beklenmedik şekilde altı ayın en yükseğine çıktı. ABD işsizlik maaşı başvuruları, geçtiğimiz hafta bir önceki haftaya göre 9,000 yükseliş gösterdi. Beklenti 278,000 seviyesindeydi. Söz konusu veri bir önceki ay 284,000 düzeyinde gelmişti. Avrupa Merkez Bankası (ECB) bu hafta politika faizini beklendiği gibi değiştirmeyerek rekor düşük seviye olan yüzde 0.05'te tuttu. ECB'nin enflasyonun daha da düşeceğine dair ihtimallerin artmasıyla geçen ay mevduat faizlerini düşürmesinin ardından, bu defa faizleri değiştirmesi 6 beklenmiyordu. ECB gerçekleştirdiği toplantıda bankalara yönelik uygulanan gecelik faiz oranını da değiştirmeyerek yüzde -0.3'te tuttu. ECB Başkanı Draghi varlık alımlarının iyi bir şekilde ilerlediğini belirterek "faizlerin bir süre daha düşük seviyelerde kalması bekleniyor" yorumunu yaptı. Gelişen ülkelerdeki belirsizliklerin aşağı yönlü riskleri artırdığını söyleyen Başkan Mart ayında para politikası duruşunu gözden geçirmelerinin mümkün olduğunu belirtti. Draghi, "Politikamızı önümüzdeki toplantıda gözden geçirebiliriz, bunu da enflasyon oranımızı %2'ye çok yakın seviyeye çıkartmak için yapmamız gerekmektedir" ifadesini kullandı. Draghi küresel belirsizlik ve jeopolitik gerilimlerin gittikçe büyüyen riskler arasında olduğuna vurgu yaptı. Aralık'taki enflasyonun petrol fiyatlarındaki keskin düşüşü yansıttığını belirtten Draghi önümüzdeki aylarda enflasyonun düşük veya eksi seviyelerde seyredebileceğini kaydetti. Draghi ellerinde birçok araç olduğunu belirterek "bunları uygulamak konusunda sınırımız yok" dedi, hükümetlerin daha büyüme yanlısı politikalara ihtiyacı olduğunu dile getirdi. Parasal genişlemeye rağmen enflasyonun hala çok düşük olduğuna dair bir soruya Başkan, "Para politikası önlemlerimiz 2014'ten beri yürürlükte ve etkili şekilde ilerliyor. Petrol fiyatları düştü, jeopolitik gelişmelere de bakınca son toplantıdan beri herşey değişti, koşullar kötüleşti. Küresel etkiler var, biz yetkimiz dahilinde ne gerekiyorsa onu yapıyoruz" dedi. Başkan, dünyada ve Avrupa'da atılan adımlarla bankacılık sektörünün sağlamlaştığını ve piyasa dalgalanmasına verilecek en iyi yanıtın sağlam bankacılık sektörü olduğunu söyledi. Bu arada ECB Başkanı Mario Draghi, Davos’ta yaptığı konuşmada Avrupa ile ABD'nin izlediği para politikasının bir süre daha birbirinden zıt yönlerde ilerleyeceğini ifade ederek ECB'nin Avrupa'da enflasyonun yükselmesini sağlayacak birçok araç bulunduğunu ve bu araçları kullanmaya kararlı olduğunu söyledi. Euro bölgesinde tüketici fiyatlarında nihai veri Aralık'ta bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 0.2 yükselerek tahminlere paralel gerçekleşti. Euro bölgesinde enflasyon aylık bazda da beklentilere paralel kalarak yatay gerçekleşti. Gıda ve enerji fiyatlarını içermeyen çekirdek enflasyon ise yıllık bazda yüzde 0.9 ile beklentilere paralel yükselirken, aylık bazda da yüzde 0.2 ile beklentilere paralel genişledi. Euro bölgesinde enflasyon Ekim ayında nihai yüzde 0.2 artış göstermişti. Euro bölgesinde öncü verilere göre Ocak ayında imalat PMI 52.3, hizmetler PMI da 53.6 ile beklentilerin altında gerçekleşti. Euro bölgesi imalat PMI endeksinin Ocak'ta 53, hizmetler PMI'ın ise 54.2 seviyesinde açıklanması bekleniyordu. Markit'in hazırladığı euro bölgesi imalat sanayi satın alma yöneticisi endeksi (PMI) Aralık ayında nihai 53.2, hizmetler PMI 54.2 seviyesinde açıklanmıştı. Almanya: Almanya'da yatırımcı güveni son üç aydır ilk kez düşerken, Çin ekonomisindeki yavaşlamanın dünyanın geri kalanında, hisse senedi piyasalarında satışlar ve petrol fiyatlarında zayfılama gibi etkileri nedeniyle doğan endişeler bu düşüşün ana sebebi oldu. ZEW Endeksi Aralık'ta 16.1 seviyesinden, Ocak'ta 10.2 puana 7 düştü. ZEW Endeksi'nin 8 puan seviyesine düşeceği tahmin edilmişti. İngiltere: İngiltere'de tüketici fiyatları Aralık ayında yıllık bazda yüzde 0.2 artarak beklentilerin hafif üzerinde gerçekleşti. Enflasyonun Aralık ayında yıllık yüzde 0.1 artış göstermesi bekleniyordu. Enflasyon aylık bazda ise yatay kalacağı beklentilerine rağmen yüzde 0.1 yükseldi. Gıda, enerji, alkol ve tütün fiyatlarını dahil etmeyen çekirdek enflasyon ise aylık bazda yüzde 0.3 artarak yüzde 0.1'lik beklentilerin üzerinde gerçekleşirken, yıllık bazda da yüzde 1.4 yükselerek yüzde 1.2'lik beklentilerin üzerinde açıklandı. İngiltere'de işsizlik yüzde 5.1'e gerileyerek, Ocak 2006'ya kadar geçen 3 aylık dönemden bu yana en düşük seviyeyi görmüş oldu. Kasım'a kadar geçen üç aylık dönemde bir önceki yılın aynı dönemine göre, ikramiyeler hariç ücretler yüzde 1.9 yükseldi. Ekim'e kadar geçen üç aylık dönemde artış yüzde 2 olmuştu. İngiltere'de perakende satışlar Aralık'ta bir önceki aya göre yüzde 1 ile beklentilerin üzerinde bir düşüş gösterdi. Perakende satışlarda yıllık büyüme de yüzde 2.6 ile beklentilerin oldukça altında gerçekleşti. Perakende satışların Aralık'ta aylık bazda yüzde 0.3 düşmesi ve yıllık bazda yüzde 4.3 büyümesi bekleniyordu. Perakende satışlarda Kasım ayı için aylık bazda yüzde 1.7'lik artış oranı ise yüzde 1.3 artışa revize edildi. Kasım ayı için yıllık artış ise yüzde 5'ten yüzde 4.5'e revize edildi. Fransa: Fransa Cumhurbaşkanı François Hollande, Fransa'nın yeni bir iş modeline geçmesi gerektiğini kaydederek, bunu "ekonomik ve sosyal olağanüstü hal" olarak tanımladı. Fransız işveren kesimi liderleriyle bir araya gelen Hollande, dünya ekonomisinin hızla geliştiğine dikkati çekerek, bu ilerlemeyi yakalamak için istihdama 2 milyar euro harcayacaklarını vurguladı. Çalışma saatinin 35 saatte kalması konusunda kararlı olduklarını söyleyen Hollande, 500 bin işsize eğitim vereceklerini ve genç işsizleri işe alan şirketlere teşvik sağlayacaklarını anlattı. Hollande, Fransa'nın banliyölerinde yaşayan gençlerin topluma entegre edilmesi gerektiğinin altını çizdi. Hollande'ın duyurduğu ekonomik önlemlerle ilgili düzenlemelerin bir kısmının gelecek haftalarda Fransa Ulusal Meclisi'ne sunulması bekleniyor. İşsizlik oranının yüzde 10,8'e çıktığı Fransa, bu alanda yüzde 9,8 seviyesindeki Avrupa Birliği (AB) ortalamasından daha kötü durumda bulunuyor. Fransa'da Sosyalist Parti hükümetinin açıkladığı ekonomik önlemlerin, gelecek yıl yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesinde ekonomiyi canlandırmayı amaçladığı değerlendiriliyor. Toplumsal alanda pek çok sorunla karşılaşan Fransa'da, 13 Kasım 2015'te Paris'te düzenlenen ve 130 kişinin ölümüne yol açan terör saldırılarının ardından olağanüstü hal ilan edilmişti. Diğer ekonomilerde Çin: gelişmeler... Çin yönetiminin en üst düzey iki ismi, ekonomi üzerindeki aşağı yönlü baskıların arttığını fakat temellerin sağlam kalmaya devam ettiğini söyledi. Çin Başbakanı Li Keqiang, ülke ekonomisindeki aşağı yönlü baskının artmasına rağmen hükümetin arz yönlü reformlara daha çok özen göstereceğini söyledi. Li, ekonomik büyümenin orta ile yüksek seviye 8 arasında tutulacağını sözlerine ekledi. Hem Başbakan Li, hem de Devlet Başkanı Xi Jinping, Komünist Parti etkinliğinde konuştu. Çin'de ekonomik büyüme geçtiğimiz yılın son çeyreğinde yüzde 6.8 olarak gerçekleştği. Çin'de yıl bütününde ise ekonomi yüzde 6.9 ile batı standartlarına göre yüksek bir rakam tuttursa da son 25 yılın en zayıf büyümesini gerçekleştirdi. Çin ekonomisi geçtiğimiz yılın üçüncü çeyreğinde yüzde 6.9 büyümüştü. Hükümetin ekonomik büyümeyi hızlandırmasının önünde zayıf ihracat, fabrikalarda aşırı kapasite kullanımı, yavaşlayan yatırımlar, yumuşak bir konut piyasası ve yüksek borç seviyeleri gibi engeller bulunuyor. Çin'de ekonomik büyüme 2009 mali krizinden bu yana en zayıf çeyrek dönemlik ve yıllık bazda da son 25 yılın en zayıf büyümesini gerçekleştirse de, beklentiler doğrultusunda açıklanması piyasalarda rahatlamaya yol açtı. Öte yandan, konut yatırımları yalnızca yüzde 1 yükselerek son yedi yılın en düşük oranını gerçekleştirirken, yeni inşaat oranı yüzde 14 düştü. Çin Merkez Bankası (PBOC), Şubat ayında başlayacak Çin yeni yılından önce yaşanması beklenen likidite sıkışıklığını çözmek için piyasaya 600 milyar yuandan (91.22 milyar dolar) fazla para enjekte edeceğini söyledi. Piyasalardaki likidite şartları bir hafta sürecek olan yeni yıl tatili öncesinde genellikle daralırken, merkez bankası çoğu zaman bu dönemde bankacılık sistemine yüksek miktarda nakit enjekte ederek faiz oranlarını sabit tutmaya çalışıyor. Yeni yılın ilk günü 8 Şubat. PBOC Kasım 2014'ten bu yana faiz oranlarını altı kez indirirken, bankalara yönelik uyguladığı rezerv nakit zorunluluğunu da düşürdü. Rusya: Rusya Ekonomi Bakanı Aleksey Ulyukaev, bakanlığın, Sberbank ve VTB’nin özelleştirilmesi için teklif hazırlığında olduğunu belirtti. Ulyukaev, Sberbank’ın satışı için yasada bazı düzenlemeler yapılması gerektiğine işaret ederek, "İki bankanın da özelleştirilmesi konusundaki çalışmalarımızı sürdürüyoruz" dedi. Sberbank Üst Yöneticisi (CEO) German Gref ve VTB Başkan Yardımcısı Herbert Moos, daha önce, her türlü özelleştirme kararının gerçekleştirilmesi için hazır olduklarını açıklamışlardı. Rusya Merkez Bankası Sberbank’ın yüzde 50 hissesine sahipken, Rusya hükümetinin ise VTB’de yüzde 60,9’luk hissesi bulunuyor. Sberbank ayrıca DenizBank'ın da yüzde 99,85'lik hissesini elinde tutuyor. Brezilya: Brezilya Merkez Bankası ülke ekonomisinin içinde bulunduğu keskin daralmanın çift haneli rakamlarda seyreden enflasyonu dizginleyeceği beklentisiyle politika faizini yüzde 14.25'te tuttu. Ancak merkez bankasının faizlerde değişiklik yapmaması siyasi baskıya boyun eğip eğmediği endişelerini uyandırdı. Para politikasını belirleyen merkez bankasının sekiz üyeli Copom kurulunda altı üye faizlerin sabit kalmasını, iki üye 50 baz puanlık artırım istedi. Merkez bankasının karar metninde, "Makroekonomik görünüm ve enflasyona dair bakış açıları, risklerin dağılımı ve iç ve ağırlıklı olarak dış belirsizlikleri göz önüne alan Copom Selic faizini yüzde 14.25'te sabit tutma kararı aldı" denildi. Brezilya'da yüzde 10'u aşarak 12 yılın en yüksek seviyelerinde seyreden enflasyonun düşürülmesi için 50 baz puan faiz artırımında ısrarlı olan merkez bankası başkanı 9 Alexandre Tombini, faiz kararının bir gün öncesinde beklenmedik şekilde faizlerin yükselmesi ısrarından vazgeçmişti. Buna karşılık iktidar partisi, işveren birlikleri ve işçi sendikaları geçen bir yılda 1.5 milyon kişinin işini kaybetmesine neden olan ekonomik daralmanın etkilerinin hafifletilmesi için bankaya faizleri artırmama çağrısında bulunuyor. Brezilya Devlet Başkanı Dilma Rousseff merkez bankasına müdahalede bulunduğu iddialarını reddetmesine karşılık geçen hafta faizlerin sabit kalmasını istediğinin ipuçlarını vermişti. İran: İran'a yönelik zorlayıcı ekonomik yaptırımlar, Tahran'ın nükleer programını sınırlandırması karşılığında Cumartesi günü kaldırıldı. İran aynı zamanda aralarında Washington Post muhabiri Jason Rezaian'ın da bulunduğu beş ABD'liyi yaptırımların kaldırıldığı gün serbest bıraktı. Yaptırımların kaldırılması ve mahkumların serbest bırakılması, 1979'da İran'da gerçekleşen İslam Devrimi'nin ardından Ortadoğu'yu şekillendiren Tahran-Washington gerilimini önemli derecede azaltıyor. İran'a on milyarlarca dolar dondurulmuş paranın akımı şimdi yeniden başlayacak ve İran ile iş yapması yasaklanan firmalar, otomobilden uçak parçalarına kadar birçok şeye aç olan pazardan faydalanabilecek. Birleşmiş Milletler'in nükleer gözlem kurumu, Cumartesi günü yaptığı açıklamada İran'ın yaptırımların kalkmasını sağlayacak geçen yıl varılan nükleer anlaşmanın şartlarını yerine getirdiğini söyledi. Viyana merkezli Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu (IAEA) tarafından yapılan bir açıklamada, "İran, Temmuz anlaşmasındaki şartların gerektirdiği tüm önlemleri yerine getirerek anlaşmanın Uygulama Günü'nün devreye girmesini sağladı" denildi. Açıklamadan dakikalar sonra ABD bankacılık, çelik, gemicilik ve diğer sektörlere yönelik yaptırımları kaldırdı. Avrupa Birliği de yaptırımların kaldırılması için çalışmalara başlarken, İran Ulaştırma Bakanı, Tahran'ın Avrupalı uçak üreticisi Airbus'tan 114 sivil taşımacılık uçağı almayı planladığını söyledi. ABD Başkanı Barack Obama, İran ile yapılan nükleer anlaşmayı memnuniyetle karşıladığını belirtirken, dünya güçlerinin İran'ın nükleer bomba elde edebileceği tüm yolları kapattığını ve hapislerdeki mahkumların serbest bırakılmasının da diplomasinin neler başarabileceğini gösterdiğini belirtti. ABD ile İran arasında hâlâ önemli farklılıklar olduğunu söyleyen Obama, balistik füze programından dolayı ABD'nin İran'a yaptırımlar uygulamaya devam edeceğini söyledi. Obama ayrıca ABD ve İran arasında Lahey'de yapılan anlaşma çerçevesinde İran'ın 1981 yılından bu yana dondurulan 400 milyon dolar ve 1.3 milyar dolarlık faizini alacak olmasının ABD'nin para kaybetmesini önleyeceğini söyledi. İran Petrol Bakanlığı petrol üretiminin günlük 500,000 varil artırılması talimatı verdi ve böylelikle ülke, zaten çökmekte olan petrol fiyatlarını daha da düşürme riskine rağmen küresel arz fazlasına katkıda bulunma yolunda adım attı. Petrol Bakanlığı'nın haber ajansı Shana'nın kamuya ait National Iranian Oil Co. idari direktörü Roknoddin Javadi'nin yorumlarını işaret ederek, üretim artışının, yaptırımlar tarafından engellenen petrol ihracatının serbest bırakılması ile mümkün hale geldiğini 10 kaydetti. Javadi, İran'ın üretimini artırmaması halinde, komşu ülkelerin altı ila 12 aylık dönemde daha fazla petrol pompalayacaklarını ve İran'ın pazar payını alacaklarını söyledi. Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı'nın İran'ın nükleer silah geliştirme yeteneğini durdurduğunu belirlemesinin ardından, İran petrolünün alıcıları, bu ülkeden istedikleri miktarda petrolü ithal etmekte serbest hale geldi. Dünyanın dördüncü en büyük petrol ve en büyük doğalgaz rezervlerine sahip İran, ülke dışında dondurulmuş hesaplarının ilk anda 50 milyar dolarını kullanma hakkını kazancak. Hükümet bu kaynağın endüstrilerin yeniden kurulmasına kullanılacağını duyurdu. Hindistan: Hindistan Başbakanı Narendra Modi'nin baş danışmanlarından biri, ülkenin para politikası çerçevesini gözden geçirmesi gerektiğini belirterek, Hindistan Merkez Bankası'nın (RBI) enflasyon hedefinin bandın alt tarafında olduğu sinyalini verdi. Danışman Arvind Panagariya, RBI'ın politika faizinin şu an olduğundan 50 baz puan düşük olması gerektiğini belirtti. Bu açıklama ile beraber Panagariya, 2 Şubat'ta yapılacak toplantıda repo faiz oranını daha fazla düşürmesi beklenmeyen RBI Başkanı Raghuram Rajan'ın pozisyonuyla ters düştü. RBI geçtiğimiz yıl birkaç kez düşürdüğü faizleri 125 baz puan indirerek şimdiki seviyesi olan yüzde 6.75'e düşürdü. Konu hakkında açık görüşlü olduğunun altını çizen Panagariya, RBI'ın yüzde 4 olan ve her iki tarafta yüzde 2'lik bandı bulunan enflasyon hedefini gözden geçirmesi için doğru zaman olduğunu söyledi. Bandın alt noktası hakkında özellikle endişeli olduğunu söyleyen Panagariya, yaklaşık yüzde 2'ye denk gelen bu oranın gelişmiş piyasalar için normal olduğunu fakat gelişen piyasalar için normal olmadığını belirtti. Azerbaycan: Azerbaycan, gayrimenkul alımına yönelik yurtdışı döviz transferine %20 vergi planlıyor. Azerbaycan'da, ülkeden yurt dışına para transferini azaltmak, bankaların güven kazanması ve ülkeye yatırım yapılmasını teşvik amacıyla bazı kararlar alındı. Cumhurbaşkanı İlham Aliyev'in talimatı üzerine olağanüstü toplantı gerçekleştiren Milli Meclis, vergi, banka mevduatlarının sigortalanması, döviz piyasasının ayarlanması, kamu ihalesi ve gümrük tarifeleri gibi bazı yasalarda değişiklikleri kabul etti. Banka mevduatlarının sigortalanması yasasında yapılan değişikliklere göre bankaya yatırılan paraların tamamı 3 yıllığına sigortalanacak. Vergi yasasında yapılan değişikliğe göre ise banka mevduatları 3 yıllık süreyle gelir vergisinden muaf tutulacak. Kamu ihalesi yasasındaki değişikliğe göre, devlet için alınacak mal ve hizmetlerde yerli mallar için bazı imtiyazlar uygulanacak. Gümrük yasasında yapılan değişiklikle ise ülke için öncelikli kabul edilen alanlara yatırım yapan özel veya tüzel kişilerden 7 yıl boyunca gümrük vergisi alınmayacak. Döviz piyasasının ayarlanması yasasında yapılan değişikliğe göre, yurt dışına yatırım yapmak, kıymetli evrak ve gayrimenkul almak amacıyla para transfer edenler bu paranın yüzde 20'sini devlete vergi olarak ödeyecek. Bu yasaya göre tüzel kişiler yurt dışındaki şubelerine yıl içerisinde 50 bin dolardan fazla para transfer ettiğinde bu miktardan fazlasının yüzde 20'sini devlete vergi verecek. Özel kişilerin de akrabalarına yapacağı transfer yıl içerisinde 50 bin doları geçerse onlardan da 11 yüzde 20 vergi alınacak. Sağlık, eğitim ve mahkeme giderleri için yapılacak ödemeler vergiye tabi tutulmayacak. Petrol fiyatlarında yaşanan düşüşün ekonomiyi olumsuz etkilediği Azerbaycan'da 21 Aralık 2015'te dalgalı kur sistemine geçilmesinin ardından ulusal para birimi manat, dolar karşısında yüzde 47,63 değer kaybetmişti. Hükümet, Aliyev'in talimatı üzerine kamu yönetim sisteminin geliştirilmesi, devlete ait şirketlerde idari reformların yapılması, devlet gayrimenkullerinin özelleştirilmesi sürecine ivme kazandırılması ve bankacılık sektörünün konsolidasyonu için bir dizi eylem planı üzerinde çalışmaya başlamıştı. Suudi Arabistan: Suudi Arabistan'ın Kasım ayı petrol ihracatı günde 7.719 milyon varil oldu. Suudi Arabistan'ın petrol ihracatı Ekim 2015'te günde 7.364 milyon varile ulaşarak Nisan ayından sonra en yüksek seviyesini görmüştü. Rakamlar, Suudi Arabistan'ın Kasım ayı petrol ihracatı yüzde 5 arttığına işaret ediyor. Öte yandan, Suudi Arabistan'ın petrol üretimi Ekim'de günde 10.276 milyon varilden Kasım'da günde 10.186 milyon varile gerileyerek yüzde 1 düştü. BU HAFTA PİYASALAR TCMB toplantısından sonra artan kurlar küresel piyasalardaki düzelme ile geriledi... Hafta başında, Türkiye'nin güneydoğusunda ve komşularında yaşanan jeopolitik gelişmeler, Merkez Bankası'nın siyasi nedenlerle bazı para politikası adımlarını atmaktan kaçınabileceği endişeleri, petrol fiyatlarında 30 doların altındaki seyrin gelişmekte olan ülke para birimlerine yönelik riskten kaçışı tetiklemesiyle ile TL'deki satış baskısı devam etti. Dolar/TL hafta başında 3.03 düzeyinde işlem görürken; euro/TL 3.31 ve sepet bazında TL de 3.17 düzeyinde işlem görüyordu. Tahvil bono piyasasında 12 Mart 2025 itfalı 10 yıllık gösterge tahvilin ortalama bileşik faizi %11.19; 14 Haziran 2017 itfalı iki yıllık gösterge tahvilin ortalama bileşik faizi %11.11 düzeyinde haftaya başladı. Piyasalarda bir süredir endişe kaynağı olan Merkez Bankası'nın siyasi nedenlerle bazı para politikası adımlarını atamayacağı endişelerinin Salı günkü Para Politikası Kurulu (PPK) kararı ile bir kez daha teyit edilmesiyle birlikte TL'de gelişmekte olan ülkelere göre negatif ayrışma ve satış baskısı hızlandı. TL Salı günü yüzde 0.2 değer kaybı ile dolar karşısında değer kaybeden tek gelişmekte olan para birimi oldu. Küresel oynaklık göstergelerinde kalıcı düşüş olması halinde Ocak itibariyle para politikasında sadeleşmeye başlanabileceğini açıklayan TCMB, kısa vadeli faizleri sabit tutarken, açıklamada para politikasında sadeleşmeye ilişkin bir ifadeye yer vermedi. Böylece dolar/TL 3.04’ün üzerine yükseldi. Aynı etkiler Çarşamba günü de sürdü ve dolar/TL 29 Eylül 2015’den beri ilk kez 3.06 seviyesini aştı. Sepet bazında TL de 3.19’a yükseldi. Gösterge faiz de hafif yükseldi. Her ne kadar Türkiye için petrol fiyatlarındaki düşüş en büyük ithalat kalemi olan enerji maliyetinde hatırı sayılır bir azalma anlamına gelse de düşüşün ABD borsaları ve tüm gelişmekte olan ülkelerde riskten kaçışı tetiklemesi dolar/TL'ye de yükseliş olarak yansımakta. 12 Perşembe günü ise ECB toplantısından sonra Başkan Draghi’nin Mart ayında ek parasal genişleme önlemlerine gidebileceğini açıklaması ve petrol fiyatlarındaki hafif yükselme piyasalarda risk iştahının biraz düzelmesine yol açtı ve dolar/TL’de 3.03’ün altına indi. Bu etkiler haftanın son gününde de sürdü ve özellikle petrol fiyatlarının tekrar 30 doların üzerine yükselmesi piyasayı olumlu etkiledi. Dolar/TL de haftanın son gününde 3.02’nin altına gerilerken, euro/TL 3.25 düzeyinde işlem gördü. Faizlerde ise fazla değişim olmadı. Tahvil/bono piyasası gösterge faiz oranları (14.06.17 tahvili, % bileşik) % 25 22 19 16 13 10 4 04.01.2007 01.03.2007 27.04.2007 25.06.2007 20.08.2007 17.10.2007 13.12.2007 12.02.2008 08.04.2008 05.06.2008 31.07.2008 25.09.2008 26.11.2008 28.01.2009 25.03.2009 25.05.2009 20.07.2009 14.09.2009 12.11.2009 11.01.2010 08.03.2010 30.04.2010 28.06.2010 20.08.2010 20.10.2010 22.12.2010 16.02.2011 12.04.2011 07.06.2011 02.08.2011 30.09.2011 30.11.2011 25.01.2012 21.03.2012 18.05.2012 13.07.2012 12.09.2012 12.11.2012 08.01.2013 05.03.2013 02.05.2013 28.06.2013 28.08.2013 31.10.2013 26.12.2013 21.02.2014 17.04.2014 17.06.2014 15.08.2014 14.10.2014 10.12.2014 05.02.2015 02.04.2015 02.06.2015 29.07.2015 23.09.2015 23.11.2015 19.01.2016 7 Öte yandan, Hazine'nin Ocak ayı borçlanma programı çerçevesinde bu hafta gerçekleştirdiği 14 Aralık 2016 itfalı kuponsuz tahvilin yeniden ihracında bileşik faiz %11.19 ile beklentilere paralel gerçekleşti. Kuponsuz tahvilde net satış 846.8 milyon TL olarak gerçekleşti. Sonuçta 15 Ocak’da Merkez Bankası kurlarıyla 3.0416 olan dolar/TL paritesi, 22 Ocak’ta 3.0161 TL oldu; 3.3158 TL düzeyinde olan euro/TL paritesi ise 3.2675’e geriledi. 15 Ocak’da %11.09 olan gösterge tahvilin ortalama bileşik faizi ise bu haftanın son günü %11.17 oldu. Döviz, petrol ve altın Döviz: fiyatları... Güvenli liman olarak görülen Japon yeni bu haftaya değer kazanarak başladı. Dolar yen karşısında 116.56 seviyelerine kadar geriledi. Euro da 127.48 yene gerileyerek bir haftanın en zayıf seviyesine indi. Euro/dolar paritesi ise haftaya 1.0895 düzeyinde başladı. Çin’de ekonomik büyüme oranının beklentiler doğrultusunda açıklanmasının ardından pariteler çok değişiklik göstermedi. Dolar yen karşısında hafif yükselerek 117 yenin üzerine çıktı. Euro/dolar fazla değişmedi. Dolar endeksi ise 99.161 seviyesinde seyrederek bu yılın en yüksek seviyesi olan 99.634'ten uzak kalmaya devam etti. Dolar, hafta içinde ise petrolün tekrar 13 yılın en zayıf seviyelerine doğru gerilemesinin ardından yatırımcıların güvenli limanlara yönlenmesiyle beraber değer kaybetti. Yen karşısında 118’in üzerine yükselmiş olan dolar tekrar 117’lere geriledi. Euro da dolar karşısında değer kazanarak 1.0950 dolar oldu. İlerleyen günlerde dolar, yen karşısında ham petrol fiyatlarının toparlanma göstermesiyle beraber bir yılın en düşük seviyesinden yeniden yükselişe geçti. Haftanın son gününde ise Avrupa Merkez Bankası’nın Perşembe toplantısından sonra Başkan Draghi’nin yapmış olduğu Mart ayında ek parasal genişleme önlemlerine gidilebileceğine yönelik açıklamalardan sonra euro değer kaybına uğradı. Dolar, diğer büyük merkez bankalarının parasal genişlemeye gidebileceğine ilişkin beklentiler ve Fed’in faiz artırımı sürecinin hala devam etmesiyle yükseldi. Doların diğer altı büyük para 13 birimi karşısındaki hareketini takip eden dolar endeksi 99.260 oldu. Dolar yen karşısında da değer kazandı ve tekrar 118 seviyesinin üstüne yükseldi. Euro yen karşısında değer kaybederek 127.72 yene geriledi. Euro dolar karşısında da gerileyerek 1.08 civarına indi. Cuma günü itibariyle Euro/dolar paritesi 1.08; Dolar/yen paritesi 118 düzeyindedir. Petrol: Petrol fiyatları hafta başında İran'a yönelik yaptırımların kaldırılması sonrası ihracatta artış olacağı beklentileriyle 2003 yılından bu yana en düşük seviyelere geriledi. İran yaptığı açıklamada petrol ihracatını günlük 500,000 varil yükseltmeye hazır olduğunu belirtti. İran'ın zaten yüksek miktarda arz fazlasının olduğu petrol piyasasına döneceğine dair endişelerle beraber Brent ham petrolünün varil fiyatı 27.67 dolara kadar düşerek 2003 yılından bu yana en düşük seviyeyi gördü. Brent petrol fiyatları daha sonra toparlanarak 28.55 dolar oldu. ABD ham petrolünün varil fiyatı da 29 dolardan işlem gördü. Daha sonra ise fiyatlar Çin'den gelen güçlü akaryakıt talebi ile 2003 seviyelerine düşüşünü durdurarak hafif değer kazandı. Fiyatlar hafta içinde ise değer kaybına devam etti. ABD türü ham petrolün varil fiyatı küresel arzın fazla olduğu endişesiyle 27 dolara doğru gerileyerek 2003 yılından bu yana en düşük seviyelere indi. Haftanın son gününde ise petrol fiyatları ABD ve Avrupa'da soğuyan hava ve güçlenen mali piyasaların, işlemcilere zayıf petrol fiyatlarından pozisyon almaları için fırsat yaratması üzerine yükseldi. ABD ve Brent petrolünün varili 30 doların üstüne çıktı. Cuma günü itibariyle Brent ham petrolünün varili 31.05 dolar düzeyinde; ABD hafif ham petrolünün varili 31 dolar civarında seyretmektedir. Altın: Altın fiyatları hafta başında Asya borsalarının 2011 yılından bu yana en düşük seviyelere gerilemesi ve yatırımcıların riskli varlıklardan uzak durmayı tercih etmesiyle beraber yükseldi. Altının ons fiyatı 1090 dolardan işlem gördü. Altın fiyatları daha sonra 2009'dan bu yana en düşük çeyrek dönemlik büyümeye işaret eden Çin'in 2015 dördüncü çeyrek ekonomik büyüme verileri sonrası borsaların üzerindeki baskının artmasıyla yatay bir seyir izledi. Fiyatlar, hafta içinde ise hisselerdeki düşüşler ve petroldeki kaybın altının güvenli liman özelliğini öne çıkarmasıyla değer kazanmaya devam etti. Yatırımcıların petrol ve hisselerde görülen hafif toparlanmanın kalıcı olacağından emin olamaması üzerine altın fiyatları bir buçuk haftanın zirve seviyelerine yükseldi ve 1100 doların üzerine çıktı. Haftanın son gününde ise fiyatlar küresel mali piyasalardaki çalkantı ve gelişen ekonomilerdeki zayıf büyüme oranlarına rağmen Avrupa Merkez Bankası'nın parasal genişleme sinyalleriyle beraber euronun düşmesinin ardından değer kaybetti. Spot altının ons fiyatı tekrar 1100 doların altına geriledi. Cuma günü itibariyle altının spot fiyatı ons başına 1095 dolar civarındadır. 14 DÖVİZ KURLARINDAKİ GELİŞMELER (1) (2) (3) (2)/(1) 31.12.14 31.12.15 22.01.16 % değişim 2,3311 2,9233 3,0161 25,4 2,8323 3,1896 3,2675 12,6 2,5817 3,0565 3,1418 18,4 (2)/(1) reel % değişim 15,3 3,5 8,8 (3)/(2) % değişim 3,2 2,4 2,8 ABD doları/TL* Euro/TL* Döviz Sepeti ** Euro-dolar Paritesi 1,2150 1,0911 1,0834 -10,2 -0,7 * TCMB döviz satış kuru. ** 0,5 dolar + 0.5 euro. *** Reel % değişim için tüketici fiyat endeksi kullanılmıştır. Daha fazla bilgi için: Dr. M.Veyis Fertekligil, Baş Ekonomist e-posta: [email protected] Tel: 0212 – 368 35 20 UYARI NOTU: Burada yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, yetkili kuruluşlar tarafından kişilerin risk ve getiri tercihleri dikkate alınarak kişiye özel sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler ise genel niteliktedir. Bu tavsiyeler mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Bu nedenle, sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir . 15
Benzer belgeler
Dolar kurunda yeni çıta 2,35 TL. Piyasa TCMB`nin piyasanın hep bir
Küresel piyasalardaki dalgalı seyir bu hafta da sürdü. Çin ekonomisine
ilişkin kaygılar, petrol ve emtia fiyatlarındaki düşüş ve gelişen ülke
ekonomilerindeki sıkıntılar piyasaları etkilemeye devam...