14. Uluslararası Bayi Toplantısı “Şov Devam Ediyor!”
Transkript
14. Uluslararası Bayi Toplantısı “Şov Devam Ediyor!”
diyalog Ocak Şubat Mart 2014 14. Uluslararası Bayi Toplantısı “Şov Devam Ediyor!” Dosya: Ses Yalıtımı Prof. Dr. H. Temel Belek Türker Talayman Özge Can Yol Hikayeleri Ege’nin iki devi: İzmir ve Manisa Yaşamın İçinden Dr. Murat Bilgili İzocam Diyalog 12 04 Haber 10 Yaşamın İçinden İzocam bayileri “Şov Devam Ediyor” temasıyla ilk sıfır karbon toplantısında buluştu “Yeter ki kendimizi ve duygularımızı yalıtmayalım” Dosya: Ses Yalıtımı “Karar vericilerin daha sessiz bir Türkiye yaratmak için bilinçli politikalar üretmesi çok önemli” 18 “Akustik konusunda bilgili ve bilinçli insanların yetiştirilememesi büyük eksiklik” 24 “Esas sorun yapı akustiği konularını ele alan bir yönetmeliğimizin olmaması” 27 Sokak Röportajı 28 Yol Hikayeleri 34 İzocam Kullananlar 38 Kişisel Gelişim Şehir yaşamında gürültünün kontrolü ve konutlarda ses yalıtımının önemi nedir? Ege’nin iki devi: İzmir ve Manisa “Sesle dünyayı yıkabilirsiniz” Zamanı ve işinizi siz yönetin İZOCAM Diyalog İzocam Yayın Organı Yayın türü: Yerel, süreli, üç aylık dergi İzocam Adına İmtiyaz Sahibi: A. Nuri Bulut Yayın Sorumlusu: İpek Seyhan Yayın Kurulu: Fatih Öktem, İpek Seyhan, Hakan Kiraz Danışman: Dr. Kemal Gani Bayraktar Editör: Melda Bağdatlı Grafik Tasarım: Kadir Kaymakçı Yazışma Adresi: İzocam Ticaret ve Sanayi A.Ş. Altayçeşme Mah. Öz Sok. No: 19 Kat: 3-5-6, 34843 Maltepe / İstanbul Tel: (0216) 440 40 50 Faks: (0216) 440 40 70 E-posta: kurumsaliletisim@izocam.com.tr İnternet: www.izocam.com.tr Sosyal Medya: facebook.com/izocam | twitter.com/IzocamOfficial Yapım: Konak Medya Yıldız Posta Cad. Akın Sitesi 3. Blok No: 10 K: 5 D: 54 Gayrettepe / İstanbul Tel: (0212) 216 97 00 www.konakmedya.com Renk Ayrımı ve Baskı: Özgün Ofset - Aytekin Sok. Yeşilce Mah. No: 21 34418 4. Levent / İstanbul Tel: (0212) 280 00 09 Faks: (0212) 264 74 33 2 Başlarken Yeni yılın ilk Diyalog dergisinde geleneğimizi bozmadık ve açılışımızı bayilerimizle buluştuğumuz “14. Uluslararası Bayi Toplantısı” ile yaptık. Bu yılki toplantımızın temasını “Şov Devam Ediyor” olarak belirlemiştik. İzocam ailesinin bayileri ve çalışanlarıyla birlikte kat ettiği ve edeceği uzun yol ve yol arkadaşlığıydı bize ilham veren… “Şov Devam Ediyor” diyerek, birlikte ulaşacağımız daha çok hedef olduğunu müjdeledik İzocam ailesine. Yaşamın bir sahne olduğunu ve o sahneyi birlikteyken daha anlamlı kılabileceğimizi anlatmak istedik. Yurt içinden 96, yurt dışından 16 olmak üzere toplam 112 bayimizle biraraya gelme şansını bulduk bu yıl; kendilerine bir kez daha teşekkür ediyorum. 2013 yılı iş sonuçlarını değerlendirdiğimiz toplantımızda, hem 2014 yılı hedeflerimizi paylaştık, hem de alışılageldiği üzere 2013’te en yüksek ciroya ulaşan bayilerimizi ödüllendirdik. Bu yılki toplantımızın bir önemli özelliği de, enerji tüketiminden kaynaklanan karbon salımını dengeleyerek “Karbon Nötr” bir etkinliğe imza atmamız oldu. İzocam Diyalog “Şov Devam Ediyor” temasıyla gerçekleşen ilk sıfır karbon toplantımızda bayilerimizle buluştuk Diyalog dergisinin yeni sayısı, 6-9 Mart tarihleri arasında gerçekleşen 14. Uluslararası Bayi Toplantısı ile açılıyor. Bu sayımızda ayrıca ses yalıtımına odaklandık; akustik yalıtım ve gürültü kontrolü konusunda öncü çalışmalara imza atanların görüşlerini dergimize taşıdık. Bayi toplantımızda da söylemiş olduğum gibi; 2013’te yeni ürün satışlarımızın 48 milyon TL’ye, brüt ciromuzun ise 360,5 milyon TL’ye ulaşmasıyla, yüzde 6,2 oranında büyüdüğümüzü belirtmekten mutluluk duyuyorum. Bu güzel gelişme, içinde bulunduğumuz yıl için hedeflerimizi belirlemede bize yol gösterdi. 2014 yılı için yüzde 11’lik büyüme hedeflediğimizi bir kez daha paylaşmak istiyorum. Bildiğiniz gibi, özellikle büyük kentlerde ve endüstriyel alanlardaki gürültü insan sağlığını tehdit edici en önemli unsurlardan biri. Kent yaşamının en olumsuz getirilerinden olan gürültüden olabildiğince korunabilmek de ses yalıtımıyla mümkün olabiliyor. Ses yalıtımının sağlıklı ve konforlu bir yaşam için önemini farklı zamanlarda ve mecralarda dile getirdik, aynı zamanda verdiğimiz eğitimlerle mümkün olduğunca çok kişiye anlatmaya çalıştık. Ancak ısı yalıtımı kadar rağbet görmeyen, çoğunlukla bir zorunluluk değil bir lüks, pahalı bir yatırım olarak değerlendirilen ses yalıtımını, bu sayımızın da odağına almayı uygun bulduk. Bu kapsamda; eğitimleri, deneyimleri ve çalışmalarıyla pek çok başarılı projeye imza atmış değerli isimlerle şehir yaşamındaki gürültü kontrolünü, ses yalıtımını, akustik konfor uygulamalarını ve ilgili yönetmelikleri konuşarak, okuyucularımızı konunun farklı yönleri konusunda da bilgilendirmek istedik. Yeni yılda yeni ürünlere de imza attık. Geliştirdiğimiz “Yeni Nesil Camyünü”, uygulayıcılara büyük konfor sağlarken daha yüksek orandaki çevre dostu özellikleriyle farkını ortaya koyuyor. Üretiminde geri dönüşüm ağırlıklı hammadde ve doğal mineraller kullandığımız Yeni Nesil Camyünü, ömrü boyunca üretiminde tüketilen enerjinin 100 kat fazlasını tasarruf ederek düşük karbon ayak izini dengeliyor. Isı yalıtımının yanı sıra, akustik konfor ve yangın güvenliğinde de yüksek performans sağlayan yeni ürünümüzün detaylarına dergimizde yer verdik. Gaziantep Enerji Zirvesi, gündemimizin diğer satırbaşları arasındaydı. 21 Şubat’ta, Gaziantep Büyükşehir Belediyesi ve Sürdürülebilirlik Akademisi işbirliğinde düzenlenen Enerji Zirvesi’ne İzocam ürünlerini tanıttığı standıyla katıldı. Düşük enerji ve sıfır enerji binalarda en önemli adımın tasarım olduğuna, tasarımda yüksek kalınlıklarda kullanılan yalıtım malzemeleri ile enerji ihtiyacını mümkün olduğunca azaltmanın enerji verimliliğinde sürdürülebilirliği sağladığına bir kez daha dikkati çektik. “Yol Hikayeleri” bölümüne bu kez İzmir ve Manisa bayileri konuk oldu. İzmir’den Karaoğlu İnşaat, Doğal Isı, Doğuş İzolasyon, Dinamik Isı ile Tekiz bayimiz Erke İnşaat ve Manisa’dan Yapınet’i sayfalarımıza taşıdık. Yeni logosu ve yeni tasarımıyla sizlerle buluşan yeni Diyalog dergisini keyifle okuyacağınızı umuyoruz. Sevgi ve Saygılarımla, A. Nuri Bulut Genel Müdür 3 İzocam Diyalog Haberler: Bayi Toplantısı İzocam bayileri “Şov Devam Ediyor” temasıyla ilk sıfır karbon toplantısında buluştu İzocam bayileri, “14. Uluslararası Bayi Toplantısı” için 6-9 Mart tarihleri arasında Antalya’da buluştu. 2013 yılı iş sonuçlarının değerlendirildiği toplantıda, 2014 yılı hedefleri paylaşıldı ve 2013’te en yüksek ciroya ulaşan 26 bayi ödüllendirildi. Toplantı süresince harcanan enerjiden kaynaklanan karbon salımı, yenilenebilir enerji projeleri desteklenerek dengelendi ve sürdürülebilir bir geleceğe katkı sağlandı. İ zocam, her yıl geleneksel olarak düzenlediği uluslararası bayi toplantılarının ondördüncüsünü, 6-9 Mart 2014 tarihleri arasında gerçekleştirdi. Antalya Ela Quality Hotel’de düzenlenen 14. Uluslararası Bayi Toplantısı’na, yurt içinden 96 ve yurt dışından 16 olmak üzere toplam 112 bayi katıl- dı. Toplantıya katılan yaşam koçu Dr. Murat Bilgili “Yaşam Koca Bir Sahnedir” başlıklı bir konuşma yaptı. İzocam, bu yıl toplantı süresince enerji tüketiminden kaynaklanan karbon salımını dengeleyerek “Karbon Nötr” bir etkinliğe de imza attı. 14. Uluslararası Bayi Toplantısı için gerçekleşen transferler, otel konaklamaları ve uçuşların enerji tüketiminden kaynaklanan 119,8 ton CO2e salımı, İklim Gönüllüleri tarafından uluslararası standartlara uygun olarak hesaplandı ve portföylerinde bulunan Gold Standard sertifikalı yenilenebilir enerji projeleri desteklenerek eşdeğer karbon salımı dengelendi. Bayi Toplantısı, 7 Mart’ta “Şov Devam Ediyor” temalı survivor takım oyunları ile başladı. Adını dünyaca ünlü müzikallerden alan 11 grubun (Jersey Boys, Moulin Rouge, Grease, Broadway, Fantastics, Chicago, Fame, Evita, Carmen, Mamma Mia, Cats) yarıştığı oyunlar, yağmur nedeniyle yerini öğleden sonra bireysel katılımla gerçekleşen langırt ve tavla turnuvalarına bıraktı. Grup oyunlarında Grease ekibi birinci, Cats ekibi ikinci, Jersey Boys 4 İzocam Diyalog üçüncü olurken, tavla turnuvasının galibi Hasip Bölükbaşı, langırt turnuvasının galipleri ise Can Ürer ve Hakan Özşanlı oldu. Oyunlarda dereceye girenlerin ödülleri 7 Mart’ta gerçekleşen Karaoke Gecesi öncesinde verildi. Ünlü oyuncu Dost Elver eşliğinde karaoke gecesinde bir araya gelen İzocam bayileri ve çalışanları listeden seçtikleri şarkıları sahnede seslendirerek renkli ve eğlenceli bir akşam geçirdiler. 8 Mart’ta gerçekleşen ve İzocam’ın 2013 yılı iş sonuçlarının değerlendirildiği, 2014 hedeflerinin anlatıldığı toplantının açılışını İzocam Genel Müdürü A. Nuri Bulut gerçekleştirdi. Ardından söz alan Yönetim Ku- Gianni Scotti rulu Başkanı Gianni Scotti ile Satış ve Pazarlamadan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Fatih Öktem; dünya ve Türkiye gelişmeleri ile İzocam’daki yenilikler hakkında detaylı bilgiler paylaştı. Scotti: “Türkiye küresel sistemin büyüme motorlarından biri” 14. Uluslararası Bayi Toplantısı, İzocam bayilerine seslenen etkileyici bir açılış filmiyle başladı. Toplantıda sunumlar ilk kez “watch out” sistemiyle çift ekrana yansıtılarak, animasyonlar eşliğinde yapıldı. Toplantıdan kareler de sosyal medyada eş zamanlı olarak paylaşıldı. İzocam Genel Müdürü A. Nuri Bulut’un açılış konuşmasının ardından ilk konuşmayı, İzocam Yönetim Kurulu Başkanı ve Saint Gobain Akdeniz Bölge Genel Müdürü Gianni Scotti yaptı. Scotti konuşmasına St. Gobain’in kuruluş amacı ile vizyon ve misyonunu anlatarak başladı. Türkiye’nin küresel sistemin büyüme motorlarından biri olduğunu vurgulayan Scotti, hızla büyüyen ve yatırımcıya cazip gelen Türkiye pazarının, Avrupa ve dünya pazarlarındaki konumunu değerlendirdi. Türkiye’deki büyümenin inşaat sektörüne de yansıdığını belirten Scotti, ülkede en çok yatırımın emlak sektörüne yapıldığına dikkati çekerek; Çin, Rusya, Hindistan, Kuzey Afrika ve Ortadoğu’dan da örnekler verdi. Türkiye’deki beş Weber yatırımından biri olan Adana Fabrikası’nın Saint Gobain Care:4™ enerji verimliliği sertifikasıyla ödüllendirildiğini sözlerine ekleyen Scotti, camyünü köpüğü ürünleri InsulSafe’in kolay uygulanır oluşuna vurgu yaparak konuşmasını bitirdi. Büyümenin inşaat sektörüne de yansıdığını belirten Scotti, en çok yatırımın emlak sektörüne yapıldığına dikkati çekti. Bulut: “İnşaat sektörü %7,4’lük büyüme oranıyla GSMH’yi geride bıraktı” Scotti’nin ardından konuşan A. Nuri Bulut, sözlerine İzocam ailesine yeni katılan Fas, Irak ve Eskişehir bayilerini tanıtarak başladı. Türkiye’nin içinde bulunduğu ekonomik koşullara; Türk Lirası’nın değer kaybedişine ve faiz oranlarına vurgu yapan A. Nuri Bulut 5 İzocam Diyalog Haberler: Bayi Toplantısı nun farkında olan İzocam, ürünleri ile enerji tüketiminin azaltılmasına katkıda bulunmanın yanı sıra, faaliyetlerinden kaynaklanan sera gazı salımlarını azaltmak için de çaba gösteriyor. Bayilerimizin farkındalığını arttırmak ve yenilenebilir enerji projelerine destek olmak amacıyla, bu yılki toplantımızın CO2e salımlarını dengeleyerek ‘karbon nötr’ bir etkinlik gerçekleştirdik” sözleriyle konuşmasını tamamladı. Bilgili: “Yaşamak sürekli tercihlerde bulunmaktır” Bulut, ekonominin küresel etkilerini Brezilya, Rusya, Portekiz gibi örneklerle anlattı. İleri teknoloji ürünlerinin dünya pazarlarındaki rolüne değinen Bulut, özellikle Asya ve Uzakdoğu pazarında AR-GE harcamalarının ülke ekonomisindeki yüksek paylarını vurguladı. Bu duruma paralel olarak; Kore, Çin, Tayvan gibi Uzakdoğu ülkelerinin patent sıralamalarındaki hakimiyetinin altını çizdi. Konuşmasında Gayri Safi Milli Hasıla büyüme oranının yaklaşık yüzde 4 olduğuna da değinen Bulut, Türkiye inşaat sektörünün %7,4’lük büyüme oranıyla GSMH’yi geride bıraktığını vurguladı. Yeni inşaat izinlerinin %8,4 arttığını ve 2014-15 dönemi için alınan izinlerin 814 bine ulaştığını, 2013’te satılan konut adedinin ise 1.157.150 olduğunu belirten Bulut, daire satışlarının üç büyük kent dışında da dengeli bir şekilde sürmesini olumlu bir gelişme olarak değerlendirdi. İnşaat sektöründeki yeni teknolojilerden örnekler veren Bulut, sözlerine “Quo vadis?” (Nereye gidiyoruz?) diyerek devam etti. İnsanoğlunun sınırlarını aşması; erdem ve bilginin peşinden gitmesiyle şekil değiştiren ütopik binaların yapılabileceği bir dönemin başladığını aktaran Bulut, çevreyle uyumlu, ekolojik binaların ise artık ütopik değil gerçek olduğunu vurguladı. Pasif ve Multi Konfor Binalar’ın öneminden, özelliklerinden ve yalıtım sayesinde tasarrufa olan katkılarından bahseden Bulut, İngiltere’den “pasif” ilkelerle inşa edilmiş bina örnekleri verdi ve Gaziantep Ekolojik Bina’nın sızdırmazlık testini de geçerek, Türkiye’nin ilk Pasif Yapı adayı olduğunu vurguladı. Konuşmasında İzocam’daki yeniliklere, yeni ürünlere ve ürün iyileştirme çalışmalarına da yer veren A. Nuri Bulut, 2013’te yeni ürün satışlarının 48 milyon TL’ye ulaştığını belirtti. İzocam’ın 2013’te 360,5 milyon TL brüt ciroya ulaştığını ve %6,2 oranında büyüdüğünü de ekleyen Bulut, taşyünü ve flex ürünlerinin %22’lik ciro artışıyla ön sıralarda yer aldığını vurguladı. Bulut, 2014 için 400 milyon TL’lik ciro, 32 milyon dolarlık ihracat ve %11’lik büyüme hedeflediklerine değinerek konuşmasını tamamladı. 6 Öktem: “Sektörün ilk sıfır karbon salımlı bayi toplantısı yine İzocam’dan” Satış ve Pazarlamadan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Fatih Öktem ise konuşmasına Baltık Ticaret Endeksi’nin 2013 verileriyle başladı. Öktem, dünya ticareti ve ekonomisindeki eğilimler ile Euro bölgesindeki büyüme eğilimlerinden bahsederek sürdürdüğü konuşmasında; 2013’ün ekonomik tablosunu özetledi. Çimento tüketimi ile yapı ruhsatlarındaki artışa da değinen Öktem, yalıtım pazarının 2013’te 13 milyon metreküp seviyesine Scotti, Bulut ve Öktem’in konuşmalarının ardından konuk konuşmacı Dr. Murat Bilgili sahne aldı. Konuşmasına Max Weber’in, “Yaşamak sürekli tercihlerde bulunmaktır” sözleriyle başlayan Murat Bilgili, 40 yaş üzeri kadın-erkek ilişkilerini esprili örneklerle ele alarak, iletişimimizi kolaylaştıracak ipuçları verdi. Özellikle 40 yaş sonrasında erkeğin, “Beni anlamıyorsun” sözüne karşılık kadının, “Benimle ilgilenmiyorsun” cümlesini kullandığını hatırlatan Bilgili, “Güzel beraberlikler bitmesin, önemli olan bu” dedi. “Ölü doktoru” olarak tanımladığı, kendi mesleği olan adli tıp doktorluğu üzerinden, insanların mesleklere ve özellikle doktorluğa yaklaşımını kendi yaşamından örneklerle anlattı. “Hayatla olan ilişkimizde, tercihlerimiz aslında girdiğimiz kalıplara göre ortaya çıkıyor” diyen Bilgili, insanların içinde bulunduğu yaş ve statüye göre olaylara verdiği tepkinin değiştiğini belirtti. “Önemli olan ufak anları kaçırmadan yaşamın güzelliğinin farkına varmak” diyen Bilgili, bu minik “sevinç patlamalarının” öneminden bahsetti. “Hayatta beklentilerimiz karşılanmayabilir” sözleriyle konuşmasını sürdüren Bilgili, “Hedeflerimizle mesafemiz açılırsa çatışma oluşur. Çok uzak hedefler koymayın kendinize” dedi. Karşınızdaki kişinin hoşuna gidebilecek sözler söylemekten vazgeçmeyin diyen Bilgili, motivasyonun önemini ve ihtirasa kapılmadan sevmenin önemini vurguladı. Fatih Öktem ulaştığını belirtti. Özellikle taşyünü pazar büyüklüğünün 2013’te büyük bir sıçrama ile %33 büyüyerek 133 bin ton seviyesine geldiğini sözlerine ekledi. Van’daki deprem konutlarına sağlanan mineral yünlerin tamamının İzocam bayilerinden temin edildiğini belirten Fatih Öktem, Türkiye’nin, Avrupa’da en fazla mantolama yapılan ülke konumunda olduğunu vurguladı. Ortadoğu’da yaşanan siyasi gerilimin ihracatı olumsuz etkileyen faktörlerin başında geldiğini sözlerine ekleyen Öktem, İzocam’ın özellikle Azerbaycan ve Gürcistan pazarında artan payının da altını çizdi. Öktem, sektörün ilk sıfır karbon salımlı bayi toplantısını gerçekleştirdiklerini belirterek, “İklim değişikliği ile ilgili sorumluluğu- Dr. Murat Bilgili İzocam Diyalog 7 İzocam Diyalog Haberler: Bayi Toplantısı Ödüller sahiplerini buldu İzocam’ın 14. Uluslararası Bayi Toplantısı’nda en yüksek ciroyu yakalayan bayiler ödüllendirildi; 10 dalda 26 bayi ödül aldı. T oplantının son akşamı gerçekleştirilen Gala Yemeği ve Ödül Töreni ile 2013 yılında en yüksek ciroya ulaşan bayiler ödüllendirildi. Törende, 10 farklı kategoride 26 bayi ödül aldı. Sunuculuğunu Pınar Ergüner’in yaptığı ödül töreninde, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’ne özel hazırlatılan pasta bayi eşleri tarafından kesildi. Törenin ardından bayiler ve eşleri, ünlü sanatçı Burcu Güneş’in seslendirdiği şarkılarla keyifli bir akşam geçirdiler. 2013 Yılı Bayi Ödülleri TÜRKİYE İLK ÜÇ 1. Himerpa A.Ş. 2. Timeks Tesisat Ltd. Şti. 3. Maraton A.Ş. İHRACAT İLK ÜÇ 1. Golmat Ltd. 2. Kebaa Trading 3. Bita Engineering 1. BÖLGE İLK ÜÇ 1. Himerpa A.Ş. 8 2. Timeks Tesisat Ltd. Şti. 3. Erk İnşaat Ltd. Şti. 2. BÖLGE İLK ÜÇ 1. Haydar Boz Ltd. Şti. 2. İzogün A.Ş. 3. Ayden Yapı Ltd. Şti. 3. BÖLGE İLK ÜÇ 1. Çetindağ Metal A.Ş. 2. Asmetal A.Ş. 3. Çatıcılar Çatı Ltd. Şti. 4. BÖLGE İLK ÜÇ TEKİZ BAYİLERİ İLK ÜÇ 1. Karaoğlu Ltd. Şti. 2. Ar-Sucan Ltd. Şti. 3. Formül Ltd. Şti. 1. Celil Arslan Ticaret 2. Gök-Er Metal Ltd. Şti. 3. Beyap İnş. Ltd. Şti. 5. BÖLGE İLK ÜÇ İZOCAM MANTO BAŞARI ÖDÜLÜ 1. Maraton A.Ş. 2. İzomet Isı Ltd. Şti. 3. Türkün Yapı A.Ş. İzomet Isı Ltd. Şti. TEKİZ EN BAŞARILI İHRACAT ÖDÜLÜ Micron Ventures Limited İzocam Diyalog TÜRKİYE İLK ÜÇ İHRACAT İLK ÜÇ 1. Himerpa A.Ş. Dinçer Erdoğan: 1. Golmat Ltd. Romi Golad: “Başarımızın nedeni disiplinli çalışma prensiplerimiz” “Seçkin bir ailenin parçası olmak gurur verici” Yıllardır İzocam’ın yurt içi satışlarında devamlı suretle birinci sırada yer almamızı disiplinli çalışma prensibimize bağlıyorum. Satış ve pazarlama grubundaki arkadaşlarımız mutlak müşteri memnuniyetini düşünerek işlerini en ince ayrıntısına kadar kusursuz yapıyorlar. Yalıtım sektörünün büyüyen ihtiyaçları, İzocam gibi kabul görmüş markaları tercih ediyor. Bizler de gelen talepleri uygun fiyatlama ile teknik açıdan iyi servis imkânlarına dönüştürdüğümüzde pazarda tercih edilir konumumuzu koruyoruz. Başarılı çalışmalarımızın İzocam ile beraber daha uzun yıllar devam edeceğini umuyorum. İzocam’dan ödül almak çok güzel bir duygu ancak benim için ikinci planda… Böyle bir toplantıda tüm bayilerle biraraya gelerek büyük bir aileye ait olduğumuzu hissetmek benim için çok daha önemli. Kalite ve güvenin ön planda olduğu bir sektörün lideri olan İzocam ile karşılıklı gelişen sorumluluğumuz ve ortaklığımız bizim için büyük değer taşıyor. Böyle seçkin bir ailenin parçası olmak gurur verici. 2. Timeks Tesisat Ltd. Şti. Cenk Sürmen: 14. Uluslararası Bayi Toplantısı, İzocam’ın 2013 verilerini ve 2014’te dereceye girebilmek için hedeflerimizi görmemiz açısından önemli bir fırsat sundu bizlere. Toplantıdan elde ettiğimiz faydalar yılın ilerleyen dönemlerinde ortaya çıkacak ve İzocam’ın ortaya koyduğu rekabet gücüne bağlı olarak gelişecek. “İki sene içerisinde birinci olmayı hedefliyoruz” “Yalıtım sektöründe Türkiye’nin öncü firması İzocam’dan böyle bir ödül aldığımız için mutluyuz. Bu ödülü hakettiğimizi düşünüyorum. Neden birinci olamadığımızı satış ekibimizle görüşüyoruz ve eksik taraflarımızı giderme konusunda çalışmalar ve toplantılar yapıyoruz. Aldığımız karar neticesinde iki sene içerisinde birinci olmayı hedefliyoruz. Bizi çok güzel bir şekilde ağırlayan tüm İzocam ekibine teşekkür ederiz. 3. Maraton A.Ş. Mustafa Cineli: “Mutluluk ve gurur verici” Güzel hazırlanmış bir organizasyondu. Hem yorucu, hem eğlenceli, hem de dinlendirici iki günün ardından, faydalı bilgiler aldığımız bir toplantı sonrasında ödüllendirilmek, bizim için tabii ki mutluluk ve gurur vericiydi. Yıllarca Yeni Levent unvanı ile aldığımız bu ödülü, geçen yıl içinde kuruluşunu yaptığımız Maraton Çatı Cephe Yalıtım A.Ş. olarak ilk defa alıyor olmak bizim için ayrıca mutluluk verici oldu. Başta A. Nuri Bulut ve Fatih Öktem beyler olmak üzere, tüm İzocam ailesine bizlere gösterdikleri güven ve destek için çok teşekkür ederiz. 2. Kebaa Trading, Ahmed Asuoti: “2014 hedeflerimizi görmemiz açısından önemli bir fırsat” 3. Bita Engineering, Mohamed Abounawareg: “25 yıllık mazimizin bu ödülü kazanmamızda etkisi büyük” İzocam ve Mısır’da yöneticiliğini sürdürdüğüm Bita Mühendislik’in başarılarla dolu mazisi 25 yılı geride bıraktı. İzocam ile Bita’nın ilişkisi, aslında bir iş ilişkisinden çok bir aile ilişkisi düzeyinde; bunda İzocam ihracat ekibinin rolü büyük. Birlikte inşa ettiğimiz, uzun yıllara dayanan başarılı ilişkimizde ve bu ödülü kazanmamızda karşılıklı samimiyetimizin büyük etkisi olduğuna inanıyorum. Ayrıca, Bita’nın üst yönetimine ve tüm çalışma arkadaşlarımıza, bu ödülü kazanmamızı sağlayan gayretleri için teşekkürü borç bilirim. 9 İzocam Diyalog Yaşamın İçinden “Yeter ki kendimizi ve duygularımızı yalıtmayalım” Dr. Murat Bilgili bir adli tıp uzmanı olarak başladığı mesleki yaşamını yıllar sonra daha “keyifli” diyebileceği bir noktaya taşımış. Yaşam koçu olarak bireylere, şirketlere danışmanlık veren Bilgili’ye göre, herkesin sorunu kendisine göre önemli ve değerli… Ancak “büyük” olarak algıladığımız sorunlarımızın çoğunun çaresi var. Önemli olan kaderimizi algılama biçimimizi değiştirebilmek. D r. Murat Bilgili’nin İÜ Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nde başlayan meslek hayatı, adli tıp ihtisası ile devam etmiş. Önce, kendi tabiriyle “ölü doktoru” unvanını almış, sonra psikiyatriye ve ardından adli psikiyatriye yönelmiş. Bir dönem Adli Tıp Kurumu’nda başkan yardımcılığı yapmış. Bilgili, bir süredir yaşam koçu olarak danışmanlık yapıyor. Şirketlere ve bireylere, kişisel gelişim konusunda eğitimler veriyor. Bilgili’nin Daldaki Son Yaprak Sen Değilsin, Batının Şövalyeleri Doğunun Fakirleri, Sadra – Tanrı Onun İçin Ağlamadı isimli kitapları da bulunuyor. Adli tıp uzmanlığıyla başlayan bir kariyeriniz var. Kariyerinizde yaşam koçluğuna giden süreçten bahsedebilir misiniz? Adli tıpta, insanların tüm hayatları boyunca görebilecekleri acıyı siz bir haftada görüyorsunuz. Bu durumun yarattığı psikolojik trav- ma bir yana, hayatı hangi açılardan değerlendirmeniz gerektiği yönünde de bazı mesajlar alıyorsunuz. Adli tıbbın bana en büyük katkısı, daha sonra adli psikiyatride çalışmaya başlamam oldu. Günlük hayatta zorlanan insanlarımızın yaşadığı sıkıntılarla, adli psikiyatrideki psikolojik travmaların büyüklüğünü karşılaştırınca, “büyük” gibi görünen sorunların aslında hiç de öyle olmadığını anlıyorsunuz. Elbette herkesin sorunu kendisine göre önemli ve değerli… Herkes kendi sorununu kendi gerçekliğinde “büyük” olarak algılıyor. Bir anne çocuğunun başarılı olmasını istiyor ve bunu sorun haline getiriyor. Haklı da… Ama siz onlarca özürlü doğan ve ölen çocuğu, cinayete kurban giden çocukları gördüğünüzde, tabii bunlardan anneye bahsetmeden diyorsunuz ki, “Bu sorunu çözeriz, çocuğunuza ders çalıştırırız.” Bir dönem kendimi “vidanjör” gibi görüyordum; toplumun foseptiğini boşaltan bir yerde duruyordum ve bütün pislik üstümden geçiyordu… Şimdi yaptığım iş itibariyle ise kendimi kumsalda görüyorum; ayağımıza biraz zift bulaşacak ama bu da o kumsalın güzelliği… Tekrar dünyaya gelirsem yine aynı kader çizgisini isterim. Adli tıp benim tercih ettiğim bir yer değildi ama farklı bir deneyim kattı bana. Şu anki mesleki aşkımı, sevgimi kazandırdı, insanlara olumlu mesajlar verme noktasında beni dürten altyapıyı hazırladı. Yaşam koçu ne yapar, neyi değiştirir? Kimler için vazgeçilmezdir? Yaşam koçu; insanların hayata bakış perspektiflerinde yapmak istedikleri ama zorlandıkları süreçlerde onlara destek olan kişi olarak önemli bir noktadadır. Yaşam koçu, danışmanlığını yaptığı kişinin hayat felsefesi ve değerlerine yönelik yaklaşımlarda bulunmamalı, onu kendi değerler bütünü içinde ele almalı. Kişinin ideallerine, hedeflerine ulaşması bağlamında eksik olan yönlerini yine o kişiyle paylaşarak destek vermeli. Bunu yaptığı takdirde hem danışmanlık alan kişi mutlu olur, hem de yaşam koçu mesleki bir tatmin yaşar. Ancak sınırların çok net çizilmesi lazım; hekimlik ve psikiyatri uzmanlığıyla, yaşam koçu kimlikleri birbirine karıştırılmamalı. Maalesef ülkemizde bu konuda bir karmaşa yaşanıyor. Sertifika alarak “yaşam koçu” olmak bazı riskleri de beraberinde getiriyor; bazı yaşam koçları danışmanlığını yaptıkları kişilere ilaç öneriyor. Önemli olan nokta karşı tarafa zarar vermemek. Yaşam koçluğu bir meslek ama kişinin donanımı çok önemli. Yaşam koçu olan kişinin insan psikolojisini bilmesi gerekir. Özellikle de çocukların dünyasında, ergenlik çağındaki çocuklarda bu detaylar çok önemli. Bireysel danışmanlıklarınızda nasıl bir yöntem izliyorsunuz? İnsanlar ortak sorunlarla geliyor aslında. Herkesin hayattan beklediği sevgi ve maddi-manevi tatmin… İnsanlara şu mesajı veriyorum: “Ben sizin kaderinizi değiştiremem.” Bu çok önemli bir cümle benim için. “Ama kaderinizi algılama şeklinizi değiştirirseniz, siz kaderinizi 10 İzocam Diyalog değiştirebilirsiniz.” Kritik nokta şu: Kişi, içinde bulunduğu durumda kaderini algılama biçimini değiştirmeyi başarırsa, kaderini değiştirme konusunda da harekete geçebilir. Kişinin tıkandığı ve çözüm üretemediği süreçlerde, kaderini algılama şeklini değiştirmesini sağlamaya ve çözüme giden yolda arkadaşlık etmeye çalışıyorum. Danışmanlık sürecinde haftada bir görüşmeyi tercih etmiyorum; konuşacağımız konuların birikmesi lazım, yüzümüzü eskitmememiz gerekiyor. Dolayısıyla 15 ila 20 günde bir görüşerek ortak paydalarda neler biriktiğini konuşuyoruz. Konuşmalarımız sohbet havasında ve keyifli geçiyor. İnsanlar başkalarıyla konuşamadıklarını benimle paylaşıyor. Akıl verme değil, tartışma yöntemini tercih ediyorum. Bir konuyu tartışıyoruz; danışmanlığını yaptığım kişi haklıysa, “Haklısın” diyorum. Bununla şu mesajı veriyorum: “Egoyla, egolu duruşlarla tartışamayız.” Kişinin yanlış yönleri varsa diyorum ki, “Sıkıntıları benle paylaşsın.” Buradaki mesaj ise şu: “Yeri geldiğinde ben senin peluş bebeğin olayım, bana kız ama dışarıdaki hayatta bunu yapmamalısın.” Bunları çok açık şekilde konuşuyoruz, çünkü günümüz insanı dinamik ve zamanı ekonomik kullanmak istiyor. O yüzden danışmanlığımız için belli bir süre belirlemek veya belli bir formata sokmak ilişkiyi sınırlandırmak oluyor, ki bu anlamlı değil. Karşı tarafın bana ihtiyacı kalmadığında söylüyorum; o da biliyor zaten… Bu süreç bittiğinde, ihtiyaç bağlamında çoğu kişi ayda bir veya üç ayda bir sohbet etmek istiyor. Bu sohbetlerin de güzelliği farklı… “Nasıl gidiyor hayat? Neler yapıyorsun?” Böyle görüştüğüm çok insan var. O kişi artık belli bir yere gelmiş, bunun mutluluğunu yaşıyor, ben de onunla belli bir yolculuk yapmışım, aramızda bir arkadaşlık oluşmuş. Bu çok keyifli… En çok hangi sektörlerden ve meslek gruplarından davet alıyorsunuz? Turizm ve enerji sektöründen çok davet alıyorum. İlaç sektörü ve IT sektörü de var… Bu sektörleri çok seviyorum; kişilerin hepsi birbirinden bağımsız iş alanlarında çalışıyorlar. Üretim sektörü de var; mavi yakalılar… Ama ortak payda, sıkıntı şu ki; herkes hayata dair süreçlerde mutlu olmak istiyor. Bu mutluluk arayışında da klasik algı; maddiyat ve yaşam konforunu arttırmak… Optimum seviyede ekonomik refah tabii ki önemli ancak, maddiyat ve konforu arttırdığımızda gerçek olanı; kişinin iç değerlerinin, içsel huzurunun aslında hepsinden daha önde olduğunu görüyorsunuz. Değerlendirme yaparken, bunu da gözden kaçırmamak gerekiyor. Sunum ve konuşmalarınıza nasıl hazırlanıyorsunuz, doğaçlamaya yer var mı konuşmalarınızda? Doğaçlamaya her zaman yer var… Katıldığımız grubun dinamiği, katılımcıların profili doğaçlamada çok belirleyici. Sunum ve konuşmaları hazırlarken tıp geçmişime dayanarak insanların mutlu olabilecekleri, keyifli ortamları idealize ediyorum. Konuşma bittikten sonra herkesi bekleyen bir takım gerçekler var… O gerçekler zaten yeteri kadar can sıkıyor, bir de top- “Adli tıp benim tercih ettiğim bir yer değildi ama farklı bir deneyim kattı bana. Şu anki mesleki aşkımı, sevgimi kazandırdı, insanlara olumlu mesajlar verme noktasında beni dürten altyapıyı hazırladı.” lantıda ağır mesajlar vererek insanları olumsuz bir psikolojiye sokmak hiç tercih etmediğim bir yöntem. Özellikle insanların gülmelerini, eğlenmelerini ön plana çıkarıyorum. Çünkü yaşama nedenimiz zaten çalışmak, hayattan zevk almak… Danışmanlığınızdan faydalanan tanıdık simalar var mı? Ünlüler, tanıdık simalar var ama etiğe çok önem veren biriyim. Bu bilgilerin reklam amacıyla kullanılmaması gerekiyor, özellikle de iş ve spor dünyasında… Bu danışmanlık onların kendi özeli, açıklama yetkisi de onlara ait. Hatta onlara da “Açıklamayın” diyorum. Bu ilişkiler özel olduğu için, bilinmesi bana göre anlamlı değil. Yalıtımın hayatınızdaki yeri, önemi nedir? Yalıtım önemlidir. Yalıtım kelimesinin bana ilk çağrıştırdığı: İnsanların duygularını yalıtım içerisinde paylaşması… Halbuki açık olmak önemli… İnsanlar dostluklarını, arkadaşlıklarını, sevgilerini belli bir “yalıtım” içinde ifade ediyor, bu da onların duygusal dünyasına zarar veriyor. “Enerji” bağlamında baktığımızda ise yalıtım, tasarruf sağlayan, enerjiyi elimizde tutabileceğimiz, kendimize ayırabileceğimiz bir ortam yaratıyor. Dolayısıyla şöyle bir yaklaşımda bulunmak değerli: Psikolojik anlamda kendimizi ve duygularımızı yalıtmayalım. Ama bunun karşılığında hayata dair bakışımızı belli bir yalıtım içerisinde tutup kendi iç bütünselliğini, iç dengesini oluşturarak, İzocam’ın evlerimizde, işyerlerimizde bize sağlamış olduğu enerjiyi biz de kendi iç dünyamızda sağlayalım ve insanlarla paylaşalım. 11 İzocam Diyalog Dosya: Ses Yalıtımı “Karar vericilerin daha sessiz bir Türkiye yaratmak için bilinçli politikalar üretmesi çok önemli” İstanbul Teknik Üniversitesi Makine Mühendisliği Fakültesi Makine Teorisi, Sistem Dinamiği ve Kontrol Bölümü’nden Prof. Dr. H. Temel Belek ile akustik bilimi üzerine bir söyleşi yaptık. Titreşim, arıza tanım mühendisliği, akustik ve ses kalitesi konuları üzerine çalışmalar yürüten Belek, endüstrinin Türkiye ve dünyadaki durumu konusunda da bizi bilgilendirdi. O rta Doğu Teknik Üniversitesi Makine Mühendisliği Bölümü’nden 1970 yılında mezun olan Prof. Dr. H. Temel Belek, lisansüstü çalışmalarını University of Surrey’de tamamlamış. İstanbul Teknik Üniversitesi Makine Mühendisliği Bölümü’ndeki doktora asistanlığı ve Tokyo Institute of Technology’deki doktora sonrası çalışmalarının ardından 1984’te doçent, 1990’da ise profesör olmuş. Akustik, titreşim, makinelerde diagnostik konularındaki çalışmalarının yanı sıra, çeşitli kuruluşlarda danışman olarak yer almış. Türk Akustik Derneği’nin kurucu üyelerinden olan Belek, I-INCE’in (Uluslararası Gürültü Kontrol Mühendisliği Enstitüsü) yönetim kurulu üyesi olarak da 2008’den 2013’e dek görev yapmış. 12 Dönen makinelerdeki titreşim, arıza tanım mühendisliği, akustik ve ses kalitesi gibi konular üzerine çalışan Belek, 10 yılı aşkın bir süredir İTÜ’nün ticari hafif helikopter projesinin yürütücülüğünü yapıyor. Sistem entegrasyonu TUSAŞ’ta (Türk Havacılık ve Uzay Sanayii A.Ş.) devam eden helikopter projesinin küçük bir uçuşla bu sene içerisinde tamamlanması planlanıyor. 1996-2000 yılları arasında ise İTÜ’de Rektör Yardımcılığı görevinde bulunan Belek, aynı zamanda İTÜ Sürekli Eğitim Merkezi’nde başlattıkları Çevresel Gürültünün Değerlendirilmesi ve Yönetimi Yönetmeliği’ne uygun sertifika programlarında ders de veriyor. Ayrıca, titreşim ve akustik konularında en köklü firmalardan biri olan Danimarka’nın Brüel & Kjaer firmasını Türkiye’de temsil eden Pro-Plan Ltd. Şirketi’nde 1990’dan bu yana danışmanlık yapıyor. Akustik bilimi neleri inceliyor? Akustik, katı, sıvı ve gaz gibi ortamlarda enerjinin bir dalga hareketi olarak iletimiyle ilgilenen bir bilim dalıdır. Bu enerjinin oluşması için bir enerji kaynağı olması gerekiyor. Genellikle bir titreşim hareketiyle ortaya çıkıyor bu enerji. Laterna örneğiyle anlatmaya çalışayım… Eskiden sokaklarda bir kol çevirerek farklı melodiler çalan aletler vardı, laternalar… Çalışma prensibi gayet basit; farklı uzunluklardaki kirişlerin her biri titreşirken farklı frekanslarda sesler çıkarıyor. Laterna silindirinin üzerindeki tırnaklar, bu kirişlerin istenen sırada titremesine Fizikçiler akustiğin bütün unsurları ile ilgileniyor. Şöyle ki; sesler ince veya kalın olabiliyor. İnceldikçe sesin frekansı yükseliyor, yani ses dalgasının kendisini birim zamanda tekrarlama sayısı artıyor. Kalın seslerde ise frekans düşüyor. Bu enerji hareketinin dalga olarak yayılımı; ses altı frekansları dediğimiz “subsonik”, insanın duyabildiği frekans aralığındaki “sonik” ile duyamadığı ses aralığı olan “ultra sonik” olarak üç bölgede inceleniyor. Akustikle, gürültü kontrolüyle ilgilenen araştırıcılar ise, genellikle insan kulağının duyarlı olduğu bölgedeki 20 Hz ile 20 kHz (hertz, dalga hareketinin kendisini bir saniyede kaç kez tekrar ettiğini gösteren, birim zamandaki titreşim, salınım sayısı) aralığındaki seslerle ilgilenir. Şimdiye dek hep ses dedim ama bir de gürültü var… Gürültüyü, “istenmeyen ses” olarak tanımlıyoruz. Dolayısıyla, genellikle bu konuda çalışan araştırıcılar hem titreşim hem de gürültü kontrolüyle ilgileniyorlar. Çünkü titreşim gördüğünüz gibi gürültünün esas kaynağı. Titreşim sonucu gürültü oluşabilmesi için; gaz, sıvı veya katı ortamda bu enerjinin yayılması gerekiyor. Akustik dediğimiz konu bu… Akustik çok geniş bir alanı kapsıyor. Fiziksel olarak sesin nasıl yayıldığını (emisyon) ve nasıl algılandığını (imisyon) başlıkları altında ele alıyoruz. I-INCE (Uluslararası Gürültü Kontrol Mühendisleri Enstitüsü), akustikle ilgili çok geniş bir sınıflandırma yapmış. Bu sınıflandırmada yüzlerce konu olduğunu görüyoruz, ancak konuya bakış açısı; gürültünün yayılımı ve nasıl algılandığı ile ilgili iki bölümde inceleniyor. Yayılım olarak bakıldığında; gürültünün nasıl iletildiği ve kontrol edileceğine ilişkin çalışmalar görüyoruz. Gürültü kaynaklarını “kararlı ve düzenli gürültü kaynakları” veya “hareketli gürültü kaynakları” olarak sınıflandırıyorlar. Bu sınıflandırmada endüstriyel makineler ve ekipmanlar da ayrıca ele alınıyor. Mekanizmalar ve makinaların fiziksel olarak nasıl gürültü ürettiği konularında araştırmalar yapıldığını görüyoruz. Gürültünün doğal kaynakları da var; mesela dalgalar, fırtına, hayvanların sesleri… Bunlar da ayrı çalışma konusu. Sesin nasıl iletildiği, açık alanda nasıl yayıldığı, kapalı alanda nasıl yayıldığı, atmosferdeki yayılımı, kanallar içerisinde taşınan hava ile gürültünün nasıl iletildiği gibi araştırma konuları bulunuyor. Gürültü kontrol elemanları ayrıca ele alınıyor. Mesela bariyerler, gürültü perdeleri, gürültüyü örten kabin sistemleri, paneller, partisyonlar… Bunun yanı sıra filtreler, çeşitli susturucular, rezonatörler… Sesi yutan malzemeler de son derece önemli bir konu. Yine ilgi duyulan konulardan biri, kulaklarınızı gürültüden koruyan kulaklık benzeri cihazlar. Titreşim ve şok gürültüyü yaratan önemli unsurlar olduğundan, titreşimin oluş mekanizması, iletilmesi, yalıtımı ve azaltılması gibi konular da yine akustik araştırmalarının kapsamına giriyor. Sesi algılayan tarafın konularına baktığımızda, çevresel gürültünün algılanması önemli bir yer tutuyor. Binalarda gürültü kontrolü, özellikle de toplumda sık karşılaştığımız apartman komşuları arasındaki gürültü problemleri, havaalanı, trafik, demiryolu gürültüsü, endüstriyel gürültü, inşaat gürültüsü veya fabrika içerisindeki gürültü, gemilerdeki gürültü, off-shore platformlarındaki gürültü kontrol problemleri vb bu bölümün araştırma konuları arasında. İzocam Diyalog yol açıyor. Kirişlerin titreşim hareketi nedeniyle, kirişlerin üzerindeki hava molekülleri de dalgalar halinde ortama yayılıyor. Burada bir enerji transferi söz konusu; hava molekülleri titreşerek yanındaki komşu molekülleri harekete geçiriyor, o da yanındaki komşu molekülleri… Böylece melodiyi duyuyorsunuz. Eğer laternayı geniş bir yüzeye sahip masa üzerine temas ettirirsek bu kez iletilen titreşimler masanın geniş yüzeyinden yayılacağı için oluşacak ses farklıdır. Geniş yüzey üzerinde oluşan titreşimler, sadece kirişin kendi yüzeyiyle sınırlı kalmıyor; masanın yüzeyinde de çok düşük düzeyde titreşimler yaratıyor. Hava molekülleri çok hafif olduğu için, bu titreşim hareketi hava moleküllerini hareket ettirmeye yeterli oluyor. Dolayısıyla biz bunu çok daha güçlü bir ses olarak duyuyoruz. Laternayı masa üzerinde çaldığımızda, hem katı ortamdan hem de havadan yayılan sesi birlikte duyuyoruz. Katı ve gaz ortamlarda ses enerjisi nasıl yayılıyorsa, içinden türbülanslı akış geçen borularda da ses kolaylıkla taşınabiliyor. Evinizdeki kaloriferin pompasında bir arıza varsa ve sesli çalışıyorsa, pompada oluşan sesi radyatörlerde dolaşan su ile taşınarak duyabiliyorsunuz. İşte akustik de, sesin yayılımı ile ilgili tüm konularla ilgileniyor. Bir de sesin insanlar üzerindeki etkilerini araştıran gruplar var. Sesin nasıl algılandığını; psikolojik ve fizyolojik etkilerini araştırıyorlar ağırlıklı olarak. Gürültünün uyku bozukluklarına yol açtığını biliyoruz. Hiç dikkate almadığımız başka bir önemli boyutu da var gürültünün; hayvanlar, canlılar üzerindeki etkileri… Keza, doğal yaşamı etkileyen alanlara artık daha çok müdahale ediyor olmamız, oradaki canlıların yaşam alanlarını ve hayatlarını oldukça etkiliyor. Gelişmiş ülkelerde bu konular da araştırılıyor. Bu konuların yanı sıra, gürültünün sosyolojik ve ekonomik etkileri de var. Örneğin eğitimi ele alalım… Eğitim için çok ciddi paralar harcanıyor, okullar yapılıyor ve bu okullarda sınıflar genelde çok kalabalık oluyor. Ancak sınıfların akustiği ile ilgili yeterli önlemler alınmıyor. Akustik ortam uygun olmadığı için de hocanın anlattıklarından öğrenciler faydalanamıyor. Yurt dışında yapılmış olan çok ilginç araştırmalar var. Mesela bir ilkokul düşünün… Okulun bir tarafından çevre yolu geçiyor. Çevre yoluna bakan sınıflarda okuma-yazmaya başlama sürelerine bakılıyor. Çevresel gürültüyü daha az alan sınıflarda okuma-yazmanın çok daha erken öğrenildiği; eğitimin çok daha etkin olduğu görülüyor. Gürültülü sınıflarda ise bu sürecin birkaç hafta, hatta bir aydan daha fazla gecikerek başladığı görülüyor. Bu konuların çok ciddi bir şekilde ele alınması gerekiyor. Gürültüyle ilgili konularda, ölçüm cihazları, ölçümün nasıl yapılması gerektiği, hangi standartlara uyulması gerektiği, ölçüm teknikleri de önem taşıyor. Üretilen cihazların akustik açıdan değerlendirilmesi için, akustik testlerin yapılabileceği tam yankısız, yarı yankısız odalar, çınlanım odaları gibi özel test alt yapısına sahip olmamız gerekiyor. Ülkemizde bu konu yavaş yavaş gelişiyor. Akustik ve titreşim sinyallerinin işlenmesi, matematiksel modelleme, simülasyon, akustik ölçümler ve titreşim ölçümleriyle hızlı kalite kontrol teknikleri, işitme Bina dışındaki gürültü kaynakları, yapı henüz planlama aşamasındayken çevresel gürültü ölçümleri yapılarak ortaya konmalı. 13 İzocam Diyalog Dosya: Ses Yalıtımı kaybının ölçüldüğü odyometri testleri ve psikoakustik değerlendirmeler çok geniş araştırma konuları. Akustik alanındaki çalışmalarınızdan bahsedebilir misiniz? Daha çok ürün ses kalitesi ve ses kalitesinin geliştirilmesi konularında çalışıyorum. Mesela piyanoda rastgele farklı notalara bastığınızı düşünün. Ortaya çıkacak olan ses son derece karışık ve rahatsız edici olacaktır. Bir akorla; birbiriyle harmonik ilişkisi olan tuşlara bastığınızda ise kulağınıza gelen ses çok daha uyumludur. Makinaların da çeşitli gürültü kaynakları var ve farklı frekanslarda farklı sesler çıkarıyorlar. Bu sesleri tasarım parametreleriyle oynayarak ne kadar harmonik bir hale getirirseniz, o ürünün sesini kulağa daha hoş hale getirebilirsiniz. Mesela elektrik süpürgesi bir emiş gücü yaratarak tozları toplar, bu eylem sırasında da bir gürültü çıkaracaktır kaçınılmaz olarak. Bu gürültünün her zaman sadece azaltılması yeterli olmayabilir. Ortaya çıkan sesler hâlâ kulağı rahatsız edebilir. Siz bu sesleri ürünün tasarımıyla oynayarak kulağa hoş hale getirirseniz, çıkan ses çok daha kabul edilebilir bir hale dönüşecektir. Bugün kullanıcılar otomobil satın alırken, “Akustik, sadece yaşam kalitesini etkileyen bir unsur olduğu için insanlar yaptırım konusunda çok istekli olmuyorlar.” otomobilin görüntüsüne, rengine, tasarımına, motor gücüne bakıyor. Ancak bu anlayış giderek değişiyor. Ülkemizde yaşam kalitesinin artışıyla birlikte insanlar aynı zamanda ürünün çıkardığı sesin kulağa hoş gelmesine; sesin kabul edilebilir düzeyde olmasına da artık dikkat ediyorlar. Bir çok ülkede çok aktif bir şekilde daha sessiz ürün alma kampanyaları yürütülüyor. Bu konuyla ilgili konferanslar düzenleniyor. Üreticiler üzerinde toplumsal baskı oluşturularak daha sessiz ürünlerin geliştirilmesine yönelik faaliyetler var. Biz de bu konuda çalışmalar yapıyoruz. Beyaz eşya sektöründe bazı çalışmalarımız var. Titreşim ve akustik konularında yapmış olduğumuz çalışmalar daha çok endüstrinin hedeflerine yönelik, onların ihtiyaçlarını karşılayacak çalışmalar. Mimari söz konusu olduğunda akustik biliminden nasıl yararlanıyoruz? Yapılar için geçerli olan yöntemler, makinalar için geliştirilen yöntemlerden ne ölçüde ayrışıyor? Bir yapıyı ele aldığımızda önce kaynaklara, sonra bu kaynaklardan ortaya çıkan enerjinin nasıl bir patika izleyerek yayıldığına bakmamız gerekiyor. Ardından olayı alıcı açısından değerlendirmek gerekiyor. Kaynaklar; bina dışındaki ile bina içindeki gürültü kaynakları olarak iki kısımda ele alınıyor. Bina dışındaki gürültü kaynakları, yapı henüz planlama aşamasındayken çevresel gürültü ölçümleri yapılarak ortaya konmalı. Binanın gürültü kaynaklarından uzaklığı ve gürültü kaynaklarının karakteristiği ele alındıktan sonra, binanın dış kabuğunun çevreden gelen gürültünün içeri girmesine izin veremeyecek şekilde tasarlanması gerekiyor. Hava alanına yakın bir yerde inşaat yapılacaksa, çatı örtüsünün tasarımı uçakların oluşturduğu gürültünün geçişini engelleyecek şekilde yapılmalı. Önce akustik danışmanlar bu adımlarla işe başlıyor ve çevresel gürültü ölçümleri yapıyor. Sonra mimarın ortaya koyduğu dış kabuk, pencereler, çatı dokusuna bakarak, bu katmanların bu gürültü profilini engelleyecek özelliğe sahip olup olmadığı konusunda fikir üretiyorlar ve alternatifler ortaya koyarak optimum bir kabuk dizaynı ile işe başlanıyor. Bundan sonra, mesela yakından metro geçiyorsa ve zemin titreşimleri oluşuyorsa dikkate alınması gerekiyor şüphesiz. Bina dışındaki kaynaklar ve unsurlar değerlendirildikten ve önlemler ortaya koyulduktan sonra, bina içindeki kaynaklara bakılıyor. Havalandırma fanları, asansörler ve benzeri gürültü kaynaklarının titreşim yalıtımının çok iyi yapılması; hem katı ortamdan titreşim geçişinin engellenmesi, hem de havadan gürültü iletiminin engellenmesi gerekiyor. Çok yüksek paralar istenen konutlarda bu unsurlara dikkat edilmediği için, çok rahat ses geçiş sorunları yaşandığını sıklıkla görüyoruz. Bir akustik danışmanın mimar ve uygulayıcıyla paralel çalışarak, alınması gereken önlemleri acilen alması ve uygulayıcıları yönlendirmesi lazım. Çok basit bir örnek verecek olursak, duvara açılan priz deliklerini düşünün, bu deliklerin karşılıklı olarak aynı hizada olması bile duvarda bir incelik yaratacağı için, burada bir ses geçiş kaybı yaratabiliyorsunuz. Bunun gibi bir çok püf noktası var… Gürültü kontrolü ile ilgili alınması gereken önlemler son derece standart. Temel prensiplere uygun önlemler alınması gerekli. Bu aşamadan sonra ortamın iç akustik konforunu yaratmak gerekiyor. Odalar arasındaki duvar kesitleri nasıl olacağı, ne kadarlık bir ses geçiş kaybı yaratılacağı gibi detayların akustik danışmanlar tarafından önerilmesi ve bunların uygulamalarının doğru yapılması gerekiyor. Akustik uygulamalarda rastlanan en önemli problemlerden biri, uygulamada dikkat edilmemesi halinde bu önlemlerin hiçbir şekilde işe yaramıyor oluşu. Bütün bunlardan sonra dikkat edilmesi gereken nokta, yaratılan akustik ortam. Örneğin, ülkemizde yaklaşık 100 restauranttan 95’inde, içeri girdiğinizde, akustik ortamın son derece rahatsız edici olduğunu göreceksiniz. Neden? Çünkü akustik prensiplere; mekân içerisinde oluşan gürültünün yutularak uygun bir akustik ortam yaratılmasına dikkat edilmiyor. Burada da akustik danışmanların çok büyük rolü var. Özellikle mimarlar, mekân içerisinde parlak ve yansıtıcı yüzeyler kullanmayı çok seviyor. Bu yüzeyler, enerjinin uzun süre yansıyarak ortam içerisinde giderek yoğunlaşmasına ve artmasına neden oluyor. Ortam içerisinde 14 Konsol tipi alüminyum gürültü bariyeri Ağırlıklı olarak ne tür yapılar için projeler geliştiriyorsunuz? Bu projelerde ideal titreşim yalıtımı için kriterleriniz nedir? Makine mühendisi olduğum için, daha çok mekânik ekipman ve bunların yarattığı titreşimlerin yalıtılmasıyla ilgileniyorum. Örneğin, herhangi bir yapıya yerleştirilen makinelerin gürültü yaratmaması için alınması gereken önlemler üzerinde çalışıyorum. Bunun başında da titreşim yalıtımı geliyor. Bir somut örnek vereyim, Gayrettepe’deki Türk Telekom binasının çatı katına 20 soğutucu yerleştirilmişti. Ağustos ayında soğutucuların 20’si birden çalışınca çok yüksek bir gürültü üretiyor ve çevreden yoğun şikâyet geliyordu. Bu makinaların çevreye olan gürültü etkisini azaltmak için bir proje geliştirdik. Şikayet gelen apartmanların alıcı noktaları ile kaynak arasına ses geçişini engelleyecek yutucu bariyerler yerleştirerek çok başarılı bir uygulama yaptık. Şikayetler önemli ölçüde azaldı. Burada titreşim yalıtımı da önemli. Binanın içine gürültü geçişini engellemek istiyorsanız, o makinelerin titreşim yalıtımı da doğru bir biçimde yapılmalı. Titreşim yalıtımında genel prensip, titreşen makinenin altına koyduğunuz yayların yükü taşıyacak kuvvette ancak yumuşak olması, hatta gerekirse, üstteki kütlenin ağırlaştırılması. Özetle, yumuşak yay, büyük kütle, çok az da sönüm uygulayarak titreşim yalıtımını gerçekleştirmek mümkün. İzocam Diyalog oluşturulan yutucu yüzeylerle, bu akustik enerjiyi azaltarak mekânda oluşacak ses basınç düzeyini makul seviyelere çekmek lazım. Bir konferans salonu, konser salonu, fuaye veya restaurant yapılacaksa, bu mekânların kullanımını göz önüne alarak optimum akustik koşulların yaratılması gerekiyor. Çınlanım sürelerini dikkate alarak bu mekânların tasarımının nasıl yapılması gerektiğine ilişkin çok iyi uluslararası standartlar var. Ne yazık ki ülkemizde henüz bu konularda eksikler var, yaptırımlar yok. Bu nedenle bu işleri uygulayan kuruluşlar en az masrafla binalarını ortaya koymak istiyor. Sonuç tabii akustik konfor açısından iç açıcı olmuyor. Bir de şöyle bir problemi var akustik danışmanlığın… Uygulayıcı, yangın danışmanının taleplerini, bir hayati tehlike söz konusu olduğu için yapmak zorunda. Ama akustik danışmanlık öyle değil… Akustik, sadece yaşam kalitesini etkileyen bir unsur olduğu için insanlar yaptırım konusunda çok istekli olmuyorlar. “Akustik konusunda çalışan akademisyenlerin sayısının yetersiz olduğunu, bu konuda uygulamaya yönelik programların açılması gerektiğini vurgulamak isterim.” Bu prensip asansörler için de geçerli mi? Asansörlerde en önemli konu, yapısal gürültü geçişi. Titreşim yalıtımı prensibine uygun şekilde, yumuşak yay, büyük kütle, az sönüm prensibiyle asansör motorunun yerleştirilmesi lazım. Aksi taktirde yapısal kökenli titreşimler apartmanın tüm duvarlarından geçerek çok rahatsız edici olabilir. Ayrıca titreşim kaynağı olabilecek unsurların binayla katı temasını engellemek gerekiyor. Örneğin, içinden çok hızlı ve türbülanslı sıcak su akışı gerçekleşen kalorifer borusunu, duvara rijit bir şekilde bağlarsanız, titreşimden doğan ses kaynağını tüm yapıya iletmiş olursunuz. Titreşim akustiği ve gürültü kontrolü konularında Türkiye’de öncü çalışmalardan bahsetmek mümkün mü? Makinelerde bu prensipler biraz daha farklı ele alınıyor. Mesela helikopter oldukça enteresan bir hava aracı, bir titreşim makinesi… Herhangi bir makineyi oluştururken kullandığınız malzeme, kütle ve tasarımla o yapının -aynen parmak izinde olduğu gibi- yapısal özelliklerini de belirlemiş oluyorsunuz. Herhangi bir yapıya, onun doğal frekansıyla aynı frekansta başka bir kuvvet uygularsanız, o yapı harekete geçmeye, enerji kabul etmeye açık hale geliyor. Buna rezonans diyoruz. Yapı rezonansa giriyor ve yüksek gelgitlerle titreşim hareketi yapıyor. Titreşim hareketi de gürültüye yol açıyor. Dolayısıyla helikopter ve benzeri hava araçlarını dizayn ederken, titreşim frekanslarının hangi frekansta kuvvet ürettiğini çok iyi bilmek lazım. Yapının doğal frekanslarının tahrik frekanslarıyla örtüşmemesine dikkat etmek; yapıyı adeta bir filtre gibi tasarlamak gerekiyor. Yapının doğal frekansları ile tahrik frekansları üst üste örtüşürse rezonans oluşuyor. Makinelerin tasarlanması bu anlamda çok daha farklı gerçekleşiyor. Akustik, aslında dünyadaki en eski bilim dallarından biri. Yunan medeniyetindeki amfitiyatrolarla başlıyor, günümüze dek gelişerek geliyor. Sinan gibi mimarlar da yapıtlarında akustiğe çok değer vermişler. Bilim olarak baktığımızda, ülkemizde titreşim ve yapısal analiz, yapısal titreşimler konusunda çalışan, öncü çalışmalar yapan çok sayıda arkadaşlarımız var. Ancak akustik konusunda kaç üniversite eğitim veriyor diye baktığımızda iş değişiyor. İTÜ’de makine mühendisliği öğrencilerine üçüncü sınıfta “akustik ve endüstriyel gürültü kontrolü” dersini veriyoruz. 10 sene kadar önce, Makine Dinamiği Titreşim ve Akustik Yüksek Lisans Programını oluşturmuştuk. Bu programdan endüstriye kazandırdığımız çok sayıda öğrencimiz olduğunu biliyorum. Yine Mimarlık Fakültesi’nde bir Yapı Fiziği Bölümü’müz var, onlar bu konularla ilgileniyor. Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nin hem Mimarlık hem de Makine Mühendisliği fakültelerinde bu konuda çalışan arkadaşlarımız var. Dolayısıyla, ağırlıklı olarak titreşim konusunda çalışan değerli akademisyenlerimiz var. Ancak akustik konusunda çalışan akademisyenlerin sayısının yetersiz olduğunu, bu konuda uygulamaya yönelik programların İTÜ-OTAM motorlu taşıtlar laboratuvarı bünyesindeki yarı yankısız akustik oda 15 İzocam Diyalog Dosya: Ses Yalıtımı açılması gerektiğini vurgulamak isterim. Buna bağlı olarak laboratuvar alt yapısının da gelişmesi lazım. Laboratuvar çalışmaları yapmak için, tam yankısız, yarı yankısız odalara, çınlanım odalarına ihtiyacımız var. İTÜ’de 1950’lerde rahmetli Bedri Karafakioğlu hocamızın Elektrik Elektronik Bölümü’nde telekominikasyon akustiği ile ilgili kurduğu bir yankısız oda ile çınlanım odası var, ancak artık çok eski olduğu için kullanılamaz durumda. Çok çaba sarf ettim bu odaları kullanılabilir hale getirmek için ama başarılı olamadım. Hiç bir üniversitede böyle bir alt yapı yok. Buna karşın, TÜBİTAK Ulusal Meteoroloji Enstitüsü’nün çok ciddi bir akustik laboratuvarı var. Yanı sıra “Karar vericilerin bilim insanlarına daha fazla danışarak, daha sessiz bir Türkiye yaratmak için bilinçli politikalar üretmesi çok önemli.” Gayrettepe Telekom Binası beyaz eşya sektöründe üretim yapan firmaların akustik ve titreşim konularına yatırım yaptığını biliyorum. Otomotiv sektörünün İTÜ’de güçlü bir akustik alt yapısı olduğunu söylemeliyim. İTÜ’deki yarı yankısız odamızda bir de şasi dinamometresi yer alıyor; otomotiv sektörüne yönelik akustik çalışmaları yoğun bir biçimde burada yaptığımızı vurgulamak istiyorum. Mevcut yapı stoğumuza baktığınızda; akustik ilkeler doğrultusunda yeterince nitelikli proje uygulaması olduğunu düşünüyor musunuz? Akustik ilkeler doğrultusunda çok az sayıda nitelikli proje uygulaması olduğunu düşünüyorum. Bir kere çok az sayıda akustik danışmanlık hizmeti veren firma var. Bu konunun önemi henüz uygulayıcılarımız, müteahhitlerimiz tarafından tam olarak anlaşılmış değil ne yazık ki. Bu nedenle, akustik danışmanların önerilerinin çoğu kez tam uygulanmadığını da söyleyebilirim. Bu öneriler ek maliyet getiren uygulamalar olarak görülüyor. Oysa, akustik planlama en başında doğru şekilde yapıldığında ilk yatırım masrafları içerisinde fazla yer tutmuyor. Ancak bina tamamlandıktan sonra akustik problemlerin ortadan kaldırılması daha fazla yatırım gerektirdiğinden buna da yanaşmıyorlar. Durum budur. Yürürlükte olan gürültü yönetmeliği mevzuatları sizce yeterli mi? Akustik konfora yeterince önem verilmiyor ama yavaş yavaş bunun arttığını söyleyebilirim. Her sene, ya da iki senede bir, Türk Akustik Derneği olarak yerel kongreler de yapıyoruz. Örneğin Aralık 2013’te Yıldız Teknik Üniversitesi’nde Türk Akustik Derneği olarak bir kongre düzenledik. Yanılmıyorsam onuncu ya da on birinci kongremizdi. Bu kongrelere hem firmaların hem katılımcıların gösterdiği ilgiye baktığımızda bir artış görüyoruz. Türkiye’de gerçekleşen ve Uluslararası Gürültü Kontrol Mühendisliği Kongresi’nin otuz altıncısı olan Internoise 2007 Kongresi de başarılı oldu ve çok ilgi gördü. Bunun bir dönüm noktası olduğunu söyleyebilirim. Bize eşdeğer ülkelerle, örneğin Güney Kore ile karşılaştırdığımda, Türkiye’de hâlâ hem üniversitelerin, hem sanayinin hem de toplumun akustiğe gösterdiği ilginin çok geride olduğunu görüyorum. Zaman içerisinde bu durumun değişeceğini ümit ediyorum. Avrupa Birliği ile birleşmemizin getireceği avantajlardan biri, standartların yükselmesi, yönetmeliklerin uygulanması olacak. Fasatların nasıl olması gerektiğine dair hâlâ doğru bir standart elimizde yok. Yönetmelikler açısından daha yapılması gereken çok şey var. 16 İzocam Diyalog bir ülke yaratmak için ne tür politikalar geliştirmesi, ne tür önlemler alınması gerektiğine dair yapılmış epey çalışma var. İTÜ’den çok sayıda öğretim üyesi arkadaşımızın katılımı ile, İstanbul’da gürültü yönetimi konusunda yıllar önce geniş kapsamlı bir rapor hazırlayarak İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne sunmuştuk. Doğrusu bu rapor ne şekilde değerlendirildi bilemiyorum. Türkiye’de titreşim ve gürültü kontrolü uygulamalarında ne tür malzemeler kullanılıyor. Yeterli özellikte ve çeşitlilikte ürün bulunuyor mu? Temelde iki farklı malzeme grubu var: Biri yutucu malzemeler, diğeri ise gürültüyü yalıtan, bir yerden bir yere geçişini engelleyen malzemeler. Bu iki malzemenin kullanımında hatalar yapıldığını görüyorum. Gürültü yutucu malzemeler, ses geçiş kaybını azaltıcı etki yapacağı düşünülerek kullanılıyor. Oysa yalıtım, yani ses geçişini engelleyecek malzemelerin özellikle yüzey yoğunluğu fazla olan malzemelerden yapılmış olması gerekiyor. Yüzey yoğunluğu fazla olan malzemeler yalıtım için uygundur. Bir de daha çok lifli ya da gözenekli malzemeler vardır; onlar da sadece yutum için elverişlidir. Yutucu malzemelerle mekânın çınlanım süresini ayarlayabilirsiniz, ancak gözenekli bir malzeme ses geçiş kaybı için kullanılırsa işe yaramaz. Bir de hem ses geçiş kaybı yaratan ve yüzey yoğunluğu fazla olan, hem de bir tarafında yutucu malzeme yapıştırılmış kompozit malzemeler var. Her şeyden önce gürültünün karakterini bilmeniz lazım ki, gürültünün fazla olduğu frekanslarda, uygun yutum özelliği olan veya ses geçişine engel olacak doğru malzemeyi kullanabilelim. Gürültü karakterizasyonu yapılmamışsa, rastgele malzemeler kullanmak olumlu sonuç vermiyor. Bunun için de, gürültünün ölçülmesi ve malzemelerin özelliklerinin uluslararası standartlara uygun laboratuvar koşullarında belirlenmesi lazım. Türkiye’de malzeme konusunda çalışan firmalar yavaş yavaş gelişiyor. Fakat bu firmaların uluslararası düzeyde ölçüm yapan laboratuvarlarla desteklenmesi lazım. Diyelim ki bir firma malzeme geliştiriyor… Bu malzemenin uluslararası standartlara göre karakterizasyonu yapılarak, uluslararası tanınırlığı olan raporların verilmesi gerekiyor. Malzemelerin yeterli çeşitlilikte olduğunu da söyleyemiyorum. Hem dekoratif özelliğe, hem akustik fonksiyona sahip özgün malzemeler geliştirilebilir. Hem ısıtma ve soğutma, hem de akustik fonksiyona sahip duvarlar geliştiriliyor günümüzde. Duvar, gözenekli bir malzemeyle yutum sağlıyor, aynı zamanda içinden de sıcak su geçiyor. Yani aynı zamanda bir radyatör gibi de çalışıyor. Hayal gücümüzü arttırarak daha yaratıcı malzemeler geliştirip, mimarların estetik anlayışına hizmet etmemiz gerekiyor. Türkiye’de kaç metre gürültü bariyeri var otoyollar kenarında? Hiç yok değil mi? Bugün Çin’e, Avrupa’ya veya Rusya’ya gidin, bütün ülkeler gürültü bariyerleri konusunda yatırımlarını büyük ölçüde tamamlamış durumdalar. Otoyolları geliştirirken gürültü faktörünü de değerlendiriyorlar. Biz hâlâ bu konuda taş devrindeyiz. Çevresel gürültü ile ilgili bir yönetmeliğimiz var ama hâlâ düzeltmelere muhtaç olduğunu düşünüyorum. Yapılar nasıl denetlenmeli, yasalar ve yönetmelikler nasıl uygulanmalı, sertifikasyon süreci nasıl olmalı… LEED ve benzeri bazı çevresel sertifikalar var, ancak bunların bir yaptırım olarak ortaya konulması önemli. Hükümetimizin bir gürültüyle mücadele politikasının olması gerektiğini düşünüyorum. Mesela ABD’de, bilim kurumlarının daha sessiz Her şeyden önce, karar vericilerin bilim insanlarına daha fazla danışarak, daha sessiz bir Türkiye yaratmak için bilinçli politikalar üretmesi çok önemli. Daha sessiz ve daha yaşanabilir bir Türkiye için neler yapılması gerektiği konusunda bir dizi politika geliştirerek, hedefler konması lazım. Şehir içindeki gürültü düzeyinin belirli yerlerde hangi seviyelerde olması gerektiği konusunda somut ve ölçülebilir hedefler belirlenmeli. Özellikle büyük kentlerin gürültü haritaları hızla çıkartılmalı. Otoyolların kenarına gürültü bariyerleri yapılmalı. Bariyer konusunda adım atılacaksa, bunun bilimsel alt yapısı çok önceden kurulmalı, üniversitelere konuyla ilgili araştırma projeleri verilmeli. Kendi yerel ve doğal malzemelerimizi kullanarak, en ucuz ve efektif gürültü bariyeri projeleri geliştirilebilir. Öncelikle politikacıların, karar vericilerin bu konuda bir girişiminin olması gerekiyor. Düğmeye basıp her şeyi bir anda yapmak mümkün değil. Araştırma alt yapısının tarihsel bir gelişiminin olması lazım. Uzun soluklu bir planlamanın eksikliğini görüyorum. Gürültü ile mücadele ederken toplumun bilgilendirilmesi ve bilgi paylaşımı da önemli. Yapılmış olan işlerin, projelerin ve elde edilen sonuçların halkla paylaşılmasına yönelik mekanizmalar geliştirmek lazım. Toplum gürültüyle mücadele edildiğini hisseder ve bunu anlarsa, o zaman yardımcı da olur. Bu şekilde çözüme daha kolay ulaşabiliriz diye düşünüyorum. Sonuç olarak hepimiz daha sessiz, yaşanabilir bir Türkiye için bütün bilgi birikimimizi ortaya koyarak elimizden gelenin en iyisini yapmaya çalışmalıyız. 17 İzocam Diyalog Dosya: Ses Yalıtımı KKM Gönül Ülkü ve Gazanfer Özcan Sahnesi “Akustik konusunda bilgili ve bilinçli insanların yetiştirilememesi büyük eksiklik” İnfogroup’ta akustik mühendisi olarak görev yapan Özge Can çalışmalarında ağırlıklı olarak geniş hacimli kapalı alanların akustiği üzerine odaklanıyor. Kendisiyle çalışmaları, Türkiye’deki akustik tasarım ve ses yalıtımı projeleri üzerine konuştuk. F izik eğitiminin ardından akustik mühendisliğine geçiş yapan Özge Can, İngiltere’de farklı proje ve kurumlarda gürültü kontrolü, duyum sağlığı ve mekân akustiği üzerine çalışmış, ardından Türkiye’ye dönmüş. İngiltere ve Türkiye’deki ilgili yönetmeliklerin ve uygulamaların farklılığını vurgulayan Özge Can, ağırlıklı olarak mekânlardaki akustik düzenlemeler ve elektronik ses sistemleri üzerine çalışıyor. Akustik üzerine çalışmaya nasıl başladınız? İstanbul Üniversitesi Fizik Bölümü’nden mezun oldum. Ardından üç seneye yakın, büyük bir stüdyoda tonmeisterlik yaptım. Aklımda hep akustik mühendisi olmak vardı. Maalesef Türkiye’de böyle bir eğitim imkânı olmadığı için, London South Bank Üniversitesi’nin Akustik Bölümü’nde yüksek lisansımı tamamladım. Aynı dönemde çeşitli araştırmalarda görev aldım, hocamın da desteğiyle çeşitli projelerde danışman olarak çalıştım. Cambridge Üniversitesi’nde, üniversiteye bağlı tüm sınav kağıtlarının basıldığı binanın gürültü kontrolü raporlarını hazırladım. Ardından Kraliyet Müzik Akademisi’nde gürültü kontrolü, duyum sağlığı, mekânların akustiği üzerine çalıştım. Odalar arasındaki yalıtım, iç mekânlarda kullanılması gereken akustiği destekleyici ürünler, prova odalarındaki gürültü kontrolü, müzisyenlerin ve öğrencilerin duyum sağlığı, odalardaki ses yalıtımı üzerine bir yıldan fazla süre boyunca raporlama yaptım. Okul bittikten sonra ise iki yıla yakın Apple’da, akıllı telefonlar için ses ölçen ücretli uygulamaların hazırlanması konusunda çalıştım. Bu konularda testler yaptım, uygulamaları karşılaştırdım. 18 Ağırlıklı olarak ne tür projeler ve yapılar için teklif alıyorsunuz? Çok amaçlı salonlar, kültür merkezleri, tiyatro salonları, belediye binaları dışında farklı projelerden de teklif alıyoruz. Bunlardan biri büyük konferans salonları… İş yaptığımız Azerbaycan’da, Ağdaş ve Neftçala kentlerinde şu an bitmek üzere olan 11 kapalı konferans salonu projemiz var. Çağrı merkezleri için de proje hazırlıyoruz. 100-200 kişinin aynı anda telefonla konuştuğu bir mekânda ses akustiği ve yalıtımı iyi planlanamazsa sıkıntılar olabiliyor. Yanı sıra profesyonel kayıt stüdyoları, canlı kayıt stüdyoları ile çalışıyoruz. En sık çok amaçlı salonlardan talep alıyoruz. Elektronik ve mekanik aksamıyla birlikte bu salonlar tiyatro, konser, gösteri ve konferans amaçlı kullanıldığı için yaygın bir talep var… Halihazırda var olan ancak kullanılmayan salonlar da var Türkiye’de. Bu salonların akustik tasarımının yenilenmesi, en baştan planlanması gerekiyor… Örneğin AKM en iyi sahne mekaniğine sahip yerlerden biridir ancak hâlâ düzenlenemediği için yıllardır kullanılamıyor. Bunun gibi hayata kazandırmamız gereken örnekler çok. Yeni yerler de yapılıyor bir yandan. Mesela Zorlu Center’ın biri büyük olmak üzere iki salonu var… Televizyon kanallarından da danışmanlık teklifleri alıyoruz. Çünkü radyo ve televizyonlar bambaşka bir akustik çalışma gerektiriyor. “Oda içinde oda” dediğimiz sistemle, dışarısı ile içerinin ses alışverişini tamamen keserek, mevcut bir odanın içinde yalıtım malzemeleriyle ikinci bir oda oluşturuluyor. İyi bir ses yalıtımı uygulaması bu tür mekânlar için çok önemli. Hassas mikrofonlarla sunum yapılan bir ortamda, dışarıdan gelebilecek en ufak bir ses mikrofona kaçabiliyor. Dolayısıyla aklınıza gelebilecek her tür mekânda, kullanım amacına göre akustik uygulamaların ve ses yalıtımının hayata geçirilmesi önem taşıyor; hastaneler, okullar da buna dahil. Örneğin bir belediyenin hayvan barınağı için ses yalıtımı teklifi aldık. Barınak, yerleşim alanına yakın olduğu için… Stadyum akustiği çalışmalarımız da var. Bir stadyum projesi üzerine çalıştığımız Irak’ta, Avrupa standartlarına uygun örnekler ve referanslar daha fazla isteniyor, Türkiye’ye kıyasla… Avrupa Birliği’ne girdiğimiz takdirde, bütün bu yüksek katlı konutlar, iş merkezleri, bu kadar rahat ruhsat alamayacak. Çünkü, kullandıkları malzemeden, ses yalıtımına, çalışanların eğitimine pek çok standardı yerine getirmeleri gerekecek. Projelerinizi nasıl hazırlıyorsunuz, nelere öncelik veriyorsunuz? Kullanım alanı olarak büyük hacme sahip projelere, kaba inşaattan itibaren dahil oluyoruz. Mimarlardan teslim aldığımız proje üzerinden yükseklik, hacim gibi konuları çalışarak, nereye ne uygulanacağına karar veriyoruz. Tavan yüksekliğinden, kullanılacak tuğlaya, yalıtım malzemesine, hem mimari, hem mekanik, hem elektronik, hem de akustik olarak en ufak detayına dek tekliflendiriyoruz. Teklifimiz eşliğinde 3D bir sunum yapıyoruz. Ayrıca uygulamadan önce ses ve akustik simülasyonlarımız oluyor. Uygulama bittikten sonra işimiz bitmiyor. Tekrar ölçümlerimizi alıp, projeye uygunluğunu kontrol ettikten sonra teslimatımızı yapıyoruz. Kendi içerisinde, odalarla birbirinden yalıttığımız yerler de oluyor. Duvarlardaki ses geçirme değerlerini hesapladıktan sonra bu doğrultuda kullanmamız gereken malzemeyi tespit ediyoruz. İzocam Diyalog 9 buçuk yılın ardından Türkiye’ye döndüm. İnfogroup’la Londra’ya gitmeden önce de tanışıyorduk; beni davet ettiler, görüştük ve birlikte çalışmaya başladık. Yaklaşık 3 yıl oldu… Londra’daki çalışmalarımdan daha farklı oldu Türkiye’de yaptığım işler. Avrupa’da ve tabii ki İngiltere’de de her konu için bir standart ya da yönetmelik geliştirilmiş. Türkiye’de durum çok farklı; dolayısıyla biraz yolumu değiştirmek durumunda kaldım. Mekânlardaki akustik düzenlemelerin yanı sıra, elektronik ses sistemleri de dahil oldu çalışma alanıma. Akustik planlama yapacağımız mekânlarda, içerideki akustiğe göre hoparlörlerin yerlerini ve biçimini belirliyoruz. Sahnedeki konuşmayı veya müziği en önden en arka sıraya dek doğru aktarabilmek için, hem yalıtım malzemeleri hem de “AKM en iyi sahne mekaniğine sahip yerlerden biridir ancak hâlâ düzenlenemediği için yıllardır kullanılamıyor.” elektronik aksam ve konumları çok önemli. Yanlış bir konumlandırma yaptığınızda, seyircinin sesi net algılayamamasına neden olabiliyorsunuz. Bu tür örneklerle çok karşılaşıyoruz. Bütçe nedeniyle reddedilen projelerimizde, daha sonraki yanlış uygulamalar nedeniyle geri dönüşlere sık rastlıyoruz. Bu kez maliyet de iki katına çıkıyor. Kullanılan malzemenin ve akustik tasarımın yanlışlığından dolayı, bir tiyatro salonunun balkonundaki seyircinin sahnede konuşulanı duyamadığı örneklerle karşılaşıyoruz. Doğru insanlarla, doğru yalıtım ürünleri ve akustik malzemelerle, doğru şekilde çalışmak tek tavsiye edebileceğim şey. İşin maddi boyutu da tabii ki önemli, ama bu işin bir sonraki “yanlıştan dönme” etabı da aslında hiç ucuza malolmuyor. Doğru uygulamalar sonrası aldığımız övgüler bizi çok mutlu ediyor. Yaptığımız bir tiyatro salonunda Ali Poyrazoğlu bir oyun sergilemiş. Çıktığı bir tv programında da salondan övgüyle bahsetmiş, “Kendimi çok iyi hissettim, bu nasıl bir salon, ilk defa oynuyorum ama yapanların eline koluna sağlık” demiş. Bu övgüden haberdar olunca çok sevindik. Bir nevi “gizli kahraman” gibiyiz aslında… Proje ve uygulama dışında ne tür hizmetler veriyorsunuz? Ataşehir Belediye Meclis Salonu Danışmanlığını yaptığımız şirketlere, ses, akustik ve ışık uygulamalarının karar verme aşamalarında da danışmanlık yapıyoruz. Özellikle bazı yabancı şirketler inşaatları için özel sertifika talep edebiliyor. Türkiye’de çok fazla şirkette yok bu tür sertifikalar. Mesela IOA’nın (International Organization of Acustics) vermiş olduğu sertifikanız yoksa Avrupa’nın çoğu yerinde “akustikçi” olarak iş yapamazsınız. Çünkü derneğe herkesi üye kabul etmezler; birincisi eğitiminizin, ikincisi tecrübenizin yeterli olmasına dikkat ederler. 19 İzocam Diyalog Dosya: Ses Yalıtımı İnfogroup olarak kendi fabrikamızda akustik paneller, difüzörler, hoparlörler de üretiyoruz. Ayrıca tüm ölçümlerimizi ve testlerimizi yaptığımız bir laboratuvarımız var. Çalışmalarınızda ses yalıtımının yeri ve önemi nedir? Ses yalıtımı, en az iç mekânın akustik tasarımı kadar önemli bizim için. İçerideki gürültü dışarıya sızmamalı veya dışarıdaki gürültü içeriyi etkilememeli… Genelde şöyle bir hata yapılıyor; inşaat şirketleri yapıların bitimine yakın bizimle irtibat kurduğunda, bizim yapabileceğimiz pek bir şey kalmamış oluyor. Ya yalıtım malzemesi kullanmamış oluyorlar ya da yanlış malzeme tercih etmiş oluyorlar. Malzemelerin kalınlığı kadar yoğunlukları da önemli ses yalıtımında. Örneğin İngiltere’de inşaatına başlayacağınız yapının duvarları ve tüm katı yüzeyleri için; nerede, hangi malzemeyi, hangi kalınlıkta kullanacağınıza dair kesit çizimleri sunulur belediyelere. Buradaki değerlerinize bakarak onay verilir. Sıklıkla hangi tür ses yalıtım malzemelerini kullanıyorsunuz? Taban için akustik parkeler; parkelerin altında ise yüzer döşeme levhaları, şilteler kullanıyoruz. Duvar yalıtımları için farklı malzemeler var. İçeriden ve dışarıdan iki taraflı ölçümlerle malzeme kararını veriyoruz. Hepsinin farklı özellikleri var. Yangına karşı dayanıklı olanları var, ki bu da artık ikinci bir şart… Kullandığımız yalıtım malzemelerinin en çok kullanılanı ve bilineni camyünü ile taşyünü. Mineral yünleri doğru kalınlık ve yoğunlukta kullanabilmek de önemli. Mevcut yapı stoğumuza baktığınızda; ses yalıtımı ve akustik konfor konusunda yeterince nitelikli proje uygulaması olduğunu düşünüyor musunuz? Bizde daha çok görüntüye önem veriliyor. Yalıtım görünmediği için, daha doğrusu konut alırken insanların öncelikle dikkat ettiği bir durum olmadığı için, geri planda kalıyor. Ancak sonrasında inşaat firmasına şikayetlerin en çok olduğu konu yine ses yalıtımı… Sadece evlerde veya rezidanslarda değil; tiyatrolarda, sinemalarda veya yeni yapılan çok amaçlı salonlarda da aynı şey geçerli… Özellikle bu tür yapılarda doğru akustiğin sağlanabilmiş olması, duvarların, halıların renginden, koltukların modelinden çok daha önemli. Eskiden tiyatro ve operalarda veya konser salonlarında insanların sesleri dinleyiciye doğrudan ulaşırdı. Henüz elektronik sistemler çok yaygın olmadığından, bu tarz büyük alanlarda akustik gerektiren yerlerde yansıtıcılar, sesi çoğaltacak unsurlar kullanılırdı. Şimdiyse hemen hemen her yerde tamamen elektroniğe dayalı. Dolayısıyla yalıtımın ve akustik anlayışın bu tür büyük salonlarda değiştiğini görüyoruz. Büyük bir kültür 20 merkezi içinde 2-3 salon olabiliyor veya bir sinema kompleksinde 10-12 adet salon olabiliyor. Bu salonları birbirinden yalıtırken, yalıtım malzemelerinin seçimi, doğru şekilde kullanılması, projenin doğru uygulanması ve uygulayan ustaların da bu konuda bilinçli olması gerekiyor. Her zaman her yerde aynı malzemeyi kullanamıyorsunuz. Tiyatro, sinema ya da konser salonu; söz konusu yapı hangi amaçla kullanılacaksa, ortaya çıkacak gürültüye göre yalıtımın planlanması gerekiyor. Bu şekilde çalışabileceğimiz Türkiye’de sayılı marka var, bunlardan biri de İzocam… İzocam malzeme konusunda çok fazla seçenek sunuyor. Sizce Türkiye’de ses yalıtımı ve akustik konfora yeterince önem veriliyor mu? Yaklaşık 3 sene önce, Beylikdüzü tarafında ünlü konut sitelerinden birini ziyaret etmiştim. Bir katta 8 daire konumlandırmışlar. Haliyle bu daireler arasında belli bir yalıtım oluşturulması gerekiyor. Ses yalıtımını sorduğumda, “Isı yalıtımı yaptık, yeterli olacağını söyledi mimarlarımız” cevabını aldım. İkisinin birbirinin yerini tutacağını düşünüyorlar… Yalıtım bilinci maalesef Türkiye’de hâlâ yok. Akustik standartlarımız da gelişmemiş. Çevre ve Orman Bakanlığı’nın Çevresel Gürültünün Değerlendirilmesi ve Yönetimi Yönetmeliği birkaç sayfadan oluşuyor. Oysa ki Avrupa standartları çok daha fazla detay içerir. Gece kulüpleri, eğlence alanları, fabrikalar, endüstriyel alanlarda veya kent merkezlerinde kurulacak konutlar, tren yolu, havaalanı veya otoyola mesafelerine göre ayrı ayrı kanunlara tabi tutulur. İnşaatlara da bu kanunlara uygunluğuna göre lisans verilir. Bizde ise akustik değerleri doğru anlamda hesaplayan ve gereken önemi veren inşaat şirketi fazla sayıda değil. Türkiye’deki yabancı otel zincirlerinin inşaatları, Avrupa ya da ABD tarafından denetleniyor ve o yapılarda kaçınılmaz olarak bazı standartlara ve şartlara uyuluyor. Ancak bu bilince sahip olmayan inşaatlarda can güvenliği, iş güvenliği vb unsurlar dahil göz ardı ediliyor. Aslında akustik o kadar çok yönlü bir çalışma alanı ki… Bizde hâlâ eğitim alanında böyle bir branşlaşma olmamasına inanamıyorum. İTÜ’de, MSÜ’de mimarlara akustik dersleri veriliyor, İTÜ’de, BÜ’de araştırma yapan hocalar da var. Ama üniversitelerimizde ayrı bir bölüm yok, sadece sertifika odaklı eğitim veren kurumlar var, ki onların da kapsamı ve yeterliliği tartışılır… Bu konuda çalışacak uzman eksikliği yaşıyoruz. Mesela, zabıtalar şikâyet üzerine gittikleri bir mekânda, hiçbir kalibrasyona, standarda sahip olmayan ölçüm aletleriyle desibel ölçümü yapıyor. İç ve dış mekanların belli ölçüm standartları vardır; hangi mesafeden, hangi açı ve konumlarda ölçüm alacağınıza dek belirtilmiştir… Akustik konusunda bilgili ve bilinçli insanların yetiştirilememesi büyük eksiklik. Sesin bir engelin diğer tarafına geçişi sırasında uğradığı kayıplar: »» A: Malzeme yansıması »» B: Betondan yansıma »» C: Betonda hava boşluğu »» E ve K: Hava sıcaklığına bağlı kayıp »» F, H ve I: Uygulanan malzemenin titreşimine bağlı kayıp »» G ve J: Malzeme ısı kaybı Haberler İzocam Diyalog İzocam başarılı bayi ve müşterilerini Amsterdam’da ağırladı Bayi ve müşterileri için her yıl farklı kampanyalarla sürprizler hazırlayarak, dünyanın en keyifli ülke ve şehirlerini yakından görme fırsatı sunmaya devam eden İzocam, 2014 yılında başarılı bayilerini Amsterdam’da ağırladı. İ zocam bu yıl da bayi ve müşterilerini unutmadı. Dünyanın önde gelen şehir ve ülkelerinin tarihi yerlerini, doğal güzelliklerini ve önde gelen turistik merkezlerini görme imkânı tanıyan İzocam, bayi ve müşterileri ile bu yıl Amsterdam’ı ziyaret etti. Camyünü ve XPS ürünlerinde, Eylül-Ekim-Kasım döneminde belirlenen hedefe ulaşan İzocam bayi ve müşterileri, 21-24 Şubat tarihleri arasında Amsterdam’a yapılan 3 gece 4 günlük seyahat programına katıldı. Bayi ve müşteriler, düzenlenen şehir turlarıyla Amsterdam’ı keşfederken, 23 Şubat akşamı gerçekleşen Gala Yemeği’nde eğlenceli saatler geçirdi. İzocam daha önce de bayi ve müşterilerine; Roma, Barselona, Kişinev, Minsk, St. Petersburg, Kiev ve Bangkok/Pataya gibi dünyanın büyülü şehirlerini görme fırsatı sunmuştu. İzocam bayi ve müşterileri, özel hazırlanan programda, Avrupa’nın en köklü kent dokusuna sahip; eğlence hayatı, lezzetli peynirlerinin çeşitliliği ve laleleri ile ünlü Amsterdam’ın tarihi ve doğal güzelliklerine tanık olma şansını elde etti. Ajax’ın evsahipliğinde, Amsterdam Arena’da oynanan Ajax - AZ Alkmaar derbi maçını izleme fırsatını da yakalayan İzocam ekibi, derbiyi Ajaxlı taraftarlarla birlikte heyecanla izledi ve 4-0 Ajax üstünlüğüyle sonuçlanan maçtan keyifle ayrıldı. 21 İzocam Diyalog Haberler İzocam’ın yurt dışı bayi semineri Erbil’de yapıldı İzocam, Irak bayisi Al-Rateb ile birlikte Erbil’de İzocam Yalıtım Malzemeleri ve Uygulamaları Semineri düzenledi. İzocam’ın yurt dışı eğitimlerinin Azerbaycan ve Mısır’da da düzenlenmesi planlanıyor. T ürkiye’nin dört bir yanındaki profesyonel mimar ve mühendislerle eğitimler gerçekleştiren İzocam, yurtdışındaki bayilerine de eğitimler vermeye devam ediyor. Irak’lı mimar ve mühendislerin katılımıyla Erbil’de gerçekleştirilen Yalıtım Malzemeleri ve Uygulamaları Semineri’ne İzocam İhracat Müdürü Ahmet Demirtaş, Bölge Sorumlusu Utku Güner ve Teknik Pazarlama Müdürlüğü’nden Tahsin Karasu da katıldı. Seminerde; Ürün Belgeleri, Ürün Teknik Özellikleri, Binalarda Yangın Yalıtım Esasları, Binaların Yangından Korunması Hakkında Yönetmelik, İzocam Yeni Ürünleri başlıkları altında detaylı bilgiler aktarılarak İzocam gündemindeki tüm önemli konular ele alındı. İzocam Gaziantep Enerji Zirvesi’ndeydi Gaziantep Büyükşehir Belediyesi ile Sürdürülebilirlik Akademisi işbirliğiyle düzenlenen 2. Enerji Zirvesi, iş ve enerji dünyasını biraraya getirdi. Bölgenin enerji alanındaki en büyük organizasyonunda bu yıl “Sanayide Enerji Verimliliği Ödülleri” de verildi. Birinciliği Merinos Halı alırken, ikincilik ödülü Tad Piliç’in, üçüncülük ise Ako Örme ve Boya’nın oldu. Zirveye standıyla katılan İzocam, yüksek kalınlıklarda kullanılan yalıtım malzemeleriyle enerji ihtiyacını mümkün olduğunca azaltarak enerji verimliliğinde sürdürülebilirliği sağladığının altını çiziyor. Doğru yalıtım depreme karşı binayı kuvvetlendiriyor MEB Sertifikalı İzocam Manto Usta Eğitimleri devam ediyor M illi Eğitim Bakanlığı işbirliğiyle gerçekleşen İzocam Manto Sıvalı Dış Cephe Yalıtım Sistemleri Usta Eğitimi, 24-28 Şubat tarihlerinde Türkiye Yol-İş İntes Eğitim Şantiyesi İzocam Atölyeleri’nde gerçekleştirildi. Ulusal Meslek Standartları kapsamında “Isı Yalıtımcısı” alanında çalışan ustaların Mesleki Yeterlilik Belgesi’ne sahip olmasına yönelik 5 günlük eğitim; ustaların İzocam Manto Dış Cephe Yalıtım Sistemleri’ni tanıyarak, doğru detay ve doğru uygulama yapabilmesini amaçlıyor. Eğitimde dış duvarların dışarıdan yalıtımının (mantolama) yanında, ustaların dış duvarların içeriden yalıtımı, döşeme ve çatı yalıtımı konularında da bilgilendirilmesi ve uygulama yapma imkânı verilerek yetkinliklerini artırması hedefleniyor. İzocam’ın uzman kadrosuyla yapılan eğitimde; yalıtım ürünlerinin nasıl yapıldığı, teknik özellikleri, projelerin metrajlandırılması, malzeme analizi, malzemelerin kullanım amaçları ve farklılıkları da uygulamalı olarak anlatıldı. Böylece, sektörde doğru bilinen yanlış uygulamaların ve detay bilgilerin düzeltilmesi sağlandı. Katılımcılara, yapının gereksinimlerine göre doğru malzeme seçimi ve doğru uygulama biçimlerinin gösterilmesinin yanında; yalıtım ve enerji tasarrufu bilincinin oluşturulması, yalıtım konforundan azami fayda sağlanması ve yalıtım ile çevrenin korunabilmesi konularında bilgiler aktarıldı. Ayrıca ustalara İş Güvenliği ve Sağlığı üzerine bilgilendirme de yapıldı. Eğitimler sonrasında, 2004 yılından bu yana başarılı olan 1373 ustaya İzocam tarafından MEB onaylı sertifikaları verildi. 22 Doğru yalıtım depremde hasar riskini azaltıyor. Depremde yaşanan yıkımların bir kısmı binaların taşıyıcı sistemleri içindeki demirlerin paslanarak ve çürüyerek özelliğini kaybetmesi nedeniyle gerçekleşiyor. İzocam İzoplan Su Yalıtım Örtüleri ve İzocam Foamboard, toprakaltı su ve ısı yalıtımı ile suyun korozif etkilerine karşı bina temel ve taşıyıcı sistemini koruyor. İzocam Manto Foamboard, Manto Taşyünü, Manto İzopor ve Manto İzopor Plus gibi yalıtım levhaları ve İzocam Manto Dış Cephe Yalıtım Sistemi de yoğuşmayı ve dolayısıyla korozyonu engelleyerek bina taşıyıcı sistemini dış etmenlere karşı koruyor. Taşıyıcı sistemin kesintisiz korunması hem binanın dayanıklılığını, hem de ömrünü artırıyor. Dış cephesi, toprakaltı dış duvarları ve temeli yalıtımlı binalar ilk yapıldıkları yıllardaki sağlamlığı muhafaza edebildiklerinden deprem anında da güvenli yaşam konforu sağlanıyor. İzocam Diyalog Yeni Nesil İzocam Camyünü ile yalıtımın verimi de keyfi de artıyor Türk Yalıtım Sektörü’nün lider markası İzocam, geliştirdiği “Yeni Nesil Camyünü” ile uygulayıcılara büyük konfor sağlarken daha yüksek orandaki çevre dostu özellikleri ile farkını da ortaya koyuyor. M ekanik dayanım özelliği çevreye çok daha duyarlı olarak geliştirilen Yeni Nesil Camyünü’nde formaldehyde salımı %80, fenol salımı %50 ve uçucu organik parçacıklar %70 oranında azalıyor. Elyafların birbirini tutması ve ürünün şekil kazanması muhafaza edilirken yumuşak, ipeksi bir temas hissi oluşuyor. Yapılan bir çok “blind-test - gözler kapalı kontrol”de Yeni Nesil Camyünü’nün “kaşıntı hissi vermediği ve tahriş etmediği” denemelere katılanlarca defalarca teyid ediliyor. Yumuşak dokusu ve kokusuz yapısı ile Yeni Nesil Camyünü hem uygulayıcılara hem de kullanıcılara kolaylık sağlıyor. Nesil Camyünü, ömrü boyunca üretiminde tüketilen enerjinin 100 kat fazlasını tasarruf ederek düşük karbon ayak izini dengeliyor. Güvenli ve çevre dostu Yeni Nesil Camyünü, kolay ayrışmayan esnek elyaf yapısı ile daha iyi kalınlık kazanırken tüm detaylara mükemmel uyum sağlıyor. Üretiminde geri dönüşüm ağırlıklı hammadde ve doğal mineraller kullanılan Yeni Farklı uygulama alanları ve ihtiyaçlar için kullanılabilecek şilte, levha, boru formun- da üretilen Yeni Nesil Camyünü, bina ve teknik yalıtımdaki tüm detaylarda güvenilir yalıtım sunuyor. Yeni Nesil İzocam Camyünü geliştirilmiş teknik özellikleriyle benzersiz avantajlar sunarken, uygulama konforu, çevreci üretim ve enerji dostu yapısı ile yalıtımın verimi de keyfi de artıyor. Geliştirilmiş teknoloji ile üstün teknik özellikler kazandırılan Yeni Nesil Camyünü’nün ısı iletim katsayısı 0,030 W/mK düzeylerine kadar düşüyor. Isı yalıtımının yanı sıra, akustik konfor ve yangın güvenliğinde de yüksek performans sağlanıyor. 23 İzocam Diyalog Dosya: Ses Yalıtımı “Esas sorun yapı akustiği konularını ele alan bir yönetmeliğimizin olmaması” Talayman Akustik Genel Müdürü Türker Talayman ile akustik konfora yönelik çalışmalarını, mevcut yönetmeliklerin çevresel gürültü kontrolü ve yapı akustiği açısından yeterliliği üzerine konuştuk. Talayman, yalıtım pazarının sağlıklı bir şekilde gelişebilmesi için, ilgili aktörlerin ortak çalışmalarla ülke ölçeğinde fayda hedeflemesi gerektiğini belirtiyor. İ stanbul Teknik Üniversitesi Elektrik Mühendisliği lisans derecesinden sonra İngiltere York Üniversitesi’nde Müzik Teknolojileri ve Akustik konusunda yüksek lisans derecesini alan Türker Talayman, 1999’dan bu yana çalışmalarını akustik alanında sürdürüyor. Yapı akustiği, ölçüm ve modelleme teknikleri, akustik laboratuvarlar, elektro-akustik, titreşim denetimi alanlarında çok farklı projelerde yer alan Talayman, akustik biliminin farklı disiplinlerle etkileşimde olan yapısının ve farklı proje tipleriyle karşılaşmanın kendisini canlı tuttuğunu, araştırma ve öğrenme isteğini beslediğini ifade ediyor. Türker Talayman 2009’dan bu yana da, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Fakültesi Mimarlık Bölümü Yapı Bilgisi Anabilim 24 Dalı’nda lisans düzeyinde Akustik Projelendirme seçmeli dersini veriyor. Bu görevi, mimarlık öğrencilerinin mimari akustik konusunda bilgi sahibi olmalarına yardımcı olmak amacıyla bir sosyal sorumluluk çerçevesinde gerçekleştirdiğini belirtiyor. Gürültü denetimi, hacim akustiği konularındaki çalışmalarınızdan bahsedebilir misiniz? Bu çalışmalarınızdan en çok hangisi öne çıkıyor ve talep görüyor? 2009’dan bu yana Talayman Akustik çatısı altında akustik tasarım, projelendirme, danışmanlık ve ölçüm hizmetlerini, ISO 9001 uyarınca yürütmekte olduğumuz Kalite Sistemimizle birlikte uluslararası düzeyde gerçekleştirme hedefiyle çalışıyoruz. Bu hedefe yönelik vizyon ile yurt içi ve yurt dışında prestijli projelerde yer alma şansını yakaladık. Gürültü denetimi ve hacim akustiği konuları aslında firmamızın çalışma alanının büyük kısmını oluşturan yapı akustiği alanının alt başlıkları. Akustik hassasiyeti bulunan alan veya mahallerin gürültü ve titreşim kaynağı olan alan veya teçhizattan korunması, gerekli düzenlemelerin yapılması gürültü denetimi kapsamına giriyor. Bir mahalin fonksiyonuna göre içerisindeki kullanıcıların doğru duyuma sahip olabilmesi, fonksiyonun gerekliliklerinin yerine getirilebilmesi için gerekli iç düzenlemelerin yapılması ise hacim akustiğini ilgilendiriyor. İzocam Diyalog Bunlar ayrı alanlar gibi gözükmekle birlikte aslında akustik konfor olarak tarif edebileceğimiz hedefe ulaşabilmek adına birlikte değerlendirilmesi zorunlu olan alanlardır. Hacim akustiğine göre doğru planlanmış, yüzey malzemeleri belirlenmiş ve doğru bir uygulamayla hayata geçirilmiş bir oditoryum mahalinin, dış ortama bakan çatı katmanı uygun seçilmezse yağmur anında damlaların oluşturduğu gürültü veya çatıya yerleştirilmiş bir klima santralinin gürültüsü salon içerisine intikal edecek ve hacim içerisinde yeterli akustik konfor şartları sağlanmamış olacaktır. Tersi bir durumu düşünürsek, iyi yalıtılmış bir salon kabuğu içerisinde uygun akustik kaplamaların seçilmemiş olması veya doğru uygulanmaması sebebiyle salon içerisinde istenmeyen yansıma ve ekoların olması, konuşmanın anlaşılabilirliğinin çok düşük olması da yine akustik konfor şartlarının sağlanmamasıyla sonuçlanacaktır. Akustik konfor konusunu bütüncül ele alarak dahil olduğumuz projeleri geliştirirken bu konulara mutlaka dikkat ediyor, diğer proje paydaşlarına bu konularla ilgili gerekli uyarı, yönlendirme ve danışmanlığı sunuyor, akustik hedef kriterleri sunuyoruz. Yıllar içerisinde, akustik konusundaki çalışma ihtiyacının büyük çoğunlukla tiyatro, konser veya konferans salonlarıyla sınırlı olduğunun düşünüldüğünü ve buna yönelik talepler olduğunu gözlemledim. Ancak ülkemizde gelişen şartlar, inşaat sektöründeki ilerlemeler, nitelikli proje oranının artması ve en önemlisi konuyla ilgili müşteri bilinç ve taleplerinin artmasıyla akustik konusunda her anlamda ilerleme olduğu kanısındayım. Ağırlıklı olarak ne tür projeler ve yapılar için talep alıyorsunuz? Bugün konvansiyonel olarak bir ağırlığı olan salon projelerinin yanı sıra, konut, turizm, ticari, ofis ve endüstriyel olarak sınıflandırdığımız birçok alanda projeler gerçekleştiriyoruz. Türk Standartları Enstitüsü Yapı Akustiği Laboratuvarları, Garanti Bankası Pendik Teknoloji Kampüsü, Four Seasons Resort Otel Çeşme, Fatih Belediyesi Kültür Merkezi, Doğuş Medya Grubu NTV ve CNBC-e TV Stüdyoları, BIOISTANBUL, Konya Selçuklu Belediyesi Kongre ve Kültür Merkezi, Senegal Dakar Uluslararası Kongre Merkezi, FTI Akredite Yapı Akustiği Laboratuvarları, SURYAPI EXEN Konutları, Turkcell Global Bilgi Çağrı Merkezleri, Capitol Alışveriş Merkezi, Azerbeycan Gabala Tiyatrosu, İpek Üniversitesi Or-An Merkez Kampüsü, Irak Bağdat Deneme Tiyatrosu, Belek Regnum Carya Golf Hotel, D-Hotel Bodrum ve D-Hotel Göcek gibi birçok farklı fonksiyona ve büyüklüğe sahip, ancak hepsi birbirinden önemli olduğunu düşündüğümüz yapı projelerinde yer alarak, değer katma çabası içerisindeyiz. Amacımız rapor, çizim ve teknik şartnamelerimiz ile proje aşamasında, daha sonra uygulama kontrollüğü ve akustik performans testleriyle imalat ve kabul aşamalarında uluslararası kalitede hizmet sunmak. Gayretimiz hizmetlerimizi sürekli iyileştirmek ve uzman ekibimizi daha da büyüterek birçok büyük ölçekli ve farklı coğrafyalardaki projelerde eşzamanlı olarak yer alabilmek. Gürültü ölçümü ve haritalamasını nasıl yapıyorsunuz? Bu konuda en çok hangi kurum ve işletmelerden talep geliyor? Gürültü veya diğer akustik ölçümleri ilgili akustik standartlar uyarınca, yüksek hassasiyetli, Tip-1 sınıfı, kalibre cihazlar ve teknik uzmanlarımızla gerçekleştiriyoruz. Ölçümlerle ilgili hazırlık, ölçümlerin gerçekleştirilmesi, kayıt altına alınması ve son olarak raporlanması konularına da Kalite Sistemimiz içerisinde özel önem vermiş durumdayız. Ölçüm sonuç raporlarının doğru bir şekilde dokümante edilmesine ve eğer ölçüm tipi uygunsa tekrar edilebilirliğine dikkat ediyoruz. Tekrar edilebilirlik bir başka ekibin bizim ayrıntılı belirttiğimiz şartlarda, standart uyarınca aynı ölçümü tekrarladığı durumda denk sonuçlar elde edilmesini ifade ediyor. Konutlardan hidroelektrik santrallerine, stüdyolardan fabrikalara, proje yönetim firmalarından malzeme üreticisi firmalara kadar geniş bir yelpazede akustik ve titreşim ölçüm talepleri alıyoruz. Gürültü konforu için en alt ve en üst değerlerden bahsedebilir misiniz? Büyük şehirleri gürültü konforu açısından değerlendirebilir misiniz? “Yıllar içerisinde, akustik konusundaki çalışma ihtiyacının büyük çoğunlukla tiyatro, konser veya konferans salonlarıyla sınırlı olduğunun düşünüldüğünü ve buna yönelik talepler olduğunu gözlemledim.” akustik konfor şartlarının sağlanmasını beklemek büyük bir iyimserlik olacaktır. Bu konu bir anlamda ekonomik refah düzeyi ve kültürle de ilgili… Vatandaşların bu konuda taleplerinin oluşması, bu taleplere bağlı olarak yönetmeliklerin oluşturulması, sonrasında da yönetmeliklerin doğru şekilde uygulanıldığının takipçisi olunması gerekli. Bu çerçeveden bakıldığında, Avrupa’nın kuzey ve güney ülkeleri arasında dahi hedef değerler açısından farklılıklar olduğu; kuzey ülkelerinin daha yüksek beklentileri olduğu görülebilir. Bizim bu ko- Aslında bu değerler ülkemizde yürürlükte olan Çevresel Gürültünün Denetimi ve Yönetimi Yönetmeliği’nde, “yapı fonksiyonuna bağlı biçimde izin verilen en yüksek geri plan gürültüsü düzeyleri” olarak ifade ediliyor. Yönetmeliğin ana çatısı Avrupa Birliği Gürültü Yönergesi (2002/49/EC) üzerinden geliştirildi. Bu kapsamlı yönetmelik uyarınca büyük şehirlerimizin ulaşım sistemleri kaynaklı gürültü haritalarının aşamalı olarak bu yıllarda tamamlanması gerekiyor. Konuyla ilgili çalışmaların yürütüldüğünü biliyoruz. Düşünün ki sadece İstanbul en az 15-16 milyonluk nüfusuyla birçok orta ölçekli Avrupa ülkesinden büyük, yoğun nüfusa sahip bir metropol. Bunlar çok kapsamlı, uzun süreçler gerektiren çalışmalar. Sonuçlar kamuyla paylaşıldığı oranda bizler de haberdar olup, yorumlama şansına sahip olacağız. Ancak bir uzman görüşü olarak bu aşamada söyleyebileceğim şudur ki, sonuçların yönetmelikte belirtilen değerlerin üzerinde çıkması kuvvetle muhtemeldir; ve buna göre düzeltici ve önleyici etkinlikler gerçekleştirilmesi zorunluluğu kesindir. Çevreyollarının hemen paralelinde yapılan yapıların, yurt dışı örneklerinde de gördüğümüz üzere otoyol kenarı gürültü engeli gibi gürültü önlemleri alınmadığı, maruz kalınan yüksek gürültü düzeyine göre özel yapı kabuğu tasarımlarının yapılıp yapılmadığının tartışmalı olduğu düşünüldüğünde, yeterli 25 İzocam Diyalog Dosya: Ses Yalıtımı değerlendirmelerinde sadece ısı ve su yalıtımı konuları geçiyor, ses yalıtımı konusunda herhangi bir veriye hâlâ ulaşılamıyor. Yine de son yıllarda özellikle döşemelerde darbe sesi yalıtımı konusunda belirgin bir bilinç ve talep oluştuğunu, buna bağlı olarak da ülkemizde birçok üreticinin bu alana eğildiğini ve yeni üreticilerin de ortaya çıktığını, ciddi bir fiyat baskısı olduğunu görüyoruz. Bu da bir anlamda konunun canlı olduğunu gösteriyor. Ancak önerilen ürünlerin nitelikleri, akredite test ve sertifikasyon eksiklikleri ve uzun yıllar içerisinde darbe sesi yalıtım performansının nasıl bir değişim göstereceği konusunda bilgi birikimi oluşmamış olması itibariyle yapılan uygulamaların verimliliği tartışılabilir. “Konutlardan hidroelektrik santrallerine, stüdyolardan fabrikalara, proje yönetim firmalarından malzeme üreticisi firmalara kadar geniş bir yelpazede akustik ve titreşim ölçüm talepleri alıyoruz.” nuyla ilgili hedeflerimizi ve eylem planlarımızı ortaya koyarken mantıklı ve yapılabilir olanın tedrici bir yapıda olmasını; önce küçük hedeflere sonrasında daha büyük hedeflere ulaşılması olacağını söyleyebiliriz. Aksi durumda, gerekli teknik, ekonomik, sosyal ve kültürel altyapısının doğru şekilde oluşamayacağını ve sağlıklı bir ilerleme sağlanamayacağını öngörebiliriz. İstanbul’da ses yalıtımı ve gürültü denetimi konusunda yeterince nitelikli proje uygulaması olduğunu düşünüyor musunuz? Yapı Endüstri Merkezi’nin her yıl hazırladığı Türkiye Yapı Sektörü Raporu’nu detaylı ve titiz hazırlanmış bir rapor olarak değerlendirir ve takip ederim. Ancak yalıtım sektörü Yüksek çevresel gürültüye maruz alanlarda günümüz mimari tercihleri itibariyle yoğun olarak inşa edilen cam giydirme binaların cephe ses yalıtım düzeylerine de dikkat edilmesi gerekiyor. Sadece camların değil, profillerle birlikte oluşan bütüncül cephe sisteminin tasarımında da akustik kriterler dikkate alınmalıdır. En doğru yöntem binanın inşa edileceği alanda uzun süreli gürültü ölçümleri alınarak çevresel gürültü profilinin oluşturulması; bina cephesine intikal edecek gürültü düzeyi ve frekans analiziyle gürültü profilinin ortaya konması; binanın fonksiyonu, yönetmelik veya özel şartnameler gereğince iç mahallerde elde edilmesi gerekli olan geri plan gürültü düzeyinin tespit edilmesi; bu veriler ışığında cephe sisteminden beklenen ses yalıtım düzeyinin bir toleransla belirlenmesi; cephe sistemi tasarımı sonucunda ISO 10140-2 ve ISO 10848-2 uyarınca laboratuvar şartlarında akustik testlerinin yapılması ve sahada beklenecek performansın en az 3-4dB üzerinde bir yalıtım düzeyinin elde edildiğinin görülmesi; şartnameye uygun fabrika imalatları sonrasında da şantiyede çok sıkı kontrol eşliğinde dikkatli uygulamalar yapılması gereklidir. Uygulama sırasında oluşacak en küçük hatalar bile, sonucu doğrudan etkileyebilir ve tespiti çok zor zayıflıklara neden olabilir. Buraya kadar aktarmış olduğum bu detaylı çalışmaya içerisinde bulunduğumuz sınırlı sayıda projede yer verilmiş olmasından; bu meşakkatli, süre ve bütçe gerektiren çalışmaların az sayıda projede gerçekleştirilmiş olabileceğini tahmin ediyorum. Türkiye’de ses yalıtımı ve akustik konfora yeterince önem veriliyor mu? Yürürlükte olan gürültü yönetmeliği mevzuatları yeterli mi? Yapı sektörünün gelişimine bağlı olarak akustik konusundaki gelişim dikkati çekici. Isı yalıtım sektörünün son 10 yıl içerisindeki gelişim süreci ve eriştiği olgunluk düzeyinden projeksiyon yaparsak, gürültü ve titreşim yalıtımı konusunda da önemli gelişmeler yaşanacağını ve pazarın her geçen gün büyüdüğünü söylemek doğru olacaktır. Yalıtım pazarının sağlıklı bir şekilde gelişebilmesi için konuyla ilgili tüm aktörlerin eş zamanlı olarak konuya eğilmesi, ortak çalışmalar yürüterek, tekil fayda yerine ülke ölçeğinde faydanın hedeflendiği çalıştaylar yapılması gerekir. Beraberinde tedrici bir iş planı oluşturularak yönetmelik veya kontrollük bağlamında resmi kurumlar, eğitimler konusunda üniversite ve onaylı eğitim kurumları, imalat tarafında ise malzeme üreticileri ve yükleniciler ile bizim gibi akustik konusunda uzman hizmetler sunan firmalardan oluşan saha ekiplerinin katılımı şarttır. Ortak akıl ile elde edilebilecek sonuçlar uygulanabilir olabilecektir. Mevcut yönetmeliğimiz çevresel gürültü çerçevesinden konuyu ele alan kapsamıyla, bütünlüğü olan bir mevzuat olarak değerlendirilebilir. Tabii ki her mevzuat gibi iyileştirilebilir yönleri vardır. Ancak mevcut haliyle bile içeriğini tamamen uygulamakta zorluklar olduğu göz önüne alındığında, daha önce de belirttiğim üzere tedrici uygulama aşamaları açısından, kapsamında bazı çok küçük iyileştirmelerle yeterli olduğu söylenebilir. Esas sorun yapı akustiği konularını ele alan bir yönetmeliğimizin olmamasıdır. Eski Bayındırlık Bakanlığı, güncel olarak birleşik yapıdaki Çevre ve Şehircilik Bakanlığı altında bu konuyla ilgili yetkililerin geçen yıl ortalarından beri böyle bir yönetmeliğin hazırlanması konusunda bir inisiyatif ortaya koyduklarını biliyorum. Konuyla ilgili bizimle de görüşüp bilgi alışverişinde bulundular. Akabinde Aralık 2013’te gerçekleşen Türk Akustik Derneği’nin 10. Ulusal Akustik Kongresi’nde de konuyla ilgili toplu ve birebir görüşmelerle uzmanların görüşlerini aldıklarını gördük. Daha önce belirttiğim gibi, tüm aktörlerin yer alacağı bütüncül bir çalıştay sonrasında, yapı akustiği konusundaki mevcut çevresel gürültü yönetmeliğinden ayrı ama bağıntılı bir mevzuatın hazırlanması gerekli. Yeni yönetmelikte fonksiyon ve yapı tipine bağlı olarak, bağımsız birimler arasında sağlanması gereken en düşük hava doğuşlu sese ve darbe sesine karşı yalıtım düzeyleri ile cephelerden beklenen en düşük hava doğuşlu ses yalıtım düzeyleri ifade edilmelidir. Yeni inşa edilecek binalar için düzeylerin yanı sıra yenilenecek mevcut binalara ait ayrı değerler verilmeli, binaların enerji kimlik belgesinde belirtildiği gibi kademeli performans sınıflandırmaları yapılmalıdır. Bu işlerde belirli düzeyler yakalandıktan sonra binaların iskân raporları kapsamında yerinde akustik ölçümlerinin yapılıp, talep edilen performans düzeylerinin yakalanmasının şart koşulması, yapılarda akustik konfor şartlarının asgaride sağlanmasını garanti edeceği görüşündeyim. Mevzuatın bir an önce hazırlanması ve yürürlüğe girmesi, hem yeni geliştirilen yapı projeleri hem de kentsel dönüşüm konusundaki artan bir ivmeyle devam eden çalışmaların oluşturduğu büyük potansiyelin de kullanılabilmesini sağlayacağı açıktır. 26 Sokak Röportajı İzocam Diyalog Şehir yaşamında gürültünün kontrolü ve konutlarda ses yalıtımının önemi nedir? Ses yalıtımı bu sayımızın odak konusuydu. Sokak röportajı sorumuzu da ona göre seçtik… Neredeyse konuştuğumuz herkes korna seslerinden şikâyetçi ve apartmanda komşusunun sesini duymadan geçireceği huzurlu saatlere hasret… Herkes ses yalıtımının gerekliliği konusunda hemfikir. “Sağlık için de çok gerekli” “Çift cam bile yeterli değil” “Göz ardı ediliyor” Muzaffer Ateş Yaşı: 21 Mesleği: Öğrenci İstanbul’da çevre kirliliğinin yanı sıra yoğun bir ses kirliliği de var. Trafikte gerekli gereksiz korna çalınması, bazı bölgelerde yoğunlaşmış eğlence mekânları ve bir katta birden fazla dairenin sadece ince duvarlarla ayrılması başta İstanbul olmak üzere büyük şehirlerde yaşamayı çok zor bir hale getiriyor. Dinlenmek için eve gittiğinizde mecburen komşularınızın izlediği TV programını dinliyorsunuz, konuşmalarını duyuyorsunuz ve binalarda bu durum sürekli sorun yaratıyor. Gürültü yüzünden birçok tartışmanın çıktığına şahit oldum. Biraz sessizliğe ihtiyaç duyan insanlar bunun için şehir dışına çıkıyor. İnsanın kendi evinde rahatça dinlenebilmesi için binalarda iyi bir ses yalıtımı olmak zorunda. Bunun sağlık için de çok gerekli olduğunu düşünüyorum. Emine Başcı Yaşı: 32 Mesleği: İnsan Kaynakları Uzmanı Özellikle ana cadde üzerinde yer alan binalarda ses yalıtımının yeterli olduğunu düşünmüyorum. Çift cam uygulaması artık hemen hemen her evde var, buna rağmen dışarıdaki gürültü evin içinde çok rahat duyuluyor. Özellikle şoförlerin yerli yersiz korna çaldığını ve bu nedenle ciddi bir gürültü oluştuğunu düşünüyorum. Daha çok ısı yalıtımı için kullanılan köpük gibi yalıtım malzemeleri belki çözüm olabilir. Son yıllarda hemen hemen her binada bunlar uygulanıyor. Cam kalınlıklarını arttırmak da fayda sağlayabilir. Bir de özellikle eğlence mekânları, dershaneler gibi, dışarı gürültü gitmemesi ya da dışarıdan içeriye gürültü gelmemesi gereken yerlerde kullanılan bazı yöntemler olduğunu duydum. Sanıyorum teknoloji ilerledikçe daha iyi yöntemler bulunacaktır. Ayten Erdoğan Yaşı:42 Meslek: Güzellik Uzmanı Şehir yaşamında özellikle de binalarda ses yalıtımının önemi çok büyük. Yalıtımın olmadığı binalardaki gürültüler duvarların da inceliğinden dolayı insan yaşamını olumsuz yönde etkiliyor. Müteahhitlerin bu konuda duyarlılıkları çok önemli. Genelde malzemelerin maliyeti nedeniyle bu önemli ayrıntılar göz ardı ediliyor. Dış ortamdaki gürültüleri engelleyemesek de, yeni yapılan binalarda en başından alınacak önlemlerle gürültü kontrolünü sağlayabiliriz. “İnsanda ciddi bir yorgunluk yaratıyor” “Mecburi olmalı” Ayşe Yalçındağ Yaşı: 35 Mesleği: Endüstri Mühendisi Oturduğunuz semte, evinizin konumuna göre ses yalıtımının önemi çeşitlilik gösteriyor. Ancak İstanbul’da ve şehir içindeyseniz binanın yirminci katında da otursanız evin içine ambulans, korna, motor sesleri dolup taşıyor ve insanda ciddi bir yorgunluk yaratıyor farkında olmadan. Dolayısıyla, hava güzel de olsa pencereyi kapatıp sesi yalıtarak bu gürültü cümbüşünden mümkün olduğunca kaçma ihtiyacı duyuyoruz. Yalnızca sokaktan gelen gürültünün yalıtımı değil, kişinin konforlu bir yaşam sürebilmesi adına komşu dairelerle arasındaki ses yalıtımı da önemli. Maalesef ülkemizde bu konuya çok önem verilmiyor. Herkes komşusuyla aynı evin bitişik odalarındaymış gibi yaşamak durumunda bırakılıyor. Sinan Turan Yaşı: 22 Meslek: Müzisyen Artan nüfusla beraber yaşam alanlarında ses yalıtımı da büyük önem kazanıyor. Özellikle metropollerde çok katlı yerleşim alanlarında ses yalıtımı artık bir zorunluluk haline geldi. Ses yalıtımı düzgün yapılmamış bir evde kitap okumak, bir işe odaklanabilmek veya hasta olduğunuzda dinlenebilmek neredeyse imkânsız. Sokaktan gelen gürültü, komşuların sesleri hatta bazı binalarda yer alan iş yerlerinden gelen sesler birbirine karışıyor ve ortaya müthiş bir gürültü kirliliği çıkıyor. Ses yalıtımıyla birlikte tüm bu seslerin birbirine karışıp anlamsız bir gürültü duyulmasının önüne geçiliyor. Gürültünün azalması hem yaşam alanlarını hem de eğlence alanlarını önemli ölçüde rahatlatıyor. Ses yalıtımı, bütün toplu yaşam alanlarında mecburi olmalı. “Yaşam kalitesini etkiliyor” Elif Yılmaz Yaşı: 41 Mesleği: Kurumsal İletişim Uzmanı Gürültü şehir yaşamında maruz kaldığımız en önemli kirliliklerden biri. Özellikle İstanbul gibi nüfusu 17 milyona yaklaşan bir megapolde gürültü kirliliği yaşam kalitesini çok etkiliyor. Hafta içi mecburen katlanıyoruz ama hafta sonları hepimiz imkânlarımızın elverdiği ölçüde gürültüden uzak yerlere kaçmaya çalışıyoruz. Maalesef bunlar yalnızca günü kurtarmaya yetecek bireysel çabalar. Oysa daha kapsamlı önlemler alınabilir; gerekli gereksiz korna çalmak yasaklanabilir ya da iş makinelerine susturucular takılabilir. Tokyo’da şehir merkezinde gürültü seviyesi belli bir desibeli geçtiğinde bir uyarı sireni çaldığını okumuştum. Yalnızca sokakta değil, evlerimizde de gürültü sorunu yakamızı bırakmıyor. Apartman hayatı herkesin “gönlünce gürültü” yapması için uygun değil; yüksek sesle konuşmak, televizyon izlemek, müzik dinlemek… Bizim için bir zevkken, komşularımız için eziyete dönüşüyor. Bu nedenle ses yalıtımının iyi olduğu bir apartman bence komşulukların da daha sağlıklı olmasını sağlayabilir. 27 İzocam Diyalog Yol Hikayesi: İzmir Ege’nin iki devi: İzmir ve Manisa Bu sayımızda İzocam’ın İzmir ve Manisa bayilerine konuk olduk, İzocam’la geçen yıllarını ve yalıtım sektörünün bölgedeki durumunu konuştuk. Zaman yine keyifle ve sohbetle uçtu gitti, geriye yazı kaldı… Saat Kulesi Konak Meydanı’nda yer alan ve İzmir’in sembolü olan Saat Kulesi, Sultan II. Abdülhamid’in tahta çıkışının 25. yıldönümü kutlamaları şerefine 1901’de inşa edilmiş. 25 metre yüksekliğinde, dört katlı ve sekizgen planlı Kule’nin saati Alman İmparatoru 2. Wilhelm tarafından hediye edilmiş. Mimarlığını Fransız asıllı İzmirli mimar Raymond Charles Péré’nin üstlendiği Saat Kulesi’nin inşaatında kullanılan taşlar Sarayköy’den, yeşil ve kırmızı mozaikler ise Efes’ten getirilmiş. Somaki mermer sütunlara sahip Kule, 1928 ve 1974 yıllarındaki şiddetli depremlerde hasar görmüş, ancak kısa sürede tamir edilmiş. İzmir Fuarı A nadolu yarımadasının batısında uzun ve dar bir körfezin başında yer alan İzmir’in geniş caddelerinde, sahil boyunca palmiye ve hurma ağaçları uzanıyor. Kendisine Egeli kimliğini veren bitki örtüsü ve yumuşak ikliminin yanında bir sanat, kültür, turizm, ticaret ve sanayi merkezi de olan İzmir, Türkiye’nin üçüncü büyük kenti. İzmir Limanı ülkenin ikinci büyük limanı. İzmirlilerin kısaca “fuar” olarak adlandırdığı, Uluslararası İzmir Fuarı, kentin alametifarikalarından şüphesiz… Sahil şeridi restoranları, kafeleri ve yürüyüş parkurlarıyla İzmirlileri buluşturan Alsancak ve Karşıyaka semtleri ise, kentin en hareketli yerleri. Coğrafi konumu, kültürel ve tarihi zenginliği, ulaşım kolaylığı, turizme uygun iklim yapısı, termal su ve kaplıcaları, 629 kilometrelik kıyı şeridi ve 101 kilometre boyunca uzanan doğal plajlarıyla İzmir, tatil ve turizmin her çeşidine uygun. Akdeniz ikliminin olgunlaştırdığı üzümü, inciri, zeytini ve narenciyesiyle, deniz ürünleriyle çeşitlenen, yaşamı daha çekici ve çekilir kılan zengin mutfağıyla da tanınıyor İzmir. Yaklaşık 8500 yıldır Anadolu yarımadasının batı ucunu mesken tutan kent; Yeşiltepe (Bornova), Tepekule (Bayraklı), Symrna (Eski İzmir), Ephesos (Efes), Pergamon (Bergama), Teos (Sığacık), Lebedos (Ürk- 28 mez), Kyme ve Myrina (Aliağa), Allianoi (Yortanlı), Thyrea (Tire), Phokaia (Foça), Kolophon (Değirmendere), Erythrai (Çeşme), Klazomenai (Urla), Metropolis (Torbalı), Claros (Ahmetbeyli) gibi tarihe not düşmüş uygarlık merkezlerinin mirasını günümüze taşıyor. Uluslararası İzmir Fuarı’nın doğuşu, 17 Şubat 1923’te düzenlenen İzmir İktisat Kongresi’ne uzanıyor. Kongre ile eşzamanlı olarak bir ticari ürünler sergisi düzenlenir ve sergi mekânı olarak İkinci Kordon’da Osmanlı Bankası’nın depo olarak kullandığı Hamparsumyan binası seçilir. Sergide Isparta, Kula, Gördes, Uşak kilim ve halıları, yağ ürünleri, sabunlar, makarna ve unlu yiyecekler, kolonyalar, helvalar, ihraçlık pamuklar, ayakkabı, mobilyalar, deri ürünleri, tarım araçları, kiremit, tuğla, maden örnekleri, tütün, sigara, şarap örnekleri, kereste İzmir’in hikâyesi de diğer birçok Anadolu kenti gibi tarih öncesine uzanıyor. Son araştırmalara göre, bölgedeki ilk yerleşim yaklaşık 8500 yıl önce Bornova’da yer alan Yeşiltepe Höyüğü çevresinde kurulmuş. İzmir ve çevresi, tarihi boyunca Lidyalılara, Perslere, Büyük İskender ve generallerine, Romalılara, Araplara, Emevilere, Bizanslılara, Selçuklu ve Osmanlılara ev sahipliği yapmış. Şehir merkezinde yüzyıllardır varlığını korumuş olan Smyrna, Kadifekale ve dünyanın en büyük agoralarından kabul edilen Agora’nın yanı sıra, Kemeraltı Çarşısı, Saat Kulesi, camileri, kiliseleri, havraları, hanları, çeşmelerinden de bölgenin tarihini okuyabilirsiniz. İzmir aynı zamanda farklı kültürlerin, inançların binlerce yıldır bir arada yaşadığı gülümseyen bir kent. Adım attığınız anda, mevsim ne olursa olsun, sıcak nefesiyle sizi etkisi altına alıyor. Bize de şehri keyifle adımlamak kalıyor. çeşitleri yer alır. İzmir İktisat Kongresi Sergisi’nden sonraki ilk sergi Eylül 1927’de, “9 Eylül Mahalli Sergisi” adı altında Mithatpaşa Sanat Enstitüsü’nde açılır. Sergide 71 resmi kuruluş, 195 yerli firma ve 9 ülkenin 72 kuruluşunun ürünleri sergilenir. Sergiyi 80 bin 744 kişi gezer. Fuar, Cumhuriyet’in ilk yıllarında ve İkinci Dünya Savaşı’nın zorlu koşullarında sekteye uğrasa da, bu yıl 83. kez kapılarını açacak. Türkiye’nin Uluslararası Fuarlar Birliği’ne (UFI) üye tek genel ticari fuarı olan Uluslararası İzmir Fuarı, Kültürpark’taki yerinde 1936 yılında kurulur. 421 bin metrekarelik alana sahip Kültürpark; İsmet İnönü Sanat Merkezi, Atatürk Açık Hava Tiyatrosu, Çamlık Senar Nejat Uygur Tiyatrosu, Özdemir Sabancı Fuar ve Sergi Sarayı, Türkiye’nin en büyük ve modern galerilerinden İZFAŞ Sanat Galerisi, Hayvanat Bahçesi, Gençlik Merkezi ile İzmir’in kültür ve sanat merkezi konumundadır. Çoğu yurt dışından getirilmiş 200’den fazla değerli ağaç ve çalı türü ile 8 binden fazla ağacı barındıran Kültürpark, aynı zamanda İzmir’in akciğeridir. 156 bin metrekarelik yeşil alana sahip Kültürpark, eğlence, dinlence ve spor amaçlı yıl boyunca İzmirlileri ağırlıyor. Asansör İzmir’de günbatımını seyredebileceğiniz en güzel yerlerden biri Konak’taki tarihi Asansör binasıdır. Asansör, Mithatpaşa Caddesi ile Halil Rıfat Paşa arasındaki 50 metrelik yükselti farkından dolayı, ulaşımı kolaylaştırmak amacıyla, 1907’de Nesim Levi Bayraktaroğlu tarafından inşa ettirilir. Eski taş ocağının bulunduğu yere inşa edilen Asansör kulesi 3 katlıdır. Zaman içinde çeşitli kişilere kiraya verilen Asansör, 1942’de Şerif Remzi Reyent’e satılır. 1960’ların ortalarında kapatılarak depo olarak kullanılan Asansör, 1983’te İzmir Belediyesi’ne bağışlanır. 105 yıllık tarihi bi- de kurulmuş. Dönemin önemli kamu binalarıyla çevrilen Agora’dan günümüze ulaşan kalıntıların çoğu, 178 yılındaki depremin ardından İmparator Marcus Aurelius’un yeniden inşa ettirdiği Roma Dönemi Agorası’na ait. Dikdörtgen formda planlanmış olan, etrafı sütunlu galerilerle çevrili İzmir Agorası, dünyanın “şehir merkezindeki en büyük antik agorası” olarak da biliniyor. na, günümüzde hem işlevini sürdürüyor, hem de eşsiz manzarasıyla cafe, bar, restoran olarak hizmet veriyor. Kemeraltı Mezarlıkbaşı semtinden Konak Meydanı’na kadar uzanan bölgeyi içine alan tarihi Kemeraltı Çarşısı, ilk yapıldığı yıllarda kısmen tonozlu, kiremit örtülü, yan sokakları, hanları ve arastalarıyla kapalı çarşı görünümündeydi. Şadırvanaltı Camii’nden Havra Sokağı’na devam eden sokakların üstü yakın zamana dek örtülüydü. Kemeraltı adını da üstünün kapalı oluşundan alan Çarşı, günümüzde İzmir’in en önemli alışveriş merkezi. Eskinin tonozlu ve kubbeli dükkânlarının sayısı giderek azalsa da, modern iş merkezleri, mağazaları, sinemaları ve kafeteryalarıyla günün her saati canlılığını koruyor. İzmir Agorası İzmir Agorası, antik Smyrna kentinin taşındığı Pagos’un (Kadifekale) kuzey yamacında MÖ 4 yüzyılda, yani Helenistik dönem- İzocam Diyalog Kültürpark Bayraklı-Tepekule (Smyrna) Antik Smyrna kentinin kurulduğu bölge, İzmir Körfezi’nin kuzeydoğusunda yeralıyor. Kral Tantolos’un mezar kalıntılarının da bulunduğu Tepekule’de kazı çalışmaları halen sürüyor. MÖ 3000’den bu yana sürekli yerleşim alanı olarak kullanılan bölge, MÖ 7. yüzyıla tarihlenen ve antik Ege uygarlıklarına özgü “megaron” tipi ev kalıntılarını da barındırıyor. İzmir Arkeoloji Müzesi İzmir’in arkeoloji müzesi macerası 1924 yılında başlıyor. Basmane semtindeki Ayavukla Kilisesi içerisinde üç yıl boyunca toplanan tarihi ve arkeolojik eserler, ilk olarak 1927 yılında halka açılıyor. Ardından 1951’de birkaç nadir koleksiyon İzmir Enternasyonal Fuarı içindeki ikinci bir müzede –Tarih ve Sanat Müzesi– teşhir ediliyor. Son olarak, 1984 yılında Konak-Varyant’ta bulunan Bahribaba Parkı içinde 5 bin metrekarelik bir alanda inşa edilen yeni müze binası İzmir Arkeoloji Müzesi olarak ziyarete açılıyor. Sinan Kanadoğlu / Doğuş İzolasyon “İzocam’ın verdiği güven duygusu çok önemli” camyünü ana kalemlerimiz. Son yıllarda, yangına dayanıklılığı nedeniyle mimar ve mühendislerin taşyününe yönelmesiyle, taşyünü pazarda camyününün önüne geçti. Ancak ne camyününün ne de taşyününün ses yalıtımında kullanımı için talep artışından bahsetmek zor. Doğuş İzolasyon 1999’da kuruldu. Konumuz yapı kimyasalları ve inşaat malzemeleriydi, ancak Türkiye’de yalıtım pazarının geleceğini ve eksikliklerini görerek, yalıtım sektörüne önem verdik. Sektöre girdiğimiz ilk yıllardan beri İzocam’la çalışmak hedefimizdi. 2007 yılında bayi olduk. 2013’e dek satış odaklıydık, artık çözüm odaklı sürdürüyoruz çalışmalarımızı. Çanakkale’den Fethiye’ye dek tüm Ege Bölgesi’ne hizmet veriyoruz. Dağıtımlarımızı toptan satış biçiminde yapıyoruz. İki yıl önce aldığımız karar doğrultusunda, bünyemize inşaat mühendisi ve tekniker arkadaşlar katarak çözüm odaklı proje takibine de başladık. Sektöre ilk girdiğimiz günden beri danışmanlık almak isteyen müşterilerimiz oluyordu. Yapı kimyasalları ilgi alanımıza girdiği için, bir projeye dahil olduğunuzda temelden çatıya dek sorumluluk sizde oluyor. Bu tür çözüm odaklı büyük projelerde İzocam’ın kullanım alanlarını genişletmeyi hedefliyoruz. 2013’ten bu yana proje işlerimiz yoğunlaştı, bu ne- denle İzocam bizim için daha da önem arz ediyor. Bundan sonrası için, yapı kimyasallarına –alçı grubu, yalıtım, boya– ağırlık vermeyi düşünüyoruz. İzocam’ın tüm ürünleri stoklarımızda, satış listelerimizde mevcut. İnşaata yönelik bir firma olduğumuzdan, kauçuk ve polietilen ürünlerden ziyade, taşyünü, Foamboard, Ses yalıtımı Türkiye’de henüz gelişmemiş bir konu. Bu tür proje hazırlayabilecek kalifiye insan sayısı çok az. Ancak hastane, sinema, büro, otel gibi yapılar için ses yalıtımı malzemesi isteniyor. Projelerin ses yalıtımıyla ilgili teknik çözümlemeleri için, bazen üniversite hocalarından destek alıyoruz. Ses yalıtımı önemli, ama henüz ısı yalıtımı konusu kadar bilinirliği yok ülkemizde. Yalıtım kalınlıkları konusunda da durum çok farklı değil… Yüksek yalıtım değerleri yok; 3 cm’den 4-5 cm’lere çıkarmaya çalışıyoruz. Bilinçli tüketiciler yavaş yavaş 4 cm’leri tercih etmeye başladı. İzocam’ın verdiği güven duygusu çok önemli. 25-30 senedir iş hayatındayız, karşı taraftan aldığınız güven ve bağlılık duygusunun çok ayrı bir yeri var. Müşterilerimiz de İzocam’ın ne olduğunu ve kalitesini biliyor. 29 İzocam Diyalog Yol Hikayesi: İzmir İsmet Göktaş / Erke İnşaat (İzocam Tekiz Bayii) “Öncesinde başka marka kullananlar, İzocam Tekiz ürünlerinden çok memnun kalıyor” Erke İnşaat 2000 yılında kuruldu. Yalıtım sektörünün ülkemizde sürekli gelişen bir pazar olduğunu, sektörde bilinçli tüketici taleplerini karşılayacak uzman uygulayıcı firma eksikliği olduğunu düşünerek, sektör seçimimizi yaptık. Firma kuruluşu öncesi eğitim ve deneyimlerimiz de bu seçimimizi etkiledi. 2005 yılında ise İzocam Tekiz bayiliğimiz başladı. İzocam Tekiz’i tercih etmemizin nedeni, İzocam’ın sektöründe lider ve güçlü bir firma olması, aynı zamanda ürün çeşitliliği ve kalitesi oldu. Tüketiciler de İzocam ürünlerinin bilinirliği ve kalitesinden dolayı güven duyarak bizi tercih ediyor. Ana faaliyet konumuz, inşaat sektöründe sanayi yapılarının projelendirilmesi, danışmanlığı ve inşası. İnşaat projelerinin yapısal çelik, çatı ve cephe sistemlerini, su-ısı-sesyangın yalıtımlarını ve bina otomasyon sistemlerinin uygulamasını gerçekleştiriyoruz. Uygulamasını yapacağımız çatı ve cephe sandviç panelleri gibi bazı ürünler, işin gereği özel ölçülerde açtığımız siparişlerle ri kullanarak, kompozit olarak oluşturduğumuz çok katmanlı çatı ve cephe kaplama sistemleri ile binaların kabuk sistem giydirilmesi. İzocam Tekiz ürünü soğuk oda panelleri ve soğuk oda uygulamaları. Yangına karşı bina karkas sisteminin korunması amaçlı, taşyünü levhalar ve diğer inşaat malzemeleri kullanarak, kompozit olarak oluşturduğumuz çok katmanlı yalıtım uygulamaları. Bina içi yangın duvarları ve bölmelerinin yapılması. Test odalarının ses ve ısı yalıtımları. İzocam Tekiz’de üretiliyor. Bölgemizde, İzocam Tekiz ürünlerinden en çok taşyünü dolgulu çatı ve cephe panelleri tercih ediliyor. Bu ürünün tercih edilmesinin en büyük nedeni, bu panellerin yangın dayanım özelliklerinin diğer ürünlere göre daha iyi olması. Müşterilerimiz, özellikle daha öncesinde başka marka ürünler kullananlar, İzocam Tekiz ürünlerinden çok memnun kalıyor. Kalite farkını anlatınca farkı görüyorlar. Firma olarak ağırlıklı olarak sanayi tesislerinin temelden çatıya yalıtım ihtiyaçlarıyla ilgileniyoruz. Uygulamalarımızı şöyle sayabiliriz: İzocam Tekiz ürünü çatı ve cephe sandviç paneller veya çeşitli yalıtım ürünle- Yalıtım kalınlığını belirlemede de müşterilerimize rehberlik ediyoruz. Ege bölgesinde ağırlıklı kullanılan yalıtım kalınlıkları: Taşyünü dolgulu çatı ve cephe sandviç panellerinde 5-6 cm, poliüretan dolgulu çatı ve cephe sandviç panellerinde 4-5 cm, bina mantolama uygulamalarında ise 4-5 cm. Yalıtım konularında tüketici her geçen gün daha da bilinçleniyor. Buna bağlı olarak, talepler artıyor ve nitelik kazanıyor. Yasa ve yönetmelikler de talebi arttırıyor. Bölgemizde yönetmeliklere genellikle uyuluyor ve denetleme yapılıyor. Ancak ekonomik nedenlerden ve bilgisizlikten ötürü, malzeme seçiminde, kalınlıklarda ve uygulama detaylarında uygunsuzluklar olabiliyor. Füsun Akdaş – Metin Akdaş / Dinamik Isı Makina Füsun Akdaş: “İzocam ürünleri her sertifikasyona uygun” 1998 sonlarında Dinamik Isı’nın satış ve pazarlama bölümünde çalışmaya başladım. Şu anda satın alma bana bağlı, kısmen satıştan da sorumluyum. Satış ve Pazarlama Müdürümüz Göksel Bey ile birlikte çalışıyorum. İzocam’ın daha çok taşyünü, camyünü, kauçuk köpüğü gibi tesisat ağırlıklı ürünlerini bulunduruyoruz. Müşteri memnuniyeti açısından İzocam ürünleri en az sorun yaşadıklarımız. Bir sorun olduğunda da ürününün arkasında duran bir firma İzocam. İtibarıyla, bilinirliğiyle, son kullanıcı açısından en çok tercih edilen ürünlere sahip. İzocam’ın kalitesinden hem biz hem de müşteriler memnun. İzocam ürünleri her sertifikasyona uygun olduğu için özellikle iyi projelerde tercih ediliyor. Müşteriye mümkün olduğu kadar yalıtım kalınlığını gözeterek önerilerde bulunuyoruz. Binalarda Enerji Performansı Yönetmeliği’ne göre bu kalınlıklar belirlenmiş durumda. Örneğin 4 inç boruya 120 mm kalınlık gerekiyor. Ama yönetmelik ne yazık ki genellikle uygulanmıyor ve daha ince kalınlıklarla idare ediliyor. İzmir ve sahil şeridi sıcak iklime sahip olduğu ve Türkiye’de de yalıtım 30 denince soğuktan korunmak algılandığı için burada yalıtım kalınlığı bilincinin oturduğunu söylemek zor. Yalıtım sektörün yeterince gelişememesinin bir diğer nedeni de aksi rekabet. İzocam’ın ürünlerinde yoğunluk deklarasyonu bulunuyor ama birçok firma bunu yapmıyor. Tarttığınızda biri 8 kg, diğeri 10 kg çıkıyor, yüzde 20-25’lik bir fark oluşuyor. Ebatsal farklar da oluyor.Sonuçta tüketici kandırılmış oluyor. Metin Akdaş: “İzocam sektörün öncülerinden” Makine mühendisiyim; 6-7 yıla yakın tesisat sektöründe bilfiil çalıştım. Birçok şantiyede mühendislik ve proje müdürlüğü yaptım. 1991 yılında satış-pazarlama şirketi olarak Dinamik Isı’yı kurduk. 2004 yılından bu yana polietilen imalatı da yapıyoruz. Üretim tesisimiz Tire organize sanayi bölgesinde. İzmir’deki merkez ofisimiz dışında, bir de Işıkkent bölgesinde ana depomuz var. Yaklaşık 23 senedir yalıtım sektöründeyiz. O yıllarda teknik birikimi olan firma yok denecek kadardı yalıtım sektöründe. Sektöre girişimizle birlikte daha teknik kökenli, mühendislik tarafı ağır basan firmalar sektörü farklı bir yöne taşımaya başladı. Tüm bu süreçte İzocam ile bir şekilde beraberdik. Yalıtım pazarında olup da İzocam ile çalışmamak mümkün değil; sektörünün öncülerinden… Üreticilerimizin yapması gereken yalıtımı değil, doğru yalıtımı anlatmak olmalı. Türkiye’de zaman içinde gelişen aslında yalıtım bilincinden çok, “yalıtım yapma bilinci” oldu. “Yalıtım yaptırayım da, 1 cm de olur, 2 cm de olur” diyor çoğu kişi. Oysa İsveç’te 30-40 cm’lere çıkıyor duvar kalınlıkları. Sivil toplum örgütlerine büyük rol düşüyor bu konuda. İZODER’in bu konuda bir çalışması var ama o da yetersiz kalıyor. “En çok talep gören İzocam ürünü Foamboard” Karaoğlu, 1973 yılında sektöre adım atmış, 41 yıllık bir firma. Firma sahibimiz Acar Karaoğlu. İlk yıllarda daha çok kereste üzerine çalışıyorduk, daha sonra müşterilerin ihtiyaçları ve yönlendirmesiyle yalıtım sektörüne geçiş yapmış olduk. Ege Bölgesi’nde yaklaşık 2 bin cari müşterimiz var, bayi olarak adlandırdığımız. Genelde il ve ilçelerdeki satıcılara hizmet veriyoruz. Perakende satışımız da var, ama mevcut iş hacmimizde yüzde 10’a tekabül ediyor. Daha çok toptancılara çalışıyoruz. İzmir bölgesi ağırlıkta olmak üzere müteahhit firmalar da bizden alım yapıyor. Üç depomuz var. Daha önce Bornova asfaltında bir yerimiz vardı, 2011’de orayı depo amaçlı kullanmaya başladık; yaklaşık 3 bin metrekare kapalı alana sahip. Bir de Kemalpaşa’da 8 bin metrekare kapalı alanımız var. 5 bin metrekarelik diğer depomuz ile idari merkezimiz de Yenişehir’de. İzocam ile yirmi beş yıldır birlikteyiz. İzocam markasının reklamları, isim bilinirliği ve ürün çeşitliliğiyle müşterilerin İzocam talepleri sonucu, İzocam bayiliğimiz başlamış. İzocam ürünlerinin yüzde 95’ini bulunduru- ğunu söylemeliyim. Sistem sürekli güncellendiği için işimize çok olumlu yansıdı. İzocam Diyalog Can Alkalı / Karaoğlu İnşaat Malzemeleri En çok talep mantolama ve ısı yalıtımı üzerine. Nadiren özel projeler oluyor. Özellikle Çeşme bölgesindeki yazlık ve lüks alanlarda hiçbir şeyden kaçınılmıyor. Her şeyin en iyisiyle, standartları yükseltecek markalarla hareket ediyorlar. O zaman sadece ısı yalıtımı değil, ses yalıtımı da önemli oluyor. Yalıtım kalınlıkları ise, Ege sıcak bir bölge olduğu için çoğunlukla 3-4 cm. Biz 5 cm altına düşmemesi üzerine çok telkinlerde bulunuyoruz. yoruz diyebilirim; stoklu çalışıyoruz. Perakende veya toptan gidecek ürünlerin yanında, sadece proje bazlı ürünler de var. Müteahhit firmalar teknik konulardan ziyade, alım konusunda bizden teklif istiyor. Metrajına göre, orta ölçekli müteahhit firma doğrudan bize başvururken, büyük firmalar İzocam ile temasa geçerek bu bölgede kimden tedarik sağlayabileceklerine bakıyor. Portal 24’ün bize büyük faydası oldu- Ege Bölgesi en çok XPS’in tüketildiği bölgelerden. En çok talep gören İzocam ürünü ise Foamboard… Karbonlu ürün önceleri çok az satılıyordu ama son iki senedir yüzde 10’lara doğru bir pazar payı almaya başladı. Foamboard’u taşyünü ara bölmeler, camyünü şilte ve İzopor izliyor. Piyasada rekabetin artmasıyla beraber malzemenin kalitesi, özellikleri de önem kazanmaya başladı. Müşterinin İzocam algısı, “İzocam’ı alırsam başım ağrımaz, olası bir sıkıntı yaşadığımda işimi çözebilecek güçlü bir marka” şeklinde. Hulusi Kılcıoğlu-Türkay Olten / Doğal Isı “İzocam’ın gücünü her zaman arkamızda hissediyoruz” Doğal Isı’yı 1990’da teknik malzeme satış ve mekanik tesisat montajı düşüncesiyle kurduk. İlk yıllarda tesisat işlerinde kullandığımız yalıtım malzemesi o dönem Türkiye’ye yeni gelen bir malzeme olan kauçuktu. 1998’e dek hem taahhüt hem de malzeme satışı yaptık, aynı zamanda kauçuk malzemenin satışını ve ithalini gerçekleştirdik. 1998’de mekanik tesisat montajını bırakarak satışa yöneldik. Aynı yıl yalıtım sektörünün önderi olan İzocam ile çalışmanın eksikliğini hissettik. İzocam Bölge Müdürlüğü’ne müraacat ettik ve İzocam bayi olduk. Bundan da büyük mutluluk duyuyoruz. Şu anda ısıtma-soğutma sektörüne A’dan Z’ye malzeme temin ediyoruz. Mekanik tesisat ağırlıklı firmaların ihtiyaçlarına cevap verdiğimiz için de ağırlıklı olarak İzocam’ın kauçuk, taşyünü ve camyünü ürünlerini satıyoruz. Müşterilerimizin gerçek malzemeyi ve doğru kalınlıkta kullanmanlarını sağlamaya çalışıyoruz. Ürün gamımıza bakınca, taşyünü ve kauçuk en çok tercih edilen ürünlerimizden. Çoğunlukla ürün seçiminde müşterilerimizi yönlendiriyoruz. Bazı projelerde yanlış ürün tercihleri olabiliyor. Bazen de iş alındıktan sonra, camyünü kullanılmayacak bir yer için camyünü isteniyor veya çatıya uygun çatı şiltesi varken taşyünü levha isteniyor. Biz gerekli durumlarda devreye girerek yönlendiriyoruz. Çoğunlukla muvaffak olabiliyoruz ancak bazı müşterilerin önyargıyla hareket ederek ısrarla aklındaki ürünü aldığı da oluyor. Projelere teknik danışmanlık verme gibi bir hizmetimiz yok ancak, hemen hemen hergün dolaylı yoldan ücretsiz danışmanlık hizmeti vermiş oluyoruz. Genellikle, teknik kökenli olmadıkları ve ürünlere, projelere fiyat odaklı yaklaştıkları için, şirketlerin satın alma sorumlularıyla sıkıntı yaşıyoruz. Bir yerde onları eğitmekle geçiyor zamanımız. Bunlar da işin cilveleri elbette, karşılığında bir teşekkür aldığımızda hoşumuza gidiyor. Önceleri bazı müşterilerimiz polietilen veya kauçuk yerine, “gri ürün” ya da “siyahtan istiyorum” diye gelirdi. Hatta buhar tesisatını kauçukla kaplamak isteyen müşterilerimiz olurdu. Bu durumlarda kişileri yönlendiriyoruz, bilgilendiriyoruz. Bazı müşterilerimiz de çok bilinçli; en ince teferruhatına, teknik verilerine kadar projenin tüm detaylarını yazıyorlar ve ürünü öyle istiyorlar. Ürün belgelerini de istiyorlar. Biz de İzocam’dan talep ediyoruz ve müşterimizin isteğini yerine getiriyoruz. İzocam ürünlerini satarken içimiz çok rahat. Bu konuda satıcının endişesi olmaması dünyanın en güzel şeyi aslında. İzocam’ın gücünü tüm teknik kadrosuyla genel müdüründen bekçisine, bölge müdüründen teknik ekiplerine dek arkamızda hissediyoruz. En ufak bir problemde hepsi seferber oluyor ve muhakkak sorunu çözüme ulaştırıyorlar. Ancak yalıtım piyasasının bilinçlenmesi için daha çok yol alması gerekiyor. İzocam gibi firmaların eğitimlerine insanlar ne kadar çok katılırsa, faydasını o kadar görürüz. 31 İzocam Diyalog Yol Hikayesi: Manisa B atı Anadolu’da Spil Dağı ile Gediz Nehri arasında yer alan Manisa, Ege Bölgesi’nin zirai, ticari ve sanayi açıdan gelişmiş kentlerinden… Tarihi boyunca ticaretin merkezinde yer almış; kralları, şehzadeleri ve nice soyluları ağırlamış olan kent, kültürel ve doğal zenginlikleriyle ilgi çekici bir rota sunuyor ziyaretçilerine. Parayı ilk kez belli standartlarla basarak ekonomiye yön veren Lidyalılar, bugün Manisa’nın Salihli ilçesinde yer alan Sardes’te krallıklarını kurmuş. Hem de günümüzden yaklaşık 2700 yıl önce… Manisa ve çevresinde tarih öncesi dönemlerden itibaren Hitit, Frig, Lidya, Pers, Makedon, Roma, Bizans, Beylikler ve Osmanlı uygarlıklarına ait izleri takip etmek mümkün. Lidya uygarlığından sonra kente damgasını vuran en belirgin dönem doğal olarak Osmanlı devri olmuş. Saruhan Beylerbeyliği olarak da bilinen Manisa Sancağı, geleceğin padişahlarının ilk görev yeri olmuş. Şehzadeler, Manisa bölgesinin yönetiminden sorumlu tutularak, idarecilik yeteneklerini geliştirmişler. Şehzadeler ve aileleri tarafından cami, çeşme, imarathane, köprü, medrese ve benzeri birçok eser yaptırılan ve büyük ölçüde 32 imar gören şehir, 16. yüzyıl ve sonrasında da sosyal, idari ve ekonomik açıdan önemli bir merkez haline gelmiş. Tarih, ve doğal güzellikleri, ören yerleri, müzeleri, Spil Dağı Milli Parkı ve Mesir Şenlikleri ile her geçen yıl daha fazla turistin ilgisini çeken Manisa, 2004 yılında uluslararası ekonomi dergisi Financial Times tarafından da 200 Avrupa ülkesi arasından “yabancı sermaye için yatırıma en uygun kent” seçilmiş. Manisa, uygun iklimi ve verimli toprakları nedeniyle, kimi yerlerde yılda birkaç ürün alınabilen, bağ ve bahçe tarımının yaygın olduğu bir kent. Tarihi geçmişi ve aldığı göçler de Manisa mutfağını etkilemiş ve yöre mutfağına zenginlik katmış. Manisa kebabı, şevketi bostan, enginar dolması, semizotu, yalancı sarma, börülce tarator, kabak sinkonta, simit ekmeği, mantar tatlısı, zerde yörenin sevilen yemek ve tatlıları… Ünlü mesir macununu ise yıl boyu bulmak mümkün. Yunt Dağı, Kula, Gördes ve Demirci halılarıyla ün yapmış Manisa’da, geleneksel el dokuması halı ve kilimlerin, altın ve gümüş takıların, pamuklu giyim eşyalarının büyük rağbet gördüğünü de unutmamak gerekiyor. Spil Dağı Milli Parkı Şehrin hemen güneyinde yükselen Spil Dağı’nda yer alan Milli Park, Manisa’ya 23 km uzaklıkta. Zirvede 1517 metreye ulaşan Spil Dağı, doğada huzur bulmak isteyenlerin tercih edeceği bir rota. Sandıkkale, Tantalos Kalesi, Kybele Anıtı gibi arkeolojik değerleri, mağara, in, kanyon, dolin gibi jeofizik formasyonları ve panoramik güzellikleriyle ülkenin en güzel doğal parklarından olan Spil, laleleriyle de ünlü… Seyirtepe çevresinde endemik bitki türleri, derin vadiler, kar ve rüzgârın şekillendirildiği yaşlı çam ağaçları bulunuyor. Spil Dağı’nda 600 metre yüksekliğe kadar kızılçam, daha yukarılarda ise karaçam ve karışık olarak meşe, ardıç, çınar, ladin, defne, berberis, kuşburnu ve yaban mersinleri yer alıyor. Keklik, tavşan, çakal, yaban domuzu ve birçok ötücü kuş cinsi de Spil Dağı’nın sakinleri arasında. Dileyenler, At Alanı bölgesindeki kamp alanındaki bungalovlarda veya çadırlarda konaklayabilir. Kamp alanına, önceden bilgi ve randevu alarak gidilmesi öneriliyor. Sardes Salihli ilçesine bağlı Sart kasabası yakınlarındaki Sardes, “paranın mucidi” olarak tarihe adını yazdırmış, MÖ 6. yüzyıla dek hüküm sürmüş ünlü Lidya krallığının başkenti… Salihli’ye 9 km, İzmir’e 82 km uzaklıktaki antik kent, ünlü Kral Yolu’nun da Yaklaşık 300 km2 alanı kaplayan ve Kula volkanlarını barındıran Kula Jeopark sahasını, ünlü antik Yunan coğrafyacısı Strabon, “Katakekaumene”, yani “yanık ülke” olarak adlandırmış. Jeopark’ta, Kula ve çevresindeki peri bacalarından karstik mağaralara, kanyonlardan volkan konilerine pek çok doğal mirası görebiliyorsunuz. Üstün nitelikli jeolojik ve jeomorfolojik mirasın yanı sıra Kula, çok iyi korunmuş Osmanlı kent mimarisiyle de zengin bir tarihi ve kültürel mirasa sahip. başlangıcı aynı zamanda. “Sard taşı” olarak da bilinen turuncu kuvars taşı, adını antikçağda çıkarıldığı Sardes bölgesinden almış. Sardes’in yaklaşık 5 km kuzeyinde Bin Tepeler adıyla anılan tümülüs mezarlar, Lidya kraliyet ailelerinin ve soylularının mezarlarından oluşuyor. Bu nedenle tümülüsler yüzyıllar boyunca definecilerin talanından payını fazlasıyla almış. İzocam Diyalog Kula Jeoparkı Kula Evleri İzmir-Ankara yolu üzerinde bulunan Kula, sivil Osmanlı mimarisi özelliklerini taşıyan ve büyük bölümü 18. ve 19. yüzyıla tarihlenen evleriyle açıkhava müzesini andırıyor. Kula’nın dar sokakları boyunca sıralanan cumbalı, avlulu evler kapı, pencere, tavan ve davlumbazlarındaki zarif ahşap süslemeleriyle dikkati çekiyor. Kartal yuvası görünümündeki, bir zamanların “aşılması imkânsız” Sardes Akropolü, dünyaca ünlü Sardes Artemis Tapınağı, Anadolu’nun bilinen ilk heybetli sinagogu olan Sardes Sinagogu ile hemen yanındaki gimnazyum ve antik tekerlek izlerini günümüze taşıyan mermer caddeden geriye kalanlar, ziyaretçilerin kulağına eski görkemli günleri fısıldıyor hâlâ. Hakkı İşcan / Yapınet “Yalıtım, tıpkı demir veya beton gibi binanın yapı taşlarından” Yapınet’i 2000 yılında İsmail Vatansever ile birlikte kurduk. Yalıtım sektörünün, ülkemiz ve şehrimiz için o dönemde henüz yeni oluşu, yeniliklere açık bir firma olarak bizi bu sektöre yönlendirdi. Manisa’da eksikliği hissedilen yalıtım malzemelerinin, yapı kimyasallarının, teknik ürünlerin ve inşaat malzemelerinin tek bir yerden alınıyor olmasını sağlamaktı amacımız. Dürüst ve adil satıcı olmayı, çözüm sunabilmeyi ve çözüm ortağı olmayı, müşteri odaklı olmayı, satılan ürünlerin en iyi ve en doğru şekilde uygulanmasını hedefledik. Manisa’nın ilk ve tek yapı marketi; en büyük inşaat malzemeleri toptancısı ve en büyük uygulayıcısı olarak hizmet veriyoruz. 25 bin kalemden oluşan malzeme çeşitliliğimiz; 50 kişiden oluşan ekibimizle temelden çatıya her alanda çözüm sunuyoruz. 9000 metrekare kapalı alana sahip binamızda, 2000 metrekare market, 2000 metrekare depo ve 1000 metrekare ofis alanımız bulunuyor. Bir de 3000 m2’lik açık depo alanlarımız var. sinde marka bilinirliğinin etkili olduğunu düşünüyoruz. Camyünü şilteyi hâlâ “İzocam” olarak adlandıran müşterilerimiz var. Yalıtım Yapınet’in itici gücü… Hem son kullanıcıda, hem mimar ve mühendislerde, hem de müteahhitlerde yalıtım bilinci oluşturmak; bu ürünlerin inşaatın olmazsa olmaz parçası olduğunu anlatabilmek için faaliyetlerimizi sürdürüyoruz. Kurulduğumuz günden beri İzocam ürünlerini satmamıza rağmen, bayiliğimiz 2008’de gerçekleşti. İzocam’ın Türkiye’de yalıtım sektörünün öncüsü ve ilk yerli üreticisi olması, büyük ve güçlü bir şirket olması, pazardaki belirleyiciliği, ürünlerinin kalitesi, tüketicinin ve bizlerin markaya güveni, İzocam’ı tercih etmemizin başlıca nedenleriydi. İzocam’ın Taşyünü Ara Bölme Levhası, Camyünü Çatı Şiltesi, Foamboard ve İzopor Plus bölgemizde en çok tercih edilen ürünler. Mantolamada ise bölgemizde genellikle 3-4 cm’lik karbonlu eps uygulanıyor. Özellikle son kullanıcıların İzocam’ı tercih etme- İnternetten bilgiye kolay ulaşım, özellikle de mantolama uygulamalarının zorunlu hale gelerek artması, insanların yalıtım konusunda bilgi sahibi olmasını sağladı. Özellikle mantolama yaptıranların konuyu çevresiyle paylaşarak olumlu referanslar verdiklerini gözlemliyoruz. Ancak ülkemizde yalıtıma verilen önem hâlâ yeterli düzeyde değil. Piyasadaki vasıfsız ve kalitesiz ürünlerin varlığı, malzeme iyi olsa bile uygulamanın yanlış yapılması, yanlış yerde yanlış malzemenin kullanılması, niteliksiz ve kalitesiz işçilerin yaptığı hatalı işler, iyi yapılmış bir yalıtımın iyi korunamaması gibi sebepler, yalıtım sektörünün gelişmesindeki engeller… Evine doğru yalıtım yaptırmış ya da doğru yalıtımlı bir binada oturan kişilerin memnuniyetini çevresindekilere aktarması, yalıtım bilincinin artmasını sağlayacaktır. Çünkü yalıtım konfor sağlar, enerji harcamalarını azaltır, binanın ömrünü uzatır. Aslında yalıtım, tıpkı demir veya beton gibi binanın yapı taşlarındandır. 33 İzocam Diyalog İzocam Kullananlar “Sesle dünyayı yıkabilirsiniz” İLG Akustik’in kurucusu, mimar ve mühendis Ümit P. Altınok ile projeleri, İzocam Taşyünü kullanarak üretimini yaptıkları ses yalıtım ürünleri üzerine konuştuk. Altınok, gürültünün insan üzerindeki etkilerinin farkına varılmasıyla, yerli sanayicilerin de fabrikalarında ses yalıtımına önem vermeye başladığını belirtiyor. İ LG Akustik, gürültü kontrol sistemleri alanında, 1993 yılından beri Almanya’da kurulu ILGmbH firmasının lisansı altında, proje, imalat ve montaj hizmetleri veriyor. Endüstriyel alanda, gürültüden arındırılmış ortamlar yaratmanın yanı sıra, oteller, hastaneler, bankalar, yoğun iş ve alışveriş merkezleri için gürültü kontrol sistemleri üretiyor ve uyguluyor. 1993 yılında İstanbul’da faaliyete başladı. İLG’nin açılımı Almanca “Industri Laermschutz Gesellschaft” kelimelerinin başharfleri. “Dünyada insanlar var olduğu ve gürültüye maruz kaldığı müddetçe, ses yalıtımı bir ihtiyaçtır” düşüncesiyle hareket ettik ve Türkiye’de ses yalıtımı konusunda hizmet vermeye başladık. O dönemde akustik yalıtım konusunda hizmet veren firma neredeyse yoktu, bugün gürültü yönetmeliklerinin de etkisiyle onlarca firma sayabilir hale geldik. İLG Akustik olarak hayata geçirdiğimiz projeler ve çözümler görüldükçe farklı kurum ve kişiler de bu işe girmeye başladı. Bu işi bilimsel olarak yapabilmek önemli. Bir paneli ne ölçüde yapacağınız ve nereye yerleştireceğiniz çok önemli, diğer türlü yapılanlar “kopya” iş oluyor ve bir fayda sağlamıyor. İLG Akustik’in faaliyet alanlarından bahsedebilir misiniz? Kurulduğumuz yıllarda Türkiye’de taşyünü yeterince bilinmiyordu; Almanya’dan ithal ediyorduk. İzocam aynı yıllarda taşyünü üretimine başlayınca bizim için büyük kolaylık oldu. 1993’ten bu yana bütün ürünlerimizde İzocam kullanıyoruz. İLG Akustik, Almanya merkezli köklü bir yalıtım firması olan ILGmbH’nin lisansı altında Hizmet alanınızın kapsamı nedir; ne tür projelere ağırlık veriyorsunuz? Bizim asıl işimiz sanayideki gürültü kontrolü. Gürültü kabinleri, gürültü önleme duvarları, jeneratör kabinleri, kojenerasyon grupları, cadde ve otoyol kenarları gürültü bariyerleri, ses emme perdeleri üretiyoruz ve uyguluyoruz. Türkiye’de ise ağırlıklı olarak AVM’lerde, büyük sitelerde ve benzeri alanlarda yer alan soğutma grupları ve kulelerinin, jeneratör–kojenerasyon ünitelerinin gürültü yalıtımını, fabrikalardaki gürültü izolasyon kabinleri ile sessiz ortam ve çalışma kabinlerinin üretimi ve uygulamasını yapıyoruz. Türkiye ve dış ülkelerde büyük ölçekli sanayi kuruluşlarında, alışveriş merkezlerinde, kültür merkezlerinde, otellerde değişik ölçekli kabinlerin imalatını ve montajını gerçekleştirdik. Kuzey Irak’ta Süleymaniye ve Erbil’de, Azerbaycan Bakü’de, Kırgızistan Bişkek ve Kazakistan Astana’da, Libya Trablus’ta ülkemiz müteahhitlerinin yapmış olduğu AVM ve kültür merkezlerinin soğutma gruplarını, jeneratör kabinlerini, yol kenarı gürültü bariyerlerini imal ediyoruz. Malzemeleri burada hazırlayarak gönderiyoruz. Bazı durumlarda malzemenin montajını yine firmamız tarafından gönderilen süpervizörümüz eşliğinde gerçekleştiriyoruz. 34 İzocam Diyalog Projelerinizi nasıl hazırlıyorsunuz? Önce ilgili mekândaki tespit ve ölçümleri yaparak, firmadaki ustabaşılarla, mühendislerle sohbet ederek; ihtiyaçlarını öğrenerek işe başlıyoruz. Örneğin; bir fabrikaya gittiğimizde gürültünün kaynağı ve gücüne göre; belirli noktalarda 1 metre, 3 metre ve 10 metrede bir gürültü ölçümü alıyoruz. Böylece bir ölçüm tablosu çıkarıyoruz. Bizden beklenen desibelin asgari düzeye düşürülmesi… ISO standartlarına göre, fabrika ortamında kabul edilen değer 80 desibel. 80 artı 5 desibel de kabul görüyor. Gürültünün asgari ölçülerde olması verimliliği de olumlu yönde etkiliyor. Ölçümlerimizi yaptıktan sonra analizlerimizi yapıyoruz, böylece panel kalınlığı çıkıyor ortaya. Panel ve kabinleriniz hangi malzemelerle, nasıl üretiliyor? Malzeme olarak daha çok galvaniz sac kullanıyoruz, isteğe bağlı paslanmaz alüminyum sac da çalışabiliyoruz. Panel kalınlığı belli olduktan sonra; kayar kapı mı olacak, panel pencere yer alacak mı gibi detaylar doğrultusunda ürünü profillendirerek tasarımını yapıyoruz. Taşyününü İzocam’dan temin ediyoruz. Farklı yoğunluklara sahip İzocam taşyününü stoklarımızda bulunduruyoruz. Bir de taşyününün yağmur, rüzgâr ve tozdan etkilenmemesi için önüne çift kat İzocam camtülünü seriyoruz. Profillendirdiğimiz sacın içine giydirdiğimiz taşyünü katmanlarının ön tarafına da siyah camtülü kaplıyoruz. Camtülünün önüne yerleştirilen perfore sacın perfore çapları da sesin şiddetine göre belirleniyor. Delik çapları 3 mm, bazı yerlerde 5 veya 7 mm olacak şekilde uygulanıyor. Son aşamada panellerimizin her iki ucu özel kapaklarla kapatılarak tabiat şartlarına uygun hale getiriliyor. Dünya gürültü standartları çerçevesinde ürettiğimiz kabin ve panellerin 1000°C sıcaklığa dayanıklı olması gerekiyor. Kullandığımız sac panellerin etrafı demir aksamlı… Biliyorsunuz her iki malzeme de 1200-1400°C’lerde erir. Taşyünü 800-1000°C arası sıcaklığa dayanıklı olduğu için, hem yangın hem de sesin emilimi açısından çok iyidir. Ses büyük bir güç… Sesle dünyayı yıkabilirsiniz; bir yerde tutmanız, hapsetmeniz söz konusu değildir. Ses dalgaları yaptığımız panellerden geçerken, taşyünü katmanlarına uğruyor ve sürtünmeye başlıyor. Sürtünürken de başka bir enerjiye; kinetik enerjiden statik enerjiye –ısı enerjisine dönüşüyor. Böylece ses örneğin 105 desibelden 85’e iniyor. Taşyünü burada ses enerjisini dönüştüren bir unsur oluyor. Sanayide, “şahmerdan” denilen büyük preslerde insanları çalıştırmanız çok zordur örneğin. Böbrektaşını sesle kırdığımızı düşünürseniz, belli bir desibel üzerinde 6 aydan uzun süre çalışan insanların iç organlarının zarar görmesi kaçınılmaz. Türkiye’deki ses yalıtımı uygulamaları ve ilgili mevzuatlar konusunda düşünceleriniz nelerdir? Almanya’da ses ve gürültü ile mücadele konusundaki çalışmalar 1952’ye uzanıyor. ILGmbH de bu paralelde 1962’de faaliyetlerine başlamış. Türkiye’de Gürültü Kontrol Yönetmeliği’nin bilfiil sistem içerisine girmesi de 1986’da oldu. 1992’ye dek uygulamada çok fazla etkisi olmadı ancak, 2002 sonrasında ciddi boyutlarda ele alınmaya başladı. Önceleri özellikle Avrupa menşeli fabrikalarda ses yalıtımının üzerine düşülürdü. Gürültünün insan üzerindeki etkilerinin farkına varılmasıyla, artık yerli sanayiciler de fabrikalarında ses yalıtımına önem vermeye başladı. Arada kırk yıllık bir fark olsa da, zamanla birşeylerin değişeceğine inanıyorum. Biliyorsunuz özellikle gelişmiş ülkelerde yerleşim yerleri yakınından geçen otoyol kenarlarında gürültü bariyerleri kullanılır… 1998’de İstanbul Karayolları Bölge Müdürü’ne, MecidiyeköyGayrettepe-Zincirlikuyu’dan geçen viyadük etrafına bariyer yapma konusunu gündeme getirdiğimizde, “Haklısınız, ancak Türkiye’de öyle enteresan bir durum var ki, yol için bir güzergâh çiziliyor, inşaat başladığında etrafında birden binalar peydahlanıyor. Otoyola bakan binalar daha da yüksek fiyatlara satılıyor” demişti. Ülkemizdeki ironiye, insanlarımızın algısına değin- “Ses dalgaları yaptığımız panellerden geçerken, taşyünü katmanlarına uğruyor ve sürtünmeye başlıyor. Sürtünürken de başka bir enerjiye; kinetik enerjiden statik enerjiye – ısı enerjisine dönüşüyor.” mişti Bölge Müdürü… Tabii görsellik başka, gece uyuduğunuzda o gürültünün sizden aldığı enerji başka… Otoyol bariyerleri Avrupa’da insan sağlığının bozulmaması için önlem olarak yapılıyor. Ancak Türkiye’de ise sanıyorum yoğun şikâyet olması gerekiyor yapılabilmesi için. Yapımları büyük maliyet gerektiriyor. Umuyorum ki, en kısa zamanda bizde de önlem olarak uygulanmaya başlayacak. Sesin havadaki hızı saniyede 300-350 km, katı ortamda ise bu hız 2000 km’ye ulaşıyor. Çekiçle bir yere vurduğunuzda, bina içindeki beton ve demir bağlantıları sayesinde bu ses anında iletiliyor. Belli bölgelerde bu iletişimi keserseniz sesin geçişini engellemiş oluyorsunuz. Dolayısıyla, konut projelerinde çalışan mimar ve müteahhitlerin de ses yalıtımı konusunda daha hassas davranması gerekiyor. 35 İzocam Diyalog İzocam Kullananlar Ağaoğlu My Towerland’de İzocam imzası A ğaoğlu’nun My World’ten sonra Ataşehir’de gerçekleştirdiği ikinci büyük proje olan My Towerland, modern ve özgün bir yaşam anlayışıyla planlandı. İnşaat çalışmaları 2013 yılında tamamlanan My Towerland’in döşeme, duvar ve tavan yalıtım uygulamalarında, yaklaşık 3000 m2 alanda İzocam ürünleri tercih edildi. Ses yalıtımına da önem veren projenin akustik uygulamaları da İzocam ürünleri ve uzmanlarıyla gerçekleştirildi. Dış duvar detayında; yatay delikli 135 mm tuğla, TSB ses bariyeri, 50 mm İzocam Taşyünü Levha (70 kg/m3), 85 mm yatay delikli tuğla, 25 mm TNC akustik pano (yanmaz kumaş kaplı) ve T-Fon akustik conta kullanıldı. Geçiş noktalarında ise ses yalıtımlı kapı detayı uygulanması planlandı. Projenin kolon detayları için; 25 mm TNC akustik pano (yanmaz kumaş kaplı), 12,5 mm alçıpan, TPG-Fon ses bandı, 50 mm İzocam Taşyünü Levha (70 kg/m3), TSB ses bariyeri ve T-Fon akustik conta tercih edildi. Tavan detaylarında; 20 mm TNP-Fon akustik yalıtım levhası, 50 mm İzocam Taşyünü Levha (70kg/m3), 1,25 mm alçı plaka, TPGFon ses bandı, kauçuk esnek titreşim alıcı askı yer aldı. My Towerland’in kat döşeme detaylarında ise yine akustik planlamaya uygun olacak şekilde; 80 mm donatılı beton, 10 mm TPEFon akustik levha, su kesici örtü, 30 mm Taşyünü Yüzer Döşeme Levhası (150 kg/ m3) ve 250 mm döşeme betonu kullanıldı. İzocam, Ağaoğlu My Home’da Üç kulede toplam 786 daireden oluşan My Home Maslak’ta studio dairelerden, 3+1’e ve 4+1’den teras evlere kadar farklı ihtiyaçlara göre seçenekler bulunuyor. Optimum metrekare kullanım alanı düşünülerek planlanan dairelerde, ferahlık ve fonksiyonellik kadar yalıtım kalitesi de ön planda. 36 İnşaatı 2013 yılında tamamlanan My Home Maslak’ın otopark tavanı ses yalıtımı için İzocam ürünleri tercih edildi. Otopark tavanı döşeme detayında; 80 mm donatılı beton, ayırıcı keçe, su kesici örtü, 50 mm Bitüm Kaplı Taşyünü Teras Çatı Levhası (150 kg/m3), 50 mm Çıplak Taşyünü Te- ras Çatı Levhası (150 kg/m3), 3 mm TSB ses bariyeri, 250 mm döşeme betonu yer aldı. Malzemeler otopark üstü araç geçişi olan yerlerde kullanıldı. Otoparkın bütün detay ve kenarlarında 50 mm süpürgelik dönülmesi sayesinde su, ısı, yangın ve ses yalıtımı sağlanmış oldu. İzocam Diyalog Yeşilbahçe Siteleri’nde ses ve ısı yalıtımı İzocam’dan K onya’da yer alan, temeli Ocak 2011’de atılan ve inşaatı halen devam eden Yeşilbahçe Siteleri, toplam 9 blok ve 180 daireden oluşan lüks bir kooperatif. Brüt 202 m2 yüzölçümüne sahip olan ve 4 oda 1 salondan oluşan daireler, yerden ısıtmalı olacak şekilde planlandı. Yerden ısıtma sisteminin altında, Konya İzocam Bayii Mustafa Nurullahoğlu Ltd. Şti.’nin yönlendirmesiyle, 8900 m2 alanda 30 mm İzocam Taşyünü Yüzer Döşeme Levhası kullanımına karar verildi. Bu ürün sayesinde hem katlar arası ısı yalıtımı, hem de Yeşilbahçe Siteleri için büyük önem taşıyan ses yalıtımı sağlanabildi. Kooperatifin zeminden ısıtma işleri Tayf Mühendislik’ten Bülent Alparslan tarafından uygulandı. Reyhan Park Konutları’nın yalıtım ürünleri İzocam’dan Meram Belediye Başkanlığı öncülüğünde yapılan kentsel dönüşüm projelerinden olan Reyhan Park Konut Yapı Kooperatifi, ses yalıtımına önem veren inşaat projelerinden biri. Temeli Mayıs 2012’de atılan; 11 kat ve 5 bloktan oluşan Meram Reyhan Park Konut Yapı Kooperatifi’nde 88 adet 180 metrekare 4+1 daire, 88 adet 160 metrekare 3+1 daire ve 44 adet 123 metrekare 2+1 daire olmak üzere, 220 adet daire bulunu- yor. Kooperatif yönetim kurulu tarafından ses yalıtımına ayrıca özen gösterilen Meram Reyhan Park’ta, detaylı araştırmalar sonucu katlar arası 6.300 m2 25 mm İzocam Yüzer Döşeme Levhası uygulanmasına karar verildi. Ayrıca dairelerin ortak duvarlarında ve merdiven holüne denk gelen duvarlarda, sandviç duvar sistemi ve arasında 1.900 m2 50 mm İzocam Taşyünü ABL-50 Ara Bölme Levhası kullanıldı. Dış cephede, 6.100 m2 50 mm İzocam Manto Taşyünü paket sistem (boya hariç) ter- cih edilen kooperatifin çatı yalıtımı için de itina gösterildi ve çatı arasında 2.400 m2 140 mm İzocam Çatı Şiltesi uygulandı. Reyhan Park Konutları’nın mantolama malzemesi İzocam Konya Bayii Mustafa Nurullahoğlu Yapı Malzemeleri’nden temin edildi. Kooperatifin dış cephe mantolaması İbrahim Gürler Mühendislik, yüzer döşeme ve yerden ısıtma tesisatı ise Dizayn Makine Mühendislik tarafından gerçekleştirildi. 37 İzocam Diyalog Kişisel Gelişim: Zaman Yönetimi Zamanı ve işinizi siz yönetin “Kişisel Gelişim” sayfamız için, bu sayımızın konuklarından yaşam koçu ve psikiyatri uzmanı Dr. Murat Bilgili’den bir yazı yazmasını rica ettik. Kendisi, herkesin kendinden bir parça bulacağı ve keyifle okuyacağı bir yazı hazırladı bizler için… Z aman yönetimi ile ilgili eğitime katılanlar üzerinde yapılan bir çalışmanın ilginç bir sonucu var: Katılımcıların bir kısmında eğitimden sonra zaman yönetimi konusunda iyileşme tespit edilirken, diğerlerine eğitimin bir faydası olmadığı ortaya çıkmış. Günlük iş temposu içerisinde tabii ki “acil” ve “öncelikli” başlıklarını ayrı ayrı veya bir arada kullanarak programlar yapmamız bize yarar sağlar. Ancak işin asıl püf noktası, geçirdiğimiz zamanı yani yaptığımız işi hangi verimlilikte yaptığımızdır. “Zamanı” ve “işi” yönetmekle ilgili en önemli gücümüz dikkatimizdir. Dikkat insanın ruhsal enerjisidir. Bu enerjiyi ne kadar iyi kullanmayı başarırsak, zamana ve işimize ait başarılı çalışmalar o kadar iyi ortaya çıkar. gerekiyor. Bu teknolojik cihazlardan insan beynine kısa süreli olarak gelen uyaranlara alışıyoruz. Uzun gelen emaillere odaklanarak okumakta güçlü çektiğimizden kısa, özet bilgiler içeren emailler istiyoruz. Bir ya da iki sayfadan oluşan raporlar yerine, uzun hazırlanmış raporlar bize verildiğinde kızıyoruz. Her şeyi kısa, öz olarak isterken zamanımız olmadığını ifade ediyoruz. Amerika’da yapılan ilginç bir çalışmada, bir yüksek lisans öğrencisinin eğitimi boyunca 25 bin sayfa okuması öngörüldüğü belirtiliyordu. Ancak hiçbir öğrenci bu kadar sayfayı okuyarak yüksek lisansını tamamlamıyormuş. Buna karşın yüksek lisans boyunca attıkları tweet sayısı 25 bin sayfayı geçi- “Zamanı ve işi yönetmekle ilgili en önemli gücümüz dikkatimizdir. Dikkat insanın ruhsal enerjisidir.” Günümüz insanının dikkatini toplama süresi ortalama 3,5 dakikadır. Bu dikkat düşüşünün nedeni zamanı öğüten makinalar olarak tanımlanan bilgisayar, cep telefonu ve televizyondur. Şimdi ilginç bir çelişki ile karşı karşıyayız… Bilgisayarın, televizyonun ve cep telefonunun olmadığı bir dünya düşünemeyiz; ancak bunları ne kadar gerekli ne kadar gereksiz kullandığımızı çok iyi irdelememiz 38 yormuş. Havaalanında bekleyen insanları gözlemliyordum… 30 kişiden 28’i cep telefonuna bakıyordu, bir kadın ortalıkta koşan çocuğunun peşindeydi, yaşlı biri de uyukluyordu. Dramatik olan evlisi, flört edeni, aşığı hiç konuşmadan ellerindeki cihazda bir şeyler yapıyordu. Onlara, “Yaptığınızı bırakın, öylece oturun” derseniz, bir süre sonra “Canım sıkılıyor” derler. Evde çocuklarımız da aynı durumdalar… Lütfen bu yazıyı teknoloji karşıtı olarak değerlendirmeyin. Siz evde emaillerinize bakarken, bunu görerek büyüyen çocuğunuza “Dersini çalış” diyerek bilgisayarı yasaklıyorsunuz. Bu çelişkide zamanı, işimizi, özetle hayatımızı yönetebilmeyi kaçırıyoruz. İnsan istediklerine ulaştığında ya haz duyar ya da zevk alır. Haz biyolojik ya da toplumsal koşullanmaların yarattığı ihtiyaçlarımız karşılandığında ortaya çıkan bir histir. Zevk ise sıra dışı dikkatimizi vermeyi başardığımız bir sohbetten, bir tavla oyunundan sonra duyduğumuz, unutmadığımız, her zaman hatırladığımız duygudur. Hazlar silinip gidiyor, hatırlananlar ise zevk aldığımız yaşam süreçleri oluyor. Bu da ancak sıra dışı dikkatimizi verebildiğimiz zamanlar gerçekleşebiliyor. Bizim yönlendirebileceğimiz uzun süreli “dikkate” ihtiyacımız var. Bunu başarabilmek için, gerekli olmadığına inandığınız tüm zamanlarda zamanı öğüten teknolojik aletlerden uzak durmalısınız. Bırakın canınız sıkılsın, kendinizi eğlendirmek için düşünmeye çalışın. Merak duygunuzu dizginleyin! Diğer yaşamlarda neler olduğunu takip etmeyin. Bir bakacaksınız düşünebildiğinizden çok daha fazla zamanınız ortaya çıkacak. Ve canınız sıkılmaya başlayacak. Zamanı ve işinizi yönetmek istiyorsanız en büyük gücünüz dikkatinizdir.
Benzer belgeler
İZODERGİ 120. Sayı
TL’ye, brüt ciromuzun ise 360,5 milyon TL’ye ulaşmasıyla, yüzde 6,2 oranında
büyüdüğümüzü belirtmekten mutluluk duyuyorum. Bu güzel gelişme, içinde
bulunduğumuz yıl için hedeflerimizi belirlemede b...