Tükenmeyen Enerji Kaynağı Güneş
Transkript
Tükenmeyen Enerji Kaynağı Güneş
Yıl 1, Sayı 6 EKİM 2009 TÜRKİYE TEKNİK ELEMANLAR VAKFI ENERJİ BÜLTENİ Tükenmeyen Enerji Kaynağı: GÜNEŞ • Geçtiğimiz ay, konferans ve kongreler açısından yoğun bir dönem yaşandı Küresel ısınmaya bağlı iklim değişikliğinin en büyük sorumlusu fosil yakıtlara bağımlılığımızdır. Fosil yakıtların ve alternatifi olarak sunulan nükleer enerjinin pahalı ve riskli olması ise yenilenebilir enerji kaynaklarına yönelimi arttırmıştır. Tükenmez bir enerji kaynağı olan “GÜNEŞ”, bu kaynaklar içinde en önemlisidir. Bu sayıda: EHAE’nin Güneş Enerjisi Raporu 2 Günışığı İle Aydınlatma 4 Uluslararası Enerji Kongresi 2009 5 Nükleer ve Yenilenebilir Enerji Kaynakları Kongresi 6 Makale: Yeni Sputnik 7 Sektörden Haberler 8 Türkiye, bu konuda; metrekareye düşen günlük ortalama 3,6 kWh’lik güneş enerjisi ile çok uygun koşullara sahiptir. Türkiye’de yıllık toplam güneşlenme süresinin ortalama 2640 saat (günlük toplam 7,2 saate tekabül ediyor) ve yıllık toplam ışınım şiddetinin ortalama 1311 kWh/m² (günlük toplam 3,6 kWh/m²) olduğu tespit edilmiştir. Türkiye'nin yıllık toplam güneş enerjisi potansiyelinin bölgelere göre dağılımında; Güneydoğu Anadolu ve Akdeniz Bölgeleri başı çekmektedir. Bu konuda en fakir durumda olan bölgemiz ise Karadeniz Bölgesi olmaktadır. (Elektrik İşleri Etüt İdaresi Genel Müdürlüğü’nün verilerine göre) Güneş enerjisi, Kyoto Protokolü’ne imza atan Türkiye için vazgeçilmez bir potansiyeldir. Avrupa’nın en çok güneş alan ülkelerinden biri olan Türkiye’de, enerji konusunda dışa bağımlılığı azaltmada en çok yarar sağlayacak yenilenebilir enerji kaynağı da “GÜNEŞ”tir. Eğer, Sektördeki üreticilerin beklentileri olan 30 €-cent veya daha yukarı bir fiyat ve en az 15 yıl alım garantisi sağlanabilirse; güneş enerjisi üretiminde sektörel hareketlilik fevkalade bir seviyeye ulaşabilir. Serdar ÇAMDİBİ / Tütev Enerji Sektörü Basın-Yayın Koordinatörü SEKTÖRDEN Yıl 1, Sayı 6 Enerji Hukuku Araştırma Enstitüsü’nün Güneş Enerjisi Raporu Yayınlandı Derleyen: Süheyla TURAN / Tütev Enerji Üyesi 1. Anlaşılabilir, Uygulanabilir, Süreçleri Belirlenmiş Yol Haritasının Oluşturulması Güneş enerjisinden elektrik üretiminin ülkemiz uygulamasındaki en önemli eksikliğinin bir yol haritasının oluşturulmamış olması olduğu değerlendirilmektedir. Diğer enerji kaynaklarından elektrik üretiminde olduğu gibi, güneş enerjisinden elektrik üretimi konusunda da 2020 yılının hedef yıl olarak seçilebileceği düşünülmektedir. Hedef olarak, ülkemizin güneş radyasyon verileri ve konunun ekonomik değerlendirmeleri çerçevesinde, ülkemizin yenilenebilir enerji kaynakları konusundaki stratejik hedefleri de göz önünde bulundurularak bir hedef değerin seçilmesi gereği muhakkaktır. Güneş enerjisinden elektrik üretimi konusunda ülkemizin hedef değerinin, ülkemizde üretilen/üretilecek elektrik enerjisinin % 5’i olabileceği öngörüsü çerçevesinde; 2020 yılı elektrik üretimimizin 600 milyar kW/h olacağı, bu değer içinde güneş enerjisinin % 5’lik paya sahip olması durumunda, güneş enerjisinden 30 milyar kW/h elektrik üretilmesi gerekeceği yadsınamaz bir gerçektir. Ülkemizdeki ortalama ışınım Sayfa 2 verileri çerçevesinde, MW kurulu güç başına 1.200.0001.500.000 kW/h elektrik enerjisi üretilebileceği varsayımı doğrultusunda, ülkemizin 2020 yılında güneş enerjisinden elektrik üretimi amaçlı 20-25.000 MW’lık kurulu güce gereksinin duyacağı anlaşılmaktadır. Güneş enerjisinden elektrik üretimi alanında lisanslı piyasa faaliyetinin 2012 yılı ve sonrasında gerçekleşebileceği öngörüsü doğrultusunda, 8 yıllık hedef süreç içinde yıllık bazda 3.000 MW’lık yeni yatırıma ihtiyaç duyulacağı görülmektedir. Söz konusu hedefler doğrultusunda, yıllık bazda belirlenecek hedef kurulu güç değerleri için lisans başvuruları kabul edilmeli ve lisanslar verilmelidir. Bu konuda yapılacak lisans başvurularında, rüzgar lisans başvurularına TEİAŞ tarafından verilen bağlantı görüşlerinde olduğu gibi, gelecek yılları kapsayacak şekilde bağlantı görüşlerinin oluşturulabileceği ve lisanslandırma ve yatırımın yıllık bazda hedef değer çerçevede gerçekleştirilebileceği değerlendirilmektedir. 2. Yapılacak Planlama Sonrasında Hedefler Doğrultusunda Yatırıma Olanak Sağlanması Yukarıda bahsedilen yol haritası çerçevesinde yapılacak planlama sonrasında yıllar bazında devreye girecek/ girebilecek güneş enerjisine dayalı elektrik üretim tesisleri için yatırım planlamasının söz konusu öngörüler doğrultusunda yapılması gerektiği değerlendirilmektedir. Bir anda binlerce MW’lık güneş enerjisinden üretim tesisinin lisanslandırılması yerine, yılık bazda belirlenen hedef kurulu güç lisanslanmalıdır. Diğer taraftan ileriki yıllarda yatırıma başlanacak projeler de belli olmalı, yatırım öncesi alınması gereken izinler alınmalı, mümkün olması durumunda finansman imkânları sağlanmalıdır. Bu çerçevede, diğer lisanslı projelerin aksine, güneş enerjisinden elektrik üretim tesislerinin önündeki tüm engeller ortadan kaldırılacak, uzun termin programları ve yapılamayacak veya fizıbıl olmayan projeler elenerek, bu alandaki öngörüler konusunda netlik sağlanmış olacaktır. Bu amaç çerçevesinde yapılacak çalışmalar sonucunda yapılacak lisans başvurularının, fizibiliteleri, kullanılan saha karakteristiği, iletim kayıpları, uydu verileriyle sağlanacak uzun dönemli güneş radyasyon ve iklim verileri gibi konularda bir sıralamaya tabi tutularak değerlendirilmesi mümkündür. Yapılacak değerlendirme sonuçlarına göre, yıllık bazda belirlenen kurulu güç değerleri için, öncelikle ülke menfaatlerine en uygun projeden başlanılmak üzere iletim sistem operatörü tarafından oluşturulacak bağlantı görüşleri çerçevesinde, uzun yılları kapsar lisanslandırma sürecine gidilebilmesi mümkündür. Bu kapsamda oluşturulacak lisanslandırma ve yatırım süreciyle, hem söz konusu yatırımlar için sağlanacak teşvik miktarı netleştirilmiş olacak, hem de yatırımcılar açısından sürecin öngörülebilir olması sağlanacaktır. 3. İkincil Mevzuatın (Konuya İlişkin Yönetmeliklerin) Net Olarak Belirlenmesi Bilindiği üzere, güneş enerjisinden elektrik üretim sistemleri uzun bir geçmişe sahip olmasına karşın, ticari alandaki uygulamaları dünyada yeni gelişen bir sektör olarak değerlendirilebilmektedir. Farklı teknolojik alt yapıları içinde barındıran, yatırım yapılacak saha karakteristiğinin hem seçilecek teknoloji hem de sahanın kullanımına yönelik ortaya çıkabilecek hukuksal sorunlar bağlamında çok önemli olacağı bu alanda, özellikle diğer kaynaklara dayanan lisans başvurularında yaşanan sorunlar da göz önünde bulundurularak hukuki alt yapısının kolay, anlaşılabilir ve öngörülebilir bir şekilde hazırlanması gereği kaçınılmazdır. Söz konusu düzenlemeler, EPDK tarafından lisans başvuruları kabul edilmeden önce tamamlanmalı, yatırımcıların şeffaf ve öngörülebilir bir ortamda, mevcut düzenlemeler çerçevesinde proje geliştirmeleri sağlanmalıdır. Lisans başvurusu sonrasında oluşturulan yeni düzenleme kriterleri, hem yatırımcılar açısından yeni yükümlülükler getirdiklerinde hukuki açıdan sakat işlem olarak değerlendirilebilmekte, hem de piyasada oluşan şeffaflık ve öngörülebilirlik unsurlarını zedeleyici düzenlemeler olarak değerlendirilmektedir. SEKTÖRDEN Yıl 1, Sayı 6 4. Plan ve Proje Aşamaları En Sağlıklı Şekilde Gerçekleştirilmiş, Fizibilitesi En Uygun Projelerin Uygulamaya Geçişine Yönelik Düzenlemeye Gidilmesi İkincil mevzuatın hazırlanması sürecinde göz önünde bulundurulması gereken en öncelikli konu, lisanslanacak ve yıllık bazda belirlenecek hedef kurulu güç kapsamında yatırıma dönüşecek projelerin, planlama ve projelendirme aşamalarını sağlıklı bir şekilde gerçekleştirmiş, hukuki ve teknik alt yapı sorunları çözülmüş, fizibilite değerleri en olumlu projeler arasından seçiminin sağlanmasıdır Bu çerçevede, hukuki konularda sahaya ilişkin herhangi bir sorun çıkmayacağına dair gerekli çalışmaların yapılıp yapılmadığının kontrolü, lisans başvurularının sulanabilir tarım arazileri dışında yapılmasının sağlanması, doğal ve arkeolojik sit alanlarından kaçınılması, askeri bölge ihtimallerinin değerlendirilmesi ve seçilen bölgede bu konularda sorun yaşanılmayacağının tespiti ve lisans başvurusunda bunun belgelenmesinin son derece sağlıklı olacağı değerlendirilmektedir. Söz konusu projelerin teknik alt yapı bağlamında, seçilen teknoloji ve yatırım yapılacak sahanın güneş ve iklimsel verilerinin uyumu son derece önemli olduğundan, noktasal bazda uzun dönemli uydu verilerinden faydalanılarak seçilen teknoloji ve saha karakteristiğinin uyumu konusunun ve projenin fizibilitesinin EİE ve/veya benzeri bir kurum tarafından, HES projelerinde olduğu gibi değerlendirilmesi ve ülke menfaatlerine en uygun projelere bu bağlamda öncelik verilmesinin son derece sağlıklı bir çözüm olacağı öngörülmektedir. Sayfa 3 Dolayısıyla, EPDK tarafından lisans başvuruları kabul edilemeden ikincil mevzuatta belirlenecek ve projenin planlama ve fizibilite durumlarını ortaya çıkaracak bilgi ve belgelerin lisans başvurusunda temin edilmesi, sonrasında ise söz konusu projelerin hukuki ve teknik özellikleri ile değerlendirilerek, yapılabilirliği tartışmasız, teknik özellikleri sonucu en yüksek üretim değerlerine ulaşan projelerin seçiminin veya ön plana çıkarılmasının gerektiği düşünülmektedir. 5. Ülkemizin Doğal Kaynakları ile Ekonomik Kaynaklarının İsrafının Önlenmesi Ülkemizin yenilenebilir enerji kaynaklarından, mevzuatsal açıdan yaşanan sıkıntılar, serbest piyasada fiyatlar çok daha yukarılarda olmasına karşın yeterli teşvik mekanizmalarının oluşturulamaması ve öngörülebilir bir piyasanın oluşturulamaması gibi nedenlerden yeterince faydalanılamadığı, ülkemiz kaynaklarının israfına neden olunduğu yadsınamaz bir gerçektir. Bu alanda yatırımcıların önünün açılmasının, elektrik üretim kaynaklarımızın değerlendirilebilmesinin yanı sıra, yerli sanayimizin gelişmesine, yeni istihdam alanlarının oluşturulmasına, böylelikle hem yerli kaynaklarımız değerlendirilirken hem de gayri safi milli hâsılamızın büyümesine imkân sağlayacağı değerlendirilmektedir. Düzenlemelerdeki yetersizlikten kaynaklanan nedenlerle, örneğin rüzgar enerjisinden elektrik üretimi konusunda yatırım yapma planında olan bir çok yerli ve yabancı yatırımcı projelerini hayata geçiremediği, hukuki niteliği tartışmalı sonraki bir çok düzenlemenin yatırımcılarda ilginin ve güvenin azalmasına neden olduğu düşünülmektedir. Diğer taraftan, elektrik enerjisi sektöründe yatırıma kayabilecek sermayenin, teminat mektubu ve zaman israfı gibi nedenlerle başka sektörlere girdi olarak aktarıldığı gözlemlenmektedir. Dolayısıyla, milyar dolarların konuşulduğu bir sektörde, suyumuzdan, rüzgara ve güneşe her türlü yenilenebilir enerji kaynağına sahip olduğumuz ve ülkemizde yatırım planlaması yapan yatırımcıların varlığını değerlendirdiğimizde, mevzuatsal düzenlemelerle yatırımcılar açısından öngörülebilir ve şeffaf bir piyasa yapısı oluşturulması, özellikle ilk adımı atmayı planladığımız güneş enerjisinden elektrik üretimi alanında son derece önemlidir. 6. Gerçekçi, Yatırım Maliyetleri ve Yatırım Maliyetlerindeki Değişim Öngörüleri Çerçevesinde Hazırlanmış Teşvik Sisteminin Oluşturulması Bilindiği üzere güneş enerjisinden elektrik üretim teknolojileri çok hızlı bir şekilde gelişmekte, teknolojideki değişim ve arz-talep dengesine paralel olarak da yatırım maliyetlerinde hızlı bir gerileme yaşanmaktadır. Bununla beraber, yatırım maliyetlerinde yaşanan değişim öngörülebilir bir nitelikte olup, bu alanda teşvik uygulayan ülkelerde verilen alım garantili fiyatlar bu öngörüler dâhilinde hesaplanarak sağlanmaktadır. Dolayısıyla, ülkemiz yenilenebilir enerji yasa taslağında belirtilen uzun yıllar belirli bir fiyattan alım garantisi yerine, yıllara göre değişen, hatta Yunanistan örneğinde olduğu gibi yıllık bazda da değişim gösteren bir teşvik modeli uygulamasının, ülke menfaatleri açısından çok daha yerinde bir düzenleme olacağı değerlendirilmektedir. Diğer taraftan, yatırım maliyetlerindeki azalış öngörüsü doğrultusunda, Dünyada kurulu gücün 20.000 MW’lara ulaştığı bir sektörde adım atmadan beklemek, yani Dünyanın 20.000’de biri bile bir kurulu güce sahip olamadan yalnızca dünyayı ve değişimi izlemenin, bu alandaki değişimi ve “treni” yine kaçırmak anlamına geleceği değerlendirilmektedir. Dünya geleceğinin önemli enerji kaynaklarından biri olacağı kaçınılmaz olan güneş enerjisinde, ülkemizin de söz sahibi olabilmesi, yerli sanayi ve teknolojimizin gelişmesi için, ülkemizde bu alandaki yatırımların önünü açılması ve bir pazarın oluşturulması gerektiği düşünülmektedir. Bu kapsamda, yatırım maliyetlerindeki azalış öngörüsü doğrultusunda, dünyayı izlemek yerine, yıllık bazda belirlenecek hedef kurulu güç değerlerinin ilk yıllar daha düşük tutulması, gelişen teknoloji ve maliyet düşüşlerine paralel hedef kurulu güç değerlerinin arttırılması, hem bu alana yapılacak yatırımlar için verilecek teşviklerin daha düşük tutarda olmasını, hem de ülkemizin bu alandaki “know-how” gelişimine paralel, yatırım maliyetleri daha düşük projelerin ülke ekonomisine kazandırılarak, ülkemizin bu alanda Dünya’nın gerisinde kalmamasını sağlayacaktır. Kaynak: ehae.org SEKTÖRDEN Yıl 1, Sayı 6 Günışığı İle Aydınlatma Derleyen: Serdar ÇAMDİBİ, Mak.Müh. / Tütev Enerji üyesi Doğal güneş ışığı; estetik açıdan çevremizi gerçek renkleriyle görmemizi, mekanların geniş ve ferah görünmesini sağlar ve böylelikle göz ve sinirsel yorgunluğumuzu azaltır, ruhumuzu rahatlatır, psikolojimizi ve her açıdan verimliliğimizi olumlu olarak etkiler. Ayrıca, gündüz saatlerinde suni elektrik enerjisine olan ihtiyacımızı azaltır. Bu hayati gerçeklere rağmen, günümüz koşullarında en son teknolojilerle inşa edilmiş de olsalar, binalarımızda güneş ışığından yeteri kadar yararlanabildiğimizi söylemek maalesef mümkün değildir. İnşaat ve aydınlatma sektörünün bu kesişim noktasında; Solatube, devrim niteliğinde yenilikçi bir buluş geliştirerek bu sorunu çözdü. saat, yılda 365 gün kullanılan 112 W’lık bir suni ışık armatürü için 244,6 kW’lık elektrik enerjisi üretilmektedir. Ancak, bu miktarda enerji elde etmek için termik santralarda 8 kg CO2 açığa çıkmaktadır. Bu armatür yerine gün ışığı ile yapılacak aydınlatma sayesinde doğanın korunması sağlanmış olunur. dınlatılan mekanlarda ve dolayısıyla aydınlatma nedeniyle ihtiyaç duyulan soğutma sistemlerinin yatırım ve periyodik masraflarından tasarruf sağlanmış olunmaktadır. Doğal Işık: Doğal ışık görsel konfor açısından çok önemlidir. Müşteri anket ve araştırmaları, günışığıyla aydınlatılan mağazaların ve diğer mekanların daha geniş, ferah, büyük ve temiz göründüğü sonuçlarını ortaya koymuştur. Satışlardaki Artış: Bir araştırmada; 108 Adet mağazadan oluşan Mağazalar Zincirinin 2/3’si gün ışığı ile aydınlatılmış ve bu birimlerde diğerlerine oranla, %40 daha fazla satış yapıldığı görülmüştür.2 Kansas’daki Wal-Mart’s Lawrence mağazasında, gün ışığıyla aydınlatılan kısımdaki ürünlerin satışında artış olduğu görülmüştür. Bu durumun gözlenmesi amacıyla ürünler, suni ışıkla aydınlatılan yerden alınarak, günışığı ile aydınlatılan satış noktasına getirilmiş ve ürünlerin suni ışıkla aydınlatıldıkları ortamdakinden daha yüksek oranda satıldıkları gözlenmiştir.3 kanlarda bitki yetiştirmek önemli bir sorundur. Günün belli zamanlarında günışığına çıkartılarak bu bitkilerin canlı kalmaları sağlanır. Günışığıyla aydınlatılan mekanlarda ise özel bir bakıma gerek yoktur. Çalışanlardaki Verim Artışı: Firmalar, çalışanlarına ödedikleri maaşların ve çalışanları için yaptıkları diğer harcamaların ortalama %70’i oranında bir bedeli de 0,5 metrekarelik bir alanın enerjilendirmesi için harcamaktadırlar. Bu nedenle, özellikle günışığı ile aydınlatılan çalışma mekanlarında çalışanların verimliliğini sadece %1 oranında bile arttırmak, firmaların çalışan kişi başına yaptıkları enerji harcamasını karşılamaya yeterli olmaktadır.4 Günışığı Aydınlatma Sistemlerinin Kullanım Sebepleri Renk Ayrımı: Tanıtım ve satış mekanlarında; objelerin en doğal şekilde algılanabilmesi için aydınlatma uygulamalarında gün ışığı standartları aranır. Günışığı ile aydınlatılan mekanlar için ise böylesi özel armatür vb. kullanımına ihtiyaç duyulmamaktadır. Maliyet Tasarrufu: Yıllık elektrik tüketiminin yaklaşık %40’ından fazlası aydınlatmaya kullanılmaktadır. Ofis ve Depo gibi mekanların aydınlatma ve aydınlatmadan kaynaklanan iklimlenÖğrenci Performansında dirme amaçlı enerji harcaArtış: A.B.D.’de üç eyalette malarında %97’ye varan 21.000 öğrenci üzerinde yapı- oranlarda tasarruf sağlanır. lan test çalışmalarının sonucunda, günışığıyla aydınlatılan Kaynaklar: Solatube.com sınıflardaki öğrencilerin, mate- 1: 2: Heschong Mahone Group for matik testlerini çözmede %20; Pacific Gas & Electric okuma testlerinde ise %26’nın 3: Wall Street Journal üzerinde başarı artışı sağladık- 4: Rocky Mountain Institute ları gözlenmiştir.2 Soğuk Işık: Günışığı ile ay- Çevreci Bir Ürün: Günde 6 Bitki Yetiştirme: Kapalı me- Günışığı aydınlatma, çatıya yerleştirilen şeffaf bir fanus, güneş ışığını taşıyan bir “spectralight” şaft ve ışığın tavandan mekana yayılmasını sağlayan tavan kapak biriminden (difüzör) oluşmaktadır. Günışığı ile aydınlatma sistemi, %100’e yakın yansıtıcı özellikli şaft içerisinde doğal güneş ışığının yansıtılarak odanıza kadar ulaşmasını sağlar. Sayfa 4 SEKTÖRDEN Yıl 1, Sayı 6 Uluslararası Enerji Kongresi—2009 Derleyen: Yalçın ÇELİK / Tütev Enerji Üyesi ’Yenilenebilir Enerji’ konulu ’Uluslararası Enerji Kongresi 2009’, Ankara Sheraton Oteli’nde gerçekleştirildi. Kongrede konuşan Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) Başkanı Hasan Köktaş, rüzgar santralleri konusunda özel sektör tarafından merakla beklenen önemli bir düzenlemeyi tamamlamış bulunduklarını vurgulayarak, aynı bölgede kurulmak üzere başvuran binlerce megavat kurulu gücündeki özel sektör rüzgar santral yatırımları arasında yapılacak yarışmanın usul ve esaslarının EPDK tarafından onaylandığını ve Elektrik Piyasası Lisans Yönetmeliği’nde değişikliğe gidildiğini söyledi. Kongrenin açılış oturumunda konuşan TBMM Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu Başkanı Soner Aksoy, 2000’li yılların başında gündeme dahi gelmeyen yenilenebilir enerjinin bugün dünyada ve Türkiye’de en önemli konulardan biri haline geldiğini söyledi. Arz güvenliği açısından da yenilenebilir enerji kaynaklarının çok büyük önem taşıdığını belirten Aksoy, Türkiye’nin de arz güvenliğini çeşitlendirmek açısından, enerji politikalarına yenilenebilir enerji kaynaklarını koyduğunu kaydetti. Türkiye’nin enerji politikasını temel olarak ’enerji tasarrufu, nükleer enerji ve yenilenebilir enerji’ olmak üzere 3 politika üzerine oturtmak gerektiğini ifade eden Aksoy, lokal olarak ise Türkiye’yi bir enerji köprüsü ve terminali haline getirmek, elektrik üretiminde ise doğalgazı, kömürü, hidrolik enerjiyi, yenilenebilir enerji kaynaklarını ve nükleer enerjiyi eşit olarak kullanmak gerektiğini anlattı. Sayfa 5 Yenilenebilir Enerji Yasası’nın geçen sene, daha önemli yasaların gündeme alınması nedeniyle çıkartılamadığını da belirten Aksoy, "Sayın Taner Yıldız, bu yasanın çıkacağı sözünü verdi. Biz de kendisine ’bu yasa çıkarsa siz de tarihe geçersiniz’ dedik ve bakanlığa öyle uğurladık’’ diye konuştu. KKTC Ekonomi ve Enerji Bakanı Sunat Atun ise, KKTC’de tüm konutlarda sıcak suyun güneş enerjisinden elde edildiğini ancak doğalgaz getirilemediği için enerji üretiminde petrol ve fuel oil kullandıklarını, bunun da çok pahalı olduğunu söyledi. santralleri ile ilgili olarak yaklaşık 13 bin megavat kurulu gücü olan 530 projeye lisans, 2 bin MW civarında 124 proje için de uygun bulma kararı vermiş bulunmaktayız. Rüzgar enerjisinde lisans verdiğimiz ve uygun bulduğumuz projelerin adedi 100, kurulu gücü ise 4 bin MW dolaylarındadır. Kurumumuza ulaşan mevcut yatırım ilerleme verileri çerçevesinde sadece 2010 yılında yıllık elektrik üretimi 8 milyar kilovatsaat (kWh), kurulu gücü 2 bin 300 MW’a ulaşan 88 adet HES ve rüzgar santrali projesi tamamlanmış olacaktır. Bir başka ifade ile gelecek yıl sonu itibariyle devreye alınacak yeni özel sektör yatırımının ekonomik büyüklüğü 2 milyar doları aşacaktır" diye konuştu. EPDK Başkanı Hasan Köktaş da, Türkiye’de yenilenebilir enerji kaynaklarının hızla artan elektrik enerjisi üretimi içerisindeki payının 2020 yılında en az % 25 düzeyinde olmasının hedeflendiğini belirterek, "Bu hedefe ulaşabilmemiz adeta bir yenilenebilir enerji seferberliği ile mümkün olabilir" dedi. EPDK Rüzgar santralleri konusunda özel sektör tarafından merakla beklenen önemli bir düzenlemeyi tamamlamış bulunduklarını vurgulayan Köktaş, aynı bölgede kurulmak üzere başvuran binlerce megavat kurulu gücündeki özel sektör tarafından bugün itibariyle yenilenebilir enerji kaynaklarına dayalı olarak toplam 16 bin MW kurulu gücü olan 625 adet özel sektör projesinin lisanslandırıldığını anlatan Köktaş, "Hidroelektrik rüzgar santral yatırımları arasında yapılacak yarışmanın usul ve esaslarının EPDK tarafından onaylandığını ve Elektrik Piyasası Lisans Yönetmeliği’nde değişikliğe gidildiğini söyledi. Köktaş, TEİAŞ ile birlikte hazırlanan yarışma yönetmeliği kapsamında, belirlenen kapasiteler çerçevesinde 20 yıl boyunca bir kWh için en yüksek katkı payını teklif eden özel şirketlere sisteme bağlantı hakkının verileceğini kaydederek, "Bu bedellerin yeni iletim hattı yatırımlarında kullanılacak olması da ülkemizin hızla artan enerji talebini karşılayan mevcut elektrik sistemimizin daha da güçlendirilmesini sağlayacaktır" diye konuştu. TOBB Yönetim Kurulu Üyesi Ender Yorgancılar ise; “Günümüzde yenilenebilir enerji, küresel enerji rezervinin % 13,1’ini ve küresel elektrik üretiminin % 17,9’unu sağlamaktadır. Uluslararası Enerji Ajansı’nın hazırladığı raporda 2030 yılı itibarıyla küresel enerji tüketiminde yenilenebilir enerjinin oranının (% 14) neredeyse hiç değişmeden kalacağı belirtilmektedir. Ayrıca elektrik üretiminde yenilenebilirlerin payı % 25 civarlarında olacaktır. Avrupa Yenilenebilir Enerji Konseyi tarafından Ocak 2007’de hazırlanan raporda; eğer doğru politikalar uygulanırsa 2050 yılı itibarıyla küresel enerji ihtiyacının yarısının yenilenebilir enerjiler tarafından sağlanabileceği ifade edilmiştir.” şeklinde konuştu. SEKTÖRDEN Yıl 1, Sayı 6 Nükleer ve Yenilenebilir Enerji Kaynakları Konferansı Derleyen: Ferhat TAŞ / Tütev Enerji Üyesi Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, “Nükleer ve Yenilenebilir Enerji Kaynakları Konferansı"na katıldı. Yıldız, burada yaptığı konuşmada, konferansın en önemli özelliğinin hem nükleer enerji hem de yenilenebilir enerji kaynaklarıyla ilgili politikaların bir arada ele alınması olduğunu söyledi. Hükümetleri döneminde son 7 yılda yenilebilir enerji kaynaklarının harekete geçirilmesi konusundaki çalışmalara değinen Yıldız, şöyle konuştu: "Bizim yerli ve yenilenebilir enerji kaynaklarıyla ilgili oluşturduğumuz hükümet politikamız artık bir değişmez bir devlet politikası haline geldi ve tartışmasız bir tercih oldu. Hem rüzgarda hem nehir tipi santrallerde, su kaynaklarının kullanılmasında, jeotermalde, güneşte ve birçok enerji kaynağında yerli kaynaklarımızın kullanılmasının ön planda olduğunun bilinmesini isteriz." Yıldız, bu kaynakların Türkiye'nin büyüme hızına tespit edilen rezervler çerçevesinde yetmediğini, geri kalan enerji ihtiyacının eş zamanlı olarak diğer kaynaklarla ikame edilmesinin temel politikaları arasında olduğunu söyledi. Enerji tasarrufu konusundaki çalışmalarına da değinen Yıldız, bir süre önce İsveç'te düzenlenen ve Türkiye'nin de katıldığı toplantıda Avrupa ülkelerinin 2020 yılında % 20'lik enerji tasarrufu hedefi belirlediklerini hatırlattı. Son zamanlarda kamuoyundaki cıva buharlı ampullerin kanserojen madde yaydığına ilişkin tartışmaları anımsatan Yıldız, bu konuda yurt dışından gelen raporların bu ampullerin kanserojen madde Sayfa 6 yaymadığı yönünde olduğunu, ancak Türkiye'deki üniversitelerden de bu konuda kendilerine bir rapor sunulmasını beklediklerini söyledi. Bakan Yıldız, Enerji İşleri Genel Müdürlüğü, TÜBİTAK, sanayi ve üniversite işbirliğiyle, yerli türbin üretiminin teşvik edilmesiyle ilgili çalışmalar yapıldığını bunun sevindirici bir gelişme olduğunu belirtti. Türkiye'de ve dünyanın çeşitli bölgelerinde yaşanan sel felaketlerini hatırlatan Yıldız, bu konunun en son G-20 Zirvesi'nde de ele alındığını, bu konudaki hükümet politikalarının Kyoto Protokolü çerçevesinde belirlenmesi gerektiğini vurguladı. Yıldız, bugünkü konferansın önemine işaret ederek, konferans sonuçlarını bakanlık olarak değerlendireceklerini sözlerine ekledi. Bakan Yıldız, gazetecilerin Nabucco Projesi'ne ilişkin sorusu üzerine çalışmaların devam ettiğini, 6 ay içinde Nabucco Türkiye şirketinin kurulacağını söyledi. Yıldız, bu süreçte uluslararası arenada hem kaynak arayışıyla ilgili hem de Türkiye'deki yapılanmayla ilgili çalışmaların sürdürüleceğini ifade etti. Bakan Yıldız, 15 Ekim'de Irak'a yapacağı seyahatte Nabucco'ya gaz tedarikine yönelik anlaşmaların imzalanıp imzalanmayacağına ilişkin soru üzerine, şöyle konuştu: "Irak'ta üç temel konuda beş ana başlığımız var. Petrol, doğalgaz ve elektrik. Bu yılın sonunda, Aralık ayında düzenlenecek olan ikinci faz ihalelerinde TPAO, bildiğiniz gibi orada ihalelere girecek. Daha önce yaptığımız strate- jik ve üst düzey konsey toplantısında da bu konular ele alınmıştı. Diğer konumuz ise petrol boru hattının tekrar hareketlendirilmesiyle ilgili. Yumurtalık petrol boru hattı şu anda yüzde 18 kapasiteyle çalışıyor. Irak'ın normalleşmesiyle birlikte bunun daha da hızlanacağı kanaatindeyiz." Bakan Yıldız, önümüzdeki günlerdeki Romanya seyahati konusunda ise bütün komşu ülkelerle, özellikle enerji sektörü konusunda çok ciddi çalışmaları bulunduğunu, Romanya'nın da bu ülkelerden biri olduğunu söyledi. Yıldız, Romanya Türkiye arasındaki karşılıklı elektrik hatlarıyla ilgili bir dizi anlaşmanın yapılabileceğini ifade etti. Gazi Üniversitesi Rektör vekili Prof. Dr. Duran Altıparmak da enerjinin bütün dünyanın önemli bir konusu olduğunu ifade ederek, Gazi Üniversitesi olarak Türkiye'nin enerjide dışa bağımlılığının azaltılması için çeşitli çalışmalar yürüttüklerini anlattı. Altıparmak, yenilenebilir enerji kaynakları konusunun önemine işaret ederek, bu konuda teknoloji geliştirilmesi zorunluluğunu vurguladı. OSTİM Başkanı Orhan Aydın da son yıllarda sanayiciler olarak, üniversite sanayici işbirliğiyle enerji odaklı bazı çalışmalar yaptıklarını, enerji sorunlarına çözüm üretmek istediklerini söyledi. Rüzgar türbini ve güneş panellerinin yurt dışından ithal edildiğini anımsatan Aydın, bu ülkenin sorunlarının bu ülkenin insanlarıyla çözülmesi gerektiğini, türbin ve güneş panellerinin Türkiye'de üretilmesi gerektiğini ifade etti. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız açılışa katılarak bir konuşma yaptı “Kitabına eğilmiş çocuk, aşını pişiren kadın, tarlasını süren çiftçi, tezgâhtaki sanatkâr, fenalık düşünmeye vakit bulamaz.“ Ahmed Yesevî Türk Bilim Araştırma Vakfı (TÜBAV) ve Gazi Üniversitesinin ortaklaşa düzenlediği organizasyona; Prof. Dr. Yunus Çengel, (Nevada Üniversitesi/ABD), Prof. Dr. Lee Sing, Nanyang (Teknoloji Üniversitesi/ Singapur), Prof. Dr. Anumakonda Jagadeesh, (RMK Mühendislik Üniversitesi, Hindistan), Prof. Dr. Birol Kılkış, (Başkent Üniversitesi), Prof. Dr. İbrahim Dinçer, (Ontario Teknoloji Üniversitesi/Kanada), ve Prof. Dr. Sümer Şahin (Gazi Üniversitesi) gibi saygın bilim adamları da katıldılar. MAKALE Yıl 1, Sayı 6 Yeni Sputnik Thomas L. FRIEDMAN / The New York Times Tarihçiler bundan yıllar sonra içinden geçtiğimiz dönemi incelerken son 18 aylık dönemin en önemli olayı olarak finansal kriz ve depresyon değil "Kızıl Çin"in "Yeşil Çin" haline gelmesini gösterecekler. Çin'in hızlı sanayileşmesinin getirdiği petrol ve kömür kaynaklı enerji ihtiyacı sağlamaktan dolayı karşılaştığı ve halk sağlığını ciddi anlamda tehdit eden sorunlar Çin'i bir anlamda yenilenebilir enerji kaynaklarına mecbur kılıyor. Bu yüzden tüm buluşların temelinde var olan ihtiyaç kavramının teşvik ediciliğinin devreye girip Çin'in aynı zamanda yenilenebilir enerji pazarına yönelik ürünler üret- mede önemli bir güç olma ihtimaline dikkat edilmelidir. İleride Amerikalılar sadece çocukları için oyuncaklar değil, elektrik ile çalışan arabalar, güneş panelleri, pilleri ve enerji etkin yazılımları da Çin'den almak durumunda kalacaklar. Çin'in "Yeşil Çin" haline gelme düşüncesi, ABD için 1957 yılında Sovyetlerin yörüngeye ilk uydu'yu yerleştirmesi ile eşanlamları olan ve ABD için eş etkiler doğurabilecek bir durum. Bu anlamda Çin'in başlattığı temiz teknoloji çalışmaları ve odaklandığı düşük maliyetli güneş, rüzgar, ve pil teknolojileri üretme çabaları ABD’yi bu pazardan dışlama tehlikesini de içeriyor. Buna örnek olarak da Amerika'nın en önemli güneş enerjisi donanımı üreten şirketi "Applied Materials"ın dünyanın en büyük özel güneş enerjisi araştırma tesisini Çin'de açmak üzere olmasını gösterebiliriz. ABD'li politikacılar, henüz olayların ayrımına yeterince varamamış durumda ve Sputnik'in aslında bir kayan yıldız olduğunu zanneden bir durumdalar. Amerikan Ticaret Odası ise sanki kömür ve petrol lobilerine ruhunu satmış durumda ve yenilenebilir enerji yatırımlarını ciddi olarak teşvik edecek yasanın kongreden geçmesini engellemeye çalışmakta. Bunun aksine Çinli lider ve mühendislerin 2050 yılında dünya nüfusuna eklenecek 2.5 milyar insanın ve insanların çoğunun yüksek enerji tüketimi talep eden bir hayat tarzına odaklandıklarını çalışmalarını buna göre yapıyorlar. Çin'in temiz enerji üretimi ve yenilikler geliştirme çabaları, ABD için “bugünkü Sputnik” anlamına geldiğini ve ABD'nin bunu görmezden gelmesinin kendisi için tehlikeli sonuçlar doğurabilir. Sayfa 7 “Çalışılmış düzensizlik, disiplinin; çalışılmış korku, cesaretin; çalışılmış zayıflık, güçlülüğün hazırlayıcısıdır.” Bir Çin Atasözü Sputnik krizi Sputnik Krizi, 4 Ekim 1957´de Sovyetler Birliği´nin uzaya fırlattığı Sputnik yapay uydusunun ardından ABD ve SSCB arasında yaşanan kriz. Uzay Yarışı bu krizle başlamıştır. 1950´lerin başında hem ABD hem de SSCB uzaya ilk uyduyu fırlatmak için birbirleriyle bir yarış içine girmişlerdi.İki devletin başarısız denemelerinin ardından hiç bek- Lisans çalışmalarını Brandeis Üniversitesi’nde “Akdeniz” konusunda yürüten Friedman, Oxford Üniversitesi’nden “Modern Ortadoğu” çalışmaları ile master derecesi aldı. Halen, The New York Times’da finans konularında köşe yazarlığı yapmaktadır. lenmedik bir zamanda SSCB, bir basketbol topu büyüklüğünde 85 kg ağırlığındaki Sputnik 1 uydusunun yörüngeye oturtulduğunu açıkladı. Bu ABD için tam bir şoktu. Bu olay hem uzay teknolojisinde yarışında geride kalmak demekti hem de daha önemlisi, bu denemeyi başaran Sovyetlerin nükleer bir silahı ABD üzerine gönderebileceği paranoyası tüm Amerikalıla- rın aklına girmişti. Bunun hemen ardından, ABD bir dizi fırlatma daha denedi ancak hiçbirinde başarıya ulaşamadı. Sovyetler, 3 Kasım 1957´de bu kez uzaya giden ilk canlı olan Layka adlı köpeği taşıyan Sputnik 2 uydusunu da başarıyla fırlattı. Bu, Uzay Çağı´nı açma yarışını Sovyetlerin kazandığı anlamına geliyordu. Kaynak: Vikipedi Sputnik Uydusu SEKTÖR HABERLERİ Yıl 1, Sayı 6 Türkiye’nin Güneşi Göz Kamaştırıyor Güneş enerjisi pazarının önemli şirketlerinden Alman Sharp Solar'ın Kamu ve Siyasal İlişkiler Müdürü Barbara Rudek, Türkiye'de muazzam ölçülerde güneş enerjisi potansiyeli bulunduğunu ve devletin iyi bir tarife garantisi vermesi durumunda Türkiye'ye bu alanda dünya firmalarının önemli yatırımlar yapabileceğini bildirdi. Rudek, uzun süredir Türkiye pazarını izlediklerini, Türk hükümetinin bu yılın Haziran ayında güneş enerjisi için daha güçlü bir destek sağlayacağını açıklayınca, dünyadaki en güneşli ülkelerden biri olan Türkiye'de güneş enerjisi yatırımlarının güçlendirilmesi konusunda gerçek beklentiler oluştuğunu söyledi. Güçlü ve güvenilir bir destek sisteminin yeni ve büyüyen bir pazar için önemli olduğuna işaret eden Rudek, şöyle konuştu: “Türkiye güneş enerjisi pazarını, kısa dönemde etkin ve çekici kılmak açısından tek yol olduğundan; Türk hükümetine, bir tarife garantisi sağlaması konusunda çağrıda bulunuyoruz. Hükümet, bu şekilde; yatırımcılar, ev sahipleri ve güneş enerjisi endüstrisinin beklentilerine cevap olarak; güneş enerjisi pazarını geliştirme ve yenilenebilir enerjilerden enerji elde etmeye yönelik adımlar atma konusunda gerçekten ciddi olup olmadığını gösterecektir. Eğer daha iyi tarife garantileri almazsak, Türkiye büyük bir fırsat kaçıracak ve güneş enerjisi pazarı uzun dönemde önemsiz hale gelecektir.” de ilk yatırım maliyetinin son 10 yılda %70 kadar azaltıldığını belirten Rudek, fotovoltaiklerde ilk yatırım bedelinin kilovatsaat başına 3 bin 500 avroya kadar düştüğünü söyledi. Güneş enerjisi sistemlerinin eskisi kadar pahalı olmadığını ve fotovoltaik teknolojilerin- Kaynak: CİHAN Türkiye'nin iklim şartlarının ve nüfusunun güneşten elektrik üretimi konusunda büyük avantajlar taşıdığını dile getiren Rudek, "Eğer teşvik gelirse Sharp, Almanya'ya kurduğu 2200 MW’lık kurulu gücün aynısına Türkiye'de kısa sürede ulaşır." diye konuştu. Bu yatırımlarla Almanya'da 40 bin insana istihdam sağladıklarını dile getiren Rudek, benzer iş imkanının Türkiye'de de oluşabileceğini söyledi. Ülkemizin güneş radyasyon verileri, enerji üretimi için çok uygun seviyede. “Deha, %1 yetenek %99 ter demektir “ Thomas EDISON Alman Hükümetinin Enerji Politikasında Değişiklik Sinyalleri Yeni kurulacak Alman hükümetinin yenilenebilir enerji düzenlemelerini gözden geçireceği belirtiliyor Almanya'da iktidar hazırlığı yapan Hıristiyan Birlik Partileri (CDU/CSU) ile Hür Demokrat Parti (FDP)'nin güneş enerjisi sektörüne verilen devlet desteklerinde gelecek yıldan itibaren kes üzerine bir yasa taslağının hazırlandığı bildirildi. Reuters'ıun konuştuğu kaynağa göre ilgili düzenlemede devlet tarafından verilen satın alma teşviklerinde önemli düşüşler olacak ve Alman hükümeti 31 Aralık'a kadar destekler ile ilgili yeni koşul- Sayfa 8 ları ve fotovoltaik üzerine yeni ödeme oranlarını açıklayacak. Aynı kaynağa göre bu düzenlemeler tüketicileri adil olmayan sorumluluklardan ve daha önce yapılmamış olan doğru ekolojik teşvikleri içerecek. Ayrıca, hükümetin 2010 yılında ise mevcut Yenilenebi- Almanya’da Güneş Enerjisinde, alım garantisi sürelerinde ve fiyatında düşüş bekleniyor. lir Enerji Yasasını gözden geçireceği belirtildi. Yorumculara göre oluşması düşünülen yeni Alman hükümeti nükleer enerjiye daha yakın kişilerden oluşmakta ve bu nedenle ülkenin nükleer reaktörlerini geliştirmeye ağırlık vermesi bekleniyor. Alman Güneş Enerjisi Sanayisi Derneği Başkanı Carsten Koernig ise şöyle konuştu; "Alman güneş enerjisi sanayi 80.00 çalışanı ile Almanya'nın orta ölçekli iş dünyasının belkemiği durumundadır. Hiçbir hükümet elde edilmiş teknolojik avantajla saçma bir şekilde kumar oynayacak durumda olamaz. " Alman Güneş Enerjisi Sanayisi Derneği Başkanı Carsten Koernig SEKTÖR HABERLERİ Yıl 1, Sayı 6 İZKA Çin heyetini ağırladı Çin Halk Cumhuriyeti Jiangsu Eyaleti'nden Jiangsu Eyaleti Vali Yardımcısı Kezhi ZAHO başkanlığındaki 9 kişilik heyet 27 Eylül - 29 Eylül 2009 tarihlerinde İzmir Valiliği'nin konuğu olarak İzmir'de temaslarda bulundu. İzmir Kalkınma Ajansı'nın (İZKA) organize ettiği ziyarette Çin heyeti, Valilik, İzmir Ticaret Odası (İZTO), Ege Bölgesi Sanayi Odası (EBSO) ve İzmir Büyükşehir Belediyesi'ndeki temaslarının ardından ziyaretlerinin son gününde İzmir'in en önemli yatırım bölgelerinden ESBAŞ'ı ziyaret etti. Bu ziyaretin sonrasında İZKA, Çin heyeti için Selçuk'a bir de kültür gezisi düzenledi. Kardeş kent anlaşması kapsamında İzmir ve Jiangsu arasında ticaret alanında işbirlikleri yapılması, Çin ile olan karşılıklı ticaretimizde ülkemiz aleyhine olan durumun düzeltilmesi için çalışmalar yapılması amacıyla gerçek- leştirilen temaslarda ayrıca turizm, eğitim ve kültür alanında işbirliği olanakları da görüşüldü. Kardeş kent anlaşması kapsamında Jiangsu Eyaletin'deki yatırımcı şirketlerin Avrupa pazarına açılması ve bu amaçla İzmir'de yatırım yapmaları konusunda işbirliği yapılması da ziyaretin bir diğer önemli başlığıydı. Jiangsu Eyaleti Vali Yardımcısı Kezhi ZAHO, İzmir'in özellikle güneş enerjisi, demirçelik ve bilgi-iletişim teknolojileri alanında önemli fırsatlar sunduğunu belirtti. İzmir, MINEX ve BALKANMINE‘a ev sahipliği yaptı 3. Balkan Ülkeleri Madencilik Kongresi ile birlikte düzenlenen MINEX-2009 3. Madencilik, Doğal Kaynaklar ve Teknolojileri Fuarı sona erdi. sindeki madencilik sektörünün toplumsal, politik, ekonomik ve çevresel boyutunu ele alıp, çözüm önerileri ortaya koyarken; İzmir'i de tanıma olanağı buldu. İZFAŞ ve TMMOB Maden Mühendisleri Odası işbirliğiyle, 1-3 Ekim 2009 tarihleri arasında Uluslararası İzmir Fuar Alanı'nda gerçekleşen fuar ve kongre İzmir'i, “Fuarlar ve Kongreler Kenti” olma hedefine bir adım daha yaklaştırdı. Bin delegenin izlediği BALKANMINE'da 98 bildiri sunulurken; 14 ülkeden (Türkiye, Yunanistan, Arnavutluk, Makedonya, Bulgaristan, Romanya,Çek Cumhuriyeti, Sırbistan, Karadağ, Bosna-Hersek, Hırvatistan, Slovenya, Almanya, Belçika) gelen akademisyenler ve araştırmacılar, çeşitli konularda bilimsel ve teknik oturumlar gerçekleştirdi. Bilim adamları, Balkan bölge- Yurtiçi ve dışından 142 firmanın katıldığı MINEX 2009 Fuarı'na ise BALKANMINE katılımcısı ülkelerin yanı sıra İngiltere, Mısır, Polonya, Suriye, Suudi Arabistan'dan da ziyaretçi geldi. Üç gün süreyle açık kalan fuarı toplam 4989 kişi ziyaret etti. Sayfa 9 MINEX Fuarı ürün grupları arasında; endüstriyel hammaddeler, metalik madenler, kimyasal sanayi hammaddeleri, aşındırıcı sanayi hammaddeleri, seramik refrakterler, cam sanayi hammaddeleri, çimento sanayi hammaddeleri ile yapı malzemeleri ve diğer endüstri hammaddeleri, enerji hammaddeleri, kıymetli taşlar sergilendi. MINEX 2009'da ayrıca, harita alma ve ruhsat işlerini takip eden firmaların, madencilikte kullanılan uydu haberleşme sistemlerinin, uzaktan algılama, prospeksiyon, maden işleme makine ve ekipmanları üreticilerinin yanı sıra iş makineleri, cevher zenginleştirme makine ve ekipmanları, açıkkapalı işletme üniteleri, nihai ürün artıklarının değerlendirilmesine yönelik faaliyetler, pazarlama, bilgisayar teknolojileri, işyeri güvenliği ve işçi sağlığı kurumları ile madenciliğe yönelik ambalaj malzemesi üreticileri, nakliye şirketleri ve konunun uzmanı sektörel yayınlar ve öğretim kurumları katılımcı ve ziyaretçi olarak bulunuyordu. İki yılda bir gerçekleştirilen MINEX- Madencilik, Doğal Kaynaklar ve Teknolojileri Fuarı'nın dördüncüsü 2011 yılında düzenlenecek. İZKA, diğer tüm bölgesel kalkınma ajansları gibi; öncelikle İzmir için katılımcılığa dayalı bölgesel gelişme ve kendi kaynaklarını bölgedeki paydaşlarının katılımlarıyla İzmir için belirlenmiş ortak öncelik ve hedefler etrafında birleştirmek için planlama eksenli faaliyet göstermektedir “Kalbinde yeşil bir dal bulundurursan şakıyan kuşlar gelir.” Anonim MINEX’de enerji sektörünü ilgilendiren ürün gruplarından Jeotermal Enerji, Nükleer Enerji Hammaddeleri ve Kömür konuları da yer aldı. TÜRKİYE TEKNİK ELEMANLAR VAKFI Çalışmalarını, (genel yapısı 4 sektör grubunda toplamıştır: TÜTEV Genel Merkezi itibarıyla) • Enerji Kızılırmak sokak 16/9 • Tarım • Bilişim Kızılay - Çankaya / ANKARA • Yapı Telefon : 0 (312) 419 37 27 Faks : 0 (312) 419 33 38 E-mail : [email protected] Türkiye Teknik Elemanlar Vakfı teknoloji ile ilgilenen herkes için, rasyonelliğin, bilimselliğin ve ortak aklın rehber kabul edildiği çalışmalar yapar. TÜTEV, tüm teknik elemanların buluşma noktasıdır. TÜTEV Vakfımız, hitap ettiği kitlenin ihtiyaç duyduğu Seminer, Panel, Konferans, Eğitim ve Gezi faaliyetlerini yürütür, organize eder veya sponsor olur. BULUŞMA NOKTANIZ... TÜTEV her zaman yanınızdadır... Eğitim Programlarımıza Katılmak İçin İrtibata Geçin Programlarımıza katılmak ve detaylar hakkında bilgi almak için lütfen arayın [email protected] e-mail grubumuza katılın: [email protected] SEMİNERE DAVET Enerji Sektörü Seminerleri Devam Ediyor YAZILARINIZI BEKLİYORUZ Karbon Piyasası ve Türkiye’deki Uygulama Alanları 28.10.2009 Nükleer Enerji 05.11.2009 Bizimle paylaşmak istediğiniz fikirlerinizin, gündemle ilgili görüşlerinizin veya sektörle ilgili çalışmalarınızın yayınlanmasını istiyorsanız lütfen e-mail olarak Tütev Enerji Basın-Yayın Koordinatörlüğümüze gönderin Petrol ve Türkiye 11.11.2009 [email protected] GEZİ VE SEMİNERLERİMİZE KATILIMLARINIZI BEKLİYORUZ EKİM 2009 / YIL 1, SAYI 6
Benzer belgeler
Güneş Enerjisi Sektör Raporu - Batı Akdeniz Kalkınma Ajansı
Küresel ısınmaya bağlı iklim değişikliğinin en büyük sorumlusu fosil yakıtlara bağımlılığımızdır. Fosil yakıtların ve alternatifi olarak sunulan nükleer enerjinin pahalı ve riskli olması ise
yenile...
Fotovoltaik Teknolojisi: Türkiye ve Dünyadaki - Solar
gösteren bir teşvik modeli
uygulamasının, ülke menfaatleri açısından çok daha yerinde bir düzenleme olacağı değerlendirilmektedir.
Diğer taraftan, yatırım maliyetlerindeki azalış öngörüsü