Yeşil Badana04
Transkript
Yeşil Badana04
M AYI S 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 D Ü N D E N B U G Ü N E Y E Ş İ L B A D A N A 2 Çevresel farkındalığın ivme kazanması 1960’ların ortalarına doğru uzanıyor. Kurumlara duyulan güvenin ve kurumların paydașları üzerinde sahip olduğu itibarın adeta bir sınavı olan çevresel farkındalık, zamanla kurumları da bu bağlamda șekillendirmeye bașladı. Toplumsal çevre farkındalığıyla șekillenen reklamlar, ilanlar, gazeteler, dergiler ve diğer medya organları, üzerlerinde hissetikleri toplumsal baskıyla yeșile büründü. İletișim ve pazarlama dünyasının diline takılan bu yeșil tekerleme o kadar çok tekrarlanır olmuștu ki; artık birileri bu durumdan duydukları rahatsızlığı dile getirmeye bașlamıștı. 3 “ Y e ş İ l B a d a n a” ( G r e e n w a s h ) k av r a m ı İ l k k e z 6 0 ’ l a r d a , Amerİkan reklamcılık camİasının ( M a d i s o n Av e n u e ) ü n l ü edİtörlerİnden Jerry Mander ta r a f ı n d a n d İ l e g e t İ r İ l d İ , a n c a k daha farklı bİr İsİmle: 4 ” y h p a r g p o “ec Nükleer karşıtı hareketin de yükselişte olduğu 60’larda enerji sektörü devlerinden Westinghouse’un birçok yayın organında ve ilan panolarında boy gösteren reklam kampanyasında nükleer enerji; temiz, düşük maliyetli ve güvenilir olarak tanımlanıyordu. Westinghouse’un “Nükleerin Nimetleri” mottosuyla yürüttüğü kampanyanın üstünden yaklaşık 50 yıl geçti. Firma 2001 yılındaki reklamlarında başka bir motto ile karşımıza çıktı: “Küresel Isınmaya Çare”. 5 6 Toplumu segmentlere y ı l l a r ö n c e ay ı r m ı ş olan reklamcılık d ü n ya s ı , a r ta n farkındalık ve bİlİnçle zorlu bİr segmentle tanıştı. Bu talep karșısında, özellikle itibar güdümlü iletișim stratejilerini benimsemek durumunda kalan firmalar yeșil bir renge büründü. Mander 1969 yılında, ABD pazarındaki ürünlerin ve hizmetlerin tanıtımlarına, çevresel etkilerinin azaltımına kıyasla sekiz kat daha fazla para harcandığını belirtiyor. “80’li yılların Bhopal, Chernobyl ve Exxon Valdez felaketlerini beraberinde getirmesiyle, küresel çevre hareketi daha da ivme kazandı. Paralel bir ivmeyle yeșil badana dolu reklamların sayısı da arttı. Aynı dönemde Antarktik üzerindeki ozon seyrelmesi de dönemin ses getiren çevre olaylarından biriydi. 1990 yılında, Dünya Günü’nün 20. yıl dönümünde ise yeni bir kavram doğdu: “Kurumsal Çevrecilik”. Çok uluslu firmalar böylelikle artan çevreci talep karșısında ürünlerini ve hizmetlerini yeniden kurgulamaya bașladı. 1990 yılında piyasaya sunulan aile odaklı ürünlerin yaklașık dörtte birinin geri-dönüștürülebilir, doğada çözünür, ozon dostu ya da kompostlanabilir etiketlerine sahip olduğunu biliyor muydunuz? Bir akaryakıt șirketi olan ARCO aynı dönemde Los Angeles’ta bulunan üretim tesislerini onlarca palmiye ve yapay șelale ile makyajladı ve tesisinin dıșarıdan görülmesini tamamen engelledi. Enerji ve gıda sektörünün tanınan șirketlerinden DuPont ise bu dönemde Madison Avenue devlerinden bir reklam șirketi ile çalıșarak; flamingoların uçup, yunusların ve balinaların zıpladığı, deniz aslanlarının alkıș tuttuğu yeni yeșil yüzünü paydașlarına Beethoven’ın Neșeye Övgü’süyle tanıttı. Bir nükleer devi olan Hitachi ise kendini “dünya vatandașı” olarak tanımlandı. Mitsubishi Grubu ise Kanada’daki Aspen Ormanları’nı katlederek günde sekiz milyon adet tek kullanımlık yemek çubuklarını (chopstick) Japonya’ya dünyayı koruyan yemek çubuğu olarak pazarladı. 7 8 Ekonomik küreselleșme arttıkça dünyanın yeșil badanalar içinde boğulduğu somut bir gerçek. 1992’de Birleșmiș Milletler’in Rio’da gerçekleștirdiği Dünya Zirvesi’nin (Earth Summit) yukarıda bahsedilen șirketler tarafından finanse edilmesi ve Mitsubishi ile ARCO gibi șirketlere Earth Summit logosu kullanma hakkı tanınması, yeșil badananın kurumsal iletișim ölçeğinde sahip olduğu “hassasiyeti” gösteriyor. Türkiye’de ise 90’larla beraber çevreci hareketin ivme kazandığını söyleyebiliriz. Ozon tabakasının incelmesine yol açan maddelerin kullanı- Yeşil badana kavramı gelişmiş ülkelerce kabul edilip önlem Türkiye’de de şirketler ve tüketiciler bu konuya oldukça olarak algınlanmıyor. Özellikle son 10 yılda, birçoğu yeşil mıyla ilgili gösterilen uluslararası hassasiyetin yanında önem verdi. Özellikle deodorant satın alırken ozon tabaka- sına zarar vermeyen maddeleri içeren marka olması satın alınmaya başlandıysa da, ülkemizde henüz hala bir iletişim hatası badanayla dolu reklamların sayısının arttığını görüyoruz. alma kriterleri arasında yer aldı. Benzer şekilde Türkiye’de Ülkemizde kurumsal ölçekte sürdürülebilirlik üzerine artan toplum bireylerine kadar çok geniş bir kitlenin ağaçlandırma üzerine artan farkındalığın, 2000’lerde Türkiye’de de yankı erozyonla mücadeleye gösterilen hassasiyet şirketlerden çalışmalarına katılmalarına neden oldu. Belki de o günlerden kalma bir algı nedeniyle günümüzde hala birçok şirket, çevreciliğin fidan dikme olduğu yanılgısıyla karşı karşıya. Türkiye’nin en büyük havayolu şirketlerinden biri, 2014 yılında sık uçan müşterilerine özel olarak tamamen ağaçlarla kaplanmış görseller içerisinde çevre dostu geri dönüştürülebilir materyallerden yapılmış bir paket gönderip müşterilerini çevreyi koruduklarına dair tebrik ediyor. 90’lardan günümüze yeşil pazarlama yaygınlaşarak beraberinde de yeşil badanayı getirdi. farkındalığı gözlemlemek oldukça mümkün. İklim değişikliği bulmasıyla beraber şirketler karbon salımlarını açıklamaya başladı. Bu aksiyonlar bir yandan şeffaflığı arttırmaya ve iklim değişikliği konusunda hissedilen hassasiyeti gösteren bir özelliğe sahip olsa da dikkati başka bir yöne çeken iletişim hatalarına da tanık olmamıza neden oldu. Enerji yoğun, ağır sanayi kuruluşlarının yanında karbon salımı öncelikli konular arasında olmayan diğer sektörler bile açıklamalarda bulunarak kendilerini yeşil olarak atfetmekte. Türkiye tarihinde ilk sürdürülebilirlik raporunun yayımlandığı 2005 yılından bu yana sürdürülebilirlik raporlarının sayısı katlanarak arttı. Raporlama dilinde de yeşil badana hatalarına sıkça rastladığımız bu dönemde şirketler sözleşmişçesine aynı yeşil badana hatalarına düşmekte. Paydaşlarımızla aramızda kurduğumuz ilişkinin tekrar ele alınması gerektiği yadsınamaz bir gerçek. 9 N 10 D Ş B A Geçtiğimiz 40 yıla baktığımızda șirketlerin gayrimaddi varlıklarının (intangible assets) maddi varlıklara (tangible assets) oranının giderek arttığına tanık oluyoruz. Kar odaklı çalıșan șirketlerin marka ve itibar değerini yükseltmesi günümüzde artık en hayati konulardan biri haline geldi. Șirketlerin kendilerine “atfettiği itibar değerine” ulașmasında doğru iletișim temel rol oynamakta. Yeşİl Badana aslında tam a n l a m ı y l a b İ r “ T u z a k .” Karşımıza ne zaman çıkacağını bİlemedİğİmİz ve dİkkat etmezsek hepİmİzİ İçİne alacak bİr tuzak! Bir diğer yandan tüketiciler satın alma kararlarını verirken, fiyat ve kalitenin yanında, hızla yükselen oranda yeșil ve sürdürülebilir ürünlere yöneliyor. Bu nedenle paydașlar tarafından “algılanan değeri” ve rekabet avantajını yükseltmek için sürdürülebilirlik ve yeșil pazarlama önemli bir iletișim konusu haline geldi. Șirketlerin ve ürünlerin iletișim mecralarında yer alan, ispatlanmamıș, doğrulanmamıș, bağıntısız ve saptırılmıș sürdürülebilirlikle ilgili söylemler yeșil badana olarak adlandırılıyor. Sürdürülebilirlik popülerleștikçe yeșil badana ile karșılașma olasılığımız daha da artıyor. Yeșil badana karșımıza çok çeșitli mecralarda çıkıyor. Bazen bir ürün bazen bir reklam bazen de bir sosyal sorumluluk projesinin ta kendisi olarak. Bu itici güçleri bir rekabet avantajı gibi kullanmak isteyen ancak bașarılı olamayan șirketlerin çoğu, özü sözü bir olmayı unutup itibarlarını zedeleyen ve paydașlarında kușku uyandıran yeșil badanayı yapıyor. Kimisi bunu kasten yaparken kimisi farkında olmadan yapıyor. Biz de haliyle bir güzel badanalanıyoruz! Çevreci cip, doğal sigara, bacalardan çıkan papatyalar, çiçek böcek ve yapraklarla bezenmiș görseller yeșil badananın en bilindik öğeleri arasında. Peki, bu yeșil badana karșımıza hangi hallerde çıkıyor? İște Yeșil Badana ve 9 Yüzü... 11 ş İ e l Y 9 ve B Yüzü a d a n a 1. Dİkkatİ Başka Yöne Çekme “Yeșil” olduğunu iddia eden bir ürün öncelikli olan konularında değil de bambașka bir konu üzerinden “yeșil” olduğunu söylüyorsa… 2. Kanıtsız söylemler Tedarik zincirinde çevresel ve/veya sosyal problemlere sahip olan; fakat paketi %100 geri dönüșümlü olduğu için “yeșil” olduğunu iddia eden bir ürün. Herhangi bir sertifika, eko etiket vb ile belgelenmemiș “yeșil” iddialarda bulunuluyorsa… Üretim sürecinde sıfır karbon salımı yapılmıștır. %100 Geri dönüșümlü kâğıt kullanılmıștır. 13 4. Aldatıcı İfadeler Tanımlanmamıș ve gerçek anlamıyla yanlıș anlașılmaya yol açabilen kelimeler kullanılıyorsa… 3. Aldatıcı Görseller Gerçeği yansıtmayan, aldatmaya dayalı görsel kullanılıyorsa… Fabrika bacalarından çıkan çiçekler, kocaman ağaçların yanlarına minik minik dikilen gökdelenler. Doğal Ürün. Arsenik, uranyum ve cıva da doğal elementlerdir. Tüm “doğallar” yeșil değildir. 14 5. Teknİk İfadeler Anlamını ve doğruluğunu sadece bilim adamlarının bilebileceği teknik jargon kullanılıyorsa… 6. İçİ boş söylemler Ürünümüz șimdi %300 daha fazla oksijen içeriyor. (Nasıl bir fayda sağlıyor, ne ișe yarıyor?) Bir iddia ortaya atılıyor ve doğruluğunu kanıtlayacak belge sunulmuyorsa… Rakiplerinin en iyisi, çevreci ürün, doğa dostu 15 8. Yersİz İddİalar Kullanımı çeșitli düzenleme mekanizmalarıyla hali hazırda yasak olan maddelerin kullanılmadığının altı çizilmiș ya da olağan șeyler bir pazarlama aracı gibi sunulmușsa… 7. Aklama Çalışmaları Çevreye olan etkisi birincil öncelikte olan bir ürün ve/veya hizmetin, çevresel etkileri az gösterilmeye çalıșılıyorsa hatta yararlıymıș gibi gösteriliyorsa… Dioxane içermez. Tüm portakallarımız özenle seçilip el ile toplanmıștır. Temiz kömür, yeșil uçuș, çevreci cip ulașım sektörünün karbon dengeleme kampanyaları (azaltma yerine) 16 9. Gereğİnden Fazla Önem ve Abartı Șirketler, KSS Projelerinin iletișimine, projenin yatırım maliyetinden fazla bütçe ayırıyorsa... 17 Yeșil badanayı az çok tanıdık. Sürdürülebilirlik iletișimi çalıșmalarımızda yeșil badananın 9 yüzünden sakınarak toplumsal algıya pozitif etki edecek yeni bir iletișim dilini kurgulamak gerekiyor. S360 olarak șirketlere, iletișim yoluyla marka ve itibar değerini arttıracak 5 ipucu öneriyoruz. Sürdürülebilİrlİğİ günlük yaşamla İlİşkİlendİrmek Toplumla ortak değer yaratmak Pozİtİf, kapsayıcı, çİft taraflı bİr şekİlde İletİşİm yapmak Duygulara dokunan hİkayelere odaklanmak Ve en önemlİsİ dürüst ve şeffaf İletİşİm kurgulamak 18 Daha fazla bilgi için: Bu eser Creative Commons Atıf-Gayriticari 4.0 Uluslararası Lisansı ile lisanslanmıștır. Aslı Kurtuluș [email protected] Emre Salkım [email protected] Kaynaklar #The New Brand Spirit, Christian Conrad Marjorie Ellis Thompson A Brief History of Greenwash, Joshua Karliner, CorpWatch Greenwash History, Greenpeace Communicating Sustainability, UNEP & Futerra Greenwash Guide, Futerra The Sins of Greenwashing, Terrachoice 19 s360blog.tumblr.com s360.com.tr linkedin.com/company/s360 twitter.com/s360news
Benzer belgeler
Efsaneler ve Gerçekler son
buna göre şekillendiriyor. Öte yandan, sosyal
anlamda şirketler üzerindeki baskı her geçen gün
artıyor. Tedarik zincirinden son tüketiciye kadar,
değer zincirinin tüm basamaklarında sosyal
fayda ya...