E-Dergi - Türkiye Tenis Federasyonu
Transkript
E-Dergi - Türkiye Tenis Federasyonu
BÖLÜM BAŞLIĞI 2012 YılındaTenisin Kral ve Kraliçeleri Melbourne Tenis Magazin 2013 Tenis Modası Avustralya Açık Turnuvası Özel Röportaj: Hülya Avşar 1 BÖLÜM BAŞLIĞI Çılgın mısınız? Sorumluluk sahibi mi? Her ikisi mi? Hem sol şeridin vazgeçilmez bir parçası olan hem de yayalar ve diğer otomobiller için otomatik olarak kendini durduran, en dinamik ve güvenli Volvo’ya merhaba deyin... Çünkü Volvo’ların ilham kaynağı sizsiniz. VOLVO S60 HERKESİN YOL MODELİ Cep telefonunuzdan ücretsiz uygulamayı indirebilmek için: http://gettag.mobi Volvo S60 Ortalama yakıt tüketimi: 4,3 - 9,9 lt / 100 km ve ortalama CO2 emisyonu: 114 - 231 gr / km aralığındadır. Volvo Servis 2.0 Volvo OtoFinans Volvo OtoKasko Volvo OtoGaranti GRUP LTD. 3.YIL volvocars.com.tr | facebook.com/VolvoCarTurkiye | twitter.com/VolvoCarTurkiye | Volvo OtoLine 444 48 58 VOLVO OTOMOBİL YETKİLİ SATICISI ANKARA (SATIŞ • SERVİS • YEDEK PARÇA) KONYA YOLU 8. KM NO: 160 BALGAT - ANKARA TEL : (0312) 284 61 10 • FAKS : (0312) 284 61 25 2 TÜRKİYE'NİN TENİS DERGİSİ www.grupvolvo.com İSTANBUL (SATIŞ • SERVİS • YEDEK PARÇA) KAZLIÇEŞME ABAY CADDESİ, NO: 102 ZEYTİNBURNU - İSTANBUL TEL : (0212) 664 80 80 • FAKS : (0212) 664 60 64 BAŞKAN'DAN BÖLÜM BAŞLIĞI Yol Arkadaşımız, Türkiye’nin Tenis Dergisi Osman Tural Yeni görevler, yanlızca yeni sorumluluklar getirmez. Yeni bir duruş da getirir, yeni bir bakış da. Bir oluşumun en tepesinde göreve getirilirseniz, ilk olarak o oluşumun her birimini, herkesi kucaklamak, herkese aynı yakınlıkta olmak fikrine yoğunlaşırsınız. Üstelik konu spor olunca bu anlayış büsbütün koyulaşır. Federasyon’umuzun yeni dönem anlayışı da aynen bu paralelde olacaktır. Üstelik bu anlayış; sözde kalmayıp harfiyen uygulanacak, kısa sürede Türkiye’nin dört bir köşesinde hissedilecektir. Federasyon’umuz Türkiye’nin her yerinde “tenis bilinsin, tenis herkes için bir yaşam tarzı olsun” diye çalışmalarını sürdürüyor. Vizyonumuz, “Türkiye’yi tenis denince adı geçen ülkeler seviyesine getirmek.” Bu vizyon çerçevesinde 2016 yılı sonuna kadar 500 bin kişiyi raketle tanıştırmayı hedefliyoruz. Bu anlayışla öncelikle mevcut tesislerin, kulüplerin kullanımını artıracak teşvikler sağlayacağız. Bu kulüplerdeki genç sporcu sayısını artıracak, başarılı genç sporculara destek yaratacak, burslar bulacağız. Belirlenmiş okullarda tenis branşını yerleştireceğiz. Bu okullara yetkin tenis hocaları sağlayacak, daha sonra bu okulların sayılarını çoğaltacağız. Turnuvaların ödüllerini özendirici çizgiye getirecek, yeni turnuvaların düzenlenmesine destek vereceğiz. Bu hedeflerimizi gerçekleştirmek üzere yol alırken, Türkiye’nin dört bir yanındaki kulüplerin, sporcuların birbirleriyle iletişimini sağlamak, Federasyon’umuzun faaliyetlerini aracısız olarak tenise ilgi duyan insanlara duyurabilmek için bir dergiyle kol kola girmek ihtiyacı öncelikliydi. “Türkiye’nin Tenis Dergisi” bu sayısı ile birlikte Federasyon’umuzun kanatları altında yayın hayatını sürdürecektir. Bu keyifli haberi vermek de bana, sizlerle buluştuğum ilk sayıdaki yazımda kısmet oldu. Federasyon’umuzun yeni döneminin de Türkiye’nin Tenis Dergisi’nin yeni yayın döneminin de camiamıza hayırlı olması dileklerimle… 4 TÜRKİYE'NİN TENİS DERGİSİ 5 BÖLÜM BAŞLIĞI BÖLÜM BAŞLIĞI Tenisi Bırakıp Manken Oluyor! Yayın Türü Yerel / İki Ayda Bir Süreli Yayın Yönetim İmtiyaz Sahibi SAGA Dan. Paz Reklam İmalat Dış Tic. Organizasyon Ltd. Şti. adına Pelin Aydın Yazı İşleri Müdürü Münevver Polat Genel Yayın Yönetmeni Levent Gürcan Nostajik Raket Yapım Röportaj: Hülya Avşar Genel Yayın Koordinatörü Nazlı KÜTÜK [email protected] Editör Burcu ÇETİNKAYA ÖZTÜRK [email protected] Hülya Cup İçerik Yönetimi Fuat ELKATİP [email protected] Tasarım Mahyar KALANTARİ [email protected] Reklam ve Halkla İlişkiler Dırahşan Akınözü [email protected] 0530 263 39 45 Üretim Müdürü Ahmet YILMAZ [email protected] Satınalma & Finans Beyhan İnci ÖZKAN [email protected] Basım Tarihi: 09.11.2012 Basım Adedi: 4000 Tenis Modası Grand Slam Kentleri 16 26 28 30 34 36 40 42 46 52 Kısa Kısa Tenis Haberleri Tenis Kuralları TÜRKİYE TENİS FEDERASYONU 2013 Yıllık Genel Turnuva Planı PTT Ankara Cup II’de En İyiler Belirlendi! AUS Open Yapım: SAGA Dan. Paz. Reklam İmalat Dış Tic. Organizasyon Ltd. Şti. Uğur Mumcu Cd. No. 101/5 GOP/ANKARA T. 0 (312) 446 73 36 F. 0 (312) 446 73 63 Gümüşsuyu Mah.İnönü Cad.Ulusal Apt.5 / 8 Beyoğlu-ISTANBUL T. 0 (212) 243 79 07 F. (0212) 243 69 88 www.sagatr.com Yönetim Yeri: Türkiye Tenis Federasyonu Aus Open’ın 58 62 66 68 86 90 94 96 98 102 106 Korttan Doğan Marka: Lacoste Tenis Magazin Tenis ile İlgili Kim Ne Demiş... 2012 Yılında Tenisin Kral ve Kraliçeleri Türkiye'de Tenis Nasıl Başladı Lezzet: Ne Yerseniz "O"sunuz! Makale: Spor... Ama Nasıl? Tolgar Mireli: Yerseniz 90 Ne"O"sunuz! Bilgi: Anatomi Sağlık: "Fit" Olmak Ne Demektir? Gezi: Bükreş Makale: Tenis Aşkı Başkadır 58 İzze d Kor din Çalı ttan şlar : doğ an m Laco arka ste : Sahibi: 46 EvMelbourne Basım Yeri: AJANS-TÜRK Basın ve Basım A.Ş. İstanbul Yolu 7. km. Necdet EVLİYAGİL Caddesi No:24 ANKARA T. 0 (312) 278 08 24 F. 0 (312) 278 18 95 Sayın Ayla Akbuar, Deniz Gökçe, Hülya Avşar, İzzeddin Çalışlar, Tolgar Mireli ve Yeşim Özdemir Aşti'yeTÜRKİYE'NİN katkılarından dolayı teşekkür TENİS DERGİSİ ederiz. 6 7 BÖLÜM BAŞLIĞI 8 TÜRKİYE'NİN TENİS DERGİSİ BÖLÜM BAŞLIĞI 9 EDİTÖR'DEN Burcu Çetinkaya Öztürk Merhaba, “Çin’de bir kelebek, bir çiçeğin üstüne konarken kanat çırptı diye Karayip Adaları’nda fırtına çıkarmış.” derler… Kelebek Etkisi, 1963 yılında Edward Lorenz tarafından geliştirilmiş bir matematik teorisi… Bu teoriye göre, sistemdeki başlangıç verilerinde yapılacak ufak bir değişiklik, büyük ve öngörülemez sonuçlar doğrurabilir. Lorenz bu teorisini sunarken, “Amazon Ormanları’nda bir kelebeğin kanat çırpması, Amerika’da fırtınaya sebep olabilir.” cümlesini kullanmış ve teori, kelebek etkisi olarak adlandırılmıştır. Hayatımızda kelebek etkisi yaratacak adımları atarken çabamızın okyanusta bir damla olarak kalmasından korkmuşuzdur hep. Okyanuslarların sonsuz sayıda damlacıklardan oluştuğunu unuturak... Halbuki kelebek etkisini yaşamına katarak efsaneler yaratan kahramanlar kadar; kendileri için yaptıkları küçücük değişikliklerle rutin hayatlarına çok daha derin anlamlar katan insanlarla dolu değil mi yaşamımız? *** Teniste kelebek etkisi çoktan başladı. Federasyon’umuzun yıllardır yürüttüğü çalışmalar WTA İstanbul ile ilk meyvelerini verdi. Dünya çapında bir turnuva, ikinci kez Türkiye’deydi. Tüm Tükiye tenis konuştu. Federasyon; tüm Türkiye’nin heyecanla konuştuğu tenisi, Türkiye’nin her noktasına taşımayı hedefliyor. Bu motivasyonun bir ürünü olan dergimizle tek bir sporcumuzun bile hayatında kelebek etkisi yaratabilmek en büyük hayalimiz. Bu hayale ancak heyecanımızı bizimle paylaşanlarla ulaşabiliriz. Mevlana, “Bir sineğin kanadını oynatması, arş-ı alemi titretir.” demiş. İçimizden gelerek attığımız ufacık bir adımın bile yaratacağı mucizelere beraber şaşırmak, bu mucizelerin kahramanı olacak sporcularımızın başarı hikayelerini sayfalarımızda paylaşmak dileğiyle… Sevgiler, Burcu Çetinkaya Öztürk 10 TÜRKİYE'NİN TENİS DERGİSİ BÖLÜM BAŞLIĞI Ömür Boyu Estetik Ofis : Kızılırmak Mah. 1442 Sokak No: 4/40 Çankaya - Ankara/Türkiye Tel: +90 312 436 71 71 pbx • Faks: +90 312 287 85 99 Fabrika : Saray Mah. Keresteciler St. Adnan Menderes Blv. No: 22 Saray-Kazan-Ankara -Türkiye • Tel: +90 312 815 10 46 pbx www.kocamanlar.com.tr • [email protected] 13 BÖLÜM BAŞLIĞI Sevgili Tenis Dergisi okuyucuları... Eğer bizi okuyorsanız heyecanımızı paylaşıyorsunuz demektir ve tabii şu an şimdi bize ve kendinize de zaman ayırıyorsunuzdur. Teşekkür ederiz ve kendinize de teşekkür etmeyi unutmayınız.. O yüzden önce gülümseyin... Kendinize biraz zaman verin ve birkaç kere nefes alın ve nefes verin. Rahatlayın, üzerinizde taşıdığınız tüm ağırlıkların havaya karışmasını dileyin. Bir an için ‘herşeyi’ bırakın, Felsefemiz; hayatımızı güzelleştirmek, arınmak, anlamlı yaşamak, anlamlı yaşatmak, ruhen, bedenen ve zihnen terbiye olmak. Bu terbiye bizi mutlu eder. Mutluluk ise; sağlıklı yaşamı beraberinde getirir. Sağlıklı olunca, sağlıklı düşünür, sağlıklı kararlar verir, sağlıklı adımlar atarız. Bu sağlıklı düşünce tarzı, beraberinde gezegenimizi koruma duyarlılığını da getirecektir. Bedenimizin ortalama yüzde 85’i sudur. Bedenimiz, tıpkı bir sünger gibidir ve hücre denilen sıvı dolu trilyonlarca odacıktan oluşur. Su hücreler arası bilgi alışverişini sağlar. Düşündüğümüz ve söylediğimiz her şey hücrelerimizi etkiler. Bedenimizdeki su, bunların enerjisini depolayıp hücrelere dağıtır. Biz düşündüklerimizin ve konuştuklarımızın kalitesinde yaşarız. Su gezegenimizin yaşam kaynağıdır, biz bu şekilde varız. Biz gezegeni korudukça, gezegen de bizi koruyacaktır. Amacımız tüm dünyada bir olmak, birlikteliğe ve mükemmeliğe odaklanmak, uyum içinde yaşamak, uyum içerisinde paylaşmak, sevinç, sevgi ve sağlığa odaklanmak. Toplumsal olarak çevreye karşı duyarlılığımızı, ‘içselleştirme’, ‘yok etmeme’, ‘topluma yansıtma’, kısacası ‘yaşa & yaşat’ felsefesini geliştirmek. Eğer az da olsa içsel bir yolculuğa kucak açabildiyseniz ve enerji okyanuslarında biraz gezintiye çıkabildiyseniz, kalbinizin derinlerinde sessizlik okyanusunu hayal edebildiyseniz ne mutlu size, ne mutlu bize, ne mutlu herkese. Sözümün özü biz siyahın içinde beyazı, beyazın içinde tüm renkleri taşıyoruz. Gelin hep birlikte birer damla su olalım, birer sporcu, enerji dolu tenisçiler yetiştirelim. 14 TÜRKİYE'NİN TENİS DERGİSİ 15 BÖLÜM BAŞLIĞI Kısa Kısa Büyükler En İyi 8 Turnuvası Şampiyonları 3-8 Aralık 2012 tarihleri arasında TED Spor Kulübü’nde oynanan Büyükler En İyi 8 Turnuvası’nda erkeklerde Haluk Akkoyun birinci, Anıl Yüksel ikinci; kızlarda Cemre Anıl birinci, Naz Karagöz ikinci oldu. İpek Soylu Taç Spor Tennis Cup'ta İkinci Oldu... 24-30 Aralık 2012 tarihlerinde İstanbul Taçspor Kulübü'nde düzenlenen 10.000 dolar ödüllü Uluslararası Bayanlar ITF Turnuvası'nda İpek Soylu ikinci oldu. Elemelerden ana tabloya geçen İpek Soylu, ilk turda Gürcistanlı Cegia'yı 5/7 6/3 6/3, ikinci turda Gürcistanlı Corgodze'yi 6/3 6/1 yenerek çeyrek finale çıktı. Çeyrek finalde 2 numaralı seribaşı Japon Hozumi ile karşılaşan İpek, rakibini 6/3 6/3 yenerek yarı finale yükseldi. Yarı finalde Bulgaristanlı Botusharova'yı 6/1 6/4 yenerek finale çıktı. Finalde ise Bulgar rakibine 6/4 6/2 yenilen İpek, turnuvayı tekler ikincisi olarak tamamladı. Antalya Turkey F47 Futures Erkekler ve Bayanlar ITF Turnuvası Marsel İlhan, Qatar ATP Turnuvası'na Katıldı Marsel İlhan, 31 Aralık 2012 - 5 Ocak 2013 tarihlerinde Qatar'da düzenlenen 1.054.720 dolarlık Exxonmobil Open 2013 ATP Turnuvası'na katıldı. Elemelerin ilk turunda Romanyalı Copil'i 7/6 (3) 4/6 6/3 skorla yenen Marsel, ikinci turda Alman Brands'a 6/4 7/6 (2) skorla yenilerek turnuvadan ayrıldı. 16 TÜRKİYE'NİN TENİS DERGİSİ 3-9 Aralık 2012 tarihleri arasında Antalya GD Tennis Academy'de düzenlenen 10.000 dolar ödüllü Turkey F47 Futures Erkekler ve Bayanlar ITF Turnuvası’na Durukan Durmuş, Cem İlkel, Sarp Agabigün, Mert Adanalı, Selin Özgür, Esen Kökçe, Büşra Kayrun, Milena Zubkov, Hülya Esen ve Lütfiye Esen katıldı. Turnuvada teklerde Hülya Esen ilk turda İspanyol rakibini yenerken, ikinci turda Ukranyalı rakibine 6/4 6/1 yenildi. Çiftlerde ise Hülya – Lütfiye Esen çifti, ilk turda BernardiVangelova çiftini 6/3 6/2 yenerek çeyrek finale çıktı. Çeyrek finalde ise Moura-Azcoitia çiftini 6/4 4/6 (10-7) yenerek yarı finale çıktılar. Esen çifti yarı, finalde Kalabina-Pirazhanka çiftine 6/2 6/4 yenildi. 17 Kısa Kısa BÖLÜM BAŞLIĞI Antalya Turkey F48 Futures Erkekler ve Bayanlar ITF Turnuvası 10-16 Aralık 2012 tarihleri arasında Antalya GD Tennis Academy'de düzenlenen 10.000 dolar ödüllü Turkey F48 Futures Erkekler ve 10.000 dolar ödüllü Bayanlar ITF Turnuvası’na Burak Ira, Mert Dinç, Oktay Mert Uyanoğlu, Cem İlkel, Selin Özgür, Hülya Esen ve Lütfiye Esen katıldı. Çağla Büyükakçay Yeni Zelanda WTA Turnuvası'na katıldı Teklerde ilk turda Moldovalı rakibini 7/5 6/2 yenen Hülya Esen, ikinci turda Fransız Ramialison'a 6/0 7/5 yenildi. Çiftlerde ise Hülya – Lütfiye Esen çifti, Gemini – Lombard çiftini 6/0 6/0 yenerek çeyrek finale çıktı. Başarılı çift, çeyrek finalde Romanyalı rakiplerine 2/6 7/5(10-8) yenildi. Çağla Büyükakçay, 29 Aralık 2012 – 5 Ocak 2013 tarihlerinde Yeni Zelanda’da düzenlenen 235.000 dolar ödüllü WTA Turnuvası'na katıldı. Tekler eleme maçlarının ilk turunda Amerikalı Keys’e 6/0 6/3 yenilen Çağla, çiftler ana tablosunda ise partneri Japon Doi ile birlikte yer aldı. Çiftlerde ilk tur maçında Amerikalı Falconi/ Sanchez çiftine 6/3 3/6 10-5 yenilerek turnuvadan ayrıldı. Önce Sağlık 2016 olimpiyat programında yer alacak sporcularımız için 8-19 Aralık 2012 tarihleri arasında İstanbul Taçspor Kulübü’nde “Fiziksel Hazırlık Kampı” düzenlendi. Kampın kapsamında yer alan ve sporcularımız için gerekli sağlık testlerini ise Federasyon’umuzun sağlık sponsoru Acıbadem Hastanesi yaptı. Acıbadem Hastanesi tarafından sporcularımıza ayak ve vücut analizleri yapıldı, uygun tabanlık ve antrenman programları önerildi. Sporcularımıza besin intolerans testleri yapıldı, uzman diyetisyenler tarafından beslenme önerileri getirildi ve ihtiyaç duyulan diğer fiziksel testler uygulandı. Başak Eraydın Hindistan’da İkinci oldu 24-30 Aralık 2012 tarihlerinde Hindistan’da düzenlenen 25.000 dolar ödüllü NECC ITF Bayanlar Turnuvası'nda oynayan Başak Eraydın Tekler İkincisi oldu. İlk turda İsviçreli rakibini 4/6 6/4 6/2 yenen Başak Eraydın, ikinci turda Gürcistanlı rakibini 6/7(4) 7/5 6/3 yenerek çeyrek finale çıktı. Çeyrek finalde Çinli Sun’ı 6/2 2/6 7/5 yenerek yarı finale çıktı. Yarı finalde 80.sırada bulunan ve turnuvanın 1 numaralı seribaşı Rus Bratchikova ile karşılaşan Başak Eraydın, 7/5 6/3 lük setlerle galip gelerek finale çıktı. Finalde ise turnuvanın 3 numaralı seribaşı Slovak Tadaja Majeric ile karşılaşan Başak, turnuvayı tekler ikincisi olarak tamamladı. 18 TÜRKİYE'NİN TENİS DERGİSİ 19 Kısa Kısa BÖLÜM BAŞLIĞI Antalya Turkey F49 Futures Erkekler ve Bayanlar ITF Turnuvası 17-23 Aralık 2012 tarihleri arasında Antalya GD Tennis Academy'de 10.000 $ ödüllü Turkey F49 Futures Erkekler ve 10.000 dolar ödüllü Bayanlar ITF Turnuvası’na Mete Büyükşahin, Deniz Karaca, Ali Mert Uyaroğlu, Sarp Agabigün, Barış Fırat, Cemre Anıl, Hülya Esen, Lütfiye Esen katıldı. Turnuvada sporcularımızdan 2. tura çıkan Cemre Anıl, Fransız Remialison'e 6/2 6/1 yenilirken, çeyrek finale çıkan Hülya Esen ise Fransız Arcangioli'yi 6/7(5) 6/4 6/4 yendi. Başak Eraydın 2012'yi Başarılarla Kapattı… Başarılı tenisçilerimizden Başak Eraydın, 2012 yılında profesyonel kariyerinde hızlı bir yükseliş sergiledi. Başak Eraydın, 2012 yılında ITF Pro Circuit Turnuvaları’nda 7 şampiyonluk elde ederek ismini Leading Pro Circuit Title'a yazdırırken, WTA ve ITF Turnuvaları’nda oynadığı 65 maçtan 52'sini kazanarak bayan tenisçiler arasında 17. sırada yer aldı. Sezgi Kırkın, Sırbistan ITF Junior Turnuvası'nda 02-06 Ocak 2013 tarihlerinde Sırbistan'da düzenlenen G5 Belgrade Open 2013 ITF Junior Turnuvası'na Sezgi Kırkın katıldı. Elemelerde ilk turda Sırbistanlı Petorvic ile karşılaşan Sezgi, 6/4 6/2 yenilerek turnuvadan ayrıldı. Avrupa Tenis Dostluk Kampı 25 Kasım – 2 Aralık 2012 tarihleri arasında Dragos Tenis Kulübü’nde Türkiye Tenis Federasyonu, VM Sports Kulübü ve London Tennis Avenue Academy ile Avrupa Tenis Dostluk Kampı yapıldı. 20 TÜRKİYE'NİN TENİS DERGİSİ 21 Kısa Kısa Ergi Kırkın, Belgrad 14 Yaş Turnuvası'nda Şampiyon 02-06 Ocak 2013 tarihlerinde Belgrad'da düzenlenen 14 Yaş G3 Belgrade Christhmas Open 2013 Turnuvası'na katılan Ergi Kırkın turnuvanın tekler şampiyonu oldu. Ana tabloda 1 numaralı seribaşı olarak turnuvaya katılan Ergi Kırkın, ilk turda Sırp Petrov'u 6/2 6/1 yenerek ikinci tura çıktı. Ergi 2. turda Romanyalı rakibini 6/0 6/0 yenerek çeyrek finale ve Romanyalı Holban'ı 6/2 6/1 yenerek yarı finale çıktı. Yarı finalde Romanyalı Prajescu ile karşılaşan Ergi Kırkın, rakibini 6/2 7/6(1) yenerek finale çıktı. Finalde Sırbistanlı Kirovski ile karşılaşan Ergi Kırkın, rakibini 6/3 6/0 yenerek turnuvanın tekler şampiyonu oldu. 2013 Kış Kupaları 12-14-16 Yaş Milli Takım Kadrosu Açıklandı Taç Spor Kulübü’nde yapılan Milli Takım Belirleme Kampları sona erdi. 2013 yılı Kış Kupaları’nda ülkemizi temsil edecek 12, 14, 16 Yaş Milli Takım listesi alfabetik olarak aşağıda yer almaktadır. Erkekler 16 Yaş Alp Şentay Berke Mangaloğlu Sarp Agabigün Yedek Oyuncu Berk Ilıescu 14 Yaş Kızlar 16 Yaş Ege Tomey Hazal Ünlügenç Melis Bayraktaroğlu Yedek Oyuncu Esen Kökçe 22 12 Yaş Baran Cengiz Ergi Krkın Ulaş Boran Ulusoy Kaya Göre Rahmi Polat Gülcür Yiğit Kılıçoğlu Yedek Oyuncu Yedek Oyuncu Cihan Akay Can Kaya 14 Yaş Berfu Cengiz Defne Olcay İnci Öğüt Yedek Oyuncu İrem Kaftan TÜRKİYE'NİN TENİS DERGİSİ 12 Yaş Betina Tokaç Zeynep Erman Zeynep Naz Öztürk Yedek Oyuncu Selin Ovun TTF, yeni dönem stratejik planını açıkladı Türkiye Tenis Federasyonu Başkanı Osman Tural, basın mensupları ile bir araya geldiği toplantıda TTF’nin önümüzdeki döneme ilişkin stratejik planını açıkladı. Toplantıda Türkiye Tenis Federasyonu’nun yeni dönem hedefleri ve stratejik planını paylaşan Başkan Tural, Türkiye Tenis Federasyonu’nun tenisteki gelişimi büyütmek ve sürekli kılmak vizyonu ile hareket edeceğini ve 2016 yılı sonunda 500.000 tenisçi kazanmak misyonuyla çalışacağını açıkladı. Tural, "Türkiye Tenis Federasyonu misyonuna, ancak tüm personel, gönüllüler ve paydaşların takım halinde uyumlu çalışmasıyla ulaşabilir. Ülkede tenis oynayan veya meraklı herkesin kolaylıkla ulaşabildiği bir yönetim anlayışı güdeceğiz. Yaptığımız tüm projeler ve hareket planımız tenis ve spor kamuoyunun bilgisi dahilinde gerçekleşecek.’’ dedi. Başkan Tural, yeni dönem hedeflerinin, spesifik, ölçülebilir, ulaşılabilir, sonuç odaklı ve zaman ayarlı olduğunu ifade etti. Önümüzdeki döneme ilişkin stratejik öncelliklerinin; tenisi kitlelere yaymak, olimpik seviyede sporcu yetiştirmek olduğunu söyledi. BÖLÜM BAŞLIĞI Kısa Kısa 12 Yaş Kız Milli Takımı Son yıllarda yaş grupları milli takımlarında aldığımız başarılı sonuçlarla ülkemizin adı Avrupa tenis arenasında sıkça duyulur oldu. 12 yaş kız milli takımı, bu yaş grubunda ilk defa TE Winter Cups by Head eleme gruplarında 1. olarak İngiltere'de oynanacak final gruplarında yer almaya hak kazandı. Betina Tokaç, Zeynep Erman, Zeynep Naz Öztürk, Selin Övünç'ten oluşan takımın antrenörlüğünü Umut Alptekin, Hakan Diler ve Nurgül Köktürk üstleniyor. Kış Kupası Şampiyonları 4-19 Ocak 2013 tarihlerinde TAÇ Spor Kulübü'nde düzenlenen +13 Yaş Kış Kupası sona erdi. Tek erkekler kategorisinde Barkın Yalçınkale şampiyon ve Sami Beceren finalist olurken, tek kızlarda Sultan Gönen şampiyon, Seda Arantekin ise finalist olma başarısını gösterdiler. Çift erkeklerde, Barkın Yalçınkale/Berk Iliescu çifti, Sami Beceren/ Oğulcan Deniz'e karşı oynadıkları final maçından zaferle ayrılarak şampiyon oldular. Çift kızlarda ise Cemre Anıl/Müge Topsel ikilisini yenen Seda Arantekin/Sultan Gönen çifti şampiyon oldu. İpek Soylu Avustralya ITF Turnuvası'nda 12-17 Ocak 2013 tarihlerinde Avustralya'da düzenlenen AGL Loy Yang Traralgon International ITF G1 Junior Turnuvası'nda oynayan İpek Soylu çiftlerde şampiyon oldu. İpek Soylu teklerde ilk turda İsviçreli rakibini 4/6 6/4 6/1, ikinci turda Avustralyalı rakibini 6/2 6/4 yenerek üçüncü tura çıktı. Üçüncü turda 2 no'lu seribaşı Alman Lottiner'e 3/6 6/3 6/4 yenilerek çeyrek finale çıkma şansını kaybetti. Çiftlerde ise Belçikalı partneriyle oynayan İpek, Bolsova/Fridman çiftini 6/2 6/1 yenerek 2. tura çıktı. İkinci turda Avustralyalı rakiplerini 6/2 6/2 skorla yenerek çeyrek finale ve PetersonZhao çiftini de 6/4 4/6 (12-10) skorla yenerek yarı finale çıktılar. İpek Soylu yarı finalde Belçikalı partneriyle Ferro/Siniakova çiftini 6/2 2/6 11-9 skorla yenerek çiftler finaline çıktı. Soylu/Mertens çifti yarı finalde Hsu/Xu çiftini 6/3 1/6 (10-7) yenerek çiftler şampiyonu oldu. 24 TÜRKİYE'NİN TENİS DERGİSİ Melis Sezer Mısır’da ITF Turnuvası'nda 14-20 Ocak 2013 tarihlerinde Mısır'da düzenlenen 10.000 dolar ödüllü Sharm El Sheikh ITF Turnuvası'na Melis Sezer katıldı. Melis ilk turda İsviçreli Wulcan'ı 6/2 6/2, ikinci turda Granstrom'u 6/3 6/2 yenerek çeyrek finale çıktı. Çeyrek finalde Belçikalı Benoit ile karşılaşan Melis, rakibini 6/1 6/3 yenerek yarı finale çıktı. Yarı finalde Rus Pashkova'ya 6/4 4/6 6/2 skorla yenilen Melis Sezer turnuvadan ayrıldı. 25 BÖLÜM BAŞLIĞI Tenis Kuralları Yazan: Alaaddin Boyar Sevgili tenis severler, bu yazı dizisi ile sizlerle, ulusal ve uluslararası düzeyde, her yaş grubundaki performans ve veteran turnuvalarında, kortta yaşanan veya yaşanabilecek durumlar ile ilgili bilgi paylaşımında bulunmak istiyorum. Ulusal turnuvalarda hem antrenör hem hakem; uluslararası profesyonel turnuvalarda ise gözlemci ve kule hakemi olarak yıllarca görev aldım ve almaya da devam ediyorum. Bu turnuvalardaki gözlemlerim sonucunda şunu açıklıkla belirtebilirim ki; bazı oyuncular kuralları çok iyi biliyor ve bu çerçevede davranıyorlar ki bu büyük bir avantajdır. Bazı tenisçiler ise profesyonel turnuvalarda oynamalarına rağmen bazı kuralları yanlış algılayabiliyor ve kortta oluşan bir durum karşısında nasıl davranacaklarını bilemiyorlar. Bu durum da tenisçilerin performanslarını olumsuz etkileyebiliyor. Bilindiği üzere birçok turnuvada çeyrek final veya yarı final maçlarına kadar oyuncular kule hakemi olmadan maçlarını oynarlar. Hakemsiz oynanan maçlarda ise problemin veya anlaşmazlığın olması normaldir, bu durumda gözlemci hakem korta çağrılır. İçeride / Dışarıda veya Top İzi Anlaşmazlıkları: Toprak zeminli sahalarda oluşan top izi anlaşmazlıklarında ise korta çağrılan hakem öncelikle oyunculara, top izinin hangisi olduğunu soracaktır. Eğer oyuncular top izinde anlaşıyor ancak; izin içeride mi dışarıda mı olduğu konusunda anlaşamıyorlarsa hakem izi inceler ve kararını verir. Ancak; oyuncular top izinin hangisi olduğu konusunda anlaşamıyorlarsa, hakem çeşitli sorular sorarak nasıl bir vuruş olduğunu anlamaya çalışacak ve doğru izi bulup karar verecektir. Bu durumda oyuncuların hakeme topu nereden, nasıl ve hangi yöne attıklarını açıkça belirtebilmeleri gerekir. Durum: Toprak zeminli kortta A oyuncusu B oyuncusunun vurduğu topa ‘’dışarıda’’ çağrısı yapar, B oyuncusu izi görmek ister ve karşı sahaya geçer ancak; A oyuncusu izi bulamaz ve dışarıda bir yerde ‘’buralara bir yere düştü’’ der. B oyuncusu hakemi korta çağırır. Hakem öncelikle A oyuncusuna emin olup olmadığını sorar ve sonra nasıl bir vuruş olduğunu anlamaya çalışır, B oyuncusunun anlattığı gibi ve gösterdiği bölgede taze bir iz varsa inceler ve karar verir. Ancak; B oyuncusunun gösterdiği bölgede anlattığı gibi bir iz yok ise puanı A kazanır. Çünkü bazen top izi okunamıyor olabilir. Bir sonraki yazı dizisinde kortta oluşan diğer anlaşmazlıkları ele alacağız. Bol tenisli günler dilerim. Kural: Hakemsiz oynanan maçlarda ve sert zeminli sahalarda oyuncular kendi sahalarından sorumludur ve sahalarına düşen toplarla ilgili çağrıyı yaparlar. Durum: A oyuncusu B oyuncusunun vurduğu topa ‘’dışarıda’’ çağrısı yapar, B oyuncusu ise topun içeride olduğunu iddia eder ve gözlemci hakemin gelmesini ister. Hakem ‘’dışarıda’’ çağrısı yapan A oyuncusuna emin olup olmadığını soracaktır. Eğer emin ise puanı kazanacaktır; emin değil ise kasıtsız engellemeden dolayı puan tekrarı yapılacaktır ancak; A oyuncusu bunu tekrar yaparsa bu sefer kasıtlı engellemeden dolayı puanı kaybedecektir. 26 TÜRKİYE'NİN TENİS DERGİSİ 27 TÜRKİYE TENİS FEDERASYONU 2013 Yıllık Genel Turnuva Planı 28 TÜRKİYE'NİN TENİS DERGİSİ TÜRKİYE TENİS FEDERASYONU 2013 Yıllık Genel Turnuva Planı 29 PTT Ankara Cup II’de En İyiler Belirlendi! Ankara Tenis Kulübü yakala.co kortlarında oynanan Ankara’nın en büyük para ödüllü tenis turnuvasında final maçları oynandı. ITF tarafından, kadın tenisçilerin dünya sıralamasında daha üst sıralara çıkabilmeleri ve daha üst seviyede turnuvalara katılım hakkı kazanabilmelerini sağlamak amacıyla, “ITF Women Pro-Circuit, 50.000 USD” kategorisinde düzenlenen PTT Ankara Cup II, nefes kesen final müsabakaları ile sona erdi. TEB BNP Paribas WTA Championships İstanbul’dan sonra bu yıl ülkemizde düzenlenen en önemli kadınlar turnuvası olan PTT Ankara Cup II, dünyanın yaklaşık 30 ülkesinden 60’ın üzerinde tenisçiyi ağırladı. 30 TÜRKİYE'NİN TENİS DERGİSİ Tekler finalinde dünya sıralamasında 258. sırada olan Ana Savic şampiyon oldu! Tek Kadınlar final karşılaşmasının ilk setinde başa baş bir mücadele vardı. Bu seti 7/5 almayı başaran Puig, ikinci seti rakibi Savic’in 6/3 kazanmasına engel olamadı. Final setinde yaşanan başa baş mücadelenin ardından oyunun kontrolünü ele geçiren Ana Savic, üst üst aldığı sayılarla oyunu 6/4 kazanarak şampiyon oldu. Ödülünü Türkiye Tenis Federasyonu Başkanı Osman Tural’dan alan Hırvat raket Ana Savic, çok iyi bir sezon geçirdiğini ve seyircilerin desteği sayesinde maçı kazanabildiğini belirtti. Çiftler finalini Polonyalı ekip M.Linette – K.Piter kazandı! 21 Aralık Cuma günü oynanan çiftler finalinde I. Buryachok – V. Solovieva çiftini 6/2- 6/2’lik setlerle yenen Polonyalı takım M.Linette – K.Piter, şampiyon oldu. Ödüllerini PTT Genel Müdürü ve Türkiye Tenis Federasyonu Başkanı Osman Tural’dan alan Polonyalı ekip mutluluklarını dile getiren kısa bir konuşma yaptılar. 31 32 TÜRKİYE'NİN TENİS DERGİSİ 33 BÖLÜM BAŞLIĞI Tenis tarihinin en etkili isimlerinden biri olan Jimmy Connors, erkekler teklerde en fazla şampiyon olan tenisçi unvanının yanında dünya birinciliğini 160 hafta boyunca koruması ve 268 hafta birinci sırada yer almasıyla da unutulmazlar arasında. Jimmy Connors, 1984’e kadarki kariyeri boyunca kullandığı Wilson T2000 krom çelik raketle özdeşleşmiş; raketi sol kolunun doğal uzantısı gibi olmuştu. T2000; hafifliği, esnememesi ve rüzgara daha az direnç göstermeyen çerçevesiyle geleneksel ahşap raketin de sonunu getirmişti. Connors’un kullandığı son ahşap raket ise bugün bir dinozor gibi incelenebilir. 1968’te Lacoste tarafından üretilen bir ahşap raket kullanan Connors, daha sonra Wilson’un onun için özel ürettiği ürünlere geçti ve talepleriyle raket teknolojisinin gelişimine de katkıda bulundu. Prof. Mehmet Arda’ya ait olan resimdeki model, Connors tarafından 1980’lerin başına kadar kullanılan türünün son örneklerinden biri. Üzerindeki el işçiliği, usta işi müzik enstrümanlarını andırıyor ve hemen her ayrıntısı günümüzün teknolojik ürünlerinden farklı. Connors’un Wilson markasını terketmesi 1987’de oldu. Slazenger’le anlaşarak üç yıl Panther Pro Cramic kullandıktan sonra Boris Becker’i izleyerek Estusa kullanmaya başladı. 34 TÜRKİYE'NİN TENİS DERGİSİ 35 RÖPORTAJ Hülya Avşar'la, O'nun Kadar Ünlü Hülya Cup'ı Konuştuk Etkileyici bir sosyal sorumluluk projesi olan, organizasyon ve oyuncu kalitesi ile katılım rekorları kıran Hülya Cup’ı Hülya Avşar’dan dinledik. Avşar, Hülya Cup’ın bilinmeyenlerini, ilham kaynaklarını ve hayallerini bizlerle paylaştı. Daha önceden yüzme gibi farklı sporlarla ilgilendiğinizi biliyoruz. Tenise tutkunuz nasıl başladı? Tenis neden hayatınızda bu kadar önemli? Yıllarca profesyonel spor yaptıktan sonra uzun bir süre ara verince hayatımda bir eksiklik olduğunu hissettim. Ve evime yakın olan Tenis Eskrim Dağcılık Kulübü’ne gittim. Tenis bana farklı ve güzel geldi. 1992’de haftada 3 gün özel ders alarak başladım ve o gün bugündür düzenli olarak devam ediyorum. Artık hayatımın bir parçası tenis, oynamadığım zaman rahatsız oluyorum. Kafamdaki her şeyi tenis oynarken çıkartıyorum bu da beni rahatlatıyor. Tenisi özel hayatım ve iş hayatımın içine entegre ettiğimde bana çok faydasını gördüm. Örnek vermem gerekirse; tenis maçı yaparken rakipleriniz vardır, rakiplerinizin koşmasından, raket açışından topu nereye atacağını, nereden sayı yapmak istediğini anlarsınız ve ona göre önceden yerinizi ve pozisyonunuzu alırsınız, sayı yapmasını engellersiniz. Hedefiniz sayıyı almak ve maçı kazanmaktır. Bunun için saatlerce, günlerce çalışır hazırlanırsınız. Önemli olan rakibin nasıl oynadığı değildir, siz çıkar oyununuzu oynarsınız, yeterli çalışmayı yaptıysanız kazanırsınız. Maçı kazanmak için etraftan gelen sesleri ya da rakibinizin size olan baskısını, her şeyi görmezden gelirsiniz ve başarıya ulaşırsınız. Aynı şeyi iş hayatınızda düşünün. Etrafta sizin yerinizde olmak, sizi alt etmek, gündemden indirmek isteyen bir sürü insan var. Herkesin hareketlerini takip edersiniz nerden ne geleceğini bilirsiniz ve önlem alarak istediklerini almalarını engellersiniz. En iyi olmak ve her zaman kazanmak için çalışmalı ve etraftan gelen tüm seslere kendinizi kapatıp yolunuza devam etmelisiniz. Başarı zaten bunun beraberinde gelir. Eğer herkesle ayrı ayrı uğraşırsanız gerekli olan çalışmaya yeterli zamanı ve dikkati veremezsiniz bu da sizi sekteye uğratır. Bu sene 12.'si gerçekleştirilen “Hülya Cup” fikri ilk nasıl çıktı? Bildiğiniz gibi tenis oynamayı çok seviyorum. Yıllardır da üyesi olduğum Tenis Eskrim Dağcılık Kulübü’nde çeşitli turnuvalara katıldım. Bir gün yine maç sonrasında oturup sohbet ederken, TED Kulübü’nün Halkla İlişkiler Sorumlusu olan Esra Argana; “Hülya Hanım, yıllardır tenis oynuyor ve tenisçileri destekliyorsunuz. Ülkemizde hep insanlar öldükten sonra onları yaşatmak için isimlerine bir şeyler düzenleniyor, biz bir ilk yapalım ve ilk defa yaşayan bir ünlü adına organizasyon yapalım.” dedi ve 2001’den bugüne kadar her yıl daha da çoğalarak yüksek katılım rekorlarına imza atan Hülya Cup ortaya çıktı. Hülya Cup’a her sene ilgi daha da artıyor ve turnuvalar arasında adeta katılım rekorları kırıyor. Bunun nedeni nedir? Bunun birkaç nedeni var. Öncelikli olan neden; turnuvaya katılan herkes biliyor ki Hülya Cup’tan elde edilen gelirler, maddi durumu tenis için yeterli olmayan genç ve yetenekli tenisçilere turnuva oynama ve tenise devam etme imkanı sunmak için kullanılıyor. Böylelikle turnuvaya katılan oyuncular hem spor yapıyor hem de böyle faydalı bir sosyal sorumluluk projesine destekte bulunuyorlar. Diğer nedenlerden birisi ise; Hülya Cup’a katılan oyuncu kalitesi. İstanbul’da iyi tenis oynayan tüm oyuncular birbirleri ile bu turnuva sayesinde karşılıklı maç yapma imkanı buluyorlar. Başka önemli neden ise organizasyonun kalitesi. Bu yıl Hülya Cup Tenis Turnuvaları, Fuat Nalbant koordinatörlüğünde yapılmaktadır. Tenisin içinde büyüyen ve tenisin her alanında görev yapan Fuat Nalbant yıllardır bu tip organizasyonları düzenlediği için katılan oyuncuların bu tip turnuvalardaki beklentilerini, sıkıntılarını bilmekte ve tüm katılımcıların Hülya Cup Turnuvaları’ndan memnun olarak ayrılmasını sağlamaktadır. Memnun olduğunuz bir şeyi de insanlara tavsiye ederek onların da bu memnuniyeti tatmasını istersiniz. En önemli şeyler; tenis oynadığınız kulüpteki kort sayısı, ulaşım kolaylığı, otopark kolaylığı, maçlarınızı "Artık hayatımın bir parçası tenis, oynamadığım zaman rahatsız oluyorum." Fotoğraf: Fuat Elkatip 36 TÜRKİYE'NİN TENİS DERGİSİ 37 RÖPORTAJ organize eden hakem kadrosu, sizi güler yüzle karşılayan ve tüm isteklerinizi anında yapmaya çalışan personel. İnsanlar değer gördükleri yerlerde olmayı isterler. Biz, turnuvamıza katılan her oyuncuya değer veriyoruz ve isteklerini karşılamaya çaba gösteriyoruz. Bu da bize her turnuvada daha yüksek katılım olarak geri dönüyor. Katılan herkese bir kez daha teşekkür ediyorum. Bu seneki Hülya Cup’ı nasıl değerlendiriyorsunuz? Bu seneki Hülya Cup Nisan’da İstanbul TED’de 980 katılım, Eylül’de Adana Tenis Dağcılık Kulübü’nde 260 katılım ve son olarak yine İstanbul TED’de 1010 katılım ile son 5 yılda Türkiye’de düzenlenen senior turnuvaları arasında en çok katılımcı sayısına ulaşan turnuva olmuştur. Bu yüzden çok mutluyum. Bu kadar kişinin benim adımla organize edilen bir turnuvada tenis oynaması, spor yapması ve en önemlisi bunları yaparken de minik tenisçilere destek olması beni çok mutlu ediyor. Umarım her geçen yıl bu katılım daha da artar ve biz daha çok çocuğa destek olabiliriz. Belki de Hülya Cup bursu alan bir oyuncunun, dünyanın en prestijli 4 Grand Slam Turnuvası’ndan birinde oynamasını sağlarız. Hülya Cup Turnuvası’ndan elde ettiğiniz gelirlerle tenisçilere burs imkanı sağladığınızı biliyoruz. Bu bursu sağlarken kriterleriniz neler? Biz sizi her zaman kendinize olan güveninizle ve hırsınızla tanıdık. Bu hırsınız maç esnasında korta da yansıyor mu? Evet. 2001 yılından beri devam eden Hülya Cup Turnuvaları’ndan elde edilen gelirler ile Tenis Eskrim Dağcılık Kulübü Vakıf bünyesinde dar gelirli onlarca çocuğa tenis eğitimi verilmektedir. Bu bünyedeki çocukları TED Vakfı seçiyor. 2011’den beri ise ilave olarak biz de Türkiye’ de 12-18 yaş arası çeşitli yaş gruplarında kendi yaş klasmanında ilk 8 içerisinde bulunan, dar gelirli, eğitiminde başarılı ve teniste yetenekli gelecek vaat eden oyuncuları buluyoruz. O yaş grubu milli takım antrenörlerinden bu oyuncu hakkında bilgi alıp, eğer kriterleri tutuyorsa bu oyuncuların yıllık turnuva masraflarını karşılayarak, onlara destekte bulunuyoruz. Evet, aslında kısmen yansıyordur. Maç içerisinde vuruşları yapamadığım için bazen kızıyorum kendime ama maalesef yoğun iş temposundan dolayı tenis antrenmanı yapmaya zaman ayıramıyorum. Bu yüzden de daha önceden yaptığım vuruşları şimdi yapamadığım için üzülüyorum ve bazen sinirleniyorum. "Belki bir Hülya Avşar Tenis Akademisi kurabilirim." Ama şu bir gerçek ki; eğer yaptığınız işte başarılı olmak istiyorsanız kesinlikle hırsınız olmalıdır bence. Sahip olduğumuz hırs bizi bir yerlere getirir. Kazanma hırsı, en iyi olma hırsı bizi çalışmaya teşvik eder. Diğerlerinden farklı olmaya ya da sizi diğerlerinden farklı kılacak özelliklerinizi ortaya çıkarmaya yardım eder bu hırs. "Belki de Hülya Cup bursu alan bir oyuncunun, dünyanın en prestijli 4 Grand Slam Turnuvası’ndan birinde oynamasını sağlarız". Türkiye’de tenis sporuna karşı “tenis zengin sporudur” diye bir ön yargı var. Siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Evet bence tenis zengin sporudur. Bu işe devlet el atmadıkça belediyeler her mahallede halkın ücretsiz oynayabileceği tenis kortları yapmadıkça, tenis sadece üyelik sistemi içerisinde hizmet veren spor kulüpleri içerisinde oynanabilen bir spor olarak kaldığı sürece hep zengin sporu olacaktır. Aslında ekipmanlar çok pahalı değil, tenis raketi ve topları büyük marketlerde bile çok uygun fiyata satılmaktadır. Pahalı olan ise oynayacak yer ve size bunu öğretecek kişi. Asıl para isteyen bu. Sizi gelecekte tenis camiasında “Hülya Cup” dışında farklı projelerle görebilecek miyiz? Evet düşüncelerim var. Belki bir Hülya Avşar Tenis Akademisi kurabilirim burada. İnsanları ücretsiz olarak tenis ile tanıştırıp ilk eğitimini ücretsiz verip, hayatlarına tenis sokmalarını sağlayabilirim. Devlet okullarından yapılacak seçmeler ile yetenek avına çıkıp belki de ülkemizi olimpiyatlarda temsil edecek tenisçiyi bu akademiden çıkartırım. Belli mi olur... Tabii ki bunlar uzun vadeli düşünceler. Yeterli büyüklükte arazi, bu iş için harcanacak para, o oyuncuları seçebilecek ve eğitebilecek nitelikte eğitmenler… Bunları bir araya getirebilmek için sanırım biraz daha zamana ihtiyacım var. İllüstrasyon: Mahyar M. Kalantari 38 TÜRKİYE'NİN TENİS DERGİSİ Röportaj: Nazlı Kütük 39 DÜNYADAN BÖLÜM BAŞLIĞI HÜLYA CUP Hülya Avşar – Osman Tural’dan Unutulmaz Gösteri Maçı Ünlü sanatçı Hülya Avşar, Türkiye Tenis Federasyonu Yeni Başkanı Osman Tural ile ilgili olarak “Başkan da tenis oynamayı bilseydi iyi olurdu” şeklinde bir demeç vermişti. Tural, Avşar’a hodri meydan dedi. Bu tatlı atışma, güzel bir gösteri maçına vesile oldu. Hülya Cup’ın finalinde çiftlerde Hülya Avşar ve Tenis Federasyonu Başkanı Osman Tural ile Arka Sokaklar dizisinden tanıdığımız Filiz Taçbaş ve Eski Türkiye Şampiyonu Milli Tenisçi Yavuz Erkangil karşı karşıya geldi. Yavuz Erkangil’in tempoyu çok iyi ayarlaması ile çekişmeli bir karışık çift maçı izlendi. Renkli görüntülere sahne olan Papia & Hülya Cup Senior Tenis Turnuvası gösteri maçında gülen taraf, Avşar ve Tural oldu. 40 TÜRKİYE'NİN TENİS DERGİSİ Başkan ilk maçına hızlı çıktı TED’de (Tenis Eskrim Dağcılık Spor Kulübü) gerçekleşen gösteri maçının ilk setini 6-4 alan Avşar ve Tural, bu moralle ikinci sete iyi başladı. İkinci seti 2-6 Taçbaş ve Erkangil çiftine kaptıran Avşar ve Tural, morallerini bozmadı ve son seti 10-5 skorla aldı. Tatlı bir atışma ile başlayan maç aracılığıyla Tural, senyör tenisçi olduğunu kanıtladı. Maçı izleyenler arasında Sergen Yalçın, Helin Avşar ve Hülya Avşar’ın kızı Zehra da vardı. Maç sonrasında Hakan A. Toker, piyano eşliğinde Türk Sanat Müziği resitali ile dinleyicilere unutulmaz anlar yaşattı. 41 TÜRKİYE'DEN BÖLÜM TENİS MODASI BAŞLIĞI TÜRKİYE'DEN BÖLÜM BAŞLIĞI Pasta Tadında Pastel! Hazırlayan: Mahyar M. Kalantari 2005'te başlayan Adidas by Stella McCartney iş birliği, spor kıyafetlerine yeni bir ifade getirdi. Markanın 2013 Tenis Koleksiyonu'nunda trendler ön plana çıkarken, fonksiyonellik ve rahatlıktan da vazgeçilmemiş. Limon sarısı, açık gri ve toz pembe gibi pastel renklerin büyülediği koleksiyonda feminen hatlar ön plana çıkıyor. Kesimlerde modern ve klasik çizgiler dikkat çekiyor. Haf if ve Kalıcı 2012'de Nina Ricci tarafından üetilen Mademoiselle Ricci, ferah, çiçeksi bir koku. Yaban gülü, pembe biber, zakkum, kuşburnu, misk ve beyaz ahşaptan oluşan bu özel koku hafif ve aynı zamanda kalıcı olma özelliğinden gündüz kullanımın yanı sıra, spor için oldukça ideal. 42 TÜRKİYE'NİN TENİS DERGİSİ 43 TENİS MODASI Avustralya Açık’ın Yıldızı “Adipower Barricade” Hazırlayan: Mahyar M. Kalantari Andy Murray, 2013 Avustralya Açık’ta, Addidas’ın 2013 Adipower Barricade Tenis Koleksiyonu’nu tercih etti. Lezzetli, sıra dışı ve genç! 2012 ürünü olan Disele Only The Brave parfüm, son derece lezzetli, sıra dışı ve genç bir koku. Parfüm, aynı zamanda gücü temsil eden şişesi ile dikkat çekiyor. Elma ve mandalina kokusuyla duyulara sızan koku, adaçayı ve bourbon biber, tütün ve paçuli ile saatlerce size eşlik ediyor. Spor yaparken tarzları ile farklılık yaratmak isteyenler için mis gibi bir seçenek. Murray; canlı sarı, gri ve beyazın modern ve enerjik uyumundaki kıyafetleri ile Melbourne’de tüm dikkatleri üzerine topladı. Murray’ın muhteşem performansını sergilerken tercih ettiği ayakkabıları, Addidas’ın 2013 Adipower Barricade Tenis Koleksiyonu’ndan sarı ve siyah renkte efsaveni Barricade 7.0 ayakkabısıydı. O-Wilfried Tsonga, Juan Monaco Fernando Verdasco, Gilles Simon ve Thomaz Bellucci de Murray gibi Avustralya Açık maçlarında Addidas’ın yeni koleksiyonunu tercih ettiler. Ferah ve Enerjik! 2012'de piyasaya sürülen Gucci Sport, içindeki satsuma ve greyfurt ile ferahlık ve enerji verici bir koku. Bu ferahlatıcı kokuya incir, kakule ve ardıç meyvelerin hafif tatlılığı eşlik ediyor. Silhat ve amber tohumundan elde edilen bu karışım, hafifliği ve kalıcılığıyla tüm sporcular için uygun. 44 TÜRKİYE'NİN TENİS DERGİSİ 45 GRANDBAŞLIĞI SLAM KENTLERİ BÖLÜM Aus Open’ın Ev Sahibi: Melbourne Grand Slam Kentleri Yazan: İzzeddin Çalışlar Göçmen hallerini, izole edilmiş Aborjinleri'ni ve müzmin mutsuzlarını saymazsanız, herkesin mutlu göründüğü bir kıtadasınız. İnsanı üzmeyen bir iklim ve yüksek yaşam standartlarıyla her şey keyfe endeksli. Dünyanın öbür ucunda da hayat var dedirten Avustralya kentlerinin en büyüğü, adı tenisle anılan dört dünya kentinin biri, her yıl Grand Slam heyecanını başlatan noktada... Avustralya için dünyanın en büyük adası da denebilir, en küçük kıtası da… Araştırmacılar ona en eski kıta da diyor. Bu toprakların yerlileri olan aborjinlere sorarsanız, ilk insan soyundan geliyorlar. En eski izleri 50.000 yıl öncesine kadar gidiyor. Üstelik bugüne kadar büyük bir kısmı hiç değişmeden gelmiş. Fiziksel yapıları bu görüşü olumluyor ama aborjinler kentsel yaşamdan öylesine uzak ki, milyonlarca kişilik Melbourne’da ya da binlerce kilometrelik batı sahillerinde safkan bir aborjin bile görmek mümkün olmayabiliyor. Avustralya için "en doğudaki batılı" demek de yanlış olmaz. Biraz California, 46 TÜRKİYE'NİN TENİS DERGİSİ biraz Capetown, biraz Miami havası var. Bunlardan birer tutam karıştırın. Üzerine kolonyal İngiliz tuzu serpin. Tropik sosla tatlandırın ve yanında Türk, Yunan, Alman, Yeni Zelanda, Çin ordövrleriyle servis yapın. Böyle itinayla hazırlanmış bir ana yemek gibi bu ülke. Bu karışımı kendine özgü ve farklı kılanların başında ise doğası geliyor. Çölün ortasındaki ünlü Rock Dağı, kuzey batıda pasifik Okyanusu’na doğru uzanan hayal etmesi güç güzellikteki mercan kıtası Great Bareer Reef, kanguru ve koala gibi salt bu kıtada görülebilen hayvan cinsleri ve her santimetrekareden fışkıran yeşillikler, Avustralya’ya gidenlere tam anlamıyla "başka bir yere geldim" dedirtiyor. Ülkenin tartışmasız en güzel kenti Sydney. Dünyanın sayılı dilber kentleri arasında ve birbirine komşu üç liman üzerinde kurulu. Bu yüzden Avustralya ziyaretçilerinin ilk durağı da Sydney oluyor. Sydney’den Melbourne’a birbirine paralel iki kara yoluyla ulaşılabiliyor. Sahil yolunda birbirinin peşi sıra dizili küçük kasabalar ve yazlık yerleri var. Taşraya gittikçe yol ilginçliğini kaybediyor. İçeride kalan yol ise denize uzak olmasına rağmen, ünlü Avustralya şaraplarının kaynağı sayılan Great Dividing Range Vadisi'nden geçtiğinden yolculara daha ilginç olanaklar sunabiliyor. Yolun sonu ise Türkler'in de yoğun olarak yaşadığı Melbourne... 47 GRAND SLAM KENTLERİ Victoria Bölgesi'nin en büyük şehri olmasının yanında ülkenin finans ve ticaret merkezi de burası. Avustralya’nın en büyük üç şirketi olan Telstra, BHP Billiton ve National Australia Bank’ın merkezleri Melbourne’de. Kentte Avrupai bir atmosfer hakim. 19.yüzyıldan kalmış birçok bina kente ayrı bir estetik katıyor. New Orleans’ı andıran tipik mimarisiyle iki katlı evlerden oluşan mahalleler, St.Kilda Plajı ve gençliğin buluşma noktası olan aynı adlı semt, devasa Queen Victoria Market, St.Paul Katedrali ve Melbourne Müzesi ilk görülecek yerler olarak sıralanıyor. Kentin simgeleri arasında Flinders Street Tren İstasyonu, parlamento binası, Windsor Oteli ve içinde çok önem verilen bir Türk hamamı da olan şehir banyosu bulunuyor. BÖLÜM BAŞLIĞI Melbourne, geçen yıl The Economist Dergisi tarafından yayınlanan Dünyanın En Yaşanabilir Şehirleri listesinde kültürel nitelik, iklim, yaşama ücreti ve sağlık, suç oranı gibi sosyal koşullar bakımından birinci seçildi. Aynı zamanda ülkenin spor başkenti olarak da tanınıyor. Bu sıfatı almasında tabii ki Avustralya Açık Turnuvası’nın büyük katkısı var ama Melbourne Bahar At Yarışları Festivali, Formula 1 ve kısaca AFL Grand Final denen rugby şampiyonası da tenis kadar önem taşıyor. Melbourne, güney yarım kürenin ilk Olimpiyat kenti olma onurunu da taşıyor. 1956 yılındaki bu deneyime 2006’da Commonwealth Oyunları ev sahipliğini de ekledi. Şehir adını, Derbyshire kasabasının Melbourne köyünde evi bulunan Birleşik Krallık Başbakanı 2. Vikont Melbourne’den alıyor. Kelimenin eski İngilizce’ deki anlamı ise "değirmen suyu". Avrupalılar 19. yüzyıl ortalarında buraya geldiklerinde, bölgede sadece aborjinler yaşıyordu. Yeni Güney Galler hükümeti onları ve haklarını umursamadan bölgeyi göçmen yerleşimine açınca da Melbourne ortaya çıktı. Altına hücum sebebiyle şehir olağanüstü hızla büyüdü ve gelişti. "Şahane" lakabını alarak 1865 yılında Avustralya’nın en büyük kenti haline geldi. Port Phillip Körfezi kıyısında olması işlek bir liman olmasını da doğurdu. ANZAC Anıtı da görülmesi gereken yerlerden biri. Bugün ise trafiğe kapalı merkezi caddelerinde tramvaylarla Bourke Street’ten William Street’e, Collins Street’ten Quenn Street’e gidip gelen kalabalıkla canlı ve hayat dolu bir yaşam merkezi. Eureka’dan sonra şehrin en yüksek binası olan RialtoTower da çevreyi seyretmek için ideal bir gözlem olanağı sunuyor. Avustralya’yla ortak tarihimizin simgesi olan ANZAC’lar, 1.Dünya Savaşı’nda Birleşik Krallık ordusuna dahil olmak için Avustralya ve Yeni Zelanda’dan gelen gönüllü askerler. Bilindiği gibi Çanakkale’de Osmanlı ordusuna karşı savaştılar ve birçok efsanevi öykü yaşandı. Avustralyalılar için doğrudan kendi topraklarıyla ilgili olmadığından savaşlarda verdikleri kayıpların anıları başka ülkelerdekilere göre daha değerli. Neredeyse yüz yıl sonra bile bu olayların canlı anılarına ülkenin her noktasında rastlamak mümkün. Kenti keşfetmek için hangi amaçla hangi caddeye sapılacağını bilmek gerekiyor. Swanston Street fayton gezileri, Lygon Street ünlü İtalyan restoranlarına uğramak, Chaple Street ise piyasa yapmak için ideal. Royal Botanic Gardens ise devasa ebatlarıyla dünyanın bu bölgesinin tüm botanik zenginliğini meraklılarıyla paylaşıyor. Tramvayları, köprüleri, caddeler üzerindeki sokak çalgıcıları, alışveriş merkezleri, öğrencileri ve kıyıları dışında 48 TÜRKİYE'NİN TENİS DERGİSİ Melbourne’dan batıya doğru devam edenler, sahil boyunca inanılması güç görüntülerle karşılaşıyor. Kıtanın güney sahilleri dünyanın hiçbir yerinde benzerine rastlanmayan doğa harikalarıyla dolu. Dünyanın en eskiden oluşmuş yağmur ormanları da bu bölgede. 49 GRAND SLAM KENTLERİ BÖLÜM BAŞLIĞI Bizler hep daha sıcak bir hava aradığımızda güneye ineriz. Doğal olarak güney yarım kürede sistem tersine işliyor. Melbourne’lular için en güzel tatil, en sıcak deniz ve en güzel hava ülkenin kuzeyindeki ekvatora daha yakın olan Queensland bölgesinde. Bölgenin başkenti Brisbane. Ama Cairns ve Port Douglas gibi küçük kasabalar en turistik yerler. Bölge geniş plajları, denize kadar inen palmiye ormanları, tadına doyulmaz güzellikteki mercan kayalıkları ve su altı görsel şölenleriyle her tatilciyi cezbedecek nitelikte. Bunlara ek olarak Avustralyalılar birçok etkinliği de beraberinde sunuyorlar. Aborjinler'in yaşam tarzının sergilendiği parklar, yağmur ormanlarında yürüme turları, her tür spor olanağı, mükemmel 50 TÜRKİYE'NİN TENİS DERGİSİ tesisler ve karada ya da denizde olsun, her on kilometrede bir değişen, başka manzaralar sunan doğa… Özellikle mercan kayalıklarında yapılan dalma turları, gerçek bir yaşam deneyimi. Genellikle doğa belgesellerinde gördüğümüz ve gerçek olduğunu hayal etmekte zorlandığımız o rengarenk ortam birden ayaklarımızın altına seriliyor. Bütün balıkların beslenme bölgesi olduğundan buralarda yapılan dalışlarda envai çeşit balıkla birlikte yüzme imkanı oluyor. Kuzeybatıya doğru gittikçe, merkezi Darwin olan ve Aborjinler'in daha yoğun olarak yaşadıkları Northern Territory var. Asya’ya en yakın noktası olduğundan aslında tarih boyu ana kıtaya geçiş yeri burası olmuş. Ünlü av silahı boomerangın doğduğu yerler de burası. Avustralya’nın tamamını görmek için sınırsız zamana ihtiyaç var. Bir gezi yazısı okurken bir ülkeden bahsedildiği hissi uyanabilir belki ama unutmamak gerekir ki, aslında koskoca bir kıtadan bahsediyoruz. Bu sebeple büyük mesafeler ancak uzun uçuşlarla kat edilebiliyor. Görmek Gereken Diğer Yerler: Türkiye’den dokuz saat geride yaşayan Melbourne’a seyahat etmek oldukça zor. Türkiye’den birçok havayolu ile ancak aktarmalı uçuş mümkün. Uçuş süresi de yirmi saati aşıyor. Yine de gerçek bir tenis tutkunu için mutlaka gerçekleşmesi gereken bir rüya. 2013 Avustralya Açık yine Grand Slam’ın ilk ayağı olarak Melbourne Park’ta 14 - 27 Ocak tarihleri arasında 101. kez gerçekleştirildi ve kadınlarda Victoria Azarenka, erkeklerde ise Novak Djokovic, şampiyonluğu elde etti. Tarihindeki en büyük para ödülünü dağıtan turnuvada 30 milyon Avustralya doları sahiplerini buldu. CrownCasino (eğlence) Queen Victoria Market (pazar) Old Melbourne Gaol (tarihi hapishane) Federation Square (şehir meydanı) St. Kilda Beach (plaj) Lygon Street (yeme - içme) Melbourne SupperClup (bar) Sherbrooke (orman) Akvaryum Parlemento Binası Bonsai Farm (bahçe) Sofitel Melbourne www.sofitelmelbourne.com.au Langham Hotel Melbourne www.melbourne.langhamhotels.com.au The Westin Melbourne www.westin.com.au Hotel Lindrum www.hotellindrum.com.au Alto Hotel on Bourke www.altohotel.com.au Clarion Suites Gateway www.clarionsuitesgateway.com.au Crown Promenade Hotel www.crownpromenade.com.au Müzeler: Radisson on Flagsraff Gardens www.radisson.com/melbourneau National Gallery of Victoria (sanat) Quay West Suites Melbourne www.mirvachotels.com.au Archeology Museum (arkeoloji) Scienceworks Museum (bilim) Melbourne Maritime Museum (denizcilik) Marriott Melbourne www.marriott.com Sebel Melbourne www.mirvachotels.com.au Oaks on Lonsdale www.theoaksgroup.com.au 51 BÖLÜM BAŞLIĞI AUS OPEN 2013 Avusturalya Açık Turnuvası’nda zafer, geçen senenin de şampiyonu olan 23 yaşındaki güzel raket Victoria Azarenka'nın oldu. Na Li’ye karşı oynadığı, 3 set süren, 4/6 6/4 6/3 skorluk uzun final maçından tam 12 saat sonra Melbourne Park’ta kameraların karşısına geçen Azarenka duygularını paylaştı ve sevincini şampanya ile kutladı. Ödül töreninde “Mükemmel bir deneyimdi…Buraya sıralamamı koruyamaya değil, şampiyonluk listeme bir yenisini eklemek için gelmiştim. Geçen sene bu turnuvayı kazandığım an çok özel ve duygu yüklü bir andı ve bu ben bu hissi tekrar yaşamak istedim.” ifadelerini kullanan duygu yüklü Vika, bu zaferiyle sadece bir şampiyonluk daha elde etmekle kalmayıp aynı zamanda dünya sıralamasındaki birinciliğini korudu. Avusturalya Açık Turnuvası’nda yarı final mücadelesinde rakibi Sloane Stephens 5-4 öndeyken, 10 dakikalık doktor molası alan Vika, izeyicilerin tepkisine ve protestosuna uğradı. Final mücadelesinde hemen hemen herkesin Na Li’yi desteklemesi üzerine Vika kameralara: "Seyircilerin mola almamdan dolayı şüpheye düşmelerini anlayabiliyorum fakat sonra bana karşı olan tutumlarının adil olmadığını düşünüyorum." diye konuştu. 52 TÜRKİYE'NİN TENİS DERGİSİ 53 BÖLÜM BAŞLIĞI Zafer Yine Novak’ın! AUS OPEN Novak Djokovic, Avustralya Açık Tenis Turnuvası’nda üst üste 3’üncü kez zafere ulaştı. Bu zaferle, Avustralya Açık’ta üst üste 3'üncü kez şampiyon olmayı başaran ilk tenisçi olarak turnuvanın tarihine geçti. Tek erkeklerde Sırp Novak Djokovic, Büyük Britanyalı Andy Murray ile finalde karşı karşıya geldi. 25 yaşındaki Sırp raket, 3 saat 40 dakika süren final maçında Andy Murray’ı 3-1 yendi. Tek erkeklerde 1 numaralı seri başı olan Djokovic, sezonun ilk Grand Slam Turnuvası finalinde 1-0 geriye düşmesine rağmen rakibini 6/7, 7/6, 6/3 ve 6/2'lik setlerle 3-1 yenerek, Avustralya Açık’ta üst üste 3'üncü kez şampiyon olmayı başardı. 2008, 2011, 2012 ve 2013’ün Avustralya Açık Şampiyonu Djokovic, ABD'li Andre Agassi ve İsviçreli Roger Federer'in ardından şampiyonluk kupasını 4'üncü kez kaldıran 3'üncü isim oldu. 54 TÜRKİYE'NİN TENİS DERGİSİ 55 BÖLÜM BAŞLIĞI BÖLÜM BAŞLIĞI Bryan kardeşlerden rekor! AUS OPEN Avustralya Açık çift erkekler finalinde Bryan kardeşler, Hollandalı rakipleri Robin Haase ve Igor Sijsling ikilisini 6-3/6-4’lük setlerle 2-0 mağlup ederek Melbourne’deki altıncı şampiyonluklarına ulaştılar. Çitler müsabakalarında elde ettikleri galibiyetlerle tenis dünyasının parlayan ikilisi haline gelen Bob ve Mike Bryan kardeşler, 2013 Avustralya Açık’ta kariyerlerinin 13. Grand Slam zaferini elde ederek tenis tarihe geçtiler. Bryan kardeşler bu zaferle kariyerlerinin 84. turnuva zaferini de elde etmiş oldular. Yılın ilk Grand Slam Turnuvası’nı şampiyonlukla kapatan Bryan 56 TÜRKİYE'NİN TENİS DERGİSİ kardeşler, böylece çift erkeklerde 12 Grand Slam Şampiyonluğu bulunan Newcombe-Roche ikilisini de geride bıraktılar. Çift Kadınlarda İtalyan Esintisi Avustralya Açık 2013 Çift Kadınlar Kategorisi finalinde İtalyan çift Sara Errani - Roberta Vinci, Avustralyalı çift Ashleigh Barty - Casey Dellacqua ile karşılaştı. Geçen sene Amerika Açık ve Fransa Açık’ı kazanıp, Avustralya Açık’ta final gören 1 numaralı seri başı İtalyan ikili Sara Errani Roberta Vinci, ilk seti 6-2’lik skorla kazandı. İkinci sette galibiyet 6-3’lük skorla Avustralyalı ikilinin oldu. Ancak; son sette ev sahibi çift, Errani - Vinci ikilisine 3/6 6/2 3/6'lık skorla mağlup oldu. İkiz kardeşlerden Mike Bryan, kırdıkları rekorla ilgili olarak “Tarihin bir parçası olduğumuzu hissediyoruz. Emin olun, bu güzel bir duygu. Elbette işin rekor kısmını korttayken pek düşünmüyoruz ama daha sonrasında dönüp kariyerlerimize baktığımızda, neler başardığımızı görmek eğlenceli olacak. Bu büyük bir rekor” dedi. 57 BÖLÜM BAŞLIĞI Korttan doğan marka: Yazı Dizisi Yazan: İzzeddin Çalışlar Moda markaları genellikle adını ilk tasarımcısından alır. Dünyanın en yaygın hazır giyim markalarından biri olan Lacoste ise 1920’li yılların bir tenis yıldızı olan Jean Rene Lacoste’un soyadını bugüne taşıyor. Jean Rene Lacoste, 2 Temmuz 1904 günü Paris’te dünyaya geldi. 192732 yılları arasında Jean Borotra, Henri Cochet ve Jacques Brugnon ile birlikte Fransa’nın “Dört Silahşörler” olarak anılan şampiyon tenisçilerinden biri oldu. 1925, 1927 ve 1929’da Roland Garos’da, 1925 ve 1928’de Wimbledon’da, 1926 ve 1927’de de Forest Hills’de şampiyon olarak, çiftlerde de benzer başarılara imza atarak Fransa’nın tenis dünyasında altı yıl süren rakipsizliğini başlatan sporcu oldu. Sürati ve atak oyun tarzından dolayı hayranları ona “Timsah” lakabını yakıştırdı. 58 TÜRKİYE'NİN TENİS DERGİSİ Özellikle 1927’deki US Open’da Bill Tilden’la yaptığı karşılaşma, tenis tarihinin efsanelerinden biri haline geldi. İki buçuk saat süren final karşılaşmasında rakibini yorgunluktan kıpırdayamaz duruma düşürmesi Jean Rene Lacoste’u tüm dünyanın tanıdığı bir isim haline getirdi ve bu turnuvayı kazanan ilk yabancı olarak tarihe geçti. 1929 Fransa Açık Tenis Turnuvası’nı son kez kazanıp tenisi bırakımasıyla başlayan yeni hayatı da tenis geçmişi kadar başarılı oldu. O aynı zamanda büyük bir mucitti ve ilhamını yine tenisten alıyordu. Kariyeri sırasında sportif amaçla kullanılacağı gibi günlük hayattada giyilebilecek giysi ihtiyacını saptamış, bir bakıma spor giyimin öncüsü olmuştu. 1925 yılında ününün doruğundayken Fransız milli takımı oyuncusu olarak maça gittiği Boston sokaklarında gezerken, bir vitrinde gördüğü timsah derisi bavul dikkatini çekti. Hemen yanındaki takım kaptanı Pierre Gillou’ya dönerek “Maçı alırsam, sen de bana bunu alacaksın” dedi. Lacoste o gün ne maçı ne de bavulu kazandı ama iki yıl sonra bir başka arkadaşı Robert George ona özel timsah logosu tasarlayarak lakabını blazer ceketinin göğsünde taşımasını sağladı. Aynı yıl Amerika’ya giderken timsah armalı ceketinin içine o günler için pek de hoş karşılanmayacak bir gömlek giydi. Tasarım yeteneğinin ilk ürünü olan bu gömlek, havanın çok sıcak olduğu kortta, ter emici özelliğe sahip, hafif bir kumaştan üretilmişti. Hem daha rahat spor yapma imkanı sağlıyordu hem de süveter ve ceketle de şık bir görünüm sağlıyordu. Lacoste, artık sadece sportif başarısıyla değil, kendine has giyim tarzıyla da anılır olmuştu. Bu gömleğe 1212 adını verdi ve seçkin bir sportmen kitlesi tarafından hemen benimsendi. 1933 yılında lakabından yola çıkarak yarattığı timsahlı marka onun tasarım öyküsünü sürdüren bir girişim oldu. Andre Gillier ile yaptığı ortaklık efsanevi Lacoste gömleğin temelini attı. Gömlek satışları kısa zamanda büyük artış gösterdi. 2. Dünya Savaşı nedeniyle ara verse de 1946’dan itibaren tekrar üretime başladı. EKİM | KASIM | ARALIK 2012 59 KORTTAN DOĞAN MARKA BÖLÜM BAŞLIĞI Önce İtalya’ya ardından ABD’ye ihracata başladı. 1960’lı yıllarla birlikte Lacoste markası altında ürün gamını geliştirdi. 1963’te ilk çelik raket olan Equijet’i tasarladı ve günümüzün raket teknolojisinin temelini atarak içinden geldiği branşa müthiş bir imza etti. Bir moda markası olmanın gereği olarak 1968’te Jean Patou ile birlikte Lacoste parfümü lanse etti. 1971’de Japonya’ya sıçradı ve üretim kapasitesini arttırdı. 1976’da Uluslar arası Tenis Ünlüleri Evi’ne seçildi; ertesi yıl da Legion d’Honneur sahibi oldu. 80’li yıllarda Lacoste gözlük, ayakkabı ve saatler de devreye girdi, Peugeot ile marka ortaklığı başladı. Jean Rene Lacoste, 12 Ekim 1996’da 92 yaşında hayata veda ederken tasarım yapmaya devam ediyordu ve gerek soyadı, gerekse onunla özdeşleşen lakabı, hayatında tenisle hiç karşılaşmamış olan dünyalılarca bile tanınıyordu. 60 TÜRKİYE'NİN TENİS DERGİSİ 61 TENİS MAGAZİN Juan Monaco Kooyong, Classic Exhibition’dan Çekildi Arjantinli tenisçi Juan Monaco Kooyong, Classic Exhibition Turnuvası’ndan elindeki sakatlık nedeniyle çekildi ve yerine Fransız raket Paul-Henri Mathieu geçti. Turnuva direktörü Colin Stubbs, Monaco için “Avusturalya Açık’ta yer alabilme umudu için doktor tarafından birkaç gün için tenis oynamaması önerildi” dedi. Monaco, dünya sıralamasında 12 numara olsa da 4 numaralı seri başı olan Rafael Nadal’ın yokluğundan dolayı turnuvanın 11 numarası olarak yer alıyor. Şampiyonluk Sonrası Gangnam Style Şov Sırp tenisçi Novak Djokovic, Çin Açık Finali’nde Fransız JoWilfried Tsonga'yı mağlup ederek şampiyon oldu. Zaferden sonra yapılan şovda Gangnam Style şarkısı ile dans eden Novak Djokovic, izleyenleri hayran bıraktı. Tenisi Bırakıp Manken Oluyor! 27 yaşındaki Arjantinli raket Gisela Dulko, profesyonel tenis kariyerini sonlandırma kararı aldı. Kariyerinde çiftler kategorisinde 1 numaraya yükselen ve tekler kategorisinde dört kez şampiyonluğa ulaşan Dulko’nun artık kariyerine mankenlikte devam edeceği söyleniyor. Güzel tenisçi yakınlarda twitter’da paylaştığı bikinili fotoğraflarıyla, bu dedikoduları adeta onayladı. Dulko’nun bugüne kadar tenis kariyerinden kazandığı toplam para ödülü 4.2 milyon dolar. Murray’nin Duygusal Anları Andy Murray, Brisbane International Turnuvası’nın final maçını Grigor Dimitrov’a karşı yaptı. Finalde 7-6 (7-0), 6-4 galip olan Murray, ödül töreni esnasında bu zaferi kanser teşhisi konulan arkadaşına itaf ederken, oldukça duygusal anlar yaşadı. Murray oldukça hüzünlü bir sesle: “Bu zaferi en yakın arkadaşlarımdan birine gönderiyorum. İyileşeceksin, bunu yeneceksin.” dedi. Murray söylemese de bu arkadaşının Ross Hutchins olduğu ortaya çıktı. Murray ve Hutchins çok yakın, eski takım arkadaşları. Hutchins’a yılbaşında lenf kanseri teşhisi konulduğu öğrenildi. 62 TÜRKİYE'NİN TENİS DERGİSİ 63 TENİS MAGAZİN BÖLÜM BAŞLIĞI Federer'e Ölüm Tehdidi Shangai Masters’ta mücadele etmek için Çin’e giden Roger Federer’e ölüm tehtidi gelmişti. Shanghai Youth Daily Gazetesi'nde yer alan habere göre bir internet sitesi kullanıcısı, “6 Ekim’de tenisin kökünü kurutmak adına Roger Federer’e suikast düzenleyeceğim.” demişti. Kullanıcı, kortta diz çökmüş bir Federer fotoğrafıyla oynayarak, tenisçinin yanına maskeli, siyah giyimli ve elinde bir balta tutan cellat ekleyerek siteye koymuştu. Bu tehdit üzerine organizatör Yang Yibin, “Bunun sadece sözel bir tehdit olduğunu ve kişinin harekete geçmeyeceğini umuyoruz. Yine de ciddi önlemler aldık.” demişti. Neyse ki organizatör haklı çıktı ve Çin'de Federer'e yönelik herhangi bir saldırı yaşanmadı. Tenis dünyasında ses getiren bu haber üzerine İsviçreli raket Roger Federer, aldığı ölüm tehdidinin konsantrasyonunun bozulmasına yol açtığını açıklamıştı. Heykeli Dikelen Adam: VILAS Arjantin’in Grand Slam Şampiyonluğu’nu kazanan ilk erkek tenisçisi Guillermo Vilas’ın heykeli dikeldi. Vilas’ın spora başladığı Club Nautico Mar Del Plata’nın girişinde yer alan heykelin açılış organizasyonun sponsorluğunu Peugeot üstlendi. Vilas’ın meşhur tek el backhand’inin betimlendiği, 1.80 boyunda 100 kiloluk demirden heykel, Daniel Masi tarafından yapıldı. Heykel kulübün girişinde ziyaretçileri olanca heybetiyle selamlayacak. 64 TÜRKİYE'NİN TENİS DERGİSİ 65 BÖLÜM BAŞLIĞI BÖLÜM BAŞLIĞI Tenis ile ilgili kim ne demiş... “Tenis daha çok zihinsel bir oyun. Tabii ki pek çok fiziksel becerinin olması lazım. İyi bir düşünür olmadan iyi tenis oynayamazsın. Korta gitmeden önce maçı kaybeder ya da kazanırsın.“ “Kendinden iyi bir sporcuya yenildiysen tevazu göstererek yenilmeyi bilmelisin. Tabi ki daha iyi servis atabilirdin, tabi ki daha etkili forehand vurabilirdin. Önemli olan sonucu kabullenip bir sonraki maça yoğunlaşmak.“ Venus Williams Rafael Nadal “Tenis huzur dolu bir ortamda yer alan şiddet eğiliminin mükemmel bir kombinasyonudur.“ “Tenis psikolojik bir spordur, rahat bir kafa lazım bu yüzden tenis oynamayı bıraktım.“ Billie Jean King Boris Becker “Hayallerimizin peşinden koştup çok çalıştığımız sürece o düşler gerçeğe dönüşecektir.“ “Kortta inançlı olman gerek. En nihayetinde bütün olay akıl da bitiyor. İyi bir şampiyonla oynuyorsanız kendinize güvenmeniz gerekiyor. Elinize geçen bütün fırsatları değerlendirmelisiniz. Ben hep kendime güvendim.” Serena Williams Novak Djokovic “2 numara olmak çok kötü bir duygu.” “Hayatta bir şeyi en iyi yaptığında, ondan gerçek anlamda vazgeçmek istemezsin. Benim için bu tenisti.“ Andre Agassi “Biliyorum ki dikkatimi yaptığım şeyden keyif almaya ve eğlenmeye odaklarsam iyi tenis oynayacağım.” Roger Federer Steffi Graf “Tenis bana ruh verdi.“ Martina Navratilova 66 TÜRKİYE'NİN TENİS DERGİSİ 67 BÖLÜM BAŞLIĞI BÖLÜM BAŞLIĞI 2012 Zirvedekiler! Kral ve Kraliçeleri Çocuk denecek yaşta bir yetişkin disipliniyle erkenden olgunlaştılar. İlk gençlikleri; rekabetle, hırsın ateşiyle şekillendi. Zaferle sevinip, mağlubiyetle üzüldüler. YılındaTenisin Yaşamlarını tenise adadılar… Zirveye giden yol çok çetin ve zahmetli… İnsan bedeninin ve zihninin sınırlarını zorlarken, azmin nelere kadir olduğunu bize bir kez daha gösterdiler. Hazırlayan: Nazlı Kütük Onlar; çocuklukları, aileleri, yükselişleri, düşüşleri, düşleri ve gerçekleriyle zirvenin sahipleri. Onlar, tenisin kral ve kraliçeleri… Dünya sıralamasında ilk 8’de yer alan tenisin kraliçelerini; başarı hikayeleri, oyun tarzları ve bilinmeyenleri ile ele aldık. 68 TÜRKİYE'NİN TENİS DERGİSİ 69 BÖLÜM BAŞLIĞI ZİRVEDEKİLER VICTORIA AZARENKA 1. MARIA SHARAPOVA Yaşadığı Yer: Monte Carlo, Monaco Yaşadığı Yer: Florida, Amerika Doğum Tarihi: 31 Haziran 1989 Doğum Tarihi: 19 Nisan 1987 Doğum Yeri: Minsk, Belarus Doğum Yeri: Nyagan, Rusya Boy: 1.83 Boy: 1.88 Kilo: 66 kg Kilo: 59 kg Oyun:Sağ el (çift el backhand) Oyun: Sağ el (çift el backhand) Profesyonellik: 2003 - Profesyonellik: 2001 - Toplam Puan: 10,595 Toplam Puan: 10,045 Tenisle 7 yaşında annesi sayesinde tanışan Azerenka’nın tenis antrenörlüğünü Sam Sumyk yapıyor. Vika lakabıyla tanınan ve son yıllarda adından sıkça söz ettiren Belaruslu tenisçi Azarenka, tenis kariyerinde ilk defa 2012 yılında dünya sıralamasında 1 numara olarak oynadı. Henüz 23 yaşında tenis dünyasının zirvesine yükselen Vika; Sydney, Avusturalya Açık, Doha, Indian Wells, Beijing ve Linz olmak üzere toplam 6 kere WTA Şampiyonluğu’na ismini yazdırdı. Avusturalya Açık zaferiyle kariyerinin ilk Grand Slam Şampiyonluğu’nu elde eden Azarenka, final maçında Rus tenisçi Maria Sharapova ile karşılaştı. Maçtan önce yaptığı basın açıklamasında “Sharapova bu turnuvada daha öncede final turlarında yarıştı ve kazandı. Kesinlikle zorlu ve çok deneyimli bir oyuncu olduğunu düşünüyorum. Her karşılaşmamızda başa baş mücadele ettik, bu sebeple bu maça çıkmak için sabırsızlanıyorum. Kesinlikle kolay bir maç olmayacak.” açıklamasında bulundu. Azarenka, maçı 6-3 6-0 kazanarak mutlu sona ulaştı. Azarenka 2012 yılında 6 WTA Şampiyonluğu'nun yanı sıra Stuttgart, Madrid ve Amerika Açık'ta final oynama şansı yakaladı. Stuttgart Turnuvası’nda Avusturalya Açık Finali’nde yendiği Sharapova’ya karşı kaybeden Vika, Madrid ve Amerika Açık Turnuvaları’nda büyük rakibi Amerikalı raket Serena Williams’a yenildi. İlk Grand Slam galibiyeti olan Avusturalya Açık Turnuvası’nda elde ettiği şampiyonluktan sonra dünya 3 numarasından 1 numarasına yükselen Azarenka, tenis tarihinde 2 numarayı atlayıp 3 numaradan direk zirveye yerleşen ilk isim oldu. 1990'ların unutulmaz ismi Martina Hingis'in 1997 yılında elde ettiği sezon içi 37-0'lik rekoruna bugüne kadar en çok yaklaşan 26-0'lık rekorla Azarenka olurken, bu performansından dolayı 2012 yılı içerisinde kazanmış olduğu para ödülü 7.923.920 dolar oldu. Favorisi sert kort olan tenisçi, Federer'e kort içi ve dışında duyduğu hayranlığı dile getiriyor. 70 TÜRKİYE'NİN TENİS DERGİSİ 2. 4 yaşında tenisle tanışan Sharapova'nın antrenörlüğünü babası Yuri Sharapova ve Thomas Hogstedt yapıyor. Son yıllarda güzel fiziği, güçlü vuruşları, soğukkanlılığı ve mental motivasyonuyla ses getiren Sharapova, 9 yaşında dünyanın en iyi tenis akademilerinden biri olan Bollettieri Akademisi'ne gitti. 3 Temmuz 2004’te Serena Williams’ı 6-1 6-4’lük setlerle yenen Sharapova, Wimbledon Turnuvası’nı kazanan en genç ikinci tenisçi oldu. Sharapova ilk günden beri maçları sırasında 100 desibeli aşan çığlıklarıyla biliniyor. Bu sebepten dolayı rakipleri ve tenis severler tarafından sıkça eleştiri yağmuruna tutuluyor. 2006 yılında sezonu dünya 2 numarası olarak bitiren Rus tenisçi Maria Sharapova, 6 yıl sonra tekrar 2 numara olarak sezonu kapattı. Stuttgart, Rome ve Rolland Garros Turnuvaları’nda şampiyonluk elde etti. Avusturalya Açık, Indian Wells, Miami, Olimpiyatlar, Beijing ve İstanbul WTA Turnuvaları’nda final oynayan Rus raket, 2012 yılında kazanmış olduğu Rolland Garros sayesinde Court, Evert, Navratilova, Graf ve S. Williams'dan sonra bütün Grand Slam Turnuvaları'nda şampiyonluk elde etmiş oldu. Sharapova çok büyük bir hayırsever. Kazandığı para ödüllerinin bir kısmını hayırseverlik için ayıran tenisçi, yardıma muhtaç insanlara el uzatmak amacıyla “Maria Sharapova” isimli bir vakıf kurdu. Aynı zamanda Birleşmiş Milletler’de İyi Niyet (Goodwiill) Elçisi olarak görev yapan Sharapova, 1986’da Çernobil’den etkilenen bölgeye 100000 dolar, öğrencilere ise 210000 dolarlık burs bağışladı. Bu davranışlarıyla birçok kişinin takdirini toplayan Sharapova, tenis kariyerindeki başarısı ve hayırseverliğinin yanı sıra 2012 yılında Sugarpova adlı şeker zincirini oluşturdu. (www.sugarpova.com) Wimbledon Turnuvası’nı kazanan ilk Rus olan Sharapova’nın geçtiğimiz sezon kazanmış olduğu toplam para ödülü 7.045.975 dolar. 71 BÖLÜM BAŞLIĞI ZİRVEDEKİLER SERENA WILLIAMS 3. AGNIESZKA RADWANSKA Yaşadığı Yer: Florida, Amerika Yaşadığı Yer: Krakow, Polonya Doğum Tarihi: 26.09.1981 Doğum Tarihi: 06.03.1989 Doğum Yeri: Amerika Doğum Yeri: Polonya Boy: 1.75 Boy: 1.72 Kilo: 70 kg Kilo: 56 kg Oyun: Sağ el (çift el backhand) Oyun: Sağ el (çift el backhand) Profesyonellik: 1995 Profesyonellik: 2005 Toplam Puan: 9,400 Toplam Puan: 7,425 4. Serena Williams hiç şüphesiz ki şu an bayanlar kategorisinde yarışan tenisçiler arasında en bilineni. Serena Williams’ın antrenörlüğünü babası Richard Williams, annesi Oracene Price ve Patrick Muratoğlu yapıyor. Polonyalı tenisçi Radwanska’nın antrenörlüğünü Tomasz Wiktoroeski ve babası Robert Radwanska yapıyor. Geriden oyunuyla öne çıkan tenisçinin en güvendiği vuruşu forehand ve favori kortu, en hızlı zemin olarak bilinen çim kort. 2012 yılına kadar toplam 13 Grand Slam Şampiyonluğu olan Williams, geçtiğimiz sezon kazanmış olduğu Wimbledon ve Amerika Açık Turnuvaları sayesinde kariyerine 15. Grand Slam Şampiyonluğu’nu yazdırmayı başardı. Radwanska’nın izlediğimiz her maçındaki mücadeleci tavrını bir röportajında verdiği şu sözler destekliyor: “Bütün önemli turnuvaları kazandığından Pete Sampras’a büyük hayranlık duyuyorum, amacım yakın gelecekte bir Grand Slam Turnuvası kazanmak ve dünya sıralamasında 1 numara olmak.” Charleston, Madrid, Stanford, Olimpiyatlar ve WTA İstanbul olmak üzere toplam 7 kere şampiyon oldu. Bu sene ülkemizde düzenlenen Bnp Paribas WTA Championships İstanbul’da kupanın sahibi olan Williams, Türk seyircisinden gördüğü ilgi karşısında şaşkınlığını gizleyemedi. İlk korta çıktığında kendisine yabancı bir seyircinin nasıl tepki vereceğini bilemediği için tedirgin olduğunu belirten Williams, seyirciyi tanıdıktan sonra aralarında çok iyi bir bağ kurulduğunu belirtti. Geçtiğimiz sezon Brisbane Turnuvası’ndan ayak bileğini burktuğu için geri çekilen Amerikalı tenisçi, Roma Turnuvası’nda da bel sakatlığı nedeniyle yarı finalde turnuvadan çekildi. Beijing Turnuvası’nda ise hastalığı nedeniyle oynayamadı. Williams, teniste yaş tezini çürütürcesine “Yaşım büyüdükçe daha iyi servis atıyor, kortta kendimi daha iyi hissediyorum. İnanın bunlar sürekli antrenman yapıp, çalışmamla olmuyor. Sanırım bu yetenek benim doğamda var” diyor. 2008 ve 2010 yıllarında Kenya’da iki tane okul açan Williams, insanlara eğitim konusunda yardım eli uzatmaya devam edeceğini belirtiyor. Modaya ilgisiyle tanınan tenisçi, kendi giyim markası olan Aneres ve HSN adlı takı ve çanta koleksiyonunu oluşturdu. Serena Williams’ın 2012 yılında kazanmış olduğu toplam para ödülü ise 6.508.296 milyon dolar oldu. 72 TÜRKİYE'NİN TENİS DERGİSİ Radwanska, Dubai, Miami ve Brussels olmak üzere 3 kez WTA Turnuvaları’nda şampiyon oldu. İngiltere’nin Londra kentinde düzenlenen Wimbledon Turnuvası’nda Serena Williams’a karşı final oynayan Polonyalı tenisçi, mücadeleyi kaybetmiş olsa da kariyerinin ilk Grand Slam finalini oynamış oldu. Bu finalle birlikte tarihte ilk Grand Slam finali oynayan Polonyalı tenisçi olarak da ismini hafızalara yazdırdı. Wimbledon Turnuvası’ndaki yenilgisinden sonra “Geçirmiş olduğum bu iki hafta hayatımın en güzel 2 haftasıydı diyebilirim. Bütün hayatınız antrenman ve maç üstüne kurulu olunca, hayaliniz Grand Slam finali oynamak oluyor. Bu yüzden hiç şüphe yok ki çok ama çok mutluyum. Tabii ki maçı kaybetmek her zaman bir hayal kırıklığı yaşatıyor insana, özellikle de bu kadar çekişmeli maçları… Ama kısaca söylemek gerekirse final oynadığım için gerçekten çok mutluyum.” dedi. 2012 yılında oldukça fazla sakatlanma geçiren Radwanska, birçok hayranını endişe içerisine düşürdü. Tenisçi, Kuala Lumpur Turnuvası’nın çeyrek final maçından önce sağ el bileği sakatlığı, Charleston Turnuvası’nda bel sakatlığı, Palermo Turnuvası’nda üst solunum yolu enfeksiyonu ve New Haven Turnuvası’nda sağ omuz sakatlığı nedeniyle oynayamadı. Radwanska’nın kazanmış olduğu toplam para ödülü 4.101542 milyon dolar oldu. 73 ZİRVEDEKİLER ANGELIQUE KERBER BÖLÜM BAŞLIĞI 5. SARA ERRANI Yaşadığı Yer: Kiel, Almanya Yaşadığı Yer: Bologna, İtalya Doğum Tarihi: 18.01.1988 Doğum Tarihi: 29.04.1987 Doğum Yeri: Almanya Doğum Yeri: İtalya Boy: 1.73 Boy: 1.64 Kilo: 68 kg Kilo: 60 kg Oyun: Sol el (çift el backhand) Oyun: Sağ el (çift el backhand) Profesyonellik: 2008 - Profesyonellik: 2002 Toplam Puan: 5,550 Toplam Puan: 5,100 6. 3 yaşında tenisle tanışan Kerber, Schuettler/Waske Tenis Akademisi’nde antrenörü Torben Beltz ile çalışıyor. Profesyonelliğe 2008 yılında geçmiştir. Solak raket Angelique Kerber, geçtiğimiz sezonun iyi çıkış yakalayan isimlerinden biri olmayı başararak hafızalara kazındı. Antrenörlüğünü Pablo Lozano ve David Andres’in yaptığı İtalyan raket Sara Errani, tenise 5 yaşında babası sayesinde başladı. Errani tenise başlama hikayesini; “Babam aslında önce ağabeyim David’i yazdırdı tenise. Çok eğlendiğini görünce ben de istedim. Beş yaşında başladım, öyle devam etti” şeklinde özetliyor. 2011 yılında Amerika Açık Turnuvası’na dünya 92 numarası olarak katılan Kerber, bir sene içerisinde iyi performansı, heyecan dolu maçları, mücadeleci ruhu ve hırsı sayesinde dünya 5 numarasına kadar yükselerek tenis camiasına adını duyurdu. Bu yükselişi hakkında “Bence bu başarımdaki en önemli etken; antrenmanlarım ve geçtiğimiz bütün sene öğrendiklerimi doğru uygulamam oldu. Çok antrenman yaptım ve kondisyon antrenmanıma çok önem verdim. Aynı zamanda Paris Turnuvası’ndaki başarım bende eksik olan güveni yerine getirdi. Artık oyunuma güveniyorum ve dünyanın en iyi tenisçilerini yenebileceğimi biliyorum” dedi. Errani 12 yaşındayken İtalya Tenis Federasyonu, ülkedeki en iyilerin katıldığı bir turnuva düzenliyor. Errani 64 sporcu arasında finale kalıyor. O zaman tenisin kendisi için bir kariyer olabileceğini anlıyor ve daha sonra bir yılı Nick Bollettieri Akademi’de geçiriyor. 2012’nin kendisine uğur getirdiğine inanan Alman tenisçi, kariyerinin ilk WTA zaferini Şubat ayında elde etti ve ardından Copenhagen’de düzenlenen turnuvada kupayı kazanmayı başardı. Eastbourne ve Cincinnati Turnuvaları’nda final oynama şansı yakalayan 24 yaşındaki Alman raket; Graf, Kohde-Kilsch, Hanika ve Huber’ten sonra dünya ilk 5 sıralaması içine giren beşinci Alman tenisçi oldu. “Oynamaktan en çok zevk aldığım turnuva” olarak nitelendirdiği Acapulco Turnuvası’nda kupanın sahibi olmayı başaran İtalyan tenisçi, Barcelona, Budapeşte ve Palermo’da da şampiyon oldu. Neredeyse bütün tenisçilerin başına geldiği gibi Kerber de geçtiğimiz yıl sakatlıklarla boğuştu. 2012 yılında geçirmiş olduğu bel sakatlığı nedeniyle Brussels, Stanford ve Carlsbad Turnuvaları’ndan geri çekilen Kerber, sol omuz sakatlığı yüzünden Dallas ve Beijing, sağ ayak sakatlığı yüzünden Luxembourg Turnuvaları’nda oynayamadı. Küçüklüğünden beri bayanlar tenisinin efsane ismi Alman Steffi Graf’ı kendine örnek alan Kerber’in 2012 yılında elde etmiş olduğu başarılar sonucu kazanmış olduğu toplam para ödülü 1.972.362 milyon doları buldu. 74 TÜRKİYE'NİN TENİS DERGİSİ Antrenörü Lozano’nun hakkında “Akıllara durgunluk verecek derecede bir tenis aşkı var” dediği Errani, forehand vuruşuna ve toprak korta olan sevgisiyle tanınıyor. Errani, geçtiğimiz sezon kupanın sahibi olduğu Acapulco Turnuvası’nda oynamaktan zevk alıyor. Errani, 2012'nin en büyük sürprizi oldu. Daha önce hiçbir sezonu tek haneli basamaklarda bitiremeyen İtalyan tenisçi, bu yıl müthiş bir sıçrama yaptı. 2012 yılında Roland Garros Turnuvası’nda kariyerinin ilk Grand Slam finalini Sharapova’ya karşı oynadı fakat şampiyonluğu elde edemedi. Amerika Açık’tan sonra bacağında bir sakatlık yaşayan ve sezonun sonunda kortlardan uzak kalan İtalyan raket, “Tek bacakla da olsa İstanbul’da olacağım” diyerek tutkusunu ortaya koymuştu. Errani, 2012 yılında geçirmiş olduğu diz sakatlığı nedeniyle Bogota, sağ omuz sakatlığı nedeniyle Bastad, Beijing ve Moskova Turnuvaları’nda oynayamadı. İtalyan tenisçinin bu sene kazanmış olduğu toplam para ödülü ise 3.110.636 milyon dolar oldu. 75 SÖYLEŞİ BÖLÜM BAŞLIĞI ZİRVEDEKİLER NA Lİ 7. PETRA KVITOVA Yaşadığı Yer: Wuhan, Çin Yaşadığı Yer: Çek Cumhuriyeti Doğum Tarihi: 26.02.1982 Doğum Tarihi: 08.03.1990 Doğum Yeri: Çin Doğum Yeri: Çek Cumhuriyeti Boy: 1.72 Boy: 1.82 Kilo: 65 kg Kilo: 70 kg Oyun: Sağ el (çift el backhand) Oyun: Sol el (çift el backhand) Profesyonellik: 1999 Profesyonellik: 2006 Toplam Puan: 5,095 Toplam Puan: 5,085 Li Na, babasının profesyonel badminton oyuncusu olması dolayısıyla spor hayatına badminton oynayarak başladı. Na Li, tenisle 8 yaşında tanıştı. Ailesi ve o zamanki antrenörü onu tenise yöneltti. 1997 yılında Çin milli takımına girdi. 1999 yılınd ise; profesyonel tenis kariyerine başladı. Antrenörlüğünü Carlos Rodriguez’in yaptığı Li’nin favorileri geriden oyun ve sert kort. Profesyonel tenisçilerin yoğun tempolarından dolayı nadir rastlansa da Li Huazhong Bilim ve Teknoloji Enstitüsü’nde eğitim hayatına hala devam ediyor. Li Na, 2008 Pekin Olimpiyatları’nda rakibi Wenüs Williams’ı elemişti. Bu galibiyet tüm dünyada için büyük bir sürpriz olmuştu. Karşılaşma esnasında kendisini tribünlerden izleyen vatandaşlarının mutluluk gösterileri, hala tenis takipçilerinin hafızalarında… Kariyerinde toplam 6 tane WTA Turnuvası kazanan Çinli raket, 2011 yılında kazanmış olduğu Fransa Açık zaferiyle, Grand Slam’leri kazanan ilk Çinli olarak tarihe geçti. Li Na, bunun üzerine; “Belki şimdi, genç oyuncular ve çocuklar bu başarıyı görüp, "Belki biz de bir gün onun yaptığını hatta daha iyisini yapabiliriz." diye düşünecekler. Umarım bundan 3 ya da 5 yıl sonra Çin de aynı Rusya gibi dünya çapında birçok oyuncu çıkarır.” dedi. 2012 yılında Cincinnati Turnuvası’nı kazanan Çinli raket, bu zaferle tenis kariyerinin altıncı WTA Şampiyonluğu’na ulaştı. Sydney, Roma ve Montreal Turnuvaları’nda final oynama şansı yakaladı. Kort içinde ve dışında sert ve erkeksi tavırlarıyla bilinen Li Na, Cincinnati Turnuvası’nın final maçından önce horlama probleminden dolayı antrenörü de olan eşini, uyuması için küvete gönderdiğini esprili bir dille anlatmıştı. Li’nin bu sene kazanmış olduğu toplam para ödülü ise 2.280.464 milyon dolar oldu. 76 TÜRKİYE'NİN TENİS DERGİSİ 8. Babası sayesinde tenisle tanışan Kvitova’nın antrenörlüğünü David Kotyza yapıyor. En sevdiği vuruşların; servis, forehand ve backhand olduğunu belirten Çek raketin oynamayı en çok sevdiği turnuva ise Wimbledon. 2011 yılında ülkemizde düzenlenen Bnp Paribas WTA Championships İstanbul’un şampiyonu olan Kvitova, sempatik tavırları ve güler yüzüyle Türk izleyicisi tarafından çok sevilmişti. Çek raket, 2012 yılında ondan Grand Slam şampiyonluğu bekleyen hayranlarını hüsrana uğrattı ve beklentilerin altında kaldı. Montreal ve New Haven Turnuvaları’nda aldığı zaferden sonra tenis kariyerinde dokuzuncu WTA Şampiyonluğu’na ulaşan Kvitova, Avusturalya Açık ve Roland Garros Turnuvaları’nda yarı final oynadı. Korttaki soğukkanlılığıyla dikkat çeken Kvitova, Wimbledon’da çeyrek finalde, Amerika Açık’ta ise dördüncü turda elendi. Bu yılki WTA İstanbul’da mücadele eden Çek tenisçi Petra Kvitova, rahatsızlığı nedeniyle turnuvadan çekildi. Turnuvanın ilk gününde Beyaz Grup'ta Polonyalı tenisçi Agnieszka Radwanska'ya yenilen Kvitova, Sinan Erdem Spor Salonu'nda düzenlediği basın toplantısında, yaşadığı rahatsızlık nedeniyle devam edemeyeceğini belirterek, “Bu akşam ülkeme gideceğim ve rahatsızlığın ne olduğu konusunda kontrolden geçeceğim” demişti. Çek sporcu, turnuvanın çok büyük bir organizasyon olduğunu vurgulayarak, “Burada olmak büyük bir onur. Dün kortta yer almak ve Türk seyircilerin desteğini hissetmek çok güzeldi. Benim için çok özel durumdu. Umarım gelecek yıl bir kez daha burada olurum” demişti. Şubat ayında aşil tendon sakatlanması geçiren Kvitova, Doha ve Dubai Turnuvaları’nda oynayamadı. Ünlü raket Kvitova’nın 2012 yılında kazanmış olduğu toplam para ödülü 2.732.875 milyon dolar oldu. 77 SÖYLEŞİ BÖLÜM ZİRVEDEKİLER BAŞLIĞI SÖYLEŞİ 1. NOVAK DJOKOVIC Yaşadığı Yer: Bottmingen, İsviçre Doğum Tarihi: 22 Mayıs 1987 Doğum Tarihi: 22 Mayıs 1987 Doğum Yeri: Belgrat, Sırbistan Doğum Yeri: Basel, İsviçre Boy: 1.88 Boy: 1.85 Kilo: 80 kg Kilo: 85 kg Oyun: Sağ el (çift el backhand) Oyun: Sağ el (tek el backhand) Profesyonellik: 2003 - Profesyonellik: 1998 - Toplam Puan: 12,920 Toplam Puan: 10, 265 2011 yılında ATP tarafından “Yılın Oyuncusu” seçilen Novak, 6 Şubat 2012 yılında Londra’da “Dünya’nın En İyi Sportmeni Ödülü”ne layık görüldü. Novak 2012 yılına, beşinci Grand Slam Şampiyonluğu’nu hanesine yazdırmayı başardığı Avustralya Açık Turnuvası ile başladı. Kariyerinde toplam 3 Avustralya Açık Şampiyonluğu olan tenisçi, final turunda Nadal ile karşılaştı. Novak, 5 saat 53 dakika süren zaferin ardından tarihin en uzun maçına da imza atmış oldu. Fransa Açık Turnuvası’nda yarı finalde Roger Federer’i eledikten sonra hayranları tarafından şampiyonluk beklenen Novak, finalde toprak kortun hakimi olarak bilinen Nadal’a yenildi ve ikinci oldu. 2012 yılı içerisinde ATP Masters Turnuvaları’nın Miami, Toronto, Beijing, Shanghai ve Barclays ayaklarında şampiyon olan tenisçi, zirveye tırmanarak sezonu 1 numara tamamlamayı başardı. “Hayallerinize inanın. Eğer bir hayaliniz varsa, sakın pes etmeyin. İnanç benim için en önemli kelime, umut kelimesinden bile daha önemli. Bir kişinin hayalini gerçekleştirebilmesi için önce o hayali başaracağına gerçekten inanması gerekiyor” diyen Novak'ın 2012 yılı içerisinde kazanmış olduğu toplam para ödülü 12.803.737 milyon dolar. Profesyonel tenis kariyerinin yanı sıra Novak’ın 3 restoran, 1 tenis akademisi, tenis ürünleri ve tekstil dallarından oluşan “Family Sports” isimli bir şirketi var. TÜRKİYE'NİN TENİS DERGİSİ 2. Yaşadığı Yer: Monte Carlo, Monaco Takma adı “Nole” olan Novak, 12 yaşında Almanya’nın Münih kentinde yer alan Niki Pilic Tenis Akademisi’ne katıldı. Akademi’nin direktörü olan Pilic, “Novak’ın kampımıza ilk geldiği günden itibaren tenise olan motivasyonu mükemmeldi. Hiçbir zaman birisinin geleceği için tahmin yapmayı sevmem fakat bir gün Novak’ın “en iyi” olacağını biliyordum.” diyor. 78 ROGER FEDERER “Ekselansları” olarak anılan Federer, antrenör Paul Annacone ile çalışıyor. 2004 – 2008 yılları arasında “Yılın Oyuncusu” ve “En İyi Tenis Elçisi”, 2003 yılında ülkesi tarafından “En İyi İsviçreli”, 2004 – 2007 yılları arasında “Dünyanın En İyi Sportmeni”, 2005 yılında Almanya tarafından “Yılın En İyi Uluslararası Adamı”, 2006 yılında “En İyi İnsanlık”, 2006 – 2007 yıllarında BBC tarafından “En İyi Karakter” ödüllerine layık görüldü. 2012 yılında ATP Masters’ın Rotterdam, Indian Wells, Madrid, Cincinnati ve Dubai zaferlerine imza attı. Roma ve Fransa Açık Turnuvaları’nda zirve yarışı yaptığı isim olan Djokovic’le yarı finalde karşılaşan ve yenilen Federer, her zamanki mütevazılığı ve sportmenliğiyle Fransa Açık yenilgisinden sonra “Bugün yarı final maçına çıkmadan önce kendimi çok formda hissediyordum. Olmak istediğim yerdeydim fakat bugün karşımda benden daha iyi bir rakip vardı. Gerçek şu ki; bu yenilgi bana önümüzdeki çim kort turnuvası olan Wimbledon’a daha hazırlıklı gelmem gerektiğini gösterdi” diye konuştu. Wimbledon Turnuvası’na 3 numara olarak başlayan İsviçreli tenisçi, final turunda Murray’i eleyerek şampiyon oldu ve 9 Haziran’da ismini 1 numaraya taşımayı başardı. Bu zaferin ardından, 286 hafta birincilik rekorunu taşıyan Pete Sampras’ı geride bırakarak, 287 hafta zirvede olarak rekoru kırdı. 12 Kasım tarihinde Barclays Turnuvası’nda Djokovic’e elenen yetenekli tenisçi, 2 numaraya gerileyerek sezonu kapattı. Ekselansları Federer’in 2012 yılı içerisinde kazanmış olduğu toplam para ödülü 8.584.842 milyon dolar. Federer, küçük büyük bütün tenis severlerin takdirini toplamış bir isim. 2003 yılında Güney Afrika’da engelli çocuklara yardım ve gençlere spor imkânı tanıyan Federer Vakfı’nı kurarak insanlara yardım eli uzattı. Hayırseverliğiyle bilenen Federer, yardım amaçlı açık arttırmalara oldukça fazla imzalı ürün bağışladı ve kendi varlığından oldukça fazla bir miktar yardımı tsunamizedelerine bağışladı ve 2006 yılında UNICEF tarafından “İyi Niyet Elçisi” olarak atandı. 79 SÖYLEŞİ BÖLÜM BAŞLIĞI ZİRVEDEKİLER SÖYLEŞİ ANDY MURRAY 3. Yaşadığı Yer: Mallorca, İspanya Doğum Tarihi: 15 Mayıs 1987 Doğum Tarihi: 03 Haziran 1986 Doğum Yeri: Dunblane, İskoçya Doğum Yeri: Mallorca, İspanya Boy: 1.90 Boy: 1.85 Kilo: 84 kg Kilo: 85 kg Oyun: Sağ el (çift el backhand) Oyun: Sol el (çift el backhand) Profesyonellik: 2005 - Profesyonellik: 2001 - Toplam Puan: 8,000 Toplam Puan: 6,690 2012 yılında Brisbane Turnuvası’nı kazanarak kariyerinin 22. ATP zaferine ulaşan Murray,sezonun ilk Grand Slam’i olan Avustralya Açık Turnuvası’nın yarı final turunda dünya 1 numaralı seri başı Djokovic’e elendi. ATP Masters’ın Miami Turnuvası’nda finale yükselen İskoç raket, Grand Slam Turnuvası’nda elendiği Djokovic’e karşı tekrar yenilgiye uğradı. Queen’s Club’da düzenlenen Wimbledon Turnuvası’na 4 numaralı seri başı olarak katılan Murray, final maçına çıkmadan önce “Wimbledon finalinde olduğumu bilmek bana farklı duygular yaşatıyor. Şu anda tek yapabildiğim şey oyunuma ve Roger Federer’e odaklanmak. Onu daha önce yenmiştim ve bunu tekrar yapabilirim. Tartışmaya açık olarak, Federer tarihin gelmiş geçmiş en iyi tenisçisi. Pazar günkü finalin çok iyi geçeceğine inanıyorum ve bu düşünce beni heyecanlandırıyor. Turnuvanın final turuna gelince en ufak şey bile motivasyonu dağıtabilir o yüzden son günlerde her şey normalmiş gibi davrandım. Maça dair emin olduğum tek bir şey var: İlk puandan son puana kadar bütün kalbimi ortaya koyarak oynayacağım” dedi. Gerçekten de mükemmel mücadele etmiş olmasına rağmen finalde Federer’e yenildi fakat 1938 yılından bu yana süre gelen İngilizler’in Grand Slam’de final oynama hasreti son buldu. Londra Olimpiyatları’nda kariyerinin en önemli zaferine ulaştı ve tek erkekler mücadelesinde Federer’i yenerek tarihte altın madalya kazanan ilk İngiliz oldu. İyi bir ritim tutturan Murray, Grand Slam’lerden biri olan Amerika Açık Turnuvası’nda İngilizler’in 76 yıllık hasretine son verdi ve final maçında Djaokovic’e karşı kazandığı zaferle 1933 yılında Fred Perry’de olan rekoru kucakladı. Murray’nin 2012 yılında kazanmış olduğu toplam para ödülü 5.708.230 milyon dolar. TÜRKİYE'NİN TENİS DERGİSİ 4. Yaşadığı Yer: Londra, İngiltere İskoç raket, Ocak 2012 tarihinden itibaren eski dünya 1 numarası Ivan Lendl ile çalışan Murray, 2004 yılında BBC tarafından “En İyi Genç Sportmen” ve iki kere de “En İyi Genç Oyuncu” ödüllerine layık görüldü. 80 RAFAEL NADAL “Rafa” lakabıyla anılan Nadal, tenise 4 yaşında başladı. Bu başlangıç, hala antrenörlüğünü yapmakta olan amcası Toni sayesinde oldu. İyi kondisyonuyla dikkat çeken ve her daim performansıyla tenis severleri büyüleyen Nadal, hayranları tarafından “duvar” lakabıyla tanınmaktadır. Hırslı yapısı ve rakibi yıldıran toplarıyla mücadele eden Rafael Nadal, 2003 yılında ATP tarafından “Yılın En İyi Çıkış Yapan Oyuncusu” , 2005 yılında “Yılın En Gelişmiş Oyuncusu” , 2008 ve 2010 yıllarında ise “Yılın Oyuncusu” ödüllerine layık görüldü. Sabrı ve her puan için tek tek savaşmasıyla insanların hafızasına kazınan ve takdir gören İspanyol raket Nadal, 2012 yılında 2 numaralı seri başı olarak katıldığı Avustralya Açık Turnuvası’nın finalinde tarihin en uzun final maçı olarak kayıt altına alınan 5 saat 53 dakikalık mücadelede, Djokovic’e kaybetti fakat kariyerinin 15. finaline imza atmış oldu. Miami Turnuvası’nın yarı final turunda dizindeki sakatlık nedeniyle geri çekilse de ATP Turu’nun Monte-Carlo ayağında arka arkaya 7 yenilgisi bulunan Sırp raket Djokovic’i finalde eleyerek toprak korttaki hakimiyetini kimseye kaptırmadı ve kupanın sahibi oldu. Barselona Turnuvası’nda da elde ettiği şampiyonluktan sonra Grand Slam’lerden biri olan Fransa Açık’a 2 numaralı seri başı olarak katılan Nadal, finalde Djokovic’i yenerek şampiyon oldu. Zafer kutlamasının ardından İspanyol tenisçi “Hak ettiğim yerdeyim çünkü her gün elimden gelenin en iyisini yapmaya çalışıyorum ve turnuvaları kazanmak için çok motive oluyorum. Fransa Açık benim için sezonun en önemli turnuvası diyebiliriz. Üzerimde çok baskı hissetmedim, hatta hiç hissetmedim diyebilirim. Her zamanki gibi savaştım ve kazandım” dedi. Sezonu 4 numarada bitiren toprak kortun yenilmesi güç ismi Nadal’ın 2012 yılında kazanmış olduğu para ödülü 4.997.448 milyon dolar. 81 SÖYLEŞİ ZİRVEDEKİLER DAVID FERRER 5. 6. TOMAS BERDYCH Yaşadığı Yer: Valencia, İspanya Yaşadığı Yer: Monte Carlo, Monaco Doğum Tarihi: 2 Nisan 1982 Doğum Tarihi: 27 Eylül 1985 Doğum Yeri: Javea, İspanya Doğum Yeri: Valasske Mezirici, Çek Cumhuriyeti Boy: 1.75 Kilo: 73 kg Oyun: Sağ el (çift el backhand) Profesyonellik: 2000 Toplam Puan: 6,505 Boy: 1.96 Kilo: 91 kg Oyun: Sağ el (çift el backhand) Profesyonellik: 2002 Toplam Puan: 4,680 İspanyol raket Ferrer tenise 8 yaşında başladı. 15 yaşında Catalan Tenis Akademisi’ne katılmak için Barselona’ya taşındı ve orada profesyonelliğinin ilk adımlarını attı. Genelde rakiplerine oranlara kondisyonları düşmeye başladığı için tenisçiler belli bir yaştan sonra profesyonel anlamda yarışmayı bırakırlar. Ferrer herkesi şaşırtarak altın çağını şimdilerde yaşamaya başladı. 30 yaşında olmasına rağmen ismini özellikle son yıllarda duymaya başladığımız İspanyol raket, başarı basamaklarını hızla tırmanmaya devam ediyor. Sezona Auckland Turnuvası’nı kazanarak başlayan Ferrer, 5 numaralı seri başı olarak katıldığı Avustralya Açık Turnuvası’nın çeyrek finalinde Djokovic’e karşı galip gelemedi. ATP Masters’ın Buenos Aires ve Acapulco ayaklarında kupanın sahibi olan Ferrer, sıralamada alçalmamak adına elinden geldiğince iyi mücadele etmeye çalıştı. Hertogenbosch zaferinin ardından Wimbledon Turnuvası’nın çeyrek final turunda Murray’e karşı mağlup oldu. 4 Kasım’da tarihte ilk ATP Masters’ın Paris ayağını kazanan İspanyol oldu. David Ferrer tüm tenis dünyasını hayrete düşürdü. Dünya sıralamasında 40 numarada bulunurken birden basamakları hızla çıkan Ferrer, “Çok mutluyum çünkü dünya sıralamasında ilk 10’a girebileceğimi tahmin etmiyordum. 1 yıl içerisinde 40 numaradan ilk 10’un içine girebilmeyi başardım ve bu sebepten dolayı kendimle gurur duyuyorum. Çalışmaya devam edeceğim. Her zaman dünyadaki en iyi 10 tenisçiden birisiyim diyebileceğimi bilmek beni çok onurlandırıyor. Bu amaç beni her zaman motive ederdi, bu amaca ulaştım ve şimdi daha mükemmel başarılara imza atma heyecanıyla doluyum” açıklamasında bulundu. Tecrübeli tenisçinin 2012 yılında kazanmış olduğu başarılarla toplam para ödülü ise 4.409.340 milyon doları buldu. 82 TÜRKİYE'NİN TENİS DERGİSİ Ocak 2009’dan bu yana Tomas Krupa’nın antrenörlüğünü yaptığı Çek raket Tomas, tenise henüz 5 yaşında başladı. İmkanların çok kısıtlı olduğu 30,000 nüfuslu kasabada büyüyen tenisçi, kısa zamanda yaşadığı yerin en iyi tenisçisi olmayı başardı. 12 yaşından sonra daha iyi antrenman olanakları olan Prostejoy kentine taşındı ve çalışmalarına orada devam etti. Güçlü ve sert vuruşlarından anlaşılacağı üzere hızlı oynamayı tercih eden Tomas en çok sert kortta mücadele etmeyi seviyor ve en güçlü silahları olarak forehand ve servisini görüyor. Tomas Berdych, 2012 sezonunu Avustralya Açık Turnuvası’nın dördüncü turunda dünya sıralamasının 10 numaralı seri başını eleyerek başladı. Çek raket, çeyrek final mücadelesinde İspanyol raket Rafael Nadal’la karşı karşıya geldi. Maça çıkmadan önce “Benim en iyi vuruşlarımdan biri servisim. Bu sebepten dolayı çok iyi servis atmalı ve Nadal’ın yapacağı gibi uzun rallylere girmemeliyim. Birbirimizi 12 yaşından beri çok iyi tanıyoruz, oyun tarzlarımız gayet iyi biliyoruz. Bu sebepten dolayı Nadal’a karşı farklı bir oyun sergilemeliyim” diyen Tomas her ne kadar denese de Nadal’a karşı galip olamadı. Yenilgiden sonra basın açıklamasında bulunan Tomas, “Bugün iyi oynadığımı düşünüyorum. Fakat Nadal toprak kortta çok iyi, hatta en iyi olduğu zemin toprak kort. Eğer daha hızlı bir zeminde oynasaydık galibiyet şansımın çok daha yüksek olduğuna inanıyorum” dedi. En güçlü silahı sert servisleri olan Berdych, ATP dünya turunda yedinci zaferini Montpellier’de kazanmayı başardı. Tecrübeli tenisçi Rotterdam ve Dubai Turnuvaları'nda finale ulaşamadan elendi. Tomas’ın 2012 yılında kazanmış olduğu toplam para ödülü 2.973.967 milyon dolar. 83 SÖYLEŞİ ZİRVEDEKİLER 7. JUAN MARTIN DEL PORTO Yaşadığı Yer: Gingis, İsviçre Doğum Tarihi: 23 Eylül 1988 Doğum Tarihi: 17.04.1985 Doğum Yeri: Tandil, Arjantin Doğum Yeri: Le Mans, Fransa Boy: 1.98 Boy: 1.88 Kilo: 97 kg Kilo: 91 kg. Oyun: Sağ el (çift el backhand) Oyun: Sağ El Profesyonellik: 2005- Profesyonellik: 2004 - Toplam Puan: 4,480 Toplam Puan: 3,490 Küçüklüğünden beri eski efsanevi şampiyon Pete Sampras’a olan hayranlığıyla bilinen Martin, İngilizce, İspanyolca ve İtalyanca konuşuyor. Favori zemini sert kort olarak bilinen Martin her fırsatta sanata olan hayranlığını belirterek “Eğer tenisçi olmasaydım mimar olurdum” diyor. Juan Martin Del Potro, ATP turunda ilk zaferini 2008 yılında Stuttgart’ta kazandı. Bu gslibiyet sonucu elde etmiş olduğu CLK Mercedes-Benz arabasını kız kardeşine hediye ederek bonkörlüğünü bir kez daha gözler önüne sermiş oldu. Martin, 2011 yılında çok büyük performansla başarıdan başarıya koştu. Bu başarıları ile dünya sıralamasında 485 numaradan 11 numaraya yükseldi. Bu yükseliş Arjantinli rakete "2011 Yılının En Yükselen Oyuncusu" ödülünü kazandırdı. Martin 2012 yılında oynamış olduğu Marseille, Estoril, Vienna, Basel Turnuvaları'nı kazanarak kupanın sahibi oldu. Rotterdam Turnuvası'nda da final oynayan tensçi finalde İspanyol Federer’e karşı mücadele etti fakat galip olamadı. Londra Olimpiyatları'nda İsviçreli raket Federer’e karşı 4 saat 26 dakikalık maçı kaybeden Martin, 2012 yılını klasmanda 1 numara ile kapatan Sırp raket Djokovic’i yenerek bronz madalya aldı. Avusturalya Açık, Fransa Açık ve Amerika Açık Turnuvaları'nda çeyrek final oynadı. 25 yaşındaki tenisçi Martin’in 2012 yılında oynamış olduğu turnuvalardan kazanmış olduğu toplam para ödülü 3.031.003 milyon dolara ulaştı. TÜRKİYE'NİN TENİS DERGİSİ 8. JO-WILFRIED TSONGA Yaşadığı Yer: Tandil, Arjantin Juan Martin Del Potro, “Delpo”, “laTorre de Tandil” veya “The Tower” lakaplarıyla tanınıyor. Bu lakaplarını iyi tenisine, güçlü fiziğine ve uzun boyuna borçlu olan Juan Martin, tenise 7 yaşında antrenör Marcelo Gomez sayesinde başladı. 84 Tüm zamanların en iyi ağır siklet boks şampiyonu kabul edilen Amerikalı boksör Muhammed Ali'ye olan şaşırtıcı benzerliğinden dolayı tenis severler Jo-Wilfried Tsonga'ya “Ali” lakabını taktı. Özel antrenör ile çalışmak istemdiğini bildiğimiz Tsonga, "Ben sadece eğlenmek, en iyi tenisimi oynamak ve mücadeleden zevk almak istiyorum, hepsi bu. Dış etkenlerden uzak bie şekilde içimden geldiği gibi oynamak istiyorum. Sadece kendim olmak istiyorum ki hiç bir pişmanlığım olmasın" diyerek tenise bakış açısını özetliyor. Tenise 6 yaşında başlayan Ali, 2002 yılında Kanada Açık Turnuvası'nda ilk junior zaferine ulaştı. Yine junior kategorisinde 2002-2003 sezonunda Avusturalya Açık, Fransa Açık ve Wimbledon Turnuvaları'nda yarı final oynama başarısını gösterdi. 2003 yılında Luxembourg Junior Kapalı Kort Şampiyonası'nı kazandı. 2007 yılında ATP tarafından “En İyi Yetişen Oyuncu” ödülünü aldı. 24 Ocak 2008 tarihinde gerçekleşen Avusturalya Açık Turnuvası'nda İspanyol raket Rafael Nadal'ı sürpriz bir şekilde yenerek parlak geleceine dair sinyaller veren Jo-Wilfried Tsonga, bu zaferle 2008 yılında “En Çok Gelişen Oyuncu” ödülüne layık görüldü. Oldukça zor rakipler arasında son 5 yıldır sezonu ilk 10’da bitirmeyi başaran Tsonga, eski tenisçi Noah’tan sonra bunu başaran ilk Fransız tenisçi olmayı başardı. Fransız tenisçi, 2012 yılında Doha ve Metz Turnuvaları'nda şampiyonluğa ulaştı. Beijing ve Stockholm Turnuvaları'nda final oynama başarısı gösteren tenisçi Wimbledon Turnuvası'nda yarı final ve Fransa Açık Turnuvası'nda çeyrek final oynadı. Londra Olimpiyatları’nda çeyrek final mücadelesi veren Tsonga, Raonic’ karşı oynadığı maçta üçüncü seti 25-23 kaybederek Olimpiyat tarihinin en uzun setini oynadı. Tsonga'nın 2012 yılında kazanmış olduğu toplam para ödülü 2.376.640 milyon doları buldu. 85 BÖLÜM BAŞLIĞI GEÇMİŞTEN Ruşen Eşref Anlatıyor: Yusuf Celal, Mahir Sami, Mehmet ve Suphi, Ali Sami Yen’in Caddebostan'daki evinin bahçesindeki kortta. Türkiyede Tenis Nasıl Başladı Yazan: İzzeddin Çalışlar Ruşen Eşref'i spora yönelten ve hemen her türüyle ilgilenmesini sağlayan Mektebi Sultani’de geçirdiği yıllar olmuş. Tevfik Fikret’in müdürlük yaptığı değişim ve yeniden yapılanma döneminde talebe olmasını da büyük bir şans olarak nitelendiriyor. Tevfik Fikret’in fikri eğitim kadar beden eğitimine de önem verdiğini birçok örnekle aktaran yazar, ünlü şairin okuldaki öğrencilerin beden ölçüsüne, kilosuna, yemeklerin sağlıklı şekilde ayarlanmasına, sınıf ve yemekhanelerin havalandırılmasına, vücut temizliğine, bakıma, üst baş düzgünlüğüne, spor terbiyesine, itişip kakışmanın önlenmesine, sporun ruhsal ve toplumsal yönlerine tek tek önem verdiğini, Ruşen Eşref Ünaydın, tenisin o yıllarda İstanbul'da yaygın hale gelmemesini raket, özel top, altı lastikli beyaz pabuç, beyaz fanila, pantolon, arteks gömlek gibi pahalı ve az bulunan malzemeler gerektiren bir tür aristokrat oyunu olmasına bağlıyor. Türkiye’de tenisin tarihi, genellikle Cumhuriyet'in kurulmasıyla yapılandırılan Türkiye İdman Cemiyetleri İttifakı'yla başlatılır. 1905'te İzmir ve İstanbul’da İngilizler arasında tenis oynandığı biliniyor. Türkler'in ilk tenis oynadığı tarih olarak ise birçok kaynak Amerikan Kolejleri'nde oynanmaya başlanmasını gösteriyor. Ruşen Eşref Ünaydın, 1957’de "Galatasaray ve Futbol" adı altında yayımladığı anılarında birçok spor dalının yanında tenisin de 1900’lerin başında Türkiye’ye gelişini ve ilk kortları anlatıyor. Özellikle Cumartesi öğleden sonraları Moda’da yaşayan İngilizler'in beyaz fanila, pantalon ve beyaz keten gömlekler giyerek kriket oynadıklarını anlatan yazar, haftanın diğer akşamları ise Küçük Moda’ya yakın bir kortta tenis oynadıklarını yazıyor. Tenisin evlerin arkasındaki bostanların kıyısında oynandığı için daha mahrem sayıldığını, ancak bir kaç meraklı seyirci tarafından izlenebildiğini de özellikle belirtiyor. Tenisin o yıllarda İstanbul’da yaygın hale gelmemesini de raket, özel top, altı lastikli beyaz pabuç, beyaz fanila, pantolon, arteks gömlek gibi pahalı ve az bulunan malzemeler gerektiren bir tür aristokrat oyunu olmasına bağlıyor. Kapitülasyonların henüz geçerli olduğu İstanbul’da, İngilizler'in ayrıcalığı gibi duran branşın teller arasında özel bir bölgede oynandığını, İngilizler'in çay içip kek yiyerek, bir taraftan aralarında sohbet ettiklerini, spor ve tenis görme meraklısı yerli birkaç delikanlının da tellerin dışında onları izlediğini söylerken de "Kendi ülkemizde yabancılar ortada aristokrat oyuncu, bizler ise bir kenarda eli ermez, gücü yetmez, paryamsı seyircilerdik...” diyerek hayıflanıyor. Ali Sami Yen'in albümünden ilk tenis şampiyonlarından Cevat ve Edip. jimnastikhaneyi modernleştirdiğini de belirtiyor. Spor eğitmeninin Mazhar Kazancı olduğu o dönemde Tevfik Fikret de Galatasaray Kulübü’nün Fahri Başkanı olarak kulübü himayesine almış. Ruşen Eşref o yıllardaki tenis hareketini ise şu cümlelerle anlatıyor: "Tevfik Fikret’in onayı ve onların öncülüğüyle lisede tenis de o zaman (1909- 10) başladı. Hatta yeni jimnastikhanade kapalı bir tenis kortu bile kuruldu. Nereden hatırlıyorum? Jimnastikhanenin bir kenarında portatif bir paspas minder dururdu. Mazhar Hoca’dan izin alır, teneffüslerde ressam Namık İsmail’le birlikte onu ortaya Yazarın 1955 yılında Galatasaray Spor Kulübü'nün 50. yılı sebebiyle kaleme aldığı, 1957 yılında yayımlanan kitabının kapağı. çeker, üzerinde grekoromen güreş yapardık. Sınıfça benden iki sene sonraydı fakat yaşça akran, spordan yana da ahbaptık. Bu ahbaplığımızdan dolayı, Namık İsmail’den bahsedince sadece onunla güreşmemiz değil, verimli ömrünün bütün aşamaları gözümün önüne geliyor. Bir küçük hanım kadar utangaç, bir atlet gibi gürbüzdü. Arkaya taranmış, dalga dalga, gür saçları, siyah kaşları, mücevher gibi parlayan gözleri, birden al al olan yanakları, bembeyaz dişleri, geniş omuzları, fesinden iskarpinine varıncaya kadar titizcesine temizliği, İngiliz tipi sportif elegansa düşkünlüğüyle Don Juan gibi bir cazibesi vardı. Namık İsmail, bütün yetenekler ve şansla nimetlendirilmiş olarak çok uzun yaşaması için dünyaya getirilmişe benzerdi. Ömrünü iki sevgi kaynağından aldığı coşkuyla anlamlandırdı: Güzellik ve kuvvet... Güzelliği sanatta, sanatı doğa ve kadında, kuvveti hızda, hızı da sporda buldu. Namık bu iki kaynaktan da sonuna kadar faydalanabilen nadir insanlardan biri oldu. Hayatının hiçbir döneminde bu iki sevgisinden birinin öne geçmesine izin vermedi. Memleketin büyük olaylarıyla, sanat ve spor sevgisiyle hep ilgili oldu, birbirlerini etkilemelerini engellemedi. Fındıklı’daki Güzel Sanatlar Mektebi’ni yeni düzende ilk kuran müdür o oldu.” Harman adlı tablosuyla tanınan ünlü ressam Namık İsmail'le spor yaparken, tenis kortunun beyaz beyaz çizgilerinin gözünde canlandığını söylüyor ve futbolla başının pek hoş olmamasına rağmen tenisi çok sevdiğini ve okuldaki kortta oldukça iyi oynadığını söylüyor. Yine onun anlattığına göre şimdiki Galatasaray Lisesi’nin içindeki kapalı tenis kortu Okul kortunun üçüncü yeri olan Mektebi Sultani. 86 TÜRKİYE'NİN TENİS DERGİSİ 87 GEÇMİŞTEN BÖLÜM BAŞLIĞI Fikirlerimiz taze, köklerimiz derin... Ünaydın'a göre ilk tenis oynanan Mektebi Sultani Jimnastikhanesi. Ruşen Eşref Ünaydın sonraları bir müddet müdür lojmanının bahçesine taşınmış, ardından ön bahçeye taşınmış. Nihai yeri ise binanın iç avlusu olmuş. Bu kortun 1980’lere kadar kullanıldığına da ben şahit oldum. Halen de Behçet Cücer Spor Salonu olarak kullanımda. 1892’de İstanbul’da doğdu. 1911 yılında mezun olduğu Mektebi Sultani’de öğrenciyken, 11 numaralı üye olarak Galatasaray Futbol Kulübü’nün kurucuları arasında yer aldı. Edebiyat Fakültesi’ni bitirdi. Askeri Baytar Âlisi'nde, Darülmuallimini Âli'de, Türkçe ve Fransızca öğretmenliği yaptı. Yazı hayatına 1914’te mütercim olarak başladı. I918‘de Yeni Gün muhabiri olarak Kafkasya'ya, Tasviri Efkar muhabiri olarak Sivas'a gitti. Farklı dergi ve gazetelerde röportaj ve gezi yazıları yayımlandı. Servet-i Fünun, Donanma, Tedrisat, Türk Yurdu ve Yeni Mecmua’da yayımladığı mülakat, mensur şiir ve hatıra tü ründe yazılarıyla tanındı. Anılardan yansıyan asıl önemli bilgi, Mektebi Sultani’de 1910’da tenis oynanmaya başlanmış olması. Yazar o yıllarda başka kulüplerle tenis maçı yapıldığını, hatta bunun dışında başka bir okulda tenis kortu olduğunu hatırlamadığını söylüyor. Buna karşın özel kortlardan yetişen, arkadaşlarını hatırlıyor ve Ali Sami Yen, Yusuf Celal, Mahir Safi gibi Erenköy’de, Caddebostan’da oturanların köşklerinin bahçelerindeki kortlarda tenis oynadığını belirtiyor. Ali Sami Yen’in kişisel albümündeki bir fotoğraf da bu bilgiyi doğruluyor. Ruşen Eşref’in tenisle ilgili notları şöyle son bulmakta: "Bu hatıraların çerçevesindeki yıllarda tenis henüz öyle futboldaki, patenli hokeydeki gibi ünlü yıldızların yetiştiği bir spor branşı değildi... Peki, 1910 yılında başka liselerde de kort var mıydı? Çekinmeden söylebilirim ki, hayır. Hiçbirinde yoktu. İşte bu yüzden Galatasaray, teniste de ilk adım atmış Türk kulübü sayılmalıdır." Edebi ziyaret ve mülakatlardan oluşan "Diyorlar ki" adlı kitabı sanatçılarla konuşmalar türünün ilk örneği oldu. 1918'de Yeni Mecmua'da yayımlanan Anafartalar Kumandanı Mustafa Kemal’le Mülakat başlıklı röportajı Türk basınında Atatürk’le yapılan ilk ayrıntılı söyleşisi oldu. 1920'de Anadolu hükümetinin çağrısı üzerine İnebolu üzerinden Ankara'ya giderek Kurtuluş Savaşı’nda sivil görevler aldı. 1922’de Buhara Elçiliği Başkatibi oldu. Lozan Barış Konferansı'nda Matbuat Müşavirliği, 2., 3., ve 4. TBMM dönemlerinde Afyonkarahisar milletvekilliği yaptı. Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği ile Tiran, Atina, Budapeşte, Roma, Londra ve Atina Elçilik ve Büyükelçilikleri'nde bulundu. 1952’de emekli oldu. 21 Eylül 1959 günü, İstanbul'da öldü. ESERLERİ: Diyorlar ki (Edebi mülakatlar) - İki Saltanat Arasında Geçmiş Günler - Tevfik Fikret - Ayrılıklar - İstiklal Yolunda - Damla Damla - Anafartalar Kumandanı Mustafa Kemal’le Mülakat - Türk Dili Tedkik Cemiyeti (Türk Dil Kurumu) Boğaziçi Yakından - Atatürk ve Dil Tarih Kurumu - Atatürk ve Miilli Tesanüd - Atatürk’ü Özleyiş (Zafer) - Güzel Kıraat Cumhuriyet Kıraati - Seçme Yazılar - Okuma Kitabı ÇEVİRİLERİ: Sektöre kattığımız yeniliklerimiz taze bir fidan, sektördeki yerimiz köklü bir çınar gibi. Andersen Masalları - Çoban Şiirleri/Virgilius - Beyaz Geceler/Dostoyevski * Ari Dillere Tekaddüm Eden Lehçenin Turani Menşei/Leon Cahun - Napoleon/Emil Ludwig Ademoğlu/Emil Ludwig 88 TÜRKİYE'NİN TENİS DERGİSİ Çetin Emeç Bulvarı No: 60/4 06520 Balgat/ANKARA Tel: 0 312 286 90 75 Faks: 0 312 286 90 79 [email protected] www.fidanlarinsaat.com 89 LEZZET Ne yerseniz “O”sunuz! Yazan: Tolgar Mireli Yulaf: Kasların daha verimli çalışması ve sonrasında fazlaca yorgunluk yaşanmaması için karbonhidrata ihtiyaç vardır. Karbonhidratlar vücutta glikoza kadar yıkılır ve bu sayede enerjiyi yüksek tutarlar. Yulaf ise düşük glisemik indeksi nedeniyle kaliteli bir karbonhidrattır. İçeriğinde bulunan lifler sayesinde yavaş sindirilir ve kan şekerinin dengede tutulmasını sağlar. Kahve: Spordan 1 saat önce içilen bir fincan kahve, dayanıklılığı arttırdığı gibi egzersize bağlı kas ağrılarını da azaltır. Kahveyle beraber bol su tüketilmesi daha doğru bir tercih olur. Badem: Çok iyi bir antioksidan kaynağı olmakla beraber, bol miktarda E vitamini içerdiğinden vücudu serbest radikallere karşı korur. 90 TÜRKİYE'NİN TENİS DERGİSİ Son yıllarda spora olan ilgi, toplumun her kesiminde oldukça arttı. Formda ve fit kalabilmek için her yaşta spor yapmanın önemi yapılan tüm çalışmalar tarafından kanıtlanmıştır. Ancak egzersizlerden beklenilen en iyi sonucu alabilmek için yeterli, dengeli ve sağlıklı beslenmenin önemi de yadsınamaz. Dengeli beslenme sayesinde, egzersiz sonrasında güç artar ve kas yapımı hızlanır. Her yaş grubu ve yapılan spor dallarında besin ihtiyacı farklılık gösterse de egzersizdeki verimi artırmak için diyetinize bazı ek besinleri katmanızda yarar olacaktır. Balık: Yüksek kalitede protein, omega-3 ve doğal D vitamini içeriği nedeniyle, kas yapım ve onarımında önemli yer tutar. (2 kişilik) Zencefil: Güçlü inflamatuar etkisi sebebiyle spor sonrası kas ağrılarını, eklemlerdeki şişlikleri ve katılığı azaltmaya yardımcı olur. Kuru Erik: Malzemeler: Spor sırasında enerjiyi yükselten; potasyum, demir ve lif içeriği yüksek bir kuru meyvedir.Spor öncesi ya da sonrası iyi bir ara öğün olarak kullanılabilir. Lor Peyniri: Egzersiz sonrası kaslar onarım ve yeniden yapım için proteine ihtiyaç duyar. Bununla birlikte kalsiyumun da kemik gelişimi için önemi bilinmektedir. Lor peyniri düşük yağ oranı ve yüksek kalsiyum miktarı sebebiyle tercih edilmesi gereken bir peynir çeşididir. Yeşil Soslu Spagetti Su: Suyun vücudumuz için önemi herkes tarafından çok iyi bilinir, özellikle spor yapanlar için su kayıpları ciddi önem taşır. Su kaybını görmek için spor öncesi ve sonrası tartılmak gerekir. Kaybedilen her yarım kilo için 2-3 bardak su içmek yeterli olacaktır. Sağlıklı Günler... İyotlu tuz 200 gr brokoli 30 gr parmesan peyniri 50 gr yağsız taze peynir Karabiber Muskat 200 gr spagetti Hazırlanışı: 2 litre tuzlu su spagetti için kaynatılır. Brokoliler 4 dk. az suyla haşlanılır.Parmesan Peyniri ince rendelenir. Brokoliler, az brokoli suyu, parmesan ve taze peynirle püre haline getirilir, karabiber ve muskat ile lezzetlendirilir. (Gerekirse daha brokoli suyu ilave edilir.) Bu sos, kısık ateşte biraz pişirilir. Haşlanıp süzülen spagettiyle sıcak servis edilir. Küçük Öneriler: Hangimiz tostu sevmeyiz. Tost, bir ara öğünün ya da acele bir kahvaltının vazgeçilmezidir. Ancak beyaz tost ekmeği kullanmak yerine, tam buğday unundan imal edilmiş tost ekmekleri, hem daha faydalı ve besleyicidir hem de daha uzun süre tok tutar. 91 92 TÜRKİYE'NİN TENİS DERGİSİ 93 MAKALE Spor... Ama Nasıl? Yazan: Uzman Piskolok Ayla Akbuar Günümüzde spor dendiğinde itiraz eden çok az kişi var. Rahatına düşkün bir azınlık dışında, hemen herkes sporun hayatımızdaki vazgeçilmezliğini kabul etmiş durumda. Spor yapmanın gerekli olduğunu düşünen de var, zorunlu olduğunu da, başlı başına bir zevk olduğunu da... Sporla ilgili bazı bilimsel gerçekler var ki, gözden kaçması mümkün değil. göre "daha az kaygılı, kendine daha yeterli ve daha bağımsız" olduğunu belirtirler. 0. Neumann'ın "kişilik ve sportif eylemler" araştırmasında genç performans sporcuları ve sporcu olmayanlar arasındaki kişilik özellikleri ciddi farklılıklar göstermektedir. Genç performans sporcularının, spor yapmayanlara göre "daha çalışkan, daha canlı, ilişki kurmaya açık, sebatlı ve zor koşullara uyumlarının yüksek” olduğu görülmüştür. Lohnson, Norem-Hebesien ve Lames de araştırmalarında, bireysel spor yapanların "yalnız antrenman yapmaktan hoşlanan, becerilerini yalnız geliştirmek isteyen, daha gergin ve öfkeli, özgüveni daha fazla, benmerkezci ve tepkisel özellikleri yüksek" kişiler olduğunu söylerler. Bunda özellikle daha "gergin ve öfkeli” tanımına dikkat çekmek gerekir. Tiryaki ve Ark'ın 1991 tarihli araştırmasında da spor yapanların yapmayanlara nazaran "daha dışa dönük ve duygusal olarak daha dengeli” oldukları saptanmıştır. Muhtemelen, takım sporunda sorumlulukların takım geneline dağılıyor olması, sporcunun stres düzeyini etkilemektedir. Peki, bireysel spor yapanlar ile takım sporu yapanlar arasında kişilik özellikleri fark ediyor mu? Cratty ve Vanek araştırmalarında bireysel spor yapanların takım sporu yapanlara Bireysel spor yapan sporcuların galibiyet ya da mağlubiyet sorumlusunun tek başına ve bizzat kendisi olması stres düzeyini artırmaktadır. Burada karşımıza önemli bir nokta çıkmaktadır: Kulüpler performans sporcusunu seçerken kişilik özelliklerini ne kadar göz önüne almaktadırlar? Bilindiği üzere genellikle sporcu seçimi, motor beceriler ve fiziksel performans esasına dayanmaktadır. Kişilik özellikleri bireysel sporları yapmaya daha uygun olan biri fizik performansına bakılarak takım sporu yapmak üzere seçildiğinde, takımın bir parçası olmakta zorlanmakta veya egosunu takımın başarısının önüne geçirmekte ya da çaba harcamayıp pasif kalmayı tercih etmektedir. Bu durumun takım başarısını birebir etkilediği güncel örneklerin çokluğu dikkat çekicidir. Buna karşın, kişilik özellikleri takım sporu yapmaya uygun kişilerin gene fizik performansı sebebiyle bireysel spor yapmak üzere seçilmesi de inisiyatif alamamasına, iç motivasyon eksikliğine sebep olmaktadır. Performans sporu yapan sporcuların kişilik özellikleri, sportif başarılarını doğrudan ve birincil olarak etkilemektedir. Kısaca bireysel ve takım sporu yapan sporcuların genel özelliklerini belirtmek faydalı olacaktır. Takım sporu yapan sporculardaki temel kişilik özellikleri: ortak amaç için yüksek motivasyon, yüksek uyum yeteneği, yardımlaşma ve paylaşma becerisi, atılganlık, bağımsızlık duygusu daha düşük ve yüksek aidiyet hissi. Bireysel spor yapan sporculardaki kişilik özelliklerinin bazıları ise; sonuç odaklılık ve sabır, doğru ve hızlı karar verme becerisi, çabukluk, ileri düzeyde refleks, yüksek kontrol becerisi, yoğunlaşma, çevikliktir. Kulüplerin Y kuşağına ait sporcuları seçerken birincil dikkat etmeleri gereken şey, sporcuların fiziksel performans ve motor becerilerinin yanı sıra kişilik özelliklerinin takım sporuna mı yoksa bireysel spora mı yatkın olduğunu saptamak olmalıdır. Günümüzde kulüplerin bu konuda kişilik testlerini uygulayan psikolog ve danışmanlardan destek almasının önemi, sporcu seçimiyle başlamaktadır. Devamında, sporcuların stres kontrolleri ve iç motivasyonlarının artırılması ve bunun da sporcu performansını artırması ancak psikolog ve danışman desteğiyle üst seviyeye çekilebilir. Kimdir Uzman Psikolog Ayla Akbuar Hekimlik mesleğinin üzerine "uygulamalı psikoloji" master'ı yapan Akbuar, 1997 yılından bu yana kurumlara yöne lik kişisel gelişim ve yönetim eğitimleri veriyor. Büyük klüplerden birinin kürek şubesine ergen sporculara yönelik "motivasyon ve stres eğitimleri" verdi. Yelken Federasyonu ile Türkiye çapında tüm sporculara, ebeveynlerine ve antrenörlerine yönelik "iletişim, stres ve motivasyon eğitimleri" veriyor. Bireysel psikolojik danışmanlık verme sinin yanı sıra, sporculara, antrenörlere ve üst düzey yöneticilere "motivasyon ve stres koçluğu" yapıyor. Aile / sistem dizimi terapisti olarak grup terapi seansları düzenliyor. 94 TÜRKİYE'NİN TENİS DERGİSİ 95 BİLGİ BÖLÜM BAŞLIĞI ADVERTORIAL Bunları Biliyor muydunuz? Hazırlayan: Gelareh Pelin Aydın Anatomi; “Zatürre” (Pnömoni) Kış mevsiminde artış gösteren Zatürre (Pnömoni), ölümle sonuçlanabilen ateşli bir hastalıktır. Bu hastalıkta akciğerlerde bulunan hava kesecikleri, iltihabi bir sıvıyla dolar. Akciğerlerin görevi olan; “oksijen alışveriş fonksiyonu” bozulur. Zatürre, İngiltere ve Amerika Birleşik Devletleri’nde tüm ölüm nedenleri sıralamasında 6. sıraya oturmakta, enfeksiyona bağlı ikincil ölümler arasında ise ilk sırayı almaktadır. Hücreler ve Sinir Sistemleri Vücudun en temel yapısal birimi hücrelerdir. Hücreler bir araya gelerek dokuları, dokular ise bir araya gelerek organları meydana getirir. Organların bir arada işleyi vücut sistemlerinin; sistemlerin uyum halinde çalışmalarıysa insanı oluşturur. Beden Sistemlerinin İşlevlerini Kısaca Gözden Geçirmek Gerek! İskelet Sistemi: Kemiklerden ve onunla ilişkili kıkırdak ve bağsı yapılardan oluşur. Yumuşak dokuları korur, destekler ve kas bağlantısı yapı iskelesi malzemesi sağlar. Kas Sistemi: Hareket etmeyi sağlar, içinde kaygan bir sıvı bulunan foliküllerden oluşur. Sinir Sistemi: Vücut içi işlevler ve çevre hakkında bilgi toplar. Bunları çözümler, vücudun işlevini denetler ve eş güdümü sağlar. İç salgı Sistemi: Vücut içi işlevlerin denetimiyle ilgili bir diğer sistemse, etkili olmak için vücut içinde dolaşan hormon adlı kimyasal habercileri kullanan iç salgı sistemidir. Dolaşım Sistemi: Kalp ve tüm damarlardan (atardamarlar, toplardamarlar ve kılcal damarlar) oluşur; besinleri, atık maddeleri, bazı özel proteinleri ( örneğin hormonları ) ve hücreleri vücudun içinde taşımaktan sorumludur. Lenf Sistemi: Önemli bir taşıma sistemidir. Fazla doku sıvısını damarlara geri götürür ve bağırsaktan kan dolaşımına yağ taşır. Diğer önemli bir göreviyse vücut savunmasıdır. Solunum Sistemi: Tüm vücuttaki doku ve hücrelerin gereksinimi olan gaz alışverişi ve oksijen alınması ile ilgilidir. Prof. Dr. Numan NUMANOĞLU Özel TOBB ETÜ Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı e-mail: [email protected] Kış Aylarının Korkulu Rüyası Boşaltım Sistemi: Vücuttaki sıvı ve tuz dengesini denetler ve azot atığını vücuttan atar. Üreme Sistemi: Gelecek neslin oluşmasıyla ilgilidir ve cenin gelişimi sırasında gelişmekte olan boşaltım sistemiyle bağlantılıdır. Hastalığın en önemli belirtileri: Tedavi: • yüksek ateş, halsizlik, • titreme, • sarı / yeşil veya paslı renkte balgam, • kuru ve hırıltılı öksürük, • sırtta ağrı hissi, • şiddetli baş ağrısı, • şuur kaybı, • kas ağrısı, • iştah azalması, • dalgınlık, • dudaklarda oluşan uçuklar, • hızlı solunum, • baş dönmesi, • miktarı azalmış idrar, • koma. • antibiyotikler, • yatak istirahati, • ateş düşürücüler, • öksürük kesici ilaçlar, • oksijen alınması, • bol sıvı alınması, • bol vitaminli ve yüksek kalorili diyet. Zatürrenin özellikle tehdit oluşturduğu risk faktörleri: • alkol, • uyuşturucu maddeler, • sigara, • kötü hayat şartları, • yetersiz beslenme, • huzurevinde yaşama, • ağır geçen grip hastalığı, • 65 yaş üstü olmak, • kreş çocuğu ile temas, • yakın zamanda konaklamalı seyahat, otel, ofis ortamında kalma, • ev su tesisatında değişiklik, • aspirasyon şüphesi, • kişide bulunan hastalıklar. Zatürre bulaşıcı bir hastalık mıdır? Bu hastalıktan aşı ile korunmak mümkün müdür? Zatürreye neden olan mikroplar kişiden kişiye, bir-iki metrelik mesafelerden, yakın temas sonucu bulaşırlar. Hastalığın sağlıklı kişilere bulaşması, öksürük, aksırık ya da hasta kişilerin konuşması sırasında havaya yayılan damlacıkların doğrudan solunması yoluyla gerçekleşir. Korunma için yapmamız gerekenler; • temizliğe dikkat etmek, • aşı yaptırmak, • sigara içmemek, • alkolden kaçınmak, • vitamin ve mineralleri düzenli almak, • altta yatan medikal durumları kontrol etmek, • iyi beslenmek, • immün sistemi (bağışıklık sistemini) güçlendirmek, • aspirasyona neden olan risk faktörlerini azaltmak • yıllık inflüenza ve • pnömokok aşılarını yaptırmak. Zatürre Hakkında Bilinmeyenler • Zatürre özellikle; küçük çocuklar, yaşlılar, kalp, şeker, böbrek ve bronşit hastalarında ölümlere yol açabilmektedir. • Zatürre genellikle iki hafta kadar sürer ama hastalık düzeldikten sonra kişi bir aydan uzun süre kendini halsiz ve yorgun hissedebilir. • Zatürreye erkekler kadınlara göre daha kolay yakalanırlar. • Siyah ırktan kişiler hastalığa karşı daha duyarlıdır. Sindirim Sistemi: Besinlerin yutularak mideye ulaşması, işlenmesi ve emilmesinin yanı sıra bazı atıkların vücuttan atılmasıyla ilgilidir. 96 TÜRKİYE'NİN TENİS DERGİSİ 97 SAĞLIK nasıl ölçeriz? İnsan vücudu kalbin pompalamadığı oksijenle çalışan bir makinadır. "Fit" olmak Bugün, aslında üst düzey rekabete çıkan her sporcu süper “fit” durumdadır (bazı dalgacı tembeller hariç!). ne demektir? Yazan: Dr. Deniz Gökçe ABD fizyologlarına göre altın madalya alan bir sporcu ile dördüncü olan ‘’ üzgün sporcu’’ arasındaki fitness farkı, aslında yüzde birden azdır. Ülkemiz insanının çoğunun ve bazı medyamızın, Olimpiyat, dünya şampiyonası, Avrupa şampiyonası veya ulusal şampiyonlarda, atletizmde, futbolda, basketbolda, voleybolda, güreş veya tenis gibi tüm sporlarda, kadın veya erkeklerde başarı ve madalya performansımız konusundaki görüşlerini oldukça yüzeysel buluyorum ve soruyorum? Bir insan olarak ilk defa yaptığınız bir işi mükemmel olarak yapacağınızı mı düşünürsünüz, yoksa hayatta mükemmel olan her şeyin, zamana yayılmış, acılı, özveriye ve bilimselliğe dayanan bir süreç sonucu gerçekleştiğini mi kabul edersiniz? 98 TÜRKİYE'NİN TENİS DERGİSİ En üst standartta performans, ancak çok saf insanlar tarafından kolay olarak görülür. Bu tür yaklaşımdaki insanlar da derhal eleştiriye geçerler. En kolay şey "çalışmamış keratalar" demektir. Halbuki sporun çok bilimsel bir temeli vardır. Bunu en az bilen toplumlardan olduğumuzu düşünüyorum. Sporda bilimsel hedef bedeninizden elde ettiğimiz performansı maksimum kılarak, kazanmaktır. Ama vücudumuz da örneğin genetik etkilerin sonucu belirlediği bir ortamda çalışmaktadır. Düşündünüz mü neden Jamaika, Bahamalar, Caymanlar veya S.Kitts ve Neviz, yani Karayipler'in her türlü adasından çıkan siyahi insanlar sprint yani sürat yarışlarında hep en önde, Bolt gibi? Çünkü ataları Batı Afrika’dan mesela Gana’dan köle olarak getirilmişlerdir ve özel bir genetik yapıları vardır. Veya neden Etiyopya, Kenya, Sudan gibi Doğu Afrika’dan gelen zenciler ise uzun mesafe yarışlarını paramparça eder geçerler? Çünkü genetik yapının etkileri belirleyicidir. Bunu söylemek ırkçılık değildir. Adalelerin aşağıda anlatılacak olan lif yapısı ve uzunluğu, sporda başarı potansiyelini yani sonucu belirler, bu da genetik bir faktördür. Peki bir sporcunun bedeninden maksimum veriyi aldığı veya almadığını Ama sokaktaki “fit” kavramı ile spor bilimindeki “fit” kavramı farklıdır. Fizyoloji uzmanları eskiden fit olmayı VO2 max ölçüsü ile ölçerlerdi. Şimdi fit olmanın en az dört boyutu olduğu düşünülüyor. VO2 max yanında, laktat eşiği (adalelerdeki asit birikimi ölçüsü), hareket ekonomisi yani biyomekanik ve maksimum sürekli çıktı ölçüsü, bu kilit dörtlüyü oluşturur. VO2 max ölçütü, aslında bir makine olan vücudun, her kilogram vücut ağırlığı başına her dakikada kaç kilometre oksijen yarattığını yüzde olarak ölçer. Normal bir insan yüzde 30, genç ve yeni sporcular yüzde 75 ve elit sporcular yüzde 82- 85 arasında ölçüm verirler. Süper sporcular yüzde 90 veren bir VO2 max oranına doğuştan sahip kimseler olabilirler. Ancak bilim adamları bugün, VO2 max değeri çok yüksek olmayan insanların da en üst düzey rekabette zirveye çıkabileceğini de düşünürler. Çünkü laktat ile pozitif hidrojen iyonları birleşerek, vücudun adalelerinin sıkma veya boşaltma kapasitesini, laktat asit çabuk temizlenmezse, engellerler. Çok yorulup adım atamayacak hale geldiğinizde duyduğunuz acının nedeni adalede biriken laktat sorunudur. Adale laktat nedeni ile daralıp genişlemezse de performansınız sınırlanır. Bu laktat eşiği açısından sporlar aerobik ve anaerobik diye sınıflandırılırlar. Sprint yani sürat yarışları anaerobiktir. Kalbin oksijen pompalaması için vakit yoktur. Bu nedenle zorlayınca adalelerde depolu oksijeni çabuk yer bitirirsiniz. Diğer taraftan uzun mesafe koşuları aerobiktir, kalp pompasına dayanır. Ama kürek çekmek ise hem aerobik hem de anaerobiktir. Sonuçta “fit” veya hazır olmak demek, kavramın bir boyutu ile vücudun laktik hedefe ulaşmak için daha kararlı Neşeli Sunucular çalışmak önemlidir. Bu da ancak kararlı asidi elden geçirme kapasitesi yeterliliği demektir. Diğer taraftan üst düzey sporcu olmak demek ise, bir başka açıdan da insanın tüm gün emek harcayarak ve acı çekerek uzun süre hazırlanmasını gerektirir. Ama başlangıçta söylediğim gibi burada önce genetik faktöre bakmak gerekir. Her canlı “fast twitch”, “slow twitch” veya “intermediate twitch” denen adale yapısı tipinden biri ile doğar. Eğer bedeninizde fast twitch ve intermediate twitch adale yapısı ile doğmadıysanız, sprinter olmanız mümkün değildir. Fast twitch adaleler de antrenmanla slow twitch haline döndürülemezler. Örneğin süper yüz metreci Bolt, berbat bir futbol oyuncusu imiş. Adale liflerinin genişliği de önemlidir.Çünkü lifler "ara kablosu" görevi görürler ve ne kadar geniş ve büyüklerse adale o kadar güç üretebilir. Ayrıca ailenizdeki, yani anne ve babanın adale ve lif yapısı da genetik miras oluşturması nedeni ile önemlidir. Bolt yeterince fast twitch sahibi bir vücuda sahip ve üstelik doğuştan da çok iri bir vücudu, uzun boy ve adaleleri var. Her şeyi, bir sprinter için Allah vergisi olarak mükemmel ve genetik kökeni de sağlam! ABD fizyologlarına göre altın madalya alan sporcu ile dördüncü olan “üzgün sporcu” arasındaki fitness farkı aslında yüzde birden azdır. Çok çok az yani! Yani bu fark aslında adalelere "azıcık biraz" daha fazla oksijen aktarma kapasitesi demek. bir psikolojik yapı ile ve sadece uzun zamanda sağlanabilir. Bu yazdıklarım akademik değil, ciddi spor dergisi düzeyinde yalın ve basit bilgilerdir. Ama bizim toplumumuzda üst düzey sporcular hakkında ileri geri konuşan ve yazıp çizenlerin bunlardan bile haberi olduğunu düşünmüyorum. Bir örnek vermek gerekirse, son Londra Olimpiyatları'na katılan voleybol ve basketbol bayan milli takımlarımızdaki kızlarımız da çok iyi hazırlanmışlardı. Ama her iki takım da boy olarak rakiplerinden kısa kalıyordu. Bu genetik bir faktör nedeni ile performans farkı demek. Veya bir profesyonel takım sporu örneği verirsek, ülkemizde aşırı doz yabancı oyuncu kullanılması da kendi sporcularımızı mahveden bir yaklaşım. Başarı için en kestirme çözüm ise, her zaman her yerde, genç sporcuya olanak ve destek sağlayan, iyi seçilmiş eğitmenler yetiştirilmesi ve bilimsel bir altyapı sistemi kurulmasıdır! İşte bilimsel anlamda fit olmak demek, bilgiye dayalı olarak, sürekli çalışıp o yüzde yarımı sağlamaktır. Yüksek performans demek ise o yüzde yarımı sağlayacak kadar fit olmak demektir. Ama tabii işin bir de psikolojik durumu var. Sonuçta bilimsel ölçüm, beslenme, ve egsersiz gibi şeyleri tamamlayan son faktör de psikolojidir. Genelde yetenekli doğmak başarı ve madalyası garanti etmez. Başkalarından çok daha fazla çalışıp, bilime saygı duyup, 99 ADVERTORIAL 100 TÜRKİYE'NİN TENİS DERGİSİ 101 GEZİ BÖLÜM BAŞLIĞI BÖLÜM BAŞLIĞI Yaşananları kendine saklayan gizemli şehir: Bükreş Yazan: Dr. Dt. Semih S. Yazıcı / Ağız, Diş, HAST. ve Cerrahisi Uzman Diş Hekimi Kendini kapalı kapılar ardına gizleyen bu şehri keşfe çıkmak, meraklı ve farklı bir bakış açısına sahipseniz sizi yeterince mutlu edecektir. Bükreş’i keşfetmek keyfin yanı sıra hüznü de sunacaktır size. Çünkü Bükreş tüm güzelliğinin yanında hüznü de sürükler kendisiyle. Tuna Nehrinin kollarından biri olan Dimbovita Nehri kıyısında kurulmuş olan Bükreş, Romanya’nın başkentidir ve günümüzde Romanya’nın ticaret merkezi olarak anılmaktadır. Avrupa’nın en gözde şehirlerinden biri olan ve bir zamanlar “Küçük Paris” ya da “Balkanlar’ın Paris’i” diye adlandırılan şehir; ortaçağa ait özgün tarihi yapıları, modern park ve bahçeleri, kiliseleri, heykelleri ve müzeleriyle keşfedilmeye değerdir. Ağaçların sıralandığı geniş bulvarlarıyla ve bu bulvarların üzerinde inci tanesi gibi dizilmiş Belle Epoque (the Age of Beauty) Dönemi binalarıyla meşhur Bükreş’te keşfetmeye değer birçok yer bulabilirsiniz. Bunlardan en önemlisi kuşkusuz Nicolae Ceauşescu (Nikolay Çavuşesku) tarafından saray olarak yaptırılan ve şimdilerde 1000 odasıyla dünyanın en görkemli parlamento binalarından biri olan Casa Paporuli’dür (İnsanların Evi). Komünist lider Ceauşescu’nün ölümünü ve komünizmin yıkılışını temsil eden Piata Revolutiei de (Devrim Meydanı) mutlaka ziyaret edilmelidir. Ayrıca Paris’teki Champs-Elysees’den bile uzun bulvarı Soseaua Kiseleff’in üstünde tüm görkemiyle yükselen Zafer Anıtı da Bükreş’in en önemli noktalarından biridir. Prens Vlad’ın Güney Romanya’yı idare ettiği sırada yaptırmış olduğu şatonun Bram Stoker’in ünlü romanı Dracula’ ya esin kaynağı olduğunu ve şatoyu gezerken aynı zamanda romanın sayfalarını da aşındırdığınızı hissedebilirsiniz. 102 TÜRKİYE'NİN TENİS DERGİSİ Bükreş’i gezerken size eşlik eden çok sayıda olgunun varlığını benliğinizde hissedebilirsiniz. Efsaneler, tarih, acı, diktatörlükler ve bir kentin hüzünle yeniden dirilişi… Bükreş; müzeleri, tiyatroları, opera ve konser salonlarıyla kültürel açıdan da oldukça zengin bir şehirdir. Bükreş Ulusal Sanat Müzesi 70 binin üzerinde esere ev sahipliği yapmaktadır. Müzede Brancusi, Grigorescu, Amman ve Andrescu gibi önemli Romanyalı sanatçıların eserlerinin yanı sıra Rembrandt, Rubens, El Greco, Renoir ve Cézanne gibi dünyaca ünlü sanatçıların da eserlerini görebilirsiniz. Ortaçağ ve komünizmi yaşamış modern ve çağdaş bir kent olan Bükreş’te kendinizi çok zengin bir kent kültürünün içinde bulabilirsiniz. Sahne sanatları ( opera, bale, senfonik müzik, tiyatro), görsel sanatlar (çok sayıda sanat galerisi) ve eğlence türleri (gazinolar, sinemalar, sirkler ve festivaller) bu kent kültürünün çok yönlülüğünü oluşturmaktadır. Bu bağlamda önündeki küçük meydanda Atatürk büstünün yer aldığı Odeon Tiyatrosu da mutlaka görülmelidir. Büstün kaidesinde yer alan Atatürk’ün “Yurtta barış, dünyada barış” sözü barışın tüm insanlık kadar Romenler için de son derece önemli olduğunun bir kanıtıdır. Bükreş’te uluslararası mutfaklardan ve Romen mutfağından örnekler sunan çok çeşitli restoranlar bulabilirsiniz. Dans eşliğinde yemek yemek kent kültürünün bir parçası olduğu için hemen hemen her restoranda dans pistine rastlamanız mümkündür. Ayrıca kentte kahve mekânları da oldukça popülerdir ve birçok Avrupa kentinin aksine Bükreş’te Türk Kahvesi de içebilirsiniz. Kentin şarabı da çok ünlüdür ve tüm dünyaya satılmaktadır. Romenler, son yıllarda kort yapımına ağırlık vermişler. Son 5 yılda kortlar, %350 oranında artmıştır. Bu haliyle tenis, şehrin büyülü dokusuna, enerjik bir renk katıyor. Bükreş’i gezerken size eşlik eden çok sayıda olgunun varlığını benliğinizde hissedebilirsiniz. Efsaneler, tarih, acı, diktatörlükler ve bir kentin hüzünle yeniden dirilişi… 103 ADVERTORIAL Berard Metodu ile işitme dinlemeye dönüşür… Berard Metodu nedir? 1997 yılında idealist bir kadro ile yola çıktık, 14 yıldır eğitim kalitemizden ödün vermeyerek öğrencilerimizle birlikte büyük başarılara imza attık, onların başarıları ile gururlandık, yolumuza devam ettik. Küme Eğitimde öğrencilerimiz öğretimin yanında belli bir disiplin ve sevgi ortamında eğitim alırlar. Onların başarıları bizlerin gururu olmuştur ve olmaya devam etmektedir. Kulak-burun-boğaz uzmanı Fransız asıllı Dr. Guy Berard, bugün dünyada dev bir konsantrasyon yöntemi olarak tanınan yöntemini inşa etti. Dr. Berard, işitsel durumun davranışlarımızı yönlendirdiğini savunuyor. Yani “nasıl işitiyorsak, öyle davranıyoruz.” Amacı öğrenmede çok etkili olan işitsel algıyı güçlendirmek, işitsel dengesizliği ortadan kaldırmak olan 60 yıllık bu yöntem, bugün dünyada 450 merkezde uygulanmaktadır. • • • • • • • • Konsantrasyonu ve dikkati artırıp öğrenmeyi hızlandırır Strese karşı dayanıklılığı güçlendirir. Sınav kaygısını azaltır. Okurken konuya odaklanmaya yardımcı olur. Akademik başarıda önemli yol oynar. Sözel yeteneği geliştirir. Hafızayı güçlendirir. Özellikle iletişim sorunu yaşayan ve içine kapanık çocukların sosyal çevreye daha uyumlu gelmesinde olumlu etkisi vardır. Kimler Yaralanabilir? • • • • • • • • Sınav kaygısı olanlar SBS, YGS, LYS, KPSS sınavlarına hazırlananlar Derse odaklanmada zorluk çekenler Ders çalışırken ya da sınav esnasında dikkatini toparlayamayanlar Derse çalışıp tam verim alamayanlar Konsantrasyonu en üst seviyeye yükseltip dikkat hatalarını en aza indirmek isteyenler Akademik zekasını en üstün şekilde kullanmak isteyenler Sözel ve sayısal ifadelerini geliştirmek isteyenler BERARD İŞİTSEL ALGI EĞİTİMİ Kalite anlayışımız, eğitim felsefemiz ve istikrarlı çizgimizle; 14 yıllık deneyimimizi öğrencilerimize aktarıyoruz. En temel ilkelerimizden biri gelişmekte olan eğitim tekniklerini takip etmektir. Bu yaklaşımla, Avrupa'nın birçok ülkesinde yıllardır uygulanan ve başarısı kanıtlanmış olan Berard İşitsel Algı Eğitimi’ni dershanemiz çatısı altında paylaşıyoruz. Nasıl Uygulanıyor? Dr Berard tarafından geliştirilen ve yöntemin temelini oluşturan Earducator adlı eğitim cihazı, özel olarak seçilmiş müzikleri modüle ederek işler. Frekanslar ve filtrelerle değişime uğramış bu sesleri özle bir kulaklık vasıtasıyla eğitimi alan kişiye ulaştırır. İşitme; dışarıdaki seslerin pasif bir şekilde bize gelmesidir. Dinleme ise, bizim istek ve ilgilermize göre sesleri seçmemizdir. Bu nedenle dinleme yeteneği az olan ya da bunu yanlış kullananların dikkatleri çok çabuk dağılır. Dikkatlerini uzun süre aynı konu üzerinde yoğunlaştıramazlar ve tüm duyu organlarından gelen algıları birleştirmede zorlanırlar. İşitsel algı eğitimi olarak bilinen BERARD Yöntemi bu ilkeye dayanır. 104 TÜRKİYE'NİN TENİS DERGİSİ İlker & Nazan ÇORSUZ www.kumeegitim.com Atatürk Bulvarı, Bulvar Palas İş Merkezi No:141, Kat:4, Daire:81-82 KIZILAY-ANKARA 03124186642Tel: 03124186642Fax: E-mail:[email protected] 105 MAKALE BÖLÜM BAŞLIĞI Tenis Aşkı Başkadır Yazan: Yeşim Özdemir Aşti Ne güzel bir duygudur aşk. Yaşı yoktur derler. Doğrudur da, her yaşta bu duygu doludizgin yaşanabilir. İnsanı gençleştiren, enerjisini yükselten, hatta güzelleştiren bir duygudur. Herkesin aradığı, bulanın kaybetmek istemediği, dünyada atan her kalbin yaşadığı en güzel duygudur şüphesiz. Üzerine milyonlarca kitabın, şiirlerin yazıldığı tek duygudur belki de. Doğan büyüyen her insanın bu yüzden kim bilir kaç kere akmıştır gözyaşları. Gene de herkes aşık olmak ister. Çoğu kişiye de acı verir bu duygu, hele bir de karşılıksız bir aşk ise yaşanılan, ciddi yaralar insanı. Ama her aşk karşılıksız değildir tabi ki. Aşkın da bin bir çeşidi, her bünyede yaşanan başka bir tarifi vardır. Mesela tenis aşkı diye bir gerçek var. Baktığımızda tenis aşkı ile aşklarımızın arasında ne çok ortak nokta var; İkisi de genellikle iki kişi arasında gerçekleşir ve bu iki kişinin karşı cinslerden olması gerekmez, İkisinde de ne kadar emek verirseniz o kadar karşılığını alırsınız, İkisinin de yaşı yoktur, her yaşta aşık olabilir ve her yaşta tenis oynayabilirsiniz, İkisini de yaşarken karşınızdakine konsantre olursunuz ve gözünüz başka hiçbir şey görmez, Her ikisini de yaşarken, kendinizin saklı kalmış taraflarını keşfedersiniz. Aşkta kıskançlığın tavanına vururken, kortta en yakın arkadaşınızın karşısında kendinizi raketinizi bilerken bulabilirsiniz, İkisinde de zaman zaman duygu karmaşaları yaşarsınız. Aşkınız tek taraflı da olsa ya da karşınızda bir duvar da olsa kendi kendinize bir kızar, bir mutlu olur, bir alkışlar, bir hırs yaparsınız, İkisinde de her zaman başka rakipler vardır. Yan masada etekleri uçuşan tutkuyla topa vuran hanımlar ya da bilekliklerine terlerini silen centilmen beyler her yerde boy gösterir, İkisinin de nedeni yoktur, sadece seversiniz ve istersiniz, İkisi de yaşam tarzınız tutkunuz olur, hayatınızı ona göre düzenlersiniz, 106 TÜRKİYE'NİN TENİS DERGİSİ Aşkın her türlüsü güzel, kortlarda olduğu gibi, bizi bir sağa bir sola savurmasını dahi seviyoruz, kalbimiz ister kortta atsın ister sevgilimizin avuçları arasında hiç önemli değil. ü aşklarımız yu süren, uzun ömürl Tutkusu bir ömür bo , ister raket kların ister yüzük izi olsun, elimizde bu aş n, ama elimiz uç içi nasırlarımız olsu tutamaktan oluşan av sevgilimizin raketle dolsun ya da hiç boş kalmasın ya Hepimiz için Günü’nüz kutlu olsun. elleriyle. Sevgililer bir yıl olsun… spor dolu tenis dolu 107 BÖLÜM BAŞLIĞI C M Y CM MY CY CMY 108 www.twitter.com/DamatTween www.facebook.com/damat_tween K TÜRKİYE'NİN TENİS DERGİSİ BÖLÜM BAŞLIĞI 110 TÜRKİYE'NİN TENİS DERGİSİ
Benzer belgeler
AAAllliii BBBeeeyyy CCCllluuubbb MMMaaannnaaavvvgggaaattt
çocuk kortu, 1 adet de funkort bulunmaktadır. Tenis merkezimiz tenis antrenmanını düşünenler için olduğu gibi aynı zamanda
yalnız gelen tenis düşkünlerine de uygundur. Tenis merkezimiz PCT Tenis Ok...