ocak-2016 - Petinfo Dergi
Transkript
ocak-2016 - Petinfo Dergi
petinfo www.petinfodergi.com 28. Meslektaşlarımız Royal Canin Türkiye ile kapsamlı bir lansmanda buluştu. 44. Bayer Türk Hayvan Sağlığı ailesiyle söyleşi 64. Çin pet pazarı ile ilgili en güncel araştırmalara hep beraber göz atalım 832016 OCAK PET SAĞLIĞI DERGİSİ hipotermİ Hipotermi nedir, Çeşitleri ve komplikasyonları nasıl gelişir? Anestezi, hipoterminin oluşumunda nasıl rol oynar? En uygun tedavi şekilleri hangileridir? içindekiler & editör ALTI Mesleğimizin ve pet dünyasının tüm güncel ve ilgi çekici haberleri 44 KIRKDÖRT Deneyimi ve hayvanlara değer veren insanlarla çalışması ile bilinen Bayer Hayvan Sağlığı’nın merkez ofisini ziyaret ettik. Veteriner Hekim ENİKÖ KİRALY AVCI Yazı İşleri Sorumlusu KIRKSEKİZ Klivet Ankara tarafından gerçekleştirilen seminerde, meslektaşların yoğun ilgisiyle göz, her ayrıntısı ile fethedildi. ONSEKİZ Bursa’da düzenlenen toplantısında bir araya gelen Bayer Türk Hayvan Sağlığı ailesi emin adımlarla ilerlemeye devam ediyor.. 20 ELLİİKİ Hipoterminin çeşitleri ve ardında yatan birçok komplikasyon hakkında ayrıntılı konuşalım. YİRMİ Hasvet Medikal’in, verdiği yüzlerce eğitimin birikimlerinden doğan bir gözlemin sonucu çıkan Datavet programı hakkında ayrıntılı bilgiler. YİRMİDÖRT Dr. Bayer ile şampuanların nasıl kullanılması gerektiğini öğrenelim! ALTMIŞ Eğitim ve psikoloji köşemizde Vet.Hek.Dr. Gürbüz Ertürk, kent hayvanlara nasıl yaklaşmamız gerektiğini detaylı anlatıyor. 64 ALTMIŞDÖRT Güçlü ejderha, Çin pet marketinin son pazar araştırmalarına bakalım. Çinli hayvanseverler petli için neden her sene milyarlar harcıyor? YİRMİSEKİZ Türkiye’deki merkezinden bize kaliteli hizmet sunmaya devam eden Royal Canin, meslektaşlarımız ile kapsamlı bir lansmanda buluştu 36 OTUZALTI MVM ile elektrolit analizlerini arttırmak, teşhis ve tedaviyi bir üst seviyeye taşımak için izlenecek en iyi yolları araştırdık. ALTMIŞALTI Kışın kullanılan kimyasal maddeler hayvanlara ne derece tehlikelidir? doğa dostu Yeni Petinfo ‘Değişmeyen Tek Şey Değişimdir’ sloganıyla 2016 yılına merhaba diyoruz. Yeni yılda sektörümüzün en güçlü yayın organı olan Petinfo dergimizi çağdaş, modern dünyaya uygun, doğa dostu ve uluslararası saygın dergilerin kullandığı ölçü ve materyallerle hazırladık. Aynı zamanda, Türkiye’de bir ilke imza atarak sosyal sorumluluklarını yerine getiren doğa dostu bir dergi konseptine geçtik. Yeni ölçü ve tasarımımızla birlikte ilanlarınız, resimleriniz, toplantı ve haberleriniz daha büyük, daha ferah, daha modern bir çizgiyle hedef kitlemize ulaştırılacağına inanıyoruz. Eski köşe yazarlarımız da yeni yüzleri ile karşınızda; Dr.Bayer, kaliteli şampuanların etkisinden en iyi seviyede faydalanabilmemiz için, kullandığımız ürünlerle ilgili ayrıntılı bilgi vermektedir. Düzenli olarak elektrolit ölçümü yapmak, teşhisi ve müdahaleyi bir üst seviyeye taşıyarak veteriner hekimin ve kliniğin değerinin artmasını iddia eden MVM Hayvan sağlığı, bu sayımızın teknik köşesinde kilit nokta olan elektrolitler ile ilgili bilgiler paylaşmaktadır. Yeni yılımız çok hareketli başladı; Royal Canin Türkiye, hayvan sağlığı sektöründe çalışan meslektaşlarımızı bir araya getirerek yılın ilk tanıtımı ve lansman toplantısını gerçekleştirdi. Eğitim seminerleri ile devamlı beğeni toplayan Klivet ise her ay düzenlediği mesleki etkinlikleri ile bilgilerimizin eksilmesine hiç müsaade etmemektedir. Bakalım, bu yıl bize neler getirecek. petinfo Ocak Sayı: 83 Pet Sağlığı Dergisi, ayda bir yayımlanır. YAYIN TÜRÜ SÜRELİ YEREL SAHİBİ Mat Medya Tanıtım Hizmetleri Tic. Ltd. Şti. Mehmet Aktop GENEL KOORDİNATÖR Barış Kolgu [email protected] YAZI İŞLERİ SORUMLUSU Veteriner Hekim Enikö Kiraly Avcı [email protected] EDİTÖRLER Veteriner Hekim Gizem Kutun gizemkutun@matmedya. com, Veteriner Hekim Gökçem Türkan [email protected] KATKIDA BULUNANLAR Dr. Gürbüz Ertürk, Dr. Lora Koenhemsı, Veteriner Hekim Sara Ece Ulutürk ART DİREKTÖR Ebru Dereli [email protected] GRAFİK TASARIM emel vural [email protected] DANIŞMA KURULU Prof. Dr. Ahmet Ergün, Prof. Dr. Nilüfer Aytuğ, Prof. Dr. Tamer Dodurka, Yrd. Doç. Dr. Özlem Şengöz Şirin, Dr. Banu Dokuzeylül BASKI Gezegen Basım San. Ve Tic. Ltd. Şti. 100 Yıl Mahallesi Massit Matbaacılar Sitesi 2. Cadde Gezegen Binası No: 202/A Bağcılar/İstanbul Sertifika No: 12002 ADRES Yayıncılar Sokak 10/4 34414 Seyrantepe - İstanbul Tel: 0212 324 50 56 - 324 50 59 REKLAM REZERVASYON Yudum Barutçu [email protected] ABONE Banu Sayınç [email protected] www.matmedya.com Dergimizde yayınlanan röportaj ve ilanların sorumluluğu sahiplerine aittir. Fotoğraflar izinsiz kullanılamaz. Petinfo Dergisi veteriner hekimlere ve ecza depolarına yönelik bilimsel içerikli, mesleki, ücretsiz, sektörel bir yayındır. 4-5 PETİNFO notlar Kediler neden salatalıktan korkar? Sosyal medyaya yüklenen ‘komik’ videolarda, sahibinin yere koyduğu salatalığı bir anda fark eden kedilerin verdiği tepkiler izleyenleri güldürüyor. Tahmin ettiğiniz gibi, olayın salatalıkla alakası yoktur. Kediler aslında yırtıcı hayvanlara karşı irkilme refleks duyuları barındırırlar. Arkanıza dönüp ne olduğundan emin olmadığınız bir nesne ile karşı karşıya kalırsanız siz de aynı tepkiyi verirdiniz. Bu davranış ne kadar komik olursa olsun, stres yaratmak iyi bir şey değil; kedilerin psikolojisine ve evin yarattığı güvenlik hissine karşı ciddi zararlar verebilir. KIŞ GELİYOR Havalar çok soğuk. Biz sıcak kliniğimizde otururken bunun pek farkında olmayabiliriz tabi ama sokak kedilerinin birçoğu sığınacak yer bulamayınca donarak ölüyor. Soğukta yiyecek bulamayan kediler ise açlıktan zayıf düşüyor. Veteriner hekim olarak bu hayvanların da korunması bizim görevimizdir. Basit malzemelerle hazırladığımız kedi evlerini kliniğimizin yanına yerleştirerek birçok canı kurtarabiliriz. Hafta sonu eğlenceli bir kedi evi yapma etkinliği düzenleyerek müşterilerimiz ile bir araya gelmek ve etrafımızda oturan hayvan sahipleri ile tanışmak için harika bir fırsat yakalayabiliriz. 6-7 PETİNFO Yeni fakülte yönetimi göreve başladı İstanbul Üniversitesi Veteriner Fakültesi Dekanlığına yeni ataması yapılan Prof. Dr. Güven Kaşıkçı ve fakültenin Dekan Yardımcılığına yeni atanan Prof. Dr. Hasret Yardibi ve Prof. Dr. Nuri Turan görevlerine başladı. Hocalarımıza tebrik eder, yeni görevlerinin hayırlı olmasını dileriz. notlar İstanbul’un sokak köpeği Amerika’nın göz bebeği oldu! Esenyurt’ta bir trafik kazası sonucu omurgası kırılan ve yürüyemez hale gelen sokak köpeği, ABD’de yeni yuvasına kavuştu. Şanslı köpek Türk Hava Yolları’nın tarifeli seferiyle İstanbul’dan New York’a gönderildi. Omurga kırığı, Türkiye’de ya da yurtdışında herhangi bir tedaviye cevap verecek bir kırık değildi. New York’ta bir veteriner hekime sahiplendirilen köpeğin tekerlekli sandalye yardımıyla uzun sürecek hayatını mutlu şekilde yaşayacağını umut ediyoruz. 8-9 PETİNFO Diş bakımı önemlidir Bir kedi için küçük, veteriner ortopedisi için büyük adımlar Iowa State Üniversitesi Veteriner Fakültesi’nde araştırma görevlisi olarak çalışan Dr. Mary Sarah Bergh, tibiasından itibaren arka ayakları doğuştan olmayan 3 yaşındaki tekir kedi Vincent’e yeni bir hayat verdi. Üniversite, ortopedik ürünleri üreten Biomedtrix şirketiyle yürüttüğü ortak çalışma sonucu Vincent’in femuruna yerleştirilmiş özel protezler elde etti. İmplantın tasarımı, zamanla femurun kemik üremeleri sonucu onunla birleşmesine izin verir ve bu şekilde kedi daha rahat bir şekilde hayatına devam edebilir. İlk defa 2014’te ameliyat masasına yatan kedi şimdi çok iyi, hekimlerinin dediğine göre yakın zamanda rahat bir şekilde zıplayıp koşabilecek hale gelir. Tek sorunu, titanyum implantın birleşme noktasının enfeksiyonlara açık olması. Bakterileri önlemek için Vincent’in sahibi günde iki defa antibiyotik sprey kullanmalı. Ama böyle tatlı bir kedinin büyük başarısından sonra bu gerçekten sorun olmayabilir. The Forsyth Institute veteriner hekim dişçileri kedilerin ağızlarını daha ayrıntılı incelemeye karar verdiler. Bu ayrıntılı çalışma sonucu yayımlanan makalelere göre ise felinlerin dental plağında bulunan bakterilerin, insan ağızındaki bakteri kültüründen tamamen farklı olmaları tespit edildi. Bu nedenden dolayı, insan ağzında bulunan bakterilerin, kedilerin ağızında enfeksiyon oluşturma ihtimalleri çok düşüktür. Araştırmacılar, son DNA tespiti teknolojisini kullanarak felin dental plakta 267 tür bakteri bulup, verileri sağlıklı kedilerin ağız florası ile karşılaştırdı. Büyük ilgi gören çalışma Veterinary Microbiology 2015 Şubat sayısında yayımlandı. Bu çalışma ile hayvanların ağız hijyeninin en az insanlarınki kadar önemli olduğunu anlayabiliriz ve bu bilgi doğrultusunda pet sahiplerine özel diş bakım ürünlerini, hayvan diş fırçası kullanımını önerebiliriz. notlar Bitlis’teki köpek kulübeleri kar altında kayboldu Sokak hayvanlarına çip takılacak İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Meclisi’nde, sokak hayvanlarının bakımı ve korunması amacıyla İBB ile ilçe belediyeleri arasında protokol yapılması onaylandı. İBB Meclisi’nin aralık ayı toplantısının 2. birleşimi, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin Saraçhane’deki binasında yapıldı. Toplantıda, Sarıyer›de yapımı tamamlanan Kısırkaya Hayvan Barınağı ve Rehabilitasyon Merkezi›ne ilçelerden getirilen sokak hayvanlarının bakımı ve korunması amacıyla İBB ile ilçe belediyeleri arasında protokol yapılmasına ilişkin teklifin yer aldığı rapor, oylamaya sunuldu. İtirazlarını dile getiren üyelerin ret oyuna karşın, rapor oy çokluğuyla kabul edildi. Protokolü imzalayan ilçelerden alınan sokak hayvanları, Kısırkaya Hayvan Barınağı ve Rehabilitasyon Merkezi’ne getirilecek. Aşılanması, kısırlaştırılması ve tedavisi biten hayvanlar çip takılma uygulaması ile kayıt altına alınarak, alındıkları ortama geri bırakılacak. Protokolü imzalayan ilçe belediyeleri, sokak hayvanını kendi ilçe sınırları içerisinde alındığı ortama geri bırakmakla da yükümlü olacak. 10-11 PETİNFO Hayvan Hastanesinde BVHO üyelerine indirim Bursa Veteriner Hekimler Odası ile Uludağ Üniversitesi Veteriner Fakültesi arasında imzalanan işbirliği protokolü ile serbest veteriner hekimlere, hayvan hastanesi ve laboratuvarında muayene ve analiz ücretlerinde indirim imkânı sağlandı. Protokole göre ultrasonografi sonuçları hastayı getiren hekime sözlü olarak, röntgen sonuçları ise hekim ve hasta sahibine getirecekleri CD’ye yüklenerek 10 lira ücret karşılığında verilecek. Laboratuvar analiz sonuçları ise numuneyi getiren kişilere kâğıt çıktısı olarak verilebilecek. Bursa Veteriner Hekimler Odası Başkanı Sinan Sağlam, serbest çalışan veteriner hekimlerin hayvanların teşhis ve tedavisinde Uludağ Üniversitesi Hayvan Hastanesi ve laboratuvarından yararlandığını belirterek, imzaladıkları bu önemli protokol ile üyelerine hizmet alımında indirim imkânı sağlayarak destek olduklarını söyledi. Son günlerde yoğun şekilde etkili olan kar yağışı nedeniyle arabaların kar altında kaybolduğu haberlerinin sık sık gündeme geldiği Bitlis’te kar yağışından köpek kulübeleri de nasibini aldı. Bitlis ve Tatvan ilçesinde hayvan barınakları yağan son karla birlikte adeta kara gömüldü. Görevli belediye personeliyle birlikte Bitlis merkez ve Tatvan ilçesindeki barınaklarda bulunan yaklaşık 150 köpeğe bakarak onlarla yakından ilgilenen HAYTAP üyesi Dr. Damla Şahin, köpekler ve diğer hayvanlar için belediye ile birlikte seferber olduklarını söyledi. Gerek Bitlis ve gerekse Tatvan’daki barınaklarda yaklaşık 150 köpeğin bulunduğunu belirten Dr. Şahin, Bitlis’teki çetin kış şartları nedeniyle hayvanların oldukça zorluk çektiğini ifade etti. Şahin, “Sert geçen kış şartları ve yoğun kar yağışı nedeniyle hayvanlar oldukça ciddi sorunlar yaşıyor. Bundan dolayı hayvan mamasına ve ısıtıcıya ihtiyaç var. Hayvanların çoğu da maalesef ya yaşlı, ya sakat. Burada bulunan birçok köpek kulübesi karlar altında kaldı. Bu yüzden tüm insanların duyarlılığına ve desteklerine ihtiyacımız var.” diye konuştu. notlar İnsanlar sorumludur Eylül 2014 tarihinde, sorumsuz sahibinin, saldırgan olduğunu bildiği halde kayışsız gezdirdiği köpek, kayışıyla akşam yürüyüşü yapmakta olan pug köpeği Balzac’ı korkunç bir şekilde öldürdü. O günden bugüne, kötü insanların yetiştirdiği ve hâkim ol(a)madığı şanssız ve suçsuz köpekler tarafından birçok canlı yaralandı ya da öldürüldü. Maalesef böyle olaylar, tamamen suçsuz olan hayvanları canından alır. Bu dava neden önemlidir? TCK 177 – Gözetimi altında bulunan hayvanı başkalarının hayatı veya sağlığı bakımından tehlikeli olabilecek şekilde serbest bırakan veya bunların kontrol altına alınmasında ihmal gösteren kişi, 6 aya kadar hapis veya adli para cezası ile cezalandırılır. Fiil somut tehlike suçu niteliğindedir. Türkiye’de hayvanın hayvana zarar vermesi ile ilgili örnek bir karar henüz yok. Bu maddeden açılan daha önceki davalar, insana zarar gelmesi üzerine yoğunlaşmıştır. 2016’da kararı alınacak Balzac Davası, hayvana zarar gelmesiyle ilgili atılacak adımların ilki olacaktır. Sahipsiz köpeklere 4 bin 500 yeni yuva KARABAŞ AKBAŞ ‘Karabaş’ ve ‘Akbaş’ ABD yolcusu Balıkesir’de yetiştirilen “Karabaş” ve “Akbaş” cinsi köpekler dünyanın birçok ülkesinde yaban hayatının korunması için kullanılıyor. Ayı, kurt, çakal, çita ve tilki gibi hayvanları sürülerden uzak tutan bu köpekler, yakında ABD’de bulunan Yellowstone Milli Parkı’ndaki yaban hayatını korumak için yola çıkacak. Balıkesir’de Akbaş ve Karabaş köpeklerinin yetiştirildiği Türk Çoban Köpekleri Araştırma, Üretim ve Tanıtım Merkezi Başkanı Muhammet Karakoyun, yaptığı açıklamada, Karabaş ve Akbaşların yürütülen projeler kapsamında yurt dışına gönderildiğini, orada üremesinin sağlandığını anlattı. Türkiye’nin en büyük hayvan barınaklarından olan Büyükçekmece Belediyesi Sahipsiz Hayvanlar Bakım ve Rehabilitasyon Merkezi’nde sahipsiz köpekler, konforlu ve sıcak 4 bin 500 yeni kulübeye kavuştu. Her geçen gün bölgede artan sokak hayvanları sayısı için üzüldüğünü belirten Büyükçekmece Belediye Başkanı Hasan Akgün, “Köpeklerimiz 2016 yılına sıcak ve konforlu yuvalarıyla girdi. Köpeklerimiz artık kendilerini daha güvende hissedip, sıcak yuvalarında hayatlarını sürdürmeye devam edecekler. Biz barınakta bulunan sahipsiz hayvanlar için imkanlarımız doğrultusunda en iyisini yapmaya çalışıyoruz. Ancak sokaklarda bakımını sürdürdüğümüz kedi ve köpeklere özellikle havaların çok soğuk veya sıcak olduğu günlerde insanlarımızda yardım eli uzatmalıdır. Büyükçekmece halkının bu anlamdaki duyarlılığı beni mutlu ediyor.” şeklinde konuştu. Petinfo ailesi 2015’te neler yaptık? olarak geride hareketli bir yıl bıraktık ve şimdi hep beraber geçirdiğimiz bu yeniliklerle ve etkinliklerle dolu senenin nostaljisini yapma vakti onbEŞ 5181 33 Makale Firma röportajı Teknik yazı Toplantı 194 20 1911 293 FİRMA HABERİ kongre seminer Dünya ve Türkiye’den haberler PETİNFODERGİ.COM KAYITLI ÜYE SAYISI 26 klinik röportajı toplantı DİNAMİK EKİBİMİZLE EMİN ADIMLARLA İLERLİYORUZ Bayer Türk Hayvan Sağlığı ailesi, başarılı bir yılın ardından Bursa’da düzenlenen toplantısında bir araya geldi. 1. Işık Furkan Okyar, Caner Önat, Canberk Balaban, Gülden Yılmaz, Yard. Doç. Dr. Hüseyin Cihan, Cem Keskindil, Ensar Ulaş Akbay 2. Caner Önat, Canberk Balaban, Prof. Dr. Veli Yılgör Çırak, Gülden Yılmaz, Cem Keskindil, Işık Furkan Okyar, Ensar Ulaş Akbay B ayer Hayvan Sağlığı, pet ürünleri ekibi ile 21-25 Kasım tarihleri arasında Bursa Divan Otel’de eğitimlerini gerçekleştirdi. Tamamı veteriner hekimlerden oluşan ekibimiz, eğitim ve bilgi dolu bir hafta geçirerek Bayer Türk Hayvan sağlığı ailesinin tüm üyeleriyle tanışma fırsatı yakaladı. Eğitim dolu günlerin ardından geleceğe hazırız Prof. Dr. Veli Yılgör Çırak ve Yard. Doç. Dr. Hüseyin Cihan’ın katılımlarıyla ekibimiz hem bilgilerini tazeledi hem de keyifli zaman geçirdi. Bayer Hayvan Sağlığı için hareketli geçen 2015 senesi ardından, gerçekleştirmiş olduğumuz bütün etkinlikler ve faaliyetler gözden geçirilerek, konular hakkında değerlendirme toplantıları yapıldı. Önümüzdeki yıl içinde ekibin yeni hedeflerinden ve beklentilerden bahsedildi. Hayvan Sağlığı ekibi ile birlikte geleceğe emin adımlar ile ilerleyen Bayer Türk, yeniliklerle dolu 2016 yılı için hazır. 18-19 PETİNFO advertorial Bilgiye Ulaşmanın En Kolay Yolu zaman sahip olduğumuz en değerli şey. Öğrendiğimiz, bildiğimiz, biriktirdiğimiz ve gelecekte ihtiyacımız olan; Güncel Bilgi Datasına kolay ve hızlı ulaşım. D atavet, Hasvet Medikal’in 20 senelik deneyimi, 6 senelik sektör liderliği, Veteriner Hekimlere sağladığı binlerce cihaz, öğrenci ve hekimlere verdiği yüzlerce eğitimin birikimlerinden doğan bir gözlemin sonucudur. Datavet nedir? Datavet yüzlerce hastalık ya da sendromun laboratuvar bulgularını kliniğinize gelen hastanızın test sonuçlarıyla karşılaştırmanızı sağlayan, hastalıklarla ilgili bilgi edinmek istediğiniz tüm verileri (hastalık tanımı, etiyoloji, duyarlı ırk ve yaşlar, klinik ve laboratuvar bulguları, prognozu, tanı ve ayırıcı 20-21 PETİNFO tanısı, tavsiye edilen tedavi yöntemleri) ulaşmanız çok kolay olan bir yere, cebinize indiren yardımcınızdır. Onu Veteriner Hekimliğin datasına pratik, kolay ve uygulanabilir bir şekilde mobil platformlardan ulaşmanızı sağlayan bir uygulama olarak size sunuyoruz. Datavet mobil uygulaması laboratuvar sonuçlarından yola çıkarak hastalıklara götürme rotası izler. Tek tıkla bilgi Hemogram, biyokimya, idrar, hormon, kan gazları gibi laboratuvar sonuçlarını giriş ekranında işaretleyin ya da değerini yazın. Sonuçları karşılaştıra tıklayın. Olası hastalık ya da sendromları görüntüleyin. Bakılan test sayısı arttıkça hastalığa yaklaşma oranın yükseldiği sayısal olarak gösterilir. Dilerseniz seçtiğiniz iki hastalığın laboratuvar bulguları ile test sonuçlarınızı karşılaştırın. Hastalık ya da sendromun adına tıklayarak detay bilgilere ulaşın. Hastalıklarla endike bütün laboratuvar testlerini görüntüleyin. İçlerinden test edilmemiş olanlar varsa bunları öneri olarak göreceksiniz. Aynı ekran üzerinde hastalığın tanımı, etiyolojisi, duyarlı ırk ve yaşları, veteriner hekimlerin ihtiyacı olan klinik ve laboratuvar bulgularını, prognozunu, tanı ve ayırıcı tanısını, tavsiye edilen tedavi yöntemlerini tek tıkla okuyun. Kolay ulaşılabilir Datavet’te kullandığınız cihazlara uygun olan USA (Conventional Units) ya da SI (International Units) birim sistemini kullanabilirsiniz. Birçok kitap/yayından toplanan çok sayıda bilgiye kısa sürede erişebilirsiniz. Uygulamamız bütün ios ve android sürümlerini desteklemektedir. Şu an tablet ve akıllı telefonlarınızdan Google Play aracılığı ile çok yakında ise App Store’dan satın alabilirsiniz. Satın almadan önce 7 günlük bir sürede uygulamayı deneyebilir, 7 gün sonunda üyeliğinizi aktifleştirebilirsiniz. İptal etmediğiniz sürece üyeliğiniz her yıl otomatik olarak yenilecektir. kedi & köpek Dr. Lora KOENHEMSİ AYRINTILARIYLA FLUTD TEDAVİsİ 24 ocak tarihinde CIty hotel yıldız’da gerçekleştirilecek olan seminerin ana konuşmacısı Lora Koenhemsi, Ankaralı meslektaşlara bilgi dolu bir gün yaşatacak. Ü riner sistem hastalıkları kliniklerimizde çok sık karşımıza çıkmaktadır. Bu hastalıklar içinde idrar kesesi taşları, kanserleri, enfeksiyonları, anatomik bozukluklar ve idiyopatik sistit yer almaktadır. En sık görülen semptomları arasında sık sık ağrılı idrar yapma, kanlı idrar, hayvanın kumu dışındaki yerlere idrar yapması, davranış değişimleri yer almaktadır. Bu hastalık gruplarının her birinin 22-23 PETİNFO klinik semptomları birbirine çok benzer olduğu için ayrımı yapabilmek için laboratuvar tahlillerine ve görüntülü tanı metotlarına ihtiyaç duyulmaktadır. Başarının anahtarları Verilecek olan bu seminerde hastalıkların öncelikle laboratuvar bulgularına nasıl bakılması gerektiği, bunların değerlendirilmeleri sırasında dikkat edilmesi gereken hususlar ve hastalıkların ayrımı hakkında ipuçları verilecektir. Ayrıca gün geçtikçe hekimliğimizde daha sık kullanılmaya başlayan görüntülü tanı metotlarının kullanımı ve alt üriner sistem ile ilgili hastalıklarda tanıya gitmeye daha iyi nasıl yardımcı olabileceği hakkında bilgiler paylaşılacaktır. Alt üriner sisteme etki eden hastalıklar arasında en sık görüleni kedilerdeki idiyopatik sistittir. Bu hastalık insanlardaki interstitiyal sistitte benzerlikler göstermektedir. İnsanlardakine 1980 yılında İstanbul’da doğan Lora KOENHEMSİ, İstanbul Üniversitesi Veteriner Fakültesi’ne 1998 yılında girmiş, 2003 yılında mezun olmuştur. Daha sonra aynı fakültenin İç Hastalıkları Anabilim Dalında öğrenim hayatına devam etmiştir. Doktora konusu olan ‘Kronik Böbrek Yetmezliğine sahip köpeklerdeki renal kan akımının renal doppler ile belirlenmesi, hipertansiyonun prevalansı ve asit-baz seviyeleri’ isimli çalışmayı 2010 yılında tamamlamıştır. Hala aynı bölümde bilimsel ve klinik çalışmalarına devam etmektedir. benzer olarak stresin kedilerde de en önemli tetikleyici mekanizmalardan biri olduğu öne sürülmektedir. Ayrıca idrar kesesinde şekillenen birçok anormallik, sentral sinir sistemi ve hipotalemik-hipofiz-adrenal eksenin bu konuda önemli rol oynadığı bildirilmiştir. Kedilerdeki idiyopatik sistitin patogenezi, tanısı ve tedavide yapılması gerekenler ile ilgili bilgiler seminerin son kısmında güncel yaklaşımlar dikkate alınarak paylaşılacaktır. Ayrıntılı bilgi: www.ilk50.com dr. bayer Şampuanlar; doğru zamanda doğru kullanım Şampuanlar, pet hayvanların çeşitli dermatolojik durumlarına karşı kullanılabilen en uygun adjuvant terapilerdir. Kaliteli şampuanların etkisinden en iyi seviyede faydalanabilmemiz için, kullandığımız ürünü amacımıza göre, dikkatle seçmeliyiz. Ş ampuanlar, deri ile 5-15 dakika boyunca temasta bulunmalıdır. Bu süre, hem derinin hidrasyonu hem de şampuandaki etken maddelerin deriyi penetre etmesini ve etkilerini göstermeleri için gereklidir. Etken maddelerin rezidüsünün deriyi irrite etmemesi için durulamaya da özen gösterilmelidir. Güzel kokan ve fazla köpüren şampuanlar hasta sahipleri tarafından tercih edilir. Siz, veteriner hekim olarak ise kliniğinize her zaman iyi tanınmış markaların ürünlerini tercih etmeye özen göstermelisiniz. Bu ürünler, Ar-Ge çalışmaları sonucu hem hayvanların sağlığı hem de hayvanseverlerin memnuniyeti için geliştirilmiştir. Hayvanlar nasıl ve ne sıklıkla yıkanmalı? Hayvanlar, kondisyonlarına ve yaşam koşullarına bağlı olarak 24-25 PETİNFO yıkanmalıdır. Bazı hayvanlar tedavi amacıyla istenilen koku, tüy ve deri kondisyonuna ulaşana kadar haftada iki kere de yıkanabilir (en fazla 2 ila 4 hafta tedavi süreci içerisinde). Bu zamandan sonra -hayvanın şampuan tedavisine verdiği cevaba göre- şampuanla yıkama, ısı ve nem farkı nedeniyle mevsime göre haftada bir ya da ayda bir kere yapılır. Bu mevsimsel etkenler hayvanın derisinin kuruluğunu, yağlılığını ve bakterilere karşı dayanıklılığını etkiler. İnsan şampuanı Hayvan sahipleri tarafından veteriner hekimlere yöneltilen en sık soru, hayvanlar için insan şampuanlarının kullanımının uygun olup olmamasıdır. İnsan ve hayvan derisi arasında çeşitli farklılıklar vardır. İnsan epidermisi 10-15 kattan oluşmaktadır ve normal durumda bir hücre bazal katmandan korneal katmana kadar 28 günde ulaşmaktadır. Buna karşın köpeklerde 3-5, kedilerde ise 1-3 epidermis katmanı mevcuttur. Bu hayvanların derisi 1 haftada değişmektedir, yani bu dönem insanların derisinde gözlenen dönemden daha kısadır. Derinin pH’sı da farklılıklar göstermektedir. İnsan derisinin pH’sı 5.5 iken, kedi ve köpeklerin pH’sı nötr, yani 7.5 pH’dır. Bu sebeplerden dolayı, hayvanlarda insan şampuanlarının kullanımı deri yüzeyindeki pH’nın düşmesine neden olur. Bunu takiben deri irritasyonu, kuruma, kepeklenme ve bakteriyel floranın değişimi görülür. Günümüzde, piyasada 100 den fazla pet şampuanı mevcuttur. Veteriner kliniklerinde bulundurulan şampuanlar, ürünlerin içerdikleri etken maddeleri ve etki şekilleri Şampuanların ne zaman ve nasıl kullanılmasına ayrıntılı bir deri ve tüy muayenesinden sonra karar verilebilir. Köpeklerin tüy ve deri sağlığı Hayvanlar, kondisyonlarına ve yaşam koşullarına bağlı olarak yıkanmalı. Bazı hayvanlar tedavi amacıyla istenilen koku, tüy ve deri kondisyonuna ulaşana kadar haftada iki kere de yıkanabilir (en fazla 2 ila 4 hafta tedavi süreci içerisinde). Bu zamandan sonra-hayvanın şampuan tedavisine verdiği cevaba göre- şampuanla yıkama, ısı ve nem farkı nedeniyle mevsime göre haftada bir ya da ayda bir kere yapılır. Bu mevsimsel etkenler hayvanın derisinin kuruluğunu, yağlılığını ve bakterilere karşı dayanıklılığını etkiler. dr. bayer araştırılarak şeçilmelidir. Pet hayvanlar için farklı amaçlı şampuanlar mevcuttur; nemlendirici ve besleyici şampuanlar, antiprüritik şampuanlar, antibakteriyel şampuanlar, antifungal şampuanlar ve aşırı yağlanmaya karşı kullanılan antiseboreik ürünler. Dermaleen Kaşıntı ve Tahriş Önleyici Köpek Şampuan Dermaleen karakteristik kokulu, akıcı, sedefli yeşil renkte bir şampuan olup, temizleyici maddelere ilaveten 100ml’sinde 0,2 gr Bronopol, 0,05 gr Unikon A-22,1 gr Sedaplant Richter ve 1 gr Biosulfur Fluid ihtiva eder. Köpeklerde yıkama, temizlik, derinin yumuşaklık ve parlaklığının korunması amacıyla, kaşıntı giderici,antiseborrik ve koku giderici amaçlarla kullanılır. Uygulanışı > Tüyleri ılık su ile iyice ıslatınız. > Bir miktar şampuanı masajla deri ve tüylere uygulayınız. > Tüylerin iyice durulandıktan sonra tamamen kurutulması tavsiye edilmektedir. > İhtiyaca göre yıkama işleminin tekrarlanması tavsiye edilmektedir. > 14-21 gün aralıklarla veya tedaviye bağlı olarak kullanılır. 26-27 PETİNFO Nemlendirici ve besleyici şampuanlar Bu şampuanlar iki ana etkenden oluşur; yumuşatıcılar ve nemlendiriciler. Yumuşatıcılara örnek olarak badem, mısır, pamuk, hindistan cevizi, zeytin, susam, fındık ya da aspir yağı gibi bitkisel ya da lanolin gibi hayvansal yağlar ile mineral yağı, parafin, petrolatum gibi hidrokarbonlar kullanılabilir. Nemlendirici olarak ise karbosiklik asid, laktik asid ve üre gibi doğal nemlendiriciler, sodyum laktatlar, propilen glikol, gliserin veya polivinilpirolidon kullanılabilir. İki etken madde de derinin nem oranını farklı bir şekilde korumaktadır; yumuşatıcılar derideki katmanlar üzerinde ekstra bir yağ tabakası oluşturarak deriyi korur, nemlendiriciler ise vücut içindeki sıvıyı deriye çekerek en üst katmanların da rehidrasyonunu sağlarlar. Antiprüritik ajanlar Antiprüritik şampuanların özelliği en sık olarak üç etken madde tarafından sağlanır; yulaf, pramoksin ve aloe vera. Bu ürünler güvenilir ve az yan etkilere sahiptir. Her üç etken madde de farklı bir şekilde etkisini gösterir. Yulaf, halk ilacı olarak da bilinir ve uzun zamandır cilt rahatlatıcı olarak kullanılır. Ayrıntılı etki mekanizmasının tam olarak hiç bir araştırmada yer almamasına rağmen, temel etki mekanizması olarak prostaglandinleri inhibe İnsan şampuanlarının kullanımı deri pH’ının düşmesine neden olur. ederek cilde rahatlatıcı etki yarattığı bilinmektedir. Pramoksin, derideki nöronal membranı uyuşturarak sodyum iyonlarının alımını inhibe ederek etkisini gösteren lokal bir anestezik maddedir. Uygulanması sonucu nörondaki sodyum iyonlarının miktarı artar ve nöron impulsları inhibe olur; ağrı impulslarına karşı duyarsızlık meydana gelir. Yüksek miktarda kullanılan pramoksinin etkisi 2-5 dakika içinde ortaya çıkar. Aloe vera, aloe vera bitkisinin yaprakları içinden elde edilen viskoz sıvıdır. Aloe verada bulunan iki bileşik de antiprüritik etkiyi meydana getirebilir. Bunlar salisilik asit ve magnezyum laktat. Salisilik asit siklooksijenazları inhibe ederek araşidonik asitten prostaglandinin oluşmasını engeller. Magnezyum laktat ise mast hücrelerinde histidinin histamine dönüşmesini engeller. Aloe vera dermal perfüzyonu arttırarak ve prostaglandin gibi yangı mediatörlerini azaltarak deri yanmalarına karşı da çok etkili bir etken maddedir. Özet olarak Şampuanlarda çeşitli etken maddeleri mevcuttur. Her etken maddesi farklı dermatolojik duruma karşı etkisini gösterir. Şampuan seçerken bu etken maddeleri iyi bilmemiz ve hayvanların derisinin durumuna göre uygun şekilde kullanmamız önemlidir. Şampuanların uygulanma sıklığı tamamen hayvanların kondisyonuna ve mevcut mevsimsel etkenlere bağlıdır. Şampuanların ne zaman ve nasıl kullanılmasına ayrıntılı bir muayene ve anamnezden sonra hekim tarafından karar verilebilir. toplantı ROYAL CANIN TÜRKİYE YENİ EKİBİ Ocak ayından itibaren Türkiye’deki merkezinden yüksek kaliteli hizmet sunmaya devam eden Royal CanIn, iki gün süren kapsamlı bir etkinlikle veteriner hekim ve petshop yöneticileri ile biraraya geldi. R oyal Canin Türkiye, yılların tutkusu sonucu doğan yenilenen merkez ekibi ve yeni dönem çalışma prensiplerini tanıtmak üzere, 15 Aralık tarihinde veteriner hekimler, 16 Aralık tarihinde ise petshop sahipleriyle İstanbul’daki Swiss Otel’de gerçekleştirdiği kapsamlı lansmanda buluştu. Öğle yemeği ile başlayan toplantılarda; Veteriner İş Forumuna 65 kişi, Pet İş Forumuna ise yaklaşık 75 kişi katıldı. Yoğun ilgi gören toplantıda Royal Canin Türkiye Genel Müdürü Carlos AndresLuna ve Satış Pazarlama Müdürü Tutku Pilosof, açılış konuşmaları ardından Monopoly oyunundan ilham alan interaktif bir sunumla markanın tarihi, prensipleri ve bunun Türkiye pazarına yansıtılmasına ilişkin bilgiler verildi. Konuşmacılar adeta bir aile ortamı yaratıp, sunumu karşılıklı sohbet ederek, 28-29 PETİNFO katılımcıların da fikirlerini alarak gerçekleştirdiler. Tutku Pilosof, misafirlerini Royal Canin’in tarihi yolculuğuna çıkartmadan önce konuşmasında “Bugün buraya birbirimizi tanımak için toplandık, amacımız kendimizi tanıttıktan sonra sizin de fikrinizi almak ve bu günün sonunda hep beraber bu yola başlamak. Umarım bu gece hepimiz için faydalı olur. Monopoli kullandık çünkü bu stratejik oyunu hep beraber oynayabiliriz, hep beraber ilerleyeceğiz” diye belirtti. Sağlam bir geçmişten güçlü geleceğe Royal Canin’in tarihi, Fransız veteriner hekim Jean Cathary’nin, 1967’de kendi geliştirdiği mama formülü ile birçok deri ve tüy sorunlarını iyileştirmesi ile başladı. Halkın beğenisini kazanan Cathary, Fransa’nın yaşadığı Gard bölgesinde bu formülü tutku ile geliştirilerek kendi imkanlarıyla, son derece profesyonel bir şekilde üretmeye başladı. 1968’de Cathary tarafından “Royal Canin” ismi altında patent almış ürün, Fransa’nın ilk üretilmiş köpek maması oldu. Yetiştiricilerin ve hayvan sahiplerinin ilgisini çeken marka, 1970 yılından itibaren Royal Canin S.A. şirketi tarafından üretilerek, Avrupa piyasasına çıkmayı başardı. Marka ile ilk tanışan İspanya, İsveç, Almanya ve Belçika’da Royal Canin halen lider pozisyondadır. 1972’de Guyomarc’h Group tarafından satın alınan Royal Canin, ciddi AR-GE çalışmaları sonucu önemli bir gelişme süreci geçirdi. 1990’da Paribas Bank’a geçen mama, 2002 yılında %100 aile şirketi olan Mars Inc. çatısının altında faaliyete geçti. Bu geçiş markanın tarihinde çok önemli bir basamaktır; bu dönemde ciddi yatırımlar yapıldı. Yeni fabrikalar, yeni üretim hatları kuruldu, marka büyüyerek dünya çapında tanınmış hale geldi. Bu işe Hayırlı olsun Royal CanIn Royal Canin, 1968’deki kuruluşundan bu yana ‘Öncelikle Kediler ve Köpekler’ prensipiyle evcil hayvanların ırklarına, boyutlarına, hassasiyetlerine, kısacası tüm spesifik gereksinimlerine en uygun besinsel çözümleri sunmak için çalışarak yenilikçi ürünler geliştirmeye devam etmektedir. Royal Canin’in işinin temelini veteriner hekimleri ve sektör profesyonelleri ile olan köklü ortaklığı ve bilimsel bilgiye verdiği önemini bize bu başarılı organizasyonunu düzenleyerek gösterdiği için teşekkür ederiz. Royal Canin Türkiye ailesine iyi şanslar, firmanın tüm sektöre hayırlı olmasını dileriz. İlk günden bu yana, işine tutku ile bağlanmış insanlar tarafından bugünkü başarısına ulaşmış olan Royal CanIn, ÜLKEMİZDE kendisini 20 yıldır temsil ETMEKTEDİR ve TÜRKİYE’DEKİ YENİ merkezinden tüm veteriner hekimler VE PETSHOPLARA kaliteli hizmet sunmaya devam EDECEKTİR. Royal Canin Türkiye’nin yeni lider ekibi Katılımcılar, etkinlik boyunca Royal Canın’in geniş portföyünü tanıma fırsatı buldular. Toplantıya katılan Enver Aysever etkinliğe ayrı bir renk kattı. “Kedi ve köpekler hayatımızı güzelleştirir. biz de royal canın olarak kedi ve köpekler için daha güzel bir hayat yaratmak için çalışıyoruz.” 30-31 PETİNFO gerçekten tutku ile bağlanan insanlar tarafından bugüne kadar gelmiş Royal Canin, kendisini Türkiye’de 20 yıla yakın süredir temsil etmekte. 46 ülkede 8000 çalışanı ile faaliyet gösteren firmanın, Kore’de yeni açılacak olan tesisi ile birlikte, dünyanın birçok yerinde fabrikası var. Royal Canin’in hedefi her iki senede bir ya yeni bir ürün çıkartmak ya da yeni bir bölgede fabrika veya bölüm açmaktır. Ürün portföyünü sürekli geliştiren firma, 1997’de yaş ve boya spesifik, 1998’de veteriner hekimlere özel, 2001’de yaşam şekline özel (örn. indoor), 2008’de ırklara özel, 2009’de ıslak, 2011’de x-small ve birth, 2012’de anti allergenic mamaları ile pazara devamlı yenilikler sundu. Şirketin 2015 yılında da aynı performansla devam eden çalışmaları sonucu ortaya çıkan Multifunction mama seçeneğini de Türkiye heyecanla beklemektedir. Her hayvana özel mama Ülkemize de en kısa süre içinde tanıtılması planlanan Multifunction mama hakkında sunucular şu şekilde konuştu; “Hiç bir hayvan, kliniğe tek bir hastalık ile gelmiyor, daha fazla hastalık ile karşı karşıyayız. Bu nedenden dolayı 2015 yılında Royal Canin tarafından başlatılan özel bir proje olarak, her hayvanın kendi ihtiyacına göre özel mamalar üretiyoruz. Bu özel mamalar veteriner hekimlerin reçetesi ile ulaşılabilir. Bu uygulama Romanya, Fransa, Belçika ve Almanya gibi Avrupa’nın birkaç ülkesinde uygulanmaktadır. Türkiye’de halen faaliyete geçirilmedi, ama en yakın zamanda size de getirmeyi planlıyoruz. “ Biz farkındalık yaratmak istiyoruz Royal Canin şirketi yaklaşık 250 ürünü ile Türkiye pazarda kendisini temsil etmektedir. Bu ürünlerin bir bölümü veteriner hekimlere özel mamalardır ve sadece veteriner hekimler tarafından satılır. Araştırmalara göre dünyada yaklaşık 30 milyon köpek Royal Canin ürünleri ile beslenmekte. Bu sebepten dolayı kedi ve köpekler markanın özel odak noktasıdır ve bu hayvanların gereksinimlerine göre ürünler üretilir. Carlos Andres-Luna, konuşmasında diğer birçok marka ilk olarak hayvan sahiplerinin profiline bakarak onlara uygun bir mamayı pazara sokmaya çalıştığını, örnek olarak, sosyokültürel çalışmaları temel alarak, kedi sahibi kadınların renkli mamaları tercih ettiğini belirtti. Andres-Luna, Royal Canin firmasının Ar-Ge politikasının tamamen hayvanlara dayandığını, Avrupa’da bulunan firmalarında büyük araştırma çiftliklerinin bulunmasını bu çiftliklerde hayvanların veteriner hekimler tarafından KÖKLÜ BİR MARKAYA YAKIŞAN KALİTE FELSEFESİ Bizim felsefemize göre ürünün kalitesini içerdiği farklı malzemelerden ziyade içerdiği besin kalitesi belirtmektedir. Bir hayvanın beş temel besin maddesine ihtiyacı vardır. Su, proteinler, vitaminler mineraller, karbonhidratlar. Bunlar her mamada bulunmalıdır. Bir mamamın kalitesini bu beş temel besin maddesinin oranı vermektedir. 1968’de ilk çıkan Royal canin mamasının başarısı da zaten kalitesine ve içerdiği malzemelerin oranına bağlıydı. gerçekleştirilen gözetimi doğrultusunda yeni ürünler geliştirildiğini öne sürdü. Bütün meslektaşlarımız, ürün modellerimizin ortasına veteriner hekimlerin olması gerektiği konusunda hemfikirdir. Royal Canin için bu yüzden ürünlerinin sürekli geliştirilmesi ve kalitenin iyileştirilmesi çok önemlidir. Geçtiğimiz yılda Royal Canin’in global organizasyonunda da büyük bir yenilik gerçekleşti; bütün organizasyon İngilizce “pillar” dediğimiz kanal organizasyonlarına ayrıldı. Bu yenilik buradaki şirketin kurulması ile aynı zamana denk geldiği için Türkiye’deki yeni şirket profili de bu organizasyon şemasına göre organize edildi. Bu kanallar veteriner kanalı, petshop kanalı ve yetiştirici kanalı olarak üç bölüme ayrılır. Her kanal ayrı uzman gruplardan oluşmaktadır; veteriner kanalında çalışan uzmanlar sadece veteriner ürünler ile ilgilenip yalnızca bu müşteri kitlesi ile iletişimdedir. Royal Canin Türkiye Genel Müdürü Carlos Andres-Luna Royal Canin Türkiye Satış Pazarlama Müdürü Tutku Pilosof Royal Canin Türkiye Satış Pazarlama Müdürü Tutku Pilosof, Genel Müdürü Carlos Andres-Luna ve İletişim ve Kurumsal İlişkiler Müdürü Aslı Cora ile keyifli bir söyleşi gerçekleştirdik. yeni ürünleri bekliyoruz Marka prestiji koruNmalı katılımcıların ve Petinfo Dergisi’nin sorularını özenle cevaplayan royal CanIn Türkiye ekibi, firmanın köklü kurumsallığını ve profesyonelliğini bir kez daha kanıtladı. Pazara yaptığınız açılımın devamını bekleyebilir miyiz? Marka olarak Türkiye’de kendimizi uzun zamandır temsil etmemize rağmen şirket olarak daha çok yeniyiz. Şu an odaklanmamız gereken önceliğimiz, yeni ekibimiz ile birlikte buradaki köklerimizi sağlamlaştırmak. Önümüzdeki üç-beş sene boyunca yeni fabrika kurulumuyla ilgili fizibilite araştırmaları da yapacağız tabi. Bu süreç içerisinde gerçekleştirdiğimiz 32-33 PETİNFO başarıları değerlendirerek gelecekteki planların temelini atacağız. Vizyon olarak sürekli gelişmeyi temel alan Royal Canin, her türlü projeye açıktır. Anadolu Pet ile yürüttüğünüz işbirliğiniz devam edecek mi? Royal Canin ürünleri ile ilgili bütün sorumluluk sadece Royal Canin Türkiye’ye aittir. Ürünlerin satışı, dağıtımı ve her türlü işlem şirketimiz bünyesinde gerçekleşecektir. Anadolu Pet ile halen devam eden bir anlaşmamız var. Bu anlaşma kapsamında şirketimiz Anadolu Pet’in depo tesisini kullanacaktır ve İstanbul dışı bölgelere mamaların dağıtımı Anadolu Pet’in aracığıyla gerçekleşecektir. İstanbul bölgesi için bundan sonra sizin muhatap olacağınız ekip Royal Canin Türkiye ekibidir. Biz ise daha önce markamızın anlaştığı distribütör firmalarının uyguladığı sipariş ve dağıtım politikalarından farklı olarak yeni bir yol izleyeceğiz. Veteriner hekimler isterse bir ürünün siparişini bile verebilir, biz o ürünün en kısa süre içinde kliniğe ulaşmasını sağlayacağız. Şirket olarak Türkiye’ye yeni gelmiş olabiliriz, ama amacımız ülkede de lider bir pozisyona ulaşmak ve uzun vadeli olarak gelişmek. Bunun temeli müşteri memnuniyetidir. Sadece veteriner hekimlerin eli altında bulunması gereken mamaların petshoplarda satılmasını nasıl engellemeyi düşünüyorsunuz? Yeni organizasyonumuz ve yeni kanallarımızın yardımıyla mamaların hem dağıtımının hem de kontrolünün daha kolay olacağını düşünüyoruz. Üç ayrı kanalımız olacaktır; veteriner hekim, petshop ve yetiştirici kanalı. Veteriner Irklarla ilgili çalışmalar yürütmeyi düşünüyoruz. Bildiğiniz gibi, Royal Canin, ırklara özel ürünleri ile müşterilerinden beğeniler topladı. Bu portföy yelpazemizi genişletmeyi düşünüyoruz. Veteriner hekimlere özel ürün olarak ise hastalara özel Multifonction mamalarımız ile ilgili ülke çapında bir çalışma yapmayı planlıyoruz. Bu ürün Türkiye ile komşu olan Romanya’da bir deneme sürecinden geçmektedir. Ön çalışmalarımızın sonuçlarına bağlı olarak, bu ürünü de önümüzdeki dönem Türk müşterilerin beğenisine sunacağız. hekim kanalında çalışan ekip üyelerimizin petshoplar ile bağlantısı olmayacak. Şirket politikamızın temeli olarak veteriner hekimlere özel ürünlerimizi petshop ya da yetiştirici kanalımız aracılıyla pazara kesinlikle sunmayacağız. Elimizden çıkan her ürünün özel bir numarası var, her mamayı takip edebiliriz; nereden, kimin aracılıyla ve nereye satıldığını kontrol edebiliriz. Veteriner Hekimler Odaları gibi resmi bir kurum olmadığımız için yetkimiz sınırlı ama firma olarak markamızın prestijini koruyacağız. Bu sistemin düzgün yürümesi hem sizin hem de bizim iyiliğimiz için büyük önem taşır. MVM Medikal Elektrolit ölçümü yapmak, teşhisi bir üst seviyeye taşıyarak veteriner kliniğinin değerini arttıracaktır. LABORATUVAR ANALİZLERİNDE NEYİ GÖZDEN KAÇIRIYORUZ? kilit nokta elektrolit Kliniğe getirilen evcil hayvanların muayenesiNİN ardından yapılan biyokimyasal incelemelerine elektrolitlerin de eklenmesi, hastanın durumu ile ilgili çok değerli bilgiler sağlar. 36-37 PETİNFO B azı vakalarda elektrolit anormalliklerinin tespiti zordur ve bu anormallikler kolayca gözden kaçabilir. Dahası, elektrolit değerleri saatler içerisinde değişebilir ve saklama-taşıma sırasında artefaktlar oluşabilir. Bu nedenle klinik içinde elektrolit ölçümü yapabilmek hastalar için kritik önem arz eder. Elektrolit analizi için ideal olan lithium heparin antikoagulanlı kan kullanmaktır. Serum numuneleri de kullanılabilir ancak artefaktları en düşük seviyeye indirmek adına serum bir saat içerisinde ayrıştırılmalıdır. POTASYUM (K+) Potasyum başlıca intraselüler katyondur. Potasyum, bağırsak sisteminden non-selektif olarak emilir; atılımından aldesteron hormonu görevlidir ve bu şekilde böbrekler tarafından regüle edilir. Anoreksi, kusma, diare, nöromuskuler zayıflık belirtileri ve bununla birlikte bradikardi ve aritmisi olan hastaların değerlendirilmesinde potasyum ölçümü kritik önem taşır. Hipokalemi ya da düşük potasyum değeri; uzun süreli anoreksi, sıvı tedavisi, diüretik uygulaması, hiperaldesteronizm durumlarında ve gastrointestinal/idrar kayıplarında oluşabilir. Hipokalemi, kas güçsüzlüğü (kedilerde boynun geriye bükülmesi), anoreksi, letarji, poliüri ve polidipsiye sebep olur. Hipokalemi yaşlı kedilerde oldukça sık görülür. Yapılan bir araştırmada yıllık kontrol amacıyla gelen 924 kedinin biyokimyasal panele ek olarak elektrolit ve tam kan sayımı değerlendirilmesi yapılmıştır. Kedilerin yüzde 26’sında hipokalemi tespit edilmiştir. Üstelik takip eden 12 ay boyunca hipokalemik kedilerin yüzde 35’nin azotemik olduğu tespit edilmiş ve bu oran sonraki 12 ayda artış göstermiştir. Klinikte yaşlı hayvanların kan tahlillerine elektrolit eklendiği takdirde hipokaleminin gelişimi Kliniğinizde elektrolİt analizlerini nasıl artırabilirsiniz? izlenebilir. Hiperkalemi ya da yüksek potasyum değeri; potasyum alımının, kaybından fazla olduğu durumda meydana gelir. Genellikle potasyumun idrarla atılımının azaldığı durumlarda görülür; örneğin üretral obstrüksiyon ya da üroabdomen ve anürik/oligürik böbrek yetmezlikleri. Hemoliz, trombositozis ve kanı yanlışlıkla EDTA’lı tüpe aktarmak gibi durumlar yanıltıcı olarak potasyum değerini yükseltebilir. Hiperkalemi sonucunda nöromuskuler zayıflık, bradikardi ve elektrokardiyogramda anormallikler oluşabilir. SODYUM (Na+) Sodyum başlıca ekstraselüler iyondur, ozmotik olarak aktif solutün yüzde 95’ini ihtiva eder. Sodyum konsantrasyonu ve elde edilen hücre dışı sıvısı, birincil olarak vücut su dengesi ayarlanarak düzenlenir. Vazopressin ya da antidiüretik hormon, suyun böbreklerden atılımını regüle ederken, susama merkezi de su alınımını regüle eder. Hiponatremi ya da düşük sodyum değeri; renal yetmezlik, nefrotik sendrom, gastrointestinal kayıplar, konjestif kalp yetmezliği, hepatik siroz, diüretik kullanımı, psikojenik polidipsi ve hipoadrenokortikoizmde görülür. Hiponatremi belirtileri hiponatreminin şiddetine ve sodyum düşüş 1. Elektrolit ölçümünü, kısırlaştırma operasyonları da dahil olmak üzere bütün anestezi öncesi profillerine ekleyin. 2. Koruyucu hekimlik amacıyla ve geriatrik hastalarda elektrolit ölçümü yapın. 3. Bütün hasta ve “iyi görünmeyen” hayvanlarda teşhise yardımcı panellere elektrolit ölçümünü ekleyin. 4. İlaç tedavisi takibi panellerine elektrolit ölçümünü ekleyin. 5. Bütün sıvı tedavisi olgularında ve sıvı tedavisi süresince elektrolit ölçümü yapın. Aslında, elektrolitler bütün biyokimyasal testlerin bir parçası olarak ölçülmelidir. Bunu yaptığınızda elektrolit değerlerinde değişiklik olan hasta sayısının ne kadar ciddi boyutta olduğunu ve elektrolitlerdeki anormalliklerin ne kadar önemli olduğunu fark edeceksiniz. Hem sağlıklı hem de hasta hayvanlarda sıkça elektrolit ölçümü yapıldığında, bu değerlerin değişimini izlemek öğretici olacaktır. IDEXX Catalyst biyokimya analiz cihazlarında elektrolit paneli, tüm biyokimya panelleri ile birlikte çalışılabilir. Tek numuneden elde edilen biyokimya sonuçlarının yanı sıra raporda sodyum, potasyum, klor ve buna ek olarak Na/K oranı da sunulacaktır. MVM Medikal IDEXX VetStat® Elektrolit ve Kan Gazı Analiz Cihazı IDEXX Catalyst OneTM Biyokimya Analiz Cihazı IDEXX Catalyst Dx® Biyokimya Analiz Cihazı ® hızına bağlıdır. Letarji, güçsüzlük, kusma gibi belirtiler oluşur. Hızla gelişen ya da şiddetli hiponatremi olgularında kriz, koma gibi nörolojik disfonksiyonlar büyük oranda meydana gelebilir. Hipernatremi ya da yüksek sodyum değeri; düşük su alımında, diabetes insipidusta ve yeterli su alınımı olmaksızın sodyum içerikli sıvı kayıplarında (örneğin: diabetes mellitus, osmotik diürez, postobstrüktif diürez ve gastroinstestinal kayıplar) görülür. Hipernatreminin şiddetine göre polidipsi, güçsüzlük, depresyon, kas fasikülasyonları, kriz ve koma gibi belirtiler meydana gelir. KLORİD (Cl–) Klorid en yaygın ekstraselüler anyondur. Önceleri, klorid değerine az önem verilmesine rağmen, hastanın elektrolit ve asit-baz durumunun değerlendirilmesi için önemlidir Klorid, osmolaritenin düzenlenme- 38-39 PETİNFO sinde ve asit-baz dengesinin ayarlanmasında görev alır. Böbrekler klorid seviyesinin regülasyonunda önemli rol oynamaktadır. Klorid konsantrasyonu genellikle sodyum değerine parallelik gösterir, klorid konsantrayonuna orantılı sodyum değerindeki artış veya azalış vücut sıvı dengesindeki değişikliği yansıtır. Eğer klorid ve sodyum konsantrasyonu paralel gitmiyorsa, veteriner hekim kloride bağlı aşırı sodyum kaybı ya da sodyuma bağlı aşırı klorid kaybı yanı sıra asit-baz denge bozukluğunu düşünmelidir. Hipokloremi ya da düşük klorid değeri; kusma, hipoadrenokortisizm, diüretik tedavisi, metabolik alkoloz, kronik respiratorik asidozis ve tuz kayıplı nefropatilerde görülebilir. Eğer hipokloreminin seviyesi hiponatremi seviyesini aşarsa gastrik kusmaları olan hastalardaki gibi “selektif klorid kaybı” olduğu düşünülür. Hiperkloremi veya yüksek klo- IDEXX Catalyst biyokimya analiz cihazları ile VetStat kangazı ve elektrolit analiz cihazı yardımıyla klinik içerisinde elektrolit ölçümünü sadece birkaç dakika içerisinde gerçekleştirmek mümkündür. rid değeri; vücuda sıvı alımının az olması, dieabetes insipidus, diabetes mellitus, osmotik diürezis, postobstruktif diürezis, kronik respiratorik alkalozis ve hiperkloremik metabolik asidosiz (renal tubular asidozis veya gastrointestinal bikarbonat kayıplı diare) durumlarında gerçekleşebilir. Anestezi öncesi inceleme Elektrolitler, her preanestezik incelemenin bir parçası olmalıdır çünkü elektrolit dengesizlikleri; aritminin de dahil olduğu farklı sağlık problemleri için risk oluşturur. Aritmi; preoperatif medikasyon ve anestezik ajanlar ile şiddetlenerek ölümcül sonuçlar doğurabilir. Operasyona (kısırlaştırma veya dental) girecek olan hastalara operasyondan önceki 12 saat boyunca yiyecek ve içecek tüketilmemesi önerildiği için özellikle küçük ırklarda dehidrasyon ve elektrolit dengesizlikleri oluşabilir. Sağlıklı MVM Medikal Elektrolitler, klinisyene değerli bir diagnostik veri sağlar ve tedavi protokolünün takibi için gerekli temel bilgileri verir. olmayan hayvanlar için (yabancı cisim/bağırsak tıkanması) bu, daha ciddi bir durum oluşturabilir çünkü genelde hasta kliniğinize geldiğinde günlerdir bir şey yemiyor, içmiyor ve kusuyor haldedir. Elektrolit durumunu bilmek size uygun anestezik ajanı ve sıvı tedavisini seçme şansı tanır. Geriatrik hastalar Geriatrik hastalarda koruyucu amaçla kullanılan panellere elektrolitleri ekleyerek bir çok fayda elde edilebilir. Öncelikle; normal değerlerin anlaşılmasına, ikinci olarak her bir hasta için özel bazal değerlerin ve değerlerin değişiminin (gidişatın) belirlenmesine imkan sağlayacaktır. Üçüncü olarak ise hastalıkların erken teşhisine yardımcı olur. Çoğunlukla, elektrolit değişimlerini gözlemlemek zordur ancak gözlemlenebildiğinde önemli problemleri işaret etme potansiyeli yüksektir. Örneğin rutin geriatrik taramalarda, özellikle kedilerde hipokalemi genellikle görülür. Bu kedilerde azotemi gelişmeden önce potasyum eksikliği görülebilir. Bu düşük seviyeler tespit edilerek klinisyen hastasına diyet veya gıda takviyesi önerisinde bulunabilir. 40-41 PETİNFO Hastalık Durumu Elektrolitler klinisyene değerli bir diagnostik veri sağlar ve tedavi protokolünün izlenmesi için gerekli temel bilgileri verir. Örneğin, azotemik bir hastada yüksek potasyum değeri, üriner obstrüksiyonu veya şiddetli renal yetmezliği işaret eder. Aksine, düşük potasyum değeri böbrek rahatsızlığı olan yaşlı bir kedide olduğu gibi, daha kronik bir renal duruma işaret edebilir. Bazen elektrolit değişimleri teşhis için güçlü bir belirteç olur. Düşük sodyum ile seyreden yüksek potasyum seviyeleri yüksek ihtimal ile Addison hastalığına işaret eder. Elektrolit seviyelerinin düzenli kontrolleri; kronik renal hastalıkların, kardiyak bozuklukların, endokrin rahatsızlıkların, gastro-intestinal bozuklukların ve yoğun bakım gibi bazı durumların yönetilmesinde çok önemlidir. Hastanın medikal ve diyet uygulamasının ayarlanması elektrolit durumuna bağlı olabilir. Hastanın durumu ile ilgili bilgi sahibi olmak ve sıvı tedavisi için uygun kararlar vermek için elektrolit ölçümü esansiyeldir. Sıvı tedavisine başlanıldığında, elektrolit seviyesinin devamlı olarak takip edilmesi gerekecektir. Özellikle kritik vakalarda, tedavi süresince günde birkaç kez elektrolit seviyelerinin kontrolü gerekecektir. Bu gibi durumlarda klinik içerisinde elektrolit ölçebilmek önem arz eder. IDEXX Catalyst biyokimya analiz cihazları ve VetStat kangazı ve elektrolit analiz cihazı ile klinik içerisinde elektrolit ölçümünü sadece birkaç dakika içerisinde gerçekleştirmek mümkündür. Sonuç Elektrolit seviyelerinin ölçümü hem teşhis hem de tedavi protokolünün izlenmesi için değerli bilgiler sağlar. Ayrıca bu ölçüm, elektrolitlerin diagnostik ve koruyucu hekimlikteki rolünün öneminin daha iyi anlaşılmasını sağlar. Elektrolit seviyeleri hassastır ve hızlıca değişebilir; düzenli olarak ölçüm yapılmasını gerektirir. Bu yüzden, klinik içerisinde elektrolit ölçümü gerçekleştirmek her zaman için laboratuvara gönderilen numunelerden alınan sonuçlara göre daha doğru ve güvenilir olacaktır. IDEXX Catalyst biyokimya analiz cihazı kullanıcıları klinik içerisinde “en güvenilir” biyokimya ve elektrolit sonuçlarına tek bir numune ile birkaç dakika içerisinde ulaşmaktadırlar. Tedavi süresinde takip Kalp rahatsızlıkları, artritis, Addison hastalığı ve böbrek rahatsızlıklarında kullanılan ilaç tedavilerinde, elektrolit seviyelerinin takibi önem taşır. Örneğin, Addison hastası köpeklerde mineralokortikoid tedavisinin uygun dozunu ayarlamak için potasyum ve sodyum seviyeleri düzenli olarak ölçülmelidir. söyleşi daha iyi bir yaşam için bilim Bayer hayvan sağlığı, küresel bir şirket olarak innovasyon, büyüme ve yüksek kazanma gücü ile değer yaratmaya hız kesmeden devam ediyor. RÖPORTAJ: VETERİNER HEKİM EKİKÖ KİRALY AVCI FOTOĞRAF: GARO MİLOŞYAN Bayer Türk Hayvan Sağlığı Pazarlama ve Teknik Hizmetler Müdürü Cem Keskindil, Ülke Müdürü OlIver Aue, Ürün Müdürü Gülden Yılmaz, Satış Müdürü Canberk Balaban (soldan sağa) S ürdürülebilir kalkınma ilkelerine bağlı olan Bayer, sahip olduğu sosyal ve ahlaki sorumlulukların bilincindedir. 2014 yılı itibarıyla 119 bin çalışana ve 42,2 milyar Avro satış cirosuna sahip olan Bayer’in, yıllık sermaye harcaması 2,5 milyar Avro, Ar-Ge harcaması ise 3,6 milyar Avro düzeyindedir. 150 yıllık köklü bir geçmişe sahip olan Bayer, Türkiye’de ise 1954 yılından beri faaliyet göstermektedir. Bugün, Bayer Türk çatısı altında faaliyet gösteren her üç bölüm- Pharmaceuticals (ilaç), Consumer Health (Tüketici Sağlığı), Crop Science (Tarım Ürünleri) - Türkiye’de kendi pazarlarında iyi konumlarda bulunmakta ve büyüme potansiyeli vaat etmektedir. Şirketin, İstanbul’daki genel merkezinin yanı sıra ülke çapındaki 9 bölge ofisi ve biri Gebze’de diğeri ise İstanbul’da olmak üzere iki üretim tesisi bulunmaktadır. Bu güçlü şirketin Hayvan Sağlığı ailesinden Cem Keskindil, Oliver Aue, Gülden Yılmaz ve Canberk Balaban, Petinfo ile bir araya gelerek gelecekle ilgili değerlendirmeler de bulundu. Bayer Hayvan Sağlığı hakkında kısaca bilgi verebilir misiniz? Bayer Hayvan Sağlığı, araştırma ve geliştirme (AR&GE) alanında 90 yılı aşkın deneyimi ve hayvanlara değer veren insanlarla çalışması ile bilinen ve güvenilen bir markadır. Şirketimiz, veteriner hekimlere ve evcil hayvan sahiplerine sonuçlar sunan, hayvanlarda bulaşıcı, paraziter ve kronik hastalıkları önleme ve tedavi etmelerine olanak sağlayan global bir liderdir. Yenilikçi ürünlerimiz ve çözümlerimiz hayvanların yanı sıra onlara bakan kişilerin sağlığının korunması ve arttırılması için tasarlanmıştır. Dünya çapında evcil hayvanlar ve çiftlik hayvanları için 100’den fazla veteriner ve bakım ürünleri tefariğimizle dünyada antiparaziterler alanında 2. sırada ve evcil hayvan ürünleri alanında 3. sıradayız. Dünyanın her yerinde Ar&Ge’ye adanmış 400’den fazla çalışanla Almanya, Amerika Birleşik Devletleri, Yeni Zelanda ve Brezilya’da geliştirme tesislerine sahibiz ve Ar&Ge faaliyetlerimiz antiparaziterler, antibiyotikler ve farmasötiklere odaklanmaktadır. Almanya’nın yanı sıra ABD ve diğer ülkelerde de fabrikalarımız bulunmaktadır. Neredeyse her yerde artan evcil hayvan sayısına paralel olarak, etkili ve güvenlir preparatlara yönelik talep de artmaktadır. Bu noktada, bizim için en önemli unsursa evcil hayvanlara yönelik Bayer Türk Hayvan Sağlığı Ülke Müdürü Oliver Aue ilaçlardır. Böylesi bir ortamda, rolümüz yalnızca hayvanları hastalıktan korumak değil, aynı zamanda birlikte yaşadıkları ailelerini de korumaktadır. Bildiğiniz gibi, başta parazitik hastalıklar olmak üzere pek çok hastalık önlem alınmadığı takdirde insanları da etkileyebilmekte, Bayer’in misyonu da bu noktada devreye girmektedir: “Daha İyi Bir Yaşam İçin Bilim”. Bayer, evcil hayvan sektörünün hangi alanında güçlüdür? Aktif olduğumuz birçok segment arasında antibiyotikler, cilt bakımı veya bazı metabolik hastalıklar bulunuyor. Ancak, biz kendimizi daha ziyade dış ve iç parazit hastalıklarının önlenmesi ve tedavisinde uzman olarak konumlandırıyoruz. Kuvvetle muhtemel, tüm önemli yenilikçi ürünlerimiz ve çözümlerimiz Hayvanların yanı sıra, onlarla yaşayan insanların sağlıklı kalması ve zoonozlardan korunması için tasarlanmıştır. Bayer Türk Hayvan Sağlığı lider ekibi Engin Tamur, Gülden Yılmaz, Yonca Yılmaz, Oliver Aue, Meltem Aksoy, Canberk Balaban, Elif Pabuçcu, Cem Keskindil (soldan sağa) parazitlere karşı innovatif ürünler sunabileceğimizi söyleyebilirim. Ürün yelpazemiz, enjeksiyonluk ürünler veya tabletler gibi geleneksel formülasyonların yanı sıra uygulaması gayet kolay ve güvenli olan damlatma çözeltileri gibi innovatif ürünler de içeriyor. Sektör olarak ortak sorumluluğumuz, günlük işlerde gerekli olan teknik ve bilimsel bilgiyi sunmanın yanı sıra etkili ve güvenli ürünler geliştirerek ve üreterek hayvanları ve insanları korumaktır. İşimiz, yalnızca tedavi etmek değil, aynı zamanda evcil hayvan sahiplerinin olasi risklerden haberdar olmasını ve özellikle riski nasıl en aza indireceğini bilmesini sağlamaktır. Türkiye pazarını nasıl değerlendiriyorsunuz? Bu pazardan beklentileriniz nedir? Ekonomik açıdan bakıldığında yapılan son değerlendirmelere göre Türkiye’de hayvan sağlığı sektörünün toplam hacmi 250 milyon Avro civarındadır ve bu miktarla Türkiye, tüm dünyadaki ülkeler göz önüne alınarak yapılan sıralamada ilk 20 içerisinde bulunmaktadır. Tüm sektör içerisinde pet ilaç pazarının hacmi ise 10 milyon Euro civarında ve bu miktar yıldan yıla ortalama %10 civarında büyüme gösteriyor. Genelde büyük şehirlerde 46-47 PETİNFO uzman ekibimiz ile yanınızdayız Tamamı veteriner hekimlerden oluşan, sadece pet kliniklerine hizmet verecek yeni ve özel bir ekip oluşturduk. Bu ekip ile meslektaşlarımızın kullanımına sunacağımız yeni ürünlerle pet sektöründe tercih edilen çözüm ortağı haline gelmek ve özellikle parazit mücadelesi denildiğinde akla gelen, kayıtsız güvenilen bir marka olmak önem verdiğimiz bir konudur. toplanmış olmakla birlikte ülkemizde yaklaşık 1500 adet pet kliniği var ve klinik sayısı hızla artıyor. Mesleki eğitim açısından bakıldığında ise üniversitelerde 20’den fazla veteriner fakültesi var ve yılda 1.500 kadar veteriner hekim mesleğe atılıyor. Bu dikkat çekici rakamların yanında, her yıl ortalama %4 büyüyen ekonomi, şehirlere göçte artış ve artan sosyal medya kullanımı göz önüne alındığında, Türkiye bireylerin pet sahibi olma oranının yıldan yıla arttığı bir ülke olarak ortaya çıkıyor. Ayrıca pet sahiplerinin yüksek kaliteli ürünleri talep etme eğilimlerinin de arttığı düşünüldüğünde bu yönüyle Türkiye doğal olarak Bayer için çok cazip bir pazar halini alıyor. Mesleki açıdan pazarı değerlendirmek gerekirse, anket çalışmaları ve birebir görüşme şeklinde yaptığımız araştırmalar, hem teknik bilgi aktarımı hem de yeni gelişmelerin iletilmesi için veteriner hekimlerin ayda 1-2 defa düzenli olarak ilaç firması temsilcileri tarafından ziyaret edilmelerini beklediklerini göstermektedir. Yine bu araştırmalar sonucunda en sık görülen problemlerin dermatoloji, GI ve vektör kaynaklı hastalıklar olduğu veteriner hekimler tarafından belirtilmiştir. Ayrıca veteriner hekimler, sektörde hizmet veren tüm firmaların mesleki seminer ve kongrelere aktif olarak katılmaları gerektiğini dile getirmektedirler. Uzun zamandır Türkiye hayvan sağlığı sektörüne hizmet veren Bayer sektördeki gelişmelere kayıtsız kalmadı ve son dönemdeki pazar gelişimini ve ihtiyaçları göz önüne alarak, 2014 yılında tamamı veteriner hekimlerden oluşan, sadece pet kliniklerine hizmet verecek yeni ve özel bir ekip oluşturdu. Yeni çıktığımız bu yolda kısa vadede beklentimiz tüm ekibin en donanımlı ve eğitimli şekilde sahada veteriner hekimlerle bir araya gelmesi ve Bayer ile klinikler arasında ilişkinin daha da güçlendirilmesidir. Yapılacak düzenli ziyaretlerle tüm teknik detayların ve yeni gelişmelerin, en son teknolojik ekipmanla hekimlere aktarılması, mesleki seminer ve kongrelere geçmişe oranla daha güçlü katılması ve katkıda bulunulması kısa vadede uygulamayı planladığımız çalışmalardır. Orta ve uzun vadedeki temel hedefimiz ise tüm bu çalışmalar sayesinde sektörün gelişimine hem ürünler hem de teknik yenilikler sayesinde katkıda bulunmak ve ekibin genişletilerek daha çok kliniğe ve veteriner hekime ulaşmaktır. Önümüzdeki dönemde meslektaşlarımızın kullanımına sunacağımız yeni ürünlerle ürün yelpazemizi daha da genişleterek pet sektöründe hekimler tarafından tercih edilen çözüm ortağı bir firma haline gelmek çok önem verdiğimiz diğer bir konudur. Pazar payı açısından hedefimiz ise tüm bu çalışmalar sayesinde anti paraziter alanda öncü ve lider firma olmaktır. Bayer Hayvan sağlığı olarak, Türkiye pet pazarında kısa ve uzun vadede hangi projelere imza atmayı düşünüyorsunuz? 2014 yılında pet ürünleri için özel ve veteriner hekimlerden oluşan bir ekip kurup, Profender adlı ürünümüzün lansmanını gerçekleştirdik. Profender kedilerde iç parazit mücadelesinde kullanılan yenilikçi ve hayvan dostu bir üründür. Profender’ın iç pazara sunulmasından kısa bir süre sonra Antalya Spice Otel’ de Türkiye’nin dört bir yanından davetlimiz olarak gelen veteriner hekimlerle birlikte bir araya gelerek “Bayer 1. Küçük Hayvan Sempozyum” nu gerçekleştirdik. 2015 yılı ise bizim için çok hızlı geçti, 1 kongre katılımımız oldu ve 3 tane toplantı gerçekleştirdik. Bir toplantımızda İngiliz Veteriner Hemşire Joy Howell hekimlere hasta sahipleri ile doğru iletişim kurmaları için deneyimlerini aktardı. Diğer toplantılarımız a ise Prof. Dr. Veli Yılgör Çırak kedilerde iç parazit mücadelesindeki püf noktaları veteriner hekimler ile paylaştı. 2015 yılının son ayına girdiğimizde işte daha büyük bir kadro ile veteriner hekimlere hizmet vermeye devam ettik. Kısa vadede hekimler ile güven üzerine ilişkiler kurup, hekimlere güvenebilecekleri çözüm ortakları olarak yolumuza devam etmeyi planlıyoruz. Uzun vade de ise veteriner hekimlerin çözüm ortağı olmaya devam ederek, parazit mücadelesi denildiğinde ilk akıllarına gelen ve kayıtsız güvendikleri isim olmayı hedefliyoruz. Veteriner hekimlerle bir arada olmaya ve mesleki gelişim için hizmet vermeye devam edeceğiz. Bayer Hayvan Sağlığı ailesi olarak veteriner hekimlerin güvenilir ve etkili bir şekilde mesleklerini icra etmelerine katkı sağlıyoruz. Bayer Hayvan Sağlığı, araştırma ve geliştirme alanında 90 yılı aşkın deneyimi ve hayvanlara değer veren insanlarla çalışması ile bilinen ve güvenilen bir markadır. seminer Göz; Fethedilmek İçin Mükemmel Bir Evren Klivet Ankara tarafından gerçekleştirilen seminerde, başkentte yaşayan meslektaşların yoğun ilgisiyle göz, her ayrıntısı ile fethedildi. K linisyen Veteriner Hekimler Derneği Ankara Şubesi (KLİVET Ankara) tarafından 20 Aralık 2015 tarihinde düzenlenmiş olan “GözFethedilmek İçin Mükemmel Bir Evren” adlı semineri Demora Otel de meslektaşların yoğun ilgisi ile gerçekleşti. Advanced Mamaları, Seymen Ecza Deposu ve Hasvet Medikal’in sponsorluğunda organize edilen bu etkinliğe başta Ankaralı klinisyen meslektaşlar olmak üzere Bursa, Aydın, Antalya ve İstanbul şehirlerinden de toplam 92 kişilik katılım sağlandı. KLİVET İstanbul Merkez Başkanı Prof. Dr. Suphi Erdem Acar da katılımıyla organizasyonu gururlandırdı. Uzman konuşmacılar eşliğinde ilgi çekici sunumlar Ana konuşmacı olarak seminere katılan Romanya Veteriner Oftalmoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Iuliana Ionascu, Ankara Üniversitesi Veteriner Fakültesi Cerrahi Anabilim Dalı’ndan Uzm. 48-49 PETİNFO Dr. İrem Ergin’in gözün anatomisini, fizyolojisini ve bölümlendirilmesini ayrıntılı anlatan açılış konuşmasından sonra, dört oturum boyunca katılımcılarla beraber gözün bütün ayrıntılarını inceleyip bu mükemmel organı tamamen fethettiler. Sunumun gidişatını belirten “Basit, kolay ve doğru göz muayenesi. Hatalardan nasıl kaçınırız ?” ,“Feline herpesvirosis. Medikal mi operasyonel mi yaklaşmalı? ”Üç, oftalmolojide şanslı sayı. Korneal patoloji ve uveitiste tedavi yöntemleri”, “Tarsorafi gözü kurtarabilir mi? ”Bu hasta neden göremiyor ?” ve “Oftalmolojide ultrasona ihtiyacımız var mı? Evet, Hayır. Belki!” başlıklı sorulara uzmanlar teker teker ayrıntılı cevap verdi. Prof. Dr. Iuliana lonascu’ nun sunumda resim ve videolara bol bol yer vermesi uygulamaları anlatması konunun çok daha net bir şekilde anlaşılmasını sağladı. Dört oturumun sonunda eğitime katılan veteriner hekimlerin kendi kliniklerinde tecrübe ettikleri vakalar teker teker değerlendirildi. Seminerin ardından Eğitim seminerinin ardından Veteriner Hekim Elif Arzu Dedekargınoğlu “Klinisyen meslektaşlarımızın da katılımlarıyla bundan sonra birçok başarılı organizayonu hayata geçirmek niyetindeyiz. Klinisyen arkadaşlarımızın önerilerini, yapılmasını istedikleri eğitimleri bizimle paylaşmalarını isteriz. Amacımız Ankara’da klinisyenlerin bir araya gelmesi sorunlarını dile getirmesi birlik ve beraberliğin sağlanması.” diye ifade etti. seminer Advanced Mamaları, Seymen Ecza Deposu ve Hasvet Medikal’in sponsorluğunda organize edilen KLİVET semineri yoğun ilgi ile karşılandı. 50-51 PETİNFO Vücudun normotermiyi düzenleme kapasitesi azalır, hipoterminin şiddetine göre ise tamamen kaybolabilir. Hipotermiyi anlamak Kliniğinizde hipotermik hastalar ile en az bir kere kesinlikle karşılaştınız. Ama hastaların durumu hakkında tam bilgiye sahip olduğunuzu düşünüyor musunuz? Hipoterminin çeşitleri ve ardında yatan birçok komplikasyon hakkında konuşalım. H ipotermi ya da subnormal vücut ısısı, vücut sıcaklığının belli bir nedenlerden dolayı normalin altına düşmesi anlamına gelir. Normal vücut ısısı köpekler için 37.5˚C (99.5˚F), kediler için ise 37.8˚C (100˚F)’dir. Hipotermi, primer ve sekonder olarak ikiye ayrılır. Primer hipotermi çevresel nedenlerden dolayı meydana gelir ve normal vücut ısısını doğrudan etkiler. Sekonder hipotermi ise hastalık, ilaç tedavisi, yaralanma gibi etkenlerden dolayı vücutta meydana gelen ısı dengesizliğinin sonucudur. Bu durum kritik hastalarda yüksek morbidite ve mortalite ile sonuçlanabilir. Isı kaybı Vücudun çeşitli metabolik süreçleri ile üretilen ısı miktarı vücut kitlesi ile doğrudan orantılıdır. Vücudun yüzeysel bölgelerindeki kutanöz ısı alışverişi temel bir fizyolojik fonksiyondur. Küçük pet hayvanlar, vücut kitleleri ile oranla daha fazla yüzeysel kitleye sahip oldukları için, daha fazla ısı kaybederler. Buna ek olarak kaşektik, hareket edemeyen ve hasta hayvanların Konservatif sıvı tedavisinin yapılmasıyla pulmoner ödemin oluşumu engellenebilir. termoregülasyonu da görevini düzgün yapamamaktadır. Termoregülasyon Vücudu sıcak ve soğuk reseptörlerin ağı sarar. Soğuk reseptörlerin sinyalleri A-delta lifler, sıcak reseptörün sinyalleri C lifler tarafından iletilir. Termoregülasyon üç yolla meydana gelebilir; periferlerden afferent termal sensörlerin yardımıyla, hipokampustan merkezi regülasyon ile ya da efferent yanıtlar ile. Bu üç mekanizma sonucu; periferal vücut ısısı sürekli değişirken posterior hipotalamik termoregulatör merkezi vücudu sabit bir ısıda tutmaya çalışır. Hücresel metabolizma ise vücudun ısı üretmesini sağlar. Merkezde üretilen ısı, değişik iletken dokular aracılığıyla deriye ulaştırılır ve en sonunda 54-55 PETİNFO çevreye dağılır. Merkezdeki ısı venöz plexuslar ve kılcal damarlar gibi çok sayıdaki kan damarları aracılığıyla perifer bölgelere ulaşır. Bu arteriovenöz bağlantılar otonom sinir sistemin kontrolü altındadır. Arteriovenöz birleşimlerinden geçen kan miktarı vazokonstruksiyonlar ve vazodilatasyonlara bağlıdır; artan kan akışı artan ısı kaybına, azalan kan akışı ise merkezdeki ısının korunmasına neden olur. Hipotermi Hafif hipotermide merkezi vücut ısısı 34.4 ˚C ‘nin altına düşer, termoregülasyon bozulur ve hayvanlarda titreme meydana gelir. Vücut sıcaklığı düştükçe kas koordinasyonu azalır. Bu durumda düzeltici önlemlerin alınmaması hayvanın şiddetli Merkezi vücut ısısının düşmesi ile birden fazla organda komplikasyonlar meydana gelebilir. Hipotermik hastalardaki en önemli müdahale, merkezi ısının düzeltilmesidir. hipotermiye girmesine yol açabilir. Orta dereceli hipotermi vücut ısısının 2832˚C’ye düşmesi ile meydana gelir. Vücut ısısı 31.1˚C’ye düştüğü an, termoregülasyon durur. Titremenin durması, koordinasyonun tamamen kaybolması ve kaslarda sertleşme, ayakta duramama, bilinç bulanıklığı, mantıksız davranışlar gelişir. Şiddetli hipotermide ise baygınlık, ventriküler fibrilasyon gelişir. Vücut sıcaklığı düştükçe titreme yavaşlar ve durur. Bu, orta ve şiddetli hipotermiye gidişin ilk göstergesidir. Hayvanın solunumu fark edilemeyecek kadar yüzeysel, nabzı da alınamayacak kadar filiform olabilir. Hipotermik hayvanlar canlı oldukları halde bir ölümün tüm belirtilerini gösterebilirler. Bu nedenle donan bir hayvanın ölü olup olmadığına karar verebilmek için kesinlikle o hayvanı ısıtmak gerekir. Ancak başarılı bir ısıtma işleminden sonra kesin ölüme karar verilebilir. Kardiyak etkiler Hipotermi sonucu sinüs bradikardi, Q-T dalgası aralığın uzaması ve J ya da Osborn dalganın meydana gelmesi gibi elektrokardiyografik değişiklikler görülebilir. İnsanlarda sinüs bradikardisi ve azalan T dalgası vücut ısısının 35˚C altına düşmesi ile meydana gelir. İlerlemiş hipotermi durumunda ise PR ve QT aralıkları ile QRS kompleksin uzaması meydana gelir. Kedi ve köpeklerdeki J dalgası vücut ısısının 34-30˚C’ye düştüğü zaman görülür. J dalgasının boyutu, vücut ısısına bağlıdır, kökeni ise intramiyokardial M hücrelerin işlev bozukluğu ile ilişkilidir. Bu disfonksiyon sonucu epikardiyum ve endokardiyum arasındaki voltaj gradiyenti sonucu meydana gelir. Bu abnormal sapma hemen hemen her EKG’de az çok mevcuttur ve QRS kompleksinde S dalgasının ST segmenti ile birleştiği noktada dışbükey bir çıktı olarak meydana gelir. Kedi ve köpeklerde düşük vücut ısısı sonucu alfa1 adrenerjik reseptörlerin yanıtı da azalır. Başlangıçta, alfa 1 reseptörlerin katekolamin bağlama yeteneği artar, ama uzun süren, progresif hipotermi durumunda, bu reseptörlerin affinitesi de düşer. Azalan reseptör aktiviteleri sonucu önce kontraksiyonlar, sonra da kutanöz venlerin vazodilatasyonu azalır. Hipotermik kardiyopulmoner bypass koşullarında hem alfa hem de beta adenoreseptörler duyarsızlaşır. 35˚C hipotermide sol ventrikül kasılmalar azalır. Yeni doğan domuzlarda yapılan çalışmalara göre bu durum indirgenmiş Kedi ve köpeklerde hipotermi Merkezi ısı Hipotermi türü 32-37 °C Hafif hipotermi 28-32 °C Orta dereceli hipotermi < 28 °C Şiddetli hipotermi Sıcaklığa göre Süreye göre Akut Hipotermi: Donma süresi 6 saatten kısa Kronik Hipotermi: Donma süresi 6 saati aşan kalp debisi ve bozulan diyastolik gevşemeye yol açar. Köpeklerde deneysel olarak meydana getirilen hipoterminin başlangıç periyodunda artan ventriküler kontraktiliteyi takiben vücut ısısının 20˚C altına düşmesi ile kontraktilite düşer. 23.3˚C altındaki vücut ısısına sahip olan köpeklerin %50’sinde ventriküler fibrilasyon gözlendi. Pulmoner etkiler Şiddetli hipotermi, azalan hücresel metabolizma ve düşük karbondioksit üretimi nedeniyle hem solunum hızı hem de tidal hacim düşer. Oksijen-hemoglobin ayrılma eğrisinde meydana gelen kayma, kan viskositesindeki değişiklikler ve alveolar ventilasyondaki azalma hipoksiye, pulmoner ödeme, akut respiratuar distres sendromuna ya da pnömoniye neden olur. Hipertermi sonucu meydana gelen pulmoner ödeme sıklıkla rastlanır. Nörolojik etkiler Serebral kan akışı ve serebral otoregülasyon düşük vücut ısısından olumsuz etkilenir ve çoğu zaman mental değişikliklere yol açar. Vücut ısısnın her 1˚C düşmesi ile serebral metabolizma ve kan akışı %5 düşer. Abnormal nörolojik semptomlar ile seyreden şiddetli hipoterminin sonucu değişebilir; Depresyondan komaya kadar kedi ve köpekler değişik semptomlar gösterebilir. İmmun sisteme etkileri Hipotermi nedeniyle meydana gelen vazokonstrüksiyon ve oksijen hemoglobin eğrisinin sola kayması organlara oksijen taşınmasını olumsuz şekilde etkileyebilir ve bu durum mikroorganizmalara karşı direnci de düşürebilir. Doku hipoksisi nötrofillerin oksidatif öldürme yeteneğiyle de ilişkilidir. Vücut ısısının düşmesi fagositozisin azalmasına, kemotaksisin düşmesine ve pansitopeniye neden olup, sitokin ve antikor üretimini de depresyona uğratır. Postoperatif hipotermisi olan insanlarda yavaş ve zayıf yara iyileşmesi ve yüksek oranda enfeksiyonların meydana gelmesi görülmektedir. Yara iyileşmesi aslında daha çok doku hipoksisi ile ilişkilidir; granulasyon dokusu oluşturulması için gerekli olan hidroksilaz enziminin varlığı oksijen basıncına bağlıdır. Anestezik ve cerrahi etkiler Genel anestezi ve cerrahi müdahale sonucu primer ve sekonder hipotermi meydana gelebilir. Entübe edilmiş hastaların inhale ettiği soğuk ve kuru hava doğrudan akciğerlere ulaşır. Soğuk ameliyat masaları ve açık vücut boşlukları da hızlı ısı kaybına neden olur. Anestezik ajanlar hipotalamik termoregülasyon merkezini de etkiler; termojenik reseptörler vücut ısısının aşırı düşmediği Patolojik etkiler Hipoglisemi ve hipotermi genellikle eş zamanlı olarak meydana gelir. Düşük kan şeker oranı, metabolitlerin düşüşüne neden olabilir ve hipotermiyi tetikleyebilir. Hipotermik hastalarda hipokalemi sıklıkla görünür ve hücreler arası iletişimin bozulmasından dolayı hücre membranındaki potasyum pompası mekanizmasında da geçici olarak aksaklıklar meydana gelir. Böylece ısıtma sırasında oluşabilecek aritmiler ve perfüzyon anomalileri önlenmelidir. Hipotermi sonucu koagulasyon bozuklukları da meydana gelir. Koagulasyon testleri klinik ortamlarında genellikle normal vücut ısısında gerçekleştirildikleri için, koagulasyon bozukluklarının fark edilmesi zordur. Hipotermi ile aynı anda vazopresin salınımı ve renal medüler hipertonisite azalması sonucu diüri ve sekoner glomerüler filtrasyonun azalması gerçekleşir. kedi & köpek ve mortalite oranını azaltır. Hayvanların ayrıntılı fizik muayenesi uzuvlarda mevcut olan donma işaretlerinin farkedilmesi için önemlidir. göre köpeklerin merkezi vücut ısısını ölçmek için rektal olarak uygulanan termometre, aurikular lazer termometreden daha uygundur. Bu çalışmayı, sonradan yapılan araştırmalar da destekledi. Christopher G. Byers (DVM, DACVECC, DACVIM), genel anestezide olan bir hastanın vücut ısısının devamlı ölçülmesi için rektal ya da özofagal probların kullanmasını tavsiye eder. Hipoterminin hızlı ve erken diyagnozu morbidite durumlarda tetiklenmezler. Anestezi, vücudun metabolik etkilerini %15-%40 düşürmektedir ve müsküler aktiviteleri inhibe ederek ısı üretimini azaltır. Hipotermi anestezik resusitasyonun süresini uzatır ve disritmi, hipotansiyon, solunum depresyonu, bradikardi, koagulopati, değişen kan viskozitesi ve anestezi ilacın aşırı dozda verilmesi gibi komplikasyonlara yol açabilir. Anestezik ve cerrahi prosedürlerin süresi kısaltılarak sekonder hipotermi önlenebilir. Travma sonrası etkiler Travma sonrası hipotermi insanlarda yaygındır. Hipotermi ve mortalite arasında korrelasyon olsa bile, hangi koşullarda ölümün meydana geleceğini gösteren hiçbir çalışma bulunmadı. Hipotermik bir hasta en başta kardiyak kontraktilite, bradikardi, yükselen kan viskozitesi ile soğuk ve sert uzuvlar gibi semptomlar göstermektedir. Bu sebeplerden dolayı, hipotermi semptomlarını gösteren bir hastada EKG gibi gelişmiş diyagnostik aletler de kullanılmalı. Hipotermiyi ölçmek Greer RJ’nın Amerikan Veterinary Medicine Association Dergisi’nde yayımlanan bir araştırmasına 56-57 PETİNFO Araştırmalar, hipotermik kedilerde değişmiş adrenerjik reaktiviteye de rastladı. Terapötik ısıtma Hipotermi oluşmasını önlenmek için attığımız her adım önemlidir. Teorik olarak en etkili ısıtma şekli vücudun merkezini ısıtmaktır. Bu biçimde ilk ısınan organlardan biri kalp olacak ve fibrilasyon önlenebilecektir. Terapötik yeniden ısıtma girişimleri, reanimasyon veya fazla ısı kaybı sırasında meydana gelen hipotermiyi azaltmak için yapılmaktadır. Hipotermik hastalara özenle bakılmalı ve durumları devamlı monitörize edilmelidir. Böylece aritmi gibi bozukluklara da imkan verilmeyecektir. Hipovolemik şokun tedavisinde uygulanan aktif ısıtma döneminde, arteriel basıncı korumak için kullanılan IV sıvılar ile hipotermiden dolayı meydana gelen hipotansiyon, düzenleme veya pasif yüzeysel ısıtma tedavisi altında olan hastalarda merkezi ve periferal ısının dengesi korunmalı. Hastalar hiçbir zaman sıcak su banyosuna daldırılmamalı; bu uygulama periferik vazodilatasyon, aritmiler ve hipovolemiye neden olur. Peural ve peritonal lavajlar merkezi ısının korunması için uygulanabilir. Hipovolemiye karşı yapılan her girişim detaylı bir klinik muayeneyi takiben yapılmalı. Aniden ısıtma, özel durumu olan bazı hipovolemik hastalarda (kardiyak ya da renal hastalar) uygun olmayabilir. Hayvanların aktif ısıtılması ve 37˚C’nin üzerine çıkılması tavsiye edilmez; bu şekilde hastalarda yanlışlıkla hipertermi oluşturulabilir. Her uygulamada hastaların devamlı monitörizasyona özen gösterilmeli. Komplikasyonların önlenmesi için hastanın devamlı monitörizayonu önemlidir. bradikardi, hipoventilasyon ve koagulopati önlenebilir. Asit-baz ve elektrolit denge bozuklukları mümkün olduğu kadar hızlı düzeltilmelidir, EKG, tansiyon ölçülmesi, kapnografi gibi devamlı monitörizasyon uygulamaları kullanılmalıdır. Hipotermik hayvanların tedavisi farklı yöntemlerle mümkün olabilir; > Pasif yüzeysel ısıtma (battaniye kullanarak) > Aktif yüzeysel ısıtma (elektrik battaniye, sıcak su torbaları) > Aktif merkezi ısı düzenleme (IV sıvı ısıtıcı, sıcak lavajlar, ısıtılmış oksijen) Isıtma yöntemi hastanın durumu ve hipoterminin şiddetine bağlıdır. Bazı hastalar için sıcak bir battaniye yeterliyken, durumu ciddi olan hastalar için aktif merkezi ısı düzenlemesi tavsiye edilir. Hafif hipotermisi olan 58-59 PETİNFO Önlenme Bir tutam profilaksi bin tedavi değerindedir. Veteriner hekimler, anestezi altında olan bir hayvanda hipotermi ile sıkça karşılaşır. Anestezi altında olan hastalar için IV sıvı ısıtıcısı, pet hayvanlar için uygun ısıtıcı battaniye, sıcak su torbası, gerekirse sıcak lavaj kullanılabilir. Franklin MA, American Animal Hospital Association Dergisi’nde yayınladığı yazısında hipoterminin erken anestezik periyotlarda da gözlendiğini bildirdi ve bunu önlenmek için veteriner hekimlerin erken davranarak, uygun bir müdahalede bulunmaları gerektiğini belirtti. hastalarda daha önceden kalorifer üstünde duran ya da saç kurutma makinesi ile ısıtılmış battaniyeler kullanılabilir. Şiddetli hipotermisi olan hastalar için ısıtılmış idrar kesesi lavajı, ısıtılmış IV sıvılar ya da sıcak su veya salin lavajları kullanılır. Bu sıvılar, özellikle acil hastaların gelmesine daha elverişli olan soğuk ve fırtınalı havalarda özel olarak tasarlanmış olan bir sıvı inkubatöründe depo edilebilir. Sıvılar için tavsiye edilen ısı derecesi 38.8˚C’dir. Termal yaralanmaları önlemek için ısıtıcı alet ve hayvan arasına bir battaniye veya havlu konulabilir. Hipotansiyonlu veya periferik vazokontraksiyon riski olan hastalar aşırı sıcaktan olumsuz etkilenebilirler. Bu hastalar için periferik vazodilatasyonu önlenmek için thoraks ve abdomen bölgesine ılık su torbası tutulur. Aktif merkezi ısı Komplikasyonlar Isıtma girişimlerindeki en sık görünen komplikasyon after-drop sendromudur. Bu sendrom, ısıtılmış hayvanların merkezi vücut ısısının tekrardan düşmesi ile meydana gelir. Bu durumun nedeni periferal bölgelerdeki soğuk kanın, merkezi bölgedeki sıcak kan ile yer değiştirmesidir. Isıtılan hastalarda meydana gelen ısı şoku, ısıtma uygulamasının hızlı yapılması nedeniyle meydana gelebilir. Bu durum vazodilatasyon ile sonuçlanır ve etkilenen hastalarda metabolik bozukluklara yol açar. Hipovolemik hastalarda zaten büyük yük altında olan dolaşım sistemi için böyle bir dikkatsizlik büyük sorunlara yol açabilir. Hipovolemik şokta olan kedilerde genel olarak 3 komplikasyon meydana gelebilir; hipotermi, hipotansiyon ve bradikardi. Bu üç semptom ölüm triadı olarak da adlandırılır. Her üç semptomu gösteren kediler ağır vaka olarak değerlendirilmelidir. psikoloji Evlat Edinilmiş Kent Hayvanları Malum, havalar soğudu; Sokaktan kurtarılan kedi ve köpekler eninde sonunda kliniklerimizin de misafiri olacak. Veteriner Hekim Dr. Gürbüz Ertürk bu hayvanlara nasıl yaklaşmamız gerektiğini anlatıyor. 60-61 PETİNFO Kent hayvanlarının şanslı olan bir kısmı vicdanlı insanlarca evlat edinilip, geçici bir süre eve alınırlar. M evsim kış ve sokak hayvanları her zamankinden daha fazla yardıma muhtaçlar. Sokak hayvanlarından kastettiğim; sokak köpekleri (sokö), sokak kedileridir (soke). Bunlara kısaca kent hayvanları demeyi tercih ediyorum. Bu hayvanlar, ya tümüyle kente ait mekanlarda doğup büyüdüler ya da insanlar tarafından kentin kucağına terk edildiler. Buralarda yaşamayı öğrenmeye çalışıyorlar. Kentin mekanlarında doğup büyüyen kuşaklar, terkedilenlere oranla içgüdüleri daha gelişmiş, daha kuvvetli bireylerden oluşur. Kent hayvanlarının (kedi - köpek) davranışları evde beslediğimiz türdeşlerinden oldukça farklıdır. Örneğin ev kedisi veya köpeği bir insanın yaklaşmasından ve onunla ilişki kurmasından hoşnut kalırken, kent hayvanlarının çoğunluğu bu durumdan hoşnut değildir. Öngörülemez davranışlar sergileyebilirler. Kent hayvanlarının şanslı olan bir kısmı vicdanlı insanlarca evlat edinilip eve alınırlar, sonra da sağlık kontrolleri ve aşı, operasyon gibi işlemler için kliniklerimize getirilirler. Biz veteriner hekimler (davranış konularıyla ilgilenmiyor olsak bile) hayvan sahiplerini kent hayvanlarının temel davranış sorunları hakkında uyarmalı ve bilgilendirmeliyiz. Davranış sorunları Kente ait mekanlardan evlat edinilen hayvanlarda (özellikle köpekler) sık karşılaşılan davranış sorunlarını şöyle sıralayabiliriz: > Ayrılık kaygısı > Tuvalet sorunları > Yıkımlayıcı davranışlar > Kısır olmayan hayvanlarda dominans agresyon baş gösterebilir > Korku kökenli agresyon. çoğunlukla dominans KAYGILI TEDİRGİN KORKAK Köpekler karşılaşma anlarında yatıştırıcı ve barış içeren beden dili sergilerler. Beden dilini doğru okumazsanız; stres, korku, kaygı ve sıklıkla saldırganlık davranışını tetikler. Bu durum korku kökenlidir. meraklı heyecanlı STRESLİ Kliniğe gelen bu hayvanlarla dikkatle ve şefkatle yaklaşmak gerekir. Muayene ve uygulamalarımızda pozitif koşullandırılma ve duyarsızlaştırma yöntemlerini ön plana çıkarmakta fayda var. kedi & köpek Kentte büyüyen kuşaklar içgüdüleri daha gelişmiş, daha kuvvetli bireylerdir. Sakin ve rahat hayvanlar agresyonla beraber olur. > Sahiplenici agresyon. Daha çok yiyecekleri sahiplenirler. Çünkü geldikleri ortamda yiyecek kıttı ve sahip olununca korunması gerekiyordu. > Aşırı havlama > Evlat edinilmeden önce yanlarına birisi yaklaşınca kaçarak kendi güvenli alanlarına gidebilirlerken, şimdi tasma ile gezdirildikleri için sevme amaçlı bile olsa yaklaşan kişilere hatta çocuklara saldırabilir, onları ısırabilirler. > Eklem ve deri problemlerine bağlı ağrılı durumları nedeniyle ani dokunma, agresyona sebep olabilir. > Sosyalizasyon dönemlerinde insanlardan uzak yaşamaları nedeniyle özellikle küçük çocuklarla sorun yaşanabilir. Kliniğimize gelmiş endişeli, şaşkın ve agresif hayvanlara dikkatle ve şefkatle yaklaşmak gerekir. Muayene ve uygulamalarımızda pozitif koşullandırma ve duyarsızlaştırma yöntemlerini ön plana çıkarmalıyız. Çalışırken kedi veya köpeğin bir adım sonraki tepkisini anlayabilmemiz gerekir. Bunun için yüz ifadeleri, kulak, kuyruk gibi organların duruşları, şekilleri kısaca beden dilleri iyi incelenmeli ve uygun yaklaşımlar sergilenmelidir. Buna kolaylık olması açısından kedi ve köpeklerde beden dillerini görseller ile kısaca hatırlatmak isterim. Veteriner Hekim Dr. Gürbüz Ertürk 1988’den bu yana pet sağlığı, köpek eğitimi ve davranışları ile ilgilenen Veteriner Hekim Dr. Gürbüz Ertürk köpek eğitimi ve rehabilitasyonu konusunda Macaristan İş Köpeği Spor Kulübü, T.C. Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı gibi kurumlardan aldığı diplomaları ile profesyonel olarak köpek eğitmekte ve kurslar düzenlemektedir. Çeşitli meslek örgütlerinde yöneticilik de yapan Dr. Ertürk, FCI üyesi Romanya Köpek Eğitim Kulübü’nün kurucu onursal üyesidir. Köpek Sağlığı ve Eğitimi üzerine bir kitabı bulunmaktadır. 62-63 PETİNFO Bu hayvanların gözleri kapalı veya hafiften açık, kulakları ve bıyıkları normal pozisyondadır veya hafiften öne doğru kıvrık. Korkan ve saldırgan hayvanlar Korkan hayvanların başı vücut hızasının altında, kulakları geriye yatık. Tehdit devam ettikçe bu hayvanlar saldırıya geçebilir. Fiyatları insanların yaşam tarzındaki değişiklikler ve yeni trendler yükseltiyor. 64-65 PETİNFO Çin pet sektörünün büyüyen ejderhası Euromotor’un yeni araştırmasına göre Çinli hayvanseverler, petleri için her sene milyarlar harcamakta. Güçlenen marketin son durumuna bakalım. T arihin her döneminde yer almayı başarabilen, şimdiki adıyla Çin Halk Cumhuriyeti, 9.572.900 km2 yüzölçümü ile dünyanın üçüncü, 1.149.667.000 nüfusuyla da en büyük ülkesdir. Ülkedeki 33 milyon kedi ve köpek sahibi, 2012 yılında hayvanları için 7,84 milyar Yuan (¥) (350 milyar TL) harcadı. Bu rakamlar ise 2017 yılına kadar 12,9 milyar ¥ (57.73 milyar TL)’nı geçeceği öngörülmektedir. Hızlı yükseliş Fiyatları insanların yaşam tarzındaki değişiklikler ve yeni trendler yükseltiyor. Örnek olarak insanlar hayvanlarını beslemek için ev artıkları yerine özel mamaları tercih etmeye başlamaları, hayvan haklarının korunması ve hayvan refahı ile ilgili kursların da moda olması. Medyada da sık paylaşılan hayvanlarla ilgili haberler, duyarlılığın artmasına, hatta hızlı patlayışına sebep oldu. İnsanların talepleri arttıkça özel istekleri karşılayan hizmet sektörleri de gelişmeye başladı. Rakamlar konuşsun Veteriner hastanelerin ve kliniklerin sayısı Pekin’de 500’ü, Şanghay’da 400’ü aştı. Uluslararası firmalar ise teker teker yerel pazarda kendilerini temsil etmeye başladı. Aynı zamanda pet kuaförlerin sayısında da artış meydana geldi. Özel hizmetlerin özel fiyatı da var tabi; Örnek olarak Şanghay’daki PetZoo’da bir tüy kesmesi 400 ¥ (17 TL). Bu fiyat Şanghay’daki insan kuaför hizmetlerinin iki katından biraz daha fazladır. Tam donanımlı bir klinikte genel muayene yaklaşık 1500 ¥’dir (671 TL). Bu fiyat ise yabancı uyruklu insanların Şanghay ikamet iznini almak için gereken sağlık muayene fiyatının iki katıdır. Tatile giden Çin vatandaşları için ise birbirinden güzel yeni trend pet hoteller de mevcuttur. Bu hotellerin bir gecelik fiyatı 100 ¥’dan (44 TL) 300 ¥’a (134 TL) kadar değişebilir. Bu fiyat ise Şanghay’da bir pansiyonun bir gecelik fiyatı ile eşdeğerdir. Euromotor’a göre pet sevenler de bu konu hakkında şikayetçi değildir. Bunun iyi bir örneğini interneti araştırırken görebiliriz; köpekler ve sahipleri arasında daha iyi iletişimi sağlayan uzaktan eğitim kursları için aylar önce rezervasyon yaptırılmalı. Köpek gezdirme mesleğinde de patlayış yaşandı; ilan veren gezdirenler-İngilizce de konuşabilen - bir saat için 200 ¥ (88 TL) isteyebilir. Çin’de neden köpek sahiplenilir? CNN’ın Büyük Animal Asia anketi kapsamında 1432 Çinli köpek sahibinin alışkanlıkları hakkında bilgi toplandı. Araştırmaya katılan kişiler birden fazla cevap verme hakkına sahipti. Anketin sonucuna göre, Çin’de yaşayan insanların %93.6’sı hanesinin güvenliğini korumak için köpek sahiplenir. İnsanların %41,1’i köpekleri yalnızlığa çare olarak görür. Çinlilerin %33,8’ı eğlence niyetine bir hayvan sahiplenirken, halkın %6,1’i gerçek hayvansever olup, sokakta yaşayan hayvanları, zor koşullardan kurtarmak için bir köpeğe sahip olur. İlginç bir nokta olarak ise, insanların %5.3’ü evindeki farelerden kurtulmak için bir köpeğe ihtiyaç duymaktadır. Onlar birer aile ferdidir Reuters haberine göre Şanghay’da banka elemanı olarak çalışan Chen Bey, aylık maaşının 5/1’ini kaniş köpeğine harcamaktadır. Chen’in, köpeğini haftada bir kere kuaföre götürmesi ve ithal mama ile beslemesi aylık 2000¥’a (913 TL) mal oluyor. Şanghay şehrinde aylık asgari maaş 2020¥, yanı 921 TL’dir. 26 yaşında, bekar, ailesi ile yaşayan Chen “O da ailemizin bir üyesidir ve o da her şeyin en iyisine layık” diye konuştu. Piyasada mevcut olan ürünlerin çoğunda bulunan kimyasalları inceleyelim kar gizli tehlike Kışın kullanılan kimyasal maddeler hayvanlara ne derece tehlikeli olabilir? Karı eritmek için en hayvan dostu kimyasal madde hangisidir? K apımıza dayanan kış ve soğuklar sonucu ülkemizin bazı bölgelerinde yoğun kar yağışları görülmektedir. Bir yerde kar varsa, kısa bir süre içinde yol temizlemesi ve karın uzaklaştırılması için kullanılan kimyasal maddeler de ortaya çıkmaktadır. Bu kimyasal maddeler hayvanlara büyük tehlike taşmakta; eriyen kar ile birlikte hayvanlar tarafından tüketilmezse bile, patileri ile en az bir kere kar içine basarlar. Yani hem intestinal hem de dermal yolla ciddi hasarlara sebebiyet verebilen maddeler ile karşı karşıyayız. Piyasada mevcut olan ürünlerin çoğunda bulunan sodyum klorit, potasyum klorit, magnezyum klorit, kalsiyum tuzları ve ürik asit bazlı kar eritici kimyasalları inceleyelim. Sodyum klorit Sodyum kloritin az miktarda intestinuma geçmesi kusma ve ishal gibi hafif gastrointestinal bozukluklara neden olur. Fakat kimyasalın büyük miktarda alımı sodyum toksikasyonuna neden olur. Köpekler için 4g/kg sodyum klorit merkezi sinir sisteminin hipernatremisine sebep olup, sık ürinasyon sonuncu dehidrasyon, taşikardi, hipertermi hatta ölüme de sebep olabilir. Sodyum klorit zehirlenmesinin en belirgin klinik belirtileri arasında nörolojik bulgular da mevcuttur. Aniden ve şiddetli başlayan nöbetler toksikasyonun işaretidir. Klinik semptomları, yutulan maddenin miktarına ve köpeğin fizyolojik durumuna bağlıdır. Tedavi olarak hayvanın su ihtiyacı karşılanır ve elektrolit dengesi yerine getirilir. Ayrıca bazı durumlarda diüretikler de faydalı olabilir. %5’lık Dextroz sıvısı ve diüretik olarak furosemid iyi bir seçim olabilir. Potasyum klorit Köpeklerde potasyum klorit tuzlarının alımı, Magnezyum klorit Erimiş kar ile alınan magnezyum kloritler gastrointestinal bozukluklara sebep olabilir. Potasyum klorit gibi, renal bozukluğu olmayan hayvanlarda hipermagnezi gibi ciddi sebeplere yol açmaz; hipotansiyon, kardiyak bozukluklar zayıflık ve nörolojik semptomlar gözlenebilir. Tedavi Semptomatik ve destekleyici olmalıdır. 2 saat içinde hayvan kusturulabilirse, magnezyum klorürün absorbsiyonu azaltılabilir. Hayvan dostu kar eritme yönteminin altın kuralı; ne kadar az kullanırsak o kadar iyidir. böbreklerde sorun olmadığı müddetçe, hiperkalemi gibi ciddi bozukluklara neden olmaz. Bu tuzların irritatif olması nedeniyle gastrointestinal bozukluklar sonucu hemorajik kusma ve ishale neden olabilir. Vücuttaki potasyum yükselmesi sonucu kaslarda zayıflık ve kardiyak ileti bozuklukları gözlemlenebilir. Tedavi olarak laktatlı ringer ve furosemid tavsiye edilir. Potasyum klorürün irritatif olması nedeniyle kusma kaçınılmazdır. Aktif kömürün potasyumu bağlayamadığı unutulmamalıdır. Kalsiyum tuzları Bu grupta kalsiyum karbonat, kalsiyum klorit ve kalsiyum magnezyum asetatlar mevcuttur. Bu tuzlar erimiş karda bulunabilen en irritatif kimyasal maddeler arasında bilinmektedir; hem gastrointestinal bozukluklara hem de deride ve gözde irritasyona neden olabilirler. Kalsiyum tuzlarının büyük miktarda alımı sonucu, diğer fizyolojik faktörlere 68 PETİNFO bağlı olarak serum kalsiyum konsantrasyonunun yükselmesine nadiren sebep olabilir. Semptomatik tedaviye başvurulur. Üre Üre, insan, köpek ve kedi gibi tek midelilerde ruminatlardaki kadar toksik değildir. Üre bazlı kar eritici kimyasal maddeler, en hayvan dostu maddeler olarak nitelendirilebilir. Ürenin indigesyonu genellikle salivasyon ve orta dereceli gastrointestinal irritasyona neden olabilir. Maddenin büyük miktarda ağız ile alımı zayıflık, tremorlar ve methemoglobinemi ile sonuçlanabilir. Tedavi bu madde konusunda da semptomatiktir. Hastanın monitörizasyonu da önemlidir. Sonuç olarak, karın eritilmesinde kullanılan her kimyasal madde hayvanlar için tehlike taşır. Çoğu basit bir gastrointestinal bozukluğu ve hafif deri irritasyonu hariç, daha ciddi sebeplere neden olmazken bazılarının hayati tehlikeye neden olan etkileri olabilir. Basit bir deney Bir poşet içine biraz kar eritici kimyasal ile birkaç damla su ekleyin. Elinizi poşetin içine sokun ve bekleyin. Poşetin içindeki ısının yükselmesini hissedeceksiniz. Köpeklerin parmakları arasına giden kimyasal maddeler de hayvanların derisini de tam da bu şekilde yakar. Hayvan acıyı hissederken patisini sürekli yalayarak bölgeyi nemlendirir ve daha ciddi komplikasyonlara sebep olur. Karlı havalarda kliniğinize gelen her hayvanın parmaklarını iyice muayene etmeyi unutmayın!
Benzer belgeler
temmuz-2016 - Petinfo Dergi
Ebru Dereli [email protected] GRAFİK TASARIM emel vural [email protected] DANIŞMA KURULU Prof. Dr. Ahmet Ergün, Prof. Dr. Nilüfer Aytuğ, Prof. Dr. Tamer Dodurka,
Yrd. Doç. Dr. Özlem Şeng...