KUŞ GRİBİ VE BİYOLOJİK TERÖR
Transkript
KUŞ GRİBİ VE BİYOLOJİK TERÖR
KUŞ GRİBİ VE BİYOLOJİK TERÖR ( Çiftlik Dergisi Nisan 2006 Sayı:266 de yayınlanmıştır ) Adnan SERPEN Veteriner Hekim İZMİR E-Mail : [email protected] – [email protected]. – [email protected] Ülkemiz İnsanlarında ve Kanatlı hayvanlarında yaşanan Kuş Gribi Salgını beraberinde acaba bu yaşanan salgın biyolojik terör mü ?, sorusunu da gündeme getirmişti.Salgınla ilgili ortaya çıkan olgular biyolojik terörden farklı değildi.Fakat ülkemiz küresel bir salgın hastalıkla karşı karşıyadır.Bu has talık öyle basit,günlük politikalarla önlenebilecek bir hastalık olmayıp ülkemizi ve tüm dünyayı daha u zun yıllar meşgul edecektir.Çünkü yaşanan salgın tıpkı biyolojik terörün emarelerine benzer belirtiler göstermesi,Tarım ve Köyişleri Bakanlığı ve Sağlık Bakanlıklarının Koruyucu Sağlık Hizmetlerini uy gulamada geç kalmaları,Veteriner Hizmetlerinin alt yapısındaki yetersizliklerin böyle bir salgını önleye bilecek düzeyde olmaması nedeniyle yaşanan dalga dalga salgın ve ölümler insanlarımızı telaşlandır mış,sonuçta bir takım şüphelere sevk etmiştir.Böyle bir salgının üstesinden gelebilmek için ülkemizde ki Veteriner Hekimlerimize ve Doktorlarımıza şu anda ve gelecekte çok önemli gö revler düşmektedir.Ülkemizdeki salgının neden biyolojik terör olmadığını aşağıdaki açıklamala rımda anlatmağa çalışacağım. Biyolojik Terör nedir ?, Sivil alanlarda yaşayan halkı hedef alan ve mikroor ganizma ile toksinlerin silah olarak kullanıldığı saldırılara biyolojik terör saldı rıları denir. Biyolojik Terör saldırıları Tarihin Orta Çağ dönemine kadar uzanmaktadır.Avrupa’ da, Orta Çağ döneminde,enfekte olmuş kadavralar kuşatma altındaki şehirlerin duvarlarından içeriye atı lırdı.Kadavralar ve hayvan leşleri ayrıca düşmanın su kaynaklarını kirletmek için de kullanılırdı.Fran sızların Amerikaya ilk ayak bastıkları yıllarda Kızılderililerle yaptıkları savaşlar sırasında,çiçek mikro bu biyolojik silah olarak kullanılmıştır.Britanyalılar, Amerikan yerlilerinin sayısını azaltmak amacıyla kızıl derililere çiçek mikrobu ile enfekte edilmiş battaniyeler verirlerdi Birinci Dünya Savaşında Almanlar, Müttefik güçlere ihraç edilecek hayvan sürülerini enfekte etmek için Bacillus anthracis kullanmışlardı.İkinci Dünya Savaşında,Japonlar Mançuryadaki savaş esir leri üzerinde biyolojik silah araştırmaları yürüttüler.Deneyler 1000 ölümle sonuçlandı. Pek çok Japon bilim adamı test sonuçlarını A.B.D’ye vererek savaş suçundan yargılanmaktan kurtuldu.Yine ikinci dün ya savaşı sırasında İngilizler İskoç Körfezi yakınlarındaki Gruinard adasında Şarbon sporları ile patla yıcı testler yürüttüler.Sporlar, İngiliz testlerinin ardından 36 yıl etkisini sürdürdü.Şarbon sporları ile ada öyle bir şekilde bulaşmış ki 1986 yılında ada 230 ton Formaldehyde ve 2000 ton deniz suyu ile temiz lenmek zorunda kalınmıştır. Şu anda adanın tamamen temizlendiği ilan edilmiştir. Bir diğer biyolojik silah çalışması Rusya'nın Ural Dağlarındaki Sverdlovsk şehrindeki Askeri Tesislerinde yapılmıştır.02 Nisan 1979 Tarihinde bir gramdan az şarbon sporunun kazara dışarı yayıl ması üzerine sporların yarattığı görünmez bulut çıkış bölgesinden 3 mil kadar uzağa kadar yayılması sonucunda en az 70 kişinin ölümüne sebep olunmuştur. Geride bıraktığımız 25 yılı incelediğimizde bio – terörist saldırı tehditlerinin arttığını gör mek teyiz.Bio-terörist saldırılarının ilk örneklerini Japonya ve ABD ‘de görmekteyiz.Bununla beraber aynı -1- dönemde yerel ve uluslararası saldırılarda da artış gözlenmiştir.1989 yılında Dünya Ticaret Mer kezi ‘ndeki sivillere yönelik düzenlenen terör saldırısı tarihteki ilk bio– terörist saldırı olarak kabul edilir.Düzenlenen bu saldırıda Uluslar arası teröristler hedeflerine ulaşmışlardır.1994 yılında Oklahoma ‘ daki ABD Federal Büro Binası‘nın bombalanması ile de yerel terörist saldırıları ortaya çıkmıştır. 1984 yılında yerel bir terör örgütünün Dallas ve Oregon‘daki Salad barlara Salmonella spp koy ması sonucu 751 kişi zarar görmüş ve bunlardan 45 ‘i hastaneye kaldırılmıştır.Bu tip saldırılar ABD ve ABD‘ye bağlı sömürgelerde devam etmiştir.1995 yılında Aum Shinrikyo adlı Japon terör örgü tünün Tokyo‘daki metro istasyonlarına sarin gazı sıkması sonucu 400 ‘ den fazla insan zehirlen miş ve 23 sivil hayatını kaybetmiştir.Aum Shinrikyo terör örgütü bununla yetinmeyip yine Tok yo metro istasyonlarındaki biyolojik bileşenleri serbest bırakarak saldırılarına devam etmiştir.Geç miş yıllarda ABD ‘ deki 3 noktada potansiyel biyolo jik silahlar ve satıcıları ele geçirilmiş tir. Son yıllarda hepimizin bildiği üzere B. anthracis tehditi artışı göze çarpmaktadır.Artan bu tehdit lere karşılık ABD idari ve yasama makamları sivil halkı hedef alan olası bir terör saldırısından halkın korunmasını sağlayacak önemli tedbirler almıştır. Biyolojik silahların terör saldırılarında kullanılması gizli ve açık olmak üzere iki şekilde gerçek leştirilmektedir.Olası bir terör saldırısına karşı hazır olunması ve saldırının bastırılmasını sağlaya cak en önemli noktalardan bir tanesi,halkın ortaya çıkan salgının doğal bir salgından farklı olup ol madığını saptayabilme yeteneğidir.Herhangi bir terör saldırısı ya da tehditi olmadığı zaman larda bile Veteriner Hekimliğin ve İnsan Hekimliğinin önde gelenleri daima hazır bulunma lıdır.Gizli bir saldırı insan ve hayvan sayısında önemli değişikliklere neden olabilir.Hayvan yada in sanların saldırıdan etkilenip etkilenmeyeceği serbest bırakılan patojen miktarına bağlıdır. Hayvan hastalıkları ülke tarımını olumsuz yönde etkilediği için,olası bir bio–terör saldırısının önce likli hedefinin hayvanlar olacağını aklımızdan çıkarmamalıyız. Bu nedenle hayvanlar arasında ve alışılmışın dışında seyreden vakalar olduğunda hemen üzerine gidilmelidir.Bu tip salgınlar pek yaygın olmayan hastalıkların birden ortaya çıkması ile ya da aynı tip belirtilerin artması sonucu tes pit edilebilir.Olası bir terör saldırısına karşı geliştirilecek bir atağın zamanlaması ve etkisi,saldırının tespit edilme ve halka duyurulma hızına bağlıdır.Fakat ülkemize baktığımızda biyolojik terör olma makla beraber Kuş Gribi Hastalığına karşı ne yazık ki böyle bir teyakkuz durumu görülememiştir. Hürriyet Gazetesi yazarlarından Sayın Yalçın DOĞAN’ ın 06 Ocak 2006 Tarihli ‘’ Çöplükte Kuş Gribi Tutanağı ‘’ adlı makalesi her şeyi anlatıyor. Olası bir biyolojik saldırının önceden tespit edilmesi ancak İnsan Hekim liği ( Doktor ) ve Veteriner Hekimliğinin ortak çalışması sonucunda gerçekleşe bilir.Yine ülkemize baktığımızda Kuş Gribi Salgını patlak verdiğinde Sağlık Bakan lığı uzun süre Tarım ve Köyişleri Bakanlığı ile ortak çalışmayı kabul etmeyip ta ki 15.01. 2006 tarihine kadar. Şayet biyolojik teröre bağlı bir salgınla karşılaşmış olsa idik tam bir facia yaşanacaktı. ABD‘de meydana gelen veya gelebilecek ulusal ve bölgesel salgınları önceden saptayabilen ve gerekli önlemleri alan bir sistem bulunmasına rağmen yi ne de tüm insanoğlunu ve diğer memelileri hedef alan saldırıları tespit edebilecek daha kapsamlı bir sisteme ihtiyaç duyulmaktadır.Bu sistemin oluşturulmasında Veteriner Hekimle re ve Doktorlara önemli görevler düşmektedir. Biyolojik terör saldırılarında kullanılan bileşen miktarını ölçebilen biyolojik saldırı savaş programları; saldırılarda silah olarak kullanılan patojenlerin fiziksel ve biyolojik özelliklerini ince lemektedir.Kullanılan biyolojik silahların en önemli özellikleri sahip oldukları patojenik ve toxic yapılarıdır. Biyolojik silahlar ucuz ve üretimi kolaydır. Hemen hemen her yerde, laboratuarlarda, bir çiftlikte hatta evde bile imal edilebilir. Biyolojik silahta kullanılacak etkenin taşınmasını sağlayan -2- taşıyıcıların bazıları uygun meteorlojik koşullarda hazırlandığında,sadece birkaç hafta veya birkaç gün içerisinde hastalığa yakalanmayan insan ve hayvanlara hastalık bulaştırılabilir ve hatta ölümlere bile sebep olabilir.Bu nedenle taşıyıcının ve kullanılan mikroorganizmanın özelliği çok önemlidir. Tüm bu biyolojik taşıyıcılar zoonotik ve zoonotik olmayan dış kaynaklı hayvan hastalıkla rına da neden olabilmektedir.O.I.E’ nin A Listesinde yer alan Uluslararası Hayvan Ürünleri ve Hay van Ticareti,Halk Sağlığı veya Sosyo Ekonomik yönden etkileyici kolay ve hızlı yayılabilen bu hasta lıkların içinde Highly pathogenic avian influenza ( Kuş Gribi ) da yer almaktadır.Yine Geçmişte in sanlara ve hayvanlara yönelik taşıyıcılar yeterince zehirli olmamakla birlikte hayvan yemlerinden ya da aşılardan bulaşıyordu. Ancak günümüzdeki biyolojik silahlar büyük ölçüde zehir içer mekle birlikte doğal taşıyıcılar da kullanılabilmektedir. Bu taşıyıcılar ciddi boyutlarda salgına ve ölüme neden olabilecek,kolay üreyebilen,bulaşabilen taşıyıcılardır.Ortaya çıkabilecek viral salgınla rın içinde şu anda tüm dünyanın uykusunu kaçıran Highly pathogenic avian influenza ( Kuş Gribi ) ‘yı da örnek olarak verebiliriz. İnsanları ya da hayvanları hedef alan olası terör saldırılarına karşı geliştirilmiş gözlem ve haberleşme sistemi bir çok bölümden oluşmaktadır. Örneğin; sürü sahipleri sürülerinde farklı has talık belirtilerini gözlemleyebilir ya da baş bölgelerinde görülen aynı belirtiler bir salgın olarak değer lendirilebilir.A.B.D’ de yerel Veteriner Hekimler teorik olarak hangi hastalıkların dış kaynaklı hay van hastalığı olduğunu bilse de,belirtilerin tamamını bilememektedir.Buna rağmen,bu Veteriner He kimler gözlemleme sisteminin önemli bir bölümünü oluştururlar. A.B.D’de yerel veterinerler çalıştıkları alanlarda alışılmışın dışında belirtiler fark ettiğinde,hasta lığın seyri ilerlemeden ve sadece tıbbi kaynaklara dayanarak gerekli makamlara haber verirler anında gereği yapılır.Ülkemize baktığımızda; ilk uyarı 20 Ağustos 2005 Tarihinde Av ve Yaban Hayatı Koruma Vakfı Van çevresinde iki ölü ördek buluyor. Türkiye daha kuş gribi ile tanışmadan, bu vakıf, Orman Bakanlığı ile Van Valiliği’ ne durumu bildiriyor fakat kimse bu başvuruyu ciddiye almıyor.Aynı vakıf başka ölü ördekleri bu kez Ankara Hıfzıssıhha Enstitüsü’ne gönderiyor yine ses çıkmıyor.Bu ara Ekimde Van’ da ve Ağrı’ da hayvan ölümleri meydana geliyor, söz konusu vakıf Çev re ve Orman Bakanına mektup yazıyor ve cevap alamıyor.Van Valiliği’ nden 27 Ekim 2005’ de Sayın Yalçın DOĞAN’ a bir açıklama geliyor ve 26 Ekim’de yazdığı yazı Van Tarım İl Müdürlüğü eliyle, "Van Gölü çevresinde martı ve ördek ölümlerinin kuş gribinden olduğunu yazıyorsunuz. Ekteki belgelerden anlaşılacağı üzere, bu ölümlerin kuş gribi ile ilgisi yoktur." Gerekçesiyle altında Tarım İl Müdürü Sayın Murat AKBAY’ ın imzası ile Van Valiliğince tekzip ediliyor. Yaşanan bu olay gerek Tarım İl Müdürünün gerek ise Valilik Makamının Hayvan Hastalıklarına ve Veteriner Hizmetlerine ne kadar önem verdiklerini açıkça ortaya koymaktadır. A.B.D’de alanlarında başarılı olmuş uzmanlar tarafından oluşturulan USDA (Animal and Plant Health Inspection Service, Agricultural Research Service, Food Safety and Inspection Service, and Office of the Inspector General) Hayvan ve Bitki Araştırma Merkezi,Veterinerlik Birimleri gibi sağ lık kuruluşlarına yapılan ihbarların hepsi ( Federal Bureau of Investigation ) FBI‘ye bildirilmektedir. A.B.D Başkanının 39 nolu kararı ile FBI,ABD‘ye yönelik olası bir terör saldırısına karşı savunmayı koordine edebilecek yetkiye sahip tek güç olarak yetkili kılınmıştır.Bizde bırakalım böyle bir organi zasyonu Bakanlıklar kendi sorumluluklarını yerine getirmeyip başından atıp adeta kim ilgilenirse ilgi lensin tavrı göze çarpmaktadır. Sıradan bir dış kaynaklı hayvan hastalığının araştırılması ile gizli bir salgının araştırıl ması arasında küçük bir fark vardır. Bu fark;insan yapımı bir salgının bazı özellikleriyle doğal bir salgından ayrılmasıdır. Bu tip bir araştırma da olası bir saldırıda meydana gelebilecek hastalık ve ölüm oranlarının hesaplanması,biyolojik taşıyıcıların tanımlanması,böyle bir salgına maruz -3- kalabilecek sürü hayvanlarının incelenmesi gibi bir çok eylemi içerisinde barındırır.A.B.D’de gelişti rilen bir sistem ve sahip oldukları uzmanlar sayesinde gerekli karşı saldırıyı yapabilecek duruma gelin miştir.Bu sistem de meydana gelebilecek küçük bir aksama durumu kötüleştirmekle kalmaz,teröristle rin hedeflerine ulaşmalarını daha da kolaylaştırmaktadır. Yine A.B.D’de biyolojik terör konusunda yapılan çalışmaların ülkemizde uygulanıp uygulanmadığını bırakalım,normal Veteriner Hekimlik ve Beşeri Hekimlik Koruyucu Sağlık Hizmetle rinin yeteri kadar uygulanmadığı göze çarpmaktadır.Sağlık Bakanlığı 100 Bin adet Tamiflun alarak so runu çözeceğini zannetti fakat yanıldı.Hastalık çıkan Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerindeki ille rimize baktığımızda Tarım ve Köyişleri Bakanlığında bazı yerlerde hiç,bazı yerlerde ise yeteri kadar Veteriner Hekiminin olmaması yanında Kuş Gribi konusunda eğitilmiş Veteriner Hekimin olmaması çok önemli bir sorun olarak karşımıza çıkmaktadır.Uzak Doğudan Hastalık adeta geliyorum demesine ve 2005’ in sonunda hastalık çıkmasına rağmen Bakanlığın her yıl yayınladığı mücadele kitapçıklarına baktığımızda ne yazık ki 2004–2005 hatta 2006 yıllarına ait kitapçıklarda ülkemiz genelinde saha Veteriner Hekimlerinin Kuş Gribi konusunda detaylı kırsal alana yönelik bir eğitim çalışmasının düzen lenmediği gözümüze çarpmaktadır. Tek yapılan eğitim Bandırmada Entegre Tesisler bazında olmuştur. Ülkemize baktığımızda; hastalık uzak doğuda ve çevredeki ülkelerde görüldüğünde adeta geli yorum diyordu.Bugün bir çok ülke batılı ülke, 35 yıldır başarı ile uygulanan ve bu tip salgınlarla ilgili bilimsel incelemelerde bulunan Epidemiyoloji biliminden faydalanmaktadır.Ülkemizde Tavuk Hastalık ları konusunda Epidemiyolojik çalışma konusunda,koordinatör enstitü olarak yalnız MANİSA-Tavuk Hastalıkları Araştırma ve Aşı Üretim Enstitüsü Müdürlüğü tarafından yürütülmekteydi, iki yıl önce bu Enstitümüzün kapatılması sonucunda konunun sahipsiz kalmasına neden olmuştur. Patojen Kuş Gribi etkeniyle ilgili olarak dünyanın çeşitli yerlerinde yapılan çalışmalar sonu cunda en yüksek izolasyon miktarı ve viral alt grupların çok büyük çoğunluğu yabani kuşlarda, özel likle Anatidae familyasına ait akuatik göçmen kuşlarda saptanmıştır.Yeşil Başlı Ördekler enfeksiyona dayanıklı su kanatlı tipi olup göçleri sırasında bu virüsü çok uzaklara kadar taşıyıp dışkıları ile çevreye rahatlıkla bulaştırabilmektedirler.Bu virüslerin varlığı o kadar kuvvetli ki,virüsler 0 o C ‘deki göl su yunda 30 güne kadar izole edilebilmektedir.Ayrıca Kuş Gribi virüsü her ne kadar kendilerini taşıyan Tablo:1 Ülkemizden geçen göçmen kuşlarının göç yoları -4- türlerin genellikle göçmen kuşu olması ve tür engelinin etkenin ekolojisinde fazla bir öneme sahip olma ması nedeniyle çok kolayca doğadaki diğer kanatlılarda zincirleme bir şekilde bulaşmaktadır.Bu bulaş mada günlük hayatımızın bir parçası olan serçeler bile büyük rol oynamaktadır.Zamanında Epidemiyo lojik çalışmanın yapılmaması nedeniyle doğadaki bulaşmanın tam olarak seyri bilinememiştir.Fakat gelişen olayların ortaya koyduğu sonuçlar neticesinde, Kuş Gribi Hastalığının çıkış kaynakları sulak alanlar olmak üzere göçmen kuşlarının dışkılarını gezdikleri, uçtukları, konakladıkları alanları virüsle kirletmeleri sonucunda mekanik taşıyıcı bazı unsurlarında devreye girmesiyle gerçekleştiği savı epide miyolojik olarak karşımıza çıkmaktadır. Geçtiğimiz günlerde İngiltere’ nin Somerst kentinin Chard kasabasına kuşların göç mevsimi nedeniyle kasabaya gelen 500.000 civarındaki sığırcığın kasaba halkı, binaların üzerine ve bahçelere günde 14 ton dışkı bıraktıkları tespit edilmiştir. Bu kadar büyük bir dışkı atığıyla karşı karşıya kalan kasaba da Kuş Gribi paniği başlamıştır.Göçmen kuş larının ülkemizden binlerce sayıda geçiş yaptıklarını düşündüğümüzde bu kadar büyük bir miktar dışkı atığı ile hastalık etkenini çevreye bulaştırmada ne kadar büyük rol oynadıklarını herhalde anlatmaya yeterli olacağına inanıyorum. Tablo: 2 Kuş Gribinin Göçmen Kuşlarıyla doğaya bulaşma şekli Ülkemizdeki hastalığın seyrine baktığımızda,kırsal alandaki mera tipi köy tavukçuluğunda, doğadaki zincirleme yayılmanın,virüs bulaşmış yaban hayvanlarının göç yolları üzerinde dışkılarını gelişi güzel gezdikleri, uçtukları, konakladıkları açık ortama bırakmaları sonucunda,yaban ortamdaki di -5- ğer hasta olmayan kanatlıların güdüsel olarak hareket arzularına bağlı olarak eşilenme güdüsü ile bera ber mekanik taşıyıcı faktörlerinde devreye girmesiyle bulaşmanın gerçekleştiği savı epidemiyolojik o larak kesinlik kazanmaktadır.Kırsal alandaki bu bulaşmada virüs,salgının ortaya çıkması için bazı bölgelerimizde gerekli sürecini tamamladığı için halkımızın hayvanlarını açıkta beslemeleri ve hijyen kurallarında yaptıkları hatalara bağlı olarak adeta mantar biter gibi karşımıza çıkmıştır.Şu anada kış mevsimi olması nedeniyle virüsün uykuda olması nedeniyle kış mevsiminin bitimine müteakip İlk Bahar Mevsiminin gelmesiyle birlikte kırsal alanda gerekli önlemlerin alınmaması halinde hastalığın tekrar salgın halinde karşımıza çıkması muhtemeldir.Kış mevsimine rağmen niçin bazı yerlerde ve ül kelerde hastalık çıkmağa devam ediyor diye düşündüğümüzde; Daha önce hastalığa maruz kal mış yaban hayat veya evcil hayvanların ölmeden hastalığı atlatmaları halinde;hastalık ta şıyıcısı olarak rol oynarlar.Bu nedenle bu kabil hayvanların soğuk çevre şartlarının stre sine maruz kalmaları sonucunda tekrar ortaya çıkan hastalık vakaları olarak değerlendir memiz mümkün. Şayet Epidemiyolojik çalışmalar bir iki yıl önce Sağlık ve Tarım ve Köyişleri Bakan lıklarınca görevlendirilecek Beşeri ve Veteriner Epidemiyologlar tarafından ortaklaşa önce sulak alan lardan itibaren başlanmış olsa idi virüsün yayılma şekli, izleme planı önceden tespit edilmiş olacaktı ve sonuçta kırsal alandaki mera köy tavukçuluğu ile yaban ortamdaki virüs bulaşmadan kanatlılar arasında oluşturulacak bir engel ile bu şekilde salgın ve ölümler yaşanmayabilirdi. Bu engel; kırsal alandaki insanlarımızın önceden bilgilendirilerek ve uyarılarak hayvanlarını kapalı kümeslere tavuklarını koyma ları sağlanarak ve besledikleri tavuklarla olan ilişkilerinin ne şekilde olacağı anlatılarak virüsün yaban ortamdan kırsal alandaki evcil kanatlılara bulaşmamasının sağlanmasıdır. Bu sayede insana bağlı bulaş hatalarının önüne geçilmekle beraber insana bağlı her halûkârda meydana gelebilecek bulaş hatalarının sonucunda hastalık çıkması kaçınılmaz olmakla beraber,kırsal alanda yaşanan salgının bu boyutlarda ortaya çıkması önlenebilecekti. Bu konuda Tarım ve Köyişleri Bakanlığınca Ocak 2006’nın sonlarına doğru hazırlanıp yayınlanmakta olan uyarıcı ilan,film,slayt ve video sunumlarına rağmen halâ kırsal alanda yaşayan hayvan sahiplerine hayvanlarını kapalı ortamda beslemeleri için ciddi uyarılar yapıl dığını söyleyemeyiz.Örneğin:Vatandaşa hayvanlarını kapalı kümeslerde beslemesi tavsiye edilmesi ge rekirken, kırsal alanda tavuk yetiştiriciliği yapmamaları önerilmektedir.Sonuçta kırsal alanda bulaşların devam etmesi nedeniyle kolaycılığa kaçılarak itlâfla halledilmeğe çalışılmaktadır.Oysa ülkemizden son ra hastalığın AB’ne sıçraması sonucunda Almanya ve Fransa gibi ülkeler sulak alanlardaki kontrollerini sıklaştırdıkları gibi açıktaki kümes hayvanlarının kapalı kümes ortamına alınmasını,uyulmaması ha linde cezai işlem ve itlaf işlemleri uygulanacağını kırsal alanda yaşayan vatandaşlarına çağdaş ve insani şekilde bildirerek gerekli uyarıları yapmaktadırlar. Yine geçtiğimiz haftalarda bir TV kanalında özel sektör mensubunun Manyas sonrası alınması gereken tedbirlerle ilgili olarak yaptığı açıklamalarda, kırsal alanla ilgili Bakanlığa uyarılarda bulunma larına rağmen bu konuda gerekli hazırlığın yapılmadığını dile getirmiştir.Dolayısıyla ilgisizlik ve sahip sizlik dikkat çekici boyutta olmuştur. Şu andaki safhada artık daha stratejik uygulamalara gidilmelidir.Bu tip salgınların önüne geçil mesinde en etkin yöntem pek yaygın olmayan hastalık belirtilerin birden ortaya çıkması ile ya da aynı tip belirtilerin artması sonucu tespitinde hemen gerekli karantina ve hayvan hareketlerinde kısıt lamaya gidilerek istenmese de belirli ölçüde itlafın yapılmasıdır.Fakat itlaf yeterli olmayıp kırsal alan daki insanlarımızın gece eğitimleri yapılarak eğitilmesi en önemli tedbirlerin başında gelmektedir. Ba kanlığın TV ve internet web sayfalarında yayınlanan slayt ve gösteriler çok acele ile hazırlandığı için hala kırsal alana yönelik eksiklikler bulunmaktadır. Oysa salgının hızla yayılarak Veteriner Hekimlik Hizmetlerinin çok yüksek standartta olduğu Avrupa ya da sıçraması nedeniyle hastalık konusunda hata yapma şansımızın olmadığını görmekteyiz.Bu nedenle söz konusu eksikliklerin çok ivedi bir şekilde gi derilmesi gerekmektedir,aksi taktirde her an süprizler yaşamamız ve literatürlere geçmemiz olasıdır. Buraya kadar yaptığımız açıklama ve eleştirilerde görüldüğü gibi ülkemizde kanatlılarda ve in -6- sanlarımızda ortaya çıkan Kuş Gribi Enfeksiyonlarının dış kaynaklı biyolojik terör niteliği taşımayan fakat belli şartlarda oluşabilen enfeksiyon özelliği taşımaktadır.Biyolojik Terörün dışında normal şart larda bir bulaşıcı hastalığın ortaya çıkmasında rol oynayan şartlardan bir kısmı veya tamamı bölgelere göre gerçekleşmesi sonucunda Kuş Gribi hastalığı ülkemizde ortaya çıkmış bulunmaktadır.1918 yılında yaşanan salgından sonra A.B.D’de bilim adamları tarafından laboratuvar çalışmalarında 1918 yılında salgına neden olan virüsün genetik yapısını inceleyebilmek amacıyla benzeri üretilmiş bulunmaktadır. Her türlü güvenlik tedbirlerine rağmen dünyanın belli başlı yerlerindeki laboratuvarlarında tıpkı nük leer kazalar gibi zaman zaman laboratuvar kazalarının da gündeme geldiğini dikkate aldığımızda konu nun ne kadar önemli olduğu ortaya çıkmaktadır.Yine A.B.D Bilimler Akademisi Tıp Enstitüsü raporu na göre‘’Avian Influenza virüsünün neden olduğu H5N1 gribi, yaratacağı potansiyel salgı nının boyutu,yayılma derecesi ve insan ölümü ve maddi–ekonomik tahribat açısından bun dan önce hiç görülmemiş bir boyutta ‘’ olduğu ifade edilmektedir.Bunun için bu tip sorulara cevap verecek çok iyi bilimsel alt yapı ile donatılmış Laboratuvarlara, Enstitülere ihtiyaç bulunmaktadır.Her işi veya içinden çıkamadığımız sorunları kaderciliğe veya takdiri ilâhiciliğe bırakma alışkanlığından vaz geçip bilime gereken önem vermemiz gerekiyor.Bu konuda ülkemizi yöneten siyasilerimize büyük görevler düşmektedir. K a y n a k l a r: 1. 2. 3. 4. 5. 6. 7. 8. 9. 10. 11. 12. 13. 14. 15. 16. 17. 18. 19. 20. 21. 22. 23. 24. 25. Aygün S.T. ( 1937-938 ) Genel ve Özel Bulaşık ve Salgın Hastalıklar Bilgisi ( EPIDE MIO LOGIE ), Sağlık Koruma ve Bakteriyoloji Enstitüsü Profesörü.Sümer Basımevi-ANKARA Tavuk Hastalıkları ( 1970 ), Veteriner Kontrol ve Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü Yayınları , Aralık 1970, Yıl:11, Sayı:20-21, Bornova/İZMİR BAŞKAYA, H.-MİNBAY, A., ( 1979 ) Kümes Hayvanları Hastalıkları. A.Ü.Vet.Fak. Yayınları Yayın No:354, Ders Kitapları:252 GÜRTÜRK, S.,( 1977 ) Viroloji. A.Ü.Vet.Fak. Yayınları Yayın No:11, Ders Kitapları:4 EASTERDAY B. C ve Hinshaw V. S ( 1978 ), Influenza, Diseases Of Poultry - 7th Edition, Iowa State University, USA GÜRSOY, N. ( 1987 ) Tavukçulukta Temel Bilgiler ve Önemli Hastalıklar. Epidemiyolojik Çalışmalar – 73 ( 1989 ), Tarım Orman ve Köyişleri Bakanlığı K.K.G.M’ nün 09.02.1989 Tarih ve 02079-8700 sayılı yazıları . ARDA, M - MİNBAY,A – AYDIN, N – AKAY, Ö – İZGÜR, M .,( 1994 ) Kanatlı Hayvan Hastalıkları. Medisan yayınevi yayınları. DAVID A. A, THOMAS M. G, DONALD, L. N, DANA P. S, DAVID R. F ( 2000 ), Biological terrorism and veterinary medicine in the United States, Journal of the American Veterinary Medical Association, September 1, 2000 ERTEN A. ( 2003 ), Tıp Terminolojisi ve Tıp Metinleri Çevirisi, Seçkin Yayınevi - ANKARA Kuş Gribi Nasıl Önlenecek .National Geographıc, Ekim 2005 sayısı. ÇALANGU, S.,( 2005 ) Bir virüsün Portresi. Akşam Gazetesi Pazar – Yaşam 16 Ekim 2005 URAS, G., Kuş gribi yapan enstitümüz vardı ( …kapattık ) 13.10.2005 Tarihli Milliyet Gazetesi Köşe Yazısı BİLGİN, A., Sevgi ve Saygıyla Pasteur’ ün Aşı Hayırhanesi . 15 Ekim 2005 Tarihli Haber Ekspres köşe yazısı. GÖKÇE, D., Kuş Gribi Salgını ?. 12 Ekim 2005 Tarihli Akşam Gazetesi Köşe Yazısı. Kuş Gribi SARS’ tan tehlikeli olabilir. 21 Eylül 2005 Referans Gazetesi Haberi. III. Temel Sağlık Hizmetleri Sempozyumu – Sektörler arası işbirliği, TTB Manisa Tabip Odası – C.B.Ü.Tıp Fakültesi-Manisa Sağlık Müdürlüğü, 5-6 Mayıs 2005 MANİSA Doğan Y. ( 2006 ), Çöplükte Kuş Gribi tutanağı, Hürriyet Gazetesi, 06. 01. 2006 ERAKSOY, H. ( 2006 ) Türkiyede Yayılan Virüs artık İnsanlara daha kolay bulaşıyor.Bilim ve Gelecek- Şubat 2006, Sayı:24,İstanbul. Ertan H. ( 2006 ), Kuş gribi ve insan gribi virüslerinin dansı, H5N1’ in korkutan evrimi, Bilim ve Gerçek Dergisi, Şubat 2006, Sayı: 24, İSTANBUL İngilterenin Başına Talih Kuşu Kondu, 09. 03. 2006 Tarihli Akşam Gazetesi Avian Influenza – www.fao.int Avian Influenza – www.who.int Avian Influenza – www.europa.eu.int Avian Influenza Disease and Control Strategies - Clasification of Influenza Virusus, İntervet web sitesi -7-
Benzer belgeler
Kuş Gribi - İzmir Halk Sağlığı Müdürlüğü
bilimsel incelemelerde bulunan Epidemiyoloji biliminden faydalanmaktadır.Ülkemizde Tavuk Hastalık
ları konusunda Epidemiyolojik çalışma konusunda,koordinatör enstitü olarak yalnız MANİSA-Tavuk
Hast...