Full Text - Sosyal Bilimler Dergisi
Transkript
Full Text - Sosyal Bilimler Dergisi
Yıl: 3, Sayı: 7, Haziran 2016, s. 292-302 İnan GÜMÜŞ1 Pınar DAĞ2 TÜRK DİKOTOMİ ALGISININ ORHON YAZITLARINDAKİ GÖRÜNÜMÜ Özet Orhon yazıtlarında öne çıkan konulardan biri, Türk kozmogoni sisteminin bir parçası durumunda olan gök-yer su dikotomisidir. Evrendoğumu biçiminde adlandırılan kozmogoni mitleri, yaratılışın arketipsel modelini ortaya koyar ve başlangıçtan söz eder. Bu mitlerde, evrenin ve kozmik ögelerin yaratılışı, kaostan kozmosa geçiş kendisine yer bulur. Toplumlara göre değişen bu anlatımlar kültürel kodlar sunmaları bakımından dikkate değerdir. Orhon yazıtlarında yer alan Teŋri, kök-yir sub (gök-yer su), Umay gibi kullanımlar Türklerin belleğindeki kozmogonik düşünceyi yansıtır. Dikotomi, birbirine karşıt görünen iki ögenin uyum içerisinde olma durumunu ifade eder. Türk kozmogonik sisteminin önemli bir parçası durumundaki dikotomi, Türklerin evren tasarımındaki başat ögelerdendir. Yazıtlarda sık yinelenen kök (gök) ve yir~yir sub ifadelerinin bağlam içerisinde kazandığı değer, uyum/birlikteliktir. Öncelikli olarak mavi göğün, daha sonra yağız yerin yaratılması, toplumsal kaos ortamlarında gök ve yer suyun yardımcı olma ya da sorun çözme gibi işlevlere sahip olması, dikotomik sistemin görünümlerini oluşturur. Anahtar Kelimeler: Orhon yazıtları, kozmogoni, dikotomi, gök-yer su, evren tasarımı. 1 Türk Dili Okutmanı, Süleyman Demirel Üniversitesi Uluborlu Selahattin Karasoy Meslek Yüksekokulu, [email protected] 2 Türk Dili Okutmanı, Süleyman Demirel Üniversitesi Eğirdir Meslek Yüksekokulu, [email protected] Türk Dikotomi Algısının Orhon Yazıtlarındaki Görünümü THE OUTLOOK OF THE PERCEPTION OF TURK DICHOTOMY IN THE ORKHON INSCRIPTION Abstract In the Orkhon inscriptions one of the prominent topics is the dichotomy of sky-earth water that is a part of Turk cosmogonic system.The cosmogonical myths called cosmogony reveals an archetypal role of the genesis and mentions about the birth. In these myths, there is the birth of the universe and the cosmic elements and the transition from the chaos to the cosmos. The expressions, changing from societies to societies, are remarkable for presenting cultural codes. Teŋri, kök-yir sub (sky-earth water), and Umay mentioned in the Orkhon inscriptions reflects the cosmogonic idea in Turk’s memories. Dichotomy means being in harmony with being represented as contrasts. Dichotomy, an important part of Turk cosmogonic system, is one of dominant elements that created Turk’s universe design. In the inscriptions, the value that kök (sky) and yir~yir sub (earth~earth water) repeated continuously earns in the context is the harmony/togetherness. That firstly the blue sky, then the brown earth was created and the sky and earth water in the social chaos areas have function to help and solve problem creates the outlook of dichotomistic system. Key Words: The Orkhon inscriptions, cosmogony, dichotomy, sky-earth water, the design of the universe. GİRİŞ Orhon yazıtları, içerdiği soyut dil ögeleri bakımından gelişmiş bir yapı göstermektedir. Metinler, sınırlı bir dil malzemesine sahip olmasına karşın anlatım özellikleriyle işlenmiş durumdadır. Yazıtlar, II. Köktürk Kağanlığı ve öncesine ilişkin tarihsel olayların anlatıldığı metinler olarak öne çıkar. Hem art zamanlı hem de eş zamanlı düzlemde, olayların aktarımında oldukça realist bir tablo çizilir. Bu tablonun belirginleşmesi, metinlerin iletisinin alıcıya daha etkili bir biçimde gönderilebilmesi açısından soyutlama, örnekleme, tekrarlar yoluyla vurgulama gibi ögelerden çokça yararlanılır. Bu anlamda, metinler kuru bir savaş tarihi olmaktan çıkar; Türk kültürünün, töresinin, inanç sisteminin, toplumsal yaşamının, devlet yapılanmasının, kolektif bilinçdışında yer edinen ögelerin ana çizgileriyle ortaya çıktığı bir söylemler bütünü olarak belirir. Bu söylem bütününü oluşturan her bir parçanın ortaya çıkarılması, metinler üzerinde yapılacak içerik çözümlemeleriyle gerçekleştirilecektir. Böylelikle Türk kültür evreninin önemli bir parçasını oluşturan metinlerin iletisini çok yönlü olarak ortaya koymak olanaklı olacaktır. Orhon yazıtlarında, insanların yaşantısında yer edinen, sosyal ve kültürel dokuların izlerini taşıyan kozmogonik anlatımlara ilişkin ögelerden yararlanılmıştır. Bu ögeler mitler içerisinde yer alır. Kadim kültürlerin anlatıları olarak anılan mitler; kozmogonik, teogonik, antropogonik, eskatolojik, ritüel ve kahramanlık anlatılarıyla her toplulukta kendisine yer bulmuştur. Mitler, insanın yaşamda etkin olarak var olabilme, yaşantıya ait önceden deneyimlenmiş bilgilere erişebilme amacına hizmet eder. Biyolojik olarak bir bedene mecbur olan insanın mit oluşturmasının önemli gerekçelerinden biri, evren karşısında özne durumunu belirgin kılmaktır. Doğa karşısındaki güçsüzlüğüyle insan, onu diğer varlıklardan ayıran ve SOBİDER Sosyal Bilimler Dergisi / The Journal of Social Science / Yıl: 3, Sayı:7, Haziran 2016, s. 292-302 293 İnan Gümüş -Pınar Dağ güçlü kılan düşünme yetisini, dil aracılığıyla yansıtma olanağı bulur. Bu dönemlerde insanı belirsizlikten/bilinmezlikten uzaklaştırarak bilinene yönlendiren ve güçlü kılan, sembolik dil durumundaki mitler, evrenin var oluşunu ve kozmik ögelerin oluşumunu sunması bakımından dikkate değerdir. Bu anlatımlar toplumsal bellekte şekillenir, yer edinir ve geleceğe aktarılır. Toplumsal belleğin, kökeni göz önüne alan/kökensel anımsatmalar taşıyan ve kişiye özgü deneyimlerle de biçimlenen yapısı (Assmann 2001: 55) ile mitlerin kökene ait anlatımları içermesi kesişir. Yaşam için çeşitli anlatımlar sunan mitler, kişisel yaşantıyı düzenlemesi bakımından toplumu biçimlendirir ve bir arada tutar. Üretildikleri toplumun evren algısını ve olaylara bakışını ortaya koymaları onları değerli kılar. Toplumların evren ve yaşam tasarımlarını, kültürel dokularını, teşkilatlanmalarını ve inançlarını anlamlandırma noktasında kozmogoni mitleri kaynak durumundadır. Evrendoğumu biçiminde adlandırılan kozmogoni mitleri, yaratılışın arketipsel modelini ortaya koyar ve başlangıçtan söz eder. Bu mitlerde, evrenin ve kozmik ögelerin yaratılışı, kaostan kozmosa geçiş kendine yer bulur (Eliade 2014: 196). Toplumlara göre değişen bu anlatımlar kültürel kodlar sunmaları bakımından dikkate değerdir. Orhon yazıtlarında yer alan Kök-Yir Sub (Gök-Yer Su), Tengri, Umay gibi kullanımlar o dönemki Türk toplumunun belleğindeki kozmogonik düşünceyi yansıtır. Metinler içerisinde kimi anlatımların bu ögelerle biçimlenmesi, kaos durumundan kozmosa geçişi simgeler. Böylece toplumsal yaşantıdaki kargaşanın düzene girmesini sağlayan etmenler de belirmiş olur. Bu yazı kapsamında, yazıtların genel kuruluşu içerisinde kendisine yer bulan, kolektif bilinçdışında işlevsel bir yapı olarak beliren ve kozmogoninin bir parçası olarak görülen Kök-Yir Sub (Gök-Yer Su) dikotomisi ele alınmaya çalışılacaktır. Kuram ve Uygulama: Dikotominin Orhon Yazıtlarındaki Yansıması İki ilkeli sistem (Esin 2001: 20) olarak değerlendirilen dikotomi kavramı, birbirine karşıt görünen iki ögenin uyum içerisinde olma durumunu ifade eder. Türk kozmogonik sisteminin önemli bir parçası durumundaki dikotomi, Türklerin evren tasarımındaki başat ögelerdendir. Yazıtlarda sık yinelenen kök ve yir~yir sub ifadelerinin bağlam içerisinde kazandığı değer, uyum/birlikteliktir. Öncelikli olarak mavi göğün, daha sonra yağız yerin yaratılması, toplumsal kaos ortamlarında Gök ve Yer Su'yun yardımcı olma ya da sorun çözme gibi işlevlere sahip olması, dikotomik sistemin görünümlerini oluşturur. Türklerin en eski yazılı kaynakları durumundaki Orhon yazıtlarında açık bir biçimde izlerini gördüğümüz dikotomi konusunda kapsayıcı bir çalışması olan Emel Esin, Türklerdeki dikotomi algısının Ön Türklere kadar uzandığını belirtir: “Kâinatın bütün tezahürlerini gök ve yir-sub/v‟un (yer-su: yeryüzü) temsil ettiği birbirine zıt, fakat birbirini tamamlayan iki evrensel „nefes‟ten oluşmuş olarak kabul eden sistem, proto-Türk ve Türklerin en eski, belki de öz kozmolojisiydi. Eberhard‟ın, çoğunluğunu proto-Türk saydığı Çulardan (MÖ 1059-249) önce, bugünkü Kuzey Çin‟e hâkim olan Şang sülâlesi döneminde, Ti denilen gök tanrısına, doğa güçlerine ve atalara ibadet ediliyordu. Fakat Şangların kozmolojisi dağınık inançlardan ibaretti. Böylece, kâinatın çeşitli tezahürlerini, mekân ve zaman içinde tüm evreni kapsayan bir düzen olarak açıklama girişimi, proto-Türk sanılan Çulara atfedilmektedir ya da Çular bu kozmolojiyi anavatanları olan İç Asya‟dan getirmişlerdi. Evrensel olma iddiasında bulunduğundan, zamanımız araştırmacıları Çu kozmolojisine evrenselcilik veya evrencilik demektedir. Çu kozmolojisi, „gök‟ ve „yer‟in temsil ettiği iki ilkeye dayandığı için de dikotomi (iki SOBİDER Sosyal Bilimler Dergisi / The Journal of Social Science / Yıl: 3, Sayı: 7, Haziran 2016, s. 292-302 294 Türk Dikotomi Algısının Orhon Yazıtlarındaki Görünümü ilkeli sistem) adını almaktadır. Evrenselcilik, merkeziyetçi devlet dini tarzındaydı. Gök tanrısının hükümdarın atası sayılmasıyla, merkeziyetçi devlet dini kozmolojik bir açıklama bulmaktaydı.” (Esin 2001: 19-20). Esin’in belirlemeleri, Türk kozmogonik düşüncesinin kökenlerini ve gelişimini göstermesi bakımından önemlidir. Mitik bilincin algısında coincidentia oppositorum (karşıtlıkların birlikteliği) sakıncalı görülmez (Cassirer 2011: 56). Türklerde de evren tasarımının karşıtlıkların birlikteliği üzerine oturduğu Orhon yazıtlarından anlaşılmaktadır. Esin, gök ve yer su ögelerinin karşıt gibi görünmesine rağmen, birbirini bütünleyen bir yapıda tasarlanmasını, İç Asya merkezli olarak değerlendirmiştir. Çin’e yerleşen Türk sülaleleri, bu yapıyı da beraberlerinde taşımışlar ve Çin kozmogonisinin oluşumunda etkili olmuşlardır. Böylelikle Çin ve Türk kozmogonileri arasında, dikotomik sistem bakımından bir koşutluk oluşmuştur. Merkeziyetçi devlet sistemi bağlamında, hükümdarın Tanrı’dan kut alması, her iki kozmogoninin ortak taraflarını oluşturur. Bu evren algılayışı, merkezî Asya’da güçlü bir teşkilatlanma kurmuş olan Hunlarda ve IV-V. yüzyıllarda tarih sahnesine çıkan Köktürkler döneminde etkili olmuştur. “Kök Türklerin kağan soyu, Çinlilerin A-shı-na dediği boy, IV.-V. yüzyıllarda tarih sahnesine ilk çıktığı zaman, Yaşıl-ögüz (Hoang-ho) Irmağı‟nın batısındaki P‟ingliang‟da, bir Taoist türbe olan dağın civarında yaşamaktaydı. Merkeziyetçi devlet felsefesi ise, gerek Hsiung-nu‟ar, gerekse Kök Türkler tarafından kabul edilmekte, fakat kendilerine göre yorumlanmaktaydı. Hsiung-nu‟lar ve Kök Türkler bakımından, özellikle güçlü oldukları dönemlerinde dünyanın merkezi Çin‟de değil, kendi hükümdarlarının ordusunda bulunuyordu (hükümdar merkezi olarak ordu tabiri Hsiung-nu‟lar tarafından da kullanılıyordu). Hsiung-nu‟lara benzer şekilde, Kök Türk kağanları „Tengri teg, tengride kut bulmış‟, yani „göksel hükümdarlar‟ olarak kabul ediliyordu. Kök Türk metinlerinde de, tengri (gök) ile iduk (kutsal) olarak nitelendirilen yagız-yir (yer) evrensel iki zıt ve tamamlayıcı ilke, yani dikotomi halinde belirmektedir. Kök Türk kağanlarının ordu-örgin‟i Ötüken-yış, dört yönün kavşağı, yani kâinatın merkezi sayılıyordu. Çu evrenselciliğine ait terimlerin çoğunun Türkçe karşılığının olması, aynı kavramların Türklerde de var olduğunun kanıtıdır.” (Esin 2001: 21). Köktürk kağanlarının Tanrıdan kut alarak görev üstlenmesi, merkez simgeciliği bağlamında hükümdarın ordusunun axis mundiyi3 oluşturması, metinlerde karşılaşılan gök ile yağız yer birlikteliği, Türklerin evren tasarımını ve yaşam algısındaki kendisine özgü durumu ortaya koyar. “Çinlilerin ve Türklerin dikotomik kozmolojisi, İran dinlerinde iki ilke üzerine kurulu, ikici (dualist) görüşten büsbütün farklıydı. İranlılar, iki ilkeyi birbirine düşman ve birini iyilik, diğerini kötülük simgesi sayıyordu. Zerdüşt ve Mani dinlerinde, ışık iyilik simgesi, karanlık ise kötülük simgesiydi. Çinliler ve Türkler ise bu iki ilkeye ahlaki bir anlam vermiyordu. Bu sebepten Mani rahipleri, Türklerin „cahillerine‟ şöyle bir sitemde bulunuyorlardı: Bunlar, iyi ve kötü, göksel ve aşağı ruhlar arasında fark gözetmeden bütün ruhani varlıklara tapıyorlar. Gerçekte, evrenselci dikotomi denen evrensel iki ilke düşüncesi, doğanın her yönünü kutsal biliyor ve doğa güçleriyle uyum içinde yaşamak ve bu güçlerin 3 Dünyanın ekseni (Eliade 2001: 50). SOBİDER Sosyal Bilimler Dergisi / The Journal of Social Science / Yıl: 3, Sayı:7, Haziran 2016, s. 292-302 295 İnan Gümüş -Pınar Dağ kutunu kazanmakla iyilik haline varılacağını sanıyordu. Kut‟un belirmesi ve verdiği ödül ise başarıydı.” (Esin 2001: 21-22). Üstte mavi göğün ve altta yağız yerin yaratılmasında sonra ikisi arasında kişioğlunun yaratılması ve kişioğlunun üzerinde de kut verilip kağan olarak görevlendirilecek olan ataların (İstemi ve Bumın Kağan) yaratılması, metinlerde belirli bir düzen içerisinde verilmiştir. Bilinçli bir seçimin sonucu olan bu ifadelerden, kağanın sıradan bir kişi olmadığı, kişioğullarının üzerinde bir konumda, Tanrı’dan kut alarak devleti ve yasaları düzenleyen, gök ve yerin yaratılmasından, yani kozmogonik anlamda dikotominin ortaya çıkmasından sonra yaratılması konu edilmiştir.4 üze kök teŋri asra yagız yir kılıntukta ikin ara kişi oglı kılınmış kişi oglınta üze eçüm apam bumın kagan istemi kagan olurmış olurupan türük bodunıŋ ilin törüsin tuta birmiş iti birmiş: “Üstte mavi gök, altta yağız yer yaratıldığında, ikisinin arasında insanoğlu yaratılmış. İnsanoğullarının üzerine (de) atalarım dedelerim Bumın Kağan (ve) İstemi Kağan (hükümdar olarak) tahta oturmuş. Tahta oturarak, Türk halkının devletini (ve) yasalarını yönetivermiş (ve) düzenleyivermişler.” (KT D1). Köl Tigin Yazıtı’nda bulunan ve Bilge Kağan tarafından dile getirilen bu ifadeler, yine Bilge Kağan tarafından kendi adına dikilmiş yazıtta da yinelenmiştir. Bu defa, ataları için saydığı özellikleri kendisi için de dile getirmiş, Tanrı tarafından tahta oturtulduğunu açık bir biçimde anlatmıştır. Mitik bilince sahip insanlara göre, evrenin oluşumu ve biçimlenmesi kaosla başlar. Kaostan kozmos doğar, sonra tekrar kaosa dönülecektir. Sembolik olarak kaosu ifade eden su, evrenin oluşumunda temel öge olarak belirir. Daha sonra yer ve gök yaratılır. Ana tanrı ya da tanrıçadan sonra diğer tanrılar meydana gelir. Gök, yer ve hava oluştuktan sonra zamanla diğer tanrılar evreni oluşturacak her şeyi yaratırlar. Var oluşun temel güçlerini taşıyan ve üretkenliği temsil eden su, kozmik döngünün temel ögesiyken; gök kendisini aşkınlık, güç ve kutsallık olarak ortaya koyar. Gök tanrı inanışı coğrafi olarak farklı yerlerdeki birçok toplulukta yer alır. Bunlarda görülen gök tanrı algısı ile Türklerdeki gök tanrı algısı farklılıklar taşır (Eliade 2014: 61). Orhon yazıtları bunu ortaya koyması bakımından öne çıkar. Türklerde gök ile yer su arasındaki denge kozmik düzenin kurulmasını sağlayan temel etmen olarak belirir. Bu algıda bir karşıtlık değil, birliktelik söz konusudur. Yazıtlarda geçen gök-yer su ifadelerini de bu anlamda okumak gerekmektedir: teŋri teg teŋri yaratmış türük bilge kagan sabım kaŋım türük bilg[e kagan] … [al]tı sir tokuz oguz iki ediz kerekülüg begleri bodunı … [tü]rük te[ŋ]ri … üze kagan olurtum olurtukuma ölteçiçe sakınıgma türük begler bod[un ö]girip sebinip toŋıtmış közi yügeri körti bödke özüm olurup bunça agır törüg tört buluŋdakı yaratdım bitidim üze kök teŋri as[ra yağız yir kılıntukta ikin ara kişi oglı kılınmış] kişi oglınta üze üçüm apam bumın kagan istemi kagan olurmış olurupan türük bodunıŋ ilin törüsin tuta birmiş iti birmiş: 4 Orijinal metin örnekleri ve aktarmalarda şu yayınlardan yararlanılmıştır: Erhan Aydın, Orhon Yazıtları (Köl Tigin, Bilge Kağan, Tonyukuk, Ongi, Küli Çor), Kömen Yayınları, Konya 2012; Talat Tekin, Orhon Yazıtları (Kül Tigin, Bilge Kağan, Tunyukuk), Simurg Yayınları, İstanbul 1995. SOBİDER Sosyal Bilimler Dergisi / The Journal of Social Science / Yıl: 3, Sayı: 7, Haziran 2016, s. 292-302 296 Türk Dikotomi Algısının Orhon Yazıtlarındaki Görünümü “Tanrı gibi, Tanrı tahta oturtmuş Türk Bilge Kağan, sözüm: Babam Türk Bilge Kağan ... Altı Sir, Dokuz Oğuz, İki Ediz, çadırlı beyleri (ve) halkı ... (Türk) Tanrı ... üzerine kağan oturdum. (Tahta) oturduğumda, ölecekmiş gibi düşünceli olan Türk beyleri (ve) halkı kıvanıp sevinip yere eğilmiş gözleri yukarıya baktı. Bu devirde kendim (tahta) oturup bunca değerli yasayı dört taraftaki ... Üstte mavi gök altta yağız yer yaratıldığında, ikisinin arasında insanoğlu yaratılmış. İnsanoğlunun üzerinde (de) atalarım dedelerim Bumın Kağan, İstemi Kağan (hükümdar olarak) tahta oturmuş. Tahta oturarak, Türk halkının devletini (ve) yasalarını yönetivermiş (ve) düzenleyivermişler.” (BK D1/2/3). “Yere eğilmiş gözleri yukarıya baktı” ifadesi, toplumsal anlamda, beklentinin karşılandığını belirtir. Bu beklenti, ölecekmiş gibi düşünceli olan bir toplumun, Tanrı tarafından kut verilen ve tahta oturtulan bir kağan beklentisidir. Sözü edilen durum Bilge Kağan’ın ataları döneminde de kendi döneminde de benzer biçimdedir. Bu mitik döngü, toplumun Tanrı algısını ortaya koyması bakımından önemlidir. Kağanın kendisini Tanrı’ya benzetmesi, Tanrı’nın kimi özelliklerini taşıması ve kişioğullarının üzerinde (Tanrı gibi gökte) yaratılması, dikotominin bir parçası olması bakımından değer bulur. Hem Köl Tigin hem de Bilge Kağan Yazıtı’nda yinelenen ifadeler bu durumun açık göstergeleridir: teŋri teg teŋride bolmış türük bilge kagan bödke olurtum: “(Ben) Tanrı gibi (ve) tanrıdan olmuş Türk Bilge Kağan, bu zamanda tahta oturdum.” (KT G1; BK K1). Orhon yazıtlarında gök ve yer su dikotomisini açık bir biçimde gösteren örnekler bulunmaktadır. Burada gök ve yer su birlikte hareket eden ve insanları eskatolojik sondan kurtaran figürler olarak belirir. Verilen mitik bilgilerin kültüre ilişkin olduğunu Teŋri ve Yir Sub ifadelerinin tamlayanı durumundaki Türük sözü göstermektedir. Burada Türük sözünün, Türkleri öteki uluslardan ayırmak amacıyla bilinçli olarak kullanıldığı anlaşılmaktadır. Bu anlamda, Türük Teŋrisi ve Türük ıduk Yiri Subı tamlamaları, Türk inanç sistemindeki kültürel ve ulusal kodları taşıması bakımından önemlidir: üze türük teŋrisi türük ıduk yiri subı anca itmiş türük bodun yok bolmazun tiyin bodun bolçun tiyin kaŋım ilteriş kaganıg ögüm ilbilge katunug teŋri töpüsinte tutup yügerü kötürmiş erinç kaŋım kagan yiti yigirmi erin taşıkmış taşra yorıyur tiyin işidip balıkdakı taşıkmış tagdaki inmiş tirilip yitmiş er bolmış teŋri küç birtük üçün kaŋım kagan süsi böri teg ermiş yagısı kony teg ermiş: “Yukarıdaki Türk Tanrısı (ve) Türk kutsal yer-suyu şöyle yapmışlar: Türk halkı yok olmasın diye, halk olsun diye babam İlteriş Kağan'ı (ve) annem İlbilge Hatun'u göğün tepesinden tutup (daha) yükseğe kaldırmışlar elbette. Babam kağan on yedi adamla başkaldırmış. (İlteriş) başkaldırıyor diye haber alıp şehirdekiler dağa çıkmış, dağdakiler (şehre) inmiş, derlenip toplanıp yetmiş kişi olmuşlar. Tanrı güç verdiği için babam kağanın askerleri kurt gibi imiş, düşmanları (da) koyun gibi imiş.” (KT D10/11/12). Türk Tanrısı’nın ve kutsal Yer Su’yun Türkler için üstlendiği işlev, toplumu bir araya getirerek devlet teşkilatlarını kurmalarını sağlamak biçiminde öne çıkar. Burada Gök ve Yer Su birlikte SOBİDER Sosyal Bilimler Dergisi / The Journal of Social Science / Yıl: 3, Sayı:7, Haziran 2016, s. 292-302 297 İnan Gümüş -Pınar Dağ hareket ederek Türk ulusunun koruyuculuğunu yapmışlardır. Yazıtlarda çok yerde geçmeyen fakat Gök’ün tamamlayıcısı olarak beliren Yer Su, Gök gibi kutsal bir konumda algılanmıştır. “Türkün göğü ve yeri, birlikte hareket ediyorlar: Bizce burada, „yeri derinlikleri, söz konusu olmasa gerektir. Yerin üzerindeki yer ve sular (yer sub), göğü tamamlamış olsa gerekti. Çünkü, insanları besleyen yer ile sular da, gök gibi mukaddes idiler. Gök ve yer, Türk milletinin koruyucusu idiler.” (Ögel 2014: 188). Türk dikotomi algısının evrenselci tutumu Bilge Kağan’ın ifadelerinde varlık bulur. Dönemi içerisinde, bütün Türk halkını, geniş topraklar üzerinde düzene sokmasını ve toplumsal birlikteliğin ve uyumun gerçekleşmesini üze teŋri ve asra yirin yarlıkamasına bağlar. Yukarıdaki Gök (tanrısı)’ten ve aşağıdaki Yer (tanrısı)’den kut alarak bunun toplumun düzeni için kullanılması söz konusudur. Aşağıda alıntılanan sözcede dikkat çeken nokta, yarlıkaeylemini, üze teŋri ile birlikte asra yirin de üstlenmiş olmasıdır. Bilindiği gibi yarlıka- eylemi “buyurmak, emretmek, va’z etmek, lütfetmek, esirgemek, kut vermek” (Gabain 2007: 309; Tekin 1998: 114; Aydın 2012: 188) gibi anlamlara gelmektedir ve bu gibi özelliklerin de tanrı tarafından verildiği açıktır. Bu anlamda Yir’in, Kök’le başat ya da Kök’e yakın bir konumda algılandığı ortadadır. Kaynaklarda Teŋri’ye yardımcı olan ya da ikincil planda gösterilen yer ögesi, metinler içerisinde zaman zaman birincil planda değerlendirilmiştir. üze teŋri asra yir yarlıkaduk üç[ün … közün körmedük kulkakın işidmedük bodunumun ilgerü [kün togsıkıŋa] birgerü [kün ortusı]ŋa kurıgaru [kün batsıkıŋa yırgaru tün ortusıŋa tegi konturtum sarıg altunın ürüŋ kümüşin kırgaglıg kutayın kinlig işgitisin özlük atın adgırın kara k[işin] kök teyeŋin türüküme bodunuma kazganu birtim iti birtim … buŋsuz kıltım: “Yukarıda gök aşağıda da yer lütfettiği için, gözle görülmedik, kulakla işitilmedik (kadar çok) halkımı ileride gün doğusuna, güneyde gün ortasına, geride gün batısına, kuzeyde de gece ortasına kadar (uzanan geniş topraklarım üzerinde) yerleştirdim. Sarı altınlarını, beyaz gümüşlerini kenarlı ipek kumaşlarını, kokulu ipeklilerini, has atlarını, aygırlarını, kara samurlarını (ve) ... gök sincaplarını Türklerime ve halkıma kazanıverdim, ediniverdim... dertsiz kıldım.” (BK K10/11/12). Ongi Yazıtı’nda da bir yerde, üze teŋri ifadesinden sonra yir teŋri ifadesi geçer. Her ne kadar “yer ve gök” olarak aktarılsa da baş tarafta bulunan üze teŋri ifadesinin aktarması olan “yukarıda gök, yukarıdaki tanrı” açıklamalarına koşut olarak “yerdeki tanrı, yer tanrısı” olarak da değerlendirilebilir. Bu anlamda Gök Tanrısı’nın yanında Yer Tanrısı’nın da tek başına var olduğu ortaya çıkmaktadır. üze teŋri kony yılka yitinç ay küçlüg alp er kaganımda adrılu bardıŋız bilge ataçım yoguŋ koruguŋun kazgantım … yir teŋri öd … kirür er[ti]: “Yukarıda gök, koyun yılının yedinci ayında güçlü ve kahraman kağanımdan ayrılıverdiniz. Bilge babacığım yoğ törenini (ve) anıt mezarını yaptırdım ... yer ve gök ... girer idi ...” (O K4). Tonyukuk Yazıtı’nda da, bir sefer sırasında karşılaşılan zorlukların yine Yer Su sayesinde aşıldığını belirten ifadeler vardır. Burada dikkat çeken nokta, üze teŋri ifadesi olmadan, yer su SOBİDER Sosyal Bilimler Dergisi / The Journal of Social Science / Yıl: 3, Sayı: 7, Haziran 2016, s. 292-302 298 Türk Dikotomi Algısının Orhon Yazıtlarındaki Görünümü ögesinin yalnız olarak müdahil olmasıdır. Genellikle üze teŋriden sonra, ikincil olarak, yardımcı konumda değerlendirilen yer su ögesi, bu defa birincil işleve sahiptir. tılıg kelürti sabı antag yarış yazıda on tümen sü tirilti tir ol sabıg eşidip begler kopın yanalım arıg ubutı yig tidi ben ança tir men ben bilge tonyukuk altun yışıg aşa keltimiz ertiş ögüzüg keçe keltimiz kelmişi alp tidi tuymadı teŋri umay ıduk yir sub basa birti erinç neke tezer biz öküş tiyin neke korkur biz az tiyin ne basınalım tegelim tidim tegdimiz yulıdımız ikinti kün örtçe kızıp kelti süŋüşdümüz bizinte iki uçı sıŋarça artuk erti teŋri yarlıkaduk üçün üküş tiyin korkmadımız süŋüşdümüz: Haberci getirdiler. Sözleri şöyle: 'Yarış ovasında yüz bin asker toplandı' diyor. O sözü duyunca beyler hep birlikte 'Dönelim; temizin (savaşıp yenilmemişin) utancı (savaşıp yenileninkinden) daha iyidir!' dediler. Bense şöyle diyorum: 'Ben Bilge Tonyukuk. Altay dağlarını aşarak geldik, İrtiş ırmağını geçerek geldik. (Buralara kadar) gelenler '(Geliş) zor(du)!' dediler, (ama pek de zorluk) hissetmediler. Galiba, Tanrı Umay, kutsal yer-su (bize) yardımcı oluverdiler. Niye kaçıyoruz? (Düşman) çok diye niye korkuyoruz? Azız diye niye yenilelim? Saldıralım!' dedim. Saldırdık, talan ettik. İkinci gün ateş gibi kızıp (üzerimize) geldiler. Savaştık. (Onların) iki kanadı bizden yarı yarıya fazla idi. Tanrı buyurduğu için (düşman) çok diye korkmadık. Savaştık.” (T2 B1/2/3/4/5/6). Alıntılanan sözcede yir sub ifadesi, Tengri Umay’la birlikte değerlendirilmiştir. Bilindiği gibi Umay, dişil olarak Yer Su’yla birlikte düşünülür. Göğün eril olmasına karşılık, yer dişildir. Bu iki ögenin birleşmesinden düzen ortaya çıkar. “Bütün ibadetler, dualar Gök Tanrı‟ya teveccüh eder. Nihayet yagız yer de onun bir parçasıdır. Gökle yer arasındaki ayrılık ancak vaziyet ve hal itibariyledir. Fakat ailenin ahengi, cemiyetin nizamı gibi, gökle yerin de ezelî bir uyuşması, uzlaşması vardır. Gök hakanı, yer hatunu temsil eder. Hatta doğrudan doğruya Türk kozmogonisini (anam yer – atam gök) esasına istinat eder.” (Ülken 2014: 2930). Nitekim yazıtlarda da Umay’ın yerle bağdaştırıldığı örneklere rastlanmaktadır. Bilge Kağan, kardeşi Köl Tigin’in erlik adını alarak olgunlaşmasının, Umay gibi olduğuna inandığı annesinin kutu sayesinde gerçekleştiğini dile getirir. umay teg ögüm katun kutıŋa inim köl tigin er at bultı: “Umay gibi annem hatunun kutu sayesinde, kardeşim Köl Tigin er(lik) adını elde etti.” (KT D31). Tanrı Umay ve Yer Su inanışının birlikteliğini Abdulkadir İnan şöyle açıklar: “Vatanın korunmasında yer-su ruhlarının rolü Tonyukuk yazıtından pek açık ifade edilmiştir. Gök Türk vatanına saldıran düşmanlar, tanrı Umay ve yer-su ruhlarının yardımiyle gafil avlanarak basılmışlardır. (tanğri, Umay, yer-sub basa berti). Bugünkü şamanist Türk boylarında rastlanan dağ, su (ırmak, göl, pınar), ağaçorman, kaya kültleri eski Türk yazıtlarında „yer-sub‟ adı altında toplanmıştır. Bununla beraber bu yazıtlarda ıduk (yani mübarek, mukaddes) sıfatiyle zikredilen Tamag ıduk, Iduk Baş gibi dağ, ormanlık yahut su adları geçmektedir.” (İnan 2015: 48). SOBİDER Sosyal Bilimler Dergisi / The Journal of Social Science / Yıl: 3, Sayı:7, Haziran 2016, s. 292-302 299 İnan Gümüş -Pınar Dağ Yazıtlarda görülen, Ötüken ormanlarının kutsal sayılması, Ötülen ormanlarından ayrılmanın felaket getireceği düşüncesinin sık yinelenmesi, toplumsal kaos ortamının oluşacağı gibi belirlemeleri bu bağlamda değerlendirmek gerekir. Tam tersi olarak da kutsal sayılan Ötüken ormanlarından ayrılmamanın; sıkıntısız yaşamanın ve geleceğe aktarılmanın (toplumun ölüp yitmemesinin) teminatı olarak görülmesinin nedeni aynı durumdur. ötüken yir olurup arkış tirkiş ısar neŋ buŋug yok ötüken yış olursar beŋgü il tuta olurtaçı sen: “Ötüken topraklarında oturup kervanlar gönderirsen hiç sıkıntın olmaz. Ötüken (Ormanlı) Dağları’nda oturursan sonsuza kadar yurt tutup hükmedeceksin.” (KT G8). ıduk ötüken yir: “Kutsal Ötüken Yeri …” (KT D23). Türk halkının varlığı ve geleceği üstteki göğün ve alttaki yerin varlığına bağlanmıştır. Her iki ögenin uyum içerisinde olması, toplumun da uyum içerisinde olmasını sağlamaktadır. Burada somut kavramlar olan gök ve yerin, soyutlaşarak mitik düzlemde kozmogoniyi imleyen bir yapıya büründüğü açıktır. Yazıtların geneline baktığımızda bu durumu gözlemek olanaklıdır. Somut olarak beliren gök ve yerin soyutlaşarak kutsallaştığı ve toplumsal bellekte yer edindiği görülür. Bu da, dönem insanlarının, somut ögelerden, doğada gördükleri nesnelerden hareketle, zihinlerinde oluşturdukları ve anlamlandıramadıkları ögeleri bağdaştırdığını ve soyutlaştırdığını, düşüncede oluşan bu soyutlamanın da dile getirilerek sonsuzluğa bırakılmak istendiğini göstermektedir. türük bodunug atı küsi yok bolmazun tiyin kaŋım kaganıg ögüm katunug kötürmiş teŋri il birigme teŋri türük bodun atı küsi yok bolmazun [tiyin özümün ol teŋri] kagan olurtdı erinç: “Türk halkının adı sanı yok olmasın diye, babam kağanı (ve) annem hatunu yüceltmiş olan Tanrı, devlet veren Tanrı, Türk halkı(nın) adı sanı yok olmasın diye, beni o Tanrı kağan (olarak tahta) oturttu elbette.” (KT D25/26). Yukarıda alıntılanan sözcede, kaŋım kaganıg ögüm katunug kötürmiş teŋri ifadesi, Türk dikotomi anlayışını da açıkça gözler önüne sermektedir. Örneklerini çokça gördüğümüz, gök ve yer su birlikteliğinin sonucu olarak kaos ortamından çıkılıp kozmosa ulaşılacağı düşüncesi, Tanrı’nın, göğü simgeleyen kağanı (eril) ve yeri simgeleyen katunu (dişil) aynı düzeyde değerlendirip göğe çıkarması (kut vermesi) sonucunda toplumun da huzura ereceği biçiminde somutlaşmıştır. Böylece, zihinlerde geniş yer tutan kozmogonik düşüncenin, toplumsal yaşamda meydana gelmiş somut olaylarla pekiştirilmesi sağlanmıştır. SONUÇ II. Köktürk Kağanlığı döneminde oluşturulan Orhon yazıtları, Türklerin erken dönem düşünce dünyasına ilişkin önemli veriler sunmaktadır. Bu verilerin önemli bir bölümünü de kozmogoni mitleri oluşturmaktadır. Kozmogoniyle ilgili olarak yazıtlarda, Roux’nun “Orhon ve Ongin Yazıtlarının bizlere aktardığına göre, evren iki ana bölgeyi, yani yukarıda Gök ve aşağıda Yeri kapsamaktadır.” (Roux 2011: 64) belirlemesi koşutunda verilerle karşılaşılmıştır. Bu iki ana bölge yazıtlarda uyum/birliktelik durumunda gözlenmiştir. Bu anlamda yazıtlar üzerinde yapılan metin merkezli incelemeden şu sonuçlar çıkarılmıştır: Yazıtlarda Gök ve Yer Su, birlikte hareket eden ve insanları eskatolojik sondan kurtaran figürler olarak belirir. SOBİDER Sosyal Bilimler Dergisi / The Journal of Social Science / Yıl: 3, Sayı: 7, Haziran 2016, s. 292-302 300 Türk Dikotomi Algısının Orhon Yazıtlarındaki Görünümü Türk dikotomi algısının evrenselci tutumu Bilge Kağan’ın ifadelerinde varlık bulur. Bilge Kağan dönemi içerisinde, bütün Türk halkını, geniş topraklar üzerinde düzene sokmasını ve toplumsal birlikteliğin ve uyumun gerçekleşmesini üze teŋri ve asra yir’in yarlıkamasına bağlar. Türk halkının varlığı ve geleceği üstteki göğün ve alttaki yerin varlığıyla ilişkilendirilmiştir. Her iki ögenin uyum içerisinde olması, toplumun da uyum içerisinde olmasını sağlamaktadır. Bu durum, Türk dikotomi anlayışını da açıkça gözler önüne sermektedir. Örneklerini çokça gördüğümüz, Gök ve Yer Su birlikteliğinin sonucu olarak kaos ortamından çıkılıp kozmosa ulaşılacağı düşüncesi, Tanrı’nın göğü simgeleyen kağanı (eril) ve yeri simgeleyen katunu (dişil) aynı düzeyde değerlendirip göğe çıkarması (kut vermesi) sonucunda toplumun da huzura ereceği biçiminde somutlaşmıştır. Yazıtlarda Umay’ın yerle bağdaştırıldığı örneklere rastlanmaktadır. Bilge Kağan, kardeşi Köl Tigin’in erlik adını alarak olgunlaşmasının, Umay gibi olduğuna inandığı annesinin kutu sayesinde gerçekleştirdiğini dile getirir. Ongi Yazıtı’ndaki bir bölümde, üze teŋri ifadesinden sonra yir teŋri ifadesi geçer. Bu anlamda Gök Tanrısı’nın yanında Yer Tanrısı’nın da tek başına var olduğu ortaya çıkmaktadır. Verilen mitik bilgilerin kültüre ilişkin olduğunu Teŋri ve Yir Sub ifadelerinin tamlayanı durumundaki Türük sözü göstermektedir. Burada Türük sözünün, tarihsel olarak bir göndergeye sahip olup Türkleri öteki uluslardan ayırmak amacıyla bilinçli olarak kullanıldığı anlaşılmaktadır. Kısaltmalar BK D: Bilge Kağan Yazıtı Doğu Yüzü BK K: Bilge Kağan Yazıtı Kuzey Yüzü KT D: Köl Tigin Yazıtı Doğu Yüzü KT G: Köl Tigin Yazıtı Güney Yüzü T2 B: Tonyukuk Yazıtı İkinci Taş Batı Yüzü O K: Ongi Yazıtı Kuzey Yüzü KAYNAKLAR ASSMANN, Jan (2001), Kültürel Bellek Eski Yüksek Kültürlerde Yazı, Hatırlama ve Politik Kimlik, Çev.: Ayşe Tekin, Ayrıntı Yayınları, İstanbul. AYDIN, Erhan (2012), Orhon Yazıtları, Kömen Yayınları, Konya. CASSİRER, Ernst (2011), Sembol Kavramının Doğası, Çev.: Milay Köktürk, Hece Yayınları, Ankara. ELİADE, Mircea (2001), Mitlerin Özellikleri, Om Yayınevi, İstanbul. _____________ (2014), Dinler Tarihine Giriş, Kabalcı Yayınevi, İstanbul. ESİN, Emel (2001), Türk Kozmolojisine Giriş, Kabalcı Yayınevi, İstanbul. GABAIN, A. Von (2007), Eski Türkçenin Grameri, Türk Dil Kurumu Yayınları, Ankara. SOBİDER Sosyal Bilimler Dergisi / The Journal of Social Science / Yıl: 3, Sayı:7, Haziran 2016, s. 292-302 301 İnan Gümüş -Pınar Dağ İNAN, Abdülkadir (2015), Tarihte ve Bugün Şamanizm Materyaller ve Araştırmalar, Türk Tarih Kurumu Yayınları, Ankara. ÖGEL, Bahaeedin (2014), Türk Mitolojisi II. Cilt (Kaynakları ve Açıklamalarıyla Destanlar), Türk Tarih Kurumu Yayınları, Ankara. ROUX, Jean Paul (2011), Türklerin ve Moğolların Eski Dini, Kabalcı Yayınevi, İstanbul. TEKİN, Talat (1998), Orhon Yazıtları (Köl Tigin, Bilge Kağan, Tunyukuk), Simurg Yayınları, İstanbul. ÜLKEN, Hilmi Ziya (2014), Türk Tefekkürü Tarihi, Yapı Kredi Yayınları, İstanbul. 302 SOBİDER Sosyal Bilimler Dergisi / The Journal of Social Science / Yıl: 3, Sayı: 7, Haziran 2016, s. 292-302
Benzer belgeler
Bu PDF dosyasını indir - Dilbilim Araştırmaları Dergisi
yazarın da haklı olarak belirtmiş olduğu gibi, Tunyukuk'un yapılan sefer ve
savaşlardaki kendi rolünü ve konumunu vurgulamak isteğinin bir göstergesidir.
Burada, yeri gelmişken, bu gibi açıklayıcı ...