Kaotik
Transkript
Kaotik
YAPI SİSTEM ANALİZİ AKÜ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ YAPI EĞİTİMİ BÖLÜMÜ DERS SUNUMU Hazırlayan Gaye ERDEMİR Nisan-2008 1 2 İÇİNDEKİLER 1.Kaotik Sistemin Tanımı ve Doğuşu 2.Kaotik Sistemin Tarihçesi 3.Klasik Bilim (Modern) ve Kaos 4.Kaotik Çalışmaların Yapıldığı Alanlar 5.Kaynaklar 3 1.Kaotik Sistemin Tanımı ve Doğuşu Kaotik dinamikler, kuantum fiziği ile kol kola ilerleyen ilginç ve yeni bir araştırma alanıdır.[1] Kaos kavramı sözcük anlamı itibariyle günlük dilde, “karmaşıklık, düzensizlik, belirsizlik” hatta anarşi” gibi ifadeleri çağrıştırır. Kavram, Yunanca “boşluk, yarık, hudutsuzluk” anlamlarına gelen “Khaos” kelimesinden gelmektedir.[2] Kaos kavramı günlük dildeki kullanımından farklı olarak bilimsel anlamda “düzensizliğin içindeki düzen” manasında kullanılmaktadır.[2] 4 Kısaca günlük dildeki kullanımı ile bilimsel kullanımı arasında oldukça önemli fark vardır. Kavram ile ilgili en doğru tanımı veren teorik fizikçi Jensen, kaos‟u “kompleks, doğrusal olmayan dinamik sistemlerin düzensiz ve öngörülemez davranışı” şeklinde ifade eder .[2] Tanımda yer alan kompleks ifadesi karmaşıklığa, doğrusal olmayan (nonlineer) ifadesi özgün bir matematiksel yapıya, dinamik ifadesi ise sabit olmayan değişken bir yapıya işaret etmektedir.[2] 5 Kaos, deterministik (belli sabit kurallara bağlı) bir sistemin düzensiz yani hiç beklenmedik bir şekilde davranabilmesidir. Bu güne kadar yapılan çalışmalarda, dinamik sistemler doğrusal ve/veya doğrusal olmayan metotlar kullanılarak incelenmişlerdir.[3] 6 Kararlı doğrusal sistemler için kullanılan doğrusal metotlar,doğrusal olmayan analizlerde genellikle başarısız olmakla beraber, yol gösterici olarak kullanılabilmektedir.[3] Dinamik bir sistemi tanımlayan fark denklemlerindeki doğrusal olmayan bir değişkenden dolayı,önceden bilinemeyen dinamikler meydana gelebilir. Kaos teorisi veya doğrusal olmayan analiz metotları bu tür dinamik sistemleri incelemek için kullanılmaktadır.[3] 7 Kaosun meydana gelmesi, belirli parametrelere bağlı olduğu gibi sistemin yapısına da bağlıdır. Kaos genellikle kararsız, karmaşık ve doğrusal olmayan sistemlerde ortaya çıkmaktadır.[3] Karmaşık sistemler,çok sayıda elemanın birbiriyle etkileştiği, pek çok serbestlik derecesi olan yani çeşitli davranış şekilleri gösterebilen, genellikle de dışarıyla madde ve enerji alışverişi yapan, incelenmesi zor sistemlerdir.[3] 8 Doğrusal olmayan bir sistem, değişim anında değişim kurallarının da değiştiği bir sistemdir ve sistem, dışarıdan gelebilecek etkilere karşı açıksa, sistemde beklenmeyen davranış biçimleri görülebilir.[3] Örneğin hava direncinin hızın küpüyle değiştiği bir sarkaç deneyinde, dışarıdan periyodik bir kuvvetin etkisiyle sürtünme katsayısının belli bir değerinden sonra kaotik bir davranış görülmektedir.[3] 9 Kaotik sistemlerin en önemli özelliği başlangıç şartlarına hassas duyarlılıklarıdır. Deterministik bir sistemin başlangıç durumu ve denklemleri biliniyorsa, sistemin sonraki davranışı belirlenebilir. Kaotik sistemlerde, sistemin zaman içindeki gelişimini tam olarak belirleyebilmek için başlangıç değerlerini sonsuz hassasiyetle bilmek gerekmektedir. Çünkü kaotik sistemler doğrusal olmadıkları için hata zamanla üstel olarak artacaktır.[3] 10 2.Kaotik Sistemin Tarihçesi 2.1. Kaos Kavramı Kaos kavramı ve teorisi ile ilgili her şey ilk olarak 19. yüzyılın sonlarında Fransız matematikçi Jules Henri Poincare‟nin çalışmaları ile başlamıştır.Dinamik sistemler üzerinde çalışmış olan tüm klasik fizikçi ve matematikçiler arasında kaos kavramını en iyi anlayan bilim adamı Poincare olmuştur. Poincare “Bilim ve Yöntemler” adlı eserinde, çok değişkenli sistemlerin kalıcı çözümlerinin olmadığını, çözümlerinin sonsuz bir şekilde sürebilen oynak bir durum alacağını ve bunun da sistemlerde geleceğin tahminine izin vermeyeceğini ifade etmektedir.[2] 11 Her ne kadar kaos kavram ve teorisinin babası olarak J.Henri Poincare kabul edilse de teoriye en önemli katkıyı 1960 yılında M.I.T.‟de meteoroloji profesörü olan Edward Lorenz yapmıştır. Lorenz, basit bir hava tahmin raporu hazırlayabilmek için bilgisayarına veriler girmekte ve sonuçta bulduğu sıcaklık değerlerini grafikle göstermekteydi. Lorenz, tesadüf eseri seçmiş olduğu sıcaklık değerlerini en hassas termometrenin dahi algılayamayacağı düzeyde ufak oranlarda yükselterek fonksiyonu tekrar çalıştırdığında, fonksiyonların grafiklerde de her hangi bir fark yaratmamasını beklerken sonuçta ortaya bambaşka fonksiyonların çıktığını gördü.[2] 12 Grafikteki iniş ile çıkışların uzun dönemde tıpkı bir kelebeğe benzer desene neden olduğunu gözlemledi. Lorenz‟in bu sonuçtan çıkardığı yorum; “Doğru ve güvenilir bir uzun vadeli hava tahmininin kaotik davranışı nedeniyle belli bir süreyi aşamayacağı, bu nedenle periyodik olmayan davranış özellikleri gösteren hiçbir sistemde öngörü yapmanın mümkün olmadığı.” şeklinde olmuştur. Burada söz konusu olan doğal olaylardır.[2] 13 Doğal olayların çok büyük bir bölümü dinamik olduğu kadar aynı zamanda doğrusal olmayan özelliklerdeki yasalar tarafından yönetilmektedirler. Kısaca bu durum, değişkenlerdeki küçük değişmelerin başlangıçta hiç tahmin edilemeyen şaşırtıcı sonuçlarının olabileceği anlamına gelmekteydi.[2] 14 Lorenz, dıştan düzensiz olarak görünen ama içsel bir düzene sahip olan kaotik sistemlerin iki temel özelliğini öne sürerek “Kaos Teorisi”ni açıklamaya çalışmıştır . a)Başlangıç Durumuna Hassas Bağımlılık; ile ifade edilmek istenen, daha sonraları “kelebek etkisi” olarak adlandırılan, Amazonlarda bir kelebeğin kanat çırpmasıyla havada oluşacak dalgaların dünyanın bir diğer ucunda bir müddet sonra kasırgaya neden olmasıdır. 15 Kelebek etkisi gereğince, karmaşık sistemdeki çok küçük, önemsiz gibi görünen ve çoğu zaman dikkate alınmayan bir etki beklenmeyen büyük sonuçlar yaratmaktadır. Gerçek hayatta olduğu gibi bilimde de, bir takım zincirleme olaylarla küçük değişiklikleri büyük ve önemli sorunlar haline getiren bir kriz noktasının olduğu kabul edilir. Kaos ise, işte bu noktaların her yerde oldukları manasına gelmektedir. 16 b)Rastgele Olmamak; ise dünyadaki bir çok olayın aslında kaotik bir yapılanmaya, tüm kaotik yapılanmaların ise kendi içerisinde bir düzenliliğe sahip olduğu anlamına gelmektedir. 17 Örneğin, sigara dumanının bir takım düzensiz helezonlar halinde dönerek yükselmesinde, bayrağın rüzgardaki dalgalanışında, otoyolda birbirinin peşi sıra seyreden arabaların davranışında yada musluktan damlayan suyun önce düzenli aralıklarla düşerken zamanla düzeninin bozulmasında hep kaos ortaya çıkmaktadır. 18 İşte bu davranış biçimleri yeni bilimin yasalarına uymaktadır. Klasik bilimin nedensellik anlayışına oturtulamayan ve dinamik sistemler olarak adlandırılan süreçte kaosun determinizmi yıktığı ve sıkışan bilime yeni bir soluk getirdiği savunulmaktadır.[2] 19 Lorenz'in Kelebek Etkisi Sistemi. 20 Teorinin temel önermeleri şöyle sıralanabilir: l Düzen düzensizliği yaratır. l Düzensizliğin içinde de düzen vardır. l Düzen düzensizlikten doğar. l Yeni düzende uzlaşma ve bağlılık, değişimin ardından çok kısa süreli olarak kendini gösterir. l Ulaşılan yeni düzen, kendiliğinden örgütlenen bir süreç vasıtasıyla kestirilemez bir yöne doğru gelişir.[4] 21 2.2.Fraktal Yapı Eskiden beri insanların yapmış olduğu en temel tespit doğada değişmeyen hiç bir şey olmadığıdır. Fakat öte yandan değişim sürekli olsa da bir tekrar durumu vardır. Bu tekrar durumu aynen fotokopi gibi bire-bir tekrar olmayıp daha doğru bir ifade ile “benzeşim” şeklinde gerçekleşmektedir.[5] 22 Örneğin, bir elma çekirdeği yere karışınca bir elma fidanı olmaktadır. Fidan ağaca dönüşmekte ve ağaç elma meyvesi oluşturmaktadır. Meyve yere düşünce çürümekte ve çekirdek yeniden fidan üretmektedir. Bu örnekte sürekli değişim var ama bir tekrar da vardır. Fakat tıpatıp tekrar yoktur. Çünkü hiç bir elma ağacı diğer bir elma ağacının aynen kopyası değil, hiç bir elma da diğer bir elmanın kopyası değildir. Rengi az da olsa farklı, şekli farklı, boyu farklıdır, ama hepsi de elmadır.[5] 23 Doğada gözlediğimiz sistemlerde ortak bir yapı, temel bir benzeşim olmakla birlikte, bu karmaşık yapıyı lineer (çizgisel ve sürekli) denklemlerle ifade etmek mümkün değildir. İlk bakışta çok karmaşık gibi görünen pek çok doğal olayı oluşturan ortak bir tabanın bulunduğu görüşü artık kaçınılmaz bir gerçek olarak belirtilmektedir. Bu tabanın adına matematikçiler, kesirli boyut içerdiği için, „Fraktal‟ demişlerdir.[5] 24 Fraktal yapıları oluşturan matematiğin kökeninde lineer olmayan bir denklemin kendi içinde „iteratif‟ sürekli tekrarı bulunur. Bu tür fraktal yapılara örnek olarak gökteki bulutları, ağaçların dal ve yapraklarını, hatta akciğerin iç yapısını ve parmak izlerini dahi gösterebiliriz.[5] 25 Fraktal bir yapıyı matematik bir temelden başlayarak görüntü halinde dünyaya sunan kişi Benoit Mandelbrot‟dur. Mandelbrot‟un geliştirmiş olduğu fraktal matematiği basit bir denklemden başlayarak ve sürekli kendini tekrar ederek gittikçe karmaşık hale dönüşen, fakat temel benzeşimini koruyan geometrik yapıları gözler önüne sermiştir. İlk yayınlandıkları 1980 yılından bu yana matematiksel fraktallar hem bir sanat kolu hem de bir matematik dalı oluşturmuşlardır. Matematik fraktalları inceleyen fizikçi Mitchell Feingenbaum ise fraktallar ile karmaşa (kaos) arasında yakın bir ilişki bulunduğunu göstermiştir.[5] 26 Doğadaki karmaşık ve kaotik yapının ortaya çıkmasını sağlayan, belli bir noktada „çatallaşma‟ diyebileceğimiz mekanizma ile sistemin yeni dallara bölünmesi ve farklı yönlere doğru gelişimin devam etmesidir.[5] 27 Bu şekil bir matematik fonksiyonun gelişimini göstermektedir. Fonksiyon kendi üzerine dönüşümlü, “iteratif” bir fonksiyondur. Önce tek bir değer olarak gelişen fonksiyon, bir anda iki çatala ayrılıyor, iterasyonlar devam ettikçe çatallaşmalar hem artıyor hem de daha sık aralıklarla oluşmaya başlıyor. Yani bölünme ve farklılaşma önce yavaş sonraları gittikçe daha hızlı olmaya başlamaktadır.[5] 28 Fraktal Fraktal (Büyütüldü) Kendi kendini tekrar eden ama sonsuza kadar küçülen şekilleri, kendine benzer bir cisimde cismi oluşturan parçalar ya da bileşenler cismin bütününü inceler. Düzensiz ayrıntılar ya da desenler giderek küçülen ölçeklerde yinelenir ve tümüyle soyut nesnelerde sonsuza kadar sürebilir; tam tersi de her parçanın her bir parçası büyütüldüğünde, gene cismin bütününe benzemesi olayıdır. Doğada görebilen örnekler örneğin bazı bitkilerin yapısıdır.[4] Fraktal (Bir Daha Büyütüldü) 29 3.Klasik Bilim (Modern) ve Kaos 3.1.Klasik Bilimin Çöküşü Fizik teorileri kâinatın yapısını ve işleyişini yansıtan modellerdir. Newton ve çağdaşlarının kurup geliştirdikleri modern bilim, daha doğrusu klasik fizik, muazzam bir karmaşıklık ve mükemmel işleyen bir düzenin iç içe olduğu dünyamızı çok dakik bir şekilde çalışan mekanistik bir modele benzetmektedir.[6] 30 Bu modele göre kâinatı oluşturan parçalar birbirlerine matematiksel olarak belirlenmiş çeşitli kuvvetler uygulamakta, parçalar da bu kuvvetlerin etkisi altında, tamamen bu kuvvetlere ve başlangıç durumlarına bağlı olarak belirlenen hareketleri gerçekleştirmektedir.[6] 31 Klasik mekaniğin, bilardo toplarından gök cisimlerinin hareketlerine, ısı iletiminden ses dalgalarına kadar birbiriyle alâkasız görünen pek çok fiziki hadiseyi az sayıda aksiyomla (Newton‟ın üç temel kanunu) doğru bir şekilde açıklaması, üç asır boyunca tartışmasız kabul görmesini sağladı. Bu modelin göz kamaştırıcı başarısı, düşünürlerin dünya görüşlerini (paradigma) de tabii olarak etkiledi ve sosyal bilimlerde dahi benzeri modellerin uygulanabileceği fikrini oluşturdu.[6] 32 Fakat klasik mekaniğin oluşturduğu dünya görüşü 20. asrın başlarında iki büyük tenkit aldı. Bunlardan biri, mutlak uzay ve mutlak zaman kavramlarını ortadan kaldırıp bunların yerine farklı gözlemcilere göre değişebilen izafi uzay ve izafi zaman kavramlarını yerleştiren, madde ve enerjinin temelde aynı şeyin farklı görünümleri olduğunu ortaya koyan ve uzay-zamanın yapısının, civarındaki kütle miktarına bağlı olarak değiştiğini ifade eden A. Einstein‟ın İzafiyet Teorisi idi.[6] 33 Diğeri ise bilimin temeli sayılan determinizm (sebep-sonuç ilişkisi) prensibine bir anlamda karşı koyan ve klasik fizikteki; bir sistemi etkilemeden (yapacağı davranışı bozmadan) yapılabilecek ideal bir ölçüm düşüncesini tamamen ortadan kaldıran Kuantum Fiziği idi.[6] 34 İzafiyet ve kuantum teorilerinden ilki; İZAFİYET; ışık hızına yaklaşan çok büyük hızlarda ve kara delikler, nötron yıldızları vs. gibi gök cisimlerinin yanındaki çok şiddetli çekim alanlarında Newton‟cu paradigmadan ayrılırken, ikincisi yani KUANTUM ise; atomik boyutlarda cereyan eden olaylarda, klasik mekaniğin cevaplayamadığı soruları çözümlememizi sağlamaktadır. Yani hem izafiyet teorisi, hem de kuantum mekaniği, günlük hayattaki hızlarda (bir roketin hızı dahi ışık hızının binde birine ulaşmamaktadır) ve makroskobik boyutlarda (>10-5 cm) klasik mekaniğe dönüşmektedir.[6] 35 Ancak, Klasik mekaniğin bu darbeleri alarak yanlışlığının ortaya konması, tamamen geçersiz ve anlamsız olduğuna yorumlanmamalı. Çünkü fizik teorileri eninde sonunda gerçeği yansıtmaya çalışan modeller olduğu için, mekanik dünya modeli de yaşadığımız dünyada, günlük hayatta karşılaştığımız makroskobik boyutlardaki pek çok olayı yeterli hassasiyetle çözümlememize imkân vermektedir.[6] 36 Bu sebepten dolayı üç asır boyunca yapılan deneyler ve gözlemler yanlışlığı gösterilememiş ve hâlâ Güneş ve Ay tutulmalarından bir roketin Güneş Sistemindeki seyahatine kadar pek çok fiziki olayı önceden hesaplayabilmemizi sağlamaktadır. Ancak evrensellik ve kâinatın işleyişinin tam olarak anlaşılması söz konusu olduğunda, Newton‟cu dünya görüşü iflas etmiş bulunmaktadır.[6] 37 3.1.Yeni Bilim : Kaos Yeni bilim kavramı ile daha çok kaos akla gelmekte ancak kaos yeni bilimin sadece bir yönü ve çeşidini oluşturmaktadır. Kaos kavramı belirsizlik ve tahmin edilemez değişimle tanımlanmakta ve yeni bilimin önemli konularından sadece birini oluşturmaktadır. [2] 38 Yeni bilim bir devrim niteliğinde klasik bilimin yerini almaktadır. Aynı zamanda, modern bilimin metotlarını sınırlı ölçüde kullanmakta ve doğrusal olmayan karmaşık sistemlerin davranışları ile ilgilidir.[2] Klasik modern bilim (Newton‟un kurucusu olduğu) esas olarak doğrusal sistemler ve bazen de doğrusal olmayan kapalı sistemlerle ilgilidir. Yeni bilim ise, tamamen doğrusal olmayan bir sistemi ifade etmekte ve diğer sistemlerle içsel bağlantıları bulunmaktadır.[2] 39 Kaosu ilgi çekici kılan ve bir devrim olarak değerlendirilmesine yol açan şey, deterministik olarak (belli sabit kanunlara göre) evrimleşen bir sistemin (hiç beklenmedik şekilde) düzensiz ve rastgele davranabilmesidir. Mesela bir adada yaşayan belli bir canlı türünün sayısı, bu canlının üreme hızına, adadaki besin miktarına, bu canlıyla beslenen diğer türlerin adadaki etkinliği vs. gibi birtakım faktörlere belli oranda bağlıdır. [6] 40 Benzer şekilde bir benzin istasyonuna uğrayan arabaların veya acil servise gelen hastaların geliş ve servis zamanlarının dağılışı bu çerçevede değerlendirilebilir. Kolaylık olması için bütün bu faktörlerin zamanla değişmediği kabul edilerek yapılan en basit modellerde bile çok ilginç sonuçlar ortaya çıkmaktadır. Üreme hızını ifade eden bir katsayı belli bir değerden küçükse, çoğalma ve ölümleri ifade eden denklemler arasında bir denge kurulmakta ve nüfus belli bir değerde sabit kalmaktadır.[6] 41 Fakat bu katsayı, kritik bir değerden büyükse, nüfusun yıllara göre değişimi hiçbir formülle ifade edilemeyecek kadar düzensizleşmekte ve nüfus her yıl rastgele değerler alabilmektedir. Yani nüfus değişimi tamamen belirli kanunlara göre cereyan eden (deterministik) bir hadise olmasına rağmen, sonuçta belirsizlik ve düzensizlik doğmaktadır.[6] 42 Benzeri bir durum, bir borudan akan sürtünmeli bir sıvının akış şekillerinde de görülmektedir. Akışkanların uyduğu dinamik denklemler Newton kanunlarından çıkartılıp düzgün akışlara gayet güzel bir şekilde uygulanabilmesine rağmen, akış hızı belli bir değeri aştığında girdaplar ve türbülans hareketleri oluşmakta ve akış tamamen kaotik hale gelmektedir.[6] Bugün yeni bilim doğrusal olmayan yapının bulunduğu, kaos, karmaşıklık, tahmin edilemezlik ve belirsizliğin doğal olduğu bir dünyanın diğer yönünü tanıtmaktadır.[2] 43 İşte kaos‟u anlatan tespitler: - Kaos tahrik edilebilir, fakat tam olarak kontrol edilemez. - Kaosta mikro davranış ile bütünü kavrayan davranış arasındaki fark öngörülemez. - Kaos bütün halinde istikrarlıdır. - Kaosun tamamını anlamak mümkün değildir, yapılması gereken tanımlanmış aralıkları anlamaya çalışmaktır. - Kaos her zaman, her yerde hazırdır ve istikrarlıdır. - Bütün sistemler düzenden kaosa doğru eğilim gösterir. - Yeni bir düzene giden yol kaostan geçer.[7] 44 4.Kaotik Çalışmaların Yapıldığı Alanlar Teoride, gerçekte zamana göre oluşan her şey örneğin;polen üretimi, nüfus artışı, ekonomik değişimler, dünya buz kütlesi vb... kaotik olabilir. Fizik, kimya, matematik, iletişim, biyoloji, fizyoloji, sosyoloji, ekonomi, tarih, ekoloji, astronomi, hidrolik, atmosferik, uluslararası ilişkiler, solar sistemler, mühendislik gibi alanlarda kaotik çalışmalar görülmektedir.[3] 45 Bir mıh bir nal kurtarır; Bir nal bir at kurtarır; Bir at bir er kurtarır; Bir er bir cenk kurtarır; Bir cenk bir vatan kurtarır! 46 5.KAYNAKLAR [1]www.donusumkonagı.net [2] Öge,S.,Düzen mi Düzensizlik mi?Örgütsel Varlığın Sürdürebilirliği Açısından Bir Değerlendirme [3]Yılmaz,D.,Güler,N.F.,Kaotik Zaman Serilerinin Analizi Üzerine Bir Araştırma,Gazi Üniv.Müh. Mim. Fak. Der., Cilt:21, No:4, Say:759-779,2006 [4] www.wikipedia.org [5] http://oglena.blogcu.com [6]www.sizinti.com.tr [7]www. referansgazetesi.com 47 2
Benzer belgeler
Dinamik Sistemlerde Kaotik Zaman Dizilerinin Tespiti
rağmen, akış hızı belli bir değeri aştığında girdaplar
ve türbülans hareketleri oluşmakta ve akış tamamen
kaotik hale gelmektedir.[6]
Bugün yeni bilim doğrusal olmayan yapının
bulunduğu, kaos, karm...