m - Denizli Ticaret Odası
Transkript
m - Denizli Ticaret Odası
DENIZLI TICARET ODASI IKI AYLIK HABER » FINANS » ARASTIRMA VE INCELEME DERGISI 58 DENIZLI TICARET ODASI • YIL 06 • SAYI 58 • EYLÜL 2009 DENIZLI’DE TURIZM SEKTÖRÜ TEKSTIL SEKTÖRÜNDE SAGLIK VARLIK BARISI YASASI SINIR KOMSUMUZ IRAK VE EKONOMISI IS SÖZLESMESININ ISVERENCE FESHI RÖPORTAJ » MUSA ÇELIKKOL EYLÜL 2009 MERHABA Genel Yayın Yönetmeni Denizli Ticaret Odası Adına Yönetim Kurulu Başkanı Necdet Özer Yazı İşleri Müdürü Ali Rıza Tekin Genel Yayın Yönetmeni Mehmet Çağrı Sebzeci Yayın Kurulu Hikmet Alpaslan Ozan Özkan Argun Hadimlioğlu Mehmet Eyüpoğlu Fahri Doğramacı Gökhan Aydın Mehmet Kalkan Konsept Danışmanı İmran Eraslan Editörler Mehmet Yatkın Ozan Öner Özmen Yayın Koordinatörleri Mehtap Koç Mutlu Bayram Kreatif Direktör Mustafa Odabaşı Görsel Tasarım Moccnoz Design Studio www.moccnoz.com Yapım MÇS Fikir Sanat www.mcsfikirsanat.com Yazarlar Serpil Çoruhlu Akif Ercan Adnan Kaya Av. Turan Özen Baskı Ege Basım www.egebasim.com.tr Yazışma Adresi Oğuzhan Caddesi No:1 Denizli T. 0 258 261 19 39 F. 0 258 265 17 05 Dergimiz iki ayda bir yayımlanır. Dergide bulunan yazılar aksi belirtilmedikçe Denizli Ticaret Odası’nın resmi görüşünü yansıtmaz. İmzalı makalelerdeki yazılar yazarına aittir. D Denizli Lobisi enizli olarak, uzun yıllar başta Ankara merkezli siyaset olmak üzere birçok alanda yalnız kalmanın ve kendi ayaklarımızın üzerinde durmanın sıkıntılarını yaşadık. Evet, yaşanan bu sıkıntılar şehir olarak girişimci ruhumuzun ortaya çıkmasını sağladı ancak birçok alanda da hak ettiklerimizi alamadık. Ancak bu durum özellikle son yıllarda tamamen değişti. Öyle ki, bugün tüm Türkiye, Denizli’nin başarılı lobi çalışmalarını konuşuyor. Denizli Platformu başta olmak üzere, yerel yönetimler ile sivil toplum örgütlerinin birlikte hareket etmesi sonucunda şehrimiz artık hak ettiklerini alıyor ve geleceğe güvenle bakıyor. Bunun en son örneğini, geçtiğimiz günlerde açıklanan Sektörel Teşvik Paketi ve Bölgesel Kalkınma Ajansı’nın Denizli merkezli kurulması ile bir kere daha yaşadık. Denizli Lobisi tarafından yapılan başarılı çalışmaların ardından şehrimiz gerçekten de çok önemli kazanımlar elde etti. başta Bölgesel Kalkınma Ajansı olmak üzere Sektörel Teşvik Paketi'ni ve bu paketin Denizli’ye kazandıracaklarını bulacaksınız. Yine Milletvekilimiz Mehmet Yüksel ile bu konuda yapmış olduğumuz söyleşi de sizleri bekliyor olacak. Türkiye’de ‘Denizli’ denildiği zaman akla gelen sektörlerden biri de hiç kuşkusuz turizm. Ancak bu sektörün şehir ekonomisine katkısı ne yazık ki istenilen seviyede değil. Bunun nedenlerini ve çözüm önerilerini değerli hocamız Prof. Dr. Mustafa Yılmaz sizler için kaleme aldı. Bu sayımızın röportaj konukları ise Esnaf ve Sanatkarları Odaları Birliği Başkanı Musa Çelikkol ile şehrimizin örnek ve başarılı işadamlarından Mustafa Kaynak... Uzun sözün kısası, bu sayımızda da yine dopdolu bir içerikle karşınızdayız. Önceki sayılarımızda olduğu gibi bu sayımıza da yoğun bir ilgi göstereceğinizi umuyorum. Gelecek sayımızda görüşmek ümidi ile hoşçakalın... İşte biz de DTO Dergisi olarak, bu sayımızda Denizli’nin kazanımlarını masaya yatırdık. Sizler için hazırlamış olduğumuz araştırma dosyalarımızda, GENEL YAYIN YÖNETMENI Eylül 2009 Denizli Ticaret Odası 1 basyazı B A Ş YA Z I NECDET ÖZER Baskan’ın Kösesi DTO BASKANI Necdet Özer’in Kaleminden D enizli Ticaret Odası olarak, DTO Dergisi’nin yeni sayısı ile siz değerli üyelerimizle birlikte olmanın mutluluğunu yaşıyoruz. Geride bıraktığımız ay, Denizlimiz için sevindirici gelişmelerle doluydu. Bu gelişmelerden ilki, Teşvik Yasası’nda değişikliğe giden düzenlemenin Resmi Gazete’de yayımlanması ile birlikte ortaya çıktı. Hükümetimiz tarafından daha önce açıklanan Teşvik Yasası; Denizli, Aydın ve Muğla şehirlerini 2. Bölge çatısı altında buluşturmuştu. Ancak bu düzenleme, Denizli ve bölgedeki diğer iller için ciddi bir dezavantajı beraberinde getirmişti. Çünkü Ayfonkarahisar, Manisa ve Uşak gibi iller 3. Bölge’de yer alıyor ve buralara 2. Bölge’den taşınma suretiyle teşvik veriliyordu. 2 Denizli Ticaret Odası Eylül 2009 Geride bıraktığımız ay, Denizlimiz için sevindirici gelişmelerle doluydu. Bu gelişmelerden ilki Teşvik Yasası’nda yapılan değişiklikle oldu. Denizli Lobisi’nin Ankara’da yaptığı yoğun kulis çalışmalarının ardından Denizli’yi olumsuz yönde etkileyen 2. Bölge’den 3. Bölge’ye taşınma teşviki iptal edildi. Bir diğer olumlu gelişme ise Kalkınma Ajansı’nın Denizli’de kurulması oldu. Ancak Denizli Platformu üyeleri, milletvekillerimiz ve yerel yöneticilerimizle birlikte Ankara’da yaptığımız yoğun lobi çalışmaları sonuç verdi ve şehrimiz ekonomisini olumsuz yönde etkileyecek olan 2. Bölge’den 3. Bölge’ye taşınma teşviki iptal edildi. Ayrıca bölgeyi yakından ilgilendiren desteklenecek sektör sayısı da14’ten 25’e çıkartıldı. Kentimiz için yaşanan bir diğer kazanım ise Kalkınma Ajansı’nda oldu. Bölgeler arası kalkınma farklılığını ortadan kaldırmaya yönelik olarak başlatılan bu projenin Denizli, Aydın ve Muğla’yı kapsayan bölümünün merkezi Denizli oldu. Ancak burada önemli olan husus, Kalkınma Ajansı merkezinin Denizli olmasından yana, bölgenin gelişmesi ve sorunlarının çözümü açısından taşıdığı önem. Öyle ki, bu ajans sayesinde Güney Ege Bölgesi, birçok büyük projeye ev sahipliği yapacak. www.dto.org.tr EYLÜL 2009 Bu başarıdan dolayı Sayın Valimize, Sayın Belediye Başkanımıza, Denizli Platformu’nda yer alan sivil toplum kuruluşlarına ve milletvekillerimize teşekkürlerimi sunuyorum. DTO olarak, Ziraat Bankası ile yapmış olduğumuz anlaşma sonucu üyelerimize sağladığımız cazip kredi imkanından pek çok üyemizin faydalandığını görüyoruz. Umuyoruz ki, ekonomik krizden ciddi şekilde etkilenen ve kredi imkanından faydalanan işletmelerimiz, yaşadıkları ekonomik darboğazdan bir an önce kurtulur ve kredi yoluyla elde ettikleri rahatlığın devamlılığını sağlarlar. Ekonomik veriler, son aylarda kentimiz ekonomisinin daha iyiye doğru yol aldığını gösteriyor. Özellikle son dönemdeki projelerin hayata geçmesi ile birlikte iş dünyası olarak gelecek günlere daha güvenle bakacağız. Denizli olarak, özellikle son dönemlerde başarılı lobi çalışmalarının meyvelerini toplamaya başladık. Tek yürek olarak sesimizi duyurabildiğimiz ve birbirimize destek olabildiğimiz her yerde başarıyı yakalama şansımız ikiye katlanıyor. Biz de Denizli Ticaret Odası olarak her daim kent ekonomisini canlandırmak için proje üretmeye devam ediyoruz. B A Ş YA Z I Denizli olarak tek yürek olarak sesimizi duyurabildiğimiz ve birbirimize destek olabildiğimiz her yerde başarıyı yakalama şansımız ikiye katlanıyor. Biz de her daim kent ekonomisini canlandırmak için proje üretmeye devam ediyoruz. Sözlerime burada son verirken, değerli üyelerimizin Ramazan Ayı'nı ve gelecek olan Ramazan Bayramı'nı en içten dileklerimle kutlarım. Necdet Özer DTO BASKANI Eylül 2009 Denizli Ticaret Odası 3 İ Çİ N D E K İ L E R EYLÜL 2009 06 11 18 06 14 08 15 16 06 07 08 Geçtiğimiz aylarda açıklanan Teşvik Yasası’nın Resmi Gazete’de yayımlanmasından önce yapılan başarılı lobi çalışmalarının ardından Yasa'da yapılan değişiklikler ve Yeni Teşvik Yasası. 09 12 14 15 16 18 Denizli, Aydın ve Muğla illerinde kalkınma hamlesini gerçekleştirebilmek amacıyla kurulan Güney Ege Kalkınma Ajansı ve ajansın lideri Denizli. 20 24 Denizli Ticaret Odası Eylül 2009 25 DENİZLİ'DE KENT MÜZELERİ KENTİN DÖRT BİR YANINDA TURİZM 26 28 Sanayisi ile dünyanın gözlerini üzerine çekmeye başaran Ege Bölgesi’nin incisi Denizli’de turizm sektörünün dünü, bugünü, yarını ile sektörde yaşanan sorunlar ve çözüm yolları. Denizli Milletvekili Mehmet Yüksel ile ekonomik krizin Denizli’ye yansımaları ve Kalkınma Ajansı’nın Denizli’ye getirecekleri ile ilgili söyleşi. 4 SAĞLIK TURİZMİ DENİZLİ'DE TURİZM SEKTÖRÜ RÖPORTAJ MUSA ÇELİKKOL DÜNYADA KALKINMA AJANSLARI GELİŞMİŞLİK FARKI EN AZA İNECEK BÖLGESEL AJANSLARIN GÖREVLERİ GÜNEY EGE KALKINMA AJANSI RÖPORTAJ MEHMET YÜKSEL KALKINMA AJANSININ KAPSADIĞI İLLER İŞBİRLİĞİMİZİN EN GÜZEL ÖRNEĞİ KALKINMA AJANSI İLE SAĞLANAN AVANTAJ DENİZLİ LOBİSİNİN BÜYÜK BAŞARISI Eylül / Ekim 2009 www.dto.org.tr İ Çİ N D E K İ L E R 40 EYLÜL 2009 66 48 24 30 34 40 43 44 48 52 53 54 58 62 66 YURTDIŞI İŞ TALEPLERİ TEKSİT SEKTÖRÜNDE İŞÇİ SAĞLIĞI EBIC'TEN DUYURULAR İŞ SÖZLEŞMELERİNİN İŞVERENCE FESHİ TOBB-HABER TÜRKİYE İÇİN ÖNEMLİ BİR PAZAR TÜRKİYE-IRAK İLİŞKİLERİ IRAK EKONOMİSİ İŞ DÜNYASINDAN KISA KISA IRLIGANLI BELEDİYE BAŞKANI İLE SÖYLEŞİ IRLIGANLI NARI VARLIK BARIŞI YASASI MUSTAFA KAYNAK İLE SÖYLEŞİ 54 70 Bembeyaz travertenlerin hemen yamacında bulunan Denizli’nin şirin ilçesi Irlıganlı topraklarından dünyaya açılan Hicaz Narı’nın hikayesi... Tekstil, mermer, metal ve akaryakıt sektörlerindeki başarılarının yanı sıra yaptırdığı okullarla da adından söz ettiren başarılı iş adamı Mustafa Kaynak ile söyleşi. Yıllar boyu yaşadığı İç ve dış savaşların üzerinde bıraktığı etkileri silmeye çalışan Irak’ın son yıllardaki ticaret atağı ve Türk yatırımcılarına tavsiyeler. Tekstil sektöründe kanun koyucu tarafından işverenlere, işçilerinin sağlığını koruma konusundaki yükümlülükleri. Eylül 2009 Denizli Ticaret Odası 5 S E K TÖ R D O S YA MEKAN R Ö P O R TA J EKONOMİ GEZİ MARKA E -T İ C A R E T hazırlayan » mehmet yatkın dosya HABERLER Denizli’nin yüzü güldü Denizlili yerel yöneticiler ile çeşitli oda ve dernek başkanlarının Ankara’da yaptığı başarılı lobi çalışmaları sonucunda, teşvikte desteklenen sektör sayısı 14’ten 25’e çıktı. Ayrıca 2. Bölge’den 3. Bölge’ye taşınma teşviki de iptal edildi. Denizli Lobisi’nin Büyük Basarısı G eçtiğimiz 3 aylık dönem, Denizli için kazanım ayları olarak kayıtlara geçti. İlk kazanım, Yeni Yatırım Teşvik Yasası’nın Resmi Gazete’de yayımlanmasıyla birlikte ortaya çıktı. Daha önce Yatırım Teşvik Yasası açıklanmış ve Denizli, Aydın ve Muğla şehirleri ile 2. Bölge adı altındaki bir çatıda buluşturulmuştu. Bu yapı, Denizli ve bölgedeki diğer iller için dezavantaj olarak görünü- 6 Denizli Ticaret Odası Eylül 2009 yordu. Çünkü Ayfonkarahisar, Manisa ve Uşak gibi iller 3. Bölge’de yer alıyordu ve buralara 2. Bölge’den taşınma suretiyle teşvik verilecekti. Denizli Lobisi’nin Kararlı Çalışmaları Sonuç Verdi Yasanın ilk hali, 2005 yılında çıkartılan 5084 sayılı Teşvik Yasası’na benziyordu. Bu yasa, Denizli’nin komşuları olan Uşak ve Afyonkarahisar illerini teşvikten Denizli ve bölgeyi yakından ilgilendiren desteklenecek sektör sayısı 14’ten 25’e çıkarıldı. yararlandırırken, özellikle son ekonomik krizden ciddi şekilde etkilenen ve üretimini güçlükle sürdürmekte olan Denizli’ye hiçbir katkı sağlamamıştı. Dolayısıyla Denizli, komşuları ile haksız bir rekabet içerisine sürüklenmişti. Denizli’yi son derece olumsuz etkileyecek olan bu Yasa’nın Bakanlar Kurulu’ndan geçip Resmi Gazete’de yayımlanmasından önce Denizli Platformu üyeleri, Denizli milletve- www.dto.org.tr D O S YA EYLÜL 2009 killerinin de desteğini alarak yoğun bir Ankara mesaisi yaparak lobi çalışmalarını başlattı. Bu çalışmalar kapsamında, özellikle 2. Bölge’den 3. Bölge’ye yatırım teşvikinin uygulanmaması ve sektörel bazda teşvik kapsamının daha da genişletilmesi istendi. Yatırım Teşvik Yasası yürürlüğe girdiğinde Denizli’nin istediği 2. Bölge’den 3. Bölge’ye taşınma teşviki iptal edildi. Ayrıca Denizli ve bölgeyi yakından ilgilendiren desteklenecek sektör sayısı 14’ten 25’e çıkarıldı. Başkan Necdet Özer: ‘Mağduriyeti Ortadan Kaldırmaya Çalıştık’ Denizli Platformu Dönem Sözcüsü ve Denizli Ticaret Odası Başkanı Necdet Özer; Teşvik Yasası’ndaki düzenlemeleri değerlendirdi. Yasa’da Denizli ve bölge için oluşabilecek mağduriyeti gidermek için çalıştıklarını ifade eden Başkan Necdet Özer, “Yasanın ilk halinde, yatırım teşviki kapsamında 2. Bölge’de yer almamız, ilimizde kümelenmiş olup da bazı sektörlerin kapsam içine alınmaması ve 1. ve 2. Bölge’de tekstil konfeksiyon, deri ve deri mamulleri sektörlerinin 3. ve 4. Bölge’ye taşınma teşviki söz konusuydu. Bu durum, komşu illerimiz olan Manisa, Afyonkarahisar ve Uşak gibi illerin 3. Bölge’de yer alması nedeniyle ilimize yapılacak yatırımlar yönünden olumsuz görünmekteydi. Denizli olarak yaptığımız girişimlerde, hem taşınma teşvikinin sadece 4. Bölge’de olmasını, hem de bölgemizin ve ilimizin sektörler bazında daha fazla sektörlerle desteklenmesini istedik.” dedi. Yeni Düzenleme ile 14 Olan Sektör Desteği 25’e Çıktı Resmi Gazete’de yayımlanan karara göre, artık taşınma işleminin sadece 4. bölgelere yapılacağını anlatan Özer, “Yatırım teşvikindeki değişikliklerde isteğimiz doğrultusunda 3. Bölge’ye taşınmanın iptal edildiğini gördük. Bu, bizim için olumlu bir gelişme. Komşularımızla yaşayabileceğimiz haksız rekabet böylece giderilmiş oldu. Ayrıca sektörler bazında da yeni sektörlerin ilave edildiğini görmekteyiz. Yasa ilk çıktığında 14 sektöre destek verilirken, son değişiklikle birlikte sektör sayısı 25’e çıkarıldı” dedi. Ege Bölgesi’nin En Gözde Ili: Denizli Bakanlar Kurulu’nun Türkiye’de 55 ili kapsayacak 15 ayrı merkezde yeni kalkınma ajansları kurulmasına ilişkin kararında Aydın ve Muğla’nın aralarında bulunduğu Kalkınma Ajansı’nın liderliği Denizli’ye verildi. Kalkınma Ajansı ile saglanan avantaj gelişmişlik farklılıklarının azaltılması açısından son derece önemli. Bu gelişmişlik farklılığını ortadan kaldırmanın en önemli unsurlarından biri de kalkınma ajansları. Resmi Gazetede yayınlanan kararı değerlendiren Denizli Paltformu Sözcüsü Necdet Özer, “Yatırım teşvikindeki değişikliklerde isteğimiz doğrultusunda 3. Bölge’ye taşınmanın iptal edildiğini gördük. Bu bizim için olumlu bir gelişme. Komşularımız ile aramızdaki haksız rekabet böylece giderilmiş oldu” şeklinde konuştu. Avrupa Birliği’ne üyelik müzakerelerinin yürütüldüğü bu dönemde, özellikle bölgesel farklılıkların azaltılarak bölgeler içinde dengesizliklerin giderilmesi ve bölgeler arası Teşvik Yasası’nı krizden bağımsız düşünmemek gerektiğini ifade eden Başkan Özer, “Teşvik Yasası ile hemen yarın yatırımlar başlayacak değil. Önce krizin etkisinden kurtulmamız gerekiyor” dedi. Başkan Özer, Denizli Platformu ve iş dünyası olarak teşvikle ilgili düşünceleri hakkında ise şunları söyledi: “Evet taleplerimizin bazıları dikkate alınarak teşvik kapsamına alındı. Bunlar sevindirici gelişmeler. Ancak vurgulamak istediğimiz nokta şu: Yürürlüğe giren yeni Teşvik Yasası ile hemen yarın yeni yatırımlar başlayacak değil. Yatırım teşvikini, programımıza almış bulunuyoruz. Fakat tüm dünyayı saran küresel krizin etkisinden kurtulmamız ve mevcut işletmelerimizin soluk alması gerekiyor. Bugün kapasitemizin ne yazık ki yarısını kullanmaktayız. Krizden kurtulup, kapasitemizi tam anlamıyla kullanabilirsek, yeni yatırımlar için soluklanmaya fırsat bulabileceğiz. Üretim yapmaya çalışan ve hali hazırda işletmelerini ayakta tutmaya çalışan KOBİ’lerimiz teşvik bekliyor.” ‘Yatırımların Başlaması için Krizin Etkilerinden Kurtulmalıyız’ Eylül 2009 Denizli Ticaret Odası 7 HABERLER S E K TÖ R D O S YA dosya Bölgesel Kalkınma Ajansı hazırlayan » mehmet yatkın Denizli’nin Temmuz ayındaki bir diğer kazanımı da Bölgesel Kalkınma Ajansı’nın merkezinin Denizli’ye kazandırılması oldu. Vali Yavuz Erkmen, Belediye Başkanı Nihat Zeybekci, milletvekilleri ve Denizli Platformu üyelerinin başarılı çalışmaları sonucunda Denizli, Aydın ve Muğla’yı kapsayan Kalkınma Ajansı’nın merkezi olarak Denizli seçildi. Bu iki gelişme şehrimizin yoğun lobiciliğinin meyvelerini toplamaya başladığını açıkça gösterdi. Bölgesel Kalkınma Ajansı’nın Yönetim Kurulu üyelerinden biri de Denizli Ticaret Odası Başkanı Necdet Özer oldu. Kalkınma Ajansı’nın merkezinin Denizli olması için ciddi lobi çalışmaları yürüttüklerini kaydeden DTO Başkanı ve Platform Sözcüsü Necdet Özer, “Kalkınma Ajansı ile ilgili çalışmalarımız sonucunda emeklerimiz boşa gitmedi. Bu, Denizli ve bölgenin geleceği açısından son derece önemliydi. Bu başarıdan dolayı başta Sayın Valimiz Yavuz Erkmen’e, Sayın Belediye Başkanımız Nihat Zeybekci’ye, Denizli Platformu’nda yer alan sivil toplum kuruluşlarına ve Sayın Denizli milletvekillerimize teşekkür ediyorum. Denizli ve bölgemize hayırlı olsun” şeklinde konuştu. 8 Denizli Ticaret Odası Eylül 2009 MEKAN R Ö P O R TA J EKONOMİ GEZİ MARKA E -T İ C A R E T Kalkınma Ajansı Bölgesel Gelişmeyi Hızlandıracak Kalkınma Ajansı’nın bölgesel gelişmeyi hızlandıracağını, kaynakların yerinden ve etkin kullanımını sağlayacağını ifade eden Başkan Necdet Özer, “Kalkınma Ajansı’nı yıllardır ifade ediyorduk. Ajansların, bölgenin kendi ürettiği projelerin önceliklerinin belirlenmesi için altyapı olduğunu düşünüyorum. Artık bölgenin ekonomik, sosyal ve kültürel yönden planlanması ve programlanması, bu kalkınma ajansı çerçevesinde gerçekleştirilecek ve daha güzel projeler üretilebilecek. Ortak sinerji ile ülkemize daha fazla katma değer sağlanacak” dedi. Kalkınma Ajansları Ülke Genelinde 1 Milyar Lira Kaynak Kullandıracak Hükümetin büyük bir önem verdiği proje kapsamında hayata geçirilen kalkınma ajanları, sosyo ekonomik kalkınma girişimlerini başlatmak ve desteklemek, bölgesel gelişmişlik farklarını azaltarak, bölgelerin ulusal kalkınma ve rekabet gücüne katkılarını artırmak amacıyla faaliyet gösterecekler. Bütün ajanslar, kurumsal gelişimlerini tamamlayıp, tam olarak faaliyete geçtiğinde kullandırabilecekleri kaynağın 1milyar Lira’ya ulaşacağı hesaplanıyor. Kalkınma Ajansları, bölgesel gelişmeyi hızlandırarak, kaynakların yerinden ve etkin kullanımını sağlayacak. Bütün kalkınma ajansları, kurumsal gelişimlerini tamamlayıp, tam olarak faaliyete geçtiğinde ülke genelinde kullandırılacak kaynağın büyüklüğü 1 milyar TL’ye kadar ulaşacak. Isbirligimizin en güzel örnegi Denizli, Muğla ve Aydın’ın bugüne kadar çok iyi ilişkiler kurduğunu ve birçok problemlerinin aynı olduğunu belirten Vali Yavuz Erkmen, “Kalkınma Ajansı, bu ilişkileri çok daha sıkılaştırıp ileriye götürerek, yeni projeler üretip bölgenin www.dto.org.tr potansiyelinin daha iyi şekilde değerlendirilmesi açısından güzel bir araç olacaktır. İlk yaptığımız, Yönetim Kurulu toplantısında da bu birliğimizin ve bundan sonra yapacaklarımızın güzel örneklerini sergiledik’’ şeklinde konuştu. D O S YA EYLÜL 2009 KALKINMA AJANSLARI’NIN KAPSADIGI iLLER Aydın Denizli ve Muğla’nın bağlı olduğu Kalkınma Ajansı’nın merkezi olarak Denizli açıklandı. Karara göre; yurt çapında kurulacak olan Kalkınma Ajansı’nda Düzey 2 Bölgesi kapsamında yer alan iller ise şöyle: İstanbul; Edirne, Kırklareli, Tekirdağ, Balıkesir, Çanakkale; İzmir, Aydın, Denizli, Muğla, Afyon, Kütahya, Manisa, Uşak; Bilecik, Bursa, Eskişehir, Bolu, Düzce, Kocaeli, Sakarya, Yalova; Ankara, Karaman, Konya; Antalya, Burdur, Isparta, Adana, Mersin, Hatay, Kahramanmaraş, Osmaniye; Aksaray, Kırıkkale, Kırşehir, Niğde, Nevşehir,Kayseri, Sivas, Yozgat; Bartın, Karabük, Zonguldak, Çankırı, Kastamonu, Sinop, Amasya, Çorum, Samsun, Tokat; Doğu Karadeniz’de Artvin, Kalkınma ajanslarının, bölgesel gelişme stratejilerine uygun olarak kırda ve kentteki bütün kesimlere yarar sağlaması hedefleniyor. Bu arada, Denizli merkezli Bölgesel Kalkınma Ajansı, faaliyetlerini ilk etapta Denizli Tekstil ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği (DETKİB) binasında hayata geçirecek. Yatırım Teşviki ile İlgili Notlar: ■ İstanbul hariç olmak üzere, Sanayi ve Ticaret Bakanlığı tarafından İhtisas Organize Sanayi Bölgesi oluşturulan yatırım konuları, ilgili bölgede seçilmiş Giresun, Gümüşhane, Ordu, Rize, Trabzon; Bayburt, Erzincan, Erzurum, Ağrı, Ardahan, Iğdır, Kars; Bingöl, Elazığ, Malatya, Tunceli Bitlis, Hakkari, Muş, Van; Adıyaman, Gaziantep, Kilis, Diyarbakır, Şanlıurfa, Batman, Mardin, Şırnak, Siirt. sektörler arasında yer almasa dahi, bölgede uygulanan desteklerden yararlanır. ■ Denizyolu ile yük ve/veya yolcu taşımacılığına yönelik yatırımlar 2. Bölge'de uygulanan desteklerden, havayolu ile yük ve/veya yolcu taşımacılığına yönelik yatırımlar 1. Bölge'de uygulanan desteklerden yararlanır. Havayolu taksi işletmeciliği yatırımları teşvik edilmez. ■ Özel sektör tarafından yapılacak şehirlerarası yük ve/veya yolcu taşımacılığına yönelik demiryolu yatırımları ile şehir içi yük taşımacılığına yönelik demiryolu yatırımları tüm bölgelerde teşvik edilir. Ulusal düzeyde DPT tarafından koordine edilecek ajanslar, yerel yönetimlerin planlama çalışmalarına teknik destek sağlayacak. Ayrıca bölge plan ve program uygulanmasını sağlayıcı projelere destek olacak, bölgenin kırsal kalkınmasına katkıda bulunacak. Kalkınma Ajansları bölgede kamu, özel kesim ve sivil toplum kuruluşları tarafından önemli görülen projeleri yürütecek. Ajanslar kurum ve kuruluşlar arası işbirliğini geliştirecek. Birden fazla bölgede taşımacılık yapılması durumunda vagon teminine yönelik harcamalar faaliyet gösterilen alanda gelişmişlik düzeyi en düşük olan bölgenin desteklerinden faydalanır. ■ Jeotermal enerji veya enerji santralleri, atık ısısı ile konut ısıtma/soğutma yatırımları bulunduğu bölgede uygulanan desteklerden yararlanır. ■ Avrupa Kömür-Çelik Topluluğu Anlaşması kapsamına giren yatırımlar desteklerden yararlanamaz. ■ Gıda ürünleri ve içecek imalatı yatırımlarından; “pirinç, bulgur, ev hayvanları için hazır yem, balık unu, balık yağı, balık yemi, ekmek, kek, gofret, rakı ve bira” üretimine yönelik komple yeni ve tevsi yatırımları, “kuru yemiş, turşu, linter pamuğu, çay ve fındık” üretimine yönelik komple yeni ve tevsi yatırımlar, “hazır çorba ve et suları ve müstahzarları üretimleri ile tahıl ve baklagil tasnif ve ambalajlanması” yatırımları teşvik kapsamındaki bölgesel ve sektörel desteklerden yararlanamaz. ■ Derinin tabaklanmasına yönelik yatırımlar sadece organize sanayi bölgelerinde teşvik edilir. ■ Tekstil sektöründe; kütlü pamuk işleme yatırımları teşvik edilmez.Sentetik elyaf ve sentetik iplik üretimine yönelik komple yeni tevsi, entegrasyon cinsindeki yatırımlar teşvik edilmez. İplik ve dokuma (yün ipliği, akıllı ve çok fonksiyonlu teknik tekstil, halı, tafting, dokunmamış-örülmemiş kumaş, çuval hariç) konularında sadece modernizasyon cinsindeki yatırımlar teşvik edilir. Teşvik Edilmeyecek Yatırım Konuları A. Tarım ve Tarımsal Sanayi ■ Öğütülmüş tahıl ürünleri, nişasta ve nişastalı ürünler ve hazır hayvan yemleri imalatı (pirinç, bulgur, ev hayvanları Bakanlar Kurulu’nun Kalkınma Ajansları kurulmasına ilişkin kararı, Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Kararda en çok dikkat çeken Denizli, Aydın ve Muğla’nın da aralarında bulunduğu Kalkınma Ajansı’nda liderliğin, ilimize verilmesi oldu. Böylece Denizli, bölgesinin liderliğini yapacak. Eylül 2009 Denizli Ticaret Odası 9 HABERLER S E K TÖ R D O S YA MEKAN R Ö P O R TA J EKONOMİ GEZİ MARKA E -T İ C A R E T hazırlayan » mehmet yatkın dosya Pakete yeni eklenen sektörler için hazır yemler, balık yemi ve entegre hayvancılık yatırımları içerisindeki yem üretimi hariç) ■ Bisküvi, ■ Yufka ve kadayıf, ■ Makarna, irmik, şehriye, kuskus v.b. ürünler, ■ Dışarıya yemek hizmeti sunan işletmeler (hazır yemek), ■ Küp şeker, ■ Bitkisel üretim (seracılık, kültür mantarı yetiştiriciliği ve entegre hayvancılık yatırımları içerisindeki yem bitkileri yetiştiriciliği hariç), ■ Bölgesel yatırımlar kapsamında teşvik edilecek entegre hayvancılık yatırımları ve şartlı desteklenecek hayvancılık yatırımları dışındaki hayvancılık yatırımları, Kuran Andlaşmanın Yetki Alanına Giren Ürünlerin Ticareti ile İlgili Anlaşma” Eki ürün listesinde yer alan ürünlerin üretimine yönelik yatırımlar, ■ Tuğla ve kiremit üretimine yönelik modernizasyon cinsi dışındaki yatırımlar, ■ Kamu kurum ve kuruluşları ile yapılanlar da dahil olmak üzere rödovanslı madencilik yatırımları, ■ Kütlü pamuk işleme yatırımları, ■ Sentetik elyaf ve sentetik iplik üretimine yönelik komple yeni, tevsi ve entegrasyon cinsindeki yatırımlar, ■ İplik ve dokuma (yün ipliği, akıllı ve çok fonksiyonlu teknik tekstil, halı, tafting, dokunmamış ve örülmemiş kumaş, çuval hariç) konularında modernizasyon yatırımları haricindeki yatırımlar teşvik edilmeyecek yatırım konularındandır. B. İmalat ve Madencilik Yatırımları C. Hizmet Sektörü ■ 1/8/1996 tarih ve 22714 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren “Türkiye Cumhuriyeti ve Avrupa Kömür Çelik Topluluğu Arasında Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğunu ■ Okul öncesi eğitim, ilköğretim, lise, yüksekokul, üniversite, yükseköğretim ve teknik ve mesleki öğretim dışında kalan eğitim yatırımları ile yetişkinlerin eğitil- Hükümetin ’0 kilometre’ dediği Teşvik Sistemi, Türkiye’yi 4 bölgeye ayırıyor. Yeni Teşvik Paketi’nde 6 aylığına 500 bin yeni işçi alınacak ve bunun maliyeti 2.5 milyar Lira’yı bulacak. Açıklanan sektörler arasında en dikkat çeken ise 1 milyar TL ile LCD yatırımı. Bölgesel desteklerden yararlanacak yatırımlar, bölgesine göre vergi indirimi, sigorta primi, işveren hissesi desteği, yatırım yeri tahsisi ve faiz desteği gibi desteklerden de yararlanacak. Hükümet, Teşvik Paketi’nin ana unsurlarını değiştirmedi ancak özel sektörün talepleri doğrultusunda il ve bölgelerde teşvik desteği verilecek sektörlere yenilerini ekledi. Yeni eklenen sektörler, Batı’dan Doğu’ya kadar neredeyse tüm illerde teşvik ediliyor. İlk çıkan Teşvik Yasası’nda açıklanan teşvik edilecek sektörler arasında yer almayan tekstil, mesine yönelik (özel kurslar, dershaneler vb) yatırımlar, ■ Hastane yatırımları, tıp merkezleri, diyaliz merkezleri, tahlil laboratuvarları ve manyetik görüntüleme merkezleri dışında kalan sağlık yatırımları, ■ Oteller, tatil köyleri, apart oteller, dağ (yayla) evleri dışında kalan turizm konaklama tesisleri, ■ Ulusal çaptaki günlük gazete basım hizmetleri, televizyon ve radyo yayıncılığı dışındaki basın ve yayın yatırımları, ■ Kayıt amaçlı stüdyo yatırımları ■ Konut üretimi ve müteahhitlik hizmetleri yatırımları, Hükümet olarak alınan teşvik tedbirleri; kalkınma ekonomisinin bir parçası olarak kıt kaynakların en verimli kullanımını, tasarruf tedbirlerini, ihracat ve döviz gelirlerinin artırılmasını amaçlıyor. 10 Denizli Ticaret Odası Eylül 2009 döşemelik parke ve sunta imalatı, öğrenci yurtları, radyo televizyon haberleşme cihazları ve su ürünleri yetiştiriciliği de teşvik edilecek sektörler arasına eklendi. Bu sektörler neredeyse tüm illerde teşvik kapsamına alındı. Hükümetin teşvik listesine tekstil sektörü dışında eklediği sektörler özel sektöre de sürpriz oldu. www.dto.org.tr D O S YA EYLÜL 2009 ■ Yolcu ve yük taşımacılığına yönelik otobüs ile çekici ve treyler yatırımları (Belediyelerin yapacakları yatırımlar hariç), ■ Hipermarket, ticaret merkezi, alışveriş merkezi ve otopark yatırımları dahil toptan ve perakende ticarete yönelik yatırımlar, ■ Kara taşıtları bakım, onarım ve servis istasyonu yatırımları, ■ Petrol ürünleri (LPG dahil) dağıtım yatırımları, özel akaryakıt istasyonu yatırımları ■ Özel karayolları dinlenme tesisi yatırımları, ■ Lokantalar, ■ Yat ithali yatırımları, ■ Taşıt kiralama yatırımları, ■ Özel çamaşırhane ve halı yıkama yatırımları, ■ Sınai üretim tesisleri ile altyapı yatırımlarının otomasyonu dışında yapılacak diğer otomasyon yatırımları, ■ Yazılım, araştırma ve geliştirme faaliyetleri hariç olmak üzere gayri menkul kiralama ve iş faaliyetleri, ■ Finansal kiralama faaliyetleri hariç olmak üzere mali aracı kuruluşların yatırımları, ■ Gösteri merkezi yatırımları, ■ Kapalı alanı 500 metrekarenin altında metrekare kapalı alanına sahip olan soğuk hava deposu yatırımları, Hedef; Krizin Etkilerini En Aza İndirgemek Tüm dünyayı etkisi altına alan ekonomik krizin etkilerini en aza indirgemek amacı ile çalışmalarına devam eden Hükümet açıklamış olduğu Teşvik Paketi’ni daha sonra revize ederek bu konudaki çalışmalarına devam ediyor. Uzmanlar tarafından, özellikle son düzenleme ile birlikte ülkede yaşanan ekonomik durgunluğun ciddi oranda ortadan kalkacağı tahmin ediliyor. Hiç kuşkusuz bu çalışmalardan sanayi kenti olan Denizli de yakından etkileniyor. Son ekonomik rakamlar, Denizli’deki ekonomik durumun her geçen gün düzelmeye doğru gittiği yönünde. Hangi sektörler tesvik edilecek? Teşvik Sistemi’ni 4 başlık altında toplamak mümkün. 1. Bölgesel gelişmişlik farklılıklarını azaltmak. 2. Rekabet gücünü artıracak yatırımlara destek olma 3. Sektörel kümelenmeyi desteklemek. 4. Ekonomik kriterleri öne çıkarmak. Bakanlar Kurulu tarafından yayınlanan kararnameye göre Aydın, Muğla ve Denizli’nin aralarında bulunduğu 3 kente su ürünleri tekstil, deri, parke, sunta, bakır, tel, metalik olmayan mineral ürün, beton, çimento, radyo-televizyonhaberleşme teçhizatı imalatı, motorlu taşıt yan sanayi, motosiklet bisiklet ve mobilya sektörlerinde teşvik verilecek. Hükümet tarafından açıklanan Teşvik Paketi’ne göre yatırımların yararlanacağı teşvik unsurları, yatırımın yapıldığı bölgeye göre değişiyor. Pakette, yatırım yapılacak yerler 4 ayrı bölge bünyesinde değerlendiriliyor.rpıldığı yer hangi bölgede yer alıyorsaanıyor. Eylül 2009 Denizli Ticaret Odası 11 röportaj HABERLER S E K TÖ R D O S YA MEKAN R Ö P O R TA J EKONOMİ GEZİ MARKA E -T İ C A R E T MEHMET hazırlayan » mehmet çagrı sebzeci YÜKSEL Kalkınma Ajansı, Denizli Için Bir Sanstır Bölgesel Kalkınma Ajansı’nın Denizli merkezli kurulması yönünde ciddi çalışmalar yaptıklarını ifade eden Denizli Milletvekili D Mehmet Yüksel, Bölgesel Kalkınma Ajansı’nın Denizli’nin kalkınması ve gelişimi açısından son derece önemli olduğunu ifade etti. enizli Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı iken, 22 Temmuz Genel Seçimleri’nde milletvekilliğine aday olan ve 23. Dönem Denizli Milletvekili olarak Meclis’e giren Mehmet Yüksel ile ekonomik krizi ve Kalkınma Ajansı’nın Denizli’ye katkılarını konuştuk. T T üm dünyayı etkisi altına alan ekonomik krizin ülkemiz ve Denizli Ekonomisi’ne etkileri ne düzeyde oldu? üm dünya, ekonomik anlamda ciddi bir sınavdan geçiyor. Gelişen ve hızla yükselen üretime dayalı trend, dünya ölçeğinde hızını kesmiş ve yeni bir sürece girmiş durumda. Artık dünya pazarlarında yeni bir yapılanma söz konusu. İşletmeler de bu durum karşısında kendi ayakları üzerinde durmaya çalışıyor. Ekonomik veriler ve göstergelerde de önemli ölçüde 12 Denizli Ticaret Odası Eylül 2009 Denizlili sanayici ve işadamları, girişimci yönleri ile her zaman kendi ayakları üzerinde durmayı başarmıştır. İhracat rakamları, Denizlili işadamlarının bu krize karşı da yine büyük bir direnç gösterdiklerini ortaya koymaktadır. düşüşler yaşanıyor. Dünya ekonomisinde görülen bu kriz, yüzyılda bir görülen ender krizlerden biri. OECD Raporu’na göre; 2009 yılında dünya ticareti %13 oranında küçülecek. Yaşanan kriz karşısında kaybedilecek servetin 50–55 trilyon Dolar civarında olacağı hesaplanıyor. Bu rakam, neredeyse dünyanın bir yıllık üretimine eş değer. Tüm dünyada bu gelişmeler yaşanırken, ülkemizin de etkilenmemesini beklemek elbette anlamsız olur. Ancak başta ABD olmak üzere, tüm AB ülkeleri ve Uzakdoğu ülkeleri cari açıkta, bütçe açığında, büyümede, kapasite kullanımında ve finans kurumlarında ciddi sıkıntılar yaşarken, ülkemizdeki finansal kurumları güçlü yapılanmalarıyla ayakta kalmayı başardılar. Fakat diğer konularda ülke olarak bu krizden nasibimizi aldık. Hükümetimizin yaptığı stratejik çalışmalar, bu süreci daha kolay atlatmamıza zemin hazırladı. Denizli’ye baktığımızda ise gerek genel gerekse sektörel anlamda çok ciddi sancılar yaşandı ve ekonomik krizden önemli ölçüde etkilenildi. İstatistiki rakamlara bakıldığında, Denizli ihracat bakımından çok önemli bir yere sahip. Öyle ki, küresel krizin başlamasına rağmen, ihracat rakamlarından da anlaşılacağı üzere Denizlili ihracatçılar çok büyük direnç gösterdi, göstermeye de devam ediyor. Biz de sanayicilerimizin bu zor zamanlarında yanlarında olmaya çalışıyor ve onlara destek olabilmek için çeşitli alternatifler aramaya devam ediyoruz. H ükümet tarafından krizin etkilerini azaltmak amacıyla çıkartılan Teşvik Yasası Denizli'de oldukça tartışıldı. Bu tartışmalar ile ilgili olarak neler söyleyeceksiniz? Ö ncelikli olarak teşvikten ne anladığımıza bakmamız lazım. Aslında ‘teşvik’ denildiğinde, yeni üretime ve yeni istihdama verilen destek anlaşılır. Bu konuda Türkiye ve Denizli olarak beklentilerimiz ise, bu desteğin mevcutta var olan işletmelere yapılması www.dto.org.tr EYLÜL 2009 “SiViL TOPLUM ÖRGÜTLERiMiZiN DESTEKÇiSiYiM” S D iz bir önceki dönemde Denizli Ticaret Odası’nın başındaydınız. Denizli Ticaret Odası’nın son dönemdeki çalışmaları ile ilgili neler söyleyeceksiniz? enizli Ticaret Odası, ilimizin sorunlarına hakim ve çözüme ilişkin strateji geliştiren bir konumdadır. Gerek son dönemde gerekse daha önceki zamanlarda ilimizde olduğu gibi Türkiye genelinde de diğer odalara örnek teşkil edecek çalışmalara imza atmıştır. Odamız, sahip olduğu bu özelliği ile göğsümüzü kabartmakta, iş alemine yön göstermekte, ilimizin gelişmesine ışık tutmaktadır. Bu vesileyle Denizli Ticaret Odası Başkanımız Necdet Özer’e, Oda Yönetimi’ne ve mevcut işletmelerimizin ayakta kalarak bu kriz sürecinde varlıklarını devam ettirmeleridir. Ancak kamuoyunda teşvik tartışmaları, teşvik verilen sektörlerden ziyade, hangi bölgelere verildiği ile ilgili olarak yapıldı. Bu tartışmaların sonucu değiştirmeyeceği de kısa bir süre içerisinde anlaşıldı. Biz de sektörlerin sayısının artırılması konusunda sivil toplum örgütlerimizle ortak akıl ve lobi çalışması yaparak, teşvik kapsamındaki sektör sayısı 14 iken bu sayıyı 25’e çıkartmayı başardık. Daha detaylı incelendiğinde 25 olan sektör sayısının alt sektörleriyle birlikte yüzlerce değişik yatırım alanını ifade ettiği kolaylıkla görülecektir. Denizli olarak en büyük özelliğimiz, krizleri fırsata dönüştürebilme kabiliyetimizin olmasıdır. Emeklerimiz bosa gitmedi P B Denizli’nin Teşvik kapsamında 2. Bölge’de yer almış olmasının nedeni, sosyo ekononik gelişmişlik puanlarının vasatın üzerinde olan illerle eşleşmesidir. ve Meclisi üyelerine çalışmalarında üstün başarılar diliyorum. Başta Denizli Ticaret Odası olmak üzere tüm sivil toplum örgütlerimizin yanlarındayım ve destekçileri olmaya devam edeceğim. eki bu konu ile ilgili olarak bazı illerin bölgelerinin değiştiği yönünde haberler söz konusu. Bu konuda neler söyleyeceksiniz? azı illerin milletvekilleri veya üst düzey yöneticilerin devreye girerek, Sayın Bakan'la ve ilgili başkan ve genel müdürlerle görüşerek bölgelerini değiştirttikleri yönündeki iddialar doğruyu yansıtmamaktadır. Bölgelerin belirlenmesindeki ölçü, 2001 yılında hazırlanan bölgesel kalkınma ajanslarını meydana getiren illerin kümelenmeleridir. 52’ye yakın kriterin değerlendirildiği bölge tespitinde en etkili kriterden bir tanesi, kümeyi oluşturan illerin sosyo ekonomik gelişmişlikteki puanlarıdır. Manisa’nın 3. Bölge’de olması herhangi Teşvik Yasası ilk çıktığında 14 sektörü kapsarken, son değişiklik ile birlikte sektör sayısı 25’e çıkarıltıldı. Bu 25 sektör de alt sektörleri ile birlikte yüzlerce değişik yatırım alanına hitap ediyor. R Ö P O R TA J bir müdahale sonucu değil, gelişmişlik endeks puanları vasatın altında olan Kütahya, Afyon ve Uşak gibi illerle aynı kümede olmasındandır. Denizli’nin de 2. Bölge’de olmasının sebebi, Aydın ve Muğla gibi sosyo ekonomik gelişmişlik puanlarının vasatın üzerinde olan illerle eşleşmesindendir. S izin Teşvik Yasası nedeniyle ortaya çıkan sorunların kaldırılması yönünde ciddi çalışmalarınız oldu. Bu çalışmaları bizimle paylaşırmısınız? S ayın Bakanımız Selma Aliye Kavaf, Sayın Valimiz, AK Parti Denizli Milletvekili arkadaşlarım ve Denizli Belediye Başkanımız başta olmak üzere Ticaret Odası, Ticaret Borsası, Sanayi Odası ve İhraacatçılar Birliğimizin ve diğer odalarımızın öngörüleri ile ilimizin sektörel teşvikle ilgili desteklenmesi yönünde yaklaşık 1 yıl öncesinden başlayan girişimlerimiz oldu. İlimizden bir heyetle başta sayın Başbakanımız olmak üzere Ekonomi Koordinasyon Kurulumuz’daki ilgili bakanlarımızla görüşerek ilimize ait düşüncelerimizi içeren dosyalarımızı sunduk. B ölgesel Kalkınma Ajansı’nın Denizli merkezli kurulması yönünde Bakanlar Kurulu kararı yürürlüğe girdi. Bu ajans ilimize ne gibi katkılarda bulunacak? B ölgesel Kalkınma Ajansı, kamu kurum ve kuruluşları ile özel kesim ve sivil toplum kuruluşlarından belirlenecek 100 temsilciden oluşacak. Bu ajansın Muğla, Aydın ve Denizli illerini kapsayan bölümünün Denizli merkezli olmasından ilimiz adına büyük mutluluk duyuyorum. Şehrimizin kalkınmasına ve gelişimine büyük katkı sağlayacak bu yeni yapı ilimize ve bölge illeri olan Muğla ve Aydın illerimize yeni yatırım alanları ve finansal destek sağlayacaktır. Bölgesel Kalkınma Ajansı’nın ilimiz merkezli kurulması yönünde uzun zaman süren girişimlerimiz netice verdi. Bölgesel Kalkınma Ajansları'nın Kurulmasına İlişkin Bakanlar Kurulu’nun 14 Temmuz 2009 tarihli kararının Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlülüğe girdi. Eylül 2009 Denizli Ticaret Odası 13 sebzeci hazırlayan » mehmet çagrı makale haberler HABERLER R Ö P O R TA J ARAŞTIRMA D O S YA GEZİ MAKALE D Ü N YA EKONOMİ SPOR Güney Ege KALKINMA AJANSI GÜNEY EGE KALKINMA AJANSI VE KALKINMA AJANSLARININ ÖNEMi K 14 alkınma ajansları, kamuoyunda düne kadar tanınmayan bir oluşumun adıydı. Dünyanın birçok ülkesinde yerel ve ulusal ölçekte kalkınma hamlesini gerçekleştirebilmek amacı ile kurulan bu ajanslar, özellikle kuruldukları bölgeler açısından son derece önemli bir role sahipler. İşte burada bölgesel kalkınma ajansları çok önemli bir rol oynayacak. Çünkü AB ile müzakerelerin başlaması halinde bölgesel gelişme için tahsis edilecek kaynaklar katlanarak artacak. Eğer gerekli düzenlemeler yapılmazsa, Türkiye için bölgesel programlara ayrılan kaynakların kullanımı mümkün olmayacak. Yani, kalkınma ajansları son derece önemli. Hiç kuşkusuz önümüzdeki on yıllık dönemde Türkiye çok kritik bir sürece giriyor. Bu süreç, Türkiye’nin hem gelir ve istihdamının artırılmasında, hem de gelişmiş ülke standartlarının yerleştirilmesi ve Avrupa Birliği ülkelerine yakınlık sağlanması açısından son derece önemli. Türkiye’nin bu süreçte karşısına koyduğu hedefleri gerçekleştirebilmesi ise sürdürülebilir ve dengeli bir büyüme ile mümkün. Sürdürülebilir bir büyüme için makro ekonomik istikrar, olmazsa olmaz bir şart durumunda. Bunun farkında olan Hükümet tarafından da kalkınma ajanslarının işleyişinin izlenmesi, altyapı ve kapasite oluşması ve işleyişteki aksaklıkların tespiti amacı ile tüm Türkiye'de uygulama başlatıldı. Denizli Ticaret Odası Eylül 2009 Tarihsel Süreçte Kalkınma Ajansları Avrupa’da 1950’li yıllardan itibaren kurulmaya başlanan ve her ülkede farklı yasal statülerde işleyen kalkınma ajansları, ülkemizde ancak 2006 yılında 5449 sayılı Kalkınma Ajanslarının Kuruluşu, Koordinasyonu ve Görevleri Bölgesel kalkınma ajansları; sahip oldukları imkanlar ile bölgelerine önemli imkan ve avantajlar getirecek. Bu ajanslar, aynı zamanda Avrupa Birliği süreci için de çok önemli. Hakkında Kanunla birlikte yasal zemine kavuşmuştur. Bu ajanslar, 2007 yılında İzmir ve Çukurova’da pilot olarak kurulmuş, 2008 yılı sonu itibariyle kurulma süreçleri ivme kazanmış ve İstanbul, Konya, Samsun, Gaziantep, Erzurum, Van, Mardin ve Diyarbakır bölgelerinde 10 adet kalkınma ajansı kurulmuştur. Geri kalan kalkınma ajansları (16) ve bunların içindeki TR 32 Bölgesi Kalkınma Ajansı (Denizli, Aydın, Muğla) ise 25 Temmuz 2009 tarihli 27299 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan 2009/15236 Sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile kurulmuş ve kalkınma ajanslarının sayısı toplam 26’ya ulaşarak kurulumları yasal olarak tamamlanmıştır. Bölgesel Kalkınma Ajansları Kalkınma ajanslarına ilk örnek, 1933 yılında ABD'de kurulan Tennessee Valley Authority’tir. Avusturya, Belçika, İrlanda www.dto.org.tr EYLÜL 2009 Bölgesel Kalkınma Ajanslarının Görevleri ve Fransa bölgesel kalkınma ajansları ile ilk kez 1950’li yıllarda, Almanya , Hollanda, İngiltere ve İtalya 1960’lardan sonra, Yunanistan, İspanya, Finlandiya ve Danimarka 1980’lerde tanışmıştır. Dünyada ‘kalkınma ajansı’ olarak adlandırılan yaklaşık 20 bin kuruluş vardır. Kalkınma Ajanslarının Çalışmalarında Önemli Kriterler Bölgesel kalkınma ajanslarının çalışmaları aynı zamanda birçok önemli kriteri de beraberinde getiriyor. Nüfus ve gelişmişlik gibi ölçütlerin yanı sıra ajansların ve programların performansları, kaynak tahsisi açısından son derece önemli. Böylece ajanslar ve bölgedeki diğer aktörlerin daha fazla kaynak sağlayabilmek amacıyla performanslarını artırmaları yönünde rekabete dayalı ve teşvik edici bir mekanizma söz konusu. Ajanslarla Birlikte Bölgeler Arası İşbölümünde Denge Sağlanacak Yeni dünya düzeni, ulusal kalkınmanın bölge içi ve bölgeler arası dengeli bir işbölümü (katılımcılık ve yönetişim) ile gerçekleştirilmesini öngörüyor. A B sürecinde Türkiye, bölgeler arasındaki dengesizlikleri giderici yöndeki politikalarını yeniden gözden geçirmek zorunda kalmıştır. Bunun nedeni, Avrupa Birliği’ne katılım sürecinde bölgesel gelişme politikalarının entegre edilmesidir. Türkiye, yaklaşık 40 yıldır uygulamakta olduğu bölgesel gelişme model, politika ve araçlarını bir yana bırakarak yeniden bir yapılanma içine girmiştir. Bu yeni yapının ana İşte kalkınma ajansları da kuruldukları her bölgede farklı bir yapılanma gösteriyorlar. Bu durum, bulundukları bölgenin konumsal özelliklerinden ve sahip oldukları farklılıklardan kaynaklanıyor. Türkiye’de yeni bir yapılanma olan kalkınma ajanslarının kuruluşu, işleyişi ve diğer bölge kurum ve kuruluşları ile olan ilişkileri ile ilgili yapılanma ve sistematik daha oluşma aşamasında. Ancak şu da bir gerçek ki, kalkınma ajansları; arabulucu, planlayıcı, kolaylaştırıcı, bürokratik işlemleri takip edici ve fon dağıtıcı gibi rollerle bölgelerine getirebilecekleri olanaklar ve fırsatlar ile çok önemli ve kritik bir öneme sahipler. Avrupa’da Bölgesel Kalkınma Ajansları Avrupa’daki bölgesel strateji uygulaması, altyapılar (endüstri parkları, kuluçka merkezleri gibi), girişimcilerin desteklenmesi, özellikle KOBİ’lerin (yaratıcılık, gelişme, yenilik, finansman kolaylığı, kümelenme), yabancı yatırımın çekilmesi ve bölgesel pazarlama konularına yoğunlaşmıştır. MAKALE kütlesini Bölgesel Kalkınma Ajansları (BKA) olarak adlandırılan birimler oluşturmaktadır. Bölgesel kalkınma ajansları; merkezi hükümetten bağımsız bir idari yapıda, sınırları çizilmiş bir bölgenin sosyo-ekonomik koşullarını geliştirme amacıyla kurulmuş ajanslardır. Varlık nedenleri ise, bölgesel stratejileri uygulama, yerel ve bölgesel girişimciliği destekleme, altyapı hizmetlerinin sunulmasına yardımcı olma, özel sektörün yakın geleceği için yerel-bölgesel çözümler araştırma ve bölgesel talepleri karşılayacak çözümler üretmesidir. Türkiye genelinde bölgesel gelişmeyi hızlandırmak ve tüm bölgelerde sosyo ekonomik kalkınma girişimlerini başlatmak amacı ile 26 adet kalkınma ajansı kuruldu. Türkiye’de en gelişmiş il olan Kocaeli ile en az gelişmiş il olan Ağrı arasında 10 kat fark var. Yerel kalkınma çalışmaları ile AB’de bu fark 3 kattır... Bölgemizde kurulan Bölgesel Kalkınma Ajansı da benzer şekilde faaliyetler üretecektir. Türkiye Genelinde Kurulan 26 Bölgesel Kalkınma Ajansı Türkiye genelinde bölgesel gelişmeyi hızlandırmak, bütün bölgelerde sosyo ekonomik kalkınma girişimlerini başlatmak ve desteklemek, bölgesel gelişmişlik farklarını azaltarak, bölgelerin ulusal kalkınma ve rekabet gücüne katkılarını artırmak amacıyla Türkiye genelinde 26 bölgesel kalkınma ajansı kuruldu. Daha önce kurulan 10 kalkınma ajansına ilave olarak, kurulan 16 kalkınma ajansıyla ülke genelinde kurulması planlanan 26 kalkınma ajansının kuruluşu tamamlandı. Kurulan 16 yeni kalkınma ajansının merkezleri ise Tekirdağ, Balıkesir, Denizli, Kütahya, Bursa, Kocaeli, Ankara, Isparta, Hatay, Nevşehir, Kayseri, Zonguldak, Kastamonu, Trabzon, Kars ve Malatya oldu. Yönetim Kurullarında Adalet İlgili Kanun uyarınca, bölgede bulunan illerin ajans hizmet ve imkanlarından adil şekilde yararlanmasını sağlamak için kanunda yer alan hükümler çerçevesinde, yönetim kurulunda illerin eşit sayıda temsilci bulundurması, yönetim kurulu başkanlığının her il valisi tarafından birer yıl dönüşümlü olarak yapılması, yönetim kurulu toplantılarının farklı il merkezlerinde yapılması, danışma Eylül 2009 Denizli Ticaret Odası 15 HABERLER R Ö P O R TA J ARAŞTIRMA hazırlayan » mehmet çagrı sebzeci makale haberler Gelismislikteki fark en aza inecek işlevi gören kalkınma kurulunda her ilden yeterli sayıda temsilci bulundurulması gibi düzenlemeler yapıldı. Ajansın mali ve teknik desteklerinden yararlanma konusunda adil, objektif, şeffaf ve yarışmaya dayalı kurallar getirildiğinden ve ajans personelinden bağımsız proje değerlendirme yöntemleri kullanılacağından, desteklerden yararlanma düzeyi talepte bulunan kesimlerin nitelikli proje üretmesiyle doğrudan ilişkili olacak. Aynı zamanda ajansların bütün il merkezlerinde yatırım destek ofisleri de bulunacak. Merkezi Bütçeden Ayrılacak Kaynak Kalkınma ajansları için merkezi bütçeden her yıl belirli bir oranda kaynak ayrılıyor. Kurulan 16 yeni kalkınma ajansına hem 2009, hem de 2010 yılları için genel bütçeden katkı payı ayrılacak. Bunun yanında, kanuni düzenlemeye göre, her ajans, kendi bölgesindeki sanayi ve ticaret odalarından, belediyelerden 16 Denizli Ticaret Odası Eylül 2009 D O S YA GEZİ K MAKALE üreselleşme süreci, yaşanan teknolojik gelişmeler ve yeni üretim süreçleri, günümüzdeki bölgesel kalkınma politikalarını yeniden şekillendirmektedir. Özellikle, rekabetçi bölgelerin küresel ekonomide birer ana oyuncu olarak ortaya çıktığı ve ulusal kalkınma açısından belirleyici olduğu bu ortamda, bölgesel politikanın hedefi sadece belirli geri kalmış bölgelerin gelişmişlik farklarının azaltılmasıyla sınırlı kalmamakta, ve il özel idarelerinden de bütçe katkısı alacak. Bütün ajanslar, kurumsal gelişimlerini tamamlayıp, tam olarak faaliyete geçtiğinde ülke genelinde kullandırabileceği kaynağın büyüklüğünün 1 milyar Lira'ya ulaşacağı hesaplanıyor. Kalkınma Ajansları ile Hedeflenenler Kalkınma ajanslarının, bölgesel gelişme stratejilerine uygun olarak kırsal kesimde ve kentteki bütün kesimlere sağladığı finansal ve teknik desteklerle kalkınma hamleleri başlatması, yenilikçi iş ve girişim modellerinin ortaya çıkışını teşvik etmesi, kalkınma ve rekabet gücü konusunda toplumsal farkındalığı artırması ve yerel ölçekte işbirliği ve ortaklık anlayışını geliştirmesi amaçlanıyor. Bölgesel ve ulusal kalkınma için strateji, analiz, izleme ve değerlendirme çalışmalarına da katkıda bulunacak olan ajansların, bu sayede bölgesel kalkınma potansiyellerini yeni kaynak ve imkanları D Ü N YA EKONOMİ SPOR ülkenin kalkınmasına ve rekabet gücüne en fazla katkıyı sağlamak üzere, tüm bölgeler için farklı niteliklerde geliştirilen politikaları içermektedir. Bu çerçevede, bölgesel politika yaklaşımı bölgelerin rekabet edebilirliklerinin geliştirilmesi hedefi ile yeni bir vizyon kazanmıştır. Bu kapsamda hayata geçen kalkınma ajansları, yerel dinamiklerin kullanılması ve potansiyelin gerçekleşmesinin kurumsal araçlarıdır. Bu ajanslar 26 bölgede kurularak kalkınmışlık ve gelişmişlik arasındaki farkı aza indirmek için faaliyet gösterecektir. Kalkınma ajansları, bölgesel gelişme stratejileri üreterek kırsal kesimdeki ve kentteki tüm kesimlere finansal ve teknik destekte bulunacak. Kalkınma ajansları aynı zamanda bölgesel ve ulusal kalkınma için strateji, analiz, izleme ve bunlardan sonuç elde etme çalışmalarına da katkıda bulunacak. ortaya çıkarması ve bunları mali destekle harekete geçirmesi hedefleniyor. Mali destekler kapsamında özellikle KOBİler için yerel ölçekte erişilebilir, yenilikçi finansman araçlarının da kullanılması planlanıyor. Bunlara ilave olarak kalkınma ajanslarının, sağladığı mal ve teknik desteklerle yerel potansiyellere uygun nitelikli iş gücünün yetiştirilmesi, insan kaynaklarının geliştirilmesi, kurumların kapasitelerinin iyileştirilmesi, proje hazırlama ve yönetme yeteneklerinin üst düzeye çıkarılması, bölgede çok sayıda ve nitelikli projeden oluşan proje havuzlarının oluşturulması, bölgenin potansiyel ve imkanlarının yurt içi ve yurt dışında en iyi şekilde tanıtılarak yeni kaynakların bölgeye çekilmesi gibi çok ihtiyaç duyulan alanlarda sürekli ve yoğun faaliyetler yürütmesi hedefleniyor. Ayrıca ajanslar, kamu, özel kesim ve mahalli idareleri karar alma süreçlerinde bir araya getiriyor, kalkınmaya yönelik olarak çalışan bütün aktörleri kurumsal www.dto.org.tr EYLÜL 2009 Ülkeler BKA İdari Yapısı Almanya Yarı özerk kamu şirketleri İspanya Özel hukuka tabi kamu kur. Fransa Karma ekonomi şirketleri Belçika Belediyeler arası ajanslar Romanya, Danimarka Vakıflar Çek Cumhuriyeti, Estonya, Slovakya, Polonya Kamu-özel sektör şirketleri İsveç Limited şirket Hollanda, İtalya, İrlanda, Portekiz Kamu limited şirketleri İngiltere Bakanlık dışı kamu kurumu/özerk örgüt Litvanya Kar amacı gütmeyen kuruluşlar Yunanistan Belediye girişimi bir çatı altında kalıcı bir işbirliği ve diyalog ortamında buluşturuyor, böylece sosyo ekonomik kalkınmaya bütün kesimlerin yoğun şekilde katılımını sağlıyor. kolaylaştıracak, bu işlemlerin onlar adına tek elden takibi yoluyla bürokrasiyi azaltacak ve böylece bölgedeki yatırımın, üretimin, istihdamın ve ihracatın artışına çok önemli katkılar sağlayacak. Ekonomik Canlanmaya Katkı Kalkınma ajanslarının faaliyete geçişiyle birlikte sosyo ekonomik kalkınma ve rekabet edebilirlik uygulamalarında yeni bir örgütlenme yapısı ortaya çıkacak, aşağıdan yukarıya kalkınma anlayışına işlerlik sağlanacak, yerel düzeyin birlikteliğine ve girişimlerine öncelik veren çalışmalara destek olunacak. Kalkınma ajansları, yaşanan ekonomik durgunluk ortamında, yeni teşvik sistemini tamamlayıcı şekilde yerinden sağlayacağı destekler ile ekonomik canlanmaya önemli katkılarda bulunacak, durgunluk sonrası için ise yerel düzeyde yatırımcı girişimciler için teşvik edici faaliyetlerle, mali ve teknik desteklerle hızlı büyüme ve gelişme fırsatları sunacak. Bu süreçte özellikle her il merkezinde kurulacak olan yatırım destek ofisleri, yerli ve yabancı yatırımcılar ve girişimcilerin işlemlerini Bölgesel Kalkınma Ajanslarının Temel Görevleri * Ulusal ve uluslararası fonların kalkınma amaçlı kullanılmasında aracılık ve koordinasyon, Kalkınma ajansları, yaşanan ekonomik durgunluk ortamında, yeni teşvik sistemini tamamlayıcı şekilde yerinden önemli destekler sağlayacak. Kalkınma ajansları, ekonomik durgunluk sonrası yerel düzeyde yatırımcı girişimciler için teşvik edici faaliyetlerde bulunacak. MAKALE * Girişimciliğin desteklenmesi ve geliştirilmesi, * Yatırım ortamının cazip hale getirilmesi, * Yatırımcıların izin ve ruhsat işlemlerinin takibi ve sonuçlandırılması, * Kamu, özel kesim ve STK’lar arasındaki işbirliğinin geliştirilmesi, * Bölgesel stratejilerin ve planların hazırlanması, * İçsel potansiyelin tespiti, tanıtımı ve harekete geçirilmesi (Yatırım Promosyon), * Proje uygulamalarına teknik destek ve danışmanlık, * Araştırma ve veri tabanı oluşturma, * İzleme ve değerlendirme. Planlama, Programlama ve Proje Destekleme Sürecindeki Faaliyetler * Başta KOBİ'ler olmak üzere girişimcilerin desteklenmesi, * Becerilerin geliştirilmesi için eğitim, * Bilim parkları ve teknoloji projelerini destekleme, * Katılımcılığın üst düzeyde sağlanması yerli yabancı ortaklarla projelerin kabul şansını yükseltmek, * Kentsel ve Kırsal Canlanma Projeleri, * Bölgesel Altyapı Projeleri, * Merkezi yönetimin sağladığı Teşvik mekanizmalarına ve fonlara ilgilenenlerin ulaşmasını sağlayıcı önlemleri almak. Eylül 2009 Denizli Ticaret Odası 17 HABERLER R Ö P O R TA J ARAŞTIRMA hazırlayan » mehmet çagrı sebzeci makale haberler Dünyada Kalkınma Ajansları Bölgesel Kalkınma Ajansı’nın İsmi Güney Ege Kalkınma Ajansı Oldu Denizli, Aydın ve Muğla illerini kapsayan Bölgesel Kalkınma Ajansı'nın Yönetim Kurulu, ilk toplantısını gerçekleştirdi. Yönetim Kurulunun ilk toplantısında, Denizli, Aydın ve Muğla illerini kapsayan Bölgesel Kalkınma Ajansı’nın adının Güney Ege Kalkınma Ajansı (GEKA) olması kararı alındı. Toplantıya Denizli Valisi Yavuz Erkmen, Aydın Valisi Hüseyin Avni Coş, Muğla Valisi Dr. Ahmet Altıparmak, Denizli Belediye Başkanı Nihat Zeybekci, Muğla Belediye Başkanı Dr. Osman Gürün, Denizli İl Genel Meclisi Başkanı Halil Pekdemir, Aydın İl Genel Meclisi Başkanı Akan Evren, Muğla İl Genel Meclisi Başkanı Zeki Köylü, Muğla Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Bülent Karakuş, Denizli Ticaret Odası Başkanı Necdet Özer ve Aydın Ticaret Odası Başkanı Hakkı Dokuzlu katıldı. Toplantı sonrasında Güney Ege Kalkınma Ajansı (GEKA) Başkanı Denizli Valisi 18 Denizli Ticaret Odası Eylül 2009 D O S YA GEZİ K MAKALE alkınma ajansları, birçok gelişmiş ülkede bölgesel ve yerel kalkınmanın en önemli kurumları arasında yer alıyor. Başta İngiltere olmak üzere çok çeşitli ülkelerde, farklı yapılarda, statülerde ve işlevlerde kurulmuş olan ajanslar, 1950’li yıllardan bu yana hizmet vermektedir. Bölgesel gelişme ve bölge planlama anlayışının köklü değişikliklere uğradığı 1980’li ve 1990’lı yıllarda ajanslar daha da yaygın hale gelmiş ve Yavuz Erkmen, toplantıda alınan kararlar hakkında açıklamada bulundu. Toplantıda bir dizi kararlar alındığını ve bunlardan birisinin de Denizli, Aydın ve Muğla illerini kapsayan Bölgesel Kalkınma Ajansı’nın isminin Güney Ege Kalkınma Ajansı (GEKA) olarak belirlenmesi olduğunu belirten Vali Yavuz Erkmen, “Bilindiği gibi geçtiğimiz ay yayınlanan kararla Denizli, Aydın ve Muğla İllerini kapsayan Kalkınma Ajansı kurulmuş oldu. Bizim bölge olarak kuruluşunu gerçekleştirdiğimiz Ajansla birlikte Türkiye’de 26 tane Ajans kuruluşu da tamamlanmış oldu’’ dedi. ‘‘Birlikteliğimiz Herkese Örnek’’ Denizli, Muğla ve Aydın illerinin bugüne kadar çok iyi ilişkiler içerisinde olduğunu ve bu birlikteliğin herkese örnek olduğunu belirten Vali Yavuz Erkmen, “Kalkınma Ajansı, bugüne kadar güzel olan bu ilişkilerin çok daha sıkılaşmak suretiyle ileriye götürülmesi ve yeni bir takım projeler üretmek suretiyle, bölgenin potansiyelinin ve D Ü N YA EKONOMİ SPOR bölgesel gelişme çabalarının odağında yer alan kurumsal kapasiteleriyle, özellikle Avrupa’da AB yapısal fonlarının da desteğiyle bazı bölgelerin geliştirilmesinde asli rol üstlenmiştir. Günümüzde Avrupa ülkelerinde kendi bölgelerinin kalkınması amacıyla ulusal ve uluslararası düzeyde faaliyet gösteren farklı nitelik, yapı ve statüde 200’ü aşkın kalkınma ajansı bulunmaktadır. Bunların büyük bir kısmının dış merkezlerde temsilcilikleri bulunduğu gibi Avrupa genelinde 150 üyeye sahip örgütlenmiş bir üst kuruluşları da bulunmaktadır. Türkiye’de kurulan 26 Kalkınma Ajansı; 'Kalkınma Kurulu', 'Yönetim Kurulu', 'Genel Sekreterlik' ve 'Yatırım Destek Ofisleri' şeklinde örgütlenecek. Merkezi Denizli’de bulunan GEKA, bölgenin sorunlarının çözümü konusunda projeler üretecek ve bu projeleri hızlı bir şekilde hayata geçirecek. projelerin bölgenin yararına harekete gerçekleştirilmesinde güzel bir araç olacaktır. Bu anlamda Sayın valilerimiz, Sayın belediye başkanlarımız, il genel meclisi başkanlarımız ve ticaret ve sanayi odası başkanlarımız olarak biz yönetim kurulunu teşkil ediyoruz. İlk yaptığımız Yönetim Kurulu Toplantısı'nda birliğimizin, beraberliğimizin ve ajanstaki bundan sonraki yapacaklarımızın işbirliğinin burada güzel bir örneğini sergiledik. İnşallah çok kısa süre içerisinde kuruluş aşamamıza geçip somut olarak projelerle bölgemizin karşısına çıkmak istiyoruz” diye konuştu. ‘‘3 İl de Aynı Değerdedir’’ Üç İlin birbiri ile aynı değerde olduğunu belirten Vali Erkmen, “Yönetim Kurulu üyeleri olarak hepimizin görevi de bu üç ilin sorunlarını beraberce ele alıp, sorunların çözümü konusunda gerek kamu, gerek özel sektör olarak, gerekse diğer kesimlerin gücünü birleştirmek suretiyle projeleri uygulamak ve bölgemizin kalkınmasına yardımcı olmaktır. Bütün vatandaşlarımızın ajansımıza birlik bütünlük içinde bakmasını, bizim de kendilerine bu birlik beraberlik içinde hizmet üreteceğimizden ve yanlarında olacağımızdan endişe etmemelerini, bize verilmiş olan kaynakların bu üç il için en iyi şekilde kullandırılacağından, projeleri hazırlayıp hayata geçirme konusunda aynı şevkle çalışacağımızdan herkesin emin olmasını istiyoruz” dedi. Yönetim Kurulu Toplantısı'nda alınan kararla GEKA’nın başkanlığının dönüşümlü olarak Denizli, Aydın ve Muğla Valileri tarafından yapılmasına karar verildi. www.dto.org.tr EYLÜL 2009 Eylül 2009 MAKALE Denizli Ticaret Odası 19 HABERLER S E K TÖ R D O S YA MEKAN R Ö P O R TA J EKONOMİ GEZİ MARKA E -T İ C A R E T röportaj Musa Çelikkol DENiZLi ESNAF VE SANATKARLARI ODALARI BiRLiGi BASKANI hazırlayan » mehtap koç Deneyimli Baskan K rek evlendim. Evlendikten sonra minibüsçülüğe başladım. Aynı zamanda da yine arazilerimizde pamuk, mısır ekip satmaya devam ediyordum. Gel zaman git zaman çocuklarımız dünyaya geldi ve göz açıp kapayınca kadar onların büyüdüğünü gördük. 4 erkek, 2 de kız evladım var. Zamanla onların mürüvvetlerine de tanık olduk. Onlar için de artık iş kurma zamanı gelmişti. Biz de eşimle birlikte “Bu çocuklara bir şirket kuralım. Onlar gelirlerini giderlerini bilsinler, bizim de içimiz rahat etsin” dedik ve ilk petrol şirketimizi kurduk. Eşimle birlikte kurduğumuz şirkete büyük oğlumuzu ortak aldık. Ardından diğer çocuklarımızı da işimize dahil ederek biz kenara çekildik. Evlat çok olunca bir iş daha kurmamız lazım diye düşündüm. Bu düşünceyle diğer şirketlerin de temellerini attık. kırkbir yıldır çeşitli sivil toplum örgütlerinde birçok görevde bulunan, başarılı bir işadamı ve aynı zamanda iyi bir aile babası Musa Çelikkol. 'Çelikkol' deyince Denizlili olarak hemen herkesin aklına farklı sektörlerde kendi adıyla yapılmış pek çok yatırım geliyor. Kendisi ise 69 yıllık yaşam öyküsüne sığan ve çiftçilikten işadamlığına açılan bu yolda yaptığı farklı atılımları “Evlatlarımı iş sahibi yapabilmek için o an karşıma çıkan fırsatları değerlendirdim” diyerek açıklıyor. İşte 28 yıllık idarecilik ve 25 yıllık başkanlık deneyimine sahip Esnaf ve Sanatkarları Odaları Birliği Başkanı Musa Çelikkol ile yaptığımız röportajdan öne çıkan detaylar... P E ek çok alanda yapmış olduğunuz yatırımla Denizli’de hemen hemen sizi tanımayan yok. Peki biz sizi, Musa Çelikkol’u sizin ağzınızdan dinleyebilir miyiz? lbette. 1940 yılında Eskihisar’da doğdum. O yıllarda Eskihisar, şimdiki gibi bir mahalle değil, Denizli Merkez’e bağlı bir köydü. Her köy insanı gibi ben de toprakla iç içe bir yaşam sürdürdüm. Çocukluk yıllarımda tanıştığım toprak hala yakamı bırakmadı, bugün de toprakla uğraşmayı ekip biçmeyi çok seviyorum. U T zun yıllar çiftçilikle iç içe geçmiş bir yaşantınız olduğundan bahsettiniz. Peki, toprakla başlayan bu yaşantıda ticaretle nasıl tanıştınız? icaretle tanışmam, askerliğimi bitirip memleketime döndüğüm yıllarda oldu. Askerden döndüğümde babam beni karşısına alarak, “Oğlum sen artık vatani görevini de yerine getirdin. Şimdi senin evlenme vaktindir. Bu işi geciktirmenin anlamı yok. Bir an önce evini barkını kur” dedi. Ben de kendisinin sözünü dinleye- 20 Denizli Ticaret Odası Eylül 2009 T B icarete yatırım yaptığınız yıllara bakacak olursak, o yılların en gözde sektörleri arasında tekstil vardı. Ancak siz tekstile hiç yatırım yapmadınız. Neden? Ticarete yatırım yaptığım yıllarda herkes tekstile yöneliyordu. Bir pastadan pay almaya çalışan bu kadar çok insanı görünce ben de farklı alanlara yatırım yaptım. İyi ki o dönemlerde böyle düşünmüşüm. ir dönem biz de düşündük elbet. Düşünmedik desem yalan olur. Ancak çevreme baktığım zaman hakimden, savcısına, avukatından emeklisine kadar herkesin bu alana yatırım yaptığını gördüm. Ben de herkesin yüklendiği böyle bir sektöre girmek istemedim. Zaten işin açıkçası bir çiftçi ve şoför olarak tekstilin T’sinden de anlamıyordum. Onun yerine fabrika kurmaktan yanaydım. Fabrikamızı kurup üretime geçmeyi hayal ediyordum. Bu düşünceyle Coca Cola bayiliğini almaya karar verdik. Firmaya müracaat ettik ve bu müracatımızda 35. kişi olduk. Talep bu kadar yoğun olunca ön görüşmelerde de oldukça titiz davrandı firma yetkilileri. Bize Denizli’den iki yere bayilik vereceklerini söylediler ve kaç çocuğum olduğunu sordular. Ben de “6 çocuğum ve 5 torunum var” dedim. Bu cevapları verirken ‘herhalde çocuğum çok diye bize vermeyecekler’ diye düşünürken firma yetkilileri ‘çok güzel kesinlikle size bir yer verece- www.dto.org.tr EYLÜL 2009 ettirirken Şoförler Odası’nda seçim oldu. Beni de yönetime alacaklarını söylediler ve ardından da 1968 yılında yönetime girdim. Oda Başkanı çeşitli sebeplerden dolayı başkanlığını devam ettirmek istemeyince başkan olarak beni seçtiler. ğiz. Bizim için çok çocuk sayısı oldukça önemli. Çünkü çok çocuklu aileler işlerine daha çok sahip çıkıyor, dört elle sarılıyorlar” dediler. Hayatımın hiçbir yerinde karşılaşacağımı düşünmediğim çok çocuklu olmanın avantajını bu şirketimizi kurarken yaşadım. Zamanla diğer çocuklarımızı da iş sahibi yapmak amacıyla farklı sektörlere yatırım yapmaya devam ettik. Artık gönlüm rahat çünkü evlatlarımın hepsi birer iş sahibi. G 1 erçekten de yapmış olduğumuz yatırımlardaki başarınız yadsınamaz bir gerçek. Peki odalarla tanışmanız nasıl oldu? 962 yılında vatani görevimi yapmak üzere gittiğim Erzincan’da askerlik görevimi garaj çavuşu olarak yapmıştım. Bu görevimi yerine getirirken dışarıdaki işlerimize sürekli arabalarla gidip geliyorduk. Oranın eski kuruluştan yeni yere geçtiği zaman tek bir caddesi vardı. Minibüsler astsubay okuluna gidip geliyorlardı. Ben de gidip onlara bakıyordum. Karşılaştığım bu manzara karşısında şoförlük mesleğini yapmayı çok düşündüm. ‘Çiftçiliği bırakıp minibüs alırım ve kendi memleketimde şoförlük yaparım’ diye düşündüm. Bu düşüncemi izne geldiğimde ağabeyime de anlattım. Askerden döndükten sonra hayalimi gerçekleştirdim ve1963 senesinde birinci minibüsü ardından da ikinci minibüsü aldım. Daha sonra işlerimi yoluna koymuş bir şekilde devam R Ö P O R TA J Sivil toplum örgütleri ile iç içe olmamın beni çok yorduğu günler oldu. Ancak başkanlığını yaptığım odalara bağlı üyelerimizi yarı yolda bırakmamak adına bu yorgunluğumu hiçe sayarak 41 yıla imza attım. U E zun yıllar Şoförler Odası Başkanlığı aralıksız olarak yerine getirdiniz. Uzun süre oda başkanlığı yapmak sizi yormadı mı? lbette çok yorulduğum zamanlar oldu. Çünkü Şoförler Odası, çok hareketli bir odadır. Sürekli trafiğin içinde olan şoförler, hem arkadaş hem ağabey, hem de sorun çözücü biri olarak bize başvururdu. Biz de bu görevimizi layıkıyla yerine getirmek için bize başvuran hiç kimseyi geri çevirmedik. En ufak bir kaza olduğunda bile başkan olarak bizzat kaza yerinde bulundum. Düşünün ki, ilk kez başkan seçildiğim dönemde bir arabam bile yoktu. Bana bir Murat124 aldık ve onunla gece gündüz koşturmaya başladım. Günler adeta yoğunluktan dolayı yetmiyordu. Bazen yapamadığım, yetiştiremediğim ya da üstesinden gelemediğim işler oluyordu ve bu da uykularımı kaçırıyordu. O zamanlar köyden yeni gelmiştim ve bu yoğun temponun içinde birden Oda’nın işlerine kaptırdım kendimi. Yani işi gücü bir kenara bırakmıştım. Her gün mutlaka üst düzey insanlardan biriyle karşılaşıyordum. 1980 yılına kadar kendi arabamla bu işe devam ettim. Eylül 2009 Denizli Ticaret Odası 21 HABERLER S E K TÖ R D O S YA MEKAN R Ö P O R TA J EKONOMİ GEZİ MARKA E -T İ C A R E T röportaj BiRLiK BASARIYI GETiRiYOR “Denizli’deki odalar olarak birçok önemli projede birlikte hareket ediyoruz. Bu birlikteliğimizle büyük başarılar sağlıyoruz’’. hazırlayan » mehtao koç Denizli’deki Oda ve dernekler olarak onlarca ortak projeye imza attıklarını ifade eden Musa Çelikkol, kentteki başarıların yapılan dayanışmalardan kaynaklandığını belirtiyor. Ticaret Ancak özellikle seçim dönemlerinde ciddi sıkıntılar yaşanıyordu. Daha önceleri Şoförler Odası Yönetim Kurulu Seçimleri iki senede bir oluyordu. Ertesi sene de kongre oluyordu ve her kongremiz kavgalı geçiyordu. Bu kavgalardan dolayı çok zorluklar çektim. Başkanlık elbette çok zor ama bu işin içine girdiğiniz zaman bırakıp gitmek de mümkün olmuyor. 36 yıl bu şekilde devam ettim. P O eki, 36 yıl bu kadar zorluğun, kavganın, yorgunluğun içinde neden bulundunuz, sizi bu kadar bağlayan şey neydi? da Başkanlığı bir bayrak yarışıdır aslında. Bayrağı birisine gönlünüz rahat bir şekilde teslim edersiniz ve kenara çekilirsiniz. Ancak ben uzun yıllar boyunca bayrağı teslim edecek birini bulamadım. Bu işe bu kadar hassas bakmamın nedeni de bana güvenen, inanan insanları yarı yolda bırakamayışımdır. Çünkü Oda Başkanlığı görevimi yerine getirirken yönetimdeki arkadaşlarım da dahil olmak üzere Oda’ya kayıtlı bütün üyelerimiz bu işte kesinlikle benim olmamı istiyordu. Bana her seçim zamanı gelir ve ‘Musa Bey, eğer siz devam ediyorsanız, biz de devam ediyoruz. Yoksa biz de yokuz’ derlerdi. Bu cümleleri duyunca da o insanları yüzüstü bırakmak istemedim ve her seçimde başkanlığa adaylığımı koydum. Arkadaşlarımızın güven ve destekleri ile her seçimden alnımızın akıyla çıktık. Kısacası biz vatandaşla iç içe olduğumuz için onlar da bize sahip çıktı, bize güvendi ve bizimle aynı yolda yürümek istedi. Bu isteklerini de her seçimde bizi seçerek gösterdiler. Biz de onlara layık olabilmek için gece gündüz durmadan çalıştık. 22 Denizli Ticaret Odası Eylül 2009 Odası, Sanayi Odası, Borsa ve Esnaf Odaları olarak bir araya gelip projeler ortaya çıkardıklarını söyleyen Çelikkol, ancak birleşerek seslerini duyurabildiklerinin altını çiziyor. U D zun yıllar boyunca Oda Başkanlığı yapmış birisi olarak, o dönemdeki odaların faaliyetleri ve işleyişleriyle bugünkü işleyişlerini kıyaslayabilir misiniz? Yeni çıkan Kanun'la birlikte odaların üye sayılarında ciddi azalmalar yaşandı. Bu azalma da odaların gücünü olumsuz etkiledi. Azalan üye sayısı ile birlikte tüm yurtta olduğu gibi Denizli’de de sivil toplum kuruluşlarımız giderek kan kaybetti. aha önceki dönemlerde odalar çok zengindi ve üyeleri çoktu. 2005 yılında çıkan yeni Kanun ile birlikte durum biraz değişti. Odalarda yalnız mal sahipleri kaldı. Eskiden vatandaşlar işyerini kapatsa bile BAĞ-KUR’unu yatırmak ve emekliliğe hak kazanmak için odasından ayrılamıyordu. 2005 yılında çıkan Kanun’la bunu kaldırdılar. Hal böyle olunca odalar git gide üye kaybetti. Her geçen gün azalan üye sayısı, üyelerden gelen aidat gelirlerini de azalttı. Bu gelir azlığından dolayı odamızın pek iç açıcılığı kalmadı desem yerinde olur. Çünkü bu kadar aylıkla bu odalar görevlerini yerine getiremez, kendilerinden beklenenleri hayata geçiremezler. Kısacası hizmet yolunda yürüyemezler. Yürümediği için odalar son yıllarda çok zayıf kaldı. Ama inanıyorum ki gün gelecek ve bu sıkıntılar düzelecek. 1 995 yılından bugüne başkanlık görevlerinizin yanı sıra Denizli Esnaf ve Sanatkarları Odaları Birliği Başkanlığı görevini de yerine getiriyorsunuz. Uzun yıllardan beri esnafla ilgili duyduğumuz tek cümle “Esnaf kan ağlıyor” oluyor. Esnaflık bu kadar kötü ve umutsuz bir meslek mi? E lbette hayır. Esasında esnaflık kötü bir meslek değil. Aksine hem ülkedeki gündelik ihtiyaçların karşılanması, hem de ekonomik gelişim açısından www.dto.org.tr EYLÜL 2009 MUSA ÇELiKKOL KiMDiR? Musa Çelikkol, 1940 yılında Denizli’de doğdu. İlköğrenimini Denizli’de tamamladı. Askerlik dönüşü şoförlük mesleğini sürdürdü. Örgütlenmenin yeni yeni önem kazanmaya başladığı yıllarda Şoförler Odası’nda başkanlık görevinde bulundu. son derece önemli bir meslek. Yani bizim küçük esnafımız olmazsa olmaz. Neden olmaz? Terziye gideceksin elbise diktirmeye, ayakkabıcıya gideceksin ayakkabı yaptırmaya. Yani bunlar olmazsa olmazlarımız arasında bulunuyor. Ancak bir de bunların yanı sıra küçük marketlerimiz bulunuyor. Denizli’de kaç tane market var? Bir de bu küçük esnaf ne satıyor? İşte bunlara bakmak lazım. Küçük esnaf sigara ve arkasından çay şeker satıyor. Bunun dışındaki ürünleri satamıyor. Çünkü vatandaş bunlar dışındaki ihtiyacını süper marketlerden karşılıyor. Bakkal ve küçük esnaf da sattığını satabiliyor ancak. Sistem artık böyle işliyor. Örneğin; her geçen gün bankalar yeni yeni kampanyalar çıkarıyor. Ucuz kredi veriyor. Vatandaş bu krediyle arabasını değiştiriyor. Eskisini acenta alıyor yenisini veriyor. Yetmiyor, arabası tamirci yüzü görmeden bir kez daha yeniliyor. Bu kez tamirciler iş yapamıyor. İşte esnaf bundan kan ağlıyor. Bir de artık eskisi gibi değil ihtiyacımız olan şeyleri almaya gitmiyoruz. Her şey bizim ayağımıza geliyor. Giyeceğini, yiyeceğini arabasına dolduran mahallelere giriyor. İşte esnaf bundan dolayı kan ağlıyor. P T eki esnafın bu durumdan kurtulması için ne gibi çözüm yolları gerekiyor. Konu küçük esnaf olunca böyle gelmiş böyle gider anlayışını mı kanıksamak gerekiyor? am aksine şunu unutmayalım ki, her sorunun aynı zamanda bir de çözüm yolu var. Küçük esnafın bu sıkıntılı günlerinden kurtulabilmesi için yapacağı tek şey ‘büyümek’. Eldeki imkanlarla büyümek gerçekleşemiyorsa, birleşmek yoluna gitmeleri gerekiyor. Ama ne Denizli Esnaf ve Sanatkarları Odaları Birliği Başkanı Musa Çelikkol,1969 yılında Şoförler ve Otomobilciler Odası Yönetim Kurulu Üyeliği’ne seçildi. Görev aldığı her kurumda gösterdiği başarılı çalışmalarının ardından1995 yılında Türkiye Esnaf ve Sanatkarları Kredi Kefalet R Ö P O R TA J Kooperatifleri Birlikleri Merkez Birliği Yönetim Kurulu üyeliğine, DenizliUşak İlleri Esnaf ve Sanatkarlar Kredi Kefalet Kooperatifleri Birliği Başkanlığı’na, Denizli Esnaf Odaları Birliği Başkanlığı’na, Denizli Esnaf ve Sanatkarlar Kredi Kefalet Kooperatifi Başkanlığı’na getirildi. yazık ki, ‘Az olsun benim olsun’ zihniyetiyle bu birleşmek fikrine çok sıcak bakılmıyor. Halbuki birleşme yoluna gidebilsek karşı karşıya kaldığınız sıkıntılardan kısa bir süre içerisinde kurtulabiliriz. Bugün dünyanın gelişmiş ülkelerine baktığımız zaman onların da bulduğu çözüm yolu bu. Eğer ülke olarak bu konuda başarılı olabilirsek gelecek günlere de güvenle bakabiliriz. Necdet Özer başkanlığında Denizli Ekonomisi için elini taşın altına koymaktan çekinmeyen Denizli Ticaret Odası’nın bundan sonraki süreçte de Denizlimiz için birbirinden önemli projelere imza atacağından hiç kuşkum yok. B ugün Denizli’deki odalar arasındaki birlik ve dayanışma Türkiye’deki pek çok şehre örnekdüzeyde. Siz de Oda olarak Denizli Ticaret Odası ile birlikte pek çok ortak projeye imza attınız. Biraz da Denizli Ticaret Odası ile ilgili düşüncelerinizi alabilir miyiz? S izin de söylemiş olduğunuz gibi, Denizli’de faaliyet gösteren oda ve dernekler olarak bugüne kadar onlarca ortak projeye imza attık. Zaten bu dayanışma olmazsa, başarının da sağlanması mümkün değildir. Denizli Ticaret Odası, Denizli Sanayi Odası, Denizli Ticaret Borsası ve Denizli Esnaf ve Sanatkalar Odası olarak sürekli bir araya geliyor, içinde bulunduğumuz süreci değerlendiriyor ve projeleri ortaya çıkartıp, bu projelerimizi tek tek hayata geçiriyoruz. Sesimizi fısıltı halinde duyurmaya çalışmak yerine, birleşerek haklılıklarımız karşısında adeta gürlüyoruz. Necdet Özer başkanlığında Yönetim Kurulu üyeleri ve Meclis üyeleri ile Denizli Ekonomisi için elini taşın altına koymaktan çekinmeyen Denizli Ticaret Odası'nı da başarılı projelerinden dolayı bir oda başkanı olarak tebrik ediyorum. Umarım bu başarılarını uzun yıllar devam ettirirler. Eylül 2009 Denizli Ticaret Odası 23 S E K TÖ R D O S YA MEKAN R Ö P O R TA J EKONOMİ GEZİ MARKA E -T İ C A R E T hazırlayan » prof. dr. mustafa yılmaz sektör HABERLER Denizli’de Turizm Sektörü B irbirinden ihtişamlı medeniyetlere ev sahipliği yapan tarihi, yüzyıllar öncesinden getirdiği ticaret geleneği ve sahip olduğu renkli kültürü ile bölgesinin incisidir Denizli... Pamukkale’den Karahayıt’a, Sarayköy’den Çal’a, Bekilli’den Buldan’a, Kızılcabölük’ten Babadağ’a… Her bir ilçe kendi içinde barındırdığı ender mirasları ile günümüzden binlerce yıl ötesine kapılarını açar adeta. Her biri ayrı bir efsane, ayrı bir doğa güzelliği, ayrı bir el emeğinin izlerini taşır… Bacasız Sanayisi Turizm Söz konusu Denizli olunca akan sular durur adeta. Modern şehircilik anlayışı ile gelişmişliği, dünyaya açılan 24 Denizli Ticaret Odası Eylül 2009 Binlerce yıllık köklü bir tarih Denizli’deki yansımalarıyla can buluyor. penceresi tekstili, doğa ananın bahşettiği ender güzellikleri… Ancak bütün bu özellikleri yerinde gelip görmek var ki, o da ayrı bir ticari sektörü ortaya koyuyor. Bu sektörün adı: Bacasız sanayi turizm... ‘Denizli’ ve ‘turizm’ denilince akla ilk gelen yer Pamukkale oluyor. UNESCO tarafından Dünya Miras Listesi’ne alınan bembeyaz travertenleri ile dünyanın en çok bilinen bölgeleri arasında yer alan Pamukkale, her yıl milyonlarca yerli ve yabancı turisti misafir ediyor. Dünyanın sayılı harikalarından biri olan Pamukkale, sadece görsel bir şölenle sınırlı kalmıyor. Sağlık ve güzellik iksiri sularının her bir damlasında kendini hissettiriyor. Kültür ve inanç turizminde de bir merkez durumunda olan Pamukkale’nin içinde yer alan Hierapolis de binlerce yıllık görkemli bir tarihe ayna tutuyor. Dünyanın Dört Bir Yanından Ziyaretçi Ağırlayan Eşsiz Cevher Dünyanın dört bir tarafından milyonlarca insanın Denizli'ye gelmesini sağlayan Pamukkale çok değil, bundan 10 -15 yıl öncesine kadar “Sürdürülebilirlik” kavramı bir kenara bırakılarak, günü kurtaran politikalarla bir turizm bölgesi olarak ciddi şekilde zarar gördü. Günü kurtaran turizm anlayışıyla Pamukkale’de beyaz travertenlerin ve termal su kaynağının üzerine pek çok tesis oturtuldu. Bu tesislerden bırakılan atıklar ve tesislerdeki yoğun insan sirkülasyonu ile Pamukkale her geçen gün kararmaya başladı. www.dto.org.tr EYLÜL 2009 O günlerde önüne geçilemeyen bu yanlış uygulamalar sonucunda Pamukkale travertenleri, siyah renklerin hakimiyetine maruz kaldı. Hiç kuşkusuz bu durum en çok turizm sektörünü ve sektörün yan kollarını etkiledi. Öyle ki, o yıllarda Pamukkale'ye gelen turist sayısındaki düşüş, dünya gündemine oturdu. Ancak bu olumsuz tabloya kayıtsız kalmayan yerel yönetimler ve sivil toplum örgütleri, Pamukkale’ye yeniden can vermek amacıyla kolları sıvadı. Bu çalışmalar kapsamında önce Koruma Amaçlı İmar Planı yapılarak Pamukkale’nin temel koruma ilkelerinin ve koruma kararlarının ortaya çıkmasını sağlayan bir dizi ulusal ve uluslararası çalışmaya imza atıldı. 1991 Haziran ayında yapılan Pamukkale Sempozyumu ile ana ilkeler belirlendi ve sit alanı içindeki tüm binalar yıkılarak, travertenleri ikiye bölen kara asfalt kaldırıldı. HABERLER Turizm Sektörünün Denizli Ekonomisi’ne Etkileri Pamukkale’de son yıllarda yapılan çalışmaların ardından bölge, eski güzel günlerine geri dönmüş durumda. Bugün Pamukkale, her yıl artan yerli ve yabancı turist sayısı ile geleceğe güvenle bakıyor. Kendisine uzanan yardım eline yeniden beyazlaşan rengiyle cevap veren Pamukkale, yapılan çalışmaların ardından eski ihtişamına kavuştu. Özellikle Türkiye gibi turizm potansiyeli yüksek olan şehirler açısından ülkeye gelen turist sayısı büyük bir önem arz ediyor. Hiç kuşkusuz ülkemizdeki bu şehirlerden biri de Denizli. Denizli’ye gelen turist sayısının artması şehir ekonomisini doğrudan etkiliyor. Yıllar boyu yıpranan görünümüyle içine kapanan ‘Beyaz Cennet’in yenilenme ve koruma çalışmaları bölgeye gelen turist sayısını da etkiledi. Öyle ki 90’lı yılların ardından bütün ihtişamı ile yeniden uyanan Pamukkale her yıl artan bir ziyaretçi sayısı ile geleceğe gülen gözlerle bakıyor... 2006 2007 2008 Toplam Yerli Yabancı 231.200 182.122 123.415 536.737 762.200 969.720 123.415 1.855.335 Denizli İl Özel İdaresi Pamukkale İşletme Müdürlüğü’nden alınan rakamlara göre, son 3 yılda Pamukkale’ye gelen turist sayısı 2 milyon 392 bin 72 olarak karşımıza çıkıyor. Her geçen gün artan bir turist sayısı ile turizmdeki temel direğimiz olan Pamukkale, turizmde kentin göz bebeği olmaya devam ediyor. Dünyada Turizmin Yeni Adı: Sağlık Turizmi Tüm dünya, özellikle son yıllarda sağlık turizmi ile çalkalanıyor. Öyle ki, dünyanın birçok gelişmiş ülkesi bu konuda ciddi yatırımlar yapıyor. Bu yatırımların yapıldığı bölgelere baktığımızda ise karşımıza ilk çıkan şifalı sular oluyor. İşte bu noktada Denizli çok şanslı bir şehir. Öyle ki, Denizli’nin birçok bölgesinde şifalı sular bulunuyor. Pamukkale’nin 5 km kuzeyinde yer alan Karahayıt’ın kırmızı suları binlerce yıldan bu güne insanoğluna aradığı şifayı sunmak için kaynağından süzüle süzüle yeryüzüne çıkıyor. Yılın her mevsiminde ana kaynağından 58 derece çıkan Karahayıt‘ın kendine has kırmızı renkli şifalı termal suyu ve termal çamuru, Ege Üniversitesi Hidroklimatoloji Enstitüsü’nün verdiği rapora göre içermiş olduğu zengin Sağlık Turizmi Mermer sektörünün özellikle son 10 yıllık dönem içerisinde Türkiye ihracatında edinmiş olduğu pay, Günümüz gelişen dünyasında tatil programları oluşturulurken, klasik seçenekler yerine farklı alternatifler de düşünülmektedir. Bu alternatiflerden biri de termal sulardır. Antik dönemlerden günümüze kadar gelen termal sular, tarih boyunca birçok hastalığın tedavisinde kullanılmıştır. Romalılar, Bizanslılar ve Osmanlılar Dönemlerinde ülkenin kaynakları bu yönde değerlendirilmiştir. İşte bugün de bu şifalı sular, yine milyonlarca insanın ilgisini çekmeye devam etmektedir. Bu konuda yapılması gereken şey, sağlık turizmine önem vermek ve bu konuda yapılacak yatırımları desteklemektir. Eylül 2009 Denizli Ticaret Odası 25 S E K TÖ R D O S YA MEKAN R Ö P O R TA J hazırlayan » prof. dr. mustafa yılmaz sektör HABERLER Medeniyetlere beşiklik etmiş Denizli’nin bütün ihtişamı aynı topraklarda gözler önüne seriliyor. Kentin dört bir yanındaki turizm M edeniyetlere beşiklik etmiş Denizli sınırları içinde Hierapolis, Laodikeia, Tripolis, Colossae, Tabae, Eumania, Dionisopolis, Sebastopolis, Attuda gibi pek çok antik kent bulunuyor. Bu kentlerin genel yapısına baktığımızda farklı medeniyetlere ait olmasına rağmen benzer şekilde inşa edilmiş tiyatro, stadyum, çeşme, tapınak, kilise, hamam, kervansaray, kale ve sur kalıntılarına rast- mineralleri ile eşsiz bir sağlık kaynağı olarak kalp, damar sertliği, yüksek tansiyon, romatizma gibi hastalıklara iyi geliyor. Karahayıt Kasabası, bu termal sudan yararlanmak isteyen yerli ve yabancı turistlerin kaldığı pansiyon ve otellerle dolu. Denizli Ekonomisi Açısından Termal Turizmin Önemi Denizli Ekonomisi’nde turizm gelirlerinin artmasının en önemli şartı, alternatif turizmin geliştirilmesi ve buna önem verilmesidir. Bugün, sağlık alanında geldiğimiz nokta, coğrafi konumumuz ve Avrupa Birliği’ne giriş sürecindeki kararlılığımız göz önünde bulundurulduğunda sağlık turizminin ülkemiz ve Denizli Ekonomisi için ne kadar önemli olduğu açık bir şekilde ortadadır. 26 Denizli Ticaret Odası Eylül 2009 EKONOMİ Ulusal ve uluslararası düzeyde özgün bir yeri olan termal turizm, Denizli’de üzerinde önemle durulması gereken bir turizm türüdür. Bu alanda yapılacak yatırımlarla Denizli, bir merkez olacaktır. lıyoruz. Bu muhteşem tarihi kalıntılar ve mimari yapılar, Denizli’de kültür turizmini hareketlendirmiş ve renklendirmiştir. Bu özellikleri ile Denizli, turizmin her alanında kendine yer edinecek bir potansiyel ile karşımıza çıkmaktadır. Bugün dünyada birçok ülke termal suya sahiptir. Avrupa’da halen birçok kaplıca, tedavi maksatlı merkez durumundadır. Halbuki ülkemiz bu konuda tam bir cennettir. Türkiye’deki yüksek kalitedeki termal suların çoğunluğu denize yakındır. Bir kısmı ılıman iklimli yörelerde, bir kısmı da orta yükseklikteki dağlık ve ormanlık bölgelerde yer almaktadır. Bu durum, geniş bir tedavi alanı oluşturmakta ve insanlara uzun bir kür mevsimi imkanı sunmaktadır. Ülkemizde çoğu henüz işlenmemiş 2 bin dolayında termal kaynak olup, bunların yalnızca 365 adedinde konaklama tesisi bulunmaktadır. Bu tesislerde 40 bine yakın yatak kapasitesi olmakla birlikte, 15 bin adedi nitelikli yataktır. Yılda 7 milyon kişi tedavi, rehabilitasyon, güzellik ve dinlenme maksadı ile bu tesislerden faydalanmaktadır. Ülkemiz termal sular açısından tam bir cennettir. Türkiye’deki yüksek kalitedeki termal suların büyük bir çoğunluğu denize yakın bölgelerde yer alır. GEZİ MARKA E -T İ C A R E T Denizli’de de turizmin geliştirilmesi ve çeşitlendirilmesi için termal turizm açısından önemli bir potansiyel bulunmaktadır. Artık günümüzde insanlar sağlıklarında gelişme sağlayan termal turizm ile tatil gereksinimlerini birleştirmektedirler. Çünkü termal turizm, yalnızca tedavi maksatlı değildir. İşte bu nedenle de sağlıklı kalmak ve dinlenmek için kaplıca türü yerlere gidilmektedir. Ulusal ve uluslararası düzeyde özgün bir yeri olan termal turizm, Denizlide üzerinde önemle durulması gereken bir turizm türüdür. Tarihin Tozlu Sayfalarından Bugünlere Uzanan Antik Kentler Efsaneler ve Antik kentlerle dolu Denizli’yi anlatırken Laodikeia, Colossai, Tripolis, Attuda ve Apollonia’ya da değinmeden olmaz elbette. Kentin dört bir yanını sarmayan bu antik kentlerin her bir karışında kaybolup giden asırlık medeniyetlerin izleri vardır... Tarihin tozlu sayfalardaki yüzünü gösteren koca bir aynadır hepsi de. Sahip oldukları ihtişamlı yapıları, tarihi kalıntıları, alabildiğine gökyüzüne uzanan görkemli sütunlu sokaklarıyla bu kentlerin her biri kendisini ziyaret edenleri büyüsü altına alıp adeta geçmişe sürükler... Bu antik kentleri görmek ve buranın havasını teneffüs etmek için her yıl milyonlarca insan dünyanın çeşitli ülkelerinden bu antik kentlere gelmektedir. Ancak buradaki en büyük sorun, bu gelen insanların sadece bu antik kentleri ziyaret etmeleri ve Denizli’ye uğramadan tatil yaptıkları yerlere dönmeleridir. Bu durum da şehir ekonomisi açısından son derece olumsuz bir durumdur. Turizmin Her Çeşidinin Yapılabildiği Ender Bir Şehir Denizli’de turizmi tek bir çatı altında toplamak mümkün değildir. Turizm çeşitlerinin hemen hemen her birine ait özelliklere ve mevsim şartlarına sahip olan Denizli’de her bir adımda başka bir görsel şölen, başka bir şifa ile karşılaşırsınız. Söz konusu Denizli’de doğal güzellikler olunca Kaklık Mağarası, Keloğlan Mağarası, Güney Şelalesi, www.dto.org.tr EYLÜL 2009 Sakızcılar Şelalesi, Beyağaç Kartal Gölü, Buldan Yayla Gölü, Gökbel ve Kefe Yaylaları da kentin görülmeye değer doğal güzellikleri arasında yerini alır. Denizli’yi sadece doğal güzellikler olarak ele almak sayfalara sığmayacak bir araştırma derinliğine itiyor insanı. Ancak biraz daha öteye, insanoğlunun ortaya çıkardığı harikalara gelecek olursak, işte o zaman Buldan’dan bahsetmeden geçmek olmaz. Her bir adımda ayrı bir şölen, her bir solukta ayrı bir ferahlığın adresidir Buldan… Turizm Politikasında Yapılan Yanlışlar ve Çözüm Önerileri Bütün bu saydıklarımız ve daha niceleri... Denizli’de turizm deyince yüzlerce alan arasında öne çıkanlardır aslında anlattıklarımız. Bir bu kadar da sayfalara sığmayan güzelliklerle doludur kent. Sanayi şehri olarak anılan Denizli, bu özelliğinin yanı sıra dünyanın dört bir yanından milyonlarca turisti kendisine Kentin sahip olduğu büyük turizm potansiyelini oluşturan yerler neredeyse sadece belde halkı tarafından biliniyor. Bugüne kadar kentte sadece Pamukkale merkezli bir turizm politikasının yürütülmesi doğa güzelliklerini geri planda bırakıyor. çekebilecek potansiyele sahiptir. Ancak kentin bu büyük turizm potansiyelini oluşturan yerler, hemen hemen neredeyse sadece belde ve şehir halkı tarafından yakından tanıyor. Bugüne kadar kentte sadece Pamukkale merkezli bir turizm politikasının yürütülmüş olması bütün bu doğa güzelliklerin turistik birer kaynak olarak yeterince tanınmasını engelleyen en önemli etken durumunda. 2000’li yılların ardından kentte hız kazanan turizm çalışmaları il genelinin HABERLER dışında Pamukkale ve çevresinde yoğunlaşmış durumda. Oysa birbirine çok yakın Pamukkale, Honaz Milli Parkı, Kaklık Mağarası ve Acı Göl ekseninde oluşturulacak bir turizm güzergahı günü birlik aktiviteleri çeşitlendirebilir. Kentte yapılacak çalışmalarla sağlanabilecek bu turizm hareketliliği, gelen turistin il merkezine uğramasını, burada Denizli’ye has ürünlerden satın almasını, şehre uğrayan hrt turistin birer kültür elçisi olarak ayrılmasını sağlayacaktır. Eylül 2009 Denizli Ticaret Odası 27 HABERLER S E K TÖ R D O S YA R Ö P O R TA J EKONOMİ GEZİ MARKA E -T İ C A R E T Dünyanın önemli turizm merkezlerine baktığımızda kent müzlerine verilen önemi hemen görüyoruz. Bu müzeler, hem kentlere gelen turistlere o ülkenin kültürünü ve tarihini anlatmaları, hem de kent ekonomisi açısından son derece önemli bir yere sahipler. hazırlayan » prof. dr. mustafa yılmaz sektör Kent Müzeleri MEKAN Her Şey Dahil Sisteminin Ortaya Çıkardığı Sorunlar Pamukkale merkezli olarak sürdürülen turizm çalışmalarının yanı sıra bir de otellerin ‘herşey dahil’ sistemi ile hareket etmesi, şehir ekonomisini olumsuz yönde etkiliyor. Dünyanın dört bir yanından ‘Beyaz Cennet’i görmek için gelen yerli ve yabancı milyonlarca turist otellerin sunduğu cazip tatil avantajları ile neredeyse hiç para harcamıyor. Sadece konaklama alanı ve çevresi merkezli bir tatil programı içine sürüklenen turistler, civardaki başka doğa harikalarından bihaber tatilini geçiriyor. Geride ise ne anlatacak ne de yaşanılan tatil anıları kalıyor. Hiç kuşkusuz bu konuda rehberlerin yanlış yönlendirmeleri de önemli bir etken. Yine turizm alanında pek çok beldeyi ve mekanı dinamiğinin çok altında 28 Denizli Ticaret Odası Eylül 2009 ziyaretçi ağırlamasına neden olan aktivite eksiklikleri de kent merkezinde kendini hissettiriyor. Oysa Denizli’ye baktığımız zaman görkemli bir geçmiş ve parlak bir geleceğe sahip olduğunu görüyoruz. Ancak kentin barındırdığı bu önemli değerler kısa süreli ziyaretçilere anlatılamıyor. Bunun en büyük nedenlerinden biri de şehirde bir kent müzesinin bulunmayışı... Turizm Sektöründe Kent Müzelerinin Önemi Kuruldukları bölgelerin tarihi, kültürel, sanatsal zenginliklerinin belli bir disiplin içinde sergilendiği yerler olan kent müzeleri, turizm sektörünün en önemli tanıtım ve kazanç kapıları arasında yer alıyor. Bu müzeler, kuruluş amaçlarına tam olarak hizmet etmekle birlikte, kente gelen ziyaretçilerin de önemli birer uğrak yerleri oluyor. Öyle ki, insanların seyahat planları içerisinde kültürel, tarihi ve arkeolojik değerleri görme Kuruldukları bölgelerin tarihi, kültürel ve sanatsal zenginliklerinin belli bir disiplin içinde sergilendiği kent müzeleri, turizm sektörünün en önemli tanıtım ve kazanç kapıları arasında yer alıyor. isteğinin oranı 1980’li yıllarda % 2.7 iken, 1990’lı yıllarda % 50’lere çıkarken, gidecekleri yerlerin kültürü hakkında bilgi sahibi olma isteği,1980’li yıllarda % 48 iken, 1990’lı yıllarda % 88’e yükselmiş durumda. Bu sonuçlar, geleceğe yönelik turizm stratejilerinin belirlenmesinde tarihi, kültürel ve etnografik değerlerin yadsınamayacak bir öneme sahip olduğunu gösteriyor. Kent Müzelerinin Kent Ekonomisine Katkıları Bugün Avrupa ve Amerika’da kurulmuş olan kent müzeleri, binlerce tarihi ve kültürel eseri vitrinlerinde bulunduruyor. Bu müzeler, ciddi rakamlara yerli ve yabancı turistlere gezdiriliyor ve bu kısa kültürel geziler karşılığında ciddi gelirler sağlanıyor. Bu müzelerde kentin uzak ve yakın tarihinin bütün ihtişamını görebilme imkanına sahip olan turistler de tatil için www.dto.org.tr EYLÜL 2009 ayırdıkları günleri buralarda geçirerek şehirden ayrılıyorlar. Ülkemizde ise müzelerimizin toplam sayısı turizm alanında gelişmiş birçok ülkeye göre oldukça sınırlı. Türkiye’de toplam müze sayısının yüze yakını Kültür Bakanlığı'na bağlı ve bir o kadarı da özel müzeler olmak üzere toplam 200 civarında. Bu sayı; New York, Paris, Londra gibi tek bir metropol kentte bulunan müze sayısından bile daha az. Üstelik müze çeşitlenmesi de çok dar bir yelpazede kalıyor. Denizli’nin Kent Müzesi İhtiyacı Denizli’ye baktığımız zaman ise şehir merkezinde bir kent müzesine ciddi ihtiyaç duyulduğu açık bir şekilde ortada. Öyle ki, şehir sınırları içerisinde yer alan başta Pamukkale olmak üzere turizm açısından önemli yerlere gelen yerli ve yabancı milyonlarca turist, şehir merkezine gelmeden Denizli’den Denizli’de kent müzesi kurulması konusu, Denizli Belediyesi'nin önemli projeleri arasında yer alıyor. Özellikle son yıllarda yapılan şehir çalışmaları arasında kent müzesi yapma konusu ilk sıralarda yer alıyor. ayrılıyor. Bu da şehir ekonomisinin turizm sektöründen alması gereken payı alamamasına neden oluyor. İşte bu noktada şehir merkezine bir kent müzesinin kurulması, Denizli’ye gelen turistlerin şehir merkezine de uğramalarını sağlayacak. Bu gerçek karşısında kayıtsız kalmayan Denizli Belediyesi ve Denizli Valiliği de geçtiğimiz aylarda kent müzesi yapma konusunda önemli girişimlerde bulundu. Kamuoyunda yapılacağı yer konusunda ciddi tartışmaların yaşandığı kent müzesi projesi gerçekleşebilirse kente gelen yerli ve yabancı turist sayısı artacak ve Denizli Ekonomisi’ne önemli bir katkı sağlanacak. Turizm Sektöründe Denizli’nin Payı Şurası unutulmamalı ki, turizm sektörü, devamlı büyümekte olan ve tüketicilerin turistik ürünü tüketmek için üretim yerine gitmek zorunda oldukları HABERLER bir pazar. Dolayısı ile bu pazarı iyi değerlendirmek ve bir ekonomik girdi haline getirmek ülke ekonomisi açısından son derece önemli. Aynı zamanda turizm sektörü, bir şehrin veya bir ülkenin reklamını yapan, onun ismini tüm dünyaya duyuran önemli bir reklam aracı. İşte bu noktada Denizli, son derece şanslı bir şehir durumunda. Antik dönemlerden bu yana turizm açısından bir merkez olma özelliğini sürdüren Denizli, doğal güzellikleri ile de Ege Bölgesi’nin en önemli noktalarından biri. Turizm alanında son derece önemli bir potansiye sahip Denizli, bu alanda ortaya konulacak proje ve yapılacak çalışmaların ardından kent insanının ekonomik anlamda refah seviyesini yükselteceği ve herkesin yaşamaktan zevk alacağı bir şehir haline geleceği günleri bekliyor. Bu konuda yapılması gerekenler aslında çok basit. Yani ada hiç de uzakta değil. Yeter ki, şehir olarak bunu isteyelim... Eylül 2009 Denizli Ticaret Odası 29 S E K TÖ R D O S YA MEKAN R Ö P O R TA J EKONOMİ GEZİ MARKA E -T İ C A R E T hazırlayan » serpil çoruhlu - mehtap koç röportaj HABERLER Ömrümüz yettikçe okul yaptırmaya devam edecegiz MUSTAFA KAYNAK D enizli Ticaret Odası Dergisi’nin bu sayıdaki söyleşi konuklarından biri de Denizli’nin önemli işadamlarından Mustafa Kaynak oldu. Kaynak Ailesi, tekstil, mermer, metal ve akaryakıt sektörlerinde elde etmiş olduğu başarıların yanı sıra, eğitime vermiş olduğu destekle de tüm Denizli’nin takdirini kazanmış bir aile. İşte biz de Mustafa Kaynak ile hem Denizli Ekonomisi hem de aile olarak eğitime vermiş oldukları destek üzerine keyifli bir söyleşi gerçekleştirdik. Teknik Üniversitesi Ekonomi Bölümü’nü bitirip, 1982 yılında öğrenim hayatımı tamamladım. Okul hayatımın ardından vatani görevimi yapmak üzere Kıbrıs’a gittim. Burada askerliğimi tamamladıktan sonra 1984 yılında iş hayatına atıldım. 1987 yılında evlendim ve 3 çocuk sahibiyim. 2 kızım üniversitede öğrenim hayatlarını sürdürürken, oğlum ise bu yıl liseye başlayacak. İ E 5 yaşında iş yaşantım başlamış gibi görünse de, çok daha öncelerinden bunun temelleri atıldı. Okula gittiğim yıllarda bile her yaz babamın yanında çalışırdım. Bu sayede de tekstil sektörünün hemen her kademesinde bulundum o yıllarda. Yaz tatillerinde aile işleri ile iç içe olduğum bu günler, meslek hayatım açısından sayılamayacak avantajlar sağladı bana. sterseniz sohbetimize İşadamı Mustafa Kaynak’ı tanıyarak başlayalım... lbette.1959 yılında Babadağ’da doğdum. İlkokulu Gazi İlkokulu’nda, ortaokulu Merkez Ortaokulu’nda, liseyi ise Denizli Lisesi’nde okudum. Daha sona Ortadoğu 30 Denizli Ticaret Odası Eylül 2009 İ 2 ş hayatına başladığınız yıllara gelirsek, baba mesleği olan tekstil sektörü ile tanışmanız nasıl oldu? Okula gittiğim yıllarda bile her yaz tatilinde babamın yanında çalışırdım. O yıllarda tekstil sektörünün hemen her kademesinde bulundum. Geçirdiğim bu günler, meslek hayatım açısından büyük avantajlar sağladı. Babamın bana aşıladığı iş yapma tarzını şimdi ben de kendi oğluma aşılıyorum. Oğlum yaz tatillerinde bizim yanımızda çalışıyor ve Bayramyeri’ndeki satış mağazamızda tezgahtarlık yapıyor. Böylece yavaş yavaş iş hayatına temelden başlayarak ısınıyor. Bunun daha sonraki dönemlerde kendisine ciddi katkılar sağlayacağını düşünüyorum. K aynak Teksil olarak, tekstil sektörünün birçok alanında faaliyet gösteriyorsunuz. Bu sektördeki faaliyetlerinizden kısaca söz eder misiniz? K aynak Tekstil olarak ilk sanayi tesisi yatırımımızı Uşak’ta hali hazırda bulunan bir iplik fabrikasını alarak gerçekleştirdik. Bu fabrikamız bugün günde yaklaşık 60 tonluk iplik üretimi yapıyor. Bunun dışında bir bez dokuma tesisimiz mevcut ve bu fabrikamızda dış giyime yönelik kumaş üretimi yapıyoruz. www.dto.org.tr EYLÜL 2009 DTO’nun calısmaları Denizli Ticaret Odası’nın şehrimiz ekonomisi açısından son derece önemli çalışmalara imza attığını düşünüyorum. Kollektif bir çalışma biçimi ile hareket eden Denizli Ticaret Odası’nı başarılı çalışmalarından dolayı kutluyorum. ‘‘DTO, DENiZLi’DEKi EN ETKiN SiViL TOPLUM KURULUSU’’ Denizli Ticaret Odası’nın Denizli'yi yakından ilgilendiren konularda izlemiş olduğu politikaları son derece isabetli buluyorum. Necdet Özer de son derece başarılı bir başkan. Bu başarısı, geçtiğimiz aylarda yapılan seçimlerde de bir kere daha tescillendi. D enizli Ticaret Odası, Denizli’de var olan en etkin sivil toplum kuruluşu. Aynı şekilde binlerce üyesiyle kentteki en fazla üyeye R Ö P O R TA J sahip olan oda. Oda Başkanı Necdet Özer de görevi başında olduğu dönemde hayata geçirdiği projelerle büyük başarılara imza atmış bir isim. Bunun Burada ürettiğimiz malları yurtiçi ve yurt dışındaki müşterilerimize satıyoruz. Ayrıca dış giyimin konfeksiyon kısmında da yer alma düşüncesiyle büyük bir tesis kurduk. Bu tesisimizde de gömlek, pantolon, şort ve etek gibi ürünlerin üretimini yapmaktayız. Daha önceleri müşterilerimiz arasında Amerika da vardı ancak son üç dört yıldır tamamen Avrupa’daki müşterilerimize hitap ediyoruz. Almanya, İtalya, Danimarka ve Fransa gibi ülkelerin önde gelen markaları ile çalışıyoruz. İzmir Yolu üzerinde havlu ve bornoz üretimi yapan Birbirinden farklı alanlardafaaliyetgösteren şirketlerimizde toplam 1500 kişiyi istihdam ediyoruz. Bu şekilde Denizli ve Türkiye üretimine katkı sağlamaya çalışıyoruz. son örneğini de Teşvik Yasası’nda yaşadık. Sonuç ne olursa olsun Yasa’nın gündeme geldiği günden itibaren gösterdiği çabalar yadsınamaz. ve yine aynı şekilde üretiminin yüzde yüzü ihracat olan bir şirketimiz daha var. T K ekstil sektörü dışında da farklı alanlarda yatırımlarınız mevcut. Biraz da bu yatırımlarınızdan bahseder misiniz? aynak Şirketler Grubu olarak, tekstilin yanı sıra Denizli’nin ikinci önemli sektörü olan mermer sektörüne de yatırım yapmaya karar verdik. Kaklık’ta bulunan fabrikamızda yurtdışına yönelik olarak Okul yaptırmanın ne demek olduğunu, bina bittiğinde değil, öğrencilere kavuştuğu zaman anlıyorsunuz. Bunu ilk olarak Kazım Kaynak Lisesi’nde yaşadık. Şirket olarak birçok farklı alanda faaliyet gösteriyoruz. Bu sektörler arasında tekstil, mermer, metal, akaryakıt dağıtımı gibi önemli sektörler bulunuyor. fayans üretimi yapıyoruz. Yine metal sektöründe de önemli yatırımlarımız var. Kaynak Metal olarak alüminyum, merdiven korkuluğu ve kapı kolları üretiyoruz. Ayrıca biri Organize Sanayi Bölgesi, diğeri de İzmir Yolu’nda olmak üzere 2 adet akaryakıt dağıtım istasyonumuz var. Yani sadece tekstil sektöründe yapmış olduğumuz yatırımlarla sınırlı kalmadık ve birçok sektöre girdik. Bütün bu şirketlerimizde toplam1500 kişiyi istihdam ediyoruz. Bu şekilde Denizli ve Türkiye’nin üretimine katkı sağlamaya çalışıyoruz. D enizli’de Kaynak ismi ile pek çok okula rastlıyoruz. TBMM tarafından da Üstün Hizmet Ödülü’nü aldığınız bu okullar zincirinden bahsedebilir miyiz? O kul yaptırmak bizim için çok önemli bir görev. İlk okulumuzun yapılış hikayesi ise oldukça ilginçtir.1992 yılının başlarında zamanın Milli Eğitim Bakanı rahmetli Avni Akyol Denizli’ye gelmiş ve burada Denizlili işadamları ile bir toplantı yapmıştı. Toplantıya rahmetli babam da katılmıştı. Bu toplantıda babam Denizli’de bir okul yaptırmak istediğini söyledi ve bunun üzerine hemen bir protokol imzalandı. Daha sonra okulun inşaatına başlanmak üzereyken babamı bir trafik kazasında kaybettik. Bu acı olayın ardından babamın vermiş olduğu sözü yerine getirmek amacıyla okul yapımını biz üstlendik. 1993 yılında okul yapımına başladık. Okul binamızın tamamlanmasının ardından 1995 yılının Temmuz ayında dönemin Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in katılımıyla babamın adını taşıyan Kazım Kaynak Lisesi eğitim ve öğretim hayatına başladı. Bu okuldan binlerce öğrenci mezun oldu. Babamın adı da eğitim gibi son derece önemli bir hizmetle ölümsüzleşti. Daha sonra bu okulu başka okulların yapımı takip etti. Sizin de söylemiş olduğunuz gibi bugün Denizli’nin birçok yerinde ailemiz tarafından yaptırılan okulllar var. Eylül 2009 Denizli Ticaret Odası 31 HABERLER S E K TÖ R D O S YA MEKAN P O röportaj hazırlayan » serpil çoruhlu-mehtap koç T 32 ekstile başladığınız ilk yıllar ile bugünkü geldiği noktayı karşılaştırabilir misiniz? Denizli Ticaret Odası Eylül 2009 EKONOMİ B eki, Kazım Kaynak Lisesi’nin ardından diğer okulları yaptırmaya nasıl karar verdiniz? kul yaptırmanın ne demek olduğunu, bina tamamlandığında değil, yaptırdığınız okul öğrencilerine kavuştuğunda anlıyorsunuz. Kaynak Ailesi olarak, bunun en güzel örneğini1995 yılında yaşadık. O yıl ilk okulumuzu yaptırmıştık. Yaptırdığımız okulun eğitim ve öğretim hayatına başlamasıyla cıvıl cıvıl öğrencileri ve mutlu velileri gördükten sonra o bina ile büyük bir gurur duymaya başladık. Bizim için bir başlangıç olan bu okulun hemen ardından annemin adına Sevil Kaynak İlköğretim Okulu’nu yaptırdık. Ardından eniştem Salih Sarıkaya, babası adına Tavas’ın Karahisar Beldesi’nde Kemal Sarıkaya İlköğretim Okulu’nu yaptırdı. Bu okulların ardından kendi adımı taşıyan Mustafa Kaynak Anadolu Lisesi’ni ve eşimin adını taşıyan Nalan Kaynak İlköğretim Okulu’nu yaptırdık. Bütün yaptırdığımız okullarımız ne mutlu ki, öğrencileri ile kucaklaştı ve birer eğitim yavası haline geldi. Bu okullarda okuyan çocuklarımızın ilerleyen yıllarda iş ve sosyal hayatın farklı alanlarında karşımıza çıkması bambaşka bir onur olacak bizler için. Kaynak Ailesi olarak, ömrümüz yettikçe de okul yaptırmaya devam edeceğiz. R Ö P O R TA J Küresel krizin en büyük etkisi, Denizli’de üçte birlik bir müşteri daralması olarak ortaya çıktı. Bu sonuç, 1 milyar dolar satışı olan bir ilin 700 milyon dolara düşmesi anlamına geliyor. Bu durum da şehirdeki herkesi etkiledi. Sektörün içinde bulunduğu dar boğazı sadece küresel krize bağlamak yanlış olur. Tekstil sektörü son 5 yıldır sıkıntılar yaşıyor. Kriz için ‘bu sıkıntılara tuz biber oldu’ diyebiliriz. GEZİ undan binlerce yıl önce bir dokuma kenti olan Laodikeia ile atılan tekstil temellerimiz,1980’li yıllarda sanayi tipine geçerek büyük bir gelişme hızı gösterdi. Yani Denizli’deki tekstil sektörünün bir üretim üssü haline gelmesi 1980’li yıllarla başladı. O yıllara kadar makinelerimiz el tezgahı makineleri idi. İşte o yıllardan sonra tekstilde dışa açılımlar başladı ve sektöre yatırımlar arttı. Zaman içerisinde otomatik makinelere geçiş süreci başladı. 1980’li yıllarda 100 birim üretim varken, bu oran bugün 100 bin birime çıkmış durumda. Üretimdeki bu artış, doğal olarak katma değere ve kaliteye yansıdı. P S eki küresel krizin sektöre yansımaları ile ilgili olarak neler söyleyeceksiniz? ektörünün içinde bulunduğu dar boğazı sadece küresel krize bağlamak yanlış olur. Tekstil sektörü özellikle son 5 yıldır ciddi sıkıntılar yaşıyor. Bütün sektörlerde MARKA E -T İ C A R E T etkisini gösteren küresel ekonomik kriz sadece yaşadığımız sorunlara tuz biber oldu diyebiliriz. Türkiye’de uygulanan para politikası nedeni ile yurtdışına ihracat yapan şirketlerimiz ciddi talep daralmaları yaşadı. Bu süreçte yaşanan olumsuzluklar da özellikle üreticileri ciddi oranda etkiledi. Küresel krizin en büyük etkisi, Denizli’de üçte birlik bir müşteri daralması olarak ortaya çıktı. Bu sonuç, 1 milyar Dolar satışı olan bir kentin 700 milyon Dolar'a düşmesi anlamına geliyor. Bu durum zincirleme bir etki yaparak lokantasından ev sahibine, beyaz eşyacısından fabrika sahibine kadar Denizli’deki herkesi etkiledi. H iç kuşkusuz bu durumun en büyük göstergesi de birbiri ardına kapanan büyük fabrikalar. Bu sürece tanık olan biri olarak neler söyleyeceksiniz? B ugün kan ağlayan Organize Sanayi Bölgesi bundan 3-4 yıl öncesine kadar oldukça hareketli bir bölgeydi. Bunu o dönemde Organize Sanayi Bölgesi etrafında yaşanan trafik yoğunluğundan da anlamak mümkündü. Tüm dünyada yaşanan ekonomik krizin etkileri, şehrimizde de hissediliyor. Bu konuda Denizli Ticaret Odası tarafındandüzenlenenkampanyaları son derece isabetli buluyorum. www.dto.org.tr EYLÜL 2009 Bugün baktığımız zaman bölge o kadar sakin ki… Yani yaşanan sıkıntıyı trafik azlığından da anlamak mümkün. Ürünlerle yüklü kamyonların pek çoğu bölgede görünmez oldu. Hal böyle olunca kimisi ‘böyle devam etmeyelim’ dedi ve fabrikalarını kapattı, kimisi de ‘süreç böyle ise biz de küçülelim’ dedi ve işçi çıkarmalar başladı. Biz de bu süreçte kendimize göre tedbirler aldık. Müşteri ve siparişlerde daha seçici olmaya başladık. Bu zor günleri atlatmanın mücadelesini hala vermeye devam ediyoruz. Umutlarımız 2010’un ikinci 6 ayına kaldı. Y aşanan bu olumsuz süreç karşısında Hükümet tarafından açıklanan Yeni Teşvik Yasası ve Kalkınma Ajansı ile ilgili düşünceleriniz neler? H ükümet tarafından Teşvik Yasası’nın açıklanmasıyla birlikte Denizli’de baş gösteren tartışmalar sektörün içinde olan biri olarak pek de anlamlı gelmedi bana. Yasa açıklanır açıklanmaz ‘Denizli’nin 2. Bölge’de mi yoksa 3. Bölge’de mi yer alacağı’ tartışmaları başladı. Ancak bu tartışmalar, çok da önemli bir tartışma konusu değildi. Esas olan sanayinin teşvik kapsamına alınmasıydı. Ancak ne yazık ki var olan sektörümüz sadece Denizli’de değil tüm Türkiye’de teşvik kapsamı dışında yer aldı. Bunun önüne geçebilmek amacıyla Denizli Platformu, yerel yöneticilerimiz ve milletvekillerimiz Ankara’da lobicilik faaliyetleri yürüttü. Bu görüşmelerin neticesinde Kalkınma Ajansı liderliğinin Denizli’ye verilmesi elbette kentimiz için sevindirici bir gelişmeydi, ancak kentimize neler getireceğini yaşayıp hep birlikte göreceğiz. Bu günden bir şey söylemek varsayımdan öteye gidemez. B B aşarılı bir iş adamı olarak gençlere neler tavsiye edersiniz? ence başarının sırrı doğru zamanda doğru yerde olabilmekten geçiyor. Bu nedenle gençlerimizin attıkları her adıma dikkat etmeleri gerekiyor. R Ö P O R TA J Başarının sırrı, doğru zamanda doğru yerde olmaktan geçiyor. Bu nedenle gençlerimizin attıkları her adıma dikkat etmeleri gerekiyor. Sanayicilik, göründüğü kadar rahat bir meslek değil. Babadağ’da ‘geniş karınlı olmak’ diye bir söz vardır. İşte gençlerimiz de sanayici olmak istiyorlarsa geniş karınlı olmaları gerekiyor. Çünkü bu iş çok stresli bir iş. Kalkınma Ajansı’nın liderliğinin Denizli’ye verilmesi son derece sevindirici bir gelişme. Ancak kentimize neler getireceğini hep birlikte yaşayıp Bu konuda göreceğiz. yapılacak Bugünden reformlar birşeyler ve izlenecek söylemek politikalar çok son zor. derece Bizim sektörümüzden bahsedecek olursak, sanayicilik göründüğü kadar rahat bir meslek değil. Babadağlıların ‘Geniş karınlı olmak’ diye bir deyimleri vardır. Gençlerimiz de sanayici olmak istiyorlarsa geniş karınlı olmaları gerekir. Çünkü bizim işimiz gerçekten çok stresli ve bir o kadar da ağır sorumlulukları olan bir meslek. S E iz mesleğinizi babanızın yolundan giderek seçtiniz. Peki çocuklarınız sizin yolunuzdan gidecekler mi? vlatlarımın baba mesleğini yapmalarını gerçekten de çok isterim. Ancak bunu sadece istemekle yetiniyorum. Çünkü bizim yetiştiğimiz dönemle şu andaki dönem arasında dağlar kadar fark var. Bizler için ailelerimizin yönlendirmesi ve büyüklerimizin tavsiyeleri son derece önemliydi. Ancak bugünkü gençlerin düşünceleri gerçekten de çok farklı. Onlar büyüklerinin sözlerinden ve tecrübelerinden ziyade kendi fikirlerine daha çok önem veriyorlar. Ben bir baba olarak çocuklarımın baba mesleğini yapmalarını ve bu alanda başarılı olmalarını isterim. Bakalım, bunu zaman gösterecek. Kızlarımın ikisi de üniversite eğitimi alıyor. Oğlum da liseye başlayacak. Ben, babamdan gördüğüm kadarıyla oğlumu yetiştiriyorum. Biraz önce de ifade ettiğim üzere 3 yıldır ticaret kültürünü öğrenmesi için Bayramyeri’ndeki mağazamızda çalıştırıyorum. Ancak yarın ne olur, hangi mesleği seçerler bilemem. B ugün size ikinci bir şans verilseydi ve askerden geldiğiniz yıllara geri dönseydiniz, hangi mesleği yapmak isterdiniz? A çıkçası bu sorunun cevabını daha önce hiç düşünmemiştim. Ancak şöyle bir düşünecek olursam herhalde yine işadamı olurdum. Çünkü bu meslek bütün zorluklarına ve ağır sorumluluklarına rağmen alıştıktan sonra bırakılamayacak bir meslek. Binlerce insanın evine ekmek götürmesine vesile oluyorsunuz. önemli. Eylül 2009 Denizli Ticaret Odası 33 R Ö P O R TA J ARAŞTIRMA D O S YA GEZİ MAKALE D Ü N YA EKONOMİ SPOR hazırlayan » yeminli mali müsavir akif ercan makale haberler HABERLER Varlık Barısı Yasası VARLIK BARISI YASASI NELER GETiRiYOR, HANGi HÜKÜMLERi iÇERiYOR? 34 GİRİŞ 5811 Sayılı Bazı Varlıkların Milli Ekonomiye Kazandırılması Hakkında Kanun, 22 Kasım 2008 tarih ve 27062 Sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmış ve yürürlüğe girmişti. Bu Kanun’un uygulamasına ilişkin açıklamalar, 1 ve 2 seri nolu genel tebliğlerle yapılmıştır. Anılan Kanun’da değişiklik yapan 5917 Sayılı Kanun, 25 Haziran 2009 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde kabul edilmiş ve10 Temmuz 2009 tarih ve 27284 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır. 5917 Sayılı Kanun’la yapılan değişiklikle mükelleflere 5811 Sayılı Kanun kapsamında bulunan varlıklarının bildirim veya beyanına ilişkin yeni süre tanınmıştır. Anılan Kanun’da yapılan değişiklikler çerçevesinde bildirim ve beyana ilişkin bilgiler, 5811 Sayılı Kanun uygulamasına bağlı olarak aşağıda açıklanmıştır. lıklar için % 2, yurtiçi varlıklar için % 5 vergi hesaplanması öngörülmüştür. Vergi dairelerine beyan edilen varlıklara ilişkin olarak tahakkuk eden bu vergilerin vadesi ise beyanı takip eden ayın son günü olarak belirlenmiştir. VARLIK BARIŞI KANUNU’NUN KAPSAMI 5811 Sayılı Kanun kapsamında bildirim veya beyana konu olan varlıklar; para, döviz, altın, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçları ile taşınmazlardır. Yurt dışında veya Türkiye’de sahip olunan söz konusu varlıklara ilişkin olarak beyan süresi, 22 Kasım 2008 tarihinde başlamış ve 02 Mart 2009 tarihinde sona ermiş bulunmaktaydı. Anılan Kanun uyarınca bu süre içerisinde; 01/10/2008 tarihi itibariyle yurt dışında sahip olunan varlıkların banka veya aracı kurumlara bildirimi yada vergi dairelerine beyan edilmesi, yurtiçinde bulunan ancak 01/10/2008 tarihi itibariyle işletmelerin öz kaynakları arasında yer almayan varlıkların ise vergi dairelerine beyan edilmesi sağlanmış ve beyan edilen bu varlıkların değerleri üzerinden, yurt dışı var- 5917 SAYILI KANUN İLE YAPILAN DEĞİŞİKLİKLER VE YENİ BEYAN SÜRELERİ Bilindiği üzere; 5811 Sayılı Kanun kapsamındaki varlıkların bildirim beyan imkanlarından yararlanma süresi, 02/03/2008 tarihinde sona ermişti. Bu süre 25/06/2009 tarihinde TBMM'de görüşülüp kabul edilen 5917 Sayılı Kanun ile uzatılmıştır. Buna göre; bildirim ve beyanda bulunma süresi 30/09/2009 tarihine kadar uzatılmış ve Bakanlar Kurulu’na bildirim ve beyan sürelerini izleyen üçüncü ayın sonuna kadar uzatma yetkisi verilmiştir. Denizli Ticaret Odası Eylül 2009 Öte yandan, yurt dışındaki varlıkların bildirim veya beyan tarihinden itibaren bir ay içinde Türkiye’ye getirilmesi ya da Türkiye’deki banka veya aracı kurumlarda açılacak bir hesaba transfer edilmesi halinde, 5811 Sayılı Kanun’un sağladığı avantajlardan yararlanılmaktadır. Ayrıca anılan Kanun’la, yurt dışı iştiraklerden elde edilen kazançlar, yurt dışı şubelerden elde edilen kazançlar, yurt dışı iştirak hisselerinin satışından elde edilen kazançlar ve yurt dışında bulunan kurumların tasfiyesinden doğan kazançlara ilişkin gelir veya kurumlar vergi istisnaları düzenlenmiştir. 01/10/2008 tarihi itibariyle yurt dışında sahip olunan veya aynı tarih itibariyle yurtiçindeki işletmelerin öz kaynakları arasında yar almayan varlıklar www.dto.org.tr EYLÜL 2009 MAKALE söz konusu Kanun kapsamına dahil iken, bu tarih 01/06/2009 olarak değiştirilerek bu tarih itibariyle yurt dışında sahip olunan ya da Türkiye’de işletmenin öz kaynakları arasında yer almayan varlıkların beyanına imkan sağlanmıştır. Mahsup uygulamasından yararlanmak için beyan edilen varlıkların değeri üzerinden hesaplanan verginin ödenmesi şartı getirilmiştir. Devlet Tarafından veya Devlet Güvencesinde Tutulan Kayıt ve Siciller Kanun kapsamında bildirilen veya beyan edilen varlıklara ilişkin olarak, devlet tarafından veya devlet güvencesinde tutulan kayıt ve siciller; tapu kayıtları ile diğer sicilleri, yasal yükümlülükler nedeniyle verilen beyannameleri ifade etmektedir. Kanun kapsamında, daha önce bildirim veya beyana konu edilip vadesinde ödenmeyen vergilerin gecikme zammıyla birlikte 30/09/2009 tarihine kadar ödenmesi şartıyla söz konusu beyan edilen tutarların tespit edilen matrah farklarından mahsubu sağlanmıştır. İndirimi mümkün olmayan Katma Değer Vergisi nedeniyle yapılan tarhiyatlara mahsuba konu tutarların, indirime konu vergiye esas teşkil eden bedel olduğu belirlenerek, Katma Değer Vergisi'ne ilişkin vergi farklarından kaynaklanan matrah farklarından mahsup uygulamasından yararlanabilmesi imkanı getirilmiştir. Örneğin, bulunduğu ülkenin tapu siciline veya tapu sicili niteliğindeki diğer sicillere yeni beyanlar için 01/06/2009 tarihi itibariyle gerçek veya tüzel kişiler adına kayıtlı taşınmazların başka herhangi bir işleme gerek olmaksızın bu tarih itibariyle gerçek ve tüzel kişilerce sahip olunduğu kabul edilecektir. Kanun’da yapılan değişiklik ve süre uzatımı sonucunda 19/06/2009 tarihinden önce başlayan vergi incelemelerine ilişkin olarak mahsup sisteminden yararlanma konusunda kısıtlama getirilmiştir. Kanun’a eklenen geçici 4’üncü maddeyle de yapılan değişikliklerden önce Kanun hükümlerine göre yapılan bildirim ve beyanlar ile tarhiyat ve mahsuba ilişkin olarak, Kanun’un değişiklik yapılmadan önceki hükümleri uygulanacağı belirtilmiş ve Kanun değişikliğinden önce yapılmış işlemlerin korunması sağlanmıştır. Ayrıca, 01/05/2009 ile 31/12/2009 tarihleri arasında elde edilen yurt dışı iştirak, yurt dışı şube ve yurt dışı iştirak hissesi satış kazançlarının 28/02/2010 tarihine kadar; yurt dışı kurumların 01/11/2009 ile 31/12/2009 tarihleri arasındaki tasfiyelerinden elde edilen kazançların ise 31/12/2009 tarihine kadar Türkiye’ye transfer edilmeleri kaydıyla Gelir veya Kurumlar Vergisi'nden istisna edilmesi sağlanmıştır. Öte yandan, 5811 sayılı Kanun’a eklenen geçici 4’üncü maddenin ikinci fıkrasında, Kanunun 3. maddesinde yapılan değişikliklerden önce bu kanun hükümlerine göre yapılan bildirim ve beyanlar ile tarhiyat ve mahsuba ilişkin olarak, Kanun’un değişiklik yapılmadan önceki hükümleri uygulanacağı hükmüne yer verilmiştir. KANUNDAKİ TANIMLAR Banka ve Aracı Kurumlar 5811 Sayılı Kanun’da adı geçen banka kavramı, 5411 Sayılı Bankacılık Kanunu’nun 3’ünci maddesinde tanımlanan ‘banka’ları ifade etmektedir. Bunlar, mevduat bankaları, katılım bankaları ile kalkınma ve yatırım bankalarıdır. Aracı kurumlar tanımı ise 2499 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu’na göre kurulan ‘aracı kurumlar’ı ifade etmektedir. Kanaat Verici Belgeler 5811 Sayılı Kanun’da kanaat verici belge tabiri, devlet tarafından veya devlet güvencesinde tutulan kayıt ve sicilleri; banka, banker, aracı kurumlar ve benzeri mali kurumlar; posta idaresi, noter gibi kurum ve kuruluşların kayıt ve belgelerini, 213 Sayılı Vergi Usul Kanunu’nun ikinci kitabının üçüncü kısmında yer alan belgeler ve muadili belgeler ile bilgi değişiminde bulunulan yabancı ülkelerde yetkili makamlardan alınarak mahallindeki Türk elçilik yada konsoloslukları, yoksa mahallindeki Türk menfaatini koruyan ülkenin aynı nitelikteki temsilciler tarafından tasdik olunan belgeleri ifade ettiği belirtilmiştir. Bu belgeler, gerçek veya tüzel kişilerce 02/03/2009 tarihinden önceki beyanlar için 01/10/2008 tarihi itibariyle, 5917 Sayılı Kanun sonrası beyanlar için ise 01/06/2009 tarih itibariyle yurt dışında sahip olunan varlıkların ispatında kullanılacak belgelerdir. Diğer Kanaat Verici Belgeler Kanunda geçen kanaat verici belge tabirinden ayrıca; banka ve bankerlerin yaptıkları işlemlerle ilgili kayıtlar ve düzenledikleri belgeler, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, sigorta şirketleri ve benzeri mali kurumların kayıtları ve düzenledikleri belgeler, posta idaresi nezdindeki çek hesabı ve düzenlenen diğer belgeler, noter gibi kurum ve kuruluşların düzenledikleri senetler ve sözleşmeler ile diğer kayıt ve belgeler, defter tutan mükelleflerin kayıtları ile bu kayıtlarda yer alan ve Vergi Usul Kanunu’nun ikinci kitabının üçüncü kısmında belirtilen belgeler ile muadili belgeler ve şirketlerin ortaklık ve kooperatiflerin üyelik kayıtları anlaşılacaktır. Yurtdışındaki varlıkların bildirim veya beyan tarihinden itibaren bir ay içinde Türkiye’ye getirilmesi ya da Türkiye’deki banka veya aracı kurumlardaaçılacakbirhesabatransfer edilmesi gerekiyor. Yukarıda sayılan belgeler ile ilgili olarak ayrıca tasdik zorunluluğu bulunmamaktadır. Bu belgelerin dışında, bilgi değişiminde bulunulan yabancı ülkelerde yetkili makamlardan alınarak mahallindeki Türk elçilik ya da konsoloslukları, yoksa mahallindeki Türk menfaatini koruyan ülkenin aynı nitelikteki temsilcileri tarafından tasdik olunan belgelerde kanaat verici belge olarak kabul edilebilecektir. Dolayısıyla, yukarıda belirtilen kayıt ve belgelerle gerçek veya tüzel kişilerce sahip olunan varlıklar arasında illiyet bağının kurulması ve yeni yapılacak beyanlar için 01/06/2009 tarihi itibarıyla, taşınmazların yurt dışındaki varlığının, diğer varlıkların ise yurt dışında bulunduğunun ispatı zorunludur. Diğer taraftan, gerçek veya tüzel kişilerce kanun kapsamında beyan edilen varlıklara ilişkin kanaat verici belgelerin gerektiğinde vergi incelemesine yetkili olanlara ibraz edilmek üzere zamanaşımı süresince saklanması gerekmektedir. Taşınmazlar Kanun uygulamasında taşınmazlar, Türk Medeni Kanunu’nda “taşınmaz” olarak tanımlanan ve esas niteliği bakımından bir yerden başka bir yere taşınması mümkün olmayan, dolayısıyla yerinde sabit kalan mallardır. Bunlar, Türk Medeni Kanunu’nun 704’üncü maddesinde, arazi, tapu siciline ayrı sayfada kaydedilen bağımsız ve sürekli haklar ve kat mülkiyeti kütüğüne kayıtlı bağımsız bölümler olarak belirtilmiştir. Eylül 2009 Denizli Ticaret Odası 35 haberler makale HABERLER R Ö P O R TA J ARAŞTIRMA D O S YA hazırlayan » yeminli mali müsavir akif ercan YENİ BİLDİRİM veya BEYAN SÜRELERİ Yurt Dışındaki Varlıkların Bildirim veya Beyanı Gerçek veya tüzel kişilerce 01/10/2008 tarihi itibariyle yurt dışında sahip olunan ve kapsama giren varlıklar, Kanun’un yürürlüğe girdiği 22/11/2008 ile 02/03/2009 tarihleri arasında banka veya aracı kurumlara bildirilmiş ya da bağlı olunan vergi dairelerine beyan edilmiş bulunmaktadır. 5917 Sayılı Kanun’la yapılan değişiklikler sonrasında bu bildirim veya beyanların, 30/09/2009 tarihine kadar yapılabilmesine imkan sağlanmıştır. Ayrıca, Bakanlar Kurulu’nun bu süreyi, üçüncü ayın sonuna kadar uzatma yetkisi bulunmaktadır. Değişiklik sonrası yeni beyan döneminde, gerçek veya tüzel kişilerce 01/06/2009 tarihi itibariyle yurt dışında sahip olunan ve kapsama giren varlıklar, 5917 Sayılı Kanun’un yayım tarihinden itibaren 30/09/2009 tarihi akşamına kadar TL değerleriyle bankalara veya aracı kurumlara veya gelir veya kurumlar vergisi yönünden bağlı olunan vergi dairelerine beyan edebilecektir. Bu bildirim veya beyanlarda kullanılacak formlar ve beyannameler, 5811 Sayılı Kanun’a ilişkin Tebliğ ekindedir. Bankalara yapılacak bildirimde ek-1, aracı kurumlara yapılacak bildirimde ek-3 nolu formlar kullanılacak; vergi dairelerine yapılacak beyan da ise ek-2 nolu beyanname kullanılacaktır. Vergidairelerineyapılacakbeyanlarda yetkili vergi dairesi, Gelir veya Kurumlar Vergisi yönünden bağlı bulunanvergidaireleridir.İkematgahı yurtdışındabulunanlarisebelirlenmiş vergi dairelerine müracaat edecektir. Unutulmaması gereken husus, vergi dairelerine yapılacak beyanlarda yetkili vergi dairesi, Gelir veya Kurumlar Vergisi yönünden bağlı olunan vergi daireleridir.Türkiye’de ikametgahı bulunmayanlar ise Ankara Vergi Dairesi Başkanlığı Başkent Vergi Dairesi Müdürlüğü, İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı Beyoğlu Vergi Dairesi Müdürlüğü ve İzmir Vergi Dairesi Başkanlığı Konak Vergi Dairesi Müdürlüğü’ne başvuracaklardır. Türkiye’de ikametgahı bulunmayanların yurt dışında bulunan varlıklarına ilişkin olarak bu vergi dairelerine beyanda bulunmaları ve tahakkuk eden vergileri ödemeleri gerekmektedir. Öte yandan, vergi dairelerine yapılacak beyanların e-beyanname ile yapılabilmesi de mümkündür. Ancak, yıllık gelir veya kurumlar vergisi beyannamelerini elektronik ortamda vermek zorunda olan mükellefler, vergi dairelerine yapacakları beyanlarını 340 ve 346 sıra nolu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğleri’nde belirtilen usul ve esaslar doğrultusunda elektronik ortamda yapılmaları gerekmektedir. Gerçek veya tüzel kişilerin, yurt dışında sahip oldukları bu türden varlıklarını banka veya aracı kurumlara bildirmeleri halinde, bu bildirimlere ilave olarak vergi dairelerine beyanda bulunmalarına gerek yoktur. Diğer taraftan, Kanun kapsamında vergi dairelerine beyan edilen varlıklara ilişkin olarak herhangi bir belge istenmeyecek, sadece taşınmazlara ilişkin bilgilerin doğruluğunun kontrol edilmesi amacıyla, söz konusu taşınmazlara yurt dışında sahip olunduğuna ilişkin belgenin ibraz edilmesi yeterli olacaktır. 36 Denizli Ticaret Odası Eylül 2009 GEZİ MAKALE D Ü N YA EKONOMİ SPOR Türkiye’deki Varlıkların Beyanı Gelir veya Kurumlar Vergisi mükelleflerince sahip olunan ve Türkiye’de bulunan ancak 01/10/2008 tarihi itibarıyla yasal defter kayıtlarında işletmelerin öz kaynakları arasında yer almayan varlıklar, 22/11/2008 ile 02/03/2009 tarihleri arasında bağlı olunan vergi dairelerine beyan edilmişti. 5917 sayılı Kanunla yapılan değişiklikler sonrasında bu beyanlar yurt dışı varlıklarda olduğu gibi, 30/09/2009 tarihine kadar yapılabilecektir. Ayrıca, Bakanlar Kurulu’nun bu süreyi de izleyen üçüncü ayın sonuna kadar uzatma yetkisi bulunmaktadır. Bu değişiklik sonrası yeni beyan döneminde, 5917 sayılı Kanun’un yayım tarihinden itibaren 30/09/2009 tarihi akşamına kadar mükelleflerce Türkiye’de sahip olunan ancak 01/06/2009 tarihi itibarıyla yasal defter kayıtlarında işletmelerin öz kaynakları arasında yer almayan söz konusu varlıklar TL değeriyle, Gelir veya Kurumlar Vergisi yönünden bağlı olunan vergi dairelerine beyan edilebilecektir. Türkiye’deki varlıkların beyanında kullanılacak beyanname, 1 Seri nolu 5811 sayılı Kanuna İlişkin Tebliğin ek-5 nolu ekinde yer almaktadır. Bu beyanların e-beyanname ile yapılabilmesi de mümkündür. Ancak, yıllık gelir veya kurumlar vergisi beyannamelerini elektronik ortamda vermek zorunda olan mükelleflerin söz konusu beyanlarını, 340 ve 346 sıra nolu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğlerinde belirtilen usul ve esaslar doğrultusunda elektronik ortamda yapmaları zorunludur. Yurt Dışındaki Varlıkların Bildirimi Üzerine Banka veya Aracı Kurumlar Tarafından Yapılacak İşlemler Gerçek veya tüzel kişiler yurt dışında sahip oldukları varlıkları, iki örnek olarak hazırlayacakları 1 seri nolu 5811 Sayılı Kanu’na İlişkin Tebliğ’in Ek-1 Formu ile bankalara bildirebileceklerdir. Formun bir nüshası, ilgili banka tarafından varsa bildirim nedeniyle açılan hesaba ilişkin bilgiler yazılıp tasdik edildikten sonra düzenlenen banka dekontlarıyla birlikte ilgilisine geri verilecektir. Ayrıca bankalar, bildirim tarihinden itibaren bir ay içinde Türkiye’ye getirilen veya bu sürede Türkiye’de bulunan bankalardaki bir hesaba transfer edilen para, altın, döviz ve menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçlarını ilgili müşterileri adına açacakları hesaplara kaydedeceklerdir. Gerçek veya tüzel kişilerce yurt dışında sahip olunan menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçlarıyla ilgili bildirim, 1 Seri Nolu 5811 sayılı Kanun’a İlişkin Tebliğ’in Ek-3 Formu’ndan iki örnek olarak hazırlanarak aracı kurumlara da yapılabilecektir. Formun bir nüshası, ilgili aracı kurum yetkilisi tarafından açılan hesaba ilişkin bilgiler yapılıp tasdik edildikten sonra düzenlenen işlem sonuç formları ile birlikte ilgili kişiye geri verilecektir. Bildirilen menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçları bu kurumlarda açılacak hesaplara kaydedilecek ve müşterilerin portföylerine dahil edilecektir. Gerçek veya tüzel kişilerce yapılacak bu bildirimlerin yetkili kılınmış vekilleri veya kanuni temsilcileri tarafından da yapılabilir. Kanun kapsamında bildirilen varlıklara ilişkin olarak banka veya aracı kurumlar tarafından herhangi bir belge istenmeyecektir.Sadece taşınmazlara ilişkin bilgilerin doğruluğunun kontrol edilmesi amacıyla, söz konusu taşınmazlara yurt dışında sahip olunduğuna ilişkin belgenin ibraz edilmesi yeterli olacaktır. TAHAKKUK EDEN VERGİNİN ÖDENMESİ Yurt Dışındaki Varlıklara İlişkin Verginin Ödenmesi 5811 Sayılı Kanun’da yurt dışında bulunan varlıkların beyan değeri üzerinden, %2 vergi ödenmesi gerekmektedir. www.dto.org.tr EYLÜL 2009 Türkiye’deki Varlıklara İlişkin Verginin Ödenmesi Türkiye’de sahip olunan varlıklara ilişkin olarak, vergi dairelerine beyan edilen varlıkların değerleri üzerinden vergi dairelerince %5 oranında vergi tarh edilecektir. Bu şekilde hesaplanan vergi, tarhiyatın yapıldığı ayı izleyen ayın sonuna kadar ödenecektir. TAHAKKUK EDEN VERGİNİN VADESİNDE ÖDENMEMESİ DURUMU 5811 Sayılı Kanun’un ilgili maddelerinde, varlıkların beyan değerleri üzerinden tahakkuk eden vergilerin ödenmemesi durumunda uygulamanın nasıl olacağı hususunda herhangi bir hüküm bulunmamaktaydı. Ancak, bu hususa ilişkin 5917 Sayılı Kanun’da yeni düzenlemeler yapılmıştır. Bu düzenlemeler aşağıdaki şekildedir: Yeni Beyanlarda Durum 5917 Sayılı Kanun’un 44’üncü maddesinin (b) bendi ile 5811 Sayılı Kanun’un 3’üncü maddesinin beşinci fıkrasında yapılan değişiklikle, anılan hükümde yer alan mahsup avantajından yararlanılabilmesi için Kanun kapsamında bildirilen veya beyan edilen tutarlara ilişkin tarh edilen verginin vadesinde ödenmesi şartı getirilmiştir. Dolayısıyla, mahsup imkanından yararlanılabilmesi için 5917 Sayılı Kanun’la yapılan değişiklikler sonrasında 30/09/2009 tarihine kadar yapılacak beyanlara ilişkin olarak tahakkuk eden vergilerin vadesinde ödenmesi şarttır. Verginin vadesinde ödenmemesi durumunda, bildirilen veya beyan edilen tutarın Kanun’un sağladığı mahsup avantajından yararlanamayacaktır. Öte yandan vadesinde ödenmeyen vergiler sebebiyle beyanların iptal edilmesi veya beyanın hiç yapılmamış sayılması gibi bir uygulama söz konusu değildir. Netice itibariyle yapılan bildirim veya beyanlar mükellefleri bağlayıcı nitelikte olduğundan, tahakkuk eden vergilerin ilgili vergi dairelerince 6183 sayılı Kanun hükümlerine göre takip ve tahsil edilecektir. Önceki Beyanlarda Durum 5811 Sayılı Kanun’a eklenen geçici 4’üncü maddenin ikinci fıkrasına göre, 22/11/2008 tarihi ile 02/03/2009 tarihleri arasında yapılan bildirim veya beyanlar sebebiyle tahakkuk eden ve süresinde ödenmeyen vergilerin 30/09/2009 tarihine kadar gecikme zammıyla birlikte ödenmemesi halinde, Kanunun 3. maddesinin beşinci fıkrasına göre mahsup imkanından yararlanılamayacaktır. Bu nedenle, 22/11/2008 tarihi ile 02/03/2009 tarihleri arasında bildirim veya beyanda bulunan mükelleflerin mahsup imkanından yararlanabilmeleri için, bu beyanlarına ilişkin tahakkuk eden ve süresinde ödenmeyen vergilerini, 30/09/2009 tarihine kadar gecikme zammıyla birlikte ödemeleri gerekmektedir. Aksi halde, Kanun’un sağladığı mahsup avantajından yararlanılabilmesi mümkün değildir. Diğer taraftan, şu an itibariyle daha önceki beyanları sebebiyle tahakkuk etmiş vergilerini ödemeyen mükellefler hakkında 6183 Sayılı Kanun’a göre takip ve tahsil işlemleri devam etmektedir. KANUNUN SAĞLADIĞI AVANTAJLARDAN YARARLANILABİLMESİ İÇİN GEREKLİ ŞARTLAR Yurt Dışında Sahip Olunan Varlıklara İlişkin Şartlar Yurt dışında sahip olduğu varlıkları banka veya aracı kurumlara bildiren veya vergi dairelerine beyan eden gerçek veya tüzel kişilerce, söz konusu varlıkların 1/10/2008 tarihi itibariyle (5917 sayılı Kanun sonrası beyan edilen varlıklar için 1/6/2009 tarihi itibariyle) yurt dışında bulunduğunun ve sahibi olduğunun kanaat verici vesikalarla teşvik edilmesi gerekmektedir. Ayrıca, yurt dışında bulunduğu ve sahip olunduğu bildirilen varlıkların, bildirim veya MAKALE beyan tarihinden itibaren bir ay içerisinde Türkiye’ye getirilmesi veya bu sürede Türkiye’de açılacak bir hesaba transfer edilmesi gerekmektedir. Aksi takdirde, Kanun’un 3’üncü maddesinin beşinci fıkrasında yer alan incelenmeme ve mahsup avantajından faydalanılmayacaktır. Türkiye’de Sahip Olunan Varlıklara ilişkin Şartlar Bilanço Esasına göre defter tutan gelir veya kurumlar vergisi mükelleflerince Türkiye’de sahip olunan ve beyan edilen taşınmazlar dışındaki varlıklara ilişkin tutarların banka veya aracı kurumlarda açılacak hesaplara yatırılmak suretiyle yasal defter kayıtlarına intikal ettirilmesi ve beyan tarihinden itibaren 6 ay içerisinde sermayeye ilave edilmesi gerekmektedir. Herhangi bir nedenle, belirlenen bu süre içerisinde söz konusu varlıklara ilişkin tutarların sermayeye ilave edilmemesi halinde, Kanun’un sağladığı avantajlardan faydalanılmayacaktır. Serbest Meslek Kazanç Defteri İle İşletme Hesabı Esasına Göre Defter Tutan Mükellefler Serbest meslek kazanç Defteri ile işletme hesabı esasına göre defter tutan mükelleflerce Türkiye’de sahip olunan ve beyan edilen taşınmazlar dışındaki varlıklara ilişkin tutarların banka veya aracı kurumlardaki hesaplara yatırılması ve yasal defter kayıtlarına intikal ettirilmesi gerekmektedir. Dolayısıyla, söz Yurt dışında bulunduğu ve sahip olunduğu bildirilen varlıkların, bildirim veya beyan tarihinden bir ay içerisindeTürkiye’yegetirilmesiveyabu sürede Türkiye’de açılacak bir hesaba transfer edilmesi gerekmektedir. konusu varlıklara ilişkin tutarların banka ve aracı kurumlara yatırılmaması ve yasal defter kayıtlarına intikal ettirilmemesi halinde Kanun’un sağladığı avantajlardan faydalanılmayacaktır. Defter Tutma Yükümlülüğü Bulunmayan Mükellefler Defter tutma yükümlülüğü bulunmayan mükelleflerce Türkiye’de sahip olunan ve beyan edilen taşınmazlar dışındaki varlıklara ilişkin tutarların banka ve aracı kurumlardaki hesaplara yatırılması gerekli olup, bu Kanun hükümlerinden faydalanabilmesi için başkaca bir şart aranmayacaktır. Dolayısıyla söz konusu varlıklara ilişkin tutarların banka ve aracı kurumlara yatırılmaması halinde kanunun sağladığı avantajlardan faydalanılmayacaktır. Bildirim ve Beyandan Kaynaklanan Vergilerin Vadesinde Ödenme Şartı 5917 Sayılı Kanunun 44 üncü maddesinin (b) bendiyle 5811 Sayılı Kanunun 3’üncü maddesinin 5’inci fıkrasında yapılan değişiklik uyarınca mahsup imkanından faydalanabilmesi için 5917 Sayılı Kanun’un yayım tarihinden itibaren 30/09/2009 tarihine kadar yapılacak beyanlara ilişkin olarak tahakkuk eden vergilerin vadesinde ödenmesi gerekmektedir. Öte yandan 5811 Sayılı Kanun’la eklenen geçici 4 üncü maddenin ikinci fıkrası hükmü uyarınca mahsup imkanından faydalanılabilmesi için 22/11/2008 tarihi ile 02/03/2009 tarihleri arasında yapılan bildirim veya beyanlar sebebiyle tahakkuk eden ve süresinde ödenmeyen vergilerin 3/09/2009 tarihine kadar Eylül 2009 Denizli Ticaret Odası 37 hazırlayan » yeminli mali müsavir akif ercan haberler makale HABERLER R Ö P O R TA J ARAŞTIRMA D O S YA MAKALE D Ü N YA EKONOMİ SPOR gecikme zammıyla birlikte ödenmesi gerekmektedir. Aksi durumda kanunun sağladığı avantajlardan faydalanılması mümkün olmayacaktır. Kurumlar Vergisi mükelleflerince yasal defterlere kaydedilen bu varlıklar dönem kazancının tespitinde gelir unsuru olarak dikkate alınmayacaktır. VARLIKLARIN KAYITLARA İNTİKALİ Varlıkların Bildirim ve Beyan Değeri Gerek yurt dışında, gerekse Türkiye’de bulunan varlıkların, vergi dairelerine beyan edilmesi ile banka veya aracı kurumlara bildirilmesine ya da yasal defterlere kaydedilmesinde bu varlıkların rayiç bedelinin TL karşılığı esas alınacaktır. Rayiç bedel, söz konusu varlıkların sahiplerince bildirim veya beyan tarihi itibariyle belirlenen alım-satım bedeli olup, bu bedelin gerçek durumu yansıtması gerekmektedir. Döviz ve döviz cinsinden varlıklarda Merkez Bankası döviz alış kuru dikkate alınarak TL karşılığı bildirime konu edilecektir. Bilanço Esasına Göre Defter Tutan Mükelleflerce Yapılacak İşlemler Bilanço esasına göre defter tutan Gelir veya Kurumlar Vergisi mükelleflerince sahip olunan ve Türkiye’de bulunan varlıkların, yasal defterlere kaydedilmesi gerekmektedir. Bu çerçevede, bilanço esasına göre defter tutan mükelleflerin taşınmazlar dışındaki varlıklarını, öncelikle banka ve aracı kurumlardaki hesaplara yatırmaları gerekmektedir. Bu şekilde banka veya aracı kurumlara yatırılarak varlığı ispatlanan varlıkların, bu tutarlar üzerinden yasal defterlere kaydedilmesi mümkün olacaktır. Vergi dairelerine beyan edilen taşınmazlar ise yasal defterlere, vergi dairelerine beyan edilen değerleriyle kaydedilecektir. Bilanço esasına göre defter tutan mükellefler, Kanun hükümlerine göre yasal defterlerine kaydettikleri varlıklar için pasifte özel bir fon hesabı açılacaktır. Bu fon hesabı, sermayenin cüz’ü addolunacak ve beyan tarihinden itibaren 6 ay içinde sermayeye ilave edilecektir. Yurt Dışında Sahip Olunan Varlıkların Kayıtlara İntikali Yurt dışında sahip olunan varlıklardan bildirilen veya beyan edilen varlıklar Vergi Usul Kanunu uyarınca defter tutan mükelleflerce istenilmesi halinde, yasal defterlere kaydedilebilecektir. Ancak, yurt dışında bulunan söz konusu varlıkların şirket adına beyan edilmesi durumunda ilgili şirket; şahısları adına beyan edilmesi halinde bu şahısların kendileri, Kanun’un sağladığı avantajlardan yararlanabileceğinden, şirket adına bildirim veya beyana konu edilen varlıkların anılan şirketin yasal kayıtlarına intikal ettirilmesi zorunludur. Yurt dışında sahip olunan varlıklardan bildirilen veya beyan edilen varlıklar, Vergi Usul Kanunu uyarınca defter tutan mükelleflerce istenilmesi halinde, yasal defterlere kaydedilebilecektir. Bilanço esasına göre defter tutan mükellefler, bu Kanun’un hükümleri uyarınca yasal defterlerine kaydettikleri kıymetleri için pasifte özel fon hesabı açacaklardır. Söz konusu hesap sermayenin cüz’ü addolunarak ve sermayeye ilave dışında başka bir amaçla kullanılmayacaktır. Fon hesabında tutulan bu tutarlar, işletmenin tavsiye edilmesi halinde vergilendirilmeyeceği gibi Gelir Vergisi Kanunu’nun 81. maddesi ve Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 19 ve 20. maddeleri uyarınca gerçekleşecek devir ve bölünme hallerinde de vergilendirilmeyecektir. Serbest meslek kazanç defteri ile işletme hesabı esasına göre defter tutan mükellefler, söz konusu kıymetleri defterlerinde ayrıca göstereceklerdir. Gelir veya Kurumlar Vergisi mükelleflerince yukarıda yapılan açıklamalara göre yasal defterlere kaydedilen bu varlıklar, dönem kazancının tespitinde gelir unsuru olarak dikkate alınmayacaktır. Söz konusu varlıklar, banka veya aracı kurumlara bildirilen ya da vergi dairelerine beyan edilen ve beyan tarihi itibariyle belirlenen Türk Lirası karşılığı değerleriyle kaydedilecektir. Türkiye’de sahip Olunan Varlıkların Kayıtlara İntikali Türkiye’de bulunan varlıkların ise Vergi Usul Kanunu uyarınca defter tutma yükümlülüğü bulunan mükelleflerce yasal defterlere kaydedilmesi mecburdur. Defter tutan mükelleflerce Kanun kapsamında beyan edilen taşınmazlar dışındaki varlıkların banka veya aracı kurumlarda açılacak hesaplara yatırılması ve daha sonra beyan edilmesi şarttır. Bu şekilde beyan edilen varlıklar, Vergi Usul Kanunu’nun kayıt nizamına ilişkin 219. maddesi hükmü çerçevesinde beyan tarihi esas alınarak yasal defterlere kaydedilecektir. Gelir veya 38 GEZİ Denizli Ticaret Odası Eylül 2009 Sermaye Artışının Sermaye Taahhüt Borcu Karşısındaki Durumu Ticaret Kanunu’nun 391. maddesi hükmü uyarınca esas sermayeye karşılık olan hisse senetlerinin bedelleri tamamen ödenmedikçe genel kurulca yeni hisse senetleri çıkarmak suretiyle sermayenin artırılmasına karar verilmeyeceği, sermaye artırımının şartları arasında sayılmıştır. Diğer taraftan, 5811 Sayılı Kanun’un belirli bir süreyle uygulanacak olması, bu Kanun’a göre beyan edilen varlıklar nedeniyle oluşan fon hesabının sermayenin cüz’ü addolunacağı ve beyan tarihinden itibaren 6 ay içinde sermayeye ilave edileceği hükme bağlandığından, ayrıca pay sahiplerine ilave bir ödeme yükümlülüğü de getirilmediğinden daha önce ortaklarca taahhüt edilen sermayeye ödenmeden de söz konusu fonların sermayeye ilave edilecektir. Ancak, Kanun kapsamında beyan edilen varlıklar sebebiyle oluşan fonların şirket ortaklarınca taahhüt edilen sermayeye taahhüt borçlarının kapatılmasında kullanılmayacaktır. . Serbest Meslek Kazanç Defteri İle İşletme Hesabı Esasına Göre Defter Tutan Mükelleflerce Yapılacak İşlemler Serbest meslek kazanç defteri ile işletme hesabı esasına göre defter tutan mükelleflerin, taşınmazlar dışındaki varlıklarına öncelikle banka veya aracı kurumlardaki hesaplara yatırmaları gerekmektedir. Bu şekilde banka veya aracı kurumlara yatırılarak varlığı ispatlanan varlıklar ile taşınmazların, beyan edilen değerleri üzerinden serbest meslek kazanç defteri ile işletme hesabı defterine kayıt edilmesi gerekmektedir. Defter Tutma Yükümlülüğü Bulunmayanlar Tarafından Yapılacak İşlemler Defter tutma yükümlüğü bulunmayanların, beyan ettikleri taşınmazların dışındaki varlıklarını, banka veya aracı kurumlardaki hesaplara yatırmaları gerekmektedir. Anılan mükellefler için başka bir şart aranmayacaktır. Gider ve Amortisman Uygulaması 5811 Sayılı Kanun kapsamında bildirilen tutarlar üzerinden ödenen vergilerin, Gelir veya Kurumlar Vergisi matrahının tespitinde gider olarak dikkate alınması ya da başka bir vergiden mahsup edilmesi mümkündür. Bildirilerek veya beyan edilerek yasal defter kayıtlarına intikal ettirilen taşınmazlar hakkında 213 Sayılı Kanun’daki amortismanlara ilişkin hükümler uygulanmayacaktır. İşletmeye kaydedilen bu varlıkların elden çıkarılmasından doğan zararlar, gelir veya kurumlar vergisi uygulaması bakımından gelirin veya kurum kazancının tespitinde gider veya indirim olarak kabul edilmeyecektir. www.dto.org.tr EYLÜL 2009 ÖZELLİKLİ DURUMLAR Şirketlerin Kanuni Temsilcileri, Ortakları veya Vekilleri Adına Görünen Varlıkların Durumu Şirketlerin kanuni temsilcilerinin, şirketlerin ortaklarının, şirket veya şirketin ortakları adına Kanun kapsamına giren varlıkları 01/10/2008 tarihinden önce yetkili kuruluşlarca düzenlenen bir vekalet veya temsil sözleşmesine istinaden değerlendirmeye yetkili olanların, sahip oldukları ve yurt dışında bulunan varlıklarının, şirket adına bildirim ve beyana konu edilmesi imkan dahilindedir. Aynı şekilde, anılan kişilere ait olup Türkiye’de bulunan ancak 01/10/2008 tarihi itibariyle yasal defter kayıtlarında işletmenin öz kaynakları arasında yer almayan varlıkların şirket adına beyan edilmesi mümkün bulunmaktadır. Yurt dışında bulunan varlıkların Türkiye’ye getirilmesi veya Türkiye’deki banka veya aracı kurumlarda açılacak bir hesaba transfer edilmesi halinde bu varlıklara ilişkin olarak adına beyanda bulunulan şirketler kanun hükmünden yararlanabilecektir. Şirket veya şirket ortaklarına ait olduğu halde yukarıda belirtilenler dışındaki kişilerce tasarruf edilen varlıkların şirket adına bildirim veya beyana konu edilebilmesi ve Kanun’un 3. maddesinin 5. fıkra hükmünde yaralanabilmesi için diğer sebeplerle yapılacak inceleme esasında söz konusu varlıkların şirket veya şirket ortaklarına ait olduğunun ispat edilmesi gerekmektedir. Ortaklar Cari Hesabında Yer Alan Borçların Durumu İşletmelerin bilançolarında ve ortaklar cari hesabında yer alan ortaklar borç tutarlarının Kanun’un 3. maddesinin 2. fıkrası kapsamında bankalara işletme adına yatırılmak suretiyle beyan edilmesi halinde, bahse konu borç tutarları bilanço pasifinde açılacak özel fon hesabına kaydedilebilecek ve süresinde sermayeye ilave edilebilecektir. Bu durumda, beyan edilen tutarlar da mahsup uygulanması kapsamında değerlendirilecektir. Yurt Dışında Sahip Olunan Varlıkların Türkiye’ye Getirilmesi 5811 Sayılı Kanun kapsamında beyan edilen veya bildirilen taşınmazlar dışındaki söz konusu varlıkların beyan veya bildirim tarihinden itibaren bir ay içinde Türkiye’ye getirilmesi ya da Türkiye’deki banka veya aracı kurumlarda açılacak bir hesaba transfer edilmesi gerekmektedir. Kanun’un yürürlüğe girdiği tarihten sonra bildirim veya beyandan önce Türkiye’ye getirilen ya da Türkiye’deki banka veya aracı kurumlarda açılan bir hesaba transfer edilen varlıklara ilişkin olarak kanunda öngörülen sürede bildirim veya beyanda bulunulması ve diğer şartlarında yerine getirilmesi kaydıyla kanun hükümlerinden yararlanabilecektir. Bu şekilde bildirim veya beyandan önce yurt dışından Türkiye’ye getirilen varlıkların daha sonraki bir tarihte beyan edilmesi sırasın bildirim veya beyan tarihindeki değerleri esas alınacaktır. Yurt dışındaki varlıkların Türkiye’ye getirilmesi şartının gerçekleşmemesi halinde Kanun’un 3. maddesinin 5. fıkrasına göre incelenmeme ve mahsup avantajından yararlanılması mümkün değildir. Bu nedenle söz konusu varlıkların ilgili (Kambiyo, gümrük, yabancı sermaye gibi) mevzuat çerçevesinde Türkiye’ ye getirildiğinin kanaat verici belgelerle ispat yükümlülüğü mükelleflere aittir. Türkiye’deki Taşınmazların Sermaye Şirketleri Adına Beyan Edilmesi ve Sermaye Artırımı İşlemlerinde Harç ve Damga Vergisi Uygulaması 5811 Sayılı Kanun’un 3. maddesinin 2. fıkrası hükmüne istinaden sermayeye ilave edilmek üzere anonim, eshamlı komandit ve limited şirketlerin aktifine kaydolacak taşınmazlara ilişkin tapuda yapılacak işlemler ile diğer sermaye artırımı işlemleri, 492 Sayılı Harçlar Kanunu’nun 123. maddesinin MAKALE 3. fıkrası uyarınca harçtan; bu işlemler için düzenlenecek kağıtlarda Damga Vergisi Kanunu’na ekli 2 sayılı tablonun lV/16 bölümü hükmü uyarınca Damga Vergisi'nden istisnadır. Bu istisna sadece sermaye şirketlerine yönelik işlemleri kapsamaktadır. Tapuda yapılacak işlemlere ilişkin istisna hükmünün uygulanabilmesi için mükellefler, Kanun’da belirtilen beyannamenin verilmesine müteakiben ilgili vergi dairesinden beyan edilen taşınmazların, tapu kayıtlarına ilişkin bilgileri de içerecek şekilde 5811 Sayılı Kanun kapsamında şirket adına beyan edilerek özel fon hesabına alınan tutarın sermaye artırımında kullanılacağı ve bu çerçevede tapu işleminde harç ve damga vergisi aranılmayacağı hususunda bir yazı alarak, bu belgeyi ilgili tapu sicil müdürlüğüne ibraz etmelidirler. Beyan Edilen Varlıkların Gelir Unsurlarıyla İlgisi ve Mükellefiyet Tesisi Kanun kapsamında varlıklarını beyan eden ve defter tutma yükümlülüğü bulunmayan gelir vergisi mükellefleri ile ilgili olarak diğer sebeplerle inceleme yapılması durumunda, matrah farklarının hangi gelir unsuru ile ilgili olduğunun önemi olmaksızın beyan edilen tutarlar matrah farklarından mahsup edilmektedir. Beyan tarihi itibariyle mükellefiyet kaydı olmaksızın kayıt dışı faaliyet gösteren ve defter tutma yükümlülüğü bulunan ticari veya mesleki bir faaliyetle ilgili olarak kanun kapsamındaki varlıkların beyan edilmesi halinde, 5917 Sayılı Kanun’da yapılan değişiklikle 5811 Sayılı Kanun’un uygulama süresi uzatılarak gerçek ve tüzel kişilere 30.09.2009 tarihine kadaryenidenbildirimdeveyabeyanda bulunma imkanı getirilmiştir. bu faaliyete ilişkin olarak tutulması gereken yasal defterlere varlıkların kaydedilmemesi durumunda kanunun 3’ üncü maddesinin beşinci fıkrası hükmünden faydalanılması mümkün olmayacağından, öncelikle bu şekilde faaliyeti bulunan kişilerin mükellefiyet tesis ettirmeleri gerekmektedir. SONUÇ 5917 Sayılı Kanun’da yapılan değişiklikle, 5811 Sayılı Kanun’un uygulama süresi uzatılarak gerçek ve tüzel kişilere 30/09/2009 tarihine kadar yeniden bildirimde veya beyanda bulunma imkanı getirilmiştir. Ayrıca, indirimi reddedilen katma değer vergisi dolayısıyla yapılacak tarhiyatlarda mahsup imkanı tanınmıştır. Öte yandan, bildirime veya beyana konu edilen tutarlara ilişkin hesaplanan verginin ödenme şartı, hem yapılacak yeni bildirim ve beyanlar hem de önceki hükümlere göre bildirim ve beyanda bulunanların ödemedikleri vergileri kapsamaktadır. Mükelleflerin, incelenmeme ve mahsup avantajından yararlanabilmeleri için vergilerin vadesinde ödenmesine ilişkin şarta uymaları gerekmektedir. Daha önce beyanda bulunmakla birlikte, vergilerini ödemeyen mükelleflerin de 30/09/2009 tarihine kadar daha önce tahakkuk eden vergilerini gecikme zammıyla birlikte ödemeleri gerekmektedir. 5811 Sayılı Kanuna eklenen geçici madde ile de değişiklik öncesi hükümlerin geçerliliğine ilişkin düzenleme yapılmıştır. Bu düzenlemelere göre 19/06/2009 tarihinden öce başlayan incelemelerin faydalanılmayacağı anlaşılmaktadır. Eylül 2009 Denizli Ticaret Odası 39 R Ö P O R TA J ARAŞTIRMA D O S YA GEZİ MAKALE D Ü N YA EKONOMİ SPOR hazırlayan » mehtap koç - serpil çoruhlu arastırma haberler HABERLER DÜNYA TARIM SEKTÖRÜNDE BiR DÜNYA MARKASI IRLIGANLI Narı 40 Denizli Ticaret Odası Eylül 2009 Muhteşem doğası, serin suları ve yenileyici havası ile adeta ruhunuzu dinlendiren Denizli’nin şirin ilçesi Irlıganlı, dünyaya satmaya başardığı enfes narları ile göz kamaştırıyor. D enizli’nin 15 kilometre ötesine uzanan endamlı bir gelindir Irlıganlı... Bir yamacı bölgenin gözbebeği Pamukkale'ye diğer bir yamacı Ege’nin incisi Denizli’ye uzanır. Yörük Aşiretlerinin Keşfettiği Verimli Toprakların Memleketi Kasabaya ilk adım, 1097 yılında Laodikeialılar tarafından atılsa da ilk yerleşim, 200 yıl öncesine tekabül eder. Bundan 200-250 yıl önce çeşitli yörelerden gelen yörük aşiretleri tarafından kurulan kasabadaki ilk yerleşim yeri, bölgenin tek içme suyunun bulunduğu Dere Mahallesi’nde olmuştur. Suyun hayat verdiği ve dağların dönemin eşkiyalarından siper ettiği bu topraklar www.dto.org.tr EYLÜL 2009 ‘iyi ev sahipliği’ rolünü üstlendiği için ‘sıcakkanlı, iyi huylu’ anlamına gelen ‘Hırlıganlı’ ismi ile anılmaya başlamıştır. Zaman içerisinde ise ismi ‘Irlıganlı’ olmuştur. 1994 yılında İzzet Kahraman tarafından deneme yanılma yoluyla yetiştirilmeye başlanan Hicaz Narı, o tarihten itibaren Irlıganlı’nın en önemli geçim kaynağı oldu. Özellikle son dönemlerde ‘Irlıganlı’ denildiği zaman akla ilk gelen nardır. Pazardan alınan birin eve döndüğünde binlere dönüşen yolcuğunun her bir tanesinde Irlıganlı nar üreticilerinin emeği vardır. Irlıganlılar’ın Nar ile Tanışmasının İlginç Öyküsü Irlıganlı, daha önceki dönemlerde pamuk, buğday ve mısır gibi ürünleri ile kendi hamurunda yoğrulan bir kasabaydı. Bu durum 1994 yılına kadar devam etti. Bu tarihte çiftçilikle uğraşan Irlıganlılı İzzet Kahraman, tarlalarında yetiştirmek için alternatif tarım ürünleri aramaya başladı. Yaptığı araştırmaların ardından nar meyvesinin bölge topraklarında kolaylıkla yetişebileceğini keşfetti ve tarlalarına nar fidelerini dikti. Gel zaman git zaman aradan 3 yıl geçti. Evladı gibi gözünün içine baktığı fideler büyüdü, palazlandı ve hasat zamanında dalları adeta narlar bastı. Bu narlar öylesine güzel bir tada sahipti ki, o tarihten itibaren Irlıganlı halkı da ARAŞTIRMA nar fideleri ile doldurdu dört bir yanı. Artık Irlıganlılar için nar üreticiliği en önemli uğraşları haline gelmişti. Deneme yanılma yolu ile başlatılan nar üreticiliği, Irlıganlı halkı için hayal kırıklığı yaratmadı. Çünkü Irlıganlılar, Türkiye’nin en güzel Hicaz Narı’nı yetiştirmeyi başarmıştı. Irlıganlı topraklarında yetişen Hicaz Narı, bugün hem iç piyasada hem de ihracatta büyük bir ilgi görüyor. Öyle ki, başta Almanya olmak üzere Fransa, Hollanda, Ukrayna, Moldova ve Belçika’ya kadar birçok ülkeye önemli ölçüde ihracat yapılıyor. Peki Hicaz Narı’nı bu kadar ayrıcalıklı kılan özelliği nedir? Dilerseniz bu nara birlikte göz atalım. Eylül 2009 Denizli Ticaret Odası 41 R Ö P O R TA J ARAŞTIRMA D O S YA GEZİ arastırma haberler HABERLER MAKALE hazırlayan » mehtap koç - serpil çoruhlu Nar ihracatı ile Denizli’nin dünyaya açılan önemli kapılarından biri olmayı başaran Irlıganlı, topraklarında yetiştirdiği enfes narları her yıl artan ihracat rakamları ile farklı ülkere ihraç ediyor. D Ü N YA EKONOMİ SPOR önemlisi de sabırlı olmanız gereklidir. Çünkü nar fidesi dikildikten ancak 3 yıl sonra hasat zamanı olan Eylül – Ekim aylarında meyve vermeye başlar… İlk İhracat 250 Kilo ile Başladı Yıllarla Birlikte Tonlara Dönüştü Irlıganlı’nın verimli topraklarının yaklaşık yüzde 50’sinde yetiştirilen narın dünyaya açılış öyküsü ise bundan 15 yıl öncesine dayanıyor. 1995-96 1995-96 1995-96 1995-96 1995-96 1995-96 1995-96 Birim 2004 120 Ton 3000 Ton 4000 Ton 6000 Ton 10 Ton 1000 Ton 2000 Ton - 1994 yılında Hollanda’ya 250 kg olarak satılan nar, zamanla katlanarak diğer ülkelere de yayıldı. Bugün Avrupa’da pek çok ülkeye girmeye başaran Irlıganlı’da yetişen narlar, tüm dünya tarafından büyük bir ilgi görüyor. Vitamin Deposu Irlıganlı Narı Dünyanın en eski meyvelerinden biri olan nar, pek çok hastalığa şifa kaynağı, onlarca besindeki vitamin deposudur. Özellikle damar sertliği, hazımsızlık, kolesterol gibi hastalıklara iyi gelmektedir. Ayrıca çekirdeği kozmetikte, çiçeği çay olarak ve kabuğu da boya sanayide kullanılır. Yani bu meyvenin hem etinden hem sütünden faydalanılır. Ihracattaki Basarı 42 Denizli Ticaret Odası Eylül 2009 Irlıganlı topraklarının bereketi, bölgeyi Hicaz Narı’nın ocağı ve membası yapmıştır. Anavatanı Hindistan olan Hicaz Narı’nın en temel özelliği; hem tatlımsı, hem de ekşimsi olmasıdır. Bu özelliği ile türlerinin içinde en lezzetlisidir. Nar meyvesi, sadece ekvator ülkelerinde yetişmekle birlikte, bu narın yetişmesi için bölgede Akdeniz İkliminin hüküm sürmesi gerekmektedir. Bütün bu saydığımız özelliklerimizin yanı sıra en İnsanoğlunun ilk tanıdığı meyvelerden biri olan nar, vitamin deposu ve yenileyici özelliğiyle taze tüketiminin yanı sıra sanayinin birçok dalında hammadde olarak kullanılıyor. Ulusalararası bilim çevrelerince yapılan araştırmalar, narın insan sağlığı açısından son derece önemli olduğunu ortaya koyuyor. Özellikle son yıllarda yapılan araştırmalar, nar tüketimine olan ilgiyi de ciddi oranda artırmış durumda. Irlıganlı da yapmış olduğu ihracatla dikkatleri üzerine çekiyor.Kendi bahçesinde yetiştirdiği vitamin deposunu, birçok ülkeye pazarlamayı başaran Irlıganlılar, bu konuda birçok şehre de önemli bir örnek durumundalar. Birim Çivril / Penkon Çal Akkent / Konfurt Adana / Lincoln Tokat / Dimes Nevşehir / Göknur Bursa Aroma 1000 Ton 1000 Ton 1000 Ton 1000 Ton 300 Ton 300 Ton Genellikle ekvatoral iklimlerde yetişen Hicaz Narı, 10 yılı aşkın bir zamandır Irlıganlılar tarafından başarıyla yetiştiriliyor. Bu şirin ilçenin topraklarından çıkan nar, bütün asaleti ile dünyanın dört bir yanında farklı damaklarla buluşuyor. www.dto.org.tr EYLÜL 2009 ARAŞTIRMA Irlıganlı Belediye Baskanı Hasan Yılmaz: N Irlıganlı olarak hedefimiz; nar yetiştiriciliğinde tüm dünyaya açılarak, Irlıganlı markasını oluşturmak. ar yetiştiriciliğinde büyük bir başarıya imza atan Irlıganlı, iki dönemdir Belediye Başkanı olan Hasan Yılmaz’ın başarılı projeleriyle de adından söz ettiriyor. Konu, Irlıganlı ve nar olunca biz de Başkan Hasan Yılmaz’ı ziyaret ettik ve kendisi ile güzel bir sohbet gerçekleştirdik. İşte Irlıganlı Belediye Başkanı Hasan Yılmaz ile yaptığımız röportajımızda öne çıkan detaylar... Siz, Irlıganlı’da iki dönem üst üste belediye başkanlığı yapan tek kişisiniz. Başkanlık döneminiz boyunca Irlıganlı neler kazandı? Tarıma dayalı ekonomisi ile dünyaya açılan Irlıganlı’ya 800 bin adet fidan diktik. Belediyecilik hizmetlerimiz arasında altyapıya büyük bir önem verdik. Şimdiye kadar hiçbir başkanın yapmadığı kanalizasyon yapımına büyük bir hızla başlayıp bitirme aşamasına kadar geldik. 400 dairelik toplu konut projemizi de bitirerek Irlıganlılı hemşehirlerimizi ev sahibi yapmayı başardık. Irlıganlı’yı daha önce sahip olmadığı modern bir lise binasına kavuşturduk. Kasabamız için çok önemli olan 1000 kişilik toplantı salonunun temellerini attık ve kısa bir süre içinde yapımını tamamladık. Irlıganlı topraklarında yetişen narın markalaşamaması dikkat çekiyor. Belediye olarak bu soruna yönelik olarak çözüm önerileriniz nelerdir? Evet, sizin de belirttiğiniz gibi kendi topraklarımızda yetiştirdiğimiz ve dünyanın dört bir yanına ihraç ettiğimiz narımızda ne yazık ki kendi adımızı kullanamıyoruz. Biz, Irlıganlı Belediyesi olarak kendi topraklarımızda yetişen Hicaz Narı’nı markalaştırarak Irlıganlı adı altında dünyanın dört bir yanına yayılması amacı ile çalışmalara Irlıganlı Belediyesi ve Denizli Ticaret Odası işbirliği ile hayata geçecek meslek edindirme kursu ile Irlıganlılı gençlerin istihdamına yönelik son derece önemli bir projeye imza atılmış olacak. başladık. Önümüzdeki yıllarda tanıtım açısından önemli bir rol oynayacak olan Nar Festivali ile bunu pekiştirmeyi planlıyoruz. Bu çalışmaların çok iyi sonuçlar vereceğine inanıyoruz. Peki, bundan sonraki süreçte Irlıganlı halkı için hayata geçirmeyi planladığınız projelerinizden bahseder misiniz? Denizli Ticaret Odası ile anlaşmaya vardığımız bir projemiz var. Bu proje kapsamında açacağımız meslek edindirme kursu ile kasabamızda meslek sahibi olmayan gencimiz kalmayacak. Şu an kasaba olarak tam teşekküllü bir sağlık ocağına sahip değiliz. En kısa zamanda inşaatına başlayıp sağlık ocağını halkımızın hizmetine sunacağız. Yaşlılarımız için bakım ve sığınma evleri yapmak da yine projelerimiz arasında yer alıyor. Eylül 2009 Denizli Ticaret Odası 43 S E K TÖ R D O S YA MEKAN R Ö P O R TA J EKONOMİ GEZİ MARKA E -T İ C A R E T IS DÜNYASINDAN KISA KISA hazırlayan » adnan kaya haberler HABERLER Denizli Ticaret Odası'ndan Üyelerine Önemli Bir Destek Daha DTO iLE VAKIFBANK ARASINDA KREDi PROTOKOLÜ D enizli Ticaret Odası ile Vakıfbank arasında kredi protokolü imzalandı. Kredi anlaşmasıyla son iki yıldır yaşanan finansal sıkıntının hafifletilmesi hedefleniyor. DTO Meclis Salonu’nda yapılan kredi protokol anlaşmasında; Vakıfbank Genel Müdür Yardımcısı İhsan Çakır, Vakıfbank Ege Bölge Müdürü Hayati Yaman, Vakıfbank Denizli Şube Müdürü Veli Dündar, DTO Yönetim Kurulu Başkan Yardımcıları İmran Eraslan ile Hüseyin Memişoğlu, DTO Yönetim Kurulu üyeleri Mehmet Fatih Koçer, Salih Sarıkaya, Habib Yıldız, Ramazan Çelikkol ve Ali Önal hazır bulundu. İmza töreni öncesinde konuşan DTO Başkanı Necdet Özer, “Bilindiği gibi 44 Denizli Ticaret Odası Eylül 2009 iki yıldır piyasada bir finans sıkıntısı yaşanıyor. Biz bu sıkıntıyı gidermek için Denizli Ticaret Odası olarak çalışmalar yaptık, yapmaya da devam edeceğiz. Üyelerimizin menfaatleri doğrultusunda bankalarımızdan finans sağlamak için yaptığımız görüşmeler sonucunda bugün Vakıfbank ile protokol imzalıyoruz. Protokol çerçevesinde bankanın havuzunda bulunan 350 milyon Euro kredi kullandırılacak. Bu kredi paketinden faydalanmak isteyen üyelerimizin başvurularını bir an önce yapmalarını tavsiye ediyoruz” şeklinde konuştu. Vakıfbank Genel Müdür Yardımcısı İhsan Çakır ise Vakıfbank’ın sağladığı kaynakları, her türlü ihtiyaca göre geliştirdiği kredi çeşitleri ve bankacılık ürünlerini, düşük faiz, uygun vade, kolay ödeme koşulları ve kullanım kolaylığı ile reel sektörün hizmetine sunmaya devam ettiğini ifade etti. Çakır, bu kapsamda DTO ile Denizlili tüccar ve sanayicilerin finansal ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla içerisinde cazip kredi seçeneklerinin yer aldığı bir protokol imzaladıklarını belirterek, “Vakıfbank, tüm yurt çapında başlattığı reel sektöre yönelik destek Vakıfbank Genel Müdür Yardımcısı İhsan Çakır, tüccar ve sanayicilerin ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla DTO ile bir protokol imzaladıklarını belirterek; “Protokol paketinde 10 yıla kadar vadeli işyeri açma ve 5 yıla kadar işletme ihtiyaç kredisi sunuyoruz” dedi. paketi uygulamalarına bir yenisini ekledi. Protokol paketinde oda üyelerine 10 yıla kadar vadeli işyeri edindirme kredisi ve 5 yıla kadar işletme ihtiyaç kredisi sunuluyor. Denizli Ticaret Odası üyeleri kredilerini, yüzde 1.39’dan başlayan faiz oranıyla kullanılabilecekler. Ayrıca, pakette Eximbank veya banka kaynağından oluşan ihracat kredileri ile orta ve uzun vadeli yatırım kredisi kullanma imkanı da sağlanıyor. Pakette ayrıca, oda üyelerinin nakdi, gayrinakdi kredilerden ve dış ticaret işlemleri için uygun faiz, komisyon ve ödeme seçeneklerinden faydalanma fırsatları da yer alıyor” dedi. Daha sonra DTO Başkanı Özer ve Vakıfbank Genel Müdür Yardımcısı Çakır, Kredi Protokolü'ne imza attı. www.dto.org.tr EYLÜL 2009 Mayınlı arazi sınırındaki alanda, 556,3 milyon varillik (17,3 milyon varillik kısmının üretilebilir) petrol rezervinin bulundugu belirtildi. Mayınlı arazide 556,3 milyon varillik petrol rezervi var B akan Taner Yıldız, CHP Adıyaman Milletvekili Şevket Köse’nin mayınlı arazilerdeki petrol rezervine ilişkin soru önergesine verdiği cevapta, Türkiye-Suriye sınırını kapsayan alanda, 1970’li yıllardan itibaren yoğun olarak petrol ve doğal gaz arandığını ve kuyular açıldığını anımsattı. Yıldız, yer altının jeofizik metotlarla görüntülenmesi ve mevcut potansiyelin ortaya konulması için eldeki verilerin yeterli olduğu düşünülmekle beraber, ihtiyaç olması durumunda yeni arama ve üretim programlarının gündeme alınabileceğini kaydetti. Söz konusu alanda Petrol Kanunu’na göre verilmiş 18 adet arama ve 2 adet işletme ruhsatı bulunduğunu belirten Yıldız, “Mayınlı alanın da içinde yer aldığı bu sahaların toplam 556,3 milyon varillik yerinde petrol rezervi bulunduğu ve bunun yaklaşık 17,3 milyon varillik kısmının üretilebilir petrol olduğu tahmin edilmektedir. Halen, toplam 72 adet kuyudan üretim yapılmakta olup, söz konusu sahalarda 2009 yılı Haziran ayı itibariyle toplam üretim yaklaşık 9,7 milyon varildir. Mevcut üretim, günlük olarak 2 bin 500 varil civarında gerçekleşmektedir” dedi. Krizin etkisi ile azalan ithalat, cari açığın düşmesine neden oluyor. Merkez Bankası verilerine göre, cari açık yüzde 42.5’lik bir düşüşle 3 milyar Dolar’a geriledi. İngiltere’de iş dünyasına ve yatırımcılara yönelik olarak yayımlanan RealBusiness adlı dergi, Türkiye’yi “krize dayanıklı, resesyondan etkilenmeyen ve hızlı büyüyen” ülkeler arasında gösterdi. Dergi Türkiye’yi krizden etkilenmeyen üç pazarın arasına soktu. HABERLER Basbakan Yardımcısı Ali Babacan’dan Önemli Açıklama Krizden Çıkıs için Orta Vadeli Program E sektörün kaynak bulabilmesi için kamu kesimi borçlanma gereğinin hızla düşürülmesi gerektiğini ifade etti. konomiden Sorumlu Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan orta vadeli programın her şeyden önemli olduğunu söyledi. Türkiye Reklam Konseyi tarafından düzenlenen toplantıda konuşan Bakan Babacan, Hükümet olarak son iki aydır yapısal alanı kuşatan bir çalışma içinde olduklarını belirterek sosyal güvenlik ve enerji gibi alanlarda köklü adımların atılması gerektiğini ifade etti. Yeni Orta Vadeli Program’ın (OVP) temel bakış açısının kamunun öngörülebilir açıklarının ortaya konması ve özel sektörün önünün açılması olduğunu vurgulayan Babacan kamu yatırımlarını artırarak ekonomik büyümeyi hızlandırmanın mümkün olmadığını anlattı. “Kamu Yatırımları Yüzde 10 Artırılmalı” Kamu yatırımlarının milli gelir içinde payının çok küçük olduğunu, bu nedenle bu kalemin yüzde 10 artırılmasının ekonomik büyümede sadece yüzde 0.3’lük bir artış sağlayacağını belirten Babacan, oysa özel tüketim harcamalarının yüzde 10 genişletilmesinin ekonomik büyümeye yüzde 6 katkı yapacağını aktardı. Bu nedenle ekonomik büyüme oluşturabilmek için özel kesim yatırımlarına ihtiyaç olduğunu kaydeden Babacan, özel “Deflasyon riski Türkiye’ye çok uzak” diyen Ekonomiden Sorumlu Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, şu anda orta vadeli programa odaklandıklarını, daha sonra bu programa uluslararası kuruluşlar destek verirse, bu desteği almayı arzu ettiklerini söyledi. IMF ile diyaloğun devam ettiğine işaret eden Babacan, “IMF ile anlaşma Türkiye ile alakalı güveni bir miktar daha artıracaktır, ancak bizim program hepsinden önemlidir” şeklinde konuştu. Ali Babacan, çalışmaları nihayete erince, gerekli açıklamaları yapacaklarını da sözlerine ekledi. “Kamu Kesimi Özel Sektörle Rekabet Halinde Olmamalı” B akan Nihat Ergün, reel sektör ile kamu kesimi arasında çok yakın bir temas ve diyalog zarureti bulunduğuna işaret ederek, iktisadi gelişmeleri birlikte değerlendirmenin ve analiz etmenin önemine dikkati çekti. Türkiye’nin tercihini yaptığını kaydeden Ergün, Türkiye’nin kalkınmasını özel sektör eliyle gerçekleştireceğini ve bunun dönüşü olmayan bir yol olduğunu söyledi. Özel sektörün Türkiye Ekonomisi’ndeki yerinin vazgeçilmez olduğuna işaret eden Ergün, “Türkiye kalkınacaksa özel sektör eliyle kalkınacaktır. Dolayısıyla kamu kesiminin özel sektör için yapacağı şey, düzenleyici ve denetleyici bir rol dışında, onunla rekabet eden bir rol oynamadan iktisadi aktör olarak yerini almaktır” dedi. Eylül 2009 Denizli Ticaret Odası 45 S E K TÖ R D O S YA MEKAN R Ö P O R TA J EKONOMİ GEZİ MARKA E -T İ C A R E T IS DÜNYASINDAN KISA KISA hazırlayan » adnan kaya haberler HABERLER Avrupa’nın En Büyük Ekonomisine Sahip Almanya Hız Kesiyor. Uzmanlara Göre En Büyük Sorun; Güven Azalısı. Almanya’da ekonomiye güven azalıyor A lmanya Maliye Bakanlığı, ülkede ekonomik aktivitenin üçüncü çeyrekte durgun olduğunu, ancak büyüme oranının ikinci çeyrekteki gibi olacağını tahmin ediyor. Almanya Ekonomisi’nin ikinci çeyrek büyüme oranı, yüzde 0 olarak açıklanmıştı. Bakanlık raporunda, zayıflayan ekonominin, işgücü pazarı üzerindeki olumsuz etkisinin de büyük olduğu kaydedildi. Raporda, önümüzdeki aylarda işgücüne olan talebin daha da düşeceği uyarısı yapıldı. 46 Denizli Ticaret Odası Eylül 2009 lere göre, 2008 yılının son çeyreğine göre Almanya Ekonomisi bu yılın ilk çeyreğinde yüzde 3,8 küçüldü. İlk çeyrekte yaşanan daralmayla birlikte gayri safi yurtiçi hasıla 4 çeyIFO Endeksi, Eylül ayında rektir üst üste küçülme yaşamış oldu. Alman 85 olarak açıklanmıştı. IFO Endeksi’nin bu denli Ekonomisi, 2008 yılının son çeyreğinde yüzde gerilemesi, daralan 2,1, 3. çeyreğinde yüzABD Ekonomisi’nin, de 0,5 ve 2. çeyreğinde Avrupa’nın en büise yüzde 0,5 daraldı. yük ekonomisi olan Geçen ay, bu yıla ilişkin Almanya’yı da durekonomik beklentilerini gunluğa sürükledirevize eden Hükümet, ğinin işareti olarak 2009 yılında yüzde algılanıyor. Uzmanlar, 6 daralma bekliyor. Alman Ekonomisi’nin Gelecek yıl içinse gayri durgunluğa çok yakın olduğu görüşünde birle- safi yurtiçi hasılanın yüzde 0,5 büyüyeceği şiyor. Federal İstatistik tahmin ediliyor. Ofisi'nin açıkladığı veriAlmanya’da iş dünyasının ekonomiye olan güvenini yansıtan IFO Endeksi, Ekim ayında son sekiz yılın en düşük düzeyi olan 84.7’ye geriledi. Japonya Merkez Bankası, ülke ekonomisi hakkında olumsuz görüş belirtti. Sanayideki düşüşün gelirleri olumsuz etkilediğine dikkat çeken Banka, tüketici harcamalarının azaldığını söyledi. Avrupa Merkez Bankası Başkanı Wim Duisenberg, Avrupa Birliği’nin genişlemesinin Euro için bir tehdit oluşturmadığını söyledi. Duisenberg, AB’nin genişleme sürecinde, Birlik’e üye olanların hemen para birliğine geçmeyeceğini hatırlattı. Yabancı Yatırım Uzmanları: ‘Henüz Kriz Bitmedi’ E konomide toparlanma sinyalleri geliyor olsa da yabancı yatırım uzmanları, krizin bittiğini söylemek için erken olduğu ve daha yapılması gereken çok şey bulunduğunu belirtiyor. Analistler, “Kriz bitti demeyin, önlemler sürmezse zor günler geri gelebilir” uyarısı yapıyor. Avrupa merkezli yatırım analistleri Hükümet'in atması gereken adımlar olmasına karşın ekonominin performansının esas olarak dış etkenlere bağlı olduğu noktasında birleşiyor. Uzmanlar, şu anda IMF ile bir anlaşma yapılmasına gerek yokmuş gibi görünse de, dışarıda meydana gelebilecek bir bozulmanın Türkiye’yi IMF’nin kapısını çalmaya zorlayabileceğini ifade ediyor. RBS Gelişmekte Olan Piyasalar Stratejisti Tim Ash, Türkiye için iki büyük risk unsuru olduğunu söylüyor. “Birincisi, global piyasalarda yeniden bir riskten kaçınma hareketinin etkili olması, ikincisi de dış talepte beklenen canlanmanın görülmemesi ihtimali” diyor. Ash, “Krizin bittiğini söylemek için çok erken” derken, buradaki ana unsurun, “dünya çapında tüketimin canlanması ve yatırımların artması” olduğunu söylüyor. Credit Agricole Cheuvreux’nun araştırma direktörü Simon Quijano-Evans da borsanın hem dış etkenler hem de faiz indirimleriyle son dönemde güçlü bir performans gösterdiğine dikkat çekiyor. www.dto.org.tr EYLÜL 2009 “Türk Lirası’na Dikkat Edilmeli” Y abancı analistler, Türk Lirası’nın mevcut koşullar altında biraz daha yükseleceğini ancak dış piyasalarda bir bozulma olması durumunda Dolar'ın değer kazanacağını ifade ederek, TL’ye dikkat edilmesi gerektiğini belirtiyorlar. Yabancı uzmanlar, dünyanın geri kalanı gibi Türkiye’nin de yaz dönemi rehavetinden etkilendiğini ancak bu rehavetin geçmesinin ardından piyasa oyuncularının Dolar'da yeniden 1.50 TL seviyesinin altını test etmeye çalışacağını ifade ederek, bu alanda yatırım yapacakları uyarıyorlar. Turizmde Hedef Büyük T urizm Yatırımcıları Derneği (TYD) Başkanı Turgut Gür, 2023’te Türkiye’nin dünya turizminden aldığı payın yüzde 4’e, turizm gelirinin de 85 milyar Dolar'a çıkmasını hedeflediklerini ancak bu hedefe ulaşılması için toplam 38 milyar Dolarlık yatırım yapılması gerektiğini söyledi. ‘‘Devletin 14 milyar Dolar altyapı yatırımı, özel sektörün ise 24 milyar Dolar yatırım yapması şart. Biz koşmaya hazırız. Türkiye’nin dünya turizminden aldığı pay yüzde 2.5. Bu payı yüzde 4’e çıkarmak için yeni vizyon, yeni bakış gerekiyor. Bu nedenle ‘2023’e Doğru Türkiye Turizminde Yatırım Hamlesi’ni açıklıyoruz. Bu hamleye uyulursa dünyadaki dördüncü büyük turizm ülkesi haline geliriz.” diyen Başkan Turgut Gür, bu hedefe ulaşılmasının çok kolay olduğunu ifade etti. Reuters’in, Avrupa Birliği’ne aday ülkeleri hakkında yaptığı ankette Türkiye’ye fazla şans tanınmadığı ortaya çıktı. 38 ekonomist ve siyasi uzmanın katıldığı anket sonuçlarında Türkiye’nin AB üyesi olma şansı sadece yüzde 19. Koç Holding ve ABD’li Ford’un ortaklıgı olan Ford Otosan, 3.73 Milyar Dolar ile Sektörünün En Çok Ihracat Yapan Sirketi Oldu. Alanında Sampiyon Ford Otosan O New York’un ünlü 5 inci Caddesi’ndeki Apple Mağazası’nın yılda 350 milyon Dolar ciro yaptığı ortaya çıktı. Bu satış gelirinin Mercedes marka otomobil galerisi işletmekle aynı olduğu kaydedildi. iPhone’ların satış fiyatları 99 ila 299 Dolar arasında değişiyor. HABERLER tomotiv Sanayi Derneği’nden (OSD) yapılan açıklamaya göre, Oyak Grubu ve Fransız Renault’un iştiraki Oyak Renault, 3.27 milyar Dolar ile Ford Otosan’ı yakından takip ederken, Koç Holding ve İtalyan Fiat’ın iştiraki Tofaş da 2.55 milyar Dolar ile en çok ihracat yapan otomotiv şirketleri arasında üçüncü sırada yer aldı. Açıklamada ayrıca, dünyanın en büyük otomotiv üreticisi Japon Toyota’nın Türkiye’deki iştiraki Toyota Türkiye’nin 2.3 milyar dolar, Mercedes Benz Türk’ün 1.03 milyar Dolar, Hyundai Assan’ın 645 milyon Dolar, Honda Türkiye’nin 595.4 milyon Dolar, M.A.N. Türkiye’nin 374.5 milyon Dolar, Türk Traktör’ün 250.5 milyon Dolar, Temsa’nın 202.3 milyon Dolar, BMC’nin 123.4 milyon Dolar, Otokar’ın 114.7 milyon Dolar ve Anadolu Isuzu’nun 92.6 milyon Dolar ihracat yaptığı belirtildi. Nabucco’da Kartlar Rusya’ya mı Geçiyor? İ ngiltere’de yayımlanan Financıal Times Gazetesi, Avrupa Birliği ile Türkiye arasında enerji alanında yaşanan anlaşmazlığın, birliğin Rusya’ya bağımlılığını artıracağı uyarısında bulundu. “Avrupa Birliği, Hazar doğal gaz koridorunda hakimiyeti kaybediyor” başlıklı yazıda, Türkiye’nin geçiş ülkesi olmak yerine, Hazar doğal gazını alıp, Avrupa’ya yeni bir fiyattan satmak için ısrar ettiği belirtiliyor. Gazete Avrupa Birliği’nin bu teklife sıcak bakmadığı- nı, Gürcistan-Romanya hattının alternatif olarak gündeme gelebileceğini yazıyor. Financial Times’a göre, en iyi seçenek Brüksel ile Ankara arasında bu yıl içinde mutlaka bir uzlaşma sağlamak. Eylül 2009 Denizli Ticaret Odası 47 gezi HABERLER S E K TÖ R IRAK D O S YA MEKAN R Ö P O R TA J EKONOMİ GEZİ IRAK MARKA hazırlayan » serpil çoruhlu KUZEY IRAK PAZARI 48 Irak’ın iklimi yazları çok sıcak, kışları ise soğuktur. En sıcak aylar, Haziran ve Ağustos arasında 25 derece, en soğuk ay ise Ocak’ta olup 4 derece civarındadır. En kurak aylar olan Haziran ve Eylül aylarında bölge 1 mm yağış alır. En yağışlı ay ise Mart ayıdır. Bu ayda ülke ortalama 28 mm yağış almaktadır. Fırat ve Dicle Nehirleri ile sulanan, zengin ve verimli topraklara sahip olan Mezopotamya ovaları, Irak’ın en verimli tarım alanlarını oluşturmaktadır. Büyük kuyularla çekilen su, yer altı su seviyesinin alçalmasına neden olmuştur. Irak’ın tarıma elverişli alanı 8 milyon hektar civarında iken bu alanın ancak 45 milyon hektarı işlenebilmektedir. Irak’ın petrol rezervleri 115 milyar varildir. Dünyadaki petrol rezervleri açısından Suudi Arabistan ve İran’ın arkasından üçüncü sırada yer almaktadır. Ayrıca bazı analistlere göre, Batı Irak’ta derin sondajlarla araştırmalara devam edildiği takdirde bu rezervlerin çok daha yukarılara çıkacağı tahmin edilmektedir. Irak’ın doğal gaz rezervleri 3.170 milyar metre küptür. Yapılan araştırmalara göre, bu kesin rezervlere ilaveten yaklaşık olarak 4.245 milyar metreküp mümkün rezerve sahiptir. Bu rezervler, ülkeyi doğal gaz pazarında söz sahibi olabilecek seviyelere getirilebileceğini göstermektedir. Denizli Ticaret Odası Eylül 2009 www.dto.org.tr E -T İ C A R E T EYLÜL 2009 Ülke Profili DOĞAL KAYNAKLAR: Irak’ın doğal kaynaklarında petrol ve doğal gaz ilk sıralarda yer alır. Ülke, petrolde dünyanın en büyük üçüncü, doğal gaz da ise onuncu büyük rezervine sahip. Petrol ve doğal gazın yanı sıra ülkede fosfat ile sülfür bulunur. TOPRAK DURUMU: Topraklarının % 13'ü tarım alanı, % 10'u otlak, % 4'ü ise orman ve çamlıktır. Bölgelere göre toprak yapısı değişkenlik arz eder. İLGİ ÇEKİCİ YERLER: Erbil Işık Koleji, Kayseri Çarşısı, Erbil Kalesi. GEZİ Başkenti Bağdat Başlıca kentleri Selahaddin, Basra, Zi Kar, Erbil, Babil, Nineveh Para birimi Yeni Irak Dinarı Yüzölçümü 441.839 km2 Nüfus 27,5 milyon (2007 verileri) Dili Arapça, Kuzey Doğu’da Kürtçe, Türkmenlerin bulunduğu yerlerde Türkçe Sınır Komşuları İran, Ürdün, Kuveyt, Suudi Arabistan, Suriye, Türkiye. Afrika Yıllar boyu yaşanan savaşların karanlık izlerini üzerinden atmaya çalışan Irak, barındırdığı doğal kaynakları ile aydınlık bir geleceğe doğru yol alıyor. Eylül 2009 Denizli Ticaret Odası 49 HABERLER D O S YA MEKAN R Ö P O R TA J EKONOMİ GEZİ MARKA E -T İ C A R E T Ülkede Okuma Yazma Bilmeyen Kadınların Oranı Yüzde 47 gezi hazırlayan » serpil çoruhlu S E K TÖ R IRAK Bağdat’taki 15 yaş üstü kadınların yüzde 30’u ya hiç okula gitmemiş ya da ilkokulu bitirmemiş. Bu oran, Kuzey’de iki kata varıyor. Ülke çapında, okuma yazma bilmeyen kadınların oranı yüzde 47. Hanelerin yüzde 11’ini kadınlar geçindiriyor. Amerikan işgalinin ardından ülkenin birçok bölgesinde kanalizasyon su ve elektrik hizmetlerinde sürekli kesinti ve aksaklıklar yaşanıyor. Bu konuda en şanslı bölge Kuzey Irak... Irak’ta sosyal yaşam çalışmaları devam ederken erkeklerde işsizlik yüzde 37 oranında. 5 yaşa kadar olan çocukların dörtte birinde beslenme bozukluğu var. Çalışan kadınların oranı ise yüzde 13. Kuzey Irak’ta da durum pek farklı değil. 50 Denizli Ticaret Odası T ile tam olarak çözüme kavuşturulamamış, yıllar boyu kanlı savaşlar nedeniyle belini doğrultamayan Irak, yaklaşık 78 milyar Dolar dış borcu ile kendi içinde yaşamaya mahkum edilmiştir. 1950’lerden beri ülkenin ana geliri petrolden sağlanmaktadır. 1968 yılında Baath Partisi’nin iktidarı ele geçirmesinden sonra, kamu sektörünün petrol gelirlerine bağımlılığı daha fazla artmıştır. Bunun nedenlerinden biri de ülkedeki diğer petrol alanlarının millileştirilmesidir. Bu kararla birlikte Irak, kendi topraklarından çıkan petrolün dışa açılımını sağlayamamış, devlet kanalıyla yurt içinde dağıtım yoluna gitmiştir. Birbiri ardına gelen ayaklanmalar sonucu ülkenin yaşadığı bölünmeler, makus bir talihi yaşatmıştır yıllar boyunca. Körfez Savaşı, bütün dünyanın zihninde mıh gibi kalırken, ateş düştüğü yeri yakmış ve Irak’ta uzun yıllar savaşın acı hatıraları ile yaşam sürdürülmeye çalışılmıştır. Körfez Savaşı'nın bitmesine rağmen ülkede huzursuzluk ortamı son bulmamış, aksine bu savaş ülkede ayaklanmaların bir başlangıcı olmuştur. Körfez Savaşı’ndan sonra resmen olmasa da fiilen bir bölünme yaşanmıştır. ürkiye’nin komşusu Irak, coğrafi açıdan önemli bir yere sahip olmakla birlikte tarihte yaşanmış pek çok olaya, savaşa ve işgallere ev sahipliği yapmıştır. Bu özelliği, Irak’ın jeolojik özelliklerinden çok savaşlar ve yıkımlar ile anılmasına neden olmuştur. Irak’ın doğal kaynaklarının mülkiyet ve satış haklarına ilişkin tartışma, 2005 yılı Kasım ayında kabul edilen Irak Anayasası Eylül 2009 Ülkede Baş Gösteren Bölünmeler ve Olumsuz Etkileri Savaşın izleri ile dolu ülkede yönetimdeki boşluktan kaynaklanan yeni oluşumlar boy göstermeye başlamıştır. Bu yıllarda ülkenin kuzeyinde kalan kısmında yaşanan bölünme ile Kuzey Irak Bölgesel Yönetimi’nin temelleri atılmıştır. Kendi İçinde Parçalanan Bir Ülkeden Arda Kalanlar Kuzey Irak’a ilk giriş yaptığız bölgenin adı İbrahim Halil olan küçük bir kasabadır. Burası aynı zamanda bir gümrük kapısıdır. Bağdat’ta bulunan Kürt birliği birçok bakanlığı korurken, Kuzey Irak’ın güvenliği de tamamen peşmergelere aittir. Türkiye’ye açılan İbrahim Halil Gümrük Kapısı’nı da bu güçler korur. Erbil’de de güvenlik için bir taburluk ‘Zavite Özel Gücü’ bulunmaktadır. Bölgede Amerikalılara ait birçok aracı görmek mümkündür. Konvoylar halinde yola çıkan Amerikan araçlarıyla ilgili çok ilginç bir detay dikkat çekiyor. Konvoyda arıza yapan aracın şoförü beş dakika içinde bu arızayı gideremezse aracı www.dto.org.tr EYLÜL 2009 GEZİ Savasın Izlerinin Hüküm Sürdügü Ülke: Irak Savaşlarla geçen yıllara rağmen Irak’ta genç nüfus halen çoğunlukta bulunuyor. Ancak buna rağmen bu genç nüfus bölgedeki işsizlikten dolayı atıl durumda. Ülkede 1000 canlı bebek doğumunun 47.04’ü ise ölümle sonuçlanıyor. Irak, uzun yıllar yasal veya yasal olmayan yollardan komşuları ile iyi bir ticaret ilişkisi içerisinde bulunmuştur. Acil olan ihtiyaçları için uzun yıllar ucuz petrol ihraç etmiştir. içindeki malzemelerle birlikte imha ediyor. Bütün bir konvoyu tehlikeye atmaktansa aracı imha etmek, onlar için en güvenli yol olarak tercih ediliyor. Kürdistan Bölgesel Yönetimi de kendi içinde anlaşmazlıklar ve bölünmeler yaşamıştır yıllar boyunca. Günümüzde de bölgede yaşanan güç ve hakimiyet kavgası halen devam ediyor. Barzani ve Talabani arasında yıllardan beri süren bu sürtüşmede hiç kuşkusuz en çok zarar gören Iraklılar. Geçmişte bu iki gurup arasında yaşanan şiddetli çatışmalardan en çok zararı halk gördü. Irak’ın kuzey bölgesini sahiplenmeye çalışan bu iki güç, en son çareyi bölgeyi aralarında paylaşmakta buldu ve aralarına da bir sınır koydular. Sınır bölge olarak da Erbil ile Süleymaniye arasında bir nokta belirlendi. Bu paylaşım sırasında bölgenin başkenti konumunda Erbil ve Türkiye’nin sınırındaki Duhok, Barzani’nin himayesi altında kaldı. Bu paylaşımda Talabani ise Süleymaniye ve Kerkük’ün Saddam güçlerinin giremediği bölgeler olan Derbendihan’i aldı. Bölgenin Üretim Temelinde Türklerin İzleri Bölgede ekonomik kalkınmanın alt yapısını oluşturan temel unsurlar olmadığı gibi sanayi, tarım üretimi ve iş alanları da yok denecek kadar az. Bölgeye günde sadece üç saat elektrik veriliyor. Hal böyle olunca hemen hemen her evin kapısında jeneratör görmek insana şaşırtıcı gelmiyor. Su ihtiyacını karşılamada da büyük sıkıntılar yaşayan bölge halkının su kanalizasyon şebekesi yok denecek kadar kötü durumda. Bütün bu olumsuzluklara rağmen bölgede kira fiyatları tavan yapmış durumda. Bunun en büyük sebebi; Irak’ın diğer kesimlerinden birçok insanın halen bölgeye akın etmesi. Bölgede benzin satışı akıllara durgunluk veriyor. Normalde bakkala gidip ekmek alırmış gibi insanlar bidonlarla benzin alıyor ve daha sonra bu benzinleri satıyor. Ekonominin Temel Direği: Petrol Kuzey Irak Ekonomisi’nin neredeyse tamamının petrole dayandığını söylemek yanlış olmaz. Çünkü bölgede üretilen Irak ihracatında 1950’li yıllarından beri petrol hakimiyetini sürdürmektedir. Petrole olan bağımlılık artıkça, petrol ana gelir kaynağı haline gelmiş ve Irak’ta diğer sektörler ihmal edilmiştir. Eylül 2009 Birleşmiş Miletler Güvenlik Konseyi’nin 2003 yılında almış olduğu 1483 sayılı kararı uyarınca, ülkedeki ambargolar kaldırılmıştır. Bu tarihten itibaren petrol dışındaki ürünlerin de ihracatına izin verilmiştir. Denizli Ticaret Odası 51 HABERLER D O S YA MEKAN R Ö P O R TA J EKONOMİ GEZİ MARKA E -T İ C A R E T Türkiye ile Irak Arasında Yapılan Protokoller ve Anlasmalar gezi hazırlayan » serpil çoruhlu S E K TÖ R Türkiye ile Irak arasındaki ilk antlaşma, 1965 yılında yapılan Ticaret Antlaşması'dır. Antlaşma, 1966 yılında yürürlüğe girmiştir. Bunu, 1976 tarihli ‘Ekonomik ve Teknik İşbirliği Anlaşması’ ve 1981 tarihli ‘Uluslararası Karayolu Taşımacılığı Anlaşması’ takip etmiştir. IRAK Türkiye’nin Irak’tan ithal ettiği ürünler başta petrol ve petrol ürünleri olmak üzere, bakır ve bakır mamulleri, bakliyat ürünleri ve işlenmemiş maden cevherleridir. Irak da Türkiye’den demir çelik, buğday unu, çimento, gıda ürünleri, elektrikli ve elektronik eşya, beyaz eşya, makine ve ekipmanları, plastik ve plastik ürünleri, alüminyum ve alüminyum ürünlerini ithal etmektedir. 52 Denizli Ticaret Odası herhangi bir sanayi mamülü yok. Özellikle son yıllarda yaşanan büyük çatışmalar nedeni ile tarım yapılan alanlara ise rastlayabilmek pek mümkün değil. Bölgenin elektrik ihtiyacı, sınıra yakın kurulmuş (Türkiye sınırları içinde) bir Türk santralinden sağlanıyor. Bakkallarda, marketlerde satılan hemen hemen bütün ürünler Türk malı... Bölgede yaşayan halk hiçbir şey üretmiyor ancak lüks araçların, 4x4’lerin çokluğu da atlanmayacak bir ayrıntı olarak dikkat çekiyor. Bu da bir petrol gerçeği olarak karşımıza çıkıyor. Kuzey Irak’ta petrol sektörü dışındaki yatırımların yüzde 85 - 90’ını Türk şirketleri yapıyor. Bölgedeki Türk petrol şirketleri, ulusal petrol şirketi TPAO ve diğer özel petrol şirketlerinin bölgede faaliyet göstermesinin özellikle önümüzdeki dönemde Türkiye'ye önemli katkılar sağlayacağı açık. Eylül 2009 5 Milyar Dolar Olan Ticaret Hacminin 25 Milyar Dolar'a Çıkma Hedefi Avrupa pazarı kriz nedeniyle daralırken, büyük potansiyel vaat eden Kuzey Irak, bölgede gerginliğin azalmasının da etkisiyle Türk işadamlarının odağı haline gelmiş durumda. Atlas Jet’in haftada 5 gün yaptığı Erbil ve haftada 3 gün gerçekleşen Süleymaniye seferleri ciddi bir doluluk oranına ulaşıyor. Hal böyle olunca da Irak’la 5 milyar Doları bulan ikili ticaret hacminin yıl sonunda 8 milyar Dolara ulaşacağı hesaplanıyor. Son dönemde yapılan anlaşmaların hayata geçmesi ile bu rakamın 3’e katlanacağı, 2011-2012 döneminde ticaretin 25 milyar Dolar düzeyine çıkacağı belirtiliyor. Kuzey Irak pazarının Türk şirketlerini cezbetmesinin bir diğer nedeni ise İran pazarı için de bir kapı konumunda olması... Bu durum girişimci Türkler tarafından farkedilmiş olacak ki, Irak’ın bütün bölgelerinde Türk markalarına rastlamak mümkün. Sınırların Açılmasıyla Kuzey Irak’ta Yaşanan Bayram Havası Filistinlilerin onlarca yıldır hayalini kurduğu uluslararası havaalanına Kuzey Irak’taki yönetim sahip. 2003 sonrası sınırların tamamen açılmasıyla ticarete müthiş bir canlılık gelmiş durumda. Erbil’deki, esnafın çoğu Türkmen olan Kayseri Çarşısı tıklım tıklım. Çarşıdaki baharatçısı, çaycısı, kumaşçısı, çiçekçisi herkes ticari hareketlilikten memnun. Bölgede Katma Değer Vergisi olmadığı için herşey daha ucuz. Bölgeye paralı yabancılar geldiği ve memur maaşları arttığı için de satışlar iyi. Irak bütçesinden yüzde 17 pay alan bölgesel yönetim, bütçenin yüzde yetmişe yakınını memur maaşlarına dağıtıyor. www.dto.org.tr EYLÜL 2009 GEZİ Türkiye Için Önemli Bir Pazar Amerikan işgali ardından başka bir yönetim modeline geçen Irak, özellikle inşaat ve enerji alanında Türkiye açısından önemli bir pazar durumunda. Bugün çok sayıda Türk şirketi Irak'ta faaliyet gösteriyor. Filistinliler’in onlarca yıldır hayalini kurduğu uluslararası havaalanına Kuzey Irak’taki özerk yönetim sahip. Sınırların açılmasıyla ticarette hareketlilik her geçen gün artıyor. Kuzey Irak’taki İnşaat Sektörü Kuzey Irak’taki kalan bütçenin çok önemli bir kısmı inşaat sektörüne gidiyor. Bölgedeki inşaat alanları, görenleri hayrete düşürüyor. Kuzey Irak arazisinin tamamıyla dağlık ve boş olmasından ötürü inanılmaz bir potansiyeli var. Kürdistan Bölgesel Yönetimi, inşaat ihalelerinin yüzde 90’ını Türk şirketlerine veriyor. Karayolları, su ve kanalizasyon şebekeleri, bakanlıklar, üniversiteler, köprüler, hapishaneler, havaalanları, hemen her şeyi Türk şirketleri yapıyor. Ayrıca işadamları, birçok anlaşmaya, kullanılacak seramik, elektrik malzemesi, çimento ve demirin Türk malı olması koşulu konduğunu anlatıyor. Bölge makamlarından, iş yapmak için izin alan Türk şirketlerinin sayısının 1200 civarında olduğunu öğreniyoruz. Bu şirketlerin kurucuları ve çalışanlarından bölgeye yerleşenlerin sayısı da 14 bini buluyor. Bunlar arasında lokantalar, marketler, güzellik salonları ve okullar var. Petrolün Etkisi ile Yükselen Ekonomik Pazar Kuzey Irak’taki petrol rezervleri konusunda uzun süredir devam eden tartışmaların ardından ilk kez KerkükYumurtalık Boru Hattı’na geçtiğimiz aylarda petrol pompalanmaya başladı. Bağdat Hükümeti'nin izniyle başlanan proje kapsamında günde 90 bin varile kadar petrol pompalanabileceği haber veriliyor. Bölgenin pek çok yerinde rastlanan Türk izleri bu büyük adımda da kendini gösteriyor. Petrolü çıkaran Genel Enerji şirketinin çoğunluk hissesi Türkiye’den Çukurova Grubu'na ait. Kanadalı Addax ile ortak olarak 2003 yılında başlatılan bu proje, Haziran ayı ile birlikte meyvesini veriyor. İlk etapta günde 100 bin varil olarak planlanan petrolün ihracından elde edilecek gelirin büyük bir bölümü Irak Hazinesi’ne aktarılacak. Kürt yönetimi, petrolün yüzde 17’sinde hak sahibi olacak. Taktak ve Tavke kuyularından çıkarılan petrolün önce tankerlerle boru hattına taşınması, ara boru hattı inşa edildikten sonra ise üretimin günde 200 bin varile kadar çıkarılması planlanıyor. Bu da, Türkiye üzerinden dünyaya açılan petrol miktarının Bakü-Tiflis-Ceyhan ve Kerkük-Ceyhan Boru Hattı’ndan pompalanan Irak petrolü ile birlikte daha da yükselmesi anlamına geliyor. Türkiye ile Kuzey Irak Bölgesi arasında kurulan yatırımlar sadece petrolle de sınırlı kalmıyor. Kapılarını dünyaya açan Irak’ta iş adamları ülkelerinin inşasında önemli yer tutan Türk işadamalarına hemen her alanda ihtiyaç duyuyor. Kuzey Irak Bölgesi’ndeki yönetim, ‘Türk iş adamlarıyla çalışmaktan daha akılcı bir şey olamaz’ diyerek, petrolle bağlandıkları Türkiye’ye yatırım kapılarını da sonuna kadar açmış durumdalar. Eylül 2009 Bölgede Erbil ve Süleymaniye kentlerinde olmak üzere iki adet uluslararası havalimanı bulunmakta. Buradan Viyana, Frankfurt, Stockholm, Amsterdam, Dubai, Umman ve İstanbul’a haftada 80’den fazla uçak seferleri düzenleniyor. Denizli Ticaret Odası 53 S E K TÖ R D O S YA MEKAN R Ö P O R TA J EKONOMİ GEZİ MARKA E -T İ C A R E T TOBB HABER “Siyasi Kavgalar, Ekonomiye Balta Vuruyor” hazırlayan » ozan öner özmen haberler HABERLER T yapmayanlara bir şey demiyoruz. Ama bunun yanında bir de parası olup da harcamayanlar var. Bunlara çağrıda bulunuyoruz'' şeklinde konuştu. ürkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, yaşanan siyasi kavgaların Türkiye Ekonomisi’nin büyümesini engellediğini söyledi. Hisarcıklıoğlu, yaptığı açıklamada, parti kapatma davası, 367 krizi gibi olaylarla kardeşin kardeşle kavga etmeye ve Türk insanının kendi ayağına kurşun sıkmaya başladığını ifade etti. Ekonominin 2001 yılında büyüme göstermeye başladığını, 2007 yılından sonra bu büyümenin durduğunu ve gerileme dönemine girildiğini belirten Hisarcıklıoğlu, “Ekonomimiz, 2001 yılında yakaladığı büyüme hızını 2007 yılından itibaren geri götürmeye başladı. Bu gerilemede siyasi çekişmeler de rol oynadı” dedi. Hisarcıklıoğlu, bu çekişmelere bir de küresel kriz eklenince Türkiye’de büyümenin ciddi manada gerilediğini dile getirerek, ''Kriz bizim krizimiz olmamasına rağmen hem büyümemizi hem de ihracatımızı Son 60 yıldır Türkiye-Amerika ilişkilerine bakıldığı zaman ilişkilerin bozulmadığını, yine askeri ilişkide de pozitif gelişmelerin yaşandığını kaydeden Başkan Rifat Hisarcıklıoğlu, iyi gitmeyen tek noktanın ekonomik ilişkiler olduğunu söyledi. Türkiye ve Amerika’nın ekonomik ilişkilerde çok zayıf durdurdu. Yaşanan kavgaların Hisarcıklıoğlu, 70 milyonluk kaldığının altını çizen TOBB ülke nüfusu içinde çalışabilir sıkıntısını vatandaş olarak Başkanı Hisarcıklıoğlu, şöyle durumdaki nüfusun 35 milyon konuştu: ''Amerika, dünyanın bizler çekmek zorunda kaldık olduğu düşünüldüğünde bunun en büyük ekonomisi olmave hala çekiyoruz'' şeklinde 6 milyonunun işsiz olmasının konuştu. sına rağmen son dönemde çok ciddi bir tehlike olduğunu Türkiye’nin Amerika’ya Türkiye’nin geçmişte yaşadığı vurguladı. ihracatı azalıyor. krizlerden daha kolay çıkTürkiye’nin ihracatında ''Kriz varsa çaresi de var. masına karşın 2009 krizinin Amerika’nın payı yüzde Evde durma pazara çık'' didaha sert geçtiğini kaydeden 13’lerdeyken yüzde 3’e düşHisarcıklıoğlu, bunun en büyük yerek yeni bir sloganla yola müş. Son dönemde özellikle nedeninin krizin tüm dünyada çıktıklarını ifade eden Başkan Obama’nın ABD başkanı olmayaşanmış olması ve Avrupa ül- Hisarcıklıoğlu,''Türkiye’de sından sonra Cumhurbaşkanı kelerine mal satılamaması ola- Gayri Safi Milli Hasıla’nın ile kurmuş olduğu ilişkilerde yüzde 70’ini özel tüketim rak değerlendirdi. Türkiye’de ABD’de birincil çalışmanın 6 milyon 100 bin işsiz vatan- oluşturuyor. Biz gerçekten ekonomi olması istenmiştir ve parası olmadığı için alışveriş daş olduğuna dikkat çeken bundan da gurur duyuyoruz''. Icisleri Bakanı Besir Atalay TOBB Baskanı Rifat Hisarcıklıoglu’nu ziyaret etti Demokratik acılım bulusması İ çişleri Bakanı Beşir Atalay, ''Demokratik Açılım'' çalışması kapsamında TOBB Başkanı M. Rifat Hisarcıklıoğlu ve Başkanlık Divanı üyeleri ile biraraya geldi. TOBB Başkanı M. Rifat Hisarcıklıoğlu, görüş- 54 Denizli Ticaret Odası Eylül 2009 me sonrası yaptığı açıklamada, İçişleri Bakanı Atalay'ın, katılımcı demokrasinin güzel bir örneğini sergileyerek, görüş ve düşüncelerini iş dünyasının çatı kuruluşu olan TOBB'un Başkanlık Divanı ile paylaştığını belirterek, TOBB’un vizyonunun her zaman ifade ettikleri gibi bireysel hak ve özgürlüklerin 72 milyonun tamamı için AB standartlarına yükseltilmesi olduğunu söyledi. www.dto.org.tr Başkan Rifat Hisarcıklıoğlu, Türkiye Ekonomisi’nin, 2001 yılında yakaladığı büyüme hızını 2007 yılından itibaren geri götürmeye başladığını ve bu gerilemede siyasi çekişmelerin rol oynadığını söyledi. TOBB Başkanı demokrasinin kalitesini artırmadan ekonominin güçlenmesini kimsenin beklememesi gerektiğini ifade ederek, ‘‘güçlü ekonomi olmadan da kaliteli demokrasi olmaz’’ dedi. HABERLER EYLÜL 2009 Türkiye Odalar ve Borsalar Birligi Baskanı Rifat Hisarcıklıoglu: "Bugünü Kurtarmadan Yarına Ulasmak Mümkün Degildir " “Geleceğe yönelik planlar yapmadan önce, bugünkü sorunlarımıza çözüm üretmek durumundayız. Zira bu günü kurtarmadan yarına ulaşmak mümkün değildir. O halde mutlaka üretimi teşvik etmeli ve mevcut kapasitesiyi işler hale getirmeliyiz’’ “Kriz Geçici, Rekabet ise Kalıcıdır” T ürkiye'nin AB Katlım Sürecinde Türkiye Ekonomisi ve Sanayi Politikası konulu toplantı Kayseri Sanayi Odası'nda yapıldı. TOBB Başkanı M. Rifat Hisarcıklıoğlu toplantıda yaptığı konuşmada, insanların bilmediği konulardan hep korktuklarını, bildiği konularda ise girişken olduğunu, AB süreciyle ilgili bilgi vermek amacıyla düzenlenen bu tip toplantıları hep desteklediklerini söyledi. Türkiye'nin dünyadaki en zengin 17 ekonomi arasında yer aldığını, AB sürecinde sivil toplum örgütleriyle yapılan iş birliğinin oldukça önemli olduğunu, Başmüzakereci Egemen Bağış'ın bu konuda oldukça başarılı olduğunu vurgulayan Başkan Hisarcıklıoğlu, ''Kriz geçici, rekabet ise kalıcıdır. Ben ticaret yaparken birileriyle rekabet ettiğimde hep daha çok kazandım. Her rekabetçi, size yeni bir şeyler öğretir. 'Her ne ortamda olursan ol yakınma yekin. (şikayet etme, hareket et)'. Bu sözü büyüklerimizden öğrendim. Bizde petrol yok ama Allah'a şükür Avrupa'da olmayan girişimci bir ruh var. Bizim önümüzü açın'' dedi. Rifat Hisarcıklıoğlu, konuşmasında AB'ye imtiyazlı ortaklık teklifinin ahlaki olmadığını, Türkiye'nin 130 milyar Dolar olan yıllık ihracatının yüzde 92'sinin sanayi ürünü olduğunu ifade ederek şunları söyledi: ‘‘Bizim AB'nin pazarı olacağımız korkuları doğru değildir. Biz, ürettiğimizi kime satacağız, paranın olduğu pazara yani AB'ye satacağız. Türkiye 25 yıl önce 3 milyar Dolar ihracat yaparken bunun yüzde 92'si tarım ürünü idi. Şimdi 130 milyar Dolar'ın yüzde 92'si sanayi ürünü. 25 yılda bakın nereden nereye geldik. Bu müthiş bir TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, Türk dönerinin Almanya'da marka haline geldiğini ve Döner Yasası da çıkartıldığını belirterek, şöyle devam etti: ''Almanya'ya giden benim Türk girişimcim sıfır sermaye ile döneri Almanya'ya taşıdı. Adamın damak tadını değiştirdi. Fast-food sektöründe şimdi Türk döneri bir numara. Benim insanım şimdi Almanya'da döneri seri ve standart üretiyor. Yüz dolayında döner üreten fabrika var. Bu bizim insanımızın başarısı’’ dedi. TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi’nden Önemli Basarı TOBB ETÜ En Basarılı Ögrencilerin Tercihi K uruluşundan bu yana Türk eğitim sistemine öncü ve örnek olmak parolasıyla birçok yenilikler katan TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi, başarılarını artırarak sürdü- rüyor. TOBB ETÜ, her geçen yıl Türkiye’nin en başarılı öğrencilerinin tercih ettiği üniversitelerden biri olarak az zamanda çok işler başarmanın gururunu yaşıyor. TOBB ETÜ bir başarıya daha imza atarak kendi rekorunu da kırdı ve 2009 ÖSS sonuçlarına göre ilk 1000’deki dereceli öğrencilerinin sayısını geçen seneye göre yüzde 38 oranında artırdı. 2009 ÖSS yerleştirmesine göre TOBB ETÜ Türkiye’nin AB sürecinin 150 yıl önce başladığını ifade eden Rifat Hisarcıklıoğlu Avrupa Birliği’nin dünyada geçerli olmayan bazı kuralları Türkiye üzerinde uygulamak istediğini söyledi. başarı hikayesi. Şimdi gidiyorum Almanya'ya Fransa'ya Brüksel'e... Benim ondan ne eksiğim var. Hiçbir eksiğim yok. Lider olunacaksa böyle olunacak. Ben diyorum ki, ekonomik noktada ve kişisel haklarda önümü açın. Bugün artık işçi işveren beraberiz. El ele kol kola girebilmeliyiz. Bu kültüre geldik. Esas yapılması gereken kendi içimizde bu müzakere sürecini anlatabilmek. Eğer bunu anlarsak bundan korkmayız.'' öğrenci kontenjanının yüzde 11’ini en başarılı ilk 1000 öğrenciden oluşturdu. TOBB ETÜ 2009 ÖSS’de ilk 2000’e giren öğrenciler arasında en çok tercih edilen beşinci vakıf üniversitesi oldu. TOBB, başarılı çalışmaları ile Türkiye'de 17 kente daha ABİGEM açılmasına vesile oldu. Gaziantep ABİGEM, Türkiye'deki 17 kente 30 milyon Euro'luk proje aktarımını sağladı. Eylül 2009 Denizli Ticaret Odası 55 S E K TÖ R D O S YA MEKAN R Ö P O R TA J EKONOMİ GEZİ MARKA E -T İ C A R E T TOBB HABER Katar ile Ticaret Hacmi 1 Milyar Doları Astı hazırlayan » ozan öner özmen haberler HABERLER T OBB-DEİK ve TürkKatar İş Konseyi tarafından verilen çalışma yemeği Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve Katar Emiri Şeyh Hamad Bin Halife El Thani'nin katılımıyla gerçekleşti. Çalışma yemeğine ayrıca, Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, Katar Uluslararası İşbirliğinden Sorumlu Devlet Bakanı ve Ticaret Bakan Yardımcısı Khaled Bin Mohammed Al-Attiyah, İstanbul Valisi Muammer Güler, İTO Yönetim Kurulu Başkanı Murat Yalçıntaş ile çok sayıda iş adamı katıldı. Hisarcıklıoğlu, Türkiye'nin İtalya'dan Çin'e uzanan bölgede sanayi devi bir ülke haline geldiğini, turizmde ilk 8 güzergahtan biri haline gelen Türkiye'nin taşımacılık alanında da ABD ve Çin'in ardından üçüncü sırada yer aldığını hatırlattı. Yemekte bir konuşma yapan TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, Katar ile Türkiye'nin sahip olduğu kaynakların ötesinde tarihi bağları bulunduğunu ifade ederek, geçmişte de ülkeye jeopolotik itibarı nedeniyle Katar Kıtası denildiğini hatırlattı. taşıyan birçok projenin altında Türk müteahhitlerinin imzası bulunduğuna işaret etti. Başkan Hisarcıklıoğlu, artan enerji girdi fiyatlarının Katar'ı zenginleştirdiğini, ancak buradaki asıl başarının uzun vadeli stratejik adımlar atılmasında yattığını vurguladı. Hisarcıklıoğlu, Katar'ın bu yönde gerçekleştirdiği projeler hakkında da bilgi verdiği konuşmasında, Katar'ı refaha Türkiye’nin en büyük doğal kaynağının yetişmiş insan gücüne dayalı müteşebbis ruhu olduğuna işaret eden Başkan Hisarcıklıoğlu, Katar'ın Hisarcıklıoğlu, Türkiye ile Katar arasındaki ticaret hacçok taraflı dış politikasının, minin, 2011 yılında 1 milyar bölgenin geleceği açısından Dolar'ı aşmasını hedefledikçok önemli olduğunu da belirtti. Türk özel sektörünün son lerini, ancak bu hedefe 2008 yıllardaki başarılarına değinen sonunda ulaşıldığını vurguladı. Dünyanın en başarılı 225 müteahhitlik firması içinde 23 Türk firmasının bulunduğunu kaydeden Rifat Hisarcıklıoğlu, ''Müteahhitlerimizin özellikle katma değeri yoğun projelerde Katar'a hizmet emek için her zaman hazır olduğunu vurgulamak istiyorum'' dedi. VOB’da tek basına iMKB’nin söz sahibi olacagı bir sistem olmaz VOB Sistemi Tartısması T OBB Başkanı M. Rifat Hisarcıklıoğlu, Vadeli İşlemler ve Opsiyon Borsası’nda İMKB’nin hisse talebiyle başlayan tartışmayla ilgili, ‘’VOB’da tek başına İMKB’nin söz sahibi olacağı 56 Denizli Ticaret Odası Eylül 2009 bir sistem olmaz’’ dedi. İzmir Enternasyonal Fuarı’nın açılışı nedeniyle geldiği İzmir’de gazetecilerin sorularını yanıtlayan Hisarcıklıoğlu, bir süredir VOB’un İstanbul’a taşınacağı konusunda yorumların yapıldığını, kimsede böyle bir niyet olmadığını söyledi. VOB’da ilk gongu Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın vurduğunu, borsanın İstanbul’a taşınması gibi bir konuya en başta Başbakan’ın müsa- ade etmeyeceğini belirten Hisarcıklıoğlu, İMKB’nin VOB içindeki hisselerini artırma yolunda bir talebin söz konusu olduğunu, bu konuda İzmir Ticaret Borsası’nın görüşlerini ifade ettiğini kaydetti. www.dto.org.tr Enerji konusuna ticari bir yaklaşımın herkesin menfaatine olacağını kaydeden Hisarcıklıoğlu, enerjinin siyasi bir güç aracı olarak kullanılması halinde büyük zararların doğacağını kaydetti. Türkiye’nin sahip olduğu stratejik noktaların kıymetini bilmesi gerektiğini söyleyen TOBB Başkanı Hisarcıklıoğlu Türkiye’nin bölgesinin lider ülkesi olmasının altını çizdi. HABERLER EYLÜL 2009 TOBB Baskanı Rifat Hisarcıklıoglu: ‘‘ABD ile Askeri Iliskilerimiz Gelisti, Ticari Iliskilerimiz Geriledi” ‘‘Türkiye’nin ABD ile olan ilişkileri son 60 yılda insani ve askeri boyutta gelişti ama bu gelişme ticari alanda giderek gerilemeye başladı. Türkiye, ABD ile olan ticari ilişkilerini daha da artırmak istiyor. İki ülke arasındaki ticari ilişkilerin mutlaka artması lazım’’. ‘‘Yapısal Reform için Yeni Anayasa Sart’’ T 1982 Anayasası’nda kamuözel sektör kalkınmasına yer verildiğini, dünyada anlayışın değiştiğini ve özel sektörle kalkınmanın öne çıktığını anlatan Başkan Hisarcıklıoğlu, ''Anayasayı yeniden düzenleyemezsek yapısal reformların hiçbirini yapamayız. Demokrasinin gelişebilmesi için de Siyasi Partiler Yasası ve Seçim Yasası değişmeli. Hukuk sistemi yeniden yapılmalı. Çünkü mevcut sistem geç işliyor, adaletsizliği doğuruyor'' dedi. Türkiye’nin tamamının kayıtsız olduğunu, hiç kimsenin hesap veremediğini ve hesap soramadığını kaydeden Başkan Son birkaç yılda değişimin ve dönüşümün çok önemli bir yansıması olduğunu ifade eden Bakan Şimşek, 2000 yılında Türkiye’nin kişi başına milli gelirinin AB’nin 27 ülkesinin kişi başına milli gelirinin yüzde 29,8'i iken geçen yıl bunun yüzde 44’ü aştığına dikkati çekti. olduğunu ve bunun devam etmesi gerektiğini söyledi. Bakan Şimşek şunları kaydetti: ''Bu yapısal ve köklü değişimin birçok unsuru var. Tabii ki, Anayasa’yı değiştirmeden belli bir noktadan sonra işlerin tıkandığı da ortada. Yani bir kamu personel yönetmeliği Maliye Bakanı Mehmet Şimşek veya genel olarak bir kamu idare reformunu, hukuk reforde Türkiye’nin önemli bir demunu maalesef bugünkü çerğişim ve dönüşümün içinde Hisarcıklıoğlu, ''Hadi bakalım baba yiğitsen sor hesabı... Sistem, adamı ahlaksız hale getiriyor. Demokrasinin kalitesini artırmak ve gelişmek, hesap sorabilir noktaya geçmek için kayıtlı ekonomiye geçilmeli'' dedi. Törende, Gaziantep sanayisine, kültürüne, tarihine, sporuna yaptığı desteklerden dolayı Gaziantep Valisi Süleyman Kamçı, TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, GTO Başkanı Mehmet Aslan, Sanko Holding Başkanı Abdulkadir Konukoğlu, Gaziantep Vakıflar Bölge Müdürü İsa Güven, Şölen Çikolata Başkanı İsmail Çoban, MB Holding Başkanı Muharrem Balat Gülsan Holding Başkanı Mustafa Topçuoğlu ve Naksan AŞ Yönetim Kurul Üyesi Taner Nakıboğlu’na plaket verildi. Rifat Hisarcıklıoglu, 30 Agustos Zafer Bayramı nedeniyle bir mesaj yayımladı TOBB’dan 30 Agustos Mesajı 30 Ağustos Zafer Bayramı nedeniyle TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu bir mesaj yayımladı. Başkan Hisarcıklıoğlu’nun 30 Ağustos mesajı şu şekilde: “Tarihin TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu ÖSS Sözel-1 ve Eşit Ağırlık-1 türünde Türkiye birincisi, Sayısal-1’de ikinci olan başarılı öğrenci Mustafa Öztürk’e bilgisayar hediye etti. çevede köklü şekilde yapmak çok zor. Fakat bugünün şartlarında da Anayasa değişikliği de konsensus gerektiriyor''. ürkiye Odalar ve Borsalar Birliği Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, Tüm Sanayici ve İşadamları Derneği’nin ‘’Başarı ve Onur Ödülü’’ töreninde yaptığı konuşmada, yapısal reformların yapılabilmesi için bugünkü sistemin kökten değişmesi gerektiğini ve bunun için de Anayasa’nın değişmesi gerektiğini söyledi. içindeki bu büyük zaferler, sadece mensubu oldukları milletin değil, insanlığın kaderinin de değişimine neden olur. 30 Ağustos Zaferi, Türk Tarihi’nde olduğu kadar, dünyada da yeni bir dönemin başlaması açısın- dan da önemli bir tarihtir. Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk büyük zafer sonrasında ortaya koyduğu onurlu çizgide, hukuki ve siyasi bağımsızlığı ve bunun sağlanması için gerekli olan ekonomik bağımsızlığı, milletimizin en değerli hazinesi olarak ifade etmiştir. Türk özel sektörü adına, 30 Ağustos’ta kazanılan bu zafer nedeni ile gazilerimizi şükranla, şehitlerimizi de rahmetle anıyoruz.” Hisarcıklıoğlu, devrin yeni fikirler ve ürünler ortaya koyma devri olduğuna işaret etti: ‘’Cebimizdeki 100 gram... Bu 100 gramlık cep telefonu ile bizim Ereğli’deki 20 ton sac aynı fiyat biliyor musunuz?’’ diye sordu. Eylül 2009 Denizli Ticaret Odası 57 R Ö P O R TA J ARAŞTIRMA D O S YA GEZİ makale haberler HABERLER MAKALE D Ü N YA EKONOMİ SPOR hazırlayan » av. turan özen Denizli'nin ihracat kalemleri arasında ilk sıralarda yer alan mermercilik, özellikle son yıllarda başta Denizli olmak üzere birçok şehirde büyük şirketlerin yatırım yaptığı bir alan haline gelmiş durumda. Is Sözlesmelerinde Isverenin Fesih Hakkı Is Sözlesmesinin Isverence Feshi B u köşede iş hayatında sıklıkla karşılaşılan hukuki konuları ana hatları ile açıklamaya çalışacağız. Bilindiği gibi işveren ile işçi ilişkileri, iş hayatının en önemli konularındandır. Bu nedenle bu sayımızda iş sözleşmesinin işveren tarafından feshini ayrıntıları ile açıklamaya çalışacağız. 4857 sayılı İş Kanunu, işçi ile işveren arasındaki çalışma yaşamına ilişkin bir takım hükümleri düzenlemektedir. Bu düzenlemelerin en önemlilerinden bir tanesi de işçi ile işveren arasında iş 58 Denizli Ticaret Odası Eylül 2009 sözleşmesinin yapılması zorunluluğudur. Nitekim İş Kanunu’nun amaç kapsamını ele alan 1. maddesinde de bu hükme rastlamaktayız. Söz konusu hükme göre; “Bu Kanunun amacı, işverenler ile bir iş sözleşmesine dayanarak çalıştırılan işçilerin çalışma şartları ve çalışma ortamına ilişkin hak ve sorumluluklarını düzenlemektir” demektedir. Kanun’dan da açıkça anlaşıldığı üzere, bir iş ilişkisinin kurulması için öncelikle bir iş sözleşmesinin kurulması zorunludur. İş sözleşmelerinde fesih bildirimi, yazılı ve gerekçeli olarak yapılmalıdır. Fesih bildiriminde işçiye bu neden yazılı olarak belirtilmelidir. İş sözleşmesinin kurulması kadar iş sözleşmesinin fesh edilmesi de son derece normal bir durum olarak karşımıza çıkmaktadır. İş sözleşmesi, bazı durumlarda işçi tarafından fesh edilirken, bazı durumlarda da işveren tarafından fesh edilmektedir. İş Sözleşmesinin İşveren Tarafından Feshi İş sözleşmeleri işveren tarafından iki şekilde feshedilebilir. A. İş Kanunu’nda sayılan haklı sebeplerden dolayı iş sözleşmesi tazminatsız feshedilebilir. www.dto.org.tr EYLÜL 2009 B. İşçinin kıdem tazminatı ödenmek ve ihbar tazminatı da ya ödenerek ya da ihbar süresi işçiye kullanıldırılmak sureti ile feshedilebilir. Bildirimsiz (Derhal) Fesih Bildirimsiz fesih, taraflardan birinin iş sözleşmesini haklı nedenlerle derhal sona erdirmesidir. İş sözleşmesinin bildirimsiz feshine imkan veren haklı sebebin ortaya çıkması halinde sözleşme kendiliğinden sona ermez. Sözleşmenin sona ermesi için fesih bildiriminde bulunmak gerekmektedir. Fesih bildirimlerinde haklı fesih bildiriminin belirtilmesi zorunludur. Fesih bildiriminde birden fazla haklı fesih sebebi öne sürülebilir. Ancak bir uyuşmazlık çıkması halinde işveren fesih sebebini sonradan değiştiremez. Fesih bildirimi hangi sebebe dayanmışsa o sebebi ispat etmekle yükümlüdür. MAKALE Bildirimsiz fesih hakkında 6 haftalık süre Sağlık sebepleri, zorlayıcı sebepler ile ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan hallerden biri meydana geldiğinde, Kanun tarafından işverene, iş sözleşmesinin haklı nedenlerle derhal fesih hakkı verilir. İşçinin hastalık, kaza, doğum ve gebelik gibi hallerde işveren için iş sözleşmesini bildirimsiz fesih hakkı; belirtilen hallerin işçinin işyerindeki çalışma süresine göre 17’nci maddedeki bildirim sürelerini altı hafta aşmasından sonra doğar. II. Ahlak Ve İyi Niyet Kurallarına Uymayan Haller ve Benzerleri haysiyet kırıcı asılsız ihbar ve isnatlarda bulunması. A. İş sözleşmesi yapıldığı sırada bu sözleşmenin esaslı noktalarından biri için gerekli vasıflar veya şartlar kendisinde bulunmadığı halde bunların kendisinde bulunduğunu ileri sürerek yahut gerçeğe uygun olmayan bilgiler vermek veya sözler söyleyerek işçinin iş vereni yanıltması. C. İşçinin işverenin başka bir işçisine cinsel tacizde bulunması. B. İşçinin işveren yahut bunların ali üyelerinden birinin şeref ve namusuna dokunacak şekilde sözler sarf etmesi veya davranışlarda bulunması yahut işveren hakkında şeref ve D. İşçinin işverene yahut onun ailesi üyelerinden birine yahut işverenin başka işçisine sataşması veya 84. maddeye aykırı hareket etmesi. E. İşçinin işverenin güvenini kötüye kullanması, hırsızlık yapması, işverenin meslek sırlarını ortaya atması gibi doğruluk ve bağlılığa uymayan davranışlarda bulunması. İş sözleşmesinin işveren tarafından haklı nedenle derhal feshedilmesine imkan veren “Haklı Nedenler” İş Kanunu’nun 25. Maddesi’nde sayılmıştır. İşverenin Haklı Nedenlerle Derhal Fesih Hakkı İş Kanunu Madde 25: Süresi belirli olsun veya olmasın işveren aşağıda yazılı hallerde iş sözleşmesini sürenin bitiminden önce veya bildirim süresini beklemeksizin feshedebilir. I. İşçiden Kaynaklanan Sağlık Sebepleri A. İşçinin kendi kastından veya derli toplu olmayan yaşayışından yahut içkiye düşkünlüğünden doğacak bir hastalığa veya sakatlığa uğraması halinde, bu sebeple doğacak devamsızlığın ardı ardına 3 iş günü veya 1 ayda 5 iş gününden fazla sürmesi. B. İşçinin tutulduğu hastalığın tedavi edilemeyecek nitelikte olduğu ve işyerinde çalışmasında sakınca bulunduğunun sağlık kurulunca saptanması durumunda. Bir iş ilişkisinin kurulması için öncelikle işçi ile işveren arasında imzalanmış bir iş sözleşmesi olmalıdır. Eğer ortada bir sözleşme yoksa taraflar arasında bir iş ilişkisi de yoktur. Eylül 2009 Denizli Ticaret Odası 59 R Ö P O R TA J ARAŞTIRMA D O S YA GEZİ MAKALE D Ü N YA EKONOMİ SPOR hazırlayan » av. turan özen makale haberler HABERLER Kanunda sayılan sebeplerden kaynaklanan devamsızlığın 4857 Sayılı Kanun’un 17. Maddesi’ndeki bildirim süresini aşması nedeniyle iş sözleşmesi bildirimsiz feshedilen işçilere ihbar tazminatı ödenmesine gerek yoktur. Sadece işyerinde 1 yıldan fazla bir süreden beri çalışan işçilere kıdem tazminatı ödenmesi F. İşçinin işyerinde 7 günden fazla hapisle cezalandırılan ve cezası ertelenmeyen bir suç işlemesi. G. İşçinin işverenden izin almaksızın veya haklı sebebe dayanmaksızın ardı ardına 2 iş gününü veya bir ay içinde 2 defa herhangi bir tatil gününden sonraki iş günü yahut bir ayda 3 iş günü işine devam etmemesi. H. İşçinin yapmakla ödevli bulunduğu görevleri kendisine hatırlatıldığı halde yapmamakla ısrar etmesi. İ. İşçinin kendi isteği veya savsaması yüzünden iş güvenliğini tehlikeye düşürmesi, işverenin malı veya malı olmayıp da elindeki makineleri, tesisatı veya başka eşya ve maddeleri 30 günlük ücretinin tutarıyla ödeyemeyecek derecede hasara ve kayba uğratması. 60 Denizli Ticaret Odası Eylül 2009 gerekmektedir. Ancak işçinin ahlak ve iyi niyet kurallarına uymaması dolayısıyla iş sözleşmesi feshedilen işçiye kıdem ve ihbar tazminatı ödenmesi mümkün değildir. İş Sözleşmesinin Feshinde Zamanaşımı Süresi İşçinin yukarıda belirtilen ‘Ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan’ davranışları sebebiyle fesih hakkının sebebin öğrenildiği tarihten itibaren her halükarda bir yıl içinde kullanması gerekmektedir. Örneğin; işçinin iş yerinde hırsızlık yapması halinde işveren hırsızlık olayını öğrendiği tarihten itibaren 6 iş günü geçtikten sonra hırsızlık sebebine dayanarak fesih hakkını kullanamaz veya üzerinden bir yıldan fazla bir süre geçmişse işveren yeni öğrenmiş olsa bile artık fesih hakkı doğmayacaktır. III. Zorlayıcı Sebepler İşçiyi iş yerinde bir haftadan fazla süreyle çalışmaktan alı koyan Ekonomik krize bağlı olarak işçi fesihleri her geçen gün artıyor. Bu dönemlerde hukuk dışı davranışlara sıklıkla yaşandığı için fesihlerin usulüne uygun biçimde olması önem kazanıyor. zorlayıcı bir sebebin ortaya çıkması durumunda ilgili madde hükümleri uyarınca bildirim süresini aşması durumunda işveren 25. madde hükmü uyarınca iş sözleşmesini derhal fesih hakkına sahip olacaktır IV. İşçinin Devamsızlığı İşçinin gözaltına alınması veya tutuklanması halinde devamsızlığın 17. Madde’deki bildirim süresini aşması durumunda iş sözleşmesi feshedilebilir. İşçi, feshin yukarıdaki bentlerde ön görülen sebeplere uygun olmadığı iddiası ile 18, 20 ve 21. madde hükümleri çerçevesinde yargı yoluna başvurabilir. İş Sözleşmesinin İşveren Tarafından Feshinde İspat Yükümlülüğü İş sözleşmesinin feshi halinde işveren, feshin haklı nedenle gerçekleştiğini ispat ile yükümlüdür. İspat edemez ise, gerçekleştirilen haklı nedenle derhal fesih değil, haksız fesih kapsamına girecek ve işçi iş sözleşmesinin haksız feshinden kaynaklanan tazminat ve diğer yasal haklarını talep etme hakkını kazanacaktır. www.dto.org.tr EYLÜL 2009 Eylül 2009 MAKALE Denizli Ticaret Odası 61 HABERLER S E K TÖ R D O S YA MEKAN R Ö P O R TA J EKONOMİ GEZİ MARKA E -T İ C A R E T DENiZLi EBIC DENiZLi EBIC DENiZLi EBIC DENiZLi EBIC DENiZLi EBIC DENiZLi EBIC DENiZLi EBIC hazırlayan » mehmet yatkın ebic-ege EBIC'TEN DUYURULAR Dijital kimlik yönetimi ve imza için yüksek güvenlikli USB anahtarı teknolojisi Güvenlik ve tanımlama sistemlerinin, akıllı kartların ve okuyucuların geliştirilmesi ve pazarlamasında uzman bir İtalyan firma, dijital kimlik yönetimi ve imzalarda çözüm olabilecek, tamamen sürücüsüz tasarlanmış bir USB flash bellek anahtarı geliştirildi. F irma tarafından teknik destekli ticari antlaşmalar için, dijital güvenlik ve güvenli geçiş yönetimi alanında çalışan ortaklar aranmaktadır. Bu ortaklarla güvenli geçiş yönetimi ve özellikle dijital güvenlik alanlarında çalışmalar yapılacaktır. Isı pompası kullanımıyla ısıtma ve sogutma için yenilenebilir enerji kaynaklı sistemler Bulgaristan’dan küçük bir firma yenilenebilir enerji kaynaklı sistem çözümlerinin, endüstriyel ve idari binalarda, tasarımı, üretimi ve kurulumunda uzmanlaşmıştır. B u sistemlerin en önemli avantajları, elektrik kullanımını aza indirgemesi ve yeryüzü ısısını kullanmalarıdır. Firma, ısı pompalarıyla çalışan ısıtma ve soğutma sistemlerinin üretilmesi ve kurulmasında, ortak girişimler ve ticari antlaşmalar için firmalar aramaktadır. 62 Denizli Ticaret Odası Eylül 2009 Bir Alman firması cam-fiber plastiklerin enerji üretiminde kullanılması için bir metot geliştirdi. Firma, sistemin geliştirilmesi ve daha çok kişiye ulaşması amacı ile bir KOBİ ile lisans anlaşması veya ortak yatırım yapmak istemektedir. Slovak bir girişimci, enjeksiyon iğnelerinin atılması ve güvenli depolanması için bir kutu geliştirdi. Bu kutu, iğne nedeni ile oluşacak enfeksiyon hastalıklarını engelliyor. Firma lisans antlaşmaları ile yakından ilgilenmektedir. Zeytinden elenolik ve maslinik asit, hydroxytyrosol gibi maddelerin elde edilmesi Bir İspanyol firması, birçok koruyucu özelliğe sahip elenolik ve maslinik asit, hydroxytyrosol gibi maddelerin benzersiz bir yöntemle elde edilmesini sağlayan bir süreç geliştirdi. F irma bu ürünlere (katkı maddesi, ekstrakt) ilgi duyan ve bunları hayvan yeminde, fonksiyonel yiyeceklerde ve kozmetik gibi bitmiş ürünlerde kullanmayı düşünen ortaklar aramaktadır. Bal mumu emülsiyonlarının yüksek basınç altında homojenizasyonu için teknik bilgi ve uzmanlık O rta büyüklükte bir Bulgar firması, bal mumu emülsiyonlarının yüksek basınç altında homojenizasyonu için teknik bilgi, uzmanlık ve bir teknoloji yöntemi aramaktadır. Firma üretim için özellikle lisans anlaşması temelinde üretici firmalarla yapılacak ortaklıkla ilgilenmektedir. Kurulacak bu ortaklığın ardından bal mumu emülsiyonları konusunda çalışmalarda bulunulacaktır. www.dto.org.tr EYLÜL 2009 DENiZLi EBIC BiLGi VE BASVURULARINIZ iÇiN EBIC-EGE Denizli DENİZLİ TİCARET ODASI INKJET baskı yöntemiyle karmasık parçaların mikro imalatı. Bir Fransız firma patentli bir inkjet süreci kullanılarak, birden fazla malzemeden yapılmış 3 boyutlu karmaşık parçaların üretimini sağlayan bir teknoloji geliştirmiştir. B askı süreci ve yazılım programı siparişe göre değişen bu sistem, 3 boyutlu elektronik seramik parçaların ve çok katmanlı seramiklerin üretilebilmesine olanak tanımaktadır. Firma, ticari işbirliği, işbirliği geliştirme projeleri, yatırım ve lisans için ortaklar aramaktadırlar. Paketleme, depolama ve maliyet tasarrufu saglayan evsel kullanım için ara mamul temizleyici Bir İtalyan firma, yüksek yoğunluğundan dolayı, ekonomik ve çevresel anlamda önemli, evsel kullanım için uygun olan ara mamul temizleyici üretiminde yenilikçi bir süreç için patent başvurusu yapmıştır. Ü rün paketleme, ulaşım maliyetleri ve depolama alanı tasarrufu konusunda firma tarafından garanti verilmektedir. Firma tarafından üretilen ve suyla seyreltilebilen ürün, normal bir deterjana dönüşerek, tüm orijinal özelliklerini korumaktadır. Firma teknik destekli ticari anlaşma için ortak aramaktadır. HABERLER Adres » Denizli Ticaret Odası Oğuzhan Cad. No.5 K:4 20100 DENİZLİ T. +90 258 241 17 37 Araçlar üzerindeki endotermik motorlar, yüksek kirlilikte egzoz gazı salarken, klasik yöntemler, egzoz dumanının istenen kalitede temizlenmesi konusunda yetersizdir. Bu konuda İtalyan bir firma, egzozun kostik soda ya da daha başka bazlı bir su çözeltisinde yıkanarak gazın kirliliğini en aza indiren bir sistem için patent almıştır. İtalyan firma tarafından bu sistemi ticari bir hale getirecek firmalar aranıyor. Üç boyutlu ultra hızlı ve otomatik görsel kalite kontrol sistemi Lüksemburglu bir firma, ileri teknoloji ürünü ultra hızlı görsel kalite kontrol sistemi geliştirdi. K üçük parçalar için üretilmiş bu sistem daha büyük parçalara da uyarlanabilir. Kamera, kontrol için parçanın çok açılı bir fotoğrafını çekiyor ve daha sonra bu fotoğraf parça hatalarının 3 boyutlu olarak tespit edilebilmesi için bir algoritma tarafından daha önceden belirlenmiş sayısız ölçüte göre işleniyor. Bu sistem klasik el kontrolünün aksine üretim parçalarının %100 kontrolünü mümkün kılmaktadır.Teknik destekli ticari antlaşmalar aranmaktadır. Bioteknoloji ve medikal uygulamalar için PVD seramik kaplama İ spanyol bir firma, düşük kimyasal re-aktivite, yüksek oksidasyon ve uç derecede sertlik sağlayan aşınmaya dayanıklı, bioteknoloji ve medikal alanında uygulanabilecek bir PVD kaplama teknolojisi geliştirdi. Firma daha kaliteli PVD kaplamasına ihtiyaç duyan üreticilere teknik işbirliği teklif etmektedir. Uygulamaların geliştirilmesi için ortaklar aranmaktadır. Eylül 2009 Denizli Ticaret Odası 63 S E K TÖ R D O S YA MEKAN R Ö P O R TA J EKONOMİ GEZİ MARKA E -T İ C A R E T DENiZLi EBIC DENiZLi EBIC DENiZLi EBIC DENiZLi EBIC DENiZLi EBIC DENiZLi EBIC DENiZLi EBIC EBIC'TEN DUYURULAR hazırlayan » mehmet yatkın ebic - ege HABERLER Günes ya da rüzgar enerjisi ile beslenen akümülatörlü tasınabilir elektrik üretim sistemi Roma’da faaliyet gösteren ve yenilenebilir kaynaklarla beslenen elektrik enerjisi üreten sistemlerin araştırılması, planlaması ve uygulamasında uzmanlaşmış bir firma, akümülatörlü bir elektrik jeneratörü geliştirmiştir. B u jeneratörler güneş enerjisi ve de rüzgar enerjisi ile çalışabilmektedir. Firmanın sabit ürünlerinin yanında, bu yenilikçi ürünler taşınabilir sistemlerdir. Teknik destekli ticari antlaşmalar aranmaktadır. Sıvı ürünlerin üretimi için esnek hammadde isleme sistemleri teknolojisi Çok uluslu, tüketim malları üreten bir firma, sıvıların imalat operasyonlarını desteklemek için hammaddelerin esnek bir şekilde dağıtılmasını, depolanmasını ve transferini sağlayacak bir sistem aramaktadır. B u çalışmanın potansiyel sonuçları, ilerleyen zamanlarda sıvı tedarik zincirinin tasarımı için gerekli teknolojilerinde kullanılmasını sağlayabilmelidir. Potansiyel ortaklar tarafından teklif edilen çözümlerin gelişim seviyesine bağlı olarak, uygun ortakla bir antlaşma imzalanacaktır. 64 Denizli Ticaret Odası Eylül 2009 Çikolata alanında faaliyet gösteren bir İsveç firması, el yapımı çikolata ürünlerinin üretiminde verimliliği arttıran bir teknoloji arıyor. Şu an en çok piralinlerin doldurulması için pedal kontrollü bir pompaya ihtiyaç duyuluyor. Ancak diğer küçük ölçekli otomatik ya da yarı otomatik teknolojilerle de firma ilgileneceğini ifade etmekte. Bu alanda faaliyet göstermek isteyen şirketlerin bu firma ile irtibata geçmesi tavsiye edilir. Dogru akımı alternatif akıma dönüstürmek için yenilikçi bir yöntem Bir İtalyan üniversitesindeki araştırma grubu, doğru akımın daha düşük maliyetle ve daha iyi performansla alternatif akıma dönüştürülmesi için yeni bir sistem geliştirdi. S istem çevirici anahtarlar için yenilikçi bir mantık kontrolü içeriyor. PWM kaynaklı bir teknoloji ise gerektirmiyor. Araştırmacılar teknik işbirliği antlaşmaları için ortaklar arıyor. Yenilenebilir ve/veya ihtiyaç fazlası enerjinin ısıtmada kullanılabilmesi için nem emilimi ile depolanması H ollandalı bir firma, yazın güneş enerjisinin ve atıl enerjinin, kışın ısıtmada kullanılabilmesi için bir depolama süreci geliştirdi. Buna göre kışın havadaki nemi emen malzemeler bunun için emme ısısı kullanıyor. Yaz süresince emici malzeme atıl enerji ya da güneş enerjisiyle kurutuluyor. Firma bu sistemi, binalarda, ofislerde ve endüstride kullanılabilmek için geliştirecek ortaklar aramaktadır. www.dto.org.tr HABERLER EYLÜL 2009 75IL Y Zafer Gazoz 1934'TEN BUGÜNE VATAN CD. BAĞBAŞI DENİZLİ TEL 0258 266 36 53-54 | FAKS 0258 266 06 56 www.zafergazoz.com.tr makale haberler HABERLER R Ö P O R TA J ARAŞTIRMA D O S YA GEZİ MAKALE D Ü N YA EKONOMİ SPOR hazırlayan » mutlu bayram Tekstil Sektöründe Isçi Saglıgı ˘ ˘ TEKSTiL SEKTÖRÜNDE iSCi SAGLIGININ KORUNMASI H iç kuşkusuz, ‘Ekonomi’ ve ‘Denizli’ denildiği zaman akla ilk gelen sektör tekstil sektörüdür. Bugün dünyanın pek çok ülkesinde kullanılan havlu, bornoz, çarşaf, nevresim ve perde gibi çok sayıda tekstil ürünü, tüm dünyaya Denizli’den ihraç edilmektedir. Durum böyle olunca da tekstil ve konfeksiyon sanayi, Denizli sanayileşmesinin temel direğini oluşturmaktadır. da en fazla istihdamı sağlayan sektör durumundadır. Bu da tekstil sektörünün şehir açısından sahip olduğu önemi açık bir şekilde ortaya koymaktadır. Denizli’nin göstermiş olduğu bu gelişme hızı, ülke ekonomisini de olumlu yönde etkilemektedir. Öyle ki, şu anda Denizli’deki modern tesislerde havlu, bornoz, çarşaf ve nevresim ürünleri başta olmak üzere birçok tekstil ürünü 100’e yakın ülkeye ihraç edilmektedir. Bu da Denizli’nin tekstilde bir dünya markası olduğunun en önemli göstergesidir. Özellikle ihracat ve sağladığı istihdam ile şehir ekonomisinin temel direği olan tekstil sektörü, işçi sayısı açısından 66 Denizli Ticaret Odası Eylül 2009 Tekstil sektöründe Denizli’nin en önemli özelliği, kaliteli ürünleri üretmesinin yanında aynı zamanda bir ihracat şehri olmasıdır. Son dönemde yaşanan ve tekstil sektörünü de ciddi oranda etkileyen ekonomik krize rağmen Denizlili tekstilciler ihracat rakamları ile Denizli’nin gururu olmuş durumdalar. İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Kanun koyucu tarafından işverenlere, işçilerin sağlığını koruma ve gerekli önlemleri alma konusunda önemli yükümlülük ve şartlar getirilmiştir. İşçi sağlığı ve iş güvenliği, çalışanların üretim faaliyetleri sırasında, işyerinde tehlikelere maruz kalmamaları için gerekli tüm önlemlerin alınması ve olası tehlikelere karşı maddi (bedeni) ve manevi (ruhi) zararlardan korunmaları için yapılan çok yönlü ve sistemli çalışmalardır. Gerek işverenler gerekse işçiler açısından kamu hukuku alanında bir görev olan “sağlık ve güvenlik tedbirlerinin alınması ve bunlara uyulması” kuralı, herkes için emredici ve zorunlu bir yükümlülük olarak çalışma mevzuatımızda geniş bir şekilde yer almıştır. Özellikle günümüz dünyasında bu kurallara uyulması zorunludur. www.dto.org.tr EYLÜL 2009 Tekstil Sektöründe İşçi Sağlığı Kentimiz ve ülkemiz için ekonomi deyince akla ilk gelen sektörlerin başında gelen tekstil sektörü, yaşanan girdi ve maliyet yüksekliği darboğazının yanı sıra işletmeci ve işçiler için oldukça dikkat edilmesi gereken konuları içerir. Dikkat edilmesi gereken bu konuların başında hiç kuşkusuz ‘işçi sağlığı’ gelmektedir. Çünkü bir işletmenin verimliliği, geleceği ve güvenliği de ancak sağlıklı işçileri ile mümkündür. Özellikle son yasal düzenlemelerle birlikte işverenlere işçi sağlığını koruma ve gerekli önlemleri alma konusunda önemli yükümlülükler getirilmiştir. Kanun koyucunun amacı, işçi sağlığının en iyi şekilde korunmasıdır. İş Ortamında İşçi Güvenliğinin Korunması Tarihsel olarak bakıldığında, birçok ülkede işçi sağlığı programları, koruyucu tedbirlerden yoksun ve zor şartlarda, yetersiz ücretlerle çalışan işçilerin sosyal durumlarını düzeltme ihtiyacından doğmuştur. Çünkü işçi sağlığı ve güvenliğinin korunmaması, belli bir süre sonra işverenleri de olumsuz yönde etkilemeye başlamış ve özellikle büyük sanayi tesislerinde verim düşmüştür. Bir iş ortamında bedensel ve ruhsal bakımdan güvende olmak bir işçinin en doğal hakkıdır. Bu hakka sahip olmak hiçbir şarta bağlı olamaz. Halbuki temeline indiğimizde alınacak uygulamalar sonucu oluşan sağlığın korunması ilkesi, bir ihtiyaçtan ziyade zorunluluktur. Çünkü bir iş ortamında bedensel ve ruhsal bakımdan güvende olmak bir işçinin en doğal hakkıdır. Bu hakkın da hiçbir şarta maruz kalmaksızın korunması gerekmektedir. Ancak uzun yıllar insan hayatı ile ilişkilendirilen ‘işçi sağlığı’ mevzuatı pek çok ülkede olduğu gibi Türkiye’de de yeterince uygulama alanı bulamadı. Isyerlerindeki Olumsuz Calısma Kosulları Ülkemizde hemen her gün 300’ün üzerinde iş kazası meydana geliyor. Bu kazalar sonucunda en az 5 işçi yaşamını yitiriyor, onlarcası da sakat kalıyor. İş kazalarının temel nedeni olarak da işyerindeki olumsuz çalışma koşulları karşımıza çıkıyor. Halbuki, ülkemizde hemen her gün 300’ün üzerinde iş kazası oluyor. Bu kazalar sonucunda en az 5 işçi yaşamını yitiriyor ve onlarcası da sakat kalıyor. İş kazalarının temel nedeni olarak işyeri koşullarındaki olumsuzluklar ve iş güvenliğinin yeterince sağlanmaması ortaya çıkıyor. İşte bu duruma bir son vermek, işçilerin sağlığını koruyacak düzenlemelerin uygulama alanını yaygınlaştırmak ve insan sağlığını ön planda tutmak amacıyla Kanun Koyucu tarafından işçi sağlığı mevzuatına kanunlarda yer verilmeye başlandı. Ülkemizde İşçi Sağlığı Mevzuatının Düzenlenmesi ve Önemi İşçi sayısı açısından baktığımızda ülkemizdeki işçi sayısı birçok gelişmiş ülkeye göre oldukça yüksek durumdadır. İşte bu durumda da işçi sağlığı mevzuatı büyük bir önem kazanıyor. MAKALE Tekstil sektörü, işin doğası gereği iş sağlığı ve güvenliği açısından çeşitli riskleri ihtiva etmektedir. Bu da işçi sağlığını korumayı gerektirir. Bu çalışmalar kapsamında Anayasa’nın 49 ve 56, Borçlar Kanunu’nun 332, Umumi Hıfzısıhha Kanunu’nun 173–180 ve İş Kanunu’nun 73–76 ve 80’inci maddeleri başta olmak üzere diğer ilgili kanun, tüzük ve yönetmeliklerle çalışanların sağlığı ve güvenliği güvence altına alındı. Tekstil Sektöründeki Tehlikeler Ekonomiyi oluşturan her bir sektörün kendi içinde yer alan işçi sağlığı koruma mevzuatları bulunmaktadır. İşte bu sektörlerden biri olan tekstil sektörü de, işin doğası gereği dikkat ve malzemeye yakın çalışma gerektiren bir sektördür. Eylül 2009 Denizli Ticaret Odası 67 HABERLER R Ö P O R TA J ARAŞTIRMA hazırlayan » mutlu bayram makale haberler Tekstil ve konfeksiyon sektöründe; gürültü, yüksek ısı, yorucu çalışma, kimyasalların elle taşınması, kas iskelet sistemi bozuklukları gibi iş sağlığı ve güvenliği riskleri bulunmaktadır. Bu risklerin yanında bir de sektörün emek yoğun üretim aşamasında işçilerin karşı karşıya bulunduğu tehlikeler yer almaktadır. Bu tehlikeler şu şekildedir: A. Kimyasal Tehlikeler - Solunum yolları ve deri ile temas tehlikesi – Toz (Pamuk Tozu/Asbest Tozu) – Uçucu Organik Maddeler – Patlama A. Fiziki Tehlikeler - Makine / Ekipmandan Gelen Tehlikeler - Yük Kaldırma / İndirme - Kayma-Düşme Ve Çarpma - Hareket Eden Veya Düşen Bir Cismin Çarpması’dır. D O S YA GEZİ MAKALE D Ü N YA C. Tekstil Sektöründe İş Kazası ve Meslek Hastalığı Yönünden Riskler - Pamuk tozu ve diğer tozlara bağlı riskler - Bisinozis - Mesleki astım - Gürültü - Stres, işitme kaybı, kulak çınlaması - Kullanılan kimyasallardan kaynaklanan çeşitli kanser hastalıkları, kan tablosu değişiklikleri - Termal konfor şartları (sıcaklık, nem, hava akımı), buharlı, elektrikli ütüler, preslerin yaydığı ısıya bağlı meydana gelebilen olumsuz etkiler - Psikososyal ve ergonomik faktörlere bağlı gelişebilen hastalıklar (sırt, bel omuz ağrısı gibi kas iskelet sistemi sorunları gibi) - Pres, ütüleme bölümlerinde meydana gelebilecek yanıklar, iş kazaları Saymış olduğumuz tüm bu risklere karşı işveren tarafından gerekli önlemlerin alınması gerekmektedir. EKONOMİ SPOR Boya Bölümünde Çalışan İşçilerin Güvenlik Önlemleri Kanunlarla bütün genel hatları belirlenen işçi sağlığı ve sektörel güvenlik önlemleri, çalışanların sağlıklarını korumak adına iş verenlere ciddi sorumluluk yüklüyor. Boya imalatında, yoğun olarak sentetik maddeler kullanılır. Sıvı, toz veya buhar halde bulunabilen bu maddeler insan sağlığı açısından son derece tehlikeli olabilmektedir. Çözücüler, incelticiler, pigmentler, reçineler insan sağlığına önemli hasarlar verebilirler. Poliüretan reçinelerle kullanılan izosiyanatların zehirli dumanlar ciddi astım rahatsızlıklarına neden olur. Öncelikle bu dumanlara duyarlı hale gelen işçi hemen iş değiştirmek zorundadır. Boya, üretilirken de oldukça yüksek miktarlarda stiren buharı kullanılmaktadır. Bu da ciddi tehlikelere yol açabilir ki bunların içinden önemli olanlarından birisi narkozdur. Kurşun ve kurşun bileşikleri, boya üretiminde oldukça sık kullanılırlar. Tekstilde boya bölümünde çalışan bir işçi, boya kaynaklı dumandan olumsuz yönde etkileniyor ise hemen işini değiştirmek zorundadır. Isci Saglıgı ve Is Güvenliginin Korunması 68 Denizli Ticaret Odası Eylül 2009 Ö zellikle son yıllarda birçok uluslararası kuruluş işçi sağlığı ve iş güvenliğinin korunmasına büyük önem veriyor. Bu önem kapsamında da bu konu ile ilgili çok sayıda araştırma yapılıyor. İşçi sağlığının korunması ile ilgili olarak en son yapılan araştırmanın sonuçları, iş kazalarının büyük bir çoğunluğunun işyeri koşullarının kötülüğünden ya da işverenler tarafından yapılması gereken işlemlerin yapılmamasından kaynaklandığını ortaya koyuyor. Bu araştırma sonucunu bu konu ile ilgili olarak yapılan diğer araştırmalar da destekliyor. Yani dünyada yaşanan iş kazalarının temel nedeni olarak işyeri koşullarındaki olumsuzluklar ve iş güvenliğinin yeterince sağlanmaması sonucu ortaya çıkıyor. İşte bu acı gerçek karşısında işverenlere büyük görevler düşüyor. Özellikle büyük kuruluşların işçi sağlığına ve iş güvenliğine büyük önem vermesi ve bu konuda ciddi çalışmalara imza atması gerekiyor. www.dto.org.tr EYLÜL 2009 İşçi sağlığı ve iş güvenliği ile ilgili olarak ortaya konan yaptırımlar işverenlerin işçi sağlığına ve iş güvenliğine daha fazla önem vermesini sağlıyor. Kurşun buharı, toz ve bileşimleri insan sağlığı açısından son derece zararlıdır. Bu nedenle kurşun zehirlenmesi görülebilir. Boya imalatında kullanılan nitrik asitler ile kurşunun yaptığı bileşikler de ciddi sorunlara neden olabilmektedir. Kurşun, ayrıca kan basıncında da ani değişmelere neden olabilmektedir. Boya imalatında klor da yoğun olarak kullanılmaktadır. Klor, oldukça keskin kokulu ve yanmayan ve ayrıca havadan ağır bir gazdır. Astım ve bronşit gibi solunum yolları rahatsızlıklarına neden olmaktadır. Nefes almakta zorlanma gibi akut rahatsızlıklar olduğunda hemen en yakın sağlık merkezine gidilmelidir. Is Güvenliginde Egitimin Önemi Boyalarda ve parlatmak için kullanılan verniklerde, metanol adı verilen kolay buharlaşabilen sıvı bir madde kullanılır. Çok tehlikelidir, çünkü yanıcı ve daha da önemlisi hava ile karışımı patlayıcıdır. Solunum yollarında ve gözlerde iltihaplanmaya ve yanmaya neden olabilir. Yeme-içme yoluyla vücuda girmesi sonucunda, mide ve barsak yollarında önemli sorunlara yol açabilir. Bu tehlikeli kimyasallara maruz kalmak yanmalar, nefes darlığı, mide bulantısı, baş ağrısı, görme bozuklukları gibi aniden kendini gösteren hastalıklara neden olabilmektedir. Ancak unutulmamalıdır ki, aniden kendini göstermeyen hastalıklar da birikim yoluyla sonradan ortaya çıkabilmektedir. İ Özellikle Denizli gibi tekstil kenti olan şehirlerde üretim sırasında ortaya çıkan olumsuz durumlara karşı hazırlıklı olunması gerekiyor. ş güvenliğinin sağlanması açısından eğitimin önemi büyüktür. Bu eğitimin başlıca amacı, çalışanları korumak ve işyerinde işletme güvenliğini sağlamaktır. Çalışanların, iş yerinde iş kazası ve meslek hastalıkları gibi olumsuz koşullardan korunmasıyla, beden ve ruh bütünlükleri açısından rahat ve güvenli bir ortamda çalışmak üzere eğitilmeleri sağlanmalıdır. İşyerinde alınacak tedbirlerle iş kazalarından, güvensiz ve sağlıksız çalışma ortamlarından doğabilecek makine ve MAKALE Kullanılan kimyasalların buharları, dumanları, kokuları ve bunlarla birlikte tozlar solunum yollarını son derece olumsuz etkilemektedir ve daha önce sayılan birçok hastalığa neden olmaktadır. Bu risklere karşı son derece iyi çalışan yerel cebri çekişli havalandırma sistemlerine gereksinim vardır. Kişisel koruyucu donanımların kullanılması bu sektörde çalışanların sağlık ve güvenliği için son derece önemlidir. Ortamdaki tozu süzmek için uygun toz maskeleri kullanılmalıdır. Üretim sırasında, genellikle bu kimyasalların buharlarını ortamdan çekmek konusunda, havalandırma sistemleri yetersiz kalabilmektedir. Bu nedenle tehlikeyi öncelikle kaynakta durdurmak çok önemli olsa da, burada kişisel koruyucu donanımların kullanımı da çok önemlidir. Yapılan araştırmaların sonuçları kazaların büyük çoğunluğunun işyeri koşullarının kötülüğünden kaynaklandığını gösteriyor. Bu araştırmaların sonuçlarında iş kazalarının temel nedeni olarak işyeri koşullarındaki olumsuzluklar ve iş güvenliğinin yeterince sağlanmaması ortaya çıkıyor. Araştırmaya göre 2004 yılında gerçekleşen 155 bin 857 iş kazasında 1565 kişi hayatını kaybetti, 3224 kişi de çalışamaz hale geldi, yani sakat kaldı. Söz konusu araştırma verilerine göre, iş kazası sayısı 2005 yılında 91 bin 895 olarak gerçekleşirken, bu kazalarda 1252 kişi yaşamını yitirdi, 3850 kişi ise daimi iş göremez hale geldi. 2009’lu yıllara geldiğimizde ise bu rakamın giderek düşmekte olduğunu görüyoruz. motor arızaları ile kayıplar ve işletmeyi tehlikeye düşürebilecek ortamlar çalışanların iş güvenliği konusunda eğitilmeleri ile ortadan kaldırılabilir. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’na bağlı olarak, işyerlerindeki işçi sağlığı ve iş güvenliği tedbirlerini denetleyen, iş güvenliği müfettişlerinin denetiminde; tespit ettikleri en büyük eksiklik ve kusur, işyerlerinin %82.92 gibi büyük bir oranda; gerek işverenin, gerekse işçilerin eğitimsizliğidir. Bu oran, bu konunun ne kadar gerekli olduğunu açık bir şekilde ortaya koymaktadır. Eylül 2009 Denizli Ticaret Odası 69 HABERLER S E K TÖ R D O S YA MEKAN R Ö P O R TA J EKONOMİ GEZİ MARKA İ Ş TA L E P L E R İ is talepleri TOBB TOBB TOBB TOBB TOBB TOBB TOBB TOBB TOBB TOBB TOBB TOBB TOBB TOBB TOBB hazırlayan » mehmet kazancı YURTDISI iS TALEPLERi Tarım, bahçıvanlık, avcılık ve ilgili ürünler İRAN FİRMA ADI » MAZANDARAN Co. Org. Imam sq Sari, Mazandaran, IRAN T. +98 (151) 2274300 [email protected] MISIR FİRMA ADI » DELTA SUGAR CO. 20 Salem St. Agouza - Giza / Egypt T. +20 (2) 761 4329 F. +20 (2) 749 8687 Yetkili Kişi | Mr. Ehab Asmail | [email protected] MISIR FİRMA ADI » Star Valley T. +20 (17 ) 267 0325 Yetkili Kişi | Ms. Sahar Fawzy [email protected] Mazandaran Eyaleti Ticaret Kurumu, İran’ın Kuzey eyaletlerinden Mazandaran’da üretilen şeftali meyvelerinin (yaklaşık 140 Bin Ton) ihracatıyla ilgili olarak Türkiye’deki yaş meyve ve sebze dernekleri ve ithalat firmaları ile irtibat kurmak istiyor. Söz konusu talep, Birliğimize İran’ın Ankara Büyükelçiliği Ticaret Ataşeliği vasıtasıyla iletilmiştir. Şeker pancarı, lüks küp şeker ve hayvan yemi olarak kullanılmak üzere kurutulmuş pancar küspesi ve pekmezi üreticisi olan firma; ürünlerini satmak üzere bu alanda faaliyet gösteren Türk firmalarla temas kurmak istediğini bildiriyor. Söz konusu talep, Mısır Arap Cumhuriyeti Konsolosluğu İstanbul Ticaret Ofisi vasıtasıyla iletilmiştir. Tarım alanında faaliyet gösteren firma, fıstık, kuru fasulye, sarı susam, rezene, kimyon, kişniş, kırmızıbiber, kekik otu, nane şekeri, nane, limon kurusu, sakız, kurutulmuş fesleğen, doğranmış maydanoz ve kurutulmuş dereotu satmak istediğini bildiriyor. Söz konusu talep, Mısır Arap Cumhuriyeti Konsolosluğu İstanbul Ticaret Ofisi vasıtasıyla iletilmiştir. MOĞOLİSTAN Kömür, linyit, turba ve kömür esaslı diger ürünler FİRMA ADI » TSAGAAN TSAHIUR CO., LTD Khentii aimag Kherlen sum Jargalan trade center T. +976 (11) 680196 | F. +976 (91) 910196 Firma, tuğla üretimi ve kömür gibi maden sektörü alanında ortaklık kurmak istediğini bildiriyor. Söz konusu teklif Moğolistan Ulusal Ticaret ve Sanayi Odası vasıtasıyla iletilmiştir. [email protected] Gıda maddeleri ve içecekler BELÇiKA FİRMA ADI » Ege T. +90 (232) 343 44 00 / 162 Yetkili Kişi | A. Gülalanlar | [email protected] FRANSA FİRMA ADI » Ege T. +90 (232) 343 44 00 / 165 Yetkili Kişi | Barış Bayar [email protected] CEZAYİR Fransa’dan bir laboratuar, gıda ürünlerinin tat ve lezzet kalitesinin modernizasyonu için yenilikçi stratejiler önermektedir. Firma gıda sektöründen ticari ortaklar aramaktadır. Söz konusu duyuru, Ege İş ve Yenilik Merkezi vasıtasıyla iletilmiştir. TEA 15.Rue Mansour Ben Kara El Biar-Alger T. +213 (21) 923637 Yetkili Kişi | Labri M [email protected] Denizli Ticaret Odası Balık, sebze, peynir vb. içerikli 32 çeşit ev yapımı tart (quiche) sunan firma; aracılık ve lojistik faaliyetlerini yürütecek ticari ortaklar aramaktadır. Söz konusu duyuru, Ege İş ve Yenilik Merkezi vasıtasıyla iletilmiştir. İş ve Yenilik Merkezi Ege Üni. Bilim - Teknoloji Uygulama ve Araştırma Merkezi (EBİLTEM) 35100 Bornova - İzmir FİRMA ADI » IFRI 70 İş ve Yenilik Merkezi Ege Üni. Bilim - Teknoloji Uygulama ve Araştırma Merkezi (EBİLTEM) 35100 Bornova - İzmir Eylül 2009 Çay ve adaçayı, ıhlamur, vb. diğer bitki çayları alanında uzmanlaşmış olan firma, bu alanda faaliyet gösteren Türk firmalarla temas kurmak istediğini bildiriyor. Firma yetkilisi ile +553 199389 numaralı cep telefonundan da temas kurulabilir. www.dto.org.tr EYLÜL 2009 HABERLER ROMANYA MOĞOLİSTAN Gıda maddeleri ve içecekler FİRMA ADI » KHAS T. +97699117561 [email protected] FİRMA ADI » Ege İş ve Yenilik Merkezi Ege Üni. Bilim - Teknoloji Uygulama ve Araştırma Merkezi (EBİLTEM) 35100 Bornova - İzmir T. +90 (232) 343 44 00 / 162 Yetkili Kişi | A. Gülalanlar | [email protected] FİRMA ADI » Ege RUSYA - ERDENE TAMGA İş ve Yenilik Merkezi Ege Üni. Bilim - Teknoloji Uygulama ve Araştırma Merkezi (EBİLTEM) 35100 Bornova - İzmir T. +90 (232) 343 44 00 / 162 Yetkili Kişi | A. Gülalanlar | [email protected] Firma, Moğolistan’da bulunan büyük ve küçükbaş hayvan etlerini işlenmiş ve konserve olarak Filipinler, Laos, Malezya ve Kamboçya başta olmak üzere Güneydoğu Asya ülkelerine ihraç edilmesi konusunda Türk müteşebbislerle müşterek yatırım yapmak istiyor. Söz konusu talep, T.C. Ulan Bator Büyükelçiliği Ticaret Müşavirliğimiz vasıtasıyla iletilmiştir. Homojen gıda hazırlama ve diyet gıda üretiminde uzman olan firma, benzer faaliyetlerde bir firma ile ürünlerinin distribütörlüğü, ticari girişim veya karşılıklı üretim için ortaklar arayışındadır. Söz konusu duyuru, Ege İş ve Yenilik Merkezi vasıtasıyla iletilmiştir. Bal ve diğer arıcılık ürünlerinde uzman olan firma, ticari ortaklıklar arayışındadır. Söz konusu duyuru, Ege İş ve Yenilik Merkezi vasıtasıyla iletilmiştir. Firma ile irtibata geçmek isteyen kuruluşların 20090624004 referans numarasını belirterek Ege İş ve Yenilik Merkezi’ne başvurmaları istenmektedir. MOĞOLİSTAN Tekstil ve tekstil malzemeleri FİRMA ADI » LUUT ASAR CO. Sambuu street 211238, Ulaanbaatar MONGOLIA T. +976 (966) 95923 | F. +976 (992) 78180 [email protected] Çok amaçlı çadır (örtüler, güneşlikler, tenteler, çadırlar) üreticisi olan firma, bu ürünlerini satmak istediğini bildiriyor. Söz konusu teklif, Moğolistan Ulusal Ticaret ve Sanayi Odası ([email protected]) vasıtasıyla iletilmiştir. UKRAYNA ARJANTiN Elbise ve ayakkabı FİRMA ADI » COTO CICSA Alem 2342 - 2000 Rosario/ARGENTINA T. +54 (11) 4586 7777 COTO CICSA adlı perakende şirketi, süpermarketler zincirinde satmak üzere deri ayakkabı almak istiyor. Söz konusu talep, T.C. Buenos Aires (Arjantin) Büyükelçiliği Ticaret Müşavirliğimiz vasıtasıyla iletilmiştir. Yetkili Kişi | Alejandro Castillo | [email protected] FİRMA ADI » ALISA T. +380 (433) 765685 F. ++380 (433) 765685 Yetkili Kişi | Olena Dobriancka | [email protected] Ürünlerini ABD, Almanya, Belçika, İtalya, Çek Cumhuriyeti, Fransa ve İsviçre’ye ihraç eden firma; kendi üretimleri olan ceket, pantolon, etek, blazer ceket, yağmurluk, bluz ve şortları Türkiye’ye de ihraç etmek istediğini bildiriyor. Söz konusu teklif, Vinnitsa Ticaret ve Sanayi Odası vasıtasıyla iletilmiştir. RUSYA FİRMA ADI » ARADOS Belinskaya Sokak 21/A Novorossiysk Russian Federation T. +7 (8617) 646882 Yetkili Kişi | Enver Vililayev Novorossisk’de faaliyet gösteren firmanın Karaçay-Çerkez Cumhuriyeti’nin Çerkesk şehrinde bir çorap dokuma tesisi kurmak üzere bu alanda yatırım yapmak isteyen bir Türk firma ile temas kurmak istediği bildirilmektedir. Petrol ürünleri ve yakıtlar iSVEÇ FİRMA ADI » Ege İş ve Yenilik Merkezi Ege Üni. Bilim - Teknoloji Uygulama ve Araştırma Merkezi (EBİLTEM) 35100 Bornova - İzmir T. +90 (232) 343 44 00 / 162 Yetkili Kişi | A. Gülalanlar | [email protected] İsveç’ten bir firma; oda parfümü gibi olup, hava temizleyici, koku giderici ve hava tazeleyici özellikleri olan ürün üreticileri aramaktadır. Firma özellikle Türkiye’den firma arayışındadır. Söz konusu duyuru, Ege İş ve Yenilik Merkezi vasıtasıyla iletilmiştir. Eylül 2009 Denizli Ticaret Odası 71 Sube 72 Denizli Ticaret Odası Eylül 2009 Tel :ErenlerMh.FatihSultanMehmetBlv. No:18/9 Servergazi www.dto.org.tr :0258 374 11 77 DENİZLİ
Benzer belgeler
31 Aralık`a kadar birleşen KOBi`lere vergi indirimi
DTO Dergisi’nin yeni sayısı ile siz değerli üyelerimizle
birlikte olmanın mutluluğunu yaşıyoruz. Geride bıraktığımız ay, Denizlimiz için sevindirici gelişmelerle doluydu. Bu gelişmelerden ilki, Teş...