1) Manevi Tazminatın Miktarının Tayini
Transkript
1) Manevi Tazminatın Miktarının Tayini
MANEVĠ TAZMĠNAT MĠKTARININ TAYĠNĠ Av. Hakan TOKBAŞ ÖZET „Manevi tazminatın miktarının tayini‟ baĢlıklı çalıĢmamızda her husus etraflıca incelenmeye çalıĢılmıĢ ve hakime yol gösterici olması açısından, üzerinde uzun uzun durulmuĢtur. Zira, manevi tazminatın miktarı konusunda, kanunumuzda da üzerinde fazla durulmadığından ve maddi tazminatın miktarının tayini gibi somut verilerle sonuca ulaĢılamayacağından ötürü, hakimin tazminata hükmetmesi aĢaması bir hayli zorlu geçecektir. ĠĢte bu zorluğu aĢmak ve kendisine geniĢ bir takdir yetkisi verilmiĢ olan hakimin, adalete ve hakkaniyete uygun kararlar verebilmesini sağlamak adına yaptığımız bu çalıĢmanın faydalı olacağına inanıyor ve çalıĢmamızı kısaca Ģöyle özetliyoruz: Bu çalıĢma, konunun daha iyi anlaĢılabilmesi ve sistematiğinin oturması açısından dört ana baĢlık altında toplanmıĢ olup, her bir ana baĢlık ise o baĢlığa münasip alt baĢlıklarla desteklenmiĢtir. Ġlk ana baĢlıkta, genel olarak manevi tazminatın miktarının tayininin nasıl yapılacağından bahsedilmiĢ; bir nevi, konuya ısınma ve diğer ana baĢlıklara hazırlanma bölümü olarak düzenlenmeye çalıĢılmıĢtır. Ġkinci ana baĢlıkta, manevi tazminatın miktarının belirlenmesinde hukuki nitelik görüĢlerinin etkisi anlatılmaya çalıĢılmıĢ ve fakat konunun dağılmaması açısından bu hukuki niteliklerin içerikleri ve eleĢtirilerinden ziyade üzerinde durulması gereken nokta olarak, bu görüĢlerin manevi tazminat miktarının tayinindeki rolü esas alınmıĢtır. Üçüncü ana baĢlıkta, manevi tazminat miktarının tayinine etki eden genel unsurlar anlatılmaya çalıĢılmıĢtır. Manevi tazminatın hususi niteliğindendir ki, manevi zararı ölçmek, objektif kıstaslardan daha çok subjektif kıstaslara dayanmaktadır. Her olay, kendisine özgü unsurları içinde barındırabilecektir; ve fakat her olay tipi tek tek incelenemeyeceğinden ötürü sadece öğreti ve Yargıtay tarafından genel kabül görmüĢ unsurlar dikkate alınmıĢtır. Dördüncü ana baĢlıkta ise, çalıĢmanın bütününden çıkarılacak olan netice hükmünde tespitlere varılarak, çalıĢmaya son nokta konulması amaçlanmıĢtır. Anahtar Kelimeler : Manevi tazminat, tazminat miktarı, miktar, mağdur 1 ABSTRACT In our study headed „Determination of dose of damages for mental anguish‟,all respects were thoroughly tried to be analysed and deliberated at too great lenght upon it in terms of leading to the judge. Because, it can be very hard the stage of awarding damages of judge due to he not to attain the result with tangible data such as determination of dose of money damages because of not to be deliberated upon our regulation. Now, We beleive that our study will be useful to get over this difficulties and provide to be made a decision acceptable justice and equity for the purposes of judge who has large discretion. So we summarize our study as follows: This study is collected under four main heading interms of undertanding the subject beter and putting its systematic, and each main heading is also supported by its suitable subheadings. It is mentioned generally that how the determination of dose of damages for mental anguish will be done in the first heading ; it is also tried to be arranged as the part of preperation to other main headings. It is tried to be defined the effect of views of juridical character in determination of dose of damages for mental anguish in second heading and but it is predicated on the role in determination of dose of damages for mental anguish of this views as a point required to be deliberated left over its criticisms and contents of these juridical character for the purposes of not to spread of the subject .It is tried to be defined general elements which is influence to determination of dose of damages for mental anguish in third main heading.It is also specific character of damages for mental anguish that estimation of emotional distress is predicated on subjective criterias more than objective criterias. Each case can cover its peculiar elements in it, and but t is took into consideration generally accepted elements by Supreme Court of Appeals and doctrine only due to not to be reserched each type of case severally. In fourth main heading,it is aimed to be terminated to study by arriving determination in final provision which is deducted from complete study. Key words : damages for mental anguish, dose of damages, dose, aggrieved 2 I-GENEL OLARAK Manevi tazminat miktarının belirlenmesi, manevi değerlerin maddi değerlerle giderilebileceği durumlarda özellik gösterir. Aynen tazminin her zaman mümkün olmaması sebebiyle, manevi tazminatta daha çok uygulanan tazmin Ģekli, nakden tazmindir. Borçlar Kanunu (BK.)‟nunda manevi tazminat miktarını, takdir yetkisini kullanarak hakimin belirleyeceği belirtilmiĢtir. Hakim, bazı kıstasları gözönünde tutmak suretiyle, manevi zararlara karĢılık olarak ne kadar manevi tazminat ödenmesi gerektiğine karar verecektir. Hakim, takdir yetkisini kullanırken aĢırılığa kaçmamalı, keyfiliğe düĢmemeli, Ģahsi karakterine ve inancına göre karar vermemelidir1. Manevi tazminat, maddi tazminat gibi ölçülebilir değildir; somut verilere dayanmaz. Bu sebeple, manevi tazminat miktarını belirlerken titiz davranmak gerekir. Manevi tazminat miktarının belirlenmesinde en önemli nokta, manevi tazminatın hukuki niteliğidir. Manevi tazminatın, hukuken hangi amaca hizmet edeceği ve zararı ne Ģekilde gidereceği konusunda varılan sonuca göre manevi tazminat miktarı belirlenecektir2. Misal olarak, ceza görüĢünde, zararı veren kiĢiyi cezalandırmaya yetecek miktarda tazminata hükmedilecekken, tatmin görüĢünde, zarar görenin tatmin olmasına yetecek miktarda tazminata hükmedilecektir. Netice olarak, tazminatı verecek olan hakim, benimsediği görüĢe göre bir tazminat miktarına hükmedecektir. II-MANEVĠ TAZMĠNAT MĠKTARININ BELĠRLENMESĠNDE HUKUKĠ NĠTELĠK GÖRÜġLERĠ Manevi tazminatın hukuki niteliği konusundaki tartıĢmalara girmekten ve görüĢleri eleĢtirmekten imtina edilerek, çalıĢma konumuz hasebiyle, bu görüĢlerin, manevi tazminat miktarının tespiti üzerindeki etkisine değinilecek ve görüĢler, bu bakıĢ açısından değerlendirilecektir. 1 Mustafa KILIÇOĞLU, Tazminat Hukuku, 2.baskı, Ġstanbul 2006, s.1226 Pınar ÇETĠN, Manevi Tazminat Davasının Hukuki Niteliği ve Özellikle Tazminat Miktarının Belirlenmesi ( Yüksek Lisans Tezi ), Ankara 2007, s.69 2 3 A-Ceza Görüşü Bu görüĢ, mağdurun zararının giderilmesine değil, failin cezalandırılmasına dayandığından, bu görüĢün kabul edilmesi durumunda manevi tazminat miktarı yüksek tutulacaktır3. Zira, cezanın asıl iĢlevi faile bir yaptırım uygulanmasıdır 4. Tazminat miktarı fiilin ağırlığı ile orantılı olarak azalacak veya artacaktır5. Cezaların Ģahsiliği ilkesi sebebiyle, ölen failin mirasçılarından manevi tazminat talep edilemeyecek ve kusursuz sorumluluk durumlarında yine manevi tazminat yoluna gidilemeyecektir. Ayrıca bu görüĢ benimsendiğinde, devletin cezai ehliyeti olmadığı için, manevi tazminat ödeme yükümlülüğü de olmayacaktır. B- Tatmin Görüşü Bu görüĢe göre, manevi tazminat, manevi değerleri haksız olarak ihlal edilen kiĢinin yaĢadığı acı, üzüntü ve benzeri olumsuz duyguların tatmin edilmesine hizmet eder. Bu görüĢ dikkate alındığında, tüzel kiĢilere ve temyiz kudretine sahip olmayanlara, tatmin duygusu yaĢaması münkün olmadığından, tazminat verilemeyecektir. Ayrıca bu görüĢün doğal sonucu olarak, zarar verenin kusuru esas alındığından ötürü kusursuz sorumluluk hallerinde ve haksız fiil Ģartı arandığından ötürü sigortacının sözleĢmesi hallerinde manevi tazminata hükmedilmeyecektir. Mağdurun tatmin edilmesi noktasında temellendirildiği içindir ki, bu görüĢün kabulü ile failin ceza davasında mahkumiyet alması, tazminatın miktarının düĢmesine yol açacaktır6. Yargıtay, manevi tazminatın hükmedilmesi ve miktarının belirlenmesinde dikkate aldığı kıstaslar bakımından ( çok sadık kalmasa da ) genel olarak, manevi tazminatın hukuki niteliğini “tatmin görüĢüne” dayandırmaktadır. Yargıtayın Ģu kararında tatmin görüĢünü savunduğu açıkça belli olmaktadır: “... ödettirilecek para miktarı, zarara uğrayanda bir huzur duygusunu doğurmaktadır. Aynı zamanda ruhi ızdırabın dindirilmesini amaç edindiğinden tazminata benzer bir fonksiyonu da vardır. O halde bu tazminatın sınırı onun 3 ÇETĠN, s.70 ÇETĠN, s.74 5 ÇETĠN, s.70 6 ÇETĠN, s.77 4 4 amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenen tatmin duygusunun etkisine ulaĢmak için gerekli olan kadar olmalıdır7.” C- Telafi Görüşü Bu görüĢe göre, uğranılan manevi zarar, aynen veya nakden tazmin ile giderilir. Zarar verenin kusuru değil, uğranılan zarar önemlidir. Tazminatın miktarı, buna bağlı olarak, zarar verenin kusuru veya zarar görenin subjektif durumu göz önüne alınmaksızın, objektif kıstaslara göre tayin edilecektir. Telafi görüĢü doğrultusunda hükmedilecek manevi tazminat miktarı, uğranılan zararın telafisi amaçlandığından ve fakat önleme ve caydırma niteliği göz önüne alınmadığından dolayı, yeterince yüksek tutulamayacaktır8. III-MANEVĠ TAZMĠNAT MĠKTARININ BELĠRLENMESĠNE ETKĠ EDEN GENEL UNSURLAR Manevi tazminatın hukuki niteliği bakımından, hernekadar öğretide farklı görüĢler ileri sürülse de, bu görüĢler, manevi tazminat miktarının alt ve üst sınırını belirlemekte yardımcı olacak ve fakat manevi tazminat miktarının içeriğinin belirlenmesinde, öğreti ve yargıtay tarafından kabul görmüĢ genel unsurlar uygulanacaktır. Bu noktada dikkat edilmesi gereken, objektif değerlendirmeyle manevi zararın doğduğunun kabul edildiği durumlarda dahi olayın kendisine özgü nitelikleri ( subjektif unsurlar ) de tazminatın belirlenmesi aĢamasında değerlendirilecektir; dolayısıyla, bu nitelikler, miktarın düĢük veya yüksek tutulmasında belirleyici olacaktır9. BK. m.49‟da, “Hakim, manevi tazminatın miktarını tayin ederken, tarafların sıfatını, iĢgal ettikleri makamı ve diğer sosyal ve iktisadi durumlarını da dikkate alır.” Ģeklinde belirtilmiĢ unsurlar olsa da bu unsurların ne Ģekilde ve ne oranda etki edeceği tam olarak belirtilmediğinden öğreti ve Yargıtay bu eksikliği çeĢitli yorumlarla doldurmaya çalıĢmıĢtır. Kanun lafzından anlaĢılan ise hakime geniĢ bir takdir yetkisi bırakıldığı olmuĢtur. Hakim, manevi tazminatın takdiri hususunda bir çok zorluklarla karĢılaĢır; maddi zararın tazmini gibi objektif ve müspet hadiselerle değil, subjektif ve hissi 7 YHGK., 19.4.1989 T., E.4-203, K.296 ( Turgut UYGUR, Açıklamalı Ġçtihatlı Borçlar Kanunu, 1.Cilt, Ankara 1990, m.49 ) 8 ÇETĠN, s.82 9 ÇETĠN, s.91 5 unsurlar ile hüküm vermek mecburiyetinde bulunduğundan, kendisine rehberlik edecek olan ve mahkemelerce nazarı itibara alınan bazı hususların belirlenmesi lazımdır10. Bu hususları üç baĢlık altında toplamak önemli ve gereklidir: manevi zararın objektif ağırlığı, mağdura iliĢkin unsurlar, sorumluya iliĢkin unsurlar. A- Manevi Zararın Objektif Ağırlığı Zarar, mağdurun hissettiği elem ve acı Ģeklinde ortaya çıktığına göre, tazminat, bu elem ve acının Ģiddetiyle orantılı olacaktır. Elem ve acının Ģiddeti, zararın ağırlığının tespit edilmesinde dikkate alınacak ve fakat zararın ağırlığı objektif kıstaslara göre değerlendirilecektir. Bu objektif kıstaslar; yapılan haksız saldırının türü, boyutu, Ģiddet derecesi ve devam ettiği süre ile bunun zarar gören kiĢi üzerindeki olumsuz fiziki ve psikolojik etkilerini kapsar11. Zararın ağırlığının fazla olması, tazminat miktarının yüksek olmasını, az olması ise tazminat miktarının düĢük olmasını gerektirecektir. Misal olarak, kusurlu bir ameliyat neticesinde ölen bir kimsenin ailesinin duyacağı iztirab, feci ve kalpleri parçalayan bir Ģekilde ölen bir kimsenin ailesinin duyacağı elem ve iztirabtan farklı olacaktır12. Bunun gibi, bir kiĢinin hakarete uğramasıyla gördüğü manevi zararın, baĢka bir kiĢinin trafik kazasında yaralanması ve bir süre hastahanede kalması sebebiyle uğradığı manevi zarar kadar ağır olmadığı, objektif kıstaslar esas alınarak söylenebilecektir13. KiĢinin fiziki ve psikolojik olarak içine düĢtüğü olumsuzlukların değerlendirilmesinde, uğramıĢ olduğu bu manevi zarardan dolayı ileride yaĢaması mümkün olan olumsuzluklar da dikkate alınmalıdır 14. Böylece manevi zarara uğramıĢ olup da etkilerini hissetmeleri veya algılamaları mümkün olmayan küçük çocuk, komadaki hasta yahut temyiz kudreti yerinde olmayan kiĢiler de özel durumlarından dolayı, düĢük miktarda manevi tazminatla yetinmek zorunda bırakılmamıĢ olacaktır15. Hatta, sağ doğması kaydıyla ceninin de belli bir miktarda manevi tazminat hakedeceğini söylemek mümkündür16. Elem ve acının Ģiddeti dikkate alındığında, tazminatın pek düĢük olmaması gerekir. Yargıtay bir kararında ( HGK, 16.4.1967 T., E.1967/4-60, K.61 )17 Ģu hükme varmıĢtır: “Mağdurun devamlı acı ve iztirablarını yatıĢtırmaya ve 10 Ferit H. SAYMEN, Manevi Zarar ve Tamini Sureti ( Doktora Tezi ), Ġstanbul 1940, s.181 ÇETĠN, s.92 12 SAYMEN, s.181 13 ÇETĠN, s.92 14 .ġeref ERTAġ, Manevi Taminatın Hukuki Niteliği ve Miktarının Tespiti, Ġlhan E. Postacıoğlu‟na Armağan, Ġstanbul 1990, s.89 15 ÇETĠN, s.93 16 ERTAġ, s.89-90; KILIÇOĞLU, s.1241 17 Nisim Y. FRANKO, ġeref ve Haysiyetten Doğan Manevi Zararın Tazmini ( Doktora Tezi ), Ankara 1973, s.146 11 6 azaltmaya yetecek bir miktar tazminata hükmolunmak icabeder. Ancak, mağdurun keder ve elemini hiçbir suretle karĢılamayacak olan pek cüz‟i bir paranın, manevi zarar olarak tahsiline karar verilmesi, adalet ve hakkaniyet icaplarına uygun değildir.” Ġsviçre Federal Mahkemesinin de tazminatın pek düĢük olmaması konusunda Ģöyle bir kararı vardır: “... tazminatın hakkaniyete uygun olması icabeder. Bu yüzden, miktarı, davacının uğradığı zararın aĢırılığı ile mütenasip olacaktır. Bilhassa çok düĢük olmamalıdır.”18 Tazminatın pek düĢük olmaması gerektiği gibi pek yüksek de olmaması gerekir. Zira mağdura pek abartılı bir meblağ verilmesi, felaketi arzular bir durum yaratabileceği gibi, bir haksız iktisap niteliğini de oluĢturabilir19. Tazminatın pek yüksek olmaması gerektiği, gerek Ġsviçre Federal Mahkemesince gerekse Yargıtayca kabul edilmiĢtir. Ġsviçre Federal Mahkemesi bir kararında: “Tazminatın tayininde, bir taraftan annenin, kızına ve torununa karĢı idame ettirmiĢ olduğu yakın münasebetler, maruz kaldığı devamlı ve ağır iztirab, diğer taraftan faile atfı mümkün olmayan bir kusur olmaması, baĢlıca sebep olmuĢtur. Kanton mahkemesince hükmedilen 20.000 Frank tazminatı Federal Mahkeme fazla bulmuĢtur.” hükmüne varmıĢtır20. Yargıtay aynı istikamette bazı kararlarında ise Ģu hükümlere varmıĢtır: “...Takdir edilecek meblağ, felaketi özlenir bir Ģekle sokmayacak, gereksiz zenginleĢme neticesini doğurmayacak vasıfta olmalıdır.”21 “Manevi tazminatın, fiilin mağdurda meydana getirdiği elem ve iztiraba uygun bir nispette ve onu karĢılayacak vasıfta takdir edilmesi gerekir. Bunu aĢan nispette bir miktarın takdiri, mesnetsiz olarak mamelekini artırma neticesini doğurur.”22 Manevi tazminatın miktarı takdir edilirken gözönüne alınması gereken bir diğer husus da paranın satın alma gücüdür. Hakimin, hüküm tarihindeki paranın satın alma gücünü göz önünde bulundurarak, tazminatın pek düĢük veya pek yüksek olmamasına dikkat etmesi gerekmektedir. Paranın satın alma gücünün diakkate alınması hakkında Yargıtayın bazı kararlarında Ģöyle hükümler bulunmaktadır: “... ve fazla olarak, bugünkü paranın rayiç kıymetine göre, takdir olunan 250 lira manevi tazminatın fazla bir meblağ olmayacağı apaçık bulunmasına göre, paranın satın alma gücü hal ve durumun icabına göre... hükmün tasdikine...”23 “... Öte yandan manevi tazminatın kapsamını belirlemede, diğer unsurların yanında para değerindeki düĢme, satın alma değerindeki azalma da gözönünde bulundurulur. Böylece 18 FM. I. HD. 24.3.1964 Beneraz- Bechir ( Franko‟dan naklen ) FRANKO, s.147 20 FMK., 1948, II, 210 ( Franko‟dan naklen ) 21 IV. HD. 6.11.1967 T., 8278 sayılı karar ( Franko‟dan naklen ) 22 IV. HD. 5.1.1967 T., E.965/10994, K.82 ( Franko‟dan Karahasan‟a atfen, ) 23 CGK. 8.2.1960 T., E.2/53, K.13 ( Franko‟dan Çağlayan‟a atfen ) 19 7 takdir edilecek manevi tazminatın, ruh dengesinin sağlanmasına imkan verecek tutarda olması gerekir.”24 Mağdurda elem ve acının mevcut olmaması, mağdurun faile karĢı gücenme ( iğbirar) hissetmemesi, taraflar arasında sulh yapılması ve mağdurun faili affetmesi durumlarında manevi tazminata hükmedilmeyecektir25. Manevi zararın objektif ağırlığına etki eden unsurlardan bir tanesi de ölenin veya cismani zarara uğrayanların26 yakınlarının tazminat talep etmesi halinde bu kiĢilerin kan bağı, akrabalık derecesi ve Ģahsi bağın niteliğidir. Doğaldır ki, ölenin yakınlarına ödenecek manevi tazminat miktarı, cismani zarara uğrayanların yakınlarına ödenecek manevi tazminat miktarından daha fazla olacaktır27. Yakınlara ödenecek manevi tazminatın miktarında, kanbağı ve akrabalık derecesi kadar bundan bağımsız olarak Ģahsi bağın niteliği de önemlidir. Kanbağı ve akrabalık derecesi ne olursa olsun, bu kiĢilerin iliĢkilerinin iyi olmaması durumunda, manevi tazminat talebi reddedilebilecektir 28. Misal olarak, ölen kiĢiyle çok iyi iliĢkileri olan ve devamlı onun yanında bulunan amcasının oğluna ödenecek manevi tazminat miktarı, iliĢkileri kötü olan ve uzun zamandır babasını görmeyen, babasını merak etmeyen oğluna ödenecek manevi tazminat miktarından yüksek olacaktır. Ölen veya cismani zarar uğrayan kimsenin yakınlarına ödenecek manevi tazminat miktarı belirlenirken, Ģu hususlar göz önünde tutulmalıdır 29: EĢin 24 IV. HD. 29.12.1977 T., E.7246, K.12950 ( Esat ġENER, Açıklamalı-Ġçtihatlı Medeni Kanun, Ankara 1989, m.24 ) 25 FRANKO, s.150-151; Bkz. IV.HD. 18.4.1977 T., E.4229, K.4519 ( ġener‟den naklen ) 26 “Cismani zarar kavramına, ruhi bütünlüğün ihlali, sinir bozukluğu veya hastalığı ( ruhi ve asabi sağlık bütünlüğü ) gibi hallerin girdiği kabul edilmiĢtir. Bir kimsenin cismani zarara maruz kalması sonucunda, onun ( anne, baba, karı, koca gibi ) çok yakınlarından birirnin de aynı fiil sebebiyle hukuken korunan ruhi sağlık bütünlüğü ağır bir Ģekilde bozulmuĢsa, onlar da BK. m.49 uyarınca manevi tazminat talep edebilirler. Bu durumda yakınlarının zararları ile haksız fiil arasında uygun illiyet bağı vardır ve zararlarının niteliği itibariyle onların da iahlal edilen ilkenin ( BK. m.47 ) koruma amacı içinde bulunduklarının ( hukuka aykırılık bağının ) gerçekleĢtiğinin kabulü gerekir. BaĢka bir anlatımla böyle hallerde yansıma yoluyla değil, doğrudan doğruya zarara maruz kaldıkları kabul edilmektedir. ( YHGK. 2.12.1987 T., E.4/214, K.894; 26.4.1995 T., E.11/122, K.430; 1.4.1998 T., E.4/251, K.265; Kılıçoğlun‟dan naklen ) Ġsviçre Federal Mahkemesi de ( BGE. 112 II 222 vd; Jdt 1986 1 456 ) sayılı kararaında: failin yol açtığı kaza sonucu karısının sakatlanmasıyla aile hayatı bozulan kocanın, bu durum sebebiyle manevi tazminat talebini haklı görmüĢtür. Yine Ġsviçre Federal Mahkemesi, geçirdiği bir kaza sonucunda iktidarsız kalan kocanın bu durumunun genç karısının evlilik birliği ve aile bütünlüğüne iliĢkin kiĢilik hakkını ihlal ettiğini, kadının manevi zarar uğradığını ve BK. m.49 uyarınca manevi tazminat isteyebileceğini kabul etmiĢtir. ( Kemal OĞUZMAN/ Turgut ÖZ, Borçlar HuKuku Genel Hükümler, Ġstanbul 1995, s.645, dp:26 ) Yargıtay eski tarihli kararlarında enteresan hükümlere varmıĢtır; bu hükümler için bkz. IV. HD. 6.2.1974 T., E.553, K.486 ( ġener‟den naklen ): “Cismani zarara uğrayan çocuğun ana –babası manevi tazminat isteyemez. Bu hak çocuğa tanınmıĢtır.”, YHGK. 20.6.1973 T., E.971/4, K.2243/523 ( ġener‟den naklen ): “Çocukların cismani zarara uğramasından ötürü ana-baba manevi tazminat isteyemez” 27 KILIÇOĞLU, s.1235 28 ERTAġ, s.92 29 "Ölüm Ve Cismani Zararlarda Manevi Tazminat Ve Kriterleri" baĢlıklı makalenin tüm hakları yazarı Nilgün Ġleri'e aittir ve makale, yazarı tarafından Türk Hukuk Sitesi 8 manevi tazminat isteminde, evlilik hayatının süresi, karı-koca arasındaki uyum, ölenin ölümünden önceki sağlık durumu ve hayatta kalan eĢin yeniden evlenme ihtimali dikkate alınacaktır. Çocukların yararına manevi tazminata hükmedilirken, çocuğun yaĢı, beden ve ruh sağlığı durumu, aile yuvasında yaĢayıp yaĢamadığı dikkate alınacaktır. Birden fazla çocuk varsa özel ve gerektirici sebepler olmadıkça bunlara farklı tazminat takdiri yapılmaz. Anababanın30 manevi tazminat isteminde de benzer yorumlar geçerlidir. Ġlke olarak, ana ve babaya aynı miktarda manevi tazaminat takdir edilir; ancak, bunlardan yalnız birisiyle, misal olarak, anne ile birlikte yaĢayan çocuğun ölümü veya cismani zarara uğraması durumunda ana yararına farklı bir tazminat saptanabilir. Aksine gerektirici sebepler olmadıkça kardeĢlere farklı manevi tazminatın takdiri doğru değildir. Ancak ölenle birlikte yaĢayan kardeĢlerle evlenerek ayrı bir aile kurmuĢ olan kardeĢler arasında fark gözetilebilir. Özel sebepler yoksa, kardeĢlere takdir edilecek manevi tazminatın, eĢ ve usul-furu‟a oranla az olması doğaldır. Ölüm tarihi ile dava tarihi arasında geçen süre de manevi tazminatın takdirinde önemli bir unsurdur. Yargıtay, oğlun ve kardeĢlerin uzunca bir zaman sonra manevi tazminat davası açmıĢ olmalarını, manevi tazminatın daha az takdir edilmesi için bir sebep saymıĢtır. B-Mağdura İlişkin Unsurlar Maddi zararın tazmininde mağdurun Ģahsiyeti hiç etki etmezken, manevi zararın tazmininde, meseleye hakim olan unsur gibi kabul edilir 31. Mağdura iliĢkin göz önünde tutulması gereken unsurlar; hissetme gücü, vücut yapısı ve dayanıklılığı, yaĢı ve cinsiyeti, mesleki ve sosyal durumu, özel iliĢki ve alıĢkanlıkları, iktisadi durumu ve birlikte kusurlu olmak üzere ayrı baĢlıklar altında toplanabilir. 1. Mağdurun Hissetme Gücü Manevi zararın maddi unsurlarından bir tanesi elem ve acı olduğuna göre, bu psikolojik durumların tespitinde de hissetme gücü önemli bir yer tutmuĢ (http://www.turkhukuksitesi.com) kütüphanesinde yayınlanmıĢtır. ( http://www.turkhukuksitesi.com/makale_673.htm , 20.5.2008) 30 Ana-babanın manevi tazminat isteyebilme konusunda Yargıtayın aksi yönde görüĢleri için bkz. IV. HD. 6.2.1974 T., E.553, K.486; Y. HGK,. 20.6.1973 T., E.97/4, K.2243/533 ( ġener‟den naklen ) 31 SAYMEN, s.181 9 olacaktır. Neticede elem ve acı ne kadar derinden hissedilirse manevi tazminat miktarı o ölçüde yüksek tutulacaktır. Öğretide kabul edilen bu unsur hakkında belirtilen görüĢ Ģöyledir: “Mağdurun hissetme gücü ( receptivite ) tabir edilen ve hassasiyetine göre harici hadiselerden az çok müteessir olma kabiliyetini ifade eden bu unsur bilhassa manevi tazminat sahasında mühimdir. Bunu, bilhassa Amerikan ve İngiliz Mahkemeleri göz önünde bulundurmakta, Fransız Mahkemeleri kararsız davranmakta, İsviçre Federal Mahkemesi ise tam bir itidal göstermektedir. Hakim husüle gelen zararı tam olarak takdir etmek için, bu zararın mağdur tarafından fiilen ne dereceye kadar hissedildiğini araştıracak ve tazminatı buna göre ölçecektir.”32 Yargıtay ise bu unsur hakkında Ģöyle görüĢ belirtmiĢtir: “ Manevi tazminatın takdirinde istek sahibinin durumu, hususi ehemmiyeti haizdir. Mahkeme sağlam bir sonuca ulaşmak için, istek sahibinin; sosyal, iktisadi ve ailevi şartlarını olduğu kadar, hissetme gücünü de araştıracaktır. Çünkü istek sahibinin hadiseden duyduğu acının derecesi ancak bu surette anlaşılabilir.” 33 Hissetme gücünü haiz olmayanların manevi tazminat haketmeyecekleri gibi bir anlayıĢ yanlıĢ olacaktır; zira, hakim, insanlarda, müĢterek hissetme ölçüsü kabul ederek, manevi zararın tazminini buna göre değerlendirecektir 34. Ayrıca hakim hissetme gücünü yalnızca zararın olduğu ana göre değil, geleceğe göre de takdir edecektir35. Bu mesele hakkında Yargıtayın bir kararı Ģu yöndedir: “Hadise anında akıl hastası olan kimsenin, hissetme gücü mevcut olmasa dahi, hadiseye göre ileride iyileĢmesi muhtemel ise bu takdirde duyacağı elem ve üzüntünün, manevi tazminatın kabulüne imkan açacağı tespit olunmuĢtur.”36 2. Mağdurun Vücut Yapısı ve Dayanıklılığı KiĢinin vücut yapısı ve dayanıklılığına iliĢkin değerlendirme ancak onun yaĢı ve cinsiyeti ile bağdaĢtırılarak yapılacaktır. Zira, genel olarak, gençlerin, fiziki acı ve ağrıya, çocuklara ve yaĢlılara göre daha dayanıklı olduğu; buna karĢılık, psikolojik sorunları, çocuk ve yaĢlılar daha kolay atlatırken, gençler için bu sorunları aĢmanın daha güç olduğu söylenebilir37. 32 SAYMEN, s.183 HGK. 8.12.1965 T., E.65/892, K.450 ( Franko‟dan naklen ) 34 FRANKO, s.143 ( Givord‟a atfen ) 35 SAYMEN, s.183 36 IV.HD. 23.9.1966 T., E.6734, K.4349 ( Franko‟dan Karahasana atfen ) 37 ERTAġ, s.93 33 10 Vücut yapısındaki anormallik veya sakatlık durumlarında, eğer bu durum zararın oluĢmasında etkili olmuĢ ise tazminat daha düĢük tutulabilecekken, tam tersine, mesela bir gözü zaten kör olan birisinin diğer gözünün de kör olması durumlarında olduğu gibi, sağlam kiĢiye oranla daha fazla tazminata hükmedilebileceği söylenebilecektir38. 3. Mağdurun YaĢı ve Cinsiyeti Acıya dayanıklılık dıĢında zarar görenin yaĢı ve cinsiyeti, kalıcı fiziki zararların gerçekleĢmiĢ olmasında da dikkate alınır. Misal olarak, vücudun görünür bir yerinde kalıcı bir fiziki zarar, erkeğe göre kadında daha fazla üzüntüye yol açabilecektir. Ayrıca ihtimali hayat süreleri dikkate alındığında, kalıcı fiziki zararlar bakımından yaĢlılara göre gençlere, daha yüksek miktarda manevi tazminata hükmedilecektir39. 4. Mağdurun Mesleki ve Sosyal Durumu Bu unsur hakkında, öğretide farklı görüĢler savunulmuĢtur. Bir görüĢün sahiplerine40 göre: ġeref ve haysiyete olan tecavüzlerde, muhatabı olan kimsenin sosyal durumuna göre, tecavüz, onun ruhunda farklı dalgalanmalar yaratabilecektir. Manevi zarar, psikolojik bir olay olduğuna göre,, aynı hadise, ayrı ayrı Ģahıslarda ayrı Ģekilde tesir etmiĢ olabilir. Misal olarak, küçük bir mühitte yaĢayan ve pek az kimse tarafından tanınan bir Ģahıs aleyhine gazetelerde çıkan haber ile, bir Üniversite Profesörü veya Rektörü, bir Milletvekili veya ünlü bir doktor yahut bir avukat aleyhine yapılan haberin oluĢturacağı zarar arasında kapsam ve içerik itibariyle bir fark vardır41. Yargıtayın da bu görüĢü savunucu kararları mevcuttur; Ģöyle ki: “Dava dilekçesinde davalının ve davacının sosyal durumları belirtilmiĢtir. Buna karĢı davalının hiç bir itirazı bulunmadığı anlaĢıldığından, manevi tazminata hükmedilebilmesi için bu mevzuda tahkikat icrasına yer yoktur.” ( IV. HD. 27.2.1964 T., E.63/5921, K.64/668 )42 “Tazminatın takdirinde istek sahibinin hususi durumu bir önem taĢır. Bu itibarla, istek sahibinin; sosyal, iktisadi, ailevi 38 ÇETĠN, s.96 ERTAġ, s.93 40 SAYMEN, s.182; FRANKO, s.144 41 SAYMEN, s.182-183 42 BATĠDER, Ocak 1967 IV., sa.1, s.121-122 ( Franko, s.144‟den naklen ) 39 11 Ģatrları ve duygulanma gücü araĢtırılmalıdır” ( IV. HD. 16.9.1965 T., E.65/2365, K.2484 )43 “... Olayın özel hal ve Ģartları yanında ilgililerin sosyal mevkiinin, öğrenim derecesinin ve iktisadi durumunun gözetilmesi gerekir. Hüküm altına alınacak manevi tazminatın yukarı haddi onun amacına göre belirlenir. Bunun miktarı herhalde mevcut halde elde edilmek istenen manevi tatmin duygusunun etkisine ulaĢmak için gerekli olandan daha küçük olmamalıdır. Bu sebeple manevi tazminat miktarının maddi olmayan zararla değil, manevi tatmin ihtiyacı ile iliĢkisinin bulunması gerekir. ġahsi durum, özellikle sosyal mevki ve öğrenim derecesi, genellikle, olayın kendisinden fazla bir etkiye sahiptir.” ( II. HD. 10.3.1978 T., E.9576, K.3103 )44 Diğer bir görüĢün sahiplerine45 göre ise: KiĢilerin Ģeref ve haysiyetlerinin, toplumda bulundukları mevkiye göre değiĢtiğinin savunulması adalet düĢüncesine uymaz. KiĢilerin kiĢilik hakları, objektif kıstaslara dayanılarak değerlendirilmelidir. KiĢilerin mesleki ve sosyal durumlarını sarsabilecek maddi zararlara misal olarak; bir futbolcunun bacağının kırılması, bir piyanistin parmaklarının kırılması, bir fotomodelin yüzünde kalıcı iz olması, bir Ģoförün belinin sakatlanması gibi olaylar sayılabilir. Psikolojik olarak ise, zararın sosyal mevkiye etkisi, mağdurun mesleki saygınlığını azaltıp azaltmadığına göre değerlendirilecektir. Sonuç olarak, ikinci görüĢün birinci görüĢü eleĢtirisi, haksız ve yersiz kalmaktadır. Zira, ikinci görüĢ de kendi içinde mesleki saygınlıktan bahsetmekle, birinci görüĢle dolaylı olarak aynı Ģeyi paylaĢmıĢ olmaktadır. Birinci görüĢün de meseleye yaklaĢtığı nokta toplum içerisindeki saygınlık noktasıdır. Bu durumda, birinci görüĢün yanlıĢ olduğunu söylemek yerine, meseleye sadece psikolojik açıdan yaklaĢtığı için, eksik olduğunu söylemek daha yerinde olacaktır. 5. Mağdurun Özel ĠliĢki ve AlıĢkanlıkları OluĢan manevi zararlarda, zararın, kiĢilerin yaĢama alıĢkanlıklarını değiĢtirip değiĢtirmediği de göz önünde bulundurulacaktır. Misal olarak, hasta annesini düzenli olarak arabayla hastahaneye götürmesi gereken bir kiĢinin araba kullanamaz hale gelmesi veya dinine çok bağlı birisinin ibadetlerini yerine getiremeyecek hale gelmesi gibi durumlar verilebilir46. 43 Franko‟dan Olgaç‟a atfen ġener‟den naklen 45 ERTAġ, s.95; ÇETĠN, s.97-98 46 Eickhoff,, kiĢinin olağanüstü bir yeteneği sarsılmıĢ olmadıkça bu unsurun göz önünde tutulmaması gerektiğini öne sürmüĢtür. ( ErtaĢ, s.96, dp.101‟den naklen ) 44 12 6.Mağdurun Ġktisadi Durumu Mağdurun iktisadi durumunun göz önüne alınacağı, hem BK.m.49/2 hem de bir çok Yargıtay kararında47 belirtilmiĢtir. Öğretide bu unsur hakkında, değiĢik yorumlar getirilmiĢtir. Ġlk görüĢe göre48: Manevi zararın tazmini, mağdurun serveti ile doğru orantılı olmalıdır. Zira, herkesin tatmin olma noktası aynı olmayacaktır. Fakir birisine çok gibi gelen bir meblağ, zengin birisine az gelebilecektir. Misal olarak, acısını bir ĢiĢe rakı gidermeğe yeterli olan bir kimse ile acısını önemli meblağlarla ancak giderebilecek kimse arasında fark gözetilmesi gerekir. Ġkinci görüĢe göre49: Mağdurun iktisadi açıdan zayıf olmasının, bu kiĢinin zarar sonrası hayatına aynı Ģekilde devam etmekte daha çok zorlanacağı kabul edilerek, tazminatı artırıcı bir unsur olarak dikkate alınması gerekir. Üçüncü görüĢe göre50 ise: Mağdurun iktisadi durumunun da gözetilmesinden kasıt, kiĢinin, zararın gerçekleĢtiği zamana kadar elde ettiği gelir ve birikmiĢi değildir; kiĢinin uğradığı zarar sonucu elde ettiği sigorta tazminatı, emeklilik ve malüllük maaĢı gibi iktisadi unsurlardır. Sonuç olarak, manevi tazminatın hukuki niteliği olarak tatmin görüĢü kabul edilirse birinci görüĢ dikkate alınabilecek; telafi görüĢü kabul edilirse daha objektif sebeplere dayanan ikinci ve üçüncü görüĢ dikkate alınabilecektir. Kanımızca, bu unsur, zengin olana daha çok miktarda manevi tazminat hükmedilmesi olarak değil ve fakat fakir olana, haksız zenginleĢmeme ilkesi göz önüne alınarak manevi tazminat miktarı tayin edilmesi Ģeklinde değerlendirilmesi gerekecektir. 47 “...Bu tazminatın miktar ve nispetini tayin ederken davacının duyduğu elem ve iztirabın derecesi, tarafların sosyal ve iktisadi durumlarının gözetilmesi gerekir.” ( IV. HD. 19.1.1967 T., E.326 Franko‟dan Kudat‟a atfen ), “Hakim, manevi tazminatın miktarını tayin ederken, saldırı teĢkil eden fiil ve olayın özelliği yanında, tarafların kusur oranını, sıfatını, iĢgal makam ve diğer sosyal ve iktisadi durumlarını da dikkate almalıdır.” ( IV. HD. 29.1.2002 T., E.9970, K.1015 www.kazanci.com.tr, 20.5.2008), Yargıtay bir kararında ise bu unsura değiĢik bir yorum katarak Ģöyle hüküm vermiĢtir: “Hakim, manevi tazminat miktarını belirlerken... Türk toplumunun sosyal ve iktisadi durumlarını göz önünde bulundurmalıdır.” ( XV. HD. 31.1.2005 T., E.3048, K.345 www.kazanci.com.tr, 20.5.2008) 48 SAYMEN, s.181-182; FRANKO, s.144-145 49 ERTAġ, s.97 50 ÇETĠN, s.99 13 7. Mağdurun Birlikte Kusuru BK.m.44, genel olarak, bir zararın doğumunda mağdurun da kusurunun olması durumunda,, tazminat miktarından indirim yapılmasını öngörmüĢtür; bu maddenin manevi zararlara da uygulanması mümkündür51. Hakimin, bu unsuru araĢtırıken ilk yapacağı, zararın, taraflardan hangisinin ağırlıklı kusuruyla gerçekleĢtiğini araĢtırmaktır52. Bu unsurda araĢtırılacak olan, yalnızca mağdurun kendi kusuru değildir; bu kiĢinin kanuni temsilcileri, ifa yardımcıları ve istihdam ettiği kiĢilerin kusurlu davranıĢları da birlikte kusur sayılır 53. Zarar verenin kusuru, illiyet bağını kesecek ağırlıkta ise tazminata hükmedilmeyecekken, illiyet bağını kesmiyorsa kusuru oranında indirim yapılarak tazminata hükmedilecektir. C- Sorumluya İlişkin Unsurlar Manevi tazminatın takdirinde, sorumlunun Ģahsına ait unsurlar, mağdurun Ģahsına ait unsurlar kadar önemi haiz olmasa da tam ve adil bir tazminata hükmedebilmek için bunların da göz önünde tutulmasında yarar vardır. Bunlar: Sorumlunun kusuru, sorumlunun sosyal durumu ve sorumlunun iktisadi durumudur. Manevi zarar, kusur sorumluluğuna yol açtığı gibi kusursuz sorumluluğa da yol açtığından dolayı bu bölümün baĢlığı olarak „fail‟ yerine „sorumlu‟ tabirini kullanmak daha uygun gözükmüĢtür. 1. Sorumlunun Kusuru Manevi tazminatın hukuki niteliği olarak ceza görüĢünü benimseyenler, sorumlunun kusuruna çok büyük bir önem atfedeceklerdir; hatta tazminatın belirlenmesinde en önemli unsur olarak sorumlunun kusurunu kabul edeceklerdir. Hernekadar ceza görüĢü benimsenmese de, sorumlunun 51 ÇETĠN, s.100 ERTAġ, s.98 53 ERTAġ, s.99 52 14 kusurunun, manevi tazminata bir miktar etkisini kabul etmek gerekir. Zira, hafif kusuruyla, zararın meydana gelmesine sebebiyet veren bir kiĢi ile ağır kusuruyla, zararın meydana gelmesine sebebiyet veren bir kiĢi aleyhine aynı miktarda tazminata hükmetmek adalete uygun olmayacaktır. Misal olarak, hafif meĢrepliği yüzünden bir niĢanı bozan erkek ile niĢanlı kızın geleceğini mahvetmek ve kızı çirkin dedikodulara maruz bırakmak düĢünce ve fena niyeti ile veya kin ve düĢmanlık gibi sebepler ile niĢanı bozan erkek arasında manevi tazminat noktasında bir fark gözetmek gerekecektir54. Kusur sorumluluklarında zarar verenin kusuru dikkate alınacakken, kusursuz sorumluluk durumlarında dikkate alınacak olan sorumlunun kusurudur55. Ağır fiziki zararlarda ise, sorumlunun kusurunun manevi tazminat miktarına etkisi oldukça düĢük tutulmalı; yani, bu gibi durumlarda tazminat miktarı fazlaca düĢürülmemelidir56. Sorumlunun kendi kusurunun yanında, mağdurun birlikte kusurunda olduğu gibi, bu kiĢinin kanuni temsilcisinin, ifa yardımcısının ve istihdam ettiği kiĢilerin kusurları da araĢtırılacaktır57. 2. Sorumlunun Sosyal Durumu Zararın, mağdurun ruhunda elem ve acı doğurmasında, bunu yapanın Ģahsiyeti de oldukça önemi haizdir. Zararı oluĢturan sorumlunun sosyal mevkii ne kadar yüksek ise bu zarardan duyulan acının da o nispette artabileceği söylenebilecektir. Misal olarak, caddeyi yeterli derecede hızla katetmemiş olması sebebiyle, bir kamyon şöförünün yakışıksız sözlerine muhatap olanda bu sözler manevi bir zarar meydana getirmeyebileceği halde, aynı sözlerin sosyal durumu yüksek bir kimse tarafından sarfedilmesi ( mesela, bir kürsüde veya bir konferansta yahut makalede kullanılması ) büyük bir manevi zarar oluşturabilecektir58. Yine misal olarak, sosyal mevkii bakımından oldukça mütevazı olan bir kimsenin yüksek bir seviyede bulunan bir kimseye yaptığı tecavüz, o şahsı ne kendi içinde ne de mühitinde pek fazla zarara uğratmayacağı halde, bilakis çok mütevazı bir kimsenin, sosyal mevkii bakımından kendinden çok yüksek seviyede olan bir kimse tarafından zarara uğratılmış olması, onu ağır bir şekilde rencide edebilir; zira, bu mütevazı 54 SAYMEN, s.183-184 ÇETĠN, 101 ( Hütte-Wondel‟e atfen ) 56 ERTAġ, s.100 57 ERTAġ, a.101 58 SAYMEN, a.184 55 15 kimsenin belki de bütün serveti, gerek kendi mühitindeki itibarı gerekse kendi kendisine karşı olan haysiyetidir59. Yargıtay, kararlarında, „tarafların‟ sosyal durumuna iĢaret ettiği içindir ki, sorumlunun da sosyal durumunu gözönünde bulundurmaktadır. Netekim, bir kararında aynen Ģu ifadeler geçmektedir: “Müstekar temyiz içtihatları mucibince şeref ve haysiyeti ihlal edici fiilin gerektirdiği manevi tazminatın, adalete uygun olarak hüküm altına alınması ve bunun için de tarafların sosyal ve iktisadi durumları ile birlikte, suçun vasfının takdire esas teşkil etmesi zaruridir. Tarafların sosyal ve iktisadi durumlarını içermeyen bilirkişi raporuna dayanılarak hüküm tesisi yolsuzdur”60 3. Sorumlunun Ġktisadi Durumu Sorumlunun iktisadi durumu, ilk olarak, kendisi aleyhine takdir edilecek tazminatın tarzını belirlemede esas teĢkil edecektir. Zira, iktisadi gücü yerinde bir sorumluya, nakdi tazminat takdir edilecek yerde, hükmün ilanına karar verilmesi daha etkili olabilecektir61. Sorumlunun iktisadi durumu, manevi tazminat miktarını doğrudan etkilemez. Bu unsur, sorumlunun tazminatı ödemesi ile maddi sıkıntıya düĢüp düĢmeyeceği açısından önemlidir. Netekim bir Yargıtay Ġçtihadı BirleĢtirme Kararı; hakimin manevi tazminatı takdir ederken, para değerini gözönünde tutması gerekeceği, hükmolunan paranın bir sadaka vasfında olmaması gerekeceği, ancak, diğer tarafın müzayaka haline düĢmemesine ve mahvına meydan vermemesine icap edeceğini tespit etmiĢtir62. Sorumlunun iktisadi durumu, rücu hallerinde de dikkate alınacaktır. Zira, sorumlunun rücu edebilecek olması, onun iktisadi bakımdan durumunu rahatlatacağı için, manevi tazminat yüksek tutulabilecektir; rücu edilecek Ģahsın da iktisadi durumu araĢtırılacak ve rücu edilecek Ģahıs esas olduğundan dolayı sorumlunun iktisadi durumu ne kadar parlak olursa olsun, rücu edilecek Ģahsın mahvına sebebiyet verecek bir tazminata hükmedilemeyecektir. Netekim, Yargıtay bir kararında: “ Tarafların sosyal ve iktisadi durumları nazara alınarak, manevi tazminatın ona göre tayin ve takdiri icap eder. Hadisede 8000 lira manevi tazminata mahkum olan Milli Müdafaa Vekaletinin ( Milli Savunma Bakanlığı ) istihdam ettiği şöför Hurşit Kaya’ya rücu edeceği düşünülerek, maddi tazminat yanında, bu miktar manevi tazminatın, kendisini müzayakaya ve müşkil duruma düşüremiyeceği tahkik ve tetkik edilerek hasıl olan neticeye göre 59 Bergeron‟a atfen Franko, s.153 III. HD. 2.6.1970 T., E.2276 Ġst. Ba. Mec., 1970 sa. 7-8, s.616 ( Franko, s.153, dp.152‟den naklen ) 61 SAYMEN, s.184 62 ĠBK. 22.6.1966 - 7/7 ( Franko‟dan Kudat‟a atfen ) 60 16 bir karar verilmesi lazım gelirken, bu cihetin araştırılmaması yolsuzdur.” 63 tespitinde bulunmuĢtur. Sorumlunun iktisadi durumuna iliĢkin olarak yapılacak olan araĢtırma, rücu hakkına sahip olup olmadığının yanında, kiĢinin ailevi durumunun, yaptığı iĢin ve bir sigorta himayesi altında olup olmadığının da araĢtırılmasını gerektirecektir64. Manevi tazminata hükmolunurken, borçlunun müzayakaya düĢmemesi esasının diğer bir etkisi de, birden fazla mağdurun bulunması halindedir65. Bu takdirde, Yargıtay, manevi tazminatın mümkün mertebe bir kül olarak takdirini ve mağdurların elem ve üzüntülerine nispetle dağıtılması gerekeceğini kabul etmiĢtir66. Bu suretle borçlunun mahvına sebep olunmamıĢ olunur. IV- NETĠCE Manevi tazminatın miktarının tayini, maddi tazminatın miktarının tayini gibi somut kıstaslarla ölçülemeyecektir. Manevi tazminatın miktarını tayin ederken, hakim, herĢeyden önce somut olayı çok iyi özümsemek zorundadır. Zira, manevi tazminatın miktarını tayin eden unsurlar her olayın kendi içinde saklı olacak ve adalet ve hakkaniyete ualaĢılabilmesi için iyi araĢtırılıp bulunması gerekecektir. Her olaya münhasır farklı unsurlar çıkabileceğinden dolayıdır ki, bu çalıĢmada sadece genel unsurlara değinmekle yetinilmiĢtir; bu sebeple, elbette, hakim bu çalıĢmada sayılan unsurlarla sınırlı kalmayacaktır. ÇalıĢmada farkedildiği üzere manevi tazminatın miktarının tayini için gözönünde bulundurulması gereken unsurlar içi içe geçmiĢ durumdadır. Bu unsurlar, kitap gibi üst üste dizilerek değil, daha ziyade, her biri yapbozun bir paraçası gibi değerlendirilerek, önce parçaların tamamını birleĢtirip daha sonra resmin bütününü görmek gerekecektir. Hakim, resmin bütününü görebildiği anda ise adalet ve hakkaniyet yönünde hükmedebilmesi için önünde hiç bir engel kalmayacaktır. Son olarak, manevi tazminatın miktarının tayininde hakime çok geniĢ bir takdir yetkisi verildiği anlaĢılmaktadır. Hakim, bu takdir yetkisini kullanırken titiz davranmak ve bunu yaparken de mağdura hakkı, sorumluya da haksızlığı ölçüsünde naif bir irade ortaya koymak ve bu anlayıĢ doğrultusunda hükmetmek mecburiyetindedir. 63 TD. 28.9.1965 T., E.2687 ( Franko‟dan Kudat‟a atfen ) ERTAġ, s.102 65 FRANKO, s.155 66 TD. 27.2.1964 T., E.632 ( Franko‟dan Kudat‟a atfen ) 64 17 KAYNAKÇA 1. ÇETĠN, Pınar, Manevi Tazminat Davasının Hukuki Niteliği ve Özellikle Tazminat Miktarının Belirlenmesi ( Yüksek Lisans Tezi ), Ankara 2007 2. ERTAġ, ġeref, Manevi Taminatın Hukuki Niteliği ve Miktarının Tespiti, Ġlhan E. Postacıoğlu‟na Armağan, Ġstanbul 1990, s.65-111 3. FRANKO, Nisim Ġ., ġeref ve Haysiyetten Doğan Manevi Zararın Tazmini ( Doktora Tezi ), Ankara 1973 4. ĠLERĠ, Nilgün, Ölüm Ve Cismani Zararlarda Manevi Tazminat Ve Kriterleri, http://www.turkhukuksitesi.com, ( 20.5.2008 ) 5. KILIÇOĞLU, Mustafa, Tazminat Hukuku, 2.baskı, Ġstanbul 2006 6. OĞUZMAN, Kemal/ ÖZ, Turgut, Borçlar Huuku Genel Hükümler, Ġstanbul 1995 7. SAYMEN, Ferit H., Manevi Zarar ve Tamini Sureti ( Doktora Tezi ), Ġstanbul 1940 8. ġENER, Esat, Açıklamalı-Ġçtihatlı Medeni Kanun, Ankara 1989 9. UYGUR, Tugut, Açıklamalı Ġçtihatlı Borçlar Kanunu, 1.Cilt, Ankara 1990 10. www.kazanci.com.tr, ( 20.5.2008 ) 18
Benzer belgeler
manevi-tazminatin-olcusu
“Cismani zarar kavramına, ruhi bütünlüğün ihlali, sinir bozukluğu veya hastalığı ( ruhi ve asabi
sağlık bütünlüğü ) gibi hallerin girdiği kabul edilmiĢtir. Bir kimsenin cismani zarara maruz
kalması...