KKKA kitabı - Antalya Halk Sağlığı Müdürlüğü
Transkript
KKKA kitabı - Antalya Halk Sağlığı Müdürlüğü
T.C. SA⁄LIK BAKANLI⁄I Temel Sa¤l›k Hizmetleri Genel Müdürlü¤ü ANKARA, 2005 T.C. SA⁄LIK BAKANLI⁄I Temel Sa¤l›k Hizmetleri Genel Müdürlü¤ü KIRIM - KONGO KANAMALI ATEfi‹ Bu kitapçıkta yer alan Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi hakkında bilgi notu, Klinik Tanımlama, Vak’a Tanımı, Vak’alara Yaklaşım Önerileri ile Vak’a Bildirim Çizelgesi 30.12.2003 tarihli ve B100TSH0110002/20409 sayılı yazı ile Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi’nde Vak’a Yönetimi ve İzolâsyon Önlemleri ise 31.03.2004 tarihli ve B100TSH0110002/5367 (2004/46) sayılı Daimî Genelge ekinde yayımlanmıştır. ANKARA 2005 T.C. SAĞLIK BAKANLIĞI Temel Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü Bulaşıcı ve Salgın Hastalıklar Kontrolü Daire Başkanlığı Zoonoz ve Paraziter Hastalıklar Şube Müdürlüğü Telefon : 0 312 433 23 31 Belgegeçer : 0 312 432 29 94 Elektronik mektup : [email protected] 2. Baskı Onur Matbaacılık Ltd. Şti. 0 312 394 08 90 Ön Söz Tarih sayfalarında, hayvanlardan insanlara geçen hastalıkların -ki bunlar genel olarak zoonoz hastalıklar diye bilinir- insanların başına musallat olduğu ve o zamanki şartlar çerçevesinde yeterli mücadelenin yapılamayışından çok sayıda insanın öldüğü kayıtlıdır. Geçen yüzyılda ortaya çıkan viral kanamalı ateş salgınları ve bunlara bağlı bir çok insanın hayatını kaybetmesi, deli dana olarak bilinen hastalığın insanlara da bulaşabileceğinin bildirilmesi, son yıllarda da SARS ve kuş gribi (avian influenza) gibi yeni hastalıkların ortaya çıkması hem dünya kamuoyunu meşgul etmekte hem de büyük korkuya neden olmaktadır. Asıl korkulan, bilim adamlarının basına da yansıyan ifadelerine göre, önümüzdeki yıllarda yine önemli epidemilerle karşılaşılabileceği ve bunların da çok büyük bir kısmının zoonoz karakterli olabileceği keyfiyetidir. Bugün için Dünya Sağlık Örgütü tarafından 200’lerin üzerinde bir zoonoz hastalığın varlığından bahsedilmekle birlikte, değişik zamanlarda bu hastalıklara yenileri eklenerek bu sayılar sürekli olarak artmaktadır. Zoonoz hastalıklar, ülkemizde de birtakım sebeplerden dolayı, hâlâ önemli bir halk sağlığı problemi olmaya devam etmekte olup, bu listeye Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) olarak bilinen viral bir hastalığın eklendiği de herkesin mâlumudur. Bilindiği gibi, hastalık 2002 ve 2003 yıllarının bahar ve yaz aylarında görülmüş ve Bakanlığımızın yaptığı çalışmalar neticesinde hastalığın KKKA olduğu anlaşılmıştır. Hastalığın belirlenmesinden sonra Bakanlığımız, KKKA konusunda sağlık çalışanlarına yönelik genel bilgiler, klinik tanımlama, vak’a tanımı, vak’alara yaklaşım önerileri, KKKA Vak’a Takip Çizelgesi ile KKKA’da Vak’a Yönetimi ve İzolâsyon Önlemleri adı altında hazırladığı dokümanları genelgelerle bütün ilgililerine ulaştırmıştır. Ancak, KKKA’ya ait hazırlanan bu bilgilerin fazlalığı ve ayrı ayrı genelgeler halinde olmasından dolayı, bilgiye ulaşımda birtakım problemlerin olduğu bilgileri de tarafımıza iletilmiştir. Bu nedenle, konuya ilişkin bütün bilgilerin bir kitapçıkta toplanması ve ilgililerin kolay ulaşmasının temini amacıyla bu kitapçık hazırlanarak siz değerli çalışma arkadaşlarımın hizmetine sunulmuştur. Kitapçığın ülkemize, halkımıza ve bütün sağlık çalışanlarımıza faydalı olmasını temenni eder, başta, kitapçığı hazırlayarak sağlık camiasına kazandıran Genel Müdürlüğümüz Bulaşıcı ve Salgın Hastalıklar Kontrolü Daire Başkanlığı Zoonoz ve Paraziter Hastalıklar Şube Müdürü Dr. Veteriner Hekim Ramazan UZUN olmak üzere, bu konuda emeği geçen herkese teşekkür ederim. Uzm. Dr. Turan BUZGAN Genel Müdür V. iii İÇİNDEKİLER Sayfa Nu: Ön Söz .....................................................................................................................................................iii İçindekiler................................................................................................................................................iv BÖLÜM 1 KIRIM-KONGO KANAM ALI ATEŞİ 1. Giriş.................................................................................................................................................5 2. Klinik Tanımlama ............................................................................................................................5 3. Epidemiyoloji ve Bulaşma...............................................................................................................6 4. Kuluçka Süresi ................................................................................................................................7 5. Tanı..................................................................................................................................................7 6. Tedavi..............................................................................................................................................8 7. Korunma ve Kontrol........................................................................................................................9 BÖLÜM 2 KIRIM-KONGO KANAM ALI ATEŞİ KLİNİK TANIMLAMA, VAK’A TANI MI VE VAK’ ALARA YAKL AŞIM ÖNERİLERİ 1. Klinik Tanımlama ..........................................................................................................................11 2. Destekleyici Bulgular ....................................................................................................................11 3. Epidemiyolojik Hikâye...................................................................................................................11 4. Vak’a Tanımları .............................................................................................................................12 4.1. Şüpheli vak’a .......................................................................................................................12 4.2. Olası vak’a ...........................................................................................................................12 4.3. Kesin vak’a ..........................................................................................................................12 5. Tanı İçin Lâboratuvar Kriterleri ....................................................................................................12 6. Klinik Tanımlamaya Uyan Hastaların İkinci Basamak Sağlık Kuruluşlarında Takip Önerileri ..........................................................................................12 7. Tedavi Önerileri.............................................................................................................................13 7.1. Destek tedavi .......................................................................................................................13 7.2. Spesifik tedavi .....................................................................................................................13 8. Temas Durumlarında Takip ..........................................................................................................14 9. Üçüncü Basamak Sağlık Kuruluşuna Sevk Önerileri ...................................................................14 10. Taburcu Etme Önerileri.................................................................................................................15 Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi Vak’a Bildirim Çizelgesi.................................................................16 Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi Vak’a Bildirim Çizelgesi Doldurma Talimatı .................................17 BÖLÜM 3 KIRIM-KONGO KANAM ALI ATEŞİNDE VAK’ A YÖN ETİMİ VE İZOLÂS YON Ö NLEML ERİ 1. Giriş...............................................................................................................................................18 2. İl Sağlık Müdürlüklerince Yapılması Gereken Çalışmalar ...........................................................18 3. Hastahanelerin Yapması Gereken Çalışmalar ..............................................................................19 4. Birinci Basamak Sağlık Kuruluşlarının Yapması Gereken Çalışmalar.........................................20 5. KKKA’da İzolâsyon Önlemleri ve Dezenfeksiyon .........................................................................21 5.1. Eldivenlerin dezenfeksiyonu ...............................................................................................22 5.2. Tıbbî malzemelerin dezenfeksiyonu ...................................................................................22 5.3. Hastanın kullandığı malzemenin dezenfeksiyonu ..............................................................23 5.4. Yere döküle n enfekte materyallerin uzaklaştırı lması ve dökülen yerin dezenfeksiyonu ............................................................................................23 5.5 Enfekte duvar ve yüzeylerin temizliği .................................................................................23 5.6. Koruyucu elbiselerin ve hasta yataklarının dezenfeksiyonu ..............................................23 5.7. Konvalesan dönemde dezenfeksiyon ve izolâsyon ............................................................23 6. Enfekte Materyale Temas Durumunda Yaklaşım .........................................................................24 7. Cenazelerin Hazırlanması ve Gömülmesinde Yaklaşım ...............................................................24 BÖLÜM 4 Resim-1. Doğada Keneler.....................................................................................................................26 Resim-2. Kenede Üstten Görünüm .......................................................................................................26 Resim-3-4. Vücuda Yapışmış Kene..........................................................................................................26 Resim-5. Kenenin Vücuttan Uzaklaştırılması ........................................................................................26 Resim-6. Kenelerde Yumurtlama..........................................................................................................26 Resim-7. KKKA’da Kolda Ekimoz ..........................................................................................................26 Resim-8. KKKA Hastalarına Yaklaşımda Korunma Önlemleri................................................................27 Resim-9. KKKA’da Korunma Önlemleri.................................................................................................27 Şekil-1. Hyalomma marginatum’un Hayat Döngüsü...........................................................................27 Şekil-2. KKKA’da Lâboratuvar Teşhisi - Zaman İlişkisi .......................................................................27 KAYNAKLAR .......................................................................................................................................................28 iv a Nu: ......iii ......iv ......5 ......5 ......6 ......7 ......7 ......8 ......9 ....11 ....11 ....11 ....12 ....12 ....12 ....12 ....12 ....12 ....13 ....13 ....13 ....14 ....14 ....15 ....16 ....17 LERİ ....18 ....18 ....19 ....20 ....21 ....22 ....22 ....23 BÖLÜM 1 KIRIM-KONGO KANAMALI ATEŞİ 1. Giriş İnsanlarda klinik ve subklinik olarak seyreden ve sayıları gittikçe artan arbovirüsler, artropodların vektörlük yaptığı ve insanlarda sendromlar halinde görülen önemli bir enfeksiyon hastalığı grubunu oluşturmaktadır. İnsanlarda başlıca ensefalitler, kısa süren ateşli hastalıklar, kanamalı ateşler, poliartrit ve raş ile ön plâna çıkan sendromlar şeklinde görülür. Kanamalı ateşlerin, biyolojik silah olarak kullanım alanı bulmaları önemlerini daha da artırmaktadır. Bu sendromlardan kanamalı ateşler grubunda yer alan Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA), 2002 ve 2003 yıllarının bahar ve yaz aylarında bazı illerimizde görülmüş ve Sağlık Bakanlığının yapmış olduğu çalışmalar neticesinde hastalığın KKKA olduğu anlaşılmıştır. KKKA, Bunyaviridae ailesine bağlı Nairovirus soyundan virüslerin meydana getirdiği, şiddetli bir seyir gösteren ve fatalitesi oldukça yüksek (yaklaşık %30; bu rakam bazı kaynaklarda %50’ye kadar çıkmaktadır) olan bir hastalıktır. Hastalık hayvanlarda, insanlara nazaran daha yaygın olarak görülmekle beraber asemptomatik seyretmekte olup, zoonoz karakterli bir hastalıktır; sporadik vak’alar veya salgınlar şeklinde insanlarda da görülebilmektedir. Bu grup virüsler, 100 nm (nanometre) büyüklüğünde, Ribonükleik asit (RNA) içeren, heliksel kapsidli ve zarflı virüslerdir. ....23 ....23 ....23 ....23 ....24 ....24 KKKA ilk olarak 1944 yılında Kırım’da görülmüş ve Kırım Kanamalı Ateşi olarak tanımlanmıştır. Daha sonra 1956 yılında Kongo’da görülen hastalığın, 1969 yılında Kırım Kanamalı Ateşi ile aynı olduğunun farkına varılmış ve hastalık bundan sonra bugünkü bilinen ismiyle anılmaya başlamıştır. ....26 .....26 ....26 ....26 ....26 ....26 .....27 ....27 ....27 ....27 ....28 2. Klinik Tanımlama Klinik semptomlar, karaciğer ve endotel hasarı ile tombositlerdeki dramatik düşüşün bir sonucu olarak ortaya çıkmaktadır. Ateş, kırıklık, baş ağrısı, halsizlik, aşırı duyarlılık, kollarda, bacaklarda ve sırtta şiddetli ağrı ve belirgin bir iştahsızlıkla başlar. Bazen kusma, karın ağrısı veya ishal olabilir. İlk günlerde yüz ve göğüste peteşi ve konjonktivalarda 5 kızarıklık dikkati çeker. Gövde ve ekstremitelerde ekimozlar oluşabilir. Epistaksis, hematemez, melena ve hematüri sıktır. Bazen vajinal kanama da olabilir. Genellikle hepatit görülür. Ağır olgularda hastalığın 5. gününden itibaren hepatorenal ve pulmoner yetersizlikler görülebilir. Ateş, 5. veya 12. güne kadar çıkar ve lizisle düşer; nekahat dönemi uzun sürer. Ölüm olayları daha çok hastalığın ikinci haftalarında (5-14. gün) görülebilmekte ve bu oran yaklaşık % 30’ları bulabilmektedir. İyileşme genelde hastalığın dokuzuncu veya onuncu günlerinde olmaktadır. Lâboratuvar bulgusu olarak özellikle lökopeni ve trombositopeni dikkati çekmektedir. Aspartat aminotransferaz (AST), alanin aminotransferaz (ALT), kreatin kinaz (CK) ve biluribin değerlerinde yükselmeyi alkalen fosfataz (ALP), gama glutamiltransferaz (GGT) ve laktat dehidrogenaz (LDH) değerindeki yükselme takip eder. Protrombin zamanı (PT), aktive parsiyel protrombin zamanı (aPTT) ve diğer pıhtılaşma testlerinde belirgin bozukluk görülmektedir. Bariz kanama olmasa da hemoglobin düzeylerinde düşme gözlenebilir. 3. Epidemiyoloji ve Bulaşma Hastalık sıklıkla Afrika, Asya, Orta Doğu ve Doğu Avrupa’da endemiktir. KKKA’nın son yıllarda Kosova, Arnavutluk, İran, Pakistan ve Güney Afrika’dan sporadik vak’aları ve epidemileri de bildirilmiştir. Virüs, bir çok evcil ve yabanî hayvanı enfekte etmekte ve hastalık hafif seyretmektedir. Bir çok kuş virüse karşı dirençli iken, virüsün yayılmasında önemli rol oynarlar. Hayvanlardaki hastalık enfekte kenelerin ısırması ile başlamaktadır. KKKA’nın bulaşmasında Hyalomma soyuna ait keneler daha büyük bir yere sahip olmakla birlikte, 30 civarında kene türünün bu hastalığı bulaştırabileceği bildirilmektedir. Virüs kenelerde, transovaryal ve transstadiyal pasajlarla idame olur; keneler arasında venereal olarak bulaşmanın olduğu da bildirilmektedir. Henüz ergin olmamış Hyalomma soyuna ait keneler, küçük omurgalılardan kan emerken virüsleri alır, gelişme evrelerinde muhafaza eder. Keneler, insan veya hayvanlardan kan emerken virüsleri de bulaştırırlar. Küçük omurgalılar ve özellikle yerde beslenen kuşlar, keneleri enfekte eden en önemli konak grubunu oluşturmaktadır; keneler, biyolojik evrimlerinin değişik safhalarında bu canlılardan kan emerler. Hyalomma soyuna ait keneler ülkemizin de içinde bulunduğu çok geniş bir coğrafik alanda yerleşmişlerdir. Ülkemiz, kenelerin yaşamaları için coğrafî açıdan oldukça uygun bir yapıya sahiptir. Türlere göre değişmekle beraber, 6 kenelerin küçük kemiricilerden, yaban hayvanlarından evcil memeli hayvanlara ve kuşlara kadar geniş bir konakçı spektrumları mevcuttur. Hastalık daha çok hayvancılıkla uğraşanlarda, mezbaha çalışanlarında ve kırsal alanda yaşayanlarda görülebilmektedir. Enfekte hayvanların kan ve dokuları ile temas sonucu da geçiş olabilmektedir. Ayrıca nozokomiyal enfeksiyon oluşturma riski de bildirilmektedir. Bugün için etkili bir aşısı bulunmayan KKKA’nın geçirilmesinden sonra bağışıklığın ömür boyu sürebileceği belirtilirken, konvalesan dönem plâzmaları ile yapılan pasif immünizasyonların uygulanabilir nitelikte olmadığı da ifade edilmektedir. 4. Kuluçka Süresi Kene tarafından ısırılma ile virüsün alınmasını müteakip kuluçka süresi genellikle 1-3 gündür; bu süre en fazla 9 gün olabilmektedir. Enfekte kan, ifrazat veya diğer dokulara doğrudan temas sonucu bulaşmalarda bu süre 5-6 gün; en fazla ise 13 gün olabilmektedir. 5. Tanı Tanı için biyogüvenlik açısından tam güvenli lâboratuvarlara ihtiyaç vardır. Tanıda, virüsün ya da virüs RNA’sının kan ve doku örneklerinden izolâsyonu, virüs antijeninin ve virüse karşı oluşmuş antikorların serolojik olarak gösterilmesi esasına dayalı yöntemler kullanılmaktadır. Oluşan antikorlar, serolojik yöntemlerden en hızlı ELISA (Enzyme-Linked Immunosorbent Assay) ile saptanabilmektedir; immünglobülinlerden IgG ve IgM antikorları hastalığın yaklaşık 6. gününden itibaren serumda belirlenebilir. IgM’ler 4 ay kadar serumda belirlenebilirken, IgG’ler azalır; ancak, yine de 5 yıla kadar IgG antikorlarına rastlanabilir. Bazı kişilerde hastalık, özgül antikorlar kanda belirlenene kadar ölümle sonuçlanabileceğinden tanı konulamayabilir. Bu durumda tanı, özellikle hastalığın ilk 5 gününde kan ve dokulardan alınan örneklerden virüs izolâsyonu ve spesifik antijenin tespiti ile konabilmektedir. Bu amaçla hücre kültürleri, immünfloresans yöntemi ve EIA (Enzyme Immun Assay) kullanılabilmektedir. Son zamanlarda, PCR (Polymerase Chain Reaction) gibi moleküler tanı yöntemleri başarı ile uygulanmaktadır. 7 6. Tedavi Tedavide esas destek tedavidir. Gerektiğinde tam kan veya kan ürünleri verilmelidir. Hastalığın spesifik bir tedavisi bulunmamakla birlikte, antiviral ilâçlardan ribavirinin, oral veya parenteral olarak kullanılabileceği bildirilmektedir. Ribavirinin kullanımına ilişkin bilgiler aşağıdaki tabloda verilmiştir. Ribavirinin hemolitik anemi gibi önemli bir yan etkisi olabileceğinden hastalar bu açıdan da takip edilmelidir. KKKA’da Antiviral İlâç (Ribavirin) Kullanımı. Hasta Grubu Erişkin Oral Damar İçi 2 000 mg yükleme dozunu müteakip, 6 saat arayla 1 000 mg dozunda 4 gün; daha sonra da 500 mg dozunda yine 6 saat arayla 6 gün verilebilir. 17 mg/kg (en çok 1 g) yükleme dozunu müteakip, 6 saat arayla 17 mg/kg (en çok 1 g) dozunda 4 gün; daha sonra 8 saat arayla 8 mg/kg (en çok 500 mg) dozunda 6 gün süreyle verilebilir. Tedaviye geç kalınması veya gerek görülmesi durumlarında yükleme dozu 30 mg/kg (en çok 2 g) olabilir. 8 Gebe Embriyotoksik ve teratojenik etkileri bulunması nedeniyle, ribavirinin gebelerde kullanımı kontrendikedir. Ancak, gerekli görülmesi durumunda erişken dozlarında verilebilir. Embriyotoksik ve teratojenik etkileri bulunması nedeniyle, ribavirinin gebelerde kullanımı kontrendikedir. Ancak gerekli görülmesi durumunda erişkin dozlarında verilebilir. Çocuk 30 mg/kg yükleme dozunu müteakip, 6 saat arayla 15 mg/kg dozunda 4 gün; sonra yine 6 saat arayla 7 mg/kg dozunda 6 gün verilebilir. Erişkinlerde verildiği gibi vücut ağırlığına göre hesaplanır. Maruziyet Durumunda Profilaksi 6 saat arayla 500 mg dozunda 7 gün verilebileceğinin belirtildiği yayınlar varsa da şüphel i temas durumlarında profilaktik amaçlı ribavirin kullanımı Dünya Sağlık Örgütü tarafından önerilmemektedir. 7. Korunma ve Kontrol Tüm enfeksiyon hastalıklarında olduğu gibi KKKA’da da korunma ve kontrol önlemlerinin alınması çok önemli ve gereklidir. • Hasta ve hastanın sekresyonları ile temas sırasında mutlaka genel korunma önlemleri (eldiven, önlük, gözlük, maske vb.) alınmalıdır. Genellikle hava yolu ile bulaşmadan bahsedilmemektedir. Ancak, kan ve vücut sıvıları ile temastan kaçınılmalıdır. Bu şekilde bir temasın söz konusu olması halinde, temaslının en az 14 gün kadar ateş ve diğer belirtiler yönünden takip edilmesi gerekmektedir. • Hayvan kanı, dokusu veya hayvana ait vücut sıvıları ile temas sırasında da gerekli korunma önlemleri alınmalıdır. • Kene mücadelesi çok önemli olmakla birlikte oldukça zor görülmektedir. Keneler yumurta dönemleri hariç diğer biyolojik evrelerinde insanlara hücum ederek kan emebilir. Hem mera keneleri hem de mesken keneleri gelişmelerini sürdürebilmek ve nesillerini devam ettirebilmek için konakçılarından kan emmek zorundadırlar; genel olarak da konakçı spesifitesi göstermezler. Coğrafik bölgelere ve türlere göre değişmekle beraber, KKKA’yı bulaştıran Hyalomma soyuna ait keneler genel olarak nisan ve ekim aylarında aktiftirler; bu dönemlerdeki salgınların sebebi de budur. Bu nedenle, öncelikle konakçılar kenelerden uzak tutulmalı ve kenelerin kan emmeleri engellenmelidir. • Mümkün olduğu kadar kenelerin bulunduğu alanlardan kaçınılması gerekmektedir. Hayvan barınakları veya kenelerin yaşayabileceği alanlarda bulunulması durumunda, vücut belirli aralıklarla kene yönünden muayene edilmeli; vücuda yapışmamış olanlar dikkatlice toplanıp öldürülmeli, yapışan keneler ise, kesinlikle ezilmeden ve kenenin ağız kısmı koparılmadan (bir pensle sağa sola oynatarak, çivi çıkarır gibi) alınmalıdır. • Kenelerde kusmaya sebep olduğundan, vücuda yapışan kenelerin üzerine kesinlikle herhangi bir kimyasal madde dökülmemelidir. Ayrıca, keneler, sigara veya kibrit kullanarak da uzaklaştırılmaya çalışılmamalıdır. • Diğer önemli hususlardan birisi de piknik amaçlı olarak su kenarları ve otlak alanlarda bulunanlar, döndüklerinde mutlaka üzerlerini kene bakımından kontrol etmeli ve kene varsa usulüne uygun olarak vücuttan uzaklaştırmalıdır. Çalı, çırpı ve gür ot bulunan yerlerden uzak durulmalı, bu gibi yerlere çıplak ayakla veya kısa giysilerle girilmemelidir. • Ormanlarda çalışan işçilerin ve ava çıkanların lâstik çizme giymeleri veya pantolonlarının paçalarını çorap içine almaları kenelerden koruyucu olabilmektedir. 9 • Hayvan sahipleri hayvanlarını kenelere karşı uygun akarisitlerle ilâçlamalı, hayvan barınakları kenelerin yaşamasına imkân vermeyecek şekilde olmalı, çatlaklar ve yarıklar tamir edilerek badana yapılmalıdır. Kene bulunan hayvan barınakları uygun akarisitlerle usulüne göre ilâçlanmalıdır. • Gerek insanları gerekse hayvanları kene enfestasyonlarından korumak için repellent olarak bilinen böcek kaçıranlar dikkatli bir şekilde kullanılabilir. Repellentler sıvı, losyon, krem, katı yağ veya aerosol şeklinde hazırlanan maddeler olup, cilde sürülerek veya elbiselere emdirilerek uygulanabilmektedir. Aynı maddeler, hayvanların baş veya bacaklarına da uygulanabilir; ayrıca, bu maddelerin emdirildiği plâstik şeritler, hayvanların kulaklarına veya boynuzlarına takılabilir. • Kenelerin çevrede yoğun olması halinde mera, çayır, çalı, çırpı ve gür otların bulunduğu yerler gibi kenelerin yaşamasına müsait alanlarda, diğer canlılara ve çevreye zarar vermeden, insektisit uygulamalarına başvurulabilir. Açık alanlara insektisit uygulamalarının uygun görüldüğü durumlarda uçak, helikopter, püskürtme cihazı monte edilmiş araç veya sırtta taşınan pompalar kullanılmalıdır. • Açık alanlarda yapılabilecek kene mücadelesi amacıyla, her bir hektara aktif madde olarak karbaril ve propoksur hektara 2 kg, deltametrin ve lambda-siyalotrin 0,003-0,3 kg, permetrin 0,03-0,3 kg, pirimifosmetil ise 0,1-1 kg olarak uygulanabilmektedir. • Son yıllarda, kene popülâsyonunun kontrolünde biyolojik yöntemlerin kullanılmasına ilişkin çalışmalar da yürütülmektedir. Kene mücadelesi, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı ile bu Bakanlığın il ve ilçe teşkilâtlarının önerileri ve direktifleri doğrultusunda yapılmalı; problemin, yerel yönetimlerin ve ilgili diğer sektörlerin konuya hassasiyetle yaklaşmaları ve gereken önemi vermeleriyle çözülebileceği de unutulmamalıdır. 10 BÖLÜM 2 KIRIM-KONGO KANAMALI ATEŞİ KLİNİK TANIMLAMA, VAK’A TANIMI VE VAK’ALARA YAKLAŞIM ÖNERİLERİ 1.Klinik Tanımlama: • Anamnezinde ateş, ani başlayan baş ağrısı, miyalji/artralji, halsizlik, bulantı/kusma, karın ağrısı/ishal. • Lâboratuvar bulgularında lökopeni, trombositopeni, karaciğer enzimleri [Alanin aminotransferaz (ALT), aspartat aminotrasferaz (AST)], laktat dehidrogenaz (LDH) ve kretain kinaz (CK) değerlerinde yükselme. 2. Destekleyici Bulgular: • • • • • • Hemorajik ya da purpurik döküntü, Epistaksis, Hematemez, Hemoptizi, Melena, Diğer hemorajik semptomlar. 3. Epidemiyolojik Hikâye: • • • • • • Kene ısırması veya kene ile temas, Hayvanlarla yakın temas, Kırsal kesimde yaşama veya son iki hafta içinde kırsal alan ziyareti, Hayvan dokusu, kanı veya vücut sıvıları ile yakın temas (kasap, kesimhane çalışanları, veteriner hekimler vb.), Hastaların kan veya vücut sıvılarına temas ya da lâboratuvarlarda çalışma, Hasta çevresinde benzer şikâyetleri olan başka vak’aların varlığı. 11 4. Vak’a Tanımları 4.1. Şüpheli vak’a: Klinik tanımlamaya uyan ve başka bir nedenle açıklanamayan vak’a. 4.2. Olası vak’a: a) Şüpheli vak’a tanımlaması ile epidemiyolojik hikâyeye uyan ve destekleyici bulgulardan en az ikisinin bulunduğu vak’a ya da, b) Bir bölgede herhangi bir nedenle açıklanamayan birden fazla vak’anın görülmesi halinde destekleyici bulgular olmasa da klinik tanımlamaya uyan vak’a. 4.3. Kesin vak’a: a) Klinik tanımlamaya uyan ve madde 5’te belirtilen lâboratuvar kriterlerinden en az birisi ile doğrulanmış vak’a veya, b) Kesin tanı almış bir vak’a ile epidemiyolojik olarak bağlantısı olan vak’a. Bu vak’a tanımlamalarına uyan hastaların hepsi ikinci basamak sağlık kuruluşlarına sevk edilecektir. 5. Tanı İçin Lâboratuvar Kriterleri: • • • Kan, vücut sıvıları veya doku örneklerinden virüs izolâsyonu, spesifik antijenin belirlenmesi veya virüs RNA (ribonükleik asit)’sının gösterilmesi, Virüse spesifik IgM antikoru pozitifliği, Akut ve konvelasan dönem serumlarında virüse spesifik IgG titresinde ≥4 kat artış. 6. Klinik Tanımlamaya Uyan Hastaların İkinci Basamak Sağlık Kuruluşlarında Takip Önerileri: 6.1. Bu vak’alar yatırılarak takip ve tedavi edilmelidir. 6.2. Hastaların, hastaneye nakli ve hastanede kaldıkları süre içinde yakın temasta bulunan kişiler standart biyogüvenlik kurallarına uymalı; özellikle hastanın kan ve vücut sıvıları ile temasta bulunabilecek kişiler eldiven, maske, önlük gibi izolâsyon önlemlerini alarak girişimde bulunmalıdırlar. Hastalığın nozokomiyal bulaşma riski taşıdığı unutulmamalıdır. 12 6.3. Hastalığın tedavisinde destek tedavi esastır. Hastalığın ilk beş günündeki klinik tablo prognozda belirleyici olabileceğinden hastanın ilk bulguları kaydedilmeli; hemogram, protrombin zamanı (PT) ve aktive parsiyel protorombin zamanı (aPTT) günlük olarak; AST, ALT, LDH, CK ve böbrek fonksiyonları da haftada en az iki kez bakılmalıdır. 6.4. Hastadan, yatışta ve taburcu edilirken 10 ml antikoagülansız bir tüpe kan alınacaktır. Üst kısım (serumu) ayrı bir tüpe alınacak, kalan pıhtı ise, herhangi bir tüpe alınmadan kendi tüpünde serum ile beraber soğuk zincir kurallarına uyularak “Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi Vak’a Bildirim Çizelgesi”ndeki bilgiler tam ve okunaklı olarak doldurulduktan sonra vakit geçirilmeden İl Sağlık Müdürlüğüne ulaştırılacak, İl Sağlık Müdürlüğü de “Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi Vak’a Bildirim Çizelgesi Doldurma Talimatı”nda verilen bilgiler doğrultusunda numuneleri en seri yoldan Refik Saydam Hıfzıssıhha Merkezi Başkanlığına gönderecektir. Refik Saydam Hıfzıssıhha Merkezi Başkanlığı da gelen numunelere ait analiz sonuçlarının geri bildirimlerini anında yapacaktır. 7. Tedavi Önerileri: 7.1. Destek tedavi: Tedavinin temelini oluşturmaktadır. Lüzumu halinde trombosit, tam kan, taze donmuş plâzma verilmeli; solunum, dolaşım ve parenteral beslenme desteği sağlanmalıdır. Herhangi bir organ yetmezliği durumunda spesifik yaklaşımda bulunulmalıdır. Örneğin, böbrek yetmezliği gelişirse diyaliz endikasyonu açısından yakından izlenmelidir. 7.2. Spesifik tedavi: Hastalığın spesifik bir tedavisi bulunmamaktadır; ancak, gerek görüldüğü hallerde antiviral ilâçlardan ribavirinin kullanılabileceğine ilişkin görüşler de mevcuttur. Ribavirinin kullanılmasının endike olduğu durumlarda doz aşağıdaki tabloda verildiği şekilde uygulanabilir. Ayrıca, ribavirinin doza bağlı yan etki olarak geri dönüşümlü hemolitik anemiye yol açabileceği de unutulmamalıdır. 13 Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi’nde Ribavirin Kullanımı Hasta Grubu Erişkin Oral 2 000 mg yükleme d oz un u m üt ea ki p, 6 saat arayla 1 000 mg 4 gün; daha sonra da 6 saat arayla 500 mg 6 gün süre ile verilir. Damar İçi 17 mg/kg (en çok 1 g) yükleme dozunu müteakip, 6 saat arayla 17 mg/kg (en çok 1 g) dozunda 4 gün; daha sonra 8 saat arayla 8 mg/kg (en çok 500 mg) dozunda 6 gün süreyle verilebilir. Tedavide geç kalınması veya gerek görülmesi durumlarında yükleme dozu 30 mg/kg (en çok 2 g) olabilir. Gebe E m b riy o to k sik v e teratojenik etkileri nedeniyle, ribavirinin gebelerde kullanımı kontrendikedir. Ancak, g er ek li g ör ül m e si durumunda erişkin dozlarında verilebilir. Embriyotoksik ve teratojenik etkileri nedeniyle, ribavirinin gebelerde kullanımı kontrendikedir. Ancak gerekli görülmesi durumunda erişken dozlarında verilebilir. Çocuk 30 mg/kg yükleme Erişkinlerde verildiği gibi vücut ağırlığına d oz un u m üt ea ki p, göre hesaplanır. 6 saat arayla 15 mg/kg 4 gün; sonra yine 6 saat arayla 7 mg/kg dozunda 6 gün süreyle verilebilir. 8 . Temas Durumlarında Takip: Kesin vak’aların kan veya diğer vücut sıvılarına bir teması söz konusu olan kişiler, ateş ve diğer semptomlar yönünden 2 hafta süreyle takip edilmelidir. 9. Üçüncü Basamak Sağlık Kuruluşuna Sevk Önerileri: • 60 yaşından büyük olan hastalar, • Eşlik eden başka bir hastalığı (diabetes mellitus, kronik böbrek yetmezliği, kronik obstrüktif akciğer hastalığı ve hematolojik hastalıklar gibi) bulunanlar, 14 • Klinik durumu hızla bozulanlar (peteşi, ekimoz, diş eti kanaması, burun kanaması vb.) • Şuur bulanıklığı olanlar, • Trombositleri 50 000/mm3’ün altında olanlar, • CK yüksekliği (>1000) ve • Uzamış aPTT’si olanlar. Bu kriterler öneri niteliğinde olup, her hasta ilgili hekim tarafından ayrıca değerlendirilmelidir. 10. Taburcu Etme Önerileri: Lökositi 4000/mm3, trombositleri de 150 000/mm3’ün üzerine çıkan ve kliniği düzelen hastalar taburcu edilip ayaktan izlenebilir. 15 T.C. SAĞLIKBAKANLIĞI Temel Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü KIRIM-KONGO KANAMALI ATEŞİ VAK’A BİLDİRİM ÇİZELGESİ .....................İl Sağlık Müdürlüğü Epi Numarası: 1. HASTA BİLGİLERİ Adı ve Soyadı Baba adı Yaşı Cinsiyeti Adresi Telefonu Mesleği Şikâyetlerin Başladığı Tarih Hastahaneye Başvuru Tarihi Numune Alınış Tarihi 2. HASTANIN ŞİKÂYETLERİ Hikâyesinde ateş Halsizlik Karın ağrısı Diğer (Belirtiniz) Baş ağrısı Bulantı İshal Yaygın vücut ağrısı Kusma Kanama bulguları (Belirtiniz) 3. EPİDEMİYOLOJİK HİKÂYE Kene ısırması veya kene ile temas Hayvanlarla yakın temas Kırsal kesimde yaşama veya son iki hafta içinde kırsal alan ziyareti Hayvan kanı, dokusu veya vücut sıvıları ile temas Hasta kişilerin kan ve vücut salgılarıyla temas ya da lâboratuvarda çalışma Hasta çevresinde benzer şikâyetleri olan başka vak’aların varlığı 4. LÂBORATUVAR BULGULARI Lökopeni Trombositopeni AST ve ALT yüksekliği LDH yüksekliği CK yüksekliği 5. VERİLEN TEDAVİ (Belirtiniz): 6. SONUÇ: Şifa Sevk Eks 7. VARSA BELİRTİLMEK İSTENEN DİĞER HUSUSLAR: Muayene Eden Hekimin: Görev Yeri Adı ve Soyadı İmzası Bulaşıcı ve Salgın Hastalıklar Kontrolü Daire Başkanlığı Zoonoz ve Paraziter Hastalıklar Şube Müdürlüğü Telefon: 0 312 433 23 31 Belgegeçer: 0 312 432 29 94 Elektronik mektup: zoonoz [email protected] 16 : : : KIRIM-KONGO KANAMALI ATEŞİ VAK’A BİLDİRİM ÇİZELGESİ DOLDURMA TALİMATI • Çizelge, hastanın takip ve tedavisinin yapıldığı sağlık kuruluşundaki ilgili hekim tarafından doldurulacaktır. • Bütün uygulamalar için “KIRIM-KONGO KANAMALI ATEŞİ KLİNİK TANIMLAMA, VAK’A TANIMI VE VAK’ALARA YAKLAŞIM ÖNERİLERİ” esas alınacaktır. • Hastalardan yatışta ve çıkışta alınan numuneler, Çizelge ile birlikte İl Sağlık Müdürlüğüne gönderilecek, İl Sağlık Müdürlüğü de söz konusu Çizelgeye her hasta için bir Epi Numarası yazarak (Epi Nu: İl trafik kodu/ vak’anın görüldüğü yıl/kaçıncı vak’a olduğu - aynı vak’anın kaçıncı numunesi olduğu; Örneğin, 06/2004/12-1 gibi) bu numuneleri zaman geçirmeden Refik Saydam Hıfzıssıhha Merkezi Başkanlığı Viroloji Lâboratuvarlar Şefliğine* ulaştıracaktır. • İl Sağlık Müdürlüğü, numune ile gönderdiği her Çizelgenin bir nüshasını da Sağlık Bakanlığı, Temel Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğüne gönderecektir. • Ayrıca, İl Sağlık Müdürlüğü kesin vak’aların aylık icmalini yaparak (vak’aların isimleri ve epi numaraları ile) yine Sağlık Bakanlığı, Temel Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğüne bildirecektir. * Refik Saydam Hıfzıssıhha Merkezi Başkanlığı Viroloji Lâboratuvarlar Şefliği Telefon: 0 312 433 14 13 - 435 50 80 / 1261 - 1404 Belgegeçer: 0 312 435 84 70 Elektronik mektup: [email protected] 17 BÖLÜM 3 KIRIM-KONGO KANAMALI ATEŞİNDE VAK’A YÖNETİMİ VE İZOLÂSYON ÖNLEMLERİ 1. Giriş Viral kanamalı ateşler, fatalitesi oldukça yüksek olan enfeksiyon hastalıklarıdır. Bu hastalıkları önemli kılan hususlardan birisi de hastaların enfekte dokularına veya vücut sıvılarına bir temasın olması halinde bulaşabilmenin söz konusu olması keyfiyetidir. Bu nedenle, hasta yakınlarının ve hastahane çalışanlarının korunması gerekmektedir. Başta Afrika ülkeleri olmak üzere, dünyanın değişik ülkelerinde görülen viral kanamalı ateşlerde oldukça önemli sayıda hastahane çalışanının etkilendiği bildirilmektedir. Bu nedenledir ki, viral kanamalı ateşler, vak’a yönetiminin eksiksiz yapılması, izolâsyon önlemlerinin ise hassasiyetle uygulanması gereken hastalık gruplarındandır. Bu grup hastalıklardan ülkemiz için önem arz edeni hiç şüphesiz Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA)’dir. Bilindiği gibi, 2002 ve 2003 yıllarının bahar ve yaz aylarında bazı illerimizde aynı klinik tablo ile seyreden birtakım vak’aların varlığı Bakanlığımıza bildirilmiş, Bakanlığımızca yapılan epidemiyolojik incelemeler ve değerlendirmeler neticesinde hastalığın KKKA olduğu belirlenmiştir. Hastalığın KKKA olduğunun belirlenmesinden sonra, Bakanlığımızca klinik tanımlama, vak’a tanımı ve vak’alara yaklaşım önerileri, Kırım-Kongo Vak’a Takip Çizelgesi ve sağlık çalışanlarına yönelik bilgi dokümanı hazırlanarak 30.12.2003 tarihli ve B100TSH0110002/20409 sayılı genelge vasıtasıyla ilgililerine bildirilmiştir. Genel olarak zoonoz hastalıklarla mücadelenin sektörler arası iş birliğini gerektiren bir durum olduğu herkesin malûmudur. Zoonozlar, ilgili kurum ve kuruluşlardan vatandaşın ilgisine ve bilincine kadar geniş bir yelpazede değerlendirilmesi gereken hastalıklardır. Bu meyanda, KKKA da bunlardan birisidir. KKKA’daki vak’a yönetimi ve salgın kontrolü ile ilgili çalışmalarda İl Sağlık Müdürlükleri, hastahaneler ve Tarım İl Müdürlüklerince yapılması lâzım gelen görevler mevcuttur. Özellikle izolâsyon önlemleri çok büyük öneme sahiptir. 2. İl Sağlık Müdürlüklerince Yapılması Gereken Çalışmalar Bütün enfeksiyon hastalıklarının kontrolünde korunma ve izolâsyon önlemleri büyük öneme sahiptir. Ancak, doğrudan veya dolaylı olarak çok hızlı bir şekilde bulaşabilen ve bugün için tam olarak etkili bir ilâcı bulunmayan viral hastalıklarda korunma ve izolâsyon önlemleri daha da önemlidir. 18 Bu nedenle, İl Sağlık Müdürlükleri KKKA’nın kontrolü açısından aşağıda belirtilen hususlara titizlikle riayet etmelidir. ✓ Ba kanlığım ızca hazırlana ra k gönd erile n 30.12.20 03 tarihli ve B100TSH0110002/20409 sayı lı genelge bütün sağlık kurum ve kuruluşları ile Tarım İl Müdürlüklerine ulaştırılmalıdır. ✓ Konuya ilişkin olarak sağlık grup başkanları ve sağlık ocaklarında çalışan bütün sağlık personelinin bilgilendirilmesi sağlanarak yeterli bilinç temin edilmelidir. ✓ Özellikle kırsal kesimde yaşayanlar başta olmak üzere, halkın hastalık hakkında bilgilenmesi ve bilinçlenmesi sağlanmalıdır. ✓ Hastalığın ortaya çıkabileceği bahar ve yaz aylarında, hastahane yöneticileri ile sıkı temas halinde, hastahane çalışanları bilgilendirilmeli, KKKA hastalarının veya bu hastalıktan şüpheli olanların izolâsyonları ile hasta ile ilişkisi olanların korunmalarına ilişkin bilgiler verilmeli ve konu hakkında gerekli bilincin oluşması sağlanmalıdır. ✓ Hastalığın nozokomiyal enfeksiyon riski bulunmasından dolayı, hastalarla teması söz konusu olabilecek sağlık personelinin korunması için gerekli olan önlemlere ait malzemeler ilgililerine eksiksiz olarak tedarik ettirilmelidir. ✓ İlgili kurum ve kuruluşlarla gerekli iş birliği sağlanmalı, vak’a izlemleri ile hasta nakilleri titizlikle takip edilmelidir. ✓ KKKA nedenli bir ölüm olması halinde, gerekli korunma önlemlerinin alınmasından sonra yıkama işlemlerinin hastahanede yapılması sağlanmalı, tabutlanarak mühürlenmeli ve bundan sonra tabut hiç açılmadan defin işlemleri yapılmalıdır. Tabutun açılmamasının sağlanması amacıyla gerekli önlemler alınmalı, icap ederse bir kişi defin işlemi sonlanana kadar görevlendirilmelidir; ya da cenazenin defnedileceği yerde sağlık ocağı veya sağlık evi mevcutsa burada çalışanlara bu görev verilmelidir. ✓ Bütün zoonoz hastalıklarda olduğu gibi, KKKA’da Bakanlığımızın ilgili birimi ile sürekli irtibat halinde olunmalı ve verilen talimatlara titizlikle uyulmalıdır. 3. Hastahanelerin Yapması Gereken Çalışmalar ✓ KKKA’ya ilişkin değerlendirmelerin, Bakanlıkça hazırlanarak İl Sağlık Müdürlüklerine gönderilen dokümanlar ve bilgiler çerçevesinde yapılması sağlanmalıdır. 19 ✓ KKKA vak’a tanımlarına uyan hastalar için uygun hasta odaları hazırlanmalıdır. ✓ KKKA konusunda, hastahane çalışanlarının eğitimleri ve enfeksiyon kontrolü için bir ekip oluşturulmalıdır. ✓ Hastahane çalışanlarının (hekim, hemşire, lâboratuvar teknisyeni, temizlikçi vb.) konuya ilişkin olarak bilgilenmesi ve bilinçlenmesi sağlanmalıdır. ✓ KKKA hastası veya şüpheli bir vak’anın varlığı söz konusu olursa, gerekli yerlere uyarıcı levhalar asılmalı, hasta yanına giriş çıkışlar sınırlandırılmalıdır. Hasta ziyaretçilerinin hasta ile teması önlenmeli, gerekirse kontrollü ziyarete izin verilmelidir. ✓ Genel korunma önlemleri için lâzım olabilecek malzemeler (eldiven, maske, gözlük, önlük vb.) eksiksiz olarak tedarik edilmeli ve sürekli olarak hastalara müdahale edenlerin veya lâboratuvar çalışanlarının kullanabileceği şekilde hazır bulundurulmalıdır. ✓ KKKA vak’alarının il sağlık müdürlüklerine bildirimlerinde gerekli hassasiyet gösterilmelidir. ✓ Hasta odalalarının, hastanın kullandığı malzemelerin ve hastaya ait dışkı, idrar ve vücut sıvılarının uygun şekilde bertaraf edilmesi sağlanmalıdır. ✓ Hastaların, gerek hastahane içi gerekse hastahane dışı nakillerinde gerekli önlemler alınmalı ve bu nakilleri yapacak olanlar uyarılmalıdır. ✓ KKKA’dan vefat edenlerle ilgili olarak, gerekli korunma önlemlerinin alınmasından sonra cenaze usulüne uygun olarak yıkanmalı, kefenlenmeli ve durumdan İl Sağlık Müdürlükleri haberdar edilmelidir. 4. Birinci Basamak Sağlık Kuruluşlarının Yapması Gereken Çalışmalar ✓ KKKA’ya ilişkin eğitimleri, Bakanlıkça hazırlanarak İl Sağlık Müdürlüklerine gönderilen dokümanlar ve bilgiler çerçevesinde sürdürmelidir. ✓ Sorumluluk alanında bulunan insanların, başta hastalıktan korunma önlemleri olmak üzere, konu hakkında bilgi sahibi olmaları ve yeterli bilince ulaşmaları sağlanmalıdır. ✓ Sağlık kuruluşu çalışanları KKKA şüpheli vak’alara yaklaşımlar hususunda bilgilendirilmeli ve bu hastalara müdahale ederken korunma için gerekli malzemeler bulundurulmalıdır. 20 ✓ KKKA şüpheli vak’aların hiç vakit geçirmeden uygun bir şekilde hastahaneye sevk edilmeleri sağlanmalıdır. ✓ Sorumluluk alanındaki insanlarda, böyle hastaların olup olmadığı sürekli olarak takip edilmelidir. 5. KKKA’da İzolâsyon Önlemleri ve Dezenfeksiyon Viral kanamalı ateşlerde, mümkün olduğu kadar tek kullanımlık malzemelerin bulundurulmasına ve kullanılmasına önem verilmeli, enfekte atıklar ve tekrar kullanılmayacak olan malzemeler yakılarak imha edilmelidir. Viral kanamalı ateşlerde ve bu meydanda da KKKA’daki izolâsyon önlemlerinin başlıcalarını: ✓ ✓ ✓ ✓ Ellerin yıkanması, Hastaların ayrılması, Koruyucu elbiselerin giyilmesi, İğne ve şırıngalar ile hastaya ait kan, dışkı, idrar vb. materyallerin güvenli bir şekilde bertaraf edilmesi, ✓ Ölenlerin kontrollü bir şekilde definlerinin sağlanması oluşturmaktadır. KKKA’da dezenfeksiyon işlemlerinde günlük olarak hazırlanan çamaşır suyu çözeltileri, sabun, deterjanlar ve su kullanılabilmektedir; bunlar, hem ucuz ve kolay bulunabilen hem de KKKA etkeni virüsler için etkili olan maddelerdir. Ayrıca, klorhekzidin veya iyot bileşikleri de antiseptik amaçlı olarak uygulanabilir. Bunun yanı sıra, ellerin dekontaminasyonunda, klorhekzidinli % 70’lik izopropil alkol de kullanılabilmektedir. Çamaşır suyundan dezenfeksiyon amacıyla çözelti hazırlamak için, piyasada bulunabilen ve % 5 klor içeren hazır ürünler kullanılabilir. Bu amaçla: ✓ 1/10 (1 birim % 5’lik çamaşır suyu, 9 birim su) ve ✓ 1/100 (1 birim % 5’lik çamaşır suyu, 99 birim su ya da 1 birim 1/10’luk hazırlanan çözeltiden alınıp 9 birim suya ilâve edilerek hazırlanabilir) hesabıyla iki ayrı çözelti hazırlanır. Çözeltiler günlük olarak hazırlanıp kullanılmalıdır. İlk çözelti daha yoğun (% 0,5 klor içerir) olup, hasta nakli yapılan araçların dezenfeksiyonunda, hastaya ait vücut sıvılarının, idrarın ve gaitanın bertaraf edilmesinde (bu materyaller çamaşır suyu çözeltisiyle 5 dakika muamele edildikten sonra tuvalete dökülmelidir) ve cesetlerin yıkanmasından sonra ceset dezenfeksiyonu amacıyla kullanılır. Hazırlanan çözelti tahriş edici olduğundan gözlere ve deriye teması önlenmelidir. 21 İkinci hazırlanan çözeltinin yoğunluğu ise daha düşüktür (% 0,05). Bu nedenle, dezenfeksiyon gereken yüzeylerin, tıbbî malzemelerin, hastaya ait malzemelerin (yatak gibi), tekrar kullanılabilir korunma malzemelerinin (elbise, eldiven, çizme, termometre, stetoskop vb.) dezenfeksiyonunda kullanılabilmektedir. Uygun ortam mevcutsa sterilizasyon da yapılabilir. Bu amaçla otoklav kullanılabilirken, uygun malzemelerin kaynayan suda 20 dakika muamele edilmesi de virüslerin ölmesi için yeterli olmaktadır. Yüzeylerin veya hastaya müdahale sırasında kullanılan malzemelerin temizliklerinde, sabunlu veya diğer temizlik deterjanları ile hazırlanmış sular kullanılabilmektedir. Verilen bilgiler çerçevesinde, gerekli birtakım dezenfeksiyon işlemleri aşağıda verilmiştir. 5.1. Eldivenlerin dezenfeksiyonu: KKKA hastalarına müdahale sırasında kullanılan eldivenlerin tekrar kullanımı uygun görülmemektedir. Ancak, eldiven tedarikinin zor olduğu durumlarda, eldivenler iyici temizlendikten sonra kullanılabilmektedir. Eldivenlerin temizlenmesi gerektiğinde, yıkayacak olan kişi, ellerine kalın bir eldiven takmalı ve plâstik materyalden yapılı koruyucu bir elbise giymelidir. Kirli eldivenler, yeni hazırlanmış deterjanlı su bulunan kovaya atılarak iyice yıkanmalı ve sonra temiz su ile durulanmalıdır. Eldivenlerin içine su doldurularak delik olup olmadığı kontrol edilmelidir. Delik olan eldivenler atılmalı ve yıkanan eldivenler havada kurumaya bırakılmalıdır. Eldivenlerin elde takılı iken temizlenmesi gerektiğinde, kirli eldivenler sabunlu su ile iyice yıkanır ve 1/100 oranında hazırlanan çamaşır suyu çözeltisine bir dakika daldırılır. Sonra havada ya da kâğıt havlu ile kurutarak kullanılabilir. 5.2. Tıbbî malzemelerin dezenfeksiyonu: KKKA hastalarında kullanılan termometreler, 1/100’lük hazırlanan çözelti ile ıslatılmış kâğıt havlu veya temiz bezle silinir; ya da termometre yine aynı çözeltide 10 dakika bekletilerek dezenfekte edilebilir. Daha sonra havada kurumaya bırakılır. Ayrıca, termometreler % 70’lik izopropil alkolle ıslatılmış temiz bez veya kâğıt havlu ile silinir ve 30 saniye ıslak beze sarılı olarak tutulur. Sonra havada kurumaya bırakılır. 22 Stetoskopların metal parçaları da yine % 70’lik izopropil alkolle ıslatılmış temiz bez vaya kâğıt havlu ile silinir ve 30 saniye ıslak beze sarılı bir şekilde tutularak ya da 1/100’lük çamaşır suyu çözeltisi ile ıslatılmış kâğıt havlu veya temiz bir bez ile silinmek suretiyle dezenfekte edilebilmektedir. 5.3 Hastanın kullandığı malzemelerin dezenfeksiyonu: Hastanın kullandığı yemek kapları, kaşık ve çatal gibi malzemeler öncelikle deterjanlı sularla yıkandıktan sonra 1/100’lük olarak hazırlanan çamaşır suyu çözeltilerinden geçirilerek dezenfekte edilir. Hastanın kullandığı lâzımlık (sürgü, ördek) gibi malzemeler var ise, bunun içine 1/10’luk çözelti eklendikten sonra içerik tuvalete dökülür. Tuvaletlerin dezenfeksiyonları da sürekli olarak yapılmalıdır. 5.4. Yere dökülen enfekte materyallerin uzaklaştırılması ve dökülen yerin dezenfeksiyonu: Yerlere dökülen enfekte kan veya vücut sıvılarının üzerlerine, enfekte materyalin miktarı fazla ise 1/10’luk, fazla değil ise 1/100’lük çamaşır suyu çözeltilerinden dökülür ve en az 15 dakika beklenip, 1/100’lük çamaşır suyu çözeltisi ile ıslatılmış bir bez yardımıyla enfekte materyal alınır ve tek kullanımlık çöp kutularına atılır. Sonra, enfekte materyalin alındığı yüzey sabunlu veya deterjanlı sularla yıkanır. 5.5. Enfekte duvar ve yüzeylerin temizliği: Enfekte yüzeyler, çamaşır suyunun 1/100 oranıyla hazırlanmış çözeltileri ile silinir. Daha sonra bütün yüzeyler sabunlu veya deterjanlı sularla yıkanır. 5.6. Koruyucu elbiselerin ve hasta yataklarının dezenfeksiyonu: KKKA hastalarına yapılan uygulamalar sırasında kullanılan koruyucu elbiseler ve hasta yatakları çamaşır suyunun 1/100’lük çözeltisinde 30 dakika iyice yıkanır, sonra sabunlu sularla temizlenir. Ancak, hastanın kullandığı şilte veya döşeklerin 1/10’luk çözelti ile iyice ıslatılması, sonra sabunlu su ile yıkanması ve güneşte birkaç gün kurutulması gerekmektedir. 5.7. Konvalesan dönemde dezenfeksiyon ve izolâsyon: Viral kanamalı ateşlerde, konvelasan dönemin altıncı haftasına kadar, idrarla virüsün atılmaya devam edebileceği bildirilmektedir. Bu nedenle, idrarın, 1/10’luk çamaşır sulu çözeltilerle 5 dakika muameleye tâbi tutulduktan sonra tuvalete dökülmesi ve tuvaletlerin iyice dezenfekte edilmesi gerekmektedir. 23 6. Enfekte Materyale Temas Durumunda Yaklaşım KKKA’lı hastalara yapılan uygulamalar sırasında kazara iğne batması söz konusu olursa, iğnenin battığı yere % 70’lik alkol 20-30 saniye uygulanır, sonra sabunlu su ile yıkanır. Hızlı akan su altında 20-30 saniye kadar tutulur. Hastanın kan ve vucüt sıvılarına yine kazara bir temas olması halinde, enfekte materyale maruz kalan bölge sabunlu su iye iyice yıkanır. Şayet göze enfekte materyal sıçraması söz konusu olursa, bu durumda göz temiz su ile iyice yıkanmalıdır. Ayrıca, enfekte materyale maruz kalan kişi, ateş ve diğer belirtiler yönünden iki hafta süreyle takip edilmeli ve ateş günde iki defa ölçülmelidir. Ateşin 38,5˚C veya üzerinde olması halinde gerekli müdahaleler yapılmalıdır. 7. Cenazelerin Hazırlanması ve Gömülmesinde Yaklaşım KKKA’ya bağlı ölümlerde de birtakım önlemlerin alınması icap etmekte olduğundan, gerekli işlemlerin hastahanelerde yapılması daha akılcı olarak görülmektedir. Cenazeyi hazırlayacak olan kişi öncelikle kendisi için koruyucu önlemleri (plâstik önlük, kalın eldiven, maske, gözlük vb.) almalıdır. Ceset yıkandıktan sonra 1/10’luk çamaşır suyu çözeltisi ile spreylenmeli, varsa ceset torbasına konarak kapatılmalı ve 1/10’luk çamaşır suyu çözeltisi ile tekrar spreylenmelidir. Ceset torbası mevcut değilse, ceset yıkandıktan sonra yine 1/10’luk çamaşır suyu çözeltisi ile spreylenmeli, iki katlı pamuklu bir bez ile sarılmalı ve 1/10’luk çamaşır suyu çözeltisi ile tekrar muamele edilmelidir. Daha sonra plâstik bir malzeme ile sarılan ceset, tekrar aynı çözeltinin sprey şeklinde uygulanmasından sonra, tabutlanmalı ve mühürlenmelidir. Cesedin yıkanmasından sonra, yıkamanın yapıldığı bütün yüzeylerin 1/10’luk çamaşır suyu çözeltisi ile dezenfeksiyonu yapılmalıdır. Cenazenin taşınması sırasında, taşıma işlemini yapanlara da gerekli koruyucu önlemlerin aldırılması sağlanmalıdır. Tabutun açılmasına müsaade edilmemeli ve gerekirse bir görevli eşliğinde defin işlemlerinin gerçekleşmesi sağlanmalı ve yapılanların gerekçesi vefat eden kişinin yakınlarına anlatılmalıdır. Mezarın derinliği en az 2 metre olmalı ve cenazeler tabutla gömülmelidir. 24 Defin işlemleri sonrasında cenaze naklinde kullanılan araç da 1/10’luk çamaşır suyu çözeltisi ile yıkanmalı ve bu çözeltiye 10 dakika maruz bırakılmalıdır. Sonra araba, çözeltinin koroziv etkisi nedeniyle, iyice durulanmalı ve havada kurumaya bırakılmalıdır. 25 BÖLÜM 4 Resim-1. Doğada Keneler Resim-2. Kenede Üstten Görünüm Resim-4. Vücuda Yapışmış Kene Resim-3. Vücuda Yapışmış Kene Resim-6. Kenelerde Yumurtlama 26 Resim-5. Kenenin Vücuttan Uzaklaştırılması Resim-7. KKKA’da Kolda Ekimoz Resim-8. KKKA Hastalarına Yaklaşımda Korunma Önlemleri Resim-9. KKKA’da Korunma Önlemleri Gömlek Değiştirme Doymuş nimf Erişkin Transstadiyal nakil aç kene Doymuş dişi kene Aç nimf Aç lârva Transovaryal nakil Doymuş lârva Şekil-1. Hyalomma marginatum’un Hayat Döngüsü IgM IgG Viremi 0 5 Gün 10 RT-PCR 16 Virüs izolâsyonu ELISA (IgM, IgG) IFA Şekil-2. KKKA’da Lâboratuvar Teşhisi - Zaman İlişkisi 27 KAYNAKLAR 1. Abram, S. B (Ed.). (1995). Arthropod-Born Viral Diseases. In: Control of Communicable Diseases Manual. American Public Health Association. Sixteenth Edition. P.: 25-54. Washington. 2. Borio, L., Inglesby, T., Peters, C.J., at al. (2002). Haemorrhagic Fever Viruses as Biological Weapons. JAMA. 287 (18): 2391-2405. 3. Capua, I. (1998). Crimean-Congo Haemorrhagic Fever in Ostriches: a Public Health Risk for Countries of the European Union? Avian Pathology. 27: 117-120. 4. CDC. Infection Control for Viral Haemorrhagic Fevers In the African Health Care Setting. http://www.cdc.gov/ncidod/dvrd/spb/mnpages/vhfmanual.htm. Erişim Tarihi: 15.01.2004 5. Center for Health Promotion and Preventive Medicine. Fact Sheet : Crimean-Congo Haemorrhagic Fever. 6. EMEA Webpage (http://www.emea.eu.int.). (2002). EMEA/CPMP Guidance Document on Use of Medicinal Products for treatment and Prophylaxis of Biological and Agents that Might be Used as Weapons of Bioterrorism. London. 7. European Commission, Health & Consumer Protection Directorate-General. (Adopted 11 October 1999). Report of the Scientific Committee on Animal Health and Animal Welfare. Diagnostic Tests for Crimean-Congo Haemorrhagic Fever (CCHF) in Ratites. 8. Hoogstraal, H. (1979). The Epidemiology of Tick-Born Crimean-Congo Haemorrhagic Fever in Asia, Europe and Africa. J.Med. Entomol. 15(4): 307-417. 9. Karaer, Z., Yukarı, B. A., Aydın, L. (1997). Türkiye Keneleri ve Vektörlükleri. Alınmıştır: Özcel, M., Daldal, N. (Editörler) Artropod Hastalıkları Vektörler. s.: 363-434. Türkiye Parazitoloji Derneği. Yayın: 13. Ege Üniversitesi Basımevi. Bornova-İzmir. 10. Management and Control of Viral Haemorrhagic Fevers. Summary of Guidance from the Advisory Committee on Dangerous Pathogens. UK Health Departments. 11. Mardani, M., Jahromi, MK., Naieni, K. H., Zeinali, M. (2003). The Efficacy of Oral Ribavirin in the Treatment of Crimean-Congo Haemorrhagic Fever in Iran. Clin Infect Dis. 36 (12): 1613-1618. 12. Papa, A., Bozovic, B., Pavlidou, V., Papadimitriou, E., Pelemis, M., Antoniadis, A. (2002). Genetic Detection and Isolation of Crimean-Congo Haemorrhagic Fever Virus, Kosova, Yugoslavia. CDC Webpage (http://www.cdc.gov/ncidod/eid/vol18no8/01-0448.htm.). 13. Peña, A.E. (1998). Methods In Biological Control of Ticks. WHO Mediterr. Zoon. Control Cent. Information Circular. 46: 4-5. 14. Saijo, M., Qing, T., Niikura, M., at al. (2002). Immunfluorescence Technique Using HeLa Cells Expressing Recombinant Nucleoprotein for Detection of Immunoglobulin G Antibodies to CrimeanCongo Haemorrhagic Fever Virus. JCM 40: 372-375. 15. The Management of Viral Haemorrhagic Fevers in Ireland. Scientific Advisory Committee VHF Sub-committee National Disease Surveillance Centre. 16. UstaÇelebi, Ş. (1992). Genel Viroloji. Hacettepe-Taş. 1. Baskı. Ankara. 17. World Health Organization (2003). Communicable Disease Toolkit Iraq Crisis. 7. Case Management of Epidemic-Prone Diseases. 18. World Health Organization. Crimean-Congo Haemorrhagic Fever. Fact Sheet No 208. (http://www.who.int/inf-fs/en/fact208.html ) Erişim Tarihi : 16.09.2003 19. World Health Organization (2003). Communicable Disease Profile Iraq. p.: 20-23 20. Yücel, A., Çalışır, B. (1997). Lyme Hastalığı ve Vektörleri. Alınmıştır: Özcel, M., Daldal, N. (Editörler) Artropod Hastalıkları Vektörler. s.: 434-457. Türkiye Parazitoloji Derneği. Yayın: 13. Ege Üniversitesi Basımevi. Bornova-İzmir. 28
Benzer belgeler
Kırım Kongo Kanamalı Ateşi: Olgu sunumu
halk sağlığı problemi olmaya devam etmekte olup, bu listeye Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi
(KKKA) olarak bilinen viral bir hastalığın eklendiği de herkesin mâlumudur.
Bilindiği gibi, hastalık 2002 ve 2...