PDF SAYI 105 - Hayat Online
Transkript
PDF SAYI 105 - Hayat Online
Sayfa: 16 Emanetlerinizi En Uygun Yerlerde Değerlendiriyoruz Sayfa: 21 Sayfa: 14 IGMG Sosyal Hizmetler Başkanı Mustafa Uyanık Frankenthal’de Milletvekilinden Oyuncak Toplama Kampanyası Sayfa: 04 İlk Aile ve Sosyal Politikalar Ataşeliği Hizmete Girdi Friedberg Ayasofya Camiinde Güzel Bir Dayanışma Örneği Hayat Gerçekler “Hayat”ın Ýçinde Gizlidir Aylık Ücret siz Gazete / Kos tenlos e Mon atlich e Zeitun g • S a y ı / N r . : 1 0 5 • Yıl/ Jahre: 12 • Haziran / Juni 2015 / Ramazan 1 436 Yeni Şeyler Söylemek Lazım İTİKAT’ın Şoksuz Helal Kesim Mezbahanesi Hizmete Girdi Sayfa: 20 İslam’da Hayat Hakkı (İsmetü’n-Nefs) ve Din ve Vicdan Özgürlüğü (İsmetü’d-Din) Dr. Yusuf IŞIK Tüketilen Nesillerimiz 05 Mahmut AŞKAR Mutlu Bir Aile Modeli 07 Abdurrahman POLAT 15 Murat KUBAT O’ndan Bana Ne Kaldı? 09 HAYAT Gerçekler “Hayat”ın İçinde Gizlidir Yeni Şeyler Söylemek Lazım [email protected] Impressum / Künye S Sinan AKTÜRK liyoruz. Daha sonrasında Osmanlı padişahlarının yaptıkları ve yaptırdıkları hizmetlerin günümüze kadar görevlerini hala sürdürebildiklerini göreebiliyoruz. Mimar Sinan gibi bir dehanın yaptığı eserleri bizler daha tamir edebilmekten aciziz. Bu insanların ufku sınırsız bir ummandan ibaretti. Çünkü önlerinde her daim örnek aldıkları Allah`ın Kutlu Nebisi Hz. Muhammed (s.a.v) bulunmakta idi. Dünyaya tamah etmek değil, dünyaya ve dünyadakilere hizmet etmek için, dünyanın ahiretin tarlası olduğu bilinci ile bir ömür sürmeyi kendilerine şiar edinmiş bir ecdadın torunlarıyız. Torunlarıyız ama son iki yüzyıldır önüne gelen bizi şamar oğlanı gibi sağa sola savurup durdu. Özellikle Osmanlı`nın son dönemi ve Cumhuriyetin ilk yıllarında darmadağın olmuş bir Osmanlı bakiyesi ve İslam Dünyası vardı. Başkalarının emperyalist rüyaları maalesef bizlerin dedelerinin üzerinde oyunlar şeklinde gerçekleştirilmeye çalışıldı. İlmiye sınıfını da maalesef bu dönemde neredeyse sıfırlayan bir milletin torunlarına tabiri caiz ise Kızılelma`yi gösterecek bir Allah`ın kulu kalmadı. Tabi buna Cumhuriyet Türkiyesinin ilk yıllarında yapılan önemli yanlış uygulamaları da eklerseniz varın siz düşünün durumu. İslam Dünyası derseniz, daha da vahim bir durumda son yüzyıllık dönemi geçirmiş ve iflas bayrağını çekmiş bir vaziyette idi. Ortadoğu`dan tutun Asya`ya, Uzak Doğu`dan tutun Afrika`ya kadar İslam coğrafyası maalesef kendi içerisinde hainlerin, satın alınmışların yüzünden bir türlü ayağa kalkmaya fırsat bulamadı. Belki ne alakası var diyeceksiniz; 1974 senesine kadar toprak kaybeden ve savaşlarda ezilen özelde Türk (Osmanlı) Unuttuğumuz veya unutturulan İslami ve Milli değerlerimizi asli kaynaklarından öğrenip her daim yeni olan ve yeni kalan özelliklerini hayatımıza uygulamalıyız. Şimdi vakit yeni şeyler söyleme vaktidir. toplumu genelde İslam Toplumunun bu maküs tarihi Kıbrıs Barış harekatı ile daha farklı bir hal aldı. Bu olaydan haberdar olan İslam Dünyası şöyle bir silkinip biraz moral olarak kendine gelir gibi oldu. Ama tabi düşmanlar boş durmadılar. Başka başka oyunları sahneye koymayı ihmal etmediler. Son dönemdeki Arap Baharr diye adlandırılan olayların yaşandığı döneme kadar İslam Dünyasında maalesef diktatörler ülkeleri yönetmeye devam ediyorlardı. Tunus özelinde insanlarda bir kıpırdanma olur gibi oldu ama düşmanın oyunlarının sayısı bitmiyordu. Suriye, Irak, Mısır örneklerinde olduğu gibi halk zalimce bastırılıyor ve ülkelerin normal bir şekilde hayat sürmelerine müsaade edilmiyordu. Ama yaşanan gelişmeler şunu gösteriyor ki artık halklar teyakkuz halinde her türlü özgürlüklerini elde etmek istiyorlar. (Bu özgürlükler ile alakalı olarak Dr. Yusuf Işık hocamızın yazısını okumanızı hararetle tavsiye ediyoruz) Buradan hareketle özgürlüklerimizi daha hızlı şekilde elde edebilmek için eskide yaşananları aklımızdan çıkarmadan ama daima ileri bakarak ufkumuzu geniş tutmalı ve inandığımız değerlerin bizlere yüklediği görevleri yerine getirmek çabası içerisinde olmalıyız. Unuttuğumuz veya unutturulan İslami ve Milli değerlerimizi asli kaynaklarından öğrenip her daim yeni olan ve yeni kalan özelliklerini hayatımıza uygulamalıyız. Şimdi vakit yeni şeyler söyleme vaktidir. Bu vesile ile Cenab-ı Allah çalışmalarımızı bereketlendirsin, şuurlandırsın. Çalışmak bizden başarı Allah`tandır. Allah`a emanet olun. HAYAT Yayın Kurulu Aylık Ücretsiz Gazete Haziran- Juni 2015 Ramazan 1436 Dr. Yusuf Işık, Mehmet Ateş, Bilal Demiroğlu, Fikret Ekin, Mahmut Aşkar, Yaşar Cimşit, Cengiz Şahbaz, M. Salih Aydın, Habib Yazıcı, Gülsen Aktürk, Sinan Aktürk, İskender Güngör, Ali Atik, Halit Erdemir, Murat Kubat Sahibi ve Genel Yayın Yönetmeni Sinan AKTÜRK editör Gazetemizde Yayınlanan Yazıların ve Reklamların İçeriğinden Sorumlu Değiliz. hasbihalhasbihal hasbihal hasbihal hasbihal hasbihal evgili dostlar! Mevlana Hazretleri ne güzel söylemiş Dünle beraber gitti cancağızım Şimdi yeni şeyler söylemek lazım Ne kadar söz varsa düne ait Şimdi yeni şeyler söylemek lazım Özelde Türk insanı genelde ise İslam Dünyasının artık silkinip kendine gelme vakti geldi ve hatta geçiyor. Yüzyılların verdiği bıkkınlık ve ezilmişlikle kendimize olan güvenimiz maalesef diplerde geziniyor. Şöyle bir kendimize gelip silkinip biz kimiz, bizim görevimiz ne, bu dünyada yapmamız gereken görevler nelerdir diye başımızı ellerimizin arasına alıp iyice düşünmemiz lazımdır. Peygamber Efendimiz (s.a.v) müminlerin hiç bir zaman ye`se düşmemeleri gerektiğini vurgulamış ve her daim özgüvenlerinin yerinde olmasını tavsiye etmiştir. Bizler Allah`ın yeryüzündeki halifeleri olarak (Kur`an`da bu şekilde beyan ediliyor: “Sizi dünyada halifeler yapmış olan O’dur.” (Enam, 6/165) bu dünyada ne için yaşadığımızın farkına varmalıyız. Bu dünyada sadece maddi ihtiyaçları karşılamak için bir misyonumuzun olduğu doğru değildir. Bizlere yani müslümanlara düşen çok özel görevler bulunmaktadır. En basit ifadesi ile bizler insanlara faydalı olabilmek için faaliyetler yapmak ile görevliyiz. Bunu değişik şekillerde örneklendirebiliriz. İslam Tarihine baktığınızda Atalarımızın ne müthiş şeyler yaptığını görebilmek mümkündür. Güncel olduğu için hepimizin bildiği Fatih Sultan Mehmet Hazretlerinin İstanbul`un fethi sırasında ve sonrasında İstanbul için ne müthiş projeleri gerçekleştirdiğini yani Fethin gerçek manasını pratikte nasıl ortaya koyduğunu görebi- ❬ ❬ 03 ❭ Haziran · Juni 2015 · Ramazan 1436 Merkez Königsbergerstr. 16 61169 Friedberg Tel: 06031-162411 Fax: 06031-738644 E-Mail: [email protected] Web: www.hayatonline.eu Baskı: Sunprint GmbH Offenbach HAYAT Gerçekler “Hayat”ın İçinde Gizlidir Lammert’in Tavrı Diğerlerine Örnek Olmalı slam Toplumu Millî Görüş (IGMG) Genel Başkanı Kemal Ergün, Almanya Federal Parlamento Başkanı Norbert Lammert’in Mısır’da meydana gelen insan hakları ihlalleri nedeniyle devlet başkanı Abdülfettah el Sisi ile görüşmesini iptal etmesi münasebetiyle bir açıklama yaptı. “Sayın Lammert’i, sergilediği bu duruş nedeniyle tebrik ediyoruz.” diyen Ergün sözlerini şöyle sürdürdü: “Mısır’da demokratik yollarla seçilmiş ilk cumhurbaşkanının askerî darbe ile devrilmesinin ardından akan kan bugüne dek durmadı. Ağustos 2013’te Rabia Meydanı’nda 1.282 kişi öldü, 5 bin kişi yaralandı ve 350 kişi kayboldu. El-Sisi, henüz bu katliamların sorumlularının bulunmadığı bir ülkenin devlet başkanı olarak, bir hukuk devletinden beklenmeyecek komedi yargılamaların da sorumlusudur. Toplu tutuklamalar, kovuşturmalar ve akıl almayacak kadar fazla sayıda verilen idam kararları hâlâ önlenemezken Sayın Lammert’in El-Sisi ile haziran ayı başındaki görüşmesini iptal etmesi ve ülkedeki insan hakları ihlallerine dikkat çekmesi takdir edilmelidir.” İ Hannover’de Polis Şiddeti IGMG Somut Neticeler Bekliyor slam Toplumu Millî Görüş (IGMG) Genel Sekreter Vekili Bekir Altaş gözaltında bulunan kişilere karşı Almanya Federal Emniyet Teşkilatı tarafından şiddet uygulandığı iddiaları üzerine bir açıklama yaptı. “Güvenlik birimlerine olan güven zaten yeterince sarsılmış vaziyetteyken bu son iddialar artık bu güveni bitme noktasına getirmiştir.” diyen Altaş sözlerini şöyle sürdürdü: “Hannover’deki Federal Emniyet Teşkilatına yönelik iddialar çirkin ve ürkütücüdür. İddialara göre, Müslüman kökenli oldukları açık olan insanlar çürümüş domuz etlerini yerden alıp yemeye zorlanmıştır. Ayrıca bu insanların fiziksel şiddete maruz kaldıkları da belirtilmektedir. Üstelik olayın bir polis karakolunda gerçekleştiği iddiası karşısında söylenecek söz kalmamıştır. Emniyet Teşkilatının Müslümanlara ve diğer azınlık gruplarına yönelik kötü muamelesindeki sıklık oldukça endişe vericidir. NSU skandalında görüldüğü üzere göstermelik yasa değişiklikleriyle veya resmî kınamalarla bir yere varmak mümkün değildir. Federal hükûmetten olayın aydınlatılması hususunda içi boş vaatlerde bulunmak yerine kalıcı önlemler getirilmesini talep ediyoruz.” İ ❬ 04 ❭ Haziran · Juni 2015 · Ramazan 1436 haber İlk Aile ve Sosyal Politikalar Ataşeliği Hizmete Girdi .C. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı yurtdışında yaşayan Türk ailelerin sorunlarını çözüme kavuşturmak için harekete geçti. İlk kez Düsseldorf Başkonsolosluğu’nda açılan Aile ve Sosyal Politikalar Ataşeliği ile özellikle çocukları ellerinden alınan Türk ailelere yardımcı olunması amaçlanıyor. Açılış toplantısında konuşan Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı Müsteşarı Nesrin Çelik ise ilk kez Düsseldorf ’da açılan, ana hatlarının çizildiği bu ataşeliğin görevlerinin ve çalışma yönteminin zaman içinde oluşacağını, bu anlamda da bir ilkin yaşandığının da altını çizdi. Ataşelik hakkında bilgi veren Nesrin Çelik, “Hükümetimizin gündeminde olan bu konu Bakanlar Kurulu’ndan geçerek hayata sokuldu. Yasası, düzenlemesi, bürokratik alt yapısının oluşturulması derken bu güne nasip oldu. Her anlamda gecikmiş bir hizmet olduğunu kabul etmeliyiz. Bu gün bu adımı atıyor olabilmemiz bizler için çok önemli” dedi. Hedefleri hakkında da bilgi veren Nesrin Çelik sözlerine şöyle devam etti: “Bu ataşeliğimiz ile Düsseldorf ve çevresindeki Türkiye kökenli ailelerimizin her tür sorununa destek olabilmek, çözümün bir parçası olabilmek, yol gösterebilmek, birlikte hareket etmek ve her türlü sosyal konuda vatandaşımızın yanında olabilmek bizim temel amacımız, hedefimiz. Kurumsallaşmamızı ve yapılanmamızı bu yönde sürdüreceğiz. Tabi ki bir öngörümüz var ama süreç içinde ihtiyaçlar doğrultusunda, sizlerden gelen talep ve yönlendirmelerle de elbette yönümüz yapımız biçim alacaktır, buna her zaman açık olmak durumundayız. Yani sistemi tepeden belirleyen ve vatandaşı buna uydurmaya çalışan bir T anlayış değil, ön görülen yapının eksik ve aksayan yönlerini o doğrultuda değiştirerek en etkin, en verimli şekilde sorunların değil çözümlerin bir parçası olma çabamızı sürdüreceğiz.” Çocukları ellerinden alınan Türk kökenli ailelerin rakamlarının çok ürkütücü ve rahatsız edici olduğunu belirten Çelik, “İnşallah bu konuda da Türkiye’de uyguladığımız sistemleri bir nebze buraya adapte etmeye çalışarak ve elbette mevcut Almanya’nın sistemi ile bağdaşır kılmak suretiyle çözüm önerilerimiz olacak. Özellikle çocuk konusundaki çözümde vatandaşlarımızın işbirliği çok önemli, el birliğiyle, iş birliğiyle umuyoruz ki bu sorunların üstesinden geleceğiz. Daha mutlu, daha huzurlu, daha kendisiyle ve kimliğiyle barışık bir toplum olma yolunda el birliğiyle güzel adımlar atacağız” şeklinde konuştu. Düsseldorf Başkonsolosluğunda düzenlenen açılış programında konuşan Başkonsolos Alaattin Temur, göreve başladığı günden bu güne kadar en çok üzerinde durdukları aile konusunun artık ataşelik dolayısıyla konunun uzmanları tarafından ele alınacak olmasının önemine vurgu yaptı. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlık Müşaviri Raci Mazı’nın ataşeliğin çalışma konularında teknik detaylar verdiği açılışta ayrıca Hermer kentinin Türk kökenli Gençlik Daire Başkanı Ertunç Deniz ise gençlik dairelerinin işlevleri ve koruyucu aile olabilmek için yapılması gerekenleri anlattı. Açılışın sonunda ise daha önce Umut Yıldızı Derneği tarafından yılın koruyucu ailesi seçilen, Alman kökenli Derya Kaşıkçı ile eşi Fazıl Kaşıkçı’ya başarı plaketi verildi. Freiburg Donau’da Ahmet Ölmez İle Devam GMG Freiburg Donau Bölgesi Genişletilmiş Bölge Yürütme Kurulu üyeleri ve cemiyet başkanları geçtiğimiz günlerde bölge merkezi Villingen’de kahvaltı da bir araya geldiler. Kahvaltıdan sonra bir toplantı gerçekleşti. Toplantıya IGMG Genel Merkezden Teşkilatlanma Başkanı Murat İleri de katıldı. Toplantı açılışı Kur`an-ı Kerim ile olurken, yoklama ve Bölge Başkanı tarafından selamlama konuşması yapıldı. Birim başkanlarının konuşmalarının ardından IGMG Genel Merkezden Teşkilatlanma Başkanı Murat İleri mikrofana gelerek, istişareler sonucu 1. bölge başkanlığı süresi sona eren Ahmet Ölmez’in bir 3 yıl daha göreve devam etme kararı aldıklarını açıkladı ve mazbatasını tes- I lim etti. Ayrıca İleri katılımcılara bir seminer verdi. Toplantı, dilek-temenniler ve görevi uzatılan Ahmet Ölmez’in değerlendirme konuşmasıyla sona erdi. HAYAT Gerçekler “Hayat”ın İçinde Gizlidir İslam’da Hayat Hakkı (İsmetü’n-Nefs) ve Din ve Vicdan Özgürlüğü (İsmetü’d-Din) [email protected] slâm Dîni’nin korumayı garanti altına aldığı hak ve özgürlükler içerisinde diğerlerine de temel teşkil eden en önemli hak şüphesiz hayat hakkıdır. Bu hak diğer bütün hakların üstünde yer alır. Zira kişinin hak ve özgürlüklerden yararlanabilmesi, her şeyden önce yaşama hakkına sahip olmasına bağlıdır. Şayet haklar konusunda bir çakışma yaşanırsa öncelik yaşama hakkınındır. Bu sebeple bir kimse hayatını sürdürebilmek için başkasının malını istemiyerek almak zorunda kalırsa bunu alabilir. Çünkü yaşama hakkı mülkiyet hakkından önce gelir. İslâm Dîni, hiç bir ayırım gözetmeksizin her insana hayat hakkı tanımış, bu hakka yönelebilecek her türlü ihlâl ve tecavüzü günah saymış ve önleyici tedbirler almıştır. Dolayısıyla yaşama hakkının gerek insanın kendisi, gerekse başkaları tarafından ortadan kaldırılmasını kesinlikle yasaklamıştır. O kadar ki, ana karnındaki bir çocuğun bile geçim sıkıntısı ve benzeri endişelerle yok edilmesi haram kılınmıştır. İslâm’da yaşama hakkına yönelik tecavüzleri önleyici tedbirler alınmış, cana kıyma yasaklanmış, bir kişinin öldürülmesi bütün insanlığın öldürülmesi olarak kabul edilmiş, buna karşılık bir canı kurtarmanın da bütün insanları kurtarmak anlamına geleceği belirtilmiştir. Öldürme suçunu işleyenlere en ağır cezalar takdir edilmiştir. Bu konuda devletin veya siyasî otoritenin herhangi bir af yetkisi de yoktur. Dolayısıyla İslâm Hukukuna göre maktülün yakınları affetmedikçe, haksız yere ve kasten adam öldürenin cezası îdamdır. Ölenin yakınlarının da intikam duygusuyla hareket ederek, misilleme şeklinde karşılıklı cinayet işlemeleri, yani kan dâvâsı gütmeleri de yasaklanmıştır. Can güvenliğini sağlamanın yolu, cana kıyanın canına kıymaktır, yani kısastır. Kısas, mutlaka “zarar” olan suç eylemine “mukabele bir zararda bulunmak” anlamına gelmez. Kısas, gerek nefs, gerekse uzuvlar bakımından, nefsin nefse, uzvun uzva eşdeğer olması demektir. Gerçekten de insan haklarında eşitlik ilkesine tamamen uyulmasında, zenginin gözüyle fakirin gözü ve zenginin uzvuyla fakirin uzvu arasında bir fark gözetilmemesinde insanlık için mutlaka hayat vardır. Hz. Peygamberin Arafatta yayınladığı mesajında geçen “Canlarınız her türlü tecavüzden İ ❬ ❬ 05 ❭ Haziran · Juni 2015 · Ramazan 1436 Dr. Yusuf IŞIK dosya İslâm toplumlarında başka dinden olanlara geniş din ve vicdan özgürlüğü imkanı tanınmıştır. Gayr-i müslimlere gösterilen din ve vicdan hürriyeti; inanç hürriyeti, dînî âyin, ibâdet ve öğrenim hürriyeti gibi alanlarda kendini gösterir. İslâm Dîni her şeyden önce müslüman olmayanlara kendi inançlarını koruma izni vermiştir. korunmuştur.” ifadesi İslâm’ın can güvenliği konusuna atfettiği önemi ve verdiği değeri açıkça ortaya koyar. Buna göre insanın yaşama hakkının tabîî bir hak olduğu ve bu hakkın, dînin koruması altında bulunduğu hususu bir defa daha ifade edilmiştir. İnsanın hürriyetini ve hayat hakkını esas alan İslâm inancında yaşama hakkına dayalı olarak kabul edilen diğer insan haklarına da ehemmiyet verilmiştir. Bunlar; - İfade hakkı/özgürlüğü, - İnanma ve inancını yaşama hakkı/özgürlüğü, - Mülkiyet hakkı/özgürlüğü, - Şahsî dokunulmazlık hakkı/özgürlüğü, - Sosyal güvenlik hakkı/özgürlüğü, - Zorbalığa baş kaldırma özgürlüğü, - Eşit muamele görme hakkı/özgürlüğü, - Bir ülkeyi terketme ve başka ülkeye yerleşme özgürlüğü, - Emeğin karşılığını alma hakkı/özgürlüğü, - Tevbe ve pişmanlık özgürlüğü, - Şeref ve itibar hakkı/özgürlüğü, - İkamet, evlenme, boşanma, akrabalık/hısımlık hakkı/ özgürlüğü, - Malı meşrûiyet çerçevesinde dağıtma hakkı/özgürlüğü. Yukarda zikredilen temel hak ve özgürlükler içinde din ve vicdan hürriyeti, insanın sahip olduğu en önemli haklardan biridir. Bu anlamda genel insan hakları için ifade edilen değerlendirmelerin tamamı din ve inanç özgürlüğü için de geçerlidir. Ayrıca unutmamak gerekir ki, insanlar diğer hiç bir alanda olmadığından daha çok din ve inanç özgürlüğü konusunda duyarlı olmuşlar, inançları uğruna yurtlarını terketmeyi, hatta ölümü dahi göze almışlardır. Kur’an’da geçen Peygamber kıssaları ve bizzat Hz. Muhammed (s.a.v)’in hayatı bunun en büyük delili, tarih de bu ve benzeri hadiselerin en büyük şahididir. Hukukçulara göre Din ve Vicdan hürriyeti kapsamına şu hususlar girer; İman etme, bağlı bulunulan dînin esaslarına göre ibadet yapma, dîni öğrenme, neşir ve tebliğ. Şüphesiz inanç hürriyetinin en temel unsuru, kişinin kendi hür iradesiyle tercih ettiği kutsala îman etmesi, başka bir ifadeyle herhangi bir inanç sistemini (din) kabul etmesidir. Zira din, insanın vicdanıyla ilgili bir husustur ve hiçbir güç ve zorlama onu etkileyemez. Onu bu bağdan harici bir kuvvetin rolüyle koparmak mümkün olmadığı gibi, bu tür bir tavır onun hür iradesine karşılık bir saygısızlık ve haksızlıktır. Ayrıca zorla kabul ettirilen bir inanç, gerçekte hiç bir anlam da ifade etmez. Zira baskıyla gerçekleştirilmeye çalışılan inanç, o dîne inananların (mü’min) değil, şeklen inananların HAYAT Gerçekler “Hayat”ın İçinde Gizlidir (münafık) ortaya çıkmasına sebep olur. Esasında bu husus Kur’ân-ı Kerîm’de; -“Dinde zorlama yoktur, artık hak ile bâtıl iyice ayrılmıştır.” (Bakara: 256) İlâhî hükmüyle açık bir şekilde ortaya konulmuştur. Zira zorlama ile inancın bir arada bulunması mümkün değildir. İnsanları yaratan ve onlara her türlü nimeti veren Allah hiç bir zorlamaya yönelmeksizin, kendi yarattığı insanlara kendisine inanıp inanmama hürriyeti vermişken, kulların kendilerini bu konuda yetkiliymiş gibi görmelerinin anlamsızlığı açıktır. Buna göre İlâhî mesaj insanlara açık olarak iletildiğinde, Peygamberin görevi tamamlanmış olur ve O, artık tebliği ulaştırdığı insanların yaptıklarından sorumlu değildir. Kur’ân-ı Kerîm bu gerçeği Hz. Peygamber’e hitaben şöyle bildirir; ❬ 06 ❭ Haziran · Juni 2015 · Ramazan 1436 -“Ey Muhammed!, sen öğüt ver, çünkü sen ancak öğüt vericisin. Onların üzerine zrlayıcı değilsin.” (Gâşiye: 21-22) -“Eğer yüz çevirirlerse bilsinler ki, biz seni onların üzerine bekçi göndermedik, sana düşen sadece tebliğdir.” (Şûrâ: 48) -“Biz bu Kitabı insanlar için sana hak ile indirdik. Artık kim doğru yola gelirse, kendi yararınadır, kim de saparsa kendi zararına sapmış olur. Sen onlar üzerine vekil değilsin.” (Zümer: 41) -“De ki, Hak (bu Kur’ân) Rabb’inizdendir. Artık dileyen inansın, dileyen inkâr etsin.” (Kehf: 29) -“Peygambere düşen sadece açık bir şekilde duyurmaktır.” (Nûr: 54) -“De ki, Ey insanlar! İşte Rabb’inizden gerçek geldi. Artık yola gelen kendisi için gelir. Sapan da kendisi zararına sapar. Ben sizin üzerinize vekil değilim.” (Yûnûs: 108) haber Bu âyetler, Nebevî mesajın din ve vicdan hürriyetine bakışını açık bir şekilde ortaya koymaktadır. Buna göre İslâm’ı kabul veya ret noktasında hiç kimse zorlamaya tâbî tutulamaz. Çünkü dînin özünü hür bir seçimle yapılan îman oluşturur ve bir dîne bağlılığın en önemli kıstası/ölçüsü samîmiyettir. İnanma, gönüllü bir kabul meselesidir. Zorlamayla gerçekleşen inanç ve ibadetin ise hiçbir değeri ve anlamı yoktur. Eğer kişi, aklıyla ve hür iradesiyle îmanın hakikatına ikna olursa onu kabul eder, değilse reddeder. Her hangi bir baskı veya cezalandırma korkusuyla bir kimse bir inancı -sırf hayatını kurtarmak için kabul etmiş görünse bile- o, gerçek bir inanan olmaz. Üstelik böyle bir kişi zorlama durumundan kurtulduğunda kabul etmiş göründüğü inancı reddederek eski dînine dönecektir. Hocahanımlar İleri Eğitiminin Sonuncusu Kerpen’de Gerçekleştirildi GMG Kadınlar Teşkilatı Eğitim Biriminin organize ettiği Hocahanımlar İleri Eğitiminin sonuncusu 17-18 Mayıs 2015 tarihlerinde 2 Bölgeden 45 Hocahanımın katılımı ile IGMG Genel Merkez binasında gerçekleşti. Toplam dört modülden oluşan ileri eğitim programının ilki Eylül 2014 tarihinde 68 Hocahanım ile başlatılmıştı. Birinci modülün konu başlığı “Birey, Aile, Toplum ve İletişim” idi. İkinci modülde “Hitabet ve İletişim” konuları ele alındı. “Teşkilat Tanıtımı ve Pratik Sunumlar” 3. modülün konu başlıklarını teşkil ediyordu. Sonuncusu gerçekleşen programda Hocahanımlar, İnsan Gelişim Psikolojisi, Hitabet, İletişim ve Teşkilat derslerinden sınava girdiler. IGMG Kadınlar Teşkilatı Başkanı Hatice Şahin vermiş olduğu pratik sunumlar dersi Hocahanımların kendini ve yeteneklerini keşfetme ve pazar günü sözlü sınavlarına iyi bir ön çalışma teşkil etti. Tashih-i Huruf dersleri IGMG GM hatibesi Zehra Dizman tarafından verildi. Kur’an-ı Kerim eğitiminde, doğru okuma noktasında, önemli bu çalışmayı katılımcılar büyük bir istek- I le takip ettiler. İki günlük programda Teşkilatın Birim çalışmaları ile ilgili sunumlar yapıldı. IGMG Teşkilatlanma Başkanı Murat İleri Teşkilatlanma birimi ve çalışma alanlarını içeren sunumu Hocahanımlar tarafından büyük beğeni aldı. Sosyal Hizmetler adına sunum yapan Murat Sevinç mali ibadetlerin önemine değinirken, Hocahanımlara bu noktada dikkat etmeleri gereken hususları aktardı. Kadınlar Gençlik Teşkilatının çalışmalarını tanıtan KGT Başkanı Meryem Saral hanımfendi, Hocahanımlarından KGT çalışmalarına destek beklediğinin altını çizdi. Pazar günü önceden seçmiş oldukları hitabet konu başlıklarına hazırlanan Hocahanımlar bir jüri karşısında sunumlarını gerçekleştirdiler. Sunumların ardından “Kişisel motivasyon & Zaman ve Grup Yönetimi” dersi Genel Merkez GT eski Başkanı İsmail Karadöl tarafından verildi. Çalışmayı gerçekleştiren birim başkanı olarak KT Eğitim Başkanı Handan Yazıcı da gayretle ve son güne kadar, karşılaştıkları tüm zorluklara rağmen yılmadan programa iştirak eden yazılı ve sözlü imtihanlara katılan tüm Hocahanımlara teşekkür etti. Ayrıca her birinin mutlaka bir ev sohbeti halkası olmasının gerekliliği üzerinde durdu. Bu çalışmanın burda bitmediğinin altını çizen Handan Yazıcı, kursu başarıyla bitirmiş olan Hocahanımlar için farklı bir çalışma hazırlığı içinde olduklarının da müjdesini verdi. Son olarak genel bir değerlendirme yapan KT Başkanı Hatice Şahin, bu çalışmaya katılan Hocahanımları tebrik etti ve şükranlarını bildirdi. Bundan sonra asıl görevin başladığını bildiren Hatice Şahin, mutlaka bulundukları bölgede, şubede aktif olup çalışmalarda ve komisyonlarda yer almaları gerektiğini bildirdi. Bazı Hocahanımları Merkez, bazılarını bölgeler şubeler ve ev sohbetlerinde değerlendirmek istediklerini bildiren Hatice Şahin, teşkilatın hiyerarşik yapısına uygun hareket etmeleri gerektiklerini hatırlatı. Şuan camiye üyelik ve kumanya kampanyalarında aktif yer almaları gerektiğinin önemle üzerine vurgu yapan Hatice Şahin, Ramazan ayında zekat ve fitre çalışmalarına şimdiden bir ön hazırlık yapılması gerektiğini hatırlattı. Teşekkür ve takdir ifadeleri ile konuşmasını tamamladı. Kur’an-ı Kerim tilaveti ile program nihayete ermiş oldu. HAYAT Gerçekler “Hayat”ın İçinde Gizlidir Tüketilen Nesillerimiz [email protected] ❬ ❬ 07 ❭ Haziran · Juni 2015 · Ramazan 1436 Mahmut AŞKAR dosya Tüketim toplumunun ayrılmaz bir parçası olan nesillerle, bir toplumun geleceğiyle ilgili uzun vadeli hesap yapılamaz; birbirimizi kandırmaya gerek yok! Bir ömrü sadece, “tüketmek için kazanmak” anlayışına göre tasarlamak; yarınları bugünden tüketmek demektir. Bu vebal, kendisinden sonrakilerin önüne, nesillerötesi hedefler koyamayanlara aittir. nsanlık tarihi boyunca bir önceki nesil, lük konferans için geldiği Abu Dabi’de, geliş- tüketiciler aktif olarak baştan çıkarılma peşinkendilerine benzemediklerinden dola- mekte olan ülkelerin, tütün endüstrisi için ‘va- dedir. (Küreselleşme)” demiyor muydu? Doyayı, sonradan gelen nesillerin özellikle ad edilmiş topraklar’ konumunda olduğundan sıya tüketmek için ölesiye çalışarak kazanmakhayat tarzını eleştirmiştir. Eleştirinin mutlaka şikayetçi oldu. Mısır’da, sigara içenlerin oranı, tan başka bir hayat tasavvuru olmayan nesiller, haklı tarafı kadar mesnetsiz olan yönleri de var- yeni doğanların toplam oranından üç kat daha baştan çıkarılmaya zaten dünden razılar... En dır. Hakikat şu ki, insanoğlu maddî yoksulluk- fazladır. Dünya Sağlık Örgütü’nün Mısırlı Uz- gözde markadan giyinmek, en güzel arabaya satan kurtulurken, bu sefer de kendini manevî manı Fatma el Ava; şimdiye kadar ‘erkeklerin hip olmak, dünyanın en ekzotik köşlerinde tatil yoksulluğun kucağında buluyor. Bu bir insanî sembolu’ olarak görülen, elde sigara hâli, son yapmak gibi beklentileri olan bir kafa yapısının zaafiyettir fakat istenirse asgarî (minimum) dü- zamanlarda kadınların özgürlüğü olarak da gö- paylaşmak, yardımlaşmak veya başkaları için de zeye indirilebilir. Çok basit ve herkesin bildiği rülmektedir. (Ronen Steinke, Raucherecke, SZ, var olmak gibi hasletleri olmaz. formül; madde ile manâyı terazide eşitlemek! 25/26 Nisan 2015)” Küreselleşme sürecine girdikten sonra ileri Fakat altyapısı sağlam olmayanlar için son dereŞu haber ise beni pek şaşırtmadı: “Almanya- sanayi toplumlarında daha belirgin bir hâl alan ce çetin bir iş... Kapitalizm, sadece iktisadî bir lı Türkler, Almanya ortalamasından daha genç narsizm akımı, dünyanın önde gelen sosyolog sistem olmaktan çıkıp, günlük hayatın her zer- ve tüketim heveslisidirler. İşadamları da bunun ve psikologlarının endişeyle izledikleri bir boyuresine sirayet etmiştir artık. Geleneklerimiz, tö- farkına vardıklarından, şimdi bu şahane hedef ta ulaştı. Narsist Toplum adlı kitabın psikolog relerimiz, aile hayatımız ve hatta inancımız da grup özel reklamlarla baştan çıkarılacak (Wer- yazarı da; “Eskiden sevgi ve kabul görme, mansürekli tüketimi körükleyen, kapital merkezli bung für Deutsch-Türken, Victor Gojdka, evi bir eksiklik olarak görülürken, şimdi bu ruhayat tarzının etki alanı altındadır. Spiegelonline, 5/4/15)“. Zaten Zygmund Bau- hî açığı maddî olarak kapatma hayâliyle daha Biz, kuşaklararası değişimin bir sosyoljik (iç- man da, “İyi işleyen bir tüketim toplumunda fazla dış görüntü, tüketim ve harcama arzusu timai) süreç olduğunu bilerek ve kakörüklenmektedir.” diyor. İşte bu bullenerek konuya giriş yapmak istihayat anlayışıdır insanları narsistleşyoruz. Sözkonusu değişimin hangi tiren! Kendine aşık olanın başkalarıboyutlara ulaşmaya başladığını anlanı sevmesi beklenebilir mi? mak için, çok uzağa gitmeğe veya Çevrenizde işinde başarılı, eğibaşkalarına bakarak durum değertimli, kariyer sahibi kendi gençlerilendirmesi yapmaya gerek yok... mizi dikkatle gözlemlediğinizde; Herkes en yakınındaki genç nesillere hep takdir edilmeyi, alkışlanmayı ve baktığında, değişimi fark etmiş oladüşüncelerinin kabul görmesini caktır. Baştan çıkarılmaya razı olan bekleyen, fakat fedakârlığa, paylaşMüslüman bile, dinin, “israf harambaşkalarının varlığını kabulAl-Quran Al-Karim maya, dır” dediğinin üzerine, kapitalizmin, lenmeye pek itibar etmediklerini “ihtiyaçtır” telkinini geçirerek helâlgörmüş olacaksınız. Bunlar senin, Cemiyetlere ve leştirmiştir. benim, onun evladı ama onları şeİşadamlarımıza Fırsat, Dini inancımızla çakışan birçok killendiren biz olamamışız. Yeri gelP r o g r a m l a r a G e l e n v e konuda olduğu gibi, sigara konudiğinde, “Evladım, sakın kendini sunda da, “mekruh”la “haram” araakıntıya kaptırma!” demişiz fakat Almanca Meal ile sında gidip geliyoruz. Meselâ; sigara akıntının tersine yüzebilmeyi öğretİslamı Tanımak İsteyen içen hocaya göre tütün kullanmak memişiz. Tüketim toplumunun itiM i s a f i r l e r e V e r i l e b i l e c e k “mekruh”, içmeyen göre de “harazsız birer ferdi hâline gelmiş nesilE n G ü z e l H e d i y e ram”dır. Resim çekmekten, çatalı sol lerden fedakârlık, dayanışma, paylaelde tutmaya varana kadar birçok şım ve mütevazılık beklememelisigereksiz şeye “haram” diyen bir İsniz! Atacakları her adımdan önce, Paket Halinde lâm anlayışının hâkim olduğu ülkeşahsî çıkarlarının ne olup olmayacaAlmak İsteyenlere de, israfın daniskası yapıldığı herkeğının hesabını iyi yaparlar. Posta Ücretini sin malûmudur. Bu ülkelerde tütün Biz Karşılıyoruz Tekrar başa dönüyor ve Almanbağımlılığının çok yüksek olduğuya’daki Türklerin, Almanlardan danu, aşağıdaki haberde okuyunca ha fazla tüketim heveslisi oldukları doğrusu şaşırdım: gerçeğine eğiliyoruz: Bu durum, bi13,5x19,5 cm “Arabistan, Afrika’nın güney kıszim gibi şahsî gözlemleri bu istikaOrta Boy mındaki ülkelerinin yanısıra, tütüne mette olanların, piyasa araştırmaları Karton Kapak olan talebin dünyada artış gösterdiği neticesinde teyit edilişiyle birlikte, İki Renk Baskılı tek bölgedir. Dünya Sağlık Örgütü değerlerin yer değiştirdiğine de delâSipariş İçin: [email protected] · Handy: 0171-1970212 Başkanı Margaret Chan, birkaç günlettir. Tüketim toplumunun ayrıl- İ ALMANCA KUR'AN MEALİ (100 Adet 250,- Euro) HAYAT Gerçekler “Hayat”ın İçinde Gizlidir maz bir parçası olan nesillerle, bir toplumun geleceğiyle ilgili uzun vadeli hesap yapılamaz; birbirimizi kandırmaya gerek yok! Bir ömrü sadece, “tüketmek için kazanmak” anlayışına göre tasarlamak; yarınları bugünden tüketmek demektir. Bu vebal, kendisinden sonrakilerin önüne, nesillerötesi hedefler koyamayanlara aittir. İnsanı, sadece üreten ve tüketen bir varlık olarak gören sistemlerden birisi sozyalizmin çöküşünü, en özlü bir şekilde Maaz’ın şu ifadesi anlatmaktadır: “İnsanlar, elde ettiklerinden da- ❬ 08 ❭ Haziran · Juni 2015 · Ramazan 1436 ha fazlasına sahip olmak istedikleri için sosyalizm iflas etti”. Yağmurdan kaçarken doluya tutulma misali, cümlenin devamında kapitalizmle ilgili de Maaz şöyle diyor: “(...) ve şimdi de insanlar, kazandıklarından daha fazla tükettikleri için kapitalizm iflasa gidiyor (Hans-Joachim Maaz, Die narzisstische Gesellschaft, s. 201)“. Kapitalizmin iflası; Türkler gibi, kazandığının üzerinde harcama yapan toplumları, diğerlerden daha şiddetli silkeleyecek demektir. Hâlbuki, “Kanaat gibi devlet olmaz” diyen bir kültüre haber mensup olduklarının farkında olanlar, “vahşi kapitalizim”in dayattığı hayat tarzına boyun eğmemeleri gerekirdi. Erdemliliği mütevazılıkta gören, yani gösterişe ve kibire itibar etmeyen bir toplumduk. Twenge ve Campell gibi narsizm üzerine araştırma yapanlar da, “Mütevazılık, narsizmin zıttıdır (Psychologie Heute, Eylül 2010)” diyorlar. Hayat felsefesi tüketmek üzerine kurulu olanlar, asıl tüketilenin kendileri olduklarını farkettiklerinde iş işten geçmiş olacak. 17. Temel Dini Bilgiler Ve Genel Kültür Yarışması Almanya Finali Köln’de Yapıldı in Hizmetleri Müşavirliği ve DİTİB işbirliği ile bu yıl 17.si düzenlenen “Temel Dini Bilgiler ve Genel Kültür Yarışması“ Almanya finalinin birincisi Berlin bölgesi oldu. Almanya geneli bölge birincilerinin katıldığı “17. Temel Dini Bilgiler ve Genel Kültür Yarışması“ finali DİTİB Merkez Camii Konferans Salonu’nda yapıldı. Yarışmaya; Din Hizmetleri Müşaviri Prof. Dr. Nevzat Yaşar AŞIKOĞLU, Din Hizmetleri Ataşeleri, din görevlileri, dernek yöneticileri, öğrenci velileri ile çok sayıda davetli katıldı. Din Görevlisi İbrahim ATEŞ`in sunumu ile gerçekleşen yarışma, Köln DİTİB Merkez Camii Din Görevlisi Ali KARAYİĞİT`in Kur’an-ı Kerim tilavetiyle başladı. Din Hizmetleri Müşaviri Prof. Dr. Nevzat Yaşar AŞIKOĞLU, programda yaptığı konuşma da; Yarışmadaki esas amacın camilerimizde yetişen çocuklarımızı ödüllendirmek, teşvik etmek, ailelerine ve topluma gösterip kendilerini onure etmektir, dedi. Aşıkoğlu; “ Bu yavrularımız bu yarışmaya önce alt bölgeler, ardından bölgeler sonu- D cunda Almanya finaline gelmişlerdir. Bu özveriyi gösterdikleri için öncelikle hepsini tebrik ediyorum. Bu yavrularımızı yetiştiren din görevlisi arkadaşlarımı tebrik ediyorum. Rızık endişesiyle 50 yıl önce buraya gelmiş Almanya‘nın dört bir tarafında yaklaşık 900‘ün üzerinde camiyi inşa etmiş, gençlerimiz ve nesillerimizin dininden ve kültüründen haberdar olsun diye bu gayreti göstermiş, bütün dernek başkanlarımızı ve yöneticilerimizi tebrik ediyorum. Bu mabedlerin şekillenmesinde maddi ve manevi desteğini gösteren ve ebedi hayata irtihal etmiş bütün büyüklerime Rabbim‘den rahmet niyaz ediyorum“ dedi. Topluma örnek insanlar olmalıyız. Prof. Dr. Nevzat Yaşar AŞIKOĞLU konuşmasını şöyle sürdürdü: “En büyük hedefimiz çocuklarımızın dinine ve yaşadığı topluma faydalı nesiller yetiştirmektir. Bunun da Almanya‘da en güzel mekanı camilerdir. Ahlaklı ve imanlı nesiler yetiştirerek örnek göstermeliyiz. Bilgi yüklü değil, bilginin eyleme dönüştüğü gençler yetiştirmeliyiz. Bu öğrendiğiniz bilgilerle daha yüksek hedefler belirlemenizi de arzu ediyoruz. Çalışırsanız çok şeyi başaracağınızı, bu yarışmaya katılarak göster- diniz. Bu sizden sonraki nesillere de örnek bakımından çok anlamlıdır.“ Konuşmaların ardından Köln Din Hizmetleri Ataşesi Ahmet DİLEK, Mainz Din Hizmetleri Ataşesi Ahat TAŞÇI, Münster Din Hizmetleri Ataşesi Yunus YÜKSEL ve Din Görevlileri Mehmet Akif CEYHAN ile Emre ŞİMŞEK’ten oluşan jüri ile yarışmaya geçildi. Yarışmaya Almanya genelinde kendi bölgelerinde birinci olan öğrencilerden oluşan üçerli gruplar halinde 13 bölge grubu katıldı. Yedek sorularla beraber toplamda 57 soru sorulan ve kıyasıya mücadele edilen yarışma sonunda, birinciliği Berlin bölgesinden Batıkan CANATAN, Doğukan CANATAN ve Songül ATAK alırken, ikinciliği Köln bölgesinden Dilan FURAT, Fatma FURAT ve Gizem BOZKURT, üçüncülüğü ise Nürnberg bölgesinden Sümeyye MÜMİNOĞLU, Amine KURHAN ve Betül GÜLTEKİN elde ettiler. 17. Temel Dini Bilgiler ve Genel Kültür Yarışması Almanya Finali; dereceye giren yarışmacılara, belge ve ödüllerinin verilmesiyle sona erdi. HAYAT Gerçekler “Hayat”ın İçinde Gizlidir O’ndan Bana Ne Kaldı? [email protected] utlu Doğum Haftası bağlamında Nisan ayında Efendimiz (s.a.v.)’i anma etkinlikleri düzenleniyor. Maksat O’nu anmak, anlamak ve yaşantımız için örnek almak. Her günümüz, her tavır ve eylemimiz O’ndan ne taşıyor, O’ndan bize ne kaldı sorusuna muhatap olmalıdır. Sadece bir gün, bir hafta ya da bir aya has an(la)mak O’nu anlamamak demektir. Bugün dünyanın içerisinde bulunduğu durum ortada. Herşey gözümüzün önünde cereyan ediyor. Olumsuz gelişmeler malesef olumlularından daha fazla. Kötülük iyiliğe oranla geometrik olarak çoğalıyor adeta. İşte en son aldığımız haber; Libya’dan İtalya’ya Cezayir, Mısır, Bangladeş, Somali, Nijerya, Senegal, Mali, Zambia ve Ganalı göçmenleri kaçak yollarla taşıyan geminin batması sonucu 900’e yakın kişi hayatını kaybetti. Hayatını yitirenlerin yarıya yakını çocuk ve kadın. Ülkeleri farklı ama ortak paydaları mazlumiyet ve mağduriyet. Umuda yaptıkları yolculuk Akdeniz’de noktalandı ve bedenleriyle birlikte umutları da Akdeniz’e gömüldü. İnsanlığın ölümü umudunu yitirdiğinde vuku bulmuş demektir. Modern ve modern ötesi hayat hayatı imha etmeye teşne. Soluduğumuz hava, içtiğimiz su, aldığımız gıda doğallığını yitirdi; hatta bu yapaylık insani ilişkilerimize dahi yansıdı. Servetin insanlar elinde devlete dönüştüğü, ezilenlerin, horlananların ve sömürülenlerin sesinin kesildiği bir dünyaya kim hayat verecek? Kim bir ‘ruh’ üfleyecek? İnsanlığın ve dahi bu dünyada kurtuluşu İslam’ın sunduğu hayatta. Efendimizi anlayan ve O’nu çağına hakkıyla taşıyabilenlere büyük sorumluluk düşü- K ❬ ❬ 09 ❭ Haziran · Juni 2015 · Ramazan 1436 Murat KUBAT yor. İşte dünyaya yeni bir soluk katacak olanlar O’nu anlayanlardan çıkacak. Bu ağır sorumluluk ise Müslümanların omuzlarında. İnsan eksiktir. Hata yapabilir, yanılır, sürçer. İnsan eksikliğini neye bakarak tamamlayacak? O bizim için Üsve-i Hasene, yani en güzel örnek. İnsan kendisini örneğine bakarak toparlar. Olması gerekenle olan arasındaki fark ne kadar çok ise insanın hayreti bir o kadar artar. İslam’ın vaaz ettiği ilkeler ve yaşantı ile Müslümanların bir bütün olarak yaptıklarının bu ilkelere uyumluluğu arasındaki fark hayretimizi artırıyor. O’nu andığımız bu demde Müslümanların hali pür melali nasıldır? Ne durumdayız? Neden bu kadar ayrıştık? Neden bu kadar nefretle dolduk? Neden bu kadar tahammülsüz olduk? Bu nedenleri uzatmak mümkün. Çözüm ise ‘O’ndan bana ne kaldı?’ sorusuna vereceğimiz cevaplarda gizli. O’nun insanlığından, O’nun güzelliğinden, O’nun erdeminden hayatımıza, tasalarımıza ve yaralarımıza şifa veren merhem gibi sürmemiz icap ediyor. Efendim! Doğumun doğduğun coğrafyayı aydınlattı. Cahiliye karanlığında boğulan insanlık Senin önderliğinde karanlıktan aydınlığa çıktı. İyilik Seninle yayıldı yeryüzüne. Güzeldin; güzel yaşadın; güzel izler bıraktın; çevreni güzelleştirdin. Hızırdın; yeşerttin çorak toprakları, kurumuş yürekleri. Senin yanında olmak bambaşka bir hayattı arkadaşların için. İşte o yüzden Senin yanında olduklarında çok daha farklı olduklarını söylüyorlardı. Sen öldürmek için değil, yaşatmak için yaşadın. Sen yok etmek için değil, insanlığın kurtuluşu için gayret ettin, neredeyse kendini heba ettin. İnsanlığın kendi kendisini yok etmesini önledin. Seni var edenin, Seni gönderenin, Seninle gönderilenin mesajlarını ilettin. Fiziksel olarak aramızda değilsin lakin Seni hayatımıza taşıyacağımız o kadar güzel bir örneklik bıraktın ki! Efendim! Sen Merhamet Peygamberi’ydin. Sen şefkatliydin. Kuşu ölen bir çocuğu teselli edecek kadar engin yürekliydin. Sende olmadığı halde, senden karnını doyurmak için yiyecek birşeyler isteyenlerin yüzüne bakamayacak kadar hassas idin. Yaşatmayı önceledin. Doğumun yeni doğumlara vesile olsun Efendim. Bu doğumlar güzelliklerin çoğalmasına aracılık etsin. Güzellikleri çoğaltmaya bugün o kadar çok ihtiyacımız var ki! Doğumun iyiliklerin artmasına ve yayılmasına sebep teşkil etsin. Yaşadığın hayat kendilerini sana nispet eden her bir Müslüman için örnek alınsın. Seni olduğun gibi tanıtamadığımızın da farkındayız. Muhtemeldir ki seni çok anlattık ama eylemlerimize hakkıyla yansıtamadık. Senin doğumunun başta ümmetinin ahlaken doğumuna vesile olmasını; insanlık için hayırlar getirecek yeni doğumların müjdecisi olmasını diliyorum. Anmalarımız ve anlama çabalarımız hiç kuşkusuz artarak devam edecek. Fakat şu soruyu her birimiz kendi nefsine tekrar tekrar sormalı: Pekiyi O’ndan bana ne kaldı? dosya IGMG Köln Gençlik Teşkilatı Gençleri Geleceğe Yönlendirdi slam Toplumu Milli Görüş Teşkilatları Köln Bölgesi 2014-2015 sezonunun son haftalarına gelindiği bu günlerde tüm birimlerde faaliyetlerini hızlandırdı. Ramazan ayı girmeden mazlum muhtaçlara kumanyalar tüm dünyaya gönderilmeye başlanırken, infak çalışmalarıyla gençlere yeni fiziki mekanlar, yapılan kermeslerle şubeler daha da güçlendirilmeye çalışılıyor. IGMG Köln Bölgesi`nin motoru Gençlik Teşkilatı son on yıldır yaptığı gençleri üniversiteye, mesleğe yönlendirme amaçlı, onlara bir bakıma yaptığı abilik çalışması geleneğini bu yıl yine sürdürdü. Köln Bölgesinin Bölge bahçesine kurulan standlarla farklı meslek dalları ve bölümleri görsel olarak muhatapları tarafından takipcilere tanıtıldı. Günün seminer boyutu konferans salonunda icra edilirken T.C. Köln Konsolosluğu Çalışma Ataşeliği de meslek fuarı çalışmasından dolayı organizasyonu tebrik etti. IGMG Köln Gençlik Teşkilatı Bölge Başkanı Yusuf Soysal yaptığı açılış konuşmasında dinleyenleri kendi gençlik yıllarına götürerek şu sözlerle konuşmasına başladı: „Değerli kardeşlerim karar verirken niyetin oldukça önemli olduğunu baştan iyi bilmemiz gerekiyor. Sadece sırf para için değil insanlığa faydalı olmak için mesleğinin bölümünün seçilmesini önemsemek zorundayız. Bakınız bundan 15 yıl önce Fatih Camiinde gençlik başkanlığı görevi verildi. O yıllar mesleğe yeni başlamıştım. Gençlerin başkanı ve küçük abileri olarak örnek olmam gerektiğini düşünerek okumam gerektiğini yüksek tahsil görmem gerektigini düşünerek devam etmeye karar verdim. Başarının formülü azim ve tevekkülden geçtiğini hiç biriniz unutmayın. Hedef koyup azim ile ısrarla hedefe yürüdüğünüzde göreceksinizki takdir de başarı da gelecektir“ dedi. Sosyalog Özcan Örgün Phılıpp Marburg Üniversitesinden ve yine hanımı Sebahat Özcan proğramda yabancı dille sunum yaparak gençleri bilgilendirdi. T.C. Köln Konsolosluğu Çalışma Ataşesi Oğuz Tuncay Milli Görüş Teşkilatları Gençlik Köln birimlerinin yaptığı meslek fuarı çalışmalarını son 34 yıldır takip ettiklerini başarılı bulduklarını, kendilerinin de her zaman tüm kurum ve STK ların bu noktadaki başvuruları halinde yanlarında olacaklarını ifade etti. İ HAYAT Gerçekler “Hayat”ın İçinde Gizlidir ❬ 10 ❭ Haziran · Juni 2015 · Ramazan 1436 haber Avrupa’daki Mültecileri Unutmadık Mayıs Cumartesi günü Almanya’nın Werl şehrinde, Werl Önder e.V. evsahipliğinde, Werl Belediyesi’nin aktif katılımı ve Hasene Derneği’nin yardımları ile mültecilere gıda yardımı yapıldı. Yardımlar, başta Suriyeli mülteciler olmak üzere Ganalı, Senegalli, Bangladeşli, Hindistanlı ve daha birçok ülkeden 75 mülteciye dağıtıldı. Yardım programında Hasene Derneği Başkanı Mesud Gülba- 9 har, Werl Belediye Başkanı Michael Grossmann ve IGMG Ruhr A Bölge Başkanı Özcan Kuri kısa birer konuşma yaptılar. Konuşmasında Hasene Derneği’nin 86 farklı ülkede aktif insanî çalışmalar yürüttüğünü söyleyene Hasene Başkanı Mesud Gülbahar şunları söyledi: “Halihazırda 45 ülkede kumanya kampanyası kapsamında çalışmalarımızı yürütüyoruz ve yakında gözlemcilerimizi ülkelere göndereceğiz. Afrika’da mağdurlar olduğu gibi, yanıbaşımızda da mağdurlar var ve onların dertlerine de çareler bulmamız gerekiyor. Buradaki mülteci kardeşlerimiz ülkelerinde rahatça yaşayabilecekleri imkanları bulabilmiş olsalarda, buralara kadar gelmek zorunda kalmayacaklardı. Hiçbir kimse doğup büyüdüğü toprakları kolay kolay terketmek istemez. Avrupa’daki mültecilerin de içerisinde bulunduğu zorlukları kolaylaştırmak ve onlara yardım elimizi uzatmak görevlerimiz arasında yer alıyor.” Werl Belediye Başkanı Michael Grossmann böyle anlamlı bir organizenin tertip edilmesinden dolayı teşekkür etti ve “Werl şehrinde 70 ülkeden farklı vatandaş yaşıyor. Şehrimizde 30 bin vatandaşımız var ve bunların 3 bini yabancı. Mültecilere açık bir şehriz. Yardım etmek her dinin tavsiye ve teşvik ettiği bir eylemdir. Sadece belediyelerin imkanları ile yardımlar belli bir noktaya kadar yapılıyor; bu yüzden sivil toplum kuruluşları da bu gibi hususlarda aktif olabilmeliler.” dedi. IGMG Ruhr A Bölge Başkanı Özcan Kuri organizeyi tertipleyen Werl cemiyetine, katkılarından dolayı Hasene Derneği’ne ve katılımlarından dolayı Werl Belediyesi’ne teşekkür etti ve şunları söyledi: “Bizler Avrupa’da yaşayan halklar olarak dünyanın farklı coğrafyalarındaki mazlum ve mağdurlara din, dil, ırk ayrımı gözetmeksizin yardım ediyoruz. Werl şehrinde bulunan mağdurlara da bir yardım elinin uzanmasından dolayı memnuniyetimi dile getirmek istiyorum.” HASENE Tüm Gözlemcileriyle Bir Araya Geldi asene Derneği bu yıl ilk defa yaptığı bir uygulamayla tüm gözlemcilerini bir araya getirdi. Daha önce farklı zamanlarda bir araya gelen kumanya ve kurban gözlemcileri bu defa aynı tarihlerde bir araya geldi. Programlarda, gözlemcilere yapacakları görevler ve dikkat edecekleri hususlar noktasında bilgi H verildi. Programların üçü Bremen, Duisburg ve Kuzey Bavyera olmak üzere Almanya’nın muhtelif noktasında ve biri Fransa’da olmak üzere dört farklı noktada gerçekleşti. Almanya’nın farklı bölgelerisinin yanı sıra Danimarka, İsveç, Norveç, Hollanda, Belçika, İsviçre, İtalya, Avusturya, Fransa ve İn- giltere’den katılan gözlemciler kumanya ve kurban kampanyası bağlamında bilgilendirildiler. Programda gözlemcilere çanta, tişört ve gerekli tanıtım malzemeleri verildi. Kumanya gözlemcileri Mayıs ayı sonu itibariyle 45 ülkeye yola çıkacak ve Ramazan ayından önce muhtaçların sofralarına gıda paketlerini ulaştıracak. Soma Maden Ocağında Hayatını Kaybeden Madenciler Dualarla Anıldı eçtiğimiz sene 13 Mayıs’ta Manisa’nın Soma ilçesinde 5 bin kişinin çalıştığı bir maden ocağında çıkan yangın 301 maden işçisinin hayatına mal olmuştu. Facianın birinci yıl dönümünde hayatını kaybeden 301 madenci düzenlenen programlarda dualarla anıldı. 301 madenci Hasene Derneği ve Soma Belediyesi’nin birlikte düzenlediği bir programda anıldı; maden işçileri için Kur’an’ı Kerim okundu ve dualar edildi. Soma Büyük Laleli Camii’nde düzenlenen programa Hafız Abdulkadir Şehitoğlu, Hafız İshak Danış ve Hamza Kuri Kur’an’ı Kerim tivalet ettiler. Programa madencilerin aileleri de katıldı. Programa Hasene Derneği adına Hasene Türkiye Sorumlusu İbrahim Kırak ve yardımcısı Ömer Söyleyenoğlu katıldı. Soma faciasının birinci yıl dönümünde 301 madencinin hayırla ve dualarla yâd edildiğini söyleyen Kırak şunları paylaştı: “Büyük Laleli Camii’ndeki programımıza hayatını kaybeden madencilerin aileleri de katıldı. Oğlunu kaybetmiş bir amcamız ‘Allah razı olsun. Çocuklarımızın ardından böyle bir programın icra edilmesi ve onları bu şekilde yâd ediyor olmamız çok anlamlı’ diye konuştu. İnsanların üzerinde hâlâ o elim olayın üzüntüsünü görmek mümkün. Bu sene kumanya kampanyasında geçtiğimiz sene olduğu gibi yine Soma’da olacağız. Hayatını kaybeden 301 madenci için Soma Madenci Şehitliği’nde düzenlenen programa da katıldık. Madencilerin 39’u bu mezarlığa defnedilmiş, geriye kalan 262 kişi kendi memleketlerine gönderilmiş. Ama temsilen 262 madenci için oluşturulan siyah mermer ile isimleri o şehitlikte yaşatılıyor.” G 2015 Lass auch Zakat Fitra Schmetterling L ass auc h du mit deiner Zak at und Fitr a einen Sc hmetterling ffliegen liegen ³=HNkWYHUHQPPLQOHUNXUWXOXúDHUPLúOHUGLU´ ³=HNkWYHUHQPPLQOHUNXUWXOXúDHUPLúOHUGLU´ (Mu’minûn suresi, 23:4) 23:4) „Wohl ergeht es den Gläubigen, „Wohl die die Zakat entrichten.““ Zakat entrichten. ³0DOODUÕQÕ]Õ]HNkWYHUPHNVXUHWL\OHWHPL]OH\LQL]´ ³0DOODUÕQÕ]Õ]HNkWYHUPHNVXUHWL\OHWHPL]OH\LQL]´ +DGvVLúHULI +DGvVLúHULI (Sure Mu’minûn, 23:4) 23:4) Zakat.“ „Reinigt euer Vermögen durch die Zakat.“ (Hadith) .XUXOGX÷XPX] .XUXOGX÷XPX] günden beri itrelerinizi zekât ve ffitrelerinizi itreler HQGR÷UX\HUOHUH HQGR÷UX\HUOHUH XODúWÕUÕ\RUX] X ODúWÕUÕ\RUX] Seit unserer Gründung setzen wir ih ihre re Zakat und Fitra in bester Weise ein. =HN¤WYH)LWUH.DPSDQ\DVóΖ*0**HQHO0HUNH]LLOHE¸OJHOHULWDUDIóQGDQRUWDNODġDG¾]HQOHQPHNWHGLU| |'LH=DNDWXQG)LWUD.DPSDJQHZLUGJHPHLQVDPYRQGHUΖ*0*=HQWUDOHXQGLKUHQ5HJLRQDOYHUE¦QGHQGXUFKJHI¾KUW ΟVODP7RSOXPX0LOO°*¸U¾ġ| |Ζ*0*ȂΖVODPLVFKH*HPHLQVFKDIW0LOO°*¸U¾ġH9 %RVFKVWUD¡H| |'.HUSHQ| |7| |) ZZZLJPJRUJ| |VKE#LJPJRUJ| | LJPJRUJ HAYAT Gerçekler “Hayat”ın İçinde Gizlidir ❬ 13 ❭ Haziran · Juni 2015 · Ramazan 1436 haber IGMG RNS Bölgesi Mannheim Rheingoldhalle’de Büyük Buluşma slam Toplumu Milli Görüş Rhein Neckar Saar Bölge Başkanlığının tertip ettiği Alemlere Rahmet Hz Muhammed programı büyük ilgi gördü. Mannheim Rheingoldhalle`de yapılan Alemlere Rahmet Hz Muhammed (s.a.v) Efendimizi anma ve anlama programına takriben 1200 kişi katıldı. Program IGMG RNS küçüklerde birincilik almış ve Avrupa Kur`an-ı Kerim okuma yarışmasında yine küçüklerde derecesi olan Frankenthal Hicret Camii talebesi Hüseyin Ferhat Yazır`ın okuduğu Kur`an-ı Kerim ile başladı. IGMG RNS Bölge Başkanı Şerif Aslan`ın konuşmasıyla devam etti. ´Aslan niçin Peygamberimizi anma programı düzenliyoruz, buna olan ihtiyaç nedir? sorularına cevap niteliğinde yaptığı konuşmasında önce bu çalışmaların temelini oluşturan IGMG`yi kuran büyüklerine teşekkürü bir borç bildiklerini vurgulayarak, İ Rahmeti Rahmana kavuşan idareci, üye ve cemaate Allah`tan rahmet dilediklerini, onların bıraktıkları bu hizmet bayrağını daha bilinçli çalışmalarla, aşkla ve gayretle daha yüksek yerlere taşımayı görev bildiklerini´ söyledi. Aslan bu samimi katılımlarınızdan dolayı siz değerli kardeşlerime canı gönülden teşekkür ediyorum. Siz sahip çıktığınız müddetçe biz bu çalışmaları yapmaya devam edeceğiz dedi. Daha sonra RNS İrşad Başkan Yardımcısı Özer Demiral ve Ezan ve Kur`an-ı Kerim okuma birincilikleri olan İsmail Tuzlacı güzel sesleri ile dinleyenlere güzel ilahiler sundular. Ösringen İmam Hatibi Hüseyin Balıkçı da okuduğu naatla da salonda hüzünlü anlar yaşattı. Verilen molanın ardından beklenen misafir Dünya Kur`an-ı Kerim okuma birincisi Güney Afrikalı Abdurrahman Sadien okuduğu Kur`an-ı Kerimle her zaman olduğu gibi dinleyenleri yine adeta büyüledi. İlerleyen dakikalarda programa sponsor olan işadamlarına plaketleri verildi verdikleri desteklerden dolayı IGMG RNS Bölge Başkanı Şerif Aslan teşekkürlerini sundu. Bölge Hasene sorumlusu Murat Sağdıç da Peygamber Efendimize yönelik şiir dinletisi ile büyük ilgi gördü. Programın sonunda mikrofona gelen İhsan Şenocak hocaefendi kendine has uslubuyla dinleyenleri adeta Asrı Saadet dönemine götürdü. Müslümanların birbirlerine karşı herzaman hoşgörülü olmalarını tavsiye ederek, Peygamber Efendimizi örnek almalarını önerdi. Çocuklarımızı yetiştirirken Efendimiz hangi hususlara dikkat etmiş, giyim kuşamda nasıl hareket etmiş örneklerle anlatarak, ümmet anlayışını tekraradan gözden geçirip sahiplenmemiz gerektiğini vurgulayarak dinleyenleri bilgilendirdi. Programın sonunda dağıtılan güllerle bu güzel organizasyon vedalaşılarak son buldu. HAYAT Gerçekler “Hayat”ın İçinde Gizlidir ❬ 14 ❭ Haziran · Juni 2015 · Ramazan 1436 haber Frankenthal’de Milletvekili Oyuncak Toplama Kampanyası Başlattı lmanya`nın Rheinland Pfalz Eyaleti Milletvekili Frankenthallı Christian Baldauf fakir ve mülteci çocuklar için oyuncak toplama kampanyası başlattı. Uzun zamandır tanıtımını yapmakta olan Baldauf Almanya`ya çok sayıda mülteci geldiğini bunların çoğunun da bulundukları eyalete yönlendirildiğini belirterek gelenlerin arasında çokça çocuğun olduğunu düşünerek onların az da olsa hayal dünyalarına girerek böyle bir kampanya başlattıklarını dile getirdi. Çok sayıda kuruluşun yanı sıra Frankenthal`de bulunan IGMG İslam Toplumu Milli Görüş Hicret Camii, İslam Kültür Merkezleri Birliği ve DİTİB Merkez Camii kampanyaya katılanlar arasında idi. Bir öğretim okulunda kampanyayı başlatan Baldauf gelen misafirlere basın kuruluşlarına teşekkürlerini sundu. Ayrıca açılışa Eyalet CDU Başkanı Bayan Julia Klöckner de katıldı ve çalışmalardan memnun kaldığını ifade etti. A Oyuncakları sahiplerine teslim edeceklerini bildiren Baldauf Frankenthal Milli Görüş Tanıtma ve RNS Bölgesi Basın Yayın Başkanı, Uyum Meclisi Üyesi Mehmet Çalay`a ve VIKZ İmam Hatibi ve Uyum Meclisi Üyesi Yaşar Bezgin`e bu tür çalışmalara katıldıklarından dolayı teşekkür etti. Çocuklar Doyasıya Eğlendiler onaueschingen Türk okul Aile Birliği tarafından organize edilen „Çocuk Şenliği“ne yoğun ilgi gösterildi. Mundelfingen salonunda yapılan proğram da çocuklar, şiirler okudular, yöresel oyunlar oynadılar ve yarışmalar düzenlediler. Çocuk şenliğine çevre okullardan hem Türk öğretmenler, hem de Alman öğretmenler ve rektörler katıldılar. Çocukların hünerlerini sergilediği proğram da, aileler de onlara alkışlarıyla destek verdiler. Okul Aile Birliği Başkanı Mehmet Akın yapmış olduğu konuşmasında katılımcıları selamlarken, etkinliklerinde kendilerine yardımcı olan velilere ve yönetimine teşekkür etti. Proğramın sonunda öğretmenlere ve emek vermiş yöneticelere çicek takdimi ve hediyeler verildi. D HAYAT Gerçekler “Hayat”ın İçinde Gizlidir Mutlu Bir Aile Modeli [email protected] ovulmuş şeytan’ın şerrinden Allah’a sığınıyoruz ve her işte olduğu gibi BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM diyoruz. Ailenin temeli bu sözde gizli GAYEMİZ MUTLU BİR AİLE MODELİ OLUŞTURMAYA KATKIDIR AİLE: Belli idealler için birlikte yaşayan bay ve bayan olarak tanımlanır. O zaman sizce bay ve bayanların idealleri nelerdir. Aile kurmak icin? Bayanların dikkat ettiği kriterler 1. Yakışıklılık 2. Zenginlik 3. Asalet 4. Ahlak (Hadisi şerif temel alınarak ilk dört madde yazılmıştır.) 5. Macera 6. Aile baskısından kurtuluş Erkek evlenirken dikkat ettiği kriterler 1. Güzellik 2. Zenginlik 3. Asalet 4. Ahlak (Hadisi şerif. Devamı sen ahlaklı olanı seç) 5. Farklı bir macera Aile huzuru ile alakalı şunlar söylenebilir: 1. Sevgi 2. İlgi 3. Helal lokma Sevgi=adanmaktır İlgi= imkanlarını ve zamanını sevdiğine adamaktır. Aile kuracak gençlerde eğitim gerekli midir? Ebeveynin aile içerisinde durumu: Erkek tarafı kız istemeye gittiğinde kullandığı bir ifade vardır. ALLAH’IN EMRİ, PEYGAMBER EFENDİMİZİN KAVLİ (SÜNNET), ÜZERE kızınıza talibiz. Yani bizim oğlumuz kızınıza ALLAH’ın razı olacağı Muhammed a.s. yaşadığı şekilde bir aile hayatını birlikte yaşamayı vaad ediyor. Bu söz adet olsun diye söylenmez. İkincisi yiğit insan sözünde durandır. Daha sonraları kabul edilirse bu defa düğün hazırlığı masrafı az olan evlilikler makbul görülmüştür. Lüksten uzak kişinin gücü dahilinde ve insanlar incitilmeden İslami usuller ile yapılan evliliklerde değer yargısı İslam olduğundan mutluluk olur. Aile kuracak gençlere eğitim aileden başlar. Anne babanın aile içerisindeki tavırları çocuğun evlilik ile alakalı düşünceleri üzerinde menfi veya müsbet etki yapar. Çocuklarını seven ebeveynlerin aile içerisinde sevgi eksenli bir ortam oluşturmak zarureti vardır. Zaten aile sevgi temeline dayanmaz ise maalesef çatırdar. 2. Çevrede bulunan insanlar da evlilik fikrine etki eder. Günümüz gençlerinin en büyük korkusu çevrelerinde gün geçtikçe artan boşanmalardır. 3. En önemlisi de maneviyat eksikliğidir. Niçin yaratıldı. Eşi niçin yaratıldı. Neden evlilik sorularına cevap inanç yönünden bulunursa o zaman evlilik bereketli ve huzurlu olur. K ❬ 15 ❭ ❬ Haziran · Juni 2015 · Ramazan 1436 Abdurrahman POLAT dosya Aile kuracak gençlere eğitim aileden başlar. Anne babanın aile içerisindeki tavırları çocuğun evlilik ile alakalı düşünceleri üzerinde menfi veya müsbet etki yapar. Çocuklarını seven ebeveynlerin aile içerisinde sevgi eksenli bir ortam oluşturmak zarureti vardır. Zaten aile sevgi temeline dayanmaz ise maalesef çatırdar. Kız ve erkek ailesinin özveri ile birbirlerini incitmeden helal kazanç ile ve helal bir düğün merasimi ile evlilik hayatı başlamış olur. Temel espiri her konuda helal haram çizgisine dikkat edilmesidir. Artık iki taraf (bay-bayan) için de iki anne, iki baba vardır. Kendi anne-babasına nasıl davranmasını istiyorsa eşler eşinin de anne babasına öyle davranması gerekmektedir. Sevgi ifadeleri esirgenmemeli, hediyeler karşılıklı alınmalıdır. Aile içerisinde bayanın çalışma mecburiyeti yoktur. Bey evini geçindirmek ile sorumludur. Bu demek değildirki bayan çalışamaz. Fıtratına uygun helal-haram çizgisi gözeterek uygun işlerde ailesini ve çocuklarını ihmal etmeme şartı ile çalışabilir. Bu konuda özellikle erkeklerin hanımlarını Allah’ın emaneti olarak aldıklarını, kendilerine nikahladıklarını unutmadan ona göre davranmaları gerekmektedir. Bir HİKAYE Sedef Gece Sulanmayı Sevmez Hâkim Bey Hâkim sordu; “Teyzecim neden altmış yıldan sonra ayrılmaya karar verdin?” Mahkeme salonunda bekleyen seksenli yaşlarındaki çift herkesin dikkatini çekmişti. ‘Yaşlı başlı insanların aile mahkemesinde ne işi olabilirdi’ diye etraftakiler düşünmeye başladı… Adam inatçı bakışlarla suskun, nineyse ağlamaktan iyice çukurlaşmış gözleriyle etraftaki bakışları süzüyordu… Hâkimin sizi dinliyorum demesiyle sözü önce gözleri nemli yaşlı nine aldı. Hâkim sordu; “Teyzecim neden altmış yıldan sonra ayrılmaya karar verdin?” Yaşlı kadın derin bir iç çekişten sonra anlatmaya başladı; “Bu adam altmış senedir beni hayattan bezdirdi. Her şeyi hep benden bekledi. Bir kere bile gece benim yerime kalkıp sedef çiçeğime su vermedi” dedi. Hâkim duyduğu sudan sebebe şaşırdı ve sordu; “Boşanmak istemenin asıl sebebi gece sedef çiçeğini bir kere bile eşinin sulamaması mı?” Yaşlı kadın belli ki çok dertliydi ve yine bir iç çekişten sonra içini dökmeye başladı; “Hâkim evladım, o çiçek öyle sıradan bir sedef çiçeği değil. O bilmez 50 yıl önceydi… O çiçeği, bana verdiği çiçeklerin arasından kopardığım bir yaprağı tohumlamıştım. Öyle büyüttüm ben onu… Çocuğumuz olmadı, onları çocuklarım bildim. Çocuklarımmış gibi onlarla ilgilendim. Bir zaman sonra çiçeklerim kurumaya başladı. Duydum ki güneş açmadan geceleri bir tas su dökersem çiçekler kendine gelirmiş. Ben de adak adadım. Her gece uykumu bölüp çocuklarıma baktım, onları yeniden yeşerttim. Ama bu adam bir gece bile kalkıp şu çiçeklere bir bakayım, bir kere de ben sulayayım demedi… Geçen gece takatim kesilmiş, bütün gün bu yaşımla adama hizmet etmekten yorgun düşmüşüm. Hiçbir şeyi de beğendiremiyoruz ki mendebur herife… Her neyse… O gece yorgunluktan uyuya kalmışım. Bizim adam da, kendisi kalkmaya üşeniyor beni de uyandırmamış. Çocuklarım yerine koyduğum, 50 yıl emek verdiğim çiçeklerim o gece susuz kalmış. İşte ben hayatımı, umudumu her şeyimi verdiğim bu kişiden hiçbir şey görmedim. Bir kerecik benim görevimi de o yerine getirmedi. Hep benden bekledi. Onsuz ben mutlu olurum evladım. Dırdır eden de olmaz.” dedi ve sustu. Salonda tüm gözler yaşlı adamın üzerine çevrildi. Hâkim yaşlı adama dönerek; “Söylemek istediğin bir şey var mı amca?” dedi. Yaşlı adamsa yüzünde utangaçlığın ifadesiyle; “Benim onun kadar söyleyecek fazla bir şeyim yok oğlum. Askerliğimi yaptığım yerde bir köşkte bahçıvan olarak uzun yıllar görev aldım. O bahçenin mis kokması ve çiçeklerinin kurumaması için emeklerimi verdim. Hepsi benim için ayrı bir evlat gibiydi. Ayşe’mi de o bahçede tanıdım. Ona o bahçeden en güzel buketler verdim. İlk evlendiğimiz zamanlarda Ayşe’min boynu çok ağrıyordu. Aman ona bir şey olmasın diye her zaman üzerine titrerim. Yine üzerine titredim, doktora götürdüm. Doktor çok uzun süre uyanmadan yatarsa boynundaki kirecin sertleşeceğini ve ilerleyen zamanlarda beynine bile zarar verebileceğini söyledi. Her gece uyanıp, biraz dolaşsın dedi. Ayşe doktoru da beni de dinlemedi. Baktım gördüm böyle olmayacak. Ya ilerde kötüleşirse diye onun ikna olacağı bir şey söyledim. Sedef çiçeğinin üzerine çok düşerdi. Çiçeklerde o dönemde kurumaya başlamıştı. Ben de bundan istifade ederek çiçekleri gece sularsa kendine geleceğini, yeniden yeşereceğini söyledim. O da buna inandı. Her gece uyandı. O çocuklarıyla konuşurken ben hep onu seyrettim. Her gece o yattıktan sonra kalkıp saksıdaki suyu boşalttım. Çünkü sedef gece sulanmayı sevmez… Geçen akşam da, yaşlılık işte ben de uyuyakalmışım… Uyandıramadım… Suçlandım, sesimi çıkartamadım…” dedi ve son olarak da “Çiçek susuz kalırdı ama Ayşe’min boynu yine ağrıyabilir, yine ona acı çektirebilirdi evladım.” diye ekledi. O an mahkeme salonunda herkes sustu… Yaşlı kadın utandığından dolayı sesini çıkaramadı. Mahkemede geçen konuşmaları duyanlar ise her zaman olduğu gibi yine önemli, ince konuları atlayıp tek bir yere odaklandı… Sedef susuz kalmış…(alıntı) HAYAT Gerçekler “Hayat”ın İçinde Gizlidir ❬ 16 ❭ Haziran · Juni 2015 · Ramazan 1436 haber Emanetlerinizi En Uygun Yerlerde Değerlendiriyoruz Ramazan ayı öncesi IGMG Zekât Fitre Kampanyası çalışmaları hız kazandı. Bu yılki kampanya hakkında okuyucularımızı bilgilendirmek için IGMG Sosyal Hizmetler Başkanı Mustafa Uyanık ile konuştuk. Hayat: Mustafa Bey, Zekât Fitre Kampanyası’nın önemi nedir? M. Uyanık: Zekât ibadeti dinimizin temel ibadet-lerinden birisidir; Kur’ân-ı Kerîm’de dinin direği olan namaz ibadeti ile birçok ayette birlikte zikredilir. Zekât toplumsal hayata can verir, geleceğimiz olan nesillerimizin gönüllerine İslami değerleri işleyecek kurum ve müesseselerin zenginleştirilmesini ve olgunlaştırılmasını sağlar, ayrıca insanlığı ve bilhassa İslam âlemini kalkındırır, zilletten, esaretten, cehaletten, fakirlikten ve uyuşukluktan kurtarır. Zekât İslam’ın köprüsüdür. Köprü sağlam ve güçlü olmazsa yaşadığımız bu coğrafyada nesillerimizin geleceğini şekillendirecek altyapıları, eğitim çalışmalarını, tebliğ ve davet gibi faaliyetleri olgunlaştıramayacağımızdan, nesillere güzel eğitim ve ahlak gibi nice İslami ve kültürel değerlerimizi öğretecek imkânlar pekiştirilemeyeceğinden taşıdığımız sorumlulukları hakkıyla yerine getirememiş olacağız, gelecek nesilleri ve toplumu maazallah ellerimizle ateşe attığımız gibi vebal altında kalacağız. Aslında zekât kişinin Allah’a, topluma ve ümmete karşı bir sadakat nişanesidir. “Allah’ın sana verdiği maldan hiç eksiltmeden, hakkı ile hesaplanmış bir şekilde nesillerimizin imani ve ahlaki çığlıklarına kulak vererek, malından çıkartıp verebilecek misin?” diyerek, imanın sadakatini ibraz eden bir ibadettir. Diyebiliriz ki, ahiretimizi dü-zenleyecek olan temel ibadet namazsa Müslümanların özellikle bu coğrafyada Müslüman olarak kalabilmelerini sağlayacak olan ve toplumsal ihtiyaçların asgariye indirilmesini sağlayan, dünyaya bakan ibadet de zekâttır. Hayat: Zekât ve fitre asr-ı saadette nasıl toplanıyordu ve bugün nasıl toplanmalı? M. Uyanık: Zekâtın farz kılınmasının akabinde, zekât ibadetinin ifası ilk emirde fert olarak Müslümanlara bırakılıyordu. Ancak, sonradan Tevbe suresinin 103. ayetinde de anlaşıldığı gibi zekâtın devlet eli ile toplanmasında ısrar edilmiştir. Bütün bunlardan anladığımız husus şudur ki, zekâtın toplanması devlet veya Müslümanların oluşturduğu temsil kurumu ile olmalıdır, bunlar da teşkilatlardır. Bu kurumlar da zekâtın harcanması gereken yerleri ihtiyaca binaen tespit eder ve oralara sarf ederler. Müslüman fertlerin kendileri zekâtlarında tasarruf hakkına kısmen sahip olsalar bile aslolan bu ibadetin bir organizasyon ile eda edilmesi; birinin alması, diğerinin vermesi ve alan mercinin Allah’ın emrettiği yerlere bunları dağıtması suretiyle gerçekleştirilmesidir. Bunda icma (fikir birliği) söz konusudur. Farzı tamamlayan şey farz olduğu gibi, zekât farizasını tamamlayan zekât organizasyonu da Müslümanlara farzdır. Dolayısı ile Müslümanlar zekât müessesesini kurarlar, görevlilerini tayin ederler ve zekâtları toplarlar. Müslüman azınlıkların İslami temsil kurumu olan İslam Toplumu Millî Görüş (IGMG) hac, namaz, infak ve diğer ibadetlerde olduğu gibi, Müslüman bir toplumun inşa ve ihyası için zekât müessesesini kurarak bu görevi yerine getirmektedir. Hayat: Zekâtlar Avrupa’da bir fon aracılığı ile toplanmadığı takdirde bu coğrafyalarda yaşayan Müslümanlar neler kaybetmektedir? M. Uyanık: Zekât ibadetinin hakkıyla ifası yaşamış olduğumuz şartlar göz önünde tutularak ancak kurum aracılığı ile olabilecek iken, maalesef yakın tarihimizde zekât ibadeti dağınık bir hâle gelmiştir. Bu dağınıklığın sonucunda zekâtın toplum ve nesillerimiz üzerindeki asıl işlevi tam manası ile yerine getirilemeyeceğinden, orta vadede Müslümanlar olarak yaşadığımız bu coğrafyalarda eğitimsizlik, cehalet ve ahlak yoksunluğu gibi başlıca sıkıntıların yayılmasının ve toplumsal erozyonun önüne geçilememiş olacak. Tercihlerini rastgele kullanan kardeşlerimiz bu ibadetlerinin ifasında isabet sağlayamamış olabilirler. Zekâtların en uygun şekilde kullanılması konusunda tecrübe ve hassasiyet sahibi olan teşkilatımız nesillerimizin geleceği adına taşıdığımız sorumlulukların bilincinden hareketle bunları en uygun yerlere ulaştırmakta, böylelikle de kardeşlerimizin ferdî olarak bu sorumluluklarını yerine getirmelerine imkân sağlamaktadır. Hayat: Zekât ve fitrelerimiz nerelere dağıtılıyor? M. Uyanık: Zekâtın kimlere dağıtılacağı Kur’ân-ı Kerîm’de belirtilmiştir. IGMG zekât ve fitreleri ulaştıracağı yerleri bu çerçevede belirlemiştir. Bunlar arasında Avrupa ülkelerinde öğrenim gören yükseköğrenim talebeleri ve gerekli görülen öğrenciler, Avrupa’da çocuklarımızın dinî ve kültürel eğitimlerine destek olarak yapılan hizmet çalışmaları; insanlarımızın bilinçlendirilmesi, ferdin ıslahı, toplumun inşası ve ihyası için irşad faaliyetleri; hiçbir geliri olmayan fakir, dul ve yetimlerle yolda kalmışlar, maddî imkânsızlık sebebiyle tedavi olamayan yoksul hastalar ve ihtiyaç sahipleri; okul, vakıf ve hastahaneler, deprem ve sel gibi, tabii afetlerden dolayı mağdur kalanlar, İslam’a ve Müslümanlara hizmet eden ihtiyaç sahipleri, savaşlar sebebiyle mazlum ve mağdur kalanlar ve muhacirler gibi ana hususlar öne çıkmaktadır. Ayrıca bu yıl 40’tan fazla gönüllünün iştiraki ile Avrupa’daki Müslümanların elçileri olarak, başta Türkiye, Suriye ve Somali olmak üzere dünyanın çeşitli yerlerine hizmet için gidilecektir. Tespit edilen ülkelerde acil yardıma muhtaç kesimlere öncelik tanınacaktır. Çalışmalara katılan gözlemcilerimizin Şube Sosyal Hizmetler başkanları, irşad ve cemiyet başkanlarından seçilmesine özen gösterilmiştir. Ülkelere giden ekipler biri ülke sorumlusu olmak üzere toplam 2 ila 3 kişiden oluşacaktır. Özellikle bu çalışmaların planlı ve programlı olması açısından gıda paketlerinin mağduriyet yaşanan bölgelere dağıtımının sağlanması, paketin bir aileye yetecek şekilde hazırlanması, unutulmuş mağdurların kapısının çalınıp binlerce ailenin kucaklanması, dağıtımın karışıklığa mahal verilme- yecek şekilde en ince detayına kadar planlanmasının gerekliliği hakkında gözlemcilere seminerler verilmiştir. Müslümanların zekâtlarını IGMG aracılığı ile kimsenin onurunu kırmadan, insanları ve muhtaçları incitmeden, rencide etmeden, riya gibi durumlara düşmeden, fark ettirmeden, birilerine göstermeden gerçek mağdurlara ve ihtiyaç duyulan yerlere tasarruf etmesi daha uygun olacaktır. Hayat: Yani sağ elin verdiğini sol elin bilmemesi meselesi en güzel şekilde bir kurum aracılığı ile mi gerçekleştirilebilir? M. Uyanık: Evet, kesinlikle öyle. Zekâtların kurumlar vasıtasıyla toplanması ile bu prensip en güzel şekilde yerine getirilmektedir. Peygamberimiz (s.a.v.) hiçbir gölgenin olmadığı kıyamet gününde Allah’ın özel misafirleri olacakları sayarken, sağ elinin verdiğini sol eli bilmeyecek kadar gizli verenleri de zikretmiştir. Çünkü birbirlerini tanıyan çevrelerin ve akrabaların birbirlerine verdikleri zekâtlar karşılığında incitme ve başa kakma olaylarına maalesef çokça rastlanmaktadır. Hayat: Zekât sorumluluğunu yerine getirmek isteyen Müslümanlar özellikle nelere dikkat etmelidir? M. Uyanık: Birincisi, zekâtını hesap ettirip hakkıyla vermelidir. Zekâtı verilmeyen mal dünyada yokluğa, ahirette ise azaba sebeptir. İkincisi, kardeşlerimiz başta aile fertleri olmak üzere çevrelerinde bulunan Müslümanlara zekâtlarını verme ve geciktirmeme yönünde teşvik edici olmalıdırlar. Özellikle maddiyata düşkünlüğün öne çıktığı bu zamanda genç nesillerimizin verme kültürlerini zenginleştirmemiz, onları cömertliğe alıştırmamız gerekmektedir. Hayat: Zekât Fitre Kampanyası’nda hangi birimler nasıl bir çalışma takip etmelidir? M. Uyanık: Öncelikle dinimiz yaptığımız işi doğ-ru yapmamızı emretmektedir. Buna göre bütün birimlerimiz olmak üzere Ana Teşkilattan Kadınlar Teşkilatına, Gençlik Teşkilatından Kadınlar Gençlik Teşkilatına, hocalarımızdan eğitimcilerimize kadar herkes zekât çalışmalarını sahiplenmeli ve ciddiyetle takip etmelidir. Herkesin hakkaniyetle bu çalışmaları sahiplenmesi, olduğu kadar değil olması gerektiği kadar gayret etmesi sonucunda bu gayretler ancak başarılı bir şekilde tamamlanacaktır. Hayat: Bu seneki Zekât Fitre Kampanyası’ndaki hedefiniz nedir? M. Uyanık: Bu sene inşallah çok heyecanlı ve bir o kadar da anlamlı bir çalışma olacak. Zira tüm ekibimiz ve birimlerimiz ile bu seneki hedefimizi Allah’ın izni ile 10 milyon avro olarak belirledik. Teşkilatın hiyerarşik yapısı içerisinde birimlerimiz üzerine düşen sorumluluğu yerine getirdiği takdirde ben bu hedefin kolayca yakalanacağına tüm kalbimle inanıyorum. Yeter ki gayret gösterelim. Dava sandığımız kadar değil, yüreğimizin yandığı kadardır. Önceki yıllarda zekât/fitre mevsimi tatile denk gelmesine rağmen kardeşlerimizin sahiplenmesi sonucunda kampanyada rakam düşmemiş, bilakis artmıştır. Bu sene de Allah’ın izni ile sabır ve azim göstererek bu hedefi yakalayacağız. Hayat: Son olarak bir mesajınız var mı? M. Uyanık: Özetleyecek olursak: Birincisi; zekâtın sırf acıma duygusu ile yapılan bir yardım olmadığını, yaratıcımız Allah’a bir borç ve yoksulun üzerimizdeki hakkı olduğunu, verenlerin büyük bir ödüle layık olacağını ve bunun da aile içerisindeki bereket ve huzura yansıyacağını, cimrilik edenlerin yüz çevirenlerden olacağını, zekâtı hesabı düzgün bir şekilde hakkı ile vermemenin ahirette getireceği cezanın ağır olacağını Cenâb-ı Hak ayetlerinde bildirmiştir. İkincisi; kampanyamız vesilesiyle dünyadaki mağdur ve mazlumlara destek sağlandığı gibi, azınlık olarak yaşamakta olduğumuz bu coğrafyalarda nesillerimizin nitelikli eğitim ihtiyaçlarına ve imani çığlıklarına kulak vererek tercihlerin kurumlarımızdan yana yapılması gerekir. Üçüncüsü; idarecilerimiz ve hocalarımızın bu mübarek ayda zekât ve fitre çalışmalarını sohbetlerinde canlı tutmaları ve bu meseleye hak ettiği gibi tüm potansiyellerimiz kullanılmak suretiyle sahip çıkılması gerekir. Ve son olarak, özellikle gençlerimizin verme, infak etme kültüründeki zafiyetin önüne geçilip, gençlerimiz ve bütün kardeşlerimizin teşvik edilmesi de muhakkak sağlanmalıdır. Bauberatungszentrum eröffnet am 20.Juni im “alten Kino” am Bahnhof in Mühlheim Endlich ist es soweit! Aus vielen Jahren Bauerfahrung im Neubau als auch bei Sanierungsmaßnahmen im Bestandsgebäude-bereich ist ein Wunsch in Erfüllung gegangen. Der Architekt und Diplom Ingenieur Abdullah Özer und seine Partner eröffnen nach einem Jahr der Umbauphase im ehemaligen Kino, in der Bahnhofstraße 77 in Mühlheim, das Bauberatungszentrum Hessen (BBZ-Hessen). Wie Wichtig eine solide, unabhängige und fachlich qualifizierte Bauberatung beim Neubau als auch bei der Sanierung von Bestandsgebäuden ist, hat sich in den letzten Jahren sehr deutlich gezeigt. Dem neuen Bauberatungszentrum steht ein Netzwerk von Einrichtungsberater/Dekorateuren. Ziel ist es, eine umfangreiche, qualifizierte und effiziente Beratung von der Planung bis hin zum Abschluss einer Baumaßnahme anzubieten. Weitere Dienstleitungen sind Projektentwicklung, Thermografie, Blower-Door-Tests, Kaufberatung, Baugutachten, baubegleitende Qualitätssicherung, Einrichtungsberatung/Raumgestaltung, Dekoration und vieles mehr. Bauinteressierte werden im BBZ unverbindlich qualifizierten und erfahrenen Experten mit umfangreichen Leistungsangeboten rund um den Bau und der Sanierung von Wohn- und Nichtwohngebäuden zur Verfügung. Das Bauberatungszentrum ist ein Zusammenschluss selbständiger Architekten, Ingenieure, Energieberatern, Handwerker, Baustoffhändler und und kostenlos beraten. Dabei können im Ausstellungsbereich viele Möglichkeiten aufgezeigt und viele, ausgewählte Broschüren eingesehen werden. Seminarveranstaltungen zu verschiedenen, aktuellen Themenbereichen für Bauherren, Investoren, Hausverwaltungen, Planungsbüros, Handwerksbetrieben und an alle sonstigen Interessenten runden das Angebot im neuen BBZ ab. Auch das Vermitteln von ausgesuchten, qualifizierten Handwerksbetrieben gehört zu den Angeboten des BBZ. Dabei werden nur Betriebe aufgenommen, die sich einer eingehenden Qualitätskontrolle unterzogen haben und nachweislich sauber, termingerecht und preiswert arbeiten. Ein wichtiger Aspekt ist neben der Qualitätskontrolle dabei auch die Abgabe von Festpreisen bei Angeboten, um sich vor Überraschungen zu schützen. Machen Sie einen Termin mit unseren Experten!Auf Seminare werden wir rechtzeitig in den Medien aufmerksam machen. www.bbz-hessen.de • [email protected] Hinterher ist man immer schlauer Ein Ansprechpartner für alle Leistungen Da weiß eine Hand, was die andere tut. Lassen Sie sich unverbindlich und kostenlos beraten. Im Neubaubereich sind wir die Alle Handwerksbetriebe, die mit uns zusammenarbeiten, müssen sich knallharten Spielregeln verpflichten. Service, Qualität und faire Preise haben oberste Priorität. Wir geben Seminare für Bauherren, Investoren, Hausverwaltungen Planungsbüros Handwerker und an alle sonstigen Interessenten Besuchen Sie unser Ausstellung Wir haben ausgestellt: FASSADENDÄMMSYSTEME FENSTER UND TÜREN DACHZIEGELN UND VIELES MEHR richtigen Ansprechpartner vomPlanungsphase bis zum fertigstellen des Projektes. Neben sämtlichen Architektenleistungen bieten wirTragwerksplanung, ökologisches Bauen, ... Zusätzlich bieten wir viele Dienstleistungen rund um die Immobilie an. Dies sind Blower-Door-Tests, Thermographie, Bauherrenberatung, Kaufberatung, Baugutachten, Baubegleitende Qualitäts-sicherung, Projektentwicklung .. Es werden die Betriebe aufgenommen, die nachweislich sauber, termingerecht und preiswert arbeiten. Nur diese Betriebe vermitteln wir. Denn erstklassige Leistungen werden weiterempfohlen. und das ist unser Ziel. BBZ Bauberatungszentrum Bahnhofstr. 77 • Mühlheim am Main • Tel: 06108-61 93 172 • Fax: 06108-61 93 173 HAYAT Gerçekler “Hayat”ın İçinde Gizlidir ❬ 18 ❭ Haziran · Juni 2015 · Ramazan 1436 IGMG Hessen Bölgesi’nde En Güzel Yarışma GMG Hessen Bölgesine bağlı olarak faaliyet gösteren cemiyetlerin talebelerinin iki kategoride yarıştıkları Kur`an-ı Kerim Yarışması Bölge Finali Kelsterbach`ta yapıldı. IGMG Hessen Bölgesi İrşad Başkanlığı tarafından organize edilen Kur`an-ı Kerim Yarışması Bölge Finali Kelsterbach`ta yapıldı. IGMG Hessen Bölgesine bağlı olarak faaliyet gösteren cemiyetlerdeki talebelerin iki kategoride yarıştıkları yarışmaya katılım oldukça yoğundu. Program açılış Kur`an-ı Kerim tilavetiyle başladı. Daha sonra programın açılış konuşmasını IGMG Hessen İrşad Başkanı Mehmet Ergün yaptı. Ergün bu tür yarışmaların önemine değindi. Almanya`da çocuklarımızın bu tür yarışma-lara katılmasının ne kadar önemli olduğunu hatırlattı. IGMG Hessen Bölge Başkanı Bilal Kaçmaz da bir selamlama konuşması yaparak katılımcılara ve yarışmaya iştirak eden talebelerin aileleri ve hocalarına teşekkür etti. Yarışma jürisi ilk önce küçükler I kategorisindeki yarışmacılar için sıralama kur`ası çekimi yaptı. Sıra numarasına göre yarışmacılar ilk önce ezberden daha sonra ise yüzüne olarak sunumlarını yaptılar. Öğle Namazı için ve küçüklerin puanlaması için kısa bir mola verildi. Yine jürinin büyükler kategorisinde katılım sağlayan yarışmacılar için sıra belirleme kur`ası çekimine geçildi. Kur`a çekiminden sonra yarışmacılar yine ezber ve yüzüne sunumlarını yaptılar. Tüm yarışmacıların sunumundan sonra jüriye puanlama için kısa bir mola verildi. Mola esnasında puanlamalar hesaplanırken yarışmacılar için IGMG Hessen Bölgesi tarafından verilecek hediyeler getirildi. Jüri heyetinin puanlamasına göre dereceye giren yarışmacılar davet edildi. Sırasıyla dereceye giren yarışmacılar puanları ve cemiyetleri şunlardı: Küçükler kategorisinde Birinci Elsenfeld Cemiyetinden Muhammed Yılmaz 256 Puan, ikinci Offenbach Cemiyetinden Ahmet Yılmaz 243 Puan, üçüncü Giessen Cemiyetinden Selman Güneş 238 Puan. Büyükler kategorisinde Birinci Wetzlar Cemiyetinden Emre Değer 286 Puan, ikinci Offenbach Cemiyetinden Yasin Koca 285 Puan, üçüncü Pfungstadt Cemiyetinden Yasin Yapar 279 Puan. Yarışmacıların puanlaması yüzüne okuma-sı, ezbere okuması ve tecvid bölümü olarak üç bölüme göre yapıldı. Tüm yarışmacılar hediyelerini aldıktan sonra; toplu olarak fotoğraf çektirilmesi ve kapanış Kur`an-ı Kerimi ile program sona erdi. haber HAYAT Gerçekler “Hayat”ın İçinde Gizlidir ❬ 19 ❭ Haziran · Juni 2015 · Ramazan 1436 özel köşe Sağlık Problemleri ve Oruç Doktor Nuray ERDEMİR • [email protected] eğerli okuyucular önümüzdeki günlerde mübarek Ramazan Ayına giriyoruz. Bu ibadeti güzel bir şekilde eda etmek için hem bedenen hem de ruhen hazırlık içerisindeyiz. Bizler doktorlar olarak Ramazan ayında sıkça hastalarımızdan sorular alıyoruz. Diyanet işleri Başkanlığı oruç ile ilgili rehber hazırladı ve sıkça sorulan konulara cevap verdi. Bir kaç önemli soru ve cevabı sizlerle paylaşmak istiyorum. Sağlık Problemleri ve Oruç Tıbbın gelişmesi ile günümüzde pek çok yeni muayene ve tedavi yöntemleri ortaya çıkmıştır. Bunların bir kısmı orucu bozmakta bir kısmı ise bozmamaktadır. Bu yöntemlerle ilgili belli başlı sorular ve cevapları şöyledir: 1. Astım hastalarının oksijen spreyi kullanmaları orucu bozar mı? Akciğer hastalarının kullandıkları spreyden, bir kullanımda 1/20 ml. gibi çok az bir miktar ağıza sıkılmaktadır. Bunun da önemli bir kısmı ağız ve nefes boruları cidarında emilerek yok olmaktadır. Bundan geriye bir miktarın kalıp tükrük ile mideye ulaştığı konusunda kesin bir bilgi de yoktur. Abdest alırken ağızda kalan su ile kıyaslandığında, bu miktarın çok az olduğu görülmektedir. Hâlbuki oruçlu, abdest alırken ağzına verdiği sudan geri kalan miktarın mideye ulaşması hâlinde orucun bozulmayacağı konusunda hadis (Dârimî, “Savm”, 21) ve İslâm bilginlerinin icmaı vardır. Hz. Peygamber’in oruçlu iken misvak kullandığı, sahih hadis kaynaklarında yer almaktadır. (Buharî, “Savm”, 27) Diğer taraftan, “kesin olarak bilinen, şüphe ile bozulmaz” kaidesi gereğince, mideye ulaşıp ulaşmadığı konusunda şüphe bulunan söz konusu madde ile oruç bozulmaz. Bu itibarla astımlı hastaların, rahat nefes almalarını sağlamak amacıyla ağza püskürtülen oksijenli ilaç orucu bozmaz. 2. Göz damlası kullanmak orucu bozar mı? Uzman göz doktorlarından alınan bilgilere göre, göze damlatılan ilaç miktar olarak çok az (1 mililitrenin 1/20’si olan 50 mikrolitre) olup bunun bir kısmı gözün kırpılmasıyla dışarıya atılmakta, bir kısmı gözde, göz ile burun boşluğunu birleştiren kanallarda ve mukozasında mesamat yolu ile emilerek vücuda alınmaktadır. Damlanın yok denilebilecek kadar çok az bir kısmının, sindirim kanalına ulaşma ihtimali bulunmaktadır. Bu bilgiler, yukarıdaki bilgilerle birlikte değerlendirildiğinde, göz damlası orucu bozmaz. 3. Burun damlası kullanmak orucu bozar mı? Tedavî amacıyla burna damlatılan ilacın bir damlası, yaklaşık 0,06 cm3’tür. Bunun bir kısmı da burun çeperleri tarafından emilmekte olup çok az bir kısmı ise mideye ulaşmaktadır. Bu da, dini açıdan abdestte ağza su vermede olduğu gibi af kapsamında değerlendirildiğinden orucu bozmaz. 4. Kalp hastalarının dilaltı hapı kullanması orucu bozar mı? Bazı kalp rahatsızlıklarında dilaltına konulan ilaç, doğrudan ağız dokusu tarafından emilip kana karışarak kalp krizini önlemektedir. Söz konusu ilaç ağız içinde emilip yok olduğundan mideye bir şey ulaşmamaktadır. Bu itibarla, dilaltı kullanmak orucu bozmaz. 5. Her gün hap kullanmak zorunda olan hastaların oruç tutmaları gerekir mi? Hastalık, Ramazan’da oruç tutmamayı mubah kılan özürlerdendir. Bir kimsenin oruç tuttuğu takdirde hastalanacağı, hasta ise hastalığının artacağı tıbben veya tecrübe ile sabit olursa oruç tutmayabilir. İyi olunca da yalnız yediği günler sayısınca kaza etmesi gerekir. Ayet-i Kerime’de “Sizden her kim hasta yahut yolcu olursa tu- D tamadığı günler sayısınca diğer günlerde oruç tutar” buyrulmuştur. (Bakara, 2/184) Ömrü boyunca bu durumda hasta olan kişiler ise, her gün için bir fidye verirler. Yoksul ve muhtaç kişilerin fidye vermeleri de gerekmez. Zira dinimizde hiç kimse gücünün üstünde bir sorumlulukla yükümlü tutulmamıştır. 6. Endoskopi, kolonoskopi yaptırmak, makat veya ferçten ultrason çektirmek orucu bozar mı? Mideyi görüntülemek veya mideden parça almak için yaptırılan endoskopide, ağız yoluyla mideye tıbbî bir cihaz sarkıtılmakta ve işlem bittikten sonra çıkarılmaktadır. Kolonlardaki hastalığı teşhis etmek amacıyla, bağırsak içini görüntülemek veya parça almak için yapılan kolonoskopide, makattan bağırsaklara cihaz gönderilmekte ve işlem bittikten sonra çıkarılmaktadır. Kolonoskopide, hemen daima, endoskopide de genellikle incelenecek alanın temizliğini sağlamak amacıyla cihaz içinden su verilmektedir. Lavman yaptırmak konusunda ise, iki durum söz konusudur; kalın bağırsaklarda su, glikoz ve bazı tuzlar emildiği için, gıda içeren sıvının bağırsaklara verilmesi veya orucu bozacak kadar su emilecek şekilde verilen suyun bağırsakta kalması durumunda oruç bozulur. Ancak, suyun bağırsaklara verilmesinden sonra bekletilmeyip bağırsakların hemen temizlenmesi durumunda, verilen su ile birlikte bağırsaklarda bulunan dışkının dışarıya çıkarıldığı ve bu esnada emilen su da, çok az olduğu için oruç bozulmaz. İĞNE YAPTIRMAK, HASTAYA SERUM VE KAN VERMEK ORUCU BOZAR MI? 11. İğne yaptırmak, hastaya serum ve kan vermek orucu bozar mı? İğnenin orucu bozup bozmayacağı, kullanılış amacına göre değerlendirilebilir. Ağrıyı dindirmek, tedavi etmek, vücudun direncini artırmak, gıda vermek gibi amaçlarla enjeksiyon yapılmaktadır. Gıda ve keyif verici olmayan enjeksiyonlar, yemek ve içmek anlamına gelmediklerinden orucu bozmazlar. Ancak gıda ve/veya keyif verici enjeksiyonlar orucu bozar. Hastaya serum veya kan verilmesi de, aynı hükme tabidir. 12. Diyaliz uygulaması orucu bozar mı? Böbrek yetmezliği hastalarına uygulanan diyaliz, periton diyalizi, hemodiyaliz olmak üzere iki çeşittir. Periton diyalizi, karın boşluğuna verilen özel bir solüsyon aracılığı ile, hastanın kendi karın zarı kullanılarak kanın zararlı maddelerden arındırılması ve sıvı dengesinin sağlanması işlemidir. Hemodiyaliz ise, kanın vücut dışında bir makina yardımı ile temizlenip vücuda geri verilmesi işlemidir. Kan bir iğne aracılığı ile hastanın kolundan alınır. Hemodiyaliz makinası, diyalizör denen bir filtreden kanı sürekli geçirerek zararlı maddeleri ve fazla suyu filtre eder. Filtre edilen temiz kan ikinci bir iğne ile hastanın damarına geri verilir. Bu işlem yapılırken bazen, gıda içerikli sıvı verilmesi gerekmektedir. Buna göre hastaya herhangi bir sıvı maddesi verilmeden gerçekleştirilen hemodiyalizde oruç bozulmaz. Diğer diyaliz çeşitlerinde ise, vücuda gıda içerikli sıvı verildiği için oruç bozulur. 13. Anjiyo yaptırmak orucu bozar mı? Halk arasında anjiyo (anjiyografi) olarak bilinen operasyon, teşhise veya tedaviye yönelik olarak uygulanmaktadır. Anjiyografi vücut damarlarının görüntülenmesi demektir. Damar içine damarların görünür hâle gelmesini sağlayan ve kontrast madde olarak tanımlanan ilaç verilerek, anjiyogram adı verilen filmler elde edilir. Anjiyografi sayesinde organları besleyen damarlar görüntülenerek damar hastalıkları veya bu damarlardan beslenen organlara ait tanı koydurucu bilgiler edinilir. Tedaviye yönelik olarak uygulanan anjiyonun klasik yöntemi anjiyoplastidir. Bu ise, dar veya tam tıkalı damarların balon ya da stent denilen özel araçlarla tekrar açılması için yapılır. Bu bilgiler ışığında gerek anjiyografi, gerekse anjiyoplasti operasyonlarında yemek ve içmek anlamı bulunmadığından, oruç bozulmaz. 14. Biyopsi yaptırmak orucu bozar mı? Tahlil amacıyla vücudun herhangi bir organından parça alınması (biyopsi), orucu bozmaz. 15. Kan aldırmak orucu bozar mı? Kan aldırmak orucu bozmaz. Nitekim Hz. Peygamber ihramlı iken ve oruçlu bulunduğu sırada kan aldırmıştır. (Buharî, “Tıb”, 11, “Sayd”, 11, “Savm”, 22) Ayrıca Hz. Peygamber: “Üç şey vardır orucu bozmaz: Kan aldırmak, kusmak, ihtilam olmak”. (Tirmizi, “Savm”, 24) buyurmuştur. 16. Oruçlu kimse akupunktur yaptırabilir mi? Akupunktur; vücutta belirli noktalara iğne batırmak suretiyle çeşitli hastalıkları tedavi etme metodudur. Akupunktur uygulanması hâlinde, vücudun beslenmesi, gıda alması söz konusu olmadığından, akupunktur yaptırmak orucu bozmaz. 17. Merhem ve ilaçlı bant kullanmak orucu bozar mı? Deri üzerindeki gözenekler ve deri altındaki kılcal damarlar yoluyla vücuda sürülen yağ, merhem ve benzeri şeyler emilerek kana karışmaktadır. Ancak cildin bu emişi, çok az ve yavaş olmaktadır. Diğer taraftan bu yeme içme anlamına da gelmemektedir. Bu itibarla, deri üzerine sürülen merhem, yapıştırılan ilaçlı bantlar orucu bozmaz. 18. Oruçlu kimsenin dişlerini tedavi ettirmesi orucu bozar mı? Oruçlu bir kimsenin morfinli veya morfinsiz olarak dişlerini tedavi ettirmesi veya çektirmesi orucu bozmaz. Ancak tedavi esnasında kan veya tedavide kullanılan maddelerden herhangi bir şeyin yutulması orucu bozar. 19. Susuz olarak hap yutmak orucu bozar mı? Oruçlu bir kimse meşru mazeret olmaksızın gıda veya ilaç cinsinden bir şeyi ister su ile, ister susuz olarak yer veya içerse orucu bozulur ve kefaret gerekir. Ancak oruç bozmayı mubah kılacak ölçüde bir rahatsızlık sebebiyle ilaç alınmış ise, oruç bozulur ve kendisine yalnız kaza gerekir, kefaret gerekmez. Kaynak Diyanet İşleri Başkanlığı HAYAT Gerçekler “Hayat”ın İçinde Gizlidir ❬ 20 ❭ Haziran · Juni 2015 · Ramazan 1436 haber Altındaşoğlu: İdam Cezasını Kınıyoruz İtikat’ın Şoksuz Helal Kesim Mezbahanesi Hizmete Girdi Mısır’daki Cunta Hükümeti İnsanlık Suçu İşlemiştir heinland-Pfalz Toplumu Türk Başkanı İhsan Altındaşoğlu “Mısır’ın seçilmiş eski Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi ile 106 kişiye verilen idam kararlarını şiddetle kınıyoruz. Cuntacılar insanlık suçu işlemişlerdir.” Dünya kamuoyunun sessiz kalması cuntacıları cesaretlendirmektedir. Mısır’ın ilk ve tek seçilmiş Cumhurbaşkanı’na verilen idam cezası, Mısır’ın yeniden eski Mübarekli günlerine döndüğünün bir işaretidir. Baskı altında kalarak verilen Mahkeme kararlarının ne kadar R 1 antidemokratik olduğunu bütün cuntacıların tarihinde görmekteyiz. Bu kararların uygulanmaması için insan haklarına saygılı tüm Sivil Toplum Kuruluşları ile İBADETE DAHA FAZLA ZAMAN AYIRIN DİYE... HACI ADAYLARININ DİKKATİNE HEDİYELİK HAC MALZEMELERİNİ HİZMETİNİZE SUNUYORUZ Daha Pek Çok Çeşit Hediyelik Hac Malzemesi İle Hizmetinizdeyiz www.hacdunyasi.de - HAC'DA YÜK PROBLEMİNE SON 11.90 - KALİTE GARANTİSİ - İADE GARANTİSİ - LÜX HEDİYELİK PAKET - 20 SET VE ÜZERİ SİPARİŞLERDE POSTA ÜCRETİ BİZDEN HED HAC S İYELİK ETLER İMİZ HEDİYELİK SETİMİZDE BULUNAN MALZEMELER seccade - takke - kina - tesbih - esans - misvak - sürme - namaz başörtüsü iTiBAR EN euro'dan 994 yılında Kurulan ve İtikat markası ile hizmet veren İtikat Helal GmbH’nın Şoksuz Mezbahanesi ve Et Entegre tesisi Bulgaristan’ın Kırcaali’ye bağlı Cebel kasabasında açıldı. Açılışa İtikat Helal GmbH sahibi Sami Erkurt, Mezbahane ortağı Nurhan Ahmet ve Şirket Genel Müdürü Levent Mehmedoğlu, Avrupa’nın değişik şehirlerinden gelen Bölge Bayileri, çok sayıda yazılı ve görsel medya temsilcileri katıldı. İtikat Firması sahibi Sami Erkurt, şoksuz kesimlerin nasıl yapıldığı, hedefleri, Kesimhane ve yöre hakkında kısa bilgiler verdi. Erkurt: “Burası % 95 müslümanın yaşadığı Kırcaaliye bağlı Cebel bölgesi. Mezbahanemizde 70 kişi istihdam ediyoruz. Günlük 120 büyükbaş (Sığır) ve 500 küçükbaş (Kuzu) kesme kapasitemiz var. Burada Şoksuz Etlerimizle Mantı, Adana Kebap, İnegöl Köfte, Sığır Burger, Kesilmiş Tavuk Döner, Kesilmiş Sığır Döner ve içli Köfte yapmayı planlıyoruz. Ayrıca, Mezbahanemiz bu bölgedeki müslümanların helal et ihtiyacını karşılıyor” dedi. Daha sonra katılımcılar kesimhanedeki sorumlu kasap Mehmet Abdullah’ın yapmış olduğu şoksuz kesimleri canlı izlediler. Mehmet Abdullah kesimler ile ilgili kısaca bilgi verdi. “Mezbahanemizde yapılan bütün kesimleri benim gibi müslüman kasaplarımız tarafından İslami usüllere göre yani şoksuz ve besmele çekilerek yapmaktadır.” Katılımcılar Kasap Mehmet Abdullah’ın canlı büyükbaş kesiminden sonra küçükbaş koyun kesimini izlediler. Canlı kesimlerin ardından et entegre tesislerini gezdiler ve çalışanların modern ve hijyen bir ortamda yaptığı helal ürünlerin nasıl yaptıklarını dikkatlice takip ettiler. İtikat Helal GmbH Sahibi Sami Erkurt İtikat markası ve hizmetleri hakkında açılışa katılan medya mensuplarına bilgiler verdi. Erkurt: “Şirketimiz 1994 yılında kuruldu. Stuttgart/ Altbach’daki merkez binamızda hizmet vermekteyiz. 27 kalem ürünümüz ile Almanya, Avusturya, İsviçre, İtalya, Fransa, Belçika, Hallanda, İngiltere, İsveç, Norveç ve Danimarka’daki marketlerde ürünlerimizi bütün insanlara sunuyoruz. Ürünlerimizin % 90’ı donmuş, % 10’u ise taze ürünlerdir. Su böreğinden Lahmacuna, Peynirli Künefeden Milföy hamuruna ve birçok ürünümüz ile ülkemizin lezzetlerini Avrupa’daki insanların beğenisine sunuyoruz. Sucuk, Salam ve Sosislerimiz yıllardır hizmet ürünlerimizin ilk sırada olanlarıdır. İnsanlarımız Ürünlerimizin tamamını marketlerdeki İtikat buzluklarından alabilirler. Ayrıca belirtmek isterim ki üretimlerimizin tamamı İtikat markalıdır ve kullandığımız bütün baharatlar-jelatinler helaldir. Helallik konusunda merkezi Bremende bulunan m-haditec GmbH sertifika hazırlamanın yansıra Helal baharatlarda uzman olup bu konu hakkında şirketimize danışmanlık yapmaktadır. Mezbahanemizdeki helal kesimi herkes habersiz olarak gelip görebilir” dedi. uygar ülkelerin Mısır`ın cunta hükümetine karşı tavır almalarını bekleriz. Tek taraflı verilen bu kararların Mısır tarihine kara bir leke olarak düşecektir. Bu kararın Mısır’ın iç huzurunu tehdit ettiği açıktır. Gerek Fedaral Almanya Cumhuriyeti’inden gerekse Türkiye Cumhuriyeti’inden Mısır’ın cuntacı hükümetine karşı yaptırım başta olmak üzere uluslararası güçleri harakete geçirerek bu yanlış uygulamadan bir an önce vazgeçirmelerini umuyoruz. Bonner Straße 40 . 65428 Rüsselsheim Tel: 06142-2309224 Web: www.hacdunyasi.de . E-Mail: [email protected] HAYAT Gerçekler “Hayat”ın İçinde Gizlidir ❬ 21 ❭ Gurbet Mektupları-18 [email protected] üzel yürekli dostlar, gurbetin cefakar insanları, sizlerle yine beraberiz. Yüreğinde kederin varsa, senin derdin olmalı! Hüznünde gözyaşı varsa, özlem olmalı! Demişsek, gurbetin verdiği yalnızlıklardandır, kederimiz, hüznümüz. Izdırapları, acıları, bırakılışları, aldatışları, yüreğimizle çekişimizdendir. Benim için sözün doğruluğu önemlidir, sözü söyleyenenin görünüşü değil! Demişsek eğer, artık doğru sözlü, doğru özlü insanlara ihtiyacımız olduğundandır. Doğru sözlü, yalanı olmayan, senet gibi tapu gibi kişilikler arar olduk, cemiyetlerimizde, toplumlarımızda, arkanı dönünce vurulmayacağını bilmeli insan. Ahirete zaman ayırmadığın ve dünyada bitiremediğin o yoğun işlerini bitiremeden, ölüm meleği gelecek ama, yine zamanım yok mu diyeceksin? Evet bu sorunu defalarca yazmıştık yine yazıyorum. Denge diye birşey var hayatta, evin bütçesi gibi, yolda yürürken ve bunlar gibi ama en önemlisi ahiret, dünya dengesi. Burada dengeyi kaybetmek, asıl kaybetmektir herşeyi. İflasa kadar gider. Günlük işlerin sarhoşluğundan, ahireti düşünemez olduk! Diyerek, yaraya parmak basmak istiyorum. Hayatımızı güncelleyerek nerede hata yaptık diye tespitimizi yapalım. Bir kez daha fark ettim ki dünyaya gerekenden fazla değer veriyor insanoğlu! Evet; ne yapıyoruz, bu dünya için diye düşündüğümüzde, hayalimizin ermediği şeyleri planlayarak ölümsüz olduğumuzu zannetmeye başlıyoruz. Oysa birçok sevdiklerimizi toprağa veriyoruz ama yine unutuyoruz, yine unutuyoruz. Ölenle ölünmez diyerek, kaldığımız yerden hayata sımsıkı tutunuyoruz. Hayatın birinci kademesinde durakladıysan bir düşün. Hayatın birinci dönemi okul dönemidir, daha o çağda karar veremiyorsak, vermeyi öğrenmeliyiz, çünkü karar verememek insanı çıkmaza götürür. Adam gibi düşünemiyorsan bari sus adam sansınlar. Sus ve dinle doğruları ve yanlışları öğren ki gerçeği öğren. Ahların, sultasında gönül görmezlik varsa, hakikatin gönlünde hak vardır. Bunca zulümle inleyen halkların acılarını ne zamana kadar görmezden gelebilir insanlık, Bu görmezlik ve zulüm ebedi olamaz, gerçekler ne kadar alt üst olabilir. Gün gelir yenen hakkın içinde zalimler boğulur. Fenerle sokaklarda adam arasak da bulunmuyor. G ❬ Haziran · Juni 2015 · Ramazan 1436 M. Salih AYDIN Ne yazıkki adam gibi adam zor bulunuyor, hayatı zorlaştıran da bu ya. Karanlık insanlar geldiler uyuyan insanları uykularından rahatlarından ettiler. Komşu evdekiler hala uyuyor. Uyandırılmalarını bekliyorlar. İnsanlar, huzur içinde kendi hayatlarını yaşarken, çıkar peşinde koşan ve çıkarcılığı sanat etmiş bazı insanlar bulunduğu mevkileri çıkarları için kullanırken, milyarlarca insanları da acı, elem, kedere gark ediyor. Müslümanlar aklını başına almazsa birbirinin katili olmaya devam edecektir. Aklımızı başımıza almamız insanlığın yararınadır, almamamız çıkarcıların cebine yarayacaktır. Biz de Müslüman öldürmekle cennete gideceğimizi zannedeceğiz. Allah (c.c.) nefislerimizden ve vicdanlarımızdan putları şirkleri bidatları temizlesin. İnşaAllah. Tarif edilmez bir kıskacın içine girmeye kendini zorlayan insanoğlu, acıları kendine ortak yaparak, dikine doğru ve hiçbir taviz vermeden, karşısındakini inciterek doğruların doğrucu adamıymış gibi ahkam kesiyor. Hayat insan olmanın ve adem olmanın hasretini çekerken, herkes haklılığının ispatı peşinde yıkımla uğraşmaktadır. Ta ezelden beri insanlar, birilerinin yanlışlarını aramakla meşgulken, bunu körükleyip çıkarlarını her işe alet eden insanlar var. Bu minval üzere hayat devam ediyor. Hakkın hakikatin peşinde olanlara ise, deli diyorlar hikayede olduğu gibi. Şu karamsar dünyanın aydınlık tarafından geçelim derken bak yine zaman bizim aleyhimize geçiyor. Etrafta karanlık insanlar dolaşırken, biz kendimizi unutma çabasındayız, ama bazı seçkin kullar Rabbine zikirle meşgul olarak ibadet anındaki o huzuru yaşıyorlar. İnsan oğlu ot gibi veya sürü bir akıma kapılmış gidiyor. Hangi insana doğruyu veya doğru zannettiklerimizi anlattığımızda. Önce gülümsüyor sonra “sen hangi devirde yaşıyorsun. Adam ticarette devamlı kaybediyor. Tutuyorsun akıl veriyorsun. Adam: - Sen aklını kendine sakla, varsa para ver. Yani çok zıdlıkların bir arada olduğu bir dünyada yaşıyoruz. Hayatı yaşıyorum zannedenler, yaşamayı başka başka yorumluyor. Kimine göre hayat yaşamak, eğlenmek, gezmek, tozmak. Kimine göre hayata hükmetmek, Kimine göre boşvermek. Kimine göre imtihan. Kimine göre ahireti ve dünyayı dengede tutmak. Siz dengeyi dünya ve ahirette terazide tutarsanız kazanan siz olacaksınız. İnşaALLAH. özel köşe Friedberg Ayasofya Camiinde Güzel Bir Dayanışma Örneği İTİB çatısı altında ffaliyetlerini sürdüren Friedberg Ayasofya Camii, geçtiğimiz günlerde güzel bir faaliyete öncülük etti. Yaklaşık 40 küsür senedir faaliyetlerini sürdüren Cemiyette, camii müştemilatının mekan olarak büyük olduğu da gözününe alındığında lokal bölümü için ihtiyaç olan ve yenilenmesi gereken sandalyeler ile alakalı güzel bir çalışmaya imza atıldı. İlk olarak camii yönetimi tarafından alınan karar ile oluşturulan komisyon faaliyetlerine başladı. Komisyon başkanlığına aynı zamanda cemiyetin eski başkanlarından olan Rizeli Rüstem Çap getirildi. Oluşturulan komisyon belirlediği strateji ile çalışmalarına başladı. Kısa zamanda hedeflerine ulaşan komisyon Türkiye`den getirttirilen sandalyelerle cemiyet lokalinde güzel bir hizmete vesile oldular. Yaklaşık 100 adet sandalye için yapılan çalışmaya maddi ve manevi destekleriyle neredeyse tüm Friedberg Ayasofya cemaati destek oldular. Sandalyeler için teberru toplamanın yanında Türkiye`den gelen sandalyelerin montajı da birlikte imece usulü ile gerçekleştirildi. Komisyon Başkanı Rüstem Çap yaptıkları çalışmanın içeriği hakkında şu bilgilendirmeleri yaptı: “Yönetim Kurulundaki arkadaşlarımızın aldığı karar sonrasında bu komisyonun başkanlığı bize tevdi edildi. Biz de hemen çalışmalara başladık ve kısa sürede gereken miktarı topladık. Yaptığımız araştırmalarda Almanya`da istemiş olduğumuz materyallerin fiyatlarının yüksek olduğunu gördük. Yine yapılan araştırmaya göre Türkiye`de daha kullanışlı ve sağlam olan sandalyelerin daha uygun fiyata olduğunu gördük. Yaptığımız görüşmeler sonucu sandalyeleri alarak tır ile buraya getirdik ve Allah`a hamdolsun yine imece usulü yaptığımız çalışma ile montajını hepberaber yaparak insanımızın istifadesine sunduk. Burada teşekkür etmek istediğimiz kişi ve kuruluşları da unutmak istemiyoruz. İlk olarak DİTİB Bad Homburg, Bad Vilbel, Karben Camilerinin kıymetli Başkanlarına, yine Bad Homburg ve Friedberg`deki Türk taksi guruplarındaki taksici kardeşlerimize, Friedberg`de bulunan işadamı kardeşlerimize ve tabiki Friedberg Ayasofya Camiimizin cemaatine teşekkür etmek istiyoruz. Yine son olarak sandalyelerin İstanbul`dan buraya gelmesinde bizlere yapdımcı olan ve nakliye ücretini cüzi bir miktarda alan İstanbul Logistics Group`tan Can Emre Ablak ve Yılmaz Bey`e kalbi teşekkürlerimizi sunuyoruz” dedi. D HAYAT Gerçekler “Hayat”ın İçinde Gizlidir ❬ 22 ❭ Haziran · Juni 2015 · Ramazan 1436 bulmaca
Benzer belgeler
PDF SAYI 82 - Hayat Online
olan O’dur.” (Enam, 6/165) bu dünyada ne için yaşadığımızın farkına varmalıyız. Bu dünyada sadece maddi ihtiyaçları karşılamak için bir misyonumuzun olduğu doğru değildir. Bizlere yani müslümanlara...