Ümraniye Metrosu`nda çalışmalar devam ediyor
Transkript
Ümraniye Metrosu`nda çalışmalar devam ediyor
Gazetemiz; Anadolu Yakasý Gazeteciler Derneði Üyesidir Bölgenin En Ýstikrarlý Gazetesi Gerçek Medya Her Hafta Baský ve abonelerine PDF mail daðýtýmýyla 18.000 adet tiraja ulaþýyor onbinlerce kiþi tarafýndan okunuyor! Haftalýk Bölge Gazeteniz 28 EKIM 2014 • YIL: 11 • SAYI: 321 0216. 398 88 83 - 0542. 524 65 64 www.gercekmedya.com [email protected] Ümraniye Metrosu’nda çalışmalar devam ediyor İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından yapımı devam eden Üsküdar- Ümraniye-Dudullu-Çekmeköy ve Sancaktepe Metrosu için çalışmalar aralıksız sürüyor. Tek yönde saatte 45 bin yolcu taşıyacak olan Metro ile bölge trafiği de rahatlamış olacak. İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından yapımı devam eden Üsküdar- Ümraniye-Dudullu-Çekmeköy ve Sancaktepe Metrosu için çalışmalar aralıksız sürüyor. Tek yönde saatte 45 bin yolcu taşıyacak olan Metro ile bölge trafiği de rahatlamış olacak. Gelişmiş tüm ülkelerde olduğu gibi, ülkemizde de en önemli sorunların başında trafik geliyor. Motorlu taşıt sayısının hızlı bir şekilde artması, karayollarının kaldıramayacağı trafik yoğunluğuna sebep olurken, kentsel nüfusun ve sürücü oranın artması da trafiğin akışını olumsuz yönde etkiliyor. İstanbul’ un 39 İlçesi arasında 660 bin nüfus sayısıyla 3.sırada yer alan Ümraniye, ilçedeki trafik sorununu Metro’ nun tamamlanmasının ardından önemli oranda çözüme kavuşturacak. SAYFA 05’ te Ünlü iş adamı Sultanbeyli’de kaza yaptı Başkan adayları Soylu ile buluşuyor Yaklaşan kongre öncesi AK Parti'de heyecan her geçen gün artıyor. Temayülde en çok oy alan üç isim, İstanbul İl Başkanı Aziz Babuşcu'nun ardından bugün de teşkilatlanmadan sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Süleyman Soylu ile görüşüyorlar. Temayülde en fazla oy alan adaylardan birisi olan Av. Serkan Kaya, görüşmeye davet edilmedi. Süleyman Soylu, 30 Ekim Perşembe günü İstanbul İl Başkanlığı'nda başkan adayları; Erkan Gül, Avukat Murat Türkyılmaz ve Salih Varlıbaş'la tek tek görüşecek. 04’TE Sultanbeyli'de, motosikletle kaza yapan ünlü Armatör Kahraman Sadıkoğlu, kaldırıldığı Marmara Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde yoğun bakıma alındı. TEM yolu Sultanbeyli Mevkii'nde saat 17.00 sıralarında, ünlü armatör Kahraman Sadıkoğlu'nun kullandığı motosiklet kaza yaparak bariyerlere çarptı. Kazada yaralanan Sadıkoğlu, Ambulansla Marmara Eğitim ve Araştırma Hastanesi Acil Servisi'ne götürüldü. Burada yapılan ilk müdahalesinin ardından Sadıkoğlu, Yoğun Bakım Ünitesi'ne alındı. Sadıkoğlu'nun tedavisi sürüyor. Armatör Kahraman Sadıkoğlu 1989 yılında, Atatürk'e ait Savarona yatını 49 yıllığına kiralayarak adını duyurmuştu. Türkmen, “İşin çevrecilikle, yeşille,Validebağ Korusu ile alakası yok! Validebağ Korusu'nun yanında yapımına başlanan camiyle ilgili basın toplantısı yapan Üsküdar Belediye Başkanı Hilmi Türkmen, “Vatandaşın talebiyle, tapulu arsamıza ruhsatlı cami yapıyoruz. İşin çevrecilikle duyarlılıkla alakası yok, Validebağ ile alakası yok” dedi. 05’TE 02 HER ZAMAN DOÐRUNUN YANINDA 28 EKİM 2014 HABER Bir lisan bir adam iki lisan iki adam Prof. Dr. Ata Atun Beyefendi anlatıyor: Türk düşmanlığı tohumları"yla, 21.yüzyıla girmiş olmamıza rağmen halen azalmış değil. Sizi Rum zannedip söyledikleri ile Türk olduğunuzu fark edip söyledikleri arasında taban tabana zıtlıklar var. Biri içten gelen gerçek duygular, diğeri de yapmacık, göstermelik olanı. 2003-2004 Annan Planı görüşmeleri döneminde ortak çalışma ve barış kültürünü aşılamak için ABD'ye davet edilen Kıbrıslı Türk ve Rum kadınlar arasında yer alan bir kadın okurumun bana, açık adı ve soyadı ile emil vasıtasıyla yazılı gönderdiği bir anısı, Rumların yüreklerindeki bu olumsuz duygunun hangi boyutta olduğunu gözlerimin önüne sermişti. Kendi aralarında sürdürdükleri bir sohbet sırasında, söz konusu okurumun çok iyi düzeyde Rumca bildiğinin farkında olmayan Rum katılımcı kadının, okurumun yüzüne baka baka ve gülümseyerek, yanındaki Rum arkadaşına Rumca hitaben "fırsatını bulunca bunların hepsinin $x%X&?#’ eceğiz" sözleri, okurumda düş kırıklığıyla beraber travma yaratmış, arkadaşı olarak geçinen Rum kadınının da içindeki gerçek düşünceleri ortaya koymuştu. Okurum, "binlerce kilometreyi boşuna geldiğimi o an fark ettim" diye sonlandırmıştı bana gönderdiği mesajını. Sayın Atun’ un bu anlatımında ben de 56 sene evveline atıf yapacağım bir anı’ mı tahattur ettim. Efendim merhum ortanca ağabeyim Zeki Bey, ismi gibi zeki ve zenne kundura zenaatkarı olarak ultra bir ustaydı. Kraliçe Sürreya ve Farah Diba’ nın, Kraliçe Elizabeth’ in, nice meşhur zevatın ayakkabılarını, Merhum Hesap Uzmanı Semih Tanca Beyefendinin kurucusu olduğu Tanca Mağazasının adına imal ederdi. Ayakkabının isforması esnasında da (Z) damgasını vururdu. Solon Lumburidis adlı gerçekten iyi bir kunduracı olan bu zat ağabeyime hem mesleği hem de “ bir lisan, bir adam/iki lisan adam” anlayışında bir şahsiyet olup, Rumcayı da ağabeyime konuşma seviyesinde değilse de, konuşulanı anlama yeterliliği sağlayacak şekilde bellemesinde, annem merhumenin mükemmel Rumcasının zihinlerimizde bıraktığı Rumca ifadeler, Rumca konuşama yan fakat Rumca söylenenleri anlama kabiliyetini kazanan ağabeyim, Etyemez’ deki Dr. Salim Ahmet(Çalışkan) Bey’ in konağındaki ikametgahımıza gecenin son seferi olan Yedikule / Bahçekapı tramvayı ile dönerken, ben, Zeki Ağabey’ im, vatman, biletçi ve de iki kişi vardı. O arada ağabeyimin renkten renge girdiğini anladım. Ne oluyor? Dedim demedim ağabeyimin o iki kişinin başına dikilip “ gamato iftavro” dediğini ve bir tanesine okkalı bir şamar attığını gördüm. Cümbüş başladı. Etyemez’ e gelince adamları bırakıp. Tramvay’ dan indik. Ağabeyime, niçin bu adamları hırpaladık? Diye sorduğum da milletimize, dinimize ve de biri, diğerine bizi gösterip anamızı kalayladığından, merhum biraderim, teessüflerini belirten şamarı yerleştirivermişti bütün bunlara binaen... Evet Sevgili Prof. Dr. Ata Atun Beyefendi sanmayalım ki, Yunan Megalo ideası, siyonizmin bir temadisi değildir! Rum palikaryasının ısrarlı olduğu düşmanlık ideolojisidir bu Megalo ideası!. İflah olmazlar, sık sık köteklenmeleri derde devadır! Arayı uzun tutarsan, kaşıntıları huzursuzluk sebebine kadar varır! Fiemanillah. DOSTLAR VE HATIRALAR 26.Kasım.2006’ da vefat eden Tevfik Rıza Çavuş anısına. Meşrep, mezhep ve meslek taassubundan arınmış ve ülke insanını sadece kardeş olarak kucaklayan Milli Görüş siyasi hareketinin bir adına da “ Mühendisler hareketi” olduğunu biliyor muydunuz? Bu ismin verilmesine sebep Genel Başkanının Profesör ve mühendis olması ve etrafında çeşitli yardımcılık görevleri alanların onun yetiştirdiği mühendis talebeleri olmalarından kaynaklanıyordu. Bunun yanı sıra Milli Görüş’ ün ilk siyasi çıkışı ve oluşum dönemlerinde (bu gün de gençler büyük bir katılımı sağlamışlardır) gençlerin bu kadro içinde yer almaları ve çalışmalarının büyük katkısı olmuştur. Zira “ gençliğe dayanmayan bir hareket mesafe alamaz ve genişleyemezdi.” Ben bir makine mühendisi, Tevfik Rıza Çavuş ise inşaat mühendisi idi ve yüksek öğrenim yaptığımız yıllarda aynı okulun öğrencileri olarak tanışmıştık. 1969 da Milli Görüş hareketinin siyasi platformda çalışmaya başlaması ve benim 1974’ de MSP (Milli Selamet Partisi) Gençlik kolları Genel Başkanlığını yaptığım yıllarda Akıncılar Derneği kurulmuş ve Genel Başkanlığına Tevfik Rıza Çavuş getirilmişti. İki Genel Başkan olarak değişik vesilelerle birçok kereler görüşme imkânı bulmuştuk. Tevfik Rıza, çalışkan, gayretli ve fedakâr bir arkadaşımızdı. Hepiniz de biliyorsunuz ki dernek çalışmaları, yürütenine her hangi bir maddi menfaat vermezken, yürütücülerinin derneğin ayakta kalması ve çalışmalarında hedefine ulaşabilmesi için birçok maddi fedakârlıkta bulunmaları gerekiyordu. Eğer Akıncılar ve Akıncı Gençlik dernekleri toplumda adlarını duyurmuşlar, kendilerine toplum içerisinde yer edebilmişlerse, bu ancak Tevfik Rıza ve onun gibilerin yaptıkları fedakârane çalışmalarından olmuştur. Tevfik’ le bir başka müşterekliğimiz de vardı ki, onunla biz İstanbul’ daki İskender Paşa camisi eski imamlarından Mehmet Zahit Koktu hazretlerinin (r.a) irşat ve tavsiyelerini takip ediyor, onu seviyor ve onun vaizlerinden feyz almaya çalışıyorduk. Bu sebeple zaman zaman İstanbul’ a gider, Hoca efendimizin sohbetine katılır verdiği derslerini dinlerdik. ÖNEMLİ BİR HATIRA 12.Eylül.1980 de bir askeri harekât yapılmış, ülkemizin, insanlarımızın ve özellikle gençlerimizin sevgi ve kardeşliği için çalışan gençlik kuruluşlarının yöneticileri olarak bizler de tutuklanmış ve “ gözetim Beyaz Mercedes’li korsan! En büyük 3 kitap korsanından N. Delibaş’ın, hapse girip girmeyeceğine karar verilecek olan dosyası Yargıtay’dayken bile korkusuzca korsan kitap bastığı ortaya çıktı. Beyaz bir Mercedes’i makam aracı olarak kullanan Delibaş, yüksek yargıdan bile çekinmiyor. Bakırköy 1. Fikri ve Sınai Haklar Ceza Mahkemesi kısa bir süre önce tarihi bir karara imza atarak Delibaş’ı, 1 yıl hapis cezasına çarptırmıştı. İstanbul Emniyet Müdürlüğü Güvenlik Şube Müdürlüğü ekipleri tarafından Başakşehir İlçesi’ ne bağlı Şahintepe Mahallesi’ nde gece gerçekleştirilen operasyonda, piyasa değeri 2.5 milyon lira olan korsan kitap ele geçirildi. Korsan kitapla mücadele örgütü Türkiye Basım Yayın Meslek Birliği’ ne gelen bir ihbarı değerlendiren Güvenlik Şube ekipleri, savcılığın talimatı üzerine, Şahintepe Mahallesi’ nde önceden belirlenen adrese baskın düzenledi. Korsan kitaplar basılırken suçüstü yapan polis, matbaa işçilerine işyeri sahibini sordu. İşçiler, işyeri sahibinin 34 AHM .. plakalı beyaz Mercedes’ li N. Delibaş, olduğunu söyledi. Bu isim polisler için hiç de yabancı değildi. Bunun üzerine polis, işçilerin verdiği numaradan Delibaş’ ı aradı. Telefonunu açan Delibaş, polislere işyerine geleceğini söyledi ama daha sonra kayıplara karıştı. Bunun üzerine işyerinde arama yapan polis ekipleri; Pegasus, Artemis, Sistem, Everest, Arkadya, Doğan Kitap ve Destek Yayınları’ na ait 39 bin adet kitap kapağı, 700 adet basılmış kitap, 117 bin adet basılmak üzere katlanmış forma olmak üzere toplam 156 bin 700 adet korsan ürün ele geçirdi. El konulan korsan ürünler ile matbaa ve diğer ekipmanlar korsan kitap depolarına götürüldü. Operasyonda ele geçirilen korsan malzemelerin piyasa değerinin 2.5 milyon lira olduğu bildirildi. YARGITAY’ DAN DA KORKMUYORLAR Olayla ilgili soruşturma sürerken Türkiye Basım Yayın Meslek Birliği Genel Sekreteri Av. Melahat Boran, önemli açıklamalarda bulundu. Av. Boran’ ın açıklaması şöyle: “ Yakalandıktan sonra sürekli serbest bırakılan korsanlar, kaldıkları yerden devam ediyor. Korsan kitap piyasasının en büyük organizatörlerinden N. Delibaş da bunlardan biri. Kısa bir süre önce Bakırköy 1. Fikri ve Sınai Haklar Ceza Mahkemesi tarihi bir karara imza atarak Delibaş’ ı 1 yıl hapis cezasına çarptırdı. Karara itiraz edip Yargıtay’ a temyiz başvurusu yapan Delibaş’ ın yine boş durmayarak korsan kitap basımına ara vermediği ortaya çıktı. Bakırköy ve Küçükçekmece’ de aynı suçtan çok sayıda davası bulunan Delibaş, aynı bölgede faaliyetlerini sürdürüyor. Şahintepe operasyonu, bir türlü hapis cezaları infaz edilemeyen korsancıların Yargıtay’ da dosyası beklerken bile korkusuzca korsana devam ettiğini ispatlamıştır. Takdir Yargıtay’ ın... ” KORSANIN FİNANSÖRÜ KİM? Her biri milyon lira değerinde matbaa yakalatmasına rağmen korsanların maddi açıdan hiç sarsılmadan yeni matbaalarla, yeni mekanlarda işlerini sürdürdüğüne dikkati çeken Av. Boran, “ Her operasyonda, bir yayınevinin sermayesi kadar ürün ve matbaa ele geçirilmesine rağmen korsanlar maddi açıdan etkilenmiyor. Bu sistemin parasal kaynağının daha derinlerde mutlaka araştırılması gerekiyor ” dedi. altına” alınmıştık. Ben, ihtilalin yapıldığı zaman Türkiye Kur’ an Kursları Federasyonu Genel Başkanlığını yürütüyordum. Beni, 20.Ekim gecesi saat 2’ de Ankara’ daki evimden alan emniyet güçleri, bir gün Ankara’ da beklettikten sonra, aynı günün gecesi Konya’ ya getirmişler ve bir gün sonra da Meram yolu üzerinde bulunan “ Bando taburu” nun 50 kişilik koğuşlarından birine koymuşlardı. Beni kader, yıllar önce ayrıldığım köyüme kadar getirmiş, Meram’ ın Lalebahçe köyünün beş vakit okunan ezanlarını askeri Bando taburunun koğuşunda dinler hale gelmiştim. Koğuşta kimlerin olduğunu araştırınca da, ilk gördüğüm şahıs Konya Vaizlerinden Abdullah Büyük hoca olmuştu. Sonra ilgili ilgisiz birçok insanın yanı sıra, lise öğretmenlerinden Nevzat Arabacı’ yı ve Fransızca öğretmeni Metin Köse’ yi ve bitişik koğuşta Tevfik Rıza Çavuş’ u görmüştüm. “ Dostlarla, acılar bile mutluluğa dönüşür” kaidesince bizleri tutuklayanların bize yapacakları uygulamayı hep birlikte beklemeye başlamıştık. 13.KASIM.1980 Günlerden 14.Kasım.1980. Konya’ da ikamet eden kardeşim Mustafa, eşi ile birlikte bizi ziyaret etmek için Bando taburuna gelmiş ancak içeriye alınmamış. Benim çamaşırlarımı bir gazeteye paketleyerek görevli askerler vasıtasıyla bana göndermiş. Benim, gazeteden çok içindeki çamaşırlara ilgim olduğundan, onları aldım ve gazeteyi “ rasgele bir gazete” anlayışıyla ve haberleri eskimiş bile olsa arkadaşlarım istifade ederler diye bitişik koğuştaki Tevfik Rıza’ ya verdim. Tevfik Rıza, gazetenin “ Milli Gazete” olduğunu görünce önce tarihine bakmış. Onun aynı günün gazetesi olduğunu görünce de haberler ve yazılar tazedir diye daha dikkatli okumaya başlamış. Bir de ne görsün; “ Sevdiğimiz ve saydığımız büyük âlim Mehmet Zahit Koktu Hazretlerinin (dün) 13.Kasım.1980 de vefat etmiş olduğunu” öğrenmiş. Arkadaşlara; “ galiba Nevzat beyin bu vefattan haberi yok. Çünkü gazeteyi bana getirdiğinde hoca efendimizin vefatını olduğunu bilseydi, onu bizlere de söylerdi” demiş. Meğer kardeşim Mustafa, bizlere hoca efendimizin vefat haberini ulaştırabilmek için o günün gazetesi içene çamaşırlarımı sararak gönderme yolunu seçmiş. Tevfik Rıza daha sonra bizim koğuşa gelerek duru- mu bildirdi. Hepimiz büyük bir üzüntü yaşadık. Zira biliyorduk ki; “ Âlimin ölümü, âlemin ölümü gibidir” ve yerlerinin doldurulması çok zordur. Bir gün sora İstanbul’ da yapılan büyük cenaze merasimine biz de katılamadık, Ankara’ da Komanda tugayında tutuklu bulunan Prof. Dr. Necmettin Erbakan hocamız da… BİR SORGULAMA Metin Köse, lise Fransızca öğretmeni. Akıncılara seminer ve dersler verdiği için yakalanmış ve gözetim altına alınmış. Önce onu sorguya aldılar. Metin beyin hüviyet tespitinde onun Fransızca öğretmeni olduğunu gören savcı, kendinin de Fransızca bilmesi üzerine Metin beyle biraz Fransızca konuşmuşlar. Sonra savcı bey; “ Hayret, siz aydın bir kişisiniz de bu dini kuruluşların içerisinde ne işiniz var?” Sonra ilave etmiş; “ Ben sizleri birkaç hacı hoca toplandı, bu çalışmaları onlar yapıyor zannediyordum” demiş. Metin köse, savcını bu sözlerine karşı; “ Savcı bey, bizim arkadaşlarımızın hepsi aydın kişilerdir. Mesela, Akıncılar Derneği Genel Başkanı Tevfik Rıza Çavuş İnşaat Mühendisidir ve elinizdedir. Kur’ an Kursları Federasyonu Genel Başkanı Nevzat Laleli, Makine Mühendisidir ve oda elinizdedir” demiş. Metin Köse daha sonra koğuşa dönünce savcı ile geçen olayı anlatarak, “ yakında siz de soruşturmaya alınırsınız. Savcı beyin durumunu bilin” diyerek haber verdi. 80 ihtilalinden önce Milli Görüş hareketi değişik parti adlarıyla (MSP ve RP) siyasi çalışmalarıyla 1974 ve 1977 yıllarında kurulan hükümetlerde koalisyon ortağı olarak Kıbrıs Barış harekâtıyla ağır sanayi hamlelerini yürütmüştü. İhtilalden sonra bu hareket bitmedi, Hürriyet gazetesini bir gün büyük puntolarla verdiği gibi; “ Refah partisinin önlenemez yükselişi” devam etti. 1996 yılında ise Başbakanlığı da alan Milli görüş’ ün Doğru yol partisiyle kurduğu hükümette, Cumhuriyet tarihinin ilk denk bütçesini hazırladı, Havuz sistemini kurarak devletin borçlanma ihtiyacını ortadan kaldırdı. Bir ay gibi kısa bir zaman da Amerika ve diğer Batılı ülkelerinin hiçbirinin içinde bulunmadığı ve adına D–8 denilen sekiz ülkenin katıldığı ilk “ İslam ülkeleri birliğini” kurdu. Bütün bunlar, önüne çeşitli engeller konan bir davanın “ hak dava olduğunu” tarih boyunca bütün insanlığa haykıracaktır. Ümraniye’liler, Kızılay Hizmet Binası’na kavuşacak Ümraniye Belediyesi 10 yılda yaptığı 200’ün üzerinde kalıcı esere her geçen gün yenilerini eklemeye devam ediyor. Atatürk Mahallesi’nde yapımına karar verilen Kızılay Hizmet Binası, kısa zamanda tamamlanarak hizmete açılacak. Ümraniye Belediyesi 10 yılda yaptığı 200’ ün üzerinde kalıcı esere her geçen gün yenilerini eklemeye devam ediyor. Atatürk Mahallesi’ nde yapımına karar verilen Kızılay Hizmet Binası, kısa zamanda tamamlanarak hizmete açılacak. Türkiye’ de her yıl binlerce insan, kaza ya da hastalık sonucunda kan bulamadığı için hayatını kaybediyor. Buna karşılık yapılan araştırmalar, yaklaşık 72 milyon insanın yaşadığı Türkiye’ de yıllık kan bağış oranının, nüfusun %1i kadar olduğunu gösteriyor. Oysaki kan bağışı, kan bekleyen binlerce insanın hayatını kurtarmanın yanı sıra, bağış yapan kişinin sağlığını da olumlu yönde etkiliyor. Bu bağlamda Ümraniye Belediyesi, vatandaşların kan ihtiyaçlarını karşılayabilmesi ve kan bağışı yapabilmeleri için Kızılay Hizmet Binası’ nı kısa zamanda tamamlayıp hizmete açacak. 2014 Temmuz ayında proje hazırlıklarına başlanan Ümraniye Kızılay Hizmet Binası, 383 m² alandan oluşuyor. Kızılay hizmet binasının zemin katında Kan Alma, Doktor ve Teknik Odaları bulunuyor. 1. katında 5 idari odası bulunan binanın çatı katında ise dinlenme ve toplantı odası yer alıyor. Kısa sürede tamamlanacak olan Ümraniye Kızılay Hizmet Binası bölge insanına hizmet verecek. 28 EKİM 2014 HER ZAMAN DOÐRUNUN YANINDA HABER 03 Beykoz’da iş yapılıyor ama denetim yok! İstanbul'un İncisi adıyla anılan, son yıllarda gerçekleştirdiği 'imar' hamleleriyle yalnızca mesken değil iş dünyası için de bir cazibe merkezine dönüşen Beykoz, denetimsizliğin mağduriyetini yaşıyor. Beykoz'un Vitrini olarak bilinen ve her gün çevre illerden gelen binlerce çalışanı konuk eden Rüzgarlıbahçe ve Kavacık, yol çalışmalarının ardından adeta bir çöplüğü andırıyor. Yeni yapılan asfaltlar çöküyor, kaldırım taşları aydınlatma direklerinin dibinde birikiyor ve en önemlisi de semtimiz adeta 'çamur deryası' görünümüyle kötü bir şöhrete mecbur bırakılıyor. Dost Beykoz ise soruyor: Son yılların en büyük yatırımını Beykoz'a gerçekleştiren ve çalışmalarda 'titiz olmasıyla bilinen' İBB Başkanı Mimar Kadir Topbaş, bu gerçeklerin ne kadarını biliyor? Siyaset üstü konuşmaları ve 250 bin Beykozluyu kucaklayan açıklamalarla, son döneminde Beykoz'a bayram havası yaşatan, tıpkı Sayın Topbaş gibi vatandaşlarının sorununu saatlerce ve sabırla dinlemekten imtina etmeyen Belediye Başkanımız Sayın Yücel Çelikbilek, yapılan işlerin denetlenmesine ne kadar hâkim olabiliyor? Beykoz'a yönelik bu kötü şöhret kazandırma işinin perde arkasında ne var?Denetimsizlik mi yoksa Belediyelere yönelik bir 'art niyet' mi? Esnaf ve vatandaşlar, mağduriyetini dile getirdi Beykoz'un Vitrini Rüzgarlıbahçe ve Kavacık esnafı Dost Beykoz aracılığıyla kaygılarını dile getirdi. Gerçekleştirilen asfalt ve kaldırım yenileme çalışmalarından memnun olmadıklarını kaydeden Kavacık esnafı, daralan yollardan ve çamur deryasına dönen caddelerden şikâyet etti. Adına 'gider' denilen ızgaraların daha önce olduğu halde, yeni kaldırım çalışması sonrası tekrar konulmadığını ve üstünün kapatıldığını; dolayısıyla AK Parti İlçe Teşkilatlarının kongre tarihleri belli oldu da mağdur olduklarını anlatan bir esnaf, yağan yağmur sonrası dükkân önünün gölete döndüğünü söyledi. Kavacık ve Rüzgarlıbahçe’ de aracıyla birlikte gelen vatandaşlar ise park ettikleri yerde ya su birikintisinin ya da çamurun içine basarak araçtan inmek zorunda kaldıklarına dikkat çekti. Dost Beykoz ise çamur deryasından kaçmaya çalışan bir vatandaşı, karşıdan karşıya geçmeye çalışırken görüntüledi. Kavacık'ta yeni yapılan yol ayrımı ve İBB tarafından gerçekleştirilen kazı çalışması sonrası, yaya yolunun sonu'çamurdan bataklığa' çıkmaya başladı. Bundan habersiz yaya geçiş yerinden geçen vatandaşlar ise kötü sürprizle karşılaştı ve 'hoplaya zıplaya' karşı kaldırıma geçmek zorunda kaldı. Rüzgârlıbahçe'de asfalt çöktü! Caddelerin çamura bulanması yetmez gibi yeni yapılan asfaltlar da zaman ilerledikçe sorun olmaya başladı. Kavacık'ta gerçekleştirilen çalışmalar sonrası asfaltlar çökünce, düz yolda seyreden araçlar su birikintileriyle boğuşmak zorunda kaldı. Rüzgarlıbahçe’ de ise çöken asfalt görenleri hayretler içerisinde bıraktı. Yaklaşık 40 santim kadar yerin dibine çökerek, tehlikeli bir hâl alan çukura düşmemek için sürücüler büyük çaba harcadı. Bir esnafın ise reklâm tabelasını derin çukura koyarak, dikkatsiz olabilecek sürücüleri uyarmaya çalıştığı görüldü. Haber: dostbeykoz.com 2015 yılında yapılacak olan Genel seçimler öncesi İlçe Kongrelerini gerçekleştirecek olan AK Parti İlçe Teşkilatlarında kongre tarihleri belli oldu. Sultanbeyli AK Parti İlçe Teşkilatı 16 Kasım 2014 Pazar günü saat 15.00'te kongresini gerçekleştirecek. Kongre Kapalı spor salonunda yapılacak. İlçe Başkanlığına Ali Sevinç'in devam edeceği kulislerde konuşuluyor. İkinci bir listenin çıkıp çıkmayacağı ise şimdilik bilinmiyor. Sultanbeyli 16 Kasım 2014 Saat: 15.00 Kartal, 22 Kısım 2014 Saat: 15.00 Maltepe, 16 Kasım 2014 Saat: 11.00 Tuzla, 15 Kasım 2014 Saat: 15.00 04 HER ZAMAN DOÐRUNUN YANINDA HABER 28 EKİM 2014 Başkan adayları Soylu ile buluşuyor AK Parti Pendik İlçe Başkanlığı'na aday olan ve temayülde en fazla oy alan adaylar; Erkan Gül, Av. Murat Türk Yılmaz ve Salih Varlıbaş Süleyman Soylu ile bir araya geliyor. Yaklaşan kongre öncesi Pendik AK Parti'de heyecan her geçen gün artıyor. Temayülde en çok oy alan üç isim, İstanbul İl Başkanı Aziz Babuşcu'nun ardından bugün de teşkilatlanmadan sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Süleyman Soylu ile görüşüyorlar. Temayülde en fazla oy alan adaylardan birisi olan Av. Serkan Kaya, görüşmeye davet edilmedi. Süleyman Soylu, 30 Ekim perşembe günü İstanbul İl Başkanlığı'nda başkan adayları; Erkan Gül, Avukat Murat Türkyılmaz ve Salih Varlıbaş'la tek tek görüşecek. Muhtemelen bu üç isimden birisi 16 Kasım'daki kongrede AK Parti Pendik İlçe Başkan Adayı olarak açıklanacak. İl Başkanlığı belirlenen adaydan başka bir ismin kongrede aday olarak yarışmasını kati olarak istemiyor. Bütün teşkilatın belirlenen aday etrafında birleşmesini önemsiyor. Genel Merkez tarafından onaylanan ve İstanbul İl Başkanlığı tarafından belirlenen adayın karşısına başka bir ismin çıkması durumunda ise ilçe kongresi iptal edilecek ve ilçe başkanı atamayla belirlenecek. İl Başkanı Aziz Babuşçu kaynaklı edindiğimiz bilgiye göre, özellikle Pendik'te tek adayın dışında bir listenin çıkmasına kesinlikle müsamaha gösterilmeyecek. Pendik'te birlik ve beraberliğin sağlanması amacıyla bu hususun altı kalın çizgilerle çiziliyor. H aber: Ümit Kahyaoğlu - Pendik Anadolu Yakası belediye başkanlarından Can’a nezaket ziyareti Anadolu Yakası Belediye Başkanları Ümraniye Belediye Başkanı Hasan Can’ı makamında ziyaret etti. Anadolu Yakası Belediye Başkanlarından Çekmeköy Belediye Başkanı Ahmet Poyraz, Sancaktepe Belediye Başkanı İsmail Erdem, Sultanbeyli Belediye Başkanı Hüseyin Keskin ve Pendik Belediye Başkanı Salih Kenan Şahin Ümraniye Belediye Başkanı Hasan Can’ ı makamında ziyaret etti. Konukları ile bir süre sohbet eden Başkan Hasan Can, Anadolu yakasında bulunan komşu ilçelerin değerli Belediye Başkanlarına nezaket ziyaretleri için teşekkür etti. 28 EKİM 2014 HER ZAMAN DOÐRUNUN YANINDA GÜNDEM 05 Ümraniye Metrosu’nda çalışmalar devam ediyor İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından yapımı devam eden Üsküdar- ÜmraniyeDudullu-Çekmeköy ve Sancaktepe Metrosu için çalışmalar aralıksız sürüyor. Tek yönde saatte 45 bin yolcu taşıyacak olan Metro ile bölge trafiği de rahatlamış olacak. İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından yapımı devam eden ÜsküdarÜmraniye-Dudullu-Çekmeköy ve Sancaktepe Metrosu için çalışmalar aralıksız sürüyor. Tek yönde saatte 45 bin yolcu taşıyacak olan Metro ile bölge trafiği de rahatlamış olacak. Gelişmiş tüm ülkelerde oldu- ğu gibi, ülkemizde de en önemli sorunların başında trafik geliyor. Motorlu taşıt sayısının hızlı bir şekilde artması, karayollarının kaldıramayacağı trafik yoğunluğuna sebep olurken, kentsel nüfusun ve sürücü oranın artması da trafiğin akışını olumsuz yönde etkiliyor. İstanbul’ un 39 İlçesi arasında 660 bin nüfus sayısıyla 3.sırada yer alan Ümraniye, ilçedeki trafik sorununu İstihdam Merkezi’nden, Ümraniyelilere iş olanağı Metro’ nun tamamlanmasının ardından önemli oranda çözüme kavuşturacak. İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından 2012 yılında yapımına başlanan Üsküdar, Ümraniye, Çekmeköy ve Sancaktepe Metro İnşaat çalışmaları tüm hızıyla devam ediyor. Anadolu yakasının trafik sorununa önemli ölçüde çözüm getirecek olan bu projedeki Metro hattının uzunluğu 17 kilometre olacak. Üsküdar vapur iskelesi önünden başlayacak olan Metro, Altunizade Capitol Alışveriş Merkezi, Çamlıca, Kısıklı, Ümraniye, Dudullu Şile Yolu Kavşağı ve Çekmeköy güzergâhında çalışacak. Delme tünel teknolojisi ile yapılan Metro da toplam 16 adet istasyon bulunuyor. Tek yönde saatte 45 bin yolcu taşıyacak olan Metro’ nun ortalama seyahat süresi 27 dakika olacak. Ümraniye sınırları içerisinde Ümraniye, Çarşı, Yamanevler, Çakmak, Ihlamurkuyu, Altınşehir, İmam Hatip Lisesi, Dudullu ve Necip Fazıl olmak üzere Metro’ nun 9 istasyonu bulunuyor. Çalışmalar sırasında trafiğe kapalı olan Fatih Sultan Mehmet caddesi’ nin tek şeridi ise trafiğe açıldı. Çalışmaların sürdüğü bir başka yer olan Ümraniye Santral mevkii ise yakın zamanda tek şerit olarak trafiğe açılacak. Ümraniye Belediyesi İstihdam Merkezi, Ümraniye’de ikamet eden ve iş bulmakta zorlanan vatandaşlara iş imkânı sunmaya devam ediyor. 2014 yılı içerisinde İstihdam merkezine başvuran vatandaşlar arasından birçok kişinin çeşitli firmalarda iş başı yapması sağlandı. Ümraniye Belediyesi İstihdam Merkezi, Ümraniye’ de ikamet eden ve iş bulmakta zorlanan vatandaşlara iş imkânı sunmaya devam ediyor. 2014 yılı içerisinde İstihdam merkezine başvuran vatandaşlar arasından birçok kişinin çeşitli firmalarda iş başı yapması sağlandı. Ümraniye Belediyesi birçok alan da hayata geçirdiği projeler ile hizmet yürüyüşüne devam ediyor. Klasik Belediyecilikte olduğu gibi Sosyal Belediyecilik alanında da hizmetlerini sürdüren Ümraniye Belediyesi, Türkiye İş Kurumu ile birlikte yürüttüğü ve Belediye bünyesinde kurulan İstihdam Merkezi ile Ümraniye’ de ikamet eden ve iş bulmakta zorlanan vatandaşlara iş olanağı sunuyor. Ümraniye Belediyesi İstihdam Merkezi, insan odaklı anlayışı ile sürdürdüğü hizmet yolunda, işe ihtiyacı olan vatandaşları bölgedeki işletmelerle bir araya getirerek, uygun bir iş bulmalarında aracılık ediyor! İşsizlik başvurusu yapan bireyler meslekleri doğrultusunda bölge işletmelerinden alınmış olan uygun iş pozisyonlarına yönlendirilerek, firmalarla görüşmeleri sağlanıyor. Kariyer değerlendirmeleri ve kariyer planlamasını bir arada yapan İstihdam Merkezi, kariyer danışmanlığı hizmeti de sunuyor. Türkmen, “İşin çevrecilikle, yeşille, Validebağ Korusu ile alakası yok! Validebağ Korusu'nun yanında yapımına başlanan camiyle ilgili basın toplantısı yapan Üsküdar Belediye Başkanı Hilmi Türkmen, “Vatandaşın talebiyle, tapulu arsamıza ruhsatlı cami yapıyoruz. İşin çevrecilikle duyarlılıkla alakası yok, Validebağ ile alakası yok” dedi. Üsküdar Belediye Başkanı Hilmi Türkmen, Üsküdar'da Validebağ Korusu'nun bitişiğindeki yapımına başlanan caminin inşaatına bir grup vatandaşın tepki göstermesiyle ilgili basın toplantısı düzenledi. “ Ruhsatlı cami inşaatına engel oluyorlar” Hayır, sever bir vatandaş tarafından yapılan cami inşaatının 167 pafta 1313 ada ve 197 parsel den oluştuğunu uygulamanın imar planında dini tesis olarak geçtiğini bildirerek “ Burada oturan sakinlerin cami inşaatı talepleri olmuştur. Hayırsever bir vatandaşımızda bu ihtiyacı üstlenmiştir. 24.09.2014 tarihinde belediyemiz tarafından inşaat ruhsatı verilmiştir. Arsanın mülkiyeti Üsküdar Belediyesi’ ne aittir ve planda cami alanı olarak ayrılmıştır. İnşaatın koruya taşacak hiçbir yanı yoktur. Tamamen korudan ve yollardan çekme mesafelerine uyulmuş, ruhsata bağlı bir cami projesidir. Mahkeme kararlarına rağmen yapılan bir çalışma yoktur. İnşaatın yapımını durduracak herhangi bir yargı kararı da yoktur” açıklaması yapıldı KAMUOYU YANILTILIYOR Caminin başka bir ilçede yapılması durumunda bu kadar gündeme gelmeyeceğini vurgulayan Başkan Türkmen şöyle konuştu: “ Bu cami örneği Silivri'de, Kağıthane'de yapılsa ülke gündemine oturmazdı. Ama Üsküdar olunca ve bu yer de Validebağ'da olunca gündeme oturuyor. Gündem olmasında hiçbir sorunumuz yok. Ama bu konuları çarptırarak kamuoyunu yanıltmak isteyenler var. TAPULU ARSAMIZA RUHSATLI CAMİ YAPIYORUZ 'Cami inşaatı ile doğaya zarar veriliyor' iddiaları var. Üsküdar Belediyesi, 'Validebağ Korusu'nda cami yapıyor, yeşili katlediyor' haberleri yapılıyor. Caminin Validebağ Korusu ile alakası yok. Bilerek Validebağ'a çekiyorlar. Cami korunun dışında Altunizade Mahallesi Davutpaşa Sokak'ta, mülkiyeti belediyemize ait alanda. Planda 'dini tesis alanı' olarak geçiyor ve ruhsatlı bir cami yapıyoruz. Türkiye'de camilerin yüzde 85'i neredeyse kaçaktır. Ama biz burada ruhsatlı, projesi tasdikli cami yapıyoruz. Ruhsatlı olmasına rağmen bu kadar kıyamet kopuyor, bir de ruhsatsız olsa ne olurdu? Mahallenin yüzde 80'i yıllardır buraya bir cami yapılmasını istiyordu. Biz de yasal süreçlerini tamamladık. Bu cami bizim bütçemizle yapılmıyor. Bu cami o mahallenin sakinlerinin ve hayırseverlerin bütçesiyle yapılıyor.” bizim bu alanımızı otopark olarak kullanıyorlardı. Ne çevreciliği. Otoparklarını ellerinden alıyoruz. Bu milletin malını sen otopark olarak kullanamazsın. Otoparkları elden gidiyor bir de cami olunca ezan olunca bunlar değişiyor. Vatandaşın talebiyle tapulu arsamıza ruhsatlı cami yapıyoruz. İşin çevrecilikle duyarlılıkla alakası yok, Validebağ ile alakası yok. Mahalle arası sokaktaki tapulu yerimiz” dedi. SUÇ DUYURUSUNDA BULUNACAĞIZ Başkan Türkmen, “ Yürütmeyi durdurma kararı alındığı” yönündeki iddialara ise, “ Bize henüz bir mahkeme kararı ulaşmış değil. Tepki gösteren grup üyeleri, 'mahkemeye müracaat ettik cami inşaatının durdurun' diyorlar. Ben de bir hukukçuyum. Mahkemeye müracaat edildi diye çalışma durdurulmaz. Biz idarecilerin her türlü işi yargıya açıktır. Mahkeme 'durdurun derse' biz de gereğini yapar ve durdururuz. Eylemci grup belediyemize ait araçlara zarar verdiler ve inşaatın çalışmasını engellediler. Bu şahıslar hakkında, görevimizi aksattıkları için suç duyurusunda bulunacağız” dedi. Y›l : 11 Say›: 321 ‹mtiyaz Sahibi ve Yaz› ‹þleri Müdürü ÖMER FARUK GERÇEK O ARAZİYİ OTOPARK OLARAK KULLANIYORLARDI Cami yapımına tepki gösteren grupla yaptığı görüşmenin detaylarıyla ilgili de bilgi veren Başkan Türkmen, “ Bana geldiler, gelir gelmez 'camiye karşı değiliz, yapıya karşıyız' dediler. Bölgede cami yok. Kimse bize çevre duyarlılığı edebiyatı yapmasın. Cami inşaatını mahallelilerin yüzde 80'i istiyor, yüzde 20'si istemiyor. Karşı çıkanlar tamamen menfaatleri doğrultusunda hareket ediyor. Bunlar sahtekar çevreciler, bunlar Çamlıca Camii'ne de karşı çıktılar. Bunların menfaatlerine dokunduk. 10 yıldır bedava Genel Yay›n ve Reklam Koordinatörü HAKAN ERDEM F. Kurumsal Tanýtým ve Müþteri Temsilcisi ÞÜKRÜ KAYA F. Reklam ve Tanýtým Sorumlularý HARUN ÇETÝN - HASAN TAÞKIN F. Spor Servisi Melih ÖZTÜRK - Turgay TOKEL - Erdem SAĞOLAN Hukuk Dan›þman› AV. MEHMET TOPKAYA Tasarým GERÇEK MEDYA Dað›t›m Sorumlusu HASAN TAÞKIN A.Gazi Mah. Ferah Cad. Ipekyolu Sk. 9/1 Sultanbeyli / ‹STANBUL (0216) 398 88 83 - (0542) 524 65 64 www.gercekmedya.com [email protected] Bask›: GERÇEK VÝZYON GAZETESÝ BASKI TESÝSLERÝ A. Gazi Mah. Ferah Cad. Ýpekyolu Sk. No: 9 Sultanbeyli / ‹STANBUL Yay›n Türü: Yerel Süreli - Bask› Tarihi: 2 8.10.2014 Gazetemiz bas›n ahlak kurallar›na uymaya söz vermiþtir. Köþe yaz›lar›ndan doðan hukuki sorumluluk yazarlara aittir. *Tanýtým amacýyla ücretsizdir 06 HER ZAMAN DOÐRUNUN YANINDA 28 EKİM 2014 HABER Türkiye bu coğrafyanın tek kurtuluş reçetesidir! [email protected] Değerli Dostlar, Günlerdir yaşanan olayları gözlemliyor ve anlamlandırmaya çalışıyorum. En sık kullanılan kelime: İhanet O kadar sık duymaya başladık ki bu kelimeyi, artık içerdiği anlamın gücü ve etkisi yetersiz kalıyor. Kelimelerin de yüzü eskiyor! Peki, ne oldu? Neden eski düzeni değişÝSA tirmemize, DOÐAN hakların iadesini vermemize, daha yumuşak bir yönetim anlayışı benimsememize... vs rağmen Kürt vatandaşlarımızı devlet ile kucaklaştıramıyoruz? Acaba geç mi kaldık geçmişin günahlarını telafi etmekte? Geçmişin baskıcı, otoriter, hak tanımaz anlayışları bir Kürt neslinin Türk düşmanı, devlet düşmanı olarak büyümesine sebep olmuş olabilir mi? 80 ve 90’ ların Kürt çocukları bugün sokakları ateşe veriyorlar! Peki neden? Bu çocukları bu kadar canavar yapan şeyler sadece geçmişimizin kötü hatıraları mı? Elbette ki hayır! Başka etkenler de var elbette. En önemlilerinden biri ekonomiktir. Türkiye’ nin eğitimsiz, niteliksiz kesiminin ekseriyetini Kürtler oluşturur. Kısacası refah seviyesi ne kadar düşükse o toplumu sokaklara dökmek o kadar kolaydır. İşte bu yüzden sokaklarda hep fakir çocuklarını görürsünüz! Türkiye büyüdükçe, değerlendikçe içimizdeki hastalıklarımız, kusurlarımız da birileri için değerleniyor. İşte Kürt vatandaşlarımızı başkaları için değerli kılan da bu: Türkiye’ nin tekerine konacak her takoz başkaları için değerlidir. Bu takozun yok edilmesi için dengeli bir refah dağılımının sağlanması şarttır. Herkes bunun farkında ama birileri yol, okul, havaalanı, hastane... vs gelmesin diye türlü engeller çıkarıyor. Adeta Kürt halkının geri kalmışlığa mahkum edilmesi isteniyor. Bölge kalkındıkça sokakları yakacak insan bulmak zorlaşacak! Dünya haritasını şöyle bir açın ve bulunduğumuz coğrafyayı inceleyin. Türkiye nerede duruyor? Batı’ sında Demokrasi, Doğusunda Otokrasi olan bir köprü gibi demokrasiden otokrasiye, otokrasiden demokrasiye doğru eğilimlerin olduğu karma bir sistemin içinde yaşıyoruz. Batı, bizim ne tam olarak demokrasi ne de tam olarak otokrasi ile yönetilmemizi istiyor. İstedikleri bir köprü vazifesi görüp, arada bir yerde durmamız, ihtiyaçları olduğunda kullanılmamızdır. Neden Doğumuzda demokrasi ile yönetilen bir ülke yok? Cevabı Batımızda neden otokrasi yok ile aynı aslında! Batı için otokrasi Nazi katliamlarını doğuran kötü hatıralar barındırır. Bu nedenle otokrasiyi kendilerinden uzaklarda, rahat kullanabilecekleri coğrafyalarda kullanıyorlar. Ortadoğu için demokrasi kurtuluş reçetesidir. Ama sahip olduğu yeraltı zenginlikleri neniyle halkın tercihlerine bırakılamayacağı için Batı’ nın demokrasiye müsaade etmeyeceği aşikardır. Sömürge dönemi isim değiştirip emperyalizm olmuştu. Emperyalizm ise isim değiştirip küreselleşme adını aldı. Dostlar, Sömürgecilik hala devam ediyor! Türkiye sömürgecilik kuşağının üzerinde yer aldığı için bu kadar değerli. Eğer Türkiye’ de demokrasi istikrar kazanırsa, Doğu için model olmakla kalmayıp, Ortadoğu için “ yapabiliriz! “ inancı yeşermeye başlar İşte bu inanç, en tehlikeli silahlardan daha tehlikelidir Batı için! Oysa Türkiye için planlanan şey arada bir şeydi. Yarı demokrasi yarı otokrasi temelinde istikrarsız, yönünü kaybetmiş, ne Batı’ sı için ne de Doğu’ su için model olamayacak kadar karmaşık bir yapı öngörülmüştü. Türkiye ise sadece köprü olmak için değil aynı zamanda konaklama, ticaret, sanayi, kültür merkezi de olmak istiyor. Türkiye böyle isterken, Batı sömürgelerine yakın güçlü bir Türkiye istemiyor. Son günlerde olan olayları bu bakış açısı üzerinden düşünmenizi rica ediyorum. Nasıl ki Saddam zulmünden yüz binlerce Kürt Türkiye’ ye sığınmıştı, bugün de tek sığınılacak kucak Türkiye’ dir! Neden? Neden insanlar zalimlerin zul- münden Türkiye’ ye sığınıyorlar? Sorgulayın bir tarih hafızanızı? Kim ne kadar algı operasyonu yaparsa yapsın, tarihin bu topraklarda verdiği mesaj açıktır: Türk milleti düşmanına dahi aman demişse şefkatle muamele eder! Bizi tarihimizde güçlü kılan şey sadece savaşçılığımız değildi, medeniyet anlayışımızdı. Bize türlü sıfatlar addedebilirler, bizi türlü suçlarla küçük düşürmeye çalışabilirler ama yarın üzerimize yapışmayan çamurlar kuruyup, tel telk dökülürken gerçeğin ışığında tarihin hafızası yeniden canlanacaktır. Biz sabırlı, metanetli bir milletiz! Bizi güçlü kılan da bizim bu tür karakteristik özelliklerimizdir. Bizi suça, karanlığa, kaosa zorlayanlara inat doğru yoldan ayrılmayacağız! Biz bu coğrafyanın tek kurtuluş reçetesiyiz! ---------Türkiye’ de mesleği eylemci olan bir kitle var. Bu kitle her hadisede sokaklara çıkıyor, yakıyor, yıkıyor, sonra da gelecek eylem sırasına kadar normal hayatlarına geri dönüyorlar. Son olan olaylarda da görüldüğü gibi ünlü Fransız yazar Le Bon’ nun kitle psikolojisi tezi bir kez daha geçerliliğini göstermiş oldu: Kitlelerin hareketinde insanilik değil, hayvanilik hakimdir. Bir öğretmenin, Hakimin, savcının nasıl ki statlarda kendi takımları için tribünlere uyup kötü sözler söylemesi dışarıdan bakana garip geliyorsa, işte sokakları yağmalayanların da benzer kitle psikolojileri vardır. Kitle hareketlerinde insanların statüsü, bilgisi, görgüsü önemli değildir, kitle tüm bu tekil özelliklerden bağımsız olarak hayvani güdülerle hareket eder. İşte bu yüzden kitle hareketleri tehlikelidir. Çünkü kitlenin ne istediğini tespit edemezsiniz, zaten ortak bir istek de olmaz. Tek çözüm yolu kitlelerin büyümesini engelleyerek, zamanla küçülüp marjinalleşmesini beklemektir. Eğer kitleler sürekli büyüyorsa bu artık halk hareketi olma yoluna girer. Gezi’ de bu denendi, hem de bir çok sembol, ikon, söylem, kutsal kullanılarak. Şimdi gelelim Kobani bahanesiyle barbarlık yapanlara! Barbar diyorum, çünkü okulları, müzeleri, hatta hastaneleri yakanları, vatandaşların arabalarını, iş yerlerini talan edenleri başka bir şekilde izah edemiyorum. Geçmişteki devlet politikalarının verdiği acıları anlıyoruz, anladık. Ama devlet, hükümet geçmişi silmeye çalışırken yapılan bu barbarlıklar geçmişi bu kez ters manada akıllara getirtiyor. Tıpkı İsrail’ in yaptığı gibi! Nasıl ki Nazi zulmünden dolayı Dünya Yahudilere mağdur gözüyle bakıp onları anlamaya çalışırken, İsrail’ in yapmış olduğu zulümler Yahudilere gösterilen bu iyi anlayışın sona ermesine ve aksine geçmişi reva görecek derecesinde yorumlanmasına sebep olmuştur, Kürtler de benzer davranışları sergiliyorlar. Mağdurluk bir yere kadar anlayış sağlar! Sanki tüm bu barbarlıklar Türkleri Kürtlere karşı nefret uyandırmak için yapılmış! Bunun Kürde faydası olmadığı gibi aksine zararı var! Operasyonun iki yüzü var: Türk Kürt’ ten, Kürt de Türk’ ten nefret etsin, birbirlerinden kopsunlar! HDP artık açık bir karar vermelidir. Hem çözüm süreci deyip hem de AK Partiyi, hükümeti firavun yerine koyamazsınız. Evet, bölgedeki tek siyasal rakipleri AK Partidir. Bu nedenle de varlık sebeplerinin yok olması karşılığında gelecekteki yerleri için endişelenebilirler. Ama bu endişeyi Kürt halkının menfaatlerinin ötesine taşımaları hem onlar için hem de Türkiye için bir sorundur. Kobani’ de sivil yokken nasıl oluyor da hala soykırım endişesi duyuluyor? Türkiye koridor açsın, silahların geçişine izin versin? Kime? PKK’ lı teröristlere! Siz bu ülkeyle dalga mı geçiyorsunuz? Siz Türkiye’ yi dün kurulan bir devlet mi zannediyorsunuz? Hem PKK ne zaman bir yeri geçmek için koridora ihtiyaç duymuş ki? Mesele şu: O bölgede bir insan dahi kalmasa Kobani’ nin kaybını bölgede yaşayan Kürtler üzerinde farklı göstermektir. Yani ipe un serilip sorumluluğu Türkiye üzerine yıkmak istiyorlar. Bu algı ile bir Kürt toprağının kaybedilmesinin dramatik sonuçlarından Türkiye sorumlu tutulacaktır. Nasıl birileri Türkiye dışındaki Türkmenler için hükümeti sorumlu tutuyorlarsa, aynı oyun Türkiye dışındaki Kürtler için de söz konusu! Zaten Batı medyasında bu tür algı çalışmalarını uzun zamandır görüyoruz. Özellikle Alman medyasında net bir Türkiye karşıtlığını görebilirsiniz.Batı medyası her zaman olduğu gibi yaşanları farklı perspektiften görüp,değerlendiriyor. Bir tane resim ve ya yazı göremezsiniz ki, Kürt eylemciler okulları, Müzeleri yakıp yıktılar, yağma yaptılar! Onlar sadece Kobani üzerinden Kürtlerin eylem yaptığını, Türk polisinin de onlara karşı koyduğunu yazıyorlar. Yani tipik Yahudi taktiği! Masumiyet üzerinden Kürtlere sempati, Türklere kötü gözle bakılmasını sağlayan algı çalışmaları! Buradan Kürt kardeşlerime şunu söylemek istiyorum: Almanya, Fransa ....sizi siz olduğunuz için değil, Türkiye’ ye takoz olmanız konusunda menfaatlerine yaradığınız için seviyorlar. Yani, Türkün kötülüğüyle doğru orantıda sizi seviyorlar! Türk Kürk’ ün, Kürt de Türk’ ün alternatifi, tersi, düşmanı değildir! Aksine tarih boyunca yan yana olmuşlardır, birbirinin tamamlayıcısıdırlar! Yakın tarihimizdeki kötü hatıraların mimarları da yine o Osmanlı sonrası Türkiye’ yi planlayan Batı’ dır. Batı’ nın tarihi planlarında Kürt ve Türk bir arada olmamalı tezi yatmaktadır. Kitabın ilk sayfasından okumazsanız, son sayfalardaki yazanları derinlemesine anlayamazsınız. İki insan küser, er ya da geç onlarca yıl geçse de barışırlar. Biz 1000 yıl beraber yan yana yaşamışken aramıza Fransız ve Alman’ ın girmesiyle bu kadim beraberliği tarihin çöplüğüne atabilir miyiz? Atamayız! Çünkü kaderimiz bir! Batı’ nın son yıllardaki bu yoğun anti Türk algı çalışmalarının gelecekte daha nasıl oyunlar göreceğimiz konusunda tahmini bir şeyler söylüyor olmalıdır. Buna bugünden daha hazır bir şekilde hazırlanmalı ve cevap verebilmeliyiz! Batı, tarihte de olduğu gibi sebepsiz yere sevmez! Hayat ve imtihan’a dair [email protected] İnsan, şüphesiz ki yaratılmışların en şereflisi, en üstünüdür. Kısacası eşref-i mahlûkattır. Allah, insanı yarattı ve diğer yarattığı bütün canlı ve cansız ne varsa onun emrine amade kıldı. Güneş, ay, yıldız, bitkiler, h a y v a n l a r, denizler, balıkREÞÝT lar, akarsular CANÝK her şey insanoğlunun emrine ve istifadesine sunulmuştur. Peki, insan oğluna bu kadar imkanlar sunulacak ta bunun karşılığında bir şeyler istenmeyecek mi? Yani hesaba çekilmeyecek mi? Her şey bu dünyada başlayıp, bu dünya da mı bitecek. Ye, iç, gez, eğlen, evlen, para kazan, harca, zengin ol, fakir ol, mazlum ol, zalim ol, işçinin alın terinin karşılığını verme, tefeci ol, hırsız ol, yetimin hakkını ye ve sonunda bir hesap verilmesin. Bu, mümkün değil Şüphesiz ki insan, hiç yokken ana rahminde çeşitli evrelerden geçerek belirli bir süre kaldıktan (hayat sürdükten) sonra dünyaya gelmekte, dünyada da takdir edilen süre kadar yaşadıktan sonra ölüp kabre konulmakta, kıyametle birlikte kabir hayatı sona ermekte ve büyük hesap günü başlamaktadır. O hesap gününde ; “ Kim zerre miktar hayır yapmışsa onu görür, kim de zerre miktar şer işlemişse onu görür” (Zilzal/78). Yapılan her işte, her faaliyette mutlak surette bir gaye bir amaç vardır. Kişinin doktor olmasının bir amacı, hastanın hastaneye gitmesinin bir amacı, telefon kullanmanın bir amacı, ABD’ nin Irak’ ı işgal etmesinin bir amacı vardır. İnsanoğlunun da yaratılmasının ve dünyaya gönderilmesinin mutlak surette bir amacı vardır. Cep telefonu imal eden bir firma, bu telefonu insanların hizmetine sunarken nasıl kullanılması gerektiği ile ilgili de bir kullanım kılavuzu vermektedir. Bu kullanım kılavuzundaki temel amaç, hiç kuşkusuz ki cep telefonunun en iyi şekilde nasıl kullanılacağı, özellikleri, kapasitesi, tuşların görevleri vs. detaylı olarak bilgi vermektir. Anlamadığımız veya ilave bilgiye ihtiyaç duyduğumuzda ise anlayan birisine veya yetkili servisine sorarız. Yüce Yaradan insanoğlunu yaratacak, dünyaya gönderecek, ona hayat alanı sunacak, güneş, ay, yıldız, bitkiler, hayvanlar, yer üstü ve yer altı ne varsa ona hizmet edecek ve onun emrinde olacak. Onun hayatiyeti için tatlı su sunacak, bulutlar yağmur getirecek, sonra da başıboş mu bırakılacak? Tıpkı buz dolabını, cep telefonunu imal eden firmanın bu ürünlerin yanında kullanım kılavuzu verdiği gibi Yüce Yaratıcı da zamanla kitap ve bu kitapları insanlara bildiren peygamberler (En son olarak Peygamberimize Kur’ an-ı Kerim indirilmiş ve dolayısıyla önceki dinlerin hükmü de geçersiz kılınmıştır) göndermiştir. İsteyen bu peygamberlere inanmış istemeyen ise inanmamıştır. Ama sonuç itibariyle hiç kimse öbür tarafa gitmeye engel olamamıştır ve olamayacaktır. Mahkeme-i kübrada mutlak surette hesabı önüne getirilecektir. O gün artık durumu kötü olanlar için çok geç olacaktır. Dünya hayatı iyi ile kötünün, doğru ile yanlışın, samimi olan ile riyakarın, helal ile haramın, dürüst ile yalancının velhasıl hak ile batılın mücadelesidir. Hakkın karşısında mı olduk yanın damı olduk, adil mi olduk fasık mı olduk, mazlumun yanında mı olduk zalimin yanında mı? Kur’ an-ı Kerimde , “ Andolsun ki sizi biraz korku ve açlık; mallardan, canlardan ve ürünlerden biraz azaltma (fakirlik) ile deneriz. (Ey Peygamber!) Sabredenleri müjdele” denilmektedir (Bakara 155). Ayette belirtildiği üzere insan hayatında bir takım olaylarla imtihan edilmektedir. Zenginlik verilip fakirleri gözetip gözetmediği, zekatını verip vermediği, yetki verildiğinde maiyetindekilere adil davranıp davranmadığı, fakirleştirildiğinde, hastalandığında, başına bir olay geldiğinde nasıl bir tavır içerisinde olacak. İsyankâr mı olacak yoksa bunun kendisi için, günahlarına bir kefaret olarak imtihan olduğu bilinci ile sabır mı edecek? Sabrederse Cennetle müjdeleneceği ifade edilmektedir. Basit bir ifade ile insan, iradesi dışında yaratıldı ve dünyaya gönderildi. Allah onun rızkını verdi. Ona özgür bir irade verdi. Ona iyiyi ve kötüyü, doğruyu ve yanlışı, hayrı ve şerri, hakkı ve batılı bildirdi. Bildirilenlerden yapılması isteneni yapanlar, yapılması istenmeyeni de yapmayanlar cennete, aksini yapanlar da cehenneme gideceklerdir. Bu gün dünyada cereyan eden olaylara baktığımızda İslam dinini insanlara kötü göstermek için algı operasyonu yapıldığı, bir takım terörist grupların yaptığı eylemleri İslam’ a mal ederek İslamafobya oluşturulmaya çalışıldığı görülmektedir. Halbuki Allah “ Biz seni ancak âlemlere rahmet olarak gönderdik” demektedir. (Enbiya/107). Rahmet; merhamet, acımak, esirgemek, bağışlamak anlamına gelmektedir. Ebu Hüreyre (r.a) anlatıyor: "Resulullah (s.a.v) buyurdular ki: "Allah, rahmeti yüz parçaya böldü. Bundan doksan dokuz parçayı kendine ayırdı. 1’ ini de yeryüzüne indirdi. Bu tek cüzden nasibine düşen pay sebebiyledir ki mahlûkat birbirlerine karşı merhametli davranır. At, yavrusuna basmamak endişesiyle ayağını bu sayede kaldırır." Allah bizleri ağır bir imtihana tabi tutmasın ve rahmetiyle kuşatsın. 28 EKİM 2014 HER ZAMAN DOÐRUNUN YANINDA SPOR Tokatköyspor çoştu bir kere! İstanbul 1.Amatör Lig 13.grupta Tokatköyspor, Ortaçeşme stadında Sultantepespor'u konuk etti. Oldukça çekişmeli geçen mücadelede bolca gol vardı. Karşılaşmaya oldukça tutuk başlayan Tokatköyspor, bunun cezasını kalesinde 2 gol görerek ödedi ve soyunma odasına boynu bükük girdi. Devre arasında soyunma odasında her ne konuşulduysa o Tokatköyspor gitti yerine sanki başka takım geldi. Murat perdeyi açtı Dakikalar 55'i gösterdiğinde sahneye murat çıktı ve farkı bire indiren golü kaydetti. Bu golden hemen 4 dakika sonra bu sefer Samet topu ağlara gönderdi ve karşılaşmaya eşitlik geldi. Yakaladığı beraberlikten sonra galibiyet neden olmasın diye saldıran ev sahibi ekipte, 65.dakikada Yasin Tokatköyspor'u 1 farkla öne geçirdi. Maç artık bu skorla bitti denirken, bu kez sahneye oyuna sonradan dahil olan Furkan çıktı ve takımını 2 farkla öne geçirmeyi başardı. 4-2. Bu sonuçlardan sonra Tokatköyspor altın değerinde 3 puanı hanesine yazdırırken, Kartalgücü'nün üstünde yer alıp, bir diğer rakibi Taçspor'u da yakalamış oldu. Haber: Melih ÖZTÜRK İstanbul Süper Amatör Lig 6.grup mücadelesinde alt sıralardan kurtulmak isteyen İstanbulspor, Namık Sevik Stadı'nda, grup lideri Güngörenspor'u konuk etti. Haftaya namağlup giren konuk ekip ikinci yarıda oynadığı etikli futbolla karşılaşmadan 3-1 galip ayrıldı ve liderliğini devam ettirdi. verdi. Bu pozisyonda İstanbulspor teknik heyet ve futbolcularının penaltı itirazları sonucu değiştirmedi. 61.dakikada ani gelişen Güngörenspor atağında kaleciyi çalımlayan tecrübeli golcü Murat Dilek boş pozisyonda Erdi'ye vermek yerine kaleye vurdu, top üstten auta gitti. Jeneriklik gol Karşılaşmanın 67.dakikasında sol kanattan Mert'in ortasında golcü oyuncu Erdi'nin yarım volesi günün başarılı ismi Cemil'i çaresiz bıraktı 1-1. 76.dakikada gelişen Güngörenspor atağında sağ kanattan ceza sahasına giren Muhammed'in yerden ortası Sercan'ın eline çarpınca mücadelenin hakemi Deniz Hasanoğlu penaltı noktasını gösterdi. Topun başına geçen Murat Dilek topu ağlara göndererek konuk ekibi 2-1 öne geçirdi. Sultanbeyli Belediyespor Bursa’da farklı mağlup Bölgesel Amatör Lig 9. Grupta zirveyi zorlayan Mudanyaspor, geriye düştüğü maçta iki kanat oyuncusu Ali ve Ramazan ile grubun güçlü ekibi Sultanbeyli Belediyespor’u 4-1 yenerek averajla ikinci sıraya oturdu. Güngörenspor tam gaz Mücadelenin ilk tehlikeli atağı konuk ekipten geldi. 15.dakikada Özgür'ün uzun pasına hareketlenen Erdi'nin aşırtma vuruşu direkten geri geldi. 23.dakikada ev sahibi ekipten Serkan'ın sert şutunda genç kaleci Eyüp topu kornere çeldi. İlk yarının son dakikasında Hakan Denizci'nin kafa ille indirdiği topu önüne alan Samed Ali'nin sert şutu ağlarla buluştu 1-0. İlk yarı ev sahibi ekibin üstünlüğü ile tamamlandı. Karşılaşmanın 60.dakikası oyunun dönüm noktası oldu. Özgür ile kaleci Eyüp anlaşmazlığında topu önünde bulan Samed Ali kaleci Eyüp'ü geçmeye çalışırken yerde kaldı. Tartışmaya açık pozisyonda mücadelenin hakemi Deniz Hasanoğlu, Samed Ali'nin kendini yere bıraktığını düşündü ve devam kararı 81.dakikada ev sahibi ekibin kazandığı frikikte topun başına Hüseyin geçti. Hüseyin'in vuruşu az farkla auta çıktı. Mücadelenin 86.dakikasında İstanbulspor defansının arkasına hareketlenen Erdi kaleci Cemil'i geçerek topu ağlara gönderdi ve karşılaşmanın skorunu belirleyen gole imza attı 1-3. Mudanyaspor başarılı ve maçın yıldız oyuncusu Ali, Sultanbeyli’ nin defansına maç boyunca zor anlar yaşatırken, Ali bu başarısını attığı 3 gol ile taçlandırdı. Karşılaşmaya hızlı başlayan konuk ekip henüz 10.dakikada sağdan ortalanan topa kale önünde yükselen Cenk takımını 1-0 öne geçirdi. Yediği golün ardından ataklarını sıklaştıran Mudanyaspor, beklediği golü Ali’ nin ayağında 22.dakikada buldu. Bu dakikada Ramazan sağdan indi sol kanattan Ali’ yi gördü, Ali’ nin şutu durumu 1-1 yaptı. Golden sonra rakibini kendi sahasına hapseden Mudanyaspor, Ali’ nin 38.dakikada attığı golle 2–1 üstünlüğe ulaştı. Hız kesmeyen Kırmızı-Yeşilliler, 40.dakikada bir kez daha sahneye çıkan Ali takımının ve kendisinin 3’ üncü golünü attı. Devre Mudanyaspor’ un 3-1’ lik galibiyetiyle tamamlandı. İkinci yarıya da hızlı başlayan Mudanyaspor, 51.dakikada Ramazan’ ın ceza sahasında düşürülmesiyle kazanılan penaltıyı Mücadele boyunca bizlerden yardımını esirgemeyen saha komiserimiz Sayın Zafer Çatalkaya'ya teşekkür ederiz. HaberFotoğraf: Erdem SAĞOLAN Reşitpaşa 90’da güldü İstanbul Süper Amatör Lig 3.grup 8.hafta karşılaşmasında Reşitpaşa ile Küçükköy Sarıyer Belediyesi Çayırbaşı stadında karşı karşıya geldiler. Küçükköy taraftarlarının takımlarını bu zorlu deplasmanda yalnız bırakmadıkları karşılaşmayı Reşitapaşa 90.dakikada İlyas’ın attığı golle 1-0 kazandı. Karşılaşmanın başından sonuna kadar müthiş bir çekişmeye sahne olan mücadelenin 27.dakikasında Küçükköy’ den Serhat’ ın İlyas’ a müdahalesine karşılaşmanın hakemi direkt kırmızı kart çıkardı. Bu pozisyona hem saha içinden hem de tribünlerden itirazlar geldi. Küçükköy futbolcuları hakemin etrafını sararak kırmızı kartın yanlış olduğu yönünde itiraz etselerde karar değişmedi ve Küçükköy bu dakikadan sonra mücadeleye 10 kişi devam etmek zorunda kaldı. İlk yarı da her iki takımda yakaladıkları şansları değerlendiremedi ve karşılaşmanın ilk yarısı 0-0 sona erdi. 07 İkinci yarıya baskılı başlamak isteyen Reşitpaşa karşısında dirençli bir Küçükköy gördü. 10 kişi ile mücadele eden deplasman ekibi kontra ataklarla tehlikeli olmaya çalıştı. Reşitpaşa ise 1 kişi üstün olmanın avantajını iyi kullanamadı. Karşılaşmanın ikinci yarısının büyük bölümü orta saha mücadelesi şeklinde geçti. İki takımda beraberliğe razı bir oyun ortaya koyarken, karşılaşmanın 90.dakikasında ani gelişen ev sahibi ekip atağında defanstan Yunus topu uzaklaştırdı. Top İlyas’ ın önünde kaldı. İlyas kaleci ile karşı karşıya kaldı ve soğukkanlı bir vuruşla topu filelere göndererek Reşitpaşa’ yı 1-0 öne geçirdi. Bu golden sonra Küçükköy cephesinden Hakeme tepkiler yükseldi. Hakemin karşılaşma boyunca tüm takdir haklarını Reşitpaşa lehine kullandıklarını iddia eden Küçüköy cephesinden hakemlere tepkiler dinmek bilmedi. Küçükköy cephesi rakipleri Reşitapaşa'yı tebrik ederken, herhangi bir olay olmadan stadtan ayrıldılar. Haber-Fotoğraf: Turgay TOKEL İsmail önce kaleciye nişanladı, dönen topu İsmail kafayla tamamlayarak takımının 4’ üncü golünü attı. Bu golden sonra rahatlayan Poyraz rakibine çok az pozisyon vererek maçı 4-1 kazanmasını bildi ve puanını 11’ e çıkararak averajla ikinci sıraya yerleşti. SAHA: Mudanya HAKEMLER: Onur Güneş (5), Ali Aydoğdu (7). Celal Ertaş (7). MUDANYASPOR: Tugay (7), Mehmet (6), İbrahim (7), Özgür (7), Bülent (7), Arif (7), Ramazan 8 (Sinan 6), Mesut (8), Bartu 6 (Abdullah 6), İsmail (8), Ali 8 (Özgür 6). SULTANBEYLİ BELEDİYESPOR: Ayhan Dk.15 sakatlandı (B. İbrahim 4), Emrah (5), Cihan (5), Halim (5), Erol (5), Gökhan (5), Caner (5), Hakan 4 (Mehmet 4), Okan 4 (Ömer 4), Cenk (5), K. İsmail (5) GOLLER: Dk.22-38-40 Ali, Dk.51 İsmail (Penaltı) (Mudanyaspor), Dk.10 Cenk (Sultanbeyli Belediyespor)
Benzer belgeler
SINGLE_Layout 1 - gerçek medya gazetesi
İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından yapımı devam
eden Üsküdar- Ümraniye-Dudullu-Çekmeköy ve
Sancaktepe Metrosu için çalışmalar aralıksız sürüyor.
Tek yönde saatte 45 bin yolcu taşıyacak olan ...
SINGLE_Layout 1 - gerçek medya gazetesi
Gazetemiz;
Anadolu Yakasý
Gazeteciler Derneði
Üyesidir