Sayfa 21 - Ayrıntı Dergisi
Transkript
ÖZET Genetik Olarak Değiştirilmiş Organizma (GDO) veya transgenik kavramı, biyoteknolojik metotlarla bir türden başka bir türe gen aktarılarak elde edilen “yeni ürünleri” tanımlamak için kullanılmaktadır. Bir diğer ifadeyle GDO, bir organizmanın DNA kodunun insan eliyle değiştirilmesidir. 1990’lı yıllarda popülaritesini artıran bu yeni ürünlerin özellikle tarım, sağlık ve endüstri alanında fazla miktarda ve yüksek kalitede ürün elde edilmesi, hastalıkların tedavisi, zararlılara karşı dayanıklılık, açlıkla mücadele, çevreye katkı gibi konularda avantajlar getireceği iddia edilmiştir. Buna karşılık birçok üretici ve sivil toplum örgütü GDO’ları sağlığı, ekonomiyi, sosyal hayatı, çevreyi ve ekolojik dengeyi tehdit eden ajanlar olarak görmekte ve kullanımına karşı çıkmaktadır. Transgenik ürünlerin önemli bir oranını soya fasulyesi teşkil etmekte olup, onu mısır, pamuk, kolza, balkabağı, papaya, yonca, şeker pancarı gibi ürünler takip etmektedir. ISAAA verilerine göre 1996 yılında 1.7 milyon hektar olan transgenik bitki ekim alanı, 2011 yılında 160 milyon hektara ulaşmıştır. Transgenik ürünlerin doğal ürünlere oranla çok daha pahalı olması, belli başlı şirketlerin bu pazarda büyük pay sahibi olması, her geçen gün bu ürünlerin ticaretinden elde edilen gelirin katlanarak artması, bu teknolojiye sahip olmayan ülkeler açısından tarımsal üretimde dışa bağımlılığı getirme ve tarımsal üretimin kontrolünün belli başlı merkezlerin eline geçme riski transgenik ürünleri “stratejik önemi olan araçlar” haline getirmektedir. Anahtar Kelimeler: GDO, Svalbard, terminatör, transgenik, tohum Doç.Dr. Mehmet YARDIMCI Afyon Kocatepe Üniversitesi Veteriner Fakültesi Zootekni Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Stratejik Bir Araç Olarak ABSTRACT Genetically Modified Organisms (GMO) or transgenic terms are used to define the new products obtained by gen transfers from one species to another by biotechnological methods. In other words GMO refers the change in the DNA of an organism via human hand. Popularity of these new products increased in 1990s and it was claimed that they would enable to get more and quality products in agriculture, health and industry sectors as well as provide advantages in terms of disease treatment, resistance to pests, fight against famine and protection for environment. On the other hand many farmer and nongovernmental organisations are against the usage of GMOs indicating that they are harmful agents for health, economy, social life, environment and ecological balance. Soybeans constitutes a great deal of the transgenic products followed by corn, cotton, colza, pumpkin, papaw, clover, sugar beet. According to the ISAA data, 1.7 million hectar cultivation area of GMOs in 1996 increased to 160 million hectar in 2011. Transgenic products becomes strategically important tools due to several reasons such as transgenic products are more expensive than natural products, certain companies have larger market share, the income from these products increases exponentially, the countries those not have the required technology might become dependent to marketing coompanies and there is a risk in leaving the control of the agricultural production to certain centers. Key words: GMO, seed, Svalbard, terminator, trasgenic, Göller Bölgesi Aylık Hakemli Ekonomi ve Kültür Dergisi Ayrıntı/ 21 Giriş Gıda, su ve enerji kaynakları günümüzün stratejik araçları arasında en üst sıraya yerleşmiş durumdadır. Kimi yaklaşımlara göre bu unsurlar geleceğin savaşlarının asıl nedenini oluşturacaktır. Bir ülkenin doğal kaynaklarına yönelik planlı bir müdahalenin, füzeyle yapılacak saldırıdan daha etkili hale geldiği söylenebilir. Örnek olarak modern teknoloji kullanılarak tarım alanlarını hedefleyen bir mikrobiyel-viral bulaşma veya tohumlarda oluşturulacak kısırlık, o ülkenin tarımının geleceğini doğrudan etkileyebilme gücündedir. Herhangi bir tarımsal ürünün ana mahsül olduğu bölgelerde bu etkinin katlanarak artması da muhtemeldir. Benzer şekilde hayvanlar üzerinde sağlığı tehdit eden bir manüplasyon hayvancılık sektörünün alt üst olmasına neden olabilir. Son yıllarda biyoteknolojinin gelişmesine paralel olarak tarim ve hayvancılık faaliyetlerinin ekonomik önemi, ulusal ve uluslararası düzeyde kayda değer şekilde artış göstermiştir. Biyoteknolojik ürünlerin büyük sermayelerle yoğun olarak üretilmesi, pazar arayışlarını da beraberinde getirmiştir. Gelişmiş ülkeler için tarım ve hayvancılık ürünleri önemli ihracat kalemleri arasına girmiş ve büyük parasal hareketlerin olduğu bu alanlarda profesyonel aktörler rol almaya başlamıştır. Göller Bölgesi Aylık Hakemli Ekonomi ve Kültür Dergisi Ayrıntı/ 22 Genetik Olarak Değiştirilmiş Organizma (GDO) veya transgenik kavramı, biyoteknolojik metotlarla bir türden başka bir türe gen aktarılarak elde edilen “yeni ürünleri” tanımlamak için kullanılmaktadır. Söz konusu teknolojiye sahip olan ülkelerin ürettiği bu yeni ürünler bir taraftan verimliliği artırdığı, kârlı ve besin değerinin yüksek olduğu gibi iddialarla piyasaya sürülürken, diğer taraftan bu teknolojiye sahip olmayan pazar konumundaki ülkelerin kıt kaynaklarının yok olması ve bağımlı duruma gelmeleri gibi riskleri de içermektedir. Gen teknolojisi alanındaki gelişmeler, tarım ve hayvancılık ürünlerinin sadece ekonomik değeri olan unsurlar olarak kullanılmayacağı, aynı zamanda stratejik bir araç olarak da değerlendirileceğine işaret etmektedir. Bu çalışmada GDO’lu ürünlerin hayatımızdaki yeri ve önemi ile bu ürünlerin stratejik bir araç olarak kullanımının değerlendirilmesi amaçlanmıştır. GDO’lu Ürünlerin Kullanımını Destekleyen Görüşler GDO’lu ürünlerin kullanımını destekleyen görüşler, ekilebilir alanların marjinal sınırına gelinmesi, verim artışı, temel gıda ihtiyaçlarının karşılanamaması, açlık sorununa çare bulunması, besinlerin besleyici değerinin arttırılması, bazı besinlerin alerjik özelliklerinin ortadan kaldırılacağı, besinlere eklenecek öğelerle hastalıklara karşı kolayca bağışıklık sağlanacağı ve üretim maliyetlerinin düşürülerek toplumda birçok kesimin besine kolayca ulaşabilmesinin sağlanacağı yönünde beklentileri kapsamaktadır. Sağlık sektöründe, şeker hastalarının kullandığı insülinin tamamı, test kitlerinin, kanser ilaçlarının, aşıların ve antibiyotiklerin önemli bir bölümünün GDO’lu organizmalardan üretilmesi, kök hücre araştırmalarındaki kısıtlamaların azalması, gen tedavisi yöntemlerindeki hızlı gelişmeler bu yöndeki olumlu sonuçlara örnek gösterilmektedir (1, 3). GDO’lu Ürünlerin Kullanımına Karşı Çıkan Görüşler GDO’lu ürünlerin kullanımına karşı çıkan görüşler temel olarak sağlık, çevre ve sosyoekonomik konular üzerinde yoğunlaşmaktadır. Bunlar arasında sağlık bakımından alerjik ve toksik etki, kanser, insanların bağışlılık ve merkezi sinir sisteminde oluşacak tahribatlar, antibiyotiğe dayanıklı mikroorganizmaların oluşumu, gıda güvenliği ve kalitesine olumsuz etkiler; çevre bakımından zaman içinde dünyadaki biyolojik/genetik çeşitliliğin azaltacağı, GDO’lu bitki tarafından üretilen toksinlere böceklerin direnç kazanması, topraktaki mikroorganizmalarda değişim, toprak ve su kirliliği; sosyo ekonomik bakımdan ise bu tür ürünlerin tohumunun üretkenliğini kaybetmesinden dolayı tohumluğun her yıl yenilenmesi gerektiğinden tohum yönünden dışa bağımlılık, bu tür ürünlerin ithalatı nedeniyle tüketici ve küçük çiftçilerin zarar görmesi, ilaç bakımından dışa bağımlılık, yerel ürün çeşitliliğinde azalma ve tek tipleşme, organik tarım ürünlerine zarar verilmesi, tüketici haklarının ksıstlanması başlıklarında yoğunlaşmaktadır. Buna ilaveten çeşitli Buna ilaveten çeşitli grupların kaygıları ile dini, kültürel ve etik sorunların olduğu/olacağı da dile getirilmektedir. Bu görüşleri savunan çevreler, Avrupa Birliği Ülkeleri gibi birçok ülkede transgenik ürünlerin kullanımına sıcak bakılmadığını, başlangıçta iddia edildiği gibi genetiği değiştirilmiş ürünlerde pestisid kullanımında ilk üç yılda (1996-1998) %1.2, %2.3 ve %2.3’lük azalma olduğunu ancak ilk üç yıldan sonra artış başladığını ve pestisid tüketiminde 2007’de %20, 2008’de ise %27’lik artış olduğunu; herbisid toleranslı ürünlerde herbisid kullanımının 2008 yılında bir önceki yıla göre %31.4 arttığını vurgulamaktadırlar. Ayrıca doğal olmayan gıdalarda şimdiden öngörülemeyen tehditlerin ortaya çıkma riskinin bulunduğu, türler arasında var olan hastalık bariyerlerinin kırılabileceği, ekolojik dengenin zarar göreceği de dile getirilmektedir (1, 4, 9, 10). Kimi yayınlarda konunun olumlu ve olumsuz boyutları birlikte ele alınmakta ve kesin bir yargıya varılabilmesi için henüz erken olduğu kanaati de dile getirilmektedir (11, 12). GDO’ların Stratejik Önemi Tarımsal Biyoteknoloji Uygulamaları için Uluslararası Hizmetler Enstitüsü (ISAAA)’nün bildirişlerine göre 1996-2008 yılları arasında GDO sektörü Dünya ekonomisine yaklaşık 50 milyar dolarlık kümülatif bir katkı sağlamıştır. GDO’lu ürünlerin ekim alanının %50’si sadece ABD’de bulunmaktadır. Tarım ve çevre uzmanları 25 yıl önce Dünyada 7.000 tohum üreticisi bulunduğunu ve bunların her birinin piyasadaki payının %1’den fazla olmadığını bildirmektedirler. Bugün ise çok uluslu 10 büyük biyokimya şirketinin GDO’suz tohumluk piyasasının %50’den fazlasını kontrol ettiği ifade edilmektedir. Küresel ölçekte GDO’lu tohum sektöründe Monsanto, Du Pont/Pioneer, Sygenta ve Dow/Mycogen olmak üzere başlıca dört firmanın adı geçmekte ve bu pazarın %90’ının tek başına Monsanto’nun elinde bulunduğu vurgulanmaktadır. Ayrıca GDO’lu tohum satan firmaların pazarlamalarında sattıkları ürün ile ilgili ilaç, gübreleme ve sulama tekniklerini de paket halinde sundukları dile getirilmektedir. Fiyat açısından ise transgenik tohumların bitki türüne, genin özelliğine, gen sayısına bağlı olarak, transgenik olmayanlara göre %25 ile %100 arasında daha pahalı olmasına dikkat çekilmektedir (8). Diğer taraftan GDO’ların biyolojik çeşitliliğe ve çevreye olabilecek etkilerinin tarım yapan ülkeleri ekonomik boyutta etkileyebilecek düzeyde olduğundan söz edilmektedir. Terminatör teknolojisi adı verilen bir teknik ile üretilen GDO’lu tohumların ertesi yıl tohum vermemek üzere tasarlanabildiği; tohumdan ekildiği yıl mahsul alıdığı ancak ertesi yıl tohum- mektedir. Bu da bitkinin genomunda bulunan bitkiye özel gen ile değiştirilmiş olan gen arasında korelasyon kurarak belirlenmektedir. AB'de onaylı ürünlerde %0.9 eşik değer uygulanmaktadır. Japonya'da etiketleme için GDO eşik değeri %5, Kore’de %3, Rusya’da %0.9’dur. Onaylanmış GDO ürünleriyle üretilen gıda maddelerinin sağlığı tehdit etmediği kabul ediliyor. Eşik değerin üzerinde GDO bulunduran ürünlerde GDO olarak etiketleme zorunluluğu vardır. ABD'de ise herhangi bir etiketleme kuralı yoktur. Bu ürünleri etiketlemek zorunluluğu yoktur. (6). luk olarak kullanılan ekinin içinde çekirdek oluşmadığı veya kısırlaştırılabildiği dile getirilmektedir (6). Az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde GDO tohumlarının kullanımının teşvik edilmesine karşılık, Norveç'in kuzeyindeki Spitsbergen adasında "Svalbard Küresel Tohum Deposu" adı verilen bir ambarda Dünyanın dört bir yanından yaklaşık 3 milyon farklı tohumun özel ambalajlarda saklandığı ifade edilmektedir. Donmuş bir dağın 130 metre altına inşa edilen bu ambarın, Kuzey Kutbu'na 1100 kilometre uzaklıkta olan bir buzdağı ambarı olduğu ve bazı dayanıklı tohumların 1000 yıl kadar bozulmadan kalabileceği hesaplarının yapıldığı da dile getirilmektedir. Her türlü nükleer saldırıya, patlamaya ve depreme dayanıklı olduğu iddia edilen bu tohum deposuna "kıyamet tohum deposu" da denildiği ve ambarın amacının gelecekte Dünyanın başına gelebilecek nükleer savaş, meteor düşmesi veya iklim değişimi gibi bir felaket durumunda, tohum çeşitliliğinin korunmasını sağlamak olduğu iddia edilmektedir (5). GDO'lu Ürünlerle İlgili Eşik Değer Uygulamaları AB, GDO konusunda diğer ülkelere kıyasla daha katı kurallar uygulamaktadır. Onay almamış GDO’lar için sıfır tolerans kuralı uygulanmakta olup, bir çeşitte GDO oranını tespit etmek için miktar tayini yapılması gerek- Avrupa topluluğu mevzuatı GDO kullanılarak elde edilen ürünlerin piyasada yer almadan önce onaylanmış olmasını gerektirmektedir. Onaylanmış GDO ürünleriyle üretilen gıda maddelerinin sağlığı tehdit etmediği kabul edilmektedir. Herhangi bir GDO’dan meydana gelen bir gıdanın genetik değişiklik miktarının %0.9’dan fazla olduğu durumlarda ise etiketleme talep edilmektedir. GDO kullanılarak elde edilen ürünler ve bunlardan üretilen gıdaların marketlerde yer alması, yasalara uygunluğu sağlamak için analitik yöntemlere talep doğurmuştur. Bu durum GDO etiketlemesinin zorunlu olduğu ülkelerde ve aynı zamanda bu ürünlerin ihracatının sınırlamaları olan ülkelere ithalatının yapılması söz konusu olduğu durumlarda da geçerlidir. Bu nedenle GDO kullanılarak elde edilen tarım ürünlerinde ve bu ürünler kullanılarak üretilen gıdalarda GDO’nun varlığının ve miktarının izlenmesine ve doğrulanmasına gerek duyulmaktadır. GDO kullanılarak elde edilen ürünlerin analizlerinde transkriptomik, proteomik ve metabolomik teknolojileri de önemli bir yer tutmaktadır (7). Türkiye’de GDO mevzuatı Kısa tarihçesiyle Türkiye’de GDO mevzuatı, 1998 tarihinli “Transgenik Kültür Bitkilerinin Alan Denemeleri Hakkında Talimatı”, 17 Haziran 2003 tarihinde TBMM tarafından onaylanan “Cartagena Biyogüvenlik Protokolü” ve GDO’ların ithalat ve kullanımını düzenlemek üzere Ekim 2009’da çıkarılan “Gıda ve Yem Amaçlı Genetik Yapısı Değiştirilmiş Organizmalar ve Ürünlerinin İthalatı, İşlenmesi, İhracatı, Kontrol ve Denetimine Dair Yönetmelik” başlıklı yönetmeliğe dayanmaktadır. Bu yönetmeliğin daha sonra iptal edilmesiyle konu nihai halini 26 Eylül 2010’da yürürlüğe giren “Biyogüvenlik Kanunu” ile almıştır. Göller Bölgesi Aylık Hakemli Ekonomi ve Kültür Dergisi Ayrıntı/ 23 Yürürlükteki kanun şu düzenlemeleri getirmektedir: 1. Türkiye’de GD ürünlerin yetiştirilmesi yasaklanmaktadır; 2. GDO’ların Türkiye’de kullanılması için onay alınması şart koşulmakta ve potansiyel olarak GDO içeren ürünler hakkında katı bir analiz uygulaması öngörülmektedir; 3. Yem amaçlı olarak soyada 3 ve mısırda 13 değiştirilmiş gene onay verilmiştir. Türkiye’de gıda amaçlı olarak onay verilmiş hiçbir GDO yoktur; 4. Onaylanmamış GDO’ların tesadüfi mevcudiyeti için Türkiye’deki tolerans eşiği sıfırdır. Türkiye’de herhangi bir şekilde onay almamış bütün GD çeşitler ile onaylı olsalar dahi bunları içeren veya bunların türevi olan ürünler yem dışı amaçlara kullanılan GDO’lar fiilen bu uygulamaya tabidir; 5. GDO içeren ürünlerin etiketlenmesi zorunlu hale getirilmiştir. Zorunlu GDO etiketlemesini gerektiren eşik değer %0.9’dur.; 6. GDO hammaddelerin, bebek mamaları ve bebek formülleri, devam mamaları ve küçük çocuk formülleri ile bebek ve küçük çocuk besin takviyelerinde kullanılması yasaklanmıştır (2). Bu gelişmelere ilaveten Nisan 2013’te toplanan Biyogüvenlik Kurulu, genetiği değiştirilmiş 26 GDO’lu ürünün Türkiye’ye giriş yapmasına yönelik izin taleplerini oybirliği ile reddetti. Sonuç GDO’lu ürünlerin sağlığa, çevreye, Göller Bölgesi Aylık Hakemli Ekonomi ve Kültür Dergisi Ayrıntı/ 24 ekonomiye yönelik yararları veya zararları hakkında derin görüş ayrılıkları bulunmakta, konu medyatik bir yapı da kazanarak toplumun zihninde daha karmaşık hale gelmektedir. Oluşan bilgi kirliliği, yetersiz bilimsel çalışmalar, fanatik destekçi ve karşıt görüşler, konunun sağlıklı değerlendirilmesi için henüz erken olduğunu göstermektedir. Diğer taraftan genetik çeşitliliğin, kültür bitki ve tohumların, ülke ve bölgelere özgü doğal ürünlerin tehdit altında olduğu ve bu ürünlerin belli başlı büyük şirketlerin tekelinde olduğu iddiaları, GDO’lu ürünlerin stratejik ve biyoekonomik bir araç olarak kullanılabileceğini akla getirmektedir. Kaynaklar 1. Akgönül B, Erem C, Çınar D, Halimoğlu G. 2000 Genetiği Değiştirilmiş Organizmalar. http://okul.selyam.net/docs/index-2591.html 2. Brookes G. 2012 Türkiye’deki Biyogüvenlik Kanunu ve uygulama yönetmeliklerinin ülkedeki ithalatçı ve kullanıcı sektörler üzerindeki ekonomik etkileri, Bilgilendirme Raporu, PG Economics Ltd, Birleşik Krallık, Mayıs 2012. 3. Çetiner S. 2009 Enine Boyuna GDO Gerçeği, Ankara Sanayi Odası Yayın Organı, Kasım-Aralık 2009. 4. Dona A. ve Arvanitoyannis IS. 2009 Health Risks of Genetically Modified Foods. Critical Reviews in Food Science and Nutrition, 49:164–175. 5. Engdahl, F. W. (2008) The Seed Barons. How Big Ag, Big Oil & Big Government Are Hijacking the World’s Food Supply (Interview). Acres, 38, 6 6. Gürakan C. 2010 Genetiği Değiştirilmiş Organizmalar Analiz Yöntemleri. Ankara Tabip Odası, Farklı Boyutlarıyla Genetiği Değiştirilmiş Organizmalar Kitabı, 23-25, Mart 2010, Ankara 7. Kıran F, Osmanağaoğlu Ö. 2011 Gıdalarda Genetik Yapısı Değiştirilmiş Organizmaların (GDO) Belirlenmesi, Gıda, 36 (5): 295-302. 8. Olhan E. 2010 Modern Biyoteknolojinin Tarımda Kullanımının Politik ve Ekonomik Yönden Değerlendirilmesi. Ankara Tabip Odası Farklı Boyutlarıyla Genetiği Değiştirilmiş Organizmalar Kitabı, 9-14, Mart 2010, Ankara. 9. Özkan AY. 2007 Tohumculuk Yasası ve Genetiği Değiştirilmiş Organizmalar, İstanbul Barosu Dergisi, 81 (6): 2593-2600. 10. Saltık A. 2010 Genetiği Değiştirilmiş Gıdalar ve Halk Sağlığı. Ankara Tabip Odası Farklı Boyutlarıyla Genetiği Değiştirilmiş Organizmalar Kitabı, 33-40, Mart 2010, Ankara 11. Uzogara S.G. 2000 The impact of genetic modification of human foods in the 21st century: A review. Biotechnology Advances, 18 : 179–206. 12. Verma C., Nanda S., Singh R.K., Singh R. B. ve Mishra S. 2011 A Review on Impacts of Genetically Modified Food on Human Health. The Open Nutraceuticals Journal, 4, 3-11.
Benzer belgeler
(GDO) Analizi - FoodLife International
GDO, bir organizmanın DNA kodunun insan eliyle
değiştirilmesidir. 1990’lı yıllarda popülaritesini artıran bu
yeni ürünlerin özellikle tarım, sağlık ve endüstri alanında
fazla miktarda ve yüksek kal...
Genetiği Değiştirilmiş Gıdalar ve Halk Sağlığı
tohum satan firmaların pazarlamalarında
sattıkları ürün ile ilgili ilaç, gübreleme ve sulama
tekniklerini de paket halinde sundukları dile
getirilmektedir. Fiyat açısından ise transgenik
tohumların...
Erciyes Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Dergisi
GDO, bir organizmanın DNA kodunun insan eliyle
değiştirilmesidir. 1990’lı yıllarda popülaritesini artıran bu
yeni ürünlerin özellikle tarım, sağlık ve endüstri alanında
fazla miktarda ve yüksek kal...
(Gdo`ların) Etkilerinin Küreselleşme
kar amaçlı yönde ve tekelci şekilde yönlendirebilmeleri; güney-kuzey,
yoksul-zengin karşıtlığını derinleştirici yönde sosyal, ekonomik ve etik
sorunların ortaya çıkması riskini getirmektedir.
GDO p...
E-Kitabi indir - Halk Sagligi Okulu ve E
GDO, bir organizmanın DNA kodunun insan eliyle
değiştirilmesidir. 1990’lı yıllarda popülaritesini artıran bu
yeni ürünlerin özellikle tarım, sağlık ve endüstri alanında
fazla miktarda ve yüksek kal...