Köy-Koop Haber Gazetesi 54. Sayı
Transkript
Köy-Koop Haber Gazetesi 54. Sayı
Türkiye’nin Tarım Gazetesi MAYIS 2016 Yıl:5 Sayı:54 TÜRKİYE KÖY KALKINMA VE DİĞER TARIMSAL AMAÇLI KOOPERATİF BİRLİKLERİ MERKEZ BİRLİĞİ GAZETESİ İklim Değişikliği Anlaşması İmzalandı »» Paris İklim Anlaşması, New York’ta Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Ban Ki-moon’un öncülüğünde düzenlenen seremoniyle, 175’ten fazla ülke, bu tarihi anlaşmaya ‘22 Nisan Dünya Günü’nde imza attı. Geçtiğimiz yılın Aralık ayında Paris’te düzenlenen Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı, dünya liderlerini bir araya getirmişti. Dünyanın geleceği için son derece önemli bir dönüm noktası olabilecek bu konferansta bir araya gelen liderler, son yıllarda gayet açık bir tehlike haline gelen iklim değişikliğinin önüne geçmek için önemli kararlar almışlardı. Paris Anlaşması, şu ana kadar iklim konusunda imzalanmış en kapsayıcı anlaşma olması yanında, bir gün içerisinde en fazla imza toplayan uluslararası sözleşme oldu. Sera gazı salımlarının kısıtlanması ile küresel ortalama sıcaklık artış limitinin yüzyılın sonuna kadar 1,5 ila 2 derece arasında sınırlandırılması hedefleyen Paris Anlaşması'nın imzalandığı ülkelerde yürürlüğe girmesi için, o ülkelerin parlamentoları tarafından da onaylanması gerekiyor. Küresel ısınmanın özellikle tehdit ettiği ve su altında kalma tehlikesiyle karşı Bölgesel Ortak Akıl Toplantılarının Sonuncusu Erzurum’da Düzenlendi karşıya olan yaklaşık 15 ada ülkesi anlaşmayı onaylayarak yürürlüğe soktu. BM Genel Sekreteri Ban Ki-moon "Bu imzaladığımız gelecek için yeni bir akit" dedi ve anlaşmanın tüm gelecek kuşakların hayatlarını derinden etkileyeceğini söyledi. Anlaşmayı, Kyoto Protokolü'nde imzası bulunmayan ABD de imzaladı. “22 Nisan Dünya Günü’nde imzala- İZBB’den Çiftçilere Tarım Makinesi Desteği »» Tarıma yaptığı büyük yatırımlarla dikkat çeken İzmir Büyükşehir Belediyesi, şimdi de 18 ilçenin Ziraat Odası ile 175 araçlık protokol imzalayarak çiftçilere tarım makinesi desteğine başladı. Yerelde kalkınma hedefiyle Türkiye’ye örnek uygulamaları hayata geçiren İzmir Büyükşehir Belediyesi, üretici desteklerine bir yenisini daha ekledi. Aliağa, Bayındır, Bergama, Beydağ, Dikili, Foça, Karaburun, Kemalpaşa, Kınık, Kiraz, Menderes, Menemen, Ödemiş, Seferihisar, Selçuk, Tire, Torbalı ve Urla ziraat odaları ile ortak tarım makineleri parkı oluşturulması için hazırlanan protokol törenle imzalandı. Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu, tarımın kalkınması için pozitif ayrımcılık yaptıklarını vurguladı. » Syf 13’te “Kastamonu ve Burdur İllerinde Gençlerin Tarımsal Üretim Faaliyetine Katılma Eğilimleri” Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarım Ekonomisi Bölümü öğrencilerinden Begüm Semerciler, Burak Kaplan, Nazlıgül Ceylan’ın Emir Emre ve Okan Gümüş’ten destek alarak, Köy-Koop Burdur ve Köy-Koop Kastamonu Birliklerinde; “Gençlerin Tarımsal Üretim Faaliyetine Katılma Eğilimleri” konu başlığında yapılan araştırmayı bu ay sizlerle paylaşıyoruz. » Syf 12’de nan bu anlaşma Dünya’nın geleceği için umut verici bir adım, ancak bu anlaşma ile belirlenen hedeflere ulaşılması için ülkelerin verdikleri sözleri yerine getirmeleri ve enerji politikalarında önemli değişiklikler yapmaları gerekiyor. . Anlaşmada imzası bulunmayan ülkelerin de belirlenen son tarih olan Nisan 2017’ye kadar imza atmaları bekleniyor. Koyun ve Keçilerde Elektronik Küpe Uygulaması ‘Doğu Anadolu Bölgesi Bakanlık Koordinasyon ve Sektörel Ortak Akıl Toplantısı’na katılan Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik, sektördeki destekleri açıkladı. Bakan Çelik, 17 milyar dolar olan tarım ihracatını 40 milyar dolara çıkaracaklarını söyledi. » Syf 5’te Yerli Tohumlar Takas Yapılarak El Değiştirdi »» Türkiye’de ilk defa Erzurum’da başlatılan “Koyun ve Keçilerin Elektronik Kimliklendirilmesi” ile pek çok kolaylığı da beraberinde getirecek. Doğu Anadolu Tarımsal Araştırma Enstitüsü Müdürlüğünce yapılan Türkiye’nin ilk “Soğuğa Dayanıklılık Test Merkezi” ve Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığınca (GTHB) projelendirilen “Koyun ve Keçilerin Elektronik Olarak Kimliklendirilmesi ve Kaydı İçin Teknik Yardım Projesi” Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakan Yardımcısı Mehmet Daniş’in katılımıyla yapıldı. Projenin, hayvan hareketlerinin izlenmesi, hastalıkların »» Bölgesel ortak akıl toplantılarının sonuncusu, Doğu Anadolu Bölgesi’nden 14 ilin katılımıyla düzenlendi. önlenmesi, azaltılması ile hareket yoğunluğuna ilişkin güvenilir veri elde edilmesi açısından önem arz ettiği vurgulandı. » Syf 9’da »» Bursa’nın Nilüfer Belediyesi tarafından her sene geleneksel olarak yapılan tohum takas şenliğin 100 yıllık yerli tohumlar takas yapılarak el değiştirdi. Nilüfer Belediyesi’nin, bu yıl ikinci kez düzenlediği “Nilüfer Yerel Tohum Takas Etkinliği”ne katılan üreticiler, ellerindeki tohumları takas ederek, yerel tohumların yayılmasına önemli bir destek verdi. Sağlıklı nesillerin yetişmesi açısından büyük önem taşıyan, ekolojik tarımın yapılması ve yerel tohumun korunması, amacıyla çok sayıda projeyi hayata geçiren Nilüfer Belediyesi bu hedefle örnek bir etkinliğe daha ev sahipliği yaptı. » Syf 6’da Hadi İLBAŞ Prof.Dr. Tayfun ÖZKAYA Erol AKAR Dünden Bugüne Kooperatifçilik -50- Sütteki Krize Yol Açan Kapitalist Virüs Biraz Vicdan » Syf 2’de » Syf 5’te » Syf 9’da Prof.Dr. Mustafa KAYMAKÇI Mehmet SEVER Batuhan SARICAN Zeytinyağı Yiyemem Aman! Kooperatiflerde Genel Kurul Süreci » Syf 4’te » Syf 7’de Brezilya’da Zenginliğin ve Toprağın Dağıtımı: MST » Syf 18’de Ünal ÖRNEK Dr. Erhan EKMEN Dr. Nezaket CÖMERT Tıbbi ve Aromatik Bitkilerin Önemi Para=Proje Kırsalda Değişim Öncüleri » Syf 17’de » Syf 16’da » Syf 15’te KOOPERATİFÇİLİK 01/05/2016 GVK Geçici 61. Madde Uyarınca Hesaplanan Yatırım İndirimi Stopajının 26/05/2016 Ödemesi 01/03/2016 2016 Yılı Emlak Vergisi 1. Taksit Ödemesinin Başlangıcı (1 Mart – 31 31/05/2016 Mayıs Tarihleri Arasında) 01/05/2016 Veraset ve İntikal Vergisi 1.Taksit Ödemesi 31/05/2016 2015 Yılına Ait Gelir Vergisi Mükelleflerinin Vergi Levhasının İnternet 01/05/2016 Üzerinden Alınmaya Başlanması (1 Nisan-31 Mayıs 2016 tarihleri 31/05/2016 arasında) 01/03/2016 2016 Yılı Çevre Temizlik Vergisinin 1. Taksit Ödemesinin Başlangıcı ( 1 31/05/2016 Mart – 31 Mayıs Tarihleri Arasında) 01/05/2016 Nisan 2016 Dönemine Ait Mal ve Hizmet Alımlarına ve Satışlarına İlişkin 31/05/2016 Bildirim Formu (Form Ba, Form Bs) 01/05/2016 Denetim Kuruluşları Yetkilendirme Belgesi Yıllık Harç Ödemesi 31/05/2016 KÖY-KOOP MERKEZ BİRLİĞİ 1971 yılından bu yana faaliyet gösteren Türkiye Köy Kalkınma ve Diğer Tarımsal Amaçlı Kooperatif Birlikleri, 1163 Sayılı Kooperatifler Kanunu’nun geçiçi 2. maddesi gereği, intibak dışı kalarak tüzel kişiliklerini korumuş ve Merkez Birliği düzeyinde KÖY-KOOP adı altında üst örgütlenmelerini tamamlamışlardır. Köy-Koop Merkez Birliği; Tarıma ait farklı çalışma alanlarında (Hayvancılık, Süt üretimi ve işlenmesi, seracılık, halı–kilim üretimi, zeytin ve zeytinyağı işlenmesi, bal, çeltik üretimi ve işlenmesi, çiçekçilik, fidan, salça, reçel, konserve üretimi v.b.) etkinlik gösterir. YAYIN KURULU • Prof.Dr. Mustafa KAYMAKÇI • Yrd.Doç.Dr. Caner KOÇ • Prof.Dr. Tayfun ÖZKAYA • Yrd. Doç.Dr. Ertuğrul GÜREŞÇİ • Prof.Dr. Ayhan ÇIKIN • Dr. Özdal KÖKSAL • Prof.Dr. Bülent GÜLÇUBUK • Dr. Neşe N. TOPRAK • Prof.Dr. Cem ÖZKAN • Dr. Selen Deviren SAYGIN • Doç.Dr. Yener ATASEVEN • Uzm. Dr. Esra GÜNERİ • Yrd. Doç.Dr. Tuba ŞANLI • Ünal ÖRNEK • Yrd. Doç.Dr. Hilal TUNCA • Erol AKAR • Yrd.Doç.Dr. Levent DOĞANKAYA • Tevfik Fikret CENGİZ M Gazetemizin Yayın Kurulu Üyeleri Fahri Olarak Görev Yapmaktadırlar. SA M LA AÇLI KOO P ER RK Efe, son olarak şu değerlendirmeyi yaptı: "Bilindiği gibi TAGYAD, Ankara merkezli ulusal bir dernek. Ancak etkinlik için İzmir'i seçince yanılmadığımızı anladık. Çok sayıda destek aldık. Artık bundan böyle Türkiye dünya tarım medyasının bir parçası haline gelmiştir. Aslında geçen Ekim ayında Yönetim Kurulu Başkanımız İsmail Uğural'ın katıldığı ve Yeni Zelanda'da yapılan Dünya Kongresi'nde IFAJ'a üyeliğimiz gerçekleşmişti. Fakat İzmir'de hayata geçirdiğimiz organizasyon ile TAGYAD'ın ilk uluslararası etkinliğini sağlamış olduk. Önümüzdeki süreçte yeni ulusal ve uluslararası projelerimizi kamuoyu ile paylaşacağız." 01/05/2016 Nisan 2016 Dönemine Ait Katma Değer Vergisinin Beyanı ve Ödemesi 26/05/2016 LİKLERİ M E üretim, ticaret ve sanayi alanında kendileri için ziyaret ve toplantılar organize ettik. Konuklarımız İzmir'den çok memnun ayrıldılar. Bu çerçevede hem ülke hem de bölge tarımı açısından bir hayli etkin tanıtım ve bilgilendirme yaptığımızı düşünüyoruz. Nitekim şu anda IFAJ'ın kendi sitesinde ve sosyal medyada dünyanın dört bir köşesine ulaşan mesajlar başlamış durumda. Bu da doğrusu bizim açımızdan çok gurur verici."dedi. IFAJ Basın Turu'nun İzmir'de gerçekleşmesinde birçok kurum ve kuruluştan destek aldıklarını ifade eden Mehmet 01/05/2016 Nisan 2016 Dönemine Ait GVK 94. Madde ile KVK 15. ve 30. Maddeleri26/05/2016 ne Göre Yapılan Tevkifatların Ödemesi BİR Konu ile ilgili açıklama yapan Tarım Gıda Yazarları ve Gazetecileri Derneği (TAGYAD) Genel Sekreteri Mehmet Efe, "TAGYAD olarak IFAJ temsilcisi 20 gazeteci, yazar ve yayıncıyı (18 ülkeden) 6-10 Nisan tarihlerinde İzmir'de ağırladık. Bu yıl geleneksel Basın Turu'nu Derneğimizin daveti üzerine Türkiye'de düzenleyen IFAJ, Dünya Kongresi'ni de 13-17 Temmuz 2016 tarihlerinde Almanya'da gerçekleştirecek. Bu uluslararası etkinliği İzmir'de düzenlememizin temel sebebi bu bölgede tarım ve gıda sektörünün hemen her türlü bileşeninin bulunuyor olması. Nitekim su ürünlerinden süt hayvancılığına, tarımsal mekanizasyondan yaş ve kuru meyveye, seracılıktan süs bitkilerine kadar çok geniş bir Ödenmesi Gereken Damga Vergisinin Beyanı 16/05/2016 1-15 Mayıs 2016 Dönemine Ait Noterlerce Yapılan Makbuz Karşılığı 25/05/2016 Ödemelere Ait Beyannamenin Verilmesi ve Ödenmesi F »» Uluslararası Tarım Gazetecileri Federasyonu (IFAJ) her yıl farklı bir ülkede düzenlediği Basın Turu'nu bu yıl Türkiye'de gerçekleştirdi. Nisan 2016 Dönemine Ait İstihkaktan Kesinti Suretiyle Tahsil Edilen 01/05/2016 Damga Vergisi ile Sürekli Mükellefiyeti Bulunanlar İçin Makbuz Karşılığı 23/05/2016 İ AT Türkiye, Dünya Tarım Medyasında 01/05/2016 GVK Geçici 61. Madde Uyarınca Hesaplanan Yatırım İndirimi Stopajının 23/05/2016 Beyanı RI Size önemli bir haber daha vermek istiyorum. Bir zamanlar avucumuzdan kaçırdığımız KOOPERATİFLER BANKASI’nın İstanbul’da bir dairede şubesini açtığını duydum. Başta Milli Kooperatifler Birliği olmak üzere tüm merkez birliklerinin hemen harekete geçip ilgililerle temas kurmasını istiyorum. Gerekli bilgiyi KÖY-KOOP yöneticilerinden alabilirsiniz. (Sürecek) 01/05/2016 Nisan 2016 Dönemine Ait GVK 94. Madde ile KVK 15. ve 30. Maddeleri23/05/2016 ne Göre Yapılan Tevkifatların Muhtasar Beyanname ile Beyanı V E D İ Ğ E R TA Bütün bu yerleri bize tek tek dolaştırarak gösterdiler. Kuzeye çıktığımızda Avrupa düzeyinde sanayileşmiş Milano Son olarak şunu belirtmek isterim: Afrika’dan gelenlerle Güney Amerika’dan gelenlerin ATATÜRK’ü o denli tanımaları ve saygı-sevgi göstermeleri karşısında çok şaşırmıştım. Onların bu sevgi ve saygıları karşısında cebimde ne kadar ATATÜRK resmi bulunan metal ve kağıt para varsa dağıtıyordum. Dahası, Türkiye’den ATATÜRK portreleri getirtip bazılarına verdiğimde yüzlerindeki mutluluk ifadeleri beni de mutlu ediyordu. 01/05/2016 Nisan 2016 Dönemine Ait Yangın Sigortası Vergisinin Beyanı ve Ödemesi 20/05/2016 MA Derslerde, bazı yerlerde sanayi, bazı yerlerde kooperatiflerin kurulmasını öne çıkaran nedenleri soruyorduk. MEZZOGİORNO teşkilatının faaliyet gösterdiği, tarımın ve ormancılığın ağırlıklı olduğu yerlerde kooperatif kurmak yoluyla oralarda yetişen ürünleri teşvik etmek, değerlendirmek; ihracatın kolay olduğu yerlerde sanayi tesisleri kurmak, bunların dışında turizmi ihmal etmemek gibi projelere ağırlık verdiklerini belirtiyorlardı. MEZZOGİORNO bölgesinde, örneğin Napoli ve oradan çizmenin ucuna doğru uzanan koylar, turizmin desteklenmesi gereken yerlerdi. Ülke çapında Venedik gibi doğa harikası bir yerle İsviçre sınırında bulunan göller bölgesi, ihmal edilemeyecek turizm alanlarıydı. 01/05/2016 Nisan 2016 Dönemine Ait İlan ve Reklam Vergisinin Beyanı ve Ödemesi 20/05/2016 IN Tarıma dayalı kooperatifler de en çok bu bölgede boy gösteriyorlar. Çok ilginç bir kuruluştu Napoli İktisadi Kalkınma Enstitüsü (ISVE). Oraya kalkınmamış ve kalkınmakta olan ülkelerden öğrenciler alınıyordu. Bunların hemen hepsi üniversite mezunu, üst düzeylerde görev yapan kişilerdi. Bizim okuduğumuz dönemde Avrupa’dan; Türkiye’den iki, Yugoslavya’dan bir, İspanya’dan iki, Portekiz’den iki kişi; Asya’dan; Irak’tan bir, Mısır’dan bir, Hindistan’dan iki, Pakistan’dan iki, Filipinler’den bir kişi vardı. Geri kalan çoğunluk Afrika ve Güney Amerika’dandı. Aşağı yukarı kırk beş ülkeden elli yedi kişi Napoli İktisadi Kalkınma Enstitüsü’nde buluşmuştuk. 01/05/2016 2016 I. Geçici Vergi Dönemine (Ocak-Şubat-Mart) Ait Gelir Geçici Vergisi 17/05/2016 ve Kurum Geçici Vergisinin Ödemesi K Bütün bunların en çok uygulandığı yer Güney İtalya. Kuzey İtalya ise Avrupa ayarında sanayileşmiş. Ne var ki Roma’nın altında kalan bölge geri kalmış. Burada hükümet, bankalar, ticaret-sanayi odaları birleşerek MEZZOGİORNO adı altında bir teşkilat kurmuşlar. Yatırımları onlar yönlendiriyor, onlar canlandırıyor. Örneğin, çizmenin ucunda sanayi tesisleri kurulması için planlar hazırlamışlar ve alt yapısını tamamlamışlar. Bir kimse herhangi bir sanayi dalında yatırım yapmak isterse ona yer gösteriyorlar ve tesisi kurması için uzun vadeli, ucuz sermaye sağlıyorlar. Orada kurulan sanayi tesisleri, ürünlerini gemilerle deniz ötesi yerlere taşıyorlar. Size çeşitli yerlerde çeşitli ürünleri yetiştirip değerlendirmek için kooperatiflerin kurduğu ilginç tesislerden söz ederken, bütün bu tesislerde kullanılan makine, araç ve gereçlerin dışarıdan alınmadığını, Kooperatifler Merkez Birliği’nin bunların tamamını üretip kooperatiflere verdiğini gözden kaçırmamak gerekir. 01/05/2016 Nisan 2016 Dönemine Ait Motorlu Taşıt Araçlarına İlişkin Özel Tüketim 16/05/2016 Vergisinin (Tescile Tabi Olmayanlar) Beyanı ve Ödemesi L Tarım Kalkınma Kooperatifleri ise, tarımsal alanda faaliyet gösteriyor. Kooperatiflerin bulunduğu yerlere çadırlar kurulmuş. Orada değişik yapıda topraklar yan yana yerleştirilmiş. Gençler orada, bu topraklardan nasıl daha kaliteli ve bol ürün alınabileceğini inceliyorlar. Bizi gezdirdikleri yerlerde tarıma dayalı kooperatif tesislerini görme olanağı bulduk. Örneğin, bol meyve yetiştiren yerlerde önce meyvelerin en iyilerini tasnif ediyorlar, ambalajlayıp kentteki kooperatif satış mağazasına gönderiyorlar. Geri kalanlarını reçel ve meyve suyu üretiminde kullanıyorlar. Bunun için tesisler kurulmuş. Diyelim ki, bir bölgede bol buğday yetişiyor. Orada un fabrikası, irmik fabrikası ve İtalyanların baş yemeği olan makarna fabrikası kurulmuş. Bunların tümü yan yana, bir arada toplanmış. Bir başka yerde zeytin ve yağlı tohumlar yetiştiriliyor. Burada değişik yağ fabrikaları ve küspeden yararlanılarak yem tesisleri kurulmuş. Hadi İLBAŞ Köy-Koop Eski Genel Başkanı KÖY-KOOP Merkez Birliği Genel Başkan Yardımcılığı ve Genel Başkanlığı yaptığım, Türkiye’yi doğudan batıya, kuzeyden güneye hem örgütlemek, hem mevcut kooperatifleri incelemek için dolaştığım halde ülkemizi İtalya kadar dolaşamadım. 01/05/2016 2016 I. Geçici Vergi Dönemine (Ocak-Şubat-Mart) Ait Gelir Geçici Vergisi 16/05/2016 ve Kurum Geçiçi Vergisinin Beyanı KA Önce orman köylerindeki kooperatifçilikten başlayacağım. Ormanlarda balta sesi yok, keçi yok. Bir köyde kooperatif kurulmuş. Bu, ağaç artıklarına dayanan bir el sanatları kooperatifi. Üretilen el sanatları kentteki kooperatif satış mağazasına gönderiliyor. Ürünler satıldıkça paralar kooperatife dönüyor. Aşağı yukarı elli kilometrede bir el sanatları kooperatifi kurulmuş. Ne var ki ortaya konan el sanatları daha farklı. Böylece orman köylerinin kalkınması sağlanmış. ve Torino bölgelerini de gezdik. Örneğin Milano’da Fiat fabrikasını otobüsle dolaştırdılar. Niçin otobüs kullandıklarını sorduğumuzda yaya olarak ancak iki günde dolaşabileceğimizi söylediler. Ğİ • KÖY Gerçi Ankara Hukuk Fakültesi’nde kooperatifçilikten haberdar olmuştuk. Bu, KOOPERATİF ŞİRKETLER biçiminde Ticaret Hukukunda önümüze konmuştu. Bunun gerçek kooperatifçilikle ilgisi yoktu. NAPOLİ İKTİSADİ KALKINMA ENSTİTÜSÜ’nde önce kooperatifçiliğin ne olduğu anlatıldı. Bütün derslerde olduğu gibi alana çıkıp uygulamalar gösterildi. Çeşitli kez çeşitli yerlerde bunlardan söz etmeme karşın, burada daha detaylı bilgiler vermek istiyorum. 01/05/2016 16-30 Nisan 2016 Dönemine Ait Noterlerce Yapılan Makbuz Karşılığı 10/05/2016 Ödemelere Ait Beyannamenin Verilmesi ve Ödenmesi RLİ »» İtalyan hükümetinin bursuyla NAPOLİ İKTİSADİ KALKINMA ENSTİTÜSÜ’ne (ISTİTUTO Dİ STUDİ PER LO SVİLİPPO ECONOMİCO-ISVE) gitmem, benim için kooperatifçiliğin kapısının açılması oldu. Mayıs-2016 Dönemi muhasebe işleri ile ilgili yapılması gerekenleri maddeler halinde aşağıda sıralamış bulunmaktayız. Her zaman belirttiğimiz gibi zamanlar konusunda çok dikkat etmemiz gerekiyor. Bİ Kooperatifçiliğe İlk Kez İtalya’da Merhaba Dedim Değerli Kooperatif Ortakları, Z Dünden Bugüne Kooperatifçilik -50- MUHASEBEDE BU AY E 2 Mayıs 2016 Köy-Koop Haber İmtiyaz Sahibi ve Yayınlayan: S.S. Türkiye Köy Kalkınma ve Diğer Tarımsal Amaçlı Kooperatifler Birliği KÖY-KOOP Adına Yakup YILDIZ Sorumlu Yazıişleri Müdürü: Recai PAÇİN Genel Yayın Yönetmeni: Emel TUĞRUL Haber Müdürü: Turgay SOLMAZ Haber Koordinatörü: Ayhan ELMALIPINAR Merkez Adres: Paris Cad. 24/7 Kavaklıdere-Ankara Tel: 0312.419 63 95 Faks: 0312. 419 63 96 Web: www.koykoop.org E-posta: [email protected] Yayın Türü: Yaygın Süreli Yayın Mayıs 2016 ANKARA Baskı: Matus Basımevi Reklam ve Yayıncılık Tic. Ltd. Şti. Matbaacılar Sitesi 1514. Sk. No:2 İvedik Organize Sanayi - ANKARA Tel: 0312. 395 95 96 Yazıların Sorumluluğu yazarlara, ilanların sorumluluğu ilan sahiplerine aittir. 4 Mayıs 2016 Köy-Koop Haber GÜNDEM Zeytinyağlı Yiyemem ‘İzmir Olivtech Fuarı’nda Kooperatiflerin Ürünlerine Büyük İlgi Aman! »» Günümüzde zeytinyağının önemini herkes biliyor. Ancak biraz geriye gidelim. Bir zamanlar zeytinyağı neredeyse dışlanmış, beslenmede katılaştırılmış yağlar egemen kılınmıştı. Ve “Zeytinyağlı yiyemem aman, basmada fistan giyemem aman…” türküsü bu topraklarda söylenir olmuştu. Elbette bu türkümüzün de bir hikâyesi var. Bu hikâye, yirminci yüzyılın başat emperyalizmi olan Amerikan emperyalizminin türkülerimize bile nasıl müdahale ettiğini gösteriyordu. Amerikan emperyalizminin türkülere nasıl girdi? Süreç, ağırlıklı olarak İkinci Paylaşım Savaşı’nın sonlanmasıyla başlatıldı. İki kutuplu dünyanın Amerika Birleşik Devletleri(ABD) ile Sovyetler Birliği tarafından oluşturulmasıyla Türkiye ABD’nin egemenliği altında bırakıldı. Emperyalizm için önce kafaların yıkanması gerekiyordu. Bu bağlamda emperyalizmin ekonomik ayağı olan liberal-kapitalizmin kitlelerce benimsetilmesine gereksinme vardı. Kafalar “nasıl doğadaki yasalar, genelde her yerde geçerli ise; tarihi, toplumu ve onlara egemen olan yasalar da doğa yasaları gibi genel geçerdir.” şeklinde yıkandı. Ve bu felsefi yaklaşım, eş zamanlı olarak ekonomide de tek ve biricik gerçeğin liberal-kapitalist bir düzen olduğunu, evrenselci bir söylem olarak ortaya çıkardı ve dayattı. Bu dönüştürmede, özellikle ABD ve Britanya’daki kimi düşünürler (!) önemli rol oynadılar. Arkalarındaki tekelci firmaların desteğiyle bu ideolojilerini yaygınlaştırmak için vakıf, enstitü ve iletişim ağı kurdular. Kimi bilim adamlarını, yazarlarını ve siyasetçilerini fonladılar. Bu ideolojik çalışmalarla liberal-kapitalizm, büyük bir kesim tarafından normal ve doğal bir sürecin parçası olarak kabul edildi. Özetle bu konuda önemli düzeyde kültürel egemenlik kuruldu. “İnsanların beyinlerini işgal edebilirseniz, kalpleri ve elleri de arkadan gelecektir” deyişi gerçekleştirildi. Liberal-kapitalist düzenin sürdürülmesi için ekonomik yardımlar da devreye sokuldu. Bunun en göze batanlardan birisi de İkinci Paylaşım Savaşı sonrasında 1948-1951 yılları arasında yürürlüğe konan ABD kaynaklı Marşal yardım paketi oldu. Aralarında Türkiye’nin de bulunduğu 16 ülkeye, bu plan uyarınca ABD’den ekonomik kalkınma yardımı(!) yapıldı. Zeytinyağı nasıl dışlandı? Yardım paketi altında Türkiye’ye ABD’de birikmiş olan margarin, süt tozu gibi besinler verildi. Marşal yardımının koşullarından biri de Türkiye’nin ABD’den mısırözü yağı alması oldu. Buna koşut olarak Türkiye’de ilk margarin fabrikası kuruldu. Zeytinyağı ısıtılırsa kanser yapar gibi yalanlar uyduruldu ve basın aracılığı ile yayıldı. Yüz binlerce zeytin ağacı sökülerek büyük bir kıyım yapıldı. Margarinin fiyatları düşürüldü ve kitleler zeytinyağından soğutularak Prof.Dr. Mustafa KAYMAKÇI İzmir Çiftçi Örgütleri Güçbirliği Platformu [email protected] mısır özü yağına ve margarine alıştırdı. Zeytinyağını kötüleme için de TRT’ye “Zeytinyağlı yiyemem aman…” diye bir türkü sipariş edildi. Üstelik bu türküye, Türkiye’nin sanayileşmesinde öncü rol oynayan dokuma fabrikalarımızın basması da... “basmada fistan giyemem aman…” diye eklendi. Günümüze gelince, başta da söylendiği üzere, halkın eğitimli ve de orta gelir düzeyine sahip sosyal katmanları, margarinin ve naylon kumaşların zararlarını biliyor. Ancak halkın önemli bir kesimi margarin tüketmeye devam ediyor ve naylon kumaşları giyiyor… Ve de sağlıksız beslenmeden kaynaklanan kalp ve damar hastalıkları ile kanser gibi hastalıklar patlama yapmış durumda. Bu oyunu bozan bilimci olmadı mı? Elbette oldu. Adı, Osman Nuri Koçtürk idi. »» İzmir Fuarcılık Hizmetleri Kültür ve Sanat İşleri Ticaret AŞ (İZFAŞ) tarafından 27-30 Nisan tarihleri arasında düzenlenen 7. İzmir Organik Ürünler Fuarı “Ekoloji İzmir” ile 6. Zeytin, Zeytinyağı ve Teknolojileri Fuarı “Olivtech”, yeni İzmir fuar alanında yapıldı. Fuara Köy-Koop İzmir Birliğine bağlı kooperatifler de katılım sağladı. Anadolu’ nun altın sıvısı zeytinyağı ve barışın meyvesi zeytin, OLIVTECH’de uluslararası ekonomik bir değere dönüştü. Fidandan dağıtıma, makinadan inovasyon teknolojilerine zeytin ve zeytinyağı üretim zincirindeki tüm firmaların da katılımcı olduğu, yerli ve yabancı alıcılarla bir araya geldiği OLIVTECH, önemli iş bağlantıları yapmak için katılımcılara ve ziyaretçilere fırsatlar sundu. Kooperatiflerden Fuara Çıkarma Türkiye’nin en önemli zeytin üretim merkezlerinden olan İzmir’de Köy-Koop İzmir Birliği’ne bağlı; Ödemiş, Tire, Bademli Tarımsal Kalkınma Kooperatifleri kendi stantlarında yer alırken, Gödence ve Bademler Tarımsal Kalkınma Kooperatifleri ise İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin açmış olduğu stant da yer aldı. Fuar süresince kooperatifler, ürettikleri ürünleri sergileyerek, ziyaretçilere sundular. Sek- Margarinlere karşı zeytinyağını savunmasından sonra da radyo yayınlarına son verildi. Konya’ya yaptığı bir gezi sırasında saldırıya uğradı ve öldürülmek istendi. Ancak hiç yılmadı, zeytinyağını savunmaya devam etti. Aç bırakılmaya çalışıldı ve en ilginci tıp fakültesinde profesörlüğü, en azından Amerikancı, daha doğrusu uluslararası margarin sanayicilerinin egemenlik kurduğu kimi bilimciler(!) tarafından engellendi. Osman Nuri Koçtürk Hoca’yı yıllar önce sonsuzluğa uğurladık. Bilimi namusuyla yaptığı için O’nu unutmayacağız. Işıklar içinde uyusun. zeytinyağlı sabunlar, fidan, tohum, gübre, ambalaj malzemeleri, üretim teknolojileri, saklama üniteleri, zeytin stoklama tankları, cam şişe, mantar, gıda analiz laboratuvarları, laboratuvar analiz cihazları, zeytin işleme makineleri ve ekipmanları, hasat makineleri, sektörel yayınlar ve kuruluşlar sergilendi. Olağan Sektörel Delegasyon Toplantısı Yapıldı »» Köy-Koop Kastamonu Birliği ev sahipliğinde, Olağan Sektörel Delegasyon Toplantısı 20-21 Nisan 2016 tarihinde Köy-Koop Bölge Birlik binasında gerçekleştirildi. İlk gün yapılan toplantıya Orman Delegeleri, ikinci günde de Tarım ve Hayvancılık sektörü delegeleri katılım sağlayarak ağırlıklı olarak bölgenin sorunlarını ele aldılar. Ormancılık Sektör toplantısında; orman sektör temsilcileri kendi bölgelerinde yaşanan sorunları dile getirdiler. Özellikle ormanda en büyük sorun olarak görülen ‘dikili satış’ konusu gündemdeydi. Orman Köylüsü Ve Orman Kooperatifleri Gözden Çıkartıldı Veteriner hekim kökenli olan Osman Nuri Koçtürk Hoca, o yıllarda radyo yayınlarıyla soya yağı ve süt tozuna karşı halkı bilgilendirmeye çalıştı. Bu arada sürekli halka tarhana yemeyi öğütledi. Adı, ‘Tarhana Osman’a çıktı. törde öncü olan firmaların yanı sıra kooperatifler de sektördeki varlığını böylece göstermiş oldu. Bazı kooperatifler ürettikleri ürünlerin içerisinde zeytin ve zeytinyağı ile ön plana çıkarken, bazıları ise tüm ürün çeşitliliğini katılımcılara sundu. 4 gün süren fuarda zeytin, zeytinyağı, süt ve süt ürünleri, turşu, Yaşanan sorunların çözümü yolunda karşılıklı fikir alış verişinin yapıldığı toplantıda; ormanda üretime açılan bölmelerde, köylülere ve kooperatiflere sorulmadan direkt olarak dikili satış yöntemiyle ihaleye çıkarıldığını, kendilerinin ancak bu satışlar yapıldıktan sonra haberlerinin olduğunu belirten temsilciler; tüm bu yaşanılanların, orman teşkilatı tarafından gitgide orman köylüsü ve orman kooperatiflerinin gözden çıkartıldığını görmekteyiz, dediler. Ayrıca, dikili satış konusunun ormancılılığımızda en böyük sorun olduğu, kontrollerin yeterince yapılmadığı bilgisini de aktardılar. Toplantının ikinci gününde, Tarım ve hayvancılık sektörü delegeleri biraraya geldi. Sütaş Kastamonu Saha Sorumlusu İlhan MUTLUAY Kastamonu TKDK İl Koordinatörü Ahmet KAVUKLU ve İletişim uzmanı Özkan ÖZTÜRK sektörde yaşanılan sıkıntıları dile getirdiler.Kastamonu TKDK İl Koordinatörü Ahmet KUYULU’ya süt sektörü ve Köy-Koop Kastamonu Birliği’nin bölgede yapmış olduğu çalışmalar ve organizasyonu hakkında bilgi verildi. Ahmet KUYULU, sektör delegeleriyle birlikte bölgedeki tarımın iyileştirilmesine yönelik görüş alış verişinde bulunarak, IPART II kapsamındaki desteklemeler hakkında bir sunum gerçekleştirdi. Desteklemelerden, kimlerin, nelerden, nasıl, ve hangi oranda yararlanabileceği bilgisini aktaran Kuyulu, özellikle bu tarz projelerde Avrupa standartlarının dikkate alınması gerekliliğini de vurguladı. Genç Çiftçi Projesi Toplantıda, Kırsal kalkınma destekleri kapsamında genç çiftçi projelerine 30 bin liraya kadar hibe verilecek olması gündeme geldi. “Genç Çiftçi Projesi”nin, 1 Ocak 2016 ile 31 Aralık 2018 tarihleri arasında, kırsalda yaşayan genç çiftçilerin mahallinde uygulayacağı bitkisel, hayvansal, yöresel tarım ürünleri ile tıbbi ve aromatik bitki üretimine yönelik projelere 30 bin liraya kadar hibe ödenmesine ilişkin hususları kapsadığı belirtilirken; • Hibe, nüfusu 20 binden az yerleşim alanlarını kapsayacak, • Proje bütçesi katma değer vergisi (KDV) hariç tutularak hazırlanacak. Hibe ödemesi yapılabilmesi için hibe sözleşmesinin imzalanması ve proje yatırımının tamamlanması gerekecek, • Projesi kabul edilen genç çiftçilere ön ödeme yapılabilecek, • Genç çiftçiler bu program kapsamında verilen hibeden sadece bir kez yararlanabilecek, • Proje başvuruları, ilgili yıl Bakanlık bütçesinde yer alan ödenek çerçevesinde değerlendirilecek, • Aynı proje konusunda, Bakanlığın diğer hibe programlarından yararlananlar bu programdan faydalanamayacak. Bilgileri aktarıldı. İki gün süren toplantının bir değerlendirmesini yapan, Köy-Koop Kastamonu Birlik Başkanı Erol AKAR, “Peryodik hale getirdiğimiz, Delegasyon Toplantılarımızın, hem ülkemizin hem de Kastamonumuzun söktörde yaşanılan gelişmelerin, sorunların tartışıldığı ve bu yaşanılan sorunlara çözüm üretilmesi yönünde çok önemli bir fonksiyonu olduğunu düşünüyorum.” dedi. Akar, Köy-Koop Kastamonu Olağan Genel Kurulu’nun 14 Mayıs 2016 tarihinde yapılacağını ve ilk toplantıda çoğunluğun sağlanması için sektör delegelerine büyük görev düştüğünü de belirtti. . Köy-Koop Haber Mayıs 2016 TARIM Üretici Birliklerini Yeniden Düzenleyecek Yasa Tasarısı Hazırlanıyor »» Üretici birlikleriyle ilgili yeni yasal düzenlemeye gidilecek. Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik, üretici birlikleriyle ilgili yeni bir yasal düzenleme üzerinde çalıştıklarını belirterek, "Bir merkez birliği olacak. İllerde ise hayvansal ve bitkisel üretim birliği niteliğinde iki ya da üç birlikten oluşacak bir model düşünüyoruz." ifadelerini kullandı. Çelik, Türkiye Hayvancılık Kooperatifleri Merkez Birliği (HAYKOOP) yönetim kurulunu ve 25 ilden gelen üyelerini makamında kabul etti. Çelik, kabulde yaptığı açıklamada, hayvancılığın geleceği açısından alınacak kararların günübirlik değil kalıcı olması gerektiğine işaret ederek, Türkiye'nin ette ve sütte kendine yeten, hatta ihracat yapan bir ülke durumunda olması gerektiğini vurguladı. Göreve geldiği günden beri bütün sektör paydaşlarıyla, sivil toplum kuruluşlarıyla hayvancılığın geleceğini tartıştıklarını hatırlatan Bakan Çelik, bu istişarelerden çıkan sonuçlarla ilgili şu değerlendirmelerde bulundu: "Süt varlığımızı koruyamazsak, hayvan varlığımızı koruyamayız. Sütteki kaliteyi arttıramazsak, dünya piyasalarında yer alamayız. Bugün geldiğimiz noktada, süt üretimimizin iyi bir noktada olduğunu söyleyebiliriz. Ancak hem hükümet hem de sivil toplum kuruluşları olarak, süt arzı fazla demeyip bunun talebe dönüşmesi ve tüketilmesi için elimizden geleni yapmalıyız. Ne yazık ki genel olarak, süt tüketimini arttırmaya yönelik bir yaklaşım sergilendiğini söylememiz mümkün değil." Televizyonlarda süt ve diğer doğal ürünlerin tüketimini olumsuz etkileyecek değerlendirmelerin yapıldığını, bunların da bütün bitkisel, hayvansal üretimleri ciddi şekilde etkilediğini ifade eden Çelik, sistemin, bu keyfi değerlendirmelerden uzaklaştırılması için çalıştıklarını kaydetti. Çelik, "Bununla ilgili televizyon- larda düzenli programlar yapılarak doğal yiyecek ve içeceklerin tüketiminin tavsiye edilmesini, bilim ehli ve teknik arkadaşlarımız tarafından konuların doğru şekilde anlatılmasını sağlamaya yönelik çalışmalara da başlıyoruz." görüşüne yer verdi. Dış pazarı genişletmenin, yeni pazarlar bulmanın önemine dikkati çeken Çelik, aracılar nedeniyle üreticinin yaşadığı mağduriyeti ortadan kaldıracak düzenlemeler ve bakış açılarının birlikte geliştirilmesi gerektiğini belirtti. Bakan Çelik, özellikle süt, et ve ekmek konularındaki sorunların çözümüne öncelik verdiklerini, bu sorunların ortadan kalkması için ilgili sektörlerle konuştuklarını ve gereken adımları attıklarını kaydetti. Çelik, "Ancak sütle ilgili dolambaçlı yollara giren bazı iş çevreleri hepimizi çok üzdü, bunlara gerek yoktu." ifadesini kullandı. "Üretici, sanayici, birlikler zincirin halkaları" Üreticinin, sanayicinin ve birliklerin, bir zincirin halkaları olduğuna işaret eden Bakan Çelik, "Sektörün geleceği ve menfaatleri bu kadar birbirini ilgilendirirken, bu zincirin halkalarının birbirine çalım atması kadar yanlış bir şey olamaz." değerlendirmesinde bulundu. Üretici birliklerinin daha derli toplu hale gelmesi ve düzensizliğin ortadan kalkması için yeni bir yasal düzenleme üzerinde çalıştıklarını bildiren Bakan Çelik, şöyle devam etti: "Bir merkez birliği olacak. İllerde ise hayvansal ve bitkisel üretim birliği niteliğinde iki ya da üç birlikten oluşacak bir model düşünüyoruz. Tüm birliklerin temsil edildiği, şube olarak hepsinin içinde yer aldığı bir yapıyı kurmanın, sektörümüz ve üreticiler açısından daha faydalı olduğunu düşünüyoruz." Ardahan’da Şap Alarmı Verildi! »» Ardahan’da şap hastalığı tespit edilmesi üzerine hayvan pazarında karantina uygulaması başlatıldı. Ardahan Gıda, Tarım ve Hayvancılık İl Müdürlüğü’nden alınan bilgiye göre, Ardahan kent merkezinde farklı noktalarda 4 büyükbaş hayvanda şap vakasının tespit edilmesi üzerine, Ardahan Hayvan Pazarı’nda karantina uygulaması başlatılarak, pazara giriş çıkış yasaklandı. Hastalığın yayılımının önüne geçilmesi için Hayvan Sağlığı Şube Müdürlüğü ekiplerince ilaçlama ve dezenfekte çalışmasını başlatıldı. 5 Sütteki Krize Yol Açan Kapitalist Virüs »» Bu aylarda güya sütte kriz var. Talep çokmuş. Şirketler zarar ediyormuş. Talep azlığı aslında tüketicinin ödediği fiyatların yüksekliğinden kaynaklanıyor. Köylüler sütü 1 TL’nin altında satarken, pastörize sütler 4 TL dolaylarında. Perakende fiyatı indirin bakalım talep azlığı kalıyor mu? Türkiye Hayvancılık Kooperatifleri Merkez Birliği başkanı Ahmet Ertürk şikâyet ediyor. “Hep konuşuyoruz ama sonuç yok... Süt firmaları sürekli fiyatı düşürme gayreti içindeler… Bizimle daha fazla oynanmasın.” Türkiye Süt Üreticileri Merkez Birliği Başkanı Fatih Salih Okumuş da şöyle konuşmuş: “2015 yılında sanayie giden süt miktarı bir önceki yıla göre yalnızca yüzde 3 oranında arttı. Çiğ süt fiyatı Haziran 2014’de 1,15 TL olarak sabitlendi. Aynı süre içinde işlenmiş süt ürünlerinin fiyatı en az yüzde 20 arttı. Sanayici çiğ süt üretimi artmadığı halde fiyatları aşağı çekti. Çiğ süt referans fiyatı ülke genelinde uygulanmamaktadır.” Sonunda Tarım Bakanlığı kooperatiflerden süt alarak süt tozu haline getirme kararı aldı. Çok kötü bir karar değil. Ancak kapitalist virüs hala çok dirençli. Bu virüs kafalarda yaşıyor. Neoliberal dönemde devletin doğrudan veya dolaylı (örneğin kooperatifleri destekleyerek) ürün fiyatlarına müdahale yapması çok kötü bir suç olarak bütün dünyada tescillendi. Güya sanki bir kasaba pazarı gibi kendi kendine işleyen bir “serbest piyasa” vardı. Buna müdahale etmek yasak ve çok günahtı. ne yapacak? Tabii ki ellerindeki süt tozu stoklarından yararlanarak çiğ süt alımlarını azaltmaya. Prof.Dr. Tayfun ÖZKAYA Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi [email protected] Hâlbuki bu dönemde SEK özelleştirildi. Süt endüstrisi az sayıda (bazıları yabancı) şirketin eline geçti. “Serbest piyasa” kafalarda yaşamaya devam ederken bu şirketler çiğ süt fiyatlarını aşağı, işlenmiş süt ürünlerininkini de yukarı çekmeye başladılar. Kriz dediğimiz buradan çıkıyor. Çiğ süt üretmek gelir getirmez olurken, süt ürünleri pahalılaştıkça millet az tüketir oldu. Al sana kriz. Bu arada Süt ve Et Kurumu kuruldu, ama kafalarda kapitalist virüs olduğundan çiftçilerin eline geçen fiyatı yükseltecek bir şey yapamıyor. En sonunda artık bıçak kemiğe dayandı. Son kararlar alındı. Süt tozunu kurum kime satacak. Tabii ki şirketlere. Satıp elinden çıkınca bir süre sonra fiyatların yükselme eğilimine girdiği bir dönemde şirketler Çare bu virüsü kafalardan atmaktır. Madde 1: Serbest piyasa diye bir şey yok. Oligopol piyasa var. Madde 2: Fiyatları belirleyen oligopoldür. Piyasa değil. Madde 3: Hem çiftçi hem de tüketiciyi destekleyecekseniz (bu Türkiye’nin yüzde 99’udur) çiftçilerin, kooperatiflerin ve tüketicilerin güçlü olduğu bir sistem kurmalısınız. Süt fabrikaları mutlaka devletin kumandasında olsun demiyoruz. Çiftçiler ve tüketiciler ekolojik kooperatiflerde, topluluk destekli tarım gruplarında örgütlensin. Devlet de yüzde 99’dan yana ise bunları desteklesin. Yok, yüzde 1’en yana ise konuşmaya gerek yok. Fiyatlara müdahale etmenin çok yolu var. Müdahale etmek yasak değil, günah değil. Virüsleri kafalardan atmak gerek. . Bölgesel Ortak Akıl Toplantılarının Sonuncusu Erzurum’da Düzenlendi »» Tarım politika ve uygulamalarının; bakanlık çalışanları ile tarım sektörü paydaşları arasında değerlendirilmesi amacıyla 7 ayrı bölgede düzenlenen Bölgesel Ortak Akıl Toplantıları’nın sonuncusu, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik'in başkanlığında Erzurum'da gerçekleştirildi. Daha önce Şanlıurfa, Bursa, Adana, Trabzon, Konya ve İzmir'de gerçekleştirilen bölgesel ortak akıl toplantılarının sonuncusu, Doğu Anadolu Bölgesi’nden 14 ilin katılımıyla 15-16 Nisan 2016 tarihlerinde düzenlendi. ‘Doğu Anadolu Bölgesi Bakanlık Koordinasyon ve Sektörel Ortak Akıl Toplantısı’na katılan Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik, sektördeki destekleri açıkladı. Bakan Çelik, 17 milyar dolar olan tarım ihracatını 40 milyar dolara çıkaracaklarını söyledi. Yaptığı konuşmada toprağın önemine dikkat çeken Çelik, ” 200 sene sonra bizde de toprak kalmayacak. Çocuklar toprağı saksıda görecek. Gidişat gidişat değil dünya için de, Türkiye için de. Toprak önemli. Toprak sadık bir dost, sadık yar. Her türlü yanlışı yapıyoruz. O bize iyilik yapıyor, merhamet ediyor, veriyor, yediriyor ve geleceğimiz hazırlıyor. Biz ise onu yok etmek için uğraşıyoruz.”dedi. Tarımdan çıkarılan arazilerle ilgili valilere sert çıkan Bakan Çelik, “Bize hiçbir valimiz tarım arazisinin tarımdan çıkarılmasıyla ilgili hiçbir yazı göndermesin. Birinci sınıf tarım arazileri yok oluyor. Biz böyle vebal altına giremeyiz. Bu lükse sahip değiliz. Üretimi geliştireceğiz diyoruz nerede betonda mı geliştireceksiniz üretimi. Arazinin toplulaştırılması gerekiyor. Arazi ölçeğimiz düşük. Bunun yanında meraların ıslahı gerekiyor. Buraların ıslahı ve hayvancılığa tahsisi ve aksaklığın giderilmesi, hayvancılık yapanlara tahsis edilmesi için gerekli çalışmaları yapıyoruz” dedi. Çiftçilere “Babadan böyle gördük olmaz” diye seslenen Bakan Çelik, “Çiftçilerimiz teknoloji ile imkanları değerlendirmek zorunda. Biz babadan böyle gördük olmaz. Bu bölgeyi çok iyi bilirim. ‘Klasik ahırlarda hayvancılık yapacağım’ anlayışından çıkmak gerekiyor. İmkanlarla teknolojiyle buluşacaksınız. Albenisi olan ürünleri üreteceğiz” ifadelerini kullandı. Çiftçilere verilen desteklerden bahseden Bakan Çelik konuşmasına; “30 bin lira faizsiz kredi veriliyor. 100 bin liraya kadar artırılabilir kredi sağlanıyor. Hadi gel köyümüze geri dönelim. Bakanlık, Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatifi olarak üçlü çiftçi dostu var” diye devam etti. Bakan Faruk Çelik şunları söyledi: “Yeni doğan buzağılar 4 aylık olunca 350 TL destek, ikincisi soy kütüğü olan buzağıya 450 TL, yerli sperm kullanılan buzağıya da 500 TL verelim diyoruz. Besi hayvanı kesime götürülürken 200 TL olan desteği yerli üreticimiz açısından devam ettireceğimizi söylüyorum. Koyun keçi için şu an itibariyle 22 TL veriliyordu. Bunu 25 TL’ye çıkarıyoruz. Çoban desteğini devam ettiriyoruz. Buradaki alt sınırı 250’ye indirdik. Yani 250 koyunu olana yılda 5 bin TL çoban desteği sağlayacağız. Süt desteği sütte yaşanan iniş çıkışlarla ilgili et süt kurumu üzerine aldı. Bundan sonra piyasayla oynamayla çalışanların biz gereğinin yapacağız. Bu konuda üreticimizin bir mağduriyet yaşamaması konusunda bundan sonrada sağlayacağız. Süt desteğinde kaliteyi esas alacağız. Bu konuda 650 milyon TL kaynak ayırdık. Sütte kalite desteğini öne çıkaracak şekilde desteğimizi sürdüreceğiz. Destekler bire bir netice verecek. Destekler direkt olarak kişinin hesabına yatırılacak. Birlikler bizim için çok önemli. Birlikler üzerinden sütü pazarlanmasını sağlayacağız. Aradaki müteahhitleri çıkaracağız. Biz birliklerle kol kola yürüyeceğiz. Birlik mensubu üretici kardeşlerimiz bu konudaki destekleri direk bakanlık hesabından alacaklardır. Birliklerle ilgili yasa çıkarılarak görev tanımı yapılacak. Türk tarımı ve hayvancılığının kalkınması kargaşadan değil dayanışmadan geçiyor. Küpe ile ilgili seferberlik başlattık. Şimdi işletme bazlı yönetim anlayışına geçtik. Herkes arazide olacak. Yani siz bir bitkisel üretim yapıyorsanız ondan sorumlu ziraat mühendisi olacak. Her işletmenin sorumlusu olacak ve durumu rapor edecek.” . 6 Mayıs 2016 Köy-Koop Haber GÜNDEM Yeniden “Cumhuriyet” »» Televizyon kanallarında gezinirken birden Ziya ÖZTAN’ın “Cumhuriyet” Filimi ile karşı karşılaştım. Cumhuriyet’in 75. Yılında ilk gösterime girdiğinde –ortaklarımızın- 3000 kadar ilköğretim çağındaki çocuklarına izlettiğimiz Cumhuriyet Filmi’nin ne kadar etkili olduğunu yeniden yaşamış oldum. İzleyenlerin tümünün aynı izlenimde olduklarını sanıyorum. Hilafetin ve saltanatın kaldırılması, yazı devrimi, kılık kıyafet devrimi, kadınlara verilen haklar, tekkelerin kapatılması, laik-demokratik eğitimin başlatılması, kılık-kıyafet devrimi, köylülerin eğitimi ve köy kalkınması için Köy Enstitülerinin ve halk eğitimi için Halk Evleri ve Halk Odalarının kurulması, sanayi alanında devletin öncü sanayi kuruluşlarını kurması. Aklın ve bilimin öncü ve yol göstericiliğinde yeni ve yüksek bir yaşam düzeyinin hedeflenmesi ve bu amaçla kişisel ve grupsal çıkarların ötelenmesi. Sürdürülebilir bir değişim ve kalkınma için toplumsal yararın önde tutulması. Bu yılın ve yakın günlerin özel konumu nedeniyle Cumhuriyet Filmini çok büyük bir dikkatle izledim. Bizlere Cumhuriyeti armağan edenlere ne kadar borcumuz, ne kadar ödenemez borcumuz olduğunu bir kez daha, inanın içim burkularak anladım, Cumhuriyet’in kuruluşu ve kuruluş sonrası ilk dönemleri eleştirmeye kalkışanların haksızlığını, insafsızlığını ve cahilliğini de. Bir ulusun bağımsızlığını sağlamak ve yeni bir devlet kurmak, yani cumhuriyetle yönetilen bir devlet kurmak… Diktatörlük ya da hanedanlık kurmak daha kolaydır her halde. Ama cumhuriyet devleti kuruyorsunuz, demokratik yönetimi başlatıyorsunuz… Ne kadar zor, ne kadar zor… Ve halkın yalnızca yüzde altısı okuma-yazma biliyor. Cumhuriyeti kuranlar, yani bu olağanüstü zor ve güzel eseri yaratanlar gelecekte cumhuriyeti ve demokrasiyi kullanarak kendilerini eleştirecek ve aşağılayacak olanlara da cumhuriyeti armağan ediyorlar. Bu büyüklüğün ve güzelliğin karşısında saygı ile eğiliyorum. Engellemeler, karşı çıkmalar olsa da unutulmasın ki; “ilim ve fennin” öncülüğündeki sürdürülebilir uygulamalar ve çabalar kazanır. Çünkü insan doğası gereği daha iyiyi ve daha güzeli yeğlemiştir her zaman. Her zaman olduğu gibi “sonunda iyilik ve güzellik kazanır,” kazanacaktır. Bugünlerde Cumhuriyet filmini yeniden izlemek gerek, tam zamanıdır. Bize Cumhuriyet’i armağan edenlere Cumhuriyet filmini yapanlara ve cumhuriyeti koruyup kollayanlara selam olsun. Hadi İlbaş’a ZORUNLU BİR YANIT Hadi İlbaş’ın, KÖY-KOOP Haber’deki son yazısını üzülerek okudum. 45 Yıl önce olanlar çarpıtılmıştır. Erdoğan KANTÜRER Köy-Koop Kurucu Başkanı 1980 12 Eylül devirmesinden sonra Hadi İlbaş ve arkadaşlarının şikayeti üzerine tutuklandık. Mamak Askeri Hapishanesinde, aynı soy ismi taşıyan akrabalarımızın dışında kimse ile görüştürülmüyorduk. Genel Merkez Yönetim Kurulu; Nedim Tarhan, Selahattin Kök, Tuncer Ergüder, Sinan Avşaroğlu, Nurettin Almasulu, Akın Birdal ve ben çok kötü koşullar altındaydık, Cevdet Kocaman bir anlamda zorunlu bir sürgündeydi. 12 Eylül’ün en rezil günleriydi… Bizler bu davada Askeri Yargıtay’da beraat ettik, aklandık. Manisa Noterliğinden 27.01.1981 tarih ve 2487 nolu bir ihtarname aldık. Hadi İlbaş’ın arkadaşlarından Mustafa Pala isimli biri bu ihtarnamesi ile Bağcılar Bankası’nda sermaye artışından haberimiz oldu. Elbet de bir şey yapamazdık, aylardır tutukluyduk. Sanki bizler özgür koşullar altındayız ve yönetim görevimizi yapmıyormuşuz gibi ihtar çekiliyordu bizlere. Haberimiz olduğunda Bağcılar Bankasında zaten her şey bitmişti ve kısa süre sonra bizler tutukluyken Köy-Koop Merkez Birliği kayyuma teslim edildi. Aradan 45 yıl geçmiş, bugüne kadar susan ve vefat etmiş olan Mahmut Türkmenoğlu’nu tanık gösteren Hadi İlbaş o sıralarda tutuklu bulunan Genel Merkez yönetimini aklınca suçluyor. Türkmenoğlu’nu kara toprağın altından nasıl çıkaralım da doğruyu söylesin. Ayrıca sayın Türkmenoğlu, İlbaş’ı da pek sevmezdi. İlbaş, bakanlık gözetiminde demokratik olarak seçilmiş bizleri kanıtsız ve ispatsız olarak suçlamayı hala sürdürüyor. Oysa bizler eski, -45-50 yıl önceki- konulara gerek görmüyoruz. Böyle iyi niyetli düşündüğümüz için,1990’da KÖY-KOOP’un yeniden kuruluşunda, ilk genel kurulumuza Hadi İlbaş’ı da çağırmıştık. KÖY-KOOP’un kuruluş dönemi dahil, beş yıl Genel Başkanlığım sırasındaki görüşmelerimizde İlbaş, şimdilerde sözünü ettiği konularda hiçbir şey konuşmadı. Sonuç olarak; 12 Eylül devirmesinde, işkence gördüğümüz, tutuklandığımız, yargılandığımız ve Askeri Yargıtay’da beraat ettiğimiz KÖY-KOOP Davası’nın muhbirleri, İlbaş’ın yakın çevresindendi. KÖY-KOOP’un genel kurulları Bakanlık denetiminde yasalara uygun olarak yapılmıştır. Bağcılar Bankası Olayında bizler tutukluyduk, suçlamalar kanıtsızdır ve gerçek değildir, suçlanan avukat Bozkurt Kemal Yücel gerekli yanıtları verecek, hakkını arayacaktır elbette… Yerli Tohumlar Takas Yapılarak El Değiştirdi »» Bursa’nın Nilüfer Belediyesi tarafından her sene geleneksel olarak yapılan tohum takas şenliğinin ikincisi Nilüfer Kent Pazarında yapıldı. Şenlikte 100 yıllık yerli tohumlar takas yapılarak el değiştirdi. Nilüfer Belediyesi’nin, bu yıl ikinci kez düzenlediği “Nilüfer Yerel Tohum Takas Etkinliği”ne katılan üreticiler, ellerindeki tohumları takas ederek, yerel tohumların yayılmasına önemli bir destek verdi. Sağlıklı nesillerin yetişmesi açısından büyük önem taşıyan, ekolojik tarımın yapılması ve yerel tohumun korunması, amacıyla çok sayıda projeyi hayata geçiren Nilüfer Belediyesi bu hedefle örnek bir etkinliğe daha ev sahipliği yaptı. Nilüfer Belediyesi, Nilüfer Kent Konseyi Kırsal Alan Çalışma Grubu ve Ekolojik Yaşam Derneği (EKODER) ile birlikte bu yıl ikinci kez Nilüfer Yerel Tohum Takas Etkinliği gerçekleştirdi. Açılış töreninde konuşan Nilüfer Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, yerel tohumların toplanması, ekilerek çoğaltılması, saklanması, korunması ve takas edilmesini çok önemsediklerini söyledi. Bozbey, “Yerel Çeşit Denemeleri ve Tohum Üretim İstasyonu’nda (Ekobahçe) Tohum Kütüphanesi’ni kurduk. Şu anda kütüphanemizde, Türkiye’nin dört bir köşesinden toplanmış 700’e yakın yerel tohum çeşidi bulunuyor. Ekobahçe’nin bir üst versiyonu olarak niteleyebileceğimiz ve Ürünlü'de açılışını gerçekleştirdiğimiz Küçük Ölçekli Kent Bostanları’nda da yerel tohum üretim ve çoğaltım işlemlerine devam edeceğiz. Nilüfer Belediyesi olarak, yerel tohumun, toprağımızla buluşması için, bu sevda için, tüm olanaklarımızı ortaya koymaya söz veriyoruz” dedi. “Yerel tohum gıda güvenliği açısından önemli” Yerel tohumların en önemli özelliklerinin, bulundukları iklime uyum sağlamış, hastalık ve zararlılara karşı belirli bir direnç geliştirmek olduğuna dikkati çeken Başkan Mustafa Bozbey, “Aynı zamanda, yapılan bilimsel araştırmalar kanıtlamıştır ki, bu tohumlardan elde edilen ürünlerin besin madde içerikleri, endüstriyel tohumlardan çok daha fazladır. Gıda, bilindiği üzere toprak ve suyla buluşturulan tohumlardan elde edilen ürünler ya da bunların işlenmiş halidir. Tohuma, özellikle de Anadolu coğrafyamızdaki yerel tohumlara sahip çıkmak, gıda egemenliğimizin korunması, gıda güvenliğimizin sağlanması açışından çok önemlidir. Bir kısmı gıda olarak tüketilen, kayıt altına alınmış 13 bin bitki çeşidine sahip bir ülkeyiz. Bu biyolojik çeşitlilik zenginliğimiz neredeyse Avrupa kıtasının biyolojik çeşitliliği ile yarışabilir bir düzeydedir. İşte bu zenginliği korumak, tohumuna sahip çıkmak bu ülkeyi seven her bireyin görevidir” dedi. “GDO’lu tohum ekilmesi yasak” Nilüfer Belediyesi Çevre ve Kırsal Alan Danışmanı Arca Atay da Türkiye’de GDO’lu tohumların ithal edilmesi ve ekilmesinin kanunen yasak olduğunu kaydederek, “GDO’lu tohumlar konusunda zaman zaman yanlış anlamalar oluyor. GDO’lu tohumların ithal edilmesi ve ekilmesi kanunen yasak. Hapis ve yüklü miktarda para cezası vardır. Maalesef bu duyarlılığı gösterip yasada bunu koyan Bakanlık, GDO’lu tohumların yem olarak ithaline izin vermektedir. ” diye konuştu. “Türkiye tohum konusunda dışa bağımlı” Bursa Ziraat Odaları İKK Başkanı Nafiz Kaya da tohum konusunda Türkiye’nin dışa bağımlı hale geldiğini kaydederek, “GDO’lu, melez, hibrit tohumlardan teknolojisine sahip olamadığımız pek çok tohumu ekiyoruz ve bunları vatandaşlarımız üretiyor. Sağlıkla ilgili gelecekte neden olduğunu bilemediğimiz, çözemeyeceğimiz bir çok durumla karşılaşmak bu konuda mümkün. Çünkü teknoloji üretemiyoruz, teknolojilerin esiri oluyoruz. Organik olarak üretilen ve saklayamadığımız tohumlarımız da var. Bunlar maalesef bizim yeni jenerasyon hibrit ve GDO’lu ürünlerle birlikte karma olarak ekildiğinden, elimizdeki ülkemize ait tohumların da tozlaşma yoluyla kirlendiğini hatırlatmak isterim” diye kaydetti. Açılış konuşmalarının ardından Nilüfer Belediyesi Çevre ve Kırsal Alan Danışmanı Arca Atay’ın moderatörlüğünde panel düzenlendi. Panelde, Tarım Ekonomisi Derneği’nden Dr. Zerrin Çelik, Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarım Ekonomisi Bölümü’nden Prof. Dr. Tayfun Özkaya, Ekolojik Çiftçi Berrin Ertürk, ZMO İstanbul Şube Başkanı Ahmet Atalık söz alarak katılımcılara uzmanlık alanlarında bilgiler verdi. Kesimhaneye Hayvan Götürecekler Dikkat! »» Hayvansal Gıdalar İçin Özel Hijyen Kuralları Yönetmeliğinin 10.maddesi 2016 Yılı için Kesimhane işletmecisine kesimhaneye gönderilen bütün hayvanlar için gıda zincir bilgisini istemek, almak, kontrol etmek ve değerlendirme yetkisi vermiştir. Buna göre, Sığır cinsi hayvanların il içinde kesimhaneye sevklerinde Hayvan Pasaportuna, iller arası kesimhaneye sevklerinde ise Veteriner Sağlık Raporuna ilave olarak Sığır Cinsi Hayvanlar İçin İlave Gıda Zinciri Bilgisi formunun, Koyun Keçi Türü Hayvanların il içi kesimhaneye sevklerinde Nakil Belgesine, iller arası kesimhaneye sevklerinde Veteriner Sağlık Raporuna ek olarak Koyun Keçi Türü Hayvanlar İçin Gıda Zinciri Bilgisi formunun, Kanatlı Hayvanların il içi kesimhaneye sevklerinde Nakil Beyannamesine, iller arası kesimhaneye sevklerinde Veteriner Sağlık Raporuna ilave olarak Kanatlı Hayvanlar İçin Gıda Zinciri Bilgisi formunun Hayvan Sahipleri tarafından doldurulması zorunludur. Gıda Zincir Bilgisinde; 1- İşletmesindeki hayvanların halk sağlığı veya hayvan hastalıkları sebebiyle hareket kısıtı altında olmadığını, 2- Beliri bir dönemde hayvanlarına uygulanan ve belirli bir kalıntı arınma süresine sahip olan Veteriner Tıbbi Ürünleri (ilaçları) ve tedavilerini, 3- Hayvanlarına uygulanan ilaçların Kalıntı Arınma Sürelerini bun- ların uygulama tarihlerini takip ettiklerini 4- Hayvanlarının etin güvenilirliğini etkileyebilecek herhangi bir hastalık ve durum belirtisini göstermediğinin bilgisini 5- İşletmesindeki hayvanlardan veya diğer materyallerden alınan örnekler veya analiz sonuçları, sevkiyatta yer alan hayvanların etin güvenilirliğini etkileyebilecek herhangi bir hastalık veya duruma veya ette kalıntı ile sonuçlanma ihtimali olan maddelere maruz kalmış olabileceğini göstermediğini beyan etmek zorundadır. Ayrıntılı bilgi, İl Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü, Hayvan Sağlığı Yetiştiriciliği ve Su Ürünleri Şube Müdürlüğünden, ilçelerde ise İlçe Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğünden alınabilir. Köy-Koop Haber Mayıs 2016 TARIM Pancar Üreticilerine Darbe: Türkiye Avrupa Birliği Ülkelerinden Şeker de İthal Edecek »» Türkiye-AB ile daha önce yaptığı tarım anlaşması gereğince AB ülkelerinden 80 bin ton şeker ithal edilmesi için şekerin gümrük vergisini sıfıra indirdi! Sığır eti ithalatında yılsonuna kadar kullanılmak üzere 15 bin ton tarife kontenjanı açıldığı ve bazı tarım ürünlerinin ithalatında da yüzde 50 oranındaki gümrük vergisinin kaldırıldığı açıklandı. Ekonomi Bakanlığı, "Et ve Süt Kurumu Genel Müdürlüğünce Kullanılmak Üzere Sığır Eti İthalatında Tarife Kontenjanı Uygulanması Hakkında Karar" ve Avrupa Birliği Menşeli Bazı Tarım Ürünleri İthalatında Tarife Kontenjanı Uygulanması Hakkında Kararda Değişiklik Yapılmasına Dair Karar" başlıklı açıklamalarında ithalatta değiştirilen unsurları açıkladı. Açıklamalara göre, sığır eti ithalatında yıl sonuna kadar kullanılmak üzere 15 bin ton tarife kontenjanı açıldığı ve bazı tarım ürünlerinin ithalatında ise yüzde 50 oranındaki gümrük vergisinin kaldırıldığı açıklandı. Ekonomi Bakanlığı'ndan tarım ürünlerinin ithalatıyla ilgili yapılan açıklamalarda şu ifadelere yer verildi: "2016/8647 sayılı "Avrupa Birliği Menşeli Bazı Tarım Ürünleri İthalatında Tarife Kontenjanı Uygulanması Hakkında Kararda Değişiklik Ya- pılmasına Dair Karar" 8 Nisan 2016 tarihli ve 29678 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanmıştır. Söz konusu Karar ile 1/98 sayılı Türkiye-Avrupa Birliği (AB) Ortaklık Konseyi Kararı uyarınca açılan AB menşeli 80 bin tonluk şekere ilişkin tarife kontenjanı ithalatında uygulanan yüzde 50 oranındaki gümrük vergisi 2016 yılına münhasıran yüzde 0 seviyesine çekilmiştir. Bu kapsamda, olumsuz iklim koşulları nedeniyle şeker üretiminde yaşanan düşüşün piyasa etkileri telafi edilmiş olacaktır." Ekonomi Bakanlığı'ndan sığır eti ithalatıyla ilgili yapılan açıklamalarda ise şu ifadelere yer verildi: "2016/8595 sayılı "Et ve Süt Kurumu Genel Müdürlüğünce Kullanılmak Üzere Sığır Eti İthalatında Tarife Kontenjanı Uygulanması Hakkında Karar" 8 Nisan 2016 tarihli ve 29678 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanmıştır. Söz konusu Karar ile büyükbaş hayvanların taze veya soğutulmuş etinin ithalatında Et ve Süt Kurumu Genel Müdürlüğü'nce ihtiyaç duyulması halinde 31/12/2016 tarihine kadar kullanılmak üzere 15.000 tonluk yüzde 0 gümrük vergili tarife kontenjanı açılmıştır." Denizlerde Av Yasakları Başladı »» Denizlerde su ürünleri av yasağı 15 Nisan 2016 tarihinde başlayan yasak, 31 Ağustos 2016 tarihinde sona erecek. 3/1 Numaralı Ticari Amaçlı Su Ürünleri Avcılığını Düzenleyen Tebliğ hükümleri gereğince, trol avcılığına acık tüm karasularımızda 15 Nisan - 15 Eylül tarihleri arasında, dip trolu ile su ürünleri istihsali yasaktır. Tüm denizlerimizde 15 Nisan - 31 Ağustos tarihleri arasında gırgır ağları ile su ürünleri avcılığı yasaktır. Fanyalı ve fanyasız, alttan büzülmeyen, mapa ve tel bulunmayan alamana (voli) ağları ile dönem boyu avcılık yapılması serbesttir. Ancak 22 metreden (12 kulaç) daha fazla derinliğe sahip alamana (voli) ağları ile gırgır avcılığının yasak olduğu dönemde, avcılık yapılması yasaktır. Çevirme ağları kullanılarak belirli bir alanı kapatmak sureti ile bu ağlara dalarak ve elle çekerek kıyıda dar bir saha içerisine toplamak suretiyle (elleme veya eleme adı verilen yöntemle) su ürünleri avcılığı yasaktır. Bütün karasularımızda, ığrıp, trata, tarlakoz, manyat ve benzeri kıyı sü- rütme ağları ile su ürünleri avcılığı ve bu ağlar ile ağları kullanmaya yarayacak donanımların balıkçı gemilerinde bulundurulması yasaktır. Tüm karasularımızda, 1 Nisan - 31 Ağustos tarihleri arasında ağ dalyanları dâhil, her turlu istihsal vasıtası ile palamut ve torik avcılığı yasaktır. Ancak 15-31 Ağustos tarihleri arasında çaparı ile palamut avcılığı serbesttir. 15 Nisan - 15 Haziran tarihleri arasında her turlu istihsal vasıtası ile kalkan avcılığı yasaktır. Karasularımızda 1 Mayıs - 31 Ağustos tarihleri arasında algarna ile deniz salyangozu avcılığı yasaktır. Limanlarda, balıkçı barınaklarında, barınma ve çekek yerlerinde ve bu yerlerin girişinde ana mendireğin başından itibaren 100 m yarıçaplı alanda su ürünleri avcılığı yasaktır. Tebliğ hükümlerine uymak şartıyla olta, uzatma ve parakete gibi avlanma araçlarıyla avcılık serbesttir. 7 Kooperatiflerde Genel Kurul Süreçleri Bilindiği gibi kooperatiflerimizin olağan genel kurul süreçleri her yılın ilk altı ayıdır. Ancak genel kurullar genelde mayıs haziran aylarında yapılır. Bu genel kurullar yönetim kurullarının bir yıllık çalışmalarının irdelendiği ve değerlendirildiği toplantılardır. Kooperatifin her ortağı bu genel kurullarda düşüncelerini, eleştirilerini ve önerilerini dile getirir. Görüşmeler sonucunda yönetim kurullarının çalışmaları doğru bulunursa onaylanır. Eksik ve hata bulunursa eleştirilir ve uyarılır. Yanlışlar devam ediyorsa onaylanmaz ve hesap sorulur. Yine ortakların özgür iradeleri ile yeni yönetim, denetim ve üst birlik delegeleri seçilir. Demokrasi anlayışının ve uygulamasının en güzel örneklerindendir. Bu sürece bütün ortakların katılması bir görev almasının yanı sıra demokrasiyi içine sindirmek ve duyarlı vatandaş olmanın da ölçütüdür. 1163 sayılı kooperatifler yasası bütün bunların çerçevesini belirlemiştir. Bu süreçler olması gerektiği gibi doğru algılanıp, doğru uygulandığında Ülkemizin de önemli bir sorunu çözülmüş olacaktır. Böyle oluyor mu? Üzülerek belirtelim tam olarak böyle olmuyor. Belki ilgili herkes böyle düşünüyor. İfadelerinde de böyle olması gerektiğini söylüyor. Doğru uygulamalarda gözlemliyoruz. Ancak; Çiftçilerimizin ve tarımsal sorunlarımızın çözümü için en önemli etken olan kooperatifleşmenin yeterince gerçekleşemediği, var olan kooperatiflerde yaşanan pek çok olumsuz örnek bizlerin bu üzücü gerçekle yüzleşmemiz gerektiğini gösteriyor. Soruna doğru tanı koymak ve çözümü doğru zeminde aramak herkesten önce kooperatif yöneticilerinin sorumluluğundadır. Bilinçsiz ve duyarsız ortaklar, akrabalık ilişkileri, çıkar ilişkileri, siyasi gruplaşmalar vb. nedenlerle doğru yaklaşım göstermeyen çiftçilerimizin var olduğu bir gerçektir. Ancak suçu ve sorumluluğu yalnızca onlara yüklemek önemli bir eksiklik ve hatadır. Asıl sorumlu olan biz seçilmiş yöneticileriz. Hepimiz var olan koşulları bilerek seçildik. Değişim ve çözüm içinde birinci derecede sorumlularız. Her şey bir anda olmayacak elbette. Ancak atılacak somut adımlar ve doğru örnekler çözümleri kolaylaştıracaktır. Unutmayalım ki ‘’Öncü sıradanı öncüleştiremezse sıradan öncüyü sıradanlaştırır.’’ Bu süreci etkileyen pek çok dış etkende var. Bunların içinde çok olumsuz olanların yanı sıra olumlu olanlarda var. Bizlere düşen görev, olumlu etkenlerin paydaşlığında, aklın ve bilimin ışığında çözümler üretmek ve önderlik etmektir. Bütün kooperatifçilerimizi ve çiftçilerimizi hep birlikte kıyıya vuran denizyıldızlarını toplayıp tekrar denize kavuşturmaya davet ediyorum. Köy-Koop Haber Mayıs 2016 TARIM Koyun ve Keçilerde Elektronik Küpe Uygulamasına Başlandı »» Türkiye’de ilk defa Erzurum’da başlatılan “Koyun ve Keçilerin Elektronik Kimliklendirilmesi” ile pek çok kolaylığı da beraberinde getirecek. Doğu Anadolu Tarımsal Araştırma Enstitüsü Müdürlüğünce yapılan Türkiye’nin ilk “Soğuğa Dayanıklılık Test Merkezi” ve Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığınca (GTHB) projelendirilen “Koyun ve Keçilerin Elektronik Olarak Kimliklendirilmesi ve Kaydı İçin Teknik Yardım Projesi” Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakan Yardımcısı Mehmet Daniş’in katılımıyla yapıldı. Daniş, Damızlık Merkezindeki açılışta yaptığı konuşmada, küçükbaş koyun ve keçilerdeki elektronik küpe uygulamasına geçmenin hayvancılıkta yeni bir aşama olduğunu söyledi. Uygulama ile Türkiye’de hayvanların takibi noktasında önemli bir aşama kaydedileceğini vurgulayan Daniş, “Hayvan hareketlerinin kontrolü daha kolay bir hale gelecek. Türkiye genelinde hayata geçirilecek bu proje ilk defa Erzurum’da başlatıldı.” dedi. Daniş, Bakanlığın çalışmaları kapsamında Avrupa Birliğine uyumlu olarak birçok gerçekleştirildiğini dile getirerek, şöyle dedi: “Özellikle Doğu Anadolu Bölgesi’nde, Erzurum’da bundan 20-30 yıl öncesine döndüğümüz zaman bugünden daha fazla hayvan potansiyelinin olduğu bir gerçektir. Erzurum’da her ne kadar az olsa da terör belasından dolayı en fazla etkilendiğimiz sektörlerin başında hayvancılık ve tarım gelmektedir. Bu beladan kurtulduğumuzda da yine bu bölgenin eski hayvancılık potansiyeline çok kısa sürede kavuşması için biz de bütün projelerimizi hazırlamış durumdayız. Kredi ve desteklerle hayvancılığa desteğimiz giderek artacak. Hem et ve süt anlamında hem de küçükbaş ve büyükbaş hayvan anlamında desteklerimiz artacak. Bölgelerin ihtiyaçlarına göre desteklerimiz artacak.” “Hayvan hareketlerinin izlenmesi hastalıkların önlenmesi için önemli” Projenin, hayvan hareketlerinin izlenmesi, hastalıkların önlenmesi, azaltılması ile hareket yoğunluğuna ilişkin güvenilir veri elde edilmesi açısından önem arz ettiği vurgulandı. »» Kırmızı ette sınıflandırmaya bağlı fiyatlandırma sisteminin oluşturulmasıyla ilgili yapılan çalışmalar sektör görüşüne açılacak. rulmasıyla ilgili çalışmalara ilişkin bilgi veren Çelik, "Kırmızı ette sınıfına göre fiyat belirlemesi yapılacak. Düzenlemeyle market ve kasaplarda satılan karkas etin etiketlerinde, hayvanın yaşını, cinsiyetini, yağ miktarını ve kas yapısını gösteren bilgiler yer alacak. Böylece vatandaş hangi eti, kaça aldığını bilecek" diye konuştu. Çelik, düzenlemeyle kırmızı et piyasasında ortak bir karkas sınıflandırma sistemi oluşturulacağını ve pazar fiyatlarının da bu sınıflara göre belirleneceğini belirterek, daha iyi sınıfa daha yüksek fiyatın verilmesi sonucunda kaliteli et üretiminin teşvik edileceğini vurguladı. Karkas Et Sınıflandırılacak Sektörün görüşüne açılacak taslak yönetmeliklerle karkas etler, hayvanın cinsiyeti, yaşı, kas yapısı (en üst-S, mükemmel-E, çok iyi-U, iyi-R, orta-O, kötü-P) ve yağ örtüsüne (1-düşük, 2-zayıf, 3-ortalama, 4-yüksek, 5-çok yüksek) göre sınıflandırılacak. Yapılan sınıflandırmaya ilişkin etiketlemenin nasıl yapılacağı, kesimhanelerde sınıflandırmayı yapacak kişilerin yeterliliklerine ilişkin kriterlerin de yer aldığı taslakta, bu işlemin uzman sınıflandırıcılar yerine otomatik derecelendirme teknikleri ile yapılması durumunda tekniklerin doğruluğunu gösteren sertifikasyon testlerinin yapılması gibi konu başlıkları da bulunuyor. Bireysel Sulama Sistemlerine Yüzde 50 Hibe »» Bireysel sulama sistemleri kurulmasında, hibeye esas mal alım tutarının KDV hariç yüzde 50’sine hibe yoluyla destek verilecek. Kırsal Kalkınma Destekleri Kapsamında Bireysel Sulama Sistemlerinin Desteklenmesi Hakkında Tebliğ, Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Program, tarla içi damla sulama, yağmurlama, mikro yağmurlama sulama sistemleri kurulması, lineer sistem, center pivot sistem veya tamburlu sistem yağmurlama sulama makinesi alınması ve güneş enerjili sulama sistemi kurulmasını kapsayacak. Tarla içi damla sulama sistemi kurulması için program tüm illerde uygulanacak. Kabul edilen başvurulara ilişkin ola- »» Yıl 1997, Eylül ayının yirmisi. O gün Ormancılık Kooperatifleri Merkez Birliğinin kuruluş genel kurulu yapılacak. Ankara’da DSİ nin toplantı salonunu yüzlerce kişi doldurmuş. Çifte davullu zurnalı, tam bir bayram havası. Ülkenin dört bir yanından akın akın gelen insanlar. Bir umuda yolculuk. Belki de ezilmişliğin ötesine uzanış umuduna yolculuk. Verdiği emeğin değerini dahi bilmeden, anlamlandıramadan. Bir hayal kırıklığına uğrama korkusu olmadan. İnanarak, güvenerek. Bir zamanlar bir okka tuz, bir şişe gazyağı, biraz şeker alabilmenin mücadelesini veren, bir şekerci dükkânında tahin reçel yediğinde mutlu olan, o eli öpülesi insanların çocukları bu salonu hınca hınç dolduranlar. Kalitesine Göre Etin Fiyatı Değişecek Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik, kırmızı ette kalite derecelendirmesinin ilgili sivil örgütlerle bir araya gelerek hayata geçirilmesi için çalışmalar yapılacağını belirterek, "Kalitesine göre fiyat değişikliği olacak. Marketlerde de etiketlere bunlar yalnız fiyat olarak değil, tanım olarak da yansıyacak, neyi aldığını vatandaş bilecek" dedi. Avrupa Birliği ülkelerinde geçerli olan kırmızı ette sınıflandırma ve fiyatlandırma uygulamasının, Türkiye'de hayata geçirilmesi amacıyla çalışma başlattıklarını bildiren Çelik, bu kapsamda hazırladıkları "Sığır Karkaslarının Sınıflandırılmasına Dair Yönetmelik" ile "Koyun Karkaslarının Sınıflandırılmasına Dair Yönetmelik" taslaklarını, gelecek günlerde sektörün görüşüne açacaklarını söyledi. Kırmızı ette sınıflandırmaya bağlı fiyatlandırma sisteminin oluştu- Biraz Vicdan rak başvuru sahibiyle il müdürlüğü arasında hibe sözleşmesinin imzalanmasından sonra mal alımları en fazla 45 gün içinde tamamlanacak. Çiftçi Kayıt Sistemine kayıtlı olmak şartıyla, başvuru sahibi yatırım konularından sadece biri için tek bir parselde başvuru yapabilecek. Gerçek kişiler ve belirtilen şirketler, “lineer sistem, center pivot sistem veya tamburlu sistem yağmurlama sulama makinesi alınması” hariç kendilerine ait arazilerde veya en az üç yıl ve üzeri süreyle kiralama yaparak başvuruda bulunabilecek. Sulama kooperatifleri ve tarımsal kalkınma kooperatifleri de ana sözleşmelerinde tarımsal üretim yapabileceklerinin yer alması şartıyla kendilerine ait arazilerde veya kamu arazilerinden 10 yıl ve üzeri kiralama yaparak tüzel kişilik olarak başvuru yapabilecek. Önceden kredilendirilmiş parsele hibe verilmeyecek. 9 Ayağında çarık, dolak, bacağında defalarca yamalık konulmuş külotlu pantolon, kışın dondurucu soğuğunda merkebine bir yük odun sarıp saatlerce yürüyen, getirdiği odunu kasabalıya satıp, okuyan çocuğuna kalem defter alan, köyden getirdiği kuru ekmeğini, katıksız, çeşme başında ıslatıp açlığını gidermeye çalışan o eli öpülesi insanların çocukları bunlar. Erol AKAR Köy-Koop Kastamonu Birlik Başkanı Arka tarafta boş sandalyelere rağmen, oturmadan olana bitene donuk, şaşkın bakan gözlerin, neler ifade ettiğini anlamak çok zor değildi. Kimisi oğlu kızı, kimisi torunu, yitip gidenlerin. Bunlarda kim? 19 yıl sonra nereden çıktı bu adamlar? Şimdimi akıllarına geldi? dediklerini duymamak, hissetmemek, anlamamak mümkün değil. Aksine o zaman ferasetsizlikten bahsetmek daha doğru olmaz mı? Kışın turşu, yazın mısır satmaya, insan yutan şehirlere giden, teneke gecekondularda köylüleriyle iç içe yaşam mücadelesi veren bu insanlar, siyasetin, yoksulluğun lafazanlığını yapan, gerçekte gözlerini para, makam, koltuk hırsı bürümüşleri bir türlü anlayamamış, eli öpülesi insanların çocukları, torunları bunlar. Bu tören aslında çok simgesel kalan bir törendi. Bu güne kadar kim bilir kaç can tomruk altında kaldı? Kaç can ağaç altında yitip gitti? Onların anısını ifade eder mi? Zannetmiyorum. Ankara’da DSİ nin devasa salonunda toplantı başladı, devam ediyor. Birden soğuk bir rüzgâr esti Ankara’da. DSİ toplantı salonu buz gibi. Dondu kaldı insanlar. Ne söyleyeceğini bilemedi. Çocuklarını umutsuz bırakmamak için, yoksul kalmamaları için, yollara düşen insanların omuzlarında bir yerlere ulaşmak varken, sırtlarına binerek ulaşmaya çalışmak neden? Bartın- Ulus Zafer Köyü Tarımsal kalkınma kooperatifinden on kişi, Ankara’ya gelirken Mengen civarında elim bir trafik kazası sonucu yitip gidiyor. Haber acı. Aradan on dokuz yıl geçiyor. Tam on dokuz yıl sonra Zafer köyünde bir tören düzenlemek ve bir anıt yapmak akla geliyor. O insanların lokmalarına lokma katamayan, üstelik rızıklarına ortak olanlara, yetim hakkı yiyenlere, sanki bir görev ifa ediyormuş edasıyla ortalıkta salınmak yakıştı mı? Körler sağırlar birbirlerini ağırların ötesinde, tüm Türkiye’nin bu isimleri bilmesi ve unutmaması gerekir. Ekmek parası için ormanda yitip giden yüzlerce insanımızın anısına, en azından bu umut elçilerini hiç unutmamalıyız. CAHİT AKSOY ALİ GÜNEY RECEP BAYRAKTAR SABAHATTİN ÖZSOY Zafer köyünde anıt açma töreni başlıyor. OSMAN İNTEPE Ekâbir ön koltuklarda, hamasi nutuklar, içtenlikten, duygudan yoksun. Kaldı ki gözleri buğulanmayan, dudakları titremeyen, gerektiğinde iki damla gözyaşı dökmeyen insanlar için duygudan bahsedilebilir mi? Samimiyetleri ne kadar inandırıcı ki? RECEP ÜNAL HAL VE GİDİŞ MEVLÜT ÜNAL KAMİL ÖZSOY DURMUŞ KORKUT MEHMET GÜNER Mekânları cennet olsun. Nur içinde yatsınlar. Sait MUNZUR 10 Mayıs 2016 Köy-Koop Haber TARIM Türkiye’de Hayvancılık Nasıl “Dikiş Tutar”? »» 2015-Haziran verilerine göre Türkiye’deki büyükbaş hayvan sayısı 14,7 milyondur. Toplam küçükbaş hayvan 44,7 milyon baş olup, bunun % 75,7’sini koyun, % 24,3’ünü keçi oluşturmaktadır. 20-25 yıl öncesine göre hayvan sayılarında azalmalar vardır. Son yıllarda yavaş da olsa bir artış varsa da özellikle küçükbaş havyacılıkta yapısal sorunlar bir türlü beklenen atılımı gerçekleştirememektedir. Çünkü; mera alanlarının daralması, çoban bulmada zorluklar, kentlere yoğun göç nedeniyle işletme sayısında ve genç nüfusta azalma, dış ticarette belirsizlikler, girdi maliyetlerindeki artışlar, yetersiz ve etkin olmayan örgütlenme, yatırıma dönüşmede zorluk yaşayan desteklemeler, kayıt dışılık ve veri eksikliği, fiyat istikrarsızlığı, gibi unsurlar hayvancılığın yapısal durumunu biçimlendirmektedir. Hayvancılık ve hayvansal ürünler üretimden tüketime birçok aşamalardan geçerek tüketiciye sunulmaktadır. Bu aşamalar içinde temel olarak hammadde yetiştirme, canlı hayvan ticareti ve nakliyesi, borsa ve pazarda satışı, kesim, yüzme ve parçalama, ana ve yan ürünlerin değerlendirilmesi ve derecelendirilmesi, ürün işleme ve teknolojisi, depolama, paketleme ve kalite kontrol hizmetleri yer almaktadır. Türkiye nüfusunun yaklaşık 2,5-3 milyonunun geçimini bu sanayide sağladığı belirtilmektedir. Ancak, hayvancılık işletmelerinde karlılığın azalması ve yetiştiricilikten kaçışlar sonucunda bu sayıda önemli düşüşler olmaktadır. Bunun için hayvancılık sürdürülebilir acil ve kalıcı çözümler beklemektedir. Türkiye 2010-2014 yılları arasında 3,15 milyar dolarlık sığır eti ve canlı sığır ithalatı yapmıştır. Bu dönemde çeşitli ülkelerden; besiye alınmak üzere yaklaşık 720 bin baş, doğrudan kesilmek üzere de yaklaşık 500.000 sığır ithal edilmiştir. Ülke olarak bu kaynağı kendimiz değerlendirmek ve üretim için kullanmak durumundayız. Kırsal alanda ekonomilerin temel unsurlarından olan hayvancılık, kırsalın kalkınmasında önemli ekonomik rolleri üstlenebilecek potansiyele sahiptir. Kırsal alanın önemli bir geçim veya ek gelir kaynağı olan hayvancılık, sanayi sektörünün de birçok dalına girdi sağlaması açı- Prof.Dr. Bülent GÜLÇUBUK A.Ü. Ziraat Fakültesi Tarım Ekonamısı Bölümü sından da önem arz etmektedir. Başta büyükbaş olmak üzere her türde hayvancılık ve buna dayalı üretim ve ticaret kırsalın ekonomik faaliyetleri arasında önemli yer tutmaktadır. Bu nedenle sektöre çok yönlü ve entegre kalkınma anlayışı ile yaklaşım göstermek zorunlu hale gelmektedir. Türkiye’de hayvancılığın; kayıt dışılık, veri eksikliği, ölçek yoksunluğu, girdi maliyetleri, bağlı sanayide kapasite kullanım oranı, mera kullanımı, pazarlama, dış ticarette belirsizlikriskler, destekleme politikalarında etkililik yoksunluğu gibi çok farklı parametreleri barındıran sorunları vardır. Bu sorunlar nedeniyle hayvancılık bir türlü “dikiş tutmamakta”dır. Peki, Türkiye’de hayvancılığın dikiş tutması için neler yapılmalıdır? Dikiş tutması için şu konulara dikkat ve öncelik vermek kalıcı politika yaklaşımları olarak ele alınabilir; sektörde üretim planlamasına gidilmesi, üretim planla- masında farklı gelişme dinamiklerinin dikkate alınması, sektörün her yönüyle kayıt altına alınması, kayıt dışı üretimin kontrol altına alınması, özellikle işleme sanayinin her alanında toplam kalite yönetiminin uygulanması, mevzuatların eksiksiz uygulanması, güncel kayıt sistemlerinin ve veri tabanlarının oluşturulması, sektörde insan kaynakları kapasitesinin yükseltilmesi, sektöre ara eleman yetiştirilmesi, üretici örgütlenmesinin güçlendirilmesi yoluyla ortak ahır kullanımının yaygınlaştırılması, desteklemelerin kapasite artırmaya, teknolojik altyapıyı iyileştirmeye, pazara yönelik kayıtlı, kaliteli, standartlara uygun üretime yönelik önlemlere aktarılması, desteklerin daha etkin ve verimli kullanımı için ayrıca bölgesel koşulların dikkate alınması, başta meralar olmak üzere doğal varlıkların sürdürülebilir kullanımı, sürdürülebilir üretim ve işleme için buzağılama aralığının yılın oniki ayına yansıması, süt tedarikinde sorun yaşanmaması, risklere karşı hayvan sigortalama işlemlerinin yapılması hayvancılığın geleceği ve yeni kaoslar yaşanmaması için önemlidir. Sonsöz olarak; hayvancılık ülkemizde sektörel bakışın ötesinde anlamlar taşımaktadır. Sağlıklı tüketim, gıdaya erişim, yoksulluğun ve açlığın azaltılması, kırsal nüfusun yerinde tutunabilmesi, gıda güvencesinin teminat alınması açısından hayvancılık daha fazla ön plana çıkacaktır. Hayvancılık insanoğlunun geleceği ve beslenmesi için olmazsa olmaz koşuldur. Hayvancılığa sadece ekonomik kaygı ile değil aynı zamanda sosyolojik, kültürel, politik boyutları ile de bakmak gereklilik göstermektedir. Yani, Türkiye’de hem genel hem de kırsal kalkınmanın gerçekleşmesinde hayvancılık şarttır ve dikiş tutmak zorundadır. Torku'dan Yeni Çiftçi Sütü »» Torku, günlük sütten vazgeçemeyenlere özel yeni lezzeti Torku Çiftçi Sütü'nü raflara sundu. Yaklaşık 900 bin çiftçinin ortak girişimiyle kurulan Konya Şeker, doğallığı korunarak üretilen Torku markalı ürün çeşitlerini geliştirmeye devam ediyor. Çiftçi ortaklarının mahsüllerini en sağlıklı yollarla tüketicilere sunan Konya Şeker, şimdi de Torku ailesinin en yeni üyesi Torku Çiftçi Sütü'nü sofralara getiriyor. Torku'nun yüksek teknolojiye sahip üretim altyapısı sayesinde mikro filtrelerden geçirilen ve düşük sıcaklıkta pastörize edilen Torku Çiftçi Sütü, sağıldığı haliyle besin değerlerini koruyarak raflarda yerini alıyor. Torku'nun sertifikalı çiftçileri tarafından beslenen ineklerden elde edilen tam yağlı Çiftçi Sütü, yüzde 3,5 yağ oranına sahip yapısıyla sütün doğal lez- zetini ve hoş kokusunu günlük süt severlerle buluşturuyor. Sağlıklı beslenmeye önem verenlerin öncelikli tercihi olacak Torku Çiftçi Sütü ile çocuklar sağıldığı andaki lezzet ve nefasetiyle süt içmenin tadına varacak, anneler tatlılarını ve kahvelerini tatlandırmanın yanısıra evde yoğurt yapımında da gönül rahatlığıyla kullanabilecek. Bu arada, AB Holding iştiraki olan ve dünyanın en büyük et ve süt tesisi olarak kabul edilen Panagro Et ve Süt Gıda Kompleksi Entegre Tesisleri'nde üretilen ve Torku markasıyla tüketicilerin beğenisine sunulan süt ürünlerinden oluşan ürün gamı ise 155 çeşide ulaştı. . Türkiye Süt Sektörü Çin Kapısında! »» Türkiye Cumhuriyeti Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı ile Çin Halk Cumhuriyeti Kalite Kontrolü, Denetim ve Karantina Genel İdaresi arasında 14 Kasım 2015 tarihinde Antalya’da imzalanan Türkiye’den Çin’e İhraç Edilecek Süt Ürünlerinin Veteriner ve Sağlık Şartları Konusunda Protokolün Onaylanması Hakkında Bakanlar Kurulu Kararı, 8 Nisan 2016 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlandı. Protokolün onaylanmasına ilişkin yazılı bir açıklama yapan Ambalajlı Süt ve Süt Ürünleri Sanayicileri Derneği (ASÜD) Başkanı Harun Çallı, Çin’in süt ve süt ürünlerinde dünyanın en önemli ithalatçı ülkelerinin başında geldiğine dikkat çekti. Çin’e süt ürünleri ihracatı konusunda yıllardır Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın öncülüğünde çalışmalar yaptıklarının altını çizen Çallı, şunları söyledi: “Geçen yıl Antalya’da yapılan G20 Zirvesi kapsamında 14 Kasım 2015 tarihinde dönemin Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Kutbettin Arzu ile Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’in de katıldığı törende, Türkiye’den Çin’e İhraç Edilecek Süt Ürünlerinin Veteriner ve Sağlık Şartları Konusunda Protokolü imzalamışlardı. Protokolün imzalanmasıyla, Çin’e süt ürünleri ihracatına ilişkin süreçte önemli bir dönemeci geride bıraktık. ASÜD olarak, bugüne kadar çalışmalarımızı hep Çin’e Türkiye’nin süt ürünlerini ihraç etmenin bir hayal olmadığına inanarak yürüttük. Çin’e sektör ihracatımız konusunda yıllardır yaptığımız çalışmaların meyvesini nihayet alacağız. Ancak henüz hiçbir şey bitmiş değil. Önümüzde protokol kapsamında Çin tarafı ile diyalog içinde yürütülecek zorlu bir süreç var. Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığımız tarafından veteriner sağlık sertifikalarının düzenlenmesi ve ihracat yapabilecek durumdaki sanayi kuruluşlarımız için gerekli kabullerin yapılması gerekiyor. Bu zor bir süreç olsa da, Başta Rusya olmak üzere ihracat pazarlarımızda yaşadığımız kayıplarla zor günler yaşayan sektörümüze Çin ihracatı ilaç gibi gelecek. Bu konuda herkes elini taşın altına koymalı, süreci hızlandırmak konusunda üzerine düşeni yapmalıdır.” Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Çin Devlet Başkanı Şi Cinping başkanlığındaki heyetler arası görüşmenin ardından iki ülke arasında 7 anlaşma imzalandı. Rabobank Süt Ürünleri Raporu Yayınlandı »» Yayınladığı raporda küresel süt ürünleri piyasasını ve geleceğini değerlendiren Rabobank, küresel süt ürünleri emtia fiyatlarının genel olarak AB seviyesindeki müdahaleler nedeniyle taban fiyatlarda devam ettiğini açıkladı. Küresel talebin zayıfladığının altı çizilen rapora göre AB’li ihracatçı ülkeler için 2016 yılı en az 2015 kadar zorlu geçecek. Düşük petrol fiyatlarının devam etmesi, ABD doları karşısında birçok döviz kurunun gerilemesi, Latin Amerika’da yaşanan ekonomik çalkantılar ve Avrupa’da uygulanan etkisiz mali destek mekanizmalarının hepsinin birden alım gücünü düşürdüğü ifade eden rapor, bunun sonucu olarak da alım miktarlarının azaldığını belirtti. Rapora göre ortaya çıkan sonuç, artan stoklar oldu. Düşük küresel fiyatlar, Çin’de yerel olarak üretilen süt fiyatları ile küresel tedarikin arasındaki farkı arttırmış, ancak rapora göre 2016’nın ikinci yarısında Çinli alıcılar bir kez daha dünya piyasasına yönelecekler. Umut verici beklentiler Rabobank ayrıca 2016 yılı boyunca temel ihracatçı bölgelerde üretimin yavaşlayacağını ve yerel talepteki artışın ihracat fazlalarını azaltarak 2016’nın ikinci yarısı için ticareti ya- pılacak ürün miktarını azaltacağını da öngörmekte. Bu durum ise gelişmekte olan piyasalardan gelen talebin fiyatları yukarı iteceği anlamına geliyor. Yağ geri dönüyor ABD’de ticaretin 2015’in ikinci yarısında %11’lik ithalat büyümesi yaşadığını belirten rapor, ihracatın ise %8 azaldığını gösteriyor. Ancak Rabobank’a göre sabit kalan üretim seviyeleri ve artan talep nedeniyle ABD 2016 ve 2017’de ihracat fazlasında azalma gösterecek. Rapor son olarak yağ trendinin geri dönüşü ile tereyağı, peynir, tam yağlı yoğurt ve sütlü içeceklerin satışlarının artacağını ifade ediyor. 12 Mayıs 2016 Köy-Koop Haber TARIM EKONOMİSİ “Kastamonu ve Burdur İllerinde Gençlerin Tarımsal Üretim Faaliyetine Katılma Eğilimleri” »» Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarım Ekonomisi Bölümü öğrencilerinden Begüm Semerciler, Burak Kaplan, Nazlıgül Ceylan’ın Emir Emre ve Okan Gümüş’ten destek alarak, Köy-Koop Burdur ve Köy-Koop Kastamonu Birliklerinde; “Gençlerin Tarımsal Üretim Faaliyetine Katılma Eğilimleri” konu başlığında yapılan araştırmayı bu ay sizlerle paylaşıyoruz. Köy-Koop Merkez Birliği ile Köy-Koop Kastamonu ve Köy-Koop Burdur Birliklerimizin katkılarıyla gerçekleştirilen saha çalışması; 4-6 Mayıs 2016 tarihinde 6.Ulusal Öğrenci Kongresinde “Kastamonu ve Burdur İllerinde Gençlerin Tarımsal Üretim Faaliyetine Katılma Eğilimleri Üzerine Bir Araştırma” başlığı altında sunulmuştur. Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarım Ekonomisi Bölümü öğrencilerinin, Kastamonu ve Burdur Birliklerine üye olan üreticilerle yapmış oldukları anket sonuçlarından elde ettikleri araştırma bulgularına bu sayımızda yer vermekteyiz. Görüşülecek olan üretici sayısının belirlenmesinde “oran örnekleme” yöntemi kullanılarak; Burdur İlinden 43, Kastamonu İlinden 74 olmak üzere toplam 117 üretici ile anket çalışması gerçekleştirilmiştir. Anketler çalışması Kastamonu İlinde Temmuz 2015, Burdur İlinde ise Ekim 2015 tarihlerinden gerçekleştirilmiştir. Üreticilere ait sosyoekonomik özellikler aşağıda verilmiştir. • Üreticilerin %4.3’ünü kadın %95.7’sini erkek üreticiler oluşturmaktadır. • Üreticilerin ortalama yaşları 46.2 olarak belirlenmiştir. Anket çalışmasına katılan en genç üretici 18 yaşında iken en yaşlı üretici 86 yaşında olduğu saptanmıştır. • Üreticilerin %13.7’si 18-30 yaş, %67.5’i 31-55 yaş arası ve %18.8’i 55 yaş üzeri olduğu belirlenmiştir. • Üreticilerin binde 9’u okur-yazar, %42.7’si ilkokul, %20.5’i ortaokul, %28.2’si lise, %3.4’ü yüksekokul, %3.4’ü üniversite, %0.9’u yüksek lisans-doktora eğitim düzeyine sahip oldukları saptanmıştır. • Hanelerin ortalama birey sayısı 5.6’dır. • Üreticilerin %56.4’ünün hanelerinde 5 bireyden daha az kişi bulunmaktadır. • Hanelerdeki kadın sayısı ortalama 2.8 iken erkek birey sayısı ortalaması 2.7 olarak hesaplanmıştır. • Üreticilerin kendilerini yaşamış oldukları köy içinde hangi gelir düzeyince olduklarını değerlendirilmesi istenmiştir. Üreticilerin %6’sının düşük , %84.6’sının orta , %9.4’ünün yüksek gelir düzeyinde oldukları belirlenmiştir. • Üreticilerin %55.6’sının tarım dışı gelir elde ettiği, bu üretici grubunun %80’ninin gelirlerinin %75’ini tarım dışı faaliyetlerden oluştuğu saptanmıştır. • Üreticilerin tarımsal gelir dağılımının ortalama %47.4’ünü bitkisel üretim, %56.8’ini hayvansal üretim faaliyetleri oluşturmaktadır. • Üreticilerin %79.1’inin işletmeleri ile ilgili herhangi bir kayıt tutmamaktadırlar (Burdur ilindeki üreticilerin %14 ‘ü kayıt tutarken Kastamonu ilinde bu rakam %27.1 ‘dir). Üreticilerin ortalama işletme genişliğinin 105.4 dekar olduğu, bu ortalamanın Türkiye ortalaması olan 61 (TÜİK 2015) dekardan daha fazla olduğu saptanmıştır. Kastamonu - 05 ilinde ortalama işletme genişliği 191 dekar, Burdur İlinde 110 dekar olarak hesaplanmıştır. Burdur ilindeki üreticilerin %53.5 ‘i tarım dışı gelire sahip iken %46.5 ‘i gelirini sadece tarımdan karşılamaktadır. Kastamonu ilinde ise üreticilerin %56.8 ‘i tarım dışı gelire sahipken %43.2 ‘sinin tarım sektöründen elde ettiği gelir dışında başka geliri yoktur. İşletme başına ortalama süt sığırı sayıları; yerli ırkı 10.75 adet, kültür ırkı 14 adet, melez ırkı 10.16 adettir. Kastamonu ili için ortalama işletme başına yerli süt sığır sayısı 5.7 iken, Burdur için 11.75 adet olarak hesaplanmıştır. Benzer şekilde Kastamonu ili için işletme başına ortalama 10.75 adet melez süt sığırı düşerken bu oran Burdur için 1.25 adettir. Burdur ilinde kültür ırkı ile süt üretimi yapan işletme başına düşen ortalama hayvan sayısı 14 olarak saptanmıştır. Üreticilerin %24.8’inin süt sağım makinasına sahip oldukları tespit edilmiştir. Bir başka ifade ile her 4 üreticiden sadece 1 tanesinde süt sağım makinası vardır. Türkiye’de süt üretimi 2015 yılında 18.6 milyon ton olarak gerçekleşmiştir. Bu üretimin %90’ı (16.9 milyon ton) sığırlardan elde edilmektedir(TEPGE-2015).Burdur ilinde ortalama yıllık işletme başına süt üretimi 112 ton, Kastamonu ilinde ise 52 ton olarak elde edilmiştir. Burdur ilinde üreticilerin tarımsal kredi kullanma durumu incelendiğinde; her yıl kredi kullanan %25.6 gerektiğinde kullanan %39.5, kullanmayan %34.9‘dür. Kastamonu ilinde ise her yıl kredi kullanan %2.8, gerektiğinde kullanan %65.3,kullanmayan %31.9 olarak belirlenmiştir. TABLO 1: Üretilen ürünlerin illere göre satış yerinin dağılımı Burdur ve Kastamonu illerindeki üreticilerin üretmiş oldukları ürünleri sattıkları yerlerde bölgesel ve ürün çeşitliliği açısından farklılaşmaktadır. Burdur İlinde üretim yapan üreticilerin yarısından fazlası ürünlerini (özellikle süt) kooperatif aracılığı ile değerlendirirken, Kastamonu İlinde bu oran %25’lere düştüğü görülmektedir. Tablo 2: Üreticilerin kooperatiften beklentilerinin dağılımı Üreticilerin ortağı olduğu kooperatiflerden beklentileri de farklılaşmaktadır. Burdur İlindeki üreticiler ortağı olduğu kooperatiflerden girdi desteği beklerken, Kastamonu İlindeki üreticiler kooperatiflerden bilgi ve pazarlama desteği beklemektedirler. Kooperatiften Beklentiler Bilg Girdi Desteği Risturn Payının Artması Pazarlama Desteği Genel olarak bakıldığında her iki bölgede kooperatif ortaklarından erkeklerin kooperatifte istihdamı %30.4 ,kadınların ise %36.5 ‘tir. Bölge olarak bakıldığında bu sonuçlar Burdur ilinde erkek üreticiler için %11.6’dır. Kastamonu ilinde ise erkek üreticilerin %41.7 ‘si kadınların %58.3’ü kooperatifte çalışmaktadır. Ancak yapılan araştırmada anket yapılan kadınların sayıca az olması oranı artırmıştır. Tablo 3:Kooperatif ortaklarının bölgede kooperatifleşmeye ihtiyaç duyma nedenleri Burdur ilinde kooperatif ortakları kooperatifin %76.7 oranla adil ola- Kastamonu (%) 52.1 11 52.1 51.4 renkte gösterilmiştir. Çizgilerin kalınlığı üreticilerin bilgi kaynaklarına güven düzeyini göstermektedir. (Grafik A) İllere bakıldığında üreticilerin kooperatifin yapmış olduğu yayım faaliyetlerine katılma oranı Burdur ili için %72.1, Kastamonu ili için %13.1 ‘dir. Kooperatifin yapmış olduğu yayım faaliyetlerden tarla günlerine katılım oranı Burdur ilinde düşük olup “hiç katılmayanlar” %81.4 ve konferanslara nadiren katılanlar %44.2 Organize olmuş bir üretim tarzına sahip olmama Tarimsal Gelir Azlığı Tasarruf Gücü Düşük Pazarlama Kanalını Etkin Kullanma Yeniliklerden Haberdar Olma rak yönetildiğini söylemiştir. Kastamonu ilinde ise bu oran %10 olarak saptanmıştır. Üreticilerin tarımsal konularda en güven duydukları bilgi kaynakları incelenmiş ve şekilsel olarak gösterilmiştir. Bu şekillerde üreticilerin yararlandıkları bilgi kaynaklarından az güven duydukları bilgi kaynağı turkuaz ve yeşil renklerle, orta kuvvette güven duydukları bilgi kay- İL Burdur (%) 18.6 53.5 0 27.9 Burdur (%) 7 67.4 0 37.2 TABLO -3- İhtiyaç Duyma Nedenleri TABLO-1- Üreticinin Ürettiği Ürünleri Sattığı Yer Tüccar Kooperatif Sözleşmeli Üretim Kendi Satıyor nakları mavi renkle, kuvvetli olarak üreticilerin güven duydukları bilgi kaynakları kırmızı, bordo ve mor Kastamonu (%) 48.1 24.2 20.8 6.9 Burdur (%) 18.6 53.5 0 27.9 İL Kastamonu (%) 48.1 24.2 20.8 6.9 iken Kastamonu ilinde bu rakamlar “hiç katılmayanlar” için %36.1, “nadiren ve sürekli katılanlar” da %30 oranında saptanmıştır. Kooperatif ortaklarının kooperatife güvenme oranı Burdur ili için %67.4, Kastamonu ili için %58.3 ‘tür. Kooperatif ortaklarının kooperatifin yönetsel işlevi olan genel kurul toplantılarında ortakların katılma oranı Burdur ili için %48.8 iken Kastamonu ilinde %71.4 olarak saptanmıştır. Türkiye’nin tarım gazetesi Köy-Koop Haber’i Burdur İlinde üretici ortakların okuma oranı %20.9 Kastamonu İlinde %21.9 olarak belirlenmiştir. . Köy-Koop Haber Mayıs 2016 TARIM İzmir Büyükşehir Belediyesi’nden Çiftçilere Tarım Makinesi Desteği »» Tarıma yaptığı büyük yatırımlarla dikkat çeken İzmir Büyükşehir Belediyesi, şimdi de 18 ilçenin Ziraat Odası ile 175 araçlık protokol imzalayarak çiftçilere tarım makinesi desteğine başladı. Yerelde kalkınma hedefiyle Türkiye’ye örnek uygulamaları hayata geçiren İzmir Büyükşehir Belediyesi, üretici desteklerine bir yenisini daha ekledi. Aliağa, Bayındır, Bergama, Beydağ, Dikili, Foça, Karaburun, Kemalpaşa, Kınık, Kiraz, Menderes, Menemen, Ödemiş, Seferihisar, Selçuk, Tire, Torbalı ve Urla ziraat odaları ile ortak tarım makineleri parkı oluşturulması için hazırlanan protokol imza töreninde konuşan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu, Belediye'nin maddi olanaklarını tüm İzmir'e dağıtırken, çok daha az gelişmiş olan tarımın kalkınması için pozitif ayrımcılık yaptıklarını belirterek, "En az hizmeti neresi aldıysa, en az hangi bölgenin elinden tutulduysa ona ağırlık vermek, onun önünü açmak, onun problemlerini çözmek üzere bir adil yönetim anlayışı sergiliyoruz. Baktık en mağdur olan çiftçi; o zaman 'kırsaldan başlayalım' dedik ve öyle yaptık. Belli oranda başarılı olduk. Ama daha yolun başındayız. Daha yapacak çok işimiz var" dedi. Kim destek olursa Allah razı olsun Sözleşmeli üretim modeli ile süte verdikleri destek sayesinde İzmir'in süt üretiminde açık ara birinci olduğunu vurgulayan Başkan Aziz Kocaoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü: "Şimdi sütü mamüle dönüştürerek, markalaştırarak, artı katma değer katarak, araştırarak, aklı bilimi kullanarak hem ürün kapasitemizi artırıp hem de kalitemizi, fiyatımızı ve dolayısıyla hayat standardımızı artırmak durumundayız. Küçükbaş havyan dağıtmaya başladık. Sürülerimiz büyüyor, kuzularımız çoğalıyor. Vermeye devam edeceğiz. Ama geçen gün bir haber okudum; merkezi hükümetimiz, Tarım Bakanlığımız da çiftçilere büyükbaş havyan dağıtacakmış. Biz küçükbaş havyan dağıtalım, siz de büyükbaş dağıtın. Amaç ne? Hep birlikte çiftçiyi, ülkeyi kalkındırmak. Kim katkı koyuyorsa, kim destek oluyorsa hepimizden Allah razı olsun." Birbirimize güveniyoruz İzmir Büyükşehir Belediyesi'nin kırsalla arasında güven ortamını oluşturduğunun altını çizen Başkan Aziz Kocaoğlu, "Bugün biz tüm çiftçi temsilcilerine güveniyoruz, onlar da bize güveniyor. İş yapmanın, ortak hareket etmenin, kader birliği yapmanın, yola çıkmanın ve birlikte yürümenin, kalkınmanın birinci unsuru güven. Güvendiğiniz insanla yola çıkarsınız ve başarılı olursunuz. Biz de bunu tesis ettik" şeklinde konuştu. Kooperatiflere kalkınmanın formülü Tarıma bir çok konuda yaptıkları desteklerine devam ederken ürünlerin pazarlaması ve satışı ile ilgili çalışmalara da ağırlık vereceklerini açıklayan Başkan Aziz Kocaoğlu, kooperatifleşme konusunda da önemli tavsiyelerde bulundu. Başkan Kocaoğlu özetle şunları söyledi: "Ürününün değerlendirilmesi için ne gerekiyorsa yapacağız. İzmir'de 200'ün üzerinde kooperatif var. Ama aktif olanların sayısı 10 tane değil. Kooperatif kurmak güzel. Ama aşırı kooperatif kurmanın da gücü dağıtmaktan, kendi içinde rekabeti artırmaktan ileriye gitmeyeceğini düşünüyorum. Kooperatiflerin mümkünse ilçe düzeyinde örgütlenmesi, üye sayısının fazla olması ve o bölgedeki bütün üretim ile uğraşması gerekir. Ekonomik büyümeyi sağlamak için pazarda söz sahibi olacak bir yapılanmaya gitmek zorundayız. Güçlü olarak gidip satmak daha kolay olacaktır." Bakan Çelik'ten Kırmızı Et ve Yağlı Tohumla İlgili Açıklama Geldi »» Bakan Çelik, Bitkisel Yağ Sanayicileri Derneği Yönetim Kurulu üyelerini ve Gürcistan'ın Ankara Büyükelçisi Irakli Koplatadze'yi makamında kabul etti. Çelik her iki görüşmenin ardından bazı açıklamalarda bulundu. Kırmızı ete kalite derecelendirmesi Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik, ilk olarak Gürcistan’ın Ankara Büyükelçisi Irakli Koplatadze'yi kabul etti. İkili görüşmenin ardından gazetecilerin sorularını yanıtlayan Çelik, kırmızı ette kalite derecelendirmesinin yapılması gerektiğini belirterek, her üründe olduğu gibi et için de kalite kurallarının geçerli olduğunu vurguladı. Çelik, Bakanlıktaki ilgili personelin teknik düzeyde çalışmalarını sürdürdüklerini dile getirerek, dün (Çarşamba) itibariyle Et ve Süt Kurumu Genel Müdürü Mehmet Ünal Yılmaz'ın görevine başladığına dikkati çekti. Çelik, "İlgili sivil örgütlerle bir araya gelerek bu gerçekleştirilmesi gereken uygulamayı başlatacağız. Kalitesine göre fiyat değişikliği olacak. Genç bir hayvanın eti ile yaşlı bir hayvanın eti arasında mutlaka farklılıklar olacak. Bu teknik düzeydeki çalışma gerçekleştirilecek, marketlerde de etiketlere bunlar yalnız fiyat olarak değil, tanım olarak da yansıyacak, neyi aldığını vatandaş bilecek" diye konuştu. Bu yıl yağlı tohumlarda hazırlık yılı Bakan Çelik, Koplatadze'yi kabulünün ardından Bitkisel Yağ Sanayicileri Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Tahir Büyükhelvacıgil ve dernek üyeleriyle bir araya geldi. Görüşmenin ardından açıklamalarda bulunan Çelik, yağlı tohumlarla ilgili bu yılı hazırlık dönemi olarak değerlendirdiklerini belirterek "Önümüzdeki yıl ihtiyacımız olan ürünlere dönük nerede ne kadar ekilmesi ve teşvik edilmesi gerekiyorsa çalışmaları daha somut hale getiriyoruz." dedi. Tarım sektörünün stratejik bir sektör olduğunu, yağlı tohumların da sektörün içerisinde ayrı bir stratejik öneme sahip olduğunu belirten Faruk Çelik, tarımsal desteklere ilişkin de değerlendirmelerde bulundu. Desteklerin yıl içinde yaygın değil derli toplu bir şekilde ödenmesiyle ilgili bakışlarında bir sorun olmadığını aktaran Çelik, “Bunu da kamuoyu ile paylaşacağız. Desteklerle ilgili müracaatların tek sefere indirilmesi ve ödemelerin de yıl içinde iki kez yapılması şeklinde bir yaklaşımımız var." ifadesini kullandı. Çelik, yağlı tohumların üretim ve ithalat kalemleriyle ilgili verileri incelediklerine dikkati çekerek, "Bu yılı hazırlık dönemi olarak değerlendiriyoruz, Önümüzdeki yıl ihtiyacımız olan ürünlere dönük nerede ne kadar ekilmesi ve teşvik edilmesi gerekiyorsa çalışmaları daha somut hale getiriyoruz." ifadesini kullandı. Tağşiş meselesine ise çok önem verdiklerinin altını çizen Çelik, konuyla ilgili mevcut mevzuatın yeterli olmadığını ve daha fazla yaptırım içeren düzenlemeyi hazırladıklarını söyledi. . Büyükhelvacıgil ise sektörün yaklaşık 7,5 milyar dolarlık bir büyüklüğe sahip olduğunu belirterek, sektöre ilişkin sorunları dile getirdi. 13 30 Bin Lira Hibe »» Gıda tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Kırsal Kalkınma Destekleri kapsamında genç çiftçilere 30 bin lira hibe, 50 bin lira faizsiz kredi vereceğini duyurdu. Bu krediye kırsal alanda 18 yaşından gün almış, 41 yaşından gün almamış olan gençler müracaat edebilecek. Destek büyükbaş ve küçükbaş hayvan yetiştiriciliği, arıcılık, kanatlı, ipekböceği yetiştiriciliği, meyvecilik, seracılık ile tıbbi ve aromatik bitki yetiştiriciliği konularına bakanlıkça verilecek. Daha önce hibe alanlar bu hibelerden yararlanamayacak. Koyduğu tuğlanın üstüne başka tuğla koyamayacak. 30 bin lira hibeyle sıfırdan başlanacak. Buraya kadar her şey normal görünüyor. Tarımına önem veren her ülke hükümetinin yapması gereken görev sanki. Ama nasıl normal? Tarımda yapısal sorunlarını halletmiş ülkeler için. Peki, Türkiye tarımı nasıl, ne durumda? Türkiye tarımı deve misali, düzgün yerini bulana aşk olsun. Deve haline dönüştürülmüş tarımı düzeltmek için köktenci değişikliklere ihtiyaç var. Fakat yetkililerin çözüm diye sundukları köylüyü oyalamak, sorunları öteleyerek, büyütmekten başka bir şey değil. Yani son 30 bin lira hibe, 50 bin lira faizsiz kredi diye propaganda edilen durum tarımın içinde bulunduğu derde deva değil. Neden? Elbette önce gençler neden çiftçilikten kaçıyor, diye sormak lazım. Sormuyorum. Sütün litre fiyatı 60 kuruş, yemin fiyatı bir lirayı aşmış bir tarımsal üretimden kaçılmaz da ne yapılır? Arada aracılar sistemini kaldırmamışsın. Üreticiyle tüketiciyi doğrudan buluşturacak mekanizmaları kuramamışsın. Üretim maliyetleri almış başını gitmiş, ürün maliyetleri satış fiyatını geçmiş, .Yani zarar eden bir alana ‘hadi gidin size hibe para veriyorum, orada yaşayın ve üretin’ demek, Türkiye Abdullah AYSU ÇİFTÇİ-SEN Genel Başkanı tarımını saplandığı bataklıktan çıkarmaz. Alın bu parayı başımdan gidin demek değilse bu hibe ne olduğu açıklanmaya muhtaç bir durumdur. Sorum size ey okuyucu, ‘size otuz bin lira hibe, bu hibeyle köye dönün yerleşin’ size inandırıcı geliyor mu? Geliyorsa söyleyecek sözüm yok! Şehirlerden köylere doğru hayal kuran kentli gençler, önerim size. Hiçbir donanıma sahip olmadan maceraya girilir mi, siz bilirsiniz, ama bir de, Türkiye tarımını bir inceleyin, kapıldığı girdaba bakın, öyle paçaları sıvayın derim. Çiftçi arkadaşlara önerim yok. Sizler yaşıyorsunuz. Üretim girdilerini kaça aldığınızı, ürünlerinizi kaça sattığınızı biliyorsunuz. Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, sözüm size. Tarım sadece parayla yapılmaz değil mi? Tarım yapmak için bilgi gerek. Bilgi desteği olacak mı? Hibe alanların üretecekleri ürünleri maliyetin üzerinde satabilmelerini garanti ediyor musunuz? Ürün fiyatı ile girdi paritesini ayarlayacak mekanizmanız var mı, kuracak mısınız? Yani hibe verdiğiniz gençlere zarar etmeme, kazanç garantisi verebiliyor musunuz? O zaman işe yarar, aksi durumda nafile bir çaba olur! Tarım ÜFE Mart Ayında % 3,98 Azaldı »» Tarım ÜFE, 2016 yılı Mart ayında bir önceki aya göre % 3,98, bir önceki yılın Aralık ayına göre % 3,83, bir önceki yılın aynı ayına göre % 1,12 azalırken, on iki aylık ortalamalara göre % 8,66 artış gösterdi. Aylık değişim, tarım ve avcılık ürünlerinde % 3,97, balıkçılıkta % 7,69 ve ormancılık ürünlerinde ise % 0,30 azalış olarak gerçekleşti. En fazla aylık azalış çok yıllık bitkisel ürünler ana grubunda gerçekleşti Bir önceki aya göre değişim, tek yıllık bitkisel ürünlerde % 1,95, çok yıllık bitkisel ürünlerde % 16,23 azalış, canlı hayvanlar ve hayvansal ürünler ana grubunda ise % 0,29 artış gerçekleşti. Alt tarım gruplarından sebzeler bir önceki aya göre % 3,33 azaldı Alt tarım gruplarından tahıllar, baklagiller ve yağlı tohumlar % 0,05 ve yağlı meyvelerde % 1,57 artış, çeltik ise % 2,71 azalış gösterdi. Sektöre gör Tarım ÜFE ve değişim oranları (2010=100) MART 2016 Bir önceki aya Bir önceki yılın Bir önceki yılın On iki aylık Sektör Endeks göre değişim Aralık ayına göre aynı ayına göre ortalamalar göre oranı (%) değişim oranı (%) değişim oranı (%) değişim oranı (%) Tarım ÜFE 130,13 -3,98 -3,83 -1,12 8,66 Tarım ve Acılık 128,42 -3,97 -4,19 -1,23 8,87 Ürünleri Ormancılık 166,91 -0,30 9,78 -5,71 -1,38 Ürünleri Balıkçılık 174,46 -7,69 -3,42 8,55 11,90 14 Mayıs 2016 Köy-Koop Haber TARIM Rusya Kayısıdan Vazgeçemedi »» Rusya'nın ithalatını durdurduğunu açıkladığı kalemlerden birisi olan kayısıda, kriz sonrası 1.427 ton kuru kayısı ihraç edildi. Türkiye ile düşürülen savaş uçağından dolayı kriz yaşayan ve Türkiye'den ithal ettiği ürünlere sınırlandırmalar getiren Rusya'nın, kuru kayısı talebinden vazgeçmediği ortaya çıktı. 1 Ağustos 2014 ile 16 Nisan 2015 döneminde Rusya'ya bin 638 ton kuru kayısı ihracatı gerçekleştirilirken, karşılığında ise 5 milyon 922 bin dolar gelir elde edilmişti. Bu sezon ise 1 Ağustos 2015 ile 16 Nisan 2016 tarihleri arasındaki 8.5 aylık süreçte, 5 bin 634 ton kuru kayısı ihraç edildi, karşılığında ise 11 milyon 791 bin dolar gelir gerçekleşti. Rusya'ya 1 Ağustos ile 26 Aralık 2015 tarihleri arasında ihraç edilen kuru kayısı miktarı 4 bin 207 ton iken, bu dönemde elde edilen gelir 8 milyon 354 bin dolardı. 1 Ocak 2016 tarihinden sonraki 3.5 aylık dönemde Rusya'ya bin 427 ton kuru kayısı ihraç edildi ve bu dönemde 3 milyon 437 bin dolar gelir gerçekleşti. Atık Kemikten Yılda 200 Milyon Dolar Gelir Bekleniyor »» Çöpe giden hayvan kemiği, deri ve iç yağdan yıllık 150 bin ton biyodizel yakıt elde edilmesi planlanıyor. Türkiye'de her yıl kesilen 93 milyon tavuktan 80 bin ton, 10 milyon büyük ve küçükbaş hayvandan ise 70 bin ton yağ elde edilebiliyor. Şu anda atıl vaziyette bulunan büyükbaş hayvan kemiği, tavuk kemiği, iç yağ ve deriden elde edilebilecek bu 150 bin tonluk yağın ekonomiye kazandırılması için harekete geçildi. Hayvansal yakıtların petrol konusunda dışa bağımlı olan Türkiye için önemli bir yakıt alternatifi olabileceğine dikkat çeken Renderingciler ve Yağ Sanayicileri Birliği Derneği Başkan Yardımcısı Mustafa Gökboğa, Türkiye genelindeki 60 tesiste hayvansal yağları kimyasal ve fiziki işlemlerden geçirip ekonomiye yılda 200 milyon dolarlık gelir yaratabileceklerini söyledi. Kemik Toplayıcılığı Başlayacak Türkiye’de her yıl kurban bayramlarında binlerce hayvanın kesildiğini ve bu hayvanların kemiklerinin çöpe gittiğini ifade eden Gökboğa, “Çöpe atılan bu hayvansal atıklardan oluşan larvalar sivrisinek ve karasinek oluşmasının en önemli sebebi. Bu kemikler aynı zamanda içinde yağ olduğu için çöplerde yangın oluşumuna da neden oluyor. Ciddi bir çevre katliamına yola açan hayvansal atıkların toplanması için acil bir yönetmeliğe ihtiyaç var.” dedi. Hayvansal atıkları yem olarak kullanımının yasaklanacak Hayvansal atıkların bir kısmının şuanda Türkiye genelindeki 60 rendering tesisinde işlenip hayvansal yem ve ya sabuna dönüştürüldüğünü anlatan Gökboğa, 2017 başından itibaren tavukçuluk sektörünün hayvansal atıkları yem olarak kullanımının yasaklanacağını söyledi. Bu kararla hayvansal atıkların değerlendirilebileceği yeni mecralara ihtiyaç duyulacağına dikkat çeken Gökboğa şöyle konuştu: “Türkiye’de 60 civarında rendering tesisi var. Her tesiste 40-50 kişi istihdam ediliyor. Toplayıcılarla birlikte bu sayı 100’ü buluyor. ÖTV nedeniyle bu tesisler tam kapasite çalışamıyor. Çünkü devlet hayvansal yağlardan litre başına 1.12 kuruş ÖTV alıyor. Bu tesislerin tam kapasite çalışmasıyla sektörde 5 bin kişiye iş olanağı yaratılabilir. Şuanda hayvan kemiklerinin tonu 500 TL’ye alınıyor. AB’de olduğu gibi bu ürünlere uygulanan ÖTV kaldırılırsa daha fazla kemik toplanıp ciddi bir ekonomi yaratılabilir.” Dünyada Taze Ekmek Tüketimi Azalırken, Paketlenmiş Ekmek Tüketimi Artıyor »» Türkiye Un Sanayicileri Federasyonu (TUSAF) tarafından düzenlenen Yerli ve yabancı 800’den fazla delegenin katıldığı, 12. Uluslararası Kongre ve Sergisi Antalya’da düzenlendi. 4.4 Milyon Ton Buğday İthal Ediyoruz Kongrenin açılışında konuşan Bakan Faruk Çelik, dünyada 732 milyon ton buğday üretildiğini, bunun yüzde 22’sini AB ülkelerinin, yüzde 18’ini Çin’in, yüzde 12’sini Hindistan’ın, yüzde 8’ini ABD’nin gerçekleştirdiğini belirterek, Türkiye’de 2002’de 19,5 milyon ton olan rakamın, üretim alanı daralmasına rağmen geçen sene 22,6 milyon ton olarak gerçekleştiğini kaydetti. Türkiye’nin buğday üretimiyle dünyada 11. sırada yer aldığına işaret eden Bakan Çelik, “Un ihracatında birinci sıradayız. Makarnada ikinci, bisküvide 8. sıradayız.” dedi. Çelik, buna karşın Türkiye’nin 4,4 milyon ton buğday ithal ettiğini dile getirdi. AB Un Sanayicileri Derneği Başkanı Gary Sharkey de sektörleriyle ilgili bilgi verdiği konuşmasında, dünyada taze ekmek tüketiminin yüzde 0,6 azalırken, paketlenmiş ekmek tüketiminin yüzde 2 arttığını anlattı. Sharkey, “İnsanlar daha az ekmek tüketiyor. Özellikle tuz tüketimi azalıyor. İnsanlar yalnız yaşadığı için ekmek gramajları düşüyor.” dedi. Ankara Keçisi Islahında, Tiftik Ölçümleri Analiz Cihazıyla Yapılacak »» Güney Afrika ile mikron düzeyindeki farkın kapatılarak, 7 yıl sonra uluslararası piyasada rakipsiz bir ürün elde edilmesi hedeflenen, Ankara Keçisi ıslah çalışmalarında kullanılmak üzere, tiftik analiz cihazı alındı. İlk etapta proje kapsamındaki tekelerin, ikinci etapta ise tüm keçilerin tiftik ölçümleri gerçekleştirilecek. Cihazın yapmış olduğu ölçümler sonucu, damızlık seçiminde en iyiye ulaşılırken, sürüde iyinin iyisini seçmek suretiyle, iyileştirmenin daha da hızlanması amaçlanıyor. Amaç, damızlık seçiminde en iyiye ulaşmak Yetiştirici elinde ıslah çalışmalarında 10 sene geride bırakılırken, Ankara İli Damızlık Koyun Keçi Yetiştiricileri Birliği, Ankara Keçisi ıslahında kullanmak üzere tiftik analiz cihazı aldı. Dünyada yaygın olarak kullanılan marka ve modeli tercih eden Birlik, ilk etapta proje kapsamındaki tekelerin, ikinci etapta ise tüm keçilerin tiftik ölçümlerini gerçekleştirecek. 7 yıllık süre konuyor Cihazla yapılan ölçümlerin her yıl tekrarlanacağı ve özellikle damızlık seçiminin dikkate alınacağı belirtilirken, ölçümler sonucunda, damızlık seçiminde en iyiye ulaşılması, sürüde iyinin iyisini seçmek suretiyle, iyileştirmenin daha da hızlanması amaçlanıyor. Hedef ise Güney Afrika ile mikron düzeyindeki farkı kapatıp, 7 yılın sonunda uluslararası piyasada rakipsiz bir ürün elde etmek. Cihazın eğitimini, İsveç ve Avustralya'lı heyet yaptı Tiftik analiz cihazının eğitimini ise İsveç ve Avustralya’dan gelen bir heyet gerçekleştirdi. 3 gün boyunca sahada gerçekleşen eğitime, Ankara İli Damızlık Koyun Keçi Yetiştiricileri Birliği ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Tarımsal Araştırmalar Genel Müdürlüğü işbirliği ile yürütülen Halk Elinde Islah Projesinde görevli teknik elemanlar katıldı. Eğitimler Ankara’nın Güdül ilçesine bağlı kırsal alanlarda yapıldı. Türkiye, Ankara Keçisi'nden hak ettiği payı alamıyor Ankara İli Damızlık Koyun Keçi Yetiştiricileri Birliği Başkanı Hasan Kılınç, Ankara Keçisi yetiştiriciliğinin yaygınlaşması, tiftik üretiminin ve kalitesinin artışı noktasında önemli bir sinerji yakalandığını kaydederek “Ankara Keçisi Projesi için, tüm kurumlar seferber olmuş durumda. Keçiden elde edilen tiftik, hala daha yurtdışında yüksek değerini korurken, bir zamanlar piyasanın en güçlü aktörü olan Türkiye, bu değerden hak ettiği payı maalesef alamıyor. Artık yüksek kaliteli damızlık seçimi yapılabilecek Bir dönem uygulanan yanlış politika ve ihmaller nedeniyle, Ankara Keçisinde kalite kaybı ve hayvan sayısında ciddi bir azalma yaşandı. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı'nın destekleriyle, hayvan sayısında ve üretimde tekrar bir artış yaşandı. Bundan sonraki aşamada, hayvan sayısı ve tiftik üretimi ile birlikte kalite artışını da hedefliyoruz. Tiftik analiz cihazı ile mikron düzeyi düşük, yüksek kaliteli tiftik verimi olan damızlık seçimi yapma olanağımız olacak.” dedi. Halk Elinde Ankara Keçisi Islahı Projesi Ankara Keçisi varlığının yükseltilmesi ve verimliliğinin arttırılması için "Halk Elinde Ankara Keçisi Islahı Projesi" uygulandığını da anlatan Birlik Başkanı Kılınç: “Proje kapsamında 36 bin adet Ankara Keçisi’nin birebir takibi yapılıyor. Ziraat mühendisi üç teknik eleman, Doç. Dr. İrfan Daşkıran’ın proje liderliğinde yetiştiricilerimize hizmet veriyor. Proje ile kırsal bölgelerde Ankara Keçisi yetiştiriciliğine ilgi daha da arttı.Proje sayesinde en verimli Ankara Keçilerinin seçimi yapılmaktadır. Ankara Birliği tarafından alınan proje teknik elemanlarına tahsis edilen analiz cihazı ile tiftiğin mikron ölçüleri tespit edilerek, kayıt altına alınacak. Bu verilere göre kaliteli tiftik verenler tespit edilecek.” şeklinde bilgi verdi. Cihazın kullanımı ile tiftikteki kalite daha da artacak Kılınç,açıklamasını özetle şöyle bitirdi; “Ankara Keçisinin anavatanı Ankara olup, tüm dünyaya Ankara’dan yayılmıştır. Mukavemet, parlaklık gibi unsurlarda bu kalitede ürün dünyanın hiçbir ülkesinde üretilemiyor. Yanlış melezleme nedeniyle, mikron düzeyinde dezavantajlı noktaya geldik. Yapılan ıslah çalışmaları ile bu farkı kapatmayı ve yurtdışında rakiplerimizin önüne geçmeyi hedefliyoruz. Yetiştiriciler olarak amacımız, sanayicinin istediği kalite ve standartlarda tiftik üretmektir.Cihazın kullanımı ile birlikte, tiftikteki kalitenin daha da artacağını umuyoruz.” Ankara Keçisi'nin özellikleri Ankara başta olmak üzere, İç Anadolu Bölgesi ile Siirt, Mardin ve Bitlis illerinde yetiştiriciliği yapılan Ankara Keçisi, Türkiye’de en yaygın ikinci ırktır. Fakat sayıları ekonomik nedenlerden dolayı, hızla azalmaktadır. Orta Asya kökenli bir ırk olduğu kabul edilir ve ufak cüsseli ve rengi genellikle beyazdır. Mardin ve Siirt bölgelerinde, melezlemelerin de etkisiyle siyah, kahverengi ve gri renkli tiftik keçilerine rastlanır. Tiftik (Angora, mohair), tekstilde aranan bir hammadde Boynuz, genel bir ırk özelliği olmasına rağmen, boynuzsuz teke ve keçiler de görülmektedir. Ergin canlı ağırlık, erkeklerde 35-55 kg, dişilerde 30-40 kg arasında değişir. Tiftikleri (Angora, mohair), tekstil sanayisi için aranan bir hammaddedir. Tiftik verimleri dişilerde 3-4 kg, erkeklerde 4-6 kg’dır. Tiftik keçileri genellikle sağılmazlar. Sağıldığında bir laktasyon döneminde oğlağın emdiği hariç, 25-50 kg’a kadar süt verebilirler. Yetiştiriciliği, dünyada yaygın olarak yapılıyor Döl verimleri düşük, oğlaklama oranı %80, ikizlik oranı %1 kadardır. Etleri gevrek ve lezzetli olduğundan, özellikle tiftik oğlaklarına talep fazladır. Geç gelişen bir ırktır. Geçmiş yıllarda Türkiye’den Güney Afrika ve ABD gibi ülkelere götürülerek, tiftik verimi ile diğer performans özellikleri ıslah yoluyla iyileştirilmiştir. Yetiştiriciliği dünyada yaygın olarak yapılmaktadır. Türkiye’de ise üretiminin ekonomik olmadığı için azalması üzerine, gen kaynağını koruma programları uygulanmaya başlanmıştır. Halim UTLU Köy-Koop Haber Mayıs 2016 TARIM VE ÇEVRE Kırsalda Değişim Öncüleri »» İnsanlığın gelişim sürecine bir göz attığımızda, her çağ kendi koşulları içerisinde hayatın her alanında sürekli bir değişim gereksinimi duymuştur. Günümüze geldiğimizde ise, bu değişimlerin insanlığın ihtiyaçları doğrultusunda daha hızla gerçekleştiğine tanık oluyoruz. Toplumda yaşanan bu hızlı değişimler, Antik Çağda yaşamış Yunan filozof Herakleitos’un “değişmeyen tek şey değişimin kendisidir” düşüncesini haklı çıkarmaktadır. Her sektör gerek kendi alanındaki rakipleri ile rekabet etmek, gerekse toplumun hızla artan, gelişen ve değişen taleplerine yanıt verebilmek için; kullandığı teknolojiden ürettiği ürüne kadar sürekli değişim yapmak ve kendini yenilemek zorundadır. Aslında değişim yapmak zordur, hatta bu değişimi sürdürmek ve değişim öncüsü olabilmek daha bir zordur. Ancak, bu zorluğu her sektör günümüz bilgi toplumunun ihtiyaçlarını karşılayabilmek, ayakta kalabilmek ve rekabet edebilmek için yapmak zorundadır. Günümüz bilgi toplumunun temel ihtiyaçlarından en önemlisi beslenme ihtiyacıdır. İnsanlığın beslenmesi ve gelecek nesillerin sağlıklı bir yaşam sürdürebilmesi için, gıda güvenliğini ve güvenilir gıda ihtiyacını karşılayacak sektör stratejik tarım sektörüdür. Gelişmiş ve gelişmekte olan diğer ülkelerde olduğu gibi, ülkemizde de kentli insanın yaşam sigortası kırsal alanda yaşayan üreticilerdir. Kırsal alanda yaşayan insanların geçim kaynağı tarımsal üretimdir. Tarımsal üretimde, kırsal alanların ve ulusal ekonominin gelişmesinde kadınlar önemli bir potansiyeldir. Ülkemizde, tarımsal faaliyetlerde kadınların emeği % 50’lere varan oranlardadır. Ancak, kadınların bu emeklerinin karşılığını maddi olarak alabilmeleri erkeklere göre oldukça düşüktür. Kırsal alanda erkekler kadınlara göre daha fazla gelir getiren işler ile uğraşırken, kadınlar daha düşük gelirli ve ekonomik olarak bir değeri olmayan geçici, mevsimlik, sadece geçimlik düzeyde tarımsal aktiviteler yapmaktalar ve ücretsiz işlerde çalışmaktadırlar. Geleneksel yaklaşımlar ve baskıların etkisiyle, kırsal alanlarda kadınlar ve özellikle de genç kızlar sosyal ve Dr. Nezaket CÖMERT Ziraat Yüksek Mühendisi [email protected] ekonomik yönden kendilerini ön plana çıkaramamaktadırlar. Aynı zamanda, girişimcilik ve pazarlama rollerini ortaya koyamamaktadırlar. Tarım sektörünün verimliliğini etkileyen arazi, tarımsal girdiler, finans ve kredi, yayım hizmetleri ve teknoloji gibi üretim kaynaklarına erişimleri oldukça kısıtlı düzeydedir. Diğer yandan, kültürel normlar ve güvenlik konuları nedeniyle; kırsalda kadınlar erkeklere göre kamu hizmetlerinden yararlanmada, sosyal güvenlik, daha iyi iş imkanları, yerel, ulusal ve uluslararası pazarlara ve kuruluşlara ulaşmada daha fazla zorluklarla karşılaşmaktadırlar. Kırsaldaki kadınların yaşadıkları bu sorunlar ulusal ve uluslararası kuruluşların en önemli gündem maddelerinden bir tanesidir. Özellikle Birleşmiş Milletlerin Gıda ve Tarım Örgütü (FAO), Uluslararası Tarımsal Kalkınma Fonu (IFAD), Dünya Gıda Programı (WFP) gibi uluslararası kuruluşlar kırsalda kadının ve özelliklede genç kızların ekonomik yönden güçlendirilmesine yönelik 5 yıllık bir ortak program geliştirerek, sonuç odaklı ortak bir çaba ortaya koymuşlar ve bir sinerji oluşturmuşlardır. Bu program kapsamındaki hedefler genel başlıklar halinde şunlardır: • FAO tarafından, tarım ve gıda güvenliği konularında eğitilmeleri ve bilinçlendirilmeleri üzerine teknik uzman ve politika oluşturmada destekler verilmesi, • Kırsal alanlarda IFAD’ın kırsal yatırım programının etkili ve yoğun bir şekilde uygulanmasının sağlanması, • WFP aracılığı ile, kırsaldaki kadı- nın ekonomik olarak nasıl güçlendirilebileceği üzerine teknik bilgi ve gıda yardımına ilişkin yeniliklere yönelik her türlü desteğin verilmesi, • BM (Birleşmiş Milletler) tarafından bu üç kuruluşa, kırsaldaki kadının ekonomik olarak güçlenebilmesi ve kapsamlı bir yaklaşım getirebilmesi için normatif (olması gerekenin ne olduğuna ilişkin) ve operasyonel çalışmalar yapmaları yönünde destek vermesi, • Kırsaldaki kadınların girişimcilik yönlerinin geliştirilmesi ve desteklenmesi üzerine odaklanılarak sürdürülebilir ve kaliteli bir yaşam düzeyinin oluşturulması, • Aile çiftçiliği yapan kadınların üretim potansiyellerinin arttırılarak gıda güvenliklerinin sağlanması, • Kırsaldaki kadınların kooperatifler ve birlikler gibi üretici örgütleri içerisinde ve yerel yönetimlerde kanunların, politikaların ve programların yapılmasında söz sahibi olmaları, yönetime katılmaları ve liderlik özelliklerinin geliştirilmesi • Üretici örgütlerindeki kadın liderlerin bölgesel, ulusal ve uluslararası düzeylerde yapılacak politika yapım süreçlerine katılım sağlamaları fırsatının verilmesi • Kırsaldaki kadınların farklı platformlarda haklarını savunabilecekleri kapasitelerinin geliştirilmesi. Sonuç olarak; kırsalda kadınların ve özellikle genç kızların tarımsal üretimdeki etkinliklerinin arttırılması ve ekonomik yönden güçlendirilerek yaşam kalitelerinin daha iyi koşullara getirilmesinde üretici örgütlerine önemli rol düşmektedir. Özellikle erkeklerin hakimiyetinde olan üretici örgütlerinin, kadınlara yönetimde sorumluluk almalarına, lider ve üye/ ortak olmalarına fırsat vermeleri oldukça önemlidir. Ayrıca ulusal ve uluslararası kuruluşların bu konudaki programlarından projeler ve diğer çalışmalar yaparak faydalanmak, kırsaldaki kadınların potansiyellerini ortaya koyabilmelerinde ve değişim öncüleri olmalarında önemli rol oynayacaktır. . Zirai Don Olayına Fıskiyeli Çözüm »» Son yıllarda zirai don nedeniyle büyük sıkıntı yaşayan Mersin'in Mut ilçesindeki çiftçi Rüstem Selbi, fıskiye ve termometre kullanarak geliştirdiği sistem sayesinde ağaçlarını don olayından korumayı başardı. Selbi, bahçesindeki sulama sisteminden faydalanarak, ağaçların aralarına 2 metre yükseklikte fıskiyeler kurdu. Bahçeye termometreler de bırakan Selbi, sıcaklık 2 derecenin altına düştüğünde çalışan sistemle ağaçların gövdesinin sulanmasını ve bahçedeki nemi artırarak kırağı oluşmasını engelledi. Geçimini bahçesindeki kayısı ağaçlarından sağladığını anlatan Selbi, "Son 3 yıldır ağaçlarımız don nedeniyle ürün vermiyor. Ben de zirai donu en aza indirecek, ağaçlardaki ısıyı artıracak sistem geliştirdim." dedi. Araştırmalarının ardından uyguladığı fıskiye yöntemiyle don olayının ağaçlarına zarar vermesini engellediğini dile getiren Selbi, şöyle ko- nuştu: "Merkezi sulama sisteminden faydalanarak ağaçların aralarına 2 metre yükseklikte büyük fıskiyeler kurdum. Ayrıca bahçe içine ve dışına termometreler yerleştirdim. Termometreler sayesinde hava sıcaklığının 2 derecenin altına düşmesi halinde sistem devreye giriyor. Böylece fıskiyeler, ağaçların üzerini suyla kaplayıp kırağı oluşmasını önlüyor ve don olayını engelliyor. Geliştirdiğim sistemle ağaçların üzerinde kırağı dediğimiz su nemi olmuyor. Bu sayede hava akımı sirkülasyonu sağlanıyor ve don yaşanmıyor." Toplumun her kesiminde üreten; başta çiftçimizin, üretime katkı sağlayan ve hizmete sunan işçilerimizin, emeklerinin karşılığını alabilmek, haklarını savunmak amacı ile 1 Mayıs İşçi Bayramı’nı kutluyoruz. “İşçinin Emekçinin Bayramı” Kutlu Olsun 15 EXPO 2016 Antalya Açıldı »» Olimpiyatlar ve Dünya Kupası'nın ardından en büyük organizasyon olarak kabul edilen Dünya Botanik EXPO'su, 160 yıllık EXPO tarihinde ilk kez Türkiye'de açıldı. EXPO 2016 Antalya, Antalya'nın Aksu ilçesi sınırları içinde kurulan bin 121 dönümlük sergi alanında 191 gün boyunca açık kalacak. Teması ‘Çiçek ve Çocuk’, sloganı ‘Gelecek Nesiller İçin Yeşil Bir Dünya’ olan EXPO 2016 Antalya ile Türkiye, tarihi ve kültürel mirasını, biyoçeşitlilik yönünden zenginliğini, tarımsal ve ekonomik potansiyelini, dünyaya tanıtma imkanına sahip olacak. Organizasyon çerçevesinde 6 ay boyunca ulusal ve uluslararası konserler, kongre ve sempozyumlar, dans gösterileri, müzikaller, tiyatrolar, atölye çalışmaları, milli ve özel gün ile Ramazan ayı etkinlikleri, sokak eğlenceleri gibi programlar düzenlenecek. Kentin turizm dinamiklerine yeni bir zenginlik olarak katılacak EXPO 2016 Antalya'yı yaklaşık 8 milyon kişinin ziyaret etmesi bekleniyor. Projesi yaklaşık üç yıldır süren EXPO 2016 Antalya'da cuma günkü açılışa hazırlanılırken projenin yaklaşık 1,7 milyar liraya mal olduğu belirtiliyor. EXPO 2016 Antalya'da 52 ülke bahçesinin yanı sıra oluşturulan tematik ve koleksiyon bahçeleriyle yüzlerce endemik bitki türü görülebilecek. Sergi alanı, yeşil alanların yanı sıra EXPO Kulesi, EXPO Gölü, Türkiye Biyoçeşitlilik Parkuru, Çocuk Adası, Yeşil Köprü, Cam Köprü, Şakayık Terası, Tarım ve Biyolojik Çeşitlilik Müzesi, Çocuk Bilim ve Teknoloji Merkezi, yedi coğrafi bölgenin ev mimarilerinden esinlenerek yapılan Restoranlar Sokağı, yeme içme yerleri, amfi tiyatrolar, sanat ve sergi binaları, su değirmeni, kongre merkezi ve ülke bahçelerinden oluşuyor. AB'den Okullara Sebze, Meyve ve Süt! »» AB Konseyi, üye ülkelerdeki okullarda sağlıklı beslenmeyi ve yerli ürün tüketmeyi teşvik etmek amacıyla süt, meyve ve sebze dağıtılması için yılda 250 milyon avroluk kaynak sağlayan bir düzenlemeyi onayladı. Program çerçevesinde, AB üyesi ülkeler, eğitim kurumlarındaki öğrencilere özellikle taze ve sağlıklı besin sağlayacak. Ülkeler, dağıtacakları meyve ve sebze konusunda kendileri tercih yapabilecek. Uygulamayla AB ülkelerindeki öğrencilere her yıl 150 milyon av- roluk meyve ve sebze ile 100 milyon avroluk süt ve süt ürünlerinin dağıtımı planlanıyor. Yeni düzenleme, 1 Ağustos 2017'de yürürlüğe girecek. Düzenleme ile okullarda meyve ve sebze programı ile süt dağıtım programları birleştirilmiş olacak. Dünyayı Döndüren Küçük Canlılar Danaburnu [Bilimsel adı: Gryllotalpa gryllotalpa (L.) (Orthoptera:Gryllotalpiadae)] Danaburnu ismi ile bilen Gryllotalpa gryllotalpa, Türkiye’de görülen yaygın bir türdür. Silindirik yapıdaki Danaburnu vücut uzunluğu ortalama erkeklerde 40 mm, dişilerde 45 mm’dir. Danaburnunun birinci çift bacakları güçlü ve kazıcı tiptedir. Yumurta, nimf ve ergin olmak üzere üç biyolojik dönemi vardır. Dişiler baharda toprak altında oluşturdukları odalara 100-350 adet yumurta bırakırlar. Tercih et- tikleri yaşam alanları, nemli zengin topraklar, sulanan iyi gübrelenmiş alanlar ile sebze bahçeleridir. Danaburnunun bitkilere verdiği esas zarar, toprak altında toprak kazıma esnasında oluşturduğu zarardır. Uçamayan erkekler dişilerine kur yapmak için ses çıkartırlar. Bu türün dişiler ise ses çıkartmazlar, ancak ikinci çift kanatları geliştiği için uçma yeteneğine sahiptirler. Metin: Prof.Dr. Cem ÖZKAN 16 Mayıs 2016 Köy-Koop Haber KOOPERATİFÇİLİK Para=Proje »» Bir kooperatifin en büyük sorunu nedir diye sorsak; hemen herkes ilk anda ”para” diyecektir. Bütün sorunların çözümünde de yine en başa parayı koyacaktır. Sonra da paramız olsa diye başlayan cümleler ile planlarını sıralayacaktır. Her işin başı olarak görülen paranın kaynağı ise, hep en kolay yoldan Devlet baba olarak görülmüştür. Gerçekten de Devlet babalık yapmış ve 1960’lı yıllardan beri kooperatifleşmeyi teşvik edecek destekler vermiştir. Ne yazık ki bu destekler alındıktan sonra kooperatif unutulmuş, geride borçlar ile kooperatifin tabelası kalmıştır. Geçen zaman içinde milyonlarca çiftçimizin ortağı olduğu on binden fazla kooperatif kurulmuş ve bir de üzerine çeşitli birlik adları altında örgütler oluşturulmuştur. Çiftçi aynı anda birçok örgüte üye olmak zorunda kalmıştır. Bir de bu örgütler beraber çalışacaklarına birbirleri ile rekabete girip üreticiye zarar vermeye başlayınca Örgüt Kirliliği diye bir deyim ortaya çıkmıştır. Bu kadar çok örgüt kurulabildiğine göre, demek ki sorun örgütlenmede değildir. Sorunun, kurulan örgütün amacına uygun işletilebilmesinde olduğu söylenebilir. Bu tespiti yaptıktan sonra bir örgütün iyi işletilebilmesi için yine en büyük engel para olmaktadır. Sanki bir kısırdöngü gibi, atılan her adımda karşımıza paraya çıkmaktadır. Peki, gerçekten sorun para mı? Etrafımız para kaynıyor, para bulmak sorun değil desem ne dersiniz! Burada ticari bankalardan alınacak krediyi ya da tefeciliğe dönen aracılık işlerini kastetmiyorum. Tam aksine kendi sorunlarının çözümünü sizlerin emeklerinde görenlerin vereceği hibelerden ve desteklerden bahsediyorum. İşte size hemen birkaç örnek.. Ülkemizde bankaların dışında, sizlere hibe ya da düşük faizli uzun dönem kredi vermek için yarışan birçok kurum ve kuruluş bulunuyor. Öncelikle bu kaynakları yerli ve yabancı olarak ikiye ayıralım: I- Yerli Finans Kaynakları Bakanlık Projeleri • Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Projeleri • Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakan- lığı Projeleri-KOSGEB Projeleri, TUBİTAK Projeleri, Kümelenme • Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı - İş-Kur Projeleri • Dış Ticaret Müsteşarlığı –İGEME Projeleri Ajansların Projeleri • Kalkınma Ajansları- Yerel Ekonomik Kalkınma Projeleri • TİKA- Uluslararası İşbirliği ve Yatırım Projeleri Vakıf Projeleri II- Yabancı Finans Kaynakları Avrupa Birliği • IPARD Projeleri • Sivil Toplum Diyaloğu Programı Projeleri • Ulusal Ajans Ömür Boyu Öğrenme Programı • Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası Projeleri (EBRD) Birleşmiş Milletler Projeleri • Gıda ve Tarım Teşkilatı FAO (FTPP ve TCP Projeleri) • Uluslararası Tarımsal Kalkınma (IFAD) • Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) İslam Kalkınma Bankası– (IDB) İslam İşbirliği Teşkilatı Ekonomik ve Ticari İşbirliği Daimi Komitesi Projeleri (COMCEC) Dünya Bankası World Bank • Uluslararası İmar ve Kalkınma Bankası Projeleri -IBRD Japon Uluslararası İşbirliği Ajansı Projeleri - JICA Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü Projeleri (OECD) Görüldüğü üzere ciddi sayıda para kaynağı bulunmaktadır. Üstelik bu fon sağlayıcıların hemen hepsi kaynaklarının tamamını kullandırmak eğilimindedir. Çünkü bu kaynakları kullandırarak, zengin ülkeler ya da uluslararası kuruluşlar kendilerini ekonomik buhranların olumsuz et- Dr. Erhan EKMEN kilerinden korumak, hükümetler ise gıda üretimlerini güven altına almak istemektedirler. Yani sizlerin başvuruları dört gözle beklenmektedirler. Burada dikkat çeken husus bütün bu başlıkların proje kelimesi ile birlikte anılıyor olmasıdır. Çoğumuz açısından Proje denilince aklımıza aşılması güç şartlar gelmektedir. Bu durumda para vermeye istekli bu kuruluşlar niçin proje diye engel çıkartıyorlar diye düşünebilirsiniz. Para verme konusunda Proje kelimesinin kullanılmasının nedenini basit bir örnek ile siz olsanız ne yapardınız sorusuyla açıklamaya çalışalım. Diyelim ki; sizin elinizde 10 TL var. Hiç tanımadığınız biri “bana bu 10 TL’yi verirsen gelecek ay sana 11 TL veririm” derse ne yaparsınız? Muhtemelen hayır dersiniz. Ama aynı kişi, “ben çiftçiyim, şuradaki benim tarlam işte tapusu, üzerinde buğdayım var işte ÇKS belgesi, şu kişiyle harman için anlaştım işte sözleşmesi, ilerideki değirmenden sıramı aldım işte fişi, ilçedeki fırın ile anlaştım işte sözleşmem, oraya kadar taşıyacak nakliyeciyi de buldum işte bu da anlaşması. Bu iş için 30 TL harcayıp 35 TL kazanacağım, ama 20 TL param var 10 TL verirsen sana 11 TL vereceğim” der ise; şimdi ne düşünürsünüz. Bu nedenle işe bir de fon sağlayıcıların gözüyle bakmak ve taleplerimizin gerekliliğini projeler ile ispatlamanız gerekmektedir. Yukarıda sıralanan finans kaynağı kurum ve kuruluşların hepsini tek tek ele almak çok zor olacağı için burada sadece Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı ile Avrupa Birliği tarafından yapılan desteklemeleri kısaca ele alacağım. Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın kooperatiflere verdiği destekler başlıklar altında aşağıdaki yer almaktadır. 1-Tarımsal amaçlı kooperatiflere proje hizmet desteği 2- Kırsal Kalkınma Yatırımlarının Desteklenmesi Programı (KKYDP)Hibe destekleri projeleri 3-Tarımsal Yayım ve Danışmanlık Hizmetlerinin Desteklenmesine yönelik projeler, 4- Tarımsal üretime düşük faizli yatırım ve işletme kredisi kullandırılması projeleri 5- Tarımsal Üretim Prim Desteklerinin dağıtılması desteği Bunların çoğu projeler ile ilişkilendirilerek verilmektedir. Proje hizmeti desteği kapsamında 1999-2014 yılları arasında 2.500’den fazla kooperatife 2,3 milyar TL kredi kullandırılmış, ayrıca 2003 yılından bu yana 1.800’den fazla kooperatifin kırsal alana yönelik projeleri desteklenmiştir. Yani kooperatiflere ciddi bir destek olduğu görülmektedir. Avrupa Birliği tarafından aday ülke olarak ülkemize verilen Katılım Öncesi Kırsal Kalkınma Mali Yardımı (IPARD) kapsamında et ve süt üreten tarımsal işletmelere yatırım, et, süt, su ürünleri ve meyve ve sebzelerin işlenmesi ve pazarlanması, çiftlik faaliyetlerinin çeşitlendirilmesi ve geliştirilmesi, yerel ürünler ve mikro işletmelerin geliştirilmesi, kırsal turizm gibi başlıklar altında hibe destekler bulunmaktadır. Buna ilaveten Sivil Toplum Diyaloğu Hibe Programı kapsamında da işbirliğine yönelik projeler ya da Ulusal Ajans aracılığıyla küçük bütçeli projeler yapılabilmektedir. Finans sağlayan bütün kurum ve kuruluşlar yukarıda belirtildiği üzere, talep başvurularını projeler üzerinden almaktadırlar. Bu nedenle öncelikle kooperatifimizin projeler ile neleri hedeflediklerini bilmesi ve buna göre karar vermesi gerekmektedir. Bir kooperatif, yaptığı proje ile aşağıdaki hedefleri gerçekleştirebilir: • Değer zinciri yönetiminde etkin bir rol üstlenerek, ürettiği ürünün katma değerini arttırıcı tedbirler alabilir, bu doğrultuda yatırımlarda bulunabilir. • Kooperatifleri aracılığı ile üretimi piyasa taleplerine ve hatta ilerideki yatırımlara göre planlayarak, ürünü sözleşmeli bir şekilde pazarlayabilir. • Markalaşma, franchaising gibi iş modelleri oluşturarak sektördeki şirketlerle stratejik ortaklıklar kurabilir. • Ulusal ve uluslararası pazarlarda ciddi bir rekabet gücüne sahip olmalarını sağlayacak bir kurumsal kapasite oluşturulabilir. • Bulundukları bölgede diğer üreticilerin de ürünlerini değerlendirecek imkanlar oluşturarak sektörde küçük üreticinin gelirlerini arttırabilir ve piyasada her açıdan sürdürülebilir bir rekabet gücü sağlayabilir. Burada son olarak geriye tek bir sorun kalıyor. Proje nedir, Nasıl yapılır, İçine ne yazılır, Bütçesi nasıl oluşturulur, Formlar nasıl doldurulur, Gerekli evraklar nasıl sağlanır, Nereden ulaşılır, Nereye başvurulur, Nasıl uygulanır gibi konuların gerçekleştirilmesine yönelik teknik bir desteğe ihtiyaç duyulmaktadır. Çözülmesi çok zor bir sorun gibi görülen bu husus, aslında şu ana kadar bahsedilen konular içinde yapılması en kolay aşamadır. Birey olarak tek başına yapılması zor olan bu işleri yapmanın birçok yolu bulunmaktadır. Bu konuda finansı sağlayan kurum ve kuruluşlara, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığına ve özellikle kooperatiflerimizin merkez ve bölge birliklerine çeşitli görevler düşmektedir. Görüldüğü üzere; çevremiz bize destek olmaya çalışan finans kuruluşları ile dolu. Bize kalan ise, bu kaynaktan istifade edebilmek için yukarıda belirtilen projeleri hayata geçirmek konusunda irade gösterebilmek. Sonuç olarak iş size kalıyor. Bağımsızlık mücadelemizin başladığı ilk gün olan 19 Mayıs bayramınızı en içten dileklerimle kutlarım. ‘Kooperatifler Avrupa’ Genel Kurulu Brüksel’de Yapıldı »» Uluslararası Kooperatifler Birliği ICA’nın Avrupa bölgesel örgütü ‘Kooperatifler Avrupa’nın 2016 yılı genel kurulu 20 Nisan 2016 tarihinde Belçika’nın başkenti Brüksel’de yapıldı. 10’uncu kuruluş yılına isabet eden bu genel kurul, tarihi bir yıldönümünü temsil ettiği için önemli sayıda delegenin katılımı ile gerçekleştirildi. Genel Kurul’da TÜRKİYE KOOP’u Genel Başkan Niksarlı ve Uluslararası İlişkiler Koordinatörü Hüseyin Polat temsil etti. Genel Kurulda ayrıca Tarım Kredi Kooperatifleri Merkez Birliğinden Yönetim Kurulu Başkanı Selahattin Külcü başkanlığında bir heyet de hazır bulundu. Genel Kurul öncesi yapılan panelde TÜRKİYE KOOP’un mültecilerle ilgili önerisi kabul gördü. Genel Kurulun açılışında Kooperatifler Avrupa Başkanı Dirk Lehnhoff ve ICA Başkanı Monique Leroux birer konuşma yaptılar. Toplantının açılışında ayrıca, Kooperatifler Avrupa’nın kurucu eş başkanları Dame Pauline Green ve Etienne Pflimlin’e Avrupa kooperatiflerine katkılarından dolayı Bulgaristan Kooperatifler Birliği’nin altın madalyaları takdim edildi. Ortaklar Paneli: mülteci krizi Avrupa’da Avrupa’da görülen mülteci krizine kooperatiflerin yaklaşımının tartışılması ve örnek olay sunumu ile gelecekte kooperatiflerin bu konuda neler yapabileceklerinin incelenmesi amacıyla bir panel düzenlendi. Panelin sunuş konuşmasını İngiliz Kooperatifler Birliği Genel Sekreteri Ed Mayo yaptı. Açılışta ayrıca Avrupa Parlamentosu Milletvekili Stelios Kouloglou da bir konuşma yaptı. Panelde örnek olaylar hakkında İsveç Kooperatifler Birliği Başkanı Anders Lago, İtalyan kooperatiflerinden Akram Z., Simona B. Ve Roberta T. sunum yaptılar. Bu konuşmacılar ülkelerinde sınırlı sayıda mültecilere kooperatiflerin götürdüğü bazı hizmetlerden söz ettiler. İsrail’den Mully Dor da Lübnan ve Ürdün’deki mültecilere İsrail Kibbutz hareketi ve NISPED örgütünün neler yaptığını açıkladı. TÜRKİYE KOOP adına kısa bir bil- diri sunan Prof. Hüseyin Polat da Türkiye’de bulunan Suriyeli mültecilerin genel durumu hakkında bilgi verdikten sonra, kamplarda yaşayan (300 bin) ve kamp dışında yaşayan (2,5 milyon) mülteciye kooperatiflerin neler yapabileceklerini anlattı. Konuşması sonunda Türkiye’de bir Mülteciler ve Kooperatifler konulu uluslararası bir toplantı yapılmasına ilişkin Niksarlı’nın önerisini Genel Kurulun dikkatlerine sunarak, bu konuda kooperatiflerin neler yapacakla- rını somutlaştırmak istediklerini söyledi. Niksarlı’nın bu önerisi genel kurul tarafından büyük kabul gördü. Bu önerinin genel kurul sonunda yayımlanacak toplantı bildirisine de konulacağı açıklandı. Panelde Tarım Kredi Kooperatifleri Merkez Birliği Başkanı Selahattin Külcü de kısa bir konuşma yaparak mülteci krizinin önemine dikkat çekti ve sorunun kaynağında giderilmesi gerektiğine vurgu yaparak, tüm kooperatiflerin bu konuda ortak hareket etmeleri gerektiğini belirtti. On yıl önce - On yıl sonra Öğleden sonra düzenlenen ikinci panelde de “On yıl önce neredeydik, on yıl sonra bugün neredeyiz?” konusu tartışıldı. Bu panele, Belçika, Finlandiya, Fransa, Almanya, İtalya, İspanya İsveç ve İngiltere koopera- tiflerinin temsilcileri katılarak Avrupa’da kooperatiflerin on yıl önceki durumları ile bugünkü durumlarını karşılaştırdılar. Ortaklarla geleceğe yürümek Kooperatifler Avrupa’nın Direktörü Klaus Niederlander ve Belçika Kooperatiflerinden Bosmans’ın moderatörlüğünde yapılan üçüncü panelin konusu da gelecek ile ilgili idi. Ortaklar gelecekte neler yapmalılar? Avrupa Birliği Koordinasyon Komitesi’nin bu konudaki çalışmaları Stefania Marcone tarafından açıklandı. Ortaklarla ilgili projeler konusunda Jacques Landriot, kooperatif geliştirme projeleri hakkında Danilo Salerno, enerji koopertifleri konusunda Rescoop Başkanı Dirk Vansintjan ve gençlik konusunda da Chiara Bertelli ve Sebastiaen Chaillou bilgi verdiler. . Köy-Koop Haber Mayıs 2016 KOOPERATİFÇİLİK 17 Dünyadan Kooperatif Tıbbi ve Aromatik Bitkilerin Önemi Hikâyeleri Dr. Nezaket CÖMERT / Dr. Erhan EKMEN Değerli Kooperatifçi Dostlar, »» Bu sayıda sizleri Orta Asya’ya Moğolistan’a götüreceğiz. Bu köşemizde Moğolistan’a ait ikinci bu hikâye, özelleştirme ile işlerini kaybeden dul kalmış annelerin azimli çalışmaları sonucu elde ettikleri başarılarını anlatıyor. Son birkaç hikâyemizde kadınların kooperatif çatısı altında büyük başarılar elde ettiklerini görüyoruz. Hikâyelerdeki fotoğraflara baktığımızda, tek başlarına hayatın zorlukları ile karşılaşmalarına rağmen yüzleri gülen kadınlar olduğunu görüyoruz. Kadınların kooperatifçilik hareketi içinde ciddi başarılar elde etmesi ve giderek sayılarının artması bizce önemli bir gelişme. Tarih boyunca büyük başarılar göstermiş, mücadeleci, dirençli, akıllı Türk Kadının kooperatifçilikte daha fazla yer alması gerektiğine inanıyoruz. Kurtuluş Savaşımızın başlangıç günü olan, büyük mücadelenin ilk günü olarak kabul edilen 19 Mayıs tarihine geldiğimiz şu günlerde, mücadelenin hala devam ettiği bilinciyle hepinizin bayramını kutluyor, bu ülke için verdiğiniz emeklerinizde, çalışmalarınızda başarılar diliyoruz. Moğol İşgücü İçinde Kadınlara Kooperatiflerden Gelen Güç Moğolistan’da hükümet özelleştirme yapınca işlerini kaybeden dört anne işlerini kooperatif şirketi olarak büyütmeye karar verirler. Bu dört kadından D. Tsendsuren adlı hanım, 1998 yılında Ormancılık biriminin özelleştirilmesi sonra, işten atıldığını ve onlar için hayatta kalmanın çok zor hale geldiğini açıklamaktadır. Bu dört kadın 1998 yılında 6 anne ile daha bağlantı kurarak meyve kooperatifi anlamına gelen “Ur Jims kooperatifini” kurarlar. Kooperatifin yeri Moğolistan en uzak bölgelerinden biri olan ve başkent Ulanbatur’dan 1500 kilometreden fazla uzakta bulunan Khovd ilinin, Jargalant soum ilçesidir. İlk dört yıl boyunca on kadın hiçbir maaş almadan çalışmışlar ve her biri yaklaşık 200 ABD Dolarına karşılık gelen 250.000 Tugrug vererek işe başlama sermayesine katkıda bulunmuşlar. On iki yıl sonra kooperatifin sermayesi 85 milyon Tugrug’a (68.000 ABD Dolarına) yükseltmişler. Kadınlar hedef olarak eski kariyerlerini en iyi şekilde kullanarak uzak bölgelerin ağaçlandırmasını yapmışlar. Moğolistan’ın geniş topraklarının yüzde 90’ı çölleşmeye karşı savunmasız topraklar ve onlar bir hektar toprağı ağaçlandırmak için 56.000 fidan dikimini içeren bir plan ile işe başlamışlar.. İşi yapabilmek için gerekli koruyucu malzemeleri satın almak için herhangi bir yedek nakit olmadığından, ağaçlarını korumak için hurda demir kullanmışlar. Ur Jims Kooperatifi o zamandan bu yana 360 hektar boş arazide 2,1 milyondan fazla fidan dikerek araziyi yeniden yapılandırmış. 2005 yılında boş arazinin 96 hektarlık parçası üzerinde çalışmaya başlanmış ve buraya Yeşil Duvar adı verilmiş. Arazinin bu parçasında akçaağaç, erik, anason ve elma ağaçları ve ahududu dikilmiş. Yaptığı ticarette ve işte tek ve en önemli varlık olarak güven üzerine kurulan Ur Jims Kooperatifi’nin şu anda ofis binaları, bir deposu, bir serası ve meyve işleme biriminin yanı sıra traktörleri ve tarım araçları bulunuyor. Toplam 35 üyeden 32’si kadın olan Kooperatif, Moğolistan’ın üyelerinin çoğunluğu kadın olan nadir kooperatiflerinden biridir. »» Tıbbi ve aromatik bitkiler dendiğinde ilk çağlardan itibaren yüzyılları aşan deneyimlerle elde edilen sağlıktan, beslenmeye ve kişisel bakıma kadar doğrudan veya işlenmiş olarak kullanılan bitkileri anlarız. Geniş bir kullanım alanı olan bu bitkilerden elde edilen ürünler her çağda önemini korumuş ticaretin en önemli mallarından biri olmuştur. Öylesine ki üretim alanlarından pazarlara karadan ve denizden kurulan ticaret yollarının başlıca ürünleri arasına girmiştir. Ülkemiz topraklarından geçen uzak doğudan Avrupa’ya uzanan İpekyolu’da bu yollardan biridir. Tıbbi ve aromatik bitkiler olarak da adlandırılan bu bitkiler ve uygulamaları ile ilgili her çağda önemli eserler üretilmiş ve yazılan eserler tarihi belgelerle günümüze kadar gelmiştir. Üretilen ürünler toplumsal yaşam ve teknik gelişmelere göre değişimler gösterse de ilkçağlardan beri yapılan uygulamalar geliştirilerek günümüze ulaşmıştır. Sanayileşme ve şehirleşmenin yaygınlaşması ile birlikte bu bitkiler doğal üretim yöntemleri yanında kültüre alınma döneminden sonra yaygın şekilde üretilmeye ve işlenmeye başlamıştır. Başlangıçta kervanlarla ve küçük teknelerle pazarlara ulaştırılan ürünler zaman içinde deniz taşımacılığındaki gelişmelere bağlı olarak daha uzaklarla taşınmaya başlamıştır. Hatta tıbbi ve aromatik bitkiler içinde önemli bir yer tutan baharatların ticaretteki öneminin artması deniz ticaretinin de gelişmesine güçlü gemilerle sömürgeci ülkelerin uzak denizlere açılmasına neden olmuştur. Özellikle Uzakdoğu ve Afrika’da üretimin yüksek olduğu ülkeler sömürgeci ülkelerin hâkimiyetine girmiş ve elde edilen gelirler yıllarca batının sömürgeci ülkelerine akmıştır. Sanayi ve teknolojideki 19 yüzyılın sonlarına doğru ortaya çıkan yeni buluşlara paralel sentetik kökenli ilaç ve aromatik ürünlerin geliştirilmesinin ardından tıbbi ve aromatik bitkilerin yerine bu ürünler kullanılmaya başlamıştır. Ancak geçen zaman içinde sağlık ve çevre konusunda yaşanan olumsuzluklar insanları yeniden bitkisel kökenli tıbbi ve aromatik bitkilere yönetmiştir. Ülkemizde bazı aromatik bitkileri ithal eden ülkeler arasında olmak ile birlikte iklim ve ekolojik koşullarına bağlı olarak birçok üründe üretimde ve dış ticaretinde dünyanın başlıca ülkeleri arasındadır. Üretimini daha da artıracak ve bazı ithal ettiği ürünlerde bile açığını kapatacak kapasiteye sahiptir. Dünyada yaygın şekilde aromatik bitkilerin kullanıldığı gıda ve katkı maddeleri, bitkisel kökenli ilaç ve kimyasallar, kozmetik ve parfümeri sanayilerinin girdisini oluşturan bitkiler ülkemizde de üretilmektedir. Ülkemiz dünyadaki sekiz büyük gen merkezinden biri olduğu belirtilmektedir. Konu ile ilgili kaynaklarda dünyada 20.000’den tıbbi ve aromatik bitki bulunduğu açıklanmaktadır. Bunlardan 4000’inin yay- kekik yağlarıdır. Son yıllarda uçucu yağ dış satımının artması ile uçucu yağ tesislerinin sayısında da artmıştır. Ünal ÖRNEK Ziraat Yüksek Mühendisi [email protected] gın şekilde kullanıldığı, 2.000’inin de ticareti yapıldığı belirtilmektedir. Avrupa kıtasında yetişen 12 bin bitki türünün 11 bin 500’ü ülkemizde yetişmektedir. Dünyadaki tıbbi bitkilerinde yaklaşık % 6’sı ülkemizde bulunmaktadır. Ülkemizdeki üretim bölgeleri başta Ege Bölgesi olmak üzere Marmara, Akdeniz, Doğu Karadeniz ve Güneydoğu Anadolu Bölgeleridir. Bu bölgelerde önemli kısmı doğadan toplanmakla birlikte üretilen bitkilerde bulunmaktadır. Bilim çevreleri tarafından bu bölgelerde bulunan 4.000 endemik bitki olduğu. Bu bitlilerin 1.700’ünün tıbbi özelliği olduğu belirtilmektedir. 2011 yılı FAO yılı verilerine göre Dünyada tıbbi ve aromatik bitki ithalatı 4 milyon 326 bin 542 ton ve 11 milyar 767 milyon 140 bin dolardır. İhracat ise 4 milyar 29 bin 743 ton ve 11 milyar 936 bin 652 dolar düzeyindedir. TÜİK verilerine göre ise ülkemizin ithalatı 19 bin 422 ton, ödeme miktarı 30 milyon dolardır. Buna karşılık ihracat miktarı 48 bin 79 ton, elde edilen gelir 160 milyon dolardır. Ülkemiz tıbbi ve aromatik bitkiler yönünden dünyanın en önemli ülkelerinden birisi olmasına rağmen ihracatın ithalatı karşılama oranı %67’dir. Ülkemizin ihraç ettiği önemli tıbbi ilaç ve baharat bitkileri kekik, defneyaprağı, kimyon ve anason ile birlikte, rezene tohumu, ardıç kabuğu, mahlep, çemen, biberiye, meyan kökü, nane, sumak, adaçayı ve ıhlamur çiçeğidir. Türkiye kekik, defneyaprağı, anason, kimyon dış ticaretinde başlıca ülkeler arasındadır. Ülkemizde uçucu yağ üretiminin büyük bir kısmını gülyağı oluşturmaktadır. Türkiye dünyadaki en büyük gülyağı üreticisidir. Gülyağı üretiminde başta gelen iller Isparta ve Burdur’dur Dış satımı yapılan yağlar, başta gülyağı, stearopten, ıtır ve Uçucu yağların büyük bir kısmı AB ülkelerine ihraç edilmektedir. İhracatın yarıdan fazlası Fransa’ya yapılmaktadır. Gülyağının hemen hemen tamamı ihraç edilmektedir. Ülkemizin yıllık uçucu yağ ihracatı yıllara göre değişmekle birlikte yaklaşık 11 milyon dolar, ithalatı ise 14 milyon civarındadır. İthalatı yapılan başlıca yağlar ise nane, ıtır, limon, portakal ve yasemin yağlarıdır. Yine ithalatın büyük bir bölümü AB ülkelerinden yapılmaktadır. Hepimizin çevremizden ve yayın Ülkemizde ve dünyada tıbbi ve aromatik bitkilere olan ilgi günden güne artmaktadır. Ülkemizin bu bitkilerin üretimini artırma potansiyeli yüksektir. Kırsal alanda başta orman köylüleri olmak çiftçilerimizin gelirlerinin artırılması ve doğal kaynaklarımızın değerlendirerek döviz girdisini artırması bakımından bu eğilimin dikkate alınması gereklidir. Ülkemizin sahip olduğu doğal şartlar üretimi artırmaya imkân vermektedir. Bunun için doğal kaynakların aşırı bilgisiz kullanımı ve tahribatına karşı bu bitkilerin kültüre alınmalıdır. Üretim teknikleri dikkate alınarak kontrollü üretilmelidir. Doğal ve organik üretim kriterlerine azami özen gösterilmelidir. Tüketim şekilleri de dikkate alınarak yeni çeşitlerin geliştirilmesine ağırlık verilmelidir. En önemli hususta tıbbi ve aromatik bitkiler ile ilgili sağlıklı bir veri tabanı oluşturulmalıdır Tıbbi ve aromatik bitkilerde özellikle üretim ve hasattaki kalite kayıplarının önüne geçmek için üreticilere yönelik farkındalık eğitimlerine ağırlık verilmelidir. Tarımsal amaçlı kooperatiflerin konu ile ilgili çalışmaları desteklenmelidir. Tabii kooperatifler de konu ile ilgili uzman personel çalıştırmalı ve alanında uzmanlaşmaya çalışmalıdır. Konu ile ilgili yatırım yapan kuruluşların gerek haksız rekabete karşı korunması gerekse pazarda kalite ve standartlara uygun ürünlerin yer alması bakımından kontrol ve denetime özen göstermelidir. Yapılan yatırımların verimli çalışması için sektörün temsilcileri ile birlikte bir üretim politikası geliştirilmelidir. En önemlisi de günümüzde konu ile ilgili başta üniversitelerimiz olmak üzere çeşitli kurum ve kuruluşlarca birçok seminer ve çalıştay gerçekleştirilmektedir. Tıbbi ve aromatik bitkilerin önemi dikkate alınarak ortaya çıkan görüş ve öneriler değerlendirilmelidir. Sonuç olarak tıbbi ve aromatik bitkiler 21. Yüzyılda önemi daha da artan ve artmaya devam eden ürünlerdir. Ülkemizin ihtiyaçları da dikkate alınarak bu kaynaklarımız değerlendirilmeli ve politikalarımız gözden geçirilmelidir. . 18 Mayıs 2016 Köy-Koop Haber TARIM Brezilya’da Zenginliğin ve Toprağın Dağıtımı: Topraksız Kır İşçileri Hareketi (MST) »» “Tezatlar ülkesinde bolluğun, refahın saltanat sürdüğü yerlerde sefaletin en koyusu kol gezer. Doğanın her türlü besinin yetişebilmesini sağlayacak şekilde donattığı bu bölgede tarımın ‘t’sine bile rastlanmaz. Şekerin egemenliğinden önce ormanlarla kaplı olan ve sanki alay edermişçesine hâlâ orman kuşağı diye adlandırılan bu kıyılar tamamen verimsizdir.” Eduardo Galeano Bugün 200 milyonun üzerinde bir insan nüfusunun yanı sıra zengin bir fauna ve floraya yuva olan, Latin Amerika’nın en büyük, dünyanın ise 7. büyük ekonomisi konumunda bulunan bir ülkeden söz edeceğiz; Brezilya. Brezilya’yı dünyanın ilk 10 ekonomisi arasına sokan unsurların başında olan hizmet sektörünün yanında sanayi ve tarım gelir. Ülkenin Gayri Safi Yurtiçi Hasılası (GSYİH) 2,41 trilyon dolar1 olup, kişi başına düşen gelir 11,7 bin dolar2 olarak gözükse de halkın büyük bir çoğunluğu, ülkenin zenginliklerinden nasibini alamaz. Bu denklemde halk sadece ucuz iş gücü ve “modern köle” olarak yer alır. Brezilya ve bölgedeki diğer bir- çok ülkede zenginliğin dağıtımı meselesi, Kolomb sonrası sömürge sürecinden cumhuriyetin kuruluşunu izleyen bağımsızlık süreçlerine, yine bu süreçlerden günümüze kadar sorun teşkil etmiştir. Gini katsayısı da işte bu ifadelerin rakamsal özetidir. Öncelikle gini katsayısı, 0’dan 1’e kadar değer alan ve 0’ın en adaletli gelir dağılımını, 1’in ise adaletsizliği temsil ettiği bir gelir dağılımı eşit(siz)lik verisidir. Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) verilerine göre Brezilya’da bu katsayı 0,54’tür3. Yani, gelir dağılımında bir sıkıntı söz konusu olduğunu söyleyebiliriz. Aslında tüm bunlar için istatistiksel verilere de ihtiyaç yoktur. Yazının başında görmüş olduğunuz fotoğraf, São Paulo’da favelaların4 bulunduğu Paraisópolis’te çekilmiş olup gecekondular ile lüks rezidansların aynı kare içerisinde oluşturduğu tezatlık, gelir dağılımındaki eşitsizliği açık bir şekilde göstermektedir. Brezilya’da ve gini katsayısının yüksek -yani 1’e yakın- olduğu diğer ülkelerde buna benzer tezatlıklarla sık sık karşılaşabilirsiniz. 1 http://databank.worldbank.org/data/ download/GDP.pdf 2 http://data.worldbank.org/indicator/ NY.GDP.PCAP.CD 3 http://hdr.undp.org/en/content/income-gini-coefficient 4 favela: Brezilya’daki varoş bölgelerine verilen isim Brezilya’da Toprağın Dağıtımı Meselesi Biz daha ziyade toprağın dağıtımı meselesi üzerinden giderek konuyu Brezilya’daki Topraksız Kır İşçileri Hareketi’ne (MST) bağlayalım. Şimdi sizlere sadece Brezilya değil, tarım ile iç içe olan ve tarımdan soğutulan tüm dünya halkları için üç aşağı beş yukarı aynı olan ve yaşadığımız ülke ile de kıyaslayabileceğiniz bazı meselelere değineceğim. ABD’li sosyolog akademisyen James Petras’ın da aktardığı üzere Brezilya’da nüfusun %1’lik kesimi, toprağın %45’ine sahip durumdadır. Bu durum, 1970’li yılların başında Brezilya’da tarımın mekanikleştirilmesi ve ticaret ile iç içe geçmesi ile doğrudan alakalıdır. Bu şekilde ayrıcalıklı ailelerin, tarım işçileri ve toprak sahiplerini topraklarından kovması meşru bir hale getirilmiştir. Bunun sonucunda ise Brezilya’da kırsal işsizlik, dolayısıyla da şehirlere göç kaçınılmaz bir durum haline gelmiştir.5 Buna karşılık 1980’lerin sonuna denk gelen bir dönemde askeri cuntaya karşı çeşitli eylem ve protestolar düzenlenirken, ordu bu ayaklanmaları sert bir şekilde bastırmıştır. 1995-2003 yılları arasında Brezilya Devlet Başkanı olan Fernando Henrique Cardoso ise neoliberalizm uygulamalarını pekiştirirken, zenginliğin tek elde toplanıp halkın fakirleşmesi ve on binlerce insanın topraksız kalması malumun ilamı olmuştur. Topraksız Kır İşçileri Hareketi (MST) Bugün baktığımızda, arazilerinden çıkarılarak topraksız bırakılmış yaklaşık 7 milyon Brezilyalı vardır. Bu 7 milyon insandan yaklaşık 200 bin aile, bugün Topraksız Kır İşçileri Hareketi (MST) saflarında mücadele vermekte, bunun dışında kalan 50 bin aile ise diğer hareketlerin bayrağı altında mücadelelerini sürdürmektedir. Çıkış noktaları, sadece tek bir olay/durum olmamakla birlikte, esas olarak sömürge döneminden başlayıp, askeri diktatörlük dönemlerine ve günü5 VANDEN, H.E. “Brazil’s Landless Hold Their Ground”, Dispatches From Latin America Experiments Against Neoliberalism, p.286, India, 2008. Batuhan SARICAN Araştırmacı / Yazar Ankara Üniversitesi Latin Amerika Çalışmaları Yüksek Lisans Öğrencisi [email protected] müze kadar uzanan tarihsel süreçte sömürülmekten bıkmış olmalarıdır. MST, bu sömürgeleştirme programlarına karşı çıkar. Amazonlar’daki yerlilerin bağımsızlığını ve otonomisini savunur. Kırsal işçileri öldürten kesime karşı mücadele verir. MST ayrıca, latifundiumlar6 ortadan kaldırılmadan, ulusun gelişimi ve toplumsal demokratikleşmenin sağlanamayacağını, yoksulluk ve eşitsizliğin azalmayacağını düşünür. Tarım reformunun ise ancak ve ancak Brezilya’nın ekonomik ve sosyal yapısının parçası haline getiren bir süreçle mümkün olabileceğini savunur. Peki, tüm bunlara karşılık ne olmuştur? Kadın, çocuk, erkek demeden, yüz binlerce insan, sırf bu adaletsizliğe karşı ses çıkardıkları için polis, asker ve paralı tetikçilerle yüz yüze gelmiştir. Bu karşılaşmaların sonucu olarak; ‘Şanslı olanlar’ dövülmüş ve tutuklanmış, şansları o kadar yaver gitmeyen kimisi ise mücadeleleri uğruna hayatını kaybetmiştir. Tüm güçlüklere rağmen MST’nin neoliberal modele karşı geliştirdiği, aileler tarafından işletilen ve campesino7 tarımı olarak sunduğu bu alternatif model hakkında konuşan Topraksız Kır İşçileri Hareketi (MST) yöneticilerinden João Pedro Stedile, toprakların işgalini tarımla geçinen 5 milyon aile için hayati bir eylem olarak görürken, uygulamaya konabilecek tarımsal reformun, topraksız aileler için bir toprak garantisi olacağını savunuyor.8 MST, toprak için mücadele alanlarını genişletmek amacıyla gerçekleştirilen işgal ve yürüyüşleri başarılı bir şekilde örgütleyerek kurumlar üzerinde baskı yaratabilmektedir. Bir nevi pasif direniş uyguluyorlar diyebiliriz. Bu da MST’nin hem ulusal hem de –mücadele alanları uluslararası olmasa da- uluslararası düzeyde geniş çaplı bir destek görmelerini sağlamaktadır. Diğer kırsal hareketler, öğrenciler, çevreciler ve her şeyden önemlisi kırda çalışan-yaşayan insanlar tarafından desteklenen MST, en ciddi desteğini hem İşçi Partisi (PT) hem de kiliseden görse de bağımsızlığından bir şey kaybetmemektedir. 6 latifundium: İşçilerin zor çalışma koşulları altında çalıştığı, geçtiğimiz yüzyıllarda kölelik de uygulanan büyük çiftlikler 7 campesino: Latin Amerika’da kırsal bölgede yaşayanlara, çiftçiye köylüye verilen isim 8 STEDILE, J.P. “The Neoliberal Agrarian Model in Brazil”, Monthly Review, February 2007, Vol. 58 Issue 9, s.50, Erişim: 2016, Nisan 12, http://monthlyreview. org/2007/02/01/the-neoliberal-agrarian-model-in-brazil/ İster kent isterse kırsal kesimde olsun, bu hareketlerin ortak noktası, zenginliklerin ayrıcalıklı bir kesim tarafından elde tutulmasına karşı çıkmalarıdır. Bugün, ekonomik eşitliğin var olması gerektiği savunulurken, eşitliğin sağlanmasının önündeki en büyük engelin de sırf bu eşitsizliğin savunu ve yürütücü- sü haline gelen neoliberal politikalar olduğunu söyleyebiliriz. Anlaşılacağı üzere, ülkenin ya da örgütün bayrağı farklı olsa da hâkim olan adaletsizliğe ve eşitsizliğe karşı ortak bir ses yükseltiliyor. Çünkü bu insanlar, sömürü politikalarının hayatlarını nasıl tehlikeye attığının farkına çoktan vardı. . 16.yüzyıldan bugüne, Brezilya’da tarımın etkisizleştirilmesini şöyle anlatır Galeano, “16. yüzyıl sonunda Brezilya'da en az yüz yirmi rafineri vardı. En verimli topraklar da yaklaşık iki milyonluk bu sermayenin sahiplerinin elindeydi, ama burada gıda maddeleri üretimi yapılmıyordu. Denizaşırı ülkelerden getirtilen birçok lüks madde, tuz ve kölelerin yanı sıra, gıda maddeleri de ithal ediliyordu. Bollukla refah daha önce de olduğu gibi, nüfusun büyük bir kısmının bir türlü kurtulamadığı açlık ve sefaletle yan yana yaşıyordu. Hayvancılık, nemli kıyı şeridinden uzağa, iç bölgelerdeki çöllere atılmıştı. Sertão da kilometrekareye düşen iki sığırdan elde edilen et daima kıt, sert ve yavandı; günümüzde de hâl böyledir.” 1 1 GALEANO, Eduardo. Latin Amerika’nın Kesik Damarları, Çev: A.TOKATLI ve R.HAKMEN, Çitlembik Yayınları, s.91-93, İstanbul, 2013 Köy-Koop Haber Mayıs 2016 DOĞA Siyah Elmas: Trüf Mantarı »» Orman ve Su İşleri Bakanlığı tarafından ’Siyah Elmas’ olarak değerlendirilen ve kilosu 1000 Euro’ya satılan trüf mantar yetiştiriciliğini yaygınlaştırmak için başlattığı çalışma kapsamında Demirci İlçesi’nde 1, Soma İlçesi’nde ise 10 hektarlık trüf ormanı tespit edildi. İzmir Orman Bölge Müdürü Şahin Aybal, Manisa’da tespit edilen doğal trüf ormanlarının koruma altına alındığını anlatırken şöyle konuştu: "Demirci ilçemizde 1 hektarlık alanda, daha çok Soma İlçemizde Çerkez Hamidiye Mahallesi civarlarında ise bir kısmı mera, bir kısmı ormanlık alan olmak üzere yaklaşık 10 hektarlık alanda zengin trüf sahası tespit ettik. Önümüzdeki dönemde trüf ormanın daha da zenginleştirilmesi ve yaygınlaştırılması için çalışmamız olacak. Hem ülke hemde o bölgedeki yöre halkına ekonomik anlamda katkı sağlaması hususunda planlama çalışmaları yapılıyor." Trüf Siyah elmas trüf mantarı bölge halkı tarafından işletilecek ve bölge halkına ekonomik katkı sağlayacak. Çok kolay bulunabilen bir mantar türü olmamasından dolayı, özel köpeklerle arama yaparak aranan mantar türü için eko turizm de yapılabileceğini belirten Aybal, bölgede başka trüf ormanı arama çalışmalarının devam ettiğini belirtti. Trüf Mantarı Nedir? Trüf, Meşelik alanlarda, meşe ağaçlarının köklerinde, 5 ile 20 cm. top- rak derinliğinde yetişen, kokulu ektomikoriza cinsi bir mantardır, Akdeniz bölgesinde bilinir olmasıyla beraber dünyanın birçok bölgesinde bulunmaktadır. Dünyada yüzde 45'ni Fransa, yüzde 35'ini İspanya, yüzde 20'sini İtalya sağlıyor. Bunlar içinde en değerli olanı kara elmas olarak da anılan Siyah Trüf. İtalyan mutfağının en önemli ve değerli unsurlarından biri. Yetiştirilmesi çok zor olan bir mantar çeşidi. 70 kadar çeşidi olduğu söylenen trüf mantarı; pek çok yerde yetişse de en değerli ve lezzetlileri, başta Fransa olmak üzere İtalya, İspanya, Hırvatistan gibi Avrupa ülkelerinde üretilir. Sadece Fransa’da 20 bin kişi geçimini bu mantarlardan sağlamaktadır. Trüf mantarı, patates gibi yer altında ve ağaç köklerine - özellikle de meşe ve kestane ağaçlarının köklerine yakın yerlerde, toprağın 50 cm kadar altında yetişir. Ağaç köklerine yakın yerler seçmesinin nedeni ise, kökleri emerek ihtiyacı olan şeker ve organik asitleri sağlamasıdır. Fransa’da bulunan Lalbenque köyüne, salı günleri kurulan pazarda satılan trüf mantarlarından almak için birçok insan akın eder. Büyük ilgi gören mantarların tamamının satılması ise 20 dakikada gerçekleşir. Amanos’ta Böcek Toplayan Turiste 40 Bin Lira Ceza »» Amanos Dağları'nda böcek toplayan Çek Cumhuriyeti vatandaşına 40 bin lira para cezası verildi. Amanos Dağları (halk arasında Gavur Dağları olarak da bilinir. Toros Dağları sisteminin en güneyindeki bölümünü oluşturan dağlardır.) Zorkun Yaylası mevkisinde bir kişinin bitkilerin fotoğrafını çekerek inceleme yaptığını gören vatandaşlar, 156 Jandarma ihbar hattını arayarak bilgi verdi. Jandarma ekipleri, Çek Cumhuriyeti uyruklu olduğu belirlenen T. T.’nin (38) sırt çantasında yaptığı aramada, çanta içerisinde böcekleri saklamada kullandığı kimyasal madde emdirilmiş talaş benzeri maddeler ve plastik kutular ile fotoğraf makinesinde farklı türde böcek resimleri buldu. Orman ve Su İşleri Osmaniye Şube Müdürlüğü teknik elemanları ile irtibata geçen jandarma ekipleri, Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğünden alınması gerekli araştırma izninin olup olmadığını kayıtlardan araştırarak Çek Cumhuriyeti vatandaşının araştırma iz- Patates Böceği 19 »» Ergin 10-12 mm boyunda, sarı kırmızımsı renkli, sırtı kuvvetli bombeli olan patates böceğinin sertleşmiş olan üst kanatların üzerinde 5 bir tarafta, 5 diğer tarafta olmak üzere 10 tane uzunlamasına siyah renkli bant vardır. Göğsünde böbrek veya V şeklinde siyah büyük bir leke, yanlarında da küçük siyah lekeler bulunur. Üst kanatların altında ince, şeffaf damarlı bir çift pembe alt kanat bulunur ki bu ancak böcek uçarken görülür. Kışı toprakta 5 - 30 cm derinlikte geçiren patates böceği, İlkbaharda kışlama yerini terk ettikleri sahalarda patates bitkisi yoksa besin aramak üzere başka yerlere uçarlar. Böceğinin yayılması bu sırada olur. Normal çıkış, sıcaklık ortalaması 13°C’ yi aştığında olmaktadır ki bu da Marmara ve Ege bölgelerinde genellikle nisanın ikinci haftasını takip eden günlerdedir. Bu İç Anadolu’da mayıs başına kadar uzayabilir. . Kışlama yerinden çıkan erginler hemen gıdalanacak bitki ararlar. Bu devrede patatesler yeni sürmektedir. Kışlama yerini terk ettikleri sahalarda patates bitkisi yoksa gıda aramak üzere başka yerlere uçarlar. Patates böceğinin esas bulaşması bu sırada olmaktadır. Dişilerin bir kısmı toprağa çiftleştikten sonra çekilmektedir. Yumurtalarını gruplar halinde veya bazen tek tek yaprakların alt yüzlerine bırakırlar. Yumurta koyu sarı renkli ve oval şeklinde olup, 1-2 uzunluğundadır. Yumurtalarını genellikle gruplar halinde veya bazen tek tek yaprakların alt yüzlerine bırakır. Bir kümede genellikle 2-57 adet yumurta bulunur. Patates böceği larvası yumurtadan ilk çıktığı zaman 4 - 5 mm boyunda olup olgunlaşınca 11-13 mm’ye ulaşır. Olgun larva kambur duruşlu başı koyu kahverengi olup vücudu portakal sarısı rengindedir. Vücut halkalarının her iki yanında ikişer sıra halinde siyah leke bulunur. Patates böceği Marmara Bölgesi koşullarında 3-4, Orta Anadolu Bölgesi koşullarında 1..5 döl vermektedir. Ergin ömürleri ortalama olarak dişilerde 33, erkeklerde 22 gündür. Erginlerin hiç gıda olmadan 19 - 62 gün yaşadığı saptanmıştır. Yumurtalar 14,7°C’ de 10 günde, 21.5°C’ de 6 günde açılmaktadırlar. 12°C’ nin altında ise açılma olmaz. Yumurtadan çıkan larvalar önce toplu halde beslenir, sonra bitkinin üzerine yayılarak oburca beslenirler. 4-5 gün ara ile 4 gömlek değiştirerek sıcaklığa bağlı olarak 19-24 günde olgun hale gelirler. Gelişmesini tamamlayan larvalar Mücadele Yöntemleri Kültürel Önlemler: bitkiyi terk ederek toprağa inerler ve toprağın 5 - 18 cm derinliğinde pupa olurlar. Pupa süresi 5 - 14 gündür. Patates böceğinin gelişme eşiği 10.1°C dir. Zarar Şekli: Patates böceğinin ergin ve larvaları patates ve patlıcan yapraklarını genellikle dıştan başlayarak içe doğru yemekte, ya da yaprakta bir delik açarak bu deliği genişletmek suretiyle beslenmektedir. Larva ve erginler patates ve patlıcanın çiçekleri ile de beslenmekte, patlıcan meyvesini kemirerek yemektedirler. Patates böceğinin beslenerek yaptığı zararın yanı sıra virüs ve bakteri etmenlerinin yayılmasında da rol oynadığı bilinmektedir. Zararlı Olduğu Bitkiler: Patates böceğinin Ülkemizdeki ana konukçuları patates ve patlıcandır. Domates ve yabani Patlıcangillerde konukçuları arasındadır. Patates böceği Türkiye’de ilk defa Temmuz 1963 tarihinde Edirne’nin Bosna ve Karaağaç köylerinde saptanmıştır. Halen İç Anadolu, Ege, Karadeniz ve Akdeniz Bölgelerinde yayılmış olup, Doğu Anadolu’da da tespit edilmiştir. Sonbaharda patates hasadının tamamıyla yapılmasına özen gösterilmeli ve tarlada yumru bırakılmamalıdır. İlkbaharda bir önceki yıl dikili olan alanlar dolaşılmalı ve kalan patates bitkileri, üzerindeki böcekler ile birlikte yok edilmelidir. Küçük alanlarda larva ve erginleri toplayarak yok etmek, yumurtalarını ezmek oldukça etkilidir. Kimyasal Mücadele: Yeşil aksam ve tohumluk ilaçlaması şeklinde mücadelesi yapılır. Yeşil aksam ilaçlaması: Patates böceğinin kimyasal mücadelesinde bir eşik bulunmamakla birlikte; patates bitkisi böcek yoğunluğuna, bitkinin dönemine ve gelişimine bağlı olarak %20-40 oranında meydana gelecek ürün kaybını tolere edebilmektedir. Kimyasal mücadeleye karar vermede, bu husus özellikle dikkate alınmalıdır. Bu durum dikkate alınarak birinci döle karşı ilaçlama yapılacaksa, bitkilerde ilk olgun larvalar (dördüncü dönem) görüldüğünde yapılmalıdır. İkinci döle karşı ilaçlama yapılması durumunda ise yumurta açılımının tamamlanması beklenmelidir. Tohumluk ilaçlaması: Dikim öncesi yumrular ilacın etiketinde önerildiği şekilde ilaçlanır. Kimyasal Mücadelede Kullanılacak İlaçlar ve Dozları: İl/ilçe Müdürlükleri ve reçete yazma yetkisi bulunan kişilerce belirlenmelidir. Ödemiş Ovası Suya Kavuşacak ninin bulunmadığını tespit etti. Çek vatandaşının, kaldığı otel odasında yapılan arama neticesinde, bir sırt çantası içerisinde plastik bir kap içerisinde pamuk parçalarının arasına gizlenmiş 69 adet çeşitli türlerde ölü böceğin olduğu tespit edildi. Bulunan böcekler ile böcekleri toplamada kullanılan tüm materyale el konuldu. 2872 sayılı Çevre Kanunu maddesinin ihlali nedeni ile idari yaptırım kararı gereğince 40 bin 913 lira idari para cezası verilen Çek Cumhuriyeti vatandaşının ifadesinin alınmasından sonra serbest bırakıldığı öğrenildi. »» İzmir'in Ödemiş ilçesinde tesis edilen ve Ödemiş Ovası'nın su hasretine son verecek olan Beydağ Barajı ile toplam 196.500 dekar zirai arazi suya kavuşacak. Bugüne kadar yürütülen çalışmalar neticesinde, 196 bin 500 dekar sulama sahasının, 85 bin dekarı sulamaya açıldı. Konu ile ilgili olarak yazılı açıklama yapan Orman ve Su İşleri Bakanı Prof. Dr. Veysel Eroğlu, yıllardır sulama suyu bekleyen Ödemiş Ovası'nın su hasretine Beydağ Barajı ile son vereceklerini ifade ederek, "Küçük Menderes Nehri üzerinde inşa ettiğimiz Beydağ Barajı'ndan alınacak su ile Ödemiş Ovası'nda toplam 196 bin 500 dekar zirai araziyi modern sulama şebekesi ile sulayacağız. 22 Eylül 2010 tarihinde başladığımız sulama şebekesi inşaatı kapsamında 196 bin 500 dekar sulama sahasının 70 bin dekarını Ağustos 2015 tarihi itibarı ile sulamaya açtık. Nisan 2016 tarihinde bu alana 15 bin dekar saha daha ilave ederek toplam sulamaya açılan alanı 85 bin dekara çıkarttık. Bu kapsamda Mescitli, Konaklı, Bozcayaka, Ovakent köylerini kapsayan 15 bin dekar münbit toprağımızı daha suyla buluşturduk. Ayrıca Haziran 2016 tarihine kadar da 35 bin dekar alanı daha sulamaya açacak şekilde çalışmalarımıza devam ediyoruz." dedi. 20 Mayıs 2016 Köy-Koop Haber KIRSAL KALKINMA Genç Çiftçi Projeleri Desteklenecek Finansal »» Genç Çiftçi Projelerinin Desteklenmesi Hakkında Tebliğ 5 Nisan 2016 tarih ve 29675 Sayılı Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe girdi. Tebliğe göre, kırsal alanda yaşayan genç çiftçiler, mahallinde uygulayacakları projelere 30 bin liraya kadar hibe alabilecek. Programın Proje Konuları, Genç çiftçi projeleri bu Tebliğ, uygulama rehberi ve ilgili mevzuat kapsamında; a) Hayvansal üretime yönelik; 1) Büyükbaş ve küçükbaş hayvancılık projelerini, 2) Arı ve arı ürünleri yetiştiriciliği projelerini, 3) Kanatlı ve ipekböceği yetiştiriciliği projelerini, b) Bitkisel üretime yönelik; 1) Kapama meyve bahçesi tesisi projelerini, 2) Fide, fidan, iç ve dış mekân süs bitkisi yetiştiriciliği projelerini, 3) Kontrollü örtü altı yetiştiriciliği projelerini, 4) Kültür mantarı üretimi projelerini, c) Yöresel ürünleri ile tıbbi ve aromatik bitki üretimi, işlenmesi, depolanması ve paketlenmesine yönelik; 1) Tıbbi ve aromatik bitki üretimi, işlenmesi, depolanması ve paketlenmesi konulu projeleri, 2) Coğrafi işaretli, yerli gen kaynak- larını kullanarak, organik veya iyi tarım uygulamalı bitkisel ve hayvansal üretim konulu projeleri, 3) Coğrafi işareti olan gıdaların üretimi konulu projeleri, kapsar. Başvuru yapacak genç çiftçilerde aranan şartlar a) Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmak. b) Bu Tebliğin yayımlandığı tarih itibarıyla 18 yaşından gün almış, 41 yaşından gün almamış olmak. c) Okur-yazar olmak. ç) Başvuru tarihi itibarıyla ücretli çalışıyor olmamak. d) Başvuru tarihi itibarıyla örgün eğitime devam ediyor olmamak. e) Başvuru tarihi itibarıyla KDV, gerçek ve basit usulde vergi mükellefi olmamak. f) Aynı proje konusunda Bakanlığın diğer hibe programlarından yararlanmış olmamak. Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik, genç çiftçiye verilecek 30 bin lira hibeye ek olarak Ziraat Bankası’ndan 90100 bin lira da sıfır faizli kredi vermek için çalışmalara başladıklarını söyledi. Türkiye Gıda ve İçecek Sanayi Dernekleri Federasyonu (TGDF) Başkanı Şemsi Kopuz başkanlığındaki gıda sektörü temsilcileri, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik ile bir araya geldi. Sektörün gündemindeki konuların masaya yatırıldığı görüşmede gıda sektörünün çok önemli, yaygın ve vazgeçilemeyecek bir sektör olduğunu vurgulayan Çelik, genç çiftçiye hibe desteği kapsamında yeni bir müjde daha verdi. Yapılan düzenleme ile 18-40 yaş arası gençlere 30 bin lira hibe desteği verileceğini hatırlatan Çelik, “Ziraat Bankası ile bir araya geldik. Dedik ki, ‘30 bin lira hibeyi kendi öz sermayesi olarak kabul edelim, bunun üzerine Ziraat Bankası’ndan 90-100 bin lira da sıfır faizli kredi verelim.’ İnşallah bunu yapacağız. ‘Hadi gelin köyümüze geri dönelim’ diyoruz. Başka çaremiz yok. Çünkü hepimiz köyü terk ettik, üretimi terk ettik. Yolları açmadan, cazibeyi oluşturmadan insanları köye götürmek mümkün mü? Altyapıyı oluşturmamız lazım. İnşallah 130 bin lira ile sürü sahibi olacaklar” müjdesini verdi. . Bitki Koruma Ürünleri Sektör Bilgilendirme Toplantısı" Antalya'da Yapıldı »» Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Gıda ve Kontrol Genel Müdürlüğü tarafından düzenlenen, "Bitki Koruma Ürünleri Sektör Bilgilendirme Toplantısı" 25-26 Nisan 2016 tarihlerinde Antalya’da yapıldı. Antalya'da yapıldı. Antalya İl Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğünden yapılan yazılı açıklamaya göre, Bakanlık temsilcileri, Tarım İlaçları Sanayici, İthalatçı ve Temsilcileri Derneği ve Zirai Mücadele İlaçları Üreticileri Derneği yetkilileri ve bitki koruma ürünleri konusunda faaliyet gösteren 120 civarında firma temsilcisinin katılımı ile gerçekleştirilen toplantının açılış konuşmasını Genel Müdür Yardımcısı Dr. Yunus Bayram yaptı. Bitki Koruma Ürünlerinin tavsiye edildiği gibi dozunda ve usulüne uygun kullanılması gerektiğini belirten Bayram, aksi takdirde insan sağlığının, diğer canlıların, çevrenin ve doğanın olumsuz etkileneceğini söyledi. Ülkemizin Dünya çapında önemli tarımsal faaliyetlere imza attığını kaydeden Bayram, “Avrupa Birliği’nde (AB) 1. ve Dünya ülkeleri içinde 7. sırada yer aldık, yaş sebze ve meyve başta olmak üzere birçok ana üründe ihracat yaptık” dedi. AB’de ruhsatlı olmayan hiçbir Bitki Koruma Ürününe ülkemizde ruhsat verilmediğini vurguladı. Bakanlığımız mevzuatının Avrupa Birliği ülkelerinde uygulanan mevzuatla uyumlu olduğundan bahseden Bayram, yeni gelişmeler oldukça uyum çalışmalarının eş zamanlı olarak ya- pılacağı ve bu sektör toplantılarının gündemdeki konuları paydaşlarıyla birlikte tartışma ve olgunlaştırmak için, süreci birlikte tamamlamak ve riskleri birlikte yönetmek için çok faydalı olduğunu belirtti. Bakanlık mevzuatının AB ülkelerinde uygulanan mevzuatla uyumlu olduğunu ifade eden Bayram, yeni gelişmeler oldukça uyum çalışmalarının eş zamanlı olarak yapılacağını bildirdi. Foça'da Lavanta Bitkisi İçin Özel Proje »» İzmir’in Foça ilçesinde, lavanta bitkisinin yaygınlaştırılması ve ilçede bulunan verimsiz arazilerin değerlendirilmesi amacıyla bir proje başlatıldı. Foça Kaymakamı Niyazi Ulugölge, ilçede lavanta bitkisinin yaygınlaştırılmasına yönelik bir proje çalışması hazırlayarak hayata geçirdi. Kentte bulunan verimsiz ve kıraç arazileri değerlendirmek isteyen Ulugölge, bitkinin yaygınlaştırılması için bir harekete geçti. Arazilerde incelemelerde bulunan Kaymakam Ulugölge, proje tanıttı. Ulugölge, “Lavanta bitkisi sağlık, kozmetik, ilaç sektörü gibi bir çok kullanım alanı var. Bunun yanında insanları rahatlatan kokusu aroması var. Diğer taraftan ilçemizin büyük sorunu olan yaban domuzlarını kaçırıcı etkisi var. Lavanta, pilot bölge çalışmasına başladık. İlçemizin Bağarası Mahallesinde çiftçilerimizden Nail Özkan’ın tarlasına adaptasyon denemesi olarak damla sulamalı 750 adet lavanta fidesi dikildi. Sosyal yardımlaşma fonundan alınan destekle çiftçilerimizden Bahittin Akçetutan’ın tarlasına adaptasyon denemesi olarak toplamda 750 adet lavanta fidesi dikildi. Lavanta projesi Foça kaymakamlığı adına Foça Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı İlçe Müdürümüz Memduh Bülbül ve teknik ekibimiz teknisyen Hüseyin Gündoğdu ve ziraat mühendisi Pınar Gülle tarafından yürütülmektedir” dedi. Okuryazarlık Nedir? »» Günümüzün ekonomik koşullarında hemen hemen her birey finansal sistem içinde yer almaktadır. Maaşlarınız bankaya yatıyorsa, altın veya döviz alıyorsanız ya da mevduat hesabınız varsa, ev ya da araba almak için banka kredisi kullanıyorsanız veya kredi kartı sahibi iseniz finansal sistemin içinde yer alıyorsunuz demektir. Finansal sistemde yer alan her bireyin finansal okuryazar olması artık önemli bir gereksinim haline gelmiştir. Çünkü, çocuklara iyi bir eğitim vermek, ev veya araba almak, emeklilik dönemimizde parasal sıkıntı çekmemek, sağlık giderlerimizi karşılayabilmek için harcamalarımızı, tasarruflarımızı ve yatırımlarımızı sürekli değişen ekonomik koşulları da dikkate alarak bilinçli bir şekilde yapabilmeliyiz. Ayrıca Faiz oranlarındaki değişimler, işsizlik, cari açık, iç ve dış borçlardaki artış vb. gibi ekonomik göstergelerde ki değişimler ve özellikle son yıllarda dünyada ve Türkiye de yaşanan ekonomik krizler de bireylerin harcama ve tasarruflarını daha bilinçli bir şekilde yapmaları gereğini ortaya koymuştur. Ancak bireyler olarak; gelirlerimiz harcamalarımız arasında denge kurmak ve varlıklarımız ile borçlarımızı yönetmek her zaman çok kolay olmamaktadır. Finansal okuryazarlık genel olarak, kişinin parayı kullanma ve değerlendirme konusunda bilgi sahibi olmasıdır. Tevfik Fikret CENGİZ Köy-Koop Merkez Birliği Proje Koordinatörü [email protected] malarda, uzun vadeli kredilerle ev alanların büyük bir çoğunluğunun ülkedeki faiz oranları arttığında ödemelerinin de artacağı konusunda bilgisiz olduğu görülmüştür. Bu nedenle gelişmiş ülkeler toplumun finansal okuryazarlık oranının ve bireylerin finansal konulardaki bilgilerinin artırılması amacıyla uzun vadeli projeler başlatmışlar, bu konudaki eğitimler için fon sağlamışlardır. ilk öğretimde başlayarak üniversiteye kadar okul müfredatlarına finansal okuryazarlık dersleri eklemişlerdir. Ülkemizde de finansal okuryazarlık oranının bir başka deyişle finansal farkındalığın artırılması amacıyla çeşitli kurum ve kuruluşlar eğitimler düzenlemektedirler. Bireylerin gelirlerini bilinçli bir şekilde değerlendirip, harcamalarını ve yatırımlarını bilerek yapmaları sonuç olarak bütçelerini doğru yönetebilmeleridir. Finansal farkındalık ve finansal okuryazarlık gibi kavramlar ülkemizde de son yıllarda sıkça kullanılmaya başlamıştır. Finansal okuryazar olan kişi temel finansal kavramlara ve temel bazı finansal hesaplamalara hâkim olmalıdır. Örneğin paranın zaman değeri, basit faiz, bileşik faiz, risk ve getiri, enflasyon, çeşitlendirme, likidite bu kavramlardan sadece bir bölümüdür. Dolayısıyla finansal okuryazar olarak kabul edilen kişi temel finansal bilgilere sahip olup parasını nasıl yönetmesi gerektiğini bilen, bütçesini yapabilen ve tasarruflarını yönetebilen kişidir. Sürekli değişen ekonomik koşulların yaşandığı ortamda bireylerin paralarını kullanma ve yönetme bilgi ve becerisine sahibi olmaları daha da önem kazanmıştır. Gelişmiş ülkelerde yapılan araştırmalarda da toplumların finansal konularda yeterli bilgiye sahip olmadıkları görülmüştür. Hatta ABD 2008 yılında yaşanan Mortgage krizinden sonra yapılan araştır- Son 10 Yılda 500 milyon hektarın üzerinde Orman Kül Oldu Bunların başında da bankalar gelmektedir. Düzenlenen eğitimlerin temel amacı bireylerde tasarruf bilincinin oluşturulmasıdır. Bu amaç doğrultusunda bireylere finansal sistemin işleyişi, bütçe ve tasarruf yapmak, kredi kartı ve bireysel kredi kullanma, finansal işlemlerde ücret ve komisyon kesintileri, bireysel emeklilik sistemi gibi konularda vatandaşlar bilinçlendirilmektedir. Devletin ve belediyelerin de bu konuda destekleri ve çabaları son yıllarda artış göstermiştir. Toplumdaki finansal okuryazarlık oranının artırılması için devlet destekleri ve hibeler sağlanmalıdır. Çünkü eğitim finansal okuryazarlıkta önemli yer tutmaktadır. Özellikle okula gitmemiş ya da ilköğretimi tamamlamamış bireylerin finansal okuryazarlık dereceleri çok düşüktür. Eğitim düzeyi yükseldikçe finansal okuryazarlık düzeyinin de yükseldiği görülmektedir. Sonuçta hayat boyu eğitim konusu olan bir alandır ve kamu bu işin üzerine önemle eğilmelidir. . Ormansızlaşma ve kuraklık gibi nedenlerle her yıl 100 milyon hektar Verimli alan yitiriliyor Köy-Koop Haber Mayıs 2016 SAĞLIK Sirkenin Bilmediğiniz Faydaları »» İşte sirkenin birbirinden farklı faydaları ve sıradışı kullanım alanları Eldeki kokuları çıkarmada Ellerinize sinen soğan, sarımsak ve balık kokusunu çıkarmak için saf sirkeyle ellerinizi ovalamanız işe yarayacaktır. Ağız kokularında Soğanlı ya da sarmısaklı bir yemekten sonra nefesinizin kısa sürede güzel kokmasının ve tazelenmesinin yolu, bir bardak ılık suyun içine 2 yemek kaşığı elma sirkesi ve 1 çay kaşığı tuzu eritip bununla ağzınızı durulamaktır. Sindirim sorunlarında Sirke, kabızlık ve reflü gibi problemlere sebep olan genel sindirim bozukluklarını giderir. Bunun yanı sıra sirke mantar ve bakteri önleme özelliği ile gıda zehirlenmelerini de engelleyebilir. Sirke ayrıca mide yanmasına da iyi gelir. Uyku problemlerinde Yatmadan önce bir bardak ılık suya, bir çorba kaşığı doğal sirke ve bal ekleyip için. Bu karışım uykunuzun rahat geçmesini sağlayacaktır. Saç bakımında 30 gr. kadar doğal sirkeyi üzerine su ekleyip banyodan çıkmadan önce saçınıza dökün. Bu sudan sonra tekrar durulanmayın. Kilo vermede Yemeklerden önce sirkeli su içmek veya yemekle birlikte sirke tüketmek doyma hissine ulaşmayı ve daha az yemeyi sağlıyor. Teknolojik ürünlerde Bilgisayarınız, yazıcınız, faks makineniz veya diğer ev ofis araçlarını su ve sirkeli karışımla silebilirsiniz. Ancak temizliğe başlamadan önce tüm ekipmanların kapalı olduğundan emin olmalısınız. Duman veya sigara kokusunu gidermede Eğer yemek yaparken yemeği yaktıysanız ya da evinizde sigara içiliyorsa, kokunun en yoğun olduğu alana sirkeyle doldurduğunuz bir kase koyarak Duman kokusunu giderebilirsiniz. Mobilyalardaki izlerde Mobilyalarda kalan beyaz bardak izlerini temizlemek için sirkeli su kullanın. Lekelerin çıktığını göreceksiniz. Küf lekelerinde Sevdiğiniz gömleğiniz, üstlüğünüz ya da herhangi bir kıyafetiniz küflendiğinde onu çıkaramayacğınızı düşünüp atmayın! Küf lekelerini çıkarmak için sirkeye başvurabilirsiniz. Krom ve çelik ev eşyalarında Çelik tencerelerinizi, demliklerinizi temizlemek için sirkeden faydalanabilirsiniz. Şişkinliği Önleyen Etkili Öneriler »» Yemeklerden sonra şişkinlik ve karın şişliği en büyük kabuslarımızdan biri. Peki şişkinliğe karşı neler yapılabilir? • Yavaş yiyin ve iyice çiğneyin Şişkinliği ve gazı minimuma indirmek için daha yavaş yemeyi ve iyice çiğnemeyi deneyin. Küçük porsiyonlar tüketin ve gereğinden fazla yemeyin. • Sindirime yardımcı bitki ve baharatlar deneyin Sindirimi kolaylaştıracak birçok bitki ve baharat var: Yıldız anason, kimyon, kakule, tarçın, kişniş, rezene, sarımsak, zencefil gibi. • Nane çayı Şişkin hissettiğinizde nane çayı deneyin, iyi gelebilir. • Sebzeler Pırasa, salatalık, ıspanak gibi sebzeler şişkinliği hafifletebilir. • Sebzelerinizi pişirin Sebzeleri pişirmek lifleri kırdığı için sindirimi kolaylaştırır. Probiyotik açısından zengin besinler tüketmek veya probiyotik takviyesi almak bağırsaklarınıza iyi gelir ve şişkinliği önlemede yardımcı olabilir. Dt. Coşkan ARAS GÜNDE 2 SİGARA Diş hekimi, dişeti ameliyatı olan hastaya önerilerini sunuyordu: - Dişlerinizi her gün iki kez anlattığım şekilde fırçalayın, sert gıdalar yemeyin. - Tamam, doktor bey. - Günde de sadece 2 sigara! - Ama doktor bey!!! - İtiraz yok! Bir ay sonra da kontrole bekliyorum! Bir ay sonra kontrol randevusu: - Nasıl, önerilerimi uygulayabildiniz mi? - Valla doktorum dişlerimi günde iki kez fırçaladım, sert gıdalar yemedim. - Sigara? - İşte onda çok zorlandım doktor bey. - Niye? - Sigaraya başlamak mahvetti beni !!! Süt İçmenin Faydaları 21 »» Süt, başta gelişme çağındaki çocuklar olmak üzere 7’den 70’e herkesin vücudu için gerekli olan bütün besinleri dengeli olarak içinde bulunduran, vazgeçilmez besin kaynağıdır. Besleyici değeri çok yüksek bir besin olan süt, tüm yaş grupları için gerekli olan kalsiyum ihtiyacının karşılanmasında da kullanılacak en iyi kaynak olarak ifade ediliyor. Bu nedenle uzmanlar sütün sayısız faydalarından yararlanmak için her gün 2 bardak, bir başka deyişle 400 ml süt içilmesini öneriyorlar. Yine uzmanlara göre çocukların, adölesan dönemindeki gençlerin, hamilelerin, emziren ve menopoz sonrası kadınların da 600-800 ml süt içmesini tavsiye ediyorlar. Kilo kontrolüne Yardımcı Uzmanlar tarafından yapılan çalışmalarda, sütün içindeki kalsiyumun vücuttaki yağlanmayı azaltarak kilo kontrolü sağlamaya yardımcı olduğu ortaya konmuş. Süt, içerdiği kaliteli protein ve lioneik asit gibi yağ molekülleri ile kilo kontrolüne yardımcı oluyor. Güçlü kemikler için birebir Mineral açısından son derece zengin olan süt aynı zamanda zengin bir kalsiyum kaynağı. 1 litre süt içinde bulunan kalsiyum; 10 kilo et, 5.2 ekmek, 12,6 kilo patates, 17 kilogram elma, 3,2 kilo marul ya da 2,4 kilogram havuçta bulunan kalsiyuma eş değer oluyor. Bu nedenle sağlıklı kemikler için süt içmemiz şart. Cildin yıpranmasını ve yaşlanmasını önlüyor Güzel ve sağlıklı bir cilt için yeterli ve dengeli beslenmek çok önemli. Sütün içinde bulunan proteinler, antioksidan özellikteki A vitamini ve çinko ile cilt sağlığı korunmuş oluyor. Süt, cilt üzerinde nemlendirici etki yaparak cildin yıpranmasını ve yaşlanmasını engelliyor. Aynı Kolesterol düşürüyor zamanda sütün içindeki sıvı cildin nem dengesini koruyor. Beyne ihtiyacı olan enerjiyi sağlıyor Yediğimiz besinlerin insanın hafıza, zeka ve konsantrasyon gücü üzerinde çok önemli bir etkisi var. Örneğin vücut ağırlığımızın sadece yüzde 2 ila 3’ü oranında ağırlığı olan beyin, günlük kalorilerimizin ortalama yüzde 25 - 30’unu harcıyor. Süt beyin için de faydalı ve beynin ihtiyacı olan enerjiyi sağlıyor. İçerdiği yüksek protein ile vücut dokularının gelişmesine yardımcı olan süt odaklanma yeteneğini ve hafızayı güçlendiriyor. Kalp damar sağlığı için çok önemli Hipertansiyon tedavisinde sütün olumlu etkileri biliniyor. Hipertansiyon için kullanılan bazı ilaçların olası olumsuz etkilerini azaltmada sütün yararları olduğu saptanmış. Yağsız ya da yüzde 1 yağ içeren süt vücuda daha fazla kalsiyum sağlıyor. Kalsiyum da tansiyonu yüzde 3-10 arasında, daha da önemlisi kalp-damar hastalığı riskini yüzde 15 e kadar azaltabiliyor. Vücudumuzda kolesterol üretilmesinin yanı sıra, biz de hayvansal kaynaklı besinlerden vücudumuza kolesterol alıyoruz. Kan kolesterol seviyesi yüksek olan kişilerde kalp hastalıklarına yakalanma ve kalp krizi geçirme riski daha yüksek oluyor. Az yağlı olan sütteki hayvansal yağ azaldığı için doğrudan kolesterol düşürüyor. Dolayısıyla özellikle süt ve grubunu az yağlı olanlardan tercih etmek, hem daha fazla kalsiyum alımını sağlıyor, hem de günlük doymuş yağ ve kolesterol alımını azaltıyor. Kronik bronşit ve bağırsak kanserini önlenmesine yardımcı oluyor 20 yıl boyunca 2000 kişi üzerinde yapılan bir incelemede; günde 2-3 bardak süt içen kişilerde bağırsak sorunlarına, hatta bağırsak kanserine pek rastlamadığı gözlenmiş. Ayrıca Johns Hopkins Üniversitesi’nde gerçekleştirilen başka bir araştırmada ise süt içen kişilerde kronik bronşite pek rastlanmadığı ortaya konmuş. Uzmanlar sütün; sigara, alkol ve bol miktarda kahve gibi bağımlılık yapan maddeleri tüketen kişileri bile koruduğuna dikkat çekiyor. Osteoporozdan koruyor Osteoporoz, en sık görülen kemik hastalığı olarak belirtiliyor. 50 yaş sonrasında, 2 kadından 1’i ve 4 erkekten 1’inde osteoporoza bağlı kırıklar görülüyor. Yaşla beraber kemik yoğunluğunda azalmanın önüne geçebilmenin en iyi yolu ise kalsiyum ve D vitamini almak. Günde 2-3 porsiyon (2-3 su bardağı) süt tüketimi kalsiyum alımı için öneriliyor. Who'dan Diyabet Konusunda Korkutan Rapor! »» Dünya Sağlık haftasında bu yılın temasını diyabet olarak belirleyen Dünya Sağlık Örgütü (WHO), ilk diyabet raporunu yayımladı. Raporda, diyabetli sayısının son 35 yılda dört kat artarak 422 milyona ulaştığı ve bu kişilerin gelişmekte olan ülkelerde yaşadığı belirtiliyor. Bu artışın sebebi olarak ise fazla kilo ve obezite gösteriliyor. WHO Başkanı Dr. Margaret Chan, konuyla ilgili şu ifadeleri kullandı: “Eğer diyabettin artışını durdurmak konusunda yol almak istiyorsak, günlük yaşamımızı tekrar gözden geçirmemiz gerekiyor: sağlıklı beslen, fiziksel olarak aktif ol ve aşırı kilo alımından kaçın. En zorlu koşullarda bile hükümetler insanların sağlıklı tercihler yapabilmelerini sağlamalı ve sağlık sistemlerinin diyabetli kişilere tanı koyup tedavi edebilmeli” Diyabet Raporundan önemli noktalar: - Diyabetle yaşamının sürdüren insan sayısı dünyanın her bölgesinde artış gösteriyor. 2014 yılında diyabetli insan sayısı 422 milyon yetişkine .(nüfusun %8.5’i) ulaştı. 1980 yılında ise diyabetli kişi sayısı 108 milyondu (nüfusun %4.7’si). - Diyabetin yaygınlaşmasının sağlık ve sosyoekonomik açıdan önemli sonuçları da beraberinde getiriyor. - 2014 yılında 18 yaşından büyük her üç yetişkinden biri fazla kilolu ve her on kişiden en az biri obezdi. - Diyabetin komplikasyonları; kalp krizi, felç, körlük, böbrek yetmezliği ve ampitasyona (bir uzvun kesilmesi) neden olabilir. Örneğin diyabetli kişilerde ampitasyon riski diyabet hastası olmayanlara kıyasla 10-20 kat daha yüksektir. - 2012 yılında diyabet nedeniyle 1,5 milyon kişi hayatını kaybet- ti. Ayrıca kalp ve damar hastalıkları ve diğer hastalıkların riskini arttırması nedeniyle 2,2 milyon ölüme dolaylı olarak neden oldu. - Hayatını kaybedenlerin %43’ü 70 yaşından küçüktü. Bu ölümler hastalığın daha etkili bir şekilde belirlenmesi ve tedavi edilmesi ve sağlıklı yaşam tarzları için destekleyici bir çevre oluşturulması yönünde politikaların benimsenmesiyle büyük ölçüde önlenebilirdi. 22 Mayıs 2016 Köy-Koop Haber ETKİNLİKLER TARIM FUARLARI TAKVİMİ Mayıs 2016 04.05.2016 - 06.05.2016 FI İstanbul 2016 4. Gıda Bileşenleri, Çözümleri, Yardımcı ve Katkı Maddeleri Fuarı Organik Katkılar, Unlu Mamuller, Tatlar, Antioksidanlar, Süt Ürünleri, Baharatlar, Çeşniler, Tatlandırıcılar, Şuruplar, Emülgatörler MAYIS AYI TARIM TAKVİMİ TARLA ZİRAATI a) Yazlık ekim yapılacak tarlalarda sürüm, ikileme, üçlemeler ve gübreleme yapılır. Kaymak kırma, çapa ve ot alma amacıyla tırmık ve kültüvatörle toprak işlemesi devam eder. Çeltik tavaları hazırlanır. Yerfıstığında boğaz doldurulur. b) Pamuk, ayçiçeği, susam, fasulye, soya, çeltik ve bostan ekimi ile tütün fidelerinin dikimi yapılır. c) Sulama, çapalama, hereğe bağlama, seyreltme ve diğer bakım işleri yapılır. d) Özellikle bu ay zararlı ve hastalıklara karşı dikkat edilmeli ve gerekli tedbirler alınmalıdır. UBM İstanbul Fuarcılık 04.05.2016 - 07.05.2016 Plastech 3.Plastik, Ambalaj ve Teknolojileri Fuarı Plastik, Ambalaj ve Teknolojileri İzfas Fuarcılık-İzmir 05.05.2016 - 08.05.2016 Gıda-Tarım Tenolojileri Fuarı Tarım, Seracılık, Hayvancılık ve Teknolojileri Adıyaman Fuar Kongre Merkezi Medya Trend Fuarcılık-Adıyaman 10.05.2016 – 14.05.2016 Çukurova Tarım 2.Tarım Hayvancılık, Süt Endüstrisi, Seracılık ve Teknolojileri Fuarı Tarım Hayvancılık, Süt Endüstrisi, Seracılık ve Teknolojileri Elka Fuarcılık e) Sıcak bölgelerde erkencil hububat çeşitleri hasat edilir, harman hazırlığı yapılır. Yem bitkilerinin ve çayır otlarının biçilmeleri başlar. MEYVECİLİK a) Bahçelerde ve fidanlıklarda toprak işlemesi çapa ve sürüm şeklinde devam eder. Toprak işlemesiyle birlikte gerekli gübreler verilir. b) Bazı soğuk bölgelerde fidan dikimi ay sonuna kadar devam eder. c) Bahçe ve fidanlıkta her türlü bakım, taçlandırma, budama, uç alma, çap ve sulama işleri yapılır. Aşılama genel olarak kalem aşısı şeklinde devam eder. Bazı bölgelerde sürgün göz aşısına başlanır. Geçen mevsimde yapılarak tutmayan aşılar yenilenir. Sıcak bölgelerde ağaçlara kireç badanası yapılır. d) Görülebilecek her türlü hastalık ve zararlılara karşı mücadele edilir. e) Can erik, kiraz, vişne, yenidünya, kayısı, badem hasadına başlanır. SEBZECİLİK a) Bazı bölgelerde sıcak ve soğuk yastık işleri devam eder. b) Sebze ekilecek ve fide dikilecek topraklar hazırlanır. Her çeşit sebze için gerekli gübreleme yapılır. c) Her çeşit sebze tohumu ekimi ile fide dikimi tavalara yapılır. d) Çapalama, sulama, hereklere alma ve uç alma işleri devam eder. e) Her türlü hastalık ve zararlılarla mücadele yapılır. f) Ay boyunca her türlü sebze hasadı yapılarak ambalajlanır ve pazara sevk edilir. BAĞCILIK a) Bazı serin bölgelerde bağlarda toprak işlemesi ve gübreleme uygulaması yapılır. b) Asma çubukları dikimi devam eder. c) Serince bölgelerde budama, boğaz açma, aşılama devam eder. Ilık bölgelerde uç alma ve hereklere bağlama işleri yürütülür. d) Mildiyö ve külllemeye karşı mücadele yapılır. Diğer zararlılarlada savaşılır. c) Doğumlar kısmen azalmakla beraber bazı bölgelerde devam eder. d) Mera ıslahları yapılır. Ve dışarda otlatma bütün bölgelerimizde devam eder. e) Çeşitli hayvan hastalık ve zararlılarıyla mücadele yapılır. TAVUKÇULUK a) Kümeslerde bakım temizlik ve kireçle dezenfeksiyon yapılır. Kümeslere kuşların girmemesi için pencerelerin kafeslenmesine devam edilir. b) Kuluçka işleri ay boyunca devam eder. c) Tavuklara özellikle yeşil yem verilmelidir. Bu konuda en iyisi yumurta verimini arttıran yoncadır. d) Çeşitli tavuk hastalıklarına karşı koruyucu aşılar ve önleyici ilaçlar yapılmalıdır. HAYVANCILIK a) Ahır işleri ay boyunca devam eder. b) Bazı serin bölgelerde henüz meraların yetersizliğinden yem takviyesi olarak ahır besisi yapılır. Hayvanlarda kırkım yapılır. ARICILIK a) Arıların kolay çalışmalarını temin için kovanlarda bakım ve temizlik işleri devam eder. Özellikle modern kovanların kullanılması bu işi sağlamada önemlidir. b) Arı malzemeleri işler durumda bulundurulur. Oğul verme ay boyunca devam eder. 11.05.2016 - 14.05.2016 DLG-ÖÇP Mevzuat FUAR KONGRE SEMPOZYUM Tarla Günleri 2016 5.Trakya Hayvancılık, Süt Ürünleri ve Tohum Fuarı (Uygulamalı Tarım Fuarı) Tohumlar, Gübreler, Zirai İlaçlar, Tarım Makineleri, Fidanlar Sulama Ekipmanları, Sera Teknolojileri, Fideler, Hayvancılık, Gıda, Tarım Ekipmanları, Gübre, Tohum, İlaç, Hayvancılık DLG Fuarcılık 19.05.2016 - 22.05.2016 Ankara Süt ve Süt Teknolojileri Fuarı Gıda, Gıda İşleme, İçecek, Teknoloji ve Endürtrileri Süt, Süt Ürünleri, Makine, Gıda Teknolojileri ATO Congresium Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayı Atis Fuarcılık 25.05.2016 - 29.05.2016 Trakya Hayvancılık 5.Trakya Hayvancılık, Süt Ürünleri ve Tohum Fuarı Hayvancılık Ekipmanları, Süt Teknolojileri, Kümes Hayvanları, Mekanizasyon, Üretim, Hayvan Barınakları, İklimlendirme Renkli Fuarcılık - Lüleburgaz 26.05.2016 - 29.05.2016 ▶▶ 5 Nisan 2016 Tarihli ve 29675 Sayılı Resmî Gazete, Kırsal Kalkınma Destekleri Kapsamında Genç Çiftçi Projelerinin Desteklenmesi Hakkında Tebliğ (No: 2016/16) ▶▶ 6 Nisan 2016 Tarihli ve 29676 Sayılı Resmî Gazete, Bitkisel Üretime Destekleme Ödemesi Yapılmasına Dair Tebliğ (Tebliğ No: 2015/21)’de Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (No: 2016/12) ▶▶ 8 Nisan 2016 Tarihli ve 29678 Sayılı Resmî Gazete, 2016/8595 Et ve Süt Kurumu Genel Müdürlüğünce Kullanılmak Üzere Sığır Eti İthalatında Tarife Kontenjanı Uygulanması Hakkında Karar ▶▶ 8 Nisan 2016 Tarihli ve 29678 Sayılı Resmî Gazete, 2016/8647 Avrupa Birliği Menşeli Bazı Tarım Ürünleri İthalatında Tarife Kontenjanı Uygulanması Hakkında Kararda Değişiklik Yapılmasına Dair Karar Tarım, Seracılık, hayvancılık ve Teknolojileri ▶▶ 8 Nisan 2016 Tarihli ve 29678 Sayılı Resmî Gazete, 2016/8719 Okullara Kuru Üzüm Temini ve Dağıtımı Hakkında Karar Atlas Uluslararası Fuarcılık ▶▶ 9 Nisan 2016 Tarihli ve 7.Doğu Anadolu Tarım Fuarı 2016 Erzurum Tarım ve Hayvancılık Fuarı Türkiye’de 24 saat esasıyla hizmet veren tek Merkez olan Ulusal Zehir Danışma Merkezi, zehirlenmeler hakkında size bilgi verir... 29679 Sayılı Resmî Gazete, Şeker Kotalarının Düzenlenmesine İlişkin Yönetmelikte Değişiklik Yapılması Hakkında Yönetmelik ▶▶ 11 Nisan 2016 Tarihli ve 29681 Sayılı Resmî Gazete, Su Ürünleri Yetiştiriciliği Yatırımlarında İhtiyaç Duyulan Su ve Su Alanları ile Deniz ve İç Sulardaki Su Ürünleri İstihsal Hakkının Kiraya Verilmesi Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik ▶▶ 14 Nisan 2016 Tarihli ve 29684 Sayılı Resmî Gazete, Milletlerarası Andlaşmalar 2016/8632 IPA-II Türkiye İçin Çok-Yıllı İstihdam, Eğitim ve Sosyal Politikalar Eylem Programına Ait İlişik Finansman Anlaşmasının Onaylanması Hakkında Karar ▶▶ 22 Nisan 2016 Tarihli ve 29692 Sayılı Resmî Gazete, T.C. Ziraat Bankası A.Ş. ve Tarım Kredi Kooperatiflerince Tarımsal Üretime Dair Düşük Faizli Yatırım ve İşletme Kredisi Kullandırılmasına İlişkin Uygulama Esasları Tebliği (Tebliğ No: 2016/8)’nde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (No: 2016/17) Mayıs 2016 / Tarım Bulmacası Çözümü Soldan-Sağa: 1- Biçerdöver 2- Oba... Döl... Bere 3- Renk... Nü... İser 4- Ural... Erik 5- Kader... Emar 6- Ta... Sulak... Bu 7- Ula... Parsel 8- Ana... Rol... Ate 9- Asa... Hera 10- Yumru... Misk 11- Alanya... Ara 12- Zula... Sararma Yukarıdan Aşağıya: 1- Boruotu... Ayaz 2- İber... Alasulu 3- Çanak... Anamal 4- Klas... Rna 5Rd... Dut... Huy 6- Döngel.... Re... As 7- Ölü... Rapor 8- Kalamar 9- Ebire... İra 10-Resim... Sansar 11- Rekabet 12- Yer... Rulet... La Köy-Koop Haber Mayıs 2016 SPOR-TARIM BULMACA Mendil Sezonu Başladı! 23 »» Büyük şehirlerde muhakkak başınıza gelmiştir, trafikte kırmızı ışıklara yakalandığınızda camınızı tıklatıp size su, kâğıt mendil ya da buna benzer şeyler satmaya çalışanlar. Özellikle bahar aylarında birçok insan için kâğıt mendil hayati önem taşımaya başlar. Sadece kâğıt mendil mi? Güneş gözlüğü, spreyler, minik minik haplar çoğu alerjik insanın hayatının vazgeçilmezi olmaya başlar. Alerjik insanlar için, bu malzemelerle aylarca sürecek birlikteliğin yanında, yaşam şekli de farklılıklar gösterir. Yeme, içme, kılık, kıyafet, günlük düzenin yanında spor da yapılıyorsa dikkat daha da artmalıdır. Geçmiş yıllarda alerji sorunu ya da astım olarak da adlandırabileceğimiz sıkıntı yaşayanların spor yapmalarına karşı olanların sayısı fazlaydı. Araştırmalar sonucu astımlı olanların da spor yapabileceği, hatta üst düzey derecelere, başarılara bile imza atabilecekleri görüldü. la karşılaşıldığında öksürük, solunum-nefes darlığı, hırıltı, göğüste sıkışma gibi belirtiler ortaya çıkmakta ve yaşam kalitesi düşmektedir.Bu tarz sıkıntısı olanların yaşadığı en büyük çelişkilerden biri de şudur: Astım,alerji belirtilerinin terleme ve egzersizle arttığını gören ebeveynler çocukları aktivitelerden uzak tutarak rahatladıklarını zannediyorlar, ancak aktivite mahrumu olan çocuklar kilo alarak,astım sıkıntısının artmasına neden olmaktadır.Kilo almak astım riskini daha da artırmaktadır. Ve tavsiye edebileceğimiz spor dallarından en çok önerilen branş yüzmedir. Sualtında ve üstünde düzenli soluk alıp verme bir nevi solunum alıştırması kabul edildiğinden, yüzme öncelikli spor dalımızdır. Ancak bu spor dalında dikkat edilmesi gereken, özellikle havuzlardaki klor miktarıdır. Bunun yanında voleybol, basketbol, futbol, halter, kısa mesafe Spor yapılırken alerji-astım sıkıntısı olanların en büyük sıkıntısı hava yollarındaki daralma olmaktadır. Rahatsızlığı tetikleyen bir durum- TARIM BULMACA 1 2 3 4 5 6 7 8 koşusu, tenis, atletizmin atma ve atlama branşları gibi sporlar da tavsiye edilen spor dallarındandır. Dünya çapında şöhrete ulaşmış David Beckham (Futbol), Dennis Rodman (Basketbol), Justine Henin (Tenis), Paula Radcliffe (Atletizm, uzun mesafe), Şahika Ercümen (Sualtı serbest dalış) gibi ünlü sporcular, astım olmalarına rağmen başarılı olmuşlardır. Rahatsızlığı olan ya da rahatsızlığı her an tetiklenme ihtimali olan insanların spor yaparken dikkat etmesi gerekenler: • Hangi spor dalı yapılırsa yapılsın, uzun ve yavaş tempolu bir ısınma yapılması gerekmektedir. • Çalışma sonrası birden bire değil, yavaşlayan tempoyla çalışmayı bırakmak tetiklenmeyi uzak tutmak açısından yararlı olacaktır. • Çalışma yapılan yerin özellikle bahar aylarında kapalı mekân, açık havada yapılması gerekiyorsa da hava sıcaklığının az olduğu saatleri tercih etmek yerinde olacaktır. • Güneş gözlüğü takılmalıdır. • Nefes alınırken burundan nefes almaya çalışmak, alınan havanın ısıtılması ve filtre edilmesi açısından önemlidir. • Herhangi bir olumsuz reaksiyon hissettiğinizde çalışmayı bırakın ve asla panik yapmayın. Varsa ilacınızı kullanın. Y. İzzettin BAŞER 9 10 11 Kooperatifçilik 12 19 Mayıs Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı Soldan Sağa 1- Ekini döven, taneleri ayıran, samanı deste veya balya durumuna getiren makine 2-Göçebelerin konay yeri... Damızlık hayvan... Bir tür şapka 3- Elvan... Çıplak resim... Demircilerin yaptığı büyük çivi 4- Avrupa’yı Asya’dan ayıran sıra dağlar... Bir meyve 5- Yazgı... Halk arasında magnetik rezonansa verilen ad 6- Mesafe belirtir... Suyu bol olan... Bir işaret sıfatı 7- Muğla’nın bir ilçesi... Arazi parçası 8- Temel, esas... Sahte davranış... Dinsiz 9- Baston... Zeus’un karısı 10- Sap, kök veya dallarda bulunan, yedek besin taşıyan şişkin madde... Güzel koku 11Antalya’nın bir ilçesi... Fasıla 12- Gizli bölme... Ekinlerin hasat dönemi oluşan durumu. Yukarıdan Aşağıya 1- Doğal uyuşturucu özelliği olan bir ot... Kuru soğuk 2- Avrupa’da bir yarım ada... Yeni olmaya başlamış meyve 3- Çukurca toprak kap... Sermaye 4- Sınıf... Ribonükleik asit 5- Radonun simgesi... Bir meyve... Mizaç 6- Muşmula... Bir nota... Bir kürk hayvanı 7- Yaşamayan... İnceleme ve denetleme sonucunda düzenlenen belge 8- Bir tür ahtapot 9- Yahu anlamında ünlem.... İrlanda Kurtuluş Ordusu 10- Boya ya da çizim yoluyla kurulmuş yapıt... Postu değerli bir hayvan 11- Yarış, çekişme 12- Mahal, mekan... Bir kumar aracı... Bir nota Görüldüğü gibi, spor hangi koşulda olursa olsun yapılabiliyor, hatta her derde deva bile olabiliyor. Yeter ki, eskilerin bildik “saldım çayıra, evlam kayıra…” anlayışıyla yapılmasın. Lütfen, bilen insanlara, uzmanlara, antrenörlere, beden eğitimi öğretmenlerine danışın. Spor dolu günler sizinle olsun… 19 Mayıs Milli bayramlardan birisidir. Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı, her yıl 19 Mayıs tarihinde kutlanır. 19 Mayıs 1919’da Mustafa Kemal Atatürk Bandırma Vapuru ile Samsun’a çıkmıştır ve bugün İtilaf Devletleri’nin işgaline karşı Türk Kurtuluş Savaşı’nın başladığı gün kabul edilir. Atatürk bu bayramı gençliğe armağan etmiştir. Gençlik ve Spor Bayramı, ilk defa 24 Mayıs 1935’te "Atatürk Günü" adı altında kutlanmıştır. Beşiktaş'ın girişimleriyle Fenerbahçe Stadı'nda kutlanan bu ilk 19 Mayıs, Galatasaray ve Fenerbahçeli yüzlerce sporcunun da katılımıyla bir spor günü haline gelmiştir. Bu organizasyondan bir süre sonra gerçekleşen Spor Kongresi'nde söz alan Beşiktaş Kurucu Üyesi Ahmet Fetgeri Aşeni kutlanan Atatürk Günü'nün tüm gençliğe mal edilebilmesi için "19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı" adı altında her yıl yapılmasını teklif etmiştir. Kongrede oylanan bu öneri kabul edilmiş ve Atatürk'ün de onayıyla yasalaşmıştır. 20 Haziran 1938 tarihli kanunla "Gençlik ve Spor Bayramı" olarak kutlanan bu ulusal bayramın adı 12 Eylül Darbesinden sonra "Atatürk'ü Anma , Gençlik ve Spor Bayramı" adını almıştır. 19 Mayıs’ın anlamı nedir? 19 Mayıs yalnızca bir savaşın kronolojisinde ilk halka değildir. Bu savaşın getirdiği dayanışma, onur, egemenlik, tam bağımsızlık gibi, temel kavramların da doğuş ve çıkış noktasıdır. 19 Mayıs’ı, yenilgiyle çıkılan bir savaştan sonra, kurtuluş yolunun aranması diye adlandırma da eksiktir. Çünkü, kurtuluşa giden yol, özgürlük gibi, bağımsızlık gibi, insan onuru gibi temel değerlerin toprağından geçer. 19 Mayıs, bir bakıma bu temel değerlerin ekildiği topraktır. Ezilen, yok edilmek istenen, sömürülen bütün halkların ‘kurtuluş umudu’nun başlangıcı olmuştur. Prof.Dr. Ziya Gökalp Mülâyim Yayınevi: Yetkin Yayınları, Ankara Kooperatifçilik kitabının 7. Baskısında okurlarına ülkemiz ve dünya kooperatifçiliğindeki en son durum ve gelişmeler güncelleştirilerk verilmiş. Kitapta; Genel Kooperatifçilik, Kooperatifin Tanımı, İlkeleri, Kooperatifle Sermaya Şirketleri Arasındaki Farklar, Özel Sektör Karşısında Kooperatiflerin Durumu, Devlet ve Kooperatif, Kooperatifçilik Mevzuatı ve birçok konu ele alınmış. Kooperatifçilik Prof.Dr. Erkan Rehber • Kooperatifçiliğin Tarihçesi • Kooperatif Tanımı, Sınıflandırılması • Kooperatifçilik Değer ve İlkeleri • Kooperatif Teorisi • Dünya ve Türkiye'de Kooperatifçilik • Kooperatiflerin Geleceği www.ekinyayinevi.com Küreselleş(tir)me Karşısı Bilim Politik Yazılar Prof.Dr. Mustafa Kaymakçı Yayınevi: İlkim Ozan Yayınları Kitapta öncelikle günümüzde dünya ve Türkiye’de bilimin durumu ele alınmış ve akademik kapitalizm irdelenmiştir. Bu yazıları, Batı’da bilimin gelişmesi, buna karşılık İslam Dünyası ve Osmanlı’da bilimin gerilemesinin nedenlerini sorgulayan metinler izlemiştir. Bilimin ve onun yarattığı uygarlığın salt Batı’ya ait bir olgu olduğunu ve Doğu’nun gelişen Dünya tarihi içinde edilgen bir izleyici olarak kaldığını varsayan Oryantalizm/Avrupa merkezci görüşler ise birbirini izleyen yazılarla sorgulanmış ve bu görüşün dayanıksız olduğuna ilişkin bilgiler derlenmiştir. ÜRETİCİ KART’TAN BİR İLK! 3 YILA VARAN VADELERDE, HASATTA ÖDEMELİ KREDİ! Çiftçi kardeşim! 3 yıla varan vadelerde, formalitesiz, Üretici Kart üzerinden anında kullanabileceğin kredin* DenizBank ATM ve şubelerinde seni bekliyor! Detaylı bilgi için Tarım Bankacılığı hizmeti veren DenizBank şubelerine, www.denizbank.com’a veya 444 6 800 DenizBank Tarım Hattı’na başvurabilirsiniz. * Banka, kredinin kullanımı için son kararı verme, faiz oranını değiştirme, kampanyayı durdurma hakkına sahiptir. Üretici Kart taksitli kredi asgari kullandırım tutarı banka tarafından dönemsel olarak belirlenmektedir.
Benzer belgeler
Köy-Koop Haber Gazetesi 31. Sayı
ve Hayvancılık Bakanlığınca (GTHB) projelendirilen
“Koyun ve Keçilerin Elektronik Olarak Kimliklendirilmesi ve Kaydı İçin Teknik Yardım Projesi” Gıda,
Tarım ve Hayvancılık Bakan