Naviga Magazine May 2010 (TR)
Transkript
Naviga Magazine May 2010 (TR)
TEKNE HİKAYESİ LEVANTİN Levantin köklerine döndü İki yıldan uzun bir serüvenin meyvesi olan Levantin, pontonlar arasında biraz ilerledikten sonra lacivert rengi ve asil görünümü ile karşımızda çıktı. Alanında usta isimlerin ortak imzasını taşıyan ‘motor yelkenli’nin tasarım ve mühendisliğini gerçekleştiren Karataş Yacht Design’dan İbrahim Karataş ve tekne sahibi Eric Dermond, Göcek seyrimizde bizlere eşlik etti. Yazı: Fatma Özay Fotoğraflar: Gizem Demirel 042 naviga Fotoğraf: İbrahim Karataş Göcek sularında arz-ı endam eden upuzuun, 36 metrelik bir kızla buluşmak için İbrahim Karataş ile günler öncesinden yaptığımız planın gerçekleşme vakti geldi. Teknenin sahibi Eric Dermond’un nazik davetine seve seve icabet edecektik. Geçtiğimiz yıl suya indirilen Levantin’i görmek için sabırsızlanıyordum... Kısa Türkiye ziyaretinde bir gününü bize ayıran Bay Dermond ile ufak bir tanışma, kaynaşma faslından sonra artık aynı dili konuşuyorduk. Mecazi anlamda değil, Bay Dermond gerçekten; Türkçe konuşuyordu. Gururla motor yelkenlisini ve yapım sürecinde yaşadıkları maceraları anlatmaya koyuldu. Baktık ki böyle sözlerle olmayacak içini, dışını, kuytusunu, köşesini gözümüzle görelim dedik. Teknolojinin cömertçe kullanıldığı tekne, aynı zamanda şık ve sade işçiliği ile dikkat çekiyor. Süvari merdiveninden tekneye çıkıldığında, üzerinde aslan ve lila çiçekleri bulunan, dökme alüminyumdan bir arma göze çarpıyor. Bay Dermond’un ailesine ait olan, gücü ve asaleti temsil ettiğini öğrendiğim bu sembol, iskele-sancakta görülebiliyor. Hemen solunda ise bir kapı yer alıyor. Nereye açıldığını sorduğumda Bay Dermond’un gözleri parlıyor. Pantograf kapıyı açtığında, pek görmeye alışık olmadığımız günlük tuvalet karşımıza çıkıyor. Tuvaletin ilginç bir hikayesi var ama bunu benden değil yazının ilerleyen sayfalarında kendisinden ve İbrahim Bey’den dinleyeceksiniz. Şaşkınlığımız geçmeden teknenin kıç tarafını kaplayan bangaçayı görüp büyüleniyoruz. Minderlerle kaplı bu ferah dinlenme alanı Bay Dermond’un da favori yeri imiş. Yakıcı güneşten koruyan tentesi de bangaçanın konforunu ikiye katlıyor. Üzeri yine tente ile örtülmüş havuzluktaki büyük yemek masası da doğanın keyfini çıkarmanız için birebir. Salona açılan sürgülü giriş kapısının iskelesinde ufak bir oturma yeri ve üst tarafında LCD TV bulunuyor. Sancakta ise servis asansörü ve güverte barı konumlandırılmış. İç mekanlara girmeden önce baş tarafı anlatmak daha uygun olacak zira Levantin oldukça heybetli bir motor yelkenli. İskele taraftan yürürken iki kapıyı geçiyorum. İlkinden girip birkaç basamak inildiğinde mürettebatın yaşam mahalli, mutfak, depolama alanları ile motor dairesine ulaşılıyor. Yazının ilerleyen satırlarında okuyacağınız gibi teknenin ilginç bir yerleşim planı var. Söz konusu alanlar ve ana kamara ile diğer üç misafir kamarası, vasatta yer alan motor dairesi aracılığıyla birbirinden naviga 043 TEKNE HİKAYESİ LEVANTİN ayrılmış durumda. Girişleri de farklı konumlandırıldığı için apayrı iki mekan yaratılmış. Baş taraftaki diğer kapı ise dümen mahalline ve oradan salona erişim sağlıyor. Yürüme yolundan teknenin pruvasına ilerlediğimde geniş güneşlenme yerini, oturma grubu ile masasını görüyorum. Direk ve güverte ekipmanını incelediğimde ise kaliteli seçimler yapıldığını anlıyorum. Dökar Yat, Harken, Doyle Sails, Navtec, Data Hidrolik vb. Teknenin bir diğer sürprizi de flybridge’i Aklınıza, böyle bir teknede flybridge nasıl duruyor, gibi sorular geliyorsa hemen söyleyelim, bal gibi oluyor. Hem de güzel oluyor. Flybridge, Levantin’in apayrı bir keyif alanı. Havuzluktan çok şık bir geçişle ulaşılabilen bu alanda hem denizin keyfini üst seviyede çıkarıyorsunuz hem de kaptan sıcak havalarda tekneyi buradan idare edebiliyor. Geniş oturma grubu ve masanın yanı sıra buraya Bay İsmail Acar’ın nar temalı tablolarından biri 044 naviga Dermond’un sporcu kişiliğini yansıtan bisiklet ve çok amaçlı bank sabitlenmiş. Gelelim teknenin iç mekanlarına... Sürgülü kapıdan girince İsmail Acar imzalı nar tabloları samimi bir ortamın ipuçlarını veriyor. Karşılıklı konumlandırılmış, krem renkli koltuklar tamamen rahatlık için düşünülmüş. Eric Dermond’un, Kalemkar Mimarlık ve Dekorasyon firmasının ortaklarından, iç mekan tasarımcısı Kesibe Karaosmanoğlu ile birlikte seçtiği aksesuarlar da bu konforu destekler nitelikte. Rıfat Özbek markasını taşıyan lale işli yastıklar, yalın çizgilere sahip abajurlar, Acar’ın narları mekan ile bütünlük içinde. Plazma lift ve Bose müzik sistemi, Bay Dermond’un özel kavından parçaların saklandığı şarap soğutucu (bu nadide şarap ve şampanyaların diğer kısmının, teknenin muhtelif köşelerinde gizlendiği duyumunu aldık) salonu yaşayan bir alan haline getiren diğer ekipman. Salondan beş-altı basamak aşağıda kamaralar önüme çıkıyor. Eski İzmir, Çeşme resimleriyle bezenmiş koridordan geçip tam karşımdaki çift kişilik misafir kamarasını inceliyorum. Her kamarada banyo, plazma TV olmakla birlikte güvenlik de elden bırakılmamış. RINA Charter klasa ve uluslararası sularda ticari kullanımı için alınan MCA LY2 sertifikasının tüm gerekleri teknede mevcut. Örneğin bu kamarada, can yelekleri ve yangın tüplerinin dışında, duvarın bir yerinde ‘exit’ (çıkış) ibaresi var. Herhangi tehlike anında bu bölge giriş-çıkış imkanı veriyor. Bu önlemlerin yanı sıra Bay Dermond’un isteği üzerine lumbozlar konmuş. Deniz seviyesine oldukça yakın lumbozlar sayesinde misafirler, denizi rahatça görebilme lüksüne sahip oluyorlar. İskele taraftaki iki adet tek kişilik yataklı ve sancak taraftaki yine çift kişilik misafir kamaraları da oldukça sade döşenmiş; Levantin ile seyahat edenlerin denizi hissedebilecekleri şekilde tasarlanmış. Ana kamara ise teknenin enini baştan başa kaplayan, özel bir banyo tasarımı barındıran bir cennet mekan. Makine dairesi ile bitişik olan kamaranın sessizliği cabası. ‘Nasıl bu kadar sessiz olabiliyor’ sorusunun cevabını İbrahim Bey veriyor. Tıpkı bir önceki proje Sailing Nour’da (Bknz. Naviga Temmuz 2008, sayı 58, syf. 170) olduğu gibi o kadar profesyonel bir ses ve titreşim yalıtımı yapmışlar ki şaşkınlığımı gizleyemiyorum. Hayretim banyosunu görünce ikiye katlanıyor. Ortada kocaman bir duş, iki yanında ise kapıları duşa açılan tuvalet ve lavabo bulunuyor. Özgün bir tasarıma sahip bu alana aslında duş ya da banyo demek biraz haksızlık olur çünkü istendiğinde, özel sistemi sayesinde tamamen buhar kaplanarak tipik bir saunaya dönüşebiliyor. Levantin ile seyrimiz sürerken İbrahim Karataş ile söyleşimize başlıyoruz. Levantin’in tohumları ilk ne zaman atıldı? Eric Dermond ile ilk temaslarımız 2005 sonu, 2006 başı gerçekleşti. 20 yaşına kadar İzmir’de yaşamış, Fransız levanten bir ailenin üyesi. Hâlâ Türkçe konuşuyor ve “Türkiye’ye geldiğim zaman eve dönmüş gibi oluyorum” diyerek özlemini dile getiriyor. Bay Dermond, Karataş Yacht Design’a referans üzerine geldi. Zaten tekneleri bilen biri, istediği tekneyi bize anlattı. Levantin’den önce de yıllardır tekne kiralayarak gezilere çıkıyormuş. En sonunda kendi teknesini yaptırmak istemiş. Bay Dermond’un sizi seçmesinde diğer projeleriniz etkili oldu mu? Biz Dragon Fly’ı yaparken Eric Dermond projeyi görüp “Ben de böyle bir tekne istiyorum” dedi. Guletlerin görüntüsünün çok hoşuna gittiğini ifade etti. Biz de ilk etapta kendisine 33,50 metreye tekabül eden bir plan sunduk. Sonraki aşamalarda teknenin boyu büyüdü. Temaslarımız, aramızdaki ilişki ilerledikçe 36 metrelik, gulet temeline dayalı bir motor yelkenlide karar kıldık. Hepimiz guletlerin şeklini ve klasik görüntüsünü sevmekle birlikte yeni bir formla ilerlemek istedik. Bodoslama formunu düz ve daha modern bir hat haline getirip arkaya da şık bir ayna ekledik. Bu sayede genel konfor konseptine dokunmadan özgün bir form oluşturduk. Çalışmalara hemen başladınız mı? Hemen start verildi tabii. İlk çizimler ile Amerika’da yapılan toplantının ardından yerleşime karar verildi. Ancak teknenin boyu, kullanılacak malzeme, hangi tersanede inşa edileceği gibi ana konular netleşmemişti. Hemen iki boyutlu farklı çizim ve kıyaslama süreçlerine geçildi. Sonra birkaç pencere şekli denedik. Modern görünümlü, tek parça pencere formunda karar kıldık. Teknenin yerleşim planı da farklı. İki ayrı yaşam mahalli olmasına nasıl karar verildi? Ana kamara ile üç misafir kamarasının bulunduğu alan ile mürettebat ve depolama yerlerini, makine dairesini ortada konumlandırarak ayırmış olduk. Bay Dermond’un istekleri bunda çok büyük rol oynadı elbette. Kendisi çalışanları ile resmi olmayı tercih ettiği için teknede iki ayrı yaşam alanı oluşturuldu. Öyle ki Levantin’e iki ayrı çamaşırhane konuldu. Böylece mürettebat için de özel, müstakil bir saha yaratılmış oldu. Arka kısmı depo, soğuk malzemelerin saklandığı oda ve çalışanların hem iş mekanları hem de konaklama ve sosyal yaşamlarını sürdürdükleri yer olarak tasarlandı. Bu yerleşim şeklinden mürettebat da oldukça memnun. Motor dairesinin ortada konumlandırılmasından dolayı meydana gelen gürültüyü bertaraf etmek için neler yapıldı? Makine dairesi ana kamara ile bitişik olduğu için ses yalıtımı çok önem kazandı. Teknenin ana yapısal malzemeleri metal olduğu için titreşimi ve sesi fazlaca iletiyor. Bunun üzerine Hollanda’da bir şirket ile anlaştık. Tüm yapıyı kurduktan sonra onlara teknenin 3D modelini gönderdik. Gelen rapor ve izolasyon detaylarına göre her bir bölge için ayrı ayrı tarif edilen izolasyon kompozisyonu uygulandı. Buradan yola çıkarak ana kamara ile motor dairesi arasındaki çepere yaklaşık 22 santimetre kalınlığında, içinde kurşun, sünger, taş yünü vb. bulunan izolasyon katmanı eklendi. Ayrıca mobilyanın bağlandığı ahşap yüzeylerin ara katmanlarında mantar görünümünde, sesi yutan bir malzeme kullanıldı. Tabanlar çelik konstrüksiyona bir sünger katmanıyla bağlandı. Bu tekniğe yüzen taban (floating floor) deniyor. Teknenin kabuğu ile iç mobilyası bağımsız çalışıyor; titreşim ve gürültü iç mekana iletilmiyor. Mega yatlarda kullanılan bu sistemi Levantin’e uyguladık. 2009’da tekneyi suya indirdik ve test seyrine çıktık. Tüm yalıtım uygulaması tamam olmasına rağmen sebebini anlayamadığımız bir gürültü vardı. Araştırdık ki sorun, ana kamaradaki duş tahliyesinin, plastik boruyla makine dairesindeki bir tanka bağlanmasından kaynaklanıyor. Yani gürültü noktası o plastik boru. Deliği kapatınca ses tamamen kesildi. Boruya başka bir güzegâh bulunduktan ve tüm perde geçişleri kontrol edildikten sonra çok sessiz bir tekneye sahip olduk. yakın bir hal almıştı. Artık imal etme yolunda ilerliyorduk. Ancak Bay Dermond, iç mekan konusunda kararsız kaldı. 2007 yazında, teknenin imalatına geçilmişken içinin şekli belli idi ama konsept tamamıyla oturmamıştı. Kapıların şekli, rengi, ne tür kumaşlar, malzemeler kullanılacağı belirlenmemişti. Birkaç iç mekan tasarımcısı ile görüşüldü. Sonuçta Rıza Tansu ile anlaşıldı. İmalatta epeyi zaman harcandığı için hızlı çalışmak gerekiyordu. Rıza Bey, yerleşim planında da birtakım olumlu değişiklikler yaptı. Mürettebat alanındaki en arkadaki eğimli kısmı çamaşırhane ve soğuk oda olarak yeniden tasarladı. Teknenin enini kaplayan ana kamaradaki simetrik banyo ve ortadaki duş yerleşimi yine Rıza Bey’in önemli katkılarından. Gizli gardırop ve kütüphane ünitesi de şık ve kullanışlı. Levantin’i özel kılan detaylar arasında neler var? Üst yapıdaki en büyük farklılık, dış mekan yemek masası ve salon girişi üzerindeki sabit gölgelik. Burası sosyal yaşamın daha canlı olduğu bir mekan. Ankastre bir uzatma yapılarak burada korunaklılık sağlandı. Ayrıca bu gölgelik, akışkan hatlarıyla teknenin genel tasarımının ana elemanı olarak oluşturuldu. Eric’in teknede en sevdiği yerlerden biri kıç tarafta yer alan ‘bangaça’ yani dinlenme yeri. Buradaki minderler gerçekten çok rahat ve cezbedici. Sonradan bangaça, flybridge ve diğer dış mekan dinlence alanlarının üstüne tenteler eklendi. Teknenin ilk çizimlerinde flybridge olmadığını biliyorum. Pekiyi neden sonradan ekleme kararı aldınız? Haziran 2006’dan sonra tasarım kontratı yapıldı ve üç boyutlu modellemelerine geçildi, kesin yerleşimlerini çizmeye, hesaplamalara İç mekanlarda Rıza Tansu ismini görüyoruz. Rıza beyin projeye ne gibi katkıları oldu? 2007’nin başında proje gerçeğe naviga 045 041 TEKNE HİKAYESİ LEVANTİN Şeffaf yapılı paravan sistemi, kaptan mahalli ile salonu ayırmak istediğinizde bir düğmeyle mat hale getiriliyor başladık. Bu sırada Bay Dermond, flybridge istediğini söyledi. Başta itiraz ettik, “Bu tekneye flybridge olmaz” dedik. Silueti bozulmasın, suya yakın görünümü kaybolmasın diye tekneyi alçak tutmak istiyorduk. Her müşterimizde olduğu gibi Eric Dermond’dan da birçok şey öğrendik. Bunlardan en önemlisi ısrardı. Çok ısrarcı bir kişi olarak sonunda flybridge konusunda bizi ikna etmeyi başardı. Nihai tasarım ne zaman ortaya çıktı? 2006 yılının sonunda kesin tasarıma başladık. % 90 tasarım 2007 baharında tamamlanmıştı, iç mimari ise 2007 sonlarında tamamlandı. Yapı malzemesi olarak ne kullanıldı? Üst bina alüminyum, gövde çelikten inşa edildi. Bu esnada Bay Eric, baş taraftaki güneşlenme minderlerinin motoryatlardaki gibi zemine gömülmesini istedi. Alüminyum malzeme bunu kolayca gerçekleştirmemize izin verdi. Ayrıca alüminyum kullanımı teknenin daha hafif olmasını sağladı. Toplam 7 ton üst bina ağırlığından kazandık. Bu aynı zamanda balast miktarında da azaltma demek. Performansı artırmak için neler yapıldı? Guletlerin performansını artırmak üzerine, 1992’de bir tez hazırladım. Bulgularımızı, sonuçlarımızı 2003’te doğrulama şansı bulduk. Shanti adlı projemizde teknenin sahibi 046 naviga hız garantisi istedi. Sonuçta tekneyi bu doğrultuda geliştirdik. Üniversitede teknenin boyutlarının 1/10 ölçeğinde, 3 metrelik modeli yapıldı. Deney havuzundaki gerekli ayarlardan sonra şu anda uygulamakta olduğumuz gulet formunun üstün performans özellikleri İTÜ Gemi İnşaatı Fakültesi deney havuzu raporuyla tescillenmiş oldu. Levantin’i ve önceki tasarımlarınızı klasik guletlerden ayıran bu performans detaylarını açar mısınız? Tasarladığımız teknelerin sualtındaki yapısı, klasik gulet formundaki gibi değil. Salması akışkanlık sağlayan, uçak kanadı görünümünde. Alışıldık kutu formlu, sactan yapılan salma tipinden farklı. Bu özellikleri uyguladığımız 11 teknelik serimiz var. Levantin ise bu serinin dokuzuncu teknesi. Her tekneden geçerli bir özellik, performansı zenginleştirici unsurları alıp diğer tekneye taşıdık. Levantin’e gelene kadar çok yol aldık, bilinmezlerimiz oldukça azaldı. Ana hatlarındaki akışkanlık ile daha çok modern bir motor yelkenli olarak tanımlayabilirim Levantin’i. Temelleri, artık İbrahim Karataş, Eric Dermond (soldan sağa) çok iyi bildiğimiz gezi amaçlı, modernize gulet projelerimize dayalı olsa da, onu özgün, kendi yolunda giden bir proje olarak tanımlayabiliriz. Levantin donatımı sayesinde zorlu sulara da girebiliyor... Evet, Levantin’i okyanus geçişlerine uygun şekilde tasarladık. İlk olarak, tekneyi ticari olarak kullanabilmeye izin veren ‘RINA Charter’ klasa sahip. Bir de MCA (Maritime Coastguard Agency) sertifikası bulunuyor. Teknenin can güvenliğine uygun şekilde donatıldığını gösteren standartların hepsi Levantin’de mevcut. Öyle ki 14 tonluk yakıt kapasitesi ile rüzgârsız kalındığında bile Atlantik Okyanusu geçilebiliyor. Yelken performansı hakkında neler söylersiniz? Teknenin iyi yelken yapabilmesi önem verdiğimiz noktalardan idi. Hidrolik furling’ler ile kumanda edilen cenova ve flok, full batten ana ve mizana, tümüyle hidrolik vinçlerle kumanda edilebildiğinden yelken açmayı çok kolay hale getirdik. Tabii hidrolik arka yaka gergisi, vang ve pupa çarmıh ayar pistonlarının verdiği ayar imkanlarını da unutmamak gerek. Ana ve mizana yelkenler, park avenue bumbalar üzerinde çalıştığından gereği halinde müdahalesi bumba üstünden yapılabiliyor. Sualtı formu da son derece denizci ve yelken seyirlerinde simetrik su hatları verdiğinden uygun hava koşulunda mutlaka yelken seyrini teşvik ediyor. TEKNE HİKAYESİ LEVANTİN tuvalet konusunda epey kafa yorduk İbrahim ile. Birçok Türk arkadaşım salonun içinden tuvalet girişi olmasını eleştirdi ve tamamen iptal etmemi önerdiler. Sonunda bir dostum, giriş kapısını güverteden yapma fikrini ortaya atınca “tamam” dedik. Doğru seçimler Tasarım tamamlandıktan sonra tekneyi inşa edecek firma aramaya başladık. 2006’da, Tuzla’daki Evadne Yachts kalitesi ve güvenirliği ile bizi ikna etti. Fazlasıyla esneklik sağladılar ve son dakika değişikliklerimizi hoşgörüyle karşıladılar. İç mekan tasarımı için Rıza Tansu’nun da doğru bir seçim olduğunu biliyordum. Klasik yelkenli malzemelerini kullanarak modern bir görünüm sağlayabilecek bir isimdi. Alüminyum direkler ve radyal kesim hydranet yelkenleri ile hemen her havada yelken seyri hem konforlu hem güvenli. Üretim sürecine ne zaman başlandı? Daha önce de birlikte çalışmış olduğumuz Evadne Yachts teknenin üretimini üstlenmişti. 2007’nin ortalarında, mühendislik hesapları ve nihai üretim çizimlerinin oluşturulmasından sonra inşaya start verildi. 2008’in nisan-mayıs aylarına kadar tekne konstrüksiyonunun yaklaşık yüzde 95’i bitirildi. Donatım 2009’un başlarına kadar sürdü. Geriye tiklerin yerleşimi, aksesuarların seçimi gibi işler kaldı. Tabii biz hep takip ve kontrol halindeydik. Eric Dermond anlatıyor... İzmir’de, Fransız levanten bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldim. Orta ve lise öğrenimimi Fransa’da, üniversiteyi ise Amerika’da tamamladım. Bu esnada Türkiye’ye dönme planları yapıyor, yaz tatillerimi Çeşme’deki yazlığımızda geçiriyordum. Deniz sevgim de burada gelişti. Sonraları denizde daha fazla zaman geçirme ve kendi yatıma sahip olma rüyasına kapıldım. Şu anda Amerika’da yaşıyorum. Ancak kalbim hep Türkiye’den yana. Böylelikle Türkiye’ye, köklerime dönme kararı aldım. Yatımın ismi olan ‘Levantin’ de köklere dönüş için doğru bir seçimdi. Tekne arayışları Bunun öncesinde, yaz aylarında, 048 naviga yoğun çalışma tempomdan dolayı ancak bir haftalığına yat kiralama imkanım oluyordu. İlerleyen süreçte de kendi yatımı almaya karar verdim. İkinci el fiberglas motoryatları araştırmaya koyuldum. Bu süreç yaklaşık dört yıl sürdü ve sonunda tercihlerimde bazı değişimler oldu. Motoryatların çok gürültü çıkarması ve şık salonlarına karşın güvertede yeteri kadar açık alan olmayışı düşüncelerimin değişmesine yol açtı. Yılın büyük bölümünü, özellikle kış aylarını zaten salonlarda geçiren biri olduğum için dış mekanlar benim için daha önemliydi. Bu düşüncelerin kafamda oturmaya başladığı sıralar, bir fuarda Perini Navi ve Alloy marka yatları gördüm ve o anda ne istediğimi anladım. Ancak bütçem bunlar için yeterli değildi. Ben de Türkiye’de kendi yatımı yaptırmaya karar verdim. Gulet ve diğer yatlar konusunda duayen kabul edilen ve birçok kişi tarafından tavsiye edilen İbrahim Karataş’la tanıştım. Yatın tasarımına başladığımız ilk zamanlarda İbrahim, 33 metrelik harika bir gulet çizdi. Bir gulet istemiyordum fakat konforu ve ferahlığı aklımı çelmişti. Sonunda motor yelkenlide karar kıldık. Perini gibi modern bir motoryatla guletin konforunu birleştiren bir tasarım olacaktı. Çok aktif bir spor yaşantım var. Amerika’da bir futbol takımında oynuyorum, her yaz triatlon yarışlarına katılıyorum, dört yıl önce de Tanzanya’daki Kilimanjaro Dağı’na tırmandım. Bunlar dışında su kayağı, dalış, bisiklet, ağırlık kaldırma gibi diğer spor dalları ile de ilgileniyorum. İbrahim böylesi bir yaşam tarzına sahip olduğumu bildiği için geniş bir açık alana ihtiyacım olduğunu anlamıştı. Ayrıca salondan girişi olan günlük Kaptan seçimi işin en zor yanı Yat sahibi olmanın en zor tarafı yatın inşası değil kaptanın seçimidir. Şimdiki kaptanım Ferit bey kazandığı pek çok yarışın yanı sıra misafirperverliği ve insan olarak kalitesi onun en büyük artıları. Bu yaz Levantin ile ilk tam sezonumuzu yaşayacağız. Şu ana kadar Ferit Kaptan beklemede olan problemleri giderdi. O ve taşeronlar kış boyunca detaylı bir inceleme yaparak motor, jeneratör, elektrik ve boru tesisatı gibi birçok sistemle ilgili çalışmalar yaptı. Ayrıca pek çok motor ayarı yaparak estetik değişiklikler gerçekleştirdi. Tüm yaz boyunca yelken yapmak ve üç haftalığına teknemi kiralamak istiyorum. Sonuçtan çok memnunum. Kendi stilime ve zevklerime uygun bir tekne yaptırma kararımın çok doğru olduğunu gördükçe daha da mutlu oluyorum. M/S Levantin’in Teknik Özellikleri Tasarım ve Gemi Mühendisi: Karataş Yacht Design-İbrahim Karataş İç Mimari Tasarım: Tansu Design-Rıza Tansu Tekne Sahibi Temsilcisi: Yüksel Baytekin İnşa Eden: Evadne Yachts-Evren Denizcilik Ltd. Tuzla Klas: RINA Charter Class+MCA LY2 Tam Boy: 36 metre (Baston hariç) En: 8,45 metre Ağırlık: 203 ton Su Hattı Boyu: 28,99 metre Su Çekimi: 3,30 metre Motor: 2X385 HP Caterpillar C12 Teknenin tüm detaylarına ve charter bilgilerine www.levantinyacht.com adresinden ulaşılabilir.
Benzer belgeler
Zarif peri kızı
kullanışlı.
Levantin’i özel kılan detaylar
arasında neler var?
Üst yapıdaki en büyük farklılık,
dış mekan yemek masası ve salon
girişi üzerindeki sabit gölgelik. Burası
sosyal yaşamın daha canlı ol...