Hemşirelerin Bülteni - Medistate Kavacık Hastanesi
Transkript
Hemşirelerin Bülteni - Medistate Kavacık Hastanesi
NİSAN 2015 EMPATİ “Hemşirelerin Bülteni” - SAYFA 2 - EL YIKAMA - SAYFA 6 - DOĞUMA HAZIRLIK - SAYFA 9 - AİLE MERKEZLİ BAKIM - SAYFA 12 - HASTALARIMIZIN SESİ 2 Merhaba, Hastanemizde Hemşirelik Hizmetleri olarak yapacağımız bülten çalışmasını sizlerle paylaşıyor olmaktan gurur duyuyorum. Bu bülten ile hastanemizde yaptığımız iyi uygulama örneklerini, çeşitli makale çalışmalarını, yaptığımız bilimsel çalışmaları, başarı hikâyelerimizi sizlerle paylaşıyor olacağız. Bunların yanı sıra her sayıda “İçimizden Biri” köşesi ile omuz omuza çalıştığımız ekip arkadaşlarımızdan birkaç kişiyi size tanıtıyor olacağız. Bültenimizi 2 ayda bir çıkarmayı hedefliyoruz. İlerleyen dönemlerdeki hedefimiz, bültenimizi aylık olarak çıkartıp, tüm hemşirelik camiası ile paylaşmaktır. Bu çalışmada yer alan bülten ekibine ve Kurumsal İletişim Departmanı’na verdikleri destek için çok teşekkür ediyorum. Hep beraber, daha iyiye, omuz omuza, daha güzel nice yıllara. Devrim EREN TEKİN Hemşirelik Hizmetleri Direktörü YAYIN KURULU Devrim Eren Tekin – Hemşirelik Hizmetleri Direktörü Gülender Bodur – Hemşirelik Hizmetleri Direktör Yardımcısı İlkay Şahin – 4. Kat Sorumlu Hemşiresi Sibel Levent Çağrıcı – 5. Kat Hemşiresi Çağla Kayabaşı – 4. Kat Hemşiresi Tuba Bağcı – 3. Kat Hemşiresi Sultan Dörtyol – 6. Kat Hemşiresi Gizem Şahin – GYB Hemşiresi Büşranur Şirin – KVCYB Hemşiresi Demet Akdemir – NICU Hemşiresi EN İYİ UYGULAMALAR 3 EL YIKAMA Eller gerek sağlık kuruluşlarında, gerekse gıda endüstrisi gibi alanlarda, hem de toplumsal yaşamda ve evimizde özel yaşamımızda enfeksiyonların bulaşmasında çok önemli rol oynar. El hijyeninin enfeksiyon kontrolündeki önemi tartışılmaz boyuttadır. Son zamanlarda konuya ilişkin yayınların sayısındaki artış da bu önemi destekler niteliktedir. Ellerimiz temiz gibi göründüğü durumlarda bile bir santimetrekarelik alanında 2-6 bin arasında bakteri bulunmaktadır. Elin bir santimetrekarelik alanı dikkate alınarak bunun dağılımına baktığımızda; el sırtında 2 bin, avuç içinde 4 bin, bileklerde ise 6 bin adet bakteri bulunmaktadır. Çevrede olduğu kadar insan vücudunda da milyonlarca mikroorganizma yaşamaktadır ve bu oran hastane ortamında daha da artmaktadır. Çevre ile sürekli temas halinde olan ellerimiz yoluyla taşınan bakteriler basit bir soğuk algınlığından, SARS gibi öldürücü birçok hastalığın gelişimine neden olabilmektedir.Bununla birlikte günlük hayatta en sık gerçekleştirilen eylemlerden biri olan el yıkama basit gibi görünen, ancak hastalıklardan korunmamızda çok önemli, etkili ve ucuz bir yöntemdir. ABD’de her yıl 76 milyon gıda zehirlenmesi vakası bildirilmektedir. Zehirlenmelere neden olan gıdaların yüzde 70′inin hazırlanma sırasında bozulduğunu, bozulan gıdaların yüzde 40′ına da ellerin neden olduğunubiliyor muydunuz? Bu oran, el temizliğinin basite alınmaması gerektiğini açık bir şekilde ortaya koymaktadır. Yapılan araştırmalar Türk toplumunda da el yıkama alışkanlığının sık olmadığını göstermektedir. Çevremizde bulunan bir çok mikroorganizmadan ve hastane enfeksiyonlarından korunmanın en basit yolu ellerimizi uygun ve doğru şekilde sadece 2-3 dakikamızı ayırarak yıkamaktır. Öksürürken mendil > GÜLENDER BODUR – SULTAN DÖRTYOL kullanmak yerine ağzımızı elimizle kapatır ve avucumuzun içine hapşırırız. Aynı havayı soluduğumuz diğer kişilerin hastalanmaması için yaptığımız bu davranış sonrasında da elimizi yıkamadan aynı insanlarla tokalaşarak ayrılırız.Sonuçta elimizi bir hastalık bulaştırma aracı olarak kullanmış oluruz. Son yıllarda ortaya çıkan SARS virüsünden sonra doğru el yıkamanın önemi daha çok gündeme gelmiştir. Bu virüs ellerde saatlerce canlı kalabilmektedir. Bu ve bunun gibi virüslerden korunmak adına el yıkama ayrı bir önem kazanmaktadır. El temizliğinde daha hijyenik olduğu için katı sabun yerine sıvı sabun tüketmeliyiz. Çünkü katı el sabunları kullanım sonrası temizlenmeden yerine konulduğunda kirliliğe neden olmaktadır. Bu yüzden özellikle toplu yaşanan yerlerde sıvı sabunların kullanımı tercih edilmelidir. Kendi sağlığımız ve toplum sağlığı açısından doğru el yıkama alışkanlığını kazanır, çevremize de bu alışkanlığı kazandırabilirsek gıda zehirlenmeleri, bulaşıcı hastalıkların ve birçok hastalığın önüne geçebilmek adına büyük bir adım atmış oluruz. Özellikle sağlık personelinin elleri, mikroorganizmaların hastadan hastaya yayılmasında önemli bir rol oynamaktadır. Bu nedenle, yetersiz el hijyeni, gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde halen yaygın olarak görülen hastane enfeksiyonlarına neden olan başlıca etmenler arasında yer almaktadır. İsviçre’de yapılan bir çalışmada; hastanelerde çalışanların el yıkamaya uyumun 1,5-2 katına çıkması sağlanabilirse hastane enfeksiyon sıklığının %25-50 oranında azaldığı tespit edilmiştir. Sağlık çalışanları olarak Sağlık Bakanlığı’nın belirlediği 5 endikasyonda ellerimizi kesinlikle yıkamalı veya el antiseptiği ile gerekli hijyeni sağlamalıyız. Hastanemizde de el hijyenine uyumu arttırma çalışmalarımız tüm hızıyla devam etmektedir. İÇİMİZDEN BİRİ 4 Prof. Dr. Oya Gökmen Aydın Taştan 1) Adınız Soyadınız: Oya Gökmen 2) Hastanemizdeki Göreviniz: Başhekim/Tüp Bebek Direktörü 3) Kendinizi üç kelimeyle tanımlayabilir misiniz? 1. Azimli 2. Dost 3. Çalışkan 4) Hastanemizi bir insan vücuduna benzetecek olursak siz neresi olurdunuz? Neden? Akciğerler. Çünkü sağlıklı yaşam, iyi nefes alabilen hücrelerine oksijen gidebilen bir organizmayı tarif eder. 5) En son okuduğunuz kitabın adı nedir? Bana Allah de yeter 6) En son izlediğiniz filmin adı nedir? Büyük Budapeşte Oteli 7) En çok gitmek istediğiniz ülke neresidir? Neden? Peru. Başka Medeniyetlerle bağlantısı nedeniyle. 8) Mesleğinizi 3 kelimeyle tanımlar mısınız? 1.Karşılıksız vermek 2. Sevgi 3. Empati 9) Mesleğinizin en sevdiğiniz yönü nedir? Doktor olarak Kadın Doğum bölümü daima yeni bir hayata eşlik etmektedir. Ayrıca Üreme Sağlığında geçirdiğim 30 yıl Allah’ın mucizesi ile hergün yüzleşmemizi ve gücünü bize hatırlattığı için çok mutluyum. 10) Mesleğinizi yerine getirirken yaşadığınız en ilginç olay nedir? Hangisini söylesem bilemiyorum. 11) Eğer size yeniden bir fırsat sunulsaydı hangi mesleği yapmak isterdiniz neden? Yeniden Doktor olmak isterdim. Çünkü insanlığa hizmet edilen bu kadar ulvi bir meslek yoktur diye düşünüyorum. 12) Gelecek planlarınızdan birini bizimle paylaşır mısınız? Gelecek planımda Medistate’in bir Üniversite Hastanesi olmasını hayal ediyorum. 13) Size göre Medistate’ in öne çıkan tarafı nedir? Son derece iyi düşünülmüş, duyarlı, çevre dostu hastane olarak dizayn edilmiş çok güzel butik bir hastane. İyi bir ekip çalışması için her geçen gün daha büyük adımlarla ilerliyoruz. 14) Elinizde sihirli bir değnek olsa Dünya’ da neyi değiştirmek isterdiniz? Kadın erkek eşitsizliğinin ortadan kalkmasını, insanların birbirini sevmesini isterdim. 1) Adınız Soyadınız: Aydın Taştan 2) Hastanemizdeki Göreviniz: Yardımcı Sağlık Personeli 3) Kendinizi üç kelimeyle tanımlayabilir misiniz? Neşeli, Sevecen, Yardımsever 4) Hastanemizi bir insan vücuduna benzetecek olursak siz neresi olurdunuz? Neden? Omurga 5) En son izlediğiniz filmin adı nedir? Kurtlar Vadisi Umut 6) En çok gitmek istediğiniz ülke neresidir? Neden? Amerika. Gezmek, dolaşmak, görmek istediğim için 7) Mesleğinizi 3 kelimeyle tanımlar mısınız? Hasta insanlara yardımcı olabilmek 8) Mesleğinizin en sevdiğiniz yönü nedir? Hastaları sağlıklı bir şekilde taburcu etmek 9) Eğer size yeniden bir fırsat sunulsaydı hangi mesleği yapmak isterdiniz neden? Uzun yolu sevdiğim için şoför olmak isterdim 10) Gelecek planlarınızdan birini bizimle paylaşır mısınız? Datça’ ya yerleşmek istiyorum. 11) Size göre Medistate’ in öne çıkan tarafı nedir? Doktor ve hemşirelerimizle uyumlu bir şekilde çalışıyoruz. Bana göre aile gibi. 12) Elinizde sihirli bir değnek olsa Dünya’ da neyi değiştirmek isterdiniz? Başta sağlık olmak üzere, savaşların olmadığı, barışın hakim olduğu, insanların huzur içinde olacağı bir dünya isterdim. 1) Adınız Soyadınız: 10) Eğer size yeniden bir fırsat sunulsaydı hangi mesleği yapmak isterdiniz neden? İona Sezgin 2) Hastanemizdeki Göreviniz: Genel Yoğun Bakım Hemşiresi 3) Kendinizi üç kelimeyle tanımlayabilir misiniz? Güler yüzlü, Çalışmayı seven, Dürüst 4) En son okuduğunuz kitabın adı nedir? Siyah Lale - AlexandreDumas 5) En son izlediğiniz filmin adı nedir? İona Sezgin BigMomma’ s House 2 6) En çok gitmek istediğiniz ülke neresidir? Neden? Fransa- Paris. Eyfel Kulesini görmek istiyorum 7) Mesleğinizi 3 kelimeyle tanımlar mısınız? Vicdan, dürüstlük gerektiren ve severek yapılması gereken bir meslek 8) Mesleğinizin en sevdiğiniz yönü nedir? Küçükken hayal ettiğim bir meslek ve severek yapıyorum 9) Mesleğinizi yerine getirirken yaşadığınız en ilginç olay nedir? Meslek hayatıma başladığım ilk yıllarda arkadaşıma güvenerek bebeği aşını yapmadan evine göndermek. Doktor olmak isterdim. 11) Gelecek planlarınızdan birini bizimle paylaşır mısınız? İşim nedeniyle nöbetli çalışıyorum, bu nedenle evime ve çocuklarıma yeterince vakit ayıramıyorum. Onlarla daha fazla ilgilenmek istiyorum. 12) Elinizde sihirli bir değnek olsa Dünya’ da neyi değiştirmek isterdiniz? Çocuk hasta sayısının fazla olması beni çok üzüyor. Eğer elimde sihirli bir değnek olsaydı değneğimi çocuk hastalara dokundurarak iyileştirmek isterdim. AYIN ÖNE ÇIKANLARI 5 > İLKAY ŞAHİN – ÇAĞLA KAYABAŞI 8 Mart 1857 tarihinde ABD'nin New York kentinde 40.000 dokuma işçisi daha iyi çalışma koşulları istemiyle bir tekstil fabrikasında greve başladı. Ancak polisin işçilere saldırması ve işçilerin fabrikaya kilitlenmesi, arkasından da çıkan yangında işçilerin fabrika önünde kurulan barikatlardan kaçamaması sonucunda çoğu kadın 129 işçi can verdi. İşçilerin cenaze törenine 10.000'i aşkın kişi katıldı. 26 - 27 Ağustos 1910 tarihinde Danimarka'nın Kopenhag kentinde 2. Enternasyonale bağlı kadınlar toplantısında (Uluslararası Sosyalist Kadınlar Konferansı) Almanya Sosyal Demokrat Partisi önderlerinden Clara Zetkin, 8 Mart 1857 tarihindeki tekstil fabrikası yangınında ölen kadın işçiler anısına 8 Mart'ın «InternationalerFrauentag» (International Women's Day - Dünya Kadınlar Günü) olarak anılması önerisini getirdi ve öneri oybirliğiyle kabul edildi. İlk başlarda günü belli olmasa da ilkbaharda kutlanan Dünya Kadınlar Günü’nün 8 Mart olarak kararlaştırılması 1921'de Moskova'da gerçekleştirilen 3. Uluslararası Kadınlar Konferansı'nda gerçekleşti. Bugünün ismi de “Dünya Emekçi Kadınlar Günü” olarak belirlendi. Birinci ve İkinci Dünya Savaşı yılları arasında bazı ülkelerde anılması yasaklanan Dünya Kadınlar Günü, 1960'lı yılların sonunda Amerika Birleşik Devletleri'nde de anılmaya başlanmasıyla daha güçlü bir şekilde gündeme geldi. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, 16 Aralık 1977 tarihinde 8 Mart'ın «Dünya Kadınlar Günü» olarak anılmasını kabul etti. Birleşmiş Milletler'in sitesinde günün tarihine ilişkin bölümde, kutlamanın New York'ta ölen işçilerin anısına yapıldığı yazılmamıştır. Dünya Kadınlar Günü ülkemizde ilk kez 1921 yılında kutlanmıştır. 1975 ve onu takip eden yıllarda katılımın çok yüksek olduğu gösteriler ve yürüyüşler düzenlenmiştir. «Birleşmiş Milletler Kadınlar On Yılı» programından Türkiye'nin de etkilenmesiyle, 1975 yılında «Türkiye 1975 Kadın Yılı» kongresi yapıldı. 12 Eylül 1980 Askeri Darbesi'nden sonra dört yıl süreyle herhangi bir kutlama yapılmadı. 1984'ten itibaren her yıl çeşitli kadın örgütleri tarafından «Dünya Kadınlar Günü» kutlanmaya devam ediliyor. AYIN ÖNE ÇIKANLARI 6 İlginç Bilgiler Birleşmiş Milletler tarafından yapılan bir araştırmaya göre; 8 MART DÜNYA KADINLAR GÜNÜ KUTLU OLSUN 1- Dünyadaki işlerin %66’sı kadınlar tarafından görülüyor. 2- Buna karşın kadınlar dünyadaki toplam gelirin ancak %10’una sahipler. 3- Dünya’daki mal varlığının ise % 1’ine sahipler. 4- Erkekler dünyadaki toplam gelirin “Büyük Başarılar,Kıymetli Anaların Yetiştirdikleri Seçkin Evlatlar Sayesinde Olmuştur.” % 90’ına ve toplam mal varlığının % 99’una sahipler. Kadına Karşı Şiddet ve 2007 İtibariyle Dünyadan Veriler Kadınlara karşı şiddet dünyada en yaygın, ancak en az cezalandırılan suçtur. Tahminlere göre 113 ila 200 milyon arasında kadın demografik olarak “kayıp” (yok) görünmektedir. Ya doğar doğmaz öldürülmüşler (erkek çocuğun kız çocuğa tercih edilmesi) ya da erkek kardeşleri ve babalarıyla eşit derecede gıda ve tıbbi olanaklara ulaşamamışlardır. Küresel olarak, büyük oranda on beş ile kırk beş yaş arası kadınlar erkek şiddetinin sonucu ya da kanser, sıtma, trafik kazaları veya savaşa bağlı olarak sakat kalmakta ya da hayatını kaybetmektedir. En az üç kadından biri dövülmüş, cinsel ilişkiye zorlanmış ya da hayatı boyunca başka türlü suistimal edilmiştir. Genellikle, suistimal eden kişi aileden bir üye ya da kadının tanıdığı bir kimsedir. Ev içi şiddet, bölge, kültür, etnik köken, eğitim, sınıf ve din ne olursa olsun kadınlara karşı en yaygın suistimal şeklidir. Araştırmalar, kadına karşı şiddet ile HIV virüsü arasında yükselen bağlantıyı göstermekte ve HIV bulaşmış kadınların daha fazla şiddete maruz kaldıklarını, şiddet kurbanlarının da HIV bulaşma risklerinin daha yüksek olduğunu ortaya koymaktadır. Kaynaklar Genel Sekreterlik (BM) kadına karşı şiddetin ayrıntılı araştırması (2006) (A/61/122/Add.1) Vlachova, Marie and Biason, Lea, Eds. (2004) Women in an Insecure World: Violence Against Women - Facts, Figures and Analysis. Geneva Centre for the Democratic Control of Armed Forces FARKINDALIK KÖŞESİ 7 DOĞUMA HAZIRLIK Gebelik ve doğum fizyolojik bir olay olarak kabul edilmekle birlikte kadın için stresli bir dönemdir. Özellikle ilk gebeliği olan anneler için doğum olayı korku ve heyecanla beklenir. Bu nedenle kadına verilecek destek ve eğitim önemlidir (1). On dokuzuncu yüzyılın sonlarına kadar bu destek aile ve sosyal çevre tarafından yapılmaktaydı. Günümüzde ise anne adaylarının doğum hakkındaki görüşleri ve beklentileri de değişmeye başlamış, artık kadınlar doğumlarını yönetmek ve doğumlarının merkezinde olmak, doğum ağrıları ile ilaçlar dışında kendi yöntemleri ile baş etmek ve bu deneyimi eşleriyle paylaşarak güzel bir doğum deneyimi yaşamak istemektedirler (2). Bu amaçla anne baba adayları sağlık kuruluşlarından danışmanlık almak, kitap okumak, yazılı basını takip etmek, doğuma hazırlık sınıflarına katılmak gibi çeşitli girişimlerde bulunmaktadır (3). Gebe eğitim sınıflarında temel amaç, ebeveynlerin gebelik, doğum ve doğum sonrası döneme uyumlarını sağlamak, normal doğumu desteklemek, farklı teknikler göstererek anne adayını ağrısız doğuma hazırlamak ve onları ebeveynlik konusunda yetkin hale getirmektir (4). Gebe Eğitiminin Gebelik ve Doğum Üzerine Etkileri Prenatal bakımın hedefleri arasında sağlıklı bir bebeğin dünyaya gelmesini sağlamak, maternal riskleri azaltmak, komplikasyonlar açısından risk altındaki gebeleri belirlemek, problemleri önceden tahmin etmek ve önlemek, gebe eğitimi yapmak ve iletişim sağlamak sayılabilir (5). > TUBA BAĞCI nü, doğum esnasında kendine güvenini sağladığı ve anksiyeteyi azalttığı ve normal doğuma eğilimi arttırdığı belirtilmektedir (6,7,8). Gebe Eğitiminin Ülkemizdeki Durumu Ülkemizde Sağlıkta Dönüşüm Prog- Prenatal dönemde gebe eğitiminin birçok olumlu etkisi bulunmaktadır. Eğitimin eşler arasındaki ilişki ve annelik rolüne bağlanma üzerine olumlu etkisinin olduğu, postpartum dönemde sosyal desteği arttırdığı, gebelerde sağlık bilincini yükselttiği, annenin gebelik ve doğum eylemi sorunlarıyla baş etme gücü- ramı çerçevesinde “Sağlığın Teşviki ve Geliştirilmesi Programı” başlatılmış olup, bu kapsamda üreme sağlığı alanında hizmetlerin kullanılabilirliği ve erişilebilirliğinin arttırılması, hizmet kalitesinin yükseltilmesi amacıyla önemli gelişmeler elde edilmiştir. Bu gelişmelerin daha ileri seviyelere ulaşması açısından üreme sağlığı hizmetlerinde “Gebe Bilgilendirme Sınıfları”nın önemi vurgulanmıştır. Gebe Bilgilendirme Sınıfı programı ile tüm gebelerin, doğum öncesi, doğum ve doğum sonrası dönemlerine ilişkin bilgi sahibi olmalarını ve bilinçli doğum yapmalarını sağlamak amaçlanmış olup, sağlık personeline “Gebe Sınıfı” eğitimi FARKINDALIK KÖŞESİ 8 eğitimi düzenlenmiştir. Bu çalışmanın yaygınlaştırılması amacı ile eğitime katılan eğitimcilerin bu eğitimleri kendi bölgelerinde gerçekleştirmeleri ve sürekli hale getirmeleri planlanmıştır. Bu sayede hizmet standardının sağlanmasında önemli ilerlemeler elde edilmesi amaçlanmıştır. Yapılan çalışmaların temel hedefi, anne bebek sağlığının geliştirilmesi ve anne ölüm oranlarının azaltılmasıdır (9). gestasyonel diyabet ve gebelikte aşırı kilo alımını önleyebilmek amacıyla gebelikte fiziksel egzersiz uygulaması Amerikan Obstetrisyenler ve Jinekologlar Cemiyeti (ACOG) tarafından tavsiye edilmekte, doğum öncesi programa dâhil edilmesi önerilmektedir (12). Gebe Eğitim Sınıflarında Uygulanabilen Eğitim Yöntemleri Gebe Eğitim Sınıflarının İçerikleri Ülkemizde antenatal eğitim sınıfları için anne adaylarının gebeliğe uyumu ve öz bakımı, doğuma hazırlanması, tehlikeli durumları fark etmesi, doğum sonu kendi ve bebeğinin bakımı, emzirme ve postpartum kontrasepsiyon konularını kapsayan programlar hazırlanabildiği gibi bazı kuruluşlar tarafından eşlerin katılımıyla daha uzun süreli programlar da düzenlenebilmektedir (10). Gebe eğitim sınıflarında; gebelikte sağlık (anatomi, fizyoloji ve gebeliğin oluşumu), gebelikte oluşan fizyolojik değişiklikler, şikâyetler ve riskli durumlar, gebelikte günlük yaşam ve beslenme, annelik rolü ve iletişim, doğuma hazırlık, doğum ve doğumda ağrı kontrolü, doğum sonu dönem ve emzirme, yenidoğan bakımı ve gebelikte egzersiz konularında eğitim verilmektedir (11). Gebelik sırasında kadınları sağlıklı tutmak, Doğum öncesi eğitim sınıflarında doğum ağrısının azaltılmasına veya yönetilmesine ilişkin Dick-Read, Bradley, Lamaze, Hipnoz gibi yöntemler bulunmaktadır (4,13). Bu yöntemlerin her biri doğumda kullanılmış ya da kullanılmaya devam etmektedir. Bu yöntemlerden bazılarının felsefesi kısaca şu şekildedir: Dick-Read yöntemi: İngiliz obstetrisyen olan Grantly Dick-Read gebelik ve doğum olayını “anneliği tüm deneyimlerin ötesinde güzel ve ağrısız bir doğum” olarak tanımlamıştır. Read doğum ağrısının korku sonucu geliştiğini ve bu yöntemle “korku- gerilim- ağrı” zincirinin eğitim yolu ile parçalanabileceğini ve böylece ağrı ile baş edilebileceğini söyler (14). Bradly yöntemi: Doğumda solunum kontrolü ve abdominal solunumunun kullanılması genel vücut rahatlığını destekler. Bu yöntem- de doğumda yalnızlık, karanlık ve sessizlik önemlidir (14). Lamaze yöntemi: Bu yöntem anneyi bağırmak ya da kontrolü kaybetmek yerine, kontrollü kas gevşetme ve solunum modelleriyle uterus kasılmalarını taklit etmeye şartlandırır. Anne adayı her bir kontraksiyonun başlangıcında derin bir nefes alır, bunu kontraksiyon süresince alınan hızlı ve yüzeysel nefesler izler. Anne adayı düşüncelerini bir yer ya da objeye odaklamaya ve kas gevşemesine yoğunlaşmaya çalışır. Ayrıca yanındaki kişilerden sözlerle destek alır (14). Gebe Eğitimi Verilirken Kullanılması Gereken İlkeler Eğitim verilecek grubun yetişkinlerden oluştuğu unutulmamalıdır. Ayrıca grubun özelliğinin bilinmesi, eğitim içeriğini, kullanılacak dili, eğitim yöntemini belirleme açısından önemlidir. Eğitim verilecek ortamın fiziksel koşullarının uygun olması eğitim etkinliği açısından değerlendirilmeli, grubun büyüklüğü tespit edilmeli ve uygun oturma düzeni oluşturulmalıdır (6). Gebe eğitimlerinin grup eğitimleri şeklinde yapılması anne adayları arasında ortak paylaşım sağladığından etkili bir yöntemdir. Gebe eğitim sınıflarında bilişsel ve davranışsal düzeyde gelişim sağlanabilmesi için eğitimlerin yetişkin öğrenme teknikleri kullanılarak, didaktik sunumlar, grup tartışmaları, videolar kullanılarak yapılması, görsel materyaller, resimli rehberler, şekilli poster ve modellerin kullanılmasına yer verilmesi önemlidir (15,16,17). Soru sorma, ilgileri dikkate alma, anahtar konumdaki noktaları vurgulayıp özetleme yapma grubun katılımını arttırır (18). Çünkü yetişkinler; aldıkları eğitimin kendi ihtiyaçlarına yönelik olmasını, eğitime etkin olarak katılmayı, konuyla ilgili tartışma, soru sorma ve uygulama fırsatlarının olmasını, eğitimin tekdüze olmamasını, kendilerine geribildirim verilmesini, eğitimin güvenli bir ortamda yapılmasını, kendilerinin bir birey olarak algılanmasını, özgüvenlerinin korunmasını ve eğitimcinin beceri, deneyim FARKINDALIK KÖŞESİ ve motivasyon açısından yeterli donanıma sahip olmasını beklemektedirler (16,18,19). Sonuç Gebe eğitim ve desteğini sağlayacak sağlık personelinin başında ebeler ve hemşireler gelmektedir. Eğitimi veren sağlık personeli iyi bir grup lideri olmalı ve her grup üyesinin etkinliklere katılmasını desteklemeli, kadı- 9 nın karar sürecini etkileyebilecek faktörlerin sağlıklı bir şekilde değerlendirip, gebelik ve doğum sürecinin sağlıklı geçmesini sağlamalıdır (18). Bu amaçla verilen doğuma hazırlık sınıfları son derece önemlidir. Bu doğrultuda yapılacak gebe eğitimi sınıfları ile hem alınan doğum öncesi bakımın kalitesi arttırılmış olacak hem de doğum öncesi bakım hizmeti verme oranlarında artış gözlenecektir. Ebelerin gebelik, doğum ve doğum sonu dönemde aktif rol alması ülkemizde normal doğum oranlarının artmasını ve sezaryen doğum oranlarının azalmasını sağlayacaktır. Bu nedenle ebelik bölümü öğrencilerinin mezuniyetten hemen önce “Gebe Eğitimi” programında yer alması bu istendik duruma katkı sağlayacaktır. KAYNAKLAR 1. 2. 3. 4. 5. 6. 7. 8. 9. 10. 11. 12. Sayıner FD, Özerdoğan N. [Natural birth] Doğal doğum. Maltepe Üniversitesi Hemşirelik Bilim ve Sanatı Dergisi 2009; 2(3):143-148. Coşar F, Demirci N. [The effect of childbirth education classes based on the philosophy of lamaze on the perception and orientation to labour process] Lamaze felsefesine dayalı doğuma hazırlık eğitiminin doğum algısı ve doğuma uyum sürecine etkisi. Süleyman Demirel Üniversitesi Sağlık Enstitüsü Dergisi 2012; 3(1):18–30. Yenal K, Okumuş H, Sevil Ü. [Determining pregnancy knowledge need by using web-based interactive antenatal counseling] Web ortamında interaktif- antenatal danışmanlık ile gebeliğe ilişkin bilgi gereksinimlerinin incelenmesi. Dokuz Eylül Üniversitesi Hemşirelik Yüksekokulu Elektronik Dergisi 2010; 3(1):9–14. Coşkun A. [Pregnancy and reproductive health counseling] Gebelik ve üreme sağlığı danışmanlığı. 5. Uluslararası Üreme Sağlığı ve Aile Planlaması Kongresi Kitabı. (Ankara, 19–22 Nisan 2007) s.140–143. American College of Obstetricians and Gynecologists (ACOG). Routine prenatal care and testing 2006. [Updated 2006; Cited 2 June 2014]. Available from: http://www.acog.org/~/media/Districts/ District%20VIII%20Junior%20Fellows/jfpc.pdf?dmc=1&ts=20140221T0724379037 Mete S. [Antenatal education] Doğum öncesi eğitim. Şirin A. (editör). Kadın Sağlığı Hemşireliği Kitabı. 1. Baskı. İstanbul: Bedray Basın Yayıncılık; 2008. p. 501-521. Davis DK. Myles Midwifery a Textbook for Midwives. In: Henderson C, Macdonald S. 13 th ed. London: Elsevier Limited; 2004. Crawford J. Myles Text for Midwives. In: Fraser DM., Cooper MA. 15 th ed. London; Elsevier Limited; 2009. p.81-100. T.C. Sağlık Bakanlığı. Evlilik öncesi danışmanlık ve gebe sınıfı eğitimci eğitimi 2013. (Güncelleme Tarihi: 2013; Erişim Tarihi: 02 Haziran 2014) Erişim adresi: http://www.thsk.saglik.gov.tr/.../814evlilik-%C3%B6ncesi dan%C4%B1%C5%9Fmanl%C4%B1k-ve-gebe-s%C4%B1n%C4%B1f%C4%B1İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Kadın ve Çocuk Sağlığı Eğitim ve Araştırma Birimi. Doğum öncesi eğitim programı hazırlayanlar ve eğiticiler için rehber 2000 İstanbul: s.9-213. T.C. Sağlık Bakanlığı Ana Çocuk Sağlığı ve Aile Planlaması Genel Müdürlüğü. Doğum öncesi bakım yönetimi rehberi 26 Şubat 2010. (Güncelleme Tarihi: 26 Şubat 2010; Erişim Tarihi: 02 Haziran 2014) Erişim adresi: http://www.saglik.gov.tr/TR/belge/1-10162/dogum-oncesi-bakim-yonetim-rehberi-genelgesi-2010--13.html Miquelutti MA, Cecatti JG, Makuch MY. Evaluation of a birth preparation program on lumbopelvic pain, urinary incontinence, anxiety and exercise: a randomized controlled trial. BMC Pregnancy Childbirth 2013; 13:154. Serçekuş P. [Intervention for fear of childbirth: hypnobirthing] Doğum korkusu için müdahale: Hypnobirthing. TAF Prev. Med. Bull. 2011; 10(2): 239–242. Kömürcü N, Berkiten EA. [Labor Pain and Management] Doğum Ağrısı ve Yönetimi. 1. Baskı. İstanbul: Bedray Basın Yayıncılık Ltd. Şti.; 2008; s.116-118. Mete S. [Antenatal education] Antenatal eğitim. 6. Uluslararası Üreme Sağlığı ve Aile Planlaması Kongresi Kitabı (Ankara, 23–25 Nisan 2009) s.91-93. Gagnon AJ, Sandall J. Individual or group antenatal education for childbirth or parenthood, or both. Cochrane Database Syst Rev. 2007; 18(3):1-61. Okumuş H. [Prenatal maternal education: experience and results] Doğum öncesi anne eğitimi: deneyimler ve sonuçlar 1998-2006. 5. Uluslararası Üreme Sağlığı ve Aile Planlaması Kongresi Kitabı. (Ankara, 19-22 Nisan 2007) s.110-112. 18. Taşocak G. [Patient Education] Hasta Eğitimi. 2. Baskı. İstanbul: İstanbul Üniversitesi Basın ve Yayın Müdürlüğü; 2007. s.77-81. 19. Kakillioğlu T, Kurt Z, Dalkılınç M. Eğitim becerileri öğrenim rehberi. Ankara, Türkiye: T.C. Sağlık Bakanlığı Temel Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü İlkyardım ve Acil Sağlık Hizmetleri Daire Başkanlığı; 2002. (Güncelleme Tarihi:01 Temmuz 2002; Erişim Tarihi: 02 Haziran 2014) Erişim adresi: http://xa.yimg.com/kq/ groups/21508900/1990157512/name/E%C3%B0itim+Becerileri+Kitab%C3%BD-son.doc 13. 14. 15. 16. 17. MAKALE KÖŞESİ 10 PEDİATRİ HEMŞİRELİĞİNDE AİLE MERKEZLİ BAKIM > TUBA BAĞCI - ÇAĞLA KAYABAŞI hastaneye yatan çocuğun bakımında ebeveynin katılımı pediatri hemşireliğinde giderek önem kazanmıştır. Kuğuoğlu (2009) çocuklarda aile merkezli bakımı; fiziksel, duygusal, sosyal ve spiritüel yönleri içeren aktif, bütüncül bir bakım yaklaşımı olarak tanımlamaktadır. Aile merkezli bakımda temel amaç; çocuk ve aileye anlamlı bir yaşam sürdürmelerinde yardım ederek yaşam kalitesini en üst düzeye çıkarmak, çocuk ve ebeveynlerin yaşam kalitesini güçlendirmeye odaklanmaktır. Çocuğun hastaneye yatması hem çocuk hem de ebeveynleri için stresli bir durumdur. Hastaneye yatışlar; aile üyelerinin günlük rutinlerini, aile içindeki rollerini ve görevlerini değiştirmektedir. Yapılan çalışmalar ailelerin hastanede yatan çocuklarının yanında kalma isteği, çocuklarının bakımında aktif rol alma, çocuğun durumu, tanı ve tedavi testleri konusunda bilgilendirilme ihtiyacı olduğunu göstermektedir. Aile merkezli bakım anlayışı aile ve profesyonel ekibin ortaklığı ile aile ve çocuğun refah düzeyini yükseltmeyi sağlar ve bakımda kalite standardizasyonunu getirir. Aile merkezli bakım, hastane ortamında ebeveynlerin ve çocukların gereksinimlerini ve beklentilerini en iyi şekilde karşılayan bakım yaklaşımıdır. Bu makalede aile merkezli bakımın çocuk ve ebevenyler için yararları ve aile merkezli bakımda hemşirenin rolleri yer almaktadır. (Türkiye Klinikleri J Nurs Sci 2009;1(2):88-93) AİLE MERKEZLİ BAKIM On dokuzuncu yüzyılın ortalarında ebeveynler olmaksızın çocuğun daha kolay ele alınabileceği düşüncesi çocuğun bakımını zorlaştırmanın yanı sıra hastanede kalma sürecinin de uzamasına neden olmaktaydı (Ryan ve Steinmiller, 2004). Günümüzde uygulanan temel prensip çocuğun ailesi ile işbirliği yapılarak hastanede kalma süresini mümkün olduğunca kısaltmaktır. Aile merkezli bakım görüşü, anne yoksunluğu ve ayrılık anksiyetesinin çocuğun iyileşmesini geciktireceğini, sonraki yaşamında kişilik ve ruh sağlığını etkileyebileceğine yönelik ortaya çıkmıştır (İşler ve Conk, 2006). Bu gelişmelere paralel olarak 1959’da İngiltere’de Sağlık Bakanlığı tarafından hastanede çocukların sağlığına ilişkin önemli alanları açıklayan “Platt Raporu” yayınlanması önemli bir adım olmuştur. Bu rapor doğrultusunda Erdeve (2009) ise aile merkezli bakımın dört temel içeriği olduğunu belirtmektedir. 1. İtibar ve saygı: Sağlık çalışanları ailelerin değerleri, inançları ve kültürel geçmişlerinden kaynaklanan tercihlerine ve görüşlerine saygı duyar ve bunları sunulan bakıma entegre eder. 2. Bilgi paylaşımı: Sağlık çalışanları hastaları ile ilgili bilgileri ve gelişmeleri aileler ile düzenli olarak tam, doğru ve ön yargısız olarak paylaşır. 3. Ailenin bakımda yer alması: Aileler kendi seçimleri ve istekleri düzeyinde hastalarının bakımında yer almaya ve onlarla ilgili karar vermeye cesaretlendirilirler. 4. Aile ile iş birliği: Aileler bakım ile ilgili programların geliştirilmesinde, kurumun tasarımında ve profesyonellerin eğitiminde sağlık çalışanları ile iş birliği içerisinde olurlar şeklinde belirtmiştir (Erdeve, 2009). AİLE MERKEZLİ BAKIMIN ÇOCUK VE EBEVENYLER İÇİN YARARLARI Çocukların alışık oldukları güven verici ortamdan uzaklaşmaları ve hastane ortamı gibi yabancı bir ortama girmeleri MAKALE KÖŞESİ anksiyete yaşamalarına neden olur. Clearly ve ark. ebevenylerin çocuklarıyla birlikte kalmalarının çocukları üzerindeki etkilerini inceledikleri araştırmada, ebevenylerin çocuklarıyla birlikte kaldıkları kliniklerde daha az ağladıklarını, kendi yaşıtlarıyla daha çok sosyal etkileşime girdiklerini belirlemişlerdir(1). Ayrıca, hastanede yapılan işlemler sırasında ebevenyleriyle birlikte olan çocukların işleme uyum gösterdiği ve daha az sorun yaşandığı belirlenmiştir(2). Kristensson-Hallström ve Elander’in yaptıkları araştırmada, ebevenylerini aktif olarak bakıma katılan çocukların katılmayanlara oranla daha az ağrı ve uyku problemi yaşadıkları belirlenmiştir (3). Melnyk ve Feinstein ebevenylerin hastanede çocuğun bakımına katılmasının, taburculuk sonrası çocukta görülebilecek davranış değişikliğine etkisini inceleyip; ebevenyleri bakıma katılan çocuklarda hastaneden taburcu olduktan sonra görülen olumsuz davranış değişikliklerinin azaldığı belirlenmiştir (4). Schepp hastanede çocuğunun yanında kalan 45 anne ile yaptığı bir çalışmada, annelerin bilgilendirilerek karar verme sürecine ve bakıma katılmalarının anksiyetelerini azalttığını belirlemiştir (5). Aile merkezli bakım uygulamaları ile anksiyete düzeyi azalan ebeveny çocuğuna daha iyi destek olabilir ve bu destek çocuğun gelişme sürecini hızlandırabilir. Ward’ın yenidoğan yoğun bakımında ebevenylerin gereksinimlerinin bebeğe uygulanan tedavi planı ve yapılan tıbbi işlemler hakkında bilgilendirmek olduğunu ifade etmişlerdir (6). Yapılan çalışmalar, ebevenylerinin gereksinim ve beklentilerinin en iyi şekilde aile merkezli bakımla karşılandığını göstermektedir. AİLE MERKEZLİ BAKIMIN UYGULANMASINDA HEMŞİRENİN ROLLERİ Aile merkezli bakımın temelini iyi bir aile öyküsü almak oluşturur. Çocuk ile görüşme yapılırken çocuğun yaşı, ailenin özellikleri ve durumu göz önüne alınarak en uygun 11 zamanda iletişim kurulmalıdır. Berlin ve Fowkes iletişimin başarılı bir şekilde sağlanması için “LEARN modelini” sunmuş ve bunun hemşireler-aileler arasında kullanılması gerektiğini savunmuşlardır. LEARN modeli, ailenin gereksinimlerine, hemşirenin farklı problemlerde kendi katılmasını sağlayarak ve verilen eğitimin etkinliğini denetleyerek, onları çocuğun evdeki bakımına hazırlamalıdır (9,8). Bu nedenle aile merkezli bakım uygulamaları, hemşirelerin eğitici ve danışmanlık rollerini daha aktif kullanmalarını gerektirir. bakış açılarındaki benzer ve farklı bilgileri onaylamak için birbirlerini dikkatle dinlemelerine odaklanmıştır (7). Çocuk sağlığı hemşiresi, ebeveynlere yönelik savunucu rolü doğrultusunda; ebeveynlerin çocuğun bakımına katılmasını desteklemeli, çocuğa uygulanan tanı ve tedavi yöntemlerini anlamalarına yardım etmeli, soru sormalarına izin vermeli, aileyi bilgilendirirken çocuğun sağlık durumu ve prognozu hakkında aileye dürüst ve anlaşılır olmalıdır. Ayrıca çocuk sağlığı hemşiresi, annelerin hastanede çocuğun tüm fiziksel bakımını üstlenmelerinin kendi gereksinimlerini karşılayamamalarına yol açabileceğini göz önünde bulundurarak, bakım planında annenin kendi gereksinimlerini de karşılayacak şekilde düzenlemeler yapmalıdır (9,10). Çocuk sağlığı hemşiresinin, aileleri çocuğun bakımı konusunda eğitici rolü vardır. Bu eğitimin, çocuğun hastaneye kabulünden taburcu oluncaya kadar devam etmesi önemlidir. Hemşire, ailenin, çocuğun bakımı konusunda gerekli bilgi ve becerileri kazandıklarından ve bunları doğru olarak yaptığında“LEARN” Modeli; L=Listen (Dinle. Ailenin bakış açısını anlamak için) E=Explain your perception as the nurse (Hemşire olarak kendi bakış açınızı açıklama) A=Acknowledge and discuss differences and similarities (Farklılıkları ve benzerlikleri tartışma ve ortak karara varma) R=Recommend Treatment (Önerilen tedavi şekli) N=Negotiate agreement (Tartışarak uzlaşma) Hemşire, hastanede ailenin bakıma Ailenin sağlığa ilişkin inançları, değerleri ve tutumları ve sağlık uygulamaları doğumdan itibaren çocuğu etkiler. Bu nedenle, hemşire bakım vereceği çocuğu ve aileyi bütüncül olarak değerlendirmeli; ailenin güçlü ve zayıf yönlerinin farkında olmalı ve kullandığı baş etme yöntemlerini değerlendirmeli, ailenin baş etmesine yardımcı olmalıdır (1,31). “Aile merkezli MAKALE KÖŞESİ 12 bakımın uygulanabilmesi için, sağlık ve hastane politikalarında düzenlemeler yapılması gereklidir. Bu nedenle çocuk sağlığı hemşireleri, hastanede ebeveynlerin çocuklarıyla beraber kalabilmeleri yönünde sağlık ve hastane politikalarının oluşturulmasında aktif rol almalıdır (1,9,10). Hemşire, aile merkezli bakımın önemi ve uygulamaya aktarılması konusunda yapılacak araştırmalara katılmalı, araştırmacı rolü doğrultusunda yeni kanıt temelli araştırma sonuçlarını uygulamalarına yansıtmalıdır (4,9,10). (Gümüşhane Üniversitesi Sağlık Bilimleri Dergisi / Gümüşhane University Journal of Health Sciences: 2014;3(1)) SONUÇ VE ÖNERİLER •Pediatri klinikleri ve yoğun bakım ünitelerinde hastane yönetimi tarafından aile merkezli bakım protokollerinin oluşturulması ve benimsenmesi, •Hastane yönetiminin olanakları çerçevesinde; ebeveynlerin refakatçi kalabilmesinin/ daha sık ziyaret ve beraber olma olanaklarının sağlanması, kendilerine detaylı bilgi verilmesi, güvenliğinin sağlanması, il dışından gelen ebeveynler için kalacak yer ve ulaşım problemine yönelik olanakların sağlanması, •Ailelerin ve çocukların hastaneye yatışları sırasında anksiyetelerinin azaltılması için kliniğin tanıtımının yapılması ve kliniği tanıtıcı broşürler asılması, •Ailelere çocuklarının sağlık durumu hakkında düzenli bilgilerin verilmesi, çocuklarının bakımına katılmaları konusunda desteklenmeleri, ilaç uygulamaları ve özel beceri gerektiren uygulamalarla ilgi planlı eğitimlerin yapılması, •Sağlık personelinin, aile içi ve aileler arası farklı kültürel özellikleri tanıması, çocuğun yaşamında ailesinin değerini ve destek hizmetlerinin değişken olduğunun farkında olması, ailelerin çocuğun sağlığında her zaman önceliği olduğunu kabul etmesi, •Aile merkezli bakımın uygulanmasına ilişkin sorunlar araştırmalarla saptanarak, bu sorunlara yönelik yeni protokollerin oluşturulması önerilmektedir. KAYNAKLAR 1. 2. 3 4. 5. 6. 7. 8. 9. Cleary J., Gray O., Hall P.: Parental involvement in the lives of hospital. Arch Dis Child 1986;61 (8):779-87. Melnyk BM, Alpert-Gillis LJ.The COPE program: A strategy to improve outcomes of critically ill young children and their parents. Pediatr Nurs 1998;24 (6):521-7. Kristensson-Hallström I Elander G. Parental participation in the care of hospitalized children. Scand J Caring Sci 1994;8(3):149-54. Melnyk MB,Feinstein FB.; Mediating functions of maternal anxiety and participation in care on young children’s posthospital adjustment Res Nurs Health 2001;24(1):18-26. Ward K.: Perceived needs of parent of critically ill infants in a neonatal antensive care unit. Pediatr Nurs 2001;27(3):281-6. Newton MS.: Family-Centered Care: Current Realities In Parent Participation. Pediatric Nursing Journal 2000; 26(2): 164-168. Dağoğlu T. (ed.), Görak S. (ed.), Yıldız S.: Yüksek Riskli Yenidoğanların Taburculuğa Hazırlanması ve Preterm Bebeklerin İzlemi. Temel Neonatoloji ve Hemşirelik İlkeleri. Nobel Tıp Kitabevi, İstanbul- 2008. ss: 789-803. American Academy of Pediatrics Committee on Hospital Care. Family-Centered Care and The Pediatrician’s Role. Pediatrics 2003; 112(3): 690-697. Boztepe H, Çavuşoğlu H. Bir Üniversite Hastanesindeki Uygulamaların Aile Merkezli Bakım Yönünden İncelenmesi. Hacettepe Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Hemşirelik Dergisi 2009; 11-24. HASTALARIMIZIN SESİ 13 Hastamız ENVER SEMEN’in kaleminden... > SİBEL LEVENT ÇAĞRICI- BÜŞRANUR ŞİRİN Hayatında hastaneye 1 kez menisküs ameliyatı için 1980 yılında gitmiş ve yıllardır sağlık sigortası olmasına rağmen doktora gitmemiş bir adam olarak hastanelerden fazla hoşlanmamam çok normal bir durumdu. Hastaneden ve doktordan böylesine uzak yaşarken 20 Mart 2014 günü bir iş toplantısında sinirlendikten sonra nefes almakta zorlanmaya başlayınca Datça’lı doktor arkadaşım Mustafa’nın yönlendirmesiyle ortağım tarafından alelacele Kavacık’ a Medistate Hastanesi’ ne getirildim. Geldiğimde ufak bir kalp spazmı olduğunu düşünüyordum. Elimde telefonum kız arkadaşımla yazışıyor ve yapılacak müdaheleyi bekliyordum. Durumun vahametini bilemediğim için beklemedeyken birden gözlerimi bir yerde açtım. Sessiz bir ortam vardı. Etrafta hemşireler dolaşıyorlar ve ben gözlerimle ancak takip edebiliyordum. Gözlerimi açtığımın farkına vardıklarında hemen bir hareket başladı ve yanıma geldiler. Gözlerindeki ışığı, sevinci o anda gördüm. Biraz sonra bir doktor geldi yanıma. Onun da gözleri ışıl ışıldı ve gülüyordu. Adını sonradan öğreneceğim bu kişi beni hayata döndüren ve tekrar yaşatan kişiydi. Sol ayağımı kaldırttı. Sağ ayağımın üzerine koydurttu. Ben bunları yaptığım andaki yüz ifadesini unutamam. Çok mutlu olmuştu. Çünkü acile gelirken sol tarafım tutulmuştu. Onu test ediyormuş. Kalıcı mıymış değil mi onu sınıyormuş. Sınavı geçince mutlu olduk ama hala olayı çözememiştim. Bana neler olmuştu? Kısa sürede anlayacaktım neler olduğunu. Herkesin övgüler yağdırdığı iyi ve güzel kalbim bu dünyadaki kötülüklere dayanamamış ve aort damarlarım boydan boya patlamıştı.13 saatlik ve yaşama şansımın düşük olduğu bir ameliyat geçirmiştim. Yoğun bakımda da 5 gündür uyutuluyordum. Yani çok önemli bir ameliyat geçirmiştim. Ameliyat sonrası çok önemliymiş. Bu zor dönem çok kolay geçti çünkü adeta cennete düşmüştüm. Herkes mi bu kadar iyi olur, işinin ehli olur. Yoğun bakımdan adeta çıkmak istemedim. Hastane sevmeyen ben, yoğun bakımdan çıkmamak için direniyordum. Başta Levent Küçük kardeşim ve Hilal hemşire olmak üzere göz göze geldiğimizde yanı başımda biten, dudaklarımı pamuklarla ıslatan tüm yoğun bakım servisindeki arkadaşlar ile, odaya çıktığım zaman katta kahrımı çeken tüm hemşire ve doktorlar, beni rehabilite eden dünyalar iyisi ve tatlısı Gülender Bodur, süper Kardiyologlar, harika insanlar Ahmet Şenol Özdil ve Ahmet Narin ile, beni hem cerrahlığı ile hem de harika insani yapısıyla tekrar hayata bağlayan, yaşatan Noyan Temuçin bey bu önemli süreci gerçekten benim için çok kolaylaştırdılar. Hastaneden çıkarken adeta bu güzel insanlardan ayrılıyorum diye üzülmüştüm. Prof. Dr. Noyan Temuçin OĞUŞ Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Ahmet NARİN Kardiyoloji Uzmanı Ben yılların acısını çıkarmış, doktorsuz, hemşiresiz ve hastanesiz yılların boşluğunu doldurmuştum. Medistate camiasına çok teşekkür ediyorum. İnanın hayatımda yalan söylemedim. İki ameliyat geçirmiş biri olarak yaşadıklarımla gönülden söylüyorum. Kapıdaki valesi bile farklı. Allah kimseyi hasta etmesin ama ederse yolunu Medistate’e düşürsün. Emin ellerde olursunuz. Yapılabileceklerin daha fazlasını yaparlar. Tekrar teşekkürler Noyan hocam, Ahmet Şenol hocam, Ahmet Narin hocam, Gülender hemşirem, Levent ve Hilal hemşirem, tüm Medistate emekçileri. İyi ki varsınız..... ENVER SEMEN Uzm. Dr. Ahmet Şenol ÖZDİL Kardiyoloji Uzmanı BİLGİLERİMİZİ TAZELEYELİM 14 BASI YARALARI VE ÖNLENMESİ Bası Yarası Nedir? Bası yarası, uzun süreli basınç, tahriş veya sürtünme sonucunda deri ve deri altı dokularda oluşan lokal bir hasardır. Bası yaraları genellikle vücudun ağırlığını taşıyan ve kemiklerin hemen cildin altında yer aldığı bölgelerde oluşur. Bası yaraları oluştuktan sonra tedavisi son derece güçtür. Bası yarası sadece bir kaç saat içinde de oluşabilir. Cildin renk değiştirmesiyle kendini belli eder. O bölgedeki cilt normalde olduğundan daha koyu bir renk alır. Eğer hemen tedavi edilmezse birkaç gün içinde ciddi bir yaraya dönüşebilir. Bu nedenle en etkin tedavi, risk altındaki hastaların tanınması ve bası yarası açılmasının önlenmesidir. Bası yaralarının önlenmesinde üç genel kural vardır. Bunlar; Bası Yarası Sınıflandırması Basınç yaraları; evre 1, evre 2, evre 3, evre 4, sınıflandırılamayan evre ve derin doku hasarı olmak üzere 6 grupta sınıflandırılmaktadır. > GİZEM ŞAHİN, İLKAY ŞAHİN Evre 3: Fasya, kemik, tendon ve eklemlere kadar uzanmayan, ancak tüm deri katmanlarının harap olduğu ve alttaki tüm subkutan dokuların nekroze olduğu yara halidir. Evre 1: Ciltte bütünlük bozulmamıştır, kızarıklık aşamasındadır. Kızarıklık, basınç kalktıktan sonra da 30 dakikadan fazla kalır, ciltte ısrarlı renk bozukluğu vardır. 1-Bası yarası gelişme riski yüksek olan hastaların belirlenmesi. 2-Risk derecesine göre önlemlerin alınması. 3-Yüksek riskli hastaların yakından izlenmesi ve fonksiyonel durumları bozulunca yeniden değerlendirilmesi. Evre 2: Bu aşama da epidermis, dermis veya ikisini de kapsayacak şekilde kısmi cilt kaybı vardır. Evre 4: Cildin tüm katmanlarında tam kayıp vardır, dokularda şiddetli yıkım vardır, adale, kemik, tendon, ve eklem kapsülleri zarar görmüştür. Yara derin bir krater görünümündedir. BİLGİLERİMİZİ TAZELEYELİM Sınıflandırılamayan Evre: Yara yatağı kabuklu ya da eskarla kaplanmıştır. Derin Doku Hasarı: Derinin bütünlüğü bozulmamıştır, kestane rengi veya mor renktedir. Yumuşak doku basınç ve sürtünmeden dolayı hasar görmüştür. Bası Yaralarının Oluşumunu Etkileyen Risk Faktörleri İç Kaynaklı Faktörler 1. Beslenme Bozukluğu 2. Yaşlılık 3. Kan Basıncı 4. Vücut Isısı 5. Duyu Kaybı ve Hareketsizlik 6. Psikolojik Sorunlar 7. Anemi Dış Kaynaklı Faktörler 1. Basınç 2. Sürtünme 3. Makaslama 4. Tahriş 5. Nemlilik 6. Enfeksiyon 7. Ödem 8. Bası Yarasının Lokalizasyonu 9. İlaçlar Bası Yaralarının Önlenmesi İyi bir hemşirelik bakımıyla önlenebilen sağlık sorunlarının başında gelen bası yaraları, sağlık bakım sisteminde kalite göstergelerinden biri olarak ele alınmıştır. Bası yaralarının önlenmesi ve tedavisi bütüncül bakım anlayışına sahip multidisipliner ekip yaklaşımını gerektirmektedir. 15 ve 1 saat sonra alan tekrar değerlendirilmelidir. Bası hasarının bir diğer bulgusu, olası bir hiperemiyle birlikte ağırlığı taşıyan alan üzerinde bir kabarcık oluşmasıdır. Basının sıklıkla gözden kaçırılan erken bulgusu, travma varlığında ağırlığı taşıyan alan üzerinde kabuklanma oluşmasıdır. Bu bulguların tümü bozulmuş deri bütünlüğünün erken bulgularıdır, fakat alttaki dokulara olan hasar daha ilerleyici olabilir. Aşırı Nem Ve Kuruluğun Önlenmesi: Deri gaita, idrar, aşırı terleme ve yara drenajından korunmalıdır. Bu etkenler derinin pH’sını arttırdığı için kimyasal hasara ve derinin maserasyonuna yol açar. Bunun yanında deri, basınç araçlarının etkinliğini azaltan ve terlemeye neden olan plastik araçlarla temas Hiperemi ortaya çıktığı zaman, hipereminin yerleşimi, büyüklüğü ve rengi kaydedilmeli Basınç, tahriş gücü ve sürtünme veya hepsinin bir arada bulunması doku hasarına neden olan temel faktörlerdir. Basınç, tahriş gücü ve sürtünmeyi ortadan kaldırmak için yapılması gereken uygulamalar aşağıda verilmiştir. Sürtünme ve tahrişi ortadan kaldırmak için yatak çarşafı, kaldıraç gibi yardımcı araçlar kullanılmalı. Derinin koruyucu pansumanlarla sürtünmeye maruz kalması engellenmeli. Derin doku hasarına neden olduğu için masaj yapmaktan kaçınılmalı. etmemelidir. Deriyi koruyan losyonlar deri üzerinde çok uzun süre bırakıldığı zaman, bakteriler için uygun bir ortam yaratabilir ve maserasyon, maya ve diğer enfeksiyonlar gibi daha ileri deri problemlerine neden olabilir. Hastanın klinik durumu uygunsa, yatak başı 30 dereceden fazla kaldırılmamalı. Optimal Deri Hijyeni Sağlanmalıdır: Köpük destekler kullanarak topuklar basınçtan korunmalı. Hijyeni sağlamak ve dolaşımı uyarmak için deri yumuşak bir şekilde temizlenmelidir. Deri temizlenirken sabun ve sıcak su kullanmaktan kaçınılmalıdır. Sabun ve alkol içeren losyonlar kurumaya neden olur ve alkalin kalıntısı bırakır. Deri temizlenip tamamen kurutulduktan sonra, epidermisi nemli tutmak için koruyucu bir nemlendirici uygulanmalıdır. Ancak deri nemlendiriciyle çok fazla doyurulmamalıdır. Aynı zamanda kemik çıkıntıları üzerine masaj yapmaktan kaçınılmalıdır. Aşırı yara drenajı varsa, uygun pansuman materyalleri ve yara drenaj setlerinin kullanılması ile drenaj kontrol edilmelidir. Optimal Beslenmenin Sağlanması: Derinin Rutin Olarak Değerlendirilmesi: Deri sürekli olarak bası yarası gelişme riski açısından değerlendirilmelidir. Nörolojik hastalar, kronik hastalar, mental durumu bozulmuş hastalar, onkoloji hastaları ve ortopedik hastalar basınç ülseri gelişme potansiyeli artmış olan hastalardır. Basınç, Tahriş Gücü Ve Sürtünmenin Ortadan Kaldırılması: Uygun beden kitle indeksinin sürdürülmesi ve doku onarımı için yeterli protein ve kalori gereksinimlerini sağlamak amacıyla dengeli bir beslenme düzeni sağlanmalıdır. Hastanın beslenme ve hidrasyon durumu değerlendirilmelidir. Beslenme eksikliği doku bütünlüğünü riske attığı zaman diyetisyene danışılmalıdır. Özellikle immobil hastalarda basınç hasarına karşı topuklar korunmalı. Topukları kaldırmak için topuk tahtası ya da yastık kullanılmalı. Ayağın sıkı veya ağır yatak çarşafıyla sıkışması önlenmeli. Hastanın sağlık durumu uygun olduğu sürece aktivite ve hareketleri arttırılmalı. Hasarlı dokudan basıncı kurtarmak ve dolaşımı hızlandırmak için aktif rehabilitasyon ve erken ambulasyon için ise trapez ve yürüteç gibi yardımcı araçlar kullanılmalı. BİLGİLERİMİZİ TAZELEYELİM 16 Şerit tip sandalyelere oturtmaktan kaçınılmalı. Kemik çıkıntılar, daha önce hasar görmüş dokular ve basınç hasarına duyarlı olan alanların doğrudan basınca maruz kalması engellenmeli. Pozisyon değiştirme takip çizelgeleri ile riskli olan hastaların pozisyonu değiştirilmeli. Hastaya bakım verirken, doğrudan büyük torakanter üzerine pozisyon vermekten kaçınılmalı. Yatağa bağımlı hastalarda 2 saatte bir pozisyon değiştirilmeli. Felçli tarafta hasta 20 dakikadan fazla yatırılmamalı. Pozisyon Değiştirme Ve Basınç Değiştirme Aralıkları: Bası yarası gelişimi açısından riskli grupta yer alan yatağa bağımlı hastaların bakımı çok fazla önem taşımaktadır. Hastanın sistematik olarak döndürülmesi ve pozisyonunun değiştirilmesi açısından bir bakım planı geliştirilmelidir. Pozisyon değiştirme programları hastanın sağlık durumunu ve konfor düzeyini göz önünde bulundurmalıdır. Pozisyon değiştirme sıklığı derinin gözlenmesine bağlıdır ve deride renk değişimi varsa pozisyon değiştirme sıklığı arttırılmalıdır. Pozisyon değiştirme planı kullanılarak, risk altındaki bireyin pozisyonu en az iki saatte bir ya da hastanın bireysel gereksinimleri doğrultusunda belirlenen sıklıkta değiştirilmeli ve kaydedilmelidir. Sandalyeye bağımlı hastaların, her 15 dakikada bir, ağırlığını hafifçe diğer tarafa kaydırarak pozisyonlarını değiştirmeleri önerilmektedir. KAYNAKÇA 1. 2. 3. 4. 1.Sağlıkla Hemşirelik Dergisi/2014 Sayı:11 2.İ.Ü. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Sürekli Tıp Eğitimi Etkinlikleri Sempozyum Dizi No:67 ‘Yara Bakımı Ve Tedavi’ 3.Erişkin Yoğun Bakım Hastalarında Temel Sorunlar ve Hemşirelik Bakımı ‘Doç.Dr.Sevim Çelik’ /medistatekavacikhastanesi /medistateKH Youtube/MedistateKH linkedin /medistate hastanesi İnstagram.com/medistatekh Rüzgarlıbahçe Mahallesi Cumhuriyet Cad. No:24 PK:34805 Kavacık, Beykoz / İstanbul T: 0216 331 40 40 • F: 0216 413 75 15 [email protected] www.medistate.com.tr
Benzer belgeler
İndir - Sağlık Bilimleri Dergisi
Çünkü katı el sabunları kullanım sonrası
temizlenmeden yerine konulduğunda kirliliğe neden olmaktadır. Bu yüzden özellikle toplu yaşanan yerlerde sıvı sabunların
kullanımı tercih edilmelidir. Kendi...