2010 Naviga Dergisi Cambaz İpte Balık Dipte Gerek
Transkript
2010 Naviga Dergisi Cambaz İpte Balık Dipte Gerek
BALIK TURNUVASI Cambaz ipte, balık dipte gerek “Teknemi alırım, balığımı avlarım” diyenlerle, “Balığını avlarsın onlara el koyarım” diyenlerin aynı gökyüzü altında, aynı kıyıda fakat farklı makamlarda buluştukları yerde yaşananlar kimleri haklı, kimleri haksız çıkardı anlayamadım. Anladığım tek şey, teknelerini araçlarının arkasına takıp fedakarlıkla biri Midilli’den diğeri İstanbul’dan gelen ve diğer katılımcılarla mükemmel bir sportif faaliyeti paylaşanların yaşadığı, yaşattıkları zevklerdi. ‘Uluslararası Bodrum Sportif Balık Avı’ yaşlandıkça denizden gelen yaşamın anlamını daha iyi kavrayacağız. Bu yazıyı kaleme almam bana yaşamla aramdaki bağın rengini, kalınlığını ve inceliğini öğretirken denizdeki ahlaka ait sarsılmaz kararlar almama da yetti. Bir balık avı turnuvasından öğrendiklerim ve fotoğrafladıklarımla zengin hissettim kendimi. Beğeninize sunuyorum. Yazı ve fotoğraflar: Hasan Onuker “Tanrılar balık tutmakla geçirilen süreyi, insana bahşedilen süreden düşmezler.” Babil atasözü Sonbaharda… Sabahın gündoğumunu çok bekleyeceği bir yerde ‘balık esintisi’ insanı üşütüyor. Kırmızı bir mont, rengi gibi sıcak tutar mı insanı? Tutar tabii! Az sonra, düşsel bir yolculuğa çıkacağım. Bu gibi durumlarda not defterimle benim aramda mükemmel bir yakınlaşma başlar (buna iletişim de denebilir belki) ve şiir iter beni. Hafızamdaki kapısını açar. Uzanır… İter beni gitmem için… “Bir çift güvercin havalansa/Yanık yanık koksa karanfil/Değil bu anılacak şey değil/ Apansız geliyor aklıma.” Melih Cevdet Anday da sanki bir yerlerden bakıyor iskeledeki koşuşturmalara. Oysa, yorucu bir kara yolculuğundan sonra, sabahın seherinde kalkmak, üstelik ‘balıkçı’ da değilsen! Gerçekten beni birşeylerin itmesinde fayda vardı. Kapı artık arkasına kadar açıktı. “Neredeyse gün doğacaktı/Herkes gibi kalkacaktınız/Belki daha uykunuz da vardı/ Geceniz geliyor aklıma” Çoktan koltuk halatlarımızı çözmüştük (04:10). Daha ilk mil geride kalmamıştı. Yarışçı teknelerden biri yeşil bir lazerle günün ilk atraksiyonunu yaptı. Umberto Eco, Yanlış Savaş’ta (La Guerre du Faux) blucinden söz ederken ‘Üstümde varlığını sürdürüyor, ağırlığını duyuyorum’ der. Gerek nesnelerin, gerek canlıların böyle azizlikleri vardır (bu nasıl azizlikse). Varlık sürdürmek ve ağırlığını hissettirmek, işte bu, az sonra gündoğumu ile birlikte karşılaşacağımız yegane unsurdu. Sürdürülebilir varlık, ‘catch and release’ yani yakala ve bırak! Ağırlığı hissetmek ise bir jigging sonucu, iğneye takılmaktı. Azizlikten kastım buydu! Ben, bir hak diye düşündüm bunu, 22 knot havada Gökova Körfezi’nde dalgalara göğüs atan bir Arvor 25 ile tam yol giderken. Sonra, defter ıslandı, devreye dijital teybim girdi. O zaman dijital notlara geçelim 19 (on dokuz) tekne katılım belgesi vermişti. Yat yarışlarındaki gibi ‘sportif balık avı’ yapılan teknelerin isimleri de ilginçti!.. Aralarında kulağa hoş gelenler de vardı. Bunları siz de yakalayabilirsiniz: Salty Sookie, Little Mermaid, Rio Mare, Şeray, Ecine III, Alive, Tornado, Hoocie Mamma, Don Questo, Grandsan, Kıracha, Sure, Ciner, Parthenia, Sotra, Big Game, Thomas, Deep Blue, Gemibaşı. Yenilikçi, öncü ve lider deniz kültürü dergisi Naviga da sponsorlar arasında yerini almıştı. Bu tam bize göreydi. Hatta bana göre… Yaşayanın, yaşanılanın ortaya çıkarılmasının adıdır fenomenoloji! Gün doğmak üzereydi. Turnuvanın Başhakemi Dr. Serdar Günseren ile aynı teknedeydim. Yakınımızdaki teknelerle VHF 11’den irtibat kuruyorduk. Aklım hâlâ yarım kalan uykumla aynı yastıktaydı sanki. Hiç kullanmadığım bir zamanın göz kapaklarını bu balık avı turnuvası için kim açtı? Sinaritler-mi, Albacore-lar-mı? Bilmiyordum. Bir de gün boyu kahve içemeyeceğimi de bilmiyordum. Sonradan anladım bunu. Saat 05:38’di ve dakikalar önce start verilmişti. Sonrasında ‘start alan tekneler kendini bildirsin’ anonsu yapıldı. Bu arada turnuva boyunca VHF’i çalışmayan ama anonsları duyan tekneler de olacaktı. Pruvamız 125-135 derece arasındaydı. Orta sulardaydık. Turnuvanın merkez hakemide Serdar Günseren’di. Haluk Tepe ve Derya Güner ise diğer hakemler... Merkez hakem, Little Mermaid, Tornado ve Rio Mare’ye ulaşamıyordu. Diğer hakemlerden bu konuda yardım istendiğinde saat 06:33’tü. Little Mermaid telsizini açmayı unutmuştu. Onunla olan sorun kısa sürede giderildi. 06:49’da Mersincik açığındaydık. Mersincik ile Kocadağ arasında ‘sırtı’ çekenler vardı. Kocadağ ve kıyıya yakın bölgede ise ‘jigging’ yapanların olacağını tahmin ediyordum. Şimdilik kıyıya olan mesafemiz 1,2 mil kadardı. İlk balık avlandı Tüm turnuva teknelerine ilk balık avı anonsu hakem teknesinden yapıldı. İlk av, Salty Sookie teknesinde gerçekleşmişti. 10 kilo civarında bir albacore yakalanmıştı (06:50). Tornado da (Yunanistan) 10 kiloluk bir albacore yakalamıştı. Merkez hakem kısa süre sonra ilk avı gerçekleştiren Salty Sookie teknesinden koordinat vermesini istedi. Ekip meşgul olduğunu ve bu bilgiyi naviga 041 BALIK TURNUVASI daha sonra verebileceğini söyledi. Kısa süre sonra koordinat açıklandı: 36˚49’ 57’’ K–27˚ 29’ 65’’ D. Salty Sookie’nin meşguliyetinin sebebi anlaşılmıştı. Az sonra ikinci avlarını gerçekleştireceklerdi. Bu avda da koordinatlar yakındı: 36˚49’ 461’’ K–27˚ 30’ 630’’ Başhakem Serdar Günseren koordinatları alırken ‘aynı bölgeye yoğunlaşmanızı önermiyorum’ anonsunu tekrarlıyordu (07:27). Kısa sürede iki av gerçekleştiren bu ekip, üçüncüsünü yaptıkları takdirde buz kutularında yerlerinin olmayacağını hatta buz ihtiyaçlarının olduğunu bildirdiklerinde hakem teknesinden yapılan anonsla sadece buz yardımı alabileceklerini öğrendiler (07:34). Körmen mevki açıklarındaydık. Sabahın erken saati olmasına karşın kuzeyden sert hava gelmeye başlamıştı. Bizim olduğumuz yerde ise denizler sakindi (07:49). Tornado’nun ikinci albacore’u tekneye aldığı haberi saat 08:00’de geldi. Salty Sookie 08:03’te saat başı arama kuralına uyarak hakem teknesine ‘her şeyin yolunda’ olduğu anonsunu geçti. Kıracha 104 naviga ekibi bir adet Albacore yakaladığında saat 08:04’tü. Bu tekne ile starttan sonra ilk kez iletişim kurulmuştu. Hakem derhal teknenin bulunduğu koordinatı istediyse de VHF 11’den yapılan anonslar sağlıklı algılanamadı. Bu ana kadar toplam beş adet Albacore tutulmuştu. Saat 09:45’te Datça Yarımadası’nın Gökova’ya bakan kısmında Karadağ’ın dibindeydik. Kıyıda jigging yapan Deep Blue’yu gördük. Onların bu tekniğini hemen fotoğrafladım. Bu çalışma saat 04:00’dan beri yapabildiğim yegane (ilk) fotoğraf karelerini oluşturmuştu. Şimdi, Karadağ’ın dibinde sahile yaklaşık 150 metre (yüz elli) mesafede kıyıya paralel seyir halindeyiz. Pruvamız 248 derecede. Motorumuzun gücü 230 HP. Yarım yol hızla ilerliyoruz (09:47). Kıracha ekibi ikinci avlarını gerçekleştirdiğin bunun bir sinarit olduğunu öğrendim (09:49). Bulunduğumuz yerden ayrılmıyorduk. Saat 09:52’de yine Kocadağ eteklerindeydik. Nefis bir bitki örtüsü bu kıyıları kaplamış durumdaydı. Dağın oldukça dik ve kesik kesik inen bir yapısı vardı. Önümüzdeki burnun hemen arkasında 36 adet yel değirmeni devamlı dönüyordu. Temiz bir coğrafyada temiz bir enerji üretimi vardı. Bu ahenk dev pervanelerinden ses seda çıkmadan sürüyordu. Saat 10:05’te yarışmacılardan birinin avlanırken ‘paraşüt’ kullandığı haberi ulaştı. Hakeme sordular. Cevap şu oldu; “Balığı yormak için kullanıyorsa hayır. Tekneyi yavaşlatmak için kullanıyorsa serbesttir.” Muhtemelen ‘sırtı’ çekiyorlardı. Yapılan görüşme bir fikir alışverişiydi bence! Kos Adası’ndan gelerek bu turnuvaya katılan Big Game saat 11:00’de dört kiloluk bir lahoz yakaladı ve denize bıraktı. Arkasından bir kiloluk sinarit yakaladı. Onu da bıraktı. Bu süper bir davranıştı. Ülkemizde daha yeni olan ‘sportif balıkçılık’ ta ‘yakala ve bırak’ olayını başlatmak, rayına oturtmak üç senelik bir uğraş sonrasında kabul görebilmişti. Big Game Ekibi’nin yaptığı bu davranış onlara yakın pozisyonda bulunan hakem Derya Güner tarafından da videoya alınmıştı. Kısa süre sonra Big Game Ekibi’nin bu davranışı ‘merkez hakem’ tarafından tüm katılımcılara anons edildi. Yakala ve bırak Yakala ve bırak mantığı, Türkiye’de daha yeni yeni amatör balık avı camiasında konuşulur olmuştu. Buradaki temel kural, sürdürülebilir balıkçılığı sağlamak için, balık neslinin korunmasıydı. Özellikle her balığın en az bir nesil üredikten sonra avlanmasının sağlanmasıydı. Tabii bunun için tüm balık türlerinin nasıl ve hangi mevsimde ürediklerini, kaç yaşında olgunlaştıklarını bilmek gerekiyordu. Bütün bunların dışında uygun takımla avlanmak ve uygun şekilde balığın tekneye alınması da önemliydi. Kısa sürede ağzındaki iğnenin balık incitilmeden çıkartılarak denize bırakılmalıydı. Diğer unsurlardan biriyse ‘krom nikel’ iğne kullanmamaktı. Herhangi bir nedenden dolayı iğneyi çıkartmadan balık salınırsa veya kendiliğinden tekne veya elden kurtulursa ‘krom nikel’ iğnenin suda erimeyeceği gerçeğini de görmekanlamak gerekiyordu. Düşünsenize alt çenesinde kocaman bir iğne ile yaşamak zorunda olan ve her an can çekişerek ölüme yaklaşan bir sinarit. Çok derinden balığın süratle yukarı çekilmesi de yanlışlardan biriydi. Böyle bir durumda balığın yüzme kesesi şişerdi. Bu durumu bilmeyen yarışmacı(lar) balığı salsalar dahi balığın yüzemediğini göreceklerdi. Oysa bunun için özel aparatlar vardı. Bunlarla balığın yüzme kesesi söndürülür sonrasında balığa biraz da su üstünde masaj yapılır, tekrar yüzmesi sağlanır ve bırakılması gerçekleştirilirdi. Pekiyi, her türlü balık yakalandıktan sonra geri bırakılır mıydı? Evet. Amatör balıkçılık sirkülerinde belirli sınırlamalar da vardı. Avlama sınırları gibi. Onların dışına çıkılmaması esastı. Bir de o günkü balık ihtiyacı ve sınırı kadar avlanmak doğru olandı. Boyut olarak on kiloluk veya yarım kiloluk bir balık da denize bırakılabilirdi. Bu işin teknik olarak ayrıntılarında gerekli olan aletler de her an kullanıma hazır olmalıydı. Özel eldivenler, çekme tekniği, mümkünse bu iş için yapılmış özel penseler… Balığın iç organlarına takılmayıp ağzına veya ağız kenarına takılan özel iğneler de önemliydi. Yakalanıp bırakıldıktan sonra balığın iç organlarına zarar verilmemiş olması işin ahlaki boyutuydu. Bu her şeyden önce bu bir kültür ve eğitim meselesiydi. Bu tür turnuvalar işin ahlakını, önemini göstermek için bir fırsattı aslında. Bir de bu sportif faaliyetin arkasında bir sürü sektörün olduğunu anımsamakta yarar vardı. Tekne yapımcıları, onların servisleri, olta malzemesi üreticileri ve yine onları satanlar, elektronik cihazlar, turizm şirketleri… Bu açıdan ülkemiz ve kıyılarımız oldukça büyük bir potansiyele sahip. Balıkçılık ahlakında bir de çevreyi koruma şartı var. Ahlaklı balıkçı gittiği yere çöp bırakmaz, denizi kirletmez. Diğer bir kural ise balığa yaşadığı ortamda avlanırken şans tanınmasıydı. Bunu kesinlikle kurtulamayacağı iğneler, kopartamayacağı misinalarla veya hileli özel balık çekicilerle avlanmamak gerekiyor. Ülkemizdeki bu turnuva, uluslararası amatör balıkçılık federasyonu kuralları ülkemizin amatör balıkçılık sirküleri ve bölgeye has konulan kurallar ile yapılıyordu. Saat 11:29’du ve biz yeniden Mersincik önlerindeydik. Serdar Günseren ile sportif balık avı, yakala ve bırak konusu ile daha birçok şeyi konuştum. Hem teknelerin yanına gittim, hem notlar aldım. Güzel bir çalışmaydı. Öğleden sonra rüzgâr şiddetini artırdı. Dalgalar yükseldi. Daha hamleli oldu. Koca Gökova Körfezi’nin içinde turlayıp duruyorduk. 11:51’de Kıracha teknesi ve ekibini yakaladığı balıklarla fotoğrafladım. Saat 12:10’da Mersincik önündeki iki küçük adanın doğuya bakan tarafında yeniden Big Game teknesinin yakınındaydık. Bir balon balığı yakalayıp bıraktıklarını öğrendim. Buz kutularında tartıya götürecekleri tek bir balık bile yoktu. Kıyıya 400 metre mesafede yarışmaya devam ediyorlardı. Tartı işlemi, hesaplamalar ve çekilen videolar seyredildikten sonra salt ‘yakala ve bırak’ yaptıkları için Big Game ekibinin gün sonunda 48 puanları olacaktı. 15:30’da oltaların denizden toplanması anonsu ile merkez üssümüz olan Kefaluka Resort’a geri dönüş heyecanı da başlamıştı. Sırada yakalanan balıklarla birlikte tartı heyecanı vardı. Hep Kefaluka’da buluşsak İlk gün, Kefaluka Resort’un (Kefaluka; otelin bulunduğu Bodrum, Akyarlar’ın eski ismi. Anlamı; rüzgârların birleştiği, kesiştiği yer) denize uzanan T iskeleye bağlanan teknelerden buz kutuları içinde tartıya getirilen balıkları görüntülemek için bir gazeteci ordusu hazır bekliyordu. İki dakika içinde fotoğraflar çekildi. Kefaluka müşterileri de hatıra fotoğrafı çektirmek için yarıştı. Hiç balıkla hatıra fotoğrafı çektiren otel müşterisi görmemiştim. Eve dönünce Aziz Nesin’in % Kaç Aptalız kitabında (Kırmızı Yayınları 2. Baskı) tekrar gezintiye çıkacağım. Az sonra ortalık karışacaktı. Avlanan balıklara el konulacağını kısa sürede anlamıştım. Yazımın spotunda da belirttiğim gibi… Ama bu durum ne organizasyonun canını sıktı, ne sponsorların, ne yarışmacıların. Mevzuat hazretlerini tanımayan var (mıy)dı? Yoktu tabii! Ama gazeteci ordusunun tamamı bu haberi atlamıştı. Ertesi gün tutanağı okudum turnuva ofisinde. Bazı şeylerin ‘bu kadar’ yazılmasında fayda vardır inancı ile dosyanın kapağını kapatıp, üstüne en ağır vazoyu koydum. Ezilir belki diye! Nedenini bilmeden. İkinci ve sonraki gün İkinci gün başhakemle birlikte karada kaldım. Kendisi ile çok değerli çalışmalar yaptım. Fotoğraf ve röportaj bankama yatırımda bulundum. Naviga’nın zengin konuları arasında sportif balıkçılığa yer buldukça bunları sizlerle paylaşacağım. İkinci gün tutulan tüm balıklar Bodrum Sağlık Vakfı Turgutreis Özürlü Çocuklar ve Rehabilitasyon Eğitim Merkezi’ne bağışlandı ve bu bağışa yarışmacılar ve hakemlerden destek geldi. Üçüncü gün hava şartları kötüleşince denize çıkılamadı. Ödül töreni akşam 20:30’da başladığında her şey ne kadar güzel hazırlanmış onu gördüm. Sponsorlar arasında Naviga da vardı. Ben de temsilci olarak otelin genel müdürü olan sevgili dostum Fatih’le birlikte en güzel yerden sahneye bakıyordu. Marina Yacht Club’ta zevkle dinlediğimiz müzik grubu son gece de mini bir ziyafet çekti hepimize. Yunanlı dostlarımıza Haris Alexiou’dan şarkılar bile söyledi. Organizasyondan sorumlu Kefaluka Resort’un (Akyarlar) iskelesinde naviga 043 BALIK TURNUVASI Haluk Tepe’yi sevindiren olayların başında avlanan balıkların % 60’nın denize bırakması geliyordu. Bu konu bile daha emekleme aşamasında olan sportif balık avı ahlakı içinde yer alan değerli bir unsurdu. Daha sonra, geçen sene Yunanlılardan öğrendiğimiz ‘jigging’i bu sene bizim de uyguladığımız ve başarılı olduğumuzu duyduk. Turnuvanın ilk ödülü, kırmızı anoraklı Yunanlı katılımcılara verildi. Yakala ve bırak uyguladıkları için daha sonraki günlerde de iyi puan toplayan Big Game ekibi Kos Adası’na kupaları ile döndüler. Gecenin sonunda balıkçıların alkışlarının başka yerde duyduklarımdan daha farklı olduğunu yakaladım ama o alkışları bırakmadım. Hâlâ kulağımda. Sponsor olarak bizim de emeğimizin geçtiğine sevinerek odama döndüm. Sabah uzun bir kara yolculuğu beni bekliyordu. Otelin otoparkında erkenden kalkıp teknelerini römorklarına koymuş Kıracha ve buraya Midilli’den gelen Thomas adlı tekneleri gördüm. Birbirimize iyi yolculuklar diyerek Bodrum’dan ayrıldık. Hafıza kartı Thomas teknesi Midilli’den Bodrum’a teknelerini arabalarının arkasında çekerek geldi. Sürdürülebilir Balıkçılık Özel Ödülü’ne layık görüldü. Kıracha teknesi de İstanbul’dan treyler üzerinde geldi ve yarıştı. Bunlar amatör balıkçılığı yürekten katkıya ve desteğe güzel örnekler. Türü tehlike altında olan balıkların tamamı suya geri bırakıldı. Sirküler limitleri ve haricinde kesinlikle av yapılmadı. Marina Yacht Club’ın da desteği ile muhteşem bir gala gecesi yaşandı. ‘Aynı zamanda ‘Big Catch’ Marina Yacht Club Ödülü ve turnuvaya kattıkları büyük değer için Şenkar Öztüzün’ü unutmamak gerekir. Dergimiz Naviga’ya iki yıldır organizasyon komitesine ve turnuvaya verdikleri destek ve yazdıkları yazılar ile sportif balıkçılığın tanıtılmasını sağlamaları 106 naviga nedeniyle teşekkür plaketi verildi. Kazananların büyük ödülü Marintek firmasından geldi. Amatör balıkçılığa verdiği destek için biz de Marintek’i alkışlıyoruz. Kefaluka Resort Genel Müdürü Sayın Fatih Can Ekşi’ye yaptığı mükemmel ev sahipliği için teşekkür edildi. Bodrum Deniz Ticaret Odası ve Bodrum Ticaret Odası da turnuvayı destekleyenlerin arasındaydı. Bodrum’da sezonu uzatmak ve turizm geliri sağlamak amacıyla bodrum guletiyle yarışmaya müşterileriyle katılan Gemibaşı teknesine Bodrum Deniz Ticaret Özel Ödülü verildi. Toplam 20 teknede yaklaşık 100 yarışmacı ve aileleri yer aldı. Özetle amatör balıkçı etiği Amatör balıkçı diğer balıkçıların haklarına saygılıdır. Doğal kaynakların kullanımında başkalarının haklarını korur gözetir. Doğal kaynakların kullanımında etik davranışları teşvik eder. Su ortamındaki ve içindeki tüm canlılara saygı duyar, değer verir ve korur. Mevcut mevzuat çerçevesinde sadece istediği ve yeteri kadar balığı alıkoyar. Asla avlanan balıkları ziyan etmez. İhtiyacı olmayan veya avlanma limitleri dışında olan balıkları mutlak dikkatli bir şekilde geri salar. Asla avlandığı bölgeyi ve suyu kirletmez, ardında kullandığı balıkçılık malzemeleri de dahil atık bırakmaz. Amatör olta balıkçılık ve amatör denizcilik kurallarını bilir ve uygular. Başkalarının da uymasını ve öğrenmesine yardımcı olur. Sürekli yeni bilgi ve becerisini geliştirmek için araştırır. Bilgisini diğer amatör balıkçılarla paylaşır. Amatör ve sportif balıkçılığın gelişmesi için destek ve katkıda bulunur. Big Catch Marina Yacht Club Ödülü ve Turnuva Birincisi 1. Tekne Adı: Salty Sookie Tekne Sahibi: Can Erbayav Tekne Boyu: 6.20 metre Motor Gücü: 150 HP Yarışmacılar: Can Erbayav, Tayfun Meriç, Anıl Çiftçi, Yakala ve Bırak Ödülü Tekne Adı: Big Game Tekne Sahibi: Tyrikos Georgio Tekne Boyu: 5,10 metre Motor Gücü: 90 HP Yarışmacılar: Tyrikos Georgio, Giorgaras Maloniz, Tyrikos Giorgos Sürdürülebilir Amatör Balıkçılık Özel Ödülü Tekne Adı: Thomas Tekne Sahibi: Mirogiannis Efstratios Tekne Boyu: 5,40 metre Motor Gücü: 80 HP Yarışmacılar: Mirogiannis Efstratios, Thomas Thomas, Katrakazas Haralambos, Logios Efstratios Şakir Tüfekçi Turnuva Özel Ödülü Tekne Adı: Hoocie Mamma Tekne Sahibi: Necmettin Yay Tekne Boyu: 10,00 metre Motor Gücü: 630 HP Yarışmacılar: Necmettin YAY, Hüseyin Aslan, Osman Aydın, Mehmet Aydın, Ahmet Okkerman Bayan Katılımcı Ödülü Pierrette Sarıkey (Fransa) Tekne Adı: Ecine III Tekne Sahibi: Enis Sarıkey Tekne Boyu: 16 metre Motor Gücü: 2X557 HP En Küçük Katılımcı Ödülü Robin Mazon (Türkiye) Tekne Adı: Little Mermaid Deniz Ticaret Odası Özel Ödülü Tekne Adı: Gemibaşı
Benzer belgeler
Bodrum Sportif Balıkçılık Turnuvası 2015 Yılı Turnuva Kuralları
yarışmaya müşterileriyle katılan Gemibaşı
teknesine Bodrum Deniz Ticaret Özel Ödülü
verildi.
Toplam 20 teknede yaklaşık 100
yarışmacı ve aileleri yer aldı.
Özetle amatör balıkçı etiği
Amatör balıkç...
Naviga 2015 Yazısı İçin Tıklayınız
müdürü olan sevgili dostum Fatih’le birlikte
en güzel yerden sahneye bakıyordu. Marina
Yacht Club’ta zevkle dinlediğimiz müzik grubu
son gece de mini bir ziyafet çekti hepimize.
Yunanlı dostlarımız...