FIFA - Bilişim ve Yaşam Dergisi
Transkript
FIFA - Bilişim ve Yaşam Dergisi
bookmarkeditorial Bitter Medya Ltd. Şti. Adına İmtiyaz Sahibi ve Genel Yayın Yönetmeni Levent ÇELİKAY Yayın Koordinatörü (Sorumlu Yazı İşleri Müdürü) Fırat TUR Haber Müdürü Damla İPLİKCİOĞLU Editör Sema AKBAŞ Grafik Tasarım Erkan EŞME/Nilay GÜNAY Haber Merkezi Özgür ÖZCAN/Hüseyin DURMUŞ Dış Haberler Ferhat YÜKSEL İdari Koordinatör Murat POLAT Reklam Koordinatörü Demet ÖZGÜMÜŞ Reklam Müdürü Melis EROL Reklam Temsilcileri Deniz TAPKIN/Ece GÜROL/Begüm ÇETİNTARAKCI Mali İşler Koordinatörü Lale SELVİ Hukuk Danışmanları Av. Özgür ERALP Av. Özge EVCİ ERALP Sektör Danışmanları Nezih KULEYİN Fatma GÜRER Satı KELKİT Bookmark Dergisi’nin imtiyaz ve yayın hakkı Bitter Medya Ltd. Şti.’ne aittir. Yazı ve fotoğrafların tüm hakları Bookmark Dergisi’ne, yayımlanan ilanların sorumluluğu ilan sahiplerine, köşe yazılarının sorumluluğu ise yazarlarına aittir. Bilişim Dünyası Hız Kesmiyor S ıcak yaz günlerinde dahi dur durak bilmeyen bilişim dünyası, yine renkli ve dop doplu gündemiyle teknoloji severlerin ilgisini çekmeyi sürdürüyor. Yeni ürünler piyasaya sürülürken, firmalar arasındaki ‘daha iyi’ olma yarışı, sektörde de canlanmayı arttırıyor. Yaz dönemi olmasına karşın hız kesmeyen teknoloji seminerleri ise BT temsilcilerini ve üst düzey yöneticileri bir araya getirmeye devam ediyor. İki ayda bir yayınlanan dergimizin Temmuz/Ağustos sayısında sizler için çok özel röportajlar ve haberler hazırladık. Gündemi takip eden ve özel haberlerin yer aldığını ikinci sayımızı keyifle okumanız dileğiyle... Bilişim ve yaşam dergisi Bookmark’ın basın sponsorluğunda gerçekleştirilen ve Semor Seminer, Organizasyon, Danışmanlık ve Turizm A.Ş.’nin organize ettiği Dijital Araştırmalar Semineri, bilişim hukukçularını ve BT yöneticilerini Rixos Grant Ankara Otel’de biraraya getirdi. Bilişim suçlarıyla nasıl mücadele edileceğinin tartışıldığı seminerde, bilişim suçlarına karşı etkin yöntemler, yapılması gereken yasal düzenlemeler, masaya yatırıldı. İnternetten tatil paketi satın alanların nelere dikkat etmesi gerektiği, yasal haklarının ne olduğu dair konuyla ilgili merak edilen tüm soruların cevaplarını Avukat Özgür Eralp’in yazısında bulabilirsiniz. Yönetim Yeri Turan Emeksiz Sokak Kent Sitesi No:5 A Blok Daire:3 Gaziosmanpaşa/ANKARA Tel: 0312 465 05 23 Faks: 0312 465 05 24 www.bookmark.com.tr [email protected] Baskı AJANS-TÜRK Basın ve Basım A.Ş. İstanbul Yolu 7. Km. Necdet EVLİYAGİL Caddesi No:24 ANKARA Tel: 0312 278 08 24 Basım Tarihi 01.09.2014 Yayının Türü Yaygın Süreli Bu dergi, basın meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. Türkiye’nin ilk kriminal üniversitesinin kurulması için çalışmalar yapan Ankara Üniversitesi Adli Bilimler Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Hamit Hancı ile Türkiye’nin siber savaşla mücadelede başarılı olabilmesinin yollarını sizler konuştuk. Son yıllarda sosyal medya sitelerinin yaygın olarak kullanılması ve etkili bir iletişim aracı olması, sosyal medya butikleri adı altında yeni bir pazar oluşturdu. Bu sayımızda biz de en çok kullanılan sosyal medya ağı Instagram’da satış yapan butikleri araştırdık. Geleceğin teknolojilerini araştıran ve yazılımlar geliştiren Global Future Designs &Solutions A.Ş.’nin CEO’su Mert Oğuzata, son dönemde merak edilen yeni teknolojileri anlattı. Brezilya’nın evsahipliğinde gerçekleşen FIFA 2014 Dünya Kupası, dijital ortamda da yankı uyandırdı. Kupa heyecanı boyunca paylaşılan video, görsel, ileti, beğeni ve yorumların sayılarını sayfalarımıza taşıdık. Sema Akbaş 2 King Corner Suit DEĞİŞEN YENİ YÜZÜMÜZÜ GÖRMELİSİNİZ! WOW Istanbul Hotels & Convention Center kusursuz hizmet anlayışıyla sizler için yenilendi. facebook.com/wowistanbul facebook.com/wowistanbul twitter.com/Wow_Istanbul twitter.com/Wow_Istanbul bookmarkindex 10 Bilişim hukukçuları ve BT yöneticileri Dijital Araştırmalar Semineri’nde biraraya geldi. 22 İnternetten tatil paketi satın alanların nelere dikkat etmesi gerektiğini Avukat Özgür Eralp yazdı. 28 GFDS CEO’su Mert Oğuzata ile geleceğin teknolojileri üzerine söyleşi. 34 En çok kullanılan sosyal ağlardan biri olan Instagram’da satış yapan butikler... 44 Prof. Dr. Hamit Hancı ile Türkiye’de kurulması planlanan kriminal üniversitesi üzerine hoş bir sohbet. 68 Evsahipliğini Brezilya’nın yaptığı ve milyonların takip ettiği Dünya Kupası’nın dijital ortamdaki yankıları... 4 bookmarknostalgia FIFA Serisinin Evrimi İlk çıktığından beri büyük kitleler tarafından oynanan, ciddi rekabetlere yol açan, başında onlarca saat geçirilen bir seri oldu FIFA. FIFA’nın bu serüveni, 1994 yılı ile başladı. 2000'li yılların başında oyun, biraz krize girdi ve Pro Evolution Soccer karşısında oldukça prestij kaybetti. Ancak özellikle konsollar için çıkan FIFA 09’dan itibaren FIFA serisi prestijini tekrar artırdı ve şu an ‘FIFA'nın yeni serisi nasıl olacak?' sorusu yirminci senesinde de önemini koruyor. Hazırlayan: Uğurcan EVCİ 6 7 FIFA 94 Orijinal adıyla FIFA International Soccer. Efsane serimizin ilk oyunu 15 Temmuz 1993 piyasaya sürüldü. Bu oyun, 16 bit grafiklerden oluşmaktaydı, dolayısıyla animasyonlar, oyuncular ve saha çok da düzgün bir şekilde tasarlanamamıştı. Hatta oyunda 'lag' adı verilen gecikmeler bile vardı. Ancak oyun, bunlara rağmen oyun endüstrisini değiştirmeyi başardı ve 6 ay boyunca Birleşik Krallık’da birinci sıradaki yerini korudu. FIFA 95 FIFA 95, serinin ikinci oyunu olarak görüntülere çok bir şey katmamış olsa da kulüp takımlarının ilk olarak oynanabilir hale geldiği seri oldu. 8 farklı ligden kulüp takımını bulunduran FIFA 95, oyunların çıktıkları sezonun yılıyla anılması geleneğini de başlatan seri olmasıyla akıllarda kaldı. FIFA 96 FIFA 96 ise seride önemli bir yenilikle birlikte geldi. FIFA serisi artık üç boyutluydu. Kapağında Türkiye’de de bir zaman oynamış Frank de Boer’un bulunduğu oyun, FIFA serisinin önemli sıçrama noktalarından birisiydi. Üç boyut yeniliğinin yanında, FIFA serisi artık gerçek takım ve oyuncu isimlerini kullanmaya başladı. Pro Evolution Soccer serisinin bu konuda hala sıkıntı çektiğini düşünürsek önemli bir yenilik olmalı. Bu yenilik transfer, takımlarda değişiklik yapma gibi özelliklerle birlikte gelmişti. FIFA 97 FIFA 97 de serinin görsel olarak büyük atılım yapan oyunlarındandı. Bunun yanında ayrıca seride 32 bit yapay zeka kullanılan ilk oyundu. Başka bir yenilikse seride ilk defa kullanılan maç anlatıcısıydı. İlk defa sesli olarak maçlar anlatılıyordu. Ancak oyun o kadar çok bug (hata) içeriyordu ki, oynanabilirlik açısından büyük ölçüde sınıfta kalmıştı. FIFA 98 Road to World Cup 98 Dünya Kupası zamanında çıkan bu oyun, 172 lisanslı ulusal takımı içeriyordu. Gerek görsel, gerekse oynanabilirlik olarak oldukça geliştirilmiş bu oyun, FIFA serisinde büyük bir patlama yarattı. Bunun yanında oyun pek çoğumuzun duyduğunda eşlik ettiği 'Song 2' adlı şarkıyı da içermekteydi. Belki de bu oyunun başarısı Türkiye’deki bir neslin efsanesi olmuş FIFA 99’un adım sesleriydi. FIFA 99 Belki de FIFA serisinin gelmiş geçmiş en efsane oyu8 nu. Herkesin Fat Boy Slim-The Rockafeller Skank şarkısını bilmesinin ve bu şarkıyı duyduğunda hüzünlü anlar yaşamasının en önemli faktörlerinden bir tanesi. Kapağında da ayrı bir efsane olan Denis Bergkamp’ı bulunduran efsane oyun. FIFA 99, bu sefer hem ulusal takımları hem kulüp takımlarını içeriyordu ve oyuncuların kendi takımlarını, turnuvalarını yaratmalarına izin veriyordu. Bunun yanında oyunda, Türkiye’den Ali Sami Yen Stadyumu da oynanabilir bir şekilde bulunmaktaydı. FIFA 2000 Uzaylıların sahaya indiği FIFA oyunu olarak da bilinen, 99 serisinden sonra o kadar da efsane olamamış milenyum oyunudur. Çizgi film grafik motoru ile FIFA 99 sonrası yeterli etkiyi yaratamayan bir oyun olarak hafızalarda yerini aldı. FIFA 2000’in en önemli özelliklerinden biri de Türkiye Ligi’nin tüm takımlarıyla oynanabilir olmasıydı. FIFA 2001 FIFA serisinin 2000'li yılların başındaki çöküşünün iyice belli olmaya başladığı oyundu belki de FIFA 2001. Yeni gelen oyun motoru oynanabilirliği kötü yönde etkilemiş ve oyundan alınan zevk büyük ölçüde azalmıştı. Bu seriden sonrada Fifa serisi gitgide daha da kötüleşmeye devam etti. FIFA 2002 FIFA 2001’deki yeni oyun motorunun artık daha da fazla kullanılmaya başlandığı ve dolayısıy- la oynanışın da daha da kötüye gittiği oyundu FIFA 2002. Oyunseverlerde pek de bir iz bırakmadı. FIFA 2003-2007 Bu 5 oyunu tek bir başlık altında toplayabiliriz. Çünkü FIFA serisi 5 sene boyunca birbirine benzer, oynanabilirlik konusunda hantal; ancak şekil ve biçim olarak ilerlemeye çalışan, dolayısıyla Pro Evolution Soccer serisi karşısında oldukça kan kaybeden bir yapıya bürünmüştü. Bu yılları FIFA serisinin karanlık yılları olarak da adlandırabiliriz. FIFA 08 FIFA serisinin başladığı köklü değişikliklerin ilk oyunudur. Bir önceki yıldan itibaren adının başındaki “20”yi atan FIFA serisi, 08’den itibaren konsollarda önemli oynanabilirlik değişikliklerine giderek, oyun motorunu baştan aşağı değiştirdiği yıl oldu. Bunun yanında bilgisayarlarda FIFA serisi hala eski motorla devam etmeyi sürdürken, Be a Pro modu ile artık kullanıcılar, 90 dakika boyunca tek bir oyuncuyu yönetebiliyordu. FIFA 09 Belki de sonu “9” ile biten FIFA oyunlarının kaderi efsane olmak. FIFA 09 da uzun süren bir suskunluk sonrası serisinin tam anlamıyla geri dönüş yapıp, oyun dünyasına damga vurduğu yıl oldu. Yapılan bir röportajda serinin yapımcıları oyunda 250'den fazla yenilik yapıldığını belirtmiş ve bu yeniliklerin büyük bölümü oynanabilirlik üzerine olduğunu söylemişlerdi. Bunun yanında Adidas Live Season ile oyuncuların gerçek hayatlarındaki performanslarının oyunda da aynı şekilde olması sağlanmıştı. FIFA 11 FIFA 11, yılın spor oyunu ödülünü iki milyondan fazla oy ile kazanmıştı. Üstüne eklemeler yapılarak, piyasaya sürülen FIFA 11, kötüye gitmiş olan ününü iyiden iyiye toplayarak yoluna devam etmeyi sürdürdü. FIFA 12 FIFA 12 serisinde ise devrin niteliğinde değişikliklere imza atıldı. Yapay zekada yapılan geliştirmelerin yanında oyun artık “impact engine”, “tactical defending” gibi oynanabilirliği zorlaştırmasıyla birlikte çok daha gerçekçi hale getiren yeni motorlarla birleştirilmişti. FIFA 13 Görsellik yönünde son yıllarda pek gelişme göstermeyen FIFA serisi, bu oyunuyla da görsellikten çok oynanabilirliğe önem verip, ilk dokunuş kontrollerini çok daha gerçekçi bir hale getirilmişti. FIFA 13, mayıs 2013 itibariyle toplam 14.5 milyonluk satış rakamına ulaşmıştı. Oyun, EA’nın açıklamasına göre gelmiş geçmiş en çok satan spor oyunu unvanını ele geçirmişti. FIFA 14 FIFA 14 ile birlikte seri, yeni nesile de geçiş yapmıştı. PS4 ve Xbox One için de piyasaya sürülen oyun, oynanabilirlik geliştirmelerinin yanında uzun süredir pek ilerleme kaydetmeyen görselleri yeni konsollarla birlikte oldukça ilerletmişti. Yeni nesille birlikte stadyumlar, taraftarlar ve futbolcular daha gerçekçi bir görünüme kavuştu. FIFA 10 “Let’s FIFA 10” (Hadi FIFA 10 oynayalım) sloganıyla piyasaya sürülen seride, oynanabilirlik daha da geliştirilmiş ve 360 derece kontrol sistemi getirilmişti. Bu değişiklik, dijital yön tuşlarıyla oynamaya alışkın Türk oyuncusunun biraz zamanını almış olsa da uzun vadede çok daha gerçekçi ve eğlenceli bir oynanış sunuyordu. Oyun artık efsane olmayı başarmış bir oyun motorunun üstüne eklemeye başlamış ve FIFA 10 ile bunun meyvelerini toplamaya başlamıştı. FIFA 10, 10 milyonun üzerinde satarak o yıllarda en karlı spor oyunu haline gelmişti. 9 bookmarkevent Dijital Araştırmalar Semineri En Fazla Bilişim Suçunu Eski Sevgililer İşliyor Türkiye'de bilişim suçları konusundaki eksikliklerin masaya yatırıldığı Dijital Araştırmalar Semineri, hukukçuları ve BT yöneticilerini bir araya getirdi. Etkinlikte bilişim hukuku alanında eksiklikler olduğunu vurgulayan Yargıtay 8. Ceza Dairesi Başkanı Sedat Bakıcı, Türkiye'de en fazla bilişim suçunu eski sevgililerin işlediğini, ikinci sırada ise işinden kovulanların eski iş yerlerine yaptığı siber saldırıların yer aldığına dikkat çekti. HABER:Sema AKBAŞ B ilişim ve yaşam dergisi Bookmark'ın basın sponsorluğunda gerçekleştirilen ve Semor Seminer, Organizasyon, Danışmanlık ve Turizm A.Ş.'nin organize ettiği Dijital Araştırmalar Semineri, bilişim hukukçularını ve BT yöneticilerini Rixos Grand Ankara Otel'de bir araya getirdi. Bilişim suçlarıyla nasıl mücadele edileceğinin tartışıldığı seminerde, bilişim suçlarına karşı etkin yöntemler, yapılması gereken yasal düzenlemeler, çözüm önerileri ile bu konuda farkındalığın nasıl artırılması gerektiği masaya yatırıldı. Etkinliğin açılış konuşmasını yapan Semor Genel Müdürü Nezih Kuleyin, “Etkinliklerde önemli olan sürekliliği sağlamak, bu etkinliğin de sektörümüzde süreklilik kazanmasını istiyoruz” dedi. Sedat Bakıcı HABER: Sema AKBAŞ FOTOĞRAFLAR: Hüseyin DURMUŞ 10 Eralp Danışmanlık, Organizasyon İçerik Koordinatörü Avukat Özgür Eralp de özellikle hukuk ve bilişim kaynaşmasında sorun olduğunun altını çizerek, seminerde çok iyi bir içerik oluşturmaya gayret ettiklerini dile getirdi. Konuşmacılar arasında yer alan Yargıtay 8. Ceza Dairesi Başkanı Sedat Bakıcı da Türkiye'de en fazla bilişim suçunu eski sevgililerin işlediğini, ikinci sırada ise işinden kovulan kişilerin eski iş yerlerine yaptığı siber saldıların yer aldığına dikkat çekti. BİLİŞİM SUÇLARI ZOR TESPİT EDİLİYOR Yargıtay 8. Ceza Dairesi Başkanı Sedat Bakıcı, “İnternet her şeydir; bu yüzden olumlu kullanılması gerekir” yorumunu yaparak, “Bilişim suçları zor tespit ediliyor; küresel anlamda da büyük zararlara sebep oluyor. Bu nedenle ülkeler birlikte çalışmalı. Türkiye'de en fazla bilişim suçunu ise eski sevgililer işliyor. Eski nişanlısının şifresini biliyor. Sayfasına girip manzaralı fotoğraf koyuyor. Sayfaya 'her türlü ilişkiye açığım' yazıyor. Bir de telefon numarası koyunca, mağdur 24 saat rahatsız ediliyor. Bu kişiler şifreyi de değiştirdiği için mağdur, hesabına girip bunları silemiyor. O ifadeler, sayfasında günlerce kalıyor. En fazla işlenen ikinci bilişim suçu ise işine son verilen kişilerin eski işyerine yaptığı saldırılar olarak karşımıza çıkıyor” dedi. “BİLGİSAYARLAR ANTİ MANYETİK TORBADA TAŞINMALI” Bilişim alanında delil toplamada da hatalar yapıldığına dikkat çeken Bakıcı, "Delil toplarken el konulacak bilgisayarı fişten çekmek en büyük hata. Çalışan bilgisayarı kapatmak bir diğer vahim hata. Operasyon haberlerinde görülüyor, el konulan bilgisayarlar çuvalla taşınıyor. Anti manyetik torbada taşınmalı" diyerek bilişim suçlarına bakan emniyet güçlerini uyardı. Siber Suç Sözleşmesi'nin onaylandığını da hatırlatan Bakıcı, sözleşmede olup da mevzuatta bulunmayan suçlar olduğuna, bu suçlara yaptırım uygulayacak yasanın olmadığına dikkat çekerek, mevzuatta bir an önce değişilikler yapılması gerektiğinin önemini vurguladı. “BULUTLARA ÇIKMAYAN KALMASIN” Seminerin diğer bir konuşmacısı olan Microsoft Türkiye Kamu ve Kurumsal İlişkiler Müdürü Ahmet Atay, artık bulutlara çıkmayan kurum ve kuruluş kalmayacağını belirterek, interneti herkes için daha güvenli 11 Dale Waterman Ahmet Atay bir hale getirmek amacıyla Microsoft Siber Suçlarla Mücadele Merkezi kurduklarını kaydetti. Atay, siber güvenlikle adli bilişimin en önem verdikleri konuların arasında yer aldığını söyledi. Microsoft Dijital Suçlar Birimi yetkilisi Dale Waterman da seminere 'Daha Güvenli Bir Dijital Dünya Yaratmak İçin Kamu-Özel Ortaklığı' adlı sunumuyla katıldı. Adalet Bakanlığı Avrupa Birliği Genel Müdürlüğü Genel Müdür Yardımcısı Hakim Cengiz Tanrıkulu da ‘Bilişim Sistemlerinde Cengiz Tanrıkulu 25 yıl İlk bilgisayar virüsü ile 25 yıl önce karşılaşıldı Arama ve Elkoyma’ başlıklı sunumunu gerçekleştirdi. Tanrıkulu, 2 Mayıs 2014 tarihinde Türkiye’nin ‘Siber Suç Sözleşmesi’ni imzaladığını da hatırlatarak, konuyla ilgili bilgi verdi. RİSKLERİNİZE GÖRE ÖNLEM ALIN Symturk Kurucusu ve Genel Müdürü Burak Dayıoğlu da seminere 'Siber Olaylara Müdahale Ekipleri İçin Tekno12 Mehmet Karnak Sertan Selçuk Nezih Kuleyin loji' adlı sunumuyla katıldı. Günümüzde siber olaylarda çok ciddi bir artış yaşandığını vurgulayan Dayıoğlu, kurumların bu saldırılara karşı nasıl mücadele etmesi gerektiği konusunda ayrıntılı bir sunum yaptı. İstatistiklere göre her üç güvenlik ihlalinden ikisinin savcı ya da polis gibi farklı kişilerin fark etmesiyle ortaya çıktığına dikkat çeken Dayıoğlu, “Malesef ki, kendi altyapılarımızla saldırıları keşfedemiyoruz. Kurumunuzu ilgilendiren bir siber saldırı olduğu zaman bundan haberdar olmanız istatistiklere göre 223 gün sürüyor. Servet Yetim Bizim bu konuda daha hızlı davranmaya ihtiyacımız var. Bir sızma oldu, bunun tespit ettiniz, olaya savcıyı dahil ettiniz, hangi sistemler etkilendi onu buldunuz. Bu saldırının verdiği zararları düzeltmek 4 ay sürüyor. Şunu da bilmemiz gerekiyor ki, ne yaparsak yapalım sızma kaçınılmaz olacaktır. Bir gün mutlaka güvenlik ihlaliyle karşı karşıya kalacağız. Bunun için kurumunuzun altyapısını güçlendirmeniz ve risklerinizi bilip ona göre önlemler almanız gerekiyor” diye konuştu. Burak Dayıoğlu 13 Serdar Zeybek Evren Bilğiç SİBER SAVAŞLAR DÜNYAYI ETKİLİYOR 'Siber Suçlar ve Uluslararası Yetki' adlı sunumuyla seminerde söz alan Yargıtay Genel Sekreter Yardımcısı Dr. Servet Yetim ise sınıflandırılamayan siber suçların ülkemizdeki mevcut yasal düzenlemeleri, siber suçlarla nasıl mücadele edilebileceği ve neler yapılması gerektiği konusunda bilgi verdi. Dünyada olduğu gibi Türkiye'de de siber savaşların hayatımıza yön verdiğini söyleyen Yetim, “Siber savaşlar, hiç kimsenin fark edemediği ancak özellikle büyük devletler arasında devam eden bir mücadele şeklinde bütün dünyayı etkiliyor. Ne yazık ki, bu savaşın etkilerini ortadan kaldırmak için uluslararası bir tedbir alınmış değil” diyerek günümüzde siber savaşların ülkeleri nasıl etkilediğini katılımcılarla paylaştı. Kaspersky Lab Türkiye Genel Müdürü Sertan Selçuk ve Kaspersky Lap Türkiye Kurumsal Satış Müdürü Mehmet Karnak da birer sunumla seminere katıldı. SALDIRILAR ÇOK GELİŞTİ 4S Bilgi Teknolojileri Güvenlik Grup Yöneticisi Evren Bilgiç ve 4S Bilgi Teknolojileri Yazılım Teknolojileri Grup Yöneticisi Serdar Zeybek ise siber saldırıların geçmişten bugüne olan gelişimleri ve akıllı cihazların hayatımıza getirdiği tehlikeleri dile getirdi. Evren Bilgiç, ilk bilgisayar virüsünün duyulmasından bu güne 25 yıl geçtiğini hatırlatarak, bu süre içinde siber tehditlerin inanılmaz bir şekilde geliştiğini, sosyal medya kullanımının çoğalmasıyla birlikte saldırıların sayısının da her geçen arttığını vurguladı. 14 AKILLI CİHAZLARLA GELEN TEHLİKELER Hayatımızın her anında yanımızdan ayırmadığımız akıllı cihazlarla birlikte gelen tehlikeleri anlatan Serdar Zeybek, şunları söyledi: “Akıllı arabalarda bluetooth ve 3G erişimi gibi birçok teknoloji kullanılıyor. Bir kişi, kullanığınız bluetooth ya da GPS üzerinden arabanızın kontrolünü eline geçirirse, hız göstergenizi, sinyallerinizi kontrol edebilir ya da çok daha ciddi zararlar verebilir. Artık arabalar için adli bilişimden bahsetmeye başlayacağız. Özellikle navigasyon cihazlarının radyo frekansı yoluyla aldığı trafik bilgileri var. Türkiye'de satılan navigasyon cihazları bu tür teknolojileri kullanmanıza olanak sağlıyor. Bir devlet büyüğü konvoyunu düşünün. Bu konvoy, bu teknolojilerle çalışan navigasyon cihazlarından bilgi alıyor. Bu navigasyon cihazına FM bandından verilen bilgiyi değiştirdiğinizi düşünün. Yanlış bilgi yükleyerek, konvoyu trafiği yoğun olan bir bölgeye yönlendirebilirsiniz. Bu tip durumlar pek fazla akla gelmese de çok tehlikeli durumlar oluşturabilir. Artık teknoloji, bizim üzerimizde taşıdığımız bir cihazdan başka bir teknolojiyi takip etmeye gidiyor. Bunların incelemesinin yapılması bambaşka yeni teknikler ve çözümler bulunmasını gerektiriyor.” SUÇLULAR İYİ BİRER AR-GE'Cİ OLDU Ankara Kriminal Polis Laboratuvarı Adli Bilişim Uzmanı Yunus Balı da sunumunda dijital deliller ve bunların incelenmesi konusunda bilgi verdi. Adli Bilişim laboratuvarının nasıl bir yer olduğunu ve ne gibi işlemler yapıldığına değinen Balı, “Laboratuvarlarımıza, veriyi dijital olarak tutan ve suçun aydın- Nezih Kuleyin Yunus Balı Bookmark’ın basın sponsorluğunda gerçekleştirilen Dijital Araştırmalar Semineri’ne BT yöneticilerinin yanı sıra adli bilişimciler de ilgi gösterdi. Oğuzhan Orak latılmasında kullanılan her şey gelir. En çok bilgisayalar, cep telefonları, hafıza kartları, kimi zaman farklı düzenekler incelenmek üzere bize getiriliyor. Çünkü günümüzün suçluları artık iyi birer Ar-Ge'ci oldu. Hatta bizden daha ilerdeler. Çünkü kendi yaptıkları ve fabrikasyon üretimi olmayan birçok farklı cihaz üretebiliyorlar. 2000'li yıllarda adli bilişim laboratuarlarımız harddisklerin inceleneceği yerler olarak düşünülüyordu, ama artık geldiğimiz noktada daha çok mobil cihazlar ve akıllı telefonlar yoğun- luklu olarak inceleniyor. Suçla mücadele eden tüm birimlerin, artık bu trendi mutlaka gözetmesi gerekecek” dedi. Ankara Kriminal Polis Laboratuvarı Bilişim ve Adli Görüntü İncelemeleri Uzmanı Oğuzhan Orak da adli görüntü incelemenin ne olduğunu ve bunların nasıl ispatlanması gerektiği konusunda bilgi verdi. Orak, sunumunda adli görüntü incelemenin akademik yöntemlere bağlı kalmak koşuluyla sonuçlara nasıl ulaşıldığını örnekler vererek katılımcılarla paylaştı. Etkinlik sonunda ise iPad çekilişi yapıldı. Katılımcılar arasında gerçekleştirilen çekilişte kazananlara iPad’leri teslim edildi. 15 bookmarkinterview Elektronik Para Devri Başlıyor Günümüz teknolojisinde giderek önemi ve hacmi artan nakit dışı ödeme sistemleri devri Türkiye’de de başladı. Elektronik Para, dünya genelinde yükselen bir trend ve ödeme araçları içerisinde en yeni olanı. Tüm dünyada metal ve banknot para kullanımı giderek azalıyor. Bizde bu yeni trend ile ilgili Türkiye’nin ilk elektronik para şirketi olan Turk Elektronik Para ve Ödeme Sistemleri A. Ş.’nin Genel Müdürü Betül Özer’e elektronik paranın avantajlarını ve konuyla ilgili merak edilenleri sorduk. Türkiye’nin ilk elektronik para şirketi kuruldu. Bize genel olaBetül Özer rak sektör ve işleyişler ile ilgili bilgi verir misiniz? Günümüz teknolojisinde giderek önemi ve hacmi artan nakit dışı ödeme sistemleri 6493 sayılı kanun ve BDDK’nın yayınladığı alt mevzuatlar ile hukuksal ve uluslararası standartlar boyutunda bir sistematiğe oturtulmuş oluyor. İlgili mevzuat gereği 27 Haziran 2015 tarihinde son bulacak olan uyum sürecinin gerekliliklerini yerine getiriyoruz. Bu kapsamda da Türkiye’nin ilk elektronik para şirketi olan Turk Elektronik Para ve Ödeme Sistemleri A.Ş.’yi 05/08/2014 tarihinde kurduk. 27 Haziran 2015’de son bulacak uyum süreci dahilinde lisans başvurusu hazırlık çalışmalarımız halen devam ediyor. Elektronik paraya ilişkin çalışmalarınız grup şirketiniz üzerinden yürütülüyordu sanırım... Evet.Turk A.Ş.’nin yüzde 100 sermayedarı Turuncu Holding A.Ş. olarak mevcut yapımızda bakanlıklar ve üst meslek kuruluşları ile çalışan ön ödemeli kartlı sistem elektronik para kuruluşuyuz. Ön ödemeli kartlı sistemler kullanımı ülkemizde giderek yaygınlaşıyor. Bizim kart adet büyüklüğümüz şu an için yaklaşık olarak 500 bin adet seviyelerinde. Lisans almamızın ardından tüm kartlı sistem elektronik para projelerimiz Turk A.Ş. üzerinden yürütülecek ve kart adetlerimiz yeni projelerle yaygınlaşacak. Ön ödemeli kartlarınızın kullanımı hakkında bilgi verir misiniz? Tarafımızdan arz edilen kartlar, kullanıcıya ait kimlik bilgisini ve parasal değer taşıyabilme imkanını veren çipli akıllı kartlardır. Bu kartlara para yükleme işlemi EFT, havale veya ATM, Web Sitesi ve mobil cihazlar aracılığı ile yapılabilmektedir. Daha sonra kullanıcılarımız karta yükledikleri parayı kartın geçerli olduğu üye iş yerlerinde değişik oranlardaki avantaj ve indirimlerle kullanabilmektedir. 16 Yeni kurulan elektronik para şirketinizle ilgili nasıl planlarınız var? Şirketimizin kurumsal yönetimi olarak ana hedefimiz, işimizi, belirlenen kanun ve mevzuatlara uygun olarak yapmak ve sektörün öncü firmalarından biri haline gelmek. Ana sermayedar şirketimiz olan Turuncu Holding’in kurucuları Emin Can Yılmaz ve Serhan Yılmaz eğitimci bir ailenin çocukları.Yani herhangi bir variyetin devamı niteliğindeki ikincikuşak temsilcileri değil, tüm yapının sıfırdan kurulmasını sağlayıp, gece gündüz çalışarak, bugünlere adım adım gelmesini sağlayan gencecik insanlar. Yeni şirketimiz hepimizin göz bebeği. Hiçbir şekilde isminin kötü anılmasını sağlayacak bir durumun olmasına izin vermeyiz. Her hizmetimiz bu ana fikre uygun olarak yönetilecektir. Son olarak sektörün genel yapısı ile ilgili neler söylersiniz? Bilişim sektöründeki olağanüstü gelişmeler her şeyi etkilediği gibi para üzerinde de etkisini göstererek elektronik paranın ortaya çıkmasını sağladı. Elektronik para, dünya genelinde yükselen bir trend ve ödeme araçları içerisinde en yeni olanı. Tüm dünyada metal ve banknot para kullanımı giderek azalıyor. Kart kullanımının sağladığı kolaylık ve güvenlikli kullanım aşamaları insanlarda daha az para taşıma güdüsü oluşturuyor. Elektronik paranın yaygınlaşması ile gelişimini tamamlamış ülkelerin üzerinde özellikle durduğu kayıt dışı nakit para akışının da önüne geçilecektir. Maalesef Türkiye’de kayıt dışılık oranı gelişmiş ülkelere göre çok yüksek. Kartlı ödeme sistemleri ile gerçekleşen işlemlerin takip edilebilmesi, işlemlerin belgeye dayanması kayıt dışı ekonomiyi de doğal olarak daraltmaktadır. Elektronik para, BDDK’nın sektöre ilişkin uygulamalarının ardından ülkemizde de ekonomiye katkısı olan başlı başına ciddi bir sektör haline dönüşecektir. bookmarkinterview Türkiye Bizim İçin Önemli Bir Pazar Özellikle oyun ve 3 boyutlu tasarımlar için kullanılan GeForce ekran kartının yaratıcısı NVIDIA'nın Türkiye Kurumsal Çözümler Grubu Ülke Müdürü Oğuzhan Oğuz ile markanın yeni ürünlerini konuştuk. RÖPORTAJ: Sema AKBAŞ B ilgisayar oyunlarına yüksek kaliteli grafikler getiren ekran kartı GeForce serisiyle tanınan NVIDIA'nın Türkiye Kurumsal Çözümler Grubu Ülke Müdürü Oğuzhan Oğuz, bir buçuk yıl önce Türkiye'de danışmanlık hizmet ofisi açtıklarını belirterek, “Kendi bünyemizde dört büyük ana ürün grubu bulunuyor. Bunların başında en popüler olan GeForce oyun kartları var. İkinci en büyük işimiz Quatro, Tesla ve Grid ürünlerinin içinde bulunduğu profesyonel ürün grubu. Üçüncüsü ise Tegra dediğimiz daha çok tablet ve cep telefonu gibi cihazlara giren ürün grubumuz. Türkiye, bizim için önemli bir pazar oluşturuyor. Biz de burada satış değil, danışmanlık hizmeti vermek için bulunuyoruz” diye konuştu. Öncelikle bize biraz kendinizden bahseder misiniz? NVIDIA Türkiye’nin Kurumsal Çözümler Grubu Ülke Müdürü olarak görev yapıyorum. Türkiye’de Profesyonel Çözümler Grubu olarak yaklaşık bir buçuk senedir hizmet veriyoruz. Daha önce de NVIDIA’nın merkezinde, Silikon Vadisi'nde, 6 sene Quadro Profesyonel Ürün Grubu’nun Ürün Müdürü olarak çalıştım. 18 Oğuzhan Oğuz NVIDIA’nın ürünlerinden bahsedebilir misiniz? NVIDIA, Türkiye'de daha çok GeForce oyun kartları alanında tanınıyordu. Şu anda NVIDIA olarak Türkiye’de son kullanıcı tarafında oyun pazarına ve kurumsal pazara odaklanan iki ayrı grubumuz var. Türkiye'nin GeForce oyun kartları ile uzun bir geçmişi var. Hatta GeForce marka olarak NVIDIA’dan daha çok biliniyor diyebilirim. Bir buçuk yıldır Türkiye'de ekibimiz ile birlikte Quadro, Tesla ve Grid’den oluşan profesyonel ürünlerimiz için satış öncesi ve sonrası danışmanlık desteği veriyoruz. NVIDIA 90’lı yıllarda hızla büyüyeceği tahmin edilen bilgisayar oyun pazarına yönelik GeForce ürün grubunu piyasaya çıkarttı. 2000’li yıllara gelindiğinde ise Solidworks, Autocad gibi yazılımların gittikçe artan grafik gücü gereksinimlerine özellikle performans sürücüleri ile cevap veren Quadro ürün ailesi çıktı. Diğer popüler bir ürün grubumuz olan Tegra da çok amaçlı bir ürün. Birçok cep telefonu ve tablet içerisinde yer almakla beraber aynı zamanda otomotive de giriyor. Türkiye büyüyen bir pazar ve bu alana karşı ilgi büyük. Özellikle iş istasyonlarını sanal ortama taşıma teknolojisini pazara sunduk. Şu anda bu ürün çok popüler. NVIDIA'nın Grid ürünü hakkında da kısa bir bilgi verebilir misiniz? Quadro, iş istasyonları veya PC’lerde profesyonel grafik uygulamalarını hızlandırıyor, Grid de sunu- cular üzerinde aynı işi yapıyor. Grid grafik kartı ile uygulamalar çok daha hızlı bir şekilde çalışıyor ve ağ kullanıcılarıyla paylaşılıyor. Yani artık bilgi işlem sorumlusu, PC veya iş istasyonu kullanan Solidworks kullanıcılarının ağa bağlanarak aynı performansı alabilmelerini sağlıyor. Sanallaştırmayı genel olarak düşünürseniz; grafik kartları dışında sunucu üzerinde CPU’sunu RAM’ini hardisk gibi her şeyini sanallaştırabiliyorduk. Artık Grid kartlarıyla birlikte 3D grafik gücü gerektiren yazılımları da rahatlıkla sanallaştırabiliyoruz. Türkiye'de hangi iş ortaklarıyla birlikte çalışıyorsunuz? Bizim iş ortaklarımız aynı zamanda müşterilerimiz. Global Future Designs&Solutions firması da bizim iş ortaklarımızdan biri. Gelecek teknolojilerine ilgi duyan, vizyoner ve ürünlerimizi bilerek, doğru ürünü doğru yerde kullananan bir firma. Burada NVIDIA'nın profesyonel ürünlerini çok iyi kullanılıyor. Bizim çözümlerimizi kendi kullanıcılarına verebilen bir iş ortağımız. Globalde iş ortaklarımız çoğunlukla Dell, HP, Lenovo, Fujitsu gibi büyük şirketlerle, global bazda olduğu gibi Türkiye'de de çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Kısaca, alanlarında lider tüm global yazılım ve donanım firmaları ile çalışıyoruz diyebilirim. Firmamızın direkt satışı olmadığı için ürünlerimiz bu firmalar aracılığıyla son kullanıcıya ulaşıyor. 19 Google’ın Yeni İşletim Sistemi Android L Apple’ın iOS 8 duyurusundan sonra Google da I/O 2014 etkinliğinde ‘Android L’ adıyla yeni bir işletim sistemi sundu. Android sürümlerinin genel olarak şekerleme isimlerinden geldiğini düşünürsek, bu isimdeki L’nin de ‘lolipop’u çağrıştırdığı yönünde yapılan yorumları anlayabilir ve isme biraz daha anlam verebiliriz. Ancak isim yine de şu an için resmi olarak onaylamış değil. Peki nedir bu yeni Android sürümünün yenilikleri? HAZIRLAYAN: Uğurcan Evci G oogle’ın üzerinde en çok durduğu nokta, yeni işletim sisteminin sabit 60 fps ile çalışacağıydı. Bu şu demek oluyor; insan gözü 30 fps’den daha yukarısını algılayamadığından işletim sistemi hiçbir şekilde menü geçişlerinde ya da telefonun normal kullanımı esnasında yavaşlama veya kasılma yapmayacak, yapsa bile bu hissedilmeyecek bir seviyede olacak. Google Chrome tarayıcısının bile bu hızda çalışacağı söylendiğinden, oldukça önemli bir gelişme diyebiliriz. Akıllı telefon kullanıcılarının en çok önem verdiği noktalardan birisinin akıcılık olduğunu düşünürsek, bu konunun üzerinde bu kadar durulmasını da gayet rahat anlayabiliriz. Google’ın bu vaadine göre, Android artık çok daha stabil ve akıcı bir işletim sistemi olarak karşımıza çıkacak. YENİ BİR GÖRÜNÜM Google’ın üzerinde durduğu ikinci nokta ise yeni ‘Material Design’. 64 bit işletim sistemini destekleyen bu dizaynda yeni bir görünüme sahip olacağız ve işletim sistemi birden fazla katman üzerinden çalışacak. Bu dizayn, yeni animasyonlara, daha iyi 3 boyutlu görünümlere sahip olmamızı sağlamasının yanında, farklı çözünürlüklerdeki pek çok Android cihaz arasındaki bütünlüğü de artıracak. Bu da uygulama yapımcılarının işini çok daha kolaylaştıracak. 20 Böylece Android telefonlar arasında daha standart bir görünüme kavuşacağız. Bunun yanında çok daha çabuk tepki veren, çok daha yumuşak animasyonlarla geçişler yapan bir işletim sistemi olacak. İKLER: DİĞER YENİL Sistemi: -Yeni Bildirim kilit ekranında Bildirimler artık k daha rahat da görülüp, ço rol edilip, sıralanıp, kont k Dolayısıyla ço silinebilecek. m iri ld bir bi daha düzenli p olacaksınız. hi sa ekranına 1 ve uzun -Bluetooth 4. lu enen tam uyum zamandır bekl i geldi. 64 bit desteğ . i güçlendirildi liğ el -Arama öz nın cı nı lla elliği ku Artık arama öz e gl ptığı Goo daha önce ya ıyor. n da destek al da aramaların GÜÇ TASARRUFU Android’in yeni bir özelliği ise ‘Project Volta’ adındaki yenilenmiş güç tasarrufu modu. Bu projeye göre artık cihazların içinde kullanılan her element farklı dallara ayrılacak ve bu farklı dallardan kullanmadığımız her biri kapatılacak. Yani telefonun bir özelliğini kullandığımızda, diğer pek çok özelliği kapalı tutulduğundan daha az şarj gidecek. Bunun yanında, yeni güç tasarrufu modu kullanım alışkanlıklarınızı izleyip, buna göre yeni güç tasarrufu programı planlayacak. Dolayısıyla, gerçekten akıllı telefonların adının hakkını verecek bir sistem olduğunu söyleyebilirim. Bu yeni özelliğin 90-120 dakika arası daha uzun bir kullanım sunacağı vadediliyor. Özgür ERALP Avukat İnternetten Tatil Paketi Satın Alan Tüketicilerin Hakları Nelerdir? İ nternet ve kredi kartı kullanımının yaygınlaşması, uçak seferlerinin çoğalması ve bilet fiyatlarının ucuzlamasıyla internet üzerinden tatil paketi uygulamalarının kullanımı artmış ve dolayısıyla bu sözleşmeler nedeniyle açılan davalarda da bir artış gözlemlenmiştir. Çoğu kez internet sitesinde belirtilen ve vadedilen hizmetler sağlanmadığı, fotoğraflarda belirtilen mekanların olmadığı, kalınan otelin standartlarının düşük olduğu, transfer hizmetlerinin yetersizliği gibi şikayetlerle karşılaşılmaktadır. Tüketiciler genel olarak internet üzerinden bu paket turları almakta, sözleşme şartlarını okumamakta hatta çoğu kez sözleşmenin bir örneğini almamakta ve saklamamakta ve kredi kartıyla ödemelerini gerçekleştirmektedirler. İnternet üzerinden satın alınan “tatil paketi tur”larla ilgili olarak hem mesafeli sözleşmelere uygulanacak mevzuat hem de paket turlara uygulanacak mevzuatın birlikte değerlendirilmesi gerekmektedir. Yürürlükten kalkan 4077 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un Paket Tur başlıklı Madde 6/C- (Ek: 6/3/2003-4822/10 md.) maddesine göre, “Paket tur sözleşmeleri; ulaştırma, konaklama ve bunlara yardımcı sayılmayan diğer turistik hizmetlerin en az ikisinin birlikte, her şeyin dahil 22 olduğu fiyatla satılan veya satış taahhüdü yapılan ve hizmeti yirmi dört saatten uzun bir süreyi kapsayan veya gecelik konaklamayı içeren ve bir nüshasının tüketiciye verilmesi zorunlu, önceden düzenlenmiş yazılı sözleşmelerdir.” 28 Kasım 2013 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanan ve yayınlandıktan 6 ay sonra yürürlüğe girmiş olan yeni Tüketici Yasası olarak bilinen yani 6502 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un Paket Tur Sözleşmeleri başlıklı 51.maddesine göre; “Paket Tur Sözleşmesi, paket tur düzenleyicileri veya aracıları tarafından Ulaştırma, Konaklama ve bunlara bağlı olmayan başka turizm hizmetleri hizmetlerden en az ikisinin birlikte, her şeyin dahil olduğu fiyatla satıldığı veya satımının vaat edildiği ve hizmetin yirmi dört saatten uzun bir süreyi kapsadığı veya gecelik konaklamayı içerdiği sözleşmelerdir. Paket tur düzenleyicisinin Türkiye’de temsilcisinin bulunmadığı hallerde paket tur aracısı paket tur düzenleyicisi gibi sorumlu olur. Paket tur sözleşmesinin kurulmasından önce tüketiciye ön bilgilendirme amaçlı broşür verilmesi zorunludur. Paket tur düzenleyicileri veya aracıları, yazılı veya mesafeli olarak kurulan paket tur sözleşmelerinin bir nüshasını kağıt üzerinde veya kalıcı veri saklayıcısı aracılığıyla tüketiciye vermek zorundadır. Tüketici, kendisinden kaynaklanmayan nedenlerle paket tur sözleşmesinin esaslı unsurlarından birisinin değişmesi veya turun başlamadan önce iptal edilmesi hallerinde bu değişikliği veya paket tur düzenleyicisi tarafından sunulan alternatif bir turu kabul edebileceği gibi sözleşmeden dönme hakkına da sahiptir. Sözleşmeden dönülmesi halinde paket tur düzenleyicisi veya aracısının, dönme bildiriminin kendisine ulaştığı tarihten itibaren tüketicinin ödemiş olduğu tüm bedeli herhangi bir kesinti yapmaksızın derhal iade etmesi zorunludur. Tüketicinin, sözleşmenin ifası sürecinde ortaya çıkan her türlü eksiklik nedeniyle bedelin indirilmesini talep etme hakkı vardır. Paket tur düzenleyicisinin, tur başladıktan sonra önemli bir yükümlülüğünü yerine getirmediği veya getiremeyeceği tespit edildiğinde tüketici sözleşmeden dönebilir. Bu hallerde paket tur düzenleyicisi veya aracısının ücret talep etme hakkı sona erer. Yapılmış olan ödemelerin sözleşmeden dönüldüğü tarihten itibaren tüketiciye derhal iade edilmesi zorunludur. Ancak paket tur düzenleyicisi o ana kadar ifa etmiş olduğu edimler için tüketiciden hizmetten faydalandığı oranda uygun bir karşılık talep edebilir. Paket tur düzenleyicisi sözleşmenin hiç veya gereği gibi ifa edilmemesi nedeniyle tüketicinin uğradığı her türlü zarardan sorumludur. Tüketici boşa harcanan tatil zamanı için de uygun bir tazminat talep edebilir. Ticari veya mesleki faaliyetleri çerçevesinde paket tur hizmetinden faydalanan kişiler de tüketici olarak kabul edilir. Ön bilgilendirme, sözleşmenin içeriği, paket turun devri, sözleşmede değişiklik yapılmasının koşulları ve bu hallerde tüketicinin hakları, paket turun iptal edilmesinin sonuçları, paket tur düzenleyicisinin ve aracısının sorumlulukları, tüketicinin hangi hallerde tazminat talep edebileceği, sözleşmeden dönme ve sonuçları ile diğer uygulama usul ve esasları yönetmelikle belirlenir.” T.C.YARGITAY 13. HUKUK DAİRESİ E. 2006/7789 K. 2006/12275 T. 25.9.2006 tarihli kararında “Somut olayda, paket-tur sözleşmesinin genel işlem şartlarını da içerir şekilde davalı tarafından düzenlenen ve standart nitelikte sözleşmede tahkim şartına ilişkin maddenin davacı tüketici ile müzakere edilerek karşılıklı mutabakatla hüküm altına alındığına ilişkin bir delilin varlığı iddia ve ispat edilemesi gerektiğine işaret edilmiştir. T.C. YARGITAY HUKUK GENEL KURUL E. 2013/11-338 K. 2013/1516 T. 30.10.2013 tarihli kararında “Davacı taraf, 4077 Sayılı Kanunu’nun 3. maddesinde belirlenen anlamda bir 'tüketici' olmadığı Zira davacı şirket vekili tarafından dava dilekçesinde açıklandığı üzere; davaya konu paket tur sözleşmesini ticari bir amaçla düzenlemiş olup, şirket müdürü ve ortağı olan mühendis A. K.’nın yurtdışında yapılacak olan 'Frankfurt 2010 Işıklandırma ve Mimarlık' fuarına müşterileri ve meslektaşları ile birlikte katılması için davalılar ile paket tur anlaşması yapılmıştır.” hususu beliritlmiştir. T.C.YARGITAY 13. HUKUK DAİRESİ E. 2009/9084 K. 2010/235 T. 20.1.2010 tarihli kararının ilgili bölümü aşağıdaki gibidir: Taraflar arasındaki 8.7.2003 tarihli sözleşmenin 11. maddesinde acentenin sözleşmeye uymaması halinde TÜRSAB Kütahya Çizelgesi’nin uygulanacağı belirtilmiş olup ilgili çizelgede de yazılı belge ile ispat zorunluluğu getirilmekle ve ayrıca ayıplı hizmet yerine sunulan hizmetin tüketici tarafından kabulü halinde tüketicinin ayıplı hizmet iddiasından feragat etmiş sayılacağına ilişkin düzenleme tüketici davacının aleyhine olan ve tüketiciyi külfete sokan sözleşme hükmünün tüketici ile ayrıca müzakere edilerek kararlaştırılmadığı için açıklanan yasa ve yönetmelik hükümleri karşısında haksız şart olduğu kabul edilmelidir. Bu sebeple TÜRSAB Kütahya Çizelgesi hükümleri esas alınarak sonuca gidilemez. Davalı cevap dilekçesinde kabullendiği üzere sözleşmeye konu edilen otelin ayıplı hizmet verdiği iddiası üzerine talebi kabul ederek davacıyı başka bir otele de yerleştirmiştir. Hal böyle olunca davacı sözleşmede belirlenen otelde konaklama imkanı verilmemesinden doğan zararını isteme hakkına sahip olacaktır. Mahkemece, davacının talepleri değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekirken, davanın reddine karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir. Kamuoyunda Kütahya Çizelgesi olarak tanımlanan ve genellikle paket turlarda tahkim şartı olarak öngörülen TÜRSAB Turizm Tüketici Taleplerini Değerlendirme Çizelgesi'nin de ilgilileri tarafından bilinmesinde fayda vardır. TÜRSAB Turizm Tüketicileri Talepleri Değerlendirme Çizelgesi (Çizelge), seyahat acentalarının tüketicilere sundukları seyahat acentalığı hizmetlerinde taahhüt edilen ya da olması gereken hizmetlerin aksaması ya da eksik yerine getirilmesi hallerinde tüketicilerin bedel iade taleplerinin değerlendirilmesinde yararlanılacak bir kaynak niteliğindedir. Paket Tur: Ulaşım, konaklama, şehir ya da çevre turu, ağırlama, refakat, karşılama ve rent a car hizmetlerinden en az ikisini içeren seyahat acentası ürünün tek bir fiyat altında tüketiciye sunulan tur. Panoramik Tur:Şehirlerin tanıtımı için otobüs ile yapılan ve genellikle müze ve ören yerine girilmeden yapılan gezilerdir. Ekstra Tur:Yarım gün, tam gün veya gece turu şeklinde, rehberlik, ulaşım ve verilen hizmetler dahil edilerek hazırlanan ve belirli sayıda katılımcının varlığı halinde düzenlenen ayrı bir ücrete tabi olan turdur. Yürüyüş Mesafesi:Normal bir insanın yorulmadan yürüyebileceği yaklaşık 500 metrelik mesafedir. Charter Uçuş:Belirli sezonlarda, bayram dönemlerinde, tatillerde, özel olarak sefere konmuş, hareket saati havaalanı trafiğinin yoğunluğuna göre değişkenlik gösteren uçuştur. Tarifeli Uçuş: Önceden belirlenen gün ve saatlerde bir program doğrultusunda gerçekleşen uçuşlardır. No Show: Müşterinin rezervasyon yaptırdığı veya satın almış olduğu hizmetleri belirlenen süreden sonra iptal etmesi veya haber vermeksizin rezervasyon yaptırdığı veya satın almış olduğu hizmetlerden yararlanmamasından dolayı ödemesi gereken tutardır. 23 Bunları Biliyor muydunuz? İlginç ve eğlenceli olduğunu düşündüğümüz birçok bilgiyi sayfalarımıza taşıdık. İnsan gözünün kaç megapiksel olduğu, ilk mouse’un kaç yılında yapıldığı ve dünyanın en çok satan cep telefonunun hangisi olduğuna dair sizi şaşırtacak birçok konuyu araştırdık... STEVE JOBS İLK STARBUCKS’I ARADI Steve Jobs, ilk iPhone konuşmasında Starbucks’ı arayıp 4 bin adet Latte hazırlanmasını istemiş. 25 Yıllar önce oyun sektörünün en ilgi çekici oyunu olan Game Boy 25 yaşında! 24 576 Bir insanın gözü tam 576 megapikseldir. Dubai Polis Teşkilatı’nda Ferrari FF, Lamborghini Aventador, Aston Martin One-77, Bentley Continental GT, Bugatti Veyron ve Mercedes SLS AMG kullanılıyor. 680 Ebay’de saniyede 680 dolar değerinde işlem yapılıyor. 238 Apple için bir iPhone 5’in maliyeti 238 dolar. ŞİMDİ AKVARYUM YAPMAYA YARIYOR Eski Macintosh’unuzdan akvaryum yapabilirsiniz. Marc Zuckerberg, kırmızı-yeşil renk körü olduğu için dünya çapında en çok kullanılan sosyal ağ olan Facebook, mavi renk olmuştur. İlk mouse, 1964 yılında tahtadan yapılmıştı. ABD Merkez Bankası’ndan 'gerçektir' onayı alan ilk sahte Amerikan doları, Türkiye’de üretilmiştir. 1964 25 %57 İnsanların yüzde 57’si internetin olup olmadığını anlamak için Google’ı ziyaret ediyor. 250 milyon Dünyanın en çok satan telefonu 2003 yılında satışa çıkan ve 250 milyon satan Nokia 1100’dır. Rick Hansen, tekerlekli sandalyesi ile dünyayı dolaşan ilk engelli kişi olma ünvanını aldı. 20.000 Sıradan bir çocuk yılda ortalama 20 bin tane 30 saniyelik reklam seyreder. Google’da “241543903” sayısını yazınca görseller kısmında buzdolabına kafasını sokan insanları, “4636228756” sayısını yazdığınızda ise kafasını çamaşır makinasına sokan insanları göreceksiniz. 26 bookmarkinterview Global Future Designs&Solutions Sanal Dünya Artık Çok Daha Gerçekçi Mert Oğuzata Kullanıcılarına farklı bir görsel dünya açan Artırılmış Gerçeklik ile sadece el, kol ve bacak hareketleriyle oyun oynayabilme imkanı sağlayan Kinect teknolojileri gören herkesi kenidine hayran bırakıyor. Peki, bu teknolojiler nasıl çalışıyor ve ne fayda sağlıyor. Geleceğin teknolojilerini araştıran ve yazılımlar geliştiren Global Future Designs&Solutions A.Ş.’nin CEO’su Mert Oğuzata ile merak edilen yeni teknolojileri sizler için konuştuk. RÖPORTAJ: Sema AKBAŞ 28 Artırılmış Gerçeklik, tıpta ameliyat için kullanılabiliyor. MRI, CT ve ultrason verileri hastanın üzerinde doğrudan gösterilebiliyor ve böylece cerrahların hata yapma olasılığını düşürülebiliyor. G lobal Future Designs&Solutions A.Ş.'nin CEO'su Mert Oğuzata ile Eskişehir Yolu üzerinde bulunan Tepe Prime'daki ofislerinde bir araya geldik. Geleceğin teknolojilerine 3 boyutlu çözümler sunmak amacıyla kurulan GFDS'nin hedeflerini, geliştirdikleri teknolojileri ve son günlerde herkesin merak ettiği Artırılmış Gerçeklik ve Google Glass'ın da içine dahil olduğu Kinect teknolojileri hakkında merak edilenleri hoş bir sohbet eşliğinde sizler için sorduk. Öncelikle firmanızdan biraz bahseder misiniz? Ne gibi hizmetler sunuyorsunuz? Firmamız 2013 yılında kuruldu. Tamamıyla geleceğin sistemlerine 3 boyutlu görsel çözümler sunmak amacıyla hizmet veriyoruz. Türkiye'de maximus teknolojisini kullanan ilk firma olduk. Global Future Designs&Solutions A.Ş. olarak ürün ve projeleri- ni en profesyonel şekilde tanıtmak ve pazarlamak isteyen müşterilerimiz için en üst düzey kalite ve gerçeklikte 3D Görsel çözüm hizmeti veriyoruz. 3D Görselleme'de kurumsal hizmet anlayışını sektöre kazandıran firmamız, sahip olduğu sistem parkı ve tasarım ekibi ile köprü, havalimanı, marina, baraj gibi altyapı projelerinin, toplu konut, residence, AVM gibi mimari projelerin, kara, hava, deniz araçları ve sistemleri ile ilgili savunma projelerinin çoklu, bağımsız, dinamik karakterler ile mimari ve endüstriyel alanlarda Ultra HD 8K animasyonunu gerçekleştirebilecek yeterlilikte bulunuyor. 736 çekirdekli farm server yatırımımız, darboğaz yaşayan mimarlık ofislerine farm server olarak da hizmet verebilecek seviyede. 3D boyutlu modellemede tek kare görsel ve animasyon film çözümleri sunan firmamız, müşterilerimize Hologram ya da Augmented Reality gibi sunum teknikleri konusunda da yüksek kalite hizmet vermektedir. Şirket olarak simülasyon yazılımı ve simülasyon alt yapı modellemelerini yapmaktayız. Çeşitli firmalarla AR-GE'lerimiz var. Değişik ürünler üzerinde yazılım geliştiriyoruz. En büyük özelliğimiz siz hayallerinizi söylüyorsunuz biz bunları gerçekleştiriyoruz. Şu anda öne çıkan teknolojiler arasında en ilgi çeken ürünler Artırılmış Gerçeklik yer alıyor. Bu teknolojiden biraz bahsedebilir misiniz? Artırılmış gerçeklik, (Augmented Reality, AR) sanal gerçekliğin (Virtual Reality, VE) türevi sayılabilecek nispeten yeni bir teknolojidir. Ve kullanıcıyı tamamen yapay bir ortama sokmakta ve çevresindeki 29 gerçek dünyayı görmesini engellemektedir. Bunun aksine AR, gerçek dünya cisimleri üzerine etkileşimli sanal görüntüleri gerçek zamanda ekleyip kullanıcının gerçek dünyayı görmesine izin vermektedir. Sonuç olarak AR gerçek dünyanın yerine geçmemekte, onu desteklemektedir. Gerçek cisimler üzerine eklenen sanal görüntüler, kullanıcıya duyularıyla algılayamadığı bilgileri doğrudan gösterebilir. AR, tıbbi görüntüleme, tamirat ve bakım, eğlence ve spor, askeri navigasyon ve hedef takip için kullanılmaktadır. Yukarıda belirtilenlerin dışında AR, şehir planlama, trafik görüntüleme, inşaat, haberleşme, emlak ve turizm sektörlerinde kullanılma potansiyeli vardır. HAREKET ÖZGÜRLÜĞÜ SUNAN TEKNOLOJİ zSpace de yeni bir teknoloji olarak karşımıza çıkan ürünlerden. zSpace hakkında biraz bilgi verebilir misiniz? zSpace’in amiral gemisi olan ürünü, zSpace® ile öğrenmeye yeni bir yol sunan öncü teknoloji sağlayıcısıdır. Zspace, özellikle bilim, teknoloji, mühendislik, matematik, sağlık, kurumsal eğitim ve araştırma 30 odaklı eğitim alanlarında, ilham ve sürükleyici keşif yoluyla anlayışı hızlandırır. Kafa ve el hareketleriyle bütünleşmiş bir şekilde çalışarak, kullanıcı ve nesneler arasında mükemmel bir etkileşim sağlar. Stereo görüntüler sayesinde görülen tüm nesneler, derinlik hissi yaratır. Kullanıcıya daha önce başka hiç bir yerde görmediği bu deneyimi sağlamak amacıyla baş hareketlerine göre stereo görüntülerde de hareket eder. Holografik görüntü sağlayan ekranda çalışmanın kazancının ne kadar fazla olduğunu kullandıktan sonra göreceksiniz. Zspace ürününü Türkiye'de ilk kullanan ve yazılımını yapan GFDS firması olarak özellikle eğitimde çok faydası olduğunu düşünüyorum. Biz de ilk olarak eğitime özel bir yazılım yaptık. Önümüzdeki ay ürünümüzü piyasaya sunacağız. GFDS'de Kinect teknolojileri de geliştiriliyor. Bu teknolojinin getirdiği kolaylıklar nelerdir? Kinect, bilgisayar ortamında çevre birimleri kullanmadan (kol,silah, konsol araçları vs.) sadece el, kol ve bacak hareketleriyle oyun oynayabilme teknolojisine denir. Bu teknoloji, el kol ve bacak hareketlerini algılayarak kızılötesi ışın yayan kaynaklarla gerçekleştirilir. Bu ışınlar, insan gözünün algılayamayacağı frekanstadır. Işınlardan elde ettiği verileri CMOS algılayıcılarla komuta çevirip, bu sayede komut olarak algılanılmasını sağlanır. Komutlar işletim sisteminin kalitesine bağlı olarak bir saniyeden çok daha az kısa bir zaman içinde, CMOS algılayıcılara ulaşmaktadır. 3 boyut grafiklerde gerçekleşmesi gereken hızlı komutları ise bilgisayara ait olan yazılım sağlar. Yani 'kinect' sadece komutları ulaştırmakla sorumlu oluyor. Microsoft'un sunduğu bu eşsiz Kinect teknolojisi, oyuna başlama komutu verilince kızılötesi ışın yaymaya başlıyor, çok kısa bir süre sonra oyuncunun baş gövde kol el bacak, ayak gibi kısımlarını oynattığında algılayabilme yeteneğine sahip olur. GFDS firması olarak Kinect for Windows kullanarak, özellikle savunma sanayinde ve tekstilde bir sürü proje gerçekleştirdik. Ayrıca Kinect'i günümüzdeki diğer yüksek teknolojilerle birleştirmeyi başardık (Leap motion, Hologram sistemleri gibi). Kinect üzerine Ar-Ge çalışmalarımızda devam etmektedir. hologram illüzyonlar daha çok reklam tanıtımı ya da fuarlarda kullanılıyor. Bir havalanının dış hatlarında sanal hostes projesi gerçekleştirdik. Dış hatlara gelen yabancı misafirlere yardımcı olan danışma masasını sanal olarak yaptık. Sanal hostes her dilde konuşabildiği için oldukça yararlı bir proje oldu. Google Glass ile yaptığınız projeler var mı? Şu anda Google Glass için özel yazılımlar hazırlıyoruz. Google Glass, üzerinde optik bir ekran bulunan gözlük şeklindeki giyilebilir bir bilgisayardır. Google firmasının Project Glass (Gözlük Projesi) isimli bir araştırma ve geliştirme projesi olarak doğdu. Google Glass, ses ile kontrol edilebilmektedir. Ayrıca cihaz kenarında bulunan dokunmatik pad aracılığı ile de kontrol sağlanabiliyor. Cihaz ile internete bağlanabilmek, üzerindeki kamera ile yüksek çözünürlüklü fotoğraf çekmek ve video kaydetmek mümkündür. Firmamız Amerika'daki Google firmasıyla direk görüşerek, Google Glass'ı getirdi. Şu an Google Glass'a Ankara ofisimizde özel bir yazılım yapıyoruz. Bu yazılım daha çok üretim hatları ve kalite kontrol için geliştiriliyor. Google Glass, daha önce hiç bu alanlarda kullanılmamıştı. Google Glass ile çalışan bir demo oyun geliştirdik. Google Glass'ın sensörlerinden yararlanarak, klavye ve mouse yerine baş hareketleriyle etrafa bakmak, touchpad dokunuşları ile ilerlemek ve ateş etmeyi sağladık. Google Glass'ın sınırlarını ölçtük ve gerekli performans ayarlarını yaptık. Google Glass'ta şu an gördüğünüz eksiklikleri nelerdir? Yaptığımız incelemelerde Google Glass, pil ömrü olarak biraz daha iyi olabilir. Bir de belki ekranı daha büyüyebilir. Şu an çok güzel çalışıyor. Bulduğumuz eksiklilerin hepsini Google'a bildiriyoruz. HAYATIMIZA GİREN İLLÜZYON:HOLOGRAM Hologram da yapan bir firmasınız. Hologramı hangi alanlarda daha çok kullanıyoruz? Hologramı ikiye ayırıyoruz. Gerçek hologram ve hologram illüzyon. İllüzyon dediğimiz özel bir perde veya cama yansıtılan holografik uygulamalarıdır. Gerçek hologram dediğimiz aynaları çarptıraraktan havada çıplak gözle görüntü oluşturma olayı. Asıl odak noktamızda gerçek hologram diyebilirim. Diğer 3 boyutlu animasyon ürünleri hangi sektörler de daha çok kullanılıyor? 3 boyutlu animasyonları 3 sektörde daha çok kullanıyoruz. Bu sektörlerden biri mimari alanlar. Şu anda çok yüksek kalitede animasyonlar yapabiliyoruz. Türkiye'de ilk grafik kartından animasyon yapan firma olduğumuzu söyleyebilirim. Diğer alanlarımızda savunma sanayi ve endüstriyel alan. Savunma sanayisinde Aselsan, Roketsan, Milsoft, Havelsan, MİKES gibi firmalar ile çalışıyoruz. Hepsine ürün, proje veya firma bazında animasyonlar yapabiliyoruz. Firmamız, yeni teknlolojileri takip edip, insanlara çözüm sunmayı hedefliyor. Bizim burada önem verdiğimiz diğer konulardan biri de artırılmış gerçeklik (Augmented Reality). Biz kendi kabiliyetimizle bir şeyler yapıyoruz. Tabi bunun daha büyük alanlara ve özellikle yurtdışında işler geliştirmek ve dünyada daha çıkmamış, başkaları tarafından yapılmamış şeyleri denemek bizim için önemli. Türkiye'de çoğu firma var olan bir şeyi millileştirmeye çalışıyor. Ama dünyada aynı anda çıkan bir ürünü geliştirmeye ve farklılaştırmaya çalışan çok fazla firma yok. Görüntü işlemede de çok ilerlediğimizi ve AR ile birleştirdiğimizi söyleyebilirim. 3 boyutlu sistemler için firmalardan gelen talepler ne doğrultuda? 3 boyutlu görsel çözümler oluşturulurken, müşterilere maliyetleri en düşük ama en kaliteli şekilde işi yapmak bizim çok önem verdiğimiz bir şey. Bizim önerdiğimiz çözümler, çok yüksek maliyetli olmuyor. Amacımız insanların da Amazon'dan bile alabileceği sistemleri entegre ederek, özel yazılımlar ile çözüm sunmak. Bu alanda tabi ki talepler de oldukça iyi. Bu ileri teknolojiler artık evimizdeki cihazlarda da rahatlıkla kullanılabilecek mi? Halkın istediği zaman istediği şekilde kullanabilmesi, üretim haklarınının uygun fiyatlarla bu sistemleri sağlabilmesi çok önemli. Zaten birileri bu teknolojileri geliştiriyor. Bizim görevimiz o teknolojileri birleştirip, yeni bir mantık oluşturmak ve farklı kullanım alanları yaratmak. Farklı teknolojileri birleştirmekte yeni bir pazar oluşturduğu için bu pazar da artık çok önemli. Bizim amacımız farklı olmak, herkesin yaptığı şeyi aynı tarzda değil de onu baştan yaratmak. 31 Özge Evci ERALP Avukat Freelance Bilişim Hizmetlerinin Vergilendirilmesi F reelance olarak tabir edilen, bir kuruma ya da işverene bağlı olmaksızın çoğunlukla evden, kendi kişisel imkanları ile çalışma sisteminin yaygınlaşmasıyla en merak edilenlerin başında vergilendirme gelmeye başladı. Grafik tasarım, web tasarımı, yazılım gibi hizmetlerde, müşteri ile freelancer genellikle fiziki olarak bir araya gelmeden internet üzerinden iletişime 32 geçtiğinden işyeri giderlerinden de tasarruf sağlanıyor. Evinizden freelancer hizmetleri veriyorsanız, bunun için vergi ödeyecek misiniz? Müşterilerinizin vergi yükümlülüğü doğacak mı? Fatura ve belge düzenleyecek misiniz? Bu soruların cevabı için freelance çalışma sisteminin vergilendirme uygulamasında öncelikle, bu faaliyetin serbest meslek kazancı mı yoksa arızi kazanç mı olduğu ayrımının yapılması gerekir. Gelir Vergisi Kanunu’na göre bir faaliyetin serbest meslek faaliyeti olup olmadığı, faaliyetin; sermayeden ziyade şahsi mesaiye, ilmi veya mesleki bilgiye veya ihtisasa dayanması; bir işverene bağlı olmaksızın şahsi sorumluluk altında kendi nam ve hesabına yapılması; devamlı olması, unsurlarını taşıyıp taşımadığına bağlıdır. Bu nitelikteki faaliyetlerin devamlı olarak yapılması durumunda tutarı ne olursa olsun elde edilen kazancın serbest meslek kazancı olarak beyan edilmesi gerekir. Freelance çalışma, devamlı olmayacak şekilde birkaç kez yapılmaktaysa arızi kazanç olarak kabulü ile vergilendirilecektir. Gelir Vergisi Kanunu’na göre, arızi olarak yapılan serbest meslek faaliyetleri dolayısıyla tahsil edilen gelir, arızi kazanç niteliğindedir. Arızi serbest meslek kazançlarının 2014 yılı itibariyle 21.000 TL’si gelir vergisinden istisnadır. Bu tutarın altındaki kazançlar için beyanname verilmemektedir. Arızi kazanç ile serbest meslek kazancı ayrımı ne yasalarda ne de uygulamada kesin sınırlarla çizilmiş değildir. Ancak, kişinin geçimini freelancer olarak yaptığı işten sağlaması durumunda serbest meslek kazancı, diğer türlü olursa arızi kazanç olarak örneklenebilir. Vergi Usul Kanunu’na göre, serbest meslek erbabı, mesleki faaliyetlerine ilişkin her türlü tahsilatı için serbest meslek makbuzu tanzim etmek mecburiyetindedir. Arızi kazanç kapsamında olanlara yapılan ödemeler de, müşteri tarafından düzenlenecek gider pusulası ile belgelendirilir. Hem serbest meslek kazancında, hem de arızi kazançta ödemelerden stopaj yapılması gerekir, yani gider pusulası düzenlenmesi ile hizmet bedeli arızi kazanç kapsamında olsa bile müşteri stopaj ödeyecektir. Türkiye’de serbest meslek faaliyeti çerçevesinde yapılan teslim ve hizmetler KDV’ye de tabidir. Serbest meslek faaliyeti ile uğraşan kişi yapmış olduğu bu hizmet dolayısıyla KDV mükellefidir. Arızi nitelik taşıyan serbest meslek faaliyetleri ise KDV’ye tabi olmayacaktır. Gelir Vergisi Kanunu’na göre; bilgisayar programcısı ve mucitlerin ve bunların kanuni mirasçılarının bilgisa- yar yazılımı gibi eserlerini gazete, dergi, bilgisayar ve internet ortamı, radyo, televizyon ve videoda yayınlamak veya kitap, CD, disket, resim, heykel ve nota halindeki eserleri ile ihtira beratlarını satmak veya bunlar üzerindeki mevcut haklarını devir ve temlik etmek veya kiralamak suretiyle elde ettikleri hasılat gelir vergisinden müstesnadır. Eserlerin neşir, temsil, icra ve teşhir gibi suretlerle değerlendirilmesi karşılığında alınan bedel ve ücretler istisnaya dahildir. Belirtilen maddenin uygulanabilmesi için bilgisayar programının Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu hükümlerine göre eser niteliği taşıması ve bu durumun İl Kültür Müdürlüğü’nden alınacak bir belge ile tevsik ve ispat edilmesi gerekmektedir. Vergi Dairesi uygulamalarında, arızi kazanç nedeniyle sık sık gider pusulası düzenlendiği ve sürekli sayılabilecek durumlarda, kazancın serbest meslek kazancı sayılarak vergi tahakkuk ettirildiği görülmektedir. Bu nedenle ilgili ayrıma dikkat edilmesinde fayda vardır. 33 bookmarkinsta Alışverişte Yeni Trend Instagram Butikleri 2000’li yıllarla birlikte adım attığımız ve hızla gelişmeye devam eden teknoloji çağı, her geçen gün yaşam alışkanlıklarımızı değiştirmeye devam ediyor. E-ticaret kavramının hayatımıza girmesiyle beraber giyimden, gıdaya kadar çok geniş ürün bir yelpazesine bilgisayarlarımızdan bir tık ile ulaşabilir olduk. Önceleri birçoğumuzun önyargılı yaklaştığı sanal alışverişlerin işlem hacminin artması, sektörde başka gelişmelerin de kapısını araladı. Özellikle Facebook, Twitter, Instagram gibi sosyal medya sitelerinin yaygın kullanımı ve etkili bir iletişim aracı haline gelmesi, satıcıları bu mecralar üzerinden de satış yapmaya yönlendirdi. Bugün gelinen aşamada ‘Instagram Butikleri’ olarak adlandırabileceğimiz yepyeni bir anlayış çıktı. Peki nedir bu Instagram Butikleri? HAZIRLAYAN:Beren ŞENTÜRK I nstagram butikleri, genellikle giyim, kişisel aksesuar, dekorasyon, ev tekstil ürünleri gibi alanlarda daha yaygın olarak kullanılan ve kimi zaman genç tasarımcıların kendilerini ispatlama ve adını duyurma aracı olarak kullandığı, kimi zaman ise ‘second hand’ adı altında ikinci el satışlara imkan tanıyan sanal butiklerdir. Bu butiklerin Instagram sayfalarının mevcut olması ve bu alanda birçok kullanıcıya ulaşmaya çalışmalarının en büyük sebebi ise tanıtımdır. Instagram butiklerinin bir kısmının tüketicilere ayrıca hizmet verdikleri mağazaları da bulunmakla birlikte bir kısmının ise sanal mağazaları mevcuttur. Instag- 34 ram butikleri, sosyal medyanın yaygın kullanıcı ağı ve etkili gücünden faydalanarak, her yaş grubundan geniş kitlelere ulaşabiliyor. Hatta bu günlerde yükselen tanıtım trendi, ünlü isimlere hediyeler göndererek, onların bu ürünleri sayfalarında paylaşmasını sağlamak. Kısaca Instagram, hem satış hem reklam işlerini bünyesinde tek başına çok güzel barındırıyor hem de maliyeti düşürüyor. Sitelerde satıcılar, genelde tüketici ile Instagram hesabından ya da verdikleri telefon numarası ile WhatsApp üzerinden iletişim kuruyor. İşte size son dönemde öne çıkan Instagram butiklerinden birkaçı... www.butikconcept.com takipçi 30678 butikconcept takipçi 11000 K ullanıcı adı butikconseptcom’un Instagram hesabında 30 bin 678 takipçi bulunuyor. Giyimden ev dekorasyonuna, aksesuardan kişiye özel tasarımlara kadar geniş yelpazedeki ürünleri ile hizmet veren butikconsept’in en önemli özelliği, birçok genç girişimci ve tasarımcının ürünlerine yer vermesi ve her birini ayrı ayrı belirterek satışa sunması. Butikconsept, ürünlerin ödemesinde de oldukça kolaylıklar sağlıyor. Ürünü teslim alırken kapıda ödeme yapabileceğiniz gibi kredi kartı ya da Paypal ile de ödeme yapabiliyorsunuz. www.karpuztasarim.com K arpuz tasarım, Instagram’da Karpuztasarım kullanıcı adı ile yer almakla birlikte aynı zamanda www.karpuztasarım.com web sitesiyle de hizmet veriyor. Ürün kitlesi ağırlıklı olarak 0-12 yaş olan butiğin halihazırda 8 bin 394 takipçisi mevcut. Karpuz tasarım, özel sipariş bebek kıyafetleri, doğum günü, baby shower, doğum odası süsü gibi bebeklere yönelik ürünlere yer veren eğlenceli ve renkli bir butik. Zaten kendilerini de ‘Kanlı, canlı, çok tatlı şeyler var burada’ sloganı ile özetlemişler. Ürünlerinin üzerine istediğiniz her şeyi yazabiliyorlar ve özellikle çocukların çok seveceği, renkli ve kimsede olmayan tasarımlar yapıyorlar. karpuztasarım takipçi 1128 takipçi Ohmybyasya 2068 sanspartiatolyesi takipçi 40000 neseliurunler takipçi 10000 pasta canavarı 35 www.zet.com/tasarımcı/ohmybyyasya K ullanıcı adı Ohmybyyasya olan ve www. zet.com/tasarımcı/ohmybyyasya web sitesinden de ulaşılabilen bu butikte daha çok kolye, bileklik gibi aksesuar tasarımına yönelik ürünler satışa sunuyor. Renk renk tasarlanmış çeşitli desenlerde küpe, broş, bileklik gibi birçok aksesuar edinebileceğiniz bu butikten yapacağınız alışverişlerde ödeme kapıdan olabileceği gibi Paypal ile de yapılabiliyor, ancak kargo ücreti alıcıya ait. Instagram’da yeni olan butik, şimdiden bin 128 takipçi edinmiş durumda. sanspartiatolyesi S anspartiatolyesi kullanıcı adına sahip olan ve www.sanspartiatolyesi.com web sitesi ile de hizmet veren butik, kısa sürede 3 bin 268 takipçi edinmiş. Birgül Tavşan Kayıran tarafından kurulan Şans, özel günleriniz için hayal ettiğiniz ürünleri tasarlıyor. Kendi deyimleri ile “Kutlamaya değer bulduğunuz her an”, doğum, baby shower, diş buğdayı, doğum günü, bekarlığa veda, düğün gibi her türlü etkinlik için misafirlerinize vereceğiniz hediyelerden süslemelere, dekorasyona kadar her şeyi tam da hayal ettiğiniz gibi tasarlayıp sizin için üretiyor. 36 www.neseliurunler.com K ullanıcı adı Zdozkan olan ve www.neseliurunler.com adlı internet sitesiyle de hizmet veren butikte, giysi, ofis, ev eşyaları gibi çok yönlü ürünler bulunuyor. Bu ürünlerin hepsinin ortak noktası ise süslü, neşeli ve renkli olması. Butiğin sloganı da ‘Eğlenceli bir yer burası, içeride sizi mutlu edecek bir şeyler mutlaka vardır.’ 40 bin takipçisi olan Neşeli Ürünler’de taşlı hesap makinelerinden, rengarenk direksiyon kılıflarına kadar birçok ürün bulmak mümkün. Butik ile MessageMe ve e-posta ile iletişim kuruluyor, kredi kartı ile alışveriş yapılıyor. Pasta Canavarı P astacanavarı kullanıcı adı ve hali hazırda 10 bin takipçisi ile Instagram’da yer alan butik, hem sipariş üzerine pastaları hazırlıyor hem de bu işin eğitimine yönelik hizmetler de sunuyor. Pasta canavarı, zaman zaman tarifini veya yapım sürecini paylaştığı birbirinden farklı pastalarla klasik usul pastacılık anlayışını yıkmış durumda. Bu durumu da tanıtımında ‘Yenilebilir Sanat’ olarak özetlemiş. Şeker hamurundan yapılan ‘Süpergirl’ ya da ‘Afrikalı Kız’ ile çeşitli temalarda kenar süsü ile süslenmiş pastalar da ürünlerden sadece birkaçı. 37 Çığır İlbaş Bilişim Teknolojileri Uzmanı Rumuz Goncagül’den Çevrimiçi Flörte İ nternet ve mobil telefonların yaşantımızda olmadığı dönemlerde yeni insanlarla tanışmanın tek yöntemi gazetelerdeki arkadaş köşeleriydi. Rumuzlarla gazetelere gönderilen mektuplar, editörler tarafından eşleştirilir ve sabır zorlayan mektuplaşmaların sonunda yakalarda kırmızı karanfillerle şehir meydanlarında tanışma heyecanı yaşanırdı. 70’li yıllarda 38 gençliğini yaşayanların tebessümle hatırlayacağı bu furya, oyun yazarı Oktay Arayıcı tarafından 1977 yılında kaleme alınan “Rumuz Goncagül” adlı iki perdelik bir oyuna konu olmuştu. 1988 yılında ise aynı eser, İrfan Tözüm yönetmenliğinde usta oyuncular Türkan Şoray, Hakan Balamir ve Müşfik Kenter tarafından beyaz perdeye taşınmıştı. Gazete köşelerinde arkadaş bulma- ya çalışan gençlerin kardeşleri heyecan verici bir teknolojiyle tanıştılar. 80’li yıllarda “Halk bandı telsiz” adıyla piyasaya çıkan CB radyo alıcı verici cihazların kullanımı, 1983 yılında 2813 sayılı Telsiz Kanunu’nun yürürlüğe girmesiyle yaygınlaştı ve “Arkadaş arıyorum bayan arkadaş” anonsları tüm ülkeye yayıldı. Gençliğini 90’lı yıllarda yaşayanlar için ise yeni sosyal ilişkiler kurmak ve geliştirmek eskisinden çok daha kolaydı. Önce mobil telefonlar, daha sonra internet günlük yaşantımıza girdi ve topluma artık hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağının sinyallerini vermeye başladı. Aynı dönemde 900’lü telefon hatları üzerinde çalışan arkadaşlık sistemleri geliştirildi. Şaşırtıcı bir taleple karşılaşan servisler ilginç bir sosyolojik gerçeği de ortaya çıkardı. Gençler yeni arkadaşlar edinmek için yüksek faturalar ödemeye razıydı. Daha sonra SMS servisleri üzerine kurulan arkadaşlık sistemleri Türkiye’de çok yaygınlaşmasa da Avrupa’da ve özellikle Fransa’da halen yoğun bir talep görüyor. İnternetin ilk yıllarında, özellikle Türk kullanıcılar için, kimlik saklamak çok doğal bir davranıştı. IRC sohbet odalarında ve ICQ, MSN gibi mesajlaşma uygulamalarında herkes kendisine bir nickname seç- ti. Artık Rumuz Goncagül’ler yerini CrazyAngel’lara bırakmıştı. Web teknolojilerinin gelişmesiyle birlikte arkadaşlık sitesi kavramıyla tanıştık. 900’lü hatlara yüksek ücret ödemeye razı olan geniş kitle arkadaşlık sitelerine yöneldi ve bu noktada başka bir sosyolojik gerçek karşımıza çıktı. Ülkemizde arkadaş arayan bir kadına karşılık onlarca erkek bulunuyordu. 1990’larda karşılaşılan bu durum, aradan geçen 20 yıla rağmen fazla değişmedi. Her ne kadar arkadaşlık siteleri üye istatistiklerini bir kadına karşılık iki üç erkek şeklinde açıklıyorlarsa da pek çok arkadaşlık sitesinde sahte kadın profillerinin sisteme eklendiğini ve eskortların müşteri bulmak için bu tür siteleri tercih ettiği biliniyor. Ülkemizde normal karşılanan bu durum, Rusya’da ve Uzakdoğu ülkelerinde ise tam tersi. Flört sitelerine kayıtlı kadın üyeler, erkek üyelerden dört beş kat daha fazla. Dünyanın en büyük sosyal ağlarından biri olan Facebook, flört siteleri arasından sıyrılıp kullanıcıları yalnızca tanıdıkları insanlarla bir araya getirmek için yoğun bir mü- cadele verdi. Özellikle erkek kullanıcıların çoğunlukta olduğu Türkiye ve Ortadoğu ülkeleri nedeniyle özel algoritmalar geliştirerek, flört amaçlı hesapları tamamen kapattı. Tanımadığı kişileri arkadaş olarak ekleme konusunda Türk erkeklerinin ısrarcı davranışlarının nedeni Google ve Yahoo’da yanıtı en çok aranan sorular arasındaki yerini koruyor. Hatta 2012 yılında Google arama kutusuna yalnızca “why” yazıldığında “Why do Turkish guys add me on Facebook?” sorusu arama önerileri listesinin başında yer alıyordu. Günümüzde ise mobil uygulamalar, flört servislerinin gözde platformu haline geldi. Kültürlere ve coğrafyalara göre farklılık gösteren kullanım oranlarında kayda değer bir değişim yok. Kullanım oranları ise hızla artıyor. Bu ay yayınlanan Reuters, Herald News, PC World ve Washington Post kaynaklı bir araştırmaya göre ABD’de flört arayan 54.250.000 bekar var ve bu kitleden 41.250.000 kişi çevrimiçi flört sitelerine üye. Erkek üyelerin oranı yüzde 52. ABD vatandaşlarının çevrimiçi flört için harcadığı para ise yıllık 1.249.000.000 dolar civarında. Daha detaylı istatistiklere www.statisticbrain.com adresinden ulaşabilirsiniz. Modern dünyada, özellikle büyük şehirlerde, yalnızlığın ciddi bir sorun olduğu düşünüldüğünde çevrimiçi arkadaşlık sitelerinin önemli bir ihtiyacı karşıladığını söyleyebiliriz. Ancak boşanmalardaki etkisini de dikkate almak gerekiyor. ABD’de geçen yıl yapılan bir başka araştırmada her dokuz boşanma dilekçesinden birinde “Facebook” kelimesinin geçtiği belirlenmiş. Ayrıca flört siteleri kaynaklı istismar, şiddet, dolandırıcılık ve şantaj suçları hakkında da kayda değer istatistikler mevcut. Arkadaş edinmek için çevrimiçi siteleri kullanan kişilerin bu olasılıkları da göz önünde bulundurmaları gerekiyor. 39 Seyahatinizi İnternetten Nasıl Planlarsınız? Pek çoğumuz için yurt dışı tatilleri, yurt içi tatillerine nazaran daha cazip hale gelmeye başladı. Çalışan insanlar, uzun süre izin kullanamadığı için kısa süreli tatillerinde otelde konaklayıp, tüm gün güneşlenmek yerine, yeni yerler görüp, o şehrin sokaklarında kaybolmak, farklı kültür ve mutfakları denemeyi tercih etmeye başladı. HAZIRLAYAN: Gökçe Karakaya Gül www.gokceninseyirdefteri.com B enim en büyük tutkularımdan birisi de seyahat edip, yeni ülkeler keşfetmek. Farklı kültürleri tanımayı ve farklı milletlerden insanlarla tanışmayı da seviyorum. Tabi yurt dışı tatiline gitmeden birkaç ay önce hazırlıklara başlamak gerek. Vize konusuna hiç girmiyorum bile ama gitmeden önce konaklamamı ve ulaşımımı ayarlıyorum. Yurt dışında müzeleri gezmek, sanatsal etkinlikleri de kaçırmak istemiyorsam mutlaka daha yurt dışına çıkmadan önce internet üzerinden müzelerin biletlerini veya o sanatsal etkinliğin biletlerini alıyorum. Hatta gideceğim lokantanın en güzel masası için bile gitmeden rezervasyon yapıyorum. Böylece oraya gittiğimde herhangi bir kötü sürprizle karşılaşmıyorum. Daha gitmeden internet üzerinden biletleri satın aldığım için hem ekonomik açıdan hem de zaman açısından tasarruf yapmış oluyorum. Böylece yurt dışın- 40 da son ana kadar gezme imkanım oluyor ve biletler zaten elimde hazır olduğundan etkinlik başlamadan 5 dakika önce orada olmak yeterli oluyor. Bu yazımda size yurt dışı tatillerine gitmeden önce sıklıkla kullandığım web sayfalarından bahsetmek istiyorum. KONAKLAMA SİTELERİ www.booking.com Bu site, seyahat severlerin sıklıkla kullandığı bir sayfa. Gideceğiniz ülkeden vize almadan önce bu siteden yapacağınız otel rezervasyonu, vize almak için adeta bir hayat kurtarıcı. Ben yurt dışı seyahatlerimde otel seçimlerimi genelde bu sayfadan yapıyorum. Bütçenize, merkeze uzaklığına, yıldız sayısına göre otelleri kategorize edip, gideceğiniz tarihe uygun otelleri seçebiliyorsunuz. Otel hakkındaki yorumlar ve fotoğraflar da oteli değerlendirmeniz için birebir. Ben şimdiye kadar yorumlara güvenip gittiğim bir otelden hiç pişman olmadım. Rezervasyon sıra- sında anında ödeme yapabileceğiniz gibi, kredi kartı numaranızı bildirip içinden herhangi bir bedel çektirtmeden gideceğiniz güne kadar rezervasyonunuzu ücretsiz iptal gibi opsiyonlarda bulunmakta. Rezervasyonlarımı booking hesabımdan yaptığım ve “genius” statüsüne ulaştığım için şu anda bana yaptığım rezervasyonumlarımda ekstra indirimler sağlanıyor ve kampanyalardan da öncelikli olarak haberdar oluyorum. Otele giderken herhangi bir sorunla karşılaşmamak için rezervasyon yaptırdığınızı gösteren çıktıyı almakta fayda var. Çoğu otele bu sayfadan ulaşabiliyorsunuz. www.hrs.com Booking sitesi ile bu sitenin işleyişi aynı. Ancak Booking’de bulamadığınız otelleri, bu web sayfasında bulmanız mümkün. Bazen de aynı oteller olmasına rağmen iki site arasında fiyat farkları bulunabiliyor. Dolayısıyla bir otele karar kıldıktan sonra bu siteye de bakıyorum ona göre otel rezervasyonumu oluşturuyorum. www.airbnb.com Gittiğiniz yerde otel yerine ev sıcaklığı arıyorsanız bu site tam size göre. Bu sitede hangi şehre gitmek istiyorsanız o şehri ve o şehirde kalacağınız tarihleri yazıyorsunuz. Böylelikle semtlere göre o tarih- te evlerini kiralayan kişilerle karşılaşıyorsunuz. Arkadaşlarınızla gittiğinizde ev kirasını böldüğünüzde otellere göre daha uygun fiyatlı konaklama sağlamış oluyorsunuz. Böylelikle hayalinizdeki evde kalabildiğiniz gibi gittiğiniz ülkenin kültürüyle daha iç içe oluyorsunuz. İsterseniz ev isterseniz de oda kiralamanız mümkün. Evde kendi yemeğinizi de yapmanız mümkün ve böylece yurt dışı tatillerinizde maliyeti de azaltabilirsiniz. Siteden evini kiralayan kişiyle irtibata geçip evin anahtarını nerede alabileceğinizi kararlaştırabilir ve evini kiralayan kişi ve o ev hakkında yazılan yorumları okuyabilirsiniz. Böylelikle istediğiniz semtte konaklamanızı daha ekonomik hale getirebilirsiniz. ULAŞIM SİTELERİ www.skyscanner.com Bu web sitesi ucuz uçak bileti bulma arama motorudur. Yolculuğunuzun başlangıç ve bitiş noktalarını girdiğinizde, bu site en iyi seyahat tekliflerini bulmak için havayollarının web siteleri arasından arama yapmaktadır. Siz de böylelikle en uygun fiyatlı uçak bileti alarak uçma imkanına erişiyorsunuz. Genelde aktarmalı uçuşların daha uygun fiyatlı olduğu bilgisini de not edelim. www.bahn.de Bu web sayfası Almanya kökenli olmasına rağmen benim en çok kullandığım web sayfasından biri. Zaten yurt dışında en çok sevdiğim şeylerden birisi tren yolculuğu. Bu web sayfasında başlangıç ve bitiş noktalarını yazıyorsunuz, site size trenleri önünüze sıralıyor. Pek çok tren biletini anında buradan alabileceğiniz gibi bazı ülkelerin biletlerini alabilmek için o ülkenin yerel tren bileti sitesine bağlanmanız gerekebiliyor. Trende aktarma, gecikme olup olmadığını da buradan görüntüleyebiliyorsunuz. 41 GEZME-YEME VE İÇME SİTELERİ Yurt dışına gitmeden önce hangi şehre gideceksem genelde o şehir hakkında yazılan bloglara bakıyorum. Bir şehri en güzel bloglar anlatıyor bence. Herkes kendisine göre o şehirde güzel olan yerleri, beğendiği mekanları, tavsiyeleri ve uzak durulması gereken yerleri yazıyor. Gezmeden önce pek çok web sayfasını incelememe rağmen aşağıda belirttiklerim benim temel aldığım web sayfaları. www.gezicigunluk.com Benim zevkle takip ettiğim gezi bloglarından birisi gezicigünlük. Kendisi de benim gibi seyahat delisi. Kendisinin yapmış olduğu seyahatleri, deneyimleri, fotoğrafları, bu web sitesinden takip edebilirsiniz. Şehrin alfabesi, şehirdeki sanatsal etkinlikleri, alışveriş tüyolarını ve o şehirde mutlaka yapılması gerekenleri kendisinden öğrenebiliyoruz. Ben bu web sayfasını Berlin seyahatimden önce keşfetmiştim. Web sayfasını gezerken kahvenizi yudumlamayı da unutmayın. www.cizenbayan.com Kendisiyle Londra seyahatimizde tanışmıştım, sosyal medyada binlerce takipçisi bulunmakta. Kendisinin samimi oluşu, sempatikliği göz önüne alındığında sosyal medyada niye bu kadar popüler olduğunu anlamakda hiç zor değil. Kendisi mimar olduğundan dolayı bu isim kendisine takılmış. Seyahatlerini ve gezilerini ise ‘gezenbayan’ adı altında paylaşıyor. Sitesinden kendisinin anlık seyahat anlarına ve paylaşımlarına rastlayabilirsiniz. 42 Genç yaşına rağmen gezi konusunda göstermiş olduğu azmi kıskanmamak elde değil. Avrupa, Amerika, Afrika, Uzakdoğu seyahat planlarınız arasındaysa bu web sayfasını kaçırmayın derim. Ben kendisinin Güney Amerika seyahatini büyük bir heyecanla takip ettim. www.geziko.com Bu site, bizler herhangi bir zahmete girmeden bizim için pek çok havayolu şirketini ve araç kiralama firmalarını araştırıp, bize fiyatları karşılaştırma olanağı sunuyor. Böylece farklı web sayfalarını incelemeden doğrudan uçak biletimi alabiliyorum ve havalimanında da aracım beni hazır olarak bekliyor. Ayrıca havayolu şirketlerinin bu siteye özel kampanyalarından da faydalanabiliyorum. www.cokgezenlerkulubu.com Çok Gezenler Kulübü (ÇGK), o şehri turist gibi değil de yerlisi gibi yaşayanların kendi objektiflerinden, şehri anlatan farklı bloggerların yer aldığı bir web sayfası. Gitmek istediğiniz şehirler, şayet daha önce ÇGK tarafından gezilen bir yerse, barda, konserde, yemekte, sokakta, sanatta, gezintide, dükkanda, alışverişte, ipucu sekmelerini tıklayarak o şehir hakkında fotoğraflarıyla birlikte ayrıntılarıyla bilgi edinebilirsiniz. Şehri o bloggerların gözünden keşfedebilirsiniz. Bloggerlar, bizim için video hazırlayıp, fotoğraf çekiyor, yazılar yazarak, bizler için muazzam bir rehber hazırlıyor. www.gezginanne.com Bebek sahibi olduktan sonra eve kapanma dönemi bitti artık. Gezgin Annenin mottosu “Bebeklerimizle ailecek geziyoruz”. Bebeklerle ve çocuklarla seyahat etmek genelde biraz zor oluyor ve bu yüzden çoğu insan bebeklerle tatil yapmaktan uzak duruyor. Benim de yeni anne olmam sebebiyle yakından takip ettiğim bir web sayfası bu. Bu sitede bebeklerle tatilde rahat etmenin püf noktaları, bebeklerle yolculuk, bebeklerle nerelerde rahat edilebileceği, nerelerin çocuk dostu otel veya restoran olduğu hakkında bilgi edinebiliyorsunuz. Gezgin annenin tavsiyelerini, bebeğiyle yapmış olduğu yurt dışı-yurt içi tatillerini de büyük bir zevkle takip etmekteyim. Ayrıca gezgin anneye sor sekmesi altında bebeklerle tatil hakkındaki sorularımızı kendisine sorabiliyor olmamız çok büyük bir avantaj. www.sirtcantalilar.com Bu site, seyahat tutkunlarının buluşma noktası. Sırtçantalılar, kendilerini üzerinde güneş batmayan topluluk olarak tanımlıyor. Bu web sayfasında gezi blogger’ların gezi yazılarına, seyahat ipuçlarına, hava yolu şirketlerinin kampanyalarına da ulaşmak mümkün. Hatta üşenmemişler bize gitmek istediğimiz ülkelerin vizelerinin nasıl alınacağını da anlatmışlar. Avrupa, Kuzey-OrtaGüney Amerika, Asya, Avustralya, Afrika hakkında yazılan yazılara, gezi rehberine ve yazarların tavsiyelerine de göz atmadan tatilinizi planlamayın derim. www.wingscard.com.tr Eğer bir şehirde kısa süreli olarak konaklayacaksam ve o şehrin önemli yerlerini görmek istiyorsam bu site oldukça faydalı bir site. Wings Travel başlığına tıkladığınızda önemli kozmopolit şehirlerde yürüyüş rotası eşliğinde 1 gün içerisinde nereleri görmeniz gerektiği, hatta nerede yemek yemeniz gerektiği hususu size belirtiliyor. Eğer o şehrin önemli yerlerini görmek istiyorsanız, bu siteyi tavsiye ederim. www.turkishairlines.com.tr Hangi şehre uçuyorsanız Türk Hava Yolları’nın şehir rehberinde o şehir hakkında bilgilere ulaşabiliyorsunuz. Hatta o şehir hakkında Skylife dergisinde yer alan haberlere de göz atabiliyorsunuz. Şehir rehberi sekmesi altında o şehirde gezilebilecek, eğlenebilecek yerler, sanatsal faaliyetler, yeme-içme ve alışveriş hakkında bilgilere sahip olabiliyorum. Böylece o şehre henüz uçmadan önce kafamda nerelere gitmem gerektiği hususunda bir bilgim oluyor. 43 bookmarkinterview “Siber Savunma Teknolojilerimizi Üretmeliyiz” Kamu kurumlarına sızıldığı, devlet sırrı niteliğindeki toplantıların dinlendiği, üst düzey yetkililerin telefon görüşmelerinin yasa dışı kayıt altına aldığı bu günlerde, siber saldırılar ayrı bir önem kazanmaya başladı. Türkiye'nin ilk kriminal üniversitesinin kurulması için çalışmalar yapan Ankara Üniversitesi Adli Bilimler Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Hamit Hancı, Türkiye'nin siber savaşla mücadelede başarılı olabilmesinin tek yolunun kendi siber savunmasını üretmekten geçtiğini söyledi. RÖPORTAJ: Sema AKBAŞ A dli tıp alanında birçok ilke imza atarak laboratuarlar kuran, ilk kitapları yazan ve birçok başarılı çalışmaya imza atan Ankara Üniversitesi Adli Bilimler Enstitüsü Müdürü ve Adli Bilimciler Derneği Başkanı Prof. Dr. Hamit Hancı ile son yıllara damgasını vuran siber saldırıları ve siber savaşın tehlikelerini konuştuk. Türkiye'nin ilk kriminal üniversitesi olma özelliği taşıyan ANKA Teknoloji Üniversitesi'nin kurulması yönünde çalışmalar da yapan Prof. Dr. Hancı, Türkiye'nin siber savunmasının 10 yıl önceki teknolojilerle yapılmaya çalışıldığını savunarak, “Eski teknolojilerle bugünün savaşını yapmaya çalışıyorsunuz. O yüzden kendi ArGe'nizi ve yazılımlarınızı oluşturmak zorundasınız. Zamanı yakalayabilmek ve güçlü olabilmek için kendi siber savunmanızı yapmanız gerek. Bu nedenle kendi yazılımlarımızı ve teknolojimizi üretebileceğimiz bir kriminal üniversitenin kurulması için mücadele veriyoruz, ama önümüze hep büroktratik engeller çıkartılıyor” diye konuştu. Kriminal üniversite kurma düşüncesi nasıl çıktı? Adli bilimler, adli bilişim teknolojileri ve adli mühendislik konularında gelişmiş ülkelerde var olan ileri teknolojilerin ülkemize adapte edilmesine katkı sağlayacak olan ANKA Teknoloji Üniversitesi'nin kurma planlarımızın geçmişi, 8 yıl öncesine dayanıyor. Bu proje, İstanbul Adli Bilimler Vakfı'nın önerisiyle gündeme geldi. Üniversite, özellikle kriminal teknolojiler, siber güvenlik, savunma sanayi olarak üç ana bilimsel araştırma alanına hizmet verecek şekilde tasarlanıyor. Bu üç alanda da Türkiye'de gerek lisans gerekse Ar-Ge düzeyinde yeterli fakülteler bulunmuyor. Bu üniversitenin kurulması çok uzun süre aldı. Yaklaşık bir buçuk yıl önce de kanunla kuruldu. Şimdi bir yer arayışı içindeyiz. Ankara'da inşa edilmesi planlanıyor. Kamu kurumları 44 Prof.Dr. Hamit HANCI Ankara’da kurulması planlanan kriminal üniversitesinde siber güvenlik ve savunma teknolojisi üzerine çalışmalar yapılacak. ve belediyeler yer tahsis ediyor, ama bürokrasi denilen engeli hala aşamadık. Ama şunu söylemeliyim ki, burası Türkiye açısından son derece önemli bir üniversite olacak. MİLLİ BİR YAPILANMA GERÇEKLEŞTİRECEĞİZ Üniversitede daha çok hangi alanlara yoğunlaşılacak? Kurmayı istediğimiz üniversitede sadece adli bilimler değil, siber teknoloji, siber güvenlik, savunma teknolojisi üzerine de çalışmalar yapılacak. Bunlar Türkiye'nin ihtiyacı olan önemli alanlar. Amacımız bu teknolojilerde milli bir yapılanma gerçekleştirmek. Fakat işin acı tarafı, bu üniversitenin ne kadar önemli olduğunu yetkililer anlamıyor. Öneminin farkında olsalar, bu üniversitenin açılması için bizim peşimizden koşarlar. Çünkü, üniversitede kendi alanında üst düzey yetkili kişiler çalışacak. Vakıf üniversitesi olarak hizmet verecek ve dünyanın her yerinden öğrenci kabul edecek. Ancak bürokratik engelleri aşamadığımız için, şu an sadece bekliyoruz. Belediyelerin ve devlet kurumlarının birçok boş arazisi olduğunu biliyoruz. Onlar da bu arazileri bize vermek istiyor ama önümüze o kadar çok formalite çıkartıyorlar ki, elimizi ayağımızı bağlıyorlar. Ne yazık ki, bir buçuk yıldır bu üniversiteyi kuracak bir yer tahsisi sağlayamadık. Siber saldırılar her geçen gün artıyor. Bu saldırıları engelleyecek bir altyapı Türkiye'de mevcut mu? Bu üniversitenin kurulmasının ne kadar önemli olduğunu geçtiğimiz aylarda gördük. Birçok devlet kurumumuza siber saldırılar yapıldı, kurumlar felç oldu. Biz bunlara karşı koyacak milli savunma sanayileri geliştirmeyi planlıyoruz. Kendi yazılımlarımızı yapıp, bu alanda dışarıya bağımlı olmadan, tüm bu teknolojileri geliştirmek istiyoruz. Kısaca, hedefimiz Türkiye'nin silikon vadisini oluşturmak. Stratejik kurumlarımıza siber saldırılar oldu. Buralarda çok ciddi saklanması gereken bilgiler var. Bu bilgilerin alınması, Türkiye Cumhuriyeti olarak elimizi güçsüz kılar. Son derece tehlikeli. Örneğin soruşturmalar, suç örgütlerinin takip edilmesi, organize örgütlerin dinlenmesi gibi olayların bilgilerini bu saldırıyı gerçekleştirenler alıyor, takip edilen örgütler ile paylaşıyorlar. Bu çok ciddi bir sorun. O nedenle kendi adli bilişim temel yapımızı güçlendirmemiz gerekiyor. Bu altyapıya sahibiz ama önümüzün açılması gerekiyor. Peki, üniversite projesi dışında bu konularla ilgili yapılan başka çalışmalar var mı? Ankara Üniversitesi Adli Bilimler Enstitüsü olarak bir adım attık. Adli Bilişim lisans programı hazırladık. Bu program, senatomuzdan geçti. Şimdi YÖK'e gidecek. YÖK'ten de onay alırsa, eğitimlere başlayacağız. Bu alanda çalışmak isteyenlerin daha kalifiye olmalarını sağlayacağız. Şu anda adli bilişim alanına çok fazla 45 kimse bunun yapamaz. O nedenle kriminal üniversitesini açmak ve kendi teknolojilerimizi geliştirmemiz çok önemli. Türkiye'nin bir tanka olduğu kadar siber alemdeki savunma teknolojilerine de ihtiyacı var. Üzerimize bir elektronik ağ gererler, bu ağ ile her şeyi durdurabilirler. Türkiye'nin tüm elektronik cihazlarını kullanılmaz hale getirecek teknolojiye sahip ülkeler var. Bunu asla unutmamak gerekiyor. SİBER TEKNOLOJİDE KİMSE GÜVENDE DEĞİL Bu tarz başka hangi tehlikelerle karşı karşıyayız? Örnek vermek gerekirse, devlet büyüklerinin korunmalarında kullanılan jammer'lar da adli bilişim alanına giriyor. Mesela bir jammer, 1 ila 5 arasındaki sinyali kesiyor. Peki, size bunu satan firma, o sinyallerin ötesinde bir düzenek hazırlatıyorsa ve diğer tarafa satıyorsa ne olacak. Belli bir koruma sağlayan firmanın içinden bir köstebek, sizin düşman saydığınız kesimlere “Siz sinyal ayarını 6 yaparsanız jammer'in etkinliği ortadan kalkar” derse ne olacak. Ama kendi sinyallerinizi yaparsanız, güvenli bir şekilde dolaşırsınız. Devlet büyükleri jammer'larla dolaşıyor ve kendilerini güvende sanıyor. Unutulmaması gereken tek şey, siber teknolojide kimse güvende değil. talep var, çünkü bu alan dipsiz bir kuyu gibi. O nedenle kendinizi ne kadar yetiştirirseniz yetiştirin, 6 ay sonra o bilgi eskiyecek. Bu nedenle sürekli kendinizi yenilemek zorundasınız. Biz de sürekli adli bilişim kursları düzenliyoruz. Bu kurslara da çok ciddi bir katılım oluyor. Türkiye'de kullanılan siber savunma teknolojileri yeterli düzeyde mi? Bilişimin olduğu her yer tehlikelidir. Bilişimde saklanacak yer yoktur. Bu nedenle altyapımızı geliştirmek zorundayız. Siber alanda yurt dışından savunma teknolojileri alıyoruz ama bunlar mevcut teknolojilerin 10 yıl gerisinde. Çünkü bu teknolojileri yaratan devletler ve holdingler yeni olanı vermezler. Artık ortaya çıkmış, bilinirliği artmış bilgileri verirler. Dolayısıyla siz 10 yıl önceki teknoloji ve silahlarla bugünün savaşını yapmaya çalışıyorsunuz. O yüzden kendi Ar-Ge'nizi ve yazılımlarınızı oluşturmak zorundasınız. Sonuçta bu yüksek teknoloji belli ülkelerin ve grupların elinde. İşi biten, eskimiş teknolojileri de yeniymiş gibi başka ülkelere satıyorlar. Zamanı yakalayabilmek ve güçlü olabilmek için kendi siber savunmanızı yapmanız gerek. İnternetimiz de yurt dışı çıkışlı. Bu durumun getirdiği tehlikeler nelerdir? İnterneti yurt dışından bir tuşla durdurarak, bir ülkenin bütün ileşim ağını çökertebilirsiniz. Uçakların kalkmasına engel olabilir, silahların ateşlemesini durdurabilirsiniz. Ama kendi internetiniz, yazılımınız ve siber ağlarınız ile iyi bir altyapılanmanız olursa, 46 Türkiye'de bilişim suçlarının cezalandırılmasında da sorunlar yaşanıyor. Bu konuda neler yapılmalı? Bilişim suçlarına ne cezalar verileceği de maalesef net değil. Hukuk daha statiktir ve durağan bir bilimdir. Hızlı değişimleri hukuk da kaldırılamaz. Hukuk, bazı süzgeçlerden geçirilerek normları oluşturulur, yasaları çıkartır ve uygular. Fakat bilişim o kadar hızlı ilerliyor ki, her an yeni suçlar oluşuyor. Hukukun buna adapte olması çok uzun zaman alıyor. O nedenle hukuk adapte olana kadar o eylemler suç olarak tanımlanamıyor. Örnek vermek gerekirse, e-mail'lerdeki hack'lemeler uzun yıllar suç olarak kabul edilmedi. Hakim ve savcıların da adalet akademilerinde ya da diğer kurslarda adli bilişim ile ilgili eğitilmeleri, ya da bu alanla ilgili özel ihtisas mahkemelerinin kurulması gerekiyor. Biz kurmayı plandığımız üniversitede hukukçuları da yetiştireceğiz. Bu alana adapte olmalarını sağlayacağız. Türkiye, son yıllarda Redhack adlı siber saldırı grubuyla ilgili de sorunlar yaşıyor. Redhack'in gerçekleştirdiği saldırılar hakkında ne düşünüyorsunuz? Redhack gibi grupların arkalarında kimler vardır bilmiyorum. Ama bu kişiler bize bir ders veriyor, çünkü devlet kurumlarını ele geçirdiler. Bu saldırılar esasında bizim için bir eğitim oldu. Bize dediler ki, “Türkiye Cumhuriyeti ayağını denk al, kendi savunma sistemini kur.” Bizim bu tarz hacker gruplarına müteşekkir olmamız lazım. Çünkü bizi dinamik tutuyorlar ve açıkları gösteriyorlar. Bunu bir hacker grubu yapıyorsa, devletsel ya da organize olan bir örgüt neler yapmaz. Tedbirlerimizi çok iyi almamız gerekiyor. Ş. Nezih Kuleyin Semor A.Ş. Genel Müdürü VİZYON T oplumlar geleceğe olan umutlarını siyasetçilerin, sanatçıların ve bilim adamlarının vizyonlarına göre kurgulamaktadır. Gelecek, geleceğin nelere gebe olduğunu bilen toplumlar tarafından yönetilebilmektedir. Ben de size bu sayıda tüm dünyaya bir zamanlar dudak ısırtan ama maalesef çok az kişi tarafından bilinen vizyon olayından söz etmek istiyorum. VİZYON TANIMLANIYOR Mustafa Kemal Atatürk, Cumhuriyet’in ilanından bir yıl sonra bir gemi satın alınmasını ve bunun Türk mallarının dünyada tanıtımını yapacak bir biçimde bir “Seyyar Sergi” gemisi olarak düzenlenmesini ister. 48 Gemi, sadece Türk mallarını tanıtmayacak, Türk toplumunu da tanıtacaktır. Onun için gerektiğinde konser bile verilebilecek bir salon da gemide yer almalıdır. Gemi, Türk toplumunu dünyaya sadece sergilerle değil, yeni Türkiye Cumhuriyeti’nin insan niteliğini ortaya koyarak da anlatacaktır. Geminin yolcuları her dalda yetkinliğini ispat etmiş sanatçılar, bilim adamları ve bürokratlardan oluşmaktadır. Bunlara ek olarak bir de 46 kişilik Riyaseti Cumhur Musiki Heyeti vardır. Orkestrayı İstiklal Marşı’mızın bestecisi Osman Zeki Üngör yönetecektir. Gemi satın alınır, tüm istenen değişiklikler yapıldıktan sonra 1926 yılının haziran ayında yola çıkmak üzere hazır hale getirilir. Sergi salonunda o zaman ülkemizde üreti- len her şey yer almaktadır. Beykoz Kundura Fabrikası, Yıldız Porselen, Tekel, Demiryolları, Pertev Kremleri, Hacı Bekir Şekerlemeleri, Sanayi Nefise Mektebi ürünlerini sergileyen kuruluşlar arasındadır. Satın almaları kolaylaştırmak için İş Bankası’nın kambiyo yetkisine sahip bir şubeyi gemide açması için gereken hazırlıklar yapılır. Haziran’ın 12’sinde yola çıkmak üzere hazır olan gemide kimler yoktur ki! Şair Orhan Veli’nin babası Veli Kanık, Celal Bayar`ın oğlu Refii Bayar ve gelini, sanat tarihçisi ve yazar Celal Esat Arseven ve kızı, gazeteci Bedia Hanım (Gezi süresince Resimli Gazete’de geziyi anlatacaktır), İstanbul Özbek Tekkesi şeyhi Şeyh Mehmet Ata, Cumhuriyet’in ilk ka- dın milletvekili olan Mebrure Gönenç Hanım, ilk kadın öğretmenlerden İclal Hanım, gazeteci Salah Cimcoz (Fahri Korutürk’ün kayınpederi), ünlü şairler Vâlâ Nurettin ve Kemalettin Kamu, Bal Mahmut gibi birçok kültür ve sanat adamı yer almıştır. Gemi 125’i personel olmak üzere çok nitelikli 285 kişi ile İstanbul’dan başlayarak, Cezayir’in Bona şehrine gidecek; oradan Barselona, LeHavre, Londra, Amsterdam, Hamburg, Danzig, Gdansk, Stockholm, Helsinki, Leningrad, Kopenhag, Anvers, Marsilya, Napoli, Genova üzerinden 86 gün sonra Türkiye’ye geri dönecektir. Celal Esat Arseven yolculuk süresindeki anılarını ‘Seyahat İntibaları’ adını verdiği kitabında toplar. Ben Mustafa Kemal Atatürk’ün gerçekte ne yapmak istediğini bu kitabı okuduktan sonra anladım. Atatürk’ün amacı sadece Türk mallarını tanıtmak değildi; yüzünü batıya dönmüş bir toplum ile batı ülkeleri arasında bir köprü kurmaktı. Anıları okuyunca bu amaca ulaşıldığını anlıyoruz. Nasıl olduğu konusunda size örnekler vermek istiyorum. Seyyar Sergi, dokuz ayrı dilde hazırlanmış olan broşürlerle tanıtılmıştır. Gemi, her limana girerken orkestra önce girilen ülkenin ulusal marşını seslendirmektedir. Sonra izin verilmişse şehrin meydanında oldukça kapsamlı bir konser verilmekte, gemidekiler ile gidilen ülkenin insanları büyük bir coşku ile kaynaşmaktadırlar. Gemi, Barselona limanına yanaştığında gemidekiler, sahilde toplanan kalabalığın büyüklüğüne inanamazlar. Gemi yönetimi sergiyi gezmek isteyenleri, tehlike olmaması için gemiye dönüşümlü olarak alır. Amsterdam’da şehir meydanında orkestranın çaldığı eserlerle dans eden Hollandalı sayısı o kadar büyük bir rakama ulaşır ki, Amsterdam Belediye Başkanı sokakta dans etmeyi yasaklayan belediye kanununu değiştirmek zorunda kalır. Bu olay Hollandalıları o kadar etkiler ki, AB görüşmeleri sırasında Hollandalı parlamenterlerden biri ülkemizin AB’ye girmeyi yıllar önce hak ettiğini göstermek amacıyla Seyyar Sergi’nin filmini gösterir. Stockholm’de limana yaklaşıldığında yolcular ilginç bir karşılama töreni olduğunu fark ederler. İsveç’in tepeden tırnağa tüm protokolü tertemiz tören kıyafetleri ile hiç eksiksiz olarak limanda yerlerini almışlardır. Gemidekiler bunun nedeninin, geçmişte Türklerin Demirbaş Şarl’a gösterdikleri ev sahipliğinin bir yanıtı olduğunu düşünürler, İsveçliler ahde vefa örneği vermektedirler. Helsinki’de oraya göç etmiş Tatarlar, gemiyi ve gemi yolcularını büyük bir coşku ile bağırlarına basarlar. Gemi limanda mahşeri bir kalabalık tarafından karşılanır, büyük bir ilgi ile Türkiye’den gelenler misafir edildikten sonra uğurlanırlar. Gemi seyahati ile ilgili olarak o zamanın şartlarında gerçekleşen tüm olaylar kamuoyuna, günlük çıkan Resimli Gazete tarafından aktarılır. Resimli Gazete, bu sayısının kapağını görüldüğü gibi “Seyyar Sergi”ye ayırmıştır. Ortadaki iki resim, gemide ihraç etmek amacıyla sergilenen ürünlerin bulunduğu bölümden çekilmiştir. Atatürk, bu seyahati sadece bizim kendimizi tanıttığımız bir seyahat değil, yeni cumhuriyet kadrolarının da bakış açılarını zenginleştirici bir seyahat olarak görmektedir ve bu konudaki etkilenme, kitapta bütün açıklığı ile yer almaktadır. Örneğin bir Etnografya Müzesi kurulması ya da Tivoli gibi büyük bir lunapark kurulmasının önemi, seyahate katılanlar tarafından gezide gördüklerinin bir sonucu olarak ortaya çıkar. Yolcuların en çok dikkatini çeken uygulamalardan biri de yerel yönetimlerin gerçekleştirdikleridir. Savaştan yeni çıkmış bir ulusun nasıl bir kalkınma hareketi başlatacağını ve bu hareketi uluslararası platformlara nasıl taşıyacağını bize en iyi anlatan bir vizyon örneği olarak bu olayı sizlerle paylaşmak istedim. KAYNAKÇA: • Celal Esat Arseven, Seyahat İntibaları, Kitabevi Yayınları • Oktay Sönmez, Anılarda Gemiler, İş Bankası Kültür Yayınları • Melih Berk, Naviga, Eylül 2005 • Resimli Gazete, 14 Temmuz 1926 49 Robert Cornelius’un 1839 yılında çektiği selfie. Bir Selfie Hikayesi Oscar töreninde komedyen Ellen DeGeneres’ın paylaştığı fotoğrafta, aynı karede bu kadar çok sayıda Hollywood yıldızının birden yer alması insanları heyecanlandırdı. Belki biz de benzer şekilde fotoğraf çekebiliriz algısı uyandırarak, kamerası olan, bir cihaza erişilebilen herkes, karada, havada, suda ve hatta uzayda bile selfie çeker oldu. HAZIRLAYAN: Ezgi IŞIK 50 Tüm dünyaya damgasını vuran selfie’ye Papa Francis da ayak uydurdu. Papa, yaptığı haftalık konuşma sonrasında halkın arasına karışarak fotoğraf çektirmeyi de ihmal etmedi. A rtık uygulamalar bile bu akıma göre değişiyor. Snapchat gibi saniyelik görüntü alışverişi ve telefona kaydedilmeyen görüntü paylaşımı sağlayan uygulamalar, bu akımın katlanarak adeta bir sektör haline gelmesine katkı sağlıyor. Yakında akıllı telefonların ön kameralarının çözünürlüğünün ana kameradan da iyi hale getirileceği konuşuluyor. Selfieler, herkesi bir anda photoshop ustası haline de getirmeyi başardı. Akıllı telefonlardaki fotoğraf uygulamaları ile artık selfie çeken herkes, yüzünü pürüzsüzleştirebiliyor, fiziğini inceltiyor, kusurlarını yok ediyor. Bu uygulamaların da en ünlüleri 'facetune' ve 'photowonder' ile gözleri büyütmek, dişleri beyazlatmak bile mümkün. NEREDE O İLK SELFIE’LER Esasında selfie yeni keşfedilmiş bir icat değil. 19'uncu yüzyıldan bu yana insanoğlu kendi fotoğrafını çekmeyi pek çok kez becerebilmiş görünüyor. 20'nci yüzyıl insanı ise bunu bir moda akımı haline getirmeyi başardı. Selfie akımı Instagram, Retrica gibi fotoğraf paylaşımına dayalı sitelerin popüler hale gelmesi ile patlama yaşadı. Mobil cihazların, bilgisayar ve tabletlerdeki ön kamera özellikleri de bu akımın popüler hale gelmesine katkı sağladı. MAKİNASINI BİLE YAPTILAR Selfie’nin tek ve belki de en önemli dezavantajı ise hepimizin bildiği gibi tek eliniz ile çekmek ve aynı anda kolunuzun, elinizin ya da başparmağınızın kameraya denk gelmemesini sağlamak zorunda olmanız. Selfie duyarlılığının bir eseri olan 'S.E.L.F.I.E.', açılımı 'The Self Enhancing Live Feed Image Engine' isimli iki yönlü ayna ile selfie’niz profesyonelce çe- MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin gazetecilerle çektirdiği selfie 51 kiliyor ve otomatik olarak Twitter’a yükleniyor. Cihaz aslında son derece basit bir sistem ile çalışıyor. Aynanın arka kısmında bir Mac, mini bir webcam ve LED ışık sağlayan bir teçhizat bulunuyor. iStrategyLabs tarafından sunulan bu hizmet henüz deney aşamasında olsa da gelecekte telefonların bile bu iş için yetersiz kalacağı ve herkesin rutin işlerini fotoğraflayıp paylaşması için ayrı bir ürünün gerekeceği sonucuna varmak mümkün. RUHSAL BİR RAHATSIZLIĞA MI İŞARET EDİYOR? Bu tür bir rahatsızlığın insan psikolojisi literatüründe bir tanımı ya da karşılığı bulunmuyor. Amerikan Psikoloji Derneği'nin ise selfie çekmenin ‘selfisis’ diye tabir edilen ruhsal bir bozukluğa işaret ettiğine ilişkin resmi herhangi bir açıklaması da bulunmuyor. Bununla birlikte uzmanlar bir müddet sonra selfie’nin kişide yalnızlaştırıcı etki yapacağını, sürekli insanların beğenisini ve takdirini alma ihtiyacı yaratacağını, insanoğlunun başkalarının gözünde nasıl göründüğünü sürekli merak edeceğini, ayrıca rutin hayatın selfie aracılığıyla sosyal medyada duyurulmasının sağlıklı bir davranış olmadığını belirtiyor. 52 bookmarkinterview CeBIT Kabuk Değiştiriyor 11-14 Eylül 2014 tarihleri arasında bilişim sektörünü buluşturmaya hazırlanan CeBIT Bilişim Eurasia’ hakkında bilgi veren Hannover Fairs Turkey Fuarcılık Genel Müdür Yardımcısı Murat Özer, “15 yıldır İstanbul’da düzenlenen CeBIT bünyesinde, hem profesyonel iş dünyası hemde nihai müşterileri hedefleyen bölümler yer alıyordu. İş dünyası katılımcılarımızdan gelen talepler doğrultusunda 2014 yılında düzenleyeceğimiz etkinlik tamamen iş dünyasına odaklı olacağı için ‘CeBIT Kabuk Değiştiriyor’ ile yola çıktık” dedi. Türkiye’de bilişim ve teknoloji sektörüne yönelik yatırımları nasıl değerlendiriyorsunuz? Eğitim ve akademik çalışmalarla sektör çalışanlarının kalitesi yükseliyor. Bütün bunlara bağlı olarak önemli bir istihdam alanı doğuyor. Yaşam kalitesi artıyor.. Türkiye’de gerek kamu gerekse özel sektör artık bilişimin önemini çok iyi biliyor. Her iki sektörde de ürün ve hizmet üretmeye yönelik ciddi yatırımlar yapılıyor. Alt yapı çalışmaları tamamlanıyor, sektörde iş gücü destekleniyor. Sonuç olarak tüm dinamikleriyle sektördeki bu hızlı gelişme ekonomiye de olumlu yansıyor. Dolayısıyla da sektör, 2013’de çok başarılı bir yıl geçirdi diyebilirim. CeBIT Kabuk Değiştiyor’u biraz açabilir miyiz? Bilişim ve teknoloji sektörü çok hızlı bir şekilde değişiyor ve CeBIT’te de değişim devam ediyor ve CeBIT Bilişim Eurasia’da 2014 yılı hedefimiz inovasyon ve gelecek teknolojilerinin yer aldığı, CeBIT Global Konferans etkinlikleri ile güçlendirilmiş İş Dünyası Platformu’nu büyüterek devam ettirmek ve içinde bulunduğumuz coğrafyada liderliğimizi sürdürmek. CeBIT Bilişim Eurasia’da bu yıl köklü değişiklikler bizleri bekliyor olacak. Bildiğiniz üzere 15 yıldır İstanbul’da düzenlenen CeBIT bünyesinde hem profesyonel iş dünyası hemde nihai müşterileri hedefleyen bölümler yer alıyordu. İş dünyası katılımcılarımızdan gelen talepler doğrultusunda 2014 yılında düzenleyeceğimiz etkinlik tamamen iş dünyasına odaklı olacağı için “CeBIT Kabuk Değiştiriyor” ile yola çıktık. CeBIT ile eş zamanlı gerçekleşek olan CeBIT Global Konferans etkinlikleri sektöre katkılerı neler olacaktır? İçinde bulunduğumuz çoğrafyada hem fuarı hem de forum ve konferansları tek çatı altında toplayan sektöre bağımsız bir bilgi paylaşım platformu sağlayan tek etkinlik CeBIT Bilişim Eurasia ve CeBIT Global Conferans etkinlikleridir. Dünyanın bir çok yerinde ulusla- rarası büyük etkinlikler içinde bulundukları ülke, şehir ve sektör kurum ve kuluşlarının bir araya gelmesi ile oluşmuş ve büyümüşlerdir. CeBIT Global Konferans etkinliklerinin de sekötre olumlu yansımaları olacaktır. CeBIT Global Konferans oturumlarında bu yıl öne çıkacak konular arasında Şehir İletişim, Ulaşım ve Teknoloji Zirvesi; Medya ve Mobil Ekonomi Zirvesi, Sağlık Bilişim Kongresi, Data Center Konferansı; E-Devlet Özel Bölümü yer almakta. Ama sizlerinde bildiği üzere CeBIT Global Konferans etkinlikleri bu konular ile sınırlı kalmayıp önümüzdeki haftalarda yeni konu ve içeriklerinde eklenmesi ile büyümeye devam edecek. CeBIT Global Konferans etkinliklerinin en önemli özelliği sektöre bağımsız bağımsız bir bilgi paylaşım platformu sağlamasıdır. Bu yıl ki ziyaretçi ya da sizin terimlerinizle potansiyel alıcı çalışmaları hakkında biraz bilgi bilgi verevereMurat Murat Özer Özer bilir misiniz? Nihai hedef, yüzde 100 iş dünyasının katılımının gerçekleştiği etkinliğe yine iş dünyasından nitelikli ziyaretçi, nitelikli alıcı getirebilmek. Tabi hedefi doğru belirlemek için katılımcılaımızla birlikte çalışıyor ve onların beklentilerini analiz ettikten sonra aksiyon alıyoruz. Bu sene ziyaretçi çalışmalarını özetleyecek olursak Anadolu Alım Heyeti Programları ki burada Ticaret ve Sanayi Odaları ile iş birlikleri çerçevesinde Meslek Komite üyelerinin fuara ve konferans daveti, daveti, Uluslararası Alım Heyetleri; hedef ülke ve pazarlarda alım heyeti programları ki burada yurt dışındaki hedef ülkelerdeki Türk ticaret ateşeler, federasyonlar, dernekler ile olan çalışmalar ve Deutsche Messe AG’nin 100’ü aşan ülkelerdeki ofisleri aracılığı ile gerçekleştirdiğimiz tanıtımlar. Özel Alım Heyetleri ki burada yol ve konaklamaları tarafımızdan karşılanan karar vericilerin getirilmesi, stratejik ve sektörel medya çalışmaları tabi bir de alan içerinde her yıl gerçekleştirmekte olduğumuz B2B–İkili İş Görüşmeleri Bölümü yer alıyor. 53 bookmarkevent Kapasite Güçlendirme Projesi’nde Sona Ulaşıldı Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın sanayi politikalarını tasarlama ve yürütme kapasitesini güçlendirmek ve teknik destek vermek amacıyla hazırladığı ‘Sanayi Stratejisine İlişkin İdari Kapasitesinin Güçlendirilmesi Projesi’nin kapanış toplantısı, Ankara Sheraton Otel’de düzenlenen geniş kapsamlı bir etkinlik ile gerçekleştirildi. Toplantıya strateji faaliyetlerinde yer alan paydaşlar katıldı. HABER: Sema AKBAŞ B ilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın sanayi politikalarını tasarlama ile yürütme kapasitesini güçlendirmek ve teknik destek vermek amacıyla hazırladığı projede sona ulaşıldı. 22 Ocak 2013 tarihinde başlayan ve 18 ay süren ‘Sanayi Stratejisine İlişkin İdari Kapasitesinin Güçlendirilmesi Projesi’nin kapanış toplantısı, strateji faaliyetlerinde yer alan paydaşların katılımlarıyla Ankara Sheraton Otel’de gerçekleştirildi. ACE International Consultants liderliğindeki ECORYS ve EXEMPLAS konsorsiyumu tarafından Avrupa Birliği desteği ile ulusal fonlar aracılığıyla yürütülen projenin kapanış toplantısı iki bölüm halinde gerçekleşti. ACE ACE International International Consultants Consultants Proje Proje Direktörü Direktörü Jaime Jaime Reneses Reneses AMAÇ KAPASİTEYİ YÜKSELTMEK Oturumlarda konuşmacı olarak söz alan Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Müsteşarı Prof. Dr. Ersan Aslan, Sanayi Genel Müdürü Prof. Dr. İbrahim Kılınçaslan, Merkezi Finans ve İhale Birimi Başkan Yardımcısı Emine Döğer, AB Türkiye Delegasyonu Başkan Yardımcısı Bela Szombati, ACE International Consultants Proje Direktörü Jaime Reneses, ACE International Consultants Takım Lideri esi üçlendirilm asitesinin G ap K i l ar ye ri İd st in endü tejisine İlişk uluslararası ve l Sanayi Stra se re i kü jil olo kli büyüyen yüksek tekn Projesi; süre e’nin orta ve iy rk u ü n T u a n d o ın ıs a vizy rekabet karş m üssü olm ayata ya’nın üreti as vr A rmek için h e ve rd k e st ın e d ürünle ik kn ji Bakanlığı’n si yolunda te i ve Teknolo ay n Sa benimseme , m ili B ni kapsamda, e kapasitesi geçirildi. Bu a ve yürütm am rl dı. sa an ta rl ı sa si ta ikalar sanayi polit destek proje ik kn te , re ek üze güçlendirm 54 Proje Tercümanı Beyza Önal, Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Sanayi Genel Müdürlüğü Daire Başkanı Bilal Tek, Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Sanayi Genel Müdürlüğü Daire Başkanı Ali Özen, Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Sanayi Genel Müdürü Prof. Dr. İbrahim Kılıçaslan, Proje Kilit Uzmanı Damla Taşkın, ACE International Consultants Ekip Lideri Richard Phillips Richard Phillips ve Özyeğin Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ümit Özlale, Türkiye’nin sanayi ve sektörel stratejileri hakkında bilgilendirme sunumu yaptı. EN İYİ UYGULAMALAR KILAVUZU HAZIRLANDI Yaklaşık bir buçuk yıl devam eden proje boyunca AB üye ülkelerindeki sanayi politikalarını ve stratejilerini konu alan ‘En İyi Uygulamalar Kılavuzu’ hazırlandı, Bakanlık personeline yönelik geniş kapsamlı eğitimler düzenlendi. Girişimci Bilgi Sistemi ve Sanayi Sicil Sistemi kapsamında danışmanlık sağlanarak, tekstil ve makine sektörleri için rekabet analizi modelleri oluşturuldu. Ayrıca, stratejilere yönelik uluslararası dokümantasyon çalışmaları da gerçekleştirilerek, paydaşların kullanımına açık olacak interaktif bir web portalı hazırlandı. Özyeğin Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ümit Özlale 55 bookmarkapp Şimdi Kaydet Sonra Offline Oku İnternette, Twitter’da, e-postanızda, akıllı telefonunuzda o anda ilgilenemediğiniz içeriği tek hareketle tek bir yerde arşivlemek, sonra da telefonunuzdan, bilgisayarınızdan ya da tabletinizden offline olsanız bile onlara ulaşmak ister misiniz? Cevabınız evet ise, Android ve iOS uyumlu ‘Şimdi kaydet sonra oku’ POCKET uygulamasını denemelisiniz. POCKET 1 2 milyon kullanıcısı olan Pocket’a bilgisayarınızdan, e-postanızdan, telefonunuzdan ya da tabletinizden içerik gönderebiliyorsunuz. Gönderdiğiniz içerik, düz, okunması rahat ve kayba uğramamış şekilde Pocket’ta arşivleniyor ve siz daha sonra hangi cihazınızdan girerseniz girin Pocket’ınızdaki içeriğe, offline olsanız bile ulaşabiliyorsunuz. BASİT AMA KULLANIŞLI Pocket’ı kullanmaya başlamak için kısa kayıt sürecini tamamlamanız, ardından da telefonunuza ve tabletinize application’ı indirmeniz gerekiyor. Bu aşamadan sonra e-postadan, bilgisayarınızın tarayıcısından, clipboard’dan, mobil safari’den ve 300’den fazla diğer uygulamadan pocket’ınıza ne şekilde içerik göndereceğinizi internet sitesi ya da uygulamanın içindeki ‘help’ bölümünden öğrenebilirsiniz. Pocket, 56 bookmarket’lerini kurmak bir dakika bile sürmeyen çok basit bir işlem. Örneğin, e-posta yolunu kullanmak isterseniz [email protected] adresine istediğiniz içeriği gönderiyorsunuz. Telefonunuz veya bilgisayarınızın tarayıcısına kurduğunuz bookmarket’ler aracılığıyla tek tıkla Pocket’ınıza içerik göndermeniz de mümkün, ancak internet limitiniz kısıtlıysa bu işlemi kablosuz ağa bağlıyken yapmanızda fayda var. Bu uygulamanın diğer bir güzel özelliği de Pocket’da bulunan içeriğinizi istediğiniz şekilde etiketleyerek, makale, video, görsel gibi kategoriler halinde kaydedebilmeniz. Aynı zamanda favori içeriklerinizi de ayırabiliyorsunuz. İKİ FARKLI SEÇENEK Pocket Premium servisini kullanırsanız aylık 10,49 TL ya da aylık 94,99 TL ödemeniz gerekecek. Premium servisin sunacağı ekstralar arasında kalıcı kütüphane oluşturma, full text arama, içeriği organize etmede kolaylık gibi özellikler var. Ancak, Pocket ücretsiz haliyle zaten oldukça işlev gördüğünden, Premium versiyonunu satın almaya çok da gerek yok. Pocket, özellikle de offline video görüntüleme özelliğine de sahip olduğu göz önünde bulundurulduğunda, arşivleme ve offline görüntüleme özelliği daha komplike olan Google drive, dropbox gibi uygulamaların da tahtını sallayacağı benziyor. 94.99 Pocket Premium servisini kullanırsanız aylık 10,49 TL ya da yıllık 94,99 TL ödemeniz gerekecek 57 bookmarknews Retweet Devri Bitiyor T witter’da retweet devri bitiyor. Son güncellemeyle birlikte artık kullanıcılar ‘retweet’ etmek yerine ‘Share with followers’ yani ‘Takipçilerle paylaş’ butonunu kullanacak. Herhangi bir tweet’i retweet etmek, kendi takipçilerinizle paylaşmak istediğinizde ‘retweet’ ismini görmek yerine ‘Takipçilerle paylaş’ butonunu göreceksiniz. Twitter bir süredir bu özelliği sağlamak adına çalışmalar yapıyordu. Burada da Facebook’ta başka bir kullanıcının paylaştığı gönderiyi paylaşırken açılan ekranda olduğu gibi düşüncelerimizi yazabileceğimiz bir alan açılacak. Bu kısmı istediğimiz gibi değerlendirebilmemiz adına 140 karakter kullanma imkanı sağlanmış. Şu an için bu uygulama belirli sayıda kullanıcı tarafından test ediliyor. Eğer uygulama başarılı olursa yaygınlaştırılacak ve kişilerin retweet'ledikleri tweetler ile ilgili düşüncelerini paylaşma imkanı sağlayacak. Böylece retweet’ler hakkında ne düşündüğümüzü de takipçilerimiz öğrenmiş olacak. E Ülkelerin Güzellik Anlayışı sther Honig isimli Amerikalı gazeteci hiçbir program kullanmadan çektiği bir fotoğrafı, 27 farklı ülkedeki photoshop uzmanlarına göndererek, ülkelerindeki güzellik anlayışına göre uyarlamalarını istedi. Bu işlemin sonunda ise birbirinden farklı kareler ortaya çıktı. Ne yazık ki Honig’in listesinde Türkiye yer almadı. Kimi ülkelerden oldukça abartılı makyajların kullanıldığı çalışmalar gönderilirken, kimisinden de tamamen doğal çalışmalar geldi. Bunun yanında ülkeler arasında bazı benzerlikler de ortaya çıktı; özellikle renkli göz ve açık renk ten, çoğu ülkenin güzellik anlayışında kendine yer buldu. G oogle her geçen gün kendini ileriye taşımaya devam ediyor. Son olarak da alan adı işine giren Google, şu an domain kayıt servisini test ediyor. Eğer bu testlerden başarıyla çıkarsa, alan adı işinde başarılı şirketlere güçlü bir rakip geliyor demektir. Google, bu alanla ilgili yaptığı araştırmada küçük şirketlerin yüzde 55’inin bir internet sitesine dahi sahip olmadığı sonucuna ulaştıklarını açıkladı. Ana sayfa üzerinden domain araması yapıldığında şu an için sadece 'davet iste' ekranı karşımıza çıkıyor. Henüz hazırlık aşamasında olan bu hizmetten yararlanabilmek için kullanıcıların öncelikle Google tarafından sisteme davet edilmesi gerekiyor. Google bu hizmetini, e-posta ve telefon yoluyla da sunacağını açıkladı. 58 Google Domain Servisini Test Ediyor Dikkat Takip Ediliyor Olabilirsiniz! K arspersky Lab ve Citizen Lab firmaları tarafından yapılan araştırmalara göre; 'Hacking Team' adındaki şirket tarafından üretilen bir programın, telefonlara uzaktan erişim sağlama imkanı sunduğu ve çok sayıda devletin bu programı kullanarak vatandaşlarını izlediği bilgisine ulaşıldı. Hacking Team şirketi, müşterilerine 'şifreleme olsa bile tek bir ekran üzerinden tüm cihazları kontrol altına alma' hizmeti sunabiliyor. Bu program sayesinde bilgisayarlarımızda ve akıllı telefonlarımızda yaptığımız her hareket, e-postalarımız, kısa mesajlarımız hatta GPS üzerinden konumumuzun dahi tespit edilebildiği açıklandı. Bu işlemler için “Infector” adı verilen bir virüsleme sistemi kullanılıyor. İşlemin ilk aşaması söz konusu programın hedef bilgisayara yüklenmesi, ikinci aşaması ise bilgisayardaki mikrofonun ve kameranın kullanılması ile kişinin ses kaydının yapılması ve resminin çekilmesi. Telefonlarda ise bu uygulama, dikkat çekmemek adına sadece kablosuz ağlara bağlıyken çalışıyor. Google'dan Kadın Çalışan Girişimi G oogle, kendi bünyesinde çalıştırmak üzere kadın yazılımcılar yetiştirmeye başladı ve bu çalışmaların 'Made With Code' adında bir program ile yürütülmesi planlanıyor. Bu programın, genç kızlara program kodlamayı öğretmek amacıyla 50 milyon dolar bütçe ile yapılması hedefleniyor. Eğitimlerde Google’ın ilk olarak iki yıl önce sunduğu görsel programlama dili olan Blockly kullanılacak. Animasyonlu GIF, iki boyutlu semboller hazırlamak ve müzik ile selfie fotoğrafı düzenlemek gibi çalışmalar yapılacağı açıklanmış. Ayrıca, Google bu program için ABD’de yaz kursları düzenleyen 'Girls Who Code' adında kar amacı gütmeyen bir örgütle iş birliği yapacağını belirtti. YouTube CEO'su Susan Wojcicki, “Kodlama günümüzde sadece bir teknoloji şirketinde çalışmak için yeterli olan bir yetenek değil. Aynı zamanda iç tasarım, mimari, tıp ve müzik gibi alanlarda da geçerli. Bir kız, gelecek için nasıl hayaller kuruyor olursa olsun, kodlama öğrenmesi hedeflerine ulaşmalarında yardımcı olacak” ifadeleriyle 'Made with Code' programını kısaca özetledi. Duygular Artık Gizli Kalmayacak H er geçen gün teknolojide çağ atlıyoruz. Akıllı telefonlar, sesle açılan televizyonlardan sonra şimdi de duygularımızı anlayabilen bilgisayarlar üzerinde çalışılıyor. Intel firması, kullanıcılarının duygularını anlayabilecek bilgisayarlar için çalışmalarını başlattı. Bu bilgisayarların ön yüzünde bulunacak olan 3 boyutlu kamera ile kişinin yüz tipine ve mimiklerine göre o anki ruh halini çıkarabilecek ve buna göre tavsiyeler sunabilecek türde olması planlanıyor. 59 bookmarkinterview Redhack Kamuyu da Alarma Geçirdi Özellikle 17 Aralık tarihinde ortaya çıkan yasa dışı telefon ve ortam dinleme kayıtları gibi bilgi hırsızlığı, kamu kurumlarının da alarma geçmesine neden oldu. Bilişim güvenliği alanında hizmet veren Symturk Genel Müdürü Burak Dayıoğlu, “Redhack gibi siber saldırı yapan gruplara karşı kamu kuruluşları da alarma geçti. Artık kamu kurumlarında da yazılım güvenliği ön plana tutulmaya başladı” dedi. RÖPORTAJ: Sema AKBAŞ T eknolojinin son geldiği noktada akıllı telefonlar, tabletler ve bilgisayarlar yaşamı büyük ölçüde kolaylaştırsa da son dönemlerde sıkça duyduğumuz siber saldıralar, bir o kadar da mağduriyet yaratıyor. Özellikle büyük firmaların bu saldırılara maruz kalması ise milyon dolarlara ulaşan maddi zararları da beraberinde getiyor. Birçok şirket güvenlik duvarlarını güçlendirerek, bu sorunu aşmaya çalışıyor. 20 yıldır bilişim güvenliği sektöründe hizmet veren Symturk Genel Müdürü Burak Dayıoğlu ile siber saldırıların geldiği noktayı ve kullanıcıların hacker’lara karşı nasıl mücadele etmeleri gerektiğini konuştuk. Sizi biraz tanıyabilir miyiz? 2002 yılında iki ortağımla beraber bilişim güvenliği firmasını kurduktan sonra 2007 yılında da Symturk'ü faaliyete geçirdim. 20 yılı aşkın süredir de bilişim güvenliği alanında çalışıyorum. Symturk'te ne gibi hizmetler sunuyorsunuz? Symturk, 3 alanda faaliyet gösteriyor. Bunlardan biri teknolojiden, üründen, üreticiden bağımsız güvenlik danışmanlığı ve denetim faaliyetleri. İnsanların sistemlerini bilişim güvenliği açısından test ediyoruz. Banka sistemlerine sızmaya çalışıyoruz ve eğer bir açık bulursak bu konuda ne yapılması gerektiğini belirten bir rapor hazırlıyoruz. Yani hem güvenlik hem performans testleri yapıyoruz. İkinci bir iş kolumuz da, kuruluşların bilgi işlem altyapısının kesintisizliği, sürekliliği ve veri kaybı olmaması konusunda hizmet sağlamak. Bu kapsamda felaket kurtarma, yedekleme ve arşivleme altyapıları kurarız. Üçüncü bir alanımız da güvenlik ile ilgili teknolojik çözümler sağlamak. 8 ya da 9 üreticinin güvenlik ürünlerini Türkiye'de satıp, onların teknik destek ve danışmanlık hizmetini veririz. Yaklaşık 40 kişilik bir kadro ile hem Ankara hem de İstanbul'da hizmet ağımız bulunuyor. 60 Burak Dayıoğlu Türkiye'de bilgi güvenliği konusunda firmaların yaklaşımı nedir? Parayla iş yapan, yani kaybedecek çok şeyi olan kuruluşlardan küçük işletmelere kadar bilgi güvenliği işi, giderek önem kazanıyor. 20 yıldır bu sektördeyim ve o zamanlar alanda lider diyebileceğiniz kuruluşlarda bile çok fazla problem varken, bu sorunlar günümüzde giderek azalıyor. Son dönemlerde Redhack gibi siber saldırı yapan gruplar sayesinde kamu kuruluşları da bu konuda gelişmeye başladı. Redhack'in yaptıkları bu konuyu biraz daha popüler kıldı. Yaptıkları yanlış bir şey, ama bu konunun kitlelere yayılmasına neden oldu. 17 Aralık tarihinde çıkan tapeler nedeniyle kaydetme, bilgi kaçağı kontrolü, dinleme gibi konular giderek önem kazanıyor. Bu kapsamda yazılım güvenliği konusu da ön planda tutulmaya başladı. Son iki senedir herkes yazılım güvenliğini konuşuyor. HACKER'LAR MUTLAKA BİR AÇIK YAKALIYOR Siber saldırı yapanlar da kendini geliştiriyor. Hacker'larla nasıl mücadele ediyorsunuz? Konunun eve girmeye çalışan hırsızdan farkı yok. Biz daha zor açılan kilitler icat etmeye çalışıyoruz, onlar da bunları nasıl bertaraf edeceklerinin yolunun bulmaya çalışıyor. Bu bir silahlanma savaşı. Ben bunu seminerlerde şöyle anlatıyorum: 1994 yılında mesleğe adım attığımda kuruluşlara güvenlik önlemi olarak 4 teknoloji anlatırdım. Şimdi olmazsa olmaz teknolojisi sayısı 15 oldu. Aldığınız önlemler artınca, yönetmesi ve işletmesi de karmaşıklaşmaya başlıyor. Bu sistemlerin de arasından birileri sızıyor. Radara görünmeden bir şeyler yapmayı başarıyor ve devamlı bir açık bulunuyor. Eskiden hiç güvenlik açığı olmayacak şekilde altyapılar kurmaya çalışırdık. Şimdi bir gün birisi sızacak düşüncesini kabul ederek işe başlıyoruz. Sızmanın engellenmesinin öneminin yanı sıra şimdi sızmayı ne kadar hızlı fark edeceğiniz, nasıl hızlı yanıt üreteceğiniz konusu da önem kazandı. Artık güvenli 61 mobil kullanımına da dikkat etmek gerekiyor. Her şeyi mobil telefonlarda ve tabletlerde yapmaya başlayınca, bunların da güvenlik riskleri ortaya çıkıyor. Bundan 5 yıl önce Android güvenliği ile ilgili bir konu yoktu. Şimdi herkes bu konu üzerine yoğunlaşıyor. Daha önceki yıllarda bize “Bir mobil uygulamamız var, güvenliğini test eder misiniz?” diye bir kişi bile gelmezdi. Şimdi ayda 5 mobil uygulama testi gerçekleştiriyoruz. Sizin gözlemlediğiniz kadarıyla şirketlerin saldırılara karşı savunmalarında ne gibi eksiklikler var? Özellikle güvenlik izlemesi noktasında firmaların büyüklüğünden beklenmeyecek eksiklikler olduğunu gözlemliyoruz. Firmaların, güvenlik ihlali olduğunda bunu hızlı keşfedip, hızlı önlem almalarını sağlayacak güvenlik altyapılarına ihtiyaçları var. Firmalar sadece güvenlik önlemlerini artırmaya çalışıyor. Evet, önlemleri arttırmaya devam edilmeli ama ortada temel izleme altyapılarını kurmak gibi bir ihtiyaç da var. Çoğu kuruluşta temel izleme altyapısı bulunmuyor. GÖRÜNTÜLERİ KAYDEDİP ŞANTAJ YAPABİLİRLER Hacker'lar, evlerimizdeki bilgisayarları da tehdit ediyor. Ev bilgisayarlarında karşılaşacağımız tehlikeler nelerdir? 10 yıl önce evdeki bir bilgisayarın hack'lenmesi ancak banka dolandırıcılığıyla sonuçlanırdı. Bugün bir bakıyorsunuz, evde ele geçirilen bilgisayar birçok alanda işe yarıyor. Bilgisayarınızda oyunların ve programların lisans anahtarları olabiliyor, oyuna para yüklemişseniz hacker'lar bu parayı ve bilgileri çalabiliyor. Ele geçirilen bir bilgisayar üzerinden spam dediğimiz reklam mailleri gönderebiliyorlar. 62 Sizin bilgisayarınızdan alınan bilgileri şantaj olarak da kullanabiliyorlar. Aynı zamanda bilgisayarınızı kullanılmaz hale de getirebilirler. Bir milyon bilgisayarı ele geçirip, tek bir siteye yönlendirerek, o sitenin kullanılmaz hale gelmesine neden olabilirler. Evdeki bilgisayarın kamerasını uzaktan açıp, görüntülerinizi kayıt edebilirler. Sonra bu görüntüler nedeniyle şantaja maruz kalabilirsiniz ki, bu son dönemde çok karşılaşılan bir sorun. Saldırganlar, artık en kolay hangi bilgisayarı ele geçirebilirim diyerek düşünüyor. Dolayısıyla ev kullanıcısı en zayıf halka olmamalı ve temel güvenlik önlemleri alarak, bilgisayarlarına girişi zorlaştırmalılar. Evlerimizdeki bilgisayarlarımızın savunmasını güçlendirmek için neler yapılmalı? Bilgisayarınızın güncellemelerini sürekli yapmanız gerekiyor. Maalesef ki, kimse güncellemelerine önem vermiyor. Mesela, Windows Explorer'da çok fazla güvenlik yaması çıkıyor. Mümkünse onun yerine Google Chrome kullanın diyoruz. Çünkü daha az güvenlik açığı var. Bilgisayarınıza güncel bir PC koruma programı da kurulması gerekiyor. Bunların korsan kopyasını ya da ücretsiz olanını değil, lisanslı olanının tercih edilmesi önemli. Çünkü korsan kopya aldığınızda güncellemeleriyle ilgili bir sıkıntı çıkıyor. Her sene zararlı program sayısında ciddi bir artış yaşanıyor ve bunlardan korunmak için de devamlı güncel kalmak zorundasınız. Güncel kalamadığınız takdirde oyunu kaybediyorsunuz. Kullanıcalara banka işlemlerini veya sosyal medya sitelerine girişlerini eşin dostun bilgisayarından ya da internet kafeden yapmamalarını da öneriyoruz. 63 bookmarkblog loplopcular.com Dünya Mutfaklarını Keşfediyor Her fırsatta seyahate çıkan, farklı kültürleri ve mutfakları keşfetmeyi seven Semih Diken, dünyayı dolaşmayı hedefleyen bir gezgin. Makine Yüksek Mühendisi olan, tüm gezilerine eşiyle ve iki oğluyla birlikte çıkan Diken, bugüne kadar 4 kıtada 47 ülkeyi gezmiş. Gittiği ülkelerde, gezdiği yerleri ve keşfettiği lezzetleri, löplöpçüler adlı blogunda takipçileriyle paylaşan Diken ile seyahat tutkusunu konuştuk. Ş ubat ayından bu yana yaşadığı Malezya'yı karış karış gezen Semih Diken, seyahat etmenin hiç de sanıldığı kadar zor olmadığına dikkat çekerek, “Bu kadar çok gezmenin püf noktaları ise ucuz bilet bulmak, firmaların kampanyalarını takip etmek, lüks oteller yerine uygun fiyatlı konaklamayı tercih etmek ve tatilleri hafta sonuyla birleştirmek” diyor. Öncelikle sizi biraz tanıyabilir miyiz? İstanbul'da yaşıyorum ve aslen yüksek makine mühendisiyim. 15 yıldır özel sektörde çalışıyorum. Eşim de Ziraat Mühendisi. Biri 5 aylık diğeri 2 buçuk yaşında iki oğlum var. En büyük zevkim seyahat etmek. Eşimle birlikte çıktığım gezilerde, farklı kültürleri, mutfakları keşfetmek, yaşamımın bir parçası oldu. Böyle bir gezi blogu hazırlamak nereden aklınıza geldi? Gezmeyi çok seviyoruz, gezip gördüğümüz yerleri arkadaşlara anlatmaktan yorulduk. Nerede ne yenir, nerede kalınır diye sorular gelmeye başlayınca blog yazmaya karar verdik. Gittiğimiz yerleri, yemek yediğimiz lokantaları blogda paylaşarak, birçok kişiye bir kerede faydalı olmasını amaçladık. Ne sıklıkla seyahat ediyorsunuz? Evlendikten sonra çok sık seyahat eder, her hafta 64 sonu yurt içinde bir yerlere kaçardık. 23 Nisan, 19 Mayıs gibi bir günlük tatilleri hafta sonu ile birleştirip, çok önceden bilet alarak yakın ülkere giderdik. 2012 yılında Ege doğduktan sonra hiç hız kesmeden gezmeye devam ettik. Tabi yürümeye başlayıncaya kadar. 2014'de Tuna doğduktan sonra gezilerimiz biraz azaldı. Seyahatlerinize kimlerle gidiyorsunuz? Löplöpçüler ekibinin daimi elemanlarıyla diyebilirim. Elbette başta eşim olmak üzere yakın arkadaşlarımızla. Kalacağımız yerlerde fazla lüks aramayan, ama parayı ızgara ahtapota yatırmaya gönül veren kişilerle seyahatlerimizi gerçekleştiriyoruz. 4 KITADA 47 ÜLKEYİ GEZDİ Bugüne kadar kaç ülke gezdiniz? Bugüne kadar 4 kıtada 47 ülkeyi gezme şansımız oldu. Almanya, Slovenya, Avusturya, Malezya, Amerika, İsrail, İtalya, Fransa, İsviçre, İspanya, Hırvatistan, Hindistan, Makedonya, Rusya, Saraybosna, Sırbistan, Slovenya, Suriye, Filistin, Tayland, Vietnam, Tanzanya, Yunanistan, Özbekistan ve Çek Cumhuriyeti gibi daha birçok ülkeye seyahat gerçekleştirdim. Gittiğim her ülkenin ve şehrin yemek kültürü hakkında bilgi edindim ve tüm bu öğrendiklerimi blogumda fotoğraflarıyla paylaşıyorum. İnsanlar genelde bu kadar çok gezmeye hem zaman hem de para ayıramıyor. Bunun sırrı nedir, siz nasıl başarıyorsunuz? Seyahat etmek öyle sanıldığı gibi aslında zor bir şey değil. Yeter ki isteyin. Mesela iş için Samsun'a gitmeniz gerekiyorsa, mümkünse onu pazartesi veya cuma günü yapın. Böylece cumartesi ve pazar günleri o bölgeyi gezme şansınız olur. Hatta dönüş uçağını da Sinop veya Trabzon'dan aldırırsanız duble kaymaklı ekmek kadayıfı olur. Özel gezilerinizde ise mutlaka aylar öncesinden uçak bileti almaya bakın. Firmaların promosyonları çıktığında illa kafanızdaki şehre bilet aramayın. Nereye ucuz bilet bulursanız oraya gidin. Lüks konaklama yerine daha uygun ücretli otelleri tercih edin. “YEREL YEMEKLERİ TATMAYI SEVİYORUZ” Gittiğiniz ülkelerde ve şehirlerde en çok gezmeyi tercih ettiğiniz yerler nereler? Gittiğimiz yerde sabah kalkınca oranın pazar veya balık halini gezmeyi severiz. Kahvaltıyı asla kaldığımız otel veya pansiyonda değil, yerel insanların gittiği yerlerde yaparız. Şehir turunu yapıp, tarihi yerleri gezdikten sonra rezervazyonunu günler öncesinden yaptırdığımız öğlen ve akşam yemeğini yiyeceğimiz yerlere gideriz. Gezilerimizde bizim için önemli olan, lezzet duraklarını öğrenmek ve bu lezzetlerin tadına bakabilmek. Siz genelde gittiğiniz yerlerde herkesin merak ettiği birçok konuyu yazılarınıza taşıyorsunuz. Bu kadar çok gezmek ve yemek bilgisi vermek zor olmuyor mu? Fotoğraf makinası sağ olsun, gördüğümüz her şeyi 1 yıl sonra bile hatırlayabiliyorum. Tabi yaşadığımız ilginç enstantaneleri, veya ustadan aldığım ve çok beğendiğim yemeğin tarifini mutlaka not alıyorum. İlgili gezinin yazısını yayınlarken de elbette o notlardan faydalanıyorum. 65 Bugüne kadar gittiğiniz ülkelerden en çok hangisi sizi etkiledi? Neden? Vietnam'ı çok sevmiştik. İnsanlar fakir ama çok mutlular. Deniz ürünlerinin dibine vurabilirsiniz, üstelik Tayland veya Malezya mutfağı gibi acı değil. Ama yeme içme derseniz Roma ve Barselona'yı tavsiye ederim. Gece saat 23.00'te bile lokantaların önünde kuyruk olabiliyor. Okuyucularımız için bu mevsimde gidilebilecek bir şehir ya da ülke tavsiye edebilir misiniz? Yaz aylarında Kuzey Avrupa veya Rusya'yı tavsiye edebilirim. Baltık Denizi turu yapmıştık ve beyaz geceleri doya doya yaşamıştık. Bence bu ülkeler, bu mevsimde gidilebilecek en güzel yerlerden. Önümüzdeki günlerdeki gezi planınız nedir? Sırada hangi ülkeler var? 17 Şubat'tan bu yana Malezya'da yaşıyoruz. Şimdilik Malezya Yarımadası'nın batısındaki adaları gezdim, sırada doğusundakiler var. Seneye de Filipinler ve Endonezya gibi civar ül66 kelere gitmeyi planlıyoruz. Fakat aklımızda, 1-2 sene içinde en az 2 aylık Yeni Zellanda ve Avustralya turu yapmak da var. Yemek üzerine yazılarınız çok okunuyor ve insanlar gerçekten bilgileniyor. Sizin de çok beğendiniz ve okuyucularımıza tavsiye edeceğiniz lezzet durakları var mı? Elbette var, bunları blogumuzda paylaşıyoruz. Gittiğim yerlerde ana yoldan çıkıp köylere girmeyi seviyorum. Turistlerden uzakta, gittiğimiz yerin yerlisi gibi yaşamaya, onların yediklerini bulmaya uğraşıyoruz. Hırvatistan’da ıstakozlu spagetti, Karadağ’da kabuklu midye, Estonya’da ayı eti, Gürcistan’da mersin balığı, Vietnam’da muz yaprağında mercan balığı, Kamboçya’da timsah eti aklıma gelen farklı yerel lezzetler. Ayrıca Löplöpçüler'i Facebook, Foursquare ve Twitter'dan takip edebilirsiniz. Sosyal medyada gezdiğimiz yerlerde tattığımız lezzetler, restoranlar ve yapılabilecek aktivitelere dair bilgi veriyorum. Işıklı Yol Tabelalarında Güvenlik Açığı Geçtiğimiz günlerde ışıklı yol tabelalarını yöneten Darktronics Vanguard yazılımında keşfedilen güvenlik açığı, ışıklı otoyol tabelalarının hack'lenebileceğini ve bu tabelalara istenilen yazının yazılabilceğini mümkün hale getirdi. ABD İç Güvenlik Bakanlığı'na bağlı Endüstriyel Kontrol Sistemleri Siber Acil Yanıt Timi (ICS-CERT) konu ile ilgili acil bir duyuru yayınlayarak gerekli önlemlerin alınması için uyarıda bulundu. I şıklı yol tabelalarını yöneten Darktronics Vanguard yazılımında keşfedilen güvenlik açığı, bu tabelaların hack'lenerek, istenilen yazının yazılabilceğini mümkün hale getirdi. Darktronics Vanguard’ın uzaktan yönetilebilen ışıklı otoyol tabelalarının DMS yönetim yazılımına, varsayılan kullanıcı adı ve şifre ile izinsiz giriş yapılabileceği keşfedildi. Bunu güvenlik açığı olarak kabul etmeyen firma ise, hesabın şifresinin sadece yazılım içerisinden değiştirilebileceğini ileri sürdü. HACK'LEYEN LEVHALARA İSTEDİĞİNİ YAZABİLİYOR Firma bu şekilde bir açıklama yapsa da ABD İç Güvenlik Bakanlığı'na bağlı Endüstriyel Kontrol Sistemleri Siber Acil Yanıt Timi (ICS-CERT) konu ile ilgili acil bir duyuru yayınlayarak gerekli önlemlerin alınması için uyarıda bulundu. Bu açık, varsayılan hesabı kullanan saldırganın otoyol tabelalarına bağlanarak, izinsiz şekilde istediği yazıyı yazmasını mümkün kılarken, sürücülerin dikkatini dağıtabilecek riskler de içeriyor. 67 Dünya Kupası Sosyal Medyayı da Salladı Milyonlarca kişiyi ekranlara kilitleyen, Brezilya'nın ev sahipliğinde gerçekleşen FIFA 2014 Dünya Kupası, dijital ortamda da büyük yankı uyandırdı. Kupa heyecanı boyunca Facebook, Twitter, Instagram ve benzeri platformlarda 3 milyardan fazla video, görsel, ileti, beğeni ve yorum paylaşıldı. HABER:Sema AKBAŞ F IFA tarafından 4 yılda bir düzenlenen ve 1930 yılından bu yana yapılan FIFA Dünya Kupası, bu yıl Brezilya'nın ev sahipliğinde gerçekleşti. Milyonlarca insanı bir ay boyunca ekranlara kitleyen Dünya Kupası maçları, sosyal medyada da rekorların kırılmasına neden oldu. 12 Haziran-13 Temmuz tarihleri arasında 350 milyon kişi Dünya Kupası ile ilgili 3 milyardan fazla güncelleme, yorum, video, fotoğraf ve beğeni paylaştı. Turnuva boyunca FIFA'nın resmi sayfalarına ve uygulamalarına erişimde bulunan kullanıcı sayısı 1 milyarı aşarken, toplamda 672 milyon tweet atıldı. 68 32 milyon Final maçında atılan tweet sayısı FIFA TAKİPÇİ SAYISINDA REKOR KIRDI FIFA'nın Dünya Kupası uygulaması, mobil ortamda 28 milyondan fazla indirilerek, spor organizasyonları alanında bir rekora imza attı. Facebook, Twitter ve Instagram gibi sosyal medya sitelerinde de milyonlarca kişi, Dünya Kupası ile ilgili birçok paylaşımda bulundu. FIFA'nın Twitter'daki takipçi sayısı 16 milyon barajını geride bıraktı. FIFA Dünya Kupası'nın resmi Instagram hesabını kullananların sayısı, turnuva sırasında 42 binden 1 milyona yaklaşarak rekor oranda artış yakaladı. 69 EN SOSYAL DÜNYA KUPASI MAÇLARI 280 milyon FİNAL MAÇINDA 32 MİLYON TWEET ATILDI Almanya-Arjantin final maçı, Facebook, Instagram ve Twitter'da milyonlarca görsel, beğeni ve yorumun paylaşılmasına da neden oldu. Almanya'nın kupayı evine götürdüğü bu maç, Facebook'un yaptığı açıklamaya göre; sosyal medya açısından gerçekleşmiş en büyük spor olayı olarak tarihe geçti. Twitter'dan yapılan açıklamaya göre ise Almanya-Arjantin karşılaşması için 32.1 milyon tweet atılırken, dakikada paylaşılan tweet sayısı 618 bin 725'i buldu. EN ÇOK KONUŞULAN OLAYLAR Dünya Kupası karşılaşmalarında çok konuşulan olaylar da yaşandı. Brezilya'nın kendi evinde Almanlara 1-7 skorla yenilmesi 2014 Dünya Kupası'nın en çok konuşulan olayı olarak tarihe geçti. Bu karşılaşmayla ilgili atılan tweet sayısı 35.6 milyona ulaştı. En çok konuşulan ikinci olay ise Hollandalı Futbolcu Arjer Robben'in deparıyla 37 km/s hıza çıkması oldu. Robben'in bu hareketi 152 bin 48 mesaj aldı. Alman Futbolcu Miroslav Klose'nin Dünya Kupası gol krallığında Ranoldo'yu geçmesi üzerine de 80 bin 767 mesaj atıldı. 70 Almanya-Arjantin final maçı (88 milyon kişi, 280 milyon paylaşım) Brezilya-Almanya yarı final maçı (66 milyon kişi, 200 milyon paylaşım) 140 milyon milyon milyon Brezilya-Hırvatistan açılış maçı (58 milyon kişi, 140 milyon paylaşım) Arjantin-Hollanda yarı final maçı (39 milyon kişi, 83 milyon paylaşım) 75 66 39 milyon Brezilya-Şili (31 milyon kişi, 75 milyon paylaşım) 71 Instagram’da Popüler Olmanın Yolları Neredeyse sosyal medyanın bir numaralı ağı haline gelen Instagram’da tanınmak ve paylaştığımız resimleri, videoları daha çok kişinin beğenisine sunmak adına uygulamamız gereken bazı kurallar olduğu şüphesiz. Eğer siz de Instagram’da takipçi sayınız artsın istiyorsanız, bu kurallar çerçevesinde paylaşımlarda bulunmalısınız. Hazırlayan: Şeyma KAYA 72 Hashtag’leri İyi Kullanın Instagram hesabını yeni açan bir kullanıcının popülaritesini sağlamak adına izleyeceği yollardan en önemlisi ve ilki hashtag’leri kullanmak olmalıdır. Hashtag’leri kullanan ve tıklayan eski kullanıcılar ve ilgi alanı sizin kullandığınız hashtag olan kullanıcılar, sizleri bu şekilde takip etmeye başlar. Profilinizi Herkese Açın Fotoğraflarınızın daha çok kişiye ulaşmasını istiyorsanız, Instagram profilinizi herkese açık olarak kullanmanızda yarar var. Çünkü yorumlarınız ve profil fotoğrafınız başkalarının ilgisini çekse de, kilitli profiliniz nedeniyle takip edilmeyi kabul etmeyeceğinizin düşünülme ihtimali yüksek. Popüler olmanın en önemli şartı, herkese açık olmaktan geçer. Profil Bilgilerinizi Özenli Düzenleyin Hesabınızın sahte olduğunun düşünülmesini istemiyorsanız, profil fotoğrafınız dikkat çekici ama doğal olmalı. Eğer hesabınızın fotoğrafçılık, moda gibi bir teması varsa profil fotoğrafınızı da bu yönde seçmeniz, kendinizi ifade etmeniz açısından oldukça fayda sağlar. Ayrıca profilinizin kendiniz ile ilgili bilgiler kısmı da ilgi alanınızdan, Instagram hesabınızda paylaşacağınız tarzı yansıtacak ve kısaca sizi takipçilerinize tanıtacak bilgilerden oluşmalıdır. Yabancı takipçiler de istiyorsanız, İngilizce açıklamalar yazmanızın da yararı olacaktır. Kullanıcı Adınız İlgi Çekici Olsun Instagram kullanıcı adınız, kimlik bilgilerinizle aynı olmak zorunda değil. Hoşunuza giden, sizi tanımlayan ve takipçilerinizin hatırlamakta zorlanmayacağı basit ama ilgi çekici, kısa bir isim size ekstra kullanıcılar kazandırabilir. Önemsiz görünen bu ayrıntı takipçilerinizin sayısını etkileyecektir. Paylaşım Sıklığını İyi Ayarlayın Sosyal medya hesaplarımızda en çok dikkat etmemiz gereken şey, aynı anı anlatan fotoğrafları üst üste paylaşmamamız gerektiği gerçeğidir. Çünkü art arda paylaşılan benzer fotoğraf ve videolar takipçilerinizin sıkılmasına sebep olur. En güzel fotoğraf uygulamalarından biri olan “Photo Collage” programlarını kullanarak daha çok resmi aynı karede paylaşabilirsiniz. Tabi bunun da bir dozu var. Aynı kareye 10 fotoğraf sığdırmaya çalışmanız fotoğrafların kalitesini düşürecek ve Instagram/cananulugol 73 takipçilerin karelerde yer alan fotoğrafları net olarak göremedikleri için sıkılmalarına sebep olacaktır. Instagram Ünlüleriyle Aranızı İyi Tutun İlgi alanınız olan Instagram kullanıcılarından rüştünü ispat etmiş, çok sayıda takipçisi olan kullanıcıları fotoğraflarınızda etiketlemenizde ya da onların adlarını hashtag olarak kullanmanızda ayrıca önemli olan bir husus. Bu paylaşımların size çok yararı olur. Çünkü söz konusu popüler kullanıcıların dikkatlerini çekebilirseniz, kendi sayfalarında sizin paylaşımlarınıza da yer verip, sizin tanınmanıza yardımcı olurlar. Blog Açın Instagram hesabınızı destekleyecek bir blogunuz olsun. Eğer iyi bir blogger olursanız ve düzenli olarak paylaşımda bulunursanız takipçileriniz sizin yaptığınız işe emek harcadığınızı ve önem verdiğinizi düşüneceklerdir. Ama aksine blogunuzda ya da Instagram hesabınızda düzenli olarak paylaşımda bulunmazsanız, takipçileriniz sizi boşa takip ettiklerini düşünecekler ve takipten vazgeçeceklerdir. Yorum Yazmaktan Çekinmeyin Beğendiğiniz kişileri takip edin, fotoğraflarına yorum yapın ve fotoğraflarınıza yazılan yorumlara içten, samimi cevaplar yazın. Bu yazışmalar sizin takipçilerinize sadece sayı olarak değil birer birey olarak baktığınız izleniminin oluşmasını sağlar. Yer Bildirimi Yapın Paylaştığınız fotoğraf ve videolarda yer bildirimi yapmanız da dikkat çekmenizi sağlar. Aynı mekanda fotoğraf paylaşanlar elbette ki yer bildirimine tıklayacak ve diğer Instagram kullanıcılarının fotoğraflarını görmek isteyeceklerdir. 74 40 milyon Instagram’da paylaşılan günlük ortalama fotoğraf sayısı Kendinizi Yenileyin Her gün aynı yerlerde ya da aynı poz ile fotoğraflar paylaşmayın, yenilikçi ve dikkat çekici olun. Kendi kendinizi yenilemeniz takipçilerinize yeni ufuklar açacağı için sizden ilham almak adına sizi takip edecek insanlar olacak. Zamanı İyi Ayarlayın Paylaşımda bulunacağınız saatlere dikkat edin, çünkü Instagram kullanıcılarının belirli bir yaş ortalaması yok. Hedef kitlerinizi belirleyip aktif saatlerinizi ona göre ayarlayın ve kullanıcıların dikkatlerini çekebilecek saatlerde paylaşımlarda bulunun. iOS 8 tanıtımı, San Francisco’da düzenlenen World Wide Developers Conference 2014 kapsamında gerçekleşti. Yeni ürün tanıtımını yapan Tim Cook’un heyecanlı olduğu ise gözlerden kaçmadı. iOS8 Neler Getiriyor? 76 Apple WWDC 2014 sunumunun büyük bir kısmını iPhone, iPad ve iPod Touch'ların işletim sistemi olan iOS 8'e ayırdı. Yeni işletim sisteminin getirdiği yenilikler, iOS 7'nin aksine görsele yönelik değil. Peki değişimler ne yönde? HAZIRLAYAN: Uğurcan Evci SENKRONİZASYON KOLAYLIĞI Apple'ın bu sürüm ile en çok önem verdiği yenilik iPhone, iPad ve iMac arasındaki kusursuz uyum olmuş. iOS 8'den itibaren artık telefonunuza gelen bir çağrı ya da mesajı (iMessage ya da Facetime olmasa bile) iPad ya da iMac'ten cevaplayabilecek, telefonda yazmaya başladığınız bir e-postaya bilgisayarda devam edebileceksiniz. Bu, birden fazla Apple cihaz kullanan birisi için mükemmel bir yenilik olmuş. UYGULAMALARA BİLDİRİM MERKEZİ ERİŞİMİ Diğer bir yenilik ise bildirim merkezinde. Apple bu güncellemesiyle kapalı kutu olan sistemini application yapımcılarına biraz açma yoluna girmiş. iOS 8 ile birlikte artık bildirim merkezindeki bildirimlere direkt olarak, uygulamayı açmadan yanıt verebileceğiz. Örnek olarak, WhatsApp'tan yapılan bir gönderiyi uygulamayı açmadan rahatça cevaplayabileceğiz. SİRİ’YE YENİ DİLLER Üçüncü yenilik ise Siri'de. Siri artık pek çok yeni dil destekliyor. Bunların arasında maalesef hala Türkçe yok, ancak sesli komut sistemi artık Türkçe’yi destekliyor. Yani mesajlarımızı, e-postalarımızı sadece telefona konuşarak yazabileceğiz. Yaptığım testlerde Türkçe'nin çok iyi bir şekilde çalışıp her şeyi algıladığını gördüğümü söyleyebilirim. turabileceğiz. Yine WhatsApp’ta olduğu gibi anlık ses veya video kaydedip gönderebileceğiz. YAZILIMSAL AÇILIM Daha önce bahsettiğimiz 'yazılımsal açılımın' detayına girmek gerekirse, Apple artık sistemini üçüncü parti yazılım geliştiricilerine açıyor. Yani application geliştiren yazılımcılar, artık sadece kendi alanlarında değil, işletim sistemiyle de bağlantı kurabilecek. Bunun ilk örneğini bildirim merkezi ile vermiştik. İkinci bir örneği ise, Touch ID sistemi üzerine. Yeni iOS ile kullanıcılar parmak izlerini artık sadece kilit açmak için kullanmayacak. Güvenlik sorunlarını engellemek için Apple parmak izi bilgilerini yazılımcılar ile paylaşmayacağını belirtiyor. Başka bir örnek ise işletim sistemimizin klavyesinde. Klavye Android'den tanıdığımız swiftkey özelliğine kavuşuyor, yani yazarken tahminlerini bize gösterecek ve biz de aralarından uygun kelimeyi seçebileceğiz. Ancak bu özellik henüz Türkçe desteklemiyor. Yazılımcıların sisteme ekleyebileceği bir başka özellik ise 'widget' dediğimiz, sisteme entegre edilen küçük ama oldukça fay- iMessage YENİLİKLERİ Bir başka yenilik ise iMessage uygulamasında. Artık iMessage ile WhatsApp'ta yaptığımız gibi gruplar oluş- 77 dalı ve kolaylık sağlayan özellikler. Örneğin bildirim merkezine bir uygulamanın widget'ı eklenerek o uygulamanın verdiği bilgiler uygulama açılmadan çok daha rahat bir şekilde görülebilecek. Bunun yanında, yazılımcılar açısından son yenilik, Apple’ın duyurduğu yeni programlama dili. Buna göre application’lar artık Apple'in yeni programlama diliyle yazılacak. Kısacası gerek uygulama yazanların, gerekse kullanıcıların kullanımını kolaylaştıracak pek çok yeni özellik geliyor. iCloud DRIVE Apple'ın yeni özellikleri kolay kolay bitmeyecek gibi duruyor. Bir başkası da iCloud'daki gelişme. iCloud artık dropbox gibi bir sisteme geçiyor, yani her şeyimizi depolayabileceğimiz tam bir dosya yöneticisi olacak. Bu yeni dosya yöneticisi sistemin adı da iCloud Drive. KONTROL MERKEZİ YENİLİKLERİ Bunların yanında benim ayrıca dikkatimi çeken, ancak Apple tarafından üstünde pek durulmayan, kontrol merkezine artık kendi istediğimiz şeyleri ekleyebilme özelliği var. Yani alt kısımdan çektiğimizde gelen menüde, 78 Apple'in dayattığı açma kapama kontrollerini görmek zorunda değiliz, çok daha geniş bir yelpazemiz olacak. Bunun da en önemli getirisi, 3G/EDGE açıp kapatmak için ayarlar menüsüne girmemizin artık gerekmeyecek olması. AYNI ANDA İKİ UYGULAMA Üzerinde çok durulmayan başka bir önemli özellik ise iPadler için geliyor. Bu özellik, Windows Surface tabletlerde olduğu gibi, aynı anda ekranda iki farklı uygulamayı görüntülememizi sağlayacak. Örneğin bir yandan Pages uygulamasından yazımızı yazarken öbür yandan alıntı yaptığımız makalenin olduğu sayfayı açabileceğiz. Bu da multitasking açısından oldukça önemli bir gelişme gibi duruyor. Ancak Apple'ın pek üstünde durmadığı bu özellik sadece yayınlanan videolarda görüldü. GÜLE GÜLE iPHONE 4 iOS, bu sonbaharda çıkıyor ve iPhone 4s, iPad 2, 5. nesil iPod Touch ve bunlardan sonra çıkan modeller tarafindan desteklenecek. Maalesef ki Apple, efsanevi telefonu iPhone 4'ü de tarihin tozlu sayfalarına gönderiyor. bookmarkinterview Türkiye’nin İlk ve Tek Web Tabanlı Merkezi Muhasebe Sistemi Türkiye Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler ve Yeminli Mali Müşavirler Odaları Birliği (TÜRMOB) üyesi mali müşavirler ve müşterilerinin kullanımı için geliştirilen LUCA Projesi’ni ve projenin nasıl bugünlere geldiğinin hikayesini LUCA Genel Koordinatörü Maviş İçöz’den dinledik. İçöz, LUCA sisteminin yaklaşık 17 bin üye ve 160 bin kullanıcıya kesintisiz hizmet verdiğini belirterek, LUCA’nın alanında ilk uygulama olduğunu dile getirirek, proje hakkında şu bilgileri verdi. LUCA projesinden bahseder misiniz? Maviș İçöz İçöz LUCA Projesi, TÜRMOB tarafından Maviș geliştirilen Türkiye’nin ilk internet tabanlı merkezi muhasebe sistemidir. LUCA, ülkemizin çok başarılı ve yaşayan nadir projelerinden biridir. Üstelik hayata geçirdiğimiz döneme bakılırsa 2004 yılı sonu, henüz bulut mimari teknolojisinden bahsedilmiyordu bile. Anlayacağınız LUCA, çok önemli bir öngörü beraberinde aldığımız risk ve sorumluluk. Projede çıkış noktamız meslek mensuplarımızın işini kolaylaştırarak, mesleki faaliyetlerine zaman ayırmalarını ve de değişen dünya standartlarının gerisinde kalmamalarını sağlamak, tüm meslek mensuplarını zamanın en ileri teknolojisiyle ortak bir platformda buluşturarak, tek bir meslek dili yaratmaktı. Bu da ileri bir teknoloji ile mümkün olabilirdi. Bu fikir 2004 öncesinde yaptığımız bir yurt dışı gezisinde gördüğümüz ve uygulamaya karar verdiğimiz bir sistemdi. Ancak bizim Türkiye’deki uygulamamız gördüğümüzden daha gelişmiş ve çok daha fazla veriyi, korumak ve yönetmek üzere oluşturuldu. Özetle LUCA, çok önemli bir amaca hizmet etmek için doğmuştu. LUCA’nın bulut teknolojisi bilinmediği yıllarda Türkiye’deki ilk bulut teknolojisi olma özelliği taşıdığını biliyoruz, projenin geliştirilmesinde altyapı sorunları ile karşılaştınız mı? Evet tabi ki sorunlar yaşandı. Türkiye’de o dönemler, internet teknolojilerinin çok yaygın kullanılmadığı ve internet altyapısının gerilerinde olduğu dönemlerdi. İnternet kullanıcısı sayısı yüzbinlerle ifade ediliyordu. Dolayısı ile LUCA ve devreye alınan e-devlet projeleri, internet altyapısının iyileştirilmesini de bir anlamda zorunlu kıldı ve bu gelişmeye önemli bir katkı sağladı. Zorluklarını yaşadık tabi ama her şeyi önceden düşünerek ve planlayarak yaptığımız için zorlukları nispeten daha rahat göğüsledik. LUCA, yepyeni bir iş modeli sunarken aynı zamanda meslek mensuplarının iş yapış biçimini ve alışkanlıklarını da değiştiren bir projeydi. Hem bizim için hem de meslek mensupları için zor bir dönemdi. “İnternette muhasebe olmaz“ ya da “Bilgilerimiz yeterince güvence altında mı?” söylemleri zamanla yerini farklı sorulara bıraktı. Bugün artık üyelerimizden projenin ve ürün içeriğinin gelişimine katkı sağlayacak talepler ve sorular geliyor. Artık LUCA’nın teknolojisi ve mesleğe katkılarındaki ayrıcalıkları konuşuluyor. LUCA, sektöre nasıl bir katkı sağladı? Hangi sorunlara çözüm oldu? LUCA teknolojisi, teknolojinin başarıyla uygulanması ve saha yönetimindeki farklılıklarıyla ülkemizde örnek bir proje olarak gösterilmiş ve model alınmıştır. LUCA’dan önce meslek mensupları zaman ve mekan sorunu yaşıyorlardı. Bu teknoloji ile internetin olduğu her yerden işlerini yürütebiliyorlar. Yazılım ve donanıma çok ciddi yatırımlar yapmaları gerekiyordu. Yedekleme başlı başına büyük bir sorundu. Ve de her zaman mevzuata uygun güncel bir yazılımla çalışabilmek için ciddi para ve zaman harcıyorlardı. LUCA teknolojisi ile tüm bu sorunlar en düşük düzeye indirildi. LUCA projesi, hem meslek mensuplarına hem de Türkiye ekonomisine çok önemli katma değer yaratmıştır. LUCA yazılımına eklenen birçok özellik ve esnek raporlama özelliği sayesinde taahhüt ettikleri hizmetin çok üstünde hizmet sunulması imkanı sağlandı. LUCA, bu yıl da CeBİT’te olacak mı? Evet, bu yıl da CeBIT’te yerimizi alıyoruz. CeBIT, bizim için yüzlerce meslek mensubunu bir araya getirdiğimiz çok verimli bir ortam oluyor. Bu sene de “LUCA e-Fatura, e-defter, Entegrasyon ve Arşivleme Çözümleri” konulu seminerlerimizle 12-13 Eylül’de farklı illerden katılan meslek mensuplarımızı ağarlayacağız. 79 bookmarkdigitalart Dijital Sanat Geleneksel Yöntemlere Karşı Melis Basmacı Grafik tasarımcılar için dijital hayata adapte olmak artık bir zorunluluk halini aldı. Tasarım dünyası dijital ve analog olarak farklı ekollere bölünse de her ikisini birlikte uygulamaktan kaçınmak neredeyse imkansız. Biz de analog eğitim alan bir grafik tasarımcının dijitale geçişinde yaşadığı süreci anlatmasını istedik. Melis Basmacı, 10 yıldır hem analog hem dijital sanat alanında işler yapıyor. Grafik tasarım bölümünden mezun. Şu an Visual Communication Desing (VCD) bölümünde Yüksek lisans yapıyor. Analog tasarıma gönülden bağlı olsa da yaratıcılığını kısıtladığını düşündüğü dijital sanata kayıtsız kalamıyor. Röportaj: Zeynep Burcu Girici 80 Dijital sanat senin için ne ifade ediyor? İki kişi, iki bilgisayar karşısına oturunca her ikisi de aynı kareyi çizer, öznelliği dijital sınırlar dahilinde kalır. Ancak bu kişilere iki ayrı kağıt verip, iki kare çizmelerini istesen çizdikleri kareler sadece onlara ait, farklı kareler olur. Çünkü her bir el, beyin, birey birbirinden bağımsız ve özgündür. Bu haliyle olan, yaratıma daha yakındır. Dijital dünyada kontrol daha fazla bizdeymiş gibi görünse de aslında o teknikle yapılan işe daha az vakıf oluyoruz gibi geliyor bana. Yani bilgisayarın ruhuna bıraktığımız bir iş mi? Evet. Kendi bedenin ve ruhunla, ruhu bile olmayan başka bir şeyin bedenini kullanarak yaptırdığın bir şey. Özellikle çizimde yani resimde, kullandığın alete baktığında günlük olayları yansıtırkenki olasılıklar mucizevi ve beklentisiz gelişiyor. Ve hatta kaza ile boya yere döküldüğünde bile çıkan şey daha ilham verici ve ilginç olabiliyor. Dijitalde ise bu olasılıklar kısıtlanıyor hayatın tam olarak içimize akmasına ya da içimizdekinin hayata akmasına ket vuruluyor, başka bir enerji akışından devam ediyor. Çıplak elle yapılanla plastik eldiven takarak yapılan poğaça bile farklıyken, bu ayırım dijitalde elbette çok büyük fark yaratıyor. İnsanlar aslında tekniği daha basit geldiği ve çok da fazla yetenek gerektirmediğini düşünerek dijital sanata yöneliyor olabilir mi? Bu işlerle uğraşan insanların katetmesi gereken 10 seviye var diyelim. 5. kademeye herkes eşit hamleler, eğitimler alarak gelebiliyor. 5. seviyenin üstüne çıkabilmek için ise yetenek gibi farklı donanımlar gerekiyor. Dijital sanat kusurları ortadan kaldırdığı için samimi ve yapay geliyor. Yaşamın bir parçası ama kurgulanmış bir parçası. Yağlı boya tablodaki görsel dünya, beni daha çok çekiyor. Ama tezatlar yaşamak da güzel, belki bu yüzden dijital bir bölümde okuyorum. Dijital sanatla uğraşanların daha evvel karakalem veya boyama gibi çizim tecrübesi oluyor mu yoksa bu yönde kabiliyeti olmayanlar mı dijitale yöneliyor? Bu benim son zamanlarda aklıma takılan bir konu. Şu an VCD bölümünde yüksek lisans yapıyorum. Grafik tasarım bölümünden mezunum. Bauhaus ekolu ile iç içe bir lisans eğitiminden sonra dijital sanat disiplini ağır basan bir okul için çok analog kaldım. Tamam, o kadar da dijital özürlü değilim ama teknolojinin bizi körleştirdiğini düşünüyorum. Elle yaptığım çizimlerimi dijital platformlara taşıyıp, başka işlerle birleştirebileceğimi düşünüyorum. Dijital sanatta Türkiye’den takip ettiğin kim var? Candaş Şişman`ın 3D Mapping ve Nerd Working işlerini seviyorum. Kendisi en son Venedik Bienali’nde yer aldı. Bence o gerçekten dijital sanat yapıyor. Dijitalde, ögeleri kullanarak yanılsamalar ve şaşırtıcı bir dünya yaratıyor. Sosyal medyada paylaşılan eserler ile ilgili kaygın var mı? Takmıyorum milyonlarca şey var, biz de alıp paylaşıyoruz. Oraya koyduysan alınmasını da gözden çıkaracaksın artık. Sadece müşteri için yapılan bir işse paylaşmamak faydalı. Dijital ortamda yaratılan ve herkesin beğenebileceği bir dünya olamaz mı? Dijital dünya konusunda mükemmel işler var. Mesela herkesin bildiği bir örnek olan Avatar’da gerçeklik muazzamlık, tamam ama her şey hiperreal surreal, sürreal hiperreal. Bunu gerçek dünyaya taşımaya kalkarsak. Peki ya bir adım sonrası ne? Sana dijital ortamdan nasıl ulaşabiliriz? https://www.tumblr.com/blog/ megamikapika https://www.facebook.com/ pensouls http://www.myfirstartist.com/ mikapika.sopsy.com Bir filme girip yaklaşık 3 saat mükemmeli yaşayıp gördükten sonra salondan çıkıp karşılaştığın dünya sana yeterince haz vermeyebilir. Bu da dijital bağımlılığa dönüşebilir belki. Ne dersin? Olabilir. Yine de oradaki görüntüler buradakilerin yansımasının yansıması. Ağaç yine ağaç. Daha farklı formlara sahip sadece. Gerçekten uzaklaştırıp bağımlılık yaratamasa da kaçış yaratıyor. Dijital sanat alanındaki çalışmaların neler? Kalem ve fırçayla çıkardığım hatları bilgisayarda çıkaramıyorum. Mucizevi rastlantılar olmuyor, kalemin ucu kırılmıyor, ruhsuz gelmeye başlıyor. Dijital desteğini, daha çok çizdiğim desenlerin renkleriyle oynamak belli bir yüzeye aktarmak yani post produksiyon için kullanıyorum. Dijital tekniği yogun olarak, daha farklı bir disiplinde, stop motion yaparken kullanmayı tercih ediyorum. 81 s g o D h WBair tHc bookmarkgame Bir Haacckkeer’ rıın n Macera rası sı E3 Fuarı'nda Ubisoft open world, bir oyun ile tüm fuarı kasıp kavurmuştu. Bu oyundaki görseller, çevreyle etkileşim, yapılabilecek şeyler ve oyunla ilgili daha pek çok şey izleyenlerin ağzını açık bırakmıştı. Bu oyunun adı Watch Dogs idi ve oyun, geçtiğimiz günlerde hem yeni nesil konsollara, hem şimdiki nesile, hem de kişisel bilgisayarlarımıza uygun bir şekilde geldi. HAZIRLAYAN: Uğurcan EVCİ A ssassin’s Creed serisinden de open world oyunlar konusunda iyi bir referansı olan Ubisoft, oyuncuları sabırsızlandırmayı başardı, peki beklentileri bu kadar yükselten, bir devrim niteliğinde olması umulan ve GTA serisinin en büyük rakiplerinden olacağı düşünülen Watch Dogs, bu beklentileri karşılayabildi mi? Oyunun konusu hakkında çok bilgi vermeyeceğim ancak kısaca bahsetmek gerekirse oyun teknoloji çağında ki güvenlik sıkıntıları, hack, mobil yaşam gibi konseptleri konu alıyor. Zaten oyundaki en önemli araçlarımızdan birisi de gerek senaryoyu daha iyi anlamamızı sağlayan, gerek pek çok görevde işimize yarayan gerekse de neredeyse her türlü elektronik aleti kontrol etmemizi sağlayan cep telefonumuz. Oyun, senaryo olarak ilginç gözükse de stereotip denilen kalıp ön yargıları da olabildiğince yansıtmış. 82 8.4 IMDB Gizemli bir hacker, ilginç isimli bir çete lideri, piercingli bir kadın hacker… Bunun yanında hikaye genel olarak tahmin edilebilir bir şekilde ilerliyor ve bazı noktalarda garip diyebileceğimiz atlamalar gözlemlenebiliyor. Dolayısıyla ilgi çekici bir senaryo konusunun çok iyi işlenemediği söylenebilir. İLGİNÇ GÖREVLER Olumsuz eleştirinin yanından senaryodaki bazı yan görevlerin oldukça ilgi çekici olduğunu da söylemeden geçemeyeceğim. Görevlerde hacklediğimiz telefonlardan okuduğumuz kısa mesajlar ile cinayet planlamalarını görebiliyoruz, şiddeti engelleyebiliyoruz. Ana hikayeyi bitirmek 20 saat civarında sürerken, bu biraz da size bağlı, yani yan görevlerle uzun uzun ilgilenirseniz oyunu daha da uzatabilirsiniz. Oyunun en önemli özelliklerinden birisi olan 'open world' olmasından bahsetmek gerekirse, bu konuda oyun, olumlu yorumlar almayı hak ediyor. Chicago’da geçen oyunun güzel bir şehir hayatı yansıttığını düşünüyorum. Yaşayan bir şehir hissi başarıyla verilmiş. Neredeyse herkesin telefonlarını hackleyerek, özel hayatlarını görebilmemiz bu yaşayan şehir imajını verme konusunda önemli bir faktör olmuş, zira bu sayede her insana bir hikaye tanımlanmış. Bunun yanında herhangi bir hack aktivitesinde bulunmasak bile oyun içindeki karakterlerin üstüne geldiğimizde 'emekli polis', 'cinayet işledi ama kaçıyor' gibi pek çok bilgi ibaresi çıkıyor. Şehrin yaşayan bir şehir olduğuna dair başka bir örnekse yarattığınız büyük bir kaza sonrasında etraftaki insanların cep telefonlarını çıkarıp videoya çekmeye başlamaları. Oyunda bu karakterlere karşı iyi ya da kötü davran- manıza göre değişen bir repütasyon barı var, ancak bu barın iyi ya da kötü olması pek de bir şey fark ettirmiyor maalesef. Şehrin canlılığını zedeleyen tek şey ise polis kovalamacalarından kaçmanın çok kolay olması. Haritayla ilgili başka bir eleştirimse artık suyu çıkmış olan yüksek binalara çıkıp haritayı keşfetme olayı. Bugüne kadar çıkmış tüm Assassin’s Creed oyunlarında kullanılmış olan bu aktivite Watch Dogs’ta da yer almış. Oynanabilirlik yönünden ise oyun, karakterimizi kontrol ederken sıkıntı çıkarmayan, başarılı bir oynanabilirlik hissi vermeyi başarmış. ARAÇ KULLANIMI KÖTÜ Oyunun ana görevleri pek çok açık dünya oyundakinin aksine daha çok gizlilik üzerine. Görevler genel olarak başarılı bir saklanma sistemi üzerinden yürüyor. Oyun, araç kullanımı konusunda ise çok kötü. Birden hızlanan araçlar, kötü direksiyon kontrolleri… Oyunun pek çok noktasında araç kullanmamız gerektiğinden oyunun oynanabilirliğinin oldukça kötü yönde etkilendiğini söyleyebilirim. Gelelim oyunun en büyük beklentiyi yaratan noktasına, grafiklere. Grafikler gerçekten de iyi gözüküyorlar; ancak bunun yanında E3 Fuarı'nda gösterilen etkileyicilik maalesef oyunda yok. Hatta yeni nesil Assassin’s Creed oyununun grafiklerine çok da bir yenilik katmadığını söyleyebilirim, dolayısıyla oyun bu konuda maalesef o beklenen devrimi gerçekleştirememiş. Sonuç olarak, oyun yükselttiği beklentilerin yanında bir miktar hayal kırıklığı yaratmış olmasına rağmen hala çok iyi bir oyun. 83 bookmarkbook Steve Jobs D ünya teknoloji devi Apple şirketinin kurucusu Steve Jobs’un hayatının bir bölümünü anlatan biyografi kitabı Walter Isaacson tarafından yazıldı. Bir biyografiden öte bu kitapta adeta genç yatırımcıların çok ciddi dersler çıkarabileceği olaylar ustalıkla anlatılmış. Steve Jobs’un Apple şirketinin kuruluşundan sonra kovulması ile kitabın verdiği mesajlarda ciddi bir değişiklik gözleniyor. APPLE’I DEVLEŞTİREN İSİM Kitabın Yazarı: Çeviren: Yayınevi: Kitap Türü: Yayınlandığı Yıl: Sayfa Sayısı: Orijinal Adı: Walter Isaacson Dost Körpe Domingo Yayınevi Biyografi 2010 540 Steve Jobs İflasın eşiğindeki bir şirketi alıp, iPod, iPhone ve iPad gibi ürünleri teknoloji dünyasına kazandırararak, Apple’ı dünyanın en büyük teknoloji şirketi haline geldiğini okurken, zamanın adeta durduğunu hissedeceksiniz. Maalesef bu yükseliş grafiği, Steve Jobs’un kansere yakalanmasıyla bir anda duruyor. Kitabın sonlarına doğru gün gittikçe nasıl ölüme doğru ilerlediğini okumak insana oldukça acı veriyor. Bir kanser hastasının son günlerini okumanın verdiği hüznü bir kenara bırakırsak bir insanın son yüzyılın en önemli teknolojik cihazlarını üretiminde başrol oynasa da kanser karşısında nasıl çaresiz kaldığını görmek hayatın anlamını ve değerini bir kez daha derinden sorgulamanıza yol açıyor. İşlerinin en kötü gittiği anda bile nasıl bir anda iyiye döndüğünü, işler iyi giderken bir anda nasıl kötüye dönebildiğini en çıplak haliyle sunan ve hayata dair çok önemli mesajlar veren Steve Jobs’ın yaşamında muhakkak kendinizden izler bulacaksınız. "...Ama bu işi yapmak istememin tek sebebi şu: dünyanın Apple'la daha güzel bir yer olacağını düşünüyorum." Steve Jobs, tekrar Apple'a dönmesi için yapılan teklifi değerlendirirken... Walter Isaacson 84 bookmarkmovie THE NET (İNTERNETTE AV) IMDB: 5.8 Türkiye'de internetin daha yeni yeni kullanılmaya başlandığı 1995'li yıllarda vizyona giren bu ABD yapımı filmde Türk izleyicilerin yakından tanıdığı Sandra Bullock, Angela Bennett adında bir bilgisayar uzmanını canlandırıyor. Genç ve güzel Angela, adeta modemsiz ve bilgisayarsız bir an bile geçirmemiştir. Annesini görmek dışında hemen hemen hiç sosyal aktivitesi olmayan Angela'nın hayatı internet üzerinden sohbet ettiği arkadaşı Dale Hessman'dan (Ray McKinnon) bir bilgisayar programı almasıyla tamamen farklı bir boyut kazanıyor. Şifre-kırıcı olarak tasarlanmış bu yazılım nedeniyle Hessman, bir uçak kazasında ölür. Angela, elindeki diskte bazı önemli ve gizli bilgiler olduğunu anlar. Film de işte bu andan sonra 1995'lerin sanal dünyasını izleyicinin gözler önüne sererek, başka bir boyuta geçiyor. Yapımı:1995 ABD Tür:Aksiyon, Gerilim, macera Süre:114 Dakika Yönetmen:Irwin Winkler Oyuncular:Sandra Bullock, Jeremy Northam, Dennis Miller, L. Scott Caldwell, Ken Howard Senaryo:Michael Ferris, John D. Brancato Yapımcı:Irwin Winkler, Rob Cowan THE NET 2.0. (İNTERNETTE AV 2) Net filminin 2006 yılında çekilen bu ikinci bölümü Türk izleyiciler için bazı süprizler içeriyor. İstanbul’da geçen filme, Şebnem Dönmez gibi Türk oyuncular eşlik ediyor. İş teklifi aldığı İstanbul’a giden Hope, kendini büyük bir macera içinde bulur. İlki kadar bulunduğu dönemin sanal dünyasını başarıyla yansıtmasa da bu ikinci film İstanbul'da Türk oyuncuların da katılımıyla sanal dünya severler tarafından izlenmesinde fayda var. Tür :Aksiyon, dram, gerilim Yapım :2006, Amerika IMDB Puanı :4.7/10 Yönetmen :Charles Winkler Senaryo :John D. Brancato, Michael Ferris, Rob Cowan Görüntü Yönetmeni :Steven Douglas Smith Müzik :Stephen Endelman Oyuncular :Cengiz Bozkurt, Charles Winkler, Courtney Vye, Demet Akbağ, Ertan Saban, Ezel Akay, Güven Kıraç, Keegan Connor Tracy, Mehmet Ergen, Michael Halphie, Neil Hopkins, Nikki Deloach, Şebnem Dönmez, Selma Ergeç, Veysel Diker Süre :95 dakika 86 bookmarkquiz Sizin Sosyal Ağınız Hangisi? Günümüzde büyük küçük demeden herkesin en az bir sosyal ağ kullanıcısı olduğu tahmini çokta ütopik olmasa gerek. Peki, sizin sosyal ağınız hangisi? En çok hangi alana ilgi duyduğunuzu öğrenmek ve size uygun sosyal platformu keşfetmek için testimizi çözmeye ne dersiniz? 1 - Sabah uyanır uyanmaz ilk baktığınız application hangisidir? A-Vine D-Foursquare B-Instagram E-Twitter C-Facebook 2 - Aşağıdakilerden hangisinin yokluğunu düşünemezsiniz? A-Video izlemek B-Fotoğraf çekmek C-Müzik dinlemek D-Farklı mekanlara gitmek E-Haber okumak 3 - Taksim’de yürürken şarkı söyleyen bir grup gördünüz. İlk aklınıza gelen… A-Bu fikri baz alarak aynısını yapmak B-Videolarını çekmek C-Çaldıkları şarkının adını öğrenmek D-Başka nerelerde sokakta şarkı söylendiğini öğrenmek E-Onları dinledikten sonra birkaç cümleyle bu anı not etmek 4 - Tatile çıkarken bavulunuzun olmazsa olmazı nedir? A-Bilgisayar D-Harita B-Fotoğraf makinesi C-Telefon E-Kitap 5 - Arkadaşlarınızla buluştunuz. A-Bol esprili, sıra dışı olayları konuşursunuz B-Her anı ölümsüzleştirmek adına fotoğraf makinesi ile bütünleşirsiniz C-Eski dostlarınızdan bahsedersiniz D-Birlikte bir tatil planı yaparsınız E-En son okuduğunuz makale üzerine tatlı bir sohbet ortamı oluşturursunuz 6 - Gün içerisinde iş yoğunluğunuz azaldığında aklınıza ilk gelen… A-Video fenomenleri bugün neler paylaşmış B-Sosyal medyada günün modası ne C-Sizi arayan ama yoğunluktan telefonunu açamadığınız eski dostunuz D-Dışarı çıkıp bir kahve içmek E-Dünyadan son dakika gelişmeleri 7 - Film izleyeceksiniz, tercihiniz aşağıdakilerden hangisi olur? A-Komedi filmimi alır evde izlerim B-Son vizyona giren film için sinemaya giderim C-Tekrar tekrar izlemekten sıkılmadığın filme 23.kez izlerim D-En çok sevdiğim şehir Paris olduğu için orda çekilen bir film izlerim E-Tarihi bir film izlerim 8 - Çevrenizdekiler sizi özetlemek isterse hangi kelimeyi kullanır? A-Yaratıcı D-Gezgin B-Yenilikçi E-Bilgili C-Vefalı 9 - Akşam…..…gidiyoruz. Boşluğu hangi kelimeyle doldurursunuz? A-Tiyatroya D-Restorana B-Sinemaya E-Kokteyle C-Konsere 10 - Hayalinizdeki meslek nedir? A-Oyuncu olmak B-Fotoğrafçı olmak C-Organizatör olmak D-Mekan sahibi olmak E-Siyasetçi olmak A cevabı çoğunluktaysa: Senin sosyal ağın, Vine demektir. Neden dersen, enteresan fikirleri ve bu fikirleri hayata geçirmeyi seviyorsun. Hayattan zevk almak senin için farklılıklarla (sıra dışı olarak) sağlanabilecek bir duygu. En büyük hayalin oyuncu olmaktı belki ama, hayat buna izin vermedi diyelim. Bu nedenle Vine çekmek ve izlemek sana bu keyfi veriyor. B cevabı çoğunluktaysa: Senin sosyal ağın Instagram demektir. Çünkü her anı ölümsüzleştirmek gerektiğine inanıyorsun. Fotoğraf çekmek, senin için bir çeşit nefes alma biçimi. Hem gündemi takip etmek hem de kendi zevklerini paylaşmak adına Instagram’da sıkı bir kullanıcı olduğun aşikar. C cevabı çoğunluktaysa: Senin sosyal ağın Facebook demektir. Senin için sosyal ağ çılgınlığı eski arkadaşlarımı bulayım, araya yıllar girdi birbirimizden koptuk en azından buradan iletişim halinde olalım şeklinde başlamış anlaşılan. Bu durum senin arkadaş canlısı, anılara değer veren ve vefalı kişiliğini yansıtmaktadır. D cevabı çoğunluktaysa: Senin sosyal ağın Foursquare demektir. Hayat felsefen gezelim görelim. Belki de gurme olarak doğmuşsundur da haberin yoktur. Yeni mekanlar; yeni hayatlar ve yeni bir bakış açısı demek senin için. Gittiğin yerle ilgili öncesinde bilgi edinmek ve sonrasında o mekana gelecek insanlara fikrini sunmak senin için önemli bir görev. E cevabı çoğunluktaysa: Senin sosyal ağın Twitter demektir. Gazete, kitap, dergi derken bilgi dağarcığını çok geliştirmişsin. Zaten olmasını istediğin ve olmasından zevk aldığın şey de bu değil mi? Yaşadığın her anı küçük notlarla kaleme almak, sana yanlış gelen şeyleri ifade etmek senin yaşayış biçimin. Dünyada en önemli şeyin insanın kendisini ifade etmesi olduğuna inandığın açık.
Benzer belgeler
28 29 Mayıs 2015 Acapulco, Girne
iletişim aracı olması, sosyal medya butikleri adı altında yeni bir pazar oluşturdu. Bu sayımızda biz de en çok kullanılan sosyal medya ağı Instagram’da
satış yapan butikleri araştırdık.
Geleceğin t...
Adli Bilişim Kapsamında, Sahte Dijital Belgelerle
İki ayda bir yayınlanan dergimizin Temmuz/Ağustos sayısında sizler için çok
özel röportajlar ve haberler hazırladık. Gündemi takip eden ve özel haberlerin yer aldığını ikinci sayımızı keyifle okuma...