askon

Transkript

askon
BÜLTEN
ADANA
Eylül 2013
Yıl:1 Sayı:5 Eylül 2013
Dr. Necmettin ÇALIŞKAN
Saadet Partisi Hatay İl Başkanı
“BATININ CANAVARLIĞI MISIRDA KARŞIMIZA ÇIKTI”
ÇALIŞKAN:
“İSO İKİNCİ 500 LİSTESİNDE,
İKİ ASKON ÜYESİ”
ASKON VE İLİM YAYMA
CEMİYETİ KAHVALTIDA
BULUŞTU.
‘Adana’dan, İSO ikinci büyük
500 listesine giren
üyelerimizi kutluyorum...
ASKON Adana Şube Başkanı Recep
Çalışkan ve İlim Yayma Cemiyeti Adana
Şubesi Ulu Cami’de kahvaltıda buluştu...
Devamı 5’te
Devamı 9’da
ASKON’DAN ADASO’YA
HAYIRLI OLSUN
ZİYARETİ...
ASKON Yönetim Kurulu ADASO
Başkanı Zeki KIVANÇ’a hayırlı olsun
ziyaretinde bulundu...
Devamı 10’da
Eylül 2013
Sayfa2
Merhaba,
Kıymetli dostlar, İslam Coğrafyasında acının dozu artmaya devam ediyor.
Mısır’daki darbenin ardından Suriye’de yüzlerce çocuk ve kadın katledildi. Kimyasal
silah tartışmaları Batı’yı harekete geçirdi. Bu yazının kaleme alındığı tarihte Suriye’ye
askeri müdahale gündemde. Masum insanların şehit edildiği saldırılarda ne tür bir
silah kullanıldığından çok katliamın boyutları üzerinden gidilse idi daha yerinde olurdu
kanaatindeyiz. Eğer Batı, bir şeye müdahale edecekse katliamlar başladığında sesini
yükseltmeli ve müdahale etmeliydi. İnsanların canlarını alan silahın marka ve modeli
pek bir şey ifade etmiyor. Oysa Batı için katliamdan çok kullanılan silah önemli. Bu ne
tuhaf bir çelişki! Özellikle vurgulamalıyım ki Batıdan hiçbir şey beklememeyi yıllar önce
öğrendik. Filistin’de, Çeçenistan’da, Bosna’da yaşananları unutmadık. Şimdi Suriye
ve Mısır’da mazlumlar katlediliyor. Acının, kan ve gözyaşının adresi hiç değişmiyor.
Nerede bir Müslüman varsa orada fitne çıkaran, kan döken birileri her zaman hazır
bekliyor. Yaşadıklarımızdan çok dersler çıkardık. Duygusal tepkiler göstermekten daha
fazlasına ihtiyacımız var.
Mısır’da Rabia’tül Adeviye Meydanı ile bütünleşen “Rabia” protestoları Türkiye’de ve tüm dünyada yankı buldu. Binlerce Müslüman meydanlarda toplanarak
Sisi’yi protesto etti. Ümmetin kaynaşması noktasında bu protestolar bütünleştirici
özelliğini ortaya koydu. Park ve meydanlar “r4bia” işareti taşıyan insanlarla doldu
taştı. Bu arada ilginç bir gelişme oldu. Abdülfettah Sisi’nin Londra’da yaşayan amcaoglu, Prof. Dr. Hisam Sisi, cuntacı Sisi’nin masonik bağlantılarını ortaya koyarak ‘hain’
nitelemesinde bulundu. Prof. Dr. Hisam Sisi; katliamcı Abdülfettah Sisi hakkında “Hepimiz biliriz ki, o Menufiye ilinin hainlerinden bir
haindir” dedi. Bu açıklama büyük yankı uyandırdı. Hüsnü Mübarek de cezaevinden çıkarıldı. Mısır’da Müslüman Kardeşler Teşkilatı
(İhvan) liderlerinden Muhammed el-Bilteci’nın kızı Esma Muhammed el-Bilteci, Rabiatul Adeviyye ve Nahda Meydanlarındaki devrim
mücadelesinin sembol isimlerindendi. O da şehit edildi.
Bu ayki röportajımızı Saadet Partisi Hatay İl Başkanı Necmettin Çalışkan ile yaptık. Necmettin Çalışkan gündemdeki konularla
ilgili önemli değerlendirmelerde bulundu. Mısır ve Suriye ile ilgili çarpıcı açıklamalar yaptı, röportajımızdan faydalanacağınızı umuyoruz. İSO İkinci büyük 500 sanayi kuruluşunu açıkladı. Konuyla ilgili detayları ilgili haber sayfasında bulabilirsiniz. Ayrıca bu ay yine
kurum ziyaretlerimiz oldu. Bu ay ADASO ve Ticaret Borsası ziyaretlerimizi gerçekleştirdik.
Bir sonraki bültenimizde görüşmek dileğiyle, Allah’a emanet olunuz.
www.yildizyatak.com.tr
Eylül 2013
Sayfa3
“BATININ CANAVARLIĞI
MISIR’DA KARŞIMIZA ÇIKTI”
M
ısır’da bir katliam oldu, darbe oldu,
Sisi rejimi ele geçirdi. Rabia işaretiyle halk
tepkisini dile getiriyor, Esma şehit oldu birçok sembol var. Mısır’la ilgili değerlendirmeleriniz neler bu çerçevede?
- Mısır son asırdaki Batının canavarlığının
en büyük nişanelerinden birisi olarak karşımıza çıktı. Seçilmiş meşru yönetim askeri
darbe ile Batılıların desteği ile darbe oldu.
İnsanlık adına yüz kızartıcı olaylar yaşadık.
Mısır darbesiyle birlikte İslam Birliğini kurmanın ne kadar acil bir olay olduğunu ne
kadar elzem bir sorun olduğunu hep birlikte
müşahede etmiş olduk. Batılılar karşısında
bu darbeyi yapanlar karşısında meşru yönetimlere sahip çıkacak herhangi bir kurum
olsaydı bu vahşice cinayetlerle katliamlarla
karşı karşıya kalmazdık. Bu vesileyle İslam
İşbirliği Teşkilatı, Arap Birliği gibi kurumların
da sadece bu vesileyle sembolik birer kuruluş
olduğunu üzülerek gördük. Üçüncü olarak da
Mısır katliamı çerçevesinde demokrasi havarisi kesilen sahte kahramancıkların da hiçbir
anlamının olmadığını sadece olayı uzaktan
seyrettiğini gördük. Tabi üzücü olan bir başka
yön de Mısır’da yaşanan vahşetin katliamın,
birileri tarafından rant aracı haline getirilmesi
kitlelerin duygularını istismar aracı olarak
kullanılması oldu. Bilinmeliydi ki bu tür bir
davranış asla hesabı bir daha verilemeyecek
bir davranıştır. Kan üzerine siyaset yapmak
bunu rant aracı haline getirmek kimseye fayda getirmez.
Necmettin Bey, Suudi Arabistan, Kuveyt gibi
ülkeler bu katliamlara rağmen maddi manevi destek verdiler Mısır’daki yeni yönetime.
Bu konuda neler söyleyeceksiniz?
- Olayı sadece Arap ülkeleri içerisinde görmemek bir bütün içerisinde değerlendirmek
gerekir. Bugün Arap Baharının da özü itibariyle bir sahte oyun olduğunu hep birlikte
müşahede etmiş olduk. Batılı ülkelerin desteğiyle gerçekleşen darbe sonucunda tabi ki
Dr. Necmettin ÇALIŞKAN
Saadet Partisi Hatay İl Başkanı
Mısır son asırdaki Batının canavarlığının en büyük
nişanelerinden birisi olarak karşımıza çıktı. Seçilmiş
meşru yönetim askeri darbe ile Batılıların desteği
ile darbe oldu. İnsanlık adına yüz kızartıcı olaylar yaşadık. Mısır darbesiyle birlikte İslam Birliğini
kurmanın ne kadar acil bir olay olduğunu ne kadar
elzem bir sorun olduğunu hep birlikte müşahede
etmiş olduk.
sıranın kendilerine geleceğinden saltanatlarının gideceğinden korkan bir takım kitleler de
maalesef böyle bir yanlış tutum ve davranış
içerisine girdiler. Gelecek dönemlerde bu kanın yerde kalmayacağı, bu şehitlerin haklarının alınacağı dolayısıyla da bu olaya müdahil
olan katkısı olan herkesin de bunun cezasının
yanına kar kalmayacağını düşünüyorum.
Başbakan “demokrasiyi sorgularız” diye bir
ifade kullandı Mısır’daki darbeden sonra. Siz
bu açıklamayı nasıl değerlendiriyorsunuz?
Demokrasi sizce de sorgulanmalı mı?
- Tabi Mısır’da ülkemizin yapması gereken şey
İslam İşbirliği Teşkilatını da elinde bulunduran
bir ülke olarak taraflar arasında mekik diplomasisi çerçevesinde işbirliğine giderek bu
olayın sonuçlanmasını sağlamak olmalıydı.
Maalesef adeta küçük çocuklar gibi “ben küstüm oynamıyorum” rolüne bürünülerek olaydan sıyrılmak doğru değildi. Bugün elbette
ki gözyaşı dökmek olaylara üzülmek acımak
sıradan bir vatandaşın –slogan atmak- tabii
durumudur ama devlet yöneticilerinin aktif
olmaları devlet yöneticilerinin ellerindeki
mekanizmaları da işleterek bir şekilde olaylara çözüm bulmaları beklenir. Bugün hamaset yapılarak toplumların psikolojisi üzerine
oynanarak olaydan rant devşirmeye çalışarak
siyaset yapmak, olaylara yaklaşmak doğru
bir yaklaşım değildir. Bu tür beylik lafların
da zaten sonuç getirdiği bir durumu yoktur.
Bugün ortada ciddi bir katliam cinayet söz
konusudur. Bu katliam, cinayete karşı aktif
davranılıp net olarak bir şeylerin yapılması
gerekir. Sözler sarfedilerek buna bir çözüm
getirileceği kanaatinde değilim.
Necmettin Bey, Suriye’de yaşanan gelişmeler de son derece üzücü. Mısır’ın hemen
ardından Suriye’de de bir katliam meydana
geldi. Esad rejimi iki yıldır mücadele ediyor
halkla ve büyük bir katliam oldu. Siz bu katliamı ve kimyasal silah tartışmalarını nasıl
değerlendiriyorsunuz?
- Elbette iki yılı aşkın bir süreden beri Suriye’de insanlık dışı tabiri mümkünse soykırım
denecek şekilde büyük cinayetler Suriye’de
de işleniyor. Resmi rakamlara göre yüzbinlerin üzerinde çok insan öldü, öldürüldü.
Burada Saadet Partisi olarak olayların ilk başladığı günden itibaren yaklaşımımız: Bu savaş asla galibi olmayan bir savaştır. Bu savaş
asla bitmeyecek olan bir savaştır. Bunun için
de derhal bir şekilde ateşkes sağlanmalıdır
düşüncesi içerisinde olduk, nitekim yaklaşımımızın ne kadar doğru olduğunu bugünkü
yaşananlarla hep birlikte görüyoruz. Bugün
Amerika Suriye’de işlenen son kimyasal
saldırılardan sonra kısmi bir müdahaleden
bahsetmekte ancak bu müdahalenin sadece kulak çekmek ya da tokat atmak olduğu,
esas hedef olan Suriye yönetiminin Beşar
Esad’ın devrilmesinin olmadığını ifade etmekte, bu noktada özellikle ülkemizin de
büyük bir sorumluluk içerisinde olduğunun
altını çizmemiz gerekiyor. Çünkü Suriye’de
Eylül 2013
halk ilk defa sokaklara döküleceği zaman
biz, Humus’un Hama olmasına müsaade
etmeyeceğiz arkanızdayız “Beşar, sen yaşayan
ölüsün” gibi yaklaşımlar sergilenerek bu tür
ifadeler kullanılarak Suriye’deki halkın sokağa
çıkması tahrik edildi. Halka büyük bir destek
verileceği imajı verildi ancak bu Türkiye’den
gelen destek verileceği imajı karşısında halk
sokağa döküldükten sonra da halk büyük bir
cani ile karşı karşıya bırakıldı. Suriye’deki halkın
böylece büyük bir katliama maruz kalmasına
biz zımnen destek vermiş olduk. Şöyle ki bugün
Suriye yönetimine “sen istediğin kadar insanı
öldür biz kefenleme işlemlerini yaparız, sen
istediğin insanı yarala biz tedavi ederiz” denmekte halbuki “yaralama, öldürme!” sözünü
söyleyebilmeliyiz. Bugün Suriye’den ülkemize
sığınmakta olan mültecileri kabulü ancak bundan ibarettir. Halbuki kanı durdurmak için mücadele edilmeliydi sürekli olarak Mısır’ın İran’ın
Suudi Arabistan’ın ve Türkiye’nin oluşturacağı
dörtlü bir girişimle bunun bir şekilde çözüleceği
kanaatindeydik. Ama hiç olmadı. Bölgedeki
ülkeler sadece ahkam kesmenin dışında “acaba
Suriye olayını nasıl çözeriz? “ gibi bir yaklaşım
içerisine girip bu olayı sonlandırmaya yönelik
hiç gayret etmediler. Sadece Batılıların yaptığı açıklamaların ertesine açıklama yapmakla
yetindiler. Bugün de Suriye’nin bugünkü tablosu çok kötüdür ama Batıda bir müdahalede
çok daha acı sonuçlar doğuracaktır. Bugün
görüldüğü kadarıyla Amerika Suriye’de tespit
edeceği stratejik noktalara ki bunun içerisinde sivil yerleşim yerleri de vardır. Tamamını
bombalayıp geri dönecektir. Planlanan saldırı
sonrasında da büyük can kayıplarıyla ve yeni
felaketlerle karşı karşıya kalacağız ama yine
savaş devam edecektir. Çünkü bu savaş asla
galibi olmayan bir savaştır. Bu savaş bölgemizde ülkemizde çıkarılmaya çalışılan küre-
sel çapta Batılı güçlerin yeni senaryosu olan
Alevi-Sünni çatışmasının bir versiyonudur ki
bu çatışma Lübnan içerisinde kısmen yaşanmaktadır. Irak’ta da yaşanmaktadır, Suriye’de
de yaşanmaktadır. Görünen o ki önümüzdeki
dönemde de ülkemizde de özellikle gezi olayları ile birlikte başlayan süreçte ülkemizde de
bu tür bir iç çatışma çıkarılması gündemdedir.
İSO tarafından açıklanan ilk ve ikinci 500
listelerinde Hatay’ın durumu nedir?
-Hatay olarak demir-çelik sektöründe çalışan
firmaları saymazsak bu listenin içerisine girebilmiş hemen hiçbir firma yoktur. Özellikle
Antakya ölçeğinde baktığımızda durum çok
daha vahimdir. Tarih boyunca geri kalmış olan
Hatay’ın bu gerilik süreci de bu dönemde de
devam etmiştir. Bu dönemde sadece müze
inşaatı yapmakla, başka illerde de yapılan
TOKİ evleriyle, çevre yoluyla insanlar geçiştirilmeye aldatılmaya çalışılmaktadır. Son elli
yıldır olduğu gibi son on yılda da bu konuda
hiçbir değişim olmayıp hiçbir şekilde herhangi
bir yatırım gelmemiştir. Dolayısıyla diğer iller
arasındaki geriliğini korumaktadır. Kaldı ki
Suriye savaşıyla birlikte mevcut sektörler de
yok olmayla karşı karşıyadır. Özellikle nakliye
sektörü, turizm sektörü, ihracat sektörü Suriye’de yaşanan olumsuzluklardan en büyük
payı almaktadır.
Sayfa4
tarı, yine bankaların yüzde altmıştan fazlası
yabancıların kontrolüne geçmiştir. Geçtiğimiz
günlerde açıklanan bir resmi veriye göre 45
bankanın 39’u ya yabancınındır ya da yabancı
ortaklığındadır. Böyle bir ortamda ekonomimizin bağımsız olduğunu düşünmek mümkün
değildir. Dolayısıyla da dışarıdaki aktörlerin spekülatif hareketleriyle dolar da yükselip
düşmektedir, yaşanan olayları bir bütün içerisinde değerlendirmek gerekir. Şu anda on
milyar dolar olan borcumuz bugün 600 milyar
doları aşmış durumdadır. Dolayısıyla da her yıl
düzenli olarak bütçeden faize elli milyar para
ödenmektedir. Çünkü mevcut bekleyen bir
borca çivi çakılmadığı takdirde böyle bir borcu
çevirmek için bu rakam ödenmektedir. Kaldı
ki bütçemizde de açıklarla birlikte tabi ki bu
delik her geçen gün büyümekte kalıcı yapısal
çözümler bulunmadığı sürece günübirlik tedbirlerle kısa vadeli çözümlerle ekonomimizdeki problemleri gidermek mümkün değildir.
Dolar yükselişe geçti, Türk Lirası’nın değerinin
korunması ile ilgili çalışmalar olduğu söyleniyor. Ekonomimiz ne durumda?
-Ekonominin kontrolleri artık yabancı aktörlerin elindedir. Son on yıl içerisinde Türkiye’de
ciddi bir anlamda yabancılaşma söz konusu
olmuştur. Cep telefonu şirketleri, Petkim,
Tüpraş gibi dev tesisler, stratejik dev tesisler
bunun dışında bankalar, sigorta şirketleri,
borsa büyük ölçüde yabancıların kontrolüne
geçmiştir. Borsanın yüzde yetmişi aşkın mik-
AVUKAT
GLOBAL HUKUK
Çözüm üretir...
Eylül 2013
Sayfa5
İSO İKİNCİ 500 LİSTESİNDE
İKİ ASKON ÜYESİ!
İ
stanbul Sanayi Odası İSO ilk 500 listesinden sonra Türkiye nin İkinci 500 Büyük Sanayi
Kuruluşu çalışmasını da tamamladı. Sanayi
kuruluşlarının 2012 de gerçekleştirdikleri
üretimden net satışlara göre yapılan listede
Adana dan 15 firma yer aldı. Bu 15 firmadan
ikisi ASKON üyesi. Geçen yıl açıklanan listede
ise 17 Adanalı sanayi kuruluşu vardı. Türkiye nin 500 Büyük Sanayi Kuruluşu 2012 Yılı
Araştırma Raporu sonuçlarına göre, Adanalı
sanayi firmaları Oğuz Tekstil 13. Oyka Kağıt
45. Gürsoy Yem 55. Meltem Kimya 67. Abdioğulları Plastik 176. Kıvanç Tekstil 202. Riga
Boya 215. Kimteks Tekstil 268. Oğuz Gıda 276.
G.Ç.S. Metal 286. Sepaş Plastik 306. Tuncel
Kimya Boya 319. Zahit Alüminyum 388. Adana Besi Yem 440. Bakırlar İplik 492. sırada
yer aldı. ASKON Adana Şube Başkanı Recep
Çalışkan İSO nun açıkladığı ikinci büyük 500
Adana’dan İSO ikinci büyük 500 listesine giren firmalarımızı kutluyorum. Özellikle üyemiz olan Bakırlar Tekstil ve Kıvanç Tekstili göstermiş oldukları
başarıdan dolayı ayrıca tebrik ediyorum. Adana
mız için örnek teşkil eden bu tablo karşısında sevinmemek elde değil. İnşallah hayırlara vesile olur.
Bu tablo istihdam demek, üretim demek, alın teri
demek. Bizler bu ve buna benzer örnek firmalarımızı her zaman en iyi yerlerde görmek istiyoruz.
listesinde yer alan firmaları kutladı. Çalışkan
yaptığı yazılı açıklamada haksız rekabet koşulları ve Adana sanayisine etkileri hakkında
değerlendirmelerde bulundu. Çalışkan Adana dan İSO ikinci büyük 500 listesine giren
firmalarımızı kutluyorum. Özellikle üyemiz
olan Bakırlar Tekstil ve Kıvanç Tekstili göstermiş oldukları başarıdan dolayı ayrıca tebrik
ediyorum. Adana mız için örnek teşkil eden
bu tablo karşısında sevinmemek elde değil.
İnşallah hayırlara vesile olur. Bu tablo istihdam demek, üretim demek, alın teri demek.
Bizler bu ve buna benzer örnek firmalarımızı
her zaman en iyi yerlerde görmek istiyoruz.
dedi. ASKON Adana Şube Başkanı Recep
Çalışkan haksız rekabet koşulları ile ilgili de
şunları söyledi Ülkemizin bir çok bölgesinde
teşvik var. Yatırımlar teşvik olan bölgelerde
yoğunlaşıyor. Bu o bölgeler için istihdam ka-
litesinin artması anlamına geliyor. Adana mız
bu teşviklerden yararlanamıyor. Bu haksız
rekabet ortamına neden oluyor. Bu sebeple
öncelikle bu duruma bir son verilmesi gerekir.
Eğer Adana da işsizlik had safhaya çıkmışsa
bunun sebeplerini uzaklarda aramaya gerek
yok. Teşviklere bakmak yeterlidir. Çalışkan
Bardağın boş tarafını da dolu tarafını da bir
arada görebilmeliyiz. Aksi taktirde doğru
bir değerlendirme yapamayız. Biz bugün bu
tablodan hem memnun olduk hem de daha
büyük beklentiler içindeyiz. Umarız bu bir
başlangıç olur ve daha fazla firma bu ve bir
üst listeye girerek vatandaşımıza istihdam
sağlar diye konuştu.
Eylül 2013
Sayfa6
KÜRESEL EKONOMİNİN GELİŞİMİ AÇISINDAN
EN HIZLI SAYILABİLECEK SON 5 YILLIK ZAMAN
DİLİMİNDE BULUNMAKTAYIZ.
K
üresel ekonominin gelişimi açısından en
hızlı sayılabilecek son 5 yıllık zaman diliminde
bulunmaktayız. Bu hız, dünya dengelerinin
batıdan doğuya doğru kaydığı bir döneme
denk gelirken bir yandan da tarihte eşine çok
az rastlanacak bir etkileşim ortamının tecrübe edilmesini sağlamıştır. Çok hızlı geçen bu
yıllara kısaca baktığımızda 2008 kredi krizi ile
birlikte sarsılan ABD sermaye piyasaları ve
yüksek kamu borçları nedeni ile silkelenen
AB ile birlikte yüksek tansiyonlu bir Ortadoğu,
Rusya, Suriye, dinamik bir dönüşüm ortamının olduğu iç ekonomik ve politik yapı birçok
gelişmenin sindirilmeden yerini bir sonrakine bırakmasına sebep olmaktadır. Aslında,
hem ABD’ de AB’de yaşanan gelişmelerin
arka planında eksik kurumsal yönetim, denetim, çıkar, sahtecilik, kamu yararının özel
çıkar için kullanılması ifadelerinin yer alması
bu alanlarda ne kadar geliştiğini ifade eden
batılı ülkeler için sistemin iflası anlamına
gelmektedir. Bu ifadelerimiz çalışmamızda
serpiştirilmiş bir şekilde açıklanmaktadır.
Bu bölümde OECD ülkelerine OECD verileri
çerçevesinde bakılacak ve küresel ekonomik
gelişmelere ilişkin bazı bilgiler sunulacaktır.
2012 yılı açısından dünyanın genel ekonomik
yapısına bakıldığında hissedilir bir yavaşlama
görülmektedir. 2011 yılından miras kalan kırılganlıklara eklenen Euro Bölgesi’ndeki durgunluk ve gelişmekte olan birçok ülkedeki
beklenmeyen yavaşlama, bu durgunluğun
temel faktörleri arasında yer almaktadır. Yine
Euro krizinin küresel faaliyetlere ve küresel
güvene olan olumsuz etkileri, artan belirsizlik
ortamı ve daha sıkı iktisat politikası önlemlerinin alınması, hem geçmişi hem de gelecekteki gelişmeleri ipotek altına alan olumsuz sinyaller olarak ortaya çıkmaktadır. Euro
Bölgesi dışında kalan diğer OECD ülkelerine
bakıldığında, daha önceki yıllardan farklı bir
şekilde ülke içi dinamiklerde yüksek risk taşıyan unsurlarda artış görülmüştür. Yani yüksek
ABD’ de AB’de yaşanan gelişmelerin arka planında
eksik kurumsal yönetim, denetim, çıkar, sahtecilik,
kamu yararının özel çıkar için kullanılması ifadelerinin
yer alması bu alanlarda ne kadar geliştiğini ifade eden
batılı ülkeler için sistemin iflası anlamına gelmektedir.
Bu ifadelerimiz çalışmamızda serpiştirilmiş bir şekilde
açıklanmaktadır. OECD ülkelerine OECD verileri çerçevesinde bakılacak ve küresel ekonomik gelişmelere
ilişkin bazı bilgiler sunulacaktır.
işsizlik, düşük güven düzeyi gibi hususların
ekonomik faaliyetleri daha da yavaşlatması
söz konusu olabilecektir. Bu gelişmeler ışığında, küresel büyümenin bir müddet daha
baskıda kalacağı görülmektedir. OECD tarafından yapılan projeksiyonlar çerçevesinde
2013 yılı boyunca artmaya çalışan bir büyüme hızı, büyüme çabası çerçevesinde (yani
ciddi bir küresel büyüme değil sadece bir
büyüme çabası genel olarak hakim olacaktır)
küresel ekonomi gelişecektir. Bu projeksiyonların hazırlanmasında temel varsayım
olarak ülkelerin farklı düzeylerde uygulayacağı iktisat politikalarının çok büyük riskleri
ortadan kaldıracağı varsayımı da yapılmaktadır. Yani küresel ekonomi daha kötüye gitme
eğilimine sahip olmakla birlikte daha iyiye
gitmesi kısa vadede pek mümkün gözükmemektedir. Askon Ekonomi Raporu 2013 Tablo
1’in de detaylarında görüleceği üzere OECD
büyümesinin yakın dönemde düşük düzeyde
gerçekleşmesi beklenmektedir. Euro Bölgesi
veya diğer ülkelere ilişkin detaylar da yine
Tablo 1’den görülebilmektedir. Euro Bölgesi’nin 2013 yılı boyunca yaşadığı durgunluk
ve kamu kesimi borçlarının da yine büyük
oranda devam edeceği öngörülmektedir. Hızı
ve etkisi farklılık arz etse bile OECD dışında
yer alan temel ekonomilerdeki iyileşme hızının OECD ülkelerine göre kısmen daha iyi
olması beklenmektedir. Eğer Euro Bölgesi
Genel küresel gelişmelerle ilgili olan bu bölümde öncelikle mevcut durumda yer alan
temel iktisadi ve finansal güçler ele alınacak
ve ardından enflasyon, işgücü piyasası ve
dış dengelerle ilgili konulara değinilecektir.
İzleyen bölümler için temel riskler ve projeksiyonlar ve Euro Bölgesi krizini çözmek
için gerekebilecek politik aksiyonlar üzerinde
tartışılacak ve daha sonra da mevcut projeksiyonlar çerçevesinde alınabilecek önlemler
ve gerçekleşmesi olası riskler üzerinde durulacaktır. Küresel Ekonomideki Temel Güçler-
Talep ve Faaliyetlerle İlgili Gelişmeler OECD
Bölgesi’ndeki iyileşme hızı, bölge geneli için,
oldukça düşük düzeyde gerçekleşmektedir.
Aslında OECD Bölgesi’nde daha önce yaşanan durgunluklarla kıyaslandığında güncel
durgunluğun ve faaliyetlerdeki yavaşlamanın
geçmişe göre çok daha düşük düzeyde kaldığı
görülmektedir. Küresel düzeyde beklentilerin
de üzerinde bir zayıflık bulunmaktadır. Temel
sebepler zayıf iş dünyası, tüketici güvenindeki eksiklik nedeni ile tüketim malları ve
sermaye mallarında oluşan baskı olarak ifade
edilebilir. Küresel ekonomik yapıda birçok
unsurun ve olumsuzluğun bir araya gelmesi
aynı zamanda sorunun kaynağı ve çözümü
noktasında da ayrı bir sıkıntı oluşturmaktadır.
Avrupa Birligi bünyesinde oluşan borç krizi ve
alınan iktisat politikası önlemleri hem OECD
ülkelerini hem de OECD dışı ülkeleri ticaret,
finansman ve güven açısından etkilemekte ve
geniş çaplı mali konsolidasyon ve sıkı para politikaları da ek sıkışma unsurları olarak ortaya
çıkmaktadır. Krizi daha da yoğunlaşırsa ve
bazı yüksek etkili risklerden kaçınmak mümkün olmazsa büyüme oranının beklentilerin
de altında kalacağı öngörülmektedir.
Kaynak
ASKON Ekonomi Raporu 2013.
Eylül 2013
Sayfa7
MB, 2013 ENFLASYONU
İÇİN REVİZYON YAPTI.
M
B, 2013 enflasyonu için revizyon yaptı.
Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı, enflasyonun 2013 yılı sonunda, orta noktası yüzde 6,2 olmak üzere yüzde 5,2 ile yüzde 7,2
aralığında gerçekleşeceği tahminini açıkladı.
Revizyonun gerekçeleri: Enflasyon tahminlerine temel oluşturan varsayımlar ve dışsal koşullar bir arada değerlendirildiğinde,
temelde döviz kuru ve petrol fiyatlarındaki
gelişmeler göz önüne alınarak, 2013 yılsonu
enflasyon tahmini 0,9 puan yukarı yönlü güncellendi. Önceki enflasyon raporunda yıllık
ortalama enflasyon tahmini ise yüzde 5,3
seviyesindeydi. MB, kredilerin yıllık büyüme
oranının ise önümüzdeki dönemde kademeli
olarak yavaşlayarak, 2014 yılının ortalarında
yüzde 15 düzeyine ineceğini varsaymaktadır.
Küresel ekonominin zayıf görünümü ve iç
talebin ılımlı seyri nedeniyle söz konusun
gelişmelerin 2014 yılsonu enflasyonu üzerindeki etkisinin sınırlı kalacağını tahmin edilmektedir. Enflasyonun yılsonunda yüzde 5
hedefinin sınırlı bir miktar üzerinde gerçekleşmesini beklemekle beraber, 2014 yılının
başlarında yüzde 5 hedefine yaklaşacağını
öngörülmektedir. Enflasyonun, yılın üçüncü
çeyreğinde sınırlı bir yükseliş gösterdikten
sonra yılsonuna kadar genelde yatay bir seyir izlemesi beklenmektedir. Aynı zamanda,
temel olarak önümüzdeki dönemde küresel
likidite koşullarının para politikası duruşu
üzerinde belirgin rol oynayacağı düşünülmektedir. ABD, 2008’de Lehman Brothers’ın
batışıyla girdiği krizden yavaş yavaş çıkıyor.
Birçok toparlanma emaresi ortaya çıkmaya
başladı. ABD, neredeyse potansiyel büyüme
oranına doğru yaklaşıyor. Avrupa ise ABD’den
oldukça sonra girdiği krizden çıkma yolunda
henüz çok başlarda. İrlanda battı, Yunanistan
battı, Güney Kıbrıs battı. İrlanda toparlanıyor
ama ötekiler kurtarılma paketleriyle ayakta
durmaya çalışıyor. Portekiz ve bazı küçük
ülkeler sıkıntıda. Japonya 20 yıldan bu yana
Revizyonun gerekçeleri: Enflasyon tahminlerine temel oluşturan varsayımlar ve dışsal koşullar bir arada değerlendirildiğinde,
temelde döviz kuru ve petrol fiyatlarındaki
gelişmeler göz önüne alınarak, 2013 yılsonu
enflasyon tahmini 0,9 puan yukarı yönlü
güncellendi.
içinde bulunduğu krizden çıkmak için yeni
bir program ve yeni bir ekonomi politikası
uygulaması içine girdi. İlk sonuçlar umut verici. Bütün bunlara karşılık bu üç ekonominin
yarattıkları parasal genişlemeyi yeni bir krize
yol açmadan nasıl toparlayacakları tartışmaların ana konusu. Gelişme yolundaki ülkelerin lokomotifi konumundaki Çin’de birçok
sorun yavaş yavaş su yüzüne çıkıyor. Büyüme hızındaki düşüş sorunların daha ayrıntılı
incelenmesine yol açtı. Çin’deki en büyük
sorunlardan birisi olarak gölge bankacılığın
boyutunun GSYH’nın yüzde 70’ine ulaşmış
olması gösteriliyor. Çin’de yaşanacak ciddi
bir tökezlenme, henüz toparlanamamış olan
küresel sistem üzerinde çok olumsuz bir etki
yaratabilir. Bu dönemde küresel sistemde,
gelişmiş ülke merkez bankalarının uyguladığı
tahvil alım programlarıyla piyasaya sağladıkları likidite fazlası, getiri ve faizin yüksek
olduğu gelişme yolundaki ülkelere aktı. Tıpkı
Türkiye’de olduğu gibi benzer öteki ülkelerde
de, kurlar fazla oynaklık göstermediği için
risklerin düşük kaldığı yolundaki algılamalar
sonucu, yabancı kaynak akışı oldu. Bu akışlar
daha çok portföy yatırımı biçiminde gerçekleşti. Küresel kriz sürecinde koşullarda birkaç
kez değişme yaşandı. İlki 2008’de başlayan
Lehman Brothers batışının ABD’ye etkisi,
İkincisi Avrupa’da Yunanistan’ın batma eşiğine gelmesiyle başlayan kriz, Üçüncüsü ise
FED’in tahvil alımını azaltmaya başlayacağını
açıklamasıdır. İlk iki gelişme sonucunda gelişme yolundaki ülkelerden yabancı kaynak
çıkışları olsa da bunlar fazla uzun süreli etkiler
oluşturmadı ve çıkışlar bir süre sonra yerini
yeniden girişlere bıraktı. Çünkü önce Fed ardından İngiltere Merkez Bankası ve AMB, piyasaya likidite desteği sağlayan uygulamalara
giriştiler. Üçüncü gelişme en önemli etkiyi
oluşturan gelişme oldu. 22 Mayıs’ta FED’in
tahvil alım programında azaltmaya gideceğini
açıklaması, yükselen piyasa ekonomilerinden
hızlı ve yüksek miktarlı yabancı kaynak çıkışlarına yol açtı. Bu ülkelerde borsalar düştü,
kurlar ve faizler yükseldi.
Kaynak: ANADOLU ASLANLARI İŞADAMLARI DERNEĞİ Stratejik Araştırmalar /Ar-Ge
Eğitim / Planlama / e-Ticaret Komisyonu
Değerlendirme Tutanağı
Eylül 2013
Sayfa8
ÇALIŞKAN: “İMAN VE KARDEŞLİK BİZİM
İÇİN OLMAZSA OLMAZ İKİ ANAHTARDIR!
A
SKON Adana Şube Başkanı Recep
Çalışkan 30 Ağustos Zafer Bayramı dolayısıyla bir mesaj yayınladı. Çalışkan mesajında “iman” ve “kardeşlik” konularına vurgu yaptı. Çalışkan şunları söyledi: “İman
ve kardeşlik bizim için olmazsa olmaz iki
anahtardır. Her kapıyı açan bu iki anahtar
milletimizin elinde oldukça tüm taarruzları
püskürtmek mümkün olmaktadır Allah’ın
izniyle. Bunun en güzel örneklerini tarihimizde görmek mümkündür. 30 Ağustos
Zafer Bayramı böyle bir taarruzun üstesinden gelen şanlı ordumuzun yad edildiği bir
bayramdır. İstiklal mücadelesinde yiyecek
ekmeğimiz dahi yoktu ama sarsılmaz bir
imanımız vardı. Kökleri bin yıllara dayanan
bir kardeşlik bağımız vardı. Vatan evlatları
birlikte saf tuttu, omuz omuza verdi ve
şehitlik mertebesine ulaştı. Hepsinin ortak bir noktası vardı: İslam. Bunu bilen dış
kuvvetler, birlik ve beraberliğimizi bozmaya
yönelik saldırılarda bulunmaya başladılar.
ASKON Adana Şube Başkanı Recep Çalışkan 30
Ağustos Zafer bayramı dolayısıyla bir mesaj yayınladı. Çalışkan mesajında “iman” ve “kardeşlik”
konularına vurgu yaptı. Çalışkan şunları söyledi:
“İman ve kardeşlik bizim için olmazsa olmaz iki
anahtardır. Her kapıyı açan bu iki anahtar milletimizin elinde oldukça tüm taarruzları püskürtmek
mümkün olmaktadır Allah’ın izniyle.
Ama Allah’ın izni ile hiçbir zaman muvaffak olamayacaklar. “İman” ve “kardeşlik”
bağlarımız öylesine kuvvetli ki bizi birbirimizden ve Allah yolundan ayıramazlar.
Milletimiz sahip olduğu tarihi tecrübe ve
sağduyu ile bu oyuna gelmeyecek, sinsi
hesaplar her zaman olduğu gibi boşa çıkacaktır. Recep Çalışkan, sözlerini şöyle
sürdürdü: “Aziz milletimizin emperyalistlere karşı verdiği bağımsızlık ve var olma
savaşının yıldönümünü bir kere daha coşku
ve minnetle kutluyoruz. Ağustos ayı, tarihe birçok altın sayfa eklemeyi başarmış
aziz milletimizin 30 Ağustos ve Malazgirt
Meydan Savaşı başta olmak üzere birçok
zaferler kazandığı bir aydır. Bu millet hiçbir
zaman esareti ve dayatmaları asla kabul
etmeyecektir. Bu zafer, Türk milletinin tarihin hiçbir döneminde taviz vermediği bağımsızlık ve özgürlüğü için gösterebileceği
cesaretin, fedakarlığın ve kahramanlığın
sayısız örneklerinden biridir.”
Eylül 2013
Sayfa9
ASKON ADANA ŞUBESİ İLİM YAYMA
CEMİYETİ ADANA ŞUBESİ VE KAHVALTIDA
BULUŞTU.
A
SKON Adana Şube Başkanı Recep Çalışkan ve İlim Yayma Cemiyeti Adana Şubesi
Ulu Cami’de kahvaltıda buluştu. Kaynaşma
toplantısı niteliğindeki kahvaltıda dostluklar
pekiştirildi, gündemdeki konular ele alındı ve
Ulu Cami’nin tarihi hakkında bilgi alış-verişinde bulunuldu. ASKON Adana Şube Başkanı Recep Çalışkan, Ulu Cami’nin asıl adının
Ramazanoğulları Camii olduğunu söyledi:
“16. Yüz yıldan kalma tarihi bir cami olan Ulu
Cami, Ramazanoğulları Beyliği’nin başyapıtıdır. Asıl adı Ramazanoğulları Camii’dir, Adana
Ulu Camii adıyla bilinir. Bu eser şehrimizin
en önemli tarihi yapılarından birisidir. 1998
yılnda Sabancı Merkez Camii’nin hizmete
açılmasına kadar Adana’nın en büyük camisi
idi. Caminin yapımına 1509 yılında başlandı.
Caminin mimarisi Selçuklu ve Memluk üsluplarını taşımaktadır. Duvarları siyah beyaz
mermer taşlarla bezeli olan caminin doğuda ve batıda birer kapısı bulunur. Medrese,
türbe, imaret, dar’ül hadis, dar’ül şifa, sıbyan mektebi gibi yapıları da içeren Ramazanoğlu Külliyesi’nin bir parçasıdır. Külliyenin
günümüze kadar gelebilmiş diğer kısımları;
medrese, türbe ve Ramazanoğulları Saray
Selamlığı (Tuz Hanı)’dır. 1998 Adana-Ceyhan
Depremi’nde hasar gören camii, 1998-2004
yıllarında onarıldı ve ibadete açıldı.” İlim Yayma Cemiyeti Adana Şube Başkanı Mehmet
BARIŞ söz alarak Mısır’daki ve Suriye’deki
katliamlardan söz etti: “Mısır’daki darbe ve
arkasından gelen katliamlar kabul edilebilir
değil, hiçbir insanın kabul edemeyeceği bu
saldırılar hep tekrarlanıyor. Müslüman halkların bu zulümlerden kurtulması gerekiyor.
Bunun için basiret sahibi yöneticilere ihtiyacımız var. Halkların sevk ve idaresinde görev
alacak kadroların kendilerini iyi yetiştirmiş olmaları gerekiyor. Müslümanlar düşmanlarını
iyi tanımalı ve her zaman tedbirli olmalılar.
Mısır’da yaşananlardan dersler çıkarılması
gerekiyor. Suriye’deki Esed rejiminin de katliamları yürekleri dağladı. Çocuk ve kadınlar
ASKON Adana Şube Başkanı Recep Çalışkan ve
İlim Yayma Cemiyeti Adana Şubesi Ulu Cami’de
kahvaltıda buluştu. Kaynaşma toplantısı niteliğindeki kahvaltıda dostluklar pekiştirildi, gündemdeki
konular ele alındı ve Ulu Cami’nin tarihi hakkında
bilgi alış-verişinde bulunuldu. ASKON Adana Şube
Başkanı Recep Çalışkan, Ulu Cami’nin asıl adının
Ramazanoğulları Camii olduğunu söyledi
hunharca katledildi. Allah Müslümanlara güç
ve kuvvet versin. İslam’ın egemen olduğu bir
dünya istiyoruz. Müslümanlar durmaksızın
çalışmalı. Bu da öncelikle ilimden geçiyor.
İlmi seviyesi yüksek alimlere ihtiyacımız var.
Bu alimler, toplumu yetiştirdiği vakit, toplumun önünde durabilecek bir askeri vesayet
mümkün gözükmemektedir. Canları pahasına direnen insanlar, hak ettikleri zafere
ulaşacaklardır, elbet ulaşacaklardır.” İlim
Yayma Cemiyeti Adana Şube Başkanı Mehmet BARIŞ dernek hakkında bilgiler verdi.
Mehmet BARIŞ şunları söyledi: “ İlim Yayma Cemiyeti, kamu yararına çalışan dernek
statüsündeki, Türkiye’nin en köklü ve güve-
nilir sivil toplum kuruluşudur. 68 mümtaz
hayırsever ve vatanperver insan tarafından,
millî ve manevî değerlerimizi ihya ederek
geleceğe taşımak, ilim ve irfan çalışmalarını
destekleyerek yaygınlaştırmak için 11 Ekim
1951 tarihinde kurulmuştur. Kuruluşunun
hemen ardından, Milli Eğitim Bakanlığı’nın
talebi üzerine İstanbul’da ilk İmam-Hatip
Okulu’nu açmıştır. Yarım asrı aşan bir süredir
nice hayırlı, bereketli ve güzel hizmetlere vesile olan Cemiyetimiz günümüzde Edirne’den
Van’a kadar, Türkiye genelindeki şubeleri,
öğrenci yurtları ve verdiği burslarıyla eğitim
alanındaki çalışmalarını sürdürmeye devam
etmektedir.”
Eylül 2013
Sayfa10
ASKON’ DAN ADASO’ YA
HAYIRLI OLSUN ZİYARETİ
A
SKON Anadolu Aslanları İşadamları Derneği Adana Şube Başkanı Recep ÇALIŞKAN
yönetim kurulu üyeleriyle birlikte Adana Sanayi Odası Başkanı Zeki KIVANÇ’a hayırlı olsun
ziyaretinde bulundu. ADASO’yu ziyarette konuşan ASKON Şube Başkanı Recep ÇALIŞKAN,
Zeki KIVANÇ başkanlığındaki yönetim kurulunun, Adana Sanayi Odası ile kent ekonomisine
önemli katkılar sağlayacağına inandığını belirterek, göreve seçilmelerinden dolayı kutladı
ve başarılar diledi. Adana’dan Türkiye’nin en
büyük sanayi kuruluşları listesinde yer alan
firmaların sayısını yeterli görmediklerini ifade
eden ÇALIŞKAN, sanayici desteklenirse büyür
ve önümüzdeki süreçte, yapılacak çalışmalarla
İSO tablosunun daha iyi olacağına inanıyorum
ASKON Anadolu Aslanları İşadamları Derneği
Adana Şube Başkanı Recep ÇALIŞKAN yönetim
kurulu üyeleriyle birlikte, Adana Sanayi Odası
Başkanı Zeki KIVANÇ’a hayırlı olsun ziyaretinde bulundu. Adana Sanayi Odası ile kent
ekonomisine önemli katkılar sağlayacağına
inandığını belirterek, göreve seçilmelerinden
dolayı kutladı ve başarılar diledi.
dedi. ADASO Başkanı Zeki KIVANÇ’da, ASKON
yöneticilerinin ziyaretinden duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Kentte yatırım, üretim ve
istihdamın artması için çaba göstereceklerini
vurgulayan KIVANÇ, kentin tüm dinamikleri ile
el birliği, güç birliği içerisinde hareket ederek,
yatırım ortamı için sinerji yaratmayı, bu sinerji
ile Adana sanayisinin daha da gelişmesini hedeflemekteyiz diye konuştu. Ziyarette, ASKON
Şube Başkan yardımcısı olan ADASO Yönetim
Kurulu Sayman Üyesi İmam Gazali Hiradağı
ve Yönetim Kurulu Üyesi Salih Sütcü, ASKON
Şube Yönetim Kurulu üyeleri Bekir Aydemir,
Osman Kaya, Atilla Yağmur, Kurtuluş Şengül,
Mehmet Erbaş, İlker Medeni, Zeki Kızılkaya,
Abdulvahab Delibaş, İsa Tunçöz hazır bulundu.
Eylül 2013
Sayfa11
ASKON ADANA TİCARET ODASI’NI
ZİYARET ETTİ
ASKON, yönetim kurulu üyeleriyle birlikte, Ticaret Borsası ziyaret ettiler. ATO Yönetim Kurulu
Başkanı Atilla Menevşe, Adana’nın her alanda
atılım yapması gereken bir dönemden geçtiğini
belirterek, Ekonomik potansiyelimiz ile mevcut
göstergelerimiz birbiriyle uyuşmuyor.
A
SKON Anadolu Aslanları İşadamları Derneği Adana Şube Başkanı Recep ÇALIŞKAN
yönetim kurulu üyeleriyle birlikte, Ticaret
Borsası ziyaret ettiler. Adana Ticaret Odası
ATO Yönetim Kurulu Başkanı Atilla Menevşe, Adana’nın her alanda atılım yapması
gereken bir dönemden geçtiğini belirterek,
Ekonomik potansiyelimiz ile mevcut göstergelerimiz birbiriyle uyuşmuyor. Tüm kurum
ve kuruluşlar işbirliği yapmalı, kentimizi layık olduğu seviyeye taşımalıdır. Hepimizin
birinci görevi bu olmalıdır dedi. ATO’nun
kent dinamiklerinin daha organize şekilde
çalışarak ekonomik, sosyal ve kültürel değerlerinin artırılması yönündeki çabaları,
gerçekleşen ziyaretlerde de ön plana çıktı.
Anadolu İşadamları Derneği ASKON Adana
Şube Başkanı Recep Çalışkan ve Yönetim
Kurulu Üyeleri ATO Yönetim Kurulu Başkanı
Atilla Menevşe’yi ziyaret ederek sorunlar ve
çözüm önerileri hakkında görüş alışverişinde bulundular.
BAŞARI İŞBİRLİĞİYLE MÜMKÜNDÜR.
ASKON Şube Başkanı Recep Çalışkan ve
Yönetim Kurulu üyelerinin ATO ya gerçekleştirdiği ziyarette daha fazla işbirliği
yapılması gerektiği vurgulandı. Çalışkan,
Adana da, özellikle son zamanlarda güzel
şeyler oluyor. Daha önceki kurumlar arası
dağınık görüntü giderek ortadan kalkıyor.
Adana da sanayi ve ticaret alanında faaliyet
gösteren çok sayıdaki dernek ile koordine
olup, ATO, ADASO, ATB ve AOSB gibi köklü
kuruluşların projelerinin ve birlikteliklerinin içinde daha aktif yer almak istiyoruz.
Özlenen Adana fotoğrafını ancak bu şekilde
ortaya çıkarabiliriz dedi. ATO Başkanı Menevşe’de, geçtiğimiz yıllarda tesis edilen
birliktelik çabalarının her geçen gün daha
da pekiştiğini ifade ederek, TOBB ye bağlı
Oda ve Borsalar arasında başlatılan birliktelik çabaları olumlu sonuç vermiş, kentin
diğer dinamiklerini de harekete geçirmiştir.
Bu halkayı sizlerle daha da büyütmek istiyoruz. Sizlerin de desteğini almak Adana
için çok önemli diye konuştu.
askonadana.org.tr
“KÜFÜR” TEK MİLLETTİR!
A
SKON Adana Şube Başkanı Recep Çalışkan Mısır’da yaşanan gelişmelerle ilgili değerlendirmelerde bulundu. Çalışkan yaptığı
yazılı açıklamada şunları söyledi. Rabia-tül
Adeviye ve Nahda meydanlarında hunharca
katledilen yüzlerce Mısırlı kardeşimiz şehadet mertebesine ulaşırken bi iznillah geride
kalanlar ve tüm dünya Müslümanları direnişe
devam ediyor. Bu şanlı direnişin yankıları bütün dünyada yürekleri kıpırdatmaya yetiyor.
Sosyal medyada yaygın biçimde kullanılan Ra-
bia işareti ile ilgili de açıklama yapan Çalışkan şunları ifade etti: Rabia işareti ile sembol
haline gelen mücadele bütün baskılara ve
yıldırma politikalarına rağmen devam ediyor.
Askeri yönetim ve destekçisi olan güçler sivil
ve silahsız halkla savaşmaya devam ediyor.
Bu savaş, silahsızlara karşı yapıldığı için bir
korkunun savaşıdır. Kendi gölgelerinden bile
korktuklarının işaretidir. Müslümanlar varlıklarıyla bile yüreklere korku salıyor. Bu korku
Mısır’daki gayrimeşru yönetimi katliamlara
www.boltas.com.tr
/askonadana
sürükleyecek kadar büyük bir korkudur. Asıl
korkulacak olan Allah’tır. Müslümanların tek
ve en büyük korkusu Allah korkusu olduğu
için her şart ve durumda Müslümanlar zafere
ulaşıyor. ASKON Adana Şube Başkanı Recep
Çalışkan diğer ülkelerde yaşananlara da dikkat çekerek Müslümanlar için dua etti. Ortadoğu’da kan, gözyaşı ve acı kesintisiz devam
ediyor. Gazze, Irak, Suriye ve şimdi de Mısır.
Allah Müslüman kardeşlerimizin yardımcısı
olsun. Bizler de üzerimize düşeni yapmak için
hazırız. Allah bizleri kardeşlerimize yardım
etmeye güç yetirsin inşallah. Elimizle, dilimizle, kalbimizle. Hangisi olursa olsun Rabbim
kardeşlerimizin yanında yer almayı bizlere
nasip etsin. Çalışkan açıklamasının sonunda
Mısır yönetimini destekleyenlere de tepki
gösterdi Mısır’daki katliamların arkasında
İsrail’in olduğu belgelendi. Başbakan konuyla
ilgili bir açıklama yaparak İsrail i suçladı. Her
taşın altından çıkan İsrail’i ve destekçilerini
şiddetle kınıyoruz. Ayrıca Mısır’daki yönetimi
destekleyen Arap ülkelerini de bir an önce
kendilerine gelmeye davet ediyoruz. Kendilerine gelmezlerse sıra muhakkak onlara
da gelecektir. Unutulmamalıdır ki küfür tek
millettir.