İzmir İli, Seferihisar, İlçesi, Teos Antik Kenti Kazısı
Transkript
İzmir İli, Seferihisar, İlçesi, Teos Antik Kenti Kazısı
TEOS ARKEOLOJİ KAZISI 2013 YILI KAZI RAPORU (4. SEZON) Musa Kadıoğlu*1 İzmir İli, Seferihisar İlçesi, Sığacık Mahallesi’nde yer alan Teos antik kentinde T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Ankara Üniversitesi adına başkanlığım altında sürdürülen dördüncü dönem kazı, belgeleme ve restorasyon çalışmaları 20 Haziran–06 Ekim 2013 tarihlerinde gerçekleştirilmiştir. 2013 yılı Teos kazı, belgeleme ve restorasyon çalışmaları, T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı, Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü’nün (KVMG Yatırım Bütçesi ve DÖSİMM) sağlamış olduğu maddi destekle 105 gün sürmüştür. Ayrıca çalışmalarımızı, Yaşar Holding Yönetim Kurulu Üyesi Sayın Emine Feyhan Yaşar ve İzmir AGORA Alışveriş Merkezi adına Odak İnşaat Mühendislik Madencilik Sanayi ve Ticaret A.Ş. ile Hiddenbay Gayrimenkul Yat. Tur. İnş. San. Tiç. Ltd. Şti. de finansal olarak desteklemişlerdir. Yeni Teknik Yapı İnşaat Taahhüt Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. Teos Kazı Başkanlığı için Seferihisar Belediye Başkanlığı’nın sağlamış olduğu sponsorluk desteği ile satın alınan mobil vincin satın alımında 25.000.-TL’lik sponsorluk indirimi yapmıştır. T.C. Ankara Üniversitesi, Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi, Türk Tarih Kurumu, Seferihisar Belediyesi ve Seferihisar Kaymakamlığı kazı çalışmalarına ayni ve maddi destek vermişlerdir. Yukarıda adı geçen kurum, kuruluş ve kişilere kazı çalışmalarına destek oldukları için Teos Kazı Başkanı olarak teşekkür ederim. 2013 yılı çalışmalarına, Ankara Üniversitesi, Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi, Klasik Arkeoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Serdar Hakan Öztaner, doktora öğrencileri Araş. Gör. Canan Özbil, Araş. Gör. Duygu Özlem Yalçın (M.A.), Arkeologlar Görkem Yenice, Cem Pala, Hazal Ergin, Özlem Esen, Arda Atmaca ve Selin Gülgönül, Klasik Arkeoloji Anabilim Dalı öğrencileri Su Güneş Kabaklı, İbrahim Taşçıoğlu, Gözde Pektaş, Ebru Bağdatlıoğlu, Haşim Durak, Hayat Şabanoğlu, Seyhan Sarıoğlu, Ceren Balcı, Alican Araslı ve Ekin Dalbudak; MimarRestoratör Emrah Köşkeroğlu (M.A.), mimarlar Merve Çalışkan, M. Tuğba Günay Akşit ve Işılay Tiarnagh Sheridan; Akdeniz Üniversitesi, Fen-Edebiyat Fakültesi, Eskiçağ Dilleri ve Kültürleri Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Adak, doktora öğrencisi Araş. Gör. Erkan Taşdelen; Eskişehir Anadolu Üniversitesi, Fen-Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Araş. Gör. Dr. Rahşan Tamsü Polat (kazı başkan yrd.) ve Öğr. Gör. Yusuf Polat (M.A.) ve Fransa Bordeaux Ausonius * Prof. Dr. M. Kadıoğlu, Ankara Üniversitesi, Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi, Klasik Arkeoloji Anabilim Dalı 06100 Sıhhiye / Ankara, e-posta: [email protected]; www.teosarkeoloji.com 1 Enstitüsü’nden nümismat Dr. Koray Konuk katılmışlardır. Ayrıca, yabancı ekip üyeleri olarak Almanya Köln Üniversitesi Coğrafya Bölümü’nden Prof. Dr. Helmut Karl C. Brückner, doktora öğrencisi Friederike Stock ve Rilana Rauhut; Avusturya Arkeoloji Enstitüsü’nden Prof. Dr. Michael Kerschner ile doktora öğrencisi Nora M. Voss ve jeofizik araştırmalarını sürdüren Christian Hübner ile Stefan Giese katılmışlardır. 2013 yılı Teos çalışmalarında İzmir Arkeoloji Müzesi’nden Sayın Mahir Atıcı Bakanlık Temsilcisi olarak görev almıştır. Öncelikle Bakanlık Temsilcim Sayın Mahir Atıcı’ya, sonrasında tüm kazı ekibime göstermiş oldukları üstün gayretten ötürü çok teşekkür ederim. 2013 yılı kazı sezonunda, öncelikli olarak 2010 yılında başlanılan antik kentin sayısal planının çıkarılmasına yönelik belgeleme çalışmalarına, antik kentin cadde-sokak sisteminin belirlenebilmesi için jeofizik ölçümlerine, Dionysos Tapınağı, Hellenistik Sur, Bouleuterion, Akropolis, Tiyatro, Agora Tapınağı kazı çalışmalarına devam edilmiştir. Ayrıca Teos çevre düzenleme projesi kapsamında eski 88 ada 21 parselde planlanan kazı evi ve müze-depo binasının inşasına başlanmıştır. Teos Çevre Düzenleme Projesi ve Uygulanması İle İlgili Çalışmalar: Teos antik kentinde 25 Temmuz 2010 tarihinde başlayan yeni dönem kazı çalışmalarının öncelikli amacı, kazı evi ve deposunun yapımı için gerekli olan uygun arazinin bulunması olmuştur. Teos 1. Derece Arkeolojik Sit Alanı içerisinde kalan ve mülkiyeti hazineye ait taşınmazın, kazı evi yapımı için T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı’na tahsisi konusunda gerekli başvuru, Teos kazı başkanlığınca 16 Ağustos 2010 tarihinde yapılmıştır. Söz konusu arazinin (eski 88 ada 21 parsel) kazı evi yapılmak üzere tahsisi 13 Mayıs 2011’de 2 yıllığına gerçekleşmiştir. Eski 88 ada 21 parselde kazı evinin inşası İzmir 1 Numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu’nun 03 Aralık 2010 gün ve 5511 sayılı kararı ile prensipte uygun görülmüş ve gerekli izin ve projeler tamamlandıktan sonra konunun ele alınacağı 20 Nisan 2011 tarihli yazı ile kazı başkanlığına bildirilmiştir. Söz konusu parselde kazı evi, depo-müze ve gişe binalarının yapımı için 2011 yılı kazı çalışmaları kapsamında sondaj kazıları gerçekleştirilmiştir. Kazı sonuçlarını da içeren Teos Çevre Düzenleme Projesi, T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı, Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü’nün uygun görüşü ile 24 Ekim 2011 tarihinde, İzmir 1 Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu’na iletilmiştir. Söz konusu proje İzmir 1 Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu’nun 10.02.2012 gün ve 318 sayılı kararı ile onaylanmıştır. Antik kentin ören yeri statüsüne kavuşturulabilmesi için şart olan bu proje ile antik kent yeniden hayat bulacak ve yeni ziyaretçilerine hizmet vermeye başlayacaktır. Bu bağlamda Ören Yeri Giriş Binası (Gişe), Müze-Depo, Bilgilendirme Merkezi, Kafeterya, Seyir Terasları, kent içerisindeki gezi güzergâhları (kısa, orta ve uzun tur), dinlenme alanları ile kazı evi inşa edilecektir. Kazı evi hariç 2 diğer inşaii faaliyetler T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı, Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü’nce yatırım programına alınmıştır. 2012 yılı Ağustos ayı içerisinde ihalesi tamamlanan söz konusu projenin, inşaat çalışmaları Eylül 2012 tarihinde başlamıştır. 7 ay içerisinde tamamlanması planlanan proje, artan inşaat maliyetleri nedeniyle tamamlanamamış, ancak ören yeri için hizmet verecek olan müze-depo binası, gişe, tuvaletler ve turnike yapısının kaba inşaatı bitirilebilmiştir. Söz konusu yapıların ince işçiliğinin (kapı ve pencereleri içeren ahşap doğramalar, taban kaplaması, boya-badana, elektrik ve sıhhi tesisat armatürleri) 2014 yılı içerisinde tamamlanması planlanmaktadır. Yüklenici firma, T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı, Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü’ne inşaatı tamamlamak üzere, %50 keşif artışı için gerekli başvuruda bulunmuş olup bu başvuru onay aşamasındadır. Söz konusu keşif artışı Aralık 2013’te kabul edilmiş ve 2014 yılı içerisinde Teos Ören Yeri Çevre Düzenleme Projesi uygulaması tamamlanacaktır. Ayrıca Teos ören yeri çevre düzenleme projesi çerçevesinde planlanan kazı evi için gerekli olan finansman, T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı, İzmir İl Kültür ve Turizm Müdürü Sayın Abdülaziz Ediz’in çabalarıyla İzmir Valiliği, İzmir İl Özel İdaresi kaynaklarından sağlanmıştır. 03 Aralık 2012 tarihinde kazı evinin ihalesi tamamlanmış ve Nisan 2013’te inşaat süreci başlamıştır. 2013 yılı Ağustos ayı sonunda tamamlanması planlanan kazı evi inşaatı, yüklenici firmanın inşaatı savsaklaması sonucu maalesef tamamlanamamıştır. Kasım ayı sonu itibarı ile kazı evinin çatısı ancak kapatılabilmiştir. Aralık ayı içerisinde yapının ahşap tavan kaplamaları tamamlanabilmiştir. 2014 yılının ilk aylarında tamamlanamayan iş kalemleri (kaba sıva, alçı, ahşap doğrama, cam, elektrik kablo tesisatı, su tesisatı ve taban kaplamaları) yapılarak kazı evi inşaatı tamamlanacaktır. Yılsonu itibarı ile yüklenici firmanın sözleşmesi feshedilerek, kazı evi inşaatının kalan kısmının, İzmir İl Özel İdaresi’nin ikinci bir ihalesi ile tamamlanması planlanmaktadır. Bu durumda büyük ihtimalle 2014 yılı kazı çalışmalarına kadar hem kazı evi, hem müze-depo, hem de antik kent içerisindeki gezi yolları tamamlanmış olacak ve böylelikle Teos Antik Kenti 2014 yılı içerisinde ören yeri statüsüne kavuşmuş olacaktır. İzmir 1 Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu’nun 10.02.2012 gün ve 318 sayılı kararı ile onaylanmış olan “Teos Ören Yeri Çevre Düzenleme Projesi” kapsamında planlanan kent içerisindeki “KISA, ORTA VE UZUN TUR” güzergâhları büyük oranda oluşturulmuş ve yön levhalarıyla desteklenmiştir. Ancak antik kent yapılarının kent içerisinde geniş alana yayılmış olması nedeniyle, kentin kolay gezilemediği ve tüm yapılara ulaşılamadığı geçen süre zarfında anlaşılmıştır. Ören yeri karşılama merkezinden kuzeye ayrılan yol ile antik kentin akropolü ve tiyatrosu (kısa tur); güneye ayrılan yol ile Dionysos Tapınağı, Agora ve Bouleuterion (orta tur) ile sarnıç ve güney limanı içeren (uzun tur) güzergâhlar kısmen oluşturulmuştu. Ancak söz konusu güzergâhlarda şahıslara ait parsellerin kamulaştırma sorununun kısmen çözülebilmiş olması ve her 3 durumda turların çok uzun oluşu ve geri dönüşlerin olması nedeniyle 2013 kazı sezonunda daha uygun güzergâhlar araştırılmıştır. Kamulaştırmanın asgari düzeyde yapılmasını ve antik kentte dolaşımı sağlayacak en kısa güzergâhların tespitini amaçlayan bu araştırmada, parseller arasında var olan ancak bitki örtüsü ile (diken, ağaç ve çalılık) tamamen kapanmış olan kadastral yolların kullanılabileceği düşünülmüştür. Böylece çok az miktarda kamulaştırma yapılarak kent içerisinde uygun dolaşım sağlanabilecektir. Ören yeri karşılama merkezi, tiyatro, akropol ve Dionysos Tapınağı arasında kalan alanda yer alan söz konusu kadastral yolların büyük bir bölümü 2013 yılı kazı çalışmalarında bitki örtüsünden arındırılmış ve kaplamasız yol olarak düzenlenmiştir. 2014 yılı çalışmaları kapsamında ören yeri karşılama merkezi ile Dionysos Tapınağı ve tiyatro arasında kalan alandaki kadastral yolların açılması planlanmaktadır. Böylece ören yeri karşılama merkezinden doğu yönde antik kentin tiyatrosuna, güney yönde Dionysos Tapınağı’na, ağaçların oluşturduğu gölgeli yollardan ulaşmak mümkün olacaktır. Aynı şekilde antik tiyatrodan akropole ya da Dionysos kutsal alanından tiyatroya gölgelikli yollardan ulaşılabilecektir. Söz konusu gezi güzergâhlarını içeren “Revize-Teos Ören Yeri Çevre Düzenleme Projesi”, İzmir 1 Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu’nun onayına 2014 yılı içerisinde sunulacaktır. BELGELEME ÇALIŞMALARI Sayısal Kent Planı, Mimari Belgeleme ve Jeofizik Antik kentin sayısal kent planının çıkarılması ve cadde-sokak ilişkisinin araştırılmasına yönelik olarak 2010 yılından itibaren sürdürülen belgeleme çalışmaları kapsamında, Hellenistik Dönem kent suru içerisinde kalan, görünürdeki tüm yapı ve yapı kalıntıları 2012 kazı sezonu itibarıyla sayısal kent planına total station hassas ölçüm aleti kullanılarak (Nikon Nivo C3) işlenmiştir (Plan 1). Ayrıca arkeolojik kazıların sürdürüldüğü, Hellenistik Kent Suru (Plan 1), Dionysos Tapınağı Temenos Alanı (Plan 2), Akropolis (Plan 3), Bouleuterion (Plan 4) ile Tiyatro (Plan 5) 2013 kazı çalışmaları sonrasında elde edilen veriler kent planına eklenmiştir. 2010 yılında başlanılan Dionysos Tapınağı’nın plan rölövesine devam edilmiş, 3D dijital tarama ile elde edilen mimari blok ve yapı bölümlerinin çizimleri detaylandırılmış ve blok envanter numaraları rölöve üzerine işlenmeye devam edilmiştir (Plan 2). Ayrıca Bouleuterion ve batı nekropol alanının yüksek çözünürlükteki hava fotoğrafları model helikopter ile çekilmiştir (Resim 1-2). Antik kentin cadde-sokak sistemi ile toprak altındaki yapılarının araştırılmasına yönelik jeofizik çalışmalarına 2010 yılından itibaren olduğu gibi 2013 yılında da devam edilmiş ve önemli veriler elde edilmiştir (Res. 3-5). Özellikle ekili-dikili olmayan şahıs parsellerinde yüzeydeki ot temizliği yapıldıktan sonra jeomanyetik metot kullanılarak ölçümler gerçekleştirilmiştir. 22 Temmuz – 6 Ağustos 2013 tarihlerinde 11 iş günü sürdürülen jeomanyetik ölçümlerde toplam 11,3 hektarlık 4 (11.300 m2) alan (85 Ada 8, 11-16, 21, 23-25; 89 Ada 19, 23-24, 33-35, 44-47, 49-51 parseller; 100 Ada 47-51 parseller) taranmıştır. Bu alana, 2011 ve 2012 yıllarındaki ölçümler de eklendiğinde toplam 17.599 m2’lik alan taranmış ve önemli sonuçlara ulaşılmıştır. 2012 ve 2013 yılı jeofizik sonuçları, antik kentin cadde ve sokaklarında, orthogonal yani birbirlerini dik kesen ve birbirine paralel olan hippodamik bir sistemin varlığına işaret etmemektedir. Antik kent daha çok, gelişimini sonradan tamamlamış, cadde ve sokakları bir plan dâhilinde inşa edilmemiş bir kent görünümü arz etmektedir. Söz konusu jeofizik sonuçları arkeolojik kazılar ile test edildikten sonra, antik kentteki cadde-sokak sistemi kesinlik kazanacaktır. Arkaik Dönem mimari ve heykeltraşlık eserlerine yönelik çalışmalar Kentin erken dönemlerinin ve akropoldeki tapınak kompleksinin araştırılmasına yönelik çalışmalar kapsamında çoğu akropol çevresinde olmak üzere kentin çeşitli alanlarında ele geçen Arkaik Dönem mimari blok ve heykeltıraşlık eserlerinin envanter çalışmaları da 2012 yılından bu yana devam etmektedir. Bu çalışmalar ile kent ve çevresinden çeşitli dönemlerde ele geçen buluntuların envanterinin yapılması ve özellikle Teos’un Arkaik Dönem mimarisinin araştırılması amaçlanmaktadır. Bu kapsamda, hem 1980’li yıllarda kent çevresinde bulunarak kazı deposuna getirilen, hem de kent çevresinde yapılan yeni dönem kazı ve araştırmalar sonucunda bulunan sekizi taç bloğu dördü ise ion başlık parçası olmak üzere toplam 12 adet mimari blok kayıt altına alınmıştır. Bunların dışında Seferihisar Çıraklık Eğitim Merkezi bahçesinde birçok mimari blok ile birlikte atıl olarak duran bir adet Kybele kabartmalı stel de Arkaik Dönem’e tarihlenmektedir. Sadece literatürde geçen bir adet aslan heykeli ile iki adet mimari eleman da kaydedilmiş olup nerede oldukları araştırılmaktadır. Aşağıda söz konusu buluntuların listesi yer almaktadır. Sıra No. Envanter No. Blok Adı Buluntu Yeri Malzemesi Buluntu Yılı Literatür 1 İB1 İon Başlığı ParçasıPolster İnce grenli beyaz mermer 2011 Yeni 2 İB2 İon Başlığı ParçasıKöşe volütü İnce grenli beyaz mermer 1980’ler Uz 1987, 48, 93, Lev. 23; Köenigs 2007 3 İB3 İon Başlığı ParçasıEkhinus İnce grenli beyaz mermer 1980’ler Uz 1987, 48, 92-93, Lev. 22b 4 İB4 İon Başlığı ParçasıAbakus İnce grenli beyaz mermer 1980’ler 5 S1 Kybele Steli Akropolis’in güney eteği, 89 Ada 47 Parsel, yüzey Kocakırtepe ile hemen yanındaki Külahlıtepe arasındaki Akarca’ya giden yolun kenarında bulunmuş, 1980’lerde kazı deposuna getirilmiştir. kapının güneyinde, yarımadaya giden eski yolun iki gözlü köprüsünün, kuzey kemerinde devşirme olarak kullanılmış, 1980’lerde kazı deposuna getirilerek bahçeye gömülmüştür. Kazı deposu bahçesinde IB3 ile birlikte gömülü olarak bulunmuştur Seferihisar Çıraklı Eğitim Merkezi bahçesinden kazı deposuna getirilmiştir. 6 T1 7 T2 Taç Bloğu Parçası (Anthemion) Taç Bloğu (Anthemion, Sağ Köşe) 2012 Yeni Agora’nın güneydoğu köşesi, yüzey İnce grenli kar beyazı mermer 2013 Yeni Sığacık Kalesi’nin güney kapısında devşirme olarak kullanılmış, Orta-iri grenli beyaz mermer 1980’ler Uz 1987, 48, 91-92, Lev. 5 8 T3 Aeol Kymalı Taç Bloğu 9 T4 Aeol Kymalı Taç Bloğu 10 T5 İon Kymationlu Taç Bloğu Parçası 11 T6 Aeol Kymalı Taç Bloğu 12 T7 13 T8 14 A? 15 A? 16 A? Aeol Kymalı Taç Bloğu İon Kymationlu Taç Bloğu Aslan Heykeli (Kapılar’daki eski Müzenin bahçesinde 870 no.lu heykel) Ion Kyması (Kapılar Müzesi) Ion Başlığı 1980’lerde kazı deposuna getirilmiştir. 1980’lerde kazı deposuna getirilmiş bloklar arasındaki bloğun buluntu yeri bilinmemektedir. 1980’lerde kazı deposuna getirilmiş bloklar arasındaki bloğun buluntu yeri bilinmemektedir. 82 Ada 6 Parsel. Yüzeyde görülen blok, yanındaki 3 blok ile düzensiz sıra oluşturacak şekilde temelsiz ve harçsız, kuru duvarda kullanılmıştır. Bouleuterion, güneybatıdaki geç dönem duvarında devşirme olarak kullanılmıştır. Bouleuterion, sahne duvarının doğusu, B6 Bouleuterion, sahne duvarının doğusu, B6 IX a,b, Lev. 21 Orta grenli beyaz mermer 1980’ler İnce grenli beyaz mermer 1980’ler İnce grenli beyaz mermer, kireçtaşı 2012 Yeni, KST 2013 Yeni 2013 Yeni 2013 Yeni Fransız Kazılarında Akropolis yakınlarında bulunmuştur. ? 1924-25 Teos’ta bulunduğu kesin değildir. Gri Teos mermeri ? Fransız Kazılarında Akropolis’te bulunmuştur. 1924 Uz 1987, 48, 94; BCH 1925, 185, Lev. XI Uz 1987, 94, Lev. 22 a Uz 1987, Lev. X b Geometrik Dönem’den Klasik Döneme Kadar Teos’ta Seramik Çeşitliliği Michael Kerschner2 3194 Ada 5 ve 6 Parsel Seramikleri: Teos 3. Derece Arkrolojik Sit içerisinde kalan antik kuzey limanın güneybatısındaki 3194 ada, 5 parselde, İzmir Müze Müdürlüğü uzmanlarında yapılaşmaya esas sondaj kazıları gerçekleştirilmiş ve bu alanda geçen amorf seramikler kazı başkanlığına teslim edilmiştir. Söz konusu 5 numaralı parsel, güneye doğru yükselen tepenin kuzey yamacında, antik kuzey limana (günümüzde Teos Marina) hâkim bir konumdadır. İzmir Müzesi Müdürlüğü’nce 3194 ada 5 ve 6 parsellerdeki sondaj kazılarında harçsız taş temeller üzerine kerpiçten inşa edilmiş dikdörtgen mekânların varlığı ortaya konulmuştur. Burada parçalar halinde ele geçen seramik buluntular yardımıyla bu alanın, MÖ 8. yüzyılın ikinci çeyreği ile (meander bezeli Kuzey Ionia proto-kotyle parçaları, Orta Geometrik II, Resim 6) geç 5. yüzyıl (Kuzey Ege ticari amphora parçaları Resim 7) zaman aralığında kullanıldığına işaret etmektedir. Bu alanda arkeolojik stratigrafi yardımıyla sondajlarda ortaya çıkarılan yapıların kontexte bağlı tarihlenmesini yapabilmek için, 6 numaralı sondajın kuzeyinde 1,5 x 3 m ölçülerinde 27 numaralı sondaj açılarak 6 numaralı sondaj genişletilmiştir (Resim 8, güneydoğudan görünüş). 6 numaralı sondajda birbirini takip eden iki taş duvar sırası ortaya çıkarılmıştır Bu her iki duvar 2 Prof. Dr. Michael Kerschner, Österreichisches Archäologisches Institut, Viyana. 6 birbirini takip eden farklı evreye aittir. Daha geç (genç) olan 4,60 metresi ortaya çıkarılan doğu-batı yönlü çift cidarlı duvarın kalınlığı 0,34 ile 0,44 m arasında değişmektedir. Söz konusu bu duvarın önünde yani kuzeyinde sadece üç büyük kireç taşı plakası korunmuş olan bir döşeme mevcuttur. Daha eski evreye ait olan duvar 0,37 m kalınlığında ve kuzey-güney doğrultulu temele sahiptir. Söz konusu bu duvar da çift cidarlıdır. Stratigrafik olarak her iki evreyi, yoğun büyük seramik parçaları içeren bir tahrip tabakası birbirlerinden ayırmaktadır (Kuzeybatı profil No. 4 Resim 9). Söz konusu tabaka, daha eski evre için Terminus ante quem ve daha geçe evre için Terminus post quem oluşturmaktadır. Eski 88 ada 21 parseldeki sondajlarda elde geçen seramik buluntularının değerlendirilmesi ve Sondaj 20. 2012 kazı sezonunda 88 ada 21 parselde gerçekleştirilen 20 numaralı sondajın buluntuları ve stratigrafisi 2013 yılı çalışmalarında değerlendirilmiştir. 20 numaralı sondaj doğrudan doğruya 18 numaralı sondajın güneyine 0,50 m yürüme mesafesi bırakacak şekilde birleşmektedir. 18 numaralı sondajdan farklı olarak 20 numaralı sondajda sadece bir yapı evresi tespit edilebilmiştir. Burada 13 ve 15 numaralı duvarın belirlediği bir mekânın sadece kuzeydoğu kısmı koruna gelmiştir. Buradaki temel duvarları da çift çeperli olarak çakıl taşından oluşturulmuştur (önde Resim 9). Doğu-batı doğrultulu duvarın (13) önünde yuvarlak bir taş kaide bulunmaktadır (16). 13 numaralı duvarın kuzeyindeki dar alanda, başka bir mekân mı yoksa bir avlun mu var olduğu açık değildir. 15 numaralı duvarın doğusunda farklı yönde inşa edilmiş bir başka duvarın temeli mevcuttur ki bu duvar olasılıkla başka bir yapıya aittir (Resim 10, solda). 14 numaralı duvar, ilk yapının kuzeydoğu köşesine doğru dar açı ile birleşmektedir. 14 numaralı duvarın iç çeperinin doğrudan doğruya doğu önünde kırılmış iki amphora boynu kil taban içerisine gömülü olarak ele geçmiştir (Resim 11). Söz konusu amphora boyunları, başka amphora’ların ayakta durabilmesi için ikincil kullanım olarak kaide görevi görmektedirler. Her iki amphora boynu da Bîrzescu 2012’ye göre Ionia I. Grubun 2. tipine aittirler ve MÖ 6. yüzyılın ikinci yarısında tarihlenmektedirler. Bu tarihten hemen sonra, doğudaki yapıda ele geçen Lotoslu tabak parçalarının gösterdiği üzere MÖ geç 6. yüzyılda bu her iki yapı tahrip olmuştur (Resim 12). Batıdaki yapının altında daha eski başka bir tabaka tespit edilmiştir ki bu tabakada Geç Geometrik seramik parçaları yoğunluktadır. Ancak yapısal olarak sınıflandırılamamaktadırlar. Bu Geç Geometrik tabakada ele geçen Geç Protogeometrik (MÖ 10/erken 9. yüzyıl) skyphos’unun yüksek koni kaidesi tekil bir örnektir. 7 Bouleuterion’un Mimari Belgeleme Çalışmaları Merve Çalışkan3 2013 yılı mimari belgeleme çalışmaları kapsamında Meclis Binası (Bouleuterion) Ağustos ve Eylül aylarında çalışılmıştır. Ağustos ayında yapının batı ve güney cephesi fotogrametri tekniğiyle ölçülmüş ve Autocad programında çizilmiştir. Fotogrametri çalışmasında Nikon Nivo C3 total station, Nikon D300 fotoğraf makinesi (50 mm AF-objektif) ve Monobild imaj rektifiye programı kullanılmıştır. Bu teknikte, yapının mevcut batı duvarı üzerine 2x2 metrelik bir karolaj oluşturulmuş ve bu karolajın köşe noktalarına hedefler yapıştırılmıştır. Bu hedeflerin koordinatları total station ile ölçülmüş ve cephenin 2 x 2 m’lik kısmı kadraja alınacak şekilde 50 mm lens kullanılarak fotoğrafı çekilmiştir. Daha sonra alınan koordinatlar kullanılarak cephe fotoğrafının düzeltme (rectification) işlemi Monobild programında gerçekleştirilmiştir (Resim 13). Yapının batı ve güney cephe çizimleri, düzeltilmiş fotoğraflar altlık olarak kullanılarak Autocad programında yapılmıştır. Batı cephesi çizimlerine, yapının ana cephesi esas olmak üzere, yapının güney duvarına saplanan ve güneye doğru devam eden atkılı pseudo-isodomik teknikle inşa edilmiş duvarın çizimi de batı cephesi çizimlerine dâhil edilmiştir. Bu duvarın agora’nın batı portiko duvarı olduğu düşünülmektedir (Çizim 1). Yine ağustos ayında mimari belgeleme çalışmalarında, B7-B10 açmalarında yer alan mekânların duvarları plan olarak ölçülmüş ve çizilmiştir. Bu mekânların duvarları yapının batı cephesine 90 derecelik bir açıyla birleşmektedir (Plan 4a). Bu mekânların yanı sıra, yapının sahne duvarı doğusunda, in situ olmayan mimari bloklar, envanter numaraları verildikten sonra bulundukları yerlerde ölçülmüş ve yapının rölöve planına yerleştirilmiştir (Plan 4b). Bloklar belgelendikten sonra vinç ile kaldırılarak kazıya devam edilmiştir. B3 ve B6 açmasında gelecek yıl, yapının giriş portikosu zemin seviyesine inilmesi planlanmaktadır. B6 açmasında yer alan, yapı kuzey giriş kapısı belgelenmiş ve parodoi zemin seviyesinde ortaya çıkarılan mermer plaka ve tuğla döşeme izleri ölçülüp çizilmiştir. Bouleuterion orkestrası, yine ağustos ayında belgelenmiş ve yapının rölöve planına işlenmiştir. Orkestrada bulunan mermer plakalar ve harç izleri aynı şekilde total station ile ölçülmüş, detay çizimleri ise fotogrametri tekniği ile yapılmıştır. Bu çalışma yine aynı şekilde, belirlenen karolaja yapıştırılan hedeflerin koordinatlarının alınması ve orkestra hava fotoğraflarının çekilmesi şeklinde devam etmiştir. Eylül ayında Bouleuterion batı cephe duvarı restorasyon sonrası belgelenmiştir. Bu çizimde in situ olan bloklar bir hat ile belirtilmiştir (Çizim 2). Gelecek kazı sezonunda batı cephesinin kuzey 3 Mimar Merve Çalışkan, Orta Doğu Üniversitesi, Mimarlık Fakültesi, Restorasyon Anabilim Dalı Yüksek Lisans Öğrencisi. 8 köşesi ve yapı kuzey duvarının çizilmesi planlanmaktadır. 2013 sezonunda yapılan ölçümler yapının kesit ölçümlerini de içermektedir. Bu kesitler oturma sıralarını (cavea) ve analemma duvarını görecek şekilde kuzey-batı yönünde, sahne duvarı ve yapı girişlerini görmek üzere güney-doğu yönünde, yapının strüktürü ve cavea-orkestra-sahne ilişkisini göstermek üzere kuzey-doğu yönünde bir kısa kesit şeklindedir. Gelecek kazı sezonu içerisinde kesit çizimlerine devam edilecektir. Coğrafi Bilgi Sistemi (CBS) ve Eser Bilgi Bankası Serkan Örnek4 2013 yılı çalışmaları kapsamında Teos arkeoloji kazısında bulunan tüm envanterlik eserlerin kent planına koordinatlı bir şekilde işlenerek envanter veri tabanı oluşturulmuştur. 2012 yılında başlanan veri tabanında ilk önce iyileştirmeler yapılmıştır Veritabanı gereksiz verilerden temizlenerek daha hızlı çalışabilmesi sağlanmıştır. Belirli bir mesafedeki buluntuları gruplayan, buluntuların yoğunluklarını hesaplayan ve buluntuları belirli özelliklerine göre kategorilere ayıran araçlar, buluntu veritabanı üzerinde analiz yapabilmek amacıyla geliştirilmiştir. Buluntuları fişlemek ve rapor haline getirmek için araçlar geliştirilmiş ve daha sonra bu rapor ve fişlere buluntuların fotoğrafları da eklenmiştir. Jeofizik haritalar, hava fotoğrafları, uydu görüntüleri ve buluntu veritabanı birleştirilerek tek bir veritabanı haline getirilmiştir. Kadastral harita, ada-parsel numaraları ve mülkiyet durumlarını gösteren özellikleriyle veritabanına eklenmiştir. Teos Çevre Düzenleme Projesi gösterimleriyle birlikte ve halihazır haritadaki eş yükselti eğrileri veritabanına eklenmiştir. Eşyükselti ve uydu fotoğrafları ile alanın 3 boyutlu haritası oluşturulmuştur. Bu harita üzerinde jeofizik verileri, yer altındaki derinliklerini temsil edebilecek şekilde eklenmiştir. Bütün veriler, GPS cihazlarıyla da eşgüdümlü çalışabilecek ortak bir yerel koordinat sitemi olan TUREF-27 koordinat sistemine dönüştürülmüştür. Gösterimler elden geçirilerek en uygun gösterimler seçilmiştir. Yine bu veritabanında yazıt veritabanı oluşturulmuş ve bulunan yazıtlar veritabanına eklenmiştir. Ayrıca çevredeki Tümülüsler de veritabanına eklenmiştir. Seramik ve Küçük Buluntu Belgeleme Çalışmaları Rahşan Tamsü Polat5 Seramik ve küçük buluntuları belgeleme çalışmaları, 2013 yılı kazı çalışmalarında ele geçen küçük buluntular ile 2011-2012 yıllarında kentin güney limanı ve limanda tespit edilen Şapel ile 2012 yılı kazı sezonunda Hellenistik Dönem sur yapısı çevresinde yapılan sondajlarda ele geçen seramik Ege Üniversitesi, Şehir Bölge Planlama Bölümü öğrencisi Ar. Gör. Dr. Rahşan Tamsü Polat, Anadolu Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü, C-111, 26470, Tepebaşı/ Eskişehir, Tel. 0222 335 0580 /4082; e-mail: [email protected]; [email protected] 4 5 9 buluntularını kapsamaktadır. 2013 yılı kazı sezonunda ele geçen seramik ve küçük buluntular, seviyelerine göre sistematik olarak toplanmış ve poşetlenmiştir. Bir sondajda kazılan seviye sayısı 1’den başlayarak seviyeler numaralandırılmıştır. Poşetlenen seramikler içinde tarihlendirmeye yardımcı belirgin profil veren ya da özel nitelikteki seramik parçaları seçilmiş, çizimleri yapılmıştır. Çizilen seramik ve küçük buluntuların detaylı tanımları, bilgi formlarına işlenmiş, ölçekli fotoğrafları çekilmiştir. Bu fotoğraflama işlemlerinin yanı sıra seramiklerin seviyelerine göre toplu olarak yani konteksti ile de fotoğrafları çekilmiştir. Bu işlemlerin ardından milimetrik kâğıda yapılan çizimler taranarak bilgisayar ortamına aktarılmış ve dijital ortamda çizimleri tamamlanmıştır. Belgeleme çalışmalarının ardından değerlendirme çalışmalarına geçilmiştir. Bu aşamada, eserlerin benzer örnekleri literatürde bilinen örnekler ile karşılaştırılmış ve tarihlendirmeleri yapılmıştır. 2013 yılı kazı sezonunda toplam 22 adet envanterlik eser ile 121 adet etütlük eser müzeye teslim edilmiştir. Bu eserler içerisinden iyi nitelikte olan 83 eserin çizimi yapılmış, tümünün ayrıntılı fotoğrafları çekilerek envanterlik ve etütlük eser bilgi fişleri tamamlanmıştır. Güney Liman ve Şapel Seramikleri: 2011-2012 yılı kazı sezonunda antik kentin güneyinde yer alan güney liman iskelesinde ortaya çıkarılan Şapel’deki kazı çalışmalarında ele geçen seramikler değerlendirilmiş ve burada bulunan seramiklerin form yoğunluğu belirlenmiştir. Güney limanın iskelesinde ve Şapel’de ele geçen kap formları arasında en yoğun grubu amphora’ların oluşturduğu belirlenmiştir. Amphora’lar dışında çömlek, tencere türünde pişirme kapları da sayısal olarak yoğundur (Grafik 1-2). Güney limanın iskelesinde ele geçen seramiklerin genel olarak tarihlendirilmesine bakıldığında, az miktarda Geç Geometrik Dönem seramik parçaları, MÖ 3. yüzyıla tarihlenen Thasos ve MÖ Geç 2. yüzyıla tarihlenen Kos6 tipinde üretilmiş ticari amphora dipleri (Çizim 3 a-b), MÖ 2. yüzyıl ortası-MÖ 1. yüzyıla tarihlenen kâse, tabak, çanak parçaları ile MS 6.-7. yüzyıla tarihlenen amphora parçaları bulunur (Çizim 3c). Bu durum güney limanda uzun süreli bir kullanımın varlığına işaret etse de seramik örneklerin daha iyi araştırılması gerekmektedir. Güney liman iskelesindeki şapelde ele geçen seramikler içerisinde iyi kaliteli yeşil sırlı 7 ve sgrafitto parçalar, Zeuxippus I tipinde seramikler ile MS 13. yüzyıla tarihlenen kahverengi ve yeşil lekeli Bizans seramikleri8 ele geçmiştir. Bu seramikler benzer örnekler yardımıyla MS 12. yüzyılın ilk yarısına9, tarihlenebilir (Resim 14-15). Buradaki seramik formları arasındaki, dinsel törenlerde I. B. Zeest, Keramičeskaja tara Bospora (MatIsslA 83) (1960) 160 Fig. 53 b. L. Döğer, “Byzantine Ceramics Excavations at Smyrna Agora (1997-98 and 2002-03)”, Byzas 7, 2005, 97-122, Pl. XI a, 8 Döğer 2005, Pl. XIII, XV h. 9 H. Morgan, The Byzantine Pottery, Corinth XI (1942) No. 992-1049, Fig. 95-98. 6 7 10 kullanıldığı bilinen üç adet buhurdanlık, şapelin işlevine uygun buluntu grubudur (Resim 16, Çizim 3 d-f). Hellenistik Sur Seramik ve Küçük Buluntuları: Bu çalışmalar 2011-2012 yılı Hellenistik Dönem suru çevresinde yapılan kazılarda ele geçen seramikleri ve küçük buluntuları kapsamaktadır. Bu değerlendirme Hellenistik Dönem surunun kullanım evrelerinin belirlenmesini, özellikle kent surunun daha erken ve daha geç kullanımının var olup olmadığını sorgulamayı hedeflemektedir. Bu amaçla Hellenistik Dönem suru çevresinde gerçekleştirilen sondajlarda ele geçen ve tarihlendirme için uygun olan seramik ve küçük buluntular ele alınmıştır. 2012 yılında Güney Giriş 1’de saptanan Mazgal 1’de yapılan temizlik ve sondaj kazılarında ele geçen seramikler arasında, MÖ 2. yüzyıl ortaları ya da biraz daha geç döneme tarihlenen maltız parçaları, yarı küresel formlu iç bükey ve dışa dönük dudaklı kâseler, tabaklar, batı yamacı stilinde yapılmış kâseler ve kalıp yapımı Megara kâse parçaları10 bulunmuştur (Çizim 4 a-c). Bu alanda ele geçen küçük buluntular arasında ise tahtta oturan Ana Tanrıça figürinlerine ait parçalar11 ile çeşitli figürlerinlere ait kol ve bacak parçaları tüm ve parça halde bulunmuş pişmiş toprak kandiller ve bir adet bronz spatül12 yer alır. Ana tanrıça figürini13 ve tüm olarak ele geçen Ephesos tipi kandil buluntusu benzer örneklerin yardımıyla MÖ 2. yüzyıla tarihlenirken, ele geçen bitkisel bezemeli ve çizgisel bezemeli kandiller ve bir polykandilion da MÖ 1. yüzyıla tarihlenir14 (Resim 17). Hellenistik Dönem buluntularının yanı sıra bu alanda az miktarda Roma Dönemi’ne tarihlenen seramik parçaları ile birlikte bir adet MS 50-MS 100’lere tarihlenen burun ucu kalp şeklinde yapılmış pişmiş toprak kandil15 ele geçmiştir. Bu durum bu alanın Roma Dönemi’nde de kullanım gördüğüne işaret etmektedir. Güney girişteki Mazgal 1’de şu an inilen seviyede ele geçen seramik ve küçük buluntular, bu alanın MÖ 2. yüzyıl ortasından sonra yoğun olarak kullanıldığını göstermektedir. Güney girişte yapılan kazılarda girişi koruyan iki adet kule saptanmıştır. Bu kulelerden girişin batısındaki kule, “Güney Giriş Kule 1”, girişin doğusundaki kule de “Güney Giriş Kule 2” olarak adlandırılmıştır. Güney Giriş Kule 1’de yapılan kazılarda ele geçen seramik repertuarı arasında MÖ 2.-1. yüzyıla tarihlenen tava kulpları, sigillata parçaları, MÖ 1. yüzyıla tarihlenen fusi formlu Maltız benzeri için bkz. J. W. Hayes, The Hellenistic And Roman Pottery (1991) 75-76, Pl. XVIII, 6, OD 2435; yarı küresel kâse benzerleri için bkz. Hayes 1991, Fig. LVII, 37, Fig. 57: 6, OD 2135; H. Liko, “Hellenistische Keramik aus der Grabung beim sogennannten Lukasgrab”, (Ed. F. Krinzinger) Studien zur hellenistischen Keramik in Ephesos, 2001, 83-98, Taf. 55,4; Megara kâseleri için bkz. E. Dereboylu, “Weiβgrundige Keramik und hellenistische Reliefbecker aus dem Hanghaus 2 Ephesos”, (Ed. F. Krinzinger) Studien zur hellenistischen Keramik in Ephesos, 2001, 21-44, Taf. 22, 196, 23, 213; G. G. Tuluk, “Hellenistische Reliefbecker im Museum von Ephesos”, (Ed. F. Krinzinger) Studien zur hellenistischen Keramik in Ephesos, 2001, 162, Taf. 40, Abb. 13a, Kat. Nr. 20. 11 S. Besques, Une Aphrodite au collier de Myrina signée par Ménophilos, Antike Kunst 26, 1983-1984, 1986, 22-36, pl. 40, f, D 3566. 12 J. Raeder, Priene: Funde aus einer Griechischen Stadt (1983) 19, Nr. 294, 295. 13 Besques 1986, pl. 40, f, D 3566. 14 D. Weldemar, “Les Lampes Antiques trouvées à Delos”, BCH 32, 1908, 147-152, Fig. 17. 15 S. Loeschke, Lampen aus Vindonissa (1919) 237, Abb. 7, H. (MS. 1. yy ort.-MS. 1. yy. 3. Çeyreği); D. M. Bailey, A Catalogue of the Lamps in the British Museum Vol 3 Roman Provincial Lamps London, British Museum (1988); C.R. Fitch, N.W. Goldman, The Lamps (Cosa 5), (1994), 156. 10 11 unguentarium parçaları ve MÖ 1. yüzyıl sonu MS 1. yüzyıla tarihlenen amphora dipleri ile derin çanakçömlek ve güveç parçaları yer alır. Güney Giriş Kule 2’de yapılan kazılarda ele geçen buluntu ve seramikler arasında bitkisel ve geometrik bezemeli kalıp yapımı Megara kâse parçaları, fusi formlu unguentarium’lar ve unguentarium’lara ait dip parçaları, MÖ 150-100’lere16, Ephesos tipinde üretilmiş, yuvarlak burunlu kalıp yapımı kandiller de benzer örnekler yardımıyla MÖ 2 yüzyılın 4. çeyreği-MÖ 1. yüzyıla tarihlendirilebilir17 (Resim 18, Çizim 4 d-f). Güney Giriş Kule 2’de ele geçen diğer kâse ve çanaklara ait parçalar ile sigillata formlarından belirgin bir form olan Doğu Sigillata B grubu olarak adlandırılan sigillata formları da MÖ 1. yüzyıl ortalarına tarihlenir18. Kentin güneyinde, giriş yapısının yaklaşık olarak 85 m batısında belirlenen kule, Güney Kule 2 olarak adlandırılırken, Kule 2’nin yaklaşık 135 m batısında saptanan kule de “Güney Kule 1” olarak isimlendirilmiştir. Siyah glazürlü kraterlere ait profilli kaideler Atina Agora’sında ele geçen örnekler yardımıyla MÖ 225-175 arasına tarihlendirilebilir19. Bu alanda batı yamacı stilinde yapılmış kantharos parçaları da MÖ 3. yüzyıl sonlarına tarihlenir. Güney Kule 2’de yapılan kazılarda ele geçen seramikler arasında, yakın benzerlerinin Burgaz kazılarında ele geçtiği ve MÖ 4. yüzyılın 3. çeyreğine tarihlenen çok miktarda tripot parçası20, siyah glazürlü “echinus bowl” olarak adlandırılan içe dönük ağız profilli sığ kâse ile kırmızımsı-kahverengi, siyah astarlı balık tabağı parçası yer alır (Resim 1920, Çizim 4g-h). Ele geçen kâse benzer örneklerden yola çıkarak MÖ 300-275 arasına tarihlendirilirken, balık tabağı da MÖ 310-290 arasına tarihlenir21. Bu durum Güney Kule 2’nin kazılan seviyeye göre en erken MÖ 4. yüzyıldan itibaren kullanım gördüğünü göstermesi açısından önemlidir. Güney Kule 1’de yapılan kazılarda ise, diğer sondajlara göre daha az seramik parçası ele geçmiştir. Bunlar arasında MÖ 2. yüzyıl ortası-MÖ 1. yüzyıla tarihlenen Rhodos tipi amphora dipleri, MÖ 2. ve MÖ 1. yüzyıla tarihlenen fusi formlu unguentarium’lara ait gövde ve dip parçaları, MÖ 1. yüzyıl ortası-MS 1. yüzyıl ortalarına tarihlenen dil motifli discuslu pişmiş toprak kandil parçası yer alır. Kerameikos, Asine ve Stobi’de bulunan örneklerden yola çıkarak MÖ 2. yy’ın 2. yarısı önerilebilir. N. Kunisch, “Grabfunde aus dem Stadtgebiet von Bergama”, içinde: Pergamon Gesammelte Aufsätze, PF I, Berlin, 1972, Taf. 69, Nr.: 387, 6-7, 388, 390; I. Hägg – J. M. Fossey, The Hellenistic Nekropolis and Later Structures on the Middle Slopes. 1973-1977, içinde: (Ed. I. Hägg, R. Hägg) Excavations in the Barbouna Area at Asine 4. Acta Universitatis Upsaliensis, Boreas 4.4, (1980), Fig. 68, Nr. 7; V. R. Anderson-Stojanović, “The Chronology and Function of Ceramic Unguentaria”, AJA 91, 1987, 105-122, Fig. 3. 17 R. H. Howland, Greek Lamps and Their Survivals, The Agora 4, (1958) 166. 18 J.W. Hayes, “Sigillate Orientali”, içinde: Enciclopeidie dell’Arte Classica e Orientale. Atlante dele Forme Ceramiche II. Ceramica Fine Romana nel Bacino Mediterraneo, 1985, 1-96; Tav. XXIII, 6, Forma V. 19 S. I. Rotroff, “Hellenistic Pottery Athenian and Imported Wheelmade Table Ware and Related Material”, I-II, The Athenian Agora, Vol. XXIX (1997) 136-137, Pl. 57, 596-600. 20 N. Atıcı, Defining Cooking Activity Areas of Burgaz Domestic Units in the 4 th Century BC. 2003, (Orta Doğu Teknik Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi) Ankara, 2003, Pl. VII, Fig. 23, 1. 21 Echinus kâse tipi için bkz. Rotroff 1997, 347, Fig. 65, 1080-1083; balık tabağı için bkz. Rotroff 1997, 316, Fig. 50, 714-715. 16 12 2013 yılında kentin doğu surlarında bir, batı surlarında iki adet sondaj açılmıştır. Bu alanlarda ele geçen seramik ve küçük buluntuları değerlendirme çalışmalarının ise 2014 yılı kazı sezonunda yapılması planlanmaktadır. Bouleuterion Seramikleri: Bouleuterion’da gerçekleştirilen çalışmalarda, orkestra üzerinde bulunan toprak dolgu, 2011 ve 2012 yıllarında kazılmıştır. Bu alandaki kazı çalışmalarına başlamadan önce bu dolgu tabakasının 1/20 ölçekte kesiti çizilmiştir (Çizim 5 a). Böylece bu alanda ele geçen buluntular dolgu tabakasına göre takip edilecektir. Orkestra alanı S1+S2 ile S6 olarak adlandırılmıştır. S1+S2 olarak adlandırılan kısım 2011 yılında kazılmıştır. Bu alanda yapılan çalışmalarda ele geçen seramikler ile 2012 yılında kazılan ve S6 olarak adlandırılan alanda ele geçen seramikler dönemsel olarak örtüşmektedir. S6 olarak adlandırılan alanda geniş çanaklar, güveçler, amphora’lar, kâse ve tabaklar ile unguentarium parçaları, sigillata’lar ele geçmiştir. Üst seviyede MS 6.7. yüzyıla tarihlenen çeşitli formlarda üretilmiş amphora’lara ait ağız, kulp ve dip parçaları22, yeşil sırlı seramik parçaları bulunmuştur (Resim 21). Bununla birlikte MÖ geç 2. yüzyıla tarihlenen seramik parçaları ile amphora diplerinin de bu seviyede bulunmuş olması, üst tabakada bir akıntı ya da dolgunun olduğunu düşündürmektedir. Seramik parçalar arasında ele geçen fusi formlu unguentarium parçaları, MÖ 150-100 yılları arasına tarihlenmektedir23. Bunun dışında kazılan alanda ele geçen sigillata’lardan Doğu Sigillata B grubu olarak sınıflanan formda ele geçen tabaklar24, çömlek parçaları ile amphora’lar da benzer örnekler yardımıyla MS 1. yüzyıla tarihlendirilebilir25. Batı Nekropol’de Ele Geçen Çatı Kiremitleri: Seferihisar İlçesi, Sığacık Mahallesi Akkum Mevkii’nde 1258 no’lu parsele ulaşım sağlayacak olan imar yolunda İzmir Arkeoloji Müzesi tarafından gerçekleştirilen kurtarma kazılarında ele geçen çatı kiremitleri, 11 ve 20 no’lu mezara aittirler. Birçok parçaya ayrılmış olan kiremitler öncelikle tasnif edilerek birleşebilen parçalar yapıştırılmış, eksik bölümler kiremit tozu ile renklendirilmiş alçı ile tümlenmiştir. Toplamda 15 adet çatı kiremidinden farklı profil özelliğine sahip 3 örneğin çizimleri yapılmıştır. Bu kiremitlerin saptanabilen uzunlukları 0,58-0,615 m, genişlikleri 0,62-0,67 m, kalınlıkları da 0,05-0,06 m arasında değişmektedir (Resim 22-23, Çizim 5 b-c). Hemen hemen aynı standartlarda üretilmiş olan kiremitlerin hamur dokusu gözenekli, pişme dereceleri de düşük olduğundan dayanıklı bir yapıya sahip değillerdir. Büyük olasılıkla bu nedenle söz konusu kiremitler, herhangi bir yapıda kullanıma uygun olmadıklarından mezarlarda kullanılmış olmalıdırlar. Lahit Restorasyonu: Teos Antik Kenti Batı Nekropol’ünde, tespit edilen, benzer M. Bonifay – D. Pieri, “Amphores du V e au VII e s. A Marseille: Nouvelles Donnees sur la Typologie et le Contenu”, JRA 8, 1995, 94-120, 107, Fig. 6.46. 23 Anderson-Stojanović 1987, 109, Res. 1 b. 24 Hayes 1985, Tav. XXIII, 6, Forma V. 25 J. P. Joncheray, “Contribution A I'étude de l'épave Dramont D (campagnes 1970-71)”, CAS 2, 1973, 9-47. 22 13 örneklerinden MÖ 6. yüzyıla tarihlenen Klazomenai tipinde üretilmiş lahit pek çok parçaya ayrılmış halde bulunmuştur. Pervazlarında siyah boya kalıntıları görülen ve boyutlarından bir çocuk mezarına ait olduğu anlaşılan lahidin parçaları, Arkeolog-Restoratör Y. Polat tarafından bir araya getirilmiş, kırık yüzeylerin kalker, bitki kökleri ve toprak kalıntıları dişçi aletleri ve fırçalar yardımıyla mekanik olarak temizlenmiştir. Temizlenen parçalar epoksi türü yapıştırıcı ile birleştirilmiştir. Eksik olan kısımlar da kiremit tozu ile renklendirilen alçı ile tümlenmiştir. Restorasyonu yapılan lahit envanterlik eser olarak İzmir Arkeoloji Müzesi’ne teslim edilmiştir (Resim 24-25). Kent Çevresindeki Tümülüs Araştırmaları Antik kentin nekropol alanları ile ilgili araştırmalar kapsamında kent çevresindeki tümülüslerin belgeleme çalışmalarına 2013 yılında başlanmıştır. Kentin doğusunda, Sazlıgöl Mevkii’nde 11, Tepecik Mevkii’nde 2, Çamlık Mevkii’nde 1 ve Karagöl Mevkiinde 1 adet olmak üzere onbeş tümülüs GPS cihazı ile ölçülerek kent planına eklenmiştir. Bulundukları mevkiiye göre adlandırılan ve numaralandırılan tümülüslerin büyük kısmı tescillenmiş ve 1. Derece Arkeolojik Sit Sınırları içerisinde yer almaktadır. Bu tümülüslerin neredeyse hepsinde kaçak kazı çukurları bulunmaktadır ve tamamı tahribata açıktır. Karagöl antik mermer ocağının kuzeybatısında 2012 yılı içerisinde kaçakçılar tarafından tahrip edilen ve sonrasında İzmir Müze Müdürlüğü tarafından kurtarma kazısı yapılan “Karagöl Tümülüs 1” ise daha önce bilinmediği için henüz tescillenmemiştir. Bu konuda, İzmir 1 Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu’na başvuru yapılmıştır. 2014 yılında özellikle Sazlıgöl tümülüs alanında jeoradar ölçümleri ile daha detaylı araştırmalar yapılacaktır. Aşağıdaki tabloda Teos tümülüslerine ait veriler yer almaktadır: Adı Sazlıgöl Tümülüs 1 (SGT-1) Sazlıgöl Tümülüs 2 (SGT-2) Sazlıgöl Tümülüs 3 (SGT-3) Sazlıgöl Tümülüs 4 (SGT-4) Sazlıgöl Tümülüs 5 (SGT-5) Sazlıgöl Tümülüs 6 (SGT-6) Sazlıgöl Tümülüs 7 (SGT-7) Sazlıgöl Tümülüs 8 (SGT-8) Sazlıgöl Tümülüs 9 (SGT-9) Sazlıgöl Tümülüs 10 (SGT 10) Sazlıgöl Tümülüs 11 (SGT-11) Haritacilar Sitesi Tümülüsü ( T-12) Güneşlikent Tümülüsü (T-13) Karagöl Tümülüsü 01 Çamlık Tümülüsü Denizden Yükseklik 31 m 30 m 30 m 34 m 37 m 25 m 26 m 33 m 30 m 26 m 34 m 36 m 62 m Çap 53,65 m 40 m 26 m 18 m 25 m 58,52 m 27 m 68,49 m 46 m 30 m 50,30 m 61 m 64 m 44,70 m Yükseklik 11 m 9m 4m 1m 5m 7m 6m 9m 6m 4m 8m 12 m 13 m Koordinat 3810.457,N,02648.273,E 3810.403,N,02648.250,E 3810.632,N,02648.233,E 3810.649,N,02648.222,E 3810.672,N,02648.226,E 3810.463,N,02648.602,E 3810.417,N,02648.595,E 3810.374,N,02648.580,E 3810.412,N,02648.689,E 3810.388,N,02648.664,E 3810.311,N,02648.570,E 3808.218,N,02649.884,E 3808.560,N,02649.430,E 14 Kent çevresindeki antik taş ocaklarına yönelik olarak Turgut ve Beyler Köyü’ndeki mermer ocakları araştırılmıştır. Teos antik kentinin 10 km kuzeyinde yer alan Turgut Köyü yakınlarındaki ocak africano mermer ocağı olması açısından önemlidir. Yaklaşık 100 m çapındaki ocak tamamen bitki örtüsü ile kaplanmıştır. Ocağın çevresindeki yarı işlenmiş mermer bloklar buranın ocak olarak kullanıldığını göstermektedir. EPİGRAFİK ARAŞTIRMALAR Mustafa Adak26 Teos’ta 2013 yılında sürdürülen kazı çalışmalarında dört ayrı alanda toplam 24 adet yazıt ele geçmiştir. Bu epigrafik belgelerin buluntu yerleri ve içerikleri şu şekildedir: I. Sur kazı çalışmaları esnasında 3 yazılı blok gün ışığına çıkarılmıştır. Güney Liman’daki doğu surunda devşirme malzeme olarak kullanılan ve 30 satırdan oluşan Erken Klasik Dönem’e ait bir lanetleme metni içerik ve nitelik açısından 2013 yılının en önemli epigrafik buluntusudur. Şiirsel bir dille kaleme alınmış, bloktaki yıpranmalardan dolayı kısmen zor okunan bu metin Teos’ta daha önce tespit edilmiş olan ünlü “Teiorum Dirae” grubu ile ilişkilendirilmemelidir. Bu grup bir kamu kararını yansıtmaktadır, yani tüm Teos halkı topluma zarar verecek her türlü potansiyel düşmana karşı lanet okumaktadır. Ares’in de adı geçtiği yeni buluntu ise muhtemelen Samos kökenli olan tek bir şahsın lanetini içermektedir. Batı kent surunun kuzey ucunda bir kule duvarında orijinal konumunda (in situ) tespit edilen inşaat yazıtında surun bu kısmında gerçekleşen imar faaliyetleri hakkında bilgi verilmektedir. 9 satırdan oluşan tam korunmuş bu yazıtta yer alan bilgiye göre taş ve kerpiç kısımlardan oluşan surun bu bölümü için kent kasasından 5560 drakhma 4 obolos ve ayrıca 320 Aleksandros drakhma’sı harcama yapılmıştır. Bu yazıtın yakınında yine surda ortaya çıkarılan, üzerinde Hellenistik Dönem’de kaleme alınan bir mezar metninin yer aldığı bir blok (burada mezar sahibinin ismi Herodotos olarak verilmiştir), geç dönemlerde gerçekleşen sur onarım çalışmalarında devşirme malzemelerin kullanıldığını göstermektedir. II. Bouleuterion kazısı ve çevre düzenlemesi sonucunda 2013 yılında çeşitli dönemlere ait 5 adet yazıt parçası ele geçmiştir. Aralarında muhtemelen sepulkral içerikli bir arkaik yazıt ve Ptolemais hanedanlığının kralları ile Lucius Munatius (Plancus?)’un adının geçtiği parçalar anılmaya değerdir. Yazıtta Lucius Munatius’un nominatif halde anılması Marcus Antonius’a yakınlığıyla bilinen bu şahısın MÖ 40 yılında Asia Prokonsülü iken Kraliçe VII. Kleopatra ve atalarına bir adak sunduğunu akla getirmektedir. Buluntuların içinde en önemli olanı Augustus ve Tiberius kültünün Prof. Dr. M. Adak, Akdeniz Üniversitesi, Fen-Edebiyat Fakültesi, Eskiçağ Dilleri ve Kültürleri Bölümü Öğretim Üyesi, Kampüs/Antalya e-posta: [email protected] 26 15 Teos’ta uygulanmasını içeren, alt parçası 2010 yılında bulunan kararnamenin üst kısmıdır. Söz konusu belgeleme çalışmaları ayrıca 2012 Bouleuterion kazılarında bulunan ve kazı evine getirilen 22 adet yazıt parçası üzerinde de yapılmıştır. III. 2013 yılında Agora tapınağında başlatılan kazı çalışmalarında tapınağın duvarlarında devşirme malzeme olarak kullanılan 10 adet yazıt parçası tespit edilmiştir. İlk okumalar, 3 büyük fragmanın onur yazıtı, başka bir parçanın ise bir mezar şiiri olduğunu göstermektedir. Onurlandırma yazıtlarından birisi İmparator Hadrian’a, bir diğeri ise çocuk müsabakasında galibiyet elde eden Metrodoros’a aittir. IV. 2013 yılında başlatılan tiyatro kazısında daha önce Pockocke ve Chandler tarafından bulunarak eksik okumalarla yayınlanan (CIG 3082; IGR IV 1568), ancak sonraki yıllarda tekrar kaybolan bir yazıt tekrar gün ışığına çıkarılmıştır. Büyük bir heykel kaidesinin üzerine işlenen 21 satırı korunmuş bu yazıtta Tiberius Klaudius Philistes çeşitli maddi desteklerinden dolayı Dionysos Tekhnitleri tarafından onurlandırılmaktadır. Yazıttan kendisinin 3 defa agonothethes memuriyetini üstlendiğini ve her dört yılda bir gerçekleşen Dionysia Kaisareia bayramını cömert bir şekilde finanse ettiğini öğrenmekteyiz. Teos kentinin Flaviuslar Dönemi’nde önde gelen vatandaşlarından biri olan Tiberius Klaudius Philistes’a ilişkin önce bulunan yazıtların hiç biri bu şahsın üstlendiği memuriyetler hakkında belgi içermemekteydi. Bu belgeden ayrıca kentin önde gelen Dionysia bayramının Augustus’tan itibaren İmparator kültü ile birleştirilerek kutlandığı anlaşılmaktadır. Tiyatroda ele çeken ve daha önce “lex agonistica” olarak tanımlanan yazıt parçasının (CIL 3061) yukarıda tanıttığımız onurlandırmanın alt parçası olduğu tespit edilmiştir. V. Tiyatronun 200 m güneydoğusunda 2010 yılında tespit edilen Geç Hellenistik Dönem’e ait Demeter ve Kore tapınağına ait büyük bir arşitrav bloğun çevresinde yapılan temizlik çalışmaları esnasında aynı yazıtın devamı bulunmuştur. Bu iki parçanın yaklaşık 200 m kuzeydoğusunda aynı arşitravın üçüncü bir parçası ortaya çıkmıştır. Bu parçalar tapınağın kentin doğu kısmında aranması gerektiğini göstermektedir. Kısmen ayakta duran kentin doğu surunun kenarında ayrıca bazı yeni mezar yazıtları ortaya çıkmıştır. Hellenistik Dönem özellikleri taşıyan ve oldukça kısıtlı bilgi içeren bu yazıtların biri Dionysios oğlu Eukrates’e aittir. 16 JEOARKEOLOJİK ÇALIŞMALAR Güney Liman Antik Kıyı Şeridinin Araştırılması Helmut Brückner, Friederike Stock, Levent Uncu27 2013 yılında, bugün büyük ölçüde karalaşmış durumda olan Teos antik kentinin güney limanı çevresinde Antik Dönem’deki kıyı çizgisinin araştırılmasına yönelik olarak, Almanya’nın Köln Üniversitesi Coğrafya Enstitüsü ve Bilecik Üniversitesi, Fen-Edebiyat Fakültesi, Coğrafya Bölümü (Yrd. Doç. Dr. Levent Uncu) öğretim üyelerinin katılımıyla jeoarkeolojik çalışmalara başlanmıştır. Bu çalışmalar kapsamında, güney limanın alüvyal dolgularında, güneyden kuzeye doğru 3 adet delgi-sondaj gerçekleştirilmiştir (Resim 26-27). 1 numaralı delgi (Teo 1) yaklaşık olarak Güney limanının 600 m kuzeyinde, jeofizik araştırmalarında hiçbir anomali alınamayan alanda (82 Ada 50 Parsel) gerçekleştirilmiştir. 11,00 m derinliğe ulaşılan delgi-sondajında yüzeyden -11,00 m ile -6,20 m arasında çok ince taneli deniz otu ve denizel kavkı kabukları içeren sığ denizel sedimanları tespit edilmiştir. Bu katmanın üzerinden 4,50 m’ye kadar denizel kumlar (altta bulunan sedimanlardan daha iri taneli) içeren sedimanlar bu alanın dalga etkisinde hareketli bir zemin olduğuna ve su derinliğinin fazla olmadığına işaret etmektedir. -2,50 m’ye kadar, köşeli taşlar içeren deniz kumlardan oluşan bir tabaka mevcuttur. Köşeli taşların büyüklüğü, yaklaşık olarak 6 cm’ye kadar (sondaj makinasını dolduracak kadar) ulaşmaktadır. Söz konusu bu taşlar, akarsu girişine ve alanın yavaş yavaş dolduğuna işaret etmektedir. -2,50 m’den günümüz yüzeye kadar akarsu ve karasal çökeller yer almaktadır. 2 numaralı delgi (Teo 2) güney liman iskelesinin 2 km kadar kuzeyindeki bir zeytinlik içerisinde yer almaktadır (92 Ada 13 Parsel). Yüzeyden -10,00 m derinliğe ulaşılan sondajda Teo 1 numaralı sondajdakine benzer sedimanlara rastlanmıştır. Buna göre, kıyı şeridinin kuzeye doğru devam ettiği hatta bu düzlüğün batısındaki yükseltiden dolayı, Isthmos Yarımadası’nın erken dönemlerde bir ada olduğu ileri sürülebilir. Ulaşılan tabanda, sığ deniz, deniz otu ve deniz kabuklarıyla birlikte ince taneli sedimanlar tespit edilmiştir (-10,00 m ile -8,30 m). Bu katmanın üzerindeki -8,30 m ile -4,30 m katmanında ise gittikçe irileşen sedimanlar yer almaktadır. Bu katmanda köşeliden yuvarlağa doğru değişen taşlar ve denizel kabuklar bulunmaktadır. -4,30 m’den -3,55 m’ye kadar tekrar çok ince taneli sedimantasyon söz konusudur. Bu sedimantasyon, olasılıkla deniz tarafından sınırlanan kıyısal alana Prof. Dr. Helmut Brückner, Geographisches Institut, Universität zu Köln Albertus-Magnus-Platz 50923 Köln; Dip. Geog. Friedericke Stock, Geographisches Institut der Universität zu Köln, Albertus-Magnus-Platz, 50923 Köln; Yrd. Doç. Dr. Levent Uncu, Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi, Fen-Edebiyat Fakültesi, Coğrafya Bölümü, Gülümbe Yerleşkesi, 11080, BİLECİK. 27 17 işaret etmektedir. Burada bir lagün oluşmuş olabilir ki bu lagün zaman zaman denizle birbirine bağlanmıştır (iri taneli katmanlar 2,70 m’den 3,20 m’ye). Bu katmanın üzerinden günümüz yüzeyine kadar akarsu depoları ve karasal çökeltiler bulunmaktadır. Teo 3 sondajında (82 Ada 5 Parsel) ise 6,00 m derinliğe kadar ulaşabilmiştir. Tabandan 2,40 m’ye kadar olan katmanlar diğer sondajlarla çok durgun bir sedimantasyon özelliği göstermektedir. Olasılıkla burada deniz otu ve deniz kabuklarını içeren liman sedimantasyonu söz konusudur. Bu katmanın üzerinde daha kalın taneli katmanlar günümüz taban seviyesine kadar takip edilebilmektedir ki bu limanın alüvyonla dolduğuna işaret etmektedir. Muhtemelen uzun süreden beri sahil akıntısının etkisi belirgindir ki halen günümüzde bile sahilde kumlar birikmiştir. Bu alanda sürdürülecek olan diğer sondaj çalışmaları antik limanın kıyı şeridi ve limanın dolması hakkında bilgiler verecektir. Bunun araştırılması antik kentin tarihi için çok önemlidir. İlk test sondajları denizin karaya doğru sokulmuş olduğunu göstermiştir. Karbon 14 (C14) tarihlemeleriyle limanın dolmasının kesin bir kronostratigrafisi elde edilecektir. KAZI ÇALIŞMALARI Akropolis Kazı Çalışmaları Canan Özbil28 Teos Akropolis’i kentin kuzeyinde, kuzey ve güney limanlara hâkim bir tepe olan ve günümüzde Kocakır Tepe olarak adlandırılan tepede yer alır. Kentin en yüksek kesimi olan akropol ve çevresi, erken dönem yerleşimine dair verileri ortaya koyması açısından önem taşımaktadır. 1962 yılında akropolün doğu kesiminde yapılan C Çukuru kazılarında MÖ 5.-4. yüzyıl yoğun olmakla birlikte MÖ 7. yüzyıl sonlarına tarihlenen tabakalar tespit edilmiştir. Akropol çevresindeki savunma duvarlarının(?) yanı sıra, akropolün hemen hemen merkezinde yer alan kayalık alan üzerine inşa edilmiş tapınak ve bunun güneyindeki sunak yapısı da kentin en erken mimari kalıntılarındandır. Araştırmacılar tarafından hekatonpedon olarak tanımlanan ve MÖ 8. ile 6. yüzyıllara tarihlenen tapınak ve sunağı günümüzde sadece temel düzeyinde koruna gelmiştir. 2010 yılında mevcut kalıntıları belgelenerek rölövesi çıkarılan söz konusu yapıların ve bu bağlamda hem akropolün kullanım süreci, hem de kentin Arkaik ve öncesi döneminin araştırılmasına yönelik kazı çalışmalarına ilk olarak 2012 kazı sezonunda başlanmıştır (AK 1, Plan 3). Tapınağın kuzeydoğu köşesinde gerçekleştirilen AK 1 sondajında ele geçen buluntular, kentin bu alanında MÖ 8. yüzyıl ortalarından Geç Antik Dönem’e kadar kültürel izlerin varlığını ortaya koymuş ancak yapı evreleri hakkında bilgi vermemiştir. 2013 yılı çalışmalarında ise akropoldeki yapılaşmanın araştırılması için tapınağın yaklaşık 20 m doğusunda yer alan ve sunak olarak Canan Özbil, Ankara Üniversitesi, Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi, Klasik Arkeoloji Anabilim Dalı, 06100 Sıhhiye/Ankara, eposta: [email protected] 28 18 adlandırılan alanda çalışmaya karar verilmiştir. Doğuya doğru 5 derecelik sapma ile kuzey-güney doğrultusunda dikdörtgen bir alanı kaplayan yapının mevcut kalıntıları yaklaşık 9,55x30 m ölçülerindedir. Üst yapıya ait bir veri bulunmamakla birlikte, yerel kireç taşından, ön (dış) yüzleri düzgün kesilmiş bloklarla yapılmış olan euthynteria özellikle kuzey yarıda oldukça iyi korunmuştur. Bu alanın güneydoğu iç köşesinde AK2 olarak adlandırılan sondaj kazısı gerçekleştirilmiştir (Plan 3, Resim 28). Kuzey-güney doğrultusunda 1,30 m, doğu-batı doğrultusunda 2,20 m ölçülerindeki sondajda yüzey kotu +30,35 m’dir (P23=0,00 m). +30,03 m kotunda temel bloklarının çıkması üzerine açma güney yönünde 0,60 m daha genişletilmiştir. Yapılan çalışmalarla, açmanın doğu ve güney kenarlarında 3 adet temel bloğu in situ olarak ele geçmiştir. Kuzeybatı köşede devam eden derinleşme çalışmalarında ise yoğun taş dolgu ile karşılaşılmış ve çalışmalar sona erdirilmiştir (Resim 29). 29 Ağustos-2 Eylül 2013 tarihlerinde sunağın iç kısmında yapılan bu çalışmalar sonucunda ele geçen az sayıdaki seramik parçaları MÖ 6. yüzyıldan Geç Hellenistik-Erken Roma Dönemi’ne kadar çeşitlilik göstermekle birlikte herhangi bir tarihlenebilir yapı katmanı konusunda bilgi vermemektedir. İnsan ve hayvanlar için herhangi bir tehlikeye yol açmaması için açma çukuru, temel blokları seviyesine kadar taşla doldurularak kapatılmıştır. Sunağın kuzey ucuna göre daha fazla tahrip olmuş ve daha alt seviyede bulunan güney kesimindeki mimariyi anlayabilmek amacıyla, güneydoğu köşede AK3 olarak adlandırılan bir sondaj daha açılmıştır (Plan, Resim 30). Çalışmaların ilk aşamasında, sunağın doğu kenarı boyunca takip edilebilen temel bloklarının güneye doğru devam edip etmediği araştırılmıştır. Yüzeyde görülen in situ bloklardan en güneydekinin, güney ucundan itibaren +29,89 kotundan başlayan çalışmalarla 1,00 m uzunluğunda ve yaklaşık 0,50 m derinliğinde gerçekleştirilen kazı çalışmaları ile söz konusu bloğun önü tamamen açılmıştır. Bloğun altında bir blok daha olduğu ancak güneye doğru devam etmediğinin saptanması üzerine (Resim 31) çalışmalara, blok sırasının batı iç kesiminde devam edilmiştir. Kuzey-güney doğrultusunda 3,00 m, doğu-batı doğrultusunda 5,00 m ölçülerindeki sondaj ile sunağın güney ucundaki temel mimarisini anlamak ve sondajın kuzey sınırında yüzeyde görülen ancak in situ olup olmadığı anlaşılmayan blokların temel ile ilişkisini araştırmak amaçlanmıştır. +29,89 m’den başlayan çalışmalarda, yüzey toprağının altında yoğun miktarda küçük ve orta büyüklükte taş ve açık kahverengi toprak dolgu tabakasına rastlanmıştır (Çizim 6). +27,93 m kotunda ise üç adet kireç taşı bloğun oluşturduğu bir zemine ulaşılmış ve çalışmalar +27,73 m kotunda sonlandırılmıştır (Resim 32). Sondajın kuzey sınırını oluşturan blokların temel bloklarının devamı olduğu ve bu alanda 4 sıra halinde bir duvar meydana getirdiği görülmüştür (Resim 33, Çizim 7). Ele geçen seramik ve küçük buluntular MÖ 7. yüzyıl sonundan Roma Dönemi’ne kadar çeşitlilik göstermekle beraber AK2’de olduğu gibi herhangi bir kültür katmanına işaret etmemektedir. Buna karşılık özellikle zemindeki blokların seviyesinden MÖ 7. ve 6. yüzyıllara 19 tarihlenen seramik parçalarının ele geçmesi üst kotlardaki dolguya göre bu alanda daha homojen bir tabaka ortaya koymaktadır. Önümüzdeki yıl seramikler üzerine yapılacak çalışmalarla daha detaylı bilgilere ulaşılması beklenmektedir. Her iki sondajdan elde edilen veriler, akropolün doğu ucunda yer alan sunak yapısının yoğun taş dolgu üzerine inşa edildiğini ve tepenin bu kısmında yapılaşmanın mümkün kılınabilmesi için kireç taşı bloklardan güçlü bir teraslama sisteminin uygulandığını göstermiştir. 2014 yılında tapınak ve sunakta yapılacak araştırmalar ile alt yapı ve stratigrafi açısından daha net bilgilere ulaşılması hedeflenmektedir. Dionysos Tapınağı Kazı Çalışmaları Canan Özbil 18. yüzyıldan itibaren araştırmacıların ilgisini çeken Dionysos Tapınağı’nda farklı dönemlerde kazı, belgeleme ve araştırma çalışmaları yürütülmüştür. Bu çalışmalar ile tapınak hakkında birçok veri elde edilmesine karşın, yayınların yetersiz olması ve orijinal verilere ulaşmanın güçlüğü 2010 yılında başlayan yeni dönem çalışmaları ile tapınağın mevcut haliyle yeniden ele alınmasını gerektirmiştir. Bu kapsamdaki çalışmalar ilk olarak genel temizlik çalışmaları ve ardından belgeleme çalışmaları olarak gerçekleştirilmiştir. 2010 yılında 3D lazer tarama yöntemi ile belgelenen kutsal alanda, plan detaylarının işlenmesi ve mimari blok envanterine yönelik çalışmalar 2011 yılından beri sürdürülmektedir. Tapınak ve stoa’larına ait blokların bir kısmının civardaki yapılarda kullanılmak üzere taşınmış olduğu bilinmektedir. Ayrıca farklı dönemlerdeki kazı ve araştırmalar sırasında bazı bloklar İzmir Müzesi’ne götürülmüş, bazıları ise 80’li yıllarda yapılmış olan bekçi evine taşınmıştır. Yine, kazı ve araştırma çalışmaları sırasında yapılmış olması muhtemel düzenlemelerle de birçok bloğun orijinal buluntu yeri değişmiş olmalıdır. Bütün bu olumsuz etkenlere karşın yeni dönem çalışmalarında, tüm blokların mevcut buluntu durumlarının çizim ve fotoğraf ile belgelenmesi esas alınmıştır. 2011 yılından itibaren yürütülen bu çalışmalar ile tapınak ve stoa’lara ait yaklaşık bin adet bloğa numara verilmiş ve bu mimari bloklar dijital plana işlenerek büyük çoğunluğunun fotografik belgelemesi tamamlanmıştır. Ayrıca geçen 3 yıl içerisinde kırık blokların parça restorasyonuna da başlanmıştır. 2013 kazı sezonu başında temenos alanının kuzeybatı köşesinde, rölöve çalışmaları tamamlanmış ve bu alandaki blokların tamamı plan üzerinde belgelenmiştir. Seferihisar Belediyesi’nin desteği ile Kazı Başkanlığı’nca alınan 30 tonluk mobil vinç ile bu alandaki tüm mimari bloklar, temenos alanının kuzeyindeki boş alana taşınarak burada sınıflandırılmıştır (Resim 34, 35). Bu şekilde, hem parça restorasyonuna yönelik çalışmalar ivme kazanmış hem de 60’lı yıllardaki kazı çalışmalarından sonra, kutsal alandaki kapsamlı kazı çalışmalarının önü açılmıştır. Mimari blokların 20 düzenlenmesi ve tasnif edilmesine yönelik çalışmalarda, stoa’ların üst yapısına ait bloklardan sağlam olanlar batı temenos duvarı ile kuzey ve batı stoa temellerinin üzerine yerleştirilmiştir (Resim 36). Tapınak ve temenos duvarının kuzeybatı köşeleri esas alınarak belirlenen 25x30 m’lik alandaki tüm blokların taşınması ile boşalan alanda, yüzeyde takip edilebilen temel blokları seviyesinde toprak tesviyesi yapılmıştır. Bu çalışmalar sırasında, temenos duvarının kuzeybatı köşesinden doğuya doğru 3,00 m’si Fransız kazılarında açığa çıkarılmış olan kuzey duvarın temellerini takip etmek amacıyla hat boyunca ve yüzeyden ortalama 0,20 m derinlikte kazı çalışmaları yapılmıştır (Resim 37). Aynı seviyede takip edilen temel blokları 3,60 m sonunda kesilmiştir. Hattın iç kısmında ise diğer temel bloklarından farklı olarak tüm yüzleri düzgün kesimli, dikdörtgen formlu fakat kuzeye bakan yüzünde dik açılı 12 cm’lik bir çıkıntı bulunan bir bloğun varlığı görülmüştür. Bu bloğun in situ olup olmadığını ve stoa’nın bu kısmındaki temel sistemini anlamak için kazı çalışmalarına derinleşerek devam edilmiştir. Söz konusu bloğun hemen altında aynı kesimde ve hizada başka bir bloğun varlığı her ikisinin de in situ olduğunu göstermiştir (Resim 37). Duvar hattından güneye doğru 0,90 m çıkıntı yapan bu bloklar, stoa temellerinin kuzeybatı köşesinde, kuzeye doğru 1,20 m çıkıntı yapan bölüm ile aynı aksta ve karşılıklı olarak yer almaktadır (Resim 36-37, Plan 2). Aynı alanda, stoa’lara ait üst yapı elemanları arasında kemer bloklarının ele geçmesi burada kemerli bir geçiş sisteminin var olduğunu göstermektedir. Kuzey temenos temel bloklarının kesintiye uğradığı kısımda ise 0,50 m derinlikte temel bloklarının alt sırasını oluşturacak şekilde devam ettiği görülmüştür. Bu hat 2,40 m boyunca takip edilmiş ve toplam uzunluk 9,00 m’ye ulaşmıştır. Önümüzdeki sezonlarda devam edecek blok tasfiyesi çalışmalarında bir geçiş olarak planlanan bu alanda yüzey seviyesini bozmamak için çalışmalara devam edilmemiştir. Eş zamanlı olarak, stoa’ların iç kısmında, kuzeybatı köşede 3,20 m’lik kısmı Fransız sondajları ile açığa çıkarılmış olan batı stoa stylobat temellerinin (Resim 38) güneye doğru nasıl devam ettiği ve bu kısımda stylobat bloklarının korunup korunmadığı da araştırılmıştır. Güneye doğru 13,00 m boyunca temel bloklarının üzeri açılmış ancak stylobat’a dair herhangi bir ize rastlanmamıştır (Resim 39). Batı stoa’daki çalışmalar sırasında, zemindeki temel sırası ile temenos duvarı arasında kalan alanda güneybatı-kuzeydoğu doğrultusunda iki sıra kesme taş blokla yapılmış 0,45 m genişliğinde bir duvar hattına rastlanmıştır. Batı stoa stylobat’ına 26 derece açı yaparak güneybatıya devam eden duvar 4,70 m sonra dik açıyla kuzeybatıya dönerek 1,95 m devam etmektedir (Resim 39). Ayrıca, bu duvarın 2,00 m güneyinde yine aynı doğrultuda bir duvar kalıntısına daha rastlanmıştır. Duvarların üst kotları +8,16 m ile +7,86 m (P23=0,00 m) arasında değişmektedir. Bu seviye, +8,36 ile +7,83 m arasında değişen kotlardaki batı temenos duvarı ve batı stoa stylobat temelleri ile hemen 21 hemen aynıdır. Söz konusu duvarlar muhtemelen, temenos alanının dışında, hem 1960’lı yıllarda hem de 2011 ve 2012 yıllarında yapılan çalışmalarla tespit edilen Hellenistik Dönem (?) mekânları ile ilişkilidir (Resim 39, Plan). Augustus Dönemi’nde tapınağa eklendiği düşünülen stoa’ların yapımı sırasında işlev dışı bırakılmış olan bu mekânlar stoa temellerinin altında kalmıştır. Buradaki yapılaşmayı daha iyi anlayabilmek ve tarihlenebilir tabakaları araştırmak için güneybatı-kuzeydoğu doğrultulu duvarın, batı stoa stylobat’ına bakan doğu kısmında bir sondaj (DT3) gerçekleştirilmiştir (Resim 40). Bu çalışmalarla duvarın bu cephesi 3,50 m boyunca ve +8,14 m ile +6,46 m seviyeleri arasında kazılarak açığa çıkarılmıştır. Söz konusu duvar, özenli bir taş işçiliğine sahip olup dikdörtgen kesme taş bloklarla yapılmıştır. Genişlikleri 0,13-0,75 m, yükseklikleri ise 0,12-0,45 m arasında değişen bloklardan yapılmış duvar, dikdörtgen blokların düzensiz bir şekilde yerleştirilmesiyle oluşturulmuştur (Çizim 8). Korunan yüksekliği 1,21 m olan duvarın hemen hemen ortasında 1,28 m genişliğinde bir açıklık bulunmaktadır. Bu açıklık, sonraki bir dönemde hem duvar blokları hem de moloz taşlarla örülerek kapatılmış olan kapıya ait olmalıdır. Nitekim +7,17 m seviyesinde söz konusu kapıya ait eşik taşının varlığı da görülmüştür. Ayrıca, duvar temelinde orta boy moloz taşların kullanıldığı görülmüş ve bu temel dolgusunun 0,32 m’lik kısmı kazılmıştır. Duvar önünde yapılan çalışmalarda ele geçen buluntular arasında, ağırlıklı olarak Hellenistik Dönem’e tarihlenen seramik ve küçük buluntular yer almaktadır. Çalışmalara duvar hizasından devam etmenin yıkılma tehlikesine yol açabileceği düşünülerek +6,46 m kotunda son verilmiştir. Duvarın yaklaşık 0,45 m doğusunda, tarihlenebilir en erken tabakanın araştırılmasına yönelik küçük bir sondaj daha gerçekleştirilmiştir. Bu çalışmalar +7,46 m kotundan başlayarak, +5,35 m kotunda ana toprağa ulaşılması ile sonlandırılmıştır. Söz konusu sondajda herhangi bir mimari ize rastlanmazken, Geç Klasik Dönem’den Geç Arkaik Döneme kadar çeşitlilik gösteren seramik parçaları birbirini takip eden stratigrafik tabakalarda ele geçmiştir. Sondajın batı kesitinde +5,98 ile + 5,68 m kotları arasında kırık bir pithos’un yer aldığı görülmüştür (Resim 41). Pithos’un çıkarılması kesitte çökmeye neden olacağı için, bu çökme de duvar açısından tehlike yaratacağından, pithos parçaları yerinde bırakılmış ve üzeri örtülerek çalışmalara burada son verilmiştir. Bouleuterion Kazı Çalışmaları Canan Özbil – Cem Pala29 Dionysos Tapınağı’nın doğusunda, tiyatronun güneydoğusunda yer alan Bouleuterion kentteki en iyi korunmuş yapılardan biridir. Bu özelliği ile 2010 yılında başlayan yeni dönem çalışmaları kapsamında öncelikli olarak araştırılarak kısa sürede kazı ve restorasyon çalışmalarının tamamlanması planlanan yapılardandır. İlk olarak 1924’te çok küçük bir alanı kazılan yapının cavea’sı 29 Arkeolog Cem Pala, Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi, e-mail: [email protected] 22 1960’lı yıllardaki kazı çalışmaları ile büyük oranda açığa çıkarılmıştır. 2010 yılında mevcut durumu belgelenen yapıda, 2011 yılında yeni kazı çalışmalarına başlanmıştır. Bu çalışmalarda cavea ve orkestranın güney yarısı ile güney analemma duvarı ve güney parodos kısmen açığa çıkarılmıştır. 2012 yılında ise yapının kuzey yarısında ve sahne duvarı ile yapının ön kısmında kazı çalışmaları yapılmıştır. Bu çalışmalar ile yapının cavea, orkestra ve pulpitum’u tamamen ortaya çıkarılmıştır. 2013 yılında, yapıda yürütülen çalışmalar, kazı başkanlığınca alınan mobil vinç sayesinde oldukça hız kazanmıştır. Önceki yıllarda olduğu gibi yapının ön tarafında gerçekleştirilen kazı çalışmalarının yanı sıra, güney ve batı duvarın araştırılmasına da başlanmıştır. Bu bağlamda 2013 yılı bouleuterion kazı ve restorasyon çalışmaları, yapıya güneydoğu köşeden birleşen geç dönem (?) duvarında, güney ve batı arka duvarında ve kuzey analemma ve sahne duvarının dış kısmını içeren ön tarafta olmak üzere üç farklı alanda sürdürülmüştür: 1- Savunma Duvarı (?)-Agora Batı Portiko Arka Duvarı (?) Kazı Çalışmaları Bouleuterion’un güneydoğu köşesine birleşen ve geç dönem savunma duvarı olduğu düşünülen kuzey-güney doğrultulu duvarın, doğu ve batı yüzünde yapılan çalışmalar ve çevresinde yapılan araştırmalar ile duvarın bouleuterion ile olan bağlantısı ve bu alandaki diğer yapılaşma araştırılmıştır (Resim 42). Yapılan çalışmalar sonucunda söz konusu duvarın, bouleuterion’un güneydoğusuna bitişik olan agora’ya ait batı portiko’nun arka duvarı olabilme ihtimali de seçenekler arasına girmiştir. Duvarın batı yüzündeki çalışmalar kapsamında ilk olarak, duvarın hemen batısında bulunan ve 2012 kazı sezonu sonunda yıkımı gerçekleştirilen modern kaçak baraka yapısının enkazı kaldırılmış ve bu kaçak yapıda temel olarak kullanılmış birçok antik mimari blok seçilerek alan dışına taşınmıştır. (Resim 42, 43). Barakanın kaldırıldığı bölümde yapılan tesviye çalışması ile birlikte duvarın batı yüzünde de temizlik ve kazı çalışmaları gerçekleştirilmiştir. Kuzey-güney doğrultusunda 10,00 m, doğu-batı doğrultusunda 7,00 m’lik bir alanda sürdürülen çalışmalar sonucunda duvarın batısına akmış olan toprak, taş ve üzerlerinde bulunan bitki örtüsü temizlenmiştir. Böylece, geç dönem savunma duvarı ya da agora batı portiko arka duvarı olarak adlandırılan duvarın batı yüzü yüzey kotu seviyesinde açığa çıkarılmıştır (Resim 43, Çizim 1). Söz konusu duvar, her biri 0,50 m yüksekliğindeki dikdörtgen bloklardan oluşmaktadır. 5 sırası açığa çıkarılan duvarın mevcut yüksekliği 2,50 m, kalınlığı ise yaklaşık 2,70 m’dir. Oldukça düzgün bir işçiliğe sahip duvar blokları, rektagonal isodomik atkılı duvar tekniği ile yapılmıştır. Duvarın, bouleuterion’un güneybatı köşesine birleşen kısmında ise devşirme olarak kullanılmış daha küçük ya da büyük boyutlu bloklar ve taşlarla örülmüş bir alan bulunmaktadır. Duvarın bu kısmı bouleuterion’un güney ve güneybatı köşesindeki eklentilerle aynı niteliktedir. Bu nedenle, söz konusu duvarın geç dönemde savunma duvarı olarak kullanılmak üzere yeniden düzenlendiği 23 düşünülmektedir. Bu alanda yoğun olarak ele geçen bloklar, alan dışına çıkarılmayıp bulundukları yerde tasnif edildikleri için kazı çalışmaları derinleştirilmemiş, yüzey toprağı seviyesinde bırakılmıştır. Önümüzdeki yıllarda bu duvarın taban seviyesine kadar kazılması ve doğu yüzünde de kazı çalışmaları yapılması ile duvarın niteliği ve işlevi açıklık kazanacaktır. Söz konusu duvarın doğu yüzü, üst kısımdan akan toprakla tamamen kapanmış, üzeri irili ufaklı dolgu taşları ve bitki örtüsü ile kaplanmıştır. Çalışmalar ile birlikte alanın kazıya uygun bir hale getirilmesi amaçlanmış ve kuzey-güney doğrultusunda 15 m’lik alanda duvarın doğusunda kısmi temizlik çalışması yapılmıştır (Resim 44). Söz konusu duvar, aynı zamanda bouleuterion’a batıdan gelen ziyaretçilerin yapı içine girebilmeleri için, moloz taşlarla sınırlandırılıp toprak yol olarak düzenlenmiştir (Resim 45). Duvarın bulunduğu alanda, dolgu toprak üzerinde çalışılması nedeni ile istikrarlı bir buluntu tablosu yoktur. Duvara ait birçok mimari bloğun yanı sıra, mimari elemanlara ait parçalar, bir adet pişmiş toprak ağırlık, bir adet heykel parçası ile bir adet 0,15 x 0,15 m ebatlarında yazıt parçası ele geçen buluntulardır. 2- Bouleuterion Güney ve Batı Duvarı Kazı Çalışmaları Bouleuterion’da 2013 yılında yürütülen çalışmalardan bir diğeri, yapının güney yan duvarı ile batı arka duvarında gerçekleştirilmiştir. Bu çalışmalarla, yapının hem güney duvarı ve hem de güneybatı arka köşesinde, devşirme malzeme kullanılarak inşa edilmiş olan duvarların ve batı duvarının açığa çıkarılması amaçlanmıştır (Resim 46, 47). Yukarıda bahsedilen ve yapıya güneydoğu köşeden birleşen duvarın, muhtemelen savunma duvarı olarak işlevlendirildiği dönemle eş zamanlı olarak bouleuterion’un güney duvarı üzerinde ve güneybatı köşesinde de yapılaşma faaliyetleri görülmektedir. Bu faaliyetlerle yapının güney duvarı yükseltilmiş ve genişletilmiş, güneybatı köşeye ise bouleuterion’un güney duvar üzerinde 4,00 m, batı duvar üzerinde 4,50 m boyunca duvardan dışa doğru 2,00 m çıkıtı yapan bir destek yapılmıştır. Köşede çıkıntı yapan bu kısım, alanda geç dönemde bir savunma sisteminin uygulandığı varsayımı dikkate alınırsa muhtemelen kule işlevine sahiptir. Korunan yüksekliği 1,95-2,65 m arasında değişen duvarda, Geç Arkaik Dönem’e kadar farklı dönemlere ait birçok yapı elemanı devşirme olarak kullanılmıştır. Söz konusu duvar, blokların ve moloz taşların gelişigüzel bir şekilde yerleştirilip harçla bağlanması şeklinde örülmüştür (Resim 48, 49). Bu alandaki akıntı toprak ve taş dolgunun temizlenmesi sırasında ele geçen çok sayıda ve farklı niteliklerdeki mimari blok da muhtemelen bu duvarda devşirme olarak kullanılan bloklardır. Bouleuterion’un batı duvarında sürdürülen çalışmalar kapsamında ise kuzey-güney doğrultusunda toplam 28,00 m boyunca kazı çalışmaları yapılmış ve batı duvarının tamamı ile 24 önündeki 6,50 m’lik bir alan açılmıştır. Söz konusu çalışmalar sırasında batı duvarına ait birçok blok akıntı toprağın içerisinden çıkarılmış ve daha sonra yapılması planlanan restorasyon çalışmaları için alanda tasnif edilmiştir. Bouleuterion’un batısından gelerek bir rampa şeklinde kuzey duvarı üzerinden devam eden toprak yolun kuzeybatı köşeye denk gelen kısmı da kazılmış ve buradaki rampa ortadan kaldırılarak yol kullanım dışı bırakılmıştır. Bu çalışmalar sonunda bouleuterion’un orijinal batı duvarının 21,00 m’lik kısmı açığa çıkarılmış fakat kuzeybatı köşesine dair izlere rastlanmamıştır. Bahsi geçen toprak yolun iptal edilmesi, önümüzdeki yıl yapının kuzey duvarında kazı çalışmalarına olanak sağlayacak ve böylece yapının tüm çevre duvarları daha detaylı araştırılabilecektir. Ayrıca şu an için yüzey toprağı seviyesinde bırakılan batı ve güney duvarlar da taban seviyesine kadar tamamen açılabilecektir. Güneybatı köşedeki geç dönem duvarı ile birlikte toplam 28,00 m’lik kısmı ortaya çıkarılan bouleuterion batı duvarının korunan yüksekliği en yüksek yerinde 2,30 m’dir (Resim 50, Çizim 2). Pseudo isodomik rektagonal tarzda ve atkılı örgü şeklinde inşa edilmiş olan duvar, hemen hemen cavea’nın üst sırası hizasında korunmuştur. Kısmen iyi korunmuş olmasına rağmen, özellikle batıya yani dışa doğru ağaç kökleri nedeniyle bir açılmanın söz konusu olması duvarda sağlamlaştırma önlemlerini zorunlu kılmıştır. Bu nedenle, bloklar yerlerinden sökülerek, aralarındaki ağaç kökleri temizlenmiş ve teraziye alınarak yerlerine yeniden yerleştirilmiştir. Kazılar sırasında ele geçen çok sayıdaki duvar bloğunun da orijinal yerlerinin tespit edilmesi ile duvarın eksik kısımları tamamlanmıştır. Yapılan geçici restorasyonun ardından duvar yüksekliği 3,30 m’ye ulaşmıştır (Resim 51, Çizim 2). Bouleuterion batı duvarı önündeki dolgu toprağın kaldırılmasından sonra alanda çeşitli mekân kalıntılarına rastlanmıştır (Resim 52). Bu mekânlar, güneybatı köşedeki geç dönem duvarına dik olarak yapılmış bir tuğla-taş duvar ve 3,65 m batıda bunu dik kesen kuzey-güney yönlü başka bir duvarın oluşturduğu mekânlardır. Bunlar, şu an için batı duvarına bitişik iki mekân ve bunların batısındaki ikişer mekân şeklinde algılanabilmektedir. Bu alandaki kazı çalışmalarına, her bir mekân ayrı ayrı adlandırılarak (B7-B10, Resim 52, Plan 4a-b) küçük çaplı sondaj kazısı şeklinde devam edilmiştir. Moloz taş ve tuğlanın yanı sıra, düzgün kesimli blokların harçla bağlanması ile yapılan duvarların kalınlığı 0,63-0,68 m arasında değişmektedir. B7 olarak adlandırılan ve güneybatı köşedeki geç dönem duvarına bitişik mekân 4,60x2,90 m ölçülerindedir. Bu mekâna bitişik, kuzeyindeki 14,00x4,00 m’lik bir alanı kaplayan diğer mekân B8 olarak adlandırılmıştır. B7 ve B8’in batı duvarının dışında kalan ve bu duvara dik olarak 1,87 m’si korunmuş bir başka duvarla birbirinden ayrılan mekânlar ise B9 ve B10 olarak adlandırılmıştır. Mekânların bulunduğu bu alanda yer alan incir ağacı ve dolgudan çıkan blokların mekânların hemen batısında tasnif edilmesi 25 nedeniyle, söz konusu mekânlardaki kazı çalışmaları da yüzey toprağı seviyesinde bırakılmıştır. Önümüzdeki yıllarda yapılacak kazı çalışmalarının, buradaki yapıların plan, işlev ve dönemleri ile ilgili bilgi vermesi umulmaktadır. Bouleuterion’un batısında sürdürülen çalışmalar sonucunda batı duvarına ait çok sayıda bloğun yanında devşirme bloklar da açığa çıkarılmış ve çalışma sahasının batısında bulunan boş alana taşınmıştır. Özellikle batı duvarının kuzeybatı köşesinde yoğun olarak ele geçen devşirme bloklar, güneybatı köşedekine benzer başka bir devşirme kulenin(?) simetrik olarak kuzeybatı köşede de olabileceğini düşündürmüştür. Şu ana kadar elde edilen veriler, bu varsayımı desteklemese de 2014 yılında kuzeybatı köşenin açılması ile daha somut sonuçlara ulaşılacaktır. Tüm bu temizlik ve kazı çalışmaları sırasında, çeşitli dönemlere ait amorf seramik parçaları, pişmiş toprak objeler, kolye ucu, çivi gibi metal buluntular, mermer kaplama ve opus sectile parçaları ve heykeltıraşlık eserleri ele geçmiştir. Bunların içinde özellikle, aslan postlu trajik mask şeklindeki mermer aplik (Resim 53, 54), kaidesi ile birlikte korunmuş mermer ayak parçası, heykeltraşlık repertuarı açısından önemli buluntulardır. Ayrıca, muhtemelen Klasik Dönem’e tarihlenen mermer Kybele steli (Resim 55) ve çok az bir kısmı korunmuş olmasına karşın üzerindeki yazıt ile Arkaik Dönem’e tarihlenen stel parçası da (Resim 56)buluntular içinde dikkat çekmektedir. Güneybatı köşedeki devşirme kulenin batı duvarında kullanılmış olan Arkaik Dönem Aiol kyma’lı taç bloğu (Resim 57) ve yapının ön kısmındaki kazı çalışmalarında ele geçen iki adet Arkaik blok, yapı tarihi açısından olmasa da kentin erken dönem mimari buluntuları açısından önem taşımaktadır. 3- Bouleuterion’un ön kısmında gerçekleştirilen kazı çalışmaları (B6+B12) Bouleuterion’da 2011 ve 2012 yılında yapılan kazı çalışmalarıyla yapının ön kısmı büyük oranda açığa çıkarılmıştır. 2013 yılında ise özellikle kuzey parodos, sahne duvarının kuzey yarısı ve ön tarafında kazı çalışmaları gerçekleştirilmiştir. Bu alandaki çalışmalar, 2012 yılı kazı sezonunda B6 adı ile başlandığından, aynı isimle devam edilmiş ve kuzey-güney yönünde 10,00 m, doğu-batı yönünde 14,00 m’lik bir alanda gerçekleştirilmiştir. Kuzey parodos’un kuzey ucu ve bu alanın doğusundaki yeni kazı çalışmaları ise B12 olarak adlandırılan, kuzey-güney yönünde 4,00 m, doğubatı yönünde 6,00 m’lik bir alanda yapılmıştır (Plan 4a-b). Çok sayıda mimari bloğa rastlanması nedeniyle 2012 yılında kazısı tamamlanamayan kuzey parodos’ta yapılan çalışmalar sırasında analemma duvarına (Resim 58), sahne duvarına ve yapının kuzey girişine ait bu bloklar parodos alanından çıkarılarak tasniflenmiştir. Ayrıca kazılarla eş zamanlı olarak hem sahne duvarı hem de kuzey analemma’ya ait yerleri tespit edilebilen bloklar yapıdaki yerlerine koyularak kısmi restorasyon çalışmaları yapılmıştır (Resim 59-61). Kuzey parodos çalışmaları sonucunda sahne duvarının kuzey kısmı kazılarak, yapının kuzey 26 girişi, girişe ait eşik, söveler ve az bir kısmı korunabilmiş olan zemin kaplamasına ulaşılmıştır (Resim 62, 63). Girişin dışa bakan kısmında karşılıklı söveler bulunmaktadır. Sövelerin, genişliği 0,28 cm, derinliği ise 0,54 cm, korunan yükseklikleri, güneyde 1,85 m, kuzeyde 3,10 m’dir. Söveler arasındaki genişlik ise 1,78 m’dir ve bu alanda bir adet eşik taşı (+1,36 m) yer almaktadır. Girişin yapıya bakan 0,96 m derinliğindeki iç kısmındaki genişlik ise 2,10 m’dir (Resim 62). Zeminde, eşik taşına göre -2 cm’lik kot farkı bulunmaktadır. Söveler üzerinde 1,85 m yükseklikte kilit yuvaları bulunmaktadır (Resim 64). Parodos alanında da, biri analemma duvarında, biri sahne duvarında olmak üzere karşılıklı yer alan yuvalar, yapıya girişin iki aşamalı yapıldığını düşündürmektedir. Parodos tabanından muhtemelen I. Philippos’a (MS 244-248) ait bir kent sikkesi ele geçmiştir. Kuzey parodos’un kuzey ucunda, analemma ile sahne duvarı arasında, devşirme bir duvar açığa çıkarılmıştır. Yaklaşık 4,00 m yüksekliğinde ve 2,5 m genişliğindeki harçsız duvarda bouleuterion’a ait mimari elemanlar ve tuğla kullanılmıştır (Resim 65) Söz konusu duvar yapının güney ve güney batı kısımdaki geç dönem duvarları ile bağlantılı olabilir. Şu an için toprak yolun altında kalan orijinal kuzey duvarı ile geç dönem duvarının kazıları 2014 yılında yapılacak ve buradaki yapılaşma araştırılacaktır. Kuzey parodos çalışmalarının bitmesinin ardından, sahne duvarının dışında (doğusunda) çalışmalara devam edilmiştir. Sahne duvarının kuzey yarısı boyunca sürdürülen çalışmalar doğu-batı doğrultusunda 10 m’lik bir alanda ve +2,96 m ile +1,95 m kotları arasında yapılmıştır (Resim 66, 67). Bu çalışmalar sırasında çok sayıda mimari blok açığa çıkarılmıştır. Bu bloklar, en üstte sahne duvarı blokları olmak üzere alta doğru silmeli bloklar, dor arşitravları, dor frizleri ve simalı diş sırası blokları sırası ile ele geçmiştir. En alt kotta ele geçen, simalı diş sıralarından itibaren yoğun olarak duvar tuğlası ele geçmiştir. Kuzey girişin doğu/ ön kısmında eşik taşı seviyesine (+1,36 m) kadar kazılan küçük bir alanda +1,95 m ile +1,36 m seviyeleri arasında yoğun miktarda duvar tuğlası ve çatı kiremidi ile karşılaşılmıştır. B12 sondajı içerisinde ve kuzey girişin doğusundaki 4,00 x 4,00 m’lik alanda sürdürülen çalışmaları sonunda bouleuterion’un kuzey duvarının devamı niteliğinde bir duvar açığa çıkarılmıştır (Resim 64). Sahne duvarına bitişik ve dik olarak inşa edilen duvarın, alttan üç sırası korunmuştur. Pseudo isodomik rektoonal örgülü duvarın yüksekliği 1,15 m’dir. Bu duvar, sahne duvarına birleştiği batı yarısında, yükseklikleri 8-9 cm arasında değişen tuğlalar ile örülmüş bir duvar ile yükseltilmiştir. Kuzey girişin önünde rastlanan çok sayıdaki harçlı duvar tuğlalarının bu duvara ait olmalıdır. Duvarın doğu kısmında ise devşirme bloklar ile örülmüş bir bölüm bulunmaktadır. Sahne duvarının doğusunda sürdürülen çalışmalarda, kuzey girişin 0,30 m güneyinde, sahne 27 duvarının doğu yüzüne bitişik 0,39x0,50 m ölçülerinde bir paye in situ olarak açığa çıkarılmıştır. Bu payeden doğuya doğru, birbirleri ile aynı aksta 4 adet yivsiz sütun tamburu bulunmaktadır. Yüzeyde görüldüğü kadarıyla, orijinal yerinde olduğu anlaşılan tamburların her birinin çapı 0,51 m’dir ve aralarındaki mesafe 1,50 m’dir. Alanda ele geçen üst yapı elemanları ve söz konusu paye ile tamburlar, yapının kuzey girişine dorik bir stoa’dan ulaşıldığını düşündürmektedir (Resim 61, 68). Yukarıda bahsedilen duvar, bu stoa’nın arka duvarı olmalıdır. Bouleuterion’un ön kısmındaki kazı çalışmaları sırasında bazı blokların, kare ve dikdörtgen mekânlar oluşturacak şekilde harçsız olarak yan yana sıralanmış oldukları görülmüştür. Kazı çalışmalarında, farklı seviyelerde ele geçen 400 adet mimari blok numaralandırılarak plana işlenmiştir. Söz konusu bloklardan bir kısmı sahne duvarındaki yerine yerleştirilmiş diğerleri ise yapının doğusundaki boş alana taşınarak burada tasniflenmiştir. 2013 yılı B6 ve B12 kazıları sırasında, bir adet heykel parçası (kol?), iki adet kurşun kenet, iki adet demir çivi, bir adet çörten parçası (aslan), bir adet sikke, cam ve seramik parçaları ile orkestra ve parodos alanlarına ait renkli mermer kaplama parçaları ele geçmiştir. Ayrıca sahne duvarının doğusunda iki adet Arkaik taç bloğu açığa çıkarılmış, bu bloklar kazı deposu bahçesine taşınmıştır. Batı ve kuzey duvarlar üzerinde, gereken güvenlik önlemleri (tel çit, uyarı levhaları) alınmasının ardından 2013 yılı bouleuterion çalışmaları sonlandırılmıştır (Resim 69). Tiyatro Kazı Çalışmaları Canan Özbil Teos Tiyatrosu, kentin kuzeyinde akropolün güneydoğu eteğinde doğal bir yamaç üzerinde yer almaktadır. Güneydoğuya yönlendirilmiş olan yapı Yunan tiyatro geleneğinde inşa edilmiştir ve ilk evresi Hellenistik Dönem’e aittir. Roma Dönemi’nde genişletilerek cavea yükseltilmiş, sahne binası büyütülerek scaenae frons ve proskenion eklenmiştir. Ele geçen mimari bloklar ve yazıtlı heykel kaideleri, MS 1. ve 2. yüzyıllarda çeşitli yapı faaliyetlerine işaret etmektedir. 18-19. yüzyıl seyyahlarının da bahsettiği tiyatroda ilk araştırmalar 1924’te Y. Bequignon ve A. Laumonier tarafından yapılmıştır. 1963 yılında, dönemin Eski Eserler ve Müzeler Genel Müdürlüğü’nün isteği üzerine Y. Boysal ve B. Öğün tarafından ilk kazı çalışmaları gerçekleştirilmiştir. Bu çalışmalarla doğu analemma’nın önünden itibaren sahne binasının büyük bir kısmı ile scaenae frons ve proskenion’a ait mimari bloklar, orkestranın kuzeybatı ucu kısmen açığa çıkarılmış ve cavea’da temizlik çalışmaları gerçekleştirilmiştir. Ayrıca 1995 yılında ise N. Tuna ve ekibi tarafından mimari belgeleme çalışmaları yapılmıştır. Teos’ta 2010 yılında başlayan yeni dönem çalışmaları ile kent genelinde ve tüm yapılarda belgelemeye öncelik verilmiştir. Bu bağlamda tiyatronun mevcut durumu da 3D lazer tarama 28 yöntemi ile belgelenerek planı çıkarılmıştır (Plan 5). 2013 yılında ise hem cavea, hem de sahne binasında kazı ve temizlik çalışmalarına başlanmıştır (Resim 70, 71). Ayrıca, blok envanteri ve parça restorasyonuna yönelik çalışmalar gerçekleştirilmiştir. Tiyatronun üst cavea’sını destekleyen tonozlu galeri ile buradan cavea’ya çıkışı sağlayan kemerli girişler yüzeyde takip edilebilmektedir. 2013 yılı çalışmaları ile ilk olarak, cavea’nın korunan en üst kısmını oluşturan bu tonozlu galeriden orkestraya doğru kapsamlı bir temizlik çalışması yapılarak, özellikle cavea yabani bitki örtüsünden arındırılmıştır (Resim 72). Daha sonra toprak ve moloz taşlar temizlenerek yapı dışına çıkarılmıştır. Cavea’yı destekleyen tonozlu koridor doğudan batıya tüm cavea boyunca devam etmektedir ve bu koridordan cavea’ya açılan dokuz adet kapı bulunmaktadır. Harçlı duvar örgüsü ile beşik tonoz şeklinde yapılmış olan galeriye çapraz tonozlarla birleştirilmiş bu kapılar ile cavea’ya giriş-çıkışın sağlandığı anlaşılmaktadır (Resim 73). Batı yarıda daha iyi korunmuş doğuya doğru ise daha çok tahrip olmuş olan söz konusu galeri ve girişlerdeki yıkıntı taşların temizliğine ve tonoz ayaklarının sağlamlaştırılmasına yönelik çalışmalara 2013 yılında başlanmıştır. Korunma durumu ve çökme tehlikesi açısından daha fazla risk taşıyan ve söz konusu galerinin cavea’nın merkezine denk gelen kısmında kuzey kemer ayağı sağlamlaştırılmıştır. 2014 yılında bu alandaki tonoz ve kemer ayaklarının sağlamlaştırılmasına yönelik çalışmalara devam edilecektir. Cavea’ya giriş-çıkışın sağlandığı kemerli girişlerin hemen önünde izleyicilerin cavea’ya dağılımının sağlandığı diazoma yer almaktadır. Diazoma tabanına dair, kısmen korunmuş harç kalıntılarından başka bir ize rastlanmamıştır. Diazoma arka duvarının ise kaide blokları açığa çıkarılmıştır (Resim 74). Yerel kireçtaşından yapılmış olan kaide blokları, yer yer kayıplar olmakla birlikte yaklaşık 70,00 m boyunca in situ olarak korunmuştur. Uzunlukları 0,60-1,40 m arasında değişen blokların birbirine kenetlerle bağlandıkları üzerlerindeki kenet yuvalarından anlaşılmaktadır. 0,45 m yükseklindeki kaide blokları, yüksek bir plinthos ve üzerinde içe açılı sade bir profile sahiptir. Üst cavea’ya ait hiçbir oturma basamağının korunmamış olduğu bu çalışmalarla teyit edilmiş ve sadece basamakların üzerine oturduğu harçlı temellerin korunmuş olduğu görülmüştür. Alt cavea’da ise Teos Tiyatrosu’nun ilk in situ oturma basamakları ve klimnakes’leri ortaya çıkarılmıştır (Resim 75, 76). Diazoma’dan yaklaşık 4,5 m aşağıda tespit edilen ilk sıra sadece 3,5 m uzunluğunda korunmuştur. Orkestraya doğru indikçe sayısı sekizi bulan oturma sıralarının korunan uzunluğu da 40,00 m’yi bulmaktadır. Ayrıca, ilki doğu analemma’ya bitişik olan beş adet klimnakes de kazılar sonucunda ortaya çıkarılmıştır. Batı analemma önünde de bir tane olması beklenen klimnakes’le, alt cavea 6 dilime (kerkides) ayrılmış olduğu anlaşılmaktadır (Plan 5). Oturma basamakları kireç taşından yapılmış olup her birinin genişliği 0,80-1,50 m arasında 29 değişmektedir. Üst kısımları, torus bitimli basit bir profile sahip olan oturma basamakları 0,70 m derinlikte ve oturma alanı, ayak koyma yüzeyinden yaklaşık 1 cm alçak işlenmiştir. 0,35 m yüksekliğindeki basamaklar, merdiven (klimnakes) başlangıcında oldukça şematize edilmiş aslan ayakları bulunmaktadır (Resim 77). Klimnakes’i oluşturan merdiven basamakları, oturma sıralarından ve birbirlerinden ayrı yapılmış olup 0,34x0,66x0,19 cm ölçülerindedir. Cavea’da yürütülen çalışmalara, kazı sezonunun sonuna yaklaşılmış olması nedeniyle yaklaşık olarak analemma ucu seviyesinde son verilmiştir. 2014 yılında cavea’nın devamı ve orkestranın tamamen kazılarak açığa çıkarılması planlanmaktadır. Hem cavea’da hem de doğu analemma duvarının üstünde ve önünde gerçekleştirilen temizlik çalışmaları sırasında birçok amorf seramik parçasının yanı sıra, sikke, ağırlık, figürin, metal objeler ve cam parçaları gibi küçük buluntular da ele geçmiştir. Bu buluntular içinde en erken olanlar MÖ 6. yüzyıla kadar gitmekle birlikte, MÖ 2. ile MS 2. yüzyıllar arasına ait olanlar sayıca daha fazladır. Geç Antik Dönem buluntularının azlığına karşın, Orta Bizans ve Beylikler Dönemi’ne ait çeşitli buluntular da az sayıda ele geçmiştir. Herhangi bir stratigrafik tabakanın söz konusu olmadığı çalışma alanında buluntuların karışık olarak ele geçtiği de göz önüne alındığında, tiyatroda, toprak akıntısının getirdiği karışık bir dolgu bulunduğu söylenebilir. Tiyatroda yürütülen çalışmaların ikinci aşaması sahne binası ve proskenion’da gerçekleştirilmiştir. 1963 yılı kazılarında doğu analemma önünden batı analemma’nın başlangıcına kadar, sahne binası ön duvarı ile proskenion’un kazısı yapılmış, scaenae frons ve proskenion’a ait birçok mimari blok ortaya çıkarılmıştır (Resim 78). Geçen zaman içerisinde büyük oranda yeniden toprakla dolan alanın, 2013 yılında tekrar kazılarak açığa çıkarılması, mimari blok envanterinin tamamlanması ve blokların yapı dışına çıkarılması gerçekleştirilmiştir (Resim 79). 2014 yılında ise yeni kazı çalışmalarına başlanacaktır. Muhtemelen Hellenistik Dönem’de inşa edilmiş olan tiyatronun Roma Dönemi’nde büyütüldüğü anlaşılmaktadır. Cavea’nın yükseltilmesi ile muhtemelen eş zamanlı olarak sahne binasına bir scaenae frons eklenmiştir. Mevcut haliyle, yaklaşık 34,00x7,00 m ölçülerindeki kısmı görünürde olan dikdörtgen planlı sahne binasının ön duvarı ve arka odaları alt kat temelleri düzeyinde korunmuştur (Resim 79). Opus caementicium tekniği ile gri Teos mermerinden (Bigio antico) yapılmış ön duvar, merkezde üç kapı ile orkestraya açılmaktadır (Plan 5). Analemmata’nın önünde de parodoi’a açılan birer kapı daha bulunduğu anlaşılmaktadır. Duvarın proskenion’a bakan ön cephesinde, merkezde dörder paye ile desteklendiği görülmektedir. 0,80x0,80 m ölçülerindeki bu payelerin 1,85 m kuzeyinde yani orkestra yönünde karşılıkları da kısmen korunmuştur ve bu alan proskenion’u oluşturmaktadır. Doğu parodos’ta ise hem analemma önünde hem de sahne binasına bitişik karşılıklı payeler bulunmaktadır. 30 Bu payelerin orkestra tarafında karşılarında da yine paye ayakları bulunmaktadır ve bunların içinden pişmiş toprak künklerin geçtiği görülmektedir (Resim 80). Doğu parodos’ta, analemma duvarına bitişik olarak yapılmış bir merdiven, yapının ilk evresinde cavea’ya giriş-çıkışın buradan sağlandığına işaret etmektedir. Muhtemelen, Roma Dönemi’ndeki yeni düzenleme ile bu merdivenler iptal edilmiştir. Analemma ile sahne arasına örülen duvar da buradaki parodos’un kapatıldığını göstermektedir (Resim 81). Ayrıca, batı analemma başlangıcında 1963 yılında kazısı yapılan alanda orkestra duvarı ve kaidesi ile tabanının çok küçük bir kısmı açığa çıkarılmıştır. Bu alanda orkestra duvarının yükseltilmiş olduğu ve cavea orkestra bağlantısını sağlayan klimnakes’in kapatılmış olduğu görülmüştür (Resim 80). Şimdiye kadar elde edilen verilere dayanarak, bütün bu düzenlemelerin, cavea’nın yükseltilerek, giriş-çıkışın tonozlu galerilerle sağlandığı evreyle aynı zamanda yapılmış olduğu söylenebilir. Ele geçen mimari bloklar ise muhtemelen Hadrian döneminde çok katlı scaenae frons ile cephenin yeniden düzenlendiğine işaret etmektedir. Önümüzdeki yıllarda yapılacak yeni kazılar ve detaylı çalışmalar, yapı evreleri hakkında daha detaylı ve kesin sonuçlar ortaya koyacaktır. Sahne binası üzerinde ve proskenion’da yürütülen kazı çalışmalarının yanı sıra yıkıntı halinde bulunan blokların yapı dışına çıkarılarak sınıflandırılması ve parça restorasyonunun yapılması da eş zamanlı olarak gerçekleştirilmiştir. Öncelikle, büyük çoğunluğu scaenae frons ve proskenion cephesine ait toplam 250 adet mimari blok numaralandırılarak plan üzerine işlenmiştir. Daha sonra, çalışmalarda, kolaylık sağlanması açısından sahne binası kapıları esas alınarak alan beşe bölünmüş ve A’dan E’ye kadar isimlendirilmiştir (Plan 5). Bunlardan E olarak adlandırılan kısım sahne binasının en batısında kalmaktadır ve henüz kazısı yapılmamıştır. Sahne binasının doğudan 3. ve 4. kapıları arasında kalan D alanının bir kısmı ise cavea çalışmaları sırasında giriş çıkışı sağlayabilmek için geçici bir yol olarak kullanılmıştır. Önümüzdeki yıl da orkestra kazılarının atık toprağı bu yoldan çıkarılacağı için söz konusu bu alandaki bloklar yerinde bırakılmıştır. Bunların dışında görünürde olan tüm bloklar yapı dışına taşınarak, tiyatronun önündeki 89 Ada 46 parselde buluntu yerlerine ve türlerine göre tasnif edilmiştir (Resim 82, 83 ) . İon ve korinth düzeni mimari elemanları, ağırlıklı olarak Hadrian Dönemi karakterinde olsa da, MS 1. yüzyıl sonuna tarihlenen yazıtlar Roma Dönemi’nde yapıda çeşitli imar faaliyetlerinin gerçekleştirildiğinin diğer kanıtlarıdır. Hellenistik Sur Kazı Çalışmaları Yusuf Polat30 2013 yılı kazı sezonunda, Teos Antik Kentinin etrafını çevreleyen Hellenistik Sur Öğr. Gör. Yusuf Polat, Anadolu Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü, C-105, 26470 Tepebaşı/Eskişehir, e-mail: [email protected], [email protected] 30 31 duvarlarının batı, kuzey ve doğu yönlerinde tespiti için kazı çalışmaları gerçekleştirilmiştir. Bu alanlardan batıdaki sondaj HS-B3, HS-B4, kuzeydeki sondaj HS-K1, doğudaki sondaj ise HS-D1 olarak adlandırılmıştır. Hellenistik Sur Batı-3 (HS-B3) Kazı Çalışmaları: Kazı evi alanından güney liman istikametine giden tali yolun kapatılması amacıyla HS-B3 sondajında kazı ve temizlik çalışmalarına başlanmıştır. Çalışmada, yol üzerinde izlenebilen duvar bloklarının ortaya çıkarılması amacıyla 1,60 m genişliğinde ve 6,00 m uzunluğunda, 0,30 m derinliğinde sondaj yapılarak 11,30 m uzunluğunda duvar hattı ortaya çıkartılmıştır. Sur duvarının 11,00 m’lik hattına hemen hemen dikey olarak yaklaşık 6,50 m uzunluğunda başka bir duvar hattı doğu-batı yönlü olarak ortaya çıkartılmış olup devam eden duvar hattının kesintiye uğradığı belirlenmiştir. Burada olasılıkla Hellenistik sura ait kulelerden biri olmalıdır (Resim 84). Alanda ele geçen küçük buluntular arasında kandil ve seramik parçaları ile çok sayıda siyah firnisli Hellenistik Dönem’e tarihlenen seramik parçaları ele geçmiştir. HS-B3 açmasındaki duvar hatlarının kesilmesi sebebiyle buradaki çalışmalar sonlandırılmış ve yine kuzey-güney yönlü tali yolun üzerinde görülen duvar bloklarının ortaya çıkartılması amacıyla kazı çalışmaları kuzeye kaydırılarak devam ettirilmiştir. Bu alandaki kazı çalışmasında ise toplamda 16,50 m uzunluğunda bir duvar hattı ortaya çıkartılmıştır. Hattın kuzey ucunda iki adet duvar bloğunun yerinden kaymış olduğu saptanmıştır. Yine duvar hattının kuzey ve güney ucunda duvar bloklarının devam etmediği ve duvarın bu alanlarda kesintiye uğradığı belirlenmiştir (Resim 85). Söz konusu bu duvar kalıntısı Hellenistik sur duvarının kent dışına bakan dış yüzü olmalıdır. Kuzey-güney yönlü devam eden tali yolun başlangıcında yer alan ve kısmen izlenebilen duvar hattının kazı ve temizlik çalışmaları yapılmıştır. Hellenistik sur duvarının üzerinde temelleri bulunan hayvan damının bitişiğinden başlanan kazılarda toplam 51,50 m uzunluğunda sur duvarının kent dışına (batıya) bakan yüzü ortaya çıkartılmıştır (Resim 86). Çalışmalarda Hellenistik Dönem seramik parçaları ile MS 11.-12. yüzyıla tarihlenen iyi kaliteli yeşil sırlı Bizans Dönemi’ne tarihlenen seramik parçaları, 3 adet pişmiş toprak ağırlık ve 1 adet pişmiş toprak tiyatro bileti ele geçmiştir. Hellenistik Sur Batı-4 (HS-B4) Kazı Çalışmaları: Teos antik kentinin batısını çevreleyen surların kuzey sur hattıyla bağlantısının tespit edilmesi amacıyla HS-B4 adıyla bir sondaj açılmıştır. Kazı çalışmalarına akropol’ün 150 m güneydoğusunda bulunan sur hattının izlenebilen son sur duvar bloğunun olduğu alanda 7,50 x 5,00 m ölçülerindeki bir açma ile başlanmıştır (Resim 87). Çalışmanın bu alanda yapılmasının bir diğer nedeni ise, yüzey araştırmaları sırasında bu alanda tespit edilen in situ yapı yazıt bloğudur. 1,00 m uzunluğunda, 0,70 m yüksekliğindeki yazıt, sur duvarın orijinal bloğu olarak olasılıkla bir giriş kapısının kuzey yan yüzüne aittir. 9 satırdan oluşan yazıtın önemi, sur yapım inşası ile ilgili olmasıdır (Resim 88, 89). 32 ἐπιστατούντων Μητρᾶδος τοῦ Ἀρισταγόρου, Ἀπατουρίου τοῦ Φανοδίκου, Δημετρίου τοῦ Ὀνησίμου ἡ γενομένη δαπάνη εἰς τὴν ἐποικοδομίαν τοῦ τείχους τῶν ὑπολιπὼν λιθίνων καὶ τῆς ἐποικοδομίας τῶν πλιθίνων δραχμαί ���ΔΗ ΙΙΙΙ ὀβολοὶ καὶ Ἀλεξ(ανδρεῖαι δραχμαὶ) ΗΗΗΔΔ Aristagoras oğlu Metras, Phanodikos oğlu Apatourios ve Onesimos oğlu Demetrios’un denetimi altında surun geri kalan taş sıralarının inşatı ve kerpiç kısımların yapımı için yapılan harcama: 5560 drakhma 4 Obolos ve 320 Aleksandros drakhması. HS-B4 sondajında yapılan kazı çalışmalarının ardından, yazıtlı duvar bloğunun 2,80 m batısında +15,71 m kotunda duvar sırası tespit edilmiştir. Bu alandan ele geçen seramik parçaları arasında az miktarda MÖ 7. ve 6. yüzyıla tarihlenen Geç Geometrik-Arkaik Dönem seramikleri, MÖ 5. yüzyıl sonu-MÖ 4. yüzyıl başlarına tarihlenen seramik parçaları ile MÖ 2. yüzyıl ortalarına tarihlenen Hellenistik Dönem seramik parçaları bulunmaktadır. Alanda yapılan çalışmalarda, söz konusu duvarın 2,80 m güneyinde bir duvar sırası daha ortaya çıkarılmıştır. Bu alanda gerçekleştirilen kazılarda +15,30 m kotunda, doğu-batı yönlü, batıdan 2,10 m, doğudan ise 2,80 m açıklığa sahip bir giriş tespit edilmiştir. Girişin batısında 2,10 m olan kapı açıklığı, muhtemelen Geç Roma Dönemi’nde, 1,15 m’ye kadar daraltılarak kullanılmış olmalıdır. Girişin arasındaki zeminin +14,93 m kotunda döşeme taşlarıyla kaplanmış olduğu belirlenmiştir. HS-B4 sondajında sur duvar kalınlığı 3,80 m’dir (Resim 88). Çalışmalar girişin güneyine doğru kaydırılarak, girişin sur ile bağlantısının nasıl olduğu sorusuna cevap aranmıştır. Yapılan kazı çalışmalarında, surun üç kademeli olarak toplam 3,85 m genişliğine sahip olduğu, muhtemelen Geç Roma Dönemi’nde giriş içerisinde, inşa yazıtının doğusunda, eklentiler yapılarak tekrar kullanıldığı tespit edilmiştir (Resim 88). Aynı zamanda girişin güney duvarının 1,20 m güneyinde doğuya yönlendirilmiş, +14,70 m kotunda “HΡΟΔΟΤΟ” yazılı sur duvar bloğu ortaya çıkarılmıştır. Bu yazıttan dolayı söz konusu kapı, Herodot Kapısı olarak adlandırılmıştır. Sonuç olarak HS-B4 açmasında saptanan giriş yapısının kentin kuzeybatı sınırındaki giriş kapılarından birini oluşturduğu ve 2,10 m genişliğiyle kente giriş-çıkışı sağlayan ara girişlerden biri olduğu öngörülebilir. Girişin kuzey duvarındaki in situ yapı yazıtı, sur duvarını yaptıran kişiler ve yapım-tamirat masrafları hakkında bilgiler vermektedir (Resim 89). Hellenistik Sur Kuzey-1 (HS-K1) Kazı Çalışmaları: B4 açmasının 75 m kuzeydoğusunda, gerçekleştirilen yüzey araştırmaları sırasında tespit edilen iki adet işlenmiş, düzgün 33 kesimli duvar bloğunun sur duvarına ait olabileceği düşünülerek bu alanda kazı çalışmalarına başlanmıştır. Yapılan kazı çalışmalarında sur duvarına ait birbirine bitişik 7 sur bloğu ortaya çıkartılmıştır. Açmanın kuzeyine doğru sondaj genişletilerek duvar kalınlığı tespit edilmeye çalışılmış, ancak herhangi bir dış duvar sırasına rastlanılmamıştır (Resim 90, 91). Hellenistik Sur Doğu-1 (HS-D1) Kazı Çalışmaları: Teos antik kenti güney limanının 240 m batısında, kuzey-güney akslı birbirine bitişik 4 adet bloğun bir duvar sırası oluşturduğu görülmüş ve bu blok sırasının Hellenistik sur ile bağlantısının olup olmadığının tespiti için kazı çalışmalarına başlanmıştır (Resim 92). Kuzey-güney akslı duvar sırasının güneyine doğru sur hattı boyunca yüzeyden temizlik çalışmaları yapılmış, 25,00 m uzunluğunda, 2,40 m genişliğinde sur duvarı hattı takip edilerek ortaya çıkartılmıştır. 25,00 m’lik alanda tespit edilen sur duvarının 22,00 m güneyinde 3,00 m genişliğinde bir iç duvar hattı belirlenmiştir (Resim 93). 3,00 m kalınlığında Hellenistik sur duvar bloklarının yüzlerinin bosajlı olduğu, içte atkılı ve duvar aralarında çeşitli boyutlarda taşlarla dolgu yapıldığı gözlemlenmiştir. Bu alanda yapılan temizlik çalışmalarında, duvar sırasının kalınlığının tespit edilmesinin ardından, 2,40 m x 25,00 m boyutlarındaki kazı ve temizlik çalışmalarının yapıldığı alan, 4,50 x 35,00 m boyutlarına genişletilmiştir. Bu alandaki temizlik çalışmalarında yüzeyden bir adet pişmiş toprak tezgâh ağırlığı ele geçmiştir. Devam eden kazı çalışmalarında kuzey-güney doğrultusunda, 28,00 m düz olarak devam eden sur duvarı, 12’lik açıyla güneybatıya doğru kıvrılmıştır. Kazısı yapılan alanın 60,00 m güneybatısında ise aynı aksta bulunan ve 3,00 m kalınlığında tespit edilen duvarla birleştiği anlaşılmıştır. Ayrıca yine bu seviyede sur hattı üzerinden kuzeydoğu-güneybatı yönlü İZSU’ya ait temiz su boru hattı ortaya çıkartılmıştır (Resim 94). HS-D1’in 60 m güneybatısında bulunan 5,00 m uzunluğundaki sur duvarında yapılan temizlik çalışmalarında duvar taşlarının çevresi 0,10 m kadar derinleştirilerek, bu alandaki sur duvar hattı belirgin hale getirilmiştir. Yapılan kazı çalışmalarında sur duvarının batısında +1,93 m kotunda, sur duvar bloğu olarak devşirme kullanılmış bir yazıt bloğu tespit edilmiştir. Söz konusu yazıt toplam 29 satırdan oluşmakta ve kentin Erken Klasik Dönem’i hakkında bilgiler vermektedir (Resim 95). Agora Tapınağı (Apollonis Eusebes Apobateria ?) Çalışmaları D. Özlem Yalçın31 Teos Antik Kenti 1. derece arkeolojik sit alanı içerisinde yer alan 89 ada 32 parsel’in güneybatısındaki yapı Agora Tapınağı olarak adlandırılmıştır. 2011 yılında yapının mevcut durumu Arş. Gör. D. Özlem Yalçın, Ankara Üniversitesi, Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi, Arkeoloji Bölümü, Klasik Arkeoloji Anabilim Dalı, 06100 Sıhhiye / Ankara, e-mail: [email protected] 31 34 belgelenmiş, çevrede yer alan ve görülebilen blok ve sütunlar kayıt altına alınmış ancak yapının bulunduğu parsel o tarihlerde şahıs arazisi olduğundan temizlik ve kazı çalışmalarına başlanamamıştır (Resim 1). Agora Tapınağı konum olarak Bouleuterion’un güneydoğusunda bulunmaktadır. Tapınağın bulunduğu 32. parselin kuzeyinde, Bouleuterion’un da kuzeyinden geçen doğu-batı uzantılı toprak yol bulunmaktadır. Yine aynı parselin doğusunda ise kuzey-güney doğrultulu uzanan ve Güney Liman’a ulaşan yol yer almaktadır. Bulunduğu parsel kamulaştırılan Agora Tapınağı’nın 2013 yılı çalışmaları kapsamına alınmasının sebebi geçmiş yıllarda da çeşitli hafirler tarafından araştırma yapılmasına rağmen planı konusunda net bir veri bulunmayışıdır. 2013 yılı kazı sezonu çalışmaları kapsamında alanda bulunan yoğun bitki örtüsü ile tapınağın hemen yanında yer alan ağılın kaldırılmasının ardından yapılacak kazı çalışmaları ile yapının rölövesinin çıkartılması amaçlanmıştır. Çalışmalar öncesinde bahsi geçen yoğun bitki örtüsü ve ağıl yapısı sebebiyle güçlükle tespit edilebilen tapınak ve özellikle tapınağın batısı boyunca uzanan, olasılıkla yakın bir geçmişte tarım arazisi oluşturmak amacıyla buraya yığılan taşların üzerinde yer alan bitkiler temizlendikçe, çok sayıda sütun tamburu ve üst yapı elemanı ortaya çıkarılmıştır (Resim 96). Yine bu yığma duvar ve çevresinde çok sayıda yazıt parçası ele geçmiştir. Tapınağın çevresinde 20 metre çapındaki alanın ot temizliğinin ardından, yapının kuzeydoğu köşesinde yer alan ağıl kaldırılmış, bu alanda haşerelere karşı ilaçlama da yapılmıştır. Alanda çalışmaların daha sağlıklı ilerleyebilmesi amacıyla doğu-batı uzantılı olarak 57,50 metre ve kuzey-güney doğrultusunda 52,00 metrelik alan, her biri 8,2 x 5,8 metre ölçülerinde 63 plankareye bölünmüştür. Tapınak alanını içine alan bu 63 plankare, önümüzdeki yıllarda Agora alanının tamamında yapılacak kazı çalışmaları da öngörülerek, bouleuterion ve çevresindeki plankare sisteminin izdüşümü göz önüne alınarak oluşturulmuştur. Tapınak ve çevresinin tamamen temizlenmesi sonrasında, mevcut bloklar numaralandırılmıştır. Her bir bloğun fotoğrafı çekilmiş ve yer gps’i ile konumları belirlenerek bu noktalar antik kentin rölöve planına işlenmiştir. Bununla beraber blokların çizimleri plan üzerinde tamamlanamamıştır. Çalışmalar esnasında ele geçen moloz taşlar arasındaki mimari eleman parçaları ile amorf mermer parçaları ayıklanmıştır. Moloz taşlar bouleuterion’un bulunduğu parselin güneydoğu köşesine yığılmıştır. Profil veren parçalar geçici olarak tapınağın naos içerisine pronaos duvarının kenarına istiflenmiştir. Bu temizlik çalışmaları kapsamında, 14 yazıtlı parça ile 65 mimari bezeme parçası kazı evi deposuna getirilmiştir. 35 KONSERVASYON VE RESTORASYON ÇALIŞMALARI Musa Kadıoğlu Teos’ta 2013 yılı konservasyon ve restorasyon çalışmaları, Dionysos Tapınağı, Bouleuterion ve antik tiyatroda gerçekleştirilmiştir. İlk arkeolojik kazı çalışmalarının başladığı 1862 yılından beri toprak üstünde kalan Dionysos Tapınağı’nın mimari blokları gerek hava koşulları, gerek insanların verdiği tahribattan oldukça etkilenmiştir. 2013 yılı kapsamında tapınağın kuzeybatısında, tapınak ile tapınağı çevreleyen kuzey ve batı stoa arasında kalan alandaki mimari blokların tasnifi ile blok restorasyonu gerçekleştirilmiştir. Bu alanda belgelenen hem tapınak mimarisine hem de kuzey ve batı stoa’ya ait mimari bloklar kuzey stoa’nın kuzeyindeki boş alanda tasnif edilmiş ve parçaları bulunan bloklar Araldite AY 103 epoksi türü yapıştırıcı ile tümlenmiştir. Stoa’lara ait sağlam mimari bloklar ile tümlenen mimari bloklar batı ve kuzey stoa’nın korunmuş olan euthynteria blok sırası üzerine yerleştirilmişlerdir. Tapınağa ait mimari bloklar, en kuzeyde sima blokları en güneyde ise kaide blokları olmak üzere tapınak üst yapısında yer aldıkları sıra takip edilerek güneye doğru sıralanmıştır (Resim 97-100). Aşağıda Dionysos Tapınağı’nda restorasyonu gerçekleştirilen mimari blokların listesi yer almaktadır. Sıra No Envanter No Blok Adı 1 A1+A2 Arşitrav 2 A30 Arşitrav 3 B29 Mimari Duvar Bloğu 4 DG9 Dor Geisonu 5 DK34 Diş Sırası Korniş 6 DK36 Diş Sırası Korniş 7 DS11+DS12 Diş Sırası 8 İB3+İB19 İon Başlığı 9 İB8+İB10 İon Başlığı 10 K18+K29 Sütun Kaidesi 11 Kemer Blokları Kemer Bloğu 12 T89 Sütun Tamburu 13 T97+T94 Sütun Tamburu 14 Kuzeybatı Arşitrav Arşitrav 2013 yılında özellikle antik kentin Bouleuterion’undaki konservasyon ve restorasyon çalışmalarına ağırlık verilmiştir. Bu bağlamda cavea’nın kuzey analemma duvarı ile sahne binasının ön duvarının kazılar sırasında ortaya çıkarılan orijinal mimari bloklarının kısmi anastylosis’i yapılmıştır. Tüm mimari blokların orijinal yerlerinin bulunamaması sonucu kuzey analemma duvarı tümüyle tamamlanamamıştır. Bu çalışmalara 2014 yılında da devam edilecektir (Resim 101-102). 2013 yılı kazı çalışmalarında büyük oranda ortaya çıkarılan Bouleuterion’un batı duvarı da aynı 36 şekilde duvarın kazılar sırasında bulunan orijinal mimari blokları ile kuzeybatı ucuna kadar ayağa kaldırılmıştır. Batı duvarının orijinal atkılı sisteminden farklı hiçbir bağlayıcı malzeme, duvarın restorasyonunda kullanılmamıştır (Resim 103-104). Ayrıca sahne binası üzerinde sürdürülen kazılarda ortaya çıkarılan mimari bloklar ile cavea’ya ait oturma basamaklarından parçaları bulunmuş olanlar tümlenmiştir. Aşağıda bu blokların listesi yer almaktadır: Sıra No Envanter No Blok Adı 1 53 Oturma Basamağı 2 97a+97b+97c Sütun 3 116 Triglif-Metop 4 190 Korniş 5 217 Sahne Duvarı Bloğu 6 280 Sahne Duvarı Bloğu 7 289 Triglif-Metop 8 365a+365b+365c Sütun 9 407 Analemma Bloğu 10 428+430 Analemma Bloğu 11 444 Lento 12 537 Simalı Diş Sırası 13 597 Sahne Duvarı Bloğu 14 598 Duvar Bloğu 15 613 Duvar Bloğu 16 638 Simalı Diş Sırası 17 Sahne Duvarı Sahne Duvarı Bloğu 18 3. Klimnakes en üst sıra Merdiven Basamağı 19 Oturma basamağı Oturma Basamağı 2013 yılında ilk kez kazı çalışmalarına başlanan antik tiyatroda öncelikli olarak 1960’lı yıllarda Prof. Dr. Yusuf Boysal ve Doç. Dr. Baki Öğün tarafından yapılan çalışmalarda ortaya çıkarılan sahne binası ve scaenae frons’a ait mimari bloklar tiyatronun güneyine taşınmıştır. Scaenae frons ve proskenion cephesine ait mimari blokların bulunan kırık parçaları aynı yöntem uygulanarak Araldite AY 103 marka epoksi ile yapıştırılmıştır (Resim 105-106). Birleştirmede herhangi bir paslanmaz krom ya da fiberglas kullanılmamıştır. Aşağıdaki listede tiyatroda restorasyonu yapılan bloklar yer almaktadır: Sıra No Envanter No Blok Adı 1 32 Sütun Başlığı 2 33+63 Yarım Sütun Plaster 3 43 Sütun Kaidesi 4 71 Diş Sırası 5 94 Kaset 37 6 96+210 Kaset 7 99 Yarım Sütun Plaster 8 116 Diş Sırası 9 119 Yazıtlı Heykel Kaidesi 10 134+224 Yarım Sütun Plaster 11 195 Yarım Sütun Plaster 12 222 Yarım Sütun Plaster 13 223 Yarım Sütun Plaster 14 225+229 Yarım Sütun Plaster 15 Merdiven Basamağı 7. sıra Oturma Basamağı 16 Yazıtlı Heykel Kaidesi Yazıtlı Heykel Kaidesi Üst cavea’yı taşıyan tonozlu galeride de sağlamlaştırma çalışmaları gerçekleştirilmiştir. Özellikle koridorun yıkılma tehlikesi bulunan kuzey ayağı, yaklaşık 10,00 m uzunluğunda orijinal taşlarıyla örülerek sağlamlaştırılmıştır (Resim 107-108). Prof. Dr. Musa KADIOĞLU Teos Kazı Başkanı 38
Benzer belgeler
30 KAZI 2. CLT.indd - University of Toronto
sondajdan farklı olarak 20 numaralı sondajda sadece bir yapı evresi tespit edilebilmiştir. Burada 13
ve 15 numaralı duvarın belirlediği bir mekânın sadece kuzeydoğu kısmı koruna gelmiştir. Buradaki...