Maden İşletmelerinde Olası Riskler ve Risklerin Değerlendirilmeleri
Transkript
Maden İşletmelerinde Olası Riskler ve Risklerin Değerlendirilmeleri
2016 RİSK DEĞERLENDİRME BÜLTENİ “Hasar servisi ve underwriterlar için mühendislik branşı risk ve hasar değerlendirmeleri” MADEN İŞLETMELERİ Sayı: 2016/05 Ekol Sigorta Ekspertiz Hizmetleri Limited Şirketi Haziran 2016 Risk ve Mühendislik Grubu Bülteni GİRİŞ Yapılan araştırmalar ülkemizde çalışan sayısı bakımından en fazla ölümlü iş kazasının meydana geldiği ve kaza oranı bakımından en riskli sektörün madencilik sektörü olduğunu göstermektedir. Günümüzde iş kazaları ve meslek hastalıklarının değerlendirilmesi ve risk analizi çalışmaları iş kazası oranlarının azaltılması amacıyla büyük bir ivme kazanmıştır. Buna paralel olarak en yüksek iş kazası oranına sahip olan madencilik sektöründe de yoğun çalışmalar yapılmaktadır. Maden ocaklarında risk içeren işlemler için risk değerlendirmesinin yapılması, hem yasal bir zorunluluk hem de işletmenin sağlıklı olarak hayatını idame ettirmesi için öncelikli konular arasındadır. Dünyada çok sayıda örneği bulunduğu üzere sigortacılık sektörü iş sağlığı güvenliği açısından risklerin yönetilmesi konusunda her zaman öncü ve denetleyici olmaktadır. Bu kapsamda 6 Şubat 2015 tarihinde yayımlanan 29259 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile Yer altı ve yer üstü kömür madenciliği, kömürden gayri yer altı madenciliği faaliyetlerinde bulunan gerçek ve tüzel kişiler, söz konusu faaliyetlerin icrası esnasında meydana gelebilecek kazalar sonucu tesislerinde istihdam ettikleri, üretim ve üretim hazırlığı faaliyetinde bulunan personeli için "Maden Çalışanları Zorunlu Ferdi Kaza Sigortası(MÇZFKS)" yaptırmak zorunlu hale getirilmiştir. Zorunlu ferdi kaza sigortaları kapsamında yapılacak olan risk incelemeleri de iş kazalarının minimize edilmesi açısından ciddi bir öneme sahiptir. Özellikle ülkemizde meydana gelen ve çok sayıda işçinin yaşamını yitirdiği Soma Maden Kazası sonrası madenler kontrol altına alınmak istenmiştir. Bu kapsamda sorumluluk sigorta şirketleri ile paylaşılarak otokontrol mekanizmasının oluşturulması hedeflenmiştir. İncelemelerin fayda sağlayabilmesi ancak ve ancak doğru yöntemin tespit edilmesi ile mümkündür Bu bülten kapsamında da doğru bir risk değerlendirmesinin yapılabilmesi için mevcut risklerin incelenmesi konu edilmiştir. Maden Ve Madencilik Maden ve Madencilik Nedir? Maden(Cevher), Türk Dil Kurumu’na göre yer kabuğunun bazı bölgelerinde çeşitli iç ve dış doğal etkenlerle oluşan, ekonomik yönden değer taşıyan mineral anlamına gelmektedir. Her mineral cevher değeri taşımaz. Bir mineralin cevher değeri taşıması için piyasa şartları gibi bir takım ekonomik etkenlerce belirlenen tenör değerlerine sahip olması gerekir. Tenör bir cevherin içerisinde bulunan miktarını belirtmek amacıyla kullanılan bir terimdir. Maden sözcüğü aynı zamanda "maden ocağı" anlamında da kullanılır. Madencilik; Yer altındaki madenlerin araştırılması, çıkarılması ve işletilmesiyle ilgili teknik ve yöntemlerin bütünü olarak tanımlanmaktadır. Ekonomik önemi bulunan minerallerin rasyonel bir şekilde endüstriye sağlanması için geliştirilmiş uygulamalı bilim dalıdır. Maden yataklarının aranması, projelendirilmesi, işletilmesi ve çıkarılan madenin zenginleştirilmesi ile ilgili işlemleri içerir. 1 Madencilik Sektörünün Dünya ve Türkiye’ deki Yeri ve Önemi Sektör birçok endüstrinin ilk tedarikçisi konumunda olması sebebiyle küresel ekonominin temel taşlarından biridir. Dünya maden rezervlerinde önemli payları olduğu gibi dünya maden üretiminde de rol oynayan ülkelerin başında ABD, Çin, Güney Afrika, Kanada, Avustralya ve Rusya gelmektedir. 19. yüzyılda en çok maden üretimi Avrupa’da yapılmış ve dolayısıyla dünyada ilk sanayileşme Avrupa’da gerçekleştirilmiştir. 20. yüzyılda ise en çok maden üretimi ABD’de yapılmıştır. Günümüzde ise maden üretimi ve tüketiminde başı çeken ülke Çin’dir. Tarihsel olarak sanayileşme her zaman madencilik üretimindeki gelişme ile paralel olmuştur. Madencilik diğer sanayilerle doğrudan ilişkili katma değer sağlayan lokomotif sektörlerden biridir. Çin, dünyada en çok madenin üretildiği ve tüketildiği ülke konumuna gelmiştir. Ülkesine çekmeyi başardığı yaklaşık 1,5 trilyon dolarlık doğrudan yabancı sermaye yatırımları sayesinde sanayileşme yarışında bugün en önde yer almaktadır. 2003 yılından itibaren Çin’in ani talep artışı karşısında dünya maden üretimi Çin’in maden talebini karşılayamamıştır. Arz-talep arasındaki boşluktan dolayı dünyada enerji ve metal fiyatları hızlı bir şekilde artma eğilimine girmiştir. Maden ve madenciliğe dayalı sanayilerin ABD ekonomisi içindeki payı ise %16'dır. Rusya’nın 318 milyar $'ı bulan toplam ihracatının yaklaşık %80'i madencilikten kaynaklanmaktadır. Ülkemizin toplam maden ihracatı yıllık yaklaşık 3.5 milyar $'dır. Maden ve madenciliğe dayalı sanayilerimizin ekonomiye katkısı ise yaklaşık 25-30 milyar $'dır. Ülkemiz ise üzerinde bulunduğu jeolojik yapının bir sonucu olarak dünyada kendi hammadde gereksiniminin önemli bir bölümünü karşılayabilen maden çeşitliliğine sahiptir. Bor madeni, endüstriyel hammaddeler, mermer gibi bazı madenlerde dünya ölçeğinde rezerve sahip olmamızın yanı sıra başta krom, manyezit, feldspat, kil, kömür, altın ve gümüş rezervleri olmak üzere, sanayi sektörü için gerekli hammaddeleri karşılayabilecek büyüklükte rezervlere sahip nadir ülkelerden biri konumundadır. Doğal kaynakların, insanların yaşamındaki önemi herkes tarafından bilinmektedir. Türkiye, Dünyada 132 ülke arasında yapılmış bir çalışmada toplam maden üretimi itibariyle 28. üretilen maden çeşitliliği açısından da 10. sırada yer almıştır. Madencilik Sektöründe İş Kazalarının İncelenmesi Madencilik, doğası gereği sayısız risk unsurunu içinde barındıran ve kaza frekansının çok yüksek olduğu sektörlerin başında gelmektedir. SGK’ nın resmi web sitesinde yayınlanmış olan son verilerine göre iş kazaları arasında madencilik sektörünün en ön sırada olduğu görülmektedir. Sektörde çalışan işçi sayısı da göz önüne alındığında iş kazası oranının en yüksek olarak gerçekleştiği sektörün madencilik sektörü olduğu tespit edilmektedir. 2 Yapılan araştırmalara göre ülkemizde yaşanmış olan maden kazalarının ortalama: 3 Ancak ülkemizde son 30 yılda vuku bulan 5 ve daha fazla ölümlü Kömür Madeni Kazaları özelinde inceleme yapıldığında ise grizu patlaması sebepli hadiselerin yoğunluklu olduğu saptanmıştır. Son yıllarda dünyada yaşanan gelişmelere takip eden ülkemizde, risk analizi çalışmalarının önemi artmış olup, yakın zamanda meydana gelen Soma Maden Kazası sonrası uluslararası sözleşmeler(ILO) imzalanmış, risk analiz çalışmalarıyla ilgili detaylar ülkemiz iş sağlığı ve güvenliği yönetmeliğinde yapılan yenilemeler sonucunda ulusal yönetmeliklerimizde yerini almıştır. Yapılan iyileştirme ve yenileme çalışmaları sayesinde, risk analiz çalışması madencilik sektöründeki işletmelerde yasal bir zorunluluk haline gelmiştir. Takip ve uygulamadaki en büyük sorumluluk riskin meydana gelmesi halinde en büyük zararı görecek olan maden işletmecisi ve çalışanlarına ait olup söz konusu yasal zorunluluğun gereklerini yerine getirmek işletme yetkilileri tarafından angarya olarak görülmemeli, risk analiz çalışmasının sağlayacağı yararlar göz önünde bulundurulmalıdır. Bu kapsamda bilinç oluşturma görevi ise denetleme faaliyetlerini yürütecek olan uzmanlara düşmektedir. 4 Madenlerde Risk Değerlendirmesi Risk İncelemelerinin Amaçları Çalışma kapsamında yapılacak olan Risk İncelemesinin amaçları şöyle sıralanabilir; Madenlerde çalışan işçilerin can güvenliğinin korunması(Ana Amaç), Maden işletmelerinde mal güvenliğinin korunması, Maden işletmelerinde iş sürekliliğinin sağlanması, Milli varlıkların korunması Risk incelemeleri maden işletmelerinin çalışma ruhsatı talebi öncesi yaptırılması zorunluluk olması gereken, talep evrakları ile birlikte ilgili mercilere sunulması ve işletme dönemi boyunca sık periyotlarla yenilenmesi gereken çalışmalar bütünüdür. Madenlerin sürekli değişen yapıları sebebiyle mevcut riskler de sürekli olarak değişiklik gösterebilir. Diğer hiçbir sektör ile benzerlik göstermeyen risk unsurlarını barındırması sebebiyle inceleme periyotlarının daha sık olması gerekliliği göz ardı edilmemelidir. Uzmanlarca analiz edilen risklerin en doğru ve açık şekilde işletme yetkilileri ile paylaşılması ve tespit edilen risklerin bertarafı amacıyla doğru ve gerçekçi(ülke ekonomik durumu, fiziki koşullar vb.) önerilerde bulunulması sonuç alınması için hayati öneme sahiptir. Aksi durumda risklerin tespit edilmiş olması hiç bir anlam ifade etmeyecektir. Diğer aşama ise paylaşılan önerilerin belirli bir süre sonunda yapılıp yapılmadığının ve etkinliğinin denetlenmesidir. Bu çevrimin hiç durmaksızın tüm işletme dönemi boyunca devam etmesi etkin sonuçlar alınmasını, iş ve işçi güvenliğini etkin bir şekilde sağlayabilecektir. Unutulmamalıdır ki her risk uygun önlemler ile kontrol altında tutulabilir, işçilerin can güvenliği korunabilir. 5 Madencilik Teknikleri Uygulanacak olan maden çıkarma metodu cevherin miktarı, şekli, yer kabuğu içerisindeki dağılımı ve derinliği, yer altı sularının durumuna ve buna benzer sebeplere göre değişlik göstermektedir. Farklı madencilik tekniklerinde tehlike ve riskler de farklılık göstermektedir. Bu nedenle madencilik tekniklerinin açıklanması ihtiyacı doğmaktadır. Madencilik teknikleri açık ocak madenciliği ve yer altı madenciliği olmak üzere iki ana grupta incelenir. Teoride her maden açık ocak madenciliği ile işlenebilmektedir. Ancak birçok nedenle pratikte uygulama değişmektedir. İş güvenliği açısından her iki işletme türünün de benzer yanları olmasının yanında kapalı ocak / yeraltı madenciliği daha fazla tehlike barındıran ve iş güvenliği açısından üzerinde daha fazla durulması gereken bir alandır. Açıklayıcı olması amacıyla başlıca madencilik teknikleri basitçe aşağıda yer almaktadır. Uzman Maden Müh. M. Bahadır YAŞACAN 6 a) Açık ocak madenciliği Yer altında bulunduğu saptanmış ya da mostra ( jeolojide herhangi bir jeolojik birimin, ana kaya, sığ çökeltiler ya da değişik minerallenmelerin, herhangi bir kazı yapmadan yüzeyde gözlenebilen kısmına verilen isim) vermiş madenin ekonomik olarak, yer altına inilmeden üzerindeki örtü tabakasının kaldırılarak kazanılması işlemini anlatan madencilik yöntemidir. Maden yatağındaki faydalı mineralin hemen hemen tamamı üretilebilmektedir. Yeraltı madenciliğine göre başlıca avantajları; Randıman yüksektir. (Yüksek kapasiteli ekipmanlar) Maliyet yeraltına nazaran daha düşüktür. (Yüksek kapasiteli ekipmanlar) Üretim istenilen zamanda artırılabilir veya azaltılabilir. Yeraltında karşılaşılan zorluk ve tehlikelerin büyük bir kısmı ortadan kalkmaktadır. Havalandırma sorunu yoktur. İş kazaları yer altı madenciliğine göre daha azdır. Ocağın kontrolü kolaylıkla yapılabilir. Açık işletmenin en belirgin dezavantajı ise iklimin müsait olmadığı yerlerde veya mevsimlerde açık işletme faaliyetlerinin aksamasıdır. Başlıca açık ocak madenciliği yöntemleri; Açık-oyuk teras madenciliği Açık-oyuk teras madenciliği maden kütlelerinin yüzeye çok yakın ve her üç boyutta eşit dağılım gösterdiği durumlarda tatbik edilir. Bu tür maden çıkarma ocakları teraslar halinde gittikçe derinleşen çanak görünümündedirler. Yüzeydeki kaya ve toprak örtüsü alındıktan sonra delikler açılır, patlayıcı maddeler yardımı ile maden parçalanarak daha önce oyulmuş olan orta kısma toplanır. Madenler buradan dışarı taşınır. Taşıma işlemi, küreklerle olabileceği gibi en alt kısma yerleştirilen tünel römorkları ile yeraltından da yapılabilir. Bakır madenlerinin çoğu bu metodla çıkarılır. Molibden, alüminyum (boksit) ve uranyum madenleri için de bu metod geçerlidir. Bu metodun en büyük faydası, emniyetli ve ucuz üretim sağlamasıdır. Açık-oyuk şerit madenciliği Açık-oyuk şerit madencilik metodu, yüzeye yakın yatay doğrultuda yayılmış maden yatakları için elverişlidir. Maden çıkarılan sahanın hafif meyilli olması, işi kolaylaştırır. Maden ocağı, dibi yassı çanak biçimindedir. Toprak, şerit halinde açılır. Ters istikametten, bu şeride paralel bir şerit daha açılır. Bu şeritten çıkan maden diğer şerit üzerine aktarılarak işlem devam eder. Modern ekskavatörlerle, şerit açma işlemi ve madenin nakli çok kolay olur. Bu tür madencilik umumiyetle kömür işlerinde tatbik edilir. Kömür, yumuşak bir maden olduğu için kazılması da kolaydır. b) Yer altı madenciliği Açık işletme metodu uygulaması ekonomik olmayan maden yataklarına tavanın göçertilmesi, açılan boşluğun doldurulması veya topuklar bırakılması esaslarına göre uygulanan üretim sistemine yer altı madenciliği denir. Üretim yöntemi seçimine etki eden parametreler aşağıda sıralanmıştır; Cevher yatağının fiziksel ve jeolojik karakteristiği (geometri, kalınlık, eğim, derinlik vs) Cevher zonu ve yan taşların tabaka koşulları Madencilik ve sermaye maliyetleri İşe yararlılık ve emek maliyeti Çevresel düzenleme Başlıca yer altı madenciliği yöntemleri; 7 Oda topuk yöntemi Oda topuk yöntemi yeraltı madenciliğinde kullanılan bir üretim şeklidir. Yatay bir düzlemde oluşmuş olan cevheri üretmek için seçilebilecek yöntemlerden biridir. Temel olarak, cevherin üretimi sırasında, madenin üzerinde oluşan yükü dengelemek için bırakılan topuklar ve üretimin gerçekleşmiş olduğu odalardan oluşur. Genelde kömür, demir ve bakır madenlerinde tercih edilir. Yöntemde en önemli olan, topukların boyutlarıdır. Bırakılan topuklar çok küçük olursa, tavanın oluşturduğu yükü dengeleyemez ve maden çöker. Ancak topuklar çok büyük bırakılırsa, üretilmesi gereken cevher ocak içinde bırakılacağından, maden ekonomik değerini kaybedebilir. Topukların boyutlarını belirleyen birçok değişken vardır. Bunlardan bazıları; üretimi yapılan madenin türü, tavan yüksekliği, tavan taşı ve kayaç durumlarıdır. Yöntemin en büyük avantajı, uygulamasının basit ve maliyetinin düşük olmasıdır. En büyük dezavantajı ise üretilmesi gereken cevherin ocakta bırakılmasıdır.(Cevher Kaybı % 35-40 kadardır.) Topuklarından birinin göçmesi durumunda, diğer topuklar da durumdan etkilenmekte ve büyük tehlike oluşmaktadır. Bu gibi durumlarda, tüm madenin çökmesini engellemek için çalışma alanları panolara ayrılmıştır. Üretimin bittiği panolarda, tehlike oluşmaması için kontrollü göçertme uygulanabilmektedir. Uzunayak madenciliği Uzunayak madenciliği yeraltı madenciliğinde, genelde kömür üretiminde kullanılan bir yöntemdir. Bu üretim yönteminin uygulanabileceği bölgelerde kömür yeraltında genelde 3-4 km uzunluğunda ve 250-400 m kalınlığındadır. Üretim 1-2 metrelik dilimler halinde yapılır. Üretimin yapıldığı panonun başlangıcındaki galeriye tavan yolu, sonundaki galeriye ise taban yolu adı verilir. Uzun ayaktan önce açılan bu galerilerin amacı, üretime yardımcı olmaktadır. Ana galeriden giren temiz hava üretim panolarında dolaştıktan sonra kömür tozu, karbon dioksit, metan taşıyan kirli hava haline gelir. Kirlenen hava, yeryüzündeki fanlarla toplanarak dışarı atılır. Kısaayak madenciliği Oda - topuk ve uzun ayak sistemlerinin karışımı İle oluşturulan, melez bir sistemdir. Ara katlı göçertme yöntemi Ara Katlı Göçertme yöntemi ince damarlar dışında hemen hemen bütün yataklara uygulanabilen ekonomik ve emniyetli bir yeraltı işletme metodudur. Yöntemin temel özelliği tavan taşının cevher kazısından sonra göçertilmesidir. Bu nedenle tavan taşının ve cevherin göçebilme özellikleri hem fizibilite çalışmaları hem de işletme sırasında sistemli ve detaylı bir biçimde araştırılmalıdır Her maden işleme tekniğine özgü riskler mevcut olup yöntemin uygulanması için gerekli makine tesisatın cinsi, personel tecrübe ve kapasite yeterliliği gerekliliği gibi özel tespitler inceleme konusu edilmelidir. 8 Maden Ocaklarında Özel Riskler Bilindiği üzere madencilik yapısı gereği oldukça karmaşık ve sürekli değişen zemin üzerinde gerçekleştirilen bir faaliyettir. Bu unsurlar madenciliğin yüksek risk içeren bir sektör olması gerçeğini ortaya çıkarmaktadır. Uzman Makine Müh. Efe EROĞLU, Risk Müh. Madencilik sektöründe önde gelen sorunlara bakıldığında grizu patlamaları, kömür tozu patlamaları, yangınlar gibi toplu ölümlere yol açan riskler ve bunlar neticesinde ortaya çıkan olumsuz sonuçlarla sıklıkla karşılaşılmaktadır. Gerek ülkemizde gerekse de dünyada madencilik sektöründe meydana gelmiş büyük iş kazaları incelendiğinde özellikle bu unsurların ciddiyetle irdelenmesinin gerektiği tespit edilmiştir. İş sağlığı ve güvenliğinde hedef önleme ve korunma olduğundan, toplu ölümlere neden olan bu risklerin bertarafı iş sağlığı ve güvenliği açısından oldukça önemlidir. Temel olarak yeraltı madenciliğinde risk analizi açısından ele alınması gereken konuları şöyle sıralanabilir; İnsan Faktörü, Organizasyon, Dokümantasyon, Eğitim Maden Gazları(Yanıcı, Boğucu ve Zehirli Gazlar) Metan Gazı ve Grizu Patlamaları Kömür Tozu Ve Toz Patlamaları Yangın Havalandırma Tahkimat Ve Maden Göçükleri Su Baskınları Elektrifikasyon Ve Mekanizasyon Patlayıcı Madde Kullanımı Malzeme Ve İnsan Nakliyesi Termal Konfor, Toz Ve Tozun Neden Olduğu Hastalıklar, Gürültü, Titreşim, Aydınlatma Belirtilen tehlikelerin meydana geliş nedenlerinin iyi değerlendirilmesi fayda sağlaması amaçlanan bir risk analizi çalışması için gerekliliktir. Bu nedenle madenlerde görülen tehlikeler detaylıca inceleme konusu edilmiştir. 9 İnsan Faktörü, Organizasyon, Dokümantasyon, Eğitim Risk incelemelerinde insan faktörü her zaman en yüksek risk unsuru olarak kabul edilmelidir. Bu nedenle özellikle madencilik gibi yüksek riskli bir sektör için insan faktörünün olabildiğince elemine edilmesi gerekmektedir. Bu da ancak ve ancak doğru bir organizasyon yapısı, sürekli denetim ve sürekli ve nitelikli eğitim faaliyetleri ile mümkün kılınabilir. İşçilerin işverenler tarafından denetlendiği gibi işverenlerin de bağımsız kuruluşlarca sürekli olarak denetlenmesi ve eksikliklerin giderilebilmesi amacıyla reel değerlendirme sonuçlarının yetkili kamu kurumları ile paylaşılması veya direkt olarak ilgili kurumlar tarafından denetlenmeleri önem arz etmektedir. Güvenlik organizasyonun oluşturulması için diğer önemli faktör ise zamanında tutulmuş, düzenli ve açıklayıcı dokümantasyon faaliyetleridir. İşletmelerden bağımsız denetim uzmanlarının sürekli olarak rizikolarda bulunması imkansızdır. Denetimin sağlanması ancak ve ancak yapılan faaliyetlerin anlık olarak kayıt altına alınması ve bu kayıtların istenildiğinde incelenebilmesi ile mümkün olabilir. Bu nedenle maden işletmeleri için bazı çalışmaların sürekli olarak kayıt altına alınması istenmektedir. Olası bir hadise durumunda işletmeyi yeterince tanımayan ve can kayıplarını önlemek amacıyla zamanla yarışan kurtarma ekipleri için de maden işletmesinin yapısı, içeride kaç kişinin bulunduğu, ne kadar süredir orada oldukları, makine tesisatların yerleşkesi ve durumu gibi birçok soruya cevap aranması düzenli ve açık dokümanların incelenebilmesi ile kolaylaşacaktır. Özellikle acil durumlarda doğru tespitler yapılarak müdahale süresinin önemi açıktır. Bu nedenle veri kayıtlarının olabildiğince tam zamanlı ve otomatik olarak yapılması hayati öneme sahip olup söz konusu gerekliliklerin sağlanması güncel teknolojinin takibi ile mümkündür. ………………………………………..………………………………………………………………………………… Maden Gazları Maden havası, yer altındaki çalışma alanlarını dolduran, su buharı ve gazların karışımından oluşan neredeyse her zaman tozlu olan bir havadır. Yeraltındaki havanın olumsuz yönde değişimi, genelde oksijen miktarının azalması ve karbondioksit ve diğer gazların artması olarak görülür. Bu değişim, maden havasını kirleterek ortamda yanıcı, boğucu ve zehirli gazların birikmesine yol açar. Maden havasının kirlenmesinin derecesi; • Cevherin veya kömürün içerdiği gaz miktarına, • Cevherin veya kömürün oksijen ile birleşme eğilimine, • Çalışma alanının boyutlarına, • Uygulanan maden yöntemine, • Çalışma alanına gelen havanın miktarına, • Makineleşme derecesine ve kullanılan makinelerin türüne bağlıdır. 10 Yanıcı, boğucu ve zehirli gazlar metan, karbonmonoksit, hidrojen, karbondioksit, nitrojen, azotun tüm oksitleri, hidrojensülfür, kükürtdioksit vb. gazlardan oluşmaktadır. Boğucu ve zehirli gazlarla mücadele için öncelikle uygun çevresel önlemlerin alınması gerekmektedir. Bu sayede toksik ve boğuculara maruziyet engellenebilir. Havalandırma yoluyla havadaki gazın seyreltilmesi, makinelerin uygun bakımlarının yapılması, havalandırma ve egzost sisteminin uygun olması gaz konsantrasyonlarının sağlığa zararlı etki gösterecek düzeyin altında tutulmasını sağlayabilecektir. Madenlere girmeden önce; kolaylıkla erişilebilen, sahada kullanılabilen, oksijen ve toksik gazları ölçebilen ekipmanlar kullanılarak hava kalitesinin ölçülmesi ve bu ölçümlerin iş süresince periyodik olarak sürdürülmesi gerekmektedir. Ayrıca bilgisayar destekli ve sürekli aktif ölçümler yapan izleme sistemleri ile kontrol altında tutulması ve acil durumlarda kişisel koruyucu donanımların kullanılması bu gazlara maruziyetin doğuracağı kötü sonuçların önüne geçilmesinde etkili olur. Metan ve Grizu Patlamaları Kimyasal formülü CH4 olan metan renksiz, kokusuz ve yanıcı bir gazdır. Metan gazı; kömürleşme, kömürün kökeni olan ve su altında havasız kalan bitkilerdeki karbon, hidrojen ve oksijenin birbirleri ile yaptıkları kimyasal tepkimelerle oluşur. Kömür madenlerinde metan gazının bulunması kömürleşme olayının doğal bir neticesidir. Özgül ağırlığı 0,55 g/cm3 olduğu için havaya göre daha hafif bir gaz olan metan aslında zehirli olmamakla beraber, maden havasında oksijen oranını %12’nin altına düşürecek kadar çoğalır ise boğucu özellik göstermektedir. Grizu, metanla havanın karışımını ifade etmektedir. Yeraltı ve Yerüstü Maden İşletmelerinde Sağlık ve Güvenlik Şartları Yönetmeliğine göre yeraltı çalışmalarında patlayıcı ortam oluşması riski yaratacak miktarda metan gazı çıkma ihtimalinin olduğu yerler grizulu kabul edilir. Metan (grizu) patlaması, maden havasında % 4 – 15 oranında metan bulunduğu durumlarda ve bir tutuşturucu kaynağıyla karşılaşıldığında gerçekleşebilir; en güçlü patlama ise metan oranı %9,5 seviyesinde bulunduğunda meydana gelir. Patlama limit değerleri dışında metan yanıcı özellik gösterir. Tutuşma sıcaklığı 650 ºC’nin üzerinde olan metanın 1 kilogramının yanması neticesinde, 13300 Kcal ısı açığa çıkmaktadır ki bu oran 1 kg barutta 580 Kcal’dir. 11 Metan, yeraltı maden işletmelerinde üç şekilde maden havasına karışabilir. Kazı sırasında ortama metan yayılması, Metan boşalması (arından ortama metan yayılımı), Ani metan çıkışı (degaj). Metan gazı, kömürün oluşumundan itibaren kömürün içinde veya çevre kayaçlarda sıkışmış olarak bulunmaktadır. Metan çıkışı genellikle; kısa aynalarda, dar alanlarda, jeolojik olarak kalınlığı sabit olmayan alanlarda, kömür madeninin kuru alanlarında ve toz çıkışı sırasında görülür. Ayrıca kömür aynasından, makine tarafından kırılan kömürden ve konveyörde taşınan kömürden de metan çıkışı gözlenebilir. Kısacası metan kömür üretimi sırasında, yeraltındaki çalışma yerlerine kömürden veya çevre kayaçlardan sızarak tehlikeli bir ortamın oluşmasına neden olmaktadır. Metan patlaması yeterli miktarda oksijenin (%12 den yüksek), patlayıcı gazın CH4 (%4–15) bir araya gelmesi ve bir tutuşturucu kaynağı ile teması sonucunda gerçekleşir. Tutuşturma kaynaklarını şöyle sıralanabilir: Açık alev Fazla ısınan yüzeyler Sürtünme veya elektrik kıvılcımlar Patlayıcı madde kullanımı Yangınlar Dizel araçların eksoz çıktıları ile oluşan Patlama sırasında ortamın genişliğine göre sıcaklık 1850–2650 ºC’ye ulaşırken patlama sonrasında basınçlı hava dalgası ve alev dalgası etkili olur, alev dalgası ikincil ve üçüncül patlamalara neden olabilir. Grizu patlamasının sonucunda kalkan kömür tozu da patlayabilmekte ve meydana gelen kazanın sonuçları daha da vahim olabilmektedir. Grizu patlamasının olabilmesi için üç unsurun bir araya gelmesi gereklidir. Bu unsurlar; metan gazı, oksijen ve karışımın patlamasına neden olan bir kıvılcım veya ısı kaynağıdır. Bunlardan hava içindeki oksijeni ortamdan yok etmeye olanak yoktur, çünkü yeraltı madenlerinde en önemli unsurların başında havalandırma gelmektedir. Yeraltı çalışmalarında ateşleme kaynağının (bir kıvılcım veya ısı kaynağı) oluşması, alınan tüm önlemlere karşın çalışmanın karakteri icabı her zaman önlenememektedir. O halde, patlamanın önlenmesi için yapılacak tek işlem metan gazının ortamdan uzaklaştırılması olmaktadır. Grizu patlaması yapılabilir. ile mücadele üç aşamada Metan birikiminin önlenmesi, Biriken metanın alev almasının engellenmesi, Patlamanın yayılmasının sınırlandırılması Yeraltında metan gazının birikmesinin önlenmesi için; Yeraltında çalışılan madenlerde havalandırma düzenlemesinin, hava metan karışımındaki metan oranının %1 in altında tutacak ve dönüş yollarında metan gazı oranını %1 ‘i geçirmeyecek şekilde hesaplanması gerekmektedir. Madende havalandırma hesapları yapılırken, maden dahilindeki yerlere gereken miktarda temiz havanın gönderilmesi hususunda da hesaplamalar yapılmalıdır. Metan birikiminin önlenmesi için; Metanın drenaj ile önceden tahliyesi tercih edilmelidir. Mümkün olduğu ölçüde bütün çalışma sahasının drene edilmesi faydalı olacaktır. Bunun dışında çalışılan yüzeyin metandan drene edilmesi için gereken önlemler alınmalıdır. Maden, içerideki havanın dışarıya çıkacağı şekilde havalandırılmalıdır. 12 Grizulu madenlerde doğal havalandırma yerine mekanik havalandırma yapılmalı, emici ve üfleyici fanlar kullanılmalıdır. Ayrıca bu ocaklar için her fanın mutlaka yedekleri olmalı ve bir aksaklıkta devreye girmeleri sağlanmalıdır. Maden ocaklarının havalandırma planları en ince ayrıntılarına kadar ve madenin tamamını kapsayacak hassasiyette yapılmalıdır. Maden ocağında tasarlanan havalandırma sistemi basit olmalı, karmaşık havalandırma şebekelerinden kaçınılmalı fakat yapılan planlarda gereken havalandırma miktarları her zaman göz önüne alınmalıdır. Havalandırma kapıları düzgün ve kuvvetli şekilde kurulmalı, regülatörler gerekli yerlere ve standartlara uygun şekilde yapılmalıdır. Çalışma yöntemi seçilirken, ayakların kolayca havalandırmasına olanak verecek ve öncelikle baş yukarılar olmak üzere kör bacaları en az içerecek nitelikte yöntemlerin seçilmesine dikkat edilmelidir. Sistematik ölçümlerle havalandırma ve gaz emisyonu takip edilmelidir. Bunu gerçekleştirmek için; Havalandırma ve gaz ölçümleri için kayıt defterleri ve sistematik planlar bulunmalı ve sürekli güncellenmelidir. Çalışma alanında havalandırma doğal havalandırma ile aynı yönde yapılmalı ve ters havalandırmadan kaçınılmalıdır. Periyodik hava örnekleri alınmalı ve analizleri yapılmalıdır. Aynaların havalandırılmasında aktif (temiz) hava kullanılmalıdır. Havalandırma ve gaz detektörlerinin kalibrasyonu takip edilmelidir. Aktif (temiz) hava öncelikle en alt kotlardaki çalışma yerlerine gönderilmeli ve daha sonra havalandırma sistemiyle maden içerisine dağıtılmalıdır. Gaz ölçümü ve havalandırma için özel nitelikli personel bulunmalıdır. Ortamdaki metanın tahliyesini sağlamaya yeterli havanın geçişine imkân verecek kesitte taban, tavan yolları oluşturulmalıdır. Tali havalandırma yalnızca hazırlık işlerinde uygulanmalı, üretim panoları ana havalandırma sistemine bağlanmalıdır. Gerektiğinde maden içerisindeki hava akımını kolaylıkla düzenleyebilecek şekilde ayarlanabilen havalandırma tertibatları yapılmalıdır. Ayak eğimi 5 derece veya daha fazla olduğunda, hava akımı yönü aşağıdan yukarıya doğru olmalıdır. Kaçaklar minimum seviyeye indirilmelidir. Metan ölçümleri, makine dairesi dâhil bütün çalışma yerlerinde her vardiyanın başında ve vardiya içinde, her 1–3 saatte bir tekrar yapılmalıdır. Çalışma yerinde metan %1 olduğunda gaz oranını düşürmek için gerekli önlemler alınmalı, oran yükselmeye başlandığında da grizulu bölge boşaltılmalıdır. Biriken metanın alev almasının engellenmesi için; Yeraltında yapılan çalışmalarla metan seviyesi kontrol altında tutuluyor olsa da istenmeyen durumlardan ve önüne geçilemeyen sebeplerle metan emisyonu meydana gelebilir. Bu durum karşısında grizu patlamasının önüne geçilmesi için; ortamda biriken metanın patlaması engellenmelidir. Biriken metanın patlamasını önlemek için alınması gereken önlemler şöyle sıralanabilir; 13 Yeraltında açık alev kaynakları kullanılmamalı, kibrit veya sigara kesinlikle bulundurulmamalıdır, Kişisel aydınlanma için pilli (bataryalı) lambalar kullanılmalıdır, Gaz ölçümleri için özel gaz analiz cihazları kullanılmalıdır, Yeraltında kullanılan elektrikli ekipmanlar alev-sızdırmaz özellikli olmalıdır, Yüksek ölçüde metan çıkışı olan ocaklarda, elektrikli ekipmanlar yerine basınçlı hava ile çalışan (pnomatik) ekipmanlar kullanılmalıdır, İlk iki aşamada alınan önlemler ile büyük ölçüde grizu patlamalarının önüne geçilebilecek olsa da, olası bir patlama neticesinde meydana gelecek olumsuz sonuçların mümkün olan en az düzeyde tutulabilmesi için, patlamanın etki alanının küçük tutulması esastır. Grizu patlamaları ile mücadelede son adım olan patlamanın etki alanını azaltmak için alınacak önlemleri şöyle sıralanabiliriz; Ocaktaki herhangi bir ayaktan çıkan hava diğer bir ayağa gönderilmemelidir, Ocaklardaki bölümlerin havalandırma planlanmasında, bölüme hava giriş ve çıkış yollarının olası bir patlamada kısa devre yapmayacak şekilde düzenlenmesine dikkat edilmelidir, Kullanılan patlayıcılar anti-grizu cinsten olmalı ve patlatmaları gerçekleştiren ateşçiler deneyimli ve işi konusunda eğitimli olmalıdır, Toz alevlenmesi ve yayılması engellenmeli, toz patlamasına karşı gerekli tedbirler alınmalıdır, Maden ocağı mümkün olan en fazla sayıda birbirinden bağımsız havalandırma bölümlerine ayrılmalıdır, Kalıcı ve kolay ulaşılır kurtarma birimi olmalı, en kısa zamanda olaya müdahale edilmelidir, Kurtarma biriminde çalışan elemanlar deneyimli, bilgili ve her zaman göreve hazır olacak şekilde eğitilmelidir, Meydana gelen bir patlamadan en kısa zamanda haberdar olunmalı ve en kısa zamanda ocak içerisinde güvenliğin sağlanması için gereken işlemlere başlanmalıdır. Yeraltı ocakların aydınlatmasında kullanılan elektrik tesisatı ve aydınlatma ekipmanları grizu patlamasına sebep olmayacak özellikte ve şekilde seçilmelidir, Patlamanın Yayılmasının Sınırlandırılması Grizu patlamalarıyla mücadelenin üçüncü aşaması olarak, meydana gelen patlamanın sınırlandırılması için alınması gereken önlemler sayılabilir. 14 Kömür Tozu ve Toz Patlamaları Ülkemizde yeraltı maden işletmelerinin önemli bir kısmının kömür işletmeleri olması nedeni ile kömür tozuna verilmesi gereken önem de fazladır. Kömür genellikle parçalanıp ufalanarak toz oluşturmaya elverişlidir. Kömür tozu, patlamalara neden olabildiği gibi doğrudan çalışanın sağlığını olumsuz etkileyerek çeşitli hastalıklara da neden olmaktadır. Parçalanan kömürün oluşturduğu tozlar akciğer sıvılarınca parçalanamadıkları için burada birikerek hastalıklara yol açarlar. Akciğerde kömür tozu birikimi nedeniyle oluşan hastalık antrakoz olarak adlandırılır. Ayrıca madende bulunan kömürün kuvars içermesi çalışanlarda silikoz ve antrakoz hastalıklarının beraber gelişmesine neden olabilir. Bu özellikle eski ve fazla kömürleşme olan ve kuvars içeren taş kömürü madenlerinde görülür. Genelde kömür tozu nedeniyle hastalığın gelişmesi yavaş seyretmektedir. Kömür madeninde çalışan ve gerekli önlemleri uygulamayan işçilerinin hastalanması, kuvars içeren cevherlerde çalışan işçilere nazaran daha yavaş olmakta ve sakıncalı durumlar uzun zamandan sonra meydana çıkmaktadır. Kömür tozunun madenlerde yarattığı en önemli tehlike kömür tozu patlamalarıdır. Kömür tozu patlaması yeraltı madenlerinde biriken tozun havaya yayılarak bir etken ile tutuşması sonucunda patlamasıdır. Genellikle metan patlamasını takiben havaya karışan kömür tozu da patlayarak ikincil bir patlama yaratmaktadır. Kömür tozu patlamalarında kömür tozunun büyüklüğü, bileşimi, konsantrasyonu, havanın oksijen içeriği, yanmaya elverişli gaz içeriği, tutuşturma kaynağı, ortamın nem içeriği ve dağılma koşulları gibi etmenler aktif rol oynamaktadır. Kömür tozu patlamaları için gereken ısı kaynağı grizu patlamalarına nazaran daha fazladır. Grizuda reaksiyonda bulunan bir gaz karışımı mevcut olduğu halde, kömür tozu yere çökmüş bir vaziyette yani patlamaya elverişli olmayan bir halde bulunur. Ocak havasında mevcut olarak bulunan süspansiyon halindeki kömür tozu ise çok tozlu ocaklarda bile patlamayı meydana getirecek konsantrasyonda değildir. Bu husus ancak yerde çökmüş olarak bulunan tozun bir şekilde havalanarak havaya karışması esnasında oluşur. Bunun için de kuvvetli bir hava darbesi lazımdır. Kömür tozunun havaya kalkarak karışmasına neden olacak yüksek enerjinin yanında, toz bulutunun ateşlenmesi içinde büyük ısı enerjisine de ihtiyaç vardır ki çoğu zaman bu yüksek enerji ve ısı meydana gelen bir grizu patlaması sonucu ortaya çıkmaktadır. Kömür içerisinde bulunan uçucu maddeler dışarı çıktıktan sonra, bağımsız toz taneciklerinin etrafında yanarak bu yüksek ısı enerjisini meydana getirmektedirler. Yeraltı işletmelerinde kömür tozu patlamaları için gereken ateş kaynağı olarak ilk başta, ocakta kullanılan patlayıcı maddeler ve meydana gelen grizu patlamasının alevi akla gelmektedir. Ayrıca elektrik kıvılcımları da patlamayı meydana getirebilir. Küçük miktarda grizunun kıvılcım veya alev etkisiyle patlaması neticesinde meydana gelen basınç kömür tozunun havaya karışmasına ve toz bulutu oluşmasına neden olabilir. Meydana gelen toz/hava karışımı ortamın sıcaklığı ve alevin etkisiyle ateş alarak kömür tozu patlamalarını meydana getirir. Bu durum maden işletmelerinde en çok karşılaşılan toz patlaması durumudur. 15 Maden ekipmanlarından, elektrik sisteminden, sert kayaların kesilmesinden veya hatalı güvenlik lambalarından kaynaklanan kıvılcımlar, kömür tozu patlamalarını başlatan başlıca tutuşma sebepleridir. Madenlerde mevcut metan gazı miktarı da kömür tozu patlamalarının patlama alt limitini düşürmesi bakımından önemlidir. Kömür Tozu Patlamalarıyla Mücadele Toz patlamalarına karşı alınabilecek önlemler sırasıyla şu aşamalardan oluşmaktadır; Tozun oluşmasını, havaya karışmasını ve birikmesini önlemek Tozun ateşlenmesini önlemek Toz patlamasının gelişmesini ve diğer ocak kısımlarına yayılmasını önlemek Tozun oluşmasını, havaya karışmasını ve ocakta birikmesini önlemek Ocakta solunabilir tozla savaşmak konusundaki önlemlerin, patlayıcı toz açısından da büyük değeri vardır. Fisketelerde çeşitli aşamalarda ıslatma, sulama, arına su emprenyesi gibi çalışmalar patlayıcı tozları da bağlayacaktır. Islatılmak yoluyla bağlanmış olan tozun havalanarak bir toz bulutu oluşturma özelliği büyük ölçüde azalacaktır. Ancak, ıslatmanın tüm ocak kesimlerinde arada kuru sahalar bırakmaksızın ve tozun kuruyarak daha da incelmesine olanak vermeksizin yapılmasının önemi büyüktür. Tozun ateşlenmesini önlemek Grizulu ocaklarda, grizunun birikmesini ve alev almasını engellemek için yapılacak tüm çalışmalar toz patlamalarının önlenmesinde de yararlı olacaktır. Ayrıca tozun alevlenebilme özelliğini azaltmak üzere ıslatmak ya da koruyucu taş tozu katmakta düşünülebilir. Özellikle ateşlemelerin yapıldığı arınlara yakın uzaklıklarda bu işlemlerin yapılmasında yarar bulunmaktadır. Ancak en güvenilir yolun uygun patlayıcı madde olduğu da daima hatırlanmalıdır. Toz patlamasının gelişmesini önlemek Yukarıda sözü edilen iki aşamadaki önlemlerin uygulanmasına karşın toz patlamaları oluşabilmektedir. Patlamaların gelişimini önlemek amacıyla su kullanımının uygun bir teknoloji seçilmiş olması koşuluyla başarılı olabileceği görülmekle birlikte bugünkü madencilik uygulamalarında taş tozu uygulamaları daha yaygındır. Bu uygulamaların temeli, ocakta biriken tozun yanmaz malzeme içeriğini arttırarak tozun patlamaz duruma getirilmesidir. Alınan tüm önlemlere rağmen gelişen toz patlamalarını durdurmak için taş tozu barajları ve su barajları (alev barajları, durdurucu barajlar) uygulanmaktadır. Pratik olarak görülmese de tozun ocaktan uzaklaştırılması için tozun süpürülmesi veya kürekle temizlenmesi gibi yöntemlerde kullanılabilir. Ocaktaki toz miktarı ne kadar az olursa önlemlerin uygulanması o denli rahat olacaktır. Ayrıca az da olsa sağlanacak ekonomik katkıda göz önünde bulundurulmalıdır. 16 Yangın Yeraltında meydana gelen maden yangınlarının nedenleri; Açık alev Elektrik Sürtünme Bakımsız Makine Tesisat Patlatma Patlamalar Kendiliğinden yanma şeklinde sıralanabilir. Ülkemizde yeraltı madenciliğinin önemli bir kısmını bilindiği üzere kömür madenleri oluşturmaktadır. Kömür gibi kolaylıkla okside olabilen maddelerin doğal atmosferik şartlarda otomatik olarak oksidasyona uğrayarak kendi kendilerine ısınması olarak bilinen kendiliğinden yanma, ülkemizde yeraltı madenciliği açısından yangınla ilgili özellikle üzerinde durulması gereken bir konudur. Kömür madenlerinde kendiliğinden yanmayı etkileyen faktörler kömürün yüzey alanı (yüksek yüzey alanı kendiliğinden yanmayı arttırır), kalori değeri (yüksek değer kendiliğinden yanmayı azaltır), içindeki gaz haline gelebilen içerik (yüksek gaz haline gelebilen içerik kendiliğinden yanmayı arttırır), oksijen miktarı, nem miktarı (yüksek nem miktarı kendiliğinden yanmayı arttırır), piritin olup olmadığı (yüksek pirit muhtevası kendiliğinden yanmayı artırır), kül miktarı (yüksek kül muhtevası kendiliğinden yanmayı artırır), sıcaklık, kömürün metan içeriği gibi sıralanabilir. Ayrıca maden yatağının kalınlığı, eğimi, çökertmenin özellikleri, madende bulunan faylar, cevherin derinliği gibi jeolojik faktörlerde kendiliğinden yanma açısından önem taşımaktadır. 17 Kendiliğinden yanmanın önüne geçilebilmesi için madencilik işlerinin sistematik bir biçimde ve de dikkatlice yapılması gerekmektedir. Meydana gelebilecek olayların sayısının azaltılabilmesi için doğru ve düzenli bir gelişme planlanmalı ve kömür kazanım teknikleri uygulanmalıdır. Bunun gibi uygulamalar yapıldıktan sonra havalandırma düzenli olarak kontrol edilmeli ve yanmanın ilk aşamalarında ortaya çıkacak karbon monoksit gazı devamlı gözlemlenmelidir. Kendiliğinden yanma havalandırma ile ilgili şu edilmelidir: değerlendirilirken kıstaslara dikkat Bütün aktif olarak çalışılan yeraltı sahaları yeterli seviyede havalandırılmalıdır. Havalandırma basıncı, kırılmış topuklardan, hatalı barajlardan ya da çalışılıp bırakılmış alanlardan hava sızmasına neden olacak kadar fazla olmamalıdır. Havanın istenmeyen kısa devreleri ve de kontrolsüz dolanmasının önüne geçilmeli, yüksek risk barındıran yataklarda hava sızma testleri gerçekleştirilmelidir. Bütün taşıma ve yaya yolları havalandırılmalı, kullanılmayan yollar baraj ile diğer maden alanlarından ayrılmalıdır. Kömür madenlerinde açılan galeriler havanın dağılıp gitmesine neden olacak kadar yüksek ve geniş olmamalıdır. Havalandırma kapıları, barajları ve regülatörleri doğru olarak konumlandırılmalıdır. Hava geçişleri yangına dayanıklı malzemeden yapılmalı ve hava sızdırmaz olmalıdır. Yeraltı maden havalandırma sistemleri düzenli olarak kontrol edilmeli ve gözlemlenmelidir. Yeraltı madenlerinde yangınla mücadele edilebilmesi için personelin doğru bilgilendirilmesi ve seçilenlerin düzenli eğitimi önemlidir. Yangınla mücadele konusunda seçilmiş çalışanlardan oluşan yangınla mücadele takımları oluşturulmalı, bu takım üyeleri düzenli olarak eğitilmeli ve bir yangın anında yangına müdahale etmeleri sağlanmalıdır. Aynı zamanda yangınla mücadelede kullanılacak malzeme ve ekipman da doğru yerde ve şekilde konumlandırılmalıdır. Yangınlara etkili ve zamanında müdahale edilebilmesi için yangınla mücadele istasyonu kurmanın yanında seyyar araçların da bulundurulması faydalı olacaktır. Eğer mümkünse madenin tümüne basınçlı su sağlayacak düzenekler kurulmalıdır. Bu sayılanların sağlanması için aşağıda verilen bilgilere dikkat edilmesi gerekmektedir: Madende bulunan bütün yangınla mücadele ekipmanları düzenli olarak kontrol edilmeli, kullanılır durumda olduklarından emin olunmalıdır. Acil kaçış planları ve acil eylem planları önceden hazırlanmalı, bu planlar konusunda bütün çalışanlar bilgilendirilmeli, yangın anında ne yapacakları önceden yapılacak tatbikatlar ile çalışanlara gösterilmelidir. Yangın anında yapılacaklara ilişkin kısa bilgi notları hazırlanmalı ve madende çalışanların görebileceği yerlere asılmalıdır. Özel emniyet gerektiren yerler bu konularda eğitilmiş personelce kontrol edilmelidir. Yangından korunma ve yangın önleme faaliyetleri için harcanan maddi ve manevi değerlerin, yangın sonucunda ortaya çıkacaklardan daima daha az olduğu bilinmeli, bu doğrultuda yangından korunmak ve yangını önlemek için aşağıda verilen önlemlere dikkat edilmelidir: Yeraltında mümkün olduğunca yanmaz özellikli maddeler kullanılmalıdır. Jeneratörlerin, yanıcı madde depolarının, benzin veya mazot depolarının yakınında ahşap malzeme kullanılmasından kaçınılmalıdır. Elektrik ekipmanları doğru kullanılmalı, aşırı yüklemeden, uygunsuz kablo kullanılmasından, doğru topraklama yapılmamasından, izolasyon hatalarından ve yanlış voltaj seçiminden kaçınılmalı, alev-almaz malzeme kullanılmalıdır. 18 Havalandırma Zayıf, kararsız ve zaman zaman ters yöne dahi dönebilecek bir yapıdadır. Doğal havalandırmanın bir olumsuz özelliği de yeraltı maden yangınları gibi tehlikeli durumlarda doğal havalandırmanın kontrol edilememesidir. Sayılan bu nedenlerden ötürü yeraltı kömür işletmelerinde genellikle mekanik havalandırma sistemleri kullanılır. Yeraltı madenciliğinde havalandırmanın ana amacı yeraltındaki çalışma alanlarına ve geçiş yollarına yeterli gelecek miktarlarda hava sağlanması ve başka yollarla kontrol altına alınması zor olan kirleticilerin seviyelerinin kabul edilebilir düzeylere seyreltilmesidir. Ayrıca havalandırmanın ikinci bir kullanım amacı da yeraltı madenlerinde soğutmayı ve ısıtmayı düzenlemek de olacaktır. Havalandırma ile seyreltilerek kontrol altına alınılan kirleticiler genellikle tozlar ve gazlardır. Bir madende kirleticiye kabul edilebilir sınırlara seyreltmek için gereken hava miktarı kirletici kaynağının gücüne ve tozu bastırmak amaçlı su barajları veya metan drenaj sistemleri gibi kontrol önlemlerine bağlıdır. Yeraltı maden işletmesinde hava akış hızı belirlenirken birden fazla kirletici mevcut ise bu kirleticilerin birleşmesi ile oluşacak etkilerde göz önüne alınarak, en yüksek seyreltme gerektiren kirletici kaynağına göre düzenlemeler yapılmalıdır. Mekanize çalışan işletmelerde de dizel araçların açığa çıkaracağı egzoz gazları da düzenli bir gaz gözlem sistemi mevcut değil ise hava akış hızı belirlenirken göz önüne alınmalıdır. Maden işletmelerinde ilk etapta doğal yollarla yapılan havalandırma gözden geçirilir. Doğal havalandırma terim olarak basınç farklarından doğal yollarla oluşan hava akımı anlamına gelmektedir. Havalandırma sistemleri madenlerdeki aynalara, galerilere ve geçitlere gereken yeterli düzeyde temiz ve serin havayı iletebilecek şekilde ve ortama yayılan kirleticileri kabul edilebilir düzeylerin altına indirecek şekilde hava akımı sağlayacak sistemlerdir. Havalandırma sistemleri tüm yeraltı maden işletmesini kapsayacak şekilde ana ve yan dallardan oluşacak şekilde tasarlanmalıdır. Tüm ocakta bulunan yerlerin ne kadar havaya ihtiyaç duyduğu yapılan ölçümler neticesinde matematiksel hesaplardan yararlanılarak bulunur ve alt dallarından üst dallara doğru toplanarak gereken ana havalandırma akış hızı bulunur. Temel olarak yeraltı maden havalandırma sistemlerinde havanın çıkacağı ikincil kuyunun yerüstü kısmına ana fan veya fanlar yerleştirilir. Ana fanın madene temiz hava girerken havalandırılma prensibinde maden içindeki kirlenmiş, ısınmış ve oksijence zayıf havanın dışarıya atılmasının esas olması nedeniyle emici özellikte olması gerekmektedir. Ayrıca hava basılmasının yaratacağı ısınma etkisi de bertaraf edilmiş olur. Buna ek olarak ana maden girişleri genellikle insan, makine ve ekipman sevkiyatı için ve de çıkarılan madenin taşınması için kullanılıyor olduğundan fanın yerleştirilmesi için uygun olmayacaktır. Havalandırma; yeraltı maden çalışmalarının iş sağlığı ve güvenliği açısından en önemli unsurlarından biridir. Yeraltında insan çalışabilmesinin, maden gaz ve toz patlamalarının önüne geçilmesinin ve cevherin zarar görmemesinin temini için yeraltı maden işletmelerinde doğru ve verimli planlanmış bir havalandırma şarttır. 19 Tahkimat ve Maden Göçükleri Yeraltı maden işletmelerinde galeri açılması ya da maden çıkarılması sonucunda oluşan boşlukların belirli önlemlerle doldurulması ya da çökmesinin önlenmesi gerekmektedir. İşletme faaliyetleri sonucu açılan boşlukları, çalışmaların devam ettiği sürece ayakta tutabilmek için alınan tedbirlerin tamamına “Tahkimat” denir. Tahkimat yönteminin seçimi yeraltında bulunan kayaçların sağlamlık derecesine ve açılmış olan galeri ve çalışma sahalarının bulunduğu yerdeki basınç koşullarına bağlıdır. Uygulanacak tahkimat yöntemi, kullanılacak tahkimatın dayanıklılık derecesine ve zeminin özelliklerine göre değişiklik göstermektedir. Tahkimat yeraltı maden işletmelerinin tasarlanma aşaması dahil tüm çalışma süresince birinci dereceden önem verilmesi, kontrol altında tutulması ve üzerinde durulması gereken konulardan biridir. Ayrıca yeraltında gerçekleşen ölümlü kazaların önemli bir bölümünü doğrudan veya başka etmenler sonucunda oluşan göçükler, taş – kömür düşmeleri neticesinde olmakta buda doğrudan doğruya tahkimatın önemini gözler önüne sermektedir. Yeraltı ocaklarının ömürlerinin yüksek olması, bu süreçte güvenlik içinde çalışılması ve ocakların açık tutulabilmesi için mutlaka tahkim edilmesi gerekmektedir. Maden işletmesinin açılmış olduğu kayaç dayanıklılık bakımından sağlam ise, açılan boşlukların tahkimatına gerek kalmayabilir. Böyle durumlarda kaya mekaniği değerlendirmeleri özenle yapılmalı, gerekli yerlerde topuklar bırakılarak dayanıklılık arttırılmalıdır. Bu tür tahkimat gerektirmeyecek sağlamlıkta kayaçlar içine açılmış madenlerde dikkat edilmesi gereken bir hususta kayaçlarında kavlaklaşabileceğidir. Gerek tavan gerekse yan duvarlarda oluşabilecek kavlaklar göz önüne alınarak seyrek de olsa tahkim uygulanması ya da kavlakların çalışanlar üzerinde düşmesinin önlenmesi uygulamalarının yapılmasına ihtiyaç vardır. İşletmelerde açılan boşlukların çalışma süresi boyunca ayakta kalması, güvenli bir şekilde taşıyıcı sistemlerle tutulmaları, iş güvenliğinin tam anlamıyla sağlanabilmesi ve üretimin veya yeraltında gerçekleştirilen diğer faaliyetlerin devamlı olarak yapılmasının zorunlu olmasından dolayı önemlidir. 20 Yeraltında açılan boşluklar, üzerlerinde etkili olan arazi basıncı nedeniyle değişimlere maruz kalırlar. Açıklıklarda kullanılacak tahkimat sistemlerin öncelikle aşağıda verilenleri kontrol altında tutacak şekilde olması gerekmektedir: Sistem, üzerine gelebilecek muhtemel arazi yükünü emniyetle taşımalıdır. Üzerine etki eden basınç nedeniyle açıklıklarda meydana gelecek değişiklikler kontrol etmeli, Kullanılacak sistem, aynı zamanda yapılacak olan tahkimat ekonomik yönden de basit ve ucuz olmalıdır. Kısacası tahkimat, yeraltı işletmelerinin faaliyetlerinde kurulum aşamasında planlama ve kazıdan sonra uygulanmaya başlayan, yeraltı madenlerinde işyeri güvenliğinin sağlanmasında en önemli unsurlardan biridir. Bu bakımdan tahkimat, yeraltı maden işletmelerinde güvenlik denildiğinde ele alınılması gereken önemli konulardan biri olarak kendini göstermektedir. Yeraltı maden işletmelerinde uygulanan madencilik metotlarının çok çeşitli olması, bu değişik metotların her birine uygun tahkimat sistemlerinin olması gerektiği gerçeğini ortaya çıkarmıştır. Aynı zamanda genellikle maden ocaklarında randıman ve güvenlik kullanılan tahkimatın tesirli ve uygun olmasına bağlıdır. Uygun olarak seçilmeyen ve yetersiz olarak uygulanan tahkimat göçüklere, tavandan veya yan duvarlardan kayaç parçalarının düşmesine ve tavan seviyelerinin çatlamasına neden olmaktadır. Bu durumlar iş güvenliği açısından sürekli tehlikeler yaratmaktadır. Madende üretim yapılan aynada iyi bir tahkimatın yapılması ile üretim güvenliği sağlanmış olur ve ana geçiş yollarında uygulanan doğru tahkimat ile maden işletmesinin güvenliğini sürdürmesi sağlanır. Aynada kullanılan tahkimatın çoğunluğu geçici olup, gereksiz tavan basmasına ve çatlamasına engel olmak ve işçileri tavan düşmelerinin yaratacağı kazalara karşı korumak maksadı ile yapılır. Ana geçit yollarında ve ayna bağlantılarında uygulanan tahkimat ise kalıcıdır. Bu yollar, bütün maden işletme ömrü boyunca ayakta kalacak ve madenin üretim, üretilenin taşınması ve de gerektiği zaman tahliye ihtiyacını karşılamak için ana damarları olacaktır. 21 Su Baskınları Maden yataklarının araştırılması ile işletmeye geçilmesi arasındaki zaman sürecinde son derece ayrıntılı jeolojik araştırmalara yer verilmelidir. Ancak bu yoğun araştırmalarda çoğu kez ihmal edilen, yeterince önemsenmeyen veya yetersiz düzeyde kalan önemli bir sorun vardır. İşletme safhasında çoğu kez beklenmedik bir zamanda ve yerde karşımıza çıkan bu sorun yeraltı suyu sorunudur. Sızıntı suları, maden işletmeciliği sırasında çoğu kez önemli sorunlar yaratmadan kolaylıkla drene edilebilmektedir. Maden ocaklarında yeraltı suyu sorunları başlıca iki şekilde görülmektedir: Maden ocaklarında karşılaşılabilecek su baskınlarının önceden analiz edilerek gerekli tedbirlerin alınması gerekmektedir. Madenlerde su baskınlarından korunmak için öncelikle yer altı hidrolojik çalışmasının yapılması gerekir. Bu çalışmalar yer altının bütün karmaşık sistemini ortaya çıkaracak şekilde üç boyutlu olarak yüzeyden derinlere kadar uzanmalıdır. Uygun teknikle maden sahasının etrafındaki hidrolojik aktivitenin tespit edilmesi ve madendeki su baskınlarının önceden belirlenerek önleyici tedbirlerin alınması önem arz etmektedir. Ayrıca su baskınına maruz kalabilecek kısımların drenaj, mantolama ve tahliye gibi değişik yöntemlerle izole edilmesi su baskını riskinin bertarafı için gereklidir. İzole işleminin sonucunda maden işletmesine mümkün olduğunca kuru bir ortam sağlanır. Su sızıntısı olsa bile bunun kontrollü ve kabul edilebilir debide kalması sağlanabilir. Ani su baskınları, Sızıntılar. Ani su baskınları, genellikle karstik sahalarda oluşan doygun erime boşluklarında, eklem ve çatlaklarla katedilmiş magmatik kayaçlarda ve ya gerilme (çekme) kuvvetleri ile oluşan fay zonlarında görülmektedir İşletmecilikte son derece önemli olan su baskınları büyük kayıplara yol açabilmektedir. Sızıntı şeklinde gelen yeraltı suları, genellikle kayaçların birincil gözeneklerinde depolanan suyun, kayaçların geçirimlilik veya iletkenlik özelliklerine bağlı olarak boşalmasıdır. İşletmenin ilk safhalarında genellikle fazlaca su sorunu ile karşılaşılmaz. Yeni galeriler sürüldükçe ve işletme daha geniş alanlara yayıldıkça ocağa sızan su miktarında bunlara paralel bir artış beklenmelidir. 22 Elektrifikasyon ve Mekanizasyon Bütün işletmelerde olduğu gibi elektrik ve mekanik ekipman kullanılan yeraltı işletmelerinde de elektrik ve mekanizasyon ile ilgili hususlara dikkat edilmelidir. Diğer işletmelere ek olarak başta kömür madenleri olmak üzere yeraltı maden işletmelerinde patlayıcı gaz içeriği ve yanıcı ortam olabileceği için bu işletmelerde elektrik konusuna daha fazla özen gösterilmesi gerekmektedir. Olabildiğince uluslararası pazarda kendisini ispatlamış üreticilerin sertifikalı ürünlerinin kullanılması riskin kontrol altında tutulması için belirleyicidir. Patlayıcı gaz içermesi muhtemel yeraltı işletmelerinde elektrik kaçağı veya atlaması neticesinde oluşacak kıvılcımlar tutuşma sebebi olarak patlamayı başlatabilirler. Aynı zamanda madende birçok yanıcı maddenin bulunması elektrik nedenli kıvılcımların bu maddeleri de tutuşturmasına neden olabilir. Bütün bu sorunların önüne geçilmesi için yeraltı maden işletmelerinde kurulacak olan elektrik ağının dikkatli bir şekilde değerlendirilmesi ve oluşabilecek sorunların kısa zamanda çözülmesi gerekmektedir. Her işletme için ciddi tehlike unsuru oluşturan bakım koşullarının özenle incelenmesi gerekmektedir. Elektrik ve mekanik ekipmanların bakımlarının düzenli olarak yapılması muhtemel tehlikelerin önlenmesinde en etkili çözümdür. Genel olarak elektrik ve mekanik ekipman kaynaklı risklerin önlenebilmesi için; Makine Emniyeti Yönetmeliğine uygun ekipman kullanılması, Kömür ocaklarında kullanılan elektrikli makine ve cihazların Muhtemel Patlayıcı Ortamda Kullanılan Teçhizat ve Koruyucu Sistemler ile İlgili Yönetmelik (94/9/AT)’te belirtilen I. Grup Teçhizat kategorisine uygunluğunun sağlanması, Aydınlatma, topraklama gibi tesisatların periyodik olarak ölçüm kontrollerinin yapılması, Mekanik ve elektrikli ekipmanların İş Ekipmanlarının Kullanımında Sağlık ve Güvenlik Şartları Yönetmeliğine uygunluğunun sağlanması gibi hususların incelenmesi gerekmektedir. ……………………………………………………………………………………………………………….. Patlayıcı Madde Kullanımı Patlayıcı maddeler, kıvılcım, darbe, sürtünme veya diğer bir patlayıcı maddenin şok etkisiyle kimyevi değişikliğe uğrayan ve yüksek derecede sıcaklık, fazla miktarda gaz meydana getiren kimyevi madde veya bileşiklerdir. Tehlikeli maddeler olduklarından kullanım kriterlerinin standartlaştırılması yüksek öneme sahiptir. Patlayıcı maddelerin kullanımı ile ilgili olarak; Patlayıcı maddelerin ve ateşleyicilerin depolanması, taşınması ve kullanılması, sadece bu konuda yetkili ve ehil kişiler tarafından yapılmalıdır. İşletmelerin yapısına uygun nitelikte patlayıcı maddeler ve kapsüller kullanılmalıdır. Yeraltındaki patlayıcı madde depoları, çalışanların çalıştığı yerlere, yollara ve ana havalandırma yoluna zarar vermeyecek uzaklıkta yapılmalıdır. Patlayıcı madde depoları çatlak ve göçük yapmayacak, olabildiğince su sızdırmayacak, alt ve üst kattaki çalışmalara zarar vermeyecek ve çalışmalardan zarar görmeyecek bir yerde olur. 23 Depolarının yakınında hiçbir tutuşturucu kaynakla çalışma yapılmaz. Patlayıcı madde, deponun son kısmına konulmalıdır. Yeraltı deposunda izin verilen iklimlendirme koşullarına uyulmalıdır. Patlayıcı Madde Kullanma Yasağı Olan Yerler Bir kişinin taşıyabileceği patlayıcı madde miktarı sınırlandırılmıştır, uyulmalıdır(10 kg). Depolarda, patlayıcı madde ve bu maddelerin tüketim kaydı tutulmalıdır. Yanıcı ve parlayıcı gazlar bulunan tozların yanması ve patlaması tehlikesi olan ocaklarda, fitille ateşleme yapılamaz. Patlama çalışması yapılacak bölümlerde % 1 veya daha fazla metan gazının varlığının saptanması, metan gazının bulunma ihtimali olan yerlerde, tıkalı kömür, bür ve siloların açılmasında, kapatılan yangın barajlarının açılmasında, yol, bina, köprü vb. sabit tesislere 70 metre uzaklık içerisinde patlayıcı madde kullanılmaz. ……………………………………………………………………………………………………………………….. Malzeme ve İnsan Nakliyesi Kazılan cevher ve taşlar yatay veya düşey oluşan karmaşık bir nakliyat sistemi ile yeryüzüne taşınırken, malzeme ise karşıt yön izlenerek çalışılan ocaklara (yeraltı - yerüstü) taşınır. Yeraltı madenlerinde; çalışanlarda yerüstünden yeraltına, yeraltından yerüstüne sürekli nakledilir. Maden ocaklarında nakliyat; Raylı Sistem Lokomotif ve Maden Arabaları Vinç – Sonsuz Halat Vinç – Varagel Monoray Sonsuz Makaralı Halat Bant ve Zincirli Konveyör Bant Sonsuz Halat Lastik Tekerlekli ve Paletli Taşıyıcılar ile yapılmaktadır. Nakliye yapılırken alınması gereken önlemler genel olarak; Kurtarma işleri gibi özel durumlar hariç olmak üzere çalışanlar sadece insan taşımak için imal edilmiş araçlarla taşınır. Bu taşıtlarda gerekli hız limitleri belirlenerek bu limitlere uyulması sağlanır ve bu taşıtlar sağlık ve güvenlik açısından uygun durdurma tertibatıyla donatılır. Ocakta kullanılan tüm mobil ekipmanların, personelin görünürlüğü ve hareket yönünün ayırt edilmesini sağlayacak gerekli işaret lambalarıyla / levhalarıyla donatılmalıdır. Tüm taşıyıcıların tehlikeli kısımları, özellikle konveyörlerin baş ve kuyruk tamburları, uygun ve güvenlikli bir koruyucu altında bulundurulmalıdır. Taşıma araçları sürücülerin, kullanıcıların ve civarda bulunan diğer çalışanların sağlık ve güvenliği için uygun şekilde kurulur, çalıştırılır ve bakımı yapılır. Taşıma yollarındaki hava içinde patlamaya neden olabilecek miktarda kömür tozu bulunan veya metan oranı % 0.3’ü geçen kömür ocaklarıyla kükürt tozu bulunan kükürt ocaklarında, elektrikli lokomotifler kullanılmaz. Kömür ve kükürt ocaklarında, benzinli lokomotiflerin ve benzinle çalışan araçların kullanılması yasaktır. Dizel lokomotiflerde egzoz gazlarının tehlikesine karşı, uygun sistemler kullanılması zorunludur. 24 Diğer (Termal Konfor, Toz ve Tozun Neden Olduğu Hastalıklar, Gürültü, Titreşim, Ergonomi, Aydınlatma vb. ) Termal konfor, toz denetimi, gürültü, titreşim, ergonomi ve aydınlatma gibi çalışanların kısa ve uzun vadede iş kazaları ve meslek hastalıklarına maruz kalmalarını önlemek amacıyla optimum koşullarda tutulmalıdır. Optimum koşullar ilgili yönetmeliklerde belirtilmektedir. Yer Üstü Ocaklarda Özel Risklerin Değerlendirilmesi Açık ocak işletmeleri yer altı işletmelerine göre daha güvenli olarak tanımlanabilir. Her ne kadar iş sağlığı ve güvenliği konusunda yer altı madenciliği daha çok göz önünde bulundurulsa da, açık işletmelerde de gerekli önlemler alınmadığı takdirde çok ciddi can kayıplarının yaşanılması kaçınılmazdır. Türkiye’de bu alanda en büyük kaza, açık işletme ile çalışan Elbistan Çöllolar kömür sahasında 10 Şubat 2011’de 91 milyon m3 malzemenin kayarak, 10 çalışanın toprak altında kalarak vefat etmesine sebebiyet veren olaydır. 25 Açık Ocaklarda Şev Açık işletmelerde şev açısı ve basamak yükseklikleri ile ilgili “Maden İşyerlerinde İş Sağlığı ve Güvenliği Yönetmeliği” kapsamında yer alan EK-2’de “İşyerinde yapılacak çalışmalar sağlık ve güvenlik dokümanında belirtilen toprak kayması veya çökmesi riski ile ilgili hususlar dikkate alınarak planlanır. Kazı yüzeyleri ve şevlerin eğimi ve yüksekliği zeminin yapısına ve sağlamlığına ve uygulanan çalışma yöntemlerine uygun olur.” demektedir. Bu noktadan sonra devreye mühendislik girmekte ve yapılacak çalışmalarda jeolojik veriler ve matematiksel hesaplamalar önem kazanmaktadır. İş sağlığı ve güvenliği yönünden açık işletme olarak faaliyet gösteren maden işyerlerinde yürütülen iş sağlığı ve güvenliği teftişlerinde, üzerinde önemle durulan konuların başında şev açısı, basamak yüksekliği ve genişliği gelmektedir. Hatta uygun olmayan şev açısı ve basamak yükseklikleri tespit edilen işyerinde İş Sağlığı ve Güvenliği Kanununun 25. Maddesi gereğinde işyerinde işin durdurulması işlemi uygulanmaktadır. Böyle bir durumla karşılaşmamak ve sağlıklı ve güvenli bir çalışma ortamı yaratmak için açık işletmelerde şev açıları ve basamak yükseklikleri konusunda mühendislik çalışmaları yüksek öneme sahiptir. Şev düzeni bozulan işletmelerde heyelana karşı alınması gereken tedbirler; Şev yüksekliğinin azaltılması, şevin yatıklaştırılması, Şev topuğunun önünün tutulması, Şev açısının düşürülmesi, Şev drenajı, Şevin kaya saplamaları ve çelik halatlarla sağlamlaştırılması gibi önlemler düşünülerek alınmalıdır. Özetle yer üstü ocaklarında; İşyerinde yapılacak çalışmalar toprak kayması veya çökmesi riski dikkate alınarak planlanmalıdır. Kazı yüzeyleri ve şevlerin eğimi ve yüksekliği zeminin yapısına ve sağlamlığına ve uygulanan çalışma yöntemlerine uygun olarak seçilmelidir. Her çalışma öncesinde, çalışma mahallinden ve nakliyat yollarından daha üst seviyelerdeki şevlerde ve kazı yüzeylerinde toprak ve kaya düşmelerine karşı gerekli kontroller yapılmalıdır. Kazı yapılan ve lağım atılan kademe cepheleri, şantiyeler çalışanların geçtiği bunlara yakın yollar, taşıma yolları, kitle ve blok kayması ve parça düşmesi olasılığı yönünden sürekli olarak denetlenir. Bu kapsamda sürekli olarak yapılacak olan saha denetimleri önemli bir rol oynamaktadır. Sahada çalışan iş makinelerinin bakım onarım koşulları ile yükleme boşaltma koşulları özenle incelenmeli, saha aydınlatmasına özen gösterilmelidir. 26 Sonuç Maden işletmelerinde yapılacak olan risk analizi incelemeleri can ve mal güvenliğinin sağlanması amacıyla hayati önem arz etmektedir. Bu nedenle doğru kişi ve kurumlaca risk analizi çalışmalarının yürütülmesi, mevcut durumda eksperlerin genellikle kullanmakta olduğu maden çalışanlarının zorunlu ferdi kaza sigortası kapsamında yapılacak olan risk analizi inceleme listelerinde, bu güne kadar yapılmış olan risk analizleri ve istatistiki hasar verileri dikkate alınarak sadeleştirme ve genişletmelere gidilmesi mutlak suretle fayda sağlayacaktır. Ancak esas olan tespit edilen risklerin bertaraf edilmesi amacıyla uygun önerilerde bulunulması ve sürekli denetim mekanizmasının işletilmesidir. Yapılan risk incelemelerinin istenilen faydanın iş kazaları, meslek hastalıkları ve bunlardan kaynaklı ölüm ve yaralanma oranlarının minimum seviyeye indirilmesi suretiyle sağlayabilmesi amacıyla otokontrol mekanizmasının oluşturulacağı yöntem tespitine ihtiyaç duyulmaktadır.. Etkin bir denetim sistemi(Risk Analizini İçeren), işçi ve işverenlerin risk bilinçlerinin verilen eğitimler ile geliştirilmesi, dünya madencilik sektörü İSG gelişimleri ile güncel teknolojilerin takibi, geçmiş hasar tecrübelerinden yararlanılması, sektör iş güvenliğine katkı yaratacak bilimsel çalışmaların teşviki ve sözü edilen tüm çalışmaların doğru uzmanlarca yapılması ile arzu edilen sıfır iş kazası istatistiklerinin yakalanabileceği kesindir. 27 KAYNAKLAR (1)Prof. Dr. Şafak G. Özkan, Yrd. Doç. Dr. Tansel Doğan, Maden Mühendisliğine Giriş, (2)A. Rıza Ergun, Yeraltı Maden İşletmelerinde Gaz Ve Toz Patlamaları Ve Önlemler, İş Sağlığı Ve Güvenliği Uzmanlık Tezi, 2007 (3)A. Bayraktar, Yeraltı Maden İşletmelerinde Ocak Yangınları, 2013 (4) Prof. Dr. T. Onargan, Türkiye Kömür Madenciliği İşletme Yönetiminde Güvenlik Denetiminin Doğrudan Rolü, İşlevi Ve Yeni Model Önerisi, Uluslararası Madenlerde İş Sağlığı Ve Güvenliği Konferansı Sunumu, 2014 (5) Dr. G. Gürtunca, The Us Coal Mınıng Industry-A Succesfull Model Wıth Emphasıs On Health And Safety And Lessons Learned, Uluslararası Madenlerde İş Sağlığı Ve Güvenliği Konferansı Sunumu, 2014 (6)M. Tombul, Maden Yük. Müh.-Hukukçu Maden İşleri Genel Daire Başkanı, Maden Hukukunda İş Sağlığı Ve Güvenliği Sunumu, 2014 Müdürlüğü (7) M. D. Rossetti, R. R. Hill, B. Johansson, A. Dunkin And R. G. Ingalls, Eds., Usıng Sımulatıon Analysıs For Mınıng Project Rısk Management, 2009 (8) T. Güyagüler Ve Ö. Erdem (2010), Kömür Ocaklarında Grizu Patlama Risk Değerlendirmesi. İş Sağlığı Ve Güvenliği Dergisi, Yıl: 10, Sayı:47 (Tem-Ağu-Eyl 2010) (9) Tmmob Maden Mühendisleri Odası, Madencilik Sektörü Ve Politikaları Raporu, 2011 (10) Ö. Aydan, A. Ersen Yeraltı Suyunu Dondurma Yöntemi Ve Bir Uygulaması (11) T.C. Çalışma Ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Maden İş Yerlerinde İş Sağlığı Ve Güvenliği Tedbirleri Sunumu (12) M. Dursen, B. Yasun, Yeraltı Madenlerinde Bulunan Zararlı Gazlar Ve Metan Drenajı, 2012 (13) Matia Cazzaniga, Hans Mahrla,Steven Norcliffe, Christian W. Müller, Brad Dalton, Erik Pettersson, Utz Groetschel, Mining Industry Engineering Insurance Exposure, 2009 (14) Yeraltı Ve Yerüstü Maden İşletmelerinde Sağlık Ve Güvenlik Şartları Hakkında Yönetmelik. Ankara: Çalışma Ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı (15) Maden Ve Taş Ocakları İşletmelerinde Ve Tünel Yapımında Alınacak İşçi Sağlığı Ve İş Güvenliği Önlemlerine İlişkin Tüzük. Ankara: Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı 28 (16) http://www.tki.gov.tr/ (17) http://www.sgk.gov.tr/wps/portal/tr/kurumsal/istatistikler (18) http://www.migem.gov.tr/istatistikler/istatistik.html (19) http://www.tuik.gov.tr/ (20) http://www.csgb.gov.tr/ (21)http://www.sbm.org.tr/tr/Haberler/Sayfalar/maden-calisanlarina-zorunlu-ferdi-kazasigortasi.aspx EKOL EKSPERTİZ MÜHENDİSLİK GRUBU Ayşe Nazlıer Efetürk Eksper – Mühendislik / Yangın / Kredi Finans Ayça Şener Eksper – Mühendislik / Kimya Yüksek Mühendisi Hüseyin Kaycı Eksper – Mühendislik / Tarım Makinaları Mühendisi Ali Ömer Yıldır Risk ve Hasar Yönetmeni – Uzman / Otomotiv Öğretmeni Efe Eroğlu Risk ve Hasar Yönetmeni – Uzman/Makine Mühendisi Zühre Tamer Risk ve Hasar Yönetmeni – Hasar Uzmanı Erdim Dalkılıç Risk ve Hasar Yönetmeni – Uzman / Makine Mühendisi M. Bahadır Yaşacan Risk ve Hasar Yönetmeni – Uzman / Maden Mühendisi ***Bu bülten, konuyla ilgili çeşitli kaynaklardan derlenen bilgiler ile hasar ve risk alanındaki tecrübelerimiz çerçevesinde hazırlanmış olup, kendi görüşlerimizi içermektedir. 29
Benzer belgeler
13 May?s 2014 Tarihli Soma Eynez Yeralt?
Avrupa’da yapılmış ve dolayısıyla dünyada ilk
sanayileşme Avrupa’da gerçekleştirilmiştir. 20.
yüzyılda ise en çok maden üretimi ABD’de
yapılmıştır. Günümüzde ise maden üretimi ve