Hanefi Avcı ve gözaltında kaybedilen Ali Uygur
Transkript
Hanefi Avcı ve gözaltında kaybedilen Ali Uygur
Hanefi Avcı ve gözaltında kaybedilen Ali Uygur -Mersin 78’liler Derneği Tarih: 24 Ağustos 2010 Ali Uygur’un işkenceyle ölüme giden yolculuğu 1 Temmuz 1980 ‘de başlar. Tarsus’tan bindikleri trenden Pozantı’da indirilir ve gözaltına alınırlar Ali Uygur ve üç arkadaşı. Mersin Emniyet Müdürlüğü yetkililerine teslim edilirler. Diğer üç kişi bir süre sonra savcılığa çıkarılmasına karşın Ali Uygur hala gözaltındadır. Ailesi ve arkadaşları o sıralarda rutinleşen “gözaltında kaybolma” olaylarından endişelenerek savcılığa başvururlar, emniyet müdürlüğü yetkilileriyle görüşürler. Ali Uygur’un annesine klasik yanıt verilir. “Biz de yok! Ama keşke ölmüş olsa!” Devrimci yapıların ve işçi direnişlerinin güçlü olduğu dönemdir. Ali için Mersin ayağa kalkar. Pek çok fabrikada işçiler greve gider Ali’nin akıbetinin açıklanması için. Öğrenci eylemleri, basının ilgisi , duvar yazıları hep Ali içindir artık. “Ali Uygur Bulunsun” eylemleri o kadar artmıştır ki artık zorunlu bir açıklama yapılır… “Ali Uygur yer gösterirken kaçmıştır!” Nasıl oluyorsa onlarca emniyet görevlisinin arasından hem de kelepçeli olarak kaçmış olduğu söylenir Ali’nin! Ailenin ve arkadaşlarının kaygıları bu açıklama ile daha da artar. Araştırmalar yoğunlaştırılır ve Ali’nin işkence görmüş cesedi gazetecilerin ve mezarlık görevlilerinin de yardımıyla Mersin Kimsesizler Mezarlığı’nda bulunur! Ailenin yaptığı başvuru sonucu mezar açılır ve annesi teşhis eder Ali’yi. O dönemin Demokrat Gazetesi muhabiri (şimdi Mersin Gazeteciler Cemiyeti Başkanı) Vahap Şehitoğlu ve yine o dönemin Cumhuriyet Gazetesi muhabiri (şimdi Sun Tv Genel Yayın Yönetmeni) Ali Adalıoğlu da diğer gazetecilerle birlikte tanıklık ederler mezarın açılmasına. Ali ile birlikte gözaltına alınan Haşim Arslan ise çıkarıldığı mahkemede tanıklık yapmak istediğini söyler. Arslan, birlikte gözaltında kaldıkları”Ali Uygur’un kafasına sert bir cisimle vurularak öldürüldüğünü” söyler. Arslan’ı tanık yapmak yerine Sinop Cezaevi’ne sürgüne gönderirler. Ailenin suç duyurularına göstermelik soruşturmalar açılır. Ve hemen peşinden 12 Eylül Darbesi gelir. “Ali Uygur Dosyası” tozlu raflarda çürümeye terk edilir. Ali Uygur’la birlikte gözaltına alınanlara dönemin Siyasi Şube Komiseri Hanefi Avcı tarafından o unutulmaz soru sorulur: “BU AYAKKABININ SAHİBİNİ TANIYOR MUSUN?” Avcı, gözaltında direniş gösteren herkese “konuşmazsanız sonunuz Ali Uygur gibi olur, ayakkabılarınız burada kalır” der. Sonradan ülkenin en önemli polis müdürlerinden biri olan Avcı için ne yazık ki solcu(!) Kültür Bakanımız Fikri Sağlar “ülkenin en namuslu bürokratlarından biri” açıklamasını yapar. Derneğimiz ve Uygur Ailesi geçen yıl Hanefi Avcı, Ömer Güneş ve dönemin görevlileri hakkında yargılanmaları için suç duyurusu yapılmıştır. Maalesef başvurumuz “darbe döneminde bu olayın kovuşturulduğu ve görevliler hakkında takipsizlik kararı verildiği ” gerekçesiyle olumsuz yanıtlanmıştır. Ali Uygur’un gözaltında kaybedilmesi yıllardır süren ve hala da sürmekte olan faili meçhullerin, kayıpların, infazların küçük bir örneğidir. Ülkemizin demokratikleşmesini isteyen herkes buna karşı çıkmalıdır. Karşı çıkış süreci ise ancak sorumluların yargı önüne çıkarılması ile anlamlı olacaktır. Derneğimiz aradan yıllar da geçse her türlü kayıp ve infazların üstüne gitmekte kararlıdır! Kimsesizler mezarlığına terk edilmiş kardeşlerimizi bulmak ve onlara kimsesiz olmadıklarını hatırlatmak hepimizin boynunun borcudur! Sorumluları yargı önüne çıkarmak, kaybedenlerin kaybetmesini sağlamak herkese düşen bir görevdir! Ali Uygur’un kişiliğinde kaybettiğimiz bütün kardeşlerimizi sevgiyle, olanca sıcaklığımızla anarken, onlardan bugüne kadar yapamadıklarımız için af diliyoruz! Tarihsel sorumluluğumuzu üstlenerek söz veriyoruz! Darbeciler ve işkenceciler bir gün mutlaka yargılanacak ve hesap verecektir! Kaybedenler kaybedecektir! Ali Uygur ölümsüzdür! Mersin 78’liler Derneği
Benzer belgeler
Gazete veya internet haberi
açıklama ile daha da artar. Araştırmalar yoğunlaştırılır ve Ali’nin işkence görmüş cesedi gazetecilerin ve mezarlık görevlilerinin de yardımıyla Mersin
Kimsesizler Mezarlığı’nda bulunur!
Ailenin ya...