ТУРЕЦКАЯ ВЕСНА За неделю сквозь пять тысячелетий
Transkript
ТУРЕЦКАЯ ВЕСНА За неделю сквозь пять тысячелетий
№ 1 (50) Весна 2015 İlkbahar, Yıl: 12 Sayı: 51 ТУРЕЦКАЯ ВЕСНА За неделю сквозь пять тысячелетий реклама реклама реклама MEMLEKET YAZILARI Türkiye’de yaşayan yazarımız Yana Temiz’in usta kaleminden unutulmayacak bir “memleket” yazısı: Puzzle’ı birleştirme zamanı... 8 КУЛЬТУРНЫЙ ОБМЕН Дженк Башламыш побывал в уникальном месте $ игровом доме “Теремок”, где две русские женщины уже несколько лет помогают русско$турецким детям не забыть русский. 16 UNUTULMAYANLAR “Doktor Jivago” romanıyla Nobel kazanan büyük usta Boris Pasternak’ın, içinden Nazım Hikmet de geçen acılı yaşam öyküsü... 24 ПУТЕВОЙ ДНЕВНИК Опытный путешественник Тимур Озкан решил провести наших читателей по удивительному маршруту на юге Турции. Он рассказал, как всего за неделю можно узнать о Турции так много, как вам никогда не удавалось! 30 DERİN RUSYA Bu sayımızda Rusya’nın geleneksel tatlılarının “Top 10” listesini sizin için derledik; ağız tadınız hiç bozulmasın diye! 48 BÖYLE BUYURDU PUŞKİN Rus edebiyatının temel taşlarından, kısa öykülerin ve tiyatro eserlerinin ustası Anton Çehov’dan “kulağımıza küpe olacak” seçme sözler. 60 ЖУРНАЛ Деловое сотрудничество КОМПАС Быть гарантом мира КОМПАС PUSULA Мы живем в период, когда во многих регионах мира из$за войн, столкновений и непонимания давно забыли, что такое покой. А в регионе, где находятся Турция и Россия, появляются новые возможности, энтузиазм, но в то же время, к сожалению, этот регион переживает и проблемы, и трудности. Даже если мы все время строим мир, дружбу и сотрудничество, безжалостные реалии жизни порой возводят перед нами стену. И вот, чтобы в такие сложные времена сохранять в регионе мир и стабильность, вышеупомянутым сильным странам нужно найти общий язык, выводить на первый план не различия, а сходства. Турция и Россия в последние годы прошли в этом смысле очень хорошее испытание, преодолели все трудности. Теперь для сохранения мира и спокойствия в Евразии обязательное условие — чтобы союз Анкары и Москвы работал с такими же гармонией и рассудительностью. И у нас нет в этом никаких сомнений, чего бы там ни хотели те, кого раздражают хорошие отношения наших двух стран... №2/2015 (51) Весна 2015 Издается с октября 2002 г. Выходит один раз в три месяца Главный редактор Ксения Арцыбашева Учредитель и Издатель: ООО «Туркрус» Адрес Редакции: 119192, г.Москва, Мичуринский Проспект, 5 Телефон : +7(495)767$88$02 [email protected] Издание зарегистрировано в Министерстве РФ по делам печати, телерадиовещания и средств массовых коммуникаций. Свидетельство о регистрации ПИ №ФС77$55762 от 28.10.2013 Отпечатано в типографии ООО «ТВОЛИ МЕДИА»: 109518, Москва, Грайвороновский 1$й проезд, д.20, кор.35 Распространяется бесплатно TürkRus İşbirliği İçin PUSULA Yıl: 12, Sayı: 51 (İlkbahar 2015) Yazı İşleri Müdürü: Ksenia Artsıbaşeva Barışın güvencesi olmak Savaşların, çatışmaların, anlaşmazlıkların dünyanın pek çok bölgesinde huzur bırakmadığı bir dönem den geçiyoruz. Türkiye ve Rusya’nın yaşadığı coğrafya maalesef hem sorunları ve sıkıntıları, hem de fırsatları ve coşkuları bir arada yaşıyor. Her zaman barış, dostluk ve işbirliği hayalleri kursak da, hayatın acımasız gerçekleri bazen karşımıza duvar örüyor. İşte böyle zor zamanlarda, bölgesel barış ve istikrarın sağlanması için, güçlü ve sözü geçen ülkelerin kendi aralarında ortak dil bulması, ayrılıkları değil ortak paydaları ön plana çıkarması gerekiyor. Türkiye ve Rusya son yıllarda bu konu da iyi bir sınav verdiler, her türlü zorluğu aştılar. Bundan sonra da Avrasya coğrafyasında barış ve güvenlik için AnkaraMoskova hattının aynı ahenk ve sağduyu ile çalışması şart. Bundan yana kuşku muz da yok. Her ne kadar iki ülkenin iyi ilişki lerinden rahatsız olanlar eksik olmasa da... 6 Reklam başvuruları için telefon: Moskova +7 (495) 767 88 02 email: [email protected] RusTürk İşadamları Birliği’nin (RTİB) işbirliği ile yayınlanmaktadır RTİB adresi: Sredniy Ovçinnikovski Pereulok 8,Kat 4 Moskova, Rusya Federasyonu Tel/Faks (495) 975 87 07 (pbx) web: www.rtib.com email: [email protected] Pusula’da yayınlanan yazılardan sadece kaynak gösterilerek özet alıntı yapılabilir. Kapak fotoğrafı için Alsion Day’e teşekkür ederiz T ıpkı küçük kızımın binlerce parçadan bir puzzle’ı toplaması gibi, uzun yıllardır Türkiyemi topluyorum. Puzzle birleştirme zamanı Yana Temiz Яна Темиз G aliba biz biraz Japonuz – ben ve Türk vatandaşı eşim. Çünkü her baharda tüm işleri erteleriz ve mutlaka çiçek açan şeftali ağaçlarına doya doya bakmaya gideriz. Bahçelerin pembe bulutları antik Efes’in, Osmanlı Selçuku’nun etrafını sar mıştır, biz de onlara daha yaklaşırız, kırık çizgilerle bezenmiş derinliklerine dalarız ve dal ların yarattığı grafik desenler arasından o küçücük mucizeye, pembenin her tonunu içinde barındıran çiçeğe, yaklaşırız. Onu önceden tah min edip; komşu bahçecilerin dal ve yaprakları bir çeşit korumaya aldıkları ve şeftali ağaçlarının yılda iki üç günlüğüne yanlarından geçenleri kendilerine hayran bıraktıkları o seyrek anda gelebilirsiniz: Pembemsi dallar ve yapraklar masalsı ‘mavi kılıflar’ içinde gülümsemektedir… Bu fantastik, garip ve tamamen sürrealist görün tüye şaşakalırsınız. Türkiye insanı şaşırtmakta sınır tanımaz, burada canınız hiç sıkılmaz. 8 Burada, tıpkı Yunanistan’ı hayal eden Çehov kahramanının dediği gibi, ‘her şey’ vardır. Burası, her zevke hitap eden bir cennettir: bir arkeologa antik kolonları ve amfitiyatroları sunar; tarih sevenleri Bizans ve Osmanlı eserleriyle mest eder; ressamlara ve fotoğrafçılara muazzam man zaraların ve günbatımlarının tekrarlanamayan renklerini hediye eder; bir gurmeyseniz Akdeniz balıkları ve doğunun tatlıları ile ziyafet çeker. Hıristiyanlar ‘Apokalips’te (Vahiy) adı geçen kiliselerin bulunduğu şehirler varıp, Kutsal Meryem’in son durağına hacı olabilir; mistisizm tutkunları Mevlana türbesinin firuze kaplı konik kubbesine hayran kalırlar; dağcılar ve delta planörcüler bayılacakları bir dağ yamacı ya da kayalık bulabilirler; dalgıçlar çekici denizlerin derinliklerini keşfedebilir; sporcular Alp stili kayaktan yat yolculuğuna, dilediklerin, bulabilir ler bu topraklarda. Kimileri her yıl düzenlenen Lale Festivali’ne katılmak için İstanbul’a gider, biz şeftali ve erik ağaçlarının çiçek açmasının göz zevkini tadarız. Botanik sevdalısı bir Rus bayan arkadaşım en vahşi orman ve dağ patikalarında dolaşmak için gelir ve her seferinde hayranlık duyguları içinde bana yeni ‘edindiği’ şeyleri gösterir: eskizi çizilmiş ya da fotoğraflanmış seyrek rastlanan bitki ve çiçekler. Bu bazen Bafa Gölü kıyısında bulunmuş küçücük bir orkidedir, bazen patlıcana benzeyen leylak rengi yemişleri ile bir yukadır, bazen de hiç tanımadığım, ancak meğerse çok seyrek görülen bir bitkidir bizim doğal alan larımız da neler yoktur ki! Türkiye hem botanikçiler hem de kuşbilimciler için bir cen nettir: göçmen kuşların göçlerini izleyebilir, pelikana balık atabilir ve Ayvalık’ta pembe flamingo sürülerini ilgiyle seyredebilirsiniz… КОМПАС КОМПАС PUSULA PUSULA Detayları gözlere cümbüş! Tıpkı küçük kızımın binlerce parçadan bir “puzzle”ı toplaması gibi, uzun yıllardır Türkiyemi topluyorum. Detayları gözlere cümbüş: Antik Yunan sütun başları , Japon sakurası, Hollanda lalesi, Rus semaveri, Roma hamamları, Paris kafeleri ve Smirna sokakları, yelkenden atlı sporlara kadar her zevke göre İngiliz sporları… Bu tabloyu toparlamak çok uzun sürüyor, bazen “işte bu, Türkiye, herşey yerli yerine oturdu” diyorsun. Hemen o anda başka bir rengin detay larını, şekli uygun olmayan bir parçayı görüyor sun ve çoğunluk o anda hayal kırıklığına uğrayıp ilgisini kaybediyor: topla topla bitmiyor, üstesin den gelinemiyor, tıpkı Kar Kraliçesi’nin sarayın da bulunan buz parçalarından ‘Sonsuzluk’ kelimesi gibi… “Eh, öyle olsun, bizden bu kadar, başka bir ülkeye gideceğiz, burada görülecek ne varsa gördük!” Ben ise ilgiyle ve en ufak bir sıkıntı izi olmadan parçaları inceleyip toplamaya devam ediyorum, bazı parçalar hazır bile, bazılarını daha 9 PUSULA Beklenmedik bir şekilde Türkiye’ye aşık olan ve Akdeniz’de bir daire alan okul arkadaşım geçenlerde izlenimlerinden bahsederken şöyle demişti: «Benimkisi, tabii ki, şimdilik öyle.... derin olmayan bir Türkiye…» Ben de o anda topladığım puzzle’ın bir derinliği olduğunu, üç boyutlu olarak biraraya geldiğini anladım! Hatta dört demem daha doğru olur, sadece mekanda değil, zamanda da. Oysa ne güzeldi o yüzeysel algıların basitliği, o derinleşmeden, alışkanlık yapmayan ilk izlenim lerin hafifliği… nasıl da biz yeni gelenler olarak yargılarda bulunup hükümler verirdik, Türkiye nasıl da açık ve sığ gelirdi bize, tıpkı suyun derin olmadığı berrak bir deniz gibi. 10 Ancak, artık şekillenmiş o tabloda yeni, daha önce görülmemiş bir parça renkli bir şekilde aniden pırıldadı ve yavaş yavaş bu ülkenin tıpkı gerçek bir aşk gibi ebedi, ne kadar tanıdık ve yakın olursa o kadar eğlenceli ve anlatılması zor olduğu anlayışı şekillenmeye başladı. Türkiye’yi kendilerini ‘all inclusive’ otele götüren otobüsün penceresinden görenlere acıyorum: Bu sadece puzzle’ın kenarıdır; onu bir araya getirmek en kolay olanıdır, her parçasında aynı düz, oteldeki servis gibi basit bir kenar vardır ve kendisi en nihayetinde, kimsenin bilmediği ve ilgisini çekmeyen bir halde, çerçevecinin çerçevesinde yok olup gidecektir. Puzzle’ın diğer parçalarını alıp ve bir araya getirmeyi deneyin – Türkiye’yi uzun yıllar inceleyip tahmin etmek ve bunu yaparken önünüzde daha birçok keşif ve doldurulmamış boşluklar olduğunu bilmek mümkündür. O şef talinin çiçek açmasına, denizde günbatımına benzer: aldatıcı bir şekilde aynı ve her seferinde yeni, çok çehreli ve geri dönmeye çağırıcı. Hayatta şeftali çiçeklerinin seyrinden zevk almak, deniz kenarında taşlar ve büyük, kar maşık puzzle’lar toplamak için zaman bulmak ne güzeldir... реклама КОМПАС bilmiyorum, onlar sonraya bırakılmıştır. O da bir şey mi, bazen bildiklerinin arasında boşluklar olduğunu keşfediyorsun: Neden senelerdir yanından geçtiğimiz halde yolumuzu hiç antik Klaros’a çevirmedik ki? İşte şaşırtıcı bir deniz kabuğu – neden burada daha önce benzerlerini bulmamışım ki? Neden geleneksel Türk el işlemelerinin uzun hikayeler anlatabileceğini bilmiyormuşum: kadınlar sessiz bezemelere ölen çocuklarından, kendilerini sevmeyen kocalarından, kaynana ile yapılan kavgalardan acılarını dökmüşlerdir. PUSULA PUSULA Yana Temiz Яна Темиз 12 КОМПАС КОМПАС Время собирать паззлы К ажется, мы немного японцы – я и мой турецкоподданный муж. Потому что каждую весну мы отменяем все дела и непременно едем любоваться цветущими персиками. Розовые облака садов окружают античный Эфес и османский Сельджук, и мы подъезжаем поближе, заходим в их исчерченную ломаными линиями глубину и сквозь графические штрихи ветвей приближаемся к этому маленькому чуду – переливающемуся всеми оттенками розового цветку. Можно угадать и приехать в тот редкий момент, когда прилежные садоводы по старинке обрабатывают кору каким$то веществом – и дня два$три в году персиковые деревья поражают проезжающих мимо: розовые кроны покоятся на неправдоподобно голубых стволах… фантастическое, странное, совершенно сюрреалистическое зрелище. Турция неисчерпаема, с ней не скучишься. В ней, как говорил чеховский персонаж о воображаемой им Греции, есть всё. Это рай на любой вкус: археологу она предоставляет античные колонны и амфитеатры, любителю истории показывает византийские и османские древности, художнику и фотографу дарит пейзажи и неповторимые краски закатов, гурмана угощает средиземноморской рыбой и восточными сладостями. Христиане могут совершить паломничество по семи городам, где были церкви, упоминаемые в Апокалипсисе, и последний приют девы Марии; мистикам придётся по душе бирюзовый конус музея Мевляны; альпинисты и дельтапланеристы найдут для себя горы и скалы, а аквалангисты соблазнительные морские глубины; спортсмены могут покататься на горных лыжах и научиться управлять яхтой. Кто$то едет в Стамбул на ежегодный фестиваль тюльпанов, мы любуемся цветением персиков и слив, моя подруга – любительница ботаники – приезжает побродить по самым диким лесным и горным тропам и каждый раз с восхищением показывает мне свои «приобретения»: зарисованные и сфотографированные редкости. Иногда это крошечная дикая орхидея, найденная у озера Бафа, иногда огромная юкка с лиловыми плодами, похожими на баклажан, иногда какое$то неизвестное мне, но, оказывается, очень редкое растение – в наших природных заповедниках чего только нет! Турция – рай и для ботаника, и для орнитолога: можно 13 Я много лет собираю свою Турцию, как моя младшая дочь огромные паззлы из тысяч кусочков. Детали пестрят в глазах! наблюдать за миграциями перелётных птиц, бросить рыбку пеликану, полюбоваться на стаи розовых фламинго в Айвалыке… КОМПАС PUSULA Я много лет собираю свою Турцию, как моя младшая дочь $ огромные паззлы из тысяч кусочков. Детали пестрят в глазах: греческие капители, японская сакура, голландский тюльпан, русский самовар, римские термы, парижские кафе и улочки Смирны, английский спорт на любой вкус – от парусов до лошадей… картину складывать долго, порой кажется, что всё – вот она, Турция, готова, всё сошлось. И тут же видишь детали иного цвета, неподходящей формы – и многие отчаиваются, теряют интерес: не сложить, не осилить, как слово «Вечность» из льдинок в чертоге Снежной королевы… ну и ладно, нам хватит, мы поедем в другую страну, здесь мы всё уже видели. А я с увлечением и без малейшей скуки продолжаю рассматривать и подбирать фрагменты – некоторые части уже готовы, какие$то мне ещё неведомы и оставлены на потом, да и в знакомых иногда с изумлением обнаруживаешь пробел: почему мы никогда не сворачивали в античный Кларос, хотя много лет ездим мимо? И вот удивительная ракушка – почему я раньше никогда здесь таких не находила? И почему я не знала, что традиционная турецкая вышивка может рассказать целые истории: в молчаливых орнаментах женщины выплёскивали свою боль – об умершем младенце, о нелюбящем муже, о ссорах со свекровью? Недавно мой школьный приятель, неожиданно полюбивший Турцию и купивший себе квартиру у Средиземного моря, рассказывая о своих впечатлениях, заметил: «У меня, конечно, пока такая… 14 неглубокая Турция…» $ и я вдруг поняла, что мой паззл имеет и глубину и складывается в трёх измерениях! А то и в четырёх – не только в пространстве, но и во времени. А как хороша была простота поверхностного восприятия, эта лёгкость первых впечатлений, без погружения и обретения привычек… как уверенно мы, вновь прибывшие, выносили суждения и приговоры, какой ясной и неглубокой казалась Турция – как прозрачное море на мелководье. Но тем ярче на фоне уже сложившейся картины вдруг вспыхивал новый, ещё не виданный фрагмент – и постепенно пришло понимание, что эта страна, как настоящая любовь, навсегда: чем знакомей и ближе, тем увлекательней и необъяснимей. Мне жаль тех, кто видел Турцию только из окна автобуса, везущего в отель «всё включено»: это всего лишь край паззла, его проще всего собрать, у всех его фрагментов имеется одна ровная, примитивная, как сервис в отеле, сторона, и он в итоге исчезнет под рамой багетчика, никому не видный и не интересный. Попробуйте обрести и сложить другие частички паззла – Турцию можно изучать и угадывать много$много лет, и знать при этом, что впереди ещё много открытий и незаполненных лакун. Она похожа на цветение персика и закат над морем: обманчиво одинаковая и каждый раз новая, многоликая и манящая вернуться. И так хорошо найти в своей жизни время любоваться цветами персика, собирать камни у моря и большие, сложные паззлы... RUSYA/TÜRKİYE PUSULA İstanbul’daki Rus “masal evi”: Teremok КОМПАС Татьяна и Лариса... Их пути пересеклись 11 лет назад. Чтобы их дети – «продукты» русско"турецких браков — не забывали, живя в Турции, русский язык и культуру, они открыли «игровой дом». Наш друг Дженк Башламыш рассказал нам о них самих и «Теремке». Для начала скажи мне, как тебя зовут? $ Мете. А твою маму? $ Юля. А фамилия? $ Сорокина. Хорошо, а мамино отчество ты знаешь? $ Да, Владимировна. А нынешнюю фамилию? $ Аккаш. А сколько ей лет? $ 39, но в этом году будет 40. А знаешь, кем она работает? $ Хммм, нет. Если хочешь, я скажу. Она продает химические продукты для сухой чистки. $ Неужели? А я не знала. Ну вот, теперь ты знаешь! А что больше всего любит твоя мама? $ Играть со мной. А что она не любит? $ Ну... Наверное, что$то не любит, но что — я не знаю. Откуда твоя мама сюда приехала? $ Из Казахстана... 16 Tatyana ve Larisa... Yolları 11 yıl önce İstanbul’da kesişmiş. TürkRus evlilik lerinin ürünü çocuklar Türkiye’de yaşarken Rus dilinden, kültüründen de kopmasınlar diye bir “oyun evi” açmışlar. Onların ve Teremok’un öyküsünü, arkadaşımız Cenk Başlamış kaleme aldı. Önce bize adını söyler misin? Mete. Annenin adı ne? Yulya. Soyadı? Sorokina. Pekiiii, annenin baba adını biliyor musun? Evet, Vladimirovna. Şimdiki soyadı? Akkaş. Yaş kaçında? 39 ama bu sene 40 olacak. Ne iş yaptığını biliyor musun? Hımmmm...Hayır. İstersen ben söyliyeyim, kuru temizlemede kul lanılan kimyasal ürünleri satıyor. Öyle mi, bilmiyordum! Bak şimdi öğrendin! Annen en çok ne sever? Benimle oynamasını. Peki ne sevmez? Şey....Sevmediği bir şeyler var galiba ama ben bilmiy orum! Annen buraya nereden geldi? Kazakistan’dan... “Burası” İstanbul Dragos’ta bir yer, adı “Teremok”. TürkRus evliliklerinden doğan çocukların, yani aynı anda iki ülkeye ait olan çocukların gittiği bir oyun evi. Kiminin adı Alisa, kiminin Maya, kiminin Ralf, kimin Çınar.... Çocukların bulunduğu her mekanda olduğu gibi renkli mi renkli, hareketli mi hareketli, cıvıl cıvıl bir yer... Aslında okul çağında olan buradaki çocukların hepsi Türk okullarına gidiyor ama Rus dilinden, kültüründen kopmamak için “Teremok”a da geliyorlar. Yukarıdaki Rusça diyalog da Mete Akkaş’la Teremok Oyun Evi ve Rus Gençlik Derneği’nin kurucusu Tatyana Tekdal arasında geçiy or. Çocuklar sırayla arkadaşlarının önünde Tatyana’nın sorularını Rusça yanıtlıyor. Amaç hem çocukların kendilerini Rusça ifade etmesine katkıda bulunmak hem de toplum önünde rahat davran malarını sağlamak. Tatyana ile Larisa Altundaş öğret menlik yapıyor, çocuklara eğlendirirken öğretiyor, onların Rus kültürünü daha yakından tanımasına yardım ediyor. Buraya devam eden çocuklar şiir de okuyor, oyun da oynuyor, el becerilerini geliştirecek çalışmalar da yapıyor. Buraya adını veren “Teremok” Rus masallarında geçen, herkese kapılarını açan bir ev. Aslına, çocuklar için de “ikinci bir ev”... Çok değil, 25 yıl önce, yani Sovyet döneminde bir Türk’le Rus’un evlenmesi düşünülemezdi bile... Ama Sovyetler Birliği’nin dağıl masından hemen önce başlayan TürkRus evlilikleri aradan geçen çeyrek yüzyılda yak laşık olarak 40 50 bine ulaştı. Türk kurum larına resmen bildirilmediği için aslında tam sayıyı kimse bilmiyor ama kesin olan gerek Rusya’da, gerekse Türkiye’de çok sayıda karma evlilik var. Bu evliliklerden doğan çocuklara КОМПАС «Теремок» Это место $ заведение в стамбульском районе Драгос под названием «Теремок». Это игровой дом, который посещают дети, рожденные в русско$ турецких браках, те дети, которые одновременно принадлежат двум странам. Кого зовут Алисой, кого — Майей, кого — Ральфом, кого — Чынар... Как и в любом детском заведении, здесь все яркое, живое, веселое. Вообще$то все здешние дети школьного возраста ходят в турецкую школу, но чтобы не отрываться от русской культуры и русского языка, посещают и «Теремок». Приведенный выше диалог проходит на русском между Мете Аккашем и основательницей «Игрового дома «Теремок» и «Сообщества русской молодежи» Татьяной Текдал. Дети по очереди перед товарищами отвечают по$русски на ее вопросы. Цель — и помочь детям научиться представлять себя по$русски, и чувствовать себя спокойно в присутствии аудитории. Татьяна и Лариса Алтундаш занимаются преподавательством,развлекая, обучают детей, помогают поближе познакомиться с русской культурой. Дети, которые здесь учатся, и стихи читают, и в игры играют, и занимаются поделками, которые развивают мелкую моторику. «Теремок» из русских сказок, который дал название этому PUSULA Сказочный домик в Стамбуле 17 Для начала скажи, как тебя зовут. $ Меня зовут Даша (Дерья) Доган. Мою маму зовут Елена, ее девичья фамилия — Федотова. А когда она вышла за папу, стала Доган. Что больше всего любит твоя мама? $ Она любит гулять. Любит прогуливаться по торговым центрам. Прибирается в доме. А что она не любит? $ Ей очень не нравится, когда у меня в комнате беспорядок! КОМПАС PUSULA заведению, открывает свои двери для всех. На самом деле, для детей это второй дом... Совсем недавно, 25 лет назад, еще в советский период, о браке русской и турка никто даже и не думал... Но за ту четверть века, которая началась перед самым распадом Союза, число таких браков достигло 40$50 тысяч. Из$за того, что о них не сообщалось в официальные турецкие организации, точное число таких пар неизвестно. Но совершенно точно, что и в России, и в Турции их много. Обычно детям, рожденным в таких браках, дают имена, которые считаются общими для обеих стран, например Дерья и Дениз. Так, в обеих странах растут поколения с двумя языками, двумя культурами, двумя мирами, которые любят и Реджепа Иведика, и Пушкина. Основательница сообщества Татьяна, которая живет в Турции 11 лет, рассказывает, что создала «Теремок» в 2009 году как детскую игровую группу. «Чтобы они не забыли свой родной русский язык, мы вместе поем песни, мы читаем им сказки. Помимо этого, рассказываем им о том, какое большое значение в российском обществе имеют праздники, например, День победы или Новый год», $ говорит она. Изначально «Теремок» начал работу в здании театра «Картал Санат», но оно не подошло, и заведение переехало на нынешнее место. «Поначалу мы пребывали в нерешительности. Не понимали, хватит ли нам денег. Но потом сели, все просчитали и поняли, что сможем проделать эту работу», – говорит Татьяна. В «Теремке» работают только Татьяна и Лариса. Татьяна решила переехать из Карельской республики в Стамбул в 2003 году вместе со своим нынешним турецким мужем. Судьба свела Татьяну из Карелии и Ларису из Казахстана в стамбульском Якаджыке. Они оказались в одном жилом секторе, познакомились, быстро подружились и решили вместе открыть «Теремок». «Теремок» мы открыли в 2009 году в районе Картал. А в 2012 перехали сюда. В прошлом году у нас было 50 учеников. В этом — чуть поменьше. Мы открыты каждый день, кроме среды. Наши ребята учатся в пяти разных группах. Самому 18 Даша (Дерья) Доган Önce adını söyler misin? Benim adım Daşa (Derya) Doğan. Annemim adı Yelena, evlenmeden önceki soyadı Fedotova’ymış. Babama evlenince Doğan olmuş. Annen en çok ne sever? Gezmesini sever. Alışveriş merkezlerini dolaş masını da sever. Evi toplar. Ne sevmez? Odamın dağınık olmasından hiç hoşlanmaz! da iki ülkede ortak isimler sayılan “Derya” ve “Deniz” adları veriliyor genelde. Böylece iki ülkede hem Recep İvedik’i hem de Puşkin’i bilen ve seven iki dilli, iki kültürlü, iki dünyalı nesiller yetişiyor. 11 yıldır Türkiye’de yaşayan derneğin kurucusu Tatyana, Teremok’un 2009 yılında çocukların oyun grubu olarak kurulduğunu belirterek, “Ana dilleri olan Rusça’yı unutmamaları için birlikte şarkılar söylüyor, onlara masallar anlatıyoruz. Ayrıca, Rusya için önemli günleri, mesela Zafer Bayramı’nı kutladığımız 9 Mayıs’ı ve yılbaşının Rus toplumundaki önemini anlatıyoruz”diyor. “Teremok”, Kartal Sanat Tiyatrosu’nun bulunduğu binadaki bir odada faaliyete geçmiş ama sığmayınca şimdiki yerine taşınmaya karar vermiş. Tatyana, “Önce kararsızlık geçirdik, paramızın yetip yetmeye ceğinden emin olamadık ama oturup hesap yaptık bu işi yürütebileceğimizi gördük…”diyor. “Teremok”ta sadece Tatyana ile Larisa çalışıyor. Tatyana, Rusya’nın Karelya Özerk Cumhuriyeti’nden, 2003 yılında şimdiki Türk eşiyle evlendikten sonra İstanbul’a yerleşmeye karar vermişler. Kader, Karelya’dan gelen Tatyana ile Kazakistan’dan gelen Larisa’yı İstanbul Yakacık’ta aynı sitede buluşturmuş, tanışmış, kısa sürede samimi olmuşlar, birlikte Teremok’u kurmaya karar vermişler. Tatyana, “Teremok’u 2009’da Kartal’da açtık, 2012’de buraya geldik. Geçen sene 50 öğrencimiz vardı, bu sene biraz daha az. Çarşamba hariç her gün açığız, öğrencilerimiz beş ayrı gruptan oluşuyor. En küçük öğrenci 1.5 yaşında, en büyüğü ise 12…”diye anlatıyor. Peki, “Teremok”un amacı ne? “Ana dili olan Rusça’yı iyi bilsinler, Rusya, Ukrayna ya da Kazakistan’a gittiklerinde kendilerini rahat his setsinler, yabancılık çekmesinler istiyoruz. Ama mese КОМПАС PUSULA маленькому — полтора года, самому старшему — 12», $ говорит Татьяна. $ А какова цель «Теремка»? $ Чтобы они хорошо знали свой родной язык $ русский. Чтобы, приехав в Россию, на Украину или в Казахстан, чувствовали себя свободно, не казались чужаками. Но цель — не только язык. Мы обучаем и культуре, сказкам. С маленькими мы больше играем, а с теми, кто постарше — проводим уроки. Я бы хотела, чтобы, прежде чем ребята пойдут здесь, в Турции, в школу, они выучили русский, чтобы два языка у них не смешивались. Для детей, чьи мамы приехали из России или других бывших советских республик, «Теремок» создает их собственный мир — маленький, но прекрасный и очень дорогой. Большинство из них дома говорят на двух языках, живут двумя культурами, с папами говорят по$турецки, с мамами — по$русски. А за пределами дома единственный язык, на котором они говорят, $ турецкий. В «Теремке» же таких детей ближе знакомят с родным языком, культурой. И делать это удается лучше в форме игр, развивая их творческие способности. Надо добавить, что «Теремок» $ не единственное место в Стамбуле, куда могут пойти дети русских мам. С ростом числа смешанных браков растет и число таких заведений. И все же, а тяжело ли им жить в Турции? Татьяна так отвечает на этот вопрос: «Лично мне жить здесь совершенно не трудно. Но это зависит от человека, от вашего характера. Есть те, кто быстро адаптируется. Если ты открыт, то сможешь привыкнуть. Весь мир — наш дом... Человек — везде человек. Здесь хороший климат, люди открыты, развиты соседские отношения. У нас в России если двое подерутся, все испугаются и убегут. Здесь же вся улица спешит помочь! У меня никаких сложностей не было. Единственное, поначалу было сложно, потому что я не говорила по$турецки». В конце нашего визита в «Теремок» мы узнали, что Турецкий институт научных и технических исследований совместно с муниципалитетом Мальтепе проводит основательное исследование, связанное с русскими, живущими в Турции, и для этого подготовил специальный опрос. Для связи с «Теремком»: + 905373892760 Orhantepe mah. Orhangazi cad. No. 1 Dragos, Kartal, Стамбул 20 le sadece dil değil, kültürü, masalları da öğretiyoruz. Küçüklerle oyun oynuyoruz daha çok ama büyüklerle ders yapıyoruz. Ben, burada, yani Türkiye’de okula gitmeden önce Rusça öğrensinler istiyorum ki, sonra iki dil karışmasın.” Teremok, anneleri Rus ya da diğer eski Sovyet cumhuriyetlerinden olan çocuklar için küçük ama güzel ve değerli bir dünya yaratıyor. Zaten çoğunlukla evlerinde iki dilli, iki kültürlü bir yaşam sürüyor, babalarıyla Türkçe, anneleriyle Rusça konuşuyorlar. Ev dışında ise hepsinin tek kullandığı dil Türkçe. İşte Teremok bu çocuklara ana dilini, kültürünü biraz daha yakından tanıtıyor, bunu da oyun oynarken, onların yaratıcılıklarını geliştirirken çok da başarılı şekilde yapıyor. Eklemek lazım, Teremok İstanbul’da anneleri Rus olan çocukların gidebildiği tek yer değil, artan karma evliliklerin sonucu olarak bu tür yerler de çoğalıyor. Peki, Türkiye’de yaşamak zor mu? Tatyana bu soruyu şöyle yanıtlıyor: “Benim açımdan burada yaşamak hiç zor olmadı ama bence kişiden kişiye değişir, karakterinize de bağlı. Çabuk adapte olanlar var, açıksan adapte olur sun. Dünya bizim evimiz…İnsan her yerde insan. İklim güzel, insanlar açık, komşuluk güzel, bizde (Rusya’da) iki kişi kavga etse herkes korkar kaçar, burada neredeyse bütün sokak geliyor yardıma! Ben bir sıkın tı yaşamadım, sadece ilk zamanlar Türkçe konuşa madığım zaman zordu.” Teremok’u ziyaretimizin sonunda, TÜBİTAK’la Maltepe Belediyesi’nin Türkiye’de yaşayan Ruslarla ilgili kapsamlı bir araştırma yürüttüğünü, bu amaçla bir anket hazırladığını da öğreniyoruz. TEREMOK ile iletişim için: + 905373892760 Orhantepe mah. Orhangazi cad. No. 1 Dragos, Kartal, İstanbul ORTAK TARİHİMİZDEN SOVYET TÜRK PUSULA PUSULA futbolunun unutulmaz yılları SSCB, tarihinin ilk milli futbol maçını ambargo altında, 16 Kasım 1924’te Türkiye ile oynamıştı... Eski 5 derecede hazırlıksız yakalanan Türk milli takımı Moskova’da şort ve atkıyla sahaya çıkmıştı... КОМПАС КОМПАС 75 bin kişilik stat bile Sovyet futbolseverlere yetmemişti... RASİM DİRSEHAN ÖRS arşivlerden derledi. B aşlıkta her ne kadar böyle desek de, aslında, değil unutmak, hiçbirimizin hemen hemen haberinin bile olmadığı yıllardan söz edeceğiz bu kez. 1917 Ekim Devrimi’nin ardından kurulan SSCB, henüz Batı ülkeleri tarafından tanınmadığı için FIFA’ya alınmamış ve FIFA kendi üyesi ülkelere SSCB ile maç yapmayı yasaklamıştır. Sovyetler spor da da yalnız bırakılmış, uluslar arası hiçbir maç yapa maz olmuştur. Yeni Türkiye ise 1923 yılında FIFA’ya üye olarak kabul edilmiştir. Hemen Rusya’ya dostluk elini uzatır. FİFA’ya, SSCB ile resmi maç yapmak için başvurur. Kabul edilir. İlk maçın tarihi 16 Kasım 1924’tür. Maç Moskova’da yapılacaktır. 1946 yılına kadar FIFA’ya alınmayan SSCB’nin aradaki onca yıl boyunca nadir uluslar arası rakiplerinden biri Türkiye olacaktır. Bu özel dönem karşılıklı maçlarla 1936 yılına kadar devam edecek ve iki ülke arasındaki dostluğun perçin lenmesine büyük katkıda bulunacaktır. Devrimden sonra Moskova’ya gelen ilk yabancı takım Türkiye olduğu için de bu maç büyük bir ilgi ve heyecan yaratır. Gazeteler bu maça büyük ilgi gösterir. Kırmızı fesli, esmer, farklı görünümlü Türk futbolcular Moskova’da maç öncesi dolaşırken, halktan da büyük dostluk görür. Türk futbolcular ayrıca Kızıl Meydan’da yapılan Ekim Devrimi kutlamalarını da protokoldeki 22 en üst seviye olan yabancı büyükelçilerin locasından izlerler. 16 Kasım 1924’teki milli maça kadar olan sürede Türk Milli takımı önce, Moskova karmalarıyla iki hazırlık maçı oynar. Bu maçların en unutulmaz anları ise, eksi dörtbeş derecede, kısa şort ve incecik for malarla oynamaya kalkışan Türk futbolcuların çaresi zlikten boyunlarına beyaz atkılarını dolayarak, sahada koşturdukları anlar olmuştur. 16 Kasım’da, maçtan saatler önce Vorovskiy Stadı 15 bin seyirciyle tıklım tıklım dolmuş ve bir izleyici rekoru kırılmıştır. Şehirde maç dolayısıyla toplu taşı ma araçları yetmediğinden, sporseverler yürüyerek stadyuma gelmek durumunda kalmış, çevre evlerin balkonları, çatıları dahi seyircilerle dolmuştur. Karşılaşmayı SSCB 30 kazanır. Bu maç Sovyet Milli Takımının doğum günü olacaktır. Bu maçta seyircileri şaşırtan şey ise, maçın Türk hakeminin sahada şortla yer alması olmuştur. Zira Rusya’da hakemler istediği kıyafetle maç yönetebilmektedir. Bir standart yoktur. Rövanş maçı, altı ay sonra, 15 Mayıs 1925’te, Ankara’da oynanır. FIFA maçın oynanmasına engel olmamıştır ama Türkiye’de Sovyet sporculara göster ilen büyük ilgi ve sevgi, daha sonra Batı’da, “Bolşevizm’e ilgi” endişesine neden olur. Müthiş bir sıcakta oynanan, en üst düzey devlet yetkililerinin izlediği maçı Sovyet takımı 21 kazanır. Bu maçın sonucunda ise futbol dünyası ilk şehir efsanelerinden birini kazanır. Maçta, Butusov ceza sahası içinden ani çok sert bir şut atar, kaleci karnına çarpan topla bir süre yığılır kalır, ancak sağlık görevlilerinin yardımından sonra devam edebilir. Sovyet takımı, dönüşte, yol üzerindeki Odesa’da yerel karma ile bir maça davet edilirler. Şakacı futbol culardan biri, baştan savma çalışmalarına destek olmak için “Butusov’un Ankara’da attığı şutla kaleciyi öldürdüğünü, takımın moralinin bozuk olduğunu” söyler. Burada başlayan efsane, tüm SSCB’ye yayılır. Daha sonraları Butusov sahalarda görünmeye başlayınca, sağ ayağının “mühürlenmiş” olduğu, bu bu ayağıyla şut atmasının yasak olduğu eklenir. Daha sonra sağ ayağıyla şut attığı görülünce, cesaretinden dolayı ayrı bir hayran kitlesi oluşur. Daha sonraki yıllarda konulan yasak yüzünden milli takım unvanıyla bir süre maç yapılamadıysa da, “Türkiye Halkevleri Karması” maskesi altında formül bularak, gene bu tatlı rekabeti sürdürmüştür. “Tatlı rekabet” dediysek, aslında zaman zaman “böyle dostluk maçı düşman başına!” dedirtecek ger gin maçların olmadığı anlamına da gelmiyor tabii. Ama her şeye karşın, 19241936 yılları boyunca yapılan futbol maçları RusTürk dostluğuna büyük katkılar yapmıştır. 1936’dan itibaren, dünya siyasetindeki gelişmeler, yaklaşan 2. Dünya Savaşı, bu unutulmaz dönemin de sonunu getirmiştir. Bir maç için yaklaşık bir milyon 250 bin kişinin resmi talepte bulunduğu, o günlerde 100 bin gibi inanılmaz sayıda seyirci önünde oynanan maçlar, dönemin en popüler olaylarından birisi olmuştur. Ekte, 1934 tarihli, “Biraz da üstyapı ” başlıklı karikatürde, “Türkiye’yle oynanan maç gösterdi ki, 75.000 kişilik Dinamo Stadı bilet ihtiyacını karşılayamayacak” denilmekte ve “çizer imiz Rotov kapasitenin yukarıya doğru büyütülmesi için basit ve uygulanabilir bir yol öneriyor” diye önerilen formül(!) gös terilmektedir. (Belki de bu maçların bazılarının uçaklardaki kameralar tarafından çekimlerinin yapılmış oluşu, sanatçıya böyle bir ilham vermişti) 23 UNUTULMAYANLAR Şiirleriyle defalarca Nobel’e aday gösterilen Boris Pasternak bir roman yazdı ve hayatı nasıl değişti? Nazım Hikmet, Pasternak için Simonov ile nasıl tartıştı? Nobel ödülünü alamayan yazar, hayat ta kalabilmek için Kremlin’den ne istedi? Doktor Jivago romanı ve yazarı Pasternak’ın Önce Ruslar hariç herkesin okuduğu “Nobel ödülllü” Rus romanı anlamıştım? Hayır. Ama filmin adı, koşuşturan silahlı insanlar, ilk kez gördüğüm alabildiğine kar, bir daha belleğim den hiç çıkmadı. “Doktor Jivago”nun yaratıcısı Boris Pasternak ve işin Türkleri ilgilendiren yanı DOKTOR JİVAGO R usya denilen bir ülkenin varlığından ilk kez daha ilkokula bile başlamamış bir çocukken haberdar olmuştum. Kuzeye bakınca Sovyetler Birliği’nden ziyade “Rusya” diyenler çoğunluktaydı. Türkiye’de henüz televizyon yayınlarının başla madığı, evlerde telefonun yok denecek kadar az olduğu, insanların denize yarım saatlik bir mesafede oturup denizi görmeden ömrünü bitirdiği, yıl boyu karla kaplı yerlere bir iki saat uzaklıkta oturup da, karın nasıl bir şey olduğunu bilmeden hayatını geçirdiği zamanlarda, basbayağı normal bir yurdum çocuğunu düşünelim. 24 İşte böylesine bir dönemde, okuma yazması bile olmayan o yurdum çocuğunun aklına bu ülkenin adını ve yıllarca çıkmayan o izleri bırakan ise bir izlediği bir filmdi: “Doktor Jivago.” Mersin’deki teyzem, yaşadığımız ufak ilçede bu şan sımız olmadığı için oradaki sinemalara güzel filmler geldiğinde, anneme tüyo verir, o taraflara doğru yol unu düşüreceği vakitlerde zamanlamasını iyi yap masını, iki arada bir derede bu filmleri de izlemesini sağlardı. İşte o fırsatlardan birinde, annemin yanında gitme sırası gelen çocuk o sefer ben olduğum için, bu filmi görme şansım olmuştu. Peki, görmüş de bir şey mi Kader onlarca yıl sonra beni Rusya’ya getirdikten sonra ise bu filmin ve yaratıcısının hikâyesini öğrenecek, dahası biz Türkleri ilgilendiren bazı ayrın tılara da ulaşacaktım. Zaten yazılışı ve yazarının başından geçenler başlı başına bir roman konusu olan bu süreçte, hiç aklımızın ucundan bile geçirmediğim bir şeyi, Nâzım Hikmet’in de rolü olduğunu öğrenecektim. Şimdi o döneme bir göz atalım… 1956 yılındaki SSCB Komünist Parti 20. Kongresi 20. Kongre, Rusya tarihinde bir dönüm noktası olmuştur. Stalin’in ölümünden 3 yıl sonra, onun başkanlık döneminde üzeri örtülmüş pek çok acı, hatta dehşet verici olayın gerçek olduğu, bizzat parti lideri Hruşçof (Kruşçev) tarafından itiraf edilmiştir. Pek çok yürekten inanmış, Parti’ye bağlı komünisti şoke eden bu özeleştirilerden sonra, göreceli olarak daha özgür, insanların daha rahat kendilerini ifade edebilecekleri yeni bir dönem başlamış gibi görün mektedir. КОМПАС PUSULA Dirsehan Örs КОМПАС PUSULA öyküsünü Rasim kaleme aldı. Pasternak ve “Doktor Jivago”dan şiirler Bu kongreden sonraki göreceli rahatlama ortamın da, yazar Boris Pasternak, Noviy Mir dergisine, Doktor Jivago romanının taslağını gönderir. Ancak kitabın yayımlanması reddedilir. Gerekçe, Sovyet aleyhtarı öğeler içermesidir. Kararın şaşırtıcı bulun ma nedeni ise 1954 yılından o zamana, yani 1956’ya kadar Pasternak’ın bu dergide yayımlanan pek çok şiirinde, bunların zaten Doktor Jivago adlı kitabından alıntı olduğunun belirtilmiş olmasıdır. Doktor Jivago’nun İtalya’da yayımlanma hazırlıkları Bu olay yazarın başını sıkıntıya sokan bir başka konuyu tetikler. Aksi gibi, aynı zamanda İtalya’dan bir yayınevi bu kitabın çevirisini yapıp, yayımlamaya hazırlanmaktadır. O dönemde bir Sovyet yazarı ve SSCB edebiyatı için oldukça önemli olan bu girişim ise, Moskova’da alınan “ret” kararıyla suya düşer. Çünkü bir yapıtın yayımlanabilmesi için önce kendi yazılmış olduğu ana dilde yayımlanmış olması gerek mektedir. Bu ise, kitaba yayın yasağı geldiğinden artık mümkün olmayacaktır. Noviy Mir dergisinin genel yayın yönetmeni Konstantin Simonov’dur. 25 Kitabı yayımlamayı sakıncalı bulan Simonov, Nazım Hikmet’in yakın dostudur. Onu Türkiye’den kaçıp, Moskova’ya geldiğinde, havaalanında ilk karşılayan ve sonrasında hep yakınında olan bir isimdir. Pasternak da aynı şekilde Nazım ile yakın bir sanatçıdır. YazarlarSanatçılar köyü Peredelkino’da komşudurlar. İki şair birbirlerine karşılıklı sevgi ve saygı beslerler. Bütün bir geceyi karşılıklı şiir oku yarak geçirdikleri olmuştur Düşüncelerin özgürce ifade edilebilmesi ve sanatın bağımsız olması mücadelesinde Türkiye’de son derece büyük baskılar yaşamış, bu uğurda yıllarını hapislerde geçirmiş Nazım, yasakçı düşünceye karşıdır, Simonov’la ters düşer, Pasternak’ı savunur. Nâzım Dr. Jivago’nun Fransızcasını bulup, okuyor İtalya’da kitabın yayımlanması КОМПАС Bu tatsız durum sürerken, bir başka sıkıntı baş gös terir. İşleri hızlandırmak isteyen İtalyan yayınevi, kitabın kopyalarını çoktan almış, çevirisini yapmaya başlamıştır bile. Bu duyulunca, Parti merkez yönetimi roman metnini geri getirmesi için Pasternak’ı uyarır lar. 1957 yılı ocak ayında, kitabın İtalya’da yayımlan masını durdurmak için, Pasternak adına bir mektup hazırlanır ve ondan bunu imzalaması istenir. Pasternak durdurmak için imzalamaz, ancak bir süre sonra kitabın basımının 6 ay ertelenmesi için bir mek tup gönderir, “kitabın önce SSCB’de yayımlanması daha doğru olacaktır” der. Ancak bunun gerçek leşmeyeceğini anlayan yayınevi kitabı 1957 sonunda İtalya’da yayınlar. SSCB Dr. Jivagoya karşı Bu oldubitti üzerine Pasternak’tan yabancı basın yayın temsilcileriyle bir toplantı düzenleyip, bu hareketi kınaması istenir. Sanatçı bunu önce reddetse de, daha sonra böyle bir toplantı Peredelkino’da gerçekleşir. Ne var ki, buradaki konuşmasında yazar, “Eserim bizde basılmadığı için üzgünüm” derken, eleştirenlerin çoğunun kitabı bile okumamış olduğun dan yakınır. Bütün bunları da yabancı gazeteciler, dünyaya duyururlar. Rus komünistler Avrupalı komünistlere karşı Stalin zamanında kimsenin aklının ucundan bile geçiremeyeceği bu tür gelişmeler karşısında SSCB yönetimi de önleyici çabalar peşine düşer. Romanın hiç olmazsa başka ülkelerde yayımlanmaması için yurt dışına şair, yazar yetkililer gönderilir. Bunlar Avrupa’yı gezerek, temaslarda bulunurlar ve sosyalistkomünist düşünceye sahip dostları aracılığıyla kitabın basılmasını engellemeye çalışırlar. Ancak bu konu, onlar arasında da fikir ayrılıklarının doğmasına sebep olur ve bu girişim pek başarılı olmaz. 26 İşte bu sıralar İsveç’te bulunmuş ve kitabı Fransızcasından okumuş olan Nazım, Moskova’ya dönüşünde, Merkez Komitesindeki tanıdığı üyelere, Pasternak’a karşı takınılan tavrın yanlış olduğunu, daha hoş görülü olmak gerektiğini anlatmaya çalışmıştır. Yapıtın değerine ve Sovyet edebiyatına katkısını dikkat çekmeye uğraşır ama başarılı olamaz. 1958 Nobel Ödülü’nün Pasternak’a verilmesi Sovyet tarafının engelleme çabalarının sonuç ver mediği bir yana, inadına yapar gibi, Pasternak’a, 1958 yılında Nobel Edebiyat ödülü verilir ve İsveç’e ödül törenine davet edilir.. Yalnız burada çok önemli bir noktayı bilmemizde yarar var: Çok yönlü bir sanatçı olan Pasternak, bu romanına kadar sadece yazdığı şiirleriyle tanınmak tadır. 30’lu yıllarda, Mayakovski’nin ölümünün ardın dan, onun yerini alacak isim olarak görülmektedir. Stalin onun için “iyilerin en iyisi” tanımını kullan mıştır. Ancak bu yıllarda sanatın devlet yönetiminin güdümüne girmeye başlamasıyla beraber, sanatçı ken disinden beklenen rolü oynamaz. Konuşmaz, fazla ortalarda görünmez, bağımsız kalmaya çalışır. Özellik le Dr. Jivago’dan önceki on yıl, olabildiğince içine kapalı bir hayat sürer. Buna karşın, kendisi, 1946 yılından başlayarak, şiir leriyle, altı kez Nobel Ödülüne aday gösterilmiştir. “Ödül”ün SSCB’deki yankıları SSCB’de ise bu gurur verici olması beklenen olay farklı değerlendirilir. Ödülün duyurulmasının hemen ertesi günü, Pasternak’a ödülü reddetmesi için baskılar başlamıştır. Peredelkino’daki evine gelen en yakın arkadaşı, “ödülü reddetmesi gerektiğini” söyler ve bunu “Yönetimin” bir temsilcisi sıfatıyla dile getirdiğini vurgular. Yazar ise yaptığı açıklamada “lâyık görüldüğü bu şerefi reddetmeyeceğini” söyler. Gerçek dostları, onun her türlü ödülü hak etmiş büyük bir sanatçı olduğunu söylerler ve evine gelerek baskı altına alan “komşu”larını üzüntüyle izlerler. Bunların arasında Nazım Hikmet de vardır. Nâzım haksızlığa karşı çıkıyor, dostlarıyla küsüyor Aslında Doktor Jivago romanının takibe alı nacağının ilk sinyali, Literaturnaya Gazeta’da yayım lanan bir makale olmuştur. Yazan, Nâzım’ın Moskova’ya ayak bastığı andan itibaren en yakın dostlarından biri olan Konstantin Simonov’dur. Simonov söz konusu yazısının yayımlanmasından bir gün önce H. Hikmet’in kır evine gelmiş, Dr. Jivago’nun yazarına karşı ertesi gün açık bir kampanya başlay acağını bildirmiş ve onun bu işe karışmamasını rica etmiştir.” Ne de olsa bunlar SSCB’nin iç işleridir” demiştir. Nâzım ise buna şiddetle karşı çık mış, Simonov’u, Stalin’in buyruğu altında önce Zoşçenko’yu mahvet tiğini, şimdi de Pasternak’ı yok etm eye çalıştığını söylemiş ve evden kovmuştur. Onunla İlişkisini keser. Uzun yıllar görüşmeyeceklerdir. Nazım Simonov çıkar çıkmaz, Pasternak’ın evine gidip, onu ertesi gün çıkacak yazı konusunda uyarmak istemiştir ama evde bula maz. Zaten bulsa da pek bir şey değişmeyecektir. Pasternak’ın SSCB Yazarlar Birliğinden atılması 28 Ekim 1958’de Yazarlar Birliğinde bu konuyla ilgili bütün gün süren bir toplantı yapılır. Oturumda bulunan yazarların oybirliğiyle Dr. Jivago’nun yazarı, yazarlar birliğinden çıkarılır. Onlar ki, aralarında Pasternak’ın en büyük hayranları vardır. Lehte konuşan olmaz, konuşanlar hep yazar hakkın da olumsuz görüşler bildirirler, “bu ülkeyi böyle kötüleyen kimseler ülkeyi terk etmeli” diyenler bile olur. Pasternak’ katılmadığı toplantıya 26 yazar da farklı mazeretler bildirerek gelmez. Toplantıya gelmeyenlere bir şey yapılmaz. Bu da Stalin dönemine göre, bir iler leme kabul edilir. SSCB’de “Batı’nın propaganda aracı Nobel Ödülü” tepkisi Bu arada gazetelerde halkı Pasternak’a karşı kışkır tan yazılar yayımlanmaya başlamıştır. Bunlarda, “Yazarın yazdıklarıyla Batı’nın kapitalistlerine hizmet etmiş olduğu için Nobel ödülüyle kendisine ödeme yapıldığı”, “Nobel ödülünün Batı propaganda sistemi nin bir parçası olduğu” gibi halkı galeyana getiren vurgulamalar yapılır. Tüm parti yetkililerinin katıldığı kalabalık bir toplantıda üst yetkililerden birisi: “Domuz bile yat tığı, doyduğu yere pislemez. Bu ülkeye bunu yapan insanı, buralarda hiç barındırmayıp, o çok sevdiği ve övdüğü kapitalist cennetine postalamak lazım” diye konuşur. Bu laflar ise aslında Hruşçof’un laflarıdır. Bu tür kampanyaların sonucunda, SSCB’nin değişik köşelerinden, işçilerden Pasternak’ı kınayan mektuplar yağmaya başlar. Ancak, işin ilginç tarafı kitabı okuyan bir tek kişi olmamasıdır. Pasternak’ın reddettiği ödülün kendisine verilmesi Bu baskılardan sonra Pasternak, Nobel Komitesine bir yazı yazarak, ödülün kendisine verilmesinden şeref duyduğunu belirtir, teşekkür eder, ancak kendi iradesi ve isteğiyle almak istemediğini bildirir. Ödüllerin teslim edildiği törende, “O almak isteme di ama ödülü biz gene de ona veriyoruz , ne yazık ki şu an teslim edemiyoruz” diye duyuru yapılır. “Pasternak vatandaşlıktan çıkarılsın kampanyası PUSULA Kitap Avrupa’da “Best seller” olur, 18 dile çevrilir, tekrar tekrar basılır. КОМПАС PUSULA Nâzım Hikmet’in Doktor Jivago konusuna bulaşması Yurt dışına sürgüne gönderilmesi için başlatılan kampanya, sanatçının dostunu düşmanını tanıması için yeni bir vesile olur. Vatandaşlıktan çıkarılmanın acısını en iyi bilen Nazım, bu dönemde yazarın en yakın destekçi lerindendir. Ülke dışında ise, John Steinbeck, Somerset Maugham, Ernest Hemingway gibi ünlü yazarlar onu destekleyen yazılar yazıp, kampanyalar başlatırlar. Sürgün fikrinden Hruşçof’u Hindistan başbakanı Nehru telefonla arayarak, vazgeçirir. Bu arada yazar da Hruşçof’a bir yazı yazarak, sürgün edilmemesini ister, “Sovyet Edebiyatı için yapabileceğimin en iyisi ni yaptım, daha fazlasını yapamam” der. Pasternak’ın “Özürünün” Pravda’da yayımlanması Bu yazı, 2 Kasım 1958’de, Pravda gazetesinde yayımlanır. Pasternak’ın olan bitenlerle ilgili olarak, üzerinde hiçbir baskı uygulanmadığını, her şeyin doğal, ken disinin de kabul ettiği koşullar geliştiğini açıklayan yazısından sonra, uluslar arası tepkiler yatışır. Ancak, Yazarın yakınlarından bu yazıdaki üslubun ona ait 27 реклама olmadığını iddia edenler olmuştur. Varlık içinde yokluk “Ödül parasını devlete hibe et” КОМПАС PUSULA Pasternak’ı bundan sonra zor günler bekle mektedir. Kendisiyle yapılmış sözleşmeler iptal edilir, yazdığı ya da çevirdiği piyesler oynan maz olur. Başkan Hruşçof’a bir mektup yazarak, hiç olmazsa hay atını kazanabileceği ter cüme vb. gibi sıradan işlerin kendisinden esir genmemesini ister. Kendisine, kitabının Avrupa’daki satışlarından milyoner olduğu, paraya ihtiyacı olmadığı söylenir. Gerçekte ise, bu paranın resmi olarak getirilmesine hiçbir zaman izin ver ilmemiştir. Zaman zaman yurtdışından gelen gazeteci yazar dostları, kendilerine emaneten verilmiş telif par alarını, yanlarında getirip, gizlice ve olabildiği kadar yazara verebilmişlerdir. Sanatçı o zaman Nobel Ödülü tutarı olan 97.000 USD’yi de alamaz. Bu tutarı, getirip, “Barış Komitesi çalışmaları için hibe etmesi” istenir. 1960 “Doktor Jivago”nun ölümü Yazar 1959 yazında yazmaya başladığı piyesi tamamlayamadan 1960 yılında Peredelkino’da ölür. Ondan sonra, ilk eşi kalan hayatını yokluklar içinde tamamlar. İkinci eşi ve kızı ise ölümünün hemen ardından, yurtdışından yasadışı yollarla para getirdik leri vb. gerekçesiyle tutuklanır ve üç yıl kadar çalışma kampında kalırlar. “Doktor Jivago’nun 30 yıl sonra Rusya’da ilk kez basılışı İtalyan yayıncıya romanının bir taslağını vermiş olan Pasternak, bir başka biraz düzeltilmiş olduğu nüshayı da, o aralar, genç bir Fransız gazeteciye ver miştir. İşte o gazeteci bu 1988 yılında, elindeki oriji nal metinle Rusya’ya gelir ve Rus halkı kendini anla tan bu romanı okuma şansını bulur. Nobel Ödülü’nün Pasternak ailesine verilmesi Nobel Komitesi ise 1989 yılında, Pasternak’ın oğlu na, verilememiş ödül belgesini sunar. Ödül tutarı da yazarın mirasçıları arasında pay edilir. Hruşçof’un itirafları Pasternak’ın ölümünden birkaç yıl sonra, başkanlık 28 tan indirilip kendi başına kır evinde yaşamaya mahkum edilen Hruşçof, bu dönemde kaleme aldığı anılarında, Dr Jivago’yu sonradan okuduğunu ve bu kitapta Sovyet rejimi aleyhine hiçbir şey görmediğini, kendisinin aldatılmış olduğunu söyler. Bir başka yazarla görüşmesinde ise “Dr. Jivago yayımlanmış olsaydı ne olurdu?” sorusuna “Hiçbir şey olmazdı” demiştir. Dr. Jivago sinemada 1965 yılında ABD’de aynı adla gösterime giren film, Ömer Şerif’in başrollerden birini oynadığı film, beş dalda birden Oscar, Altın Küre, Grammy gibi ödülleri kazanmıştır. Türkiye’de ise 1969 yılının başından itibaren beyaz perdelerde oynatılmaya başlanan film, büyük ilgi gör müş, aylarca gösterimde kalmıştır. Büyük sanatçıların hayattan gönüllerine işleyip, bazen “ tek bir nüshaya” kazıdıkları izlerle, yüz yıl önce olup bitmiş olayları,binlerce kilometre uzaklara, yeryüzündeki türlü türlü insana “Akdeniz kıyısındaki şirin bir ilçede, okuması yazması bile olmayan bir çocuğa kadar bile nasıl ulaştırabildiklerini böylece hayranlıkla görmüş oluyoruz Bunun ne pahasına olduğunu ise, şimdi daha iyi anlayabiliyoruz, anıları önünde saygıyla eğiliyoruz. Kaynakça: Pravda N. Svanidze, “İstoriiçeskiy Hroniki”, “Pristuplenniye Borisa Pasternaka”, Studiya Lavr V. Tulyakova “Posledniy razgovor s Nazımom” Memet Fuat “A’dan Z’ye Nazım Hikmet” Wikipeda ПУТЕВОЙ ДНЕВНИК Рыба в Сыгаджыке, море в Кушадасы, история в Сельчуке и вино в Шириндже... НА ЭТОМ МАРШРУТЕ ЕСТЬ ВСЕ! Советует Тимур Озкан Б PUSULA PUSULA лизится лето... Кажется, все россияне уже побывали в Анталье. Мы попросили опытного путешественника Тимура Озкана составить для читателей «Компаса» альтернативный маршрут, причем, такой, чтобы «не только море, но и культура, и история, и еда, и вино».... Итак, наше путешествие продлится неделю и охватит пять туристических центров, расположенных в колыбели цивилизаций Анатолии — на берегу Эгейского моря. Стартовав из международного аэропорта «Аднан Мендерес» в Измире, мы проделаем путь в 260 километров. КОМПАС Наша первая остановка — Сеферихисар в 45 километрах от Измира. Этот городок, который мы находим, полчаса двигаясь по шоссе из Измира в Кушадасы, $ первый в Турции «Медленный город». Остановившись здесь ненадолго, чтобы выпить чаю, мы отправляемся в рыбацкую деревню Сыгаджык, что в пяти километрах от городка. Прибрежная деревня близ Сеферихисара, Сыгаджык знаменит своими рыбными ресторанчиками. Сидя посреди столпившихся на пристани лодок, вы сможете попробовать рыбу — разную, в зависимости от сезона, но всегда свежую. Часть лодок возвращается с рыбалки, а часть совершает туры на острова Эшек, Канлы и Кючюк, в пролив Папаз, в Ташаду, Азмак и Чамджагыз. На пристани Сыгаджыка вы сможете увидеть не только рыбацкие лодки и прогулочные катера, но и современные яхты. Марина Teos, которая выиграла пять «Золотых якорей», с каждым годом принимает все больше яхт. Кючюк Аккум и Бююк Аккум, два самых близких к Сыгаджыку пляжа, идеальны для сёрфинга благодаря своим ветреным, но спокойным водам. Сыгаджык предпочитают любители и других водных видов спорта, а также дайверы. Можно не ограничиваться подводной съемкой, а остановиться в одном из отелей и пройти недельный курс для получения сертификата. Бухта Экмексиз — еще один пляж Сыгаджыка, идеальный для простого купания и загара. Теос, что в трех километрах от Сыгаджыка, $ один из 12 городов античной ионической цивилизации (еще один мы увидим в Эфесе). 30 Среди руин Теоса — агора, театр, одеон, пристань, а самая главная — останки храма Диониса. В храме Диониса в городе Теос (что по $ гречески значит «бог») один из богов — Бахус (в греческой мифологии Дионис), который сквозь призму возлияния олицетворяет веселье, силу плоти и неистовство. Чтобы жить и собирать хороший урожай, нужно каждый год задабривать этого бога. По осени боги умирают, а весной их рождение отмечают безумными празднествами. В эти дни мужчины закрываются дома. А жрецы пьют вино, пока не потеряют рассудок. Они развлекаются в лесу, убивая животных, совокупляются без разбору и с мужчинами, и с женщинами, а на следующий день все забывается, и никто их не осуждает. Все потому, что уже пришла весна. Боги, умершие прошлой осенью, снова родились, и снова виноградники дадут плоды. Плоды станут вином. Вот и вся жизнь... Эта веселая жизнь Теоса в III веке до нашей эры, никак не похожа на сегодняшний Сыгаджык. Став «Медленным городом», несмотря на КОМПАС Рыбный праздник в медленном городе растущий туристический поток, Сыгаджыку удается сохранять атмосферу умиротворения. Как человек, который уже 30 лет один$два раза в год видит Сыгаджык, могу засвидетельствовать: нельзя сказать, что город не изменился. Более того, он очень поменялся. Однако тот самый дух спокойствия сохранился на пристани и внутри крепости. Вот поэтому статус «Медленного города» так подходит Сыгаджыку... Эта рыбацкая деревня, столетия назад бывшая убежищем для моряков, остается убежищем и для современного человека, который ищет отдыха 31 12 ионических городов Основавшие в античные века большую цивилизацию и почитающие права человека, ионийцы серьезно продвинулись в науке и торговле, при этом не зная ни одной религии. Вот 12 городов, основанных ионийцами и известные как 12 ионических городов. вдали от шума — как и подобает его имени и статусу... Из района Сеферихисар провинции Измир переезжаем в район Кушадасы провинции Айдын. Наш путь в 80 километров из Сыгаджыка через Сеферихисар займет час. Морское наслаждение в Кушадасы Местные называют его просто «остров». Кушадасы и его окрестности во все времена был важным религиозным, торговым и культурным центром. За пять тысяч лет этот регион был домом для нескольких цивилизаций. Когда по Анатолии стало распространяться христианство и в Эфесе поселились Дева Мария и апостол Иоанн, это место стало важным религиозным центром. Кушадасы был основан в Средние века пиратами, а в XV веке его активно развивали венецианцы и генуэзцы. И в первые годы после основания, и позже, после прихода сельджуков и перехода в руки турок, город благодаря торговле завоевал значимость как морские ворота Анатолии... Незадолго до Войны за независимость Кушадасы пережил краткосрочную греческую и итальянскую интервенцию. Сегодня это знаменитый 32 туристический центр, любимый путешественниками со всего мира, включая греков и итальянцев. Согласно статистике, среди туристов, посещающих Кушадасы, первое место занимают американцы. За ними следуют британцы, канадцы, немцы, испанцы, французы, итальянцы, греки и корейцы. Здесь, на острове под названием Гюверджин ада («Голубиный остров»), или Кючюк ада («Маленький остров»), расположена старая Византийская крепость, которая в 1834 году была отреставрирована османцами и послужила тому, что Кушадасы называют «островом». Этот остров, который используется для отдыха туристов, соединен с сушей насыпной дорогой, которая должна была служить пристанью. Основные примеры османского наследия в Кушадасы — каравансарай Окюз Мехмет Паша, который сейчас используется как отель, и мечеть Калеичи, построенная Садразамом Мехметом$ пашой. И каравансарай, который находится напротив пристани, и мечеть, расположенная внутри рынка, были построены в 1618 году. Каравансарай был отреставрирован в 1830 году, а мечеть — в 1996. Двухэтажный фонтан, построенный в форме квадрата и находящийся перед каравансараем, в ходе реставрации был превращен в бассейн. Кушадасы принимает у себя молодых и известных музыкантов — участников Фестиваля Кушадасы, который проводится ежегодно, начиная с 1985 года, и музыкального конкурса «Золотой голубь». Центр города украшает статуя голубя. Прибрежная дорога, которая проходит через эту статую и начинается от марины и тянется до Голубиного острова, известна как «центр торговли» Кушадасы. А на улицах, протянувшихся от Калеичи и берега в глубь города, раположились популярные ночные развлекательные заведения. Помимо всех этих богатств, Кушадасы известен своими пляжами. Вот адреса морских развлечений в Кушадасы: пляжи Кадынлар Денизи («Женское море»), Давутлар, Памуджак (Сельчук) и государственный парк полуострова Дилек. Государственный парк «Полуостров Дилек» в дельте реки Бююк Менедерес может похвастаться тем, что на его территории живут 348 животных, включая 225 птиц. Также в парке можно увидеть 804 растения, 33 из которых — эндемические, а 13 имеют статус редких эндемических. В парке, который занимает обширную территорию, можно заняться разными видами водного спорта, понаблюдать за птицами, поехать в фотосафари и совершить ботанический тур. А на пляжах, PUSULA например Гюзельчамлы, можно искупаться. Кстати, в Гюзельчамлы можно погулять по пещере Зевса. В окрестностях Кушадасы, который находится поблизости от античных ионических городов Милетоса и Приен, находятся Эфес и Сельчук, достойные того, чтобы по ним погулять. Кушадасы служит остановкой для круизных лайнеров. Также отсюда отходят корабли, которые за два часа могут отвезти вас на греческий остров Сисам, что в двух часах. А те, кто приезжают в Кушадасы, часто отправляются в Сельчук. КОМПАС КОМПАС PUSULA Расположенные на берегу Эгейского моря Фокия (Фоча), Клазоменай (Урла), Эритрея (Ылдыр/Чешме), Теос (Сеферихисар), Лебедос (Сеферихисар), Колофон (Мендерес), Эфес (Сульчук), Приены (Сёке), Милетос (Дидим) и Миос (Авшар/Айдын), расположенные в Греции острова Хиос (Сакыз) и Самос (Сисам). Сокровище истории Сельчук В Сельчуке, который находится в 20 километрах от Кушадасы, есть несколько исторических и культовых мест, заслуживающих внимания. Один из самых примечательных античных городов мира Эфес, руины одного из Семи чудес света, Храма Артемиды, одно из самых святых мест $ Дом Девы Марии, $ вот лишь несколько примеров. Сельчук встречает своих гостей исторической крепостью, которая несет в себе следы Византии, сельджукского бейлика Айдыногуллары и Османской империи. Осмотр этого города мы начинаем с Музея Эфеса. Здесь собраны 33 34 реклама PUSULA КОМПАС артефакты, найденные при раскопках, произведенных в окрестностях, в первую очередь, в Эфесе. Музей состоит из двух отделений $ «Археология» и «Этнография». Среди экспонатов Музея Эфеса есть два, которые нельзя пропустить: статуя Артемиды Эфесской и бога плодородия Приапа. Также в Сельчуке нужно посетить Базилику Святого Иоанна, мечеть Иса Бей и византийский акведук. В окрестностях Сельчука стоит осмотреть церковь Кечи, один из двух турецких музеев паровых локомотивов и историческое здание вокзала. Вокзал Сельчука бы построен на первой железной дороге Турции, из Измира в Айдын, и начал работу в 1867 году. Дойдя до Храма Артемиды, сразу скажем, что от храма, одного из Семи чудес света, к сожалению, до наших дней дошло лишь несколько обломков колонн... Храм, который впервые был построен в 550 году до нашей эры, был самым прекрасным строением эпохи, но в 356 году, в ночь, когда родился Александр Македонский, он не устоял при пожаре. Новый храм, построенный позже, был еще красивее первого. Он простоял около 500 лет и был до основания разрушен готами$ завоевателями. Останки храма Артемиды были позднее вывезены римскими и византийскими императорами и использованы для строительства храмов в разных городах, включая Рим и Стамбул (Айя София). Некоторые его части стоят в лондонском Британском музее и Стамбульском археологическом музее. Статую богини Артемиды, которая стояла в его центре, вы вспомните по Сельчукскому музею. Если увенчаются успехом попытки работников туристической сферы, которые мечтают восстановить храм, подобно тому, как их коллеги ратуют за восстановление другого Чуда света, Галикарнасского мавзолея, храм будет построен в третий раз. Итак, Эфес. Построенный в том месте, где река Малый Мендерес впадает в Эгейское море, когда$ то этот город был очень важным портом. Сейчас остатки его былой красоты находятся далеко от моря, на суше. В то же время, Эфес — один из 12 ионических городов, наряду с Теосом, Милетосом и Приенами, о которых мы уже рассказывали. Среди его артефактов, которые дожили до наших дней, самые выдающиеся — большой Театр и Библиотека Цельсия. Гигантский театр на 25 тысяч зрителей и библиоотека, поражающая тех, кто на нее смотрит, своим фасадом, могут дать представление о Римской эпохе и ее культуре и искусстве. Мы движемся от античных городских ворот вдоль мраморной дороги, которая протянулась до набережной. На нашем пути встречаются Театр, Библиотека, Верхняя и Нижняя агоры, дома на склонах холмов, монументальный источник, баня, общественный туалет, Церковь Девы Марии, пещеру Семи отроков эфесских и другие достопримечательности, которые стоит посмотреть в Эфесе. Неподалеку — дом Девы Марии, расположенный в окрестностях Сельчука, на горе Бюльбюль (Корессос), который давно стал одним из главных паломнических мест для христиан и который ежегодно посещают сотни тысяч людей. Считается, что после распятия Иисуса Дева Мария вместе со Святым Иоанном провела там последние годы своей жизни. Этот дом/церковь находится в 9 километрах от Сельчука. Считается, что и могила Девы Марии также расположена на PUSULA КОМПАС горе Бюльбюль. Итак, осмотрев важные исторические и туристические места в Сельчуке и окрестностях, мы можем отправиться в другой туристический центр — Шириндже. Очень милый Шириндже Расположенное в восьми километрах от Сельчука и знаменитый своими виноградниками и вином Шириндже — очень милое местечко. Это и неудивительно: ведь его название с турецкого переводится именно так. Обязательно полюбуйтесь панорамой из сада ресторана Artemis, который находится сразу на въезде в Шириндже, который когда$то был старой греческой деревней. Покрытые побелкой дома, разбросанные на склонах зеленой долины, $ одна из характерных черт Шириндже. Большая их часть была отреставрирована. Эти 100$150$летние дома обычно двухэтажные, украшены эркерными окнами и построены таким образом, чтобы не загораживать друг другу вид. Над дверями — изображения птиц. А в окнах — сотканные вручную занавеси, также украшенные птицами или цветами. Еще одна неотъемлемая часть домов Шириндже — синие и красные бугонвилии. Но не менее, а, быть может, и более, чем своими домами, Шириндже знаменита вином. Те времена, когда в каждом доме здесь производили вино, 36 ушли в прошлое. Но на местной фабрике по современной методике производят разные виды вин: клубничное, яблочное, дынное, шелковичное, миртовое и персиковое. В лавках на деревенской площади вы сможете попробовать и купить вино. В лавках, расположенных на деревенской площади, сельские женщины продают накидки, подушки и полотенца ручной работы, оливки и оливковое масло, ароматное мыло, целебные травы, твердый местный хлеб, лапшу, капусту, гранатовый сироп и инжир. Путешественникам, которые интересуются местной кухней, Шириндже может предложить местные блюда: в первую очередь, традиционные лепешки гёзлеме с травами, баклажаном и другими ингредиентами, а также котлеты с сыром. Что бы вы ни предпочли, не забудьте заказать также салоникские соленья и долму с цветком кабачка. Шириндже — последняя остановка в нашем путешествии. Вам предстоит проделать обратный путь в Измир в 80 километров. И, раз уж речь зашла о еде, то поставлю точку в своей статье еще одним гастрономическим советом. Не отправляйтесь в дорогу, не зайдя в ресторан, где готовят потрясающего вкуса знаменитый сельчукский шашлык с тимьяном и тмином. Хорошего вам пути! Надеюсь, что это не последнее наше путешествие!.. PORTRE “Ölü Canlar”ın 42 yaşında öldürdüğü bilge edebiyatçı КОМПАС PUSULA NİKOLAY GOGOL Bu sayımızda Rusçanın uluslararası simge isimlerinden olan Nikolay Gogol’ün yaşam öyküsünü paylaşırken, bu yazıyı kaleme alarak yazın ailemize katılan “ikinci kuşak” bir yazara “Merhaba” diyoruz. Asya Temiz, tıpkı annesi değerli yazar Yana Temiz gibi bundan sonra sık sık KompasPusula sayfalarında olacak. TürkRus evliliklerinin çocukları artık büyüdü ve kültür hayatımıza da renk ve ışık katmaya başladı. Ne mutlu bize! Kompas’ın buna vesile olmasını, kendimiz için en büyük mutluluk sayıyoruz. 38 R us edebiyatının önemli yazarlarından Nikolay Vasilyeviç Gogol’ün Moskova’da iki tane ünlü heykeli vardır. Bunlardan ilki Gogol’ün doğumunun yüzüncü yılında, 1909’da, günümüzdeki Gogol Bulvarı’na dikilen heykelidir. Bu heykelde Gogol yorgun ve düşünceli bir şekilde oturmakta; heykelin alt kısımlarında ise onun çeşitli eserlerinden olan karakterlerinin kabart maları göze çarpmaktadır. Ancak Stalin, Gogol’ün bu heykelini fazla karamsar bulup değiştirilmesini buyur muştur. Bunun üzerine 1952 yılının Gogol’ün ölümünün yüzüncü yılı için yeni bir heykel yapılıp Gogol Bulvarı’na dikilmiş, ilk heykeli ise Nikitsky Bulvarındaki bir avluya alınmıştır. Bu ikinci heykeldeki Gogol öncekinin aksine daha kendinden emin ve tasasız bir şekilde yansıtılmıştır. Bir yazar olarak Gogol’e baktığımızda gerçekten de kendisinin bu iki heykeldeki gibi iki uç arasında gelip geldiğini görürüz: Bir yanda sahnelenen komedileriyle ve eserlerindeki rus insanı tipleriyle bizi güldüren, eserlerini baskıya hazırlayanları kahkahalara boğan, yaptığı taklitler ile çevresindekileri eğlendiren bir Gogol... Diğer yanda ise Rusya’nın yozlaşmış karanlık derinliklerini yüzümüze vuran, eserlerini defalarca yakıp içe kapanık haliyle gittikçe ağır bir depresyona sürükle nen, başyapıtı olan Ölü Canlar’ın ilk kısımlarını okuyan Puşkin’i gülen halinden karamsar bir hale sokup “Tanrım, Rusya’mız ne de hüzünlü!” diye iç çektiren bir Gogol... Neşe ile karamsarlığın zıtlığını eserlerinde beraber yürüten Nikolay Gogol; birçok gizemi ile kuşkusuz Rus edebiyatının en ilginç ve muammalı yazarların dan birisidir. Gogol, 1 Nisan 1809’da günümüzde Ukrayna topraklarında yer alan Soroçinski Köyü’nde dünyaya geldi. Gogol’ün gençliğinde sessiz, içine kapanık, komik taklitler yapan ve geleceğe dair hayallerini kimseyle paylaşmayan birisi olduğu söyleniliyor. İlk edebiyat denemelerini okuldaki dergilerde yapan Gogol, edebiyat ve tiyatroya daha o yıllardan ilgi duymaya başlamıştır. Ancak geleceği için tasarısı St. Petersburg’da memurluğa girip kariyer yapmaktır. Eğitimini tamamlayınca Gogol 1828 yılında bu hede fler ile St. Petersburg’a gider. Memuriyette bir pozisy on bulmaya çalışan Gogol’ün aynı zamanda aktör olmayı deneyip başaramadığını biliyoruz. Ertesi yıl takma bir isim ile Gogol’ün Hans Küchelgarten başlık lı, Rus ve Alman romantiklerinin tesirindeki şiiri yayınlandı. Bu eserinin olumsuz eleştiriler alması üzerine Gogol hala satılmamış olan tüm dergileri toplayıp hepsini ateşe verir. Neredeyse aynı anda hala tam olarak açıklanamayan bir sebeple aniden üç aylığına yurt dışına gider. Annesine yazdığı mektupta 39 КОМПАС PUSULA bunu aşk acısıyla açıklıy orsa da, yaşamı boyunca hiç evlenmemiş ve bili nen bir sevgilisi olmamış Gogol’ün gerçeği söylediğinden emin olamıyoruz. Genelde bu yolculuğuna sebep olarak hem kariyer çabalarında ki hem de edebiyat sahasındaki hayal kırık lığı gösterilmektedir. Kısa süre sonra Petersburg’a geri dönen Gogol sabırlı ve zorlu bir çalışma evresine girer. Memurluğu ve verdiği dersler dışında dergilere çeşitli makaleler yazmak tadır. Ayrıca o dönemde ilgisini çocukluğunda da içinde yetişmiş olduğu Ukrayna ve Kazak kültürüne çevirir. Ailesine gönderdiği mektuplarda kendisine o konuda malzeme toplamalarını istemektedir. Yavaşça dönemin aydınlarıyla tanışan Gogol edebiyat salon larına girmeye başlar. Nihayet 1831 yılında bir akşam Gogol’ü Rus edebiyatının en önemli yazarı olan Puşkin ile tanıştırırlar. Bu tanışma Gogol’ün hayatın da bir dönüm noktası olmuştur. Gogol’daki yeteneği fark edip ona daima destek olan Puşkin; Gogol için tavsiye aldığı, sanatını verimlileştiren bir üstad figürü olmuştur. O kadar ki, Gogol eserlerini kaleme aldığı sırada karşısında hep Puşkin’in olduğunu hayal ettiği ni belirtmiştir. Ününe ün katarken... Aynı yıl yayınlanan Dikanka Yakınlarındaki Bir Çift likte Akşam Toplantıları başlıklı hikayeleri heyecanla karşılanıp Gogol’ü aniden Rus edebiyatının önde gelen yazarlarından birisi konumuna getirmiştir. İlhamını Ukrayna folklöründen alan bu hikayeler, ağırlıklı olarak romantik olmakla beraber Gogol’ün realizminin başlangıcını da içlerinde barındırmaktalar. Bu sırada Gogol tarihle de ilgilenmeye başladı. Hedefi Ukrayna tarihi hakkında bir eser oluşturmak ve Kiev’de açılacak üniversitenin kadrosuna girmekti. Onun yerine Petersburg’daki üniversiteye tarih ders leri vermek üzere alınır. Fakat bu görevini kısa süre sonra bırakır. Bu dönemde edindiği tarih birikimini sonradan kahramansal bir mücadeleyi anlatan Taras Bulba isimli eserinde kullanacaktır. Sanatının en ver imli geçen bu yıllarında, henüz ilk eserinin heyecanı okur çevresinde sönmeden, Gogol 1835’te Mirgorod 40 ve Arabeski kitaplarını yayınlar. Bu kitapların içerisinde öncekilerinin devamı niteliğindeki hikayeler, bazı makaleler ve günümüzde Petersburg Hikayeleri adı altında toplanan hikayelerinin bir kısmı yer almaktadır. Bu hikayelerinde Gogol dikka tini hayatının son yıllarında üzerinde ağır bir tesir bırak mış olan Petersburg şehrine ve orada yaşayan fakir, ezilmiş, başarısız memurların zorlu hayat şartlarına yöneltmiştir. Yer yer grotesk ve fantastik unsurlar da barındıran, real izm akımıyla yazılmış bu hikayeler Rus edebiyatına “küçük insan” figürünü sokmalarıyla ayrı bir öneme sahiptirler. Bu kitaplar ile Gogol’ün ünü daha da arttı. Hatta ünlü edebiyat eleştirmeni Belinski, Puşkin hala hayattayken, Gogol için “Rus edebiyatının ve şair lerinin başı” ifadesini kullanmıştır. Bununla da kalmayan Gogol bu kez diğer bir tutkusu olan tiyatroya yönelir. İlk gösterimi 1836 yılında yapılan ve günümüzde hala popülerliğini koruyup Rusçaya birçok özdeyiş kazandırmış olan Müfettiş komedisinin olay örgüsünü Gogol Puşkin’den istemiş, karşılığında kesinlikle komik ve başarılı olacak bir oyun yazmaya söz vermiştir. Sahnede Rus halkının tipik aksaklıklarını güldürücü bir hiciv ile yansıtmak isteyen Gogol’ün “tam bir Rus anekdotu” dedirtecek bir şey istemesi üzerine Puşkin kendi başından geçen bir olayı anlatır. Gogol bundan uğradığı kasabada devletin gönderdiği bir müfettiş olduğu zannedilip kasaba halkının yoğun ilgisiyle karşılanınca bundan faydalanan Hlestakov’un hikayesini oluşturup, bu olayın üzerinden tüm Rus bürokrasisini hicivleyen bir oyun yaratır. İlk kez Petersburg’da sahnelenen Müfettiş yoğun bir ilgi ile karşılanır. İzleyiciler neredeyse ilk kez yerli bir oyun seyretmekte ve kendi insanlarını sahnede görmekte dirler. Gösterime katılan çar I. Nikolay bile oyunu beğeni ile alkışlamıştır. Ancak bu başarıya rağmen Gogol, Moskova gösterimine katılmayıp beklenmedik bir şekilde yurtdışına gider. Bir mektubunda “Herkes bana karşı. Yaşlı ve saygın memurlar benim için hiçbir şeyin kutsal olmadığını haykırıyorlar. Polisler bana karşı, tüccarlar bana karşı, edebiyatçılar bana karşı…” diye hayıflanan Gogol, komedisinin uyandırdığı tep КОМПАС Kader ağlarını örüyor... kilerden memnun olmayıp yanlış anlaşıldığını düşünür. Yurtdışına bu gidişinden sonra Gogol on üç yıl boyunca, Rusya’ya birkaç kısa gelişi dışında, Avrupa’da kalacaktır. Bu uzun yolculuğunda Gogol birçok Avrupa ülkesinde yaşamıştır. O sırada yazmak ta olduğu Ölü Canlar’ın ilk cildini de İtalya’da bitire cektir. Defalarca yaktığı, bir türlü tamamlayamayıp ona geri kalan yıllarında acı verecek olan Ölü Canlar Gogol’ün en önemli eseridir. Gogol’deki insan doğasını bu kadar iyi tahmin edip yansıtma yeteneği ile sırf kısa eserler vermenin bir günah olduğunu söyleyen Puşkin, kendisinin kullanmayı planladığı olay örgüsünü Gogol’e hediye edip onu Ölü Canlar’ı yazmaya teşvik etmiştir. Çiçikov’un Rusya’da yolcu luk yapıp toprak sahiplerinden ölü olan köle köylüleri satın alması şeklinde gelişen bu olay örgüsü Gogol’e Rusya’yı tüm renkleriyle geniş bir yelpazede yansıtma özgürlüğü vermektedir. Ölü Canlar’a büyük önem veren ve bunu kendisinin başyapıtı olmasını isteyen Gogol, birinci cildi ancak Puşkin’in öldürülmesinden sonra 1842 yılında (sansür nedeniyle) Çiçikov’un Maceraları adıyla yayınlamıştır. Ancak okuyucular beğeni ile karşıladıkları bu eserin Dante’nin İlahi Komedya’sı çerçevesinde planlanan üçlemenin bir parçası olduğundan habersizdiler. “Cehennem” kısmı ile paralel tasarlanan ilk cilt Çiçikov’un kötülüklerini 42 Gogol kapıldığı bu depresyondan hayatının sonuna kadar tam olarak kurtulamaz. 1841’de ülkesine geri dönen Gogol hayatının son beş yılını Rusya’yı dolaş makla geçirir. Hala yazmakta olduğu Ölü Canlar’ın ikinci cildini ise yanından hiç ayırmamaktadır. 1852 yılında Moskova’da bulunduğu sırada Gogol, bu kez kendisini ölüme kadar götürecek olan bir bunalım geçirir. Buna sebep olarak ikinci cildi okuttuğu rahip Matvey Konstantinovski’nin kendisine birçok yerin dini açıdan zararlı olduğunu söylemesi gösteriliyor. Ölü Canlar’ı bitirmeyi hayatının en önemli görevi şek linde gören ve bunun üzerine ümitsizliğe kapılan Gogol, 24 Şubat’ta ikinci cildi tekrar ateşe verir. Ölü Canlar’ın ikinci cildi olarak günümüze kadar gelebilenler ancak Gogol’ün çevresindekilere göndermiş olduğu birkaç bölümdür. O günden itibaren Gogol’ün sağlığı aniden kötüye gider. Son zamanlarda ölümden korkup öleceğini hisseden, per hiz gereği yemek yemeği reddeden Gogol’ün sağlığı iyice bozulur ve 4 Mart’ta kırk iki yaşındayken vefat eder. Gogol, bizi büyüleyen ve bazen de raflardaki kalın ciltleri ile korkutan Rus edebiyatının yapıtaşlarından biridir. Ünlü “Hepimiz Gogol’ün paltosundan çıktık.” sözünün de belirttiği gibi Gogol yenilik getiren tarzı ile realizmi daha sağlam temellere oturtarak 19. yüzyıl Rus edebiyatının sonraki ustalarına yol göstermiştir. Renkli üslubuyla, gotik ve fantastik yanıyla, güldüren karakterleriyle ve bunların altında yatan acıklı traje disiyle Nikolay Gogol daima birçok okuyucuya hitap edebilen ve okunan bir yazar olarak kalacaktır. 1. Umut fakirin ekmeğidir Буквальный перевод: «Надежда — как хлеб для бедных» Значение: Фраза говорит, что надежда помогает людям справиться с неприятностями так же, как кусок хлеба помогает выжить бедняку. 2. Kalp kalbe karşı Буквальный перевод: «Сердце напротив сердца» Значение: Великие умы думают одинаково. Это выражение можно использовать, когда двое людей делают одно и то же предложение, произносят одну и ту же фразу или просто звонят друг другу одновременно. 3. Eski tas, eski hamam Буквальный перевод: «Старый таз, старая баня» Значение: Старая история. Вы можете услышать эту идиому, когда речь идет о поведении, типичном для какого$то человека или группы людей. 4. Üzüm üzüme baka baka kararır Буквальный перевод: «Виноград темнеет, когда смотрит на другие виноградины» Значение: Когда человек связывается с дурной компанией, он и сам становится хуже. 5. Ekmek olmadan yemek olmaz Буквальный перевод: «Без хлеба еды нет» Значение: Если не приложить усилий, нельзя добиться нужного результата. 6. Balık ağa girdikten sonra aklı başına gelir Буквальный перевод: «Рыба начинает думать, только когда попадает в сеть» Значение: Вы сможете понять ситуацию, только попав в нее. 7. İnsan yedisinde ne ise yetmişinde de odur Буквальный перевод: «Каков человек в семь, таков он и в семьдесят» Значение: Люди могут менять свои привычки, но их характер и личность останутся прежними. 8. Keskin sire küpüne zarar Буквальный перевод: «Крепкий уксус портит свою упаковку» Значение: Очень темпераментные люди только вредят себе. Обычно поговорку используют, когда хотят успокоить разозлившегося человека. КОМПАС PUSULA ve olumsuz karakterler ile karşılaşmasını anlatıyordu. Gogol bir sonraki “Araf” ve “Cennet” şeklinde gelişe cek olan ciltlerde gittikçe daha olumlu karakterler ekleyip Çiçikov üzerinden Rus insanının ruhunun arınıp yeniden doğuşunu tasvir etmek istiyordu. Rus edebiyatının baş yazarlarından birisi olarak Gogol bu pozisyonundan ötürü büyük bir sorumluluk duymaya başlayıp, özellikle ahlaksal boyutlardaki aksaklıklar konusunda Rus okuyucularına yol gösterici bir misy on yüklenmiştir. Bu düşünceler ışığında ilk cildin yayınlandığı aynı yıl ikinci cildi yazmaya koyulmuş tur. İkinci cildin yazılışı son derece sancılı geçmekte dir. Her sayfayı zorlanarak yazan Gogol devamlı olarak eserinin asıl fikrine uygun düşmediği endişe sine kapılıyordu. Bu yıllarda daha da dindarlaşıp mistisizme kaymış olan Gogol, gittikçe ağırlaşan bir karamsarlığa sürüklendi. 1845 yılında geçirdiği bir ruhsal kriz sırasında daha önce de yapmış olduğu bir şey yaptı: ikinci cildin tamamını yaktı. Ardından onu baştan yazmaya koyuldu. В последние годы изучение турецкого перестало быть каким+то экзотическим хобби. Так как Россия и Турция неукоснительно сближаются, все больше людей хотят знать языки друг друга — для бизнеса, личных отношений или просто ради интереса. Этот пост — для тех, кто уже неплохо владеет турецким, но хотел бы знать его еще лучше. А помогут нам в этом турецкие идиомы. PUSULA “Надежда + хлеб для бедных” 9. Sakla samanı, gelir zamanı Буквальный перевод: «Береги солому, и ее время придет» Значение: Не выбрасывай даже не нужные вещи, они тоже могут понадобиться. 10. Damla damlaya göl olur Буквальный перевод: «Капля за каплей получается озеро» Значение: Аналогично русской поговорке «Копейка рубль бережет» 11. Akrabanın akrabaya akrep etmez ettiğini Буквальный перевод: «Даже от скорпиона не стоит ждать зла, которое может принести кто"то из родных» Значение: Самого большого подвоха порой стоит ждать изнутри или со стороны кого$то из родственников. 43 DERİN RUSYA PUSULA Çoğumuz yıllardır Rusya’da yaşıyoruz, Rusça konuşuyoruz: Kimimiz “iyikötü”, ki mimiz “gayet iyi”... Daha doğrusu Rusça düze yimiz ile ilgili kendimize verdiğimiz notun ne kadar objektif olduğu tartışılır. Peki özellikle Rusça öğrenen yabancıların seviyelerini test etmek amacıyla yapılmış bir testten geçmeye ne dersiniz? Cümlelerde eksik olan kısımları tamamlamanız КОМПАС 1E В школу пришел новый […] учитель математики a) младший b) молодой c) маленький 2E Мой друг неплохо знает французский язык и хорошо говорит[…] a) по$английски b)английским языком c)английский язык 3EВ нашей группе […] студенты из США и Великобритании a) учат b)изучают c)занимаются 4E Мне трудно […] это стихотворение a)выучить b)научить c) учиться 44 isteniyor. Zaman sınırı yarım saati aşmamak kaydıyla aşağıdaki soru ları yanıtlayın. Doğru yanıtları metnin en sonunda bulacaksınız. RBTH grubunun hazır ladığı testte 30 sorudan 20 ve üstünü bilirseniz kendinizi “iyi düzeyde Rusça bilen bir yabancı” sayabilirsiniz. Eğer 10 ya da daha az doğru yanıtınız varsa, “hala gidecek epeyce yolunuz var” demektir. Şimdi test zamanı! 7E Студенты […] разные истории о своей жизни a)рассказывают b)говорят c)разговаривают 8E Преподаватель […] , что завтра будет тест по грамматике a)рассказал b) сказал c)разговаривал 9EСкажите, пожалуйста, где мы можем […] a)приглашать b)встретиться c)пригласить 10E Студенты нашего факультета […] на концерте в университете a)поступали b) выступали c)наступали 5E Она […] помочь мне перевести текст a)знает b)может c)умеет 11E Я хочу научиться […] на мотоцикле a)кататься b)отдыхать c)садиться 6EМожно позвонить? E Конечно, телефон стоит […] a)сюда b)туда c)здесь 12E Родители […] мне поступать в университет a)попросили b)позвонили c)посоветовали 13E Я […] у подруги, где будет занятие по фонетике 14E Я уже два года не […] спортом a)занимаюсь b)изучаю c)играю 15E Мы не можем вспомнить, где […] этого человека a) смотрели b) видели c) глядели 16E На каникулах мы хотим побывать […] a) Москва b) из Москвы c) в Москве 17E Вчера я ходил […] a) зубного врача b) к зубному врачу c) с зубным врачом 18E В прошлом году я учился […] a) Екатеринбург b) из Екатеринбурга c) в Екатеринбурге 19E Сколько […] от университета до центра? a) остановка b) остановку с) остановок 20E Как называется […] станция метро? a) эта b) этот c) это 21E Я хочу купить […] туфли a) эта b) это c) эти a) семь часов b) в семь часов c) семь часов назад 26E Я начну […] русский язык в следующем месяце a) буду изучать b) изучать c)изучу 27E Сестра попросила меня […] посуду после обеда a) буду мыть b) вымою c) вымыть 22E Пойдем в парк, сегодня очень […] день a) хорошие b) хороший c) хорошо 28E Надо обязательно […] об этом маме a) говорить b) сказать c) говорю 23E Зимой на Урале бывает очень […] a) холодно b) холодные c) холодный 29E Брат всегда плохо […] даты a) запоминаю b) запомнит c) запоминает 24E Вечером я поеду на вокзал встречать […] a) родные братья b) с родными братьями c) родных братьев 30E Я долго думал и, наконец, […] задачу a) решал b) решил c) решала PUSULA Rusça’yı ne kadar iyi biliyorsunuz? a)попросила b)спросила c)просила КОМПАС RUSÇA SEVİYENİZİ ÖLÇÜN : 25E Фильм начинается [...] DOĞRU SEÇENEKLER: 1b, 2a, 3c, 4a, 5b, 6c, 7a ,8b, 9b, 10b, 11a, 12c, 13b, 14a, 15b, 16c, 17b, 18c, 19c, 20a, 21c, 22b, 23a, 24c, 25b, 26b, 27c, 28b, 29c, 30b. 45 НАЦИОНАЛЬНЫЕ СИМВОЛЫ Назар бонджук Н КОМПАС а самом деле, этот амулет от сглаза популярен не только в Турции, но и на Ближнем Востоке и в странах Средиземноморья. Вы удивитесь, но они есть и в Ирландии! Ирландцы называют его Droch$Shuil и вешают над стойлами с животными, чтобы не завидовали соседи. В других странах «назар бонджук» называют по$разному: румыны $ «малус», греки $ «баскания», итальянцы $ «майоккьо», испанцы $ «мал охо», а на иврите его название звучит как «айин хара». Кстати, найти амулет можно и в Мексике — под названием «охо де ванадо». Арабское слово «назар» на самом деле значит «глаз» или «сглаз». Турки верят: некоторые вещи могут просто быть сглажены, как бы ни были скептичны ученые. Например, бывает, купил машину, а она на первом же светофоре попадает в ДТП. Турки говорят: «Если б повесил «назар бонджук», все было бы хорошо!» В прошлом амулеты делали из глины и раскрашивали натуральными 46 красками. Позже их стали производить из керамики. Производство «назар бонджуков» переехало из Месопотамии в Сирию. А затем «глаз» пересек границу Анатолии, и позже его стали производить из стекла, впервые — в Бодруме и Измире. В наше время, однако, все чаще используется пластик. Стеклянные «назар бонджуки» продолжают делать лишь в некоторых регионах — деревнях Джумаовасы и Гёредже рядом с Измиром и в некоторых поселках рядом с Бодрумом. Мастера выжигают стекло в аутентичных земляных печах, сложенных из кирпичей и глины. Вынимают его из огня с помощью железных клещей, а затем с помощью других инструментов придают им форму. После добавляют капли стекла другого цвета. Готовый глаз сплющивают с помощью пресса. Быть может, этим и объясняются «силы» «назар бонджука»: ведь в его производство вкладывается столько энергии. А сам амулет закаляется при очень высокой температуре. реклама PUSULA Угадайте, какой самый популярный сувенир, который туристы привозят из Турции? Думать долго не придется — это «назар бонджук», более известный как «синий глаз». YAKIN PLAN Geleneksel Rus tatlıları 4. Çakçak TOP Bu geleneksel Tatar tatlısı tüm Rusya’da sevilir. Özellikle Kazan’a yolu düşenler, her köşede satılan Çakçak yemeden dönmez. Bu tatlının ori jinal tarifi hala gizli tutulmaktadır. Çakçak yumuşak hamurdan ve yumurtadan yapılır. Bu hamur küçük parçalara kesilir, fırında pişirilir ve üzerine bal dökülür. 2. Pastila (pestil) 1. Tulskiy pryanik (Tula pryaniki) Benzetmesi zor olsa da, kek ile bisküvi arası bir “tatlı lezzet” olan pryanik, Rusya’da en sevilenler arasın dadır. Buna benzer bir tatlı Eski Mısır’da yapılırdı. Rusya’nın tarihi adı ile Rus’a 9. yüzyılda İskandi navların gelmesi ile girmiştir. O zamanlar çavdardan yapılır bal ve yemiş suları katılırdı. En meşhur pryanikiler Tula’da yapılır. Bu reçel ve konsantre süt içeren, hamurlu bir tatlıdır. Uzun süre dayanır. 48 Pastila aslında Türk loku munun bir çeşididir. Ancak Rus tüccarların Doğu’dan ilk defa getirdikleri yüzyıllar öncesinden bugüne, tarifi oldukça değişmiştir. Günümüzde ekşi elmadan, baldan ve yumurta akından yapılır. 19. yüzyıla kadar tarifi, az sayıda üretici tarafından çok sıkı bir şekilde gizli tutulmuştu. 3. Ptiçye moloko (kuş sütü) Aslında ilk bakış ta hiçbir ilginç yanı yoktur: Kalın bir çikolata katmanı ile kaplanmış “zefir” tatlısıdır. Ancak ilginç olan taraf, tarifinin Fransa’dan Rusya’ya gelmiş olmasıdır. Bu tatlı SSCB’de patent alan ilk tatlıdır. 8.Fırında elma Bu pastanın Çek Cumhuriyeti’nin başkenti ile alakası oldukça semboliktir. Bu pastayı icat eden pastacı ‘Kuş sütü’nü de icat edendir. Ancak yeni pas tasını Çek ustaların kontrolünde yapmıştır. Aslında bu rom ile zenginleştirilmiş ‘Viyana pastası’dır. 6. Vatruşka Bin yıldır tarifi değişmemiş diğer bir Rus çöreğişdir. Eski zamanlarda olduğu gibi içine kesmik, reçel, şeker, konsanstre süt ya da meyve püresi konulan, tarçın katılan bir hamur tatlısıdır. Tarifini Türkçe internette de rahatlıkla bulabilirsiniz. 7. Çurçhela (cevizli sucuk) Çurçhela Krasnodar Eyaleti’ne bağlı tatil yerlerinde çok popüler bir tatlıdır. Tarifi de, adı da aslında Rusya’ya Gürcistan’dan gelmedir. Orcik de denir. Cevizler üzüm şırasına batırılır, un eklenir ve sertleşmesi beklenir. Sucuk görüntüsü alır. Rusya’daki en faydalı tatlılardan olduğu kabul edilir. Anadolu’da da, Azerbaycan ve Ermenistan’da da farklı isimlerle yapılır ve çok sevilir. Elma Rusya’da, özellikle güneyde en yaygın yetişen meyvelerdendir. Ancak ikli minden dolayı elmaları çoğun lukla ekşimsidir. Ruslar elmayı tatlandırmak için çok çeşitli yöntemler icat etmişlerdir. Bunlardan biri şekerle fırınlamadır. Tıpkı doğal ürünlerde yapılan Çurçhela gibi, fırınlanan elmaların da sağlık için çok faydalı olduğuna inanılır; tabii şekerin ölçüsü kaçırılmazsa! 9. Sırniki ve aladyi Her iki de Rusya’da kah valtıda sık sık ana yiyecek olarak tüketilir. Belki bir Türklerin de en kolay alışıp kahvaltıda çocuklarımızla birlikte tükettiğimiz sağlıklı bir üründür. Sırniki kesmik’ten (lor peyniri) yapılan hamurun tavada köfte formunda pişirilmesiyle yapılır. Bunun üzerine reçel, krem, bal, meyve püresi ya da konsantre süt eklenir. Aladyi ise krepe benzer, onu da üzerine diğer tatlandırıcılar ekleyerek yerler. PUSULA Türk mutfağı en az yemekleri kadar tatlıları ile de ünlüdür. Tüm dünyada ‘baklava’yı ‘lokum’u bilirler. Ama Rus tatlıları denince yabancıların aklına fazla bir şey gelmez. Madem ki Rusya’dayız, bu güzel memleketin “gizli lezzetleri” olan tatlıları da dikkate almakta fayda var. Üstelik lezzetiyle tanışınca, bu tatlıların ilgiyi hak ettiklerini anlayacaksınız! Bu listede olan “orijinal” tatlılar dışında, özellikle hamu işi tatlıların, pastaların Rusya’da haddi hesabı yoktur ve ballı kek “Medovik”ten, havuçlu keke ve “Napolyon”a, hepsi çok sevilir. Bu son sıraladıklarımızı tüm pastanelerde bulup afiyetle yiyebilirsiniz. 5.Prag pastası КОМПАС КОМПАС PUSULA 10 10. Alyonka çikolatası Efsanevi Sovyet çiko latasının üretimine, sütlü çikolata ürünlerin yaygın laştırılması programı çerçevesinde 1965’te başlanmıştır. Çikolataya adını veren kız çocuğu Alyonka, fotoğraf sanatçısı Aleksandr Gerinas’ın kızıdır. Çektiği bir fotoğraf çok başarılı olmuş, ressamlar bunun üzerinde çalışarak meşhur Alyonka etiketini yaratmışlardır. hatta 2000 yılında adı marka olan Alyonka (Yelena Gerinas) telif hakkı talebiyle dava açmış, 2.5 yıl süren davanın sonunda mahkeme “taklit değil, esinlenerek yeni bir imaj yaratıldığına” hükmederek tazminat isteğini reddetmiştir. 49 ФОКУС Восемь правил Гранд Базара КОМПАС В сем, кто хоть раз бывал в Турции, да и вообще только собирается туда, известно, что в этой стране можно и нужно торговаться. А вот как это грамотно сделать? Вот несколько подсказок о том, как правильно торговаться на Гранд Базаре — самом большом рынке Турции, где работают более 3000 магазинов! ПРАВИЛО ВТОРОЕ Покупая товар на Гранд Базаре, нужно помнить о том, что многие магазины продают там товары высокого качества. Однако, поверьте, каждый торговец прекрасно знает, сколько стоит тот или иной товар, какого он качества и сколько денег уходит на его производства. Хорошо бы и вам научиться способом отличать настоящую кожу, аутентичный ковер ручной работы и драгоценные камни. ПРАВИЛО ТРЕТЬЕ В любом магазине на Гранд Базаре вас обслуживает, скорее всего, не владелец магазина, а продавец, который на него работает. Каждый день он должен выполнить определенную норму по продажам, чтобы получить свой оклад. Помимо этого, он претендует на комиссию с продаж. Поэтому лучше приходить пораньше, когда день только начался, и продавец стремиться продать как можно больше, даже по низкой цене, главное — выполнить норму. Вечером же он продает уже просто чтобы сделать приятное владельцу или заработать комиссию. Лучшее время для покупок — с 11 утра до часу дня. ПРАВИЛО ЧЕТВЕРТОЕ «Здравствуй, друг! Как дела?» $ такими словами продавцы на Гранд Базаре любят встречать покупателей, которые заходят в магазин, откуда бы они ни были. С одной стороны, это приятно, с 50 другой — стоит помнить, что это способ вас подкупить. Поэтому не стоит показывать, что вы слишком заинтересовались какой$то определенной вещью, иначе хорошей скидки вам не видать. Зайдите в магазин, оглянитесь, и только когда мысленно будете готовы торговаться, спросите, сколько стоит товар. ПРАВИЛО ПЯТОЕ На этом этапе продавец обязательно спросит вас, какую цену вы готовы предложить. Никогда не попадайтесь на этот крючок, иначе эту цену вы никогда не скинете. Пусть продавец сам назовет цену. Сделайте вид, что вам она кажется огромной, положите товар на место и, не глядя на другие, направляйтесь к двери, всматриваясь в ассортимент магазина напротив, который продает примерно то же самое. Если продавец попадется на ваш блеф, он предложит вам скидку. PUSULA Покупая какую$либо вещь, обязательно оглядитесь вокруг: наверняка поблизости есть магазины с такими же товарами. И можете быть уверены почти на 100%, что у одного из конкурентов цены ниже. Негласный закон Стамбула: очень часто на одной улице или в одном квартале находятся одни и те же товары. Например, на площади Таксим находятся целые ряды продавцов кебаба, в районе Галата есть целая улица с музыкальными магазинами, а в Каракёе есть квартал, где продаются только инструменты для хозяйства. В принципе, в Гранд Базаре — та же логика. ПРАВИЛО ШЕСТОЕ Упорный и спокойный выигрывает гонку. Не пытайтесь ускорить процесс. Желание продавца продать всегда должно быть сильнее вашего желания купить. В какой$то момент продавец предложит вам выпить чаю. Этому есть две причины. Во$первых, он отведет вас за столик в углу — так потенциальные покупатели не услышат, какие скидки он вам предлагает. Во$вторых, так он попытается вас расположить, заставив почувствовать себя его другом и таким образом усыпить вашу бдительность. Не ловитесь! Продолжайте делать вид, что сомневаетесь, до тех пор, вы оба не достигнете приемлемой цены. КОМПАС PUSULA ПРАВИЛО ПЕРВОЕ ПРАВИЛО СЕДЬМОЕ Никогда не будьте уверены в том, какой именно скидки вам стоит ждать. Иногда это может быть 35%, а порой и более 50%. Здесь нет каких$ то универсальных правил. ПРАВИЛО ВОСЬМОЕ Никогда не грубите — это никак не поможет процессу, а наоборот. Не переставайте улыбаться. Помните: ведь это всего лишь игра! 51 KIRKAMBAR 1 a) İstasyonun hemen çıkışında bulunan elektrik enerji santrali çalışanlarını b) İstasyonun inşaatı için harcanan paranın miktarını c) SSCB’de ilk defa elektriğe kavuşan 318 şehri d) İstasyonu ayakta tutan 318 beton kolonu 7 2. Ploşşad revolutsii (Devrim meydanı) istasyonu içindeki PUSULA devrimci heykelinin yanında duran köpeğin burnu neden okşanır? a) Duygusal ilişkilerde mutluluk getirir b) Deri hastalıklarını tedavi edebilen özel bir bakırdan yapılmıştır c) Öğrencilerde sınavlarda başarı getirdiğine inanılır d) Ev hayvanlarının “sağlık tanrısı” diye kabul görür. 3 КОМПАС Ressam Vladimir Frolov neden Novokuznetskaya (Yeni demirci) istasyonundaki mozaik çalışmasını tamamladıktan kısa süre sonra ölmüştür? a) Sovyet karşıtı bir şeyler betimledi diye kurşuna dizmişlerdi b) Mozaik için kullanılan malzemelerden çıkan tozlardan zehirlenmişti c) Açlıktan ölmüştür, çünkü hayatının son günlerini Almanların kuşatmasındaki Leningrad’da geçirmişti d) Montaj sırasında üzerine bir mermer parçası düşmüştür Elektrozavodskaya (Elektrik fabrikası) istasyonundaki 318 lamba neyi sembolize eder? Kiyevskaya (Kiev) istasyonundaki mozaikte betimlenen adam elinde ne tutar? a) Kitap ve kalem kutusu b) Dizüstü bilgisayar ve telefon c) Taşınabilir arazi telsizi d) Ayna ve ustura 4 Ünlü sovyet ressamı Pavel Korin, Novoslobodskaya istasy onundaki mozaikte kimi betimlemiştir? a) Azize Meryemi b) Kendi karısını c) Stalin’in eşini d) Sıradan bir Sovyet kadınını 5 İkinci Dünya Savaşı sırasında metro trenleri neden Çistıye Prudı (Temiz pınarlar) istasyonunu durmaksızın “transit” geçerlerdi? a) Orada askeri karargah vardı ve durupkalkan trenler çalışmayı engelliyordu. b) İstasyonun uzun süre elektriği kesilmişti c) Metro binasında ne zaman patlayacağı bilinmeyen bir bomba isabet etmişti d) İstasyon silah deposu olarak kullanılıyordu 52 6 Aleksandrovskiy sad (Aleksandr bahçesi) istasyonunda kaç kolon vardır? a) 90 b) 26 c) Hiç d) 50 8 Taganskaya (Tagan: Yemek pişirilen büyük kazanı tutan üç ayaklı demir sehpa anlamındadır) istasyonuna hangi yapı bağlanmıştır? a) Moskova nehrine çıkış tüneli b) Stalin’in evi c) Meşhur Taganskaya Tiyatrosu d) Nükleer saldırı sığınağı PUSULA “Dünyanın en büyük ve en yoğun metrosu” üzerine istatistiki tartışmalar olabilir. Ama “dünyanın en güzel metrosu” denince, Moskova metrosunun eline kimse su dökemez! Pek çok istasyonu başlı başına “müze” sayılacak niteliktedir Moskova metrosunun.. 1931’de temeli atılan, her yıl yeni istasyonlarla büyüyen metromuzun müthiş özellikleri, kendine has nitelikleri ve sırları vardır. Bakalım bunların ne kadarını biliyorsunuz? КОМПАС Moskova Metrosunun sırları 9 Alekseyevskaya istasyonu 1958 1966 yılları arasında hangi adı taşımıştır? a) Ulitsa Lenina (Lenin sokağı) b) Stalinskaya c) Mir (Barış) d) Sovetskaya 10 Rimskaya (Roma) istasyonunun eşsiz olmasının nedeni nedir? a) İnşaatını İtalyanlar yapmıştır b) Sadece burada istasyonun içinde su fıskiyesi vardır c) Orada eski Roma kolonları bulunuştur d) Hiç mermer kullanılmadan yapılmıştır DOĞRU CEVAPLAR: 1a, 2c, 3c, 4b, 5a, 6c, 7a, 8d, 9c, 10b 53 Индейцы — не русские, а турки! PUSULA КОМПАС 54 Kızılderililer Rus değil Türk’tür! PUSULA В самолете на Нью$Йорк рядом со мной сел пожилой плотник. Он летел в Нью$ Джерси повидать сына. Болтая о том о сем, он стал говорить, что индейцы — турки. И вот тогда был единственный случай, когда я сам лично стал героем анекдота: Дядя Хаджи говорит, поглаживая бороду: $ Сынок, эти краснокожие и вправду турки! $ А как вы это поняли? $ Ну вот смотри, $ сказал он со всей серьезностью. $ Например, «Нью$Йорк», «Вашингтон», «Америка» $ есть у этих слов смысл на турецком? Нет! А слово «краснокожий» (kızılderili)? Чисто турецкое! Значит, что кожа у них красная. Вот поэтому краснокожие — турки! Я давно позабыл про этот «анекдот» о краснокожих. И вспомнил лишь, когда до рождения нашего сына оставалось пара месяцев и мы искали ему имя. Как$то из$за удивленного возгласа своей жены я и сам подумал, что турки и краснокожие — родственники. У Ксении было какое$то дело в турецком банке. Я сказал: «Там работает мой друг Байрам, встреться с ним». «Как это, твоего друга «Праздник» зовут?» $ сказала она удивленно. И добавила: «Кстати, у тебя же есть друг по имени Война (Savaş). Какие у вас странные имена. Давай не будем ребенка называть по$ турецки!» К имени нельзя относиться с пренебрежением. Но если говорить о Турции, то там это тема, к которой относятся не особо серьезно! Выпишите одно за другим все знакомые имена, и вы поймете, что я имею в виду. Индейцы к вопросу имени относились с безграничным вниманием и творчеством. Они придумали такие имена, как Сидящий Бык или Одинокий Орел. Я только недавно понял, что мы, турки, ушли от них далеко вперед. Вот посмотрите на имена, которые пришли мне на ум: Саваш («война»), Барыш («мир»), Имдат («помощь»), Йетер («достаточно»), Вурал («удар»), Унсал («да услышат»), Дамла («капля»), Ягмур («дождь»), Пынар («фонтан»), Чичек («цветок»), Окшан («ласка»), Сарпер («сильный»), Куртулуш («спасение»), Бусе («поцелуй»), Севал (от sev$ erek almak $ «принять с любовью»), Гёзде («любимая»), Гюнеш («солнце») и так далее, и так далее. А теперь попробуйте перевести эти слова на любой известный вам язык. И Suat Taşpınar N ew York uçağında yanıma Giresunlu yaşlı bir marangoz oturdu. New Jersey’deki oğlunu ziyarete gidiyordu. Daldan dala konarken, mevzuu Kızılderililerin Türk olduğuna getirdi. Ve benim hayatımda ‘üretim sürecinde bizzat bulun duğum’ tek Laz fıkrası o anda doğdu. Hacı amca sakalını sıvazlayarak dedi ki: “Yeğenim, bu Kızılderililer hakikaten Türk!” “Nasıl anladınız?” “Bak evladım” dedi bütün ciddiyetiyle, “mesela ‘Niv York, Vaşington, Amerika’... Bu kelimelerin Türkçede bir manası var mı? Yok! Peki ‘Kızılderili’ kelimesine ne demeli? Bal gibi Türkçe! ‘Derisi kızıl olan’ demek. O zaman Kızılderililer Türk’tür!” Çoktandır unuttuğum bu Kızılderili ‘fıkrası’nı, doğuma iki aylık vadesi kalan bizim oğlana isim ararken tekrar hatırladım. Ve Rus eşimin hayret nidaları arasında, Türklerle Kızılderililerin akraba olduklarına kanaat getirdim. Ksenya’nın bir Türk bankasında işi vardı. “Arkadaşım Bayram var, onu gör” dedim. Bayramın Rusçası ‘prazdnik’. “Ne yani, arkadaşının adı prazdnik mi?” dedi hayretle ve ekledi: “Sahi senin bir arkadaşının adı da ‘Savaş’. Ne kadar ilginç isimler var sizde. İyisi mi biz Türk ismi koymayalım!” İsim dediğiniz şey hafife alınacak iş değil. Ama Türkiye mevzubahis olunca, fazla ciddiye alınacak şey de değil! Bildiğiniz isimleri alt alta yazın, ne demek istediğimi anlayacaksınız. Kızılderililer isim konusun da engin bir hoşgörü ve yaratıcılık sahibiymiş. ‘Oturan Boğa’dan ‘Yalnız Kartal’a, orijinal isimler üretmişler. Biz Türklerin onlardan fersah fersah ötede olduğunu daha yeni fark ettim. Önce aklıma ilk gelen şu isimlere bir bakın: Savaş, Barış, İmdat, Yeter, Vural, Ünsal, Damla, Yağmur, Pınar, Çiçek, Okşan, Sarper, Kurtuluş, Buse, Seval, Gözde, Güneş vs. vs. Sonra bu kelimelerin, bildiğiniz herhangi bir yabancı dildeki подумайте, есть ли такие имена на этом языке. Например, Война, Мир, Хватит, Помощь... пока мы были в поисках имени для ребенка, моя жена решила купить «Словарь русских имен». «Наверняка, какая$то тоненькая брошюрка», $ подумал я. Ведь русские удивительно скупы на имена. Когда принесли толстую как кирпич книгу в 383 страницы, я удивился. Но 99,9% этих имен были странными и не имели никакого отношения к современным русским. Число имен, которыми русские действительно пользуются, не превышает 10$15. Если мальчик — то Сергей, Михаил, Александр, Владимир, Игорь, Иван, Борис или Алексей. Если девочка — то обязательно Татьяна, Вера, Наташа, Ольга, Ирина или Александра! Когда я просматривал словарь, одно имя привлекло мое внимание — Мэлс. Мне понравилось. Я показал жене. Она начала хохотать. «Оставь, это же выдуманное имя!» $ сказала она. $ «Это имя из советской эпохи. Если сложить первые буквы фамилий «Маркс», «Энгельс», «Ленин» и «Сталин», то получается «Мэлс». Никто уже такие имена не использует». В тот момент я понял, что и русские когда$то были изобретательны в плане имен, но так далеко, как мы, не зашли. Сейчас такого спора нет, но на случай, если возникнет, я сразу скажу свое мнение: может, краснокожие и турки, но точно не русские! Такая фантазия есть только у нас... karşılıklarını düşünün. Sonra da o dillerde benzer isimlerin olup olmadığına bakın. War (Savaş), Peace (Barış), Enough (Yeter), Help me! (İmdat), vs. vs. Bebeğimize isim arayışları sürerken eşim ‘Rusça İsimler Sözlüğü’ satın almaya karar verdi. “Herhalde birkaç sayfalık bir broşürdür” diye düşündüm. Çünkü Ruslar isim konusunda müthiş muhafazakâr. 383 sayfalık, tuğla gibi bir kitap gelince şaşırdım. Ama bunların yüzde 99.9’u ‘yaşayan Ruslar’a ait olmayan garip isimlerdi. Rusya’da ‘tedavüldeki isim’ sayısı 10’u, 15’i zor geçer. Erkekse Sergey, Mihail, Alkesandr, Vladimir, İgor, İvan, Boris veya Aleksey’dir. Kadınsa muhtemelen Tatyana, Vera, Nataşa, Olga, İrina ve Aleksandra’dır! Sözlüğü boş gözlerle karıştırırken bir isim dikkatimi çekti: Mels. Hoşuma gitti. Eşime gösterdim. Kahkahayı bastı. “Bırak o uydurma ismi” dedi, “Sovyet devrinin ismidir. Marks, Engels, Lenin ve Stalin’in isim lerinin ilk harfleri yan yana gelip ‘Mels’ olmuş. Artık kimse kullanmıyor.” O an Rusların da zaman zaman ‘isimde yaratıcılık’ denemeleri yaptıklarını ama işi bizim kadar ileri götüremediklerini anladım. Şimdilik böyle bir polemik yok ortada, ama gündeme gele cek olursa ben fikrimi şimdiden söyleyeyim: Kızılderililer belki Türk olabilir, ama Rus olmadıkları kesin! O hayal gücü bir tek bizde var. КОМПАС Суат Ташпынар 55 FOTO HAYAT NEVİN ADLI ADALIGİL КОМПАС PUSULA Fotoğrafa ilgim 4 yıl önce başladı. Geçmiş yıl larda resme olan ilgim, fotoğrafçılığı hep arka planda tutuyordu. Ta ki yoğun iş hayati ile resimden kopmaya başlayana kadar... Fotoğraf çekmenin benim gibi yeni yerler görmeyi seven birisi için keyfini keşfettim. İleri teknikler ve eğitim için vakit ayıramasam da, hobi olarak kameramla güzel kareler yakalamayı, objektifimden kendimi tanımayı, aynı karelerden çıkan farklı bakış açılarını seviyorum. 56 57 58 59 КОМПАС КОМПАС PUSULA PUSULA COGITO Ağlattığın bir kadının Böyle buyurdu gözyaşlarını ya o an silersin, yada o gözyaşlarında boğulmamak için ömür boyu çırpınmak zorunda kalırsın. (23 Mart 1895) Eğer bir insanı gerçekten unutmak istiyorsan onunla yaşadıklarını değil, onun sana yaşattıklarını hatırla. Doğru zamanda gelen yanlış insana tanıdığın şansı, yanlış zamanda gelen doğru insana tanımadığın sürece üzülen hep sen olursun.. İnsana kelebek İki şeyin sınırı yoktur; dişilik ve onu istismar etmek. İşte hayat. İnsan hayatı tıpkı tarlada açan bir çiçeğe benzer. Bir katır gelip yiyiverir onu, çiçek sizlere ömür! Sevmeden evlenmek, inanmadan ibadet etmek gibi alçakça bir iştir. PUSULA hayatta bir kere konar; kaçırırsan başka şansın yoktur. Çünkü o kelebek ertesi gün ölmüş olur . PUSULA Mükemmel bir koca olmaya söz veriyorum ama gökyüzümde her gün görünmeyen bir ay gibi bir karım olsun. A.S. Suvorin’e mektubundan Basit kadın; Sana bir iyi bir de kötü Gözlerime haberim var. İyi haber; henüz ölmedik, Kötü haber; hala yaşıyoruz. bakıp da yapılan sahte bir gülücük yerine, yüzüme karşı gösterilen gerçek bir nefreti tercih ederim. Anlamaya çalışma. Hayat böyledir işte.. Hep o kıyamadıklarımız kıyar size . Birileri arkanızdan konuşuyorsa, onlardan öndesiniz demektir. Hayata Unutma; insanları tanıman için en uygun zaman ayrılmalarına en yakın zamandır. Çünkü o zaman sahte yüzler açığa çıkmıştır! Başkalarının günahıyla aziz olamazsınız. 60 КОМПАС КОМПАС ÇEHOV… güzel olmayı zeki olmaya tercih eder. Çünkü basit erkekte zekayı anlayacak kafa değil, güzelliği görecek göz vardır. karşı ilk küskünlüğümüz; Yanımızda sandığımız kişileri, karşımızda görmemizle başlar. Sen sevdiğin için Kendini yalnız hisseden kimse için her yer çöldür. Eğer yalnızlıktan korkuyorsanız evlenmeyin. sakın utanma, bil ki utanması gereken; sevildiğini bildiği halde sevmesini bilmeyendir aslında. İnsanlara ne kadar değer veriyorsan o Hayatınızın Eğer sen, kusursuz olsaydın; Başkalarının kusurlarını bulup çıkarmaya bu kadar meraklı olmazdın. sonuna kadar yaşamadıkça talihinizden şikayet etmeyin. kadar tepene biniyorlar. Hele bir de verdiğin değeri onlara belli ettiğinde. İki mükemmel insan asla birlikte olamaz. Çünkü mükemmel kadın birinci seferde evet demez. Mükemmel erkekse ikinci şansı vermez. Ölüm korkunç bir şeydir ama insan eğer ölmeyi başaramayıp sonsuza kadar yaşasaydı bu daha korkunç olurdu. 61 Anton Çehov Bir Hanımefendinin Öyküsü Л ет девять назад, как$то раз перед вечером, во время сенокоса, я и Петр Сергеич, исправляющий должность судебного следователя, поехали верхом на станцию за письмами. Погода была великолепная, но на обратном пути послышались раскаты грома, и мы увидели сердитую черную тучу, которая шла прямо на нас. Туча приближалась к нам, а мы к ней. На ее фоне белели наш дом и церковь, серебрились высокие тополи. Пахло дождем и скошенным сеном. Мой спутник был в ударе. Он смеялся и говорил всякий вздор. Он говорил, что было бы недурно, если бы на пути нам вдруг встретился какой$нибудь средневековый замок с зубчатыми башнями, с мохом, с совами, чтобы мы спрятались туда от дождя и чтобы нас в конце концов убил гром... Но вот по ржи и по овсяному полю пробежала первая волна, рванул ветер и в воздухе закружилась пыль. Петр Сергеич рассмеялся и пришпорил лошадь. — Хорошо! — крикнул он. — Очень хорошо! Я, зараженная его веселостью и от мысли, что сейчас промокну до костей и могу быть убита молнией, тоже стала смеяться. Этот вихрь и быстрая езда, когда задыхаешься от ветра и чувствуешь себя птицей, волнуют и щекочут грудь. Когда мы въехали в наш двор, ветра уже не было и крупные брызги дождя стучали по траве и по крышам. Около конюшни не было ни души. Петр Сергеич сам разнуздал лошадей и повел их к стойлам. Ожидая, когда он кончит, я стояла у порога и смотрела на косые дождевые полосы; приторный, возбуждающий запах сена чувствовался здесь 62 D okuz yıl önce, savcı yardımcısı Piyotr Sergeyiç ve ben, istasyondan mektupları almak üzere hasat zamanı, akşam üzeri, atla yola çıktık. Hava harikuladeydi fakat geri dönerken korkunç bir gökgürültüsü ve bize doğru yaklaşan kızgın, sim siyah fırtına bulutları gördük. Bulutlar bize doğru, biz de onlara doğru yaklaşıyorduk. Bu manzaranın karşısındaysa evimiz ve beyaz gözüken kilise , gümüş gibi parlayan uzun kavaklar vardı. Yol arkadaşımın keyfi yerindeydi, saçmasapan şeyler söyleyip, gülüp duruyordu. Aniden karşımıza yosun tutmuş kulelerinde baykuşların öttüğü bir ortaçağ şatosu çıksa da, biz de yağmurdan kaçıp oraya sığınsak ve sonunda yıldırım çarparak ölürmüşüz. Sonra ilk yağmur dalgası çavdar ve meşe tarlalarını kapladı, rüzgar esiyordu, havada tozlar dönüp dönüp duruyordu. Sergeyiç güldü ve atını mahmuzladı. Harika, çok iyi.. diye bağırdı. Onun neşesi bana da geçti gülmeye başladım, ilik lerime kadar ıslanabilirdim ve yıldırım çarpabilirdi... İnsan kasırgada hızla at koşturur, kendisini kuş gibi hisseder, rüzgardan soluk soluğa kalınca heyecanlanıy or ve kalbi çarpıyor. Avluya yaklaştığımızda rüzgar dindi, yağmur damlaları çatılara ve çimenlere damlıy ordu. Ahırın yanında kimse yoktu. Piyotr Sergeyiç, dizginleri aldı ve atları ahıra bırak tı, ben kapının yanında işi bitene kadar yağmuru seyrederek, onu bekledim, taze samanların hoş kokusu burada tarlalardakinden daha güçlü hissediliyordu, yağmur ve kara bulutlar yüzünden sanki akşam olmuş gibiydi. Gökyüzünü sanki ortadan ikiye bölermiş gibi pat PUSULA Рассказ госпожи NN layan bir gökgürültüsünden sonra, Pyotr, ‘ Amma patladı! Buna ne diyorsun? diye sordu. Kapının yanında yanımda duruyordu ve hızlı koşu yüzünden hala nefes nefese bana baktı, bana hayran olduğunu görebiliyordum. Bana “Natalya Vladimirovna, burada birkaç daki ka daha kalıp, seni seyretmek için her şeyimi verir im, bugün çok güzelsin.” dedi. Gözleri hayran hayran ve sevgiyle bana bakıyor du, yüzü solgundu, sakallarında ve bıyığında yağ mur damlaları parlıyordu...sanki onlar da bana sevgiyle bakıyorlardı.. Seni seviyorum, seni seviyorum ve seni gördüğüm için çok mutluyum, biliyorum eşim ola mazsın bir şey istemiyorum, sadece seni sevdiğimi biliyorum, bir şey söyleme sus..cevap verme bana farketme istersen, sadece benim için çok önemli olduğunu bil ve bırak seni seyredeyim. Heyecanı beni de etkilemişti, tutku dolu yüzü yüzüne baktım, yağmurun sesine karışan sesini din ledim, sanki büyülenmiş gibi kımıldamadan dur dum. Sonsuza kadar onun ışıldayan yüzüne bakıp, din lemeyi istiyordum... Hiçbir şey söylemiyorsun, bu harika...sessiz kalmaya devam et. Mutluydum, neşeyle gülerek, yağmurun altında eve doğru koştum, o da gülüyordu ve sıçrayarak peşimden koşuyordu.. Çocuklar gibi, sırılsıklam, bağıra çağıra, heyecan la merdivenleri tırmandık, odaya daldık, babam ve ağabeyim beni bu kadar heyecanlı ve neşeli görm eye alışık değillerdi, şaşırarak halime baktılar ve onlar da gülmeye başladılar. Kara bulutlar dağılmış, gök gürültüsü azalmıştı, fakat Pyotr Sergeyiç’in sakalında hala yağmur damlaları parlıyordu, akşam yemeği saatine kadar bütün gün gülerek, ıslık çalarak, köpekle bağıra çağıra oynayarak ve onu odanın bir ucundan diğerine kovalayarak geçirdi az kalsın semaveri getiren uşağı düşürecekti. Bayağı bir yemekyedi, saçmasapan şeyler söyledi, bir insan kışın taze hıyar yerse, ağzı bahar gibi kokar dedi. Yatmaya gidince, bir mum yaktım, ve pencereyi ardına kadar açtım, tanımlayamadığım bir tutku ruhumu kaplamıştı, özgür ve sağlıklı olduğumu hatırladım, zengin ve asildim, zengin ve asil, seviliy ordum, Tanrı’m ne güzel.. sonra bahçeden gelen soğuk havayla sıçradım, Pyotr Sergeyiç’i sevip sevmediğimi düşündüm, ve herhangi bir karara varamadan uykuya daldım... Ertesi sabah, yatağımın üzerine gün ışığı ve ağaç gölgeleri yansıyordu, bir gün önce olanlar hafızam da çok tazeydi...hayat bana zengin, dolu dolu, cazip geliyordu, çabucak giyinip, bahçeye indim. Ya sonra ne oldu? Hiçbir şey... Kışın şehirde otu rurken, Pyotr Sergeyiç arada sırada bize ziyarete geldi, köydeki ahbaplıklar sadece yazın, köydeyken güzeldi... kış gelip, şehre dönünce ahbaplık da eski cazibesini kaybetmişti... Onlara çay koyarken, sanki başka birinin kılığındaydılar, sanki çaylarını daha uzun süre karıştırıyorlardı, şehirdeyken de Pyotr Sergeyiç bazen aşktan söz etti ama etkisi köydeki gibi değildi. Şehirdeyken aramızdaki görünmez duvarın daha çok farkına varıyorduk, ben asil ve zengindim, o ise yoksuldu, asil bir beyefendi değildi, sadece rahibin oğluydu ve savcı yardımcısıydı, her ikimiz de... Ben genç kızlığımdan beri o da belirsiz bir sebepten aramızda çok yüksek, çok kalın bir duvar olduğunu düşünüyorduk, şehirdeyken aris tokrat yaşamı gülümseyerek eleştirirdi, salonda başka birileri varsa susardı, aşılamayacak duvar yoktur ama çağdaş yaşamın aşık kahramanları fazla КОМПАС Антон Чехов сильнее, чем в поле; от туч и дождя было сумеречно. — Вот так удар! — сказал Петр Сергеич, подходя ко мне после одного очень сильного, раскатистого громового удара, когда, казалось, небо треснуло пополам. — Каково? Он стоял рядом на пороге и, тяжело дыша от быстрой езды, глядел на меня. Я заметила, что он любуется. — Наталья Владимировна, — сказал он, — я отдал бы всё, чтобы только подольше стоять так я глядеть на вас. Сегодня вы прекрасны. Глаза его глядели восторженно и с мольбой, лицо было бледно, на бороде и усах блестели дождевые капли, которые тоже, казалось, с любовью глядели на меня. — Я люблю вас, — сказал он. — Люблю и счастлив, что вижу вас. Я знаю, вы не можете быть моей женой, но ничего я не хочу, ничего мне не нужно, только знайте, что я люблю вас. Молчите, не отвечайте, не обращайте внимания, а только знайте, что вы мне дороги, и позвольте смотреть на вас. Его восторг сообщился и мне. Я глядела на его вдохновенное лицо, слушала голос, который мешался с шумом дождя и, как очарованная, не могла шевельнуться. Мне без конца хотелось глядеть на блестящие глаза и слушать. — Вы молчите — и прекрасно! — сказал Петр Сергеич. — Продолжайте молчать. Мне было хорошо. Я засмеялась от удовольствия и побежала под проливным дождем к дому; он тоже засмеялся и, подпрыгивая, побежал за мной. Оба мы шумно, как дети, мокрые, запыхавшиеся, стуча по лестницам, влетели в комнаты. Отец и брат, не привыкшие видеть меня хохочущей и веселой, удивленно поглядели на меня и тоже стали смеяться. Грозовые тучи ушли, гром умолк, а на бороде Петра Сергеича всё еще блестели дождевые капли. Весь вечер до ужина он пел, насвистывал, шумно играл с собакой, гоняясь за нею по комнатам, так что едва не сбил с ног человека с самоваром. А за ужином он много ел, говорил глупости и уверял, что когда зимою ешь свежие огурцы, то во рту пахнет весной. Ложась спать, я зажгла свечу и отворила настежь свое окно, и неопределенное чувство овладело моей душой. Я вспомнила, что я свободна, здорова, знатна, богата, что меня любят, а главное, что я знатна и богата, — знатна и богата — как это хорошо, боже мой!.. Потом, пожимаясь в постели от легкого холода, который пробирался ко мне из сада вместе с росой, я старалась понять, люблю я Петра Сергеича или нет... И не понявши ничего, уснула. А когда утром увидала на своей постели дрожащие солнечные пятна и тени липовых ветвей, в моей памяти живо воскресло вчерашнее. Жизнь показалась мне богатой, разнообразной, полной прелести. Напевая, я быстро оделась и побежала в сад... А потом что было? А потом — ничего. Зимою, когда мы жили в городе, Петр Сергеич изредка приезжал к нам. Деревенские знакомые очаровательны только в деревне и летом, в городе же и зимою они теряют половину своей прелести. Когда в городе поишь их чаем, то кажется, что на них чужие сюртуки и что они слишком долго мешают ложечкой свой чай. И в городе Петр Сергеич иногда говорил о любви, но выходило совсем не то, что в деревне. В городе мы сильнее чувствовали стену, которая была между нами: я знатна и богата, а он беден, он не дворянин даже, сын дьякона, он исправляющий должность судебного следователя и только; оба мы — я по молодости лет, а он бог знает почему — считали эту стену очень высокой и толстой, и он, бывая у нас в городе, натянуто улыбался и критиковал высший свет, и угрюмо молчал, когда при нем был кто$нибудь в гостиной. Нет такой стены, которой нельзя было бы пробить, но герои современного 63 64 korkak, tembel, ruhsuz ve aşırı hassaslar ve başarısız olacaklarını düşünüp, hemen pes etmeye hazırlar. Özel hayatları onları hayal kırıklığına uğratınca, mücadele etmek yerine sadece eleştiriyorlar, dünyanın kaba saba bir yer olduğunu söylüyorlar ama kendi eleştirilerinin de yavaş yavaş kabalaştığını fark etmiy orlar. Seviliyordum, mutluluk uzağımda değildi, neredeyse bana dokunmak üzereydi, kendimi anla maya çalışmadan, hayattan ne beklediğimi sorgula madan, sadece rahatıma bakıyordum zaman geçti, geçti. Sevgileriyle insanlar yanımdan geçip gittiler, ışıltılı günler, sıcak geceler, şarkı söyleyen bülbüller, güzel kokulu saman kokuları, tüm bu tatlı, heyecanlı şeyler ve iz bırakmadan geçip gittiler, kayboldular, hepsi neredeler? Babam ölmüştü, yaşlanmıştım, hoşuma giden, bana umut veren her şey, gök gürültüsü, yağmur damlaları, mutluluk ve aşk hakkındaki sözler, hepsi gitmiş, mazi olmuştu. Karşımda boş bir çöl görüyordum, kimse yoktu ve ufuk siyah ve ürkütücüydü. Kapı çaldı. Gelen Pyotr Sergeyeviç. Kışın, ağaçlara bakıp, onların yazın ne kadar yeşil olduklarını düşünüp fısıldarım.. Ah, canlarım... Ve ilkbaharımı birlikte geçirdiğim kişileri görünce de, üzülürüm, içimi bir sıcaklık kaplar ve yine aynı şeyi fısıldarım.. Uzun yıllar önce babamın referansıyla, şehre tayin edilmişti, biraz yaşlanmış ve uzaklaşmış gözüküyordu, aşkını ilan etmeye epey oluyor ki son vermişti, saçma sapan konuşmalarını da bırakmıştı, resmi görevini sevmiyordu, yaşama sevgisini kaybetmişti, şöminenin karşısına oturup, sessizce alevlere bakıyordu şimdi.. Ne diyeceğimi bilemiyordum. Eee, bana ne söyleyeceksin? diye sordum. Hiçbir şey diye yantıladı. Ve tekrar sessizlik...alevlerin kızıllığı melankolik yüzüne yansıyordu... Geçmişi düşündüm, birden omuzlarım titremeye başladı, başım öne düştü ve acı acı ağlamaya başladım, hem kendim hem de bu adam için çok üzülüyordum, eskiyi ve hayatın şimdi bize vermediği şeyleri tutkuy la özlüyordum, ve artık zenginlik ve asalet umurumda değildi. Alnımı ellerimin arasına alıp, gözyaşlarına boğul dum Tanrım! Tanrım! hayatım boşa gitti!... Oturdu, sessizdi, ve bana ‘ağlama’ demedi, ağlamam gerektiğini, ağlama vaktimin geldiğini biliyordu. Gözlerinden benim için üzüldüğünü anladım, ben de onun için üzülüyordum, ve bu başarısız, korkak adamın ne benim için, ne kendisi için bir şey yapama masından dolayı gücenmiştim.. Kapıya doğru gitti, sanırım paltosunu giyerken mahsus epey oyalandı, tek söz etmeden iki kez elimi öptü, ve yaşlı gözlerime uzun uzun baktı. Tam o anda o yağmurlu günü, fırtınayı, kahkahalarımızı, o günkü halimi hatırladığını düşündüm, bana bir şey söylemek istiyordu ama söylerse mutlu olacaktı ama hiçbir şey söylemedi, sadece başını eğdi, ve elimi sıktı. Tanrı yardımcısı olsun! Gittikten sonra, çalışma odasına gittim ve şömi nenin önündeki halının üzerine oturdum, kor parçaları küllenmişti ve sönmeye yüz tutmuştu, buz gibi yağmur pencereleri daha kızgın dövüyordu, ve bacadan rüzgar uğulduyordu.. Hizmetçi içeri girdi, uyuduğumu sanıp bana seslen di... 1887 1887 cehovrus Çeviren: Müjde Dural реклама КОМПАС PUSULA романа, насколько я их знаю, слишком робки, вялы, ленивы и мнительны, и слишком скоро мирятся с мыслью о том, что они неудачники, что личная жизнь обманула их; вместо того чтобы бороться, они лишь критикуют, называя свет пошлым и забывая, что сама их критика мало$помалу переходит в пошлость. Меня любили, счастье было близко и, казалось, жило со мной плечо о плечо; я жила припеваючи, не стараясь понять себя, не зная, чего я жду и чего хочу от жизни, а время шло и шло... Проходили мимо меня люди со своей любовью, мелькали ясные дни и теплые ночи, пели соловьи, пахло сеном — и всё это, милое, изумительное по воспоминаниям, у меня, как у всех, проходило быстро, бесследно, не ценилось и исчезало, как туман... Где всё оно? Умер отец, я постарела; всё что нравилось, ласкало, давало надежду — шум дождя, раскаты грома, мысли о счастье, разговоры о любви, — всё это стало одним воспоминанием, и я вижу впереди ровную, пустынную даль: на равнине ни одной живой души, а там на горизонте темно, страшно... Вот звонок... Это пришел Петр Сергеич. Когда я зимою вижу деревья и вспоминаю, как они зеленели для меня летом, я шепчу: — О, мои милые! А когда я вижу людей, с которыми я провела свою весну, мне становится грустно, тепло, и я шепчу то же самое. Его давно уже, по протекции моего отца, перевели в город. Он немножко постарел, немножко осунулся. Он давно уже перестал объясняться в любви, не говорит уже вздора, службы своей не любит, чем$то болен, в чем$то разочарован, махнул на жизнь рукой и живет нехотя. Вот он сел у камина; молча глядит на огонь... Я, не зная, что сказать, спросила: — Ну, что? — Ничего... — ответил он. И опять молчание. Красный свет от огня запрыгал по его печальному лицу. Вспомнилось мне прошлое, и вдруг мои плечи задрожали, голова склонилась, и я горько заплакала. Мне стало невыносимо жаль самоё себя и этого человека и страстно захотелось того, что прошло и в чем теперь отказывает нам жизнь. И теперь уже я не думала о том, как я знатна и богата. Я громко всхлипывала, сжимая себе виски, и бормотала: — Боже мой, боже мой, погибла жизнь... А он сидел, молчал и не сказал мне: «Не плачьте». Он понимал, что плакать нужно и что для этого наступило время. Я видела по его глазам, что ему жаль меня; и мне тоже было жаль его и досадно на этого робкого неудачника, который не сумел устроить ни моей жизни, ни своей. Когда я провожала его, то он в передней, как мне показалось, нарочно долго надевал шубу. Раза два молча поцеловал мне руку и долго глядел мне в заплаканное лицо. Я думаю, что в это время вспоминал он грозу, дождевые полосы, наш смех, мое тогдашнее лицо. Ему хотелось сказать мне что$то, и он был бы рад сказать, но ничего не сказал, а только покачал головой и крепко пожал руку. Бог с ним! Проводив его, я вернулась в кабинет и опять села на ковре перед камином. Красные уголья подернулись пеплом и стали потухать. Мороз еще сердитее застучал в окно, и ветер запел о чем$то в каминной трубе. Вошла горничная и, думая, что я уснула, окликнула меня... №1 St. Petersburg office 198095, Ulista Shvetsova 41, Lit. A Tel/Fax: (812) 493-54-29 Nizhny Novgorod ofiice 603116, Ulista Gordeyevskaya 7 Tel/Fax (8312) 77-19-00, 77-08-11
Benzer belgeler
50`nci sayısına ulaşan ilk TürkçeRusça dergi olduk
снова займет свое место на мировой арене — и в
экономическом, и в политическом смыслах. Поэтому мы
обращаемся к турецкому деловому сообществу с той же
уверенностью: «Кризис пройдет, а Россия остане...
Медиа-форум тюркоязычных стран
Мы живем в период, когда во многих регионах
мира из$за войн, столкновений и непонимания
давно забыли, что такое покой. А в регионе, где
находятся Турция и Россия, появляются новые
возможности, энту...
hizli rusça - VMersine.com
обязательное условие — чтобы союз Анкары и
Москвы работал с такими же гармонией и
рассудительностью. И у нас нет в этом никаких
сомнений, чего бы там ни хотели те, кого
раздражают хорошие отношения...