MYKALE (SAMSON) DAĞINDA BİLİNMEYEN BİR MANASTIR
Transkript
MYKALE (SAMSON) DAĞINDA BİLİNMEYEN BİR MANASTIR
Sanat Tarihi Dergisi Sayı/Number:XIII/2 Ekim/October 2004, 1-18 MYKALE (SAMSON) DAĞINDA ÇINARLI KİLİSE ADINI VERDİĞİMİZ BİR MANASTIR KİLİSESİ Emine Tok BAYRAKAL Bu çalışmamızda tanıtacağımız manastır kalıntısını, 2000 yılında Prof. Dr. Zeynep Mercangöz ve Araş. Gör. Sedat Bayrakal ile birlikte gerçekleştirdiğimiz, Kuşadası ve çevresindeki ortaçağ kalelerine yönelik inceleme gezimizde saptamıştık 1. Bizans mimarisi literatürüne girmemiş olan, muhtemelen bir manastırın kathalikonu (ana kilisesi) olduğunu düşündüğümüz bu kiliseyi, çevresinde yer alan anıtsal çınar ağaçlarına bakarak Çınarlı Kilise olarak adlandırmıştık. Kilise, Kuşadası’nın güneybatısındaki Mykale (Samson) dağ dizisinin kuzey doğu yamacında, 650 m. yükseklikte yer alan Fındıklı Kalenin yaklaşık 500 m. güneydoğusundadır (Şek.1). Yapıya, Davutlar beldesinden dağa açılan stabilize orman yolu kullanılarak ulaşılmaktadır. Günümüzde milli park olan, ormanlık içinde kalan manastır kilisesi, ancak yanına gidince fark edilebilmektedir2. Bizans dönemindeki adı ve tarihi ile ilgili henüz bir bilgiye sahip olmadığımız kilise, yukarıda da belirttiğimiz gibi Fındıklı Kaleye oldukça yakın bir mevkidedir. Yoğun çınar ağaçları ve pınarları ile dikkati çeken bu mevki halk arasında, “Kalenin Bahçesi” olarak tanınmaktadır. Kilisenin kaleye yakınlığı, doğrudan kale ile bağlantılı olduğunu akla getirmektedir3 E.Ü. Edebiyat Fakültesi Sanat Tarihi Bölümü Araştırma Görevlisi. Söz konusu çalışmamızın konusu belirtilen arazideki ortaçağ kalelerine yönelik olduğu için kalıntılara ilişkin ayrıntılı bilgi verilmemiş yalnızca mevcudiyetinden bahsedilmişti. Z. Mercangöz-E.Tok, « Kuşadası ve Çevresindeki Ortaçağ Kaleleri », Geçmişten Geleceğe Kuşadası Sempozyumu 23-26 Şubat, Kuşadası 2001, s.147-155. Bu makaleyi yazmamda teşvik ve desteklerini esirgemeyen hocam sayın Prof. Dr. Zeynep Mercangöz’e teşekkürü bir borç bilirim. 2 Nitekim , ölçü ve fotoğraf çekimleri için tekrar eden alan araştırmalarımızda, sık orman dokusu nedeniyle, yolumuzu ancak avcı Hüseyin Hayıt’ın rehberliği ile bulabildik. Kendisine teşekkür ederim. Ayrıca, arazide kullanmak üzere bize araç tahsis eden Kuşadası Belediyesi Başkan yardımcısı sayın Nedret Şalbaş’a ve yardımlarından dolayı Hüseyin Geçen’e; ölçüm ve fotoğraf çekimlerinde yardım ve desteklerini esirgemeyen eşim Araş.Gör. Sedat Bayrakal’a teşekkürü bir borç bilirim. 3 Öte yandan kiliseye en yakındaki antik yerleşme, kalenin hemen doğu tarafındaki kayalığın üzerinde, günümüzde Belen Kuyu olarak anılan mevkidedir. Burada yaptığımız gözlemlerde, 1 Emine Tok Bayrakal yaklaşık 4.5 m. kalınlığında bir sur ve gerideki düzlükte kaçak kazı çukurları ile ortaya çıkartılmış Helenistik bloklar ve çatı kiremitleriyle kaplı bir arazi ile karşılaşılmıştır. Yüzeyde hiç Bizans seramiğinin bulunmayışı ilk anda bize, yerleşimin Hıristiyanlar tarafından kullanılmadığını ve bu alanın kalıntılara çok yakın da olsa kilise ile doğrudan bağlantılı olmadığını düşündürmüştür. 2 Mykale (Samson) Dağında Çınarlı Kilise Adını ..... Şek. 1- Çınarlı Kilise’nin konumunu gösterir harita (1/25.000). Fındıklı Kale’nin üzerine kurulduğu sarp yamacın aksine manastır, yaklaşık 3 dönümlük düz bir arazi üzerinde kurulmuştur. Makalenin konusunu oluşturan ana kilise (kathalikon) ise bu düz alanın kuzeyinde yer alan sığ bir tepecik üzerine inşa edilmiştir (Res. 1). Kilisenin yaklaşık 10 m. kuzeyinde, günümüzde yalnızca doğu ve güney duvarının bir kısmı görülebilen bir mekan ile (Res. 2) güney doğusunda, tamamen moloz yığınına dönüşmüş bir başka mekan kalıntısı daha bulunmaktadır (Res. 3). Arazide yaptığımız yüzey araştırmasında, yörede manastır mimarisinde yaygın olarak görülen çevre duvarına rastlanmamıştır. Çevre duvarları manastır yapılarını korumalarının yanı sıra, kutsal mekanı günlük yaşamdan soyutlama işlevini üstlenen birimlerdir. Nitekim, Anadolu’da görülen pek çok manastır örneği, yerleşim alanlarından uzak, dağların yüksek tepelerinde vahşi doğa içindedir. Üzerine kuruldukları topografyaya bağlı olarak şekillenmiş kalın ve yüksek çevre duvarları ise, münzevi yaşamları dışarıdaki vahşi doğaya karşı korur 4. Öte yandan Latmos’taki bazı manastırlarda, çevre duvarlarının saldırı ve savunmaya da yönelik olarak kulelerle takviye edilmiş örneklerine rastlanmaktadır5. Bu durum, 11. yüzyılda başlayan Türkmen akınları sonucu, Bizans devletinde ortaya çıkan ekonomik zayıflama ve buna bağlı olarak askeri sistemin çökmesi ile manastırların kendi savunmalarını kendilerinin üstlendiğini akla getirmektedir. Makalemize konu olan manastır kalıntısının çevre duvarının bulunmayışı da düşündürücüdür. Bu durumda, kilisemizin ait olduğu manastırın, 10 dakikalık yürüyüş mesafesindeki Fındıklı Kalenin güvencesi altında herhangi bir çevre duvarına gerek 4 Aynı coğrafyada, Mykale (Samson) dağı’nda, günümüzde Manastır Tepe olarak anılan mevkide yer alan Kurşunlu Manastır için bkz. Z. Mercangöz, “İzmir ve Çevresi Bizans Yapıları: Kurşunlu Manastır”, II. Uluslar arası İzmir Sempozyumu Tebliğler, İzmir,1998, s.33-56; Z. Mercangöz, “Kuşadası’nın Kültür Mirasında İki Bizans Kalıntısı: Kurşunlu Manastır ve Kadı Kalesi”, Geçmişten Geleceğe Kuşadası Sempozyumu, İzmir, 2001, s.139-145; Latmos bölgesinde Stylos Manastırı, Kellibaron Manastırı ve İkiz Ada’daki manastırları gösterir plan ve ayrıntılı bilgi için bkz. Z. Mercangöz, Batı Anadolu’da Geç Dönem Bizans Mimarisi: Laskarisler Dönemi Mimarisi, Yayımlanmamış Doktora Tezi, İzmir, 1985; Z. Mercangöz, “Söke’nin Şirin Köşesi Bafa’dan Hristiyanlık Eserleri”, I. Uluslar arası Aşağı Menderes Havzası Tarih, Arkeoloji ve Sanat Tarihi Sempozyumu, İzmir, 2002, s.264-284; Kapadokya’daki manastırlar için bkz. Lyn Rodly, Cave Monasteries of Byzantine Cappadocia, Newyork, 1985; ayrıca, Antalya’nın Doyran Beldesindeki Manastır için bkz. E. Akyürek, “Antalya’nın Doyran Beldesinde Bir Bizans Manastırı”, V. Ortaçağ ve Türk Dönemi Kazı ve Araştırmaları Sempozyumu, Ankara, 2001, s.13-27. 5 Örneğin Kapıkırı Adasındaki Manastırın çevre duvarları gerçekten askeri amaçlı bir savunma yapısı için hazırlanmıştır. Çevre duvarının üzerinde seyirdim yolu ve iki kule kalıntısı bulunmaktadır. Ayrıntılı bilgi için bkz. Z. Mercangöz, “Kapıkırı Adasındaki Manastır Kilisesi Üzerine Düşünceler”, Arkeoloji-Sanat Tarihi Dergisi, VI (1992), s.74. 3 Emine Tok Bayrakal duymadığını varsayabiliriz. Zira, şimdiki verilere göre manastırı koruyan çevre duvarına ilişkin hiçbir kanıt mevcut değildir. Kilisenin Mimari Tasviri Kilise günümüzde oldukça harap durumdadır. İçi tamamen moloz dolgu ve bitki örtüsü ile kaplıdır (Res.4, 5). Yalnızca, kuzey doğudaki yan apsis, ana apsisin bir kısmı ile kuzeyindeki ek (?) mekanın doğu duvarı dıştan fark edilebilmektedir (Res.6). Günümüze kısmen sağlam ulaşabilmiş bu kesimin yüksekliği yaklaşık 2-2.5 m. kadardır. İçte ise, naosun kuzey duvarı ve batı duvarının bir kısmı, apsis önünde yer alan iki paye ile narteksin bir kısmı yer yer izlenebilmektedir. Günümüze ulaşabilmiş kesimlerden kilisenin orijinal boyutları ve planı hakkında fikir yürütmek mümkündür. Buna göre kilise, yaklaşık 18x13 m. boyutlarında doğu-batı yönünde uzanan dikdörtgen bir naos ile naosun batısında bir narteks ve kuzeyine bitişik tek nefli bir mekandan oluşmaktadır (Şek.2). Orijinalde, naosun doğusunda, ortadaki daha geniş ve yüksek olmak üzere içten yuvarlak, dıştan muhtemelen çok cepheli üç apsisi bulunmaktaydı. Günümüze kısmen sağlam ulaşabilmiş yan apsislerden kuzeyde olanı, dış cephe düzeniyle, hem kilisenin tarihine hem de bu düşüncemize ışık tutan ip uçları sunmaktadır: Yan apsis üç cephelidir. Korunmuş olan kesimde, ortada, kademeli kemer ile çevrelenmiş bir kör niş bulunmaktadır (Res.7, 8). Cephenin birleştiği köşe ise dışa taşkın üçgen şekilli plaster ile yumuşatılarak geçiş sağlanmıştır. Bu cephe düzeni Anadolu’da 11. yüzyılda başlamış, Laskarisler döneminde yaygınlaşarak, çöküşe değin kullanılmıştır 6. Ana apsis önünde, 0.80x1.10 m. boyutlarında iki adet paye bulunmaktadır (Res.9). Olasılıkla bu iki paye, naosun ortasında yükselen kubbeyi taşıyan doğudaki desteklerdi. Naosun içi moloz dolgu ile kaplandığı için batıdaki destekler toprak altında kalmış olmalıdır. Naosun kuzey duvarında, 0.85 m. genişliğinde bir kapı ile kuzeyine bitişik hole geçiş sağlanmaktadır (Res. 10). Naosun batı duvarında eksenden hafif kaymış kapı ise nartekse açılmaktadır. Bu kapının genişliği 1.2 m. dir. Narteksin doğu duvarına bitişik üç adet paye kalıntısı üst örtüyü taşıyan kemerlerin oturduğu destekler olmalıdır (Res.11). Narteksin doğu duvarının güney ucunda, derinliği 0.30 m., uzunluğu 0.60 m. olan bir niş bulunmaktadır. Moloz yığını içinde silmeli bir söve parçası dikkat çeker (Res. 12). Kilisede saptanan tek mimari plastik parça olan bu parçanın orijinalde kapı 6 4 Ayrıntılı bilgi için bkz. Y. Ötüken, “İstanbul Son Devir Bizans Mimarisinde Cephe Süslemeleri”, Vakıflar Dergisi, XII, Ankara, 1978, s.213-234; S. Eyice, Son Devir Bizans Mimarisi, İstanbul, 1980, s.125 vd.; E. Tok, Türkiye’deki Orta ve Geç Bizans Dönemi Kiliselerinde Cephe Düzeni, Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi, s. 75 vd. Mykale (Samson) Dağında Çınarlı Kilise Adını ..... içinde in-situ mu? yoksa duvarda devşirme malzeme olarak mı? kullanıldığı ancak ileride yapılacak temizlik çalışmalarıyla öğrenilebilecektir. Naosun kuzey duvarına bitişik holün doğu duvarı yıkık olduğu için orijinal görünüşüne ilişkin herhangi bir fikir yürütmek mümkün değildir. Ancak, burada bir 5 Emine Tok Bayrakal kemer izlenimi veren uzantı dikkati çeker (Res. 13). Duvardaki derzlerin apsis cephesinde kesintisiz devam etmesi, mekanın doğrudan naos ve narteks ile bağlantılı olduğunu ve aynı dönemde tek bir elden planlandığını gösteren önemli verilerdir (Res.14). Ayrıca, korunabilmiş kesimlerden bu mekanın duvar kalınlığının da tıpkı naosunki gibi 0.80 m. olduğu anlaşılmaktadır. Duvar Tekniği Yapıda inşa malzemesi olarak açık gri renkli kireç taşı ile tuğla ve ahşap kullanılmıştır. Zamanla, duvar yüzeyindeki harcın erimesiyle ortaya çıkan boşluklardan ahşap hatılların yaklaşık 18x20 cm. boyutlarında olduğu anlaşılmaktadır 7. Pembemsi kırmızı renkli tuğlaların kalınlıkları, 3, 4 cm. uzunlukları yaklaşık 20-30 cm. arasında değişmektedir. Taşlar arasındaki bağlayıcı harç içinde, bol kireç, kum, taşçık ve kiremit kırıkları bulunmamaktadır. Kilisenin mevcut duvarlarının dış yüzü son derece kaliteli işçilik içerir: Üç sıra tuğla , bir sıra kesme taş bloklarının dönüşümlü olarak örüldüğü işçilikte, kesme taşların etrafına tuğlalar yerleştirilerek “çerçeveli teknik” uygulanmıştır. Bu teknik, özellikle 13. yüzyılda, Anadolu, Yunanistan ve Balkanlardaki Bizans yapılarında yaygın olarak kullanılmıştır8. Duvarların iç yüzünün cepheye göre daha özensiz olduğu görülür. İçte, bir sıra taş, bir sıra tuğlanın dönüşümlü olarak örüldüğü inşa tekniğinde büyük taşlar arasında kalan boşluklar özel olarak kırılmış tuğlalar ile doldurulmuştur (Res.15). Bu dolgu malzemeleri, taşların çevresinde, yatay (), dikey () veya zikzaklar (, ) yaparak, yerleştirilmişlerdir. İç yüzün özensizliği, orijinalde kilisenin içinin sıvalı olduğunu düşündürmektedir. Ancak, zaman, iklim ve doğanın tahribatı nedeniyle herhangi bir sıva kalıntısı günümüze ulaşamamıştır. Mevcut Verilerle Kilisenin Plan Tipinin ve Tarihinin Tartışılması Bugün için kilisenin orijinal planı açık değildir. Ancak, naosun doğusundaki iki büyük paye ve günümüze ulaşabilmiş kesimlerindeki bazı ayrıntılar, yapının 11-13. 7 Ahşap hatılların duvarı sağlamlaştırmak, güçlendirmek ve bükülmelere karşı direncini arttırmak amacıyla eski dönemlerden beri kullanılan bir teknik olduğu bilinmektedir. R.P. Wilcox, Timber and Iron Reinforcement in Early Buildings, London, 1981, s.21; R.Naumann Eski Anadolu Mimarlığı, çev. B. Madra, Ankara 1991, s.55.Tüm Bizans mimarisinde de görülen, ama özellikle 13. yüzyıl yapılarında yaygın olarak kullanılan bu teknik örnekleri için bkz. H.Buchwald, “Lascarid Architecture”,Jahrbuch Der Österreichischen Byzantinistik, 28 (1979), 273-285; .Mercangöz, , a.g.e., 1985; Ayrıca, Bizans Kalelerinin inşasında görülen ahşap bağlayıcılar için bkz C.Foss-D.Winfield, Byzantine Fortifications, 1986, s.28-29. 8 Z. Mercangöz, , a.g.e., 1985, s.181-183. 6 Mykale (Samson) Dağında Çınarlı Kilise Adını ..... yüzyıllarda Anadolu’da yaygın olarak görülen dört payeli kapalı haç şemada inşa edilmiş olduğunu düşündürmektedir. Buna göre naos muhtemelen orijinalde, ortada dört paye üzerinde yükselen bir kubbe, bu kubbeye, dört yönde açılan haç kolları ve köşe odalarından meydana geliyordu. Ancak doğudaki mevcut payelere simetrik olarak yerleştirildiği varsayılan batıdaki payeler, tamamen moloz dolgu altında kalmış olmalıdırlar. Eğer orijinal planlama düşünüldüğü gibi ise, kuzey ve güney haç kolları doğu ve batıdakilere göre daha kısa olacaktır. Böylesi uygulamaya, hemen yakın coğrafyada, Bafa’da, Kapıkırı Adası’ndaki manastır kilisesinde9 rastlanmaktadır. Doğudaki haç koluna göre biraz daha uzun olan batıdaki haç koluyla birlikte tüm haç kollarının ve köşe odalarının alışıldığı biçimde beşik tonoz ile örtülü olduğu düşünülmektedir. Naosun doğusundaki apsislerden ortadaki daha geniş, yanlardakiler daha dardır. Günümüze kısmen sağlam ulaşmış kuzeydeki yan apsis, içten yuvarlak, dıştan üç cephelidir ve bir pencere ile aydınlanmaktadır. Olasılıkla bugün moloz altında kalmış güneydeki de aynı düzendeydi. Ana apsis ise muhtemelen dışta en az beş cepheli idi ve üçüz pencere ile aydınlanıyordu. Tüm apsislerin cepheleri, kademeli kör nişler ve kemerlerle hareketlendirilmiş olmalıydı. Günümüze ulaşmış izlerden batıdaki narteksin üç birimli olduğu düşünülmektedir. Üst örtüye ilişkin hiçbir verimiz yoktur. Ancak çizimimizde, birimlerin boyutuna uygun olarak güneydekine doğu-batı yönünde beşik tonoz, diğer ikisine çapraz tonoz önerilmiştir. Kilisenin kuzeyinde, hem naos, hem de narteks ile doğrudan bağlantısı olan bir mekan bulunmaktadır (Res.16). Bu mekanın naos ile aynı anda tasarlanarak inşa edilmiş olduğunu düşünmekteyiz. Nitekim doğuda, günümüze kısmen sağlam ulaşmış duvar kalıntısı, farklı bir bitişme çizgisi içermeksizin, derzlerde kesinti olmaksızın naos duvarıyla birlikte tek kütle halinde yükselmektedir (Res. 14). Ayrıca, naos duvarları ile bu mekanın duvar kalınlığı da aynıdır. Mekanın içi tamamen moloz ile dolu olduğu için üst örtüye ilişkin hiçbir iz günümüze gelmemiştir. Çizimimizde, narteks ile bağlantılı batı kesimi kare bir birim oluşturduğu için, üzerine kubbe örtü önerilmiştir. Naos ile aynı anda planlanmış böylesi bir mekan ilk anda orta Bizans döneminde Başkent Konstantinopolis’te görülen beş nefli kilise planını 10 hatırlatsa da 9 Buradaki kilisenin planı kuzey ve güney haç kollarının doğu ve batıdakilerden kısa olması nedeniyle “Kapalı Yunan Haçı” yerine “Kapalı Haç Plan” şeklinde tanımlanmıştır. Z. Mercangöz, a.g.m., 1992, s.82-83. 10 Araştırmacılar, Vefa Kilise Camii ve Konstantin Lips Manastırı Kuzey Kilisesi Pantokrator Manastırı Kilisesi’nde yapılan sondaj kazıları ve günümüze ulaşan izlere dayanarak, orijinalde kapalı yunan haçı planlı kiliselerin kuzey ve güneyinde birer nef daha bulunduğunu, naosun kuzey ve güney duvarındaki tribelon sistemleriyle bu dış neflere açılan beş nefe sahip olduğunu ileri sürerler. H. Hallesleben, “Zu Annexbauten der Kilise Camii in Istanbul”, Istanbuler Mitteulungen., 15 (1965), 208-217; R. Ousterhout, “Rebuilding the Temple: Constantine 7 Emine Tok Bayrakal burada naosun güneyinde olası beşinci nefe ait herhangi bir izin bulunmayışı bu düşüncemizi zayıflatmaktadır. Öte yandan, Yunanistan Selanik (Tesseloniki) deki Kutsal Havariler Kilisesi (1312-1315)11 planı, haç kollarının farklı boyutlarıyla, naosu üç yönden çeviren “U” şekilli dehlizi ile Çınarlı Kiliseyi kısmen hatırlatmaktadır. Ancak, Çınarlı Kilisede naosun kuzeyindeki mekan narteks ile bir bütün olarak düşünüldüğünde “L” şekilli plan oluşturur. Oysa Havariler kilisesinde U şekilli dehlizin yanında batıda bir narteks daha bulunmaktadır. Yunanistan’dan bir başka yan nefli örnek, Arta Parigoritissa Kilisesi (128396)12 dir. Bu yapının da kuzey ve güneyinde naos ve narteks ile doğrudan bağlantılı birer nef daha bulunmaktadır. Ancak naos, kapalı yunan haçı plan değil, sekiz destekli plan tipindedir. Çınarlı Kilise, naosu’nun planı ile bir yandan Bafa’da Kapıkırı Adasındaki Manastır Kilisesi (13. yüzyıl) ne, Kuzeyindeki mekanı ile Yunanistan Selanik Kutsal Havariler Kilisesi ile benzeşse de bugün için tüm planıyla birebir örneğini bulamadığımız bir yapıdır. Yapının duvarlarında üç sıra tuğla , bir sıra kesme taş bloklarının dönüşümlü olarak örüldüğü işçilikte, kesme taşların etrafına tuğlalar yerleştirilerek “çerçeveli teknik” uygulanmıştır. Benzer duvar tekniğini, hemen yakınındaki Kurşunlu Manastırın Kathalikonu’nda (13. yüzyıl)13, Bafa Kiliselerinden Yediler Manastırı’nda (13. yüzyıl) 14 ve İkiz Ada 4 No’lu Kilise’de (13. yüzyıl) 15, İstanbul’da Vefa Kilise Camii dış narteksinin duvar örgüsünde (1300-1350)16, Balkanlarda Bulgaristan Ravanica Kilisesi’nde (1375-7)17, görülmektedir. Söz konusu duvar tekniği 13. yüzyılda Laskarisler döneminde özellikle batı Anadolu’da yalnızca dini mimaride değil yer yer askeri ve sivil mimaride de kullanım bulmuştur. Bu dönemin önemli savunma yapılarından Manisa Kalesi (1222-54)18 dış Monamachus and the Holy Sepulchre”, Journal of The Society of Architectural Historians, Vol.XLVIII, No.1, 1989, fig. 11; T. F. Mathews, The Byzantine Churches of Constantinople, London, 976, s.285,386; C.Mango, Byzantine Architecture, Newyork 1976, s.235-43, res.259. 11 Plan için bkz. C.Mango, a.g.e., 1976, s.277. 12 Plan ve resim için bkz. C.Mango, a.g.e., 1976, s.259-66, res.281-82. 13 Bilgi için bkz. Z.Mercangöz, a.g.m., 1998, s.53, res.8. 14 Resim için bkz. Z. Mercangöz, a.g.e., 1985, s.295, res.59-60. 15 Buradaki duvar örgüsü 2 sıra tuğla bir sıra .taş dizinin dönüşümlü olarak yerleştirilmesi ile örülmüştür. Taşların aralarına tuğlalar konarak çerçeveli teknik uygulanmıştır. Resim için bkz.s.334, res.127. 16 Resim için bkz. S. Eyice, a.g.e., 1980, Lev.109, res.175. 17 Resim için bkz. R. Krautheimer, Early Christian Art and Byzantine Architecture, New York, 1981, s.465, res.397; C.Mango, a.g.e., 1976, s.320,res.351. 18 Resim için bkz. Z. Mercangöz, a.g.e., 1985, s.264, res.6-7. 8 Mykale (Samson) Dağında Çınarlı Kilise Adını ..... surlarının, Kemalpaşa’daki Laskaris Sarayı (1222-54)19 duvarlarının bazı kesimlerinde aynı tarz duvar tekniğini görmek mümkündür. Duvar tekniğinin yanı sıra cephelerde kademeli kör nişler ve üçgen plasterler gibi, hareket kazandırmak için yapılan mimari elemanlar 11-13. yüzyıllarda Anadolu, Yunanistan ve Balkanlarda hem dini hem de sivil mimaride, yapı tarihlendirilmesinde ayırd edici bir üslup olarak karşımıza çıkar 20. Cephelerde dışa taşkın yarım yuvarlak veya üçgen payeler ve bunların aralarına yerleştirilen kör kemerler, Anadolu’da Akhisar Çanlı Kilise’de (11-13. yüzyıl)21, Sart E Kilisesi’nde (13. yüzyıl) 22, Bafa Kiliselerinden Kahvehisar Adasındaki Manastır Kathalikonu’nda (13. yüzyıl) 23, İkiz Ada 4 No’lu Kilisede (13. yüzyıl)24 Başkent Konstantinopolis’te Konstantin Lips Manastır Kilisesi’nde (10-13. yüzyıllar)25, Gül Camii’nde (1000-1150)26, Pantokrator Manastır Kilisesi’nde (1118-36)27 Khora Manastır Kilisesi’nde (11-14. yüzyıllar)28, Vefa Kilise Camii’nde (12-14. yüzyıllar)29 ve aynı yüzyıllara tarihlenen pek çok örnekte görülmektedir. Sonuç olarak, Çınarlı Kilisenin mimari verileriyle 10. yüzyıldan 14. yüzyıla kadar görülen özellikler içermesi ile birlikte, bu özelliklerin 13. yüzyıl örneklerine yakınlığı nedeniyle, yapının 12.yüzyıldan önce inşa edilmiş olmadığını düşünmekteyiz. Bu dönemde, özellikle Batı Anadolu Bölgesinde görülen Laskarisler mimari örnekleri ile Çınarlı Kilisenin cephelerinde görülen ortak üslup ve inşa teknikleri, yapımızı 12. yüzyıl sonu- 13. yüzyıla tarihlendirmeye yönlendirmektedir. 19 Resim için bkz. Z. Mercangöz, , a.g.e., 1985, s.277, res.25. S. Eyice, a.g.e., 1980, s.125-129; S. Eyice, “Bizans Mimarisinde Dış Cephelerde Kullanılan Bazı Keramoplastik Süs Çömlekleri”, AMY, 3 (1961), s.21-29; Y. Ötüken, a.g.m., 1978, s.213234. 21 R.Ousterhout, “The 1994 Survey at Akhisar-Çanlı Kilise”, XIII. Araştırma Sonuçları Toplantısı, C. II, Ankara, 1995, s.165-181. 22 H. Buchwald, “Church E at Sardis and the Contribution Architectural Vocabulary of the 13 th. Century”, Actes du XV Congrés International d’Etudes Byzantines, Athenes, 1976, s.93-99. 23 Resim ve bilgi için bkz. Z. Mercangöz, , a.g.e., 1985, s. 127. 24 Resim ve bilgi için bkz. Z. Mercangöz, a.g.e., 1985, s. 127137. 25 Resim ve bilgi için bkz. C. Mango, a.g.e., 1976, s. 285; Eyice, a.g.e., 1980, s.16.; T. F. Mathews,a.g.e., 1976, s.220. 26 Resim ve bilgi için bkz. T.F. Mathews, a.g.e., 1976, s.129. 27 Resim ve bilgi için bkz. T. F.Mathews, a.g.e., 1976, s. 72. 28 Resim ve bilgi için bkz. R. Ousterhout, a.g.e., 1982. 29 Resim ve bilgi için bkz. H. Hallesleben, a.g.m., 1965, s. 208. 20 9 Emine Tok Bayrakal Özet Kuşadası’nın güneyinde yer alan Samson dağında, Bizans dönemindeki adı ve tarihi ile ilgili henüz bir bilgiye sahip olmadığımız bir manastır kalıntısı bulunmaktadır. Manastırdan günümüze üç mekan ulaşabilmiştir. İkisi tamamen harap durumdadır. Makalenin konusunu oluşturan ana kilise (kathalikon) ise kısmen sağlamdır. Kilisenin kuzey doğudaki yan apsisi, ana apsisin bir kısmı ile kuzeyindeki ek (?) mekanın doğu duvarı ayaktadır. Duvarlar, 13. yüzyılda Bizans mimarisinde yaygın olarak görülen çerçeveli duvar tekniğinde inşa edilmiştir. Kalan izlerden yapının orijinalde kapalı yunan haçı planda inşa edildiği anlaşılmaktadır. Cephelerde görülen ortak üslup ve inşa teknikleri ile plan tipi, yapının 12. yüzyıl sonu- 13. yüzyıla tarihlendiğini düşündürmektedir. Anahtar Kelimeler: Manastır, Kathalikon,13. yüzyıl, Kapalı Yunan Haçı, Çerçeveli Teknik Abstract In Samson (Mykale) Mountain, south of Kuşadası, is a monastery ruin whose Byzantine name and history are yet unknown to us.Only three architectural aspect has survived. Two spaces are in ruins. The subject matter of this article covers the main church structure of monastery (Catholicon) which is partly undamaged. The nortern side apse of the church, a part of main apse and its northern extended wall is still standing. The walls was built with cloisonné tecnique which was a widespread tecnique in 13 th century Byzantine architecture. The remants of the building prove that it was built in “cros in square”plan. The common architectural tecnicques, style and plan type reveals that this structure was built in the late 12 th century or 13th century. Key-words: Monastery, Cathalikon, 13th century, cros in square, cloisonné 10 Mykale (Samson) Dağında Çınarlı Kilise Adını ..... Res. 1- Kilisenin üzerine kurulduğu sığ tepecik. Res. 2- Kilisenin kuzeyindeki mekanın doğu duvarı. 11 Emine Tok Bayrakal Res-.3- Kilisenin güney doğusunda yer alan mekanın moloz yığını. Res. 4- Narteksten naosa bakış. 12 Mykale (Samson) Dağında Çınarlı Kilise Adını ..... Res. 5- Moloz dolgu içindeki kiremit parçaları. Res. 6- Kilisenin doğu cephesi. 13 Emine Tok Bayrakal Res. 7- Kuzey yan apsis cephesi. Res. 8- Kuzey yan apsis cephesi kör niş, ayrıntı. 14 Mykale (Samson) Dağında Çınarlı Kilise Adını ..... Res. 9- Apsis önündeki payelerden kuzeyde yer alanı. Res. 10- Naosun kuzeyindeki mekana geçişi sağlayan kapı. 15 Emine Tok Bayrakal Res. 11- Narteksin doğu duvarına bitişik paye kalıntısı. Res. 12- Narteksin moloz yığını içindeki silmeli söve parçası. 16 Mykale (Samson) Dağında Çınarlı Kilise Adını ..... Res. 13- Naosun kuzeyindeki mekan, doğuya bakış. Res. 14- Doğu cephe duvar dokusu. 17 Emine Tok Bayrakal Res. 15- Naos içi duvar dokusu. Res. 16- Naosun kuzeyindeki mekanın kuzeybatıdan görünümü. 18
Benzer belgeler
Kisleçukuru Manastırı - Osmanlı Bankası Arşiv ve Araştırma Merkezi
mekan bulunmaktadır (Res.16). Bu mekanın naos ile aynı anda tasarlanarak inşa edilmiş
olduğunu düşünmekteyiz. Nitekim doğuda, günümüze kısmen sağlam ulaşmış duvar
kalıntısı, farklı bir bitişme çizg...
Ayancık Arkhangelos Kilisesi
kalıntısı, farklı bir bitişme çizgisi içermeksizin, derzlerde kesinti olmaksızın naos
duvarıyla birlikte tek kütle halinde yükselmektedir (Res. 14). Ayrıca, naos duvarları ile
bu mekanın duvar kalı...