Nasıl bir tüberküloz eğitimi? Robert Koch`un Mycobacterium
Transkript
Nasıl bir tüberküloz eğitimi? Robert Koch`un Mycobacterium
Nasıl bir tüberküloz eğitimi? Robert Koch’un Mycobacterium tuberculosis’i tüm dünyaya tanıttığı 24 Mart 1882 tarihinden bu yana 100 yılı aşkın bir süre geçmesine rağmen tüberküloz, halen dünyada insanları en çok öldüren 10 hastalık arasındadır. Etyolojisi ve patogenezi bilinen; tanısı kolay; %100’e yakın başarı oranıyla tedavi edilebilen ve korunulabilen (bağışıklama ve ilaçla) bir hastalık olmasına karşın, tüberkülozun küresel ve ulusal olarak öncelikli bir halk sağlığı sorunu olmaya devam etmesi bir çelişkidir. Dünya Sağlık Örgütünün son verilerine göre, her yıl 1 700 000 kişi tüberküloz nedeniyle ölmektedir ve dünyadaki en öldürücü enfeksiyon etkenidir. Her yıl 9 milyon civarında yeni olgu saptanmaktadır. Hastaların %75'i ekonomik olarak, üretken yaş grubundadır. Tüberküloz olgularının % 95'i ve tüberküloza bağlı ölümlerin %98'i, gelişmekte olan ülkelerdendir. Gelişmekte olan ülkelerde önlenebilir ölümlerin, %25'ini oluşturmaktadır. Yeryüzünde yaşayan her üç kişiden biri verem mikrobuyla tanışmış olup, günün birinde verem hastası olmaya adaydır. Ülkemiz hastalığın orta-hafif sıklıkla rastlandığı coğrafyada yer almaktadır. Dünyada Tüberkülozlu hasta sıklığı, gelişmiş ülkelerde her 100 bin nüfusta 25’ten az ve gelişmemiş ülkelerde 100’den fazla iken; ülkemizde bu rakam 28’dir. Türkiye’de nüfusumuzun 1/5’ine verem mikrobu bulaşmış haldedir. Bu kişilerin %5 ile 10’u yaşamları boyunca tüberküloz hastası olacaktır. 2000 Yılı Ulusal Hastalık Yükü araştırmasında verem, ülkemizde gerek çocuk ve gerekse erişkin yaş grubunda en çok öldüren 10 hastalık arasındadır. Ülkemizde verem savaş dispanserlerinde kayıtlı hasta sayısı 18-20 bin civarındadır. Tıbben çözümü olan sorun bir olmasına rağmen, tüberkülozun kontrol altına alınamamasından yoksulluk, gelir dağılımının bozulması, yetersiz beslenme, savaşlar, nüfus hareketleri, AIDS salgını, alkolikler, evsizler, mahkumlar, göçmenler gibi risk gruplarındaki artış, yanlış veya eksik tedaviler, direnç gelişimi ve sağlık hizmetlerinin sunumundaki aksaklıklar gibi çeşitli faktörler sorumludur. Bu çelişkinin önemli nedenlerinden biri tüberküloz olgularının tanı, tedavi ve takibinde standart yaklaşımların uygulanamamasıdır. Dünya Sağlık Örgütünün (DSÖ) tüberküloz kontrolü için önerdiği küresel yaklaşım DGTS (Doğrudan gözetim altında tedavi stratejisi) dir. Dünyada tüberkülozun en sık görüldüğü 23 ülkeden alınan sonuçlara göre: tüberküloz tedavisi alan olguların tedaviyi şifayla tamamlama oranı, DGTS uygulanan hastalarda %84; uygulanmayan ülkelerde ise %31 olarak DSÖ tarafından bildirilmiştir. DGTS sadece tedavi başarısını artırmakla kalmamakta, tedavi maliyetlerini de azaltmaktadır. DGTS, beş komponentten oluşmaktadır: tüberküloz kontrolü için hükümetin politik kararlılığının olması; tüberküloz olgularına balgam yayma mikroskopisi ile tanı konulması; tanı konulan olguların doğrudan gözetim altında kısa süreli standart ilaç rejimleriyle tedavisi; temel anti-tüberküloz ilaçların düzenli ve kesintisiz sağlanması ve tedavi sonuçlarının değerlendirilmesine imkan sağlayacak standart bir kayıt ve raporlama sisteminin varlığı. Tüberküloz tanı, tedavi ve kontrolünde standart programların yürütülebilmesi için, öncelikle standart programları yaşama geçirecek olan başta hekimler olmak üzere tüm sağlık çalışanlarının uygulamalarının standardize edilmesi; bunun için de öncelikle tüberküloz eğitiminin standardize edilmesi gerekmektedir. Tüberkülozun küresel ve ulusal olarak öncelikli bir toplum sağlığı sorunu olması nedeniyle bu konudaki eğitimin, farklı eğitim kurumları, eğitim programları ve eğiticiler arasındaki farklılıklardan etkilenmeyecek şekilde yürütülmesi hayati önem taşımaktadır. Ülkemizde tüberküloz kontrolüyle ilgili hedef ve standartların ilgili tüm tarafların katkı ve katılımlarıyla ulusal ve uluslararası bilimsel kanıtlara dayalı olarak oluşturulması, bunların ihtiyaca göre güncelleştirilmesi ve tüberküloz eğitiminin bu çerçevede planlanması gerekmektedir. Tüberküloz eğitiminin amacı; bilgi, beceri ve tutum hedefleri; değerlendirme yöntemleri ve yetkinlik belgeleri gibi temel unsurlarının ulusal tüberküloz kontrol programıyla uyumlu şekilde tüberküloz eğitimi veren tüm kurumların uzlaşısıyla belirlenerek, uygulanması gerekmektedir. Gerek birinci basamağa yönelik hekim yetiştirme programlarında (tıp fakültesi müfredatı) ve gerekse ikinci ve üçüncü basamak hekimlerine dönük uzmanlık eğitimi programlarında ulusal tüberküloz kontrol programının amacı ve stratejilerine uygun bir teorik ve pratik eğitim tasarlanmalı ve yürütülmelidir. İster birinci, isterse ikinci ve üçüncü basamakta olsun görev yapan tüm hekimlerin tanımlanan ulusal tüberküloz kontrol programını bilmesi, inanması ve benimsemesi; tüberküloz olgularına balgam mikroskopisiyle tanı koyma hususunda doğru bilgi, beceri ve tutum sahip olması; tanı konan tüberküloz hastalarına kısa süreli standart ilaç rejimleriyle doğrudan gözetimli tedavi uygulayabilmesi; tedaviye uyumu sağlayacak şekilde hastasını eğitebilmesi; tedavi süresince hastasını izleyerek, ortaya çıkabilecek sorunları fark edip, yönetebilmesi; hastanın ilgili verem savaş dispanseri tarafından kaydedilip, takip edilebilmesi için Sağlık Müdürlüğüne bildirimde bulunması; ve tedavisinin tüm bu süreci standart bir veri kayıt programına eksiksiz olarak girmesi; tüberküloz olgularının tanı, takip ve kontrolünde ilgili taraflarla iletişim ve koordinasyonu sağlaması beklenmelidir. Aile hekiminin sorumlu olduğu popülasyonda doğum sonrası ikinci ayda çocukların BCG aşılarını yapması; tüberküloz teşhisi konmuş hastaların yakınları ile temaslı olduğu kişileri taraması ve gerekirse ilaçla korumaya alması gerekir. Tüberküloz eğitimi teorik, bilimsel ve akademik çerçevenin yanında; tüberkülozla ilgili ulusal verileri, ihtiyaçları, koşul ve gerçekleri dikkate alan uygulamaya dönük bir formata kavuşturulmalıdır. Sahada çalışan uygulayıcıların görüş ve deneyimleri, bu süreçte mutlaka değerlendirilmelidir. Gerek hekim ve gerekse uzman hekim adaylarının aldıkları eğitim sırasında mutlaka Verem Savaş Dispanserleri, Göğüs Hastalıkları Hastaneleri gibi tüberküloz hastalarının takip edildiği özelleşmiş kurumlarda yeterli bir süre uygulama yapmaları sağlanmalıdır.
Benzer belgeler
İL VEREM KONTROL KURULU KARARLARI İl Verem Kontrol
Müdürlüğüne bildirimde bulunması; ve tedavisinin tüm bu süreci standart bir veri kayıt
programına eksiksiz olarak girmesi; tüberküloz olgularının tanı, takip ve kontrolünde ilgili
taraflarla iletiş...
271-276 Afyon Verem Savaß
BCG scar. Acid-fast bacilli was positive at the sputum samples of the 14 per cent of the patients having pulmonary tuberculosis. Of the 627 patients 258 (41.3%) had noncavitary lung tuberculosis. A...