Sürdürülebilir Avcılık 62_91
Transkript
Sürdürülebilir Avcılık 62_91
Sürdürülebilir Avcılık için Temel Eğitim 3.1 SÜRDÜRÜLEBİLİR AVCILIĞIN EKOLOJİK BOYUTU Ekoloji (Çevrebilim), canlıların birbirleri ve çevreleriyle olan ilişkilerini inceleyen bilim dalıdır. Yaşam alanı (habitat) sınırları, doğa olaylarının meydana geldiği atmosferin en alt tabakasıyla, bazı mikroorganizmaların yaşadığı tahmin edilen okyanusların en derin bölgelerine kadar olan alanı kapsamaktadır. Biyolojik olayların devam ettiği bu sınırlar arasındaki denizler, göller, okyanuslar, nehirler, dağlar, kayalıklar, bitki örtüleri ve doğa olayları ekosistemin birer parçasıdırlar. Ekosistem dediğimiz yapı, belirli bir alanda bulunan canlılar ile bunları saran cansız çevrelerinin karşılıklı ilişkileri ile meydana gelen ve süreklilik arz eden sistemlerdir (Kışlalıoğlu ve Berkes, 2001). Ekosistemler arasında çok sayıda doğal süreç yer almakta- 62 dır. Ekosistemlerin işleyişi güneş ışınlarından gelen enerjiye bağlıdır. Bitkiler güneş enerjisini ve maddeyi hayvanlar için en yararlı biçime dönüştüren ve depolayan süreçlere sahiptir. Bitkiler bu enerjiyi dönüştürme ve depolama yeteneklerinden dolayı besin zincirinin üreticiler tabakasını oluştururlar. Bunun bir üst tabakası tüketiciler olup, etçiller, otçullar ve hepçiller olarak üç sınıfa ayrılır. Ayrıştırıcılar ise bakteriler, mantarlar ile eklembacaklılar gibi canlılardır ve ölen organizmalardaki mineralleri doğal döngüye yeniden kazandırırlar (Şekil 1). Tüketiciler enerjilerin büyük bir kısmını kendi ihtiyaçlarını karşılamak, hareket ve canlılıklarını sürdürmek için kullanırlar. Enerjinin kalan kısmı ise büyüme ve üreme için kullanılır. Yaban hayatının var olabilmesi ve doğal dengelerini koruyabilmesi, doğanın kendine özgü bu süreç ve döngülerin düzenli bir şekilde işlemesine bağlıdır (Geray ve Akesen, 2001). Doğal kaynakların sürdürülebilir bir şekilde kullanımı için ekosistemdeki denge ve döngülerin bozulmamasına dikkat edilmelidir. Son 100 yıl içinde endüstrileşme, şehirleşme, doğal alanların bozulması, atmosfere salınan karbon miktarının artması, kimyasal ilaçlar gibi insan etkileri, ekosistemdeki döngüleri yıkarak, birçok canlı türünün yok olmasına ve küresel iklim değişiklikleri gibi geri dönüşümsüz problemlere neden olmuştur. Ekosistemlerin sürdürebilirlik göstergelerinden birisi biyolojik çeşitlilik ve bileşenlerinin zenginliğidir. Zengin biyolojik çeşitliliğe sahip olan bölgelerin Şekil 1. Ekosistemdeki besin piramidi 63 Sürdürülebilir Avcılık için Temel Eğitim kaynak kullanımına katkısı oldukça yüksektir (Demir, 2009). Bu açıdan değerlendirildiğinde ülkemiz, 1/3’ü endemik olmak üzere 9000 civarında bitki türü, 716 tatlı su ve deniz balığı, 28 kurbağa, 130 sürüngen, 460 kuş ve 161 memeli türü (UBSEP, 2007) ile dünya üzerinde önemli bir konuma sahiptir. Türkiye, zengin tür çeşitliliği, bazı türlerin ticarete konu olması, bazı türlerin tıbbi amaçlı kullanımı veya kullanım potansiyeli taşıması bakımından düşünüldüğünde, biyoçeşitliliğin ekolojik ve ekonomik süreçlere pozitif katkısının yüksek olduğu görülür (Demir, 2009). Biyolojik çeşitlilik üç grupta incelenir. Genetik çeşitlilik, bir organizmanın gen havuzunda bulunan tüm genlerin çeşitliliğini gösterir. Bir türün genetik çeşitliliği ne kadar fazla ise ortam şartlarına adaptasyonu ve türün hayatta kalma şansı daha fazla olur. Tür çeşitliliği, bir coğrafik alandaki türlerin toplam sayısı olarak düşünülebilir. Ekosistem çeşitliliği ise belli bir alanda (habitat) yasayan ve birbirleriyle sürekli etkileşim içinde bulunan canlılar ile bunların cansız çevreleriyle oluşturduğu, toplum düzeyinde çeşitliliği kapsayan, önce habitat çeşitliliğinin, sonra da tür çeşitliliğinin ortaya çıkmasını sağlayan önemli bir sistemdir. Bir bölgedeki ekosistemlerin, daha küçük ölçekte de habitatların çeşitliliği, biyolojik çeşitliliğin kaçınılmaz bir parçasıdır (Demir, 2009). Sürdürülebilir Ürün Birçok yenilenebilir kaynağın yönetimi, uzun dönemde kaynakta azalma olmaksızın, kaynağın belirli bir kısmının kullanılması fikrine dayanır. Bir popülasyondan avlanılan hayvan sayısı, o popülasyonun yıllık doğal artış oranını geçmemelidir. Bu yaklaşıma stokun yıllar boyu sürdürülebilir şekilde tüketilmeden kullanımı denir (Williams et al., 2001). Örneğin, bir yılda %20 oranında artan bir popülasyonda %20 oranında hasat yapılabilir (Caughley ve Sinclair, 1994). Böylelikle sürdürülebilirlik sağlanabilirken, popülasyon artışı da “0”da tutulur. Bu bir anlamda 64 bankadaki paraya benzetilebilir. Bankadaki anaparanın sadece faizi çekildiğinde anaparada herhangi bir azalma olmaz. Ancak anaparanın faizinden fazlası çekildiğinde, anaparanın azalmasına ve sonuçta bitmesine neden olunur. Dolayısıyla, stok tüketilmeden alınan verim, anaparanın yıldan yıla sadece faizinin alınmasına benzetilebilir (Kışlalıoğlu ve Berkes, 2001). Sınırlı bir alana yerleşen popülasyon, büyümesini aynı hızla sürdüremez. Popülasyonda bulunan canlıların sayısı artınca, meydana gelen negatif geri bildirimle (Doğanın karşı ağırlığı) popülasyonun doğurganlık ve hayatta kalma oranlarında gerileme meydana gelir ve artış duraklama noktasına gelir (Şişli, 1999). Popülasyonlar kaynak sınırlaması olmadığında geometrik artışı gösterirler. Ancak doğada böyle bir artış söz konusu değildir, kaynaklar sınırlı olduğundan popülasyonlar da sınırlandırılır. Omurgalıların artış oranları genellikle dengeli olup, nadiren küçük dalgalanmalar gösterir. Eğer çevre şartları popülasyonun artışına uygun olursa, popülasyondaki doğum oranı artar ve ölüm oranı da azalır. Popülasyon artış oranı besin miktarının arttırılması, ölüm oranının azaltılmasıyla yakından ilişkilidir. Bununla birlikte, doğum oranının arttırılması ve ölüm oranının azaltılması hayvanın içsel yeteneğine de bağlıdır. Hayvan her türlü besini yiyebilir veya kaynak sınırlaması olmayabilir. Ancak, üreme fizyolojisi onu sınırlayabilir. Örneğin, fillerdeki hamilelik süresi 22 aydır. Bir fil dilediği kadar yeme şansına sahip olsa bile filin yeniden doğum yapması için en iyi ihtimalle 2-3 yıla ihtiyacı vardır. Bundan dolayı, kaynaklar sınırsız olsa bile popülasyonlar sınırlı bir artış oranına sahiptir. Ayrıca, popülasyonlar maksimum artış oranına çok sık ulaşamazlar. Bunun için yoğunluklarının düşük ve kaynaklara ulaşmaları da çok kolay olmalıdır (Caughley ve Sinclair, 1994). Kararlı olan popülasyonlardaki artış miktarını hızlandırmak ve maksimum oranda hasadın yapılabilmesi için av popülasyonunun uyarılması gerekmektedir. Bu da en kolay sınırlı kaynakların miktarının arttırılmasıyla veya sahada bulunan yırtıcı hayvanların sayılarının azaltılmasıyla başarılabilir. Örneğin, bir bireyin ulaşabileceği besin miktarını arttırmanın yolu, besin için rekabet eden diğer türlerin sayısını azaltmaktır. Böylelikle arttırılması istenen tür için gereken besin miktarındaki artış ile doğumlar ve hayatta kalma oranlarında da artışlar meydana gelecektir (Caughley ve Sinclair, 1994). Avcılıkta hasat sisteminin sürdürülebilirliğinin sağlanabilmesi için bireylerin doğum, büyüme ve hayatta kalma oranlarının ve popülasyonların büyüme oranı ve yaş yapısı dikkate alınmalıdır (Lefkovitch, 1967; Usher, 1976). 65 Sürdürülebilir Avcılık için Temel Eğitim Yaban Hayatı Habitatlarının Geliştirilmesi ve Korunması Bir popülasyondan avlanılan hayvan sayısı, o popülasyonun yıllık doğal artış oranını geçmemelidir. 66 Günümüzde şehirleşme, endüstrileşme, otoyolların yapılması, tarımsal alanlar için ormanların yok edilmesi, kimyasal ilaçların kullanılması gibi etkenlerden dolayı birçok yaban hayatı habitatı tahrip edilmiştir. Bundan dolayı birçok yaban hayatı türünün de nesli tehdit altına girmiştir. Ayrıca aşırı, plansız ve usulsüz (kanunlara aykırı olan) avcılık da hayvanlar üzerindeki baskıyı katlayarak arttırmıştır. Yaban hayatı alanlarında sürdürülebilir avcılığın, tarım, ormancılık gibi diğer kullanım şekilleriyle çatışmalarının önlenmesi için habitatların geliştirilmesi ve korunmasında işbirliği yapılmalıdır. İnsanların etkisiyle bozulan habitatların rehabilitasyonunda ve geliştirilmesinde, av hayvanlarının besin, örtü, su ve alan gereksinimlerinin dikkate alınması gerekmektedir. Artık ormanlarımızdan sadece odun elde edilmeyip odun dışı ürünlerden de yararlanılmaktadır. Ancak avcılık ve rekreasyon amacı haricindeki odun dışı orman ürünlerinin elde edilmesi sırasında, özellikle yaban hayatına besin oluşturan meyve, tohum, mantarlar vb. yaban hayatının besin kaynaklarının yok edilmesi ve insanlar tarafından tamamen tüketilmesi, yaban hayvanlarının popülasyonlarının devamını tehdit edebilmektedir. Ayrıca ormandaki ağaç kesimleri yaban hayvanlarının örtü ihtiyaçları göz önünde bulundurularak yapılmalıdır. Su kaynaklarının insanlar tarafından kullanımına dikkat edilmeli, yaban hayatı içinde su kaynakları bırakılmalıdır. Ormanların avcılık ve rekreasyonel kullanımlarında ise ormanları yönetmede kulla- nılan planlara benzer av yönetim planları oluşturulmalı ve buradaki kurallara harfiyen uyulmalıdır. Bilimsel çalışmalar, bölünmemiş yaban hayatı yaşam alanlarının bölünenlere göre daha fazla sayıda tür çeşitliliği ve birey içerdiğini göstermektedir (Payne ve Bryant, 1998). Yaban hayatı habitat bölünmelerinin tamamına yakını (Volkan aktiviteleri, büyük depremler ve toprak kaymaları gibi katastrofik etkenler hariç) insan etkisiyle oluşmaktadır. Ayrıca bu parçalanmalar habitatın kalitesini olumsuz yönde etkilemektedir. Bu bağlamda, mevcut yaban hayatı habitatlarının parçalanmalarını önleyici yaklaşımlar ortaya konulmalıdır. Tarımsal alanlarda ise yaban hayatı için örtü ve besin oluşturan ağaççık ve çalı kümelerinin hatta hasat edilecek ürünün bir kısmının alanda bırakılmasıyla av kuşları dahil olmak üzere tüm kuşlar, tavşanlar, sansar, tilki ve benzeri hayvanlar için önemli alanlar oluşturulabilir. Ayrıca bu alanlar hayvanların kış şartlarını rahat geçirebilmeleri için de yarar sağlayacaktır. Yaban hayvanları ekolojik faktörlerin etkisi altındadır. Bunların başında iklimsel faktörler gelmektedir. Zorlu iklim koşullarına karşı yaban hayvanları göç etme eğilimindedir. Örneğin, kuşların her yıl yaptıkları uzun mesafeli göçlerin tamamı olumsuz iklim şartlarına karşı verilen bir cevaptır. Ancak bazen yoğun kar ve ani fırtına hayvanları zor durumda bırakabilir. Böyle durumlarda, zorlu kış şartlarında yardımcı yemleme, tam tersine de çok kurak geçen yazlarda veya kurak alanlarda ise yaban hayvanlarının su ihtiyaçlarını karşılayabilecekleri su kaynaklarının oluşturulması yaban hayvanlarının yaşam şanslarını arttıracaktır. Yaban hayatı alanlarında otlama baskısının kontrol edilmesi gerekmektedir. Habitatın taşıma kapasitesi, bir habitatın barındırabileceği maksimum hayvan sayısı olarak ifade edilebilir. Birçok otçul yaban hayvanının popülasyon yoğunluğu, ortamda yırtıcı hayvanlar (predatör) bulunmadığında, taşıma kapasitesine rahatlıkla ulaşabilir. Aynı zamanda otçul hayvanların aşırı artışı bitki örtüsü üzerinde aşırı baskıya neden olur. Doğal şartlar altında böyle durumlarda popülasyonda kaynağa ulaşma ve rekabetten dolayı zayıflamalar, hastalıklar ve ölümlerin meydana gelmesi beklenir. Örneğin Palmer ve diğ., (1997), 100 hektarda 4 geyiğin bulunması halinde sarıçam ormanında rejenerasyonun (Erginleşmiş bireylerin normal yaşantılarında bazı doku ve hücrelerinin yenilenmesi ya da verilen kayıpların tekrar yerine konması) devam ettiğini, 25 geyiğin bulunması durumunda ise rejenerasyonun olmadığını belirtmektedir. Ratcliffe (1997), ağaçların gelişmesine devam edebilmesi için geyik sayısının 100 hektarda 4-8 arasında olması gerektiğini bildirmiştir. Düzenli envanterlerle otçul hayvanların 67 Sürdürülebilir Avcılık için Temel Eğitim yıllık artış oranları belirlenmelidir. Yırtıcı hayvanların bulunup bulunmamasına göre otçul yaban hayvanı popülasyon yoğunluğunun fazla olduğu alanlarda avcılığına izin verilebilir. Yaban Hayatının Koruma ve Kullanma Dengesinin Gözetilmesi Avlanma baskısının yoğun olduğu bazı alanlarda, zararlı ve istenmeyen türlerin avlanılmasıyla bu baskı azaltılabilir. 68 Ekosistemlerdeki biyolojik çeşitliliğin önemi yadsınamaz. Belirli bir habitatta var olan doğal yaban hayatı türlerinin listesinin bulunması, alanın biyolojik çeşitliliğini ortaya koyarken, bu habitattaki canlılar arasındaki ilişki derecelerini de gösterecektir. Örneğin tür listesini oluşturduğunuz bir alanda kurt, vaşak gibi yırtıcıların bulunması durumunda avlanma planı, yırtıcıların sayısına ve durumuna göre oluşturulur. Yırtıcıları göz ardı eden bir avlanma listesi ve buna göre oluşturulacak avlanma planının sürdürülebilmesi imkansızdır. Avlanma planı ve av türü listelerinin olmaması, çok büyük karmaşaya neden olarak aşırı avcılık riskiyle beraber önemli olan yaban hayatı türlerinin de yok olmasına neden olabilir. Avlanma planları ve av türü listelerinin oluşturulması, yapılan düzenli envanterler ve sayımlar sayesinde yapılabilir. Avlanma baskısının yoğun olduğu bazı alanlarda, zararlı ve istenmeyen türlerin avlanılmasıyla bu baskı azaltılabilir. Örneğin, ülkemizde bunun en güzel örneğini yaban domuzları oluşturmaktadır. Popülasyonun aşırı olduğu habitatların domuz avına açılmasıyla, bölgedeki avcılık baskısı da azaltılabilir. Bazı durumlarda avlaklarda seleksiyon avlarından (örneğin, tek boynuzlu erkekler veya üreyimden düşmüş erkek ve dişiler vb.) yerel avcıların da faydalanması sağlanmaktadırr. Böylelikle yöredeki avlanma baskısı azaltılırken, istenmeyen hayvanlar da popülasyondan uzaklaştırılmaktadır. Belirli bir habitatta nesli azalmış veya neredeyse yok olma aşamasına gelen yaban hayatı türlerinin yeniden alana kazandırılmasına planlamalarda yer verilmelidir. Ancak, alanda daha önceden bulunmayan bir türün, insan etkisiyle alana getirilmesi bazen önemli sorunlar ortaya çıkarabilir. Yaban hayvanlarının çiftleşme ve doğum zamanlarında rahatsız edilmemeleri popülasyonun geleceği ve sürdürülmesi açısından önem taşımaktadır. Ayrıca nesli tehlike altında ve duyarlı bir av türünün üreme biyolojisine özellikle dikkat edilmelidir. Avlaklarda av rehber ve organizatörlerinin bulunması önemlidir. Yaban hayatı türleri insanların belirlediği il, ilçe ve köy sınırlarına bağlı kalmazlar. Av rehberi ve organizatörü, avcıların yanlış alanlarda avlanmalarını engeller, avlanma planlarına uymalarını sağlar, avlanacak hayvanların kontrolünü yapar ve böylelikle av popülasyonunun korunmasına yardımcı olur. Av Türle rinin Genetik Çe ş i t li liğinin Kor unma sı Yaban hayatı türlerinin genetik çeşitliliğinin teşvik edilmesi ve korunması için avcılıkla ilgili çeşitli sınırlandırmaların bulunması gerekir. Avcılar genellikle trofesi ve belirli özellikleri olan estetik olarak iri ve heybetli hayvanları avlamayı umarlar. Bu beklentinin sağlanabilmesi için av hayvanları arasında genetik çeşitliliğin teşvik edilmesi gerekir. Ancak bazen doğada istenmeyen boynuz şekilleri ve çeşitli genetik kusur ve bozukları olan hayvanların ortaya çıkması söz konusudur. Bunların seçici avcılıkla ortadan kaldırılmaları hatalı gene sahip bireylerin ortadan kaldırılmasına hizmet edecektir. Genetik çeşitlilik, Anadolu yaban koyunu gibi özel türlerin avcılığında çekiciliği arttırmakta ve hâlihazırda ortam şartlarına uyum sağlamış bir türün veya alttürün korunmasına da hizmet etmektedir. 69 Sürdürülebilir Avcılık için Temel Eğitim AVC I LIĞIN E KONOM İK BOY U T U 3.2 Av lanm ada Ge liri n Ar ttır ılma sı Av hayvanının trofe değerinin artması gelirin de artması anlamına gelmektedir. 70 1- Avlak sisteminin kurulması ve yaygınlaştırılması, 2- Sisteme kayıtlı olmayan avcıların sisteme dahil edilmesi, 3- Av bedelinin ödenmesi, 4- Kayıt dışı yivsiz av tüfeklerinin kayıt altına alınması, 5- Avcılıkla ilgili alt yapı tesislerinin kurulması, 6- Avlak işletmeciliğinin geliştirilmesi, 7- Fotoğraf, film çekimi ve foto safari çalışmaları Avlanmada gelirin arttırılması ve güvence altına alınması, sürdürülebilir avcılığın hedeflerinden biri olmalıdır. Av için ödenen bedel ve ürün miktarı avlak sahibi açısından önemlidir. Avlak sahibi bir fiyat/ürün oranı oluşturarak avlağın geleceğini belirler. Av için belirlenen fiyat avcı için de cazip olma- lıdır. Avcıların bakış açısına göre, fiyat/yarar oranı avcılığın maddi ve maddi olmayan tüm girdilerinin dengeli olmasıyla ortaya çıkar. Maddi olmayan yararın geliştirilmesi avcı tarafından av için ödenecek bedelin düşük olmasına, güçlü ve güzel görünüşlü trofelerin elde edilmesine böylelikle de avcının avlanma duygusunun tatmin edilmesine bağlıdır. Av için ödenecek bedeller arasında avcılık belgesi ve avlanma izin ücreti, belge harçları, silah ruhsatı, avcılık malzemeleri, beslenme, kişisel ekipman ücreti, gezi bedeli, organizasyon ve iletişim giderleri gibi kalemler yer almaktadır. Bir avın varsayılan pazar değeri; avın türüne, günlük avlanma limitine ulaşılmasına, güçlü trofelere ve avlanılan habitata göre değerlendirilebilir, değişebilir. Tüm bu faktörler avın yönetilmesinde olumlu ve olumsuz sonuçlar doğurabilir. Avlanmayla ilişkili bu ölçütler, avın pazar değerini arttırarak, avlanma değerinin avcılık uygulamasıyla sürdürülmesini sağlar. Av Hay vanlar ının Kor unma sı ve Ge liş t i ri lmesi Av hayvanının ağırlık değerleri sürekli olarak takip edilmelidir. Uzun yıllar ağırlık, eşey, yaş grupları ve avlanma zamanlarının kaydedilmesi, hayvanların gelecekleri için çok doğru ve yararlı bilgiler sağlar. Av hayvanının trofe değerinin artması gelirin de artması anlamına gelmektedir. Habitatlara ve zamana uygun özel avlanma stratejisinin bulunması ekonomik açıdan önem taşır. 71 Sürdürülebilir Avcılık için Temel Eğitim Av Ha yva nla r ının Ta r ımsa l ve Orm a nlık Ala nla r a ola n Zararı nın Önlenmesi ile Sos yo- Kültürel Ya pı Ülkemizde yaşayan av hayvanları, meyve ve sebze bahçelerine, tarımsal alanlara ve bal kovanlarına zarar verebilmektedir. Avlak sistemiyle bu zararların önüne geçilebilir. Tarımsal alanlarda bazı alanlardaki bitki örtüsüne dokunmamak, av hayvanlarının kışı rahat geçirmesine yardımcı olabilir. Sürdürülebilir avcılıkta ortak bir politikanın belirlenmesi önemlidir. Avcılık için kullanılan habitatların çevresindeki halkın sosyokültürel yapısını ve ilgilerini dikkate almak gerekir. Avcılık yerel avcıları da kapsayacak şekilde dengeli olduğunda sürdürülebilirlik başarılabilir. Avcılık, yapıldığı alanlarda ve çevrelerinde yerel halka iş olanağı yaratma anlamıyla da katkı sağlar. Örneğin yöreye gelen yabancı avcılara kalacak yer, malzeme satışı, rehberlik gibi hizmetler yöre halkına ekonomik girdi sağlar. Avcılar ve avcı olmayan toplum arasında düzenli iletişim sağlanması avcıların sosyal sorumluluğudur. Türkler için avcılık ve yaban 72 hayatı yüzyıllar boyunca ilgi ve merak konusu olmuştur.Alageyik, geyik, keklik, turna, ceylan figürleri halı, kilim işlemelerinde kullanılmış, türkü, roman ve hikayelere konu olmuştur. Anadolu insanı ahu, ceylan, ceren, aslan gibi hayvan isimlerine değer vererek çocuklarına bu isimleri vermiştir. Örneğin, bazı bölgelerimizde geyiğin avlanmasının uğursuzluk getirdiğine inanılmasından dolayı avlanmaması geyik popülasyonlarının korunmasını sağlamıştır (Ok ve Okan, 2010). İnsanların, yaban hayatı habitatlarını kullanması yaban hayvanlarını strese sokabilir. Avlanma hayvanlara en az acı verecek şekilde yapılmalıdır. Avcılık, yaban hayvanlarının doğada doğal olarak üremelerinin sağlanmasını hedefler. Hiçbir avcı avının tamamen yok olmasını arzu etmez. Doğal olarak üreyen av türlerinin nesillerini korumak için üretim yapılabilir. Avcı kültürü, avlanma şeklini ve faaliyetlerinin sonucunu etkileyen, belirli insan topluluklarınca oluşturulan, inanç, değer, duygu ve düşünceler, örf ve adetler ile diğer kişiler arasındaki ilişkilerin sonuçlarının tamamıdır. Avcı kültürünün temel öğeleri; değerler, liderler ve kahramanlar, törenler ve simgeler, öykü ve efsaneler, dil, örfler ve normlar başlıkları altında toplanabilir. Avcı kültürü, avcılara farklı bir kimlik vermekte, avcılığa bağlanmaya yardımcı olmakta ve avcılar tarafından paylaşılmaktadır (Şafak, 2009). Avcılık gelenekleri gelecek avcı kuşaklara geçer. Avcılık kültürünün sürdürülmesi ve günümüze taşınması için geleneksel kuralların daha da geliştirilmesine ve avlanma davranış modellerinin düzenli olarak güncellenmesine ve denenmesine gereksinim vardır. Bu sayede avcılık geleneklerinin tarzı ve avcılığın sosyokültürel sürdürülebilirlik özelliği sağlanmış olur. 73 Sürdürülebilir Avcılık için Temel Eğitim KAY N A KL A R Caughley, G. and Sinclair, A. R. E., (1994), Wildlife Ecology and Management, Blackwell Science, 0-86542-144-7, Massachussets, p 334 + X s. Danilkin A., (1996), Behavioural Ecology of Siberian and European Roe Deer, Chapman and Hill, London, 0-412-63880-0, UK, pp. 276. Demir A., (2009), Ekonomik Açıdan Biyolojik Çeşitliliğin Önemi, İstanbul Ticaret Üniversitesi, Fen Bilimleri Dergisi, 15 (I), 55-68. Forstner M., Reimose F., Lexer W., Heckl F. ve Hackl J., (2006), Sustainable Hunting, Principles, Criteria and Indicators. Revised and Extended Edition, Umweltbundesamt GmbH, Vienna. Geray U. ve Akesen, A., (2001) Av ve Yaban Hayatının Sürdürülebilir Yönetimi. (Sürdürülebilir Avcılık İçin Temel Eğitim Kitabı, Editör Mehmet Emin Bora), T.C. Orman Bakanlığı Milli Parklar ve Av-Yaban Hayatı Genel Müdürlüğü, Eğitim Yayınları -1. Geray, U., (2001), Ormancılık Kurumları, Ormancılık Ekonomisi Anabilim Dalı, İ.Ü. Orman Fakültesi. Kaya Z. And Raynal D. J., (2001) Biodiversity and Conservation of Turkish Forests. Biological Conservation, Elsevier, 97, 131-141. Kışlalıoğlu M. ve Berkes, F., (2001) Ekoloji ve Çevre Bilimleri. Remzi Kitabevi, III. Baskı, İstanbul, ISBN 975-14-0187-9 Lefkovitch L.P., (1967), A Theoretical Evaluation Of Population Growth After Removing İndividuals From Some Age Groups, Bulletin of Entomological Research, 57:437-445. Mol T., Küçükosmanoğlu, A., Beşkardeş V., 2006, Av Turizmi ve Ormancılık Bakımından Önemi, I. Uluslararası Odun Dışı Orman Ürünleri Sempozyumu, Karadeniz Teknik Üniversitesi, Kasım, s. 547 - 554 Oğurlu, İ., (2003), Yaban Hayatında Envanter, Çevre ve Orman Bakanlığı, Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü Yayınları, Isparta. Ok K. ve Okan T., (2010), A Review of the Cultural Heritage of Anatolian Civilizations for the Purpose of Nature Conservation. African Journal of Agricultural Research Vol. 5 (24). Palmer S. C. F., Paterson, I. S., Marquiss, M. and Staines, B. W., (1997), The Impact of Deer Browsing on Regeneration of Scots Pine: a preliminary study, (in Goldspink C.R., King S. and Putman R.J), Population Ecology, Management and Welfare of Deer, Manchester Metropolitan University Proceedings of a Symposium held in Manchester, 48-53. 74 Payne N. F. ve Bryant F. C., (1998), Wildlife Habitat Management of Forestlands, Rangelands and Farmlands. Krieger Publishing Company, Florida, 1-57524-093-9, 840 +XXV s. Ratcliffe, P.R., (1997), Woodland Deer Management: Integrating the control of their impact with multiple objective forest management in Scotland, (in Goldspink C.R., King S. and Putman R.J), Population Ecology, Management and Welfare of Deer, Manchester Metropolitan University Proceedings of a Symposium held in Manchester, 67–72. Robinson J.G. ve Bennett E. L., (1999), Hunting for Sustainability in Tropical Forests, Columbia University Press, New york, ISBN 0 231 10976 8. Serna J. G., Perez-Barrigon L. ve Cocero M.J., (2007), New Trends for Design Towards Sustanibility in Chemical Engineering: Green Engineering. , Chemical Engineering Jour¬nal, Elsevier, 133, 7-30. Şafak, (2009), “Avcı Derneklerine Üye Avcıların Kültürel Özellikleri (İzmir İli Örneği)”, Acta Turcica Çevrimiçi Tematik Türkoloji Dergisi, “Türk Kültüründe Av”, Yıl 1, Sayı 1. Şişli, N., (1999), Ekoloji, Çevre Bilim. Gazi Kitabevi, ISBN 975 94939 0 X, Ankara. Usher M.B. (1976), Extensions to Modes, Used in Renewable Resource Management, Which İncorporate an Arbitrary Structure, Journal of Environmental Management, 4:123-140. Williams B. K., Nichols J. D. and Conroy, M. J., 2001, Analysis and Management of Animal Populations, Modeling, Estimation and Decision Making, Academic Press, Lon¬don, 0-12-754406-2, 817+ XVII s. 75 Sürdürülebilir Avcılık için Temel Eğitim AV HAYVANLARI VE AVLAMA YÖNTEMLERİ 4 Sürdürülebilir Avcılık için Temel Eğitim AVI NA İ Z İ N V ER İLE N AV H AY VANL AR I 4.1 4.1.1 M E M ELİLER Prof. Kemal Kırıkçı Selçuk Ü. Veteriner Fakültesi Türkiye’nin sahip olduğu hayvan türünün sayısı 780.576 km2’lik toprakları ve coğrafi konumu nedeniyle oldukça fazladır. Ayrıca, Türkiye’nin farklı iklim özelliklerini taşıması bitki örtüsünü de oldukça zenginleştirmektedir. Bu nedenlerden dolayı çok sayıda hayvan türü Türkiye’de uygun yaşam alanı bulabilmiştir. Türkiye coğrafyasında yaklaşık 161 memeli, 460 kuş, 141 sürüngen, 28 kurbağa, 236 tatlı su balığı, 480 deniz balığı türü (UPSEP, 2007) bulunmaktadır. Ancak bu türlerin bazıları tükenmek 78 üzeredir, bazılarının nesli tehlike altındadır. Türkiye’nin bu tür zenginliğine rağmen, avlanabilen memeli türü sayısı fazla değildir. Birçok türün popülasyonu avlanacak yeterli sayıda olmadığı için sınırlı ve kontrollü bir şekilde avlatılmaktadır. YABAN TAVŞANI (Lepus europaeus) Genel özellikleri: Yabani tavşanların boyu 70 cm civarında, canlı ağırlıkları 2-7 kg arasında değişir ve 10 cm civarında kuyrukları vardır. Yılda iki kez tüy değiştirirler. Yazın kahverengi ya da kahverengimsi gri, kışın daha açık ya da beyaz olurlar. Ortalama ömürleri 10-12 yıl kadardır. Yaşama alanları: Otluk, ormanlık ve açık arazilerde, sulak alan çevrelerinde ve dağlarda yaşarlar. Topraklardaki küçük oyuklar ve çalıların altına yerleşirler. Biyolojisi: Gebelik süreleri 40-42 gündür. Yılda 1-2 kez yavrular ve bir batımda 3-6 arasında doğururlar. Ayrıca besinlerinin bol olması gibi durumlar doğurganlıklarını artırır. Bir batında yaptıkları yavru sayıları, yaşlarına paralel olarak artış gösterir. Tavşanlar genellikle ot yerler. ADA TAVŞANI (Oryctolagus cuniculus) Genel özellikleri: Yabani tavşanlara göre kulakları daha kısadır. Postunun rengi genellikle grimsi-kahverengidir. Kuyruklarının ve karınlarının alt tarafı beyaz renktedir. Ada tavşanı, yabani tavşanlardan daha küçüktür. Yabani tavşanlara göre daha kısa bacakları vardır. Yaşama alanları: Çalılık alanlar, tarım alanları ve kumluk alanlarda 79 Sürdürülebilir Avcılık için Temel Eğitim yaşamayı sever. İğne yapraklı ormanlık bölgelerde pek görülmezler. Yurdumuzda Marmara, Avşa ve Sedef Adalarında bulunurlar. Antik çağlarda ülkemizde Batı Akdeniz Havzası’ndan getirilmiştir. Biyolojisi: Sürü halinde yaşarlar. Gebelik süreleri ortalama 30 gündür. Dişiler sadece yavrulama döneminde yuva amaçlı çukur kazarlar. Geceleri aktiflerdir. Tav ş an Avla r ı İz sürücü bir köpek türü olan kopoylarla avı yapılır. 12 çap tüfek ile 4-7 numara saçmalı fişeklerle yapılır. YA BA N DOMU Z U (Sus scrofa) Genel özellikleri: Yaban domuzlarının renkleri koyu griden kahverengine kadar değişik renklerde olabilir. Yaşlı erkeklerin kılları kırlaşır. Renkleri kışın daha da koyulaşır. Canlı ağırlıkları 50-350 kg arasında değişir. Erkekler genellikle dişilerden daha iridir. Yaban domuzları sürekli gelişen 4 köpek dişine sahiptir. Bu dişler üst ve alt çenenin ön çeyrek dairelerinde bulunurlar. Erkeklerde bulunan köpek dişleri, dişilerinkine göre çok daha büyüktür, bu yüzden erkek yaban domuzları “azılı” olarak da isimlendirilmektedir. Erkeklerin alt çenesindeki çalak denilen köpek dişleri ortalama 20 cm uzunluktadır ve ay şeklinde geriye doğru kıvrıktır. Yaban domuzları bu dişlerini eşeleme ve köklerin sökülmesinde kullandıkları gibi tehlike anında silah olarak da kullana80 bilirler. Üst köpek dişleri kalın ve kısa olup yukarı doğru kıvrılmıştır. Yaşama alanları: Yaban domuzları iyi bitki örtüsüne sahip her türlü ortamda yaşarlar. Ancak yapraklı ve karışık ormanları daha çok tercih ederler. Yurdumuzda Orta ve Doğu Anadolu’da barınmalarına uygun çalı ve orman örtüsü bulunmayan geniş step ve düzlüklerin bulunduğu birkaç il de seyrek diğerlerinde sıkça rastlanır. Ormanlık veya meşelik alanlarda daha bol miktarda bulunurlar. Biyolojisi: Yaban domuzları 15-20 bireyden oluşan sürüler halinde yaşarlar. Hayat süreleri 25 yıl kadardır. Çiftleşme zamanı dışında sürüde yalnızca dişiler, gençler ve yavrular bulunur. Sürü lideri en yaşlı dişidir, sürüye yol gösterir ve her zaman en öndedir. Sürü hareket ederken genellikle önde dişiler, ortada yavrular ve en son genç erkekler olmak üzere dizilirler. Erkek yaban domuzları ise yalnız yaşarlar, çiftleşme zamanı sürüleri bulup dişilerle eşleşirler. Çiftleşmeler ekimaralık aylarındadır. Dişiler şubat sonu, mart başında 6-8 yavru doğururlar. Dişi yaban domuzları 6-10 aylık yaşta iken üreme yaşına gelirler. Yavrular altı aylık olana dek üst kıllar gelişmediğinden, derisinde sütlü kahverengindeki şeritler görülür. Bu desenler pijama desenleri gibidir ve yavrularına verilen “pijamalı” (mozak, cızga, göce, potlak) adı buradan gelmektedir. Yaban domuzları, otobur ve etoburdur. Koku alma özellikleri çok gelişmiştir. Beslenmelerinde özellikle palamut, ceviz, kestane, elma, fındık gibi tohum ve meyveler yanında, bitki artıkları içerisindeki solucan ve böcekler; ayrıca çiftçilerin ektiği mısır ve patates de önemli yer tutar. Memeli türlerin yeni doğmuş yavruları, leşleri ile yumurtalar da besin kaynakları arasındadır. Ağaçların altındaki yapraklar içerisinde bulunan bitkisel ve hayvansal gıdaları bulup yemek için burnu ile toprağı karıştırırlar. Kıkırdak dokusundan oluşan sert burnuyla pulluk gibi toprağı eşeleyerek havalanmasını sağlar. Ormanın az güneş gören bölgelerinde organik ve inorganik maddelerin girmesini sağlayarak toprağın oksijenle zenginleşmesini sağlar. Aynı zamanda etobur olduklarından leşleri yiyerek mikrop ve bakteri üremesinde engelleyici rol oynarlar. Bu esnada birçok ağaç tohumunu toprakla buluşturarak bir nevi ağaç dikme görevi yaparlar ve ormanlara büyük katkıda bulunurlar. Böylece ormanın gençleşmesine yardımcı olurlar. Yaban Dom uzu Avı Avı iki şekilde yapılır: 1- Bek avı 2- Sürek avı 81 Sürdürülebilir Avcılık için Temel Eğitim Bek Avı Bek avı gün batarken ve gün doğarken yapılır. Ürünlerini bekleyen tarla sahipleri; müdürlüklerden koruma amaçlı av tüfeği taşıma belgesi alarak ürünlerini koruyabilmektedir. Bu kişiler yanlarında tek kurşunlu fişek dışındaki diğer fişekleri bulunduramazlar. Bu kişiler tarla, bağ ve bahçelerine, arılarına, kendilerine zarar veren yaban domuzunu ürkütmek ve uzak tutmak istemelerine rağmen avlamak mecburiyetinde kalmaları halinde, derhal ilgili birimlere haber vermek ve olay tespit tutanağı tutturmak zorundadırlar. Bek avında en önemli özellik sessizlik, koku, zaman ve rüzgardır. Yaban domuzunun görüş yeteneğinin eksikliğine karşın duyu ve koku alma yeteneği çok gelişmiştir. Bu avda izlerin tazeliği ve geçitlerindeki izlerin çokluğu önemlidir. Tek kurşun denilen fişekleri atabilen veya yivli tüfeklerle avcılığı yapılabilir. Yaban domuzunu avlamak sabır işidir, bekleme yerini habersiz terk etmek ölümcül kazalara neden olabilir. Sürek Avı Sürek avı genelde yaban domuzu avcılığında yapılan zevkli avlanma şeklidir. Bu avı zevkli kılan olaylar kalabalık bir avcı gurubuyla yapılması, heyecan, avlananın büyüklüğü ve dişlerinin trofe değeridir. Belirlenen bir sahada yaban domuzlarının av köpeği ve sürenciler tarafından avcılara doğru sürülmesi şeklindedir. Domuza alıştırılmış iz süren kopoy cinsi av köpekleri kullanılmadan sürek avı başarısızlıkla sonuçlanabilir. Yerleştirilen avcı yerini kesinlikle sürek bitinceye kadar terk etmez. Yivli av tüfekleriyle veya tek kurşun atan tüfeklerle avcılığı yapılır. Şevrotin ile avcılığı yapılmaz. Yaban domuzu avında sürencilerin göz alıcı, görülebilen kırmızı, turuncu kıyafet giymeleri şarttır. Bekleyen avcılar ise en azından turuncu şapka, atkı giymelidir. 82 T İ LKİ (Vulpes vulpes) Genel özellikleri: Köpekgiller familyasındaki 7 cins ve 24 tür içindeki en yaygın olanıdır. Kızıl tilki, tüm tilkiler içindeki en büyük tür olup; 75 cm civarında vücut uzunluğuna, 40 cm civarında kuyruğa, 40 cm yüksekliğe ve 7-9 kg canlı ağırlığa sahiptir. Büyük kulakları ve uzun, bol tüylü, kabarık bir kuyrukları vardır. Burunları sivri, bacakları ince ve uzundur. Koku alma ve işitme duyuları çok gelişmiştir. Hızlı bir koşucudur. Zorda kaldığında yüzebilir. Post rengi yaşadığı yere göre değişse de, büyük çoğunluğunun tüyleri kızıl renktedir. Tüylerin üst kısmı kızıl, alt kısmı beyaz, bacaklarının alt kısımları da siyah renktedir. Renklerinde yöresel olarak farklar olabilir; bazen üst kısmı turuncu ya da kahverengimsi kırmızı ve alt kısmı kar beyazı ya da gri renk olabilir. Sırtında siyah bir çizgisi olan tilkiler, ya tamamen gri veya siyah renk olanlarına da rastlanılabilir. Mart ve mayıs ayları arası kürklerinin en tüylü olduğu dönemdir. Yaşama alanları: Tilkiler özellikle ormanlarda, kırlarda, tarlalarda yaşamayı tercih ederler, ama şehirlerin kenarlarında ve hatta şehirlerin içlerinde bile rastlanılmaktadır. Biyolojisi: Çiftler halinde yaşarlar. Ocak başından itibaren şubat sonuna kadar çiftleşirler. 52-55 gün süren gebelikten sonra 4-7 genellikle 5 yavru yaparlar. Yaşamak için büyük alanlara ihtiyaçları vardır. Ortalama 5 girişi olan 15-20 metre uzunluktaki toprağa kazdıkları oyuklarda yaşarlar. Bu çoklu girişler, tilkilerin tehlike anında kolayca yuvadan çıkabilmelerini sağlar. Ağaç kovuklarında da yuva yapabilirler. Bazı tilkiler yuvayı sadece yavruları olduğu zaman kullanırlar. Diğer zamanlarda açık alanda dinlenmeyi tercih ederek, avlarını ve düşmanlarını kolaylıkla fark edebilirler. Çakal gibi kuduz hastalığının taşıyıcısı ve yayıcısıdır. ÇA K A L (Canis aureus) Genel özellikleri: Vücut uzunluğu 80-95 cm, yüksekliği 35-50 cm, kuyruk uzunluğu 20-30 cm ve ağırlığı 8-10 kg civarındadır. Postu kabarık tüylüdür. Rengi genelde altın sarısıdır fakat yöresel olarak renk farklılıkları da olabilir. 83 Sürdürülebilir Avcılık için Temel Eğitim Dağlık alanlarda yaşayanların rengi daha çok griye yakındır. Burnu kurdunkinden uzun, tilkininkinden daha küttür. Yaşama alanları: Türkiye’de en çok kıyı bölgelerindeki sık ormanlık ve çalılık alanlar ile Güneydoğu Anadolu’nun alçak kesimlerinde yaşarlar. Açık arazilerde yaşamakla birlikte, çoğu kez insan yerleşim alanlarının çevresine kadar sokulabilirler. Biyolojisi: Genel olarak geceleri aktiftirler. Gündüzleri sıklık yerlerde, in ve kovuklarda dinlenirler. Daha çok leşçidir. Diğer yırtıcıların bıraktıklarını tüketirler. Çakalın dişisi ve erkeği ömür boyu süren bir “evlilik” içerisinde yaşarlar. Mart ayında çiftleşirler. Gebelik süresi 9 haftadır. Gebelikten sonra dişinin arayıp içine yerleştiği bir yuva içinde ortalama 3-8 yavru doğururlar. Bu yavrular doğduklarında tamamen kördür, ve ilk üç hafta sadece süt ile beslenirler. Anne ve baba çakallar yavrularına götürdükleri gıdaları kendi midelerinde taşır, yuvaya vardıklarında tekrar ağızlarından çıkarırlar. Yavrular annelerini toplam 8 hafta emerler. Yavrular 5-6 ay sonra anne ve babalarına olan bağımlılıklarını kaybederler. Bazen birkaç yavru yine de annelerinin yanında kalır ve bir sene sonra dünyaya gelen kardeşlerini yetiştirmekte yardımcı olurlar. Çakallar 20 aylık olduklarında üreyebilecek olgunluğa erişirler. İyi bir koşucudur. Hafif bir vücuda, uzun ve güçlü bacaklara sahiptir. Çakalların kendilerine ait bölgeleri vardır. Bu bölgenin sınırları alanın sahipleri tarafından idrarları ile işaretlenir. Çakalların kendi aralarında anlaşmakta kullandıkları çok sayıda havlama ve uluma sesleri vardır. Ömürleri yaklaşık 8 yıl kadardır. 84 85 Sürdürülebilir Avcılık için Temel Eğitim 4.1.2 K U Ş L AR Türkiye, memeli türlerinde olduğu gibi yerli göçmen kuş türleri bakımından da zengin bir coğrafyaya sahiptir. Kuşların göç yolu üzerinde bulunması ülkemizin av kuşu zenginliğini bir kat daha artırmaktadır. Bu zenginlik genelde kuş avını seven Türk avcısı için büyük bir şans olarak gözükse de, bütün dünyada olduğu gibi ülkemizde de habitatların bozulması, şehirleşmenin artması, maden arama sahalarının gittikçe yaygınlaşması ve tarımsal amaçlı ilaçlamalar av kuşlarının sayısını azaltmıştır. Türkiye’de avına izin verilen kuşların en önemlisi kınalı kekliktir. Kınalı keklikten başka avlanan av kuşları; kaya kekliği, çil keklik, kum kekliği, bıldırcın, tahtalı, kaya güvercini, gökçe güvercin, üveyik, çulluk, bekasin, sakarca kazı, bazı ördek türleri ve karga türleridir. KI NALI KEKLİ K (Alectoris chukar) Genel özellikleri: Türklerin her türlü özelliğini en iyi bildiği av hayvanıdır. 86 Kınalı keklikler sürü halinde yaşarlar. Sürüdeki keklikler, başka sürülerdeki keklikleri kendi bölgelerine yaklaştırmazlar. Canlı ağırlıklar ergin erkeklerde 700-900 g, dişilerde 500-700 g civarındadır. Daha iri olan kekliklere de rastlanmaktadır. Erkek ve dişilerinin görünümleri aynıdır. Fakat erkeklerin kafalarının ve göğüslerinin daha büyük ve ayaklarının daha kalın olmasıyla dişilerden ayrılırlar. Mahmuzlar genelde erkeklerde bulunur, fakat mahmuzsuz erkeklere veya mahmuzlu dişilere de rastlanabildiğinden, mahmuzlar tam bir cinsiyet ayrımı metodu olarak kullanılamamaktadır. Yaşama alanları: Trakya, Ege ve Karadeniz Bölgelerinin kıyı kesimleri hariç hemen her bölgede bulunurlar. Fakat 40-50 yıl öncesindeki gibi olağanüstü sayılar artık yoktur. Kınalı keklikler kayalık ve sarp arazileri severler. Çok yağış almayan, yarı kurak ve kurak bölgelerde, çalı ve otlarla kaplı yamaçlarda, vadilerde ve yüksek tepelerdeki ekili alanlar ve bağların çevresindeki kayalık arazilerde sürüler halinde yaşarlar. Bitki tohumları, tahıl taneleri, körpe filizler, tomurcuklar, funda meyveleri ve böceklerle beslenirler. Bitki köklerini ve kök yumrularını eşeleyerek çıkartırlar. Yavrular ilk 4 hafta sadece böcek, kurtçuk, larva ve karınca yumurtalarıyla beslenirler. Bu özelliklerinden dolayı kınalı keklikler süne mücadelesinde biyolojik mücadele aracı olarak yaygın bir şekilde kullanılmaya başlanmıştır. Biyolojisi: Genellikle tek eşlidirler, ancak bir erkeğin iki dişi ile bir yuva kurması da görülmüştür. Bulundukları bölgenin hava şartlarına göre şubat ya da mart başında sürüden ayrılıp eşleşirler. Dişiler kaya diplerine, çalılar arasına, otlar ve tüyler yardımıyla basit bir yuva kurar. Ortalama 20 g ağırlığında 12-20 yumurta yaparlar. Genellikle dişiler kuluçkaya yatarlar ve erkekler yuvayı korurlar. Yavrular 23-24 günlük bir kuluçkadan sonra yumurtadan çıkarlar, 7-10 gün içinde uçmaya başlarlar ve 12 haftalık yaşta erişkin olurlar. KAYA KEKLİ Ğİ (Alectoris graeca) Genel özellikleri: Genel görünümü, hayat alanları ve diğer tüm özellikleri kınalı keklik ile aynı olan kaya keklikleri, ülkemizin yerli türü 87 Sürdürülebilir Avcılık için Temel Eğitim değildir, Balkanlara özgüdür. Salınmalar sonucu yer yer Ege Bölgesinin kıyı kısımlarında bulunmaktadır. Kaya keklikleri, kınalı kekliklerin bulundukları bölgelere, kınalı keklikler ise kaya kekliklerinin yayılışlarının kesişme bölgelerinde arzu edilmeyen bir durum olarak melezlenme görülür. K ınalı Keklik ve Ka ya Kekliği Avı Türkiye’de bazı bölgeler hariç (Trakya’nın tamamı ve Karadeniz Bölgesinin bazı yerleri) yaygın olarak yapılan bir avdır. Kınalı keklik ve kaya kekliği avcılığı aynıdır. Çok iyi saklanması ki buna avcı dilinde “pusması” denir; avcıyı aldatması, uçuşunun çok çeşitli olması avlanmayı zorlaştırdığından avcılığını daha da önemli bir hale getirir. Avcılığı genelde ekim ayının ikinci yarısından sonra açılır. Dağların zirvesinde veya zirveye yakın bölgelerindeki kayalık, çalılık arazilerde bulunurlar ve avlanırlar. Keklik gurup halinde yaşar. Yerleşik bir av kuşudur, ancak mevsimsel dikey göç yapabilir. Kekliği arayacağımız yer hava ve mevsime göre değişiklikler gösterir. Soğuk, yağışlı, rüzgârlı havalarda çok kayalıklı veya kuytu dere yataklarında bulunurlar. Kar yağdıktan sonra yer değiştirirler. Kar, dağları kapladıktan sonra kuzey yamaçlardan, daha az kar tutan veya tutmayan güney yamaçlara gelirler. Suya ihtiyacı olduğu, yağış olmadığı zamanlarda ise su yataklarına, pınarlara yakın bölgelerde bulunurlar. Avcılığı genelde köpekle yapılır. Kekliğin yerini bulmak ve vurulduktan sonra avcıya getirmek için yetiştirilen köpekler keklik avcılığı için neredeyse şarttır. Keklik avında tercih edilen tüfek 12 ve 20 çap tüfeklerdir. Avının ilk açıldığında yakından kalkar. Bu zaman 1/2, 1/3 şok kullanılır. Daha sonraları keklik yılgın olacağı için uzak kalkacaktır. O zaman da full şok tüfek kullanmak gerekir. Keklik için avcıların tercih ettiği 7 numara saçmalı fişeklerdir. Avın 88 durumuna ve mevsime göre saçma numaraları küçülebilir, büyüyebilir. 12 çap tüfek için 32-36 gram fişekler; 20 kalibre için 25-28 gram fişekler bu av için yeterlidir. Keklik avının en önemli noktası ayakkabıdır. Kaymayan, ayağa uyum sağlamış iyi bir bot keklik avının olmazsa olmazıdır. Ayağınıza alışmamış bir botla keklik avına gitmek avı yarım bırakmak demektir. Ayağınıza vuracak bir ayakkabı hem yaralanmanıza hem de avı terk etmenize sebep olur. Tempolu bir yürüyüş olacağı için pamuklu giysiler tercih edilir. Soğuk kış günlerinde ise yün giysiler tercih edilir. Pantolon, kayalara sürtmeye, çalılara takılmaya dayanıklı sağlam kumaştan olmalıdır. Fişeklik belde taşınmalıdır. Tercih edilen kıyafet avlanılan ortama uyumlu ise kırmızı veya turuncu şapka giyilmesi emniyet açısından önemlidir. ÇİL K EK Lİ K (Perdix perdix) Genel özellikleri: Türkiye’nin yerli av hayvanıdır. Çil kekliklerin vücut uzunlukları yetişkinlerde 31-34 cm civarındadır. Kanatları açık olduğunda kanat genişlikleri 45-48 cm’ye ulaşır. Erkek çil kekliklerin canlı ağırlıkları 500 g, dişilerin ise 300-350 g kadardır. Erkek ve dişileri renk olarak birbirlerine benzerler. Erkeklerin göğüslerindeki pas renginde olan at nalı şekil, cinsiyet ayrımında kullanılan en bariz belirtidir. Yaşama alanları: Özellikle Orta ve Doğu Anadolu’nun çayırlık ve düzlük alanlarında görülür. MAK kararı çerçevesinde bazı illerde avına izin verilmektedir. Daha çok düzlük bölgelerde yaşamayı tercih etseler de, çil keklikler her yerde, her bölgede ve her iklimde yaşayabilirler. Çil keklikler göç etmezler ve sahiplendikleri bölgelerde kışı geçirirler. Genelde tarım bölgelerine yakın bölgelerde yerleşirler, ancak saklanabilecekleri veya yuva yapabilecekleri tarla sınırları, çalılıklar, yüksek otlar ve dikenliklerin olması bir bölgeye yerleşmeleri için gerekli şartlardır. Yaşadıkları bölgede su kaynaklarının 89 Sürdürülebilir Avcılık için Temel Eğitim olmasını tercih ederler. Çil keklikler yerleştikleri bir bölgeyi kolay terk etmezler. Ekili arazilerin, yoncaların ve yüksek otların aralarında, işlek olmayan köy yollarının kenarlarında dolaşırlar. Zaman zaman da yiyecek, su ararken veya yuva kurmak için ıssız yerler ararlar. Biyolojisi: Çil keklikler tekeşlidirler. Erkek ve dişi birbirine çok sadıktırlar. Çil keklikler kışın kendilerini soğuk ve düşmanlardan korumak için 30-40 keklikten oluşan sürüler kurarlar. Eşler birbirlerini şubat sonundan itibaren seçmeye başlarlar. İlkbaharda ikili çiftler olmak üzere ayrılırlar ve kendilerine uygun yaşama alanları ararlar. K UM KEKLİ Ğİ (Ammoperdix griseogularis) Genel özellikleri: Yerli bir kuştur. Jet keklik olarak da isimlendirilmektedir. Açık kum renginde kısa kuyruklu bir kekliktir. Çil keklikten küçük, bıldırcından büyüktür. Uçarken her iki cinsiyette de bulunan kızıl kahverengi kuyruk telekleri görülür. Erkeğin başı, gagasının altı ve boğazı gridir, fakat alından enseye doğru incelen siyah bir bant ile gözünün arkasında beyaz, elmas biçiminde bir bant uzanır. Gagası turuncudur. Gövdesinin yanlarında siyah, kalın ve kahverenginde olan 5-7 adet şerit bulunur. Dişisi ve gençleri daha soluk renklidir ve gövdelerinde desen bulunmaz. Yaşama alanları: Çöllerde, ka90 yalık yamaçlarda, vadilerde ve kıraç arazilerde yaşarlar. Hızlı bir şekilde kayalıklar ve yamaçlarda koşturur, rahatsız edildiğinde alçaktan uçarlar. Türkiye’nin Güneydoğusunda bulunurlar. Aynı zamanda Suriye, Irak, İran, Afganistan, Kazakistan, Pakistan, Hindistan, Tacikistan, Özbekistan ve Rusya’da yaşarlar. Biyolojisi: Yuvasını otlar arasında ılgınların dibinde veya taşlar arasında yaparlar. 16-20 yumurta yapmakta ve kuluçka süresi 20-24 gün olmaktadır. Çi l ve Kum Kekliği Avı Genel olarak anızlarda, patates, pancar tarlalarında avlanırlar. Ancak Doğu Anadolu’da kınalı keklikle beraber dağlardaki otluklar, çırpılı yerlerde avlanır. Avcılığının açılışı ekim ortalarıdır. Bu zamanda çok pusar. Bu nedenle avcılığında köpek neredeyse şarttır. Çil ve kum keklik gurup halinde yaşar ve ilk kalkışında gurup halinde uçar. Kınalı kekliğe nazaran daha düz uçan, uçarken önce yukarı doğru havalanan bir kuştur. Avları kınalı kekliğe nazaran daha kolaydır. Havaların soğumasından sonra daha uzak kalkan ve kolay kolay pusmayan bir av olur. Bu zaman da avcılığı hayli zorlaşır. Yakın kalktığı zamanlarda ideal fişekler 9 numara saçmalı olanlardır. Avı 12 kalibre ve 20 kalibre yarım şoklu veya şoksuz silahlarla yapılır. Uzak kalkışlar için de 7-8 numara saçmalı fişekler kullanılabilir. 12 kalibre için 28-32 g; 20 kalibre için 24-26 g fişekler yeterlidir. BI LDI RCI N (Coturnix coturnix) Genel özellikleri: Kahverengi üzerine sarı çizgileri vardır. Gagası gri, bacakları pembedir. Erkeğin göğsünde pas renginde koyu bir leke vardır. Dişilerinin ise göğüslerinde siyah benekler bulunur. 91
Benzer belgeler
Harita Bilgisi ve Kampçılık 306_339
ilişkilidir. Bununla birlikte, doğum oranının arttırılması ve ölüm oranının
azaltılması hayvanın içsel yeteneğine de bağlıdır. Hayvan her türlü besini yiyebilir veya kaynak sınırlaması olmayabilir....