YÜZÜKLERİN EFENDİSİ ( LORD OF THE RINGS)
Transkript
YÜZÜKLERİN EFENDİSİ ( LORD OF THE RINGS)
Komite: Orta Dünya Konseyi Komite Yöneticileri: Enes ÖZTOPRAK, Zorbey ERYÜREKLİ YÜZÜKLERİN EFENDİSİ ( LORD OF THE RINGS) Tarihçe Yüzüklerin Efendisi (İng. The Lord of the Rings) İngiliz filolojist ve Oxford Üniversitesi Profesörü J. R. R. Tolkien'in yazdığı epik fantezi türündeki romandır. Hikâye Tolkien'in çocuklar için yazdığı 1937 tarihli Hobbit'in devamı olarak başlamıştı ancak sonunda ondan çok daha büyük bir eser haline geldi. Çoğu II. Dünya Savaşı'nda olmak üzere 1937 ve 1949 yılları arasında aşamalar halinde yazıldı. 150 milyonun üstündeki satış sayısıyla tüm zamanların en çok satan ikinci romanıdır. En başında Tolkien tarafından eserin Silmarillion ile birlikte iki ciltlik bir set oluşturması amaçlanıyordu, ama yayıncı bu fikri reddetti. Ekonomik sebeplerden dolayı Yüzüklerin Efendisi 29 Temmuz 1954'ten 20 Ekim 1955'e kadarki bir yıllık süreç içerisinde üç cilt olarak yayımlandı. Bu üç cilt Yüzük Kardeşliği, İki Kule ve Kralın Dönüşü olarak isimlendirildi. Roman yapı olarak üçüncü cildin sonunun da dahil olduğu çeşitli bölümlerden arka plan malzemeleriyle birlikte ikişer bölümden altı kitaba bölünmüş haldedir. Bazı baskılarda tüm roman tek bir cilt haline getirilmiştir. Yüzüklerin Efendisi defalarca yeniden basıldı ve birçok dile çevrildi. Tolkien'in eseri temaları ve kökenleri hakkında yapılan kapsamlı araştırmalara konu oldu. Kendi içerisinde büyük bir eser olsa da, hikâye aslında Tolkien'in 1917'den beri kendisinin "mythopoeia" olarak tanımladığı bir süreç içerisinde üstünde çalıştığı büyük bir destanın yalnızca son halkasıydı. Filolojinin, mitolojinin, dinin, sanayileşmenin etkilerinin yazarda yarattığı tiksinmenin yanı sıra daha önceki fantazi eserleri ve Tolkien'in I. Dünya Savaşı'ndaki deneyimleri yazarın ilk çalışmaları ve Yüzüklerin Efendisi'nin hikâyesi üzerinde etkili oldu. Yüzüklerin Efendisi'nin de modern fantazi edebiyatı üzerinde büyük etkisi olduğu kabul edilir. Tolkien'in çalışmalarının etkisi öyle büyük oldu ki "Tolkienian" ve "Tolkienesque" sözcükleri Oxford İngilizce Sözlüğü'ne girdi. Yüzüklerin Efendisi'nin hep popüler kalması popüler kültürde göndermeler yapılmasına, Tolkien'in çalışmalarına hayran olanların topluluklar kurmasına ve Tolkien ile eserleri hakkında birçok kitap yayımlanmasına sebep oldu. Yüzüklerin Efendisi geçmişte olduğu gibi hala sanat eserleri, müzik, filmler, televizyon, video oyunları ve edebiyatı etkilemeye devam ediyor. Yüzüklerin Efendisi için ödüllü radyo, televizyon ve film uyarlamaları yapıldı. Romanın ismi bütün Orta Dünya'yı fethedip hâkimiyetine almakta kullandığı diğer Güç yüzükleri'ne hükmeden Tek Yüzük'ü ilk çağlarda yaratan, hikâyenin kötü karakterlerinden biri olan Karanlık Lord Sauron'u kasteder. İngiliz kırsalından pek de farklı olmayan hobbit diyarı Shire'da sakince başlayan hikâye Orta Dünya'nın kuzeybatısına kadar uzanırken hobbitler Frodo Baggins, Samwise "Sam" Gamgee, Meriadoc "Merry" Brandybuck ve Peregrin "Pippin" Took'un yanı sıra hobbitlerin müttefikleri ve yol arkadaşları olan Kuzey Kolcusu Aragorn, Gondor Kumandanı Boromir, savaşçı cüce Gimli, Elf prensi Legolas ve büyücü Gandalf'ın gözünden Yüzük Savaşı'nın gidişatı takip edilir. Hikaye Kara Lord olarak da bilinen Sauron, kendi efendisi Melkor'un görevini tamamlamak üzere Orta Dünya'daki halkların zaaflarından yararlanıp Güç yüzüklerini yapar. Bu Güç Yüzüklerinden 3 tanesini yaratılmışların en erdemlileri olan Elf krallarına, 7 sini dağların içinde yaşayan madencilikte ve demir işçiliğinde çok becerikli olan Cüce krallarına ve 9 tanesini de yaratılmışlar içerisinde güce en düşkün olan İnsan'lara verdi. Daha sonra Sauron bu 19 yüzüğe hükmedecek Tek Yüzük'ü yarattı. Ardından, Tek Yüzük diğer Güç Yüzüklerine hükmetmeye başladı ve çok geçmeden onları etkisi altına aldı. Güç Yüzükleri sahipleri kandırıldıklarını anladı fakat iş işten geçmişti. Elfler Sauron'a karşı savaş açtı ve Kara Lord, Elflerle büyük bir savaşa girdi. Birçok Elf şehri yok oldu. Daha sonra Elf'leri yenemeyeceğini anlayan Sauron bir süre saklandı. Sonra tekrar Yüzükten aldığı güçle iyice güçlenen Sauron çok geçmeden Orklar, Haradrim halkı, Rhûn halkı ve Orta Dünyanın diğer kötülüğün hizmetine girmeye hazır halklarla Orta Dünya'nın tek hakimi olmak için işgale başladı. Elfler ve İnsan'lardan oluşan ve Son İttifak olarak adlandırılan bir ordu Sauron'u durdurmayı başardı. Parmağındaki Tek Yüzük İsildur'un eline geçti. Fakat güce düşkün olan İnsan'lar yüzüğü yok etmedi. Daha sonra yüzük efendisine ihanet etti ve İsildur’un ölümüne sebep oldu. Bir nehrin içinde kayboldu. Böylece unutulmaması gereken değerler unutulup gitti. Yüzük Kardeşliği Aradan yüzyıllar geçti ve yüzük eski bir Hobbit olan Smeagol'un eline geçti. Sméagol yüzüğü 500 yıl boyunca dumanlı dağların derinliklerinde sakladı. Fakat Bilbo Baggins adlı Hobbit Gollum'un yüzüğü düşürürken gördü ve onu aldı. Bu esnada yıllar boyunca Mordor'daki Barad-Dûr'da gücünü yeniden toparlayan Sauron kötülüğe hizmet eden tüm halkları yeniden birleştirerek tekrar saldırıya geçti. Sauron'un Orta Dünya yı ele geçirmesi için ihtiyacı olan tek şey Yüzük'tü. Tüm bu olanların farkında olan İstari'den Gandalf Elf temsilcisi Elrond'un ülkesinde bir meclis toplamayı başararak yüzüğün yok edilmesi gerektiğine karar verdi. Yüzüğü yok etme görevi ise Frodo Baggins adlı Hobbite verildi. Ve böylece serüven başlamış oldu. Elrond, Aragorn'a Elendil'in Narsil adlı sadece kralların taşıyacağı kılıcı verilir. Aragorn ona Andúril yani Batının Alevi ismini verir. Bilbo Frodo'ya Mithril ve Sting kılıcını verdikten sonra Charadras (Karadras) Geçidi'ne giderler. Saruman dokuz yoldaşı büyüleyerek dağa şimşek çaktırır, üstlerine çığ düşer. Frodo'ya hangi taraftan gitmeleri gerektiklerini sorarlar. Frodo madenlerden gitmeyi seçer. Moria Madenlerine girdiklerinde KhazadDûm köprüsü yakınlarında Melkor'un hizmetkarı Balrog yollarını keser. İstari Büyücüsü Gandalf Balrog'u etkisiz hale getirmesine rağmen Balrog düşerken onu da kırbacıyla çeker. Gandalf'ın Khazad-dum Köprüsü'nden düşmesinin üzerine Aragorn grubun yeni lideri olur. Lothlorien Ormanlarına doğru giderler. Kahin Gözlü Büyüleyici Görünüşü olan, Lothlorien'in Hanımı Galadriel ile görüşürler. Galadriel'in eşi Celeborn Sam'e ip, Merry ve Pippin'e keskin bir hançer, Aragorn'a büyüleyici bir hançer, Legolas'a prenslerin soyundan gelenlerin kullandığı özel bir yay, Frodo'ya ise Galadriel aynasını gösterir. Gimli'ye gelinceyse bir tel altın saçından isteyen Gimli'ye üç tel verir, Nehirlerin kıyısına varınca Boromir Yüzük'ü Frodo'dan almak ister fakat alamaz. Yüzük onu zaptettikten sonra Boromir keşke olanları değiştirseydim der fakat Aragorn onun yerine Frodo'yu Mordor'a yollar. Mordor yoluna doğru giden Frodo'nun peşine Sam takılır. Savaş ortaya çıkınca Boromir Uruk-hailar tarafından okla öldürülür. Üç Avcı(Kardeşlik Bozulunca kendilerine yeni bir grup kurarlar ( Aragorn, Gimli ve Legolas Üç Avcı'dır.) Boromir'i ararlar. Kardeşlik dağılmıştır, Merry ve Pippin Boromir'in söylediğine göre Isengard'a doğru esir alınmıştır, Sam ve Frodo, Mordor yolundadır, Üç Avcı Merry ve Pippin'i aramak için yola çıkarlar. Karakterler FRODO BAGGINS: Frodo Baggins, Shirelı bir hobbit ve "Yüzük Taşıyıcısı"dır. Üçüncü Çağ 2968'de doğan Frodo, Drogo Baggins ile Primula Brandybuck'ın oğludur. Çocukluğunda yetim kalan Frodo, amcası Çıkın Çıkmazı'nda yaşayan Bilbo Baggins tarafından evlat edinilmiştir. Bir Hobbit için pek maceracı olan Bilbo, aynı zamanda çok iyi bir eğitim almıştı ve hem bir şarkı yazarı hem de Elf gelenekleri ile dili konusunda uzman sayılırdı. 3001 yılında Bilbo yeni maceralara atılmak için Shire'ı terk edeceği sırada Gandalf, Bilbo'da ki yüzüğün tek yüzük olabileceğini düşündü ve giderken yüzüğü Frodo'ya bırakmasını istedi. Bu Bilbo için çok zor olsa da yüzüğü Frodo ya bırakmak zorunda kaldı. Gandalf Minas Tirith'e giderek yüzük hakkında bilgiler topladı. Artık emindi o yüzük İsildur'un Sauron'un parmaklarını kesip aldığı yüzüktü. Frodo'yu hemen Yüzük Seferi'ne yolladı. SAMWISE GAMGEE: J. R. R. Tolkien'in kurgusal Orta Dünya evreninde Samwise Gamgee ,daha sonra Bahçıvan Sam veya Cesur Sam, genellikle sadece Sam olarak bilinen karakter. Yüzük Taşıyıcısı'nı tüm bir serüven boyunca -ne sebepten olursa olsun- hiç terketmemiş yol arkadaşı ve koruyucusudur. Gandalf,Frodo ile konuşurken Samwise Gamgee'nin kendilerini dinlediğini fark etmiş ve önce Sam'i korkutmuş sonra da Frodo'nun yol arkadaşı ve koruması olmasını istemiştir. Sam; Frodo, Pippin ve Merry ile birlikte Ayrıkvadi'ye kadar gelmiş ve tüm maceralara rağmen hiç cesaretini yitirmemiştir. Daha sonra dört arkadaş da yüzük kardeşliğine katıldıktan ve kardeşlik bozulduktan sonra Frodo ile yüzüğü yok etmek için Mordor'a yolculuğa çıkmıştır. PEREGRIN TOOK: Peregrin Took, Shire'lı bir Hobbittir . Üçüncü Çağın 2990. yılında doğan Peregrin Took, Shire Şerifinin oğludur. Frodo Baggins'in sadık bir arkadaşı ve 2. dereceden kuzeni olarak 3019 yılında Yüzük Seferine katıldı. Moria'da Gandalf'ın Balrog ile dövüşüne tanık oldu.Aragorn'un liderliğinde Lothlorien'e geldi ve Galadriel'in evinde ağırlanarak,ordan hediyeler alıp,kardeşliğin son durağı olan Amon Hen'de onların hayatını kurtarıp kimsenin yardımına gelmeden yüzlerce orka karşı savaşıp, birçok ok yiyip ölen Boromir'i çaresizce izlemek zorunda kaldı ve sonunda uruk-hai'lar tarafından kaçırıldı.Yüzük Kardeşliği bozulana dek Kardeşlik ile birlikte pek çok macera atlattı ve bu olayın ardından arkadaşı Merry (Meriadoc Brandybuck) ile birlikte Uğluk ve Grishnakh Uruk-Hailer ve orklar tarafından esir alındı. MERIADOCK BRANDYBUCK: Meriadoc Brandybuck, Shire'lı bir hobbittir. Üçüncü Çağın 2982. yılında doğan Meriadoc Brandybuck, Erdiyarı'nın efendisi Saradoc Brandybuck'ın oğludur. Üçüncü Çağ'ın 3018 yılında Merry, Yüzük Kardeşliği'nin dört hobbit üyesinden biri olarak seçildi. Kardeşlik ile birlikte Mordor'un derinliklerine gitmek, Frodo'nun yüzüğü atmasına yardımcı olmak görevini üstlenirken hiç tereddüt etmedi. Kardeşlik kafilesi ile birlikte Moria'da savaştı ve Gandalf'ın köprüden düşüşüne ve soyu tükenmiş olan Balrogların son ferdiyle savaşmasına tanık oldu. Kafilenin geri kalanıyla -Aragorn'un liderliğinde- Lothlórien'e gitti ve bizzat üç yüzüğün taşıyıcısından biri olan Galadriel'le yüz yüze görüştü ve ondan elf pelerini hediyesi aldı. Kardeşliğin son konak yeri olan Amon Hen'de arkadaşı Pippin ile birlikte, uruklar dört bir yanlarını sarmışken, Gondor'un başkomutanı ve cesur kahramanı olan kardeşlik üyesi Boromir tarafından kurtarıldılar .Boromir ile birlikte orklarla savaşırken Boromir'in yardımına kimsenin gelmeyişine ve Boromir'in öldürülüşüne tanık oldular. Boromir birçok ok yiyerek Pippin ve Merry'nin kaçırılmasını izlemeye mecbur kaldı.Kardeşlik bozulana dek pek çok macera atlattı ve bu olayın ardından arkadaşı Pippin (Peregrin Took) ile birlikte uruklar tarafından esir alındı. BILBO BAGGINS: Çıkın Çıkmazı'nı inşa eden ve soylu biri olan Bungo Baggins'in oğludur. Üçüncü Çağ 2890'da Çıkınçıkmazı'nda doğdu. Bungo Baggins, tüm Shire'ın en konforlu yeri olan Çıkınçıkmazı'nı inşa ettirmiş ve Yaşlı Took diye de anılan Gerontius Took'un kızı Güzeller Güzeli Took ile evlenmişti. Gerontius Took, o zamanlar bütün Shire'ın reisiydi ve en maceracı kişisiydi. Gandalf adlı bir büyücü ile sürekli maceralara atılıyordu. Yaşlı Took; hobbitlere ilk maceracılığı getiren kişi olan ve Shire'ı ünlü Goblin Reisi Golfimbul istila ettiğinde, reisin kafasını tahta bir sopayla uçuran Bandobras Took'un soyundan gelmektedir. Bandobras Took tek başına silahsız olarak- bir boğayı bile yenebildiği için ona boğakükreten lakabı takılmıştır. Bilbo Baggins elli yaşına kadar hiç macera yaşamamıştır ve çok sakin bir hayat geçirmiştir. Babasının yaptırdığı Çıkınçıkmazı'ndaki evinde huzurlu ve zengin bir şekilde yaşamıştır. Bilbo güneşli ve güzel bir günde piposunu tüttürürken bir büyücü (Gandalf) gelerek onu Yaşlı Took'un torunu diye cücelerle birlikte bir maceraya sürüklemiştir. Bu maceraya atılırken anne tarafından gelen maceracı ruhu tutmuş ama daha sonra çoğu kez pişman olmuş ve genelde baba tarafından gelen rahatcılık tarafı tutmuştur. ARAGORN: Aragorn, Üçüncü Çağ 1 Mart 2931'de, Arathorn ve Sarışın Gilraen’nin oğlu olarak doğdu. Henüz iki yaşındayken babası orklar tarafından öldürüldü ve Dunedain reisi ve Isildur’un varisi oldu. O ve annesi Ayrıkvadi’de Elrond’un gözetiminde kaldılar. Aragorn'un gerçek kimliği öğrenildiği takdirde düşman tarafından hedef haline geleceğini bilen Ayrıkvadi elfleri Dúnedain’in düşmanlarından saklı kalması için kendisine, umut anlamında Estel adını taktılar. Yirmi yaşlarında ve Efendi Elrond'un oğullarıyla çıktığı maceralarda yiğitliğini kanıtladıktan sonra ona gerçek neslini ve ismini açıkladılar. O zaman Elrond ona Isildur’un varislerinin nesilden nesile taşıdığı aile yadigarları olan Barahir’in Yüzüğü'nü ve Elendil’in Kılıcı Narsil’in kırık parçalarını verdi. Ama Annúminas’ın Asası’nı, onu hak edene kadar alıkoydu. Ertesi gün Aragorn Ayrıkvadi’nin bahçelerinde gezinirken Arwen’le karşılaştı ve onu ilk gördüğünde -hakkında birçok hikâye dinlediği- Lúthien Tinúviel'i gördüğünü sanarak büyülendiğini düşündü. Arwen'in güzelliğine, kadim bilgisine aşık oldu. Ama aşkı uzun süre karşılıksız kaldı. Çünkü Arwen yüzyıllar görmüş bir elf kızı, Aragorn ise henüz daha çok genç bir ölümlü insandı. BOROMIR: Babası Gondor Vekilharcı ve lordu Ecthelion oğlu Denethor, annesi Dol Amroth prensi Adrahil'in oğlu İmrahil'in kızkardeşi Finduilas'tır. Kendisinden 5 yaş küçük bir erkek kardeşi vardır:(Faramir). Dunedain soyundan geldiği bilinir, isminin anlamı yüksek elfçede "inançlı mücevher" anlamına gelir. Boromir Minas Tirith'in komutanıdır, şehrini Sauron'un güçlerinden başarıyla korumuştur. Osgiliath'ta kardeşi Faramir Mordor saldırılarına direnirken yardıma gider ve Cadı Kral'ın ordularını mağlup ederek Cadı Kral'ı Mordor'a sürer. Osgiliath zaferinden sonra birçok rüya görür. Bu rüyalar yüzük taşıyıcısı, Tek Yüzük ve Isildur'un varisi ile ilgili şifreler içerir. Boromir bu rüyalardan yola çıkarak kafasındaki soruların cevabını bulmak için Minas Tirith'den 3018'in 4 Temmuz günü Ayrıkvadi'ye, Elrond'u görmek üzere halkı için tüm tehlikeleri göze alarak yola çıkar. Çünkü gördüğü rüyalar halkını tehdit eden Tek Yüzük'le ilgilidir. Gerekirse halkı için Tek Yüzük'ü Minas Tirith'e getirmeye hazırdır. FARAMIR: Üçüncü Çağ'ın 2983 yılında Minas Tirith'te doğan Faramir, Gondor'un son hükümdar vekilharcı Echtelion oğlu Denethor'un küçük oğludur. Annesi, Dol Amroth prensi Adrahil'in kızı Finduilas'tı. Faramir, o doğduğundan beri ilk defa ciddi bir saldırı yapan Sauron'un Osgiliath'a saldırısını başarı ile savundu. Abisi Boromir o sırada Osgiliath'ta değildi. Ama Cadı Kral'ın gelmesi ile durum değişti ve faramir yenilmeye başladı. Ama abisinin yardıma gelmesiyle Cadı Kral ve orduları yenildi ve Cadı Kral, Mordor'un karakolu durumundaki kalesi, Minas Morgul'a çekildi. Faramir'in babası Denethor, Boromir'in gördüğü Tek Yüzük'le ilgili rüyalar nedeniyle Elrond'un divanına abisini yollamıştır. Faramir, kendisi gitmek istemiştir ama abisi ona göre bedence daha güçlüydü bu yüzden de o gitti. Ağabeyini her zaman sevmişti. Çünkü abisi ona her zaman saygı duyardı. Daha sonra abisinin Ayrıkvadi'de Yüzük'ü yok etmek için kurulan kardeşliğe katıldığını duydu. THEODEN: Kral Thengel'in ve Lossarnachlı Morwen'in tek oğludur. Biri kendinden büyük olmak üzere dört kız kardeşi vardır. En sevdiği kardeşi Theodwyn'dir. Üçüncü çağın 2948 yılında Thengel kral olana kadar- ailesinin yaşadığı Gondor'da doğmuştur. YetiştirilirkenRohirrimden çok Sindarin dilini ve Ortak Lisan'ı öğrenmiştir. Halkının dilini daha sonraları öğrenmiştir. Babasının Ü.Ç. 2980'de ölmesi üzerine kral olmuştur. Denir ki, tacı devraldığı gün, dağlardaki kötü kalpli yaratıklar silahlarını geride bırakarak birden ortadan yok olmuşlardır. Kardeşi Theodwyn'i yanına alarak tahtını Edoras'a kurmuştur. Gençliğinde elf kanı taşıyan biriyle evlenmiştir ancak kraliçe, oğluTheodred'i doğururken ölmüştür. Theodwyn'in ve kocası Eomund'un ölümünün ardından yeğenleri Eomer ve Eowyn'i himayesine almış, kendi çocuğu gibi yetiştirmiştir. Theoden, hükümdarlığının erken dönemlerinde güçlü, sağlıklı ve çok etkileyici bir kraldı. Çok çabuk ve iyi kararlar verir, halkının olabilecek en iyi şekilde yaşaması için çabalardı. İyi bir biniciydi. Halkının doğasında olan bir özelliği olarak, uzun boylu ve mağrur yapılıydı, oldukça güçlüydü. Ordunun başkomutanı da olan Eomund'un ölümünden sonra, bu görevi kendisi üstlendi. Kılıcının adı Herugrim idi. denir ki, Theoden bu kılıçla hangi orkun canını almayı arzularsa, o orkun Theoden'in gazabından kaçışı olmazdı. EOMER: Rohan orduları komutanı Eomund ve Kral Theoden'in kız kardeşi olan Theodwyn'in oğludur. Eomer'in Eowyn adlı kendisinden dört yaş küçük kız kardeşi vardır. Daha 26 yaşındayken, Rohirrimlerin 3. komutanı oldu ve Rohan'lı binicileri komuta etti. Gençlik yılları, Rohan için çok zor geçen yıllardı. Rohan insanları, kuzeyden gelen Ork'lar tarafından tehdit ediliyordu.Bu süre içerisinde, kralın sözde danışmanı Galmod oğluGrima, Saruman'ın casusu olarak, kralı tamamen etkisi altına almıştı. 3. çağda, 25 Şubat 3019'da, Fords of Isen adı verilen çarpışmada, Kral Theoden'in oğlu ve varisi Theodred'in Saruman'ın güçleri tarafından öldürülmesi, Eomer'i kralın doğal varisi haline getirdi. Bundan 5 gün sonra, Éomer'in Riddermark bölgesinde 3 yabancıya rastlaması, Rohan'ın kaderini değiştirecekti. Bu 3 yabancı, Aragorn, Legolas ve Gimli'ydi. Eomer'in, ümitlerini kaybetmiş 3 kahramana yardımcı olması, Rohan'ın gelecekteki zaferinin habercisi oldu. EOWYN: Theodwyn'in ve -kocası eski Rohan orduları komutanı- Eomund'un kızıdır. Yüzük Savaşı sırasındaki Rohan orduları komutanı ve Rohan'ın üç numaralı yöneticisi Eomund oğlu Eomer'in kız kardeşidir. Éowyn'in yüzü çok zarif, uzun saçları altından bir nehir gibidir. İnce ve uzundur fakat çelik gibi sert, güçlü bir görünümü vardır. Kralın oğlu Theodred'in ölümüne ve kralın Saruman tarafından aklının zehirlenişine şahit olmuştur. Daha sonra Ak Gandalf gelip Saruman'ı yenmiş ve Kralı kurtarmıştır. Kral Theoden, halkını, Saruman'ın ordusundan korumak için Miğfer Dibi'ne sığındırınca Eowyn, bir kız olduğu için savaşmasına izin verilmemiş ve mağaralarda kadınlarla çocukları korumuştur. Savaş büyük kayıplarla kazanılmıştır (Théoden'in kişisel koruması Hama da bunlar arasındaydı). Eowyn, Aragorn'a aşık olmuş fakat duygularını gizlemiştir. ELROND: Tam adı Elrond Peredhil'dir. Sindarin lisanında isminin anlamı "yıldız kubbesi"dir. Beren ve Lúthien'in torunu, Earendil ve AkElwing'in oğludur. Ayrıkvadi onun mekanıdır. Celeborn ve Galadriel'in tek kızı Celebrian, Elrond'un eşidir. Arwen adında bir kızı veElladan ve Elrohir isminde iki oğlu vardır. Earendil ve Ak Elwing yarı elf olduğu için Elrond'a bir ölümlülüğü seçme hakkı tanınmıştır. Elrond ise, kardeşi Elros'un aksine ölümsüz olmayı seçmiştir. Rivendell'in efendisidir. Üç Yüzük'ten biri olan -hava yüzüğü- Vilya'nın muhafızıdır. Vilya, en güçlü elf yüzüğüdür ve Üç Yüzük'ten biridir. Kralın Dönüşü'nün eklerinde belirtildiğine göre Elrond, Gil-galad'ın varisidir. İkinci Çağ'ın en son olayı olan Son İttifak'a katılmıştır. Gil-Galad ve Elendil'in ölümleri pahasına Sauron'u yere yıkışına Círdan ile birlikte tanıklık etmiştir. Isildur'un, Sauron'un elinden güç yüzüğünü kesip alışını görmüş ve Isildur'a Cirdan ile birlikte; yüzüğü yok etmesini öğütlemişlerdir. Ama Isildur buna kulak asmamıştır. Ferah Çayırlar'da orkların saldırısına uğramış - 4 oğlundan büyük olan üçüyle birlikte - katledilmiş, bundan dolayı yüzüğe Isildur'un Felaketi denilmiştir. Tek Yüzük Ferah Çayırlar'da kaybolmuş ve uzun süre kimse tarafından bulunamamıştır. Elrond Üçüncü Çağ'da, Ak Divan'ı topladı ve yüzük bulunduğunda bütün kudretli canlıları Ayrıkvadi'ye çağırmıştı. Yüzük Kardeşliği'nin kurulmasını sağlamış ve kızı Arwen, oğulları Elladan ve Elrohir'in orta dünyada kalmalarına karşı çıkmıştır. Tüm çocuklarının ölümlü olmasına kederlenmiş ve Üçüncü Çağ'ın bitiminde Orta Dünya'dan ayrılarak Deniz'in ötesine geçmiştir. ARWEN: Üçüncü Çağ 241'de doğan Arwen, çağının en güzel kızı olarak kabul ediliyordu. Elflerce Undómiel olarak, insanlar tarafından Akşamyıldızı olarak biliniyordu. Yaklaşık üç bin yıl boyunca Ayrıkvadi ve Lórien'de yaşadı. Dúnedain veliahtı Aragorn ile ilk karşılaştığında Aragorn ona aşık olmuş fakat o karşılıksız bırakmıştı. Isildur'un varisi Aragorn kıza aşık oldu. Bunu Arwen'in babası Elrond'dan gizleyemedi. Çünkü Elrond çoğu kişinin yüreğini okuyabilirdi.Aragorn Yabanellerde -Dúnedain reisi olarak- emrindeki kolcularla birlikte dolaştı. Arwen, 2951 yılında Dúnedain krallıklarının veliahtı Aragorn ile tekrar karşılaştı. Bu sefer karşısında yıllar görmüş geçirmiş bir adam duruyordu ve bir elf beyi gibi haşmetliydi. Üçüncü Çağ 2980'de Cerin Amroth'ta, Arwen ve Aragorn birbirlerine bağlılık yemini ettiler ve Aragorn, bağlılığın nişanesi olarak Arwen'e Barahir'in Yüzüğü’nü verdi. Arwen'in babası durumu öğrendi ve endişelendi. Zira, Arwen bu aşkın bedeli olarak ölümsüzlükten vazgeçmek zorundaydı ve Elrond, kardeşi Elros'un ölümünü bir kez de kızında yaşamak istemiyordu. Elrond, kızı Arwen'in bu fedakarlığına ancak çok büyük bir iş pahasına ikna olacağını belirtti. Aragorn, Yeni Birleşik Krallık'ı kurana dek evliliğe izin vermeyecekti. GALADRIEL: Orta Dünya'da bir Elf soylusudur. Lord Celeborn ile beraber Lothlórien'in yöneticisidir. Kendisine Lórien Hanımı, Galadhrim Hanımı, Işığın Hanımı veya Ormanın Hanımı olarak hitap edilir. Lothlórien'de ise, sadece Galadriel Hanım veya Hanım olarak bilinir. Kraliçe değildir, fakat kraliyet soyundan gelir. Aslen Artanis("asil kadın") ve Nerwen("erkek-kadın", gücünden ve yapısından dolayı) olarak adlandırılmıştır. Galadriel ismi, Celeborn tarafından verilmiş olan Telerin Quenyası'ndaki adı Alatáriel'in Sindarince'sidir. Noldor prensi Finarfin'in Earwen ile evliliğinden doğan tek kızı ve en küçük çocuğudur. Valinor'da doğmuştur. Ağabeylerinin adları;Finrod(Felagund), Angrod, Aegnor ve Orodreth'tir.Tam bir elftir ama Eldar`ın çağrısını kabul etmemiştir.Bu yüzden sürgünde dir. Ağabeyi Finrod ile adı Lothlorien olup,daha önceleri Belerian olan orman krallığına geldi.Burada Kralın yeğeni olan Celeborn'a aşık oldu ve ağabeyi Finrod'un yanından ayrılıp Celeborn ile kaldı. Derler ki Galadriel'in saçlarında Valinor'daki ikinci ışık kaynağı olan iki ağacın ışıkları gizlidir. Eregion'a saldırı sırasında, Galadriel'e Üç Elf Yüzüğü'nden Nenya verilmiştir. Sauron'un gücünün farkında olan Galadriel, Tek Yüzük Sauron'da olduğu sürece Nenya'yı kullanmamıştır. Fakat Üçüncü Çağ'da Tek Yüzük kaybolunca kullanmıştır. Yüzüğün güçleri, Galadriel'in Aynası ile ilişkilendirilebilir. Dördüncü Çağ'ın başlarında, Elrond, Gandalf ve Yüzük Taşıyıcıları Bilbo ve Frodo Baggins ile Orta Dünya'dan ayrılmıştır. Eğer Frodo tek yüzüğü ona vermek istediğinde kabul etseydi oda Sauron gibi bir karanlık Maia olacaktı. Tek Yüzük'ü reddetmesi ona dönme hakkını vermiştir. O vakitte yedi bin yıldan daha yaşlıdır. GIMLI: Gimli, Durin'in halkından Ereborlu bir cüce. Babası Bilbo'nun yanında Yalnız Dağ'a yapılan sefere katılan Glóin'di. Gimli genç olduğu için babasının yanında o serüvene katılamadı, ama kendisi de Tek Yüzük'ü yok etmek için kurulan Yüzük Kardeşliği'ne üye olarak babasından çok daha önemli bir serüvene katıldı. Gimli onurlu, bilge ve güçlü bir savaşçıydı. Savaş alanındaki favori silahı baltasıydı. Gimli, elf leydisi Galadriel ile karşılaşmasında ondan çok etkilenmişti; ayrıca elf Legolas ile de sağlam bir dostluğu vardı. Bu ilişkiler Orta Dünya'nın cüceleri ile Eldar arasındaki uzun ama zayıf ilişkinin iyileştirilmesine büyük katkıları oldu. GANDALF: Gandalf, bir İstari ya da Orta Dünya büyücüsüdür. Ölümsüz Topraklar'da Gandalf, Olórin adlı bir Maia ruhuydu ve rüyaların efendi siIrmo'nun bahçelerinde (Lorien) yaşıyor ve sık sık merhametli Nienna'yı ziyaret ediyordu. Güneşin üçüncü çağının 1000. yılında Istari ya da Orta Dünya'ya gönderilen 5 büyücüden biri olmak üzere seçildi. Batı dillerinde Gri Gandalf, Elf dilinde Mithrandir ya da "gri gezgin", Cüce dilinde Tharkûn ve Harad dilinde de Incánus adıyla tanınıyordu. Dış görünüşü, büyük bir pelerin ile sivri uçlu bir şapka giymiş ve elinde bir asa taşıyan, sakallı yaşlı bir adam biçimindeydi. Gri Liman'a vardığında Círdan ona, Narya ya da "ateş yüzüğü"nü verdi. Bu yüzük soğumuş, korkmuş bedenlerin ruhunu tutuşturur ve cesaretlendirirdi. İki bin yıldan uzun bir süre boyunca Gandalf, Orta Dünya'da etkisini arttıran kötü güçler ile savaştı. 2941 yılında, Ejderha Smaug'un öldürülmesiyle sonuçlanan Yalnız Dağ Seferi'nin ilham kaynağı oldu. Bu sefer sırasında Gandalf Glamdring adlı kılıcı, Bilbo Baggins ise Tek Yüzük'ü buldu. 3018 yılında Frodo Baggins'in yanına gelen Gandalf, Yüzük Seferi'ni başlattı. Rivendell'de Yüzük Kardeşliği'nin lideri olarak seçildi ve kardeşliği pek çok tehlikeden kurtararak yollarına devam etmelerini sağladı. Bu sırada Khazad-dûm Köprüsü Savaşı'nda, Moria'nınBalrog'u ile yaptığı ölümcül mücadelede kayboldu. Fakat Büyücünün ruhu, hiçbir silahtan zarar görmeyen ve ışık saçan Ak Gandalf olarak dirildi. Böylece Ak Saruman'ın unvanı elinden alınmış oldu. LEGOLAS: Legolas, Tolkien Evreninde bir kurgusal kahramandır. Kuyutorman'ın Elf prensidir. Babası Thranduil'dir. Annesi Sayısız Gözyaşı Savaşında ölmüştür. Adı "yeşil yaprak" güneş ışığı, elf perisi anlamına gelen Legolas, Kuzey Karanlık Ormanı olan Kuyutorman'ın Sindar Elf Kralı Thranduil 'in oğludur. Yakışıklılığı ve üstün ok atma becerisiyle dikkat çeker. 3. Çağın en güçlü elf okçularından biridir. Önceleri babası onu Gollum'u bulması için görevlendirdi ama Legolas, yüzyıllardan beri kimseye gözükmeyen, saklanmayı çok iyi beceren Gollum'u bulmayı başaramadı. Daha sonra Güneşin Üçüncü Çağının 3019. yılında Legolas, Elrond tarafından yüce divana çağrılarak Yüzük Kardeşliği'nin bir üyesi oldu. Keskin elf gözleri, ormanlık alanlardan edindiği deneyimleri ve ölümcül yayı, hızı ve zekası ile, Kardeşliğe büyük yararı dokundu. AĞAÇSAKAL: Entlerin Efendisi, ortak dildeki ismi Ağaçsakalı (Treebeard) olan Fangorn idi. Çok iri ve yaşlıydı. Çünkü Dünyaya gelmiş olan en uzun boylu ve sağlam ırkın üyesiydi. Ağaçsakalı'nın kocaman kaba kabuklu gövdesi, bir meşe veya kayın ağacınınkini hatırlatıyordu; dala benzeyen düzgün kolları ve dallar gibi düğümlü yedi parmaklı elleri vardı. Ağaçsakalı'nın kendine özgü neredeyse boyunsuz başı yüksek ve gövdesi kadar kalındı. Kahve renkli gözleri iri ve bilge bakışlıydı ve yeşil bir ışıkla parlıyorlardı. Vahşi gri sakalı dallar ve yosunlardan yapılmış bir hasır gibiydi. Ağaçlar gibi liflerden yapılmıştı fakat yaşayan köklere benzeyen ayaklarının üzerindeki bükülmez bacakları ile, uzun bacaklı bir bataklık kuşu gibi sallanıp uzanarak çok hızlı yürüyebilirdi. DENETHOR: Yüzük savaşı sırasındaki Gondor Vekilharç hükümdarı olan II. Denethor, II.Ecthelion'un oğludur ve babasının zamanlarındaki Dol Amroth Prensi olan Adrahil'in kızı Finduilas ile evlidir. Kendi hükümdarlığı zamanlarında Dol Amroth prensi Adrahil oğlu İmrahilolmuştur. İki tane oğlu vardır. Büyük olanın ismi Boromir, küçük olanın ismi ise Faramir'dir. Karısı öldükten sonra çocukları tek değerli varlıkları olmuş ve çocuklarının (özellikle Boromir'in) üstüne çok düşmüştür. Yüzük Savaşı sırasında oğlu Boromir'in yüzük kardeşliğine katılıp ölmesi kendisini yıpratmıştı. Kendisi filmlerde yansıtıldığının tersine iradesi güçlü bir insandı ve Sauron'a karşı koymuştu. Osgiliath'ı alıp orayı bir savunma merkezi yapmıştı. Bir yandan palantirden Sauron'un hamleleri hakkında bilgi almaya çalışmıştır. Ama Sauron varlığını fark etti. Yine de Denethor hainliğe sapmadı zira iradesi güçlü bir insandı ve yozlaşmadı ama palantiri de kontrol edemedi ve yalnızca Sauron'un gösterdiklerini gördü ve umutsuzlukla delirdi. ISİLDUR: Yüce Kral Elendil'in büyük oğlu. Gondor ile Arnor'un ikinci kralıdır. İsmi "Ay' a Adanmış" anlamına gelir. 234 Sene yaşadı. Isildur, son Andúnië Lordu Amandil'in torunu olarak İkinci Çağın 3209. Yılında Númenor'da dünyaya geldi. Küçük kardeşi Anarion ise 3219 da doğdu. Isildur'un 4 çocuğu oldu; Elendur, Aratan, Ciryon ve Valandil. Karısının ismine dair bir bilgi yoktur. Aynı zamanda doğduğu yer de olan, Numenor'un doğu kıyılarındaki, Romenna Limanında yaşadılar. Numenor' un ilk kralı olan Yarı Elf Elros, bir insan olarak ölümlü olmayı seçmişti. Kardeşi Elrond ise bir elf olarak ölümsüz olarak hayatına devam etmeyi tercih etti. Zamanla Numenor Kralları atalarının seçimini doğru bulmayıp kendileri için ölümsüzlüğü arzuladılar. Elflere ve Valar'a karşı yabancılaşıp, kendilerini yaratan Eru'ya inançlarını zayıflattılar. Sadece içlerinde Andunie Lordlarının da bulunduğu küçük bir grup Numenor, Elfler ve Valar'a dost, Eru'ya da inançlı kaldı. 3262’de, Numenor Kralı Ar-Pharazon, Sauron'u esiri olarak Numenor'a getirdi. Sauron direnmedi çünkü Numenor halkını bozup onların çöküşünü getirebileceğini biliyordu. Onların ölümsüzlük arzusunu kullanarak Eru'ya olan inançlarını çürütüp Morgoth'a tapınmalarını sağladı. Böylece Isildur, Sauron'un Numenor'a getirilişini görmüş oldu. ELENDİL: Elendil, İkinci Çağın 3119 yılında Númenor'da doğdu. Babası, Númenor'un en önemli şehirleriden olan Andúnië'nin Lordu olan Amandil'dir. İki oğlu Isildur ve Anárion ile Númenor'un düşünün ardından dokuz gemi ile denize açılmışlardır. Orta Dünya'ya ilk olarak 5 gemiyle Isildur ve Anárion Pelargir'de adım atmışlardır. Elendil ve 4 gemi ise daha kuzeyde, Lindon'a yakın bölgelerde demirlemiştir. Orta Dünya'da, İkinci Çağ'ın 3320 yılında, Gondor ve Arnor krallıklarını kurdular. Bu nedenle bu iki krallıkDúnedain, yani Númenor soyundan gelenler olarak anılır. Tol Eressëa adında bir Elf'ten alınan beyaz ağaç fidesi, dikildi. Bu, Númenor'un Ak Ağaç'ı oldu. Kurulan Arnor ve Gondor krallıkları kısa zamanda geliştiler. Elendil, Arnor'da Annúminas'ta yaşamayı tercih etti. İki oğlundan Anórien,Minas Anor (yani Minas Tirith) kalesinde, diğer oğlu ise Minas Ithil (ileride Minas Morgul) kalesinde yaşıyordu. İlk başkent olanOsgiliath, İkinçi Çağ'ın sonlarına doğru kuruldu. Palantir'lerden biri buraya yerleşti ve diğer krallıklarla iletişim sağlandı. Yüzük Kardeşliği 'nde açıklandığı üzere, Sauron Orta Dünya'ya geri döndüğünde Mordor'da bir krallık kurdu. 3428 yılında Minas Ithil kalesine saldırdı ve burayı ele geçirdi. Minas Ithil, Yüzük Savaşı'na kadar bir daha geri alınamadı. Kaleden kaçan Isildur, Gondor'a döndü. 3434 yılında Isildur, babası Elendil ile birlikte, kuzeydeki Elflerin yüksek kralı Gil-Galad ile anlaşarak Elflerin ve İnsanların Son İttifak'ını oluşturdu. LORD CELEBORN: Lord Celeborn (Keleborn), Galadriel’in Elf kocası, Galadhrim Lordu ve Galadriel’in yanında Lothlórien’in yöneticisidir. Teleri Elfi'dir. İlk Çağ'da Doriath Prensi'dir. Lórien Lordu olarak Üçüncü Çağ’da tanınmıştır. Elrond’un eşi Celebrian’ın babası, dolayısı ile Arwen Akşamyıldızı’nın dedesidir. Ayrıca İlk Çağ Elf Kralı Thingol’ün hısmıdır. Celeborn, Sindarin dilinde “(uzun) gümüşi ağaç” demektir. Kendisine, Lórien Lordu, Galadhrim Lordu veya Ormanın Lordu diye farklı şekillerde de hitap edilir. Lothlórien’de sadece Lord Celeborn veya Lord olarak anılır. Celeborn’un Yüzüklerin Efendisi’nden sonraki hayatı da geçmişi kadar belirsizdir. Galadriel Orta Dünya’dan ayrıldığında, Celeborn kalmıştır. Fakat daha sonra, Dördüncü Çağ’da, Valinor’a gitmek üzere Orta Dünya’dan ayrılmıştır. “Aragorn ve Arwen’in Öyküsü”, kısa süre sonra Lórien’in tamamen boşaltıdığını anlatır. Celeborn’un, eski zamanların anılarını aktaran son kişi olduğu söylenir. GLORFINDEL: Glorfindel, iki kez kullanılan bir elf ismidir. Glorfindel'in ilk zikredilişi Birinci Çağ'da geçmektedir. Glorfindel'in adı ikinci defâ, Yüzüklerin Efendisi’ndeki bir elfin adı olarak zikredilmektedir. Bu Glorfindel'in hayâtı Üçüncü Çağ'da geçmektedir. Yazarın iki Glorfindel ile aynı elften bahsedip bahsetmediği, Elflerin çok uzun ömürlü olmalarından ve Tolkien'in bu konuda net bir açıklama yapmamasından dolayı muğlak kalmıştı. Yüzüklerin Efendisi’nin üçüncü kitabı Kralın Dönüşü’nün eklerinde zikredilen bir bilgiye göre, Üçüncü Çağ'ın, Yüzük Savaşı'ndan yüzlerce yıl önceki bir döneminde Fornost Savaşı'nda (ÜÇ 1975) Angmar ordularına karşı Ayrıkvadi'nin, Gri Limanlar'ın ve Lothlórien'in ordularının başkumandanlığını Glorfindel yürütmüştü. Bu savaşta Glorfindel, geleceğin Gondor kralı Eärnur ile birlikte ve Gondor'un kuzeydeki kardeş krallığı Arnor'dan geriye kalan askerlerle aynı safta savaşmıştı. Angmarlı Cadı Kral, yaklaşık bir sene önce ÜÇ 1974'te fethettiği Fornost'taki egemenliğini korumak için, bizzat savaşa katılarak meydana atını sürdüğünde, Gondor tahtının vârisi Eärnur'un atı, Yüzüktayflarının Efendisi ve Sauron'un en üst rütbeli generali olan Cadı Kral'ın varlığından dolayı huzursuzlandı ve geriye doğru kaçmaya başladı. Cadı Kral, bunun üzerine Eärnur'la dalga geçmeye başladı. Glorfindel, bu defa Cadı Kral'la karşılıklı muharebeye girişti. Cadı Kral, bunun üzerine gecenin karanlığında gözden kayboldu. Eärnur, Cadı Kral'ın peşinden gitmek istedi fakat Glorfindel, Eärnur'u durdurdu ve ona Cadı Kral'ın çok uzak bir gelecekte öleceğini ve ölümünün "bir adamın eliyle" olmayacağı kehânetinde bulundu. RADAGAST: Gandalf'ın sırdaşı ve müttefiğidir. Hobbit'te Gandalf Radagast'ı kuzeni olarak tanıtır, ancak bu Bilbo'nun anlayışı için yapılmış bir benzetmedir. Radagast vahşi hayvanlarla güçlü bir hısımlık içindedir. Hayatının çoğunu Orta Dünya'da Kuyutorman'ın yakınındaki Rhosgobel'de geçirmiştir. Ayrıca şifalı otlarda ve özellikle kuşlarda olmak üzere hayvan ilminde ustadır ve onların dilinden anlayabilir. Yüzüklerin Efendisi: Yüzük Kardeşliği'nde Gandalf, Hobbitköy'den Frodo'yu yüzük hakkında uyardıktan sonra Saruman'a danışmaya giderken Radagast'la karşılaşır. Radagast çok nadir olarak Rhosgobel'den ayrılmıştır. Nazgul'ların geri döndüğüne dair Gandalf'ı uyarır ve büyük bir telaş içindedir. Gandalf Frodo'yu Nazgul'lar hakkında uyarmak için geri dönmek ister ama Saruman Radagast'ı, Gandalf'ı yanına çağırması için de görevlendirmiştir. Gandalf, Radagast'a tüm karşılaştığı canlılara Nazgul'ların dönüş haberini yaymasını söyler. ŞEHİRLER ROHAN: Rohan toprakları at yetiştirmeye son derece uygun geniş meralardan oluşmaktadır. Diyar, kuzeyden güneye ve doğudan batıya 300'er millik* bir alanı kapsamaktadır. Kireçışığı Nehri, Rohan'ın kuzey sınırını oluşturken Ak Dağlar, bölgenin güney sınırında uzanmaktadır. Anduin, doğuda Rohan'ın Doğu Duvarı denilen Emyn Muil'in uzantısı ile Rohan arasında sınır oluşturmaktadır. Sınırın güneybatı yönünde meyil verdiği bu kesimde Entsuyu Ağzı ve Mering Çayı, Gondor ile Rohan arasındaki sınırı oluşturur. Rohan'ın batı sınırında ise Fangorn Ormanı ve Dumanlı Dağlar'ın en ucunda bulunan Rohan Geçidi bulunur. Geçidin kuzeyinde Isengard yer alırken, geçidin güney korumalığınıMiğfer Dibi üstlenir. Rohan'ın bir bölümü Rohan Geçidi'nin batısına uzanmaktadır. Bu bölüme Batısınırları denir ve Isen ile Adorn nehirleri tarafından sınırlandırılır. Rohan tarihinin oldukça büyük bir kısmında bu bölgede, Dumanlı Dağlar'ın batısında bulunan Bozdiyarlılara ve Rohirrime benzerlik gösteren karışık kanlı insanlar ikâmet etmekteydi. Fangorn'dan Anduin'e akan Entsuyu Nehri Rohan'ı iki bölgeye ayırır. Bu iki bölge Batıemnet ve Doğuemnet olarak adlandırılır. Rohan'ın bu bölgelerinde çobanlar her yıl kamp kurarak at sürülerini otlatır. Entsuyu'nun batı tarafı Batıemnet'te bataklıklar ve su havuzları yer alır. Yer yer ise atlı bir adamın dizine ulaşacak boylarda otlar yetişir. Doğuemnet'te ise zemin daha serttir. Kuzeye uzanan ana yol bu bölgenin içinden geçer. Doğuemnet'in en kuzey bölgesinde ise yer yer tepecikler uzanır. Bu tepeciklerin kuzeyi ise Ortak Lisan'da Bozkır olarak adlandırılır. Rohan nüfusunun büyük bölümü Rohan'ın güneyindeki ağaçlık sayvanlarda ve derin vadilerde yaşar. Rohan Kralı'nın yaşadığı Tekev - Altın Konak'ın da bulunduğu başkent Edoras, Tapanvadi'nin hemen girişindeki bir tepe üzerinde yer alır. Tapanvadi'de Tapanaltı ve Yukarıçay adı verilen iki köy bulunur. Dunharrow istihkâmı, vadinin doğu yönündeki yükseltilerde yer alır. Karçayı Dunharrow'dan kaynağını alarak Entsuyu Nehri'ne akar. Karçayı'nın batı tarafı Batıağıl olarak adlandırılır ve bu bölgede çok sayıda yerleşke bulunmaktadır. Miğfer Dibi istihkâmı, Rohan Geçidi'nin yanıbaşında bulunan Dip Vadisi'ne konuşlandırılmıştır. Isengard ve Fangorn'a yakın olan, Batıağıl'ın kuzey kısmına ise nadiren ayak basılır. Doğuağıl ise Ortak Lisan'da Toprak ve Çayır denilen iki bölge arasında yer alır. Çayır, Gondor sınırında uzanan Mering Çayı boyunca, yer yer bataklıklara sahiptir. Yine ortak lisanda Çamlık denilen bölge de Mering Çayı'ndan Rohan'dan içeri uzanır. Bu bölge teorik olarak Gondor'un bir toprak parçası olarak görünmekle birlikte, zaman geçtikçe Rohan'ın bir bölgesi olarak kabul edilmiştir. Doğu-Batı Yolu Ak Dağlar boyunca Gondor'dan Rohan Geçidi'ne kadar uzanır. Yol burada, kuzeydeki Eriador'a uzanan Kuzey-Güney yolu ile birleşir. Bu yol aynı zamanda Karçayı ve Edoras'a da ulaşır. Askeri amaçlar için, Rohan Doğu-Yurt ve Batı-Yurt olmak üzere ikiye bölünmüştür. Karçayı ve Entsuyu Nehirleri'nin bu iki bölge arasında bir sınır olduğu kabul edilir. Aynı zamanda Rohan'ın askeri güçlerine komuta eden üç başkumandan bulunmaktadır. Birinci başkumandan - Yurt'un Başkumandanı diye de adlandırılır -, Edoras ve Tapanvadi'nin de dahil olduğu çevresinden sorumludur. İkinci başkumandan, tehditin geldiği yöne göre değişkenlik göstermek ile birlikte Batı-Yurt ya da Doğu-Yurt denen bölgenin sorumlusudur. Geri kalan bölgeler ise üçüncü başkumandanın sorumluluğundadır. Yüzük Savaşları'nın ardından Kral Éomer bu rütbeleri kaldırarak iki eşit rütbe ile değiştirmiştir. Bunlar Doğu-Yurt başkumandanlığı ile Batı-Yurt başkumandanlığıdır. GONDOR: Gondor, Orta Dünya'nın güneybatısında bulunan bir bölgedir. Üçüncü Çağ'ın sonlarında Gondor'a; Lefnui Nehri ve Anduinarasında kalan Ak Dağlar'ın güneyindeki bölge, Mering Çayı ile Anduin arasında Ak Dağlar'ın kuzeyindeki Anórien bölgesi ve Anduin'in doğusunda Mordor ile sınırı oluşturan Ithilien bölgesi dahil edilmiştir. Gondor'un en geniş ve en kalabalık nüfuslu kısmı Ak Dağlar'ın güneyinde, Belfalas Körfezi'nde bulunmaktaydı. Lossarnach, Lebennin, Lamedon, Belfalas ve Anfalas beylikleri Belfalas Körfezi'ndeki yerleşim birimlerini oluşturmaktaydı. Bu bölgelerin efendileri, Gondor hükümdarının hiyerarşik olarak altındaydı. Lossarnach, Ak Dağlar'ın güneydoğu bitiminde kalan vadilerdeki küçük fakat kalabalık nüfuslu bir bölgeydi. Dağlardan gelen Erui Nehri Lossarnach'tan geçerek Lebennin'e doğru akarak Anduin'e dökülürdü. Lebennin, Lossarnach'ın batısında kalmaktaydı. Erui ile birlikte, Anduin'e dökülen Sirith ve Celos Nehirleri ile Belfalas Körfezi'ne akan Gilrain ve Serni Nehirleri Lebennin üzerinden geçmekteydi. Lebennin batı sınırını Gilrain, güney sınırını ise Anduin oluşturmaktaydı. Lebennin dağların güçlü insanların bulunduğu geniş bir beylikti. Lebennin halkı Dúnedain ile bölgenin yerli halkının karışımıyla oluşmuş durumdaydı. Lebenninli balıkçılar bölgede Anduin'in ağzında yaşamaktaydı. Bir liman kenti olan Pelargir; Anduin'in Sirith Nehri'ne bağlandığı yere yakın bir noktadaydı. Linhir kenti ise Gilrain ve Serni Nehirleri'nin birleştiği yerde bulunan geçitleri kapsamaktaydı. Belfalas, Belfalas Körfezi'nin çıkıntısında yer alan oldukça büyük bir bölgeydi. Bölgenin merkezi dağlıktı. Bir liman kenti olan Dol Amroth; Belfalas'ın batısında, bu bölgedeki burundan Cobas Limanı'na üstten bakan bir konumdaydı. Belfalas, Dol Amroth Prensleri tarafından idare edilirdi. Prensler Númenor soyundan gelmekle birlikte damarlarında aynı zamanda elf kanı da taşımaktaydılar. Belfalas'ın yerlilerin pek çoğunun ataları da Númenorlular'a dayanmaktaydı. Lamedon; Belfalas'ın kuzeyinde Ak Dağlar'ın eteklerinde konumlanmış bir bölgeydi. Ciril ve Ringlo Nehirleri kaynaklarını bu bölgede almaktaydılar. Ethring kenti, Ringlo Vadisi'nden kaynağını alan Ringlo Nehri üzerindeki geçitler dolaylarına inşa edilmişti. Calembel kenti ise Ciril geçitlerindeydi. Belfalas'ın batı sınırlarında Ciril ve Ringlo Nehirleri, Belfalas'a akan Karakök Nehri ile birleşmekteydi. Bir elf limanı olan Edhellond; körfezde, Karakök Nehri'nin ağzına kurulmuştur. I. Çağ'ın sonlarından, III. Çağ'ın ortalarına dek bu bölgede elfler yaşamış ve bu bölgeden Ölümsüz Topraklar'a yelken açmışlardır. Karakök Nehri kaynağını Ak Dağlar'dan alıp, Karakök Vadisi'ndeki Ölülerin Yolu'nun kapısından çıkmaktaydı. Erech Taşı'nın bulunduğu Erech Tepesi Karakök Vadisi'nde bulunmaktaydı. Vadi, zengin tarım alanlarına sahipti ve nüfusu yoğundu. Anfalas, Belfalas'ın batısı boyunca uzanan bir kıyı bölgesiydi. Anfalas'ta çok sayıda küçük köy bulunmaktaydı ve bölge nüfusu genelde çobanlar, balıkçılar ve avcılardan oluşmaktaydı. Lefnui Nehri, Anfalas'ın batı sınırını oluştururken aynı zamanda Ak Dağlar'ın güneyinde Gondor'un da batı sınırını oluşturmaktaydı. Lefnui'nin ötesinde, Andrast denen Belfalas Körfezi'nin denizdeki çıkıntısı bir yarımada bulunmaktadı. Söylentilere göre bu yarımadada Druedain denen gizemli bir insan ırkı yaşamaktaydı. Bahsi geçen bölgede Gondorlu insanlar hiç ikamet etmemiştir. Yarımadanın uzak ucunda yalnızca kıyı muhafızları ve deniz feneri görevlileri bulunmaktaydı. Güneydeki yerleşim yerleri yollar ile birbirine bağlanmaktaydı. Güney Yolu, Minas Tirith'den çıkarak Lossarnach ve Lebennin üzerinden Pelargir'e ulaşırdı. Pelargir'den çıkan bir başka yol ise batıdaki Linhir'e ulaşıp, burada kuzeybatıya dönerek Ethring ve Calembel'e doğru ilerler. Yol, Tarlang Boğazı'ndaki sığ geçitlerden geçerek, Erech Tepesi'nde son bulur. Anórien Ak Dağlar'ın kuzeyinde, dağların doğu ucuna dek uzanan bir bölgedir. Doğuda Anduin ile kuzeyde ise Entsuyu Ağzı ile sınırlanır. Batıda Mering Çayı, Anórien'i Rohan'dan ayırır. Kadim Batı Yolu, Minas Tirith'den çıkarak Anórien boyunca uzanarak Rohan'dan geçer ve Kuzey-Güney Yolu ile birleşerek Arnor'un Kuzey Krallığı'na uzanır. Çamlık, Anórien ile Rohan arasındaki sınırda bulunmaktaydı. Ormanın yarısından büyük bir bölümünün Anórien'de bulunmasına rağmen Çamlık, Rohan toprakları arasında sayılmaktaydı. Halifirien tepesi Çamlık içerisindeydi. Halifirien, Anórien boyunca uzanan Gondor'un işaret kulelerinin bulunduğu tepelerin sonuncusuydu. Bu tepelerde bulunan işaret kuleleri, ihtiyaç anında Rohan'ı yardıma çağırabilmek için tutuşturuldu. Diğer işaret kuleleri ise Calenhad, Min-Rimmon, Ak Dağlar'ın eteklerinde bulunan Erelas, Nardol, Eilenach ve Doğu Anórien'deki Drúadan Ormanı'nda bulunan Amon Dîn'deki tepelerdeydi. Drúadan Ormanı'nın yerlileri Drúedaindi. Drúedain yabancılara pek kendisini göstermeyen, ormana yabancı biri girdiğinde kendini gizleyen yabani bir halktı. Drúadan Ormanı ile Ak Dağlar arasında Taşaraba Vadisi bulunurdu. Minas Tirith, Mindolluin Dağı'nın köklerinde, Ak Dağlar'ın en doğu ucunda bulunan yedi katlı bir şehirdi. Şehrin etrafındaki Pelennor Çayırları zengin tarlalardan oluşmaktaydı ve şehrin etrafı Rammas Echor denen surla kapalıydı. Minas Tirith, III. Çağ'ın ikinci döneminden itibaren Gondor'un başkenti durumuna gelmişti. Osgiliath ise Gondor'un ilk ve asıl başkentiydi. Anduin'e kurulmuş bu büyük ve güzel şehir, Minas Tirith'in 15 mil kuzeydoğusunda bulunmaktaydı. Osgiliath, nehrin her iki yakasına da inşa edilmiş, iki yaka birbirine görkemli köprüler ile bağlanmıştı. Şehrin batı yakasındaki kısmı Anórien'de, doğu yakasındaki kısmı ise Ithilien'de bulunmaktaydı. Ithilien, Gondor'un Mordor ile sınırında, Gölge Dağları ile Anduin arasında kalan latif ve yeşil kısmıydı. Ithilien kuzeyde Emyn Muil tepeleri, Islakçene bataklığı ve Ölü Bataklıklar ile sınırlanmaktaydı. Poros Nehri Ithilien'in güneydeki sınırını çizmekteydi. Harad Yolu güneyden gelerek Poros Geçişi ve Ithilien boyunca ilerleyip, Mordor'un Kara Kapısı'na ulaşmaktaydı. Minas Ithil, Minas Tirith'in eş şehri, Gölge Dağları'nın eteklerinde bulunmaktaydı. 2002 yılında şehir Nazgúl tarafından ele geçirildi ve ismi Minas Morgul olarak değiştirildi. Morgul Yolu, Minas Morgul'dan çıkarak Osgiliath'a varmaktaydı. Morgulduin, Morgul Vadisi'nden kaynağını alıp, yol boyunca akarak Anduin'e dökülmekteydi. Emyn Arnen tepeleri Morgul Yolu'nun güneyinde kalmaktaydı. Cair Andros; Anduin Nehri üzerinde bulunan, Ithilien ile Anórien arasında kalan bir adaydı. Ada, düşmanın nehri geçişini engellemek amacıyla askeri yönden korunaklıydı. Tolfalas adası; Anduin'in ağzında, Belfalas Körfezi'nde bulunmaktaydı. Gondor'un sınırları, tarihsel süreç içerisinde birkaç defa değişikliğe uğramıştır. 2510 yılından önce Rohan, Calenardhon ismiyle Gondor'un bir eyaletiydi. Poros ile Harnen Nehri arasındaki Güney Gondor bölgesi Gondor ile Harad arasındaki çekişme sebeplerinden biridir. Hyarmendacil I döneminde, Gondor gücünün doruklarındayken sınırları Umbar'a kadar uzanmaktaydı. Bu süreçte Gondor, Anduin Nehri'nin doğrusundan Rhûn Denizi'ne kadar olan toprakları ve Dumanlı Dağlar'ın batısından Grisel'e kadar uzanan toprakları da sınırları içerisinde bulundurmaktaydı. Fakat sözü edilen bu bölgelerde Gondorlular hiç yaşamamıştır. ISENGARD: 2510’da Calenardhon, Doğulular ve orklar tarafından istilâ edildi. İstilâ sırasında Isengard kuşatıldı. Lakin düşman kuvvetleri Celebrant Meydan Savaşı’nda kuzeyden gelen Genç Eorl komutasındaki Éotheod'e mağlub oldu. Zamanın Gondor Vekilharcı Cirion, Éotheod'e Calenardhon topraklarını ödül olarak bıraktı ve bu bölgeye Rohan denmeye başlandı. Isengard Gondor’un bir istihkâmı olarak kalmaya devam etti. Fakat Isengard ile Gondor arasındaki bölge Rohan tarafından ayrılmış duruma gelmişti. Reis ve halkı Isengard Halkası’nda yaşamaya devam etti fakat Orthanc Kulesi kilitlenerek anahtarı Minas Tirith’e getirildi. Minas Tirith ile Isengard arasındaki bağ gün geçtikçe zayıfladı, en sonunda tamamen koptu. Isengard bağımsız bir kale durumuna geldi. Kral Brego ve Kral Aldor dönemlerinde, Bozdiyarlılar Rohan’dan sürüldü. Bozdiyar halkı Rohirrim’e nefret beslemeye başladı ve iki halk zamanla birbirlerine düşman oldu. Isengard’da ikâmet eden Gondorlu reislerin soyu kuruduğunda, istihkâmın kontrolü yine o bölgede ikâmet eden karışık kanlı ve Bozdiyar halkı ile iyi anlaşan bir aileye geçti. Kral Aldor’un ölümünün ardından Bozdiyarlılar Rohan Geçidi’ne doğru göç etmeye başladılar. Isengardlı yerlilerden de yardım alan halk, dağların yamaçlarına yerleşim yeri kurdular. 2710 yılında Bozdiyarlılar Isengard’ın kontrolünü eline aldı. Isengardlı yerlilerin pek çoğu yeni gelenleri hoş karşıladı. Gondor’a sadık kalanlar ise öldürüldü. Zamanla Bozdiyarlılar, Batıağıl’daki at çiftliklerine baskınlar düzenlemeye başladı. Bunun üzerine zamanın Rohan Kralı Deor akıncıları durdurmak üzere Rohirrim’in önünde at sürdü. Deor akıncıları yenmişti fakat Isengard’da Dunlandlilerin yaşadığını görmek onu şaşırtmıştı. Rohirrim kaleyi almak istedi fakat başaramadı. Bunun üzerine Deor, Gondor Vekilharcı Egalmoth’dan yardım istedi fakat Egalmoth herhangi bir destek kuvveti gönderemedi. Isengard 2758-2759 yıllarındaki Uzun Kış’a kadar Dunlandlilerin hakimiyetinde kaldı. Bu yıllarda Bozdiyarlılar açlık sıkıntısı çekmeye başladılar ve sonunda Rohan Kralı Fréalaf’a teslim oldular. 2759 yılında Ak Saruman -Büyücüler diye bilinen topluluğun reisi ve Ak Divan’ın başı – Isengard’a yerleşmeyi talep etti. Gondor, bu bölgede askeri güç bulunduramadığından Gondor Vekilharcı Beren bu teklifi kabul etti ve Orthanc’ın anahtarlarını Saruman’a verdi. Bu değişimden memnun bir başka taraf ise Rohirrim idi. Zira Bozdiyar ile aralarındaki sınır bölgesinde artık güçlü bir Büyücü ikâmet etmekteydi. Saruman ise Isengard’ın konum ve savunma yönünden cazibesine kapılmıştı. Saruman’ın bu bölgeye yerleşme sebeplerinden biri de palantíri kullanabilme olanağıydı ve bu bölgeye yerleşerek bu imkâna da sahip olmuş oldu. MORDOR: Mordor yaklaşık olarak 175.000 milkarelik bir alanı kaplamaktadır. Kuzeyinden güneyinde 350 mil, doğusundan batısına yaklaşık 500 millik bir alana uzanmaktadır.(deniz mili:1852 metre) Mordor'un kuzey sınırında Kül Dağları (Ered Lithui), güney ve batı sınırlarında ise Gölge Dağları (Ephel Dúath) yükselmektedir. Mordor'un doğu sınırı ise herhangi bir yerşekli ile çizilmemiştir. Ancak Mordor ile ittifak halinde bulunan Rhûn - Doğu Diyarı - Mordor'un doğusunda başlamak üzere millerce kuzeye ve doğuya uzanmaktadır. Dolayısı ile bir düşmanın doğu sınırlarından Mordor'a sızma ihtimali imkansıza yakındır. Mordor'un giriş çıkışları esasen Kara Kapı'dan yapılmaktadır. Burası Mordor'un ana girişidir. Mordor'un kuzeybatısında, Kül Dağları ile Gölge Dağları'nın birbirine uzandığı Cirith Gorgor geçidine inşa edilmiş olan Kara Kapı son derece iyi korunmaktadır. Kara Kapı Mordor ordularına katılmak için gelen askerleri, sayıları ne değin fazla olursa olsun bir sorun yaşanmadan içeri alabilecek büyüklüktedir ve tamamı çeliktendir. Kapının her iki tarafındaki yükseltilere inşa edilmiş Diş Kuleleri'nin ise millerce uzaktan Mordor'a yaklaşan bir yabancının görülebileceği değin geniş bir görüş alanı vardır. Kara Kapı'dan içeri giren bir ork, kendisini yüksek dağlarla çevrili Udûn'un derin vadisinde bulur. Udûn'da Mordor savunması için gerekli olabilecek çok sayıda derin cephanelik ve tünel bulunmaktadır. Bu cephanelik ve tüneller, içerisinde çok sayıda silahı ve savaş teçhizatını barındırmaktadır. Udûn'un çevresi boyunca inşa edilmiş birkaç kale ve çok sayıda gözetleme kulesi bulunmaktadır. Bunlardan en muazzamı kadim Durthang Kalesi'dir. Udûn'u geçen ork, kendisini Mordor'un çorak topraklarını barındıran Gorgoroth düzlüklerine ulaştıracak olan İsen Ağzı'nda bulur. İsen Ağzı oldukça sığ ve doğal koşullarla oluşmuş bir geçittir. Geçidin bir tarafından diğer tarafına geçmek, yalnızca buraya kurulmuş köprü vasıtasıyla gerçekleşmektedir. ÇÖZÜM ÖNERİLERİ: 1) Yüzük Nasıl Taşınmalı? Bildiğimiz üzere yüzük taşıma görevi Frodo Baggins’e ait. Samwise Gamgee ve Frodo komitemizde oturumlar sırasında yer almayacak. Komitedeki amacımız yüzüğün yok edilmesine alternatif çözümler üretmek ve Frodo’yu olası tehlikelerden korumak için argüman üretmek. Hazırlık kağıdında ilk film olduğu gibi uyarlanmıştır, 2. Ve 3. Filmin gidişatını anlık gelişmelerle yeniden belirleyeceğiz. 2) Yüzük Kardeşliğindeki İhtilaf Komitemizde karanlık taraftan hiçbir karakter bulunmamakta. Ancak bu karşıt fikir oluşmayacağı düşüncesini yaratmamalı. Hazırlık Dokümanında karakterlerinizin analizleri içeriyor. Yüzük Kardeşliğinde bulunan her karakterin yüzüğün yok edilmesi taraftarı olmadığı gerçeğini unutmamamız gerekiyor. Filmleri iyi analiz etmeli ve karakterinizin fikirlerini komitede doğru şekilde yansıtmamız komitenin yürürlüğü açısından yararımıza olacaktır.
Benzer belgeler
yuksek_lısans_propp
arkadaşlık kurar, ihtiyarlamakta olan babalarını gençleştirebileceğini söyler. Pelias’ın kızlarını
ikna etmek için yaşlı bir koç seçer. Koçu büyülü otlarla kaynayan bir kazana atar. Kazandan
yaşlı ...