Ocak-Şubat-Mart - Latin Amerika Çalışmaları Araştırma ve
Transkript
Ocak-Şubat-Mart - Latin Amerika Çalışmaları Araştırma ve
BİZİM AMERİKAMIZ Ankara Üniversitesi Latin Amerika Çalışmaları Araştırma ve Uygulama Merkezi Ocak-Şubat-Mart 2014 Bültende Öne Çıkan Başlıklar Şili'de Michelle Bachelet, 4 yıllık aradan sonra yeniden devlet başkanı seçildi Sayfa 3'te Peru-Şili karasuları sınırı yeniden çizildi Sayfa 7'de Küba Devrimi'nin 55. yıldönümünde Raul Castro Santiago de Cuba'da konuştu Sayfa 8'de Küba'da çocuk felcine karşı aşı kampanyası başlıyor Sayfa 16'da Hugo Chávez 1. ölüm yıldönümünde anıldı Sayfa 4'te Venezuela'daki şiddet olayları Sayfa 5'te Ünlü uyuşturucu kaçakçısı El Chapo'nun öyküsü Sayfa 12'de Meksika'nın Michoacan Eyaletinde halk savunma birlikleri kurarak uyuşturucu kartellerine savaş açtı Sayfa 10'da İki bin Kübalı doktor Brezilya'ya gidiyor Sayfa 18'de Bolivya'da kadın cinayetine 30 yıl hapis cezası verildi Sayfa 22'de Brezilya göçmenlik yasasını değiştiriyor Sayfa 17'de Paraguay Devlet Başkanı esrarın yasallaştırılmasını kabul etmedi Sayfa 20'de Arjantin: Darbe Anıları Sinema Haftası Sayfa 35'de Ayoreo yerlilerinin son yaşam alanı yok edilmek üzere Sayfa 27'de LAMER'de film gösterimleri yapıldı Sayfa 40'ta Arjantin'de 2013 yılının en tartışmalı kitaplarından ''El Inventor del Peronismo''nun yazarı Silvia D. Mercado ile röportaj Sayfa 38'de Son İnka İmparatoru Atahualpa'nın mezarının izi bulundu Sayfa 31'de Kolombiyalı yazar Gabriel Garcia Marquez 87. doğum gününü Mexico City'deki evinde kutladı. Sayfa 36'da 2 MERKEZİMİZDEN... Değerli Dostlarımız, Çeşitli sebeplerle 2012 ve 2013 yıllarında ara vermek zorunda kaldığımız “Bizim Amerikamız” isimli bültenimizi ilk üç ayını geride bıraktığımız bu yıl yeniden faaliyete geçiriyoruz. 2014 yılının ilk sayısında Latin Amerika Çalışmaları Araştırma ve Uygulama Merkezi çalışanları olarak sizler için siyasetten eğitime, ekonomiden sanata, sağlıktan doğaya pek çok konuda ilginiz çekebileceğini umduğumuz dopdolu bir gündem hazırlamaya ve Merkezimiz faaliyetleri konusunda bilgi vermeye çalıştık. Merkezimizde sürdürülen eğitim-öğretim faaliyetleri açısından en sevindirici gelişme Latin Amerika Çalışmaları Anabilim Dalı’na bağlı “Latin Amerika Çalışmaları Tezli Yüksek Lisans Programı”nın 17.03.2014 tarihi itibariyle Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı’nca uygun görülmesiyle önümüzdeki dönemden itibaren öğrenci almaya başlayacak olmasıdır. Merkezimiz hem araştırmalarıyla hem de eğitim faaliyetleriyle giderek zenginleşmektedir. Önümüzdeki aylarda yapılacak olan faaliyetlerimizde de siz dostlarımızın desteği ve katılımlarını umut ediyor ve saygılar sunuyoruz. Prof.Dr. İsmail Özer Editör 3 Şili'de Seçimin Galibi Bachelet Yeni Çoğunluk Koalisyonu (Nueva Mayoría) lideri Michelle Bachelet, 4 yıllık aradan sonra yeniden devlet başkanı seçildi. Oyların %62’sini alan 62 yaşındaki Bachelet, Şili’nin yaklaşık 80 yıllık demokrasi tarihinde en yüksek oy oranı ile seçilen devlet başkanı oldu. Kayıtlı 13.5 milyon seçmenden 5.5 milyonunun oy kullandığı seçimde katılım oranı %41 oldu. Michelle Bachelet 2006-2010 yılları arasında Şili’nin ilk kadın devlet başkanı olmuştu. Bachelet bu kez devlet başkanlığı görevini yine ana rakibi Matthei gibi muhafazakar olan Sebastian Piñera’dan devraldı. Şili Senatosu’na ev sahipliği yapan Valparaiso kentinde gerçekleşen yemin töreni birçok Latin Amerika ülkesi liderinin katılımına şahit oldu. Devlet başkanlığı kuşağını senato başkanlığı görevini yürüten Isabel Allende’den alan Bachelet, törenden sonra halka seslenerek anayasa, vergi ve eğitim reformu sözü verdi. Sosyal adaletsizliğe savaş açacağını bildiren başkanın, ülkede kürtajı yasallaştırmak da gelecek planları arasında yer alıyor. Bachelet’in Hava Kuvvetleri Eski Komutanı olan babası Alberto Bachelet 1973’de askeri darbe ile düşürülen Sosyalist Başkan Salvador Allende’nin destekçisiydi ve tutuklu kaldığı cezaevinde hayatını kaybetti. Michelle Bachelet’e devlet kuşağını elleriyle boynuna asan Senato Başkanı’nın Salvador Allende’nin kızı Isabel Allende olması ise anlamlı bir kare olarak tarih sahnesine yansıdı. Ege Uygar Gezgin Kaynak:latercera.com 4 Hugo Chávez Ölümünün 1. Yıldönümünde Anıldı Devlet başkanlığı görevinde olduğu 14 yıl boyunca ABD karşıtı ve halkçı politikalarıyla dikkat çeken Hugo Chávez 1. ölüm yıldönümünde başta Venezuela olmak üzere dünyanın birçok yerinde anıldı. 2011 yılında kanser teşhisi koyulan Chávez uzun bir süre Küba’da tedavi oldu fakat 5 Mart 2013’te 58 yaşında hayata gözlerini kapattı. Tüm dünyanın sevgisini kazanan Chávez, 1998 yılından beri girdiği bütün seçimlerden zaferle çıktı. Özellikle yoksul halkın desteğini alan lider, 2002 yılında ABD destekli bir darbeyle iktidardan indirilmek istendi fakat halkın verdiği tepkiyle sadece iki gün içerisinde görevine geri dönmüştü. Geçtiğimiz yıl Karakas’ta yüzbinlerce insanın ve birçok devlet başkanının katıldığı devasa bir törenle uğurlanan Hugo Chávez bu yıl da mirasını devralan Nicolas Maduro önderliğinde düzenlenen anma töreninde anıldı. Yoğun katılımın olduğu sivil ve askeri olarak düzenlenen geçit törenine Küba Devlet Başkanı Raul Castro, Nikaragua Devlet Başkanı Daniel Ortega ve Bolivya Devlet Başkanı Evo Morales de katıldı. İstanbul ve Ankara’da da çeşitli anma etkinlikleri düzenlendi. Şafak Gümüş Kaynak: telesurtv.net 5 Venezuela'da Hükümet Karşıtı Gösteriler Başladı 9 Aralık 2013’te yapılan yerel seçimlerden büyük bir güçle çıkan Venezuela Devlet Başkanı Nicolás Maduro, şubat ayında başlayan hükümet karşıtı gösterilerle karşı karşıya geldi. Hükümetin görüşme taleplerini reddeden muhalefet gösterileriyle ülkede çıkan kaosta yaklaşık 32 kişi hayatını kaybetti. Hükümet bu şiddet olaylarına karışanları ABD tarafından finanse edilen aşırı sağcı gruplar olarak nitelendirdi. Muhalefet tarafından gösterilen protesto sebepleri arasında ülkedeki yüksek enflasyon ve kimi temel tüketim maddelerinin karşılanamaması bulunuyor. Şiddet olayları Venezuela polisi 10 Mart günü yaptığı operasyonda şiddet olaylarında lojistik merkez olarak kullanılan bir yere baskın yaptı. Burada molotof kokteyli yapımında kullanılan ve bulundurulması yasak birçok materyal ele geçirildi. 14 Mart günü Carabobo Eyaletinde yapılan bir başka operasyonda ise C4 patlayıcılarıyla birlikte 6 silahlı kişi yakalandı. Operasyon sonunda İçişleri Bakanı Miguel Rodríguez Torres, ülkenin doğusunda bulunan Altamira'da kaos oluşturmak için aşırı sağcı gruplar tarafından kullanılan malzemeleri sergiledi. Bunların arasında ateşli silahlar, kesici aletler, göz yaşartıcı bombalar ve C4 patlayıcısı gibi suç aletleri bulunuyor. Venezuela ve Küba başta sağlık ve eğitim olmak üzere birçok alanda yakın ilişkilere sahip. Birçok ülkede olduğu gibi Venezuela’da da hizmet veren Kübalı doktorlar var. Eylemler sırasında Kübalı doktorlar marjinal kesimin hedefi olmuş durumda. Başkent Karakas’ta muhalif göstericiler elektrik lambasına Kübalı doktoru tasvir eden bir maketi asarak idam etti. ABD’ye tepki Küba’nın hedef alınmasının ardından Nicolás Maduro yürütülen Küba karşıtı propagandaya cevap verdi: ''Venezuela ve Küba arasında sağlık, eğitim ve sosyal projelerde işbirliğini hızlandıracak ve güçlendireceğiz.'' Venezuela Başkan Yardımcısı Jorge Arreaza’nın 9 Mart günü yaptığı açıklamada, ABD hükümetinin ülkede savaş görüntüsü vermeye çalışan uluslararası medyatik komplo planına katıldığını söyleyerek ABD'nin Venezuela'da 15 yıldır halkın desteğini alan hükümeti ve demokrasiyi yıpratmak için aşırı sağcı grupları finanse ettiğini vurguladı. Venezuela olaylar sırasında 3 ABD’li diplomatı sınır dışına çıkarttı ve ülkedeki şiddet olaylarını desteklediği sebebiyle Panama ile olan diplomatik ilişkilerini kesti. Venezuela hükümeti ülkeye karşı medyatik bir karalama kampanyasının yürütüldüğünü söylediği günlerde İstanbul’daki bir eyleme yapılan polis müdahalesinin muhalefet tarafından sosyal medyada bu olayların Venezuela’da geçiyormuş gibi yansıtılması dikkat çekti. Bir başka açıklama da devlet başkanından geldi. ABD Devlet Başkanı Barack Obama'ya bir çağrı yaparak ABD'yi Venezuela'ya karşı müdahaleci politikalarından vazgeçmeye çağıran Nicolás Maduro, Latin Amerika’da darbelerle hükümet değiştirme devrinin kapandığını söyledi fakat bu konuşmanın ardından üç havacı generalin darbe hazırlığı yaptığı ortaya çıktı. 26 Mart Çarşamba günü görevli üç havacı general darbeye teşebbüs nedeniyle tutuklanarak mahkemeye sevk edildi. Genç subayların ihbarı sonucunda generallerin engellendiği öğrenildi. Anketler Venezuelalı gazeteci José Vicente Rangel, yaptığı bir anket çalışmasında Venezuelalıların %85.4'nün protestoların devam etmemesinden yana olduğunu ortaya koydu. Hinterlaces anket şirketi tarafından 1200 kişiyle yapılan görüşmede katılımcıların %87'sinin protestolarda şiddet olaylarına karşı çıktığını ortaya koydu. Maduro’ya destek Ekvador Devlet Başkanı Rafael Correa, Arjantin Devlet Başkanı Cristina Fernandez, Nicaragua Devlet Başkanı Daniel Ortega ve Bolivya Devlet Başkanı Evo Morales şiddet olaylarının yaşandığı süre boyunca Nicolas Maduro’yu destekleyen açıklamalar yaparak ülke içinde kargaşa yaratmaya çalışan dış ülkeleri kınadılar. Şafak Gümüş Kaynak: telesurtv.net 6 Şili ve Peru Arasındaki Deniz Sınırı Yeniden Çizildi Ocak ayı Pasifik Okyanusu suları için oldukça hareketli bir dönem oldu. Peru-Şili karasuları sınırı yeniden çizildi. Uluslararası Adalet Divanı’nın aldığı karara göre Peru’nun pasifikteki hakimiyeti genişledi. Ancak bu, Şili’nin tüm sınırlarını kaybettiği anlamına gelmiyor. Karar şu an var olan sınırı kıyıya paralel olarak 80 mile kadar koruyor (A noktası). O noktadan itibaren ise dik olarak su üzerinden B noktasına ulaşıyor ve C noktasına kadar çizilen kesin çizgi sınırı net olarak belirliyor. Dava, 2008 yılında Peru hükümetinin Şili’yi kendi karasularını kullanmakla suçlaması üzerine Uluslararası Adalet Divanı’na başvurmasıyla başlamıştı. 6 yıl süren duruşmaların ardından Peru davadan zaferle ayrıldı. Şili’nin hak iddia ettiği alanın bir kısmı Peru’ya verildi. Peru Devlet Başkanı Ollanta Humala beklentilerinin %60’ı yerine gelse de yine de kararı ‘’ önemli bir zafer’’ olarak değerlendirdi. Merkezi Lahey’de bulunan mahkemenin çizdiği yeni sınır Perulu balıkçıları memnun etmezken Şilili balıkçıların bundan çok fazla olumsuz etkilenmeyeceği öngörülüyor. Zira bölge, hayvan yemi yapımında kullanılan hamsi unu üretiminde önemli bir yer tutuyor ve bu ürünün ihracatının liderliğini Peru ve Şili ülkeleri ellerinde tutuyor. İki ülke sınır anlaşmazlıkları nedeniyle ilk kez 1879-1883 yılları arasında Pasifik Savaşı’nda karşı karşıya gelmiş ve savaşın sonucunda Peru topraklarının yaklaşık %25’i Şili’nin eline geçmişti. Ege Uygar Gezgin Kaynak: elpais.com 7 Küba Devrimi'nin 55. Yıldönümü ''55 yıl sonra aynı yerde aynı saatte.'' Raul Castro Raul Castro, Küba Devrimi'nin 55. yıl dönümünde Santiago de Cuba'da yaptığı konuşmada birçok konuya dikkat çekti. Bu yıl düzenlenen devrim kutlamalarında kürsüde parti ve hükümet temsilcilerinin yanı sıra devrim sürecinde yer alan komutanlar da vardı. Raul Castro konuşmasına ''Yoldaşlık ettiğimiz Fidel Castro bile 1 Ocak 1959 koşullarında bugün burada olabileceğimizi hayal edemezdi. Hiçbir şey bu uzun ve zor yolda kolay olmadı. Bu başarıyı Küba halkının direniş ve mücadele ruhu mümkün kılmıştır, devrimin gerçek kahramanı Küba halkıdır. Bu mücadeleyi verenlerin ülküsü 1868'de Cespedes liderliğinde İspanyol sömürgesine karşı bağımsızlık mücadelesi veren Mambiler2l e, Jose Marti ile 1895'de bağımsızlık mücadelesi veren 1898'de Santiago de Cuba'da Kuzey Amerikan işgalini önleyen Antonio Maceo'yla, Máximo Gómez'inkilerle aynıdır.'' diyerek başladı. Raul Castro, gençleri uyardı Dünya'da uluslararası düşünce platformlarının kurnazca neoliberalizmin ve kapitalizmin ideolojik propagandasını yaptığını, sosyalizmin özüne saldırıldığını; bireyselciliğin, egoizmin yayıldığına dikkat çekti. Yeni neslin ideolojik açıdan zayıflatılarak toplumsal bilinçlerini yok edip kötümserliğe yönelmeleri için yapılan ideolojik kuşatma karşısında dikkatli olmak gerektiğini söyleyerek devrimin aydınların, sanatçıların ve öğrencilerin öncülüğünde bu ideolojik savaştan galip çıkacağı konusunda emin olduğunu söyledi. Bir simge olarak Küba ''Küba, devrimden önce Amerika'da kumarın, fuhuşun ve mafyanın merkezi olan bir ülkeydi ama şimdi onurun, bağımsızlığın, hümanizmin ve temel insani değerlerin savunulmasındaki kararlılığın sembolü olmuştur.'' Raul Castro Küba Devrimi'nin, ABD'ye 90 mil kadar yakın olan küçük bir adada sosyalizmi inşa etmenin imkânsız olduğu gibi birçok efsaneye son verdiğini söyleyerek son yıllarda ABD'nin Küba'yı istikrarsızlaştırma politikalarına dikkat çekti. 8 Küba'nın Amerikan Devletleri Örgütü'nden çıkarılması, Domuzlar Körfezi saldırısı, yıllardır süren ekonomik abluka ve özellikle de Fidel Castro üzerinden yürütülen karalama kampanyaları gibi birçok alanda Küba'nın elli beş yıldır ABD'nin her alandaki terörizmine, sabotajlarına ve silahlı saldırılarına maruz kaldığının altını çizdi. Küba'nın bugün Latin Amerika ve Karayip Devletleri Topluluğunun dönem başkanlığını yürüttüğü ve başkent Havana'da bu topluluğun önemli bir zirvesine ev sahipliği yapacağının önemini vurguladı. Castro konuşmasını yaptığı Santiago de Cuba'nın Sandy Kasırgası'nda aldığı hasarın büyük oranda telafi edilmesinde uluslararası yardımın özellikle de Venezuela'nın yardımıyla mümkün olduğunu ve on dört aylık yoğun bir çalışmayla sağlık kuruluşlarının yüzde 99'unun, hasarı rapor edilen evlerin yüzde 50'sinin, sağlık, eğitim, kültür ve spor merkezlerinin yüzde 88'inin gıda endüstrisinin ise aldığı zararın yüzde 100'nün restore edildiğini açıkladı. 1 Ocak'ın bir başka önemine de dikkat çekerek iki yüz on yıl önce Haitili kölelerin elde ettiği ulusal bağımsızlığın Latin Amerika'da ve Karayipler'de bir ilk olduğunu da hatırlattı ve Küba halkının Haitilileri asla yalnız bırakmayacağını ekledi. Raul Castro sözlerini ''Elli beş yıl sonra aynı yerde neredeyse aynı saatte gururla tekrarlıyoruz: Devrim kimseye bağlı olmadan halk ile devam ediyor!" diyerek bitirdi. Şafak Gümüş Kaynak: cubahora.cu juventudrebelde.cu 9 Meksika'nın Michoacan Eyaletinde Halk Silahlı Milisler Kurdu Michoacan'daki çatışmaları anlamak için bilmeniz gereken 10 şey ! Yaklaşık bir yıldır halkın silahlı milis güçleri ve uyuşturucu kartelleri arasındaki şiddet ve çatışmalar devam ediyor. 1)Michoacan'da neler oluyor? 4.3 milyon nüfuslu Meksika'nın kuzey eyaleti bir yıldır yetkililer ve kısmi suçlular arasındaki çatışmalar ve şiddet içeren olaylar yaşamaktadır. Sıcak bölgedeki vatandaşlar bölgedeki halk güvenliğini kontrol altına almak ve suçluların varlığını yok etmek için şubat 2013'ten itibaren silahlanmaya başladı. Los Caballeros Templarios suç çetesi, öz-savunma birliklerinin öncelikli hedefi durumunda. 2)Sivil güçler olarak 'Autodefensas' nedir? Yerel bölgelerdeki güvenliği sağlamak için büyük bir kısmı çiftçi ve çobanlardan oluşan silahlanmış sivil gruplardır. Bu sivil örgütler ilk olarak şubat 2013'te Michoacan sınırındaki La Ruana ve Tepalcatepec yerel bölgelerinde ortaya çıktılar. 3)Autodefensas yasal mı ? Kim yönetiyor? Kim finanse ediyor? Vali sekreteri Miguel Ángel Osorio Chong bu grubun yasadışı olduğunu açıklamıştı ama ocak ayında federal hükümet üyelerinin ve silahlarının kaydının yapılması için sivil gruplarla anlaşma imzaladı. Bu sivil gruplar Meksika ordusunun yönettiği yasa tarafından yönetilen sivil savunma figürü olarak düşünülmektedir. Sivil grupların temsilcisi ve öncüleri Hipolito Mora ve Juan Manuel Mireles'tir. Ama Mireles geçirdiği kaza nedeniyle grubun faaliyetlerini aksatmaya başladı ve görevinden ayrıldı. Öncülerden bir diğeri olan Estanislao Beltrán, birçok görüşmede tarım ve hayvancılıktan elde edilen paralarla birliklerin gelirlerinin sağlandığını belirtti. 10 11 4)Tapınak Şövalyeleri(Los Caballeros Templarios) bir takım değildir. Bu suç örgütünün başlıca liderlerinden biri olan Servando Gómez Martínez (La Tuta) bunun Michoacan için kötü bir ihtiyaç olduğunu söyledi. Öz-savunma birlikleri(Autodefensas) Tapınak Sovalyelerinin bölge halkını uyuşturucu kartellerinin şantajlarından zorbalıklarından kurtardıklarını ilan etmişlerdi. Ama şu an Los templarios örgütünü aynı suçları işlemekle suçlamaktadırlar. Bu örgüt ismini 12. yüzyılın başlarında Kudüs ve Avrupa'da hristiyanlığı yaymak için silahlanmış dini bir tarikattan almıştır. La Tuta, adamlarının Ortaçağ'daki haçlılarla benzer prensiplerinin olduğunu açıkladı. Başlıca liderleri La Tuta, Enrique Plancarte, Dionicio Loya Plancarte ve hükümet tarafından yürütülen operasyonda hayatını kaybeden 'El Chayo' lakaplı Nazario Moreno'dur. 5)Bölgede mücadele eden diğer yasadışı gruplar hangileridir? Los Templarios ve Los Zetas'a ek olarak Meksika'da en çok aranan uyuşturucu kaçakçısı El Chapo'nun lideri olduğu Sinolao karteli bulunmaktadır. 6)Hükümet soruna nasıl bakıyor? Sıcak bölgede sivil güçlerin ilerleyişinin ardından eyaletteki güvenliği iyileştirmek için birlikte strateji geliştirilecek federal bir komisyon kurulmasının gerekli olduğunu düşünmektedir. Cumhurbaşkanı Enrique Peña Nieto, 4 Şubat tarihinde Michoacan'da ekonomiyi canlandırmak için 45.500 milyon peso yatırım yapılacağını söyledi. 7)'Tierra Caliente' (Sıcak toprak) nedir? Bu bölge Michoacan şehrinin kuzeyindeki bir vadidir. 17 belediyesi bulunan kurak iklimli bir bölgedir. Bölge, marihuana üretimi için toprakların verimliliğini kullanan çeşitli suç gruplarının mücadele ettiği merkez haline geldi. İstatistiklere göre Michoacan hayvancılık alanında ve limon, avokado, guava, çilek ve böğürtlen üretiminde Meksika'da lider konumundadır. 8)Uzun soluklu bir problem Michoacan'da 10 yıldan beri süregelen nükleer silahlanmanın, yetkililerin ihmali yüzünden arttığı ileri sürülmektedir. 2006'da başa gelen Cumhurbaşkanı Felipe Calderón'un doğum yeri olan Michoacan'da güvenliği sağlamak için birçok polis ve asker göndermişti. 9)Bu durumda diğer komşu eyaletler ne yapıyor? Michoacan'da federal müdahaleden sonra 6 komşu eyaletin valileri İçişleri Bakanlığıyla sınırlarını kapatacakları konusunda anlaştılar. Anlaşma federal polis güçlerinin varlığında bir artışa ve Jalisco, Colima, Guerrero, Guanajuato, Querétaro y el Estado de México eyaletleriyle birlikte hareket edip daha etkili olmak anlamında büyük katkı sağlayacak. 10)Tüm bunlar neden önemli? İçişleri Bakanlığının tahminlerine göre Meksika'da 2006-2012 yılları arasında organize suçlarla ilişkili 70.000'den fazla ölü ve 26.000 kayıp kişi kayıtlara geçmişti. Ezgi Gültekin Kaynak: mexico.cnn.com Yıllardır Aranan Uyuşturucu kaçakçısı ''El Chapo'' Yakalandı 22 Şubat günü Meksika Hükümeti, dünyaca aranan ''El Chapo'' lakaplı uyuşturucu karteli liderinin yapılan bir operasyonla yakalandığını duyurdu. 21 Şubat günü düzenlenen operasyonda ele geçirilen gerçek ismi Joaquín Archivaldo Guzmán Loera olan ‘'El Chapo'', 2001 yılından itibaren Usame Bin Ladin'den sonra İnterpol’ün en çok arananlar listesinde zirvede yer aldı. Önceki yıllarda Guzmán'ı yakalayana veya önemli bir bilgi ulaştırana ABD tarafından 7 milyon dolar, Meksika tarafından da 30 milyon peso ödül verileceği duyurulmuştu. El Chapo kimdir? 4 Nisan 1957 doğumlu Guzmán’nın lakabı Meksika'da kullanılan kısa boylu, bodur anlamına gelen ''chaparro'' kelimesinden gelmektedir. 1980 yılında uyuşturucu kaçakçılığına başladı ve Guadalajara kentinin en önemli kokain karteli Miguel Félix Gallardo'yla ortak oldu. Fakat bu ortaklık çok uzun sürmedi. Gallardo’nun 1989'da tutuklanmasıyla yolları ayrıldı. Daha sonra El Chapo ülkenin kuzeybatısında bulunan Sinaloa Eyaleti'nin başkenti Culiacán'a yerleşti. Sinaloa Karteli’nin lideri olarak buradaki faaliyetleri nedeniyle ülkenin en çok aranan kişisi oldu. 1993 yılında Guatemala’da yakalanarak ilk kez adalet karşısına çıktı. Ancak 2001 yılında Meksika'da hapishaneden bir çamaşırhane aracıyla kaçmayı başardı. Üst düzey güvenlik önemlerine sahip hapishaneden gardiyanlara verdiği rüşvet sayesinde kaçabildiği daha sonra ortaya çıktı. Sinaloa Karteli El Chapo'nun yerel kartellerle mücadelesi Tijuana ve Juárez kentlerini kan gölüne çevirerek dünyanın en tehlikeli şehirleri haline getirdi. Ülkenin en güçlü ve en çok cinayet işleyen karteli olan Sinaloa Karteli, ABD sınırındaki uyuşturucu trafiği ve stratejik öneme sahip Tijuana ve Ciudad Juárez gibi şehirlerin kontrolünü elinde bulunduruyor. Meksika'dan ABD'ye illegal yoldan giren uyuşturucunun yaklaşık % 25'i bu kartel tarafından sağlanıyor. 12 Kartelin, Arjantin'den Avustralya'ya kadar kokain ve metamfetamin dağıtım ağına sahip olduğu biliniyor. Uyuşturucuyla mücadele uzmanları Sinaloa Karteli'nin yaklaşık yıllık gelirinin 3 bin milyon dolar olduğunu tahmin ediyor. Polis bir yıl önce yapılan operasyonda Sinaloa Karteli'yle ilişkili 134 ton esrar ve dev bir uyuşturucu laboratuvarı ele geçirmişti. Operasyon 13 Şubat günü Sinaloa Karteli'ne karşı yapılan operasyonda El Chapo'nun kullandığı evlerin izi bulunmuştu. Bu evlerin altında tüneller olduğu ve önceden birçok kez bunları kullanarak kartel üyelerinin kaçtığı da ortaya çıkmıştı. Bu izler doğrultusunda 21 Şubat günü yapılan operasyonda El Chapo ve 13 kişi yakalandı. Yapılan aramalarda 37 adet uzun namlulu silah ve 36 adet tabanca da ele geçirildi. Meksika Cumhuriyet Başsavcısı Jesús Murillo, El Chapo'nun herhangi bir çatışma yaşanmadan bir işbirlikçi yardımıyla yakalandığını ve yapılan operasyonda ABD’nin önemli bir katkısının olduğunu belirtti. Kimi kaynaklar El Chapo'nun yakalanışını ABD Devlet Başkanı Barack Obama'nın Meksika Devlet Başkanı Enrique Peña Nieto'ya bir hediyesi olarak yorumladı. Yakalanışı, uyuşturucu kaçakçılarıyla etkin mücadele sözü veren Devlet Başkanı Enrique Peña Nieto için beklenmedik bir zafer oldu. El Chapo için yürüdüler El Chapo'nun tutuklanmasından sonra Sinaloa Eyaleti'nin Culiacán ve Guamúchil kentlerinde sosyal medya üzerinden ve el bildirileriyle iki eylem organize edildi. Eyleme katılan yaklaşık iki bin kişi ''Sinaloa, El Chapo'ya özgürlük istiyor.'', ‘’El Chapo'ya Özgürlük'' ve ''Joaquín Guzmán hizmet veriyordu, politikacılar gibi soyguncu değildi.'' gibi pankartlar taşıdı. Culiacán Belediye Başkanı Sergio Torres, Milenio TV'ye verdiği röportajda Meksika'da ve dünyada en çok aranan bu kişiye bu kadar sempati duyulmasına şaşırdığını ve yürüyüşe katılanların birçoğunun ne için yürüdüklerini bile bilmediklerini, yürüyüşe katılmaları karşılığında 500 peso aldıklarını söyledi. Şafak Gümüş Kaynak: telesurtv.net 13 14 Arjantin'de Eğitim Krizi Arjantin’de yaklaşık üç hafta önce başlayan öğretim görevlileri grevi sürüyor. Ülkenin birçok bölgesi 2014 eğitim-öğretim dönemine başlayamadı. Buenos Aires Eyaleti’nde 5-6 Mart tarihlerinde 48 saatlik süre için başlatılan grev 3 haftanın ardından 13 eyalete sıçrayarak devam etmekte. Hükümet ile eğitim sendikaları arasındaki ücret anlaşmazlığından kaynaklanan grevden ülke genelinde 3.5 milyon örencinin etkilendiği belirtiliyor. Buenos Aires Eyaleti’nde % 97’lik katılımla rekor seviyeye ulaşan greve ülkenin her yerinden ve pek çok sendikadan destek geliyor. Sendikalar ile hükümet arasındaki zam görüşmelerinde anlaşmazlık sürüyor. Sendikaların % 35’lik zam talebine karşı hükümet iki seferde gerçekleştirilecek %30.9’luk bir artışı öngörüyor. Ülke genelinde 3.5 milyon öğrencinin etkilendiği grevle ilgili Kabine şefi Alberto Pérez uzlaşmanın sağlanması ve derslere başlanması gerektiği yönünde açıklama yaparken kaybedilen derslerin telafisinin birer saatlik uzatmalarla sağlanacağını bildirdi. SUTEBA (Buenos Aires Eğitim İşçileri Sendikası) cephesinden ise sert açıklamalar gelmeye devam ediyor. Talep edilen zammın gerçekleşmemesi durumunda görevlerine dönmeyeceklerini belirten SUTEBA sözcüsü Roberto Baradel, grevin adil ücretlendirmelere ve devlet okullarının altyapısının iyileştirilmesine yönelik gerçekleştirildiğini belirtti. Buenos Aires’ten sonra krizin en yoğun yaşandığı yer olarak Chubut Eyaleti gösteriliyor. Birçok eyalette de yerel hükümetler ile sendikalar arasında görüşmeler sürüyor. Deniz Karaevli Kaynak: clarin.com eldia.com.ar infobae.com 15 Latin Amerika Liderleri Küba'da José Martí Yürüyüşüne Katıldı Geleneksel olarak her yıl 27 Ocak'ta Küba'nın ulusal kahramanı José Martí onuruna yapılan meşaleli gençlik yürüyüşüne bu yıl birçok devlet başkanı katıldı. Havana Üniversitesi'nden Küba’nın yerel saatine göre saat 22.30'da başlayan yürüyüş, 1959 Küba Devrimi öncesinde iktidarda olan Fulgencio Batista rejimiyle Kübalı gençler arasındaki çatışmalara sahne olan San Lazaro Sokağı’na kadar devam etti. Küba'nın başkenti Havana'da 27 Ocak'ta başlayan 33 ülkenin devlet başkanı ve temsilcisinin katıldığı Latin Amerika ve Karayip Devletleri Topluluğu'nun zirvesine katılmak için Havana'da bulunan Venezuela Devlet Başkanı Nicolás Maduro, Bolivya Devlet Başkanı Evo Morales, Nikaragua Devlet Başkanı Daniel Ortega ve Uruguay Devlet Başkanı José Mujica da 27 Ocak akşamı düzenlenen geleneksel meşaleli gençlik yürüyüşüne katıldı. Meşaleli yürüyüş sonunda Nicolás Maduro ''Biz iki kardeş ülkeyiz ve birlikte yeni bir tarih yazıyoruz. Bu yolu terk etmemek için güçlü ve azimli olmalıyız.'' dedi. Kübalı gençlerin devrime ve liderlerine olan bağlılığını göstermesi açısından büyük bir öneme sahip olan meşaleli yürüyüşe bu yıl da büyük bir katılım oldu. Yürüyüş boyunca Simón Bolívar, Hugo Chavez, Fidel Castro ve Küba Komünist Partisi adına sloganlar atıldı. Meşaleli yürüyüş ilk kez Fulgencio Batista diktatörlüğü altında üniversiteli öğrenciler tarafından, 1895'te İspanyollara karşı bağımsızlık savaşını başlatan Küba'nın ulusal kahramanı José Martí'nin 100. yaş dönümü olan 1953'te gerçekleştirildi. Bu yürüyüşten 6 ay sonra Fidel Castro ve yoldaşları tarafından Moncada askeri kışlasına bir baskın gerçekleştirildi. Baskın başarısız oldu fakat 1959 Devrimi'ne giden yol için büyük bir öneme sahip oldu. Şafak Gümüş Kaynak: telesur.com 16 Küba Açlığa Karşı Verdiği Mücadelede Örnek Oluyor Küba Devlet Başkan Yardımcısı Miguel Díaz-Canel Bermúdez, Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) tarafından bölgede açlığa karşı verdiği etkin mücadeleden dolayı verilen tasdik belgesini aldı. Miguel Díaz-Canel Bermúdez yaptığı açılamada Küba'nın çocukların yetersiz beslendiği bir coğrafyada bunu ortadan kaldıran çok az ülkeden biri olduklarını vurguladı. Küba, Latin Amerika ve Karayipler'de açlığı ortadan kaldırmış sekiz ülkeden biridir. FAO Bölge Temsilcisi Raúl Benítez'e göre Küba deneyimi sadece bölge ülkeleri için değil diğer dünya ülkeleri için de açlığı halkın kararlılıkla yok edilebileceğinin bir örneğidir. 2010 yılı FAO verilerine göre Latin Amerika’da 50 milyona yakın insan yeteri kadar beslenemiyor. Guatemala, El Salvador, Honduras ve Nikaragua bu oranın yüksek olduğu ülkeler arasında geçiyor. Bu ülkeler arasında olan Nikaragua buna karşı verdiği mücadelede büyük yol kat etti ve Birleşmiş Milletler Dünya Gıda Zirvesi'nde başarılarından dolayı tebrik edildi. Küba'da Çocuk Felcine Karşı Aşı Kampanyası Başlıyor Küba, 53. Ulusal Çocuk Felci Aşı Kampanyası’nı başlattı. Çocuk felci omurilikteki kasların kasılmasına neden olup sinir hücrelerine zarar veren bulaşıcı bir enfeksiyon olarak bilinmektedir. Bu hastalık 1962 yılında ülke için bir tehdit olmaktan çıkmıştır. 30 gün içerisinde doğmuş ve 3 yaş altındaki 383 bin 671 bebeğe vurulacak olan aşı enjeksiyon yoluyla değil zayıflatılmış virüsle ağızdan damla şeklinde uygulanmaktadır. İki doz olarak uygulanacak aşının birinci dozu 7-13 Mart tarihleri arasında ikinci dozu da 19-25 Nisan tarihleri arasında uygulanacaktır. Küba Halk Sağlığı Bakanlığı'ndan yapılan açıklamaya göre Kübalılara bugüne kadar 83 milyon doz aşı uygulandı. Latin Amerika'da çocuk felcinin tehlikeli boyutlara ulaşmasını ilk engelleyen ülke olan Küba'da salgın hastalıklara karşı kullanılan 11 aşıdan 8'i yerli üretimdir. Şafak Gümüş Kaynak: cubadebate.co 17 Brezilya Göçmenlik Yasasını Değiştiriyor Brezilya, ekonomik büyüme planları doğrultusunda vasıflı iş gücünü artırmak için göçmenlik yasasında değişikliğe gidiyor. Stratejik İşler Başkanlığı'nın sekreteri Marcelo Neri, birçok alanda profesyonel elemana ihtiyaç duyduklarını söyleyerek yabancı mühendisleri, doktorları ve teknoloji sektöründe çalışanları ülkelerinde hizmet etmeye teşvik etmek için göçmenlik yasasında kolaylaştırıcı değişikliklerin hazırlandığını açıkladı. Marcelo Neri, uzun bir zamandır yabancıların girişinin kolaylaştırılmasını sağlayacak programlar üzerinde çalıştıklarını söyledi; fakat bu programların ne zaman hazır olacağına dair kesin bir bilgi vermedi. Benzer bir çalışma da doktor eksikliğini gidermek için yabancı doktorlara yönelik daha fazla doktor anlamına gelen ''Más Médicos'' programıydı. Bu programla birlikte ülkeye 400'ü Kübalı olan 2 bine yakın doktor geçtiğimiz yıl gelmişti. Bu sayının nisan ayında 10 bine çıkması bekleniyor. Daha önce de 2012 yılında kalifiye iş gücüne yönelik bir adım atılmıştı ve Brezilya'daki firmalara ülke dışından 80 bin kalifiye eleman başvuruda bulunmuştu. En son Kasım 2013'de açıklanan verilerine göre Brezilya'da işsizlik oranı %4.6. Genellikle Brezilya'nın Peru'yla sınırı olan Acre bölgesine illegal yollarla giren göçmenler bir süreburada kaldıktan sonra gerekli belgeleri düzenliyor ve ülkenin farklı bölgelerine iş gücü olarak gidiyorlar. Fakat son zamanlarda Peru sınırından yasal olmayan yollarla ülkeye giriş yapan Haitililerin yoğunluğu üzerine Brezilya bu sınırı geçici olarak kapattı. Şafak Gümüş Kaynak: eluniversal.com 18 İki Bin Kübalı Doktor Brezilya'ya Gidiyor Brezilya Sağlık Bakanı Alexandre Padilha, iki bin Kübalı doktorun daha ülkede sağlık problemlerini çözmeye yönelik başlayan programa katılacağını duyurdu. Brezilya Devlet Başkanı Dilma Rousseff sağlık alanında yaptığı atılımla ülkedeki doktor sıkıntısını çözmeye çalışıyor. Çarşamba gününden itibaren Brezilya'ya gelmeye başlayacak olan Kübalı doktorlar, sağlık alanında ülkenin en kötü durumunda bulunan bölgelerinde göreve başlayacak. Doktorlar üç hafta sürecek olan bir programa alınacak. Bu program sayesinde doktorlar ülkedeki çalışma koşularını ve Brezilyalıların en fazla çektiği sağlık sorunları hakkında bilgi sahibi olacak. Bu yeni doktorlarla birlikte, Küba ve diğer Latin Amerika ülkelerinden gelip Brezilya'da hizmet veren sağlık alanındaki profesyonellerin sayısı 9 bin 500'e çıkacak. 2013 yılının sonlarına doğru, Brezilya Sağlık Bakanlığı ülkenin en çok ihtiyaç duyduğu beş bölgede üç bin Kübalı doktorun, daha fazla doktor anlamına gelen "Más Médicos" programıyla hizmet etmeye başlayacağını duyurmuştu. Brezilya Devlet Başkanı Rousseff Dilma, Latin Amerika ve Karayip Devletleri Topluluğu'nun ikinci zirvesi için Küba'ya gitti. 27 Ocak'ta meslektaşı Raul Castro ile Havana'nın 45 kilometre batısndaki Mariel Limanı'nın ilk bölümünün açılışına katıldı. Latin Amerika ve Karayipler için önemi büyük olan bu proje ekonomik olarak Brezilya tarafından destekleniyor. Bu projeyle birlikte Küba bölgede konteyner terminaline sahip olacak. Şafak Gümüş Kaynak: telesurtv.net 19 Şili'de Dini Tatil Günlerinde Yapılan Sınav Tartışması Yargıtay, dini tatil gününde sınav yaptığı gerekçesiyle San Sebastian Üniversitesi’ne açılan davayı geri çevirdi. Öğrenciler üniversite tarafından mağdur edildikleri söylemiyle mahkemeye başvurmuşlardı. 2013 yılının Ekim ayında üçüncü sınıfta okuyan iki diş hekimliği bölümü öğrencisinin, (7.gün Adventist Kilisesi tarafından) dini tatil olarak kabul gören cumartesi günlerine sınav koyulması üzerine açtığı dava, konuyu yeniden ele alan Santiago Temyiz Mahkemesi tarafından geri çevrildi. Bu sonuca göre; öğrencilerin, üniversitenin keyfi bir şekilde sınav ve test uygulaması gerçekleştirdiği iddiası reddedildi. Ayrıca üniversitenin akademik anlamda veya ders dışında herhangi bir aktiviteyi, zorunlu katılımı şart koşarak dahi; cumartesi, pazar ve festival günleri de olmak üzere haftanın her gününde düzenleyebileceğini belirtti. Ege Uygar Gezgin Kaynak: latercera.com Eski Peru Devlet Başkanı Alberto Fujimori Felç Geçirdi Görevi sırasında ölüm mangalarına yetki verdiği gerekçesiyle 25 yıllık hapis cezasına çarptırılan ve 2007 yılından beri hapishanede bulunan Eski Peru Devlet Başkanı Alberto Fujimori,14 Mart sabahı felç geçirdi. Hastanede tedavi altına alınan Fujimori iki gün sonra taburcu edildi. Fujimori,2000 yılında Peru İstihbarat Teşkilatı tarafından ülkenin siyasetçileri ve iş adamlarına rüşvet verirken çekilen görüntülerinin ardından istifa etmişti ve Japonya’ya yerleşmişti. Sürgün hayatı yaşadığı Japonya’dan tekrar siyasete dönmek için yaptığı başarısız bir girişimin ardından Şili’de gözaltına alınarak Peru’ya iade edilmişti. Bengi Kıraçoğlu Kaynak: elperuano.com.pe 20 Paraguay Marihuananın Yasallaştırılmasını Kabul Etmedi ''Marihuananın yasallaştırılmasından yana değilim. Bu uyuşturucu kullanımındaki ilk adım.Benim için hala narkotik bir olay.'' diyerek görüşlerini belirten Paraguay Devlet Başkanı Horacio Cartes, esrarın yasallaştırılmasına uyuşturucu kullanımında artışa sebep olabileceğinden dolayı karşı çıktı. Başkent Asuncion'da katıldığı bir tören sonrasında ''Gençlik yıllarımda esrar yüzünden ortaokul arkadaşlarımın acı çekmelerine ve ölmelerine tanıklık ettim.'' diyerek konuya dair net tavrını gösterdi. Önceden de eski liberal milletvekili Elvis Balbuena marihuananın yasallaştırılması için bir yasa tasarısı sunmuştu fakat girişimi başarılı olamamıştı ve rafa kaldırılmıştı. Fakat Uruguay Devlet Başkanı Jose Mujica'nın da marihuana üretimini ve pazarlanmasını yasallaştırması bu tartışmayı ülkede tekrar başlatmış oldu. Bazı milletvekilleri de bu yasayla uyuşturucu kaçakçılarının elde ettiği gelirin önüne geçilebileceğini düşünüyor.Fakat Cartes, esrarın yasallaşmasıyla uyuşturucu kaçakçılığının engellenemeyeceğini bunun bir ütopya olduğuna inandığını ve Paraguay hukuk sisteminin buna izin vermeye uygun olmadığını ekledi. 2013 yılında Paraguay Ulusal Uyuşturucuyla Mücadele Sekreterliği (SENAD) yaptığı operasyonda 460 bin kilo esrar ve 3 bin 317 kilo kokain ele geçirmişti. Bu operasyonla birlikte 265 kişi tutuklanmıştı. SENAD Başkanı Luis Rojas'a göre Uruguay Meksika'dan sonra Latin Amerika'da ikinci büyük marihuana üreticisi durumunda ve yaklaşık 15 bin hektar alanda yasadışı bitkiler yetiştiriliyor. Şafak Gümüş Kaynak: lanacion.com.py 21 Arjantin Marihuanayı Yasallaştırıyor mu? Arjantin Güvenlik Bakanı Sergio Berni, marihuananın üretiminin ve ticaretinin suç kapsamından çıkarılmasını destekledi. Berni’ye göre marihuananın tüketiminin yasallaştırılması, bu maddenin tüketimi ile ilgili suçlardan yargılan kişilerin yargı üzerinde yarattığı yükü azaltacak. Arjantin’de uyuşturucu ticaretine karşı mücadelenin sorumlu ismi, polis takibiyle uyuşturucunun satış ve tüketiminin engellenmesinin imkansız olduğunu belirtiyor. Uyuşturucu trafiğine bağlı şiddetin son yıllarda arttığını kabul eden Berni, Arjantin’de uyuşturucu üretildiği iddiasını “İklimsel ve coğrafi koşulların el vermemesi” gerekçesine dayanarak yalanladı. Kabine başkanı Jorge Capitanich; “Arjantin uyuşturucu üreten bir ülke değildir” demeci ile Berni ile aynı yönde açıklamalar yaptı. Buna karşın Cristina Fernández Kirschner Hükümeti Arjantin’de uyuşturucu üretildiğini doğruladı. Savunma Bakanı Agustín Rossi Arjantin’in geçmişte transit ve tüketici konumunda olan ülkelerden biri olduğunu, şimdi ise üretim sürecine dahil olmasıyla durumun giderek vahimleştiğini açıklarken; tüm çabanın suç istihbaratına odaklanması gerektiğini savundu. Arjantin’in, marihuana tüketiminin bir süredir yasal olduğu ancak üretiminin ve satışının yeni yapılan düzenlemeyle yasallaştırıldığı komşusu Uruguay’ı örnek alıp almayacağı merak konusu. Deniz Karaevli Kaynak: sociedad.elpais.com elobservador.com.uy 22 Bolivya'da Kadın Cinayetine 30 Yıl Hapis Cezası Verildi Bolivya'da 18 yaşındaki bir gence 17 yaşındaki kız arkadaşını öldürmesi suçundan 30 yıl hapis cezası verildi. Geçen yılın sonunda başlayan yargılama geçtiğimiz günlerde sona erdi.Bolivya'nın Sucre şehrinde gerçekleşen cinayetin görüldüğü davada suçluya 9 ay önce kadına karşı şiddetin önüne geçilmesi adına çıkarılan yasa bağlamında 30 yıl hapis cezası verildi. Davanın başsavcısı Ramiro José Guerrero Peñaranda yaptığı açıklamada 25 Haziran 2013'te 17 yaşındaki genç kızın başına sert bir cisimle darbe aldıktan sonra bilinci yerinde yokken boğularak öldürüldüğünün sonra da gömüldüğünün otopsi raporuyla ortaya çıktığını söyledi. Peñaranda yeterli kanıtların elde edildiği için cezanın hiçbir af olmadan kadına karşı şiddetle mücadeleye yönelik 9 ay önce yürürlüğe giren 348 nolu yasa bağlamında verildiğini ve bu cezanın toplumsal yarara hizmet edeceğini düşündüğünü söyledi. Daha önce de Kasım 2013'te aynı şehirde bir başka kadın cinayeti yaşanmıştı. 36 yaşındaki bir erkek, eşini 4 yaşındaki oğlunun önünde dört kez bıçaklayarak öldürmüştü. Bolivya'daki Kadın Bilgilendirme ve Geliştirme Merkezi, sadece Ocak ve Ekim 2013 tarihleri arasında toplam seksen dokuz kadın cinayeti işlendiği ve önceki yıla göre %10 artan cinayetlerin kırkının başkent La Paz'da gerçekleştiğini açıkladı. Bolivya Devlet Başkanı Evo Morales'in onayladığı Kadın Yaşamını Koruma adlı 348 nolu yasa koruma, bakım, eğitim ve caydırıcı cezalar gibi unsurlarla kadın yaşamını garanti altına almayı öngörüyor. Yasa kadın cinayetlerine de 30 yıl hapis cezası vermeyi gerektiriyor. 2009-2013 yılları arasında ülkede 403 kadın cinayeti yaşanmıştı. Şafak Gümüş Kaynak:bolpress.com 23 Guatemala'da Mayaların Lideri Öldürüldü Guatemalalı yerli lider Juan Tuyuc, dün ülkenin doğusunda kimliği belirlenemeyen kişiler tarafından öldürüldü. Yerli Haklarını Gözetme Merkezi Başkanı Mario Itzep, Juan Tuyuc'un ateşli silahla vurulduğu ve bütün vücudunda darbe izleri bulunduğunu açıkladı. Onun gibi bir aktivist olan kardeşi Rosalina Tuyuc, Nikkyo Niwano tarafından insan haklarını korumaya yönelik kurulmuş olan vakıftan 2012 yılında Niwano Barış Ödülü'nü almıştı. Rosalina Tuyuc, kardeşinin büyük bir azimle yerli halklar için mücadele ettiği ve onun ölümünün bu mücadele ruhunu devam ettireceğini söyledi. Bu, ülkede yaşanan ilk siyasi cinayet değil sadece geçtiğimiz yıl dört gazeteci daha bu saldırıların hedefi olmuştu. ABD destekli generallerin 1954 yılında hükümete darbe yapmasından 6 yıl sonra sol güçler diktatörlüğe karşı silahlı mücadele başlattı ve 36 yıl süren iç savaş başladı. Bu süre boyunca büyük çoğunluğunu yerli Maya halkının oluşturduğu 200 binden fazla insan hayatını kaybetti. Juan Tuyuc, bu savaş boyunca kimliğini saklamak için ''Leo'' ve ''Peter'' isimlerini kullanarak ''Yoksulların Gerilla Ordusu'' adlı örgütte komutanlık yaptı ve hayatı boyunca yerli topluluklarının gelişmesini sağlayacak projelerde yer aldı. Suikast haberi üzerine yerliler ülkede sokağa çıkarak katillerin bulunmasını ve cezalandırılmasını talep etti. Juan Tuyuc'un cenazesi gömüleceği San Juan Comalapa, Chimaltenango'ya götürüldü. Şafak Gümüş Kaynak: telesurtv.net Meksika'da Tahnuato Belediye Başkanı Öldürüldü Michoacan Eyaletinde bulunan Tanhuato Belediyesi Başkanı Gustavo Garibay 22 Mart sabahı evinden çıkarken öldürüldü. 20.000 nüfuslu bölgede Gustavo Garibay'a 2012 yılında bir suikast yapılmıştı. Belediye başkanının yaralanmasıyla sonuçlanmıştı. Cinayeti yürüten Eyalet başsavcısı olay yerinde iki mermi kovanıyla çeşitli mermiler bulunduğunu açıkladı. Michoacan yasal olarak ciddi anlamda bir kriz içerisinde olan Michoacan Eyaleti. Yaklaşık bir yıldır 'autodefensas' olarak bilinen sivil gruplar yıllardır bölgede büyük güce sahip 'Los Caballeros Templarios' karteline karşı koymak için silahlandı. Bu mafya tarafından yaratılan problemlerden biri kamu mallarını kullanmak için belediyelere yaptıkları baskıdır. Michocanlı belediye başkanları federal hükümetin gönderdiği paranın yüzde 10'unu 'Los Templarios' a verdikleri konusunda suçlanmaktadırlar. Ezgi Gültekin Kaynak: elpais.com 24 Arjantin Dolar Müdahalesini Bıraktı Arjantin vatandaşları yeni düzenlemeyle birikimlerini dolar olarak değerlendirebilecekler. Geçtiğimiz Ocak ayında Arjantin Hükümeti’nin dolar alımı ile ilgili yasada esnetme kararı alması ile Arjantin vatandaşlarının birikimlerini dolar olarak yapabilmesi mümkünleşti. Düzenlemeye göre ülke vatandaşları yıllık kazançlarıyla orantılı olarak dolar satın alabilecekler. Buna ek olarak, Amerikan Doları satın alımında uygulanan %35’lik verginin de %20’ye düşürüleceği bildirildi. Ülkede döviz alım-satım kontrollerinin başladığı 2011 yılından itibaren yatırım amaçlı dolar alımı yasaklanmıştı. Arjantin parasının Ocak ayı içersinde %15’lik değer kaybı ve geçtiğimiz yıl dolar karşısındaki %19’luk devalüasyonu üzerine alınan düzenleme tedbiri geçtiğimiz haftalarda Arjantin Hükümeti tarafından açıklandı. Bu sayede doların peso karşısındaki yükselişinin önüne geçilmesi hedefleniyor. Bulltick Sermaye Piyasası Araştırma Başkanı Alberto Bernal’a göre; “Bu önlem Arjantin’in milli parasının değerini koruyabilmesinin hiçbir yolu olmadığını anladığını gösteriyor. Vatandaşların dolar olarak birikim yapabilmelerini mümkün kılma kararı, ekonominin normalleşmesine katkıda bulunacak”. Bernal, Arjantin’de olduğu gibi Venezuela’da da halkın kendi parasına duyduğu güvensizliğin, dolar alımında umutsuzluk yarattığını belirtti. Reuters Haber Ajansı’nın haberine göre Peronist başkan Cristina Fernández, bu önlemin Arjantin Peso’sunun ‘denge’ olarak kabul edilen seviyelere düşmesi sebebiyle alındığını belirtti. Muhalefet sözcülerine göre ise bu strateji değişikliği, ekonomi departmanının politikalarının ‘döviz krizi’ karşısındaki istikrarsızlığını göstermekte. Muhalif milletvekili Óscar Aguad’a göre yasadaki bu esnetme kararını ölümcül bir hastalığın aspirinle tedavi edilmeye çalışılmasına benzemekte. Buenos Aires’in muhafazakar belediye başkanı Mauricio Macri de kararı “Halk bugün fiyatını bilemediği için ne bir çamaşır makinası ne bir buzdolabı satın alabiliyor” sözleriyle eleştirdi. Kaynak: peru21.pe eltiempo.com Deniz Karaevli Arjantin Son On Yılın En Yüksek Devalüasyonunu Yaşıyor Ocak ayında, Arjantin piyasası 2001 yılı ekonomik krizinden beri yaşamış olduğu en yüksek devalüasyonla karşı karşıya kaldı. 20 Ocak gününe 6,84’lük döviz kuruyla uyanan Arjantin piyasası, hafta boyunca 8,5 pesoyu gördü. Cristina Fernández de Kirchner Hükümeti Kabine Başkanı Jorge Capitanich pesonun düşüşünü, serbest piyasa koşullarında şekillenen arz-talep dengesinin bir sonucu olarak yorumladı. Capitanich’e göre “Devalüasyon devlet tarafından gerçekleştirilmedi.” Ani düşüşün ardından Merkez Bankası, uzun zamandır yürütmüş olduğu politikanın aksine dolar alım-satımına müdahale etmeme kararı aldı. Uzmanlara göre durum 2001 krizinde olduğu kadar kritik değil ancak tarımdan gayrimenkule kadar pek çok sektörün döviz kurlarına bağlı olduğu ülkede, Arjantin Pesosu’nun ani düşüşü dikkatle izleniyor. Döviz kurlarının yükselmesi yerli ithalatçıların ürünlerinin fiyatlarını %30’a kadar yükseltmesine sebebiyet verebilir. Resmi kaynaklar tarafından %10 civarında seyrettiği açıklanan enflasyon oranı, gerçekçi olmaması sebebiyle eleştirilere maruz kalıyor. Yetkililere göre durum, 2001 krizinden itibaren girilen borçsuzlaştırma sürecinin doğal bir sonucu. Son yıllarda alınan önlemler ani bir düşüşü önleme ve iç tüketimi arttırmaya odaklanmıştı. Merkez bankasının müdahalesiyle dolar 23 Ocak gününü 7,5 Peso’dan kapattı. Deniz Karaevli Kaynak:bbc.co.uk Peru'da Mineral Fiyatları Düşüyor The Economist dergisinin haberine göre, mineral fiyatlarının düşmesi Peru için risk teşkil ediyor. Latin Amerika ve Karayipler Bölgesi İstihbarat Yöneticisi Irene Mia’nın tahminlerine göre, önümüzdeki 5 yıl içinde Peru ekonomisi yılda yaklaşık %6 oranında artacak. Diğer projelerden ayrı olarak, madencilik projelerinin devreye girmesinin bu ilerlemeyi sağlamlaştıracağını aktardı. Mia’ya göre Latin Amerika pazarındaki en hızlı gelişen bölge Peru olmasına rağmen gelecekte risk faktörü olabilecek çeşitli zayıflıkların çözümlenmesi gerekiyor. Bunların en önemlisinin hammadde ihtiyacı olduğunu da sözlerine ekleyen yönetici, sürdürülebilirlik açısından bu sorunların çözümlenmesi gerektiğini aktardı. Kaynak: peru21.pe Bengi Kıraçoğlu 25 26 ABD, Şili Vatandaşlarına Vizeyi Kaldırıyor Şili, Iquique'de 6.2 Büyüklüğünde Deprem Oldu Kuzey Amerika Dışişleri Bakanlığı, Şili’nin Vize Muhafiyet Programı kapsamına dahil olacağını duyurdu.Üst düzey diplomatik kaynaklara göre katılım 1 Mayıs tarihinden önce gerçekleşecek. Ülkenin kuzeyinde meydana gelen şiddetli depremin ardından İçişleri Müsteşarı Mahmud Aleuy’dan ülkenin alarma geçtiği açıklaması geldi. Yapılan görüşmeler sonucu, Şili vatandaşlarının ABD ziyaretlerini vizesiz gerçekleştirebilmesini sağlayacak olan Vize Muhafiyet Programı’na katılımı netleştirildi. En geç 1 Mayıs’a kadar programın yürürlüğe girmesi bekleniyor. Aleuy, bölgede yaşayan vatandaşların deprem karşısında takındıkları tavrın tam anlamıyla bir örnek teşkil ettiğini ve son yıllarda gerçekleşen olaylarda alınması gereken sorumlulukları yeterince yerine getirdiklerini vurguladı. Böylece programda aktif bir şekilde fayda sağlayan tek Latin Amerika ülkesi Şili olacak. Anlaşma dahilinde; elektronik pasaport geçişi, azılı suçluların ve teröristlerin iki ülke arası iadesi işbirliği sağlayacak olan maddeler de mevcut. Programdan yararlanabilmek için yeni elektronik pasaportlara sahip olmak ve seyahatten en geç 72 saat önce internet üzerinden seyahatin gerçekleşeceğini bildiren talep formunu doldurmak yeterli olacak. Deniz ulaşımı içinse herhangi bir belgeye ihtiyaç olmadığını, elektronik sistem prosedürünün yalnızca hava yolları tercihinde uygulanacağı belirtildi. Ayrıca tüm acil durum ekiplerinin, alarm çağrısı yapıldıktan sonra 10 dakika sonra bölgeye ulaştıklarını ve tüm protokollerin eksiksiz ve sorunsuz gerçekleştiğini sözlerine ekledi. Bayındırlık Bakanlığından ise Iqique ve Tocopilla’da çöküntüler yaşandığı ancak ciddi bir durum olmadığı bilgisi geldi. Tsunami tehlikesi de bölgeyi tedirgin ederken, meydana gelen dalgaların büyüklüklerinin 50 cm’yi geçmediği kayıtlara geçen bilgiler arasında. Sel yaşanan bölgelerde ise 100 bin kişi yaşadığı bölgeyi terk etti. Ege Uygar Gezgin Kaynak: latercera.com 27 Ayoreo Yerlilerinin Son Yaşam Alanı Yok Edilmek Üzere Maryland Üniversitesi'nin yaptığı bir araştırma Brezilyalı şirketlerin kullanımına alan açmak için Paraguay'daki Chaco Ormanı'nın büyük bir tahribe uğratıldığını ortaya çıkardı. Paraguay Çevre Bakanlığı'nın UNESCO'ya rağmen Yaguarete Porá S.A. ve Carlos Casado S.A. adlı Brezilyalı şirketlere bu bölgenin kullanıma dair ruhsat çıkarması Ayoreo yerlilerinin son yaşam alanlarından birine sahiplik eden Chaco Ormanı'nın yok edilmesinin önünü açmış oldu. Ayoreo yerlilerinin bir bölümünün modern dünyayla bir iletişimi bulunmamaktadır. Yıllardır süren orman kıyımları onları göç etmeye zorluyor. Uzmanlar, Chaco ormanında kurulan çiftliklerle yerlilerin herhangi bir karşılaşması durumunda hastalıklara karşı bağışıklıkları olmaması nedeniye Ayoreoların soylarının tükenmesine yol açabileceği konusunda uyardı. Brezilyalı şirketlerin projeleri Ayoreo Totobiegosode yerlilerinin atalarından kalma geleneksel toprakları kapsıyor. 1969'da kurulan, yerli haklarını korumaya yönelik kampanyalar yürüten Survival Internacional organizasyonunun yöneticisi olan Stephen Corry ‘’Ağaç kesim oranının en yüksek olduğu Chaco Ormanı sonsuza kadar kalmayacak ve onunla birlikte ülkenin modern dünyadan uzak tek kabilesi de yok edilecek. Hükümetin, Brezilyalı şirketleri Paraguay halkının mirasını daha fazla yok etmeden önce durdurmalıdır.'' dedi. Paraguay'da kullandığı 78 bin hektar alan Ayoreoların yaşadığı bölgeye çok yakın bulunmaktadır. Şirket aldığı son ruhsatla bu alanı genişletmeyi planlanıyor. Bolivya ve Paraguay’da yaşamakta olan Ayoreoların nüfusu yaklaşık beş bin olarak tahmin edilmektedir. Ayoreolar birçok alt gruplardan oluşmaktadır. Paraguay'daki alt grupları Garagiosodeler, Guidaisgosodeler ve Totobiegosodeler'dir. Bunlardan modern toplumla iletişimi olmayanları Totobiegosodeler. Totobiegosodeler küçük topluluklar halinde yaşıyorlar. Avcılık ve toplayıcılığın yanında kabak, fasulye ve limon gibi ürünler yetiştiriyorlar. Dört veya beş aile bir arada, ağaç dalları ve çamurdan yaptıkları evlerde yaşıyorlar. Paraguay anayasasına göre yerlilerin yıllardır yaşadıklar bu toprakların mülkiyet hakkı onlara aittir. Fakat güçlü toprak sahipleri ve şirketler yerlilerin yaşam alanlarını yıllardır gasp etmeye devam ediyor.. Önceki yıllara ait terk edilmiş bir Ayoreo evinin fotoğrafları: Şafak Gümüş Kaynak : nanduti.com.py survivalinternational.org 28 29 Ekvador Devlet Başkanı Doğa Tahribine İzin Vermiyor Amazonlardaki yerlilerin yaşadığı, dünyanın biyoçeşitlilik açısından en zengin bölgelerinden biri olan Yasuni doğa parkından petrol çıkarılmaması için çeşitli aktivist örgütler uzun zamandır mücadele ediyor. Bu örgütler hükümetin Amazonları koruma alanında yaptığı atılıma destek vermek için birleşti. Eylül 2007’de Devlet Başkanı Rafael Correa Yasuni’de henüz keşfedilmemiş petrol rezervleri olduğunu açıklamıştı. Fakat Başkan Correa doğaya verdiği zarardan dolayı, Yasuni’den petrol çıkarma girişimini sonlandırmıştı. Amerikan çok uluslu enerji şirketi Chevron’a Amazonları kirlettiği gerekçesiyle dava açılmış ve yüklü bir para cezası verilmişti. ABD’de mahkemesi, Chevron’a verilen cezanın sahte delillerle alındığını gerekçe göstererek gereksiz olduğunu iddia etsede Ekvador mahkemesi geçtiğimiz yıl sonunda şirkete rekor miktarda ceza kesmişti. Başkan Correa karardan memnun olduğunu söylerken şirket bu kararın uygulanamaz olduğunu söylemişti. Peru Sahillerinde Yunus Ölümleri Yaşanıyor Peru'nun kuzeyindeki Pasifik Okyanusu sahillerinde geçen ay 400'den fazla yunus ölü bulundu.Ölümlere, denizdeki biyotoksinlerin, sismik testlerin veya bilinmeyen bir hastalığın neden olabileceği belirtildi. Cayeto Heredia Üniversitesi Deniz Biyolojisi Bölümü Başkanı ise ölümlere genellikle çevre kirliliğinin sebep olduğunu ifade ederek, yunusların toksinle dolu balıkları yemesi veya plastik torba gibi atıkları yutmasının ölüme yol açmış olabileceğini söyledi. Bengi Kıraçoğlu Kaynak: peru21.pe elciudadano.gob.ec 30 Kolombiya'nın Magdalena Nehri'nde Yeni Balık Türü Bulundu Kolombiya Ulusal Üniversitesi araştırmacıları tarafından Kolombiya'nın en büyük nehri olan Magdalena Nehri'nde yeni bir balık türü bulundu. Farlowella adını verdikleri balık türü yaklaşık 4 inç boyutlarında olup birçok türün yok oluşuna tanık olan yerel uzmanları çok şaşırttı. Farlowella, genellikle ucuz süs balığı olarak kullanılan ''Corroncho" veya "Cucha" balıklarıyla aynı aileden geliyor. Kolombiya Ulusal Üniversitesi öğrencisi ve araştırma ekibinin üyesi olan Gustavo Ballen bu balık türünün genellikle deniz bitkilerinin içinde yaşadığını ve kayalarda büyüyen yosunları yiyerek beslendiğini ortaya koyulmuştur. Şu anda, araştırmacılar benzer türler bulmak ve bunların dağılımı üzerindeki insan etkisini anlamak için ülkenin merkezinde bulunan "Orta Magdalena" bölgesine odaklanmaktadır. Berkay Kahraman Kaynak: colombiareports.co 31 Son İnka İmparatoru Atahualpa'nın Mezarının İzi Bulundu Ekvador ormanlarında son İnka İmparatoru Atahualpa'nın mezarının ve hazinesinin içinde olabileceği bir yapı bulundu. 25 Temmuz 1533'te Peru'nun kuzeyinde bulunan Cajamarca'da öldürülen Atahualpa'nın cesedi birkaç gün sonra gömülü olduğu kiliseden kayboldu ve efsaneye göre Atahualpa'nın cesedi ona sadık yerliler tarafından kaçırılarak gömüldü. Anlatılanlar 500 yıl boyunca defineciler için heyecan verici bir konu oldu. Bir grup arkeolog ve İnka tarihi araştırmacısı, son İnka İmparatoru Atahualpa'nın mezarının ve hazinesinin nerede olabileceğine dair güçlü bulgular elde ettiklerini açıkladılar. Bu araştırma grubunda yer alan Benoit Duverneuil '' İspanyollar tarafından öldürülen, Atahualpa'nın mezarı bir gizem olmuştur. Bu bulgular arkeolojik keşiflerin en önemlilerinden biri olabilir.'' diyerek bu araştırmanın önemini vurguladı ve İnka İmparatoru'nun mezarının keşfinin Mısır firavunu Tutankamon'nun mumyasının yıllar önceki keşfine eş değer bir etki yaratacağını söyledi. Fakat bunu ne Cajamarca'da ne Kusko'da ne Machu Picchu'da ne de Peru'nun farklı bir bölgesinde buldular. Lahit mezar bulguları And Dağları'nın Ekvador'a uzanan kısmında bulunan koruma altındaki Llanganantes Milli Parkı'nda 60 derecelik bir açıyla döşenmiş taş duvarlı 80 metre yükseklikte bir yapıda bulundu. Araştırmacılar buranın farklı odaları ve mezarları kapsayan bir yapı olduğunu düşünüyor. Bu bölge coğrafi olarak Baños de Agua Santa şehrine 20 kilometre uzaklıkta bulunuyor. Buraya ulaşmak bataklıkların bulunduğu dağlık ormandan 8 saat yürüyerek mümkün oluyor. Bu bölgede önceden de İnkaların törenlerinde kullandığı eşyaları bulunmuştu. Tarihçilere göre İspanyollar tarafından 1533'de öldürülen son İnka İmparatoru Atahualpa, özgürlüğü karşılığında İspanyollara bir oda dolusu paha biçilemez değerli eşyaların bulunduğu bir odanın verileceğinin sözünü vermişti. Araştırmacılar, İmparator Atahualpa'nın İspanyol işgalcilerine vermeyi düşündüğü değerli eşyalardan oluşan gizli hazinenin de burada olduğunu düşünüyor. Şafak Gümüş Kaynak: abc.es cubadebate.cu 32 Kolombiya, Cinsiyet Eşitliği Araştırmasında 35. Sırada Yer Alıyor Dünya Ekonomik Forumu’na göre Kolombiya,136 ülke arasında yapılan cinsiyet eşitliği araştırmasında 35. sırada yer aldı. Günümüz kadınları kazanmaya çalıştıkları eşitlik yolu kolay olmamasına rağmen, toplumda hak ettikleri konumlarda yer almayı başardı. Dünya rakamlarından farklı olarak Kolombiya'da çok daha hızlı bir sekilde ilerleme kaydedildi. Amaç kadın veya erkek herkesin toplumda eşit haklara sahip olmasıdır. Ülke yönetiminde her 10 kişiden 8'i erkek 2'si kadından oluşturulmaktadır. Ayrıca dünya ekonomi liderlerinin yüzde 60'ını erkekler, yüzde 40'ını kadınlar oluşturmaktadır. Kadın erkek arasındaki farklar söz konusu olduğunda dikkate alınması gereken durumlardan biri de ekonomik durum ve gelişmişliktir. Cinsiyet eşitliği bir devletin zenginliğiyle alakalı değildir. Aksine hükümetlerin tamamlanmış politikaları ve ekonomik yetkilerine bağlıdır. Kadın erkek eşitliği açığını azaltan ülkeler İzlanda, Finlanda,İsveç, Norveç gibi refah seviyesi yüksek ülkelerdir. Berkay Kahraman Kaynak: elcolombiano.com 33 Rio Karnavalı 2014 Dünya’nın en renkli karnavalına ev sahipliği yapan Brezilya Rio Karnavalı’nı bu sene de Rio de Janerio’da büyük bir coşkuyla kutladı. Ülkenin 1823 yılında kazandığı bağımsızlığını ve Rio de Janerio’nun başkent oluşunu kutlamak amacıyla gelenekselleştirilen karnaval her sene, Hristiyan inancında kutsal addedilen Paskalya Bayramı’ndan önce yapılır. Bu sene 28 Şubat'ta başlayan karnavalı izlemek isteyen binlerce turist Brezilya’ya akın etti. Yaklaşık bir milyon turistin izlediği belirlenen karnaval renkli görüntülere sahne oldu. Karnavalın ülke turizmine ve ekonomisine katkısı oldukça fazla. Karnavalın açılışı ülkenin seçkin samba okullarının geçit töreniyle yapıldı.Sambacıların yürüyüşü karnavalın en önemli ve en büyük etkinliklerinden biri olma özelliğini taşıyor.Samba okulları, öğrencilerini tüm yıl boyunca karnaval için hazırlıyor ve bu nedenle karnaval, okullar için hem bir gösteri hem de bir yarışma anlamı taşıyor.Rengarenk kostümler ve çeşitli samba koreografileriyle jüri üyeleri okulların performansını değerlendirip birinciyi karnavalın sonunda belirliyor. Geçit töreninin yanı sıra Rio de Janerio, 492 sokak partisine de ev sahipliği yaptı.Beş gün süren karnaval esnasında meydana gelebilecek felaketlerin önlenmesi amacıyla geçtiğimiz yıllara nazaran sayıları artırılan 50 bin polis ile 250 bin güvenlik görevlisi sokaklarda hazır bulunduruldu. Karnaval sonunda jüri üyelerince birinciliğe layık görülen samba okulu Unidos da Tijuca oldu. Yasemin Şarklı Kaynak: telegraph.co.uk 34 2014 Dakar Rallisi’nde 3 Ölüm 5 Ocak tarihinde Arjantin-Rosario’da start alan 35. Dakar Rallisi 9300 kilometrelik etabın katedilmesinin ardından 18 Ocak günü Şili’nin Valparaíso şehrinde son buldu. Arjantin-Şili-Bolivya rotasında bu yıl altıncı kez düzenlenen Dakar Rallisi’nde Belçikalı motosikletçi Eric Palante, Arjantinli araç sürücüsü Daniel Eduardo D'Ambrosio ve Arjantinli spor dergisi muhabiri Agustín Ignacio Mina hayatını kaybetti. Motosiklet, otomobil, ATV ve kamyon olmak üzere 4 farklı kategoride düzenlenen rallide bugüne kadar hayatını yitirenlerin sayısı 63’e yükseldi. İspanyol pilotlar Nani Roma (Mini) ve Marc Coma (KTM) ile Şilili pilot Ignacio Casale’nin (Yamaha) şampiyonluğa yükseldiği ralli pek çok zorlu etaba sahne oldu. Uzun yıllardır Paris-Dakar arasında düzenlenen etkinlik 2009 yılında terör kaygıları sebebiyle anavatanı Afrika’dan çıkıp Güney Amerika’ya taşınmıştı. Deniz Karaevli Kaynak:rivadavia.com.ar latercera.com elcomercio.com 35 Arjantin: Darbe Anıları Sinema Haftası Arjantin Ulusal İnsan Hakları Örgütü Sekreterliği ve Görsel Sanatlar Enstitüsü işbirliği ile düzenlenen “Anılarla Sinema Haftası” etkinliği 1976 Jorge Rafael Videla askeri darbesinin 38. yıldönümü sebebiyle, 24-26 Mart tarihleri arasında tüm Arjantin’i kapsayan gösterimlerle gerçekleştirildi. İnsan hakları ve darbe temalı 30 filmin gösterileceği etkinliğe katılımın yoğun olması bekleniyor. Arjantin politik sinemasının önde gelen yönetmenlerinden Jorge Cedrón’un diktatörlük döneminde çekilmiş ve yurtdışında saklanarak korunmuş filmi ‘El Tigre’nin restorasyonunu gerçekleştiren ve kendisi gibi yönetmen olan kızı Lucía Cedrón’un katılımı öne çıkan gelişmeler arasında. Ulusal İnsan Hakları Örgütü Sekreterliği Arjantin’in ‘bir daha asla’ geri dönmemeyi umduğu o karanlık yılları anarken ülkenin demokrasi, adalet ve eşitlik yolunda emin adımlara ilerlediğini belirtti. Sekreterlikten yapılan açıklama; “Arjantin demokrasiye geri dönüş yolunda kesintisiz 30 yıllık bir ilerleme sağladı. Arjantin halkı demokrasiyi güçlendirme yolunda suçluların cezalandırılması için kesin bir kararlılıkla önemli adımlar attı” şeklinde oldu. Deniz Karaevli Kaynak: telam.com.ar prensa.argentina.ar Gabriel García Márquez'in 87. Yaşı Kutlandı Kolombiyalı yazar Gabriel Garcia Márquez 87. doğum gününü Mexico City'deki evinde kutladı. Kısa bir süreliğine evinin kapısına çıkan Márquez sabahtan beri kendisini görmeyi bekleyen gazetecileri selamladı. Mart ayında tekrar rahatsızlanıp hastaneye kaldırılan ünlü yazarın tedaviye cevap verdiği öğrenildi. Márquez'in gazetecilere kapsını açtığı anlar: Berkay Kahraman Kaynak: eltiempo.com 36 Ünlü Flamenk Gitarist Paco De Lucia Hayata Veda Etti 66 yaşındaki Flamenko şarkıcısı Paco de Lucía Meksika’nın Cancún şehrinde oğluyla futbol oynarken kendini kötü hissedip gittiği bir hastanede geçirdiği kalp kriziyle hayatını kaybetti. Ünlü şarkıcı jazz ve klasik müzik ritimlerini flamenkoya kazandırmıştır. Niño Ricardo ve Sabicas gibi önemli Flamenko sanatçılarını kendine örnek almış ve birçok başarı elde etmiştir. 1992’de Merito de Bellas Artes altın madalya, 2004 Flamenko dalında en iyi albüm, 2002 Müzik Ödülleri Töreninde onur ödüllerinin de sahibidir. 21 Aralık 1947 tarihinde Francisco Sánchez Gómez adıyla bir Kadiz köyünde dünyaya geldi. Gitarla ilk tanışması 7 yaşında oldu. Portekizli annesinden(Lucía Gómez) dolayı Endülüs’te de olduğu gibi Paco de Lucía ismiyle tanındı. 12 yaşındayken vokalde kardeşi Pepe ile birlikte ‘Los Chiquitos’ düetini yaptı. 1961’de bu düetle Jerez yarışmasında başarı elde etti. 1960 yılında dansçı José Greco ve grubuyla anlaştı. Böylece Amerika ve dünyanın birçok yerine açılma fırsatı yakaladı. Müziklerinden esinlendiği Sabicas ve Mario Escudero gibi ünlü sanatçılarla tanıştı. 60ların ortalarında kardeşleri Pepe de Lucía ve Ramón de Algeciras’ın vokalde oldukları ‘La Fabulosa Guitarra de Paco de Lucía’(1967) ve ‘Fantasia Flamenca’(1969) albümlerini yayımladı. 1981’de ‘Sextato’ grubunu kurdu. Meksika'nın Sevilen Yazarı José Emilio Pacheco Öldü Meksikalı yazar José Emilio Pacheco 27 Ocak tarihinde Meksico City'de hayata veda etti. Kızı Laura Emiliana Pacheco babasının son saatlerinde huzur ve barış içinde olduğunu söyledi. José Pacheco 2010 yılında İspanya'da en iyi Latin Amerikalı şair olarak Cervantes ödülünü aldı. José Emilio Pacheco Meksika'da bir mütevazi modeliydi. Az görünürdü ama her zaman Meksika edebiyatının en önemli figürüydü. Şiirlerinden biri olan 'Alta Traición' kendi ülkesini ve Meksikalıların kendi iç dünyalarında yaşadıkları tutarsız duyguları anlamak için bir rehber niteliğindedir. Kaynak: cronica.com.mx elpais.com Ezgi Gültekin 37 Gazeteci - Yazar Silvia D. Mercado ile Röportaj Arjantin’de 2013 Yılının En Tartışmalı Kitaplarından ‘El Inventor del Peronismo’nun Yazarı Silvia D. Mercado İle Deniz Karaevli'nin yaptığı röportaj Geçtiğimiz yıl Arjantin’de en çok tartışılan kitaplar arasında gazeteci ve yazar Silvia D. Mercado’nun, Arjantin siyasi tarihi ‘peronist dönemi’ üzerine kaleme aldığı eseri ‘Peronizmin Yaratıcısı’ (El Inventor Del Peronismo) öne çıkıyor. Juan Domingo Perón, geçtiğimiz yüzyıla damgasını vurmuş olan, Latin Amerika ‘üçüncü yol’ hükümet önderleri arasında yer alıyor. Halkçı söylemleri ve sosyal politikaları ile geniş kitleler tarafından benimsenen Juan Domingo Perón; siyasi hayata atıldığı 1946 yılından bugüne Arjantin siyasetindeki en tartışmalı konulardan biri olmayı sürdürüyor. İşçi hakları, ulusal sanayi yatırımları ve devletleştirmeler gibi temel faaliyet alanlarıyla; kendi deyişiyle ‘ulusal adaleti sağlamak’ amacında olan Perón, sağ ve sol arasındaki kutuplaşma ortamında bir alternatif olarak öne çıkmıştı. Peronistler tarafından sosyal politikaları ve kamu yatırımları sebebiyle büyük destek gören Perón; antiperonistler tarafından devletin kamu alanlarına müdahalesi ve medya araçları üzerindeki denetimi nedeniyle faşist bir lider olarak tanımlanmıştır. Silvia D. Mercado ‘Peronizmin Yaratıcısı’ kitabında Perón’un iletişim politikaları üzerine geniş bir inceleme sunuyor. Mercado tarafından peronizm, sosyal politikalardan ziyade, iletişim araçlarının gücü ile yaratılmış bir mit olarak yorumlanıyor. Kitapta dönemin Enformasyon ve Basın Bölümü Sekreteri Raúl Apold, peronizmin ardındaki en önemli isim olarak öne çıkıyor. Yazar günümüz peronist Kirchner Hükümeti ile dönemin Perón Hükümeti arasında medya politikaları açısından bağlantılar kuruyor. Soğuk Savaş Döneminde propaganda araçları kutuplaşmanın her iki aktörü tarafından da profesyonel şekilde kullanıldı. Peki ‘üçüncü yol’ ideolojisinin bir yansıması olan peronizm tarafından iletişim araçları üzerindeki denetim ve ideoloji propagandası nasıl gerçekleştirildi? Üçüncü yol, (Arjantin’de ideolojik bir alternatif olarak tanındığı doğrudur) Soğuk Savaş Dönemi’nde bir seçim yapmak istemeyişin ve güçsüz olan yerel milliyetçiliğin desteklenmesinin bir sonucu olarak ortaya çıkmıştır. Dünya Savaşları döneminde Arjantin tarafsızlık geleneğini korumuştur; ancak Juan Domingo Perón seçimleri kazandığı 1946 yılından itibaren özellikle komşu ülkeler üzerinde egemenlik söylemine dayanan bir politika izlemiştir. Perón, iktidarını güçlendirmek için hem yurtiçine yönelik hem de uluslararası alanda saldırgan bir iletişim politikası gerçekleştirmiştir. Perón’un seçimler için aday gösterilmesinden itibaren, iletişim araçları peronist kesim tarafından satın alınmaya başlanmıştır.Önce zayıf iletişim araçlarından başlanmış, seçimler kazanıldıktan sonra ise ülkedeki tüm radyolar satın alınmıştır. Perón, ikinci kez başkan seçilmesinin önünü açacak olan anayasa değişikliğini gerçekleştirdikten ve güçlendikten sonra; sahibi tarafından satılmak istenmeyen Latin Amerika’nın en yüksek tirajlı gazetesi ‘La Prensa’ya el koymuştur. Sahiplerinin elinde kalan diğer gazeteler ise sansüre maruz kalmıştır. Devlet, film yapımcılarını da etkisi altına almıştır. Gerçekte oyuncular, gazeteciler, yönetmenler, teknikerler ya da iletişim sektöründe çalışan kişiler, peronist olduklarını ifade etmedikleri sürece iş bulamıyorlardı. 38 Yayınlananlar üzerindeki baskı çok sıkıydı ve 1946-1955 arası dönemden geriye sadece Perón’un Orwell’ci çizgideki resmi bildirileri kalmıştır. Yurtdışına baktığımızda ise bu süreçte, İletişim ve Basın Müsteşarlığı tarafından bildiriler dağıtılıyor ve Arjantin Büyükelçilikleri tarafından gazeteler ve gazeteciler satın alınıyordu. Peronizm Arjantin için tartışmalı bir konu. Gerçekte Perón’un siyasetinde kamu hizmetleri ve sosyal politika, iletişim araçlarının denetiminden daha az bir öneme mi sahipti? Peronizm miti iletişim araçları tarafından mı yaratıldı? Benim tezim bu yönde. Perón’dan önce de sonra da sosyal politika ve kamu hizmeti gerçekleştiren hükümetler oldu; ancak hiçbirisi Perón’un iletişim araçları üzerinde oluşturduğu dönüşümü gerçekleştiremedi. Bu tezimin çok tartışmalı olduğunu biliyorum; ancak ‘Peronizmin Yaratıcısı’ kitabımda peronizmi, Arjantin tarihindeki diğer hareketlerden farklılaştıranın ‘iletişim politikası’ olduğunu vurguluyorum. Arjantin halkının genel kanısı, Perón’u Perón yapanın sosyal politikalar olduğu yönünde. Ancak peronizm, öyküsü olmadan bir hiçtir ve o yıllarda oluşturulan öykü gerçekliğin ne olduğunu anlamamızı önlüyor. Arjantin halkının tüm nesilleri olarak, peronist olalım ya da olmayalım, gerçekten çok güçlü olan ve Arjantinli kimliğinin temellerini oluşturan öykülere maruz kaldık. Raúl Apold’un peronizm için önemi nedir? Kitabımda, peronizmin Enformasyon ve Basın Bölümü Sekreteri Raúl Alejandro Juan Apold’un kişiliğini ve profesyonel hayatını detaylarıyla anlatıyorum. Apold, peronizm öyküsünün yaratılmasındaki en önemli şahıslardan. Bana göre Apold olmadan peronizm hikayesi oluşturulamazdı. Benim sözlerimle Apold, peronizmin en iyi saklanmış sırrıdır. Bu sebepten ötürü çalışmamı gerçekleştirirken, Apold’un biyografisiyle ilgili en temel noktalar olan doğum yeri, doğum tarihi, Perón’a nasıl ulaştığı, nerede ve nasıl öldüğü konularında bilgi edinmekte çok büyük zorluklarla karşılaştım. Bunda Apold’un kendi izini kaybettirmek istemesi gibi, peronistlerin onu bir daha hatırlamamak üzerine unutmak istemelerinin de payı vardır. İsmi dahi karanlık bir geçmiş hatırlatır, Perón’un en karanlık gölgesidir. Deniz Karaevli 39 40 LAMER’den Film Gösterimleri: ''Esto Huele Mal''- ''Miranda Regresa'' Latin Amerika Çalışmaları Araştırma ve Uygulama Merkezi ve Kolombiya Büyükelçiliği işbirliğiyle, 12 Mart 2014 tarihinde, Kolombiyalı yazar Fernando Quiroz’un romanından uyarlanan Jorge Alí Triana tarafından yönetilen ‘’Esto Huele Mal’’ adlı filmin gösterimi gerçekleştirildi. Açılış konuşması Kolombiya Büyükelçiliği Kültür Ateşesi Alejandra Jurada tarafından yapılan filmin konusu şöyle: ‘’Filmde Ricardo Caicedo adlı mutlu bir aile hayatı olan bir işadamının öyküsü anlatılıyor. Eşi Elena kendini kocasına adamış bir kadındır. Ancak Ricardo’nun Manuela adında bir kadınla gizli bir ilişkisi de vardır. Ricardo iş toplantısı nedeniyle bir gece kulübüne gideceğini eşine söyler fakat metresinin evine gider. Bu sırada kulübe terörist bir saldırı olur ve yalanı ortaya çıkmak üzeredir. Ricardo yalanın ortaya çıkmasını engellemek için üstünü başını parçalar yaralanmış gibi gösterir. Bu sırada bilmeden küçük bir kızın hayatını kurtarmasıyla bir kahraman haline gelir.’’ Film gösterimi, İspanyolca olarak oynanan bir tabu oyunuyla eğlenceli bir şekilde son buldu. 28 Mart 1750 yılında Venezuela'nın şuanki başkenti Karakas'ta doğup 1816 yılında İspanya'nın Cadiz kentindeki La Carraca zindanında hayatını kaybeden, Latin Amerika'nın bağımsızlığı yolunda ilk kıvılcımı yakan General Francisco Miranda'nın hayatını konu alan 2007 yılı yapımı ''Miranda Regresa'' adlı film 19 Mart Çarşamba günü Latin Amerika Araştırma ve Uygulama Merkezi'nde gösterildi. BİZİM AMERİKAMIZ GENEL YAYIN YÖNETMENİ Prof. Dr. Mehmet Necati Kutlu EDİTÖR Prof.Dr. İsmail Özer EDİTÖR YARDIMCILARI Öznur Seçkin Melike Yazıcı TASARIM Şafak Gümüş YAYINA HAZIRLAYANLAR Şafak Gümüş Ege Uygar Gezgin Berkay Kahraman Yasemin Şarklı Deniz Karaevli Ezgi Gültekin Bengi Kıraçoğlu latinamerika.ankara.edu.tr
Benzer belgeler
Aralık 2015 - Latin Amerika Çalışmaları Araştırma ve Uygulama
çok sayıda mühimmata el konulurken 15.821 paket marihuana ve 301 kilo kokain ele geçirildi.
Bölgenin genelinde yoğun güvenlik önlemleri alınırken, yeni yıl kutlamaları sırasında
vatandaşların güven...