Devrim Otomobillerinin Öyküsünü indirmek için
Transkript
Devrim Otomobillerinin Öyküsünü indirmek için
B‹RAZDAN, SAYFALARINI HEYECANLA ÇEV‹REREK B‹R SOLUKTA OKUYACA⁄INIZ ÖYKÜ, TÜRK‹YE SANAY‹ TAR‹H‹N‹N ÇOK ÖNEML‹ B‹R YAPITAfiINI OLUfiTURAN, Katk›lar›ndan dolay› Çankaya Belediyesi'ne ve Ankara Ticaret Odas›'na teflekkür ederiz. "Buras› Çankaya" DEVR‹M OTOMOB‹LLER‹N‹N ÖYKÜSÜ. Devrim otomobilleriyle ilgili, geçmiflte kulaktan dolma duydu¤um söylemler kafamda hep soru iflaretleri b›rakm›flt›: Daha toplu i¤ne bile üretilemiyorken; tasar›m›yla, motoruyla, kaportas›yla, fren sistemleriyle, tamam›yla TÜRK MALI bir otomobil yap›lm›flt›, ne olmufltu da bu proje iptal edilmifl ve tarihin tozlu sayfalar›na gömülmüfltü? Hangi 盤›rtkanlar; kimler ad›na, hangi ç›karlarla o günlerin bu inan›lmaz projesini engellemifllerdi? Sadece benzini bitti diye, Türkiye’nin sanayideki gelece¤ini flekillendirecek böyle bir proje, nas›l bir anda ortadan kald›r›labiliyordu? Derken, uzun y›llard›r akl›m›n bir köflesinde as›l› kalan bu sorular›n bir ölçüde yan›tlanabilece¤i bir yay›na rastlad›m: TMMOB’nin 50. y›l program› çerçevesinde bas›lan "Mühendislik mimarl›k öyküleri-1” kitab› genel kurulda biz delegelere da¤›t›ld›. Mühendislik baflar›lar›n› öykülefltiren bu kitapta "Devrim Otomobilleri" öyküleri de yer al›yordu. Bu öykülerden kitaba al›nan, Ayd›n Engin’in Cumhuriyet Gazetesi’nde 28 A¤ustos 1994 günü bafllayan ve dört gün süren "Devrim Direniyor - Bir Meydan Okuman›n Öyküsü" bafll›kl› yaz›s›, detaylar› ve çok yönlü de¤erlendirmeleriyle dikkatimi çekti ve beni çok etkiledi. 23 Türk mühendisinin 129 günlük insanüstü gayretiyle ortaya ç›kan 3 prototipin öyküsü, içimde k›zg›nl›kla birarada müthifl bir heyecan dalgas› da yaratt› ve gözlerim dolu dolu oldu. Devrim otomobilleri; Türk mühendisinin ve Türk halk›n›n kabu¤unu k›rma, dünya ile entegre olma projesiydi bana göre. T›pk› onuncu y›l marfl›n›n yaflatt›¤› coflkuydu Devrim’in yaratt›¤›. Bu öykü bir özgüven öyküsüydü; itilmiflli¤e, sömürüye, yok say›lmaya karfl› duruflun öyküsü. Emperyalizmin tüm araçlar›yla, en a¤›r bask›larla üzerimize geldi¤i günlerde bir hayk›r›flt›, bir isyand›. Devrim, Tünelin ucundaki ›fl›kt›. Ne yaz›k... söndürüldü... 4 DEVR‹MOTOMOB‹LLER‹ Ayd›n Engin Devrim’in öyküsünün bir yerinde flöyle diyordu; (Biz, 1961 Türkiyesi'nde 23 inançl› adam›n öyküsünü anlatmak istiyoruz. "Bir yerli otomobil yap›n›z" emrini, emrin ötesinde bir meydan okuma, ülkenin bir güç gösterisi olarak kavrayan 23 yüksek mühendisin, 23 "Demiryolcu"nun öyküsünü... Almanya'da, ‹sviçre'de, Amerika 'da e¤itim görmüfl ve "iyi" de¤il, "çok iyi" yetiflmifl; köfleyi kolayca dönebilecekken, kollanmak isteyen Türkiye'nin sanayileflme savafl›m›na omuz vermeyi ye¤lemifl 23 mühendisin 129 gününü anlatmak istiyoruz, insanlar›n "repo" kuyruklar›nda bekleflti¤i, banka faizlerinden söz edip döviz kurlar› üstüne sohbet etti¤i bugünün Türkiyesi'nde böylesi öykülere ekmek kadar, su kadar gereksinim oldu¤u kan›s›nday›z). Bu öyküyü okuduktan sonra kendi kendime "birfleyler yapmal›" dedim ve Eskiflehir’de bulunan, o zamanlar CER atelyesi denilen, bugünkü ismiyle Türkiye Lokomotif ve Motor Sanayi A.fi.’nin (TÜLOMSAfi) hangar›nda (üretildi¤i yerde) bulunan tek kalm›fl Devrim otomobilini ANKARA’ya getirmeye; bilen, bilmeyen insanlar›m›za, yafll›s›yla, genciyle, çocu¤uyla herkese göstermeye, Devrim otomobili gerçe¤ini gün ›fl›¤›na ç›karmaya karar verdim. ‹lk olarak Yürütme Kurulu Üyesi oldu¤um Türk Mühendisler Birli¤i Derne¤i (TMBD) Yönetim Kurulu’na konuyu açt›m. (Bu projede özellikle birlikte çal›flt›¤›m›z yönetim kurulu üyesi arkadafllar›mdan Say›n Erol Akkaya ve Say›n Levent Özdefl'e, de¤erli zamanlar›n› ay›rd›klar› için çok teflekkür ediyorum.) Yönetim Kurulu üyelerimizin tamam› heyecan›m› paylaflt›lar ve bu projenin yaflama geçirilmesi için dü¤meye basmaya karar verdik. ‹lk yap›lmas› gereken, arac›n ANKARA’ya getirilebilmesi için izin almakt›; ‹zin için giriflimlerde bulundum. Bu konuda bana müthifl yard›mlarda bulunan Ziraat Mühendisi dostum say›n Ercan Akp›nar’a, Eskiflehirli ifladam› dostum say›n Mustafa Sakall›o¤lu’na, Eskiflehir Odunpazar› Belediye Baflkan Yard›mc›s› ve ‹MO fiube Baflkan› Say›n Erman Gölet’e, ayr›ca Ulaflt›rma Bakan›m›z Say›n Binali Y›ld›r›m’a, Bakanl›k Müflaviri Say›n Hasan ‹pek’e, TCDD Genel Müdür vekili Say›n Talat Ayd›n’a, Özel Kalem Müdürü Say›n Muhsin Y›lmaz’a ve Teftifl Kurulu Baflkan› Say›n Mustafa Çavuflo¤lu’na, TÜLOMSAfi Fabrikas› Yönetim Kurulu Baflkan› ve Genel Müdür Vekili Say›n Hayri Avc›’ya ve Halkla ‹liflkiler Müdürü Say›n Semiha Ünal’a özellikle sonsuz teflekkürlerimi iletiyorum. Devrim’in Eskiflehir'den TÜLOMSAfi fabrikas›ndan al›n›p getirilmesi ve sergilendikten sonra geri götürülmesi büyük riskler tafl›yordu: Herfleyi en ince ayr›nt›s›na kadar planlad›k. Her türlü riske ve ayr›ca trafik risklerine karfl› arac› büyük bir rakamla sigortalad›k. Bu konuda bizden yard›mlar›n› esirgemeyen Bilsigorta A.fi. Genel Müdürü Say›n Vedat Özer’e, Genel Müdür Yard›mc›s› Say›n Cevdet Ayd›n’a, Finans Sigorta A.fi. Bölge Müdürü Say›n Recep Çetintemel’e inançl› çabalar›ndan dolay› içten teflekkürlerimi sunuyorum. 5 DEVR‹MOTOMOB‹LLER‹ Devrim çok dikkatli bir flekilde tafl›nmal›yd›; Arac›n tafl›nmas› için çok hassas yaklafl›mlarla konuyu ele alan Borusan Lojistik Sat›fl ve Pazarlama Genel Müdür Yard›mc›s› Say›n ‹brahim Dölen’e ve Ankara Bölge Müdürü dostum Say›n O¤uz Alt›nparmak’a ayr› ayr› teflekkür ediyorum. Devrim’e yak›fl›r bir sunufl zemini haz›rlanmal›yd›; Devrim’in sergilenece¤i platformu ve sergi kompozisyonunu haz›rlamam›zda bize yard›mc› olan Otokoç fiube Müdürü Say›n ‹nan Ekici’ye desteklerinden ötürü teflekkürlerimi bildiriyorum. Teknik haz›rl›klar›n bu flekilde tamamlanmas›n›n ard›ndan baflka birtak›m incelikleri de düflünmemiz gerekiyordu, Devrim’in belgeseli de bu projenin bir parças› olmal›yd›; Bu düflüncelerle Devrim otomobillerinin görsel doküman›n› araflt›rmaya koyulduk. Bu noktada bize yard›mc› olan Say›n Can Dündar’a, "Devrim Eskiflehir" belgeselini edinmemize yard›mc› olan Anadolu Üniversitesi ‹letiflim Fakültesi Dekan› Say›n Ali At›f Bir’e ve yine Say›n Mustafa Sakall›o¤lu’na çok çok teflekkürlerimi sunuyorum. Bu hikayeyi kal›c› hale getirip yay›nlamak ve da¤›tmak da baflka bir incelik olacakt›; Devrim otomobillerinin hikayesini Cumhuriyet Gazetesi’nde yaz› dizisi halinde yay›nlayan ve bizim bu hikayeyi yeniden basarak, kitapç›k halinde da¤›tmam›za izin veren Say›n Ayd›n Engin’e, hem bu güzel baflar› öyküsünü derledi¤i için hem de tüm mütevaz›l›¤›yla bizlere izin verdi¤i için sonsuz teflekkürlerimi iletiyorum. Tüm bu iflleri yapmak için lojistik deste¤e ihtiyac›m›z vard›; Bu yaz›lar›n taraf›m›za ulaflmas›n› jet h›z›yla sa¤layan, iliflkileri kurmam›za yard›mc› olan de¤erli arkadafl›m Say›n Ayflegül Bildirici’ye ve panelle ilgili tüm haz›rl›klarda ola¤anüstü h›zl› ve baflar›l› çal›flmalar› nedeniyle ATO Halkla ‹liflkiler Yetkilisi Say›n Didem Oflaz’a içten teflekkürlerimi sunuyorum. Ve bizi her zaman destekleyen de¤erli büyüklerimiz, dostlar›m›z; Bizlerden hiçbirfleyi esirgemeyen ve her zaman yan›m›zda olan en büyük destekçimiz, Çankaya Belediye Baflkan› Say›n Muzaffer Ery›lmaz’a ve bu projede büyük bir inançla bizi destekleyen ve tüm gücünü arkam›zda hissettiren ATO Baflkan› Say›n Sinan Aygün’e, ayr›ca her zaman yan›m›zda hissetti¤imiz Ziraat Mühendisleri Odas› önceki Genel Baflkanlar›ndan Say›n Sami Do¤an'a, yürekten teflekkürlerimi iletiyorum. K›sacas› "Devrim’in gün ›fl›¤›na ç›kar›lmas›" bir inanç projesi oldu ve güçlü bir sinerji yarat›larak tüm dostlar›m›z›n el uzatmas› sonucu baflar›l› bir flekilde yaflama geçirildi. Tüm mühendis ve mimar meslektafllar›m›za, "içimizdeki güce inanarak Devrim örne¤inde oldu¤u gibi baflar› öyküleri yaflamalar›n›", Türk halk›na da, "teknik kadrolar›m›za inanmalar› ve art›k iyi olana, kendi yarat›c› beyinlerine, bizim inançlar›m›z›n ürünlerine sahip ç›k›lmas› gerekti¤ini hat›rlatarak, geliflmifl ve mutlu bir Türkiye" diliyorum. Sayg›lar›mla BülentGürsoy Devrim Otomobilleri Projesi Koordinatörü TMBD Yürütme Kurulu Üyesi 6 23 ‹NANÇLI ‹NSANIN, 129 GÜNLÜK SERÜVEN‹ SONUCU 1961'DE DO⁄AN VE HALA D‹RENEN B‹R OTOMOB‹L ADI: DEVR‹M Ayd›n Engin Bu yaz› dizisinde, ilk Türk otomobilinin, tümüyle yerli mal› otomobilin öyküsünü anlataca¤›z. Dört buçuk ay bile sürmeyen k›sa bir gebelik döneminin ard›ndan 29 Ekim 1961 günü do¤an ve ayn› gün ölen Devrim otomobilinin öyküsünü. Bu dizi için, Devrim otomobillerinin yap›m›na katk›da bulunmufl 23 kiflilik mühendisler ekibinin, yaflayan tüm üyelerine ulaflmaya çabalad›k. Kimilerinin izini bulduk, ama ulaflmak mümkün olmad›. Kimilerinin izini bile bulamad›k. Ne bir telefon numaras› ne bir adres. Bulabildiklerimizin bir bölümü yaz tatili için ‹stanbul ve Ankara d›fl›ndayd›lar. Bu yüzden Ankara büromuzdan genç arkadafl›m›z Bülent Sar›o¤lu ve Milas muhabirimiz Olcay Akdeniz bize omuz verdiler. Olcay Akdeniz arkadafl›m›z, Didim 'de tatil yapan emekli bir mühendisle konufltuktan sonra yaz›s›na flöyle girdi: "Devrim'in flans› yoktu. Dönemin Ulaflt›rma Bakan› Orhan Mersinli'ye görücüye ç›kt›¤›nda emme manifoldu kapak盤›n›n kapat›lmas› unutulmam›fl olsayd›; Ankara 'da Cemal (Gürsel) Pafla 'ya sunulmaya götürülürken deposuna benzin doldurulsayd›; TBMM önüne giderken "Yolda Shell'e u¤rar benzin al›r›z" denip benzin istasyonuna girifl, çok kalabal›k araç konvoyu ve aceleci polis eskortlar› taraf›ndan engellenmeseydi; Devrim'i yapan mühendisler, Ankara program›n› bilseler ve "Nas›l olsa yaln›zca gösterilecek" diyerek henüz denenmemifl "siyah" Devrim'i Ankara'ya götürmeselerdi; Cemal Pafla'n›n can› o anda "sar›" Devrim yerine "siyah" Devrim'e binmek istemeseydi.. Bütün bunlar olsayd› belki de bugünlerde ülkemizin yollar› Devrim'lerle dolup taflacakt›. Belki flu günlerde Devrimler de önce iflçi ç›karacak, sonra KDV'si düflürülünce yok satacakt›. Ama Devrim'in flans› yoktu!.. 8 DEVR‹MOTOMOB‹LLER‹ "Olcay Akdeniz 'in ifllek Türkçesi, sevimli alayc›l›¤› bir yana, Devrim 'in 1961 Türkiyesi'nde bir flans› olabilir miydi? Galiba hay›r! Bugün Türkiye'de epey büyük bir otomotiv sanayii var. Akarbantlar›ndan her gün yüzlerce otomobil, kamyon, kamyonet, minibüs, otobüs ve traktör "akan" bir otomotiv sanayii. Kurulufl y›llar›nda "montaj sanayii"nden öteye gidemeyen; ama her geçen y›l üretimde yerli parça pay›n› artt›rarak bugün yüzde 80 'lere ulaflan Türk otomotiv sanayii, ülkenin en önemli istihdam alanlar›ndan birini oluflturuyor. Küçük atölyelerden kocaman fabrikalara kadar uzanan "yan sanayii" ile birlikte Türkiye ekonomisinde art›k "vazgeçilmez" bir yeri var. Bugünün gözlükleri ile bak›ld›¤›nda 1961 y›l›nda, 1 milyon 650 bin lira bütçe ile DDY atölyelerinde üretilen üç prototip otomobil (Devrim-1, Devrim-2, Devrim-3) önemsenmeyebilir. A¤›r sanayiye sahip olman›n temel göstergesi olan "yerli motor üretimi" cesur, ama çocuksu bir giriflim olarak de¤erlendirilebilir. Prototip yap›m›n›n kolayl›¤›na karfl›l›k, seri üretimin sorunlar› üstüne hakl› teknik ve ekonomik aç›klamalar s›ralanabilir. Bu dizide bunlar› tart›flacak de¤iliz. Biz, 1961 Türkiyesi'nde 23 inançl› adam›n öyküsünü anlatmak istiyoruz. "Bir yerli otomobil yap›n›z" emrini, emrin ötesinde bir meydan okuma, ülkenin bir güç gösterisi olarak kavrayan 23 yüksek mühendisin, 23 "Demiryolcu"nun öyküsünü... Almanya'da, ‹sviçre'de, Amerika 'da e¤itim görmüfl ve "iyi" de¤il, "çok iyi" yetiflmifl; köfleyi kolayca dönebilecekken, kollanmak isteyen Türkiye'nin sanayileflme savafl›m›na omuz vermeyi ye¤lemifl 23 mühendisin 129 gününü anlatmak istiyoruz, insanlar›n "repo" kuyruklar›nda bekleflti¤i, banka faizlerinden söz edip döviz kurlar› üstüne sohbet etti¤i bugünün Türkiyesi'nde böylesi öykülere ekmek kadar, su kadar gereksinim oldu¤u kan›s›nday›z. Devrim otomobilini 23 inançl› adam yapt›. Devrim dünyay› de¤ifltirmek, onu daha hakl›, daha yaflanas›, daha özgür k›lmaksa e¤er, devrim inançl› adamlar›n ifli; inanc›n› yitirenlerin de¤il. Devrim otomobili küçük bir ütopyayd›. Ütopyas› olmayanlar, ütopyalar›n› yitirenler devrim yapamazlar. Toplu i¤ne bile yap›lamayan bir dönemde bir ülkede motoru dahil herfleyi yerli bir otomobil yapmak için gerekli özgüven ve inanç ile dünyay› de¤ifltirmek onu daha yaflanas› daha özgür k›lmak sömürüsüz bir dünyaya ulaflmak için gerekli özgüven ve inanç aras›nda da¤lar yok. Bir otomobil. Ad›; Devrim Yafl› bizcileyin olanlara bir an›msatma; daha genç kuflaklara ise k›sa bir okuma parças›, 27 May›s 1960’ta iktidara el koyan askeri yönetim 22 Nisan 1961 günü 18 -1959 say›l› ve nedense çift ayl›, "çok gizli" damgas›n› tafl›yan bir Baflbakanl›k yaz›s›n› Ulaflt›rma Bakanl›¤›'na iletti. Bayram tatili bafllamak üzereydi. O yüzden çift ayl›, "çok gizli" damgal› yaz›, bir motosikletli polis memuru taraf›ndan Bakanl›¤a ulaflt›r›lm›flt›. Yaz›da flöyle deniyordu: 9 DEVR‹MOTOMOB‹LLER‹ "Memleketimize has bir binek otomobil motoru imali ve örnek olarak da bir yerli otomobil numunesinin vücut bulmas›n› müteakip, di¤er memleketlerin en iyi evsafdaki otomobilleriyle mukayesesinin yap›larak hatalar›n›n da tespiti suretiyle bu otomobilin zamanla tekamül ettirilmesi mevzuunun ivedilikle tetkiki... "Çetrefil, hatta bozuk Türkçesini bir yana b›rak›rsak bu bir emirdi. Askeri yönetim dönemlerinde ise "emir demiri keser". O yüzden her fleyiyle yerli bir otomobil üretmek gibi bir düfl, bir "endüstriyel macera" tart›fl›lmaks›z›n uygulamaya kondu. O dönemde böylesi bir projeyi gerçeklefltirebilme olana¤› yaln›zca Devlet Demiryollar›'nda vard›. DDY'nin Eskiflehir Cer Atölyesi merkez seçildi. Ankara, Sivas ve Adapazar› DDY fabrikalar› da ayn› proje kapsam›nda görevlendirildi. Bat› kafas› ve Do¤u kafas› 29 Ekim 1961 sabah› motorlar› dahil tümüyle yerli iki otomobil (Devrim-1 ve Devrim-2), kendilerini Eskiflehir'den Ankara'ya tafl›yan özel tren katar›ndan indirildiler. Kalabal›k bir polis eskortuyla TBMM'ye gittiler. Orada Cumhurbaflkan› Cemal Gürsel siyah Devrim-1 otomobiline bindi. Devrim, 200 metre kadar gitti ve durdu. Benzin bitmiflti. Gürsel tarihsel(!) sözünü söyledi: "Bat› kafas› ile otomobil yapt›k Do¤u kafas› ile benzin koymay› unuttuk!" Az ötede bekleyen ikinci Devrim otomobili ça¤r›ld›. O benzin ikmalini yapm›flt›. Gürsel siyah Devrim'den bej Devrim'e geçti ve yola ç›kt›. Cumhuriyet Bayram› töreninin düzenlendi¤i Hipodrom'a Gürsel, Devrim arabas›yla girdi. Devrim daha sonra geçit törenine de kat›ld› ve 4.5 ay süren bu endüstri maceras› bitti. Ertesi günkü gazeteler "Devrim yolda kald›", "Devrim'in benzini bitti", "Devrim yürümedi", "Devrim ancak 200 metre yürüdü" bafll›klar›yla ç›kt›lar. Devrimin defteri dürülmüfltü. Her iki araba da Eskiflehir’e döndüler. Orada unutulmaya ve çürümeye terk edildiler. Unutuldular da… Gazeteci, çocuklu¤unda "Al bir Ford, ol bir lord", "Al bir Doç (Dodge), kalmas›n borç", "Al bir Chrysler, nikah dairesi para ister" gibisinden çocukça tekerlemeler dinledi. Gencecik bir üniversite ö¤rencisi iken uluslararas› petrol tekellerinin ülkeyi nas›l ya¤malad›¤›na iliflkin yay›lar› heyecanla okudu. O günlerde yeni yeni kurulan otomotiv sanayiine, "Bu gerçek a¤›r sanayi de¤il. Ambalaj sanayii bu" diye karfl› ç›kt›. Yürüyüfllere kat›ld›, mitinglerde ba¤›rd›. Tiyatro oyunlar› yazd›, "Motor Fiat, piston Ford, akü EAS, ambalaj Süleymaniye" diye dalgas›n› geçti. Ve gazetelerde "Devrim yürümedi, Devrim yolda kald›" manfletlerini okudu¤u 30 Ekim 1961 sabah› kederlendi. Yenilginin ac›s›n› bölüfltü. Aradan 33 uzun y›l geçti. Bir kaç hafta önce, haz›rlamakta oldu¤u bir baflka yaz› dizisi için Eskiflehir'e, eski ad›yla Cer Atölyesi, yeni ad›yla Türk Lokomotif ve Motor Sanayii, (TÜLOMSAfi)'a yolu düfltü. Türkiye'nin belki de en büyük a¤›r sanayi kuruluflu Eskiflehir Cer Atölyesi'nin hangarlar›nda dolafl›rken, bir köflede, bak›ml›, ama mahzun bir bej otomobil gördü. Plakas›nda "Devrim" yaz›yordu. 10 - Bu, bu, bu... Nedir bu? diye sordu. Ustalar omuz silkti: - Devriiiiim!.. dediler. - Ne yap›yor bu burada? - Hiiiç, dediler. Arada bir, birfley laz›m olunca biniyoruz. - Yani yürüyor mu bu hala? - Elbette. Niye yürümesin? Asl›nda "Yok can›m, deve. 33 y›l geçmifl aradan" demeleri gerekiyordu. Demediler. - Anahtar› nerde bunun? Gene omuz silktiler: - Üstündeee!.. Daha ilk çeviriflte motor ald›. Vitesleri bulamamak araban›n de¤il, sürücünün kusuruydu. Direksiyondan vitesli araba görmeyeli kim bilir kaç y›l olmufltu. Birinci vites bulundu. Tak›ld› ve Devrim yürüdü. Hangar›n kap›lar›n› açt›lar Devrim, gazeteci sürücü ile birlikte Eskiflehir Cer Atölyesi'nin uçsuz bucaks›za benzeyen bahçesine ç›kt›. Bafllad› tur atmaya. Birinci vites, ikinci, sonra geri, bir daha birinci, ikinci, üçüncü... Yürüyor, evet yürüyor, kofluyor Devrim. 33 y›ld›r unutuldu¤u hangar›ndan ç›km›fl, keyifli bir motor gürültüsüyle kofluyor. Biraz (33 y›l kadar biraz) yafllanm›fl. Çal›fl›rken titriyor. Gazetecinin de keyiften, mutluluktan, coflkudan elleri titriyor. Devrimle buruk vedalaflma Turlar bitti, foto¤raflar çekildi. Gazeteci (haydi itiraf etsin) Devrim'i flöyle bir okflad›, 33 y›l öncesinden kalma çekiç izleri tafl›yan kaportaya dostça bir flaplak att›, vedalaflt›. Gazeteye döndü ve daktilosunun bafl›na oturdu. 16 Haziran 1961 günü Devlet Demiryollar›'n›n 23 mühendisi Ankara'da bir araya geldiler. TCDD Genel Müdür Yard›mc›s› Yüksek Mühendis Emin Bozo¤lu toplant›y› açt›. Ulaflt›rma Bakanl›¤›'ndan gelen çift ayl›, "çok gizli" damgal› yaz›y› okudu. Bir binek otomobili, motoru dahil tümüyle yerli bir binek otomobili üretmekle görevlendirilmifllerdi. Toplant›ya kat›lan 23 teknik adam›n yüzünde bir... bir... evet, bir "gülücük" uçufltu. Meydan okuyan, ama giriflecekleri zorlu kavgan›n sonuçlar›ndan ne de olsa ürkenlerin yüzüne konuveren o belli belirsiz, o gergin gülücüklerden biri... Sonra tart›flma bafllad›. Teknik adamlar›n duygular›, coflkular› bir yana ittikleri, meslekten olmayana hiç bir fley anlatmayacak terimlerin çarp›flt›¤› bir tart›flma... Karar: "Biz bunu yapar›z arkadafl!" Y›l 1961'di. Almanya'da Volkswagen fabrikalar›n›n akarband›nda bugünün bilgisayarlar›n›n babas› delikli kart tekni¤i deneniyor; jet uçaklar› sivil havac›l›¤a ad›m at›yor; ABD'de renkli televizyon, siyah beyaz cihazlar› piyasadan kovup at›yor ve Türkiye'ye yerlisi kaliteli olmad›¤› için toplu i¤ne ithal ediliyordu. 11 23 Donkiflot ‹fl bafl›nda Donkiflot, bir kahramand›r. Çürüyen, ülkülerini yitirmifl, de¤erleri afl›nm›fl bir ‹spanya'da c›l›z at›n›n üstünde dimdik duran bu c›l›z adam, dünyay› kötülüklerden ar›nd›rmaya ant içmifltir. Canavarlara sald›r›r. Yan›lm›flt›r. Yel de¤irmenidir onlar. Olsun insan yan›l›r. Kahramanlar insand›r. Donkiflot dürüst ve tutkuludur. Evet, epey beceriksizdir, örne¤in köfleyi dönemez. Repo kuyruklar›nda sarsak bir budala gibidir. Paras›n›n hesab›n› bilmez mark al›p dolar satmay›, borsada oynamay› beceremez. Hisse senetlerinin ne ifle yarad›¤›n› duymam›flt›r bile. O tutkuludur. Dünyay› kötülüklerden ar›tma ülküsüne tutkuyla ba¤lanm›flt›r. Daha iyi, daha yaflan›las› bir dünya için canavarlara sald›rmaktan ne korkar, ne geri kal›r, ne ayak sürür... 129 gün kald› ‹lk toplant›dan üç gün sonra, 19 Haziran 1961 günü TCDD'nin Eskiflehir Cer Atölyesi'nde, toplu i¤ne ithal eden Türkiye'nin 23 mühendisi bir araya geldi. Motoru dahil tümüyle yerli bir otomobil yapacaklard›. Otomobili olanlardan, gelirken arabalar›n› da yanlar›nda getirmeleri istenmiflti. Ço¤unun yoktu. Trenle geldiler. Otomobil yapmaya gelen ekipte, bir araban›n direksiyonuna oturmam›fl mühendisler vard›, hatta ço¤unluktayd›. Üretim için Eskiflehir Cer atölyesinde bir hangar haz›rland›. Kullan›m d›fl› kalm›fl dökümhane hangar› önce badana edildi. Sonra zemini kullan›lmayan lokomotiv saclar›yla kapland›. Bir gezer vinç, tezgah niyetine birkaç uzun masa, bir de toplant› masas› yerlefltirildi. Toplant› masas›n›n bitifli¤ine de bir çay oca¤› konuldu. Hangar›n d›fl duvar›na, kap›n›n hemen üstüne kocaman bir tabela çak›lm›flt›: 129 gün kald›. Devrim otomobili 29 Ekim Cumhuriyet Bayram›'na yetifltirilecekti. Eskiflehir Cer Atölyesi'nin yoksul hangar›nda uzun masan›n çevresinde toplanm›fl; tek lükslerinin, tavflan kan› çay›n tad›n› ç›karan mühendisler ilkin ifl bölümü yapt›lar. Yönetici grubu TCDD Genel Müdür Yard›mc›s› Emin Bozo¤lu baflkanl›¤›nda, TCDD Fabrikalar Dairesi Baflkan› Orhan Alp, Cer Dairesi Baflkan› Hakk› Tomsu, Cer Dairesi Baflkan Yard›mc›s› Nurettin Erguvanl›, Eskiflehir DDY Fabrikas› Müdürü Mustafa Ersoy, Adapazar› DDY Fabrikas› Müdürü Celal Taner, Ankara DDY Fabrikas› müdürü Mehmet Nöker oluflturdular. Sonra alt gruplar belirlendi. Styling (stil verme, biçimlendirme) grubunda Nurettin Erguvanl›, Özcan Türer ve yüksek mimar Kemal Elagöz vard›. Motor-flanz›man grubunda Mehmet Nöker, Gültekin Sabuncuo¤lu, Salih Kaya Sa¤›n, Rifat Serdaro¤lu, fiecaattin Sevgen, Kemal Vardar yer ald›lar. Elektrik donan›m›n›n sorumlulu¤unu Hasan Dinçer üstlendi. Karoseri grubu kalabal›kt›. Bu grup Celal Taner, Faruk Akyol, Samim Özgür, Hamdi Tah›ll›o¤lu ve Salih Kaya Sa¤›n’dan olufltu. Süspansiyon ve fren grubunda Hamit ‹fleri, ‹smet Özkan, Mustafa Seyrek görev ald›lar. Döküm ifllerini metalurjist ‹smail S›dal, sat›n alma ve maliyet ifllerini de Yavuz Yücel yüklendiler. 12 DEVR‹MOTOMOB‹LLER‹ Bir otomobil do¤uyor ‹lkin otomobilin temel özellikleri saptand›. Ateflli tart›flmalar oldu. Her biri kendi dal›nda uzman, her biri Berlin, Dresden, Zürich, New York, Detroit üniversitelerinde parlak derecelerle e¤itimlerini tamamlay›p devlet memuru maafl›na talim etmeyi ye¤lemifl Donkiflotlar k›l› k›rk yard›lar. Bilgilerini daha yarat›c› bir alanda kullanman›n tad›n› yaflad›lar, Amerika’y› yeniden keflfetmenin "tuhaf" coflkusunu duydular. Motoru dahil her fleyiyle yerli ilk otomobilin, Devrim'in temel nitelikleri belli olmaya bafllad›: Motor dört zamanl› dört silindirli ve 50-60 beygir gücünde olacakt›. Ön tak›mlar›n süspansiyonlar›nda "Mc Phearson" sistemi kullan›lacak; debriyaj diskli, frenler hidrolik yap›lacakt›. 50 beygir gücündeki motorun dakikada 3600 devir yapmas› öngörülmüfl; 3 ileri 1 geri olmak üzere direksiyondan komuta edilen bir vites düzeni ye¤lenmiflti. ‹lk gün böyle geçti. Cer Atölyesi misafirhanesindeki yataklar›na çekilmeden önce hangar›n kap›s›n›n üstündeki tabelay› de¤ifltirdiler: 128 gün kald›. Ayr›nt›lara dalsak bu yaz› bitmez. Bir örnek yeterli. Otomobilin tavan›, motor kapa¤› (kaput) kap›lar, çamurluklar, bagaj kapa¤›... Bütün bu bölümler sacdan üretiliyor. Ama dümdüz de¤il her biri d›flbükey, otomotivcilerin deyifliyle. "Bunun içinse özel kal›plar ve uygun presler gerek. Karoseri ekibi zaten sorun ç›ksa da çözsek" dercesine h›rsl›. Önce otomobilin bire on ölçe¤inde bir maketi yap›ld›. Bunun ayr›nt›lar› üstünde çal›fl›ld›. Yüksek Makine Mühendisi Nurettin Erguvan anlat›yor: "Daha çizimler s›ras›nda sorun ç›k›yordu. Çiziyoruz bir biçim veriyoruz. Bir bak›yoruz, Aaaa, bu Ford’un bilmem ne modeline benzemifl. At›yoruz çizimi bir yana. Bir tane daha üretiyoruz. Olmad› bu da Opel’i and›rd›. Haydi o da çöpe. Sonunda tümüyle bizim olan bir biçim üretmeyi baflard›k." Böylece araban›n biçiminde (design) mutab›k kal›nd›. Bu kez de bire bir alç› kal›b› yap›ld›. Bundan sonras›n› Yüksek Makine Mühendisi Rifat Serdaro¤lu anlat›yor: "O zamanlar ne o kapasitede büyük preslerimiz vard› ne de pres kal›plar› üretecek zaman. Kal›plar› betondan döktük. Oraya, Eskiflehir fabrikas›n›n bahçesine. Kal›plar›n alt›na, yere hidrolik krikolar yerlefltirdik. Otomobilin taban sac›n› beton kal›b›n üstüne koyup uçlar›ndan yere ba¤lad›k. Sonra da krikolarla yukar› do¤ru iterek, bombeli tavan› elde ettik." Bu ilkel koflullar ve olanaks›zl›klarla bir yerli otomobil üretmeye çabalayan Donkiflotlar›n bafl›, Yüksek Makine Mühendisi Emin Bozo¤lu’ydu. Bozo¤lu, ola¤anüstü enerjisi, flafl›las› örgütleme yetisiyle ekibi ateflliyordu. Bozo¤lu art›k yaflam›yor. 13 TÜNEL‹N UCUNDAK‹ IfiIK 15 DEVR‹MOTOMOB‹LLER‹ Çok yak›n akrabas›, sa¤l›k eski bakanlar›ndan Mete Tan anlat›yor: "Bozo¤lu bir tuhaf, bir güzel, bir deli adamd›. Genelkurmay Genel Sekreterli¤i'ne kadar yükselmifl bir subayd›. Ama askerlik galiba onun en son akla gelen mesle¤iydi. Makine yüksek mühendisiydi. Kimyagerdi. Sosyologdu. Tarihçiydi. Bilime tutkun, teknolojiye vurgundu. Onun inanc› olmasayd› Devrim otomobilinin ne motoru çal›fl›rd›, ne tekeri dönerdi." Devrim otomobilinin salt üretiminde de¤il, ona yönelen sald›r›lar›n gö¤üslenmesinde de bunca y›l b›kmadan savaflan Yüksek Mühendis Salih Kaya Sa¤›n anlat›yor: "Emin Bozo¤lu, yönetim grubunun bafl› olarak bütün bürokratik engelleri cesaretle aflarak; görevin çok yanl›l›¤› ve ivedili¤i nedeniyle büyük gerilim alt›nda çal›flan yirmiyi aflk›n mühendisin kiflisel sorunlar›n› bile çözüp, gönül rahatl›¤› ile çal›flmalar›n› sa¤layarak Devrim projesinin baflar›lmas›nda da birinci derecede rol oynad›." Arkadafllar› aras›nda ad› neredeyse efsaneleflmifl Emin Bozo¤lu'nu bu kez de Rifat Serdaro¤lu'ndan dinliyoruz: "Bence bugün Türkiye'de otomotiv sektörünün babas› Cemal (Gürsel) Pafla ise, amcas› da Emin Bozo¤lu'dur. Bizi flevkle çal›flt›rmas›n› bilen bir yöneticiydi. O kadar ki onun saçt›¤› coflku ile otomobili Cumhuriyet Bayram›'na yetifltirebilmek için son haftalarda günde 3-4 saat uyku ile yetinir olduk. Geceleri yatak yüzü görmedik. Ne iflçiler ne ustalar ne biz mühendisler... Hangardaki uzun masalar›n üstüne k›vr›l›r, birkaç saat uyurduk. Rüyam›zda da ya çal›flan bir motor ya yürüyen bir otomobil görürdük. Yüksek Makine Mühendisi fiecaattin Sevgen, motor flanz›man grubundan bir baflka Donkiflot. Ekim ay› gelmifl çatm›fl, gün de¤il saat say›l›r hale gelinmifltir. Sevgen, uykusuzluktan k›zarm›fl gözleriyle "zaman"la savaflmaktad›r. Ötesini kendi anlat›yor: "O gün de vakit gece yar›s›n› hayli geçmiflti. Diferansiyeli ba¤layaca¤›z. Tekerle¤in yan›na uzanm›fl›m. Kanaldaki arkadafl›m›n iflini bitirmesini bekliyordum. O bitirince ben de aks› takaca¤›m. Gülüflmelerle uyand›m. Gün a¤arm›flt›. Bir daha o kadar deliksiz uyudu¤umu hat›rlam›yorum. "Salt mühendisler de¤il bir motor ve otomobil üretmek düflü Eskiflehir Cer Atölyesi'nin “Demiryolcular›n›" tutkuyla sarm›flt›r. Salih Kaya Sa¤›n bitmez tükenmeze benzeyen 129 günlük an› hazinesinden bir tane daha çekip ç›kar›yor: "Devrim için ya¤ filtresine ihtiyac›m›z vard›. Elimizde demir kal›ptan dökülmüfl bir filtre vard›. Bizim projede görevli bir iflçi arkadafla parçay› verdik. ‹flçi arkadafl, bütün gece uyumam›fl. Sabahleyin filtreyi getirdi. Kusursuz bir parçayd›. Bir demir parças›n› kendi elleriyle sabaha kadar iflleyip filtre üretmiflti." Bir Motor Üretmenin Coflkusu Motor otomobilin kalbidir; otomotiv sanayiinin de kilidi. Mercedes’in bir sürü parças› yan sanayiye yapt›r›l›r, ama motoru mutlaka Daimler-Benz imparatorlu¤unda üretilir. Seat, Skoda büyük otomobil kurulufllar›d›r ama ürettikleri arabada koflan Volkswagen motorudur. Nissan, tekleyen ABD otomotiv 16 sanayiine motoruyla s›zd›. Bunlar, meslekten olmayan bizcileyin kiflilerin bile bildi¤i gerçekler ama motorun bir teknik adam, bir makine mühendisi için anlam› çok farkl›. Devrim otomobilleri için, üç ayr› tipte motor yap›ld›. Sonra içlerinden birinde karar k›l›nd›. Bu gün de o günleri anarken, "ilk Türk motoru" diyorlar, "ilk Türk motoru saat gibi çal›flmaya bafllad›¤› zaman... "‹lk motor bitmiflti. Orada tezgah›n üstünde duruyordu ve marfla bas›lma an› gelmiflti. Motor ekibinden, Rifat Serdaro¤lu sakinli¤i ve çelebili¤i ile ünlü. Bir de tedbirlili¤i ile. Marfla basmadan önce motorun çevresine çelik bir kafes geçirdi. ‹lk kez üretilen, baflka bir örne¤i olmayan ve ilk s›nav›n› verecek olan motor patlayabilirdi ve bu binlerce çelik parças› f›rlatan bir flarapnelden daha tehlikeliydi. Çelik kafes yerlefltirildi ‹yi an›msam›yorlar, ama ya fiecaattin Sevgen ya da Rifat Serdaro¤lu marfla bast›. ‹lk Türk motoru saat gibi çal›flmaya bafllad›. Bu yaz› için ulaflabildi¤imiz tüm mühendislere sorduk. Hiç biri kendisinin a¤lad›¤›n› söylemedi. Hepsi "Arkadafllar a¤lad›" dediler. Mant›ksal sonuç: Eskiflehir atölyesinde ilk Türk motorunun marfl›na bas›ld›¤›nda tüm ekip a¤lam›flt› sevinçten… Arabalar vagonlara yükleniyor Konufltu¤umuz mühendisler hangar›n duvar›na as›l› tabelaya "1 gün kald›" yaz›l›p yaz›lmad›¤›ndan pek söz etmediler. Ama 28 Ekim akflam›n› hepsi iyi an›ms›yor. fiecaattin Sevgen anlat›yor: "Bej arabay›, bayrama bir hafta kala güç bela yol tecrübesine haz›rlayabilmifltik. K›sa bir parkurda gidip döndük. Ya¤ borusunda s›z›nt›, ya¤ pompas›n›n geri dönüfl valf ayar›nda aksama var. Önemli de¤il. Üstesinden geliriz. Sonra ikinci araba da tamamland›. Onu siyaha boyad›k. Daha resmi görünsün diye. Ama onu yol tecrübesine almam›za olanak kalmad›. Zaman dolmufltu 28 Ekim gün bat›m›nda çaresiz, ifli b›rakt›k. Geç vakit arabalar vagonlara yüklendi. Biz de günlerden beri ilk kez sabaha kadar uyumak üzere trene bindik Ankara’ya gidiyoruz..." Salih Kaya Sa¤›n ayn› günleri, saate karfl› yar›fl›lan o amans›z günleri anlat›yor: "Siyah renkteki 2 Numaral› Devrim otomobilinin son kat boyas› ancak 28 Ekim akflam› vurulabildi. Pasta ve cilas› ise Ankara’ya sevk edilmek üzere yüklendi¤i trende gece yol al›rken yap›ld›. Buharl› lokomotiflerle çekilen trende bacadan s›çramas› olas› k›v›lc›mlardan ötürü benzin depolar›n›n boflalt›lmas› istendi. Boflaltt›k. Biz de trene bindik. Ankara’ya gidiyoruz.’ Biten benzin mi, umut mu? Öykünün sonunu ilk baflta anlatt›k. Ayr›nt›lar çok da önem tafl›m›yor. Tren katar›ndan indirilen, depolar› güvenlik nedeniyle boflalt›lm›fl arabalara, bir kilometre ötedeki Shell istasyonuna gitmeye yetecek kadar, bir iki litre benzin kondu¤u; kraldan fazla kralc› yüksek bürokratlar›n acelecili¤i, konvoya efllik eden motosikletli polislerin zaman›nda uyar›lmamas›yla benzin ikmali yap›lamadan TBMM'nin yolunun tutulmas›; Cumhurbaflkan› Gürsel'in siyah 17 arabaya yaklaflmas›; alelacele bulunan bir bidon benzini depoya boflaltacak huninin unutulmufl oluflu; iki gencecik mühendisin, Kemalettin Vardar ile Rifat Serdaro¤lu'nun bir gazeteyi huni yapmaya çabalamalar›; gazete ka¤›d›ndan huninin ›slan›p hamurlafl›vermesi; Kemalettin Vardar'›n avuçlar›n› huni gibi depo kapa¤›na tutup, "Dök flunu Rifat geliyor adam, dök flunu" deyifli; benzinin depo yerine yere boflalmas›; Serdo¤lu'nun çaresizlik içinde, benzinden s›r›ls›klam ellerini pantolonuna silip direksiyona oturmas›; siyah Devrim otomobilinin 200 metre gidip, önce bir öksürmesi, sonra da durmas›; Cemal Gürsel'in "Ne oldu?" sorusunu, her zaman sakin, her zaman çelebi Serdaro¤lu'nun, sanki kendisine saat sorulmufl gibi, "Benzin bitti paflam" diye yan›tlay›fl›... Hay›r bu ayr›nt›lar hiç önemli de¤il. Nurettin Erguvanl›, fiecaattin Sevgen ve Mehmet Nöker’in o arada benzin ikmali yapmay› becerdikleri bej Devrim’i çabucak siyah Devrim’in yan›na çekmeleri; Gürsel’in aktarma yapmas›; direksiyonunda yüksek mühendis fiecaattin Sevgen’in oturdu¤u bej renkli Devrim-1’in Ankara caddelerini, alk›fl ve gözyafllar› aras›nda afl›p, önce An›tkabir’e oradan da geçit töreninin yap›laca¤› Hipodrom’a gidifli; geçit törenine kat›lmas›.. Hay›r bu ayr›nt›lar da hiç önemli de¤il. Devrim’e ölüm ferman› Ama 30 Ekim sabah› yay›nlanan gazetelerdeki idam fetvalar› önemli. Günün tüm gazeteleri a¤›z birli¤i etmiflçesine ve galiba Devrim sözcü¤üyle bilinçalt› bir hesaplaflman›n h›nç ve flehvetiyle (H›nç ve flehvet? Uydu mu bu söz, buraya? Tabii uydu. Evet, h›nç ve flehvetiyle) hemen hemen ayn› bafll›klar› att›lar. "Devrim yolda kald›", "Devrim 200 metre gidebildi", "Devrim yürümedi". 129 gün önce tohumu çatlayan Devrim, 29 Ekim 1961 günü do¤du ve o gün öldü. Rifat Serdaro¤lu anlat›yor: "Bas›n olay› bu kadar olumsuz ifllemeseydi çok daha farkl› sonuçlar al›nabilirdi. O günlerde gazetelerde bir de foto¤raf yay›nlanm›flt›. ‹ngiltere Kraliçesi'nin limuzini yolda kalm›fl. Lordlar arkadan itiyorlar. Ortal›k da birbirine girmiyor. Bu olay normal bir fleydir yani Limuzin kalitesinde bir araba da yolda kalabilirdi, denenmemifl bir Devrim de. Üstelik benzin bitti¤i için de¤il, bir baflka ar›zadan yolda kalabilirdi. Sorun bu de¤il ki.." fiecaattin Sevgen farkl› bir karamsarl›¤› dile getiriyor: "Bas›n›n ne denli büyük bir güç oldu¤unu kavram›flt›m o günlerde ve aralar›nda gerçekleri sab›rla araflt›ran ve uzun vadeli ç›karlar› gözetenlerin pek ender bulundu¤u kan›s›na varm›flt›m. Biz seri üretime uygun bir otomobil yapmad›k. Bir prototip yapt›k biz. fiayet ilk imalat sorunsuz olursa bu daha kötü olur, eksikleri gelifltirilemez. ‹flte bu anlafl›lamad›.’ 18 DEVR‹MOTOMOB‹LLER‹ At neslinin ›slah› sa¤land› m›? Devrim otomobiline yönelen sald›r›lar salt “yürüdü, yürümedi" noktas›nda yo¤unlaflmad›. O dönemde bir ithal otomobil 50 bin liraya sat›l›rken, Devrim otomobillerinin üretimi için "tahsis" edilen 1 milyon 600 bin lira da dile düfltü. "Milletin paras› har vurup harman savruldu" 盤l›klar› at›ld›. Oysa 1 milyon 600 bin liraya dört prototip otomobil yap›lm›flt›, bunlar için çeflitli tip ve güçlerde 7 motor üretilmiflti. Özel kal›plar haz›rlanm›fl, tezgahlar kurulmufltu. Bunlar dikkate bile al›nmad›. Yüksek Mühendis Nurettin Erguvanl›, uzun y›llar öncesinde kalm›fl o günleri anlat›rken, k›rk y›ll›k devlet memurlu¤unun deneyimi ile sözcükleri tartarak konufluyor. "Bir fleyler "söylemeden "bir fleyler" söylüyor. Dudaklar›nda kederli bir gülümseme: "Heyecanl› günlerdi. Özel sektör, otomotiv sanayiinde bir hamleye haz›rlan›yordu. Bir kaç y›l sonra bir sürü üretim kusuruyla sokaklar›m›z› dolduracak, yerli (!) arabalar›n haz›rl›¤› yap›l›yordu. Binlerce ve binlerce motor ithal edilecekti Türkiye'ye. Ford, Fiat motorlar› filan. Tümüyle yerli bir motor üretimi de o günlerde gerçekleflince…" "Yani efendim, Devrim için yerli motor üretimi engellendi mi diyorsunuz ?" "Hay›r, hay›r. Böyle bir fley söylemedim ben. Ama ilginç bir rastlant› de¤il mi söyledi¤im?" "Evet efendim, gerçekten ilginç bir rastlant›" dememize f›rsat b›rakmadan konuyu de¤ifltirdi. Bürokrasi çark›n› iyi tan›yan bir teknokrat›n, zengin deneyimine sayg› duyduk, ›srar etmedik. Devrim'in üretiminin de, savunulmas›n›n da yorulmaz militanlar›ndan Salih Kaya Sa¤›n anlat›yor: "Haber, yorum ve f›kralarda, harcanan bunca paran›n bofla gitti¤inden dem vuruyorlard›. Bize 1 milyon 600 bin lira tahsis edilmiflti. Oysa ayn› y›l orduda süvari birlikleri kald›r›ld›¤› halde Tar›m Bakanl›¤› bütçesine "At neslinin ›slah›" için konmufl bulunan 25 milyon lira ödenekten ve sonucundan kimse söz etmiyordu. Hala merak ederim, at neslinde o günden bu yana bir geliflme sa¤lanm›fl m›d›r?" Devrim bir meydan okumayd› Farketmiflsinizdir, bafltan beri kendi kiflisel yarg›lar›m›z› bir yana b›rak›p, Devrim otomobili üreten mühendislerden ulaflabildiklerimizin tan›kl›klar›na baflvurmaya özen gösterdik. Baflta da söyledik. Ço¤u yüksek makine mühendisi olan ya meslek yaflamlar›nda devletin en üst düzeylerine yükselmifl ço¤u çok önemli sorumluluklar yüklenmifl yurtsever teknokratlar: ‹çlerinde iki kez THY genel müdürlü¤ü yapm›fl Nurettin Erguvanl› gibi, Ecevit hükümetlerinden birinde Sanayi Bakanl›¤› yapm›fl Orhan Alp gibi, Genel Kurmay Genel Sekreterli¤inden gelip DDY genel müdür yard›mc›l›¤›n› üstlenmifl Emin Bozo¤lu gibi adlar› Devlet Demiryollar› ile özdeflleflmifl Salih Kaya Sa¤›n, Mehmet Nöker, fiecaattin Sevgen, Rifat Serdaro¤lu, Hakk› Tomsu, Mustafa Ersoy, Celal Taner, Mustafa Seyrek, Hamdi Tah›ll›o¤lu gibi 19 DEVR‹MOTOMOB‹LLER‹ kamu ya da özel sektörde baflar›lar kazanm›fl bilgilerini somutlam›fl uzmanlar 33 y›l sonra Devrim’i, bu gözü kara "endüstri serüvenini" pek ilginç de¤erlendiriyorlar. Mustafa Seyrek 33 y›l öncesine bakarken telefonda (uzakta, Silifke’deydi. Ancak telefonla ulaflabildik.) sesi titriyordu: "Bu bir meydan okumayd› Ayd›n Bey. Toplu i¤nenin bile ithal edildi¤i bir ülkede bir meydan okumayd›. Devrim projesi baflar›ya ulaflm›fl ve kendini kan›tlam›flt›r. Engellenmesiyle ilgili ayr›nt›lara girmek istemiyorum. Ama flunu vurgulamak istiyorum. Biz, bu ülkenin yetiflmifl elemanlar›n›n, bu ülkenin servetler harcayarak yetifltirdi¤i mühendislerinin en zorlu teknik sorunlar›n üstesinden gelebilece¤ini kan›tlad›k. Bunun onuru bize yeter." Didim’de alçak gönüllü bir tatil sitesinde, y›llarca omuz omuza ter döktü¤ü, demiryolcu arkadafllar›yla örne¤in k›rk y›ll›k “kavga arkadafl›” Mehmet Nöker’le birlikte emeklili¤in tad›n› ç›karmaya çal›flan Rifat Serdaro¤lu anlat›yor: "Bir otomobil fabrikas› kurulmadan ve yard›mc› sanayi tam oluflmadan seri halde otomobil üretimi yap›lmayaca¤›n› herkes bilir. Biz sadece istenirse ve zorlan›rsa Türkiye’de otomobil yap›labilece¤ini ve hatta bu yolda çok geç kal›nd›¤›n› göstermifl olduk. Zaten as›l hedef de buydu." Salih Kaya Sa¤›n çocu¤unu, yurdunu savunurcas›na konufluyor: "Bu proje Türkiye’nin otomobil tipinin gelifltirilmesiydi. ‹flte bunu anlayamad›lar. Türkiye’de otomobil ve motor yap›laca¤›na kimse inanm›yordu. Bizim görevimiz bunu kan›tlamakt›. Kendi özel otomobillerimizi söküp parçalar›n› inceledik. Pres makinalar›m›z, baflka bir çok teknik gerecimiz yoktu. Parçalar› alç› kal›plar›yla haz›rlad›k. Teknik olarak bu gülünç bulunabilir. Ama as›l gülünç olan Türkiye’de bir otomobilin, motoruyla birlikte bir otomobilin yap›laca¤›na inanmamak de¤il mi? S›f›rdan bafllad›k Amerika’y› yeniden keflfediyorduk sanki. Otomobilin motorunu yap›p çal›flt›rd›¤›m›z gün, Cemal Gürsel’le birlikte görmeye gelen bir bakan, "Motor yap›ld›. Çal›fl›yor da. Ama iktisadi olur mu? diye soruyordu. Bir ülke düflünün ki "Motor yap›lamaz" densin. Olanaks›z bir sürede motor yap›ls›n ve bu küçümsensin. Otomobili yapt›k. Bu otomobil yürüdü ve hala yürüyor. Biz kendi Amerika’m›z› keflfettik ama üretti¤imiz otomobile ruhsat bile alamad›k…” Salih Kaya Sa¤›n, do¤ru söylüyor. Devrim otomobilleri için Eskiflehir ‹l Trafik Müdürlü¤ü'ne birkaç kez tescil, ruhsat ve plaka için baflvuruldu. "Menfle flehadetnamesi olmad›¤›ndan ruhsat verilmesine imkan bulunmad›¤› tespit edilmifl olup, bilgi edinilmesi..." diye bafllayan resmi yaz›larla yan›t geldi. 20 Devrim otomobilinin "menfle flehadetnamesi" yani nüfus ka¤›d› yoktu. Emin Bozo¤lu ve arkadafllar›, yani "23 deli" taraf›ndan yoktan var edilmiflti. Eskiflehir ‹l Trafik Müdürlü¤ü yerden gö¤e hakl›yd›. Ruhsat ve plaka nüfus ka¤›d›nda Ford, Fiat, Renault, Mazda, Jaguar, Opel filan damgas› olan arabalara verilir. Devrim gibi ne idü¤ü belirsiz, nesebi gayri sahih (ana babas› bilinmeyen) arabalara de¤il... Geçelim. Necmettin Erbakan nereden ç›kt›? Ah evet, bir de Erbakan Hoca öyküsü var. Y›llar ve y›llar sonra bir gazeteci, Devrim otomobili projesini Erbakan'a yamamaya kalk›flt›. Biz bu diziyi haz›rlarken genç arkadafllar›m›z›n bir bölümü Devrim otomobilini an›msamad› bile. Devrim daha onlar do¤madan do¤mufl ve ölmüfltü. Ama Erbakan'› an›msad›lar. "Haa, flu Erbakan’›n yapt›¤› araba de¤il mi, a¤abey?" diye sordular. Genç arkadafllar›m›z› yan›tlad›k: Erbakan'›n Devrim otomobiliyle, iliflkisinin bir "asparagas" oldu¤unu dilimizin döndü¤ünce anlatt›k. Ard›ndan Salih Kaya Sa¤›n'a sorduk, Mustafa Seyrek'e sorduk, Rifat Serdaroglu'na sorduk. Kimi öfkeyle, güldü. Kimi dalgas›n› geçti. Serdaro¤lu daha sakin aç›klad›: "Erbakan da nereden ç›kt›? Erbakan'›n Devrim projesi ile tek iliflkisi bir olumsuzluktan ibaret. O zamanlar Gümüfl Motor adl› bir fabrikan›n sahibi mi, yöneticisi mi neydi? Biz de motor üstüne çal›fl›yoruz ya. "Gidip bakal›m flu Gümüfl Motor'a, iflimize yarayacak bir katk›lar› olur mu" dedik. Gittik. ihtiyaçlar›m›z› anlatt›k. Bizim ihtiyaçlar›m›z› yan›tlayacak hiçbir olanaklar› olmad›¤›n› söylediler. Biz de zaten aç›lmam›fl olan Erbakan, daha do¤rusu Gümüfl Motor defterini kapatt›k. Hepsi bu. Meslek gere¤i Erbakan Hoca'y›, iyi kötü tan›yoruz. Erbakan siyasi yarar sa¤layacaksa sinekten bile ya¤ ç›kar›r. Anlafl›lan bir gazetecinin (!) "asparagas" haberini tekzip etmeyiflinin ard›nda da Hocan›n sinek ya¤› merak› var. Bunu da geçelim. Ba¤›ms›zl›k ve Devrim fiimdi kimileri yaz›n›n bu bafll›¤›na bak›p suratlar›n› buruflturacaklar, "Amaaaan gene o bayat yaveler" diyecekler. E¤er o "bayat yaveler” den söz etmek isteseydik buruflan suratlar umurumuzda olmazd›. Ama bu dizide bir siyasal ya da sosyal devrimden de¤il, "Devrim otomobili"nden söz ediyoruz. Bafll›kta kulland›¤›m›z "ba¤›ms›zl›k" kavram›n› da salt bu çerçevede kullan›yoruz. Yani "surat buruflturanlar" bile okumaya devam edebilirler. Önce kimi gazetelerin sayfalar›na yans›yan bir haberi aktaral›m. Hürriyet gazetesi 28 Temmuz günü iç sayfalar›ndan birinde flöyle yazd›: "Dizayn› eski olmas›na ra¤men TOFAfi'›n üretti¤i otomobiller Çin'de Toyota, Mazda, Ford ve Opel gibi dünya devlerine karfl› büyük baflar› sa¤lad›. 21 TOFAfi'a Çin pazar›n›n kap›lar›n›n aç›lmas›nda ucuz fiyatlar, büyük rol oynad›. ‹hracat› zorlamak için, cazip fiyatlarla pazara ç›kan TOFAfi’a, dünyan›n her ülkesinden ihracat teklifleri gelmeye bafllad›. Ortado¤u, Kuzey Afrika, Romanya, Makedonya, Rus Cumhuriyetleri, fiili ve Arjantin gibi ülkelerden otomobil sat›n almak için teklifler ya¤›yor. Ancak TOFAfi, lisans anlaflmas› nedeniyle ba¤l› oldu¤u Fiat'›n izniyle ihracât yapabiliyor. Fiat'› ihracat için ikna ettiklerini belirten TOFAfi yetkilileri, ihracatta ad›m ad›m ilerlediklerini söylediler. (Ancak) fiili ve Arjantin'den gelen teklifi Fiat'a ileten TOFAfi, Fiat'tan "Buralar bizim pazar›m›z. Buralarda dolaflmay›n" fleklinde bir uyar› ald›. Acaba Fiat (ya da Ford ya da Opel ya da Renault filan) kime ve hangi koflullarda "Buralarda dolaflmay›n bakay›m" diye buyurabilir. Kore’de uçan kufl gördünüz mü? Bir üst paragraftaki sorunun yan›t›n› en iyisi Devrim'i yaratanlar versin. ‹lkin, Salih Kaya Sa¤›n'a kulak verelim: "Bizim görevimiz teknik bir sorunu çözmekti. Çözdük ama daha sonraki y›llarda mühendislik alan›nda özgün bir fley gelifltirilmedi. Her fley bizim yapt›¤›m›zla kald›. Bugün Türkiye'nin otomotiv sanayinin de içine düfltü¤ü k›s›r döngünün kilidi de buradad›r zaten. Örne¤in Güney Kore Avrupa'dan ald›¤› otomobillerde özgün de¤ifliklikler yaparak kendi otomobil "tipi"ni gelifltirdi ve flimdi bir çok ülkeye ihracat yap›yor. Devrim'den sonra Türk mühendislerinin tasar›m olarak otomobil üretimine etkin bir katk›s› olmad›. Sa¤›n'›n de¤erlendirmesi önemli. Bugün "kendi" otomobil sanayii olan Türkiye'nin sokaklar›nda Güney Kore arabalar›, Hyundailer, Kia'lar cirit at›yor. Peki Güney Kore sokaklar›nda hiç Serçe, Kartal, fiahin, Do¤an türü "kufllar"›n uçtu¤unu gören var m›? Acaba fiili ve Arjantin pazar›na Kia ya da Hyundai ihraç etmek isteyen Güney Kore firmalar›na "Buralarda dolaflmay›n bakay›m'' diyen, daha do¤rusu diyebilen oldu mu? Nedir flu anda Türk otomotiv sanayiinin teknik düzeyi? 1965'te özel sektörce üretilen ilk otomobilden (Anadol) bu yana, piyasada "egemen" olarak iki marka var: Fiat ve Renault. Bunlara Ford kaynakl› Taunus'u, yerli üretime haz›rlanan Toyoto'y›, ayr›ca Opel'i kat›n. Hemen hepsi 1960'lar›n motor teknolojisi ile donanm›fl arabalar. Modeller Avrupa ve ABD pazarlar›na epey önce ç›kar›lm›fl, tuttuysa, pazar doyuncaya kadar üretilmifller. Ford'un, Taunus'un, Fiat'›n bizde kufl adlar›yla an›lan 131 modelleri, Toyota'n›n Corolla's›, Reanault'nun Renault 12 serisi gibi. Yok e¤er model tutmad›ysa fazla diretilmeyip pazardan çekilmifller. Fiat'›n Tempra's›, Renault'un Renault 9 ve Renault 11 serisi gibi. Peki sonra ne olmufl bu modeller? Öyle ya üretimleri için onca yat›r›m yap›lm›fl, kal›plar için milyonlar (Dolar tabii) harcanm›fl, tezgahlarda, preslerde onlara uygun, ince ve masrafl› düzenlemelere gidilmifl. Sonra ne olmufl bu, ya piyasa doydu¤u için ya da piyasa tutmad›¤› için üretimden çekilmifl modeller? 22 DEVR‹MOTOMOB‹LLER‹ Bernard Nahum, Vehbi Koç'la birlikte Türk otomotiv sanayiinin özel sektördeki "babas›" say›l›r. Do¤rudur da. ‹flte bu safkan ifl adam›n›n an›lar›ndan flu paragraf› birlikte okuyal›m: "Ben Ford'un 1982 y›l›nda imalattan kald›rmay› planlad›¤› Cortina marka (modeli demek istiyor) otomobilin kal›plar›n› ucuz bir fiyata alarak, 1984-1985 y›llar›nda böyle bir projeyi gerçeklefltirme yolunun ciddiyetle araflt›r›lmas› gerekti¤i kan›s›ndayd›m. Cortina ile Taunus ayn› tür otomobil oldu¤undan..." Modas› geçen otomobil ucuzdur Anlafl›laca¤› gibi Taunus ile Cortina ayn› otomobil. ABD'de Cortina olarak sat›lan araba, pazarlama teknikleri gere¤i olsa gerek, Avrupa pazar›nda Taunus ad›yla sat›fla sunuldu. (Taunus, Almanya'da, Frankfurt yak›nlar›nda da¤l›k bir bölgenin ad›d›r). Taunus otomobili Türkiye yollar›nda "En iyi yerli" slogan›yla iflte böyle bir "mali strateji" sonucu koflmaya bafllad›: Art›k ABD ve Avrupa piyasalar›ndan çekildi¤i için kal›plar› ucuza gelecek bir otomobil. Hepsi bu. Böylesi stratejilerin sonucudur ki 5 Nisan 1994'teki Ekonomik Önlemler Paketi'nin ard›ndan da Türk otomotiv sanayii bunal›ma girdi. Kepenkleri indirdi ve KDV'den pay dilenmeye bafllad›. Pay› ald›. Biraz kendine gelir gibi oldu. Ama mahalle kahvelerinin sade suya tirit sohbetlerinde dahi bu "kendine gelifl"in geçicili¤i konufluluyor. Türkiye pazar› t›kanma noktas›na do¤ru h›zla ilerliyor. Türk otomotiv sanayiinin gelece¤i ister istemez ihracatta. Ama hangi modellerle? Elo¤lunun ya sonuna kadar pazarlay›p piyasalar› doyurdu¤u, ya da zaten piyasalarda tutmad›¤› için üretimden kald›rd›¤› modellerle mi? Bunlar› alacak enayileri, kim, nerede bulacak? Bulunsa bile bu ancak fiyat dampingleri ile olanakl›. O zaman da Torino'daki (Fiat), Detroit'teki (Ford), Osaka'daki (Toyota), Rüsselsheim'deki (Opel) patronlar, "Çekin aya¤›n›z› bu pazarlardan bakay›m", deyince ne olacak? Otomobil ihraç etmenin tek yolu fiyat› ucuz, kalitesi yüksek ve tasar›m› özgün araç üretmektir. Türkiye özgün modeller üretemedi ve dünya otomobil pazar›ndan pay kapamad›. Dünya piyasas› otomotiv devlerinin da¤ gibi y›¤›lm›fl stoklar›n› al›rken iyiden iyiye fl›mar›k davranabiliyor. Fiyat, kalite ve özgünlük ar›yor. Arad›¤›n› bulamay›nca kolayca burun k›v›r›yor. Devrim'in bir baflka üreticisi, fiecaattin Sevgen konufluyor: "Biz çal›flan, yürüyen Türk tipi otomobili araflt›rd›k. Ortaya özgün bir ürün koyduk. Ama ondan sonra ne olaca¤› hiç düflünülmemiflti. Türkiye o gün bugündür, yani hiç bir zaman, kendi koflullar›na uygun otomobil gelifltiremedi. Çünkü bu alanla ilgili insan gücü yetifltiremedi. Otomobil deyince bugün herkes de¤ifliklik ar›yor. Dünyan›n en be¤enilen arabalar›na bak›n, hepsi çekik gözlü Çin k›zlar› gibi oldular. Otomobil imalat› budur. Sürekli de¤ifliklik, gelifltirme ve özgünlük. 23 Türkiye'ye özgü otomobil yap›lmad› Ama Türkiye bunu yapacak halde de¤il. Fabrikalar daima montaja dayal› büyük arabaya gitti. "Motoru fluraya ya da buraya koyal›m" dan öteye gitmedi teknik yarat›c›l›k. Bugün Türkiye’de az benzin yakan, küçük arabaya ihtiyaç var ama karar, ana üretici firmalara b›rak›ld›¤› için daha fazla kar getiren büyük arabalar ye¤leniyor. Benzin alan›nda büyük kay›plar var. Benim en büyük hüsran›m, Türkiye’nin kendi öz kaynaklar›n› harekete geçirerek, kendi koflullar›na uygun, ba¤›ms›z bir otomobil üretememesidir..." Gazeteci daktilosunun bafl›ndan kalkt›. Günlerdir otomobil markalar›yla, motor türleriyle, benzin tüketimiyle u¤raflm›flt›. Mola verdi. Avrupa'da, ABD'de modas› çoktan geçmifl ama ‹stanbul sokaklar›nda hala koflan "yerli" arabalarda kurflunsuz benzin kullan›lamad›¤› için at›k borular›ndan (egzoz) f›flk›ran zehirli gazlarla afl›r› kirlenen kentin havas›n› soludu. Gazetenin bahçesinde turlamaya bafllad›. Kendine iç pazardan baflka piyasa bulamad›¤› için bir ekonomik bunal›mda kepenkleri indiriveren otomobil fabrikalar›n›n iflten ç›kar›l›p köylerine yollanan (Ah evet, ayr›lmadan önce tezgahlar›n› temizleyip öpen) iflçilerini, ustalar›n› düflündü. Sonra orada, bozk›r›n göbe¤inde, Eskiflehir Cer Atölyesi'nin bir hangar›nda bekleyen, ama sürücüsünü bulunca canlan›veren, marfl›na bas›nca gürleyiveren Devrim'i an›msad›. Devrim orada, Eskiflehir'de 33 y›ld›r direniyor. Devrim'i yaratan 23 delikanl›dan hayatta kalanlar, Devrim sözcü¤ünü duyar duymaz canlan›veriyorlar. Kimiyle yüz yüze konuflmufltu. Kimine telefonla ulaflabilmiflti. Kimileriyle, genç gazeteci arkadafllar› konuflmufltu. Hep birlikte 1994 y›l› Türkiye’sine Devrim'i anlatmak, an›msatmak istemifllerdi. Türkiye'ye onur kazand›ran, bir meydan okuman›n öyküsünü anlatmay› denemifllerdi. Gazeteci, Cumhuriyet'in görmüfl geçirmifl bahçesinde, volta atarcas›na doland›. Dudaklar›nda, nedense bir marfl: Ç›kt›k aç›k al›nla / On y›lda her savafltan...diye bafllayan, yoksulluk, gerilik çemberini k›rmak için silkinmesini bilmifl bir halk›n özgüvenini anlatan bir marfl…. 24
Benzer belgeler
indirmek için tıklayınız
öyküsüdür. "Bir yerli otomobil yapınız" emrini, emrin ötesinde bir meydan okuma, ülkenin bir güç
gösterisi olarak kavrayan 23 yüksek mühendisin, 23 "Demiryolcu"nun öyküsü... Almanya'da, İsviçre'de,...