"İzo ca m M a n to" ile k a lite li ve g üve n ilir ç ö zü m le r
Transkript
"İzo ca m M a n to" ile k a lite li ve g üve n ilir ç ö zü m le r
Diyalog iZOCAM "İzocam Manto" ile kaliteli ve güvenilir çözümler Nisan Mayıs Haziran 2013 İzocam geleceğin binalarını anlattı, “Yalıtım sektöründe buluş sayısı çok az”, İzocam 13. Yalıtım Yarışması’nda dereceye girenler ödüllendirildi, Yalıtımın liderinden güvenilir mantolama: “İzocam Manto”, Sinpaş GYO, tüm seçkin projelerini İzocam ile yalıtıyor 2 Nisan - Mayıs - Haziran 2013 içindekiler İZOCAM Diyalog İzoc am Yayın Organı Yayın türü Yerel, süreli, üç aylık dergi İzocam Adına İmtiyaz Sahibi A. Nuri Bulut Yayın Sorumlusu İpek Seyh an s. 04 İzocam’dan Haberler İzocam geleceğin binalarını anlattı s. 06 Röportaj “Yalıtım sektöründe buluş sayısı çok az” s. 08 Röportaj “Çevre dostu” yerleşkeler tasarlıyoruz Yayın Kurulu Fatih Öktem, İpek Seyhan, Betül Kılıç Danışman Dr. Kemal Gan i Bayraktar Editör Demet Şeker Akgüneş s. 14 İzocam’dan Haberler İzocam 13. Yalıtım Yarışması’nda dereceye girenler ödüllendirildi s. 18 İzocam’dan Haberler Yalıtımın liderinden güvenilir mantolama: “İzocam Manto” Grafik Tasarım Kadir Kaymakçı Yazışma Adresi İzocam Tic. ve San. A.Ş. Dilovası Organize Sanayi Bölgesi, 1. Kısım Dicle Caddesi No: 8 Dilovası/Kocaeli s. 19 Bayilerimiz “Son kullanıcılara doğru uygulamayı anlatmaya çalışıyoruz” s. 32 İzocam Kullananlar Sinpaş GYO, tüm seçkin projelerini İzocam ile yalıtıyor s. 34 Kişisel Gelişim “Tükenmiş” olabilirsiniz Tel: (0 262) 754 63 90 Faks: (0 262) 754 61 62 kurumsaliletisim@izoc am.com.tr Yapım Konak Medya Selahattin Pınar Cad. Cemal Sahir Sok. Polat İş Merkezi No: 29 Kat: 4-5 D: 45 Mecidiyeköy / İstanbul Tel: 0 212 216 97 00 www.konakmedya.com Renk Ayrımı ve Baskı Özgün Ofset Aytekin Sok. Yeşilce Mah. No: 21 34418 4. Levent / İstanbul Tel: (0212) 280 00 09 Faks: (0212) 264 74 33 06 14 18 32 Başlarken “İzocam Manto” ile kaliteli ve güvenilir çözümler sunuyoruz Dergimizin Nisan-Mayıs-Haziran sayısında, Avrupa Birliği 7. Çerçeve Programı kapsamındaki HERB Projemiz çerçevesinde TTMD ve İTÜ Makina Fakültesi ile işbirliğinde düzenlediğimiz, geleceğin bina tasarımları ve teknolojilerini konuştuğumuz semineri ve yenilikçiliği ele aldık. Aynı zamanda, İzocam Manto Uygulama Bayilerine ve son kullanıcılara da bu sayımızda yer verdik. B u yılın ikinci Diyalog dergisinde sizlerle, İzocam, İTÜ Makina Fakültesi ve Türk Tesisat Mühendisleri Derneği (TTMD) işbirliğinde düzenlenen “Geleceğin HVAC ve Bina Tasarımında Yenilikçi Fikirler” (From Idea To Innovation, Practicing Future in HVAC and Building Design) konulu seminerin detaylarını paylaşıyoruz. Seminere, Avrupa Birliği 7. Çerçeve Programı kapsamında desteklenen “Holistic Energy Efficient Retrofitting of Residential Buildings” (HERB), “Konutların Yüksek Enerji Verimliliği Sağlayacak Şekilde Bütünsel Olarak İyileştirilmesi” projesinin ortak kurumlarından katılan bilim adamları tecrübelerini paylaştılar. TTMD Yönetim Kurulu Başkanı Bahri Türkmen ve benim seminerde yaptığımız konuşmaların yanı sıra; Notthingham Üniversitesi Mimarlık ve Çevreci Yapılar Bölüm Başkanı Prof. Dr. Saffa Riffat, Green Evolution CEO’su Dr. Ioannis Pappas ve Bologna Üniversitesi Enerji, Nükleer ve Çevresel Kontrol Mühendisliği Daire Başkanı Prof. Dr. Enzo Zanchini seminerde değerli görüşlerini paylaşan bilim insanları arasında yer alıyor. HERB projemiz, Avrupa’nın pek çok ülkesinde üniversiteler ile endüstrinin bir araya gelerek, binalarda yenilikçi enerji verimliliği çözümleri geliştirdiği önemli bir proje... Projeyle, eski binaların, günümüz teknolojileri kullanılarak daha verimli hale getirilmesi amaçlanıyor. İzocam olarak bu tür projelerde yer almaya, çeşitli kurum ve kuruluşlarla işbirliği yapmaya devam edeceğiz. Dergimizin bu sayısında, seminerin iş ortaklarından TTMD Yönetim Kurulu Başkanı Bahri Türkmen ve konuşmacılardan, Notthingham Üniversitesi Mimari ve İnşaat Fakültesi Başkanı Prof. Dr. Saffa Riffat, Green Evolution CEO’su Dr. Ioannis Pappas ile söyleşiler yaptık. Kendileriyle, kurumlarının faaliyetleri, enerji verimliliği ve yeşil binalara yönelik yaptıkları çalışmalar ile ilgili görüştük. Sayın Türkmen, Sayın Prof. Dr. Riffat, Sayın Dr. Pappas’a, değerli görüşleriyle dergimizde yer aldıkları için teşekkür ediyorum. Ayrıca, İzocam’ın Ar-Ge’ye yaklaşımını, Ar-Ge çalışmalarını, sektörün bu konudaki ihtiyaçlarını da, benimle gerçekleştirilen röportajda bulabilirsiniz. Dergimizin bu sayısında sıvalı dış cephe ısı yalıtımı (manto) uygulamalarına geniş yer ayırdık. Mantolama pazarı her geçen yıl büyüyeyerek sürekli gelişmektedir. Geçtiğimiz günlerde, sıvalı dış cephe yalıtım sistemlerinde İzocam Manto’yu profesyonellerin ve tüketicinin kullanımına sunduk. İzocam Manto Dış Cephe Yalıtım Sistemleri, birbiriyle uyum içinde çalışan tüm sistem elemanlarıyla kaliteli ve güvenilir çözümler sunuyor. Dış cephe yalıtımı için gerekebilecek tüm detaylar “İzocam Manto”da yer alıyor. Üstelik bu detayların hepsi kullanıcıya tek seferde ve bir sistem kurgusu ile sunuluyor. Sistemin içinde farklı ısı yalıtım levha alternatiflerimiz de bulunuyor. İzocam Manto ile ilgili hazırladığımız www.izocammanto.com.tr web sitesi ile tüketicilerimizi mantolama üzerine daha fazla bilgilendirmeyi amaçlıyoruz. Bu sayıda İstanbul’daki Manto Uygulama Bayilerimizden, Genç İzolasyon İnş. San. Tic. Ltd. Şti. Kurucusu Ekrem İnce, İstanbul İnşaat ve İzolasyon Taahhüt Ticaret’in Sahibi Tarkan Uzunkaya ve Ekip Yapı Elemanları İmalat San. ve Tic. Ltd. Şti. Sahibi Orkan Akbaş ile görüştük. Kendilerinden yaptıkları uygulamalar ve mantolama pazarıyla ilgili bilgiler aldık. Son dönemde İzocam mantolama ürünleriyle yaptıkları projelere yer verdik. Bu sayımızda ayrıca, apartman, site ve müstakil evlerine, İzocam ürünleriyle mantolama yaptıran ve yalıtım öncesi ile sonrası edindikleri tecrübeleri paylaşan son kullanıcılarla görüştük. Dergimizde duyurduğumuz bir diğer yeni sistemimiz de, alçı levhada dünya markası olan Rigips ile işbirliği yaparak geliştirdiğimiz bölme duvar sistemi olan InWall… Yangın güvenliği konusunda yüksek korunum sağlayan InWall, Rigips alçı levhalarla İzocam Camyünü ve Taşyünü yalıtım şilte ve levhalarının birlikte kullanıldığı bir sistem. 30, 60 ve 90 dakika yangına dayanım sağlayan InWall Bölme Duvar Sistemleri özellikle ofisler, okullar, oteller, alışveriş merkezleri ve hastaneler gibi kalabalık mekânlara uygulanmaya elverişli özellikler içeriyor. Bu yıl 36.’sı gerçekleştirilen Yapı Fuarı’na yeni ürün ve sistemlerimizle katıldık. İzocam standında yeni ürünümüz Foamboard Lambda 30, İzocam Manto, InWall ve Tekiz Panelleri’ni sergiledik. “Foamboard Lambda 30”u ilk kez Yapı Fuarı’nda sergilediğimizi belirtmek isterim. Fuarda katılımcılara yeni ürün ve sistemlerimizi sunarken, aynı zamanda yalıtımla ilgili her zaman olduğu gibi kendilerini bilgilendirdik. İzocam olarak, Yalıtım Yarışması ile genç yetenekleri keşfetmeye ve onları desteklemeye devam ediyoruz. Yarışmanın bu yılki proje konusu, Almanya’nın Mannheim şehrinin Glückstein Bölgesi’ndeki mevcut durumu göz önünde bulundurarak, geleceğin imarına ilişkin bir vizyon sunulmasıydı. Bu yıl 13.’sünü gerçekleştirdiğimiz Yalıtım Yarışması’nı geçtiğimiz Mayıs ayında sonuçlandırdık. Yarışmaya katılan 50 proje arasından dereceye giren en başarılı 3 projenin sahiplerini ödüllendirdik. Gençlerimizi tebrik ediyor, başarılarının devamını diliyorum. Dergimizde dereceye giren öğrencilerimizle yaptığımız kısa söyleşileri de bulabilirsiniz. Sevgi ve Saygılarımla, A. Nuri Bulut Genel Müdür 4 İzocam'dan Haberler İzocam geleceğin binalarını anlattı İzocam, İTÜ ve TTMD'nin işbirliğinde düzenlenen “Geleceğin HVAC ve Bina Tasarımında Yenilikçi Fikirler” seminerinde, yurtiçi ve yurtdışından sektör temsilcileri ve akademisyenler bir araya geldi. Seminerde, İzocam Genel Müdürü A. Nuri Bulut konuşma yaptı. İzocam, İTÜ Makina Fakültesi ve Türk Tesisat Mühendisleri Derneği (TTMD) işbirliğinde, 5 Nisan 2013 tarihinde İTÜ’nün Gümüşsuyu’ndaki Makina Fakültesi’nde, “Geleceğin HVAC ve Bina Tasarımında Yenilikçi Fikirler (From Idea To Innovation, Practicing Future in HVAC and Building Design)” başlıklı bir seminer düzenlendi. Seminerde, Avrupa Birliği 7. Çerçeve Programı kapsamında desteklenen “Holistic Energy Efficient Retrofitting of Residential Buildings, (HERBKonutların Yüksek Enerji Verimliliği Sağlayacak Şekilde Bütünsel Olarak İyileştirilmesi)” projesinin ortak kurumlarından bilim adamları tecrübelerini paylaştı. Türkmen: “Uluslararası projelerde yer alıyoruz” İzocam Teknik Pazarlama Müdürü Dr. Kemal Gani Bayraktar’ın açılış konuşmasını yaptığı seminerde, ilk konuşmayı TTMD Yönetim Kurulu Başkanı Bahri Türkmen yaptı. Türkmen, konuşmasında TTMD’nin kuruluş amacı, faaliyetleri ve enerjiyle ilgili yürüttükleri projelerden söz etti. TTMD’nin uluslararası işbirliklerinde etkin rol aldığını belirten Türkmen, 2001’de İspanya’da düzenlenen “Climamed” kongresinde İspanya’dan sonra en fazla bildiri sunan ülkeler arasında yer aldıkları bilgisini verdi. Türkmen, “Derneğimiz, enerjinin önemini hiç aklından çıkarmadan uluslararası projelerde yer alıyor” diyerek projelerle ilgili bilgi paylaştı. Bu projelerden birisinin “AB Binalarda Enerji Verimliliği Konusunda Gençlerin Eğitimi ve İstihdam Edilebilirliğin Sağlanması” projesi olduğunu ifade eden Türkmen, TTMD olarak AB 7. Çerçeve Programı kapsamında yer aldıkları projelerden söz etti. Türkmen konuşmasının sonunda, “Kullandığı enerjinin yüzde 75’inden fazlasını ithal eden ülkemiz için AB fonlarından destek alınarak yürütülen bu programlardan yararlanmanın değerli olduğunu düşünüyorum” dedi. Bulut: “Önceliğimiz çevre dostu ürünler” Türkmen’in ardından İzocam Genel Müdürü A. Nuri Bulut konuşma yaptı. Bulut, yenilikçiliğin çağımızda tüm kurumların ve bireylerin gelişim stratejilerinin başında geldiğini, çünkü içinde bulunduğumuz dönemin kendini tekrar etme dönemi değil, gelecek nesillere yenilikler teslim etme dönemi olduğunu söyledi. İzocam’ın kurulduğu günden beri her alanda sürekli kendini yenilediğini belirten Bulut, her platformda edindikleri bilgi ve tecrübeyi paylaşmaya özen gösterdiklerinin altını çizdi. Bulut, önceliklerinin çevre dostu ürünler olduğu, gelişen inşaat ve tesisat teknolojisini dikkate alarak tasarımlar yaptıkları ve değer katan, farklılık yaratan ürünleri piyasaya sundukları bilgisini verdi. Misyonlarının gelecekte de sürdürülebilir, çevreci ve güvenilir ürünleriyle sektörde örnek ve öncü olmaya devam etmek olduğunu belirten Bulut, “Önümüzdeki yıllarda yalıtım ürünleri daha düşük ısı iletim kat sayısına sahip, enerji verimliliği çok daha düşük ve çevre dostu ürünlerden oluşacak. Biz de gelişmiş çözümler sunmaya çalışacağız. Tüm bu çalışmalarımızı sizlerle birlikte şekillendirmek, enerji etkin binaları ve tesisatları tasarlamada başarımızı yükseltmek bizim için en büyük mutluluk kaynağı olacaktır” dedi. Prof. Dr. Riffat: “Yüzde 60 tasarruf sağlayan yeşil yerleşke yaptık” Bulut’un konuşmasının ardından seminerin ilk oturumunun moderatörlüğünü İTÜ Makina Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Arısoy yaptı. Oturumun ilk konuşmacısı Notthingham Üniversitesi Mimarlık ve Çevreci Yapılar Bölüm Başkanı Prof. Dr. Saffa Riffat’tı. “Düşük ve Sıfır Karbonlu Binalar ve Enerji Tasarruf Teknolojileri” konulu bir konuşma yapan Prof. Dr. Riffat, Notthingham Üniversitesi’nde yüzde 60 tasarruf sağlayan yeşil bir yerleşke inşa ettikleri bilgisini verdi. Prof. Dr. Riffat, ilk sıfır karbon binalarını Çin’de yaptıklarını, ülkede bu binanın kopyalandığını ve tüm ülkenin bu şekilde tasarlandığını söyledi. 1930’lu yıllarda yapılan ve restore ettikleri 7 evden örnekleri paylaşan Prof. Dr. Riffat, evlerde yenilikçi teknolojiler kullandıklarını, yüksek düzeyde yalıtım ve enerji verimliliği sağladıklarını belirtti. Prof. Dr. Riffat, Çin’de her hafta 20 bin kişinin köyden şehre göç ettiğini ve ülkede 20 yıl içinde 400 yeni şehrin kurulacağını söyledi: “Bu tabloya baktığımızda yenilenebilir enerjiyi şehirlere nasıl entegre edebiliriz diye düşünmek gerekiyor. Ama kalabalık şehirler için bunun tatbik edilmesi zor. İstanbul’da denenebilir.” Katılımcılara, Dubai’de yeni kurulan, kendisinin danışmanlık hizmeti verdiği, düşük karbon salımlı Masdar şehriyle ilgili videoyu izleten Prof. Dr. Riffat, şehre 20 milyar dolar harcandığını belirtti. Dr. Pappas: “Pasif ev, yüzde 4060’ın üzerinde tasarruf sağlar” Oturumun ikinci konuşmacısı olan, 20’nin üzerinde AB projesine danışmanlık yapan, Green Evolution CEO’su Dr. Ioannis Pappas, “Düşük Enerjili Binalar İçin Jeotermal Enerji Uygulamaları ve Pasif Ev Örneği” konulu bir sunum yaptı. Dr. Pappas, konuşmasının başında “Sıfıra yakın enerji tüketen bina ne demek?” sorusunu sorarak, bu kavramı gerek sokaktaki insanların, gerekse mühendislerin algılamasının zor olduğunu söyledi. Sıfıra yakın enerji tüketen örneklerden birisinin pasif ev konsepti olduğunu ifade eden Dr. Pappas, pasif evlerde yalıtımın çok önemli olduğunu belirtti. Dr. Pappas, pasif evlerde pencere ve havalandırmanın önemine değinerek pasif evlerle ilgili örnekleri paylaştı: “Pasif ev hava geçirmiyor. Evin içindeki hava alınıyor ve dışarıya veriliyor. Ama herhangi bir enerji kaybı olmuyor. Bu yöntemle yüzde 80-90 tasarruf edilebiliyor.” Girit’teki pasif ev örneğinden söz eden Dr. Pappas, termal suyundan ısıtma için yararlanıldığını ve bunun akıllıca bir sistem olduğunu ifade etti. Dr. Pappas, konuşmasının sonunda, pasif ev uygulamasının farklı ülkelerde iklime bağlı olarak farklı oranda faydaları olduğunun, standart bir eve göre yüzde 40-60’ın üzerinde tasarruf sağladığının altını çizdi. Dr. Pappas’ın ardından, Bologna Üniversitesi Enerji, Nükleer ve Çevresel Kontrol Mühendisliği Daire Başkanı Prof. Dr. Enzo Zanchini, “Zemin Yeraltı Suyu Akışının Olmadığı Ortamlarda Uzun Borulu Isı Ejanşörlerinin Gelişimi” başlıklı bir konuşma yaptı. Prof. Dr. Zanchini, BHE (Borehole Heat Exchangers) sistemlerinde düşey borulu eşanjörler kullanıldığını, öngörülen sıcaklığın kışın belli değerlerin altına düşmemesi, yazınsa çıkmaması gerektiği bilgisini verdi. Aynı üniversitede doktora öğrencisi olan Claudia Naldi ise, “Hava-Su-Isı Pompalarının Kış Aylarına Yönelik Denge Noktasının Optimum Çözümü ve Termal Depolama Hacmi” konulu bir konuşma yaparak, üniversitedeki çalışmalarıyla ilgili bilgi paylaştı. Üre: “Buzun 0’dan farklı fazları da var” PCM Products Ltd. Yöneticisi Zafer Üre, “Faz Değişiklikleri, Küresel Uygulamalar ve Örnekleri” konulu bir sunum yaptı. Ötektik malzemeler ya da faz değişimli malzemelerdeki en son yeniliklerden söz eden Üre, prensip olarak buzun 0’dan farklı fazlarının kullanıldığını söyledi. Üre, konuşması sırasında yanında getirdiği 58 derece ve 4 derecelik buzdan topları katılımcıların incelemesini istedi. Bu canlı örnekle Üre, teknik olarak 0’dan farklı derecelerde buz yapmanın mümkün olduğunu gösterdi. Üre, FİFA 2020 Olimpiyatları’nın Katar’da yapılmasından hareketle yüksek hava sıcaklıklarından etkilenmemek için 15 derecenin üstündeki buzun depolanıp stadyumu soğutmak için kullanabileceğini ifade etti. Seminerin ikinci oturumu, İstanbul Teknik Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Murat Çakan’ın moderatörlüğünde gerçekleşti. Oturumda, PCM Products Ltd. Yöneticisi Zafer Üre “Şebeke Su- yu ile Kuru Isı Reddi Ekipmanları İçin Adyabatik Hava Girişi Soğutma Kiti”, Isı Mühendislik Enstitüsü, Endüstriyel Isıl Sistemler Laboratuvarı Başkanı Prof. Dr. Osmann Sari “CO2 Hidrat: Bulamaç ve Depolama ve HVAC Manyetik Soğutma”; Uygulamalı Bilimsel Araştırma Hollanda Örgütü (NWO) Araştırmacısı Wouter Borsboom “Yenilikçi Havalandırma Sistemleri”; Uygulamalı Bilimsel Araştırma Hollanda Örgütü (NWO) Araştırmacısı Leo Bakker “Okul Binaları İçin Yeni Havalandırma Kavramı, Teori ve Pratik”; Onyx Solar Energy Baş Teknik Sorumlusu Dr. Teodosio del Caño “Entegre Fotovoltaik Bina” konulu konuşma yaptı. Seminer, İzocam Teknik Pazarlama Müdürü Dr. Kemal Gani Bayraktar’ın HERB projesini tanıtan kapanış konuşmasının ardından sona erdi. HERB Projesi nedir? HERB (Holistic Energy-Efficient Retrofitting Of Residential Buildings), yani “Konutların Yüksek Enerji Verimliliği Sağlayacak Şekilde Bütünsel Olarak İyileştirilmesi” olarak adlandırılan bir proje. AB ülkelerindeki standart konutların, iyileştirilmesi ve takibine yönelik olarak, enerji verimliliği yüksek, yenilikçi teknoloji ve çözümlerin geliştirilmesini amaçlıyor. Dış cephe iyileştirilmesi için öngörülen teknolojiler arasında çeşitli yalıtım malzemeleri bulunuyor. Enerji verimliliği yüksek ışıklandırma ve HVAC sistemleri ile yenilenebilir enerji sistemleri dahil olmak üzere, enerji verimliliğini arttıran çözümlerin uygulanması amaçlanıyor. Geliştirilecek teknoloji ve çözümlerin, yüksek enerji verimliliği sağlamanın yanı sıra, mevcut bina fonksiyonlarıyla uyumlu, düşük maliyetli, dayanıklı, kurulumu kolay ve estetik olması bekleniyor. Proje kapsamında iyileştirmesi yapılacak bina türleri arasında, müstakil, yarı müstakil ve sıralı binalarla farklı yaşlardaki apartmanlar yer alıyor. Bina performansının ölçümü için iyileştirmeden önce ve sonra kullanılacak yöntemlerden bazıları şunlar: Sızdırmazlık testi, bina dış cephesinin ana bölümlerinden hangilerinin iyileştirilmesi gerektiğini tespit etmek için termal görüntüleme ve binanın tümü için akıllı enerji ölçümü. Proje kapsamında binalar, yeni binalar için getirilen ulusal bina standartlarına uygun olarak iyileştirilecek. Çalışma programı şu aşamalardan oluşacak; teknoloji ve çözümlerin optimizasyonu için bilgisayar modellerinin geliştirilmesi, binaların dinamik enerji talebinin analiz edilmesi ve kapalı ortam mikro iklim koşullarının tahmin edilmesi, teknoloji ve çözümlerin laboratuar koşulları altında geliştirilmesi ve test edilmesi, iyileştirilen konutların farklı iklim koşulları altında izlenmesi ve sosyoekonomik analiz. Sözü edilen sonuçlar, 10 Avrupa ülkesinden 17 öncü şirket, üniversite ve kamu kurumundan oluşan bir konsorsiyum tarafından geliştirilecek yenilikçi çözümler sayesinde elde edilecek. 6 Röportaj “Yalıtım sektöründe buluş sayısı çok az” İzocam Genel Müdürü A. Nuri Bulut, İzocam için Ar-Ge kültürünün eski bir olgu olduğunu söylüyor: “Yıllardır piyasaya yeni ürünler sunmayı, geliştirmeyi ve bu ürünlerle farklılık yaratmayı hedefliyoruz.” Her yıl mutlaka 2-3 yeni ürün üretmeye gayret ettiklerini belirten Bulut, rakiplerinden farklı ürünleri piyasaya sunduklarını dile getiriyor. Yenilikçi yaklaşımlar, her sektörde olduğu gibi yalıtım sektöründe de son derece önemli. Her geçen gün büyüyen ve gelişen yalıtım sektöründe yapılan Ar-Ge çalışmalarının daha fazla artması gerekiyor. Bu noktada yalıtımın lider firması İzocam, piyasaya sunduğu yeni ürünlerle farklılık yaratmaya devam ediyor. İzocam Genel Müdürü A. Nuri Bulut, yalıtım sektöründe konvansiyonel ürünlerin pek değişmediğini ve buluş sayısının çok az olduğunu, bu nedenle yeni bir şeyler yapmak için farklı uygulama alanları yaratmak gerektiğini söylüyor. “Yaptığımız küçük değişikliklerle bile, hem bir ürünün özelliğini arttırıyor hem de maliyet avantajı sağlayabiliyoruz” diyen Bulut, hem Türkiye’de hem de dünyada neler olup bittiğini takip ettiklerini dile getiriyor. ğunu izlemeye çalışıyoruz. Bunları takip etmek zorundasınız. Çünkü, bir ürünün yerine başka bir ürün gelebilir ve yaptığınız bütün yatırım ve Ar-Ge boşa gidebilir. Bu nedenle de dünyayı yakından takip etmek zorundayız. İnovasyona yönelik yatırımlar, gördüğümüz kadarıyla birkaç yıl- da kendini ödüyor. Böyle bir fırsatı gördüğümüz zaman da Yönetim Kurulu’ndan onay bile almadan, gerekirse karar alıp bu yatırımları uyguluyoruz. Çünkü biliyoruz ki, bu yatırım kendisini çok hızlı ödeyecek ve ürünler piyasada yer alacak. Bu konuda da proaktif olmayı sürdürüyoruz. Bulut, Avrupa’da olan, ancak Türkiye’de olmayan yeni sistemler ortaya koyduklarını belirtiyor. 5 kişilik bir Ar-Ge ekiplerinin olduğunu ifade eden Bulut, ürün geliştirme, Ar-Ge ve teknoloji konusunda çalışmalar yaptıklarını vurguluyor. Bir AB projesi olan HERB kapsamında, İTÜ ve TTMD ile birlikte gerçekleştirilen seminer sırasında röportaj yaptığımız Bulut, bu tür faaliyetlere devam edeceklerinin, üniversiteler ve derneklerle işbirliklerine açık olduklarının altını çiziyor. İzocam’ın yenilik ve Ar-Ge kültürüyle ilgili neler söyleyebilirsiniz? İzocam için Ar-Ge kültürü aslında eski bir olgu. Yıllardır piyasaya yeni ürünler sunmayı, geliştirmeyi ve bu ürünlerle farklılık yaratmayı hedefliyoruz. Her yıl mutlaka 2-3 yeni ürün üretmeye ve bu ürünleri piyasaya sunmaya, bunu yaparken de rakiplerden farklı bir şeyler ortaya koymaya gayret ediyoruz. Bu konuda çalışan bir ekibimiz de var. Özellikle teknik ürünlerde oldukça başarılıyız. Rutin işlerden sıyrılıp biraz daha farklılık yaratacak ürünler sunabiliyoruz. Yalıtım sektörü, elektronik gibi, çok hızlı hareket eden bir sektör değil. Bu nedenle sektörde, yeni bir şeyler yapabilmek için farklı uygulama alanları yaratmak, ürünün katma değerini arttıran bir şeyler ortaya koyabilmek önemli hale geliyor. Yaptığımız küçük değişikliklerle bile, hem bir ürünün özelliğini artırıyor hem de maliyet avantajı sağlayabiliyoruz. Bunlara odaklanmak, rekabetçi olanın ön koşuludur. Aslında yaptığımız çalışmalar bunlardan ibaret. Seminerde yaptığım açılış konuşmasında da söylediğim gibi, biz sadece kendi ülkemizi değil, dünyada neler olup bittiğini, teknolojik yenilikleri, geliştirilen ürünleri ve trendlerin ne yönde oldu- İzocam Genel Müdürü A. Nuri Bulut İzocam’ın Ar-Ge birimi kaç yıldır faaliyet gösteriyor ve ekipte kaç kişi görev yapıyor? Ar-Ge birimimizde 5 kişi var. Ar-Ge, 10-15 yıldır var olan bir birim. HERB Projesi'nin 2. toplantısı İstanbul'da İzocam'ın ev sahipliğinde gerçekleştirildi Bu konuda Türkiye’deki ilklerdensiniz diyebiliriz… Arkadaşlarımız, ürün geliştirme, Ar-Ge ve teknoloji konusunda çalışıyorlar. Farklı çalışma gruplarıyla iletişim halindeler. AB projesi ya da sosyal sorumluluk olarak gördüğümüz projelerde yer alarak, dünyadaki uygulamaları öğrenmiş oluyoruz. "Buradan aldığımız bilgileri, kendi bünyemizde nasıl uygularız?, bunlar bizim faaliyetlerimizde artı değer olarak kullanılabilir mi?" gibi sorulara yanıtlar arayarak değerlendiriyoruz. Böylece piyasayı takip etmeye çalışıyoruz. “Yalıtım sektörü çok fazla değişmiyor” dediniz. Peki sektörde yenilikler nasıl yapılıyor? Açıkçası yalıtım sektöründe konvansiyonel ürünler pek değişmiyor ve buluş sayısı çok az. Ama farklı ürün ve uygulama noktaları ortaya koyabiliyorsunuz ya da bir ürünün kendisi değişmese bile içindeki özelliklerini değiştirebiliyorsunuz. Örneğin, ürünün elyaf yapısını, bağlayıcısını, mekanik özelliklerini iyileştirebiliyorsunuz. Böylece standardın dışına çıkmış oluyorsunuz. Bu, dediğim gibi, her yıl iki seri çıkartan, bilgisayar gibi gelişen bir ürün değil. İnşaat sektöründe de ürün çok sık değişmiyor. Ama biz yalıtım sektöründe, kendi içinde ürünün özelliklerini değiştirerek ya da yeni ürünler sunarak bunu farklılaştırmaya çalışıyoruz. Yeni sistemler ortaya koyuyoruz, bu sistemler Avrupa’da var, ama Türkiye’de yok. Ara bölme duvarını, bütün sertifikası ve belgeleriyle bir sistem olarak pazara sunmak bizim için yeni oluyor. Ama bunun yanında, çatıda bir endüstriyel uygulamada taşyünü üzerine membranı monte etmek ya da onu yerinde uygulamaya hazır hale getirmek, yeni bir paket yapıp onu satmak da yeni ürün gibi algılanabiliyor. Bunu yaparken de farklı alternatifler sunabiliyoruz. Yalıtım sektörü açısından atılması gereken adımlar neler? Türkiye bu alanda kendisini nasıl geliştirmeli? Türkiye açısından bakacak olursak, yalıtım sektörü çok rekabetçi bir sektör. Öncelikle herkesin doğruları yapması lazım. Ürünün ve detayın doğru olması, uygulamanın doğru yapılması gerekiyor ki, yalıtımdan sonuç alınabilsin. Aksi halde kesinlikle sonuca ulaşmayan ürünler ve uygulamalar ortaya çıkar. Kısa vadede uygulama standartlarının sıkı bir şekilde yerine getirilmesi ve uygulanıp uygulanmadığının takip edilmesi gerekiyor. Bunun ötesinde standartlara uymak, doğru beyanlar ve rakamlar vermek, sektörümüz için son derece önemli. Bunun yanında ısı geçiş katsayısından söz ediyoruz. Laboratuarda ilk bulduğumuz sonuçları değil, teknik olarak emin olduğumuz değerleri telaffuz ediyoruz. Bu değer de hesapta kullanılacak gerekli toleransı içeren bir değer olmalı ki, bunu hesaplarda kullanacak mimar ve mühendisler, ürünün ısı geçiş katsayısından emin olsun. Maalesef ticari tehdit- ler nedeniyle piyasada çok yanıltıcı rakamların deklare edildiğini, hatta belgeler alınırken bile yanlış deklarasyonun yapıldığını görüyoruz. Bizim de şirket olarak görevimiz, dernekler kanalıyla bu tür haksız rekabetlerle mücadele etmek. Uzun vadede yalıtım sektörünün önü çok açık. Ancak yalıtım sektöründe yalıtım ürünü üretmemesine rağmen, yol alan trene atlayabilmek ve sektörden nemalanmak için hamleler yapan firmalar var. Bunların içinde yalıtımla ilgisi olmayan boya ve sıva firmaları da, merdiven altı diye tabir ettiğimiz, bir anda ortaya çıkan firmalar da olabiliyor. Kullanılan katı bir ürün ya da bir sıva olsa ve bunlar yalıtım ürünü kadar ısı geçiş kat sayısına ve lambda değerine sahip olsa dahi, yalıtım özelliği taşımasına imkan yoktur. Çünkü Türkiye’de beklenen yalıtım kalınlığı 6 cm’den başlıyor, çatıda ise 14 cm olması gerekiyor. Ürünlerde cm’lerden söz ederken, milim seviyesindeki sıvanın ve boyanın yalıtım yaptığı iddia ediliyor. Maalesef halkımız da yanıltılıyor ve haksız rekabete neden oluyor. Bunlara dikkat edilmesi gerekiyor. Zaten bu sektörün önü açık, sektör büyümeye namzet. 62 milyar dolar enerji ithalatı olan bu ülkede, bugünkü yetersiz standartlarla 12 milyar dolarlık tasarruftan söz ediyoruz. Bunun 15-20 milyar dolara çıkmaması için hiçbir sebep yok. Enerji ithalatımızı 10-15 milyar dolara indirdiğimiz zaman, yalıtımın ne kadar önemli bir etkisi olduğunu görürüz. Yaptığınız yenilikçi uygulamaların, destek olduğunuz programlar ve seminerlerin ne gibi katkıları olacağını düşünüyorsunuz? İleriye yönelik ne gibi planlarınız var? Bu tür faaliyetlere devam edeceğiz. Bunun birçok ayağı var. Dünya piyasalarıyla bir olmak, onları izleyebilir olmak, oradaki yenilikleri ve üniversitelerde yapılan araştırmaları izlemek ve onları Türkiye’ye getirerek, en azından bir sosyal sorumluluğumuzu yerine getirmek zorundayız. Bu faaliyetleri gerçekleştirirken, şirketin satışını arttırmak gibi bir amacımız yok. Bu, tamamen sosyal bir faaliyetten ibaret. Bu seminerde mühendisler, TTMD ve İTÜ ile birlikte çalışıyoruz. Ortak bir proje yapabiliriz. İleride de bu tür platformlarda rol almak bizim görevimiz olacaktır. Şirket-üniversite ya da şirket-dernek işbirliklerine açığız. Bir üniversiteyle ortak bir Ar-Ge laboratuarı kurma çalışmalarınız var mı? Yok. Derneğimiz bünyesinde zaten bir test laboratuarımız var. Orada çalışmalarımız devam ediyor, testlerimizi yaptırıyoruz. O laboratuara emek verdik. Yıllardır oranın kurucu üyelerindeniz, 2 yıllık başkanlık dönemim de oldu. Şu anda İZODER’in Başkanlar Kurulu Üyesiyim. Faaliyetlerimiz aktif olarak devam ediyor. Arkadaşlarım yönetimde, komisyonlarda görev alıyorlar ve sektörün büyümesi için çaba sarf ediyorlar. Devlet birimleriyle ve organizasyonlarla ilişkilerimiz sürüyor. Hem ülkenin refah seviyesinin artması hem de ülkemizde enerji giderlerinin düşmesi için çalışmalar yapıyoruz. Yalıtım, ilk önce bir maliyet gibi görünse de, kendini 2,2-5 yılda geri ödeyen bir yatırım. Aslında böyle bir yatırımın başka bir örneği yok. Örneğin, ev alıyorsunuz, ev kendini 40 yılda geri ödüyor. Ama yalıtım, enerjinin yüzde 60’ını tasarruf ettiği için çok kısa sürede kendini geri ödeme özelliğine sahip. Yalıtım, standartlarla zorunlu kılındı. Bunun bir an önce takibinin yapılması gerekiyor. Enerji Verimliliği Kanunu, arkasından da Binalarda Enerji Performansı Yönetmeliği çıkarıldı. Bunların unutulmaması ve binaların bir an önce Enerji Kimlik Belgesi’ni alması gerekiyor. Bunun süresi Mayıs 2017’ye kadar uzatıldı. Bu süre dolduktan sonra da şartların zorlanması gerekiyor. Bu, ille de kentsel dönüşümle olacak bir şey değil. Eski binaların da renove edilerek, bunun içinde yalıtım ve tesisat olarak daha verimli sistemlerin kullanılması da yer alıyor, ülkemize ve tüketicilere bir şeyler kazandırılması gerekiyor. Sizin de dahil olduğunuz HERB, AB üzerinden yürütülen bir proje. Bu doğrultuda başka ne gibi projeleriniz var? Bu yöndeki planlarınız neler? Bu projeler devam edecek. Geçtiğimiz yıl içinde enerji üzerine bir projeyi tamamladık. İnovasyon üzerine bir çalışmamız devam ediyor. Arkadaşlarımız zaman zaman yurtdışına giderek orada da ortak çalışmalarda bulunuyorlar. Yine ana konumuz, enerji verimliliği olmak üzere, buna benzer çalışmalarımız devam edecek. Bu konudaki faaliyetlerimizi sürdürmeyi hedefliyoruz. 8 Röportaj “Çevre dostu” yerleşkeler tasarlıyoruz Notthingham Üniversitesi Mimarlık ve Çevreci Yapılar Bölüm Başkanı Prof. Dr. Saffa Riffat, yeşil binalar ve binalarda enerji verimliliğiyle ilgili her geçen gün bilincin arttığını söylüyor. İngiltere ve Almanya’nın, yeşil binaların en yaygın kullanıldığı ülkeler olduğunu belirten Prof. Dr. Riffat, Notthingham Üniversitesi’nin de en çevreci üniversitelerden birisi olduğunu ifade ediyor. Notthingham Üniversitesi, dünyanın en çevre dostu yerleşkelerinin sahibi olma özelliğine sahip. Bugüne kadar bu konuda, ulusal ve uluslararası pek çok ödül almaya hak kazandı. Üniversitenin İngiltere dışında, Çin ve Malezya’da da yerleşkeleri bulunuyor. Çevreci özelliklerle donatılan Çin’deki yerleşke, sıfır karbon salımına sahip bir bina. Notthingham Üniversitesi Mimarlık ve Çevreci Yapılar Bölüm Başkanı Prof. Dr. Saffa Riffat, Çin’deki yerleşkelerinin sürdürülebilir enerji merkezi olarak da çalışmalarını sürdürdüğünü, binada kullanılan rüzgâr ve fotovoltaik gibi çevre dostu yenilenebilir enerji kaynaklarının, Çin’de inşa edilen yeni şehirlerin tasarımında da benimsenmiş olduğunu belirtiyor. Notthingham Üniversitesi Mimarlık ve Çevreci Yapılar Bölüm Başkanı Prof. Dr. Saffa Riffat Bundan yaklaşık 6 yıl önce çevre konusuna odaklandıklarını ifade eden Prof. Dr. Riffat, mimari ve çevre konularını birleştirerek eğitim programlarını buna göre yapılandırdıklarının altını çiziyor. Prof. Dr. Riffat, daha çok ulusal bazda çalışmalar yürüttüklerini, Brezilya, Meksika ve İran gibi farklı ülkelerden gruplara, yetkinlik alanları dahilinde eğitimler verdiklerini, ayrıca yine çok sayıda ülkede düzenlenen etkinliklere katılarak birikimlerini paylaştıklarını dile getiriyor. Mimarlık ve Çevreci Yapılar Bölümü ne zaman ve hangi amaçla kuruldu? Bölümün ilk kuruluşu yaklaşık 60 yıl önceye dayanıyor. 1954 yılında açılan bölüm, mimarlık ve mühendislik alanlarında çalışmalarına başladı. Geçmişi ise Notthingham Government School of Design (Notthingham Devlet Tasarım Okulu) ismiyle 1843’e dayanıyor. 1948 yılında resmen Nottingham Üniversitesi adıyla faaliyete başlayan okulumuz, bugün İngiltere’nin en iyi okullarından biri olarak çalışmalarını sürdürüyor. İngiltere’deki yerleşkemiz dışında Çin ve Malezya’daki yerleşkelerimizde de aynı mantıkla hareket ederek gelişimimizi sürdürüyoruz. Bölümün faaliyetleri ve çalışma alanlarından söz eder misiniz? Kökeninde mimari olan bir bölüm olarak, faaliyetlerimizin temelinde de mimari bulunuyor. Bu çerçevede geliştirilen eğitim programları ve çeşitli kurslar üzerinden çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Bundan yaklaşık 6 yıl önce ise, bugün artık tüm dünyanın gündeminde olan çevre konusuna odaklandık. Mimari ve çevre konularını birleştirerek eğitim programımızı buna göre yapılandırdık. 2006 Şubat ayında açılan Çin’deki yerleşkemiz, bu ülkede bir yabancı üniversitenin ilk yerleşke olmasının haricinde, çevre dostu mimarisiyle de tüm ülke ve bölgeye örnek olmayı sürdürüyor. Sanayi kuruluşları ve kurumlarla ne gibi ortak çalışmalarınız var? Bugüne kadar çok sayıda kurumla ortak projelere imza attık ve atmaya devam ediyoruz. Bu projelerin sayısı 90’ı geçmiş durumda. İşbirliği yaptığımız kurumlar, projelerde, bizim geliştirdiğimiz teknolojilerden faydalanıyorlar. Örnek olarak, enerji yönetim cihazları ile çeşitli malzemeleri vermek mümkün. Gerçekleştirdiğimiz bu projeler, yalnızca İngiltere’yi değil, yerleşkemizin bulunduğu Çin’i, hatta büyük çaplı uluslararası projeleri de kapsıyor. Toplam büyüklüğe baktığımızda ise 50 milyon Pound’u bulan bir mali büyüklük söz konusu. Bölümden mezun olanlar hangi alanlarda çalışıyor, ne tür çalışmalara imza atıyorlar? Mimari, planlama, sürdürülebilir teknolojiler, enerji sektöründe farklı konumlar gibi çok sayıda alternatif mevcut. Mezunlarımız arasında, birlikte ortak proje geliştirdiğimiz firmalarda çalışma olanağı bulan çok sayıda kişi bulunuyor. Henüz öğrenciyken, projeler vasıtasıyla gelecekteki işverenleriyle birlikte çalışan öğrencilerimiz, mezuniyet sonrası iş yaşamına hazır olarak yetişiyorlar. Eğitim programlarımıza, yalnız İngiliz öğrenciler değil, farklı ülkelerden gençlerin de talep göstermesi ise, projelerin ve çevreci bina bilincinin tüm dünyaya yayılması yolunda önemli bir avantaj sağlıyor. Bölümünüzde sürdürülebilir enerji teknolojileri üzerine ne tür araştırmalar, çalışmalar yapıyorsunuz? Bölümümüzün aktif olduğu alan, binalarda enerji verimliliğini sağlamaya yönelik teknolojiler geliştirmektir. Bu kapsamda, enerji tasarrufu sağlayacak çözümleri hem konutlar hem de ofis binalarında kullanılacak şekilde geliştiriyor ve çeşitli fikirler üretiyoruz. Örneğin, bir binayı havalandırma, iklimlendirme kriterleri bazında ele alıyor, kullanılabilecek yalıtım malzemeleri ve teknolojiler üzerine Ar-Ge faaliyetlerinde bulunuyoruz. En kapsamlı projelerden biri, Katar’da 20 milyar dolar maliyetle inşa edilen Masdar şehri. Bu şehrin inşasının temelinde yatan fikir, sıfır enerji tüketimine ulaşılabilmesidir. Elbette, başta soğutma için kullanılan klimalar ciddi bir enerji tüketimine neden oluyor. Hedef, yenilenebilir enerji kaynaklarıyla oluşan karbon miktarını azaltmak ve sıfırlamak. Bu bağlamda, bölümümüzde geliştirdiğimiz fikir ve teknolojileri Masdar yönetimine sunuyoruz. Bölümünüz bünyesindeki Çevre Eğitim Merkezi’nde yürüttüğünüz çalışmalarla ilgili bilgi verir misiniz? Yoğunlukla ulusal bazda çalışmalar sürdürsek de, pek çok ülkeden gelen kişilere eğitim veriyoruz. Brezilya, Meksika ve İran gibi farklı ülkelerden gruplara, yetkinlik alanlarımız dahilinde eğitimler veriyor, ayrıca yine çok sayıda ülkede düzenlenen etkinliklere katılarak birikimlerimizi paylaşıyoruz. Özellikle eski bina stoğunun yoğun olduğu ülkeler, daha ön planda bulunuyor. Gerek merkezimizde eğitim alanlar, gerekse ziyaret ettiğimiz ülkelerdeki isimler, binalarda sağlanabilecek enerji tasarrufu ve bu bilincin yaygınlaşmasında önemli rol oynuyorlar. Üniversitenizin yerleşkesi yeşil bina olarak tasarlanmış. Binanın özelliklerinden söz eder misiniz? Üniversitemiz, dünyanın en çevre dostu yerleşkelerinin sahibi olarak haklı bir üne sahip. Bugüne kadar gerek ulusal, gerekse uluslaraMasdar City Projesi AB 7. Çerçeve Programı HERB Projesi Başlanıç Toplantısı Nottingham Üniversitesi'nde gerçekleştirildi rası pek çok ödüle hak kazandık. Yeşil yerleşke olma yolundaki adımlarımız ise, bundan yaklaşık 15 yıl önce atıldı. Bu tarihte, üniversitenin enerji ihtiyacının yenilenebilir enerji kaynaklarıyla nasıl karşılanabileceği ön plandaydı. Zamanla gerçekleşen yatırımlar ve gelen çok sayıda fikir arasından olgunlaşanlar, yüksek enerji verimliliği hedefiyle devreye alınmaya başlandı ve yüzde 60’a varan bir tasarrufa ulaşıldı. Ulaştığımız başarıda, Avrupa Birliği’nden aldığımız desteğin de önemli bir katkısı bulunuyor. Bununla birlikte, ilk kez 2003 yılında “Civic Trust Green Flag Award (Civic Trust Yeşil Bayrak Ödülü)” ödülünü alan tek üniversite yerleşkesi olmamızın da bu paralelde altını çizmem gerekiyor. Üniversitemizin Çin’de bulunan yerleşkenin ise bambaşka bir yapısı bulunuyor. Bu yerleşkemiz, en başından itibaren tasarlanırken çevreci özelliklerle donatılması için planlandı. Sıfır karbon salımına sahip bir bina hedefiyle yola çıktı ve bunu başardık. Yerleşkemizde tasarruf oranı yüzde 60’ı bulan çevre dostu bir binamız bulunuyor. Sürdürülebilir enerji merkezi olarak da çalışmalarını sürdüren bu binamızda kullanılan rüzgâr ve fotovoltaik gibi çevre dostu yenilenebilir enerji kaynakları, Çin’de inşa edilen yeni şehirlerin tasarımında da benimsenmiş durumda. Bu kapsamda, bölümümüzün yalnızca merkezimizin bulunduğu İngiltere’de değil, dünyanın en kalabalık nüfusa sahip ülkesi Çin’de de oldukça aktif olduğunu söyleyebiliriz. Dünyada yeşil binaların gelişimini ve bu tür binaların yaygınlaştırılmasını nasıl değerlendiriyorsunuz? Yeşil binalar ve binalarda enerji verimliliğiyle ilgili her gün artan bir bilincin olduğunu söylemek mümkün. Avrupa özelinde baktığımızda, özellikle Almanya’nın diğer ülkelerden önde olduğunu görüyoruz. İngiltere ve Almanya, şu an en yaygın kullanımın olduğu iki ülkeyi temsil ediyor. Bu başarının arkasında ise özellikle uzun vadeli hazırlanmış, detaylı bir planlama bulunuyor. Özellikle Almanya, yenilenebilir enerji yatırımlarına verilen teşviklerden yalıtım alanındaki yönlendirici uygulamalara kadar oldukça kapsamlı bir çalışma gerçekleştirdi. Dünyada karbon salımında üst sıralarda bulunan Çin’de de benzer bir çalışmanın olduğunu görebiliyoruz. Bu alanda aktif olmak isteyen ülkelerin de, benzer bir şekilde hareket etmeleri gerekiyor. HERB Projesi ve hedefleriyle ilgili neler söylemek istersiniz? HERB Projesi, Avrupa Birliği tarafından desteklenen önemli projelerden biri. Avrupa Komisyonu tarafından fonlanan bu proje, AB genelinde 11 ülkeden 17 iş ortağını kapsıyor. Bu ülkeler arasında farklı iklim koşullarına sahip olan Portekiz, İsviçre, İngiltere ve İtalya gibi ülkeler de bulunuyor. HERB Projesi, özellikle eski yapıların günümüz teknolojileriyle yenilenmesi ve enerji tasarruflu hale gelmelerinin yolunu açan bir çalışma. Gerçekleştirilen örnekler arasında enerji tasarrufunda yüzde 80 gibi ciddi oranlara ulaşanlar var. Yalnızca son 15-20 yıla ait olanlar değil, 1800’lü yılların sonlarında yapılan binalar da HERB Projesi’nin odaklandığı konular arasında yer alıyor. Projenin, 11 ülkedeki milyonlarca insanı ve binayı etkilediğini düşünürseniz, enerji verimliliğinde sağlanabilecek faydaya ait resmi daha net görebilirsiniz. 10 Röportaj “Sıfır karbon salımlı binalar hedefliyoruz” Green Evolution CEO’su Dr. Ioannis Pappas, yalıtımın binalarda enerji verimliliğini sağlamada en yaygın ve etkin kullanılan alanlardan birisi olduğunu söylüyor: “İleride yalıtılmış binaların sayısının artmasının sonuçlarını daha net görebileceğiz. Gelişen yalıtım teknikleri, verimlilik artışını da sağlayacaktır” diyor. potansiyeli söz konusu. İklim değişikliğinin oluşturacağı etki konusunda artan bilinçlenmeyle birlikte, bizim gibi danışmanlık hizmeti veren firmaların öneminin daha da artacağına inanıyoruz. Yunanistan’da faaliyet gösteren Green Evolution şirketi, çevre ve enerji odaklı faaliyetler yürütüyor. Kurumlara çevre dostu teknik çözümler sunan şirket, aynı zamanda karbon salım oranlarını düşürmek isteyen kurumlara da hizmet veriyor. Ayrıca Yunanistan hükümetine enerji ve karbon finansmanı alanında danışmanlık hizmeti veriyor. Green Evolution CEO’su Dr. Ioannis Pappas, karbon finansmanı ve enerji piyasaları alanında kıdemli bir danışman. 20 yıldan uzun süredir ulusal ve AB araştırma projelerinin yöneticiliğini yapıyor. HERB projesi kapsamında gerçekleştirilen seminerde röportaj yaptığımız Dr. Pappas, İzocam gibi HERB projesinin ortaklarından olduklarını, çok sayıda ülkeden kurumun projede yer almasının, enerji verimliliğine sahip binaların yaygınlaştırılmasını da beraberinde getireceğini dile getiriyor. Green Evolution’ın kuruluş amacı nedir? Faaliyetlerinizden söz eder misiniz? Green Evolution, 2009 yılında kuruldu. Ana faaliyet alanı olarak, enerji ve çevre odakGreen Evolution CEO’su lı, mali ve hukuki konularda Dr. Ioannis Pappas danışmanlık hizmetleri veriyoruz. Enerji verimliliği uygulamalarının yaygınlaştırılması adına, çevre dostu teknik çözümler konusunda kurumlara destek oluyoruz. Bununla birlikte, karbon piyasası özelinde hizmetlerimiz de bulunuyor. Çalışmalarımız kapsamında, salım oranlarını düşürmek isteyen kurumlara, bu hedeflerine ulaşmaları konusunda yardımcı oluyor, üretime yeni başlayacak tesislerin, gerek uluslararası standartlara uyma, gerekse rekabette avantaj sağlama yolunda uygulaması gereken çözümleri şekillendirerek devreye almalarını sağlıyoruz. Geniş bir portföye sahibiz. Kyoto Protokolü’nde alınan kararlara uyum için gerekli mekanizmanın üretilmesi, karbon pazarına uygun finansal pazarlama enstrümanları, kurumların karbon ayak izlerini düşürmelerini sağlayan çözümler, raporlama altyapısı, hem kamu hem de özel sektör için yeşil enerji uygulamaları, portföyümüzün önde gelen başlıkları olarak sıralanıyor. Sera gazı yönetimi alanındaki faaliyetlerinizden söz eder misiniz? Kimler hizmet alıyor? Bu alanda pek çok sektörden söz etmek mümkün. Uygulamalarımız arasında özellikle perakende ve gıda sektörlerinin daha fazla ön plana çıktığını düşünüyorum. Elbette, farklı sektörler için de o sektöre özel uygulama ve çözümler üretmek mümkün. Kyoto, bu kapsamda önemli standartları içeriyor. Yeşil ekonomi ve karbon ayak izi azaltımına yönelik çalışmalar büyüyen bir pazarı oluşturuyor. Yalnızca kamu değil, özel sektör için de önemli bir büyüme Karbon ayak izini hesaplamaya ve azaltmaya yönelik ne tür çalışmalar yapıyorsunuz? Bu alanda çeşitli hizmetlerimiz bulunuyor. Özellikle yeni şirketler, yatırımları sırasında gerek Avrupa Birliği’nin, gerekse uluslararası kurumların standartlarına uyumlu hareket etmek durumunda. Bunun için de izlemeleri gereken bir yol ve kurallar zinciri bulunuyor. Biz, bu alanda gerek yeni şirketlere, gerekse karbon ayak izlerini düşürmek isteyen mevcut kurumlara nasıl bir yol izlemeleri gerektiği konusunda yardımcı oluyoruz. Bir kurumun, karbon ayak izini azaltma konusunda iyileştirebileceği pek çok nokta bulunuyor. Bu başlıkların, uluslararası hukuk kuralları çerçevesinde, doğru bir yolda sorunsuzca izlenmesi için çeşitli analizler gerçekleştiriyoruz. Hizmet verdiğimiz kurumun yöneticileriyle bir araya gelerek izlenmesi gereken stratejinin hedeflerini belirliyor ve bunun raporlamasını gerçekleştiriyoruz. Yunanistan hükümetine enerji ve karbon finansmanı alanında verdiğiniz danışmanlık hizmetinden söz eder misiniz? Kamu kurumları, çevreci uygulamaların yaygınlaştırılmasında önemli bir role sahip. Yunanistan hükümeti de bu doğrultuda enerji verimliliği ve daha yeşil bir dünya için üzerine düşen sorumlulukları yerine getirmeyi amaçlıyor. Bu doğrultuda; bir kamu binasında uygulanabilecek enerji verimliliği uygulamalarından, yenilenebilir enerji kaynaklarıyla, örneğin bir binanın çatısına yerleştirilecek güneş panelleriyle enerji üretimine kadar çok çeşitli alternatifler mevcut. Verdiğimiz hizmetlerle kamu binalarının çevre odaklı dönüşümüne destek olduk. Yaptığımız model- lemeler, hesaplamalar ve fizibilite çalışmalarıyla sağlanabilecek faydanın değerini ortaya koyduk. Bu çalışmalar, enerji tüketiminin azalmasının yolunu açarken, diğer yandan ülke ekonomisine de doğrudan katkı sağladı. Yunanistan’da binalarda enerji verimliliğini sağlamaya yönelik ne tür çalışmalar yapılıyor? Green Evolution olarak siz bu konuda neler yapıyorsunuz? Enerji verimliliğine yönelik çalışmalar yapılan binaların sayısı büyük bir hızla artıyor. Avrupa Komisyonu’nun hükümetlere ilettiği talimatlar, bu artışın hızlı bir şekilde gerçekleşmesinde önemli role sahip. Binalarda enerji verimliliğine yönelik talimatlar doğrultusunda, hükümetlerin enerji verimli binalar raporu hazırlaması gerekiyor. Yunanistan hükümeti de, bu kapsamda önümüzdeki yıllarda enerji verimli bina stoğunun, toplam içindeki payının artırılmasına yönelik uygulamalara imza atıyor. Green Evolution olarak, sıfır karbon salımlı binalar hedefliyoruz. Gerek verimlilik odaklı çalışmalarla, gerekse binaların enerji ihtiyaçlarının bir bölümünü yenilenebilir enerji kaynaklarıyla karşılamaları için çözümler sunuyoruz. Teknik ve hukuki konularda danışmanlık hizmetleri sunuyor, enerji verimliliği bilincinin yaygınlaştırılması için çalışmalarda bulunuyor ve karbon kredisi alımı gibi finansal çözümlerin hayata geçmesi için ihtiyaç duyulan desteği veriyoruz. Yunanistan’da pasif evlerle ilgili ne tür çalışmalar yürütülüyor? Bu konudaki yaygınlığın her geçen gün arttığını söylemek mümkün. Ancak bu yeni bir alan ve alınacak uzun bir yol var. Çevre dostu evlerin sayısını artırmak için pek çok ülkedeki ilgili konferanslara katılarak birikimlerimizi aktarıyoruz. Bu önemli, çünkü pek çok eski ev, enerji verimliliği sağlayacak uygulamalardan yoksun durumda. Isıtma ya da soğutma için idealden uzak değerlere sahip olan bu binalar, yalıtımın yaygın olmaması nedeniyle de sorunlu olarak görünüyor. Diğer taraftan, eski yapıların modern bir yapıya kavuşması için gereken yatırım miktarları da kritik. Binalar eskidikçe yatırım miktarı artıyor. Pek çok insan, yaşadığı ve çalıştığı bina için yapılabilecek yatırımları fikren desteklese de, maliyeti nedeniyle bunu uygulamaya geçiremiyor. Önümüzdeki yıllarda çevre dostu evlerin sayısının artmasına paralel enerji tüketimlerinde, dolayısıyla sera gazı salımında azalma öngörüyoruz. Green Evolution olarak ileriye yönelik hayata geçirmeyi planladığınız projeler neler? Öncelikli planımız, pazarın daha da büyüyüp gelişmesini sağlamak. Bunun için gerekli uygulamalara şimdiden sahibiz. Pazarda yaşanacak artış, beraberinde çevresel katkıyı da getirecektir. İkinci aşamada ise, enerji verimliliğine yönelik yeni uygulamalarla etkinliğimizi artırmak istiyoruz. Enerji verimliliği çözümlerinden faydalanan kişi ve kurumların artması için çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Farklı ülkelerde gerçekleştirdiğimiz ve katıldığımız seminerlerin sayısını artırıyor, eğitimlerimizle daha fazla sayıda kişi ve kuruma ulaşıyoruz. Karbon finans piyasasının kullanımının artması da odaklandığımız bir başka konu. Özellikle büyük ölçekli şirketlerin bu sisteme dahil olmasını amaçlıyoruz. Yalıtımın bu hedeflere ulaşmadaki rolünü ve geleceğini nasıl değerlendiriyorsunuz? Yalıtım, binalarda enerji verimliliğini sağlamada en yaygın ve etkin kullanılan alanlardan biri. Özellikle, eski binaların çevreci kimliğe bürünebilmesi için uygulanabilecek öncelikli alternatiflerden biri. Eski binalarda kullanılan alüminyum çerçeveli pencerelerin ya da taş binaların yalıtımı avantaj sağlıyor. Üstelik yapılacak yalıtım çalışmaları, yalnızca verimlilik anlamında değil, daha konforlu yapılara geçiş anlamında da katkı sağlıyor. Ancak eski binaların bu durumunu, çözülmesi gereken bir sorun olarak görmek de doğru değil. Çünkü yapılabileceklerin yalnızca bir boyutunu ifade ediyor. İleride yalıtılmış binaların sayısının artmasının sonuçlarını daha net görebileceğiz. Gelişen yalıtım teknikleri, verimlilik artışını da sağlayacaktır. HERB projesi ve hedefleriyle ilgili neler söylemek istersiniz? HERB projesi, Avrupa’nın pek çok ülkesinde üniversiteler ile endüstrinin bir araya gelerek, binalarda yenilikçi enerji verimliliği çözümleri geliştirdiği önemli bir proje. Odak noktasında, eski binaların, günümüz teknolojileri kullanılarak daha verimli hale getirilmesi bulunuyor. Özellikle, hastaneler ve okullar gibi hemen her yerde karşımıza çıkan binaların modernleştirilmesi üzerine çalışılıyor. Avrupa’daki enerji talebinin yüzde 40 gibi büyük bir oranla binalar tarafından yapıldığını düşünürseniz, HERB projesinin önemi daha net ortaya çıkıyor. Proje, yalnızca son 20-30 yılda yapılmış binaları değil, 19. yüzyılda inşa edilmiş binaları da kapsıyor. Projenin ortakları arasında, Green Evolution ve İzocam’ın dışında İngiltere’den Nottingham Üniversitesi, İtalya’dan Bologna Üniversitesi ile Bologna Belediyesi, Portekiz’den Lizbon Üniversitesi, Almada Şehir Yönetimi, Almanya’dan Stuttgart Üniversitesi, Yunanistan’dan Atina Üniversitesi ile İsviçre, İspanya, Polonya, Finlandiya ve Hollanda’dan çeşitli kurumlar bulunuyor. Çok sayıda ülkeden kurumun bu projede yer alması, enerji verimliliğine sahip binaların yaygınlaştırılmasını da beraberinde getiriyor. Proje ortaklarından İzocam’ı ve çalışmalarını nasıl değerlendiriyorsunuz? İzocam, projenin Türkiye’de duyurulması konusunda katkı sağlayan bir şirket. Ülke içindeki çalışmaları yeterince takip edemesem de, yalıtım alanında sahip olduğu birikim ve tecrübeyle HERB projesine çok değerli katkılar verdiğini düşünüyorum. Umarım, ileride daha fazla sayıda projede birlikte çalışma olanağı bulabiliriz. İzocam’ın güvenilir bir ortak olarak, yürütülecek projelere değer katacağına inanıyorum. AB destekli projelerin bu alandaki gelişime katkısıyla ilgili neler söylemek istersiniz? Avrupa Birliği’nin desteğinin, hedeflere ulaşılmasında itici bir güç olduğunu düşünüyorum. Özellikle, projelerin maliyetinin karşılanması konusundaki desteği gerçekten önemli. Sonuçta yürütülen projeler büyük ölçekli ve milyonlarca kişiyi doğrudan etkiliyor. Fikren ortaya çıkan, başarıya ulaşabilecek uygulamaların başlaması için hem mali hem de psikolojik bir destek sağlıyor. Yüzde 20’ye varan bir destek söz konusu ki, bu oran, pek çok projenin devreye alınabilmesi için aşılması gereken mali sınırları karşılıyor. Diğer taraftan, konunun daha fazla sayıda kişi ve kurum tarafından öğrenilmesini sağlıyor. Bu da, projelere sponsorların dahil olması yolunda önemli bir avantaj. 12 Röportaj “Yeniliklere ayak uydurmamız gerekiyor” TTMD Yönetim Kurulu Başkanı Bahri Türkmen, dünyadaki binalarda enerji performansı sınıflandırılmasında yalıtımın çok önemli olduğunu ve bu konudaki yeniliklere ayak uydurmamız gerektiğini söylüyor. Türkmen ayrıca, İzocam ve sektördeki diğer firmaların, bu yenilikleri özellikle tasarımcılara teknik olarak aktarması gerektiğini dile getiriyor. Son yıllarda bina tasarımlarında pek çok yenilik yaşanıyor. Dünyada enerji verimliliği yüksek olan yeşil binaların sayısı artıyor. LEED ve Green gibi uluslararası geçerliliği olan sertifikalara rağbet artıyor. TTMD Yönetim Kurulu Başkanı Bahri Türkmen, bina tasarımındaki ve havalandırma alanındaki yenilikleri takip ettiklerini ve bu konuda çalışmalar yaptıklarını söylüyor. AB fonları tarafından desteklenen projelerde yer aldıklarını belirten Türkmen, sivil toplum kuruluşlarıyla ve Bakanlıklarla da işbirliği yaptıklarını ifade ediyor. Türkmen, AB’nin 7. Çerçeve Programı kapsamında yaptıkları projelerde ürün geliştirme üzerine odaklandıklarını söylüyor: “Bunun dışında, sektörde çalışan mühendislerin kapasitesinin artırılmasından tutun da, öğrencilerin, hatta halkın enerji verimliliği konusunda bilinçlendirilmesine yönelik çeşitli çalışmalar yapıyoruz.” TTMD'nin bina tasarımı ve iklimlendirme alanında yenilik konusuna yaklaşımı nasıl? Bina tasarımları, eskiden mimarların tasarım ve mühendislerin bunun üzerinde yaptığı çalışmalardan ibaret olurdu. Verim düşüklüğü söz konusuydu. Şu anda geldiğimiz noktada bina tasarımları, “bütünleşik tasarım” dediğimiz, başından itibaren mimar, makina mühendisi, statikçi ve elektrik mühendislerinin bir arada olduğu çalışmayla ortaya çıkıyor. Özellikle son zamanlarda mekanik tesisat tasarımlarında simülasyon programları kullanılıyor, böylece bazı pasif soğutma ve ısıtma sistemleri daha baştan görülebiliyor. Böylece enerji performansı yüksek olan bina tasarımı yapılabiliyor. Bu konuda TTMD İstanbul Temsilciliği’nde Süleyman Akım’ın başkanlığında komisyon kuruldu ve bu komisyon hem İstanbul hem de İzmir’de çalıştaylar düzenledi. Dolayısıyla üyelerimizin, bina tasarımındaki ve havalandırma alanındaki yeniliklerin hepsinin uygulanmakta olduğunu biliyoruz ve bu konuda elimizden gelen her türlü çalışmayı yapıyoruz. TTMD olarak, AB fonları tarafından desteklenen ve sivil toplum kuruluşlarının içinde yer aldığı birçok projeye destek veriyoruz. Yürüttüğünüz projelerin sektöre ne gibi katkıları olduğunu düşünüyorsunuz? Yürütülen projelerin en önemli katkısı, Türkiye’de bir enerji bilincinin yerleştirilmesi, bunun geniş kitlelere aktarılması ve bu konuda herkesin üzerine düşeni fazlasıyla yapmasıdır. TTMD olarak bunun liderliğini yaptığımız için bu konuları çok önemsiyoruz. AB fonlarına ve İngiliz Birleşik Krallığı Refah Fonu’na aktarılan imkânlarla çalışmalarımızı sürdürebiliyoruz. Bunun dışında, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ve Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile Koordinatörümüz Hakkı Buyruk’un liderliğinde çok yakın işbirliği yapıyoruz. Bu iki Bakanlıkla birlikte, Türkiye’deki yapılarda enerji performansının artırılmasıyla ilgili her türlü çalışmaya katılıyoruz. Bu konuda görüş bildiriyoruz ve elimizden gelen tüm desteği onlara sağlıyoruz. Yürüttüğümüz projeler, çok farklı hedef kitlelere yönelik oluyor. Her bir projemizin farklı bir hedef kitlesi olabiliyor. Özellikle AB’nin 7. Çerçeve Programı kapsamında yaptığımız projeler, ürün geliştirme üzerine odaklanıyor. Bunun dışında, sektörde çalışan mühendislerin kapasitesinin artırılmasından tutun da, öğrencilerin, hatta halkın enerji verimliliği konusunda bilinçlendirilmesine yönelik çeşitli çalış- malar yapıyoruz. Yeni bir projemiz daha var, proje, teknik öğretmenlerin altyapısının geliştirilmesi de dahil geniş bir kitleye hitap ediyor. Enerji konusunda çalışan mühendis ve tekniker arkadaşlarımızın, ileri düzeyde eğitilmesi de, Türkiye’nin enerji tüketimini azaltıyor ve doğru enerji kullanımını destekliyor. Bu nedenle biz AB 7. Çerçeve projelerinden bunlarla ilgili olanlara önem veriyoruz. İzocam’ın yalıtım sektöründe yenilik konusuna katkılarını nasıl değerlendiriyorsunuz? İzocam, çok eski ve köklü bir firma. Uzun yıllardır aynı gelenek ve görenekleri devam ettirdiğini düşünüyorum. Sektörde özellikle üretici ve lider firmaların işleri zor. Çünkü bu firmaların her türlü yeniliklerini ve çalışmalarını sektöre anlatmaları gerekiyor. Bunların başında tasarım mühendisleri, imalatçılar ve son kullanıcılar geliyor. İzocam’ın bu konuda bir atağa geçtiğini düşünüyorum. İzocam’ın sektöre katkılarını görüyor ve izliyoruz. Bundan sonra da İzocam’ın yeniliklerini, özellikle tasarımcılara teknik desteklerini fazlasıyla bekliyoruz. Son yıllarda yalıtım alanında yapılan yenilik çalışmalarıyla ilgili görüşleriniz ve bu çalışmaların sektörün gelişimine yönelik önerileriniz neler? Bildiğiniz gibi, enerji performansı yüksek binaların sınıflandırılmasında bir takım sertifika sistemleri geliştirildi. Bunlardan birisi LEED, diğeri Green isimli, uluslararası kabul gören sertifikalardır. Herkes enerji performansı yüksek bina, yani yeşil bina yaptığını söylüyor, ama bu sertifikalara müracaat edildiğinde alınan dereceyle, binanın gerçekten hangi seviyede olduğu görülüyor. Bir binanın, LEED sertifikasyonunda artı puan alması için yalıtım uygulamalarının, olması gerekenden en az yüzde 30 daha fazla özelliğe sahip olması gerekiyor. Bu da, enerji performansı sınıflandırılmasında yalıtımın ne kadar önemli olduğunu gösteriyor. Bu bakımdan Türkiye’de de bu yeniliklere ayak uydurmamız gerekiyor. Yalıtım özelliği yüzde 30 fazla olacak, ama maliyet aşağıya çekilecek. Bu açıdan İzocam ve sektördeki diğer firmaların, bu yenilikleri özellikle tasarımcılara teknik olarak aktarması ve kullanım alanlarında detaylar geliştirmesi gerekiyor. Tasarımcılardan kastım, hem mimarlar hem mekanik hem de tesisat mühendisleridir. Bu yapıldığı takdirde, sektör canlı kalacaktır ve sektörün gelişmesine ön ayak olunacaktır. İzocam'dan Haberler İzocam Yapı Fuarı’nda yeni ürünü “Foamboard Lambda 30”u ilk kez sergiledi Bu yıl 36’ıncısı gerçekleştirilen Yapı Fuarı’na yeni ürün ve sistemleriyle katılan İzocam, standında yeni ürünleri Foamboard Lambda 30, İzocam Manto, InWall ve Tekiz Panelleri’ni sergiledi, ziyaretçileri yalıtım konusunda bilgilendirdi. İzocam, her yıl olduğu gibi bu yıl da 24-28 Nisan tarihleri arasında Beylikdüzü Tüyap Fuar ve Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilen Yapı Fuarı’nda yeni ürün ve sistemleriyle “yenilikçiliğe” dikkat çekerek, profesyonel mimar ve mühendislerden oluşan teknik kadrosuyla fuar boyunca ziyaretçilere yalıtım konusunda bilgi verdi. Bu yıl fuara “Foamboard Lambda 30” ile damgasını vuran İzocam, bu alandaki yenilikçiliğiyle iddiasını ortaya koydu. Isı yalıtım değeri geliştirilmiş, niteliği artırılmış yeni Ekstrüde Polistiren Levha, “Foamboard Lambda 30” ilk kez Yapı Fuarı’nda sergilendi. Standda öne çıkarılan bir diğer ürün olan İzocam Manto Sıvalı Dış Cephe Yalıtım Sistemleri, ısı köprülerini tamamen ortadan kaldırırken, en etkin ısı yalıtım sistemi sunuluyor. İzocam Manto Sıvalı Dış Cephe Yalıtım Sistemleri, ISO 9001 Kalite Güvence Sistemi, ISO 14001 Çevre Yönetim Sistemi ve OHSAS 18001 İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Yönetim Sistemi sertifikalarına sahip tesislerinde üretilen yalıtım levhalarıyla Manto Taşyünü, Manto İzopor, Manto İzopor Plus ve Manto Foamboard CE ve TSE bel- geli ürünler olarak yurtiçi ve yurtdışında tercih ediliyor. Yapı Fuarı’nda standda sergilenen ve Rigips ortaklığıyla yeni geliştirilen yalıtımlı hafif bölme duvar sistemi InWall da yer aldı. Rigips alçı plakalar ile İzocam Camyünü ve Taşyünü yalıtım levhalarının birlikte kullanıldığı, EN 1364-1 Standardı'na göre test edilmiş InWall Bölme Duvar Sistemleri, 30, 60 ve 90 dakika yangın dayanım sertifikasına sahip olmasıyla dikkat çekiyor. İzocam’ın Gebkim Organize Sanayi Bölgesi’nde yıllık 4 milyon m2'lik üretim hacmine ulaşan yeni Sandviç Hattı Tesisi, endüst- riyel yapılarda en fonksiyonel yalıtım çözümlerini yeni ürünleriyle sunuyor. Farklı ihtiyaçlara özel çözümler sunmak için İzocam’ın uzmanlığı ve deneyimiyle geliştirilen Tekiz yalıtımlı paneller, Yapı Fuarı’nda sektör profesyonelleriyle buluştu. Fuarda, ürünlerin binalarda kullanımına yönelik ısı, ses, su yalıtımı ve yangın güvenliği konularında katılımcıların bilinçlendirilmesini hedefleyen İzocam, yalıtımın, enerji tasarrufu ve küresel ısınmaya katkılarını da vurguladı. Temiz bir dünya için yalıtım malzemelerinin bilinçli kullanımı üzerine de detaylı bilgilendirme yaptı. 14 İzocam'dan Haberler 1. proje 2. proje 3. proje İzocam 13. Yalıtım Yarışması’nda dereceye girenler ödüllendirildi İzocam 13. Yalıtım Yarışması sonuçlandı. Dereceye giren 3 projenin sahipleri ödüllendirildi. Yarışmada birinciliği, İstanbul Teknik Üniversitesi’nden 2 kişilik bir ekip kazandı. İzocam’ın bu yıl 13.'sünü düzenlediği Üniversite Öğrencileri Yalıtım Yarışması sonuçlandı. Dereceye giren öğrenciler, 2 Mayıs 2013’te İzocam Genel Merkezi’nde düzenlenen törende ödüllerini aldılar. Törende konuşma yapan İzocam Genel Müdürü A. Nuri Bulut, yarışmada 50 proje arasından seçilen ve bu projeler arasından da istenilen formata uygun olarak hazırlanan 3 projenin ödüllendirildiğini söyledi. Projelerde bu yıl, tasarım-işlevsellik, multi konfor bina ve sürdürülebilirlik özelliklerinin arandığını belirten Bulut, “Bunların 3’ünü bir araya getiren, en iyi çözümü sunan projeler tasarım ve mühendislik olarak dereceye kaldılar” dedi. Bulut, konuşmasının ardından dereceye giren yarışmacıları açıkladı. Yarışmada birincilik ödülü- nü; Pınar Erpınar (İTÜ) ve Utku Güneş (İTÜ), ikincilik ödülünü Gökçe Önal (ODTÜ), S. Feyza Yağcı (İTÜ) ve İlke Deniz (İTÜ), üçüncülük ödülünü ise Ferhat Bulduk (Yıldız Teknik Üniversitesi) ve Ayça Yazıcı (İstanbul Bilgi Üniversitesi) kazandı. Yarışmada birinci olan ekip 6 bin TL, ikinci olan ekip 4 bin TL ve üçüncü olan ekip 3 bin TL ile ödüllendirildi. En düşük enerji tüketimiyle en yüksek konfor arandı Yarışmanın bu yılki proje konusu, Almanya’nın Mannheim şehrinin Glückstein Bölgesi’ndeki mevcut durumu göz önünde bulundurarak, geleceğin imarına ilişkin bir vizyon sunulmasıydı. Yarışmaya Mimarlık, İnşaat Mühendisliği ve Makine Mühendisliği öğrencileri en fazla 3 kişilik ekipler halinde katıldılar. Öğrencilerden projelerinde, kuzey kısımdaki mevcut komşu mahallelerin doğal bir uzantısı olacak, multi konfor ilkesini esas almış, yeni bir yerleşim projesi geliştirmeleri istendi. Aynı zamanda imarın, Lindenhof olarak adlandırılan mevcut konut stoğu ile bağ kurarken, yeşil alan kullanımını geliştirmesi kriteri de arandı. Amaç, bu bölgede yaşayan insanlar için mümkün olan en düşük enerji tüketimiyle en yüksek konforun sağlanacağı binaların ve yerleşimin tasarlanmasıydı. Prof. Dr. Mehmet Çalışkan, Prof. Dr. Abdurrahman Kılıç, Yrd. Doç. Dr. Gülten Manioğlu, Yük. Mimar Şevki Pekin, Yük. Mimar A. Erkan Şahmalı gibi mimarlık, ses yalıtımı, yangın güvenliği, ekolojik binalar ve yapı fiziği konusunda yetkin isimlerin yer aldığı ulusal jüri, 50 başvurunun gerçekleştiği ulusal aşamada projeleri değerlendirdi ve 3 proje derece almaya hak kazandı. 1.olan ekip / Pınar Erpınar-Utku Güneş: “Birinci olacağımızı düşünüyorduk” “Yalıtım Yarışması’nı okul hayatımız boyunca takip ediyorduk. Yalıtım, önemli bir konu olduğu için yarışmaya girmeye karar verdik. Yarışmada hesaplamalar yapılması gerektiği için başlangıçta çalışmalara korkarak başladık. Çünkü bu konu mimarlık öğrencileri için zor bir alan olarak düşünülüyor, ama İzocam bu düşünceleri yıktı. Projemizi tamamladıktan sonra dereceye gireceğimizi, hatta birinci olacağımızı düşünmeye başladık. Bu nedenle uluslararası yarışmaya hazır olsun diye, paftalarımızı İngilizce olarak hazırladık. Bizim için uluslararası yarışmaya katılmak çok iyi bir deneyim. Farklı ülkelerden, farklı ekiplerle tanışma şansı oluyor. Bu, çok prestijli bir yarışma. Uluslararası ayağının olması da bu prestiji artırıyor. Uluslararası yarışmada aynı konuyu farklı açılardan ele alan sunumları izlememiz bakış açımızı genişletti. Farklı kültürden insanlarla tanıştık ve arkadaşlıklar kurduk. İlk kez İngilizce bir sunum yaptık. Bizim için çok iyi bir tecrübeydi. Üniversitemizde herkesin bir kez sunum yapma zorunluluğu vardı. Bunu da karşılamış olduk. Bir daha böyle bir uluslararası yarışma olsa, yine katılmak isteriz. Yalıtım, özellikle bizim gibi mimarlık öğrencileri için çok önemli bir konu. Mimarlık öğrencileri son bitirme malzemeleri dediğimiz; taş, ahşap, boya ve duvar kağıdına özen gösteriyorlar. Yalıtım konusu genellikle geri planda kalıyor. Öğrenciler, iş hayatına atıldıklarında bu konuyu idrak edemiyorlar. Bu da projeler geliştikçe ileride kullanıcıları, yani bizleri etkiliyor. Maliyet açısından birçok sorunla karşılaşılıyor. İzocam, Yalıtım Yarışması ile üzerine düşen görevi yerine getiriyor. Umarız yarışma, ileride de gelişerek devam eder ve yalıtım konusunda herkes bilinçlenir.” 2. olan ekip / Gökçe Önal, S. Feyza Yağcı ve İlke Deniz: “Yarışma sayesinde bilmediğimiz konuları öğrendik” “Okullarda yarışmanın duyurusu yapılıyor. İnternetten konuyu da öğrenince, neler yapabileceğimizi düşündük ve yarışmaya katılma kararı aldık. Aslında yarışmanın uluslararası etabının olması da bizi bu yarışmaya yöneltti. Çünkü güzel bir organizasyon. Yarışma için bir ekip olarak çalışmanın bizlere olumlu katkısı olduğunu düşünüyoruz. Çünkü birimizin fark etmediği bir detayı, diğerimiz fark edebiliyor. Herkesin projeye farklı bir katkısı oldu. Dereceye girmeyi çok istedik, ‘Neden olmasın?’ dedik. Düşüncemize güvendik ve onun üzerinden ilerledik. Yenilenebilir enerji konusu olarak seçtiğimiz sistem ve konut entegrasyonu çok yeni. Yarışmanın şartnamesindeki kent tasarımı, geleceğe yönelik tasarım ve açıklamalar da bizi teşvik etti. Fikrimizin değer bulabileceğini düşündük. Ayrıca yarışmanın uluslararası etabına katılmak da, kendimizi ifade etmemiz açısından güzel bir deneyim oldu. Uluslararası yarışmada sunum yapma şansı elde ettik. Aynı konuyu farklı kültürlerden gelen öğrencilerin nasıl ele aldıklarını gördük. Proje geliştirme ve sunum tekniklerinin farklı okullarda nasıl yürütüldüğünü gözlemleme şansımız oldu. Ayrıca farklı bir ülkede olmanın ve farklı kültürlerden insanlarla tanışmanın verdiği ayrıcalığı da yaşadık. Uluslararası yarışmaya katıldığımız için çok memnun kaldık. Bizim için çok güzel bir tecrübeydi. Yarışma sayesinde mimarlık eğitiminde değinmediğimiz bazı konuları da öğrenmiş olduk. Yalıtım hesapları konusunda bilgi sahibi olmak da bizim için faydalıydı. Malzemenin çeşitliliğini görmek ve onu projeye entegre etmek açısından yarışma çok olumlu geçti.” 3. olan ekip / Ferhat Bulduk-Ayça Yazıcı: “Projemize inandık ve başardık” “Yarışmaya ilk kez geçen yıl katıldık ve üçüncü olduk. Süreçten çok memnun kaldık ve ‘kesinlikle bir sonraki yıl da katılmalıyız’ diye düşündük. İkimiz de yüksek lisans öğrencisiyiz. İsover tarafından yeni yarışmayla ilgili bilgilendirildik ve yarışmanın konusunu da öğrenince yarışmaya katılmaya karar verdik. Yarışmaya hazırlanırken öncelikle kenti okumaya çalıştık. Kentin problemlerini tespit ettik ve bu problemlere karşı bir çözüm önerisi üzerinde çalıştık. Bu çözüm önerisini detaylandırmak için çaba harcadık. Daha sonra projeye sürdürülebilir unsurları ekledik. Özellikle yarışmanın uluslararası ayağı da olduğundan dolayı bizim için çok iyi bir deneyim oldu. Geçen yıl yarışmanın uluslararası etabına da katıldık, Slovakya’nın başkenti Bratislava’ya gittik. Yarışma müthişti, çok memnun kaldık. Diğer ülkelerden yarışmaya katılan projeleri gördük, yalıtım sektörünün diğer ortaklarını tanımış olduk. İnsanlarla iyi ilişkiler kurduk. Bu süreç çok güzel bir süreçti ve diğer projeleri görmek de vizyonumuzu geliştirdi. Yurtdışındaki projelerde tasarımın daha farklı olabileceğini görmüş olduk. Yarışmayı 10 yıldan beri aynı kişi organize ediyordu. Bu nedenle geçen yıl olduğu gibi bu yıl da yine organizasyon çok güzel ve sistemliydi. Yarışmada sunulan projeleri izlemek bizim için keyifliydi. Özellikle Çek Cumhuriyeti’nin sunumunu çok beğendik. Yarışmaya katılmak bizi çok memnun etti. Sosyalleşme açısından da uluslararası yarışma bizim için iyi bir deneyim oldu. Yarışmada bu yıl da dereceye gireceğimizi düşünüyorduk. Çünkü kentin problemlerini doğru okuduğumuza ve önerilerimizin de doğru olduğuna inanıyorduk. Kendi projemize inandık ve başardık.” 16 İzocam'dan Haberler Multi Konfor Binalar Öğrenci Yarışması’nın birincisi Slovenya oldu ya, Belarus, Finlandiya ise jüri özel ödülüne layık görüldü. Ljubljana Üniversitesi'nden Profesör Martina Zbasnik Senegacnik, yarışma birincisi Mato Blatancic ve Isover Slovenya Yöneticisi Borut Kocjan Isover tarafından 9 yıldır düzenlenen Multi Konfor Binalar Öğrenci Yarışması, bu yıl 1518 Mayıs tarihleri arasında Sırbistan’ın ev sahipliğinde gerçekleştirildi. Uluslararası finalin birincisi Slovenya oldu. 19 ülkeden 54 projenin katıldığı yarışmada ikinciliği Ukrayna ve üçüncülüğü Polonya alırken, Sırbistan, Estonİzocam Yalıtım Yarışması'nda dereceye giren ilk 3 ekip Yarışma kapsamında proje sahipleri 5 dakikalık bir sunumla projelerinin temel fikrini jüriye ve diğer katılımcılara anlatma olanağı buldular. Bütün sunumlar www.isover-students.com adresinden canlı olarak yayınlandı. Etkinlik sırasında yarışmaya katılan projeler incelenip üzerinde tartışılmak üzere fuaye alanında sergilendi. Sunumlardan sonra jürinin karar toplantısı yapıldı. Pasif ev, sürdürülebilir şehir planlaması, mimarlık ve ISOVER uzmanlarının yer aldığı uluslararası jüri, yarışmayı kazanan 3 uluslararası adayı belirledi. Ardından da kazananlar için ödül töreni yapıldı. Yarışmada, birinci olan ekibe 1.500 Euro, ikinci olan ekibe 1.000 Euro, üçüncü olan ekibe 750 Euro verilirken, jüri özel ödülü olarak da 500 Euro sunuldu. Multi Konfor Binalar Öğrenci Yarışması'nda 1. olan proje / Slovenya Ljubljana Üniversitesi Mimarlık Fakültesi'nden Mato Blatancic Multi Konfor Binalar Öğrenci Yarışması'nda 2. olan proje / Ukrayna Poltova Ulusal Teknik Üniversitesi'nden Olena Kruglova, Anna Kruglova, Mariia Zheliazkova Multi Konfor Binalar Öğrenci Yarışması'nda 3. olan proje / Polonya Wroclaw Teknik Üniversitesi'nden Grzegorz Bochenek Röportaj “Sınırların ötesinde düşünün” Saint-Gobain Isover Uluslararası Yenilikçi Çözümler Yöneticisi Leif Andersson, “İnovasyon (yenilikçilik), işimizde lider olmak ve lider kalmak açısından son derece önemli. Yarının başarılarının, bugün yaptıklarımızla şekillendiğini söyleyebiliriz” diyor. Andersson, İzocam’ın her zaman en iyi yalıtım çözümleri sunduğunu belirtiyor. Sektörün önde gelen ve köklü firmalarından birisi olan Saint-Gobain Isover, ısı ve ses yalıtım malzemeleri üretimi ve çözümleriyle, yapı endüstrisi ve çözümleri alanında çalışmalar yürütüyor. Sürdürülebilir ve yeşil binalarla ilgili projeler yürüten şirketin, 1999’dan beri Fransa, ABD ve Almanya’da Ar-Ge merkezleri bulunuyor. Şirketin Ar-Ge merkezlerinde bugüne kadar 21 proje üzerinde kapsamlı çalışıldı ve yeni teknolojiler geliştirildi. Şirketin Uluslararası Yenilikçi Çözümler Yöneticisi Leif Andersson, yenilikçi yaklaşımlarının en önemli ayağının, müşterilerine güvenlik ve konfor sağlayan sürdürülebilir yalıtım çözümleri sunmak olduğunu söylüyor. 2 aşamada inovasyon gerçekleştirdiklerini belirten Andersson, binalarda güvenlik ve konfor sağlamak için yenilikçi ürün ve/ veya çözümler sunduklarını dile getiriyor. Andersson, yalıtım sektöründeki yenilikçi çalışmaların sayısının artması için şunu öneriyor: “Sınırların ötesinde düşünün. Gelenek yaratmayı düşünürken, hepimiz muhafazakar davranıyoruz. Geleceği yaratmak için bazen alışkanlıklarımızı değiştirmemiz gerekiyor.” Geleceğin, tükettiğinden fazlasını üreten akıllı binalarda olduğunu belirten Andersson, bunun, ev ve işyerlerimizin güvenli ve konforlu binalar olacağı anlamına geldiğini ifade ediyor. İnovasyon nedir? Saint-Gobain Isover’in yenilikçi yaklaşıma bakışından söz eder misiniz? İnovasyon (yenilikçilik), çok geniş bir konu. İnovasyon çerçevesinde, “ilerlemeye yönelik yenilikler” adını verdiğimiz, yepyeni bir kavramla ilgileniyoruz. Saint-Gobain Isover tarafından gerçekleştirilen bazı yenilik çalışmalarından söz etmek isterim. Bunlardan birisi olan Ultimate, yüksek performanslı yeni bir tür mineral yün. Vario, iklime göre kendini adapte edebilen akıllı bir buhar dengeleyici örtüdür. Climaver ise, camyününden üretilen, kendi kendini destekleyen havalandırma kanallarıdır. Yenilikler, çok küçük ölçekli de olabilir. Müşterilerimizin, herhangi bir fikri yeni olarak algılamaları, bu fikrin bir inovasyon olduğunu gösterir. Şirketimizin yenilikçi yaklaşımının en önemli ayağı, müşterilerimize güvenlik ve konfor sağlayan sürdürülebilir yalıtım çözümleri sunmaktır. Saint-Gobain Isover olarak ürün ve tesislerinizle ilgili ne tür yenilik faaliyetleri gerçekleştiriyorsunuz? Saint-Gobain’de 2 aşamada yenilikleri gerçekleştiriyoruz: Habitat, yani binalarda güvenlik ve konfor sağlamak için yenilikçi çözümler, Iso- Saint-Gobain Isover Uluslararası Yenilikçi Çözümler Yöneticisi Leif Andersson ver, yani güvenlik ve konfor sunan yenilikçi ürün ve/veya çözümler. Ar-Ge biriminiz sürdürülebilir bir çevre için ne tür faaliyetler yürütüyor? Halihazırda, hammadde, üretim, kurulum, kullanım, geri dönüşüm ve atık yönetimi dahil olmak üzere, bir ürünün yaşam döngüsünün tüm aşamalarını dikkate alıyoruz. Kullanım aşaması tabii ki en önemli süreç. Çünkü kullanım, müşteride başarım algısını oluşturan temel unsurdur. Ayrıca çok az enerji tüketen binalar, hava sızdırmazlığı ve konfor konuları üzerinde de yoğun şekilde çalışıyoruz. İnovasyonun yalıtım sektöründeki öneminden söz eder misiniz? Size göre, sektörün karşı karşıya olduğu sorunlar nelerdir ve bunlar için hangi tedbirlerin alınması gerekir? Yenilikçilik, işimizde lider olmak ve lider kalmak açısından son derece önemli. Yarının başarılarının, bugün yaptıklarımızla şekillendiğini söyleyebiliriz. Sektörümüzde yaşanan problemlerden biri de, sürdürülebilirlik konseptinin üretimin tüm zincirlerinde uygulanmaması ve üreticilerin sadece iyi oldukları alanlara odaklanmalarıdır. Faaliyet gösterdiğiniz ülkelerde yalıtım sektöründeki yenilikçi çalışmalarla ilgili gözlemleriniz neler? Bu alandaki küresel çabaları değerlendirir misiniz? Isıl verimlilikle ilgili koşulları giderek daha zorlu hale gelen düzenlemeler, daha yüksek başarımlı ürünlere ilgiyi artırdı. Başlangıç noktası ülkeden ülkeye büyük değişiklik gösteriyor. Söz konusu küresel çabaları, enerji kullanımı, kirlilikle mücadele ve sınırlı kaynakların verimli kullanımı gibi, gezegenimiz açısından kritik konuları hedeflediği için son derece olumlu buluyorum. Yalıtım sektöründeki yenilikçi çalışmaların sayısını artırmak için neler önerirsiniz? Sınırların ötesinde düşünün. Gelenek yaratmayı düşünürken, hepimiz muhafazakar davranıyoruz. Geleceği yaratmak için bazen alışkanlıklarımızı değiştirmemiz gerekiyor. İzocam, yalıtım sektöründe birçok inovasyonu gerçekleştiren ve her zaman piyasaya yeni ürünler sunan bir şirket. İzocam’ın sektör liderliğini ve sektördeki faaliyetlerini nasıl değerlendiriyorsunuz? İzocam, çok çeşitli yalıtım malzemelerinden oluşan bir ürün portföyüne sahip, yalıtım çözümleri alanında gerçek bir liderdir. İzocam, her zaman en iyi yalıtım çözümlerini sunuyor. Küresel yalıtım sektörünün günümüzde geldiği noktayı nasıl değerlendiriyorsunuz? Hem sektör hem de ürün ve sistemlerle ilgili öngörüleriniz neler? Yalıtım gibi olgunlaşmış bir sektörde, her şeyin kendiliğinden olduğu izlenimine kapılabilirsiniz. Oysa geriye dönüp geçmişe veya geleceğe doğru baktığınızda, bunun gerçek olmadığını fark edersiniz. Gelecek, pozitif bir enerji dengesine sahip, tükettiğinden fazlasını üreten akıllı binalardadır. Bu, şu anlama gelir: Düşük miktarda enerji tüketen binalar, daha yüksek başarımlı ürünler, daha yüksek konfor, yaşamak ve çalışmak için güvenli alanlar. 18 İzocam'dan Haberler Yalıtımın liderinden güvenilir mantolama: “İzocam Manto” İzocam, 48 yıllık bilgi ve tecrübe birikimini mantolama sektörünün hizmetine sunuyor. İzocam’ın mantolamayı tek kalemde çözüme ulaştıran yalıtım sistemi, aile ve ülke ekonomisine katkı sağlıyor. Dış cephe yalıtımı için gerekebilecek tüm detaylar “İzocam Manto” ile kullanıcıya tek seferde ve bir sistem kurgusu ile sunuluyor ve yalıtım ile ilgili sorunlar İzocam bilgi, tecrübe ve güvencesi ile tek adımda çözülüyor. İzocam, sıvalı dış cephe yalıtım sistemleri İzocam Manto’yu profesyonellerin ve tüketicinin kullanımına sunarak ülke ekonomisine katkı sağlamaya devam ediyor. İzocam uzmanlığıyla sunulan İzocam Manto Sıvalı Dış Cephe Yalıtım Sistemleri, bina kabuğunu oluşturan tüm yüzeyleri bir zırh gibi sararak yalıtımda en etkin sonucu sağlıyor. Bu yalıtım sistemleri, yapı bile- şenlerinde ısıl gerilimler sebebiyle oluşabilecek fiziksel değişimleri önlüyor, duvar içi gerilimleri, yüzey çatlaklarını, korozyon gibi yapı hasarlarını engelleyerek daha güvenli ve uzun ömürlü binalar yaratıyor. Sistem, farklı ısı yalıtım levhası alternatifleriyle tüketicinin tüm beklentilerini karşılıyor. Yangın güvenliği söz konusu olduğunda, İzocam Manto Taşyünü kullanılarak ısı yalıtımı sağlanırken, taşyününün ses yutma ve yanmazlık özellikleriyle, ses yalıtımı ve yangın güvenliği de sağlanmış oluyor. Etkili ve sağlıklı bir mantolama olanağı sunan İzocam Manto, kullanıcıları her detayı düşünmekten kurtarıyor. İhtiyaç duyulan yapıştırıcı, sıva, ısı yalıtım levhası, yardımcı-tamamlayıcı malzemeler ve tüm diğer sistem tamamlayıcılarını içinde bulunduran İzocam Manto’yu tercih edenler, A’dan Z’ye donatılmış bir sistemle mantolamada kolaylığı yaşıyor. İzocam Manto enerji kayıplarına izin vermiyor Isı köprülerini tamamen ortadan kaldıran İzocam Manto, en etkin ısı yalıtım sistemini sunuyor. Tercih ve ihtiyaca göre Taşyünü, İzopor, İzopor Plus (Ekspande Polistiren) ve Foamboard (Ekstrüde Polistiren) Yalıtım Levhaları ile yapılan mantolama, ısı kaybını önemli ölçüde azaltıyor. İzocam Manto dış cephe yalıtım sistemlerinde kullanılan İzocam Yalıtım Levhaları, Manto Taşyünü, Manto İzopor, Manto İzopor Plus ve Manto Foamboard tek çatı altında ve İzocam güvencesi ile üretiliyor. Manto Taşyünü ısı, ses ve yangın yalıtımında; Manto İzopor, Manto İzopor Plus ve Manto Foamboard ise ısı yalıtımı amaçlı kullanılıyor. İzocam’ın ISO 9001 Kalite Güvence Sistemi, ISO 14001 Çevre Yönetim Sistemi ve OHSAS 18001 İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Yönetim Sistemi sertifikalarına sahip tesislerinde üretilen yalıtım levhaları Manto Taşyünü, Manto İzopor, Manto İzopor Plus ve Manto Foamboard, CE ve TSE belgeli ürünler olarak yurtiçinde olduğu gibi yurtdışında da tercih ediliyor. İzocam Manto ile ilgili ayrıntılı bilgiye www.izocammanto.com adresinden ulaşabilirsiniz. Bayilerimiz “Son kullanıcılara doğru uygulamayı anlatmaya çalışıyoruz” İstanbul İnşaat ve İzolasyon Taahhüt Ticaret’in Sahibi Tarkan Uzunkaya, apartman ve site yöneticileriyle çalıştıklarını söylüyor: “İzocam, kalitesiyle ilgili hiçbir soru işareti oluşturmayan, olumsuz eleştiri almayan bir firma olarak biliniyor. Bu güvenilirlik ve tanınırlık doğrultusunda da İzocam tercih ediliyor.” İstanbul İnşaat İzolasyon’u tanıyabilir miyiz? Firmamızı 2001 yılında kurduk. İnşaat mühendisiyim. Jeoloji mühendisi olan eşimle birlikte çalışıyoruz. Su, ısı, ses ve yangın yalıtımları yapıyoruz. Sadece taahhüt işleriyle ilgileniyoruz. Uygulamalarımızın yüzde 80’ini mantolama oluşturuyor. Bunun yanında teras su yalıtımlarıyla temel bohçalama su yalıtımı uygulamaları yapıyoruz. Müşteri portföyümüz son kullanıcılardan oluşuyor. Çok fazla kurumsal müşterimiz yok. Ağırlıklı olarak apartman ve site yöneticileriyle çalışıyoruz. Bugüne kadar hiçbir inşaat firmasıyla çalışmadık. Renovasyon pazarına yönelik hedeflerimiz var. Bu hedeften de şaşmayacağız. Bugüne kadar binlerce metrekare mantolama uygulaması yaptık, yapmaya da devam ediyoruz. Ben ayrıca yalıtım sektörünün çatı derneği olan İzoder’in Üyesiyim. Isı Yalıtım Komisyonu, Haksız Uygulamacılar Komisyonu ve Haksız Rekabet Kurulu’nda aktif olarak görev alıyorum. Sektörde ciddi şekilde haksız rekabet var. Son kullanıcılar bu konuda yanlış tercihlerde bulunuyorlar. İzoder olarak halkı bilinçlendirmek için çalışıyoruz, onlara uygulamanın doğru şekilde yapılması gerektiğini anlatıyoruz. Nasıl ve ne zaman İzocam’ın uygulama bayisi oldunuz? Biz genellikle butik uygulamalar yapıyoruz. Her yerde uygulama yapmak yerine, müşterimizi seçerek hareket ediyoruz. İzocam, bu yöndeki çalışmalarımızı beğendiği için uygulamacı bayileri arasına bizim de dahil olmamızı istedi. 2009’da İzocam’ın uygulama bayisi olduk. İzocam’ın ge- rek piyasadaki duruşundan, gerekse hizmetlerinden çok memnunuz. Ürün ve uygulama desteği anlamında birçok projeyi İzocam ile birlikte yaptık. İzocam ürünleriyle yaptığınız mantolama uygulamaları neler? İzocam’ın uygulama bayisi olduğumuzda ilk olarak Göztepe’de 15 katlı bir apartmanın mantolamasını yapmıştık. Trakya’da Pak Tavuk firmasının tavuk üretim tesislerinde 10 bin metrekarelik uygulama yaptık. Son dönemde Darüşşafaka Cemiyeti’nin Maslak yerleşkesinin kız ve erkek yurtlarıyla eğitim bloğunu mantoladık. Büyük bir yerleşke olduğu için ciddi bir enerji harcaması vardı. Uygulamadan çok fayda gördüklerini belirttiler. Ayrıca son dönemde Maltepe’de Özden Apartmanı’nı mantoladık. Teknik anlamda donanımlı bir apartman yönetimi vardı. İzocam ile mantolama yaptırmak istediler. Apartman ve sitelerde iyi sonuçlar elde edildiğinde, bunlar yeni uygulamalar getiriyor. Müşterileriniz neden İzocam ürünlerini tercih ediyorlar? İzocam, Türkiye’de “yalıtımın adı” olarak biliniyor. Geçmişinin uzun yıllara dayanması ve profesyonel bir firma olması insanları daha çok cezbediyor. Bu kadar yıl ayakta kalan bir firmanın ürünlerinin kaliteli olacağına yönelik bir algı söz konusu. Tüketiciler, İzocam Çatı Şiltesi için, “Çatıya İzocam sermek istiyoruz” derler. İzocam artık her türlü yalıtım için insanların diline yerleşmiş. İzocam, kalitesiyle ilgili hiçbir soru işareti oluşturmayan, olumsuz eleştiri almayan bir firma olarak biliniyor. Bu güvenilirlik ve tanınırlık doğrultusunda da İzocam tercih ediliyor. Müşterileriniz mantolama konusunda bilinçli mi? Enerji Verimliliği Kanunu’nun çıkması ve Enerji Kimlik Belgesi’ni alma zorunluluğunun getirilmesiyle birlikte, insanlar daha fazla bilinçlenmeye başladılar. Isınmak için harcadıkları paranın bütçeleri içinde önemli bir yer edindiğini gördüler. Önlem almak için yalıtım uygulamaları yapmaya yöneldiler. Şu anda Türkiye genelinde halktan çok fazla talep var. Yalıtıma yönelik ciddi yatırımlar yapılıyor. Bu konuda bilinçleniyoruz, ama bazı konularda halen eksiklerimiz var. Örneğin, kimi zaman apartman yöneticileri bizi uygulama fiyatıyla ilgili görüşmeye çağırıyorlar, ancak apartman sakinlerinin yalıtım yapılacağından haberleri olmuyor. Profesyonel olmayan kişilerle çalışırken sıkıntılar yaşıyor musunuz? İşi bilmeyen kişilerle çalışmak zor oluyor. Çünkü inşaat kalemleri içinde yer alan mantolama ciddi bir iş. Karşınızdaki kişi çok farklı profillerde olabiliyor. Bize işi öğretmeye çalışanlar bile oluyor. İzocam, Türkiye genelinde apartman ve site yöneticilerine yönelik paneller düzenliyor. İzocam’ın her faaliyetinde olduğu gibi bu faaliyeti de her zaman dolu oluyor ve bilinçlenmeye katkı sağlıyor. İstanbul’daki yalıtım uygulamalarıyla ilgili gözlemlerinizi öğrenebilir miyiz? Açıkçası yönetmelikler ve kanunlara çok fazla riayet edilmiyor. Yalıtım kalınlığı arttıkça daha çok fayda sağlanacağını anlayamayanlar var. Yalıtım kalınlığını 3 cm’nin altına düşürmek isteyenler bile oluyor. Ancak tabii ki bilinçli kişiler, her zaman daha kalın yalıtımı tercih ediyorlar ve maliyeti göze alıyorlar. Yönetmeliklerde istenilen kalınlıklara uyulup uyulmadığını takip edecek bir oto kontrol mekanizması her sektörde olduğu gibi yok. Biz her zaman müşterilerimizi daha kalın yalıtım yapmaya yönlendiriyor, “Ne kadar kalın yaparsanız o kadar fayda sağlarsınız” diyoruz. Ancak işler doğru yapılmıyor. 3 yıl önce yapılan mantolamanın döküldüğünü ve tekrar uygulama yapıldığını görüyorsunuz. Bu konuda halkı kandıranlar var. Nanoteknolojiyle ısı yalıtımı yaptığını iddia eden boya firmaları söz konusu. İnsanlar boyanın kolay uygulandığını düşünerek tercih edebiliyorlar. Biz insanları bilinçlendirmeye çalışıyoruz. 20 Bayilerimiz “Az, öz ve kaliteli uygulamalar yapmaya çalışıyoruz” Genç İzolasyon İnş. San. Tic. Ltd. Şti., İzocam’ın ilk mantolama bayisi olma özelliğine sahip. Şirketin Kurucusu Ekrem İnce, İzocam ürünleriyle ağırlıklı olarak otellere mantolama yaptığını, projelerde İzocam Manto Taşyünü kullanmaya özen gösterdiğini ve uygulama sırasında sık sık kontroller yaptığını söylüyor. Yalıtım sektörüne nasıl girdiniz? Genç İzolasyon’u ne zaman kurdunuz? Küçük yaşta Almanya’ya gittim. Uzun yıllar inşaatlarda çalıştım. Almanya’da 20 yıl mantolama işiyle uğraştım. 1994’te döndüğümde Türkiye’de mantolamanın henüz bilinmediğini gördüm. 2000 yılına kadar ailemle birlikte Bandırma’ya yerleştik. Mantolama işi hareketlenmeye başlayınca 2000’de İstanbul’a döndüm. Bir süre damadımın şirketinde çalıştım. 2002’de İstanbul’da Genç İzolasyon’u kurdum. O dönemde Türkiye’de olmayan bir tür inşaat iskelesini Almanya’dan getirttim. Uygulamaları bu iskeleyle yapmaya başladık. İskelenin en önemli özelliği çok güvenlikli bir iskele olması, 30 bin metre uzunluğa sahip olması ve her katında 60 cm kalasın olmasıydı. İstanbul’a ilk geldiğimde fileli köşe profili üretilmiyordu. Bunun üretimini ilk kez ben yaptım. Daha sonra üretim yapan firmaların sayısı arttı, ben üretimi bıraktım. Ne zaman İzocam bayisi oldunuz? 5 yıldır İzocam’ın mantolama bayisiyiz. İlk mantolama bayisi olduğumuzu söyleyebilirim. İzocam’dan ayrılmaya hiç niyetim yok. İzocam’dan da, ürünlerinden de çok memnunum. Hizmetlerinizden söz eder misiniz? Son dönemde İzocam ürünleriyle mantolama yaptığınız projeler hangileri? Ağırlıklı olarak mantolama işi yapıyoruz. Taşyününe ağırlık vermeye çalışıyoruz. Şantiyelerde daha çok kalın taşyünü kullanmaya çalışıyoruz. Örneğin, şu anda uygulaması devam eden Maçka Oteli’nde 8 cm İzocam Taşyünü kullanıyoruz. Taksim’de mantolamasını yaptığımız başka bir otelde de 8 cm İzocam Taşyününü kullanmayı tercih ettik. Bunun dışında Laleli ve Osmanbey’deki otelleri de İzocam ürünleriyle mantoluyoruz. Müteahhitlerle çok fazla çalışmıyorum. Herkesle iş yapmak istemiyorum. Az, öz ve kaliteli uygulamalar yapmaya çalışıyoruz. Bu sayede her zaman aranan bir firma oluyoruz. Geçtiğimiz günlerde bir uygulama teklifi verdik. Po- listrinden mantolama yapmamızı istediler. Biz de taşyünü ile uygulama yapmayı teklif ettik. Teklifimizi kabul ettiler. Yakında uygulamaya başlayacağız. İzocam’ın ilk uygulama bayisi olmanızın ne gibi avantajları oldu? Büyük firmayla çalışmanın büyük avantajları var. İzocam ile tanıştığımda zaten malzemeye güveniyordum. Arkamda İzocam olduğunu bilmek güzel. Yetkilileri her zaman yanımızda. Böyle olunca müşteri bize işi vermekte tereddüt etmiyor. Müşterilerinizin İzocam’dan ne yönde beklentileri oluyor? İzocam, bir marka. İzocam’ı önerdiğimiz zaman müşteri zaten başka bir şey istemiyor. Türkiye’de İzocam’ı bilmeyen yok. İzocam yılların markası olduğu için müşterilerimiz, projelerinde İzocam’ın ürünleri kullanıldığı zaman herhangi bir sorun çıkmayacağını biliyorlar. Biz de bugüne kadar yaptığımız uygulamalarda hiçbir sıkıntı yaşamadık. Ben de bu nedenle projelerde İzocam ürünlerini kullanmaktan yanayım. Yalıtımda uygulama çok önemli. Bu noktada ekibinizi nasıl seçiyorsunuz? Tabii ki mühim olan uygulama. Taşyünü uygulaması diğer ürünlere benzemez, özenerek uygulanması gerekir. İşçilik çok önemlidir. Örneğin ben yapılan uygulamayı çok kontrol ederim. Mantolama yapılırken inşaata gider kontrol ederim, eğer yanlış yapıldıysa sökerim, tekrar yaptırırım. Malzeme dübellendikten sonra file çekilme- den önce mutlaka uygulamayı görürüm. Daha sonra file çekildikten sonra da kontrol ederim. İstanbul’a geldiğimden beri birlikte çalıştığım bir ekibim var. Genelde aynı ekiple çalışırım. İzocam’ın İYEM’deki eğitimlerine, uygulamayı bildiğim halde ben de katıldım. Eğitimin bana da çok faydası oldu. Türkiye’de mantolamanın gelişiminden ve pazarın sizin gibi uygulamacı bayilere ne gibi fırsatlar sunduğundan söz eder misiniz? İzocam’ın da bize faydası oldu, bizim de İzocam’a büyük faydamız oldu. İzocam sayesinde alamadığımız iş olmadı. Türkiye’ye ilk geldiğimizde mantolamadan anlayan çok azdı. Ama şimdi ise pazar büyüdü, bu alanda çalışan sayısı arttı. Ancak mantolama pazarı şu anda kentsel dönüşümden dolayı biraz durgun. Ama kentsel dönüşüm olmayan illerde çok talep var. Bazı taleplere cevap veremiyoruz. Çünkü en ucuz ürünü kullanmak istiyorlar. Daha bilinçli tüketicilerle çalışmak istiyoruz. Sektörde yönetmeliklere ve kalınlıklara uyuluyor mu? Gözlemleriniz neler? Yönetmeliklere ve kalınlıklara uyulmuyor. Geçen yıl İzocam’ın, Multi Konfor Binalar konulu seminerine katılmıştım. Orada bir Alman profesör ile sohbet etme imkanım oldu. Kendisine, İstanbul’da kaç cm yalıtım malzemesi kullanmamız gerektiğini sordum. “En az 8 cm, en fazla 12 cm” dedi. Ben İstanbul’da 10 cm malzeme kalınlığını kullandım. Ne kadar kalın malzeme kullanılırsa, o kadar az doğalgaz faturası ödenir. Ama bizde maalesef 4-5 cm kalınlık kullanılıyor. Türkiye’ye dönmeden önce Almanya’da bir evin mantolamasında 20 cm taşyünü kullanmıştım. Başka bir projenin zemininde 5 cm XPS ve 10 cm taşyünü kullandık. “Doğru malzemenin doğru uygulanması gerekiyor” Ekip Yapı Elemanları İmalat San. ve Tic. Ltd. Şti. Sahibi Orkan Akbaş, mantolama yaptırmak isteyen müşterilerine İzocam paket sistem kullanmalarını tavsiye ettiklerini söylüyor. Orkan, “Böyle olduğu zaman garantili ürün almış olduklarını anlatmaya çalışıyoruz. İzocam’ın bu işin mucidi olduğunu söylüyoruz” diyor. Ekip Yapı’yı ne zaman kurdunuz? Faaliyet alanlarınız neler? Ekip Yapı’yı kurmadan önce 1995’te Toros isimli bir firmanın köpük işleme fabrikasında çalışıyordum. Orada işi öğrendikten sonra 2004’te Ekip Yapı’yı kurdum. Şirket tam olarak 2007’nin sonunda faaliyete geçti. Dekoratif cephe sistemleri olan söve üretimini yapıyoruz. Yaklaşık 3 bin metrekare kapalı fabrikamız var. Aslında söve ile mantolama birbirinden ayrılmayan işlerdir. Binaya önce mantolama yapılır, daha sonra pencere kenarlarına, kat aralarına söve uygulanır. Söve üretiminin yanında mantolama da yapmak istedik. Bu noktada da dostlarımız bizi İzocam ile tanıştırdı. 2009’da da İzocam bayisi olduk. Büyük projelerimizde İzocam’dan destek aldık. Ayrıca Koçtaş mağazalarından, daha çok müstakil evler için satın alınan İzocam ürünlerini kullanarak mantolama yapıyoruz. Peki neden İzocam’ı tercih ettiniz? Yıllardan beri Türkiye’de İzocam’ın adı var. İzocam’a güveniyoruz. İzocam’ın bayisi olduğunuz zaman önünüz açık oluyor. Benim İzocam ile birebir ilişkilerim de iyi. Dostane ilişkiler içinde bilmediğimiz konularda bize destek verdiler. Zamanla bu işten keyif almaya başladık. İzocam ürünleriyle mantolamasını yaptığınız projeler hangileri? Boğaziçi Üniversitesi’nin Merak Eden Çocuklar (MEÇ) Okulları’nı, Kumkapı’daki 14 bloklu Atılgan Sitesi’ni, Fatih’teki bazı siteleri ve oradaki dernek binalarını, Hadımköy’deki fabrika binalarını, Sultanahmet ve Sirkeci’deki otelleri ve Dilovası Emniyet Müdürlüğü’nü İzocam ürünleriyle mantoladık. İzocam ürünleriyle müşterilerinize ne tür çözümler sunuyorsunuz? Müşterilerimize mantolamada paket sistem haricinde ürün kullanmamalarını öneriyoruz. Çünkü mantolama bir kez yapılıyor. Levhasını, sıvasını, yapıştırmasını ve filesini ayrı yerlerden alıyorlar. Yıllar geçtikçe cephede bozulmalar başlıyor. Müşterilerimizi İzocam’ın paket sistemine yönlendiriyoruz. Böyle olduğu zaman garantili ürün almış olduklarını anlatmaya çalışıyoruz. İzocam’ın bu işin mucidi olduğunu söylüyoruz. İzocam, mantolama başlamadan önce termal kamerayla binayı görüntülüyor ve ısı kaçaklarını tespit ediyor. Mantolama sonrasında da termal kamera görüntüsü alıyor. Ayrıca biz uygulama yapmaya başladıktan sonra İzocam yetkilileri cepheyi kontrol ediyorlar. Bütün bu hizmetleri İzocam veriyor. İzocam bu hizmetleri verdiği için müşterilerimize doğrudan ürünlerini öneriyoruz. Sonuçta bize Ekip Yapı’nın değil, İzocam’ın adıyla geliyorlar. pan, yalıtım malzemesini çok iyi bilen yöneticilerle karşılaşıyorum. Benim yalıtımla ilgili anlatacaklarımı zaten çok iyi biliyor. Bilinçli insanların olması çok önemli. Böyle bilinçli yöneticiler bilmedikleri malzemeyi kullanmıyorlar, sektörde isim yapan firmaları tercih ediyorlar. Bu, bizim açımızdan faydalı bir gelişme. Ama yeterli değil. Çünkü yalıtım sektörünü insanlar halen çok iyi bilmiyor. 15-20 yıl sonra yalıtıma ciddi bütçe ayrılacağına eminim. İstanbul’daki mantolama alışkanlıkları nasıl? Ne kadar kalınlık kullanılıyor? İstanbul’da maalesef yönetmeliklere uyulmuyor. Geçenlerde bizden 3 cm polistirenle mantolama yapmamızı istediler. Biz de, “3 cm yapacağınıza, hiç yapmayın” dedik. İstanbul’da 4 cm kalınlık kullanılması yeterli deniliyor. Ama aslında Müşterilerinizden ne gibi geri dönüşler alıyorsunuz? Hep olumlu geri dönüşler alıyoruz. Örneğin, bazı villa projelerinde 6 cm İzocam Taşyünü kullandık. Uygulamadan bir kış sonra daha az doğalgaz faturası ödediklerine, daha iyi ısındıklarına dair geri dönüşte bulundular. Ürün kadar uygulama da önemli. Bu noktada neler yapıyorsunuz? Sektörde yanlış uygulamalar yapılıyor. Bilinçli olmayan insanlar ucuz olduğu için bu uygulamacıları tercih edebiliyorlar. Oysa eğitimli kişilerin uygulama yapması gerekiyor. Bünyemizde mantolama yapan arkadaşlarımızın hepsi İYEM’den eğitim ve ustalık belgesi aldılar. Doğru malzemenin, doğru sarfiyatlarla, doğru bir şekilde uygulanması gerekiyor. Yanlış uygulamaların sektörü yavaşlattığını düşünüyorum. Yalıtım konusunda halkın bilinçlenmesini nasıl değerlendiriyorsunuz? Geçmişle kıyaslarsak kesinlikle bir bilinçlenme olduğunu söyleyebiliriz. İnternetten araştırmalar ya- öyle değil. 6 cm kalınlıktan az olmaması gerekiyor. Kalınlığı ne kadar arttırırsanız, o kadar iyi yalıtım yapmış olursunuz. Binaların, 2017’ye kadar Enerji Kimlik Belgesi’ni alması gerekiyor. Bu doğrultuda binalar kontrol edilmeye başlandığında yapılan mantolamaların yetersiz olduğu tespit edilecek ve tekrar mantolama yapılması gerekecek. Uygulamalarda taşyününe talep oluyor mu? Taşyünüyle uygulama yaptığım çok bina var. Özellikle villada oturanlara taşyününün artılarını anlatıyorum. Bana göre en güzel yalıtım malzemesi taşyünüdür. Aynı zamanda İzocam’ın amiral gemisidir. İzocam’ın ürettiği Manto Taşyününü üreten başka bir firma yok. 22 Yöneticinin Gözünden İzocam ürünleri ile mantolama yaptıran son kullanıcılarla konuştuk İzocam ürünlerini kullanarak apartmanlarına ya da villalarına mantolama yaptıran son kullanıcılarla görüştük. Kendilerine neden İzocam’ı tercih ettiklerini ve mantolamayla ilgili izlenimlerini sorduk. Bakın neler söylediler… Villa Sahibi Zafer Kösemehmet: “Mantolamada taşyününü ısrarla öneriyorum” “Kastamonu’daki 3 katlı villamıza yaklaşık 3-4 yıl önce mantolama yaptırdık. Isı kaybını önlemek için mantolama yaptırmak istedik. Villa bize ait olduğu için kimseden onay almamız da gerekmedi. Mantolamada özellikle 5 cm İzocam Taşyünü ürününü kullanmak istedik. Taşyünü kullanmayı istememizin birkaç nedeni var: Taşyünü, ısı yalıtımının yanında ses yalıtımı da sağlıyor, ayrıca sıcak soğuk genleşmesinden etkilenmiyor, ateşe maruz kaldığında yanmıyor, küflenme, çürüme ve böceklenmeye maruz kalmıyor. Mantolama yaptırdıktan sonra Dört Eylül Site Yöneticisi Yaşar Akgül: “Mantolamayla yüzde 30 tasarruf sağladık” “Bilecik Bozüyük’teki Dört Eylül Sitesi, toplam 9 blok, 72 daireden oluşuyor. 1992 yılında yapımı tamamlanarak kullanılmaya başlandı. Sitemizde 2010 yılının Mayıs ayında yapılan genel kurul toplantısında alınan çoğunluk kararı gereğince, mantolama yaptırmaya karar verdik. Mantolama yaptırmak istememizin nedeni blokların dış cephesinde İzocam’ın 5 cm Manto İzopor ürününü kullandık. Ayrıca sitenin çatı ve bodrum tavanlarını 4 cm İzocam Manto İzopor ile yalıt- Bayırkonak Apartmanı Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Faruk Karadoğan: “Mantolamadan sonra kışın daha fazla ısınıyoruz” “İstanbul Ulus’taki apartmanımız, 8 katlı, betonarme karkas, her katında yaklaşık 200 m2 alanlı ikişer dairenin bulunduğu, 3 tarafı açık ve geniş pencereli 30 yıllık bir apartman. Isı yalıtımının, bizden gören başka villa sahipleri de, neden taşyününü tercih ettiğimizi öğrenip, bizim yaptırdığımız şekilde mantolama yaptırdılar. Diğer tüm toplu konut ve müstakil dairelerde oturanlara da, hem binanın yangın güvenliğini sağladığı hem de diğer saydığım özellikleri nedeniyle taşyününü tercih etmelerini ısrarla öneriyorum. Taşyününde İzocam’ı tercih etmemin nedeni ise, ısı yalıtımında tecrübeli olduğuna ve kaliteli ürünleri olduğuna inanmamdır. Villamız 350 m2 taşyünü ile mantolandı. Ayrıca villamızın çatısını 6 cm köpük, zeminini de 4 cm köpük ile yalıttık. Mantolamadan çok memnun kaldık, özellikle uygulamayı yapan usta, işçiliğe çok özen gösterdi. Mantolama yaptırdıktan sonra kı- şın yaklaşık yüzde 25 daha az doğalgaz faturası ödedik. Villamızın pencere çerçeveleri eskidi, onları da değiştirdiğimizde daha çok ısı tasarrufu edeceğimize inanıyorum.” tık. Pek çok artı özelliklere sahip olduğu için İzocam Manto İzopor Paket ürünlerini tercih ettik. Mantolamadan çok memnun kaldık. Çünkü yıllık 180-200 ton kömür kullanırken, mantolamadan sonra yıllık 135 ton kömür kullanmaya başladık. Yani yüzde 30 yakıt tasarrufu sağladık. Mantolamadan sonra evlerimizde ısı kaybı ortadan kalktı. Artık evlerimiz geç soğuyor, yazın çok ısınmıyor. Kışın çok soğuk günlerde bile konforlu bir ortamda yaşadığımız için evlerimizin içinde kısa kollu kıyafetlerle dolaşabiliyoruz. Yaşam konforumuz ciddi anlamda arttı. Diğer sitelerin de bir an önce mantolama yaptır- dolayısıyla sağlanacak enerji tasarrufunun ülke açısından önemini bilen insanların oturduğu apartmanımızda, etkin ısı yalıtımını gerçekleştirme kararını almak çok güç olmadı. Bu kararın alınmasında artan yakıt fiyatının da önemli etkisi oldu. Apartmanımızda ısı yalıtımı çalışmaları, Nisan 2012’de başladı, Haziran malarını tavsiye ederim. Çünkü mantolama ısı kaybını önlüyor ve en az yüzde 30 yakıt tasarrufu sağlıyor.” 2012’de tamamlandı. Mantolamada, ısı geçirgenlik katsayısının en düşük düzeyde olması nedeniyle İzocam Taşyünü tercih edildi. Etkin bir mantolamayla istenilen sonuca ulaşmak için de 5 cm kalınlığındaki ürünün kullanılması kararını verdik. Mantolamadan memnun kaldık. Apartman sakinleri, doğalgaz faturalarında önemli bir düşüş olmasa da, açık yüreklilikle kışın daha fazla ısındıklarını ifade ettiler. Ancak bu durum, mantolamanın yeterince etkili olmadığı anlamına gelmiyor. Çünkü daha doğru değerlendirmelerin yapılabilmesi için ısı pay ölçer- lerin de takılması ve diğer kaçak noktalarda da ısı yalıtımlarının usulüne uygun olarak yapılması gerekir. Bazı kat sakinleri, mantolamanın ısı yalıtımı sağlamanın yanında, ses yalıtımı açısından da etkili sonuçları olduğunu dile getiriyorlar. Apartmanımızda, merkezi ısıtma sistemi aygıtları hariç, diğer bölümlerin hepsinde yalıtım yapıldı. Radyatör arkalarındaki yalıtımla, vanaların yalıtılması ikinci bir aşamaya bırakıldı. Daha iyi ve daha ucuza ısınmak, ev içi serinliğini yazın daha uzun süre koruyabilmek ve ses yalıtımı sağlamak için mantolamayı herkese öneriyorum.” Seçkin Apartmanı Yöneticisi Şenay Türkyılmaz: “Tasarruf için mantolama yaptırmamız şart” “İzmir Bornova’daki Seçkin Apartmanı, 9 katlı ve 36 daireden oluşuyor. 16 yıllık olan apartmanımızı daha önce hiçbir işlem görmediği için boyatmamız gerekiyordu. Yeni çıkan yasaya göre ısı yalıtımının bazı yaptırımlarla mecbur tutulduğunu öğrendik ve ısı yalıtımı hakkında bilgi toplamaya başladık. Yalıtımın yazın serinlik sağladığını, kışın ısıyı içeride muhafaza ettiğini ve ciddi anlamda tasarruf sağladığını öğrendim. Edindiğim bilgileri apartman sakinleriyle paylaştım ve böylece mantolama yaptırma kararı aldık. Ardından mantolamayla ilgili internetteki bilgileri okudum, doğru malzeme ve işinin ehli kişiler tarafından mantolama yapılırsa, bina yaşı kadar kalıcı olabileceğini öğrendim. Sonra da güvenilir bir firma aramaya başladım. İzocam’ın uzun yıllardır yalıtım konusunda iddialı bir firma olduğunu biliyoruz. İzocam’ın bayisi Tap Yalıtım ile yaptığım görüşmeler sonunda güvenim daha da pekişti ve İzocam’da karar kıldık. Binamıza mantolama yapılırken işçilikten hepimiz çok memnun kaldık. Benim dairem akşama kadar güneş görüyor. Duvarımda asılı olan dereceye bakınca geçen yılki oda sıcaklığıyla bu yılki sıcaklık arasında 3-4 derece fark olduğunu gördüm. Kışın da doğalgaz faturalarındaki farkı göreceğimizi düşünüyorum. Komşularımız da mantolamadan gayet memnunlar. Binamızı mantolama yaptırırken çatının yalıtımını da yaptırdık. Ancak elimizdeki para bu kadarına yetti. İleride tekrar para toplayıp geri kalan yerlerin de İTÜ Konakları Site Yöneticisi Prof. Dr. Derin Orhon: me kalitesi ile kanımızca önder bir kuruluş. “İTÜ Konakları Sitesi, 1993 yılında inşa edildi. Dolayısıyla site içinde oturduğumuz C Blok, 20 yıllık bir bina. Blokta her katta ikişer daire olmak üzere toplam 10 daire yer alıyor. Site içindeki C ve D bloklarına 2011 yılında mantolama yaptırdık. Bu konuda gelecek yıllarda yasal zorunluluk olacağı için ve sürekli artan yakıt/doğalgaz fiyatlarını göz önüne alarak yakıt tasarrufu yapmanın akılcı olacağını düşünerek mantolama yaptırma kararını aldık. Mantolamada İzocam’ın 5 cm kalınlıkta Manto İzopor Plus ürününü kullandık. İzocam bu alandaki bilgi birikimi, ilgisi ve malze- Mantolamadan çok memnunuz. Yaptığımız hesaplamalarda mantolama sonrasında 1 yıl içinde yakıt giderlerimizde, yüzde 30 oranında bir azalma olduğunu tespit ettik. Mantolamanın özellikle yaz döneminde daireleri çok serin tutması gibi önemli bir faydası var. Bu faydayı birebir yaşadık. İçinde bulunduğumuz dönemde tüm binaların mantolama yaptırmaları hem yasalara uymak hem de enerji sıkıntısı konusunda tasarruf sağ- “Mantolamanın faydasını birebir yaşadık” yalıtımını yaptırmayı düşünüyoruz. Türkiye, enerjisinin çoğunu yurtdışından satın alıyor ve bu enerjinin büyük kısmını verimli kullanamadığımız için milli servetimiz boşa gidiyor. Cebimizden daha az para çıkmasını ve tasarruf etmeyi istiyorsak mantolama yaptırmamız şart.” lamak açısından akılcı bir yaklaşım olur. Mantolama yapılırken, blokların çatı, ısıtılmayan bodrum tavanı ve merkezi ısıtma sistemi tesisatlarında gerekli yalıtımları yaptırmadık. Çünkü binamızda bu yalıtımlar mevcuttu.” 24 İzocam'dan Haberler InWall yangın güvenliğinde yüksek korunum sağlıyor Türkiye’nin yalıtım lideri İzocam ile alçı levhada dünya markası Rigips, bölme duvar uygulamalarında yangına dayanım sertifikalı ürün ihtiyacını karşılamak amacıyla bir araya geldi. İzocam ve Rigips işbirliğinde yeni geliştirilen bölme duvar sistemi InWall, yangın güvenliği konusunda yüksek korunum sağlıyor. İzocam 6. Bakım Teknolojileri Kongresi ve Sergisi’ne katıldı Rigips alçı levhalarla İzocam Camyünü ve Taşyünü yalıtım şilte ve levhalarının birlikte kullanıldığı InWall sistemler, 30, 60 ve 90 dakika yangın dayanım sertifikasına sahip olmasıyla dikkat çekiyor. Alışılmış ara bölme duvar sistemlerinin sahip olduğu estetik, kolay uygulanabilme, akustik konfor, hafiflik, ısı ve ses yalıtımı gibi avantajların yanı sıra InWall Bölme Duvar Sistemleri, yangın güvenliği konusunda da azami fayda sağlıyor. InWall Bölme Duvar Sistemleri özellikle ofisler, okullar, oteller, alışveriş merkezleri ve hastaneler gibi insanların yoğun olarak birlikte bulundukları mekânlara uygulanmaya elverişli özellikler içeriyor. InWall, Yangın Yönetmeliği’nin zorunlu tuttuğu “EK-3/B ve EK-3/C kriterlerini” (30, 60 ve 90 dakika yangına dayanıklı ortamlar oluşturulması) başarıyla karşılıyor. InWall Bölme Duvar Sistemleri, Binaların Yangından Korunması Hakkındaki Yönetmelik’in yayımlanmasından sonra ihtiyaç duyulan yangın dayanım sertifikalı detayları çözmeye yönelik olarak sektör profesyonelleriyle sektör temsilcilerine sunuluyor. InWall Alçı Levha R, InWall Alçı Levha FR, InWall Taşyünü Ara Bölme Levhası (75 mm), InWall Camyünü Ara Bölme Şiltesi (50 mm), InWall DC Profil (50mm), InWall DC Profil (75 mm), InWall DU Profil (50 mm), InWall DU Profil (75 mm), InWall SU Borazan Vida (3,5 x 25 mm), InWall SU Borazan Vida (3,5 x 35 mm), InWall Dübel, Pul, Vida, InWall Derz Bandı, InWall Derz Alçısı, InWall Delikli Köşe Profili bileşenlerinden oluşan InWall Bölme Duvar Sistemi; EN 1364-1’e göre yapılan sistem (bitmiş duvar) testlerini başarıyla geçerek EI30, EI60 ve EI90 yangın dayanım sertifikalarına haiz oldu. Sertifikaların geçerli olabilmesi için standartlar gereği bütün sistem elemanlarıyla birlikte kullanılmak zorundadır. InWall test edildi ve sertifikalandırıldı 2009 yılında yayımlanan Binaların Yangından Korunması Hakkındaki Yönetmelik’te, birçok madde kullanım amacına yönelik olarak, duvarların 30, 60, 90 ve 120 dakika yangına dayanım göstermesini istiyor. Özellikle yönetmeliğin 2. ve 3. kısımlarında bulunan; • Yangın kompartımanları duvarlar, döşemeler, cepheler ve çatılar (Madde 24 ve 25) • Kaçış yolu ve yangın güvenlik holü (Madde 31 ve 34) • Korunumlu iç kaçış koridorları ve geçitler (Madde 36) • Kaçış merdivenleri (Madde 38) • Bina kullanım sınıflarına göre özel düzenlemeler oteller, moteller ve yatakhaneler (Madde 50) maddeleri, yönetmeliğe uygun yapılacak binalardaki duvarların özelliklerini ayrıntılı olarak belirliyor. Bu maddelere dayanarak oluşturulan Ek-3/B (Yapı Elemanlarının Yangına Dayanım (Direnç) Süreleri, Ek-3/C (Bina Kullanım Sınıflarına Göre Yangına Dayanım (Direnç) Süreleri ve Ek-4 (Binalarda En Fazla Kompartıman Alanları) tablolarında bina ve duvarın kullanım amacına, binanın yüksekliğine, aktif yangın söndürme sistemlerinin bulunup bulunmamasına göre sahip olması gereken süreler ve kompartıman alanları veriliyor. Yönetmelik gereklerini karşılamak üzere geliştirilen InWall Bölme Duvar Sistemleri, EN 1364-1 Standardı’na göre test edildi ve sertifikalandırıldı. TMMOB Makine Mühendisleri Odası Kocaeli Şubesi'nin düzenlediği VI. Bakım Teknolojileri Kongresi ve Sergisi 30-31 Mayıs, 1 Haziran 2013 tarihlerinde Sakarya Üniversitesi Kültür ve Kongre Merkez'inde gerçekleştirildi. Ana teması "Bakım ve Enerji" olarak belirlenen kongrede, bilimsel araştırma oturumları, teknolojik araştırma oturumları, seminerler, kurslar, paneller ve forumlar aracılığıyla, konusunda uzman olan firmalar ve akademisyenler, bilgi ve deneyimlerini aktardılar. İzocam da etkinliğe standıyla katıldı. Stantta; İzocam Taşyünü Prefabrik Boru, İzocam Camyünü Prefabrik Boru, İzocamflex Boru, İzocam PEflex Boru, İzocam Vana Ceketi ve Titreşim Sönümleyici ürünleri yer aldı. Ayrıca İzocam, Tekiz Taşyünü Çatı ve Cephe Paneli, Vana Ceketi, Prefabrik Klima Kanalı ve İzocam Manto Taşyünü Dış Cephe Yalıtım Sistemi maketlerini sergileyerek uzman teknik kadrosu ile ziyaretçileri ısı, ses, yangın yalıtımı malzemeleri, uygulamaları ve faydaları konularında bilgilendirdi. Bakım aşamasında yalıtımın etkinliğinin ve yalıtım kalınlığının enerji tasarrufu ve malzeme korunumuna katkısına dikkat çekti. Türkiye’nin ilk ve tek CE ve TSE belgeli teknik yalıtım ürünleri İzocam’da Binalarda kullanılan İzocam ürünleri, 2003 yılından bu yana uluslararası bir yönetmelik olan Yapı Malzeme Yönetmeliği’nin 6. maddesine göre, “ürünün yönetmelikte belirtilen temel gerekleri karşılamasına imkân veren malzeme” anlamına gelen “CE” işareti ile piyasaya sunuluyor. İzocam bu yıldan itibaren geçerli olan TS EN 14303 Standardı'na tabi Camyünü ve Taşyünü ürünleri için “CE” belgelendirme projesini de sanayi ve tesisat uygulamalarında kullanılan ürünleri için tamamlayarak konuya hassasiyetini bir kez daha gösterdi. İzocam, Camyünü ürün grubunda; Camyünü Boru Ürünler, Camyünü Klima Şiltesi, Camyünü Klima Levhası, Camyünü Prefabrik Klima Kanalı Levhası, Camyünü Esnek Hava Kanalı Şiltesi, Camyünü İzopan, Camyünü Akustik/Duct Liner ve Taşyünü ürün grubunda da; Taşyünü Boru Ürünler, Taşyünü Sanayi Levhaları (SL1, SL2), Taşyünü Sanayi Şilteleri (Tip 650, 700, 750), Taşyünü Klima Levhası ürünlerinde TSE Belgelerini yayınladı. Bunun yanı sıra soğuk hatların ısı yalıtımında kullanılan, TS EN 14304 standardına tabi elastomerik kauçuk köpük, TS EN 14313 Standardı'na tabi polietilen köpük ürünler için CE ve TSE Belgelendirme projelerini de tamamladı. Böylece tüm ürünleri TSE ve CE Belgeli olan İzocam’ın, tesisatlarda kullanılan Camyünü Boru Şilte ve Levhalar; sanayide kullanılan Taşyünü Sanayi Şilteleri, levha ve borular; kauçuk köpük levha ve borular, “Türkiye’nin ilk ve tek” CE ve TSE belgeli ürünleri olarak piyasaya sunuluyor. ürün kategorisine verilen EUCEB Sertifikası'na sahip olan İzocam’ın ürünleri, Türk Standartları Enstitüsü (TSE) kriterlerine de uygun olarak üretiliyor. Müşterilerinin talep ve beklentilerini zamanında ve küreselleşen dünya standartlarına uygun olarak çevreci bir yaklaşımla karşılayan İzocam, bu amaçla ISO 9001 Kalite Güvence Sistemi, ISO 14001 Çevre Yönetim Sistemi ve OHSAS 18001 İş Sağlığı ve Güvenliği Sistemi’ni tesislerinde uyguluyor. Aynı zamanda, mineral yün ürünler, Taşyünü ve Camyünü için sadece bio “OZİ” 230 okulda 70 bin öğrenci ile tanıştı İzocam’ın 12 Nisan 2010 tarihinden bu yana ilköğretim öğrencilerine “enerji tasarrufu” ile “yalıtım”ın önemini anlattığı sosyal sorumluluk projesi “OZİ”, 2012-2013 eğitim-öğretim döneminde de tüm hızıyla devam etti. Son olarak Sarıyer’deki 40 okulda, toplam 10 bin öğrenciye eğitim verildi. Yalıtım ve enerji tasarrufu konularında 48 yıldır toplumu bilinçlendirme çalışmalarını sürdüren İzocam, ilköğretim okullarında 3 yıldır gerçekleştirdiği projesi “OZİ” ile öğrencilere ulaşıyor. Bugüne kadar toplam 230 okulda yaklaşık 70 bin öğrencinin “enerji tasarrufu” ve “yalıtım” konusunda bilgilendirilmesine öncülük eden İzocam, yalıtımın hayatımızdaki önemini anlatarak, küresel ısınma konusunda bilinçli ve çevreye saygı duyan gençler yetiştirmeyi amaçlıyor. Projeye 2010 yılında ilk olarak Kadıköy ilçesindeki okullarla başlayan İzocam, geçtiğimiz dönemlerde Kocaeli ve Ankara’da eğitimlerini sürdürdü. Bu dönem ise, İstanbul’un birçok ilçesinde, ilköğretim çağındaki öğrencilerle bir araya geldi. 2012-2013 eğitim-öğretim döneminde Şubat ayına kadar 190 okulda yaklaşık 60 bin öğrenciyle buluşan OZİ, son olarak Sarıyer’deki 40 okulu ziyaret ederek 10 bin öğrenciye daha eğitim verdi. OZİ projesi kapsamında, “yalıtım”ın enerji verimliliği üzerindeki önemini Grafi 2000 Ekibi’nin hazırladığı “OZİ” karakterinin maceralarını anlatan bir çizgi filmle eğlenerek öğrenen 3. ve 4. sınıf öğrencileri, çocuk tiyatrolarında görevli bir oyuncu tarafından “yalıtım” ve “enerji tasarrufu” ile ilgili ders saati boyunca eğitim alıyor. Eğitim çerçevesinde; “Küresel Isınmanın Sebepleri”, “Enerji Kaynakları ve Hidro Elektrik Santralleri”, “Birincil Enerji Kaynakları Fosil Yakıtlar”, “Enerji Tüketimi”, “Sera Etkisi”, “İklim Değişikliği”, “Küresel Isınma ile Mücadele Nasıl Olmalı?” ve “Yalıtımla Enerji Tasarrufu Nasıl Olur?” başlıklı konularda öğrenciler bilgilendiriliyor. “OZİ” projesi ile daha çok şehir, daha çok okul, daha çok çocuk, sorgulayan bilinçli bir toplum ve bilinçli bir Türkiye arzulayan İzocam, bilinçlendirme projelerine 5 ve 10 yıllık planlamalarla devam etmeyi hedefliyor. 26 İzocam'dan Haberler İzocam ısı yalıtımının gerekliliğini Mardin'de il temsilcileriyle paylaştı Binalarda Enerji Performansı Yönetmeliği’ne uygun ve TS 825 Standardı’nı sağlayacak şekilde mimari projelendirmeler ve yönetmelikler ışığında yalıtım uygulamaları hakkında detaylı bilgilerin verildiği toplantıya, Çevre ve Şehircilik İl Müdürü Halil İbrahim Metin, Çevre ve Şehircilik İl Müdür Yardımcısı Halil Kösesoy, Yapı Denetimi ve Yapı Malzemeleri Şube Müdürü Alaattin Demirat ile Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü’nün teknik elemanları, yapı denetim şirketlerinin yöneticileri ve teknik elemanları katıldı. İzocam, il temsilcilerini son gelişmeler hakkında bilgilendirmek ve teknik kadroların ısı yalıtım uygulamaları hakkında bilinçlendirilmesini sağlamak amacıyla, Mardin’de “Yalıtım Malzemeleri ve Uygulama Esasları” başlıklı bir teknik seminer düzenledi. İzocam Mardin Bayisi Anadolu Cam’ın Yöneticisi Vedat Çabukoğlu’nun katkılarıyla T.C. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Mardin İl Müdürlüğü’nde gerçekleştirilen toplantının sunumunu İzocam Teknik Pazarlama Müdürü Dr. Kemal Gani Bayraktar yaptı. jinin yüzde 50-60’ı geri kazanılabilir. Binalar BEP Yönetmeliği ışığında TS 825 Binalarda Isı Yalıtım Kuralları’na uygun projelendirilmeli ve kontrol edilmelidir. Bu, ülke ekonomisi için büyük bir kazançtır. Isı yalıtım malzemesi üreten üreticilerin özellikle yapı müteahhitlerine yönelik uygulamalı bilgilendirme faaliyetinde bulunması gerekiyor. Bu konuda üreticilerin katkılarını Mardin ilinde daha geniş kapsamda görmek istiyoruz” dedi. Toplantıda konuşma yapan Çevre ve Şehircilik İl Müdürü Halil İbrahim Metin, “Enerji Verimliliği Kanunu ile bağlı yönetmeliklere, mimari tasarımlarla uygulamalarında uyulması halinde, enerji tasarruf potansiyelinin yüksek olduğu binalarda ısıtma ve soğutma amaçlı kullanılan ener- İzocam'dan öğrencilere eğitim ve fuar desteği Öğrencileri yalıtım konusunda bilinçlendirmek amacıyla birçok etkinlik düzenleyen İzocam, sektör profesyonellerine ve sektöre adım atmak üzere eğitimlerine devam eden öğrencilere yönelik düzenlediği teknik eğitimleri sürdürüyor. Bu kapsamda İzocam, İSOV Teknik ve Endüstri Meslek Lisesi Tesisat Teknolojisi Alanı İklimlendirme ve Klima Sistemleri bölümü ile İnşaat Teknolojisi Alanı Yapı Yalıtım bölümü öğrencilerine Tesisat Yalıtımı eğitimi verdi. Öğrencilere ısıtma, havalandırma ve iklimlendirme tesisatı yalıtımında kullanılan yalıtım malzemelerinin teknik özellikleri, kullanım amaçları ve nasıl uygulandıklarının anlatıldığı eğitime toplam 40 öğrenci ve 4 teknik öğretmen katıldı. Eğitime katılan öğrenciler, İzocam Taşyünü Prefabrik Boru, İzocam Camyünü Prefabrik Boru, İzocam Camyünü Klima Levhası ve Şiltesi, İzocamflex Boru ve İzocam Peflex Boru ürünlerini, hazırlanmış tesisat ekipmanları üzerine birebir uygulayarak öğrendiler. İzocam’ın gerçekleştirdiği teknik eğitimle öğrenciler, ilgi alanlarıyla ilgili bilgi ve becerilerini geliştirme fırsatı buldular. İSOV Teknik ve Endüstri Meslek Lisesi’nin bu yıl 6.’sını düzenlediği Okul Sektör Fuarı’na da katılan İzocam, 3 gün boyunca kendisine ayrılan stantta ürünlerini sergileyerek fuarı ziyaret eden meslek liselerinin öğretmen ve öğrencilerine yalıtım malzemeleri, uygulamaları ve yenilikleriyle ilgili bilgiler aktardı. Her yıl gerçekleştirilen fuarın açılış konuşmasını, İstanbul Valisi Hüseyin Avni Mutlu yaptı. Sektörden 28 firmanın katıldığı fuarı, çevre okullardan öğretmen ve öğrenciler de ziyaret etti. Ortaokul öğrencilerini mesleki teknik eğitime yönlendirmek, 9 ve 10. sınıf öğrencilerinin bölüm seçimlerini bilinçli yapmalarını sağlamak amacıyla gerçekleştirilen fuarda, bölümüne karar verip eğitimine devam eden ve sektöre ilk adımını atan öğrenciler de yeni üretilen malzeme ve uygulamaları tanıma fırsatı buldu. Sokak Röportajı Mantolama nedir? Yararları nelerdir? Adı-Soyadı: İbrahim Nebioğlu Yaşı: 70 Mesleği: Emekli Adı-Soyadı: Gamze Erkonaş Yaşı: 37 Mesleği: Öğretmen “Evin dış cephesini korur” “Güneş ışığı ve soğuktan korur” “Mantolama evin dış cephesini korumak için yapılır. Özellikle kış aylarında evde rutubet olmaması için mantolama yapılması önemlidir. Oturduğum evde kiracıyım. Apartmana daha önce mantolama yapılmış, ancak ben ayrıntılarını bilmiyorum. Sözünü ettiğiniz mantolamada kalınlık konusunu hiç bilmiyorum. Herhalde malzemenin kalın kullanılmasıdır.” “Dış cephe ısı yalıtımına mantolama denir. Mantolama binanın yazın çok fazla güneş ışığına maruz kalmamasını, kışın ise sıcak olmasını sağlıyor. Apartmanımızın dış cephesine mantolama yapıldı. Sonuçtan çok memnunuz. Evlerinde yoğuşma, küflenme olan ve kışın ısınamayan binalara mantolama yapılmasını tavsiye ederim.” Adı-Soyadı: Serdar Togay Yaşı: 33 Mesleği: Satış temsilcisi “Dış cephenin korunması için kaplamadır” “Mantolama dış cephenin rüzgârdan, sıcaktan ve soğuktan koruması için bir kaplamadır. Mantolamanın, dışarıdan gelen soğuk havayı binanın içine almama ve rutubeti önleme gibi yararları vardır. Biz apartmanımızı İzocam ürünüyle mantolattık. Ancak ürünün kalınlığına hiç dikkat etmedik.” Sokak röportajı için yine sokağa çıktık ve bu kez, “Mantolama nedir? Yararları nelerdir? Evinize mantolama yaptırdınız mı? Mantolama yaptırırken kalınlığın önemini biliyor musunuz?” şeklinde bir dizi soru yönelttik. Röportaja katılanların hepsi mantolamayı biliyor, hatta aralarında apartmanlarına mantolama yaptıranlar var. Adı-Soyadı: Hüryılmaz Tenekeci Yaşı: 36 Mesleği: Öğretmen “Isı yalıtımı demektir” “Mantolama ısı yalıtımı demektir. Isı yalıtımı yaptırınca ısıtma giderlerinde azalma olur. Mantolama aynı zamanda sesi de geçirmeme özelliğine sahiptir. Biz evimizin bir odasına yalıtım yaptırdık. Ancak binamıza mantolama yaptırmadık. Bina sakinleriyle anlaşırsak mantolama yaptırmak isteriz.” Adı-Soyadı: Selahattin Binici Yaşı: 37 Mesleği: Seyyar satıcı “Doğalgaz faturasını yüzde 40 düşürür” “Dış cepheye yapılan ısı yalıtımına mantolama denilir. Mantolama yapılması halinde doğalgaz faturasında yüzde 40’lık bir düşüş söz konusu oluyor. Biz apartmanımızı mantolama yaptırdık. Nemden ve soğuktan kurtulduk. Herkese tavsiye ediyorum. Kullanılan malzemenin kalın olması ise verimi daha fazla arttırır.” Adı-Soyadı: Yavuz Akdeveloğlu Yaşı: 20 Mesleği: Öğrenci “Yakıt tüketimini azaltır” “Mantolama binaların dışına yalıtım malzemesi kaplanmasıdır. Yakıt tüketimini çok azalttığını biliyorum. Apartmanımızın karşısındaki binaya şu anda mantolama yapılıyor. Yakında bizim apartman da mantolanacak." 28 Proje Akıllı bina Aytı Dikencik Resort’ta İzocam imzası Aytı İnşaat&Mimarlık tarafından Bursa’da yapılan Aytı Dikencik Resort, 2013 yılında tamamlanacak. Dairelerin tamamı 4+1+1’den oluşan projede, gün ışığını iyi kullanan, ferah ve geniş mekanlar oluşturuluyor. Aytı Dikencik Resort aynı zamanda akıllı bina otomasyon sistemlerine sahip. Projenin dış cephe mantolamasında, kazan daireleri ve elektrik odaları gibi yangın riski yüksek olan tüm alanlarda toplam 20 bin m2 İzocam Taşyünü kullanıldı. Taşyününün tercih edilmesinde yüksek yangın dayanımı, ses yalıtımı sağlama ve su buharı geçirme özelliklerine sahip olması etkili oldu. Özel Aydın Göz Hastanesi İzocam Taşyünü ile mantolandı Özel Aydın Göz Hastanesi, Aydın’ın ilk ve halihazırda tek göz hastanesi olma özelliğine sahip. Hastane, 2000 yılından beri 2 bin 100 m2’lik kapalı alanda faaliyet gösteriyor. 3 katlı olan hastane İzocam Manto Taşyünü ile mantolandı. Hastanenin dış cephesinde, 8 cm, 1100 m2 İzocam Manto Taşyünü kullanıldı. Kemikli Yapı tarafından 2012’nin Aralık ayında başlatılan mantolama çalışmaları, Ocak 2013’te sona erdi. Beçin Villaları’nda İzocam Camyünü Çatı Şiltesi ve Manto Taşyünü kullanıldı Yapımına Eylül 2012’de başlanan, Muğla Milas’taki Beçin Villaları, Aralık 2013 itibarıyla tamamlandı. 12 bin 200 m2’lik alana kurulu, 6 adet her biri 225 m2’lik tripleks villalardan oluşan projede, ortak kullanım alanları ve yüzme havuzu bulunuyor. Müteahhitliği Emre Mühen- dislik, uygulaması işveren firma olan Uçar İnşaat tarafından yapılan projede, her villada 8 cm, 100’er m2, toplamda 600 m2 İzocam Camyünü Çatı Şiltesi, tüm villaların dış cephesinde 5 cm, toplam 3 bin m2 İzocam Manto Taşyünü tercih edildi. Erakalın Mimarlık konut projesi İzocam ürünleriyle yalıtıldı Muğla ilinde Erakalın Mimarlık tarafından inşa edilen ve henüz kullanıma geçmeyen 4 katlı konut projesi, İzocam ürünleriyle mantolandı. Kemikli Yapı firması tarafından mantolaması yapılan projede, 6 daire ve toplam 2 dükkan bulunuyor. Haziran 2013’te mantolaması tamamlanan projede, 5 cm, 900 m2 İzocam Manto Taşyünü kullanıldı. 30 İzocam Kullananlar Darüşşafaka yurt ve eğitim binalarını İzocam Manto güvencesiyle yalıttı Darüşşafaka Cemiyeti, Maslak yerleşkesini 2 yıl önce İzocam Manto İzopor Plus ile yalıttı. Darüşşafaka Cemiyeti Genel Sekreter Yardımcısı ve Yüksek Mimar Teoman Hazneci, yalıtım sektörünün önde gelen firması olması nedeniyle İzocam’ı tercih ettiklerini söylüyor. Hazneci, mantolama uygulaması sonrası çekilen termal kamera görüntülerine göre binalarında ısı kayıplarının azaldığını dile getiriyor. Kuruluşu 1863 yılına dayanan Darüşşafaka Cemiyeti, tam 150 yıldır babası vefat eden çocuklara eğitim veriyor. 2012 yılındaki tüzük değişikliğiyle birlikte annesi vefat eden çocuklar da eğitilmeye, onlara da sıcak bir yuva sunulmaya başlandı. Bugün Darüşşafaka Eğitim Kurumları’nda 954 öğrenci öğrenim görüyor. Öğrenciler, Milli Eğitim Bakanlığı’nın müfredatına ek olarak, Fen ve Teknoloji, Sosyal Bilimler, El Sanatları, Edebiyat, Matematik, Sahne ve Görsel Sanatlar, Bilgisayar, Müzik, Yabancı Dil, Spor gibi alanlardaki kulüplere katılabiliyorlar. nanımlı bireyler olarak geleceğe hazırlıyor. Gelecekte içinde bulunacakları çevrelerde, Türkiye ve yurtdışında lider konuma yükselmelerini sağlayacak vasıfları kazanarak yetişmelerini sağlıyor. 19. yüzyıl sonlarında Osmanlı Devleti’nin telgrafçılarını yetiştiren, Cumhuriyetin kuruluş yıllarında ülkenin öğretmen ihtiyacını karşılayan Darüşşafaka, 1955 yılında ise İngilizce eğitime geçerek, varlıklı ailelerin imtiyazındaki İngilizce eğitimini maddi olanakları sınırlı öğrencilerine sundu. 1971 yılında kız öğrencilere kapılarını açan Darüşşafaka, 1994’te de daha fazla öğrenciye eğitim imkânı sağlamak için Fatih’teki tarihi binasın- Yıllardır Fatih’te faaliyet gösteren Darüşşafaka Cemiyeti, 1994’te Maslak’a taşındı. Darüşşafaka Cemiyeti Genel Darüşşafaka Cemiyeti Genel Sekreter Yardımcısı ve Sekreter Yardımcısı ve Yüksek MiYüksek Mimar Teoman Hazneci mar Teoman Hazneci, termal kamerayla yurt binalarındaki ısı kayıplarının fazla olduğunu tespit ettiklerini, bu doğrultuda, öğrenci yurtları ve eğitim binasını mantolattırdıklarını söylüyor. 11 bin m2 İzocam İzopor Plus ile mantolama yaptırdıklarını belirten Hazneci, mantolama sonrası yapılan termal kamera görüntüsüyle ısı kayıplarının azaldığını tespit ettikleri bilgisini veriyor. Darüşşafaka Cemiyeti ile ilgili bilgi verir misiniz? Dönemin ileri gelen idealist devlet adamlarından Yusuf Ziya Paşa, Gazi Ahmet Muhtar Paşa, Vidinli Tevfik Paşa, Sakızlı Ahmet Paşa ve Ali Naki Efendi tarafından 1863 yılında yoksul ve yetim çocukların eğitimine destek olmak amacıyla kurulan Darüşşafaka, Türkiye tarihinin eğitim alanındaki ilk sivil örgütlenme örneğini oluşturuyor. “Şefkat yuvası” anlamına gelen Darüşşafaka’da bugün, ülkemizin 68 ilinden gelen 954 öğrenci tam burslu, yatılı ve İngilizce eğitim görüyor. Darüşşafaka, uluslararası standartlarda verdiği eğitimin yanında, öğrencilerinin sosyal ve kültürel alanda da gelişimlerini sağlayarak, onları özgüvenli ve tam do- dan Maslak’taki modern yerleşkesine taşındı. Darüşşafaka, Türkiye İş Bankası’nın 2008 yılında başlattığı “81 İlden 81 Öğrenci” projesinin desteğiyle, “Anadolu Açılımı”nı başlattı. Böylece Anadolu’dan daha fazla öğrenciye kucak açan Darüşşafaka, 2012 yılındaki tarihi tüzük değişikliğiyle de babasını kaybetmiş çocukların yanı sıra, annesini kaybetmiş çocuklara da 2012-2013 ders yılı itibarıyla eğitim vermeye başladı. Öğrencilerinin eğitimden barınma ve beslenmeye, kıyafetten sağlığa, kitap ve kültürel faaliyetlerden cep harçlığına kadar tüm giderlerini karşılayan Darüşşafaka, aynı zamanda üniversite eğitimlerini sürdüren mezunlarına da burs desteği sağlıyor. Başta Atatürk’ün annesi Zübeyde Hanım olmak üzere, edebiyatımızın büyük üstadı Sait Faik Abasıyanık ve Türkiye’nin en köklü bankası olan İş Bankası gibi birçok kişi ve kurumun desteklediği Darüşşafaka Cemiyeti, yapılan bağışlarla yarınların aydınlarına “eğitimde fırsat eşitliği” hakkı tanıyor. Kapılarını öğrencilerine açtığı günden bugüne varlığını yalnızca bağışlarla sürdüren Darüşşafaka Cemiyeti, 150 yıl içinde giderek büyüyerek Eğitim Kurumları dışında kurduğu kurumlarıyla da hem eğitimde fırsat eşitliği için kaynak yaratıyor hem de bağışçılarına şükran duygularını gösteriyor. Darüşşafaka, İstanbul ve İzmir’deki rezidanslarıyla, bağışçılarına hayatlarını beş yıldızlı otel konforunda, emniyette sürdürme ve “ikinci bahar”larını yaşama olanağı sunarken, Urla Yaşam Özel Huzurevi ve Bakım Merkezi ile de bu hizmeti aylık ücret karşılığı 55 yaş üstü dinç veya bakıma ihtiyaç duyan bireylere sunuyor. Ayrıca Darüşşafaka, Ömran ve Yahya Hamuluoğlu Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Merkezi ile Maltepe Özel Bakım Ünitesi gibi merkezlerle de sağlık ve bakım hizmeti veriyor. Maslak yerleşkenizin özelliklerinden söz eder misiniz? Maslak yerleşkemiz yaklaşık olarak 87 bin m2’lik bir arazi içinde yer alan eğitim binaları, planetaryum ve gözlemevi binaları, kız ve erkek öğrenci yurtları, yemekhane binası, öğrenci lokalleri, öğretmen lojmanları ve lokali, içinde müze ve sergi alanları yer alan cemiyet binası, Ayhan Şahenk Kapalı Spor Salonu, açık futbol, voleybol, basketbol ve tenis sahaları, TİM gösteri ve toplantı merkezi, amfitiyatro ile açık ve kapalı yüzme havuzu ve spor alanlarını içeren bir sosyal tesis binasını da kapsayan büyük bir eğitim kompleksidir. TİM, Sosyal Tesis ve lojmanlar ile açık spor alanları dışında, eğitime ait binalar yaklaşık 55 bin m2 kapalı alana sahip. Darüşşafaka’da çocuklara spor ve tiyatro gibi ne tür sosyal etkinlik olanakları sunuluyor? Darüşşafaka Eğitim Kurumları’nda çocuklarımıza Fen ve Teknoloji, Sosyal Bilimler, El Sanatları, Edebiyat, Matematik, Sahne ve Görsel Sanatlar, Bilgisayar, Strateji ve Akıl Oyunları, Müzik, Yabancı Dil, Spor gibi 69 farklı başlıkta öğrenci kulüpleri sunuluyor. Ayrıca yerleşkede daimi kalan öğrenciler Cumartesi günleri yerleşke içinde, Pazar günleri ise yerleşke dışında düzenlenen etkinliklere katılıyorlar. 2011’de yurt ve eğitim binalarınıza mantolama yaptırdınız. Mantolama yaptırmaya nasıl karar verdiniz? Maslak yerleşkesinde enerji maliyetlerimizi azaltŞu anda Maslak’ta kaç öğrenci öğrenim mak amacıyla bir çalışma başlattık. Mekanik sisgörüyor? İlköğretim ve lise öğrencilerine temler, elektrik tesisi ve binaların yalıtımı gibi ne tür eğitimler veriliyor? enerji verimliliği ve tasarrufunda öne çıkan unDarüşşafaka Eğitim Kurumları’nda surlar konusunda binalarımızı inceledik. Ter954 öğrenci öğrenim görüyor. mal kamerayla yurt binalarındaki ısı kaÖğrenciler, Milli Eğitim yıplarının fazla olduğunu tespit etCAMYÜNÜ PREFABRİK BORU Bakanlığı’nın müfredatına tik. Bu doğrultuda, kızlar ve erSanayi borularının, kalorifer, ek olarak, 5.-10. sınıf arakekler yurdunun dış cephesimerkezi ısıtma ve güneş enerjisi lığındaki öğrencilere ne ısı yalıtımı yaptırılmasına tesisatlarının yalıtımında kullanılır. MYP eğitimi veriliyor. karar verildi. Sonuç olarak Ayrıca Darüşşafaka yurtlarımızda yaklaşık 8 bin Eğitim Kurumları, İnterm2, eğitim binamızda ise kısnational Bacolaria mi olarak 3 bin m2 olmak programı da uygulanan üzere toplam 11 bin m2 uybir kurumdur. gulama yapıldı. Mantolama için neden İzocam’ı tercih ettiniz? İzocam’ın yalıtım sektörünün önde gelen firması olması bizim için önemliydi. Ayrıca teknik bilgi aktarımı konusunda bayi desteğini almamız da İzocam'ı tercih etmemizde etkili oldu. Dış cephede İzocam’ın hangi ürünü, ne kadar ve hangi kalınlıkta kullanıldı? Dış cephede İzocam’ın 5 cm’lik Manto İzopor Plus ısı yalıtım malzemesi 11 bin m2 kullanıldı. Yapılan mantolamadan memnun musunuz? Ne kadar enerji tasarrufu sağladınız? Memnunuz. Mantolamadan 1 yıl sonra yaptığımız enerji harcaması karşılaştırmasında yüzde 20’lik bir tasarruf sağladığımızı ortaya koyduk. Termal kamerayla mantolama öncesi ve sonrası yapılan ölçümlerde de ısı kayıplarının azaldığı net olarak görüldü. Mantolama yapılmadan önce ne gibi sorunlar yaşıyordunuz? Mantolamanın ne gibi yararları oldu? Mantolama ile binaların konfor şartlarının yükseltilmesinin ötesinde, çok yüksek olan yakıt giderlerimizde tasarruf sağladık. Bunun dışında binaların dış cepheleri eskimişti ve yenileme ihtiyacı vardı. Cephelerin tamir ve boyalarının yapılması masrafına az bir ilaveyle, kısa sürede kendini geri ödeyecek ve kâra geçirecek bir yatırım yapılmış oldu. 32 İzocam Kullananlar Sinpaş GYO, tüm seçkin projelerini İzocam ile yalıtıyor Birbirinden farklı projelere imza atan Sinpaş GYO, tüm projelerinde yıllardır İzocam ürünlerini kullanıyor. Sinpaş GYO İhale ve Üretim Planlamadan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Ahmet Namlısaraç, “İzocam’ın, son kullanıcı nezdinde yüksek bir marka bilinirliği var. Ayrıca İzocam, ürün tedarik etme konusunda da ulaşılabilir bir firma” diyor. Son yıllarda hayata geçirdiği özgün projeleriyle adından söz ettiren Sinpaş GYO, kentsel dönüşüm sürecine katkı sağlama misyonunu üstleniyor. İstanbul’da Bosphorus City, Lagün ve Aquacity 2010, Bursa’da Bursa Modern ve Ankara’da İncek Life ile temalı konut projelerine imza atarken, insanlara nitelikli yaşam alanları sunuyor. Sinpaş GYO İhale ve Üretim Planlamadan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Ahmet Namlısaraç, “Şehircilik anlamında kente değer katacak projelere yatırım yapıyoruz ve yatırım yaptığımız bölgelerin gelişimi ve iyileşmesi için çalışıyoruz. Sinpaş GYO olarak, bugüne kadar 5 bini aşkın aileyi ev sahibi yaptık” diyor. Uzun yıllardır projelerinde İzocam ürünlerini tercih ettiklerini söyleyen Namlısaraç, ihtiyaç olan nitelik ve kalitede olduğuna inandıkları için tüm projelerinde İzocam ürünlerini kullandıklarını belirtiyor. Sinpaş GYO, 39 yıllık bir geçmişe sahip olan köklü bir firma. Bize biraz Sinpaş GYO’nun kuruluşundan, geçmişinden ve bugün geldiği noktadan söz eder misiniz? Sinpaş Grubu, 1974 yılında inşaat mühendisi Avni Çelik tarafından Sinpaş Yapı Endüstrisi ve Ticaret A.Ş. adı ile Ankara’da kuruldu. 2007 yılında yeniden yapılanmaya gittik ve konut projeleri geliştirilmesi faaliyetlerini Sinpaş GYO çatısı altında yürütme kararı aldık. Bu yapılanmayla birlikte, güçlü ekibimiz, sağlam finansal yapımız ve yetkin yönetim kadromuzla, hissedarlarımız ve iş ortaklarımız için sürekli değer yaratma prensibiyle hareket ederek, “Türkiye’nin kentsel dönüşüm sürecine katkı sağlama ve yüksek yaşam kalitesi ve yatırım değeri sunan, özgün konseptlerde gayrimenkul projelerini hayata geçirme” misyonunu da üstlenmiş olduk. Bu bağlamda, İstanbul, Ankara ve Bursa’da başlattığımız temalı konut projeleriyle uygun koşullarda, nitelikli yaşam alanları sunmayı ana hedeflerimizden biri olarak benimsedik. Örneğin, bu projelerden biri olan Bosphorus City ile Küçükçekmece’de İstanbul’a ikinci bir Boğaz kazandırdık. Şehircilik anlamında kente değer katacak projelere yatırım yapıyoruz ve yatırım yaptığımız bölgelerin gelişimi ve iyileşmesi için çalışıyoruz. Sinpaş GYO olarak, bugüne kadar 5 bini aşkın aileyi ev sahibi yaptık. Küçükçekmece-Halkalı’da Bosphorus City, Sancaktepe’de Lagün ve Aquacity 2010, Bursa’da Bursa Modern projelerini tamamladık. Bosphorus City projemizin yanındaki Sinpaş GYO İhale ve Üretim Planlamadan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Ahmet Namlısaraç arazide başlattığımız ve ikinci etabı teslim edilen İstanbul Sarayları projemizi yılsonunda, Ankara’daki İncek Life projemizi ise gelecek yıl tamamlamayı planlıyoruz. 2010 yılından bu yana, satış adedi ve ciroda hep büyüme kaydettik. Yüzde 49 halka açıklık oranı ve 1.1 milyar TL piyasa değeri ile İMKB’de işlem gören şirketimizin aktif büyüklüğü 31 Aralık 2012 itibarıyla 2.094 milyon TL’ye ulaştı. Misyonunuz gereği kentsel dönüşüm sürecine ne gibi katkılarda bulundunuz ve bulunmaya devam ediyorsunuz? Türkiye’nin markalı ve temalı ilk konut üreticisi olarak, son 5 yıldır her yıl yaklaşık bin 500 aileyi ev sahibi yapıyoruz. Devletle işbirliğine girerek başlatılan kentsel dönüşüm hareketinin bizzat içinde yer almıyoruz, ancak sektördeki diğer firmalardan bizi ayıran en temel fark, kimsenin girmeye cesaret edemediği yerlere ilk kez girerek, o bölgeleri bir cazibe ve yatırım merkezi haline getirmemiz ve bulunduğumuz bölgelere değer kazandırmamızdır. İstanbul’da Çekmeköy, Halkalı ve Sancaktepe gibi ilçelerde konsept projeler geliştirerek, bu bölgelerin kalkınmasını sağladık. Örneğin, İstanbul’un ikinci boğazı konseptiyle hayata geçirdiğimiz Bosphorus City projemizin yer aldığı Halkalı-Küçükçekmece bölgesi ve Lagün ile Aquacity 2010 projelerini inşa ettiğimiz Çekmeköy, projelerimizle büyük değer kazandı ve bu bölgelerde bizden sonra birçok pro- je inşa edildi. Bulunduğumuz bölgeye değer katma anlayışımız sadece İstanbul ile sınırlı değil. Ankara’daki ilk projemiz olan İncek Life da şehrin ilk konsept projesi olarak alışılagelen standartların dışına çıktı. Ankara’yı ilk kez kumsallı plajla tanıştıran İncek Life, yüzde 70 yeşil alanı ve biyolojik göletiyle doğanın sağlık ve huzur verici faydalarını sunan, spor faaliyetlerinden günlük ihtiyaçlara her türlü ayrıntının düşünüldüğü tasarımıyla başkentin örnek gösterilen konut projesi haline geldi. Sinpaş GYO, son yıllarda çok konuşulan ve beğenilen projeleri hayata geçirdi. Sinpaş GYO projelerinin, sektördeki diğer projelerden farkları neler? Projeleriniz insanların yaşamına neler katıyor? Biz öncelikle ailelerin ev beklentilerini, sosyal alan ihtiyaçlarını çok iyi analiz ediyor ve ona göre projelendirme yapıyoruz. Ardından projemizin bir hikayesi ve konsepti olsun istiyoruz. Sinpaş’ın asıl özelliği ve farklılığı da burada yatıyor. Konsept geliştirmek ve ev sahiplerimizin yaşam konforu bizim için çok önemli. Daha rahat, modern, çok çeşitli imkanların sunulduğu, hayatı kolaylaştıran konut anlayışıyla ev sahiplerimize mutlu yaşam alanları sunmak için çabalıyoruz. Eğitim merkezinden geniş spor ve faaliyet alanlarına, kafelerden alışveriş noktalarına kadar ailelerin nitelikli bir konutta ihtiyaç duyduğu, keyif aldığı her türlü olanağın yanı sıra meydanları, gölleri, gölet- leri ve tasarımıyla farklı bir konsept sunuyoruz. Geliştirdiğimiz projelerin en büyük özelliği, bu yaşam anlayışını proje sınırlarının dışına taşıması. Kentin genişlemesine paralel olarak yeni yerlerin gelişmesine olanak sağlayan projeler üretiyoruz. Sinpaş GYO’nun tamamlanan ve devam eden projeleriyle ilgili kısaca bilgi verir misiniz? 2012 yılında tamamlanan Küçükçekmece’deki Bosphorus City, 246 bin 92 m2'lik bir alanda bulunuyor ve içinde 2 bin 796 konutu barındırıyor. Projede; açık ve kapalı yüzme havuzları, tenis kortları, squash sahaları, mini golf sahası, fitness merkezi, pilates ve yoga alanı, yürüyüş ve bisiklet parkurları, 27 bin m2'lik su ve Boğaz konsepti, 90 bin m2'lik peyzaj ve yeşil alanla, sosyal ilişkileri pekiştirmek amacıyla pilates-yoga tarzı, bedensel ve ruhsal gelişime hitap eden bir alan bulunuyor. Yine Küçükçekmece’deki İstanbul Sarayları, 124 bin 201 m2'lik alanda toplam bin 200 konuttan oluşuyor. 2013’te tamamlanan proje, sahil yapılarının mahremiyetine dikkat edilerek tasarlanan seyir alanları, her noktadan Boğaz’ı görecek şekildeki bina yerleşimleri, “sukoru-meydan” üçlemesinin sunduğu modern saray hayatı ayrıcalıklarını barındırıyor. İstanbul Sarayları projesinde, peyzajın saray bahçelerini merkeziyle benzersiz bir yaşam seçeneği sunuyor. Lagün projesi, biyolojik gölet oluşumu, zengin bitki örtüsü, çevreyi ve doğal yaşamı koruyan yapısıyla diğer konut projelerinden ayrılıyor. Lagün projesinde bulunan biyolojik göletler, tasarımı ve uygulamasıyla “2010 FirestonePondGard Biyolojik Gölet Yarışması”nda birinci olarak alanının “en iyisi” seçildi. Projede 107 farklı tür bitki yer alıyor. Projelerinde yaşam alanlarının peyzajıyla her zaman öne çıkan Sinpaş GYO, Bursa Modern projesinde de bunu kanıtlıyor. Bursa’nın en büyük konut projesi olan Bursa Modern, kendi içinde küçük bir şehir. İncek-Ankara’daki İncek Life ise, 38’i villa olmak üzere 548 konuttan oluşacak ve 2014 yılında tamamlanmış olacak. Yüzülebilir biyolojik gölü, tematik bahçeleri, yogadan golfe uzanan açık ve kapalı spor alanları ile Ankara’yı yapay plaj ve geniş sosyal alanları olan farklı bir konseptle tanıştırıyoruz. İncek Life’taki biyolojik gölet ile Ankara’da plajda güneşlenme ve yüzme keyfi gerçeğe dönüşmüş olacak. Sinpaş GYO olarak bundan sonrası için hedefleriniz neler? 2013, Sinpaş GYO açısından hareketli bir yıl. Sinpaş GYO olarak her yıl bir önceki yıla oranla yüzde 15-20 oranında büyüme hedefimiz var. aratmayacak nitelikte olmasına dikkat edildi. Bu hedefimizden şaşmadan, “sürdürülebilir baÇekmeköy-Sancaktepe’deki Aqua City 2010 projesi, 2012’de tamamlandı. Proje, 56 bin 293 şarıya” odaklanarak istikrarlı bir şekilde büyümem2'lik alanda bin 118 konuttan oluşuyor. Aqua mizi sürdürüyoruz. Sinpaş GYO olarak, hem satıCity 2010’da sosyal yaşam çok renkli. Sinpaş şı devam eden projelerimizde hem de arsa ve GYO’nun diğer projelerinde olduğu gibi Aqua arazi geliştirme süreci devam eden projelerimizCity 2010’da da göl üzerinde kayıklarla dolaşılade toplam 1 milyon 106 bin 223 m2'lik büyüklübiliyor. Misya Kulüp’ün kapalı havuzunda, güneş ğe sahibiz. Bu portföyün 312 bin 358 m2'lik kısışığını cam tavandan içeriye aktaran skylight tekmını bu yıl satışa sunacağız. Geliştirdiğimiz arsanolojisi sayesinde, yaz-kış, gece-gündüz yüzülelara 6 bin 51 konut inşa ederek, konut portföbiliyor. Bunun yanı sıra gölün üzerindeyümüzü 9 bin 50 adede yükselteceki mini konser adası sayesinde evğiz. 2013 yılında yepyeni projeleden konser izlemek de mümrimizi hayata geçireceğiz. Bu MANTO TAŞYÜNÜ projelerimiz, Sinpaş GYO kakün. Bir diğer Sinpaş GYO Sıvalı dış cephe ısı yalıtım sistemlerinde projesi olan Lagün, Phuket litesini İstanbul şehir merısı, ses yalıtımı ve yangın güvenliği Adası Laguna bölgesindeki kezine taşıyacağımız Boamacıyla kullanılır. doğal lagünlerden esinlemonti Time, İstanbul Park Halkalı, Ankara’da The nerek hayata geçirilmiş First Çankaya projeleri peyzajı, Avrupa’nın sayılı olacak. Bu projelere 800 büyük göletleri arasında bumilyon TL’nin üzerinde yatılunan biyolojik göleti, yüzme havuzu, tenis kortu ve spor rım planımız var. Önümüzde- ki 5 yılda ise 13 bin 500 adet konut üretimiyle 30 bin kişinin Sinpaş GYO’lu olmasını ve projelerin bitiminde 3.5 milyar liralık bir şirket haline gelmeyi öngörüyoruz. Projelerinizde enerji verimliliğini sağlamaya yönelik neler yapıyorsunuz? Projelerimizin tümünde yönetmeliklerin gerektirdiği enerji verimliliğine yönelik malzeme ve detaylar kullanılıyor. Bunun dışında yaptığımız binaların değerini artıracak enerji verimliliğine yönelik yeni ürünleri, teknolojileri yakından takip ediyoruz. Sektörde liderliğinizi devam ettirmeniz için kendinizi geliştirmeli, yenilemelisiniz. Buna çok önem veriyoruz. Tüm yapılarımızda kullanıcının azami konforu sağlayacağı ve işletme gideri olarak optimum maliyetlerin oluşacağı yalıtım detayları oluşturuyor, konusunda uzman firmalarla çalışıyoruz. Sinpaş GYO projelerinde İzocam’ın pek çok ürünü kullanılıyor. Neden İzocam ürünlerini tercih ediyorsunuz? İhtiyacımız olan nitelik ve kalitede olduğuna inandığımız için uzun yıllardır tüm projelerimizde İzocam ürünlerini kullanıyoruz. Ayrıca İzocam’ın teknik desteği ve müşteri odaklı yaklaşımı da tercih nedenlerimiz arasında yer alıyor. İzocam ürünlerini kullandığınız projelerinizde ev sahiplerinden yalıtımla, konfor ve enerji tüketimi ile ilgili ne gibi geri dönüşler aldınız? Tüm binalarımızda yalıtımla ilgili alınan önlemlerimiz, kullanıcı nezdinde konfor sağlıyor. İzocam ürünleriyle ilgili bugüne kadar herhangi bir sıkıntı yaşamadık. İzocam’ın, son kullanıcı nezdinde yüksek bir marka bilinirliği var. İzocam, ürün tedarik etme konusunda da ulaşılabilir bir firma. Önümüzdeki günlerde yalıtım sektöründe neler yaşanacağını düşünüyorsunuz? Sektörü nasıl değerlendiriyorsunuz? Toplum genelinde oluşan ısı yalıtım bilinci sayesinde, bu konuya özen gösteren inşaat firmaları daha çok tercih edilecektir diye düşünüyoruz. Sektördeki tüm oyuncular da bu konuya daha fazla önem verecektir. Yalıtım sektörünün de buna paralel olarak daha da büyüyeceğini ve gelişeceğini düşünüyoruz. 34 Kişisel Gelişim “Tükenmiş” olabilirsiniz Siz de sürekli yorgunluk, enerji ve motivasyonunuzda azalma hissediyor, uykusuzluk ve baş ağrısı çekiyorsanız, tükenmişlik sendromu yaşıyor olabilirsiniz... İş motivasyonunuzu olumsuz etkileyen tükenmişlik sendromunu tespit edip üstesinden gelebilirsiniz. Son günlerin popüler konularından birisi olan “tükenmişlik sendromu” ilk olarak 1974 yılında klinik psikolog Herbert Freudenberg tarafından çoğunlukla hizmet sektöründe çalışan kişilerde görülen uzun süreli stres tepkisi ve kronik gerginliği açıklamak üzere ortaya atılmış bir kavram. Tükenmişlik sendromu, stres altındaki kişinin yorgunluk, hayal kırıklığı ve işi bırakma isteği ile karakterize durumunu tanımlamak için kullanılır, kişisel kaynakların sona dayandığı, sürekli ümitsizlik ve olumsuz düşüncelerin baskın olduğu enerjinin tükenişi durumunu ifade eder. Tükenmişlik hissi yaşamın farklı evrelerinde ortaya çıkabilir. Tükenmişlik sendromu ile ilgili yapılan çalışmalar, tükenmenin iş kaybından aile içi ilişki sorunlarına, psikosomatik hastalıklardan alkol-madde-sigara kullanımına ve hatta uykusuzluk, depresyon gibi ruhsal hastalıklara kadar uzanan çok çeşitli ciddi sonuçları olduğunu gösteriyor. Belirtileri nelerdir? Tükenmişliğin belirtileri her ne kadar kişiye özgü nitelikler gösterse de tükenmişlik sendromunun etkisi altındaki kişilerde yaygın olarak; olumsuz duygular, mutsuzluk, ümitsizlik, duygusal-zihinsel-fiziksel yorgunluk, enerji, performans ve motivasyonda azalma, gastrointestinal rahatsızlıklar, uyku bozuklukları, bel ağrısı, bulantı, kaslarda gerginlik, baş ağrısı, çaresizlik hisleri ve depresif ruh hali gibi belirtiler gözlemlenir. Tükenmişlik duygusal tükenme, duyarsızlaşma ve kişisel başarı boyutlarıyla incelenir. Duygusal tükenme, kişinin yaptığı iş nedeniyle duygusal olarak kendini aşırı yüklenmiş, tükenmiş hissetmesidir ve tükenmişliğin en önemli belirleyicisidir. Duyarsızlaşma, kişinin hizmet verdiklerine karşı, duygudan yoksun biçimde tutum ve davranışlar sergilemesidir. Kişisel başarı eksikliği ise, sorunun başarıyla üstesinden gelememe ve kendini yetersiz görme olarak tanımlanır. Kişinin işe karşı motivasyonu düşer, kontrol eksikliği ve çaresizlik hisseder. Tükenme, duygusal tükenmeyle duyarsızlaşmanın artması, kişisel başarının ve başarı duygusunun azalmasıyla ortaya çıkar. Neden tükeniriz? Çoğunlukla kariyerine büyük umutlar ve ideallerle başlayan kişilerin, işlerine aşırı bağlı ve kendini adamış, hayatının anlamını başarı üzerine kurgulamış profesyonellerin tükenmişlik sendromu yaşama olasılığı daha yüksektir. Bunun yanı sıra, aşırı iş yükü, işin gereklilikleri ve sahip olunan beceriler arasındaki dengesizlik, işyerindeki ekip hissinin bozulması, çalışma ortamında adaletin olmaması, gösterilen çabayla alınan karşılık arasındaki uyumsuzluk, uzun süreli yaşanan iş stresi ve uzayan çalışma saatlerinin tükenmişliğin ortaya çıkmasında büyük risk oluşturduğu biliniyor. Bunun yanında; strese daha duyarlı, olumsuz düşünmeye ve hissetmeye daha yatkın, daha içe dönük ve farklı deneyimlere daha az açık, titiz, plan ve programdan şaşmamaya özen gösteren kişilerin tükenmişlik sendromu yaşama olasılıklarının daha fazla olduğunu söylemek mümkün. Neler yapılabilir? •Tükenmişlik sendromu yaşamanıza neden olan faktörleri düşünün ve bunların hangilerini değiştirebileceğinizi tespit etmeye çalışın. •İş yükünüzü artırmamaya çalışın. Yoğun tempoda çalışmanız gerektiğinde bile kendinize boş zaman yaratın. •Yaptığınız işe farklı boyutlar kazandırın, kendi kişiliğinizden bir şeyler katın. •Çalışırken kendinizi fazla zorlamayın, molalar verin. Molalarda yapılacak küçük faaliyetler motivasyonu artırır. •İş ortamındaki ilişkilerinizi geliştirin. Arkadaşlıkları daha sıcak hale getirmek için iş dışında bir araya gelin. •Hayatın sadece işten ibaret olmadığını, iş dışında da bir yaşamınız olduğunu kendinize sık sık hatırlatın. Arkadaşlarınızla ve aile fertleriyle daha fazla zaman geçirmeye çalışın. •İş dışındaki zamanlarda kendinize zevk alanları yaratın. Kendinize bakmayı unutmayın. Spor yapabilir, kitap okuyarak kendinizi yenileyebilirsiniz. “Yal›t›m›n Türkiye’deki ad›” 36 İzocamTürkiye’nin ilk ve tek CE ve TSE belgeli teknik yalıtım ürünleri ile tesisatınıza özel çözümler sunuyor...
Benzer belgeler
Sürdürülebilirlik ve Enerji Verimliliği
Riffat, Green Evolution CEO’su Dr. Ioannis Pappas ve Bologna Üniversitesi Enerji, Nükleer ve