Örnek 7
Transkript
Örnek 7
Dietary advice based on food specific IgG Results Geoffrey Hardman, Gillian Hart, University of York, Heslington, York, UK Nutrition and food science Vol 37 No 1 2007 pp 16-23 Besine özel IgG sonuçlarına bağlı diyetsel tavsiye AMAÇ: Kronik medikal durumların yönetiminde, besine özel IgG test sonuçlarına göre uygulanan eliminasyon diyetlerinin etkili, güvenilir ve geçerli bir tedavi olduğunu kanıtlamak. FĠKĠR / METOD / YAKLAġIM: Allergy UK’in yetkili olduğu, birçok kronik medikal durumu olduğu raporlanan ve besine özel IgG ELISA testi yaptırmış 5286 kişi üzerinde yapılan postal bir çalışmadır. Anketler, test tarafından tanımlanan besinlerinin eliminasyonunu araştırmak için sonuçlardan üç ay sonra uygulanmıştır. Yanlı sonuçları kontrol etmek için, yanıt alınmayan ayrılmış bir grupla telefonla görüşülmüştür. SONUÇLAR: Diyetini dikkatli şekilde uygulayan hastaların %75,8’nin durumlarında belirgin ölçüde gelişme olmuştur. Önerileri dikkate almanın faydasını gören hastaların %68,2’si faydayı ilk 3 haftada hissetti. Birden fazla medikal durumu olduğunu belirten kişiler belirgin gelişme rapor ettiler. Diyetine dikkatle uyan ve üç ya da daha fazla medikal durumu olan kişilerin % 81,5’inin durumlarında belirgin ölçüde gelişme görüldü. Diyetine dikkatle uyan ve yüksek fayda sağladığını belirten kişilerin %93,2’si reaktif besinlerin yeniden tüketilmesiyle semptomlarda bir geri dönüş olduğunu rapor etti. ÖZGÜNLÜK / DEĞER: Bu veriler, besine özel IgG kan testlerinin sonuçlarına göre uygulanan eliminasyon diyetlerinin birçok medikal durumun semptomlarının yönetiminde bir tedavi olarak kullanılması için kanıt sağlamaktadır. 1 Food elimination based on IgG antibodies in irritable bowel syndrome: a randomised controlled trial. W Atkinson, T A Sheldon, N Shaath, PJ Whorwell Gut 2004:53 1459-1464 doi: 10.1136 Ġrritabl bağırsak sendromunda IgG antikorlarına bağlı besin eliminasyonu: bir randomize kontrollü çalıĢma ARKA PLAN: İrritable bağırsak sendromu (IBS) olan hastalar sıklıkla bazı diyetsel intoleransları olduğunu hissederler ve çoğunlukla sınırlı diyetler denerler. IBS’de besin hassasiyetini belirleye çalışan testler hayal kırıklığıyla sonuçlanmıştır ama hiçbiri IgG antikorlarından yararlanmamıştır. AMAÇLAR: Besine karşı IgG antikorlarının varlığına bağlı diyetsel eliminasyonun tedavi edici potansiyelini araştırmak. HASTALAR: IBS’li toplam 150 ayaklı tedavi hastası, üç ay boyunca, yükselmiş IgG antikorları (ELISA) bulunan besinlerin tamamının elimine edildiği bir diyet ya da aynı sayıda fakat antikor oluşumu olmayan besinlerin elimine edildiği sahte bir diyet uygulamak üzere rastgele seçildi. METOTLAR: Birincil sonuç IBS semptomlarının şiddeti ve global derecelendirme skorlarındaki önlemler değişti. Kolonla ilgili olmayan semptomataloji, yaşam kalitesi, ve anksiyete/depresyon ikincil sonuçlardı. Analizi tedavi etmedeki amaç genelleştirilmiş bir doğrusal model kullanmasıydı. SONUÇLAR: 12 haftadan sonra, doğru diyet semptom skorlarında sahte olandan %10 daha iyi bir düşüşle sonuçlanmıştır( 39 fark (%95 güven aralığı (GA) 5-72);p= 0.024). Doğru diyetle global değerlendirme de belirgin olarak gelişti, bu değer tamamen uyumlu hastalarda %26’ya yükseldi. (fark 98 (%95 GA 52-144); p,0.001). Global değerlendirme ayrıca doğru diyet gruplarında bir bütün olarak belirgin ölçüde gelişti (p = 0.048, NNT=9) ve uyumlu hastalarda daha da fazlaydı(p =0.006, NNT=2.5). Tüm diğer sonuçlar doğru diyeti destekleme eğilimi gösterdiler. Diyeti rahatlatmak, doğru diyet uygulandığında görülen semptomlarda %24’lük büyük bir kötüye gitmeye yol açmıştır(fark 52 (%95 GA 18-88); p = 0.003). SONUÇ: IgG antikorlarına göre besin eliminasyonu IBS semptomlarını geriletmede etkili olabilir ve daha fazla biomedikal araştırma yapılmalıdır. 2 Food allergy in irritable bowel syndrome: new facts and old fallacies. E Isolauri, S.Rautava, M.Kalliomaki Gut 2004; 53 1391-1393 10.1136 Ġrritabl bağırsak sendromunda besin alerjisi: yeni fikirler ve eski yanlıĢ düĢünceler İrritable bağırsak sendromunda (IBS) besin alerjisi fikri yeni değil. Bununla birlikte, son dönemde elde edilen kanıtlar, eliminasyon diyetleri uygulayan hastalarda, bu eliminasyon diyetleri bireyin yükselmiş IgG antikorlarının olduğu besinlere karşı olduğu takdirde IBS semptomlarında belirgin bir azalma olduğunu ileri sürüyor. 3 A prospective audit of Food Intolerance among Migraine patients in primary care clinical practise. Trevor Rees, David Watson, Susan Lipscombe, Helen Speight, Peter Cousins, Geoffrey Hardman and Andrew J. Dowson. Headache care Vol.2 No 2 2005 105-110 Birincil bakım uygulamalarında besin intoleransının Migren hastaları arasında ileriye yönelik bir incelemesi Bu ileriye yönelik inceleme, migren şikayeti olanların besine karşı IgG antikoru olduğuna ve intolerans testiyle tanımlanmış besinlerin çıkarıldığı diyetle durumlarının iyileşebileceğine dair kanıt olup olmadığını araştırmak için kuruldu. Migren hastalarının sağlıkları birincil bakım uygulamalarından iyileşmişti ve bir kan örnekleri alınmıştı. Enzim ilintili immün testleri (ELISA) serumda besine özel IgG saptamak üzere kan örnekleriyle yapıldı. Besin intoleransları tanımlanmış hastalar diyetlerini besinlerin uygun şekilde elimine ederek değiştirmeye teşvik edilmişlerdi ve 2 aylık bir dönem için takip edilmişlerdi. Renk değişimi olarak algılanan reaksiyonların tamamlandığı noktalar, hastaların intoleransı olan belli besinlerin tanımlanmasını içerdi, diyetini değiştiren hastaların oranı ve elde edilen yarar, bu hastalarla 1. ve 2. aylarda değerlendirildi. Hastalar 0=yarar yok ve 5=yüksek yarar olan, 6’lı bir puanlandırma ölçeğinde yarar derecelerini rapor ettiler. Altmış bir hasta kontrolde yer alırken, 39’u araştırmanın 2 ayını tamamladı. Tüm katılımcılar için IgG testinde belirlenen besinlerin ortalama sayısı 5.3’tü ve bunların 4.7’si diyetlerini başarılı şekilde değiştiriyordu. Hastaların %90’ına yakını olası besin intoleranslarının tanımlanmasına göre diyetlerini daha fazla ya da daha az ölçüde değiştirdiler. Migren hastalarının belirgin bir kısmı diyetsel müdahaleden yarar gördüler, 1 ve 2 aylarda sırasıyla yaklaşık %30 ve %40’ı hatırı sayılır bir yarar sağladı. Bununla birlikte, suçlu besinleri diyetlerine yeniden takan hastaların yaklaşık %60’ı migren semptomlarında geri dönüş olduğunu rapor etti. Bu araştırma IgG ile ilişkili besin intoleransının migrenle ilişkili olabileceğini ve diyetten belli besinleri tamamen çıkarmanın migrenin tedavisinde potansiyel etkisi olabileceğini kanıtladı. Bu alanda daha fazla destekleyici klinik çalışma gerekmektedir. 4 Celiac Disease Peter H.R Green M.D. and Christopher collier, M.D. PhD The New England Journal of Medicine 2007; 357:1731-43 Çölyak Hastalığı Çalışmaya göre; çölyak hastalığı sadece çocukluk çağında değil, her yaşta birçok organı sistemini etkileyebilmektedir. Çalışmanın ‘serologic testing’ bölümünde; anti-gliadin ve anti – transglutaminaz antikorlarına bakılmasının kullanışlılığı ve yararlılığından bahsedilmektedir. Aynı ‘serological testing’ bölümünün sonunda; parmak ucundan alınan kan örneğiyle anti-transglutaminaz antikorlarına bakılarak tanı konulabildiği ve diyetsel kontrol yapılabildiği belirtilmektedir. Çalışmanın ‘Biopsy and Histologic Assessment’ bölümünde; villus atropisinin çölyak hastalığı dışında sebeplerinin neler olduğunu gösteren tabloda (Table 1); Gluten dışındaki diğer besinlere karşı intolerans (örn; süt, soya, tavuk, ton balığı) ‘nın da u sebeplerden biri olduğu ifade edilmiştir. Çalışmanın 8. Sayfasındaki ‘Diyetsel bağlılık ve Çölyak Hastalığında sonuç almada güçlüğün sebepleri’ ni açıklayan tabloda (Table 3); Gluten dışındaki diğer besinlere karşı intolerans (örn; süt, soya, tavuk, ton balığı), Çölyak Hastalığında sonuç almada güçlüğün sebepleri arasında gösterilmiştir. Tüm bu veriler ışığında anti-transglutaminaz ve anti-gliadin antikorlarında artış görülen danışanlarımıza yaptığımız big gastroenteroloji uzmanıyla görüşmeleri önerimiz, erken teşhise yardımcı olabilecektir. Çalışmanın ‘Summery’ bölümünde de belirtildiği üzere; daha erken teşhis hastalığın komplikasyonlarını azaltmaya yardımcı olabilmektedir. 5 Alterations of food antigen-specific serum immunoglobulins G and E in patients with irritable bowel syndrome and functional dyspepsia. X.L.Zuo, Y.Q. Li, W.J.Li, Y.T. Guo, X.F. Lu, J.M. Li and P.V. Desmond Clinical and Experimental Allergy, 37, 823-830 Ġrritabl bağırsak sendromlu ve fonksiyonel dispepsialı hastalarda besin antijenine özel serum immünoglobulin G ve E’lerinin değiĢimi ARKA PLAN İrritabl bağırsak sendromu (IBS) ve fonksiyonel dispepsia (FD) gibi fonksiyonel gastointestinal hastalıkları olan hastalarda, semptomların yemek sonrası kötüleşmesi, bir ya da birden fazla besine karşı reaksiyon görülmesi kadar yaygındır. Bununla birlikte, bu hastalıkların patogenezinde gerçek besin alerjisiyle oynanan rol hala tartışmalıdır ve bu durumda besin alerjisini tanımlayan iyi belirlenmiş testler yoktur. AMAÇ IBS ve FD’li hastalar ve kontrol grubunda besin antijen – özel IgG, IgE antikor ve total IgE antikor titrelerinin (titrasyonla ölçülmüş solüsyon konsantrasyonun) araştırmak ve IBS ve FD hastalarında besin antijen – özel IgG titreleri ile semptomları ilişkilendirmek. METODLAR Çalışmaya 27 IBS hastası, 28 FD hastası ve 20 sağlıklı kişi katıldı. Et, tavuk, mezgit, mısır, yengeç, yumurtalar, mantar, süt, domuz, pirinç, karides, soya fasulyesi, domates ve buğdayı içeren 14 genel besine karşı oluşan serum IgG ve IgE antikor titreleri ELISA ile analiz edildi. Serum total IgE titreleri de ayrıca ölçüldü. Çalışmada son olarak hastalık belirtileri değerlendirildi. SONUÇLAR IBS’li hastaların yengeç (P=0.000), yumurta (P = 0.000), karides (P = 0.000), soya fasulyesi (P = 0.017) ve buğday (P = 0.004) IgG antikor titreleri kontrollerden belirgin şekilde yüksekti. FD’li hastaların yumurta (P = 0.000) ve soya fasulyesi (P = 0.017) ) IgG antikor titreleri kontrollerden belirgin şekilde yüksekti. Belirlenebilir besin antijen özel IgE antikorları olan bireylerin yüzdeleri, üç grupta da belirgin hiçbir farklılık göstermedi (P=0.971). IBS hastaları, FD hastaları ve kontrollerin serum total IgE antikor titreleri arasında belirgin bir farklılık yoktu (P=0.978). Son olarak, her iki IBS ve FD hastalarında semptomların şiddeti ve serum besin antijen – özel IgG antikor titreleri arasında belirgin bir korelasyon görülmedi. SONUÇ Bazı genel besinlere özel serum IgG antikor titreleri kontrollerle kıyaslandığında IBS ve FD hastalarında yükseldi. Ama bu hastalarda, semptom şiddeti ve yükselmiş besin antijen – özel IgG antikorları arasında belirgin bir korelasyon yok. 6 IgG Antibodies against Food Antigens are Correlated with Inflammation and Intima Media Thickness in Obese Juveniles M. Wilders-Truschnig, H.Mangge, C.Lieners, H.J.Gruber, C Mayer, W Marz Exp Clin Endocrinol Diabetes 2008; 116:241-245 Obez gençlerde Besin Antijenlerine karĢı üretilen IgG antikorları iltihaplanma ve Ģahdamar arterlerindeki intima medya tabakasının kalınlığı ile iliĢkilidir. AMAÇ: Sistemik düşük dereceli iltihaplanma obezitenin, insülin direncinin, diabetin ve aterosklerotik damar hastalıklarının gelişmesine katkıda bulunabilir. İmmunoglobulin G (IgG) antikorlarıyla yansıtılan besin intoleransı, düşük dereceli iltihaplanma ve aterosklerozise zemin hazırlayabilir. Obez ve normal ağırlıktaki gençlerde besin bileşenlerine özel IgG antikorları, düşük dereceli iltihaplanma ve erken aterosklerotik lezyonları arasındaki ilişkiyi araştırdık. AraĢtırma Metodu ve Yöntemi: 30 obez ve normal ağırlıktaki çocukta, besin antijenlerine yönelik IgG antikorlarını, C reaktif protein (CRP) ve şahdamar arterlerindeki intima medya tabakasının kalınlığı (IMT) belirledik. Sonuçlar: Obez gençler, normal ağırlıktakilerle kıyaslandıklarında, IMT değerlerinde belirgin düzeyde yüksek bir artış (p=0,0001), yükselmiş CRP değerleri (p=0,0001) ve besin karşıtı IgG antikor konsantrasyonları gösterdiler(p=0,0001). Besin karşıtı IgG antikorları CRP (p=0,0001 / r=0,546) ve IMT (p=0,0001 / r=0,513)ile sıkı bir korelasyon gösterdiler ve çoklu bir regresyon modelinde baştan sona belirgin ölçüde yüksektiler. TartıĢma: Burada besin antijenlerine yönelik IgG antikorları seviyelerinin obez çocuklarda normal ağırlıktakilerden belirgin ölçüde yüksek olduğunu gördük. Besin karşıtı IgG antikorları, düşük dereceli sistemik iltihaplanma ve genel şah damar arter IMT’leri ile sıkı şekilde ilişkilidir. Bu sonuçlar, besin karşıtı IgG’lerin obezite ve aterosklerozisin gelişimiyle patojenik olarak ilişkili olduğu potansiyelini arttırmaktadır. 7 A Vegan diet free of gluten improves the signs and symptoms of Rheumatoid Arthritis. I Hafstöm, B.Ringertz, A. Spångberg, L. Von Zweigbergk, S. Brannemark, I. Nylander, J.Rönnelid, L.Laasonen, L.Klareskog. British Society of Rheumatology, 2001 pp 11751179 Gluten içermeyen vegan bir diyet Romatoit Artrit belirti ve semptomlarını iyileĢtirir. AMAÇ Besin alımının devam eden bilimsel ve halksal bir merak olarak romatoit artritte (RA) izlenen yolda değişiklik yapıp yapmayacağı. Bununla birlikte, kontrollü klinik çalışma verileri pek fazla yok. Bu nedenle, glutensiz bir vegan diyetin RA’da klinik etkisini ve vegan diyette olmayan anahtar besin antijenlerine karşı üretilen antikor seviyelerini ölçmeye çalışmaya karar verdik. METODLAR Aktif RA’lı altmış altı hasta rastgele olarak glutensiz bir vegan diyet (38 hasta) ya da dengeli bir vegan olmayan diyeti (28 hasta) 1 yıl süreyle uyguladı. Tüm hastalar eğitimliydi ve aynı yöntemi takip ettiler. Başlangıçta, 3, 6 ve 12. aylarda Amerikan Romatoloji Enstitüsü’nün (ACR) kriterlerine göre analiz edildiler. Ayrıca, gliadin ve betalaktoglobuline karşı üretilen antikorların miktarı değerlendirildi ve el & ayak radyografları yapıldı. SONUÇLAR Vegan gruptaki 22 hasta ve vegan olmayan diyetteki 25 hasta 9 ayı tamamladı ya da diyete uyumda daha iyiydiler. Diyeti tamamlayan bu kişilerden vegan grubun %40,5’i (9 hasta), vegan olmayan grubun %4’ü (1 hasta) ACR20 gelişim kriterlerini tamamladılar. Popülasyonu tedavi etmek amaçlı birbiriyle ilişkili figürlerin oranı sırasıyla %34,3 ve %3,8’dir. Gliadin ve betalaktoglobuline karşı üretilen immunoglobulin G (IgG) antikor seviyeleri analiz edilen diğer gruplarda değil ama vegan diyetle tedavi edilen alt grupta azaldı. Grupların hiçbirinde radyolojik yıkımlarda gecikme olmadı. SONUÇ Bu diyetsel modifikasyonla kanıt sağlayan veriler bazı RA’lı hastalar için klinik yarar sağlayabilir. Ve bu fayda, diyetteki değişimle elimine edilen besin antijenlerine karşı immün reaktivitenin azaltılması ile ilişkilendirilebilir. 8 The gut-joint axis: cross reactive food antibodies in rheumatoid arthritis. M Hvatum, L Kanerud, R Hällgren, P Brandtzaeg Gut 2006:55 1240-1247 originally published online 16 feb 2006 Sindirim sistemi birleĢim ekseni: Romatoit Artritte çapraz reaktif besin antikorları ARKA PLAN VE AMAÇLAR: Romatoit artritli (RA) hastalar sık sık besin alımı ve romatoid artrit hastalığının ciddiyeti arasında bir ilişki olduğunu hissederler. Bağırsak immunitesi ve RA arasında var olduğu farz edilen immunolojik bağlantıyı araştırmak, sistemik ve mukozal immün yanıtı tanımlamak için RA’lı hastaların ve sağlıklı kontrollerin jejunumlarından sıvı perfüzyonu ve serumda besin antikorları ölçüldü. METODLAR: 14 RA’lı hasta ve 20 sağlıklı kişide, serumda ve jejunal perfüzyon sıvısında, diyetsel antijenlere karşı üretilen IgG, IgA ve IgM antikorları ölçüldü. Antijenler inek sütünden (a-laktalbumin, b-laktoglobulin, kazein), kahvaltılık gevrekler, tavuk yumurtası (ovalbumin), mezgit balığından ve domuz etinden gelmekteydi. SONUÇLAR: RA’lı hastaların intestinal sıvılarında, üç antikor grubu da besine özel aktivitelerle artış gösterdi. B-laktoglobuline karşı IgM aktivitesinin dışında, diğer tüm IgM aktiviteleri total IgM seviyelerinden farklı olarak, belirgin şekilde yükseldi. Serumda IgM antikor yanıtlarıyla ilişkili RA diğerlerine nazaran çok daha az belirgindi. İntestinal IgA aktivitelerinde gliadin ve kazeine karşı belirgin bir artış olmamasının yanı sıra IgM ile kıyaslandığında daha az tutarlılık göstermekteydi. IgM ve IgA antikorlarının hatırı sayılır ölçüde çapraz aktivitesi emilim testleriyle belgelenmiştir. Bununla birlikte besine karşı IgG aktivitesi oldukça yavaştı ama yine de RA’lı hastalarda birçok antijene karşı belirgin şekilde yükseldi. Başlangıçta intestinal besin antikor seviyeleri yükselmiş beş RA’lı hastanın üçü 16 hafta süreyle sulfasalazine ile tedavi edildi; bunlar tedaviden sonra normale döndü, ama indirgenmiş bir eritrosit sedimentasyon oranında yansıtılan klinik gelişim daha iyiydi. SONUÇ: RA hastalarının birçoğunun sindirim sisteminde çapraz reaktif antikorların üretimi belirgin ölçüde arttı. Bunların besin ilişkili problemleri, çoklu ılımlı yüksek hassasiyet reaksiyonlarında örneğin, eklemlerdeki oto immün reaksiyonları destekleyen immün kompleksler merkezli olumsuz katkılı bir etki yansıtabilirler. 9 Toward an understanding of Allergy and In-Vitro Testing By Mary James N.D Great Smokies Diagnostic Laboratory Alerji ve laboratuar ortamında testi anlama Bu çalışmada, IgE ve IgG merkezli immün reaksiyonlar üzerine yoğunlaşacağız. Neden diğerleri söz konusu olmayacakken bazı bireyler alerji geliştirirler, ya da neden belli bir besin bireylerde çok kısa bir süre semptomlar ortaya çıkarırken, diğer zamanlarda daha iyi tolere edebilmektedir. Neden bazen bir bireyin alerjik bir besini yiyerek iyi hissedebildiğini ama belirli bir süre eliminasyondan sonra yeniden yediğinde çok daha kötü hissettiğini araştıracağız. Belli besinleri sindirdiğinde semptomlar deneyimlediğini bilen bireylerde bir alerji testinin neden normal olabileceğini, ya da laboratuar ortamında gerçekleştirilen bir testin, semptomları olmayan bir bireyde neden yükselmiş antikorlar gösterdiğine bakacağız. Sonuç olarak, yeniden tüketilerek ve dönüşümlendirerek alerjik besin eliminasyonunun nasıl etkili şekilde düzenlenebileceğine karar vereceğiz. Kuşkusuz alerjik hastalıkların teşhis ve tedavisinde birçok kullanışlı yaklaşım varken, bu çalışmadan elde edilen sonuç, laboratuar ortamında değerlendirme ve diyetsel yönetimi birinci derecede sınırlandıracaktır. 10 Reported food Intolerance and respiratory symptoms R.K.Woods, M.Abramson, J.M.Raven, M Bailey, JM Weiner, E.H.Walters Eur Respir J 1998 11:151-155 ÖZET: Çalışmanın amacı, Melbourne’deki bir grup genç yetişkinde prevalans, tür ve besin intoleransıyla ilişkili olduğu saptanmış semptomlardan veri sağlamada Avrupa Toplumu Solunum Sağlığı Çalışması (European Community Respiratory Health Survey ECRHS) anketinin yeterliliğini değerlendirmekti. Beş yüz elli üç(553)’ünün cilt testleri, antropometri ve vertilatör fonksiyon testleri için laboratuara katıldığı altı yüz altmış dokuz rastgele seçilmiş vaka anketi tamamladı. Ayrıca, 204’ünün laboratuara katıldığı 207 semptomatik katılımcı anketi tamamladı. Tüm cevaplayıcıların yüzde on yedi(%17)’si besin intoleransı ya da besin alerjisi rapor etti. Çok çeşitli besinlerin besin ilişkili hastalıkların sebebi olduğu anlaşıldı. Astımı olan kişiler, astımı olmayanlardan daha fazla besin ilişkili hastalıklardan bahsetmedi. Besin alımının ardından solunumsal semptomlar rapor eden yanıtlayıcıların atopik olmaya eğilimli olmaları, ilk 12 ayda nefesle alınan solunum ilaçlarını kullanmış olmaları, son 12 ayda pasif sigara içiciliğine daha az maruz kalmaları ve daha fazla tartılmaları daha olasıydı. Solunum semptomları ve besin intoleransı arasındaki bu ilişkiler için daha fazla prospektif araştırmaya ve doğrulamaya ihtiyaç vardır. Bu çalışmayla, gelecek çalışmalarda diyet-hastalık ilişkilerinin tanımlanması için uygun diyetsel metodun kullanımının önemi vurgulandı. 11 A critical review of IgG Immunoglobulins and Food Allergy- Implications in systemic health Raymond M. Suen, MT (ASCP), Shalima Gordon, ND 13500 Linden Ave. N. Seattle, WA 98133 Ph: (206) 365-1256, (877) 318-8728, Fax: (206) 363-8790 Diyetsel antijenlere karşı antikor üretimi, özellikle IgG sınıfı besin antijenlerine karşı verilen bir immün yanıttır. Bunu besin alerjisi provokasyon çalışmaları ve ELISA metoduyla IgG’nin ölçümüyle belirlemek doğru ve iyidir. Farklı alt grupların etkili fonksiyonları değişir. Besin antijenine maruz kalmanın süreğenliği, gastrointestinal mukozanın sağlamlığı, ve kişinin immün yeterliliği, alt sınıf IgG oluşumunu, bileşiğin aktivasyonunu ve hücresel immün mekanizmaları ifade eden fiziksel şartlardan bazılarıdır. Bununla birlikte, mukozal immün sistemin bu foksiyonel bileşikleri, semptomatoloji değişkenliğini teşvik edebilenlerin ilki olan besin antijenlerine maruz kalınması sebebiyle sindirim sürecinin devamlılığını düzenler ya da nötralize eder. 12 The clinical relevance of IgG food allergy testing through ELISA (Enzyme-Linked Immunosorbent Assay). From: Townsend Letter for Doctors and Patients | Date: 1/1/2004 | Author: Suen, Raymond M.;Gordon, Shalima Sırasıyla; ELISA kalorimetrik teknik, ya da enzim ilintili immün test, immünoglobulin E(IgE) ve immünoglobulin G (IgG) merkezli, ani ya da gecikmiş besin alerjilerini göstermede kullanışlı bir yöntemdir. Besinlere karşı alerjik reaksiyonlar, enflamasyonun immün aracılarının aktive olmasıyla yükselen alerjene özel immunoglobulin serum seviyeleriyle karakterizedir. Besin alerjileri, çölyak hastalığı ve birkaç sistemik iltihaplı durumunun tipik bir örneği olarak, intestinal patolojiyle ilişkilidir. 13 IgG mediated food allergy as trigger of fibromyalgia complaints and the influence of an elimination diet. Faculty of Ludwig Maximilian University of Munich Mario Krause from Rotenburg a. d. Fulda 2005 Besin alerjilerinin ve besin intoleranslarının ele alınmasında en büyük tartışma sorumlu besinlerin tanımlanmasıdır. Beslenme sadece iştahı değil duyguları da canlandırır. Alerjik reaksiyonlar ve intoleransların farklılaşması zordur. RAST ve prick test ile belirleme yeterli değildir. Farklı bir yaklaşım gereklidir. Gecikmiş immünolojik zincirlemeler IgG’ler aracılığı ile krampların tetiklenmesinde önemli bir rol oynarlar. Bu IgG artışını göz önünde bulunduran bir eliminasyon diyeti, fibromiyalji hastalarının tedavisinde başarılıdır. Diğer araştırmacıların gözlemleri, romatik hastalıklar ve fibromiyaljide besin ögelerinin emilimindeki şikayetler arasındaki ilişkiyi ortaya çıkardı. Bu günlerde uygun bir eliminasyon diyeti, besin alerjilerinin ve bunun sonucu olarak tetiklenen şikayetlerin tedavisinde tek pratik yöntemdir. Klasik oral provakasyon testinin yanı sıra, IgG teşhisi, pratikte gecikmiş reaksiyonlarla ilişkilidir ve bir görüntüleme aracı olarak hangi besin ögesinin bir eliminasyon diyeti kapsamında bir ihmal girişiminde bulunmada dikkate değer olduğunu belirlemek için önemli referanslar sağlar. Dahası, düşük riskli ve hasta dostu bir tutumla uygulandı. Bu çalışmanın klinik sonuçlarıyla desteklendi. 14 Gastrointestinal Candida colonisation promotes sensitisation against food antigens by affecting the mucosal barrier in mice. N Yamaguchi, R Sugita, A Miki, N Takemura, J Kawabata, J Watanabe, K Sonoyama Gut2006;55:954-960. Doi: 10.1136/gut.2005.084954 ARKA PLAN VE AMAÇLAR: Halen Candida albiduslarıyla gastrointestinal kolonizasyonun atopik dermatitin şiddetlenmesine katkıda bulunup bulunmadığına dair tartışma var. Candida kolonizasyonunun, atopik dermatitte patojenik bir yanıta sebep olduğu bilinen besin alerjisini teşvik ettiği hipotezini kurduk. Bunu son zamanlarda belilenmiş farelere ait bir Candida kolonizasyon modelini kullanarak test ettik. METODLAR: Gastrointestinal sistemdeki Candida kolonizasyonu, farelerin beslendiği sentetik bir diyette C albiduslarıyla mide içi aşıyla belirlendi. Besin antijenlerine karşı hassasiyeti araştırmada, fare mide içinde her dokuz haftada bir gün ovalbumin, ve haftalık antiovalbumin titreleri ölçülerek uygulandı. Besin antijeninin gastrointestinal yayılmasını araştırmada, ovalbuminin mide içi uygulamasını takiben ovalbuminin plazma konsantrasyonları ölçüldü. SONUÇLAR: Ovalbumine özel IgG ve IgE titreleri Candida kolonizasyonu olan BSLB/c farelerinde normal farelerden daha fazlaydı. Ovalbuminin gastrointestinal yayılımı, BALB/c farelerinde kolonizasyonla arttı. Histolojik araştırma, kolonizasyonun infiltrasyonu ve mast hücrelerinin degranülasyonunu teşvik ettiğini gösterdi. Candida kolonizasyonu, mast hücreleri eksik W/Wv farelerindeki ovalbumin yayılımını arttırmadı ama bir batında doğmuş konjenik kontrol +/+ fare yavrularında arttırdı. W/Wv farelerindeki mast hücrelerinden elde edilen kemik iliği transplantasyonuyla yeniden düzenlenmesi, Candida kolonizasyonuna cevaben ovalbumin yayılımını arttırma yeteneği sağladı. SONUÇLAR: Bu sonuçlar, gastrointestinal Candida kolonizasyonunun, en azından farenin gastrointestinal mukozasında kısım kısım mast hücre merkezli aşırı geçirgenlik olmasından dolayı besin antijenlerine karşı hassasiyeti teşvik ettiğini ileri sürmektedir. 15 Ovalbumin-specific immunoglobulin G and subclass responses through the first 5 years of life in relation to duration of egg sensitization and the development of asthma. G.H.S Vance*, C.A. Thornton*, T.N.Brynat, J.A.Warner * and J.O.Warner*Child Health, Infection, Infammation & Repair Division and Information & Computing Division, University of Southhampton, UK Özet Arka Plan Yumurta hassasiyeti, özellikle devamlı hassasiyet, sonradan görülen astım için bir risk faktörüdür. Bununla birlikte, beraberindeki IgG, altsınıf yanıtlar ve astımatik sonlanımla nasıl ilişkili oldukları hakkında az şey bilinmektedir. Amaç Yumurta hassasiyeti ve sonradan görülen astımın devamlılığı ilişkisinde tavuk yumurtası ovalbumini (OVA) IgG’yi ve yaşamın ilk 5 yılında altsınıf yanıtları tanımlamak. Denekler ve Metodlar Atopik ebeveynlerden doğmuş, ileride astım geliştirebileceği değerlendirilmiş daha geniş bir grubun parçası olan denekler (n =46). Yumurta hassasiyeti geçici (sadece 1 yıl pozitif yumurta cilt testi) ya da kalıcı/sürekli (en az 2 yıl pozitif cilt testi) olarak sınıflandı. Doğumdaki, 6. Aydaki, 1 ve 5 yağlardaki plazma OVA IgG, IgG1 ve IgG4 konsentrasyonları ELISA ile ölçüldü. Sonuçlar IgG4’ün değil, OVA IgG ve IgG1’in yanıtlarının hareketi, yumurta hassasiyeti olan ve yumurta hassasiyeti olmayan (NES) çocuklarda farklıydı. Sadece kalıcı / sürekli hassasiyeti olan çocukların OVA IgG1 konsantrasyonlarında yaşamın ilk yılına göre bir artış oldu, ve 1 yaşında hem geçici hassasiyetli hem de NES çocuklardan belirgin şekilde yüksek OVA IgG ve IgG1’leri vardı. Yüksek OVA IgG1 sonradan görülen astımla ilişkiliydi: 1 yaşta 14500U ‘den fazla OVA IgG1, %64 bir hassasiyet ve %74 belirlilik olan astım olduğunu öngördü. Sonuç OVA IgG ve altsınıf yanıtlar yumurta hassasiyetinin sürekliliği ile ilişkilidir. OVA IgG1 konsentrasyonlarının ölçümü çocukluk çağında astım riskindeki yükselişi tanımlamada kullanışlı bir yardımcı olabilir. 16
Benzer belgeler
Sunum 1 - Cambridge Besin İntolerans Testi
hastaların oranı ve elde edilen yarar, bu hastalarla 1. ve 2. aylarda değerlendirildi.
Hastalar 0=yarar yok ve 5=yüksek yarar olan, 6’lı bir puanlandırma ölçeğinde yarar
derecelerini rapor ettiler....