Apple ve Google Nasıl Savaşa Girip Bir Devrim Başlattılar
Transkript
Apple ve Google Nasıl Savaşa Girip Bir Devrim Başlattılar
Apple ve Google Nasıl Savaşa Girip Bir Devrim Başlattılar Çeviri: Deniz Kaynak Giriş Steve Jobs, 2007 yılının başında dünyanın karşısına çıkıp, cep telefonunu baştan yaratacağını söylediğinde, insanlar -en iyi ihtimalle- alçakgönüllü bir beklenti içindeydi. Jobs, iPod ve iTunes’la müzik endüstrisini tepetaklak etmişti. Fakat cep telefonu piyasasına meydan okumak? İşte bu pek mümkün görünmüyordu. Piyasayı kontrol altında tutan kablosuz iletişim şirketleri, yıllardır cep telefonlarını geliştirmeye çalışanlara ket vuruyordu. iPhone havalı görünse de, onların endüstri üzerindeki demir pençeleriyle aşık atabileceğe benzemiyordu. Bir kere piyasadaki pek çok telefondan daha pahalıydı. Üstelik çok daha az şey yaptığı iddia ediliyordu. Daha yavaş bir hücresel veri ağı üzerinden çalışıyordu. Ve kullanıcıların, fiziki değil, sanal bir klavye üzerinden yazması gerekiyordu. Bazı eleştirilere göre, bu iPhone’un ölü doğması demekti. Aksine, Jobs o gün iPhone’u az bile abartmıştı. Kelimenin tam manasıyla çığır açıyorlardı. iPhone gerçekte bir telefon değil, arama yapabilen ilk ana akım cep bilgisayarıydı. Dokunmatik ekranıyla diğer telefonların asla yapamayacağı o kadar çok şey yapabiliyordu ki, kullanıcılar eksiklerini görmezden geldiler. Tüketiciler zaman içinde sanal klavyeye alıştı ve Apple da onu sürekli daha da iyi hâle getirmeye devam etti. Fiyatını diğer telefonlarla eşitlenecek kadar düşürdü. Yavaş hücresel veri ağlarını hızla güncelleyerek, teknolojisini diğerleriyle 11 İT DALAŞI rekabet edebilir hâle getirdi. Ekran çözünürlüğünü daha önce görülmemiş düzeye getirdi. iPhone’un her zaman piyasadaki en hızlı cihaz olması için, bir çip tasarım şirketi satın aldı. Her yıl yazılımının tamamen yeni bir versiyonunu çıkardı. Ve -iPod’da olduğu gibi- tüketicinin iPhone aldığı için kendisini özel hissetmesini sağlayan efsanevi televizyon reklamları yarattı. Ardından gelen talep çılgınlığı, Apple’ın ve Jobs’un pozisyonunu güçlendirerek, kablosuz iletişim şirketleriyle olan durumu tersine çevirdi. Artık patron onlardı. Daha da önemlisi, bugün medeniyetin hemen her köşesine ulaşan bir teknoloji devriminin fitilini ateşlediler. iPhone, yalnızca 2012 yılında 135 milyonun üzerinde satarak, tüm zamanların en popüler cep telefonlarından biri hâline geldi. Beş yıl önce, 2008 yılında ortaya çıktığından beri, 10 milyar doların üzerinde toplam satış geliri getiren yeni ve çok kârlı bir yazılım endüstrisinin -telefon uygulamaları- uygulama platformu oldu. Ve iPhone, insanlarla makinelerin nasıl etkileşime geçtiği -tuşlar ya da fare yerine parmaklarla- konusunun tamamen yeni baştan düşünülmesine neden oldu. iPhone ve akrabaları -iPod Touch ve iPad- dünyanın yalnızca cep telefonları üzerine düşünme biçimini değil, bir nesil boyunca, büyük ihtimalle 1984 yılında Macintosh’un çıkışından beri ilk defa, bilgisayarlar üzerine düşünme biçimini de değiştirdi. Jobs, 2010 yılında iPhone’un ardından iPad’i piyasaya sürdüğünden beri, sorulan sorular bir çılgınlık hâlini aldı. Kim demiş bilgisayarların masamızın altında ya da kucağımızda durması gerek diye? Neden cebimize ya da el çantamıza sığacak veya evin içinde herhangi bir yere öylece bırakabileceğimiz ekranlar olmasınlar? Gerçekten de, iPad satışlarını masaüstü ya da dizüstü bilgisayar satışlarıyla karşılaştırdığınızda, Apple şu anda dünyanın en büyük PC üreticisi durumunda. Üç aylık dönemlerde yapılan iPad satışı, Dell ya da HP’nin dizüstü ve masaüstü bilgisayar satışlarından daha fazla. Apple’ın toplam iPhone, iPad ve iPod Touch satışı, yılda 200 milyon cihazın üzerinde. Bu rakam, her yıl bütün üreticiler tarafından satılan toplam televizyon 12 GİRİŞ sayısıyla hemen hemen aynı ve dünya çapında satılan araba sayısının da dört katı civarında. Bütün bunlar Apple’ı, Jobs’ın muazzam hırslarının bile ötesinde bir dev hâline getirdi. 1997 yılında iflasın eşiğinde duran Apple, bugün dünyanın en çok kâr getiren, en değerli şirketlerinden biri. Buna karşın, Apple kuşatma altında bir şirket gibi davranıyor -çünkü bütün başarısına rağmen, gerçekten de durum bu. Google, 2007 yılının sonunda Android’in -ayrıca cep telefonu ve mobil cihaz dünyasına hâkim olma planlarının- lansmanını yaptığından beri, iPhone’a sadece rakip olmaya çalışmadı; iPhone’a rakip olmayı başardı. Android, 2010 yılında çıktığından beri popülaritesi hızla artıyor. Apple’ı hayrete düşürse de, şu anda Android yazılımı üzerinden çalışan akıllı telefon ve tablet sayısı, Apple’ın yazılımı iOS üzerinden çalışan iPhone, iPad ve iPod Touch’tan daha fazla. 2012 yılında, iPhone’un gerçekten hâlâ en popüler akıllı telefon olup olmadığıyla ilgili bir tartışma bile oldu. 2012 yılının üçüncü çeyreğinde, bazı anketler, Samsung’un Android yazılımlı Galaxy satışlarının, Apple’ın iPhone satışlarının üzerine çıktığını söylüyordu. Apple, “en popüler akıllı telefon kimin” tartışmasını, 2012 yılının sonunda tanıttığı iPhone 5’le noktaladı. Fakat bunun hâlen geçerli olup olmadığıyla ilgili giderek daha fazla şüphe oluşuyor. İki platform arasındaki farklar her geçen gün azalıyor. Tabii ki, yapısal olarak farklılar. iPhone’ların her santimi, donanım ve yazılımı cihazlar Çin’de birleştirilse bile Apple tarafından yapılıyor. Google ise Android telefonların yalnızca yazılımını üretiyor. Samsung gibi telefon üreticileri ise sadece donanımı üretebiliyor. Her iki platformun da artıları ve eksileri var. Apple platformunun kullanımı biraz daha kolay fakat yalnızca üç ürün seçeneği sunuyor: iPhone, iPad ve iPod Touch. Google platformu, çok daha fazla telefon seçeneği ve Apple’dan daha ileri telefon özellikleri sunuyor ama Apple’ın arayüzü gibi şık değil. Her durumda, her iki platform da şu anda dünya çapında pek çok 13 İT DALAŞI operatörde mevcut ve Apple mağazaları istisna olmak üzere, genellikle aynı yerlerde satılıyorlar. Apple’ın piyasa hâkimiyetinin bu kadar hızlı ve derinden sarsıldığını görmek, özellikle Jobs için acı vericiydi. Şirketin diğer yöneticileri için de durum böyle olmaya devam ediyor. Jobs, Google ve Android topluluğunun başarıya hile yaparak ulaştığını düşünüyordu; Apple yöneticileri de hâlen böyle düşünmeye devam ediyor. Google yöneticilerinin Android’i üretmek için Apple’ın yazılımını çaldığını ve en büyük Android telefon üreticisi Samsung’un da büyük bir başarıya ulaşan Galaxy telefonları için Apple’ın tasarımını taklit ettiğini düşünüyorlar. İhanete uğramış gibi hissediyorlar. Apple ve Google, iPhone’un ilk kez tanıtıldığı 2007 yılı başından beri yalnızca iş ortağı değillerdi. Aynı zamanda, ruhani müttefik, teknoloji devriminin ying ve yang’ıydılar. Bu, Amerikan iş dünyasındaki en sıkı ittifaklardan biriydi. Apple müthiş cihazlar yapıyordu; Google da harika yazılımlar... Google’ın kurucuları, Jobs’ı bir akıl hocası olarak görüyordu, Google’ın CEO’su olan Eric Schmidt, aynı zamanda Apple’ın yönetim kurulundaydı ve ikisinin de ortak bir düşmanları vardı: Microsoft. Birlikte uzun ve kazançlı bir evlilikleri olmasını planlıyorlardı. Fakat sonra, pek çok evlilikte olabileceği gibi, ilişki yıpranmaya başladı. Gizli kapaklı işler döndü. Verilen sözler tutulmadı ve savaş başladı. Jobs, 2011 yılının Ekim ayında öldüğünde, it dalaşının kişisel bir ihanet gibi hissedilmemesi ve yatışması için, Apple’ın yeni CEO’su Tim Cook’un savaşın duygusal tarafını azaltarak, bir uzlaşma bulabileceğine dair umut vardı. Fakat aksine, o zamandan beri Apple, Google’a karşı daha da agresif ve kindar davranmaya başladı. Yediden fazla ülkede, Android topluluğuna -özellikle de Google’ın sahibi olduğu Samsung ve Motorola’ya- karşı onlarca patent davası sürüyor. Apple, 2012 yazında San Jose’de, Google’ın en büyük Android telefon distribütörü Samsung’a karşı açtığı davayı, daha önce emsali görülmemiş bir şekilde jüriye taşıdı. Karar temyize götürülse de Apple 1 milyar dolarlık tazminat almaya hak kazandı. 2012 Eylül ayında, Apple, 14 GİRİŞ sattığı iPhone’lara önceden Google Maps yüklemeyi bıraktı. Apple, tüketicilerden yeni uygulamanın daha kalitesiz olduğu yönünde aldığı pek çok şikâyete rağmen, Google Maps’i kendi uygulamalarından biriyle değiştirdi. Ayrıca, Apple’ın, Google’ın sahibi olduğu YouTube’a rakip olacak yeni bir video servisi üzerine çalıştığı da düşünülüyor. Hatta Apple, iPhone’larda Google’ın arama teknolojisini, eski düşmanı Microsoft’un arama teknolojisiyle değiştirmeye başladı bile. Şu anda, iPhone’un ses tanıma teknolojisi Siri’yi kullandığınızda, Apple’ın son yazılımının artık Google Search’ü kullanmadığını göreceksiniz. Onun yerine, neredeyse on yıldır, arama pazarı payı için Google’la kapışan Microsoft’un Bing arama motoru kullanılıyor. Siri’nin arama yaparken Google’ı kullanabilmesi için, her komuttan önce özel olarak ”Google’da ara” seçeneğinin işaretlenmesi gerekiyor. Google hâlen, iPhone web tarayıcısı içindeki varsayılan arama motoru. Fakat eski günleri -Microsoft’un ne kadar uzun süre boyunca ikisinin de en büyük düşmanı olduğunu- hatırlayanlar için, Apple’ın Microsoft’un herhangi bir teknolojisi için Google’ı terk etmesi fikri bile inanılmaz bir gelişme. Google’ın Apple’la kavgasında dışarıya gösterdiği yüzü, hemen her zaman “Kim? Biz mi? Biz yalnızca dünyayı değiştirmek isteyen bir avuç bilgisayar meraklısıyız” demekti. Fakat kendi sessiz ve garip yollarıyla da olsa, Google da savaşa alabildiğine direndi, Apple’ın Android telefonlardan yazılımı silme ya da patent davalarıyla karşı karşıya kalma taleplerine kafa tuttu. Jobs’ı dengesiz bir despot gibi gösterme taktiğini benimsedi ve 2012 yılında, o zamana kadarki en büyük şirket alımını gerçekleştirerek, cep telefonu üreticisi Motorola’yı 12,5 milyar dolara satın aldı. Bunun tek nedeninin Motorola’nın patentlerini satın almak olduğunu söyledi. Modern cep telefonunu ve ilgili bütün patentleri icat eden bir şirkete sahip olursa, Apple gibi kavgacı bir rakiple savaşmanın daha kolay olacağını söyledi. Bunlar doğruydu ama söyledikleri aynı derecede önemli başka bir nedeni gizliyordu: Bu satın alma aynı zamanda, Apple’ın diğer telefon ve tablet üreticilerine karşı davaları ne kadar başarılı olursa olsun, Google’ın 15 İT DALAŞI her zaman Apple’la rekabet edebilecek telefonlar üretebileceği anlamına da geliyordu. Ayrıca, yeni rakiplerin ortaya çıkması durumunda da Google’ın eli kuvvetleniyordu. Son olarak, Google şu anda kendini, çoğu insanın asla yapacağını düşünmediği bir işin içinde buldu: Oturma odasındaki Apple cihazlarıyla rekabet edebilmek için, tamamen yeni baştan kendi tüketici elektroniklerini üretmek. Google, kullanıcıları yalnızca Android yazılımıyla çalışan cep telefonlarına bağlamak için değil, evlerinin içinde ve dışında nereye giderlerse gitsinler onlara ulaşmak için bütün teçhizata sahip. *** Genellikle iki şirketin ve güçlü liderlerinin hikâyesi, harika bir dergi makalesi, belki biraz daha fazlası için iyi bir malzemedir. X şirketi, Y şirketine saldırır. Y şirketi karşılık verir. Biri kazanır. Diğeri kaybeder. Ama buradaki hikâye bundan çok daha fazlası. İki şirketin üzerinde savaştığı nesneden daha devrimci bir nesne hayal etmek oldukça zor: Akıllı telefonlar. Akıllı telefonlar insanların, bilgiye ulaşma ve işleme sürecini temelinden sarstılar ve dünyayı hayallerimizin de ötesinde değiştirmeye devam ediyorlar. Kitabın, gazetenin, telefonun, radyonun, ses kayıt cihazının, kameranın, pusulanın, televizyonun, VCR ve DVD’nin, kişisel bilgisayarın, cep telefonunun, bilgisayar oyunlarının ve iPod’un tek tek yarattığı etkileri düşünün. Akıllı telefon bunların hepsinin bir cihazda toplanıp cebinize girmesi demek. Okullardaki eğitim biçimlerinde, doktorların hasta tedavilerinde, seyahat ve keşif biçimlerimizde radikal değişiklikler yarattı. Eğlence ve medya araçlarına erişimimiz tamamen yeni bir şekil aldı. Bunlar, Jobs’ın meşhur ürün sunumlarında söyleyebileceği şeylere benziyor olabilir. Ama söylediklerimizde mübalağa yok. Bu, Apple-Google rekabetinin, yalnızca iki zengin şirket arasındaki herhangi bir çekişme olmadığı anlamına geliyor. Bu rekabet, bir neslin şirket savaşlarını tanımlıyor. Aynı PC’nin icat edildiği, internet 16 GİRİŞ tarayıcısının ortaya çıktığı, Google’ın web aramalarını yeniden keşfettiği ve Facebook’un sosyal ağları yarattığı anlar gibi, bu da bir dönüm noktası. Teknoloji, medya ve iletişim arasındaki kesişmelerin tamamen yeniden düşünüldüğü bu yeni toprakların egemenliği için dünyanın en güçlü şirketlerinden ikisi açık bir savaş içindeler. Evet, bunlar sürekli olarak size, 80’li yıllardaki Apple-Microsoft çekişmesi ya da 90’lardaki Microsoft-Netscape rekabeti gibi, Silikon Vadisi girişimcileri arasındaki eski kavgaları hatırlatıyor. Ama şu anda ortada dönen rakamlar çok daha yüksek. 80’li yıllarda, kişisel programlama yeni yeni gelişmeye başlayan bir pazardı ve Apple da Microsoft da yeni şirketlerdi. 90’larda insanlar internetteki potansiyeli gördü, özellikle de cebinize sığan bir cihazdakini… Fakat kablosuz bant genişliği hâlen çok yavaş ve pahalıydı. Bugün, her yıl dünya çapında 1,8 milyar cep telefonu satılıyor ve 5-10 yıl içerisinde bunların çoğu akıllı telefonlar olacak. Daha tablet pazarının ne kadar büyüyeceğini kimse bilmiyor ama şimdiden insanların kitap, gazete ve dergi okuması ya da televizyon seyretmesi veya oyun oynaması için önemli bir yeni teknoloji olmaya başladı bile. Başka bir deyişle, bu sefer riske edilenler, eski mücadelelerdekinden çok daha yüksek. Bahsettiğimiz yalnızca, Apple-Google kavgasında, daha önceki Silikon Vadisi kavgalarından daha fazla para kazanma ya da kaybetme meselesi değil. Burada -en azından oyuncuların hissettiği- bir “kazanan her şeyi alır” durumu var. Neden? Çünkü bu yalnızca “hangi tarafın cihazları daha havalı” kavgası değil; aynı zamanda bu cihazların bağlı olduğu -bulut da denen- çevrimiçi mağazaların ve toplulukların kontrolü için de savaşıyorlar. Apple’ın iTunes mağazasından satın aldıklarınızın çoğu -uygulamalar, müzik, filmler, televizyon şovları, kitaplar vs.- Android cihazlarında kolaylıkla çalışmıyor ya da bazen hiç çalışmıyor; aynı şey diğer taraf için de geçerli. Ve iki taraf da biliyor ki, bir dükkânda uygulamalar ve diğer medyalar için ne kadar para harcarsak, diğerine geçme ihtimalimiz o kadar azalacak. Biliyorlar ki “Neden iPhone yerine Android almak için o kadar içeriği yeni baştan 17
Benzer belgeler
1080p Yüksek Tanımlı Yeni Apple TV
Üç aylık dönemlerde yapılan iPad satışı, Dell ya da HP’nin dizüstü
ve masaüstü bilgisayar satışlarından daha fazla. Apple’ın toplam iPhone, iPad ve iPod Touch satışı, yılda 200 milyon cihazın üzeri...