Cumhurbaşkanı Konuşması Cumhurbaşkanı Sayın Dr. Derviş Eroğlu
Transkript
Cumhurbaşkanı Konuşması Cumhurbaşkanı Sayın Dr. Derviş Eroğlu
Lefkoşa,KKTC Cumhurbaşkanlığı Basın Bürosu 14 Kasım 2014, Cuma www.kktcb.org [email protected] [email protected] Cumhurbaşkanı Konuşması Cumhurbaşkanı Sayın Dr. Derviş Eroğlu’nun Bayrak Radyo Televizyon Kurumu radyo ve televizyonundan yapacakları 15 Kasım KKTC’nin 31’nci Kuruluş Yıldönümü Kutlamaları Açış Konuşması: “Cumhuriyet Bayramınız kutlu olsun. Cumhuriyetimiz 31 yaşında. 15 Kasım 1983 bağımsızlık bildirgemizin Meclis’te oy birliği ile onaylandığı gün. 15 Kasım 1983 Devletimizin doğum günü... Varoluş ve özgürlük mücadelemizi Devlet kurarak taçlandırdığımız için sevinçli ve gururluyuz. 1974 öncesindeki sıfır noktasından, tükenişe doğru gidişten pek çok bakımdan Dünya’nın diğer birçok ülkesinden daha önde bir Devlet noktasına geldiğimiz için coşkuluyuz. Güven içindeyiz. Yetişmiş insan gücümüz en önemli zenginliğimizdir. Azimli, sağlam karakter sahibi, çalışkan, girişimci bir halkız. Dünyanın en gelişmiş ekonomilerinden birine sahip, stratejik gücü yüksek Anavatan Türkiye ile olan kardeşçe-samimi bağlarımız var. Cumhuriyetimizin kıymetini bilelim, onu daha güzel günlere taşıma çabası içinde olalım. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni esenlendirelim, yüceltelim. Bizim birinci görevimiz budur. İnsanımızın, halkımızın yararına olan budur. Tabii ki barış, antlaşma istiyoruz ama bunları yapabilmek sadece bizim isteğimizle olmuyor. Ve şurası da bir gerçek ki komşularımız henüz 1974 öncesine dönme, bizi kendi idareleri altına sokma hayalinden vazgeçmiş değiller. Değerli kardeşlerim, sevgili Kıbrıs Türk Halkı, 1963’te Kıbrıs Cumhuriyeti’nden silah zoru ile dışlandıktan sonra 1964 yılı ocak ayında “GENEL KOMİTE’nin” kurulması, 1967 yılı Aralık ayında “GEÇİCİ KIBRIS TÜRK YÖNETİMİ’nin oluşturulması”, 1 1968 yılında “geçici” ifadesinin kaldırılarak “KIBRIS TÜRK YÖNETİMİ’nin” Kıbrıs Türklerinin yaşamına yön vermeye başlaması Rumlara ve dünyaya verilen mesajlardı, ama anlaşılmak istenmedi. 13 Şubat 1975’te Kıbrıs Türk Federe Devleti’nin ilan edilmesi iyi niyetli, anlamlı bir adımdı ama Rumlar bunu da değerlendirmek istemedi. 1977 Denktaş-Makarios ve 1979 Denktaş-Kiprianu anlaşmalarına rağmen 1974 öncesine dönüşü hayal eden Rum tarafı hep zamana oynadı. Birleşmiş Milletler’deki haksız statülerini aleyhimize kullanmaya kalkıştılar. 1983 yılına kadar süren görüşmelerde anlaşıldı ki Spiros Kiprianu liderliğindeki Rum tarafı bizleri Kıbrıs Cumhuriyeti’nin devam edeceği, iki bölgeliliğin ortadan kalkacağı, çoğunluk-azınlık ilişkisinin hüküm süreceği üniter bir Devlet’e sürüklemek istiyor. Bu amaçla Birleşmiş Milletler ve o dönemde hayli etkin olan Bağlantısızlar Hareketi’ni kullanmaktan ise geri kalmıyorlardı. 15 Kasım 1983’ten yaklaşık 6 ay önce 17 Haziran 1983 tarihinde Kıbrıs Türk Federe Devleti Rum tarafı ve destekçilerini uyarmak üzere tarihi bir karar aldı Kararda, Rumların Türk Halkı’nın söz hakkı olmayan platformları kullanarak doruk anlaşmalarına ters davranışlar peşinde koştuğuna dikkat çekilerek, self-determinasyon, yani kendi kaderini tayin hakkımıza işaret ediliyordu. Ama yine anlaşılmadı. Blöf yaptığımız sanıldı ve Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’ndan tamamen 1974 öncesine dönüşün önünü açacak nitelikte bir karar alındı. Neticede ise 15 Kasım 1983 gününe gelindi. Rahmetle andığımız Kurucu Cumhurbaşkanımız Sayın Rauf Denktaş’ın liderliğinde, bizlerin katılımı ve desteği ile sizin yani Halkımızın hakkı, Halkımızın çıkarları ve Halkımızın beklentileri göz önünde tutularak Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ilan edildi. Bir kez daha vurgulamakta yarar görüyorum; Bizler halkımızın hislerine, düşüncelerine tercüman olarak, kendi tarih bilincimize dayanarak umutla, sevinçle Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne evet dedik. Şaka yapmadık. Yalana başvurmadık. Kimseyi aldatmadık. Kıbrıs Türk Halkı’nın yararına olduğuna kesin olarak emin olduğumuz tarihi bir karara imza attık. Altını yeniden çiziyorum: Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin ilanı Kıbrıs Türk Halkı’nın verdiği en doğru en fazla gurur duyulacak, en yararlı karardır. Güncel gelişmelere yarın Doktor Fazıl Küçük Bulvarı’nda yapacağım konuşmada değineceğim ancak şu noktaların altını bir kez daha çizmekte fayda görüyorum: Değerli kardeşlerim geçmişinizi bilmezseniz, ne bugününüze ne de yarınlarınıza doğru yön veremezsiniz. Geçmişi bilmek demek, geçmişe takılıp kalmak, çağın gereklerini görememek değildir. Dünyamız, bölgemiz, Kıbrıs’ımız, halkımız için barış istiyoruz. Ancak zaman göstermektedir ve ben inanıyorum ki Kıbrıs’ta barışın önü biz Devletimize sahip çıktıkça açılacaktır. 2 Yarınlarımızın ne olacağı bizim duruşumuzla şekillenecektir. Eğer biz birlik beraberliğimizi bozarsak, Devletimizden, egemenliğimizden, topraklarımızdan, güvenliğimizden taviz verebileceğimiz izlenimi yaratırsak Rum tarafı 1974 öncesine dönüş hayalini sürdürecektir. Kendinizle barışık değilseniz, kendi halkınızı, kendi Devletinizi sevmezseniz, başkaları ile barışmaz, başkaları ile dost olup bir ortaklık yapamazsınız. Tüm Devletlerin olduğu gibi bizim de bazı sorunlarımız vardır. Tabii ki çok daha iyi noktalarda olabilirdik. Ama olamadık diye kendi bindiğimiz dalı, kendi yarattığımız bir değeri, Devletimizi de gereksiz şekilde hırpalamayalım. Bu Devlet hepimizindir. Değerli kardeşlerim çok gerilere gitmeden şunu vurgulamak istiyorum: Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, 1960 sisteminde eşit kurucu ortak olan Kıbrıs Türk Halkının “egemen eşitliğinin”, self-determinasyon hakkının bir ürünüdür. Egemenliğimiz, kendi kaderimizi tayin hakkımız tarihsel süreçten kaynaklanmaktadır. Kıbrıs Türk Halkının kendi kendini yönetme hakkı ile egemenliği birisinin bunu kabul etmesinden bağımsız olarak vardır ve devam edecektir. Kıbrıs Türk Halkı her zaman kendi idaresinde yaşayacak, kimse bizi kendi tahakkümü altına alamayacaktır. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Rum uzlaşmazlığının olduğu kadar bizlerin egemenliğimize verdiğimiz önemin, kendi kendimizi yönetme, vatanımızda kendi kendimizin efendisi olma kararlılığımızın bir sonucudur. Eğer içimizdeki özgürlük tutkusu olmasaydı, Rum’un hegemonyacı anlayışına boyun eğmeyi tercih edebilirdik. Ama yapmadık, yapmayacağız. Bu topraklarda özgür ve başı dik yaşamak istedik, istiyoruz, isteyeceğiz. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Kıbrıs Türk Halkı’nın özgürlüğünün, egemenliğinin, vatanına sahip çıkışının adıdır. Varmak istediğimiz ve vardığımız en güzel, en ileri noktadır. Şimdi görev onu yaşatmak ve yüceltmektir. Değerli kardeşlerim, konuşmamın sonuna gelirken Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin ilanı sırasında açıklanan tarihi bağımsızlık bildirgemizden bir bölümü anımsatmak istiyorum: *Aynı Ada’da yan yana yaşamağa mecbur bulunan iki halkın, aralarındaki bütün sorunları eşit düzeyde müzakerelerle, barışçı, adil ve kalıcı biz çözüme ulaştırmalarının mümkün ve zorunlu olduğuna inanıyoruz * Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin ilanı, iki eşit halkın ve onların kurdukları yönetimlerin, gerçek bir federasyon çatısı altında yeniden bir ortaklık kurmalarını engellemez; tam aksine bir federasyonun kurulabilmesi için gerekli ön şartları tamamlayarak bu yoldaki samimi çabaları kolaylaştırabilir. Bu yolda her yapıcı çabayı göstermeğe kararlı olan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti başka hiç bir devletle birleşmeyecektir. *Kıbrıs Türk tarafı olarak, iki halk arasındaki bütün sorunların barışçı ve uzlaşıcı bir yaklaşımla çözülmesi için Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri’nin iyi niyet görevinin 3 devamını ve Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri’nin gözetimi altında müzakerelerin yürütülmesini istiyoruz. *Kıbrıs Rum Yönetimi’nin de Kıbrıs Türk Halkı’nı yeniden yabancı bir devletin tahakkümüne sokmayı amaçlayan "Enosis" hayalini kesinlikle terk etmesini, uluslararası alanda bütün Kıbrıs adına konuşma iddiasından vazgeçerek Kıbrıs Türklerini temsile yetkili olmadığı gerçeğini kabul etmesini, kısa vadede çözüme kavuşabilecek konularda iki halkı yaklaştıracak iyi niyet adımlarının derhal atılmasına yardımcı olmasını bekliyoruz Evet, dün de barışçıydık bugün de barıştan, antlaşmadan yanayız ama hakkımızı, hukukumuzu, gururumuzu da çiğnetmedik, çiğnetmeyeceğiz. Rum Yönetimi Başkanı Sayın Nikos Anastasiades başta olmak üzere tüm Rum siyasileri ve kilise bunu anlamalıdır. Biz Kıbrıs’ı bölgeye örnek bir barış Adası yapmak istiyoruz. Gerginlik, suni kriz değil masada çözümden yanayız. Rum komşularımız hayalden vazgeçip Kıbrıs’ın bizim de vatanımız olduğu gerçeğini, Kıbrıs’ta bizim de egemenlik hakkımız olduğunu kabul ettikleri gün sorun geride kalır. Aksi takdirde herkes yolunda gitmeye devam eder. Bu düşüncelerle başta özgürlük mücadelemiz lideri Doktor Fazıl Küçük ve Devletimizin Kurucu Cumhurbaşkanı Sayın Rauf Denktaş olmak üzere 15 Kasım 1983’te Cumhuriyet’in ilanı noktasına gelinceye dek görev yapmış ancak aramızda olmayan herkesi rahmetle aramızda olanları sevgiyle, saygıyla anıyorum. Tarihsel süreç içinde Kıbrıs Türk Halkı’na hizmet veren herkese en derin sevgi ve saygılarımızı sunuyorum. Bugünlere gelmemizi sağlayan şehitlerimizi rahmet, gazilerimizi şükranla anıyorum. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti 31 yaşında olmuştur. Devletimiz bizim özümüzdür, sözümüzdür. Masadaki dayanağımız, gücümüz, geleceğimizin güvencesidir. Hepinizi sevgiyle kucaklıyor, bir kez daha Cumhuriyet Bayramınızı kutluyorum... 4
Benzer belgeler
BRTK`da Yaptıkları 20 Temmuz Konuşması
de gereksiz şekilde hırpalamayalım.
Bu Devlet hepimizindir.
Değerli kardeşlerim çok gerilere gitmeden şunu vurgulamak istiyorum:
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, 1960 sisteminde eşit kurucu ortak ola...