flotasyon notları 1. giriş
Transkript
flotasyon notları 1. giriş
FLOTASYON NOTLARI 1. GİRİŞ Flotasyon, cevherleri yüzdürme yoluyla zenginleştirme metodudur. Tariften de anlaşılacağı gibi, yaş usulle çalışan bir metod dur. Bu metodla, cevherlerin zenginleştirilmesi, mineral tanelerini gangından ayırıp sıvı üzerinde teşekkül ettirilen köpükte toplamak, gangı ise sıvı altında bırakmak suretiyle sağlanır. Flotasyon yoluyla zenginleştirmede 45 mesh (0.355 mm) tane iriliği azami, değirmenlerde meydana gelen en ufak toz tane iriliği de asgari sınırı teşkil eder. 45 mesh den büyük ve 5 mikrondan küçük taneler, metod da genellikle düşük randıman verir. Flotasyon, başlangıcından bugüne kadar esaslı tekamül safhaları geçirmiş ve neticede modern flotasyon işlemi, yani “Köpük Flotasyonu” sistemi bulunmuştur. Köpük flotasyonu yanı sıra benzer birçok Flotasyon metodu, uygulama alanı bulmuşsa da bugün için Flotasyon deyiminden Köpük Flotasyonu anlaşılır. Flotasyon yolu ile cevher zenginleştirmenin karakteri aşağıda verilen asgari limitlerle daha iyi anlaşılır. Flotasyonla, (i) %1 tenörlü Kurşun cevherleri, (ii) %0.5 tenörlü Bakır cevherleri, (iii) %0.3 tenörlü Molibden cevherleri, (iv) 5 g/t Au içeren altın mineralleri, bu metod sayesinde ekonomik olarak zenginleştirilmektedir Flotasyon olayının meydana gelebilmesi için aşağıdaki şartların ortamda bir arada bulunması gereklidir: (i) Cevherdeki minerallerden birisi ve/veya bir kısmı havaya karşı küçük bir yüzey gerilimine sahip olması gereklidir. Diğer taraftan minerallerden birisi ve/veya bir kısmının da zor ıslatılabilir/veya ıslatılamaz (Hidrofob), kolay ıslatılabilir (Hidrofil) olmalıdır. Hidrofob veya Hidrofil çeşitli minerallerinin birinin diğerine göre suya karşı büyük, özelliği sun’i olarak temin edilebilir. (ii) Flotasyon suyu, yüzey gerilimini aktif yapan maddeleri içermelidir. Bu maddelerden birisi su-hava yüzey gerilimini azaltmalı, diğeri de köpük yapmalı ve miktarı da stabil/durağan bir köpük yaratacak kadar olmalıdır. (iii) Hidrofob mineral tanecikleri hava habbecikleri tarafından taşınabilmelidir. Bu olayda hava habbeciği ve mineral tane iriliğinin önemli rolü vardır. Flotasyon olayının devamlı olabilmesi için: (i) Bir mineralin diğerinden ayrılması için, cevherin yeterli derecede öğütülmüş olması (serbestleşmenin sağlanması), (ii) Köpüğün devamlılığının sağlanması, (iii) Mineral taneciklerini, hava kabarcık/habbeciklerine yapıştıran ortamın devamlı olması gereklidir. Bütün bu şartların bir araya getirilmesi ile istenilen mineralin yoğunluğu sun’i olarak değiştirilmekte ve o mineral yüzdürülebilmektedir. Bu gaye için kullanılan kimyasal maddelere “Flotasyon Reaktifleri” denir. Hidrofobi ve Hidrofili: Flotasyon olayına tesir eden bu iki özellikten başka olayda rolü olan birçok termodinamik özellik daha vardır. Olayın iyi anlaşılabilmesi için, maddelerin hidrofobi ve hidrofili özelliklerinin açıklanması gerekir. Flotasyon olayında kolay yüzebilen tanecikler, hidrofob özelliğe sahip olanlardır. Bu özellikte olmayan mineral taneciğini yüzdürebilmek için, tanecik tabii hidrofob değil ise yüzey özelliği değiştirilir. Aksi halda tanecik çöktürülmek isteniyorsa hidrofil yapmak gerekir. Hidrofob tanecikler hava habbeciği tarafından iyice kavranırlar. Hava habbeciği, tane yüzeyinden alınmak istenirse, bir dirençle karşılaşılır ki, bu hidrofob yüzey ile hava arasındaki adhezyon kuvvetinin varlığını gösterir. Demek oluyor ki, flotasyon olayında mineral taneciği adhezyon kuvveti yardımıyla sıvı yüzüne taşınmaktadır. Hidrofil özelliğe sahip minerallerde ise, hava ile tanecik arasında adhezyon kuvveti olmadığından, mineral habbecik tarafından kavranamamakta ve dibe çökerek yüzme olayına katılamamaktadır. Temas açısını büyük veya küçük oluşu, mineral taneciğinin kavranmasına tesir ettiğinden, yüzdürme olayında tanenin iyi kavranması gereklidir. Bu açının da büyük olması yüzme olayını kolaylaştırmaktadır. Flotasyon olayının devamlı ve muntazam olması için, ortama köpürtücü ilave edilir ve mekanik yolla karıştırmak suretiyle köpük oluşumu sağlanır. Ortama flotasyon reaktifleri ilave edilerek mineral taneciklerinin hava habbecikleri tarafından yakalanıp yüzeye taşınması temin edilir. Flotasyon reaktifleri, besleyiciler vasıtasıyla ortamdaki şartları istenilen tarzda ayarlamak ve aynı şekilde tutmak gayesiyle devreye muntazam olarak verilir. Bu şartlar yerine getirilerek flotasyon olayının, muntazam bir tempo ile devamı sağlanır. Selektif Flotasyon: Selektif flotasyon, bir mineral veya mineral grubunun diğer bir gruptan yüzdürme yoluyla ayrılmasıdır. Ayrılacak mineralin sayısına göre bir veya daha çok safhalı flotasyon işlemi uygulanır. Bu tip flotasyonda ayrılan mineraller, ayrı konsantreler halinde toplanırlar. Selektif flotasyonda, her bir safhada yüzdürülecek mineral için ayrı bir yüzdürme ortamı hazırlanır. Genel olarak her mineral nisbi bir yüzebilme özelliğine sahiptir. Bu özellik neticesi her bir mineral diğerine göre farklı bir yüzebilme karakteristiğine sahiptir. Bu özelliklerden yaralanarak kazanılması istenen mineraller, sırayla yüzdürülerek ortamdan konsantreler halinde alınır. Selektif flotasyonun kontrolü organik veya inorganik reaktiflerle yapılır. 3. YÜZEY KİMYASI 4. FLOTASYON REAKTİFLERİ Flotasyon reaktifleri denilen bu maddelerin sınıflandırılması aşağıdaki gibidir: Kolektörler Düzenleyiciler pH düzenleyicileri Aktifleştiriciler Pasifleştiriciler Kuvvetlendiriciler Koruyucular Köpürtücüler 4.1. Toplayıcılar (Kollektörler) Kollektörlerin görevi, minerali hidrofob yapmak, yani yüzeyini değiştirerek aktif hale getirmektir. Kollektörlerin etkili olabilmesi için suda erimeleri gerekir. Bir kollektör reaktifin kuvveti ile, mineralin flotasyonu için ihtiyaç duyulan zaman ve olayın verimi ifade edilir. Kollektörler, mümkün olduğu kadar çabuk zenginleştirme özelliğine sahip olacak şekilde ve korozyona mani olacak tarzda imal edilmek istenir. Kollektörler başlıca iki grup altında toplanır: 1- Anyon aktif grubu 2- Katyon aktif grubu Esas olarak anyon aktif grubu sülfür flotasyonunda, katyon aktif grubu ise oksit flotasyonunda kullanılır. Kollektörlerin yapısında bir polar bir de apolar kısım vardır ki, hidrofobi teşekkülüne etkili olan kısım, polar yapıdır. Polar ve apolar yapının tesiri, aynı şekilde olmaktadır. Mineral taneciklerinin kollektör tarafından kuşatılması; a- Minerallerin kollektörü absorbe etmesi, b- Islanmayan hidrokarbon grubunun bir yağ filmi teşkil etmesi, neticesinde meydana gelmektedir. Mineral yüzünü kaplayan bu yağ filmi ile hava habbeciği arasında büyük bir adhezyon kuvveti vardır. Kollektörlerin sayılan bu özelliklere sahip olmaları nedeniyle ksantat tipindeki kollektörler, flotasyon problemlerinde tercih edilirler. XANTHATES Product name Xanthate Chemical formula Me+ is either Na+ or K+ Application Xanthates are used for the flotation of sulphide and sulphidized oxide ores (sulphidizer: sodium sulphide Na2S or hydrosulphide NaHS). The activity of the xanthates increases with increasing chain length of the alkyl group R; the selectivity decreases in accordance with increased chain length. Xanthates are often used in combination with other reagents such as dithiophosphates or thiocarbamates, often added to the scavenger circuit to improve the total recovery. They are normally used in aqueous solutions. Xanthates undergo hydrolysis in the acid pH range, and are therefore preferred for flotation in alkaline pulp streams. The flotation results can be improved by simultaneous use of xanthates together with dithiophosphates. Xanthates are available as powder or in pellet form and with an active matter content of 90% (SIPX and SIBX with 90% and 84% active matter). Range of products _ KEX Potassium ethyl xanthate _ NaEX Sodium ethyl xanthate _ NaIPX Sodium isopropyl xanthate _ NaIBX Sodium isobutyl xanthate _ KAX Potassium amyl xanthate _ KHX Potassium hexyl xanthate 4.2. Düzenleyiciler (i) pH Düzenleyicileri: Selektif flotasyonda ortamın pH’ı değiştirilerek cevheri teşkil eden mineraller sırasıyla kazanılmaktadır. Karışık bir olay gibi görünen bu olay, aslında ortamdaki serbest H iyonu sayısının değiştirilmesinden ibarettir. Yani, ortamın karakterini asidik veya bazik yapmaktır. Saf su için, pH değeri 7’dir. Yani ortam nötr karakterdedir. pH < 7 asit, pH > 7 oluşu baziklik ifade eder. Flotasyon devrelerinde pH, elektrometrik veya kalorimetrik yolla devrenin bir noktasında devamlı olarak ölçülür ve konrol altında tutulur. Minerallerin yüzdürülme özelliklerine göre asit veya bazik ortamda çalışmak gerekir ki, bu taktirde pH azalır veya artar. pH’ı düşürmede sülfürik asit, yükseltmede ise genellikle sodyum hidroksit veya kalsiyum hidroksit kullanılır. pH faktörü ile kullanılan kollektörler arasında yakın bir ilgi vardır. Bu ilgi pH kademeleriyle kollektör konsantrasyonunu sınırlamaktadır. Yani belirli bir pH kademesi için belirli bir kollektör konsantrasyonuna ihtiyaç vardır. Demek oluyor ki, istenilen bir pH kademesi için belirli konsantrasyonda kollektör, -veya tersi pH için- kullanıldığı takdirde, pH değeri değişir. Flotasyon problemlerinin çoğunda sülfürleştirici madde olarak genellikle sodyum sülfür kullanılmaktadır. (ii) Aktifleştiriciler: Flotasyon problemlerinin bir çoğunda kullanılan kollektörler bazı minerallerin yüzeyini değiştiremezler. Bunun aksine mineral kazanılmak isteniyorsa, bir yardımcı kullanılarak kollektörle mineralin bir yüzey teşkil etmesi sağlanır. Bu maksatla “aktifleştiriciler” kullanılır. Aktifleştirme olayının prensibi, sfaleritin bakır sülfat ile aktifleştirilmesi olayı ile izah edilir. Genellikle çok taze bir sfalerit organik kollektörler ile yüzdürülebilirse de sfalerit bakır sülfat ile birkaç dakika muamele edildikten sonra organik kollektörlerle gayet kolay yüzdürülmektedir. Bu işlemde bakır sülfatla sfalerit kimyasal bir reaksiyon yapmakta ve sfaleritin yüzünde Kovellin mineraline özdeş bir zar oluşmaktadır. Bunun gibi bakır sülfat birçok minerali da aktifleştirmektedir. (iii) Bastırıcılar (Pasifleştiriciler): Bu reaktifler, bazı mineral veya mineral grubunun yüzey gerilimini belirli bir zaman veya flotasyon olayının devamı süresince değiştirmek için kullanılır. Pasifleştiricilerin çoğu anorganiktir, fakat organik olanlar da vardır. Örnek olarak pirit için CaO, galen için ise bi kromat iyi birer pasifleştiricidir. En önemli pasifleştiricilerden biri de siyanürdür. Gang çamurunu pasifleştirmede Na2SiO3 de iyi netice vermektedir. 4.3. Canlandırıcılar Esas olarak aktifleştirme olayından pek farklı değildir. Bu olayda mekanizma biraz daha değişiktir. Belirli bir süre için pasifleştirilmiş bir kısım mineral yeniden kazanılmak istendiği takdirde ortama kuvvetlendirici reaktifler ilave edilir. Bu şekilde bunların aktifleştiricilere göre daha zayıf olan toplama özelliklerinden yararlanılmış olur. En önemlilerinin başında sodyum sülfür gelir. Ayrıca bakır sülfat ve çeşitli asitler de bu maksatla kullanılmaktadır. 4.4. Koruyucular Bunların görevi flotasyon olayına mani olan unsurları zararsız hale getirmektir. Flotasyona mani olan unsurlar “flotasyon zehirleri”, ya cevherle birlikte devreye girmekte ya da kullanılan suda tabii olarak bulunmaktadır. Flotasyon sularında genellikle humin asidi mevcuttur ki bu asit, bitki köklerinin ürettiği bir madde olup flotasyon olayına engel olmaktadır. Çamur zerreleri mineral taneciklerinin yüzünü kapladığından kollektörler görevini yapamamaktadır. Ferrik ve alüminyum tuzları ise flotasyona durdurucu etki gösterirler. Koruyuculardan istenen, bu hallerden her birine yerine göre mani olmaktır. Alkaliler bu problemlere karşı kullanılır. Su camı, çamur bastırıcı ve iyi bir koruyucudur. Çamur bastırmada kullanılan koruyucuların iyonları, çamur zerrelerinin elektrik yüküyle zıt işarette olduklarından, bu eriyikler devreye girince, çamur zerrelerine yapışmakta ve ufak yumaklar halinde çökmektedirler. Bu şekilde faydalı mineral tanecikleri de serbest kalır. 4.5. Köpürtücüler Flotasyon olayında gerekli köpük, sadece temiz su ile yapılamamaktadır. Köpük yapmak için muhakkak surette bir köpürtücü unsur kullanmak gerekir. Köpürtücülerin asıl görevi, flotasyon suyunun yüzey gerilimini azaltmaktır. Bundan gaye, mineral yüklü hava habbeciklerinin su yüzeyine çıktıkları zaman dağılmadan bir köpük yığını teşkil etmesinin teminidir. Yüzey gerilimi azalmadığı zaman yüzeye çıkan bir habbecik sert bir zemine çarpmış gibi olmakta ve patlayarak taşıdığı tanecikleri bırakmaktadır. Köpürtücüler, kompleks moleküllü organik veya anorganik maddelerdir. Molekül yapıları polar ve apolar kısımlardan müteşekkildir. Köpürtücü molekül ise heteropolardır. Bu kutuplardan birinin suya diğerinin havaya karşı afinitesi büyüktür. Bu şekilde ıslanmayan parça en üst tarafında toplana hidrokarbon grubundan müteşekkildir. Bu yüzeyin hidrokarbon grubuyla kaplanması, bu kısımda hava habbeciklerinin suyun en üst tabakasından kolaylıkla geçip su-hava arakesitine istenen özellikte varmasına yardım edecek elastikiyeti temine hizmet eder. Köpürtücü suda fazla eriyorsa köpüğü zayıftır. Çünkü bu halde ıslanmayan hidrokarbon grubu, suyun içinde kalmakta, su yüzüne toplanmamaktadır. Buna karşın köpürtücü suda çok az eriyorsa, suyun yüzüne toplanacak ve istenilen elastikiyeti verecek kâfi hidrokarbon grubu mevcut olmayacaktır. Köpürme olayında köpürmenin azami olduğu bir an vardır ve ortam köpürtücüye doyduğu an köpürme durmaktadır. Ortamdaki köpürtücü konsantrasyonu ile yüzey gerilimi arasındaki bağıntı: Konsantrasyon arttıkça yüzey gerilimi düşmektedir. Yukarıda değinildiği gibi, ortam köpürtücüye doyduğu an köpürme durmakta ve yüzey gerilimi, sıfır olmaktadır. Yüzey geriliminin düşük olması istenilen hal olmakla beraber, flotasyona en uygun durum azami köpürme anıdır. Köpürtücü dozunu, bu noktada sabit tutmak gerekmektedir. Bu zorunluluk ise kullanılan köpürtücü miktarını kısıtlar. Genellikle kollektörlerle köpürtücülerin birbirini takiben ayarlı olması istenir. Yani, hangi kollektörde ne miktar ve cinste köpürtücü kullanılacağının bilinmesi gereklidir. Fakat bütün kollektörler meyanında hangi yapıda ve kullanma tarzında olursa olsun, köpürtücüler aynı karakterdedirler. Sadece köpürtücü miktarı az veya çok olabilir. Köpürtücülerin genel formülleri, R-G şeklindedir. R: 6 dan yukarı sayılı karbonhidrat. G: Polar grup. -OH, -COOH, NH2 vs. En önemli köpürtücülerden biri de çamyağıdır. Cevher flotasyonunda oldukça fazla kullanılır. Açık sarı renkte, terebentin kokuludur. Oldukça dayanıklıdır. Uzun bir zaman sonra bozularak kahverengine yakın bir renk almakta ve tesirini kaybetmektedir. 1 g/lt. konsantrasyonlu sulu bir eriyik halinde kullanılır. Sarfiyat, genellikle 10-50 g/t’dur. Diğer bazı köpürtücüler: Terpen, Terpin, Pinen, Terpinöl, Kinöl, Şampon. Bunların dışında sun’i köpürtücüler de vardır: Flotol, Flotigol gibi ticari isimler altında satılırlar. Tabii bir köpürtücü olan okaliptüs yağı, molibden gibi kolay flote olan cevherlerin hazırlanmasında fazlaca kullanılır. 5. FLOTASYON TEKNİĞİ 5.1. Reaktiflerin Flotasyon Devrelerine Beslenmesi Bu işlem; i- Bir öğütme esnasında taze cevher yüzeyleriyle ön sülfürleştirme yapılacaksa sülfürleştiriciler değirmen devresine verilir, ii- Aktifleştirici ve pasifleştiriciler, bütün malla iyi temas edecek tarzda devrenin uygun bir yerinden verilir, iii- Kolektörler, normal olarak koyulaştırmadan sonra, yağlar, yağ sülfürleri ve köpürtücüler ise, kaide olarak flotasyon makinelerine verilirler. Genellikle reaktiflerin dozaj toleransı %10 olmakla beraber hakiki miktarlar, cevher karakterine uygun olarak deneysel yolla tespit edilir. 5.2. Flotasyon Makineleri 5.3. Flotasyon Devreleri 6. YENİ FLOTASYON TEKNOLOJİLERİ Current and future technologies will eventually have to deal with areas such as: process water treatment and recycling (reuse); removal and/or recovery of ions: heavy and/or precious metals, anions, residual organic chemicals, complexes or chelates; cyanide and arsenic emission control, recovery or destruction; oil spills separation (including recovery of solvent extraction liquors); acid mine waters containing considerable amounts of harmful base metals such as nickel, copper, zinc, lead in addition to ferrous iron and sulfate; control and removal of residual chemical reagents such as frothers, flotation collectors and modifiers (activators or depressing agents, pH regulators); separation of various wasted plastics; radioactive control in aqueous efluents and soils. The main differences between ‘‘conventional’’ flotation of ores and flotation applied to water treatment are the following: (i) The method of producing the gas bubbles in order to generate micro, medium or macrobubbles. It is now widely accepted that medium size and large bubble diameters (300–1500 m) are optimal for flotation of minerals (fines and coarse particles). Yet, conventional flotation devices do not generate a su.cient number of bubbles smaller than 600 m. Main uses of micro-bubbles (<100 m) is in applications of flotation to solid/liquid or liquid/liquid separation. Thus, the distinguishing feature between conventional mineral flotation and flotation in waste treatment is that, where extremely small (or even colloidal) particles have to be floated, micro-bubbles are required. (ii) Because the species floating are usually aggregated colloids rather than dispersed ones, high shear rates must be avoided to obviate destruction of the fragile aggregates. This is important in the clari.cation of effluents and introduces distinct problems not previously encountered in mineral .otation. (iii) The solids content present in the pulp system, whether diluted or not. A limiting feature of bubbles is the lifting power or carrying capacity. Micro-bubbles do not .oat dense and big particles, especially at high solids content (4–5%, w/w). 6.1. Kolon Flotasyonu Flotasyon ince tane boyundaki minerallerin zenginleştirilmesinde kullanılan en yaygın kullanılan yöntemdir ve dünyada yaklaşık 2 milyar ton cevher flotasyon yöntemi ile zenginleştirilmektedir (Klimpel, 1993). Son otuz yılda işlenen cevher yataklarının tenörlerinin düşmesi, ince tane boyunda serbestleşen, kompleks ve seçimlilik problemi olan cevherleri işleme zorunluluğu, artan enerji ve yatırım maliyetleri flotasyon teknolojisinde yeni arayışların doğmasına yol açmıştır. Flotasyon teknolojisindeki en önemli gelişme ise yeni bir tasarım olan flotasyon kolonlarının endüstriyel uygulama alanı bulmaları olmuştur. Böylece farklı tasarım özelliklerine sahip flotasyon kolonları, yıllarca standart flotasyon hücresi olarak kullanılan mekanik hücrelere alternatif olarak görülmüştür. Flotasyon kolonlarının endüstriyel uygulamalarında elde edilen başarı, kolonların çalışma ilkelerine bağlı kalınarak daha etkin çalışmaları (örneğin; Microcel, Turbo Kolon) ya da flotasyon kolonu tasarımının dezavantajlarının ortadan kaldırılmasına yönelik (örn.; Jameson, turbo flotasyon kolonu hücresi) yeni tasarımların geliştirilmesine de neden olmuştur. Bu çalışmada; kolon flotasyonu ve deneylerin gerçekleştirildiği kolon hakkında bilgi verildikten sonra kolon parametrelerinden reaktif miktarı deneyleri ve sonuçları hakkında bilgi verilecektir. Flotasyon kolonları ile ilgili ilk patent 1960 yılında Boutin ve Tremblay tarafından Kanada’dan alındı (Kanada patentleri 680.576 ve 694.547). Flotasyon kolonları ile ilgili ilk test çalışmaları Wheeler (1966), Boutin ve Wheeler (1967) tarafından yapıldı. Bu kolon dizaynı çoğunlukla Kanada kolonu olarak anılmasına rağmen günümüzde klasik kolonlar olarak edilmiştir. 1987‘deki çalışmada 13 flotasyon hücresinin yerine 0.90 m ve 0.45 m’lik iki kolon kuruldu. Bu kolonlarla ilgili gerekli verilerin tamamını Dobby (1984) ve Yianatos (1987) test etti. Flotasyon kolonlarının fikir babası olan Pierre Boutin, mekanik flotasyon hücrelerindeki türbülansın, ince gang tanelerinin konsantreye kaçması ile konsantreyi kirlettiği sonucundan yola çıkmış, tanelerin türbülansın olmadığı bir ortamda askıda kalmaları için ince, uzun ve yüksek bir hücreye yukardan beslenmesi gerektiğini düşünmüştür. Hava ise hücrenin tabanından verilerek, kabarcıklar ve tanelerin zıt akımlı olarak karşılaşabilmesi sağlanacak, böylece ara ürünler ve gang taneleri için bu akış fiziksel bastırıcı işlevini görecek, iri gang mineralleri ise yüksek çökelme hızları nedeniyle hücreden hızlı bir şekilde ayrılabilecektir. Kabarcıklarla birlikte gelen ince gang mineralleri ise hücredeki kalın köpük tabakasında yıkama suyunun da etkisi ile geri yıkanabilecek ve böylece yüksek tenörlü konsantre elde edilecektir (Aksani, 1998). Şekil 1’de tipik bir flotasyon kolonunun şematik görünümü verilmektedir. Flotasyon kolonları temel olarak iki bölgeye ayrılır. Birinci bölge hava kabarcıklarının kabarcık üretici sistemi (sparger) yardımıyla kolona verildiği ve tanelerin hava kabarcıklarıyla karşılaştığı toplama bölgesidir. Besleme genellikle kolon yüksekliğinin yaklaşık 2/3’ de yapılır. Besleme noktasının üzerinde kalan kısmın tamamı köpükten meydana gelmez. Köpük/pülp ara yüzeyi ile besleme noktası arasında tane yüklenmiş kabarcıklar, köpükten geri düşen taneler ve kabarcıklardan meydana gelen bir ara bölge bulunmaktadır. Beslemedeki taneler hem çökelme hızları hem de kolonun tabanındaki artık akış hızına bağlı olarak aşağı doğru süzülürler. Hava, kolonun artık çıkış noktasının hemen üzerindeki bir kabarcık üretecinden kabarcıklar halinde kolona verilmektedir. Besleme ile kabarcıklar zıt akımlı olarak toplama bölgesinde karşılaşırlar ve burada taneler hava kabarcıkları ile çarpışarak bağlanırlar. Kolonda mineral kazanımı toplama bölgesinde meydana gelmektedir. İkinci bölge ise, besleme noktasının üst bölümünde, tane yüklü hava kabarcıklarının meydana getirdiği köpük bölgesidir. Köpük bölgesi kalınlığı endüstriyel uygulamalarda 1.5 m kadar olabilmektedir. Köpük, kolonun konsantre taşma seviyesinin üzerinden veya içinden su ile yıkanarak kararlı ve kalın olması sağlanmaktadır. Köpükten aşağı doğru süzülen yıkama suyu ile yükselen köpüğün zıt akımlı olarak karşılaşması, köpük içerisine su ile taşınmış gang minerallerinin toplama bölgesine geri dönebilmesini, böylece yüksek tenörlü konsantre elde edilebilmesini sağlamaktadır. Bu iki bölge dışında toplama ve köpük bölgeleri arasında bulunan, köpükten geri düşen taneler ve tane yüklenmiş yükselen kabarcıkların bulunduğu ara bölgede bulunmaktadır. Flotasyon kolonlarını mekanik hücrelerden ayıran üç temel tasarım özelliği vardır. i. Köpük bölgesine verilen yıkama suyu i.i. Mekanik karıştırmanın olmaması i.i.i. Kabarcık üretici bir sistemin olması Kolon Flotasyonunun avantajlarını şöyle sıralamak mümkündür; Mekanik flotasyon hücrelerinden daha iyi performans elde edilebilmektedir. Düşük yatırım maliyeti; kolonlar genellikle tesis olanakları ile inşaa edilebilmekte ve yalnızca kabarcık üretici ile otomatik kontrol birimlerinin üreticiden satın alınması tercih edilmektedir. Düşük işletme maliyeti; enerji, reaktif harcaması ve hava yerine azot kullanıldığında azot harcamasının azaldığı belirtilmiştir. Hareketli birimlerinin olmaması nedeniyle mekanik flotasyon hücrelerindeki gibi karıştırıcının bakım ve değiştirme maliyeti ile karıştırma gücüne ihtiyaç yoktur. Tek bir birimden oluşması ve çalışma sisteminin basitliği nedeniyle kararlı ve düzenli kontrol ve çalışma imkanına sahiptir. İşlem aşamasında azalma ve daha az alan işgal etmesi nedeniyle tesislerde yer kazanımına olanak sağlarlar. İnce tanelerin zenginleştirilmesinde önemli bir avantaj olan laminer akış koşullarında küçük kabarcıkların kullanılması, kalın köpük yapısı ve köpüğün yıkama suyuyla yıkanması nedeniyle yüksek tenörlü konsantre elde edilmesi. Dezavantajları Tesislerde, yüksekliğin sorun olması Kabarcık üretici bakımı Yıkama suyu maliyeti Artığın seyreltilmesi Kalma süresinin fazla olması nedeniyle hızlı oksidasyon özelliği olan cevherler için uygun olmaması Flotasyon Kolonundan Yola Çıkılarak Geliştirilen Yeni Tasarımlar Konvensiyonel flotasyon kolonlarının endüstriyel uygulama alanı bulmaları alternatif flotasyon kolonu tasarımlarının de gelişmesine yol açmıştır. Alternatif tasarımların geliştirilmesindeki temel çıkış noktaları kolon ekseninde meydana gelen karışmayı önlemek, daha küçük kabarcıkların elde edildiği alternatif kabarcık üretici sistemleri geliştirmek ve kolon yüksekliğini azaltmaktır. Bu tasarımlar; Leeds kolonu İçerisine bölücü plakaları yerleştirildiği kolon Flotaire kolonu Hydrochem kolonu Jameson hücresi Temas hücresi Turbo kolonu Şekil 1. Flotasyon Kolonu Bunların içerisinde Turbo kolonu, Jameson hücresi ve flotasyon kolonunun özelliklerini taşımaktadır. Pulp ve hava Jameson hücresindeki gibi aynı yönde kolona üstünden kolon içine doğru inen bir boru içerisinde karıştırılarak verilmekte, kolon tabanında ise konvensiyonel kolonlardaki gibi kabarcık üreteci bulunmaktadır. Böylece tanelerin kabarcıkla çarpışma olasılığının yükseldiği belirtilmiştir. Turbo Kolon Flotasyonu Şekil 2’de, besleme, besleme tankına (1) verilerek buradan kolona basınçlı bir şekilde bir pompa (2) vasıtasıyla besleme aerotör (3) ile downcomerlara besleme yapmaktadır. Downcomerler havayı atmosferden almaktadırlar. Bunların içinde kolondan (4) önce hızlı bir flotasyon işlemi gerçekleşmektedir. Elde konsantre (5) kolon en üst seviyesinden alınmaktadır. Burada toplanamayan yüzebilme kabiliyeti olan ve olmayan mineraller kolonun altına doğru hareket etmektedirler. Kolon konvensiyonel kolonlarda olduğu gibi küçük kabarcıklar üreten bir hava üretecine (sparger) (6) sahiptir. Burada downcomerlarda yüzememiş hidrofobik mineraller ikinci olarak yüzdürülmeye çalışılmaktadır. Böylece eş zamanlı olarak iki flotasyon ünitesi söz konusu olmaktadır. Yüzemeyen hidrofobik mineraller kolonu kontrollü bir şekilde alt kısımdan terk etmektedirler (7). Kolonu terk eden artık besleme tankının içinde bulunan artık tankına (8) gelmektedir. Bu tankın alt kısmında bir açıklık sözkonusu olup ağır mineraller bu açıklıktan tekrar besleme tankına alınmakta artık tankından taşan mineraller ise nihai artık tankına (9) buradan da bir pompa vasıtasıyla artık sahasına beslenmektedir. Şekil 2. Turbo Flotasyon Kolon Sistemi Flotasyon Kolonlarında Kullanılan Terminoloji Flotasyon kolonunun çalışma mekanizmasının mekanik flotasyon hücresinden oldukça farklı olması, kolonlardaki işlem parametrelerini ifade eden yeni bir terminoloji kullanımını zorunlu kılmıştır. Bunlar; i. Hacimsel hava miktarı (Air hold-up-h ) i.i. Akış hızları; - Hava hızı (Superficial air rate- Jh ) - Besleme hızı (Superficial feed rate- Jb) - Artık hızı (Superficial tailing- Ja) - Bias hızı (Superficial bias rate- JB) - Yıkama suyu hızı (Superficial wash water rate- Jys) i.i.i. i. Taşıma kapasitesi (Carriying rate-C) ‘dir. Hacimsel hava miktarı (Air hold-up-h ) Flotasyon kolonunun herhangi bir noktasında hacimsel olarak havanın kapladığı miktar olarak tanımlanmakta ve hava hızı, kabarcık çapı, pulp akış hızı, tane/kabarcık agregalarının yoğunluğu ile pulp yoğunluğuna bağlı olarak değişmektedir. Tipik bir flotasyon kolonunun toplama bölgesinde hacimsel hava miktarı %5-30 arasındayken, köpük bölgesinde %80’ne kadar çıkmaktadır. Şekil 2’de hava hızı ile kolondaki hacimsel hava miktarı arasındaki ilişki görülmektedir. Şekilde görüldüğü gibi, hava hızı ile hacimsel hava miktarı arasında doğrusal ilişkinin bulunduğu bölümde homojen çaplı kabarcıkların aynı hızda yükseldiği kabarcıklı akış (bubbly flow) koşulu olmakta ve flotasyon kolonlarının da bu akış şartlarında çalışması istenilmektedir. Hava hızında bunun ötesinde bir artış olduğunda hacimsel hava miktarı kararsız olmakta ve kabarcıkların birleşerek büyümeleri sonucu hızla yükseldikleri hetorojen akış meydana gelmektedir. Bu akışa çalkalanmalı-türbülans akış (churn-turbulent flow) koşulu denir. Hava hızındaki artışın devam etmesi ile küçük çaplı kolonlarda (10 cm) kabarcıklar kolon kesitini tamamen kaplamakta, bu akış koşullarına ise salyangoz akış (slug flow) koşulu adı verilmektedir. i.i. Akış Hızları: Birim kolon kesit alanındaki hacimsel akış hızlarıdır. (1) (x; besleme, artık, bias ve yıkama suyu) Jx = Akış hızı Qx = Debi Ac = Kolon kesit alanı Akışların bu şekilde verilmesinin nedeni farklı çaplardaki kolonların karşılaştırılabilmesine olanak sağlamaktır. Bias hızı flotasyon kolonlarının önemli özelliklerinden biridir ve köpükten aşağı doğru süzülen net su akışı ya da buna denk olan artık ve besleme akışları arasındaki net su akış farkı olarak tanımlanmaktadır. JB=Ja-Jb (2) Flotasyon kolonlarında bias hızı genellikle pozitif olmaktadır. Mekanik flotasyon hücrelerinde ise negatif bias, yani yukarı yönde akış söz konusudur. Negatif biasla çalıştırılan flotasyon kolonu uygulamaları da vardır ve özellikle iri tanelerin flotasyonunda başarılı sonuçlar elde edilmiştir. Artık su içeriği akış hızının, besleme su içeriğinin akış hızından daha büyük olması sonucunda doğan fark, kolonun köpük bölgesinden verilen yıkama suyu ile fazlasıyla karşılanmaktadır. Böylece yıkama suyunun biası karşılayıp kolon içinden aşağı doğru akarken, diğer kısmı konsantre kısmından alınmaktadır. Yıkama suyunun biası karşılayıp aşağı yönde akan kısmı köpüğü yıkayıp besleme suyu ile gang minerallerinin konsantreye kaçmasına engel olmaktadır. i.i.i. Taşıma Kapasitesi (Carrying Rate): Flotasyon kolonunda birim zamanda birim kesit alanda yüzen mineral ağırlığı olarak tanımlanmaktadır (g/cm2/sn) veya (t/m2/saat). Bu parametre bir anlamda kolonda kazanılabilecek maksimum katı miktarını, diğer bir ifadeyle kabarcık yüzeylerinin maksimum miktarda tane ile kaplanmasını ve tane toplama sürecinin üst limitini ifade eder. Kuramsal olarak taşıma kapasitesi aşağıdaki ifade ile verilir. (3) C = Taşıma kapasitesi Qh = Hacimsel hava akış hızı dt = Tane çapı t = Tanenin özgül ağırlığı A = Bir sabit = Tanelerin kabarcık yüzeyine yapışarak yüzeyde birikmesi sonucu meydana gelen paketlenmeyi tanımlayan bir parametre dk = köpükteki kabarcık çapıdır. Eşitlikten de görüldüğü gibi C hava hızının artışı ve köpükteki kabarcık çapının küçülmesi ile yükselmektedir. Hava hızının artışı ile taşıma kapasitesi yükselerek maksimum taşıma kapasitesine erişir. Maksimum taşıma kapasitesi değerinde çalışan bir kolonun kapasitesi yalnızca dt, ve ‘nın fonksiyonudur. Literatürdeki verilerden yararlanılarak taşıma kapasitesi için aşağıdaki eşitlik önerilmiştir. C=a*d80*t (4) A = Bir sabit (0.068) d80 = Konsantrenin %80’nin geçtiği tane boyu t = Konsantrenin yoğunluğu Eşitlik 4’ün yalnızca verilerin elde edildiği aralık için geçerli olduğu unutulmamalıdır. Taşıma kapasitesi tanımındaki kolondan kazanılan maksimum katı miktarı, toplam kabarcık yüzey alanından bağımsız olarak ele alınmıştır. Gerçekte, konsantre miktarı tanelerle kaplanacak kabarcık yüzey alanı doğrudan ilişkilidir ve bu nedenle de gerçek değer deneysel olarak belirlenen taşıma kapasitesi değerinden daha yüksek olabilir. Flotasyon kolonu tasarımı amaçlandığında taşıma kapasitesinin deneysel olarak belirlenmesi gerekmektedir. Taşıma kapasitesi deneysel olarak, sabit besleme hızında besleme pulp katı içeriğinin artırılması ile yapılan ve en yüksek konsantre akış hızına erişilmesi hedeflenen bir seri deney ile belirlenir. Flotasyon kolonun toplama bölgesinde mineral kazanımı meydana gelmektedir. Flotasyon işleminde tane-kabarcık bağlanma mekanizmasını açıklamak için iki kuram ileri sürülmüştür. Bunlardan ilkine göre tane/kabarcık bağlanmasının çarpışma ile meydana geldiği, diğer kurama göre ise su sevmez bir tane yüzeyi üzerine hava kabarcığı çökelmesi ile tane/kabarcık bağlanmasının meydana geldiği iddia edilmektedir. Çarpışma kuramı, flotasyon kolonu gibi hava kabarcıklarının karıştırma ile elde edilmediği ve akış koşullarının sakin olduğu flotasyon hücrelerinde geçerli olmaktadır. Flotasyon kolonunda köpük, besleme noktasının hemen üzerinde bulunmakta ve endüstriyel uygulamalarda kalınlığı 1.5 m kadar olabilmektedir. Flotasyon kolonlarındaki köpüğün konvensiyonel hücrelerinkinden kalınlığı dışındaki en önemli fark, yıkama suyu ile yıkanmasıdır. Köpüğün yıkanmasının iki önemli nedeni vardır; bunlardan biri besleme suyu ile gang minerallerinin taşınmasını önlemek, diğeri ise köpüğün karalı olmasını sağlamaktır. Pozitif biasla çalışan kolonlarda yıkama suyunun bir bölümü bias suyunu karşılamak için kolon içine süzülürken, diğer bölümü konsantrenin taşımını sağlamaktadır. Yıkama suyunun biası karşılayan bölümü taneler olsun ya da olmasın köpüğün kalınlığı 10-100 cm kadar artırdığı belirtilmiştir. İki faz (su/hava) içeren flotasyon kolonu ile yapılan çalışmalarda, köpük yapısının Şekil 3’de gösterilen bileşenlerden meydana geldiği belirlenmiştir. i. Ara yüzeyin hemen üzerinde yayılmış kabarcık yatağı vardır ve buradaki hava miktarı (Єh) %74’den azdır. Toplama bölgesinden yükselen kabarcıklar pulp/köpük ara yüzeyine çarptıktan sonra yayılmış kabarcık yatağına girerler. Kabarcıklar bu bölgeye girdiklerinde bağıl olarak homojen, küçük ve küreseldirler. Ara yüzeyde kabarcıkların çarpmasının meydana getirdiği şok dalgaları tüm yayılmış kabarcık yatağı boyunca etki ederek kabarcıkların büyümesine neden olduğu belirtilmiştir. i.i. Yayılmış kabarcık yatağının hemen üzerinde başlayan ve yıkama suyu ekleme noktasına kadar uzanan bölüm paketlenmiş kabarcık yatağıdır ve hava miktarı (Єh) %74’den fazladır. Burada kabarcıklar daha da büyüktür ve yıkama suyunun etkisi ile tapalı akış yükselmektedir. Paketlenmiş kabarcık yatağında kabarcık büyüme hızı bağıl olarak düşüktür ve genellikle kabarcıklar hızla yükselen büyük kabarcıkların çarpışması ile birleşerek büyümektedir. i.i.i. Yıkama suyu ekleme noktasının üzerinde ise konvensiyonel süzülmüş köpük tabakası vardır ve buradaki hava miktarı ise (Єh) %80’den fazladır. Süzülmüş köpük tabakasında bias negatiftir ve bölgenin ana işlevi düşey yöndeki hareketi yatay yöne çevirerek konsantre oluğuna akış sağlamaktadır. Mekanik flotasyon hücrelerinde su ile taşınım konsantre kirlenmesinin en önemli nedenlerinden biri olduğu belirtilmiştir. Buna karşılık flotasyon kolonlarında tanelerin su ile taşınımının, köpüğün kalın olması, yıkama suyu ile köpüğün yıkanması ve pozitif biasla çalışmaları nedeniyle engellendiği belirtilmiştir. Kalın köpük tabakası içindeki kabarcıkların büyümesi nedeniyle kabarcık yüzeyindeki tanelerin kopma/tekrar bağlanma ile konumları değişmektedir. Bu durum flotasyon kolonlarında köpük seçimliliğinin olumlu yönde artmasına neden olmaktadır. Yapılan çalışmalarda köpükte mineral profillerinin oluştuğu gözlenmiş, özellikle ara yüzey üzerinde 10 cm’lik derinlikte hızlı bir tenör yükselmesinin meydana geldiği bulunmuştur. Bu çalışmalar köpükte seçimliliğin söz konusu olduğu ve tanelerin bir kısmının köpükte kalarak konsantre olarak alındığı, diğer tanelerin ise köpük bölgesinden toplama bölgesine geri düştüğü sonucunu ortaya çıkarmaktadır. Flotasyon kolonlarını mekanik hücrelerden ayıran en önemli özelliklerden biri, havanın kolona kabarcık üreteci (sparger) ile verilmesidir. Mekanik flotasyon hücrelerinde ise hava kabarcıkları karıştırıcının meydana getirdiği kavitasyon ile oluşmaktadır. Kabarcık üretiminin amacı, orta ve yüksek hava hızlarında küçük çaplı kabarcıklar elde edilmektedir. Gerek flotasyon kolonlarında ve gerekse diğer tipteki flotasyon hücrelerinde çok çeşitli ve ülkeden ülkeye değişen kabarcık üretici tasarımlar kullanılmasına karşın flotasyon kolonlarında yaygın olarak iki tip kabarcık üretici sistem kullanılmaktadır. Bunlar sırasıyla; i. Havanın kauçuk veya filtre bezi kaplanmış delikli bir boru ya da yalnızca delikli çelik boru yardımıyla kolona verildiği kabarcık üreteçleri i.i. Kolonun dışında, havanın köpürtücü içeren su veya puple karıştırılarak kolona verildiği kabarcık üreteçleridir. Flotasyon Kolonlarının Performansına Etki Eden Parametreler Kolon performansına etki eden parametreler iki grupta düşünülebilir; i. Baştan tasarlanan ve işlem sırasında değiştirilemeyen parametreler - Kolon çapı - Toplama bölgesi yüksekliği - Kabarcık üretici tipi - Yıkama suyu besleme sistemi i.i. İşlem parametreleri - Besleme - Hava ve yıkama suyu hızı - Köpük kalınlığı - Pulp yoğunluğu - Reaktif miktarı Bunun dışında, kabarcık çapı ve dağılımı, hacimsel hava miktarı ve besleme tenörü gibi sistem içinde değerleri bağımsız olarak değiştirilemeyen diğer parametrelerin de kolon performansını etkilediği bilinmektedir. Bir flotasyon kolonunun performansını etkileyen parametreler dikkate alındığında kapasiteyi sınırlayan iki önemli faktör vardır; 1. Tane toplama hızı 2. Konsantre alma hızı Kolon kapasitesi taşıma kapasitesinin (C) çok altında ise kolon hız sınırlayıcı koşulda çalışmaktadır. Bu hız sabitinin (k) optimum değerin altında olduğu koşullarda meydana gelir. Kolonun hız sınırlı koşulda çalıştığı bilinirse bu durum; 1. Kabarcık çapı 2. Toplayıcı miktarı 3. Hava hızı parametrelerinden biri ile iyileştirilir. Bu parametreler arasında kabarcık çapı kontrolünün hız sabitini artırmada en etkin yöntem olduğu söylenebilir. Hız sabiti yeterince yüksekse kolon kapasitesi “Maksimum Taşıma Kapasitesi” ile ifade edilir ve bu durumda kolon performansı taşıma kapasitesi ile sınırlanmıştır. Bu koşullarda flotasyon kolonunun maksimum taşıma kapasitesi üzerinde, yüksek bir hız sabitine sahip olarak çalışması uygun olabilir. Böylece daha az su sevmez taneler köpükten pulpe geri dönerek konsantre tenörünün yükselmesi sağlanabilir. Tasarım parametrelerinin etkilerinin kısaca irdelenmesi gerekirse; Kolon Çapı: Kolon çapının performansa etkisi yeterince incelenmemiş olmasına karşın, kuramsal olarak kolon çapının büyümesinin, akış koşulunun tapalı akıştan mükemmel karışmaya geçişine bağlı olarak verimde düşmelere neden olacağı belirtilmektedir. Kolon çapının büyümesi ile kolon performansının bozulduğu ortaya konmasına karşın tersi sonuçlarla da karşılaşılabilmektedir. Toplama bölgesi yüksekliği: Toplama bölgesi yüksekliğinin artması kalma süresini artırdığından verim yükselmekte, ancak konsantre tenörü çoğunlukla düşmektedir. Yıkama suyu, dağıtıcı sistem ve konumu: Yıkama suyu dağıtma sisteminin performansa etkisi yeterince incelenmemiştir. Duş tipi ve jet tipi dağıtma sistemlerinin karşılaştırılmasında köpüğün üzerinden su verildiğinde jet tipinin duş tipine oranla köpüğe su ile taşınan gang miktarını azalttığı görülmektedir. İşlem parametrelerinin etkisi ise; Hava hızı: Artan hava hızı ile verimin bir maksimum verecek şekilde artığını ve bu noktadan sonra ise azaldığı görülmektedir. Tenör ise bunun tersine bir eğilim göstermekte ve yaklaşık olarak verimin maksimum olduğu bölgede minimum değer alınmaktadır. Besleme hızı: Çok sayıda araştırmacı besleme hızının azalması ile verimin artığını ortaya koymuşlardır. Bu araştırmacıların ortak görüşü, besleme hızının besleme hızının azalması ile kalma süresinin artığı buna bağlı olarak verimin yükseldiği şeklindedir. Köpük kalınlığı: Köpük kalınlığının artışı ile konsantre tenörü önemli ölçüde artarken, verimde önemli bir düşüş gözlenmemiştir. Yıkama suyu hızı: Yapılan bazı çalışmalarda yıkama suyu artışı ile tenör yükselirken verim düşmüş, bazılarında ise tersine bir durumla karşılaşılmıştır. Besleme pulp yoğunluğu: Pek çok araştırmacı, pulp yoğunluğunun artışı ile verimin yükseldiğini belirtmiştir. Konvensiyonel flotasyon hücrelerinin tersine, yüksek pulp yoğunluğunda verim-tenör eğrisinin korunabilmesi kapasite açısından önemli bir avantaj olarak değerlendirilmektedir. Köpürtücü miktarı: Flotasyon kolonlarında toplayıcı miktarının etkisi mekanik hücrelere benzer olurken, köpürtücü miktarı kabarcık boyutunu değiştirerek performans üzerinde önemli ölçüde etkili olabilmektedir. 7. FLOTASYON UYGULAMALARI 7.1. Sülfürlü Bakır Cevherleri Flotasyonu Flotasyon: Oldukça kolay yüzer Toplayıcı: Ksantatlar (amil/isopropil/butil), 2-300 glt Köpürtücü: MIBC, Dowfroth pH: 8.5 -12.0, Kireç: 1-5 kglt (alkali pH piriti bastırır) İlk Öğütme Boyutu: %50-60, -0.075 mm Ikinci Oğütme: %90-100, -0.075 mm Tenör Aralığı: %25-50 Cu Randıman Aralığı: %80-90 7.2. Oksitlenmiş Bakır Cevherleri Flotasyonu Oksitlenmiş bakır mineralleri (azurit, malakit) sulu sülfürik asit solusyonlarında liç (leach) edilip, elektroliz kazanılabilir. Düşen sülfürik asit fiyatları bunu daha da artırmaktadır. Orta Afrika'da birçok oksitli cevher liçten önce flotasyona tabi tutulur. Malakit cevherleri sülfürlemeden sonra ksantatlarla yüzdürülebilir. Klasik bir örnek Dünyanın ikinci büyük bakır üreticisi Zambia' da Consalidated Bakır Madenidir (Şekil 10). Cevher yüksek tenörlü (%3.4 Cu) olup başlıca kalkosin, malakit ve az miktarda kalkopirit, bornit, kovelin, azurit ve küprit içerir. Nchanga konsantratöründe sülfürlü cevher ksantatla normal yüzdürülür. Sülfülü artıkları oksitlenmiş bakır için şartlandırılır. Na-isopropil ksantat ve TEB köpürtücüsü sülfür flotasyonunda kullanılır. Sülfür kaba flotasyonu iki konsantre verir: yüksek tenörlü (%45-55 Cu) ve düşük tenör1ü (%12-15 Cu). Sülfür kaba flotasyon artıkları %15 Na-hidrosülfür ve 1:1karışımında palm-çekirdeği yagı: dizel (hem toplayıcı ve hemde köpürtücü olarak çalışır) ile şartlandırılır (Şekil 10). Oksit kaba flotasyon konsantresi hidrosiklon ile sınıflandırılır. Hidrosiklon altı tekrar öğütülür ve temizleme flotasyonunda temizlenir. Siklon üstü liçe gönderilir. Oksit konsantresi %15-20 Cu içerir ve sülfür konsantresine ilave edilir. Temizleme artıkları da liçe gönderilir. Sülfürlenmiş oksit minerallerinin flotasyon randımanı %50 civarındadır. Artıkta %0.7-0.9 Cu bulunur. 7.3. Bakır-Molibden Cevherleri Flotasyonu Bakır porfiriklerin en önemli yan ürünleri (by-product) molibdendir. Alaşımlı çeliklerin ve paslanmaz çeliklerin yapımında kullanılır. Konsantrede %90'dan fazla MoS2 ve %O.5'den az Cu bulunması istenir. Fiyat indirimi tatbikiyle, %85 MoS2 ve %1'e kadar Cu içeren konsantreler satılabilir. Molibden doğal olarak hidrofobik olduğundan kolay yüzer. Bakır kaba flotasyon konsantresi tekrar öğütülür ve temizlenerek bakırdan ayrılır. Mo yumuşak bir mineral olduğundan kolayca şlam oluşturur. İnce Mo parçalarının flotasyonu azalır. Kaba flotasyon konsantresi sınıflandırılır ve sadece iri hidrosiklon altı kapalı devre olarak tekrar öğütülür. Temizlenmiş Cu konsantreleri koyulaştırılır. Daha sonra Cu mineralleri bastırılır, Mo yüzdürülür. Bunun konsantresi 12 kez kadar tekrar temizlenir. Mo konsantresi çok az miktarda Cu ve diğer safsızlıklar içermelidir. Bu yüzden Mo konsantresi NaCI ve sıcak FeCl3 ile liç edilir.
Benzer belgeler
Madencilik Ve Cevher Hazırlama İşlemlerinde Kullanılan Kimyasallar
Madenlerin yeraltından çıkarılması aşamasında çok fazla kimyasal kullanılmamaktadır. Maden
ocaklarında en çok kullanılan kimyasal patlayıcı maddelerdir. Farklı kayaç tiplerinde kullanılmak üzere
de...