57. SAYI - Avrasya Hospital
Transkript
57. SAYI - Avrasya Hospital
Avrasya Hospital Sa€l›k Dergisi ASTIM MI? ALERJİK RİNİT Mİ? BAHAR ALERJİSİ YANLIŞ ANTİBİYOTİK KULLANIMINA DİKKAT! DERİ TÜMÖRLERİ ŞEKER YÜKLEME TESTİ SES KISIKLIĞI BÖBREK TAŞI HASTALIKLARI YAZLARI KADINLAR İÇİN DAHA GÜZELDİR. Y›l: 16 - Say›: 57 - www.avrasyahospital.com BÖLÜMLERİMİZ TEŞHİS VE TEDAVİ ÜNİTELERİMİZ HASTANEMİZİ FARKLI KILAN ÖZELLİKLER Temelden itibaren hastane olarak projelendirilip, inşa edilen ülkemizin ender özel hastanelerinden biridir. Avrasya Hospital; 51 yoğun bakım olmak üzere 135 nitelikli hasta yataklarına sahiptir. 6 adet üstün teknolojik donanımlı ameli- yathane, 3 doğumhane, 3 küçük cerrahi müdahale odası mevcuttur. Yenidoğan Yoğun Bakım Ünitesi, Koroner Yoğun Bakım Ünitesi, KVC Yoğun Bakım Ünitesi, Cerrahi ve Dahili Yoğun Bakım Üniteleri, Onkoloji Merkezi (Radyasyon Onkolojisi, Medikal Onkoloji Ünitesi) bulunmaktadır. 50 adet modern poliklinik odası, yüksek teknolojisi ve deneyimli kadrosu, 4200 m2’lik kapalı, 1000 m2’lik açık otoparkı ile 7 gün 24 saat hizmet veren bir sağlık kuruluşudur. BÖLÜMLERİMİZ • 24 Saat Acil Hizmet • Genel Cerrahi • Onkoloji • Kad›n Hastal›klar› ve Do€um • Çocuk Sa€l›€› ve Hastal›klar› • ‹ç Hastal›klar› • Kulak Burun ve Bo€az • Nöroloji • Beyin, Omurilik ve Sinir Cerrahisi (Nöroflirurji) • Gö€üs Hastal›klar› • Gö€üs Cerrahisi • Kardiyoloji • Kalp ve Damar Cerrahisi • Göz Hastal›klar› • Difl Sa€l›€› • Ortopedi ve Travmatoloji • Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon • Üroloji • Estetik-Plastik Cerrahisi • El ve Mikro Cerrahi • Psikiyatri • Cilt Hastal›klar› • Beslenme ve Diyet • Eriflkin Yo€un Bak›m • Koroner Yo€un Bak›m • Yeni Do€an Yo€un Bak›m TEŞHİS VE TEDAVİ ÜNİTELERİ Onkoloji Merkezi Kanser Teflhis ve Tedavisi Radyasyon Onkolojisi Kemoterapi Ifl›n Tedavisi Trilogy Lineer Akseleratör (Linak) Kobalt Ayg›t› Simülatör Üç Boyutlu (3D) Tedavi Planlama Onkoloji Yo€un Bak›m› Genel Cerrahi Acil Cerrahi Kanser Cerrahisi Endoskopik Cerrahi Sünnet Endoskopi Ünitesi Gastroskopi Duodenoskopi E.R.C.P. Kolonoskopi Rektoskopi Gö€üs Hastal›klar› Bronkoskopi Transtorasik ‹€ne Aspirasyonu Plevral Biyopsi Torasentez Plörodesiz Solunum Fonksiyon Testleri Allerji Testleri Kardiyoloji Koroner Anjiyografi 128 Kesit BT Anjiyo MR Anjiyo Damarlar›n Doppler Tetkiki Periferik Anjiyografi Kalp Anjiyografisi Balon Anjiyoplasti Stent Tak›lmas› ASD VSD PDA Kapat›lmas› Valvüloplasti DSA ile Damarlar›n Tetkiki Kal›c› Kalp Pili Tedavisi Periferik Anjiyografi (Alt-ÜstEkstremite-Karotis-Renal-Beyin Anjiyografisi) Ekokardiyografi Eforlu EKG EKG Stres Eko Holter Tansiyon Holter Kardiovasküler Cerrahi Eriflkin Koroner Arter BYPASS Kalp Kapak Cerrahisi Do€ufltan (Konjentinal) Kalp Hastalıkları Cerrahisi Büyük Aort Damarı Cerrahisi Bacak Atardamarları ve Varis Karotis (fiahdamarı) Ameliyatları Nöroloji EEG A€r› Tedavisi Göz Ünitesi FFA (Göz Anjiyosu) Görme Alan› Belirleme Ünitesi Argon Laser Yag Laser Kontakt Lens Üroloji Böbrek Tafl› K›rma Ünitesi (ESWL) Pnömatik Tafl K›rma Sistoskopi Üreteroskopi Renoskopi Sünnet Dermatoloji (Cildiye) Laser Uygulama Ünitesi Kal›c› Epilasyon Cilt Gençlefltirme Varis Tedavisi Elektrokoterizasyon Krioterapi Radyoloji Emar-MR (Manyetik Rezonans) Multislice Tomografi 128 Kesit Tomografi (Dijital Anjiyo) Ultrason Renkli Doppler Mamografi Fluoroskopi Konvansiyonel Röntgen Laboratuvar Biyokimya CHEK-UP Mikrobiyoloji Patoloji Laboratuvar› Histopatoloji Sitoloji Frozen ‹nceleme Hasta Bafl› Giriflimler MİSYONUMUZ VİZYONUMUZ DEĞERLERİMİZ Nitelikli uzman kadrolar›m›z ile bireylerin teflhis, tedavi , bak›m ve koruyucu sa€l›k hizmetlerini kapsayan uygulamalar›m›z›, etik de€erlere ba€l›, hasta haklar›na sayg›l›, dil, din, ›rk ve cinsiyet ayr›m› gözetmeksizin kaliteli ve ekonomik olarak sunmakt›r. Ça€dafl bir yönetim sistemi, t›bbi uygulamalar› ve teknolojisi ile örnek gösterilen, toplumun beklentileri ile hastalar›m›z›n tüm sa€l›k gereksinimlerini karfl›layan ve bu özellikleri ile öncelikle tercih edilen, güvenilir, standart, kurumsal, sayg›n bir sa€l›k kuruluflu olmakt›r. De€iflim ve geliflime aç›kl›k fiefkat ve güleryüzlülük Çevreye ve insana sayg› Tak›m çal›flmas›na olan inanç Güvenilirlik HASTANEMİZ SGK, BANKALAR VE ÖZEL SAĞLIK SİGORTALARI İLE ANLAŞMALIDIR. 2 Yön. Kur. Başkanı Op. Dr. Hüseyin URLU Yeni Hizmet ve Teknolojilerle Gelişiyoruz... Yön. Kur. Baflk. Op. Dr. Hüseyin Urlu Kurumlar Vergisi Dalında 3 Kez Bronz Madalya Değerli okuyucularımız, Yıllar önce Avrasya Hospital Zeytinburnu şubemizi açtığımızda Türkiye’de Onkoloji Ruhsatı alan ilk özel hastane olma misyonunu da yüklenmiştik. O yıllarda ülkemizde ve şehrimizde Onkoloji alanında hizmet veren sağlık tesisi sayısı bir hayli azdı. Biz özel sektör temsilen ilk ruhsat alan onkoloji merkezi olan özel hastane olarak bu alanın öncülerinden olduk. Bizden sonra ülkemizde ve şehrimizde birçok özel ve kamu sağlık tesisi de bu yoldan ilerleyerek kanser tedavisi konusunda birimler açtılar. Kanser tedavisine yapılan yüksek maliyeti olan bu yatırımlar hem halkımıza hem de yurtdışından gelen hastalarımıza şifa olmaya devam etmektedir. Bu günlerde Küçükköy’de inşaatı devam eden hastanemiz ile de yine sağlık sektöründe örnek olacak bir çalışma içinde olduğumuzu düşünüyoruz. Hastanemiz binası Türkiye’de son yıllarda yapılan ve yapılacak hastane binalarına örnek teşkil edecek bir mimari yapıya sahip olması düşünülmüştür. Dış cephe giydirmesi biten hastanemiz iç dizaynı ve konsepti de tamamlandıktan sonra kısmetse 2015‘in son çeyreğinde siz değerli halkımızın hizmetine girecektir. 31.000 metrekare kapalı alana sahip olacak hastanemizde ekonomik, kaliteli ve ulaşılabilir sağlık hizmetini vermeye devam edeceğiz. Yine tüm branşlarda SGK kurumu ile anlaşmalı olacak hastanemiz halkımıza ve yurtdışı misafirlerimize de hizmet verebilecektir. Tabii ki hastane, sadece binası ve konsepti ile hizmet verebilecek bir yapıya sahip olamaz. İnsanımıza değer veren ve sorunlarını çözmeye çalışan hekim, hemşire ve diğer sağlık personellerimiz ile Avrasya çalışanlarına yakışır sıcaklıkta hizmetlerimizi vereceğiz. Bu hizmet ruhu ile hastalarımızın teşhis ve tedavilerini gerçekleştirirken başarıya ulaşacağımızı düşünüyorum. Halkımıza 16 yıldır ekonomik, kaliteli ve ulaşılabilir sağlık hizmetini üstün teknoloji ürünleri ile sunmaya çalışan hastanemiz Onkoloji bölümüne dahil ettiği Trilogy Radyoterapi cihazı ile tıbbi cihaz parkını daha da genişletmiş oldu. Kanserli hastalarımıza daha konforlu ve sadece tümöre daha yoğun ışın verecek olan cihazımız siz değerli halkımızın hizmetine girmiştrir. Avrasya Hospital ailesi olarak önümüzdeki süreçte büyümeye ve siz değerli halkımıza daha değerli ve önemli sağlık hizmetlerini ulaşılabilir, ekonomik ve kaliteli vermeye devam edeceğiz. Nisan - Mayıs - Haziran, 2015 Sahibi : Op. Dr. Hüseyin Urlu Genel Yay›n Yönetmeni: Op. Dr. Tamer Sözen Yaz› ‹flleri Müdürü: Ömer Urlu Yay›n Koordinatörü: ‹brahim Urlu Bilgi ‹fllem ve ‹letiflim: Güner Mollao€lu - Gülay Tunçel YAYIN KURULU Uz. Dr. Ahmet Altun Prof. Dr. Ali Bayram Op. Dr. Ali Güven Ak›nc› Doç. Dr. Ali Rıza Cenal Uz. Dr. Ali Vardar Op. Dr. Attila Okur Op. Dr. Arman Çitçi Uz. Dr. Ayflegül Navdar Uz. Dr. Banu Altoparlak Op. Dr. Berk Arapi Op. Dr. Bülent Öztürk Uz. Dr. Celal Gölgeci Uz. Dr. Cengiz Konuksal Op. Dr. Coşkun Görmüş Doç. Dr. Çetin A. Evliyaoğlu Uz. Dr. Deniz Yardımcı Op. Dr. Ebru Topuz Uz. Dr. Ersin Sar› Prof. Dr. Esat Akıncı Dt. Eylem Uslu Op. Dr. Ferhat O€uz Op. Dr. Fuat Kurflun Op. Dr. Galip Arda Pelen Op. Dr. Gamze Baykan Op. Dr. Güzin Yıldırım Uz. Dr. Handan Yaflar Op. Dr. Hasan Lice Op. Dr. Hüseyin Urlu Uz. Dr. Ifl›l Soysal Op. Dr. ‹stepan Suna Op. Dr. Kemal Y›ld›r›m Uz. Dr. Mecdi H. Ergüney Doç. Dr. Mahmut İlhan Prof. Dr. Mehmet Meriç Op. Dr. Mehmet Koç Uz. Dr. Metin Yegen Uz. Dr. M. Ali Talay Uz. Dr. Nilgün Demirba€ Dr. Nur Arslan Op. Dr. Nurcan Dalan Op. Dr. Orkunt Özkaptan Op. Dr. Özgür Odabafl Op. Dr. Özgür Ortak Uz. Dr. Sercan Yılmaz Uz. Dr. Suzan Uzan Uz. Dr. fienay S›ld›r Op. Dr. Tamer Sözen Dr. Türkan Kasabal› Uz. Dr. Türkan Zeybel Uslu Uz. Dr. Züleyha Ö. Kadehçi Baflhemflire: Gülay Aziret YAYIN DANIfiMA KURULU Prof. Dr. Ayan Gülgönen - Prof. Dr. Bülent Ergun Prof. Dr.Lemi ‹brahimo€lu - Prof. Dr. Rafet Yi€itbafl› Prof. Dr. Türker Özkan - Prof. Dr. Hasan Serdaro€lu Prof.Dr. Kürflat Bozkurt - Op. Dr. Halil Önsoy Op. Dr. Halil Toplamao€lu ‹LET‹fi‹M: Befltelsiz Mahallesi Seyit Nizam Caddesi 101. Sk. No:107 Zeytinburnu - ‹stanbul Tel:(0212) 665 50 50 (pbx) Fax: (0212) 665 50 60 www.avrasyahospital.com.tr - [email protected] Grafik, Tasarım ve Baskı: Esenlikle ve sağlıkla kalın. Litros Yolu Fatih Sanayi Sitesi No: 129-130 Topkap›-‹stanbul Tel: (0212) 565 21 12 - 544 16 83 E-mail: [email protected] 3 AVRASYA HOSPITAL HABERLER 5. HATAY GÜNLERİ FESHANE’DE ZİYARETÇİLERİ İLE BULUŞTU. 5.si düzenlenen Feshane Hatay Günleri’nde sağlık sponsoru olarak stantımızı kurarak misafirlerimizi ağırladık. İstanbul Valisi Vasip Şahin, Hatay Valisi Ercan Topaca, İskenderun Belediye Başkanı Seyfi Dingil stantımızı ziyaret ederek, yaptığımız sağlık sponsorluğundan ve verdiğimiz hizmetlerden dolayı bizleri tebrik etti. Hatay Büyükşehir Belediye Başkanı Doç. Dr. Lütfü Savaş Feshane Hatay Günlerinde kurduğumuz stantımızı ziyaret etti. Avrasya Hospital olarak verdiğimiz kaliteli hizmet ve üstün başarılarımızdan dolayı bizleri tebrik etti. İstanbul Vali Yardımcısı Mustafa Ayhan Feshane Hatay Günlerinde sağlık sponsoru olarak kurduğumuz stantımızı ziyaret etti. Sayın Ayhan, İleri düzey teknolojilerimiz ve başarılı kadromuzla vermiş olduğumuz üstün hizmetlerden dolayı Avrasya Hospital ailesini tebrik etti ve başarılarımızın devamını diledi. Feshane Hatay Günleri’nin 2. gününde Avcılar Kaymakamı Hulusi Doğan, Dörtyol Belediye Başkanı Yaşar Toksoy stan- 4 tımızı ziyaret ettiler. Hatay Dörtyol İlçesi Esnaf Kefalet Kooperatif Başkanı Ali Gün, Hatay Esnaf ve Sanatkarlar Odası Başkanı Ahmet Bölükbaşı ve İş Adamı Hasan Demir sağlık sponsoru olarak kurduğumuz stantımızı ziyaret ettiler. Hatay günlerinin sonunda Aya İrini Müzesinde Hatay Medeniyetler korosunun verdiği konser ve kardeşlik mesajları görülmeye değerdi. Birçok seçkin konuğun katıldığı konseri 1000 e yakın davetli izledi. Hastanemizden de konsere Yön. Kur. Bşk. Hüseyin Urlu ve eşi Ecz. Nermin Urlu, Prof.Dr. Ali Bayram, Op.Dr. Coşkun Görmüş, Battal Urlu ve eşi Öznur Urlu izlediler. AVRASYA HOSPITAL HABERLER ONKOLOJİ ÜNİTEMİZİN 1-7 NİSAN KANSER HAFTASI ETKİNLİĞİ SES GETİRDİ… Erken Teşhis Hayat Kurtarır! Dünyada kanser hastalığının tedavisi hakkındaki gelişmeleri sunan Doç. Dr. Mahmut İLHAN kanser konusunda şunları anlattı; 2015 yılına ait kanser oranı 20 milyon üzerinde beklenmektedir. Özellikle fakir ülkelerde bu artışın da fazla olması beklenilmekte. Dünyada ölümle sonuçlanan ilk 3 kanser oranından bahseder isek ; birinci sırada akciğer kanseri dünyada 1.820.000 kişide görülmekte ve bunun 1.600.000’i ölümle sonuçlanmaktadır, ikinci sırada meme kanseri dünyada 1.670.000 kişide görülmekte ve bunun 745.000’i ölümle sonuçlanmaktadır ve son olarak kolorektal kanser dünyada 1.360.000 kişide görülmekte iken bununda 723.000’i ölümle sonuçlanmakta. Kanserin başlıca sebeplerinde %30 etken sigara tüketimidir bunun ardından % 35 oranda beslenme ve kilo ve diğer etkenlerde hareketsizlik, enfeksiyonlar, çevresel radyasyon olarak değerlendirilebilir. Kanserden korunmak için sigara tüketmeyin sağlıklı beslenin ve güneş ışınları altında çok fazla süre kalmayın’. koloji Bölüm Şefi Uzmanı Dr. Züleyha Kadehçi ve ekibinden Radyo Fizik Uzmanı Füsun Şentürk, Radyo Fizik Uzmanı Onur Tosun, Radyoterapi Bölüm Sorumlusu Aygün Akyar, Radyo Terapi Teknikerleri nden Ayşe Öğütken, Züleyha İlçi, Gülşah Armağan, Elçin Taymaz, Muhsin Güllük, Didem Serbest Özbek, Ali Serbest, Aysun Adanur sizleri günün her saatinde güler yüzleriyle karşılayarak en iyi şekilde sağlığınıza destek olmaya çalışmaktadır. Güler yüz ve motivasyon, tedavi süreçlerinde en önemli etkendir. Nefes aldığımız sürece hayatın her alanında bazen inişler bazen çıkışlar, bazende olumlu ve olumsuz hayatımızı etkileyecek olaylarla karşılaşabiliyoruz. Karamsarlığa kapılmadan neden beni buldu demeden ve en önemlisi de pes etmeden kazanmak için, hem kendimizi hem de dünyamızı aydınlatmak adına yüzünüzden gülücükler kalbinizden sevgi eksik olmasın. Hayat paylaştıkça güzeldir. Hiç Bir Şey İnsan ve Sağlık Kadar Önemli Değildir. Avrasya Hospital kalite politikasında ‘teknolojik yenilikleri, bilimsel gelişmeleri sürekli takip ederek hastalarımızın hizmetine sunacağız’ diyen bir kurum olarak son sistem cihazlara gerekli tüm yatırımlarını yapmış ve kanserle 15 yıldır savaşan bir kurumdur. Bu hastalığı 3 koldan cerrahi, radyoterapi, kemoterapi yöntemleriyle tedavi etmekteyiz. Bir sağlık kurumu olarak halkı bu konuda bilinçlendirmek. Siz değerli hastalarımıza her alanda sağlık hizmeti sunmayı sosyal sorumluluk edinmekteyiz. Neşeli Gülen bir yüz Güneş, hava, su, ilaç gibidir. Radyasyon On- ARAMIZA YENİ KATILANLAR 1963 doğumludur. İst. Üni. Tıp Fak. 1987 yılında mezun olmuştur. 1993 yılında uzmanlık eğitimini tamamlayarak SSK İst. Eğit. Hast. uzman olarak çalışmıştır. 2003 yılında T.C.Marmara Üni. Sağlık Eğitim Fak. Sağlık Yönetim Böl. “Hastane Yöneticiliği Sertifika Programı”nı başarı ile tamamlamıştır. 2015 yılı Mart ayında Dr. Cengiz KONUKSAL Avrasya Hospital’de görev yapmaya baş- Uz. Dr. Sercan YILMAZ Enfeksiyon Hast. ve Klinik lamıştır. Radyasyon Onkolojisi Mikrobiyoloji Uzmanı 1980 Hatay doğumlu. Tıp Fak. İzmir 9 Eylül Üniv. Tıp Fakültesinde, uzmanlık eğitimini de Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Radyasyon Onkolojisi Böl. tamamladı. 2015 Nisan ayı itibari ile Avrasya Hospital Onkoloji Ünitesinde görev yapmaktadır. 5 AVRASYA HOSPITAL HABERLER HASTANEMİZDE DÜZENLENEN 14 MART TIP BAYRAMI ETKİNLİĞİ GÜZEL GÖRÜNTÜLERE SAHNE OLDU.. H astanemizde her yıl düzenlenen 14 Mart Tıp Bayramı etkinliği bu günde sade bir törenle kutlandı. Op.Dr. Tamer SÖZEN’in açılış konuşması ile başlayan törende sırasıyla hemşireler adına Başhemşire Yardımcısı Ümran Karahan BAL, doktorlar adına Uzm.Dr. Ali VARDAR, Başhekim Uzm.Dr. Türkan USLU ve Yönetim Kurulu Başkanı Op.Dr. Hüseyin URLU birer konuşma yaptılar. Konuşmalarda özellikle sağlık çalışanı olmanın yarattığı zorluklar, ülkemizde sağlık çalışanlarına yönelik şiddet olayları gün- 6 deme getirildi. Dahiliye uzmanı Uzm.Dr. Ali VARDAR hekimlik yaptığı yıllarda aile bireylerini kaybettiği halde yinede mesleğini yapmaya devam ettiğini belirtti. Yönetim Kurulu Başkanı Op.Dr. Hüseyin URLU’da hekimlik mesleğinin zorluklarının yanında manevi olarak insanı doyuma ulaştıran bir meslek olduğunu belirtti. Tören sonrasında çalışanlarımıza geleneksel orkide takdimi yapıldı. Tören yapılan kokteylle sona erdi. Nice 14 Mart’lara diyor ülkemizdeki ve dünyadaki tüm sağlık çalışanlarının Tıp Bayramını Kutluyoruz. Uz. Dyt. Seda DURSUN Diyetisyen Uz. Dyt. Seda DURSUN Diyetisyen Hoşgeldin Bahar B aharın gelmesiyle havalar ısınmaya, rengarenk çiçekler açmaya, birçok hayvan kış uykusundan uyanmaya kısacası tabiat ana canlanmaya başladı. İnsanda çocuksu mutluluğu, bir o kadar içten duyguları uyandırır bahar, hoşgeldin bahar. Baharla birlikte birçoğumuzun mevsim değişmelerinde hissedebildiği ruhsal ve bedensel belirtiler gözlemlenmekte bu durum bahar yorgunluğu olarak karşımıza çıkmaktadır. Havaların ısınmasıyla birlikte birçoğumuz için yataktan kalkmak çok daha zor bir hal alırken gündelik işleri yaparken daha isteksiz olabiliyoruz. Bazı dönemlerde yeterli besin alınmaması, vitamin ve minerallerin eksik kalması, tiroit bezinin çalışma düzensizlikleri, sigaranın fazla kullanılması yorgunluk belirtilerini arttıran unsurlar olarak sıralanıyor. Bu durumları göz önünde bulundururken mutlaka beslenme düzenimiz gözden geçirilmelidir. İstanbul’da doğdu. İstanbul Bilim Üniversitesi Beslenme Ve Diyetetik Bölümünde lisans eğitimini tamamladı.. Florance Nightingale Araştırma Hastanesi, Medical Park Hastanesi, Memorial Hastanesi, Galatasaray Spor Kulübü, İstanbul Tıp Fakültesinde stajlarını tamamladı. Okan Üniversitesi Master Programını sürdürmektedir. 2015 itibariyle Avrasya Hospital’da çalışmaktadır. Dahili Tel: 1126 öğünlerimizde düzenli tüketilerek enfeksi- *Hergün duş almalı. Alırken 2-3 dk. “soğuk yonlara karşı sizi koruyacaktır. “duş almak ruhen ve bedenen kendinizi *Gün içerisinde iştah kontrolümüzü sağ- tam iyi halde hissettirecektir. Bununla birlayan, güne zinde ve enerjik başlatan en likte metabolizmanızın ve kan dolaşımının kıymetli öğünlerimizden biri olan sabah hızlanmasına, bağışıklığın güçlenmesine, kahvaltısı uyandıktan en geç 1 saat sonra vücut ısısının düzenlenmesine yardımcı olacaktır. yapılmalıdır. *Çay,kahve,asitli ve aşırı şekerli içecek tüketimi azaltılmadır. Bu içeceklerin yerini şeker katılmadan doğal olarak hazırlanmış limonata, soğuk naneli ayran, mevsim meyveleri ile hazırlanmış süt alabilir. Yada uyumadan önce içeceğiniz bitki çayları mate,yeşilçay,rezene,papatya sizi rahatlatacak keyifli bir uyku sağlayacaktır. *Açık havada yürüyüş, fiziksel ve ruh sağlımıza iyi gelecektir. Uzun yürüyüşlere çıkılamıyorsa sabah kalkınca odanızı havalandırıp odanızın oksijenle dolmasını sağlayıp, gevşeme egzersizleri yapabilirsiniz böylece dolaşım sisteminizin harekete geçmesini sağlayıp, güne daha canlı başlayabilirsiniz.. *Stres ruh ve beden sağlığını olumsuz etkileyen önemli bir faktördür. Günlük hayatta yaşanan herşey strese yol açabilir. Önemli olan bu durumun devam etmemesidir. Streden uzaklaşmak için egzersiz çok faydalı olumlu bir çözümdür. Egzersiz yapmak istemediğiniz durumlarda yoga,pilates,masaj gibi sizi iyi hissetirecek vucut kompozisyo*Geceleri aşırı yağlı,salçalı,kızartma türü nunuzu çalıştırarak endorfin hormonu salgıyiyeceklerden uzak durun. Midenizi ve di- latacak aktiviteler deneyin. ğer sindirim organlarınızı rahatsız ederek uykunuzu verimli alamamanızı sebep olur . Belirtmiş olduğum tavsiyelere uyarak bahar ayını mutluluk ve tam iyilik haliyle *Kahvaltı,öğle, akşam öğünlerinizde sofra- karşılayacaksınız. Bedenimize ve ruhumuza danızdan rafine ürünleri kaldırın.Bu ürünler iyi bakalım hayata faydalı olmak kendimize kanınıza hızlıca karışarak kan şekerinizin ani değer vermekten ve en önemlisi sevmekiniş-çıkışlarına sebep olacaktır. Rafine edil- ten başlar. Güneşin bol olduğu yüzümüzmemiş ürünleri tercih edin kepekli pirinç, den gülümsemenin eksik olmadığı harika bulgur, tambuğday unundan hazırlanmış bir bahar mevsimi geçirmemiz dileğiyle ... makarna ve ekmek çeşitleri gibi lif içeriği oldukça yüksek besinler. iyi beslenin fit kalın =) *Tükettiğimiz su miktarı oldukça önemlidir. Günde ortalama 2.5-3 lt su alımı sağlanmalıdır. Tüketeceğimiz suyu daha keyifli bir hale getirmek için su şişelerimize taze meyveler katabiliriz. Böylece bahar aylarının taze meyleriyle göz şöleni sağlarken su BAHAR YORGUNLUĞUNU “BESLENME” tüketimimizide sağlamış oluruz. İLE YENMENİN 10 ALTIN KURALI *Bahar sebze ve meyveleri çeşitlilik ve zengin vitamin-mineral içeriğiyle vucudumuzun ihtiyacının karşılanmasında oldukça önemlidir. Gün içerisinde ara öğünlerimizde 2-3 porsiyon tüketilmelidir. *Mevsim geçişlerinde B Ve C vitamini, magnezyum, potasyum kaynaklı besin tüketimi özenle sağlanmalıdır. Bağışıklık sistemi güçlenerek hastalıklara karşı koruyucu bir bağışıklık sistemi oluşturulmalıdır. Kuşburnu, yeşil-kırmızı biber ve maydanoz 7 Uz. Dr. Mehmet Ali Talay Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bahar Alerjisi Alerjik rinit çoğunlukla ömür boyu devam eden, fakat ileri yaşlarda şiddeti azalabilen bir hastalıktır. Burun akıntısı, hapşırma ve öksürük gibi bulgularla seyreden soğuk algınlığı ve alerji çok karıştırılır. B Uz. Dr. Mehmet Ali Talay Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Van Ercifl’de do€du. 1988 - 1994 y›llar›nda Çapa T›p Fakültesi’nde t›p e€itimini ald›. Ayn› fakültede 1999 y›l›nda Çocuk Hastal›klar› ve Sa€l›€› Uzman› oldu. Muayene Saatleri: 08:00 - 18:00 Dahili Tel: 1008 - 1012 8 aharın gelmesiyle birlikte doğa canlanmaya başlayınca. Bu aylarda çimen, ot, çiçek ve ağaçların çiçek açmaları ile birlikte polenler atmosfere yayılırlar sonunda ağız, burun, göz ve ciğerlerimize kadar ulaşırlar. Özellikle rüzgârlı havalardan sonra polenler havaya daha çok dağıldığı için şikâyetler artar. Bazı insanlar mevsim değişikliğinin farkına varmazken, bazılarında baharla birlikte hapşırık, burun – göz akıntıları yani bahar alerjisi şikâyetleri başlıyor. Alerjenler (polen, küf, toz, hayvan tüyü, akarlar vb) hedef organlarda (burun ve gözlerde) bir takım biyokimyasal reaksiyonlara, salgılara neden olurlar. Bu da vücutta genel kaşıntı, gözlerde yaşarma, kızarıklık, burunda tıkanıklık ve akıntı, akciğerde ise sekresyon artışı, öksürük, hırıltı vb. neden olur. Havadaki polenler soluma yoluyla vücuda yerleşir. Alerjik rinit ağır bir hastalık olmamasına rağmen kişiyi son derece rahatsız edebilir; uykuyu, yemek yeme ve yaşam şeklini olumsuz etkiler; okul ve işgücü kaybına yol açar. Genellikle 2 yaşından sonra ortaya çıkmaktadır. Çünkü alerji gelişebilmesi için en az iki bahar mevsimi ile karşılaşılması gerekir. 2 yaş altında bahar alerjisi gelişme risk çok düşüktür. Bahar alerjisi gözde, burunda ve akciğerde ve ciltte hasarlar oluşturmaktadır. Bu nedenle burun, göz ve akciğerler aşırı hassastır. Bahar alerjisi olan çocuklar kokulara aşırı hassas oldukları için çamaşırların parfümsüz deterjanla yıkanması ve ev temizliğinde kokusuz ürünlerin kullanılması önemlidir. Bahar alerjisi olan çocukların genellikle burunları tıkalı olduğu için uyku kaliteleri de bozulur. İyi bir uyku alamayan çocuklar ise gün boyu kendilerini yorgun ve halsiz hisseder. Bu da okul başarısını ciddi bir şekilde etkilemektedir. Ayrıca başağrısı, burun kanaması, konsantrasyon bozuklukları,, yaşam kalitesinde bozulma,huysuzluk, ruhsal bozuklukların çıkmasına neden olacaktır. Alerjik rinit (saman nezlesi); alerjenlerin hava yolu ile burnun iç kısmını döşeyen ve mukoza adı verilen dokuya yapışarak iltihapsız yangıya (inflamasyon) neden olur. Alerjik rinit çoğunlukla ömür boyu devam eden, fakat ileri yaşlarda şiddeti azalabilen bir hastalıktır. Burun akıntısı, hapşırma ve öksürük gibi bulgularla seyreden soğuk algınlığı ve alerji çok karıştırılır. Soğuk algınlığı genellikle kısa sürede geçer, alerjik bulgular ise aylarca devam eder.Viral enfeksiyonlar genellikle başlangıçta 2-3 gün hafif ateşle birlikte burun akıntısı, öksürük, halsizlik, boğaz ağrısı ve kas ağrıları şeklinde seyreder ve bir hafta-10 gün içinde düzelir. Alerjik hastalıkta genellikle ateş görülmez. Ama sık tekrarlar ve genellikle tüm bahar mevsim boyunca devam eder. Alerji ilaçlarına kısa sürede yanıt verir ama ilaçlar kesildiği anda tekrarlayabilir. Uz. Dr. Mehmet Ali Talay Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları lığı, hırıltı ( nefes alıp verirken ıslık sesi duyulması) olabileceği gibi sadece öksürük ile de seyredebilir. Ayrıca deride kaşıntı, kızarıklık kabarıklık şeklinde bulgularda görülebilir. TANI:Alerji düşünülen durumlarda yukarıda saymış olduğumuz oldukça tipik bulguların yanında tanıyı kesinleştirmek için bazı testlerin yapılması gerekmektedir. 1. Serolojik (kan) tetkik 2. Deri testleri 3. Burun sekresyonunun kimyasal analizi 4. Burun içine allerjen maddelerle yapılan uyarı testi TEDAVİ: Alerjik hastalığın tedavisinde ilk yapılması gereken hastanın duyarlı olduğu alerjenlerle temasını önlemektir. Alerjenden kaçınma tedavinin temelidir. Çünkü Ancak polenler dış ortamda soluduğumuz havada var olan alerjenler olup bunlardan tümüyle uzaklaşmak olası değildir. Bu yöntemlerle maruz kalınan alerjen seviyesini biraz azaltabiliriz. Rüzgarla etrafa yayılan polenler de, alerjiye neden oluyor. Hatta rüzgarın etkisiyle kilometrelerce uzağa gidip alerjik tepkilere yol açıyor. Üstelik sadece rüzgar değil, böcek ve sineklerle de polenler yayılabiliyor. Bahar aylarında sık nezle, burunda kaşınma, damakta kaşıntı, kulakta kaşıntı, sık burun kanaması, sık öksürük, nefes sıkışması, hapşırma nöbetleri,burun tıkanıklığı, burunda sürekli akıntı,gözlerde kaşıntı, sulanma (konjonktivit),burunda, dudakta, damakta ve boğazda kaşıntı, Öksürük, baş ağrısı, göz altlarında morluk gibi belirtileri bahar alerjisinin en önemli belirtileridir. Bahar Alerjisi Dört Şekilde Görülür: Sıklıkla alerjik rinit, konjuktivit dediğimiz halk değimiyle saman nezlesi ve göz nezlesi, alerjik astım ve egzema şeklinde görülür. Alerjik astımda aralıklı, nöbetler halinde göğüste sıkışma hissi, öksürük, nefes dar- ALERJİK HASTALARIN DİKKAT ETMESİ GEREKENLER • Tozlu ve polenli ortamlarda bulunmayın, eğer bulunmak zorundaysanız mutlaka maske kullanın. Polen yoğunluğu en çok sabah erken saatlerde ve akşam saatlerinde olmaktadır. Bu saatlerde dışarı çıkmamaya çalışılsın. • Yeşil alanlardan uzakta durun. • Polenlerin uçuştuğu mevsimlerde kapı ve pencerelerinizi kapalı tutun. Rüzgârlı havalarda evde kalmaya çalışın. • Burnun dış kısmına ve göz çevresine çok ince bir tabaka şeklinde vazelin sürün, polenler vazeline yapışmakta ve böylece girişleri engellenmektedir. • Özellikle kaloriferli evlerde kuru ev ha- vası alerjik rinitin kötüleşmesine neden olabileceğinden, evde hava nemlendiricisi kullanın. Klimalarda kullanılan filtreleri her ay değiştirin, alerjenleri tutan özel filtreler alın. •Hava değişimini içeride bulunan havayı kullanarak temizleyen, dışarıdaki havayı kullanmayan özel klimaları tercih edin. • Evinizde tüylü hayvan ve bitki beslemekten kaçının. Sigara içmeyin ve yanınızda içirmeyin. • Beden temizliğinize dikkat edin, düzenli olarak el ve yüzünüzü yıkarsanız vücudunuza girmek üzere olan polenleri engellersiniz. Dışarı çıkmak zorunda kalındığında eve girer girmez duşa girmek ve kıyafetleri değiştirmek. Saçlar tozu tutar,yatmadan önce duş almak, saçları yıkamak • yararlı olur.Polen mevsiminde giysilerinizi açık havada kurutmayın. Şapka ve ceketlerinizi daha sık • yıkayın. Çocuklar sokaktan geldiği zaman üstlerini hemen değiştirmelerini sağlayın. • Tüylü ve yünlü battaniyeler yerine pamuklu ve sentetik olanları tercih edin. Toz barındırabilecek tarzda kilim, halı gibi ev eşyalarını kullanmamaya özen gösterin. • Polen zamanı açık havada spor yapmayın Tatil için deniz kenarını tercih edin. • Polen zamanı evde kapı ve pencerelerinizi sıkı sıkı kapatın, araba ile giderken camları açmamak. • Allerjenlerden koruma:Polen alerjisi olanların alerji yapan maddelerden uzak durarak korunma yollarına harfiyen uymaları gerekiyor. İlaç Tedavisi: Doktora danışıp alerjiye yol açan polenin etkisini en aza indirgeyecek ilaçlar alınmalı.Örneğin burun nezlesinde anti-alerjik ilaçlar ve burun spreyleri, astımda havayollarını genişletici ve tedavi edici ağızdan spreyler ve tabletler, derideki lezyonlarda antialerjik ilaçlara ilaveten kremler etkili olmaktadır. Aşı tedavisi; Son yıllarda özellikle polen alerjili hastalarda aşı tedavisinin, etkinliğinin başarısı daha iyi. Eğer alerjik şikâyetler ilaçlarla geçmiyorsa ve giderek artıyorsa aşı tedavisi (immunoterapi) uygulanır. Bu aşıların içinde alerjiye neden olan alerjenler vardır. Çok az miktarlardan başlanarak giderek artırılan miktarlar aşı ile vücuda verilir. Bu alerjenlere karşı vücudun bağışık hale gelmesi sağlanır. Bu enjeksiyonlarla vücutta antikorlar oluşur, bunlar alerjenleri engeller. Ancak bu önlemler tam uygulansa, tedaviye yardımcı olur. Çevresel allerjenlerden korunma önlemleri tek başına yeterli değildir. Bu nedenle ilaç tedavisi mutlaka yapılmalıdır. Doktor kontrolünde kullanılmalıdır. 9 Uz. Dr. Züleyha Ö. KADEHÇİ Radyasyon Onkoloji Avrasya Hospital Radyasyon Onkolojisi Trilogy Cihazıyla Şifa Dağıtıyor... Kanserle savaşın, üç farklı branşta (cerrahi, kemoterapi ve radyoterapi) asıl amacı öncelikle tümörü doku veya organdan tamamen silmek, bunu yaparken de vücudumuzdaki sağlıklı olan biçbir yere zarar vermemektir. H Uz.Dr. Züleyha Ö. KADEHÇ‹ Radyasyon Onkoloji 1974 Lüleburgaz’da do€du. Trakya Üniversitesi T›p Fakültesi mezunu ‹stanbul Üniversitesi Çapa T›p Fakültesi Radyasyon Onkolojisi Ana Bilim Dal›nda ihtisas›n› tamamlad›. Avrasya Hospital’da Onkolog olarak çal›fl›yor. Evli ve iki çocuk sahibi. Muayene Saatleri: 09:00 - 16:00 Dahili Tel: 3078 - 3079 10 içbir şey insan ve sağlık kadar önemli değildir inancıyla yola çıkarak, hastalarına son teknoloji yöntemleriyle şifa dağıtmaya devam eden Avrasya Hospital özellikle son yıllarda dünya sorunu olan kalp ve kansere yaptığı yatırımlarıyla da dikkat çekiyor. Bilindiği gibi Kanser Tedavisinde 3 yöntem vardır. Cerrahi, ilaç (Kemoterapi akıllı molekül-hedefe yönelik tedavi) ve ışın yöntemidir. Kanser tedavisinde Radyasyon Onkolojisinin yeri ve önemi çok büyüktür. Kanser Tedavisindeki 3. Aşama olan Radyasyon tedavisi, kanser ve diğer problemleri tedavi etmek için X ışınlarının kullanımıdır. Avrasya Hospital olarak son teknolojik özelliklere sahip rapidarc lisansıyla beraber VARİAN TRİLOGY cihazını hastane bünyesine kazandırarak hasta kabulüne başlamıştır. VARİAN TRİLOGY cihazı 3 cihazın tedavi alanlarını bir cihazda toplayarak hizmet vermektedir. VARİAN TRİLOGY cihazı ismini donanım özellikleri sayesinde 3 farklı tedaviyi de yapabilmesinden dolayı almıştır. Bu tedaviler IMRT, IGRT, SRS’tir. VARİAN TRİLOGY cihazı Özel teknolojilerle kanser hücrelerine ya da tümöre yüksek dozlarda x ışını yollayarak kanserli hücre tedavi edilmektedir. Bu tedavi yöntemleri ile güvenilir, kaliteli ve daha kısa sürede radyoterapi yapma imkanı sunarak hizmet vermektedir. Uz. Dr. Züleyha Ö. KADEHÇİ Radyasyon Onkoloji TRILOGY TEKNOLOJİSİ AVRASYA HOSPITAL’DE… Radyoterapi iyonizan ışın veya atom partiküllerinin kanser veya nadiren kanser dışı hastalıkların tedavisinde kullanılan bir tedavi yöntemidir. Radyasyonlar madde ve biyolojik ortamdan geçerken çarpıştığı atom ve molekülleri iyonize ederek biyolojik ve fiziksel etki gösterirler. İyonizan radyasyonların tümör ve diğer hücreleri öldürücü veya bölünmeleri sırasında öldürücü etkileri olması nedeniyle modern kanser tedavisinde kullanılan temel taşlardan biridir. Bilgisayar teknolojisinin gelişimine paralel olarak radyoterapi planlaması ve tedavisinde kullanılan iyonizan radyasyon oluşturan eksternal radyoterapi cihazlarının teknolojisinde de gelişmeler olmuştur. LİNAK tabanlı cihazlar geliştirilmiştir. Geliştirilen bu cihazların ortak özelliği IMRT ve IGRT yapabilmeleridir. Bu gelişmeler doğrultusunda hastanemiz son teknolojik özelliklere sahip rapidarc lisansıyla beraber VARIAN TRILOGY CİHAZINI hastane bünyesine kazandırmıştır. Avrasya Hastanesi Onkoloji Bölümündeki TRILOGY CİHAZI, eksternal (dışarıdan) uygulanan radyoterapide kullanılan bir lineer akseleratör (LİNAK) cihazıdır. 6MV ve 16MV foton(x ışını) ve4,6,9,12,16,20 MeV elektron enerjisi üretmektedir. lı olan doku ve organlar en iyi şekilde korunurken, hastalıklı olan dokuya en yüksek radyoterapi dozu verilmesi sağlanır. IMRT tekniği sayesinde tümöre istenilen yüksek doz verilirken tümör ile sağlam doku birleşim bölgesinde ani doz düşmesi ve çoklu alan kullanımı ile tümörlü dokuya komşu olan normal dokularda dozların düşük seviyede tutulması sağlanır. Tedavi edilecek bölgeye uygulanacak radyoterapi dozunu belirlemek için Tedavi Planlama Bilgisayar Sistemi ile hesaplamalar yapılır. Daha hassas hesaplamalar gerektirdiğinden planlama süresi uzundur. RapidArc ÖZELLİĞİ Cihaz hasta etrafında bir veya daha fazla dairesel olarak döner. Bu teknikte tümörlü olan doku daha hassas ve yüksek dozda ışınlanırken, komşu sağlam dokular çok yüksek oranda radyasyondan korunur. RapidArc tekniği ile hastaların TRİLOGY CİHAZININ ÖZELLİKLERİ NELERDİR? IMRT: Yoğunluk ayarlı radyoterapi RapidArc: Volümetrik Yoğunluk Ayarlı Ark Tedavisi (VMAT) SRT/ SRC: Noktasal ışınlama Trilogy cihazı yukarıda belirttiğimiz bu özelliklerinin yanı sıra imaj eşliğinde radyoterapi (IGRT) özelliği ile planlanan ışın dozunun hastaya hassas şekilde uygulanması sağlanır. IMRT ÖZELLİĞİ Radyoterapi cihazında şimdiye kadar kullandığımız 3D (3 boyutlu) konformal tedavinin gelişmiş formudur. Radyoterapi cihazı ile insan vücuduna tek bir ışın demeti göndermek yerine radyasyonu binlerce ışıncığa bölerek yoğunluk farklılıkları oluşturulmuş alanlardan tedavi yapılır. Böylece sağlık- 11 Uz. Dr. Züleyha Ö. KADEHÇİ Radyasyon Onkoloji liği denir. Bu sayede eğer ışınladığımız bölgeden aldığımız görüntülerde farklılıklar varsa gerekli düzeltmeler yapıp tedavimizi daha doğru yapmamızı sağlarız. TRILOGY CİHAZI KULLANIRKEN HASTALARIMIZIN TEDAVİSİNDE TEDAVİYE BAĞLI MİNİMUM YAN ETKİ, TÜMÖRÜN ORTADAN KALDIRILMASINDA MAKSİMUM BAŞARI ELDE EDERİZ. YENİ NESİL KANSER TEDAVİSİNDEN NE ANLAMALIYIZ? Kanserle savaşan üç farklı branşta da (cerrahi, kemoterapi ve radyoterapi) asıl amaç öncelikle tümörü doku veya organdan tamamen silmek, bunu yaparken de vücudumuzdaki sağlıklı olan biçbir yere zarar vermemektir. ARTIK KİŞİSELLEŞTİRİLMİŞ TIP VE KİŞİYE ÖZEL TEDAVİLERDEN BAHSEDİYORUZ. BİZE DAHA ÖNCE UYGULANAN FARKI NEDİR? Radyoterapide daha önceleri Kobalt60 (Co60) cihazı kullanılmaktaydı. Hastaları tedavi ederken tedavi alanındaki sağlıklı dokuları yeterince koruyamazdık. Tedaviye bağlı yan etkilerimiz fazlaca olurdu. Ancak son zamanlarda hızla geliştirilmiş olan LİNAC tabanlı gelişmiş radyoterapi cihazları ile hedefe yönelik tadavi yapmaktayız. Bunun anlamı tümörü hedef alarak tamamen ortadan kaldırmaya çalışmak, sağlıklı organları en iyi şekilde korumaya çalışmaktır. günlük tedavi süresi aynı işi yapan diğer cihazlara göre göreceli olarak daha kısadır. Ayrıca RapidArc’ın yoğunluk ayarlı radyoterapi tekniğini uygulayan diğer cihazlara göre avantajı daha az monitor unit (radyoterapi doz birimi) kullanılır. SRT (Stereotaktik Radyocerrahi) ÖZELLİĞİ Trilogy cihazının bu özelliği sayesinde birkaç santimetre büyüklüğünde çok küçük tümörlere noktasal ışınlama yapabilir. Böylece tümöre çok yüksek dozda yoğunlaştırılmış iyonize radyasyon verilir. Tümörün çevresindeki normal dokuda çok hızlı doz düşüşü sağlanarak sağlıklı dokuların radyasyondan zarar görmesi en aza indirilir. Stereotaktik radyocerrahi özelliği kullanıldığında hastanın tedavisi birkaç seansta tamamlanır. Ancak cihazın 12 bu özelliği doğru seçilmiş hasta gruplarına uygulanması gerekmektedir. IGRT ÖZELLİĞİ (GÖRÜNTÜ KLAVUZLUĞUNDA RADYOTERAPİ) Yakın zamana kadar radyoterapi uygulaması sırasında tümörün ve ışınlanan bölgenin tam olarak sabit olmaması ve ışınlama sırasında hareket edebilmasi nedeniyle tedavi sırasında geniş emniyet sınırı kullanılırdı. Maalesef daha fazla sağlıklı doku radyasyona maruz kalırdı. Radyoterapiya bağlı gelişen yan etkiler fazlaydı. Emniyet marjı küçük verildiğinde tümörün tedavi sırasında alan dışında kalma riski vardı. Radyoterapi cihazlarındaki teknolojik gelişime paralel olarak hastaların günlük tedavi öncesi, tedavi sonrası ve en önemlisi tedavi sırasında doğru yeri ışınlayıp ışınlamadığımızı kontrol etmek için tedavi sahasının görüntüsünü almaktayız. Buna cihazın IGRT özel- VÜCUDUN TÜMÜNE YAYILAN KANSERLERDE TRILOGY CİHAZININ ETKİSİ NEDİR? Kanser eğer tüm organlara yayılmışsa yapmamız gereken şey vücuttaki hayati önem taşıyan başlıca kritik organları koruma altına almaktır. Tümörün yerleşimine göre korunacak organlar değişir. Radyoterapi yapılırken sağlıklı organları daha iyi koruyabilmek için TRILOGY cihazını korumaya ihtiyaç duyulur. RADYASYONUN İNSANLARI İYİLEŞTİRİCİ YÖNÜ NEDİR? Radyasyonlar madde ve biyolojik ortamdan geçerken çarpıştığı atom ve molekülleri iyonize ederek biyolojik ve fiziksel etki gösterirler. İyonizan radyasyonların tümör ve diğer hücreleri öldürücü etkisi olması nedeniyle modern kanser tedavisinde kullanılır. AVRASYA HOSPITAL HABERLER 13 Uz. Dr. Ali VARDAR İç Hastalıkları YANLIŞ Antibiyotik Kullanımına DİKKAT! Antibiyotikler bakterilere karşı etkilidir, virüslere etki etmezler. Bu nedenle iyileşme sürecini kısaltma, virüslerin diğer insanlara yayılmasını engelleme gibi bir özellikleri yoktur. G Uz. Dr. Ali VARDAR ‹ç Hastal›klar› 1963 ‹zmir do€umlu. 1987 y›l›nda GATA T›p Fakültesi’nden mezun oldu. 1990 – 1994 aras› Gata Haydarpafla E€itim Hastanesi’nde ‹ç hastal›klar› ihtisas›n› yapt›. 1994– 2007 y›llar› aras› Deniz Kuvvetlerinin çeflitli hastanelerinde klinik flefli€i yapt›. 2008 y›l›ndan itibaren Avrasya Hospital’da ‹ç hastal›klar› uzman› olarak çal›flmaktad›r. Muayene Saatleri: 08:00 - 18:00 Dahili Tel: 1016 ünümüz toplumunda iletişim araçlarının gelişimi ve ulaşılabilir olması nedeniyle sağlık ile ilgili farklı boyutta sorunlar ortaya çıkmıştır. Artık hastalarımız doktora geldiğinde şikayetin nedir diye sorulduğunda tanı ile yanıtlamaktadırlar. Eğer gidilen doktor deneyimsiz ise bu tanı ile fizik muayene yapmadan, inceleme yaptırmadan ilaç yazabilmektedir. Bu nedenle, hastalığımıza şifa arıyor isek, ki buna kuşku yok, gittiğimiz doktora mutlaka yakınmalarımızı anlatmalıyz. Az da olsa, şiddetli de olsa her yakınmamızı eksiksiz anlatmalıyız. Bazen bir kelime bile doğru tanı koymaya yardımcı olabilir. İnternetten yakınmaları girip tanı ve tedavi araştırmak yerine hangi doktora gideceğimizi araştırmak daha doğru bir yaklaşımdır. Buna zaman ayıramamış isek hastanelerde bulunan danışma masaları size yardımcı olabilir. Ateş ve ağrı için doktora gitmeden ağrı kesici ve ateş düşürücü ilaç, hafif bulantı için bulantı giderici ilaç, öksürük için öksürük şurubu (Balgam sökücü değil!) kullanılabilir. Ancak, çok 14 yüksek ateş (39-40 C gibi) kusma, 1 günden fazla süren ishal, her türlü kanama, geçmeyen baş ağrıları, idrar ve dışkılama anormallikleri, ciltte ve gözlerde renk değişiklikleri (Sarılık habercisi?) 3 günden fazla süren her türlü yakınmada mutlaka doktora danışılmalıdır. Bu konuda aile hekimlerimiz en iyi danışmanımız olacaktır. Burada yapılacak tarama testleri ile sizi uygun branş hekimine yönlendirme olanağı bulunmuş olur. Kış aylarında beslenme önemlidir. C vitaminini bol miktarda içerdiğinden narenciye ürünleri bol tüketilmelidir. (Kivi, portakal, mandalina, evde yapılan limonata da iyi bir seçenektir) Bunun dışında çok özel bir durum yoksa her şey az olmak şartı ile tüketilebilir. Her şeyin azı karar çoğu zarar atasözü hiç akıldan çıkarılmamalıdır. Yaş ilerledikçe metabolizma yavaşlayacağından, yediğimiz gıdaları vücudumuz kullanamayacağından kilo artışı olabilir. Bu nedenle yaşımız ilerledikçe yediğimiz porsiyonları küçültmek, azlatmak gereklidir. Genellikle sebze ağırlıklı beslenmek en akılcı yoldur. Olanaklı ise taze sebze ve meyve seçmek, mevsiminde Uz. Dr. Ali VARDAR İç Hastalıkları yemek, güvenilir gıda tüketmek uygundur. GDO ve hormonlı gıdalardan uzak durmak gereklidir. Tatil yörelerine gittiğimizde orada üretilen organik ürünlerden, çiftçiden almak çok doğru bir yoldur. Hem çiftçimiz kazanır, hem de bizim sağlığımız. Tanıdık kasap, tanıdık manav, tanıdık bakkal sahibi olmak güvenilir gıdaya ulaşmamızı kolaylaştırır. Çocuğumuz ile bizim yediğimiz gıda türü ve miktarı aynı olmamalıdır. Büyüme çağındaki çocukların protein ve karbohidrat ağırlıklı beslenmesi daha doğru iken erişkin birinin bu tarz beslenmesi uygun olmayabilir. Dengeli beslenme terimini hepimiz biliriz, ancak anlamını çoğumuz bilmeyiz. Herkes kendi bünyesine göre beslenmelidir. Bu konuda kimseyi örnek almamalıyız. Takıntı haline getirmeden kilolarımızla mücadele etmeliyiz. Veremiyorsak ta üzülmek yerine almadığımıza sevinmek daha doğrudur. Kilo almamakta başarıdır. Zayıflama diyetleri aylık, mevsimlik olmaz. Yaşam boyu sürdürülmelidir. Yaşam tarzımızı yaş ile, ortaya çıkan bazı hastalıklara göre yeniden şekillendirmeliyiz. Bir defadan bir şey olmaz demek tehlikelidir. Olanaklı ise bu konuda hiç yanlış yapmamak yolu seçilmelidir. Bazen bir defa yapılan yanlışlar onarılamaz yıkımlara yol açabilmektedir. Alkol ve sigaradan kesinlikle uzak durulmalıdır. Bunların her miktarı zararlıdır. Az içmek zarar vermez inancı yanlıştır. En uzun yolculuğa bile küçük bir adımla başlanır. Bugün 2-3 adet sigara içen ileride 1 paket, 2 paket içebilir.. Bizler son yıllarda bir hastalığı tedavi ederken diyet, ilaç ve dozları konusunda kişiye özgü tedavi yöntemleri uygulamaktayız. Aynı hastalığın tedavisi herkeste aynı değildir. Bir hastaya iyi gelen ilaç bir başka aynı hastalığı olan kişiye iyi gelmeyebilir. Bu nedenle doktor olan kişiler dışında önerilen tedavilere kulak asmamalıyız. Hiç kimse ile sağlık sorunlarımızı konuşmamalıyız. Bizim toplumumuzda sağlık konusunda önerilerde bulunma hastalığı maalesef var. Ben doktora gittim diyerek kibarca öneride bulunmasını önleyebilirsiniz. Ya da konuyu hiç açmamak daha doğru bir seçenektir. Öneride bulunmak istiyorsak doktor önermek daha doğru bir yaklaşımdır. İlaç önermek Nasrettin Hoca’ya değil. olamamak yeterlidir. Yemekten hemen sonra spor yapmak sakıncalıdır. En az yemekten sonsormuşlar: Hocam, ra 2-3 saat beklemek gereklidir. Spor yapmak Kalabalık ve kapalı yerlerden sağlıklı yaşamak için için mutlaka spor salonuna gitmek şart değildir. kış aylarında uzak durmak gerekir. Spor salonuna yazılayım öyle spora başlayayım ne yapmalıyız? Hoca: Bulaşıcı hastalık salgınlarında en demek, mazeret üretmek, spora başlayamamak doğru yaklaşımdır. Açık hava her Ayağını sıcak tut, demektir. Evde, sokakta spor yapılabilir. Evde zaman iyi bir seçenektir. Havanın başını serin, yemeğine küçük dambıllarla, ağırlık kaldırarak kol kasları durumuna göre uygun giyinmek, dikkat et, düşünme güçlendirilebilir. Kolay ve ucuz temin edinilebilen pamuklu kıyafetler tercih etmek, derin! Bu sözleri asla yer minderi ile mekik, bacak hareketleri yapılabipamuklu iç çamaşırı giymek en unutmamalıyız.. lir. Hiçbir alet olmadan kolları hareket ettirmek, doğru seçenektir. Teri emdiği için yerinde koşar gibi yapmak, vücudu esnetmek, pamuklu kumaştan üretilen giysiyürümek de hiçbir şey yapmamaktan iyidir. Yeler üşütmemizi engellemeye yardımcı olur. Evde soğuk tabana çıplak ayakla basmak hastalık- mek yemek, uyumak gibi spor yapmak da zorunlu bir gereklara davetiye çıkarmak demektir. Bu nedenle uygun kalınlıkta sinimdir. Hareketsiz bir gün geçirmek kas zaafiyeti yaratabilir. ‘’İşleyen demir ışıldar’’ atasözünde olduğu gibi hareket etmek pamuklu, yünlü çorap giymek, terlik giymek doğru olacaktır. için her ortam değerlendirilmelidir. Çalışmak spor yapmamak Nasrettin Hoca’ya sormuşlar: Hocam, sağlıklı yaşamak için için bahane değildir. İşyerinde de her fırsatta yürüyebilirsiniz. ne yapmalıyız? Hoca: Ayağını sıcak tut, başını serin, yemeğine Özel arabanızı az kullanmak, asansör kullanmamak eksersiz dikkat et, düşünme derin! Bu sözleri asla unutmamalıyız.. için iyi bahanelerdir. Oturduğu semti bisiklet kullanmaya uygun olanlar için bisiklet sürmek çok iyi ve her yaşa uygun bir se Spor yapmak her mevsim gereklidir. Yazın sabah ve akşam çenektir. Günümüzde yüzme havuzları sayıca artmış, gidilmeserin saatlerde, kışın her zaman spor yapılabilir. Sadece tok 15 Uz. Dr. Ali VARDAR İç Hastalıkları si daha uygun fiyatlara düşmüş olduğundan yüzme de her yaşa uygun bir spordur. Ayrıca, tüm kasların çalışmasına olanak sağlar. Bazı hastalığı olanlarında yürüme, bisiklet sürmek ve yüzme rahatlıkla yapabilecekleri bir spordur. Özel durumları olanların ne sporu yapacaklarını mutlaka doktorlarına danışmaları gerekmektedir. Kış aylarında kaplıcalara gitmek de çok yaygındır. Ancak gitmeden önce mutlaka Fizik Tedavi ve Romatoloji Uzmanlarına danışmak gereklidir. Bazı hastalıklar ve bazı durumlar kaplıca tedavisi için uygun olmayabilir. Rahatsızlığımız artabilir. Astım, KOAH, Kalp hastalıkları, Baypass operasyonu geçirenler, Hipertansiyon, Şeker Hastalığı olanlar dikkatli olmalıdırlar. AKILCI ANTİBİYOTİK KULLANIMI İÇİN… • Doktor tarafından, hastada tespit edilen enfeksiyon hastalığına sebep olan bakteriye göre en etkin antibiyotiğin seçilmesi, • Doktor reçetesi olmadan antibiyotik kullanılmaması, • Viral enfeksiyonlarda antibiyotik alınmaması, • Doktorun belirlediği süre ve dozda antibiyotik kullanılması, • Belirtiler geçince tedaviye son verilmemesi (uygun doz ve sürede alınmazsa bakteri yeniden üreyebilir, hastalık tekrarlayabilir ve antibiyotik direncine sebep olur), • Gebelerde ve emziren annelerde bebeğe zarar vermeyecek antibiyotiklerin seçimine dikkat edilmesi, bu tür hastaların, doktorlarını durumları hakkında uyarmaları, gebelik düşünen, korunmayan bayanlarında her an gebe kalabilecekleri düşünülerek ilaç seçimi yapılmalıdır. Sürekli ilaç kullanan kişilerin de gebelik planlamaya başladıklarında mutlaka ilaçları konusunda doktorlarına danışmaları gereklidir. • Altta yatan kronik hastalıkları olan kişilerde uygun antibiyotik seçimine dikkat edilmesi gerekir. Bazı hobiler edinmek sağlık için faydalıdır. Fotoğraf çekmek, bisiklet sürmek, doğa yürüyüşlerine katılmak, müzik çalışmaları yapmak, tenis oynamak, sosyal faaliyetlerde bulunmak hem ruhu hem bünyemizi dinlendirir. Stresimizi azaltarak ruh sağlığımızı korumamıza ve buna bağlı bazı hastalıkların ortaya çıkmasına engel olmuş oluruz.. Gereksiz ya da yanlış antibiyotik kullanımının toplumun tümünü ilgilendiren bir halk sağlığı sorunudur. Yerinde olmayan antibiyotik kullanımı mikroorganizmalarda giderek artan antibakteriyel dirence, tedavi başarısızlıklarına, yan etki sıklığı ve 16 tedavi maliyetlerinin artışına yol açar. Antibiyotiklerin kalitesiz kullanımı sadece hastaların değil aynı zamanda çevrenin mikrobiyolojik yapısındaki dengenin değişmesine neden olur. Çoğu zaman uygunsuz kullanılan antibiyotiklerin ekolojik etkileri unutulmaktadır. Yanlış kullanılan ağrı kesici sadece o hastaya zarar verdiği halde antibiyotiklerin kalitesiz kullanımı sonradan başkalarını enfekte edebilecek dirençli hastalıkların oluşmasına yol açabilir. Antibiyotiklerin kullanımı keyfi uygulamalardan uzak belli kurallara oturtulmalıdır. Antibiyotikler ne kadar uygunsuz ve çok kullanılırsa o kadar çabuk kaybedilen ilaçlardır. İlaç sanayisinde son yıllarda yeni çıkan antibiyotiklerin sayısı azalmıştır. Yeni moleküllerin üzerinde az çalışma yapılmaktadır. İlaç maliyetlerini azaltmak için daha çok eski antibiyotiklerin ana mololekülü üzerinden ilaçlar geliştirilmeye çalışılmaktadır. Uygunsuz kullanımlar sonucunda yeni geliştirilen antibiyotikler kullanılmaz hale gelmektedir. İlaç molekülünün piyasaya sürülmesi 10-20 yıllık araştırma geliştirme döneminden sonra olmaktadır. Bu da elimizdeki antibiyotikleri kaliteli kullanmanın önemini göstermektedir. “Antibiyotikleri en çok üst solunum yolu enfeksiyonlarında yanlış kullanıyoruz!” Özellikle hastanın doktora gitmeden eczaneden antibiyotiği temin edebilmesi bu yanlışın sürdürülebilir bir yanlış olmasına da neden olur. Virüslerin neden olduğu üst solunum yolu enfeksiyonlarından en sık görülen nezle ve grip gibi ateşli hastalıklarda hemen antibiyotik alınması yaygın olarak görülse de kesinlikle yanlıştır. Antibiyotikler ateş düşürücü değildir. Hastalık uygun antibiyotikle tedavi edildiği zaman, diğer belirtilerle birlikte ateş de düşer. Antibiyotikler bakterilere karşı etkilidir, virüslere etki etmezler. Bu nedenle iyileşme sürecini kısaltma, virüslerin diğer insanlara yayılmasını engelleme gibi bir özellikleri yoktur. Aksine; antibiyotik direncine, vücut hücrelerinin ölmesine, bağışıklığın azalmasına ve antibiyotiğin yan etkilerine maruz kalarak iyileşme sürecinin uzamasına neden olur. Antibiyotik gerçekten gerekli olduğunda artık işe yaramaz. Op. Dr. Berk ARAPİ Kalp ve Damar Cerrahisi Abdominal Aort Anevrizmaları (Karın Damarında Genişleme) Anevrizma kesesinin büyümesi ve bunun sonucunda çevre yapılara basısı ile bulantı, kusma, sindirim bozukluğu, sırt ağrısı, karın ağrısı gibi şikayetlerle kendini gösterir. Anevrizma yırtılması ani bir iç kanamaya yol açarak sıklıkla ölüme neden olur. A nevrizma, yunanca “Aneurysma” kelimesinden türetilmiştir ve anlamı genişleme demektir. Tanım olarak damarın normal çapının yarısından daha fazla artması anevrizma olarak ifade edilir. Anevrizma zamanla daha da genişler, tedavi edilmediği takdirde damarın patlamasına ve hastanın ölümüne neden olabilmektedir. Damarda oluşabilecek patlamaların yaklaşık %60’ı ölümle sonuçlanır. Bir anevrizma capı ne kadar büyükse yırtılma riski o kadar fazladır. Aort anevrizmaları çoğunlukla herhangi bir belirti vermez ancak farklı nedenlerle çekilen ultrason ya da yapılan başka tetkiklerde fark edilebilen bu hastalık, insanların karşısına bir sürpriz olarak çıkar. Bu çok ciddiye alınması gereken bir hastalıktır ve tedavisi de mümkündür. Kimler risk altındadır? Bu hastalığa sebep olabilecek durumlar şunlardır: *Ailede bu hastalık varsa (Irsi) *İlerleyen yaşlarda anevrizma olma riski artar *Sigara kullanma *Yüksek tansiyon *Yüksek kolesterol *KOAH (akciğer hastalığı) *Genetik bazı hastalıklar (Marfan sendromu vb.) *Erkeklerde 3.5 katı daha fazla görülmektedir. Belirtileri nelerdir? Op. Dr. Berk ARAPİ Kalp ve Damar Cerrahisi Prizren (Kosova)’da doğdu. Selçuk Üni. Meram Tıp Fak.’sini 2007 yılında bitirdi. İstanbul Cerrahpaşa Tıp Fak.’nde Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanlığını 2014 yılında tamamladı. Arnavutça, Sırpça ve İngilizce olmak üzere 3 dil bilmektedir. 2014 yılı itibariyle Avrasya Hospital’de görev yapmaktadır. Görev Saatleri: 08:00 - 18:00 Dahili Tel: 4007 Anevrizması olan hastaların %75’inde herhangi bir şikayet saptanmamaktadır, tesadüfen farkedilir. Şikayetler genellikle anevrizma kesesinin büyümesi ve bunun sonucunda çevre yapılara basısı ile bulantı, kusma, sindirim bozukluğu, sırt ağrısı, karın ağrısı gibi şikayetlerle kendini gösterir. Anevrizma yırtılması ani bir iç kanamaya yol açarak sıklıkla ölüme neden olur. Daha önce anevrizması olduğu bilinen yada bilinmeyen bir kişi ani gelişen şiddetli sırt ve karın ağrısı ile beraber bayılma, tansiyon yüksekliği yada düşüklüğü durumunda yırtılma akla gelmeli ve hemen hastaneye başvurmalıdır. Tanı nasıl konulur ? Fizik muayene ile abdominal aort anevrizması 3,5-6 cm çapında olanların yarısı tespit edilmektedir. Ancak genelde anevrizmalar pek fazla şikayete neden olmadığı için çoğu kez yapılan incelemelerde tesadüfen saptanır. Tanısında en basit yöntem ultrasonografidir. Ultrasonografi anevrizmaların tanısında basit, hızlı, ucuz ve güvenilir bir yöntemdir. Ultrasonografi ayrıca toplumda anevrizmalar için çok iyi bir tarama aracıdır. Anevrizma tedaviyi planlamak için başka yöntemlerde kullanılmaktadır. Bunlar bilgisayarlı tomografi, manyetik rezonans ve anjiografidir. Tedavi: Anevrizma tanısı konulduğu zaman en önemli detay çaptır. Anevrizma çapı 5,5cm altında ise takip altına alınır. Anevrizmanın büyümesini engelleyen faktörler: Sigaranın bırakılması, kilo vermek, tansiyonu normal sınırlarda tutmak ve varsa şeker hastalığının kontrol altına almak gibi önlemler olarak sıralanabilir. Anevrizmanın aralıklı olarak ultrason veya bilgisayarlı tomografi ile çap ve büyüme hızı izlenir. İlaçlar ile risk faktörlerinin (kolesterol, hipertansiyon) tedavisi Ancak damar genişliği 5,5cm üzerinde ise ozaman tedavi planına geçilir. Bunlar Açık ameliyat yöntemi veya Kapalı ameliyat yöntemi (stent)dir. 1. Açık Ameliyat: Anevrizmanın klasik cerrahi yöntemi ile genişlemiş damarın suni bir damar ile değiştirilmesidir. Ameliyat genel anestezi altında yapılmakta ve bir sorun olmadığı takdirde hastalar ameliyat sonrası 5-7gün içinde taburcu edilmektedir. 2. Kapalı Ameliyat Yöntemi (EVAR/STENT): Teknolojinin ilerlemesi ile birlikte yeni girişimsel tekniklerden biri de stenttir . Bu işlemde genel anestezi altından kasıktan özel bazı kateterler ile damarın içine girilip, anevrizmanın olduğu bölgeye suni stent-damar yerleştirilmektedir. Ancak bu hastaların aralıklı olarak görüntüleme yöntemleri ile takip edilmesi gerekmektedir. 17 MEDİKAL KADRO M E D İ K A L Op. Dr. Hüseyin URLU Uz. Dr. Türkan USLU Baflhekim - Nöroloji Başhekim Yard. - Göğüs Cerrahisi 1950 Dörtyol/Hatay’da do€du. 1973 ‹st. T›p Fak.'nden mezun oldu. 1980 y›l›nda Vak›f Gureba Hast. Genel Cer. Uzm. E€itimi ald›. B.Evler Erdem Yügen Klini€i’nde çal›flt›. 1992-1998 y›llar› aras›nda Özel Çaml›k Hastanesi’nin Baflhekimli€ini yapt›. 1998’den itibaren Avrasya Hospital’da Yön. Kur. Baflk. ve Genel Cerrahi Uzmanl›€› görevini yürütmektedir. Dahili Tel: 1020 ‹stanbul do€umlu. Uluda€ Üni. T›p Fak.’nden 1990 Y›l›nda mezun oldu. Bak›rköy Ruh ve Sinir Hast. Hastanesi’nde Nöroloji ihtisas›n› tamamlad›. 1999 y›l›ndan itibaren Nöroloji Uzman› olarak görev yapmaktad›r. 2008 y›l›ndan beri Avrasya Hospital’da Baflhekim olarak görev yapmaktad›r. Gaziantep 1970 do€umlu. Gaziantep Anadolu Lisesinden mezun oldu. ‹.Ü. Cerrahpafla T›p Fak. 1994 y›l›nda bitirdi. Yedikule Gö€üs Cerrahisi Merkezinde uzmanl›k e€itimi ald›ktan sonra, Kastamonu Devlet Hast. mecburi hizmetini tamamlayarak, Özel Ordu Umut Hast. çal›flt›ktan sonra, 2007 y›l›nda Avrasya Hospital bünyesine kat›ld›. Evli ve iki çocuk babası. Muayene Saatleri: 08:00 - 18:00 Dahili Tel: 1113 Op. Dr. Tamer SÖZEN Kad›n Hastalıkları ve Do€um Kad›n Hastalıkları ve Do€um 1967’de Tekirda€’da do€du. ‹lk ve orta e€itimini Tekirda€ fiarköy’de tamamlad›. Lise e€itimini Kandilli K›z Lisesinde, T›p e€itimini de Uluda€ Ün. T›p Fakültesi’nde tamamlad›. Uzmanl›k e€itimini Osmangazi Üni.’nde tamamlad›. Lüleburgaz SSK ve K›rklareli SSK Hast. 7 y›l görev yapt› Halen Avrasya Hospital’da görev yapmakta ... Muayene Saatleri: 08:00 - 18:00 Dahili Tel: 1128 - 1136 1956 Yozgat do€umlu. 1981 ‹stanbul Çapa T›p Fakültesi mezunu, fiiflli Etfal Hastanesi’nde Kad›n Hastal›klar› ve Do€um ihtisas›n› 1996 y›l›nda tamamlad›. Evli ve iki çocuk babas›d›r. Op. Dr. Gamze BAYKAN Kad›n Hastalıkları ve Do€um 1973 Tokat do€umlu. ‹lk, orta, lise ve üniversite e€itimini ‹stanbul’da tamamlad›. ‹stanbul T›p Fak. mezun olduktan sonra Taksim E€itim ve Araflt›rma Hastanesinde ihtisas›n› tamamlad›. Bir süre serbest doktorluk yapt›. Halen Avrasya Hospital’da görev yapmakta. Muayene Saatleri: 08:00 - 18:00 Dahili Tel: 1122 1969 yılında Konya’da doğdu. 1992 yılında Hacettepe Tıp Fak.’nden mezun oldu. 1993- 1997 yıllarında Eskişehir Osman Gazi Üni.’nde ihtisasını tamamladı. 1997-2012 yılları arasında Kütahya Devlet Hast. Kadın Doğum Uzmanı olarak görev yaptı. 2012-2014 yıllarında İstanbul Arnavutköy Devlet Hast. çalıştı. 2014 Temmuz ayından itibaren Avrasya Hospital’de görev yapmaktadır. Muayene Saatleri: 08:00 - 14:30 Cumartesi : 08.00 - 13.00 Dahili Tel: 1113 Op. Dr. Hasan LİCE Uz. Dr. H. Deniz YARDIMCI 1967 yılında İstanbul’da doğdu. 1993’de Çapa Tıp Fak. mezun oldu. 1994-1998 yılları arasında Taksim Eğitim ve Araştırma Hastanesinde asistanlık yaptı. 1998-2012 yılları arasında Haseki Eğitim ve Araştırma Hastanesinde 2. Cerrahi Kliniğinde Genel Cerrahi, Kanser Cerrahisi, Laparoskopi Cerrahisi ve Endoskopi alanlarında teşhis ve terapatik çözümler konusunda hizmet verdi. Evli ve 2 çocuk babası. Muayene Saatleri: 08:00 - 18:00 Dahili Tel: 1017 1987 İstanbul Tıp Fak. mezunu olan Deniz YARDIMCI, Haseki Eğitim Araş. Böl. Dermatolog İhtisasını tamamlayarak 1992 yılında Uzman Dermatolog ünvanını aldı, 3 yıllık mecburi hizmet görevini Niğde Devlet Hast. sürdürdü. Haseki Eğitim Araştırma Hast. 2011 yılına kadar çalıştı. 2011 yılından sonra istanbul 29 Mayıs Hastanesinde mesleğine devam etti, 2013 itibariyle Avrasya Hospital’de görevini sürdürmektedir. Evli 2 çocuk annesidir. Görev Saati: 09:00 - 16:00 Dahili Tel: 1105 Op.Dr. Özgür ODABAfi Op. Dr. Özgür ORTAK Yön. Kur. Başkanı Kad›n Hastalıkları ve Do€um ‹stanbul’da do€du. 1991 y›l›nda ‹stanbul T›p Fak. mezun oldu. 1992-1996 y›l›nda ‹st. T›p Fak. Kad›n Hast. Do€um Ana Bilim Dal›’nda ihtisas yapt›. Bir y›l süreyle Alman Hast.’ne ba€l› olarak çal›flt›. 2000 y›l›ndan beri Avrasya Hospital’de görev yapmaktad›r. Evli ve 2 çocuk babas›. Muayene Saatleri: 08:00 - 18:00 Dahili Tel: 1123 Op.Dr. Mehmet KOÇ Kad›n Hastalıkları ve Do€um Tüp Bebek ve Reprodüktif Endokrinoloji 05.07.1972 yılında Kırşehirde doğdu. 1996 yılında Atatürk Üniv. Tıp Fak. bitirdi. Kadın Hast. ve Doğum uzmanlığı eğitimini Şişli Etfal E.A. Hast. yaptıktan sonra 2003-2007 özel bir sağlık kuruluşunda çalıştı. 2007 yılında İ.Ü. Çapa Tıp Fak. Perinatoloji (2. Düzey USG eğitimi aldı. 2008 yılında yurtdışında Laparaskopi(kapalı ameliyat) eğitimi aldı. 2008 Kasım ayından itibaren hastanemizde çalışmaktadır. 2009-2010 yılları arasında İ.Ü. Çapa Tıp Fak. Yard. Üreme Teknikleri Merkezinden Tüp Bebek eğitimi almıştır. Tüp bebek uzmanlığını İ.Ü. Çapa Tıp Fak. 2010 yılında aldı.Yurt içi ve yurt dışında bir çok kongreye katıldı. Evli ve 1 çocuk babası. Muayene Saatleri:08:00-18:00 Dahili Tel: 1114 Op.Dr. Coşkun GÖRMÜŞ Genel Cerrahi 1977 İstanbul’da doğdu, 2001 yılında Uludağ Üni. Tıp Fak. mezun oldu. 2002-2007 yılları arsında Haseki Eğitim ve Araştırma Hastanesinde ihtisas yaptı. 20092010 yılları arasında Van Özalp Devlet Hast., 20102012 yılları arasında Bilecik Bozüyük Devlet Hast. çalıştı. 2012 Mart Ayından itibaren Avrasya Hospital’de görev yapmaktadır. Evli ve 1 çocuk babasıdır. Muayene Saatleri: 08:00 - 18:00 Dahili Tel: 1017 Op. Dr. Bülent ÖZTÜRK Genel Cerrahi 1974 Razgart’da do€du. 1997 y›l›nda ‹stanbul Üniversitesi Cerrahpafla T›p Fakültesi’nden mezun oldu. Aral›k 2002’de Haseki Araflt›rma ve E€itim Hastanesi’nde Genel Cerrahi ‹htisas›n› tamamlad›. Avrasya Hospital’da Genel Cerrahi Uzman› olarak çal›flmakta. Muayene Saatleri: 08:00 - 18:00 Dahili Tel: 4013 Op. Dr. Arman Ç‹TÇ‹ Üroloji ‹stanbul’da do€du. 1992 y›l›nda ‹st. T›p Fakültesi’nden T›p Doktoru olarak mezun oldu. 1999 y›l›nda ‹.Ü. Cerrahpafla T›p Fakültesi’nde Üroloji ihtisas›n› tamamlad›. 1999-2000 y›llar›nda Erciyes Üni. T›p Fak. Üroloji A.B.D.’da ö€retim görevlisi olarak çal›flt›. 2000’den beri Avrasya Hospital’de görev yapmaktad›r. Muayene Saatleri: 08:00 - 18:00 Dahili Tel: 4010 Op. Dr. Ebru TOPUZ K.B.B. 1974 ‹stanbul do€umlu. ‹lk, Orta, Lise ö€renimini ‹stanbul’da tamamlad›ktan sonra, Uluda€ Üni. T›p Fak,’ne girdi. 1997 y›l›nda mezun olduktan sonra fiiflli Etfal E€itim ve Araflt›rma Hastanesinde 4 y›l K.B.B. ihtisas›n› yapt›. 2 y›l ayn› hastanede uzman olarak çal›flt›. Evli ve iki çocuk annesi. Muayene Saatleri 09:00 - 17:00 Dahili Tel: 4008 Muayene Saatleri: 08:00 - 18:00 Dahili Tel: 1112 Op. Dr. Nurcan DALAN Kad›n Hastalıkları ve Do€um Genel Cerrahi Genel Cerrahi 1971 y›l›nda Trabzon’da do€du. 1989 y›l›nda ‹.Ü. Cerrahpafla T›p Fak. ‹ngilizce program›n› kazand›. 1995 y›l›nda Haseki Hast. Genel Cerrahi ‹htisas›na bafllad›. Mart 2000’de Cerrahi Uzman› oldu. fiu an Avrasya Hospital’da Endoskopi ERCP ve Genel Cerrahi ünit. görev yapmaktad›r. Muayene Saatleri: 08:00 - 18:00 Dahili Tel: 4013 Uz.Dr. Banu ALTOPARLAK Gö€üs Hastal›klar› Erzurum’da do€du 1997 y›l›nda Ankara Gazi Üni. T›p Fak.’nden mezun oldu. Uzmanl›k e€itimini ‹stanbul Yedikule Gö€üs Hastalıkları ve Gö€üs Cerrahisi E€itim ve Araflt›rma Hastanesi’nde tamamlad›. 2005 y›l›ndan beri Avrasya Hospital’de görev yapmaktad›r. Muayene Saatleri: 08:00 - 18:00 Dahili Tel: 1015 - 1012 Op. Dr. Orkunt ÖZKAPTAN Üroloji 1979 ‘da Almanya’da doğdu. 1996 yılına kadar Almanya’da Yaşayan Özkaptan 1998-2004 yılları arasında İstanbul Üni. Tıp Fak. okudu. Daha sonra Okmeydanı Eğitim Ve Araş. Hast. Üroloji Uzm. ihtisas yaptı. 2011-2013 yılında Kastamonu Taşköprü Devlet Hast. mecburi hizmetini tamamladı. 2013-2014 Almanya ‘LAPAROSKOPİK’ cerrahi eğitimi aldı. 2014 Ekim ayı itibariyle Avrasya Hospital’de görevini sürdürmektedir. Muayene Saatleri: 08:00 - 18:00 Dahili Tel: 1129 - 1136 Op. Dr. Ferhat O⁄UZ K.B.B. Mersin’de do€du. ‹lkokul-Lise ö€renimini Mersin’de tamamlad›. 1988 y›l›nda ‹stanbul Üniversitesi Cerrahpafla T›p Fakültesine girdi. 1996-1999 yılları arasında aynı fakültede uzmanlık eğitimini tamamladı. 1999 yılında Avrasya Hospital’de göreve başladı. Muayene Saatleri: 08:00 - 18:00 Dahili Tel: 4011 Uz. Dr. Ersin SARI Çocuk Sa€lığı ve Hastalıkları Eskiflehir do€umlu. Marmara Üniversitesi ‹ngilizce T›p Fakültesi’nden mezun oldu. Eskiflehir Osmangazi T›p Fakültesi’nde uzmanl›€›n› tamamlad›. Muayene Saatleri: 08:00 - 18:00 Dahili Tel: 4006 18 Uz. Dr. M. Ali TALAY Çocuk Sa€lığı ve Hastalıkları Van Ercifl’de do€du. 1988 - 1994 y›llar›nda Çapa T›p Fakültesi’nde t›p e€itimini ald›. Ayn› fakültede 1999 y›l›nda Çocuk Hastal›klar› ve Sa€l›€› Uzman› oldu. Muayene Saatleri: 08:00 - 18:00 Dahili Tel: 1008 - 1012 Op. Dr. Ali Güven Akıncı Op.Dr. ‹stepan SUNA Muayene Saatleri: 08:30 - 17:00 Dahili Tel: 1109 - 1122 Op. Dr. Attila OKUR Cildiye (Dermatoloji) Ortopedi ve Travmatoloji 1976 Bornova do€umlu. Ege Üniv. T›p Fakültesinden 2000 Y›l›nda mezun oldu. 2005 y›l›nda Vak›f Gureba Araflt›rma ve E€itim Hastanesinde Ortopedi ve Travmatoloji ihtisas›n› tamamlad›. Evli ve 1 çocuk babası. Halen Avrasya Hospital’da çal›fl›yor. Muayene Saatleri: 08:00 - 18:00 Dahili Tel: 1011 - 1012 Dt. Eylem USLU Diş Hekimi Ardahan do€umlu. 1998 y›l›nda Hacettepe Difl Hekimli€i Fakültesi mezunu. Halen Avrasya Hospital’da difl hekimi olarak görev yapmaktad›r. Muayene Saatleri: 10:00 - 18:00 Dahili Tel: 1010 - 1012 Op. Dr. Fuat KURfiUN Plastik-Rekonstruktif ve El Cer. 1966 ‹stanbul do€umlu. 1990 ‹stanbul Üniv. T›p Fak.’nden mezun oldu. 2000 y›l›nda uzmanl›k e€itimini tamamlad›. 2006 y›l›nda Avrasya Hospital’da çal›flmaya bafllayan Op. Dr. Fuat Kurflun El Cerrahisi alan›nda Amerika Birleflik Devletleri Columbia University Newyork Hand Department of Orthopedic Surgery de bir y›l çal›flt›ktan sonra 2008 Eylül’ünde tekrar aram›za kat›ld›. Muayene Saatleri: 08:00 - 18:00 Dahili Tel: 1108 Op. Dr. Galip Arda PELEN K.B.B. 1979 Balıkesir doğumlu. 2004 yılında İst. Üni. Tıp Fak. mezun oldu. Göztepe Eğit. Araş. Hast. K.B.B. İhtisası yaptı. 2013 Mayıs ayı itibari ile Avrasya Hospital’da görev yapmaktadır. Muayene Saatleri: 08:00 - 14:30 Cumartesi : 11.30 - 15.00 Dahili Tel: 1133 Uz. Dr. Handan YAfiAR Çocuk Sa€lığı ve Hastalıkları Malatya’da do€du. Ege Üniversitesi Tıp Fakültesinden mezun oldu. Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde Çocuk Sa€lı€ı ve Hastalıkları ihtisasını yaptı. Evli ve 2 kız çocuk annesi. 1 Aralık 2011 tarihinden itibaren Avrasya Hospital’de çalıflmaktadır. Muayene Saatleri: 08:00 - 18:00 Dahili Tel: 4012 K A D R O Prof. Dr. Mehmet MERİÇ Prof. Dr. Esat AKINCI MEDİKAL KADRO Prof. Dr. Ali BAYRAM Kardiyoloji Bölüm Baflkan› Kalp Damar Cerrahisi Bölüm Bşk. Kardiyoloji ve İç Hastalıkları Uzmanı 1949’da Antalya’da do€du. 1973’de ‹stanbul Tıp Fak.’ni bitirdi. Aynı sene, ‹stanbul Tıp Fak. ‹ç Hast. Anabilim Dalında ihtisasa baflladı. 1995-1998 yılları arasında Alman Hastanesi’nde, 1998-1999 yılları arasında Academic Hospital’da çalıfltı, 20002006 y›llar› aras›nda fiafak Hastanesinde Kardiyoloji Bölüm Baflkanı olarak kalp kateterizasyon laboratuvarında çalıfltı. 2006 yılından itibaren JFK Hastanesi’nde çalıfltı. A€ustos 2010’dan 2011 yılı sonuna kadar Özel Avrupa fiafak Hastanesinde çalıfltı. 1 fiubat 2012 tarihinden itibaren Özel Avrasya Hospital’de Kardiyoloji Bölüm Baflkanı olarak çalıflmaya baflladı. ‹ngilizce ve Almanca bilmekte olup, iki çocuk babasıdır. 1961 yılında Denizli-Acıpayam’da doğdu. A.Ü. Tıp Fak. 1985 yılında mezun oldu. Koşuyolu Kalp ve Araştırma Hast. Kalp ve Damar Cerrahisi ihtisasını 1993 yılında tamamladı. Koşuyolu Kalp Hast. baş asistanlık görevine atandıktan sonra 1998 yılında Doçent 1999 yılında klinik şefi olarak aynı hastanede görevine devam etti. 2005 yılında başladığı Avrupa Şafak Hastanesinde K.V.C. bölüm başkanlığı görevine 2011 yılına kadar devam etti. 2011-2012 yıllarında Universal grup Çamlıca hastanesinde bölüm başkanlığı görevini yürüttü, aynı yıl profesör unvanını aldı. Ağustos 2012’den beri Avrasya Hospital Kalp ve Damar Cerrahisi bölüm başkanlığı görevini yürütmektedir. 1957 yılında Trabzon’da doğdu. İlk ve Orta öğrenimini Trabzon’da tamamladı. 1979’da Erzurum Atatürk Üniv.Tıp Fak. mezun oldu. İç Hastalıkları Uzmanlığını aynı fak., Kardiyoloji İhtisasını Konya Selçuk Üniv. Tıp Fak.’de tamamladı. 1987’de Doçent, 1993’de Profesör oldu. Trabzon Karadeniz Teknik Üniv. Konya Selçuk Üniv. Öğretim Üyeliği Manisa Celal Bayar Üniv. Tıp Fak. Kurucu Dekanlığı yapmıştır. Trabzon Numune Eğit. ve Arş. Hast. Kardiyoloji Kliniği kurucu şefliği, Ahi Evren Göğüs, Kalp Damar Cerrahisi Eğit. ve Arş. Hast. Kardiyoloji Kliniği Şefliğini yürütmüştür. İyi derecede ingilizce bilmektedir. 2013 yılı itibariyle Prof. Dr. Ali Bayram Avrasya Hospital’de görev yapmaktadır. Uz. Dr. Celal GÖLGEC‹ Doç. Dr. Çetin A. EVLİYAOĞLU Kardiyoloji Beyin, Omurilik ve Sinir Cerrahisi 1970 y›l›nda Gaziosmanpafla – ‹stanbul’da do€du. 1996 y›l›nda ‹stanbul Üniversitesi Cerrahpafla T›p Fakültesinden mezun oldu. 2009 y›l›nda ‹stanbul Üniversitesi T›p Fakültesinde Kardiyoloji uzmanl›€›n› tamamlad›. Ocak 2010 tarihinden itibaren Avrasya Hospital’da Kardiyoloji uzman› olarak çal›flmaktad›r. Muayene Saatleri: 08:00 - 17:00 Dahili Tel: 1126 1964 Ankara doğumlu. 1988 Ankara Üni. Tıp Fak. mezun oldu. 1995 yılında Ankara Numune Eğit. Araşt. Hast. Nöroşirurji ihtisasını tamamladı. 1997-1998 yılları arası Boston Harvard Üni. Brigham Women’s Hospitalda Nöroonkoloji research followluğu yaptı. 1996-2001 yılları arası Kocaeli Üni. ve 2001-2009 yılları arasında Kırıkkale Üni. akademik çalışmalarını devam ettirdi. 2005 Doçentlik ünvanı aldı. 2006-2009 yılları arası anabilim dalı başkanlığı yaptı. İngilizce ve Almanca bilmektedir. Evli ve iki çocuk babasıdır. Muayene Saatleri : 08:30 - 14:00 Dahili Tel: 1131 - 1136 Doç. Dr. Ali Rıza CENAL Kalp Damar Cerrahisi 1966 yılında Sivas-Divri€i’de do€du. 1991 yılında istanbul Tıp Fakültesinden mezun oldu.1992-1998 tarihleri arasında Kofluyolu Kalp E€itim ve Arafltırma Hastanesinde ihtisasını yaptı. 1 yıl bu hastanede uzman doktor olarak çalıfltı. 20012011 yılları arasında Özel Avrupa fiafak hastanesinde ve 2011 y›l›nda Çamlıca Alman Hastanesinde görev yaptı. 2012 y›l›nda Avrasya Hospital’de göreve bafllam›flt›r. Muayene Saatleri: 08:00 - 18:00 Dahili Tel: 4007 Doç. Dr. Mahmut İLHAN Uz.Dr. Ayflegül NAVDAR Uz. Dr. Mecdi Hikmet ERGÜNEY Med. Onk. ve Kemoterapi Uzm. ‹ç Hastal›klar› İç Hastalıkları 1966 Ağrı doğumlu.1989 yılında Erzurum Tıp Fakültesini bitirdi.1995 yılında Cerrahpaşa Tıp Fakültesi İç Hastalıkları ve 2000 yılında aynı fakülteden Medikal Onkoloji dalında uzmanlığını aldı. 2006 yılında Doçentlik ünvanı aldı. Rize do€umlu. 1996 y›l›nda ‹st. Ünv. Cerrahpafla T›p Fakültesinden mezun oldu. 1996- 2001 aras›nda Haseki E€itim ve Araflt›rma Hastanesinde ‹ç Hastal›klar› Uzmanl›k E€itimi ald›. Evli ve 2 çocuk annesi. 2001 yılından itibaren Avrasya Hospital’da görev yapmaktadır. 1949 Trabzon doğumlu. İlk, orta ve liseyi Trabzonda bitirdi. 1973’de İ.Ü. Cerrahpaşa Tıp Fak.’den mezun oldu. 1979’da İst. Eğit. ve Arşt. Hast.’da Uzmanlığını aldı. Çeşitli devlet hast. klinik şefliği ve eğitim sorumluluğu görevlerini üstlendi. Evli ve ingilizce bilmektedir. 2014 yılından beri Avrasya Hospital’da çalışmaktadır. Muayene Saatleri: 08:00 - 18:00 Dahili Tel: 1151 - 1122 Muayene Saatleri : 08:00 - 17:00 Uz.Dr. Metin YEGEN Uz. Dr. Ali VARDAR İç Hastalıkları ‹ç Hastal›klar› 1983 İstanbul’da doğdu. 2001 Yılında İst. Tıp Fak. başladı. 2007 Yılında Mezun oldu. Aynı yıl uzmanlık sınavını kazanarak Haseki Eğit. ve Araş. Hast. İç Hastalıkları İhtisasına başladı. 2011 yılında İç Hast. Uzmanı oldu. 2011-2013 Yılları arasında Şırnak Asker Hast. Askerlik görevini tamamladı. 2013 –2014 Yılları arasında Haseki Eğit. yılı itibari Avrasya Hospital’de görev yapmaktadır. Muayene Saatleri: 08:00 - 18:00 Dahili Tel: 1009 1963 ‹zmir do€umlu. 1987 y›l›nda GATA T›p Fakültesi’nden mezun oldu. 1990 – 1994 aras› Gata Haydarpafla E€itim Hastanesi’nde ‹ç hastal›klar› ihtisas›n› yapt›. 1994–2007 y›llar› aras› Deniz Kuvvetlerinin çeflitli hastanelerinde klinik flefli€i yapt›. 2008 y›l›ndan itibaren Avrasya Hospital’da ‹ç hastal›klar› uzman› olarak çal›flmaktad›r. Op. Dr. Güzin YILDIRIM Kalp ve Damar Cerrahisi Muayene Saatleri : 08.00 - 18.00 Dahili Tel: 1118 - 1125 Uz.Dr. Züleyha Ö. KADEHÇ‹ Radyasyon Onkoloji 1974 Lüleburgaz’da do€du. Trakya Üniversitesi T›p Fakültesi mezunu ‹stanbul Üniversitesi Çapa T›p Fakültesi Radyasyon Onkolojisi Ana Bilim Dal›nda ihtisas›n› tamamlad›. Avrasya Hospital’da Onkolog olarak çal›fl›yor. Evli ve iki çocuk sahibi. Muayene Saatleri: 09:00 - 16:00 Dahili Tel: 3078 - 3079 Op. Dr. Kemal YILDIRIM Göz Hastal›kları Göz Hastalıkları Muayene Saatleri: 08:00 - 18:00 Dahili Tel: 1016 Op. Dr. Berk ARAPİ Prizren (Kosova)'da doğdu. Selçuk Üni. Meram Tıp Fak.'sini 2007 yılında bitirdi. İstanbul Cerrahpaşa Tıp Fak.'nde Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanlığını 2014 yılında tamamladı. Arnavutça, Sırpça ve İngilizce olmak üzere 3 dil bilmektedir. 2014 yılı itibariyle Avrasya Hospital’de görev yapmaktadır. Görev Saatleri: 08:00 - 18:00 Dahili Tel: 4007 Malatya do€umlu. ‹st. Üniv. ‹st. T›p Fakültesi 1988-1994 mezunu. 1994-1998 ‹st. Üniv. ‹st. T›p Fakültesi Göz Hastal›klar› Ana Bilim Dal›’nda ihtisas yapt›. 2001 itibaren Avrasya Hospital’da Göz Hastal›klar› Uzman› olarak çal›flmaktad›r. 1961 Ordu doğumlu. İlk, Orta, Lise eğitimini Ordu’da bitirdi. İst. Üni. Tıp Fak. mezunu. Haseki Eğt. Araşt. Hast. ihtisasını tamamladı. Evli ve 2 çocuk annesi. 2014 Ekim ayı itibariyle Avrasya Hospital’de görevini sürdürmektedir. Muayene Saatleri : 08:00 - 17:00 Dahili Tel: 1132 - 1136 Görev Saatleri : 09:00 - 14:00 Uz. Dr. Meral ÖZER Reanimasyon ve Anestezi Reanimasyon ve Anestezi 1967 yılında İstanbul’da doğdu. 1991 yılında Uludağ Üni.mezun oldu. Uzmanlığını İst. Eğit. Araş. Hastanesinde tamamladı. 2.5 yıl Moskova’da El Cerrahisi eğitimi aldı. 2013 yılı itibariyle Avrasya Hospital’de görev yapmaktadır. ‹stanbul Do€umlu. 1992 Trakya Üniversitesi T›p Fakültesi’den mezun oldu. Avrasya Hospital’da çal›fl›yor. Evli ve bir çocuk babas›. Reanimasyon ve Anestezi Mardin do€umlu. 1985’de ‹stanbul Üni. Cerrahpafla Tıp Fakültesini bitirdi. Kofluyolu Kalp ve Arafltırma Hast. Anesteziyoloji ve Reanimasyon ihtisasını tamamladı. 2012 Ocak ayından bu yana Avrasya Hospital’da görev yapıyor. Görev Saatleri: 08:00 - 18:00 Dahili Tel: 4105 Uz. Dr. Ahmet ALTUN Radyoloji Uz. Dr. Tülay UYANIK Görev Saati: 08:00 - 18:00 Dahili Tel: 4503 Uz. Dr. Murat ULUSOY Radyoloji Görev Saatleri: 08:00 - 18:00 Dahili Tel: 2049 1957-İstanbul’da doğdu. 1980 İstanbul Tıp Fak. mezun oldu. 1982-1985 İstanbul Bezmi Alem Vakıf Gureba Hast. Radyoloji Uzmanlığı eğitimini tamamladı. 1986-2006 Sinop Atatürk Hastanesi, Taksim Hast. ve Haseki Hast. çalıştı. 2006 yılında Haseki Hast. Radyoloji Klinik Şefliğinden kendi isteği ile emekli olup serbest çalışmaya başlamıştır. Haziran 2013’den itibaren Avrasya Hospital’de görev almaktadır. Görev Saati: 08:00 - 14:00 Dahili Tel: 2071 Uz. Dr. Sercan YILMAZ Uz. Dr. fienay SILDIR 1963 Elbistan Do€umlu. Çukurova Üniversitesi Mezunu. ‹htisas›n› Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi Radyoloji Ana Bilim Dal›nda, Radyasyon Onkoloji Rotasyonunu ‹.Ü. Cerrahpafla T›p Fakültesi’nde tamamlad›. Halen Avrasya Hospital’da Radyoloji Uzman› olarak görev yapmaktad›r. Radyasyon Onkolojisi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon 1980 Hatay doğumlu. Tıp Fak. İzmir 9 Eylül Üniv. Tıp Fakültesinde, uzmanlık eğitimini de Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Radyasyon Onkolojisi Böl. tamamladı. 2015 Nisan ayı itibari ile Avrasya Hospital Onkoloji Ünitesinde görev yapmaktadır. 1947 K›br›s’ta do€du. 1972’de ‹stanbul Çapa T›p Fakültesinden mezun oldu. 1978 y›l›nda Okmeydan› Hastanesinde Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon ihtisas›n› tamamlad›. Evli ve üç çocuk annesi. Ekim 2007 tarihinden itibaren Avrasya Hospital’da FTR uzman› olarak çal›fl›yor. Görev Saatleri : 08:00 - 18:00 Dahili Tel: 3080 Dr. Cengiz KONUKSAL Muayene Saatleri : 08.00 - 17.00 Dahili Tel: 4304 Uz. Dr. Suzan UZAN Enfeksiyon Hast. ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Biyokimya ve Klinik Biyokimya 1963 doğumludur. İst. Üni. Tıp Fak. 1987 yılında mezun olmuştur. 1993 yılında uzmanlık eğitimini tamamlayarak SSK İst. Eğit. Hast. uzman olarak çalışmıştır. 2003 yılında T.C.Marmara Üni. Sağlık Eğitim Fak. Sağlık Yönetim Böl. “Hastane Yöneticiliği Sertifika Programı”nı başarı ile tamamlamıştır. 2015 yılı Mart ayında Avrasya Hospital’de görev yapmaya başlamıştır. Muayene Saatleri: 08:00 - 18:00 Dahili Tel: 2044 1968 y›l›nda Kocaeli’de do€du. 1991 y›l›nda ‹st. Üniv. Cerrahpafla T›p Fakültesi’nden T›p Doktoru olarak mezun oldu. 1998 y›l›nda ‹.Ü. Cerrahpafla T›p Fakültesi’nde Biyokimya ve Klinik Biyokimya ihtisas›n› tamamlad›. Evli ve bir çocuk annesi. Görev Saatleri: 09:00 - 17:00 Dahili Tel: 2044 Uz.Dr. Ifl›l SOYSAL Görev Saatleri: 08:00 - 18:00 Dahili Tel: 2065 Uz.Dr.Hasan Murat DİKMEN Radyoloji 1964 yılında İstanbul’da doğdu. İ.Ü Cerrahpaşa Tıp Fak. bitirdikten sonra TUS sınavını kazanarak Önce Prof. Dr. Siyami Ersek ve Haydarpaşa Numune Hast.’de Radyoloji asistanı olarak çalıştı. Daha sonra tekrar TUS sınavına girdi ve Marmara Üniv. Radyodiagnostik Ana Bilim Dalın’nda ihtisas yaptı. İhtisas sonrası sırasıyla StarMar Görüntüleme Merkezi, Acıbadem İnternatinal Hospital, Memorial Hastanesi Şişli, Medikal Park Bahçelievler ve en son Özel Gaziosmanpaşa hastanelerinde 5 yıl Radyoloji uzmanı olarak görev yaptı. Ağustos 2012 tarihinde Avrasya Hospital da göreve başladı. Dahili Tel: 2071 Uz. Dr. Nilgün DEM‹RBA⁄ Patoloji 1963 y›l›nda Bolu’da do€du. 1986 y›l›nda Ege Üniversitesi T›p Fakültesinden mezun oldu. Uzmanl›k e€itimini Haseki E€itim ve Araflt›rma Hastanesi’nde tamamlad›. Avrasya Hospital’da Patoloji Uzman› olarak görev yapmaktad›r. Evli ve iki çocuk annesi. Görev Saatleri : 08:00 - 18:00 Dahili Tel: 2047 Uz. Dyt. Seda DURSUN Diyetisyen İstanbul'da doğdu. İstanbul Bilim Üniversitesi Beslenme Ve Diyetetik Bölümünde lisans eğitimini tamamladı.. Florance Nightingale Araştırma Hastanesi, Medical Park Hastanesi, Memorial Hastanesi, Galatasaray Spor Kulübü, İstanbul Tıp Fakültesinde stajlarını tamamladı. Okan Üniversitesi Master Programını sürdürmektedir. 2015 itibariyle Avrasya Hospital’da çalışmaktadır. Dahili Tel: 1126 19 Dr. Banu ALTOPARLAK Göğüs Hastalıkları Uzmanı ASTIM MI? ALERJİK RİNİT Mİ? B aharın gelmesiyle birlikte birçok insan için alerjik hastalıklar da baş göstermeye başladı. Ancak bu durumdan kötü etkilenen bir de astım hastaları var. Peki yaşadığımız şikayetler alerjik rinit mi yoksa astım hastası mı olduğumuzu gösteriyor? Alerjik rinit ve astım tanı ve tedavi yöntemleri nelerdir? Bu mevsimde astımı olan hastalar nasıl korunmalı? İşte tüm bu sorularınızın yanıtlarını Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Banu Altoparlak sizler için yanıtlıyor. Alerjisiz, sağlıklı bir bahar mevsimi geçirmeniz dileğiyle… Uz.Dr. Banu ALTOPARLAK Gö€üs Hastal›klar› Erzurum’da do€du 1997 y›l›nda Ankara Gazi Üni. T›p Fak.’nden mezun oldu. Uzmanl›k e€itimini ‹stanbul Yedikule Gö€üs Hastalıkları ve Gö€üs Cerrahisi E€itim ve Araflt›rma Hastanesi’nde tamamlad›. 2005 y›l›ndan beri Avrasya Hospital’de görev yapmaktad›r. Muayene Saatleri: 08:00 - 18:00 Dahili Tel: 1015 - 1012 Astım Nedir? Astım bronş dediğimiz akciğer içi hava yollarının müzmin iltihabi bir hastalığıdır. Bu iltihap alerjiye veya sık geçirilen enfeksiyonlara bağlı gelişebilir. Astımda, hava yolları iltihaplı, şiş ve kızarıktır. 20 Hava yolları iltihaba bağlı daralmıştır. Hava yollarında aşırı duyarlılık vardır. Eğer alerjik astımınız varsa solunum yollarınız alerjenlere karşı aşırı hassastır ve bu alerjenlere maruz kaldığınızda astım belirtileri görülmeye başlar. Alerjenler, akciğerde bronşların spazm şeklinde kasılmasına Dr. Banu ALTOPARLAK Göğüs Hastalıkları Uzmanı Astım Hastaları Polenlerden Nasıl Korunabilir? neden olur ve solunum yolları iltihaplanarak kısa sürede kalın bir mukus tabakası ile kaplanır. Alerjik astım ve Alerjik rinit’in ayırdedici belirtileri nelerdir? Alerjik Astım: - Nefes darlığı - Hırıltılı solunum - Öksürük - Eforla gelen nefes darlığı - Göğüste baskı hissi - Sabaha doğru uykudan uyandıran nefes darlığı veya öksürük Alerjik Rinit: • Polen sezonu (Nisan-Mayıs-Haziran) gerekli olmadıkça dışarıda dolaşmamalı, pikniğe gidilmemelidir. • Ev ve arabalarda polenleri tutan hava filtreleri, hava temizleme cihazları kullanılabilir. • Polenin yoğun olduğu günlerde dış ortamda maske ve gözlük takılabilir. • Polenlerin yoğun olduğu dönemlerde kapı ve pencereler kapalı tutulmalıdır. • Evdeki pencerelerin ince örgülü telle kapatılması yarar sağlayabilir. • Polen sezonu boyunca alerjiye karşı koruyucu antialerjik ilaçlar alınmalıdır. - Burun akıntısı - Tekrarlayan hapşırıklar - Burun ve boğazda kaşıntı ve gıcık hissi - Koku ve bazen tat alamama Alerji testinin amacı, hastanın duyarlı olduğu alerjeni belirleyip, bununla temastan kaçınmayı sağlamaktır. Çok az olguda ise immünoterapinin (aşı tedavisi) temelini oluşturur. Alerjik hastalıkların tedavisi nasıl yapılır? 1- Alerji yapan maddeleri kendinizden uzak tutun. Testlerden sonra hastanın belirlenen alerjenlerden uzak durması gerekir. Özellikle en sık rastlanan ev tozu akarlarına yönelik başta yatak odası olmak İmmünoterapi, ilaç tedavilerinden yeterli oranda fayda göremeyen, şikayetleri yıl boyu devam eden, ilaçları çeşitli nedenlerle kullanamayan ya da ilaca bağlı yan etkilerinin gözlendiği ve aşı uygulamasına engel bir başka sağlık sorunu olmayan hastalara uygulanır. Alerjik Astımı tetikleyen unsurlar nelerdir? Alerjik astım genellikle “mevsimsel” alerjenler (bahar aylarında polenlerin artması) nedeniyle görülür. Ancak solunan havada yıl boyu bulunabilecek mantar sporları, toz, haşere parçaları da astımı tetikleyen unsurlar arasındadır. Ayrıca kedi, köpek gibi tüylü ev hayvanlarının da alerjiyi, dolayısıyla alerjik astımı tetiklediği bilinmektedir. Alerji tanısı nasıl konulur? Alerjik hastalıkların teşhisi yalnız laboratuar testlerine dayalı olmayıp öncelikle hastanın yakınmaları ile ilgili verdiği bilgiler tanımın ilk basamağını oluşturur. Alerjik astım için hastanın muayene bulguları, akciğer grafisi, solunum fonksiyon testleri çok önemli olup Laboratuar bulgularından serum IgE düzeyleri değerlendirilir. Pride testleri de ev tozu akarları, polenler, mantarlar, hayvan antijenleri içeren 20-30 adet standart hazırlanmış alerjen deri içine verilir. Oluşan sert kabarık ve çevresindeki kırmızılık değerlendirilir. maz. Bu nedenleriyle bağışıklık sisteminde tespit edilen etkenlere duyarlılığının azaltılmasına yönelik yapılan aşı tedavisi seçilmiş vakalarda şikayetleri büyük oranda azaltabilir. Astım tedavisi nasıl yapılır? üzere tüm ev toz tutan her türlü eşyadan arındırılmalıdır. Akar alerjeni olanlar anti alerjenik yatak takımları kullanabilirler. Yün, pamuk, kuştüyü içeren yatak malzemeleri uzaklaştırılmalıdır. Yastık kılıfı, çarşaf ve nevresimler her hafta 55’c üzerindeki ısıda yıkanmalıdır. Kalın tüylü halılar kaldırılmalıdır. Ev temizliği özel filtreli süpürgeler ve ıslak bezlerle düzenli olarak yapılmalıdır. 2- İlaç tedavileri Alerjik reaksiyonun çeşidine bağlı olarak doktor tarafından seçilmelidir. 3- Alerji aşısı yaptırın. Alerjik hastalıklar kalıtsal yani genetik kökeni olan bir hastalıktır ve bilinen hiçbir tedavi yöntemi alerjik genetik yapıyı ortadan kaldıra- Astımlı hastaların tedavisinin temelini eğitim oluşturmaktadır. Hasta hastalığı ile ilgili tüm bilgilere sahip olmalı, hekim ile sürekli diyalog halinde olmalıdır. Sağlığındaki en ufak değişimleri hekimiyle paylaşmalı, önerilen ilaçları önerilen sürede düzenli kullanmalı, düzenli kontrollerine gitmelidir. Eğer hasta günlüğü tutması ve PEF metre ölçümleri yapması istendiyse bunları aksatmadan ve bıkmadan yerine getirmelidir. Bu öneriler tutulduğu zaman astımın tam kontrolü mümkün olabilir. Astım ilaçlarının büyük bir kısmı soluk alma (inhalasyon) yolu ile kullanılan ilaçlardır ve özel aletlerle verilmektedir. Bu değişik aletlerin kullanımı konusunda mutlak surette hekiminizden eğitim almalı ve tekrarlayan vizitlerde doğru kullanıp kullanmadığınız hekim tarafından kontrol edilmelidir. Tedavi; Koruyucu, tedavi edici ilaçlar ile Rahatlatıcı, bronş genişletici ilaçlar olmak üzere ikiye ayrılır. 21 Uz. Dr. H. Deniz YARDIMCI Cildiye (Dermatoloji) DERİ TÜMÖRLERİ Fazla miktarda ve büyük benleri olanlar, vücüdunda fazla miktarda ve çili olanlar belirli aralıklarla cilt doktoruna kontrole gitmelidir. S Uz. Dr. H. Deniz YARDIMCI on yıllarda deri tümörleri halk tarafından daha çok bilinen sıklığı artan popüler bir konu haline gelmiştir. Bunun iki önemli nedeni vardır. 1.Güneşin zararlı ışınlarına ve radrasyona maruz kalma,tümöre neden olan madde ve ilaçların daha fazla kullanılması 2.İnsanların hastalığının farkına daha çok vararak daha çabuk doktora başvurmasıdır. Cildiye (Dermatoloji) 1987 İstanbul Tıp Fak. mezunu olan Deniz YARDIMCI, Haseki Eğitim Araş. Böl. Dermatolog İhtisasını tamamlayarak 1992 yılında Uzman Dermatolog ünvanını aldı, 3 yıllık mecburi hizmet görevini Niğde Devlet Hast. sürdürdü. Haseki Eğitim Araştırma Hast. 2011 yılına kadar çalıştı. 2011 yılından sonra istanbul 29 Mayıs Hastanesinde mesleğine devam etti, 2013 itibariyle Avrasya Hospital’de görevini sürdürmektedir. Evli 2 çocuk annesidir. Görev Saati: 09:00 - 16:00 Dahili Tel: 1105 22 Deri tümörleri temel olarak 3’e ayrılır. 1.Bazal hücreli karsinom 2.Skuamöz hücreli karsinom 3.Malign melonom BAZAL HÜCRELİ KARSİNOM Çoğunlukla beyaz ve açık tenli toplumlarda en sık görülen kanserdir. Önceki güneş yanıkları, bağışıklık sistemini baskılayan tedaviler (immunsupresyon) açık ten bilhassa kızıl şaç ve kolay güneş yanığı, radrasyon tedavisi, çocuklukta güneşe aşırı maruz kalma ve şiddetli güneş yanıkları bazal hücreli karsinom gelişimi için risk faktörleridir. Daha çok baş boyunda yerleşirler. Ciltte derine inen yaralar (ülser) ciltte dışarıya doğru bazen kabuklu olabilen kabarıklar şeklinde görülebi- lirler. Bunlar kolaylıkla kanarlar va kabuklaşırlar. Çoğunlukla kaşıntı ve ağrı gibi belirtileri yoktur. Zaman içinde büyürler. Etrafa doğru yayılırlar. Yıllarca iyileşmeyen yaralar şeklinde de devam edebilirler. Deri kanserleri içinde seyri en iyi olan grup budur. Başka organlara yayılım nadirdir. SKUAMÖZ HÜCRELİ KARIŞIM Cilt kanserlerinin en yaygın görülen 2.türüdür. Risk faktörleri ilkiyle benzerlik gösterir.Sürekli güneş ışınlarına maruz kalma,cilt yanıklarından sonra oluşan ülserler risk faktörleridir. Diğer cilt tümörlerinden farklı olarak insan popillem virüsü ile olan cilt enfeksyonları,cilt hastalıklarının tedavisi için kullanılan ışınlar ve bağışıklılık sistemini baskılayan ilaçlar bu tümörleri oluşma sıklığını arttırırlar. Çoğunlukla yüz ve el sırtında kahverengimsi lekeler tarzında başlayıp birkaç ay içinde daha büyük hale gelir,üzerinde yaralar açılır. Alt dudakta başkayan tümörlerde sigara hikayesi önemli bir risk faktörüdür. MALİGN MELANOM En habis deri tümördür. Bu türde yine Uz. Dr. H. Deniz YARDIMCI Cildiye (Dermatoloji) güneşe maruz kalma, açık ten rengi ve çocuklukta geçirilen ağır güneş yanıkları klasik risk faktörleridir. Fakat bunun dışında yüzde ve vücutta çillenmenin fazla olması fazla miktarda beni olanlar ve büyük benler bu tümörlere özgü önemli risk faktörleridir. Bu tümörler çoğunlukla sinsi seyrederler.Ciltte küçük tenden biraz daha koyu leke ile başlarlar.Giderek büyür ve koyulaşır.Gelişim başlangıçta yavaş olduğu için gözden kaçabilir. Benlerden kaynaklanan tümör türlerinde ise, bende büyüme,renkte koyulaşma, etrafta yeni ben oluşumları, bende kanama malign melanomdan şüphelenilmesine neden olan belirtilerdir. İlginç bir şekilde tırnağın altında ve kenarında da olabilirler. Yine aynı koyu lekeler olarak başlayıp büyüme gösterirler. Diğer organlara lenf bezleri aracılığı ile hızlı bir yayılım gösterirler. Öncelikle yakındaki lenf bezlerini şişilirler. Oradan tüm vücuda yayılırlar. DERİ TÜMÖRLERİNİN TANISI Deri tümörleri, uzman cilt doktorunun değerlendirilmesiyle oluşan şüphe ile başlar. O bölgeden alınan cilt biopsileri ile tanı konulur.Tanıda en önemli aşama ciltteki değişikliklerin hasta tarafından fark edilerek doktora başvurmasıdır. DERİ TÜMÖRLERİNDE TEDAVİ Deri tümörlerinin tanısı konulduktan sonra tümörün büyüklüğü,nerelere kadar yayıldığı ve türü saptanarak tedaviye karar verilir.En önemli tedavi metodu tümörün bulunduğu yerden mümkün olduğunca tümüyle çakarılmasıdır.Tümör yakın veya uzak biryere yayılmış ise ilaç tedavisi (kemoterapi) ve ışın tedavisi (radyoterapi) yapılarak tümör iyileştirmeye çalışılır. DERİ TÜMÖRLERİNDEN KORUNMA Yukarıda da belirtildiği gibi güneş ışınlarına korunmasızca fazla maruz kalma,vücudun direnç sisteminin zayıf olması, cilde ait yanıklar ve benlerin zararlı etkenlere maruz kalması risk faktörleridir. Öncelikle açık tenli insanların güneş ışınlarından kaçınmaları, sadece deniz kıyısında değil güneş içinde de cildi güneş ışınlarından koruyacak ürünlerin kullanımı cok önemlidir. Fazla miktarda ve büyük benleri olanlar, vücüdunda fazla miktarda ve çili olanlar belirli aralıklarla cilt doktoruna kontrole gitmelidir. Tüm kanser türleri ile mücadele etmede önemli olan sağlıklı beslenme,düzenli egzersiz yapılması,sigaragibi zararlı alışkanlıklardan kaçınılmalı cilt tümörleri içinde geçerlidir. 23 Op. Dr. Mehmet KOÇ Kadın Has. ve Doğum Uzmanı Tüp Bebek ve Reprodüktif Endokrinoloji Şeker Yükleme Testi’nin Anne Ve Bebeğe Zararı Yoktur... Her şeyi bildiğini iddia eden ve her konu da söz söyleyenler aslında hiçbirşey bilmeyenlerdir. Op. Dr. Mehmet KOÇ Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Tüp Bebek ve Reprodüktif Endokrinoloji Kırşehirde doğdu. Atatürk Üniversitesi Tıp fakültesini bitirdi. Kadın Hastalıkları ve Doğum uzmanlığı Eğitimini Şişli Etfal Eğitim ve Araştırma hastanesinde tamamladıktan sonra 2003-2007 yılları arasında özel bir sağlık kuruluşunda çalıştı.2007 yılında İstanbul Üniversitesi Çapa Tıp Fakültesinde Perinatoloji (2. Düzey USG kursuna katıldı) 2008 yılında yurtdışında Laparaskopi(kapalı ameliyat) eğitimi aldı.2008 Kasım ayından itibaren hastanemizde çalışmaktadır. 2010 yılında İstanbul Üniversitesi Çapa Tıp Fakültesi Yardımcı Üreme Teknikleri Merkezinden Tüp Bebek uzmanlığını eğitimini tamamlayarak .Tüp bebek uzmanlığı sertifikası aldı. Muayene Saatleri: 08:00 - 18:00 Dahili Tel: 1114 24 Op. Dr. Mehmet KOÇ Kadın Has. ve Doğum Uzmanı Tüp Bebek ve Reprodüktif Endokrinoloji Ş eker yükleme testi uzun yıllardır güvenle yapılan anne ve bebek için hayati önem taşıyan bir testtir. Bir dilim pasta veya iki dilim baklava da ne kadar şeker varsa şeker yükleme testinde de o kadar şeker vardır. Gebelik öncesi salgılanan insülin yeterli iken, gebelikte oluşan değişiklikler ve kilo artışı nedeni ile insülin ihtiyacı artar gebelerin %3-10’un da yeterli insülin salgılanamadığından gestasyonel diabet gelişir. Her şeyi bildiğini iddia eden ve her konu da söz söyleyenler aslında hiçbirşey bilmeyenlerdir. Gündem de kalmak için bilinçsizce ve hiçbir bilimsel temele dayanmadan yapılan açıklamalar anne ve bebekleri için zararlı olmuştur ve zarar vermeye de ne yazık ki devam etmektedir. Şeker yükleme testinin bebeğe zararlı olduğu gibi bilimsel temelden yoksun bir iddia, gündemi meşgul etmeye devam etmektedir. Türk jinekoloji ve Obstetrik derneğinin gebelikte yapılan şeker yükleme testinin zararının olmadığını açıklamasına rağmen hastalarımız testin zararlı olduğu düşüncesi ile şeker yükleme testini yaptırmaktan kaçınmaktadır. Amerikan Diabet Derneğinin gebelikte şeker taraması ile ilgili önerileri şunlardır: 1.Obezite 2. Bir önceki gebelikte Gebelik Diabeti tanısı konulmuş veya 4000 gramın üstünde bebek doğumu 3.İdrar tetkikinde şeker pozitif 4.Daha önce Polikistik Over Tanısı konulmuş 5.Ailede Tip 2 Diabet tanısı varsa Bu gebelere hemen şeker yükleme testi yapılmalı 24 haftayı beklememeli ve eğer şeker seviyesi yüksekse öncelikle diet ,diet yetersiz kalırsa da ilaç tedavisine başlanmalı. Risk faktörü yok ve gebeliğin ilk üç ayında yapılan kan testlerinde şeker testleri normal sınırlar içerisinde ve 1. 25 yaşınından küçük 2. Gebe kalmadan önce normal kilolu 3. Ailesinde şeker hastalığı hikayesi yok 4. Daha önce yapılmış şeker yükleme testi normal olan gebelerde Şeker yükleme testi gebeliğin 24-28 haftaları arasında yapılmalıdır. Gebelikte yüksek seyreden şeker seviyeleri anneye ve bebek sağlığını olumsuz etkileri vardır. Anneye Etkileri: 1. Diabetik Retinopati: Şeker hastalığında kontrolsüz yüksek şeker seviyeleri körlüğe kadar gidebilen göz problemlerine sebeb olabilir. 2. Böbrek Hastalıkları: Kontrolsüz yüksek şeker seviyeleri böbrekleri olumsuz etkiler 3. Gebeler de kan basıncını artırarak hipertansiyon riskini artırır. Yüksek şeker seviyelerinin Bebek üzerindeki olumsuz etkileri: 1. Düşük riskini artırır. 2. Gebeliğin erken dönemindeki yüksek şeker seviyeleri özellikle bebekler de kalp ve sinir sistemi anomali riskini artırır. 3. Diabetik anneden doğan bebeklerde çocukluk çağında obezite daha sık görülür 4. Doğum ağırlığının 4000 gramın üzerinde olması ve buna bağlı olarak doğum yaralanmaları ve sezaryen doğum oranın da artış 5. Bebeklerin akciğer gelişimini yavaşlattığından doğum sonrası solunum sıkıntısı ve yenidoğan bakım ünitesinde yatma riskini artırır. 6. Uzun dönem takiplerde gebeliklerin de kontrolsüz şekeri olan kadınların çocuklarının zeka seviyeleri ve öğrenme kabiliyetinin diğer çocukardan geri olduğu görülmüştür. Kolaylıkla her yerde yapılabilen ucuz bir test olan şeker yükleme testi zararı olmadığı gibi anne ve bebek için bir çok olumsuz durumu gerçekleşmeden önlememizi sağlar. Kadın doğum uzmanları anneleri ve onların bize emaneti olan karnında ki bebeklerini çok sevmektedirler,annenin ve bebeğinin zarar göreceği bir testi yapmayacaklardır. Bilimsel temele dayanmayan ,uzmanı olmadığı bir konuda konuşan birinin değil de gebeliğin hukuki ve vicdani tüm sorumluluğunu alan kadın doğum uzmanları ile Türkiye de ve Dünya da ki bilimsel kurulların önerilerine uyulması daha doğru olacaktır.. Gebelikte ortaya çıkan kontrolsüz şeker yüksekliği anne ve bebek için zararlı iken. Bir dilim pastadan yada iki dilim baklavadan daha fazla şeker içermeyen, gebelik boyunca bir kez yapılan şeker yükleme testinin bebeğe ve anneye zararı yoktur. Bu gebelere hemen şeker yükleme testi yapılmalı 24 haftayı beklememeli ve eğer şeker seviyesi yüksekse öncelikle diet, diet yetersiz kalırsa da ilaç tedavisine başlanmalı. Not: Sağlık Bakanlığı Şeker Yükleme Testi’nin zararlı olmadığını ve yapılması gerektiğini açıkladı. (Makalemizin Yayın Aşamasında) 25 Op. Dr. Hasan LİCE Genel Cerrahi TÜP MİDE Ameliyatı (Vertical Sleeve Gastrectomy) Tüp Mide Ameliyatında ghrelin üretilen midenin fundus bölgesi çıkarıldığından iştahta azalmış olur ve kilo kaybı meydana gelir. almak gerekir. 1 Op. Dr. Hasan LİCE Genel Cerrahi 1967 yılında İstanbul’da doğdu. 1993’de Çapa Tıp Fak. mezun oldu. 1994-1998 yılları arasında Taksim Eğitim ve Araştırma Hastanesinde asistanlık yaptı. 1998-2012 yılları arasında Haseki Eğitim ve Araştırma Hastanesinde 2. Cerrahi Kliniğinde Genel Cerrahi, Kanser Cerrahisi, Laparoskopi Cerrahisi ve Endoskopi alanlarında teşhis ve terapatik çözümler konusunda hizmet verdi. Evli ve 2 çocuk babası. Muayene Saatleri: 08:00 - 18:00 Dahili Tel: 1017 990 lı yıllardan beri mide küçültme ameliyatları uygulansa da, günümüzde uygulanan sleeve gastrektomi tekniği son olarak 2001 yılında Amerikalı cerrah Dr. Gagner tarafından bildirilmiştir. Dr. Gagner bu tekniği, klasik gastrik by-pass ve biliopankreatik diversiyon ameliyatları uygulanamayacak derecede kilolu süper obez hastalar için asıl ameliyat öncesi belli oranda kilo verdirmek amaçlı ilk basamak cerrahi olarak düşünmüştür. Fakat bu amaçla sleeve gastrektomi uygulanan hastaların beklenenden çok ve daha önemlisi yeterli oranda kilo verdiğinin görülmesi üzerine, bu teknik tek başına uygulanabilen bir obezite ameliyatı olarak tıbbi litaratüre girmiştir Bu ameliyattan sonra hastaların fazla kilolarının %54 ile %81’ini yaklaşık 12 ay içinde kaybettikleri, aynı zamanda şişmanlığa bağlı diğer hastalıklarda düzelme görüldüğü tespit edilmiştir. Sleeve gastrektomi avantajları nelerdir? Sleeve gastrektominin en büyük avantajı sindirim sisteminin doğal yolunda herhangi bir değişiklik yapılmamasıdır. Ameliyat sonrası vitamin 26 ve mineral eksikliği diğer obezite ameliyatlarına oranla çok daha az görülür. Genellikle 40 ile 90 dakika arasında süren nispeten teknik olarak Op. Dr. Hasan LİCE Genel Cerrahi daha kolay sayılabilecek bir prosedürdür. Diğer bir avantajı ise obezite ameliyatları sonrası tekrar kilo alımı durumunda sleeve gastrektomi revize edilebilecek en uygun prosedürdür. Tüp Mide Ameliyatı Nasıl Yapılır? Sleeve gastrektomi aynı zamanda “uzunlamasına gastrektomi” veya “tüp mide” olarak da adlandırılmaktadır. Midenin büyük kenarı kesilip çıkarılarak 60 ile 120 ml arasındaki hacme sahip bir mide tüpü oluşturulur. Diğer obezite cerrahisi yöntemlerinde olduğu gibi sleeve gastrektomide laparoskopik dediğimiz kapalı yöntem ile yapılmaktadır. Yaklaşık yarım santimlik 6 adet küçük deliklerden yapılmaktadır. Ameliyat sonrası ağrının son derece az olması, iyi bir kozmetik sonuç ve erken mobilizasyon gibi laparoskopik cerrahinin tüm faydalarını obezite cerrahisinde de görmekteyiz. Sleeve gastrektomide tek kullanımlık özel aletlerle mide kesilmekte ve aynı anda üzerine dikilmektedir. İşlem sırasında kalan midenin inceliği mide içerisine yerleştirilen bir tüp sayesinde sağlanmaktadır. Kesilme işlemi sonrası midenin yaklaşık %80 lik kısmı çıkarılır. İşlem sonrası kalan mide adeta muz şeklinde bir tüpü andırdığından dolayı teknik genellikle tüp mide olarak adlandırılmaktadır. Dikiş hattından olası bir kaçağı tespit etmek amaçlı mide özel bir boya ile şişirilir ve dikiş hattı kontrol edilir. Ameliyatın ertesi günü sıvı alımına başlanır. Sıvı alımı 3. Gün artar ve hasta genellikle 3. Gün taburcu edilir. İlk hafta berrak sıvılar olmak üzere 14 gün sıvı gıdalarla beslenilir. Daha sonra yavaş yavaş yumuşak gıdalara geçiş olur ve 4. Hafta sonunda bütün gıdalar yenebilecek hale gelinir. Bu periyod boyunca çoğu ekip bir diyetisyen kontrolünde olunmasını tercih eder. Ameliyat sonrası beklenen kilo kaybı, fazla kiloların %70 idir. Yani 70 kg olması gereken bir insan 170 kg ise; ameliyat sonrası bir buçuk yıl sonunda yaklaşık 100 kg civarına iner. Kilo verimi ilk 6 ayda hızlı iken daha sonra daha yavaş bir şekilde devam eder. Sleeve gastrektomi sonrası verilen kiloların kalıcı olma oranı %75-80 civarındadır. %15-20 hastada tekrar kilo alma görülebilmekte olsa da aynı kilolara tekrar dönme olasılığı %1 civarındadır. Tüp Mide Ameliyatında Kilo Kaybı Nasıl Oluşur? Tüp Mide Ameliyatında, 2 mekanizma ile kilo kaybı olmaktadır: • Mide hacminin küçültülmesi ile mekanik bir kısıtlanma ve mide hareketlerinin azaltılmasına bağlı kilo kaybı, • Ghrelin olarak bilinen bir maddeyi üreten mide dokusu çıkarıldığından hormonsal bir değişiklik meydana gelmesi sonucu kilo kaybı olur. Ghrelin midenin fundus denilen üst parçasındaki oksintik hücrelerce üretilen 28 amino-asitlik bir peptit proteindir. Beyindeki hipotalamus ya da pituiter bölgedeki reseptörlerinin aktivasyonu ile düzenlenen kuvvetli bir oreksijenik (iştah arttırıcı) bir peptittir. Mide fundusunun her bir gramında, oniki parmak bağırsağına göre 10-20 kat daha fazla ghrelin bulunmaktadır. Tüp Mide Ameliyatında ghrelin üretilen midenin fundus bölgesi çıkarıldığından iştahta azalmış olur ve kilo kaybı meydana gelir. Tüp mide ameliyatı kısa sürede etkili olan önemli bir şişmanlık ameliyatıdır. Altı ayda toplam fazla kiloların %35-70’i ve 12 ayda ise fazla kiloların %33-81’i kaybedilmektedir. Üç yılda kaybedilen fazla kiloların “Gastrik By-Pass Ameliyatı” sonrasında kaybedilen kilolara yakın olduğu gösterilmiştir. Tüp Mide Ameliyatından Sonra Kilo Alınırmı? Tüp mide ameliyatından sonra mide tüpünün zamanla genişlemesi halinde yeniden kilo alımı görülebilir. Ameliyat tekniklerindeki farklılıklar nedeniyle bu durumun neden meydana geldiği anlaşılmıştır. Nedenleri şunlardır: • Aşırı geniş buji kullanılması. • Mide arka duvarının yeterince alınmaması. • Büyük lokmalar nedeniyle mide tüpüne aşırı basınç ile genişleme Tüp Mide Ameliyatından Sonra Kilo Alınırsa Ne Yapılır? • • • Yeniden laparoskopik tüp mide ameliyatı ile genişleyen midenin fazlalılığının alınması. Gastrik by-pass ameliyatına geçilmesi. Laparoskopik düodenal swich ameliyatına geçilmesi. Tüp mide ameliyatının riskleri nelerdir? Sleeve gastrektomi ameliyatında çıkarılan mide kısmında uzun bir dikiş hattı oluşur. Bazı hastalarda bu uzun dikiş hattından küçük kaçaklar olabilmektedir. Bu oran %1 in altındadır. Kaçak durumunda dikiş hattı çevresinde ufak apseler olabilmektedir. Bu durumda radyolojik olarak oluşan birikintiler drene edilir ve kaçağın kapanması beklenir. Düşük ihtimalle tekrar ameliyat veya endoskopik olarak kaçak noktasına stent denilen örtücü bir cihaz konulabilmektedir. Günümüzdeki tıbbi teknolojideki gelişmeler (özellikle mideyi kesen ve kapatan stapler teknolojisi) sayesinde bu ameliyat son derece güvenle yapılabilmekte ve işleme bağlı komplikasyonlar çok nadir görülmektedir. Sleeve gastrektomiye bağlı ölüm riski %0.3-0.5 dir. 27 Op. Dr. Galip Arda PELEN K.B.B. Uzmanı Yaz Aylarında K.B.B. Hastalıkları Daha Çok Baş Gösteriyor “Hijyen şartları iyi olmayan havuz ve denizlerde yüzenlerde dış kulak yolu enfeksiyonlarına, özellikle de mantara yakalanma riski artmaktadır.” Op. Dr. Galip Arda Pelen K.B.B. Uzmanı 1979 Balıkesir doğumlu. 2004 yılında İst. Üni. Tıp Fak. mezun oldu. Göztepe Eğit. Araş. Hast. K.B.B. İhtisası yaptı. 2013 Mayıs ayı itibari ile Avrasya Hospital’da görev yapmaktadır. Muayene Saatleri: 08:00 - 14:30 Cumartesi : 11.30 - 15.00 Dahili Tel: 1133 28 Y az mevsiminin gelmesiyle sanılanın aksine kbb hastalıklarında azalma olmaz, sadece hastalıkların sıklığında değişim olur. Kışın daha sık görülen nezle, grip gibi viral üst solunum yolu hastalıkları ve bunlara bağlı oluşun sinüzit, otit gibi bakteriyel enfeksiyonlar, güneş ışınlarının etkisini göstermesi ve havaların ısınmasıyla podyumdaki yerlerini dış kulak iltahabı (eksternal otit) ve kulak mantarı (otomikoz) gibi sıcak, nemli havaları seven mikrobik hastalıklara bırakırlar. Özellikle yazın aşırı terleme, sık banyo alma, deniz daha sıklıkla havuz suyunun etkisiyle kulak girişindeki cildin asit-baz dengesi bozulur ve enfeksiyonlara yatkınlık artar. Normalde dış kulak yolu iyi korunaklıdır ve kendi kendini temizleme özelliği vardır. Cilt altında kulak kiri dediğimiz serumeni oluşturan bezler ve kıl kökü bezleri bulunur. Doktorlar ve hastalar tarafından kullanılan kulak kiri terimi yanlış bir tabirdir. Bu salgı aslında dışardan gelen bir pislik değil, kulağın yaptığı son derece yararlı bir salgıdır. Normalde eğer kişinin kulağında yapısal bir problem (kulak kanalı darlıkları, sedef hastalığı gibi) yoksa bu salgı dışarıya doğru atılır. Hastalarda birikerek kulağı tıkayıp işitme kaybına neden olması genellikle yanlış alışkanlıklar (kulak temizleme pamuğunun sık ve yanlış kullanımı, kulağın yabancı cisimlerle kaşıyarak tahriş edilmesi gibi) nedeniyle olmaktadır. Bu salgı; kulak kanalının hafif asidik (pH 4-5) olmasını sağlar, mikropların yerleşmesini engeller ve enfeksiyonların gelişmemesi açısından bir bariyer oluşturur, dış ortamdan gelen toz ve benzeri yabancı cisimleri zamk gibi tutar. Ancak dış kulak yolundaki asiditeyi değiştiren faktörler (banyo, deniz veya havuz sonrası kulağın ıslak kalması, pamuklu çubukla kurcalama sonrası kulak kirinin temizlenip koruyucu bariyerin ortadan kaldırılması, yine temizleme veya kaşıma amaçlı dış kulak yoluna sokulan yabancı cisimlerin yaptığı travmaya bağlı deride zedelenme, kulak kirinin itilip birikmesi ve suyla şişmesi sonucu mikropların yerleşimi için zemin oluşturması vb.) patojen bakterilerin ve mantarların üremesine ve dış kulak yolu iltihabına yol açar. Hijyen şartları iyi olmayan havuz ve denizlerde yüzenlerde dış kulak yolu enfeksiyonlarına, özellikle de mantara yakalanma riski artmaktadır. Op. Dr. Galip Arda PELEN K.B.B. Uzmanı Ayrıca kulak temizlettirmek için gidilen hastanelerde kullanılan aletlerin yeterince temiz ve steril olmaması, aynı aletin birden çok kişide kullanılması ya da temizleyen kişinin dış kulak cildini tahriş etmesi durumunda hastanelerden de mantar ve enfeksiyon kapılabilinir. İşitme cihazı kullananlar da yaz aylarında dış kulak yolu enfeksiyonları daha sık görülme eğilimindedir. Kulak içi cihazlarda cihazın kendisi, kulak arkası olanlarda kulak kalıbı dış kulak yolunu tıkayarak dış kulak yolunun kendini temizleme mekanizmasını bozmakta, yazın özellikle terleme ile kulak yolu asiditesinin bozulması bu enfeksiyona zemin hazırlamaktadır. Bu nedenle cihazı aralıklı kullanmakta ve sık sık temizlemekte yarar vardır. Eksternal Otit’de (Dış Kulak Yolu İltihabı) Ne Hissedilir? Ağrı ve kaşıntı eksternal otitin en sık görülen belirtileridir. Hastalar genellikle zonklayıcı tarzda, öncesinde hafif kulak kaşıntısı olan, çene ve kulak kepçesinin hareketine duyarlı oldukça şiddetli bir ağrıyla hekime başvurur. Kulağının üzerine yatamadığını, kulağına dokunamadığını belirtir. Sıklıkla öncesinde havuza veya denize girme öyküsü vardır. İşitme kaybının ön planda olduğu orta kulak iltahabının aksine dış kulak yolu iltahabında kulak girişi şişip kapanmadıkça erken evrede işitme kaybı beklenmez ve genellikle kulak zarında herhangi bir hasar yoktur. Ekternal Otit (Dış Kulak Yolu İltihabı) Nasıl Önlenebilir? Eksternal Otit’i (Dış Kulak Yolu İltihabı’nı) önlemenin en güvenli yolu, kulak yolunu tahriş etmemek ve savunma mekanizmalarının iyi çalışmasını sağlamaktır. • Kulak temizleme çubuğu, tel toka, tığ, kürdan, parmak ve benzeri cisimlerle kulağın kaşınarak tahriş edilmesinden kaçınılmalıdır. • Kulak kirini (mumunu) çıkarmaya çalışmayın. Eğer, işitmenin etkilendiğini hissediyorsanız doktorunuza danışınız. • Kulaklarınızı mümkün olduğunca kuru tutmaya çalışın. Yüzdükten veya duş aldıktan sonra kulaklarınızı havlu ya da pamukla kurulayın. Düşük derecede ayarlanmış, saç kurutma makinesi, kulak yolunu kurutmada yardımcı olabilir, ancak kulağınızdan 30 cm. uzakta tutun. • Sık tekrarlayan dış kulak yolu iltihabınız oluyorsa yüzme sırasında başlık kullanarak suyun kulaklarınıza kaçmasını engelleyebilirsiniz. Kulak tıkacı, kulaklarınızın iltihaplanmasına olanak sağlayabilir. Önlem amaçlı olarak yaz aylarında haftada iki kere kulak temizleme pamuğuna damlatılacak 2 damla sirkenin kulak girişine yumuşakça sürülmesi de asidik bir ortam yaratarak iltihap oluşma riskini azaltmaktadır. Ekternal Otit (Dış Kulak Yolu İltihabı) Nasıl Tedavi Edilir? olan hastalarda kış aylarında da görülebilir. Kaşıntı, kötü kokulu akıntı, işitme kaybı, bazen ağrı şikayetleri yapar. Ağrı hastalığın doku derinliğine nüfuz ettiğini gösterir. Bu durum daha çok kulak karıştırma alışkanlığı olan kişilerde ortaya çıkar. bu nedenle kulak karıştırmak doğru bir alışkanlık değildir, hastalığa davetiye çıkarır. Tedavi aspiratör yardımı ile iyi bir temizlik ve kanalın asidifikasyonu yoluyladır. Tedavi tamamiyle lokaldir, sistemik yani ağızdan alınan ilaçların etkisi olmaz. Mantar ilaçlarının damla şekilleri en etkin olanıdır. Özel hazırlanmış solüsyonlarla yapılan pansumanda tedavide kullanılır. Tedavide antibiyotik kullanımının yeri yoktur. Otomikoz tedaviye dirençli olabilir, tekrarlarla seyredebilir. Hastalık iyileştikten sonra kulağı korumak ve kuru tutmak tedavi kadar önemlidir. Mantar enfeksiyonları kulak zarında ve dış kulak yolunda kalıcı hasar oluşturmazlar. Oluşturdukları işitme kaybı tedavi ile düzelir. Anlatılanlardan herhangibirinin sizde olduğunu düşünüyorsanız hemen doktorunuza başvurun. Yapılacak muayeneden sonra iltahabın seviyesine göre genellikle lokal yani çeşitli damla ve pomadlarla yapılacak tedavi yeterli olacaktır. Daha ilerlemiş durumlarda, ağır vakalarda ise (abseleşme, kulak girişinin tamamen kapanması, iltahabın çevredeki cilde yayılması...) doktorunuz tarafından sistemik yani ağızdan veya enjeksiyon yoluyla verilecek ilaçlara ek olarak yapılacak kulak temizliği, pansuman, gerekirse cerrahi müdahaleyle sorun çözülecektir. Kulak Mantarı (Otomikoz) Normal olarak dış kulak yolunda mantar sporları mevcuttur. Yaz aylarında aşırı terleme, sık banyo yapılması, deniz ve havuz nedeniyle kulağın nemli kalması sonucunda sıklığı artar. İltahaplı kulak akıntısı 29 Op. Dr. Orkunt ÖZKAPTAN Üroloji Taşı Böbrek Hastalıkları Taş oluşumun önlemek için bol miktarda sıvı alınmalıdır. Sıklıkla taş oluşturan hastaların günde en az 2 litre suyu 24 saat boyunca düzenli aralıklarla eşit miktarlara bölerek alması önerilir. B öbrek ve üreter taşı hastalıkları üroloji hekimleri tarafından sık görülen hastalıklardır. Bu hastalar genelde ağrı ile başvururlar. Toplumda her 10 kişiden 1’inin hayatı boyunca en az 1 kez böbrek taşı hastalığına yakalandığı düşünülmektedir. Op. Dr. Orkunt ÖZKAPTAN Üroloji 1979‘da Almanya’da doğdu. 1996 yılına kadar Almanya’da Yaşayan Özkaptan 1998-2004 yılları arasında İstanbul Üni. Tıp Fak. okudu. Daha sonra Okmeydanı Eğitim Ve Araş. Hast. Üroloji Uzm. ihtisas yaptı. 2011-2013 yılında Kastamonu Taşköprü Devlet Hast. mecburi hizmetini tamamladı. 2013-2014 Almanya ‘LAPAROSKOPİK’ cerrahi eğitimi aldı. 2014 Ekim ayı itibariyle Avrasya Hospital’de görevini sürdürmektedir. Muayene Saatleri: 08:00 - 18:00 Dahili Tel: 1008 - 1012 İklimin böbrek taşı görülme riski üzerinde önemli bir etkisi vardır. Ülkemizin de yer aldığı ılıman iklim kuşağı böbrek taşı gelişiminde riskli bölgeler arasında sayılmaktadır. Taşlar büyük çoğunlukla ağrı kesici tedavi dışında herhangi bir müdahaleye gerek olmadan verilen ilaçlar ve taş düşürücü tedavilerle kendiliğinden düşerler. Böbrek yada üreterde tespit edilen taşların düşme oranı %80 kadardır. Böbrekte oluşan taşlara böbrek taşı denir. Üre- ter taşı ise önce böbrekte oluşmuş daha sonra böbreği terk ederek üreter adını verdiğimiz böbrek ile mesane arasındaki idrar kanalına ilerlemiş ve burada takılarak idrar akışını tıkamış olan taşlara verdiğimiz isimdir. En sık görülen taş bileşenleri kalsiyum ve oksalat adını verdiğimiz minerallerden oluşan kalsiyum oksalat taşlarıdır. Bunun dışında kalsiyum fosfat, ürik asit, sistin ve sitruvit taşları diye adlandırılan taşlar vardır. Böbrek hücrelerinde günlük 180 litre kan süzülür ve bu süzme işlemi ile yaklaşık 1.5 litre idrar çıkar. İdrar içerisinde çözünmüş hâlde atık maddeler ve vücuda fazla gelen mineraller vardır. Bazı zamanlarda idrardaki maddeler çok konsantre hâle gelmekte ve idrar içerisinde katı kristaller meydana gelebilmektedir. Bu kristaller yavaş yavaş büyüyerek daha büyük kristallere ve sonrasında böbrek taşlarının oluşumuna neden olmaktadır. İdrar içerisinde ortaya çıkan kristalleşmeyi önleyici bazı bileşikler bulunur. Taş oluşumu idrarda kristalleşmeyi engelleyen maddelerle kristalleşmeyi oluşturan maddeler arasındaki denge bozulunca meydana gelir Yapılan çalışmalarda beyaz ırkta siyahi ırka göre daha fazla taş üretimi olduğu, yine erkeklerde kadınlara göre daha fazla taş üretimi olduğu tespit edilmiştir. Bir kez taş üreten bir insanın hayat boyu yeniden taş üretme riski %50’dir. Yani taş üreten 30 Op. Dr. Orkunt ÖZKAPTAN Üroloji insanların yarısı yeniden taş düşürecektir. Ailesel yatkınlık önemli bir faktör olarak görülmektedir. Ailesinde taş olan kişide taş oluşma riski daha fazladır. İklim ve su alımı yine taş oluşumunu etkileyen önemli faktörlerdendir. Ülkemizin de üzerinde bulunduğu ılıman ve sıcak iklim kuşağı taş oluşumunun daha sık rastlandığı bölgelerdir. Taş oluşumunun en önemli nedenlerinden bir tanesinin yetersiz sıvı alımı, buharlaşma ve dehidratasyon ile vücuttan fazla sıvı kaybı olduğu bilinmektedir. Bir insan yeterli su almadığı zaman idrarı daha konsantre ve koyu hâle gelir. Bu durumda idrarda kristaller oluşma şansı artar. Ayrıca daha konsantre idrarda kristalleşmeyi çözücü maddelerin oranı da azdır. Bu yüzden kristaller baskın çıkar ve birbirlerine tutunmaya başlarlar. Bir kez taş üretmiş bir insanın günlük en az 2 litre su içmesi önerilir. Anne, babasında veya kardeşlerinde taş olan bir insanın taş üretim oranı topluma göre çok daha yüksektir. Bu kişilerinde günde 2 litre su içmesi önerilir. Diyetin taş üretme üzerindeki etkisi kanıtlanmıştır. Yüksek proteinli ve asit içeren diyet taş üretimini arttırır. Bu tip diyetlerde idrarda atılan sitrat miktarının azaldığı görülmüştür. Sitrat taş üretimini engelleyen bilinen en önemli kimyasal maddedir. Sitrik asit olarak da bilinir. Bu asidin azlığında taş oluşum hızı yükselmektedir. Yüksek tuzlu diyet bir başka önemli risk faktörüdür. İdrarda aşırı miktarda tuz atılması beraberinde kalsiyumu da idrara çekmekte ve idrardaki kalsiyum konsantrasyonunu arttırmaktadır. Sonuç olarak artan kalsiyum miktarları kalsiyum kristallerinin bir araya gelmesine ve taş oluşturmasına neden olmaktadır. Oksalattan zengin yiyecekler ki bunlar yeşil yapraklı sebzeler, fındık, fıstık gibi yemişler, çay ve çikolata bu durumu daha da kötüye götürür. Ayrıca şişmanlık, obezite de taş üretimi için bir risk faktörüdür. Tansiyon ve kalp yetmezliği tedavisinde sıklıkla kullanılan bazı diüretikler ya da mide rahatsızlıklarında kullanılan bazı anti asit türlerinde idrar kalsiyum atılımı artarak taş oluşumunda riskli durumlar yaşanabilmektedir gelen gerginlik renal kolik adını verdiğimiz çok şiddetli ağrıya sebep olur. Normal doğum yapmış bayanlar taş ağrısının doğum ağrısından daha şiddetli bir ağrı olduğunu belirtirler. Ağrının karakteristik özellikleri; aniden başlaması, şiddetli irritasyon, idrar yapma hissi, keskin veya kramp tarzı bir ağrıya sebep olma özellikle lomber bölge adını verdiğimiz sırt ve yan tarafta şiddetli ağrılara neden olmasıdır. Bazen ağrı sırttan ön tarafa kasık bölgesi ve genital bölgeye doğru yayılım gösterebilmektedir. Kimi zaman hastada bu belirtilere ek olarak idrarda kan, bulantı-kusma meydana gelebilir. Böbrekte oluşan taşlar zaman zaman üretere düş- meyip böbrekte büyümeye devam ederler. Böbrekte sessiz durduğu dönemde taşlar dönem dönem çok şiddetli olmasa da künt ağrılar yapabilmektedir. Böbrekteki taşın idrar yolundan hiçbir belirtiye neden olmadan rahatlıkla düşebilmesi için genelde 2-3 milimin altında olması gerekir. Bundan büyük taşlar üreterin çeşitli kısımları 2-3 milimden daha dar olduğu için idrar kanalında tıkanıklıklara neden olurlar. Taş üretere geldiği zaman taşı çıkarabilmek için üreter ritmik olarak kasılmalara başlar. Bu kasılmalar taşın daha fazla sıkışmasına ve hasta da irritasyon bulgularının meydana gelmesine neden olabilir. Hasta sıklıkla tuvalete gitme hissi duyar. Tuvalet yapma sırasında da yanma hissi ve irritas- Böbrek taşının belirtileri Böbrekte duran bir taş büyük çoğunlukla hiçbir belirti vermez. Çünkü böbreğin ağrı hissi ancak kapsülün gerilmesiyle yani böbreğin şişmesi ile oluşmaktadır. İdrar akışını tıkamayan taşlar semptomsuz bir şekilde yıllar boyunca böbrekte durabilirler. Taş yerinden ayrılıp böbrek içerisinde yer değiştirdiği ya da üretere geçtiği zaman idrar akımı zorlamakta, tıkanmakta ve taşın gerisindeki idrar kanalı ve böbrekte tıkanıklığa bağlı basınç artışı meydana gelmektedir. Böbrek kapsülünde meydana 31 Op. Dr. Orkunt ÖZKAPTAN Üroloji tomografi yöntemlerine göre Böbrek taşı tedavisi: radyasyonun az alındığı bir yön- Taş tedavisinde en sık kullanılan yöntemdir. temdir. Litotriptör taş kırma makinesi adı verilen bir cihaz kullanılır. Vücut dışında Taş oluşumun önlemek için bol üretilen ultrasonik dalgaların ya da şok dalmiktarda sıvı alınmalıdır. Sıklıkla galarının cilt, deri, dokular geçilerek taşa taş oluşturan hastaların günde iletilmesi ve taş üzerinde meydana gelen en az 2 litre suyu 24 saat botitreşimler sayesinde taşın parçalara ayyunca düzenli aralıklarla eşit rılmasını meydana getiren bir yöntemdir. miktarlara bölerek alması öneESWL noninvaziv bir tedavi yöntemidir yani rilir. Geçmiş yıllarda kalsiyum vücut içerisine bir girişim yapmayı gerektirtaşları oluşturan hastalara kalsimez. Ülkemizde çoğunlukla ayaktan uyguyum içeren yiyeceklerden uzak lan bir prosedürdür. İyileşme zamanı kısadır. durulması öğütlenirdi. Ancak son yıllarda yapılan çalışmalar Birçok insan çok kısa süre içerisinde normal göstermiştir ki kalsiyum ya- aktivitelerine döner. saklamak kalsiyum taşı oluşum riskini bilakis arttırmaktadır. Ailesinde taş olan insanlarda yüksek dozda kalsiyum, vitamin C veya D kullanmak taş oluşum riskini arttırmaktadır. Bu tip ürünleri kullanması gereken hastalar yakın takip edilmeli, sıvı alımları arttırılmalı ve gerekirse sitrik asit içerikleri ile desteklenmelidir. Taş oluşturma riskini belirleyecek olan metabolik analizler adını verdiğimiz testler bu hastalarda özellikle yapılmalıdır.Tuz kullanımı ve hayvansal protein tüketimi kısıtlanmalıdır., yon hisseder. Erkeklerde testislere ve penis ucuna vuran ağrılar görülebilir. Taş üreterin en alt kısmı olan mesaneye girişine geldiğinde mesaneyi çok fazla irrite eder ve mesane tek bildiği his olan “idrar var” hissini kişiye yansıtarak sıklıkla tuvalete gitmesine idrarı boşaltmaya çalışmasına neden olur. Bu sırada idrarda kan görülmesi de sık rastlanan bir bulgudur. İdrar yolundan rahatlıkla geçemeyen taşlar bazen enfeksiyonlara sebep olabilir. Böbrek taşı teşhisi: Yan ağrısı nedeniyle acil servise başvuran hastalarda çoğunlukla taş hastalığı tespit edilir. Basit bir radyolojik görüntüleme ya da ultrasonografi ile teşhis konulamadığında bilgisayarlı tomografi tetkikinden yararlanılır. Bilgisayarlı tomografi taşın teşhisi için en etkili yöntemdir Tomografinin sık kullanılması ile gündeme gelen radyasyona maruziyet tehlikesi üriner sistem tomografisi için çok düşüktür. Üriner sistem tomografisi tek seferde çekilir, kontrast madde verilip yeniden çekilmesi gerekmez. Bu sayede kısa sürede çekilir. Diğer 32 Üreteroskopi tedavisinde idrar kanalından üreteroskop adı verilen fiber optik bir enstrüman kullanılır. Üreteroskop ile önce mesaneye daha sonra da üretere ilerlenerek taş olan bölgeye ulaşılır, taş görülür.. Üreterokopi sayesinde taş ile direkt görsel temas kurulur ve taşı kırmak için yapılan atışlar direkt taş üzerine yapılır. Bu kapalı bir ameliyat tekniğidir. Herhangi bir kesi (insizyon) olmadan idrar kanalları vasıtasıyla taşa ulaşılır. Hastanın idrar kanallarında hassasiyeti çok fazla olacağından işlem sırasında genel anestezi uygulanması gereklidir. İdrar kanalları vasıtasıyla taşa ulaştıktan sonra taşın büyüklüğüne göre tedavi seçenekleri değerlendirilir. Çok küçük taşlarda bir basket yardımıyla taş çekilerek alınabilir. Fakat büyük çoğunlukta taşın parçalara ayrılması gerekir. Bu amaçla pnömatik litotriptör ya da holmiyum lazer litotriptörler kullanılır. PNL (kapalı böbrek taşı ameliyatı), 2 cm üzerindeki taşlarda ESWL’ nin uygulanamayacağı düşünülüyor ise kullanılması gereken tedavi seçeneğidir. PNL sırasında genel anestezi uygulanır. Bu yöntemin en büyük avantajı açık cerrahinin yerini almış olmasıdır. 1 cm’lik bir yaradan böbreğe ulaşılarak böbrek içerisindeki taşlar tamamen temizlenmektedir. Böbrek taşlarında açık cerrahi hemen hemen tamamen terk edilmiştir. Op. Dr. Ferhat OĞUZ K.B.B. SES KISIKLIĞI Ses kısıklığı, özellikle sesini uzun süre kullanan meslek gruplarında (öğretmen, ses sanatçıları vs.), sigara, çay ve kahve gibi keyif vericileri bol miktarda kullananlarda daha sık olarak görülmektedir... İ nsanları hayvanlardan ayıran en önemli özellikler konuşma ve düşünme yetenekleridir. Konuşma, larenks (gırtlak) tarafından oluşturulan bir dizi süreçle meydana getirilen ses sayesinde başarılmaktadır. Kişi de değişik nedenlerle oluşabilecek ses kısıklığı başta sesini profesyonel olarak kullananlarda olmak üzere herkesi derinden etkilemektedir. (nodul, polip, reinke ödemi, kistler vs.) aynı şekilde kendini ses kısıklığı yaparak belli etmektedir. Ses kısıklığı yapan diğer patalojiler ise enfeksiyonlardır. Bunlardan özellikle kış aylarında toplum için büyük bir sağlık problemine neden olan üst solunum yollan enfeksiyonları önemli yer tutar. Bir diğer ses kısıklığı nedeni ses tellerinin tek veya çift taraflı felçleridir. Bu duruma özellikle guatr operasyonları Sesin oluşumunda; akciğer, larenks sırasında ses tellerini hareket ettiren sini(gırtlak ve üst solunum yolları ve sinüsler rin kesilmesi sebep olmaktadır. değişik görevler üstlenmektedir. Bunlardan akciğer, larenkste yerleşen ses telle- Vücudun başka bölgelerinde yerlerinin titreşmesini sağlayan basınçlı havayı şenlere nazaran ses tellerinin kötü huylu temin eder. Larenks ses tellerini barındı- tümörleri çok erken dönemlerde ses kırarak sesin oluşumunda önemli bir görev sıklığı yaparak erken teşhise olanak sağüstlenmektedir. Üst solunum yollan ve lamakta ve bu da hastalımın ilerlemeden sinüsler ise oluşan sesin şekillenmesini tedavisine olanak sağlamaktadır. Bu ne(rezonans) sağlar. Yukarıdaki bahsi geçen denledir ki 10 günü aşan ses kısıklığı duorganların değişik rahatsızlıkları sesin ka- rumlarında mutlaka kişinin kulak burun boğaz muayenesi olması gerekmektedir. rakterinin bozulmasına neden olur. Ses kısıklığı, özellikle sesini uzun süre kullanan meslek gruplarında (öğretmen, ses sanatçıları vs.), sigara, çay ve kahve gibi keyif vericileri bol miktarda kullananlarda daha sık olarak görülmektedir. Ses kısıklığına neden olan patolojilerin büyük çoğunluOp. Dr. Ferhat OĞUZ ğu ses telleri üzerinK.B.B. de veya çevresinde Mersin’de do€du. ‹lkokul-Lise yerleşir. Bu patoloö€renimini Mersin’de tamamlad›. jiler içinde diğerle1988 y›l›nda ‹stanbul Üniversitesi Cerrahpafla T›p Fakültesine rine göre daha az girdi. 1996-1999 yılları arasında aynı fakültede uzmanlık eğitimini görülmesine karşın tamamladı. 1999 yılında Avrasya en ciddi olanı ses teHospital’de göreve başladı. linden kaynaklanan Muayene Saatleri: 08:00 - 18:00 kötü huylu tümörler Dahili Tel: 4011 mini artırması tedaviye yardımcı olması bakımından çok önemlidir. Ses kısıklığının ilerlememiş vakaİarda konuşma terapisiyle fayda görmektedir. Ancak poliplerde, kistlerde, reinke ödeminde cerrahi olarak kitlelerin çıkarılması gerekmektedir. Sonuç olarak, pek çok değişik nedenle meydana gelen ses kısıklığının tedavisinde en önemli nokta erken teşhistir. Erken dönem’de tespit edildiğinde, sınırlı cerrahi rezeksiyonla kolaylıkla tedavisi mümkün olan ses tellerinin kötü huylu tümörleri teşhiste gecikildiğinde hayati tehlike yaratan sağlık problemi haline gelmektedir. Sağlıklı günlerde buluşmak dileğiyle. Ses kısıklığı şikayetiyle başvuran hastalarda özellikle yapılması gereken dikkatli bir şekilde hastanın sorgulanmasıdır. Bu esnada hekimde ses kısıklığının nedenine yönelik bir fikir doğacaktır. Takiben yapılan muayenede en önemli aşama, kötü huylu tümörlerinde mümkün olan en erken dönemde tümöral kitlenin cerrahi olarak temizlenmesidir. Ses tellerinin iyi huylu tümörlerinden nodüllerde özellikle ses tellerinin endoskopik (kamera ve ekran yardımıyla) olarak görülmesidir. Bu sayede ses tellerinin görünüm ve hareketleri ayrıntılı olarak değerlendirilmektedir. Ses kısıklığına neden olan patalojiler’in sık olarak görülen üst solunum yollarının enfeksiyonlarının tedavisinde antibiyoterapi, siscemik dekonjestan, anti-flamatuar ilaçlarla sıkça başvurulmaktadır. Özellikle bu dönemde kişinin sıvı tüketi33 Op. Dr. Tamer SÖZEN Kadın Hastalıkları ve Doğum Yazları Kadınlar için Daha Güzeldir. Her türlü stildeki yüzmenin hem normal doğumu hemde sezeryanı kolaylaştırıcı etrkisi vardır. O nedenle gebelik haftasına bakmaksızın düşük yada erken doğum tehditi yoksa yüzmek karın kaslarını güçlendirecek, hastalarımıza büyük fayda sağlar. Op. Dr. Tamer SÖZEN Kadın Hastalıkları ve Doğum ‹stanbul’da do€du. 1991 y›l›nda ‹stanbul T›p Fak. mezun oldu. 1992-1996 y›l›nda ‹st. T›p Fak. Kad›n Hast. Do€um Ana Bilim Dal›’nda ihtisas yapt›. Bir y›l süreyle Alman Hast.’ne ba€l› olarak çal›flt›. 2000 y›l›ndan beri Avrasya Hospital’de görev yapmaktad›r. Evli ve 2 çocuk babas›. Muayene Saatleri: 08:00 - 18:00 Dahili Tel: 1123 34 E vet başlık doğru, yaz mevsimi gelince daha rahat kıyafetler seçen daha şık ve gösterişli giyinme fırsatı yakalayan kadınlar için hem daha güzel hem daha özeldir. Ayrıca aileleriyle yapacakları tatilin tatlı telaşı, büyük ailelerine yapacakları ziyaretlerin o farklı heyecanlarıda mevsimi farklı kılar. Bronzlaşıp güzelleşmek isteyenler, kilo verip form yakalama arzusunda olanlar içinde yaz hem hem özeldir. Ama ne yazık ki yaz kadın hastalıkları açısından ve gebelik takipleri yönünden biz jinekologlar için oldukça sıkıntılıdır. Tatil programları, balayı dönemleri, kutsal ziyaretlerin regl periyotları ile çakışmaması açısından sikluslar öne yada sonraya çekilir. Bu bazı adet düzensizliklerinde sorun oluşturabilir. Fakat kesin söyleyebilirim ki bu regl ayarlamaları asla önemli zarar vermez. Yalnız bir sonraki adet dönemi için de düzenleme yapmak gerekir. Tatile gelince; deniz ve bakımı yapılmış havuzlar son derece keyifli mekanlardır. Ağır pelvik enfeksiyon ve vaginiti olan hastalar için sorun oluşturabilir. Sağlıklı gebeler için hem havuz hem deniz hem de güneş hiçbir sakınca oluşturmaz ve zevkle suya girebilir diledikleri gibi yüzebilir. Koruyucu kremler sürerek güneşlenmeleri de sakınca oluşturmadığı gibi faydalı bile olacaktır. Sadece gebelerin deniz ya da havuzdan çıktıktan sonra mayo değiştirmeleri yada iki parçalı mayo (bikini) giyip karın bölgelerini hemen kurulamaları gerekir. Her türlü stildeki yüzmenin hem normal doğumu hemde sezeryanı kolaylaştırıcı etkisi vardır. O nedenle gebelik haftasına bakmaksızın düşük yada erken doğum tehditi yoksa yüzmek karın kasla- Op. Dr. Tamer SÖZEN Kadın Hastalıkları ve Doğum rını güçlendirerek, hastalarımıza büyük fayda sağlar. Yüksek ne ve aşırı sıcaklar sıvı kaybını arttırdığı için gebelerin bol su içmeleri yada sıvı içecek tüketmeleri de önemlidir. Regl döneminde vagınal tampon konularak denize girilmesinde sakınca yoktur. Ama tamponlar düzenli bir şekilde değiştirilmeli ve yenilenmelidir. Hijyene de dikkat etmek gerekir. Bekar genç kızların ise maalesef (eğer adet geciktirici kullanmadılarsa) denize yada havuza girmeleri sakıncalıdır. Yazın normal doğum yapan yada operasyon geçiren kadınların ise sık sık duş almaları ameliyat sahasını düzenli olarak havalandırmaları gerekir. Sık tekrarlayan vaginal enfeksiyonu olan hastalarımızın flora düzenliyici özel fitiller tatil boyunca da kullanmaları nüksleri engelleyecektir. Uzun mesafeli ziyaret yada tatil yörelerine uçak yolculuğu gebeler için tercih edilmelidir. Ama yurt- dışı yada uzun uçuşlar özellikle 6. ayını bitirmiş gebelerin ve doğum kontrol hapı alan kadınların yada genç kızların dikkatli olması gerekir. Çünkü gebelik ve doğum kontrol ilaçları kan dolaşımını yavaşlatarak pıhtı oluşumuna zemin hazırlar. Bu pıhtılar vücudun herhangi bir yerine atarak (emboli) çok ciddi rahatsızlıklara neden olur. O nedenle uzun uçuşlardan kaçınılmalı, ertelenmeli yada zorunluysa 1-2 saatte bir yürüyüşe kalkılmalı oturur yada yatarken sürekli pozisyon değiştirilmelidir. Özel araçla gidilen yolculuklarda da en az iki saatte bir mola verilmeli ve postür (vücut duruş şekli) değiştirilmelidir. Tüm hastalarımız ve gebelerimiz bütün sene evde yada işte çalışarak tatili ve memleket ziyaretlerini fazlasıyla hakettiler. Umarım bu notlarımızı da göz önünde tutarak mutlu, huzurlu ve keyifli günler geçirirler. Mutlu bir yaz mevsimi diliyorum. 35
Benzer belgeler
54. SAYI - Avrasya Hospital
(ESWL)
Pnömatik Tafl K›rma
Sistoskopi
Üreteroskopi
Renoskopi
Sünnet
56. SAYI - Avrasya Hospital
(ESWL)
Pnömatik Tafl K›rma
Sistoskopi
Üreteroskopi
Renoskopi
Sünnet
52. SAYI - Avrasya Hospital
(ESWL)
Pnömatik Tafl K›rma
Sistoskopi
Üreteroskopi
Renoskopi
Sünnet