servisler - IT Advisor
Transkript
servisler - IT Advisor
SATIN ALMA REHBERİ 1.000 USD ALTI DİZÜSTÜ BİLGİSAYARLAR www.itadvisor.com.tr ser er işi mk olaylı ğı vi s l e d ö a ç k ı d kullan er sa nal laştı rma SERVİS ODAKLI MİMARİ SOA’DA 6 GÜNAH 5 İPUCU S. 20 LİDERLİK ÇİRKİN ÖRDEK YAVRUSU KRALLAR S. 28 VMWARE MASAÜSTÜ BİLGİSAYARLARDA SANALLAŞTIRMA DEVRİMİ S. 44 TREND 10 GIGABIT ETHERNET’E HAZIR MIYIZ? S. 48 RÖPORTAJ MILLENICOM GENEL MÜDÜRÜ ŞEVKİ KUYULU OCAK 2010 SAYI 2 MOBİL OFİSLER İÇİN İNCE, HAFİF, PERFORMANSLI VE ŞIK DİZÜSTÜ ÇÖZÜMLER EDİTÖR 2009’un En’leri ve 2010 Beklentileri G eçtiğimiz yıl birçok değişime ve yeni teknolojilere sahne oldu fakat “kriz” hepsini gölgede bıraktı. Mükemmel bir bahane ve harika bir fırsat olan krizin etkileri henüz üzerimizden atıyoruz derken yepyeni bir yıla girdik bile. Geride bıraktığımız 2009 yılına dair birkaç başlıkla bilişim sektöründe nelere şait olduğumuzu hatırlayalım. Bulut Bilgi İşlem dillere pelesenk oldu, hatta öyleki yılların Google’ı bile bulut oldu çıktı Sanallaştırma pazarı 2008 yılına oranla %40’tan fazla büyüme kaydetti Veri merkezleri daha tercih edilir ve kullanılır bir hal aldı SAAS pazarı büyüme kaydetti ve 2010 hede lerini büyüttü Hepsi Bir Arada bilgisayarlar kabul gördü ve iyi bir satış gra iği yakaladılar Yıllardır beklenen 3G teknolojisi kullanıcılarına kavuştu LED monitörler LCD teknolojisine henüz yeni olmasına rağmen göz dağı verdi Kindle tüm dünyayı sarstı hatta Kindle 2 ile farklı ülkelerin de kullanımına açıldı Microsoft yine işletim sistemi çıkarttı. Windows 7 Android telefonlar ele gelir hal aldı SSD teknolojisi iyatı yüzünden hasret çektiği kullanıcılarına kavuştu Kimileri için son, kimileri için ciddi bir fırsat halini alan kriz, şüphesiz 2009 yılının en çok konuşulan konusuydu. Her ne kadar 2009 yılında hemen hemen tüm sektörler çok ciddi sıkıntılar yaşasa da, 2010 yılının beklentileri çok yüksek ve iyimser. Özellikle bilişim sektöründe 2010 beklentileri oldukça yüksek ve birçoğunun da sonu mutlu bitecekmiş gibi görünüyor. Bilişim sektörünün dinamikleri her zaman yüksek olmuştur. 2010 yılında da dinamiklerin farklı olması beklenmiyor. Peki 2010 yılında ne gibi yenilikler bizi bekliyor olacak? Yıllardır sanallaştırma kavramının ekmeğini yiyen bilişim sektörü, konsolidasyon, sanallaştırma ve veri merkezi mantığını birleştirerek Bulut Bilgi İşlem’i doğurdu umarım son zamanların en çok konuşulan Bulut Bilgi İşlem kavramının kullanıldığını bu yıl görebileceğiz. Sunucu pazarının bu yıl genişlemesi özellikle SAAS uygulamalarının gelişmesi ve yaygınlaşması da beklentiler arasında üst sıralarda yer alıyor. 2008 yılına göre 2009’da %30’un üzerinde bir büyüme kaydeden sanallaştırma pazarının 2010 yılında daha iyi bir oranla büyüme kaydedeceği öngörülüyor. Son kullanıcı tarafına bakacak olursak eğer daha fazla yenilik göreceğimiz kesin. Özellikle ülke ekonomisine çok ciddi katkısı olan GSM sektörünün hızla büyüyeceğini göreceğiz. Gerek hizmet gerekse terminal tarafında 2010 yılı birçok yeniliğe gebe olacağa benziyor. LTE nam-ı diğer 4G operatörlerin yapılacaklar listesindeyken, terminal tarafında Android tabanlı modellerin yaygınlaşacağını göreceğiz. LED panellerin LCD krallığını sarsması beklenen 2010’da ayrıca SSD’ler de “alınabilir” bir iyatla piyasada dolaşacak. 2010 yılının bilişim sektörü için harika bir yıl olması dileğiyle... [email protected] ocak’10 3 ocak’10 İÇİNDEKİLER 4 8 Analiz SOA’da 6 Günah 5 İpucu 20 Analiz Yeni Fırsatlara Uyanmak 24 Güncel Ucuz Havayollarına Doğru Bir Adım Daha 25 Ayaküstü Teknoloji Dünyada ve Türkiye’de Navigasyon Sektörü 26 Analiz Kurumlarda Sanal Güvenliğin Önemi 27 ocak’10 ser eriş im ko layl ığı Haberler v i s l e d ö a ç k ı d n a l kul er san allaş tırm a 38 Kapak Konusu Bulut Bilgi İşlem Nam-ı Diğer Cloud Computing Gerçekten Geleceğin Teknolojisi Mi? SAYI İÇİNDEKİLER Analiz Çirkin Ördek Yavrusu Krallar 28 Başarı Hikayesi Zorluk Enerji’de SAP’lı Portal Dönemi 30 Başarı Hikayesi Aselsan 32 2 Genel Yayın Yönetmeni İlkay Zaman [email protected] Yazı İşleri Müdürü (Sorumlu) Cüneyt Tepe [email protected] Editörler Röportaj Şevki Kuyulu 34 Kapak Konusu Bulut Bilgi İşlem 38 Sanallaştırma Masaüstü PC’de Sanallaştırma Devrimi 44 Dilhan Uncu [email protected] Murat Karslıoğlu [email protected] Ekrem Özdamar [email protected] Metin Altınsoy [email protected] Haber Merkezi Trend 10 Gigabit Ethernet’e Hazır Mıyız? 48 Yazılım Test İyi Bir Yazılım Testi Nasıl Yapılır? 50 Donanım Mobil Ofisler İçin Dizüstüler 52 Donanım Ürün İnceleme 58 Ters Köşe Ekrem Özdamar 66 [email protected] Görsel Yönetmen Oğuz Taşdan [email protected] Fotoğraf Adem Başaran [email protected] Web Tasarım Serhat Artun [email protected] Katkıda Bulunanlar Murat Deligöz Altuğ Kayauman Nuri Kethüdan Yeşim Kıngöz İ.Z. Halkla İlişkiler Danışmanlık ve İletişim Adına Sahibi İlkay Zaman Yönetim Adresi Atapol Residence Sırt Sok No: 184 A6 Blok K: 10 D: 22 34770 Ümraniye / İSTANBUL Tel: 0216 533 75 87 Faks: 0216 533 66 25 [email protected] 44 Reklam Rezervasyon Tel: 0216 478 31 18 [email protected] Ankara Bürosu Medya Reklam Tanıtım Murat Osman Vanlı Tel: 0312 232 57 06 / Faks: 0312 231 56 16 [email protected] Abone Hizmetleri [email protected] Abone Dağıtım Renk Dağıtım Hürriyet Mah Dr.Cemil Bengü Cad. No: 14A Kağıthane İSTANBUL Tel: 0212 224 76 76 20 6 ocak’10 Baskı ve Cilt İhlas Gazetecilik A.Ş. 29 Ekim Cad. No:23 Yenibosna 34630 İSTANBUL Tel: 0212 454 35 06 ocak’10 Turkcell iletiÁim sektöründe rekabet avantaj›n› art›rmak için HP sanallaÁt›rma platformundan destek al›yor "Veri merkezimizde HP sunucular›yla gerçekleÁtirdi¤imiz konsolidasyon projesi sonucunda, taleplere çok h›zl› yan›t verebiliyoruz ve kaynaklar›m›z› etkin bir Áekilde kullanabiliyoruz, bununla birlikte maliyetlerimizi büyük ölçüde düÁürdük ve standartlaÁma sa¤lad›k." Haydar Erdem Y›lmaz, Turkcell Kaynak Yönetimi ve Veri Merkezi Birimi Yöneticisi Dünyan›n önde gelen iletiÁim ve teknoloji Áirketlerinden Turkcell, toplam 36,4 milyon fatural› ve ön ödemeli aboneye sahip olarak, üç operatörlü pazarda yaklaÁ›k %57 pazar pay› ile lider durumda. Abone say›s› bak›m›ndan Avrupa'n›n ikinci büyük operatörü olan Turkcell, faaliyete baÁlad›¤› 1994'ten bu yana verdi¤i hizmetlerle birlikte sürekli geliÁen ve büyüyen veri merkezindeki test, geliÁtirme ve üretim sunucular›n›n kullan›m oranlar›n›n düÁük olmas› sorunuyla karÁ›laÁt›. Bununla birlikte sunucu ortamlar›n›n bak›m ve destek anlaÁmas› maliyetlerinin yüksekli¤i de giderek bir sorun oluÁturmaya baÁlam›Át›. Maliyet ve yetersiz kullan›m oran› sorununa ek olarak, pazara sunulacak servisler için sunucu altyap›s›n›n haz›rlanmas› ve kurulmas› süreleri de uzundu ve rekabetçi bir ortamda bu da bir dezavantaj oluÁturuyordu. Bütün bu s›k›nt›lar› gidermek üzere Turkcell veri merkezinde bir konsolidasyon projesine baÁlama karar› ald› ve bu projenin x86 sanallaÁt›rma ad›m›nda HP ile iÁbirli¤i gerçekleÁtirdi. Bu bir reklamd›r. Projenin x86 sanallaÁt›rma ad›m›nda, VMware yaz›l›m› ve HP'den temin edilen BladeSystems sunucular› kullan›larak sanallaÁt›rma iÁlemi gerçekleÁtirildi. Bu Áekilde elde edilen sanallaÁt›r›lm›Á ortam ise Turkcell'in proje baÁ›ndaki hedeflerine ulaÁmas›n› sa¤lad›. Sonuçta Turkcell sistemlerini daha kolay yönetebilir hale geldi. Ortamlar›n bak›m›, destek sözleÁmeleri ve sistem yönetimi için gereken maliyetleri düÁürdü. Bununla birlikte bir servis talebi geldi¤inde gerekli sunucu altyap›s›n›n saatler içinde haz›rlanmas› sa¤land›. Böylece servislerin pazara ç›k›Á h›z› k›salt›larak önemli bir rekabet avantaj› sa¤land›. SanallaÁt›rma sayesinde Turkcell'de standartlaÁma konusunda da geliÁme sa¤land›. Eski yap›da uzun zamand›r kurulu olan, iÁletim sistemi, uygulama katman› eski sürümlerinde kalm›Á sunucular da yeni ortamda Turkcell standard›yla kuruldu. Bu çal›Áma operasyonel mükemmellik faaliyetleri kapsam›nda da ek fayda sa¤lad›. Fayda • Pazara sunulacak servisler için gereken sunucu altyap›s›n›n hizmete sunulma süresi k›salt›ld›. • Operasyonel iÁ gücü ve veri merkezi maliyetleri düÁürülerek verimlilik art›r›ld›. • Veri merkezinin mevcut durumu analiz edilerek, sunucular›n düÁük kullan›m oranlar› yükseltildi, kaynak kullan›m› verimlili¤i sa¤land›. • Operasyonel mükemmellik kapsam›nda Turkcell standartlar› oluÁturularak yeni ortamlarda kullan›ld›. • Mevcut çal›Áan sistemler için daha yüksek kullan›labilirlik seviyelerine ulaÁ›ld›. • 3 y›ll›k dönem için yap›lan yat›r›m›n 4,89 kat› kadar tasarruf elde edildi. Ortamlarda kullan›lan yaz›l›mlar için 3 y›ll›k bazda operasyonel maliyet ve sermaye maliyeti toplam giderinde yüzde 36 oran›nda düÁüÁ elde edildi. Teknoloji • 5 adet HP BladeSystem C7000 Enclosure (Virtual Connect Interconnect modülleriyle birlikte) • 20 adet 4 x Quadcore iÁlemci ve 64 GB bellekli HP Proliant BL680c G5 Blade sunucu • 8 adet 2 x Quadcore iÁlemci ve 32 GB bellekli HP Proliant DL380 G5 sunucu • HP Systems Insight Manager - HP Insight Control Environment Yönetim yaz›l›m› • Red Hat Enterprise Linux • VMware ESX Enterprise (HA, DRS, Vmotion, Vmware VCB) • VMware Virtual Center • VMware ortam› yönetimi Veems (Nworks) & HP Openview Operations Entegrasyonu • HP Openview Operations • Care Pack hizmetleri: HP ProLiant c-Class blade'ler ve VMWare lisanslar› için Support Plus 24 (3 y›ll›k) • Pilot proje için HP Dan›Ámanl›k ile ROI ve TCO analiz çal›Ámalar› HABER Fujitsu ısınan dizüstü pilleri için değişim programı başlattı F ujitsu, Nisan 2007 ve Haziran 2009 tarihleri arasında pazara sunulmuş olan belirli AMILO dizüstü bilgisayar modelleri için bir pil değiştirme programı başlattığını duyurdu. Pil değişim programının yalnızca çok sınırlı olarak AMILO Pa2510, Pi2512 ve Pi2515 modelleri için geçerli olduğu bildirildi. Bazı pillerin aşırı ısınması ve ilişkili yangın riski hakkında müşterilerden çok az sayıda bildirim gelmesine rağmen müşteri memnuniyetine ve güvenliğine verdiği önem nedeniyle böyle bir değişim programı başlatan Fujitsu, üketicinin tercihi olan diğer AMILO, AMILO Pro ve LIFEBOOK dizüstü modelleri için herhangi bir sorun rapor edilmediğini duyurdu. Fujitsu, pilden kaynaklanan özel bir durumla karşılaşan müşterilerine ücretsiz pil değiştirme programı sunarken, güvenlik önlemi olarak söz konusu dizüstü bilgisayar modellerinde müşterilerin yeni pil alana kadar mevcut pili çıkarmasını ve dizüstü bilgisayarlarını AC güç adaptörüyle çalıştırmasını tavsiye ediyor. www.fujitsu.com Garanti’den “Şifrematik” G aranti Bankası, İnternet Şubesi’ne girişte, BDDK tarafından zorunlu hale getirilen “tek kullanımlık şifre” uygulaması için müşterilerine, Şifrematik başta olmak üzere farklı alternatifler sunuyor. Garanti müşterileri, 1 Ocak 2010 itibarıyla, İnternet Şubesi’ne girişte müşteri numarası ve parolaya ek olarak tek kullanımlık şifrenin girilmesini de zorunlu kılacak uygulama kapsamında, “Şifrematik”, “Cep Şifrematik”, “Mobil İmza” veya “SMS ile giriş şifresi” uygulamalarından yararlanabilecek. Konuyla ilgili bilgi veren Garanti Bankası Genel Müdür Yardımcısı Ali Fuat Erbil, “Garanti Bankası olarak, 1 Ocak 2009 itibarıyla zorunlu hale gelen tek kullanımlık şifre uygulamasına uzun süredir hazırlıklıyız. Müşterilerimiz, çözümlerimizi, tek kullanımlık şifre zorunlu hale gelmeden önce de kullanabiliyordu. Uygulamanın devreye girmesiyle, müşterilerimize sunduğumuz farklı alternatifler sayesinde, Garanti İnternet Şubesi’nin kullanıcıları için bir değişiklik olmayacak. Müşterilerimiz, İnternet Şubemize girişte daha önce de kullandıkları tüm şifre uygulamalarını kullanmaya devam edecek.” dedi. www.garanti.com.tr 8 ocak’10 Callus artık kendi ayakları üzerinde K urulduğu 2004 yılı başından bu yana KoçSistem bünyesinde faaliyet göstermekte olan KoçSistem Dışkaynak Çağrı Merkezi, Callus Bilgi ve İletişim Hizmetleri A.Ş. adlı yeni bir şirkete dönüştü. Şirketin dışkaynak çağrı merkezi hizmetlerine yönelik vizyonu doğrultusunda, yüzde 100 Koç Holding sermayesi ile Koç Bilgi Grubu bünyesinde kurulan şirket, 11 Eylül 2009 tarihi itibariyle tescil edildi. 2009 yılı itibariyle 650 koltuk ve 30’u aşkın müşteri kapasitesi ile Callus, çeşitli sektörlerde yer alan 35 müşterisinin 50’yi aşkın projesinde hizmet vermeye devam ediyor. www.kocbilgi.com Canon imageRUNNER ADVANCE C anon, fotokopi pazarına yönelik düşük işletim maliyeti ve artırılmış belge güvenliği sunan yeni ürün serisi imageRUNNER ADVANCE teknolojisini Türkiye’ye getirdi. KOBİ’lerden büyük kurumlara kadar her büyüklükteki organizasyonlar için düşük işletim maliyeti sağlayan seri, aynı zamanda belge iş akışlarına daha kolay entegrasyon ve güvenlik getiriyor. Renkli dakikada 70 adede kadar kopya ve baskı seçeneği sunan imageRUNNER ADVANCE serisi yüzde 40 enerji tasarrufu ve karbon emisyonunda yüzde 50'ye varan azalma sağlıyor. Tanıtım toplantısında imageRUNNER ADVANCE’i değerlendiren Canon İş Çözümleri Pazarlama Müdürü Faruk Hançarlıoğlu “Belgeler, organizasyonların her şeyi. Şirketin büyüklüğü ne olursa olsun, iletişimi sağlamak, yaratıcılığı paylaşmak, işleri yedeklemek ve sözleşmeleri resmileştirmek için belgeler kullanılmaktadır. Bu gerçekler doğrultusunda geliştirilen imageRUNNER ADVANCE platformu, ofis baskısı ve belge yönetimi teknolojisinde bir evrim niteliği taşıyor” dedi. www.canon.com.tr “Da Vinci de kullanabilseydi dünya çok farklı bir yer olurdu” D assault Systemes’in PLM (Ürün Yaşam Döngüsü Yönetimi) Forumu İstanbul’da gerçekleştirildi. Forumun açılış konuşmasını yapan Dassault Systemes Türkiye Satış Müdürü Burak Süsoy, ‘yeni zamanlar için sürdürülebilir inovasyon’ konulu forumda, inovasyonun dünyada hangi seviyelere ulaştığını gösteren başarı öykülerinin anlatıldığını söyleyerek, dünyanın gelmiş geçmiş en büyük yenilikçilerinden biri olarak tanımladığı Leonardo Da Vinci’ye de göndermelerde bulundu. Burak Süsoy, Da Vinci’nin ünlü eskiz defterlerini anımsatarak, ‘Da Vinci eğer Dassault Systemes’in geliştirdiği sanal tasarım çözümü CATIA’yı kullanabilseydi dünya çok farklı bir yer olurdu’ dedi. Tasarımda her evrenin yaşayan bir döngü olduğuna dikkat çeken Süsoy, Dassault Systemes’in sektörlere stratejik avantajlar sağladığına işaret etti. www.3ds.com ocak’10 9 HABER LOTUSPHERE 2010 I BM, Lotus markasının her yıl gerçekleştirdiği Lotusphere Konferansı Amerika’nın Florida eyaleti Orlando kentinde bu yıl 17. kez düzenlenecek. İş süreçlerini geliştirmede, işbirliği yazılımları ve çözümlerinin önemini bilen bütün bilişim uzmanları ile hiçbir yerde bulunmayacak en son bilgiler Lotusphere 2010’da paylaşılacak. Konferansta, Lotus markasının yenilikleri ve yazılımlarının tanıtımının yanı sıra içinden geçtiğimiz döneme ışık tutacak projeksiyonların yer aldığı sunumlar da gerçekleştirilecek. Geleneksel olarak Walt Disney World’de gerçekleştirilen Konferans, 4 gün sürecek. www.lotus.com Dünyanın ilk 4G/LTE şebekesi Stockholm’da kullanıma geçti T eliaSonera'nın Stockholm’de sunduğu ticari mobil genişbant şebekesi dünyanın en hızlı ve en büyük ağı oldu. Yeni nesil mobil iletişim teknolojisi olan LTE, büyük miktarlardaki verileri en az maliyetli ve enerji tasarrufu sağlayarak aktarmak, frekans bandının kullanımını optimize etmek ve havada fibere yakın bir iletişim hızı sunmak için tasarlandı. Gecikme sürelerindeki azalmayla kullanıcılar artık HD video ve ağ oyunları gibi tüm çevrimiçi servislerden zahmetsizce yararlanabiliyor. Ericsson Başkanı ve CEO’su Carl-Henric Svanberg, konuyla ilgili olarak, “Mobil genişbant alanında yeni bir dönem başladı. 4G adı da verilen LTE teknolojisiyle mobil genişbant deneyimi eşsiz seviyelere taşınıyor. LTE hızı, genişbant erişiminde tam anlamıyla rahat bir erişim olanağı sağlıyor," dedi. www.ericsson.com Research In Motion’un 3. Çeyrek sonuçlarını açıkladı B lackBerry akıllı telefonlarının geliştirici ve üreticisi Research In Motion Limited (RIM) (Nasdaq: RIMM; TSX: RIM), 28 Kasım 2009’da sona eren 2010 mali yılının üçüncü çeyrek finansal sonuçlarını açıkladı. Buna göre, RIM’in üçüncü çeyrek gelirleri geçen yılın aynı dönemine oranla yüzde 41’lik artışla 2,78 milyar dolardan 3,92 milyar dolara yükseldi. Çeyrek dönem gelir dağılımının yaklaşık yüzde 82’sini cihazlar, yüzde 14’ünü servisler, yüzde 2’sini yazılım, yüzde 2’sini de diğer gelirler oluşturuyor. Üçüncü çeyrekte, 75 milyonuncu BlackBerry akıllı telefonu da dahil olmak üzere toplam 10.1 milyon cihaz sevkiyatı gerçekleştiren RIM, yaklaşık 4.4 milyon yeni net BlackBerry® kullanıcısı kazandı. Üçüncü çeyrek sonu itibariyle RIM’in toplam BlackBerry kullanıcı sayısı 36 milyona ulaştı. www.rim.com 10 ocak’10 Microsoft Türkiye Genel Müdürlüğüne Tamer Özmen atandı M icrosoft Türkiye Genel Müdürlüğüne Tamer Özmen atandı. Tamer Özmen göreve Şubat 2010’da başlayacak. Orange’da İnternet Kanallarından Sorumlu Başkan Yardımcısı olarak Londra’da çalışan ve Orange’a katılmadan önce Londra’da yerel arama motoru, İnternet reklamcılığı hizmetleri sunan TouchLocal firmasının kurucusu ve CEO’su olarak görev yapan Tamer Özmen daha önce de Türkiye’de DOL’un CEO’luk görevinde bulundu. Microsoft Türkiye Genel Müdürü olması ile ilgili Tamer Özmen şunları söyledi: “Dünyanın en önemli şirketlerden biri olan Microsoft’a ve bilhassa Türkiye’de çok güçlü bir ekibe sahip olan Microsoft Türkiye ailesine katılmaktan çok mutluyum. Türkiye gibi genç nüfusa sahip, dinamik, çalışkan ve diğer ülkelere göre çok daha hızlı büyüyen bir ülkede tekrar görev yapmak ve sektörde saygın bir konuma sahip olan ekiple beraber çıtayı daha da yukarı taşımak için büyük heyecan duyuyorum.” www.microsoft.com HP’den yüksek performanslı veri merkezleri H P, müşterilerine teknoloji yatırımlarını kısa sürede artı değere dönüştüren ve gelecekte hızlı büyümenin temellerini atan veri merkezleri sunuyor. HP sunucuları, depolama sistemleri, yazılımlar ve ağ donanımları performansı artırıyor, işletmelerin inovasyon çalışmalarına hız kazandırarak işletim harcamalarını azaltıyor. HP ProLiant G6 Blade sunucuları, Web 2.0 Cloud desteğiyle yüksek performanslı bilgi işlem (HPC) sistemleri kullanıyor. HP ProLiant G6 Blade, Haziran ayında kullanıma sunulan ve müşterilerin sahip olma maliyetlerini düşürerek veri merkezi kapasitesini artırmak için tasarlanan (ExSO) ürün grubunun yeni bir üyesi. Düşük maliyet, güvenilirlik ve tasarruf avantajlarına sahip ExSO ürün grubu, ihtiyaca göre atanan sistem kaynakları sayesinde ölçeklenebilen verimli, güçlü ve yüksek performanslı veri merkezlerine gereksinim duyan müşteriler için geliştirildi. HP, ExSO ürün grubuyla enerji kullanımını azaltan, maliyetleri düşüren ve teknoloji yatırımlarına artı değer katan yenilikçi çözümler sunmayı amaçlıyor. www.hp.com.tr Alcatel-Lucent’tan Etisalat’a IP iletişimi B irleşik Arap Emirlikleri’nin telekomünikasyon servis sağlayıcısı Etisalat, ülke genelindeki büroları için Alcatel-Lucent’ın IP iletişim çözümlerini seçti. Proje, Alcatel-Lucent’ın Körfez bölgesindeki iş ortağı Al-Futtaim Grubu tarafından yürütülecek. Anlaşma kapsamında, tüm Etisalat bürolarında VoIP (IP üzerinden ses iletimi), LAN (yerel alan ağı), VPN (sanal özel ağ) ve sesli iletişim çözümlerini içeren bir yapı kurulacak. Alcatel-Lucent IP iletişimi platformuna dayanan proje, Etisalat çalışanlarına hızlı ve aksaksız iletişim kurma imkanı verecek. IP ağ çözümü, hızlı ve tümleşik iletişim sunmak üzere geliştirilen Alcatel-Lucent OmniPCX platformuna dayanıyor. Bu kapsamda, mesajlaşma, video, tek numara kullanımı gibi çok çeşitli hizmetler sunuluyor. www.alcatel-lucent.com ocak’10 11 HABER INDEX, Dell Türkiye’nin yeni iş ortağı oldu D ell Türkiye tüketici ürün portfoyünün dağıtımı konusunda Indeks ile sözleşme imzaladı. Yapılan sözleşme dogrultusunda Aralık 2009 tarihi itibariyle, Indeks, Dell Türkiye genelinde 81 ilde bayi ve perakende kanalına satılan tüketici ürünlerinin dağıtıcısı konumuna geldi. Index’in Dell ürünlerinin daha geniş kitlelere ulaşmasında önemli bir rol oynayacağını belirten Dell Türkiye Tüketiciden Sorumlu Ülke Lideri Gülfem Çakmakçı “Tüketici ürün potföyümüzde bulunan dizüstü ve masaüstü bilgisayarların dağıtımında Index ile yaptığımız işbirliği çerçevesinde Dell olarak satış ağımızın genişlemesinden ve dolayısıyla da daha fazla tüketiciye ulaşmaktan memnunuz” dedi. Çakmakçı ayrıca, Index ile yapılan anlaşmanın özellikle tüketici pazarında güçlenme stratejilerinin bir parçası ve büyüme hedeflerine yönelik önemli bir hamle olduğunu da ekledi. www.index.com.tr Fujitsu’dan hodri meydan! I ntel bazlı PRIMERGY sunucuları ile Fujitsu, Avrupa genelinde düzenlediği bir etkinliği bu kez İstanbul’da gerçekleştirdi. Insight Competition adıyla ve Avrupa’nın bağımsız eğitim kurumlarından Synecon’un desteği ile düzenlenen etkinlik süresince bilinen üreticilerin son teknoloji sunucu ve veri depolama ürünleri gerçek ortamlarında ayrıntılı analiz ediliyor. Kule (tower), raf (rack) ve blade sunucular ile veri depolama cihazlarının tarafsız bir gözle değerlendirildiği Insight Competition, izleyici katılımıyla yapıldı. Yapılan karşılaştırmalar sonucunda Fujitsu her üç sunucu klasmanında da yüksek not alarak diğer markalar arasında öne çıkarken, veri depolamada ise üstünlüğünü gözler önüne koydu. www.fujitsu.com Best Buy Türkiye’de B est Buy, Amerika Birleşik Devletleri, Kanada, Çin, Meksika ve Avrupa’daki operasyonlarından sonra Avrupa’daki ilk mağazasını İzmir’de açtı. Best Buy, teknolojiyi kolay ve anlaşılır şekilde müşterilerine anlatarak Türkiye’de teknoloji alışverişinin yüzünü değiştirmeyi hedefliyor. İzmir’deki açılış öncesinde basın mensuplarıyla bir araya gelerek mağazayı gezdiren Best Buy Türkiye Ülke Başkanı Ruşen Kopmaz, “Müşterilerimize en yeni teknolojileri kolay ve anlaşılır bir biçimde anlatmak için mağazamızda interaktif deneyim alanları oluşturduk. En büyük farkımız ve gücümüz olan Mavi Tişörtlü çalışanlarımız, herkesin deneyebileceği ürünlerin bulunduğu interaktif deneyim alanlarında müşterilerimize vaat ettiğimiz alışveriş deneyimini yaşatacak” dedi. www.bestbuy.com.tr 12 ocak’10 HABER Oracle, Adalet Bakanlığı’nın UYAP Projesine Çevre Ödülü Verdi O racle, dünya çapında düzenlediği ‘En İyi Çevreci Dönüşüm Ödülleri’ne (Enable Eco-Enterprise Awards) Türkiye’den Adalet Bakanlığı’nın Ulusal Yargı Ağı Projesi’ni (UYAP) layık gördü. Çevresel açıdan öncü girişimler gerçekleştiren kurumlara verilen bu ödül, Oracle’ın her yıl San Francisco’da düzenlediği organizasyonu Open World 2009’da düzenlenen törende Adalet Bakanlığı ve projenin sistem entegratörü Havelsan yetkililerine teslim edildi. Bu ödül, doğanın korunmasına en iyi katkı sağlayan, geniş bir endüstri yelpazesinden, dünya çapında sadece 15 kuruma veriliyor. www.oracle.com Superonlıne, BOTAŞ boru hatlarıyla fiber altyapısını 2,5 katına çıkarıyor S uperonline, BOTAŞ’ın fiber optik altyapısının kiraya verilmesi için açtığı ihaleyi 20 milyon 900 bin Avro’luk teklifiyle kazandı. 2 ayrı etap şeklinde düzenlenen ihaleye katılan Superonline, kapalı zarf açık artırma usulüyle verdiği teklif karşılığında BOTAŞ’ın güzergâhını 15 yıl süreyle kiraladı. Konuya ilişkin sözleşme 24 Aralık 2009 tarihinde Ankara’da BOTAŞ yetkilileri ile Superonline Genel Müdürü Murat Erkan arasında imzalandı. Ankara’da düzenlenen imza töreninin ardından konuyla ilgili bir açıklama yapan Superonline Genel Müdürü Murat Erkan, Türkiye’nin coğrafi konumu gereği telekomünikasyonda stratejik öneme sahip bir bölgede bulunduğunu belirtti. Erkan, “Superonline olarak yurdun dört bir yanını fiber ağlarla örerek Türkiye’yi global iletişim ağının bir kavşak noktası yapmayı planlıyoruz. Bu yatırımımızla Türkiye’nin en büyük fiber optik altyapısına sahip alternatif telekom operatörü olarak yüzyıllardır üzerinde bulunduğumuz “İpek Yolu’nu “Fiber Yolu” haline getirmek için yatırımlarımıza hız kesmeden devam edeceğiz” dedi. www.superonline.net Viewsonic’in değişen yüzü V iewSonic, yeni görsel bilgisayar ürün gamı, verimliliği, mobiliteyi, ulaşılabilirliği arttıracak ve daha az yer kaplayacak ürün gamını kullanıcıların beğeniisne sundu. Bu yeni yelpazede Viewbook Netbook ve dizüstü bilgisayar serisi, hepsi bir arada VPC serisi, ultra küçük PC Mini serisi ve medya oynatıcılar yer alıyor. Türkiye Ülke Müdürü Hasan Koçyiğit yaptığı açıklamada; “Viewsonic olarak müşterilerimizin yaşam tarzlarına uygun yeni ürün gamımızı sunmaktan dolayı çok heyecanlıyız. 20 yılı aşkın bir süredir görüntü teknolojilerindeki deneyimimiz ve güçlü dağıtım ağı ortaklarımızla bu talebi karşılıyoruz ve güçlü kombinasyonlarıyla mükemmel kalitedeki Viewsonic ürünlerini uygun iyatlarla müşterilerimize sunmaya devam edeceğiz” dedi. www.viewsoniceurope.com 14 ocak’10 Turkcell’den işsiz gençlere eğitim ve iş imkanı T urkcell; “İnsana Yatırım” vizyonundan yola çıkarak, sektöre nitelikli insan gücü yetiştirmek amacıyla İŞKUR işbirliği ile yeni bir eğitim projesine başladı. TURKCELL’in öncülük edeceği proje kapsamında İstanbul, Ankara, İzmir, Erzurum ve Diyarbakır’da yaşayan, İŞKUR’a kayıtlı, 21-35 yaşları arasındaki adaylar arasından seçilecek kişilere üniversitelerle birlikte eğitimler verilecek. İstanbul, Ankara ve İzmir’de başvurular sonucu seçilecek 500 kişiye İstanbul ve Ege Üniversitesi ve Turkcell Akademi Eğitmenleri tarafından perakende, pazarlama, satış, hizmet ve teknoloji konularında sınıf içi, e-learning ve uygulamalı olarak 154 saatlik eğitim verilecek. www.turkcell.com.tr 2009’da video konferansa olan talep arttı P robil Genel Müdürü Esra Öztezcan, 2009 yılında video konferans çözümlerine yönelik talebin arttığını ifade etti. Video konferansın farklı lokasyonlardaki çalışanları sesli ve görüntülü olarak bir araya getirerek özellikle kurumlar için hız ve tasarruf sağladığına dikkat çeken Öztezcan, geçmişte sadece büyük ölçekli işletmelerde kullanılan çözümlerin artık farklı sektörlere yayıldığına dikkat çekti. Video konferans pazarının tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de hızlı gelişim gösterdiğine dikkat çeken Esra Öztezcan şunları söyledi: “Video konferans çözüm maliyetleri talep edilen hizmetin niteliğine göre 2100 Dolar’dan başlayıp 20 bin Dolar ve üzerinde olabiliyor. Yatırımın geri dönüşleri ise 3 aya kadar düşebiliyor. www.probil.com.tr Sahibinden Güneydoğu Anadolu’yu e-ticaretle buluşturuyor S ahibinden, Adana ofisi sayesinde; Kahramanmaraş, Gaziantep, Diyarbakır, Antakya, İçel, İskenderun, Niğde, Malatya ve civar illerdeki üyelerine daha hızlı ulaşmayı ve bu bölgede bulunan kurumsal üyelerine vermiş olduğu hizmetin kalitesini artırmayı planlıyor. Her ay bu bölgeden yaklaşık 2,5 milyon kez ziyaret edilen Sahibinden, yeni ofisinin hizmete başlaması ile birlikte bu rakamın daha da yükseleceğine inanıyor. Ayrıca sunduğu hizmetler ile Adana’da ticaretle uğraşan firmaların yaptığı ihracat rakamlarını da artırmayı hedefliyor. www.sahibinden.com ocak’10 15 HABER Servus Demo Merkezi hizmete girdi S un Microsystems’ın Türkiye’deki stratejik iş ortaklarından Servus, müşterilerine Sun teknolojilerini daha iyi ve yakından anlatmak, bu teknolojileri satın almadan önce deneme şansı sunmak amacıyla bir demo merkezi kurdu. Yeni demo merkezi ile Servus, kurumların teknolojik altyapılarını yenileme aşamasında kendi ortamlarına benzer simülasyon ortamlarına duyduğu ihtiyaca yanıt vermeyi, yüzlerce makinanın tek cihazda konsolidasyonu, karmaşık replikasyon süreçlerinin OpenStorage gibi bir ürünle tek tıkla çözümlenmesi gibi konuları birebir deneyerek görmelerini sağlamayı hedefliyor. www.sun.com Santa Farma, Elsys deneyiminde SAP’ye geçiyor S anta Farma İlaç, uluslararası rekabetteki konumunu, Elsys danışmanlığında hayata geçirilecek SAP projesi ile güçlendirmeyi hedefliyor. İş süreçlerinin SAP uygulamaları ile entegre edileceği proje, ilaç sektöründe yer alan Santa Farma'nın maliyet izlenilebilirliği, iş süreçlerinin standardize edilmesi ve hammadde temininden üretim aşamasına kadar tüm süreçlerin denetim altında tutulması hedeflerini destekleyecek. Proje ile finans, satış, dağıtım, üretim ve kalite ana başlıkları altında pekçok farklı modül devreye alınacak. Raporların hızla oluşturulması ile karar alma süreçlerinin hızlandırılması amaçlanan projenin, 2010 itibariyle canlı kullanıma geçirilmesi planlanıyor. www.elsys.com.tr Yeni BlackBerry Curve 8520 Vodafone ile Türkiye’de B lackBerry Curve 8520 akıllı telefon sınırsız internet ve e-posta kullanımıyla beraber çok özel iyatlarla Türkiye’de Vodafone Cep Merkezleri’nde satışa sunuldu. BlackBerry Curve 8520 modeline, 12, 18 veya 24 ay boyunca kullanma taahhüdü veren faturalı bireysel ve kurumsal aboneler, 49 TL’den başlayan iyatlarla sınırsız internet ve e-posta kullanımı ile birlikte sahip olabiliyorlar. www.vodafone.com.tr 16 ocak’10 •1 •M •P *S Windows®. S›n›rs›z Yaflam. ASUS, Windows ürününü önerir. Olanaklar UnLimited Unlimited Performans Intel® Core™2 Duo ifllemci Unlimited Mobilite 1 inç’ten daha ince tasar›m Yeni Asus UL Serisi Intel® Core™2 Duo SU7300 ifllemcisi sayesinde çoklu ifllemlerde sistem dengesi sa¤larken, çevrimiçi ve çevrimd›fl› video görüntülerinde inan›lmaz bir performans sergiliyor. Asus UL50Vg, Nvidia® GeForce® G210M ekran kart› ve Windows® 7 Home Premium iflletim sistemi ile size tam donan›ml› mobil e¤lence sunuyor. 1 inçten ince yap›s›n›n içinde, ihtiyaca göre enerji tasarrufu veya süper performans moduna geçen benzersiz Graphix Boost özelli¤ini de bar›nd›r›yor. * Sistem konfigürasyonu ve modeller, önceden haber vermeksizin de¤ifltirilebilir. Intel, Intel Logo, Intel Inside, Centrino ve Centrino Inside, Intel'in ABD ve di¤er ülkelerdeki tescilli markalar›d›r. Intel ifllemci özellikleriyle ilgili daha fazla bilgi için lütfen www.intel.com/go/rating adresine t›klay›n›z. • 128GB belle¤e kadar yüksek h›zl› bilgisayar kullan›m› • Maksimum verimlilik için %40* daha h›zl› önyükleme • Patch Guard ve Data Execution Prevention (DEP) ile güvenlik * Sistem yap›land›rmas›na ve kullan›m flartlar›na ba¤l›d›r. HABER Vodafone Türkiye, Borusan Telekom’u bünyesine katıyor V odafone Türkiye, 3000 kurumsal müşterisi bulunan Borusan Telekom’u satın almak üzere Borusan Holding ile anlaştı. Vodafone Türkiye, bu satın alma kararı ile kurumsal iletişim pazarındaki konumunu kuvvetlendirmeye yönelik stratejik bir adım atıyor. Satın alma işlemi, ilgili resmi kurumların onayından sonra tamamlanacak. 2000 yılından bu yana kurumsal müşterilere sabit iletişim hizmetleri veren Borusan Telekom, 2004 yılında A Tipi Lisansı alarak Uzak Mesafe Telefon Hizmetleri sunmaya başladı. 2006’dan beri sabit ses hizmetlerini de sağlayan Borusan Telekom’un, 31 Aralık 2008 itibariyle geliri 70 milyon Amerikan doları olarak belirtiliyor. Borusan Telekom’un ayrıca iber optik ağ altyapısı da bulunuyor. Vodafone Türkiye İcra Kurulu Başkanı Serpil Timuray ve Borusan Holding CEO’su Agah Uğur’un katılımıyla gerçekleştirilen satış sözleşmesi imza töreninde bir konuşma yapan Serpil Timuray, Vodafone Türkiye olarak faaliyete başladıkları 2006 yılından bu yana önemli yatırımlar yaptıklarını ve iletişim pazarında güçlü bir oyuncu olma hede iyle yatırımlarına devam ettiklerini belirtti. Timuray, “Bu satın alma kararımız, Vodafone Türkiye’nin “müşterilerimizin güvenilir iletişim ortağı olma” vizyonumuz doğrultusunda yaptığımız uzun dönemli yatırımlarımızdan ve girişimlerimizden biridir. Kurumsal müşterilerimize, ses ve veriyi kapsayan tüm iletişim ihtiyaçlarını mobil ve sabit iletişim teknolojiler ile birlikte karşılayan ‘tek çözüm ortağı’ olma stratejimizle uyumlu bir adımdır. Borusan Telekom’un sahip olduğu iber optik ağı altyapısı ve altyapı kurma deneyimleri de özellikle veri hizmetlerimize büyük değer katacaktır.” dedi. www.vodafone.com.tr 18 ocak’10 Türk Telekom’dan Wirofon’lu LG’ler ile her ay 1.000 dakika bedava konuşma T ürk Telekom, “Wirofon LG Cep Telefonu” kampanyası ile müşterilerini ayda sadece 26,90 TL taksitle LG GM735 cep telefonu sahibi yapıyor. Ödemeler, Türk Telekom müşterilerinin ev ya da iş telefonu faturalarına yansıtılarak 24 ay taksitle gerçekleştiriliyor. 3G uyumlu ve dokunmatik ekranlı LG GM735 cep telefonunda Wi-Fi, A-GPS ve FM radyo özelliklerinin yanı sıra 5 megapiksel kamera bulunuyor. Wirofon hizmetinden faydalanan ya da faydalanmak üzere başvuran Türk Telekom müşterileri, kampanya kapsamında hediye edilen 1.000 dakikayı, LG GM735 model cep telefonunun içinde yüklü olarak bulunan Wirofon servisi ile ev telefonlarından yapılan şehiriçi ve şehirlerarası görüşmelerde kullanabiliyor. Ayrıca, kampanya süresince GSM hatları ile konuşmanın dakikası tüm vergiler dahil sadece 9 kuruş olarak ücretlendiriliyor. 30 Haziran 2010 tarihine dek sürecek Wirofon LG Cep Telefonu kampanyası kapsamında, LG cep telefonunu Türk Telekom ofis ya da bayilerinden alanlar, hediye 1000 dakikayı kampanya boyunca, her ay, günün her saati, şehiriçi ve şehirlerarası görüşmelerde kullanabiliyor, kullanılmayan bedava dakikalar bir sonraki aya devretmiyor. Ev telefonlarını mobil hale getiren Wirofon hizmeti sayesinde, Türk Telekom müşterileri, WiFi uyumlu cep telefonlarını ve bilgisayarlarını kullanarak ev telefonlarından arama yapabiliyor. Böylece mobil telefon, dizüstü ve masaüstü bilgisayarlarla gerçekleştirilebilen sabit hat aramaları, Wirofon teknolojisi ile ev telefonu tarifesi üzerinden, ev telefonu faturasına yansıyor. www.wrofon.com ocak’10 19 ANALİZ SOA’da Servis odaklı mimari (SOA) yazılım mimarlarının giderek önem vermesi gereken bir konu haline gelirken, işin felsefesi bir elin parmakları kadar konuya dikkat etmeyi gerektiriyor. Yazı Ekrem Özdamar 20 ocak’10 6 günah 5 ipucu A lmanya’da adı Servis Odaklı Mimari (SOA) ile birlikte anılan Software AG, İş Süreci Yönetimi (BPM) şirketi IDS Scheer’i satın almasının ardından kurumsal yazılımlar alanındaki iddiasını büyüttü. Birleşik şirket, müşterilerine iş süreçlerini ve servislerini elden geçirip iyileştirebileceği daha güçlü araçlar sunabilecek duruma geldi. Bu gelişmenin ardından SOA’nın daha fazla gündeme gelmesi mümkün. Bu durum ise, şirketlerde SOA’ya geçiş için kritik bir unsuru oluşturan yazılım mimarlarının oynaması gereken rolün önemini de artırıyor. Araştırmalar, iletişim, işbirliği ve bilginin iki yönlü akışını sağlayan etkin yönetimin SOA girişimlerini ve yatırımlarını güvence altına aldığını ve bu sayede şirketin kalıcı iş değeri yaratmasını sağladığını gösteriyor. Oracle tarafından hazırlanan “SOA’yı ciddiye alın” raporuna göre; bir işletmede, kullanıcı ve servis sayısı ne olursa olsun, SOA’ya bağlı olarak işlerin internet hızında acil halledilmesi ve süreklilik ihtiyacı gereği olarak SOA’nın yönetilmesi gerekiyor. Buradaki yönetim, iş stratejisi ve gereklerini hızla ve sürekli olarak altyapının ve şirketin evrimine kılavuzluk edecek süreçler, politikalar ve ayar araçlarının diline dönüştürülüp iletilmesini kapsıyor. Bunun yapılamaması altı ölümcül günahı ortaya çıkarıyor. SOA’nın kullanılmaya başlayan bir işletmede yönetim, kurumsal yapının, BT’nin ve iş birimlerinin hedeflerini bağlayan ve aynı hizaya getiren bir yaklaşım üzerine kurulmak durumunda. Bu işlev yerine getirilirken en önemli rol, yazılım mimarının omuzlarına yükleniyor; bu kişinin stratejist, iletişimci ve zorlayıcı olması önem taşıyor. Servis odaklı mimari (SOA) yaygın kullanılan bir yaklaşıma dönüşürken birçok firmanın bu dönüşüm çabalarının karşılığını aldığı bir ortam oluşmuş durumda. Ancak bu dönüşüm hiç de sancısız olmuyor: Kültürel, yapısal ve teknolojik sıkıntılar, bu dönüşüm çabaları üzerinde kolektif bir olumsuz etki yaratabiliyor. Bu etkiyi ortadan kaldırmanın yolu, yönetimi ve daha açık olarak etkin yönetimi gerçekleştirmekten geçiyor. SOA sürecini tamamlamak için gerekli özelliklere sahip bir mimarın atması gereken iş adımları ise şu şekilde sıralanıyor: 1. Vizyonu Stratejiye Dönüştürmek CEO’nun ve icra kurulunun iş vizyonunun, referans oluşturacak bir mimari ve uyarlama yol haritası ile iş hedeflerine ulaşılmasını sağlayacak bir kurumsal stratejiye dönüştürülmesidir. Bu süreç akışı, uyarlama sürecinin her aşamasında yönetim ihtiyaçlarının karşılanmasını sağlayacak şekilde kontrolleri ve ayar mekanizmalarını içermelidir. Burada stratejinin iletişiminin yapılması kadar büyük ölçekteki ölçmelerden ayrıntılı başarı hikayelerine kadar her şeyin herkese açık olmasını sağlamak ve stratejiye bütün paydaşları katmak temel önemdedir. Aynı derecede önemli olan bir diğer nokta, birimler arasındaki engellerin ortadan kaldırılmasıyla bir işbirliği ortamının yaratılmasıdır. ALTI ÖLÜMCÜL GÜNAH 1. Servislerin SOA’ya yeterince adapte edilmemesi 2. SOA yaklaşımlarının birbirinden farklı ama parçalı bir yapıda olması 3. Yeniden kullanılamayacak servislerde kaynakların ziyan edilmesi 4. Farklı inisiyatiflerle oluşturan SOA silolarında tekrarlanan servislerin ortaya çıkması 5. Öncelikler ve başarılı uygulamalar konusunda yetersiz uygulamalar 6. Değişime karşı kültürel direnç BEŞ BAŞARI ADIMI 1. ADIM Vizyonu Stratejiye Dönüştürmek 2. ADIM Stratejiyi Kurup Uygulamaya Koymak 3. ADIM SOA’nın Görünürlüğünü Sağlamak ve Sürdürmek 4. ADIM İnovasyonu Desteklemek ve Performansı Korumak 5. ADIM SOA Başarısını Takip ve Teşvik Etmek ocak’10 21 ANALİZ 2. Stratejiyi Kurup Uygulamaya Koymak Ortak bir alanda uygun standartların yanı sıra başarı öykülerini de yayınlayarak, ekip ile işbirliği yapmak gereklidir. Stratejinizi, standartlar, politikalar ve süreç kapıları oluşturarak, gereken mali kaynağın tahsis edilmesinden önce projelerin ihtiyaçları karşıladığından emin olunması gerekir. Birden çok uygulama ile birlikte kullanılabilecek bir servis, sadece bir veya iki kez yeniden kullanılabilecek olana göre önceliğe sahip olmalıdır. Planlara uyum gösteren projeleri fonlayarak ödüllendirin; başarıyı ödüllendirmenin zemini olarak hesaplanan yeniden kullanma oranından faydalanılabilir. 3. SOA’nın Görünürlüğünü Sağlamak ve Sürdürmek SOA’nın denetlenmesi, uygulamaya konulması, takip edilmesi ve uyumun sağlanması için otomatikleştirilmiş ve yapılandırılmış bir araca ihtiyaç vardır. SOA’nın dinamik olması, doğru kararlar için çalışma sırasında sürekli bilgi akışının sağlanmasını gerektirmektedir. Sürekli bir analiz, beklenen sonuçlar 22 ocak’10 Servis Odaklı Mimari yaygın kullanılan bir yaklaşıma dönüşürken birçok irmanın bu dönüşüm çabalarının karşılığını aldığı bir ortam oluşmuş durumda. ile ortaya çıkanlar arasındaki farkın ortaya konulmasını sağlayacaktır. Bu bilgi, versiyonlama stratejisi, servisin kullanım süreci ve yükseltme güzergahı ile birlikte kullanılarak ürün yaşam çevrimi yaklaşımının desteklenmesi, müşterilere yansıyabilecek olumsuzlukları asgariye indirecektir. 4. İnovasyonu Desteklemek ve Performansı Korumak İyi yönetilen bir SOA, servisler ve sistemlerin, öngörülemeyen faaliyet değeri sağladığı mahsup uygulamalarında olduğu gibi yaratıcı ve tahmin edilemeyen biçimlerde kullanıldığı bir ortam yaratarak inovasyona zemin oluşturabilir. Etkin yönetim, sürekli denetleme ile bu esnekliği sistem performansı ile dengeleyerek performansta oluşabilecek sorunlara proaktif olarak hitap etmelidir. Denetlemeye ek olarak kullanılacak güvenlik önlemleri ile, servislere erişim ayarlanarak kazara aşırı yüklenme ve performansın aşağı kayması ihtimali bertaraf edilebilir. Güvenliğin SOA’nın yönetiminin önemli bileşenlerinden biri olduğu akılda tutulmalıdır. 5. SOA Başarısını Takip ve Teşvik Etmek İyi bir SOA yönetimi, değer zinciri üzerinde aşağıya ve yukarıya doğru bilgi akışının istikrarlı olmasıyla ilgilidir. Başarı için hedeflerin iletişiminin iyi yapılması ve bütün paydaşlardan aşağıdan yukarı ve yukarıdan aşağı SOA desteğinin alınması temel bir gerekliliktir. Birçok organizasyon bunun, değişimin hızını artıracak bir puan tabelası yarattığını, programlara sadakati gösterdiğini ve paydaşlar arasında gelişimin fark edilmesini sağladığını keşfetmişlerdir. ANALİZ Yeni fırsatlara uyanmak Geleneksel düşünme biçimlerinin dışına çıkarak fırsatları değerlendirme konusunda ne kadar yeteneklisiniz? Bu soruya “çok” demek için giderek daha farklı düşünebilmek gerekiyor. Yazı Ekrem Özdamar A BD'de son yılların en şiddetli kar fırtınasının yaşanması talihsizlik mi yoksa talih mi? Bu gelişmenin, en çok alışverişin yapıldığı Noel'den önceki hafta sonuna denk gelmesi, dükkanlarında müşteri bekleyenleri ciddi biçimde sarstı. Özellikle ülkenin New York gibi zengin şehirlerinin bulunduğu doğu kıyılarındaki kar fırtınası ve eksi 10 derecenin altına düşen sıcaklık, bazı eyaletlerde halka, gerekli olmadıkça evlerini terk etmemeleri uyarısında bulunulmasına neden oldu. Felaket! Ancak herkes için değil. Kar fırtınası, mağazalar ve alışveriş merkezlerine 2009'un en önemli alışveriş haftasında zor günler yaşatırken, evlerine kapanan ABD vatandaşları, internet üzerinden alışveriş yapmak zorunda kaldı. Mağazalar son 40 yılın en kötü sezonunu yaşarken, internette hava güneşli görünüyor. 24 ocak’10 Küresel ısınma ya da her ne derseniz deyin, iklimdeki değişim yeni iş fırsatları için önemli bir zemin oluşturuyor. Üstelik bu sadece internet üzerinden satış gibi kör gözüne parmak biçimlerde de olmuyor. Teknolojinin yerinde kullanılması ile önemli kazanımlar elde edilebiliyor. Fırsatları değerlendirmek Geçen yıllarda Derimod, nanoteknolojiyi kullanarak daha ince ve hafif ürünleri piyasaya sürerek bu değişimi fırsata çevirmeyi bilmişti. Benzer bir örneği, bu sene Ülker sıcak aylara kayan Ramazan’da iki yeni soğuk çorbasını piyasaya sunarak yarattı. Beklenenin aksine yağışlı bir ay geçmesi ve soğuk çorba hazırlanırken önce kaynatma zorunluluğunun sürüyor olması, tam bir başarı öyküsü ortaya çıkarmasa da BT yöneticilerinin odaklanması gereken bir başka noktaya dikkat çekti: şirketlerin belirsizliklerle mücadele gücünün artırılmasına. Büyük ölçekte bu, IBM’in süperbilgisayarları ile hava durumundan son dönemde ekonomik gelişmelere kadar birçok alanda modelleme yapmasına kadar uzanabilecek bir konu. Ancak çok daha basit ve etkili katkılar ortaya çıkarmak da mümkün. Üstelik bunu dağıtık bilgisayar yapısına benzer bir sistem ile gerçekleştirmek de mümkün. Yapılması gereken etkin bir network ve bunun üzerinde sağlıklı bir bilgi akışını sağlamak. Bu konuda geliştirilen çözümler, önümüzdeki dönemde büyük şirketlerin ihtiyaçlarını da karşılayacak şekilde ölçeklenen çözümlere dönüşme fırsatlarını barındırıyor. Büyük şirketlerin de bu tür çalışmalardan uzak olmadığını ekleyelim. Network yöneticilerinin değerlendirmesi gereken yeni bir fırsat ortaya çıkıyor gibi görünüyor. GÜNCEL Ucuz havayoluna doğru bir adım daha THY’nin duyurduğu mobil uygulamalar önemliydi ama Atlasjet’in buna eklenmesi, ucuz havayolu rekabetinde yeni bir ivmenin yakalanacağını gösteriyor. Yazı İlkay Zaman T ürk Hava Yolları CEO’su Temel Kotil, Skylife dergisinin giriş yazılarında şirketin durumu ile sınırlı kalmayarak, THY’nin vizyonunu da rahatça anlamayı sağlıyor. Bu kadar büyük bir yapının BT kullanarak barkod ve mobili birleştiren uygulamaların getireceği yeniliklerle ne kazandıracağını anlamak zor olmamış ancak Aralık sayısındaki yazının verdiği ilhamı maalesef sis nedeniyle yaşanan İstanbul’a inememe krizini yönetmek için teknolojinin yeterince kullanılamamasının gölgesinde kalmıştı. Atlasjet Havayolları’nın TMOB irması tarafından hazırlanan uygulaması ile mobil hizmet kapsamını genişletmesi, mobil hizmet konusunu bir kez de kendi içinde değerlendirme fırsatını yarattı. Ali Sabancı’nın Atlas’ı, iPhone ve Blackberry’ye hitap eden yeni mobil hizmetleri ile öncelikle bir gelişmenin altını çiziyor: günümüzde akıllı telefon kullanıcı sayısının hızla artması ve mobil internet bağlantı hızının gelişmesi, hitap edilmesinde yarar olan bir müşteri segmentleşmesi ortaya çıkarmış durumda. Atlasjet’in mobil uygulamasının sağladıkları şu şekilde sıralanıyor: 3 adımda bilet : Atlasjet’in yurtiçi ve yurtdışı uçuşlarının yer durumunu ve iyat bilgilerini görüntülenebiliyor, kredi kartı ile 3 adımda kolaylıkla bilet satın alınabiliyor ve tek tık ile çağrı merkezine bağlanılarak diğer işlemler ayrıca yaptırılabiliyor, Check-in: Uçağın oturma planını görüntülenip istenilen koltuğu seçilerek check-in işlemi kolaylıkla yapılabiliyor ve havalimanlarında beklemeden özel kontuarlardan veya kiosktan biniş kartı alınabiliyor, Tarife bilgisi: Atlasjet’in güncel yurtiçi ve yurtdışı uçuş tarifesi görüntülenebiliyor, Kalkış/Varış: Atlasjet uçuşları ile ilgili havalimanlarında ilan edilen iniş/kalkış veya gecikme bilgilerine erişilebiliyor, Uçuş bilgileri: Uçuş bilgilerini içeren 2D barkod iPhone veya Blackberry ekranında açılarak , kiosktan biniş kartı alınabiliyor, Jetmil Kart: Jetmil kartının sağladığı avantajlardan iPhone veya Blackberry uygulamasında da faydalanılabiliyor. Atlasjet yeni teknolojisini yaymak için pazarlama tarafında da iyi bir iş yaparak 31 Mart 2010’a kadar 15 TL hizmet bedeli ödemeden bilet alma imkanını sunuyor. Bu tür bir otomasyonun yaygınlaştığında işletme maliyetleri üzerinde yaratabileceği olumlu etki, ucuz havayolu yarışında önemli bir koz ortaya çıkaracak. Bir diğer katkısı ise, teknoloji kullanıcılarına daha iyi servis kalitesi sağlayarak müşteri bağlılığını ortadan kaldırmak olacak. Öte yandan dikkat çeken konu, herkes RFID’den bahsederken barkodun giderek daha ilgi çekici bir araç haline gelmesi. Alphan Manas’ın ilaç kutularına yerleştirmesiyle gözlerimizin aşina olduğu bu basit araç, kopyalanması pratik olmaktan iyice uzaklaşan yeni formatıyla ilaç ve havayolu sektörlerinin dışında da çok konuşulacağa benziyor. ocak’10 25 AYAKÜSTÜ TEKNOLOJİ Özgür g Yiğiter ğ TomTom Türkiye y Ülke Müdürü Dünyada ve Türkiye’de Navigasyon Sektörü G lobal navigasyon sektörü hızlı bir şekilde büyüyor. Bugün Avrupa’ya baktığımızda navigasyon pazarının her yıl ortalama yüzde 20 büyüme ile en hızlı büyüyen pazar olduğunu gözlemliyoruz. Türkiye’deki navigasyon pazarı ise Avrupa ve ABD pazarı ile karşılaştırıldığında daha yeni yeni oluşmaya başlıyor. Ancak, yollarında milyonlarca araç seyreden Türkiye, navigasyon alanında büyük bir potansiyele sahip. Bu potansiyel nedeniyle Türkiye, TomTom’un doğrudan girdiği nadir pazarlar arasında bulunuyor. Bu doğrultuda, TomTom’un diğer navigasyon cihazlarından ayıran özellikleri ; Türkçe içerik, kolay kullanım, en güncel Tele Atlas haritaları ve en güncel harita garantisi, en doğru rota hesaplamaları ve güvenlik özellikleridir. Bu özellikleri ile 2008 yılında Türkiye’ye hızlı bir giriş yapan TomTom pazarda büyük bir hareketlilik yarattı ve buna paralel olarak çok kısa sürede %25 pazar payına ulaştı. Buna ek olarak, iki yeni ürünümüz mağazalarda satışa sunuldu: TomTom Start ve TomTom GO 750. Her iki ürün de TomTom markasının sunduğu üstün nitelikleri taşıyor. Örneğin TomTom Start en hızlı rota planlama ve kullanım kolaylığı özellikleri sunarken; TomTom GO 750 Türkiye’de bir ilk olan Gelişmiş Şerit Kılavuzu ve Ekonomik Rota özelliklerini sürücülerin kullanımına sunuyor. Fakat daha da önemlisi fiyat ve sundukları özellikler: TomTom Start 240 TL’den, TomTom GO 750 ise 699 TL’den satışa sunuluyor. Amacımız navigasyon cihazı konusunda her seviyeden beklentiye cevap vermek. Herkesin rahat ve güvenli sürüş keyfini yaşama ihtiyacını karşılamak. TomTom bu konudaki global uzmanlığını geniş ürün yelpazesi ve fiyat aralığıyla tüm Türkiye’ye sunmaya kararlı. 26 ocak’10 k d ğ Ayrıca TomTom’un uygulamaya koyduğu ücretsiz Harita Güncelleme Kampanyası da TomTom’u diğer markalardan ayıran özelliklere bir diğer örnek. TomTom START kullanıcıları Harita Güncelleme Hizmeti’nden (Map Update Service) 1 sene boyunca bedava yararlanma şansı yakalarken, GO 750 kullanıcıları 2 yıl boyunca bu kampanyadan yararlanabilecekler. Ek olarak, KVK ile yapılan distribütörlük anlaşması, bilinirliliği artırmak ve navigasyon bilincini oluşturmak için önemli bir temel oluşturuyor. Son olarak da Turkcell mağazalarında da TomTom satışına başladık. Arçelik, Beko, Renault ve Fiat ortaklıklarımıza ek olarak Teknosa, Media Markt, Saturn, Vatan ve hepsiburada.com ile olan teknoloji perakende ortaklarımızla ulaşılabilirliliğimizi artırıyoruz. Şu anda TomTom ürünleri 1000’i aşkın noktada tüketici ile buluşuyor. Dünya lideri olarak, yeni ürünlerimiz, geniş yelpazemiz, kullanım kolaylığımız ve en yeni haritalarımızla 2010’daki büyümede öncü rol üstleneceğiz. TomTom’un bu dönemdeki hede i ise %35 pazar payına sahip olmak. ANALİZ Kurumlarda sanal güvenliğin önemi Kurumlarda güvenlik araştırması 400 BT uzmanı ile yapılan anket kullanıcı veri erişim hakları ve sorumluluklarının ne kadar önemsendiğini ortaya koyuyor. Günden güne kızışan BT güvenliği alanında sadece DLP, kriptolama ve sıkı erişim kontrolleri gibi tekniklerden yararlanan kurumlar bilgilerinin güvenliğini sağlayıp ayakta kalabiliyor. Kesin kurallarla tanımlı Genel olarak tanımlı Kabul edilebilir Zayıf Kesin tanımlı değil Yazı Murat Karslıoğlu G eçtiğimiz ay Amerika Birleşik Devletlerinde yapılan bir araştırma ABD’de devlet kurumlarının bir numaralı BT önceliğinin siber güvenlik olduğunu ortaya koydu. Bildiğimiz kadarıyla Türkiye’de henüz bu tür bir çalışma yapılmış değil. Kurumların büyük bir çoğunluğu bu amaç için 2002 yılında imzalanan Federal Information Security Management Act (FISMA) yönetmenliğine başvuruyor. FISMA’nın en büyük yararı bilgilerin en geniş biçimde nasıl korunması gerektiğini tanımlıyor olması. Ancak çoğu zaman esas amacı hassas bilgileri korumak olan bu yönetmelik uygulayıcıların istenen şartlar karşısında kaybolmasına neden olabiliyor. FISMA’dan yararlanarak gereksiz ayrıntılar içerisinde kaybolmadan amacınıza ulaşmanızı sağlayacak beş adımı sizler için bir araya getirdik. 1) Veri kriptolamayı benimseyin Eğer hassas bilgilerinizin saklandığı depolama medyası kopyalanabiliyorsa medya iziksel olarak korunsa dahi tam olarak güvende sayılmaz. Güvenlik ancak dizüstü bilgisayarınızı gelişmiş bir disk kriptolama sistemi yada tüm verilerin harici ve kriptolu bir diskte saklanması ile sağlanabilir. Harici diske erişim için en az 1024 Bit kriptolama kullanılmış olması gerekir. 2) Merkezi veri merkezine karşılık dağınık depolama Güvenlik teknolojilerinin temelinde birbiriyle bağımlı, ortak çalışabilen ancak gerektiğin ayrıştırılabilen altyapılar tercih edilir. Bu eğilim merkezi kontrol edilen ya da her işi bir arada yapabilen aygıtlardan uzak durulmasını gerektirir. 3) Yüksek güvenlikli kimlik denetimi uygulayın Kimlik denetimi şahısların kullanımına açık olduğundan veri güvenliğinin en zayıf görülen noktasıdır. Kullanıcıların kimliklerini onaylamalarını kontrol edemeseniz de en azından kendisine atanan göreve göre hangi işlemleri yapabileceğini sıkı kurallarla tanımlamış olmanız gerekir. 4) Veri kayıplarını önleyin Veri kaybını önleme teknolojilerini dikkatle inceleyerek muhtemel kural ihlalleri karşısında yapılacakları belirleyin. Potansiyel bir açık belirlendiğinde geliştirdiğiniz sistem veri akışını güvenlilir sınırlarınızı terk etmeden önce kesmesi gerekir. 5) Veri güvenliği kontrol katmanı Eğer bir sistem ya da yazılım gereğinden farklı davranışlar gösteriyorsa “Ne değişti?” sorusunu sorun. Kolay bir soru olmasına rağmen kesin bir cevap almakta zorlanabilirsiniz. Sistme ayarları, dosya güvenliği gibi veri güvenliği kontrollerinin en yüksek güvenlik kurallarında korunduğundan emin olun. ocak’10 27 ANALİZ Çirkin ördek yavrusu krallar Yazı Ekrem Özdamar Yönetim kurulları değişirken eskiden olduğu gibi aynı okuldan mezun olmak, aynı derneklere üye olmak gibi özellikler yerini farklı bir katkı sağlayabilecek olmaya bırakıyor. B ilişim teknolojilerindeki birikimleri nedeniyle şirketlerinde uzaylı gibi görülüp bilgisayarlar çalıştığı sürece kendileri ile asgari temasın yeterli görüldüğü bilişim yöneticilerinin kaderi hızla değişebilir. Başka bir deyişle bunu yapmayan şirketler, kendi kaderlerinin değişmesi riskini almış olabilir. 28 ocak’10 Bu kehanet, dünya genelinde şirket yönetim kurullarında yaşanan ve yaşanması gereken değişim trendine dayanıyor. İngiltere’nin önde gelen iş araştırmaları şirketi Odgers Berndtson’da yönetim kurulu işleyişleri üzerinde çalışan Barones Virginia Bottomley, bu değişimi kuşkuya yer bırakmayacak şekilde ortaya koyuyor. İş dünyasında bütün kalıpları yıkan son inansal krizin ardından agresif ABD ve daha muhafazakar Avrupa şirketlerinin yönetim kurullarında nasıl bir değişiklik gözlemleyeceğiz? Bottomley: Oldukça fazla değişiklik! Bir defa, devletlerin yürüttüğü kurtarma harekatları hükümetleri birçok işin sahibi haline getirdi ve bunun bu şirketlerin kontrol ve denetimler, daha fazla çeşitlilik, daha fazla güvenilirlik değişimin odağında yer alıyor ve bunun her düzeyde yapılması gerekiyor. Her zaman olduğundan daha şiddetli bir biçimde, pazar güçleri hissedarları yönetim kurullarında ve icra yapılarında masanın etrafında yer alanların pro illerine eleştirel bir biçimde göz atmaya yöneltiyor. Şirketilerin kendi ana işlerine odaklanmasını söyleyen reçete, “eski yönetim kurulu üyelerinize odaklanmayı kesin ve bu belirsiz zamanlarda size rehberlik edecek birilerini bulun” şeklini mi alacak? Üstten bakınca çok cazip görünüyor: yönetim kurulunu değiştir ve son yıllarda yaşadığın sorunlarla problemlerden kurtul ama ben bu tepkinin pratikte hede lenen noktaya ulaştırmasını ve bu yüzden de şirketler ve hissedarlarının bu tür toptan değişimlere yönelmesini beklemiyorum. Ancak global düzeyde (özellikle bankalarda) direktör değişimlerine neden olacak kadar felaket derecesinde yönetim kurulu başarısızlıkları bulunuyordu. Buradaki değişim de zaten bir miktar gerçekleşti. yönetim kurullarına yansımasıyla karşılaşıyoruz. Bu değişim, bu şirketlerin yönetim kurullarına yansıyacak. Ancak değişim sadece ABD’de ya da Avrupa’da değil ve yine en fazla doğrudan etkilenen şirketlerde değil, her yerde gerçekleşiyor. Var olan ekonomik kriz, global ekonominin bütünü için şiddetli bir kalk borusu çaldı. İstikrarlı hisse senedi değerine sahip (bluechip) olarak adlandırılan birçok şirketin yeterince iyi yönetilmediği açıklık kazanıyor ve bu iskambil kağıdından evleri yıkmak için tek bir büyük kriz yetti. Değişim için büyük bir itici gücün varlığının bulunduğu açıkça görülüyor; daha iyi Ne yönde bir değişim söz konusu? Birçok yönetim kurulunun benzer eğitim almış, benzer kariyer rotalarından geçmiş ve aynı “kabileye” ait erkeklerden oluştuğu bir gerçek. Ancak geçen birkaç yılın hatalarından kaçınmak için yönetim kurulunu değiştirmek yeterli değil ve çok az sayıda şirket proaktif olarak yönetim kurullarını bütünüyle değiştirme güdüsüne sahip olacaktır. Bunun olumlu bir vaka haline getirilmesi gerekiyor. Etkin bir yönetim kurulu hizmet ettiği pazarları anlamak ve ihtiyaçlarına yanıt vermek zorunda. Tekkültürlülük içe dönüklük eğilimin taşır ve kendi öngörülerini sınamakta başarılı olamaz. Bu şekilde aynaya bakmaktansa pencereden dışarı bakmak daha hayırlıdır. Yaşanmakta olan krizin, yönetim kurulundaki kendi içine kapalı bir tekkültürlülükten kaynaklandığı söylenebilir. Biz, şirketlerin yüzyüze olduğu meselelerin çözümlenmesi ve yönetim kurullarında, gereği açıkça görülen adaylar kadar daha az öngörülebilir olanlar için daha canlı bir araştırmanın yapılması gerektiğini zaten bir süredir savunuyoruz. Direktör arayışlarında güçlü bir bağımsız süreçte ısrar etmek için zaman daha uygun olmamıştı. Ancak yönetim kurulunun üyeleri için camdan dışarı bakmak, diğer şirketlerden, diğer sektörlerden, diğer yaş gruplarından, diğer sosyal/kültürel/ profesyonel kökenlerden taze kan almak anlamına gelmesi gerekiyor. Biz, yönetim kurulunun icra yetkisi olmayan üyelerinin yönetim kurullarına yeni düşünme tazrları getirme konusunda görece kolay, pratik, maliyeti yüklenilebilir ve etkin bir çözüm olduğunu düşünüyoruz. Farklı bakış açıları ve original ama işin kalbine hitap eden sorular önem taşıyor; aynı zamanda icra görevi olmayan bazı yönetim kurulu üyelerinin, işin başındaki icracıların karşı karşıya olduğu konuların ayrıntılarını ve karmaşıklığını gerçekten anlamaları da önem taşıyor. Network ekonomisinde işler global bir hal alırken, şirketlerin değişim konusundaki vaatlerinde samimi olmamalarından kaynaklanan bir yönetim krizi ortaya çıktı mı? Finans kuruluşları bir kenara bırakıldığında , bu eleştiri bütünüyle haklı değil. Finans sektörü dışındaki birçok işletme 10 yıl öncesine gore çok daha esnek ve değişime uyum sağlama gücüne sahip ve zaten dışarıdaki sert koşullar karşısında da kendilerini oldukça iyi ayarlayabiliyorlar. Bunu söyledikten sonra; birçok durumda yönetim kurulu üyelerinin çok yetenekli olmasına karşın kralın çıplaklığını sorgulamada yetersiz kaldığını anlamak gerekiyor. Kolektif sorumluluk önem taşıyor ancak ekip olarak düşünme, ekip ne kadar iyi olursa olsun, değere zarar verebilir. Görüş farklılığı yerine muhazakarlığın egemen olduğu kurumsal kültürler daha da büyük bir tehditle karşı karşıya. Kalıplara tutunma baskısı, özellikle yönetim kurulu başkanı ile CEO neredeyse simbiyotik bir ilişkiye sahip olduğunda çöküşü getirebilir. Bu yönetim kurullarında, icra yetkisi olmayan bir üye kabul edilmiş bir düşünüş biçimini sorgulamakta ısrarcı olduğunda kendisini yalnız hissedebilir ve “sürgün birliği” üyesi olarak damgalanması başka yerlerde yeni yönetim kurulu üyeliği fırsatlarını kolayca riske edebilir. Bununla birlikte, işin sırrına ermiş yönetim kurulu başkanları ve CEO’lar yönetim kurullarının farklılıklarını açıkça ortaya koymaları için konuları “kıyasıya savaşarak” ele almalarını teşvik eder. Açık ki, olağanüstü sonuçlar elde etmek için iş yapma tarzınızı değiştirmeniz gerekir. ocak’10 29 BAŞARI HİKAYESİ Zorlu Enerji’de SAP’lı Portal Dönemi Arka tarafında SAP modülleri koşan bir yapıyı kullanıcıların işine yarayan ve zevk alacağı bir portal havasına sokmak mümkün. SAP yatırımları süren Zorlu Enerji, bunun nasıl yapılabileceğini ayrıntılarıyla ortaya koyuyor. Zorlu Grubu Bilgi Teknolojileri Direktörlüğü İş Geliştirme ve Proje Müdürü Sinan Toparlak Z orlu Enerji, kurumsal iletişim ve insan kaynakları departmanlarını kırmayıp portal projesini gerçekleştirdiğinde sadece çalışanları ile iletişim kurmasını sağlayacak bir araç elde etmekle kalmadı, arka tarafta SAP sistemlerinin çalıştığı sistem kurum içinde bilgiye erişim anlamında dikkat çekici katkı sağlıyor. SAP markasını cana yakın hale getiren portal önyüzü, kullanıcılara çalıştıkları Zorlu Enerji tesisine göre özelleşiyor. Bu özelleşme, kullanıcı adı ve parolası ile yapılan girişe göre olduğu kadar domain’e göre tanıma da söz konusu. Daha önemli bir tanıma ve tanışma fırsatı ile portalin SAP insan kaynakları modülü ile entegrasyonu sayesinde sağlanıyor. Zorlu Enerji’nin insan kaynakları, yeni işe girenlerin oryantasyonunda da bu aracı kullanıyor. Portalin devreye alınması ile birlikte daha önce faaliyette olan 20 ayrı internet sitesi kaldırılırken, buna bağlı olarak 30 ocak’10 işgücünde en az 20 kişilik tasarruf sağlandı. Zorlu Enerji yetkilileri, projenin ve benzer projelerin başarısında kilit etkenin, projenin bir sahibinin olması olduğuna dikkat çekiyor. Daha genel olarak SAP’nin üzerinde internet üzerindeki açık portallere taş çıkaracak bir ürün ortaya çıkarılmış durumda. Piyasadaki portallerle karşılaştırma yapmaya kalkıldığında, günlük yemek menülerinin yer aldığı Zorlu Enerji portalinde her yemeğin derinlikli bilgisinin yer aldığını belirtmek gerekiyor. Operasyon tarafında ise, teknolojiye yakınlığı bilinen Zorlu Grubu’nun kendi içindeki teknoloji ekibinin gücü ve uyumlu bir birlikte çalışma örneği sergilenen SAP iş ortağı başarı çevrimini tamamlıyor. BTC Ekonum danışmanlığında üç faz olarak yürütülen proje, Zorlu Enerji Grubu’nun yapısına bakıldığında bugün 13’i yurtiçi, 7’i yurtdışında olmak üzere toplam 20 şirketiyle; enerji sektöründe, santrallerin projelendirmesinden inşasına, işletmesinden bakımına kadar enerji üretiminin her aşamasında hizmet veriyor. Merkezde yer alan proje ekibinin gücü portalin genellik ile sınırlı kalmayarak özel ihtiyaçları karşılar hale gelmesini sağlıyor. Örneğin portaldeki haber akışı konusundaki değerlendirme, AjansPress’in medya takibinin farklı bir şekilde kullanılmasını beraberinde getirmiş. Firmanın yazdığı özel script ile oluşturulan ekrana belirlenen üç farklı kategoride haber akıyor. Bu kategorilerden ilkinde Zorlu Enerji ile ilgili, ikincisinde enerji sektörü ile ilgili ve üçüncüsünde de sıcak haberler yer alıyor. Zorlu Grubu Bilgi Teknolojileri Direktörlüğü İş Geliştirme ve Proje Müdürü Sinan Toparlak, portal projesinin arka tarafındaki SAP’ye büyük güven duyuyor. Zorlu Grubu’nda SAP projelerinin devam ettiğini söyleyen Toparlak, “Uçtan uca en uygun çözümleri SAP’nin sunduğuna inanıyoruz ve SAP’yi bilgi teknolojileri konusunda önemli çözüm ortaklarımızdan PROJENİN ÜÇ FAZI BİRİNCİ FAZ Yaklaşık 1000 kullanıcının kullanımına sunulan projenin İlk fazında kurumun adeta yüzü şeklinde sunulan SAP NetWeaver Portal’ın esneklikleri kullanılarak bütün kurum çalışanlarının etkili iletişimi hedeflendi. Haberler, etkinlikler, duyurular, çalışanların yaratıcılıklarını göstererek paylaşabilecekleri uygulamalar, kurumsal kimliğin anlatımı, aktiviteler, ilanlar, anket uygulamaları, kişilerin kurum içinde birbirlerinin özel günlerinden haberdar olup çeşitli paylaşımları yapabilecekleri şekilde tasarlandı. İKİNCİ FAZ İkinci fazda; SAP NetWeaver Portal üzerinde SAP İnsan Kaynakları sistemiyle entegre olarak çalışan ESS/MSS paketi uygulamasının en önemli modüllerinden biri olan performans değerlendirme modülü uygulaması gerçekleştirildi. Bu uygulamada hem SAP NetWeaver Portal sistemi hem SAP İnsan Kaynakları sistemi hem de SAP İş Akışı modülü etkin bir biçimde kullanıldı. Zorlu Enerji Grubu çalışan ve yöneticileri internet ve intranet ortamlarından SAP NetWeaver Portal sistemlerine erişip performans değerlendirmelerini kısa bir zamanda yapmaya başladılar. ÜÇÜNCÜ FAZ Üçüncü faz canlı geçişindeki en önemli konu ise SAP NetWeaver Portal sistemi üzerinden doküman erişimi oldu. Bu kapsamda “Knowledge Management” bileşeni temelde kullanılmış, çeşitli Java tabanlı geliştirmeleriyle ve TREX arama motoru uygulaması ile de desteklenerek çalışanların en hızlı ve güvenli bir biçimde çeşitli yetkilendirmelerle dokümanlara erişimleri sağlandı. SAP NetWeaver Portal’ın günden güne bütün ihtiyaçlara cevap verir olması gelecekte de kurumsal kimliği güçlendirici başka başka uygulamaların canlıya geçirilmesi Zorlu Enerji Grubu SAP NetWeaver Portal projesi kapsamında planlanıyor. biri olarak görüyoruz” diyor. Zorlu Enerji’nin, SAP ile tedarik sürecini tek merkezden yönetiyor olması ve süreçlerin anlık olarak takip edilebilmesi, bu cümlenin arkasındaki nedenlere basit bir örnek sağlıyor. Tedarikçi ilişkileri yönetimi değer kattı SAP Tedarikçi İlişkileri Yönetimi çözümü ile Zorlu Enerji Grubu’nun, Türkiye çapında yerleşik 20 lokasyonundaki tedarik ihtiyaçlarının tek merkezden yönetilmesine olanak sağlandı. Ayrıca bu sistemle, SAP Bütçe Planlama üstünde yürütülen bütçe arasında entegrasyon yapılarak, bütçe yönetimine kuvvetli işlerlik kazandırıldı. Zamansal farkla işleyen süreçler anlık olarak yönetilmeye başlandı. Zorlu Grubu’nda 1997 yılından itibaren tüm grup şirketlerinde SAP çözümleri kullanıldığını belirten Zorlu Grubu Bilgi Teknolojileri Direktörlüğü İş Geliştirme ve Proje Müdürü Sinan Toparlak, “Uzun dönemli hede lerimiz için SAP SRM projesini gerçekleştirdik. Uçtan uca en uygun çözümleri SAP’nin sunduğuna inanıyoruz ve SAP’yi bilgi teknolojileri konusunda önemli çözüm ortaklarımızdan biri olarak görüyoruz. Bu prensipte, daha önce SAP R/3 üzerinde konumlanan satın alma yönetimi süreçlerimizi, tedarik zinciri yönetim metodlarına uygun olarak genişletmeye karar verdik ve SAP Tedarik İlişkileri Yönetimi (SRM) platformuna taşıdık” diyor. SRM ile SAP kullanımı yaygınlaştı SAP projelerinde çalışabilecek yetişmiş deneyimli insan gücü kaynağının Zorlu Enerji Grubu’nda olduğunu dile getiren Toparlak, “SAP Tedarikçi İlişkileri Yönetimi (SAP SRM) projesi ile grup içinde daha fazla çalışanımızı SAP ile buluşturduk. Proje sonunda geniş bir kitleye ulaşmak ve teknolojinin imkanlarından daha fazla yararlanmak güzel bir tecrübe oldu” şeklinde konuşuyor. SAP SRM projesi, Zorlu Enerji Grubu’nun 16 şirketini kapsayacak şekilde gerçekleştirildi. Çözüm ortağı olarak Prodea Bilgi Teknolojileri Danışmanlık’ın yer aldığı proje, Şubat 2009’da başladı ve Temmuz 2009’da tamamlandı. SAP ERP ECC 6.0 (SAP Kurumsal Kaynak Planlama), SAP Portal, İş Zekası (BI), Stratejik Kurum Yönetimi (SEM), Müşteri İlişkileri Yönetimi (CRM), Tedarik İlişkileri Yönetimi (SRM) modüllerinin kullanıldığı projenin devamında SAP BusinessObjects çözümü de devreye alınacak. SAP projesine başlayacak irmalara tavsiyelerde bulunan Zorlu Grubu Bilgi Teknolojileri Direktörlüğü İş Geliştirme ve Proje Müdürü Sinan Toparlak, “SAP Tedarikçi İlişkileri Yönetimi projesi yapmayı düşünenler, Zorlu Enerji Grubu’ndaki projeyi referans alarak çalışmalarını hızlandırabilirler. Ayrıca, projeyi başarıyla tamamlamaları için kurumsal hede lerini doğru belirlemeleri, bu hede lere uygun iş süreçlerini dikkatli tasarlamaları, süreçlere uygun organizasyonları kuvvetli teşkil etmeleri gerekiyor. Yapılanma doğru olursa, bilgi teknolojileri çözümlerini hayata geçirmek zor olmaz. Geçmişe nazaran daha kabiliyetli ürünlerle proje yapabiliyoruz” diyor. 1953 yılında kurulan Zorlu Grubu, Vestel Şirketler Grubu, Zorlu Teksil Grubu, Zorlu Enerji Grubu ve Zorlu Gayrimenkul Grubu çatısı altında 50’den fazla şirketi ile faaliyetlerini sürdürüyor. ocak’10 31 BAŞARI HİKAYESİ Bilgi Yönetimi İş Sürekliliğinde SAP Active Global Support Desteği 2007’de başlayan SAP AGS-ASELSAN iş ortaklığı Active Global Support’un hizmet portföyündeki “Safeguarding” kapsamı içinde SAP’nin müşteriye atadığı Teknik Kalite Yöneticisi ile müşterideki proje yöneticisinin ortaklaşa Servis Planı ile iş sürekliliğini sağlamanın iyi bir örneğini oluşturdu. Aselsan Bilgi Yönetim Direktörlüğü Bilgi Sistemleri Müdürlüğü Şef Mühendis Kadriye Memiş A SELSAN 1975 yılında Kara Kuvvetlerini Güçlendirme Vakfı önderliğinde kurulmuş bir Türk Silahlı Kuvvetlerini Güçlendirme Vakfı kuruluşudur. Ortaklık yapısı yüzde 85 TSKGV, yüzde 15 diğer şeklindedir. ASELSAN, ASELSAN Bakü’nün yüzde 100’üne, ASELSANNet’in yüzde 95’ine, Mikes’in yüzde 96’sına ve Roketsan’ın yüzde 15’ine sahiptir. Ankara merkezli faaliyet gösteren irmamız, her yıl yaklaşık olarak cirosunun yüzde 7’sini Ar-Ge çalışmalarına ayırmakta olup, toplam 3535 personelinin 1725’ini mühendislik kulvarında çalıştırmaktadır. Ciromuz, 32 ocak’10 büyüyen hede lerimize paralel olarak yıllar içinde artmış, ASELSAN 2008 yılını 535 milyon dolar lık ciro ile kapatmıştır. Defense News 2008’e göre ASELSAN, savunma sanayi irmaları içinde en hızlı büyüme gösteren ilk 50 şirket içinde 40. sırada yer almıştır. Paralel biçimde, 2008 yılı verileriyle ASELSAN Deloitte Top 50’sinde Türkiye’de en hızlı büyüme gösteren teknoloji şirketleri içinde 1. sırada yer almıştır. Savunma sanayi sektöründe kendinden emin adımlarla ilerleyen ASELSAN, gelişen ihtiyaçlarına paralel, Bilgi Yönetim evrelerinde de zaman içinde değişip, güncel teknolojileri yapısına kazandırmıştır. 90’larda kadar kendi yazılımlarıyla götürdüğü Bilgi Yönetim altyapısını bu tarihte üretim ve lojistik süreçleri ağırlıklı MANMAN yazılımı ile değiştirmiş, 2000’lerle beraber artan entegrasyon ihtiyaçları, web tabanlı uygulama gereksinimleri, entegrasyon kabiliyeti yüksek ve kurumsal veri ambarı ve kurumsal portal gibi uygulamaları destekleyecek merkezi kurumsal kaynak planlama yazılımı ihtiyacını, SAP yazılımını satın alarak karşılamıştır. 2004’ün Eylül ayında başlayan SAP ERP Faz1 kurulumları ile temel inansal, lojistik ve insan kaynakları modüllerini yeni Türk Lirası geçişi ile birleştirerek 01.01.2005’te canlıya geçirmiştir. Sonraki 5. ayda proje sistemi ve 12. ayda da Kurumsal Veri Ambarı (SAP BW) ve İleri Planlanma ve Optimizasyon (SAP APO) ürünlerinin kurulumları tamamlanmıştır. ASELSAN büyüklüğündeki bir irmanın bu kadar kısa sürelerde gerçekleştirdiği ERP ve APO ürün kurumları SAP tarafından 2007 yılında Müşteri Başarı Öyküsü olarak global olarak yayınlanmıştır. ASELSAN, savunma sanayi irmaları içinde dünya da her iki üründe de Müşteri Başarı Öyküsü olan tek irmadır. ASELSAN Bilgi Yönetim yol haritasındaki önemli kalemlerden biri olan ERP kurulumunu, daha sonra bütünleşik ürünlerin entegrasyonu, iş süreç modellerinin dokümantasyonu, kâğıtsız ortamlarda işletilen iş akış sistemlerinin kurulumu gibi ardıl projeler takip etmiştir. Tüm bu başlıkları “en yüksek seviyede tuttuğu iş sürekliliği” ile sunmayı hede leyen ASELSAN Bilgi Yönetim veremediği durumlarda, Active Global Support müdahele süresini kısaltarak iş sürekliliğini desteklemekte, aynı zamanda OSS notlarında sadece süreç danışmanlığı kapsamında müşterilere sunulduğu belirtilen bazı servisleri de kendi anlaşma kapsamından karşılayarak, iş sürekliliğinde önemli bir kolaylık sağlamaktadır. Destekleyici süreçler başlığı altında ASELSAN Active Global Support iş ortaklığı ile, projelerini dünya üzerinde edinilmiş en iyi SAP pratikleri ile maksimum fayda ve minimize edilmiş riskler ile hayata geçirme hede ine uygun çözümler edinmektedir. ASELSAN SAP’yi kritik bir iş ortağı olarak görmekte ve Bilgi Yönetimi yol haritasında her zaman SAP’nin yol haritasını yakından takip etme gerekliliğine inanmaktadır. Active Global Support bu noktada her türlü ihtiyaç duyulan bilgiye en kısa sürede ulaşımı mümkün kılmaktadır. Yine destekleyici süreçler kapsamında, ASELSAN Active Global Support ile olan iş ortaklığı vasıtasıyla, standart sürümde karşılanmayan ve pek çok müşterinin faydasına olacağına inandığı geliştirmeleri, Destekleyici süreçler ile ASELSAN Active Global Support iş ortaklığıyla, projelerini SAP pratikleri ile maksimum fayda ve en az riskle hayata geçirme hede ine uygun çözümler edinmektedir. Direktörlüğü, bu noktada kendisini destekleyen iş ortakları ile beraber çalışmaya başlamıştır. SAP Active Global Support, bu kapsam dâhilinde ASELSAN ile iş ortaklığında bulunan bir küresel bir destek organizasyonudur. 2007 yılında başlayan SAP AGSASELSAN iş ortaklığı Active Global Support’un hizmet portföyünde “Safeguarding” olarak adlandırdığı kapsam çerçevesindedir. SAP’nin müşteri iş sürekliliğini, müşteriye atadığı “Teknik Kalite Yöneticisi” ile müşteri tarafındaki proje yöneticisinin ortaklaşa hazırladığı bir “Servis Planı” içeriği ile desteklediği bu modelde, Active Global Support, standart servis portföyünün yanı sıra müşteriye özel çözüm paketleri de müşteri iş sürekliliğini tam desteklemektedir. ASELSAN Active Global Support ile iş ortaklığı ile öncelikli olarak iş sürekliliğini en üst seviyede tutma gayesini desteklemektedir. SAP standart desteğin yüksek öncelikli OSS mesajlarında ASELSAN süreç ihtiyaçlarına beklenilen hızda cevap SAP’ye herhangi bir kominiteye üye olmadan “geliştirme isteği” olarak iletebilmektedir. Entegrasyon kabiliyeti yüksek, kendine özgü geliştirmelerle değil, standartlarla ilerleyen bir yazılım geliştirme stratejisi benimsemiş olan ASELSAN için bu açılım önemlidir. Ve pek çok ilki Türkiye’de uygulayan bir irma olarak ASELSAN, Türkiye’de eksikliği duyulan bilgi birikimini ve tecrübeli danışmanlık ihtiyacını birebir ürünü yazan ya da danışmanlığını veren kişilerden edinme imkânını Active Global Support servis portföyü içinden karşılayabilmektedir. Sonuç olarak, ASELSAN ihtiyaçlarına paralel gereksinimleri olan, yetkin kadroları ile iş sürekliliğini destekleyebilen, ancak İş sürekliliklerini en yüksek seviyede tutmak, Projelerine global standartlarda destek almak, Yeterince güçlü bir destek ekibi ile günlük problemlerinizi kendi içinizde çözebiliyor iken, SAP müdahalesinin gerektiği mesajlarınızda daha hızlı bir alternatif ile ilerlemek, Kendi personellerini dünya standartlarında eğitim aldırarak, serti ikalandırmak, (çoğu zaman müşteri yerinde) Bilgi Yönetimi Yol Harita’larında sürekli güncel olmak, SAP’ye geliştirme taleplerinde bulunabilmek, ve 7x24 global destek kapsamında iş süreçlerini işletebilmek gibi üst seviye Bilgi Yönetimi iş sürekliliği destek mekanizmaları kurgulayan işletmeler için SAP Active Global Support bir açılım yaratabilir. ocak’10 33 RÖPORTAJ Ülkemizde de faaliyet gösteren ve son yılların hızla büyüyen telekomünikasyon şirketlerinden olan Millenicom, 1045 ürünüyle lisans çelişkisi yaşıyor. BTK tarafından B tipi lisans hizmetiyle, A tipi hizmet verilmesi istenen Millenicom’un 1045 ürünü ve yatırımı tarihe mi karışıyor? Ülkemizde 2 yıldan bu yana alternatif operatör olarak hizmet veren ve 2009 yılında ISP pazarına da göz diken Millenicom, hızla büyüyor. Bu büyümenin ardından ciddi bir engelle karşılaşan şirket, 1045 ürünüyle kendi içinde ciddi bir lisans çelişkisi yaşıyor. BTK tarafından alınan karar doğrultusunda B tipi lisans çerçevesinde abonelerine verdiği hizmet karşılığında direkt olarak fatura kesilmesi istenen Millenicom, bugüne kadar yaptığı 12 milyon TL’lik yatırıma artık ölü yatırım gözüyle bakar hale gelmiş durumda. Konuyla ilgili olarak Millenicom Genel Müdürü Şevki Kuyulu ile Millenicom’un faaliyetlerinden, 1045 hizmetinin başladığı noktadan bugüne kadar geldiği noktaya kadar yapılanlardan ve BTK’nın sürpriz kararından derleme bir söyleşi gerçekleştirdik. Millenicom’dan bahsetmek gerekirse neler söyleyebiliriz? Millenicom, bir Almanya şirketinin Türkiye şubesi olarak ülkemizde hizmet vermekte ve 1998 yılında kurulan, asıl hede i Almanya’da yaşayan Türklere hizmet vermek olan bir telekomünikasyon şirketi. Şu anda burada gerçekleştirilen tüm işleri aslında yıllardır Almanya’da yapan bir yapıya sahip. 1045 gibi birçok numarayla hizmet veren bir şirket olan Millenicom, 2004 yılında gerekli lisanlarını alarak Türkiye’de hizmet vermeye başlamıştır. Sektörü ve verilen hizmeti bilen bir şirket olarak Türkiye’de hizmet veren Millenicom, lider konumunda sektöre giriş yaptı diyebiliriz. Yaklaşık 12 milyon TL’lik bir yatırım yaptığımız 1045 ürününü satmaya pratikte 2007 yılının Ekim ayında başladık. 2 yıllık geçmişi olan 1045 ile oldukça da başarılı olduk. Farklı bir ülkede sektöre girip kısa sürede başarılı olmanın sırları nelerdir? Başarımızın sırlarından biri de kendimizi doğru ifade etmemiz diyebiliriz. Ne kadar avantajlı bir hizmet verirseniz verin, eğer kendinizi ve hizmetinizi ya da ürününüzü doğru anlatamazsanız başarılı olmanız çok zor. 1045 ürününün en büyük avantajı, kullanıcıların Türk Telekom’a bağlı kalmadan alternatif operatör 34 ocak’10 üzerinden daha uygun iyatlara görüşme yapabilmelerini sağlamasıdır. Zaten deregülasyonu yaparken bu tür ürünlerle başlanmasının temel sebebi alternatif operatörlerin mevcudiyetlerini doğrulayacak bir servis sunmalarına imkan sağlamak hem de kullanıcılara bu tür avantajları sunmasını ve rekabete başlanmasını sağlamaktır. Dolayısıyla Türk Telekom gibi dominant oyunculara tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de bu tür diktasyonlar yapılarak başlamıştır. 1045’in çalışma mantığına baktığımızda, kullanıcılar hizmetten faydalandıktan sonra Türk Telekom faturalarına yansıyan bedeli ödediklerini görüyoruz. Yani verdiğimiz hizmet Türk Telekom faturaları üzerinden kullanıcılarımıza ulaşıyor. Bütün dünyada 1045 türü hizmetlerin çalışma mantığı bu şekildedir. Fakat 24 ayda geldiğimiz nokta rekabetin başlangıcından BTK’nın kuralı değiştirmesiyle farklı bir yöne doğru kayıyor. BTK’dan gelen talimatta “belli cüronun üzerine çıkan alternatif operatörlerin faturayı direkt müşterilerine kesmesi gerektiği” belirtiliyor. Fakat bu mümkün değil. Bugüne kadar 1045’i kullanan kullanıcı sayısı 2 milyonun üzerinde. Bu kullanıcıların aylık ortalama faturaları 4 TL, fakat elde edilen kazanç 1,5 TL civarlarında. 1,5 TL için bizim abonelerimizden isteyeceğimiz evrak ve iş yükü bu hizmeti almaktan vazgeçecekleri kadar Röportaj İlkay Zaman Fotoğraf Adem Başaran ocak’10 35 RÖPORTAJ BTK'nın aldığı bu kararla alternatif operatör sektörünün geleceği ve var olan yatırımlar yok olma aşamasına geliyor. Verdiğiniz hizmetlerin lisans tanımı nedir? Genel olarak lisans kapsamlarına baktığımızda B tipi lisans ile verilen hizmette faturalaşma modeli bulunmuyor. A tipi lisans kapsamında ise müşteriyle direkt olarak sözleşme yaparak faturalaşma ilişkisinde bulunuyorsunuz. Fakat verilen hizmete baktığımızda B tipi lisansı kapsayan bir içerik olduğunu görüyoruz. BTK’nın bizden istediği tıpkı A tipi lisans hizmet içeriği gibi faturalaşma gerçekleştirilmesi. Bu karar da kendi içinde çelişiyor. Biz isteyen müşterilerimize A tipi lisansımız çerçevesinde sözleşmeli hizmet de sağlıyoruz. Fakat 1045 kullanan müşterilerimize sözleşme teklif ettiğimizde buna pek de sıcak bakmıyorlar. Burada müşterinin kendi çıkarları açısından baktığımızda çok haklı olduğunu da belirtmekte fayda var. Belli amaçlarla belirli zaman dilimlerinde 1045 hizmetini kullanan 36 ocak’10 müşterilerimizin asıl istediği de zaten her zaman değil, belirli zamanlarda daha ucuza konuşmak. Fakat ülkemizde tüm dünyanın aksine farklı yapılanmaya gitmek gibi bir çalışma olduğunu görüyoruz. A tipi lisans hizmetimizden bahsetmek gerekirse eğer, Millenicom şu anda A tipi lisansıyla 40 bin aboneye hizmet veren bir yapıya sahip. Bu hizmeti verdiğimiz müşterilerimiz daha sık ve daha uzun konuşmalar yapan müşterilerimiz. Yani kabaca; sözleşmeli olarak bizimle çalışmaları, aylık faturalarını almaları, o zahmete değecek türden müşterilerimiz. Aylık bazda baktığımızda görüşmelerinden ciddi oranda tasarruf eden A tipi lisanla hizmet verdiğimiz müşterilerimizin ödeme rutini, tara larında sıkıntı yaratmayan, sorunsuz faturalaştığımız ve inans departmanı olan orta ve büyük ölçekli kurumlar. 1045 hizmetini verdiğimiz ve BTK’nın bizde fatura kesmemizi istediği bahsi geçen 2 milyon abonemize fatura kesmek konusunda da ciddi sıkıntılar doğacağını öngörüyoruz. A tipi lisanla hizmet verdiğimiz abonelerimizden farklı olarak bu abonelerimiz arasında kötü niyetli ve 1045 hattı üzerinden terminasyon yaparak Türk Telekom’a ulaşmaya çalışanlar da olacaktır. Bunu yaparken akıllarında “nasıl olsa benden bu faturayı alamazlar” mantığı da oluşacak. BTK’nın bu kararı vermesinde en büyük etken ne olabilir? Aslına bakarsanız BTK tarafında bu kararın biraz da aceleye gelmiş olduğu kanaatindeyim. Açıkçası verilen bu kararla beraber sonuçları ne boyutlara varacağının tam anlamıyla incelenmeden ya da tam olarak sonuçları öngörülmeden böyle bir karar verilmiş diye düşünüyorum. Pazara baktığımızda hacmi itibariyle bu karardan etkilenen tek oyuncu var o da biziz. Kaldı ki bizim 2 yıldan bu yana yaptığımız yatırımlara baktığımızda bunun sürpriz bir karar olarak tüm yatırımımızı etkildeğini görüyoruz. Sadece bizi etkileyecek böylesine önemli bir karar alınırken sektör lideri olarak bizimle masaya oturulmaması da ayrıca bizi üzdü diyebiliriz. Diğer yandan baktığımızda BTK, aynı zamanda kendi düzenini bozacak bir karar almış oluyor. Konuyla ilgili BTK ile görüşmelerinizden ne gibi sonuçlar çıktı ya da çıkacak? Henüz BTK’dan bir randevu alamadığımız için bir görüşme yapabilmiş değiliz. Sektörümüz için kurulan bir kurumdan randevu alamamamız da maalesef üzücü. GSM operatörleri ile karşılaştırdığımızda, bir tarafta saat gibi çalışan BTK, diğer tarafta ise özensiz kararlar alan BTK görüyoruz. GSM operatörleri tarafında deregülasyonun mükemmel çalıştığını söyleyebiliriz. Fakat bizim tarafımıza baktığınızda işin biraz da yavaş ve özensiz yapıldığını görüyoruz. Eğeralınan bu kararlardan devletin alternatif operatörlere ihtiyacı olmadığı gibi bir mana çıkartmamız gerekiyorsa, bunun en başından belirtmesi çok daha uygun olacaktı. Çünkü bizim çok ciddi bir yatırımımız söz konusu. Fakat biz bütün dünyada olduğu gibi Türkiye’de de sabit telefon pazarının serbestleşeceğini öngörerek yatırım yapan bir şirketiz. Fakat tüm bunları gördükten sonra Türkiye’de deregülasyonun iyi çalıştığını söylemek zor. Tüm dünyada bizim gibi alternatif operatör pazar payları %60 hatta %70’lere ulaşmış durumda. Türkiye’ye baktığımızda ise bu rakamın 5. yılın sonunda %3.90 olduğunu görüyoruz. Dünyadaki alternatif operatörlerin pazar payı açısından en kötü örneği olarak Portekiz’i gösterebiliriz, ama onlarında 5. yılın sonunda geldikleri nokta %24 civarlarında. son 5 yıldaki büyümesinin %20’sinin telekom sektöründen geldiğini görüyoruz. Ülkemizde de telekom pazarının ekonomiye çok ciddi katkısı olduğunu görüyoruz. Zaten bu amaçla deregülasyon edliyor sektör. Çünkü deregülasyon olmazsa şu andaki pazar iyatlarına ulaşmamız mümkün olmayacak. Aksi taktirde çok daha yüksek iyatlara bu hizmetleri kullanmak zorunda kalırız ki bu da hem kullanıcıya hem de ülke ekonomisine zarar demektir. Fakat gelin görün ki BTK’nın vermiş olduğu bu kararla alternatif operatör sektörü tamamen bitecek. Çünkü kimse bu sektöre herhangi bir yatırım yapmayacak. Tabi bu varolan oyuncular için geçerli. Bir de pazara girmeyi hede leyen yerli ya da yabancı yatırımcılar açısından baktığınızda, gelinen bu noktada verilen mesaj, kararların dalgalı ve tutarsız olduğu yönünde. Hal böyleyken bu pazara girmek ya da yatırım yapmak, ölü yatırımdan başka bir anlama gelmiyor. Genel olarak baktığımızda BTK’nın vermiş olduğu bu kararın doğru olmadığını ve 1045 için bugüne kadar yaptığımız tüm yatırımın bir anda yok olacağını görüyoruz. Fakat diğer taraftan Millenicom olarak biz A tipi hizmetlerimize devam ediyouz. Diğer taraftan Doping isimli ADSL hizmetimizle oldukça başarılı ve istikrarlı bir şekilde çıkışımızı sürdürüyoruz. Bu yıl ISP pazarında 3. önemli oyuncu olayı hede liyoruz. 1045’i Türkiye’de hayata geçirdiğiniz günden bugüne neler değişti? Biz faaliyete başladığımızda Türkiye’den Almanya’yı aramak 1.2 TL’ydi, şu anda ise 0,12 kuruş. Çok ciddi bir düşüşten bahsediyoruz. Yine biz faaliyete başladığımızda şehiriçi görüşmeler 5 kuruştan şu anda 7 kuruşa çıkmış durumda. Burada da tam tersi bir artış görüyoruz. Tüm bunların çok net bir sebebi var; rekabeti başlatırsanız iyat düşer, fakat rekabet olmazsa iyat her zaman artar. Pazarda yaratıcı çözümler ve düşük iyatlar her zaman rekabetle ortaya çıkmıştır. Bu da büyümenin motorudur. Sonuç olarak tüm bunlar son kullanıcıya fayda olarak dönmüştür her zaman ve yine öyle olmalıdır. Genel olarak baktığımızda ise ekonomik anlamda ülke ekonomilerinin bundan kazançlı olduğunu görüyoruz. Alternatif operatörleri Türk Telekom’u hantallıktan kurtaracak şirketler olarak görmek gerekir. Örneğin Avrupa’nın ocak’10 37 KAPAK KONUSU ler et iy al ser v i s l eriş im ko layl ığı er hız ve pratik lik ocak’10 a al az 38 m de ö a ç ık d n a kull IT Advisor n ik verimlil san allaş tırm a Gerçekten “Gelecek” Mi? Bir gün biri kapınızı çalsa ve size şirketinizin tüm verilerini, müşteri bilgilerini, finans dosyalarınızı ve hatta neredeyse tüm sunucu donanımlarınızı adresini bile bilmediğiniz bir lokasyondaki farklı sunucuya taşımayı teklif etse, büyük ihtimalle bu kişiyi güvenlik eşliğinde şirketinizden uzaklaştırırdınız. ocak’10 39 KAPAK KONUSU eçtiğimiz yıl ünlenen ve adını sıkça duymaya başladığımız Bulut Bilgi İşlem nam-ı diğer Cloud Computing, kavramının ne olduğundan kısaca bahsedelim öncelikle. Bulut Bigi İşlem olarak adlandırılan ve geleceğin teknolojisi olarak nitelendirilen bu kavram temel olarak bir uygulamanın web üzerinden, kendi sisteminizde herhangi bir kurulum gerektirmeden çalışması anlamına geliyor. Outsourcing hizmetinin devasa hali de diyebileceğimiz ve bilgi işlem, ağ ve veri depolama hizmetlerini sunan Bulut Bilgi İşlem, ihtiyaç duyduğunuz tüm verilerin sizin bilgisayarlarınız ya da sunucularınız üzerinde değil, uzaktaki bir ya da birden fazla bilgisayar veya sunucuda tutulması ve hesaplanması anlamına geliyor. Daha sonra hesaplanan ya da ihtiyaç duyulan veriler internet üzerinden sizin bilgisayarınıza gönderiliyor. En basit açıklaması bu şekilde olan Bulut Bilgi İşlem’in aslında marifetleri çok 40 ocak’10 daha fazla. İlk etapta akla gelen ofis yazılımları gibi birçok basit uygulama olabilir ama Bulut Bilgi İşlem daha da ileriye gidiyor. Bulut Bilgi İşlem, ölçeklenebilir, gerçek zamanlı, internet tabanlı teknoloji servis ve kaynaklarını ifade ediyor. Donanım ve yazılım yatırımını ortadan kaldıran Bulut Bilgi İşlem, bu anlamda ciddi bir fırsat halini alıyor. terminalin özellikleri ne olursa olsun Bulut Bilgi İşlem istediğiniz bilgiye dilediğiniz yerden ulaşma imkanı sağlıyor. Bu mantıkla yola çıktığımızda yıllardır kullandığımız Google ofis hizmetinin aslında bir Bulut Bilgi İşlem uygulaması olduğunu görebiliriz. Tüm verileriniz bilmediğiniz bir yerde tutuluyor ama ne zaman ihtiyacınız olsa ulaşmanız sadece bir donanım Azalan maliyetler, hızlı ve pratik yapı, yatırım gerektirmeyen altyapı modeli Bulut Bilgi İşlem'in çekiciliğini artırıyor. Daha hızlı, daha yeni ya da özellikle xxx uygulamasının çalışması gerektiği donanım veya yazılım yatırımlarından sizi kurtaran kavram, kullandığınız tüm uygulamalar için size platform bağımsız hizmet verebiliyor. Bu sayede donanım ve yazılım bağımlılığınız ortadan kalkıyor. Elinizdeki bilgisayar ya da üzerinden internet bağlantısıyla gerçekleştirebileceğiniz kadar kolay oluyor. Tabanında web tabanlı yazılımların olduğu kavram size istediğiniz tüm hizmetleri tarayıcınız üzerinden çok rahat verebiliyor. Peki ya sunuc ve istemci tarafı? Ağ üzerinden çalışan yazılımların da bir şekilde Bulut’un içine dahil olması gerekiyor. Avnet Türkiye Genel Müdürü Cem Aşık Bulutların Geleceği Bulutların neden bu kadar dikkat çektiğine bakacak olursak iki Bulut Bilgi İşlem’in çalışma mantığı ve getirileri Aslına bakarsanız yıllardan beri süren sanallaştırma, kolay ve her yerden erişim, konsolidasyon ve servis tabanlı hizmetler gibi oturtulmaya çalışılan kavramların doğurduğu Bulut Bilgi İşlem’in temeli, web hizmetlerine ve Grid Computing’e dayanıyor. Örneğin şirketiniz için herhangi bir sunucu ya da yazılım yatırımı yapmadınız. Elinizde sadece bilgisayarlarınız ve internet bağlantınız var. Kullanmak istediğiniz tüm uygulamalarınız adresini bile bilmediğiniz bir bilgisayar/bilgisayarlar üzerinde, verileriniz ise yine sunucu/ sunucular çiftliklerinde tutuluyor. İhtiyaç duyduğunuz işlemci gücü ise farklı işlemciler üzerinde dağıtılarak tutuluyor. Siz operasyonunuzun büyüklüğüne göre şekillendireceğiniz altyapınızda kullandığınız kadar öde mantığıyla işlem, disk alanı ya da uygulamalarınızı ödüyorsunuz. Herhangi donanım ya da yazılım altyapısı yatırımı yapmamanız beraberinde işletme giderlerini de ortadan kaldırıyor. Bu şekilde oluşturacağınız altyapınızla yeni teknolojilerle güncellenir halde olacak. Bunun da büyük bir avantaj olduğunu söylemek mümkün. Yapacağınız genel bir yazılım ya da donanım yatırımından ziyade sadece kullandığınız kadarını ödeyeceğiniz aynı hizmetlerden faydalanacaksınız. Bulut Bilgi İşlem’in en çekici yönlerinden birinin düşük maliyet olduğunu söyleyebiliriz. Şirketlerin genel gider kalemlerine baktığımızda bünyelerinde barındırdıkları veri merkezi, kesintisiz enerji yatırımı, soğutma, bant genişliği yatırımı, ağ yapısı, sunucular ve veri depolama çözümleri gibi tüm maliyetleri ve süren yatırımları Bulut Bilgi İşlem ile ortadan kalkmış oluyor. Tüm bunlara ek olarak daha önceki çalışma modelinin tersine Bulut Bilgi İşlem çatısı altında yazılım lisansları, uygulayıcılar, proje çalışanları, geliştiriciler, proje yöneticileri ve genel IT çalışanlarının da ortadan kalkması söz konusu. Aynı zamanda yazılım güncellemeleri herhangi bir işlem yapmadan otomatik temel tetikleyici görüyoruz: Birincisi, çok düşük verimle kullanılan alt yapı yatırımları. Dünya çapında araştırmalar, şirketlerde bilgi işlem kapasitesinin % 85 boş durduğunu gösteriyor. İkincisi, artan yatırımlar. Bilgi patlaması, veri depolama satışlarında her yıl % 54 artan oranlarla yeni yatırım ihtiyacı doğuruyor. Şirketlerinin yatırımlarının % 70’i yeni kapasite eklemek yerine, alt yapının yaşatılmasına harcanıyor. Bugün itibariyle baktığımızda, bulut üzerinden yapılan satışların yarısını uygulamalar (SaaS) oluşturuyor. Önümüzdeki yıllarda ise en büyük gelişme alt yapı (sunucu, veri depolama), platform yazılımları ve uygulama geliştirme taraflarında olacak. Bulut hizmetleri, BT pazarının muhtemelen en hızlı büyüyen kesimi olacak. 5 yıllık bir zaman diliminde 3 kata yakın bir büyüme bekleniyor. Ancak toplama baktığımızda, gene bu zaman diliminde, bulut hizmetlerinin toplam BT pazarı içinde % 10’u geçmeyeceği görülüyor. Zorluklar Bugünkü klasik veri merkezi alt yapısından bulut merkezli bir alt yapıya geçişin önünde aşılması gereken çeşitli zorluklar var: Uygulamaların taşınması Müşteri İç Uygulamaları WEB tabanlı ve lokasyondan bağımsız çalışır hale getirilmeliler. Yazılım Üreticilerinin Uygulamaları Uygulamaların teknik değişimlerinin yanında lisanslama ve şirket içinde yönetim modelleri hazır değil. Veri Tabanları Büyük veri tabanı üreticilerinin ana ürünlerinin bulut alt yapısına hazır olmadığını görüyoruz. Bu nedenle genelde bulut sağlayıcılar, daha kısıtlı olanaklara sahip kendi ürünlerini sunuyorlar. Güvenlik Verinin kontrolsüz dolaşımı, sanal sunucular arası erişimin güvenliği ve bulut erişiminin ne şekilde yetkilendirileceğine ilişkin kısıt ve belirsizlikler şirketlerin bilgi işlem personellerini korkutuyor. Ayrıca güvenlik denetim (audit) mekanizmaları ve standartlarının bulut ortamları için değiştirilmeleri gerekiyor. Kanalın Rolü Bugün itibariyle bulut yaklaşımları doğrudan çalışan ve kanalı dışlayan bir modele yönelik düşünülüyor. Ancak basit uygulamaların ötesine geçip daha sofistike çözümler sunma ihtiyacı doğunca, kanaldaki bazı oyuncuların hizmetleriyle önemli bir rol oynayabileceğini düşünüyoruz. Bulut Hizmetlerinin Satışı Acente mantığında yapılan bu satışlarda, servis müşteri tarafından alındığı sürece iş ortağına bir gelir akışı sağlanır. Bulut Hizmetleri Kullananlara Yönelik Hizmetler Bu hizmetleri kullanan son kullanıcıların –özellikle KOBİ’lerin-, danışmanlık, eğitim, entegrasyon ve destek hizmetlerine ihtiyaçları olacak. Bulut Hizmeti Sağlayanlara Yönelik Hizmetler BT kanalı iş ortakları, bulut hizmetleri sunan şirketlerin alt yapı kuruluşları, yazılım geliştirmeleri, müşterilerine verilecek çeşitli hizmetleri üstlenmesi açısından en uygun konumda olan şirketlerdir. Bulut Sağlayıcı Olmak İş ortağı kendi hitap ettiği müşteri kesimine/sektöre, alt yapısını kendi oluşturduğu bulut hizmetlerini sağlar. Sektör uzmanlığı olan iş ortakları burada uygulamalar ve modellerle fark yaratabilirler. ocak’10 41 KAPAK KONUSU Suat Kızıltaş IBM Türk Ülke Teknoloji Lideri Bulut bilgiişlemden yararlanmak isteyen kurumlar, genel bulut hizmet sağlayıcılarından hizmet alarak donanım ve yazılım yatırımı yapmaktan kurtulacakları gibi, bu altyapıların işletimi için gerekli olan masraflardan da kurtulacak. Genel bulut hizmet sağlayıcıları, gerekli donanım ve yazılım yatırımlarını yaparak oluşturdukları altyapıları, yeni teknolojiler sayesinde çok sayıda kuruma internet üzerinden ortaklaşa kulandırtarak, bunun karşılığında hizmet faturaları çıkartacak. Kurumların günümüzde hangi işleri genel buluta taşımaya eğilimli olduğuna baktığımızda şunu görüyoruz: Genelde mevcut BT altyapılarında zaten çalışmakta olan sistemleri buluta taşımak yerine, yeni devreye alınması planlanan çözümleri bulut ortamında planlamak daha çekici oluyor. Ayrıca; ofis uygulamaları, uygulama geliştirme ve test çalışmaları, ara sıra çalışıp da çalıştığında çok fazla işlem gücü gerektiren yapıdaki uygulamaların bulut ortamına çok uygun olduğu görülüyor. Tipik olarak bulut bilgiişlemin yaygınlaşmasıyla birlikte, kurumların yapacakları donanım yatırımlarının azalacağını veya ortadan kalkacağını öngörebiliriz. Genel bulutların yanında, özellikle büyük kurumların kendi bulutlarını oluşturacakları bir yapıdan da söz etmek gerekir. Bu özel bulutlar, kurumların kendi intranetleri içinde yer alan çalışanları, müşterileri, sağlayıcıları, iş ortaklarnın kullandıkları çözümlerin altyapılarını bulut mantığı içinde oluşturmak anlamına geliyor. Bu kurumlar, donanım ve yazılım yatırımlarını kendileri yapmaya devam edecek; ancak gerek ilk yatırım maliyetlerinde, gerekse işletim giderlerinde bulut bilgiişlem sayesinde çok önemli tasarruflar yapmaları mümkün olacak. Günümüzde bulut bilgiişlem teknolojisi belli bir olgunluğa ulaşmış durumda. Genel bulut hizmet sağlayıcısı şirketlere her gün yenileri ekleniyor. Örneğin; Amazon Web Services adı altında küresel olarak verilen genel bulut hizmetlerinin Türkiye’den de müşterileri var. Bulut bilgiişlemin gittikçe yaygınlaşacağı ve geleceğin en yaygın BT hizmeti sağlama modeli olacağı öngörülüyor. Bu modele geçişin çok hızla gerçekleşmesinin önündeki en önemli engel güvenlik ve kişisel gizlilik konuları... Hizmet alan kurumların verilerinin, hizmeti sağlayan şirketin çoğunlukla nerede olduğu dahi bilinmeyen bilgisayarlarınca işlenmesi söz konusudur. Bu konunun teknolojik yönü olduğu kadar; hukuki, psikolojik ve ticari rekabete ilişkin yönleri de var. Bu nedenle hassas veriler barındıran, şirketlerin çekirdek işine yönelik uygulamaların genel buluta taşınması daha yavaş bir süreç olacak. bir şekilde yapılıyor ve çok hızlı bir şekilde kullanıma hazır hale geliyor. Bu da hem zaman hem de iş gücü anlamında ciddi bir kazanç anlamına geliyor. Bulut Bilgi İşlem’in temelini oluşturan unsurlar Daha öncede belirttiğimiz gibi Bulut Bilgi İşlem’de gözle görülür ya da elle tutulut herhangi bir şey bulmak zor. Yani hemen her şey web hizmetlerinde yatıryor. Peki bu hizmetlerin dayandığı temel uygulama ve servisler neler? Bulut Bilgi İşlem’in temelerini oluşturan unsurlara baktığımızda IAAS, PAAS ve SAAS kategorilerini görüyoruz. IAAS, Infrastructure As A Service, yani altyapı servislerlerinizin uzaktaki bir sunucu üzerinde tutulması ve dilediğiniz zaman kullanmanıza hatta yönetmenize imkan tanıyan servis. Depolama ve ağ çözümlerini de kapsayan IAAS, aslında sanallaştırmanın da temelini oluşturuyor. Bir diğer unsur olarak PAAS yani Platform As A Service’ı gösterebiliriz. Teknolojik donanım altyapısı için gereken her şey; işletim sistemi, donanım ve dahası platform başlığı altında yapılan anlaşmalarla internet üzerinden kullanılabiliyor. En önemli unsurlardan biri olan SAAS aslında Bulut Bilgi İşlem kavramının en çekici yanlarından biri diyebiliriz. Software As A Service olarak adlandırılan SAAS, Bulut kullanıcılarını geleneksel yazılım ya da servis satın almaktan uzaklaştırıp, diledikleri yazılımı sağlayarak sadece kullandıkları kadar ödemelerini sağlıyor. Belli kullanıcı sayılarına göre özel olarak fiyatlandırılan bu sistemde CRM, ERP, finans, insan kaynakları yönetimi gibi hizmetlerinde kullanımının artması bekleniyor. Bulut Bilgi İşlem’i Tercih Etmek İçin Başlıca Nedenler Hızlı, pratik ve zahmetsiz Sermaye ya da finansal anlamda bir yatırım gerektirmiyor Azalan maliyetler ve genel gider kalemlerinin çok aza indirgenmesi Kulanılan yazılım ya da servislerin tümünü almak yerine kullandıkça öde mantığıyla çalışıyor Geliştirmeye açık ve sadece yazılım ya da servis sağlayan firmalara bağlı kalmadan ihtiyaçlarınızı tedarik etme imkanı sağlıyor %100 kapasiteyle çalışması şirket ölçeğine göre değişse de sadece birkaç ay alıyor Aynı çözümü kullanan farklı kullanıcılar arasında oluşan ağ sayesinde iletişime imkan sağlıyor 42 ocak’10 Özel ve Halka Açık Bulut Bilgi İşlem Bulut Bilgi İşlem’in kullanım alanları arasında farklılıklar görebiliriz. Bunlar Özel Bulut Bilgi İşlem (Private Cloud) ve Halka Açık Bulut Bilgi İşlem (Public Cloud). Özel Bulut Bilgi İşlem sadece tek müşteriye hitap eden bir servisdir. Kurumların bilişim altyapılarını konsolide etmek amacıyla hayata geçirilen bu uygulama, halka açık değil sadece kurum içi kullanılan bir modele dayanır. Bu sayede kurum kendi güvenliği ve yine kendi bünyesi içinde yapacağı işlemlerden fayda elde etmiş olacaktır. Özel Bulut Bilgi İşlem’i kurumlar daha çok süren uygulamalar için değil, bilişim altyapılarına ya da servislerine yeni eklenecekleri uygulamalar için kullanmayı tercih ediyorlar. Bir diğer kullanım alanı ise Halka Açık Bulut Bilgi İşlem (Public Cloud). Bu modelde çok müşteri desteği bulunuyor. Büyük kurumların ya da ev kullanıcılarının bile kullanabileceği türden olan bu modelde son kullanıcıların internet bağlantısı sayesinde kullanıcı adı ve lşifreleriyle ulaşabilecekleri bir yapıda sunulurken büyük kurumların ağırlıklı olarak tercih ettikleri tarafta ise daha farklı bir sistemle kullanılır. Genel olarak daha geniş bir kapsamı vardır. Örneğin bugün kullandığımız GMail uygulaması halka açık türden bir Bulut Bilgi İşlem hizmetidir. Bu ve benzeri birçok uygulama uzun zamandan bu yana kullanılmasına rağmen son zamanlarda Bulut Bilgi İşlem kavramının yaygınlaşmasıyla beraber Google’ın adı da sıkça Bulut Bilgi İşlem’le beraber anılmaya başladı. diğer alanlarda da belirgin azalmalarla sonuçlanacağını “tesbit etmiştir.(1) Kısaca Bulut Bilgi İşlem Yönetim ve Otomasyon Aletlerinden ilham alan başarılı bir sanallaşma Oldukça pratik, hızlı ve bir o kadar kolay değer üreten bir yapıya sahip olan Bulut Bilgi İşlem, hem azalan maliyetlerin yaratıcısı hem de işleyişin hızlanması açısından oldukça avantajlı görünüyor. Yıllardır süre gelen tüm çalışma alışkanlıklarını bir kenara iten ve yepyeni bir metod olan Bulut Bilgi İşlem’in gerek maliyet gerekse iş yapış anlamında şirket yapılarına ve ekonomiye çok ciddi etkisi olduğu kesin. Fakat işin bir de güvenlik tarafı var ki en zorlu kısım denebilir. Bulut Bilgi İşlem’in özel olarak kullanıldığı alanlarda kurumun kendi güvenlik çemberi ve tedbirlerinin geçerli olacağı kesin. Fakat halka açık kullanım sözkonusu olduğunda işler biraz daha zorlaşacak gibi. Genel olarak baktığımızda bugün şirketinizin kapısından giren ve size şirketinizin tüm müşteri bilgileri, finans verilerini ve hatta sunucularını bile farklı bir lokasyonda tutmayı teklif eden kişiye güvenlik açısından yan gözle bakabilirsiniz. Sanallaşmanın yükselişi ve bulut programlama IT şirketleri sistem ve uygulama Çetin Uygun CA Türkiye Genel Müdürü IT Kaynakları kullanıldıkça Bulut Bilgi İşlem programlama değişiklikleri Bulut programlama sanallaşma olgunlaşmasının olgunlaştırılması ile elele yürümektedir. Tipik bulut programlama servisleri ortak iş uygulamalarını web tarayıcısından çevrimiçi olarak, yazılım ve data dağıtıcılarda saklanırken sağlamaktadır. Bu servisler kabaca üç kategoriye dağılmaktadır: Birincisi, Servis olarak Altyapı (IaaS)’dir ve bu bilgisayar altyapısının dağıtımını, servis olarak tipik bir platform sanallaştırılmasını içermektedir. İkincisi, servis olarak çözüm kümesi getiren Servis olarak Platform (PaaS)’dir ki bu genel olarak bulut altyapı tüketme ve bulut uygulamasını desteklemektedir. PaaS, uygulamaların dağıtımını, donanım ve yazılım katmanlarının satın alma ve yönetmesindeki maliyet ve karışıklıklar olmadan, kolaylaştırmaktadır. Üçüncü, örneğin Salesforce.com(satisgucu.com) gibi, tüketicinin kendi bilgisayarında uygulamayı yükleme ve çalıştırma ihtiyacını ortadan kaldıran ve yazılım bakımı, devam eden çalışmalar ve destek gibi yükleri azaltan Servis olarak Yazılım (SaaS)’dır. Bulut programlamaya olan hareket onca aldatmaca (gürültü) yı örtmemiştir. IDC’nin verdiği son rapora göre mevcut ekonomik sıkıntıların şirketleri daha çok bulut tekliflerine bakmalarına iteceği ve IT bulut servislerine 2012 yılı itibariyle $ 42milyar dolar harcanacağını belirtilmiştir. Gartner bulut programlaması için “IT servisleri tüketicileri arasındaki ilişkiyi şekillendirmek için, IT servislerini kullananlar ve onları satanlar”la ilgili olarak bir fırsat görmüş ve “şirketlerin, şirket-sahipli donanım ve yazılım aktiflerinden, miktar kullanımlı servis-tabanlı modellere kaydıklarını” böylece, “bulut programlamasına olacak öngörülen kaymanın IT ürünleri içinde çarpıcı bir büyümeyle ve yönetimine yaklaştıkça değişmektedir. Güçlü bir yönetim ve otomasyon aletleri, sanallaşmadan olan bedelleri maksimize etmede temel teşkil etmektedir. Olgun bir sanallaşma teknolojisi ve akıllı aletler ile desteklenmiş, standartlaştırılmış süreç ve kontroller, yüksek performans, teşebbüs sınıfı özel ve kamu bulutu programlaması temin edilmesine yardım etmektedir. Dönem ve açısından, otomasyon anahtarı, IT kaynaklarını dinamik ölçme ve hızlı tedarik ve programlama kaynaklarının ve uygulamalarının yeniden sağlanması içindir. Otomasyon, özel bulut yaratmak üzere sağlanan fiziksel ve görsel bileşenler arasındaki etkileşimi yönetmektedir. Fiziksel dağıtıcı başına gelen görsel makinelerin sayısı artmaya devam ettikçe, bu IT şirket için, yükleme ve işletim sistemini yapılandırma, yamalama ve devam etmekte olan yükseltmeler gibi dönemleri manuel yönetmede külfetli olmaya başlar. Uygun görüntüleme aletleri ve politikaları servis uygunluğu ve performansını garantilemek ve düzenleyici talepleri karşılamak için ayrıca gereklidir. Başarılı şirketler kendi özel veya kamu bulutlarını kurmak için anahtar teslim çözümler kullanacaklardır. En iyi pratik aletleri kullanmakla şirketler bir iç kaynak havuzu oluşturabilecek, kaynakları talebe göre ayırabilecek ve otomasyon ve self servisi çözümün bir parçası olarak yapılandırabileceklerdir. Her bir iş servisi için bu sanallaştırma yönetim araçları esnek olarak servisi görüntüleyebilecek ve kullanılmayan kapasiteyi ihtiyaç olunduğunda tekrar dağıtabilecektir. Net sonuç nedir mi? Bulut stratejisini dağıtıcıyı oran ve dağıtıcı faydalanmasını yönlendirmede geliştiren, karbon parmakizini azaltan ve iş servis uygunluk ve performansını yükseltirken aynı zamanda şirketi kırık buluta pozisyonlandıran anahtar teslim çözüm. ocak’10 43 SANALLAŞTIRMA Masaüstü PC’de sanallaştırma devrimi Bu bölümde son günlerin en popüler terimi sanallaştırma ve cloud computing’ın en yaygın masaüstü uygulaması olan VMware View 4.0’ı gözden geçireceğiz. BT uzmanlarının günlük işlerini büyük oranda hafifleten bu uygulamayı daha önce denemediyseniz elde edeceğiniz imkanları görünce çok şaşıracaksınız. Yazı Murat Karslıoğlu 44 ocak’10 G eçen ayki sayımızda yayınlanan “Sanallaştırmanın dünü ve yarını” adlı makaleyi okuyanlar sanallaştırmanın farklı alt kategorilerinden bahsettiğimizi hatırlayacaklardır. VMware’nin sunucu sanallaştırma alanında yaptığı atağın ardından uzun yıllar sonra tekrar gündeme gelen sanallaştırma uygulamaları sağladığı avantajlar sayesinde dikkat çekerek birçok alanda kullanılır hale geldiler. Son zamanlarda BT uzmanlarının değerlendirme planlarına dahil ettiği bu uygulamalardan bir tanesi de masaüstü sanallaştırma çözümü olan VMware View. VMware View’in en son sürümü View 4.0 bu alandaki tek uygulama değil. Citrix XenDesktop, Ericom PowerTerm WebConnect, Systancia (AppliDis Fusion) ve daha birçok örnek olmasına rağmen ARGE ve pazarlama gücü VMware View’i en dikkat çekici ve yayın örnek haline getirdi. Uygulamanın ne kadar kolay olduğunu gösteren “Adım adım” bölümümüze geçmeden önce View 4.0’ın yeni özelliklerine bir göz atalım. VMware View 4.0 VMware masaüstü sanallaştırma çözümünün geçtiğimiz aylarda kullanıma sunduğu View 4.0 sürümü ile vSphere 4 platformunun ve ayrıca Cisco ve EMC ile yaptığı platform ortaklıklarının avantajlarından yararlanıyor. Yeni sürüm kullanıcı avantajlarını arttırmayı ve masra ları azaltmayı hede liyor. Kolaylaştırılmış masaüstü yönetimi: Masaüstü ve uygulama sanallaştırma özellikleri uygulama, donanım ve işletim sistemi arasındaki bağları kopararak son kullanıcı aygıtları üzerine herhangi bir uygulama kurulumu gereksinimini ortadan kaldırıyor. Bu sayede merkezi bir sunucu üzerinden işletim sistemlerini aygıtlara (internet üzerinden ya da yer ağdan) dağıtabilir, yönetebilir ve sadece işletim sistemlerini değil içerisinde yer alan uygulamaları da güncelleyebilirsiniz. Birkaç dakikada gerçekleştirilebilen bu işlemler sayesinde masaüstü sistemlerinin ve uygulamalarının test edilmesi, dağıtılması ve desteklenmesi kolaylaşıyor. Otomatik masaüstü hazırlığı: VMware View, VSphere sunucunuz üzerinde herhangi bir sanal makine içerisine kurabileceğiniz View Manager uygulaması yardımıyla yeni masaüstü sistemlerinin grup halinde yönetilmesi ve kurallar tanımlanmasını sağlıyor. Taslaklar oluşturarak örneğin bir grup içerisinde hangi işletim sisteminin kullanılacağı, kaç adet sistem hazırlanacağı, Active Directory üzerinde hangi grupların ya da kullanıcıların bu sistemlere erişebileceği ve oturum kapama özellikleri gibi kuralları sanal masaüstü havuzları içerisinde tanımlama imkan sunuyor. Bu özellik BT yöneticilerin üzerindeki masaüstü hazırlığı ve bakımı yükünü bir anlamda ortadan kaldırıyor. Geliştirilmiş sanal masaüstü sistem yönetimi: Linked Clone teknoloji sayesinde View Composer bir dakikadan kısa bir sürede masaüstü işletim sistemi imajlarının ana örnekten yaratılması sağlıyor. Ana imaj üzerinde yapılacak tüm güncellemeler (işletim sistemi yada uygulama güncellemeleri) kullanılmakta olan sanal masaüstlerinde de kısa bir süre gerçekleştiriliyor. Bu özellik sistemlerin güncellenmesi yükünü ve masrafını büyük oranda azaltıyor. Üstelik yapılan güncelleme işlemi kullanıcının yapmış olduğu ayarlarına, veri yada uygulamalarına hiçbir etki yapmıyor. Kısacası güncellemeler yapılırken herhangi bir iş kaybı da gerçekleşmiyor. Geliştirilmiş kullanıcı deneyimi: Yeni sürüm ile gelen en önemli özelliklerden birisi de PCoIP. VMware View’in yeni PcoIP masaüstü görüntüleme protokolü önceden kullanılan RDP ve ICA yöntemlerine kıyasla yüksek gecikmeli ve düşük hızlı bağlantılarda dahi daha iyi bir kullanıcı deneyimi sunuyor. Bu sayede kullanıcıların sanal masaüstü sistemlerine WAN üzerinde de etkili bir biçimde erişebilmesine imkan sağlanıyor. PCoIP bağlantısı ile sanal masaüstünden video izlemek, çok sayıda monitör desteğinden yararlanmak ya da sanal masaüstü istemcisine bağladığınız herhangi bir USB aygıtından (USB bellek, kamera ya da tarayıcı) yararlanmak mümkün. Dahili güvenlik: Verilerinizin ve değerli Altyapı Vmware View 4.0 vSphere ve Vmware Composer entegrasyonuyla BT yöneticilerinin işlerini kolaylaştırıyor. şirket kaynaklarının veri merkezinde saklanarak korunması sağlanabiliyor. Son kullanıcılar sadece kişiselleştirilmiş masaüstlerine desteklenen herhangi bir aygıt ve ortamdan erişirken şirket tarafından tanımlanan güvenlik kuralları da uygulanıyor. Üstelik RSA SecurID kimlik denetiminden yararlanmanız dahi mümkün. Geliştirilebilirlik ve sürekli ulaşılabilirlik: VMware View 4.0, VSphere’den kazandığı imkanlar sayesinde tüm veri kaybı ve hata olasıklıklarını ortadan kaldırıyor. VSphere platformunun sunduğu Yüksek Erişilebilirlik (High Availability) yada diğer adıyla HA özelliği, merkezi ve güvenli bir SAN depolama ortamından yararlanarak sanallaştırılmış masaüstü sistemlerinizin geleneksel clustering uygulamalarının karmaşasından uzak bir biçimde sürekli olarak ulaşabilir kalmasını sağlıyor. Geliştirilmiş clustering özellikleri hem iziksel hem de sanal katmanlarda kurumsal düzeyde güvenlik sunuyor. Uygulama yönetimi: Sanallaştırmanın bir sonraki adımı olarak görebileceğimiz VMware ThinApp sanallaştırma platformu masaüstü uygulamalarını işletim sisteminden ayrıştırarak birbiri arasında görülen uyumsuzluğu ortadan kaldırıyor. Kısacası VMware ThinApp kullanarak paketlenmiş bir uygulamanın farklı sürümlerini birbiriyle çakışmadan aynı sistemde kullanmanız mümkün. Aynı uygulama çok sayıda masaüstü bulunan işletmelerde büyük bir yük haline gelen uygulama güncelleme görevini VMware View entegrasyonu sayesinde kolaylaştırıyor. ocak’10 45 SANALLAŞTIRMA Yeni Yaklaşım Dynamic Virtual Computing (DVC) Evet, size performans ve kişisel profil ortamınızdan ödün vermeden istemci sanallaştırmasının yönetim avantajlarını sunan birçok çözüm var. Bu yaklaşımlara Intel tarafından Dynamic Virtual Client (DVC) adı verilmekte. DVC ile kullanıcıya ait sanal işletim sistemi tam fonksiyonlu bir istemci donanımı üzerinde çalışmakta ve VDI ile sağlanan yönetim ve kontrol özelliklerinden yararlanmaktadır. DVC örneklerinden bazıları Remote OS boot İstemci PC’si işletim sistemini iSCSI SAN üzerinden açar. İstemcinin diski olmasa da, işlemci, bellek ve grafik işlem gücü diğer tam donanımlı istemci sistemleriyle aynıdır. OS Streaming İşletim sistemi istemcilere bir sunucu tarafından ağ üzerinden aktarılır . İstemciler güçlü birer işlemci bellek ve grafik işlemciye sahiptir, ancak veriler disk üzerinde tutulmaz. Virtual containers Sanal makineler istemcide saklanır. Bu sanal makineler Type 1 ya da Type 2 Hypervisor’lar üzerinde çalışır. Kullanıcılar kurumsal uygulamaları BT tarafından yönetilen sanal makine üzerinden çalıştırabilirken, aynı anda başka bir sanal makine halinde çalışan kişisel işletim sisteminden de özel işleriyle ilgilenebilir. Bu sanal makinelerin birbirinden veri alıp vermeleri Intel vPro teknolojisi ile engellenebilir böylece istemci makinesi birbirinden ayrık çalışan ve tamamen güvenli birden fazla bilgisayara dönüştürülebilir. Application streaming Kullanıcı istediği takdirde uygulamaları sunucudan kendi sistemine aktartabilir ve kendi sisteminin işlem gücüyle çalıştırabilir. Böylece BT departmanı uygulamaları kimlerin kullanabileceğine karar verebilir ve yama yönetimini merkezi olarak yapabilir. Tüm bu DVC modellerine baktığımızda, IT ve son kullanıcının ihtiyaçlarını en uygun şekilde karşılayabilenin Virtual Container modeli olduğunu görüyoruz. Virtual Containers modeli kullanıcı güçlü bir sistem kullanırken yararlandığı işlemci, grafik ve kişisel profillendirmeden faydalandığı da uzman kullanıcılar diğer o is çalışanlarına göre çok daha yüksek performans gereksinimine sahip olabilirler. Diğer yandan o is çalışanlarının günlük işlemleri sadece veri girişinden sorumları çalışanlara kıyasla daha yüksek işlemci gücü gerektirir. Bu araştırmanız sırasında ortalama ve en yüksek CPU kullanım değerlerine ulaşabilmek için Perfmon benzeri bir performans denetleme aracından yararlanabilirsiniz. Tüm sanal makineler aynı sunucu üzerinde çalıştığı için eğer masaüstü işletim sistemleri aynı anda sistem ya da antivirus yazılımı güncellemesi yapmak isterlerse CPU kullanımı artabilir. Öncelikle hangi ve ne kadar istemcinin bu tür bir soruna neden olabileceğini hesaplayın ve bu sorunu adresleyecek aşağıdaki örnekteki gibi bir strateji geliştirin: Herhangi bir sanal masaüstünün bağımsız olarak tek tek güncelleme yapması yerine View Composer kullanarak ana imaj dosyalarını sık sık güncelleyin. Antivirüs ve yazılım güncellemelerini kullanımının düşük olduğu mesai saati dışında zamanlarda gerçekleştirilmesini sağlayın. Mesai saati içerisinde gerçekleştirilmesi zorunlu güncellemeleri farklı zamanlarda gerçekleştirin ya da erteleyin. gibi, ince istemci kullanırken yaşadığı yönetim ve kontrol avantajlarına da sahip olmaktadır. Çevrimdışı masaüstü: VMware View 4 sürümüyle ilk kez kullanıma sunulan ve henüz deneme aşamasında olan bu özellik merkezi olarak yönetilen sanal bir masaüstünün ağdan bağımsız yerel aygıt üzerinden ya da veri merkezi üzerinden çalıştırılmasına imkan tanıyarak verimliliği artıyor. Yapmanız gereken sadece sanal masaüstü dosyasını üzerinde çalışmakta olduğunu istemciye indirmek. Tüm güvenlik kuralları aynı şekilde çevrimdışı masaüstünüzde de geçerliliğini koruyor. Ağ bağlantısının devamlılığının sağlanamadığı durumlarda tercih edilebilecek bu özellik daha sonra sanal masaüstünün veri merkezi ile eşlenmesi işlemi ile geri döndürülebiliyor. Gereksinimlerin belirlenmesi Geçiş yapmaya karar verdiniz ve “İdeal Entegrasyon” bölümünde bahsettiğimiz planlardan birini seçtiniz. Bir sonraki büyük adımınız tüm kullanıcılarınızın erişimini üstlenebilecek sunucu kaynağı gereksinimini belirlemek olacaktır. Uzmanlık gerektiren bu hesaplamaları nasıl yapabileceğinizi bir gözden geçirelim. İşlemci gereksinimi: CPU gereksinimini belirlerken işletmenizde farklı görevlerde çalışan kullanıcıların CPU kullanımını gözlemlemeniz yararlı olacaktır. Buna ek olarak sanallaştırma yükü ve yoğun kullanım için yüzde 10 ile 25 arasında bir CPU yükünü de hesaba katın. CPU gereksinimi personel türüne göre değişir. Yazılım geliştiricileri ya Monitor Başına Gerekli Bellek Miktarı Görüntü Standardı Genişlik Yükseklik 1 monitör 2 monitör 4 monitör VGA 640 480 37.03MB (64MB) 44.06MB (64MB) 58.13MB (64MB) SVGA 800 600 40.06MB (64MB) 51.97MB (64MB) 73.95MB (96MB) 720p 1280 720 51.09MB (64MB) 72.19MB (96MB) 114.38MB (128MB) UXGA 1600 1200 73.95MB (96MB) 117.89MB (128MB) 205.78MB (256MB) 1080p 1920 1080 77.46MB (96MB) 124.92MB (128MB) 219.84MB (256MB) WUXGA 1920 1200 82.73MB (96MB) 135.47MB (196MB) 240.94MB (256MB) QXGA 2048 1536 102.00MB (128MB) 174.00MB (196MB) 318.00MB (384MB) WQXGA 2560 1600 123.75MB (128MB) 217.50MB (256MB) 405.00MB (512MB) 46 ocak’10 Bellek gereksinimi: VMware uygulamalarında en cömert davranmanız gereken konu bellek kullanımı olacaktır. Sunucuya ayrılacak bellek miktarına karar verirken yetersiz bellek ayrımının istemcilerde önbellek alanı oluşturulmasına, performans düşüşüne ve gereksiz disk erişimi sonucunda depolama I/O’sunda büyük artışa neden olacağını unutmayın. Her bir masaüstüne ayıracağınız belleğin karşılığında sunucu üzerinde de aynı anda kullanımda olan masaüstü miktarına yetecek kadar iziksel bellek bulundurulması önerilir. Ayrıca istemcilerin monitör ayarları da bellek gereksinimini etkileyecektir. Depolama gereksinimi: VMware View’in CPU tasarrufundan sonra getirdiği en büyük avantajlardan birisi de depolama alanı tasarrufudur. Disk alanını kararlaştırırken sadece işletim sistemi, uygulamalar ve kişisel dosyalar için yer ayırmanız yeterli. Genellikle bu değer gerçek bir masaüstü bilgisayarıyla gelen sabit disk miktarından düşük olacaktır. İşletim sistemi ana dosyasının optimize edilmesi için yararlanabileceğiniz aşağıdaki öneriler de sabit disk tasarrufu sağlayacaktır: Genişlemeye olanak tanıyacak ancak gereğinde büyük olmayan bir sanal disk kapasitesi seçin. Gereksiz dosyaları temizleyin. Örneğin geçici internet dosyaları kotasını kısıtlayın. Kullanıcılar tarafından oluşturulan dosyalar ve uygulamalar için merkezi bir paylaşım alanı ya da “Vmware View user data” diski kullanın. Toplam depolama alanına karar verirken herbir sanal masaüstü için aşağıdaki etkenleri de hesaba katın: ESX suspend dosyası sanal masaüstünün bellek miktarına eşit olacaktır. Windows page dosyası sistem belleğinin yüzde 150’sine eşittir. Log dosyaları her bir sanal masaüstü için ortalama 100MB gerektirir. İdeal Entegrasyon Masaüstü sanallaştırma planları Bahsedilen tüm özellikler iyi güzel ama VMware View’den en iyi nasıl yararlanılır diyorsanız sizin için iki farklı ve uygulanmış sanal masaüstüne geçiş planı çıkarttık: Ekonomik geçiş: İstatistiklere göre işletmelerin yüzde 70 oranında tercihi olan bu plan kriz zamanında VMware’den en yüksek tasarrufu sağlamayı hedefliyor. İhtiyacınız olanlar: VMware VSphere çalıştırabileceğiniz en az çift Xeon işlemcili ve yüksek hafıza kapasitesine sahip bir sunucu, hali hazırda kullanımda olan ve hatta kullanımdan kaldırdığınız minimum Pentium 4 işlemcili ve ağ bağlantısına sahip masaüstü bilgisayarlar. Tasarruflu Örnek sanal masaüstü konfigürasyonu İşletim sistemi Windows XP 32-bit (en son sistem güncellemeleriyle) Bellek 1024MB (512MB düşük sistemlere, 2048MB performans gerektiren sistemlere) CPU Sanal CPU 1 Son olarak elde edilen depolama alanına yüzde 15 genişleme alanı ekleyerek ihtiyaç duyacağınız disk kapasitesini belirleyebilirsiniz. Adım adım: Vmware View kontrol listeniz Vmware View kurulum ve ayarlar listeniz tipik bir View uygulaması için tamamlamanız gereken görevleri adım adım listeliyor. 1) Active Directory üzerinde gerekli olacak yönetici kullanıcı ve gruplarını oluşturun. 2) Sunucu üzerine Vmware ESX ve vCenter Server kurulumunu gerçekleştirin. 3) vCenter Server sanal makinesi üzerine View Composer kurun. 4) Ayrı bir sanal makine üzerine View Connection Server kurun. 5) View Connection Server sistemi üzerinden Active Directory GPO taslaklarını Active Directory sunucusuna kopyalayın. 6) View Connection Server ayarlarını tamamlayın. 7) Masaüstü havuzu için “full clone” taslağı olacak bir ya da birden fazla sanal makine oluşturun. 8) Masaüstü kaynaklarından yararlanmak istediğiniz sanal ve iziksel makineler üzerine View Agent aracını kurun. 9) Vmware View yönetici arabirimden View masaüstü ve masaüstü havuzu tanımlamalarını yapın. 10) Oluşturduğunuz havuz ya da bağımsız sanal masaüstü kaynaklarını kullanıcı ya da kullanıcı gruplarını bağlayın. 11) Masaüstü erişim kurallarını tanımlayın. 12) Son kullanıcıların bilgisayarları üzerine View Client kurun ya da ağ üzerinde View Client kurulu bir sisteme boot etmelerini sağlayın. 13) Kullanıcılarınız artık View sanal masaüstü sistemlerine erişebilirler. Artık kullanıcılarınızı View arabirimi üzerinden yönetebilirsiniz. Sistem disk 16GB (8GB düşük sistemlere, 40GB performans gerektiren sistemlere) Kullanıcı veri diski Başlangıç için 5GB (ek sanal disk ya da yönlendirilmiş profil biçiminde) SCSI kartı Virtual SCSI adapter biçimi LSI Logic Ağ kartı Virtual network adapter biçimi varsayılan adaptör PC over IP Vmware View yeni sürümü geliştiriliş görüntüleme protokolü olan PCoIP destekliğiyle geliyor. RSA SecurID Opsiyonel olarak kullanıcıların RSA SecurID kimlik denetimiyle oturum açmaları sağlanabiliyor. ocak’10 47 TREND 10 Gigabit Ethernet’e hazır mıyız? 10 Gigabit Ethernet bir süredir kullanımda olmasına rağmen farklı bağlantı biçimleri ve performans sorunları kafaları karıştırıyor. 10 gigabit’e geçiş yapmak için 10GBASE-T standardını beklemeye değer mi yoksa mevcut teknolojiyi kabullenmeli miyiz? 1 0 Gigabit Ethernet standardı ilk kez 2002 yılında IEEE tarafından duyuruldu. Günümüzün yaygın gigabit Ethernet hızının 10 katını vaat eden bu standart ne yazık ki 7. yılını dolduruyor olmasına rağmen halen geniş anlamda bir standart olarak kabul edilmiş değil. Peki, ama neden? Biz mi bu teknolojiye hazır değiliz yoksa teknoloji mi henüz bize hazır değil? Cevap her ikisi de sayılabilir. Bu yazıda 10 GbE bağlantı biçimlerinden, Intel’in gelecek vaat eden planlarından bahsedecek ve 10 GbE için yapmamız gereken hazırlıkları hızlıca gözden geçireceğiz. 10 Gigabit bağlantı biçimleri 2009 yılı itibarıyla sadece yaklaşık 3 milyon portun satıldığı tahmin ediliyor. Bu rakam gigabit Ethernet ile karşılaştırılamayacak oranda düşük. Bunun başlıca nedenlerinden birisi 10 gigabit teknolojisinin halen pahalı ve bağlantı biçimlerinin standartlaştırılamamış olması geliyor. 48 ocak’10 Özellikle de yüksek bant genişliği ve maliyetin göz önünde bulundurulmadığı uygulamalarda 10 GbE kaçınılmaz. Bu durumda eğer beklemek istemiyorsanız mevcut iki farklı standart arasında seçim yapmanız gerekiyor. 10GBASE-R: Pahalı olmasına rağmen iber altyapısının kullanıldığı ve uzun mesafe erişimi gerektiren uygulamalar da tercih ediliyor. 10GBASE-LR optik SFP+ modülleri ile 1 kilometreye 10GBASE-ER ile 40 kilometreye kadar veri iletimi mümkün. Daha kısa mesafelerde nispeten daha düşük iyatlı 10GBASE-SR modülleri kullanılıyor. Eğer 10 gigabit donanımınızda iber bağlantı biçimini tercih ettiyseniz çoğu zaman ağ kartlarının üzerindeki SFP+ modülünü değiştirerek farklı bir optik bağlantı standardını kullanmanız mümkün oluyor. Fiber bağlantıyı tercih eden 10GbE switchlerin iyatları ise halen astronomik düzeylerde. 10GBASE-CX4: CX4, 2004 yılında duyurulan ilk 10G bakır kablolama standardı. Ağ kartlarının ve switch donanımların iyatları iber ürünlere kıyasla daha uygun. Şu an için en makul iyatlı 10 GbE çözümleri genelde CX4 bağlantı biçimini tercih ediyor. CX4’un tek dezavantajı 15 metre ile sınırlı bağlantı mesafesi. Eğer 10 GbE bağlantısını sunucularınıza uplink olarak kullanmayı düşünüyorsanız uygun iyatlı bir switch üzerinden 1 GbE Ethernet bağlantısına paylaştırabilirsiniz ya da sunucularınız arasında hızlı ağ iletişimi için kullanabilirsiniz (örneğin HP ProCurve Switch 6400cl ya da 6200yl). 10GBASE-T: Çoğu firmanın 10 gigabit altyapısına geçiş için beklediği standart 10GBASE-T. Yıllardır konuşulan ve mevcut CAT 6 kablolama altyapısından yararlanılmasına imkan tanıyacak olan teknolojinin geleceği adeta yılan hikayesine dönüşmüş durumda. Ağ kartı yongası üreticileri ardı ardına duyurular yapmasına rağmen 2009 yılında 150 milyon dolarla sınırlı kalan pazar adeta yatırımları durma noktasına getirdi. Intel geçtiğimiz ay New York’da gerçekleştirilen Interop konferansında pahalı iber kablolalama gerektirmeden sadece standart bakır kablolar üzerinden 10 Gbit Ethernet performansına erişilebilen ağ kartı yongalarının tanıtımını gerçekleştirerek bu duyurulara bir yenisini ekledi. Geri uyumlu olarak hem 1 GbE hem de 10 GbE bağlantıyı destekleyen 10 Gbit AT sunucu ağ kartları bu sayede kurumların 10 gigabit ağlara daha yumuşak bir geçiş yapmalarına imkan tanıyacak. 10GBASE-T standardını destekleyen yeni ürün teorik olarak CAT 6a/7 kablosu üzerinden 100 metre CAT 6 kablosu üzerinden ise 55 metre mesafeye kesintisiz veri gönderebiliyor. Akıllara hemen bu defa kullanımın yaygınlaşma olasılığı mevcut mu sorusu geliyor? Eğer uzun süredir beklenen 10GBASE-T standardındaki ağ donanımlarının iyatları da iber ve CX4 bağlantı biçimlerine göre uygun olursa 10 gigabit Ethernet’in bu defa bir şansı olabilir. Intel’in önceki standartlar üzerindeki araştırmalarına göre ise 10 GbE ancak masaüstü sistemlerine entegre hale geldiğinde yaygınlaşabilecek. Bunun için silikon üreticilerinin iyatlarını çok daha aşağıya çekmeleri gerekiyor. Şu an için 1000 dolar civarındaki bir ağ kartının anakart üzerinde sunulması mümkün görülmüyor. Diğer yandan 10GBASE-T standardını destekleyen switch ve depolama aygıtlarının da yaygınlaşması zaman alacak. Eğer aceleniz yoksa 10GBASE-T standardını biraz daha beklemek de yarar var. İşletim sisteminiz 10 Gbit’e hazır mı? 10 Gigabit Ethernet geçmeden önce bilmeniz gereken bir önemli nokta da uygulamalarınızın 10 GbE hızına uyumlu olup olmadığı. Piyasadaki en popüler Daha ekonomik bir 10 Gbit altyapısı arayanların tercihi CX4. 25 yıldan beri Ethernet adaptörlerinde yenilik yapan ve tedarik eden Intel, yeni nesil adaptörlerinde 10 Gigabit teknolojisini kullanıyor. Üreticilerle ortak çalışan firma, Xeon işlemciler için optimize edilen bu adaptörler ile, sanallaştırma anlamında daha fazla performans sunuyor. Birleşik ağ yapısı (Unified Networking) desteği sayesinde ağ performansını artırırken, enerji tüketimini de düşürüyor. Özellikle sanal sunucu ortamına ve modüler yapıdaki blade sunuculara, bakır ve fiber bağlantılarla destek verebiliyor. 1 Gigabit ‘ten sonra 10 Gigabit’e geçen Intel, çeşitli teknolojilerle çok çekirdekli Xeon sistemlere de katma değer sağlıyor. Bu teknolojilerin başını Extended Message-Signaled Interrupts (MSI-X) çekiyor. MSI-X sayesinde birden fazla iş emri isteği, aynı anda işleniyor ve yük çekirdeklere eşit dağıtılıyor. Sunucuda yük paylaşımı yapabilmek için gelen paketlerin akışı, mevcut isteklerin sıraya sokulması ve aynı anda işlenebilmesiyle hızlandırılıyor. Ayrıca, çoklu TCP paketi akımını belirlenen işlemcilere atayabiliyor. Bu teknolojiye Receive Side Scaling adı veriliyor. Yani, paketleri alan sistemde ölçeklendirme yapılıyor. Sanallaştırma için de Intel’in farklı çözümleri mevcut. Bunların başında bağlantıları sanallaştırmaya yarayan VT-c geliyor. Sunucuların giriş ve çıkış hareketlerini Ethernet üzerinden gerçekleştiriyor. Bu teknolojiler birleşerek darboğaz oluşmasını önlüyor. Bunun için veri paketleri doğrudan Hypervisor katmanından ya da sanal makine üzerinden veri akışı gerçekleştirerek, uygulamalar hızlandırılıyor ve işlemci kullanım oranı azaltılıyor. Intel VT-C de iki farklı yöntem kullanıyor. Bunlardan VMDq (Sanal Anahtar Emülasyonu) ve VMDc ağ bağlantısının sanal makineye atanmasını sağlar. VMDq, tüm işlemci kullanımını ve bant genişliğini, Hypervisor’ün sanal anahtar cihazından Ethernet denetleyicisine aktararak iyileştirir. Kullanılan 10 Gb ağ kartları, sanal ağ trafiğini sıralama ve çoklu sıra yönetebilme özellikleri ile hızlandırır ve işlemci döngüsünü asgari kullanarak, sistemde çalışan uygulamalara daha yüksek hesap gücü sağlar. Diğer yöntem olan VMDc (Doğrudan Atanma) ise sanal makineleri birbirinden ayırarak, giriş çıkış performansını artırır ve veri ihtiyaçlarını azaltır. Bu sayede sanal makineler veri taşıma (Migration) işini de kolayca yapabilir. altı farklı üreticinin 10 GbE kartlarını kullanarak gerçekleştirdiğimiz testler çok farklı sonuçlar ortaya koydu. İki sunucu arasında gerçekleştirdiğimiz dosya transfer ve IOmeter testleri Windows 2008 ve Vista/7 tabanlı işletim sistemlerinin ağ performansının özellikle de 10 GbE ağ altyapısında önceki nesil Windows 2003/XP ağlarına kıyasla %50-90 arasında avantaj sağladığını gösterdi. Bu avantajın altında yeni nesil Microsoft işletim sistemlerinin kullandığı SMB 2.0 Uzun mesafe: Özelliklede uzun mesafe erişimi gerektiren uygulamalar 10GBASE-LR tercih ediliyor. (Server Message Block) farkı yatıyor. Örneğin Windows Server 2003 R2 sürümü kullanılan iki sunucu arasında 10 Gbit ağı üzerinden en fazla 400 MByte/s hızında veri iletilebilirken bu değer SMB 2.0 kullanılan yeni nesil Windows 2008 işletim sistemi üzerinde 600-750 MByte/s arası değişiyor. Linux sistemlerinde ise herhangi bir performans farklılığı görülmüyor. Bu durumda 10 Gbit altyapısına geçmeden önce öncelikle sunucularınızı elden geçirmezi öneriyoruz. İdeal: 10GBASE-T teknolojinin yaygınlaşması bekleniyor. ocak’10 49 YAZILIM TEST İyi yazılım testi nasıl yapılır? Yazılım testleri başarılı yazılım firmalarını diğerlerinden ayıran en önemli faktörlerden biridir. Bu bölümde yazılım testinin neden önemli olduğunu ve test yöntemlerinden bir olan “Fuzzing” tekniğini inceleyeceğiz. Yazı Murat Karslıoğlu P rogramcılık ile amatör ya da profesyonel ilgilenen herkes yazılım testi tekniklerinden birkaçını bilir ya da programcılığın getirdiği iç güdülerle farkında olmadan uyguluyor olabilirler. Yazılım testleri birçok alt kategoriye ayrılır. Birim testleri küçük parçaların biraraya gelmeden önce analiz edilmesini sağlar. Sistem ve entegrasyon testleri modüllerin birbirleriyle uyumunu onaylar. Regresyon testleri kod üzerinde yapılan değişikliklerden sonra da her bir parçanın uyum içerisinde çalıştığını kontrol eder. Güvenlik testi tahmin edebileceğiniz gibi verilerin korunduğundan emin olur. İnternette bulabileceğiniz kaynak kodu tarayıcıları, güvenli derleyiciler ve uygulama tarayıcıları yazılım geliştiricilerinin uygulama üzerindeki açıkları bulmasına yardımcı olur. 50 ocak’10 Bu bölümde üzerinde duracağımız “fuzz” testi gibi teknikler de uygulamaların beklenmedik girdiler karşısında tepkilerini ortaya koyar. Fuzzing tekniği ile programcının amacı rastlantısal girdiler karşısında uygulamanın zayı lığını ve beklenmedik tepkilerini ölçmektir. Fuzz testleri web uygulamalarının geliştirilmesinde ayrı bir önem taşır. Bu nedenle yeni yüzyılın web irmaları tarafından büyük bir titizlikle uygulanır. Çünkü uygulama internet üzerinden çok daha geniş ve takibi imkansız büyüklükte bir kitleye ulaşır. Fuzz testleri uygulama kalite kontrol uzmanlarının bile gözünden kaçabilecek çok karmaşık açıkları ortaya çıkarabilir. Karmaşık uygulamalarda hatalı olabilecek her kodu önceden tahmin etmek neredeyse imkansızdır. Örneğin Windows 7’da ortalama 50 milyon satır program kodu bulunduğu düşülürse Microsoft’u sıkça konuşulan Windows güncellemeleri ile yargılamadan önce iki kez düşünmemiz gerekir. Kola makinelerinde fuzz testi deneyimi Geçen sene katıldığım Microsoft Web 2.0 yazılım geliştiricileri fuarında kulak misa irimi olduğum yaşanmış bir örneği anlatmadan geçemeyeceğim. Şimdilerde hayatını yazılım güvenliği danışmanı olarak devam ettiren uzman dostumuzun yaşadığı bu olay 1980 yıllarında kola makinelerinin Bahama’larda ilk kez kullanılmaya başlandığı zamanda geçiyor. Bahama adalarına Amerika’dan ithal edilen kola makineleri doğal olarak üzerlerinde sadece 25 cent kabul eder uyarısı taşıyor. Bahama para birimi Amerikan dolarıyla aynı değere sahip ve her ikisi de her yerde kabul görüyor. Kola makinesiyle o yıllarda ilk kez karşılaşan uzmanımız meraklı denemelere koyuluyor ve eline geçen her metal parçasını makine üzerinde deniyor. Ardı ardına metal pul, 25 Bahama centi, 10 Amerikan centi, hepsi makineden geri düşüyor. Ta ki 10 Bahama centini deneyene dek. Makine 10 Bahama centini 25 Amerikan centi olarak algılıyor ve makineye ard arda 30 Bahama centi daha attığında ekranda 1 dolar kabul edildiğini görüyor. Uzmanımız o gün kola makinelerinin çap ve ağırlığı ölçerek para birimini algıladığını öğreniyor. Tesadüfen 10 Bahama centinin boyutları 25 Amerikan centiyle aynı olması bu tespitini doğruluyor. Makinenin çalışma prensibini bilmemesine rağmen rastlantısal denemeler yaparak beklenmedik bir tepki görmeyi umut ederek aslında tam anlamıyla “fuzzing” tekniğini uygulamış oluyor. Yeni Türk Lirası’nın ilk kullanıma geçtiği zamanlarda benzer bir örneğin Avrupa’da kola makineleriyle yaşandığı da sıkça anlatılır. Bu yöntem teorik olarak gayet basit bir işlem gibi görünmesine rağmen pratikte bir o kadar da karmaşık hale geldiği görülüyor. Fuzzing nasıl uygulanır? Piyasada bu iş için hazırlanmış çok sayıda ürün bulabilirsiniz. Örneğin Micheal Eddington tarafından geliştirilmiş Peach Fuzzing platformu (http://peachfuzzer.com), Immunity irmasının Spike (http://www. immunitysec.com/resources-freesoftware. shtml) ve Microsoft’un MiniFuzz (http:// go.microsoft.com/?linkid=9678112) yazılımlarından ücretsiz olarak yararlanabilirsiniz. Codemıcom Defensics irmasının Codemicom ve Beyond Security’nin BeStrom yazılımları da fuzz testi yazılımlarına verebileciğimiz ticari örnekler. Web uygulamaları için kullanılan fuzzing yazılımları çok daha gelişmiş. Çoğu test yazılımı uygulamanın girdilere vermesi gereken normal cevapları anlayarak sapma ve hata belirtilerini ortaya çıkarabiliyor. Örneğin meşhur SQL Injection açığını test etmek için girdi tırnak içerinde bir metin olabiliyor. Eğer girdiye veritabanı hatası ile karşılık verilirse testçi potansiyel bir hatanın varlığını belirlemiş oluyor. Web tabanlı olmayan uygulamalar için fuzz testleri belirsizler içeriyor. Bu testler dosyaların, ağ tra iğinin ve API parametrelerinin değiştirilmesi yöntemiyle gerçekleştiriliyor. Örneğin fuzz testi; 1) Tesadü i girdiler oluşturuyor ya da mevcut girdileri rastlantısal olarak değiştiriyor. 2) Bu girdileri uygulamaya gönderiyor. 3) Uygulamanın çöküp çökmediğini kontrol ediyor. Bu işlem buffer over low gibi muhtemel çökme nedenlerini ortaya çıkarıyor. Eğer çökmeye neden olmayan açıkları arıyorsanız fuzzing yönteminden otomasyon yardımıyla yine yararlanmanız mümkün. Kola makinesi örneğine geri dönersek eğer makine piyasaya sürülmeden önce fuzzing yöntemi uygulanmış olsaydı farklı girdiler karşısında alınan tepkiler gözlemlenebilir ve testin maliyeti karşılaşılan sonuçtan çok daha ekonomik olabilirdi. Gereksinimlerin ötesinde Çoğu güvenlik açığı aslında şartların sağlanması için tanımlanan gereksinmilerin hlalinden değil eksik gereksinimlerden kaynaklanır. Örneğin basit bir gereksinim tanımlayalım: “Kullanıcı Y girdisini verdiğinde yazılım Z çıktısını vermeli”. Gereksinimleri test etmek oldukça kolay. Y girdisini uygulayalım ve Z çıktısını bekleyelim. Oysaki gereksinimlerin kontrol edilmesi en kritik nokta, çünkü güvenlik açığı testleri gereksinimlerin çok daha ötesini önceden düşünmüş olmalı. Bu testlerin ardında çok sayıda varsayım ve sabit kullanılmalı. Örneğin eğer girdi kredi kartı numarası gibi hassas bir bilgi ise bu bilgiyi geçici olarak bile olsa güvensiz bir yerde saklamak iyi bir ikir olmaz. Programcılar bunu gözden kaçırabilir ve tasarım uygulamayı risk altında bırakabilir. Bir projeye güvenlik kalitesini aşılamak için kalite kontrolcüler fuzzing ve benzeri teknikleri uygulayarak aşağıda belirtilen gereksinimlere ve sorulara cevap almayı hede ler: Sistemin yapmaması gerekenler ne olabilir? Girdiler, fonksiyonlar ve bilgi nasıl kısıtlanmalı? Güvenlik özellikleri yeterli mi ve kodlar güvenli mi? Sistem açıkları geliştirme sürecinin her aşamasında yoğun olarak uygulanmalıdır. Ana güvenlik gereksinimleri yetersiz ve kötü tanımlanmış olabilir. Yapısal zayı lıklar tasarım aşamasında hesaplanmalıdır. Hatta programcı savunmasız bir fonksiyonu hede leyerek girdiler oluşturup uygulama üstünde kullanabilir. Güvenlik testi araçları bu açıkları hedef alır ancak bu araçların da sınırları olduğu unutmamalı. Geçtiğimiz yıllarda çok sayıda yazılım güvenliği testi aracı kullanıma sunuldu. Çoğunluğu fuzzing testlerini de içeren bu araçlar genelde testlerin güvenlik yönüne ağırlık verdiler. Sonuç olarak çok sayıda açık ortaya çıkarıldı ancak bir o kadarı da gözden kaçtı. Konu güvenlik testine gelince test uygulamalarına garanti olarak değil sadece erişim noktamızı uzatan bir kol olarak bakmalıyız. Kısacası güvenlik testinin başarısının onu yanlış yönlerde kullanmak isteyen yaratıcı insan beynine bağlı olduğu esasını unutmamalıyız. Örneğin bir kaynak kodu tarayıcı ya da güvenlik özelliklerine sahip derleyici genelde bilinen açıklara neden olacak hataları arar. Bu sayede kodlar doğru da olsa programcı muhtemel zayıf noktaya karşı uyarılır. Bu araçlar her ne kadar geliştirme test aşamalarına yardımcı olsalar da resmin sadece bir yönünü görürler. Günümüzde çoğu uygulama diğer uygulamalarla bağlı ve etkileşimli olarak çalışır. İstatistiksel olarak bir modülün ya da uygulama kodunun taranması çalışan bir uygulamanın düşmanca girdilere karşı vereceği tepkiyi göstermez. Bu açığı hedef olan dinamik güvenlik araçlarından yardım almanız gerekir. Uygulama tarayıcıları ise web tabanlı uygulamalarda potansiyel güvenlik açıklarına neden olabilecek şüpheli girdiler oluşturmayı hede ler. Yetersiz de olsalar bu araçlardan en azından kolay görünen ve sık rastlanan açıkları belirlemek için yararlanmanız önerilir. ocak’10 51 DONANIM İşgününün büyük bölümünü yolda ve toplantılarda geçirenler için ortalama bir dizüstü bilgisayar çok ağır. Intel’in yeni işlemci teknolojisi ince, hafif, performanslı ve şık seçenekleri karşımıza çıkararak mobil ofis çalışanlarını rahatlatıyor. IT Advisor Test Merkezi S tandart bir dizüstü bilgisayar 15 inç büyüklüğündeki ekran ve 3 kiloya yaklaşan ağırlığıyla, hantal olmaktan öteye gidemiyor. Buna dokümanlarınız ve adaptörü de eklerseniz 5 kiloluk bir çantayla gün boyu yollara düşmeniz gerekebilir. Birkaç dakikadan sonra eziyete dönüşen bu döngüden kurtulmak için, yeni işlemci teknolojisi kullanan sistemleri tercih edebilirsiniz. Aklınıza e-posta bakmak ve web tarayıcısı çalıştırmaktan 52 ocak’10 fazlasına haiz olmayan Netbook’lar geldiyse, yanılıyorsunuz. Düşük voltajlı Intel işlemcilerin çıkışı ile piyasayı saran yeni Notebook’lar, performans olarak giriş seviyesi dizüstü bilgisayarlarla başabaş seviyede oldukları gibi, 2 kilonun altındaki ağırlıklarıyla da her yere taşınabilecek durumdalar. Bunlar arasından yaptığımız bir seçki ile, satın alırken dikkat etmeniz gereken özellikleri ve üreticiye has teknolojileri anlatıyoruz. Büyük Bü ük ekrandan k d vazgeçemeyenler g l iiçin i 15 15,6 6 iinçlik lik bi bir seçenekk sunan Acer, benzerlerinden daha hafif olduğu gibi, zengin genişleme imkânı sunuyor. Özellikler Intel Core 2 Solo U3500 işlemci 4 GB bellek 320 GB sabit disk 15,6” geniş ekran ATI Radeon HD 4330 ekran kartı Windows Vista Home Premium işletim sistemi 378 x 259 x 29,7 mm boyutlar 2,4 kg ağırlık Bilgi için www.acer.com.tr Fiyat 880 USD + KDV A spire serisi genellikle uygun fiyatlı dizüstü sistemlerden oluşuyor. Acer’ın oynadığı noktanın da uygun fiyat olduğunu düşünürsek, bu oldukça mantıklı. Zira en çok ürün Aspire serisinde. Bu serinin Timeline 5810T modeli, son dönemin trendi haline gelen Ultra Low Voltage, yani düşük voltajlı işlemci taşıyor. 1,4 GHz hızında, 3 MB önbelleğe ve 800 MHz veriyoluna sahip ürün böylece giriş seviyesinden üstün bir performansı garanti ediyor. Bunu 4 GB kapasiteli ve 800 MHz hızında çalışan DDR2 bellekler ve 320 GB sabit disk ile birleştiren cihaz, yoğun bir ofis temposunu kaldırabilecek yan bileşenleri taşıyor. Buna ek olarak ATI’nin 512 MB özel belleğe sahip HD 4330 grafik yongası ile işten bunalanlara oyun oynama şansı da tanıyor. 15,6 inç LED arka aydınlatma kullanan Timeline 5810T, görüntü çıkışı için HDMI yerine eski D-SUB bağlantısını taşıyor. Boyutlara baktığımızda değerlerin ortalama olduğunu görüyoruz. Ancak ağırlık açısından ne yazık ki sınıfta kalıyor. Çünkü 2,4 kg bu sınıftaki bir ürüne ciddi bir avantaj sağlamıyor. Buna karşın, bazı modeller gibi optik sürücüden yoksun değil. Üzerinde çift katman destekli bir DVD yazıcı yer alıyor. Ağ bağlantısı için Bluetooth, 802.11g kablosuz ağ ve 100 Mbit Ethernet kullanabileceğiniz cihazda 5-in-1 bellek kartı okuyucu, web kamerası ve 4 adet USB yuva mevcut. Bazen klavye, fare, sabit disk gibi ek cihazlar bağlanacağı zaman USB yuva sayısı büyük önem kazanıyor. Bu anlamda 2 ve 3 yuva taşıyan modellere göre avantaj yakalıyor. Windows Vista Home Premium Türkçe işletim sistemi kullanan sistemin en büyük avantajı 6 hücreli pil kullanması ve 8 saate kadar pil ömrüne sahip olması. Cihazın geniş ekranı, yazılım desteği, DVD yazıcısı ve uzun pil ömrü en güçlü yanları. Buna karşın, nispeten ağır. Fiyatının uygun olması, tercih sebebi olmasını güçlendiriyor. ocak’10 53 DONANIM YYerlili PC C üüreticisinin tii i i i yenii modeli, d lli taşınabilirlik ve pil ömrü konusunda fazlasıyla iddialı. Buna ek olarak dahili 3G modem taşıyor ve gezgin ofis mantığıyla çalışanlara hitap itap ediyo ediyor. Özellikler Intel Core 2 Duo SU9400 işlemci 3 GB bellek 250 GB sabit disk 13,3” geniş ekran Intel GMA X4500 ekran kartı Windows Vista Home Premium işletim sistemi 360 x 267 x 25,4 mm boyutlar 1,4 kg ağırlık Bilgi için www.exper.com.tr Fiyat 1500 USD + KDV E skiden, kurumsal kullanım için hazırlanan dizüstüler multimedya özellikler taşımazdı. Firmalar bu konuda hata yaptıklarını ve çalışanların da birer tüketici olduklarını sonradan fark ettiler. Artık bu da geride kaldı ve tüketiciler için hazırlanan birçok cihaz iş dünyasını cezp ediyor. Exper’in EQ 3G adlı dizüstü sistemi de çok yönlü cihazlara güzel bir örnek. Intel’in çift çekirdekli SU9400 işlemcisi (1,4 GHz, 3 MB önbellek, 800 MHz veriyolu), 3 GB DDR2 800 MHz bellek ve 250 GB’lık SATA arayüzündeki sabit diskiyle o is kullanımı için uygun performansa sahip. Burada çift çekirdekli işlemci kullanılması çeşitli uygulamalardaki performansı olumlu etkileyecektir. Üstelik çekirdek hızı açısından benzerlerinden geride kalmıyor. Buna karşın tümleşik ekran kartı zayıf kalıyor. Ekran boyutu daha ufak. Üründe 13,3 inçlik bir ekran kullanılmış, buna karşın 15,6 inç ekranlı benzerleriyle yaklaşık aynı boyutta. Bunun sebebi kasada ekranın dışında geniş bir çerçeve bulunması. Yine de bu bir avantaj, çünkü ağırlığı pil 54 ocak’10 dahil 1,5 kilonun altında. Üstelik, çift katmanlı DVD yazıcısı da unutulmamış. EQ 3G’nin en önemli yanı, tam bir mobilite sunması. Kablosuz ağda 802.11n standardını taşıyan cihazda Gigabit Ethernet, Bluetooth ve tümleşik 3G modem yer alıyor. Böylece SIM kartınızı takarak her yerden İnternet’e bağlanabilirsiniz. Kablosuz ve kablolu ağ standartlarının da yüksek hızlı olması ürüne değer katıyor. Exper’in ultra taşınabilir dizüstü modelinde analog görüntü çıkışı (D-SUB), parmak izi okuyucu, web kamera, 3-in-1 bellek kartı okuyucu ve 3 adet USB yuvası yer alıyor. Altı hücreli pil kullanan cihazın pil ömrü 12 saate varıyor. Bu anlamda ciddi bir fark yaratan EQ 3G, zengin bağlantı seçenekleriyle her yerde İnternet sunmasının yanında, kolayca taşınabilmesi, güncel teknolojiler taşıması ve 1 yıllık anti-virüs, 1 yıllık sözlük, 3 aylık güvenlik yazılımı gibi hediyeleriyle sınıfında zirveye oynuyor. Tek dezavantajı ise benzerlerinin neredeyse iki katına varan iyatı. TTaşınabilir bili medya d oynatıcı, t cep ttelefonu l f gibi ibi cihazların gördüğü rağbet sayesinde dokunmatik ekranlar geri geldi. HP de taşınabilir bir Tablet PC ile fark yaratıyor. Özellikler Intel Core 2 Duo U7700 işlemci 2 GB bellek 120 GB sabit disk 12,1” geniş ekran Intel GMA X3100 ekran kartı Windows Vista Business Tablet Edition işletim sistemi 290 x 212 x 28,2 mm boyutlar 1,7 kg ağırlık Bilgi için www.hp.com.tr Fiyat 1220 USD + KDV D okunmatik ekranlı bilgisayarlar bir görünüp bir kaybolmaktan kurtuluyor. Tüketiciler için hazırlanan birçok cihazda kullanılması, üretim maliyetlerini aşağı çekince, çok düşük farkla dokunmatik ekranlı bir sistemi satın almak mümkün. İşletim sistemlerinin ve yazılımların da bunu desteklemesinin de dokunmatik ekranlı sistemlerin yaygınlaşmasında etkisi olumlu. İş dünyası için hazırlanan Tablet PC’ler artık eğlence amacyla da kullanılabiliyor. HP’nin Tablet PC modeli olan Compaq 2710p, ufak yapısıyla dikkat çekiyor. 12,1 inç büyüklüğünde bir ekran kullanan HP, buna karşın ağırlığı 1,7 kilogramın altına çekememiş. Intel’in bir önceki nesil platformunu kullanmasına karşın düşük voltajlı işlemci U7700 (1,3 GHz, 2 MB önbellek, 533 MHz veriyolu) ile donanan 2710P’de 2 GB bellek ve 120 GB sabit disk yer alıyor. Benzer şekilde, gra ik yongası da GM965 platformundaki X3100. Bunlar giriş seviyesi ve netbook’lara kıyasla nispeten iyi bir performans ortaya koyuyor. Ancak bu cihazı ağır o is uygulamalarından çok, sahada çalışarak satış uygulamaları kullanan ya da müşterilere sunum yapan çalışanlar için düşündüğünüzde, teknik açıdan yeterli olabilir. Ekranı döndürülerek klavyenin üzerine kapatılabilen 2710P’nin Vista Business Tablet Edition işletim sistemi, cihazın yanında gelen kalem ile rahatça kullanılmasını sağlıyor. Bağlantı için 802.11g kablosuz adaptör, Bluetooth ve Gigabit Ethernet yuvası taşıyan üründe yalnızca 2 adet USB yuvası var ve bellek kartı okuyucu bulunmuyor. Bir adet FireWire yuvası taşıması ise bir nebze sevindirici. Ürünü satın alırken kart okuyucu ya da ExpressCard genişleme yuvası arasında seçim yapılabiliyor. Çift katman destekli DVD yazıcısı ve web kamerası bulunan HP’nin avantajı kullanıcıya ilk açılıştan itibaren her aşamada destek olması. Örneğin web kamerasıyla kartvizit taramanızı sağlayan bir yazılımı dahi mevcut. Altı hücreli pil kullanan Compaq 2710P, dört saate kadar pil ömrü sunmasıyla ne yazık ki benzerlerinin gerisinde kalıyor. Ürünün teknik özellikleri de düşük olduğundan, uygun iyatlı ve Tablet özellikli bir PC almak isteyenler dışındakilere hitap etmiyor. ocak’10 55 DONANIM Windows 7'nin 64 bit sürümüyle, özel uygulamalar kullananlara hitap eden Toshiba, No Matter What ile çalınmanın da dahil olduğu geniş kapsamlı bir garanti kapsamı sunuyor. Özellikler Intel Pentium SU4100 işlemci 4 GB bellek 320 GB sabit disk 13,3” geniş ekran Intel GMA X4500 ekran kartı Windows 7 Home Premium işletim sistemi 323 x 223 x 34,2 mm boyutlar 1,76 kg ağırlık Bilgi için www.toshiba.com.tr Fiyat 950 USD + KDV P arlak siyah, şık yapısıyla dikkat çeken Toshiba Satellite serisinin ultra taşınabilir modeli olan T130-10G, sistem özelliklerine bakıldığında aynı etkiyi yaratmaktan uzaklaşıyor. Bunun sebebi benzerleri gibi Core 2 Duo serisi düşük voltajlı bir işlemci yerine, Pentium serisinde, çift çekirdekli olmasına karşın daha düşük özellikler taşıyan bir işlemci seçilmiş olması. Üründeki SU4100 işlemci 1,3 GHz hızında, 2 MB önbellek taşıyor ve 800 MHz veriyolu kullanıyor. Buna karşın, o is uygulamaları açısından sorun yaşamayacağınız 4 GB kapasiteli DDR3 bellekle garanti edilmiş. Aynı durum 320 GB’lık SATA sabit disk ve X4500 gra ik yongası için de geçerli. 13,3 inç ekrana sahip T130-10G’yi TV ya da harici monitöre bağlamak isterseniz HDMI çıkışı kullanabilirsiniz. Ürünün farklı yanı Windows 7 kullanması olarak gösterilebilir, ancak bu yeterli değil. Zira, Windows 7 Home Premium’un 64 bit’lik sürümü tercih edilmiş. 56 ocak’10 Bağlantılarda 802.11n, Bluetooth ve 100 Mbit Ethernet tercih eden Toshiba, 5-in-1 bellek kartı okuyucu, 3 adet USB yuva ve web kamerası taşıyor. Boyutlar açısından biraz büyük olan cihazın ağırlığı da aynı sınıftakilerden biraz daha yüksek olduğunu gördük. 6 hücreli pili ile 9 saate varan bir çalışma süresi sunan cihazın iyatı nispeten yüksek, ancak bunu karşılayan bazı avantajlar taşıyor. Toshiba’nın No Matter What adını verdiği garantisi, satın alındıktan sonraki 7 gün içerisinde kayıt yaptırılarak işlemeye başlıyor. Bundan sonra kaza, işsizlik, çalınma ya da üründen memnun olmama durumunda iade ya da hasarınızın ücretsiz giderilmesini sağlayabiliyorsunuz. Bu garanti kapsamından faydalanmak için Toshiba dizüstünü 31 Ocak tarihine kadar satın almanız gerekiyor. Özetle, sistem olarak en üstünü olmadığı kesin. Ancak 64 bit işletim sistemi, geniş garanti kapsamı ve zengin özellikleri düşünüldüğünde cep yakmayan bir bütçeyle sizin olabilir. Microsoft ile ortak çalışarak Enhanced Experience sertifikası alan Lenovo, Windows 7'de performans artışı sağladığı gibi, HDMI çıkışıyla da dikkat çekiyor. D okulu dış yapısıyla dikkat çeken U350’nin üzerinde yeni nesil düşük voltajlı işlemcilerden SU7300 (1,3 GHz, 3 MB önbellek, 800 MHz veriyolu), 4 GB DDR2 1066 MHz bellek ve 320 GB sabit disk yer alıyor. Grafik yongasını Intel’den alan Lenovo, tümleşik 4500 HD ile diğer özelliklerini birleştirdiğinde orta seviye bir sistem ortaya çıkartıyor. Üzerinde geçtiğimiz senenin sonunda çıkan Windows 7 işletim sistemi bulunmasına ek olarak, Microsoft ile ortak çalışarak elde ettikleri Lenovo Enhanced Experience sertifikası ile daha hızlı açılıp kapanıyor. Ayrıca bu sertifika sürecinde geliştirilen sürücüler daha kararlı bir sistem sağlıyor. IdeaPad U350, 13,3 inç büyüklüğünde ekranına karşın boyutları biraz büyük, ağırlığı ise aynı boyuttaki seçeneklerin altında. Üzerinde analog (D-SUB) ve HDMI görüntü çıkışı, 3 adet USB yuvası, web kamerası, 4-in-1 bellek kartı okuyucu ve ExpressCard yuvası bulunduran IdeaPad U350 ile ağ bağlantısı kurmak için 802.11n kablosuz ağ, Bluetooth ya da Gigabit Ethernet seçenekleri mevcut. Dört hücreli pil, cihazın daha hafif olmasını sağlıyor. Buna karşın 6 hücreli pil kullanan benzerlerinden daha düşük (5 saate kadar) şarjsız çalışması anlamına geliyor. g ç iyi y bir değer. ğ Yine de,, bu standart dizüstülere göre çok Cihazın bir dezavantajı da optik sürücü mevcut değil değil. Harici bir cihaza ihtiyaç duyabilirsiniz. Lenovo, IdeaPad ile tüketici ürünlerini geliştirmeyi sürdürürken, ürürken, ortaya çıkan en son ürünlerden olan U350, güncell teknolojileri desteklediği gibi, uygun fiyatıyla da dikkat at çekici bir seçenek seç oluşturuyor. Özellikler Intel Core 2 Duo SU7300 işlemci 4 GB bellek 320 GB sabit disk 13,3” geniş ekran Intel GMA X4500 ekran kartı Windows 7 Home Premium işletim sistemi 328 x 228 x 17 mm boyutlar 1,7 kg ağırlık Bilgi için www.lenovo.com.tr Fiyat 1220 USD + KDV ocak’10 57 DONANIM ÜRÜN İNCELEME I Intel X25-E serisi 32 ve 64 GB'lık modeller ile sunuluyor. Yüks Yüksek okuma uma ve yazma hızlarına karşın karşı ufak kapasite yetersiz siz kalırsa, resimdeki gibi RAID yaparak hız ve güvenliği artırabilirsiniz. irsiniz OCAK 2010 SATIN ALMANIZI ÖNERİYOR Solid State Drive (SSD) teknolojisi kullanan ve kurumsal sistemleri hedefleyen yeni Intel sürücü, yüksek hız, dayanıklılık ve düşük güç tüketimiyle oldukça iddialı. Intel X25-E SSD Özellikler 2,5 inç form faktör 32 ve 64 GB kapasite Intel SLC flash bellek yapısı 50 nm NAND mimarisi 75 mikrosaniye erişim süresi SATA 1,5 / 3 Gbps arabirim 1000G şok dayanıklılığı Bilgi için www.intel.com.tr Fiyat 790 USD + KDV Performans Teknik özellikler Fiyat / Performans 58 ocak’10 K atı Hal Diskleri yani Solid State sürücüler, bilgisayarın kullanımı ve yedekleme işlemlerinde kullanıcılara ciddi avantajlar sağlıyor. Multimedya dosyalar ile çalışanlar, oyun oynayanlar ya da sunucu sistemleri kullananlar bu avantajlardan faydalanabiliyorlar. Multimedya ve oyun için X25-M modelini hazırlayan Intel, veritabanı performansını artıran X25-E modeliyle de kurumsal kullanıcılara hitap ediyor. Giriş seviyesi sistemler için X25-V, genel kullanım için de X18-M modelleri bulunuyor. Bu sürücülerin başlıca avantajının diskin yanıt süresini düşürmek olduğunu söyleyebiliriz. İçerisinde oynar parça olmadığından tamamen flash bellek üzerinde, elektriksel işlemler sayesinde okuma ve yazma yapan SSD’ler kurumsal kullanım için ciddi avantajlar sunuyorlar. X25-E’nin test ettiğimiz 80 GB’lık modelinde 4 KB’lik veriler ile denemelerimizde, bir dakika içerisinde 35.000 okuma ve 3330 kez yazma yapabildiğini gördük. Bu süreçteki ortalama aktarım değerleri 250 MB okuma ve 170 MB yazma şeklinde gerçekleşti. Bu değerler okuma ve yazma hızı saniyede 100 MB’ı bulmayan sabit disklere göre çok üstün. Aynı şekilde SCSI’nin de önüne geçiliyor ve sistem uyumluluğu, işlem sayısı gibi durumlarda da avantajlı. Performans farkının temel sebebi MLC yani çok katmanlı hücrelerde depolama yapan yavaş sistemlerin aksine, tek katmanlı hücrelerde depolama yapan SLC flash bellek kullanılmasından kaynaklanıyor. Burada başka bir avantaj daha ortaya çıkıyor. MLC sistemlere ortalama 10.000 okuma ve yazma işlemi yapılabiliyor. SLC’de ise bu değer çok daha üstün. X25-E’nin 50 nm’lik üretim sürecine ek olarak 16 MB önbelleği bulunuyor. Bellek yongasını Samsung’dan alan Intel, bu yonganın tasarımının bir bölümünde söz sahibi. Benzer ürünlerin çoğunda olmayan SMART hata teşhisi ve NCQ adlı işlemleri kuyruğa sokarak gecikmeyi azaltan bir teknolojiyi taşıyor. NCQ, disk yoğunken dahi 32 farklı isteği sıraya sokabiliyor. İki hata arasındaki ortalama süreyi belirleyen Mean Time Between Failures (MTBF) değeri açısından da çok iyi. 2 milyon saatlik MTBF süresi ve Intel X25-E’nin okuma esnasında 75 mikrosaniye gecikme süresine sahip olması sebebiyle çok ciddi bir avantaj yakalıyor. Bu sürenin düşük olması, anlık erişim süresini düşürüyor ve veritabanı ya da web sunucu gibi ufak verilere çok kez erişmek isteyenleri tatmin edecek bir sonuç ortaya çıkıyor. Aynı şekilde güç tüketimi de avantajlı olan X25-E, bekleme esnasında yalnızca 60 miliwatt güç harcıyor. Çalışırken bu değer 2,4 Watt’a çıkıyor ki birçok geleneksel diskten daha düşük. İş istasyonunda kullanmak isteyenler için gürültü seviyesi de önem taşıyor. SSD’ler bu konuda da avantajlılar. Zira, oynar parçaları yok. Western Digital’in VelociRaptor adlı yüksek devir hızına ve performansa sahip diski 49 desibel, masaüstü için hazırlanan performans diski Raptor ise 52 desibel ile çalışırken, Intel X25-E yalnızca 42 desibel ile oldukça sessiz. Güç tüketimi denemelerinde ise sabit disklerin 7 – 15 Watt arası güç tükettiği çalışma yükü altında, X25-E 2 Watt’ın altında tüketim gerçekleştiriyor. Idle konumdaki ölçümlerimizde de 5 – 9 Watt arasındaki sabit diskleri, 0,6 Watt’lık değeriyle geride bırakıyor. Intel, SSD diskleri 1,8 ve 2,5 inçlik modeller ile piyasaya sunuyor ve kutudan çıkan 3,5 inçlik dönüşüm slotu sayesinde her tip sistemde rahatça kullanılabiliyor. SSD piyasasına platform olarak destek veren Intel’in X25E adlı katı hal diski, 32 ve 64 GB’lık kapasiteleriyle masaüstü depolamadan ziyade sık erişilen ve düşük yanıt süresine ihtiyaç duyan veritabanı ve Web sunucular için çok uygun. Üstelik yüksek okuma değeri ve NCQ sayesinde çok kullanıcılı yapıları da tatmin edecek sonuçlar sunuyor. ocak’10 59 DONANIM ÜRÜN İNCELEME Yüksek optik zum değeri ve başarılı kayıt yazılımıyla güvenlik konusunda kesin çözüm sunuyor. U zun bir süredir IP kamera çözümleriyle piyasada olan D-Link’in ürün gamı DCS-3415’in de gösterdiği üzere, so istike ürünlerle büyüyor. Bu üründe önceki modellerdeki plastik kaplamanın yerini alüminyum almış. Kullanılan ¼ inçlik renkli CCD algılayıcıda Sony tercih edilmiş. Bu algılayıcı sayesinde saniyede 30 kare kayıt edebilen cihazda, harici mikrofon ile alarm ve kapı sensörlerine bağlantı yuvaları da yer alıyor. MJPEG ve MPEG-4 biçimli dosyaları destekleyen ürün ne yazık ki H.264 biçimiyle uyumlu değil. Hızlı bir şekilde kurulabilen ürünün yönetim sayfasına girdiğimizde canlı görüntü ekrana geliyor. Cep telefonundan da bağlantı kurulabilen DCS-3415, burada da daha düşük bir çözünürlükte önizleme olanağı sunuyor. Görüntü kalitesine bakarsak renk dengesini başarılı bulduğumuzu belirtelim. Buna karşın, odaklama konusunda en iyisi değil. Arayüzdeki web kontrol düğmesinden ayar yapılabiliyor, fakat bu da ciddi bir fark yaratmıyor. Ürünün en başarılı özelliği, zum yeteneği. 18x değerindeki zum ile detayları yakalamak işten değil. Üstelik en yüksek değere geçtiğinizde dahi kalite bozulmuyor. Dilerseniz hareket algılayıcı özelliğini kullanarak o isiniz için güvenlik amacıyla kullanabilirsiniz. Üç farklı hassasiyet seviyesi ayarlayabilir ve herhangi bir hareketlenme halinde FTP ya da HTTP sunuculara, CompactFlash bellek kartına, ağ paylaşımındaki bir klasöre ya da e-posta adresine videoyu gönderebilirsiniz. D-View yazılımı, 32 farklı kameraya erişim sağlayabiliyor ve tek tıklamayla fotoğraf kayıt ediyor. Ayrıca tüm kameraları gösteren kontrol ekranında kayıtları başlatıp durdurabilir ve hareket algılayıcıyı devreye sokabilirsiniz. DCS-3415 zengin özellikleriyle iyi bir güvenlik çözümü sunuyor. Kayıt yazılımı da benzerlerinden üstün. Buna karşın daha iyi görüntü kalitesi sunan ya da daha uygun iyatlı seçenekler piyasada bulunabilir. D-Link Securicam DCS-3415 Özellikler ¼ inç Sony CCD algılayıcı F14 – F3.0 lens 18x optik zum 640 x 480 piksel çözünürlük 10/100 Mbit Ethernet MJPEG / MPEG4 sıkıştırma CompactFlash yuvası Harici güç kaynağı Bilgi için www.dlink.com Fiyat Firmayı arayınız Performans Teknik özellikler Fiyat / Performans Sahip olduğu özellikleri alüminyum minyum yapıyla birleştirince tam donanımlı anımlı bir güvenlik çözümüne dönüşüyor. 18x optik zum ile profesyonel kameralardan farksız. 60 ocak’10 HP Officejet Pro 8000 Lazeer yazıcı Lazer yazzıcı kalitesindee baskı baskı yapa yapabilen abilenn mürekke mürekkep ep püs püskürtmeli sk yeni Laserjet, düşük enerji sarfiyatı ve yüksek baskı kapasitesiyle dikkat çekiyor. O f icejet ailesi her büyüklükte o isin baskı ihtiyacını karşılayabilen ürünleri bir araya getiriyor. Aileye kısa süre önce katılan Of icejet Pro 8000, düşük iyatlı lazer yazıcıları eşdeğer kapasite ve renkli baskı kalitesiyle avlamayı hede liyor. Cihazın ön kısmında dört adet mürekkep durumunu gösteren led lambaların yanı sıra, ağ, iptal, kağıt besleme ve güç düğmeleri yer alıyor. Arka kısımda standart olarak gelen çift tara lı baskı aparatı, USB ve Ethernet yuvaları ve harici güç bağlantısı yer alıyor. Ne yazık ki cihazın adaptörü dahili değil, dolayısıyla kablo bağlantı için biraz alana ihtiyaç duyuluyor. Üründe dört adet mürekkep göstergesi olduğunu söylemiştik, ancak Of icejet Pro 8000 iki adet kartuş kullanıyor. Bunlardan birisi siyah ve sarı renkteki mürekkepleri, diğeri ise cam göbeği ve macenta rente mürekkepleri taşıyor. Kullanılan kartuşlar yüksek kapasiteli olduğundan, normalden daha fazla baskı almanızı sağlıyorlar. Satın aldığınızda yarı dolu gelen bu kartuşlar 1100 adet siyah beyaz ve 700 adet renkli çıktı almak için yeterli. Kartuşları yenilediğinizde bu değer iki katına çıkıyor. Tek işlevli bir yazıcı olduğundan, yazılımı da oldukça basit. İçerisinde İnternet yazma aracı ve sürücü yer alıyor. Türkçe kurulum hızla gerçekleştiriliyor. Baskı değerlerini ISO standardında veren HP, yazılım desteğiyle 4800 dpi’a kadar erişebiliyor. 1200 dpi’lık iyi kalitede baskı hızı dakikada 15 sayfa olarak belirlenmiş. Yaptığımız denemelerde 12 sayfa hızına erişmeyi başardık. Bu değer oldukça iyi, ancak çift tara lı baskıda bu hızın 4 sayfaya düştüğünü görüyoruz. Bunun sebebi, pigment bazlı mürekkep kullanılması. Yazıcı sayfanın tek yüzü kurumadan diğerine geçmiyor, bu yüzden de baskı hızı düşüyor. Çıktı kalitesi ise bir o is yazıcısı için çok iyi. Renkler parlak ve yoğun kullanıldığı gibi, renkli lazer yazıcılardan daha okunaklı metin baskıları elde ediyor. Baskı maliyeti açısından da mürekkep püskürtmeli yazıcılardan çok daha avantajlı. Hatta giriş seviyesindeki lazer yazıcılarla başabaş sonuçlar elde ettiğini söylemeliyiz. Cihazdaki enerji tasarruf teknolojileri de uyku modundaki benzerlerinden daha düşük enerji tüketmesini sağlıyor. Ayrıca hızla açılıp ilk baskıya hazır olabiliyor. Bu sayede, hem vakit kaybettirmiyor hem de toplam satın alma maliyeti düşüyor. Kısaca özetlemek gerekirse, Of icejet 8000 Pro lazer ikler yazıcıya tercih edilebilecek özellikler sunuyor. Üstelik iyatı da uygun. Özellikler 384 MHz işlemci 32 MB bellek 1200 dpi baskı çözünürlüğü Dakikada 35 sayfa s/b, 34 sayfa renkli baskı hızı 494 x 479 x 180 mm boyutlar Bilgi için www.hp.com.tr Fiyat 199 USD + KDV Performans Teknik özellikler Fiyat / Performans Pigment bazlı mürekkepler ile baskılar suya dayanıklı. Pigment bazlı mürekkepler ile Çift taraflı baskı yapabilen Officejet Pro'nun aylık baskı kapasitesi 8000 sayfayı buluyor. ocak’10 61 DONANIM ÜRÜN İNCELEME Uygun fifiyatlı Uy yatlı, ttemel emel özellikler ve yedekleme yedekkleme bak bakımından kımınddan başarılı bir ürün arıyorsanız Iomega’nın seçeneği size uygun. Tek diskli ağ depolama lam ama cihazlarının hata riskine iskine e karşı, stekli IOm mega, 2 disk ve RAID destekli IOmega, or. verileri güvenceye alıyor. NFS ve SMB ile Windows indows ve Linuxx sistemlere ulaştığı gibi AFP AF ile u. Apple'la da uyumlu. E MC tarafından satın alındığından bu yana, Iomega’nın NAS cihazları ciddi bir değişim geçiriyorlar. En yeni ürünleri StorCenter NAS ix4-200d başta IP SAN ve veri yedekleme olmak üzere, bol özelliği bir araya getiriyor. Masaüstü depolama sisteminde 4 adet SATA diske yer bulunurken, hot-swap desteği ne yazık ki mevcut değil. Iomega’nın kurulumu oldukça kolay. Kurulum cihazı ağda buluyor, temel paylaşımları ayarlıyor, yerel disk olarak tanımlıyor ve EMC’nin Retrospect Express HD adlı dört tıklamayla otomatik yedekleme planı hazırlayan yazılımına yönlendiriyor. Web arayüzünü kullanmak da çok kolay, sihirbaz sayesinde günlük yedekleme ya da kopyalama için belirli klasör ya da dosyaları seçebiliyorsunuz. Retrospect bunları güvence altına alıyor ve yeni ya da değiştirilmiş dosyaları yedekleyip, kopyalayabiliyor. Iomega ayrıca online yedekleme servisini de kullanıcılara sunuyor. EMC’nin Mozy adlı servisi, sunucu ve iş istasyonu yedeklemeyi kolaylaştırıyor. Kullandıkça ödenen sistem, iş istasyonu başına 5 dolar ve sunucu başına 10 dolar karşılığında hizmet veriyor. StorCenter Pro NAS ix4-200d’nin beş adet UPnP uyumlu IP kamerası desteği sayesinde, uzaktan güvenlik amacıyla cihaza bağlanarak o isinizi kontrol edebiliyorsunuz. Web arayüzündeki yönetici bölümünden canlı olarak görüntü aktarabilen cihaz, belirli aralıklarla video ya da fotoğraf kayıt edebiliyor. Testlerimizde 60 MB/sn hızında iSCSI okuma hızına erişebilen cihaz, dosya paylaşımında biraz ağır kaldı. Bir DVD büyüklüğündeki ilm dosyasını 40 MB/sn hızında okuyan ve 28 MB/sn hızında yazan ürün, FTP’de bu hızları 64 ve 30 MB/sn’ye çıkartarak nispeten iyi değerler elde etti. Kullanımı basit bir ağ depolamasına ihtiyaç duyan o isler için uygun çözüm sunan ix4-200d, geniş depolama sunduğu gibi yedeklemede de etkili oluyor. 62 ocak’10 Iomega StorCenter Pro NAS ix4-200d Özellikler 1,2 GHz Marvell 6281 işlemci 512 MB DDR2 bellek 4 x 1 TB Seagate Barracuda SATA disk Hot-swap disk yuvaları RAID 5,10,JBOD desteği 2 x Gigabit Ethernet yuvası 4 x USB yuvası Bilgi için www.iomega.com Fiyat 2700 USD + KDV Performans Teknik özellikler Fiyat / Performans Çıkış aygıtlarını çok sayıda bilgisayara paylaştırmak isteyenler için Aten kullanımı kolay bir çözüm sunuyor. K VM adı verilen cihazlar monitör, klavye, fare, ağ bağlantısı ve hoparlör gibi bağlantıları çok sayıda bilgisayara bağlamayı sağlıyor. Bu pazarın ciddi oyuncularından birisi olan Aten, 16 portlu yeni ürünüyle özellikle çok sayıda sunucuyu bir araya getirmek isteyenleri sevindirecek. Genişleme potansiyeli yalnızca port sayısıyla sınırlı değil. Ürünü 31 farklı switch’e bağlayabilirsiniz. Dolayısıyla 512 farklı bilgisayar monitör, fare, klavyeyi ağ kablosuna dönüşen bağlantı üzerinden paylaşabiliyor. Her sistem switch’e minik merkezi işlemci üzerinden bağlanıyor, dolayısıyla karışıklık olmuyor. Üründe USB, PS/2, Sun legacy, seri port bağlantısı taşıyor. Standart CAT-5e/6 ağ kablosu ile azami 40 metreye kadar mesafede sorunsuz çalışıyor. Üründe web tarayıcı üzerinden erişilebilir bir arayüz olmaması ciddi bir dezavantaj. KVM’yi IP üzerinden gerçekleştirmek isterseniz, başka modellere bakmanızda fayda var. Her portu üç şekilde seçebildiğinizden, kurulum gayet kolay. Öndeki düğmeler, ekrandaki görüntü (OSD) ya da özel tanımlayacağınız kısayol ile geçiş yapabilirsiniz. KH1516, 1600 x 1200 piksel 60 Hz’lik görüntü desteği sunuyor ve 10 metrelik kablolarla yaptığımız denemede gecikmesiz olarak çalışıyor. OSD de belirli bir seviyede güvenlik sağlıyor. Yönetici ve 4 adet kullanıcı hesabı tanımlanabiliyor. Her kullanıcı için KVM’deki hangi yuvaları kullanacakları ve sistemle nasıl iletişim kuracakları belirlenebiliyor. QuickView işlevi sayesinde kullanıcının göreceği portlar da sınırlandırılabiliyor. Tarama özelliği de kullanılan portları tarıyor ve her birinde ne kadar bağlantı kurulduğunu görüntülüyor. Kullandığımız süre içerisinde KH1516, iyi bir izlenim bıraktı. Kurulum ve kullanım oldukça kolay olduğu gibi, ciddi genişleme potansiyeli de beğenimizi kazandı. Dell PowerEdge R410 Özellikler 1U rack yapı 2 x 2,13 GHz Xeon L5506 işlemci 6 GB 800 MHz DDR3 bellek (64 GB’a çıkabilir) Dell SAS 6/iR RAID kontrolcüsü ile RAID 0,1 desteği 4 x 250 GB Seagate Barracuda ES.2 SATA sürücü iDRAC6 Express Card 2 x Gigabit Ethernet yuvası PCI Express 16X yuvası Dell Yönetim Konsolu yazılımı Bilgi için www.dell.com.tr Fiyat 2100 USD + KDV Performans Teknik özellikler Fiyat / Performans Aten Altusen KH1516 Özellikler 16 x RJ-45 KVM yuvası PS/2 klavye ve fare bağlantısı D-SUB monitör bağlantısı RJ-11 seri port 2 x DB-25 genişleme yuvası Bilgi için www.bimel.com.tr Fiyat 88 USD + KDV Performans Teknik özellikler Fiyat / Performans Geniş depolama alanına sahip bir raf sunucu arayanlar için düşük güç tüketen, kolay yönetilebilen bir seçenek. G iriş seviyesindeki raf sunucu modeli olan R410’un disk yuvaları 3,5 ve 2,5 inçlik SAS ve SATA diskleri alabiliyor ve hot-swap desteği taşıyor. SAS kontrol yongası, PCI Express karttaki dört yuvalı bağlantıyı etkinleştiriyor böylece bir fan çıkış kablosuyla karta diskler bağlanabiliyor. Ön panelde, USB yuvaları ve basit bir LED durum paneli bulunuyor. R410’un iç kısmı tüm bileşenlere erişim sağlıyor. Bellek ve işlemciler plastik bir koruyucu ile iç hava akımından etkilenmiyorlar ve anakartın önüne yerleştirilen dört adet çift pervaneli fan da sessiz şekilde çalışıyor. Üründeki işlemciler pasif bloklarla soğutuluyor ve HyperThreading ya da Turbo Boost özellikleri taşımıyor. 800 MHz hızında DDR3 bellek destekleyen işlemcinin 60 Watt’lık termal tasarım gücü, uyku modunda 7 Watt’a düşüyor. Tam yük altında cihazın 188 Watt güç kullandığını gördük. Bu değer benzer giriş seviyesi sunuculara göre yüksek değil. Tek işlemcili sunucular buna yaklaşıyor, çift işlemcililer ise çok daha fazla güç tüketiyor. Anakarta gömülü BMC ile uzaktan terminal erişimi yapılabiliyor ve güç kontrolleri ayarlanabiliyor. İlk Ethernet portu üzerinden sunulan Web yönetim hizmeti, sistemin tam olarak yönetilebilmesini sağlıyor. Uzaktan işletim sistemi, sürücü kurulumu yapılabilmesinin yanında, sunucu güncellenebiliyor ve sorunların teşhis edilmesini sağlıyor. Test ettiğimiz PowerEdge R410, KOBİ’ler için yeterli teknik özellikleri an sunmasının yanında uzaktan yönetim ve izleme amacıylaa da bol seçenek sunuyor. ocak’10 63 DONANIM ÜRÜN İNCELEME Inntegraa SB, Integra SB yığın postalardan ku kurtulmak urtulm mak ve zengin zenngin güvenlik güüvenlik seçenekleri ile işinizi koruma altına almak için iyi bir seçenek. Anti virüs, yığın posta ve zararlı yazılım koruması ile güvenlik duvarı sayesinde 50 kullanıcıya kadar ofisler için tam donanımlı bir koruma sağlıyor. Yeni GateDefender, uzak uzaktan ktan yönetilebiliyor önetilebiliyor ve modüler yapısıyla yap farklı klı işletmelere göre gö özel çözümler üretiyor. P anda’nın yeni cihazı ufak işletmeler için donanımsal güvenlik paketi sunuyor. SPI destekli güvenlik duvarı, virüs ve yığın posta önleme, web içerik filtrelemesi ve zararlı yazılımları önleme işlevlerini bir araya getiren cihaz, iki farklı kurulum seçeneği sunuyor. Güvenlik duvarını kullanmak istiyorsanız, yönlendirme modunda çalışmak gerekiyor. Bunu istemiyorsanız, güvenlik duvarını transparan ayarlayabilir ve ağ ile varolan güvenlik duvarınız arasına yerleştirebilirsiniz. Böylece ağdaki sistemlere ayar yapmadan çalışmaya devam edebilirsiniz. Cihazın yönetim arayüzüne web’den erişilebiliyor. Bu arayüzden ağ bağlantıları, güncellemeler ve aktif modüller görülebiliyor. İçeri ve dışarı tra ik bilgilerinin yanı sıra, taranan dosyalar, bulunan virüs, yığın posta ya da casus yazılımlar her protokol için sıralanıyor. Virüs izleri otomatik indirilebildiği gibi, güncellemeyi elle de yapabiliyorsunuz. Integra’nın poliçe bazlı güvenlik sistemini kullanmak için IP adresi, LDAP sunucusu, kullanıcı ve alan adı bilgilerini girmek gerekiyor. Böylece web iltreleme için de gereken ayarlar tamamlanıyor. Ayar ve pro iller her güvenlik modülünün nasıl çalışacağını belirliyor. Poliçeleri zararlı yazılımlar, içerik iltresi, yığın posta ve web iltresi için kullanmak mümkün. Ne yazık ki, anında mesajlaşma ya da P2P yazılımlar için iltreleme yapılamıyor. Bunlar için belirli bir yazılım listesi oluşturarak onları engelleyebilir ya da onlara izin verebilirsiniz. Integra’nın içerisinde sabit disk bulunduğundan, zararlı e-postaları karantinaya alabiliyorsunuz. Integra, gönderilen e-postalarda virüs aktivitesi bulursa onları siliyor. Virüs için seçilen protokoller aynı zamanda yığın posta için de geçerli olduğundan, dolandırıcılık amaçlı e-postalar da bir yere yönlendirilip, silinebiliyor. Dilerseniz, uyarı notu eklenerek kullanıcıya da ulaştırılabiliyor. Güvenlik çözümüne ihtiyaç duyan ufak o isler için uygun olan Integra SB, web iltrelemesi çok iyi olmasa da, kolayca kurulan ve yığın postaları engelleyen yapısıyla yeterli olabilir. 64 ocak’10 Panda GateDefender Integra SB Özellikler Intel Celeron M 600 MHz işlemci 1 GB DDR2 800 MHz bellek 80 GB SATA sabit disk 4 x Gigabit Ethernet 2 x USB Bilgi için www.servodata.com.tr Fiyat Firmayı arayınız Performans Teknik özellikler Fiyat / Performans 2U sunuc ssunucudan cudan bbeklenen eklenen her şeyi sunan s n IBM IBM, uza uzaktan ktan yönetim araçlarını geliştirmiş. IBM System x3650 M2 Özellikler 2U raf tipi yapı 2 x 2,53 GHz Xeon E5540 işlemci 10 GB DDR3 1066 MHz bellek (128 GB’a yükseltilebilir) 2 x 146 GB IBM 10K SAS disk IBM ServeRAID-MR10i kart RAID 0,1,5,10,50 desteği 4 x PCI Express 8X yuva 675 Watt hot-plug güç kaynağı Bilgi için www.ibm.com.tr Fiyat Fiyatı: 4100 USD + KDV Performans Teknik özellikler Fiyat / Performans R af yapılı ürünler az yer kapladıkları gibi, performansları ve segmentlere göre farklı çözümler sunmalarıyla dikkat çekiyor. IBM’in 2U raf tipi yeni sunucusu x3650 M2, 8 adet hot-swap sabit disk yuvasıyla ciddi bir depolama alanı sunuyor. Üründe ServeRAID PCI Express RAID kartı yer alıyor ve bununla dizi ve ayna kurulumu mümkün. Önbellekle desteklenen ve RAID 5 / 6 dizilerini destekleyen cihazdaki 256 MB’lık önbellek, 512 MB’a yükseltilebiliyor. Kurulum oldukça kolay. UEFI arayüzünde sunucu kurulumu için menü ve sorun teşhis arayüzü mevcut. İşletim sistemi kurmak için ServerGuide diskine ihtiyaç duyuluyor. Tümleşik IMM modülü ile arka kısımdaki özel ağ yuvası üzerinden web tarayıcı kullanarak kritik bileşenler, güç özellikleri, uzaktan yönetim, sanal açılış medyası belirleme ve işletim sistemi ekran yakalama özelliklerine erişilebiliyor. Özel yazılımı genel sistem yönetimi özellikleri sunuyor. Düzenli bir web arayüzünden erişilen yazılım, ağ keşif, donanım ve yazılım envanteri depolama ve problem uyarı sistemi işlevlerine erişim sağlıyor. Ağ keşif özelliği, RDP ya da RealVNC üzerinden uzaktan erişim kurma olanağı veriyor. Active Energy Manager eklentisi, güç tüketim ve sistem ısılarını ekrana getiriyor. İçerisinde 675 Watt gücünde bir güç kaynağı bulunduran cihaz, uyku modunda 14 Watt, tam yük altında ise 218 Watt güç tüketiyor. Bu değerler eşdeğer sistemlere göre daha düşük. IBM geniş depolama kapasitesi, 4 taneye çıkartılabilen 2 adet Gigabit Ethernet yuvası, 4 adet PCI Express 8X yuvası, 2 adet Xeon E5540 işlemci ve 10 GB bellek ile güçlü ve genişleyebilir bir sunucu. SAS destekli ilk NAS sunucu olan Thecus N7700, ağ depolama konusundaki standartları yyükseltiyor. A ğ depolama sistemleri konusundaki sıkı rekabete dur diyecek bir ürün özellikleri taşıyan Thecus N7700 SAS, önceki SATA sürümüne oranla çok farklı. Intel Core 2 Duo işlemci, 4 GB bellek ve iki adet 128 MB’lık IDE mikro disk modülü taşıyor. Bunlardan birisi arızalanırsa, diğeri devreye girerek kesintisiz çalışmasını sağlıyor. Sihirbaz yardımıyla kurulan ürün, Ajax tabanlı modern bir arayüze sahip. İlk olarak RAID dizisi yaratan cihaz, EXT3, XFS ya da ZFS gibi dosya sistemleriyle uyumlu. Windows, Linux, Unix ve Mac sistemlerden bağlanabilen N7700 SAS, FTP, yerel kullanıcı veritabanı ve AD alan adı yetkilendirmesini kullanabiliyor. FarStone’un DriveClonePro yazılımı ile seçili dosya ve klasörler belirlenen aralıklarla yedeklenebiliyor. Görüntü alma, disk ya da bölüm klonlama yapılabiliyor. Nsync ile bir cihazdan diğerine dosya da aktarılabiliyor. Thecus’un indirme yöneticisi özelliğini kullanarak BitTorrent, http, FTP, ya da eMule protokollerinden dosya indirilebiliyor. Ayrıca web sunucu ve IP kamera modülleri de işlevselliği artırıyor. İki adet SAS diskle yaptığımız denemede saniyede 100 MB okuma ve 92 MB yazma yapmasıyla bizi etkilemeyi başaran cihaz, FTP sonuçlarında bu 103 MB okuma ve 95 MB yazma ile bu değeri de aştı. USB ve eSATA üzerinden PC’ye bağlanabilen bu masaüstü harici depolama birimi, Gigabit Ethernet yuvası ile ağa da entegre edilebiliyor. SAS diskleri desteklemesi sayesinde kendi alanında bir ilki gerçekleştiren Thecus, varolan NAS sistemleri arasında gördüğümüz en hızlısı. Thecus N7700 SAS Özellikler 2,16 GHz Intel Core 2 Duo T7400 işlemci 4 GB DDR2 bellek 7 x SATA / SAS hot-swap yuva 14 TB toplam depolama desteği RAID 0,1,10,5,6 ve JBOD desteği 4 x USB, eSATA yuva 2 x Gigabit Ethernet Bilgi için www.thecus.com Fiyat 2780 USD + KDV Performans Teknik özellikler Fiyat / Performans ocak’10 65 PRINT-OUT İktisatçıların başarısızlığı, BT’cilerin fırsatı Olanı açıklamaya odaklı iktisatçıların yavaş kalmaları ve tahminlerini sürekli değiştirmelerinin şirketleri soktuğu güç durum, BT yöneticilerini peygamber seviyesine yükseltecek. M ühendisler arasında bildik fıkradır: Bir mühendis balonla dünya turu yapmaya heveslenir ama kalkıştan hemen sonra fırtınaya tutulur, şanssızlık o kargaşada pusulasının da bulunduğu çantası balondan aşağı düşer ve adamcağız bir yandan balonu kontrol etmeye, diğer yandan bu işin sonunun nereye varacağını modellemeye çalışır. Derken birden bire, hava açılır ve güneş çıkar, biraz ileride bir köşk görünür. Köşkün terasında bir adam kahvaltı etmektedir. Balondan aşağıya doğru, “Afedersiniz acaba nerede olduğumu söyleyebilir misiniz?” diye seslenir. Aşağıdaki adam, “Şu anda tam olarak terasımın üzerindesiniz” der. Balondaki mühendisin yanıtı seri gelir: “Siz iktisatçı mısınız?” Adam şaşırır, “Evet ama nereden anladınız?” diye yanıt verir. Mühendisin yanıtı nettir: “Söylediğiniz şey tamamen doğru ama hiçbir işime yaramıyor.” Bu fıkra aklıma geçenlerde vapurla Avrupa yakasına geçerken televizyonda bir beyefendiyi esip üfürürken görünce geldi. Kendileri, döviz kurundaki değişimi dikkate almadan doğalgaz iyatı ile ilgili bin tane aforizma üfürüyordu. Altındaki hareketi alüminyum iyatlarını örneklem alarak açıklamaya çalışması da güzeldi ama en güzeli, doların değeri yükselince Türkiye’de işsizliğin azalacağı yaklaşımıydı. Efendim, doların değer kazanması ile emek maliyeti düşüp yurtdışında iyatları daha rekabetçi hale gelince, Türkiye’de işsizlik azalacakmış. Çok güzel ancak sadece bilişim teknolojileri dünyasında yaşayanların kendilerine göre ne kadar ileride olduğunu gösteren bir örnek olma açısından. Geçen ayın sonlarında ilk kararı alınan ve iş dünyasını birebir yansıtması ile övülen Global Management Challenge’da (GMC), ilk turda verdiğiniz üretim tesisi yatırım kararı ancak altı ay sonrasında işinize yarar bir rekabet unsuruna dönüşüyor. Kriz ortamında işlerin aynı sürüp irmaların aynı üretim düzeylerini koruyarak batmadan kriz sonrasını beklediğini düşünmek ancak akademik ortamda sahip olunabilecek bir düşünce. Üretimi düştüğü bir yerden çıkarmak ise, altı ayla bir yıl arasında bir sürece ihtiyaç duyulmasına yol açıyor. Ama iş sadece oyun düzeyinde böyle değil: Önde gelen bir sınai grubun teknoloji şirketinin başındaki bir dostum, grubun şirketlerinin bütçelerinin ilk taslağının hazırlanmasının ardından altı kere değişen döviz kuru tahminlerine göre bütçeleri ve kırılımlarını değiştirdiklerini anlattı. Geliştirdikleri yazılım sayesinde kahvaltı etmemizden önceki akşam dört civarında gelen tahminlere göre bütün dökümleri değiştirip kendisine e-posta atmıştı. Blackberry’sindeki datayı akşam gözden geçirip ertesi sabah hazır olarak masaya koymaya hazır olacaktı. Finans piyasalarındaki değişimin hızı sürekli artarken, BT’cilerin önemi giderek artacak. Anlık verilerle yapılan işlemler ise, iktisatçıların tahtını sallarken CTO ve CIO’ları yönetim kurullarında daha fazla dinlenir hale getirecek. Ekrem Özdamar 66 ocak’10 www.scroll.com.tr DERGİYİ İNTERNETE TAŞIDIK HEM DE ÜCR ETSİZ Online Teknoloji ve Bilgisayar Dergisi !
Benzer belgeler
Bilgi Çalışanlarının Geleceği
az sayıda bildirim gelmesine rağmen müşteri memnuniyetine ve
güvenliğine verdiği önem nedeniyle böyle bir değişim programı
başlatan Fujitsu, üketicinin tercihi olan diğer AMILO, AMILO
Pro ve LIFEBO...