cumhuriyetimiz 88 yaşında
Transkript
cumhuriyetimiz 88 yaşında
CUMHURİYETİMİZ 88 YAŞINDA “Özgürlüğün de eşitliğin de dayanağı, ulusal egemenliktir” Mustafa Kemal Atatürk Sürekli, Etkili, Ýlkeli. 19 Ya þ ý n d Bakýrköy’de a 1 Numara ATAKÖY SAYI: 209 KASIM 2011 FİYAT: 2 TL Felaketler yaşanıyor, yetkililer konuşuyor. Aldıkları kararları kendileri uygulamıyor... Ulusumuza Yapılan Haince Saldırıları NE ZAMAN DERS ALACAĞIZ? KINIYORUZ! Bu saldırılarda hayatını kaybeden Mehmetçiklerimize, Polislerimize ve Vatandaşlarımıza Allah’tan Rahmet, Kederli Ailelerine Sabır ve Başsağlığı Diliyoruz . Van Depreminde Hayatını Kaybeden Vatandaşlarımıza da Tanrı’dan Rahmet, Yakınlarına Başsağlığı, Yaralılara Acil Şifalar Diliyoruz. Felaketler yaşanıyor. Ardından yetkililer konuşuyor. Aldıkları kararları açıklıyor. Sonra bu kararları kendileri uygulamıyor. Örnek mi? 1999 yılında Ayamama Deresi taşmış, 33 kişi ölmüş, çok sayıda işyeri büyük zarara uğramıştı. Felaket sonrası Başbakan, ilgili Bakan, Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş; Ayamama Deresi kenarındaki yapıların yıkılacağını ve inşaata izin verilmeyeceğini söylemişti. Büyükşehir Belediyesi Ataköy’de Ayamama kenarına “Kadın Koordinasyon Merkezi” inşa ediyor. ( Yazısı 13. sayfada) MODERN ŞEHİRCİLİK ANLAYIŞINA (!) BİR ÖRNEK DAHA Modern şehircilik anlayışlarıyla övünen bizi yönetenler, Ataköylüler’in yaşamlarını çekilmez hale getirecek bir ilke daha imza atarak, 5bin seyirci kapasiteli kapalı atletizm salonu inşa ediyorlar. Ataköylüler’e ait spor alanlarına yapılan Ahmet Cömert ve Sinan Erdem kapalı salonlarından sonra inşaatı devam eden kapalı atletizm salonu tam anlamıyla yaşamı çekilmez hale getirecek. (Yazısı 13. sayfada) CAPACITY AVM’YE KİMSE ENGEL OLAMIYOR Otoparktaki oto yıkama, ortak alanlardaki dükkanlar, kapalı otopark girişindeki düzenleme, kapalı otopark çıkışındaki kamuya ait yolun işgali devam ederken, yasadışı olarak otopark ücreti alınmaya devam ediliyor. Bu yasadışı işlere kimler göz yumuyor? Neden? (Yazısı 13. sayfada) 3 Meclis üyelerinin AYIN YAZISI ÇİN’E TEKNİK İNCELEME GEZİSİ Marmara Belediyeler Birliği tarafından düzenlenen teknik temas programlarına Çin gezisiyle devam edildi. Programa, Bakırköy Belediyesi CHP’li Meclis üyeleri Uğur Özhabeş ile Semih Cemali ve AKP’li Belediye Meclis Üyeleri Ayhan Can ve Yalçın Kayalı da katıldı. Belediye meclis üyeleri, Çin’in Şanghay, Chnegdu ve Pekin kentlerini kapsayan “Yurtdışı Teknik İnceleme ve Temas Programı çerçevesinde kentsel planlama, kentsel dönüşüm, ulaşım biçimleri, turizm yatırımları ve kültürel mirasın korunması konularında teknik incelemelerde bulundular. Bir haftalık gezi sürecinde Çin’in tarihi ve kültürel mekanlarını da gezen heyet, ayrıca Sichuan-Marmara Stratejik İşbirliği Forumu ve Kentsel Dönüşüm Paneli ve 8. Uluslararası Turizm ve Kültür Tanıtım Konferansları’na da katıldı. Çin’e yapılan yeknik inceleme gezisi ve temas programları hakkında gazetemize açıklamada bulunan Bakırköy Belediyesi CHP’li meclis üyesi Uğur Özhabeş, Çin’in çok gelişmiş bir ülke olduğunu yapılan teknik inceleme gezisi ile gördüklerini ifade ederek, özellikle çevre düzenlemesi ve kültürel mirasların korunması konularında Çin’in örnek bir ülke olduğunu söyledi. Çin’in, dünyanın en kalabalık nüfusunu barındırmasına rağmen şehirlerin pırıl pırıl olduğunu ve bu konuda Çin halkının çok duyarlı davrandığını da söyleyen Özhabeş, ayrıca çevre yollarında yapılan ve araçların kullandığı 4-5 katlı üst geçitlerin Türkiye’de de uygulanabileceğini belirtti. Özcan Atamer e-mail [email protected] FELAKETLER ASLA TEKER TEKER GELMEZ 24 askerimizin, polislerimizin şehit edilmesi ve çocuklar dahil sivil vatandaşlarımızın öldürülmesi haberleriyle sarsılmışken; Van’da meydana gelen deprem sonunda yüzlerce vatandaşımızın ölmesi, binlerce vatandaşımızın yaralanması ve binaların oturulamaz hale gelmesi üzüntümüzü bir kat daha arttırdı. Ülkemizi bölmeye, vatandaşlarımızı birbirine düşürmeye çalışanlara en güzel cevabı tek yürek olan halkımız verdi. Türkiye’nin her köşesinde yaşayanlar yaraları sarmak için büyük bir yarış içine girdiler. Bayrağımızı gönderden indirenler, askerimizi, polisimizi şehit edenler, sivil vatandaşımızı öldürenler ve her fırsatta bölücü ve kışkırtıcı söylem içinde bulunanların bu tablo karşısında biraz olsun yüzleri kızardı mı merak ediyorum. Merak ediyorum çünkü, her fırsatta görsel ve yazılı medyada boy gösterenler son günlerde sanki yer yarılmış içine girmişler. Bu nedenle yüzlerinin kızarıp kızarmadığını görme imkanı bulamıyoruz. Başbakanımız “Oy versinler vermesinler, gecekondu ve kaçak yapıları yıkacağız” diyor. Ardından televizyonlara çıkan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş “Başbakan’ın sözlerinin arkasındayım” diyor. Bizi yönetenler ve bu işten sorumlu olanlar gözyummazsa ne gecekondu yapılabilir ne de kaçak yapılar... BOYACI SANDIĞI YENİDEN TASARLANIYOR The Marmara Taksim’in simgesi haline gelen meşhur Boyacı Sandığı otantik tasarımına sadık kalınarak öğrenciler tarafından yeniden yorumlanacak. The Marmara Collection, The Marmara Taksim’in girişinde bulunan ayakkabı boyacı sandığının, otantik tasarımına sadık kalınarak misafir sandalyesiyle beraber yeniden tasarlanacağı bir yarışma düzenliyor. Genç tasarımcıları teşvik etmek için düzenlenen yarışmada, The Marmara otellerinde kullanılan boyacı sandığının, günümüz tasarım anlayışıyla yeniden yorumlanması amaçlanıyor. Üniversitelerin, Endüstriyel Tasarım Bölümü (Mimarlık ve Güzel Sanatlar) lisans ve yüksek lisans programlarına kayıtlı öğrencilerine açık olan tasarım yarışmasının başvuruları kasım ayında bitiyor. Dereceye giren tasarımların ödülleri ise şöyle; birincilik ödülü; The Marmara Manhattan dâhil olmak üzere, katılımcının kendi seçeceği bir The Marmara otelinde 1 hafta çift kişilik konaklama ve uçak bileti, ikincilik ödülü; The Marmara Taksim’de 1 gece çift kişilik konaklama, üçüncülük ödülü ise The Marmara Taksim Tuti Restaurant’ta çift kişilik 1 akşam yemeği olacak. Bir ülke düşünebiliyor musunuz? 17 kurum ve kuruluşun resen imar planı yapma ve uygulama yetkisi olsun. Halkımızın çoğu kaçak yapılaşmanın sorumluluğunun ilçe ve Büyükşehir Belediyeleri’nde olduğunu zannediyor. Olay hiç de öyle değil. Bu arada Ankara, İstanbul, İzmir gibi illerimizde bulunan İlçe ve Büyükşehir Belediyeleri’nin imar hareketlerinden sorumlu olan, imar komisyonlarının çoğunda mimar, mühendis, şehircilik uzmanı yok. İmar hareketleri mühendis. mimar’ın olmadığı İmar komisyonlarının verdiği kararlarla şekillendiriliyor. Yüzlerce “nokta” imar düzenlemeleri, yine bu kişilerin raporları doğrultusunda yapılıyor. Hal böyle olunca da işin içine para ve siyasi güç giriyor. Bakırköy gibi bir yerde bile aynı parsel üzerinde bir yıl içinde 6 kez imar planı değişikliği yapıldığını düşünebiliyor musunuz? Sayın Başbakan gecekondu ve kaçak yapıları sonuç ne olursa olsun yıkacağız diyor. Peki ruhsat dışı yapılan binalar için ne düşündüğünü niye söylemiyor? Örneğin Bakırköy’de ruhsatsız kaçak hiç bir bina yok. Buna karşın binaların tamamına yakın bölümü proje dışı inşa edilmiş durumda. Pekii bunlara iskan verilmiş mi? Verildiyse hangi yasaya göre verilmiş? Bunları kimin denetlemesi gerekiyor? Tabi ki belediyelerin. Kaldı ki belediyelerde mıntıka mühendisleri vardır. Her mıntıka mühendisinin görev yaptığı yer bellidir. Bu mıntıka mühendisleri görev yaptıkları bölgedeki balkon kapatmak dahil tüm imar hareketlerinden sorumludur. Ama imar durumlarının ne olduğunu gördüğümüze göre bu kişilerin görevlerini yapıp yapmadıklarını sizlerin takdirlerine bırakıyorum. Bu arada mimar ve mühendis odaları yetkilileri televizyonlarda konuşuyorlar, hem de insanların gözlerinin içine baka baka... Bir inşaatın ruhsatının alınabilmesi için o inşaat ile ilgili (TUS) Teknik Uygulama Sorumlusu olması yasa gereğidir. Bu kişi ya mimar ya da inşaat mühendisidir. İnşaatın temel atma anından, iskan alınıncaya kadar tek sorumlusu odur. 1999 depreminden sonra da Yapı Denetim Yasası yürürlüğe girdiği için 2001 yılından bu yana öncelikle çoğunluğu Türkiye’nin batısında 19 ilde yapı denetim firmaları bu görevi üstlenmiştir. Suçlu aranıyorsa suçlu bunlar ve bunları denetlemeyen belediyelerdir. Bu arada denetim ve şikayetler üzerine sorumlu mühendisler hakkında Cumhuriyet Savcılıkları’na suç duyurusunda bulunulur. Bunların çoğunun suçu sabit olmasına rağmen hangisinin ceza aldığı ve mesleklerinden men edildiğini doğrusu merak ediyorum. Yetkililer açıklarsa mutlu olacağım. Seçimlerden sonra oluşturulan kabinede Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın kurulması beni çok umutlandırmıştı. Türkiye’nin tamamında belediyeler ve imar planı yapma ve uygulama yetkisine sahip kurum ve kuruluşlardan tüm yetkiler alınarak bu bakanlıkta, tek elde toplanacağını düşünmüştüm. Uygulama böyle olsaydı; çarpık yapılaşma nedeniyle yapılan şikayetleri hiç kimse birbirinin üzerine atıp sorumluluktan kurtulamayacaktı. Hükümetin yapması gereken bana göre budur. Bir daha bu tür acı haberleri duymamak ve felaketlerle karşılaşmamak umuduyla Kurban Bayramı’nızı kutluyorum. 5 Bakırköy Belediyesi Çocuk Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi’nde DÖRT DÖRTLÜK HİZMET Bakırköy Belediyesi tarafından Osmaniye Mahallesi Sığırtmaç Sokak’ta hizmet veren Çocuk Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi, Bakırköy’de yaşayan 0414 yaş arası tüm çocuklara ücretsiz ağız ve diş sağlığı hizmeti veriyor. Merkezde, ayrıca Bakırköy İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü ile yapılan ortak çalışmayla birlikte Bakırköy’deki ilköğretim okullarında okuyan çocuklarında kontrolleri yapılıyor. Hazırlanan plan çerçevesinde merkeze ait servis araçlarıyla bir öğretmen ve bir sağlık personeli gözetiminde okullarından alınan öğrencilere, uzman hekimler tarafından ağız-diş bakımı, beslenme ve hijyen konulu eğitimler veriliyor. Bu eğitimlerin ardından da muayeneleri yapılıyor. Muayene sonrasında dişleri sağlıklı ve tedaviye ihtiyacı olmayan çocuklara koruyucu hekimlik hizmetleri olan fissur sealant (çürük oluşmasını önleyici dolgu) ve Fluor (diş minelerini güçlendirme) uygulaması yapılırken, tedaviye ihtiyacı olan çocuklar için restorasyon, konservatif diş tedavisi, kök kanal tedavisi, diş taşı temizliği ve diş çekimi gibi uygulamalar ücretsiz olarak gerçekleştiriliyor. Eğitim ve oyun salonları ile çocukların muayene sıralarını beklerken eğlenceli dakikalar geçirmelerinin de sağlandığı Çocuk Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi, engelli asansörü ve engelli tuvaletleri ile de tamamen engelsiz bir bina özelliği taşıyor. Bakırköy Belediyesi Sağlık İşleri Müdürü Faruk Yıldız’dan; kısa süre önce hizmete sunulan ve Bakırköy’de yaşayan 04-14 yaş arası çocuklara verilen ücretsiz ağız ve diş sağlığı hizmeti, İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü ile gerçekleştirilen çalışma ve bu çalışmanın sonuçları hakkında bilgi aldık. Ağız-diş sağlığındaki alışkanlıklar ve sorunların çok erken yaşlarda saptanması gerektiğini belirten Faruk Yıldız, Çocuk Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi’nin çocukların bedensel, zihinsel ve sosyal ihtiyaçlarının göz önünde bulundurularak dizayn edildiğini, muayene, koruyucu hekimlik ve tedavi aşamalarında Dijital Panoramik Röntgen, Ağız İçi Kamera, ve RVG cihazları kullanılırken, birinci sınıf malzemeden üretilmiş ağız içinde kullanılan tüm diş hekimliği aletlerinin de merkezde bulunduğunu söyledi. 6 uzman diş hekimi, 1 psikolog, 6 hekim asistanı ve diğer yardımcı elamanlarla birlikte 20 kişilik bir ekiple hizmet verdiklerini de ifade eden Yıldız, “Binadaki tüm zemin döşemeleri için mikrop barındırmaz, anti bakteriyel malzemeler kullanılırken, binanın tüm duvarları ise çocuklarımızın sağlığına hiçbir şekilde zarar vermeyecek su bazlı boyalarla renklendirilmiştir. Merkezimiz tedavi katında çocukların soluduğu havanın her daim temiz tutulabilmesi için ameliyathanelerde kullanılan hepa filtre ile hava sirkülasyonu sağlanmaktadır” dedi. “5 BİN COCUĞUMUZA AĞIZ-DİŞ SAĞLIĞI HİZMETİ VERDİK” Bakırköy İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü ile birlikte yapılan işbirliği hakkında da bilgiler veren Yıldız, Bakırköy’de bulunan ilköğretim okullarında okuyan tüm çocuklara hizmet verdiklerini belirterek, “İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü ile birlikte yaptığımız işbirliği ile ilçemizdeki tüm ilköğretim okullarındaki çocuklarımızı ağız-diş sağlığı bakımından geçiriyoruz. Bu dönem 4. ve 7. sınıfları kontrollerden geçiriyoruz. Öğrencilerimizi kendi servis araçlarımızla alıp, merkezimize getiriyoruz, burada ağız-diş sağlığı eğitimi veriyoruz, tıbbi fiziksel muayenesini yapıyoruz, ondan sonra ağız-diş sağlığı muayenesini yapıyoruz. Bu muayene sonucunda tespit ettiğimiz sorunları ailelerine bildirerek, ailelerin onayını alarak 1. basamak sorunlarını gideriyoruz. Ama çene problemleri ve ağız diş yapısındaki ciddi bozukluklar gibi bizi aşan durumlarda da aileleri bilinçlendiriyoruz ve yönlendiriyoruz. Geçtiğimiz dönem yaklaşık 3 bin 490 muayene ve bin 500’ü aşkın tedavi yaptık. Bu eğitim döneminde ise kasım ayına kadar yaklaşık bin öğrencimizin ağız-diş sağlığı muayenelerini gerçekleştirdik. Buradaki en önemli konulardan birisi de kontrollerini yaptığımız çocuklarımızın yüzde 70’inde sorun tespit ettik. Bu önemli bir rakam. Bu kadar yoğun bir sorun varken buna yönelik bir hizmetin çok anlamlı olduğunu düşünüyorum” dedi. Yıldız, İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü işbirliği ile gerçekleştirdikleri çalışmadan dolayı çok güzel geri dönüşler aldıklarını da belirterek, Bakırköy’deki özel okullar ve ana okullarından da bu yönde bir talep gelirse onları da değerlendireceklerini söyledi. Öte yandan Faruk Yıldız, Bakırköy Belediyesi Sağlık İşleri olarak Atatürk Spor ve Yaşam Köyü’nde bulunan sağlıklı yaşam merkezinde de sağlık hizmetlerine devam ettiklerini vurgulayarak, Atatürk Spor ve Yaşam Köyü’nde bulunan diyetisyen hizmetinin yanı sıra sigarayı bırakma ünitesini de kurduklarını belirtti. (Yavuz ARPACIK) 7 Bakırköy Musiki Konservatuarı Vakfı’ndan, Türk Musikisi’nin usta ismi PROF. DR. NEVZAT ATLIĞ’IN DOĞUM GÜNÜNE ÖZEL KONSER Kuruluşunun 26. yılını kutlayan Bakırköy Musiki Vakfı Konservatuarı, Türk Musikisi’nin usta ismi Nevzat Atlığ’ın doğum günü nedeniyle bir program düzenledi. Ataköy İspirtohane Kültür Merkezi’nde düzenlenen program, Bakırköy Musiki Vakfı Konservatuarı Yönetim Kurulu Başkanı Hikmet Özkahraman’ın açılış konuşması ile başladı. Özkahraman, Prof. Dr. Nevzat Atlığ’ın, sanat musikisine ve Bakırköy Musiki Vakfı Konservatuarı’na çok büyük katkıları olduğunu belirtti. Bakırköy Musiki Vakfı Konservatuarı yönetim kurulunun tam kadro katıldığı programa ayrıca çok sayıda vakıf üyesi ve sanat müziği sevenler katıldı. Dr. Nevzat Atlığ programda yaptığı konuşmada, kendisine gösterilen ilgi ve sevgiden dolayı çok mutlu olduğunu ifade ederek, Bakırköy Musiki Vakfı Konservatuarı ve Türk musikisinin tarihsel sürecinden de kısaca bahsetti. Bakırköy Musiki Vakfı Konservatuarı’nın Türkiye çapında önemli bir yeri olduğunu da söyleyen Atlığ, “Bir idare binasına itilmiş ufak bir cemiyetten bugün bir vakıf konservatuarı haline gelebildi burası. Tabi başta Hikmet Bey olmak üzere yönetim kurulunda görev alan bütün arkadaşlar ve vakfın bütün mensuplarının aynı şuuru paylaşarak gayretleriyle bugün bu kurum Türk Musiki’sinin önemli yüz akı mertebesindedir” dedi. Nevzat Atlığ’ın konuşmasının ardındn Faruk Salgar’ın yönettiği koro tarafından Türk Sanat Müziği eserleri icra edildi. Konser sonunda Bakırköy Musiki Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi Selçuk Kurt tarafından koro şefi Faruk Salgar’a çiçek takdim edildi. Daha sonra ise Bakırköy Belediyesi Tiyatrolar Müdürü Nilgün Güloğlu Ceyhan tarafından Türk Musikisi’nin usta ismi Prof. Dr. Nevzat Atlığ’a çiçek ve plaket takdim edildi. Program Nevzat Atlığ’ın yaş günü dolayısıyla verilen ikram ile son (Yavuz ARPACIK) buldu. 9 TEŞEKKÜR Bizlerden ilgisi ve yakınlığını esirgemeyen Ferhat Uysal Jinekolog Operatör Dr. başta olmak üzere ; Anestezi Uzmanı Dr. Hanife Altunkaya, Anestezi Teknikeri Sezgin Kurnaz, Sağlık Memurları Gökhan Okuyucu ve Ferhat Aktaş, Ameliyat Hemşireleri Nuray Durmuş, Rukiye Albayrak, Mehmet İzgi, Teyfik Çiçekçi; Yenidoğan Hemşireleri Hülya Akbayrak, İlknur Topal, Zerrin Karaköse, Şenay Öztürk, Çiğdem Gündüz; 6. Kat Hemşireleri Serap Yalçın, Suna Doğan, Aslı Gülkutlu, Şerife Tombak, Hülya Şentürk ve Acıbadem Bakırköy Hastanesi Yönetimi’ne HOŞ GELDİN DURU BEBEK CARO CARD İLE ŞANSINIZ BOL, KAZANCINIZ ÇOK OLACAK… Carousel Alışveriş Merkezi müşterilerini Türkiye’de oldukça talep gören uygulamalardan biri olan, harcadıkça puan ve hediye kazandıran Caro Card ile buluşturacak olmanın heyecanını yaşıyor. Ziyaretçi memnuniyetini her zaman ön planda tutan ve onlar için en iyi ve en yeniyi sunmayı hedefleyen Carousel Alışveriş merkezi zengin marka karması, gençlere, ailelere ve çocuklara hitap eden birbirinden özel etkinlikleri ve kampanyaları ile yaşamın zevklerini Caro Card ile yeniden yorumluyor. Carousel müşterileri, kasım ayı itibarıyla yaptıkları harcamalar karşılığında sahip olacakları bu kart ile yapılan tüm alışverişlerde puan ve hediye kazanarak Carousel’in ayrıcalıklı dünyasında keyifli vakit geçirecekler. Müşteriler kazandıkları puanları, hem sisteme dahil olan mağazalarda kullanabilecekler hem de özel günlerdeki etkinlik, konser, imza günü ve kampanyaları ilk öğrenerek alışverişi cazip kılan avantajlardan yaralanabilecekler. Kişiye özel bir çok ayrıcalık tanıyacak olan Caro Card sayesinde, müşteriler kartı kullandıkça sürpriz hediyeler ve sezonda kullanabilecekleri özel indirimlerle Carousel’in ayrıcalığını bir kez daha keşfedecekler. Biricik kızımız DURU ATAMER'in dünyaya geliş sürecindeki katkı ve yardımları için sonsuz teşekkür ederiz. Aslı - Gökhan Atamer Atamer ve Ağbaş Aileleri Ateşli Topuklar Dans Grubu önderliğinde HAYRANLARI MICHAEL JACKSON’U ANIYOR 2009 yılında resmi olarak kurulan Ateşli Topuklar Dans Grubu geçen yıl olduğu gibi bu yıl da, Michael Jackson hayranlarını Popun Kralı’nı anmak üzere bir dans projesiyle biraraya getiriyor. Grubun koreografı ve eğitmeni Burak Altın’ın önderliğinde provalara başlamış olan topluluk, Michael Jackson efsanesini yaşatmaya gönül vermiş amatör ve yarı profesyonel dansçılardan oluşuyor. Michael Jackson’ın One More Chance (Bir Şans Daha) şarkısından esinlenilerek One More Dance (Bir Dans Daha) adını alan etkinlik, geçen yıl ekim ayında bir alışveriş merkezinde seyircilerle buluşmuştu. Dansorium Dans Merkezi sponsorluğu ve Türkiye’nin en büyük Michael Jackson hayranları topluluğu MJTurkFan desteğiyle düzenlenen gösteri, bu yıl da Aralık ayında gerçekleşiyor. Etkinliğin en dikkat çekici özelliği her yıl birbirinden farklı Michael Jackson koreografilerinin, alışılmışın aksine teatral bir anlatımla halka sunulmasıdır. Aralarında ev hanımları, iş adamları, öğrenciler gibi değişik kesimlerden insanlar bulunan bu grup tamamen amatör bir ruhla, profesyonelce çalışmaktadır. Geçen seneki gösteri Billie Jean, Dangerous, Smooth Criminal, In The Closet, Thriller, Beat It, The Way You Make Me Feel, Scream, They Don’t Care About Us şarkılarının koreografilerinden derlenmişti. One More Dance 2011’ de ise aralarında Bad ve Remember The Time gibi çok sevilen Michael Jackson şarkılarının da olduğu sürpriz bir koreografi izleyicileri bekliyor. One More Dance 2011’i farklı kılan özelliklerden bir diğeri, GEÇMİŞ OLSUN Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekim Yardımcısı Dr. Bülent Köseahmetoğlu ve eşi Silivri’de geçirdikleri trafik kazasında ölümden döndüler. Vücutlarında kırıklar bulunan Köseahmetoğlu ve eşi görev yaptığı hastaneye kaldırılarak tedavi altına alındı. dünyada Michael Jackson hayranlarının geçtiğimiz haftalarda başlattığı Michael Jackson’s Children’s Hospital (Michael Jackson Çocuk Hastanesi) girişmine destek veriyor olması. Hatırlanacağı üzere 2009 yılında gerçekleştirilmesi planlanan This Is It turnesi, kralın ani ve beklenmedik ölümü nedeniyle gerçekleştirilememişti. Michael Jackson’ın kendi sözleriyle ifade ettiği bilinen son isteği bu turneden elde edilecek olan gelirlerle dünyanın en büyük ve en donanımlı çocuk hastanesini kurmaktı. Jackson’un bu hayalini gerçekleştirmek üzere uluslararası bir imza kampanyası başlatan hayranları projenin yoğun destek görmesi üzerine dünyanın her yerinde bu amaca yönelik çeşitli etlinlikler gerçekleştirmeye karar verdi. Bu projenin Türkiye temsilciliğini üstlenen Ateşli Topuklar, One More Dance 2011’i MJ Çocuk Hastanesi girişimine adıyor. 11 BAKIRKÖY BALIK FESTİVALİ Bakırköy Belediyesi ve Zeytinlik Daimi Halk Pazarı esnafı işbirliği ile düzenlenen “Bakırköy Balık Festivali” havanın yağmurlu ve soğuk olmasına rağmen yoğun katılımla gerçekleştirildi. Zeytinlik Daimi Halk Pazarı’nda gerçekleştirilen festivale, CHP İstanbul Milletvekili Oktay Ekşi, CHP Malatya Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu, Bakırköy Belediye Başkanı Ateş Ünal Erzen, Bakırköy Belediye Meclis üyeleri, CHP Bakırköy İlçe Başkanı Sait Yücel, MHP Bakırköy İlçe Başkanı Av. Gürhan Kaya ve çok sayıda Bakırköylü katıldı. 10 kemaninin misafirlere müzik ziyafeti de sunduğu festivalde, 4 bin yerli uskumru ve su ikram edilirken, çeşitli gösteriler ile de eğlenceli dakikalar yaşandı. Bakırköy Belediye Başkanı Ateş Ünal Erzen festivale gelen misafirlerin oturduğu masaları tek tek ziyaret ederek vatandaşlarla sohbet ederken, vatandaşlarda Ateş Ünal Erzen’i alkışlarla karşıladı. Festival alanında en çok ilgiyi çeken ise 2.20 metre boyunda ve 120 kilo ağırlığındaki köpekbalığı oldu. Vatandaşlar, özellikle de çocuklar köpekbalığını dikkatle inceleyerek, fotoğraf çektirdiler. Bakırköy Belediye Başkanı Ateş Ünal Erzen, Zeytinlik Halk Pazarı esnafına teşekkür ederek, ”Ülkemizin 3 tarafı denizlerle çevrili olmasına rağmen ortalama kişi başına düşen balık tüketimi çok düşük. Avrupa’da kişi başı yılda 16 kg. balık tüketilirken ülkemizde 8 kg civarında. Halkımıza balık tüketimini özendirmek için gerçekleştirdiğimiz balık festivalimize 7’den 77’ye, yağmura rağmen, ilginin fazla olması sevindirici. 4 bin balık kısa süre içinde tüketildi.” şeklinde konuştu. Bu arada bazı vatandaşlar; balık ekmek alamadıklarını ancak çoğu kişinin poşetlerle evlerine bir sürü balık ekmek götürdüklerini belirterek sitemde bulundular. (Yavuz ARPACIK) 13 Felaketler yaşanıyor, yetkililer konuşuyor. Aldıkları kararları kendileri uygulamıyor... NE ZAMAN DERS ALACAĞIZ? Felaketler yaşanıyor. Ardından yetkililer konuşuyor. Aldıkları kararları açıklıyor. Sonra bu kararları kendileri uygulamıyor. Örnek mi? 1999 yılında Ayamama Deresi taşmış, 33 kişi ölmüş, çok sayıda işyeri büyük zarara uğramıştı. Felaket sonrası Başbakan, ilgili Bakan, Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş; Ayamama Deresi kenarındaki yapıların yıkılacağını ve inşaata izin verilmeyeceğini söylemişti. Büyükşehir Belediyesi Ataköy’de Ayamama Kenarına “Kadın Koordinasyon Merkezi” inşa ediyor. TABİİ AFETLERDE ÇADIR KURMA VE TOPLANMA ALANI OLARAK AYRILAN YERE YAKIT TANKLARI YAPILDI Ülkemizde tabii afetler yaşandıktan sonra bizi yönetenler görsel ve yazılı medyada her şeyi söylüyorlar ancak söylediklerini kısa sürede unutuyorlar. Uygulamalar bunu gösteriyor. Yetkililer tüm uyarıları gözardı ederek bildiklerini okuyorlar. Yanda gördüğünüz fotağraf da bizi yönetenlerin söylemleri ile yaptıkları icraatlara en güzel örnek. Tabii afetlerde çadır kurma ve toplanma yeri olarak ayrılan yerde yakıt tankları yapıldı. MODERN ŞEHİRCİLİK ANLAYIŞINA (!) BİR ÖRNEK DAHA Modern şehircilik anlayışlarıyla öğünen bizi yönetenler, Ataköylüler’in yaşamlarını çekilmez hale getirecek bir ilke daha imza atarak, 5bin seyirci kapasiteli kapalı atletizm salonu inşa ediyorlar. Ataköylüler’e ait spor alanlarına yapılan Ahmet Cömert ve Sinan Erdem kapalı salonlarından sonra inşaatı devam eden kapalı atletizm salonu tam anlamıyla yaşamı çekilmez hale getirecek. Sinan Erdem Kapalı Spor Salonu’nun olumsuz etkileri ortada iken yapılan bu yeni spor salonunun sorunları ikiye katlayacağını, yetkililer bilmiyor mu? Bu salona gelenlerin hangi yolları kullanacağını düşünmüyorlar mı? Kimse yatırıma karşı çıkmıyor, yer seçiminin yanlış olduğunu savunuyor. Bizi yönetenler kapalı kapılar ardında karar vermeyi bırakmalı, konu ile ilgili tepkilere kulak vermeli, “biz yaptık oldu” düşüncesinden vazgeçmelidirler. CAPACITY AVM’YE KİMSE ENGEL OLAMIYOR Otoparktaki oto yıkama, ortak alanlardaki dükkanlar, kapalı otopark girişindeki düzenleme, kapalı otopark çıkışındaki kamuya ait yolun işgali devam ederken, yasadışı olarak otopark ücreti alınmaya devam ediliyor. Projede olmamasına rağmen bir pastane için dışarıya açılan kapı... Bu yasadışı işlere kimler göz yumuyor? Yetkililerle görüşüyoruz, hiçbir şeyden haberleri yokmuş gibi davranıyorlar ve ellerinden gelse bu soruları soranları büyüklerimizin tabiri ile kamu görevi yapan bizleri “bir kaşık suda boğacaklar.” Yasadışı uygulamalara göz yumanlar belli. Bu uygulamalar ne zaman son bulacak belli değil. 14 Değerli okuyucularım; Son yıllarda, özellikle son aylarda dikkatinizden kaçmamıştır: Gazete sahifelerinde, televizyon ekranlarında anormal fazlalıkta konut ve işhanları ilanları yayınlanmakta, reklamları yapılmaktadır. 1960 yıllarından beri en çok göç alan İstanbul’da bu sektörün iştahı son 10 yılda çok daha fazla kabarmış, İstanbul’un kuş uçmaz, kervan geçmez her yeşil alanına, tarlaya 20-30 katlı kuleler mantar biter gibi boy göstermişlerdir. N I M A Þ A Y ÝÇÝNDEN Çok göç alan büyükşehirlerimizin hepsinde konut talebi çoğaldığından; arz piyasası da canlanarak imkanı olan her işadamını bu sektöre yöneltmiştir. BAKIRKÖY’DE BİR İLK: (BİR ARADA YAŞAMAK) 30 Eylül akşamı Zuhuratbaba lunaparkta yapılan “Bir arada yaşamak” programlı toplantıyı tertipleyen dernek başkanı ve çalışma arkadaşlarını, öncelikle hem medeni cesaretleri hem de 600 - 700 insanı biraraya getirebilme becerilerinden dolayı kutluyor, başarılarının devamını diliyorum. Uluslararası, bölgeler arası ve ülkeler içinde var olan çok çeşitli sorunların tespitinde doğru teşhisi koymak ve bu konuda sosyal, kültürel, doğaya saygılı durmak, görüşlerine katılmamak mümkün değil. Şimdilerde gayrimenkul piyasası çok canlı görülsede; yapılan çok pahalı reklam ilanlarına bakıldığında sunulan çeşitli kolaylıklara rağmen; satışların da bu büyüklükte olduğunu düşünmek zorlaşmaktadır. Aynı toplantıda bir bayan arkadaşın dile getirdiği ülkemizde hala devam eden teodal yapı, kadın hak ve sorunları da çok isabetli söylemlerdir. Ülkemizin çözülmeyen yürek yarasıdır. Devlet içinde devlet konumuna getirilen TOKİ idaresine verilen geniş yetkiler hatta imar planlarını yapabilmesi, Milli Emlak, Hazine ve de özel arazilerin üzerinde dilediği gibi tasarruf edebilmesi inşaat sektörünü bugünkü haline getirmiş durumdadır. Merak edilen bence şudur: Şimdiye kadar boş durumda olan bu araziler birden konut ve sanayi alanlarına nasıl geldiği, bu büyük rant içinde neler olduğu, kimlerin kazanıp kimlerin kaybettiği, daha önemlisi de bu furya içinde dar gelirlilerin konut sahibi olup olmadığıdır. midir? Bunun cevabını da lütfen sizler veriniz. 88 yıllık Cumhuriyet Dönemi’nde hala okuma-yazma bilmeyen, anası ve babasının istediği doğrultuda evlenebilen; aksi halde canından olan, kadın sorunlarını ve erkek egemenliği hastalığını ortaya koyan bu hanım arkadaşı da ayrıca kutlarım. Fikret TORAMAN Gönül arzu ederdi ki bu toplantıda belediye başkanımızın dışında Bakırköylü yöneticilerin, meclis üyelerinin, bürokrat ve siyasetçi kesimlerin temsilcileri de bulunsun. Çünkü bir araya gelmek sadece çeşitli bölge temsilcilerini toplamak yerine toplantının gündem ve özellikle amacına uygun bir oluşturma yapılabilirdi. Özetle geceye dönersek sayın dernek başkanının konuşması maalesef gürültüden dinlenemedi, dolayısıyla derneğin kuruluş ve çalışma alanı topluma duyurulamadı. KONUT SEKTÖRÜ - MİMARLIK - ŞEHİRCİLİK TOKİ yönetimi eski başkanı şimdi bu işlerin anahtar konumunda olna Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na getirilmiştir. İstanbul ve çevresinde çok yoğun bir bçimde gelişen bu yeni yerleşim yerlerinin hepsinde altyapı, ulaşım, alışveriş imkanları önceden planlanmış mıdır ya da bu planlanma uluslararası şehircilik ve imarcılık yasasına uygun mudur? (Böyle olmadığı bazı ulusal gazetelerimizde görülmüştür) Ayrıca bu inşaatların dar gelirli kesimlerin kesesine uygun mudur? Bu kesimdeki insanlara bir yararı var mıdır? Bence bu sorunlara olumlu cevap vermek kolay değildir. Ayrıca bu semtlere İstanbul’da vasıtasız ulaşmak mümkün olmadığı gibi şehirciliğe uymayan şekillerde gelişigüzel ve günlük projelerle İstanbul içinde yapılan alt üst geçitler, tüneller, bu şehri içinden çıkılmaz bir köstebek yuvasına dönüştürmüştür, yani sıradan bir vatandaşın buralara ulaşması çok zorlaşmıştır. Binaların satış fiyatlarına bakıldığında metrekarelerin 6.000- 12.000 Dolar/metrekare arasındadır. Bu fiyatlar şahsi görüşüm olarak uçuktur, yürürlükte olan bayındırlık birim fiyatlarının kat kat üstündedir, zirvededir. Bir başka konuda ilanların büyüklüğüne ve fiyatlarına bakıldığında sektörün de yavaş yavaş doyuma ulaştığı, satış zorluğuna girdiği görünümündedir. Halbuki devletin konut politikası bu yönde değil; çoğunluğu temsil eden sosyal sınıfa konut üretmek olmalıdır. Diğer yanda hükümetçe alınan yeni bir karar da bence konut sektörüne büyük boyutta darbe vurmuştur. (Yargıda, Danıştayda, Yüksek Savcılar Hakimler Kurulu’nda, eğitimde yapılan değişiklikler) bu sektörde de uygulanmak istenmekte, dolayısıyla çarpık yapılanmaya prim verilmektedir. 3 Ekim 2011 tarihi Dünya Mimarlar Günü idi; - buradan tüm mimar, mühendis dost ve meslektaşlarımın bu mutlu gününü kutluyorum. Bu tarihlere rastgelen (getirilen) bir yanlış uygulamayı da bu vesileyle bilgilerinize sunmayı borç biliyorum. Hükümetimizin yeni çıkardığı “KANUN HÜKMÜNDE KARARNAME” ile TMMOB ve faaliyetleri yukarıda arz ettiğim çevre ve şehircilik bakanlığına bağlanmıştır. Bu şekilde demokratik tüm ülkelerde şart olan bir denetim iki dudak arasına terk edilmiştir, 1954 yılından beri “ÖZGÜR ve KAMUSAL KİŞİLİK” taşıyan bu odalarda yukarıda saydığım kurumlar gibi siyasetin emrine; hem de TOKİ gibi devlet içinde devlet olan bir kuruma monte edilmiştir. Bu saygın odalarımızın bu uygulamaya verecekleri tepkiyi merak etmekteyim. 1954’ten beri bağımsız ve Türkiye’nin en iyi çalışan sivil toplum kuruluşu örneklerini sergileyen odalar adına endişe duyuyorum. Çünkü bu saygın denetimden bypass edilen konut sektörü daha da çarpıklaşmaya mahkum edilmiştir. Çünkü onlar artık bağımsız mesleki kuruluş değil “BAĞIMLI KURUM” olacaklardır, zaten hangi kurum bağımsız kaldı ki?.. Bunan sonra bu odaların faaliyetlerini mesleki sicillerinin kontrolü anılan bakanlığın genel müdürlüğü tarafından dizayn edilecektir. Bu zihniyet içinde çarpık yapılaşma önlenebilir mi? Zaten Görülen köy klavuz istemez derler ya; geçen haftalarda konut sektörünün ve yandaşlığın kaymağını yiyenlerden bir işadamı “ELİMDEN GELSE TÜM TMMOB ve SİVİL TOPLUM ÖRGÜTLERİNİ KAPATIRIM” demişti, işte bu sektörde mantar gibi sonradan biten ve devletin arazileri üzerinde holdingler oturtanlar bu düşüncededirler, bu noktada sormak lazım demokratik ülkelerde yönetim halkın mıdır; yoksa yukardaki örnekte görülen kişilerde Böyle bir önemli teşebbüse cesaretle atılanlarında tabi ki zamana tecrübeye ihtiyaçları olduğunu düşünüyorum. Tekrar ediyorum çeşitli kesimlerden de olsa 600-700 kişilik bir kalabalığı toplayarak eğlenceli bir gece yaşatmakta başarı sayılmalıdır. Bu arada bendeniz de kişisel görüş olarak değerli kurucu ve arkadaşlarının iznini alarak söylemek istediğim bir şey daha var. 1968’lerde de 6. filo ile başlayan ve yüzlerce değerli bilim adamlarımız gazeteci ve gençlerin katledildiği, kaybolduğu “FAİLİ MEÇHUL” dönemini slayt bile olsa bu toplantı da çok fazla gerekli olmayabilirdi. Çünkü hem derneğin amacı açısından yersiz kaldı; hem de hepimizin yüreğini bir kez daha sızlatmış oldu. Faili meçhuller ile 68 dönemi olaylarını canlı olarak yaşamış, görmüş birisi olarak onların unutulmasını istediğim şeklinde yorumlanmasın sakın ha, aksine o günlerin bir daha yaşanmamasını gönülden isteyenlerdenim. Özetlemek gerekirse yakın tanıdığım başkan ve kurucuları ayrıca konuşma yapan bayan arkadaşı da tekrar yürekten kutluyorum. Bu vesile ile Van ilimizideki deprem faciasında hayatını kaybeden tüm vatandaşlara, ayrıca bir süre önce katledilen 30 kişilik silahlı kuvvetler mensuplarımıza da Tanrı’dan rahmet, ailelerine başsağlığı, yaralılara acil şifalar diliyorum. Saygılarımla... 15 Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Eğitim Araştırma Hastanesi’nin ormanlık arazisinde çevre düzenlemesi ve ağaç dikimi çalışması 1 yılını doldurdu “BAKIRKÖY’ÜN YEŞİL ALANINI KORUYARAK BÜYÜK HİZMET YAPTIK” Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Eğitim Araştırma Hastanesi’nde geçtiğimiz yıl başlatılan hastanenin ormanlık arazisinde çevre düzenlemesi ve ağaç dikimi çalışmaları 1. yılını doldururken, hastane Başhekim yardımcısı Bülent Köseahmetoğlu’dan yapılan çalışmalar ve çalışmaların son durumu hakkında bilgi aldık. Köseahmetoğlu, yapılan çevre düzenlemesi ve ağaç dikimi çalışmalarında sona yaklaşıldığını belirterek, hastane bahçesine binlerce fidan dikimi ve çiçek ekimi yaptıklarını söyledi. 1 yıl boyunca bazı kötü durumlarda yaşadıklarını ifade eden Bülent Köseahmetoğlu, özellikle bazı sivil toplum kuruluşlarının hastane bahçesinde yapılan çalışmalar ile gerek vatandaşlara gerekse medyaya yanlış bilgiler verdiklerini söyledi. Tüm engellemelere rağmen çalışmalarını azimle sürdürdüklerini ve sona yaklaştıklarını vurgulayan Köseahmetoğlu, bu süreçte Bakırköylülerden bekledikleri desteği ise göremediklerini ifade ederek sitemde bulundu. Sayın Köseahmetoğlu, geçtiğimiz yıl hastane bahçesinde çevre düzenlemesi ve ağaç dikimi çalışmaları başlattınız. Çalışmanın üzerinden 1 yıl geçti. Çevre düzenlemesi ve ağaç dikimi çalışmaları tamamlandı mı? Son durum nedir? Çevre düzenlemesi ve ağaç dikimi çalışması, sorumlu olan ekiple birlikte çok ciddi bir şekilde takip edildi. Bu çalışmayı ağaçların dikileceği yerlerin belirlenmesinden korunmasına kadar hassasiyetle yaptık. Yapmaya da devam ediyoruz. Hastanemizin sınır boylarına ciddi oranda ağaç dikimi yaptık. Ağaç derken vatandaş yahu nerede ağaç dikildi gibilerinden bazen soruyor. Tabi bizim toplumda ağaç anlayışımız büyük devasa bir kitle olarak algılanıyor. Bunlar fidan şeklinde ileri de ağaç olacak. Çatalca Orman Fidanlığı’ndan tutun, Göktürk Orman Fidanlığı’na kadar İstanbul’un önemli fidan üreten fidanlıklarından buraya kamyon kamyon fidan getirttik. Meyve ağaçları diktik.Meyve ağaçlarının dikimini diğer fidanlar kadar yoğun bir sıklıkta yapamadık ama en azından hastanemizin pazar yolu tabir edilen alt kısmına boylu boyunca ıhlamur, elma, erik, dut gibi değişik meyve ağaçları diktik. Fakat burada bir sıkıntımız var. Vatandaş bu arazide gezerken dikili ağaçları etrafta bulunan köpekleri kovalamak için kırıyor. Burada hafta sonu daha sakin olduğu için çalışma ekibimle birlikte yapılan çalışmaları koordine ve kontrol etmek için hafta sonlarını da genelde burada geçiriyoruz. Bu süre zarfında görüyorum. Adam eşofmanını giymiş spor yapacak, fakat ileri de köpekleri görüyor ve hemen yanında bulunan ağacı kırıyor, kıramasa bile yarım bırakıyor ve zarar veriyor. Yada ağaçları sabitlemek için diktiğimiz kazıkları söküyor, ağaç bu sefer yatıyor. En üzüldüğüm şey dikili ağaçların kırılıyor olması. Çok çiçekte diktik buraya. Şimdi sayı vermek istemiyorum sayı verdiğimiz zamanda bu sefer vatandaş tek tek sanki ben bir şey yapmışımda yanlış olmuş gibi onun karşısına sayarak bu kadar değil, bu kadar diye bir rakam çıkarmaya çalışıyor. En üzüldüğümüz noktalardan birisi de cumartesi-pazar günleri buraya pikniğe gelen vatandaşların, bu dikili ağaçları, çiçekleri söküp, götürüyor olması. Yahu kardeşim bu ağacı söküp götürdüğün zaman diksende işe yaramaz. Çünkü kökü hava alıyor. Orman mühendisi görevlendirdik. Bu orman mühendisinin burada kurmuş olduğumuz bahçe ekibine vermiş olduğu eğitimler var. Onları bilinçlendirdi. Nasıl ekilir, nasıl dikilir, nasıl sulanır gibi. Bizde bundan istifade ettik ve örendik. Bize de anlatmasını istedik. Ağaç dikiminden ağaç bakımına kadar bitki dikiminden bitki bakımına kadar yeşili koruma adına bir çok şeyi öğrendik. Ve bu doğrultuda hastane bahçesine binlerce ağaç ve çiçek diktik, dikmeye de devam ediyoruz. Ayrıca hastanemizin kurucusu Mahzar Osman ve ve meşhur düşünen adan heykellerini bakıma aldık ve bu çalışmayı da tamamladık. Hastanenin simgesi olan bu heykelleri güzelleştirdik. Tüm bu çalışmalar sonucunda Bakırköy’ün yeşil alanını korumakla büyük bir hizmet yaptığımıza inanıyoruz. ‘’BAKIRKÖYLÜ’YÜM DİYE ORTADA GEZEN KİŞİLERDEN DESTEK GÖRMEDİK’’ Çevre düzenlemesi ve ağaç dikimi çalışması sırasında bir takım sıkıntılarda yaşadınız. Bazı gruplar yapılan çalışmayı eleştirerek, hastane bahçesindeki ağaçların kesildiğini söylediler. Bu konular ulusal TV kanallarına yansıdı. Bu konuda ne söylersiniz? Belli sıkıntıları yaşamış biri olarak bu tür şeyleri pek ciddiye almam. O zamanda size söylemiştim. Bunlar rüzgar gibi gelip geçer ama rüzgar estiği zaman dalı, yaprağı sürükler bunlar hiçbir şey kıpırdatmaz, sadece böyle havada kalır. O dönem değişik çevreleri kullanarak ne maksatla da yaptıklarını bilmiyorum ben siyasetçi değilim, ticaretçi değilim, yatırımcı değilim ben doktorum yahu. Burada tıbbi hizmetin yanında bir de bireysel olarak kurumsal olarak bazı şeylerden fedakarlık yaparak mesai saatleri dışında bir şeyler yapmaya, ortaya bir şeyler koymaya çalışıyoruz. Bundan ben herhangi bir ek gelir etmiyorum bir şey kazanmıyorum aksine başka yerde değerlendirebileceğim zamanımı burada da faydalı bir şey yaptığıma inandığım için burada harcıyorum. Gittiler değişik çevrelerde, değişik kişileri kullanarak utanmadan kameralarla haberler yaptırdılar. Hatta bordür taşlarının resimlerini çekerek gazetelere gönderdil- er, dediler ki burada bakın moloz atılıyor. Yahu kardeşim moloz atmak ayrı bordür ayrı. Tüm bunlara rağmen biz doğru yaptığımızı bildiğimiz için, doğru olduğuna inandığımız için ve hastanedeki mesai arkadaşlarımızın fikirlerini de aldığımızdan onların takdirlerini ve teşviklerini gördüğümüzden çalışmalarımıza devam ettik. Binlerce küçük küçük fidanlarımız var. Bunların yarısı tutsa gene muhteşem bir ağaç ormanı olacak ileride. Çuvallar dolusu meşe palamudu diktik buraya. Meşe ormanlarımız olacak burada. Bunların meşe palamutlarını rastgele araziye atmadık. Belli bir nizamda ve intizam içinde diktik. Her gün bir şey yapmaya devam ediyoruz. Fakat bu çalışmaları maalesef Bakırköylü dostlarımızdan göremiyorum. Bakırköy’e bir şey yapma mücadelesinde ben Bakırköylünün Bakırköylüyüm diye çıkıp ortada mücadele verdiğini söyleyen kişilerin desteğini görmedim. Bu mücadele illa belli alanlarda değil, dedik ki bazı arkadaşlarımıza, ablalarımıza, dostlarımıza gelin bahçe sizin ne yaparsanız destek vereceğiz. 220 bin Bakırköylü var. 10 bini bir fidan getirip şuraya dikse 10 bin ağaç yapar. Böyle bir mantığımız yok. Sadece konuşuyoruz. Buradaki amaçlarımızdan birisi de hasta yakınları buraya geldiği zaman burada temiz bir ortam görsün, hastalarında ne kadar güzel bir ortamda olduğuna bizzat şahit olsun. Bizi eleştirenler, kamera çekimi yaparak gazeteler TV’lere yanlış beyanlarda bulunanlar, haber ajanslarını yanlış yönlendirenler mahcup olmuyorlar mı? Binlerce ağaç dikildi, ağaçlar bakıma alındı, periyodik olarak her gün ilaçlama yapılıyor burada bunları görüp mahcup olmuyorlar mı? Ben bunu merak ediyorum. Pankartlar yaptırdık. Çevre düzenlemesi ve ağaç dikme çalışması yapılacaktır. Bunu bir kampanya olarak algılayıp, buna destek olmak isteyen sevgili Bakırköylülerin desteğini bekliyoruz yazılı. Bazı kişiler bu pankartları söktü, yırttı, bunları sökenler utanmıyorlar mı? Veya arkadaşlarıyla sohbet ederken biz böyle faydalı bir çalışmanın pankartlarını nasıl yırtıp attık diyerek kahkahamı atıyorlar çok merak ediyorum. Bunlara inat destek olunması gelip burada bir şeyler yapılması lazım. Bakırköylülere bir mesajınız var mı? Bakırköylü şundan emin olsun, bütün boş zamanımızı değerlendirmek amacıyla ağaç dikimiyle tamamlayacağız. Merak eden, refakat etmek veya destek olmak isteyen olursa buyursun gelsin. Bana müracaat edebilirler. Uzaktan bu arazi bizim demekle olmuyor. Madem bu arazi bizim herkes gelsin sahip çıksın. 200 bin Bakırköylü var. bunun yüzde 5’i ağaç dikse 10 bin ağaç olur. Yavuz ARPACIK 16 Sakızağacı Mahallesi’nin Şükran Ablası’ndan ÖRNEK DAVRANIŞ PINAR KUMSAL EKİM Ekim… Sonbaharın simgesi sararmış, dökülen yapraklar ve yağmur zamanı… Şimdi içe gömülme anı… Ayrılıkların, ölümlerin geçmişle dönüşümlü tekrarlanması… Dibe vurup, ağzını, burnunu kırıp, dizleri kanattığında, yeniden kendini sorgulama günleri… Boşluklar, boşluklar, boşluklar... Yalnız doğup, yalnız ölmenin bilinci… Ekim… Kendini avutmanın yeni gündoğumu… Düne dair hatırlanmaması gereken ne varsa unutma çabası… Yaşama dair, aşka dair hayalleri yok etme çabası… Gerçeklerin tam zamanı… Bebeğin emeklemesi gibi, zor olana yürüme gayreti… Geçmişe dair acıları gömme, geleceğin muamma olduğunu kabul edip, as olan şu anı kabul ediş… Ekim… Ne kadar ektiysek, biçme ve toplama sevinci… Güdümsüz, özgürlüğün seçildiği vaktin gong sesi… Radyoda ne çaldığının önemini yitirip, beyin dalgalarından, dudaklara dökülen şarkının sözlerinin ehemmiyeti… Ekim öğretiyor… Bu hayat çok kişilik değil, tekil kişilik… Zamanın alıştırıp, küllerinden yeniden doğmak… Güç ve bir yerden diğer yere taşınma vakti… Masalların prensi veya prensesi olarak büyütülürken, anladık ki gerçek farklı, güçlü güçsüzü çiğ çiğ yer… Ekim öğretti… Fırtınalarda gemiyi koruyan değil, limana kimin yanaştırdığı önemli olan… SON SÖZ: Bütün şehit ailelerinin başı sağolsun. Parçalandık, lime lime olduk, dudağım lal oldu. Sanırsam umutlar gün geçtikçe tükeniyor. Gerçekleri görmek dileği ile... Kullanım süresi dolan ve yaşadığımız ortamdan uzaklaştırılması gereken her türlü katı malzemeye katı atık veya çöp denir. Katı atıklar evde, okulda, hastanede, endüstride, bahçelerde ve daha birçok yerde oluşabilir. “Çöp” olarak adlandırılan katı atıkları kesin bir tanıma sığdırıp belirli adlar ve maddelerle sınırlandırmak imkânsızdır. Daha doğrusu; Çöpü üreten, atarak kurtulmak isteyen, toplayan, ayıklayan, kullanan ve imha eden kişiye göre değişen tanımları yapılabilir. Katı atıkları üreten ve atıp kurtulmak isteyen bizler için; hiçbir değer ifade etmeyen her şey çöptür. Fakat hepimizin göz ardı ettiği bir şey var ki, o da hiçbir değer ifade etmediği için “çöp” diye adlandırıp attığımız maddelerin doğaya karışması nesiller boyu sürüyor. Bu nedenle en sağlıklı ve uygun çözüm geri dönüşüm... Ambalajlar, kağıt ve kartonlar, organik çöp ve diğer çöpler adı altında atıkların ayrılması gerekiyor. Kendi mutfağımızda başladığımız doğru çöp ayrımı sonucunda oluşan çöpleri, daha oluştuğu sırada ayrı ayrı birik- tirirsek, bir ayırma yaparsak fazla değer kaybetmeden tekrardan geri kazanılmasını sağlıyoruz. Böylece çöp ayırarak hem çevremizi korumuş hem de tasarruf etmiş oluyoruz. Bu konuda bilinçli bir tüketici olan Bakırköy Sakızağacı Mahallesi’nde oturan 64 yaşındaki Şükran Erez 4 yıldır, oturduğu mahalledeki tüm çöpleri ayrıştırarak hem çevreye karşı duyarlı davranıyor hem de mahalle sakinlerine örnek olup bu konuda çalışma yapan Bakırköy Belediyesi’ne katkı sağlıyor. 4 yıl önce televizyon kanallarında çöp ayrıştırma ile ilgili haberleri görünce kendisinin de çevreye, doğaya ve insanlara karşı sorumluluğunu yerine getirmek zorunda olduğunun farkına vardığını ifade eden Erez, çoğumuzun göz ardı ettiği bizim için hiçbir değer ifade etmediği için “çöp” diye adlandırıp attığımız maddelerin önemli bir bölümünün çok değerli hammadde olduğunu ve tekrar- dan kullanılır hale getirilebildiğini ve böylece ülke ekonomisine de çok büyük katkı sağlandığını söylüyor. “Çöp ayırarak hem çevremizi korumuş hem de tasarruf etmiş oluyorsunuz’’ diyen Erez, çöpten sakınmak için elinden geleni yapıyor ve her yere çöp atıp çevreyi kirletenleri de mutlaka uyarıyor. Evinin bahçesinde plastik kapakları, atık pilleri, kağıt çöpleri ve diğer evsel atıkları ayrı ayrı biriktiren Erez, mahalle sakinleri tarafından da örnek alınarak bu çalışmayı tüm Sakızağacı Mahallesi’ne yaymış durumda. Komşularının da kendisine bu konuda çok yardımcı olduğunu belirten Erez, mahallede neredeyse tüm sakinlerin çöpleri ayrıştırarak kendisine teslim ettiğini söylüyor. Bakırköy Belediyesi Temizlik İşleri Müdürlüğü tarafından her cuma evinin bahçesinde ayrıştırdığı çöplerin alındığını da belirten Erez, mahalle Muhtarı Sabri Amanat’ın da kendisine bu konuda her türlü desteği sağladığını dile getiriyor. 40 yıldır Bakırköy’de yaşayan Şükran Erez, çevre ve insanlar için çöp ayrıştırdığını söylerken, yaptığı çalışmadan dolayı Bakırköy eski Kaymakamı Dursun Ali Şahin’den aldığı teşekkür belgesini ise evinin baş köşesinde saklıyor. (Arzu BERATOĞLU) İSTANBUL’UN KURTULUŞU BAKIRKÖY’DE KUTLANDI İstanbul’un düşman işgalinden kurtuluşunun 88. Yıldönümü Bakırköy Cumhuriyet Meydanı’nda düzenlenen törenle kutlandı. Bakırköy Kaymakamı Yakup Vatan, Bakırköy Askerlik Şube Başkanı ve Garnizon Komutanı Per.Alb.İhsan Bursalı, Bakırköy Belediye Başkanı Ateş Ünal Erzen, mecliste grubu bulunan siyasi partiler, mecliste grubu bulunmayan siyasi partiler, kamu bankaları, sivil toplum örgütleri ve spor kulüplerinin Atatürk Anıtı’na çelenk koymasıyla başlayan tören 1 dakikalık saygı duruşunun ardınan, İstiklal Marşı’nın okunmasıyla sona erdi. 17 Bakırköylü muhtarlar mevcut kanunların muhtarlara yetki verirken cömert davrandığını fakat ödenek verirken bu cömertliği göstermediğini söylüyorlar. Muhtarlarlıklar tarafından verilen yerleşim yeri belgesi (ikametgah) ve bazı belgelerin nüfus müdürlüklerince verilmesinin gelirlerinde büyük düşüşe neden olduğunu söyleyen muhtarlar; yetki ve sorumluluklarının ve verilen ödeneklerin günün koşullarına göre yeniden düzenlenmesini istiyorlar. NE OLACAK BU MUHTARLARIN HALİ? ATAKÖY 3-4-11 MAHALLE MUHTARI FEHAMET BERK: “MUHTARLAR BORÇ İÇİNDE YÜZÜYOR” Tüm Türkiye’de özellikle köy muhtarları olsun, mahalle muhtarları olsun icralık durumda, borç içinde yüzüyor. Ayrıca muhtarlar yalnız bırakılmış. Muhtarlarla ilgili çok eski 1944 yılında çıkmış bir kanun var, yeni bir kanun yok. Dolayısıyla düzenleme yapılması gereken çok konu var. Muhtarların elindeki bu sorumlulukları ya alınacak ya da devlet muhtarlara belli bir maaş bağlasın. Vatandaşla para konusunda haşır neşir olmayalım. Bu konuda Mali İdareler Genel Müdürlüğü ile görüşmeler yapılıyor. Kayıt yetkisi muhtarlardan alındı ama bütün devlet kurumları hala gelip muhtarlıklardan bilgi alıyor, sonra bu tebligat olayı bizi sıkıntıya sokuyor. ATAKÖY 1. KISIM MAHALLE MUHTARI KASIM YILDIZ: ‘’HİÇ İŞLEM YAPMADIĞIMIZ GÜNLER OLUYOR” Muhtarlıkların sıkıntıları son yıllarda daha çok arttı. Devlet tarafından verilen 370 TL civarındaki ödenek açıkçası yetersiz. Muhtarlıklar işyeri olarak görüldüğünden elektrik olsun, su olsun yüksek geliyor. Ayrıca internet masrafı, kırtasiye masrafı bizi zor durumda bırakıyor. Kış aylarının gelmesi itibariyle de ısınma giderleri artacak. Özellikle benim muhtarlığını yaptığım Ataköy 1. Kısım gibi küçük mahallelerde bazı günler hiçbir işlem yapmadan, evrak vermeden 1 gün boyunca sadece oturuyoruz. Hükümetimizden muhtarların durumu için bir çözüm bekliyoruz. ŞENLİKKÖY MAHALLE MUHTARI MÜMİN SAVAŞ GÖKTAŞ: ‘’MUHTARLARIN HERHANGİ BİR HÜKMÜ KALMADI’’ Ben 2009 yerel seçimlerinde muhtar oldum. Daha önceki dönemleri bilmiyorum. 5490 sayılı kanun çıkınca muhtarların herhangi bir hükmü kalmadı. Biz sadece ve sadece vergi memurlarına, PTT’cilere çalışıyoruz. Diğer belgeleri vatandaşlar Nüfus Müdürlüğü’nden veya T.C. Kimlik Numarası ile sistemden görebiliyor. Kurumlarda artık muhtarlardan herhangi belge istemiyor. Özlük haklarında sıkıntılar var. Su, elektrik, kırtasiye masraflarını, ısınma giderlerini biz buradan kazandığımızla karşılamaya çalışıyoruz ve muhtarlara verilen ödenek bunları karşılamakta yetersiz kalıyor. ATAKÖY 2-5-6 KISIM MUHTARI CANAN ERGÜN: “GEÇİNİYORUZ AMA ZORLANIYORUZ” Yerleşim yeri belgesini nüfus müdürlükleri de veriyor. Onun için gelirlerimizde bir azalma oldu. Geçiniyoruz ama zorlanıyoruz. Bütün giderlerimizi kendimiz karşılıyoruz, ama bir çözüm olur diye bekliyoruz. Durumumuz ne olacak, yetkisel de şikayetlerimiz var. Mesela kayıtlarla biz ilgilenmiyoruz ama gelip bize soruyorlar, adliye bize soruyor, icra bize soruyor, ama bizde doğru dürüst bir kayıt yok. Nakil hiç yok. Bu sıkıntı, sonra ne olacak. Tabi ki vatandaş T.C Kimlik Numarası’nı söylediği zaman her türlü hizmet ayağına gelsin ama bu arada muhtarların durumu ne olacak. Bunu merak ediyoruz. Sorunlar bize ait ama maddesel boşluk içindeyiz. ZEYTİNLİK MAHALLE MUHTARI EMEL ÇELİK: ‘’ZOR DURUMDAYIZ’’ Muhtarlar olarak sıkıntılarımız büyük. Gerek giderlerimiz olsun gerekse nakil işlemlerinin muhtarlıklardan alınması olsun bize büyük sıkıntı yaşatmakta. Bu sıkıntılarımızı tüm Türkiye bilmektedir. Bunun içinde bir çalışma yapıldığını biliyoruz. Ama hala bir sonuç alınamadı. OSMANİYE MAHALLE MUHTARI SERDAR UZUNOĞLU: ‘’TÜM TÜRKİYE’DE MUHTARLARIN SIKINTILARI ORTAK’’ Osmaniye Mahallesi olarak Bakırköy’ün diğer mahallelerine oranla ekonomik gücü daha az olan mahalleyiz. Sıkıntılarımıza bakacak olursak ise diğer mahalle muhtarlıkları ile aynı sıkıntıları yaşamaktayız. Hatta Tüm Türkiye’deki muhtarlıkların sıkıntıları ortak. Gelir-gider dengesizliğimiz var. Bununla birlikte nakil işlemlerinin muhtarlıklardan alınması da bizi zor durumda bırakıyor, bir karışıklığa sebep veriyor. Ama mahallemiz için özverili bir şekilde çalışarak bu sıkıntıları atlatmaya çalışıyoruz. Bu yönde de tüm mahallelinin bize destek olmasını, muhtarlıklara sahip çıkmasını istiyorum. Çünkü muhtarlar vatandaşlar ile devlet arasında bir köprü görevi görmektedir. KARTALTEPE MUHTARI YILMAZ UFUK: ‘’MUHTARLARIN DURUMU İLE İLGİLİ DÜZENLEME YAPILMALI’’ Muhtarlıkların sıkıntıları çok fazla. Devletimizin verdiği ödenek yetersiz. Ayrıca artık bazı evrakların nüfus müdürlüklerinden alınması, e-kayıt sistemine geçilmesi bizi zorladı. Tabi ki, e-kayıt sistemi oturduğu zaman güzel bir sistem ama bu sistemi getirdikten sonra muhtarların durumunu da düşünerek, bir düzenleme yapılması gerekli. Bu yönde görüşmeler oluyor. Güzel fikirlerde ortaya atılıyor. İnşallah bir an önce muhtarların durumu ile ilgili bir çalışma yapılır. Aksi taktirde muhtarların durumu daha da kötüye gider. BASINKÖY MUHTARI MUSTAFA AYTEKİN: “NÜFUS MÜDÜRLÜKLERİNİN ŞUBELERİ GİBİ ÇALIŞIYORUZ” Muhtarlıklar eskisi gibi ikametgah verme, nüfus cüzdanı verme kurumu değil. Nüfus İdareleri hepsini yapıyor. Nüfus idareleri bu işi yaptıktan sonra da muhtara git, muhtara kaydol demiyor, öyle bir zorunluluk yok. Muhtarın bir kayıt tutma zorunluluğu yok. Ama buna rağmen emniyet geliyor, adliye geliyor, icra geliyor, tebligat geliyor. Bize sunulan bu şartlarda bizim mahalle muhtarlığını devam ettirmemiz mümkün değil. Şahsen benim burada aylık gelirim 700-800 TL oluyor. Gidere gelirse biz ticarethane kapsamında elektrik ödüyoruz. Burada kalorifer yok, elektrik sobası ile ısınıyoruz. Bize geliyor 200-250 TL sadece elektrik parası. Devletin burada verdiği hiçbir şey yok. Muhtarları siz elektrik paramı öde, su faturamı öde diyecek duruma düşürürseniz bu olmaz. Onun için önümüzdeki yasama yılında çıkacak yasada bu konuları dikkate alarak bunun finansı sağlanmalı, bu yapılmadığı taktirde mahalle muhtarlıklarının kesin kaldırılması lazım. Bu şartlarda götürmeye çalışırlarsa, önümüzdeki 2014 yılında yapılacak yerel seçimlerde muhtar adayı bulamazlar. YENİMAHALLE MUHTARI NİHAT ŞAHİN: ‘’DEVLET TARAFINDAN VERİLEN ÖDENEK YETERSİZ’’ Türkiye’de köy ve mahalle muhtarları devletten 370 TL civarında bir ödenek almaktadır. Fakat alınan bu ödenek muhtarlıkların masraflarının karşılanmasında yeterli değildir. Muhtarlığın elektrik, su, ısınma giderleri, kırtasiye masrafları bu rakamın çok üstünde olmaktadır. Özellikle nakil işlemlerinin de muhtarlıklardan alınması sonucu büyük sıkıntılar yaşamaktayız. Bu sorunların bir an önce giderilmesi ve muhtarların rahatlatılması gerekir. Vatandaşlarımızdan da muhtarların yanında olmalarını ve bizlere destek çıkmasını istiyorum. (Yavuz ARPACIK) 18 “Yangın ve Yangınla Mücadele” eğitim semineri Ataköy’de yapıldı. “DOĞALGAZ YANGINLARINA SUYLA MÜDAHALE ETMEYİN” YASEMİN BAYER BENİM SEVGİLİ OKULUM ya da ATAKÖY İLKOKULU Çocukluktan belleğimizde kalan en güzel anılardan biridir ilkokul yılları. Okumayı yazmayı öğrenmek, günün belirli saatlerinde öğretmenin ve yeni tanıştığın akranlarınla bir arada olmak, teneffüslerde istop ya da yakan top oynamak, okulda çeşitli etkinliklere katılmak, sınıf başkanı seçilmek, kol çalışmalarında görev almak, bale yapmak, piyano çalmak, sınıflar arası yarışmalar… Bizim de İlkokul yıllarımız çok güzel geçti. Her sabah Ataköy 1. Kısım’da bulunan evimizden 2. Kısım’daki okulumuza yürüyerek giderdik. Okulumuzun Müdiresi Nadide Arcan çok sevip saydığımız muhteşem bir eğitimciydi. Her sınıfın küçük bir odası vardı. Paltomuzu ya da ceketimizi orada askıya asardık. Ayrıca orada herkesin bir ayakkabı torbası bulunurdu. Sınıfa girmeden o torbadaki ayakkabıları giyer, sınıfımızın temiz olmasına özen gösterirdik. Okulun ilk açıldığı yıl biz üçüncü sınıftaydık. Ve okulumuzun üçüncü dönem mezunu olduk. Okulumuzdan mezun olan öğrencilerin hepsi iyi birer meslek sahibi oldular. Bizim öğretmenimiz Seher Tosyalıoğlu idi. Ama diğer öğretmenler de bizleri tanır ve ilgilenirlerdi. Mediha Eroğlu, Ayşe Ülgür, Tülay Öğretmen, Neliha Saner, Nermin Öğretmen, Bedriye Öğretmen, Cavidan Demirel ilk aklıma gelenler… Bugünde onları sevgi ve saygıyla anımsarım. Okul korosunu kuran ve bizlere mandolin çalmayı öğreten değerli Cengiz Öğretmen ve okulun bale öğretmeni Calibe Hanım… Hepsi de gerçek öğretmendiler… Mesleğini ve öğrencilerini seven… Aradan yirmi altı yıl geçti… Oğlum da aynı okuldan mezun oldu. Bu tarifi imkansız çok hoş bir duygu… Doğal olarak bizim zamanımızdan tanıdık kimse kalmamış hatta ne yazık ki birçok öğretmen ve Müdiremiz Nadide Arcan’da dünyasını değişmişti. Zamanının en modern okul binasıydı… Ataköy İlkokulu… Bugün yeni bir ders yılına başlamış olan okulumuzun önünden geçerken çocukluk günlerime döndüm. Yalnızca eski günleri değil, yitirmiş olduğum çok sevgili aile büyüklerimi anımsarken, gözlerimden süzülen yaşlar üstüme yağan yağmur damlalarıyla yarış edercesine yuvarlanarak yere düşüyordu. Ben ise sanki zamanın geçmesini durdurmak istercesine, hızlı hızlı yürümeme devam ettim. Ve bir karara vardım: Bugün değil ama bir gün muhakkak okulumu ziyaret edip, bir zamanlar koştuğumuz koridorlarda geçmiş zamanı içime çekerek dolaşacağım… Öyle mutlu oldum ki! Ve… Okula yeni başlayan minik öğrencilerin de bir gün bizler gibi okulları ve öğretmenleriyle gurur duymalarını ve başarılı bir eğitim dönemi geçirmelerini dilerim. Bakırköy Belediye Başkanlığı Sivil Savunma Uzmanlığı tarafından düzenlenen “Yangın ve Yangınla Mücadele” eğitim semineri Ataköy 7.8. Kısımda bulunan Sivil Savunma Uzmanlığı hizmet biriminde yapıldı. İstanbul İtfaiyesi Eğitim Uzmanı Yusuf Uğurlu’nun verdiği eğitim programına Bakırköy Belediye Başkan Yardımcısı Güngör Gün, Bakırköy Belediyesi Sivil Savunma Uzmanı Abdullah Gezer, Mahalle Gönüllüleri Arama ve Kurtarma (MAG) ekibi, Bakırköy Belediyesi Arama Kurtarma Timi (BAKUT) üyeleri katıldı. Eğitim Uzmanı Yusuf Uğurlu yaptığı konuşmada kış geldiği için doğalgaz menfezlerinin kapatıldığına dikkat çekerek, “Yangınların nedenleri arasında bilgisizlik, tedbirsizlik, ihmal, dikkatsizlik, sabotaj, kazalar ve tabiat olayları geliyor. Bu nedenlerin neredeyse tamamını ortadan kaldırmak insanların elindedir. Evinizde alabileceğiniz küçük önlemler bile yangınların olmasının önüne geçebilir. Bir örnek verecek olursam; maalesef kış geldiği için vatandaşlarımız menfezlerden soğuk geliyor diye menfezleri kapatıyor. Bu olası bir doğalgaz sızıntısında çok tehlikeli. Gaz dışarı atılamadığı için yangına sebep olabilir. Ayrıca evlerinizdeki aspiratörlerinizi yağ birikeceği için mutlaka temizleyin. Yangınların %60 sebebi de sigaradır. Sigarınızın söndüğüne mutlaka emin olun.” dedi. Uğurlu, doğalgaz yangınlarında kesinlikle suyla müdahale edilmemesi gerektiğini hatırlatarak, “Doğalgaz kaynaklı yangında sakın ocağın üstündeki ateşe suyla müdahale etmeyin. Ateş daha fazla parlar. Önce doğalgazı vanasından kapatın sonra da ya bir kapak örtün ya da ıslak bir havluyu ateşin üstüne kapatın. Ayrıca piyasada 30-40 TL’ye satılan bir yangın söndürme cihazını evinizde bulundurun. 30-40 TL ile binlerce liralık kaybın önüne geçebilirsiniz.” şeklinde konuştu. Eğitim programına katılanlar daha sonra yangına en doğru müdahalenin nasıl yapılması gerektiğini uygulamalı olarak yaptılar. ELEKTRİK ZAMMI TÜKETİCİYİ FENA ÇARPTI 01.10.2011’de yürürlüğe giren yüzde 10’luk elektrik zammı tüketiciyi fena çarptı. Artık daha çok üşüyeceğiz, daha az temizleneceğiz ve daha az harcayacağız! Daha az harcayacağız; çünkü enerjiye zam “iğneden ipliğe zam” demektir. Daha az harcamak, tasarruf anlamında değil, zaten beklenen “Ekonomik durgunluğa” katkı anlamı taşımaktadır(!) Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatı (OECD) ülkeleri içinde kişi başına gelir düzeyleri dikkate alındığında hem konut hem de sanayideki elektrik birim fiyatları açısından en pahalı ülke Türkiye olmasına rağmen; EPDK, tüketici talepleri yerine (!) elektrik dağıtım şirketlerinin elektrik satış tarife önerilerini değerlendirerek, 1 Ekim 2011 tarihinden geçerli olmak üzere, kilovatsaat bazında, vergi ve fonlar dahil olmak üzere tek zamanlı elektrik satış fiyatlarına zam yapmış ve elektrik fiyatları konutlarda yüzde 9,57 oranında bir değişimle 29,578 kuruşa yükselmiştir. Bu bağlamda, bir yıl içinde küçük küçük zamlarla yalnızca elektrikteki zam oranı yüzde 110’u geçmiş ve hem doğal gaz hem de elektrikten oluşan toplam enerji giderleri,düşük ücretliler (Emekliler, asgari ücretle çalışanlar) için karşılanamaz hale gelmiştir. Bilindiği gibi ülkemizdeki elektriğin % 50’si doğalgaz ile üretilmekte ve doğal gazın da %100’ü ithal edilmektedir. Doğalgaz pahalandıkça veya özelleştirilen şirketler talep ettikçe elektrik de pahalanmakta ve alttaki ek maliyetler de eklendiğinde tüketicinin yaşam standardı artan enerji maliyetleriyle sürekli düşmektedir. • Elektrikteki kayıp ve kaçakların 1,5 milyar dolayındaki yıllık maliyeti, elektrik fiyatlarına eklenmekte, • Elektrikteki %18 KDV, TRT Payı ve diğer kesintiler elektrik fiyatlarını yükseltmekte, • BOTAŞ’ın tahsil edemediği yüksek miktardaki alacakları ( Hükümet tarafından, başta belediyelerin silinen milyarlarca dolar olan borçları da) elektrik fiyatlarına yansıtılmaktadır. Görüldüğü gibi; Ülkemizde enerji politikaları tüketici haklarına aykırıdır. Çünkü evrensel kabul gören tüketici haklarından ve kamunun temel görevi olan “ Tüketicinin Temel gereksinimlerin ( ısınma, aydınlatma, vb.) karşılanması hakkı kapsamında gerekli enerjiye ulaşabilme oldukça zorlaştırılmıştır, enerji alanında kamu yararı ve sosyal devlet anlayışı ortadan kaldırılmış ve EPDK’ nın tanımlamasındaki ucuz enerji kullanımı yazılarda kalırken VARLIĞI sorgulanır olmuştur. TÜKETİCİLER DERNEĞİ ŞAŞIRTAN UYGULAMA HERKES GİDER MERSİN’E...(!) Bakırköy’e gelirken İncirli Caddesi üzerinde bulunan Dikilitaş Otobüs Durağı görenleri şaşırtıyor. Caddedeki otobüs durak kabinin ters yönde yapılması sonucunda kabindeki banklara oturarak otobüs bekleyenler anayolu göremiyorlar. Sırtı yola çevrili olan vatandaşlar yan oturup otobüsün gelmesini bekliyorlar. Görenleri şaşırtan bu uygulama halk tarafından tuhaf karşılanıyor. Bu uygulama, bizi yönetenlerin ne kadar başarılı olduğunun bir göstergesi değil mi?(!) 23 Bakırköy Prof. Dr. Mahzar Osman Ruh ve Sinir Hastalıkları Eğitim Araştırma Hastanesi Başhekim Yardımcısı Bülent Köseahmetoğlu; “HASTANE BAHÇESİNDEKİ KÖPEK SORUNUNA ACİL ÇÖZÜM BULUNMALI” Bakırköy’ün simgelerinden ve en yeşil alanlarından birisi olan her gün binlerce insanın giriş-çıkış yaptığı, spor yaptığı, bahçesinde piknik yaptığı Bakırköy Prof. Dr. Mahzar Osman Ruh ve Sinir Hastalıkları Eğitim Araştırma Hastanesi’nin bahçesinde bulunan köpekler sıkıntı yaratmaya devam ediyor. Hastane bahçesinde 200’den fazla köpek bulunduğunu ve bu köpeklerin Ataköy ile Zuhuratbaba’ya da yayılmaya başladığını ifade eden Başhekim Yardımcısı Bülent Köseahmetoğlu, bu konuda vatandaşlardan bir çok şikayet aldıklarını ve ilgili kurumların bu soruna acil bir çözüm bulması gerektiğini söyledi. Köseahmetoğlu gazetemize yaptığı açıklamada, hastane bahçesinde bulunan köpeklerin hem toplum sağlığı hem de bireysel sağlık açısından sakınca yaratabileceğini belirterek, “Hastane bahçesinde 3’lü 4’lü gruplar halinde dolaşan köpekler var ve her bir grupta 50-60 tane köpek bulunuyor. Hastane bahçesinde şu anda mübalağasız 200’den fazla köpek var. Ve bunlar artık Ataköy’e ve Zuhuratbaba’ya da yayılmaya başladı. Bunlar hem toplum sağlığı açısından hem de bireysel sağlık açısından sakınca yaratıyor” dedi. “HASTANE BAHÇESİNE KÖPEK BIRAKAN BELEDİYELER VAR” Hastane bahçesinde bulunan köpeklerin belli alanlarda, barınaklarda bakılması gerektiğini belirten Köseahmetoğlu, şunları söyledi: “Civardaki belediyeler ve kurumlar tarafından hastane bahçesine getirilip köpek bırakıldığına dair bilgi ve belgeler var. Bununla ilgili Kaymakamlığa yapılmış tespitler var. Bazı belediyeler hayvanları, toplama araçlarıyla getirip hastanenin arazisine bırakıyor. Ya Ataköy civarından bırakıyorlar ya da transit geçiş yapar gibi değişik yerlere bırakıyorlar. Oysa tam tersi olmalı. Belediyeler veya belli kurumlar bu sorunu çözüme kavuşturmalı.” mem değil, birilerinin düşünüp yapması lazım” dedi. Köseahmetoğlu, ayrıca köpeklerin hastane bahçesinde yapılan çevre düzenlemesi ve ağaç dikimi çalışmasına da zarar verdiklerini belirterek dikilen çoğu fidanın köpekler tarafından söküldüğünü gördüklerini de söyledi. (Yavuz ARPACIK) “HASTAMI BAHÇEYE ÇIKARIP REHABİLİTE EDEMİYORUM” Köpek sorunu nedeniyle hastaları bahçeye çıkarmaya çekindiklerini de belirten Köseahmetoğlu, “Hastane sağlıkla ilgili bir alan. Ben köpek saldırısı olabilir diye hastamı çıkarıp arazide rehabilite amaçlı dolaştıramıyorum. Böyle bir şey olabilir mi? Bu köpek sorununa mutlaka bir çözüm bulunmalı, bunu bir doktor olarak benim söyle- AK PARTİ BAKIRKÖY KADIN KOLLARI BAŞKANLIĞI’NA BERRİN TOKTAŞ SEÇİLDİ AK Parti Bakırköy İlçe Kadın Kolları 3. Olağan Genel Kurulu’nda tek liste halinde girilen seçimde delegelerin oylarının tamamını alan Berrin Toktaş, kadın kolları başkanlığna seçildi. Yenimahalle Cem Karaca Kültür Merkezi’nde yapılan seçimli olağan genel kurula, AK Parti Kadın Kolları Genel Başkanı Güldal Akşit, Ak Parti İstanbul İl Kadın Kolları Başkanı Ayfer Yaman, Teşikalattan Sorumlu İstanbul il Başkan Yardımcısı Halis Dalkılıç, Bakırköy İlçe Başkanı Mahmut Gürcan, Bakırköy Kadın Kolları Başkanı Berrin Toktaş ile çok sayıda kadın üye katıldı. Divan Başkanlığı’nı Emine Çınar Atalı’nın yaptığı genel kurul, 1 dakikalık saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunması ile başladı. Daha sonra ise protokol konuşmalarına geçildi. Ak Parti Bakırköy Kadın Kolları Başkanı Zerrin Toktaş, çalışmalarına hız kesmeden devam edeceklerini belirterek, kendilerine destek olan herkese teşekkür etti. Toktaş’ın ardından kürsüye çıkan AK Parti Bakırköy İlçe Başkanı Mahmut Gürcan’da kadın kollarının çok iyi şekilde çalıştığını ve son seçimlerde de bu çalışmanın karşılığını gördüklerini söyledi. Daha sonra kürsüye çıkan İstanbul İl Kadın Kolları Başkanı Ayfer Yaman ise AK Parti’nin İstanbul’da 693 bin kadın üyesi olduğunu hatırlatarak, bu rakamı daha da arttıracaklarını söyledi. AK Parti Teşkilattan Sorumlu İl Başkan Yardımcısı Halis Dalkılıç’ta kadınların siyasette etkin olarak rol oynaması gerektiğini belirterek, kadınlara en çok değer veren partinin AK Parti olduğunu savundu. Son olarak konuşan AK Parti Kadın Kolları Genel Başkanı Güldal Akşit ise, mecliste en çok kadın vekil sayısının AK Parti’de olduğunu belirterek, kadınların siyasete daha aktif olarak katılmaları gerektiğini söyledi. BAKIRKÖY’Ü ALACAĞIZ Akşit, Bakırköy’ün AK Parti için zor bir bölge olduğunu da hatırlatarak, 2014 yerel seçimlerinde hedeflerinin Bakırköy Belediye Başkanlığı’nı kazanmak olduğunu vurguladı. Protokol konuşmalarının ardından genel kurula katılan il yöneticilerine ve Güldal Akşit’e AK Parti Bakırköy Kadın Kolları Başkanı Berrin Toktaş tarafından çiçek takdim edildi. Daha sonra yapılan başkanlık seçimine ise, eski başkan Berrin Toktaş tek liste halinde girdi ve oyların tamamını alarak 2. kez AK Parti Bakırköy Kadın Kolları Başkanlığı’na seçildi. Seçimin ardından tekrar kürsüye çıkan Toktaş, kendisini tekrar başkanlığa layık gören tüm üyelere teşekkür ederek, hep birlikte daha fazla çalışacaklarını ve AK Parti’yi Bakırköy’de birinci parti yapacaklarını belirtti. 24 Şizofreni; düşünüş, duyuş ve davranışlarda önemli bozuklukların görüldüğü, hastanın kişiler arası ilişkilerden ve gerçeklerden uzaklaşarak kendi dünyasında yaşadığı, genellikle gençlik çağında başlayan bir ruhsal hastalıktır. Şizofreni kelimesi, Yunanca ayrık veya bölünmüş anlamına gelen "şizo" (schizein,Yunanca:oyiÇevr) ve akıl anlamına gelen "frenos" (phren, phren- Yunanca:) sözcüklerinin birleşiminden gelir. Anlatılmak istenen kişinin iki kişilikli olması değil, aynı anda iki farklı gerçekliğe inanmasıdır. "Gerçek gerçeklik" normal, sıradan bir insanın algılamasına denk düşerken, "ikinci gerçeklik" sağlıklı bir insanın anlayamayacağı, çoğu kez belli bir sisteme dayalı bir gerçekliktir. Şizofreninin ömür boyu görülme sıklığı genel nüfusta %0,5-1'dir. Ancak kan bağı olan akrabaları arasında şizofreni hastaları bulunanlarda, şizofreni görülme sıklığı genel toplumdan daha yüksektir. Şizofrenide genetik faktörlerin rolü iyi tanımlanmış olmakla beraber, bu hastalık yalnızca kalıtımsal faktörlerin değil, birçok koşulun bir araya gelmesi ile oluşur. Yani şizofreni genetik ve çevresel faktörlerin rol aldığı oldukça kompleks bir hastalıktır. Günümüzde şizofreni tedavisinde çok yönlü bir yaklaşım yararlı bulunmaktadır. Güncel tedavide temelde antipsikotik ilaçlar kullanılmaktadır. Bunun yanı sıra psikoterapiler ve diğer psikososyal yaklaşımlara da başvurulmaktadır. Antipsikotik ilaçların şizofrenide dopamin varsayımını doğrular biçimde dopamin üzerinden etki ettikleri düşünülmektedir. Hastalığın özellikle akut döneminde hastaların hastanede yatarak tedavi görmesi gerekebilir. Birçok alt tipi bulunan şizofreni çok değişik gidiş ve sonlanış gösteren süreğen bir bozukluktur. Şizofrenide hastalığın gidişi her birey için farklı biçimde gelişebilir. Hastalığın popüler kültürdeki olumsuz imajına rağmen, hastaların çok büyük kısmı tedaviden fayda görebilirler. Ama hastaların yaklaşık %25-30'u ne tür sağaltım yapılırsa yapılsın belirgin bir iyileşme gösteremez ve ciddi yeti yitimleri olabilir. Hastalık öncesi kişilik ve uyum Şizofrenik hastalar hastalık öncesi sessiz, arkadaşı az, yalnızlığı seven, tuhaf, güvensiz kişilerdir. Bu özellikler ayırıcı tanıda yardımcı olmaktadır. Aileler genelde çocuklarının hastalık başlamadan önce hep çalışan, sessiz, uyumlu, arkadaşsız olduklarını anlatırlar. Şayet hasta bu özelliklere uymuyorsa tanı için duygu durum bozuklukları gibi diğer hastalıklar düşünülmelidir. Şizofreni, daha önce de belirtildiği gibi, çoğunlukla 18-25 yaşlarında her çeşit psikolojik stresle başlayabilir. Kişinin benliğine darbeler, delikanlılık çağında dürtülerin aşırı şiddet kazanması, cinsel ya da saldırgan dürtülere karşı denetim zayıflığı gibi durumlara, psikozun başlamasından önce sık rastlanmaktadır. Şizofrenide bilinç ve yönelim genellikle yerindedir. Zekâda belirgin bir gerileme olmasa da soyutlama yetisinde zayıflamanın ve belirgin yıkımın görüldüğü kimi süreğen hastalarda zekâda eksilme, gerilik izlenimi edinilebilir. Hastanın ilgisi kolayca dağılabilir, sorulara yanıtları geç ya da yanlış olabilir. Şizofrenide; iç görü, düşüncelerin içeriği ve oluşturulması, duyguların deney imlenmesi ve ifade edilmesi, algılama, davranışlar ve bilişsel işlevler gibi birçok alanda belirtiler ortaya çıkabilir. Şizofreni heterojen görünümlü bir hastalık olduğu için tipik bir genel görünüme sahip değildir; bazı hastalarda bazı belirtiler ortaya çıkarken, diğerlerinde başka belirtiler olabilir. Düşünce akışı ve içeriği ile ilişkili belirti ve bulgular: Şizofrenide düşünce içeriği ile ilişkili olarak ortaya çıkan belirtilerin en önemlisi hezeyanlardır. Hezeyanlar aksine kanıtlara ve mantık yoluyla çürütülmesine rağmen kişinin inanmayı sürdürdüğü, kişinin kültürü, dini ve eğitimi ile ilişkili olarak normal kabul edilemeyecek türden yanlış inanışlardır. Şizofrenide ortaya çıkan hezeyanlar arasında referans(üzerine alınma), etkilenme, kıskançlık, perseküsyon (kişiye zarar verileceği), büyüklük, erotomani (başkalarının kendisine âşık olduğu), düşüncelerinin değiştirildiği, çalındığı veya yayınlandığı temalı olanlar sayılabilir. Düşüncenin oluşturulması ve akışındaki değişiklikler arasında düşüncelerde azalma, düşünce blokları (düşünce akışının aniden kesintiye uğraması), çağrışımlarda dağınıklık, konuşma yapısının tümüyle kaybolması gibi belirtiler bulunur. Algı ile ilişkili belirti ve bulgular: Şizofrenide sıklıkla ortaya çıkan belirtiler arasında varsanı (halüsinasyon) ve yanılsama (illüzyon) sayılabilir. Şizofrenide halüsinasyonlar en sık işitsel olmakla birlikte beş duyunun da varsanısı olabilir. Şizofrenide, işitsel halüsinasyonlardan özellikle kişinin davranışları hakkında yorumlarda bulunan konuşmalar duyma ve iki kişinin yine hastanın davranışları hakkında konuştuğunu duyma şeklinde olanlar sıktır. Duyguların deney imlenmesi ve ifade edilmesi ile ilişkili belirti ve bulgular: Kişinin duygusal yaşantısındaki çeşitliliğin azalması olarak ifade edilebilecek affektif veya duygusal küntlük ve kişinin hezeyanlarla ilişkili bir duygu durum içinde olması şizofrenide görülebilecek duygusal değişiklikler arasında sayılabilir. Bilişsel işlevlerle ilişkili belirti ve bulgular: Özellikle kronik gidişli hastalarda bilişsel işlevlerle ilgili bozulmalar, hastalığın ilk tanımlandığı yıllarda "dementia preacox" (erken bunama) ismi ile anılmasına sebep olacak kadar belirgin olabilir. Hastaların çoğunda iç görü yoksunluğu da görülen belirtiler arasında yer alır. Kısıtlı anlamıyla iç görü kişinin içinde bulunduğu hastalık ve bunun belirtileri hakkında gerçekçi bir kavrayışa sahip olmasıdır. Dünya Sağlık Örgütü'nün 1979'da yayınladığı verilere göre akut şizofrenide en sık görülen belirti iç görü yoksunluğudur. Bu durumdaki hastalar hasta olduklarını düşünmezler. Tedavide büyük handikapa yol açtığından, iç görü yoksunluğu büyük öneme sahiptir. Bleuler’a göre temel ve ikincil belirtiler Hastalığın etkilerini temel ve ikincil belirtiler olmak üzere iki kümeye ayırmıştır. Temel belirtiler her şizofreni de bulunması gereken belirtilerdir. İkincil belirtiler temel belirtilerin üzerine eklenen belirtilerdir. İkincil belirtiler başka ruhsal hastalıklarda da görülebilmektedir. Temel belirtiler (4 A belirtisi olarak bilinir); 1. Duygulanımda bozukluk (Affect) 2. Ambivalans (Ambivalance; karşıt duyguların birlikte yaşanması) 3. Otizm (Autism) 4. Çağrışımlarda (Association) bozukluk 5. Bilinç, yönelim ve bellekte temel bozuklukların olmayışı İkincil belirtiler; 1. Sanrılar, yanılsamalar 2. Varsanılar 3. Devinim (hareket) bozuklukları Kurt Schneider'e göre birinci sıra belirtiler 1. Somatik pasivite (bedensel edilgenlik olgusu). 2. Düşünce çalınması, düşünce sokulması, düşünce yayınlanması (düşüncelerin başkalarınca okunması, çevreye yayılması), 3. Sanrısal algılama. 4. Duygu, düşünce ve dürtülerin dış güçlerce etkilenip denetlendiği duygusu 5. Genel olarak gerçeklikten uzaklaşma, farkındalık yetisini kaybetme. 6. İşitme varsanıları 1. Kendi düşüncelerinin yüksek sesle söylendiğini işitme. 2. Kendisine emir veren, yönlendiren seslerin işitilmesi. 3. Kendisiyle kavga eden, tartışan seslerin işitilmesi. Yedikule Psikiyatri Kliniği /Bakırköy: 444 80 81 Esra ERDOĞAN ŞİZOFRENİ Saygılarımla… ABONELİĞİNİZİ HER AN BİTİREBİLİRSİNİZ Abonelik yoluyla mal veya hizmet alınması yaygın bir uygulama. Dergi, TV yayını, telekomünikasyon hizmetleri, spor ve eğlence hizmetleri vb. hemen hemen her alanda abonelik yaptırarak mal ya da hizmet almak mümkün. Abonelik olayı bu kadar yaygın olunca da sorunlar ortaya çıkabiliyor. Tüketiciler bazı durumlarda mağdur olabiliyorlar. ABONELİĞİN BİTİRİLMESİ Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun’un 11/A maddesi uyarınca, her türlü abonelik sözleşmesinde, tüketicilerin aboneliklerine tek taraflı olarak son verme hakları var. Tüketicinin yapması gereken ise, son verme isteğini yazılı olarak satıcıya bildirmek. Satıcı ise tüketici tarafından yapılan yazılı bildirimin kendisine ulaştığı tarihten itibaren en geç “7 gün” içinde, isteği yerine getirmekle yükümlü. Aboneliğe son verilmesinde satıcı, abone ücretinin geri kalan kısmını hiçbir kesinti yapmaksızın “onbeş gün” içinde iade etmek zorunda. SÜRELİ YAYINLAR Süreli yayın aboneliğine son verme isteği ise; yazılı bildirimin satıcıya ulaştığı tarihten itibaren; -Günlük yayınlarda onbeş gün, -Haftalık yayınlarda bir ay, -Aylık yayınlarda üç ay sonra, -Daha uzun süreli yayınlarda ise, bildirimden sonraki ilk yayını takiben yürülüğe giriyor. (Sözcü Gazetesi’nden alınmıştır) PKK TERÖRÜNÜN ÜLKEMİZE MALİYETİ 550 MİLYAR LİRA 27 yıldır PKK’yla mücadele ediyoruz. 30 bin şehit verdik. Bunun bir de ekonomik boyutu var. Terörle mücadeleye 550 milyar lira harcadık... Türkiye, 27 yıldır terör örgütü PKK ile mücadele ediyor. 30 bin vatan evladını teröre şehit verdik. Türk Hava Kurumu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ünsal Ban, PKK’nın ülke ekonomisine doğrudan maliyetinin 550 milyar TL olduğunu söyledi. Savunma harcaması arttı Ban, “PKK terör örgütünün eylemleri sonucunda gerçekleşen güvenlik harcamalarındaki artışlara bakıldığında 296 milyar 382 milyon liralık bir ekonomik maliyet karşımıza çıkmaktadır. Terör olaylarından kaynaklanan göç hareketinin Türkiye ekonomisine doğrudan ve dolaylı maliyeti ise 70.81 milyar TL’dir” diye konuştu. 1978-2011 yılları arasında gerçekleşen 204 terör saldırısının maliyetinin 173 milyar 400 milyon TL olduğunu dile getiren Ban, sözlerini şöyle sürdürdü: “Refahımız yükselirdi” “Bu rakamlara bakıldığında 27 yıllık PKK terörünün ülke ekonomisine doğrudan maliyeti 550 milyar lirayı bulmaktadır. Terörle mücadele için harcanan 296 milyar 382 milyon TL ile devletin sağlayacağı sosyal hizmetler; hayat standartlarını yükseltir ve böylece ülke kendi dinamikleri içersinde ekonomik büyüme ve refah artışı sağlayabilirdi.” Bu parayla, 70 GAP yapılırdı Terörle mücadeleye ayrılan kaynakla, 8-10 adet Güneydoğu Anadolu Projesi (GAP), 130 adet Bakü-Ceyhan boru hattı, 70 adet Atatürk Barajı, 60 adet Boğaziçi Köprüsü, 25 bin adet 24 derslikli okul, 1200 adet 400 yataklı tam teşekküllü eğitim ve araştırma hastanesi yapılabilirdi. Terörle mücadeleye aktarılan kaynağın üçte biriyle, İstanbul 3. Boğaz Köprüsü, Çanakkale Boğaz Köprüsü, İstanbul Tüp Geçit Projesi, İzmit Körfez geçişi, Akkuyu Nükleer Santrali, 25 tane doğalgaz santrali, 300 kilometrelik otoyol yapımı gibi.” (Sözcü Gazetesi’nden alınmıştır) 25 ÖTV ZAMLARI FLORYA’YI VURDU ZÜLKANÝ SÝRMEN ZOR GÜNLER... Son günlerde yaşanan olayları hepimiz biliyoruz. Hakkari Çukurca’da 24 askerimiz şehit oldu. Akabinde 7.2’lik Van depreminde bir çok vatandaşımız yaşamını yitirdi. Saatler sonra Azra’nın yaşama merhaba demesi yüreğimize su serpti ve bizleri umutlandırdı. Yaşam koşullarının ağırlaştığı ve kışın soğukluğunda kurtarma çalışmalarının aralıksız devam etmesi bizleri umutlandırdı. Deprem sonrası yaşamın devam etmesi halkın konaklaması azda olsa sıcacık bir çorbanın çok çok önemli bir yeri var. Depremzedeler çadır konusunda hep isyan ediyor. Kızılay’ın 20 bin’e yakın çadırının yetersiz olduğu görüldü ve gereken önlemlerin hemen alınması tek dileğimiz. Bu zor günlerde Türk Halkı’nın dayanışması övgüye değer niteliktedir. Deprem bölgesine yardımlar Türkiye’nin dört bir yanından yollara çıktı ve deprem bölgesine ulaştı. Fakat aldığımız bazı duyumlara göre bu yardımların yerine ulaşmadığı ve halka dağıtılmadığı yönünde iddaaların su yüzüne çıktığını tv kanallarından öğreniyoruz. Yardımların yağmalanması, amacına ulaşmaması Türk Halkını derinden üzer. Bu konuda CNN Türk’’teki arkadaşımız Cüneyt ÖZDEMİR yardımlar konusunda ve toplanan paraların yerine ulaşıp ulaşmaması durumunda bu konunun takipçisi olacağına söz verdi ve kendi televizyonunda bu konuda halkı bilgilendireceğini söyledi. Ben de Cüneyt ÖZDEMİR arkadaşımızı takdirle karşıladım. Bu gibi durumlarda tek yürek olup yaralarımızı sarmamız, yardımların yerine ulaşması bizleri mutlu kılar. Halkımızı derinden üzen bu gibi durumlarda birlik ve beraberlik içinde olmamız Türk Halkı’nın geleceğinin mutlu olması tek dileğimiz… Hakkari Çukurca’daki 24 askerimizin şehit olması, istihbarat yetersizliğinden kaynaklanması da bizleri ayrıca üzdü. Devletin istihbarat teşkilatının çökmesini ve gencecik bedenlerin toprakla kavuşmasını istemiyoruz. Umarım bu artık son olur… Herşey gönlünüzce olsun. Yenilenen ÖTV rakamları otomobil sektörünü kara kara düşündürüyor. Florya’da bulunan lüks otomobil galerileri de ÖTV artışından en çok etkilenenler arasında. Otomotivde yılbaşından itibaren kur artışından kaynaklanan yüzde 25 maliyet artışına ÖTV zammının da eklenmesinin otomotivcileri zora soktuğunu belirten galericiler, açıklanan ÖTV artışının toplam pazarın yüzde 35’ini olumsuz yönde etkileyeceğini, bu artışın 2011 ve sonrasında toplam pazara negatif olarak yansıyacağını söylediler. Yapılan artışın otomotiv sektörüne büyük yük getireceğini de ifade eden galeri sahipleri, birçok otomotiv şirketi için bu kararın adil olmadığını düşünüyor. Otomotivde özellikle sipariş ve stokla ilgili kararların bir günde alınamayacağını belirten galericiler, “ÖTV artışına konu olan silindir hacmine sahip araçların birçoğu üretilmiş durumda. Önemli bir kısmı şu anda Türkiye’ye geliyor ya da ulaştı, stoklarda bekliyor. Siparişlerini veren ya da stoklarında bulunduran markalar için hem ciro hem de gelir düşüşleri kaçınılmaz olacak. Bu markalar stoklarını eritmek için yüksek miktarda indirim yapmak zorunda kalacak” dediler. Galericiler, ÖTV artışlarının sektörün özellikle 2012 model araçlara yönelik satışının zirve yaptığı kasım ve aralık ayının hemen öncesinde gelmiş olmasının da sektör açısından tedirginlik yaratan bir durum olduğunu söylediler. Galericiler, ayrıca ÖTV zamları ile birlikte müşterilerin son model araçlar yerine daha çok 1-2 yaşında ve az kilometrede olan araçları tercih ettiklerini de belirttiler. 65 Ülkenin Engelli Temsilcileri Yeşilköy’de Buluştu HER ŞEY ENGELSİZ BİR DÜNYA İÇİN 65 ülkeden engelli ve engelli temsilcilerinin katıldığı Dünya Engelliler Birliği Kurultayı, İstanbul Wow Hotel'de gerçekleştirildi. ABD’den Rusya’ya, Hindistan’dan Ekvator’a, Azerbaycan’dan Kenya’ya kadar 65 ülkeden gelen engelli temsilcilerinin katıldığı, Dünya Engelliler Birliği Başkanı ve sanatçı Metin Şentürk’ün ev sahipliğinde düzenlenen kurultaya Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Şahin, İstanbul Valisi Hüseyin Avni Mutlu, ABD'nin Ankara Büyükelçisi Francis Ricciardone ile Ürdün Prensi Zeyd Bin Raad ve dünyanın dört bir yanından gelen engelli temsilcileri katıldı. Toplantıda “Engelliler için evrensel standartlar”, “Mimarlıkta Evrensel Tasarım”, “Birleşmiş Milletler Mevzuatı Yönünden Erişebilirlik”, “Engelsiz Model Ev ve Müze” konuları ele alındı. Kurultayın açılış konuşmasını yapan Metin Şentürk, kurultay nedeniyle çok heyecanlı olduğunu, kurultayın engellilere bir yararı olması için çok çalıştıklarını dile getirdi. Bu tür bir çalışmaya ev sahipliği yapmaktan onur duyduğunu ifade eden Şentürk, “Politik konuşmayacağım. İnsanlar birbirlerinin acılarını, dertlerin, sıkıntılarını paylaşmıyor. O halde biz neden insanız? Bizi diğer canlılardan ayıran özelliğimiz ne o zaman? Biz birbirimize yardım etmek, birbirimize destek olmak için insanız." dedi. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Şahin ise, mali destekten ziyade engellilerin en önemli ihtiyacının iş olduğunu belirtti. Şahin, Türkiye’de bu konuda önemli adımlar atıldığını söyleyerek “Özellikle sınavlardaki alım sisteminde bedensel engellilerle, görme ve işitme engellilerin aynı sınavda başarılı olmasını beklemenin büyük bir haksız rekabet olduğunu gördük. Yeni yaptığımız düzenleme ile 2012 yılının nisan ayında yapılacak sınavda artık işitme engelliler, bedensel engelliler ve görme engelliler kendi içinde sınava girecek. Bunun çok daha adaletli, daha modern bir yapı olduğu kanaatindeyiz’’ dedi. İstanbul Valisi Hüseyin Avni Mutlu’da, İstanbul’da 65 ülkeden yüzlerce engelli temsilcilerini ağırlayarak, dünyada engellilerin sıkıntılarını ve engellerin giderilmesi için yapılması gereken projelerin tartışılacağı toplantının tüm dünya engellileri için hayırlı olmasını diledi. 65 ülkeden temsilcinin katıldığı toplantıda, Dünya Engelliler Birliği Tüzüğü imzalandı, birlik organları için adaylar belirlendi, dört yıllık yatırım ve çalışma programı görüşüldü. 26 03 EKİM 2011 PAZARTESİ Ekseriyetin bulunduğu tespit edilerek birleşim, Meclis 1. Başkan Vekili Hasan Ersoy tarafından açıldı. Bahar Sunman ve Coşkun Alagöz’ün ekim ayı meclis toplantılarında izinli sayılmalarına oybirliği ile karar verildi. Gelmeyen üyelerin izinli sayılmasına oybirliği ile karar verildi. Gündem okundu, oybirliği ile kabul edildi. Gündem maddelerinin görüşülmesi neticesinde, 1- 2012 yılı performans programının Bütçe Plan Komisyonu’na havalesinin oybirliği ile kabulüne, 2- 2012 mali yılı bütçesinin Bütçe Plan Komisyonu’na havalesinin oybirliği ile kabulüne, 3- Stratejik planının revize edilmesine dair evrakın Bütçe Plan Komisyonu’na havalesinin 5 ret oya karşın, oyçokluğuyla kabulüne, 4- Kültür ve Sosyal İşler Müdürlüğü ücret tarifesinin Tarife Komisyonu’na havalesinin oybirliği ile kabulüne, 5- Denetim İşleri Müdürlüğü ücret tarifesinin Tarife Komisyonu’na havalesinin oybirliği ile kabulüne, 6- Mali Hizmetler Müdürlüğü ücret tarifesinin Tarife Komisyonu’na havalesinin oybirliği ile kabulüne, 7- Sağlık İşleri Müdürlüğü ücret tarifesinin Tarife Komisyonu’na havalesinin oybirliği ile kabulüne, 8- Kütüphane Müdürlüğü ücret tarifesinin Tarife Komisyonu’na havalesinin oybirliği ile kabulüne, 9- Ulaşım Hizmetleri Müdürlüğü ücret tarifesinin Tarife Komisyonu’na havalesinin oybirliği ile kabulüne, 10- Tiyatro Müdürlüğü ücret tarifesinin Tarife Komisyonu’na havalesinin oybirliği ile kabulüne, 11- Ruhsat ve Denetim Müdürlüğü ücret tarifesinin Tarife Komisyonu’na havalesinin oybirliği ile kabulüne, 12- İmar ve Şehircilik Müdürlüğü ücret tarifesinin Tarife Komisyonu’na havalesinin oybirliği ile kabulüne karar verilerek birleşim, Meclis 1. Başkan Vekili Hasan Ersoy tarafından 05 Ekim 2011 Çarşamba günü saat 16:00’da toplanmak üzere kapatıldı. 05 EKİM 2011 ÇARŞAMBA Ekseriyetin bulunduğu tespit edilerek birleşim, Meclis 2. Başkan Vekili Cavit Ganiç tarafından açıldı. Türkan Elif Arıkancan ve gelmeyen üyelerin izinli sayılmasına oybirliği ile karar verildi. Geçen birleşime ait zabıt özeti okundu, oybirliği ile kabul edildi. gündem maddelerinin görüşülmesi neticesinde, 1- İnsan Kaynakları ve Eğitim Müdürlüğü’nün sağlık hizmetleri sınıfından münhal bulunan 1 adet uzman tabip kadrosunun tabip kadrosu ile değiştirilmesine dair başkanlık teklifinin oybirliği ile kabulüne, 2- 16.09.2007 onanlı 1/1000 ölçekli Yeşilköy Uygulama İmar Planı, plan notlarına eklenmesine dair İmar ve Şehircilik Komisyonu Raporu’nun oybirliği ile kabulüne karar verilerek birleşim, Meclis 2. Başkan Vekili Cavit Ganiç tarafından 07 Ekim 2011 Cuma günü saat 16:00’da toplanmak üzere kapatıldı. luğuyla ile reddine, Tarife Komisyonu Raporu’nun ise 5 çekimser oya karşın ( Mehmet Emin Ertekin, Halil Yalçın Kayalı, Türkan Elif Arıkancan, Ayhan Can, Ramazan Baş) oyçokluğuyla kabulüne, 11İmar ve Şehircilik Müdürlüğü 2012 yılı ücret tarifesine dair Tarife Komisyon Raporu’nun oybirliği ile kabulüne karar verilerek birleşim, Meclis 1. Başkan Vekili Hasan Ersoy tarafından 20.10.2011 Perşembe günü saat 16:00’da toplanmak üzere kapatıldı. EKİM 2011 BELEDÝYE MECLÝSÝ’NDE NELER GÖRÜÞÜLDÜ 07 EKİM 2011 CUMA Ekseriyetin bulunduğu tespit edilerek birleşim, Meclis 1. Başkan Vekili Hasan Ersoy tarafından açıldı. Gelmeyen üyelerin mazeretli sayılmalarına oybirliği ile karar verildi. Geçen birleşime ait zabıt özeti okundu, oybirliği ile kabul edildi. Gündem maddelerinin görüşülmesi neticesinde 1- Köyiçi Mahallesi 42 pafta 255 ada 27 parselde bulunan yerin Yeşilköy Spor Kulübü’ne 10 yıl süreyle kiralanmasına dair Gençlik ve Spor Komisyonu ile Hukuk Komisyonu’nun ortak raporunun 5 çekimser (Mehmet Emin Ertekin, Halil Yalçın Kayalı, Türkan Elif Arıkancan, Ayhan Can, Ramazan Baş) oya karşın oyçokluğuyla kabulüne, 220.04.2011 onanlı 1/1000 ölçekli Ataköy Uygulama İmar Planı’na yapılan itiraza dair İmar ve Şehircilik Komisyonu Raporu’nun oybirliği ile kabulüne, 3- Mali Hizmetler Müdürlüğü 2012 yılı ücret tarifesine dair Tarife Komisyon Raporu’nun 2012 yılı ilan ve reklam, stand ürün tanıtımı ile ilgili ücretlerin metrekare birim fiyatı olarak düzenlenmiş şekliyle 5 ret (Mehmet Emin Ertekin, Halil Yalçın Kayalı, Türkan Elif Arıkancan, Ayhan Can, Ramazan Baş) oya karşın oyçokluğuyla kabulüne, 4- Ruhsat ve Denetim Müdürlüğü 2012 yılı ücret tarifesine dair Tarife Komisyon Raporu’nun oybirliği ile kabulüne, 5- Ulaşım Hizmetleri Müdürlüğü’nün 2012 yılı ücret tarifesine dair Tarife Komisyonu Raporu’nun oybirliği ile kabulüne, 6- Kütüphane Müdürlüğü 2012 yılı ücret tarifesine dair Tarife Komisyonu Raporu’nun 5 ret (Mehmet Emin Ertekin, Halil Yalçın kayalı, Türkan Elif Arıkancan, Ayhan Can, ramazan Baş) oya karşın oyçokluğuyla kabulüne, 7- Sağlık İşleri Müdürlüğü 2012 yılı ücret tarifesine dair Tarife Komisyon Raporu’nun oybirliği ile kabulüne, 8- Temizlik İşleri Müdürlüğü 2012 yılı ücret tarifesine dair tarife Komisyon Raporu’nun oybirliği ile kabulüne, 9- Kültür ve Sosyal İşler Müdürlüğü 2012 yılı ücret tarifesine dair Tarife Komisyon Raporu’nun oybirliği ile kabulüne, 10- Tiyatro Müdürlüğü 2012 yılı ücret tarifesi fiyatlarının düşürülmesine dair Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu’nun vermiş olduğu sözlü önergenin 5 kabul oya karşın (Mehmet Emin Ertekin, Halil Yalçın Kayalı, Türkan Elif Arıkancan, Ayhan Can, Ramazan Baş) oyçok- 20 EKİM 2011 PERŞEMBE (BÜTÇE GÖRÜŞMELERİ) Ekseriyetin bulunduğu tespit edilerek birleşim, Meclis 1. Başkan Vekili Hasan Ersoy tarafından açıldı. Ferzan Özer, Türkan Elif Arıkancan ve gelmeyen üyelerin mazeretli sayılmasına oybirliği ile karar verildi. Geçen birleşime ait zabıt özeti okundu, oybirliği ile kabul edildi. Komisyon raporlarının daha önceden gruplara dağıtıldığından okunmuş sayılmasına oybirliği ile karar verildi. Gündem maddelerinin görüşülmesi neticesinde Stratejik planının revize edilmesine dair Bütçe Plan Komisyonu Raporu’nun 1 çekimser oya karşın oyçokluğuyla kabulüne, 2012 mali yılı performans programına dair Bütçe Plan Komisyonu Raporu okundu, lehte ve aleyhte görüşmeler yapıldı, komisyon raporu 1 çekimser oya karşın oyçokluğuyla kabulüne, 2012 mali yılı bütçe kararnamesinin oylanmasında, madde 1, bir çekimser oya karşın oyçokluğuyla kabulüne, madde 2, bir çekimser oya karşın oyçokluğuyla kabulüne, madde 3, bir çekimser oya karşın oyçokluğuyla kabulüne, madde 4, bir çekimser oya karşın oyçokluğuyla kabulüne, madde 5, bir çekimser oya karşın oyçokluğuyla kabulüne, madde 6, bir çekimser oya karşın oyçokluğuyla kabulüne, madde 7, bir çekimser oya karşın oyçokluğuyla kabulüne, madde 8, bir çekimser oya karşın oy çokluğuyla kabulüne, madde 9, bir çekimser oya karşın oyçokluğuyla kabulüne, madde 10, bir çekimser oya karşın oyçokluğuyla kabulüne, madde 11 bir çekimser oya karşın oyçokluğuyla kabulüne, madde 12 bir çekimser oya karşın oyçokluğuyla kabulüne, madde 13 bir çekimser oya karşın oyçokluğuyla kabulüne karar verildi. Bakırköy belediye Başkanlığı 2012 mali yılı bütçesine dair Bütçe Plan Komisyonu Raporu üzerine yapılan görüşmeler neticesinde Bakırköy belediye Başkanlığı 2012 mali yılı gider bütçesinin 1 çekimser oya karşın oyçokluğuyla kabulüne, Bakırköy Belediye Başkanlığı 2012 mali yılı gelir bütçesinin 1 çekimser oya karşın oyçokluğuyla kabulüne karar verilerek birleşim, Meclis 1. Başkan Vekili Hasan Ersoy tarafından 01 Kasım 2011 Salı günü saat 16:00’da toplanmak üzere kapatıldı. Meclis oturumlarýnýn tamamýný gazetemizin www.atakoygazete.com.tr sitesini ziyaret ederek okuyabilir ve sesli olarak dinleyebilirsiniz. ENGELLİLER KOMİSYONU BAŞKANI RAMAZAN BAŞ, MECLİS ÜYELERİNE ENGELLİLERİN SORUNLARINI ANLATTI Bakırköy Belediye Meclisi Engelliler Komisyonu Başkanı Ramazan Baş, meclis üyelerine, Bakırköy’de engellilerin yaşadığı sorunlar ve çözüm önerileri hakkında bir sunum yaptı. Ekim ayı meclis görüşmelerinin 2. gününde birleşimin kapanmasının ardından meclis üyelerine sunum yapan TOFD Başkanı ve aynı zamanda Bakırköy Belediyesi AKP’li meclis üyesi olan Ramazan Baş, özellikle kaldırımlarda bir çok engelle karşılaştıklarını belirtti. Engelliler Komisyonu olarak Bakırköy’de bir çok sorun belirlediklerini dile getiren Baş, Bakırköy’de engelliler adına yapılan güzel şeylerin de olduğunu fakat bunların yeterli olmadığını söyledi. Engellilerin halen Bakırköy’de sokağa çıktıklarında bir çok engelle karşılaştığını ifade eden Baş, özellikle yaya yolları ve kaldırımlarda engellilerin düşünülmediğini belirtti. Bakırköy Belediye Başkanı Ateş Ünal Erzen’in her zaman yanlarında olduğunu da dile getiren Baş, Bakırköy’ün engelli ve yaşlı sayısı bakımından yoğun bir nüfusa sahip olduğunu söyleyerek, Bakırköy’ün yapılacak çalışmalar ile engelsiz bir ilçe haline gelmesi ve Türkiye’ye örnek olması gerektiğini de vurguladı. Engelli sorunlarını anlatmak için kürsüye çıkan Ramazan Baş ENGELLE KARŞILAŞTI Bakırköy Belediye Meclisi çalışmalarını İspirtohane Kültür Merkezi salonlarında yürütüyor. İspirtohane’de katlara çıkış işin engelli asansörleri yapılmıştı. Ancak engellilerin meclis çalışmalarında kürsüye nasıl çıkıp konulacağı düşünülmemişti. Ramazan Baş kürsüye konuşma yapabilmek için karga tulumba çıkarıldı. Bu durum Bakrköy’e hiç yakışmadı. 27 TOFD ve Yapı Kredi Sigorta işbirliği ile 15 ENGELLİ DAHA ÖZGÜRLÜĞE KAVUŞTU REİKİ NEDİR? Sevgili okurlar... Bu ay sizlere hepinizin merak ettiğini düşündüğüm reiki hakkında yazmak istedim. Reikinin kelime anlamı, ruhun enerjisi ya da kozmik yaşam enerjisi demektir. Yediden yetmişe herkesi maddi-manevi sağlığa götüren bir ışık yoludur. Tanrısal sevgisiyle bütüne yönelik ve içinde varoluş ruhunu taşıyan her varlığa, ayırım gözetmeksizin, ancak tekamül sınırlarına uygun bir şekilde etki eden bir uygulamadır. Vücut-ruh dengesini düzenleyip muhafaza eder ve yaşam enerjisi kapasitesini çoğaltıp mevcut rahatsızlıkları giderir, oluşabilecek hastalıklardan korunma sağlar. Ellerle şifa verme sanatı çok eskidir. İnsan dokunuşu, şifa veren, sevgi ileten bir enerjidir. Reikinin şifa gücü azımsanamıyacak kadar çoktur. İnsan iki boyuttan oluşur; enerji ve fiziki boyut. Her şey önce enerji boyutunda gerçekleşir, sonra fiziki boyuta geçer. Reiki özel bir tür yaşam enerjisidir. Kişinin bilincini ve yaşama bakışını değiştirerek onda temel bir denge oluşturur, yaşamı sağlıklı ve dengeli bir biçimde sürdürmesini sağlar. "Rei" Tanrı bilincine sahip, bilgili, akıllı ve yaradılıştaki sevgi gücüne sahip demektir. "Ki" ise enerji anlamındadır. Reiki enerji gücüne sahip bir kişinin ellerini bedenine koyarak enerjisini kendine ya da başkalarına aktarmasıdır. Bedenimizdeki önemli enerji merkezlerine çakra denir. Çakra noktalarına ellerimizi koyarak enerji transferi yaptığımızda dengeyi sağlayarak, enerji karışıklığını gidermiş oluruz. Reiki, enerjinin direkt uygulanması ile çok bilinen şifa formlarından biridir. Modern fizik de, evrenin enerjiden yapıldığını anlama noktasına geldi. Bu enerji düşünce ile etkilenebilir. Her gün paylaştığımız düşüncelerle kendi realitemizi kendimizin yarattığı gerçeğini azımsamamak gerekir. Enerji kendi akışını yönlendirir; nereye gideceğini, ne yapacağını bilir. Reiki şifası enerjinize uyum getirir ve bilincinizde titreşimler yaratarak zihin ve bedenin iyileşmesini sağlar. Reiki spiral şeklindeki yedinci çakradan girip geçerek ellerden akar. Reikiye ihtiyaç duymayan, bu derin sevginin sıcaklığından haz almayan insan yoktur. Bu sıcak şifa enerjisinin yoğunluğu benzersizdir. Reiki manipülasyonlarla elde edilen geçici bir yöntem değildir ve politik, felsefi veya dini görüşlerle bağlantılı olmayan dolu dolu saf sevgidir. Ellerimizde ve tüm vücudumuzda hissedeceğimiz bir yaşam akışıdır. Gerçek spritüel doğamızı kavradığımız zaman, yaşamlarımız dönüştürülür ve yaşamlarımızın tüm alanlarında sevgiyi ve uyumu uygulamaya başlarız. Sınırlandırıcı düşünce modellerini ve negatif enerjileri salıvermeye başlarız ve dikkatimizi daha şefkatli olmaya odaklarız; alt egomuzun isteklerini salıveririz ve tüm varlıklar için uyum, huzur ve mutluluk tesis etmeye başlarız. Sessizliği hissedip, kendinizi ve çevrenizi iyileştirin... Ferhan KILIÇ Sevgiyle kalın. Türkiye Omurilik Felçlileri Derneği’nin (TOFD) başlattığı akülü tekerlekli sandalye kampanyasına bir destek de Yapı Kredi Sigorta’dan geldi. Yapı Kredi Sigorta, Ankara’da 6, İstanbul’da 5, Bursa’da 2, İzmir ve Antalya’da da 1’er olmak üzere 15 akülü tekerlekli sandalye bağışı yaparak TOFD’nin kampanyasına destek verdi. TOFD’nin Ataköy 9-10. Kısım’da bulunan Merkez Binası’nda gerçekleştirilen tören ile ihtiyaç sahiplerine akülü tekerlekli sandalyeler verilirken, törene TOFD Başkanı Ramazan Baş, TOFD üyeleri ile aileleri ve Yapı Kredi Sigorta temsilcileri katıldı. Etkinliğin açılış konuşmasını yapan TOFD Başkanı Ramazan Baş; “Akülü tekerlekli sandalye kampanyası kapsamında çeşitli kuruluşlar ile işbirliği yaptık ve yapmaya da devam ediyoruz. Bugün de Yapı Kredi Sigorta’nın temsilci- leri ile birlikteyiz. Onlar da kampanyamıza destekte bulundular. Yalnızca İstanbul’da değil, Antalya, Ankara, İzmir ve Bursa’da omurilik felçlisi arkadaşlarımıza destek olmak amacıyla oradaki acentelerinin desteğini alarak bu katkıyı sağladılar. Kendilerine çok teşekkür ediyorum” dedi. Yapı Kredi Sigorta adına söz alan Kurumsal İletişim Müdürü Füsun Dedehayır ise, sosyal sorumluluk projelerine çok önem verdiklerinin altını çizerek, Yapı Kredi Sigorta’nın Türkiye’deki tüm acenteleri ile birlikte gerçekleştirdikleri projeyle, Ankara’da 6, İstanbul’da 5, Bursa’da 2, İzmir ve Antalya’da 1’er olmak üzere 15 akülü tekerlekli sandalyeyi TOFD aracılığıyla ihtiyaç sahiplerine bağışladıklarını söyledi. Etkinliğin sonunda TOFD Başkanı Ramazan Baş tarafından projeye katkılarından dolayı Yapı Kredi Sigorta temsilcilerine sertifika verildi. (Yavuz ARPACIK) İTÜ’LÜ ÖĞRENCİLERDEN TOFD’YE ZİYARET İstanbul Teknik Üniversitesi Mimarlık Fakültesi öğrencileri, ‘’Özürlü ve Yaşlılar İçin Çevre Tasarımı’’ dersi kapsamında Türkiye Omurilik Felçlileri Derneği’ni ziyaret etti. Yrd. Doç. Dr. Göksenin İnalhan ile birlikte TOFD’nin Ataköy 9-10 Kısım’daki merkez binasına gelerek ‘’Özürlü ve Yaşlılar için Çevre Tasarımı’’ konulu derslerini burada gören öğrenciler aynı zamanda TOFD hakkında bilgiler aldılar. TOFD Başkanı Ramazan Baş ve TOFD üyeleri tarafından karşılanan öğrenciler, Yaşlılar ve özürlülerin inşa edilmiş çevrelerdeki hayatını kolaylaştıracak mimariyi ve şehirsel tasarımı tanımak, Özürlülerin ve yaşlıların toplumsal hayata katılabilmelerini sağlayacak sosyal şartlara dikkat çekmek, Özürlülerin toplumsal hayata katılabilen üretken bireyler olmalarına yardımcı şehirsel çevre şartlarının sağlanması, Bütün insanlar için kaza tehlikelerini en aza indirecek şekilde bir sosyal tasarım anlayışını benimsetme ve Özürlüler ve yaşlıların günlük hayatlarını kolaylaştıran araç, gereç, cihaz, donanım ve nesnelerin uygun tasarımı konularında TOFD üyeleri ile fikir alışverişinde bulundular. İTÜ Mimarlık Fakültesi öğretim görevlisi Yrd. Doç. Dr. Göksenin İnalhan, ders kapsamında belli aralıklarla TOFD’yi ziyaret ederek, dersleri TOFD’nin merkez binasında engelli insanlarla birlikte işleyeceklerini ve bu çalışmanın öğrencilere çok faydalı olacağını söyledi. İTÜ Mimarlık Fakültesi öğrencilerinin ziyaretinden dolayı oldukça memnun olduklarını ifade eden TOFD Başkanı Ramazan Baş ise, yürütülen ortak çalışmanın sonucunda çok güzel fikirlerin üretileceğini belirtti. KENDİLERİNE ŞAPUR ŞUPUR; VATANDAŞ’A “ YARABBİ ŞÜKÜR”! Gökyüzünden yağmur gibi zam yağarken, vatandaşın refahından sel olup götürürken; MİL- LETİN VEKİLLERİ, Milletin paralarını cep telefonuna, benzine har vurup harman savuracak önlemler almakta! Tüketim kültürü böylece “AVRUPAİLEŞME” beklerken “ORTADOĞU KÜLTÜRÜ”ne dönüşmekte; Milletin vekilleri kendileri ile vatandaşın arasına duvarlar örmekte, kendilerine ayrı bir “PAYE” biçmektedirler. Sigaraya, cep telefonuna ve otomobile yapılan zamlar; orta sınıfı olmayan Türkiye’de AZ YOKSUL (Emekli, işçi, çalışan) ve ÇOK YOKSUL sınıfları daha çok etkilemiş, yoksulluğun efkarından sigara içenlerin yanında, harç-borç 2.el arabası olan az yoksulu da vurmuştur. Türk tüketicisinin tek teknolojik süsü olan “CEP TELEFONLARI” da insanımıza çok görülmüş, elinden o imkanları da alınmaya başlanmıştır. Bir devlet büyüğümüzün bir TV’deki “zamlar fakire ulaşmayacak” eksenli konuşması; böylece halktan ne kadar uzak, ne kadar kopuk olduğunun bir göstergesi olmuştur. Demokratlığın, çağdaşlığın, refahın 80 yıldır dillendirildiği bir ülkede, geldiğimiz noktada YÜZÜM KIZARIYOR! Ben bir vatandaş olarak ZAMLARA NE KADAR KATLANIYORSAM, BANA HİZMET İÇİN GETİRDİĞİM VEKİLLERİM DE BUNA KATLANMAK ZORUNDADIR! Benim refahımı alıp götüren ZAMLARA bir şey desem de yararının olmayacağını biliyorum; AMA VEKİLLERİME anlayacakları dilden tek bir sözüm var! “HELAL ETMİYORUM!” ENGİN BAŞARAN Tüketiciler Derneği Onursal Başkanı TEKNOLOJÝ DÜNYA SI GÖKHAN ATAMER [email protected] TÜRKİYE HABERİ INTERNET’TEN TAKİP EDİYOR IAB Türkiye adına Ipsos KMG ve Gemius’un yürüttüğü IAB Türkiye İnternet Ölçümleme Araştırması verilerine göre, Türkiye’de internet kullanıcısı 21 milyon kişinin yüzde 69’u (14.6 milyon birey) haberi internetten takip ediyor. Eylül 2011 verilerine göre haber sitelerini ziyaret eden 14.6 milyon kişi bu sitelerde 4.4 milyar sayfa gösterimi yapmış. Bu rakam Eylül ayında kaydedilen toplam sayfa gösterim sayısının yüzde 42’sine denk düşüyor. Kullanıcı bu sitelerde toplam 70 milyon saat zaman geçirmiş. Haber sitelerinin demografik profilleri incelendiğinde, bu siteleri ziyaret eden bireylerin internet nüfusuna paralel özelliklere sahip olduğu görülüyor. Örneğin, genel Internet nüfusunda da olduğu gibi haber sitelerine girenlerin yaklaşık üçte ikisini 15-34 yaş arası bireyler oluşturuyor. Haber sitelerine girip sadece ana başlıklara göz atıp çıkma alışkanlığı 25 yaş altı grupta, yani gençlerde bir trend oluşturmuş durumda. Haber sitelerine giren kullanıcıların yüzde 45’ini oluşturan 25 yaş altı bireylerin bu sitelerde yaptıkları sayfa gösterim sayısı sitelerde yapılan toplam sayfa gösterimlerinin yüzde 27’sini oluşturuyor. Haber sitelerinde geçirilen toplam sürenin yüzde 19’u gençler tarafından gerçekleştiriliyor. 35 yaş ve üstü kitle ise haber sitelerine giren bireylerin yüzde 28’ini oluşturuyor ve haber sitelerine 25-34 yaş grubundan daha fazla zaman ayırıyor. Sayfa gösterimlerinin yüzde 36’sı bu yaş grubundan geliyor. Internet kullanıcılarında görülen kadın erkek dağılımı haber sitelerini takip eden bireyler arasında da benzer şekilde seyrediyor. Haber sitelerini ziyaret edenlerin yarısından çoğunu genel ortalamada da olduğu gibi erkekler oluşturuyor. Haber sitelerindeki sayfa gösterimlerin yüzde 69’u ve toplam sürenin yüzde 68’i erkekler tarafından oluşturuluyor. FACEBOOK KENDİ PARA BİRİMİNİ YAYIYOR Sosyal medyanın devi Facebook, “kredi” adı altında kullandırdığı ve gerçek parayla sattığı kredilerin kullanım alanını genişletmek için çalışmalar yapmaya başladı. Sosyal oyun firması GameHouse ile bir proje denemesine başlayan Facebook, Internet dünyasının para birimini oluşturmaya çalışıyor. Yazılım geliştiricileri ile birlikte kolları sıvayan Facebook, eğer bu projeyi başarıyla hayata geçirirse internette birçok eğlence sitesinde Facebook kredileri ile alışveriş yapma imkanı sunulacak. Techno-labs'in haberine göre Facebook'un bu proje doğrultusunda elde edilecek kredi gelirlerinin yüzde 30'unu kasasına aktaracağı belirtildi. ATAKÖY IBM İLK KEZ BİR KADINA EMANET Dünyanın en eski ve büyük bilişim firmalarından olan IBM, 100 yıllık geçmişinde ilk kez bir kadın CEO tarafından yönetilecek. Şirketten yapılan açıklamada Sam Palmisano’nun yerine göreve Virginia Rometty’nin getirileceği duyuruldu. Firma açıklamasında Ginni olarak bilinen Virginia Rometty'nin yaklaşık 10 yıldır bu görevde bulunan Palmisao'dan koltuğu devralacağı belirtildi. 60 yaşındaki Palmisano, IBM'in başkanı olmayı sürdürecek. 54 yaşındaki Rometty göreve 1 Ocak’ta başlayacak. İlk kadın CEO unvanını alacak Rometty, şu anda şirketin satış ve pazarlamasından sorumlu olarak görevini sürdürüyor. Geçtiğimiz ay da dünyanın en büyük teknoloji şirketlerinden HP de CEO’luk görevine Meg Whitman’ı getirmişti. Böylece IBM ve HP gibi iki dev teknoloji şirketinin başında kadın CEO’lar görev yapacak. Whitman için şirketi bir dönüşüm sürecine sokmaktan başka bir çare düşünülemezken, Rometty IBM’in zaten yüksek kâr marjıyla yürüttüğü iş modelini sürdürmesi bekleniyor. BTnet.com.tr'nin aktardığı yorumlara göre HP’deki görev değişikliğinin Leo Apotheker’ın topladığı tepkilerden sonra kaçınılmaz olduğu görülüyordu ancak IBM’den Palmisano’nun görevinden ayrılması beklenmiyordu. Zira Palmisano hemen her konuşmasında görevinin başında kalmak istediğini dile getiriyordu. Meg Whitman HP’nin başına geldiğinde önemli soru işaretleri kafalarda oluşmuştu. Ancak IBM’in CEO olarak Virginia Rometty’yi seçmesi uzmanlar tarafından olumlu karşılandı. IBM’in kârlı yapısının Palmisano ile olduğu gibi Rometty ile de devam edeceği öngörülüyor. TWITTER YİNE YENİLENDİ Sosyal medyanın en güçlü ikinci aktörü Twitter, 1 yıl aradan sonra tekrar yenileniyor. Son olarak baştan aşağı tasarım değişikliğine giden site şimdi de dinamikleşme yönünde adımlar atıyor. Technolabs'teki habere göre sağ menüyü daraltan serviste bundan böyle her bir tweet tek başına incelenebilecek. Ayrıca iletiye eklenen görseller de tek tıklama ile cümle altında açılacak. Dikkat çeken diğer bir yenilik ise "Yanıtla, Yeniden Gönder" gibi özelliklerin mesajın sağ üstüne getirilmesi. Twitter'ın bu değişim ile -özellikle sağ menünün sadeleştirilmesiyle- siteye reklam alabileceği kulislerde konuşulanlar arasında yer alıyor. APPLE ORTALIĞI KARIŞTIRACAK BİR PATENT ALDI Apple, akıllı cebinizin ekranında kilit açmak için kullandığınız parmak hareketinin patentini aldı. Apple'ın bu patenti ele geçirmesi, Google, Samsung, HTC gibi Android üreticilerini ayaklandıracak gibi görünüyor. İşte patent'ten bazı alıntılar: "Dokunmaya duyarlı bir ekrana sahip cihazın kilidi, dokunmatik ekran üzerinde gerçekleştirilecek hareketlerle açılabilir." "Cihaz, kilidi açmaya yönelik bir veya birden fazla görsel görüntüler. Önceden belirlenen hareketin yapılması, görselin belirli bir konuma taşınması veya belirli bir yol üzerinde taşınmasını içerebilir. Cihaz, önceden belirlenen hareket için hatırlatma amaçlı ipuçları da gösterebilir." Bu tanım, dünyadaki birçok Android cep ve tabletlere uyuyor. Bakalım bu patent, patent savaşlarını nasıl bir boyuta taşıyacak. SONY, SONY ERICSSON’U SATIN ALIYOR 27 Ekim 2011’de Sony, mobil ortak girişimi Telefon AB L.M. Ericsson'un hisselerinin yüzde 50'sini 1.47 ÝMTÝYAZ GENEL Taner SAHÝBÝ, KÜÇÜKTEPE Hukuk Danýþmaný: Av. YÖNETMEN VE SORUMLU YAZI ÝÞLERÝ MÜDÜRÜ Ofset Baský ; ÜNÝFORM Özcan ATAMER Renk Ayýrým; FÝLMEVÝ Haber Koordinatörü AYLIK BÖLGE GAZETESÝ Ýdare Yeri: Ýncirli Caddesi Yeþilada Sokak No:2/1 Gökhan ATAMER Ýstanbul Aylýk Süreli Ferhat yayýnApt. Kat: 1 D:4 Bakýrköy / Haber Merkezi Tel: (0-212) 543 86 64-543 86 65-543 86 47 Fax: 543 86 16 YIL: 19 Sayý: 209 KASIM 2011 Yavuz ARPACIK Ataköy Gazetesi, Yurtgün Ýç ve Dýþ Ticaret A.Þ. Arzu BERATOĞLU tarafýndan yayýnlanmaktadýr. [email protected] Köþe yazýlarýndaki sorumluluk, yazarlarýna aittir. GAZETEMÝZ BASIN AHLAK YASASINA Gazetemizde yayınlanan ilanların sorumluluğu ilan sahibine aittir UYMAYI TAAHHÜT ETMÝÞTÝR milyar dolar karşılığında satın alacağını duyurdu. Böylece birkaç haftadır dolaşan satın alma söylentisi, doğru çıkmış oldu. Satın alma sonucunda Sony Ericsson, Ocak 2012'den itibaren stratejik ortaklık statüsünden çıkacak ve Sony’nin bağlı kuruluşu halini alacak. Anlaşmanın duyurulduğu basın bildirisine göre bu satın alma, Sony'nin mobil cihazlarını PC'ler, TV'ler, tabletler ve laptop'lar gibi diğer elektronik cihazları arasına katmasına izin verecek. Sony bunu "dört ekran stratejisi" olarak isimlendiriyor. İki şirket, 2001 yılından beri beraber çalışıyordu. Ortaklık, yakın zamanda ise Xperia markası altında akıllı ceplerini yayınlamış, oyun indirme hizmetlerini Android cihazlarda hizmete sunmuştu. IBM, ELEKTRONİK BEYİN PEŞİNDE Dünyadaki en mükemmel makime insan ve özellikle de insan beyninin kapasitesi ulaştığımız ileri teknoloji seviyesinde bile elektronik cihazlar tarafından taklit edilemiyor. Ama bu durum bilim adamlarının teknolojiyi zorlayarak insan beynini yakalamaya çalışmasını engellemiyor. IBM'in süper bilgisayarı Blue Gene şimdiden çok daha basit organizmalara sahip fare ve kedi gibi canlıların beyinlerinin kapasitesinin üzerinde çalışabiliyor. Blue Gene insan beyninin ancak %4,5 oranında taklit edebiliyor ama bu geçtiğimiz birkaç yıla göre oldukça yüksek bir rakam. Yani çalışmalar elektronik insan beyni seviyesine ulaşmak yolunda beklentilerden daha hızlı ilerliyor. Ortalama insan beyninde 20 milyar nöron ve 200 trilyon kesişme noktası bulunuyor. Blue Gene'de ise her biri 1GB belleğe sahip 147.456 paralel işlemci yer alıyor. IBM'in hesaplamalarına göre bir insan beynin işlem kapasitesine ulaşabilmek için 880 bin paralel işlemciye ihtiyaç var. IBM geriye kalan 732.544 işlemcinin 2019 yılına kadar tamamlanabileceğini tahmin ediyor. HP, TARİHİ SATIŞTAN VAZGEÇTİ Ciro bazında dünyanın en büyük teknoloji firması Hewlett Packard, henüz üç ay önce açıkladığı PC bölümünü satma kararından vazgeçti. Yeni CEO Meg Whitman’ın göreve gelir gelmez aldığı ilk büyük karar, PC üretimini de kapsayan kişisel sistemler bölümünün satışı ya da kapatılmasına yönelik stratejik plandan vazgeçmek oldu. Önceki CEO Leo Apotheker’in öngörülerine dayanarak alınan tasfiye kararı, firmanın hissedarlarında hayal kırıklığı yaratmış, firmanın piyasa değeri büyük düşüş göstermişti. Whitman, PC biriminin tasfiyesinin firmaya ilk etapta 1.5 milyar dolar, daha sonra da yılda 1 milyar dolar kaybettireceğini söyledi. Whitman, yine selefi Apotheker tarafından hazırlanan WebOS tasfiyesi planına ilişkin olarak da 'henüz düşündüklerini' söyledi. Bu yılın başlarında satın alınan Palm firmasına ait mobil işletim sistemi WebOS, HP’nin özellikle hızla büyüyen tablet pazarında yer edinmek için kullanacağı araçlardan biri olarak kabul ediliyordu. Ancak WebOS’lu ilk tablet pazarda beklenen ilgiyi yaratmamış, Apotheker’in 3 ay önceki kararı ertesinde de kullanıcı gözündeki tüm çekiciliğini yitirmişti. Şimdiki CEO Whitman, WebOS ile çalışan yeni cihazlar yapıp yapmayacaklarına henüz karar vermediklerini belirterek, “yapacaksak bu kesinlikle aynı cihazdan ziyade onun 2.0 sürümü olacaktır” dedi. Eski CEO Apotheker, PC ve WebOS birimlerinin tasfiyesi dışında İngiliz yazılım firmaıs Autonomy’nin 10 milyar dolara satın alınması kararıyla da hissedarların şimşeklerini üzerine çekmiş ve geçtiğimiz ay görevden ayrılmıştı. Apoteheker’in yerine ABD’nin California eyaletindeki en zengin dördüncü kadın olan Meg Whitman getirildi. 1.3 miiyar dolar kişisel servete sahip Whitman, Kasım’da yapılan seçimlerde Jerry Brown’a geçilmişti. Hukuk Danýþmaný: Av. Taner KÜÇÜKTEPE Av. Öner AYBEK Ofset Baský : ÜNÝFORM Renk Ayýrým : FÝLMEVÝ Ýdare Yeri: Ýncirli Caddesi Yeþilada Sokak No:2/1 Ferhat Apt. Kat: 1 D:4 Bakýrköy / Ýstanbul Tel: (0-212) 543 86 64-543 86 65-543 86 47 Fax: 543 86 16 Ataköy Gazetesi, Yurtgün Ýç ve Dýþ Ticaret A.Þ. tarafýndan yayýnlanmaktadýr. Gazetemizde yayýnlanan yazý ve fotoðraflar kaynak gösterilmeden kullanýlamaz Türkiye’de Bir İlk! HEM RESTAURANT HEM MARKET Ataköy Marina Park’ta hizmete giren SANSENDO Restaurant, yola çıktığı “bi dolu lezzet, bi dünya mutfak” sloganıyla yemek yemeyi zevk haline getiren şık bir mekan. Daha önce bir arada denenmemiş konseptler ve lezzetleriyle SANSENDO; Türkiye’de ilk defa restaurantbar-şarküteri-pastane-et ürünleri beşlisini, her biri birbirinden iddialı sunumlarıyla tek bir çatı altında topluyor. Dekorasyonuyla da fark yaratan SANSENDO, mimarisiyle sizi eğlenceli ve keyifli anlara davet ediyor. “SANSENDO ilkleriyle ve hafızanızda tat bırakacak lezzetleriyle adından söz ettimeyi hedefliyor” diyen mekanın genç işletmecisi ve sahibi Uğur Kum ile SANSENDO hakkında konuştuk. 3 sene Bahçeşehir Üniversitesi’nde Endüstri Mühendisliği okuyan ve ayrılan; şimdi de İstanbul Üniversitesi’nde İşletme okuyan Uğur Kum SANSENDO Restaurant fikrinin çok önceden oluştuğunu ve 4 senelik bir proje olduğunu söylüyor. Daha önce Yeşilköy’de küçük bir büfe işlettiğini belirten Kum; 4 senenin sonunda son 6 ay içinde ciddi bir projelendirme yaptığını sözlerine ekliyor ve “Ciddi bir şekilde bu sektöre girmeye karar verdik. En başından farklı olmayı planladık. Buna göre de adımlar attık ve SANSENDO’yu açtık.” diyor. Günün erken saatlerinden gecenin geç saatlerine kadar her öğünde her anınıza eşlik eden SANSENDO’da dünya mutfağının en enfes tatları sizleri bekliyor. Geleneksel Amerikan, Yunan, Akdeniz, Çin, İtalyan, Latin Amerika, Meksika, Orta doğu ve İspanyol… Tüm dünya SANSENDO‘da! Pizza, noodle, chateaubriand, fajita, deniz mahsulleri, vejeteryan menüler ve daha birçokları… Her bir yemek, aynı özenle ve en detaylı şekilde hazırlanıyor. Yemek pişirmek burada iş değil büyük bir zevk! En seçkin gurme içkiler ve peynir çeşitleriyle iş çıkışlarında yorgunluğunuzu gidermek için de şık ve lezzetli bir seçim. Güneşli havalarda bahçede, marinaya karşı geçirilen zamanların keyfi ise tarifsiz… onlar için de iyi. Daha da eğlenceli oluyor. Aslında ben buna şeffaflık diyorum, restauratın her yerinde şeffaflık var. Menüde de şeffaflık var.” “İLKLERİN MEKANI DİYEBİLİRİZ” Gerek sunumu, konsepti, dekorasyonu ve lezzetleriyle adından çok söz ettirecek ve alışılmışın dışında bir mekan olan SANSENDO’yu diğer mekanlardan ayıran bir başka özelliği de Elektronik Tablet Menü’sü... Elektronik Tablet Menü fikrinin nerden geldiğini sorduğum Uğur Kum “Elektronikle çok içli dışlıyım. Böyle bir hobim var, ilgim var. Ekibimizle düşünürken böyle bir fikir attık ortaya sonra geliştirdik. Yurtdışında benzer örnekleri varmış. Türkiye’de ise ilk olan bir şey. Bizim için de en önemli uygulama bu. Çünkü diğer firmalar, oteller, restoranlar da buna ilgi gösterdi. Demek oluyor ki, bir şeyi başlatan da bir restoran olduk biz Türkiye’de. Ama tabi birebir kopyalamadık yurtdışından. Buna ayrı bir program yazdırdık. Sıfırdan biz yaptık. Türkiye’ye de uyarladık.” diyor ve şunları ekliyor; “Buraya gelen misafirler elektronik tablet menüden seçim yapıyorlar, sipariş vermiyorlar, oradan seçimi yine garsona söylüyorlar ama bunun nasıl faydası oluyor. İstedikleri şeye daha kolay ulaşıyorlar. Görselini ve detaylarını daha iyi görüyorlar. Veya daha çok bilgi sahibi oluyorlar. Bir süprizle karşılaşmıyorlar. Son haline kadar görüyorlar. Bir de müşterilerin dikkatini çeken bir şey. İlk gördüklerinde şaşırıyorlar, etkileniyorlar. O bizim işletmemiz için de iyi Son olarak; İç mekanda yemeğinizi beklerken pişirilme süreçleri görebileceğiniz yarı açık mutfağı ile alışılmışın dışında dekore edilen mekanda sabahları zengin seçenekli bir kahvaltı, öğle ve akşam yemeklerinde dünya mutfağından seçmeler tadabilir, evde de tadına devam etmek istediğiniz tüm et ürünlerini SANSENDO Gourmet bölümünde özel olarak paketletebilirsiniz... Gidin, görün, ayrıcalığı yaşadığınızı farkedeceksiniz... Arzu BERATOĞLU 29 Bakırköy Belediye Tiyatroları’nda Türkiye’de bir ilk “TİYATRODA İŞİTME ENGELLİLER İÇİN SİMULTANE ÜST YAZI” Bakırköy Belediye Tiyatroları (BBT), Türkiye’de bir ilki gerçekleştirerek işitme engelliler için simultane üst yazılı tiyatro izleme olanağı sağladı. Tiyatroda üst yazı uygulaması ilk kez Ataköy Yunus Emre Kültür Merkezi’nde sahnelenen Külhanbeyi Müzikali’nin galasında gerçekleştirildi. Davetlilerin büyük beğeni ile izlediği Külhanbeyi Müzikali’nde geçen konuşmalar ve sözler ise sahnenin her iki yanına konulan ekranlarda gösterilerek işitme engellilerin de tiyatro izleme olanağı sağlandı. Türkiye’de ilk kez uygulanan işitme engelliler için tiyatroda simultane üst yazı uygulaması izleyiciler ve işitme engelliler tarafından tam not aldı. Türkiye’de bir ilki başlatmaktan dolayı mutlu olduklarını söyleyen Bakırköy Belediye Başkanı Ateş Ünal Erzen, ”12 Mayıs 2011 akşamı yine Yunus Emre Kültür Merkezi’mizde yapılan İşitme Engelliler Duyarlılık Ödül Töreni’nde tiyatro oyunlarında da işitme engelli kardeşlerimiz için üst yazı uygulaması başlatacağımıza söz vermiştim. Bu akşam bunu gerçekleştirmenin gururunu yaşıyoruz. Artık işitme engelli kardeşlerimiz Bakırköy Belediye Tiyatroları’nın tüm oyunlarını üst yazılı takip edebilecekler. Sahnenin sağında ve solunda bulunan ekranlara oyuncuların konuşmaları yansıyor. Gerçi bu üst yazı sadece işitme engellilere yaramayacak ben de Yıldız Kenter Hocamla Müzikal’deki şarkı sözlerini bazı bölümlerini üst yazıdan takip ettim. Bu çalışmamızın tüm kamu ve özel tiyatrolara örnek olmasını diliyorum.” dedi. Geceye Bakırköy Belediye Başkanı Ateş Ünal Erzen, Bakırköy Kadın Meclisi Başkanı Yrd. Doç. Dr. Meltem Ünal Erzen, ünlü tiyatrocular Yıldız Kenter, Müşfik Kenter ve Üstün Asutay’ın yanı sıra çok sayıda davetli ile işitme engelliler ve aileleri katıldı. 36.İSMET KÜNTAY TİYATRO ÖDÜLLERİ Gala öncesinde ise 36. İsmet Küntay Tiyatro Ödülleri sahip lerine verildi. Gecede, İsmet Küntay Onur Ödülü Yıldız Kenter’e verilirken, en iyi oyun yazarı ödülü Kadın Sığınağı oyunuyla Tuncer Cüceroğlu, En iyi Yönetmen Ödülü Kadın Sığınağı oyunuyla Serpil Tomar, En İyi Yapım Ödülü Dünyanın Ortasında Bir Yer Oyunu’na, En İyi Kadın Oyuncu Ödülü Dünyanın Ortasında Bir Yer Oyunuyla Esra Ronabar, En İyi Erkek Oyuncu Ödülü Pir Sultan Abdal Oyunuyla Oktay Korunan, En iyi Kostüm Ödülü Candan Seda Balaban, En İyi Müzik Ödülü Biri Hiçbiri ya da Hepsi oyunuyla Deniz Noyan, En İyi Işık Ödülü Dünyanın Ortasında Bir Yer oyunuyla M. Nurullah Tuncer, En İyi Dramaturg Ödülü Tarık Günersel, İsmet Küntay Özendirme Ödülü Fatih’te Son Tango oyunundaki rolüyle Sevi Orakoğlu, İsmet Küntay Jüri Özel Ödülü Bakırköy belediye Tiyatroları oyunu Medeni hali Kadın, İsmet Küntay Tiyatro Özel Ödülü Birdy oyunuyla Atilla Şendil’e verildi. 31 MUTLU GÜNLER Gülen YİĞİTTAŞ & Hakan ÇINAR Evlendiler Düğüne Yiğittaş ve Çınar ailelerinin akraba ve dostları ile Gülen ve Hakan’ın yakın arkadaşları katıldı. Mehmet YİĞİTTAŞ, Şükran YİĞİTTAŞ, Hakan ÇINAR, Gülen YİĞİTTAŞ, F. Oya ÇINAR, Ahmet ÇNAR 33 Bakırköylü İşadamları ve Mardinliler Derneği’nden Örnek Davranış “KAN VER HAYAT KURTAR ” Bakırköy İşadamları Derneği (BİAD) ile Mardinliler Derneği “Kan Ver Hayat Kurtar” sloganı ile kan bağışı kampanyası düzenledi. Bakırköy Cumhuriyet Meydanı’nda düzenlenen kampanyaya Bakırköy İşadamları Derneği Başkanı Salim Yılmaz, Mardinliler Derneği Başkanı Fuat Bodur ile dernek üyeleri, Bakırköy DSP İlçe Başkanı Yaşar Demirkol ve vatandaşlar katıldı. Çapa Kızılay Kan Merkezi’nden Dr. Oğuz Kemal Erdim yönetiminde gerçekleştirilen kan bağışı kampanyası 2 gün boyunca sürerken Dr. Erdim, kampanyaya gösterilen ilginin kendilerini sevindirdiğini söyledi. Bakırköy İşadamları Derneği Başkanı Salim Yılmaz da Mardinliler Derneği işbirliği ile düzenlenen kampanya ile acil kan bekleyen bir çok insana yardımda bulunduklarını söyledi. Mardinliler Derneği Başkanı Fuat Bodur da derneklerin bu tür sosyal sorumluluk projelerini gerçekleştirmeleri gerektiğini ifade ederek, Bakırköy İşadamları Derneği ile birlikte düzenledikleri kampanyanın kendileri için çok anlamlı ve özel olduğunu belirtti. (Arzu BERATOĞLU) Bilgi Evi öğrencileri Bakırköy'de hizmet veren Şefkat Huzurevi sakinlerini ziyaret etti ÖĞRENCİLERDEN ÖRNEK DAVRANIŞ Küçükçekmece Belediyesi bünyesinde hizmet veren Bilgi Evleri, eğitim hayatına sağladığı katkının yanısıra öğrencilere toplumsal sorumluluk kazandıracak faaliyetler de düzenliyor. Nesiller arasında sevgi saygı bağlarını korumak amacıyla gerçekleştirilen ziyarette Halkalı Bilgi Evi öğrencileri Bakırköy Şefkat Huzurevi sakinleriyle bir araya geldi. Ellerinde karanfillerle huzurevini ziyaret eden öğrenciler yaşlıların elini öperek onlarla sohbet etti. Öğrencilerin getirdiği ikramlarla lezzetlenen buluşmadan SAMİMİ BİR ORTAMDA KEYİFLİ SOHBET Ziyaret boyunca öğrenciler ve yaşlılar samimi sohbetlerle keyifli bir zaman geçirdi. Sohbet eşliğinde çaylarını yudumlayan öğrenciler, yaşlıların hayat hikayelerini dinleyerek, bol bol fotoğraf çektirdiler. Huzurevi yetkilileri de Küçükçekmece Belediyesi’nin düzenlediği bu ziyaretlerin yaşlıları motive ettiğini, bunun örnek bir davranış olduğunu dile getirdiler oldukça mutlu olan huzurevi sakinleri, “Biz burada çok iyiyiz. Yöneticilerimiz ve bakıcılarımız bizimle çok ilgili. Gençlerin de bu tür ziyaretleriyle keyfimiz yerine geliyor. Yalnızlığımızdan bir nebze de olsa kurtuluyoruz" diye konuştular. Sakinlerden emekli asker Sadettin Erkan ise huzurevinde yaşayan yaşlıları küçümseyen insanlardan yakındı. “Ben evimde bile buradaki kadar iyi olamazdım” diyen Erkan, insanları bu konuda daha duyarlı olmaya davet etti. 35 KOMŞU İLÇELER: DRAGON’DA MÜTHİŞ MÜCADELE KÜÇÜKÇEKMECE Türkiye Kano Federasyonu ve Triton Organizasyon işbirliğiyle Küçükçekmece Belediyesi’nin ev sahipliğinde düzenlenen Türkiye’nin ilk kurumlar arası Dragon Boat Türkiye Şampiyonası, Küçükçekmece göl kenarı Amfi Tiyatro’da gerçekleştirildi. 24 takımın mücadele ettiği turnuvada yarışmacılar iş dünyasının stresini kürek çekerek attı. Bayanlar, erkekler ve karma olmak üzere 3 farklı kategoride gerçekleşen müsabakalarda takımlar, Türkiye Şampiyonu olmak için kıyasıya mücadele etti. Her yaştan sporseveri bir araya getiren turnuvada, yarışlara büyük bir ciddiyetle hazırlanan Bilgiyi en eğlenceli yoldan öğrencilere ulaştırmayı amaçlayan Küçükçekmece Belediyesi Bilgi Evleri, Sefaköy Kültür ve Sanat Merkezi’nde düzenlenen 2011-2012 Eğitim- Öğretim yılı açılış töreniyle yeni sezona merhaba dedi. Küçükçekmece Belediye Başkanı Aziz Yeniay ve başkan yardımcılarının da katıldığı programa, Bilgi Evleri üyelerinin hazırladığı birbirinden renkli etkinlikler damgasını vurdu. Fatih, İnönü, Halkalı, Taştepe, Cennet, takımların performansları dikkat çekti. Turnuvaya Küçükçekmece Belediye Başkanı Aziz Yeniay, başkan yardımcılarıyla birlikte katıldı. Yarışlar sırasında tek tek takımları ziyaret eden Başkan Aziz Yeniay, yarışmacılara başarılar diledi. ŞAMPİYON ‘KAREL’ OLDU Erkekler, bayanlar ve karma kategorilerinde “Karel” takımı Türkiye Şampiyonu unvanını alırken, “Güneş Sigorta” takımı ikinciliği, “Abbott” takımı ise üçüncülüğü elde etti. Turnuvanın sonunda dereceye giren takımlara ödülleri, Türkiye Kano Federasyonu Başkan Vekili Fatih Sanı ve Küçükçekmece Belediye Başkanı Aziz Yeniay tarafından verildi. Ödül töreninde konuşma yapan Başkan Aziz Yeniay, ilk kez yapılan kurum- lar arası Dragon Boat Türkiye Şampiyonası’na ev sahipliği yapmaları dolayısıyla büyük mutluluk yaşadıklarını belirtirken, “Türkiye Kano Federasyonu’nun Dünya Kano Şampiyonası için yer aradığını öğrendim.Yer burada. Şampiyon adayları da burada. Umuyorum ki İstanbul’umuz, Küçükçekmece’miz Dünya Kano Şampiyonası’nı burada gerçekleştirecektir” dedi. Akrobasi uçağı gösterisiyle coşkunun doruğa çıktığı ödül töreninde Fair Play Grand Award ödülü ise “Arçelik” takımına verildi. mece Belediye Başkanı Aziz Yeniay “Yeni bir sezonu başlatıyoruz. İkinci yarı yıl geldiğinde keşke dememek için bugünleri iyi değerlendirin. Yeni açılacak 2 bilgi evimizle öğrenci sayımızı 50 binlere çıkarmayı hedefliyoruz.” diye konuştu. Ailelerin ve öğrencilerin yoğun ilgi gösterdiği programın sunumunu da Bilgi Evi üyeleri yaptı. Programa, Cennet Bilgi Evi öğrencileri Ufuk Göçer’in dans performansı ve Selin Güneş’in söylediği türküler damgasını vurdu. Taştepe Bilgi Evi öğrencilerinin hazırladığı Çiçek Abbas skeci de izleyenlerden büyük alkış aldı. Programda öğrencilerin hazırladığı halk oyunu gösterileri de yer aldı. BİLGİ EVLERİ’NDEN RENKLİ AÇILIŞ TÖ RENİ Sefaköy Bilgi Evi üyeleri ve ailelerin yoğun ilgi gösterdiği açılış töreni oldukça eğlenceli görüntülere sahne oldu. Törende konuşma yapan Küçükçek- 37 KOMŞU İLÇELER BAHÇELİEVLER SİVİL SAVUNMA PARKI TÜM İLÇELERE ÖRNEK OLACAK İl Afet Acil Durum Müdürü Gökay Bostancı ve İl Sivil Savunma Birlik Müdürü Can Avcı ile birlikte Yenibosna’daki Deprem ve Trafik Eğitim Parkı’na gelen Vali Yardımcısı Hikmet Çakmak buradaki çalışmalar hakkında Bahçelievler Belediye Başkanı Osman Develioğlu’ndan bilgi aldı. Bahçelievler Belediyesi tarafından yaptırılan Deprem Arama Kurtarma ve Trafik Eğitim Parkı’nı gezen İstanbul Vali Yardımcısı Hikmet Çakmak tesisi çok beğendiğini ifade ederek, Deprem Arama Kurtarma ve Trafik Eğitim Parkı’nın, İstanbul genelinde tüm ilçelerde oluşturulacak Afet Yönetim Merkezleri’ne örnek olacağını belirtti. İlçe Kaymakamı Şevket Cinbir veİlçe Milli Eğitim Müdürü Basri Özbay’ın da hazır bulunduğu ziyaret esnasında ilçe sivil savunma gönüllüleri tarafından da mini bir tatbikat gerçekleştirildi. Yaptığı örnek çalışmalardan dolayı Belediye Başkanı Osman Develioğlu’na teşekkür eden Vali Yardımcısı Hikmet Çakmak; “Bu örnek çalışmanız ve tesisinizden dolayı sizi kutluyorum. Bu güç İstanbulumuzun ve Bahçelievlerimizin gücü. Böyle tesislerin tüm ilçelere de örnek olmasını istiyorum” dedi. Öte yandan Çocuk Trafik Eğitim Parkı’nı da gezen Vali Yardımcısı Hikmet Çakmak; “Trafikte çocuklarımızın küçük yaşlarda eğitim görmeleri de geleceğimiz için çok önemlidir” dedi. BAHÇELİEVLER KENT KONSEYİ, KADIN MECLİSİ’Nİ OLUŞTURUYOR Bahçelievler Kent Konseyi 10. olağan toplantısını, Kaymakam Şevket Cinbir ve Bahçelievler Belediye Başkanı Osman Develioğlu’nun katılımıyla, Bahçelievler Belediye Başkanlık binasında gerçekleştirdi. Bahçelievler İlçe Emniyet Müdürü Mustafa Şahin, Bahçelievler İlçe Milli Eğitim Müdürü Basri Özbay’ın da katıldığı toplantıda, sivil toplum kuru- luşlarının temsilcileri, muhtarlar, ilçe siyasi parti temsilcileri ve kamu kurumları temsilcileri de hazır bulundu. Toplantıda konuşan Bahçelievler Belediye Başkanı Osman Develioğlu “Kent Konseyi çalışmalarımıza ve yatırımlarımıza ışık tutuyor. Sivil toplum kuruluşları ve kamu kurumlarının işbirliği, halkımıza hizmeti hızlandırıyor. Önümüzdeki süreç içinde, kent konseyi olarak Kadın Meclisi’nin kurulmasını da sağlayacağız. Yeni seçilen kent konseyi başkanı ve yönetimini de kutluyor, Bahçelievler Kent Konseyi’nin örnek çalışmalarında başarılar diliyorum” dedi. Öte yandan 10. Olağan Kent Kon- seyi toplantısında, İlçe Milli Eğitim Müdürü Basri Özbay ve Mehmet Cesur ile İhsan Değer Divan heyetine seçildi. Kent Konseyi Başkanlığı’na oy birliği ile Belediye Başkan Vekili Av. Mevlid Uyan yeniden seçimle getirildi. SOKAK HAYVANLARINA SAHİP ÇIKALIM Bahçelievler Belediye Başkanı Osman Develioğlu “4 Ekim Dünya Hayvanları Koruma Günü’’ nedeniyle, yazılı açıklama yaptı. Develioğlu yaptığı yazılı açıklamada, her canlının yaşama hakkına saygı duyulması gerektiğini belirterek, “Bahçelievler’de hayvan sağlığının korunması nedeniyle, hayvan hastanemiz var. Sokak hayvanlarına da herkesin sahip çıkması önemli. Hayvan bakımı için kısırlaştırma, aşılama ve gerekirse cerrahi müdahaleler yapan Veteriner Müdürlüğümüz, hayvan sağlığının korunmasına önem veriyor. Dünya Hayvanları Koruma gününün tüm canlıların yaşama hakkı olduğunu hatırlatması açısından önemli bir gün. İnsanların yaşamını tehdit etmeden uyum içinde, hayvanların yaşamda yer almalarına Belediye olarak çok özen gösteriyoruz. Lütfen, ömür boyu bakamayacağınız bir hayvanı sahiplenmeyelim. Günü birlik değil, ömür boyu hayvanları sevelim” dedi. 39 Bakırköy Belediyesi Harika Parmaklar Konseri’nde ENGELLİ VE ENGELSİZ MÜZİSYENLERDEN MUHTEŞEM DİNLETİ Bakırköy Belediyesi tarafından her yıl gerçekleştirilen Harika Parmaklar Konseri’nde, bu yıl KerimSelim Altınok Engelsiz Orkestrası ile birlikte ilk kez klasik müzik konseri sunuldu. Ataköy Yunus Emre Kültür Merkezi’nde düzenlenen konsere, Bakırköy Belediye Meclis Üyesi Uğur Özhabeş, Bakırköy Kültür ve Sosyal İşler Müdürü Özcan Bilir ve çok sayıda dinleyici katıldı. Konser öncesinde açılış konuşması yapan Bakırköy Kültür ve Sosyal işler Müdürü Özcan Bilir, bu yıl Harika Parmaklar Konseri’ni daha geniş kapsamlı yaparak engelli ve engelsiz müzisyenleri bir araya getirdiklerini belirterek, engelli insanların toplumda hak ettiği değeri göremediğini fakat onların yaptığı çalışmaların çoğunu engelsiz insanların gerçekleştiremediğini söyledi. Bilir’in konuşmasının ardından kürsüye çıkan Bakırköy Belediye Meclis Üyesi Uğur Özhabeş’te engelli ve engelsiz gruplardan oluşan koronun çok başarılı işler yaptığını ifade ederek, Kerim-Selim Altınok kardeşlerin bu çalışmada başrolü oynadığını belirtti. Protokol konuşmalarının ardından minik müzisyenler Bakırköy Belediyesi Piyano Öğretmeni Linda Kaso eşliğinde salonda bulunan izleyicilere muhteşem bir piyano dinletisi sundular. Daha sonra ise Kerim Selim Altınok Engelsiz Orkestrası ve minik müzisyenlerden oluşan koro klasik eserleri icra ettiler. Salonda bulunan izleyiciler tarafından büyük beğeni ile dinlenen ve yoğun alkış alan koro adına konuşan Kerim-Selim Altınok kardeşler de, Bakırköy Belediyesi’nin kendilerinin ve tüm engelli grupların her zaman yanında olduğunu belirterek, Linda Kaso ve minik öğrencileri ile güzel bir çalışmaya imza attıklarını belirttiler. (Yavuz ARPACIK) BAKIRKÖY BELEDİYE MECLİSİ’NDEN TARİHİ BİR KARAR RESNELİLER KÖŞKÜ KAMULAŞTIRILIYOR Yıllardır kaderine terk edilen ve tüm Bakırköylüler’in kültürel hizmetlerde kullanılmasını istediği Resneliler Köşkü, Bakırköy Belediye Meclisi’nin aldığı karar doğrultusunda kamulaştırılacak. Bakırköy Belediye Meclisi’nin 20 Ekim 2011 tarihli birleşiminde 2012 mali yılı bütçe görüşmeleri öncesinde söz alan Bakırköy Belediye Meclisi 2. Başkan Vekili Cavit Ganiç, tarihi Resneliler Köşkü’nün kamulaştırılacağını ifade ederek, tarihi köşkün kamulaştırılması için belediyenin 2012 bütçesinden 10 milyon TL bedel ayrıldığını söyledi. Tarihi çok eskilere dayanan ve halen ayakta kalabilmeyi başarmış olan Resneliler Köşkü Hürriyet Kahramanı Resneli Niyazi Bey’in köşkü olarak bilinir. Fakat köşk Resneli Niyazi beyin kardeşi İhsan Resne’ye aittir. 1909 yılında 31 Mart Olayı’nın patlak vermesiyle Hürriyet kahramanı Resneli Niyazi Bey, İstanbul'a geçmeden önce Makriköy (Bakırköy)’e gelip İncirli Bağları'nda kamp kurmuş, bugün İncirli Caddesi üzerinde hâlâ var olan, kardeşi İhsan Bey'in evinde kalmış ve kardeşine iki armağan sunmuştur. Hediyelerden biri, Parisli bir kuyumcu tarafından yapılmış, köstekli bir saati andıran içinde Resneli Niyazi Bey'in fotoğrafının yer aldığı altın bir kutu, diğeri de üzerinde “Ya Vatan Ya İstiklâl” yazılı ipek bir mendildir. 65 Ülkenin Engelli Temsilcileri Yeşilköy’de Buluştu HER ŞEY ENGELSİZ BİR DÜNYA İÇİN 65 ülkeden engelli ve engelli temsilcilerinin katıldığı Dünya Engelliler Birliği Kurultayı, İstanbul Wow Hotel'de gerçekleştirildi. Toplantıda “Engelliler için evrensel standartlar”, “Mimarlıkta Evrensel Tasarım”, “Birleşmiş Milletler Mevzuatı Yönünden Erişebilirlik”, “Engelsiz Model Ev ve Müze” konuları ele alındı. ( Sayfa 25’de) 36. İSMET KÜNTAY TİYATRO ÖDÜLLERİ Bakırköy Belediye Tiyatroları’nda Türkiye’de bir ilk “TİYATRODA İŞİTME ENGELLİLER İÇİN SİMULTANE ÜST YAZI” (Haber ve fotoğraflar: Yavuz ARPACIK) (Yazısı 29. sayfada)
Benzer belgeler
biliyor musunuz? - Ataköy Gazetesi
daha imza atarak, 5bin seyirci kapasiteli kapalı atletizm salonu inşa ediyorlar.
Ataköylüler’e ait spor alanlarına
yapılan Ahmet Cömert ve Sinan Erdem
kapalı salonlarından sonra inşaatı
devam eden ...