kolon polipleri - Colo
Transkript
kolon polipleri - Colo
KOLON POLĠPLERĠ Polip terimi nonspesifik bir terim olup histolojik yapısına bakmaksızın intestinal mukoza yüzeyinden lümene doğru herhangi bir çıkıntıyı tarif eder. Polipler histolojik tiplerine göre 4 gruba ayrılırlar. 1-Neoplastik adenoma,villöz adenoma. 2-Hamartomatöz Polipler: Tubuler adenoma,tübülovillöz Polipler: polipler,Peutz-Jeghers Cronchite-Canada sendromu Jüvenil sendromu, 3-Inflamatuar Polipler: Inflamatuar veya pseudopolipler, benign lenfoid polipler, 4-Hiperplastik (Metaplastik ) Polipler: Polipler ayrıca saplı yada sapsız polip Ģeklinde de incelenirler. Polipler batı toplumunda 60 yaĢ üzerindeki kiĢilerin otopsilerinde % 30 üzerinde rastlanılırlar. ġu anda kolon Ca larının % 95 nin bir polipten kaynaklandığı belirtilmektedir. NEOPLASTIK POLIPLER Bu polipler genel nüfusun %5-10 unda bulunurlar. Tubuler adenomlar %75 ini teĢkil ederken, vilöz adenomlar %10, tübülovillöz adenomlar da %15 ni oluĢturur. YaĢ ilerledikçe bulunma sıklığı artar ve E lerde K lardan daha fazladırlar. Bu poliplerin malign potansielleri polipin tipi, büyüklüğü ve displazi derecesi baĢta olmak üzere polip sayısı , hastanın yaĢı ve takip süresi ile ile ilgilidir. Tubuler adenomada bu oran ortalama %5, villöz adenomada % 40 ve tübülovillöz adenomada % 22 olarak saptanmıĢtır. Çapı 1 cm den küçük poliplerde invazif karsinom bulunma olasılığı % 1 kadardır. Bu poliplerin %65 inin çapı 1 cm den küçüktür. Çap büyüdükçe invazif karsinom olasılığı artar.Ortalama 1-2 cm çapta % 9.5 ve 2cm çaptan büyük poliplerde % 35 karsinom olasılığı vardır. Çapı 2cm yi geçen villöz, tübülovillöz ve tubüler adenomada karsinom riski sırasıyla %53, 46 ve 35 tir Tek bir polip varken karsinom olasılığı %8.2 iken on polip varlığında bu oran % 37 ye yükselir. Çapı 1 cm I geçen polipte karsinom riski 5, 10 ve 20 yıldasırasıyla %2.5, 8 ve 24 tür. Bazı neoplastik polipler kansere dönüĢürler.Bu görüĢ kanserle komĢu olan benign adenomatöz dokuların varlığıyla desteklenir. Submukozayı invaze eden erken kanserlerde benign adenomatöz dokular olguların %57 sinde bulunur, kanser kas dokusuna yayıldığında bu oran %18 e ve kanser barsak duvarını geçince % 8 e düĢer. Bu durum karsinomların barsak duvarını geçerken komĢu dokuları tahrib etmesiyle açıklanır. Kanserlerin bir kısmının izole adenomlardan kaynaklanması polip-kanser veya adenom-karsinom dönüĢmesi olarak açıklanır. Bu dönüĢüm yaklaĢık 10 yıl kadar sürmektedir ve dönüĢüm için birçok genetik mutasyonlar gereklidir. Ayrıca adenomlar ve karsinomlar arasında ortak kromozomal benzerlikler de saptanmaktadır. Tanı: Kolonik adenomlar özellikle asemptomatiktirler. Sıklıkla baryumlu grafi ve endoskopik muayene ile tanınırlar. Eger polip rektum veya rektosigmoit bölgede yerleĢmiĢse rektal kanama en sık rastlanılan semptomdur. Kanama nedeni polipe olan travmadır. Rektumun alt kısmına yerleĢen bir polip pediküllü ise anüsten dıĢarı çıkabilir. Büyük bir villöz adenoma kendini sulu diyare ile gösterebilir ve nadiren sıvı ve elektrolit dengesizliğine neden olabilir. Buna karĢı ağrı çok nadir bir semptomdur. Hafif anemi ise kronik yüzeyel kanamayı takip eder. Neoplastik polipler %20-60 oranında multipldirler ve hastaların bir kısmında karsinomlar da bulunabilir.Bir kez polip bulununca kalın barsağın tamamının muayenesi Ģarttır. Bu da kolonoskopi ve/veya baryumlu grafi ile yapılır. Çift kontrast filmin tanı doğruluğu %90 kadardır. Virtual kolonoskopi 1 cm den büyük polilerin % 92.5 ni, 6-9 mm çaplı poliplerin % 82 sini gösterir. Önemli bir nokta da polip ve kanserlilerin akrabalarında da bu hastalıkların riskinin 2-6 kat artmıĢ olmasıdır. Tedavi: Kanser riski çapı 1 cm yi geçen poliplerde belirgin olarak artmıĢ olup bunlarda polipektomi yapılmalıdır. Çapı 1 cm den küçük poliplerde de karsinom olabilmektedir. Bu nedenle tüm kalın barsak polipleri zorluk veya risk olmadıkça çıkartılmalıdırlar. Bunun da nedeni bu poliplerdeki kanser riskini gidermek ve gelecekteki kanser geliĢmesini önlemektir. Kolonoskopi ile birçok polip kolon veya rektumdan kolayca çıkarılabilmektedir. Bu iĢlemin morbiditesi minimaldir. Çapı 2 cm den büyük ve düz olup kolonoskopik polipektomi yapılamayan hastalarda veya kolonoskopun polipin daha ötesine geçmediği olgularda rezeksiyon gerekmektedir. Sapsız polipler bile 2 cm çapı aĢmazlarsa tek bir kerede çıkarılabilirler. Daha büyük sapsız polipler birkaç seansta çıkarılabilirler, ancak her biyopsi sonrası çıkan tüm parçalar patolojik olarak dikkatle incelenmelidirler. Invazif Karsinoma: Bu terim muskularis mukozayı aĢan kanser h ri bulunduğu zaman kullanılır. Mukoza karsinoması, karsinoma in situ ve süperfisiel karsinoma olarak ta bilinir.Bu tip lezyon için tam eksizyon yeterlidir,zira metaztazı yoktur. Invazif karsinomlu poliplerin ortalama %9 unda LN metaztazı vardır.Risk lezyonun tipine göre değiĢir.Sapsız polipte bu oran %15 kadardır ve hasta yüksek riskte olmadıkça barsak rezeksiyonu endikedir. Saplı polipte ise bu oran %t.8 dir; karsinom polipin sadece baĢ kısmında ise bu oran %3, boyunda ise % 20 kadardır. Haggitt ve arkadaĢları adenomlardan kaynaklanan CRC ların değiĢik seviyelerdeki invazyonunun prognostik önemini Ģöyle belirtmiĢlerdir. Seviye1: Karsinoma submukozaya geçer, baĢındadır. Seviye 2:Karsinom arasındadır. mukuzadan ancak polipin adenom ve sap Seviye 3: Karsinom gövdenin herhangi bir yerindedir. Seviye 4: Karsinom submukozayı tutmuĢtur, ancak muskularis propria üzerindedir. Seviye 4 invazyon ve rektal lokalizasyon istatitik olarak önemli kötü prognoz göstergecidirler. Bir polip çıkarılınca 2 sorunla karĢı karĢıya kalınabilir: 1-Rezidüel malign hastalık, 2-Adenom rekürrensi. Rezidüel malign hastalık için en önemli kriterler Ģunlardır; A-Rezeksiyon sınırında kanser bulunması, en önemli risk kriteridir. B-Diferansiyasyon, C-Lenfatik invazyon, D-Venöz invazyon, E-Barsak duvarı tutulumu. Adenom rekürensi ise 1-4 yılda %25-60 tır. Rekürrenslerin çoğu polipektomiyi takip eden ilk yılda görülür.Bu nedenle polipektomiden 3 ay sonra bir verifikasyon kolonoskopisi yapılır. Daha sonra hastanın düĢük veya yüksek riskte olmasına göre her 3*5 yılda bir kolonoskopi tekrarlanır. Nüks gösteren poliplerde karsinom bulunma riski % 79 a kadar çıkar.ġimdilerde tek adenom varken ve yaĢ 60 altında ise 10 yılda bir takip yeterlidir diyenler de vardır. Rekürrens yönünden düĢük risk taĢıyanlar -Tek adenom, -Çapın 1 cm den küçük olması, -Saplı polip olması, -Tubuler histoloji,-Hafif displazi. Buna karĢın rekürrens yönünden risk taĢıyanlar ise ; -Multipl adenomlar, -1 cm çaptan büyük olanlar, -Sapsız olanlar, yüksek -Villöz yapıda olanlar, -ġiddetli displazi, -Birlikte karsinoması olanlar, -Ileri yaĢ, -Erkek cinsi. Polip OluĢma Nedenleri: Kolonik mukozanın yüzey epiteli sağlıklı insanda 4-8 günde y yenilenir. Normalde Lieberkuhn kriptlerinin 1/3 alt kısmında h çoğalımı olur, bölünen h ler en uç kısma 9 günde çıkarlar. Yüzeye çıktıkça olgun goblet h si veya absorbtif h halini alırlar. Polip oluĢmasının 2 faz halinde izahı vardır. Mukoza yüzeyine gittikçe h lerde bölünme devam etmekte yanısıra h ler dökülmeyi önleyen özellikler geliĢtirdiği bilinmektedir. Displazi: Nukleustaki büyüme, pleomorfizm, polarite kaybı ve mitotik h lerin çoğalımı displazidir. Hafif, orta ve Ģiddetli Ģekilde olabilmektedir. Bazılarınca Ģiddetli displazi karsinoma in situ ile eĢdeğerdedir. Malgn h ler muskularis mukozayı geçince karsinom tanısı alırlar. Adenomların %70 I hafif, %20-30 u orta ve %10 kadarı da Ģiddetli derecede displazi gösterirler. Diğer Özellikler. YaĢla ilğili olarak poliplerin görülme sıklığı artar. E te K dan daha sık rastlanılır. 2/2 ü Splenik fl distalindedir. Bir karsinom varken adenom bulunma Ģansı % 25-30 dur,ikinci bir karsinom bulunma Ģansı da %6-10 dur.. Senkron 2 veya daha fazla tümör varken adenom bulunma riski %60-80 dir. HAMARTOMATÖZ POLIPLER Juvenil polipler çocukluk çağına ait olmakla birlikte her yaĢta var olabilir. Bu polipler hamartom olup prekanseröz lezyon değildirler. Genellikle 1-2 cm çaptadır. Bu polip kesildiğinde IĢveç peyniri tabir edilen geniĢlemiĢ kistik boĢluklar içerir. Dilate bezler mukusla doludur ve lamina propria mezenĢimal bir mezenkimal bir görünüme sahiptir. Muskularis mukoza polipin yapısına iĢtirak etmez. Rektal kanama en sık rastlanılan bulgudur. Polip kendiliğinden ampute olursa kanama olur. Bazen büyük bir polip kolonda invaginasyona neden olur. Polip çoğunlukla tektir ve % 75 kadarı saplıdır. Ayrıca % 90 nı ilk 20 cm mesafededir. Tedavi eksizyon veya snaringtir %10 rekürrens görülür. Soliter J polip çocukların %1 inde görülür. Erkek çocuklarda iki misli sıktır. YaklaĢık 3/4 ü 1 cm den büyüktür. Ailevi J Polipozis daha nadir rastlanılan bir hastalıktır. Tüm kolon ve rektumu bazen de mide ve ince barsağı tutan bir durumdur. Genelde 50-200 kadar polip bulunur.Polipin çapı çoğunlukla 1-1.5 cm dir. Ancak 5 cm çapa ulaĢanları da bulunur. Otoomal dominant geçiĢ gösterir. Rektal kanama ve müköz akıntı en sık rastlanılan semptomlardır. Prolapsus veya rektal kitlenin anüsten çıkması, ince barsak veya kolonik invaginasyon, abdominal ağrı, diyare ve protein kaybına da rastlanılabilir. Soliter J poliplerin aksine diffüz J polipozis adenomlara ve sonunda karsinomlara dönüĢebilir. Bazen aynı hastada adenomatöz polipler de oluĢabilir. Olguların % 10 unda kolon kanseri geliĢmektedir.Bu oran bir çalıĢmada % 50 olarak bildirilmektedir. Birlikte barsak malrotasayonu, hidrosefali, kardiak lezyonlar ve mezenterik lenfoma görülebilir. Bu belirtiler ailevi olmayan Ģekildeki hastalarda daha sık görülür ve yaklaĢık % 20 oranındadırlar. Bu belirtilerin dıĢında çomak parmak, hipertrofik pulmoner osteoartropati, alopesi, kemik çıkıntıları, tarık damak ve dudak, fazla sayıda diĢ, porfiria, deride AV malformasyonlar, psoriazis, vitellointestinal kanal anomalileri, çift renal pelvis ve üreter, akut glomerülonefritis, inmemiĢ testis, bifit uterus vaginaya da rastlanılabilir. ve bifit Peutz Jeghers Sendromu : Ilk defa 1921 yılında Peutz tarafından tariflenmiĢ, ancak Jeghersin 1949 yılındaki çalıĢmasıyla dikkati çekmiĢtir. Bu sendrom bukkal mukoza ve dudaklardaki melanin depolarıyla karakterizedir. Yüz el ve ayak tabanları da çeĢitli derecede tutulabilir, ancak ağız pigmentasyonu bu sendromun vazgeçilmez bir bulgusudur.. Ince barsaklarda poliplerin bulunması da bu sendromun sabit bir bulgusudur. Mide, kolon ve rektumda tutulabilir. Karakteristik manzara laminapropria içine dallanarak uzanan anormal bir musküler tabakanın görülmesidir ve bu da noel ağacı görünümü olarak adlandırılır. Bu polipler hamartoma olarak düĢünülürler ve genel anlamda malignensiye dönüĢmemeleri gerekir. Ancak invazif adenokarsinomlara dönüĢüm de bildirilmektedir ve bunlar mide ve duedonumda daha sık olarak bildirilmektedir. Semptomlar en sık 30 yaĢ civarında görülürler ve karın ağrısı en sık rastlanılan semptomdur. Karın ağrısına en çok invaginasyon neden olmaktadır. Ikinci sıklıkta kanama görülür. Bu sendromda baĢka bir karsinomaya rastlanma olasılığı %3-12 dir Bunlar da mide,ince ve kalın barsak, mesane ,serviks, over, follopian tüp, meme. tiroit, derinin bazal h li kanseri, safra kesesi, safra yolları,pankreas ve testis kanserleridir. Son bir çalıĢmada bu ora % 15.2 oranında tesbit edilmiĢ ancak bu çalıĢmada testiküler ve servikal Ca lara rastlanılmamıĢtır. Bu hastalıgın genetik odağı kromozom 19p dir. Adı serin threonin kinaz II geni dir. Kolonoskopi semptom geliĢtiğinde veya semptom yoksa bile 20 yaĢ civarında baĢlar ve 3 yılda bir yapılır E lerde pankreas, K larda meme ve jinekolojik tümörler artmıĢtır. Meme Ca artımı BRCA 1 ve BRCA 2 mutasyonlarında olduğu gibi yüksektir. Polipler ince barsakta % 78, kolonda % 42 , Midede % 36 ve rektumda % 28 oranında bulunur. 65 yaĢa kadar % 90 nında GĠS le ilğili yada ilğisiz bir karsinoma rastlanılır. Cronchite-Canada Sendromu : Alopesi, kutanöz pigmentasyon, el ve ayak tırnakları atrofisi ve yaygın GIS polipozisi ile karakterizedir. Diyare belirgin olarak mevcuttur. Kusma, malabsorbsiyon ve protein kaybedici tipte enteropati de sık görülür. Bu polipler de juvenil poliplerde olduğu gibi epitelial tubullerin kistik dilatasyonu ile karekterizedirler, ancak lezyonlar daha ufaktır ve fazla miktarda lamina propria içermezler.. Karsinom geliĢirse hastaların çoğu tanıdan kısa süre sonra kaybedilirler, ancak kendiliğinden iyileĢmeler de tarif edilmiĢtir. Tedavi semptomatik olup barsak obs geliĢirse barsak rezeksiyonu yapılabilir. En sık 60 yaĢ civarında tanınır ve E/K oranı eĢittir. INFLAMATUAR, LENFOIT HIPERPLASTIK POLIPLER VE Inflamatuar veya pseudopolipler adenomatöz poliplere benzerler. Mikroskopik muayene hafif inflamasyon alanları olarak veya olmaksızın normal mukoza adaları gösterir. Bu polipler bir kolit atağını (ülseratif kolit, crohn koliti, amebik kolit, iskemik ve sistozomal kolit) takiben oluĢurlar. Mukozanın kismi kaybı ve rölatif olarak normal mukoza adacık ve kalıntıları ile karakterizedirler. Benign lenfoit polipler lenfoit folliküllerin büyümesinden oluĢurlar veen çok rektumda görülürler. Soliter veya diffüz olabilirler. Sapsız olan bu lezyonların en sık rastlanılan semptomu rektal kanamadır. Hiperplastik veya metaplastik polipler neoplastik değillerdir. Küçük, soluk ve cam gibi parlak mukozal nodüller en sık rektumda bulunurlar. Çoğu 3-5 mm çaptadırlar, mamafih kolonun üst kısımlarında daha büyük olabilirler. DıĢtan görünüm adenomatöz polipten ayrılmasa da histolojik ayırım kolay olmaktadır. Karakteristik görünüm papiller çıkıntılar yapacak Ģekilde testere diĢi manzarası oluĢmasıdır.Yani goblet hücreleri azalır, yanısıra lamina propriada plazma hücreleri ve lenfositler görülür. Nükleer displazi yoktur. Çoğunlukla klinik belirti vermezler.otopside yaĢlı kiĢilerde sıklıkla rastlanılır. Çoğu sapsız olup E lerde 4 kat fazla görülürler. AILEVI KOLI : ADENOMATÖZ POLIPOZIS Bu sendrom kalıtsal olup sekse bağlı olmayan, otozomal dominant geçen bir hastalıktır. Tüm barsak poliplerle kaplıdır. Rektum daima tutulmaktadır. Penetrasyonu yüksektir ve çocukların %50 sinde görülür. Olguların 1/3 de aile hikayesi yoktur ve bu durumda hastalık spontan mutasyonu temsil eder. Hangi çocukta hastalığın görüleceğini belli eden bir bulgu yoktur. Tüm aile bireylerinin araĢtırılması en mantıklı yoldur. Bu hastalık 5g kromozomunda lokalize olmuĢ otozomal dominant geçen genin pleotrophisinden kaynaklanır Bu gene APC (Adenomatöz polipozis koli) geni adı verilir.Bu genin araĢtırılmasıyla daha erken tanı konabileceği düĢünülmektedir. Hastaların çoğunda genin inaktivasyonu saptanabilmektedir. Retinal pigmentasyonu sağlayan epiteliumun da doğumsal hipertrofisi mevcuttur.Tüm kolon Ca ların % 1 ni teĢkil eder. 10000 kiĢide bir kiĢide tespit edilir Klinik belirtiler: Poliplerin çogu tubüler adenom olmakla birlikte villöz ve tübülovillöz adenomlara da rastlanılır. Polip olmadan semptom ve hastalık olmaz. Rektumdan olan kanama ve diyare en sık rastlanılan semptomlardır. Poliplerin görülme yaĢı 10 civarındadır ve aile bireylerinin araĢtırılması bu sırada baĢlamalıdır. Semptomlar genellikle 33 yaĢında baĢlar ve kanser tanısı ortalama 36-39 yaĢlarında konur. Normalde kolon karsinoması 65 yaĢta görülür. Literatürde en genç kanserli hasta 9 yaĢındayken tanınmıĢtır. Kanserli hastanın ortalama 42 yaĢında öldüğü ifade edilmektedir. Bu kiĢilerin % 10 unda midede, % 30 unda duedonumda ve seyrek olarak ince barsaklarda polip bulunur. Kolondan sonra en sıklıkla periampuller bölgede karsinom saptanır. Hayat boyu peri ampuller karsinom riski %4-12 dir. Japonlarda mide Ca fazladır.Rastlanılan diğer tümörler papiller tiroit Ca, ince barsak. Pankreas ve hepatoblastomdur. Polip sayısı 100-5000 arasında ve ortalama 1000 tanedir.Poliple ilgili tümörler %80 sol kolondadır. Senkron yarısında tespit edilir. tümör hastaların Polip varsa 12 yaĢtan itibaren her yıl sigmoidoskopi yapılmalıdır. Polip yoksa 1025 yaĢlar arasında kolonoskopi her yıl, 2635 yaĢ arasında her 2 yılda bir ve 36 yaĢtan sonra her 3 yılda bir yapılır. Normal mukozada bile bu hastalarda ornitin dekarboksilaz aktivitesi fazladır. Displastik mukozada da displastik olmayan mukozadan fazladır. Tedavi. Tam tedavi tüm kolonun çıkarılması ve kalıcı ileostomidir. Ileostomiden kaçınmak için rektumu yerinde bırakacak Ģekilde ameliyatlar yapılabilir . Rektum mukazası soyularak veya soyulmaksızın ve yine poĢlu veya poĢsuz Ģekilde bu ameliyatlar uygulanabilir. Ameliyatın elektif olarak 25 yaĢ civarında yapılması önerilmektedir. Anastomoz sonrası karsinom geliĢimi rektumdaki polip sayısına, rektumda geliĢecek polip sayısına ve çıkarılan spesimende tümör olup olmamasına bağlıdır. Rektum koruyucu ameliyattan sonra kanser geliĢimi 5-20 yılda %20 kadarken, 20 yıldan sonra %60 tır. Bu anda 5 yıllık sağkalım da % 25 tir. Rektum yerinde bırakıldığında her 6 ayda bir sigmoidoskopi tavsiye edilir. Rektum koruyucu ameliyatlardan sonra polip geliĢimini önlemek veya mevcut poliplerin gerilemesini sağlamak için Sulindac baĢta olmak üzere nonsteroid antienflamatuar ilaçlar, aspirin, kalsium antogonistleri, PG inhibitörleri ve Vit C kulanılması tavsiye edilmektedir.Sulindak uzun etkili indometazin analoğudur. Günde 150-200 mg X 2 kez Ģeklinde kullanılır. Attenüe Ģeklinde ise 100 kadar polip vardır, Ca e diğer FAP lardan 15 yıl geç rastlanılır. Polipler daha çok proksimal kısımda rastlanılır. Gardner Sendromu : Ilk defa 1952 yılında Elton Gardner ailevi polipozis koli hastalığı bulunan bir hastada epidermoit kist ve fibromlar tespit etti. Ozamandanberi kolonik olmayan birçok bulgu ve hastalıklar bulundu. Bunlar arasında ince barsak polipleri, desmoit tümörler, fazla sayıda diĢ, lipomalar, lenfoit hiperplaziler, periampuller karsinoma, ince barsak tümörü, tiroit karsinomasi, renal karsinoma, safra kesesi karsinoması, pankreatitis, over kisti, renal listler ve uterin miyoma olarak bildirilmiĢtir. Bu sendrom ayrı bir antite olmayıp ailevi adenomatöz polipozisin bir varyantı olarak kabul edilmektedir. Bu sendromun en önemli ekstrakolonik bulgusu desmoit tümörlerdir. Özellikle kolonik rezeksiyon sonrası hastaların yaklaĢık %15 inde desmoit tümör veya fibromatozis geliĢir. Desmoit tümür hızla büyüyüp hayatı tehdit edecek hale gelecek Ģekilde çok büyük çapa ulaĢabilirler. Desmoit tümörler genelde ameliyattan sonraki 2 yılda geliĢir. Çoğunlukla retinal pigment epiteliumunun konjenital hipertrofisi mevcuttur, bu bazen yeğane ekstrakolonik bulgu olabilir. HEREDĠTER NONPOLĠPOZĠS KOLOREKTAL KARSĠNOMA Herediter nonpolipozis kolorektal karsinoma (HNPCC) sendromları Lynch l ve ll sendromları olarak ta bilinir. Lynch l de otozomal dominant geçiĢ vardır. Polip yokluğunda özellikle splenik fleksura proksimalinde kolon kanseri gözlenir, yanısıra %5-10 vakada senkron ve 10 yılda % 40 oranında rastlanılacak Ģekilde metakron kolonik kanserine de rastlanır. Lynch ll de ise aynı durumla birlikte ekstrakolonik kanserler gözlenir. BaĢta endometrial ve over Ca olmak üzere mide, larinks, üreter, meme, prostat, mesane, MM, deri, renal pelvis, pankreas,ince barsak ve safra kanalı karsinomaları bulunur. HNPCC li hastalarda kolon Ca genelde 4546 yaĢları arasında görülür. Literatürdeki en genç hasta 14 yaĢındaki bir kız çocuğudur. Bu hastalığın tanınmasında Amsterdam Kriterleri olarak bilinen üç tane kriter kulanılmaktadır. 1-Histolojik olarak gösterilmiĢ Ģekilde 3 veya daha fazla akrabada CRC bulunmalı ve bunlardan biri diğerinin birinci dereceden akrabası olmalıdır. 2-CRC en az 2 jenerasyon içermelidir. 3-Olgulardan biri veya daha fazlası 50 yaĢtan önce saptanmalıdır. Lynch sendromlu hastalar tüm kolon karsinomlarının %4-6 sını oluĢturur. Bu sendromda müsinöz tip Ca lar artmıĢtır. Yanısıra Ģiddetli displazi içern villöz adenomlar ve malign potansieli olan flat adenomlar da sıklıkla proksimal kolonda yerleĢirler. Hayat boyu kolon Ca riski %10-20 dir Bu rakam MMR bozuksa % 70 Ģe çıkar. MMR geni çoğunlukla bozuktur. 5 çeĢidi vardır. Özellikle hMLH1 ve hMSH2 % 95 olgudan sorumludur .MSH 6 metaztatik atipik hastalıkla birliktedir. Tümörlülerin % 90 da MSI bulunur. Önce MSI aranır, pozitifse MMR geni bakılır DIĞER SENDROMLAR: Turcot Sendromu: Kolonik polipozis+ SSS tümörleri. adenomatöz Cowden Hastalığı: Deri, müköz membranlar ve GIS de multipl hamartomatöz polip. Memede %36, tiroitte 512 oranında kanser. Ayrıca lipom, hemanjiom over kistleri ve guatr bulunur. Intestinal ganglionöromatozis. Von Recklinghausen hastalığı olarak ta bilinir. MEA 2 ile birlikte de olabilir. Karsinom geliĢme riski vardır. Zanca Sendromu: Adenomatöz polipozis+ kartilijinöz ekzostoz. Oldfield Sendromu: Adenomatöz polipozis+ sebase kistler. Ruvalcaba-Myrhe-Smith Sendromu: hamartomatöz polip+peniste pigmente makül+mental gerilik. Yanısıra makrosefali de olabilir. Gorlin Sendromu :Otozomal dominant geçer. Multipl bazal h li karsinom, odontojenik keratosit, iskelet anomalileri (geniĢlemiĢ oksipito frontal çap, hipertelorizm, kosta ve vertebral anomalileri, kısa metakarpal),intrakranial kalsifasyon ve hamartomatöz polipler bulunmaktadır.
Benzer belgeler
KOLON VE REKTUM POLİPLERİ
multipldirler ve hastaların bir kısmında
karsinomlar da bulunabilir.Bir kez polip
bulununca
kalın barsağın tamamının
muayenesi Ģarttır. Bu da kolonoskopi
ve/veya baryumlu grafi ile yapılır. Çift
ko...
Kolorektal Polipler - TÜRK KOLON ve REKTUM CERRAHİSİ
den büyük ve düz olup kolonoskopik
polipektomi yapılamayan hastalarda veya
kolonoskopun
polipin
daha
ötesine
geçmediği
olgularda
rezeksiyon
gerekmektedir.
Sapsız polipler bile 2 cm çapı aĢmazlarsa
...
MURAT KIYICI - Prof.Dr. Murat KIYICI
Adenom rekürensi ise 1-4 yılda %25-60 tır.
Rekürrenslerin çoğu polipektomiyi takip
eden
ilk
yılda
görülür.Bu
nedenle
polipektomiden 3 ay sonra bir verifikasyon
kolonoskopisi yapılır. Daha sonra has...