EPDA 2010 LwP NMS_TR
Transkript
EPDA 2010 LwP NMS_TR
PARKİNSON’LA YAŞAM MOTOR DIŞI SEMPTOMLAR Parkinson hastalığıyla yaşarken her gün hayata meydan okunur PARKİNSON’LA YAŞAM MOTOR DIŞI SEMPTOMLAR Bu kitaptaki çizimlerin çoğu motor dışı semptomları ifade etmektedir ve Parkinson hastalığı olan kişiler tarafından sağlanmıştır. 2 İÇİNDEKİLER 5. EPDA Başkanının Önsözü Knut-Johan Onarheim 38. Koku Alma Duyusunun Kaybı II Antje Haehner ve Heinz Reichmann 6. Yönetici Özeti 40. Yorgunluk Fabrizzio Stocchi 9. Parkinson Hastalığında Motor Dışı Semptomlara Giriş Kartik Logishetty, Chandni Chandiramani ve K. Ray Chaudhuri 44. Depresyon ve Ağrı Angelo Antonini 47. Uyuma Güçlükleri Petr Dušek ve Evžen Růžička 14. Parkinson Hastalığında Motor Dışı Semptomların Özeti Kartik Logishetty, Chandni Chandiramani ve K. Ray Chaudhuri 49. İlaç Tedavisi Gören Bir Vaka Per Odin 51. İlaçların Yan Etkileri ve Yineleme Per Odin 17. Parkinson Hastalığının Ekonomik Sonuçları 53. Obsesif Davranış Per Odin, Bremerhaven 18. Parkinson Hastalarında Çok Disiplinli Bakım Bastiaan R. Bloem 55. Motor Dışı Semptomlar Hakkında Sık Sorulan Sorular 24. Hasta Öyküleri 60. Faydalı Kaynaklar Vaka Çalışmaları 63. Sözlük 30. Barsak Sorunları Fabrizio Stocchi 67. Teşekkürler 34. Koku Alma Duyusunun Kaybı I Heinz Reichmann 3 4 ÖNSÖZ Parkinson’la yaşam (ikinci bölüm) 2008 yılında, EPDA (Avrupa Parkinson Hastalığı Birliği) bir farkındalık kampanyası başlattı: Parkinson’la Yaşam. Amaç, Parkinson hastalığıyla yaşamanın neye benzediğini ve sadece hasta kişi için değil, tüm ailesi, sağlık sektörü ve devletler açısından günlük hayat üzerindeki etkilerini vurgulamaktı. hastalığın motor dışı semptomlarına odaklanıyor ve Parkinson hastalığının karmaşıklığını ortaya koyarak, erken teşhisin ve etkin tedavinin öneminin altını çiziyor. Ağrı, inkontinans, kabızlık, uyku bozuklukları, yorgunluk, anksiyete ve depresyon gibi yönetilmesi gereken pek çok motor dışı semptom var. Bunlar Parkinson hastalarının her gün yaşamak zorunda oldukları semptomlardan sadece birkaçını oluşturuyor. Parkinson hastalığı, dünya genelinde tüm kültürler ve ırklardan insanları etkileyen en yaygın ikinci progresif nörodejeneratif hastalıktır. Şu anda tedavisi yoktur ve genç veya yaşlı, erkek veya kadın herkesi etkilemektedir. Avrupa’nın birçok yerinden kişisel yaşantılarının ve vaka öykülerinin kullanılmasına büyük bir nezaketle izin veren birçok kişinin desteği olmasa, Parkinson hastalığını gerektiği gibi açıklayabilmemiz mümkün olmazdı. Parkinson hastalığı günlük hayatın her yönünü etkiler. Karmaşık bir hastalıktır ve kendisini fiziksel alandan psikolojik alana kadar geniş bir yelpazede hissettirir. Etkisi neredeyse tüm kültürel, toplumsal ve ekonomik sınırları aşar. Semptomları her insanda farklıdır ve günden güne, saatten saate, hatta her dakika değişebilir. Tedavisi gitgide iyileşse de, araştırmacılar henüz hastalığı önleyecek veya hastalığa şifa sağlayacak bir yol bulamamıştır. Umarız bu kişilerin tecrübelerini ve ayrıca kesin verileri paylaşmakla, karar mekanizmasında olanların ve genel kamuoyunun ilgisi çekilerek Parkinson hastalığının titremenin ötesine geçtiğini; hastalıktan etkilenenlerin sadece yaşlılar olmadığını ve insanların mevcut olan en iyi bakım ve tedaviyi görmeye haklarının olduğunu anlamalarını sağlarız. Parkinson hastalığının nasıl ilerlediği, kronik bir nörolojik hastalıkla yaşamanın aslında neye benzediği, mevcut tedavilerin neler olduğu, ilaçların yol açtığı yan etkiler ve hastalığın toplum üzerinde giderek daha fazla zarar veren sosyal ve ekonomik etkisi hakkındaki farkındalığın artırılması, hayati bir önem taşıyor. Sizin de yardımınızla, EPDA Parkinson hastalığının sosyal ve ekonomik etkileri ve toplumsal sonuçları konusunda farkındalık sağlayabilir. Ayrıntılı bilgi için lütfen www.epda.eu.com adresini ziyaret edin. Kampanya yayınları iki bölümden oluşuyor: Parkinson’la yaşam (birinci bölüm) erken teşhisin ve hastalığın ilerlemesini önlemek için tedavinin önemini vurguluyor. Ayrıca Parkinson hastalığının hastalar, aileleri, kariyerleri ve bir bütün olarak toplum üzerindeki etkisinin en fazla olduğu son evrelerindeki ekonomik ve sosyal yükleri de ele alıyor. Knut-Johan Onarheim EPDA Başkanı [2009 - ] 5 YÖNETİCİ ÖZETİ PARKİNSON HASTALIĞI Bunlara ‘motor dışı semptomlar’ denir. Bu kitapçıkta da bunlar ele alınmaktadır. Parkinson, beyindeki nöronların kaybı sonucunda meydana gelen, progresif bir nörolojik hastalıktır. Adını, 1817 yılında Titrek Felç başlıklı bir makale yazan Londralı Dr. James Parkinson’dan almıştır.1 Parkinson hastalığı günlük hayatın birçok yönünü olumsuz etkileyebilir ve yaşam kalitesi üzerinde çok derin etkilere yol açabilir. Parkinson, merkezi sinir sisteminde görülen ikinci en yaygın dejeneratif bozukluktur. 2005 yılında tahminlere göre Batı Avrupa’nın 5, dünyanın 10 en fazla nüfusa sahip ülkesinde 50 yaş üzerinde 4,1 ila 4,6 milyon kişi Parkinson hastasıydı. Bu toplam rakamın 2030’da 8,7 ila 9,3 milyonu bulması bekleniyor.2 Parkinson hastalığı hayatı değiştirir, ama hayatı tehdit etmez. Parkinson hastalığı ortalama olarak 60 yaş civarında başlıyor. Genellikle 50 yaşın üstündeki kişilerde meydana gelse de, bazen 30 ila 50 yaşındaki yetişkinlerde (ve nadiren daha da genç olanlarda) de görülebiliyor.3 Parkinson genellikle “motor semptomlar” denilen hareket sorunlarıyla görülür. Parkinson hastalığının dört kardinal motor semptomu istirahat tremoru, rijidite, bradikinezi (hareket yavaşlığı) ve postüral instabilitedir. Ek olarak, esnek duruş ve donma (motor blokları) da Parkinsonizmin klasik özellikleri arasında yer alır.4 Parkinson teşhisi, dört ana özelliğin birleşiminin klinik açıdan değerlendirilmesiyle konulur.4 Parkinson hastalığı ayrıca doğrudan hareketle bağlantılı olmayan semptomlarla da ilişkilidir.4 6 MOTOR DIŞI SEMPTOMLAR (depresyon, bunama ve örneğin kumar gibi tekrarlı veya saplantılı davranışlar), uyku bozuklukları (örn. uykusuzluk ve canlı rüya görme), otonomik semptomlar (örn. mesane bozuklukları, terleme ve erektil impotans), gastrointestinal semptomlar (örn. kabızlık, fekal inkontinans ve bulantı) ve duyusal semptomlar (örn. tat ve koku duyularını olumsuz etkileyen olfaktor bozukluk ve ağrı), yorgunluk, kilo alma, kilo kaybı veya bulanık görmeyi içerir. Parkinson hastalığının motor dışı semptomlarıyla ilgili ayrıntılı bilgiler sayfa 14-15’te verilmiştir.5 Her ne kadar uzun süredir Parkinson hastalığının temel semptomlarının motor semptomlar olduğu düşünülse de, hareket güçlüğüyle bağlantılı olmayan motor dışı semptomlar da, artık hastalığın yaygın ve önemli bileşenleri olarak kabul edilmeye başlanmıştır.4,5 Motor dışı semptomlar büyük bir çeşitlilik gösterir. Bunlar nöropsikiyatrik sorunlar Motor dışı semptomlar Parkinson hastalığının herhangi bir aşamasında ortaya çıkabilir. Olfaktor bozukluk, kabızlık ve depresyon gibi bazı semptomlar, motor semptomlardan 10 yıldan daha uzun bir süre önce meydana gelebilir.5,6 Günümüzde Parkinson hastalığının salt motor dışı semptomlara dayanılarak teşhisi henüz mümkün olmasa da, bu birbirinden çok farklı erken semptomların daha iyi anlaşılmasının gelecekte daha erken teşhis ve tedavi sağlayabileceği umulmaktadır.7 Parkinson hastalığı demansı gibi diğer motor dışı semptomlar, hastalığın ileri evrelerinde daha sık görülür.8 Motor dışı semptomlar hastalığın ileri evrelerinde gitgide daha baskın çıkarak, “doz sonu” tükenme fenomeni gibi ilaca bağlı komplikasyonlara işaret edebilirler.9,10 Bu semptomlar özürlülüğü ve bununla bağlantılı bakım masraflarını büyük ölçüde artırdığı gibi, yaşam kalitesi üzerinde de ciddi etkilere neden olurlar.5 7 Motor dışı semptomlar Parkinson hastalarının yaşamını özellikle hastalığın ileri evrelerinde, motor semptomlarla aynı derecede hatta daha fazla etkileyebilir. Uygulanabilecek tedavilerin bulunduğu motor semptomların aksine, motor dışı semptomlar genellikle zor anlaşılır ve tedavi edilir, oysa bunların da etkin tedavileri vardır.5,11 Bu semptomların daha erken fark edilmesi, tedavi edilmesi ve günlük hayat üzerindeki etkilerinin anlaşılması, hastanın yaşam kalitesinin artırılmasına yardımcı olabilir. REFERANSLAR 1. Parkinson J. An essay on the shaking palsy. Published by Sherwood, Neely, and Jones. London, 1817 2. Dorsey ER, Constantinescu R, Thompson JP et al. Projected number of people with Parkinson disease in the most populous nations, 2005 through 2030. Neurology 2007;68:334-386 Yaşam kalitesinin artırılması için, Parkinson hastalarıyla doktorları arasında iyi bir iletişim olması şarttır. Çalışmalar, iki grubun en rahatsızlık verici semptomların hangileri olduğu konusunda her zaman hemfikir olmadığını ve bu uyuşmazlıkların etkin bir tedaviyi önleyebileceğini gösterdi.12 3. Tanner CM, Goldman SM, Ross GW. Etiology of Parkinson’s disease. In: Jankovic JJ, Tolosa E (eds). (2002) Parkinson’s Disease and Movement Disorders, fourth edition, Lippincott, Williams and Wilkins, Philadelphia, USA Bu kitapçık hem sağlık profesyonelleri, sağlık hizmeti sunanlar ve sağlık hizmetlerini belirleyen kişileri, hem de Parkinson hastaları, aileleri ve bakıcılarını, motor dışı semptomlar konusunda bilinçlendirmeyi amaçlamaktadır. Kitapçıkta hem Parkinson tedavisinde uzmanların yaptığı klinik vaka çalışmaları, hem de Parkinson hastalarının kişisel öyküleri kullanılarak, motor dışı semptomların etkisini azaltmak için ne tedaviler uygulanabileceğine veya tedavinin nasıl uyarlanabileceğine dair görüşlere yer verilmektedir. 4. Jankovic J. Parkinson’s disease: clinical features and diagnosis, J Neurol Neurosurg Psychiatry 2008;79:368-376 5. Chaudhuri K, Healy D, Schapira A. Non-motor symptoms of Parkinson’s disease: diagnosis and management. Lancet Neurol 2006;5(3):235-245 6. Tolosa E, Gaig C, Santamaría J, Compta Y. Diagnosis and the premotor phase of Parkinson disease. Neurology 2009;72: S12-S20 Parkinson hastaları ve doktorlarının tecrübelerine dayanan vaka çalışmaları, iki inceleme makalesiyle birlikte sunulmaktadır. Bunlardan birincisi Parkinson hastalığının motor dışı semptomlarıyla ilgili kapsamlı bilgi verirken, ikincisi Parkinson bakımına çok disiplinli bir yaklaşımın (fizik tedavi, ergoterapi ve konuşma ve dil tedavisi gibi sağlık tekniklerini birleştiren) Parkinson semptomlarının etkisini azaltmak için nasıl yardım mekanizmaları ve fiziksel tedavi sağlayabileceklerine odaklanmaktadır. 8 7. Chaudhuri KR, Yates L, Martinez-Martin P. The non-motor symptom complex of Parkinson’s disease: a comprehensive assessment is essential. Curr Neurol Neurosci Rep 2005;5:275-83 8. Antonini A. Non-motor symptoms in Parkinson’s disease, Eur Neurol Rev 2009;4(2):25-27 9. Stacy M, Bowron A, Guttman M et al. Identification of motor and nonmotor wearing-off in Parkinson’s disease: comparison of a patient questionnaire versus a clinician assessment. Mov Disord 2005;20:726-33 10. Stacy M, Hauser R, Oertel W et al. End-of-dose wearing off in Parkinson disease: a 9-question survey assessment. Clinical Neuropharmacol 2006;29:312-21 11. Poewe W, Hauser R, Lang A for the ADAGIO investigators. Rasagiline 1 mg/day provides benefits for non-motor symptoms in patients with early Parkinson’s disease. Neurology 2009;72 (11 Suppl 3):A321 (P154) 12. Politis MD, Wu K, Molloy S et al. Parkinson’s disease symptoms: the patient’s perspective. Mov Disord 2010. DOI: 10.1002/mds.33135 PARKİNSON HASTALIĞINDA MOTOR DIŞI SEMPTOMLARA GİRİŞ Kartik Logishetty1 BSc; Chandni Chandiramani2 MSc; ve K Ray Chaudhuri2,3 FRCP, MD, DSc; 1Kings College London, Londra, İngiltere; 2Kings College ve Psikiyatri Enstitüsü, Londra, İngiltere; 3National Parkinson Foundation Centre of Excellence, Kings College Hospital ve Lewisham Üniversite Hastanesi, Londra, İngiltere Bazı kişiler ayrıca ağrı, kilo kaybı, kilo alımı ve görme veya koku alma duyularında bozukluklar da deneyimler. Motor dışı semptomlar hastalığın tüm evrelerinde ve sürelerinde yüksek oranda görülür; her kişinin yaşadığı semptomların sayısı yaşa, hastalığın süresine ve şiddetine paralel olarak artar.1,2 Bunlar Parkinson’un hem erken hem geç evrelerinde baskın çıkarak, sağlığa bağlı yaşam kalitesini (HRQoL) önemli ölçüde etkiler. Bu semptomlar ayrıca hastaneye yatışa da yol açarak1–4, sağlık bakımının kullanımında artışa ve ekonomik yükün tırmanmasına neden olurlar.5 Parkinson hastalığı, yavaş ilerleyen nörodejeneratif bir hastalıktır ve günümüzde bu hastalığın motor semptomlarının bir dizi motor dışı semptomla da ilişkili olduğu anlaşılmıştır. Motor dışı semptomlar, nöropsikiyatrik (depresyon, konfüzyon ve demans dahil), uykuyla ilgili (gündüz aşırı uyku eğilimi, huzursuz bacak ve uykusuzluk dahil) ve otonomik semptomlardan (mesane rahatsızlıkları ve cinsel disfonksiyon dahil) gastrointestinal semptomlara (bulantı, kabızlık ve salya akması dahil) kadar çok geniş bir yelpazede ortaya çıkar. 9 ve dördüncü evrelerde ortaya çıkar.1 Ancak bu görüş halen tartışmalıdır. Bazı motor dışı semptomlar, motor semptomlardan ve Parkinson teşhisinin konulmasından yıllar önce gelişebilir.6 Braak ve meslektaşlarının postmortem çalışmaları, motor dışı semptomların, hastalığın beyinde dopaminin üretildiği substansiya nigradan çok daha aşağıda olan “endüksiyon alanları”ndan başlayan altı evreli ilerleyişini yansıttığını öne sürmüştür.7 Erken evre (birinci evre) olfaktor alanda dejenerasyonla ilişkilidir ve koku duyusunun çalışmamasıyla sonuçlanır. Olfaktor bozukluğun Parkinson hastalarının %90’ına kadarını etkilediği kanıtlanmıştır ve en erken ve sık görülen motor dışı belirtilerden biridir.8,9 İkinci evrede, patolojik süreç alt beyin sapı çekirdeklerine ilerler ve bunların koku duyusu, uyku kontrolü, depresyon ve biliş, ağrı, kabızlık ve merkezi otonom kontrol gibi motor dışı semptomlara aracılık eden kilit alanlar olduğu düşünülmektedir. Bu semptomların birçoğu artık Parkinson hastalığının olası motor öncesi özellikleri olarak kabul edilmektedir. Parkinson hastalığının tipik klinik motor semptomları (tremor, rijidite ve hareketlerde yavaşlama), substansiya nigra ve orta ve ön beyindeki diğer derin çekirdeklerin de devreye girmesiyle üçüncü Nüfusun ortalama yaşam beklentisi uzadıkça, motor dışı semptomların yönetimi de giderek önem kazanacaktır.10,11 Bu nedenle Parkinson hastalığına bütünsel bir yaklaşımla motor dışı semptomların erkenden tanınması ve değerlendirilmesi sağlanmalıdır. Motor dışı semptomlar kompleksi, genellikle sağlık profesyonellerinin gözünden kaçmaktadır. Bu belki de, daha çok motor semptomlara odaklanma eğiliminden veya ilgisiz gibi görünen motor dışı semptomlarla hastalık arasında bağlantı kuramamaktan kaynaklanmaktadır.1,2,12 Parkinson Hastalığı Motor Dışı Grubu’nun (PDNMG) son dönemde gerçekleştirdiği bir çalışma, Parkinson hastalığında motor dışı semptomların (NMS) değerlendirilmesi için onaylanmış araçların ortaya konulmasını sağladı. Bunlar NMS Anketi (NMSQuest – Parkinson hastasıyla birlikte doldurulur) ve NMS Ölçeği’ni (NMSS – sağlık profesyoneli tarafından doldurulur) içermektedir. NMS Ölçeği 700 hastayı aşan uluslararası bir popülasyonda onaylanmış ve test edilmiştir ve onaylanmış en önemli araçlardan biridir. 10 Motor dışı semptomların erken fark edilememesinin üçüncü bir nedeni, NMSQuest kullanılan son dönemlerdeki bir raporda vurgulanmıştır. İnsanlar motor dışı semptomların birçoğu hakkında (özellikle salya akması, yutma güçlüğü, cinsel sorunlar ve ağrı), utandıkları veya bunların Parkinson hastalığıyla ilgisi olduğunu bilmedikleri için konuşmazlar.13 Motor dışı semptomların bu şekilde atlanması, hem ekonomik yükü artırabilir hem terapötik ve sosyal etkilere yol açabilir. Bu nedenle NMSS ve NMSQuest kullanılarak motor dışı semptomların taranması; bunların tespit edilmesi ve bu sayede yaşam kalitesinin artırılarak, özürlülük ve bakım maliyetinin azaltılması açısından şarttır.1,14 Hatta koku alma bozuklukları ve REM uyku davranış bozukluğu gibi motor dışı semptom özellikleri, Parkinson hastalığının olası klinik öncesi belirteçleridir ve “Parkinson hastalığı riski olan” bir popülasyonun tanımlanmasında kullanılabilir. Bu durum özellikle, hastalığı değiştirici ajanlarla erken tedavi açısından önemlidir. Parkinson hastalığının yönetimi bütünsel ve hastayı merkez alan bir yaklaşım, sağlam bir değerlendirmeyi ve farklı disiplinlerden görüş alınmasını gerektirir (bu kitapçığın 18-23. sayfalarında Parkinson hastalığının çok disiplinli yönetimiyle ilgili makaleye bakınız). Motor dışı semptomların dopaminerjik bir temelinin olmadığı inancı hakim olsa da, bazı çalışmalardan elde edilen kanıtlar depresyon, huzursuz bacak, mesane rahatsızlıkları, yorgunluk ve kabızın dopaminerjik tedaviyle hafifletilebileceğini kanıtlamıştır.1,2,14 Ayrıca bilişsel fonksiyonlarda azalma, psikoz, gündüz aşırı uyku eğilimi, erektil disfonksiyon veya salya akması yaşayan kişiler de semptoma özgü ilaçlardan fayda görebilir. Bazı motor dışı semptomlar, levodopa gibi geleneksel dopamin replasman tedavilerine zayıf yanıt vermektedir. Dopaminerjik tedavi her ne kadar Parkinson hastalığının motor semptomlarının tedavisinde uzun süredir ana tedavi olarak kullanılsa da dopamin disregülasyon sendromu, ortostatik hipotansiyon, varsanılar ve uyku bozuklukları gibi bazı motor dışı semptomların oluşumunu hızlandırabilir. Uzun süredir levodopa tedavisi alan kişiler anksiyete, ağrı veya yorgunluk gibi motor dışı semptomlarla ilişkilendirilebilen “doz sonu” fenomenini yaşayabilir. Bu kişiler uzamış salınım/24 saatlik formülasyonlar, infüzyonlar, cilt yamaları ve hatta derin beyin uyarımı gibi sürekli dopaminerjik uyarımdan fayda görebilir.2 REFERANSLAR 1. Chaudhuri KR, Healy DG, Schapira AH. Non-motor symptoms of Parkinson’s disease: diagnosis and management. Lancet Neurology 2006;5(3):235-45 2. Chaudhuri KR, Schapira AH. Non-motor symptoms of Parkinson’s disease: dopaminergic pathophysiology and treatment. Lancet Neurology 2009;8(5):464-74 3. Schrag A, Jahanshahi M, Quinn N. How does Parkinson’s disease affect quality of life? A comparison with quality of life in the general population. Mov Disord 2000;15(6):1112-8 4. Aarsland D, Larsen JP, Tandberg E, Laake K. Predictors of nursing home placement in Parkinson’s disease: a population-based, prospective study. Journal of the American Geriatrics Society 2000;48(8):938-42 Sonuç olarak, motor dışı semptomların geç tespit edilmesi özürlülüğe, düşük yaşam kalitesine ve Parkinson hastalığının toplumdaki bakım maliyetinde artışa neden olabilir. Görsel varsanılar, bunama ve düşüşler gibi motor dışı semptomlar, hastane yatışlarına ve Parkinson bakımında maliyet artışına yol açan en önemli nedenlerden biridir. Bu semptomların farkına varılması, Parkinson hastalığının yönetilmesi ve tedaviye daha erken erişim sağlanabilmesi açısından büyük önem taşır. Son olarak, bakıcılara yönelik desteği de içerecek çok disiplinli bir yaklaşımın önemini ne kadar vurgulasak azdır.15 9. Hawkes C. Olfaction in neurodegenerative disorder. Mov Disord 2003;18(4):364-72 5. Dodel RC, Berger K, Oertel WH. Health-related quality-of-life and healthcare utilisation in patients with Parkinson’s disease: impact of motor fluctuations and dyskinesias. Pharmacoeconomics 2001;19:1013-38 10. Hagell P, Nordling S, Reimer J, Grabowski M, Persson U. Resource use and costs in a Swedish cohort of patients with Parkinson’s disease. Mov Disord 2002;17(6):1213-20 6. Tolosa E, Compta Y, Gaig C. The premotor phase of Parkinson’s disease. Parkinsonism & Related Disorders 2007;13(Suppl):S2-7 11. Pressley JC, Louis ED, Tang MX et al. The impact of comorbid disease and injuries on resource use and expenditures in parkinsonism. Neurology 2003;60(1):87-93 7. Braak H, Ghebremedhin E, Rub U, Bratzke H, Del Tredici K. Stages in the development of Parkinson’s disease-related pathology. Cell and Tissue Research 2004;318(1):121-34 12. Shulman LM, Taback RL, Rabinstein AA, Weiner WJ. Non-recognition of depression and other non-motor symptoms in Parkinson’s disease. Parkinsonism & Related Disorders 2002;8(3):193-7 8. Berendse HW, Ponsen MM. Detection of preclinical Parkinson’s disease along the olfactory tract. Journal of Neural Transmission 2006;70(Suppl):321-5 12 13. Mitra T, Naudu Y, Martinez-Martin P et al. The non declaration of non motor symptoms of Parkinson’s disease to healthcare professionals. An international survey using the NMSQuest. 6th international congress on mental dysfunctions and other non motor features in Parkinson’s disease and related disorders; 2008; Dresden: Park and Related Disorders. P0II:161;2008 14. Poewe W, Hauser R, Lang A for the ADAGIO investigators. Rasagiline 1 mg/day provides benefits for non-motor symptoms in patients with early Parkinson’s disease. Neurology 2009;72 (11 Suppl 3):A321 (P154) 15. Global Parkinson’s Disease Survey Steering Committee. Factors impacting on quality of life in Parkinson’s disease: results from an international survey. Mov Disord 2002; 17(1):60-7 13 PARKİNSON HASTALIĞINDA MOTOR DIŞI SEMPTOMLARIN ÖNEMİ Parkinson hastaları aşağıdaki motor dışı semptomları deneyimleyebilir. Semptomların hepsi yaşanmak zorunda değildir; semptom profili kişiden kişiye değişecektir. GASTROİNTESTİNAL SEMPTOMLAR Kabızlık, obstipasyon Salya akması Disfaji / boğulma Dışkı kaçırma Dilde tat alma duyusunun kaybı (agüzi) Bulantı Reflü, kusma Yetersiz barsak boşalımı OTONOMİK SEMPTOMLAR Mesane rahatsızlıkları (sıklık, aciliyet) Göz kuruluğu (kseroftalmi) Erektil impotans Ortostatik hipotansiyona bağlı düşüşler Hiperseksüalite (muhtemelen ilaç nedeniyle) Gece idrara çıkma ihtiyacı (noktüri) Ortostatik hipotansiyon Terleme DUYUSAL SEMPTOMLAR Olfaktor bozukluğu (koku ve tat duyuları) Ağrı Karıncalanma hissi (parestezi) 14 UYKU BOZUKLUKLARI Gündüz aşırı uykulu olma hali Uykusuzluk REM davranış bozukluğu ve REM dışı uykuyla ilgili hareket bozuklukları Huzursuz bacak ve periyodik kol-bacak hareketleri Uyku solunum bozukluğu Canlı rüya görme NÖROPSİKİYATRİK SEMPTOMLAR Anhedoni Apati, anksiyete Dikkat eksikliği Konfüzyon Hezeyan (muhtemelen ilaca bağlı) Bunama Depresyon Varsanılar, yanılsamalar, sanrılar Obsesif davranışlar (genellikle ilaca bağlı) Panik ataklar Yineleyen davranışlar (“punding”) DİĞER MOTOR DIŞI SEMPTOMLAR Bulanık görme Çift görme (diplopi) Yorgunluk Pul pul, kabuklu, kaşıntılı, kırmızı cilt (sebore) Kilo alma (muhtemelen ilaca bağlı) Kilo kaybı 15 16 PARKİNSON HASTALIĞININ EKONOMİK SONUÇLARI Parkinson hastalığının ekonomik sonuçları, hem doğrudan hem dolaylı maliyetleri içermektedir. Doğrudan maliyetler, bizzat hastalığın yönetimiyle ilgilidir ve ilaç ve tıbbi bakım masraflarını içerir (örn. doktor viziteleri, hastaneye yatış, testler ve tahliller). Dolaylı maliyetler ise, hastalığın bir sonucu olarak ortaya çıkan ancak doğrudan tıbbi tedavisiyle bağlantısı olmayan masraflardır. Parkinson hastalığında bunlar hastanın erken emekliliğini, bakıcıların çalışma saatlerindeki azalmayı ve ilave ev veya hastane bakım masraflarını içerebilir.1 Doğrudan bakım maliyeti, dolaylı maliyetten daha kolay ölçülebildiğinden, toplam ekonomik yükün daha yüksek bir yüzdesini oluşturduğu düşünülebilir. Özellikle ilaçlar genellikle pahalı olarak algılanır, ancak Parkinson hastalığında, reçeteli ilaçların kamu harcamalarının sadece %4,4’ünü oluşturduğu tahmin edilmektedir.2 Motor dışı semptomlar Parkinson hastalığının toplum üzerindeki ekonomik etkisini önemli bir şekilde artırır. Görsel varsanılar, bunama ve düşüşler gibi motor dışı semptomlar, hastane yatışlarına ve Parkinson bakımında maliyet artışına yol açan en önemli nedenlerden biridir. Gastrointestinal komplikasyonlar ve mesane kontrolünün kaybı da kişinin çalışma hayatının devamı üzerinde olumsuz etki edebilir.1 Kartik Logishetty Chandni Chandiramani ve Ray Chaudhuri’nin de Parkinson hastalığında motor dışı semptomlara giriş bölümünde vurguladığı gibi (bkz. sayfa 9-12), motor dışı semptomların geç tespit edilmesi özürlülüğe, kötü yaşam kalitesine ve Parkinson hastalığının genel bakım maliyetinde artışa neden olabilir. Bu semptomların erkenden farkına varılması, Parkinson yönetimi ve tedaviye daha erken erişim sağlanabilmesi açısından büyük önem taşır. REFERANSLAR 1. Dodel R, Reese J-P, Balzer M, Oertel WH. The economic burden of Parkinson’s disease. European Neurological Review 2008;3(2 suppl):11-14 2. Huse DM, Schulman K, Orsini L, Castelli-Haley J, Kennedy S, Lenhart G. Burden of illness in Parkinson’s disease. Mov Disord 2005;20:1449-1454 17 PARKİNSON HASTALARINDA ÇOK DİSİPLİNLİ BAKIM Bastiaan R. Bloem MD, PhD, Parkinson Center Nijmegen, Radboud Üniversitesi Nijmegen Tıp Merkezi, Nijmegen, Hollanda Geleneksel olarak Parkinson hastalığının yönetimi tek bir tıp uzmanlığıyla (genellikle nörolog veya geriatrist) sınırlanmış, tedavi temelde dopaminerjik ilaçlara ve diğer farmakolojik müdahalelere dayandırılmıştır. Bu genellikle bradikinezi (hareketlerde yavaşlama) gibi klasik motor semptomların ve özürlülük halinin azaltılmasında etkilidir.1 Ancak, Parkinson hastalığının depresyon, anksiyete, bilişsel fonksiyonda azalma, otonomik disfonksiyon (örn. mesane rahatsızlıkları, terleme, erektil disfonksiyon) ve duyusal sorunlar gibi motor dışı semptomlarında, bu yaklaşım oldukça kısıtlı bir fayda sağlayabilmektedir. Bu motor dışı semptomların pek azı, dopaminerjik tedaviye tatmin edici düzeyde cevap vermektedir. Hatta ortostatik hipotansiyon veya varsanılar gibi bazı semptomlar bu tür ilaçla daha da kötüye gidebilir.1 Birçok Parkinson hastası, “altın standart” bakımın, hem kendi özel ihtiyaçlarına hem aileleri ve kariyerlerinin gerektirdiklerine uygun bakım sağlayabilecek, çok disiplinli bir ekip olması gerektiğini düşünüyor. Bu tür bir çok disiplinli tedavi, hem motor olan hem olmayan semptomların yönetiminde standart tıbbi tedaviyi tamamlaması için fizyoterapistler, meslek terapistleri, konuşma ve dil terapistleri gibi yardımcı sağlık uzmanlarını ve ayrıca diyetisyenler, sosyal hizmetliler ve cinsel tıp uzmanlarının destek ve tavsiyelerini içerebilir. Nörolog hastalığın şiddetini belirler ve tıbbi tedaviyi semptomları azaltacak şekilde optimize ederken, yardımcı sağlık terapistleri de hastalık sürecinin etkisini en aza indirmeye ve kişinin günlük aktivitelere katılımını artırmaya çalışır.1 Parkinson hastalığında yardımcı sağlık bakımının faydalarına ilişkin bilgilerin çoğu klinik tecrübelerden gelmekte, kullanımını destekleyecek nitelikteki kanıtlayıcı bilgilerin geliştirilmesi gerekmektedir. Farklı yardımcı sağlık disiplinlerinin (özellikle fizyoterapi) katkıda bulunması için bilimsel kanıtlar yavaş yavaş ortaya çıkmaya başlamıştır, ancak entegre çok disiplinli yaklaşımın maliyet etkinliğini kanıtlamak için daha yapılacak çok iş vardır.1,2 FİZYOTERAPİ Fizyoterapi, fiziksel disfonksiyonun veya yaranın ilaçlardan ziyade fiziksel yollarla tedavi edilmesi anlamındadır. Başarılı olduğuna dair kanıtların gitgide arttığı fiziksel müdahale yöntemlerinden biri de, harici uyarım (“cueing”) tekniklerinin kullanımıdır. Bunda örneğin ritmik işitsel uyarımlar gibi harici duyusal uyarımlar kullanılarak, hasta hareket etmeye teşvik edilir. Bunlar Parkinson hastalarının hareketlilik kusurlarının üstesinden gelmesine ve motor dışı semptomlardan bazılarının hafiflemesine yardımcı olabilir. 18 Parkinson hastalığının yönetiminde etkili olan farklı fizyoterapi tedavilerini ana hatlarıyla açıklayan, kanıtlara dayalı bir kılavuz geliştirildi3 ve 2008’de güncellendi.4 Association of Physiotherapists in Parkinson’s Disease Europe (APPDE) tarafından kabul edilmiş olan bu kılavuza internet üzerinden de ulaşılabilir (www.appde.eu). Kılavuz, Parkinson hastalığında klinik uygulamayla ilgili önerilerde bulunuyor. Bunlar arasında yüksek kaliteli randomize çalışmalara dayanan birçok kuvvetli öneri de yer alıyor. Önerilerden biri de uyarım stratejilerinin kullanılmasıyla ilgili. Bu tür stratejiler birçok fiziksel fayda sağlar (örn. yürüyüşte, duruşta iyileşme ve oturur konumdan ayağa kalkabilme yetisi) ve ayrıca insanların düşmeden faaliyetler yapabilmesi için kendine güvenini artırır. Bu ise denge konusunda hastanın özgüveninin artmasına ve depresyonla ilişkili sık görülen bir motor dışı semptom olan anksiyetenin hafiflemesine yardımcı olabilir. Fizyoterapistler tarafından önerilen diğer bir kullanışlı teknik de danstır. Bir saat yapılacak Arjantin tangosunun hem dengeyi hem yürüyüşü düzelttiği görülmüştür.5 Tango kursunda müzik işitsel bir uyarım görevini görürken, buna uygun atılan dans adımları ise hareket stratejisi görevini görür. Tabii faaliyetin kendisi de hem motor hem motor dışı semptomlara muazzam faydası dokunan bir egzersiz türüdür. Ne var ki, uyarım stratejileri kısa vadede kesinlikle etkili olsa da, uzun süreli bir etkinin nasıl sağlanabileceği henüz belirlenememiştir.6 Özellikle uyarım stratejilerini test odasından çıkarıp, en çok ihtiyaç duyulan gerçek yaşam koşullarına uygulanabilmesi konusunda çalışmalar yapılmalıdır. Bir fizyoterapistin vereceği egzersiz tedavisi fiziksel kapasiteyi (kuvvet ve denge açısından) ve yürüyüş, hız ve sağlığa bağlı yaşam kalitesini iyileştirebilir.7 İki koşu bandı eğitim çalışması, egzersiz tedavisinin yürüyüş parametrelerini iyileştirebileceğini, ekstremite görevlerini azaltabileceğini, kas hacmini artırabileceğini ve depresyon ve anksiyete gibi bazı motor dışı semptomlarda önem taşıyan iyilik hislerini güçlendirebileceğini gösteren destekleyici kanıtlar sundu.8,9,10 Bir egzersiz programının uygulanması ayrıca zindeliği de artıracak ve çeşitli mental ve sosyal aktivitelerle birlikte uygulandığı takdirde yorgunluğu da hafifletecektir. Diğer motor dışı semptomlar da dolaylı olarak egzersizle iyileşebilir, ancak destekleyici kanıtlar daha çok Parkinson hastası olmayan yaşlı denekler üzerindeki çalışmalardan gelmektedir. Örneğin, aktif kişiler daha iyi uyuma eğilimi gösterir ve daha fazla fiziksel aktivitenin depresyonda azalma ve bilişsel fonksiyonlarda iyileşme sağladığı kanıtlanmıştır. Düzenli egzersiz ayrıca, Parkinson hastalarında sık görülen kemik erimesi sorununun gelişmesini de yavaşlatabilir veya önleyebilir. En önemli zorluklardan biri, her hastanın kendi kişisel kabiliyetine ve tercihlerine uygun bir egzersiz programı olarak neyin tatmin edici ve güvenli olduğunu belirleyebilmektir. Bu belirlendiğinde fiziksel aktivitelerde de artış olacaktır. İyi fizyoterapistler hastaların bu tür kendilerine özel programlar geliştirmesi için yol gösterici bir koç görevi görebilir. Hollanda’da düzenlenmekte olan geniş kapsamlı ParkFit çalışmasında11 fizyoterapistlerin bu tür bir koçluk görevi görmesinin günlük fiziksel aktivitelerde kalıcı artış sağlamadaki avantajları araştırılmaktadır. 19 ERGOTERAPİ Ergoterapinin birinci hedefi, insanların günlük hayatın faaliyetlerine katılmasına yardımcı olmaktır. Ergoterapi ayrıca, bu faaliyetlerin hastanın kapasitesini artıracak şekilde uyarlanmasını ve bu katılımın daha iyi desteklenmesi için ortam özelliklerinin değiştirilmesini de içerebilir. 2008 yılında kanıtlara dayanarak başvuru, değerlendirme teknikleri ve tedaviyi içeren bir Parkinson ergoterapi kılavuzu yayınlandı.12 Parkinson hastalığında ergoterapinin etkinliğine dair fazla bilimsel kanıt bulunmadığından bu öneriler, bunama ve multipl skleroz gibi diğer hastalıklardaki ergoterapi deneyimlerine ve fizyoterapiye dayandırılarak, Parkinson hastalığına da faydası olabileceğinin düşünüldüğü noktalarda yapıldı. Kılavuz, hastanın kendi kendini yönetim becerilerinin teşvik edilmesini ve faaliyetler ve katılımla ilgili konularda bakıcıların ihtiyaçlarına cevap verilmesini kuvvetle öneriyor. Ayrıca enerji düzeyleri, ilaç etkileri ve iş yapma hızı gibi unsurlar da dikkate alınarak günlük ve haftalık rutinlerin dikkatle planlanmasında Parkinson hastasına koçluk edilmesi de vurgulanıyor. Günlük veya haftalık bir faaliyet planı, faaliyetlere başlamada veya bunları planlamada sorun yaşayan kişiler için bir temel oluşturabilir. Ergoterapist ayrıca motor veya bilişsel stratejilerin kullanımını ve faaliyet performansını en uygun hale getirmek için, özel ekipmanlar veya fiziksel çevrede değişiklikler hakkında da tavsiyelerde bulunabilir. Yorgunluk, motivasyon, sosyal kısıtlamalar, depresyon gibi psikolojik sorunlar ve diğer motor dışı semptomlar gibi engellere çözüm getirmekle ergoterapist, Parkinson hastalığı ilerledikçe kişinin daha etkin bir şekilde buna uyum sağlayabilmesine ve bağımsızlığını devam ettirebilmesine yardımcı olabilir. İletişim sorunları ele alınabilir ve hastanın evi, barsak sorunlarıyla ilgili endişeleri azaltacak şekilde uyarlanabilir. KONUŞMA VE DİL TERAPİSİ Konuşma ve dil terapistinin rolü konuşma, dil ve iletişim sorunlarını değerlendirme ve tedavi etme yoluyla, insanların ellerinden gelen en iyi şekilde iletişim kurmasına yardımcı olmaktır. 2008 yılında Parkinson hastalığında konuşma ve dil terapisiyle ilgili kanıtlara dayalı bir kılavuz yayınlandı.12 Kılavuz, konuşma ve dil terapistlerine klinik kararlarında yardımcı olacak öneriler içeriyor ve hem değerlendirmeyi hem tedaviyi ele alıyordu. Tedavi üç ana alanı hedef alıyordu: konuşma bozukluğu (hipokinetik dizartri), yutma bozuklukları ve salya akması. 20 En kuvvetli önerilerden ikisi konuşma alanındaydı. Önerilerden biri, Parkinson hastalığında hastanın spesifik yoğun tedavi (Lee Silverman Ses Tedavisi – LSVT – veya Pitch Limiting Voice Treatment – PLVT) görüp görmemesi gerektiğini belirleyerek dizartri değerlendirmesini sınırlamaktı.13,14 Diğer güçlü öneriyse eğer PLVT veya LSVT öneriliyorsa, bunların azami fayda elde etmek için en az dört hafta boyunca ve haftada en az üç kez verilmesi gerektiğiydi.12 Başka bir çalışma, görüntülü telefon üzerinden verildiğinde konuşma tedavisinin etkin maliyetli olabileceğini gösterdi.15 Salya akması alanında ise botulinum toksini enjeksiyonlarının tükürük oluşumunu azaltabileceği, ancak yutma fizyolojisinde iyileşme sağlamayacağına ilişkin yeni kanıtlar elde edildi.16 Disfaji alanında, küçük bir pilot çalışma iki hafta boyunca çaba göstererek yutmanın (biyo geri besleme yardımıyla) Parkinson hastalarında disfajiyi azaltmada yardımcı olduğu kanıtlandı.17 PARKİNSON HASTALIĞININ ÇOK DİSİPLİNLİ TEDAVİSİ Farmakolojik ve diğer türdeki tedavileri bir araya getirecek çok disiplinli bir ekip yaklaşımının, Parkinson gibi karmaşık ve çokyüzlü bir hastalık için en uygun yaklaşım olacağını düşünüyoruz. Bu ihtiyaca cevap vermek üzere, uzman Parkinson merkezleri kendi klinik uygulamaları içinde entegre ve çok disiplinli sağlık programları uygulamaya başladı. İngiltere merkezli Ulusal Sağlık ve Klinik Mükemmellik Enstitüsü (NICE), ulusal alanda sağlığı teşvik eden ve sağlık sorunlarını önleyen bir kılavuz oluşturan bağımsız bir örgüttür. Kılavuz kuralları, geniş bir yelpazede tıbbi ve yardımcı sağlık profesyonellerine düzenli erişim önermektedir.18 Parkinson hastalığının bakımında çok disiplinli yaklaşımın başarılı olabilmesi için, iyi bir ekip çalışmasının yanı sıra, hedeflerin ve tedavi planlarına katkıların paylaşılması açısından iyi bir iletişim şarttır. Hedefler sadece hastalığın şiddeti ve semptomlarına bakılarak tanımlanmamalı, hastanın hareketliliği, bağımsızlığı ve kişisel ilişkilerini de dikkate almalıdır. En önemlisi, tedavi planı her kişinin bireysel ihtiyaçlarına cevap vermeli ve bakım stratejilerini günlük faaliyetlere ve rutinlere uygulamada önemli rol oynayan yakın iş, aile ve arkadaş çevresi plana dahil edilmelidir.1 İdeal bir çok disiplinli yaklaşım, bakıcıların da ihtiyaçlarını içerecektir. Örneğin ergoterapi bakıcıların daha karmaşık durumlarla başa çıkmasına yardımcı olarak, Parkinson hastasının yardımcıya veya yatılı bakıcıya duyacağı ihtiyacı geciktirebilir.1 Her ne kadar bazı yardımcı sağlık müdahaleleri için bilimsel kanıtlar mevcut olsa da, çok disiplinli yaklaşımın avantajlarının ortaya konulabilmesi için daha fazla sayıda nitelikli çalışmaya ihtiyaç vardır. Bunlara, çok disiplinli yaklaşımın belirli hasta gruplarında daha etkili olup olmadığını araştıracak çalışmalar da dahil edilmelidir. Örneğin bilişsel bozukluk, önerilerin anlaşılmasını veya yeni hareket stratejilerinin hatırlanma yetisini azaltabilir, dolayısıyla bilişsel bozukluğu olan ve olmayan hasta alt gruplarını hedef olan özel çalışmalar gerekmektedir.1 21 Entegre çok disiplinli yaklaşımı destekleyici kanıtlar halen kısıtlı sayıdadır. Çok disiplinli bakımın genel bakım kalitesini artırdığına ve hastalarda daha iyi bir sonuca yol açacağına dair genel hissiyatı destekleyici daha fazla çalışmaya ihtiyaç vardır. Ayrıca çok disiplinli yaklaşıma hangi spesifik öğelerin dahil edileceği ve “herkese aynı bakım” ile hastaya göre kişisel bakım yaklaşımlarının aynı derecede iyi olup olmadığı da belirlenmelidir.1 Başarılı olmuş yaklaşımlardan biri ParkinsonNet’tir.19 Hollanda’da kurulan bu yenilikçi sağlık bakım organizasyonu, Parkinson hastalarının bilgi edinmesine, özel sağlık ihtiyaçlarıyla ilgili kararlar almasına ve optimal tedavi sunan Parkinson uzmanlarını bularak, kendi sağlık ağlarını oluşturmasına yardımcı oluyor. 2004’te başlatılan ParkinsonNet şu anda ülkenin üçte ikisinden büyük bir alanda birlikte çalışan yaklaşık 700 fizik terapist, 250 ergonomi terapisti ve 250 konuşma ve dil terapistinden oluşuyor. Bu profesyoneller tam-yardımcı bir sağlıklı planı için tedavi seçeneklerini birlikte tartışma fırsatı bulurken, hasta da bu tartışmaları takip edebiliyor ve dilerse katılıyor. 2011 yılında Hollanda’nın tamamının ParkinsonNet ağına girmiş olması hedefleniyor, ayrıca hasta ailelerinin bakımlarına yönelik disiplinler de ağa eklenecek. Ayrıca yaklaşık 700 hasta üzerinde gerçekleştirilen büyük ve randomize bir klinik çalışmaya göre,20 ParkinsonNet hastaların bakım kalitesini belirgin şekilde artırırken, maliyetleri önemli miktarda azalttı. Bu ekonomik sorunlar çağında hiç şüphesiz, çok disiplinli yaklaşımın bütçelerine ve maliyet etkinliğine eleştirel bir gözle bakmamız gerekir. Hastaya tek başına çalışacak bir nörolog yerine bütün bir sağlık ekibi sunmanın maliyeti doğal olarak kısa vadede daha yüksek olacaktır. Ancak ben şahsen bu başlangıç yatırımının uzun vadede hareketlilik ve bağımsızlıkta artış, düşüş veya düşüşe bağlı yaralanmalar gibi hastalık komplikasyonlarında azalma ve evde bakıcı desteği ve hatta bakımevi gibi pahalı çözümlere duyulan ihtiyaçta azalma gibi önemli kârlarla sonuçlanacağına inanıyorum. Hepsinden önemlisi, çok disiplinli yaklaşım yaşam kalitesini artıracaktır. Tek başına bu bile, yapılacak yatırıma değer. 22 REFERANSLAR 1. Van der Marck MA, Kalf JG, Sturkenboom IHWM, Nijkrake MJ, Munneke M, Bloem BR. Multidisciplinary care for patients with Parkinson’s disease. Parkinsonism and Related Disorders 2009;15(S3):S219-223 2. Graziano M. Illustrations of physiotherapy interventions in Parkinson’s disease. European Neurological Review 2008;3(2):S15-18 3. Keus SH, Bloem BR, Hendriks EJ, BrederoCohen AB, Munneke M. Evidence-based analysis of physical therapy in Parkinson’s disease with recommendations for practice and research. Mov Disord 2007;22:451-60 4. Keus SH, Munneke M, Nijkrake MJ, Kwakkel G, Bloem BR. Physical therapy in Parkinson’s disease: evolution and future challenges. Mov Disord 2009;24:1-14 5. Hackney ME, Earhart GM. Effects of dance on movement control in Parkinson’s disease: a comparison of Argentine tango and American ballroom. J Rehabil Med 2009;41:475–81 6. Nieuwboer A, Kwakkel G, Rochester L et al. Cueing training in the home improved gait-related mobility in Parkinson’s disease: The RESCUE trial. J Neurol Neurosurg Psychiatry 2007;78:134-40 7. Goodwin VA, Richards SH, Taylor RS, Taylor AH, Campbell JL. The effectiveness of exercise interventions for people with Parkinson’s disease: a systematic review and meta-analysis. Mov Disord 2008;23:631–40 12. Sturkenboom IH, Thijssen MC, Gons-van de Elsacker JJ, Jansen IJ, Maasdam A, Schulten M, Vijver-Visser D, Steultjens EM, Bloem BR, Munneke M. Ergotherapie bij de ziekte van Parkinson. Een richtlijn van Ergotherapie Nederland, Utrecht / Den Haag:Uitgeverij Lemma, 2008. 8. Dibble LE, Hale TF, Marcus RL, Droge J, Gerber JP, Lastayo PC. High-intensity resistance training amplifies muscle hypertrophy and functional gains in persons with Parkinson’s disease. Mov Disord 2006;21:1444–52 13. Ramig LO, Countryman S, Thompson LL, Horii Y. Comparison of two forms of intensive speech treatment for Parkinson disease. J Speech Hear Res 1995;38:1232–51 9. Fisher BE, Wu AD, Salem GJ et al. The effect of exercise training in improving motor performance and corticomotor excitability in people with early Parkinson’s disease. Arch Phys Med Rehabil 2008;89:1221–9 14. de Swart BJ, Willemse SC, Maassen BA, Horstink MW. Improvement of voicing in patients with Parkinson’s disease by speech therapy. Neurology 2003;60:498–500 10. Kurtais Y, Kutlay S, Tur BS, Gok H, Akbostanci C. Does treadmill training improve lower-extremity tasks in Parkinson disease? A randomized controlled trial. Clin J Sport Med 2008;18:289-91 15. Tindall LR, Huebner RA, Stemple JC, Kleinert HL. Videophone-delivered voice therapy: a comparative analysis of outcomes to traditional delivery for adults with Parkinson’s disease. Telemed J E Health 2008;14:1070–7 11. van Nimwegen M, Speelman AD, Smulders K, Overeem S, Borm GF, Backx F, Bloem BR, Munneke M. Rationale and design of the ParkFit study: a randomized controlled trial to increase physical activity in patients with Parkinson’s disease. Mov Disord 2009;24(Suppl. 1): S284-S285 16. Nobrega AC, Rodrigues B, Melo A. Does botulinum toxin injection in parotid glands interfere with the swallowing dynamics of Parkinson’s disease patients? Clin Neurol Neurosurg 2009;111(5):430-432 23 17. Felix VN, Correa SM, Soares RJ. A therapeutic maneuver for oropharyngeal dysphagia in patients with Parkinson’s disease. Clinics (Sao Paulo) 2008;63:661–6 18. CG35 PARKINSON’S DISEASE. National clinical guideline for diagnosis and management in primary and secondary care. NICE, London, 2006. http://guidance.nice.org.uk/ CG35/Guidance/pdf/ English (accessed 26 May 2010) 19. Nijkrake MJ, Keus SH, Overeem S, Oostendorp RA, Vliet Vlieland TPM, Mulleners W, Hoogerwaard EM, Bloem BR, Munneke M. The ParkinsonNet concept: development, implementation and initial experience. Mov Disord 2010;25:823-829 20. Munneke M, Nijkrake MJ, Keus SH, Kwakkel G, Berendse HW, Roos RA, Borm GF, Adang EM, Overeem S, Bloem BR. Efficacy of community-based physiotherapy networks for patients with Parkinson’s disease: a clusterrandomised trial. Lancet Neurol 2010;9:46-54 HASTA İFADELERİ “Dep epresyonun presyonun n neye b benzediğini hayal bile edemezsiniz. Hiçbir şeyin önemi bil kalmıyor. Geceleri uyumuyorum, hayattan zevk almıyorum. Bu durumu gerçekten kontrol altına almam gerektiğini hissediyorum. Hayatımın kontrolünü tekrar ele almak için herhangi bir semptom kontrolünden vazgeçmem gerekiyorsa, bunu da yapacağım.” DEPRESYON Depresyon, Parkinson hastalarının yaklaşık %40’ında uzun dönemler boyunca meydana gelir. Parkinson hastalarının hemen hepsinde, herhangi bir zamanda kısa devrelerle de görülebilir. D nu, 44, Romanya Di Depresyon, duygu durum üzerindeki olumsuz etkisinin yanı sıra, Parkinson hastalığının diğer tüm semptomlarını da çok daha kötüye götürebilir. PANİK ATAKLAR Panik ataklarda, aniden şiddetli anksiyete başlar ve bu beraberinde birçok fizyolojik semptom da getirir. Anksiyete düzeyi çok kısa sürede 0’dan 100’e çıkar ve genellikle kişide kalp çarpıntısı ve terleme görülür. Diğer sık görülen semptomlar titreme, nefes darlığı, göğüs ağrısı, sersemlik hissi, ölüm korkusu veya karıncalanma hissini içerir. Her şeyin sisli ve gerçekdışı olduğu hissi yaygındır. Depresyonu olan Parkinson hastalarının semptom profili, Parkinson olmayan kişilerinkinden farklıdır. Parkinson hastasının profili daha yüksek düzeylerde anksiyeteyi, suçluluk veya kendini suçlama olmadan üzüntüyü ve yüksek oranlarda intihar düşüncesi olmasına rağmen daha düşük seviyede intihar oranlarını içerir. “Bazen derriin n ve hızlı nefes alma a, kka a arın ağrısı, bulant ntı ve bazı vars nt r anıllarla birlikte üç saati bulan an n uzun anksiyete ve e panik episodları yaşıyorum.” Hiç bekle lemediğiniz e bir anda vuruyorlar, mağazadayyken veya film seyrederken. Ne zaman ola acağını hiç bilemiyorum. Aniden yoğu ğ n bir korku ve dehşet hissine e kapılılyo yoru rum. Çok ko k rkuyorum.” E en El e a, a, 67, 7, Malta allta a ta 24 YİNELEYEN DAVRANIŞLAR Yineleme faaliyetinde, yenilenen ve mekanik görevlere kompulsif bir şekilde hayranlık duyulur ve yineleme yapılır. EPDA üyeleri, çakıl taşları toplayıp bunları mümkün olduğunca mükemmel bir şekilde dizme, kapı kollarını söküp tekrar takma ve yüzlerce küçük tahta kutu yapma gibi yineleme aktivitesi örnekleri vermektedir. UYKU “Teşhis konulmadan n önce biraz kompulsiftim ama ila laca başladığımdan beri kesinlikle daha a kompulsifim. Alışveriş yapıp eve geldiğim im mde, kutuları büyüklüğüne ve rengine göre ay ayırrdığımı fark ettim… Son 3 ay içinde 15 5 tane 1000 parçalık yapboz bitirdim, daha yeni 500 parçalık bir yapbozu 10 ssaa a tte tamamladım.” Parkinson hastaları uykusuzluk, parasomnia ve gündüz somnolansı (gündüz aşırı uyku eğilimi veya aniden uyumaya başlama) gibi bir dizi uyku bozukluğu yaşayabilir. Uykusuzluk, uykudan mahrum kalmanın yaşam kalitesi üzerindeki etkisi nedeniyle sık dile getirilen ve önemli bir şikayettir. Uyku sorununu tespit ettikten sonra, sorunun yönetiminde atılacak ilk adım, uykusuzluğun hangi türde olduğunu ve gece uykusunu bozabilecek ilaçla ilgili olan veya psikolojik unsurları teşhis etmektir. Bir sonraki adım, uyku hijyeniyle ilgili uygun tavsiyelerde bulunmaktır (uykuya müdahale edebilecek kontrol edici unsurlar). Klaus, 47, Alman nya “55 yaşında bir erkeğim: Geceleri en az bir kez tuvalete gidiyorum ki bu da normal. Ama gece saat 2’de uyanıp sabaha kadar uyuyamayacağımı bilmek çok sinir bozucu, hele ayda 4-5 gece oluyorsa.” Havel, 55, Çek Cumhuriyeti “Kocam gecenin büyük bir kısmında bağırıyor, tekmeler atıyor, çığlıklar atıyor. Uyumak için odalarımızı ayırmak zorunda kaldık. O kadar çok bağırıyor ki komşular bile bi ile e duy uyuyyor o .” Florine, 62, Belçika 25 MESANE Üriner semptomlar, Parkinson hastaları arasında sık sık rahatsızlığa yol açan semptomlardır. Her kişide nedeni veya nedenleri ayrı ayrı incelenmelidir. Mesane, mesane boşaltma sorunları ve ilaçların yan etkileri dışlanmalıdır. Parkinson hastalığı ve çoklu sistem atrofisi gibi diğer Parkinsonizm türleri de bu semptomlara yol açıyor olabilir. Sorun, nöroloğun ek konsültasyonuna da başvurularak, doğrudan ürologla çözülmelidir. OLFAKSİYON “Mesan ne semptomları benim için çok büyük biir sorun. Acilen tuvalete gitmem gerekiiyor, sonra bunun sadece ihtiyaç giderm rm me olduğunu bilsem bile sinirleniyorum. Dışa arı çıkmama 3 saat kala su içmemeye ba aşladım. Sonra da, tuvalet ihtiyacını b stırdığım için enfeksiyon kapıyorum ve ba antibiyotik almam gerekiyor. Son zamanlarda tuvalete gitme derdinden anksiyete atakları geçirdim… Yaşadığım tüm sorunlar arasında en rahatsız edici olanı bu!” Koku ve tat alma duyusunda azalma, günümüzde artık tedavi edilmemiş ve yeni teşhis konulmuş bazı Parkinson hastalarında saptanabilecek çok erken bir özellik olarak kabul edilmektedir. Beynin koku duyusunu kontrol eden bölümündeki sinir hücrelerinin hasar görmesi nedeniyle oluşur. Her ne kadar bu semptom fiziksel olarak özürlülük yaratmasa da, günlük hayatın bir parçası olarak yemekten keyif alınmasını (yemeğin tadının daha az alınması dahil) engelleyebilir. Gelecekte bu semptomun hızla tespit edilmesi, Parkinson hastalığının erken teşhisinde önem taşıyabilir. Marica, 59, Slovenya “Geriye dönüp bakt ktığ kt ığ ğımda, koku ve dolayısıyla tat duyu yullarımı kaybetmem yu aslında oldukça er e ken bir semptomdu, ancak o sırada a bunun farkında değildik. Benim için fecci bir durumdu. Yemek yapmayyı çok severdim m ama yemeklerden ve şaraptan n aldığım zevkin çoğunu kaybettim. Yeni bir tedaviye başladığımdan beri hem koku hem m tat duyularımı yeniden kazandım. Artık bir kadeh şarabın tadını çıkarabiliyorum, eskiden tadı su gibi geliyordu.” YORGUNLUK Yorgunluk; ayrıca bitkinlik, yorgunluk veya enerjisizlik hislerini de içerebilen karmaşık bir semptomdur. Uyuma ihtiyacının hissedilmesi olan sersemlik hissiyle karıştırılmamalıdır. Yorgunluk, enerjisiz ve motivasyonsuz olma halidir. Sersemlik hissi ve apati (kayıtsızlık veya umursamama hissi) yorgunluk semptomları olabilir. “Yorgunluk, b biir beyin “sisi” ile birlililiktte hep benim en köt ötü öt ü se emptomum oldu. Yorgun olduğum za am ma anlar nllarrda n a karar veremiyorum. Artık çok da aha a faz a la au uyuduğum halde yorgunluğu un an nks kssiy iyye ettey eyle l veya biraz moral bozukluğuyyla la bilile e kötü kötüle kö tü üle leşt ştiğ ğin i i görüyorum. Eskiden ka amy myon on şşof oför of örrlü ö lüğü ğ yap ğü aparrdım ama emekkliiyye e ayyrrıllma m k zo oru rund nda kaldım nd nda m. İşimi çok özlüyorum. m” Carl-Henrik, 77, İsveç Pekka, 57, Finlandiya 26 AĞRI Ağrı, kişiden kişiye büyük ölçüde değişebilen bir duyusal deneyimdir. Ağrı akut veya kronik olabilir ve süresine, yoğunluğuna, türüne (ağrı, yanma veya sancı) veya vücuttaki yerine göre birçok farklı özellikler gösterebilir. Parkinson hastalığında ağrı ve rahatsızlık genellikle şu beş nedenden biriyle oluşur: (1) kötü duruş, sorunlu mekanik fonksiyon veya fiziksel aşınmaya bağlı bir kas-iskelet sorunu; (2) genellikle sırt veya boyun artritine bağlı sinir veya kök ağrısı; (3) bir kas grubunun veya vücudun bir parçasının sürekli seğirmesi veya duruşu ve distoni; (4) aşırı huzursuzluk; ve (5) beyinden kaynaklanan ve “primer” veya “merkezi” ağrı denilen nadir görülen bir ağrı sendromu. BARSAK Kabızlık, genellikle haftada üç seferden az olmak üzere, küçük miktarlarda sert ve kuru barsak hareketinin geçişidir. Kabız olan kişiler barsak hareketlerinde güçlük ve ağrı yaşayabilir. Kronik kabızlığın patolojik nedeni her zaman dikkatle teşhis edilmelidir. “Pek fazla titremem olmuyor, ama feci vücut ağrıları çekiyorum. Bacaklarım kemiklerime kadar ağrıyor; kollarım, omuzlarım ve sırtım da öyle. Her yerim ağrıyor! Bazen sabahları kalktığımda ağrı daha da fena vuruyor, çünkü bütün gece yatmaktan katılaşmış oluyorum. “İnsanlarla konuşmaktan çekindiğim, konuşmaya utandığım konulardan biri de kabızlık. Kim böyle bir şey hakkında sohbet etmek ister ki? Kabızlık Parkinson hastalarının yaşadığı en yaygın semptomlardan biri olsa da, kimsenin konuşmak istemediği bir konudur. Parkinson ilaçlarım nedeniyle şiddetli kabızlık yaşıyorum. Benim için büyük bir dert. Kabızlık hayatımı mahvediyor. Yaşama sevincimi öldürüyor.” “Sağ kalçam, sol kolum ve belim ağrıyor. Be B el ağrısı yüzünden hemen bir iskemle bulup otturmak zorunda kalıyorum. Şikayet etmeyi se even biri değilim ama ağrılarım yüzünden saat sa a lerce uyuyamıyorum, en sonunda sızıp k lılyorum. Aylarca donuk omuz hali yaşadım ka – fe eci c bir ağrıydı ama kimse neden olduğunu anla laya y madı. Kaslarım durmaksızın sertleşiyor ve kra ramp m lar giriyordu. Parkinson teşhisim ko ulm konu ko l adan bir sene önceydi bu.” Andrey, 71, Bulgaristan Ad A dam m, 32, 32 2 Polonya 27 28 VAKA ÇALIŞMALARI 29 BARSAK SORUNLARI Fabrizio Stocchi MD, PhD, Araştırma ve Tıbbi Bakım Enstitüsü, IRCCS San Raffaele, Roma, İtalya ARKA PLAN Aldo Russo 58 yaşında bir emekli öğretmen. Ailesinde nörolojik hastalık öyküsü yoktu ve tanıdan önce kabızlıktan şikayet ediyordu. TEŞHİS VE TEDAVİ Aldo Russo, sekiz yıl önce otururken veya yatarken sağ bacağında ara ara tremor olduğunu ve ayrıca aynı bacakla yürürken bir koordinasyon bozukluğu hissettiğini ve sağ omzunda bir ağrı olduğunu bildirdiğinde, kendisine Parkinson hastalığı teşhisi kondu. Bay Russo’nun ilk tedavisi üç ay boyunca titre edilen dopamin agonist monoterapisiydi. Bu tedavi sonucunda semptomlarda belirgin ve kalıcı bir rahatlama sağlandı. Yaklaşık iki yıl boyunca normale yakın bir şekilde yaşayabildi. Bu süreden sonra tremor ve yürüyüş zorlukları ve bunun yanında genel bir yavaşlık hali başladı. Tedavisine levodopa (üç doza bölünmüş olarak günde 300 mg) eklendi ve mükemmel sonuçlar alındı. 30 Üç yıl daha geçtikten sonra, her 100 mg levodopa dozundan yaklaşık üç saat sonra “doz sonu” tükenme fenomeni görülmeye başlandı. Bu nedenle günde dört kez levodopa (400 mg/gün) uygulamasına geçildi. Gündüz semptomlarının tekrar başlaması ve öğleden sonra yaşanan ağır güçlükler nedeniyle, bir yıl sonra üçer saatlik aralarla günde beş kez levodopa 200 mg ile birlikte bir dopamin agonisti (günde üç kez ropinirol 5 mg) başlatıldı. Son dönemde, hızlı salınımlı ropinirol yerine, değiştirilmiş salınımlı ropinirol 20 mg/gün reçetelendi. Russo’nun bu dönemdeki tedavisi bu sırada değiştirilmiş salınımlı ropinirol 20 mg, ko-beneldopa 50/200 (benserazid 50 mg + levodopa 200 mg) ve amitriptilin 10 mg’den oluşuyordu. Bilişsel fonksiyonu normal aralık dahilindeydi ve herhangi bir psikiyatrik semptom yaşamıyordu. Ancak hem tıbbi öyküsü hem kendi doldurduğu günlük, günün üçüncü levodopa dozundan (saat 13.00) sonra başlayan ve öğleden sonranın çoğunda devam eden uzun süreli bir “off” dönemi ortaya koydu. Russo ayrıca “on” olduğu zamanlarda hafif diskineziler bildirdi. Tetkik yapıldığı sırada sağ tarafında tremor, bradikinezi, rijidite, postural instabilite, ayak sürüyerek yürüme, maske yüz, kısık ses, ağrı, sağ omuz ağrısı ve depresyon yaşadığı “off” dönemdeydi. Kabızlık ve acil idrara çıkma ihtiyacı yaşıyordu. Birleşik Parkinson Hastalığı Derecelendirme Ölçeği (UPDRS) motor skoru 59’du. Levodopaya iyi yanıt alınarak, ağrı ve depresyon da dahil olmak üzere tüm semptomlarda belirgin bir iyileşme sağlandı. “On” olduğu dönemde UPDRS motor skoru 16’ya düştü. Russo’nun kendi doldurduğu günlüğe bakıldığında saat 13.00’teki levodopa dozunun istenen etkiyi sağlayamadığı açıkça görüldü; hatta hasta saat 13.30’tan 16.30’a kadar “off” durumda oluyordu. Beslenme rejimiyle ilgili sorular sorulduğunda, tableti yemekle birlikte almasının söylendiğini belirtti, bunun dışında kendisine özel bir diyet önerilmemişti. Gecikme Doz sonu Levodopa plazma düzeyleri (ng/ml) Teşhis, “on” fenomeninin ya gecikmeli olarak meydana gelmesi veya hiç meydana gelmemesi şeklindeydi. Bunun anlamı, levodopanın alınmasıyla klinik etki göstermesi arasında uzun süreli bir gecikme yaşanması, veya “on” fenomeninin olmadığı durumlarda hiçbir klinik etki göstermemesiydi. Bu motor komplikasyonları genellikle, sıklıkla midede yaşanan bir levodopa emilim gecikmesine bağlı gerçekleşir. Bu varsayım bir levodopa plazma profil çalışmasıyla doğrulanmıştır. Saat Her üç saatte bir tablet levodopa benserazid 250 ile plazma profil çalışması 31 Levodopa yemeklerden sonra alındığında iyi emilemeyebilir. Bunun nedeni muhtemelen, özellikle çok miktarda veya yağ veya karbonhidrat açısından zengin olan bir yemek yenildikten sonra gastrik boşalımda gecikme yaşanmasıdır. Gastroparezi veya gecikmeli gastrik boşalım, Parkinson hastalığında ve diğer Parkinsonizmlerde sık görülebilen bir motor dışı semptomdur. Erken doyma, şişkinlik, bulantı, kusma, kilo kaybı ve beslenme bozukluğu ile birlikte anormal rahatsızlık gibi çeşitli semptomlara yol açar. Ayrıca tedaviye de müdahale eder. Bu tür vakalarda, levodopanın aç karnına alınmasını ve yemek yemeden önce 30 dakika beklenmesini, ayrıca iyi bir diyet rejiminin takip edilmesini önermek önem taşır. Levodopanın sıvı formülasyonları, mideyi tabletlerden daha hızlı geçerek emilimi iyileştirir. SONUÇ Diyetle ilgili tavsiyelerin ve standart levodopanın yerine aynı dozda sıvı formülasyon verilmesinin ardından, Bay Russo’nun dalgalanmalarında belirgin bir düzelme görüldü. ARKA PLAN: MİDE, PARKİNSON HASTALIĞI VE LEVODOPA Levodopanın emilimi midede gerçekleşmez, ancak levodopanın ince barsaktaki emilim alanlarına nasıl ulaşacağını kontrol etmede mide önemli bir rol oynar. Dopamin agonistleri ve antikolinerjikler gibi bazı ilaçların yanı sıra şiddetli mide asiditesi de gastrik boşalımı geciktirebilir, ancak bu sorunun aşırı tedavi edilmesi levodopa tabletlerinin de çözünmesini engelleyerek, tam emilimi önleyebilir. Ayrıca gastrik boşalım, bizzat Parkinson hastalığı veya gastrokolik refleksin neden olduğu kabızlık tarafından da geciktirilebilir. Levodopa tabletleri uzun bir süre boyunca midenin içinde kalarak, ince barsakta gecikmeli emilime ve tedaviye gecikmeli yanıt verilmesine yol açabilir. Mide zarında bulunan dopa dekarboksilaz adındaki bir enzim, mide içinde hapsolmuş levodopayı dopamine dönüştürerek, merkezi sinir sisteminin kullanamayacağı hale getirebilir. Ayrıca midede oluşan dopamin, gastrik dopamin reseptörlerini uyararak midede gevşemeye ve gastrik hareketlilikte azalmaya yol açabilir ve bu da sorunu kötüleştirebilir. Sıvı levodopa, daha iyi bir emilim ve böylece motor dalgalanmalarında iyileşme sağlayabilir. Levodopa metil ester ve suda dağılabilir formülasyonları, özellikle yemeklerden sonra alındıklarında, standart preparasyonlardan daha hızlı emilirler. Dopamin agonisti apomorfinin subkutan infüzyonları, gastrointestinal yolu atladıkları için motor dalgalanmaların kontrol edilmesinde etkilidirler. Parkinson hastaları küçük öğünler yemeye ve ilaçlarını aç karnına almaya çalışmalıdır (Tablo 1). Domperidon gibi dopaminerjik D2 reseptör antagonistleri, Parkinson hastalığında gastrik boşalımı iyileştirir. Benzer etkiler, muhtemelen asetilkolin nörotransmitterinin lokal salınımı sayesinde, 5-HT4 reseptör agonistleri mozaprid ile de indüklenebilir. 32 TABLO 1 Gün boyunca az ve sık aralıklarla yiyin Yağlı etler, tereyağ ve krema gibi yağ açısından zengin yiyeceklerden kaçının Mide asiditesini artıran gıdalardan kaçının Kolon hareketliliğini artırmak için lifli besinler tüketin Yüksek protein düzeyleri sadece yağla bağlantılı olursa sorun çıkarır Karbonhidratları proteine tercih edebilirsiniz, ancak bunların da büyük miktarlarda alınması gastrik boşalımı geciktirir Kafein yardımcı olabilir; alkol ise hipotansiyon nedeniyle dikkatli tüketilmelidir Levodopa tercihen boş mideyle alınmalıdır, ancak daima doktorunuzun talimatlarına uyun. 33 KOKU ALMA DUYUSUNUN KAYBI I Heinz Reichmann MD, PhD, Dresden Üniversitesi, Dresden, Almanya ARKA PLAN Norbert Meier 65 yaşında bir tarih profesörü. İlk olarak hipomimi (yüz ifadesinde azalma), istirahat tremoru ve daha çok sağ tarafında kol salınım kaybı şikayetleriyle geldi. Bay Meier ilk olarak 59 yaşında sağ omzunda sertlik ve ağrı hissetmiş ve bir ortopediste gitmişti. Fizik tedavi gördü ve romatizma ilaçları aldı, ancak bunlar semptomlarında iyileşme sağlamadı. Bayan Meier daha sonra, Bay Meier’in yürürken sağ kolunu artık sallamadığını fark etti. Pratisyen doktor da hipomimiyi fark etmiş ve sağ tarafta hafif kas sertliğinden şüphelenmişti, dolayısıyla Bay Meier’e nöroloğa gitmesini tavsiye etti. 34 TEŞHİS VE TEDAVİ Bay Meier’e, 100’den başlayıp 7 çıkararak sürekli geri sayması istenerek baskı altına sokulduğunda sağ tarafında görülen istirahat tremoru ve hareketlerde yavaşlama varlığına dayanılarak, idiyopatik Parkinson hastalığı teşhisi kondu. Sağ elde ve bilekte kas sertliği de vardı. Levodopa 200 mg ile pozitif bir testin ardından belirgin bir iyileşme görüldü. Bay Meier’in Parkinson hastalığına yol açabilecek bir beyin hasarı, menenjit veya ilaç öyküsü yoktu olmadığı gibi, ailesinde de bu hastalık görülmemişti. Motor dışı semptomlar açısından bakılırsa, Bay Meier motor semptomların gelişmesinden önce depresyon veya kabızlık yaşamamıştı. Rüya görürken bağırmadığı, hareket etmediği ve kâbus görmediği için, REM uyku bozukluğu semptomu da dışlanmıştı. Bay Meier’e koku duyusunun nasıl olduğu sorulduğunda şaşırdı ve birkaç senedir bu konuda sorun yaşadığını söyledi. Bir dopamin agonistiyle tedavisi başlandı ve durumunda önemli düzeyde iyileşme kaydedildi. Bay Meier’in yürürken kol salınımı iyileşti ve istirahat tremoru ve kas sertliği neredeyse tümüyle düzeldi. Ancak koku alma duyusunda hiçbir iyileşme olmadı ve kendisine, derin beyin uyarımı uygulanan hastalarda bildirilen hafif bir iyileşme haricinde,1 Parkinson hastalığında kaybedilen koku duyusunu tekrar yerine getireceği kanıtlanmış olan bir ilacın henüz mevcut olmadığı söylendi. Bir yıl sonra nöronlar artık yeterli seviyede dopamin üretmediğinden, dopamin agonisti dozunun artırılması gerekti. İki yıl daha geçtikten sonra, artık vücudunun her iki tarafı da durumdan etkilenmiş olduğundan, Bay Meier hastalığı nedeniyle mutsuzdu. Ayrıca bir miktar postural instabilite de yaşamaktaydı. Bu durum onu özellikle okulda ders verirken üzüyordu ve tahtaya yazı yazarken sağ elinin titremesi nedeniyle utanıyordu. Bir levodopa preparasyonu reçetelendi. SONUÇ Bay Meier, öğretmenliğe devam edebildiği ve eşi ve torunlarıyla seyahatlere çıkabildiği için şu anda yaşam kalitesinden memnun. Ancak teşhisinden bu yana geçen 6 yıl içinde koku duyusunda hiçbir iyileşme kaydedilmedi. Bay Meier açısından en önemlisi, üniversitede verdiği derslere devam edebilmekti. Bu hedefine ulaşmak için adım adım bir yaklaşım uygulanarak, tedavisine bir dopamin agonistiyle başlandı ve daha sonra levodopaya ilerlendi. Bay Meier’in şimdiye dek tedavi için hiç hastaneye yatırılması gerekmedi. REFERANSLAR 1. Hummel T, Jahnke U, Sommer U, Reichmann H, Mueller A. Olfactory function in patients with idiopathic Parkinson’s disease: effects of deep brain stimulation in the subthalamic nucleus. J Neural Transm 2005;112:669-676 35 NORBERT MEIER’İN GÖRÜŞÜ: uzun yıllar boyunca “Omzumda ilk ağrı hissettiğimde, babam da leceğini düşündüm. olabi eklem ağrısı yaşadığından bunun romatizma hayal kırıklığına yince etme etki r Bu yüzden ortopedisyenin verdiği ilaçla miştim; etme fark i diğin etme et harek un uğradım. Yürürken sağ kolum lde omuz ağrımdandır karım ve arkadaşlarım bunu söyleyince herha diye düşündüm. siz olduğunu fark etti ve çok Neyse ki aile doktorumuz yüzümün epey ifade ı sordu. Beni bir nöroloğa dığın olma olup z durgun göründüğümden mutsu undan şüphelendi. sevk etti ve nörolog da Parkinson hastalığım olduğ içecek vermek istediğinden Durumumu iyileştirmek için bana mucizevi bir levodopa içtikten yaklaşık bahsetti. Gerçekten de, 200 mg suda çözünmüş um çok daha Omz dum. diyor yarım saat sonra kendimi harika hisse nasıl olduğunu mun duyu koku log Nöro i. düzelmişti, moralim çok iyiyd ak ve öğretmek istemiştim, sorunca şaşırdım. Aslında ilk başta kimya okum kimyager olmaya yetecek ama üniversitedeki ilk senemde farklı kokuları ğim dal olan tarih sevdi i kadar iyi ayırt edemediğimi anlayınca, ikinc okumaya karar vermiştim. menliğe devam etmemi Tedavimin titreme veya kas sertliği olmadan öğret bunu sağlayabilmek sağlayabilmesi, benim için önemliydi. Nöroloğum ş yavaş önerilen doza yava rı için bana bir dopamin agonisti verdi ve mikta bulantı ve sersemlik nda ngıcı başla inin artırmamı söyledi. İlaç özellikle tedav ki yıllarda Sonra . sürdü hafta ç birka r bunla hissi gibi yan etkiler yaptı ve mun duyu ti, ancak koku dopamin agonistinin dozunun artırılması gerek edi. kleşm geri döneceğine dair umudum hiçbir zaman gerçe , ancak bir süre sonra, Birkaç yıl daha öğretmenliğe devam edebildim n de (daha çok sağ taraf) elimi iki her de kendimi baskı altında hissettiğim üğümü fark ettim. tekrar titremeye başladığını ve daha yavaş yürüd k koku duyumda hâlâ bir Bu sorunlar levodopa tedavisiyle düzeldi, anca . Öğretmenliğe devam iyileşme yoktu. Şimdi artık emekliye ayrılacağım tadını çıkarabildiğim sinin kalite m edebilmemi sağladıkları ve iyi bir yaşa için doktorlarıma minnettarım.” 36 37 KOKU ALMA DUYUSUNUN KAYBI II Antje Haehner MD, PhD ve Heinz Reichmann MD, PhD, Dresden Üniversitesi, Almanya ARKA PLAN Michael Schulze 54 yaşında bir makine mühendisi. 2007’de hareket bozukluğu alanında uzman kliniğimize, yürüyüş sorunları, denge bozukluğu ve sol kolda sertlik şikayetleriyle geldi. TEŞHİS VE TEDAVİ Tıbbi öyküsüne, nörolojik bir muayeneye ve 18F-Dopa-PET adı verilen bir beyin taraması türüne dayanılarak, kendisine Parkinson hastalığı teşhisi kondu. Teşhis, beyinde bazal gangliondaki dopamin nörotransmitter düzeylerinde azalma olduğunu gösteren bir tarama ile teyit edildi. Bay Schulze hareketlerde yavaşlama, kas sertliği ve postural instabilite bildirdi ve bunlar levodopa 200 mg ile bir pozitif test sonrasında belirgin derecede iyileşti. 38 Bay Schulze’nin Parkinsonizme yol açabilecek bir beyin hasarı, menenjit veya ilaç öyküsü yoktu olmadığı gibi, ailesinde de Parkinson hastalığı görülmemişti. Motor dışı semptomlar konusundaysa, Bay Schulze motor semptomlar gelişmeden önce kabızlık yaşamıştı ve ilk olarak 2006’de koku alma duyusunda azalma fark etmişti. 2007’de bir dopamin agonisti (rotigotin) ile tedavisine başlandı ve 2008’de düşük dozlu levodopa eklendi. İki yıl sonra, Bay Schulze inşaat alanındaki tam zamanlı işinde büyük zorluklar çıkaran artan motor dalgalanmaları yaşamaya başlamıştı ve 2010’da kendisine rasajilin adında farklı bir ilaç reçetelendi. Rasajilin tedavisine başlamadan önce, Bay Schulze’nin olfaktor disfonksiyonunun ciddiyeti, onaylanmış “Sniffin’ Sticks” test kiti (Burghart Instruments, Wedel, Almanya) kullanılarak ölçüldü.1,2 Üç farklı olfaktor fonksiyon testinden oluşan bu değerlendirme sonucunda, birleşik sonuç bir “TDI skoru” şeklinde raporlandı. TDI skorunun 16’nın altında olması anosmi, yani koku duyusunun neredeyse tamamıyla kaybı anlamına gelmektedir. Olfaktor disfonksiyonun diğer olası nedenleriyse, bu durum Parkinson hastalığına bağlanmadan önce elimine edildi. Rasajilin tedavisinin başlangıcında Bay Schulze’nin UPDRS motor skoru 11 ve TDI skoru 17, yani şiddetli derecede bozulmuş koku duyusu olan “şiddetli hiposmi”ye işaret etmekteydi. Dört ay sonra kliniğe yaptığı takip ziyaretinde, Bay Schulze hem motor semptomlarında hem koku alma duyusunda iyileşme bildirdi ve dört yıldan uzun bir süredir ilk eşinin parfümünün kokusunu yeniden alabildiğini söyledi. Tekrar “Sniffin’ Sticks” testi yapıldığında belirgin bir iyileşme olduğu görüldü. TDI skoru 8 puan artarak 25,5 olmuş, UPDRS motor skoru ise 6’ya düşmüştü. SONUÇ Olfaktor fonksiyon, rasajilin tedavisinin ilk dört ayında şiddetli hiposmiden hafif hiposmiye doğru belirgin bir iyileşme gösterdi. Son veriler, TDI skorunda en az 6 puanlık bireysel bir değişimin anlamlı olarak kabul edilebileceğini gösterdi.3 REFERANSLAR 1. Hummel T, Sekinger B, Wolf S, Pauli E, Kobal G. “Sniffin’ Sticks”: Olfactory performance assessed by the combined testing of odor identification, odor discrimination and olfactory threshold. Chem Senses 1997;22:39-52 2. Kobal G, Klimek L, Wolfensberger M et al. Multicenter investigation of 1,036 subjects using a standardized method for the assessment of olfactory function combining tests of odor identification, odor discrimination, and olfactory thresholds. Eur Arch Otorhinolaryngol 2000;257:205-211 3. Gudziol V, Lötsch J, Haehner A, Zahnert T, Hummel T. Clinical significance of results from olfactory testing. Laryngoscope 2006;116(10):1858-1863 39 YORGUNLUK Fabrizio Stocchi MD, PhD, Araştırma ve Tıbbi Bakım Enstitüsü, IRCCS San Raffaele, Roma, İtalya ARKA PLAN Rosario Todi, 66 yaşında bir tarih profesörü. Ailesinde nörolojik hastalık öyküsü yok, ancak Parkinson hastalığı tanılanmadan önce bir süre boyunca hafif depresyon ve yorgunluk yaşamış. TEŞHİS VE TEDAVİ Bay Todi, 6 yıl önce sağ eliyle yazmada güçlük, ayrıca sağ kolunda koordinasyonsuzluk hissi, genel bir yavaşlama, depresyon ve derin bir yorgunluk hissi şikayetleriyle geldiğinde, kendisine Parkinson hastalığı teşhisi kondu. Bay Todi’nin başlangıç tedavisi üç ay boyunca titre edilen ropinirol dopamin agonisti monoterapisiydi. Bu tedavi depresif semptomlarının çözülmesi de dahil olmak üzere semptomlarda genel bir rahatlama sağladı. Yaklaşık iki yıl boyunca normale yakın bir şekilde yaşayabildi. Bu süreden sonra yavaşlama ve sağ eliyle yaşadığı güçlükler yeniden ortaya çıktı ve düzenli olarak yorgunluk hissetmeye başladı. Tedavisine levodopa (üç doza bölünmüş olarak günde 300 mg) eklendi ve mükemmel sonuçlar alındı. Üç yıl daha geçtikten sonra, her 100 mg levodopa dozundan yaklaşık üç saat sonra “doz sonu” fenomeni görülmeye başlandı. Ayrıca hasta, yorgunluğu nedeniyle normal günlük aktivitelerini yapmakta zorlandığından şikayet ediyordu. Bunun üzerine günde dört kez karbidopa/levodopa/entakapon (100 mg/25 mg/200 mg) kombinasyonu başlandı. 6 ay sonra, gündüz semptomlarının nüksetmesi nedeniyle, hızlı salınımlı ropinirol (15 mg) yerine, uzamış salınımlı ropinirol (20 mg) verilmeye başlandı. Bilişsel fonksiyonu normal aralık dahilindeydi, depresif semptomları yoktu ve psikiyatrik komplikasyonlar yaşamıyordu. Levodopoya verdiği iyi yanıt sayesinde birçok semptomu belirgin düzeyde iyileşti. Öyle ki, “on” olduğu dönemlerde Bay Todi’nin UPDRS motor skoru 14’e düştü ve kendisi sadece hafif diskineziler bildirmeye başladı. Ancak, ana şikayeti günlük aktiviteleri sırasında bitkinlik ve yorgunluk olarak kalmaya devam etti. Yapılan tetkikte, “off” olduğu dönemlerde Bay Todi’nin sağ tarafta tremor, bradikinezi, kas sertliği, postural instabilite, ayak sürüyerek yürüyüş, maske yüz, kısık ses ve 42 seviyesinde UPDRS motor skoru olduğu teyit edildi. Bay Todi’nin kendi doldurduğu günlükte, gün boyunca iyi bir semptom kontrolünün olduğu, ancak birinci ve üçüncü ilaç uygulamalarının sonunda hafif bir doz sonu fenomeni yaşadığı açıkça görülüyordu. Klinik değerlendirme hastada hafif doz sonu “off” dönemine ve yorgunluğa işaret ettiğinden, çözülmemiş bu semptomların yönetimine yardımcı olması için tedavisine günde 1 mg rasajilin eklendi. 40 SONUÇ REFERANSLAR Rasajilin uygulamasından sonra Bay Todi’nin dalgalanmalarında belirgin bir iyileşme sağlandı, ancak hepsinden önemlisi, Bay Todi yorgunluk alanında büyük bir iyileşme olduğunu bildirdi. İyilik hali hissettiğini ve günlük işleri yaparken çok daha az zorlandığını belirtti. “On” dönemde motor fonksiyonu değişmedi. PARKİNSON HASTALIĞINDA YORGUNLUK Yorgunluk, bir enerji ve motivasyon eksikliğidir ve uykulu olma haliyle veya uyku ihtiyacı hissiyle karıştırılmamalıdır.1 Parkinson hastalarının yarısı ila üçte ikisi yorgunluk yaşar.2 Bu durum genellikle teşhis konulmadan önce ortaya çıkar ve genellikle Parkinson hastalığının en erken semptomlarından biridir.2 Yorgunluk hem yaşam kalitesi hem günlük faaliyetlerin yerine getirilmesi üzerinde ciddi şekilde etki edebilse de,3 sağlık profesyonelleri tarafından zor anlaşılabileceğine dair kanıtlar vardır. ABD’deki bir çalışmada depresyon, anksiyete ve yorgunluğun, konsültasyonların yarısından fazlasında nörologlar tarafından tanımlanmadığı görülmüştür.4 Parkinson hastalarının yaklaşık üçte biri yorgunluğu hayatları üzerinde en fazla etki eden semptom olarak sınıflandırarak, motor etkilerden bile daha sakatlayıcı olduğunu söylüyor.5 Parkinson hastalığında yorgunluğun nedeni tam olarak anlaşılmamıştır. Yorgunluk bir dizi enflamasyon ve enfeksiyon durumunda da yaygın bir semptom olduğundan, bir teoriye göre Parkinson hastalığındaki bitkinliğin dopamin eksikliğinden ziyade nöroinflamasyona bağlanması gerekir. Parkinson hastalığında yorgunluğun tedavisi için pek az ilaç araştırılmıştır. Modafinil ve metilfenidatın (genellikle narkolepsi ve dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğunun tedavisinde kullanılır) gündüz aşırı uyku eğilimi ve fiziksel yorgunluk gibi unsurları iyileştirdiği kanıtlanmış olsa da, altta yatan yorgun olma hissini iyileştirememektedirler.6 Levodopa ile tedavi edilen kişilerde yorgunluk, Parkinson hastalığı ilacı almayan kişilere oranla daha yavaş ilerleyebilir.7 Son dönemde yapılan bir çalışmada, rasajilinin erken Parkinson hastalığı olan kişilerde hem motor hem motor dışı semptomların ilerlemesinin geciktirilmesine yardımcı olduğu kanıtlandı.8 Daha ileri bir alt analizde ise, 36 hafta sonunda, rasajilin alan kişilerde yorgunluğun plasebo alanlara oranla anlamlı düzeyde daha az kötüleştiği görüldü.9 41 1. Medline Plus. www.nlm.nih.gov/ medlineplus/ency/ article/003088.htm [accessed June 2010] 2. Borek LL, Amick MM, Friedman JH. Non-motor aspects of Parkinson’s disease. CNS Spectr 2006;11(7)541-554 3. Rahman S, Griffin HJ, Quinn NP, Jahanshahi M. Quality of life in Parkinson’s disease: the relative importance of the symptoms. Mov Disord 2008;23(10):1428-1434 4. Schulman LM, Taback RL, Rabinstein AA, Weiner WJ. Non-recognition of depression and other non-motor symptoms in Parkinson’s disease. Parkinsonism Relat Disord 2002;8:193-7 5. Friedman J, Friedman H. Fatigue in Parkinson’s disease. Neurology 1993;43:2016-2018 6. Lou J-S. Physical and mental fatigue in Parkinson’s disease: epidemiology, pathophysiology and treatment. Drugs and Aging 2009;26(3):195-208 7. Schifitto G, Friedman JH, Oakes D et al. Fatigue in levodopa-naive subjects with Parkinson disease. Neurology 2008;71(7): 481-5 8. Poewe W, Hauser R, Lang A for the ADAGIO investigators. Rasagiline 1 mg/day provides benefits for non-motor symptoms in patients with early Parkinson’s disease. Neurology 2009;72 (11 Suppl 3):A321 (P154) 9. Stocchi F for the ADAGIO investigators. Benefits of treatment with rasagiline in fatigue symptoms in patients with early Parkinson’s disease. Neurology 2009;72 (11 Suppl 3):A321(P2559) DEPRESYON VE AĞRI Angelo Antonini MD, PhD, Direktör, Parkinson Birimi, IRCCS San Camillo Venice ve Padova Üniversitesi, İtalya ARKA PLAN Carlo Gallo 36 yaşında bir mimar. 30 yaşındayken sağ elinde tremor gelişti ve daha sonra hareketlerde yavaşlama başladı. Önceleri son derece aktif bir hayatı vardı, ancak tremor geliştiğinden beri yorgunluktan ve ilgi kaybından şikayet etmeye başlamıştı. Sosyal hayatı bu durumdan olumsuz etkilendi, zira tremor endişesi nedeniyle zamanının gitgide daha büyük bir bölümünü arkadaşlarıyla dışarı çıkacağı yerde evde geçirmeye başladı. TEŞHİS VE TEDAVİ Bay Gallo’ya Parkinson hastalığı teşhisi koyan nörolog, kendisine hiçbir ilaç reçetelemedi. Bay Gallo, tedavi seçenekleri hakkında bilgi edinmek için kız arkadaşıyla birlikte Milano’daki özel Parkinson Enstitümüze geldi. Kendisi gerek teşhis edilen hastalık, gerekse bunun mesleki ve kişisel geleceği üzerinde olabilecek etkileri nedeniyle büyük stres altındaydı. Kız arkadaşıyla evlenip aile kurmayı planlıyorlardı, ancak Bay Gallo artık uzun vadede ailesine bakamayacağından endişe ediyordu. Enstitüde kendisine dopamin agonisti pramipeksol reçetesi verdik ve doz günde üç kez 1 mg olarak titre edildi; ancak bu tedavi Bay Gallo’nun semptomlarını kontrol etmede yetersiz kaldı. Birkaç ay sonra bize gönderdiği bir e-postada Bay Gallo, sağ elinin hâlâ titrediğini ve bu yüzden çalışamadığını yazıyordu. Aile doktoru ajite olduğu zamanlarda alprazolam tabletleri almasını önermiş olsa da, Bay Gallo durumunu düşününce kendisi için hiçbir gelecek göremediğini söylüyordu. 44 Uykusuz gecelerinden birinde çizmiş olduğu elinin bir resmini de eklemişti. Dopamin agonistine günde üç kez levodopa 100 mg eklendi ve bu da daha sonra günde dört kez levodopa/ karbidopa/entakapon kombinasyonuna değiştirilerek, bir başka çiziminde açıkladığı motor durumundaki dalgalanmalar kontrol altına alınmaya çalışıldı. Çizimdeki iniş ve çıkışlar elinin gün içindeki durumunu gösterirken (“Andamento della giornata”), “La mano funziona” sözleri elinin normal bir şekilde işlediği zamanı gösteriyor. Kendisi bunu güneşle ilişkilendiriyor. 45 Bay Gallo sonunda evlendi ve bir yıl sonra eşi hamile kaldı. Bu zaman zarfında levodopa kombinasyonu dozları gitgide artırıldı. Bay Gallo bebek doğunca bize yine bir e-posta gönderdi: “Çocuğum birkaç gün önce dünyaya geldi, çok güzel bir olay. Ama maalesef elim hâlâ titriyor, özellikle öğleden sonraları. En kötüsü, levodopa etkisi geçince bacaklarıma ağrılı kramplar giriyor. Şu anda sabahları uzatılmış salınımlı ropinirol 12 mg, levodopa/karbidopa/ entakapon 100 mg (her üç saatte bir tablet) alıyorum, ama öğleden sonraları ve geceleri iyi değilim. Saat 22.00’de tavsiye ettiğiniz gibi kontrollü salınımlı levodopayı alıyorum, ama etkisi sabaha karşı saat 2-3 gibi geçiyor. Bir daha uyuyamıyorum, ben de oturma odasına geçip kanepeye uzanıyor ve dinlenmeye çalışıyorum. Kramplar çok ağrılı oluyor, bacaklarımı rahatlatmanın tek yolu evin içinde yürümek, ama bu da zor çünkü ayaklarım sanki tutkalla yere yapışmış gibi oluyor.” Hastanın ilaçlarına bir antidepresan ve yatarken alması için bir uyku ilacı eklendi, ancak ağrılı kramplarda pek iyileşme sağlanamadı ve bunlara sıklıkla panik ataklar da eklendi. Bay Gallo birkaç ay sonra tekrar bize yazarak sağlığıyla ilgili son bilgileri verdi. Levodopa etkisi geçince vücudunun sağ tarafının tümüyle sertleştiğini hissettiğini, ayrıca kolunda ve bacağında hissettiği ağrının sık sık, gözünden yaş getirecek kadar şiddetli olduğunu yazıyordu. Ayrıca mesanesinde yanma hissi vardı ve her 15 dakikada bir tuvalete gitme ihtiyacı hissediyordu. Bay Gallo, önceden açıkladığı boşluk ve ümitsizlik hissinin hâlâ devam ettiğini belirtiyordu. Bebeğine pek ilgi duymuyor, kendisinden çok bebekle ilgileniyor diye karısına öfke duyuyordu. Söylediğine göre durumu öylesine kötüydü ki, ölse daha iyi olacağını düşünüyordu. İleri evre Parkinson hastalığının tedavisinde kullanılan diğer seçenekler (derin beyin uyarımı (DBS), apomorfin ve levodopa infüzyonu) kendisiyle tartışıldı. Bay Gallo DBS’yi düşünmek için çok genç olduğunu söyledi (bunu ileride istediği zaman yine düşünebilirdi), ameliyattan sonra bilişsel değişiklikler meydana gelmesi riskinden endişeleniyordu. Bu nedenle levodopa infüzyonunda karar kıldı. SONUÇ Hem levodopa infüzyonları için PEG tüpünün yerleştirilmesi hem doz titrasyonu karmaşık bir dönemi, ancak üç aylık tedaviden sonra Bay Gallo’nun hem motor hem motor dışı semptomları belirgin derecede iyileşti. Duygu durum değişiklikleri ve bununla ilişkili ağrıları azaldı ve hayattan yeniden zevk almaya hazır olduğunu hissetti. Hepsinden önemlisi, onu sokakta oğlunun elinden tutmuş dolaşırken gördüm. 46 UYUMA GÜÇLÜKLERİ Petr Dušek MD ve Evžen Růžička MD, DSc, Hareket Bozuklukları Merkezi ve Nöroloji Bölümü, Charles Üniversitesi, Prag, Çek Cumhuriyeti ARKA PLAN Katerina Nováková 64 yaşında bir kadın. Daha önce küçük ama işlek bir obstetrik kliniğinde hemşire olarak çalışmış. TEŞHİS VE TEDAVİ Bayan Nováková’da 49 yaşında Parkinson hastalığı teşhis edildi. Geriye dönüp baktığında hastalığın, yürüyüş yavaşlığının eşlik ettiği bir bel ağrısı olarak başladığını hatırlıyor. Kendisine bel fıtığı teşhisi konulmuş ve Bayan Nováková omurilik ameliyatı geçirmiş. Ancak ameliyata ve uzun süreli bir fizik tedaviye rağmen, yürüyüşü kötüleşmeye devam etmiş. Ayrıca duygu durumu da kötüye giderek, zaman zaman anksiyete yaşamaya başlamış. Her ne kadar Bayan Nováková hep iyi uyku uyumuş olsa da (farklı vardiyalarda çalışmasına rağmen her gece 5-7 saat uyku), uykusu zamanla kısalarak daha huzursuz bir hal almış ve gelecekle ilgili son derece canlı görünen umutsuzluk dolu düşüncelerle sık sık uyanmaya başlamış. Uykusu aynı zamanda ağrılı bacak krampları, sağ omuz ağrısı ve el titremesi nedeniyle de kesiliyormuş. Danıştığı bir nörolog Parkinson hastalığından şüphelendi ve levodopa tedavisine başladı, ancak tedavi iyi tolere edilmedi ve baş dönmesi nedeniyle durdurulması gerekti. 47 Son olarak, 54 yaşında, Bayan Nováková Prag’daki Hareket Bozuklukları Merkezi’ne sevk edildi. Burada Parkinson hastalığı teşhisi teyit edildi ve bir dopamin agonisti ve alprazolam ile tedavisi başlatıldı. Tedavi sonucunda hareketlerinde ve uykusunda iyileşme kaydedildi. Bayan Nováková ayrıca bir uyku laboratuvarında değerlendirmeye alınarak, kendisine polisomnografi (gece uyku testi) uygulandı. Bu tetkikte, delta (derin) uykusunun neredeyse hiç olmadığı, REM uykusunun büyük ölçüde azalmış olduğu ve defalarca uyandığı anormal bir uyku yapısı görüldü. Günde üç kez pramipeksol 0,7 mg’ye daha sonra yavaşça artırılan dozlarla günde beş kez 100 mg’ye kadar artırılan levodopanın eklenmesiyle, kendisi alprazolamı bırakabildi ve her gece 4-5 saat düzenli uyku uyumaya başladı. Ancak iki yıl sonra motor dalgalanmaları meydana gelmeye başladı ve Bayan Nováková şiddetli bacak ödemi ve ani uyku ataklarının ortaya çıkması nedeniyle daha yüksek dozda pramipeksolü tolere edemez hale geldi. Standart salınımlı ropinirole geçildi ve bu tedaviyle bacaklardaki ödem iyileşse de, uykuyla ilgili sorunları devam etti. Sonraki yıllarda Bayan Nováková’nın hastalığı, sık sık “off” durum gelişmesi ve doz tepesi diskinezileriyle birlikte belirgin bir şekilde ilerledi. Uykusu da kötüleşti. Uykuya dalma konusunda herhangi bir sorun yaşamasa da, 1-2 saat sonra uyanıyor ve bir daha uyuyamıyordu. Geceleri kitap okuyor, tek başına kelime oyunu oynuyor veya rahat bir koltuğa oturup salonda televizyon seyrediyordu, ama sürekli kocasını uyandıracak diye endişe içindeydi. Bazen, geceleri yaşadığı “off” durum öyle şiddetli oluyordu ki yataktan kalkabilmek için bile kocasının yardımına ihtiyacı oluyordu. Gündüzleri ise Bayan Nováková herhangi bir faaliyetle meşgul olmadığında uykuya dalıyor, toplu taşıma araçlarında sürekli uyuyakalıyordu. Ancak gündüz uykusu bile 10 dakikadan uzun sürmediğinden dinlenmesine yetmiyordu. Dopamin agonistinin dozunu artırmaya yönelik her teşebbüs gündüz aşırı uyku eğiliminde dayanılmaz bir artışa yol açtığından, her levodopa dozuna entakapon eklenerek levodopanın etkisi uzatılmaya çalışıldı. Son dönemde, günde uzamış salınımlı 16 mg ropinirole geçişin ardından, uyku kalitesinde hafif bir iyileşme ve gündüz aşırı uyku eğiliminde azalma meydana geldi. Hipnotik antidepresan trazodon 50 mg başlatıldı ve uyku biraz daha iyileşti. Teşhisi konulduktan beş yıl sonra, Bayan Nováková artık her seferinde üç saat boyunca uyuyabiliyor. SONUÇ Geceleri sadece kısa sürelerle uyumasına rağmen, bu göreceli iyileşme Bayan Nováková’nın yerel Parkinson hasta grubunda son derece faal hale gelmesini ve hatta bir yıl boyunca Çek Parkinson Derneği’nin başkanı olarak görev yapmasını sağladı. ARKA PLAN: PARKİNSON HASTALIĞI VE UYKU Uykuyla ilgili bozukluklar Parkinson hastalarının yaklaşık %50-60’ını etkilemektedir ve yaşam kalitesini düşüren en önemli nedenlerden biridir. Bayan Nováková, Parkinson hastalığıyla ilişkili yaygın bir motor dışı sorun olan ve beyin sapında bazı çekirdeklerin dejenerasyonu nedeniyle oluşan bozulmuş uyku yapısından şikayetçi. Bu durum genellikle uykuyu sürdürememe olarak tezahür eder ve genellikle gündüz aşırı uyku eğilimiyle birlikte görülür. Nedeni ise nörodejeneratif sürecin yanı sıra, dopaminerjik tedavinin yan etkileridir. 48 Şimdiki üç vaka tipik vakalar değildir, ancak çok şiddetli motor dışı semptomların potansiyel olarak ciddi sonuçlarını göstermek amacıyla eklenmişlerdir. İLAÇ TEDAVİSİ GÖREN BİR VAKA Per Odin MD, PhD, Başkan, Nöroloji Bölümü, Klinikum-Bremerhaven, Almanya ve Nöroloji Bölümü, Üniversite Hastanesi, Lund, İsveç ARKA PLAN Harry Becker 1953’te doğdu. 2008’e kadar Viyana Devlet Tiyatrosu’nda oyuncu olarak çalıştı. Evli ve 15 ve 18 yaşında iki çocuğu var, ikisi de hâlâ evde onlarla birlikte yaşıyor. Eşi tam zamanlı olarak gazetecilik yapıyor. TEŞHİS VE TEDAVİ Bay Becker’in Parkinson hastalığı, 2000 yılında 47 yaşındayken teşhis edildi. Sağ tarafta yavaşlama ve sertleşme vardı, ancak tremoru çok azdı. Hastalık ve tedaviyle ilgili her şeyi okudu ve uzun süreli levodopa kullanımında motor dalgalanma ve diskinezi riski nedeniyle, MAO-B inhibitörü selejilin, amantadin ve dopamin agonisti ropinirol ile tedaviye başlamayı kabul etti. Bu tedavi 4-5 yıl oldukça iyi gitti ve Bay Becker işine ve sosyal hayatına devam edebildi. Beş yıl sonra semptomlar daha belirgin olmaya başladı ve Bay Becker, Parkinson tedavisinin optimize edilmesi için hastaneye yatırıldı. Levodopa testi Parkinson hastalığı semptomlarına karşı daha fazla etki elde edilebileceğini gösterdi, ancak Bay Becker’in levodopa konusundaki şüpheleri devam ettiğinden çok düşük bir doza onay verdi – günde toplam 150 mg. Ayrıca hızla daha büyük bir etkiye ihtiyaç duyduğu anlarda, örneğin sahnede oynadığında kullanabileceği bir apomorfin enjeksiyon kalemi de vardı. Hastalığı ilerledi ve Bay Becker’de birçok motor dışı semptom gelişti. Örneğin ilk başlarda sadece geceleri yaşadığı salya akmasını zamanla gündüzleri de yaşamaya başladı. Bunu utanç verici buluyordu ve işini bırakmayı düşünmeye başladı. Bununla birlikte et ve ekmek gibi belirli yemek türlerini yutmada zorlandığını fark etti, zamanla içerken de zorlanmaya başladı. Bir seferinde büyük bir lokma ekmek o kadar kötü bir şekilde boğazına takıldı ki tedavisi için acil doktor çağırılması gerekti. Bay Becker kabızlıkla ilgili sorunlarda da artış olduğunu gördü (şiddetli kabız). Bu durum nöroloğu tarafından hızla saptandı ve tedavi edildi, ancak Bay Becker ağrı ve rahatsızlık verdiğinden bunu ana sorunlarından biri olarak görmeye devam etti. Son 2 yıl boyunca yaklaşık ayda bir kilo olmak üzere yavaş yavaş kilo da kaybetmişti. Bunun da nedenini anlamıyordu, çünkü pek iştahı olmasa da çok yemek yediğini düşünüyordu – en azından eşinden fazla yiyordu. 49 Bol tatlı yiyerek ve yemeklerinde bol miktarda krema ve şeker kullanarak mümkün olduğunca kalori almaya çalıştı. Yutma sorunları konuşma terapistine yaptığı bir ziyarette teyit edildi. Terapist kendisine daha uygun bir dopaminerjik tedavi önerdi ve ayrıca yutma tekniğini iyileştirmek üzere birlikte çalışmaları için bir dizi randevu verdi. Bay Becker’in en büyük sorunu, artık neredeyse sürekli bir hal almış olan ağrılarıydı. Ağrı tüm vücuduna yayılmıştı ve sanki kaslarından geliyormuş gibi hissediyordu. Ağrıları apomorfin enjeksiyonlarından sonra biraz iyileşiyordu, ancak bu iyileşme sadece 10-20 dakika sürüyordu. Normal ağrı kesiciler ise hiç etki etmiyordu, ilaçların yan etkilerinden başka bir şey hissetmiyordu. Bay Becker bize şöyle demişti: “Bütün bunlar çok moralimi bozuyor. Artık hiçbir şeyden zevk almıyorum, hiçbir şey yapmak istemiyorum. İki yıl önce işimden de bu yüzden ayrıldım. Bu aralar hep evde oturuyorum artık, fazla bir şey yaptığım yok. Neden bu hastalık benim başıma geldi anlamıyorum – ben yanlış bir şey yapmadım ki…” Nöroloğu, artık bu gidişe dur demenin zamanı geldiğine ve gereken dopaminerjik tedaviyi uygulamaya karar verdi. Bay Becker’in levodopa dozunun optimize edilmesi için hastaneye yatırılması gerekiyordu, kendisi isteksiz de olsa bunu kabul etti. Levodopabenserazid kombinasyonu yavaş yavaş günde toplam 900 mg’ye yukarı titre edildi ve dopamin agonisti MAO-B inhibitörü ve amantadin dozlarına değişmeden devam edildi. SONUÇ Levodopa etkisinin süresi yaklaşık 3 saat ile sınırlı olduğundan Bay Becker günde altı doz almak zorunda kalıyor, ancak diskinezileri veya diğer yan etkileri yaşamıyor ve kendisini nasıl bu kadar iyi hissettiğine çok şaşırıyor. “Çok daha rahat hareket ediyorum, ama hepsi bu değil, başka şeyler de düzeldi: Salya ve yutma ile ilgili sorunlarım azaldı, ağrı ise çok daha azaldı, hatta bitti denebilir. Moralim daha iyi, kendimi daha mutlu hissediyorum ve gün içinde daha hareketliyim. Kabızlığım bile iyileşti – harika!” Bay Becker nispeten yüksek dozlarda levodopanın ileride motor dalgalanmaları ve diskinezi sorunlarına yol açabileceğinin farkında, ancak kendini bu kadar iyi hissedebilmek için gereken bedeli ödemeye hazır. “Zaten böyle sorunlar meydana gelirse pompa ve derin beyin uyarımı gibi çeşitli tedavi seçenekleri var.” Bay Becker’in Parkinson hastalığının ekonomik sonuçları Bay Becker’in işinden ayrılması ................ 60.000 avro/yıl Hastane ziyaretleri .................................... 9.000 avro/yıl 50 İLAÇLARIN YAN ETKİLERİ VE YİNELEME Per Odin MD, PhD, Başkan, Nöroloji Bölümü, Klinikum-Bremerhaven, Almanya ve Nöroloji Bölümü, Üniversite Hastanesi, Lund, İsveç ARKA PLAN 1950 doğumlu Klaus Bauer, önceden Almanca ve tarih öğretmenliği yapıyordu. Eşi Sara ile birlikte Almanya’da Dresden şehrinde yaşıyorlar. İki kızları var, 20 yaşındaki Ingrid ve 18 yaşındaki Kirsten. TEŞHİS VE TEDAVİ Bay Bauer’de Parkinson hastalığı semptomları 45 yaşındayken gelişti. Sağ tarafta tremor ve ince motor fonksiyonlarda zorluklarla başladı. Bu durum kısa zamanda öğretmen olarak çalışma kapasitesini azaltsa da, birkaç yıl daha çalışmaya devam etti. Parkinson ilacı başlangıçta etki etti, ancak 5 yıl sonra motor dalgalanmaları ve 1 yıl sonra da diskineziler gelişmeye başladı. Bay Bauer tecrübeli ve Parkinson hastalığı konusunda uzman bir nöroloğa gitti ve modern ve optimize edilmiş bir Parkinson tedavisiyle birlikte yakın bir takibe alındı. Bay Bauer ilaçlarından olabilecek en fazla faydayı elde etmek istiyor, bu yüzden hep doktorlarının reçetelediğinden daha yüksek dozlar almaya çalışıyordu. 55 yaşından sonra bu davranışı iyice belirgin bir hal aldı. Bay Bauer levodopayı günde 15 kereye kadar alıyordu, günlük levodopa dozu 3-4 g’yi bulabiliyordu. Doktoru bunun normal olmadığını anladı ve olayı dopamin disregülasyon sendromu olarak sınıflandırdı. Bay Bauer’in levodopa kullanımı kısıtlamak için elinden geleni yaptı. Ancak başarılı olamadı, çünkü Bay Bauer gidip farklı doktorlardan reçete alıyordu. Neden bu kadar çok tablet alındığı sorulunca şöyle diyordu: “Ben ihtiyacım olduğu kadarını alıyorum, fazlasını değil. Daha az alırsam kendimi kötü hissediyorum, bunalıma giriyorum, korkuyorum”. Günde 2 g’ye kadar çıktığını itiraf etse de, aslında günde 3-4 g aldığı tahmin ediliyordu. Görsel varsanılar yaşamaya başladı; hayvanlar ve küçük insan figürleri görüyordu. İşini de artık yürütememeye başladı ve çalışmayı tamamen bıraktı. Bu dönemde Bay Bauer’de yeni bir davranış da başladı. Radyolar ve saatler gibi teknik eşyalara eskiden beri hep ilgi duymuştu, ama artık ortada hiçbir neden yokken bunları söküp tekrar birleştirmek için saatler harcamaya başladı. Eşi, günün büyük bir kısmını örneğin Rolex saatini parçalara ayırmakla geçirdiğini, sonra çalışsın diye tekrar monte etmeye çalıştığını ama beceremediğini söylüyordu. Nöroloğu eşine “yineleme” adı verilen bir olaydan bahsetti. Bay Bauer 56 yaşına geldiğinde cinsel davranışı da değişti. Her gün defalarca mastürbasyon yapıyordu ve seks içerikli telefon hatlarını aramaya başladı. Birkaç ay sonra seks işçilerini ziyaret etmeye başladı. İlk başta ayda 1-2 kez yaptığı bu ziyaretleri, 6 ay sonra neredeyse her gün yapmaya başlamıştı. Ayrıca kumarhaneye de gitmeye başladı ve ciddi miktarlarda para kaybetti. 51 Eşi ve kızları bu duruma artık daha fazla tahammül edemeyerek evden ayrıldı. Maddi kaynakları da dayanamadı. Evi ve iki arabalarını satmak zorunda kaldılar ve Bay Bauer’in maddi durumunu kontrol etmesi için bir yasal vasi atandı. Bu dönemde Bay Bauer nöroloğuna gitmeyi bırakmıştı ve sırf reçete alabilmek için başka doktorlara gitmekteydi. Bir psikiyatriste sevkedildi ve psikiyatrist kendisine Parkinson ilacını azaltmasını kuvvetle tavsiye etti, ancak dinletemedi. Bay Bauer hangi ilaçları alacağına kendi başına karar veriyor ve genelde bir pramipeksol, levodopa, entakapon ve amantadin karışımı alıyordu. Bu dönemde eski Parkinson uzmanı doktoruyla tekrar iletişime geçti. Doktor bir şeyler yapılması gerektiğinin farkındaydı. Bay Bauer tekrarlı ziyaretler için nöroloji servisine yatırıldı, bu durum toplamda 6 ay sürdü. Kendisine hiperseksüalite, patolojik kumar bağımlılığı ve sık sık görsel varsanılar görme teşhisi konuldu. Levodopa haricindeki tüm Parkinson ilaçları kesildi ve nöroleptik ketiapin verilmeye başlandı. Bu değişiklik Bay Bauer’in halüsinasyonlarında belli bir iyileşme sağladıysa da aşırı levodopa kullanımı, hiperseksüalite veya kumar bağımlılığı üzerinde etkisi olmadı. Ketiapin yerine klozapin verilmeye başlandı, ancak pek az iyileşme kaydedildi. Bunun üzerine nörolog, Bay Bauer’i daha radikal değişikliklerin gerekli olduğuna ikna etti. Taşınabilir bir levodopa/karbidopa pompası verildiğinde ve 25 mg klozapin dışında tüm ağızdan Parkinson tedavisi durdurulduğunda, Bay Bauer 59 yaşındaydı. Bunun Bay Bauer’in semptomları üzerinde çok olumlu bir etkisi oldu. Motor durumu belirgin şekilde iyileşti ve gününün %80’ini diskineziler veya “off” semptomlarla geçireceğine, artık günün %80’inde iyi fonksiyon gösterebiliyordu. Hiperseksüalite kayboldu ve seks işçilerini ziyaret etmeyi bıraktı. Her ne kadar bazen onları özlediğini söylese de, artık bunu bir ihtiyaç olarak hissetmiyordu. Kumar oynamayı da bıraktı ve sadece hafif varsanılar görmeye başladı. SONUÇ Bay Bauer birkaç yıl gibi kısa bir süre içinde hayatındaki en önemli şeyleri kaybetmişti: karısı, kızları, evleri ve çoğu arkadaşı. Neyse ki sonradan karısıyla yeniden iletişim kurmaya başladı. Her ne kadar şu anda ayrı yaşıyor olsalar da düzenli olarak görüşüyorlar. Bay Bauer normal kişiliğinin geri geldiğini ve yaşam kalitesinin yavaş yavaş eski haline kavuştuğunu hissediyor. Bay Bauer’in Parkinson hastalığının ve tedavi komplikasyonlarının ekonomik sonuçları 45 yaşından itibaren ilaç ve doktor masrafları ...................10.000 avro/yıl 55 yaşından itibaren iş kaybı............................................ 70.000 avro/yıl Hiperseksüalite ve kumara bağlı kayıplar ........................400.000 avro, (ev ve arabaların tahmini değeri) iki yıl içinde Akut nöroloji servisinde 6 ay yatarak tedavi ......................80.000 avro Bakımevinde bir yıllık tedavi .......................................... 40.000 avro 59 yaşından itibaren tedavi .............................................50.000 avro/yıl OBSESİF DAVRANIŞ Per Odin MD, PhD, Başkan, Nöroloji Bölümü, Klinikum-Bremerhaven, Almanya ve Nöroloji Bölümü, Üniversite Hastanesi, Lund, İsveç ARKA PLAN 1949 doğumlu Christina Keller, önceden eczacı olarak çalışıyordu. Bir mimarla evli. 22 ve 25 yaşında iki kızları var, ikisi de ayrı evlerde yaşıyorlar. TEŞHİS VE TEDAVİ Bayan Keller’de 45 yaşında Parkinson hastalığı teşhis edildi. Karışık sağ taraflı bir semptomatolojiydi. Parkinson ilaçlarına verdiği ilk yanıtlar mükemmel olsa da, son 6 yıl içinde “on” olduğu dönemlerde sık sık diskinezi ve dalgalanmayla birlikte motor komplikasyonları yaşadı. “Off” dönemlerinde Bayan Keller sadece ciddi düzeyde sertlik ve yavaşlık yaşamakla kalmayıp, depresif düşünceler ve anksiyete de yaşıyordu. “Off” dönemlerini hiç sevmiyor, onun yerine diskinezileri tercih ediyordu. Motor dalgalanmaları nedeniyle kendisine 3 yıl önce apomorfin pompası tedavisi verildi ve bu tedavi halen nispeten etkili oluyor. Şu anda saatte 5,5 mg apomorfin ve gün boyunca her üç saatte bir 50 mg levodopa/benserazid alıyor. 53 Yaklaşık 4 yıl önce Bayan Keller duygu durum sorunları yaşamaya başladı, hayattan artık zevk alamadığını hissediyordu. Bunu şöyle açıklıyordu: “Yaşamak istemiyor değilim, ama tüm bunların ne anlamı var, onu görmekte gerçekten zorlanıyorum. Kocam bana çocuklarımızın mutluluğu ve sağlığından zevk almamı söylüyor. Haklı tabii, ama artık birlikteyken onlara yük oluyormuşum gibi geliyor bana. Benim yüzümden o kadar kısıtlanıyorlar ki, en sevdikleri şeyleri yapamaz oldular.” Nöroloğu Bayan Keller’i pramipeksol ve ayrıca esitalopram ve mirtazapin gibi çeşitli antidepresanlarla tedavi etmeye çalıştı, ancak farmakolojik tedavi bugüne kadar pek başarılı olamadı. Bayan Keller psikoloğa gitmeyi reddederek şunu söyledi: “Parkinson hastasıyım ben, deli değilim”. Bir başka sorun da, Bayan Keller’in gitgide daha kıskanç bir hal almasıydı. Kıskançlığı 3 yıl önce hafif bir his şeklindeydi, ancak bugünlerde kocasının onu aldattığına inanmış durumda. Evlerinde başka kadınların seslerini duyduğuna ve geceleri başka kadınları kocasının yatağına girerken gördüğüne inanıyor. Kocası ise bunu tümüyle inkâr ediyor ve eşinin davranışlarına gitgide daha fazla sinirleniyor. Bayan Keller ise haklı olduğundan emin ve durumu kontrol edebilmek için kocası nereye giderse gitsin onu takip etmek zorunda olduğunu düşünüyor. Şöyle diyor: “Kesinlikle var bu kadınlar. Birlikte geçirdiğimiz onca yıldan sonra kocamın bana bunu yapabilmesi korkunç bir şey”. SONUÇ Bay Keller, karısına daha fazla bakım sağlayabilmek için 6 ay önce tam zamanlı işini yarım zamana indirdi. Bayan Keller’in klozapin tedavisi biraz yardımcı olduğundan kendisi şu anda günde 25 mg almaya devam ediyor, ancak sorun büyük oranda çözülmeden kaldı. Son dönemde kocası artık kendisiyle tek başına başa çıkamayacağına karar verdi. Bayan Keller her iki haftada bir bakımevinde yaşayacak ve bundan hiç hoşlanmıyor. Bayan Keller’in Parkinson hastalığının ekonomik sonuçları Bay Kelleri’in çalışma saatlerindeki azalma ...............52.000 avro/yıl Hastane ziyaretleri ................................................... 6.000 avro/yıl Bakımevi, %50 zamanlı .......................................... 36.000 avro/yıl 54 MOTOR DIŞI SEMPTOMLAR HAKKINDA SIK SORULAN SORULAR 1. MOTOR DIŞI SEMPTOMLAR NEDİR? Parkinson hastalığının motor dışı semptomları, hareket güçlüğüyle bağlantılı olmayan semptomlardır. Her ne kadar Parkinson hastalığı geleneksel olarak bir hareket bozukluğu olarak tanımlansa da, yaşam kalitesini ciddi ölçüde etkileyebilen çok çeşitli davranışsal/ nöropsikiyatrik ve fiziksel semptomlarla da ilişkilidir. Bunlar, daha motor semptomlar bile anlaşılmadan en erken evrelerde başlayıp en son evreye varıncaya kadar, Parkinson hastalığının herhangi bir noktasında ortaya çıkabilir. Motor dışı semptomlar ilerledikçe hastalıkta baskın hale gelebilirler. 2. MOTOR DIŞI SEMPTOMLARA NE NEDEN OLUR? Motor dışı semptomların nedenleri henüz çok iyi anlaşılmamıştır. Gelişimlerinde, dopaminerjik ve nondopaminerjik sistemlerin her ikisinin birden çökmesinin de katkısı olabileceği düşünülmektedir.1 Parkinson hastalığında, beynin davranış ve fiziksel fonksiyonlarını düzenleyen birçok alanında dopamin üreten sinir hücreleri progresif olarak ve normal yaşlanma seyrinden daha ani bir şekilde dejenere olur. Bunun sonucunda beyindeki dopamin miktarı sürekli azalarak bir eksiklik oluşturur. Bu durum sadece vücut hareketlerine müdahale etmekle kalmaz, uyku ve ağrı hissetme yetisi gibi diğer vücut fonksiyonlarını kontrol eden sinirleri de etkileyerek, bazı motor dışı semptomların gelişmesine yol açabilir.1 Son dönemde beyindeki diğer habercilerin rolüne işaret eden kanıtlar elde edilmiştir (dopamine bağlı olmayan semptomlar). Bunlar da depresyon ve inkontinans gibi diğer motor dışı semptomlara yol açabilir. 3. MOTOR DIŞI SEMPTOMLAR NE DERECE YAYGIN? Motor dışı semptomlar Parkinson hastalığının tüm evrelerinde var olabilir ve sıklıkları hastalığın süresine paralel olarak artış gösterir. Bazı semptomlar diğerlerinden daha yaygın görülür. Motor dışı semptomların tanınması ve anlaşılmasının karmaşık bir konu olması, ne derece yaygın olduklarını tahmin etmeyi de zorlaştırmaktadır.2 Doktorlar motor dışı semptomları vakaların %50’sine varan oranlarda fark etmeyebilir.2,3 Örneğin en sık görülen üç motor dışı semptomdan biri olan ağrı, Parkinson hastalarının %45-75’ini etkileyebilir. Son dönemde yapılan anketler Parkinson hastalarının %90’a yakınının en az bir motor dışı semptomu olduğunu, bunlardan %10’unda motor dışı semptom sayısının beşe kadar çıkabildiğini ortaya koydu.4 4. BAZI MOTOR DIŞI SEMPTOMLARIN PARKİNSON HASTALIĞIYLA BAĞLANTILI OLDUĞU NEREDEN ANLAŞILIR? Parkinson hastalığının erken evrelerinde, özellikle henüz görünür bir motor semptom yoksa, belirli bir semptomun hastalıkla ilişkili olup olmadığını söylemek zordur. İlaçların yan etkileri ve başka hastalıklar gibi diğer birçok unsur, Parkinson hastalığının motor dışı semptomlarına benzer semptomlara yol açabilir. Eğer motor dışı semptomlardan şüpheleniliyorsa bunu daha ayrıntılı araştırabilecek bir uzman doktora danışılması gerekir. 55 5. PARKİNSON HASTALIĞI SALT MOTOR DIŞI SEMPTOMLARA DAYANARAK TEŞHİS EDİLEBİLİR Mİ? Parkinson hastalığı, tanımı gereği, bir hareket bozukluğudur. Her ne kadar motor dışı semptomlar hastalığın önemli bir parçasını oluştursa da, mevcut tanısal kriterlerde Parkinson hastalığının klasik motor semptomları olan kas sertliği, istirahat tremoru ve hareketlerde yavaşlamaya odaklanılmaktadır.5 Olfaktor anormallikler, uyku bozuklukları (özellikle REM uyku davranış bozukluğu), kabızlık ve depresyon sıklıkla motor semptomlardan önce ortaya çıkabilir ve doktorların Parkinson hastalığı teşhis etmelerine yardımcı olacak erken bir belirteç görevi görebilirler, ancak şu anda tek başlarına tanısal amaçlar kullanılamazlar.6 6. HANGİ SEMPTOMLAR PARKİNSON HASTALIĞININ GENELLİKLE HANGİ EVRELERİNDE ORTAYA ÇIKAR? Motor dışı semptomların Parkinson hastalığının sadece ileri evrelerinde ortaya çıktığına dair yanlış bir inanç vardır. Olfaktor anormallikler (koku duyusundaki değişiklikler), depresyon, kabızlık, bazı uyku bozuklukları ve erektil disfonksiyon gibi birçok semptom, Parkinson hastalığının teşhis edilmesinden ve motor semptomlardan yıllar önce meydana gelebilir.7,8 Demans, bilişsel bozukluk (düşünme, mantık yürütme ve algılamada yavaşlık) ve ortostatik hipotansiyon (kan basıncında ani düşüş) gibi semptomlar, daha ziyade hastalığın ileri evrelerinde görülür.7 İlk olarak ne zaman ortaya çıkarsa çıksın, tüm motor dışı semptomlar Parkinson hastalığı ilerledikçe daha da şiddetlenme eğilimi gösterir.7 7. MOTOR DIŞI SEMPTOMLAR PARKİNSON HASTALIĞINDA DAİMA MEVCUT MUDUR? Bir hastayı hangi semptomların etkileyeceğini öngörebilmek henüz mümkün değildir ve semptomların şiddeti bir kişiden diğerine büyük oranda değişiklik gösterir. Ayrıca semptomlar Parkinson hastalığının herhangi bir evresinde ortaya çıkabilir. Bunun yanı sıra motor dışı semptomların tanınması ve anlaşılmasında yaşanan güçlükler, her Parkinson hastasının mutlaka bunları yaşayıp yaşamayacağını söyleyebilmemizi zorlaştırır. Ancak bugüne kadar elde edilen kanıtlar, motor dışı semptomların Parkinson hastalığının genel bir özelliği olduğuna işaret ediyor.6 Erken tedavinin faydaları kanıtlanmış olduğundan, doktorların Parkinson başlangıcına işaret edebilecek ve teşhis konulmasını sağlayabilecek tüm uyarı işaretlerine dikkat etmeleri önem taşır.9,10 8. PARKİNSON HASTALIĞINDA ÖMÜR BOYU MOTOR DIŞI SEMPTOMLAR OLACAK MI? Motor dışı semptomlar, Parkinson hastalığının seyri süresince gitgide daha fazla yayılma ve yerleşme eğilimi gösterir.6 Semptomlar genellikle zaman içinde geçmeyip, hastalığın süresine paralel olarak gitgide şiddetlenme eğilimindedir.7 Bir Parkinson hastasını ne zaman veya hangi motor dışı semptomların etkileyeceğini öngörebilmek henüz mümkün değildir. Semptomların şiddetiyse kişiden kişiye değişmektedir. 9. MOTOR DIŞI SEMPTOMLARIN BAŞLAMASI ÖNLENEBİLİR VEYA GECİKTİRİLEBİLİR Mİ? Motor dışı semptomların ortaya çıkıp çıkmayacağını veya bunun ne zaman olacağını önceden kestirebilmek zor olduğundan, bu semptomların meydana gelmesini önlemek veya geciktirmek de zor bir iştir. Ancak bir semptom fark edildiği anda, mevcut uygun tedavilerle etkisi azaltılabilir. 56 Çalışmalar, bazı tedavilerin Parkinson hastalığının ilerlemesini yavaşlatabildiğini gösterdi. Bu çalışmalarda iyileşme ölçümü için Birleşik Parkinson Hastalığı Derecelendirme Ölçeği (UPDRS) kullanıldı.11 UPDRS, tedavinin hem motor ve motor dışı semptomlar hem genel yaşam kalitesi üzerindeki etkisini dikkate alır. Bugüne kadar yapılan çalışmalar, erken uygulandıkları takdirde bu tedavilerin hastalığın bir bütün olarak ilerlemesini yavaşlatabileceğini gösterdi.9,12,13 10. MOTOR DIŞI SEMPTOMLAR İÇİN NE GİBİ TEDAVİLER UYGULANABİLİR? Başta motor semptomlar olmak ancak bazı motor dışı semptomlar da dahil olmak üzere, Parkinson hastalığının birçok semptomu, beyindeki patolojik bir dopamin azalması nedeniyle oluşur.15 Parkinson hastalığı tedavilerinin çoğu bu dengesizliği düzeltmeye yöneliktir. Ancak motor dışı semptomların tümü dopamine bağlı olmadığından, her semptoma kendine göre uygun tedaviler uygulanmalıdır. Örneğin Parkinson hastalığında depresyon, bazen selektif serotonin geri alım inhibitörleri (SSRI) ve trisiklik antidepresanlarla ve ilaç dışı tedaviler kullanılarak tedavi edilebilmektedir. Ancak bu tedavilerin Parkinson hastalığında güvenliği ve etkinliğini desteklemeye yetecek kadar kanıt henüz mevcut değildir. Ayrıca bazı antidepresanların motor semptomları kötüleştirdiğine veya diğer Parkinson tedavilerinin etkinliğini azalttığına dair endişeler de vardır.5 Benzer şekilde, Parkinson hastalığında ağrı, gündüz aşırı uyku eğilimi ve demansın standart tedaviler kullanılarak tedavi edilmesinin lehine veya aleyhine olan kanıtlar çok azdır.5 Her semptomun etkin bir şekilde tedavi edilebilmesi için her vaka ayrı ele alınmalıdır, çünkü her hasta, etkinlik ve olası yan etkiler açısından ilaçlara farklı yanıtlar verecektir. 11. HEM MOTOR HEM MOTOR DIŞI SEMPTOMLARA YARDIMCI OLABİLECEK TEDAVİLER VAR MI? Bazı motor ve motor dışı semptomlar aynı altta yatan nedenden, yani beyinde dopamin azalmasından kaynaklandığından, bu dengesizliği çözecek bir tedavinin her iki semptom türünde de iyileşme sağlaması mümkündür. Bazı motor dışı semptomlar bu tür tedaviye yanıt verir: yorgunluk, depresyon, apati, anksiyete, erektil disfonksiyon, bazı üriner anormallikler, ağrı, kabızlık, huzursuz bacak ve periyodik ekstremite hareketleri.13,14,15 Diğer semptomlar ise, dopamin replasman tedavisine yanıt vermez ve hatta bu tedaviyle daha da kötüleşebilir. Bunlar şu semptomlardır: Parkinson hiperpireksi sendromu (ani ateş yükselmesi), bacak ödemi (bacaklarda şişkinlik), kalp komplikasyonları, varsanılar, sanrılar, gündüz aşırı uyku eğilimi, uykusuzluk, bulantı, ishal, kabızlık ve ortostatik hipotansiyon (ani tansiyon düşmesi).15 Her hastanın her semptomunun yönetiminde hangi tedavilerin uygun olduğunu, Parkinson hastalığı konusunda uzman bir doktor söyleyebilir. 57 12. MOTOR DIŞI SEMPTOMLAR İÇİN TEDAVİYE NE ZAMAN BAŞLANMALI? Semptomlar ne kadar erken bir şekilde etkili tedavi edilirse, (olası yan etkiler hesaba katılsa bile) yaşam kalitesi üzerindeki olumsuz etkileri o kadar az olacaktır. Parkinson hastalığı semptomları için tedavi görmeyen kişiler, yaşam kalitesi testlerinde daha düşük skorlar almaktadır.16 Ayrıca bazı Parkinson hastalığı tedavilerinin hastalığın ilerlemesini yavaşlattığı17,18 ve daha uzun bir süre boyunca daha iyi yaşam kalitesi sağladığına9,12 ilişkin kanıtlar giderek artmaktadır. Motor dışı semptomların daha iyi anlaşılmasının daha erken teşhis konulmasına ve böylece tedaviye daha erken erişilebilmesine yardımcı olması umulmaktadır. 13. MOTOR DIŞI SEMPTOMLARDA İLAÇ TEDAVİLERİ HARİCİNDE BAŞKA ALTERNATİFLER VAR MI? Parkinson hastalarında egzersiz ve yaşam tarzı değişiklikleri, hem motor hem motor dışı semptomlarda performans ve iyilik halini iyileştirebilir. Düzenli egzersiz ve fizyoterapi gibi yaşam tarzı değişikliklerinin motor semptomların iyileşmesine yardım ettiği, bunun da depresyon ve anksiyete hislerinin iyileşmesine yardımcı olacağı düşünülmektedir. Keza bazı motor dışı semptomlarda da, lif açısından zengin beslenme gibi adımların atılması kabızlığın iyileşmesinde faydalı olabilir. Ancak bu alanda şimdiye dek yapılmış olan araştırmaların sayısı sınırlıdır. Daha ileri çalışmalar yapılırsa ilaç haricinde ilave tedaviler ortaya çıkarılabilecektir. 14. MOTOR DIŞI SEMPTOMLARIMA PARKİNSON TEDAVİSİNİN YAN ETKİLERİ YOL AÇIYOR OLABİLİR Mİ? Motor semptomlar için kullanılan bazı ilaçlar, yan etki olarak motor dışı semptomlara yol açıyor olabilir. Bunlar, farklı derecelerde şu semptomlar olabilir: Parkinson hiperpireksi sendromu (ani ateş yükselmesi), bacak ödemi (bacaklarda şişkinlik), kalp komplikasyonları, varsanılar, sanrılar, gündüz aşırı uyku eğilimi, uykusuzluk, bulantı, kusma, kabızlık ve ortostatik hipotansiyon (ani tansiyon düşmesi).10 Belirli bir semptomun ortaya çıkışında, farklı tedaviler ve diğer unsurlar rol oynuyor olabilir.5 Ayrıntılı bilgi için her ilacın içindeki prospektüsü okumak ve her semptomun altta yatan asıl nedenini belirlemek için bir uzmana danışmak en doğrusudur. 15. MOTOR DIŞI SEMPTOMLAR ÜZERİNDE ARAŞTIRMALAR YAPILIYOR MU? Motor dışı semptomların Parkinson hastalığının önemli ve belirgin bir yönü olduğuna dair giderek artan bir anlayış ve ilgi oluştu. Bunun sonucunda, bu konudaki bilgileri artırarak etkin ve başarılı tedaviler keşfetmeye yönelik bir hareket gelişti. İlaç araştırmaları sürekli olarak yapılıyor. Şu anda birçok yeni Parkinson ilacı9,13,14, yeni cerrahi teknikler ve gen tedavileri geliştiriliyor. 58 16. MOTOR DIŞI SEMPTOMLARLA İLGİLİ DAHA AYRINTILI BİLGİLERİ NEREDEN BULABİLİRİM? Özellikle motor dışı semptomları ele alan birçok faydalı bilgi kaynağı bulunmaktadır. Ayrıntılı bilgi için aşağıdaki internet sitelerini ziyaret edin: – – – – – – – – Uluslararası Parkinson Hastalığı Motor Dışı Grubu (PDNMG): www.pdnmg.com Avrupa Parkinson Hastalığı Birliği (EPDA): www.epda.eu.com Rewrite Tomorrow: www.epda.eu.com/en/parkinsons/in-depth/ Başa çıkma stratejileri: www.epda.eu.com/copingstrategies Tıbbi ve cerrahi bilgiler: www.epda.eu.com/medinfo EPDA ortak ve sponsorları: www.epda.eu.com/partners Parkinson’s Decision Aid: www.epda.eu.com/en/parkinsons/essentials/ My PD Info: www.myPDinfo.com REFERANSLAR 1. Chaudhuri KR, Healy DG, Schapira AH. Non-motor symptoms of Parkinson’s disease: diagnosis and management. Lancet Neurol 2006;5(3):235-45 2. Merello MJ, Fernandez HH. Message from your medical editors: September 2008: Movement Disorders Society 3. Williams DR, Lees AJ. How do patients with Parkinsonism present? A clinicopathological study. Internal Med J 2009;39(1):7-12 4. Weintraub D, Comella CL, Horn S. Parkinson’s disease – part 1: pathophysiology, symptoms, burden, diagnosis, and assessment. Am J Manag Care 2008;14(2 Suppl): S40-8 5. Parkinson’s disease: national clinical guideline for diagnosis and management in primary and secondary care. National Institute for Health and Clinical Excellence, London, 2006 12. Olanow CW, Hauser RA, Jankovic J, Langston W, Lang A, Poewe W et al. A randomized, double-blind, placebo-controlled, delayed start study to assess rasagiline as a disease modifying therapy in Parkinson’s disease (the ADAGIO study): rationale, design, and baseline characteristics. Mov Disord 2008;23(15):2194-201 6. Poewe W. Non-motor symptoms in Parkinson’s disease. Eur J Neurol 2008;15(Suppl 1):14-20 7. Antonini A. Non-motor symptoms in Parkinson’s disease. European Neurological Review 2009;4(2):25-27 8. Chaudhuri KR. Non-motor symptoms of Parkinson’s disease. Oxford: Oxford University Press, 2009 13. Poewe W, Hauser R, Lang A for the ADAGIO investigators. Rasagiline 1 mg/day provides benefits for non-motor symptoms in patients with early Parkinson’s disease. Neurology 2009;72 (11 Suppl 3):A321 (P154) 9. Olanow CW, Rascol O, Hauser R, Feigin PD, Jankovic J, Lang A et al. A double-blind, delayed-start trial of rasagiline in Parkinson’s disease. N Engl J Med 2009;361(13):1268-78 10. Parkinson Study Group. A controlled trial of rasagiline in early Parkinson’s disease. Arch Neurol 2002;59:1937-1943 11. Goetz CG, Tilley BC, Shaftman SR. Movement Disorders Society-sponsored revision of the United Parkinson’s Disease Rating Scale(MDS-UPDRS): scale presentation and clinimetric testing results. Mov Disord 2008;23(15):2129-2170 14. Stocchi F for the ADAGIO investigators. Benefits of treatment with rasagiline in fatigue symptoms in patients with early Parkinson’s disease. Neurology 2009;72 (11 Suppl 3):A321(P2559) 15. Chaudhuri KR, Schapira AH. Non-motor symptoms of Parkinson’s disease: dopaminergic pathophysiology and treatment. Lancet Neurol 2009;8(5):464-74 59 16. UK PD Non Motor Group. Report of the fourth meeting of the UK PD Non Motor Group: Non-motor symptoms of PD: what’s new? UK PD Non Motor Group, London,2009 17. Findley L and Baker MG for European Parkinson’s Disease Association. Impact of Parkinson’s disease on patient participation in daily life: results of an international survey (1999). www.epda.eu.com/ pd-resources (accessed 6th June 2010) 18. Rahman S, Griffin HJ, Quinn NP, Jahanshahi M. Quality of life in Parkinson’s disease: the relative importance of the symptoms. Mov Disord 2008;23(10): 1428-34 FAYDALI KAYNAKLAR HASTALIĞIN ORTAYA ÇIKIŞI VE ETKİLERİ Adler CH. Nonmotor complications in Parkinson’s disease. Mov Disord 2005;20 (Suppl 11):S23-29 Barone P, Antonini A, Colosimo C et al. The PRIAMO study: a multicenter assessment of nonmotor symptoms and their impact on quality of life in Parkinson’s disease. Mov Disord 2009;24(11):1641-1649 Carter JH, Stewart BJ, Lyons KS, Archbold PG. Do motor and nonmotor symptoms in PD patients predict caregiver strain and depression? Mov Disord 2008;23(9):1211-1216 Chaudhuri KR, Healy DG, Schapira AH. Non-motor symptoms of Parkinson’s disease: diagnosis and management. Lancet Neurol 2006;5(3):235-245 Chaudhuri KR, Martinez-Martin P, Schapira AH et al. International multicenter pilot study of the first comprehensive self-completed nonmotor symptoms questionnaire for Parkinson’s disease: the NMSQuest study. Mov Disord 2006;21(7): 916-923 Chaudhuri KR, Naidu Y. Early Parkinson’s disease and non-motor issues. J Neurol 2008;255 (Suppl 5):33-38 Chaudhuri KR, Schapira AH. Non-motor symptoms of Parkinson’s disease: dopaminergic pathophysiology and treatment. Lancet Neurol 2009;8(5):464-474 Cheon SM, Ha MS, Park MJ, Kim JW. Nonmotor symptoms of Parkinson’s disease: prevalence and awareness of patients and families. Parkinsonism Relat Disord 2008;14(4):286-290 Cheon SM, Park MJ, Kim WJ, Kim JW. Non-motor off symptoms in Parkinson’s disease. J Korean Med Sci 2009;24(2):311-314 Cubo E, Martin PM, Martin-Gonzalez JA, Rodriguez-Blazquez C, Kulisevsky J. Motor laterality asymmetry and nonmotor symptoms in Parkinson’s disease. Mov Disord 2010;25(1):70-75 Dotchin CL, Jusabani A, Walker RW. Non-motor symptoms in a prevalent population with Parkinson’s disease in Tanzania. Parkinsonism Relat Disord 2009;15(6):457-460 Martinez-Martin P, Schapira AH, Stocchi F et al. Prevalence of nonmotor symptoms in Parkinson’s disease in an international setting; study using nonmotor symptoms questionnaire in 545 patients. Mov Disord 2007;22(11):1623-1629 Muzerengi S, Contrafatto D, Chaudhuri KR. Non-motor symptoms: identification and management. Parkinsonism Relat Disord 2007;13 (Suppl 3):S450-456 O’Sullivan SS, Williams DR, Gallagher DA, Massey LA, Silveira-Moriyama L, Lees AJ. Nonmotor symptoms as presenting complaints in Parkinson’s disease: a clinicopathological study. Mov Disord 2008;23(1): 101-106 Pfeiffer RF. Parkinson disease. Nonmotor symptoms in Parkinson disease: the PRIAMO study. Nat Rev Neurol 2009;5(10):531-532 Poewe W. Non-motor symptoms in Parkinson’s disease. Eur J Neurol 2008;15 Suppl 1:14-20 Rodriguez-Oroz MC, Jahanshahi M, Krack P et al. Initial clinical manifestations of Parkinson’s disease: features and pathophysiological mechanisms. Lancet Neurol 2009;8(12):1128-1139 60 Simuni T, Sethi K. Nonmotor manifestations of Parkinson’s disease. Ann Neurol 2008;64 (Suppl 2):S65-80 Stacy M, Hauser R. Development of a Patient Questionnaire to facilitate recognition of motor and non-motor wearing-off in Parkinson’s disease. J Neural Transm 2007;114(2):211-217 Zesiewicz TA, Sullivan KL, Hauser RA. Nonmotor symptoms of Parkinson’s disease. Expert Rev Neurother 2006;6(12): 1811-1822 BİLİŞSEL VE PSİKİYATRİK SEMPTOMLAR Aarsland D, Beyer MK, Kurz MW. Dementia in Parkinson’s disease. Curr Opin Neurol 2008;21(6):676-682 Barbas NR. Cognitive, affective, and psychiatric features of Parkinson’s disease. Clin Geriatr Med 2006;22(4):773-796, v-vi Galvin JE. Cognitive change in Parkinson disease. Alzheimer Dis Assoc Disord 2006;20(4):302-310 Goetz CG, Emre M, Dubois B. Parkinson’s disease dementia: definitions, guidelines, and research perspectives in diagnosis. Ann Neurol 2008;64(Suppl 2):S81-92. Jones CA, Pohar SL, Patten SB. Major depression and health-related quality of life in Parkinson’s disease. Gen Hosp Psychiatry 2009;31(4):334-340 Martinez-Martin P, Rodriguez-Blazquez C, Abe K et al. International study on the psychometric attributes of the non-motor symptoms scale in Parkinson disease. Neurology 2009;73(19):1584-1591 Montel S, Bonnet AM, Bungener C. Quality of life in relation to mood, coping strategies, and dyskinesia in Parkinson’s disease. J Geriatr Psychiatry Neurol 2009;22(2):95-102 Verbaan D, Marinus J, Visser M et al. Cognitive impairment in Parkinson’s disease. J Neurol Neurosurg Psychiatry 2007;78(11):1182-1187 Verbaan D, van Rooden SM, Visser M, Marinus J, Emre M, van Hilten JJ. Psychotic and compulsive symptoms in Parkinson’s disease. Mov Disord 2009;24(5):738-744 Pacchetti C, Manni R, Zangaglia R et al. Relationship between hallucinations, delusions, and rapid eye movement sleep behavior disorder in Parkinson’s disease. Mov Disord 2005;20(11): 1439-1448 Weintraub D, Comella CL, Horn S. Parkinson’s disease--Part 3: Neuropsychiatric symptoms. Am J Manag Care 2008;14(2 Suppl):S59-69 Reijnders JS, Ehrt U, Lousberg R, Aarsland D, Leentjens AF. The association between motor subtypes and psychopathology in Parkinson’s disease. Parkinsonism Relat Disord 2009;15(5):379-382 Wolters E. PD-related psychosis: pathophysiology with therapeutical strategies. J Neural Transm Suppl 2006(71):31-37 Richard IH. Depression and apathy in Parkinson’s disease. Curr Neurol Neurosci Rep 2007;7(4): 295-301 Stamey W, Jankovic J. Impulse control disorders and pathological gambling in patients with Parkinson disease. Neurologist 2008;14(2):89-99 61 UYKU BOZUKLUKLARI, YORGUNLUK Comella CL. Sleep disorders in Parkinson’s disease: an overview. Mov Disord 2007;22 Suppl 17:S367-373 Gunn DG, Naismith SL, Lewis SJ. Sleep disturbances in Parkinson disease and their potential role in heterogeneity. J Geriatr Psychiatry Neurol 2010;23(2):131-7 Hagell P, Brundin L. Towards an understanding of fatigue in Parkinson disease. J Neurol Neurosurg Psychiatry 2009;80(5): 489-492 OTONOMİK SEMPTOMLAR, AĞRI Beiske AG, Loge JH, Ronningen A, Svensson E. Pain in Parkinson’s disease: prevalence and characteristics. Pain 2009;141(1-2):173-177 Defazio G, Berardelli A, Fabbrini G et al. Pain as a nonmotor symptom of Parkinson disease: evidence from a case-control study. Arch Neurol 2008;65(9): 1191-1194 TEDAVİLER Chan DK, Cordato DJ, O’Rourke F. Management for motor and non-motor complications in late Parkinson’s disease. Geriatrics 2008;63(5): 22-27 Coelho M, Ferreira J, Rosa M, Sampaio C. Treatment options for non-motor symptoms in late-stage Parkinson’s disease. Expert Opin Pharmacother 2008;9(4): 523-535 Fujimoto K. Management of non-motor complications in Parkinson’s disease. J Neurol 2009;256 (Suppl 3):299-305 Honig H, Antonini A, Martinez-Martin P et al. Intrajejunal levodopa infusion in Parkinson’s disease: a pilot multicenter study of effects on nonmotor symptoms and quality of life. Mov Disord 2009;24(10):1468-1474 Nebe A, Ebersbach G. Pain intensity on and off levodopa in patients with Parkinson’s disease. Mov Disord 2009;24(8): 1233-1237 Evatt ML, Chaudhuri KR, Chou KL et al. Dysautonomia rating scales in Parkinson’s disease: sialorrhea, dysphagia, and constipation – critique and recommendations by movement disorders task force on rating scales for Parkinson’s disease. Mov Disord 2009;24(5): 635-646 Poewe W. Dysautonomia and cognitive dysfunction in Parkinson’s disease. Mov Disord 2007;22 (Suppl 17):S374-378 Merello M. Sialorrhoea and drooling in patients with Parkinson’s disease: epidemiology and management. Drugs Aging 2008;25(12):1007-1019 Horstink M, Tolosa E, Bonuccelli U, Deuschl G, Friedman A, Kanovsky P, Larsen JP, Lees A, Oertel W, Poewe W, Rascol O, Sampaio C; European Federation of Neurological Societies; Movement Disorder Society-European Section. Review of the therapeutic management of Parkinson’s disease. Report of a joint task force of the European Federation of Neurological Societies (EFNS) and the Movement Disorder Society-European Section (MDS-ES). Part II: late (complicated) Parkinson’s disease. Eur J Neurol. 2006;13(11):1186-1202 Kim HJ, Park SY, Cho YJ et al. Nonmotor symptoms in de novo Parkinson disease before and after dopaminergic treatment. J Neurol Sci 2009;287(1-2):200-204 62 Winge K, Fowler CJ. Bladder dysfunction in Parkinsonism: mechanisms, prevalence, symptoms, and management. Mov Disord 2006;21(6):737-745 Lou JS, Dimitrova DM, Park BS et al. Using modafinil to treat fatigue in Parkinson disease: a double-blind, placebo-controlled pilot study. Clin Neuropharmacol 2009;32(6):305-310 Stacy MA, Murck H, Kroenke K. Responsiveness of motor and nonmotor symptoms of Parkinson disease to dopaminergic therapy. Prog Neuropsychopharmacol Biol Psychiatry 2010;34(1):57-61 Nyholm D, Scott B. Patient-perceived outcome of duodenal levodopa infusion in advanced Parkinson’s disease. European Neurological Journal 2010; 2(1):1-8 Witjas T, Kaphan E, Regis J et al. Effects of chronic subthalamic stimulation on nonmotor fluctuations in Parkinson’s disease. Mov Disord 2007;22(12):1729-1734 Reichmann H, Ziemssen T. Treatment strategies for nonmotor manifestations of Parkinson’s disease. Expert Opin Pharmacother 2009;10(5):773-784 Zibetti M, Torre E, Cinquepalmi A et al. Motor and nonmotor symptom follow-up in parkinsonian patients after deep brain stimulation of the subthalamic nucleus. Eur Neurol 2007;58(4):218-223 Rektorova I, Balaz M, Svatova J et al. Effects of ropinirole on nonmotor symptoms of Parkinson disease: a prospective multicenter study. Clin Neuropharmacol 2008;31(5):261-266 Lemke MR. Dopamine agonists in the treatment of non-motor symptoms of Parkinson’s disease: depression. Eur J Neurol 2008;15(Suppl 2):9-14 Verbaan D, Marinus J, Visser M, van Rooden SM, Stiggelbout AM, van Hilten JJ. Patient-reported autonomic symptoms in Parkinson disease. Neurology 2007;69(4): 333-341 SÖZLÜK Alprazolam Benzodiazepin sınıfından bir anksiyete ilacı Bradikinezi Hareketlerde anormal yavaşlama; fiziksel ve mental yanıtlarda atalet Amitriptilin Trisiklik sınıfından bir antidepresan ilaç Delirium Akut konfüzyon durumu (hezeyan) Derin beyin uyarımı (DBS) Beynin belirli bölümlerini elektrik impulslarla uyaran bir tıbbi cihazın yerleştirildiği cerrahi bir tedavi Anhedoni Normalde zevk alınması gereken faaliyetlerden zevk alamama (haz yitimi) Diplopi Çift görme Antikolinerjik Asetilkolin nörotransmitteri engelleyen bir madde Disfaji Yutma güçlüğü Apomorfin Dopamin agonist sınıfından bir Parkinson hastalığı ilacı Domperidon Bulantı, kusma ve gastroparezi tedavisinde kullanılan bir antidopaminerjik ilaç Asetilkolin Hem merkezi sinir sistemi hem çevresel sinir sisteminde bulunan bir nörotransmitter Dopamin agonisti Dopamin olmadığında dopamin reseptörlerini etkinleştiren bir ilaç türü Biliş Düşünme süreci Dopamin Beynin substansiya nigra dahil olmak üzere çeşitli alanlarından üretilen bir nörotransmitter. Dopamin bir ilaç olarak verildiğinde, kan-beyin bariyerini geçemediğinden merkezi sinir sistemine doğrudan etki etmez. Parkinson hastalığında, beyindeki dopamin miktarını artırmak için, kan-beyin bariyerini geçebilen dopamin prekürsörü levodopa kullanılabilir Birleşik Parkinson Hastalığı Derecelendirme Ölçeği (UPDRS) Parkinson hastalığının ilerlemesini takip etmede kullanılan bir ölçek. Ölçeğin en son güncellenen biçimi dört bölümden oluşur: 1. Bölüm: Günlük hayatın motor dışı yönleriyle ilgili deneyimler 2. Bölüm: Günlük hayatın motor yönleriyle ilgili deneyimler 3. Bölüm: Motor incelemesi 4. Bölüm: Motor komplikasyonları Gastroparezi Mide boşaltımında gecikme Biyo geri besleme Merkezi veya otonom sinir sisteminin istemsiz bir fonksiyonu hakkında bilgi elde etmek için elektronik izleme donanımı kullanılan bir teknik. Biyo geri besleme kullanılarak, hastaya normalde otomatik olan vücut fonksiyonlarını kontrol etmesi öğretilebilir 63 Nöroleptik Sanrılar, varsanılar ve dağınık düşünce dahil olmak üzere, daha çok psikoz tedavisinde kullanılan bir ilaç türü Hızlı Göz Hareketi (REM) uykusu Gözlerin hızlı hareket ettiği normal bir uyku aşaması. Uykunun diğer aşamalarından fizyolojik olarak farklıdır ve canlı bir şekilde hatırlanan rüyaların çoğunlukla meydana geldiği aşamadır Nöropsikiyatrik bozukluk Bir sinir sistemi hastalığı Hipomimi Yüz ifadesinde azalma Obstipasyon Şiddetli kabızlık Klozapin Psikoz tedavisinde kullanılan atipik bir nöroleptik ilaç Olfaksiyon Koku duyusu Ortostatik hipotansiyon Ayağa kalkıldığında yaşanan ani tansiyon düşmesi ve bunun neden olduğu baş dönmesi. Postural hipotansiyon olarak da bilinir Levodopa Dopamin, noradrenalin ve adrenalin nörotransmitterlerinin prekürsörü olan levodopa, Parkinson hastalığının ve dopamine yanıt veren distoninin klinik tedavisinde kullanılır Otonom sinir sistemi Çevresel sinir sisteminin büyük ölçüde bilinç düzeyinin altında gerçekleşen kalp hızı, sindirim, salya akması, terleme, gözbebeklerinin çapı, idrara çıkma ve cinsel uyarılma gibi işlevleri kontrol eden kısmı Levodopa/benserazid Bu ilaç kombinasyonuna bazen ko-beneldopa da denilir. Parkinson hastalığında beyindeki dopamin düzeylerini artırmada kullanılır Lewy cisimciği Parkinson hastalığında veya diğer bazı hastalıklarda, sinir hücrelerinin içinde gelişen anormal protein kütlesi Parasomniler Doğal olmayan ve anormal hareket, davranış, duygu, algı ve rüyaları içeren bir uyku bozukluğu türü. Bunlar uykuya dalarken, uyurken veya uyanırken meydana gelebilir Merkezi sinir sistemi (MSS) Sinir sisteminin çoğunu içerir ve beyin, omurilik ve retinadan oluşur Parestezi Ciltte karıncalanma, sızlama veya uyuşukluk hissi. Genel olarak “karıncalanma” diye bilinir Motilite Yemeği sindirim sisteminin içinden geçirerek hareket ettirebilme yetisi (hareketlilik) Perkütan Endoskopik Gastrostomi (PEG) tüpü Karından doğrudan midenin içine sokulan bir besleme tüpü Mozaprid Gastrik boşalımı hızlandıran bir ilaç 64 Polisomnografi Uyku sırasında meydana gelen biyofiziksel değişimlerin ayrıntılı olarak kaydedilmesi Selejilin MAO-B (monoamin oksidaz tip B) inhibitör sınıfından bir Parkinson hastalığı ilacı Pramipeksol Dopamin agonisti sınıfından bir Parkinson hastalığı ilacı Substansiya nigra Beynin orta kısmında yer alan ve ödül, bağımlılık ve hareket alanlarında önemli rol oynayan bir yapı. Parkinson hastalığı, substansiya nigradaki dopaminerjik nöronların ölümü nedeniyle meydana gelir Psikoz Kişinin gerçeklikle temasının büyük ölçüde çarpıldığı her türlü şiddetli mental bozukluk. Psikoz yaşayan kişilerde genellikle kişisel değişimler, uygunsuz davranışlar ve normal sosyal işleyişlerinde kötüleşme görülür UPDRS-motor UPDRS’nin motor semptomları ve komplikasyonları değerlendiren kısmı Rasajilin İkinci nesil MAO-B (B tipi monoamin oksidaz) inhibitör sınıfından bir Parkinson hastalığı ilacı Uyku hijyeni Kişinin uykuya dalabilme kabiliyetini olumsuz etkileyebilecek davranışlar ve çevresel unsurlar REM uykusu davranış bozukluğu Normal kas felcinin yaşanmadığı, uykunun REM aşaması sırasında anormal davranışların görüldüğü bir uyku bozukluğu. İnsanların rüyalarından bilinçsizce hareket eder gibi göründükleri, basit kol ve bacak seğirmelerinden daha karmaşık ve bazen şiddet içeren aktivitelere uzanan hareketlerle ilişkilendirilir Yineleme Ev eşyalarını sökme ve birleştirme, koleksiyon yapma veya çeşitlerine ayırma gibi tekrarlı mekanik işlere duyulan kompulsif hayranlık ve bunların yapılması Ropinirol Dopamin agonisti sınıfından bir Parkinson hastalığı ilacı Yürüyüş Bacakların hareket modeli. Parkinson yürüyüşü, ayak sürüyerek yürümeyi ve hareketlerde genel bir yavaşlama, hatta hareketsizlik özellikleri taşır Sağlığa Bağlı Yaşam Kalitesi (HRQoL) Kronik hastalığın etkilerini değerlendiren bir ölçüm. Bir hastalığın kişinin günlük hayatına nasıl müdahale ettiğini daha iyi anlamak için kullanılır Sebore Aşırı sebum salgılaması veya sebum niteliklerinde bir değişiklik sonucu cildin yağlı, kabuklu veya pul pul olması 65 66 KATKIDA BULUNANLAR EPDA, Parkinson’la Yaşam – Motor Dışı Semptomlar kampanyasının oluşturulmasına katkıda bulunan ve EPDA’nın Parkinson hastalığının yaşam kalitesi üzerindeki etkisi hakkında farkındalık oluşturulmasına katkıda bulunan herkese, ortaklığı ve desteği için teşekkür eder: Abbott Products Operations AG, Association of Physiotherapists in PD Europe (APPDE), The Cure Parkinson’s Trust (CPT), Avrupa Nörolojik Birlikler Federasyonu (EFNA), Avrupa Nörolojik Dernekler Federasyonu (EFNS), Medtronic, Medtronic Foundation, Merck Serono, Ulusal Tremor Vakfı (UK), St. Jude Medical, UCB Pharma S.A, Dünya Nöroloji Federasyonu (WFN) ve Dünya Sağlık Örgütü Parkinson Hastalığı Çalışma Grubu. SANAT ESERLERİ VE FOTOĞRAFLAR PARKİNSON UZMANLARI Avustralya Anne Atkin Heather Eager Almanya Heinz Reichmann Çek Cumhuriyeti Petr Dušek Evžen Růžička İsrail Tsipi Shaish Hollanda Bastiaan R. Bloem İsveç Harold Berglund Annika Laack Kristina Löfdahl Pär Ohrberg İngiltere Chandni Chandiramani K. Ray Chaudhuri Kartik Logishetty Lüksemburg Sylvie Mersch Jean-Michel Schmartz Pierre Schreiner İtalya Angelo Antonini Fabrizio Stocchi Yunanistan Elias Kontogiannis İsveç Per Odin KONSEPT VE GRAFİK TASARIM TEŞEKKÜRLER Boyplaygirl (B.P.G. design HB), Stokholm, İsveç EPDA, Parkinson’la Yaşam – Motor Dışı Semptomlar farkındalık oluşturma kampanyasının geliştirilmesi ve başlatılmasında sürekli ortaklıkları ve önemli destekleri nedeniyle H. Lundbeck A/S ve Teva Pharmaceutical Industries’e ve kişisel öyküleriyle katkıda bulunmuş olan herkese özellikle teşekkür eder. DVD VE FOTOĞRAFLAR Animech AB, Uppsala, İsveç 67 VİZYON PARKİNSON’LA YAŞAM Parkinson’la Yaşam kampanyası, tüm Parkinson hastaları ve ailelerinin doğru zamanda doğru yönetime ve doğru tedaviye erişebilmesini sağlamak için farkındalık oluşturarak hastalığın ekonomik yükünü azaltmayı amaçlar. Kampanya malzemeleri, tüm dünyadan Parkinson hastalarının ve ailelerinin yaşadığı zorlukları ve bunların günlük hayattaki sonuçlarını tasvir eden kişisel öyküler içermektedir. 1. Bölümde, hem hastalığın ilerlemesini geciktirmek hem iyi bir yaşam kalitesi sağlayabilmek için erken teşhis ve tedavinin önemi vurgulanmaktadır. Parkinson hastalığının toplum üzerindeki etkilerinin en fazla olduğu son evrelerinin etkileri betimlenmektedir. 2. Bölümde motor dışı semptomlara odaklanılarak, Parkinson hastalarının günlük bazda karşılaşmak zorunda kaldığı güçlükler gösterilmekte ve bunların toplum üzerindeki etkileri vurgulanmaya devam edilmektedir. Tüm materyaller şu adreste farklı dillerde sunulmaktadır: www.epda.eu.com EPDA HAKKINDA 45 üye örgütü bulunan EPDA, Avrupa’da hem 1,2 milyon Parkinson hastasının hem hasta ailelerinin haklarını ve ihtiyaçlarını savunmaktadır. Amacı, tüm Parkinson hastaları ve ailelerinin doğru zamanda doğru yönetime ve doğru tedaviye erişebilmesini sağlamak için farkındalık oluşturmaktır. Şifa bulmak için yapılan araştırmaları desteklemek, bunu yaparken Parkinson hastalığıyla dolu dolu bir yaşamı mümkün kılmak EPDA’nın çalışmalarıyla ilgili ayrıntılı bilgi için lütfen www.epda.eu.com adresini ziyaret edin veya [email protected] adresine e-posta gönderin Copyright © 2011 European Parkinson’s Disease Association (EPDA). Her hakkı saklıdır. Tüm ticari markalar kabul edilmiştir. Her hakkı saklıdır. EPDA bu yayının, Parkinson’la Yaşam ve EPDA’ya gereken atıfta bulunulmak kaydıyla, kelimesi kelimesine tümüyle veya kısmen, ticari olmayan amaçlarla kullanımına izin vermektedir. Bu yayının ayrıca, EPDA Parkinson Farkındalığı internet sitesinde saklanan sürümünün elektronik iletimle veya değiştirilmemiş Adobe® Acrobat pdf dosyası sürümüne bağlantı verilerek dağıtılmasına da izin verilmektedir (www.epda.eu.com/en/parkinsons/). EPDA’nın önceden yazılı izni alınmadan hiçbir şekilde türev çalışmalara, yazılı çoğaltımlara veya herhangi bir ticari çalışmaya dahil edilmesine izin verilmemektedir. EPDA, Avrupa Parkinson hasta örgütleri için çatı örgüt görevini gören, siyasi olmayan, dini olmayan ve kâr amacı gütmeyen bir organizasyondur. Merkezi Brüksel’de bulunan bir hayır kurumudur (Dernek no: 8727/2000, Vergi veya Şirket No: 465299201) ve 6 Aralık 1954 tarihli yasa ile değiştirilmiş 25 Ekim 1919 tarihli Belçika kanunlarına tabidir. 68
Benzer belgeler
Parkinson hastalığı nasıl tedavi edilir?
Parkinson hastalığı nasıl tedavi
edilir?
Ne yazık ki Parkinson hastalığının bir
kesin çözümü yoktur. Fakat
semptomları azaltmanın ve
rahatlatmanın çeşitli yolları vardır.
İlaç tedavisi en çok terci...
Parkinson El Kitabı
hastalığı üzerinde kalıtımın temel bir rolü olmadığına işaret etmiştir. Karıkocanın her ikisinde de Parkinson hastalığının % 2’den daha az sıklıkta
görülmesi, hastalığın bulaşıcı olmadığının göster...