Gelişimsel Kalça Displazili Hastalarda Cerrahi Uygulamalarımız ve
Transkript
Gelişimsel Kalça Displazili Hastalarda Cerrahi Uygulamalarımız ve
2013;1 (1):1-13 Adana Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi Tıp Dergisi www.adananumunetipdergisi.com GELİŞİMSEL KALÇA DİSPLAZİLİ HASTALARDA CERRAHİ UYGULAMALARIMIZ YE SONUÇLARININ DEĞERLENDİRİLMESİ OUR SURGICAL APPROACH AND RESULTS IN PATIENTS WITH DEVOLOPMENT HIP DYSPLASIA Mehdi Muştu, Ahmet Yılmaz, Sefa Zöhre, Akın Yağmurcu Adana Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Kliniği Adana, Türkiye ÖZET Amaç Çalışmamızda Adana Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Kliniği’nde Gelişimsel Kalça Displazisi (GKD) nedeniyle cerrahi müdahale yaptığımız hastaların, kısa ve orta dönem sonuçlarım değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Gereç ve yöntem 2004-2009 yıllan arasında düzenli takibi yapılan ve ortalama 29 (6-65) ay takip ettiğimiz 31 (26 kız, 5 erkek) hastanın, cerrahi müdahale uygulanan 39 (9 sağ, 10 sol, 12 bilateral) kalçası değerlendirildi. Bilateral GKD’li olguların ikisinin diğer kalçalan çalışmamız tamamlandığında henüz ameliyat edilmemiş idi. Yine öpere edilen bilateral olguların iki tanesinin diğer kalçalan operasyon bitiminde redükte konumda pelvipedal alçıya alındı. Bulgular Değerlendirilen kalçalann 32’si genel anestezi altında femurun suprakondiler bölgesinden K teli geçilerek iskelet traksiyonuna alındı. Kalçalann 7 ’si ise iskelet fraksiyonu kurulmadan öpere edildi. Kalçalann 32’sine iskelet fraksiyonu ile birlikte kapalı addüktör tenotomi uygulandı. Bu olgulardan üçlü osteotomi planlanan dört kalçaya fraksiyon öncesi iskion osteotomisi yapıldı. 7 kalçaya da cenahi müdahale sırasmda kapalı addüktör tenotomi uygulandı. Çalışmamızda öpere edilen kalçalann 2’sine sadece açık redüksiyon, 19’una açık redüksiyon-Salter, 14’üne radikal redüksiyon, 4 ’üne de Steel ameliyattan yapıldı. Tüm hastalara kalça konsantrik redükte pozisyonda iken pelvipedal alçı uygulandı. Alçılar 6 hafta sonra çıkanlarak Dennis Brown abduksiyon cihazı takıldı. Dennis Brown abduksiyon cihazı 6 hafta gece gündüz, sonraki 6 hafta boyunca sadece gece kullanıldı. Olgular klinik olarak Mc Kay klinik değerlendirme kriterlerine göre, radyolojik olarak Severin radyolojik kriterlerine göre değerlendirildi. AVN değerlendirilirken Kalamchi ve MacEwen’in radyolojik ölçütleri kullanıldı. Klinik değerlendirmede 39 kalçanın 23(% 59)’ü grup 1 (Mükemmel), 10 (% 26)’u grup 2 (İyi), 6 (% 15)’sı grup 3 (Orta) olarak değerlendirildi. Sınıflamada grup 4 (Kötü) olgu yoktu. Hastaların asetabuler indeksleri ortalama 370(200-500)’den ve 170(100-300)’ye düştü. Bu düşüş istatiksel olarak anlamlıydı (p<0,05). Severin radyolojik değerlendirme kriterlerine göre 12 (% 30) kalça grup l(mükemmel), 24 (% 62) kalça grup 2 (iyi), 1 (% 3) kalça grup 3(orta), 2 (% 5) kalça grup 4 (kötü) olarak değerlendirildi. İskelet fraksiyonu kurulan grupla kurulmayan grup arasında istatiksel olarak fark bulunmadı (p>0,05). Kalçalann 7(% 18)’sinde AVN mevcuttu. Kalamchi ve Mac Ewen sınıflamasına göre 4 kalça grup 1, 2 kalça grup 2 ,1 kalça da grup 4 olarak sınıflandınidı. Çıkarımlar Sonuç olarak 18 aydan büyük GKD’li olgularda cerrahi tedavi uygulamalarımızın kısa ve orta dönem takip sonuçlan memnuniyet vericidir. Anahtar Keümeler.Gelişimsel kalça displazisi, açık redüksiyon, Salter osteotomisi, radikal redüksiyon, üçlü osteotomi. 1 Gelişimsel Kalça Displazili Hastalarda Cerrahi... Adana Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi (2013,1:1) ABSTRACT Objective The aim of this study is to evaluate the short and mid-term results of the patients in whom we made surgical intervention due to Developmental Hip Dysplasia (DDH) in Adana Numune Education and Research Hospital Orthopedics and Traumatology Clinic. Patients and methods Between 2004 to 2009, operation done to 39 hips (9 right, 10 left, 12 bilateral) of 31 (26 female, 5 male) patients were followed for 29 (6-65) months. The other hips of two patients who had bilateral DHD have not been operated yet when our study was ended. Additionally, the hips of the other two cases who have bilateral DHD were applied spica cast in the correct position at the end of the operation. Results The hips of the 32 patients which were evaluated during general anesthesia were applied skeletal traction in the region of supracondylar femur by passing the K wire. Seven hips were operated without applying skeletal traction. Closed adductor tenotomy with skeletal traction was applied to 32 hips. Four hips of these cases, of which triple osteotomy was planned, iskion osteotomy was performed before traction. Closed adductor tenotomy was applied to 7 hips during the surgery. The hip operations done in our study were as follows; just open reduction to 2 hips, open reduction-Salter to 19 hips, radical reduction to 14 hips, Steel osteotomy to 4 hips. Hip spica cast was applied to all patients when the patients hip at the concentric reduction position. After 6 weeks spica casts were removed and Dennis Brown abduction brace was applied. Dennis Brown abduction brace was used on day and night for 6 weeks and on night for following 6 weeks. Clinically the cases were evaluated according to Me Kay clinical assessment criteria and radiologically according to Severin radiological criteria. Kalamchi and MacEwen's radiological criterias were used for evaluating AVN. The clinical evaluation of the operated 39 hips was as follows, group 1 (very good); 23 (59%) patients, group 2 (good); 10 (26%) patients, group 3 (moderate); 6 (15%) patients. There was no group 4 (bad) patients. The acetabular index of the patients decreased from an average of 37°° (20°°50°°) to an average of 17°° (10°°-30°°). This reduction is statistically significant (p<0,05). According to Severin radiological criteria 12 (30%) hips were evaluated as group 1 (very good), 24 (62%) hips were evaluated as group 2 (good), 1 (3%) hip was evaluated as group 3 (moderate) and 2 (5%) hips were evaluated as group 4 (bad). There was no significant difference between skeletal traction established and non-established groups (p>0,05). AVN was exist in 7 (18%) hips. According to Kalamchi and Mac Ewen classification, four hips were classified as group 1, two hips as group 2, one hip as group 4. Conclusion In conclusion our short and mid-term results of the surgical treatment procedures for patients with DHD older than 18 months are satisfactory. Key words: Developmental Hip Dysplasia, Open Reduction, Salter Osteotomy, Radical Reduction, Triple Osteotomy. GİRİŞ kalça elde edilebilir. O nsekiz aya kadar olan dönemde konservatif tedaviler başarılı sonuçlar verm ekte, ancak bu yaştan büyük çocuklarda, k alça çevresindeki kasların, tendonların ve kapsülün kontraktürleri redüksiyona engel olmakta ve k a lç a e k le m in e c e rra h i m ü d a h a le le r gerekmektedir. Yürüme çağma gelen çocuklarda primer açık redüksiyona, femoral ve/veya pelvik osteotom ilerin de eklenm esiyle iyi sonuçlar bildirilmiştir.1’2 Ç alışm am ızda A dana N um une E ğitim ve G elişim sel kalça displazisi (GKD) terim i, asetabulum un displazisinden fem ur başının subluksasyonuna ve kalça dislokasyonuna kadar değişen bir patolojik spektrum unu tanım lar. G ünüm üzde kabul edilen standart bir tedavi programı olmamasına rağmen, üzerinde birleşilen temel nokta erken tanı ve erken tedavidir. GKD ne kadar erken tanınır ve tedavi edilirse anatomik ve fonksiyonel olarak o kadar normale yakın bir 2 Gelişimsel Kalça Displazili Hastalarda Cerrahi... Adana Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi (2013,1:1) Araştırm a Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Kliniği’nde gelişimsel kalça displazisi nedeniyle cerrahi uygulama yapılan hastaların klinik, radyolojik ve fonksiyonel sonuçlarını literatür bilgileri ışığında değerlen dirmeyi amaçladık. 13 gün) traksiyon sonrasında öpere edildiler. K alçaların 7 (% 18)’si ise iskelet traksiyonu kurulmadan öpere edildi. 32 (% 82) kalçaya iskelet traksiyonu ile birlikte kapalı addüktör tenotomi uygulandı. Bu olgulardan üçlü osteotomi planlanan dört kalçaya traksiyon öncesi iskion osteotomisi yapıldı. 7 (% 18) kalçaya da cerrahi m üdahale sırasında kapalı addüktör tenotomi uygulandı. Kalçalarına üçlü osteotomi planlanan olgulara genel anestezi altında prone pozisyonu verildi. Ameliyat masası, kalçalar yaklaşık 900 fleksiyona gelecek şekilde hazırlandı. Kalça posteriorundan, iskion üzerinden insizyon yapılarak gluteal kaslar arasından tuberositas iskiiye ulaşıldı. Subperiostal o lara k e k artö r konulup isk io n osteo to m isi gerçekleştirildi. Tabakalar kapatıldı. Sonra hasta supine pozisyona alındı. K alça fleksiyon ve abduksiyona alınarak kapalı addüktör tenotomi yapıldı. D aha sonra fem urun suprakondiler bölgesinden K teli geçilerek iskelet traksiyonu kuruldu. Çalışm am ızda öpere edilen kalçaların 2 (% 5)’sine sadece açık redüksiyon, 19 (% 49 )’una açık redüksiyon-Salter, 14 (% 36)’üne radikal redüksiyon, 4 (% 10)’üne de Steel ameliyatları yapıldı. Tüm hastalara ameliyat sonunda kalça konsantrik redüksiyonda iken pelvipedal alçı yapıldı. H A STA LA R V E Y Ö N TEM Adana Numune Eğitim Araştırma Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Kliniği’nde Nisan 2004Haziran 2009 tarihleri arasında GKD nedeniyle öpere edilen 71 hastadan düzenli takibi yapılan 31 h astan ın 39 k alçası re tro sp e k tif olarak değerlendirildi. Değerlendirilen hastaların 26 (% 84)’sı kız ve 5 (% 16)’i erkekti. Hastaların ameliyat zamanındaki yaşlan en küçük 19 ay, en büyük 154 ay, ortalama 44 ay idi. Hastaların takip süresi en az 6 ay, en fazla 65 ay, ortalama 29 ay idi. Bu hastaların 12 (% 39)’sinde bilateral GKD vardı. B ilate ra l o lg u ların ik isin in d iğ er k alç a la rı çalışm am ız tam am landığında henüz am eliyat edilmemiş idi. Yine öpere edilen bilateral olguların iki tanesinin diğer kalçalan operasyon bitiminde redükte konum da pelvipedal alçıya alındı. Tek taraflı GKD 19 (% 61) olguda m evcuttu. Tek taraflı olguların 9 (% 47)’unda sağ, 10 (% 53)’unda da sol GKD vardı. H a sta la rın ç ık ık o lan k a lç a la rı T önnis sınıflam asına göre gruplandırıldı(T ablo l ) . 3 Tablo 1: Kalçalarm Tönnis Sınıflamasına göre oranlan N % Tönnis Tip 1 1 2,56 Tönnis Tip 2 11 28,2 Tönnis Tip 3 15 38,4 Tönnis Tip 4 12 30,7 Total 39 100,0 Kalçalarm asetabuler indeksleri ölçüldü. En az 200, en çok 500, ortalam a 370 bulundu. Değerlendirilen olguların 32 (% 82) kalçası genel anestezi altında fem urun suprakondiler bölgesinden K teli geçilerek iskelet fraksiyonuna alındı. Traksiyon kurulan hastaların kontrol filmleri alınarak femur başının asetabulum hizasına inmesi beklendi. En az 7 gün, en çok 19 gün (ortalama 6 hafta sonunda alçı çıkarılarak Dennis Brown ab d u k siy o n c ih a z ı tak ıld ı. D ennis B row n abduksiyon cihazı 6 hafta gece gündüz, sonraki 6 hafta boyunca sadece gece kullanıldı. Bu uygulamalardan sonra hastaların serbest olarak hareket etmelerine izin verildi. 3 Gelişimsel Kalça Displazili Hastalarda Cerrahi... Adana Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi (2013,1:1) Olgular klinik olarak Mc Kay klinik değerlendirme kriterlerine göre değerlendirildi (Tablo 2).4 Buna göre hastalar ağrı, topallam a, trendelenburg testi ve kalça hareket kısıtlılığına göre gruplandırıldı Tablo 2: Modifiye Mc Kay klinik değerlendirme kriterleri4 Grup I (Ç ok iyi) Grup II (iyi) A ğ n v e topallama yok. Trendelenburg testi negatif, hareketler tam A ğ n yok, h a fif topallama var. Trendelenburg testi n egatif ve hareketler h a fif kısıtlı A ğ n yok veya hafif, topallama var. Trendelenburg testi p o zitif Grup III (orta) veya n egatif ve orta derecede hareket kaybı var. A ğ n v e topallama var. Trendelenburg testi p o zitif ve ileri Grup IV (kötü) derecede hareket kaybı var. Olguların asetabuler indeksleri yemden ölçüldü ve radyolojik olarak Severin radyolojik kriterlerine göre değerlendirildi(Tablo 3).5 CE açılan değerlendirilerek gruplandırıldı. Tablo 3: Severin Radyolojik Değerlendirme Kriterleri5 Grup I (çok iyi) la CE açısı 6 -1 3 yaş arası>19°, 14 yaş v e üstü>25° Ib CE açısı 6 -1 3 yaş arası 15°-19° 14 yaş v e üstü 20°-25° Ha Femur başı, boynu v e asetabulumda h a fif deformite. CE açısı 6 -1 3 yaş arası >19° 14 yaş v e üstü>25° Grup II (iyi) Ilb Femur başı, boynu v e asetabulumda h a fif deformite. CE açısı 6 -1 3 yaş arası 15°-19° 14 yaş v e üstü 20°-25 D isplazik kalça, Subluksasyon yok, Shenton Grup III (orta) hattı kınlm am ış. CE açısı 6 -1 3 yaş arası <15° 14 yaş v e üstü<20° IV a Subluksasyon, Shenton hattı kırılmış. CE açısı >0° Grup IV (kötü) IVb Subluksasyon, Shenton hattı kınlm ış. CE açısı <0° Grup V (kötü) Y alancı asetabulumla eklem Grup V I (kötü) R edislokasyon 4 Gelişimsel Kalça Displazili Hastalarda Cerrahi... Adana Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi (2013,1:1) AVN değerlendirilirken Kalam chi ve M ac E w en’in radyolojik ölçütleri kullanıldı (Tablo 4). 6 Tablo 4: Kalamchi- Mac Ewen A V N Sınıflaması6 G rup B ulgu I K em ikleşm e m erkezinde değişiklikler II G rade I + L ateral fizis h a ş a n III G rade II + Santral fizis h a şa n IV G rade III + T ü m fizis h a ş a n BU LG U LA R Olgular klinik olarak M c Kay klinik değer lendirme kriterlerine göre değerlendirildi. Toplam 39 kalçanın 23(% 59)’ü grup 1 (Mükemmel), 10 (% 26)’u grup 2 (İyi), 6 (% 15)’sı grup 3 (Orta) idi. Sınıflamada grup 4 (Kötü) olgu yoktu. Buna göre 33 (% 85) kalçada mükemmel veya iyi, 6 (%15) kalçada orta sonuç elde edildi. Hastaların ameliyat öncesi ve ameliyat sonrası asetabuler indeksleri arasındaki fark istatiksel olarak karşılaştınldı(Tablo 5). Bu fark istatiksel olarak anlamlı bulundu (p<0,05). Ameliyat sonrası CE açısı en az 0°, en çok 42°, ortalama 24° idi. Tablo 5: Ameliyat öncesi ve sonrası asetabuler indeksin ortalama ve median değerleri Ameliyat öncesi At Ameliyat sonrası Aİ N 39 39 Min 20 10 Max 50 30 37,15± 6,89 17,15±4,76 38 15 Ortalama ±Standart Sapma Median K a lç a la r r a d y o lo jik o la r a k S e v e rin değerlendirme kriterlerine göre değerlendirildi. 12 (% 30) kalça grup 1(mükemmel), 24 (% 62) kalça grup 2 (iyi), 1 (% 3) kalça grup 3(orta), 2 (% 5) kalça grup 4 (kötü) olarak değerlendirildi. K a lç ala rın 7(% 18)’sinde A V N m evcuttu. Kalamchi ve Mac Ewen sınıflamasına göre 4 kalça grup 1, 2 kalça grup 2, 1 kalça da grup 4 olarak sınıflandırıldı. İskelet traksiyonu kurulan hastalarla k u ru lm a y a n h a s ta la r ın k lin ik s o n u ç la rı k a rş ıla ş tırıld ı. İsta tis tik s e l o lara k an lam lı bulunmadı(p> 0,05). Olguların hiçbirinde yüzeyel veya derin yara enfeksiyonu gelişm edi. Tüm olgularda greft kaynaması gelişti. Greftin tespitinde kullanılan tellerin eklem içine veya dışarı doğru ilerlemesi p<0,001 olm adı. Siyatik sinir lezyonu gelişm edi. Bir olgunun am eliy at so n rası üçüncü haftad a, pelvipedal alçısının bozulduğu tespit edildi. B ozulan alçı genel anestezi altında çıkarıldı. Yeniden pelvipedal alçı yapıldı. Bu hastanın ertesi gün çekilen kontrol grafisinde redislokasyon tespit edildi. H astaya genel anestezi altında kapalı redüksiyon denendi. Başarılı olunamaymca açık redüksiyona geçildi. A çık redüksiyon sonrası çekilen grafide kalça redükte idi. Bu olgunun erken dönem takibinde herhangi bir komplikasyon gelişmedi. Hastanın kalçasında ameliyat sonrası 6. ayda eklem sertliği gelişti. H astaya genel anestezi altında eklem m obilizasyonu yapıldı. Hastanın çekilen kontrol grafisinde femur boyun kırığı görüldü. Genel anestezi altında ve skopi 5 Adana Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi (2013,1:1) Gelişimsel Kalça Displazili Hastalarda Cerrahi... Şekil 2a,b kontrolünde femur boyun kırığı redükte edilerek kanüllü vida ile tespit edildi. Kırıkta kaynama gelişti. Takipte hastada hafif aksama ve hareket kısıtlılığı saptandı. Bu olgu klinik değerlendirmede M o d ifiy e M cK ay g ru p 2 ’d e, ra d y o lo jik değerlendirmede ise Severin grup 2 ’de yer aldı. O lg u la rım ız d a n ö rn e k le r: (Ş e k il 1,2) 2 yaşmda bilateral GKD’li kız hastada açık redüksiyon, Şalter osteotomisi ve femoral varizasyon-derotasyon osteotomisi uygulaması. Hastanın her iki kalçası Modifiye Mc Kay grup 1 olarak değerlendirildi. Şekil la,b Bilateral G K D ’li 20 aylık kız hastada açık redüksiyon ve Şalter osteotomisi uygulaması. Her iki kalça klinik olarak M odifiye Mc Kay grup l(çok iyi) olarak değerlendirildi. Şekil 2a. Ameliyat öncesi grafi Sağ kalça Tönnis tip 4, Sol kalça tip Tönnis tip 3 GKD Sağ kalça Aİ 40°, sol kalça Aİ 35°. Şekil la: Ameliyat öncesi grafi Sağ kalça Tönnis tip 3, Sol kalça Tönnis tip 2 GKD Sağ kalça Al 35°, sol kalça Aİ 38°. Şekil 2b. Ameliyattan 4 yıl sonraki grafi Sağ kalça Aİ 150, sol kalça Aİ 100 Sağ kalça CE açısı 30°, sol kalça CE açısı 35° Severin radyolojik kriterlerine göre her iki kalça grup 2 olarak değerlendirildi. Şekil lb: Ameliyat sonrası 4. yılda kontrol grafi sağ kalça Aİ 100, sol kalça Aİ 150 sağ kalça CE açısı 28°, sol kalça CE açısı 30° sağ ve sol kalça, Severin grup 1 olarak değerlendirildi. 6 Gelişimsel Kalça Displazili Hastalarda Cerrahi... Adana Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi (2013,1:1) TA RTIŞM A edilmesi, gereksinim duyulması halinde femoral kısaltmaya ya da asetabuler yetmezlik için yapıla cak pelvik osteotomiye izin verm esi açısından anterolateral yaklaşım uygun bir girişim dir.2 MacNicol ve ark. displazik kalçalarda redüksiyon sonrası asetabuler cerrahi düzeltmenin zamanının tartışmak olduğunu, düzeltmenin geciktirilmesinin k alçan ın yeniden sublukse olm asına neden olabileceğini belirtmişlerdir. Yaptıkları çalışmada 188 hastada Şalter osteotom isinin sonuçlarını d e ğ e rle n d irm iş le rd ir. 139 (% 69) o lg u d a m ükem m el sonuç alınm ış, 49 (% 26) olguda kalçaların displazik ancak stabil olduğu görülmüş ve 9 (%5) olguda ise başarısız sonuç alınmıştır. Açık redüksiyonla kombine edilerek yapılan Şalter osteotom isi ile 30 ay altındaki çocuklarda iyi sonuçlar alınmış ve bunlarda ek operasyona ihtiyaç duyulmamıştır.9 Bu çalışmadaki tüm olgularda Tachdjian tarafından tarif edilen anterolateral giriş ile açık redüksiyon yapılmıştır. Femoral osteotomi gereken olgularda ek olarak uyluk proksim al lateralden ikinci bir insizyon yapılmıştır. Biz de yürüm e yaşına gelm iş çocuklarda yapılacak anterolateral yaklaşımla yeterli görüş alanı temin edilebileceğini düşünmekteyiz. G K D ’de redüksiyonu engelleyen faktörler ekstrakapsüler ve intrakapsüler olarak ikiye ayrılırlar. Bu faktörlerin ortaya çıkışı gerilme, sıkıştırma ve makaslama güçlerinin etkisiyle olur. Ekstrakapsüler faktörler pelvifemoral kaslardaki adaptif kısalm alar, kapsül dışı yapışıklıklar ve fem ur başındaki rotasyonel deform itelerdir. îliopsoas ve addüktör kaslardaki kontraksiyon konsantrik redüksiyona engel teşkil eder. Bu nedenle GKD tedavisinde genel görüş addüktör tenotomi yapılması ve psoas tendonunun kesilmesi yönündedir. Fem ur başının asetabulum içine redükte edilmesini engelleyen önemli kapsül içi yumuşak doku patolojileri pulvinar ve ligamentum tere stir. L igam entum tere sin eksizyonu ve pulvinann temizlenmesi konusunda tüm yazarlar görüş birliğindedir.2’10.11,12,13 A çık redüksiyon sırasında ortadan kaldırılması gereken yumuşak doku patolojileri arasında en çok tartışma konusu olan anatomik yapı, asetabulum kenarından içeri dönük olan limbustur. Sommerville 1953 yılında tarif ettiği anterior yaklaşım ile açık redüksiyon yaptığı olguların geç sonuçlarım bildirdiği çalışma sında, limbusun kesildiği olgularda erken dönemde A V N ’a rastlam adığını, fakat geç dönemde %5 gibi düşük oranda AVN ile karşılaştığını ve %44 gibi yüksek oranda dejeneratif artrit tespit ettiğini bildirmiştir. 14 Tachdjian ise limbusun kesinlikle kesilmemesi gerektiğini vurgulamıştır.2 Tümer, lim busun redüksiyona engel olduğu olgularda yeterli bir inferomedial gevşetme yapılarak lim- GKD, tanımlandığı günden itibaren ortopedinin en çok üzerinde durduğu konulardan birisidir. G K D ’nin prognozu açısından erken tanı ve tedavinin oldukça önemli olduğu bugün herkes tarafından kabul görmektedir. GKD tedavisinde amaç erken yaşta stabil ve konsantrik bir redüksiyonun sağlanm ası, oluşabilecek fem ur başı A V N ’nin önlenm esi ve normal bir asetabulum gelişmesinin sağlanmasıdır.2 İntrauterin malpozisyon gelişimsel kalça çıkığının etyolojisinde rol oynadığı gibi diğer kas iskelet sistemi anomalileri de GKD ile birlikte görülebilir. Tachdjian yenidoğan periodunda yaptığı çalışmada % 9 oranında, geç tam koyulmuş hastalardan oluşturduğu seride ise % 14 oranında bilateral pes ekinovarus, tortikolis, bilateral polidaktili, araknodaktili ve mikrosefali gibi kas iskelet sistemi anomalisi tesbit etti ğini bildirmiştir.2 Bizim çalışma grubumuzda ek konjenital anomalisi olan hasta yoktu. GKD kız çocuklarda daha sık görülmektedir. Ağuş ve ark. yaptıkları çalışmadaki olguların % 88’i kız % 12 erk ek tir.7 E re n ’in yaptığı çalışm ada ise kız olguların oranı % 87, erkek olguların oram ise % 13’tür. Hastaların % 38’sini bilateral, % 34’ünü sol, % 2 8 ’ini sağ GKD olarak b elirtm iştir.8 Çalışmamızda elde ettiğimiz sonuçlar literatür ile uyum göstermekte olup hastaların % 83,9’u kız, % 16,1 ’i erkekti. Kız/erkek oranı 26/5 idi. Bu hastalarda % 38,7 bilateral, % 29 sağ, % 32,3 sol GKD m evcuttu. GKD tedavisinde traksiyon uygulanması ile AVN oluşumu konusunda değişik görüşler olmakla birlikte bu konuda karşılaştırmalı çalışmaların yapılmamış olması dikkat çekicidir. Dauod ve arkadaşlarının yaptıkları çalışmada; G K D’de kapalı redüksiyon öncesinde uygulanan traksiyonun, kalçanın redüksiyonunu kolaylaştı racağı ve femur başında AVN riskini azaltacağı b elirtilm iştir. O rtalam a 3 hafta süreyle cilt traksiyonu uygulayan yazar, 44 kalçanın 38’ini kapalı redükte edebilmiştir. 16 kalçaya da pelvik osteotom i u y g u lam ıştır. A setab u lar indeks ortalama 47 dereceden ortalama 16 dereceye inmiş, p o s to p C E in d e k s i o rta la m a 26 d e re c e bulunmuştur. Sonuçta, 5 hastada AVN gelişmiş olup, bunların 3 ’ü açık redüksiyon yapılan k a lç a la r d a m e y d a n a g e lm iş t ir .3 B iz im çalışm am ızda 32 kalçaya iskelet traksiyonu kurulup, 7 kalçaya traksiyon kurulm a-m ıştır. İskelet traksiyonu kurulan grup ile kurulma-yan grupların klinik ve radyolojik sonuçlan ista-tiksel olarak farklı bulunmamıştır. Onsekiz aydan büyük çocuklarda artmış olan yumuşak doku patolojilerinin gevşetilmesi, deplase olmuş fem ur başının asetabulum içine redükte 7 Gelişimsel Kalça Displazili Hastalarda Cerrahi... Adana Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi (2013,1:1) busun eksizyonuna gerek kalmadan femur başının asetabulum a redükte edilebileceğini, kesilecek limbus bölümü ile asetabuler büyüme kıkırdağı arasında gerçek sınırın makroskopik olarak ortaya konulam ayacağını savunm aktadır. Lim busun eksizyonu sırasında asetabuler büyüme kıkırdağına zarar verilebileceği düşüncesiyle limbusun kesil memesi taraftandır.15 Biz de limbus eksizyonunun asetabuler büyüm e kıkırdağına zedeleyeceğini düşündüğüm üzden, çalışm am ızdaki olguların hiçbirine limbus eksizyonu yapmadık. Çıkık olan kalçada, femur başının yukanya doğru yer değiş tirm esi ve iliopsoas baskısı nedeniyle eklem kapsülü asetabulumun giriş kısm ında çok fazla daralırken, fem ur başı çevresinde bollaşır ve gevşer. A yrıca kapsül çevresinde yapışıklıklar o lu r. T a c h d jia n k a p sü lü n fa z la k ısm ın ın eksizyonuyla birlikte yapılacak olan plikasyon ve g e rg in s ü tü rle rle k a p s ü le r ta m irin a ç ık redüksiyonda stabilitenin sağlanm ası için en önem li işlem olduğunu v u rg u la m ıştır.2 Bu çalışmada açık redüksiyon yapılan tüm olgularda k alça eklem kapsülünün uzam ış, gergin ve hipertrofik olduğu saptanm ıştır. K apsül açık redüksiyon sonrası Tachdjian’m tarif ettiği şekilde plikasyon yapılarak onanlnuştır. GKD’de görülen anatomopatolojik değişiklik lerden en önemlisi asetabulumun yetersizliği, kalın ve sığ olmasıdn. Yürüme çağma gelen çocuklarda asetabuler displazinin derecesi daha da artar. Bu yaştan sonra redüksiyon sağlanan kalçalara yük binmesi durumunda, femur başmın asetabulum içinde tutulmasım sağlayacak şekilde asetabuler gelişim potansiyeli kalm am aktadır. Rezidüel subluksasyon ya da dislokasyon sonucunda ortaya çıkan yetersiz asetabulum nedeniyle, fém oral osteotom iler yapılsa dahi kalça eklem i stabil olmaz. Bu nedenle kalça eklem inin asetabuler tarafındaki deformiteyi düzeltici asetabuloplasti, ekstrakapsüler tavan am eliyatları ve kapsüler artroplastiler gibi girişimler tarif edilmiştir. Fakat asetabuler düzeltmeyi yetersiz düzeyde sağlama ları, kalça ekleminde kalıcı sertliğe neden olmaları ve femur başmda AVN gibi komplikasyonlarının fazla olması nedeniyle bu işlemler yetersiz kalmak tadır. Son 30 yılda kalça eklem inin asetabuler tarafım düzelten, femur başının yeterli asetabuler örtümünü tem in eden ve asetabulum u yeniden yönlendirerek kalça eklemim asetabuler taraftan stabil hale getiren pelvik osteotom iler tarif edilmiştir.2>10>16>17>18'19'20'21'22 Şalter 1961 yılında yayınladığı makalesinde GKD’deki temel proble min, sağlanan redüksiyonun yürüme sırasındaki yük verme pozisyonunda da stabilitesinin devam ettirilm esi olduğunu bildirm iştir. H ayatın ilk aylarında redükte edilen bir kalçanın instabilité sorununun, kalçayı stabil bir pozisyonda bir kaç ay tutarak çözülebileceğini öne sürmüştür. Bu sürede asetabulum ve femur proksimalinin normal gelişim göstereceğini, infant yürüme yaşma geldi ğinde kalçanın yürüme şuasındaki pozisyonlarda da stabil olacağını vurgulamışta. Kalça ekleminin normal ya da normale yakın gelişimini sağlayan bu potansiyel doğumdan hemen sonra çok fazladn. Buna karşın, kalça uzun süre tedavi edilmezse oluşacak patolojik değişikliklerin düzeltilmesi gittikçe güçleşir. Salter’e göre instabilitenin nedeni asetabulumun kötü yönelimidir ve asetabulumun bu kötü yönelim inin düzeltilmesiyle, çok fazla olmadığı sürece fem ur proksim alindeki deformiteler düzeltilebilir. Şalter, kötü asetabuler yöne limi düzeltmek ve elde edilen redüksiyonun yürü me suasmda fonksiyonel pozisyonda stabilitesini sağlam ak am acıy la ken d i ism i ile b ilin en osteotom iyi tarif etm iştir. Pelviste innominate kemikte, siyatik çentikle SİAÎ arasından yapılan transvers bir osteotomiyle innominate kemiği ikiye ayuıp, henüz bu yaşlarda elastikiyetini koruyan simfizis pubisi m enteşe gibi kullanarak, distal fragm anı öne, aşağıya ve dışa döndürm üştür. Böylece asetabulum un şekil ve kapasitesinde değişiklik yapmaksızın, femur başının lateral ve anteriorda yeterli asetabuler örtümünün sağlanma sını amaçlamıştır. Bu işlem sonucunda aşağıya ve laterale döndürülen, anterior ve superiordan femur başmı örten yeni asetabuler yuva içindeki femur başıyla asetabulum arasındaki normal ya da normale yakın anatomik ilişkinin sağlanması saye-sinde asetabulumun iyi yönde gelişmesi ve şekil-lenm esi devam eder. Şalter innom inate kem ikte yapılan osteotom i sonrasında, distal fragm anın dışa, öne ve aşağıya çekilm esiyle proksim al ve distal fragm anlar arasında oluşan boşluğu iliak kanattan aldığı üçgen şeklindeki kemik grefti ile doldurmuş ve bu grefti proksimal fragman, greft ve distal fragman yolunu izleyen bir ya da iki adet Kirschner teli ile tespit etmiştir. Şalter 18 aydan önce innominate kemiğin ve iliak kanattan alınacak kemik greftinin kalınlıkları çok az olacağını, bu nedenle greftin tespitinde ve stabilitesinde bazı problem ler olabileceğini bildirm iş, tarif ettiği bu pelvik osteotom inin uygulanabileceği en alt yaş sınırını 18 ay olarak b e lirtm iş tir.18’23 B izim Ş a lte r o steo to m isi uyguladığım ız olguların en küçüğü 19 aylıktı. Şalter am eliyatı için üst sınır 6 yaş olduğunu belirtip, pelvifemoral kaslarda gelişen kontraktürün önemli bir sorun olduğunu vurgula-mışta. Üstelik ileri asetabular displazi geliştiğin-den, bu durumda stabil konsantrik bir redüksiyon elde etmek oldukça zorlaştığım belirtmiştir. Ancak femoral kısaltma eklendiğinde Şalter osteotomi-sinin 8 - 1 2 yaşa 8 Gelişimsel Kalça Displazili Hastalarda Cerrahi... Adana Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi (2013,1:1) kadar uygulanabildiği bildiril-mektedir. 2>18 Barrett, Şalter osteotomisi için üst yaş sının belirtmemiştir. Fakat başarılı sonuçların daha çok 1 , 5 - 4 yaş arasında alındığını bildirm iştir. 24 Gülm an ve Roth, 18 ay - 4 yaş, 4-6 yaş ve 6 yaş üstü olarak a y ırd ık la rı Ş a lte r o ste o to m isi u y g u lan m ış olgularda, en başanlı sonucun birinci grup olan 18 ay-4 yaş grubunda alındığım bildirmişlerdir.25 Bizim açık redüksiyon ve Şalter uyguladığımız hastalarda üst yaş sının 4,3 idi. Femoral kısaltma ve derotasyon osteotom isi ile birlikte yapılan Şalter osteotomisinde ise üst yaş sının 7,6 idi. Üçlü osteotomi uyguladığımız olgu-larda üst yaş sının ise 12,8 idi. Gelişimsel kalça çıkığının tedavisinde femoral ya da asetabuler anteversiyon kusurlarının, femoral ve/veya pelvik osteotomilerle düzeltilmesi normal bir kalça ekleminin temin edilmesini ve geç dö nemde oluşacak artrozun önlenmesini sağlaya caktır. Şalter femur boynu anteversiyonunun pelvik osteotomiden sonra zamanla düzeleceğini kabul eder ve bunun için pelvik osteotomiden sonra en geç dört yaşm a kadar beklenm esi gerektiğine inanır.23 Tüm er, eğer fem ur başı asetabulum içerisine konsantrik olarak redükte edilir ise, 6-12 ay içerisinde fem ur üst uçdaki anteversiyon kusurunun düzeleceğini savunmaktadır.26 Ege, Çakırgil ve Biçim oğlu anteversiyon ve valgus deformiteleri için fem oral osteotominin cerrahi redüksiyon ve Şalter innominate osteotomisi ile birlikte yapılmasını ve 4 yaşından sonra femoral kısaltm a da yapılacak ise mutlaka aynı seansta y ap ılm asın ı ö n erm ek ted irler.27’28'29 B iz de olgularımızda proksimal femura yönelik girişimleri açık redüksiyon ve Şalter innominate osteotomisi ile birlikte yaptık. Femoral kısaltma ve/veya dero tasyon osteotomisi kararının, ameliyat sırasında konsantrik redüksiyon değerlendirerek verilmesi gerektiğini ve bunun da ikinci bir seansa bırakılma ması gerektiğim düşünmekteyiz. Şalter osteotomisinden önce, fem ur başının mutlaka asetabulum hizasına getirilmesi gerekir. G K D ’de fem ur başm ın asetabulum dan çıkarak yukarıya doğru yerdeğiştirm esine bağlı olarak, özellikle geç tanı konan olgularda, pelvifemoral adaleler çok gergin ya da kısalmıştır. Pelvifemoral kaslardaki bu gerginlik, redüksiyon sonrası asetabulumun fem ur başına yaptığı basmcı arttırarak AVN’ye yol açtığı üeri sürülmektedir.6’30’31 Bunu önlem ek için, Şalter am eliyat öncesi traksiyon önermiştir.23 Daha sonraki çalışmalarda, ameliyat öncesinde traksiyonla femur başımn asetabulum seviyesine getirilerek iliak osteotom i yapılan olgularla, açık redüksiyon sırasında fem oral kısaltm a yapılan olgular karşılaştırıldığında geç dönemde AVN oranının, femoral kısaltma yapılan olgularda am eliyat öncesi traksiyon uygulanan olgulara oranla daha az olduğu bildirilm iştir.13’ 26,27,32,33 Yüksek kalça çıkıklarında (özellikle Tönnis tip 4) traksiyon ile femur başınm aseta bulum hizasına indirilm esi yetersiz kalm akta, redüksiyon gerçekleşse bile pelvifemoral kasların yetersiz uzaması, aşın gerilmesi ve sonrasında tekrar kontrakte olmasıyla ya redislokasyon ya da artmış eklem içi basmç nedeniyle AVN ve kalçada ankiloz geliştiği bildirilm iştir.30 Birçok olguda kas gevşetmesinin de yetersiz kaldığı ve ameliyata fem oral kısaltm a eklem ek gerektiği ifade edil mektedir.2’34 Pek çok yazar tarafından iki yaşın üstündeki olgularda femoral kısaltmanın gerekli olabileceği vurgulanmaktadır. Redüksiyon sonrası nazik bir traksiyon ile baş asetabulumdan birkaç milimetre uzaklaşabilmelidir. Bu olmuyorsa kısalt ma gerekliliği vardır. Schoenecker ve Strecker’in bir çalışm asında açık redüksiyon ile birlikte fem oral kısaltm a yapılan olgularla traksiyon sonrası açık redüksiyon yapılanlar karşılaştırılmış ve kısaltm a yapılanlarda %85 iyi sonuç bulu nurken, traksiyon yapılan grupta %44 iyi sonuç ve %50’nin üzerinde AVN bildirilmiştir. 34 Bizim çalışm am ızda kalçaların 32(% 82)’sine iskelet traksiyonu kurulurken, 9(% 18)’una kurulmadı. İskelet traksiyonu kurulanlarla kurulmayanların sonuçlan arasındaki fark istatiksel olarak anlamlı değildi. Biz yine de de iskelet fraksiyonunun pelvi femoral kas kontraksiyonunu azalttığını, aynca traksiyon kurulan hastalarda kapsül gevşetmesinin ve açık redüksiyonun daha rahat yapıldığım düşü nüyoruz. Fem ur üst uçtaki rotasyonel deformitenin düzeltilmesi kararını, ameliyat öncesi yapılan radyolojik değerlendirmeler ışığında ve ameliyat sırasında kalçanın konsantrik redüksiyo-nunu değerlendirerek veriyoruz. Bu çalışmada da açık redüksiyon sırasında, fem ur başının yüksekte olması nedeni ile konsantrik redüksiyon sağlana m ayan 12 (% 30) kalçada fem oral kısaltm a uygulanmıştır. Kalçaların 7 (% 18)’sine sadece femoral kısaltma, 2(% 5)’sine femoral kısaltma ve derotasyon, 3(% 7,6)’üne ise femoral kısaltma derotasyon ve varizasyon yapılm ıştır. Bunun dışında 5 (%12,8) kalçaya ise kısaltma yapılmadan osteotomi ve derotasyon yapılmıştır. Şalter osteotomisinde menteşe noktası simfizis pubistir. Üçlü osteotomi gereksinimi simfizis pubis esnekliğini kaybettiğinde ve Y kıkırdağı kapandı ğında ortaya çıkm aktadır. A setabuler yapının büyük bir kısmı yaşamın ilk sekiz yılında oluşur. Kemik olgunlaşması ve dolayısıyla yaş, GKD’nin prognozu için dönüm noktasıdır. Özellikle sekiz yaşından sonra Şalter ve Pemberton osteotomileri yeteri kadar asetabuler örtünme sağlamaz. Sekiz yaşından sonra en ideal tedavi asetabulumu eklem 9 Gelişimsel Kalça Displazili Hastalarda Cerrahi... Adana Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi (2013,1:1) kıkırdağı ile birlikte döndürerek fem ur başının örtünmesini sağlamaktır.35 İlk olarak Steel 1973 yılında 45 hastanın 52 kalçasında uyguladığı üçlü pelvik osteotomi sonuçlarım yayınlamıştır. Ancak asetabuler düzeltmeyi ameliyat öncesi ve soması kantitatif olarak değerlendirmediği gibi hastaların ortalama yaşım da belirtmemiştir. Ağrısız ve stabil bir kalçayı yeterli sonuç olarak değerlendirmiş ve hastaların %23’ünde yetersiz sonuç bildirmiştir.16 Olgularımızın 4 kalçasına açık redüksiyon ve üçlü osteotomi uyguladık. Bu olguların yaş ortalaması 9,6 yıl idi. Klinik sonuç olarak 1 kalça Modifiye Mc Kay grup 1, 1 kalça grup 2, 2 kalça da grup 3 olarak değerlendirildi. Radyolojik olarak 4 kalça da Severin grup 2 idi. 1 kalçada Kalamchi tip 4 AVN mevcuttu. Literatürde üçlü pelvik osteotom inin geç bir kom plikasyonu olarak A V N ’den çok fazla bahsedilmemektedir. Tönnis şimdiye kadar sadece bir olguda avasküler nekroz gördü ğünü belirtmiştir.36 Prof. Dr. Güngör Sami Çakırgil tarafından tanımlanan radikal redüksiyon girişimi ise dört komponent içermektedir. Bunlar adduktor tenotomi, anterolateral açık redüksiyon, femoral varizasyon-derotasyon ve kısaltm a ve asetabuloplastidir. Yazar Y kıkırdağı kapanana kadar Dega asetabuloplastiyi tercih ettiğini, sonrasında ise kendi geliştird iğ i küresel asetabuloplastiyi, reluksasyon veya subluksasyon durumlarında ise sekonder am eliyat olarak Chiari osteotomisini uyguladığını bildirm iştir. 37 Çakırgil R adikal redüksiyonu ile tedavi edilen hastalarda mükemmel ve iyi sonuç, 1,5-4 yaş arası %88, 4-8 yaş arası % 77,8-14 yaş arasında ise %53 olarak bildirilmiş, 9-14 yaş arasın d a ted av i ed ilen h a sta ların sonuçlarının anlam lı olarak daha kötü olduğu belirtilm iştir. Bizim olgularım ızın 14(% 35,8) kalçasına radikal redüksiyon yapılmıştır. Farklı olarak iliak osteotom isi seçim inde Dega değil Şalter osteotom isi tercih edilmiştir. Klinik olarak 7 kalça grup 1, 4 kalça grup 2, 3 kalça grup 3 olarak değerlendirilmiştir. Radyolojik olarak ise 2 k a lç a g rup 1, 12 k a lç a g rup 2 o lara k değerlendirilmiştir. Radikal redüksiyon yaptığımız kalçaların 2 tanesinde Kalamchi tip 1,1 tanesinde ise tip 2 AVN tespit edilmiştir. Barrett ve ark. 54 vakalık serilerinde, radyolojik olarak %74, klinik olarak da %75 mükemmel ve iy i so n u ç ve A Î o rta la m a 160 a z a lm a bildirm işlerdir. 24 G ülm an ve arkadaşlarının serisin d e, 39 h astan ın 52 k a lç a sın a Ş alter osteotomisi uygulanmış 18 ay - 4 yaş gurubu için klinik olarak % 81,4 radyolojik olarak da % 71,1 m ükem m el-iyi sonuç bildirm iştir. A setabular indekste 21 derecelik düzelme olduğunu belirtmiş olup yaşm arttıkça başanm n da o oranda azdığım ifade etmiştir.25 Haidar, 38 hastalık serisinde açık redüksiyonla birlikte Şalter osteotomisi uygulamış, ortalama 91 aylık takip bildirmiştir 32 hastaya 2 hafta süreyle traksiyon uygulamıştır. Klinik olarak % 97,3, radyolojik olarak da % 83,8 mükemmeliyi sonuç yayınlamıştır. Çalışmasmda, asetabulumun pelvik osteotomi yapılmadan da konsantrik bir redüksiyonla yeniden modele olma kapasite sinin olduğu, fakat bunun alçılama süresinin uzatıl ması ile mümkün olabileceğini vurgulamıştır.38 M ergen ve arkadaşları 61 hastanın 84 kalçasına Şalter osteotomisi, femoral kısaltm a ve varizasyon-derotasyon uygulamışlardır. Ortalama yaş 29,5 ay olup, ortalama takip süresi 5 yıldır. Klinik olarak % 96 kalçada m ükem m el + iyi sonuç bildirilm iştir.39 Şalter ve Dubos 1974 yılında yayınladıkları makalelerinde 1,5-4 yaş grubunda % 93,6 başarı oranının, 4 yaş üzerinde % 56,7 olduğunu bildirmişlerdir. Bunu da 3 yaşm üzerinde asetabulum gelişm e p o tansiyeli azalm asına bağlamışlardır.40 Barret ise 8 yıl takip ettiği 68 kalçada klinik olarak % 78 mükemmel ve iyi, radyolojik olarak % 74 mükemmel ve iyi sonuç elde ettiklerim yayınlamıştır.24 Biçimoğlu ve ark. tek seansta Şalter osteotom isi ile birlikte femoral kısaltma, derotasyon varizasyon uyguladıkları 35 k a lç a d a % 85,6 m ükem m el ve iy i sonuç bildirm işlerdir.29 Avkan ve ark. ise 63 olgunun 90 kalçasını değerlendirmiş ve klinik olarak % 88, radyolojik olarak % 82 çok iyi ve iyi sonuç bildirm işlerdir.41 M emikoğlu ortalam a 5,5 yıl takip ettiği 27 kalçalık serisinde klinik olarak % 81 çok iyi ve iyi sonuç bildirmiştir.42 Bilgen ve ark. açık redüksiyon ve Şalter osteotomisi uygula dıkları 34 olgunun 48 kalçasını değerlendirdikleri çalışmalarında % 87 çok iyi ve iyi klinik sonuç, % 83 çok iyi ve iyi radyolojik sonuç elde etmişlerdir.43 Hamzaoğlu ve ark. 5 yaşm üzerindeki GKD’li hastalara uyguladıkları radikal redüksiyonun sonuçlarım değerlendirmişler ve % 78 mükem mel ve iyi sonuç bildirmişlerdir.44 Ağuş ve ark. bu oram %91 olarak bildirmiştir.45 Çalışmamızdaki hastaların ortalam a takip süresi kısa olup, 39 kalçanın klinik değerlendirmesi M odifiye Mac Kay kriterlerine göre yapıldı. Kalçaların 23 (% 59)’i grup l(mükemmel), 10 (% 26)’u grup 2 (iyi), 6 (% 15)’sı grup 3 (orta) idi. D eğerlendirm e sonucunda grup 4 (kötü) olgu yoktu. Buna göre 33 kalçada (% 85) mükemmel veya iyi, 6 kalçada (%15) orta sonuç elde edildi. Radyolojik olarak Severin kriterlerine göre 12 (% 30) kalça grup 1 (mükemmel), 24 (% 62) kalça grup 2 (iyi), 1 (% 3) kalça grup 3 (orta), 2 (% 5) kalça grup 4 (kötü) olarak değerlendirildi. A İ’de ortalama 200 azalma tespit edildi. H er cerrahi m üdahalede kom plikasyonlar 10 Gelişimsel Kalça Displazili Hastalarda Cerrahi... Adana Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi (2013,1:1) gelişebildiği gibi GKD’nin cerrahi tedavisinde de bazı kom plikasyonlar oluşabilmektedir. Femur başı AVN olarak tanımlanan proksimal femoral epifizin büyüm e bozuklukları GKD tedavisini gelişen en önemli komplikasyonlardan biridir. Bu sorun sonucu ortaya çıkan potansiyel sekel femur başı deformitesi, asetabuler displazi ve etkilenen kalçada erken başlayan dejeneratif değişiklik lerdir.46 GKD ile bağlantılı proksim al femoral büyüme bozukluklarının gelişiminde kabul edilen m ekanizm a fem ur başm a uygulanan ve fizisin germinal hücre tabakasın olumsuz etkileyen aşın basınçtır. Bunun epifîz boyunca iletilen devamlı kompresif kuvvetler ile oluştuğuna inanılır. Diğer bir teori, femur başım besleyen arterlerin baskıya maruz kalarak başm dolaşımının bozulmasıdır.46 Barrett %6 oranında AVN bildirmiş, preoperatif traksiyon, yumuşak doku gevşetmeleri, femoral kısaltm a ile AVN oranının azaldığını savun muştur.24 Gülman’m serisinde AVN oram %63,3 olup, bunların % 34,6’sı tip 2, tip 3 ve tip 4 AVN olgulandır. Gülman diğer çalışmalara göre oldukça yüksek olan bu oranlan yetersiz cerrahi teknik ve zorlamalı endikasyonlara bağlamaktadır.25 Haidar %8,1 oranında AVN bildirmiş ve deneyimleriyle 3 yaşından büyük olgulara Lmominat osteotomi ile birlikte femoral kısaltma önermiştir.38 Mergen tip 1 A V N ’u %24 oranında gözlemiş, bu grubun geç döneme ait klinik ve radyolojik sonuçlarının iyi olduğunu bildirmiştir. %2 olguda tip 2 AVN gözlem iş, %10 olguda tip 3 AVN saptamıştır. Uzun dönem sonuçlarının ancak hastanın erişkin yaşlara kadar takip edilmesiyle ortaya çıkacağım vurgulamışta:.39 Ağuş ve ark. yaptıklan çalışmada iskelet traksiyonu sonrası açık redüksiyon ve Şalter osteotomisi uyguladıkları hasta grubunda % 23,5 AVN oranına rastlarken, traksiyonsuz açık redük siyon ve Şalter osteotomisine ek olarak femoral kısaltm a uyguladıkları hasta grubunda ise AVN oranını % 10 olarak bildirmişlerdir. Bu nedenle traksiyon uygulamadan femoral kısaltma yapılarak sağlanan baş-asetabulum ilişkisinin özellikle geç tam konmuş GKD olgularında daha etkili olduğunu vurgulamıştır.7 Schoenecker ve Strecker 3 yaşından büyük olguların bir kısırıma ameliyat öncesi iskelet traksiyonu, bir kısırıma da primer femoral kısaltma uygulam ışlardır. İskelet traksiyonlu grubun %54’ünde bulunan AVN, femoral kısaltma yapılan grupta hiç görülmemiştir.34 Tümer ise iki yöntem arasında AVN yönünden önemli bir fark bula madıklarını bildirmiştir.26 Bizim ortalama takip süremiz kısa olmakla beraber, çalışmamızdaki k a lç a la rın 7 ’sinde (% 17) A V N m evcuttu. Kalamchi ve Mac Ewen sınıflamasına göre 4 ’ü grup 1, 2 ’si grup 2, 1 tanesi de grup 4 olarak s ın ıf la n d ır ıld ı. T ra k s iy o n u y g u la n a n ve uygulanmayan olgulan-mızın sonuçlan arasında istatiksel olarak anlam lı bir fark yoktu. Biz gelişim sel kalça çıkığının tedavisinden sonra görülen AV N’nin iyatrojenik olduğu, bu nedenle yapılacak cerrahi müdahale-lerin çok dikkatli ve en az zarar verecek şekilde yapılması gerektiği kanaatindeyiz. B ir diğer kom plikasyon greftte fiksasyon kaybıdır. Çok sık görülmemekle beraber Barrett 68 olguluk çalışmasında, 3 hastasında (% 4.41) osteotomi hattına konan greftte fiksasyon kaybı bildirm iştir.24 Bizim olgularım ızda böyle bir komplikasyon gelişmemiştir. GKD’de uygulanan cerrahi tedavilerden sonra görülen en ciddi kompli kasyon yeniden çıkık veya yemden sublüksasyondur. Yeniden çıkık ya da sublüksasyon, yapılan osteotom iden sonra asetabulum u içeren distal parçanın anterior ve superolateral kısm ının fonksiyonel yerleşim deki fem ur başını örtecek kadar döndürülmemesi, medial fragmanın arkaya ve daha mediale kayması, greftin kayması veya rezorbsiyonu, asetabulumun arka kısmında defekt olması, konsantrik redüksiyonun sağlanmamış olması, femur boynunda aşm anteversiyon ve/veya valgus deform itesinin olm ası, yeterli kapsül tamirinin yapılmamış olması ve açık redüksiyon sırasında yumuşak doku gevşetmelerinin yetersiz olarak yapılması neticesinde ortaya çıkar.27 Haidar, serisinde 2 kalçada subluksasyon gözlemiştir ve bu hastalar tekrar öpere edilmişlerdir. 38 Bizim olgularım ızdan 1 tanesinde am eliyat sonrası üçüncü haftada, pelvipedal alçısı bozulduğu için alçı değişimi uygulanırken redislokasyon gelişti. Hastaya yeniden açık redüksiyon ve pelvipedal alçı yapıldı. Bu hastanın kalçasında am eliyat sonrası 6. ayda eklem sertliği mevcuttu. Genel anestezi altında kalça eklemi mobilize edilirken, femur boyun kınğı gerçekleşti. Skopi kontrolünde redükte edilerek kanüllü vida ile tespit edildi. Kaynama elde edildi. Y e n id e n ç ık ı k v e s u b lu k s a s y o n u n önlenebilmesi için cerrahi redüksiyon sırasında yumuşak doku gevşetmelerinin m utlaka özenle ve tam yapılması, ameliyat öncesinde ve sırasında femur üst ucundaki anteversiyon kusurunun tam olarak değerlendiril-mesi ve gerekli düzeltmenin yapılm ası gerek tiğ in i düşünüyoruz. A yrıca yumuşak doku gevşetmele-rinin yapılmasına ve anteversiyon kusurunun düzeltilmesine rağmen redüksiyon soması stabi-litesi güven vermeyen kalçaları fem ur boynundan transfiksasyon teli göndererek asetabuluma tespit ediyoruz. Bununla beraber pelvipedal alçılama yaparken konsantrik redüksiyon pozisyonunu sağlamada çok dikkatli ve titiz olunm ası gerek tiğ in i düşünüyoruz. 11 Gelişimsel Kalça Displazili Hastalarda Cerrahi... Adana Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi (2013,1:1) KA YNAKLAR 1. 2. 3. 4. 5. 6. 7. 8. 9. 10. 11. 12. 13. 14. Martus J E, Sucato D J. 0-8 yaşlar arasında kalçanın gelişim sel bozuklukları Current Opinion in Orthopaedics 2007; Cilt 2, Sayı 4,188-196. Herring J A. Developmental Dysplasia of the Hip, Tachdjian Pediatric Orthopedics Vol. 1, 3.th edition, Philadelphia W . B. Saunders Co, 2002:513-704. Daoud A, Saighi A. CDH in the older child: The effectiveness o f overhead traction. J B one Jo in t Surg. 1996; 7 8 -A (l): 30-1. M cKay Douglas W. A comparison of the innominate and the pericapsular osteotomy in the treatment of the congenital dislocation of the hip, Clin Orthop Relat Res. 1974; 98: 124-132. Severin E. Contribution to the knowledge of congenital dislocation o f the hip joint. Late results of closed reduction and arthrographic studies of recent cases. Acta Chir Scan 1941; 84; 1-142. K alam chi A, M ac Ew en GD: A vasculer necrosis following treatment of congenital dislocation of the hip J Bone J Surg 1980 ;62:876-887. Ağuş H, Araç Ş, Us M R, Erdem E L, Açan M A. D oğuştan kalça çıkığının cerrahi tedavisinde femoral osteotomi ve fraksiyonun karşılaştırılması. Açta Orthop Traumatol Turc 1987: 21;159-162. Eren A. Doğuştan kalça çıkığı tedavisinde S alter innom inate osteotom i sonuçları. Hacettepe Ortopedi Dergisi. 1996:6;96-99. M acN ico l M F, B e rto l P. T he S a lte r innominate osteotomy: Should it be combined with concurrent open reduction? J Pediatr Orthop 2005; 14(6): 415- 421. Beaty J H. Congenital and developmental dysplasia o f the hip. C anale & Beaty: Cam pbell'sOperative Orthopaedics, Tenth Edition. 2003:1079-1124. Weinstein S .L. Morrissy RT: Developmental hip dysplasia and dislocation Lovell & W inter’s Pediatric Orthopaedics Fifth Ed. W o lte rs K lu w e r co. 2001: 9 0 9 -9 5 6 . Ege R. Doğumsal kalça çıkığında patoloji. Ege R. Kalça cerrahisi ve sorunları. Ankara THK basımevi 1994;201-216. Türner Y Doğuştan kalça çıkığında cerrahi redüksiyon. Ege R K alça ce rra h isi ve sorunları Ankara THK basımevi 1994 :257 - 278 . S om m erville E W . O pen red u c tio n in 15. 16. 17. 18. 19. 20. 21. 22. 23. 24. 25. 26. 27. 28. 12 congenital dislocation of the hip. J Bone Joint Surg 1953; 35-B: 363-71. Tüm er Y, Aguş H, M ergen E. D K Ç ’nin tedavisinde içe dönük (inverte) limbusun rolü. T ürkiye K lin ik leri T ıp B ilim leri A raştırm a D ergisi 1984; 2(1): 921-927. S teel H H. T rip le O steo to m y o f the Innom inate Bone. J Bone Joint Surg Am. 1973;55:343-350. Ege R. Pelvik osteotom ilere genel bakış. Kalça Cerrahisi ve Sorunlan.THK Basımevi Ankara. 1994;313-329. Salter R B. Innom inate osteotom y in the tre a tm e n t c o n g e n ita l d islo c a tio n and subluxation o f the hip. J Bone Joint Surg 1961;43:518-539. Kalamchi A. M odified Salter osteotomy. J Bone Joint Surg 1982; 64-A: 183- 187. Sutherland D H, G reenfield R H. Double innom inate osteotom y. J B one J Surg. 1977;59-A: 1082-1091. S teel H. H. T rip le O steotom y o f the Innom inate BoneJ Bone Joint Surg Am. 1973;55:343-350. Pemberton P A. Pericapsuler osteotomy of the ilium for T reatm ent o f C ongenital Subluxation and D islocation of the hip; J.B o n e J o in t S u rg . 1 9 6 5 :4 7 -A : 65. Salter R B. Role of osteotomy in the treatment of congenital dislocation and subluxation of the hip in the older child. J Bone Joint Surg 1966; 48-A(7): 1413-1439. Barrett W illiam P, Staheli Lynn T, Chew D eanna E The effectiveness o f the Salter innom inateosteotom y in the treatm ent of congenital dislocation of the hip. J Bone Joint Surg 1986;Vol 68-A:79-87. G ü lm a n B , T u n c a y C , D a b a k N , K araism ailoglu N. S alter's innom inate osteotomy in thetreatment of congenital hip dislocation: a long-term review. J Pediatr Orthop 1994; 14(5): 662-666. Tümer Y. Önsaç B. Doğuştan kalça çıkığının iliak ve proksimal femoral osteotomilerle tek seansda tedavisi VIII. M illi Türk Ort. ve Trav. Kongre Kitabı Emel Matbaası. Ankara. 1984;252-55. Bayındır Ş. Baki C. Kutlu A. , Şahlan Ş. , Ünsaldı T. Salter pelvik osteotomisi Ege R. Kalça cerrahisi ve sorunları. Ankara THK Basımevi 1994; 348-388. Çakırgil GS. Adolesan yaşlardaki çocuklarda konjenital kalça çıkığı probleminin tek seansh cerrahi m etodu (Radikal redüksiyon) ile Gelişimsel Kalça Displazili Hastalarda Cerrahi... Adana Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi (2013,1:1) tedavisi. V. Milli Türk Ortopedi ve Travmatoloji K ongre K itabı.Em el M atbaası Basım evi İstanbul 1978; 417-21. 29. Biçimoğlu A. DKÇ’nin tek seansta modifiye Salter, açıkredüksiyon, derotasyon, kısaltma, varus osteotomisi ile tedavisi ve sonuçları. IX. M illi Türk O rtopedi ve Travm atoloji Kongre Kitabı. Emel Matbaası, Ankara 1985: 212-214. 30. Binnet M S, Çakirgil G S, Adiyaman S, Ateş Y. The relationship between the treatment of the congenital dislocation of the hip and avascular necrosis. Orthopedics 1992; 15: 7 3 -8 1 . 31. Cooperman DR, Wallensten R, Stulberg SD. P o s t-re d u c tio n a v a sc u la r n e c ro sis in congenital dislocation of the hip. J Bone Joint Surg 1980; 62-A(2): 247-258. 32. Berkeley M, Dickson J H, Cain T E, Donovan M M. Surgical therapy for CDH in patients who are 12-36 months old. J Bone Joint Surg 1984; 66(3): 412- 420. 33. Çakirgil GS. Adolesan yaşlardaki çocuklarda konjenital kalça çıkığı probleminin tek seanslı cerrahi m etodu (Radikal redüksiyon) ile te d a v is i. Y. M illi T ü rk O rto p e d i ve Travmatoloji Kongre Kitabı. Emel Matbaası B a s ım e v i İ s ta n b u l 1 9 7 8 ; 4 1 7 - 2 1 . 34. Schoenecker P L, Strecker W B. Congenital dislocation of the hip in children. Comparison of the effectsof fem oral shortening and of skeletal traction in treatment. J Bone Joint Surg Am. 1984;66:21-27. 35. W einstein SL, M ubarak SJ, W enger DR. Developmental hip dysplasia and dislocation: Part I. J Bone Joint Surg 2003:8; 1824-32. 36. Doğan A, Zorer G, Özer U E. Asetabuler displazinin üçlü pelvik osteotomi ile tedavisi ve erken dönem sonuçları. A cta O rthop T ra u m a to l T u rc 2 0 0 7 ;4 1 (5 ):3 5 5 -3 6 6 . 37. Chakirgil GS. Radical reduction operation in the treatment of congenital dislocation of the hip.O rthopedics 1987;10: 711-720. 38. Haidar RK, Jones RS, Vergroesen DA, Evans GA Simultaneus open reduction and Salter innom inate osteotom y for developm ental dysplasia of the hip. J Bone Joint Surg 1996: 78-B, 471-476. 39. M ergen E, Işıklar U, Ömeroğlu H, Ateş Y, Erdemli B. Doğuştan kalça çıkığı tedavisinde açıkredüksiyon, Salter ve femoral osteotomi kombinasyonu. Ankara Tıp Mecmuası. 1991: 44;563-574. 40. Salter RB, Dubos JP. The first fifteen year’s p e rso n a l e x p e rien c e w ith in n o m in ate osteotom y in the treatm ent o f congenital dislocation and subluxation o f the hip. Clin O rth o p R e la t R es 1 9 7 4 ;(9 8 ):7 2 -1 0 3 41. Avkan C M, Alparslan B, Aslan B, Okur A, Tosun N. Doğuştan kalça çıkığında Salter am eliyatı. H acettepe O rtopedi D ergisi 1991:4;183-187. 42. Memikoğlu Ş. Büyük çocuklarda doğuştan kalça çıkığı tedavisinde pelvik osteotomi ile birlikte fem oral kısaltm a osteotom isinin sonuçları. H acettepe O rtopedi D ergisi 1991:2;67-70. 43. Bilgen Ö F, Durak K, Kejanlıoğlu S, Ayan M, Özdem ir R. Doğum sal kalça çıkığının ted av isin d e aynı anda u y g u lan an açık redüksiyon ve in nom inat osteotom inin değerlendirilmesi. Açta Orthop Traumatol Turc 1996;30(4):365-368. 44. Hamzaoğlu A, Esenkaya î, Durmaz H, Aşık M, Arıtam ur A. İleri yaşlardaki doğuştan kalça çıkığının ‘ ’Açık redüksiyon, kısaltma, d ero tasy o n , v ariz asy o n ve P em b erto n asetabuloplastisi” ile cerrahi tedavisi. Açta O rthop T raum atol T urc 1990:24;9-12. 45. Ağuş H, K alenderer Ö, Pedükcoşkun S, Eryamlmaz G, Reisoğlu A. Yürüme sonrası gelişimsel kalça çıkığının cerrahi tedavisinde erken p ro g n o stik fak tö rlerin d e ğ e rlen dirilmesi. Açta Orthop Traumatol Turc 1999; 33:35-39. 46. Brougham D I, Broughton N J, Cole W G. M enelaus A vascular necrosis follow ing closed reduction of congenital dislocation of the hip.J Bone Joint Surg , 1990: 72-4: 557 -562. 46. Connolly P, Weinstein S L. Gelişimsel kalça d is p la z is in d e fe m u r b a ş ı a v a s k ü le r nekrozunun seyri ve tedavisi. Açta Orthop Traumatol Turc 2007;41: 54-59. Y azışm a adresi: D r. A hm et Y ılm az. A dana N um une E ğ itim ve A ra ştırm a H a s ta n e s i O rto p e d i ve T ra v m a to lo ji K lin iğ i, A d a n a Tel: 0 5 3 2 3 1 4 2 3 1 0 e-posta: ahm etyilm az-dr@ hotm ail.com 13
Benzer belgeler
GKD Erken Tanı ve Tedavi Programı Eğitimleri Görsel Serisi
G KD tedavisinde bol ara bezi uygulamasının yeri kesinlikle
yoktur.
gelişimsel kalça displazisi ulusal erken tanı ve tedavi programı
ortezlerden olan Ilfeld-Craig ve Von Rosen ortezlerinin yüksek başarı ve düşük
komplikasyon hızına sahip oldukları da belirtilmiştir.
6 aydan sonra konservatif yöntemlerle tedavi başarısız olup, ço...