Clinical Chemistry 61:1 Klinik Vaka Çalışması 50
Transkript
Clinical Chemistry 61:1 Klinik Vaka Çalışması 50
Klinik Vaka Çalışması Clinical Chemistry 61:1 50-55 (2015) Büyüme ve Gelişme Geriliği ile Kas Tonusunda Azalma Bulunan Beş Aylık Erkek Bebek Viswanathan Huchtagowder1, Marwan Shinawi2 ve Christina M. Lockwood1* Patoloji ve İmmünoloji Bölümü, Tıbbi Laboratuvar Birimi, 2Pediyatri Bölümü, Genetik ve Tıbbi Genomik Birimi, Washington Üniversitesi Tıp Fakültesi, St. Louis, MO. 1 Bu yazarın iletişim bilgileri: Department of Pathology and Immunology, Division of Laboratory Medicine, Washington University School of Medicine, 660 S. Euclid Ave., Campus Box 8118, St. Louis, MO 63110. Fax 314-362-1461; e-posta [email protected]. * 4 Haziran 2014’te alındı; 4 Eylül 2014’te kabul edildi. DOI: 10.1373/clinchem.2014.228486 © 2014 American Association for Clinical Chemistry Standart dışı kısaltmalar: CMA; kromozomal mikro sıra analizi; PWS, Prader-Willi sendromu; AS, Angelman sendromu; IC, baskı merkezi; UPD, tek ebeveynli disomi; FISH, floresans in situ hibridizasyon. OLGUNUN TARİFİ Beş aylık erkek bebek gelişme geriliği, “albinizm” ve olası nöbetler nedeniyle değerlendirilmek üzere genetik ve nöroloji bölümlerine gönderilmiştir. İlk gebeliğinden ilk doğumunu gerçekleştiren (G1P1) 19 yaşında bir anneden 36 haftalıkken normal vajinal yolla dünyaya geldiği öğrenilmiştir. Doğum ağırlığı 2.6 kg, boyu 49.5 cm ölçülmüştür. Doğumu travmatik olmuş ve sol subdural hematom gelişmiştir. Solunum güçlüğü ve pnömoni nedeniyle yaklaşık üç hafta yenidoğan yoğun bakım ünitesinde kalmış, ancak bu sırada yapılan işitme testi ve genişletilmiş metabolik incelemeler normal bulunmuştur. İlk birkaç ayda göbek fıtığı ve beslenme güçlükleri gözlenmiştir. Dört aylıkken “nöbet geçirdiği” ifade edilerek hastaneye getirilmiştir. Elektroensefalogarm normal olarak değerlendirilmiştir. Ekokardiyografide kalp anatomisi ve işlevlerinde foramen ovalede küçük bir açıklık dışında bir sorun saptanmamıştır. Hastaya iki kez beyin manyetik rezonans görüntüleme incelemesi yapılmış, birinci aydakinde sol subdural hemoraji, dördüncü aydakinde subaraknoid genişleme görülmüştür. Oftalmoloji tarafından muayene edilmiş ve oküler albinizm olasılığı ekarte edilmiştir. Sistemlerin sorgusunda zayıf kas tonusu, soluk cilt rengi, gürültülü solunum, kabızlık ve gastroözofajiyal reflü bulunduğu ifade edilmiştir. Soygeçmişinde annenin çocukluğunda konuşma terapisi ihtiyacı duyması dışında bir özellik saptanmamıştır. İki üvey kardeşi ve onların diğer ebeveynleri sağlıklıdır. Beş aylıkken yapılan muayenesinde boy ve ağırlık açısından ilk persantilin altında, oksipitofrontal çapının ise 66. persantilde olduğu (nisbi makrosefali) saptanmıştır. Uyanık ve interaktif olduğu, akut distres bulunmadığı gözlenmiştir. Bitemporal daralma nedeniyle uzun yüzlü olduğu, gözlerinin badem şeklinde, burun köprüsünün ise basık olduğu belirlenmiştir. Nörolojik muayenesinde gövdesel hipotoni ile alt ekstremite kas tonusunda artış saptanmıştır. Beş aylık gelişiminin değerlendirilmesinde baş kontrolünün bulunduğu, uzanma ve yakalamanın başladığı, ancak yuvarlanamadığı gözlenmiştir. Üç ayda gülümsemeye, iki buçuk ayda mırıldanmaya başladığı öğrenilmiştir. Gelişme geriliği saptanmamıştır. Başlangıçtaki laboratuvar tetkiklerinde bikarbonat düzeyinin 17-19 mmol/l (referans aralığı 20-30 mmol/L) olduğu hafif bir asidoz ve hafifçe yükselmiş amonyak düzeyi (108 µmol/L, referans aralığı 10-50 µmol/L) dışında bir anormallik görülmemiştir. bozukluğu/entelektüel gerilik veya kromozom anomalisi bulunanlarda klasik kromozom analizi yerine ilk yapılacak inceleme olarak önerilen CMA (kromozomal mikro sıra analizi) gerçekleştirilmiştir. CMA tetkikinde 23,615,768 ve 28,644,578 (hg19) genomik koordinatları arasında 15q11.2q23.1 üzerinde 5-Mb bir delesyon bulunmuştur (Şek. 5a). Sonuç olarak, hastanın klinik muayenesi ve nörolojik tetkikleri özgün bir sendrom düşündürmemiştir. Metabolik incelemede de (asilkarnitin profili, serum amino asitleri, idrar organik asitleri ve laktat) bir anormallik görülmemiştir. Açıklanamayan gelişme __________________________________________________________________________________ Şek. 1. AS/PWS için moleküler tanı algoritması Olguların çoğunda DNA temelli metilasyon analizi ile AS ya da PWS tanısı konabilir. İlk aşamada metilasyona özgü PCR, multipleks ligasyona bağımlı sonda amplifikasyonu ya da Southern blot analizi kullanılmalıdır. Bu testleri sonuçlarına göre yineleme riskini tahmin etmek, hangi ebeveynden kaynaklandığını belirlemek ve danışmanlık için genetik mekanizmayı ortaya koymaya yönelik olarak UBE3A gen sıralaması, FISH, UPD ve IC analizleri gerçekleştirilir. Karmaşık olgularda genetik nedeni belirlemek için CMA ya da izleyen nesil sıralama (NGS) analizi yapılabilir. Eğer PWS şüphesi kuvvetliyse HBII-85 mikrodelesyonu, MAGEL2 mutasyonları veya UPD-14, 14q32 delesyonu gibi PWS benzeri durumları ekarte etmek için ek incelemelere gerek vardır. __________________________________________________________________________________ ARKA PLAN Her ikisi de 15q11-q13 üzerine haritalanmakla birlikte, Prader-Willi sendromu (PWS) ile Angelman sendromu (AS) klinik açıdan çok farklı fenotiplere sahiptir. Fenotiplerin bu kritik bölgelerdeki genlerin ekspresyon kaybı ile ilgili olduğu düşünülmektedir. PWS (OMIM #176270) erken bebeklik döneminde hipotoni ve beslenme güçlükleri, daha sonra aşırı yeme ve kademeli olarak morbid obezite gelişimi ile karakterizedir. Fiziksel özellikler bebeklik döneminde daha belirgindir; baş uygunsuz olarak uzundur (dolikosefali), bifrontal çap azalmıştır, gözler badem şeklindedir, üst dudak incedir ve ağız aşağıya dönüktür, ellerle ayaklar küçüktür. Ancak fenotip yaşla birlikte değişkenlik gösterebilir. Angelman sendromunun (OMIM #105830) klinik belirtileri arasında ciddi gelişme geriliği, konuşma bozukluğu, duruş bozukluğu ve/veya ekstremite tremorları ile kendine özgü bir davranış şekli (sık ve uygunsuz kahkaha, gülümseme veya uyarılabilirlik) sayılabilir. Mikrosefali ve nöbetler sıktır. Nörolojik gelişme bozuklukları hayatın ilk yılından sonra daha belirgin hale gelir. AS ve PWS bebekliğin erken dönemlerinde özgün olamayan klinik belirtilerle ortaya çıkarlar; bu nedenle ayırıcı tanı zordur. Kesin tanı yıllar sonra konabilir. Moleküler testlerden önce AS ve PWS tanısı ancak üzerinde anlaşma sağlanmış kriterlerle koyulabiliyordu. Günümüzde bu kriterlerden moleküler testlerin yapılacağı hastaları belirleme amacıyla yararlanılmaktadır. Hastada bulunan gövdesel hipotoni, kilo alamama, beslenme güçlükleri, göreceli makrosefali ve yüz görünümü gibi klinik özellikler nedeniyle anormal genetik bulguların PWS ile uyumlu olduğu düşünülmüştür. Genom izi anne ve babadan gelen alellerin arasındaki bir alanın ayırıcı ekspresyonuna karşılık gelir. Sıklıkla bir alelin geçiş sırasında eksilmesi ya da tekrarlanması söz konusudur ve normal gelişme için hem anneden, hem de babadan gelen alellerin geçişi gereklidir. PWS ve AS genomik baskı bozukluklarının klasik örnekleridir; fenotip silinmiş ya da mutasyona uğramış alelin anneden ya da babadan geçmiş olmasına bağlıdır. Kromozom 15’in özel bir bölgesi (baskı merkezi, IC), bir kısmı babadan [MKRN3 (makorin yüzük parmağı proteini 3), MAGEL2 (MAGE benzeri 2), NDN (nekdin, melanom antijeni [MAGE] ailesi üyesi), PWRN1 (Prader-Willi bölgesi protein dışı kodlama RNA 1) ve SNRPN (küçük nükleer ribonükleoprotein polipeptid 1) gibi], bir kısmi ise anneden [UBE3A (ubikutin protein ligaz 3A)] gelen bir demet geni düzenler. Örneğin, NDN ve SNPRN babadan kaynaklanmış olmalıdır, çünkü annenin kromozomunda metillenmiş, dolayısıyla da sessizleşmiş CpG adalarına sahiptirler. Çok sayıda genetik mekanizma PWS nedeni olabilmekle birlikte, tümü 15q11-q13 üzerindeki baba kaynaklı genlerin ekspresyonundaki kaybın sonucudur. Bu mekanizmalar arasında bu bölgede baba kaynaklı delesyon (olguların yaklaşık % 75-80’i), kromozom 15’te anne kaynaklı (tek ebeveynli) disomi (UPD) (olguların yaklaşık %20-25’i) ve babadan gelen alellerin sessizleşmesine neden olan baskı defektleri (olguların yaklaşık %1’i) sayılabilir. UPD belli bir genomik bölgedeki her iki kopyanın da tek bir ebeveynden gelmesi sonucu oluşur. AS mekanizması ise anne kaynaklı kromozom 15q11q13’te delesyon (olguların yaklaşık %70-75’i), UBE3A mutasyonları (olguların yaklaşık %10’u), kromozom 15’te baba kaynaklı disomi (UPD) (olguların yaklaşık %3-7’si), anneden gelen kromozomda baskı defekti (olguların yaklaşık %23’ü) ve bilinmeyen nedenlerdir (olguların yaklaşık %10’u). SLC9A6 [çözelti taşıyıcı ailesi 9, alt aile 6 (NHE6, katyon proton anti-taşıyıcı 6), üye 6], TCF4 (transkripsiyon faktörü 4) ve MECP2 (metil CpG bağlayıcı protein 2) mutasyonlarında da AS benzeri fenotiplerin bulunduğu tarif edilmiştir. Şek. 2. Kromozom durumu ve metilasyon analizi (A) 15q11-q13 delesyonlarının CMA aracılığıyla saptanması. Üst paneldeki alel piklerinde silinmeye bağlı kaybolan heterozigot aleller görülmektedir. Düz sinyal silinen bölgenin kopyalanma şeklini geri kalan kromozom segmentindeki diploid durumla karşılaştırmaktadır. Alt panel kromozom 15’te analiz edilen sondaların log2 oranıdır (her nokta bir belirteçtir). (B) Southern blot tekniği ile gerçekleştirilen metilasyon analizi. Analiz için anneden gelen metillenmiş SNPRN geni ile babadan gelen metillenmemiş SNPRN genini ayırt eden bir sonda kullanılmıştır. CpG adasındaki SNPRN geninin 5’ ekzonu anneden gelen allelde metillenmiş, babadan gelen alelde ise metillenmemiştir. Southern blot analizi ile delesyon, tek ebeveynli disomi ve baskı defektlerinden kaynaklanan PWS ve AS saptanır. Bu analizde hasta numunesinde negatif kontrol ve PWS ile AS için pozitif kontrollere göre anneden gelen metillenmiş SNPRN geninin bulunmadığı görülmektedir. CN, kopya sayısı. İnsan genleri: MKRN3, makorin yüzük parmağı protein 3; MAGEL2, MAGE benzeri 2; NDN, nekdin, melanom antijeni (MAGE) ailesi üyesi; PWRN1, Prader-Willi bölgesi protein dışı kodlama RNA 1; SNRPN (küçük nükleer ribonükleoprotein polipeptid 1); UBE3A (ubikutin protein ligaz 3A); SLC9A6, çözelti taşıyıcı ailesi 9, alt aile 6 (NHE6, katyon proton anti-taşıyıcı 6), üye 6; TCF4, transkripsiyon faktörü 4; MECP2, metil CpG bağlayıcı protein 2. PWS ve AS ailelerinde nüks riski genetik mekanizmaya bağlıdır. Bir delesyon, UPD ya da IC silinmesinin bulunmadığı baskı defekti olgularında %1’den azdır. Eğer kromozomal bir yeniden düzenleme veya IC delesyonu ile birlikte bir baskı defekti söz konusu ise ailesel risk %50’ye kadar yükselebilir. Predispozan ebeveyn translokasyonları ile birlikte baba kaynaklı UPD olgularında nüks riski %100’e yaklaşabilir. AS hastalarında UBE3A mutasyonu varlığında nüks riski %50 düzeyindedir. PWS hastalarının çocuklarında cinsiyete bağlı olarak yaklaşık %50 oranla PWS ya da AS görülür. AS/PWS için genetik test yapılması tanının doğrulanması, tedavinin düzenlenmesi ve nüks riskinin belirlenerek genetik danışmanlık sağlanması için çok önemli bir araçtır. Üzerinde fikir birliği sağlanan çok sayıda moleküler test vardır (Şek. 1). İlk olarak 15q11-q13 bölgesinde ebeveyne özgü metilasyon bulunup bulunmadığını değerlendirmek üzere DNA temelli test yapılmalıdır. Metilasyon analizi ile AS olgularının yaklaşık %80’i, PWS olgularının ise %99’undan fazlası belirlenir. Anormal metilasyon Southern blot analizi, metilasyona özgü PCR veya metilasyona özgü çoklu ligasyona bağlı sonda amplifikasyonu ile saptanabilir. Eğer anormal bir metilasyon saptanırsa ek testlerle genetik mekanizma aydınlatılmalıdır. Bu kritik bölgedeki delesyonu saptamak ya da doğrulamak için floresans in situ hibridizasyon (FISH) ve CMA kullanılır. İlave olarak, mikro uydu analizi ve CMA ile heterozigotluk kaybı gösterilerek UPD belirlenebilir. Delesyon bulunmayan şüpheli AS olgularında UBE3A sıralaması gerçekleştirilir. Eğer her iki ebeveynden birden geçiş söz konusu ise IC analizi yapılabilir. Bu hastalıklarda genetik mekanizmanın belirlenmesi nüks riskinin ortaya konması ve genetik danışmanlık hizmeti sağlanması açısından önemlidir. OLGUNUN ÇÖZÜMÜ Hasta gövdesel hipotoni, kilo alamama, beslenme güçlükleri, nisbi makrosefali, uzun yüz, bitemporal daralma, burun basıklığı ve gelişme geriliği tablosunda başvurmuştur. Bu bulgular başlangıçta AS yerine PWS ile uyumlu olarak değerlendirilmiştir. Ancak beslenme güçlüğü ve kas hipotonisi genç AS hastalarında da görülebilir. Kasılmaların bulunmaması ve olasılıkla hastanın yaşının küçük olması ile ilişkili mikrosefalinin görülmemesi AS/PWS ayrımını daha da zorlaştırmıştır. Bu aşamada ilk gerçekleştirilen genetik test CMA olmuş ve 15q11-q13 segmentindeki delesyon saptanmıştır (Şek. 2A). Ancak ayırıcı tanı için gerekli olan ebeveynlerden gelen aleller ve 15q11-q13 segmentinin basılı zincirinin metilasyon durumu CMA ile ayırt edilemez. Delesyonun hangi ebeveynden köken aldığının ve metilasyon durumunun belirlenmesi için metilasyon analizi yapılması önerilir. Bu şekilde %99’dan büyük olasılıkla PWS tanısı konur ya da ekarte edilir. Bu noktada Southern blot analizi yapılmış ve anneden gelen aleldeki kayıp gösterilerek AS tanısı kesinleştirilmiştir. Bu olgu erken yaşlarda AS/PWS ayrımı yapılmasının ne kadar zor olduğunu göstermektedir. OLGUNUN TAKİBİ Hasta şu anda 10 yalıktır ve gelişimi ile büyümesi genetik ve nöroloji bölümlerince izlenmektedir. Fizik, uğraş ve konuşma tedavisi almaktadır. Gelişmesindeki gecikme devam etmektedir, ancak büyüme parametreleri normale dönmüş ve nisbeten makrosefalik hale gelmiştir. Halen nöbet geçirmemiştir. AS için karakteristik olan uygunsuzluk mutluluk davranışı vardır. Delesyon bulunan AS hastalarının annelerine kromozomal yeniden düzenlenme olasılığının ekarte edilmesi için kromozom ve FISH analizleri önerilir, ancak hastanın annesi bu testin yapılmasını kabul etmemiştir. Sitogenetik çalışmaların normal olması hesaba katılarak nüks riskinin %1’den az olduğu sonucuna varılmıştır. HATIRLANACAK NOKTALAR PWS ve AS 15q11-q13 kromozomunun baskı bozukluklarıdır. PWS babadan, AS ise anneden gelen genlerin kaybının sonucudur. PWS geleneksel olarak hipotoni, boy kısalığı, aşırı yeme, obezite, entelektüel gecikme ve el ile ayakların küçük olması ile karakterizedir. AS ise şiddetli gelişme geriliği, konuşma bozukluğu, nöbetler, duruş ataksisi ve/veya uzuv tremorları, sık gülme/gülümseme ve kendine özgü mutlu tavır ile karakterizedir. Eğer klinik olarak AS ya da PWS şüphesi varsa ilk yapılacak genetik inceleme DNA temelli metilasyon analizidir. CMA ve diğer moleküler testler altta yatan mekanizmayı açıklığa kavuşturmak için kullanılır. Klinik şüphe yüksek olmasına rağmen DNA metilasyonu negatif ise UBE3A için moleküler test ya da gelecek nesil sıralaması düşünülmelidir. Nüks riskinin değerlendirilmesi PWS ya da AS nedeni olan moleküler mekanizma ile ilişkilidir ve belirlenen algoritmalar doğrultusunda klinik testler yapılmalıdır. Teşekkür: Hasta için onay alınmıştır. Yazarlar bu yayına katkılarından dolayı hastaya ve ailesine teşekkür eder. 1. Miller DT, Adam MP, Aradhya S, Biesecker LG, Brothman AR, Carter NP, et al. Consensus statement: chromosomal microarray is a first-tier clinical diagnostic test for individuals with developmental disabilities or congenital anomalies. Am J Hum Genet 2010;86:749 – 64. 2. Cassidy SB, Schwartz S, Miller JL, Driscoll DJ. Prader- Willi syndrome. Genet Med 2012;14:10 –26. 3. Van Buggenhout G, Fryns JP. Angelman syndrome (AS, MIM 105830). Eur J Hum Genet 2009;17:1367–73. 4. Williams CA, Driscoll DJ, Dagli AI. Clinical and genetic aspects of Angelman syndrome. Genet Med 2010;12: 385–95. 5. Cassidy SB, Dykens E, Williams CA. Prader-Willi and An- gelman syndromes: sister imprinted disorders. Am J Med Genet 2000;97:136 – 46. 6. Buiting K, Saitoh S, Gross S, Dittrich B, Schwartz S, Nich- olls RD, Horsthemke B. Inherited microdeletions in the Angelman and Prader-Willi syndromes define an imprinting centre on human chromosome 15. Nat Genet 1995;9:395– 400. 7. Schaaf CP, Gonzalez-Garay ML, Xia F, Potocki L, Gripp KW, Zhang B, et al. Truncating mutations of MAGEL2 cause Prader-Willi phenotypes and autism. Nat Genet 2013;45:1405– 8. 8. Sahoo T, del Gaudio D, German JR, Shinawi M, Peters SU, Person RE, et al. Prader-Willi phenotype caused by paternal deficiency for the HBII-85 C/D box small nucleolar RNA cluster. Nat Genet 2008;40:719 –21. 9. Clayton-Smith J, Laan L. Angelman syndrome: a review of the clinical and genetic aspects. J Med Genet 2003; 40:87–95. 10. Ramsden SC, Clayton-Smith J, Birch R, Buiting K. Practice guidelines for the molecular analysis of PraderWilli and Angelman syndromes. BMC Med Genet 2010;11:70. Yorum Wen-Hann Tan1* Genetik Bölümü, Boston Çocuk Hastanesi, Harvard Tıp Fakültesi, Boston, MA. Yazarın iletişim bilgileri: Boston Children’s Hospital, Division of Genetics, 300 Longwood Ave., Boston, MA 02115. E-posta [email protected]. 21 Ekim 2014’te alındı; 23 Ekim 2014’te kabul edildi. DOI: 10.1373/clinchem.2014.232934 © 2014 American Association for Clinical Chemistry Standart dışı kısaltmalar: AS, Angelman sendromu; PWS, Prader-Willi sendromu. Angelman sendromu (AS) ve Prader-Willi sendromu (PWS) sıklıkları 1:10000-1:30000 arasında değişen, nadir görülen genetik bozukluklardır. Nadir görülseler de tedavi yaklaşımları ve çocuk sahibi olma kararını etkileme potansiyeli nedeniyle atlanmaması gereken tanılardır. Rekombinan insan büyüme hormonu tedavisi PWS olgularında hem fiziksel büyüme, hem de motor ve mental gelişme açısından olumlu sonuçlar doğurur. İdeal olanı büyüme hormonu tedavisine tanı konar konmaz başlanmasıdır. AS olgularında ise karbamazepin ve fenobarbital gibi belli antiepileptik ilaçların kullanılması nöbetleri daha da kötüleştirirken, valproat ve klonazepam gibi diğerleri ile birlikte düşük glisemik indeksli bir diyet etkili olabilir. Ancak PWS ve AS hastası olan genellikle bebekler sıklıkla gelişme geriliği ve hipotoni gibi özgün olmayan belirtilerle karşımıza gelir. Beslenme bozuklukları ve kilo alamama gibi PWS, nöbetler gibi AS düşündüren belirtiler bulunsa da, bunlar da özgün değildir. Bu olgu sunusundaki hastanın yüz belirtileri, beslenme güçlüğü ve kilo alamaması akla PWS olasılığını getirmektedir. PWS ile bağlantılı aşırı yeme ve obezitenin geç çocukluk dönemine kadar görülmediği unutulmamalıdır. AS hastalarının hepsinde nöbet görülmeyebilir, ancak elektroensefalografi anormallikleri tümünde mevcuttur. Bu klinik tabloda başvuran hastalarda ilk aşamada yapılacak inceleme olan kromozomal mikrodizilim analizi ile tüm hastaları belirlemek mümkün değildir ve kromozom 15 metilasyon analizi yapılmadan olguların bazılarına tanı konamaz. Yazarların da vurguladığı gibi metilasyon analizi de normalse AS tanısını doğrulamak için ubikutin protein ligaz 3A (UBE3A) mutasyonları için moleküler analiz yapılmalıdır. Yazar Katkıları: Tüm yazarlar bu makalenin bilimsel içeriğine katkıda bulunduklarını ve şu üç gereksinimi yerine getirdiklerini ifade eder: (a) kavram ve tasarıma, verilerin toplanmasına veya analiz edilmesi ve yorumlanmasına anlamlı katkı; (b) makalenin bilimsel içerik açısından hazırlanması ve gözden geçirilmesi; ve (c) yayımlanma için nihai onay. Yazarların Olası Çıkar Çatışması Beyanları: Makalenin gönderilmesi aşamasında tüm yazarlar Olası Çıkar Çatışması Beyan Formu’nu doldurmuştur. Olası çıkar çatışmaları: İstihdam veya Yöneticilik: Bildirilmemiştir. Danışmanlık: Bildirilmemiştir. Hissedarlık: Bildirilmemiştir. Onursal Ücretler: Bildirilmemiştir. Araştırma Desteği: Bildirilmemiştir. Uzman Tanıklığı: Bildirilmemiştir. Patentler: Bildirilmemiştir. Diğer ücretler: W. H. Tan, Kanada Angelman Sendromu Derneği Yorum Merlin G. Butler1* Psikiyatri ve Davranış Bilimleri ve Pediyatri Bölümleri, Kansas Üniversitesi Tıp Merkezi, Kansas City, KS. Yazarın iletişim bilgileri: Departments of Psychiatry&Behavioral Sciences and Pediatrics, University of Kansas Medical Center, 3901 Rainbow Blvd., MS 4015, Kansas City, KS 66160. Faks 913-588-1305; e-posta [email protected]. 25 Eylül 2014’te alındı; 21 Ekim 2014’te kabul edildi. DOI: 10.1373/clinchem.2014.232942 © 2014 American Association for Clinical Chemistry Standart dışı kısaltmalar: AS, Angelman sendromu; PWS, Prader-Willi sendromu. Angelman sendromu (AS) ve Prader-Willi sendromu (PWS) 15q11-q13 kromozom bölgesindeki genom baskı örnekleri hatasının ilk belirlenen örnekleridir. Hangi ebeveynde delesyon olduğuna göre ortaya çıkarlar (PWS baba, AS anne kaynaklıdır). Farklı klinik tabloları olmakla birlikte hipotoni, hipopigmentasyon, solunum güçlüğü ve bebeklik döneminde beslenme güçlüğü her ikisinde de genellikle ortak olarak görülür. Bu olgu bu iki nadir bozukluğun benzerliklerini ve genetik inceleme yapmadan önce birbirleriyle örtüştükleri yönlerin ayırt edilmesinin önemini vurgulamaktadır. Ayırıcı tanı yapılması, uygun olan genetik testlerin belirlenmesi ve sonuçların yorumlanması için genetik konsültasyonu önerilir. İlk olarak PWS ve AS için kopya sayısı ile birlikte özgün metilasyon analizi ve genetik alt tipin (delesyon, tek ebeveynli disomi veya baskı kusurları) belirlenmesi için tek nükleotid polimorfizm mikrodizilim analizi yapılmalıdır. Az sayıda hastada ebeveynlerden ve hastadan alınan DNA örneklerinin kromozom 15 belirteçleri kullanılarak genotiplemesinin yapılması gerekebilir. Belli genetik alt tiplerdeki hastalara farklı tıbbi yaklaşımlarda bulunulmalıdır. Örneğin, geniş 15q11-q13 tip l delesyonu bulunan AS hastaları küçük tip ll delesyonu bulunanlara göre nöbet ve PWS olgularındakine benzer davranış bozuklukları göstermeye daha fazla eğilimlidir. Benzer şekilde, tek ebeveynli disomi 15 olgularında (annede PWS veya babada AS olguları) psikoz gibi ek klinik belirtiler görülebilir. Yazarların da belirttiği gibi hem PWS, hem de AS olgularında nüks riski genetik alt tip ile bağlantılıdır. Bu nedenle, tedavinin ve genetik danışmanlığın yönlendirilmesi için 15q11-q13 alt tipinin belirlenmesi gereklidir.
Benzer belgeler
Angelman Sendromu:
© 2014 American Association for Clinical Chemistry
Standart dışı kısaltmalar: CMA; kromozomal mikro sıra analizi; PWS, Prader-Willi sendromu; AS, Angelman
sendromu; IC, baskı merkezi; UPD, tek eb...