GEZİYORUM devamı
Transkript
GEZİYORUM devamı
GEZ‹YORUM Güney Asya’nın küçük ülkesi Bhutan Krallığı’nda gelişmişlik Gayri Safi Milli Hasıla yerine Gayri Safi Milli Mutluluk endeksi ile ölçülüyor. Tüm dünyada, kişi başına düşen milli gelir tartışılırken, bu sıra dışı Himalaya krallığında halkın ne kadar mutlu olduğu önem taşıyor… Himalayalar’daki mutluluk krallığı BHUTAN Ayşe Kaynarcalı [email protected] [email protected] 150 EKOV‹TR‹N HAZİRAN 2013 EKOV‹TR‹N HAZİRAN 2013 151 GEZ‹YORUM / BHUTAN Televizyon ve internetin en geç girdiği ülke B atısında ve güneyinde Hindistan'ın, kuzeyinde Çin ile komşu olan Bhutan’ın toplam yüz ölçümü Konya’nın yüzölçümü (Konya 39 bin kilometrekare) kadar. İklim çeşitlilik gösteriyor. Kuzey ovalarda tropikal iklim hâkimken, orta kısımdaki vadilerde kışlar soğuk, yazlar sıcak geçiyor. Himalayalar'da ise kışlar sert, yazlar oldukça serin. Nüfusu 733 bin. Bhutan’ın etnik yapısı ve dili ülkede farklılık gösteriyor; Dzongka (resmi), Şarçopça, Bumthangca, Kurtopçe, Nepalce gibi diller konuşuluyor. Gelir kaynağı turizm hidroelektrik enerjinin ihracatı ve tarıma dayalı. Toplam ülkenin sadece yüzde 8’lik bir alanı tarıma elverişli, halkın yüzde 70’i ise çiftçi. Bhutan, dünyanın en son televizyon yayını veren ülkesi oldu. İnternet ve televizyon 1999 yılında ülkeye girdi. B EVDE YAŞAYANLAR ÜÇ KUŞAK AYNI Bhutan’da yaşamını süren insanlar iki üç katı geçmeyen evlerinde üç kuşak bir arada yaşıyor. Ülkenin geleneksel mimarisinin korunması ve devam ettirilmesi Druklar için çok önemli. 152 EKOV‹TR‹N HAZİRAN 2013 hutan’da yaşamını süren insanlar yılın çeşitli aylarında farklı farklı festivaller düzenler, her birinin ayrı hikayesi olan maskelerini takar, dans eder, atalarından kalan geleneklerini devam ettirirlermiş. Ülkenin tüm evleri aynı mimarî özellikte imiş. Kapılar, pencereler el emeği göz nuru rengârenk desenlere boyanırmış ve boyalarının eskimesine izin verilmeden çok iyi korunurmuş. İki üç katı geçmeyen evlerinde üç kuşak bir arada yaşarmış. ÜLKE KİMLİĞİ Ülkenin geleneksel mimarisinin korunması ve devam ettirilmesi Druklar için çok önemli imiş. Bu ülkede çok zengin bir bitki örtüsü varmış. Ulu dağlarla çevrili, içinden nehirler akan, dörtte üçü ormanlarla kaplı ülkenin sınırları içinde çeşit çeşit bitki yetişirmiş. Bu bitkilerden kendi ilaçlarını yapar, hastalarının tedavisinde binlerce yıllık bilgiyle üretilmiş bitkisel ilaçlar kullanırlarmış. Çeşit çeşit kuşlar, yabani hayvanlar hep bu küçücük toprak parçasının sınırları içinde saklanırmış. Çünkü Druklar yaban hayatına çok değer verir, onun zarar görmesine asla izin vermezlermiş. Bu ülkenin bir de milli hayvanı varmış ki başka bir yerde görebilmek ne mümkün. At desen at değil, öküz desen öküz değil, keçi desen hiç değil, ama hepsinin karışımı olan bir hayvanmış. Druklar bu hayvana “Takin” adını vermişler. Takinler zaten çok yüksekte olan bu ülkenin daha da yüksek tepelerinde yaşarlarmış. Bu ülkenin halkı misafiri çok severmiş. Ülkelerine gelen konuklarını Tanrı misafiri kabul eden sakin ve güler yüzlü Druklar, konuklarının mutluluğu için ellerinden ne gelirse yaparlarmış. Hatta ülkelerinden ayrılan misafirlerine anketler doldurtur, sizi mutlu etmek için başka neler yapabiliriz diye sorarlarmış. Bu ülkenin başkentinde tek bir trafik ışığı bile yokmuş. Çünkü arabalar yayalara, yayalar da arabalara BHUTAN KRALLIĞI (Druk Yul: Barışçıl Ejderhanın Ülkesi) Resmi İsmi İngilizce İsmi Başkent Yönetim Kral Kuruluş Wangchuck Hanedanlığı Hindistan'ın Tanıması Anayasal monarşi Nüfus Etnik Grup Konumu Yüzölçümü Resmi Dil Yaygın Dinler Para birimi : Brug rGyal-Khab (Wylie) Dru Gäkhap : Kingdom of Bhutan : Thimphu : Üniter Parlamenter Monarşi : Jigme Khesar Namgyal Wangchuck : 17. YY Başlarında : 17 Aralık 1907 : 8 Ağustos 1947 : (14 Aralık 2007) : 733 bin (2012) : Bhutanlı : Güney Asya : 38.394 km² : Dzongkha : Budist : Ngultrum (BTM) trafik ışığına gerek kalmaksızın yol verirmiş. Sokaklarında hiç araç gürültüsü de olmayan bir yermiş burası. Hırsızlık, dolandırıcılık, cinayet gibi batı dünyasına özgü yaygın suçlar burada ne bilinir ne de duyulur imiş. Eğitim ve sağlık hizmetleri de ücretsizmiş. Bu barışsever ve hoşgörülü ülkenin insanları birbirlerine her zaman sevgi ve saygıyla yaklaşırmış. Sözlüklerinde hakaret sayılacak tek bir kelime bile yokmuş. Oysa bu ülkede hayat hiç de ko- lay değilmiş. İklimi o kadar zormuş ki; tüm yıl boyunca sert fırtınalar; yağış sezonu boyunca da yaygın toprak kaymaları görülürmüş. Ormanları çokmuş, çok da güzelmiş ama tarıma elverişli alan da o derece azmış. Bu küçük ülkenin üretim kaynakları sınırlı, teknolojileri geri, karayolları yok denecek kadar az, kişi başına düşen milli gelirleri çok azmış. Ama sahip oldukları ile mutlu olmayı bilen, yüzü hep gülen bir halk yaşarmış o Mutluluk Krallığında... EKOV‹TR‹N HAZİRAN 2013 153 GEZ‹YORUM / BHUTAN Hiç masal ülkesine yolculuk ettiniz mi? O zaman ben anlatayım, siz de okuyun… Bir varmış bir yokmuş… Evvel zaman içinde kalbur saman içinde, dünyanın zirvelerinde Himalayalar’ın ardında küçücük bir ülke varmış. Gitmesi de, dönmesi de zormuş. Bu ülkenin adı "Druk Yul; Şimşek Ejderhanın Ülkesi’ymiş. Halkı kendine “Druk” dermiş. Konuştukları dil de “Dzongkha” imiş. Bu ülkenin başka bir adı daha varmış. O da “Mutluluk Krallığı”… Çünkü bu küçücük ülkede halkın mutluluğu her şeyin üzerindeymiş. Ülkenin zenginlik göstergesi olarak tek geçer akçe mutlulukmuş. Bu ülkenin halkı kralını ve kraliçesini çok severmiş. Öyle çok severlermiş ki; kral ve kraliçenin birbirlerine aşk dolu gözlerle bakan fotoğrafını rozet yapıp göğüslerinde gururla taşırlarmış. Kral çok yakışıklı, kraliçe ise çok güzelmiş. Birbirine çok yakışan bu genç çiftin gülümseyen fotoğrafları daha havalimanının kapısında karşılarmış ülkeye konuk olarak gelen insanları… Bu ülkenin kralı dünyadaki diğer krallardan çok farklıymış. O küçücük ülkede, köy köy, kasaba kasaba gezer, halkının evlerinde kalır, sorunlarını dinler, ihtiyaçlarını tespit eder, halkının sorunlarını çözebilmek için gece gündüz çalışırmış. Yüzyıllar öncesine dayanan geleneklerin ve kültürel mirasın korunması ise ülke yönetiminin temel ilkesi imiş. Sadece bu ülkede görebileceğiniz özel kıyafetler giyermiş Druklar. Erkekler, “gho” adı verilen belden bağlanan bir elbise ve uzun çorap, kadınlar bileklere kadar inen dar uzun etek ve uzun, geniş kol ağızları olan “kira” giyerlermiş. Zengin geleneklerinden motifler taşıyan ve el yapımı kumaşlardan dikilen bu giysiler çok renkliymiş. Çocuklar bir örnek beslenme sepetlerini alır, tertemiz giysilerle okullarına gülerek giderlermiş. 154 EKOV‹TR‹N HAZİRAN 2013 GİZEMLİ ÜLKE BHUTAN’A SEYEHAT A nlatmaya çalıştığım bu ülke masallarda anlatılan bir ülke gibi geldi size değil mi? Oysa bu anlattıklarım o kadar gerçek ki... Bu Mutluluk Krallığının sizin bildiğiniz adı Bhutan. Ve itiraf etmeliyim buraya gitmek pek de kolay bir iş değil… Her şeyden önce Bhutan’a öyle canınız istediği anda uçağa atlayıp gidemezsiniz. Öncesinde mutlaka yerel bir acente ile bağlantı kurmanız ve Bhutan yönetimince belirlenen “turistler için günlük harcama limiti”ni gerçekleştireceğinizi taahhüt etmeniz gerekir. Vizenizi yerel bir acente aracılığı ile almanız mümkün. Haydi, gittiniz. Yine de Bhutan’da turist olarak serbestçe dolaşabilece- ğinizi sanmayın. Gezerken yanınızda mutlaka yerel rehberler eşlik etmeli size. Geçmiş yıllarda kısıtlanan yıllık ziyaretçi sayısı şimdilerde kaldırılmış olmakla beraber, Bhutan’a havayoluyla da karayoluyla da ulaşım imkanları oldukça sınırlı. Havayolu ulaşımı, ancak az sayıda ülkeye uçuşu olan ve ülkenin tek havayolu “Druk Air” ile sağlanabiliyor. Bhutan’ın tek bir havalimanı var, o da, ülkede havalimanı olabilecek belki de yegâne düzlükte yer alan, “Paro Uluslararası Havalimanı”. Druk Air’ın Katmandu’dan, sadece salı ve perşembe günleri uçuşları var. İşte biz de Druk Air ile ılık bir bahar sabahında, Katmandu’dan Bhutan’a uçtuk. Bir buçuk saat süren bu yolculuk YEREL KIYAFETLER Erkekler, “gho” adı verilen belden bağlanan bir elbise ve uzun çorap, kadınlar bileklere kadar inen dar uzun etek ve uzun, geniş kol ağızları olan “kira” giyiyorlar. şüphesiz hayatımın en güzel anıları arasında yer alacak. Son derece berrak bir gökyüzünde, Himalayalar’ı, dünyanın zirvelerini ve Everest’i hayranlıkla izlerken zamanın nasıl geçtiğini anlamadım. Büyüleyici bir güzellik, bambaşka bir duygu... VE İNİŞ… İşte o anlatılamaz, yaşanır… Bhutan’ın Paro Havalimanı’na inebilmeniz için uçak- Bhutan’ın tek ulaşım noktası Paro Havalimanı tan korkmamanız yetmez. Uçağınız dimdik sıradağların arasından kısacık bir süre içinde Paro vadisine inerken canınızı önce Yaradan’a sonra pilotun tecrübesine teslim ettiğinizin farkında olmanız gerekir. Çünkü dünyanın en zor pistine iniyorsunuz. Pilotumuz uçağı bir kuşun hafifliği ve zarafeti ile ulu dağların arasındaki havalimanına indirdiğinde tüm yolcular yeniden doğduk diyebiliriz. Çok sempatik ve farklı bir mimariye sahip havalimanı binasının aslında tüm ülkedeki mimari yapı ile bire bir aynı olduğunu bilmediğimiz için hemen binanın fotoğraflarını çekmeye başladık. Ülkeyi gezdikçe bu estetiğe gözümüz alışsa da, ilk gördüğümüz bina havalimanı olduğu için, bizi hem şaşırttı, hem de büyük bir hayranlık uyandırdı. Havalimanında geleneksel kıyafetlerini giymiş çalışanlar da farklı bir sürprizdi bize. Hepimiz, elbiseli ve uzun çoraplı erkek görevlileri görür görmez yanlarına gidip pozlar verdik. Oysa şehre inince gördük ki, zaten tüm halk öyle giyiniyormuş. Çıkış kapısında yerel rehberlerimizin “Tashi Delek” dilekleri ve beyaz eşarplar ile karşılandık.”Tashi Delek” bütün olumlu dilekler bu iki kelime ile ifade ediliyor Bhutan’da. Yolların dar ve virajlı olması nedeniyle bu ülkede büyük araç yok. Yirmi bir gezgin, iki ayrı minibüse ayrıldık ve iki yerel rehberle gezdik ülkeyi. EKOV‹TR‹N HAZİRAN 2013 155 GEZ‹YORUM BHUTAN THIMPU YOLCULUĞU Thimpu’ya gidiş yolculuğumuz esnasında yerel rehberimizden aldığımız Bhutan tarihi hakkındaki bilgileri özetleyeyim size: B hutan tarihi, yedinci yüzyılda Guru Rinpoche (Padmasambhava) nın ülkeye gelip, Budist öğretileri yayması ile başlıyor. Öncesinde dağınık beyliklerden oluşan Bhutan, ilk kez, 1907 yılında İngilizler tarafından tahta çıkarılan “Ugyen Wangchuck” ile bütünleşmiş ve krallık haline gelmiş. Tibet’e girmeleri konusunda İngiliz birliklerinin komutanı Sir Francis Edward Younghusband’a yol göstermesi ve yardımcı olması sebebiyle, ilk Wangchuck, kral olarak İngilizler tarafından tahta oturtulmuş. Wangchuck soyundan gelen beşinci kralın yönetimindeki küçük bir Krallık olan Bhutan’nın yakışıklı, Oxford mezunu kralı “Jigme Khesar Namgyal Wangchuck” Kasım 2008’de taç giyerek görevi babasından devralmış. Kralı hakkında konuşurken rehberimizin gözleri parlıyor. Gerçekten de krallarını çok sevdikleri ve gurur duydukları temas ettiğiniz her Druk’un tavrından ve konuşmasından anlaşılıyor. Tahtını, kendi isteğiyle şimdiki Kral olan oğluna devreden bir önceki Kral Wangchuck, ile- 156 EKOV‹TR‹N HAZİRAN 2013 ri görüşlü bir lidermiş ve ülkenin geleneklerini ve kültürünü korumak adına pek çok demokratik reform yapıp,1998’de parlamenter rejimin başlamasını sağlamış. Muhalefetin olmadığı bir ülkede demokrasiden söz edilmesi için henüz çok erken olsa da, Haziran ayında yapılacak seçimler sanırım demokrasiye geçiş adına önemli bir gösterge olacak. Paro’dan, ülkenin başkenti Thimpu’ya giden yol boyunca ülke hakkında bilgi almaya devam ediyor, bir yandan da baharla gelen doğal güzelliklerden gözlerimizi alamıyoruz. Yemyeşil ormanlarla kaplı tepeleri ve ağaçların arasındaki büyük ahşap konakları izlerken gözlerimiz ve ruhumuz bayram ediyor. Kendimizi Doğu Karadeniz’deki Fırtına Deresi’nde hissediyor, Çamlıhemşin yollarında ilerlediğimizi hayal ediyoruz. Fotoğraf molası için iki nehrin birleştiği bir noktada duruyoruz. Durduğumuz yerin özelliği “çörten” adı verilen küçük dini yapıların burada yan yana olması. Tibet, Nepal ve Bhutan çörtenleri. İnanışlarına göre, iki suyun birleştiği yerde kötü enerji oluşurmuş ve çörtenler bu kötü enerjiyi nötralize edermiş. Fotoğraflarını çekip yolumuza devam ediyoruz. Başkent Thimpu’ya vardığımızda şehir merkezinde yemek yiyoruz. Sebze ağırlıklı yemekler lezzetli, tuvaletleri temiz. Restoranın tuvaletinde asılı duran beyaz havlu, konuk olarak gittiğimiz bir evdeymişiz hissi yaratıyor üzerimizde. Şehirde trafik lambası yok. Zaten pek trafik de yok. Olan trafik içinde ise herkes birbirine saygılı. Şehir merkezinde yaptığımız küçük bir gezinin ardından bir Budist tapınağını dolaştık. Namaza benzer ibadetlerini ve dua ritüellerini izledik. EKOV‹TR‹N HAZİRAN 2013 157 GEZ‹YORUM / BHUTAN SİGARA YASAK ALKOL SERBEST Kütüphane binasının hemen önünde büyük puntolarla uyarı tabelaları bizi karşılıyor: “Sigara İçilmeyen Bölge!” Ama sigara içilen bir bölge zaten yok ki! Ülkeye sigara sokmak kesinlikle yasak. Kamusal alanlarda sigara içmenin cezası da çok yüksek ve her yerde uyarılarla karşılaşılıyor. İyisi mi Bhutan’da sigara içmeyi unutun. Sigara yasak olsa da alkollü içkiler serbest. Her iş günü sonunda tekrarlanan bayrak töreni başlıyor. Turuncu- sarı bayraklarının ortasında ülkenin simgesi şimşek ejderhası var. OKÇULUK MİLLİ SPOR Geleneksel kıyafetleri içinde atış yapan okçuları görünce, hemen yanlarına gidip onları izlemeye başladık. Meğer Bhutan’ın milli sporu okçulukmuş. BUDA’NIN GÖRKEMİ Tapınak gezimizin ardından kentin yüksek bir tepesine çıktık. Binlerce Budist’in aynı anda dua edebileceği, inşaatı hala devam eden geniş bir alanın üzerinde, inananlara bereket mudrası gönderen dünyanın en görkemli Budha heykelini gördük. Tapınak gezimizin ardından kentin yüksek bir tepesine çıktık. Binlerce Budist’in aynı anda dua edebileceği, inşaatı hala devam eden geniş bir alanın üzerinde, inananlara bereket mudrası gönderen dünyanın en görkemli Budha heykelini gördük. 158 EKOV‹TR‹N HAZİRAN 2013 Tepeden görünen manzara tam anlamıyla nefes kesiciydi. Son derece yüksek tepeler boyunca, göz alabildiğine yeşilin tonları. Ormanlarla kaplı dağların arasından görünen karlı zirveler ve sanki bulutların arasında oturuyormuş ve sizi izliyormuş hissi yaratan dev Budha heyke- li… İçimden neler neler geçiyor… Tepeden indiğimizde, yolumuzun üzerinde geleneksel kıyafetleri içinde atış yapan okçuları görünce, hemen yanlarına gidip onları izlemeye başladık. Meğer Bhutan’ın milli sporu okçulukmuş. Ama bildiğiniz olimpik standarttaki okçuluk değil Bhutanlılarınki. Fiber kullanılan ve hedef tahtalarının son derece uzağa konularak atış yapıldığı bir okçuluk bu. Okçuları izledikten sonra gezimize devam ediyor ve ormanlık bir alanda ulusal hayvanları “Takin” i uzaktan da olsa görüp Thimpu Dzong’a gidiyoruz. Burası Bhutan’ın hükümet binası olarak kullanıyor. Yakınındaki büyük bir bahçenin içinde ise kralın yaşadığı sarayı yine uzaktan görüyoruz. Kapanış saatinde ulaştığımız için sarayın içini gezemiyoruz ama bahçeden de olsa binanın fotoğraflarını çekiyoruz. ÜLKENİN SİMGESİ ŞİMŞEK EJDERHASI Her iş günü sonunda tekrarlanan bayrak töreni başlıyor. Turuncu- sarı bayraklarının ortasında ülkenin simgesi şimşek ejderhası var. Başbakanın, birkaç Bakan ve Rahiplerin hazır bulunduğu bayrak töreninin bitiminde tüm yetkililer güler yüzle binadan ayrılıyor. Başbakan önümüzde arabasına binip uzaklaşırken güvenlik, koruma gibi herhangi bir tedbir görmüyoruz. Bulunduğumuz yüksekliğin etkisiyle hepimiz çok yorulmuşuz. Akşam yemek saatine kadar odamda uyuyup kalmışım. Her yerde olduğu gibi, basit ve temiz otelimizin lobisinde de bizi karşılayan kral ve kraliçenin fotoğrafının önünde fotoğraf çektirip, öğle yemeğimizdekine benzer, damak tadımıza uygun akşam yemeğimizi yedik; sotelenmiş karışık sebze, tavuk ve içi- ne kişniş katılmış makarna ve üzeri marmelatlı elmalı kekin tadına baktık. Meyvemsi tada sahip kırmızı şaraplarını ise beklediğimin çok ötesinde başarılı buldum. Ama her şeye rağmen yine de “Ema Datshi”nin tadını unutmam mümkün değil! Ülkenin ulusal yemeği Ema Datshi. Acı kırmızıbiber, soğan, sarımsak, domates ve peynir ile yapılan Bhutan’ın geleneksel yemeğini tatmadan dönerseniz geziniz eksik kalır rivayetine inandım. Fırsat bulur bulmaz Ema Datshi yedim. Gerçekten de çok lezzetli ama benim için inanılmaz acıydı. Yerken gözlerimden yaş geldi. Ertesi sabah köy yumurtası ve diğer organik ürünlerin sunulduğu kahvaltının ardından yine yollara düştük. İlk durağımız Bhutan Milli Kütüphanesi. Dünyanın en büyük basılı kitabı Milli Kütüphane binasının mimarisi Bhutan’ın diğer binaları gibi yine göz alıcı. Ülkenin Wangchuck soyadını taşıyan tüm kralları ile fotoğrafları önünde tanıştık. İçinde Bhutan hakkında 150 fotoğraf bulunan, 152 cm x 213 cm büyüklüğünde ve 59 kg ağırlığındaki dünyanın en büyük basılı kitabı karşılıyor bizi kütüphane girişinde. Kitabın boyutlarını görünce şaşırıyoruz. Raflarında karşılaştığımız diğer kitaplar da Bhutan’a özgü. Turuncu, kırmızı kumaşlara rulolar halinde sarılıp, yatay olarak raflara yerleştirilmiş kitaplarla dolu kütüphane. Budist edebiyatının en seçkin eserlerinin saklandığını ve pek çoğunun bin yılı aşkın bir süredir Himalaya ve Orta Asya Budist dünyasının ortak dili olan klasik Dharma lisanı ile ya- EKOV‹TR‹N HAZİRAN 2013 159 GEZ‹YORUM BHUTAN zıldığını öğreniyoruz. Kütüphanede ayrıca başta İngilizce olmak üzere diğer batı dillerinde yazılmış Himalayalar, Bhutan ve Budizm hakkında eserler mevcut. Kütüphane gezimizin ardından köy evleri ve köy yaşamının yansıtıldığı Etnografya Müzesi’ni geziyor ve bahçesinde dinleniyoruz. Hava nefis, her yerde pembe bahar dalları, başkent sessiz... Yöresel motifleri olan el dokuması geleneksel kumaşlarının üretildiği bir atölyede dokumacı kadınları izleme fırsatı da buluyoruz. Üretim bölümünün üst tarafında yer alan satış bölümünden bu zarif çörten motiflerinin işlendiği örtülerden satın alıyoruz. Gezimiz Paro’ya doğru devam ediyor. Paro’yu kuşbakışı gören Rinpung Dzong’un koruma binasının önünde fotoğraf molasının ardından, Müze binasını geziyoruz. Burada rehberimizden, her birinin ayrı bir anlamı olan maskeler, Tangka denilen kutsal resimleri hakkında bilgi alıyoruz. Kraliyet ailesine ait fotoğraflar, silahlar ve Bhutan’a özgü hayvan ve bitki örtüsü fotoğraflarını gördükten sonra Rinpung Dzong’a gitmek üzere müzeden ayrılıyoruz. Gayri safi mutluluk GEZİNİN ARDINDAN DİNLENDİK Etnografya Müzesi’ni gezdikten sonra bir süreliğine bahçede oturup dinlendik. Hindistan ve İngiltere’de eğitim alan kral Jigme Singye Wangchuck, ekonomik başarının aynı ölçüde mutlu bir toplum yaratmadığı görüşünü benimsiyor. 1974 yılında kral olduğu zaman öncelikli olarak ülke yönetimi için yeni prensipler (o float the idea of developing a new set of guidelines) ortaya koydu. Zaman içinde bu prensipler şekillenerek, 1998 yılında Gayri Safi Mutluluk endeksi hesaplanmaya başlandı. Mutluluk endeksi dört temel prensibe dayalı; ekonomik büyüme, milli değerlerin ve kültürel mirasın korunması, doğanın ve doğal kaynakların korunması ve adil bir yönetim. RINPUNG DZONG D zong kale manastır demek, Dzongkha ise Dzonglarda konuşulan dil anlamına geliyor. Budist öğretilerin sürdürüldüğü binalar, mutfak birimleri, mahkeme, yönetim binaları hep bu kale manastırların içerisinde yer alıyor. Turuncu kıyafetlerin içinde güler yüzlü “lama”lar (Öğretmenler) ve kırmızı bordo giysileri içinde oradan oraya sessiz ve hızlı adımlarla yürüyen çekingen öğrencilerle göz göze gelince nezaketle selam veriyorlar. Kütüphane Rinpung Dzong 160 EKOV‹TR‹N HAZİRAN 2013 Bhutan dünyada “Vajrayana Budizmi”ni sürdüren tek ülke ve çok iyi korunan öğretiler hayatlarının tüm alanında etkisini gösteriyor. Öldürmenin kesinlikle yasak olduğu Budist öğreti sebebi ile ülkede cinayet yok denecek ölçüde. Bağıran, yüksek sesle konuşan, kavga eden insan görmek neredeyse imkânsız. Rinpung Dzong’dan ayrılıp Parochu nehri üzerindeki Küçük Buda (Little Buddha) filminden sahnelerin çekildiği “Nyamai Zam” ahşap köprüsünden karşıya geçtik. Neşe içinde okula giden çocukları izledikten sonra aracımıza binip Tiger Nest’i uzaktan da olsa görebilmek için yola çıktık. Yolumuz üzerinde geleneksel kıyafetleri içinde atış yapan okçuları görünce, hemen yanlarına gidip onları izlemeye başladık. Meğer Bhutan’ın milli sporu okçulukmuş. Bildiğiniz olimpik standarttaki okçuluk olmasa da hedef tahtalarının son derece uzağa konularak atış yapıldığı bu spor hayatlarının bir parçası. TIGER NEST MANASTIRI Bahar dallarının ardından vadiyi ve sıradağları izleyerek Tiger Nest’in olduğu bölgeye ulaştık. Çok yüksek bir yarın üzerine kondurulmuş Tiger Nest Manastırı Bhutan’ın sembolleri arasında yer alıyor. Guru Rinpche burada bulunan bir mağaraya bir kaplanın sırtında çıktığına inanıldığı için bu adı almış. Bu mağarada üç ay boyunca inzivaya çekilip meditasyon yapan rahibin anısına manastır yapılmış. Günün yorgunluğuna, gün batımında Paro’daki otele vardığımızda sunulan sıcak çay ikramı çok iyi geldi. Ormanın içinde, kuş cıvıltıları arasında, tatil köyü gibi bir otelde konakladık. Gecenin bir vaktinde kahvaltımızı yaptık ve gün ağarmadan yola çıktık. Yine pırıl pırıl bir havada nefes kesen haşmeti ile Himalayalar’ı izleyerek Katmandu’ya döndük. Geride, sonsuz bir sükûnet içinde kırmızı-bordo elbiseleriyle, manastırların taş yollarında yürüyen öğrenciler, güler yüzleriyle objektiflere poz veren güzel genç kızlar, ellerinde beslenme sepetleriyle güle oynaya okula giden sağlıklı ve mutlu çocuklar kaldı... Geride “Mutluluk” kaldı… E EKOV‹TR‹N HAZİRAN 2013 161
Benzer belgeler
Kathmandu - SEDVENTURE
İstanbul uçuşunuz için havalimanına transferiniz gerçekleşecek. Check-in ve
pasaport işlemlerinin ardından Türk Hava Yolları’na ait TK 727 nolu sefer ile
saat 08:45’de Istanbul’a hareket. Yerel saa...