İncelemek İçin Tıklayınız
Transkript
İncelemek İçin Tıklayınız
Parazitoloji Terimleri SUNUŞ Dilimizin zengin ve köklü bir dil olduğuna gönülden inanıyorum. Ne var ki yıllar boyunca bazı kendini bilmezler tarafından dilimiz devamlı olarak horlanmış ve küçümsenmiştir. Diğer yandan doğal olarak diller arasında karşılıklı etkileşimler olmaktadır. Özellikle bilim alanındaki gelişmeler bunu zorunlu kılmaktadır. Fakat gerekli etkilenmeler ve alıntılar dışında bu konuda aşırıya kaçmanın ve alanı hemen tamamen yabancı sözcük ve deyimlere bırakmanın son derece yanlış olduğu kanısındayım. Bu konuda Yunus Emre ile Mevlana’yı örnek verebiliriz diye düşünüyorum. Birincisini bugün okuma yazması olmayan dahi anlayabilirken, ikincisi eserlerini Farsça yazdığı için bunları okumak, değerlendirmek herkesin harcı değildir. Parazitolojik deyim ve tanımlamalar başta tıp olmak üzere veteriner ve biyoloji alanlarında geniş bir kullanım alanına sahiptir. Bir dil bilimci değilim ama yine de çalışma alanımla ilgili terimleri burada açıklamaya çalıştım. Bu konuda yıllar önce çalışan, uyarılarda bulunan tüm hocalarıma şükranlarımı sunar, yazdıklarımın gençlere yardımcı olmasını dilerim. Saygılarımla Prof. Dr. Gülendame SAYGI 1 Parazitoloji Terimleri A abdest bozan taenia saginata Gebe halkaları istemsiz olarak kişinin anüsünden çıkan bu parazit sestot için halkın kullandığı ad. abdominal ağrı abdominal pain, abdominalgia karın ağrısı abortif abortive Eksik veya yetersiz gelişmiş, düşük yapıcı. Güdük de denilen bu terim özellikle toksoplasmozla ilgili olarak kullanılır. Acanthamoeba türleri Acanthamoeba species Temelde doğada özgür yaşayan, fakat koşullar oluştuğunda insanda başta akantamoeba ensefaliti (GAE) ve keratiti olmak üzere çeşitli parazitozlara yol açan amip türleri. adjuvan adjuvant Bir antijenin vücuda yavaş verilmesini sağlayan ve onun antijenitesinin artmasına yol açan madde. Yarım ve tam olarak iki tiptir. adsorpsiyon adsorption Herhangi bir şeyi bir yüzeye yapıştırma işlemi. ör. indirekt hemaglütinasyon deneyinde kullanılan koyun alyuvarlarının yüzeyine kist hidatik sıvısını veya parçalanmış Toxoplasma gondii antijenlerini yapıştırmak. aerop aerobic Atmosferik oksijen varlığında yaşayıp, çoğalabilen canlı. afasmid aphasmid Fasmidlere sahip olmayan nematotlar. Afrika göz solucanı Loa loa İnsanın derisi altında yaşayan, yer değiştirmesi sırasında zaman zaman korneada görülen bu parazit, filaryalar içinde yer alır. Afrika tripanosomiyozu African trypanosomiosis Trypanosoma gambiense ve T. rhodesiense türleriyle oluşan parazitoz. Afrika uyku hastalığı da denir. agamaglobulinemi agammaglobulinemia Kişinin kanında gamaglobulin olmaması durumu. Bu da o kişiyi parazitozlara yakalanmaya yatkın kılar. ağız kapsülü buccal capsule Bazı nematotlarda ağız açıklığı ile yemek borusu başlangıcı arasında kalan kısmın kitinsel maddelerle desteklenmesiyle oluşmuş büyük boşluk. Yapısı ve içinde bulunan kısımlar hem erişkin solucanların hem de rabditiform larvaların ayırıcı tanısında kullanılır. aglütinasyon agglutination Partiküler antijenin homolog veya kendine uyan bir serumla karşılaşınca küme oluşturması. Genelde direkt aglütinasyon diye de tanımlanır. ahır sineği Stomoxys calcitrans baldırsokan AIDS AIDS kazanılmış immün yetersizlik sendromu aile family Taksonomide kullanılan basamaklardan biri. Familya. akantamöbiyoz acanthamoebiosis Özgür yaşayan amiplerden Acanthamoeba türlerinin neden olduğu parazitoz. Bu parazitoz, daha çok granülomatöz akantamoeba ensefaliti (GAE) ve akantamoeba keratiti şeklinde belirtilir. akantella acanthella Akantosefallerin yaşam döngülerinde görülen, akantor ile sistakant dönemleri arasında yer alan ve parazitin kalıcı organ ve sistemlerinin geliştiği evre. akantopod acanthapodium (pl. acanthopodia) Dikensi görünümde olan yalancı ayak. Lobopodlardan da çıkabilir. Özgür yaşayan amiplerin Acanthamoeba türlerinde görülür. akantor acanthor Akantosefallerin yaşam döngüsünde yumurtadan çıkan larval dönem. akantosefaller acanthocephala Ön kısımlarında dikenli ve içeri çekilebilen bir hortuma sahip parazitleri içeren grup. Bu parazitler insanda nadir görülür. akar dermatiti acarodermatitis Keneler ve akarcıklarla oluşan dermatitler. akarcık mite Eklembacaklıların akarlar grubunda bulunan küçük, mikroskobik canlılar. Bu grupta uyuz etkeni, Demodex gibi parazitler bulunur. akarlar acari Eklembacaklıların keneler ile akarcıklar gruplarını içerir. akciğer kelebeği Paragonimus westermani Bu parazit trematot, insan ve diğer canlıların akciğerlerinde parazitlenir. akciğer kelebek hastalığı Paragonimiosis westermani Paragonimus westerman’nin neden olduğu parazitoz. aksenik axenic Daha çok kültürlerle ilgili olarak kullanılır. Ortamda hiçbir organizma olmadığını belirtir. aksonem axoneme Kamçılı tek hücreli parazitlerde kamçının hücre içinde kalan kısmı olup, kamçı ve/veya kirpiğin fni oluşturur. Blefaroplasttan vücut yüzeyine uzanır. Aksiyal filament de denir. aksostil axostyle Trikomonaslar gibi bazı tek hücreli parazitlerde görülen, tüp benzeri bir organel. Canlının sabit bir görünüm almasını sağlar, kinetozomların olduğu bölgeden başlar, arka uca kadar uzanır, hatta bazı cins ve türlerde bu uçtan dışarı çıkar. 3 Sözlük Dergisi akut acute ivegen ala ala (pl. alae) Nematotların ve diğer bazı canlıların kütikülündeki kanat benzeri genişlemiş kısım. Genellikle larval dönemlerin (Ascaris), bazen de erişkinin (Enterobius) vücudu boyunca uzanır. Lateral veya sublateral yerleşimli olabilir ve çoğunlukla histopatolojik kesitlerde parazitin tanınmasına yardımcı olur. Alaria türleri Alaria species Bir trematot olan bu parazitin mezoserkarya dönemi nadir olarak insanda yerleşir ve larva migransa yol açar. albendazol albendazole Başta hidatik kist olmak üzere, çeşitli helmintiyozların tedavisinde kullanılan ilaç. alerji allergy Yabancı bir maddeye karşı kişinin gösterdiği tepki. Zamanla aşırı duyarlık ile eşanlamlı olarak kullanılmaya başlanmıştır. alev hücresi flame cell Yassı solucanların boşaltım sisteminin fonksiyonel kısmı. Protonefridiyum. altı ayaklılar hexapoda Erişkinleri üç çift bacaklı olan canlıları, böcekleri tanımlar. alveol alveolus Epitel veya zar ile çevrili, küçük, kese şeklindeki alanlar ya da cepler. Özellikle akciğerlerle ilgili olarak kullanılır. alveoler kist alveolar cyst petekli kist alyuvar dışı şizogoni exoerythrocytic schizogony Sıtma parazitlerinin sporozoit evresinin karaciğer parankima hücrelerinde geçirdiği gelişim ve eşeysiz üreme dönemi. amastigot Leishmania Kanda yaşayan kamçılı tek hücrelilerin bazılarının yaşam döngüsünde görülen bir evrim dönemi. Özellikle Leishmania türlerinde ve Trypanosoma cruzi’de görülür. bk. leyişmaniya. amöboma amoeboma Genellikle kronik amöbiyoza bağlı olarak gelişen ve aktif Entamoeba histolytica trofozoitlerini içeren granüloma. ambilhar ambilhar (niridazole) Schistosomiosis mansoni ve diğer bazı parazitozların tedavisinde kullanılan ilaç. Amerikan çengelli solucanı Necator americanus Necator americanus Amerikan köpek kenesi Dermacentor variabilis Kuzey Amerika’da, köpeklerden, bazen de insan ve diğer canlılardan kan emen sert kene türü. ametabolik ametabooeus Yaşam döngüsünde başkalaşım görülmeyen canlı. amfidler amphids Nematotlarda görülen bir çift al4 maç organı. Lateral organlar. amfistom amphistome Karın çekmeni arka uçta yerleşmiş olan trematot. amfofil amphophil Hem asit hem de bazik boyalarla boyanabilen. amfoterisin B amphotericin B Başta mikozlar olmak üzere, PAM da dahil çeşitli parazitozların tedavisinde kullanılan ilaç. amip apsesi amoebic abscess Entamoeba histolytica’nın yol açtığı apse. amipler carcodina (amoebae) Protozoonların bir grubu. Belli bir vücut şekilleri yoktur, yalancı ayaklarla hareket ederler. Kökbacaklılar da denir. bk. kökbacaklılar. amipli dizanteri amebic dysentery Entamoeba histolytica’nın insanda yol açtığı kanlı sürgün. amöbiyoz amoebiosis Entamoeba histolytica’nın, başta kalın bağırsak olmak üzere, vücudun diğer doku ve organlarında yerleşmesi sonucu oluşan parazitoz. anaerop anaerobic Atmosferik oksijen varlığında yaşayamayan, çoğalamayan canlı. anaflaksi anaphylaxis Alerjik şok da denilen bu durumda, vücuda ikinci kez verilen bir proteine veya seruma karşı gelişen şiddetli bir reaksiyon görülür. ör. hidatidozda kistin parçalanması ve kist sıvısının etrafa yayılması sonucunda görülebilir. anamnestik tepki anamnestic reaction Kişinin vücudunda var olan bir antikorun seviyesinin kendisiyle ilgisiz herhangi bir uyarıcıya bağlı olarak yükselmesi. ane biti phthirus pubis kasık biti anemi anemia Bir mm3’teki alyuvar sayısının normal seviyenin altında olması. Hemoglobin miktarında veya 100 ml kandaki toplam alyuvar hacminde azalma görülmesi ile saptanır. Sıtma, çengelli solucan infeksiyonu ve difilobotriyoz gibi parazitozlarda görülür. Kansızlık. anisakiyoz anisakiosis Anisakis grubundaki nematotlarla oluşan parazitoz. Ankilostoma duodenale Ancylostoma duodenale Yurdumuzda görülen ve bağırsakta yerleşen iki çengelli solucan türünden biri. Doğu Karadeniz ve Doğu Akdeniz bölgelerimizde görülür. ankilostomiyoz ancylostomiosis Ancylostoma duodenale’nin neden olduğu parazitoz. annelidler annelida Helmintlerin halkalı solucanları içeren grubu. Toprak solucanı Lumbricus teres bunlardan Parazitoloji Terimleri biridir. Bu grupta sülükler insan için önemlidir. anofeller Anopheles Belli başlı üç sivrisinek cinsinden biri. Başta Plasmodium türleri olmak üzere çeşitli parazitleri bulaştırır. bk. sıtma sineği. anoplura anoplura Böceklerin Pediculidae, yani bitleri içeren temel gruplarından biri. Eksik başkalaşımlı olup, kanatsız, vücutları sırt-karın yönünde yassılaşmıştır. anoreksi anorexia İştahın olmaması, iştahsızlık. antagonist antagonist Karşısındakine düşmanca davranan. antagonizm antagonism Karşılıklı zıt etkileşim. Kimyasal maddeler, kaslar ve parazitler arasında görülür. anten antenna Böceklerin başında bulunan, cins ve türe göre şekli ve parça sayısı farklı olan duyu organı. Duyarga. antijen antigen Herhangi bir canlı vücuduna verildiğinde o canlı tarafından yabancı olarak algılanan ve kendisine karşı antikor oluşan madde. antijenik determinant antigenic determinant Bir antijen molekülünde antikorla veya duyarlılaştırılmış lenfosit üzerindeki özgül almaçlarla birleşen bölge. Antikorun veya lenfositin özgüllüğünü belirler. Epitop. antikoagülan anticoagulant Kanın pıhtılaşmasını önleyen madde. ör. heparin. antikor antibody İnsan veya hayvan kanına dışardan giren yabancı bir maddeye (antijene) karşı gelişen ve o antijene özgül ve onunla reaksiyona girebilen immün globulin. B hücrelerinden gelişen plazma hücreleri tarafından yapılır. antikor titresi antibody titer Antikor içeren serumun, kendisine uygun antijen ile pozitif sonuç verdiği en yüksek sulandırım oranı. antimon testi antimonial test Kala azarın tanısında kullanılan bir test. Bu test, parazitozda infekte kişinin serumundaki IgG artışına karşın albümin azalmasını gösterir. Sulandırılmış hasta serumu % 4’lük üre stibamin ile karıştırılır. Eğer flokülasyon şeklinde çöküntü oluşursa deney pozitif demektir. Chopra antimon testi. antiserum antiserum Belli bir antijene karşı antikor veya antitoksin içeren serum. antitoksin antitoxin Belli bir toksine karşı antikor içeren serum. antropofil anthropophile Ektoparazitin, özellikle de sivrisineğin kan emmek için insanı yeğlediğini belirten terim. antropofilik antropophilic Kan emmek için insanı yeğleyen ektoparazitler, özellikle de sivrisinek dişileri için kullanılan terim. anüri anuria Böbrek fonksiyonunun bozulması sonucu idrar atımının olmaması. apandis appendix Görünümü ince bir parmak gibi olan, çekumun ucundaki kör bağırsak. apandisit appendicitis Apandisin yangısal durumu. Amöbiyoz, enterobiyoz ve trikuriyoz gibi parazitozlarda görülür. Apicomplexa Apicomplexa Protozoonların bir grubu olup, başta sıtma parazitleri olmak üzere önemli insan parazitlerini içerir. apse abscess Çeşitli nedenlere bağlı olarak gelişen ve irin şişi, irin kütlesi, çıban veya cerahat kesesi gibi sözcüklerle de tanımlanan oluşum. Amöbiyoz, filaryoz ve diğer pek çok parazitozda görülür. Dokunun nekrozu sonucu yerel irin birikmesi ve ona bağlı hidrostatik basıncın artmasıyla karakterizedir. ara konak intermediate host Parazitin olgunlaşmamış ve/veya eşeysiz üreyen dönemini barındıran konak. Arachnida Arachnida Eklembacaklıların temel sınıflarından biri olup, keneleri ve akarcıkları içerir. artropotlar arthropoda eklembacaklılar artropodoloji arthropodology Eklembacaklılar üzerinde duran bilim dalı. asalak parasite parazit Asalak Bilimi Parasitology Parazitoloji Ascaris lumbricoides Ascaris lumbricoides İnsan ince bağırsağında yaşayan en büyük nematot. asetabulum acetabulum Trematotların karın çekmeninin diğer adı. Sestotların skoleks çekmenleri için de kullanılır. asit-eter çöktürmesi acid-ether sedimentation Dışkı incelemesinde kullanılan bir çoğaltma yöntemi. asite dirençli acid-fast Özellikle Mycobacterium türlerinin boyanma özellikleriyle ilgili olarak kullanılır. Ayrıca, ökaryotik parazitlerin bazılarının boyanmasında da bu özellik görülür. askariyoz ascariosis Nematotlardan Ascaris türlerinin insanda oluşturduğu parazitoz. Ascariosis lumbricoides ve Ascariosis suum diye iki tipi vardır. aspirasyon aspiration Herhangi bir boşluktan veya lezyondan sıvı alınması işlemi. Leyişmaniyoz, kist hidatik ve amöbiyoz gibi parazitozlarda uygulanır. 5 Sözlük Dergisi assit ascites Abdominal boşlukta ve mezenterde doku sıvısının normalden fazla birikmesi, ödem oluşması. Şistozomiyoz gibi parazitozlarda görülür. at sülüğü Limnatis nilotica Yaban sülüğü de denilen bir sülük türü olup, insanda da yerleşebilir. atebrin atabrine hydrochloride, quinacrine Çeşitli protozoer hastalıkların tedavisinde kullanılan bir ilaç. ateş fever Vücut ısısında ortaya çıkan yükselme. Humma da denilen bu durum pek çok parazitozda görülür. Fakat en tipik ateş nöbetleri sıtmada saptanır. atenü attenuated Virülan, yani hastalık oluşturabilen bir parazitin antijenik yapısını korurken, hastalık yapma yeteneğinin ortadan kaldırılmış şekli. B babesiyoz babesiosis Protozoonların Babesia türleriyle oluşan parazitoz. bağırsak kelebeği Echinostoma ilocanum Trematotlar grubunda olup, insan ve kemelerin ince bağırsağında yaşayan parazit bir trematot. bağırsak solucanı intestinal worm Temelde bağırsakta yerleşen Ascaris lumbricoides’i tanımlamak için kullanılır. bağırsak tıkanması intestinal obstruction Bağırsağın çeşitli nedenlere bağlı olarak tıkanması. En sık olarak askariyozda görülür. bağışık immune Eski dilde muaf sözcüğü ile eş anlamlıdır. Kişinin savunma mekanizmasının doğuştan gelen ve/veya sonradan kazandığı özellikler nedeniyle hastalık etkenlerine karşı dirençli olduğunu belirtir. bağışıklama immunization Kişiyi veya başka bir canlıyı bağışık hâle getirme işlemi. Bu işlem, aktif, pasif veya aşılamayla gerçekleştirilir. İmmünizasyon. bağışıklık immunity 1. Kişinin savunma mekanizması, bağışık olma durumu ile ilgili. Doğal ve kazanılmış diye ikiye ayrılırken, kazanılmış bağışıklık da aktif ve pasif diye ayrılır. 2. Kişinin parazite, onun etkilerine dirençli olması veya bu maddeleri kontrol altına alabilmesi hâli. Balantidium coli Balantidium coli İnsanın kalın bağırsağında yaşayan en büyük protozoon ve kirpikli tek parazit. balantidiyoz Balantidiosis coli Protozoonların kirpikliler grubunda bulunan Balantidium coli adlı parazitin yol açtığı parazitoz. balantidiyumlu dizanteri dysenteric balantidiosis 6 Balantidium coli’nin neden olduğu dizanteri. baldırsokan Stomoxys calcitrans Erkek ve dişisi insan ve diğer canlılardan kan emerek beslenen karasineğe çok benzer bir sinek türü. Ahır sineği, güğüm sineği. balık tenyası Diphyllobothrium latum İnsana ikinci ara konağı olan balıklardan bulaşan sestot. Halkalarının eninin boyundan fazla olması nedeniyle geniş tenya da denir. Geniş tenya. Bankroft solucanı Wuchereria bancrofti Son konağı insan olan ve insana Culex türleri kan emerken bulaşan, erişkini lenf sisteminde mikrofilaryası ise kanda yaşayan bir filarya türü. bant şekli band form Plasmodium malariae’nın yaşam döngüsünde görülen morfolojik bir evre. Olgun trofozoit, alyuvar içinde bir uçtan diğerine bir bant şeklinde uzanır. basiller bant bacillary band Trichuris trichiura gibi nematotların ön kısımlarının ventral tarafında görülen ve kütiküler açıklıkları ile yüzeye açılan hipodermal bez hücrelerinden oluşan, bant şeklindeki yapı. Fonksiyonu tam olarak bilinmemektedir. basit göz ocellus Bazı eklembacaklılarda bulunan göz tipi. baş biti Pediculus capitis İnsanın başında yerleşen bit türü; kanla beslenir ve bütün evrim dönemleri bu ortamda bulunur. Baş kehlesi diye de tanımlanır. başkalaşım metamorphose Yaşam döngüsünde yumurta döneminden erişkin döneme geçerken belli aşamalardan geçme. Tam ve eksik başkalaşım diye ikiye ayrılır. bataklık iğezi malaria sıtma bazal cisim basal body Kinetozom veya blefaroplast diye de bilinen ve aksonemin çıktığı sentriol. Kan kamçılılarında görülür. bazofil basophil Kanda çok az sayıda bulunan, bazofilik boyanan polimorfonüklear lökosit. Behçet çivi belirtisi Behdjet’s sign Hulusi Behçet çivi belirtisi bertielliyoz bertielliosis Sestotlardan Bertiella türlerinin oluşturduğu parazitoz. İnsanda nadir görülüre Bertielliosis studeri ile Bertielliosis mucronata tipleri vardır. besiyeri culture, medium Canlı (in vivo) veya cansız (in vitro) üreme ortamı. Ayrıca besiyerinde, esas üzerinde durduğumuz canlının üremesini destekleyen başka bir canlı da olabilir ya da olmayabilir. Buna göre, ksenik ve aksenik besiyerlerinden bahsedilir. Parazitoloji Terimleri beş gün humması trench fever siper humması beyin omurilik sıvısı (BOS) cerebrospinal fluid, liquor cerebrospinalis Beynin 4 ventrikülünde, subaraknoit alanlarda ve omuriliğin ana kanalında bulunan sıvı. Pek çok hastalıkta olduğu gibi, PAM ve diğer bazı parazitozların tanısında da önemlidir. bileşik göz compound eye Eklembacaklıların bir kısmında görülen göz tipi. Bileşik gözü oluşturan basit gözlerin her biri cismin belli bir kısmını görür ve bunların birleşmesi sonucu nesne algılanır. Petek göz de denir. bilharziyoz bilharsiosis şistosomiyoz birinci ara konak first intermediate host Yaşam döngüsünde birden fazla ara konak bulunan parazitin yumurtasının veya larvasının ilk geliştiği ara konak. biskra çıbanı biskra boil Halep çıbanı bit louse Tek konağı insan olan ektoparazit. Kehle diye de bilinir ve Pediculus ile Phthrius cins ve türlerini içerir. Vücutta yerleştikleri bölgeye göre baş, vücut ve pubis biti diye üç ayrı türü vardır. Böceklerin Anoplura grubunda olup eksik başkalaşımlıdır; yumurta dönemi hariç diğer evrim dönemleri kanla beslenir. bithonol bithionol Fasciola hepatica, Paragonimus westermani gibi parazit infeksiyonlarının tedavisinde kullanılan ilaç. biyolojik kontrol biologic control Bir parazitin kendisinin düşmanı diğer bir canlıyla yok edilmesi. ör. anofel larva ve pupaları, bulundukları sulara Gambusia balıkları konarak ve yetiştirilerek yok edilmeye çalışılır. biyolojik kuluçka süresi biologic incubation period Parazitin vücuda girişinden, bu parazitin kendisinin veya ürünlerinin konaktan alınan örneklerde görülmesine kadar geçen süre. ör. sıtmada sporozoitin vücuda girişinden kan preparatlarında parazitin saptanmasına kadar geçen süre. Bazı parazitozlarda bu kuluçka süresi ile klinik kuluçka süresi aynı iken, diğerlerinde farklıdır. biyolojik vektör biologic vector Parazitin yaşam döngüsünde mutlak bir yeri olan ve parazitin içinde şekil değiştirdiği veya çoğaldığı ya da her ikisini birden yaptığı, çoğunlukla eklembacaklılar grubundaki canlı. Parazitozludan sağlama paraziti taşımada da rol oynar. biyopsi biopsy Canlı kişiden tanı amaçlı alınan doku örneği. blefaroplast blepharoplast Kamçılı tek hücrelilerde görülen ve parabazal cisimcikle birlikte kinetoplastı oluşturan yapı. Boeck ve Drbohlav besiyeri Boeck and Drbohlav’s medium Entamoeba histolytica’nın kültüründe kullanılan ilk besiyerlerinden biri. bothrium bothrium En basit çekmen, yani vantuz tipinden biri olup, skoleksin yanlarında iki yarık şeklinde uzanır. Sestotların Diphyllobothrium cinsinde görülür. boya testi dye test Toksoplasmozun tanısında kullanılan bir test. Özgül ve duyarlı olan bu testte Toxoplasma takizoitleri 37oC’de şüpheli serum ve yardımcı faktör içeren serumla bir saat inkübe edilir, sonra da alkali metilen mavisiyle boyanır. Eğer takizoitler boyayı almazlarsa test sonucu pozitif, yani şüpheli hasta serumu bu parazite karşı antikor içeriyordur. Boyanırsa sonuç negatiftir. Bu test toksoplasmozun tanısında altın standart olarak kabul edilir. Sabin-Feldman boya testi. böbrek solucanı Dioctophyme renale Etoburların, bazen de insanın böbreğinde yerleşen, yaklaşık bir metre uzunluğunda parazit bir yuvarlak solucan. böcekler insects Eklembacaklı canlıların bir grubu. Kendilerine has, örneğin vücudun 3 farklı bölgeye ayrılması, başta anten ve 6 bacak olması gibi özellikleri vardır. Uyuz etkeni, yumuşakçalar grubunda bulunan bazı canlılar da halk tarafından yanlışlıkla böcek diye tanımlanır. Böcek Bilimi Entomology Genelde parazit ve parazit olmayan böcekleri inceleyen bilim dalı. Bazen Akaroloji yerine de kullanılır. böcekkıran insecticide Böcekleri öldüren kimyasal maddeler. bradizoit bradizoite Toxoplasma gondii’nin yaşam döngüsünde görülen ve yalancı kist içinde bulunan, yavaş çoğalan evrim dönemi. bronkopnömoni bronchopneumonia Bronşların ve akciğerlerin yangısı. Birçok parazitozda görülür. bubo bubo Şişmiş kasık lenf bezi(leri). Hıyarcık, köpek memesi gibi adlarla da tanımlanır. Buffy tabakası Buffy coat Antikoagülan içine alınan kanın santrifüj edilmesi sonucu ortaya çıkan 3 tabakadan (plazma, lökosit ve alyuvarlar) ortada kalan lökosit tabakası. bulaşıcı contagious Bu terim daha çok kişiden kişiye direkt temasla, otoinfeksiyonla bulaşan enterobiyoz, himenolepiyoz, bitlenme ve uyuz gibi parazitozlar için kullanılır. Bu durum için sâri sözcüğü de kullanılır. bursa kopulatriks bursa copulatrix Bazı nematot gruplarının (çengelli solucanlar ve Trichostrongylus tür7 Sözlük Dergisi leri) erkeklerinin arka ucunda görülen şemsiye benzeri kütikül genişlemesi. Bu yapılar kaslı olup, kaburga denilen yapılarla desteklenir ve nematotların sınıflanmasında kullanılır. Çiftleşme esnasında rol oynadığından çiftleşme kesesi de denir. büvelek Hypoderma bovis Larvası temelde sığırda yerleşen ama insanda da bulunmuş olan miyaz sineği. Nokra sineği. büyük karaciğer kelebeği Fasciola hepatica Erişkini çoğunlukla geviş getirenlerin bazen de insanın safra yollarında yerleşen parazit trematot. Eski dilde dud-ülkebed diye tanımlanmıştır. C canavarlık predator Herhangi bir canlının, çoğunlukla kendinden daha küçük ve zayıf bir diğer canlıya hücum edip, onu yakalaması ve parçalayarak yemesi. Parazitlikten farklıdır. Casoni antijeni Casoni antigen Steril hidatik kist sıvısı. Deri testinde içine % 0.5 oranında fenol eklenerek kullanılır. Casoni deri testi Casoni’s skin test Kist hidatiğin tanısında veya epidemiyolojik taramalarda kullanılan deri testi. Bu parazitoza karşı kişide oluşan humoral ve selüler tepkiyi saptamaya yarar. Antijen 0.1 ml olarak ön kol derisi içine verilir. Kişinin humoral tepkisi 30 dakika sonra, hücresel tepkisi ise 24 saat sonra değerlendirilir. Hastanın fenole alerjisinin olup olmadığını saptamak için hastanın diğer koluna, içine % 0.5 fenol eklenmiş serum fizyolojik verilir. Değerlendirmede, önce kontrol koluna bakılır, burada tepki yoksa sonuç değerlendirilir. 0.5-1 cm çapındaki eritem ve endürasyon şüpheli, daha yüksek çaptakiler pozitif kabul edilir. Kontrol kolunda da aynı çaplarda reaksiyon varsa kişi fenole alerjik demektir. Chagas hastalığı Chagas’ disease Güney Amerika tripanozomu da denilen Trypanosoma cruzi infeksiyonu. Charcot-Leyden kristalleri Charcot-Leyden crystals Sivri uçlu, tabanlarından birleşmiş iki piramidi an- dıran, eozinofillerin yıkımı sonucu oluşan ince kristaller. Çeşitli parazitozlarda dışkıda, balgam ve dokularda görülür. Bazı araştırıcılara göre direkt olarak infeksiyonla değil, fakat immünolojik yanıtla ilişkilidir. Amöbiyoz, trikuriyoz ve isosporiyoz gibi parazitozlarda dışkıda, paragonomiyozda ise balgamda görülür. Chiclero ülser Chiclero ulcer Kendi kendini sınır8 layan, çoğunlukla tek olan deri papül, nodül veya ülseri. Leyişmaniyozda olduğu gibi, çoğunlukla yüz veya kulaklarda görülür. Chopra antimon testi Chopra antimonial test antimon testi cibin fly Tatar Türkçesinde sinek anlamına gelir. Sıtma vektörü sivrisineklerden korunmada önemli bir yeri olan cibinlik teriminin de buradan geldiği kuşkusuzdur. cüce bağırsak kelebeği Heterophyes heterophyes Kedi, köpek, tilki gibi canlıların, bazen de insanın ince bağırsağında parazitlenen küçük bir trematot. cüce iplik solucanı Strongyloides stercoralis Yaşam döngüsünde parazitik nesil ile özgür yaşayan nesiller bulunan parazit nematot türü. Parazit olarak sadece partenogenetik olarak çoğalan dişi birey vardır. cüce tenya Hymenolepis nana İnsanın ince bağırsağında yaşayan en küçük sestot parazit. Düz ve çapraşık olmak üzere iki farklı yaşam döngüsü vardır. Ç çapraz reaksiyon cross reaction Deneyde bir antikorun, kendisinin oluşumuna neden olan antijenin dışında başka bir antijenle reaksiyon vermesi. Bu terim çoğunlukla serolojik deneylerle ilgili olarak kullanılır. çayır keneleri Ixodidae Mera keneleri de denilen sert keneler grubu. çeçe sineği Glossinidae Afrika uyku hastalığı etkeni Trypanosoma türlerinin vektörü olan sinek. Hem erkek hem de dişileri insan ve diğer canlılardan kan emerek beslenir. çekirdekçik nucleolus Veziküler tipteki çekirdek içinde farklı pozisyonlarda yer alabilen, amiplerde sınıflamada kullanılan yuvarlak görünümlü yapı. Kromatin içerdiğinde karyozom da denir. çekmen sucker Trematotlar ve sestotlarda görülen yapışma organı. Yapısında bulunan kas dokusunun özelliğine göre farklı adlar alabilir. Vantuz. çekum caecum Kalın bağırsağın ilk kısmını oluşturan bölge. Alt ucunda apandis vardır. Körbağırsak da denir. çengelli solucanlar hookworms Baş ve vücut kavsi nedeniyle makroskobik görünümleri bir çengele (kancaya) benzeyen nematot grubu. İnsan ve diğer canlıların sağlığı yönünden çok önemli parazitleri içerir. çıban boil Herhangi bir parazitin etkisiyle oluşan irinli deri lezyonu. Parazitoloji Terimleri çift kanatlılar dipthera Böceklerin bir çift kanada sahip olan sinekler grubu. çimlenme kapsülü brood capsule Kist hidatik içinde oluşan kız kist içindeki yapı; içinde protoskoleksler gelişmiştir. çimlenme zarı germinative membrane Hidatik kist kesesinde görülen, çekirdekli, tomurcuklanma ile çoğalarak protoskoleksleri oluşturan tabaka. Germinal tabaka da denir. Çin karaciğer kelebeği Clonorchis sinensis Başta Japonya olmak üzere, Uzak Doğu ülkelerinde görülen, insan ve diğer canlıların safra yollarında yerleşen parazit bir trematot. Safra yolları kanserine zemin hazırladığı ileri sürülmüştür. çinko sülfat yüzdürme yöntemi zinc sulfate flotation method Dışkı incelemesinde kullanılan çoğaltma yöntemlerinden biri. Protozoon kistlerinin saptanmasında kullanılır. Kist morfolojisini bozmadığı için doymuş tuzlu suda yüzdürmeden üstündür. D dalak büyümesi splenomegaly Çeşitli parazitozlarda saptanan bir bulgu. Başta sıtma ve kala azar olmak üzere, birçok parazitozda görülür. Splenomegali. dalgalanan zar undulating membrane Bazı kamçılı parazitlerde görülen, büklümlü ve bir tarafından kosta denilen organele bağlı iken, serbest kenarında kamçı bulunan hareket organeli. Eski dilde gişâ-î mütemevvic denmiştir. dapson dapsone Sıtma gibi parazitlerin tedavisinde kullanılan ilaç. DDT chlorophenothane Eklembacaklılarla savaşta kullanılan klorlu hidrokarbon bileşiklerinden biri. dehidroemetin dehydroemetine Amöbiyozun tedavisinde kullanılan bir ilaç olup, emetinden daha az toksiktir. Delhi çıbanı Delhi boil Halep çıbanı Deng humması Dengue fever Sivrisineklerin insana bulaştırdığı viral hastalık. depreşme relaps Nüks diye de tanımlanan bu durumda, iyileşmiş gibi görünen hastada hastalığın yeniden ortaya çıkması söz konusudur. Özellikle sıtma ile ilgili olarak kullanılır. Erken ve geç depreşme olarak iki şekilde ortaya çıkar. Birincisinde, depreşme alyuvarlar içinde sessiz kalan parazitlerin yeniden aktivite kazanmasına bağlıdır ve hemen her tip sıtmada görülebilir. Geç depreşme ise karaciğer dokusunda bulunan hipnozoitlere bağlı olarak, Plasmodium vivax ile P. ovale sıtmasında görülür. deri leyişmaniyozu cutaneous leishmaniosis Bu parazitoza çoğunlukla eski dünya deri leyişmaniyozu da denir. Etken Leishmania tropica ve/veya L. major olabilir. Eski dilde dâ-ül-leyşman-i cildi diye tanımlanmıştır. dermatit dermatitis Herhangi bir parazit ile derinin infekte olması veya bunlara karşı gelişen yangısal tepki. Sarkoptes, serkarya, leyişmania gibi parazitler bu duruma neden olabilir. dev bağırsak kelebeği Fasciolopsis buski Uzak Doğu ülkelerinde insan, domuz ve köpeklerin ince bağırsağında yerleşen parazit trematot. dış asalak ectoparasite ektoparazit dış asalaklık ectoparasitism ektoparazitizm dışkı faeces Sindirilemeyen besin artıkları, atılmış epitel hücreleri, bakteriler ve müközden oluşan çıkartı materyali. diagnoz diagnosis tanı dil solucanı Linguatula serrata Erişkini etoburların burun boşluğunda, larval dönemleri otoburların iç organlarında yerleşen, nadiren insanda görülen Pentastomida grubundaki bir parazit. dispne dyspnea Nefes almada güçlük çekme, nefes darlığı. Çeşitli nedenlere bağlı olarak görülür. Bu nedenlerin arasında parazitler de vardır. distom distome Trematotların sınıflanmasında önceden kullanılan terimlerden biri. İki çekmenli anlamına gelir ve ağız ile karın bölgesinde birer çekmen bulunan trematotları tanımlar. diurnal diurnal Bazı parazitlerin periyodluğunu tanımlayan bir terim, 24 saatin gündüz kısmı ile ilgilidir. Bazı filaryaların mikrofilaryalarının gündüzleri periferik kanda görülmesi, bazı eklembacaklıların gündüz kan emmesi gibi. Diyarbakır çıbanı Diyarbakır boil Halep çıbanı diyare diarrhea sürgün dizanteri dysentery Genellikle kan ve müköz içeren sıvı kıvamda dışkı dışkılama. Çoğunlukla kolon yangısıyla ilişkilidir. Amöbiyoz, balantidiyoz gibi parazitozlarda görülür. dizüri dysuria İşemenin ağrılı veya zor olması. doğu kan kelebeği Schistosoma japonicum Başta Japonya olmak üzere, Uzak Doğu ülkelerinde görülen ve 9 Sözlük Dergisi bağırsak üst mezenter toplardamarlarında yaşayan parazit trematot. doğuştan congenital Anne karnında anneden edinilen parazitler/parazitozlar için kullanılır. Konjenital. doku parazitleri tissue parasites Dokuda yerleşen parazitler. Eski dilde tufeyl-i nesc denmiştir. domuz tenyası Taenia solium İnsanın hem son konak hem de ara konak olduğu tenya türü. İnsana temelde domuz etlerinde bulunan sistiserkus dönemiyle bulaşır. duodenum duodenum İnce bağırsağın proksimal, yani mideye bitişik kısmı. Giardia, Strongyloides gibi parazitler bu bölgede yerleşirler. Onikiparmak bağırsağı. duyarga antenna anten döküntü rash Yüzeyel deri kabartısı. Makül, makülopapül ve leke gibi oluşumlar görülür. dört gün sıtması Malaria quartana Plasmodium malariae’nın yol açtığı sıtma tipi. Eski dilde hummâ-î rabi denmiştir. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) World Health Organization (WHO) Birleşmiş Milletler Organizasyonu’nun kurulmasından 3 yıl sonra, 1948’de onun bir yan dalı olarak kurulan bir organizasyon. Dünyadaki sağlık sorunları ve çözümleri üzerinde çalışır. E ekinokokus kesesi Echinococcus Echinococcus granulosus’un metasestot döneminin yol açtığı sulu kese. eklembacaklılar arthropoda Vücutlarında eklemli eklentiler olan, vücut yüzeyleri bir dış iskeletle örtülü, erkek ve dişi bireyleri ayrılmış, hakiki vücut boşluğuna sahip canlılar grubu. Bu grupta insan ve diğer canlıların sağlığını olumsuz etkileyen, büyük bir kısmı kanla beslenen önemli ektoparazitler vardır. Bunlar, genelde böcekler ve akarlar grubunda bulunur. eksflajelasyon exflagellation Apicomplexa grubundaki parazitlerin, özellikle de Plasmodium türlerinin eşeyli üreme döneminde mikrogametositten mikrogametlerin gelişmesi olayı. eksik başkalaşım hemimetabolous metamorphosis Bazı böceklerin gelişmelerinde görülen ve erişkin-yu- murta-nimf-erişkin dönemlerini içeren gelişme şekli. Bu tip başkalaşımda pupa dönemi görülmez. ekti parasite parazit ektilik parasitism parazitizm ektolesital ectolecithal Parazitik solucanlarda görülen 10 yumurta sarısının yumurta tarafından değil, başka hücreler tarafından salgılanması durumu. ektoparazitler ectoparasites Konak vücudunun üzerinde yerleşen ve çoğunluğu eklembacaklılar içinde bulunan parazitler. ektoparazitlik ectoparasitism Parazitin konak vücudu üzerinde yerleşmesi. Bitlenme bunun güzel bir örneğidir. ektopik yerleşim ectopic localization Herhangi bir parazitin normal yerleşim yerinin dışında, bambaşka bir yerde yerleşmesi durumu. ektoplazma ectoplasm Hücre zarının altında yer alan sitoplazma tabakası. Amiplerin lobopod tipi yalancı ayaklarında iyi ayırt edilir. ekzojen exogenous Kişinin dışından orijin alan veya gelen, dış kaynaklı. ekzotoksin exotoxin Canlı tarafından bulunduğu ortama salgılanan toksin. elefantiyaz elephantiasis fil hastalığı embriyofor embryophore Bazı sestotların yumurta kabuğu ile ilgili bir terim. Embriyonik blastomerden orijinlenen, iç tabakadan oluşan kısmı tanımlar ve tipik kabuğun dışında yer alır. Yunanca embriyo taşıyan anlamındadır. emetin hidroklorid emetine hydrochloride Amöbiyoz tedavisinde kullanılan ve oldukça zehirli bir ilaç. endemik endemic Herhangi bir hastalığın veya başka bir şeyin belli bir yer veya toplumda devamlı var olması durumu. ör. sıtma yurdumuzda Çukurova yöresinde ve Güneydoğu Anadolu Bölgesinde endemiktir. endodiyojeni endodyogeny İç tomurcuklanma diye de tanımlanan bu çoğalma şeklinde ana hücrenin içinde iki yavru hücre gelişir. Tek hücreli parazitlerden Toxoplasma gondii’nin takizoitleri bu şekilde çoğalır. endojen endogenic Kişinin kendisinin içinden orijin alan, iç kaynaklı. endoparazit endoparasite Konak vücudunun içinde yerleşen parazit. Hücre içi parazit endoparazitin özel bir şekli olup, burada parazit konak hücresi içinde yerleşmiştir. endoparazitlik endoparasitism Parazitin konak vücudu içinde yerleşmesi. endoplazma endoplasm Hücre sitoplazmasının, granül, vaküol, depo besin maddeleri ve çekirdeği içeren iç kısmı. Parazitoloji Terimleri endotoksin endotoxin Organizma parçalanınca veya ölünce ortaya çıkan toksik madde. ensefalit encephalitis Chagas hastalığı, trikinelliyoz vb. gibi parazitozlarda görülen beyin yangısı. entero test entero test Giyardiyozun tanısında kullanılan bir test. Uzun bir ip ve ucuna bağlanmış bir kapsülden oluşan bir düzenekten ibarettir. Laboratuvarda kapsül hastaya bir miktar su ile yutturulur ve ipin ucu yanağına tutturulur. Aralıklarla su içirilerek kapsülün duodenuma geçmesi sağlanır. 2-3 saat sonra ucundan çekilerek ip çıkarılır. Steril bir petri kutusuna üzerindeki materyal sıyrılıp, steril serum fizyolojik ile seyreltilerek, lam-lamel arasında mikroskopta incelenir. entomoloji entomology böcek bilimi enterotoksin enterotoxin Kişinin bağırsağı üzerinde etki gösteren toksin. eozinofil eosinophil Eozin gibi asidik boyalarla boyanan ve bazı parazitozlarda çok önemli olan bir tip polimorfonüklear lökosit. eozinofili eosinophilia Periferik dolaşımda eozinofilik lökositlerin sayısının normalin çok üstüne çıkması. Bazı immün yanıtlara bağlı olarak gelişir; helmintiyozlarda sık görülür. eozinofilik akciğer pulmonary eosinophilia tropikal pulmoner eozinofili eozinofilik BOS pleositozu eosinophilic pleocytosis of cerebrospinal fluid Beyin omurilik sıvısında eozi- nofillerin ve lenfositlerin sayısının artması. Angiostrongylus ve Baylisascaris infeksiyonları ile sistiserkoz, ekinokokkoz, şistozomiyoz gibi parazitozlarda görülür. eozinofilik menenjit eosinophilic meningitis Eozinofili ile birlikte beynin veya omurilik zarlarının yangısı. Çoğunlukla sistiserkoz, şistozomiyoz, Angiostrongyliyoz gibi belli bir helmint infeksiyonu ile ilişkilidir. epidemik epidemic Herhangi bir hastalığın veya başka bir durumun belli bir yer veya toplumda görülüş seviyesinde birden görülen yükselme, patlama durumu. Epidemiyoloji Epidemiology Herhangi bir hastalığın nakli, dağılımı, prevalansı, sıklığı gibi ekolojik yönleri üzerinde duran bilim dalı. Salgınlar Bilimi. epidermal epidermal Epiderm ile ilgili veya epidermisten oluşmuş, derinin dış tabakası ile ilgili. epididimit epididymitis Wuchereria bancrofti infeksiyonunda görülen epididim yangısı. epimastigot epimastigote Kamçılı parazitlerden Trypanosoma türlerinin yaşam döngüsünde vektör vücudunda görülen ve omurgalı konak için bulaştırıcı olan evrim dönemi. Eski adı Crithia’dır. Çeçe sineklerinin (Glossina türleri) tükürük bezlerinde, triatomid böceklerin ise orta bağırsağında bulunur. epitop epitop antijenik determinant erime lysis Hücrenin veya mikroskobik canlının eriticinin etkisiyle parçalanması. Lizis. erişkin adult Gelişmesini tamamlamış, çoğalabilen canlıyı tamamlar. eritem erythema Derinin yaygın veya leke tarzındaki kırmızılığı. Kutanöz kapillerlerin tıkanması sonucu oluşur, üzerine basınç uygulayınca rengi kaybolur. espundia espundia Mukokutanöz leyişmaniyoz için Güney Amerika’da kullanılan yerel ad. Etkeni genellikle Leishmania braziliensis’dir. Parazitoz, uta, pian bois ve chiclero ülser gibi adlarla da tanımlanır. eşeysiz üreme asexual reproduction Eşey hücreleri gelişmeden oluşan bölünme veya tomurcuklanmayla bölünme. ev sivrisineği house mosquito Sivrisineklerin Culex pipiens türünü tanımlar. evren kingdom Taksonomide kullanılan bir terim; âlem de denir. evrim evolution Herhangi bir canlının, yaşam döngüsünde bir noktadan başlayıp tekrar aynı yere gelinceye kadar geçirdiği aşamaların tümü. evrim dönemleri evolutionary phases Herhangi bir canlının yaşam döngüsünde görülen gelişim evreleri. F fagositoz phagocytose Partiküler maddelerin, mikroorganizmaların konak fagositleri veya parazit tarafından içe alınması ve yok edilmesi. fakültatif parazit facultative parasite istemli parazit familya family aile fasmidler phasmids Nematotların kuyruk bezleri ol- mayan temsilcilerinde, anüsün arkasındaki bölgede bulunan bir çift kemoreseptör organ. feromon pheromone Bir canlının diğer bir canlının fizyolojik durumunu veya hareketini etkilemek için salgıladığı madde. Başta eklembacaklılar olmak üzere, solucanlar tarafından da salgılanır ve çoğunlukla eşeylerin birbirlerini bulmasında yararlıdır. 11 Sözlük Dergisi fırsatçı patojen opportunistic pathogen Normalde patojen olmadığı veya belirgin bir hastalık oluşturmadığı hâlde konağın savunma mekanizmasındaki bir bozukluk veya yetersizlik nedeniyle patojen duruma geçen canlı. fil hastalığı elephantiasis Wuchereriosis bancrofti infeksiyonunun son dönemi. Bu parazitozda lenfatik sistemin yangısı ve tıkanması sonucu oluşan hipertofi ve etrafındaki dokunun kalınlaşması, derinin fil derisi görünümünü alması görülür. Eski dilde, dâ-ül-fil diye tanımlanmıştır. Elefantiyaz. filariform larva filariform larva Bazı nematotların yaşam döngüsünde görülen ve dış ortamda gelişen, L3 dönemi veya strongiloidimsi larva diye de tanımlanan bulaştırıcı evrim dönemi. Çengelli solucanlar ve Strongyloides stercoralis gibi nematotların yaşam döngüsünde görülür. folik asit folic acid B vitamini kompleksini oluşturan ögelerden. Bazı parazitlerin gelişmesi için gereklidir. İnsanda da megaloblastik ve megalositik anemilerin tedavisinde kullanılır. folinik asit folinic acid Folik aside benzeyen bir madde. Toksoplasmoz gibi parazitozlarda, tedavide kullanılan pirimetamin folik asit antagonisti olduğundan, hastaya kas içinden folinik asit verilir. formol-jel reaksiyonu formol-gel reaction Kala azar tanısında değer taşıyan, serolojik ve özgül olmayan bir test. Hasta serumunda yüksek seviyede globulin, düşük albümin bulunduğunu saptamaya yarar. Bir ml seruma 1-2 damla ticari formol eklenir, çalkalanır ve 24 saat beklenir; karışımda bir opaklaşma ve katılaşma görülürse sonuç pozitiftir. Önemli nokta opaklaşmadır. funikulit funiculitis 1. Spermatik kordonun yangısal durumu olup, lenfatik filaryozda görülür. 2. Spinal sinirin vertebra kanalı içinde kalan kısmının yangısı. G gal scabies uyuz Gambiya humması Trypanosomiosis gambiense Trypanosoma gambiense ile oluşan Afrika uyku hastalığı. gamet gamete Eşey hücresi. gametogami gametogamy Dişi gamet ile erkek gametin birleşmesi. gametogenez gametogenesis Ana eşey hücrelerinden gametlerin oluşması. gametosit gametocyte Eşeyli üremede görülen ana 12 eşey hücresi olup, makrogametosit ve mikrogametosit diye ikiye ayrılır. gastroenterit gastroenteritis Mide, ince bağırsak ve kalın bağırsak yangısı. geç tip aşırı duyarlılık delayed-type hypersensitivity Herhangi bir uyarana veya alerjene gösterilen tepki. Hücresel bağışıklığın bir belirtisi olarak ele alınmaktadır. Kişinin uyarıcıya 24-72 saat arasındaki süreçte verdiği yanıta işaret eder. Casoni ve Montenegro gibi deri testleri ile saptanabilir. Genel Parazitoloji General Parasitology Parazit, parazitoz ve parazitliği ana hatları ile irdeleyen bilim dalı. geniş tenya Diphyllobothrium latum balık tenyası genital primordiyum genital primordium Erişkinde üreme organlarını oluşturacak olan oval hücre topluluğu. Çengelli solucanlar ile Strongyloides stercoralis rabditimsi larvalarının birbirinden ayırt edilmesinde kullanılır. gırtlak solucanı Gongylonema pulchrum Erişkini geviş getirenlerin, bazen de insanın yemek borusu epiteli altında yerleşen parazit nematot. Giemsa boyası Giemsa’s stain Parazitlerin, kan preparatlarının boyanmasında en sık kullanılan Romanowsky boyalarından biri. giyardiyoz giardiosis Giardia intestinalis’in yol açtığı parazitoz. giysi biti Pediculus corporis vücut biti gizli kan occult blood Genellikle dışkıda varlığı makroskobik olarak saptanamayan kan. Bu az miktardaki kanın varlığı ancak kimyasal testlerle saptanır. glikokaliks glycocalyx Çeşirli parazitlerin ve hücrelerin yüzeyinde bulunan, kalınlığı 7.5-200 nm arasında değişen ve karbonhidrat içeren ince filamentöz tabaka. gnatosoma gnathosoma Eklembacaklıların keneler ve akarcıklar gruplarında vücudun iki temel bölümünden, ağız parçalarının bulunduğu ön bölge. Kapitulum. göç etme migration Vücutta dolaşmayı tanımlar. Çoğunlukla vücuda girdikten sonra deride veya iç organlarda dolaşan nematot ve eklembacaklı larvaları ile ilgili olarak kullanılır. gömlek değiştirme ecdysis Kütikül gibi genişlemesi olanaksız olan vücut örtüsünün her gelişme aşamasında atılıp, yerine yeni tabakanın salgılanması olayı. Özellikle nematot ve eklembacaklıların larvalarının gelişmesinde görülür. göz kurdu Loa loa Derialtında yaşarken zaman za- Parazitoloji Terimleri man gözden de geçen filarya türü. granülom granuloma Çoğunlukla lenfoit ve epiteloit hücrelerin süregen yangıya gösterdiği reaksiyona bağlı olarak gelişen sert doku nodülü. Tümöre benzer ve sıklıkla onunla karıştırılır. gubernakulum gubernaculum Erkek nematotların bazılarında görülen yardımcı eşey organı. Spikülün fonksiyonunda rol oynadığı için olsa gerek, dümen de denir. güğüm sineği Stomoxys calcitrans baldırsokan H Halep çıbanı Aleppo boil deri leyişmaniyozu Haller organı Haller organ Kenelerin birinci tarsuslarının dorsal kısmında yer alan duyu organı. halterler halteres Dipterlerde körelmiş ikinci çift kanallardan oluşan ve metatoraks segmentinde bulunan denge organları. halzoun halzoun Farinks mukozasında yerleşen pentastomidlere bağlı olarak gelişen, dokuların şişmesi, solunum zorluğu ve hatta solunumun durması ile seyredebilen parazitoz; marara adıyla da tanımlanır. hapten hapten Antijen olmadığı hâlde antikorla birleşebilen madde. Küçük molekül ağırlığına sahip olan bu madde, bir proteinle birleşince antijen niteliği kazanabilir. Harada-Mori dışkı kültürü Harada-Mori culture Dışkıda az sayıda yumurta/larva bulunduğu durumda bunları saptamada kullanılan bir yöntem. Çengelli solucan infeksiyonunun ve strongiloidiyozun tanısında kullanılır. harara harara Tatarcıkların kan emerken konak vücuduna salgıladıkları salgılara karşı kişide görülen alerjik yanıt. Tatarcık humması, üç gün humması. hayvansal asalak parasitic animals Bu terim parazitik yaşama uyum sağlamış hayvanları tanımlar. Eski dilde tufeyl-i hayvanî şeklinde belirtilmiştir. hekzakant embriyo hexacanth onkosfer halka proglottid Sestotların boyun kısmından gelişen ve genç, olgun, gebe gibi terimlerle tanımlanan segmentlerin her biri. Bu halkaların hepsinde iki eşeyin de üreme organları vardır ve ayrım bu organların gelişme durumuna göre yapılır. helmintler helminths Solucanlar denilen canlılar. Morfolojik yönden birbirinden farklı en az üç canlı grubunu içerir. helmintoloji helminthology Genel olarak çok hücreli canlılardan solucanlar üzerinde duran bilim dalı. Bizi ilgilendiren parazitik helmintlerdir. Solucan Bilimi. hem heme Hemoglobinin demir içeren ve oksijeni bağlayan pigment kısmı. Sıtma parazitlerinin metabolizmasında görülür. hematin hematin Hemoglobinin parçalanması sonucunda hem’in oksidasyonuyla oluşan mavimsi siyah renkli madde. hematojen hematogenous Bulunduğu yerden diğer alanlara kan yoluyla yayılan. Amöbiyoz gibi parazitozlarda görülür. hematüri hematuria İdrarla serbest hemoglobin atımı. Kan işeme de denir. Başta sıtma ve şistosomiyoz olmak üzere, çeşitli parazitozlarda görülür. hemoglobin hemoglobin Eritrositlerde bulunan, akciğerlerden dokulara, hücrelere oksijen götüren, onlardaki karbondioksiti akciğerlere getiren, demir ve globinden oluşan, kana rengini veren solunum pigmenti. hemoliz hemolysis Alyuvarların erimesi, parçalanması ve hemoglobinin açığa çıkması durumu. hepatit hepatitis Herhangi bir nedene bağlı olarak gelişen karaciğer yangısı. Amöbiyoz, şistosomiyoz ve bazı trematot infeksiyonlarında görülür. hepatomegali hepatomegaly Karaciğerin büyümesi. hepatosplenomegali hepatosplenomegaly Hem karaciğerin hem de dalağın büyümesi. hermafrodit monoecious Eşeyleri ayrılmamış, hem erkek hem de dişilik organlarına sahip canlı. hermafroditizm hermaphroditism Erkeklik ve dişilik organlarının aynı organizma vücudunda yer alması durumu. Trematotların çoğu ve sestotların hepsi hermafrodit canlılardır. heterofil reaksiyon heterophile reaction Antijenantikor reaksiyonu için kullanılır. Bu durumda antikorun oluşumu, bağlandığı antijen tarafından sağlanmamıştır. heteroksen heteroxenic Yaşam döngüsünde birden fazla ara konak bulunan parazitleri tanımlamak için kullanılır. Bu konakların sayısına göre diheteroksen ve/veya poliheteroksen parazitlerden bahsedilir. heterolog heterologous Farklı türden olan canlı veya antikor için kullanılır. HIV human immunodeficiency virus insan immün yetersizlik virüsü hibridizasyon hybridization İki farklı kaynaktan 13 Sözlük Dergisi elde edilen tek DNA bandı veya RNA’nın birleşmesi. Böyle bir birleşme baz sırasının homolog olduğuna işaret eder. Eğer kaynağın birindeki nükleik asit radyoaktif madde veya enzimle işaretlenirse, bu özgül genleri saptamak için bir “prob” gibi kullanılır. hidatidoz hydatidosis Echinococcus granulosus’un metasestot dönemine bağlı olarak insanda oluşan parazitoz. Uniloküler kist hastalığı da denir. hidatik kist hydatid cyst Echinococcus granulosus’un yaşam döngüsünde görülen sulu, tek odacıklı kist. hidatik kum hydatid sand Hidatik kist tabanında biriken ve protoskoleksler, kız kistler, çengeller, kalkerli cisimciklerden oluşan çöküntü. hidatik titreşim hydatid thrill Hidatik kistin bulunduğu vücut bölgesinde hızlı bir palpasyon veya perküsyonla hissedilen hafif titreşim ve vibrasyon. hidrogenozomlar hydrogenesomes Bazı anaerobik protozoonlarda (ör. Trichomonas türleri) görülen ve enerji metabolizmasının son ürünü olarak moleküler hidrojen oluşturan küçük organeller. hidrosefali hydrocephaly Serebral ventriküllerde veya beynin subaraknoid alanında anormal miktarda sıvı toplanması. ör. sistiserkozda olduğu gibi. hidrosel hydrocele Yaralanma veya parazitoz sonucu testislere seröz sıvı toplanması. Filaryozda sık görülür ve skrotum kesesinde gelişir. hiperendemik hyperendemic Belli bir coğrafik bölgede bir parazitozun yüksek ve genellikle mevsimsel seyretmesi durumu. hiperparazitizm hyperparasitism Bir parazitin diğer bir parazite konaklık yapması. hiperpigmentasyon hyperpigmentation Vücudun, çoğunlukla derinin belli bir yerinde pigmentasyonun yoğunlaşması. Leyişmaniyoz ve onkoserkozda görülür. hipertrofi hypertrophy Hücre hacmine bağlı olarak bir dokunun veya organın büyümesi. Çeşitli parazitozlarda görülür. hipnozoit hypnozoite Plasmodium vivax ve P. ovale’nin yaşam döngüsünde görülen bir evrim dönemi. Uyuyan hayvancık da denilen bu evre, karaciğer parankim hücresine giren sporozoit(ler)’in gelişme göstermeden, bir tür uyku döneminde kalan şeklidir. Fakat, daha sonra aktivite kazanıp, yeni bir ekzo-eritrositik döngüyü başlatabilir. Bu türe bağlı sıtmada görülen depreşmelere geç depreşmeler denir. 14 hipodermis hypodermis Nematotların vücut yüzeyini örten ölü kütikül tabakası altındaki sinsitiyel, canlı ve kütikülü salgılayan tabaka. hipogamaglobulinemi hypogammaglobulinemia Dolaşımdaki gamaglobulin yetersizliği. Bunun sonucu olarak B lenfositlerinin yapımı yetersiz kalır. hipostom hypostome Eklembacaklılarda kan emme organı. Kene gibi parazitlerde üzerinde arkaya dönük dikenler bulunur. histozoik histozoic Konağın dokularında yerleşen paraziti tanımlamak için kullanılır. hiyaluronidaz hyaluronidase Hiyaluronik asiti eriten enzim. Entamoeba histolytica’nın dokularda yayılması bu enzimle olur. homolog homologue Yapı ve özellik bakımından birbirine benzeyen, fakat farklı işlev gören organlar. Aynı tipte olan organizma ve/veya antikor için de kullanılır. Hulusi Behçet çivi belirtisi Behdjet’s sign Deri leyişmaniyozunda kanatılmadan kaldırılan yara kabuğunun alt yüzünde görülen uzun çıkıntıları tanımlar. Bu çıkıntılar parazitin amastigot evreleri yönünden zengindir ve buradan alınan örnekler direkt yayma preparat hazırlamada ve/veya uygun besiyerine (NNN besiyeri) ekimde kullanılır. Behçet çivi belirtisi. hücre içi paraziti intracellular parasite Endoparazitin özel bir şekli. Hücre içinde yerleşen paraziti tanımlar. hümoral bağışıklık humoral immunity Antikorlara dayanan bağışıklık. I ıkıntı tenesmus Dışkılama veya idrar etme esnasında ağrı veya acı duyma. Ikınma veya tenezm de denir. Rektal tenezm ve vezikal tenezm diye ikiye ayrılır. İ iç asalak endoparasite endoparazit iç asalaklık endoparasitism endoparazitlik iç tomurcuklanma endodyogeny endodiyojeni ikili adlandırma binomial nomenculature Canlıların, bu arada parazitlerin de iki adla belirlenmesi kuralı. Bu iki addan birincisi canlının içinde bulunduğu cinsi, ikincisi de türü belirler. Cins adının ilk harfi daima büyük yazılır. Ascaris lumbricoides gibi. iltihap inflammation yangı immersiyon yağı immersion oil sedir yağı Parazitoloji Terimleri immün yatkın konak immunocompromised host Savunma mekanizması şu veya bu nedenle bozulmuş olan konak. Bu bozukluk doğuştan nedenlere bağlı olabildiği kadar, kişinin immün sistemini baskılayan ilaç almasına da bağlı olabilir. Bu kişiler parazitozlara yakalanmaya daha yatkındır. immünfloresan inceleme immunofluorescence assay Floresan veren bir madde ile işaretlenmiş antikor veya antijeni kullanarak yapılan serolojik inceleme. immünite immunity bağışıklık immünizasyon immunization bağışıklama immünglobulinler immunoglobulins (Ig’s) Serumda bulunan antikor özellikli proteinler. Bunlar 5 ayrı gruba ayrılır: IgA, IgG, IgM, IgD, IgE. interlökinler interleukins (IL) Akkan hücrelerince, yani lökositler tarafından salgılanan ve onların kendilerinin veya diğer beyaz kürelerin aktivitelerini etkileyen sitokinler. in vitro in vitro Canlı vücudu dışında, laboratuvar ortamında yapılan çalışmalar. Bazen camda diye de tanımlanır. in vivo in vivo Canlı ortamda yapılan çalışmalar. İnsan veya diğer bir canlı vücudunda, embriyonlu yumurtada ya da hücre kültürlerinde yapılır. indirekt hemaglütinasyon testi indirect hemaglutination (IHA) test Parazitozların tanısında sık kullanılan serolojik testlerden biri. Deneyin gösterge sisteminde eriyik hâldeki antijen, tanenlenmiş koyun alyuvarları üzerine adsorbe edilerek kullanıldığından “indirekt” sözcüğü eklenmiştir. Hidatidoz, amöbiyoz ve toksoplasmoz gibi parazitozların tanısında kullanılır. infeksiyon infection Potansiyel olarak patojen olan bir organizmanın, yani parazitin konak vücuduna girip, yerleşmesi. Endoparazitlerle ilgili olarak kullanılır. infektif infective Parazitlerin infeksiyonu başlatabilen, yani bulaştırıcı evrim dönemi. infestasyon infestation Ektoparazitlere bağlı olarak gelişen parazitoz. inokülasyon inoculation 1. İnsan veya diğer canlı dokularına hastalık etkenini veya ürünlerini vermek. İnokülasyon çoğunlukla profilaktik amaçla kullanılır, ama herhangi bir vektörün kan emerken konak vücuduna paraziti aktarması anlamında da kullanılır. 2. Sıvı veya katı besiyerine etkenin ekilmesi. insan immün yetersizlik virüsü human immu- nodeficiency virus (HIV) AIDS etkeni olan virüs. insan piresi pulex irritans Temelde insan olmak üzere, diğer bazı omurgalılardan da kan emerek beslenen pire türü. Eski dilde bürgus-i muharriş denmiştir. irinli purulent İrin içeren. ishal diarrhea sürgün istemli parazit facultative parasite Koşullara bağlı olarak özgür ya da parazitik yaşama geçebilen canlı. Fakültatif parazit dendiği gibi, eski dilde tufeyl-i ihtiyârî denmiştir. ivegen acute Parazitozun çok hızlı başlaması veya hızlı seyretmesi. Akut. izotonik isotonic Yoğunlukları ve ozmotik basınçları aynı olan iki farklı eriyik. J jinandri gynandry Hermafrodit canlılarda önce dişi gonadın sonra da erkek organların olgunlaşması; protojini de denir. K kabuklu uyuz scabies crustosa Norveç uyuzu kala azar visceral leishmaniosis İç organlar leyişmaniyozunun diğer adı; Madras humması da denir. kalabar şişliği calabar swelling Loa loa infeksiyonunda görülen geçici derialtı nodül. kalkan scutum Erişkin sert kenelerde erkek cinsin bütün sırtını, dişinin ise sırtın sadece ön kısmını örten sert yapı. Bazı kenelerde bu kalkan beyaz, sarı veya kırmızı renkte beneklerle süslüdür. kalkerli cisimcikler calcerous corpuscles Sestotların parenkimasında bulunan konsantrik CaCO3 tabakalarından oluşan ve hücre zarıyla çevrili yuvarlak yapılar. Özellikle larval dönemlerde belirgindirler. Fonksiyonları bugün bile tam bilinmemektedir. Bunları görebilmek için dokuyu tespit ederken dikkatli olmak, formalin kullanmamak gerekir. kalsifikasyon calcification Konak veya parazit dokusunun bazı kısımlarının kalsiyum tuzlarının birikmesiyle sertleşmesi. Bunlar radyolojik incelemelerde saptanır. Toksoplasmoz, sistiserkoz, trikinelliyoz, şistosomiyoz gibi parazitozlarda görülür. kamçı flagellum Protozoonların bazılarında görülen ipliksi hareket organeli. Yapısı hemen tamamen proteinden ibaret olup, 0.02 µm çapındadır. Yapısında 2+9 dü15 Sözlük Dergisi zenlemesi görülür. kamçılılar mastigophora Protozoonların kamçı ile hareket eden grubu. kan kelebekleri blood flukes Toplardamar sisteminde yaşayan trematotları (Schistosoma türlerini) içerir. kan kelebeği hastalığı blood fluke infection şistosomiyoz kan preparatları blood films Birçok parazitozun, özellikle de sıtmanın ve filaryozun tanısında kullanılan preparatlar. İnce yayma ve kalın damla preparatları olmak üzere iki tiptir. kancalı kurt hookworm çengelli solucanlar Kandehar çıbanı Kandehar boil deri leyişmaniyozu kanla bulaşma blood borne Hastalığın, yani parazitozun kan nakliyle veya kanla temas sonucu bulaşması. kanlı sürgün dysentery Dışkının sulu ve kanlı olması. Çeşitli parazitlerde görülür. kansızlık anemia anemi kapaklı yumurtalar operculate eggs Trematotların çoğunda ve sestotların Pseudophyllidea grubundaki parazitlerde görülen kapağa sahip yumurtalar. Operkül de denen bu yapı bazı salyangozlarda da görülür. kapitulum capitulum Keneler ve akarcıkların ağız kısımlarının bulunduğu vücut kısmı. karaciğer kılcal kurdu Capillaria hepatica Başta keme olmak üzere çeşitli kemiricilerin karaciğerinde yerleşen, insanda nadir görülen bir nematot. karasu humması black water fever Sıtma hastalığında görülen ağır bir komplikasyon. kardit carditis Kalp dokusunun yangısı. Belirgin olarak Chagas hastalığında görülür. karın ağrısı abdominal pain Karın bölgesinde duyulan ağrı. Amibik kolitte kramp tarzındadır; amip apsesinde sağ üst kadranda hissedilir. Mukozaya penetre olan Strongyloides’e bağlı olarak ağır duodenit veya jejunit şeklindedir. Anisakidlerle ilgili parazitozda gastrik ülser veya apandisiti taklit eder. Askariyozda ise göbek etrafında ağrı vardır. karyozom karyosome Kromatin ağında düğümler hâlinde toplanmış kromatin kümelerinden biri. Yalancı çekirdekçik, kromatin çekirdekçiği ve kromatin rezervuarı gibi adlarla da tanımlanır. Çekirdek içindeki morfolojisi ve pozisyonu sıklıkla protozoonların ayırt edilmesinde kullanılır. 16 kasık biti Phthirus pubis Genital bölge kıl diplerinde yerleşen bit türü. Utanç biti, ane biti ve ane kehlesi gibi adlarla da tanımlanır. kaşeksi kachexia Kişinin bedenen tükenmiş hâle gelmesi. Ağır seyreden helmintiyozlarda, viseral leyişmaniyozda görülür. Katayama humması Katayama fever Başta Schistosomiosis japonicum olmak üzere şistosomiyozda görülen ivegen parazitoz. kazanılmış acquired Doğumdan sonra kazanılan özellik veya hastalık. Birinci duruma örnek bağışıklık, ikinciye örnek ise toksoplasmoza yakalanmadır. kazanılmış bağışıklık acquired immunity Doğumdan sonra edinilen bağışıklık. Bu tip bağışıklık aktif ve pasif diye ikiye ayrılır. Aktif bağışıklık ya direkt parazit veya ürünleriyle karşılaşma sonucunda veya aşılanmayla kazanılır. Pasif bağışıklık ise bağışık kişinin serumunun veya lenfositlerinin nakline dayanır. kazanılmış immün yetersizlik sendromu acquired immun deficiency syndrome İnsan immün yetersiz- lik virüsünün (HIV) yol açtığı viral hastalık. Etken virüs kişinin savunma mekanizmasının bozulmasına yol açtığından, sessiz seyreden parazitozların alevlenmesine, bazı parazitlerin de virülanslarının artmasına yol açar. AIDS. keliser chelicera Çeşitli eklembacaklıların başında bulunan bir çift yakalama, parçalama organı. Parazit olan gruplardan keneler ve akarcıklarda görülür. Bazı araştırıcılar şeliser demektedir. keme akarı rat acari Akarcıklardan Liponyssus bacoti denilen tür. Bu kemiricilerin bulunduğu yerlerde dolaşan, çalışan insanların vücudunda da yerleşebilir. keme piresi rat flea Veba etkeni Yersinia pestis’in vektörü olan Xenopsylla cheopis adlı pire türü. keme şeridi Hymenolepis diminuta Sestotlar içinde yer alan bu parazit temelde keme ve farelerin ince bağırsağında yaşar, ama nadiren insanda da görülür. kemoterapi chemotherapy İlaçla tedavi. Pek çok hastalık gibi parazitozların tedavisinde de ilaçlar kullanılır. kene felci tick paralysis Kenenin kan emerken salgıladığı maddelere bağlı olarak insanda görülen ve alt ekstremitelerden başlayıp, yukarılara doğru ilerleyen felç. Solunum sistemi etkilenmeden kene bulunup çıkarılırsa felç geri döner, aksi hâlde kişi yaşamını kaybeder. keneler ticks Arahnidlerin bir grubunu oluşturan ektoparazitler olup sert ve yumuşak keneler olmak üzere iki Parazitoloji Terimleri gruba ayrılır. Yumurta dönemleri hariç bütün evrim dönemleri konaklarından kan emerek beslenir. Kerandel belirtisi Kerandel’s sign Afrika uyku hastalığında görülen ağrıyı geç algılama. keratit keratitis Acanthamoeba ve Onchocerca gibi parazitlerin yol açtığı parazitozlarda görülen kornea yangısı. kesin konak final host son konak kılıf sheath Herhangi bir oluşumun üzerini kılıf şeklinde saran tabaka. ör. çengelli solucanların infektif larvalarının üzerini örten 2. dönem larvanın kütikülü veya bazı mikrofilaryaların üzerini örten yumurta kabuğu. kırbaç (kamçı) solucanı whipworm İlk tanımlandığı zamanlarda ön ve arka kısmı karıştırılan Trichuris trichura’ya yanlışlıkla verilen Trichocephalus adından gelir. Günümüzde geçerliliği yoktur. Klinik Parazitoloji Clinical Parasitology Temelde, insanın hayvansal parazitleri üzerinde duran bilim dalı. kilüri chyluria şilüri kinetoplast kinetoplast Kan kamçılılarında aksonemin çıktığı bazal kısım. Küçük ve koyu boyanan bir yapı olup, kamçının fibriler kısmı ile ilişkilidir. kiriş cord Nematotların hipodermis tabakasının yanlarda, sırtta ve karın tarafında yalancı vücut boşluğuna doğru yaptığı girintinin her birine verilen ad. Başına dorsal, ventral ve lateral gibi pozisyonu belirleyen sözcükler gelir. Özellikle lateral, yani yan kirişler diğer ikisinden daha büyük ve gelişmiştir. Bunların görünümleri histopatolojik kesitlerde etkenin tanınmasında yardımcıdır. kirpik cilium Tek hücrelilerin kirpikliler grubunda vücut yüzeyini örten, kısa, ince kıl benzeri yapı. Hareket organeli olup, yapısı temelde kamçıya benzer. Bazı solucanların belli evrim dönemlerinde de görülür. kirpikli ciliate Vücut yüzeyi kirpiklerle örtülü canlı. kirpikliler ciliophora Tek hücrelilerin temel gruplarından biri. Vücut yüzeyleri kirpiklerle kaplıdır. kist hâline geçiş encystment Herhangi bir oluşumun, etrafına bir kist duvarı salgılayarak çevrenin olumsuz koşullarına daha dirençli hâe gelmesi. Bazı tek hücreli parazitler bir konaktan diğerine geçişlerini kist dönemleriyle gerçekleştirirler. Bunun için trofozoit konak vücudunda kist evresine dönüşür. kistten çıkış excystation Yeni veya aynı konak tarafından ağızdan alınan kistin, çok hücreli parazitlerde kistik yapının duvarının mide ve bağırsak özsularının etkisiyle ortadan kalkması ve canlının serbest hâle geçmesi. kitin chitin 1,4-beta-glikosidik bağları ile bağlanmış, yüksek moleküler ağırlıklı N-asetil glukozamin polimeri. Ascaris yumurtasında ve eklembacaklıların dış iskeletinde görülür. klinik kuluçka süresi clinical incubation period Parazit vücuda girdikten sonra klinik belirtiler görülünceye kadar geçen süre. ör. dişi anofel tarafından Plasmodium türlerinin sporozoit döneminin vücuda enjekte edilmesinden sonra ilk ateş nöbetinin/nöbetlerinin görülmesine kadar geçen süre. klipeus clypeus Sivrisinek larvalarının başının ön kısmına denir. Buradaki iki çift kılın (yüz kılları) birbirlerine olan mesafeleri, yapıları ve bu gibi özellikleri tanıda önem taşır. kloak cloaca Vücudun arka ucunda dışkı, idrar ve eşey hücrelerinin içine atıldığı ortak boşluk. Çeşitli canlılarda ve nematotların erkek bireylerinde görülür. kloramfenikol chloramphenicol Çeşitli parazitlerin neden olduğu parazitozların tedavisinde kullanılan bir ilaç. klorokin chloroquine Sıtma ve babesiyoz gibi parazitozların tedavisinde kullanılan ilaç. Knot yöntemi Knott concentration method Wuchereria ve Brugia gibi parazitlerin tanısında kullanılan çoklaştırma yöntemi. Şüpheli kan örneği sulandırılmış formalin ile karıştırılır, santrifüj edilir ve çöküntüde mikrofilarya aranır. koledosit choledochitis Ana safra kanalının yangısı. Çeşitli parazitozlarda görülür. kolesistit cholecystitis Safra kesesi yangısı. Çeşitli parazitozlarda görülür. kolit colitis Kolon yangısı. Bağırsak parazitozlarının çoğunda görülür. kolon colon Kalın bağırsağın çekumdan rektuma kadar uzanan kısmı. koma coma Kişinin bilincini tam olarak kaybetmesi; çoğunlukla ölümle sonlanır. Naegleriosis fowleri, tropikal sıtma (plasmodiosis falciparum) gibi parazitozlarda görülür. komensalizm commensalism Simbiyotik yaşam şekillerinden biri olup, birlikte yaşayan iki canlıdan biri (sığıntı) bu birliktelikten yarar sağlarken diğeri ne yarar ne de zarar görür. kompleman complement İnsan ve çeşitli canlıların serumunda bulunan ısıya dayanaksız, birçok kompo17 Sözlük Dergisi nentten oluşan, antijen-antikor kompleksine bağlanınca partiküler antijenin erimesine yol açan özgül olmayan bir madde. birbirleriyle birleşmesi sonucunda bu kompleksin komplemanı bağlaması esasına dayanan serolojik test. Eğer antijen-antikor uygunluğu yoksa, ortamdaki kompleman gösterge sistemi tarafından kullanılacak ve bu sistemde bulunan alyuvarlar hemoliz olacaktır. konak host Parazitin içinde veya üzerinde yaşayıp, çeşitli gereksinmelerini kendisinden sağladığı canlı. Vücudunda yerleşen parazitin evrim dönemine veya çoğalma tipine göre son konak ve/veya ara konak diye tanımlanır. Konakçı, konukçu gibi adlar verilmişse de, en doğrusu bu terimdir. konak özgüllüğü host specificity Parazitin konağına bağımlılığı ile ilgili bir terim. Sadece bir veya iki konakta gelişebilen parazitlerin konak özgüllüğü çok gelişmiştir. Konak spektrumu çok geniş olanlar ise konak özgüllüğü zayıf olan parazitlerdir. Schistosomiosis mansoni’de görülür. korasidyum coracidium Diphyllobothrium ve Spirometra gibi Pseudophyllidae grubu sestotların yumurtası içindeki 6 çengelli ve yüzeyi kirpiklerle örtülü embriyosu olup, birinci ara konak için bulaştırıcı dönemdir. korioretinit chorioretinitis Gözün arka duvarının, koroidin ve retinanın yangısı. Toksoplasmozda görülür. kosta costa Bazı kamçılı tek hücrelilerde görülen, kinetozomlardan birinden başlayıp hücre yüzeyi boyunca uzanan, dalgalanan zarın bir tarafının tutunduğu çizgili, çubuk benzeri organel. Ayrıca, sineklerin kanatlarının ön kenarını yapan boruya da bu ad verilmiştir. koyun burun sineği Oestrus ovis Larvası başta koyun olmak üzere çeşitli canlıların burun boşluğunda yerleşen miyaz sineği. Larva insanda da yerleşebilir. kökbacaklılar sarcodina Protozoonların yalancı ayaklarla hareket eden grubu. Rizopodlar da denebilir. köpek bağırsak solucanı Toxocara canis Erişkini köpeklerin ince bağırsağında yaşarken, larvası insanda iç organlar larva migransına neden olan parazit nematot. Temelde askarise benzer, ama daha küçüktür. ve göz bebeklerini örten zarın iltihaplanması. konjugasyon conjugation Tek hücrelilerin özellikle kirpikliler grubunda görülen ve “eşeyli üreme” başlığı altında ele alınan bir konu olup, genelde çoğalma tipi olarak tanımlanır, ama aslında konjugasyonda bir çoğalma söz konusu değildir. Sadece karşı karşıya gelen aynı türden iki canlı arasında bir genetik materyal alışverişi vardır. kontraktil vakuol contractile vacuole Özellikle tatlı sularda yaşayan canlılarda görülen bir vakuol tipi. Vücuda giren fazla suyu dışarı atar. Naegleria, Acanthamoeba ve Balantidium gibi tek hücreli parazitlerde de görülür. konvülsiyon convulsion Serebral bozukluğa bağlı olarak kasların istem dışı şiddetli ve seri hâlinde kasılması durumu. Bazı parazitozlarda görülür. kopepodlar copepods Pek çok helminte ara konak görevi gören, suda yaşayan omurgasız canlılar. ör. Cyclops, Diaptomus. koprolit coprolite Fosilleşmiş dışkı. kor pulmonale cor pulmonale Kardiyopulmoner sorunların konjestif kalp yetersizliği ile sonuçlanması. Erişkin dönemi köpeklerin ince bağırsağında yaşar. Filariform larvası insan derisinden girerek deri larva migransa neden olur. Son yıllarda erişkin parazitin de insan bağırsağında yerleşip, ağır bir parazitoza yol açtığı bildirilmiştir. köpek tenyası Echinococcus granulosus Erişkini köpekgillerin ince bağırsağında yaşarken, yumurtalarının ağızdan alınması sonucu dokularda gelişen metasestot dönemi pek çok omurgalı canlıda ve bu arada insanda hidatik kiste yol açan sestot türü. körelme atrophy Organların, yerel veya genel beslenme bozuklukları, yangı olayları ya da çalışmama sonucu erimeleri. kromatin chromatin Özellikle protozoonlarda, çekirdeğin DNA içeren ve protein bazlı bir yapıyla birleşmiş, bazik boyalarla koyu boyanan kısmı. Genlerin taşıyıcısıdır. kromatoidal cisimcikler chromatoidal bodies Bazı amip kistlerinin sitoplazmasında görülen, koyu boyanan, yuvarlak veya çatal uçlu çubuklar. Depo besin maddeleri içerdikleri belirtilmiştir. Amip kistlerin ayırt edilmesinde kullanılır. kronik chronic süregen ksenodiagnoz xenodiagnosis Bir tanı yöntemi olup, kompleman birleşmesi reaksiyonu complement fixation test Temeli, uygun antijen ile uygun antikorun konak parazit ilişkileri host-parasite interrelations Konak ile parazit arasındaki karmaşık ilişkiler ağı. konjenital congenital doğuştan konjonktivit conjunctivitis Göz kapaklarını döşeyen 18 köpek çengelli solucanı Ancylostoma caninum Parazitoloji Terimleri laboratuvarda yetiştirilmiş temiz eklembacaklıların kullanılmasına dayanır. Bu eklembacaklıların şüpheli hasta üzerinde beslenmesi sağlanır ve vücutlarında etkenin gelişip gelişmediği araştırılır. Chagas hastalığının tanısında uygulanır. kuartan malarya malaria quartana Plasmodium malariae’nın neden olduğu sıtmada görülen ateş nöbetlerinin periyodikliğine işaret eder. kulak çınlaması tinnitus Kulakta dış kaynaklı olmayan çınlama. Kişi zil çalar gibi hisseder. Bazı parazitozlarda ortaya çıkar. kuluçka süresi incubation period bk. biyolojik kuluçka süresi, klinik kuluçka süresi kum piresi Tunga penetrans Bazı Afrika, Amerika ve Asya ülkelerinde görülen, gebe dişisi insan ve diğer canlıların derisi içine yerleşen pire türü. Kupffer hücreleri Kupffer cells İnsanın retiküloendotelyal hücrelerinden olup, karaciğerin sinüse benzer, genişlemiş alanlarında bulunur. Lenfotik dokunun fagositik retiküler hücreleridir. küçük karaciğer kelebeği Dicrocoelium dendriticum Temelde otçul canlıların, nadiren de insanın karaci- ğer safra yollarında yerleşen trematot türü. kültür culture Hastalık etkenlerinin insan vücudu dışında üretilmesi. kütikül cuticle Derinin dış tabakası, yani epidermis. Aynı zamanda nematotların vücut yüzeyini örten cansız, hücresiz tabaka. Bu tabakanın altında da canlı hipodermis tabakası vardır ve kütikül bu tabaka tarafından salgılanır. L lağım suyu sewage Atık ve/veya pis su diye tanımlanan kanalizasyon suyu. Arıtılmamış pis su, işlenmemiş lağım suyu diye de tanımlanır ve pek çok parazitin/parazitozun kaynağı olabilir. Lahor çıbanı Lahor boil deri leyişmaniyozu Lahor kenesi Ornithodorus lahorensis Ağıl kenesi de denilen yumuşak kene türü. larva göçü larva migrans, creeping disease Bazı nematot, trematot ve eklembacaklı parazitlerin larvalarının deride ve/veya iç organlarda dolaşması, yani göçü. Larvanın geçtiği yerde ince, kırmızı, büklümlü papüler veya veziküler kabarıklık şeklinde görülür. İz, bir uçtan ilerlerken diğer uçtan söner. Kutanöz, viseral ve oküler tipleri vardır. latent latent Herhangi bir parazitozun klinik belirti vermeden, sessiz seyretmesi. lateral organlar amphids amfidler leyişmaniya Leishmania 1. Kan kamçılılarından bir grubun cins ismi. 2. Şimdi amastigot denilen evrim döneminin de eski adı. bk. amastigot lekeli humma spotted fever Tifüs de denilen bu parazitoz, insana vücut biti Pediculus corporis tarafından bulaştırılır; etkeni Rickettsia prowazeki’dir. lenf lymph Doku hücrelerinin içinde yüzdüğü plazma ve akkan hücreleri. lenf varisleri varix lymphaticus Lenfatik blokaja ikincil olarak lenf damarlarının genişlemesi. Lenfatik filaryozda görülür. lenfadenit lymphadenitis Lenf düğümlerinin yangısı. Filaryozda görülür. lenfanjit lymphangitis Lenf damarlarının yangısı. Filaryozda görülür. lenfosit lymphocyte Kan, lenf ve lenfoit dokuda bulunan tek çekirdekli lökosit. Sitoplazmasında granül olmadığı gibi, fagositik fonksiyonu da yoktur. T ve B hücrelerinin ana hücresidir. lenfositoz lymphocytosis Kanda lenfositlerin sayısının artması. leptomonas promastigote promastigot lizis lysis erime lizozom lysozyme Gözyaşı, sümük gibi salgılarda ve dokularda bulunan ve bazı parazitleri eritici, öldürücü etki gösteren enzim benzeri bir madde. lobopod lobopodium Tek hücreli canlıların amipler grubunda görülen, geniş yüzeyli yalancı ayak. Löffler sendromu Löffler’s syndrome Özellikle Ascaris lumbricoides larvasının akciğerde bulunduğu dönemde gelişen geçici akciğer infiltrasyonu ve belirgin periferik eozinofili oluşumu. Üç-14 gün sürer ve bu süreçte akciğerlerdeki infiltrasyon odakları hemen her gün yer değiştirir. lökopeni leukopenia Kanda akyuvarların sayısının azalması, mm3’deki sayının dört binden aşağı düşmesi. lökositoz leukocytosis Kanda akyuvarların sayısında görülen artma, çoğunlukla mm3’de on binden fazla sayıya erişmesi. lümen lumen Tübüler bir organın ortasındaki boşluk. Bağırsak veya kan damarlarının boşluğu gibi. 19 Sözlük Dergisi M makrofaj macrophage Fagositik fonksiyona sahip büyük bağ dokusu hücresi. Histiyosit de denir. Yabancı cisimleri ve bu arada parazitleri de fagosite edip, yok eder. makrofaj göçünü inhibe eden faktör macrophage migration inhibitory factor (MIF) Duyarlı lenfositler tarafından salgılanan sitokin. Makrofajların yakın çevrede göçünü inhibe eder ve böylece yörede makrofaj birikimine yol açar. malabsorbsiyon malabsorption Absorpsiyon bozukluğu. İnce bağırsağın üst kısmında gıda maddelerinin, özellikle yağ absorbsiyonunun hatalı veya zayıf olması. Başta giyardiyoz olmak üzere, diğer bazı bağırsak parazitozlarında görülür. Malakoloji Malacology Yumuşakçalar bilimi. mast hücresi mast cell Yangı olayında rol oynayan, aktif maddeler salgılayan ve çeşitli dokularda bulunan bir hücre tipi. Maurer benekleri (yarıkları) Maurer’s clefts (dots) Plasmodium falciparum ile infekte alyuvarların si- toplazmasında görülen yapılar. Giemsa ile boyanmış preparatlarda mavi renkte görülür. Medine solucanı Guinea worm Başta Afrika ülkeleri olmak üzere, çeşitli yerlerde görülen Dracunculus medinensis. Eski dilde dûd-ül-medine diye tanımlanmıştır. megakolon megacolon Kolonun genişlemesi olup Chagas hastalığında görülür. megaözofagus megaesophagus Yemek borusunun genişlemesi olup Chagas hastalığında görülür. mekanik vektör mechanical (phoretic) vector Parazitin yaşam döngüsünü tamamlayabilmesi için mutlak gerekli olmayan vektör. Yani, parazit bu vektörün vücudunda yerleşmez, çoğalmaz veya başkalaşım geçirmez. menengoensefalit meningoencephalitis Beyinin ve onu saran zarların yangısı. Tripanosomiyoz, sıtma, toksoplasmoz ve naegleriyozda görülür. menenjit meningitis Beyin zarlarının yangısı. meromirian meromyarian Dorsal, ventral ve lateral kordlarla dört gruba ayrılan kas bantlarının her birinde sadece 2-5 hücre olan nematot cins ve türleri. Enterobius ve Ancylostoma bu gruptadır. merozoit merozoite Apicomplexa şubesindeki parazitlerin eşeysiz çoğalmalarında (şizogoni) görülen bir evrim dönemi. metaserkarya metacercaria Trematotların bazıları20 nın yaşam döngüsünde görülen, son konak için bulaştırıcı evrim dönemi. Serkaryanın cansız ortamda veya canlı vücudunda kistik hâle geçmiş şeklidir. metasestot metacestode Sestotlarda genç sestot da denilen ve onkosferden gelişen evrim dönemi. Genellikle yurdumuzda larva diye tanımlanır. metatoraks metathorax Böceklerde göğüs segmentlerinden sonda bulunanı. metronidazol metronidazole Hem protozoerlerin hem de bakteriyel infeksiyonların tedavisinde kullanılan bir ilaç. mezoserkarya mesocercaria Dijenetik trematotlardan Alaria türlerinde görülen evrim dönemi. Serkarya ile metaserkarya arasında bir yerde bulunur; kist hâline geçmemiştir. İnsan dahil diğer canlıların vücudunda gelişir. mezotoraks mesothorax Eklembacaklılarda göğüs segmentlerinden ortadaki. Miescher tübülü Miescher’s tubule Sarcocystis türlerinin doku kisti. Sarkokist de denir. mikrofilaria microfilaria Dişi filaryanın son konak vücudunda doğurduğu ve tam gelişmediği için prelarva da denilen evrim dönemi. Kanda ve/veya doku sıvısında bulunur. mikron (mikrometre) micron (micrometer) Milimetrenin binde birine (0.001 mm) eşit ölçü birimi. Eskiden sadece µ simgesi ile belirtilirken, şimdi µm olarak yazılmaktadır. mikrop microbe Ancak mikroskop yardımıyla görülebilen canlı. Zaman zaman parazit anlamında kullanılsa da temelde morfolojik bir tanımlamadır, fakat canlının yaşam şeklini tanımlamaz. Mikrobiyoloji Microbiology Mikroplar üzerinde duran bilim dalı. mikroskop microscope Çıplak gözle göremediğimiz canlıyı ve yapıları görmemizi sağlıyan araç. Işık mikroskobu, elektron mikroskobu gibi farklı tipleri vardır. mirasidyum miracidium Trematotların yaşam döngüsünde görülen ve yumurta içinde gelişen, yüzeyi kirpiklerle örtülü, bazı türlerde serbest hâle geçebilen ve ilk ara konak salyangoz için bulaştırıcı olan evrim dönemi. mitoz mitosis Hücrenin, çekirdeğindeki kromozom sayısı azalmadan ikiye bölünmesi olayı; farklı evreleri vardır. Parazitlerin çoğu bu şekilde çoğalır. miyaz myiasis Miyaz sineklerinin larvalarının insan vücudunda yerleşmesine bağlı olarak gelişen parazitoz. Parazitoloji Terimleri Zorunlu, istemli ve aksidental miyaz gibi tipleri vardır. miyokardit myocarditis Kalp kasının yangısı. Trikinelliyoz, tripanosomiyoz ve toksoplasmozda görülür. miyozit myositis Kas dokusunun yangısı. Trikinelliyoz ile sarkosistoz gibi parazitozlarda görülür. monoklonal antikor monoclonal antibody Tek antijene özgü immün globulini tanımlar. monoksen parazit monoxenous parasite Yaşam döngüsünü tek konakta tamamlayan parazit. monositoz monocytosis Periferik kanda monositlerin sayısının artması. Hem protozooerlerde hem de helmintiyozlarda görülür. Montenegro cilt testi Montenegro skin test Geç tip aşırı duyarlılık testi. Bu testte kişinin, derisi içine verilen Leishmania antijenine karşı 72 saat sonra verdiği tepkisi değerlendirilir. Test, tedavi edilmiş kişide pozitif sonuç verirken, parazitozun erken döneminde negatiftir. Viseral ve mukokutanöz leyişmaniyozun tanısında kullanılır. morbidite morbidity Bir infeksiyon sonucu oluşan hastalığın toplumda görülme durumu. mortalite mortality Herhangi bir infeksiyonun yol açtığı ölüm oranı. mukokutanöz mucocutaneous Deri ve mukozaları etkileyen. Leyişmaniyozun özel bir tipidir. multiloküler kist multilocular cyst petekli kist mutualizm mutualism Simbiyotik ilişkilerden biri. Birlikte yaşayan iki canlının ikisi de bir diğerine zorunlu bağımlıdır. Yardımlaşma diye de tanımlanır. N Natal çıbanı Natal boil deri leyişmaniyozu Necator americanus Necator americanus İnsanda yerleşen çengelli solucanlardan biri. Amerika’ya Afrika’dan köle ticareti yoluyla gittiği kabul edilir. Yurdumuzda görülür ve ince bağırsaklarda yerleşen iki çengelli solucan türünden biri. Amerikan çengelli solucanı. niclosamid niclosamide Başta Taeniosis saginata olmak üzere, çeşitli sestotiyozların tedavisinde kullanılan ilaç. Yaygın olarak yomesan diye bilinir. nimf nymph Yarı başkalaşımlı böceklerde yumurtadan çıkan evrim dönemi olup erişkinin bir minyatürüdür. Bitlerin bu dönemine yavşak denir. Keneler ve akarcıkların yaşam döngüsünde görülen nimf ise larvadan gelişir ve erişkinler gibi 4 çift bacağa sahiptir. bk. yavşak. NNN besiyeri NNN medium Aslı tavşan kanlı tuzlu agar olan bir besiyeri. Leishmania türlerinin üretilmesinde kullanılır. Üç araştırıcının adına atfen bu adla tanımlanmıştır: Novy, Nicole ve McNeal. Tavşan kanı bulunamadığı zaman ortama % 0.9 oranında glikoz ekleyerek koyun kanının kullanılabileceği bildirilmiştir. nodül nodule Küçük, sert yumrucuk; dokununca hissedilir. Onkoserkoz, sistiserkoz ve miyaz gibi parazitozlarda görülür. nokra-hokra-imiç-okra Hypodermoiosis bovis İlk dört terimle tanımlanan parazitoz, Hypoderma bovis larvasının insan ve diğer canlılarda oluşturduğu zorunlu miyazı tanımlar. Larva bu canlılarda iç organları da içeren bir göç yaparak tekrar deriye gelir ve açtığı delikten dışarı düşer. nokra sineği Hypoderma bovis büvelek noktürnal nocturnal Yirmidört saatlik periyodun karanlık saatlerinde kanda görülen mikrofilaryaları veya kan emen eklembacaklıları tanımlamada kullanılan terim. Norveç uyuzu Norvegian scabies İlk kez Norveç’te görülen ve kabuklu uyuz da denilen bir tür süregen uyuz tipi. Eski dilde Norveç cerebi denmiştir. nozokomiyal nosochomial Hastane ortamında edinilen, bulaşan. nötrofil neutrophil Polimorfonüklear lökositlerin en sık görüleni. Fagositoz yapabilir. Ayrıca, hem asidik hem de bazik boyalarla boyanabilir. nötropeni neutropenia Dolaşımda polimorf nötrofillerin azalması. nüks relaps depreşme O okült kan occult blood gizli kan onikiparmak bağırsağı duodenum duodenum onkoserkoma onchocercoma Onchocerca volvulus ile ilgili, içinde erişkin solucanın bulunduğu nodül. onkosfer onchosphere Sestotların Cyclophyllidae grubunun 6 çengelli embriyosu. Yunanca çengelli toparlak anlamındadır. ookinet ookinete Plasmodium türlerinde ve diğer bazı protozoonlarda görülen hareketli zigot. ookist oocyst Protozoonların Apicomplexa grubunda görülen evrim dönemlerinden biri. Ookinetten gelişir, içinde zamanla sporozoitler oluşur. operkül operculum Trematot ve bazı sestot yumurtalarında bulunan kapak. Salyangozların bazılarında da 21 Sözlük Dergisi görülür. opistosoma opisthosoma Keneler ve akarcıklarda vü- cudun bacaklardan sonra gelen kısmı. organel organelle Tek hücreli canlılarda belli bir görevi olan yapılar. ör. Golgi cisimciği, mitokondrium. orşit orchitis Şişlik, ağrı ve ateşle seyreden testis yangısı olup, filaryozda görülür. otoinfeksiyon autoinfection Herhangi bir parazitle infekte olan kişinin aynı parazitle kendi kendini bulaştırması. Dış ve iç otoinfeksiyon diye ikiye ayrılır. Dış otoinfeksiyon enterobiyoz ve Hymenolepis nana infeksiyonlarında, iç otoinfeksiyon ise Strongyloides stercoralis infeksiyonunda görülür. otoimmünite autoimmunity Kişinin kendi proteinlerini veya diğer antijenlerini yabancı olarak algılayıp, tepki göstermesi ve onlara karşı antikor yapması olayı. otoklav autoclave Besiyerlerinin veya kuru ısıya dayanaksız maddelerin sterilizasyonu için kullanılan buharlı, basınçlı sterilizasyon aracı. ovipar oviparous İçinde embriyo gelişmemiş yumurta yumurtlayan dişi nematot. ör. dişi Ascaris lumbricoides. ovovivipar ovoviviparous İçinde larva oluşmuş yumurta yumurtlayan dişi nematotu tanımlar. ör. dişi Enterobius vermicularis. ozmoz osmosis Sindirilmiş besinlerin ve çözülmüş moleküllerin, geçirgen zardan çok yoğun taraftan az yoğun tarafa geçmesi. Parazitlerin çoğunun beslenmesinde görülür. Ö ödem edema Subkutanöz dokularda, hücreler arası alanda normalden fazla miktarda sıvı veya lenf birikmesi. Filaryoz ile tripanozomiyozda ve çengelli solucan infeksiyonunda görülür. ökaryotik eucaryotic Çekirdeği, dolayısı ile de genetik materyali bir çekirdek zarı ile sitoplazmadan ayrılmış olan canlı. öpücük böcekleri kissing bugs Triatomidae içinde yer alan ektoparazitler. İnsana kan emerek zarar vermenin yanında Chagas hastalığı etkeni Trypanosoma cruzi ile Amerikan tripanosomiyoz etkeni T. rangeli’yi de bulaştırarak zarar verirler. P palp palp Eklembacaklıların başında görülen organ22 lardan biri; morfolojisi sınıflamada kullanılır. Anofellerde uzun, Culex ve Aedes cinslerinde kısadır. pandemi pandemia Kıtalararasında görülen epidemi. Geniş salgın da denir. papül papule Derinin, küçük, sert ve yekpare bir şekilde yükselmesi. parabazal cisim parabasal body Kamçılı protozoonlardan bazılarında görülen ve blefaroplast ile birlikte kinetoplastı oluşturan ve koyu renkte boyanan yapı. paratenik konak paratenic (transport) host Parazitin larval şeklinin canlı kaldığı ama gelişme göstermediği konak. Taşıyıcı konak da denir. parazit parasite Yaşamını konak denilen bir diğer canlının vücudu içinde veya üzerinde, o canlının zararına sürdüren organizma. Ekti, tufeyli ve yelmeşik gibi sözcüklerle eş anlamlıdır. parazitik kastrasyon parasitic castration Parazitin konak gonadlarında gerileme veya atrofiye neden olduğu durum. Sıklıkla ikincil cinsiyet karakterlerin gelişmesinin engellenmesiyle birliktedir. parazitizm parasitism Simbiyotik ilişkilerde birlikte yaşayan iki canlıdan birinin diğerinin zararına yaşamını sürdürdüğü yaşam şekli. parazitoforik vakuol parasitophorous vacuole Konak hücre içinde olan ve paraziti içeren vakuol. Cryptosporidium’un yerleşim yeri gibi. parazitolog parasitologist Parazitoloji alanında uzmanlaşmış olan bilim insanı. Fakat bir de şöyle bir tanımlama yapılmıştır: “Gerçeği acayip yerlerde arayan tuhaf, belki de antika bir insandır; bir taburede oturup ötekine bakar.” parankima parenchyma İç organlar, kaslar veya epitel arasındaki alanları dolduran vakuoler, süngerimsi mezenkimal hücreler topluluğu olduğu gibi, destek bağ dokudan özelleşmiş bir doku da olabilir. Parazitoloji Parasitology Parazit, konak, parazitlik ve parazitliğin her iki canlı üzerindeki etkilerini inceleyen bilim dalı. Temel aldığı konak grubuna göre farklı dallara ayrılır: Tıbbi Parazitoloji, Veteriner Parazitoloji gibi. partenogenez parthenogenesis Yumurtanın erkek gamet tarafından döllenmeden embriyo vermesi. Strongyloides stercoralis’in dişisi partenogenezle çoğalır. patent periyod patent period Hastalığın belirgin olduğu dönem. Bu dönemde parazite ait yumurta, kist gibi yapılar inceleme materyalinde bulunabilir. Prepatent Parazitoloji Terimleri dönemin aksi bir anlam taşır. patogenez pathogenesis Parazitozun veya hastalığın oluşması ve gelişmesi. patognomonik pathognomonic Herhangi bir parazitoz için özgül ve tanı koydurucu belirti ve semptom. patojen pathogen Parazitin hastalık oluşturabilme durumunda olması. patojenite pathogenicity Herhangi bir parazitin hastalık oluşturma yeteneği. peristalsis peristalsis Bağırsak kaslarının kasılıp-açılması ile yiyeceklerin bağırsakta ilerlemesi. peritonit peritonitis Abdominal boşluğu ve iç organları saran zarın yangısı. periyodik parazit periodic parasite Dönemli de denilen parazit tipi. Çengelli solucanlar ve Strongyloides stercoralis gibi parazitler böyledir. periyotluk periodicity Belirli aralıklarla aynı olayın tekrarlaması. ör. parazitik yaşamın özgür yaşamla değişimli olarak tekrarlaması veya belli filarya türlerinin mikrofilaryalarının periferik kanda değişimle görülmesi. petekli kist alveolar cyst Echinococcus multilocularis’in metasestot denilen evrim döneminin yol açtığı kist. Habis yapıdaki bu kist bal peteğine benzer odacıklardan oluşur ve odacıkların içi jelatinimsi bir madde ile doludur. Normal ara konakta protoskoleksler gelişirken uygun konak olmayan insanda bunlar görülmez. Multiloküler kist, alveoler kist. peteşi petechia Deride veya mukozada çeşitli etkenlere karşı gelişen küçük, hemorajik noktalar. Parazitozlarda da görülür. Peyer plakları Peyer’s patches Bağırsak çeperindeki lenfoit doku olup, doku kapsülü ile çevrilmemiştir. pijidium pygidium Pirelerin arka kısımlarında bulunan semer benzeri duyu organı. pika pica Kişinin, tat alma duyusunda oluşan bir sapmaya bağlı olarak, yenmeyecek şeyleri yemeye meyletmesi. Toprak, kil gibi maddeleri yeme buna örnektir. Askariyoz, trikuriyoz gibi bazı parazitozların etkisiyle de kişi kireç, kil, kül gibi yenmez şeylere karşı aşırı istek ve anormal iştah gösterir. pinositoz pynocytosis Protozoonlarda sıvı besinlerin vücut duvarında oluşan geçici bir delikten vakuol içine alınması. Amiplerde bu işin yalancı ayaklarla yapıldığı belirtilmiştir. pipo sapı benzeri fibroz pipetsem fibrosis Safra kanalı çeperinin bir parazitin uyarısına bağlı olarak kalınlaşması. Şistosoma yumurtalarına karşı periportal dokularda oluşan granülomatöz reaksiyon bunun güzel bir örneğidir. Daha çok S. mansoni ve S. japonicum infeksiyonlarında görülen bu durumda fibroz doku beyaz ve sert bir yapıdadır. pireler flea(s) Parazit böceklerin önemli bir grubu. Vücutları yanlardan basık olup, kanatlarını ikincil olarak kaybetmişlerdir. Kuvvetli kaslara sahip arka bacakları ile zıplayarak hareket ederler. Bu grupta parazitliğin hemen her tipi görülebilir. pirimetamin pyrimethamine Gerek Toxoplasma gondii’ye gerekse de sıtma parazitlerinin doku şekillerine etkili bir kimyasal. Fakat, kemik iliğinin işlemesini olumsuz etkiler. pirojenik pyrogenic Vücut ısısının yükselmesine neden madde veya canlı, ateş yükseltici. piyojenik pygenic İrin, cerahat oluşturan madde veya parazit. piyuri pyuria İdrarda akkan hücrelerinden ve bakterilerden oluşan irin bulunması. Çeşitli parazitozlarda görülür. platimirian platymyarian Bu tip nematotlarda, kas hücrelerinin kontraktil fibrilleri bazal zona hastır ve hipodermis ile temastadır. plazma plasma Kanın şekilli elemanlarından arınmış saman sarısı renkteki sıvı kısmı. Buna kan plazması denir. Kan, antikoagülan madde içine alındığından içindeki fibrin, fibrinojen hâlinde durmaktadır. Lenf plazması ise lenfin hücrelerden arındırılmış sıvı kısmıdır. plazma hücresi plasma cell B lenfositlerin antikor salgılayan hücresi. plöroserkoid pleurocercoid Pseudophyllid sestotların yaşam döngülerinde 2. ara konak vücudunda gelişen evrim dönemi. bk. sparganum. pnömoni pneumonia Akciğer dokusunun yangısı. Askariyoz ve pnömosistoz gibi parazitozlarda görülür. podosoma podosoma Keneler ve akarcıklarda vücudun kapitulum ile opistoma bölgeleri arasında kalan kısmı. Bu bölgede bacaklar bulunur. polar filamentler polar filaments Hymenolepis nana yumurtalarında görülen, yumurta kabuğunun iki tabakası arasında uzanan ve iki uçtaki meme başı şeklindeki çıkıntılardan çıkan filamentler. Benzer yapılar Microspora sporlarında da görülür. 23 Sözlük Dergisi poliembriyoni polyembryony Bir zigottan birden fazla embriyo gelişmesi. polimeraz zincir reaksiyonu polymerase chain reaction (PCR) DNA sentezinin tekrarlayan sikluslarla nükleik asit özgül sıralarının amplifiye edilmesi. polimirian polymyarian Nematotlarda kas tabakasının dorsal, ventral ve lateral kordlarla dört ayrı gruba ayrıldığında, bir grupta çok sayıda kas hücresi ve bunların yalancı vücut boşluğuna uzanan protoplazmik uzantılarının bulunması. Parazitin enine kesitlerinde güzel görülür ve en azından cins seviyesinde tanıya yardımcı olur. Bu tipe en güzel örnek Ascaris lumbricoides’tir. premunisyon bağışıklığı premunition Vücutta bulunan parazit nedeniyle kişinin süperinfeksiyona veya reinfeksiyona dirençli olma durumu. prepatent süre prepatent period Parazit vücuda girdikten sonra, hastalık belirtileri ortaya çıkıncaya veya tanı yöntemleriyle saptanıncaya kadar geçen dönem. presipitasyon precipitation Presipitin tipi antikorun kendine uyan eriyik hâlindeki antijenle birleşerek, çöküntü oluşturması. Serolojik tanıda kullanılır. Tüpte veya agar gibi kimyasal yönden inert bir ortamda uygulanır. bk. presipitinojen, presipitin. presipitin precipitin Presipitasyon reaksiyonunda rol oynayan antikor. presipitinojen presipitinogen Kendine uyan antikor yapımını sağlayan, eriyik hâlindeki antijen. prevalans prevalance Epidemiyolojide, herhangi bir parazitozun toplumdaki yaygınlığı. Sıklığın aksine statik bir ölçümdür. primetamin pyrimethamine Sıtma ve toksoplasmoz gibi parazitozların tedavisinde kullanılan bir ilaç. proglotid proglottid Sestotlarda görülen halkalardan biri, yani strobilanın bir parçası. İçinde üreme organlarından bir set bulunur. prokaryotik prokaryote Genetik materyali sitoplazmadan bir zarla ayrılmamış olan canlı. Bu canlıların çekirdek zarı ile çevrilmiş bir çekirdekleri yoktur. promastigot promastigote Kan kamçılılarının yaşam döngüsünde görülen ve eski adı leptomonas olan evrim dönemi. Mekik şeklinde olup, tek kamçıya sahiptir. Kamçının çıktığı bazal kısım çekirdeğin önündedir, dalgalanan zarı yoktur, vektör vücudunda ve kültür ortamında görülür. proserkoid procercoid Sestotların Pseudophyllidea 24 grubunda görülen ve 1. ara konak krustaselerden siklops içinde, korasidyumdan gelişen dönem. İkinci ara konaklar için infektif, yani bulaştırıcı evredir; arka ucunda serkomer denen bir yapı vardır. protandri protandry Hermafrodit canlılarda önce erkek gonadların daha sonra da dişi organların gelişmesi, androjini de denir. proteinüri proteinuria İdrarda protein olması. Plasmodium falciparum sıtmasında görülür. protonefridiyum protonephridium alev hücresi protoraks prothorax Eklembacaklılarda birinci göğüs segmenti. protoskoleks protoscolex Sestotların, özellikle ekinokok türlerinin metasestot dönemlerinde görülen, skoleks ve boyun kısmından oluşan bulaştırıcı evre. Son konak tarafından alındığında erişkine dönüşür. Protozooloji Protozoology Tek hücreli canlıların üzerinde duran bilim dalı. Kurucusu olarak Antony van Leewenhook kabul edilir. protozoonlar protozoa Tek hücreli, ökaryotik canlılar. pürülan purulent irinli R rabditoid larva rhabditoid larva Bazı nematotların yumurtadan çıkan larvalarının yemek borusu toprakta özgür yaşayan Rhabditis’in larvasına benzer. Bu ad bu benzerliği işaret eder. Larvalar ağız boşluklarının uzunluğuna, yemek borularında bulunan şişkinliklerin sayısına, genital primordiumlarının büyüklüğüne ve arka uçlarının morfolojisine göre cinslere ayrılır. rakis rachis Askaris gibi sekernentean nematotlarda görülür. Bunların oositleri, olgunlaşma aşamasında dişinin overindeki eksene benzeyen bu protoplazmik yapıya tutunmuş olarak, onun boyunca hareket ederler. rastlansal parazit accidental parasite Temelde parazit olmayan bir canlının koşullara bakılınca parazit sanılması durumu. Aksidental parazit de denir. redi redia Trematotların yaşam döngüsünde görülen bir evrim dönemi. Birinci ara konak salyangozun vücudunda sporokist evresinin içinde gelişir. Kese şeklindeki sporokistin içinde tomurcuklanma veya partenogenezle oluşur. Ağzı, kaslı farinksi, ilkel bağırsağı, doğum deliği ve germinatif hücreleri vardır; kız rediye veya serkaryaya dönüşür. Adını büyük Parazitologlardan Francesco Parazitoloji Terimleri Redi’den almıştır. rektal prolapsus rectal prolapse Rektal mukozanın anüsten çıkması durumu. Ağır Trichuris trichiura infeksiyonu olan çocuklarda görülür. Genellikle tedaviden sonra bir sekel kalmaz. rektoskop rectoscope Rektumu muayenede kullanılan alet. Bu bölge ile ilgili amöbiyoz, trikuriyoz gibi parazitozların tanısında kullanılır. rektoskopi rectoscopy Rektumun rektoskop ile incelenmesi. rektosigmoid bölge rectosigmoid Sigmoidin alt kısmı ile rektumun üst kısmından oluşan bağırsak bölümü. Amöbiyoz ve trikuriyoz gibi parazitozlarda önem taşır. retiküloendotelyal sistem reticuloendothelial system (RES) Başta retiküler bağ doku olmak üzere, kan damarları epitelindeki ve vücuttaki sabit makrofajlar. Bazı araştırıcılara göre bu sistem fagositik beyaz hücreleri de kapsar. Kala azar etkeni Leishmania türleri ve diğer parazitler için yaşam ortamıdır retinit retinitis Retina yangısı. retinokoroidit retinochoroiditis Retinanın ve gözün koroid tabakasının birlikte yangısı. Toksoplasmoz, viseral larva migrans ve onkoserkozda görülür. rezervuar konak reservoir host Parazitin neslinin doğada devamını sağlayan konak. rostellum rostellum Bazı sestotların skoleksinde bulunan tepecik şeklindeki çıkıntı. İçeri çekilip, öne doğru uzanabilir, üzerinde çengel sıra veya sıraları bulunur. ör. Taenia solium türünde olduğu gibi. Rodezya uyku hastalığı Trypanosomiosis rhodesiense Afrika uyku hastalığının bir tipi olup, etken Trypanosoma rhodesiense’dir. Romana belirtisi Romana’s sign Gözün birinin veya ikisinin birden belirgin olarak ödemli olması; genellikle kuru ve tek taraflıdır. Chagas hastalığında görülür. Romanovsky boyaları Romanovsky stains Metilen mavisi ve eozin bazında karmaşık bir boya. Kan hücrelerinin ve kan parazitlerinin boyanmasında kullanılır. Giemsa ve Wright boyaları en bilinenleridir. S Sabin-Feldman boya testi Sabin-Feldman dye test boya testi sakırga tick kene Salgınlar Bilimi Epidemiology Epidemiyoloji salgısal IgA secretory IgA Seromüköz sıvılarda bulunan immünglobülin tipi. sarı humma yellow fever Genelde sivrisineklerden Aedes türlerinin dişileri kan emerken bulaşan viral bir parazitoz. sarılık icterus Yoğun miktarda bilirubin ve safra pigmentinin birikmesine bağlı olarak derinin sarı bir görünüm alması. En belirgin olarak gözlerde saptanır. Çeşitli parazitozlarda görülür. Schüffner cisimcikleri Schüffner’s dots Plasmodium vivax ve P. ovale ile istila edilmiş alyuvar sitoplazmasında görülen küçük, eozinofilik yapılar. sedir yağı immersion oil İmmersiyon objektifi ile yapılan incelemelerde obje ile objektif arasına, aradaki havayı yok etmek ve objeyi olabildiğince büyütmek amacıyla konan sedir ağacından elde edilen özel yağ. sefalotoraks cephalothorax Eklembacaklılarda baş ile göğüs bölgesinin birleşmiş durumu. senkop syncope Beyine kan gitmemesine bağlı olarak görülen geçici bilinç kaybı veya bayılma durumu. Dracunculus medinensis infeksiyonunda görülür. serkarya cercaria Yassı solucanlardan trematotların yaşam döngüsünde görülen evrim dönemlerinden biri. Birinci ara konak salyangoz vücudunda gelişir ve sonra serbest hâle geçer. Bazı cins ve türlerde ikinci ara konak veya son konak için bulaştırıcı evredir. serkarya dermatiti cercarial dermatitis Trematotların infektif dönemi olan serkaryanın, proteolitik enzimlerinin yardımıyla deriden girerken bu bölgede yol açtığı alerjik dermatit. serseriler hastalığı vagabond’s disease Yoğun bitlenmeye bağlı olarak deride kaşınma sonucunda paralel çizgiler şeklinde yaralar görülmesi. Endurasyon gelişmesi ve pigmentasyonla ile karakterize, esmer kabuklu, ağrılı deri hastalığıdır. Başıboşlar sayrılığı da denir. serolojik testler serologic tests Parazitozların tanısında uygulanan ve serumla laboratuvar ortamında yapılan testler. Bu testlerde çoğunlukla hasta serumunda antikor olup olmadığı araştırılır. Fakat, son yıllarda inceleme örneklerinde antijen aranması da yaygınlaşmıştır. seropozitif seropositive Serolojik testte antikor saptanan serum ya da serumunda antikor bulunan kişi. serum serum Kanın hücrelerden, fibrinden arındırılmış saman sarısı renkteki sıvı kısmı. sestotlar cestoda Helmintlerin yassı solucanlar gru25 Sözlük Dergisi bundan biri. Önemli insan parazitlerini içerir. Şeritler de denir. sığıntılık commensalism Simbiyotik yaşam şekillerinden biri. Birlikte yaşayan iki canlıdan biri diğerinden çeşitli yönlerden yararlanır, fakat diğeri bundan bir fayda sağlamadığı gibi zarar da görmez. Entamoeba coli örnek olarak verilebilir. sınıf class Sınıflamada kullanılan birimlerden biri. Takımların bir araya toplanmasıyla oluşur. sınıflandırma classification Belli kurallara göre kategorilere ayırma, bölümleme. sıtma malaria Protozoonların Plasmodium türleri ile oluşan ve etken türe bağlı olarak tipik ateş nöbetleriyle seyreden, paludismus, malarya, bataklık humması gibi adlarla da tanımlanan ve eski dilde humma-i merzag da denen parazitoz. Sıtma bilimi Malariology Malaryoloji de denilen bu bilim dalı, sıtma hastalığı üzerinde durur. sıtma parazitleri malaria parasites Plasmodium türlerini içerir. sıtma pigmenti malaria pigment Sıtma parazitlerinin (Plasmodium türleri) hemoglobin metabolizmasından kalan hematin (ferrihemik asit) ile proteinden oluşan yapı. Giemsa ile boyanınca kahverengimsi renkte görülür. sıtma sineği Anopheles Sıtma etkeni Plasmodium’ların vektörü olan cinsin dişilerini tanımlar. bk. anofeller. sıtma uzmanı malariologist Sıtma konusunda uzmanlaşan kişi, malaryalog. sigmoidoskopi sigmoidoscopy Rektumun ve kolonun sigmoid büklümünün sigmoidoskop kullanılarak incelenmesi. Bu bölgenin hastalıklarının ve amöbiyoz gibi parazitozlarının tanısında uygulanır. silahlı tenya Taenia solium Domuz tenyası da denilen bu tenya türünün skoleksinde çekmenlere ek olarak çengeller de vardır. Bu ad bu nedenle verilmiştir. silahsız tenya Taenia saginata Sığır tenyası da denilen bu sestot türünün skoleksinde sadece çekmen vardır. Silahsız denmesi de bu nedenledir. simbiyoz symbiosis Farklı cins ve türden iki canlının birlikte yaşaması. siper humması trench fever Beş gün humması da denilen, etkeni Rochalimaea quintana olan ve bitler kan emerken insana bulaşan bir riketsiyoz. sirke nit Bit yumurtası. Nit, bazen yavşak yani nimf yerine de kullanılmıştır. bk. nimf, yavşak. 26 siroz cirrhosis Çeşitli etkenlere bağlı olarak gelişen ve karaciğer hücrelerinin harabiyeti, fonksiyon bozukluğu, bağ dokusunda artma ve yağ infiltrasyonu saptanan bir karaciğer hastalığı. Karaciğer sertleşip, sararmış, batında assit toplanmıştır, hipertansiyon vardır. Başta şistozomiyoz olmak üzere birçok parazitozda görülür. sirrus cirrus Trematot ve sestotlarda görülen kaslı erkek organı, penis. sistiserkoid cysticercoid Sestotlardan Hymenolepis ve Dipylidium türlerinin yaşam döngüsünde görülen ve bir kuyruk kısmı (körelmiş kese) ile iyi gelişmiş bir skoleksten oluşan evrim dönemi. sistiserkoz cysticercosis Taenia solium’un sistiserkus döneminin insan dokusunda yerleşerek oluşturduğu parazitoz. sistiserkus cysticercus Sestotların Taenia türlerinin yaşam döngüsünde görülen, eldiven parmağı gibi ters dönmüş bir skoleks ve boyun ile içinde sıvı bulunan bir keseden ibaret insan için bulaştırıcı evrim dönemi. sitofarenks cytopharynx Tek hücreli canlılardan kirpiklilerde görülen hücre farenksi. sitopig cytopyge Tek hücreli canlıların bazılarında bulunan hücre anüsü. sitoplazma cytoplasm Hücrenin çekirdek dışında kalan protoplazma kısmı. sitostom cytostome Bazı protozoonların trofozoitlerinde görülen hücre ağzı. sivrisinekler mosquitoes Böceklerin Diphtera grubunda yer alan ve sadece dişileri kan emen, tehlikeli parazitlere biyolojik vektörlük yapan sinek grubu. skoleks scolex Sestotların üzerinde cins ve türe bağlı olarak sayısı ve yapısı farklı çekmenler bulunan baş kısmı. Bazılarında bunlara ek olarak çengeller de bulunur. solucan worm Genel görünümlerine göre yassı ve yuvarlak diye iki ana gruba ayrılan ve çok önemli insan parazitlerini içeren omurgasız canlılar grubu. Solucan Bilimi Helminthology Helmintoloji. solunum deliği stigma Eklembacaklılarda görülen solunum açıklığı. son konak final host Parazitin erişkin ve/veya eşeyli üreyen dönemini barındıran konak. sölomirian coelomyarian Kas hücrelerinin protoplazmik kısımları yalancı vücut boşluğuna doğru uzanan ve kontraktil fibrilleri hücrenin hem yanlarında hem de bazal kısımlarında yer alan nematot grubu. Parazitoloji Terimleri sönorus coenurus Sestotların Multiceps türlerinin yaşam döngüsünde görülen metasestot dönemi. sparganoz sparganosis Psödofillid sestotların plöroserkoid larvalarının insanın çeşitli dokularında yerleşmesi sonucu ortaya çıkan parazitoz. sparganum sparganum Psödofillid sestotlardan Spirometra ve diğer cinslerin subkutanöz dokuları istila eden, o bölgelerde yangı ve fibroz oluşumuna yol açan larval dönemi. sparganum proliferum sparganum proliferum Psödofillid sestotların çoğalabilen larval dönemi olup, erişkin şekli bilinmemektedir. spikül spicule Erkek nematotların çoğunda görülen yardımcı çiftleşme organı. Sayı ve görünümleri sınıflamada kullanılır. spiramisin spiramycin Geniş spektruma sahip bir antibiyotik. Hamilelerdeki toksoplasmozun tedavisinde kullanılır. splenomegali splenomegaly dalak büyümesi spor spore Mikrosporidilerin yaşam döngüsünde görülen, konak hücreyi infekte ederken yapısında bulunan polar tübülü kullanan evrim dönemi. Tübül büklümünün sayısı sınıflamada kullanılır ve genellikle 1-2 µm büyüklüğünde olan bir evredir. Bakterilerin yaşam döngüsünde de görülür. sporadik sporadic Bir parazitozun veya başka bir durumun orada burada seyrek olarak görülmesi. Epidemiyolojik bir terimdir. sporogoni sporogony Apicomplexa grubunda görülen ve sporozoit oluşmasıyla sonlanan eşeyli üreme. Sıtma parazitlerinde dişi anofel vücudunda gerçekleşir. sporokist sporocyst Ağzı ve herhangi bir iç organı olmayan, uzun bir kese şeklindeki evrim dönemi. Trematotların yaşam döngüsünde birinci ara konak salyangoz vücudunda gelişir, partenogenezle çoğalarak parazitin cins ve türüne göre ya ikinci nesil sporokistleri ya da redileri oluşturur. sporozoit sporozoite Sporogoni sonucunda oluşan ince, iğ şeklinde olan evrim dönemi. Özellikle sıtma parazitlerinin yaşam döngüsünde görülür ve anofel vücudunda gelişir. İnsan için bulaştırıcı evredir. steril sterile Patojen ve apatojen canlılardan arındırılmış besiyeri veya ortam. sterilizasyon sterilization Çeşitli yöntemler uygulayarak bir ortamın, eşyanın patojen/apatojen tüm canlılar- dan arındırılması işlemi. stigma stigma Şistosomların yumurtasında operküle benzeyen ve mirasidyumun dışarı çıktığı alan. Aynı zamanda eklembacaklıların larvalarının solunum delikleridir. stikosit stichocyte Nematotlardan Trichuridae ailesindeki bazı türlerin kapiller yemek borusunu saran hücrelerin her biri. stikozom stichosome Nematotlardan Trichuridae ailesindeki bazı türlerde görülen ve kapiller yemek borusunu saran dikdörtgen şekildeki hücrelerden, stikositlerden, oluşan sütun. strobila strobila Sestotlarda skoleks ve boyun dışında kalan ve halkalardan oluşan vücut kısmı. strongiloidimsi larva strongyloid larva Çengelli solucanlar ile Strongyloides stercoralis’in yaşam dögüsünde görülen infektif L3 dönemi larvanın diğer bir adı. Çoğunlukla filariform larva denir. sulfadiazin sulfadiazine Sulfonamid grubundan bir ilaç. Toksoplasmozun ve bazı bakteriyel infeksiyonların tedavisinde etkili bir ilaç olup, toksik etkisi de oldukça azdır. suramin suramin sodium Her iki tip Afrika uyku hastalığında, merkezî sinir sistemi etkilenmeden önceki dönemde etkili ilaç. sülükler leeches Uzun ve yassı vücutlu, iki çekmenleri olan, gözleri gelişmemiş, çoğunluğu kan emerek beslenen ve hirudo da denilen bir parazit grubu. süperinfeksiyon superinfection Vücutta var olan bir parazit ile yeniden infekte olma durumu. süregen chronic Uzun süredir devam eden, müzmin. Kronik. sürgün diarrhea Yumuşak veya sulu kıvamda fakat kansız dışkı çıkarma. Bağırsağın herhangi bir bölgesinde yerleşmiş Giardia, Strongyloides gibi parazitlere veya diğer nedenlere bağlı olarak gelişebilir. Diyare, ishal. Ş şagoma chagoma Trypanosoma cruzi’nin vücuda girdiği yerde, deride, çoğalmasına bağlı olarak oluşan küçük granülom. şark çıbanı oriental sore deri leyişmaniyozu şerit halkası proglottid proglottid şeritler cestoda sestotlar şilüri chyluria İdrarda şilus, yani bağırsaklara dökülen 27 Sözlük Dergisi lenf ve emülsiye olmuş yağdan oluşan beyaz sıvı bulunması. Kilüri. şistosomiyoz schistosomiosis Trematotların Schistosoma türleriyle oluşan parazitoz. şistozomül schistosomula Dolaşım sisteminde yerleşen Schistosoma türlerinin insan vücudunda serkaryadan gelişen ilk dönemi. şizogoni schizogony Apicomplexa grubunda görülen eşeysiz üreme şekli. Önce çekirdek defalarca bölünür, bunu çekirdek sayısınca sitoplazma bölünmesi izler ve sonuçta merozoit denilen evrim dönemi oluşur. şizont schizont Protozoonların Apicomplexa grubunda görülen eşeysiz üremedeki evrelerden biri. Genç ve olgun şizont diye iki farklı şekli vardır. şok shock Kan basıncında aniden belirgin bir düşme durumu. Nabız yükselmiş, böbrek fonksiyonu azalmıştır. Tropikal sıtmada ve hidatik kistin yırtılmasında görülür. şube phylum Filum da denilen ve sınıflamada yer alan bir birim. T tahtakurusu bed bug Eski dilde bakk denilen bu ektoparazitin vücudu sırt-karın yönünde yassılaşmıştır. İnsana, kan emerek, alerji oluşturarak zarar verir. Sindirim sistemi elverişli olmadığı için vektör olamaz. Cimex cinsi içinde yer alır. takizoit tachyzoite Toxoplasma gondii’nin trofozoit dönemi. tam başkalaşım holometabolous metamorphosis Böceklerde görülen ve erişkin-yumurta-larva-pupa-erişkin dönemlerini içeren gelişme şekli. Sivrisinekler, pireler bu tipte gelişme gösterirler. tanı diagnosis Hastalığın nedeninin belirlenmesi. Klinik tanı, laboratuvar tanısı gibi farklı kısımlara ayrılabilir. Diagnoz. taşıyıcı carrier Vücudunda hastalık etkeni bulunmasına karşın kendisi hastalanmayan, fakat diğer kişilere bu etkeni bulaştırabilen kişi. taşikardi tachycardia Kalp atımının hızlanması, genellikle dakikada 100’den daha fazla atış olması durumu. Tripanosomiyoz gibi parazitozlarda görülür. tatarcık sandfly Kum sinekleri de denilen, küçük ve uçuş mesafeleri son derece kısıtlı sinekler. Dişileri kanla beslenir ve insana şark çıbanı, kala azar ve tatarcık humması gibi parazitozların etkenlerini bulaştırır. 28 tatarcık humması harara harara tegüment tegument Helmintlerden trematot ve sestotların vücut yüzeyini örten, metabolik yönden aktif ve devamlı değişim geçiren tabaka. tenezm tenesmus ıkıntı tenya taenia Önemli insan parazitlerini içeren sestotların bir cinsi. Vücutları şerit şeklinde olduğu için şerit de denir. tersiyan malarya tertian malaria Plasmodium vivax’ın neden olduğu sıtmanın, ateş nöbetlerinin görülme periyodu ilgili olarak adlandırılması. Malarya tersiyana da denir. tiabendazol thiabendazole Bazı helmintiyozların tedavisinde kullanılan bir antihelmintik ilaç. Tıbbi Parazitoloji Medical Parasitology Parazitoloji’nin insanın parazitleri ve onların neden oldukları parazitozlarla ilgilenen dalı. tıp sülüğü hirudo medicinalis Yıllarca çeşitli nedenlerle kan alımında kullanılmış olan, son yıllarda yeniden tıp alanında kullanım alanı bulan sülük türü. tifüs typhus lekeli humma titre titer Bir serumun, dolayısı ile antikorun veya antijenin belli koşullarda kendine özgül antijen veya antikor ile pozitif reaksiyon verdiği en yüksek sulandırım. toksin toxin Çeşitli parazitlerin, hastalık etkenlerinin içerdiği/salgıladığı zehir. Endotoksin, ekzotoksin diye iki tipe ayrılır. toksoid toxoid Zararsız hâle getirilmiş ama içerdiği antijenik maddeleri kaybetmemiş toksin. toksoplasmoz toxoplasmosis Protozoonlardan Toxoplasma gondii’nin yol açtığı parazitoz. Trager-Jensen besiyeri Trager and Jensen’s culture medium Sıtma parazitlerinin kültüründe kullanılan besiyeri. transoveryal geçiş transovarial transmission Vücuda giren bir parazitin yumurtalar aracılığı ile yeni nesle geçmesi. Bazı eklembacaklı parazitlerde, ama esas olarak kenelerde görülür. trematot(lar) fluke(s) Yassı solucanlardan vücudu yaprak şeklinde tek parçadan ibaret olanı. Trichinella spiralis Trichinella spiralis Hem erişkini hem de larval dönemi insanda yerleşen bir nematot türü. Erişkini ince bağırsakta, larvaları ise çizgili kaslarda yaşar. Larval dönemi bazı araştırıcılar tarafından “çok hücreli virüs” diye tanımlanmıştır. Trichinella cinsinin Parazitoloji Terimleri diğer türleri de aynı özelliklere sahiptir. trikinelliyoz trichinelliosis Nematotlardan Trichinella türlerinin yol açtığı parazitoz. trikomoniyoz trichomoniosis Kamçılı protozoonlardan Trichomonas türleriyle oluşan parazitoz. Fakat, genelde Trichomonas vaginalis infeksiyonu için kullanılır. trikrom boyası trichrome stain Protozoonların boyanmasında kullanılan boyalardan biri. trikuriyoz trichuriosis Nematotlardan Trichuris trichiura’nın yol açtığı parazitoz. trimetoprim-sulfametoksazol trimethoprim-sulphamethoxazole (TMX) Çeşitli parazitozların tedavisinde kullanılan ilaç. tripanosomiyoz trypanosomiosis Protozoonlardan Trypanosoma türlerine bağlı olarak gelişen parazitoz. triparsamid tryparsamide Afrika uyku hastalığının tedavisinde kullanılan ilaç. tripomastigot trypomastigote Kan kamçılılarından tripanosomların yaşam döngüsünde omurgalı konak kanında görülen evrim dönemi. Eski adı tripanosoma olan bu evre, tek kamçısı ve dalgalanan zarı ile hareket eder. trofozoit trophozoite Tek hücrelilerin aktif olarak hareket eden, beslenen, büyüyen ve çoğalan evrim dönemi. tropikal pulmoner eozinofili tropical pulmonary eosinophilia Genelde Wuchereriosis bancrofti olgularında görülen ve kronik pulmoner infiltrasyon, periferik kanda yüksek eozinofili, göğüs ağrısı, öksürük, özellikle geceleri görülen astım nöbetleri ile karakterize bir sendrom. Hasta arsenikli ilaçlar veya dietilkkarbamazin ile tedavi edilince semptomlar hızla ortadan kalkar. Weingarten sendromu, eozinofilik. tripanosoma türleri Trypanosoma species İnsanda tehlikeli hastalıklara yol açan kamçılı protozoon türleri. turist sürgünü traveller’s diarhrhea Genellikle gelişmekte olan ülkelere gidip-gelenlerde görülen sürgün. Bu kişilerde çoğunlukla giyardiyoz, kriptosporidiyoz ve siklosporiyoz saptanır. tuzlu suda yüzdürme brine flotation Dışkı incelemesinde uygulanan çoklaştırma yöntemlerinden biri. Doymuş tuzlu su gibi yoğun bir ortamda, parazit yumurtalarının sıvının yüzeyine yükselmesi esasına dayanır. Bu yöntem Ascaris, Trichuris, çengelli solucan ve Trichostrongylus yumurtaları için uygundur. Fakat, ağır trematot yumurtaları ile çabuk deforme olan protozoon kistleri için uygun değildir. tümör nekroz faktörü tumor necrosis factor (TNF) Aktive edilmiş makrofajların salgıladığı sitokin. Yangı olayının temel mediatörüdür. Düşük konsantrasyonlarda endotel hücrelerini, PMN hücreleri ve makrofajlar ile sitokin yapımını aktive eder. Bu sitokinler arasında IL-1, IL-6 ve TNF’nin kendisi bulunur. Yüksek konsantrasyonlarda hipotalamusta prostaglandinlerin sentezini artırır ve bu da ateşin yükselmesine yol açar. tür species Birbirinin aynı özellikleri taşıyan canlı grubunu tanımlar. Sınıflamada kullanılır. U Urfa çıbanı Urfa boil deri leyişmaniyozu utanç biti phthirus pubis kasık biti uterus çanı uterine bell Tam gelişmiş embriyonun dışarı çıkmasına izin veren fakat gelişmemiş olanları tutan yapı. Dişi akantosefalde bulunur. uyku hastalığı African sleeping sickness Afrika uyku hastalığı uyuz scabies Tipik olarak kaşıntı ile seyreden, etkeni akarcıklardan Sarcoptes scabiei olan parazitoz. Ü üç gün humması phlebotomus fever harara ülser ulcer Deride veya müköz zarlarda görülen açık yara. Doku parçalanmıştır ve sıklıkla irin akımı vardır. Leyişmaniyoz, amöbiyoz, drakunkuliyoz gibi parazitozlarda görülür. üniloküler kist unilocular cyst Tek odacıklı kist anlamındadır ve Echinococcus granulosus’un metasestot döneminin neden olduğu kisti tanımlar. üretrit urethritis Trichomoniosis vaginalis gibi parazitozlarda görülen üretra yangısı. ürtiker rash (urticaria) Derinin alerjik tepkisi. Önce bir sivilce, kabarıklık oluşur, onu yoğun kaşıntı ve yanma hissi izler. Çoğunlukla ani başlar ve ani söner. Pek çok parazitozda görülür. üveit uveitis Gözün üvea kısmının yangısı. Özellikle akantamoeba keratitinde görülür. V vajinit vaginitis Vajina yangısı. vakuol vacuole Bir hücrenin sitoplazmasında bulunan ve içinde sıvı, hava veya besin bulunan boşluk. Fonksiyonlarına göre adlandırılır. Amiplerde de görülür. 29 Sözlük Dergisi vektör vector Parazitozlu kişiden aldığı paraziti sağlam omurgalıya taşıyan, bulaştıran eklembacaklı canlı. Biyolojik ve mekanik vektör diye iki tipi vardır. vermikl vermicle Vektör kenede Babesia’nın infektif evresi. vermisid vermicide Partazitik helmintler üzerinde ölümcül etki gösteren ilaç. virulans virulence Bir parazitin veya hastalık etkeninin patojenlik ya da hastalık oluşturabilme yeteneğinin derecesi. vivipar viviparous Larva doğuran dişi nematot. ör. dişi Trichinella spiralis ve dişi filarya. volutin volutin Protozoonlarda görülen depo besin maddesi. vuhereriyoz wuchereriosis Nematotlardan Wuchereria bancrofti’nin yol açtığı parazitoz. vulvit vulvitis Vulva yangısı. vulvovajinit vulvovaginitis Vulva ve vajinanın birlikte yangısı. vücut biti body louse İnsan vücudunda yerleşen üç bit türünden Pediculus corporis’i tanımlar. Giysi biti ve vücut kehlesi de denir; yumurtalarını giysi liflerine, dikiş yerlerine yapıştırır. vücut boşluğu coelom Embriyonun gelişimi esnasında vücutta oluşan boşluk. Hakiki vücut boşluğu ve yalancı vücut boşluğu diye ikiye ayrılır. W Weingarten sendromu Weingarten syndrome tropikal pulmoner eozinofili Weinmann besiyeri Weinman’s medium Trypanosoma gambiense’nin kültüründe kullanılan besiyeri. Winterbottom belirtisi Winterbottom’s sign Afrika uyku hastalığında görülen posterior servikal lenf bezlerinin şişmesi. X Xenopsylla cheopis Xenopsylla cheopis Veba etkeni Yersinia pestis’in vektörü keme piresi. Y yalancı ayak pseudopodium Protozoonların Sarcodina grubunun hareket organeli. yalancı kist pseudocyste Makrofaj veya diğer bazı konak hücresi içinde bulunan parazit kümesi. Özellikle 30 Toxoplasma gondii takizoitlerinin oluşturduğu küme için kullanılır. Parazitler konak hücre zarı ile çevrilidir, ama parazit orijinli bir kist duvarı bulunmaz. yalancı parazit pseudoparasite Normalde bulunduğu yerde parazit olmadığı hâlde koşullara göre öyleymiş sanılan canlı. yalancı vücut boşluğu pseudocele Nematotlarda görülen ve mezoderm, yani endotel ile kaplı olmayan boşluk. yangı inflammation İltihap, iltihaplanma, cerahatlanma ve inflamasyon gibi sözcüklerle de tanımlanan durum. Pek çok parazitozda görülür ve kızarıklık, ağrı, şişme, ateşle seyreder. yaprak solucanları trematota Yassı solucanların, vücutları yaprak şeklinde tek parçadan oluşan grubu. yassı solucanlar flatworms, platyhelminthes Solucanların trematotlar ve sestotlar gruplarını içerir. Vücutları sırt-karın yönünde yassılaşmış, vücut yüzeyleri tegüment denilen canlı bir tabaka ile örtülü ve çoğunluğu hermafrodittir. yastıkçık pulvillus Eklembacaklıların bazılarının, ör. uyuz etkeninin, ayak uçlarında bulunan vantuz gibi yapılar. yaşam döngüsü life cycle Herhangi bir canlının yaşamı süresince geçirdiği değişim. ör. yumurtadan başlayıp tekrar yumurta dönemine gelinceye kadar geçirilen evreler. yavşak nit’s or nimf ’s of louse Bitin yumurtadan (sirkeden) çıkan evrim dönemi. bk. nimf, sirke. yayma smear Hastadan alınan kan, dışkı, vajinal akıntı gibi örneklerin tanı amacıyla lam üzerine sürülmesiyle hazırlanan preparat. yumuşak keneler Argasidae Kenelerin iki temel grubundan biri. Kapitulum kısmı sırttan bakılınca görülmez, vücut çeperi keskin bir hat şeklindedir. Argas ve Ornithodorus cinslerini içerir. yumuşakça mollusc Segmentlere ayrılmamış yumuşak vücutları çoğunlukla kalkerli bir kabuk içinde bulunan omurgasız canlılar grubu. Trematotların yaşam döngüsünde birinci ara konak olarak rol oynarlar. yuvarlak solucanlar round worms, nematota Solucanların özel bir grubu. Vücutları silindir şeklinde tek parçadan yapılmış olup, kütikül tabakasıyla örtülmüş olup, erkek ve dişi bireyler ayrılmıştır. yürek solucanı Dirofilaria immitis Son konağı kö- Parazitoloji Terimleri peklerin sağ kalbi, insanın da vena kava ve akciğer atardamarı olan bir nematot. Filaryalar içinde bulunur. yüzücü dermatiti swimmer’s itch Şistosomların serkarya dönemlerinin deriden girmesine bağlı olarak görülen alerjik tepki. Bu tepki insan paraziti olmayan özellikle kuşların şistosoma parazitlerinin serkaryaları ile oluşunca reaksiyon daha belirgindir. Z Ziemann cisimcikleri Ziemann’s dots Plasmodium malariae ile infekte alyuvarların sitoplasmasında görülen yapılar. Schüffner cisimciklerine benzer, fakat onlardan daha küçüktür. zigot zygote Döllenmiş yumurta, makrogamet ve mikrogametin birleşmesiyle oluşan evrim dönemi. zimodem zymodime Özellikle Entamoeba histolytica ve E. dispar’ın birbirinden ayırt edilmesinde kullanılan izoenzim. zooantropofil zooanthropophile Kan emeceği canlı yönünden bir tercih yapmayıp, hem insandan hem de hayvanlardan kan emen eklembacaklılar. Özellikle sivrisinekler için kullanılır. zooantroponoz zooanthroponoses İnsan kaynaklı parazitozun diğer canlılara bulaşması. zoofil zoophile Hayvancıl, kan emmek için hayvanları yeğleyen eklembacaklı. Özellikle sivrisinekler için kullanılır. zoonoz zoonosis Hayvanlardan insana bulaşan hastalıklar, yani parazitozlar. zorunlu parazit obligate parasite Yaşamını ancak parazitlikle sürdürebilen canlı. KAYNAKLAR 1. Altıntaş G. Nasıl Yazılır Nasıl Yazılmaz. Yazım/İmlâ Kılavuzu. Seçme Kitaplar, İstanbul, 1998. 2. Atambay M, Daldal (Özler) N. Parazitoloji Terimleri Sözlüğü. Sendrom III. 4(2): 4-16, 2006. 3. Dorland’s Illustrated Medical Dictionary. 24th ed. W B Saunders Co. Philadelphia, USA, 1965. 4. Durmaz B, Durmaz R. Mikrobiyoloji Terimleri Sözlüğü. Sendrom III. 1(2): 1-45, 2003. 5. Garcia LS, Bruckner DR. Diagnostic Medical Parasitology. 2nd Ed. ASM, Washington, D.C. 1992. 6. Hekimlik Terimleri Kılavuzu I. Türk Dil Kurumu Yayınları: 447. Ankara Ü Basımevi, Ankara, 1978. 7. Kocatürk U. Açıklamalı Tıp Terimleri Sözlüğü. Genişletilmiş 2. basım. Sevinç Matbaası, Ankara, 1984. 8. Püsküllüoğlu A. Öz Türkçe Sözlük. Genişletilmiş 11. baskı. Arkadaş Yayınevi, Ankara, 1994. 9. Roberts LS, Janovy J, Jr. Gerald D Schmidt & L Roberts’ Foundations of Parasitology. 5th Ed. Wm C Brown Publ, Dubuque, IA, 1996. 10. Saygı G. Parazitolojik Terimler. Cumhuriyet Üniversitesi Sağlık Bil Enst Parazitoloji Lisansüstü Programı. Ders Notları. 11. Tuğlacı P. Tıp Sözlüğü. Pars Yayınları, İstanbul, 1978. 12. Türkçe Sözlük. Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu, Türk Dil Kurumu. Ankara, 2005. 13. Unat EK. Türkçe Parazitoloji Öğretimi için Terimler. Ayrı baskı 14. Unat EK. Tıp Dilimiz üzerine. Tıp Yolunda Cerrahpaşa, 14 Mart. 8-9, 1973. 15. Unat EK, İhsanoğlu E, Vural S. Osmanlıca Tıp Terimleri Sözlüğü. Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Türk Tarih Kurumu Yayınları VII. Dizi – Sayı 210. Türk Tarih Kurumu Basımevi, Ankara, 2004. 16. Webster’s Seventh New Collegiate Dictionary. 1963. G&C Merriam Co, Publ, Springfield, Massachusetts, USA. 17. Yarar MT. Asalakbilim Terimleri Sözlüğü. Türk Dil Kurumu Yayınları: 315. ANK Ü Basımevi, 1970. 31 Sözlük Dergisi İngilizce - Türkçe Dizin abdominal pain, abdominalgia abdominal pain, abdominalgia abortive abscess Acanthamoeba species acanthamoebiosis acanthapodium acanthella acanthocephala acanthor acari acarodermatitis accidental parasite acetabulum acid-ether sedimentation acid-fast acquired acquired immun deficiency syndrome acquired immunity acute acute adjuvant adsorption adult aerobic African sleeping sickness African trypanosomiosis agammaglobulinemia agglutination AIDS ala Alaria species albendazole Aleppo boil allergy alveolar cyst alveolar cyst alveolus ambilhar (niridazole) amebic dysentery ametabooeus amoebic abscess amoebiosis amoeboma amphids amphistome amphophil amphotericin B anaerobic anamnestic reaction 32 karın ağrısı abdominal ağrı abortif apse Acanthamoeba türleri akantamöbiyoz akantopod akantella akantosefaller akantor akarlar akar dermatiti rastlansal parazit asetabulum asit-eter çöktürmesi asite dirençli kazanılmış kazanılmış immün yetersizlik sendromu kazanılmış bağışıklık akut ivegen adjuvan adsorpsiyon erişkin aerop uyku hastalığı Afrika tripanosomiyozu agamaglobulinemi aglütinasyon AIDS ala Alaria türleri albendazol Halep çıbanı alerji alveoler kist petekli kist alveol ambilhar amipli dizanteri ametabolik amip apsesi amöbiyoz amöboma amfidler amfistom amfofil amfoterisin B anaerop anamnestik tepki anaphylaxis Ancylostoma caninum Ancylostoma duodenale ancylostomiosis anemia anemia anisakiosis annelida Anopheles Anopheles anoplura anorexia antagonism antagonist antenna antenna anthropophile antibody antibody titer anticoagulant antigen antigenic determinant antimonial test antiserum antitoxin antropophilic anuria aphasmid Apicomplexa appendicitis appendix Arachnida Argasidae arthropoda arthropoda arthropodology ascariosis Ascaris lumbricoides ascites asexual reproduction aspiration atabrine hydrochloride (quinacrine) atrophy attenuated autoclave autoimmunity autoinfection axenic axoneme axostyle anaflaksi köpek çengelli solucanı Ancylostoma duodenale ankilostomiyoz anemi kansızlık anisakiyoz annelidler anopheller sıtma sivrisineği anoplura anoreksi antagonizm antagonist anten duyarga antropofil antikor antikor titresi antikoagülan antijen antijenik determinant antimon deneyi antiserum antitoksin antropofilik anüri afasmid Apicomplexa apandisit apandis Arachnida yumuşak keneler artropodlar eklembacaklılar artropodoloji askariyoz Ascaris lumbricoides assit eşeysiz üreme aspirasyon atebrin körelme atenü otoklav otoimmünite otoinfeksiyon aksenik aksonem aksostil Parazitoloji Terimleri babesiosis bacillary band Balantidiosis coli Balantidium coli band form basal body basophil bed bug Behdjet’s sign Behdjet’s sign bertielliosis bilharsiosis binomial nomenculature biologic control biologic incubation period biologic vector biopsy biskra boil bithionol black water fever blepharoplast blood borne blood films blood fluke infection blood flukes body louse Boeck and Drbohlav’s medium boil bothrium bradizoite brine flotation bronchopneumonia brood capsule bubo buccal capsule Buffy coat bursa copulatrix caecum calabar swelling calcerous corpuscles calcification Capillaria hepatica capitulum carcodina (amoebae) carditis carrier Casoni antigen Casoni’s skin test cephalothorax cercaria cercarial dermatitis cerebrospinal fluid, liquor cerebrospinalis cestoda cestoda babesiyoz basiller bant balantidiyoz Balantidium coli bant şekli bazal cisim bazofil tahtakurusu Behçet çivi belirtisi Hulusi Behçet çivi belirtisi bertielliyoz bilharziyoz ikili adlandırma biyolojik kontrol biyolojik kuluçka süresi biyolojik vektör biyopsi biskra çıbanı bitonol karasu humması blefaroplast kanla bulaşma kan preparatları kan kelebeği hastalığı kan kelebekleri vücut biti Boeck ve Drbohlav besiyeri çıban botrium bradizoit tuzlu suda yüzdürme bronkopnömoni çimlenme kapsülü bubo ağız kapsülü Buffy tabakası bursa kopulatriks çekum kalabar şişliği kalkerli cisimcikler kalsifikasyon karaciğer kılcal kurdu kapitulum amipler kardit taşıyıcı Casoni antijeni Casoni deri testi sefalotoraks serkarya serkarya dermatiti beyin omurilik sıvısı (BOS) sestotlar şeritler Chagas’ disease chagoma Charcot-Leyden crystals chelicera chemotherapy Chiclero ulcer chitin chloramphenicol chlorophenothane chloroquine cholecystitis choledochitis chorioretinitis chromatin chromatoidal bodies chronic chyluria chyluria ciliate ciliophora cilium cirrhosis cirrus class classification clinical incubation period Clinical Parasitology cloaca Clonorchis sinensis clypeus coelom coelomyarian coenurus colitis colon coma commensalism commensalism complement complement fixation test compound eye congenital congenital conjugation conjunctivitis contagious contractile vacuole convulsion copepods coprolite cor pulmonale coracidium cord costa Chagas hastalığı şagoma Charcot-Leyden kristalleri keliser kemoterapi Chiclero ülser kitin kloramfenikol DDT klorokin kolesistit koledosit korioretinit kromatin kromatoidal cisimcikler süregen kilüri şilüri kirpikli kirpikliler kirpik siroz sirrus sınıf sınıflandırma klinik kuluçka süresi Klinik Parazitoloji kloak Çin karaciğer kelebeği klipeus vücut boşluğu sölomirian sönorus kolit kolon koma komensalizm sığıntılık kompleman kompleman birleşmesi reaksiyonu bileşik göz doğuştan konjenital konjugasyon konjonktivit bulaşıcı kontraktil vakuol konvülsiyon kopepodlar koprolit kor pulmonale korasidyum kiriş kosta 33 Sözlük Dergisi cross reaction culture culture, medium cutaneous leishmaniosis cuticle cysticercoid cysticercosis cysticercus cytopharynx cytoplasm cytopyge cytostome dapsone dehydroemetine delayed-type hypersensitivity Delhi boil Dengue fever Dermacentor variabilis dermatitis diagnosis diarrhea diarrhea diarrhea Dicrocoelium dendriticum Dioctophyme renale Diphyllobothrium latum Diphyllobothrium latum dipthera Dirofilaria immitis distome diurnal Diyarbakır boil duodenum dye test dysenteric balantidiosis dysentery dysentery dyspnea dysuria ecdysis Echinococcus Echinococcus granulosus Echinostoma ilocanum ectolecithal ectoparasite ectoparasites ectoparasitism ectoparasitism ectopic localization ectoplasm edema elephantiasis embryophore emetine hydrochloride encephalitis 34 çapraz reaksiyon kültür besiyeri deri leyişmaniyozu kütikül sistiserkoid sistiserkoz sistiserkus sitofarinks sitoplazma sitopig sitostom dapson dehidroemetin geç tip aşırı duyarlılık Delhi çıbanı Deng humması Amerikan köpek kenesi dermatit tanı ishal diyare sürgün küçük karaciğer kelebeği böbrek solucanı balık tenyası geniş tenya çift kanatlılar yürek solucanı distom diurnal Diyarbakır çıbanı duodenum boya testi balantidiyumlu dizanteri dizanteri kanlı sürgün dispne dizüri gömlek değiştirme ekinokokus kesesi köpek tenyası bağırsak kelebeği ektolesital dış asalak ektoparazitler dış asalaklık ektoparazitlik ektopik yerleşim ektoplazma ödem fil hastalığı embriyofor emetin hidroklorid ensefalit encystment endemic endodyogeny endodyogeny endogenic endoparasite endoparasite endoparasitism endoparasitism endoplasm endotoxin entero test enterotoxin Entomology entomology eosinophil eosinophilia eosinophilic meningitis eosinophilic pleocytosis of cerebrospinal fluid epidemic Epidemiology epidermal epididymitis epimastigote erythema espundia eucaryotic evolution evolutionary phases excystation exflagellation exoerythrocytic schizogony exogenous exotoxin facultative parasite facultative parasite faeces family Fasciola hepatica Fasciolopsis buski fever filariform larva final host final host first intermediate host flagellum flame cell flatworms (platyhelminthes) flea(s) fluke(s) fly folic acid folinic acid formol-gel reaction kist haline geçiş endemik endodiyojeni iç tomurcuklanma endojen endoparazit iç asalak endoparazitlik iç asalaklık endoplazma endotoksin entero-test enterotoksin Böcek Bilimi entomoloji eozinofil eozinofili eozinofilik menenjit eozinofilik BOS pleositozu epidemik Epidemiyoloji epidermal epididimit epimastigot eritem espundia ökaryotik evrim evrim dönemleri kistten çıkış eksflajelasyon alyuvar dışı şizogoni ekzojen ekzotoksin fakültatif parazit istemli parazit dışkı aile büyük karaciğer kelebeği dev bağırsak kelebeği ateş filariform larva kesin konak son konak birinci ara konak kamçı alev hücresi yassı solucanlar pireler trematot(lar) cibin folik asit folinik asit formol-jel reaksiyonu Parazitoloji Terimleri funiculitis gamete gametocyte gametogamy gametogenesis gastroenteritis General Parasitology genital primordium germinative membrane giardiosis Giemsa’s stain Glossinidae glycocalyx gnathosoma Gongylonema pulchrum granuloma gubernaculum Guinea worm gynandry Haller’s organ halteres halzoun hapten Harada-Mori culture harara harara helminthology Helminthology helminths hematin hematogenous hematuria heme hemimetabolous metamorphosis hemoglobin hemolysis hepatitis hepatomegaly hepatosplenomegaly hermaphroditism heterologous heterophile reaction Heterophyes heterophyes heteroxenic hexacanth hexapoda hirudo medicinalis histozoic holometabolous metamorphosis homologue hookworm hookworms host host specificity host-parasite interrelations funikulit gamet gametosit gametogami gametogenez gastroenterit Genel Parazitoloji genital primordiyum çimlenme zarı giyardiyoz Giemsa boyası çeçe sineği glikokaliks gnathosoma gırtlak solucanı granülom gubernakulum Medine solucanı jinandri Haller organı halterler halzoun hapten Harada-Mori dışkı kültürü harara tatarcık humması helmintoloji solucan bilimi helmintler hematin hematojen hematüri hem eksik başkalaşım hemoglobin hemoliz hepatit hepatomegali hepatosplenomegali hermafroditizm heterolog heterofil reaksiyon cüce bağırsak kelebeği heteroksen hekzakant embriyo altı ayaklılar tıp sülüğü histozoik tam başkalaşım homolog kancalı kurt çengelli solucanlar konak konak özgüllüğü konak parazit ilişkileri house mosquito human immunodeficiency virus human immunodeficiency virus (HIV) humoral immunity hyaluronidase hybridization hydatid cyst hydatid sand hydatid thrill hydatidosis hydrocele hydrocephaly hydrogenesomes Hymenolepis diminuta Hymenolepis nana hyperendemic hyperparasitism hyperpigmentation hypertrophy hypnozoite Hypoderma bovis hypodermis Hypodermoiosis bovis hypogammaglobulinemia hypostome Ixodidae icterus immersion oil immersion oil immune immunity immunity immunization immunocompromised host immunofluorescence assay immunoglobulins (Ig’s) in vitro in vivo incubation period indirect hemagglutination (IHA) test infection infective infestation inflammation inflammation inoculation insecticide insects interleukins (IL) intermediate host intestinal obstruction intestinal worm intracellular parasite ev sivrisineği HIV insan immün yetersizlik virüsü hümoral bağışıklık hiyaluronidaz hibridizasyon hidatik kist hidatik kum hidatik titreşim hidatidoz hidrosel hidrosefali hidrogenozomlar keme şeridi cüce tenya hiperendemik hiperparazitizm hiperpigmentasyon hipertrofi hipnozoit büvelek hipodermis nokra-hokra-imiç-okra hipogammaglobulinemi hipostom çayır keneleri sarılık immersiyon yağı sedir yağı bağışık bağışıklık immünite immünizasyon immün yatkın konak immünfloresan inceleme immünoglobulinler (Ig’ler) in vitro in vivo kuluçka süresi indirekt hemaglütinasyon testi infeksiyon infektif infestasyon iltihap yangı inokülasyon böcekkıran böcekler interlökinler ara konak bağırsak tıkanması bağırsak solucanı hücre içi paraziti 35 Sözlük Dergisi isotonic kachexia Kandehar boil karyosome Katayama fever Kerandel’s sign keratitis kinetoplast kingdom kissing bugs Knott concentration method Kupffer cells Lahor boil larva migrans (creeping disease) latent leeches Leishmania Leishmania leukocytosis leukopenia life cycle Limnatis nilotica Linguatula serrata Loa loa Loa loa lobopodium louse Löffler’s syndrome lumen lymph lymphadenitis lymphangitis lymphocyte lymphocytosis lysis lysis lysozyme macrophage macrophage migration inhibitory factor (MIF) malabsorption Malacology malaria malaria malaria parasites malaria pigment Malaria quartana malaria quartana malariologist Malariology mast cell mastigophora Maurer’s clefts (dots) mechanical (phoretic) vector Medical Parasitology 36 izotonik kaşeksi Kandehar çıbanı karyozom Katayama humması Kerandel belirtisi keratit kinetoplast evren öpücük böcekleri Knot yöntemi Kupffer hücreleri Lahor çıbanı larva göçü latent sülükler amastigot leyişmaniya lökositoz lökopeni yaşam döngüsü at sülüğü dil solucanı Afrika göz solucanı göz kurdu lobopod bit Löffler sendromu lümen lenf lenfadenit lenfanjit lenfosit lenfositoz erime lizis lizozom makrofaj makrofaj göçünü inhibe eden faktör malabsorbsiyon Malakoloji bataklık iğezi sıtma sıtma parazitleri sıtma pigmenti dört gün sıtması kuartan malarya sıtma uzmanı Sıtma bilimi mast hücresi kamçılılar Maurer benekleri (yarıkları) mekanik vektör Tıbbi Parazitoloji megacolon megaesophagus meningitis meningoencephalitis meromyarian merozoite mesocercaria mesothorax metacercaria metacestode metamorphose metathorax metronidazole microbe Microbiology microfilaria micron (micrometer) microscope Miescher’s tubule migration miracidium mite mitosis mollusc monoclonal antibody monocytosis monoecious monoxenous parasite Montenegro skin test morbidity mortality mosquitoes mucocutaneous multilocular cyst mutualism myiasis myocarditis myositis Natal boil Necator americanus Necator americanus neutropenia neutrophil niclosamide nit nit’s or nimf ’s of louse NNN medium nocturnal nodule Norvegian scabies nosochomial nucleolus nymph obligate parasite occult blood megakolon megaözofagus menenjit meningoensefalit meromirian merozoit mezoserkarya mezotoraks metaserkarya metasestot başkalaşım metatoraks metronidazol mikrop Mikrobiyoloji mikrofilaria mikron (mikrometre) mikroskop Miescher tübülü göç etme mirasidyum akarcık mitoz yumuşakça monoklonal antikor monositoz hermafrodit monoksen parazit Montenegro cilt testi morbidite mortalite sivrisinekler mukokutanöz multiloküler kist mutualizm miyaz miyokardit miyozit Natal çıbanı Amerikan çengelli solucanı Necator americanus nötropeni nötrofil niclosamid sirke yavşak NNN besiyeri noktürnal nodül Norveç uyuzu nozokomiyal çekirdekçik nimf zorunlu parazit gizli kan Parazitoloji Terimleri occult blood ocellus Oestrus ovis onchocercoma onchosphere oocyst ookinete operculate eggs operculum opisthosoma opportunistic pathogen orchitis organelle oriental sore Ornithodorus lahorensis osmosis oviparous ovoviviparous palp pandemia papule parabasal body Paragonimiosis westermani Paragonimus westermani parasite parasite parasite parasitic animals parasitic castration parasitism parasitism parasitologist Parasitology Parasitology parasitophorous vacuole paratenic (transport) host parenchyma parthenogenesis patent period pathogen pathogenesis pathogenicity pathognomonic Pediculus capitis Pediculus corporis periodic parasite periodicity peristalsis peritonitis petechia Peyer’s patches phagocytose phasmids pheromone phlebotomus fever okült kan basit göz koyun burun sineği onkoserkoma onkosfer ookist ookinet kapaklı yumurtalar operkül opistosoma fırsatçı patojen orşit organel şark çıbanı Lahor kenesi ozmoz ovipar ovovivipar palp pandemi papül parabazal cisim akciğer kelebek hastalığı akciğer kelebeği asalak ekti parazit hayvansal asalak parazitik kastrasyon ektilik parazitizm parazitolog Asalak Bilimi Parazitoloji parazitoforik vakuol paratenik konak parankima partenogenez patent periyod patojen patogenez patojenite patognomonik baş biti giysi biti periyodik parazit periyodluk peristalsis peritonit peteşi Peyer plakları fagositoz fasmidler feromon üç gün humması phthirus pubis Phthirus pubis phthirus pubis phylum pica pipetsem fibrosis plasma plasma cell platymyarian pleurocercoid pneumonia podosoma polar filaments polyembryony polymerase chain reaction (PCR) polymyarian precipitation precipitin predator premunition prepatent period presipitinogen prevalance procercoid proglottid proglottid proglottid prokaryote promastigote promastigote protandry proteinuria prothorax protoscolex protozoa Protozoology pseudocele pseudocyste pseudoparasite pseudopodium pulex irritans pulvillus purulent purulent pygenic pygidium pynocytosis pyrimethamine pyrimethamine pyrogenic pyuria rachis rash rash (urticaria) rat acari ane biti kasık biti utanç biti şube pika pipo sapı benzeri fibroz plazma plazma hücresi platimirian plöroserkoid pnömoni podosoma polar filamentler poliembriyoni polimeraz zincir reaksiyonu polimirian presipitasyon presipitin canavarlık premunisyon bağışıklığı prepatent süre presipitinojen prevalans proserkoid halka proglotid şerit halkası prokaryotik leptomonas promastigot protandri proteinüri protoraks protoskoleks protozoonlar Protozooloji yalancı vücut boşluğu yalancı kist yalancı parazit yalancı ayak insan piresi yastıkçık irinli pürülan piyojenik pijidium pinositoz pirimetamin primetamin pirojenik piyuri rakis döküntü ürtiker keme akarı 37 Sözlük Dergisi rat flea rectal prolapse rectoscope rectoscopy rectosigmoid redia relaps relaps reservoir host reticuloendothelial system (RES) retinitis retinochoroiditis rhabditoid larva Romana’s sign Romanovsky stains rostellum round worms (nematota) sandfly sarcodina scabies scabies scabies crustosa Schistosoma japonicum schistosomiosis schistosomula schizogony schizont Schüffner’s dots scolex scutum secretory IgA serologic tests seropositive serum sewage sheath shock sigmoidoscopy smear sparganosis sparganum sparganum proliferum species spicule spiramycin splenomegaly splenomegaly sporadic spore sporocyst sporogony sporozoite spotted fever sterile sterilization 38 keme piresi rektal prolapsus rektoskop rektoskopi rektosigmoid bölge redi depreşme nüks rezervuar konak retiküloendotelyal sistem retinit retinokoroidit rabditoid larva Romana belirtisi Romanovsky boyaları rostellum yuvarlak solucanlar tatarcık kökbacaklılar gal uyuz kabuklu uyuz doğu kan kelebeği şistosomiyoz şistozomül şizogoni şizont Schüffner cisimcikleri skoleks kalkan salgısal IgA serolojik testler seropozitif serum lağım suyu kılıf şok sigmoidoskopi yayma sparganoz sparganum sparganum proliferum tür spikül spiramisin dalak büyümesi splenomegali sporadik spor sporokist sporogoni sporozoit lekeli humma steril sterilizasyon stichocyte stichosome stigma stigma Stomoxys calcitrans Stomoxys calcitrans strobila strongyloid larva Strongyloides stercoralis sucker sulfadiazine superinfection suramin sodium swimmer’s itch symbiosis syncope tachycardia tachyzoite taenia taenia saginata Taenia saginata Taenia solium Taenia solium tegument tenesmus tenesmus tertian malaria thiabendazole tick tick paralysis ticks tinnitus tinnitus tissue parasites titer toxin Toxocara canis toxoid toxoplasmosis Trager and Jensen’s culture medium transovarial transmission traveller’s diarhrhea trematota trench fever trench fever Trichinella spiralis trichinelliosis trichomoniosis trichrome stain trichuriosis trimethoprim-sul-phamethoxazole (TMX) trophozoite tropical pulmonary eosinophilia stikosit stikozom solunum deliği stigma ahır sineği baldırsokan strobila strongiloidimsi larva cüce iplik solucanı çekmen sulfadiazin süperinfeksiyon suramin yüzücü dermatiti simbiyoz senkop taşikardi takizoit tenya abdest bozan silahsız tenya domuz tenyası silahlı tenya tegüment ıkıntı tenezm tersiyan malarya tiabendazol sakırga kene felci keneler kulak çınlaması tinnitus doku parazitleri titre toksin köpek bağırsak solucanı toksoid toksoplasmoz Trager-Jensen besiyeri transoveryal geçiş turist sürgünü yaprak solucanları beş gün humması siper humması Trichinella spiralis trikinelliyoz trikomoniyoz trikrom boyası trikuriyoz trimetoprim-sulfametoksazol trofozoit tropikal pulmoner eozinofili Parazitoloji Terimleri Trypanosoma species trypanosomiosis Trypanosomiosis gambiense Trypanosomiosis rhodesiense tryparsamide trypomastigote tumor necrosis factor (TNF) Tunga penetrans typhus ulcer undulating membrane unilocular cyst urethritis Urfa boil uterine bell uveitis vacuole vagabond’s disease vaginitis varix lymphaticus vector vermicide vermicle virulence visceral leishmaniosis tripanosoma türleri tripanosomiyoz Gambiya humması Rodezya uyku hastalığı triparsamid tripomastigot tümör nekroz faktörü kum piresi tifüs ülser dalgalanan zar üniloküler kist üretrit Urfa çıbanı uterus çanı üveit vakuol serseriler hastalığı vajinit lenf varisleri vektör vermisid vermikl virulans kala azar viviparous volutin vulvitis vulvovaginitis Weinman’s medium whipworm Winterbottom’s sign World Health Organization (WHO) worm Wuchereria bancrofti wuchereriosis xenodiagnosis Xenopsylla cheopis yellow fever Ziemann’s dots zinc sulfate flotation method zooanthroponoses zooanthropophile zoonosis zoophile zygote zymodime vivipar volutin vulvit vulvovajinit Weinmann besiyeri kırbaç (kamçı) solucanı Winterbottom belirtisi Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) solucan bankroft solucanı vuhereriyoz ksenodiagnoz Xenopsylla cheopis sarı humma Ziemann cisimcikleri çinko sülfat yüzdürme yöntemi zooantroponoz zooantropofil zoonoz zoofil zigot zimodem 39 Sözlük Dergisi Yazar Prof. Dr. Gülendame SAYGI [email protected] Konya, Bozkır ilçesi, Üçpınar Bucağı’nda 1939 yılında doğmuştur. İlkokul öğrenimini Üçpınar ile İzmir Misak-ı Milli ilkokullarında, ortaokul-lise öğrenimini İzmir Kız Lisesi, Konya Gazi Lisesi ve İstanbul Kız Lisesi’nde tamamlamıştır. İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi Biyoloji Bölümünüden 1962 yılında mezun olmuş, 1962-1963 yılları arasında aynı üniversitenin Tıp Fakültesi, Tropikal Hastalıklar ve Parazitoloji kürsüsünde çalışmaya başlamıştır. Milli Eğitim Bakanlığı’nın 1416 Sayılı Yasa uyarınca açtığı sınavları kazanıp 1964 yılında Amerika Birleşik Devletleri’ne gitmiştir. Önce New York’da İngilizce kurslarına devam etmiş, sonra da New Orleans, Tulane University School of Tropical Diseases’te 1967 yılında Parazitoloji dalında Master of Science ünvanını almıştır. Doktora öğrenimini ise 1968-1971 tarihleri arasında İngiltere, Liverpool Üniversitesi Tropikal Hastalıklar Okulu’nda 1971 tarihinde tamamlamıştır. Yurda döndükten sonra Erzurum Atatürk Üniversitesi Tıp Fakültesi İnfeksiyon Hastalıkları ve Mikrobiyoloji Kürsüsü’nde görevlendirilmiş, bu kürsüde 1974 yılında “Mikrobiyoloji Uzmanı”, 1978 yılında da “Üniversite Doçenti” ünvanlarını kazanmıştır. Naklen atandığı Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde 4 Temmuz 1979 tarihinde göreve başlamış ve yaş haddinden emekli oluncaya kadar da bu kurumda çalışmıştır. Geçen süreçte fakülte bünyesinde Parazitoloji Bilim Dalı’nı kurmuş ve 1980 yılında rutin Parazitoloji Laboratuvarı’nı hizmete açmış, üniversitenin Sağlık Bilimleri Enstitüsüne Müdür olarak atanınca bu enstitünün kurulmasını sağlamış ve iki dönem müdürlüğünü yapmış, Mikrobiyoloji ve Klinik Mikrobiyoloji Ana Bilim Dalı başkanlığı (5 yıl) ve rektör yardımcılığı ve ayrıca bütün bu yıllar boyunca lisans ve lisansüstü derslere girmiş yüksek lisans ve doktora öğrencilerine danışmanlık yapmıştır. 1988 yılında profesör kadrosuna atanan Dr. Saygı’nın Parazitoloji-Mikrobiyolojiİmmünoloji konularında olmak üzere yayımlanmış çeşitli makaleleri, dört kitabı ve bir atlası vardır. 01. 12. 2006 tarihinde emekli olmuştur. 40
Benzer belgeler
Entamoeba histolytica
• Yapı ve yaşam döngüsü
– Erkeği 2-5 mm dişisi ise 8-13 mm
– Bulaşma larva içeren yumurtaların yiyecek
maddeleri ile alınması sonucunda
– Kalın barsakta yerleşirler ve dişi geceleri
yumurtalarını a...