Küresel İklim Değişikliği
Transkript
Küresel İklim Değişikliği
Küresel İklim Değişikliği Doç. Dr. Ecmel ERLAT Ege Üniversitesi Coğrafya Bölümü İKLİM VE İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ • İklim, atmosfer, okyanuslar, kar ve buz örtüsü ve bunlar arasındaki fiziksel, kimyasal ve biyolojik ilişkileri içeren bir sistemdir. • Bu sistemin en kararsız ve en değişken bileşeni ise atmosferdir. • İklim, mevsimden mevsime, yıldan yıla veya daha uzun zaman dilimleri içinde doğal nedenlere bağlı olarak değişir. ir • Dünyanın jeolojik geçmişinde iklim birçok kez değişme eğilimi göstermiştir. • Günümüzden iki milyon yıl önce başlayan Dördüncü Zaman'da 50 ila 100 binyıllık periyotlar halinde buzul ve buzul arası dönemler birbirini izlemiştir. • Dünya'da buzul devrine ait koşulların ortadan kalkmasına neden olan ısınma eğilimi günümüzden 10-12 bin yıl önce başlamıştır. ATMOSFERİN SERA ETKİSİ • Atmosferde doğal olarak bulunan su buharı, karbondioksit, metan, ozon gibi gazların oranı çok azdır ancak bu gazların, dünyanın enerji bilânçosu üzerindeki rolleri çok büyüktür. • Bu gazlar, güneşten gelen ışınların atmosferden geçerek yeryüzüne ulaşmasında bir engel oluşturmazlar. • Ancak güneş ışınları ile ısınan yeryüzünün geceleri yaydığı sıcaklık enerjisinin büyük bir bölümünü tutarlar. Güneş ışınlarının bir kısmı uzaya geri yansır Dünyanın yaydığı ışınların bir kısmı sera gazlarınca tutulur • Böylece tıpkı seralarda olduğu gibi, yeryüzü gündüzleri güneşten gelen ışınlar ile ısınmakta, geceleri ise yeryüzünün yaydığı sıcaklık enerjisinin atmosferde sera gazları tarafından tutulması ile aşırı soğumaktan kurtulmaktadır. • Bu olaya “atmosferin doğal sera etkisi” denilmektedir. VENÜS 450 ºC DÜNYA 15 ºC MARS - 53 ºC • Şu anda dünyanın ortalama hava sıcaklığı yaklaşık 15 ºC derecedir. • Atmosferde sera gazları olmasaydı dünyanın hava sıcaklığı –18 ºC olurdu. KÜRESEL ISINMA • Sanayi devriminden beri, fosil yakıtların yakılması, ormansızlaşma, sanayi süreçleri gibi çeşitli insan etkinlikleri sera gazlarının atmosferdeki birikimlerini hızlı arttırmıştır. • Atmosferin doğal sera etkisinin kuvvetlenmesi sonucunda, yeryüzünde ve atmosferin alt bölümlerindeki sıcaklık artışına “küresel ısınma” adı verilmektedir. • Atmosferde doğal sera etkisinin kuvvetlenmesine yol açan insan kaynaklı başlıca sera gazları • Karbondioksit(CO2) • Metan (CH4) • Diazotmonoksit(N2O) • Hidroflorokarbonlar (HFCs) • Perflorokarbonlar(PFCs) • Kükürt hekzoflorid (SF6) KARBONDİOKSİT • Buzullardan alınan örnekler atmosferdeki CO2 birikiminin 8 bin yıl önce 260 ppm olduğunu göstermektedir. • Bu değer endüstri öncesi dönemde yavaşça yaklaşık 280 ppm yükselmiştir. KARBONDİOKSİT • Son 11 000 yıldır doğal nedenlere bağlı CO2 değişimi yaklaşık 20 ppm civarındadır. • Sanayi Devrimi öncesi 280 ppm olan CO2 birikimi 97 ppm artarak 2004 yılında 377 ppm’e yükselmiştir (% 31 artış) • Mauna Loa’nın ölçüm sonuçlarına göre; • 1959 yılında 315.98 ppm olan atmosferdeki yıllık ortalama CO2 birikiminin, 2004 yılında 377.38 ppm’e yükseldiğini gösteriyor. • CO2 miktarındaki yıllık ortalama artış hızı 1.4 ppm dir. • En yüksek yıllık artış hızı 2.87 ppmv ile 19971998 yılına aittir. • Vostok buzul kayıtları, bugünkü CO2 seviyesinin son 420 000 yılın en yüksek düzeyi olduğunu göstermektedir. METAN • Metan atmosfere oksijensiz ortamda organik maddelerin ayrışması sırasında karışmaktadır. • Günümüzde hayvancılık, kömür madenciliği, doğal gaz ve petrol kuyuları, pirinç tarımı bu gazın atmosferdeki birikimini etkilemektedir. • Her yıl insan kaynaklı 350-500 milyon ton metan atmosfere bırakılmaktadır. METAN 1000 1200 1400 1600 1800 2000 • Atmosferdeki metan miktarı Sanayi Devrimi öncesine göre % 151 artış ile 700 ppb den 2000 yılında 1750 ppb’e yükselmiştir. • Atmosferde yaklaşık 8-12 yıl kalmasına rağmen sera etkisi CO2 göre 20 kat fazladır. Diazotmonoksit • Diazotmonoksit yakıt tüketimi, endüstriyel süreçler ve özellikle tarımda suni gübre kullanımı sonucu atmosferdeki birikimi hızla artan bir diğer sera gazdır. • Her yıl yaklaşık 7-13 milyon ton atmosfere karışmaktadır. Sanayi öncesi dönemde 270 ppb olan N2O, günümüzde 314 ppb ulaşmıştır. Hidroflorokarbonlar, Perflorokarbonlar, Sülfür heksaflorid • Endüstriyel süreçlerde çözücü kullanımı ve halokarbonların tüketimi sırasında açığa çıkarlar. • Bu gazların bir diğer etkisi, dünyayı zararlı güneş ışınlarından koruyan ozon tabakasında incelmeye yol açmalarıdır. • Her sera gazının ısıyı atmosferde tutma özelliği ve atmosferde kalış süreleri farklıdır. • Karbondioksitin etkisinin 1 birim olarak kabul edilmesi halinde, her bir maddenin 100 yıllık zaman dilimi içinde atmosferde yarattığı göreceli etki “Küresel Isınma Potansiyeli (GWP)” olarak hesaplanmaktadır. Sera Gazları Küresel Isınma Potansiyeli (GWP) Atmosferde kalış süresi (yıl) CO2 1 5-200 CH4 21 12 N2O 310 114 140-11 700 2- 50 000 23 900 3 200 HFCs PFCs SF6 Kaynak: IPPC 1996 Küresel iklimde gözlenen değişiklikler ve eğilimler Küresel Ortalama Sıcaklıklar • Küresel ortalama yüzey sıcaklığı, 20. yüzyılın başından günümüze değin yaklaşık olarak 0.8 C° artmıştır. • 1860 yılından sonraki sıcaklık gözlemlerinde, en sıcak yıllar son on yıldır (2005, 1998, 2002, 2003, 2004). • NASA gözlemlerine göre 2005, 14.77 ºC ile küresel kayıtlardaki en sıcak yıldır. • Bunu 14.71 ºC ile 1998 izlemektedir. Dönem Ortalama Sıcaklıklar (ºC) 1880-1889 13.82 1890-1899 13.69 1900-1909 13.74 1910-1919 13.79 1920-1929 13.91 1930-1939 14.02 1940-1949 14.05 1950-1959 13.98 1960-1969 13.94 1970-1979 14.01 1980-1989 14.26 1990-1999 14.40 2000-2004 14.59 Kaynak: Goddard Institute for Space Studies, NASA Goddard Space Flight Center, Earth Sciences Directorate, "Global Temperature Anomalies in .01 C," <http://www.giss.nasa.gov/data>, updated January 2005. • Gece en düşük hava sıcaklıklarında yaklaşık her on yılda 0.2 C° olarak gerçekleşen artış, gündüz en yüksek hava sıcaklıklarındaki artışın yaklaşık iki katıdır. • 20. yüzyılda sıcaklıklarda gözlenen bu ısınma, geçen 1 000 yılın herhangi bir dönemindeki artıştan daha büyüktür. • Yapılan uydu gözlemleri atmosferin en alt 8 kilometrelik bölümündeki hava sıcaklıklarının da artış eğilimi içinde olduğunu göstermektedir. • 1979 yılından 2004’e kadar troposferdeki sıcaklık artışı her on yıl için +0.08 ºC dir. KARA VE DENİZ BUZULLARI • 20. yüzyılda kutuplardaki kara ve deniz buzulları, orta enlemlerin ise dağ buzulları hacim ve alan olarak azalmıştır. • Yapılan çalışmalar, Arktik bölgede deniz buzullarının kapladığı alanın son 40 yılda % 60 azaldığını göstermektedir. (Rothrock et al., Geophysical Research Letters) • Eriyen buzullar ve denizlerin termal genişlemesi sonucu küresel ortalama deniz seviyesi 20. yüzyılda ortalama her yıl 1-2 mm. yükseldi. Uydu gözlemlerine göre 1979-2005 arasında Arktik’te deniz buzlarının kapladığı alanda gözlenen anomaliler (J. Stroeve, National Snow and Ice Data Center, Boulder, Colorado). • KYK’de karla kaplı alanlar 1966’dan bu yana % 10 azalmıştır. Yağış miktarı ve rejimi • Yağışlar kuzey yarımkürenin orta ve yüksek enlem bölgelerinde her on yılda yaklaşık %0.5 ile %1 arasında artmış • Subtropikal karaların (Akdeniz Havzası dahil) önemli bir bölümünde her on yılda yaklaşık % 3 azmıştır. FENOLOJİK OLAYLAR • Avrupa için yapılan çalışmaların sonuçlarına göre, • 1950’li yıllardan itibaren ilkbaharın son don olayı ileri bir tarihe kayarken, sonbaharın ilk don tarihi kış mevsimine doğru kaymıştır. • 5 ºC ve üzerinde ortalama sıcaklıklara sahip gün sayıları artmıştır. • En büyük değişim ise don olayı görülmeyen dönemin uzamasıdır (Menzel ve ark., 2003). • Avrupa’da 1959-1996 döneminde ilkbaharda gerçekleşen fenolojik olaylar ortalama 6.3 gün kış mevsimine doğru kayarken, sonbaharda ortalama 4.5 gün daha geç tarihlerde gerçekleşmektedir. • Vejetasyon dönemi ise 1960’ların başından bu yana ortalama 10.8 gün uzamıştır (Menzel 2000). • A.B.D.’de büyüme derece-gün, vejetasyon dönemi ve tarımsal üretim miktarı üzerindeki bir araştırma; 1951-2000 yılları arasında A.B.D.’de her on yıllık dönemde yıllık toplam don olaylı gün sayısının 3 gün azaldığını, vejetasyon döneminin ise 4 gün uzadığını göstermektedir (Feng ve Hu, 2004). METEOROLOJİK FELAKETLERİN • Tüm dünyada klimatik olaylara bağlı olarak oluşan doğal felaketlerin sayısında 1950’li yıllara göre 10 kat artış gözlenmiştir. • 1950-2005 arasında gerçekleşen 267 büyük doğal felaketin % 71’i meteorolojik kökenlidir (% 40 fırtına, %25 sel, %6 ekstrem sıcaklılar). • Kuzey Atlantik’te tropikal siklon etkinliği. Türkiye ikliminde ne değişti? • Türkiye’de 1930'lu yılların başından günümüze kadar, yıllık, kış ve ilkbahar ortalama sıcaklıkları özellikle Türkiye’nin güney bölgelerinde artma eğilimi göstermiştir. • Türkiye’de gece ölçülen en düşük sıcaklık değerleri özellikle ilkbahar ve yaz aylarında olmak üzere belirgin bir şekilde artmıştır. 2001 1995 1998 1989 1992 1983 1986 1977 1980 1968 1971 1974 1962 1965 1956 1959 1950 1953 1944 1947 1938 1941 Y ıllık M in im u m u m S ıc a k lık ( ºC 15,5 İZMİR 15 14,5 14 13,5 13 12,5 12 11,5 YILLAR 2000 1995 1990 1985 1980 1975 1970 1965 1960 1955 1950 1945 1940 1935 1930 Yıllık Minimum Sıcaklık (ºC) MANİSA 13 12 11 10 9 8 YILLAR 2000 1995 1990 1985 1980 1975 1970 1965 1960 1955 1950 1945 1940 1935 1930 Yıllık Minimum Sıcaklık (ºC ADANA 15,5 15 14,5 14 13,5 13 12,5 12 11,5 YILLAR 2000 1995 1990 1985 1980 1975 1970 1965 1960 1955 1950 1945 1940 1935 1930 Yıllık Minimum Sıcaklık (ºC) BOLU 7 6,5 6 5,5 5 4,5 4 3,5 3 2,5 2 • Gündüz ölçülen en yüksek sıcaklıklarda özellikle İzmir, Uşak, Mersin, Gaziantep, Zonguldak gibi birçok istasyonda 1992 soğuk yılından sonra belirgin artışlar gözlenmiştir. • Türkiye'de sıcak dalgaları 1970'li yıllardan sonra daha sık tekrarlanmış, etki süreleri uzamış ve şiddetlenmiştir. • 1987 -1988 Temmuz, • 1998 • 2000 yıllarının Temmuz ve Ağustos aylarında rekor sıcaklıklar ve yüksek nem değerleri ile birlikte yaşanan sıcak dalgaları buna örnek olarak gösterilebilir. • Türkiye’de ABD ve Avrupa’yla benzer şekilde, yıllık don olaylı gün sayılarında bir azalma eğilimi görülmektedir. 1999-00 1995-96 70 1999-00 1991-92 1987-88 1983-84 1979-80 1975-76 1971-72 1967-68 1963-64 1959-60 1955-56 1951-52 1947-48 1943-44 1939-40 1999-00 1994-95 1989-90 1984-85 1979-80 1974-75 1969-70 1964-65 145 1995-96 1991-92 1987-88 0 1983-84 10 1979-80 20 1975-76 İZMİR 1971-72 0 1967-68 65 1963-64 10 1959-60 75 1955-56 20 1959-60 105 1951-52 85 1954-55 115 1947-48 30 1949-50 125 1943-44 95 1944-45 NİĞDE 1939-40 25 1999-00 1939-40 135 1995-96 1991-92 1987-88 1983-84 1979-80 1975-76 1971-72 1967-68 1963-64 1959-60 1955-56 1951-52 1947-48 1943-44 1939-40 Yıllık Don Olaylı Gün Sayıları GÖZTEPE 60 50 40 70 60 ŞANLIURFA 50 15 40 30 5 20 10 0 • 1970'ten günümüze kadar olan dönemde Türkiye'de yağışlar azalma eğilimi göstermiştir. • Son 30 yılda kış mevsiminde düşen yağışların en çok azalma eğilimi gösterdiği alanlar Ege, Akdeniz, Marmara ve Güneydoğu Anadolu bölgeleridir. • 1940 yılından bu yana Türkiye’nin yaşadığı şiddetli ve yaygın kuraklıklar; • 1943 • 1957 • 1972 • 1973 • 1974 • 1983 • 1989 • 1990 • 1991 • 1992 • 1994 • 2001 • 2006 GELECEĞİ GÖREBİLME: İklim Modelleri • Geleceğe ilişkin iklim öngörüleri, çok sayıda senaryonun dikkate alındığı iklim modelleri ya da geçmişteki iklim çağlarının araştırılmasına dayanan yöntemlerden yararlanılarak yapılmaktadır. • İklim modellerinde en ayrıntılı projeksiyonlar atmosfer-okyanus etkileşimini dikkate alan Genel Dolaşım Modeli (AOGCM) ile sağlanmaktadır. • İklim modelleri bölgesel ve yerel ölçekten çok, küresel ölçekte daha iyi sonuç vermektedir. GÖZLEMLERE VE ÇEŞİTLİ İKLİM MODELLERİNE GÖRE KÜRESEL ORTALAMA SICAKLIK DEĞİŞİMİ 21. Yüzyıla İlişkin Öngörüler • 1988 yılında Dünya Meteoroloji Örgütü ve Birleşmiş Milletler Çevre Programı’na bağlı yaklaşık 1500 bilim adamının katkılarıyla Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli (IPPC) oluşturulmuştur. • IPCC’nin Üçüncü Değerlendirme Raporlarında (TAR) yer alan senaryo ve projeksiyonlara göre, içinde bulunduğumuz yüzyılda iklim sisteminde önemli değişiklikler yaşanacaktır. SICAKLIKLAR DAKİ ARTIŞ DEVAM EDECEK • Küresel ortalama yüzey sıcaklıklarında 1990-2100 dönemi için 1.4 ile 5.8°C arasında bir artış öngörülmektedir. • Özellikle kış mevsiminde yüksek kuzey enlemlerdeki karalar daha hızlı ısınacaktır. Temperature change ( OC) 6 5 4 3 Scenarios A1B A1T A1FI A2 B1 B2 IS92a (TAR method) AII IS92 2 1 0 2000 2020 2040 2060 Years 2080 2100 Bars show the range in 2100 produced by several models YAĞIŞLARIN MİKTARI VE REJİMİ DEĞİŞECEK • Hava sıcaklıklarındaki artışa paralel olarak, 21. yüzyılda atmosferdeki su buharı miktarı artacaktır. • Bu durum, ortalama yağış miktarında bir artış ile sonuçlanacaktır. • Ancak yağış tutarları kışın orta ve yüksek enlemler ile Antartika’da artarken, alçak enlemlerde karalarda azalma gösterecektir. • Ayrıca alçak enlemlerde yağış değişkenliğinin artması beklenmektedir. • Washington Üniversitesi Atmosferik Araştırmalar Ulusal Merkezi (NCAR) ve McGill Üniversitesi tarafından yayınlanan araştırma sonuçlarına göre, 2040 yazında Arktik’te yer alan deniz buzları tamamen eriyecektir. (Geophysical Research Letters:12) • Deniz buzlarının beklenenden daha hızı erimesinde : 1- Deniz buzları geri çekildikçe sıcak okyanus akıntılarının kutuplara daha fazla sokulması 2- Buzdan yosun deniz suyunun daha çok güneş radyasyonunu absorbe etmesi gibi pozitif geri besleme mekanizmaları etkili olmaktadır. DENİZ SEVİYESİ YÜKSELECEK • Küresel ortalama deniz seviyesinin okyanusların termal genişlemesi ve buzullardan gerçekleşen erime sonucu 1990-2100 arasında 0.09 ile 0.88 metre kadar yükseleceği öngörülmektedir. Türkiye’ye İlişkin Öngörüler • IPCC kullanılan çeşitli iklim modellerine göre, Türkiye’de yıllık ortalama sıcaklıklar 2050 yılına kadar 1-2 ºC artacaktır. • Hadley Centre İkinci İklim Modeli sonuçlarına göre, atmosferdeki CO2 birikiminin 550 ppm düzeyinde durması durumunda, 2080 yılına kadar Türkiye’de sıcaklıklar 1-2ºC, 750 ppm de durması halinde 2-3ºC artacaktır. • Yıllık toplam yağışlarda azalma öngörülmektedir. • Yağışlardaki azalmaya paralel olarak akarsuların yıllık akımlarında % 5-25 azalma beklenmektedir • Birleşmiş Milletlerin 22 Mart’ta 2005 açıklanan Su Raporu’na göre, • Türkiye’de kişi başına düşen su miktarı 2000 yılı verilerine göre 2615 metreküp. • 2020 yılında sadece nüfus artışı nedeniyle kişi başına düşen yıllık su tüketimi 1042 metreküpün altına inecek. • 2040 yılında ise Suriye ve Irak gibi şiddetli susuzluk çeken ülkelerden biri olacaktır. SONUÇ • Eğer hükümetler, CO2 birikimini Sanayi Devrimi öncesi düzeyin iki katı olan 550 ppm’de durdurma kararı alırlarsa, sera gazlarının 2025’e kadar en yüksek düzeye çıkacağı ve 2040-2070 döneminde ancak bugünkü düzeyin altına ineceği hesaplanıyor. • Ayrıca sera gazı birikimlerini bugünkü seviyede sabitlense bile, sera gazlarının atmosferdeki kalış sürelerinin çok uzun olması nedeniyle, küresel sıcaklık artışı ve deniz seviyesindeki yükselme yüzlerce yıl daha devam edecektir.
Benzer belgeler
küresel ısınma ve türkiye - Hacettepe Üniversitesi Toprak Etiği
yaydığı sıcaklık enerjisinin atmosferde
sera gazları tarafından tutulması ile aşırı
soğumaktan kurtulmaktadır.
• Bu olaya “atmosferin doğal sera etkisi”
denilmektedir.