Kıdem tazminatını gasp etmek ve taşeron köleliğini büyütmek istiyorlar!
Transkript
Kıdem tazminatını gasp etmek ve taşeron köleliğini büyütmek istiyorlar!
İletişim adresi: Sahabiye Mahallesi Mersin Sokak - Sim İşhanı No: 403 Kat: 4 - Kocasinan Tel: 0 352 222 00 07 İşçi Bülteni Özel Sayý: 1167 Eylül 2014 - Fiyatý 25 Kr. Kıdem tazminatını gasp etmek ve taşeron köleliğini büyütmek istiyorlar! Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik, kıdem tazminatı ve taşeron sistemi hakkında açıklama yaptı. Çelik, her işçinin aylık olarak bireysel hesabına kıdem tazminatının yatırılmasını kabul etmeleri için sendikalara çağrıda bulunurken, taşeron sisteminin ise “yaygınlaşmanın tersine daraltıldığı” yalanına sarıldı. Esnek çalışma aldı başını yürüdü. Güvencesiz çalışmanın adı olan Taşeronluk köleliği büyüdükçe büyüdü. AKP iktidara geldiğinde 300 bin civarında olan taşeron işçi sayısı 1,5 milyona dayandı. Taşeron çalışma fiilen genel bir çalışma biçimi haline getirildi. Faruk Çelik yaptığı açıklamalarla, AKP iktidarının krizin faturasını işçi ve emekçilere ödetmek isteğini ortaya koymuştur. Faruk Çelik, taşeron işçilerin kıdem tazminatı hakkına kavuşturulacağı Kayseri İşçi Bülteni’nden merhaba… Cumhurbaşkanlığı seçimi sona erdi. Patronla rın bir dediğini iki etmeyen Recep Tayyip Erdoğan Cumhurbaşkanı seçil di. Seçilen Cumhurbaşkanı kim olursa olsun sermayenin, patronların himaye edildiği düzene hizmet edecektir. Başbakanlığı boyunca kendisi de rüşvet ve yolsuzluğa batarken sermayeyi, patronları koruyan, karlarına kar katmaları için çaba gösteren Tayyip Erdoğan, bu 12 yıllık sürede işçi ve eme kçilere ise hep saldırdı. Artık bu uğursuz icraatları Çankaya’dan sürdürec ek. Makam değişti, ancak köhne zihniyet yerli yerinde duruyor. Çalışma Bakanı Taşeron işçiliğe ve kıdem tazm inatının kaldırılmasına onay verdi. “Taşerona kadro, her işçiye kıdem tazm inatı” yalanları eşliğinde memleketin taşeron cennetine dönüştürülm esi, işçicinin can damarı olan kıdem tazminatının gasp edilmesi hedefleni yor. En fazla iş kazasının olduğu kentler sıralama sında Kayseri öne çıkıyor. İş cinayetleri ülke genelinde sürüp gidiyor. Som a katliamının üstünün örtülmesi için devletliler çabalarını artırıyor. Makine müh endisleri odası hazırladığı raporla Soma da yaşananın kaza değil katliam olduğunu tescil etti. Soma’da söylemleri ile köleleştirme saldırısını ambalajlayarak işçilere yutturmaya çalışıyor. Taşeron işçilerin kolaylıkla işten çıkarılması, örgütsüz ve güvencesiz olmaları, hayatta kalmak için sürekli iş değiştirmeleri, bu sahtekar bakanın umurunda bile değil. Kıdem tazminatını gasp edip kaba köleliği dayatma konusunda kararlı olan AKP iktidarı, işçi sınıfının örgütlü mücadelesinden korkuyor. Çelik’in, AKP şefi Erdoğan’ın, “uzlaşma çıkana kadar görüşmelere devam edin” talimatını verdiğini söylemesi bu korkunun göstergesidir. İşçi sınıfı taşeron köleliğine, kıdem tazminatının patronlara peşkeş çekilmesine izin vermemeli, asalak patronlardan ve onların kırbacı olan AKP iktidarından hesap sormak için mücadeleyi büyütmelidir. Kayseri İşçi Birliği katliam göz göre göre gelmiş. Makine Müh endisleri Odasının hazırladığı raporda, “Türkiye’de çalışmak savaş kadar tehlikeli” deniliyor. 10 yılda 12 bin işçi iş cinayetlerinde öldürüldü. Karayolu işçilerinin öfkesi artıyor. Daha da önemlisi karayollarında çalışan yaklaşık 9 bin işçi artık kadro aldatmacasına kanmıyor. Bu arada Antalya Şube’de çalışan Cengiz Topel DİSK’e bağlı Devrimci Yapı İşçileri Sendikasına üye olarak, Yol-iş ağalarına karşı bayrak açtı. Bu konuların yanısıra, bültende işçi mektupları da yer alıyor. Tüm işçileri hakları ve geleceği için mücadeleye çağırıyoruz. Kayseri İşçi Bülteni Ekim sayısı için işçi arkadaşlarımızı yazı katkısı vermeye çağırıyor uz. 2 ‘Soma kazası’ değil Soma Katliamı! Makina Mühendisleri odası Soma kömür ocağında yaşanan patlamanın kaza değil cinayet olduğunu açıkladı. Ayrıca son üç ayda iş cinayetlerine kurban edilen işçilerin sayısı, Soma katliamındaki kayıp sayısı olan 301’i geçti. Bu korkunç rakam, Soma kıyımından sonra bile işçi sağlığı ve güvenliği alanında hiçbir önlemin alınmadığını kanıtlıyor. Makine Mühendisleri odası, yaptığı açıklamada Türkiye’de çalışan işçilerin hayatının, en az savaşan insanlar kadar tehlikede olduğunu ifade etti. Yani Türkiye’de çalışmak savaş kadar tehlikeliymiş. Biz işçiler, canımıza kast eden bu vahşi sömürüye karşı mücadele etmeliyiz. Ücretli kölelik düzenine bekçilik yapan Türkiye Kömür İşletmeleri ile Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanlığı’na sesimizi duyurmalıyız. Donanımlı ve tecrübeli kurtarma ekiplerini madende kalan işçilerin büyük bir kısmı zehirlenerek öldükten saatler sonra madene getirilişinin hesabını sormalıyız. Soma katliamını protesto eden işçiyi tekmeleyen bürokratı koruyan ve ölümleri 150 yıl önceki başka maden kazalarıyla karşılaştırarak, “doğal” karşılanmasını isteyen ilkel zihniyetten hesap sormalıyız. Katliamın ardından başbakan, “Bunlar olağan şeylerdir. Literatürde iş kazası diye bir olay var” dedi. Katliamı normalleştirmek istedi. Davaya bakan savcı ise, cenazelerin daha tamamı çıkmadan suçluların daha az ceza alabilmesi için “taksir” iddiasını ortaya attı. Yani katliamın sorumlusu patronları kurtarmak için mesai yaptı. Hem sömürü ve kölelik çarkını kırmak hem aşağıdaki talepler için, tüm onurlu işçiler mücadele etmelidir: Maden ocaklarında ve diğer sektörlerde iş cinayetlerinin sona erdirilmesi için taşeronluk sistemine son verilmelidir. İş teftiş sistemi aktifleştirilmelidir. İş güvenliği uzmanları teknik nezaretçiler, işyeri hekimleri patrondan bağımsız olmadır. Tüm madenlerde kurtarma görevi yapacak donanımlı ve tecrübeli ekipler bulunmalıdır. Meslek hastalıklarının tespit edilebilmesinin önündeki bürokratik engeller kaldırılmalıdır. Kayseri İşçi Birliği İşten çıkarmalar artıyor! yılda 229 bin kişi Bu rant ve soygun düzeninde işsizlerin sayısı, son bir klerden uzak artarak, 2 milyon 747 bine ulaştı. Devletin açıkladığı gerçe kte ise Türkiye’de işsizlik oranlarına göre bile işsizlik yüzde 12’yi aştı. Gerçe ı 350 bin artarak 3 sayıs işsiz işsizlik oranı yüzde 20’den fazladır. Türkiye’de işsiz sayısı artıyor. milyona yaklaştı. Her yerde olduğu gibi Kayseri’de de patronlar, işsizlik Ucuz iş gücü olarak Suriyeli mültecilerden yararlanan sopasını, daha pervasızca kullanmaya başladılar. olu bölgesinde En yüksek işsizlik oranı yüzde 14,5 ile Güneydoğu Anad 6,7 ile Batı Karadeniz gerçekleşti. İşsizliğin en düşük olduğu bölge ise yüzde ik oranının en yüksek ve Kuzeydoğu Anadolu bölgeleri oldu. Erkeklerde işsizl iken, kadınlarda ise, si olduğu bölge yüzde 15,2 ile Güneydoğu Anadolu bölge yüzde 14,8 ile İstanbul bölgesi oldu. r. Patron takımına Patronların kâr hırsı nedeniyle işsizlik sürekli artmaktadı n pek çok çalışa dışı göre işçinin ücreti, sigortası bile hepten yüktür. Kayıt en k gelin yerde işçinin olması, patronları daha da azgınlaştırıyor. Anca isteniyor. Haklarından patronlar için daha ideal bir yöntem devreye sokulmak işçinin hakkını yasal olarak tamamıyla arındırılmış köle işçiler, patronları kurtaracak. an vermemek için yaptıkları türlü “Ali Cengiz” oyunlarınd hakkı, esnek Patronlar, başlarından atmak istedikleri kıdem tazminatı fazla daha ılarla saldır gibi ı üretim modelleri, kiralık işçi uygulamas AKP olan cı zenginleşmenin derdindeler. Sömürü ve köleliğin kırba el uzatmaya cüret iktidarından güç alan patron sınıfı, işçi sınıfının haklarına da kabartıyor. ediyor. Tüm bu rezil icraatlar, işsizlik rakamlarını daha rin tabanda işçile başı, Peki, işsizliğe karşı ne yapmalıyız? Her şeyin tazminatımızı yok örgütlü birliği yaratmasıdır. Patronların hükümeti kıdem tüyor. Çünkü işçiler etmek için harekete geçiyor. Taşeronluk köleliğini büyü halen örgütsüzler. “direnİŞÇİ” Gün, bize kaba köleliği dayatanlardan hesap sormak için, olma zamanıdır. Metal Fabrikası'nda çalışan işçilere çağrımızdır! Metal işçilerinin yüzde 30’u sigortasız çalışmanın pençesindeler. İki elin parmağını geçmeyen metal fabrikasında sendika var. Büyük metal fabrikalarında bulunan sendikaları patronlar getirmişler. Sendika bulunan metal fabrikalarında Hakİş’e bağlı Çelik-İş, bazı fabrikalarda ise Türk-İş’e bağlı Türk-Metal sendikası var. Örneğin Has-Çelik bu fabrikalardan biridir. Sendikalı işçilere daha yüksek ücret ödenen Kumtel’de işçilere “İyi çalışırsanız siz de sendikalı olursunuz” deniyor. Sendikalı işçilerin Çelik-İş’le ilişkisi ise vahim. 10 yıllık bir işçi “Sendikaya sadece üye olurken gittim bir daha da görmedim” diyor. Asgari ücret seviyesini geçmeyen sözleşmeler, ağır koşullara, iş kazalarına ses çıkarmayan ama üretimin patronun istediği gibi gitmesi için çaba gösteren sendikalar derdimize derman olamazlar. Bizler sendikalı, sendikasız işçiler olarak birliğimizi pekiştirmek için yola çıkıyoruz. Metal İşçileri Birliği için harekete geçiyoruz. 14 Eylül’de metal işçilerinin katılımıyla düzenleyeceğimiz toplantıya katıl, metal işçilerinin ortak sorunlarına, ortak çözümler arama mücadelesine omuz ver! Metal İşçileri Birliği Girişimi 3 İşçiler birlik, halklar kardeş olmalı! Önce 'misafir' diyerek 'misafirperverlik'le karşılanan Suriyeliler şimdi “baş düşman” oldular. Bugün Kayseri’ye yoksul Suriyeliler sığamaz hale geldi. Birçok kentte de durum aynı. Kayseri’de ve Türkiye’de yaşamaya çalışan Suriyeliler ev sahipleri tarafından istismar ediliyor. Ev kiraları avuç yakıyor. Eskişehir bağlarında, Osmanlı mahallesinde ve tüm emekçi semtlerinde 5-6 Suriyeli aile birlikte daracık konutlarda, sağlıksız koşullarda yaşıyorlar. Suriyeli avının yapıldığı Kayseri’de birçok ev sahibi, kiracılarını çıkararak, kiralarını arttırdı ve evlerini sığınmacılara kiraladı Ellerinde az-çok birikim olan Suriyeliler, fahiş fiyatlara kiralanan evlerin kirasını bir süre sonra ödeyemez duruma düştüler. Bunun sonucunda ise ya ev sahipleri ile sorun yaşamaya başladılar, ya da barındıkları evleri terk etmek zorunda kaldılar. Suriyelileri ucuz iş gücü için büyük fırsat olarak gören irili-ufaklı Kayserili patronlar normal ücretlerin birkaç kat altında ücretlerle Suriyelileri çalıştırmaya başladı. Örneğin çeşitli raporlara göre Kayseri de inşaatlarda ortalama 60 TL civarında olan yevmiyeler 20 TL'ye kadar düştü. Sistemin genel kuralı gereği var olan işsizlik, Suriyelilerin ucuz iş gücü kaynağı olarak görülmesi ile birlikte katmerlendi. Uzun yıllar boyunca, kendisinden olmayan kesimlere yönelik linç organizasyonları gerçekleştiren zihniyet, Kayseri’de de Suriyeli mültecileri hedef almaya başladı. Öyle ki küçük bir kıvılcımda sokaklara çıkan güruhlar, ellerinde sopa ve kesici aletlerle birlikte sokak sokak dolaşarak, Suriyeli avına çıkıyor, yakaladıkları herhangi bir Suriyeli’yi öldürme girişiminde bulunuyor, Suriyeliler’in kaldığı evleri ateşe veriyorlar. Saldırıların hedefinde ise Suriyeli yoksullar bulunuyor. Tuzu kuru, zengin Suriyeliler el üstünde tutuluyor. Suriyeli yoksullardan en çok rahatsız olan kesimlerden birini de varlıklı Suriyeliler oluşturuyor. Bu kesim sokaklarda kalmaya mecbur edilen Suriyeli sığınmacılara karşı nefret duyuyor ve kendi imajlarının zedelendiğini düşünüyor. Sokaklarda kalan, dilencilik yapan Suriyeliler kamplara kapatılmak isteniyor. AKP, önce istismar ettiği mülteci sorununu zamanla sırtında ağır bir yük olarak görüyor. IŞİD çetelerine TIR’larla silah taşıyan AKP, sayıları 1 milyona ulaşan mültecilerin barınması, beslenmesiyle ilgilenmiyor. Saldırılar, sadece AKP'yi zor durumda bırakmaması için engellenmeye çalışılıyor. Saldırılar bahane edilerek, sığınmacılar zorla kamplara kapatılıyor. Suriyeliler vatanlarını neden terk ettiler? AKP'nin de içerisinde bulunduğu çeşitli güç merkezlerinin Suriye'yi kan gölüne çevirmeleri sonucunda komşu ülkelere sığınmak zorunda kaldılar. Milyonlarca insan, sadece köle ya da ticari bir nesne olduğunda kabul gördüler. Suriyelilere genel bakış, “ya bize köle olursunuz ya da def olursunuz” şeklindedir. Kayseri’de ve Türkiye’de Suriyeliler ucuz iş gücü olarak görülüyor. Organize sanayi cehennemlerinde düşük ücretlerle çalıştırılıyorlar. Rant kapısı olarak görülüyorlar. İşçiler ve işsizler için ise kendi işini kapan bir rakip olarak görülüyorlar. Oysa Suriye’de savaşa çanak tutanlar yaşananların sorumlusudurlar. Yapılması gereken açgözlü yöneticilerin ve patronların tuzağına düşmeden işçilerin birliği, halkların kardeşliğinden yana tutum almaktır. Unutmayalım ki, bize düşük ücretli kölelik dayatanlar Suriyeli yoksullar değil, Türkiye’nin asalak patronlarıdır. Kayseri İşçi Birliği Payza işçisi köle değildir! Bizler Payza dökümde çalışıyoruz. Çalışma koşullarımız çok ağır. Sigortamız asgari ücret üzerinden yatırılıyor. Maaşımız asgari ücret olarak bordro ’da gösteriliyor. 1250 lira maaş ödeniyor. Yoğun çalışma nedeniyle iş kazası riski artıyor. Nitekim bir arkadaşımız kısa bir süre önce kaza geçirdi. Tüm bunlar olup bitiyor. Patron vaatlerde bulunuyor. Koşullarımızın çok iyi olacağına bize inandırmaya çalışıyor. İşçiye fabrikanın ortasında kafa atan zihniyetin verdiği sözlere inanmıyoruz. İşçi sağlığı ve güvenliği için yeterli önlem almayan patronun vaatlerine karnımız tok. Biliyoruz, iş bizde düğümleniyor. Basın açıklaması yaparak, arkadaşımızın saldırıya uğramasına karşı tepkimizi gösterecektik. Anlaştık. Sonra patron korkusundan dolayı basın açıklaması yapamadık. Böyle susmaya devam edersek, sırtımızdan patronun baskısı eksik olamaz. Hepimiz birimiz, birimiz hepimiz için dersek, birleşirsek, haklarımızı almak için mücadele edersek kazanabiliriz. O zaman çalışma koşullarımız düzelir. Aldığımız maaş üzerinden bordromuz düzenlenir ve sigorta primimiz yatırılır. Fabrikanın ortasında yumruklanmayız. Öyleyse ilk yapacağımız şey birbirimize güvenmek, kenetlenmek ve omuz omuza mücadeleye hazırlanmaktır. Payza dökümden işçiler Zamlar sağanak yağmur gibi üzerimize yağıyor! Dört kişilik aile için açlık sınırı 1.177 lira, yoksulluk sınırı 3.834 lira. İşçi sınıfına reva görülen asgari ücret ise, 891 lira. Bu yetmiyormuş gibi, şimdi de yeni zamlar kapıda… Dört kişilik bir ailenin sağlıklı, dengeli ve yeterli beslenebilmesi için yapması gereken gıda harcaması tutarı (açlık sınırı), 1.177,31 liraya yükseldi. Gıda harcaması ile birlikte giyim, konut (kira, elektrik, su, yakıt), ulaşım, eğitim, sağlık ve benzeri ihtiyaçlar için yapılması zorunlu diğer harcamaların toplam tutarı (yoksulluk sınırı) 3.834,90 lira oldu. Yani 4 asgari ücretli bir araya gelse yoksulluk sınırını aşan bir hayatı elde edemiyor. Varın gerisini siz düşünün… Emekçiler için gıda harcamalarında önemli bir yer tutan ekmeğin hammaddesi buğday, yüzde 30 zamlandı. Sağlık alanında para kazanan tekellerin yüzü gülecek. İlaca, Eylül ayında geçerli olacak şekilde yüzde 40 zam yapıldı. Zam dalgası pekçok şeyi daha kapsayacak. Oysa işçi düşmanı AKP iktidarı, Temmuz ayında asgari ücreti sadece 45 lira arttırdı. 891 liralık ücretle kölelik koşullarında yaşamaya mahkum edilen Taşeronun kölesi olmayacağız! Taşeron köleliği iş kazalarını artırıyor! İş kazaları, en çok taşeronlaşmanın olduğu yerlerde yaşanıyor! Taşeron köleliğinin hüküm sürdüğü yerlerde işçiler düşük ücretle çalıştırılıyor! Taşeron işçiler ağır çalışma koşullarına maruz kalıyorlar. Taşeronluk işçileri örgütsüzlüğe mahkum etmek için kullanılıyor. Biz karayollarında ve ülkenin dört bir yanında çalışan taşeron işçileri, taşeronluk köleliğine son diye ayağa kalkmazsak taşeronluk köleliği sürer gider! Öyleyse boynunu kasaba uzatan koyun olmayalım; taşeron köleliğine karşı birleşelim, örgütlenelim, mücadeleyi yükseltelim! Karayolları Nevşehir Şube’den taşeron işçileri milyonlarca işçi, yeni zam dalgasıyla sefaletin dipsiz kuyusuna atıldı. Yine son bir yıl içinde unu yüzde 55, üzümü yüzde 115, limonu yüzde 112, eti yüzde 7 ekmeği yüzde 12 daha pahalıya yemek zorunda kalan emekçiler akaryakıt zamlarıyla da karşı karşıya kalıyorlar. Asgari ücrete talim eden işçiler kazandıkları paranın yüzde 30’nu gıda harcamalarına ayırıyorlar. Yüzde 33.4’ünü ise ulaşım, konut ve kira gideri olarak ayırıyor. Kira, ulaşım ve gıda, düşük gelir elde eden ailelerin kazandıklarının üçte ikisini oluşturuyor. Dolayısıyla gıda fiyatlarının artması, asgari ücrete talim eden işçileri hastalık, çocuk bakımı ve diğer temel gereksinimler için yaptıkları harcamaları kısmaya zorluyor. Yoksulluğun kör kuyusunda yaşamak, zamlar altında inim inim inlemek kaderimiz değildir. Bizler zamlara karşı mücadele edersek, insanca yaşamaya yeten asgari ücret için ayağa kalkarsak, bir olursak, birlikte örgütlü mücadele verirsek, zamları da, asgari sefalet ücreti dayatmasını da parçalar atarız. Kayseri İşçi Birliği Yalanlara karnımız tok! Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik, taşeronlaştırma ile ilgili bir hazırlıktan söz etmektedir. AKP, yakın zamana kadar böyle bir gündemimiz yok diyordu. Faruk Çelik tarafından bir takım iyileştirmelerden bahsediliyordu. Aksine taşeronluk sistemi daha da kalıcı hale getirildi. Güya biz karayollarında çalışan 9000 taşeron işçisine kadro vereceklerdi. Yaptıkları ortada… İşçi simsarlarının çalıştıracağı kiralık işçi büroları yasallaştı. Esnek çalışma yaygınlaştı. İşçinin emek gücünü satacağı işletme belirsizleştirildi. “Asıl işveren ve alt işverenin kesin olarak birbirinden ayrılması” için harekete geçtiler. Bu güvencesizlik, örgütsüzlük ve kölelik demektir. Düşünün ki taşeronlaştırmaya karşı işçiler tarafından işgal edilmiş olan Greif ’ta 44 tane taşeron bulunuyor. Taşeronluk köleliğine karşı yapılması gereken, patronların vurucu gücü AKP iktidarına umut bağlamak değildir. Yapılması gereken köleliğin tescillenmesi demek olan taşeronlaştırmaya karşı Greif işçisinin açtığı yoldan gitmek mücadele ateşini büyütmektir. Karayolları Develi Şube’den bir öncü işçi Kadro için mücadele edelim! Karayolları Taşeron İşçi Birliği Sayfası adı altında sendika ağalarına paralı uşaklık yapanlar, utanmadan hükümetin karayollarında çalışan taşeron işçilere kadro vereceği yalanlarına sarılıyorsunuz. Kadro konusu en geç ekim ayı içerisinde bir daha açılmamak üzere kapanacak. Alacak davaları çöktü ki en az 3 yıl geriye gitti sonrası ise meçhul… İşe iade davalarında verilen kararları sendikanın avukatları uygulatmıyor ve hak kayıplarına sebep oluyorlar. İşten çıkarılan arkadaşlarınıza bakarak yarın sizin de başınıza bunların geleceğini bilin. Bu seçim döneminde oy vereceğiniz sendika başkanları seçimler bittikten sonra bir daha sizleri arayıp sormayacak. Yol-iş genel kurulu 15 Mart 2015’e kadar tamamlanacak. Sendika ağaları bizden dört yıl daha ihanetlerine izin vermemizi istiyorlar. Uyanalım ve bu sarı sendikacılara, işverene yandaş olanlara oy vermeyelim. Her şubede taban örgütleri kuralım. Karayollarına yönelik özelleştirme saldırısına, taşeronluk köleliğine karşı tabandan yarattığımız örgütlülükle karşı koyalım! Karayolları Kayseri bölgeden taşeron işçileri İşçi Bülteni Özel Sayı Özel Sayı: 1167 * Fiyatı: 25 Kr * Eylül 2014 * Sahibi ve S. Yazı İşleri Md.: Tayfun Altıntaş * Yayın Türü: Yerel süreli, siyasi, ayda bir, Türkçe * EKSEN Basım Yayın Ltd. Şti. * Millet Caddesi Sultan Cami Sk. No:2/9 Fatih/İstanbul * Tel/Fax: 0 (212) 621 74 52 * Baskı: Özdemir Mat Davutpaşa Cad Güven Sanayi sit C Blok No: 242 Topkapı İstanbul * 577 54 92
Benzer belgeler
Haziran 2016 - KIZIL BAYRAK
haklarını buduyor. Hükümetiyle, muhalefetiyle hepsi patronlara çalışıyor.
Birleşmeliyiz. Kayseri İşçi Birliği saflarında yerimizi almalıyız.
Önce kendimize ve birbirimize güveneceğiz. Ama hep çözüm...