Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi 2012-2013

Transkript

Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi 2012-2013
İLKÖĞRETİM
DİN KÜLTÜRÜ VE AHLAK BİLGİSİ
DERS KİTABI
8. SINIF
YAZARLAR
Dr. Mehmet AKGÜL
Abdullah ALBAYRAK
Dr. Ramazan YILDIRIM
Abdullah ÇATAL
Turgut ÇİFTÇİ
Ahmet EKŞİ
Ahmet KARA
Eyüp KOÇ
Hüseyin PAÇA
Musa ŞİMŞEKÇAKAN
Ali Sacit TÜRKER
DEVLET KİTAPLARI
BEŞİNCİ BASKI
..........................., 2012
MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI YAYINLARI.............................................................: 4525
DERS KİTAPLARI DİZİSİ........................................................................................: 1307
12.?.Y.0002.3707
Her hakkı saklıdır ve Millî Eğitim Bakanlığına aittir. Kitabın metin, soru ve şekilleri
kısmen de olsa hiçbir surette alınıp yayımlanamaz.
Editör
Dil Uzmanı
: Ekrem ÖZBAY
: Oktay ALTIN
Muharrem OKUMUŞ
Görsel Tasarım
: Dilek ANDER
Emre ANDER
Ertuğrul ÇAKIR
Rehberlik Uzmanı
: Hayrullah CAN
Program Geliştirme Uzmanı
: Selçuk GÖKÇE
Eğitim Teknolojisi Uzmanı
: Ahmet KOPMAZ
Yusuf İLME
ISBN 978-975-11-3064-8
Millî Eğitim Bakanlığı, Talim ve Terbiye Kurulunun 14.02.2008 gün ve 110 sayılı kararı
ile ders kitabı olarak kabul edilmiş, Destek Hizmetleri Genel Müdürlüğünün 19.03.2012
gün ve 3398 sayılı yazısı ile beşinci defa 235.028 adet basılmıştır.
& #' ! & " &
!&
" ) !(
! $ $
))&" &
&* ! ) # #
') ! " * &*& " * # "& !&
(" &*
&& & %&* &
!!)&&!
*&&*&&)')))*
%***&&
*$&!
" "
) # " *$
& $ !#$&*&*
&")(**#
!&" )
#
')$
..
MUSTAFA KEMAL ATATURK
İÇİNDEKİLER
ORGANİZASYON ŞEMASI ........................................................................................ 9
KULLANILAN SEMBOLLER ...................................................................................... 10
ÖĞRENME ALANI: İNANÇ
1. ÜNİTE: KAZA VE KADER
1. Allah Her Şeyi Bir Ölçüye Göre Yaratmıştır ............................................................ 12
2. Kader ve Evrendeki Yasalar ................................................................................. 13
3. İnsan İradesi ve Kader ........................................................................................ 17
3.1. İnsanın Özgürlüğü ve Sorumluluğu .............................................................. 20
3.2. İnsanın Çabası:Emek ve Rızık ...................................................................... 21
3.3. Dünya Hayatının Sonu: Ecel ve Ömür ......................................................... 23
4. Allah’a Güvenmek (Tevekkül) .............................................................................. 24
5. Ayete’l-Kürsi ve Anlamı ........................................................................................ 26
ÜNİTEMİZİ DEĞERLENDİRELİM .................................................................................... 27
ÖĞRENME ALANI: İBADET
2. ÜNİTE: ZEKÂT, HAC VE KURBAN İBADETİ
1. İnsanın Paylaşma ve Yardımlaşma İhtiyacı ......................................................... 30
2. İslam’ın Paylaşma ve Yardımlaşmaya Verdiği Önem .......................................... 31
3. Paylaşma ve Yardımlaşma İbadeti Olarak Zekât ................................................ 34
4. Toplumsal Dayanışma İbadeti Olarak Sadaka .................................................... 38
5. Yardımlaşma Kurumlarımız .................................................................................. 40
6. Hac Nedir ve Niçin Yapılır? .................................................................................. 42
7. Hac ve Umre ile İlgili Kavramlar .......................................................................... 43
8. Haccın İnsan Davranışları Üzerindeki Etkisi ........................................................... 46
9. Kurban Nedir ve Niçin Kesilir? .............................................................................. 49
Okuma Metni: Kurban Tığlama (Kesme) Duası........................................................ 51
ÜNİTEMİZİ DEĞERLENDİRELİM .................................................................................... 52
ÖĞRENME ALANI: HZ. MUHAMMED (S.A.V.)
3. ÜNİTE: HZ. MUHAMMED’İN HAYATINDAN ÖRNEK DAVRANIŞLAR
1. Hz. Muhammed İnsanlara Değer Verirdi ............................................................. 56
2. Hz. Muhammed Güvenilir Bir İnsandı................................................................... 58
3. Hz. Muhammed Bilgiye Önem Verirdi ................................................................. 60
4. Hz. Muhammed Danışarak İş Yapardı ................................................................. 62
5. Hz. Muhammed Merhametli, Hoşgörülü ve Affediciydi ....................................... 64
6. Hz. Muhammed Çalışmayı Sever ve Zamanı İyi Değerlendirirdi .......................... 67
7. Hz. Muhammed Sabırlı ve Cesaretliydi ............................................................... 69
8. Hz. Muhammed Hakkı Gözetirdi.......................................................................... 71
9. Hz. Muhammed Doğayı ve Hayvanları Severdi................................................... 73
ÜNİTEMİZİ DEĞERLENDİRELİM .................................................................................... 75
7
ÖĞRENME ALANI: KUR’AN VE YORUMU
4. ÜNİTE: KUR’AN’DA AKIL VE BİLGİ
1. Aklın Dinî Sorumluluktaki Yeri ve Önemi ................................................................ 78
2. Kur’an Aklımızı Kullanmamızı İster ........................................................................ 79
3. Kur’an Doğru Bilgiye Önem Verir ......................................................................... 80
4. Kur’an’da Bilgi Edinme Yolları .............................................................................. 81
5. Bilgi Taassubu Önler ............................................................................................ 83
6. Sevgi ve Merhamet Örneği: Hz. Yusuf ................................................................. 88
ÜNİTEMİZİ DEĞERLENDİRELİM.................................................................................... 91
ÖĞRENME ALANI: AHLAK
5. ÜNİTE: İSLAM DİNİNE GÖRE KÖTÜ ALIŞKANLIKLAR
1. Alkollü İçki İçmek ve Uyuşturucu Kullanmak......................................................... 94
2. Kumar Oynamak ................................................................................................ 96
3. Kötü Alışkanlıklar Nasıl Başlıyor? ............................................................................ 98
4. Kötü Alışkanlık ve Davranışlardan Nasıl Korunalım? ............................................ 100
5. Başkalarına Zarar Vermek: Kul Hakkı .................................................................. 102
ÜNİTEMİZİ DEĞERLENDİRELİM .................................................................................. 104
ÖĞRENME ALANI: DİN VE KÜLTÜR
6. ÜNİTE: DİNLER VE EVRENSEL ÖĞÜTLERİ
1. Din Niçin Evrensel Bir Gerçekliktir? ...................................................................... 106
2. Günümüzde Yaşayan Dinleri Tanıyalım ............................................................. 107
2.1. Hinduizm ve Budizm .................................................................................. 107
2.2. Yahudilik .................................................................................................... 109
2.3. Hristiyanlık .................................................................................................. 111
2.4. İslam ......................................................................................................... 112
3. Dinlerin ve İslam’ın Evrensel Öğütleri ................................................................. 113
3.1. Doğruluk .................................................................................................... 113
3.2. Temizlik ...................................................................................................... 115
3.3. İyilik ve Yardımseverlik ................................................................................ 116
3.4. Büyüklere Saygı, Küçüklere Sevgi Göstermek ............................................ 117
3.5. Hayvanlara İyi Davranmak ........................................................................ 118
3.6. Çevreyi Korumak ....................................................................................... 119
3.7. Zararlı Alışkanlıklardan Kaçınmak ............................................................... 120
3.8. Başkalarına Zarar Vermemek ..................................................................... 120
4. Başkalarının İnançlarına Hoşgörülü Olmak ........................................................ 122
ÜNİTEMİZİ DEĞERLENDİRELİM.................................................................................. 125
SÖZLÜK .............................................................................................................. 127
KAYNAKÇA......................................................................................................... 131
8
ORGANİZASYON ŞEMASI
ÖĞRENME ALANI: İNANÇ
1. ÜNİTE
KAZA VE KADER
Öğrencileri, ünite ile ilgili araştırmaya, düşünmeye ve gözlem
yapmaya yönlendirici hazırlık sorularının yer aldığı bölüm.
ÜNİTEMİZE HAZIRLANALIM
1. “Kader, irade ve tevekkül” kavramlarının anlamlarını sözlükten
bulunuz.
2. Allah’ın yaratması ile ilgili bir ayet bularak defterinize yazınız.
3. İnsanı diğer canlılardan farklı kılan özellikler nelerdir? Araştırınız.
4. İnsanın özgürlüğü ile sorumluluğu arasındaki ilişki hakkında kısa bir
yazı yazınız.
11
KAZA VE KADER
Konu başlarında öğrencilerin
ön bilgilerini harekete geçirmeyi amaçlayan motivasyon ifadelerinin yer aldığı bölüm.
1. A
1.
Allah
l ah He
llah
Her
Her
er ŞŞeyi
eyi
yii Bir
i Öl
Ölçüye
Ölç
çüy
ü
üye Göre
ö e Yarat
öre
Yarattmıştı
Yar
m tr
Bütün sular tuzlu, geceler sürekli olsaydı ve yer çekimi kuvveti olmasaydı
neler olurdu?
Çevremizdeki varlıklara dikkat ettiğimizde her şeyin belirli bir ahenk ve düzen içerisinde
hareket ettiğini görürüz. Allah, kâinatta bulunan her şeyi bir plan ve ölçü içerisinde yaratmıştır. Bu ölçü, evrendeki varlıkların tutarlı ve uyumlu bir sistem oluşturmalarını sağlamıştır.
Allah’ın yarattığı hiçbir şeyde düzensizlik ve dengesizlik görülmez. Allah insandan evreni
incelemesini, ondaki uyum ve denge üzerinde düşünmesini istemiştir: “Onlar, ayakta dururken, otururken, yanları üzerine yatarken (her vakit) Allah’ı anarlar, göklerin ve yerin
yaratılışı hakkında derin derin düşünürler (ve şöyle derler:) Rabb’imiz! Sen bunu boşuna
yaratmadın. Sen yücesin. Bizi cehennem azabından koru!”1 ayeti bu konuya örnektir.
Canlılar, yaşayabilmek için atmosfere, nefes alabilmek için oksijene ihtiyaç duyarlar.
Bazı canlılar oksijen tüketip karbondioksit açığa çıkarırlar. Bitkiler ise besin üretmek için karbondioksit kullanıp oksijen üretirler. Bu durum canlıların yaşamı için Allah’ın koymuş olduğu
kanunlardan biridir.
Denizlerdeki tuz, orada yaşayan canlılar için uygun orandadır.
Gezegen ve yıldızların büyüklükleri,
aralarındaki mesafe, evrendeki düzen ve dengeyi sarsmayacak şekilde Allah tarafından konulmuştur.
Konunun daha iyi anlaşılmasına yönelik şiir, hikâye, ayet
ve hadis meali, örnek olay, vb.
etkinliklerin yer aldığı bölüm.
YORUMLAYALIM
“Gökleri yedi kat yaratan
odur. Rahman’ın yaratmasında
bir düzensizlik göremezsin. Gözünü çevir de bir bak bir bozukluk
görüyor musun?”
Evren ve içindeki varlıkların belli düzen ve ölçüye göre yaratıldığı Kur’an-ı Kerim’de şöyle ifade
edilmektedir: “Biz her şeyi bir ölçüye (bir düzene, plana) göre
yarattık.”2 Her şeye hayat veren ve
varlığı belli bir amaca göre yaratan
Allah’tır. Yaratma sürekli olarak devam etmektedir.
Mülk suresi, 3. ayet.
Yeryüzünü çevreleyen atmosfer hakkında bilgi edinerek yukarıdaki ayeti bu bilgi çerçevesinde
yorumlayınız.
1 Âl-i İmrân suresi, 191. ayet.
2 Kamer suresi, 49. ayet.
12
9
ORGANİZASYON ŞEMASI
Konunun daha iyi anlaşılmasına yönelik
şiir, hikâye, ayet ve hadis meali, örnek olay,
görsel vb. etkinlikleri içeren bölüm.
YAZALIM
Peygamberimizin hayatını, hicreti merkeze alarak bölümlere ayırınız.
Bu bölümleme sonucunda oluşan tabloya Hz. Muhammed ile ilgili bildiklerinizi yazınız.
BULALIM
KONUŞALIM
TAMAMLAYALIM
SÖYLEYELİM
ARAŞTIRALIM
ÖRNEK VERELİM
RÖPORTAJ YAPALIM
5N 1K
CÜMLE KURALIM
SLOGAN BULALIM
SÖZLEŞME YAPALIM
ANLATALIM
TARTIŞALIM
LİSTELEYELİM
İLKELER ÇIKARALIM
EŞLEŞTİRELİM
GRUP ÇALIŞMASI YAPALIM
KISSADAN ANLADIKLARIMIZ
BELİRTELİM
ÇİZELİM
PANO YAPALIM
PAYLAŞALIM
BEYİN FIRTINASI
DOLDURALIM
KARŞILAŞTIRALIM
YORUMLAYALIM
DEĞERLENDİRELİM
NOT EDELİM
N
Konuyla ilgili ayet, hadis, atasözü,
anekdot gibi özlü bilgilerin yer aldığı
bölüm.
K
Kıssadan
hisse almak, benzer
yanlışlara düşmemek için tarihte yaşanmış olaylardan sonuçlar
çıkararak ibret almak anlamında
bir deyimdir.
BİLGİ KUTUSU
Kur’an-ı Kerim’de Hz. Eyüp kıssasının anlatıldığı ayetler şunlardır:
Sâd suresi, 41-43. ayetler.
Enbiyâ suresi, 83,84. ayetler.
Nisâ suresi, 163. ayet.
En’âm suresi, 84. ayet.
Ders kazanımlarından bir veya
birkaçını gerçekleştirmeyi amaçlayan özlü bilgilerin yer aldığı bölüm.
10
ÖĞRENME ALANI: İNANÇ
1. ÜNİTE
KAZA VE KADER
ÜNİTEMİZE HAZIRLANALIM
1. “Kader, irade ve tevekkül” kavramlarının anlamlarını sözlükten
bulunuz.
2. Allah’ın yaratması ile ilgili bir ayet bularak defterinize yazınız.
3. İnsanı diğer canlılardan farklı kılan özellikler nelerdir? Araştırınız.
4. İnsanın özgürlüğü ile sorumluluğu arasındaki ilişki hakkında kısa bir
yazı yazınız.
11
KAZA VE KADER
1. Allah Her Şeyi Bir Ölçüye Göre Yaratmıştır
Bütün sular tuzlu, geceler sürekli olsaydı ve yer çekimi kuvveti olmasaydı
neler olurdu?
Çevremizdeki varlıklara dikkat ettiğimizde her şeyin belirli bir ahenk ve düzen içerisinde
hareket ettiğini görürüz. Allah, kâinatta bulunan her şeyi bir plan ve ölçü içerisinde yaratmıştır. Bu ölçü, evrendeki varlıkların tutarlı ve uyumlu bir sistem oluşturmalarını sağlamıştır.
Allah’ın yarattığı hiçbir şeyde düzensizlik ve dengesizlik görülmez. Allah insandan evreni
incelemesini, ondaki uyum ve denge üzerinde düşünmesini istemiştir: “Onlar, ayakta dururken, otururken, yanları üzerine yatarken (her vakit) Allah’ı anarlar, göklerin ve yerin
yaratılışı hakkında derin derin düşünürler (ve şöyle derler:) Rabb’imiz! Sen bunu boşuna
yaratmadın. Sen yücesin. Bizi cehennem azabından koru!”1 ayeti bu konuya örnektir.
Canlılar, yaşayabilmek için atmosfere, nefes alabilmek için oksijene ihtiyaç duyarlar.
Bazı canlılar oksijen tüketip karbondioksit açığa çıkarırlar. Bitkiler ise besin üretmek için karbondioksit kullanıp oksijen üretirler. Bu durum canlıların yaşamı için Allah’ın koymuş olduğu
kanunlardan biridir.
Denizlerdeki tuz, orada yaşayan canlılar için uygun orandadır.
Gezegen ve yıldızların büyüklükleri,
aralarındaki mesafe, evrendeki düzen ve dengeyi sarsmayacak şekilde Allah tarafından konulmuştur.
YORUMLAYALIM
“Gökleri yedi kat yaratan
odur. Rahman’ın yaratmasında
bir düzensizlik göremezsin. Gözünü çevir de bir bak bir bozukluk
görüyor musun?”
Evren ve içindeki varlıkların belli düzen ve ölçüye göre yaratıldığı Kur’an-ı Kerim’de şöyle ifade
edilmektedir: “Biz her şeyi bir ölçüye (bir düzene, plana) göre
yarattık.”2 Her şeye hayat veren ve
varlığı belli bir amaca göre yaratan
Allah’tır. Yaratma sürekli olarak devam etmektedir.
Mülk suresi, 3. ayet.
Yeryüzünü çevreleyen atmosfer hakkında bilgi edinerek yukarıdaki ayeti bu bilgi çerçevesinde
yorumlayınız.
1 Âl-i İmrân suresi, 191. ayet.
2 Kamer suresi, 49. ayet.
12
1. ÜNİTE
Kur’an-ı Kerim’de evrendeki ölçü ve dengeye
şöyle dikkat çekilmiş ve insanın buna göre hareket etmesi istenmiştir: “Güneş ve ay bir hesaba
göre (hareket etmekte)dir. Yıldızlar ve ağaçlar
(Allah’a) secde ederler. (Allah’ın koyduğu ölçülere göre hareket ederler.) Göğü Allah yükseltti ve mizanı (dengeyi) o koydu. Sakın dengeyi bozmayın.”1 Allah’ın her şeyi belli bir ölçüye göre yarattığı başka bir ayette şöyle belirtilir:
“...Her şeyi yaratmış, ona bir ölçü, biçim ve düzen vermiştir.”2 Bir diğer ayette ise güneş ve ayın
belli bir yörüngede döndüklerinden şöyle bahsedilmektedir: “Geceyi ve gündüzü, güneşi ve ayı
yaratan odur. Her biri bir yörüngede hareket
etmektedir.”3
Allah’ın evreni yaratıp düzene koymuştur. Örneğin yağmurun bir ölçüye göre indirildiği şöyle haber verilmektedir: “Gökten bir ölçüye göre suyu
indiren odur. Biz onunla (kupkuru), ölü bir memlekete hayat veririz...”4
Allah her şeyi yerli yerinde yaratmıştır. İnsan ve
hayvanları yaratmadan önce, yeryüzünü onların yaşamalarına uygun bir şekilde hazırlamıştır.
Dünyadaki hayat, onun yarattığı düzen ve denge içerisinde sürüp devam etmektedir. Bize düşen evrendeki düzeni korumaktır. Bu harika düzeni
keşfetmeye yönelik yapılan bilimsel araştırmalar,
Allah’ın her şeyi ölçülü bir şekilde yarattığı gerçeğini anlamamıza katkı sağlamaktadır.
KONUŞALIM
“O (Ra
((Rab)
Rab)
Ra
b) ki
ki seni
senii yaratyar
yar
arat
atat
tı, seni düzenledi, sana ölverdi.”
çülü bir biçim verdi
verdi.
”
İnfitâr suresi, 7. ayet.
Yukarıdaki ayet meali
insanın yaratılışı ile ilgili
size nasıl bir fikir vermektedir? Sınıfta arkadaşlarınızla konuşunuz.
2. Kader ve Evrendeki Yasalar
Sizce her şeyin bir düzen ve uyum içinde olmasının anlamı ne olabilir?
Allah’ın her şeyi belli bir ölçü, düzen ve uyum içerisinde programlamasına kader denir.
Zamanı geldiğinde olayların bu programa uygun olarak gerçekleşmesine kaza denir. Örneğin yerçekimi kanununun Allah tarafından programlanması kaderdir. Bu kanun nedeniyle
yüksekten bırakılan bir cismin düşmesi ise kazadır. Buharlaşan havanın yağmur ve kar taneleri şeklinde toprağa düşmesi, canlıların bitkilerle olan oksijen ve karbondioksit değişimi
gibi olayların tümü Allah’ın takdirine bağlıdır. Nitekim Yüce Allah bir ayette, “Biz her şeyi bir
kadere (bir düzene, ölçüye, plana) göre yarattık.”5 buyurmuştur.
1 Rahmân suresi, 5-8. ayetler.
2 Furkân suresi, 2. ayet.
3 Enbiyâ suresi, 33. ayet.
4 Zuhruf suresi, 11. ayet.
5 Kamer suresi, 49. ayet.
13
KAZA VE KADER
Allah, evrenin düzeni ve işleyişini birtakım yasalara bağlamıştır. Bunların başında fiziksel yasalar gelir. Fiziksel yasalar madde ve enerjinin oluşumu, değişimi, yapısı, hareketi ve
maddeler arası ilişkilerle ilgili prensiplerdir. Deney, gözlem ve araştırmalar neticesinde anlaşılabilen bu yasalar değişmez olup evrensel bir niteliğe sahiptir ve Allah’ın evrende yarattığı düzenin daha iyi anlaşılmasına yardımcı olur. Örneğin evrendeki cisimler, birbirlerini
bir kuvvetle çeker ve iterler. Cismin kütlesi ne kadar büyük olursa çekme ve itme kuvveti o
kadar büyük olur. Böylece çekme ve itme kuvveti dengelenmiş olur. Güneş, bu kuvvetle
gezegenleri kendine doğru çeker ve onların yörünge üzerinde kalmalarını sağlar.
Fiziksel yasalar, Allah’ın üstün kudret sahibi olduğunu ve her şeyi hakkıyla bildiğini gösterir.
Bu konuda Allah şöyle buyurur: “Onlara bir delil de gecedir ki biz ondan gündüzü sıyırıp
çekeriz de birden karanlığa gömülürler. Güneş de (bir delildir onlara), akar gider yörüngesinde. İşte bu çok güçlü ve her şeyi bilen Allah’ın yaratmasıdır...”1
Fiziksel yasalara dayalı olarak gelişen teknoloji ve onun ürünleri insanların yaşamlarını kolaylaştırır. Telefon ve bilgisayar gibi aletler, teknoloji ürünleridir. Bunların tasarımlarında insanların evrende keşfettikleri ve pratiğe döktükleri fiziksel yasalar vardır. İnsan, aklı ve zekâsıyla
fiziksel yasalardan hareketle icat ettiği araçları insanlığın hizmetine sunar.
Biyolojik yasalar; canlıların yapısı, beslenmesi, korunması, gelişmesi ve üremesiyle ilgili
yasalardır. Her şeyi bir sebebe bağlayan Allah; bitki, insan ve hayvanların oluşumunu biyolojik yasalara bağlı kılmıştır.
Evrendeki biyolojik yasalar, her canlı türünü doğrudan ilgilendirmektedir. Örneğin insanın
yaşaması için solunum, sindirim ve dolaşım gibi sistemlere sahip olması gerekir. Canlılar
dış dünyayı algılayabilmek için duyu organlarına ihtiyaç duyarlar. İnsanın yaratılış gerçeği
hakkında Allah şöyle buyurur: “(Ey insanlar!) Biz sizi basit bir sudan yaratmadık mı? İşte o
suyu, belli bir süreye kadar sağlam bir yere yerleştirdik, sonra da ona ölçülü bir biçim
verdik...”2
1 Yâsîn suresi, 37-40. ayetler.
2 Mürselât suresi, 20-23. ayetler.
14
1. ÜNİTE
EŞLEŞTİRELİM
Aşağıdaki tabloda anlamca ilgili bölümleri eşleştiriniz.
Düzen Olmasaydı Ne Olurdu?
Allah’ın Yarattığı Evren ve Düzeni
1
Güneş, çekim kuvvetiyle gezegenleri kendine doğru çeker ve onların
yörünge üzerinde kalmalarını sağlar.
1
2
Dünya, kendi ekseni etrafında belirli bir hızla dönmekte, gece ve gündüz oluşmaktadır.
Ay, daha yakın olsaydı, “gelgit”
olayları daha etkili olurdu. Bu durumda canlılar zarar görebilirdi.
3
Dünya’nın
uydusu
olan
Dünya’ya yaklaşık 384 bin
uzaklıktadır.
Ay,
km
Atmosfer tabakası daha ince olsaydı,
atmosferde yanarak parçalanan meteorlar, büyük kütleler hâlinde dünyamıza düşer ve bize zarar verebilirdi.
4
Dünya’nın etrafını saran atmosfer,
yer çekiminin etkisiyle dünyanın çevresinde yer almaktadır.
Dünya’nın dönüş hızı çok daha yavaş olsaydı gece ve gündüz süreleri
daha uzun olurdu.
Hayvanların vücut yapıları yaşayabilecekleri biçimde yaratılmıştır. Örneğin balıklar
suda solunum yapabilmek için solungaca,
kuşlar uçabilmek için iki kanada ihtiyaç duyarlar. Etle beslenen hayvanların çene yapıları, otla beslenenkilerden farklıdır. Deve,
sıcak iklimde günlerce susuz yaşayabilme
özelliğine sahiptir. Yılan, kertenkele ve kaplumbağa gibi hayvanlar hava ısınıncaya
kadar kış uykusuna yatarlar.
Allah, toplumsal olaylar arasında var
olan sebep sonuç ilişkisini gösteren yasalar
koymuştur. Bunlara toplumsal yasalar denir.
Örneğin gelir dağılımının adil olduğu toplumlarda yoksulluk azalır, adaletin olmadığı
toplumlarda barış bozulur. Eşitlik ve adalet
yoksa toplumda bunalım ve kargaşa ortaya çıkar.
15
Eğer güneşin çekim kuvveti olmasaydı, gezegenler birbirlerine çarparak
parçalanır, evrenin düzeni bozulurdu.
KAZA VE KADER
Kuraklık sonucu açlık ve susuzluk yaşayan insanların, yaşanabilir yerlere göç etmeleri ve tarımsal üretimin azalıp sanayileşmenin artmasıyla köyden kente
göçün hızlanması toplumsal yasalara örnek verilebilir. Aynı şekilde her insan gibi toplumların da bir ömrü
olduğu Kur’an-ı Kerim’de şöyle ifade edilir: “Her toplumun (belirli) bir eceli vardır. Ecelleri geldiğinde
onu ne bir an erteleyebilirler ve ne de bir an öne
alabilirler.”1
Toplumsal yasalar Kur’an-ı Kerim’de “sünnetullah”
kavramıyla dile getirilir. Sünnetullah, Allah’ın evrene
koymuş olduğu yasalardır. Bir ayette bu durum şöyle
ifade edilir: “…Sen Allah’ın yasasında (sünnetullahta) hiçbir değişiklik bulamazsın. Sen Allah’ın yasasında asla bir sapma da göremezsin.”2 Kur’an-ı Kerim, toplumsal yasaların işleyişi hakkında düşünmeyi
ve buna göre davranmayı öğütler: “Onlar yeryüzünde gezip kendilerinden öncekilerin sonunun nasıl
olduğuna bakmazlar mı?...”3
Toplumsal bozulma ve çöküntü, toplumun tümünü
etkiler. Yüce Allah’ın belirlediği değişmez toplumsal yasaları (sünnetullah) dikkate almayan toplumların çöküşü
kaçınılmaz olmuştur. Kur’an’da anlatılan peygamber
kıssalarına bakıldığında peygamberlerin uyarılarına aldırış etmeyen toplumların ağır bedel ödedikleri görülür.
Toplumsal yasaları bilmek, insanların çevresiyle
uyum içerisinde yaşamasını sağlar. İnsanların birbirlerinin hak ve hukuklarına özen göstermelerini ve zarar verici davranışlardan kaçınmalarını gerektirir. Yapılan haksızlığın yapanın yanında kâr kalmayacağı ve bundan
tüm toplumun etkileneceği konusunda Kur’an’da şöyle buyrulur: “(Öyle) Bir fitneden sakının ki aranızdan
yalnız haksızlık edenlere erişmekle kalmaz (hepinize
erişir)...”4 Bu bakımdan adalet, sağlık ve güvenlik konularında toplumsal bilincin oluşması, toplumun huzuruna katkı sağlar. Bizler de toplumsal yasalar gereği,
başkalarına iyilikte bulunmalı ve yararlı birey olmaya
çalışmalıyız.
1 A’râf suresi, 34. ayet.
2 Fâtır suresi, 43. ayet.
3 Fâtır suresi, 44. ayet.
4 Enfâl suresi, 25. ayet.
16
1. ÜNİTE
BELİRTELİM
Kader ve Evrendeki Yasalar
‘‘Biz her şeyi bir ölçüye (bir
düzene, plana) göre yarattık.’’
Kamer suresi, 49. ayet.
‘‘Güneş de
de yörüngesinyörüngesini
de akıp
p gitmektedir. Bu,
üstün ve bilen Allah’ın
kanunudur.’’
‘‘O, insanı alaktan
l
(e
mbb
(embriyodan) yarattı.’’
Alak suresi, 2. ayet.
Yâsîn suresi, 38. ayet.
‘‘Her toplumun
p
belirlenmiş bir eceli vardır. Ecelleri geldiğinde onu ne bir
an erteleyebilirler ve ne
de bir an öne alabilirler.’’
A’râf suresi, 34. ayet.
ayett.
Yukarıdaki
k d k ayetlerin
l
fi
fiziksel, biyolojik, toplumsall yasalardan
l d
hangilerine
h
il i
iişarett ettiğini
ttiği i belirtiniz.
b li ti i
3. İnsan İradesi ve Kader
İnsanın kaderi deyince ne anlıyorsunuz?
Akıl ve irade sahibi olan insan; düşünce, söz ve davranışlarında özgür bir varlıktır. İnsan,
bu özgür irade ve akıl sayesinde iyiyi kötüye, doğruyu da yanlışa tercih edebilir. İnsanın iradesi denildiğinde genel olarak en az iki seçenekten birini tercih etme gücü anlaşılır. İnsan
yaratılış bakımından diğer varlıklardan farklıdır. Özellikle tercih hakkı onu diğer varlıklardan
ayırır. Özgür iradesiyle seçim yapabilen insan, bundan dolayı işlediklerinden sorumlu tutulmuştur.
Allah, peygamberler göndererek nelerin iyi ve nelerin kötü olduğunu insanlara açıklamıştır. Bu konuda Kur’an’da şöyle buyrulmaktadır: “Ona iki yolu (iyi ve kötüyü) gösterdik.”1
İnsan, irade ve seçme hürriyetiyle dilediği davranışı gerçekleştirir.
Kur’an’da iyi-kötü, doğru-yanlış olan söz ve davranışlar açıklanmış, bunların seçimi ise insana bırakılmıştır. Bu hususla ilgili bir
ayette insanın tercih özgürlüğüne şöyle vurgu yapılmıştır: “Kim
doğru yolu seçerse bunu ancak kendi iyiliği için seçmiş olur,
kim de doğruluktan saparsa kendi zararına sapmış olur. Hiçbir günahkâr, başkasının günah yükünü üstlenmez…”2 Dinimiz
akıl sahibi olmayı sorumluluğun şartlarından saymıştır. Bu bakımdan akıl ve özgür irade sahibi insan, sorumluluğu başkasında
aramaz. Yaptıklarının kendisine ait olduğu bilinciyle sonucuna
katlanamayacağı davranışlardan uzak durur.
1 Beled suresi, 10. ayet.
2 İsrâ suresi, 15. ayet.
17
YAZALIM
“Nasip, kısmet
ve baht” kelimelerinin geçtiği bir
metin oluşturunuz.
Bu metne uygun
bir başlık yazınız.
KAZA VE KADER
Trafik kazaları konuyla ilgili dikkat
çekici bir örnektir. Günümüzde birçok trafik kazası olmaktadır. Trafikk
kazalarının en önemli sebepleri arasında alkollu araç kullanmak ve aşırı
hız yapmak gelir. Bu durumunda kişi,
öncelikle suçu kendinde aramalıdır.
Çünkü akıl ve irade sahibi insanın trafik kurallarını ihlal etmesi kendi tercihidir. Bu nedenle insan yaptıklarından
sorumlu tutulur.
İnsanın kaderi, Allah’ın evrende
belirlediği yasalarla düzenlenmiştir.
Buna bağlı olarak insanın eylemleri,
zorunlu ve seçime dayalı olmak üzere iki kısımdır. Kalbimizin çalışması,
nefes alıp vermemiz, sindirim sisteminin çalışması bizim irademiz dışında
gerçekleşir. Ne zaman, hangi anne
ve babadan dünyaya geleceğimiz,
cinsiyetimizin ne olacağı, göz rengimizin nasıl olacağı, nerede ve ne
zaman öleceğimiz gibi konular bizim
tercihimize bırakılmamıştır. Tüm bunlar, Allah’ın yarattığı fiziksel, biyolojik
ve toplumsal yasalar çerçevesinde
gerçekleşir. Bundan dolayı kendi seçimimize dayalı tercihlerimizi, irademiz dışında gerçekleşenlerden ayırt
etmeliyiz.
İnsana düşen gayret etmek, sebeplere sarılmak, çalışmak ve araştırmaktır. Sonucu takdir edecek olan
Allah’tır. İnsan elde ettiği güzelliklerden dolayı Allah’a teşekkür etmeli,
karşılaştığı darlık ve zorluğun üstesinden gelmesini bilmelidir. İnsan,
Allah’ın kendisine akıl ve hür irade
verdiğini unutmamalı, karşılaştığı
olumsuzlukları alın yazısı ve talih diyerek kadere yüklememelidir.
18
1. ÜNİTE
DEĞERLENDİRELİM
Bir gün Hz. Ömer, Şam’a doğru yola çıkar. Başkomutan
Ebu Ubeyde, Hz. Ömer’i karşılar ve Şam’da veba hastalığının
yayıldığını söyler. Bunun üzerine Hz. Ömer, arkadaşlarıyla
Şam’a girip girmeme hususunda görüş alışverişinde bulunur.
Onlardan bir kısmı Şam’a girmeyi uygun görürken diğer bir
kısmı girmeyi uygun görmez.
Bunun üzerine Hz. Ömer, orada bulunanlara sabahleyin
erkenden geriye döneceklerine ve Şam’a girmeyeceklerine
karar verdiğini söyler. Ebu Ubeyde,
- Allah’ın kaderinden mi kaçıyorsun? diyerek Hz. Ömer’e
itiraz eder.
Hz. Ömer,
- Keşke bunu senden başkası söyleseydi ey Ebu Ubeyde!
Evet, Allah’ın kaderinden yine Allah’ın kaderine kaçıyoruz.
Ne dersin, senin develerin olsa da bir tarafı verimli diğer
tarafı çorak bir vadiye inseler... Develerini verimli yerde otlatsan Allah’ın kaderiyle otlatmış, çorak yerde otlatsan yine
Allah’ın kaderiyle otlatmış olmaz mıydın? der.
Bu sözüyle Hz. Ömer, doğruyu tercih etmenin ve gerekli
tedbirleri almanın da kader olduğunu vurgulamıştır.
Abdullah bin Abbas da bu konuda Hz. Ömer’i destekleyerek Peygamberimizin şu sözünü aktardı:
“Bir yerde veba olduğunu işittiğinizde oraya girmeyiniz.
Bir yerde veba ortaya çıkar, siz de orada bulunursanız, hastalıktan kaçarak oradan dışarı çıkmayınız.”
Nevevi, Riyazü’s-Salihin ve Tercemesi, C 3, s. 299-301.
(Uyarlanmıştır.)
Yukarıdaki metinden hareketle kaderi nasıl anlamalıyız?
Değerlendiriniz.
19
KAZA VE KADER
R
B
A
C
D
3.1. İnsanın Özgürlüğü
rlüğü ve Sorumluluğu
Canlılar arasında
a neden sadece insan davramlu tutulmuştur?
nışlarından sorumlu
İnsanın özgürlüğü, zorlama ve baskı olmada
olmadan
an kendii
iradesiyle karar vermesidir.
sidir. Sorumluluk ise verdiği kkarar
arar son-arı kabul etmesidir. İslam dini, söz ve
e
rasında doğan sonuçları
lu tutulmayı akla ve özgürr iradeye
e
davranışlardan sorumlu
ade sahibi olmayan diğer tüm
tü
üm canlıbağlı kılmıştır. Akıl ve irade
ardan sorumlu tutulmazlar.
lar, yaptıkları davranışlardan
n sorumluluğunu gücüyle sınırlı tutYüce Allah, insanın
an’da şöyle ifade edilmiştir:
edilmiştiir: “Allah,
“Allah
h,
muştur. Bu durum Kur’an’da
n üstünde bir şey yüklemez.
yüklem
mez. Herhiç kimseye gücünün
de kendi
kesin kazandığı iyilik kendi yararına, kötülük de
1
an dolayı dinimiz, insanın gücünü
ü
zararınadır…” Bundan
uluk alanı dışında tutar.
aşan konuları, sorumluluk
İnsanın sadece kendi yaptıklarından sorumlu tutulacağı, Kur’an-ı Kerim’de şöyle dile getirilir: “…Hiçbir kimse başkasının günahını yüklenmez…”2 Allah adalet sahibidir ve kullarına
asla zulmetmez. İnsan, aklı ve özgür iradesiyle ortaya koyduğu söz ve davranışlarından
sorumlu tutulur. İnsan kendi iradesiyle karar verir ve seçimini yapar. İyi tercihin karşılığında
sevap, kötü tercihin karşılığında ise günah kazanır.
Allah, insanoğluna akıl ve irade yanında iyiyi kötüden, doğruyu yanlıştan ayırt etmesi için
rehber olarak ilahî kitaplar ve peygamberler göndermiştir. Din seçiminde ise insanı özgür
bırakmış ve bu konuda şöyle buyurmuştur: “Dinde zorlama yoktur. Artık doğrulukla eğrilik
birbirinden ayrılmıştır...”3 Yüce Allah bütün insanların inanmasını istemekle birlikte iman konusunu insanın özgür iradesine bırakmıştır. Allah, Kur’an’da gerçekleri ve doğruları açıklamış
ve insanın, tercihlerinin sonuçlarına katlanması gerektiğini şöyle bildirmiştir: “Şüphesiz biz
ona (doğru) yolu gösterdik. İster şükredici olsun ister nankör.”4
İnsan, sarfettiği sözlerde ve sergilediği davranışlarda sorumluluk bilinciyle hareket etmelidir. Bu bakımdan
akıl ve iradesini, iyi ve doğru olanı
tercih etme yönünde kullanmalıdır.
“Kaderim böyle” diyerek sorumluluktan kurtulmanın mümkün olamayacağı gerçeğini bilmelidir. Çünkü
insan özgür iradesiyle işlediklerinden
sorumludur.
YORUMLAYALIM
“Dinde zorlama yoktur…”
Bakara suresi, 256. ayet.
Yukarıdaki ayeti insanın özgürlüğü
açısından yorumlayınız.
1 Bakara suresi, 286. ayet.
2 Zümer suresi, 7. ayet.
3 Bakara suresi, 256. ayet.
4 İnsan suresi, 3. ayet.
20
1. ÜNİTE
3.2. İnsanın Çabası: Emek ve Rızık
“Kimse, kendi kazancından daha hayırlı
bir rızık yememiştir…”
Buharî, Büyu’, 15.
Yukarıdaki hadiste anlatılmak istenen
nedir?
İnsan, gücü nispetinde kendisine, ailesine ve
topluma faydalı olmaya çalışır. Hayatında mutlu,
huzurlu ve başarılı olmak için çaba gösterir. Dinimiz çalışkanlığı övmekte, insanın, çalışmadan ve
gayret etmeden isteklerine ulaşmasının mümkün
olamayacağını ifade etmektedir. Derslerde başarılı
olmak ancak düzenli çalışmakla mümkündür. Dünya ve ahiret mutluluğuna ulaşmanın yolu da çalışmaktan geçmektedir.
İslam dini, insanın her alanda çaba göstermesini istemiştir. Yüce Allah bir ayetinde çalışmanın
gereğini şöyle vurgulamıştır: “Gerçekten insan için
kendi çalışmasının karşılığından başka bir şey
yoktur.”1 Bir başka ayette ise herkesin kazancının karşılığını alacağı şöyle dile getirilir: “Allah, gökleri ve yeri yerli yerince yaratmıştır.
Böylece herkes kazancına göre karşılık görür. Onlara haksızlık edilmez.”2 Allah’ın insanlara örnek olarak gönderdiği peygamberler,
emekleriyle geçimlerini sağlamışlar ve çalışmanın karşılıksız kalmayacağı bilinciyle hareket etmişlerdir. Hz. Âdem çiftçilik, Hz. Musa
çobanlık, Hz. İdris terzilik, Hz. Davut demircilik
ve Hz. Muhammed ise ticaret yapmıştır.
İslam, çalışmadan kazanmayı ve üretmeden tüketmeyi hoş karşılamaz. Bu nedenle
emeğe dayanmayan tefecilik ve kumar gibi
kazançlar da dinimizce haram sayılmıştır. Dinimiz, “Rızkı veren Allah’tır.” diyerek çaba ve gayret
göstermeden başkalarından bir şey beklemeyi
ve dilenmeyi uygun görmez. Peygamberimiz
bu konuyu şöyle dile getirir: “Sizden herhangi
birinizin sırtına bir bağ odun yüklenip satması, dilenmesinden hayırlıdır…”3 Hacı Bektaş Veli
de “Çalışmadan geçinenler bizden değildir.”4
diyerek çalışmanın önemine dikkat çekmiştir.
1 Necm suresi, 39. ayet.
2 Câsiye suresi, 22. ayet.
3 Buharî, Zekât, 50, 53; Müslim, Zekât, 106.
4 http://huham.com
21
YAZALIM
“Gerçekten insan için kendi
çalışmasının karşılığından başka bir şey yoktur.”
Necm suresi, 39. ayet.
Bu ayete uygun olan ve olmayan birer davranış yazınız.
Uygun davranışlar
- Emek sarf ederek kazanmak
- .............................................
Uygun olmayan davranışlar
- Çaba göstermeden hazır beklemek
- .............................................
KAZA VE KADER
İnsan, çalışmalı ve rızkını helal yoldan temin etmelidir. Ayrıca kazancını Allah’ın uygun görmediği yerlerde harcamamalıdır. İsraf etmeden dünyalık nimetlerden faydalanmalıdır. Bu konuda
Allah şöyle buyurur: “Allah’ın sana verdiğinden (onun yolunda harcayarak) ahiret yurdunu
iste; ama dünyadan da nasibini unutma. Allah’ın sana iyilik yaptığı gibi sen de (insanlara)
iyilik et…”1
Tüm canlılara rızık veren Allah, bizleri de rızıklandırır. Bize düşen, rızkımızı temin etmek için çaba
sarf etmektir. Nitekim kuşlar, karıncalar ve arılara baktığımızda onların da rızıklarını temin için gayret ettiklerini görmekteyiz.
DEĞERLENDİRELİM
Aslan mı Yoksa Topal Tilki mi Olmalı?
Bir gün adamın biri avlanmak için ormana gider. Geceyi orada geçirmeye karar verir. Fakat yırtıcı hayvanlardan korktuğu için büyük bir ağaca çıkar. Ağaçta
iken bir inilti duyar. Etrafına bakınır ve aşağıda kötürüm bir tilki görür. Adam,
“Acaba bu tilki ne yer, ne içer?” diye düşünürken uzaktan bir aslanın geldiğini görür. Aslanın ağzında bir ceylan vardır. Aslan, ağacın dibine gelir. Ceylanı
parçalar, bir güzel karnını doyurur ve çekilir gider. Aslan gidince kötürüm tilki
sürüne sürüne ceylandan arta kalanları yemek üzere yaklaşır. O da aslanın artıkları ile karnını doyurur.
Ağaçtaki adam şöyle düşünür:
“Yaaa… demek ki kötürüm bir hayvanın bile yiyeceğini Allah (c.c.) ayağına
gönderiyor ve onu aç bırakmıyor. Öyle ise ben niye çalışıp yoruluyorum? Bundan
sonra ben de bir köşeye çekilip beklemeliyim…”
Adam bu düşünceler içinde bir köşeye çekilir ve beklemeye başlar. Bir gün, iki
gün, üç gün bekler. Fakat gelen giden olmaz. Kimse ona yiyecek içecek bir şey
getirmez. Sonunda adam açlıktan baygın düşer. Uyku ile uyanıklık arasında kendisine şöyle seslenildiğini işitir:
“Kalk, behey tembel adam! Ne yatıp duruyorsun? Elin ayağın tutuyorken bu
miskinlik, bu tembellik niye? Niçin kendini kötürüm tilkinin yerine koyuyorsun? Git,
aslan gibi ol, avlan. Hem kendin ye hem de artanı ile başka bir yatalak geçinsin!”
Sadi Şirazi, Bostan, s. 118, 119.
(Uyarlanmıştır.)
Yukarıdaki metni emek ve rızık açısından değerlendiriniz.
1 Kasas suresi, 77. ayet.
22
1. ÜNİTE
3.3. Dünya Hayatının Sonu: Ecel ve Ömür
“Yeryüzünde bulunan her canlı
sonludur. Sadece kerem sahibi, Yüce
Rabb’inin varlığı süreklidir.”
Rahmân suresi, 26, 27. ayetler.
Yukarıdaki ayette verilmek istenen
mesaj nedir?
Her canlının sahip olduğu yaşam süresine
ömür denir. Bu yaşam serüveni ecelle noktalanır.
Yeryüzü ölümlerle hüzünlenirken diğer taraftan
doğumlarla neşelenir. Bir tohum tanesi uygun
iklim şartlarında fidan olur. Gelişerek çiçek açıp
meyve veren ağaç olur. Zaman geçer sararıp kuruyarak toprak olur. Dünya hayatı Allah’ın evrende
yarattığı ilahî düzen ve ölçü içerisinde sürüp gider.
Kur’an-ı Kerim’de geçen, “Allah’ın izni olmadan
hiçbir kişi ölmez. (Ölüm) Belirli bir süreye göre
yazılmıştır...”1 ayeti hayatın ve ölümün Allah’ın
elinde olduğunu bildirir.
Varlıkların sonlu olması yasası gereğince her
insanın da ömrü bir gün son bulacaktır. Allah bu
konuda şöyle buyurur: “Her can, ölümü tadacaktır. Sonunda bize döndürüleceksiniz.”2 İnsan
için belirlenen ömür bittiğinde ecel gelir ve ölüm
olayı gerçekleşir. Bu durum bir ayette şöyle açıklanır: “O (Allah), sizi bir çamurdan yaratan, sonra
size bir ecel, (bir ömür süresi) tayin edendir…”3
Dünyada yaşayan varlıkların kendilerine biçilmiş birer tabii ömrü olduğu gibi uçsuz bucaksız
evrenin de bir sonu vardır. Kur’an, evreni oluşturan varlıkların da sonlu olduğuna şöyle işaret eder:
“…(Güneş ve aydan) her biri, belirlenmiş bir süreye kadar hareketlerini sürdürürler…”4
Dünya hayatının sona erip yeni bir hayatın başlamasına kıyamet denir. Kıyametin vaktini
belirleyen de Allah’tır. Kıyametin vaktini ancak Allah bilir. Bu konu Kur’an’da şöyle açıklanır: “Kıyametin ne zaman kopacağı hakkındaki bilgi, ancak Allah’ın katındadır…”5
Yüce Allah; kendisine inanmanın, güzel söz sarf etmenin ve iyi davranış sergilemenin karşılıksız kalmayacağını şöyle dile getirir: “Allah, inanıp iyi işler yapanları ödüllendirir. Onlar için
büyük bir bağışlanma ve güzel bir rızık vardır.”6
İnsan, hayatın bir sonunun olduğunu bilerek Allah’ın kendisine bağışladığı ömrü iyi değerlendirmelidir. Müslüman, hayatın her anında güzel davranışlar sergilemeye çalışmalı ve çevresine
faydalı bir insan olmaya gayret etmelidir.
1 Âl-i İmrân suresi, 145. ayet.
2 Ankebût suresi, 57. ayet.
3 En’âm suresi, 2. ayet.
4 Fâtır suresi, 13. ayet.
5 Lokman suresi, 34. ayet.
6 Sebe suresi, 4. ayet.
23
KAZA VE KADER
CÜMLE KURALIM
İçinde ömür veya ecel kelimeleri geçen cümleler kurunuz.
- Allah
Alla
Al
ah ömrünü
ömrü
öm
rünü
nü uzun
nü
uzu
z n ve
e bereketli
ber
ereketli kılsın.
- ...................................................
.......
...
...............
. .....
.............
..........
....
. ...........
- ...................................................
........................
........
....
....
.......
. ..
..
....
. ..
..
. ....
......
....
....
.....
..
4. Allah’a Güvenmek (Tevekkül)
“Allah’a dayandım!” diye sen çıkma yataktan.
Manayı tevekkül bu mudur? Hey gidi nadan!
Ecdadını, zannetme, asırlarca uyurdu;
Nerden bulacaktın o zaman eldeki yurdu?
Mehmet Âkif ERSOY, Safahat, s. 453.
Yukarıdaki şiirin ana teması nedir?
Tevekkül; Allah’a teslim olmak, güvenmek, dayanmak
ve ona sığınmak demektir. Dinî bir terim olarak tevekkül, bir
işi yaparken elinden gelen gayreti göstermekle birlikte kalben Allah’a bağlanıp ona güvenmek, sonucu ondan beklemek demektir. İnsan, tarlayı sürer, tohumunu eker, gerekli
sulama ve bakımı yaptıktan sonra gerisini Allah’a bırakır.
İslam dininde tevekkül inancının önemli bir yeri vardır. Kur’an’da bu konuda şöyle buyrulur: “…Kim Allah(ın
yasakların)’dan sakınırsa (Allah) ona bir çıkış (yolu) gösterir. Ve onu ummadığı yerden rızıklandırır. Kim Allah’a
dayanırsa Allah, ona yeter…”1 Bir ayette ise tevekkül
edip Allah’a inanmak mümin olmanın gereklerinden sayılarak şöyle buyrulmuştur: “…Eğer müminler iseniz ancak
Allah’a güvenin.”2
İslam’a göre yalnızca Allah’a tevekkül edilir. Yüce Allah
bu konuda şöyle buyurmuştur: “…İnananlar yalnız Allah’a
dayanıp güvensinler.”3 Bir diğer ayette ise güvenip sığınacağımız varlığın ölümsüz ve daima diri olan Allah olduğu
şöyle ifade edilir: “Ölümsüz ve daima diri olan Allah’a
güvenip dayan…”4
1 Talâk suresi, 2, 3. ayetler.
2 Mâide suresi, 23. ayet.
3 İbrahim suresi, 11. ayet.
4 Furkân suresi, 58. ayet.
24
1. ÜNİTE
SÖYLEYELİM
“Çalış!”
“Ç
Çal
a ış!” dedikçe
ç dinimiz,
çe
din
inim
imiz, çalışmadın,
im
ç lışm
ça
ş adın, durdun,
durd
rd
dun
un,,
Onun
hesabına
On
un
nh
hes
esab
es
abın
ab
bı a birçok
birç
çok hurafe
huraffe uydurdun!
uydurd
dun
un!!
Sonunda
sokuşturup
Sonu
So
nund
nda
a bi
bir de “tevekkül”
” so
soku
k ştturup araya,
Zavallı
çevirdin
maskaraya!
Z
avall
llıı di
dini
n ç
ni
çev
evir
ev
irdi
ir
din
di
n ma
mask
skar
sk
ray
aya!
a
Mehmet
Âkif
ERSOY,
Safahat,
240.
Me
Mehm
hmet
et Â
Âki
kiff ER
ERSO
OY, S
afah
af
ahat
at, s. 2
240
40.
Şiirde hangi tutum ve davranışların eleştirildiğini söyleyiniz.
Gerekli tedbirleri aldıktan sonra Allah’a dayanıp güvenmek gerekir. Örneğin hastalıktan
kurtulmak için öncelikle hastaneye başvurmalı, hastalığın teşhis ve tedavisi doktor gözetiminde yapılmalıdır. Bereketli ve bol kazanç isteyen esnafın önceliği ise dürüst davranmak olmalıdır. Herkesin kendi işini en iyi şekilde yapması Allah’a olan tevekkülün gereğidir.
Bir adam Peygamberimize gelerek, “Hayvanımı bağlayarak mı yoksa serbest bırakarak mı
Allah’a tevekkül edeyim?” diye sormuştu. Peygamberimiz ona, “Bağla ve tevekkül et!”
buyurdu.1
Peygamberimiz, yaşadığı birçok olayda öncelikle tedbirini almış sonra Allah’a tevekkül
etmiştir. Örneğin Hendek Savaşı’nda sahabeden Selman-ı Farisi’nin teklifini kabul etmiş, Medine şehrinin etrafına hendek kazdırmıştır. Böylece düşmanın girmesine engel olunmuştur.
Bizler de bir işe başlamadan önce gerekli tedbirleri almalı ve uzman kimselere danışmalıyız. Sonrasında kararımızı verip sonucun hayırlı olması için Allah’a güvenip ondan yardım
istemeliyiz.
YAZALIM
Çevrenizde,
Ç
Çe
v en
vr
eniz
i de
iz
de,, tevekkül
teve
te
vekk
ve
kkül kavramı
kk
kkül
kav
avra
r mı
ra
mı ile
ile
le ilgili
ilg
gilli ne
ne gibi
gib
g
bi yanlış
yan
nllışş anlayışlarla
anl
a
nlay
layışşla
larl
rla
rl
a
karş
ka
rşşıl
ılaş
laşıy
aşıy
aş
yor
orsu
rsu
sunu
nuz?
z?
? Bununla
B
Bun
unun
un
nun
unla ilgili
unla
iilg
llg
gil
ili birkaç
biirk
b
rkaç
ç örnek
örn
rnek yazınız.
yaz
azın
ınız
ın
ız
z.
karşılaşıyorsunuz?
Yanlış
Nedeni
- .............................
- ..................................
- Hazırcılık ve tembellik
- El açıp dilenmek
- ..................................
- .............................
1 Tirmizî, Kıyamet, 61.
25
KAZA VE KADER
PAYLAŞALIM
Hz. Ömer bir gün bir ttoplulukla
op
plu
lulu
lukl
k a ka
kl
karşılaşır.
arş
rşıl
ılaş
ıl
aşır
aş
ır. Yanlarına
ır
Yanl
Ya
nlar
nl
arın
ar
ın
na ya
y
yakk
klaşır ve onlar
ara
ar
a sorar:
sora
so
rar:
ra
r:
onlara
- Sizler kimsiniz,
kim
imsi
sini
si
niz
ni
z, ne
z,
ne işş y
ap
par
rsı
sını
nız?
z?
yaparsınız?
-B
izller A
Allah’a tev
evek
ekkü
küll eden ((mütevekkil)
müte
mü
teve
vekk
kkil
il)) in
insa
sanl
nlar
arız
ız. Ça
ÇaBizler
tevekkül
insanlarız.
llışmayız.
ışmay
ışm
şm yız
z. Al
Alla
lah
h he
her
r ca
canl
nlın
lının
ın r
rız
ızkı
kını
nı y
yar
arat
atmı
mışt
ştır
ır. Bi
Bizl
zler
er v
a tiak
Allah
canlının
rızkını
yaratmıştır.
Bizler
vaktimizi
mi
zi iibadetle
b detle geçi
ba
ç ri
riri
riz
z.
geçiririz.
Bu ssözlere
özle
öz
lere çok kızan Hz.
z Ö
mer,
Ömer,
“Sizler müt
ütev
evek
ev
ekki
ek
kill de
ki
deği
ğ l, hazır y
iyici, baş
iy
b
aşka
k sının sırt
rtın
ında
dan
mütevekkil
değil,
yiyici,
başkasının
sırtından
geçi
çine
nen,
n, a
asa
salak
sal
lak (müteekkil)) insa
sanl
nlar
arsı
sını
nız!
z! G
Gerçek mütevekkil,
geçinen,
asalak
insanlarsınız!
to
ohu
humu
m nu tarlaya
ya ata
a
tan
n ve ondan sonra Allah’a güvenip datohumunu
atan
yanan kims
msed
edir.” der ve on
onları uya
yarı
rır.
r.
kimsedir.”
uyarır.
İl
İlk
köğr
ğ etim Din
Din Kültürü
K
Kül
ültü
türü
rü ve
ve Ahlak
Ahla
Ah
lak
k Bilgisi
Bilg
Bi
lgis
isii Dersi
Ders
De
rsii
İlköğretim
Öğ
Öğre
reti
tim
m Kı
Kıla
lavu
vuzu
zu 8
8, ss.. 8
83
3.
Öğretim
Kılavuzu
83.
Yukarıdaki olayla ilgili düşüncelerinizi arkadaşlarınızla
p y ş
paylaşınız.
5. Ayete’l-Kürsi ve Anlamı
Ayete’l-Kürsi hakkında neler biliyorsunuz?
Bakara suresinin 255. ayetidir. İçinde “kürsi” kelimesi geçtiği için bu ayete “Ayete’l-Kürsi”
denilmiştir. Bu ayet, Allah’ın yüce sıfatlarını ve eşsiz kudretini anlatmaktadır.
Bismillâhirrahmânirrahîm
Allahü lâ ilâhe illâ hüvel hayyül kayyûm, lâ te’huzühû sinetün velâ nevm, lehû
mâ fis semâvâti ve mâ fil ard, men zellezî yeşfeu indehû illâ bi iznih, ya’lemü mâ
beyne eydîhim ve mâ halfehüm, ve lâ yühîtûne bi şey’in min ilmihî illâ bimâ şâ’,
vesia kürsiyyühüs semâvâti vel ard, ve lâ yeûdühû hifzuhümâ, ve hüvel aliyyül
azîm.
Rahman ve Rahîm olan Allah’ın adıyla.
Allah’tan başka hiçbir ilah yoktur. O daima diridir (hayydır), bütün varlığın
idaresini yürüten (kayyum)dir. Onu ne uyuklama tutar ne de uyku. Göklerde
ve yerde ne varsa hepsi onundur. İzni olmadan huzurunda şefaat edecek olan
kimdir? O, kullarının önlerinde ve arkalarında ne varsa hepsini bilir. Onlar ise
onun dilediği kadarından başka ilminden hiçbir şey kavrayamazlar. Onun sonsuz
kudreti, gökleri ve yeri kaplar. Onları görüp gözetmek ona ağır gelmez. Gerçekten yüce ve büyük olan yalnızca O’dur.
Bakara suresi, 255. ayet.
26
1. ÜNİTE
ÜNİTEMİZİ DEĞERLENDİRELİM
A. Aşağıdaki açık uçlu soruları cevaplayınız.
1. Allah’ın herşeyi bir ölçüye göre yaratması ne demektir? Örneklerle açıklayınız.
2. Kader, özgürlük ve sorumluluk arasında nasıl bir ilişki vardır? Açıklayınız.
3. Tevekkül ne demektir? Örnek vererek açıklayınız.
B. Aşağıdaki çoktan seçmeli soruların doğru seçeneklerini işaretleyiniz.
1. “…Kararını verdiğin zaman artık Allah’a güven. Çünkü Allah, kendisine güvenenleri
sever.” (Âl-i İmrân suresi, 159. ayet.) ayetinde hangi önemli davranış tavsiye edilmektedir?
A) Sadaka
B) Kadere iman
C) Tevekkül
D) İbadet
2. Aşağıdakilerden hangisi İslam dininde zorlama olmadığını ifade eder?
A) Gerçekler ortaya çıkınca sahteler kaybolur.
B) Emrolunduğun gibi dosdoğru ol.
C) Öyleyse dileyen iman etsin dileyen inkâr etsin.
D) Allah sabredenlerle beraberdir.
3. “Dinde zorlama yoktur…” (Bakara suresi, 256. ayet.) ayetiyle vurgulanan ana düşünce
nedir?
A) Özgür irade
B) Yaratılış
C) Nasip
D) Biyolojik yasa
C. Aşağıdaki boşlukları uygun kelimelerle doldurunuz.
( Fiziksel, kimyasal, toplumsal, biyolojik )
1. “Güneş de yörüngesinde akıp gitmektedir. Bu, üstün ve bilen Allah’ın kanunudur.”
(Yâsîn suresi, 38. ayet.) Bu ayet …………… yasayla ilgilidir.
2. “O, insanı alaktan (embriyodan) yarattı.” (Alak suresi, 2. ayet.) Bu ayet ………….. yasayla ilgilidir.
3. “Her toplumun belirlenmiş bir eceli vardır. Ecelleri geldiğinde onu ne bir an erteleyebilir ve ne de bir an öne alabilirler.” (Ar’âf suresi, 34. ayet.) Bu ayet …………… yasayla
ilgilidir.
27
KAZA VE KADER
Ç. Aşağıdaki bilgilerin doğrularını “D”, yanlışlarını “Y” ile işaretleyiniz.
(...) Allah evrendeki her şeyi bir ölçüye göre yaratmıştır.
(...) Her insan kendi ecelini belirler.
(...) İnsan özgürlüğü oranında sorumludur.
(...) Ayete’l-Kürsi’de Allah’ın sıfatları ve yüceliği anlatılmaktadır.
(…) Kader inancı dolayısıyla hiçbir insan yaptıklarından sorumlu tutulamaz.
D. Aşağıdaki öyküyü çalışıp çabalamak ve başarıya ulaşmak çerçevesinde tamamlayınız.
Kirpilerin Yarışı
Günlerden bir gün kirpilerin yarışı varmış.
Amaç yüksek ve dikenli yolu olan bir tepeye
çıkmakmış. Bir sürü kirpi de arkadaşlarının
yarışını seyretmek üzere toplanmış.
Az sonra kirpinin biri düdük çalarak yarışı
başlatmış. Seyirci kirpiler arasında bir uğultu
yayılmış.
-Zavallılar, hiçbir zaman başaramayacaklar! Sonunda Beyaz Kirpi’nin dışında hepsinin ümitleri kırılmış ve
yarışı bırakmışlar. Ama Beyaz Kirpi, büyük bir gayret göstererek ve mücadele ederek dikenli yollu tepeye çıkmayı başarmış.
Diğerleri şaşkınlık içinde bu işi nasıl başardığını öğrenmek istemişler.
Bir Kara Kirpi ona yaklaşmış ve şu soruyu sormuş:
-Bu başarının sırrı nedir?
Beyaz Kirpi, derin bir nefes alarak konuşmaya başlamış:
..........................................................................................................................................................
...............................................................................................................................................................
...............................................................................................................................................................
...............................................................................................................................................................
...............................................................................................................................................................
...............................................................................................................................................................
...............................................................................................................................................................
........................................................................................................................................
28
ÖĞRENME ALANI: İBADET
2. ÜNİTE
ZEKÂT, HAC VE KURBAN İBADETİ
ÜNİTEMİZE HAZIRLANALIM
1. “Zekât, sadaka, hac, umre ve kurban” sözcüklerinin anlamlarını öğrenerek defterinize yazınız.
2. Yardımlaşma ile ilgili örnek bir davranış bulunuz.
3. “Biri yer biri bakar, kıyamet ondan kopar.” atasözünü açıklayan bir
yazı yazınız.
4. “Sağ elin verdiğini sol el duymamalıdır.” Sözünde anlatılmak istenen
nedir? Araştırınız.
5. Hacda ziyaret edilen önemli mekânlarla ilgili resimler bularak hac
albümü oluşturunuz.
29
ZEKÂT, HAC VE KURBAN İBADETİ
1. İnsanın Paylaşma ve Yardımlaşma İhtiyacı
“Komşu komşunun külüne muhtaçtır.” atasözü neyi anlatmaktadır?
Her insan bir toplum içerisinde doğar ve yaşamını sürdürür. Dünyaya gözlerini açtığı
andan itibaren başkalarının yardımına ihtiyaç duyar. İnsan yeme, içme, barınma ve korunma gibi birtakım temel ihtiyaçlarını tek başına karşılayamaz. Belli bir yaşa kadar anne
babasının desteği ile yaşar. Zamanla başkasına olan ihtiyacı azalır; ancak bu ihtiyaç hiçbir
zaman tam olarak ortadan kalkmaz. Bu nedenle insan, yaşamını bir toplumun üyesi olarak
yardımlaşma ve paylaşma içerisinde sürdürmek zorundadır. Örneğin hastanın tedavi için
doktora, doktorun ekmek alabilmek için fırıncıya, fırıncının çocuğunun eğitimi için öğretmene ihtiyacı vardır.
Bir toplumdaki bütün insanların imkânları eşit değildir. Her toplumda zengin insanlar olduğu gibi yoksul insanlar da vardır. Örneğin işsizlikten veya sağlığı elverişli olmadığından
çalışamayan insanlar olabilir. Yine çalıştığı hâlde geliri yeterli olmadığından, kendisinin veya
ailesinin geçimini sağlayamayanlar olabilir. Böyle durumlarda zengin insanların, ihtiyaç
sahiplerine yardım etmeleri, sahip oldukları imkânları onlarla paylaşmaları gerekir. Çünkü
yoksulların, zenginlerin malı üzerinde hakları vardır. Bu konuda Allah şöyle buyurur: “Onların
(zenginlerin) mallarında, muhtaç ve yoksullar için bir hak vardır.”1
YORUMLAYALIM
Aşağıdaki resimleri toplumsal yardımlaşma açısından yorumlayınız.
1 Zâriyât suresi, 19. ayet.
30
2. ÜNİTE
Yardımlaşma ve paylaşmanın, toplumsal dayanışmaya ve barışa da katkısı vardır. Bir
toplumda paylaşma ne kadar iyi ve dengeliyse toplumsal barış ve huzur da o kadar iyi olur.
Ayrıca zenginler, ihtiyacı olanlara yardım ederlerse zengin ile yoksul arasında güçlü bir sevgi
bağı kurulur. Bu da toplumda güven ortamı oluşturur.
İnsanlar, maddi yönden olduğu kadar manevi yönden de başkalarına ihtiyaç duyarlar.
Sevinçleri, üzüntülerini, sıkıntılarını bir başkasıyla paylaşmak isterler. İyi ve kötü günlerinde
dostlarının yanlarında olmalarını beklerler. Bu beklentileri gerçekleştiğinde mutlu ve huzurlu
olurlar. Çünkü mutluluklar paylaşıldıkça artar, üzüntüler paylaşıldıkça azalır.
Paylaşma ve yardımlaşma; cimrilik, bencillik, aç gözlülük, kıskançlık gibi kötü duygu ve
davranışlara engel olur. Sevgi, dayanışma ve sorumluluk gibi özelliklerin gelişmesine katkı
sağlar. Böylece insanın kişilik gelişimine ve ahlakının olgunlaşmasına yardımcı olur.
YAZALIM
“Kişi yedikleriyle değil, yedirdikleriyle mutlu olur.” sözünü açıklayan bir
paragraf yazınız.
2. İslam’ın Paylaşma ve Yardımlaşmaya Verdiği Önem
“Komşusu aç iken tok yatan bizden değildir.”
Buharî, Edeb, 12.
Yukarıdaki hadiste anlatılmak istenen nedir?
İslam dini insanların kardeşçe yardımlaşma ve dayanışma içinde yaşamalarını ister. Bu
yüzden Hz. Muhammed, Müslümanları bir bedenin organlarına benzetmiştir. Bu organlar
arasındaki ilişkinin güçlendirilmesi, bedenin uyumlu çalışmasını sağlar. Bunun gibi toplumun
bireyleri arasındaki bağın güçlendirilmesi de toplumsal uyumun sağlanması için önemlidir.
Bundan dolayı İslam dini, insanlar arasında yardımlaşma ve dayanışmayı öğütler.
31
ZEKÂT, HAC VE KURBAN İBADETİ
ANLATALIM
“Müminler birbirlerine merhamet etmekte, birbirlerini sevmekte ve
birbirlerini korumakta bir vücudun organları gibidir. Vücudun herhangi
hastalandığında
bir
bi
r organı
orga
or
ganı
nı h
ast
as
stal
tala
land
dığ
ığın
ğınd
da bütün
da
büt
büt
ütü
ün vücut
ün
vü
vüc
ücutt bundan
bun
bund
dan rahatsız
dan
rah
ra
hats
hats
tsız
ız olur.
ol
olur
lur. Aynı
Ayn
Aynıı şeki
şşekilde
eki
kild
lde
ld
e
bir mümin de sıkıntı içinde bulunduğunda, diğer müminler onun sıkıntısını, derdini ve üzüntüsünü paylaşırlar.”
Buharî,
Edeb,
B
uh
harî,
î Ed
eb,
b 78.
Yukarıdaki hadiste belirtilen duruma uygun yaşadığınız bir örnek olay
anlatınız.
Dinimiz, insanların yardımlaşmalarını ve elde bulunan imkânların başkalarıyla paylaşılmasını ister. Kur’an-ı Kerim’de pek çok ayette insanlara yardımlaşmaları ve dayanışma içinde
olmaları emredilmiştir. Bu ayetlerin birinde şöyle buyrulmuştur: “De ki: ...Harcadığınız her
şey, ana-baba, yakınlar, öksüzler, yoksullar ve yolda kalmış kişiler içindir. Allah yapacağınız her hayrı (iyiliği) bilir.”1 Mâ’ûn suresinde ise yoksulu yedirmeyenler, yetimi dışlayanlar,
yardıma engel olanlar kınanmıştır. Peygamberimiz de bir hadisinde, “Yetimin başını okşa,
yoksulu doyur.”2 buyurarak yetim ve yoksula yardımı emretmiştir.
İslam’ın ilk dönemlerinde Peygamberimiz ve arkadaşları, paylaşma ve yardımlaşmanın en güzel örneklerini sergilemişlerdir. Örneğin Mekkeli Müslümanlar baskılar sonucunda
bütün mal varlıklarını bırakarak Medine’ye göç etmişlerdir. Medineli Müslümanlar ise sahip
oldukları bütün imkânları Mekke’den gelenlerle paylaşmışlardır. Bu nedenle Medineli Müslümanlara “yardım edenler” anlamına gelen “ensar” ismi verilmiştir.
Paylaşmak veya yardım etmek için zengin olmak gerekmez. Dinimiz bollukta ve darlıkta başkalarına yardım etmeyi öğütler. Kur’an-ı Kerim’de bu durum şöyle dile getirilmiştir:
“Takva sahipleri (sorumluluklarının bilincinde olanlar), bollukta da darlıkta da Allah için
harcarlar (infak ederler). Öfkelerini yutarlar ve insanları affederler. Allah da güzel davranışta bulunanları sever.”3
Dinimiz, insanları paylaşma ve yardımlaşma konusunda özverili olmaya çağırır. Kur’an’da
bu konuyla ilgili şöyle buyrulur: “Onlar, kendi canları çekmesine rağmen yemeği yoksula, yetime ve esire yedirirler.”4 Ayrıca insanlara yardım eden, onların sıkıntılarını gideren
kimselere Allah’ın yardım edeceği bildirilmiştir. Böylece insanlar arasında yardımlaşma ve
dayanışma teşvik edilmiştir.
1 Bakara suresi, 215. ayet.
2 Heysemi, Mecmaü’z-Zevaid, C 8, s. 160.
3 Âl-i İmrân suresi, 134. ayet.
4 İnsan suresi, 8. ayet.
32
2. ÜNİTE
DEĞERLENDİRELİM
Kureyş kabilesinin ileri gelenlerinden olup Mekke’nin fethinde İslam’ı
kabul eden Ebu Cehm bin Huzeyfe anlatıyor:
Yermük Savaşı’nın yapıldığı gündü. Savaş yerinde amcamın oğlunu
aramaya çıkmıştım. Elimde de bir su kabı vardı. Kendi kendime, “Ona ölmeden yetişirsem su içirir, yüzünü yıkarım.” diyordum. Amcamın oğlunu
bulduğumda can vermek üzereydi. “Su içmek ister misin?” diye sordum.
“İsterim.” diye işaret etti. O sırada, “Ah!” diye bir ses duyuldu. Amcamın
oğlu, “Suyu ona götür.” diye işaret etti. Onun yanına vardım, biraz ötede
Hişam bin As’ı gördüm. Ona, “Su içmek ister misin?” diye sordum. “Ah!”
diye bir ses daha duyuldu. Hişam, “Suyu ona götür.” diye işaret etti. O
zatın yanına vardığımda ruhunu teslim etmişti. Hemen Hişam’ın yanına
döndüm; bir de baktım, o da hayata gözlerini yummuş. Amcamın oğlunun yanına koştum; baktım, o da Rabb’ine kavuşmuştu.
İbn Asakir, Tarihü Medineti Dımeşk, C 38, s. 180.
Yukarıda anlatılan olayı paylaşma ve yardımlaşma açısından değerlendiriniz.
33
ZEKÂT, HAC VE KURBAN İBADETİ
3. Paylaşma ve Yardımlaşma İbadeti Olarak Zekât
“Zekât İslam’ın köprüsüdür.”
Taberani, Mucemu’l-Evsat, C 8, s. 380.
Yukarıdaki hadisle anlatılmak istenen nedir?
Zekât kelime olarak, “artma, çoğalma, arınma ve bereket” anlamlarına gelir. Zekât, zengin Müslümanların yılda bir kez malının veya parasının belli bir miktarını Allah rızası için ihtiyaç sahiplerine vermesidir.
Zekât, mal ile yapılan farz bir ibadettir. Hicretten iki yıl sonra Medine’de farz kılınmıştır.
Kur’an-ı Kerim’de zekâtın zorunlu olduğunu belirten pek çok ayet vardır. Bunların birinde
şöyle buyrulmuştur: “Namazı kılın, zekâtı verin, önceden kendiniz için yaptığınız her iyiliği
Allah katında bulacaksınız. Şüphesiz Allah, yapmakta olduklarınızı görür.”1
Zekâtın amacı, toplumsal yardımlaşmayı yaygınlaştırmak ve yoksulları korumaktır. Ayrıca
zekât, malın bereketlenmesi ve çoğalmasıdır. Çünkü zekât verene Allah kat kat fazlasını
verir. Bununla ilgili olarak Kur’an’da şöyle buyrulur: “Mallarını Allah yolunda harcayanların
durumu, her başağında yüz dane olmak üzere, yedi başak veren danenin durumu gibidir. Allah dilediğine kat kat verir. Allah (ın lütfu) geniştir. (O) bilendir.”2
1 Bakara suresi, 110. ayet.
2 Bakara suresi, 261. ayet.
34
2. ÜNİTE
YAZALIM
“Zekâtı verilen mal, budanan ağaç gibidir. Budandıkça daha da gürleşir
ve fazla meyve verir.” sözünü açıklayan bir yazı yazınız.
Zekât, Allah’ın bize vermiş olduğu nimete karşılık bir şükür ifadesidir. Zekât vermekle hem
verdiği nimetler için Allah’a şükretmiş oluruz hem de içinde yaşadığımız topluma karşı insanlık görevimizi yerine getirmiş oluruz.
Zekât, zenginlerle fakirler arasındaki kıskançlık, kin ve düşmanlık duygularını giderir. Dostluk ve saygı bağlarını kuvvetlendirir. Zekât, insandaki cimrilik ve bencillik gibi kötü huyları yok
eder. Bunların yerini, iyilik ve hayırseverlik gibi güzel huylar alır.
Zenginler zekât vermekle toplum yararına da çalışmış olur. Çünkü bir ülkede yoksullar
çoğaldıkça huzursuzluk, ihtiyaç sahipleri azaldıkça huzur artar. Her zengin, malının zekâtını
verecek olursa ülkede fakirlik azalır. Bu konuda Cafer-i Sadık şöyle der: “Zekât zenginleri sınamak, fakirlere destek olmak için konulmuştur. Eğer insanlar mallarının zekâtını verselerdi hiçbir Müslüman fakir ve muhtaç kalmaz, Allah’ın farz kıldığı bu hakla o da ihtiyaçlarını gidermiş
olurdu. Zenginlerin açgözlülüğü olmasaydı halk fakir, muhtaç, aç ve çıplak kalmazdı.”1 Zaten zekâtın bir amacı da yoksulluğu ortadan kaldırmaktır. Bu nedenle zekât verecek kadar
malı olanlar zekâtını vermeyi ihmal etmemelidir.
Zekât ekonomik dengesizlikleri önler. Çünkü zekât sayesinde fakirlerin eline para geçer.
Böylece fakirler de aldıkları yardımla alışveriş yaparak ekonomik hayatın canlanmasına katkı
sağlarlar. Ayrıca zenginler yatırım yaparak üretime katkıda bulunur. Yoksullar ise yeni açılan
bu iş sahalarında kendilerine iş imkânı bularak yoksulluktan kurtulur ve ileride zekât verecek
konuma gelirler.2
1 el-Fakîh, C 2, s. 7.
2 Y. Vehbi Yavuz, İslam’da Zekât Müessesesi, s. 82, 83.
35
ZEKÂT, HAC VE KURBAN İBADETİ
Dinimize göre zengin sayılan Müslümanların zekât vermesi zorunludur.
Bir kimsenin dinen zengin sayılabilmesi
için nisap miktarı mala sahip olması
gerekir. Nisap; yeme, içme, giyinme,
barınma, eğitim ve sağlık gibi temel ihtiyaçların dışında en az 85 g altın veya
ona eş değer mal ya da paraya sahip
olmaktır. Zekât verilecek malın veya
paranın bir yıl süreyle sahibinin elinde
bulunması gerekir. Ayrıca zekât verecek kişinin ödeyemeyeceği borcu da
bulunmamalıdır.
BELİRTELİM
Zekâtı farz kıldı Allah,
Zengin kullar versin diye.
Yoksulların yüzü gülsün,
Mutluluğa ersin diye.
Üzeyir GÜNDÜZ
Diyanet Çocuk Dergisi, Şubat, 1992.
Yukarıdaki şiirde zekâtın hangi yönleri dile getirilmiştir? Belirtiniz.
Bir maldan zekât verilebilmesi için o
malın gelir getiren cinsten olması gerekir. Ayrıca bu malların ihtiyaç fazlası
anılan eşyalar,
eşyalar giyilen elbiseler ve binek olarak kulolması da şarttır. Oturulan ev, evde kullanılan
lanılan araç için zekât verilmez. Diğer taraftan zekât, malların iyisinden verilmelidir. Nitekim
bu durum, Kur’an-ı Kerim’de şöyle ifade edilmiştir: “Ey iman edenler! Kazandıklarınızın
iyilerinden ve rızık olarak yerden size çıkardıklarımızdan hayra harcayın. Size verilse gözünüzü yummadan alamayacağınız kötü malı, hayır diye vermeye kalkışmayın. Biliniz
ki Allah zengindir, övgüye layıktır.”1
Zekât verirken akraba ve komşulardan ihtiyaç sahibi olanlara öncelik tanınmalıdır. Ancak
zekât verecek kişi, bakmakla yükümlü olduğu eşine, çocuklarına, torunlarına, annesine,
babasına, büyükanne ve büyükbabasına zekât veremez. Çünkü insan bu kişilere bakmakla
yükümlüdür. Bunların dışında kalan yakın akrabalara zekât verebilir.
Zekâtı Kim
Zengin
olan her
Müslüman
Nelerden
Ne kadar
• Altın, gümüş, nakit
para ve menkul
değerler
• Ticaret malları
• Koyun ve keçi
1/40
yani
%2.5
• Sığır ve manda
1/30
• Deve
Her beş deve için
bir koyun veya
keçi
• Toprak ürünleri
1/10
1 Bakara suresi, 267. ayet.
36
Kimlere vermelidir?
• Yoksullar
• Düşkünler
• Borçlular
• Yolda kalmış yolcular
• Özgürlüğünü yitirmiş olanlar
• Kalbi İslam’a ısındırılmak
istenenler
• Allah yolunda çalışanlar
• Zekât memurları
Tevbe suresi, 60. ayet.
2. ÜNİTE
Zekâtın bir ibadet olduğu için verirken niyet edilmelidir. Zekâtın, Allah için verildiği kesinlikle bilinmelidir. Zekât verilecek malın veya paranın, fakirin hakkı olduğu bilinmeli ve onu
minnet altında bırakacak, incitecek davranışlardan kaçınılmalıdır. Allah Kur’an’da yoksullara karşı şefkatli olunması gerektiğini bir ayette şöyle dile getirmiştir: “Öyleyse yetimi sakın
üzme. İsteyeni sakın azarlama.”1
Zekât verecek kişi, bu sorumluluğunu gösterişten uzak, gurur ve kibire kapılmadan yerine
getirmelidir. Alçak gönüllü, anlayışlı ve hoşgörülü olmalıdır. Mümkünse zekât gizlice verilmelidir. Zekât alan kimseler de herhangi bir eziklik duymamalıdır. Ayrıca zekât küçük parçalara
bölünmeden, verilen kişinin önemli bir ihtiyacını karşılayacak şekilde verilmelidir.
İLKELER ÇIKARALIM
“Mallarını Allah yolunda harcayıp da arkasından başa kakmayan, fakirlerin
gönlünü kırmayan kimselerin Allah katında ödülleri vardır. Onlara korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir.”
Bakara suresi, 262. ayet.
“Eğer sadakaları (zekât ve benzeri hayırları) açıktan verirseniz ne güzel!
Eğer onu fakirlere gizlice verirseniz, işte bu sizin için daha hayırlıdır. Allah da
bu sebeple sizin günahlarınızı örter. Allah, yapmakta olduklarınızı bilir.”
Bakara suresi, 271. ayet.
Yukarıdaki ayetlerden hareketle zekât ibadetiyle ilgili ilkeler çıkarınız.
•
Allah hiçbir yardımı karşılıksız bırakmaz.
•
............................................................................................................................
•
............................................................................................................................
1 Duhâ suresi, 9, 10. ayetler.
37
ZEKÂT, HAC VE KURBAN İBADETİ
4. Toplumsal Dayanışma İbadeti Olarak Sadaka
“Gözleri görmeyene rehberlik etmen bir sadakadır. Sağır ve dilsize anlayacakları bir şekilde anlatman, ihtiyacını gidermesi için ona rehberlik etmen
sadakadır. Derman arayan dertliye yardım için koşuşturman, koluna girip
güçsüze yardım etmen sadakadır. Konuşmakta güçlük çekenin meramını
ifade edivermen bir sadakadır...”
Ahmed bin Hanbel, Müsned, C 5, s. 168, 169.
Yukarıdaki hadiste verilmek istenen mesaj nedir?
Bir insanın kendi isteğiyle yalnızca Allah rızası için yaptığı her türlü yardım ve iyiliğe sadaka
denir. Sadakada miktar ve zaman sınırlaması yoktur. İnsanlar bu yardımı istedikleri zamanda
ve miktarda yapabilirler. Ayrıca sadaka verecek kişinin zengin olması gerekmez. Bu yüzden
sadaka, zekâttan daha kapsamlı bir yardım şeklidir.
Herkesin yararlanacağı cami, okul, yurt ve hastane gibi hayır kurumları yaptırmak veya
bu kurumların yapımına katkıda bulunmak da sadakadır. Böyle sadakaya kesintisiz sadaka
(sadaka-i cariye) denir. Öldükten sonra da sevabı devam eder. Peygamberimiz konuyla
ilgili şöyle buyurmuştur: “İnsanlar öldüğü zaman, amel defteri kapanır. Ancak kesintisiz
iyilik (sadaka-i cariye) yapanların, topluma yararlı bir ilim (eser) bırakanların ve kendisine dua eden bir çocuk yetiştirenlerin amel defterleri kapanmaz.”1 Hacı Bektaş Veli de
Makâlât’ında “Benim üç dostum vardır: Ne zaman ki ben ölürüm, dostlarımdan biri evde
kalır, biri yolda kalır, biri de benimle gelir. Evde kalan malımdır. Yolda kalan akrabalarımdır ve
ailemdir. Benimle gelen ise iyiliklerimdir.”2 diyerek iyilik yapmanın önemine dikkat çekmiştir.
BİLGİ KUTUSU
Sadaka Taşı
İstanbul Üsküdar’da, İmrahor Camii’nin avlusunda bir metre yüksekliğinde ve otuz santim
kadar çapında ortası çukur, pembe bir sütun
bulunmaktadır. Bu sütun, artık İstanbul’da sayıları epeyce azalan sadaka taşlarından biridir.
Taşın Kanuni Sultan Süleyman devrinden kaldığı sanılmaktadır. O dönemde taşın yanından
geçen varlıklı insanlar, semtin fakir insanları
için belli miktarda parayı taşın üzerindeki çukura bırakırlarmış. Semtin fakirleri de bir öğün
Sadaka taşı
açlıklarını giderecek kadar para alırlarmış. Ge- İmrahor Camii / Üsküdar, İstanbul
risini diğer ihtiyacı olan kimselere bırakırlarmış.
Böylece bu taşlar, zenginlerle fakirler arasında köprü vazifesi görmüştür.
Süheyl ÜNVER, Hayat Tarih Dergisi, s. 11.
1 Müslim, Vasıyyet, 14.
2 Hacı Bektaş Veli, Makâlât, s. 55.
38
2. ÜNİTE
LİSTELEYELİM
“... İki kimsenin arasını bulup
p barıştırmak sadakadır.
eşyasıını koymada yardım etmek
ettme
mek
Bir kimseye bineğine binmede veya eşyasını
sadakadır.
sada
dakadır.
Güzel söz sadakadır.
Namaza gitmek için atılan her
he
er adım
a ım sadakadır.
ad
Yoldaki
kaldırmak
Yold
Yo
dak
akii rahatsızlık
raha
ra
hats
tsıızllık
k veren şeyleri
şe
k ldır
ka
rmak
k da bir
bir sadakadır.”
ssad
adakadır.”
”
Buharî,
Siyer,
128.
Bu
B
uh
ha
ar
rîî, S
Si
iy
ye
er,
r, 1
28
2
8.
Yukarıdaki
Yukarıda
daki
ki hadiste
h
had
adiiste
te sadaka
sad
adak
aka
a olarak
olar
ol
arak
ak neler
nel
n
eler
er sayılmıştır?
ssay
ayıl
ılm
lmışt
mışt
ştır
ır?
ır
? Listeleyiniz.
List
Li
stel
st
eley
el
eyin
ey
iniz
in
iz..
iz
Dargınları
barıştırmak
• Darg
gınla
ları
rı b
bar
arış
ıştı
ştırm
rmak
ak
..............................................................................................
• ................
.........................................
. ....
...........
. ............................
. ..
• ................................................................................................
.....
....
. .........
................
....
............
. ..
. ..
..........
.......
. ..
. ..
....
......
..................
....
. ....
. ....
. ..
Sadaka sadece maddi yardımlarla olmaz. İİnsanın bilgisini ve tecrübesini diğer insanlarla
paylaşması bir sadakadır. Yine bir yoksulun para, yiyecek ve giyecek ihtiyaçlarını karşılamak
sadaka olduğu gibi her türlü güzel ve yararlı davranış da sadakadır. Bir hastayı veya yaşlıyı
ziyaret etmek, karşılaştığımız bir insana güler yüzle selam vermek, insanlarla tatlı dille konuşmak birer sadakadır. Peygamberimiz bu konuda şöyle buyurmuştur: “Kardeşini güler yüzle
karşılaman da bir iyiliktir.”1 Ayrıca insanların üzüntülerini paylaşmak, dertlerine ortak olmak
ve onları teselli etmek de sadakadır.
Sadaka çeşitlerinden biri de fıtır sadakasıdır. Ramazan ayında bayramdan önce verilmesi gereken bir sadakadır. Halk arasında bu sadaka türüne “fitre” de denir. Fitreyi zengin
olan her Müslümanın vermesi gerekir. Ancak miktarı az olduğu için zengin olmayanlar da
fitre verebilirler. Zira fitre, insanları cömertliğe alıştırır.
Fıtır sadakası kişi başına verilir. Bir ailedeki bütün bireylerin fitresini aile büyüklerinden biri
verir. Fitre miktarı kişinin ekonomik düzeyine, maddi durumuna göre değişir. Fıtır sadakasının
miktarı, fitreyi verecek olan kimsenin bir günlük yiyecek masrafı kadardır. Fitre zekât verilebilecek kişilere verilir, zekât verilemeyecek kişilere verilmez.
Zekât, sahip olduğumuz malın, fitre ise sağlık içinde bayrama ulaşmanın şükrü anlamına
gelir. Fıtır sadakasıyla herkes kendi imkânları ölçüsünde yardım etmenin mutluluğunu yaşar.
Yoksullar aldıkları yardımlarla bayramlık ihtiyaçlarını karşılarlar. Bayrama zenginlerle birlikte
aynı sevinç içerisinde katılırlar. Karşılıklı sevgi ve kardeşlik bağları güçlenir. Böylece toplumda
dayanışma ortamı oluşur.
1 Müslim, Birr, 144.
39
ZEKÂT, HAC VE KURBAN İBADETİ
BELİRTELİM
Vermeli,
Verm
Ve
rmel
eli,
i, çok
ço
ok
k vermeli…
ve
er
rme
mellii…
Malın
Ma
M
allııın
n kırkta
kırkta
kı
rkta
rk
ta birini,
bir
irin
irin
inii,,
Yoks
Yo
ksu
ulla yedirmeli.
ye
y
edi
dir
rm
me
ellli.
i.
i.
Yoksula
Sa
S
ağ
ğllığ
ığın
n zekâtını,
zek
ekât
kât
âtın
nı,
ı,
Sağlığın
Ya
Y
aşa
şark
r ke
en
n ödemeli.
öd
de
em
me
eli.
li.
li
Yaşarken
Sa
S
ağ elin
elin
el
in verdiğini,
ve
er
rd
diiği
ğini,
nii,
n
Sağ
So
S
ol e
el
lin
in b
ilm
il
me
em
me
eli
li.
Sol
elin
bilmemeli.
Zekât
Z
Ze
ek
kâ
ât
Düny
Dü
nyalar
allar
a
arı versen
vers
ve
rsen
en de,
de,
e,
Dünyaları
Yine
Yi
ne “azdır”
“az
azdı
dır”
r” demeli.
dem
emel
ellii.
i.
Yine
İnsa
İn
san “cimri”
“cim
“c
imr
rii”
i” sözünü,
ssö
özzü
özü
ünü
nü,
İnsan
Deft
De
fter
erin
inde
den silmeli.
silm
si
silm
lme
elli.
i.
Defterinden
Sev
Se
ve
en
enl
nller
er yüreğinden,
yü
ür
reğ
reğ
ğin
inde
ind
den,
n,
Sevenler
De
D
eme
met demet
deme
de
deme
met vermeli.
ve
v
erm
me
ellii..
Demet
Bu
B
urada
rada
ra
da ektiğini,
ek
ktttiğ
iğiin
iğ
ni,
i,
Burada
Ce
C
en
nn
ne
etttte
e devşirmeli.
dev
evşşiirm
r me
elli.
i.
Cennette
Ver
Ve
rm
me
elli,
i, çok
çok
ok vermeli…
ver
v
erme
er
meli
li…
Vermeli,
Mü
M
ülkün
lkün
lk
ün tek
te
ek
k sahibini,
sah
ahibin
ibin
ib
ini,
i,
Mülkün
Vere
Ve
rere
rek öğrenmeli.
öğr
öğ
re
enm
nmeli.
elli.
e
i.
Vererek
Cö
C
öme
mert
r tle
ler listesine,
lliist
ist
stes
esin
ine,
e,
Cömertler
Va
V
ak
kiiitt varken
va
v
ar
rk
ke
en
n girmeli.
gir
irm
me
eli
li.
Vakit
Alli Sacit
A
Sac
Sa
ciit TÜRKER
TÜ
T
ÜRKER
RKER
RK
ER
Ali
((B
Bu kitap
kiita
k
tap
p için
iiç
çin
in yazılmıştır.)
ya
az
zııllmı
mışt
mışt
ştır
ır.))
(Bu
Şiirde yardımlaşmanın hangi yönlerine dikkat çekilmiştir? Belirtiniz.
5. Yardımlaşma Kurumlarımız
Size veya bir yakınınıza kan gerektiği zaman onu nereden temin edersiniz?
Dinimiz, toplumsal yardımlaşma ve dayanışmaya büyük önem vermiştir. Peygamberimiz
yardımlaşmanın önemini şöyle dile getirmiştir: “...Kim Müslüman kardeşine yardım eder ve
onun ihtiyacını karşılarsa Allah da ona yardım eder. Kim Müslümanın bir sıkıntısını giderirse Allah da kıyamet gününde onun sıkıntılarından birini giderir...”1 Hz. Muhammed’in
verdiği bu müjdeli haber, Müslümanları,
toplumsal yardımlaşmaya yöneltmiştir. Bu
YAZALIM
yardımlar zamanla kurumsal hâle gelmişÇevremizde bulunan yardım
tir. Atalarımız, dinimizin bu emrini yerine
kuruluşlarını yazınız.
getirmek için çaba harcamışlardır. Yoksul
ve kimsesizlerin beslenmeleri için aşevle• Kızılay
ri (imarethaneler), hastaların tedavisi için
• ................................................
hastaneler (darüşşifalar), yaşlıları korumak
• ................................................
için huzurevleri (darülacezeler) açmışlardır. Ayrıca öğrencilere yardım etmek, bi• ................................................
limsel çalışmalara katkı sağlamak, hatta
ağır kış şartlarında, hayvanlara yiyecek
sağlamak gibi çok yönlü hizmet veren vakıflar kurmuşlardır.
1 Nevevi, Riyazü’s-Salihin, C 1, Hadis No: 231.
40
2. ÜNİTE
Günümüzde, yardımlaşma ve dayanışmayı gerçekleştirmek amacıyla çeşitli yardım kurumları oluşturulmuştur. Kızılay, Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı, Sosyal Hizmetler ve
Çocuk Esirgeme Kurumu, Millî Eğitim Vakfı, Türkiye Diyanet Vakfı, Belediye Aşevleri ve bazı
sivil toplum kuruluşları bunların başında gelir. Bu kurumlarımız devletin ve hayırsever insanların, gönüllü yardımlarıyla ayakta durmaktadır.
Deprem, sel gibi doğal afet yangın gibi felaketler binlerce insanı evsiz bırakmaktadır.
Yüzlerce, hatta binlerce çocuk açlık, susuzluk, bulaşıcı hastalık gibi tehlikelerle karşı karşıya
gelmektedir. İşte, böyle zamanlarda Kızılay ve diğer hayır kurumlarımız zor durumda kalanlara yiyecek, içecek, giysi, battaniye, çadır gibi yardımlarda bulunur. Ayrıca Kızılay, kan
merkezleri aracılığıyla ihtiyaç sahiplerine kan temin eder. Bu nedenle toplumda önemli
görevleri üstlenen yardım kuruluşlarımıza katkıda bulunarak bunları ayakta tutmaya çalışmalıyız. Örneğin kan vermeyi teşvik ederek Kızılay’a katkıda bulunabiliriz. Diğer taraftan kan
vermenin hayat kurtarmak anlamına geldiğini ve dinimizce çok büyük mükâfatının olduğunu unutmamalıyız. Dinimiz yardım kuruluşlarına yapılan yardımları salih amel (iyi ve faydalı
davranış) olarak nitelendirir. Bu tür davranışların önemi Kur’an-ı Kerim’de şöyle ifade edilmiştir: “Mal, mülk ve çoluk çocuk, dünya hayatının süsüdür; ölümsüz olan iyi işler (kalıcı
olan erdemli davranışlar) ise Rabb’inin nezdinde hem sevapça daha hayırlı hem de
ümit bağlamaya daha layıktır.”1
GRUP ÇALIŞMASI YAPALIM
Sınıftaki arkadaşlarınızla gruplar oluşturunuz. Her grup bir yardım kuruluşunun amaç ve faaliyetleri hakkında bilgi ve görsel malzeme toplasın.
Edindiğiniz bu bilgi ve malzemeleri sunu şeklinde arkadaşlarınızla paylaşınız.
Ayrıca topladığınız bilgi ve görsel malzemeleri sınıf panonuza asınız.
1 Kehf suresi,
suresi 46.
46 ayet.
ayet
41
ZEKÂT, HAC VE KURBAN İBADETİ
6. Hac Nedir ve Niçin Yapılır?
Hac ibadetinin Kurban Bayramı’na denk geldiğini biliyor muydunuz?
Hac, yılın belirli günlerinde dinimizce önemli sayılan Kâbe, Arafat ve çevresindeki yerlerin
ibadet niyetiyle ziyaret edilmesidir. Hac ibadeti hicretin 9. yılında farz olmuştur. Hem beden
hem de mal ile yapılan bir ibadettir. Ay takvimine göre zilhicce ayının 9 ve 10. günlerinde
özel giysiler giyilerek Mekke’de Arafat ve Kâbe’yi ziyaret etmek suretiyle yapılır.
Hac, şartları uygun olan her Müslümana farzdır. Bu nedenle gerekli şartları taşıyan herkesin ömründe bir kez hac ibadetini yapması dinimizin bir emridir. Konuyla ilgili olarak Kur’an-ı
Kerim’de şöyle buyrulur: “....Gücü yetenlerin o evi (Kâbe’yi) haccetmesi, Allah’ın insanlar
üzerindeki bir hakkıdır...”1
Hac, Allah’ın rızasını kazanmak için yapılır. Hacca giden insanlar, Allah’ın kendilerine verdiği sağlık ve zenginlik nimetinden dolayı ona şükretmiş olurlar. Önemli yerleri ziyaret ederek
Allah’a dua ve ibadet ederler. Hz. Muhammed’in doğduğu ve yaşadığı yerleri görürler. Bu
da onları mutlu eder.
Hacda dünyanın dört bir yanından gelen farklı renk ve ırka mensup Müslümanlar bir
araya gelirler. Birbirlerini tanıma imkânı bulurlar. Böylece İslam dininin, “Bütün inananlar,
kardeştir...”2 evrensel prensibini gerçekleştirmiş olurlar.
Umre
Umre de hacda olduğu gibi Mekke’deki kutsal mekânları ziyaret etmektir. Bakara suresinin 196. ayetinde umre ile ilgili şöyle buyrulmuştur: “Haccı da, umreyi de Allah için
tamamlayın...”
Umrenin hacdan farkları şunlardır:
- Umre, hac zamanı dışında her zaman yapılabilir.
- Bir sene içinde bir kez hac yapılabilir. Ancak birden fazla umre yapılabilir.
- Hac farz, umre ise sünnettir.
- Umrede sadece ihrama girilerek Kâbe tavaf edilir ve sa’y yapılır.
- Umrede vakfe, şeytan taşlama ve kurban kesme yoktur.
1 Âl-i İmrân suresi, 97. ayet.
2 Hucurât suresi, 10. ayet.
42
2. ÜNİTE
BİLGİ KUTUSU
Hac Kimlere Farzdır?
- Akıllı olup ergenlik çağına girmiş olanlara,
- Ekonomik durumu iyi olan, yani hacca gidip gelinceye kadar hem kendisini hem de bakmakla yükümlü olduğu insanların ihtiyaçlarını karşılayacak servete sahip kimselere (Ayrıca bu kişiler, borçlu olmamalıdır.),
- Sağlığı hacca gitmeye elverişli olanlara (Sağlığı elverişli olmayanlar bir
başkasını kendi adına hacca gönderebilir.),
- Özgürlüğünü kısıtlayacak bir durumu bulunmayanlara,
- Bulaşıcı hastalık, terör ve savaş gibi yol güvenliğini tehlikeye düşürecek
bir durumla karşı karşıya olmayanlara hac farzdır.
7. Hac ve Umre İle İlgili Kavramlar
İhramlının
İh
ramlının kıyafe
kıyafeti
ti
Dünya üzerinde yapılan ilk
mabet (ibadet yapılan yer)
neresidir?
İhram
İhram, hac ve umre ibadeti yerine getirilirken başka zamanlarda
yapılmasında sakınca olmayan
bazı davranışların belli bir süre için
yasak olması demektir. Kâbe’nin
etrafında “mikat” denen bir sınır
vardır. Kâbe’ye gidenler bu sınırda
ihrama girer, hacca niyet eder ve
telbiye duasını okur. İhramlıyken kişinin saç, sakal ve tırnak kesmesi,
bitkileri koparması ve hayvanlara
zarar vermesi yasaktır.
Hac ve umre ibadeti bittikten
sonra saç tıraşı olunur ve ihramdan
çıkılır.
43
ZEKÂT, HAC VE KURBAN İBADETİ
PAYLAŞALIM
Telbiye Duası
Telbiye, ibadet sırasında okunan duadır. Bu nedenle hac ibadetine başlamadan önce ihrama girerken bu duanın okunması zorunludur.
Lebbeyk
Allahümme lebbeyk
Lebbeyke lâ şerîke leke lebbeyk
Emrin başüstüne…
Allah’ım, başüstüne…
Emrin başüstüne ey ortağı olmayan!
Başüstüne…
İnne’l-hamde ve’n-nimete leke Tek öveceğim sensin, tüm övgülerim
ve’l-mülk lâ şerîke lek
sana… Kavuştuğum nimetlerin hepsi
senindir. Her şey de senin…
Yoktur ortağın senin.
Yukarıdaki duanın anlamı üzerinde düşünerek ulaştığınız sonuçları arkadaşlarınızla paylaşınız.
Tavaf
Tavaf, Hacer-i Esvet (Siyah Taş)’in bulunduğu yerden başlayarak Kâbe’nin etrafında yedi
kez dönmektir. Her bir dönüşe şavt denir. Tavaf haccın farzlarındandır. Farz olan tavaf, Kurban Bayramı’nın ilk üç gününde yapılır. Tavaf esnasında kişi kendisi, ailesi ve bütün inananların iyiliği için dua eder.
Kâbe’den bir görünüm
44
2. ÜNİTE
Hacılar Safa ve Merve tepeleri
arasında sa’y yaparken
Sa’y
Sa’y, Mekke’de bulunan Safa ve Merve tepeleri arasında yedi defa gidip gelmektir.
Safa’dan Merve’ye dört, Merve’den Safa’ya üç kez gidilir. Sa’y haccın gereklerinden olup
Hz. İsmail’in annesi Hacer’in, oğluna su arayışının sembolik olarak yeniden canlandırılmasıdır.
Vakfe
Vakfe, arife günü öğle vaktinden bayram sabahına kadar, bir süre Arafat’ta bulunmak
demektir. Bu süre ibadet ve dua ile geçirilir. Vakfe, haccın farzlarından biridir. Belirlenen süre
içerisinde Arafat’ta bulunmayanlar o yıl hac ibadetini yapmış sayılmazlar. Arafat’ta vakfe
yapıldıktan sonra Müzdelife’ye gidilir. Bayram sabahı da Müzdelife vakfesi yapılır.
Arafat’tan bir görünüm
45
ZEKÂT, HAC VE KURBAN İBADETİ
Mescid-i Nebi’den bir
görünüm
Medine’yi ve Mescid-i Nebi’yi Ziyaret
Medine, Peygamberimizin hicret yurdudur. Hz. Muhammed hicretten sonra buraya yerleşmiştir. Hayatının son on yılını burada geçirmiş ve burada vefat etmiştir. Medine’ye vardığında ilk yaptırdığı mescit olan Mescid-i Nebi’nin yanına defnedilmiştir.
Peygamberimizin yaşadığı yerleri görmek ve arkadaşlarının kabirlerini ziyaret etmek, onlarla ilgili hatıraları canlandırmak ve bu kutsal yerlerin havasını solumak her Müslümanın en
tatlı özlemidir. Çünkü Peygamberimiz, “Beni vefatımdan sonra ziyaret edenler, hayatımda
ziyaret etmiş gibidir.”1 buyurmuştur. Bu nedenle hacceden kişiler, Mekke’de hac ibadetini
bitirdikten sonra veya bu ibadetten önce Medine’ye giderler. Burada önce Mescid-i Nebi’yi
ve Peygamberimizin kabrini ziyaret ederler.
8. Haccın İnsan Davranışları Üzerindeki Etkisi
Farklı kültürlere mensup insanlarla tanışmak ister misiniz? Niçin?
Hac ibadetiyle kişi, Allah’ın bir emrini yerine getirmenin mutluluğunu yaşar. Allah’ın kendisine verdiği sağlık ve zenginlik nimeti için şükretmiş olur. Samimi dualarla Allah’a yalvarır,
tövbe eder. Böylece günahların oluşturduğu manevi kirlerden arınır. Peygamberimiz bu konuda, “Kim Allah için hacceder ve Allah’a karşı gelmekten sakınırsa annesinden doğduğu günkü gibi günahlarından arınmış bir şekilde hacdan döner.”2 buyurmuştur.
İslam dini, inananlar arasında inanca dayalı kardeşlik bağı kurmuştur. Bu kardeşlik bağları, insanlar arasında kuvvetli bir birliktelik oluşturur. İşte hac da bu birlikteliğin yaşanmasıdır.
Farklı ırk, dil ve kültürden Müslümanların aynı amaç için bir araya gelerek birlikte hareket
etmeleri aralarındaki kardeşliği pekiştirir.
Hac ibadetiyle Müslümanlar, birbirlerini daha iyi tanıma, sevinç ve üzüntülerini paylaşma imkânı bulurlar. Böylece bencilliğin ifadesi olan “ben” duygusu, yerini “biz” duygusuna
bırakır.
1 Darekutni, C 2, s. 278, Hadis No: 192.
2 Buharî, Hac, 4; Müslim, Hac, 438.
46
2. ÜNİTE
RöPORTAJ YAPALIM
Çevrenizde hacca gitmiş birine aşağıdaki soruları yönelterek röportaj
yapınız.
• Kendinizi kısaca tanıtır mısınız?
• Hacca gitmeye nasıl karar verdiniz?
• Hacca kaç yaşında gittiniz?
• Hacca gideceğiniz kesinleşince ne tür hazırlıklar yaptınız?
• Ne zaman gittiniz ve orada kaç gün kaldınız?
• Orada kaldığınız sürede neler yaptınız?
• Unutamadığınız bir anınız oldu mu?
• Orada farklı ülkelerden gelen Müslümanlarla tanıştınız mı?
• Döndüğünüzde neler hissettiniz?
• Döndükten sonra davranışlarınızda ne gibi değişiklikler oldu?
• Son olarak söylemek istediğiniz bir şey var mı?
Teşekkür ederim.
Hacda giyilen ihram, insanlar arasındaki makam, mevki, unvan gibi farklılıkları ortadan
kaldırır. İnsanları gösterişten uzak sade bir görünüme kavuşturur. Herkesi eşit konuma getirir.
İhramlıyken getirilen yasaklar, insanlara sabretme alışkanlığı kazandırır. İradeyi güçlendirir. En
zor durumlarda bile kızmadan, öfkelenmeden hareket etmeyi öğretir.
Tavaf, bütün Müslümanların birlikteliğinin sembolik bir ifadesidir. Ayrıca insanlar, tavaf
ederek Allah’a bağlılıklarını gösterirler. Vakfeyle ise ahirette Allah’ın huzurunda bekleyişi hatırlarlar.
Sa’y; Hz. İbrahim’in hanımı Hacer’in, oğlu İsmail
için ortaya koyduğu gayretin yeniden yaşatılmasıdır. Hacer, su bulmanın imkânsız gibi göründüğü
ıssız çöl ortamında Allah’tan ümidini kesmemiş,
su aramaya devam etmiştir. Çünkü o, Allah için
hiçbir şeyin imkânsız olmadığına inanıyordu. Sonunda Allah, Hacer ve oğlunu zemzem suyuna
kavuşturmuştur. Zorluklar karşısında Hacer’in gösterdiği inanç, ümit, sabır, tevekkül ve kararlılığı
gösterenler de Allah’ın yardımını elde ederler.
47
NOT EDELİM
“Hacca gideceksen bir hac
yoldaşı ara. İster Hintli olsun, ister
Türk veya Arap olsun. Onun şekline ve rengine bakma; azmine ve
niyetine bak.”
Mevlânâ, Mesnevi, C 1, s. 130.
ZEKÂT, HAC VE KURBAN İBADETİ
Şeytan taşlama esnasında, iyi bir insan olmanın ve iyilik yapmanın önündeki engeller
akla getirilir. Bu engelleri kaldırmak için mücadele edileceği sözü verilir. Şeytan taşlamayla
şeytanın hile, vesvese, kötülük ve düşmanlıklarına karşı sembolik olarak tepki gösterilir. Bütün
kötülüklerden uzak durulacağı kararlı bir şekilde ortaya konulur.
Hac yolculuğu, insanların bilgi ve görgüsünü artırır. Mala bağımlılığı azaltarak fakirlere,
yoksullara karşı merhamet ve yardım duygularını geliştirir. Hacca giden kişi, Peygamberimizin doğup büyüdüğü, İslam dininin ilk ortaya çıktığı ve yayıldığı kutsal toprakları ziyaret eder.
Böylece hem onun hatırasını yaşatır hem de kutsal toprakları görmenin heyecanını yaşar.
YAZALIM
Kâbe
Yeryüzünde
y
Allah’a ibadet için
ç y
yapılan
p
ilk mabettir. Buraya “Beytullah” da denir. Bu
konuda Âl-i İmrân suresinin 96. ayetinde şöyle denilmiştir: “Şüphesiz insanlar için kurulan ilk mabet, Mekke’deki çok mübarek ve bütün âlemlere hidayet kaynağı olan ev (Kâbe)
dir.”
Kâbe’yi Hz. İbrahim ve oğlu Hz. İsmail, Allah’ın emriyle yeniden yapmıştır. Yapımı tamamlandıktan sonra Hz. İbrahim ilk tavafı oğlu Hz. İsmail ile beraber yapmış ve bütün
insanları Kâbe’yi ziyarete davet etmiştir.
Kâbe’nin çevresi daire şeklinde çevrilmiştir. Bu daire içerisinde bulunan yere Mescid-i
Haram denir. Kâbe, Mescid-i Haram’ın tam ortasında yer alır. Zemzem suyu da bu mescidin içerisinden çıkmaktadır.
İslam’dan önce de Araplar, Kâbe’yi, tanrı kabul ettikleri putlarla doldurmuşlardı. Peygamberimiz 630 yılında Mekke’yi fethedince Kâbe’yi putlardan temizlemiştir. Böylece
Kâbe, yapılış amacına uygun olarak yeniden Allah’a ibadet edilen bir yer olmuştur. Kâbe,
hicretin 2. yılından itibaren Müslümanların kıblesi olmuştur. Ayrıca her yıl dünyanın dört
bir tarafından gelen
milyonlarca
Müslüman, Kâbe’yi
etmektedir.
g
y
y ziyaret
y
Dr. Ahmet EKŞİ
(Bu kitap için yazılmıştır.)
Günümüzde Kâbe’nin Müslümanlar için önemini belirten bir paragraf da siz yazınız.
48
2. ÜNİTE
9. Kurban Nedir ve Niçin Kesilir?
Kurban Bayramı’yla ilgili izlenimleriniz nelerdir? Arkadaşlarınızla paylaşınız.
İslam dininde yerine getirilmesi vacip ibadetlerden biri de kurbandır. Kurban, Allah’a
yaklaşmak ve onun hoşnutluğunu kazanmak amacıyla belirli bir zamanda uygun nitelikteki
bir hayvanı kesmektir. Ayrıca kesilen bu hayvana da “kurban” denir.
Akıllı, ergenlik çağına girmiş ve zekât verebilecek seviyede zengin olan Müslümanlar,
kurban kesmekle yükümlüdürler. Bu yükümlülük Kur’an-ı Kerim’de şöyle ifade edilmiştir: “Biz,
her ümmet için bir kurban ibadeti koyduk ki Allah’ın kendilerine rızık olarak verdiği hayvanların üzerine onun adını ansınlar. İlahınız, bir tek İlah’tır. Öyle ise ona teslim olun. (Ey
Muhammed!) O ihlaslı ve mütevazı insanları müjdele!”1
Peygamberimiz de kurban kesmenin gerekliliğini şu şekilde belirtmiştir: “Kim imkânı olduğu hâlde kurban kesmezse bizim mescidimize yaklaşmasın.”2
Kurban, Kurban Bayramı günlerinde kesilir. Kurbanı kesecek kişinin bu işi iyi biliyor olması
gerekir. Bu nedenle kurbanı, kendisi kesemeyenler, kesim işlemleri için vekil tayin edebilir.
Kesmeye götürürken kurbana iyi davranılmalıdır. Eziyet verici davranışlardan kaçınılmalıdır.
Kurbanlık hayvan, kıbleye doğru yatırılır ve “Bismillâhi Allahu ekber.” denilerek kesilir.
Kurban kesilirken çevre temizliğine ve sağlık kurallarına uyulmalıdır.
Kurbanlık
hayvanlar
Kaç kişi adına kurban edilir? Kurbanlık hayvanın nitelikleri
En az 1 yaşını
doldurmuş olmalı
1-7 kişi arasında ortaklaşa kur- En az 2 yaşını
Sığır ve manda
ban edilebilir.
doldurmuş olmalı
1-7 kişi arasında ortaklaşa kur- En az 5 yaşını
Deve
ban edilebilir.
doldurmuş olmalı
Koyun ve keçi
1 kişi adına kurban edilir.
1 Hac suresi, 34. ayet.
2 İbn Mace, Edahi, 2.
49
Bu hayvanların sağlıklı olması gerekir.
ZEKÂT, HAC VE KURBAN İBADETİ
Kurban eti üçe bölünür. Bunun bir bölümü yoksullara verilir, bir bölümü ev halkı için ayrılır, bir
bölümü de gelen misafirlere ikram edilir. Kurbanın derisi ise hayır kurumlarına veya fakirlere
verilebilir. İsteyenler kesilen kurbanın tamamını da fakirlere bağışlayabilirler.
Kurban, Allah’ın rızasını kazanmak için kesilir. Kurban kesen kişinin Allah’a bağlılığı artar. Ona
yakın olmanın mutluluğunu yaşar. Kişi kurban kesmekle Allah’ın emrine uyarak kulluk bilincini
ortaya koyar. Kur’an-ı Kerim’de bu durum şöyle belirtilmiştir: “Onların ne etleri ne de kanları
Allah’a ulaşmaz. Fakat sizin Allah’ın emirlerine olan bağlılığınız ona ulaşır...”1
Kurban, toplumda kardeşlik, yardımlaşma ve dayanışma ruhunu canlı tutar. Kişiyi bencillikten kurtarır, cömert olmaya yöneltir. Yapılan yardımlarla zenginle fakir arasındaki bağlar
güçlenir. Kur’an’da konuyla ilgili şöyle buyrulmaktadır: “...Onlardan hem kendiniz yiyin hem
de ihtiyacını gizleyen ve gizlemeyen fakirlere yedirin...”2
Kurban kesen kişi, Hz. İbrahim ve oğlu İsmail arasında geçen olayı yeniden hatırlar. Böylece
kendisinin de Hz. İbrahim ve İsmail gibi Allah’ın emirlerine uymaya hazır olduğunu sembolik bir
davranışla göstermiş olur. Ayrıca kurban, insanın sevdiği şeyi Allah için feda etmesi demektir.
Bu nedenle kurban kesen kişi, Allah’ın rızasını kazanmak için sevdiği şeyleri başkalarıyla paylaşarak bu amacı gerçekleştirmiş olur.
Kurban Bayramı dışında kesilen adak kurbanıyla yardımlaşmanın az da olsa bütün bir
seneye yayılması sağlanır. Adak kurbanı, bir işin ve isteğin olması hâlinde keYAZALIM
silmek üzere Allah’a adanan kurbandır.
Aşağıdaki kavramları kullanarak
Adak kurbanı, tamamen fakirin hakkıdır.
Kurban kesen kişi ve bakmakla yükümlü
kurban ibadeti ile ilgili bir yazı yazınız.
olduğu kimseler kesilen bu kurbanın etinDayanışma
Kurban
den yiyemezler. Eğer yerlerse yediklerinin
Toplumsal bilinç
Sevgi
bedelini fakirlere vermeleri gerekir.
Dostluk ve kardeşlik Yardımlaşma
Sonuçta kurban, kişiyi Allah’a yakınlaştırır ve onun hoşnutluğunu kazandırır.
Başkalarını düşünme
Paylaşma, yardımlaşma, dayanışma ve
fedakârlığı öğretir.
1 Hac suresi, 37. ayet.
2 Hac suresi, 36. ayet.
50
2. ÜNİTE
BİLGİ KUTUSU
İnsanlar kendilerini mutlu edecek bir haber, yeni bir ev veya araba al-
dıklarında Allah’a teşekkür maksadıyla bazen kurban keserler. Buna “şükür
kurbanı” denir. Ayrıca çocuk sahibi olan anne-baba da Allah’a şükür amacıyla kurban kesebilir. Bu kurbana ise “akîka kurbanı” denir. Şükür ve akîka
kurbanının etinden kurbanı kesen ve onun yakınları da yiyebilirler. Hangi
sebeple olursa olsun kurban sadece Allah rızası için kesilir.
Okuma Metni
Kurban Tığlama 1 (Kesme) Duası
Alevi-Bektaşiler, Kurban Bayramı başta olmak üzere, yılın belli mevsimlerinde çeşitli nedenlerle kurban keserler. Adak kurbanı, ziyaret yerlerine giderken kestikleri ziyaret kurbanı, muharrem ayında kesilen şükür
kurbanı, Hakk’a yürüyen (ölen) kişinin affı için kestikleri dâr kurbanı, yol
kardeşliği (musahiplik) sözü verilirken kesilen musahiplik kurbanı bunlardan
bazılarıdır.
Kurbanlarının etini, ihtiyaç sahiplerine, akraba ve komşulara dağıtırlar.
Cemlerde kesilen kurbanların etleri dualandıktan sonra “rıza lokması” olarak dağıtılır. Kurban kesilirken aşağıda yer alan Kurban Tığlama (kesme)
duası yapılır:
“Bismillâhi Allahu ekber, tekbir Allahu ekber, tekbir Allahu ekber,
kurban-ı Halîl (Bu kurbanı Halil İbrahim Peygamberin kestiği kurban niyetiyle kesiyorum.), ferman-ı Celîl (Allah’ın emri olduğu için kesiyorum.),
tığ-ı Cebrail (Cebrail’in İbrahim Peygambere getirdiği kurban niyetiyle kesiyorum.), itaat-ı İsmail (İsmail’in, babası İbrahim’e ettiği itaati hatırlamak
ve ona uymak için kesiyorum) Bismillâhi Allahu ekber, Allahu ekber, lâ ilâhe
illallâhu vallahu ekber, Allahu ekber ve lillâhi’l-hamd. (Kendisinden başka
ilah olmayan, hamt kendisine mahsus olan Allah’a ibadet etmek niyetiyle
kesiyorum.)”
Kurban kesildikten sonra şöyle dua edilir:
Kurbanlarımız kabul, muratlarınız hasıl ola. Dergâh-ı izzetine yazılmış
ola. Dildeki dileklerinize, gönüldeki muratlarınıza vasıl ola. Kurbanlarınız
kazaya kalkan, belaya bekçi ola. Duası bizden, kabulü de Allah’tan ola. Gerçeğe Hû…
1 Tığlamak: Alevi- Bektaşilikte kurban kesilmesini ifade eder.
51
ZEKÂT, HAC VE KURBAN İBADETİ
ÜNİTEMİZİ DEĞERLENDİRELİM
A. Aşağıdaki bulmacayı çözünüz.
1. Hac zamanı dışında Kâbe’yi ziyaret etmek suretiyle yapılan ibadet.
2. Medine’de Peygamberimizin yaptırdığı mescit.
3. Arife günü Arafat’ta bir süre beklemek.
4. Sa’y ibadetinin son bulduğu tepe.
5. Peygamberimizin doğduğu ve Kâbe’nin bulunduğu şehir.
6. Vakfenin yapıldığı yer.
7. Yılın belli döneminde dinimizce kutsal sayılan yerlerin ibadet niyetiyle ziyaret edilmesi.
8. Ramazan ayında verilen sadaka.
9. Sadece mal ile yapılan farz bir ibadet.
10. Sa’y ibadetinin başladığı tepe.
11. Allah rızası için yapılan her türlü yardım ve iyilikler.
12. Şeytan taşlamanın gerçekleştiği yer.
13. Kurban Bayramı’nda kesilen hayvanlara verilen genel ad.
14. Haccın farzlarından biri olup Kâbe’nin etrafında yedi kez dönülerek yapılan ibadet.
15. Beytullah.
16. Hacda ibadet süresince giyilen giysi.
17. Müslümanlarca önemli kabul edilen ve Mescid-i Haram’dan çıkan su.
18. Peygamberimizin kabrinin bulunduğu şehir.
52
2. ÜNİTE
B. Aşağıdaki açık uçlu soruları cevaplayınız.
1. Sizce paylaşma ve yardımlaşmanın toplumsal barış ve dayanışmaya katkıları nelerdir?
Açıklayınız.
2. Zekâtın toplumsal dayanışma açısından önemi nedir? Belirtiniz.
3. Zekât verirken nelere dikkat etmeliyiz? Sıralayınız.
4. Hac dünya Müslümanlarının birlik ve beraberliğine nasıl katkı sağlar? Açıklayınız.
5. Kurban kesmek toplumsal yardımlaşma ve dayanışmaya nasıl katkı sağlar? Açıklayınız.
6. Kurban keserken nelere dikkat edilmelidir? Belirtiniz.
C. Aşağıdaki çoktan seçmeli soruların doğru seçeneklerini işaretleyiniz.
1. Aşağıdakilerden hangisine fıtır sadakası (fitre) verilebilir?
A) Yoksullara
B) Anne -babaya
C) Torunlara
D) Dedeye
2. Aşağıdakilerden hangisi zekât verecek kişide bulunması gereken şartlardan biri
değildir?
A) Zengin olmak
B) Akıllı olmak
C) Müslüman olmak D) Sağlıklı olmak
3. Aşağıdaki ibadetlerden hangisi yapılışı yönüyle diğerlerinden farklıdır?
A) Sadaka
B) Zekât
C) Fıtır sadakası
D) Namaz
4. Aşağıdakilerden hangisinden zekât verilmez?
A) Altın ve nakit para
B) Özel otomobil
C) Küçükbaş hayvanlar
D) Toprak ürünleri
5. Aşağıdakilerden hangisi sosyal yardımlaşma ve dayanışma kurumlarından biri
değildir?
A) Yeşilay
B) Millî Eğitim Vakfı
C) Kızılay
D) Aşevi
6. Aşağıdakilerden hangisinde kurban etiyle ilgili yanlış bilgi verilmiştir?
A) Bir kısmı fakirlere dağıtılmalıdır.
B) Bir kısmı misafirlere ikram edilmelidir.
C) Bir kısmı satılabilir.
D) Bir kısmı ev halkı için ayrılmalıdır.
7. Aşağıdakilerden hangisi kurbanlık hayvanlar arasında yer almaz?
A) Kümes hayvanları
B) Koyun
C) Sığır
53
D) Deve
ZEKÂT, HAC VE KURBAN İBADETİ
Ç. Aşağıdaki bilgilerin doğrularını “D”, yanlışlarını “Y” ile işaretleyiniz.
(...) Zekât verdiğimiz insanın onurunu kırmamaya ve gururunu rencide etmemeye
çalışmalıyız.
(...) İnsanlara tatlı dille konuşmak ve güler yüz göstermek de sadakadır.
(...) Peygamberimizin mezarı Kâbe’nin içindedir.
(...) Zekât verirken akraba ve komşulardan yoksul olanlara öncelik tanınmalıdır.
(...) Hac ibadetini isteyen istediği zaman yapabilir.
Toplumsaldır.
Bireyseldir.
Hem beden hem
de mal ile yapılır.
Beden ile yapılır.
Mal ile yapılır.
Belli bir vakti yoktur.
Belli vakitte yapılır.
X
Vaciptir.
Zekât
İsteğe bağlıdır.
İBADETLER
Zorunludur.
D. Aşağıdaki ibadetler için uygun olan seçenekleri “X” ile işaretleyiniz.
Sadaka
Hac
Umre
Fıtır sadakası
X
X
X
X
Kurban
X
54
ÖĞRENME ALANI: HZ. MUHAMMED (S.A.V.)
3. ÜNİTE
HZ. MUHAMMED’İN HAYATINDAN
ÖRNEK DAVRANIŞLAR
ÜNİTEMİZE HAZIRLANALIM
1. Peygamberimizin ahlakıyla ilgili bildiklerinizi defterinize yazınız.
2. Peygamberimizin örnek davranışlarının İslam’ın yayılmasındaki etkisini araştırınız.
3. Peygamberimizin, canlılara gösterdiği merhamet ile ilgili bir örnek
bularak defterinize yazınız.
4. Ahzâb suresinin 21. ayetini Kur’an mealinden bularak defterinize
yazınız.
55
HZ. MUHAMMED’İN HAYATINDAN ÖRNEK DAVRANIŞLAR
1. Hz. Muhammed İnsanlara Değer Verirdi
Bir kimsenin size değer verdiğini nasıl anlarsınız?
Peygamberimiz (s.a.v.)1 Hz. Muhammed’in en önemli özelliklerinden biri onun örnek bir
insan olması ve insanlara ayrım yapmaksızın değer vermesidir. Çünkü evrende var olan her
şey Allah’ın eseridir. Bunların saygıya en layık olanı da insandır.
Hz. Muhammed, insanlara ırk, cinsiyet, zenginlik ve makamlarına göre davranmamıştır.
O, insanlar arasında hak ve hukuk açısından hiçbir ayrım yapmamıştır. O, bu konu ile ilgili bir
hadisinde şöyle buyurmuştur: “Sizin en hayırlınız insanlara faydalı olanınızdır.”2
Hz. Muhammed, insanların onurunun korunmasını istemiştir. Yaşadığı toplumda güçsüz,
kimsesiz ve haksızlığa uğrayanların haklarını savunmuştur. Savaş esirlerine iyi davranılmasını
öğütlemiştir. Kadınların ve kız çocuklarının aşağılanmasına karşı çıkmıştır. O, kimseyi küçük
görmemiştir. Kendisine hediye getiren kimselerin hediyesini kabul etmiş ve onlara en
güzeliyle karşılık vermiştir.
KONUŞALIM
İnsanlara değer verdiğinizi nasıl ifade edersiniz? Düşüncelerinizi arkadaşlarınızla konuşunuz.
1 Okunuşu: Sallallahu aleyhi ve sellem
Anlamı: Allah’ın rahmet ve bereketi üzerine olsun.
2 Suyuti, el-Camiu’s -Sağir, C 2, s. 9.
56
3. ÜNİTE
Hz. Peygamber insanlara içten davranırdı. İnsanlar onunla çekinmeden konuşabilirlerdi.
O, insanların konuşmasını kesmeden sonuna kadar dinlerdi. Yaşlı, hasta, yetim ve fakirlerle
yakından ilgilenirdi. Kimsesiz ve öksüzleri sık sık ziyaret ederdi. Onların hâl ve hatırını sorardı.
Akraba ve komşularına da değer verirdi. İnsanları üzüntülü ve sevinçli günlerinde yalnız
bırakmazdı. Hz. Peygamber selamlaşmak, davete katılmak, öğüt isteyene öğüt vermek,
aksırana, “Allah sağlık ve afiyet versin.” demek, hastayı ziyaret etmek, cenazeye katılmak1
gibi birçok güzel davranışı Müslümanın Müslümana karşı görevi olarak belirtmiştir. Bu
davranışlar aynı zamanda insana verilen değerin de bir göstergesidir.
Bir gün Hz. Muhammed ve arkadaşları otururken önlerinden bir cenaze geçer. O hemen
ayağa kalkar. Yanındakiler, cenazenin Müslüman olmadığını söylerler. Bunun üzerine Hz.
Peygamber, “Bu da bir insan değil mi?”2 buyurarak her insanın saygıya değer olduğunu
vurgular. Bizler de insanlara insan olduğu için gereken değeri vermeliyiz. İnsanlara değer
vermekle bir şey kaybetmeyiz. Değer verdiğimiz kadar değer görürüz.
PAYLAŞALIM
“ Elbette
Elbe
El
bett
tte
e sen
sen yüce
y ce bir
yü
bir
ir ahlaka
ahl
a
hlak
hl
aka
ak
ka sahipsin.”
sahi
sa
h ps
hi
psiin.”
in.
Kale
Ka
lem
le
m su
sure
resi
si,
i 4.
4. ayet.
aye
a
yet.
ye
t.
Kalem
suresi,
Hz. Muhammed’in güzel bir ahlaka sahip
oluşu ile ilgili bir örnek bulunuz ve bu örneği
arkadaşlarınızla paylaşınız.
1 Tirmizî, Edeb,1; Nesai, Cenaiz, 52; İbn Mace, Cenaiz, 1.
2 Buharî, Cenaiz, 50; Müslim, Cenaiz, 81; Nesai, Cenaiz, 46.
57
HZ. MUHAMMED’İN HAYATINDAN ÖRNEK DAVRANIŞLAR
2. Hz. Muhammed Güvenilir Bir İnsandı
Bir kimsenin güvenilir olduğunu nasıl anlarsınız?
Hz. Muhammed, çocukluğunda ve gençliğinde güvenilir bir kimse olarak biliniyordu.
Mekkeliler onu dürüst ve güvenilir anlamına gelen “Muhammedü’l-Emin” diye çağırıyorlardı.
Onun hayatında dürüstlüğe dair pek çok örnek vardır.
Peygamberimiz, verdiği sözleri mutlaka yerine getirmiş, kendine verilen emanetleri
zamanında sahiplerine teslim etmiştir. Özü sözü bir olan Hz. Muhammed asla yalan
söylememiş ve yaşamı boyunca doğruluk ve dürüstlükten ayrılmamıştır.
Mekke’nin en zenginlerinden ticaretle uğraşan Hz. Hatice, Hz Muhammed’in
dürüstlüğünden dolayı onunla ticari ortaklık yapmıştır. İnsanların Hz. Muhammed’e olan
güvenini Hz. Hatice şu sözleriyle ifade etmiştir: “Ey Muhammed! Sen iyi, doğru, güvenilir ve
güzel ahlaklı birisin.”1
Kâbe’nin onarılmasında Mekkeliler arasında çıkan anlaşmazlık, Peygamberimizin
hakemliği ile çözülmüştür. Hz. Muhammed güvenilir biri olduğu için Mekkeliler onun hakem
olmasına sevinmişlerdir.
Hz. Muhammed’in güvenilirliği ve dürüstlüğünü herkes kabul etmiş olmasına rağmen
peygamberlikle görevlendirildiği zaman Mekkeliler ona, kâhin ve büyücü gibi asılsız
yakıştırmalarda bulundular. İslam’ı tebliğden vazgeçmesi için zenginlik, yöneticilik ve
makam gibi cazip tekliflerde bulundular. Davasından vazgeçirebilmek için daha pek çok
karalayıcı sözler sarf ettiler. Bunlar işe yaramayınca şiddete başvurdular ve sonunda canına
kıymaya karar verdiler. Fakat onun güvenirliğine gölge düşüremediler.
İLKELER ÇIKARALIM
“Ve onlar ki kendilerine emanet edileni korur, verdikleri sözü yerine
yer
erin
ine
e getirir
getiiri
rir
r
ve şahitliklerini (dosdoğru) yaparlar.”
Meâric
M
eâric
ic ssuresi,
ure
ur
esi, 32,
esi
es
2, 33.
33.
3. ayetler.
a
ay
yetle
yetl
er.
Yukarıdaki ayeti dikkate alarak ilkeler çıkarınız.
 Şahitliklerini

ni dosdoğru
d
dos
osd
doğr
ğru
u yaparlar.
yapa
ya
pa r.
parlar
 ……………………….……………………….

………………
………….………
…………
…………
…….
 ……………………….……………………….

…………
………
…………
……….
….……………
…………….
………
1 Afzalur Rahman, Siret Ansiklopedisi, C 1, s. 69.
58
3. ÜNİTE
YAZALIM
Yukarıdaki sözden ne anladığınızı yazınız.
Bir defasında Mekke’nin önde gelenlerinden Nadir bin Haris, Hz. Peygambere kötü
davrananlara, “Küçüklüğünde aranızda en sevilen, en güvenilen ve en dürüst o idi. Şimdi
o daha da olgun hâle gelmiş iken bunları nasıl söylersiniz?” diyerek onların bu tutarsızlıklarını
yüzlerine vurmuştur.1 Hz. Muhammed’e en çok karşı çıkan Ebu Cehil bile “Muhammed!
Sana yalancısın diyemiyorum; ama bana göre senin söylediklerin doğru değil.” diyerek
Hz. Muhammed’in doğru ve güvenilir olduğunu itiraf ederken çelişkiye düşmüştür. Allah bu
durumu En’âm suresinin 33. ayetinde şöyle açıklamıştır: “Biliyoruz, onların dedikleri seni
üzüyor, gerçekte onlar seni yalanlamıyorlar. Fakat o zalimler, bile bile Allah’ın ayetlerini
inkâr ediyorlar.”
Hz. Muhammed tüm Mekkelilere İslam’ı anlatmak için onları Safa Tepesi’ne çağırıp, “Ey
insanlar şu dağın arkasında size karşı hazırlanmış bir ordu vardır desem bana inanır
mısınız?” diye sormuştu. Orada bulunanların hepsi birden, “Evet inanırız. Çünkü senden
hiçbir zaman yalan söz duymadık.”2 diyerek cevap vermişlerdi.
Mekkeliler, Hz. Muhammed’e güvendikleri için kıymetli eşyalarını ona emanet ederlerdi.
O, Mekke’den Medine’ye hicret edeceği gün, kendisine bırakılan emanetleri sahiplerine
teslim etmek üzere Hz. Ali’yi görevlendirmiştir. Hz. Peygamber, İsrâ suresinin 34. ayetindeki,
“...Verdiğiniz sözü yerine getirin. Çünkü verilen söz, sorumluluk gerektirir.” mesajını
ilke edinmiş ve “Emrolunduğun gibi dosdoğru ol!...”3 ayetine uygun olarak hayatını
sürdürmüştür.
1 Afzalur Rahman, Siret Ansiklopedisi, C 1, s. 69.
2 İbrahim Sarıçam, Hz. Muhammed ve Evrensel Mesajı, s. 89.
3 Hûd suresi, 112. ayet.
59
HZ. MUHAMMED’İN HAYATINDAN ÖRNEK DAVRANIŞLAR
İnsan ilişkilerinde her zaman dürüst ve güvenilir olan Hz. Muhammed, inananların
da güvenilir ve dürüst olmasını istemiştir. “Müslüman, elinden ve dilinden başkalarının
güvende olduğu kimsedir.”1 buyurarak dürüstlük ve güvenirliğin önemine vurgu yapmıştır.
Bir gün Peygamberimiz Medine çarşısında dolaşırken buğday dükkânının birinde, buğday
yığınına elini daldırmış ve altının nemli, üstünün ise kuru olduğunu görmüştür. Sebebini
sorduğunda, buğday sahibi; bu durumun yağmurdan kaynaklandığını ileri sürmüştür. Bunun
üzerine Hz. Peygamber “Bizi aldatan bizden değildir.”2 buyurarak onu ikaz etmiştir.
İnsan ilişkilerinde dürüstlüğün ve güvenilirliğin çok önemli bir yeri vardır. Arkadaşlıklar,
dostluklar, ticari ortaklıklar, evlilikler daima güven üzerine kurulur. İslam’ın en önemli
buyruklarından biri, güvenilir olmaktır. Dolayısıyla güvenilir olmak, iyi bir Müslüman olmanın
gereğidir.
Allah
Resulü,
İslam
LİSTELEYELİM
hakkında nasihat almak isteyen bir
şahsa, “Allah’a inandım, de. Sonra
Sizce örnek bir insanda hangi özellikler
da dosdoğru ol…”3 buyurarak
bulunmalıdır? Listeleyiniz.
dürüstlüğün imandan sonra en
 Güvenilir olmalıdır.
önemli değer olduğunu vurgulamıştır.
Daha çok ikili ilişkilerde ortaya çıkan
 ……………………………………………….
güven ve dürüstlük, aynı zamanda
 ……………………………………………….
önemli ahlaki değerlerden biridir.
3. Hz. Muhammed Bilgiye Önem Verirdi
Bilgi neden önemlidir?
Bir gün Hz. Peygamber mescide girdiğinde iki grup görür. Bir kısmı namaz (nafile) kılmakla
diğer bir kısmı da ilim öğrenmekle meşguldür. Onlar için şöyle der: “...Her iki grup da iyi
şeylerle meşguldür; şu var ki bir şey talep ederek dua edenlere o şeyi verip vermemek
Allah’a aittir. Hâlbuki diğer gruptakiler ilim elde ediyorlar ve böylece cehaleti savıp
kovuyorlar. Bana gelince ben öğretmen olarak gönderildim.”4 Sonra Hz. Muhammed, ilim
öğrenenlerin arasına katılıp oturmuştur. O, bu tavrıyla bilgi öğrenmekle uğraşan kimselerin
değerini yükseltmiş ve insanları ilme teşvik etmiştir. Peygamberimiz bir hadisinde, “İlim tahsil
etmek her Müslüman erkek ve kadına farzdır.”5 buyurmuştur.
1
2
3
4
5
Tirmizî, İman 12; Nesai, İman, 8.
Müslim, İman, 43.
Müslim, İman, 38.
İbn Mace, Mukaddime, 17.
İbn Mace, Mukaddime, 17.
60
3. ÜNİTE
Hz. Muhammed Medine’ye hicret ettiğinde burada bir mescit yaptırmıştır. Bu mescidin bir
bölümünü de eğitim faaliyetlerine ayırmıştır. Hz. Peygamber, nerede ve kimde olursa olsun
faydalı ilimlerin öğrenilmesini teşvik etmiştir. Örneğin Bedir Harbi’nde esir düşen düşman
askerlerinden okuma yazması olanların, Medineli on Müslümana okuma yazma öğretmesi
karşılığında serbest bırakılmalarını istemiştir. Bir hadisinde “İlim, müminin yitik malıdır. Onu
nerede bulursa alsın.”1 buyurarak bilginin evrenselliğine dikkat çekmiştir.
Hz. Muhammed, bilgi öğrenme faaliyetinden uzak kalmamak gerektiğini şöyle
öğütlemiştir: “Ya öğreten ya öğrenen ya dinleyen ya da bunları seven ol. Beşincisi olma
helak olursun.”2 Bizler de ya öğreten ya öğrenen ya dinleyen ya da onları seven bir kimse
olmalıyız.
DEĞERLENDİRELİM
“İlim öğreniniz ve onu insanlara öğretiniz.”
Darimi, Mukaddime, 20.
“Âlimler gökteki yıldızlar gibidir. Yıldızlar nasıl karanlıkta yol gösterirse
âlimler de yeryüzünde rehberdirler.”
Ahmet bin Hanbel, C 3, s. 157.
“Kim
“K
Kim ilim
ili
ilim
m öğrenmek
öğre
öğ
renm
nmek
ek için
içi
için
n (evinden)
(evi
(e
vind
nden
en)) çıkarsa
çıka
çı
kars
rsa
a geri
geri dönünceye
dön
dönün
ünce
ceye
ye kadar
kad
kadar
ar Allah
All
Allah
ah
yolundadır.”
Tirmizî, İlim, 2.
“Allah’ım, bana öğrettiklerinle beni faydalandır; bana fayda sağlayacak
ilim öğret, ilmimi artır.”
Tirmizî, Daavat, 128.
Yukarıdaki hadisleri Peygamberimizin bilgiye verdiği önem açısından
değerlendiriniz.
1 Tirmizî, İlim, 19.
Ö
2 Abdullah Özbek,
Bir Eğitimci Olarak Hz. Muhammed, s. 73.
61
HZ. MUHAMMED’İN HAYATINDAN ÖRNEK DAVRANIŞLAR
4. Hz. Muhammed Danışarak İş Yapardı
“Danışan dağlar aşmış, danışmayan düz yolda yolunu şaşmış.”
atasözü hangi durumlarda kullanılır?
Hz. Muhammed bir konuda karar vermeden önce konuyu iyi bilen kimselerle fikir alışverişinde bulunurdu. Onların düşünce ve görüşlerini sorardı. Hz. Peygamberin bu şekilde hareket etmesi, Âl-i İmrân suresinin 159. ayetinde şöyle belirtilmiştir: “...(Ey Peygamber) işlerinde
onlarla fikir alışverişinde bulun...”
Müslümanların bir işe karar verirken fiYAZALIM
kir alışverişinde bulunmalarına Şûrâ suresinin 38. ayetinde şöyle dikkat çekilmiştir:
İyi bildiğiniz bir konuda size
“...Onların (müminlerin) işleri aralarında
danışıldığında neler hissederdanışma iledir...” Ayrıca “...Eğer bilmi1
yorsanız bilenlere sorunuz.” ayetiyle de
siniz? Yazınız.
bilinmeyen konuların bilenlere sorulması istenmiştir. İslam düşüncesinde insanlarla fikir
alışverişinde bulunmaya istişare denir.
m ” anlayışıyla hareket etmemiştir.
etmemiştir O
Hz. Peygamber, “Her şeyi en iyi ben bilirim.”
O, “Danışan
2
asla pişman olmaz.” “Bir millet, işlerini danışma ile yürüttüğü sürece sıkıntıya düşmez.”3
sözleriyle İslam’da danışmanın önemini ortaya koymuştur.
Hz. Peygamberin hayatında istişare ile ilgili pek çok örnek vardır. O, kızlarını evlendirme
konusunda ailesiyle istişare ederek karar vermiştir. Kendisine ilk vahiy geldiğinde önce eşi
Hz. Hatice’ye danışmış, sonra da onun önerisiyle bilge bir kişi olan Varaka’ya gitmiştir. Onun
görüş ve düşüncelerini alıp peygamberliği konusunda söylediklerini dikkatle dinlemiştir.
1 Enbiyâ suresi, 7. ayet.
2 Heysemi, Mecmaü’z-Zevaid, C 2, s. 280.
3 Tirmizî, Fiten, 7.
62
3. ÜNİTE
Peygamberimiz, Bedir Harbi’nde uygulanacak taktik hususunda arkadaşlarına danışmıştır. Askerlerin konuşlanacağı yeri, yine istişare ile belirlemiştir. Uhut’ta savunma mı yoksa
meydan harbi mi yapılacağı hususunda da arkadaşlarına danışmış ve istişare sonucunda
benimsenen görüşü kabul etmiştir.1 Hendek Harbi’nde şehrin etrafına hendek kazma fikri
yine istişare sonunda Selman-ı Farisi’den çıkmıştır. Bütün bu örnekler, Hz. Muhammed’in
danışarak iş yapmaya çok önem verdiğini göstermektedir.
Günümüzde görüş alışverişinde bulunmak vazgeçilmez bir ihtiyaç olarak ortaya çıkmıştır. Çünkü danışarak ortak görüş oluşturmanın birçok faydası vardır. Bir konuyu bir kişi yerine
birkaç kişi birlikte düşünürse her açıdan değerlendirmek mümkün olur. Bu şekilde hareket
etmek hataları en aza indirir. Ayrıca görüş sormak suretiyle diğer insanların fikirlerine de değer verilmiş olur. İnsanların güveni kazanılır. Bizler de bir karar alırken büyüklerimize sormalıyız. Konuyla ilgili uzman görüşlerini dikkate almalıyız. Yapacağımız işlerde istişare yapmanın
Peygamberimizin tavsiyesi olduğunu unutmamalıyız.
LİSTELEYELİM
Danışılacak kişide hangi özellikleri ararsınız? Listeleyiniz.
 Danışılacak konuda bilgili olmalıdır.
 ………………………………………………
 ………………………………………………
1 Şaban Döğen, Resul-i Ekremdeki Eşsiz Ahlak, s. 105.
63
HZ. MUHAMMED’İN HAYATINDAN ÖRNEK DAVRANIŞLAR
5. Hz. Muhammed Merhametli, Hoşgörülü ve Affediciydi
İnsanlarda merhamet duygusu olmasaydı, toplumda ne tür olumsuzluklar
ortaya çıkardı?
Merhamet, herhangi bir canlıya karşı sevgi, şefkat ve acıma duygusudur. Allah’ın
verdiği bu duyguyu davranışlarına en güzel yansıtan kişi, Hz. Muhammed’dir. Çünkü Allah
onu âlemlere rahmet olarak göndermiştir. Bu durum Kur’an-ı Kerim’de şöyle ifade edilir:
“(Resulüm) Biz seni âlemlere ancak rahmet olarak gönderdik.”1
Hz. Muhammed sadece kendisi gibi inananlara değil, inanmayanlara da merhametle
yaklaşmıştır. Kendisine kötü davranan insanlara doğru yolu bulmaları için dua etmiştir.
Örneğin, Hz. Muhammed İslam’ı anlatmak için bir gün Taif’e gitmişti. Ancak Mekke
müşriklerinin kışkırtmasıyla Taifliler Peygamberimize beklenmedik bir tepki gösterdiler. Hz.
Peygambere taş fırlattılar, geçeceği yollara diken attılar. Hz. Peygamber buna çok üzülmüştü
ve onlar için, “Rabb’im, halkımı bağışla, onlar ne yaptıklarının farkında değiller.”2 diye
dua etmiştir. Kendisine acımayan düşmanlarına bağışlanma ve hidayet dilemesi, onların
soyundan inançlı bir nesil getirmesi için Allah’a niyazda bulunması, onun merhametinin
açık bir göstergesidir.
Hz. Peygamber, insanların düştükleri kötü durumlara çok üzülürdü. Nitekim Allah, Tevbe
suresinin 128. ayetinde bu durumu şöyle açıklar: “Andolsun, size içinizden öyle bir
peygamber geldi ki sizin sıkıntıya düşmeniz ona çok ağır gelir. Çünkü o size çok düşkün,
müminlere karşı çok şefkatli ve merhametlidir.”
İnsanların kısa süre içerisinde Hz. Muhammed’in etrafında toplanmalarının en önemli
nedenlerinden biri onun insanlara karşı merhametli ve affedici davranmasıdır. Aksi takdirde
insanlar etrafından uzaklaşırdı.
Hz. Peygamber, savaş esnasında dahi kadınlara, çocuklara, sivil halka, mabetlere ve din
adamlarına dokunulmamasını ve çevreye zarar verilmemesini istemiştir. Asıl önemli olanın
gönülleri kazanmak olduğunu vurgulamıştır.
1 Enbiyâ suresi, 107. ayet.
2 Buharî, İstiabe, 5.
64
3. ÜNİTE
BELİRTELİM
Bir
B
Bi
ir gün
gü
g
ün Hz
H
Hz.
z. Pe
z.
Peygamberin
eyg
yga
am
mbe
ber
riiin
ny
ya
yanına
an
nıına
ab
bir
ir a
ir
adam
da
d
am g
ge
gelir.
eli
lir
ir
r.. P
Peygamberin
eyg
ey
ga
am
mb
ber
eriin
nk
kucağında
uc
u
cağ
ğın
ında b
bir
ir ç
çocuğu
ço
ocuğu
ğ
öp
pttü
üğ
ğü
ünü
nü gör
g
örün
ör
ünce
ce h
ay
ayre
yr
re
etl
tle,
e, “Benim
“Be
Benim
nim on
ni
on tane
ta
an
ne çocuğum
çocu
ç
cuğu
ğu
ğ
um v
va
ar am
ma h
hi
iç
çb
biri
ir
rin
ini öp
ö
öpm
pme
medi
dim
m.” der.
öptüğünü
görünce
hayretle,
var
ama
hiçbirini
öpmedim.”
Pe
ey
yg
gam
mberi
rimi
imi
miz,
z “K
Kalbi
bind
nde
de merhamet
m rh
me
ham
met
e kalmamışsa
kal
a ma
mamı
amı
mışs
şsa
şs
a be
b
en ne yapayım.”
yap
apa
ayım
ay
m..”
”d
diy
iyerek
ek
k şşu
u uyarıda
Peygamberimiz,
“Kalbinde
ben
diyerek
b
ulu
lunur:
bulunur:
“Merhamet etmeyene Allah merhamet etmez.”
Buharî, Edeb, 18.
Yukarıdaki olayda veril
ek iste
e mesaj
esaj nedir?
edir? Belirti
iz
verilmek
istenen
Belirtiniz.
Peygamberimiz çocuklara karşı da çok şefkatli ve merhametli davranırdı.
davranırdı Onlarla selam
verir, hâl ve hatırlarını sorar ve onlarla ilgilenirdi. Zaman zaman çocukları, özellikle de
torunlarını sırtına alırdı. Onlarla şakalaşır, onları eğlendirirdi. Bütün bu ilgi ve yakınlıktan dolayı
çocuklar onu çok severdi. Bir defasında torunlarını dizlerine oturtmuş onları sevip okşayarak,
“Allah’ım ben onları seviyor ve onlara merhamet ediyorum. Sen de onlara merhamet
et.”1 diye dua etmiştir.
Sevgili Peygamberimiz yetimlere ve yoksullara karşı da çok merhametliydi. Peygamber
Mescidi’nin yanında kimsesizlerin kalabileceği bir yer (suffe) yaptırmıştı. O, hayatı boyunca, “Öyleyse
yetimi sakın ezme. İsteyeni de sakın azarlama.”2 ayetine uygun davranmıştır. Ayrıca “Yetimi
sevindirmek kalbi yumuşatır.”3 diyerek yetimlere merhametli davranmayı tavsiye etmiştir.
Hz. Muhammed merhametli olduğu gibi affetmeyi de severdi. O, merhametini affediciliği
ile ortaya koymuştur. Örneğin, on yaşından itibaren Peygamberimizin yanında kalan Enes
bin Malik Allah’ın Elçisinden bir defa bile azar işitmediğini söylemiştir.4 Resulullah bir gün Enes’i
bir iş için gönderir. Enes, sokakta oynayan çocukları görünce yanlarına gider ve kendisi de
oyuna katılır. Aradan epey zaman geçtiği hâlde gelmeyince Resulullah bakmaya çıkar.
Onun, çocukların içinde oynadığını görür, arkasından yavaşça gelir ve ensesinden tutar.
Enes irkilerek dönünce karşısında gülümseyen Peygamberi görür.
Peygamberimiz,
_ Enesciğim, sana söylediğim yere gittin mi? diye sorar. Enes,
_ Hemen gidiyorum ey Allah’ın Resulü,5 diyerek oradan ayrılır. Burada görüldüğü gibi
Peygamberimiz, Enesciğim diyerek merhametli davranmış ve Enes’in hatasını affetmiştir.
1
2
3
4
5
Şaban Döğen, Resul-i Ekremdeki Eşsiz Ahlak, s. 191.
Duhâ suresi, 9, 10. ayetler.
Şaban Döğen, Resul-i Ekremdeki Eşsiz Ahlak, s. 192.
İbrahim Sarıçam, Peygamberin Çağımıza Mesajları, s. 95, 96.
Müslim, Fedail, 54.
65
HZ. MUHAMMED’İN HAYATINDAN ÖRNEK DAVRANIŞLAR
KONUŞALIM
Sevgili
Se
S
evg
gil
ili
li Pe
P
Peygamberimizin
eyg
ygam
gam
ambe
ber
beri
riimi
mizi
zin
in küçük
küçü
küçü
kü
çük oğlu
oğ
ğlu
u İİbrahim,
brah
br
ahim
hiim
m, sü
ssütannesinin
süta
üta
tann
nnes
esin
inin
in
in yanında
yanın
anın
an
nda
da y
yaşıyordu.
aşıy
aş
şıy
yor
rdu
du.
u.
İbrahim
bir
yaşındayken
Peygamberimize
İb
İbra
br
ra
ahi
him bi
b
ir buçuk
bu
b
uçu
çuk
k ya
y
yaş
aşı
şınd
nday
day
yke
ken
n hastalanmıştı.
hastal
hast
ha
sttal
alan
alan
anmı
mışt
mışt
ştıı.. Sütannesi,
Sü
üttan
anne
nesi
si,
i, P
Pe
eyg
ygam
ygam
ambe
beri
rim
rimi
miize
ze
ha
habe
abe
ber gönderdi.
gö
gönd
önd
nder
erdi
er
erdi
d . Hz.
H . Peygamber,
Hz
Peyg
Pe
ygam
yg
ambe
am
be
er,
r yanına
yan
anın
anın
na bazı
bazı arkadaşlarını
ba
ark
rkad
adaş
aşla
aşla
ları
ları
rını
n alarak
nı
ala
lara
rak
ra
k yola
y la
yo
la koyuldu.
koy
yuldu
ulldu
du.
du.
haber
Oğlu
Oğ
lu İbrahim’in
İİbr
brah
br
ah
ahim
him’i
im’iin yanına
im
yanı
ya
yanı
nına
na geldi.
g
gel
eldi
el
eldi
di. İbrahim
di.
İbra
İb
İbra
r hi
h m ağır
ağı
ağ
ğır
ır hastaydı.
h
has
assta
asta
tayd
yd
ydı.
dı. Onun
Onu
un hasta
h st
ha
sta
ta bedenini
bede
bede
be
deni
eni
nini
inii üzüntü
üzü
zünt
üntü
nttü
Oğlu
içer
iç
eris
er
isin
is
inde
in
de süzdü
süz
üzdü
dü ve
ve kucağına
kuca
ku
cağı
ca
ğına
ğı
na aldı.
ald
ldıı.
ı. Son
Son
nn
efes
ef
esle
es
leri
le
rini
ri
ni v
ver
eren
er
en İbrahim’in
İİbr
brah
br
ahim
ah
im’i
im
’iin acısına
acıs
ac
ısın
ıs
ına
ın
a dayad ya
da
aiçerisinde
nefeslerini
veren
nama
na
madı
dı. Gözlerinden
Gözl
Gö
zler
rin
i de
d n yaşlar
r akmaya
akm
kmay
a a başladı.
başl
ba
şllad
dı.
ı Hem
Hem
e ağlıyor,
a
ağl
ğlıy
ıy
yor
or, hem
he
em İbrahim’i
İbra
İb
ra
ahi
h m’
m’ii bağrına
ba
ağr
ğ ın
ına
a
namadı.
basıyor, kokluyor ve öpüyordu. Peygamberimizin yanında bulunan arkadaşları bu
duruma çok şaşırmışlardı. “Siz de mi ağlıyorsunuz?” diye sordular. Sevgili Peygamberimiz şaşkınlık içinde kendisine bakan arkadaşlarına dönerek şöyle dedi:
y ş
y
ş
g
“Göz yaşarır,
yürek
sızlar. Ancak biz Rabbi’mizin hoşuna
gitmeyen
bir söz
söylemeyiz. Bil ki ey İbrahim! Senin ayrılığına dayanamıyoruz.”
Müslim, Fedail, 62.
Dr. Ramazan YILDIRIM
(Ders kitabı için öyküleştirilmiştir.)
Yukarıdaki olayın vermek istediği mesaj nedir? Arkadaşlarınızla konuşunuz.
Hz. Muhammed merhametli ve affedici olduğu gibi aynı zamanda çok hoşgörülüydü.
İnsanlara da hoşgörülü olmayı tavsiye ederek şöyle buyurmuştur: “Hoşgörülü ol ki hoş
görülesin.”1 O bir defasında eşine şöyle tavsiyede bulunmuştur: “Ey Aişe! Anlayışlı ve
hoşgörülü ol. Anlayış ve hoşgörünün bulunduğu yer güzelleşir. Bunların olmadığı yer ise
çirkinleşir.”2
Hz. Peygamber kimseye kırıcı ve sert davranmamıştır. Onun bu tavrı, Âl-i İmrân suresinin
159. ayetinde şöyle ifade edilmiştir: “(Ey peygamber) Allah’ın rahmeti sayesinde onlara
yumuşak davrandın! Şayet sen kaba, katı yürekli olsaydın, hiç şüphesiz etrafından
dağılıp giderlerdi. Şu hâlde onları affet ve bağışlanmaları için dua et...” Başka bir ayette
ise “...Onların (kusurlarını) hoşgör ve onlara güzellikle davran.”3 buyrulmuştur.
Hz. Muhammed dine davet ederken de hoşgörüyle davranmıştır. Dini tebliğ noktasında
Peygamberimize Allah şöyle buyurmuştur: “Sen öğüt ver. Çünkü sen ancak öğüt vericisin.
Onların üzerinde bir zorlayıcı değilsin.”4
İnsanın, başka bir insanın kusurunu
ARAŞTIRALIM
düzeltmesi, ancak ona karşı hoşgörülü
Yurdundan çıkarılan Hz. Peyolabilmesi ile mümkündür. Birbirinin ayıp
gamber, Mekke’nin fethinde insanve kusurunu arayan insanlar arasında
lara nasıl davranmıştır? Araştırınız.
hoşgörülü davranmak mümkün olmaz.
Bunun için Hz. Peygamberin hoşgörüsünü
öğrenmemiz ve örnek almamız gerekir.
1
2
3
4
Ahmet bin Hanbel, Müsned, C 1, s. 248.
Ebu Davut, Sünen, C 3, s. 98.
Hicr suresi, 85. ayet.
Gâşiye suresi, 21, 22. ayetler.
66
3. ÜNİTE
6. Hz. Muhammed Çalışmayı Sever ve Zamanı İyi Değerlendirirdi
Sizce çalışma ve yardımlaşmanın kapsamı maddi ihtiyaçlarla sınırlı mıdır?
Kur’an-ı Kerim’de, insanın ancak çalışarak birtakım şeyleri hak edebileceği vurgulanmıştır.
Necm suresinin 39. ayetinde Yüce Allah, “İnsan için kendi çalışmasından başka bir
şey yoktur.” buyurmuştur. Çaba sarf etmeden, emek vermeden bir şey beklemek İslam
düşüncesine aykırıdır. Peygamberimiz, “Hiç kimse kendi emeği ile kazandığından daha
hayırlı bir lokma yememiştir.”1 buyurarak çalışmayı övmüştür.
Hz. Muhammed, insanları çalışmaya teşvik ettiği gibi bizzat kendisi de çalışmıştır. O,
çalışmasını gençliğinden itibaren hayatının sonuna kadar sürdürmüştür. Hz. Muhammed
gençlik yıllarının çoğunu amcası Ebu Talip’in yanında ticaretle uğraşarak geçirmiştir. Hz.
Hatice’nin kervanının başına geçmiş, onunla ticari ortaklık yürütmüştür. Onun bütün bu
faaliyetleri, geçimini temin etmek içindir.
Hz. Muhammed, peygamber olarak görevlendirildikten sonra çalışmalarını farklı ve geniş
bir alanda sürdürmüştür. Allah tarafından kendisine verilen tebliğ görevini yerine getirmek için
her türlü güçlüğe göğüs gererek çalışmıştır. Bir davetçi olarak Mekke ve Medine’de İslam’ı
yaymak için yoğun faaliyetlerde bulunmuştur. O, farklı seviyelerdeki sahabeleri eğitmek için
bir öğretmen gibi çalışmıştır. Örneğin Mekke Döneminde Müslümanların bir araya geldikleri
“Darü’l-Erkam”da, Medine Döneminde ise suffede bizzat dersler vermiştir.
YORUMLAYALIM
Kim kazanmazsa bu dünyada bir ekmek parası,
para
asıı,
Dostunun yüz karası düşmanının maskarası.
Mehmet Âkif E
RSO
SOY
ERSOY
Yukarıdaki dizeleri çalışmanın önemi bakımından
yorumlayınız.
1 Buharî, Büyu’, 15.
67
HZ. MUHAMMED’İN HAYATINDAN ÖRNEK DAVRANIŞLAR
Hz. Peygamber yapılan çalışmanın düzgün ve sağlam olmasına önem vermiştir. Bu
konuyla ilgili şöyle buyurmuştur: “Sizden biriniz bir iş yaptığı zaman, onu en güzel şekilde
yapsın.”1 Ayrıca o, ailesinin geçimi için çalışmaya, fakir ve yoksula yardım için çaba
sarfetmeye, çalışarak üretime katkıda bulunmaya önem vermiştir.2
Kur’an-ı Kerim’de çalışma teşvik edilmiş, tembellik kınanmış ve zamanın boşa
geçirilmemesi istenmiştir. Nitekim İnşirâh suresinin 7. ayetinde şöyle buyrulmuştur: “Bir işi
bitirdiğin zaman hemen başka bir işe koyul.”
Hz. Muhammed, zamanın insan için önemli bir değer olduğunu kabul etmiştir. Bu nedenle
zamanını en iyi şekilde değerlendirmiş ve Müslümanların da değerlendirmesini istemiştir. Hz.
Peygamber, “İnsanlar iki nimetin değerini bilmezler. Bunlardan biri sağlık diğeri boş
vakittir.”3 buyurarak boş vaktin iyi değerlendirilmesini vurgulamıştır. Bir başka hadisinde de
“Elinizde bir ağaç fidanı varsa kıyamet kopmaya başlasa bile onu dikecek vaktiniz
olursa mutlaka dikin.”4 buyurarak yapılacak bir işin ertelenmemesi gerektiğine vurgu
yapmıştır. O, her gün biraz daha ileri gitmeyi hedef olarak göstermiştir.
Hz. Peygamber, zamanını en verimli şekilde değerlendirmiştir. Bu sayede İslam kısa sürede
geniş kitlelere ulaşmıştır. O, bir aile reisi, bir baba ve bir eş olmasının yanı sıra aynı zamanda
bir peygamber, insanları eğiten bir öğretmen, bir devlet başkanı ve Müslümanların lideriydi.
O birçok görevi bir arada yürütmesine rağmen hiçbir görevini ihmal etmemiştir. Bütün bu
görevleri bir arada yürütürken zamanını planlı ve programlı kullanmıştır.
Kaybedilen zamanın telafisi mümkün değildir. Geçen zamanı geri getirme şansı olmadığı
gibi gelecek zamana ulaşma garantisi de yoktur. Dolayısıyla içinde bulunulan zamanın
değerlendirilmesi çok önemlidir. Vaktin nasıl geçirileceği değil nasıl değerlendirileceği
düşünülmelidir. Bizler de bu bilinçle hareket etmeliyiz.
KONUŞALIM
“İnsanlar ahirette öncelikle şu beş şeyden sorguya
sor
rguya
ya çekileceklerdir:
çek
ekilec
ilec
il
cek
klerd
lle
erdir
rd
dir
r:
Zamanını (ömrünü) nerede tükettin?
Gençliğini nasıl geçirdin?
Malını nereden ve nasıl kazandın?
Malını nereye ve nasıl harcadın?
Bildiklerini uyguladın mı?”
Tirmizî,
Tirm
Ti
rmiz
rmiz
zî, Kıyamet,
Kıy
ıyam
met
et, 1.
1.
Yukarıdaki hadisin vermek istediği mesaj nedir? Arkadaşlarınızla konuşunuz.
1
2
3
4
İbn Sa’d, Tabakat, C 1, s. 142.
İbrahim Sarıçam, Hz. Peygamberin Çağımıza Mesajları, s. 40.
Buharî, Rikak, 1; Tirmizî, Zühd, 1.
Buharî, el-Edebü’l-Müfred, s. 168.
68
3. ÜNİTE
7. Hz. Muhammed Sabırlı ve Cesaretliydi
Başarıya ulaşmada sabrın önemi nedir?
Sabır, üzüntü, sıkıntı ve acılara
karşı direnme gücü göstermektir.
TARTIŞALIM
Kur’an-ı Kerim’de insanlara sabırlı
Sabır acıdır; ama meyvesi tatlıdır.
olmaları öğütlenir. Sabırlı davrananSadi
lara Allah’ın yardım edeceği belirtiBilal EREN,
lir. Bakara suresinin 153. ayetinde
Güzel Sözler Antolojisi, C 2, s. 195.
Allah, “Ey iman edenler, sabır ve
namazla Allah’tan yardım isteyin,
Yukarıdaki sözde verilmek istenen memuhakkak ki Allah sabredenlerle beraberdir.” buyurur. Hz. Musaj üzerinde arkadaşlarınızla tartışınız.
hammed de, “Hiç kimseye sabırdan daha hayırlı ve iyi bir özellik
çin gerekli ve önemli bir özellik olduğuna dikkat çekmiştir.
verilmemiştir.”1 diyerek sabrın insan için
Hz. Muhammed sabırlı bir insandı. O, hayatı boyunca pek çok sıkıntılarla karşılaşmıştır. Daha
doğmadan önce babasını, altı yaşında annesini ve sekiz yaşında da dedesini kaybetmiştir.
Yetim ve öksüz olmanın getirdiği sıkıntıları sabırla aşmıştır. Hz. Fatıma’nın dışındaki çocukları
kendisi hayattayken vefat etmiştir. O, bu durumlar karşısında üzülmekle beraber hep sabırlı
davranmıştır. Çünkü o, Allah’ın, “...Sabredenlere ödülleri hesapsız verilecektir.”2 mesajını
hayatında bir ilke olarak kabul etmiştir.
1 Buharî, Zekât, 50.
2 Zümer suresi, 10. ayet.
69
HZ. MUHAMMED’İN HAYATINDAN ÖRNEK DAVRANIŞLAR
Hz. Muhammed kendisine elçilik görevi verildikten sonra farklı sorumluluklar üstlenmiş,
çeşitli sıkıntılarla karşılaşmıştır. Allah onu tebliğ, davet, öğüt ve uyarı görevleriyle sorumlu
tutmuştu. İslam’ı anlatmış, insanlara yol göstermiş ve örnek olmuştur. Allah Resulü şöyle
buyurmuştur: “Allah yolunda bana yapılan eziyet kadar kimseye eziyet yapılmamıştır.
Kimse benim kadar baskıya maruz kalmamıştır. Öyle otuz gün ve gece geçirdim ki
benim ve Bilal’ın yanında yiyecek hiç bir şey kalmamıştı.”1 O, sabırla bunların üstesinden
gelebilmiştir.
Peygamberimiz bütün hakaret ve eziyetlere rağmen yılmamış, sabretmiş ve davasından
vazgeçmemiştir. Allah, onu önceki peygamberlerin hayatından örnekler vererek teselli etmiş
ve yardımının her zaman sabredenlerle beraber olduğunu hatırlatmıştır. Bu durum En’âm
suresinin 34. ayetinde şöyle ifade edilir: “Andolsun ki senden evvel de peygamberleri
yalanlanmışlardı. Fakat yalanlandıkları ve eziyete uğradıkları şeylere karşı sabretmişlerdir.
Nihayet onlara bizim yardımımız gelip yetişti...”
Peygamberimiz, davet ettiği dine önce kendisi inanmış, samimiyetle bağlanmış,
ümitsizliğe ve karamsarlığa kapılmaksızın davetini sabırla sürdürmüştür. İslam’ı anlatırken
uğradığı haksızlıklara, ölüm tehditlerine, Mekke’yi terk etme pahasına sabretmiştir.
Hz. Muhammed, insanları İslam’a davet etmeye başladığı zaman putlara tanrılık yakıştıran
bir topluma, “Allah’ın bir ve tek” olduğunu çekinmeden ilan etmiştir. Doğup büyüdüğü
toplumun, din ve âdetlerinin yanlış olduğunu söylemiştir. Uhut ve Huneyn savaşlarında
düşman askerleri psikolojik bir hava oluşturarak Müslümanların moralini bozmak istemişlerdi.
Hz. Muhammed, dağılma tehlikesiyle karşı karşıya kalan ordunun toparlanmasını sabır ve
cesaretiyle sağlamıştır. Özellikle Uhut Savaşı’nda birkaç yerinden yaralanan, dişi kırılan Hz.
Peygamber cesaretinden hiçbir şey kaybetmemiştir.2 O hicret ederken mağarada müşrikler
tarafından yakalanmak üzere oldukları bir anda “...Üzülme! Allah bizimle beraberdir...”3
diyerek yol arkadaşı Hz. Ebu Bekir’i teselli etmiş ve soğukkanlılığını hiç bozmamıştır. Müşriklerin
yaptığı birtakım cazip teklifleri geri çevirmiş; kararlılığını şu meşhur sözüyle ortaya koymuştur:
“Güneşi sağ elime, ayı da sol elime koysalar yine de yolumdan dönmem.”4 O, cesaretiyle
de insanlara örnek olmuştur. Bizler de Hz. Muhammed’i sabır ve cesaret konusunda örnek
almalıyız.
YAZALIM
“Güçlü kimse, güreşte rakibini yenen değil, öfkelendiği zaman kendine hâkim
olabilen kimsedir.”
Buharî, Edeb, 76.
Yukarıdaki hadisi açıklayan bir yazı yazınız.
1
2
3
4
M. Yusuf Kandehlevi, Hayatü’s-Sahabe, C 1, s. 327.
İbrahim Sarıçam, Hz. Muhammed ve Evrensel Mesajı, s. 174.
Tevbe suresi, 40. ayet.
Afzalur Rahman, Siret Ansiklopedisi, C 1, s. 82.
70
3. ÜNİTE
8. Hz. Muhammed Hakkı Gözetirdi
Hak ve adaletin olmadığı toplumda ne tür olumsuzluklar yaşanır?
Hz. Muhammed, yaşamında daima adaleti ilke edinmiştir. Hakkı gözetirken, adaleti
uygularken insanlar arasında fark gözetmemiştir. O, ilahî emirler doğrultusunda hareket
etmiştir.
Bir toplum sevgiyle kaynaşır, adaletle ayakta durur. Haksızlık ve adaletsizlik toplumlarda
huzursuzluğa yol açar. Kur’an-ı Kerim’de Hz. Peygamberin dosdoğru olması ve insanlar
arasında adaleti gerçekleştirmesi emredilmiştir.1 Allah Resulü adaleti gerçekleştirmek için
herkesin hakkını korumaya çalışmıştır.
Yüce Allah, Mâide suresinin 8. ayetinde hak ve adaletle ilgili şöyle buyurur: “Ey inananlar!
Allah için adaletle şahitlik edenler olun. Bir topluluğa karşı duyduğunuz kin sizi adaletten
saptırmasın. Adil davranın, takvaya yakışan budur. Allah’tan korkun, kuşkusuz Allah
yaptıklarınızdan haberdardır.”
Allah Resulü, hak ve adaletle ilgili ilahî emirleri bir taraftan insanlara tebliğ ederken bir
taraftan da bunları kendi hayatında uygulamaya koymuştur. Bu emirleri insanlara bildirmekle
görevli olan Hz. Muhammed insanlara örnek olmuştur.
PAYLAŞALIM
“Güçsüzün, incindiği ve hakkını alamadığı bir toplum yücelemez.”
İbni Mace, Sadakat, 17.
“Yer ve gökler adaletle ayakta durmaktadır.”
Ebu Davut, Büyu’, 34.
Yukarıdaki hadislerde vurgulanan ortak düşünce hakkındaki görüşlerinizi
arkadaşlarınızla paylaşınız.
1 Şûrâ suresi, 15. ayet.
71
HZ. MUHAMMED’İN HAYATINDAN ÖRNEK DAVRANIŞLAR
Hz. Peygamber, hak hususunda hiç kimseye en küçük ayrıcalık tanımamıştır. Şu örnek
bunu açıkça ortaya koymaktadır: Kureyş kabilesinden bir kadın hırsızlık yapar. Bir kısım ileri
gelen Kureyşliler Hz. Muhammed’e bir aracı göndererek kadını affetmesini isterler. Bu işi
Hz. Muhammed’in çok sevdiği bir kişi olan Üsame’nin yapabileceğini düşünürler. Sonra
durumu iletmek üzere Üsame’yi Peygambere gönderirler. Üsame gelip durumu anlatınca
Hz. Peygamber üzülür. Ayağa kalkarak şunları söyler: “Ey insanlar, sizden önceki insanlar
aralarında varlıklı biri hırsızlık yaptığında ona dokunmazlar; zayıf biri hırsızlık yaptığında
ise onun cezasını verirlerdi. Allah onları bu yüzden helak etti. Allah’a yemin ederim,
değil o kadın, bu suçu işleyen Muhammed’in kızı Fatıma bile olsa onun da cezasını
veririm.”1
Hz. Muhammed daha peygamberlik görevi verilmeden önce de haksızlıkların karşısında
duruyor ve haklının yanında yer alıyordu. Bundan dolayı Erdemliler Topluluğu(Hilfu’l-Fudul)’na
katılmıştır. Bu yolla haksızlığa uğrayan, güçsüz ve kimsesiz insanların hakkını korumuştur.
Hz. Peygamber kul hakkına çok önem verirdi. O, kul hakkının büyük bir sorumluluk
gerektirdiğini belirtmiş ve bu sorumluluk bilinciyle yaşamıştır. Örneğin vefatından birkaç gün
önce bütün Müslümanların önünde, “Ey Müslümanlar, şayet birinize haksız bir muamelede
bulunmuşsam onu ödemeye hazırım. Kimin hakkı varsa işte şahsım işte malım gelsin
alsın.”2 diyerek üzerinde hiç kimsenin hakkının kalmasını istememiştir. Bu uygulamasıyla
bütün insanlığa örnek olacak asil bir davranış sergilemiştir.
LİSTELEYELİM
“Ey iman edenler! Adaleti titizlikle ayakta tutan, kendiniz, ana babanız ve
yakınlarınızın aleyhine de olsa Allah için şahitlik eden kimseler olun. (Haklarında
şahitlik ettikleriniz) zengin olsunlar fakir olsunlar, Allah onlara sizden daha yakındır. Hislerinize uyup adaletten sapmayın, (şahitliği) eğip büker (doğru şahitlik
etmez) yahut şahitlik etmekten kaçınırsanız (biliniz ki) Allah yaptıklarınızdan
haberdardır.”
Nisâ suresi, 135. ayet.
Bu ayeti göz önünde bulundurarak adaletin gerçekleşmesini engelleyen durumları listeleyiniz.
 Akrabamız olduğu için lehine şahitlik yapmak
 ………………………………………………
1 Buharî, Hudud, 12; Müslim, Hudud, 8, 9.
2 A. Himmet Berki-Osman Keskioğlu, Hatemü’l Enbiya Hz. Muhammed ve Hayatı, s. 431.
72
3. ÜNİTE
9. Hz. Muhammed Doğayı ve Hayvanları Severdi
“Yaratılanı severiz Yaradan’dan ötürü.” sözü sizce neyi ifade etmektedir?
Hz. Muhammed doğayı ve hayvanları korumaya önem verir, çevrenin temiz tutulmasını
öğütlerdi. Bu anlamda kişinin bulunduğu evi, bahçeyi, meydanları, piknik alanlarını ve yolları
temiz tutmasını istemiştir. Temiz ve sağlıklı bir toplumun, ancak temiz bir çevreyle mümkün
olacağına işaret etmiştir.
Hz. Peygamber su havzalarını, nehir kenarlarını ve gölleri kirletmeyi yasaklamıştır. Ayrıca suların
kirlenmemesi için açılan kuyuların etrafında geniş bir alanın boş bırakılması gerektiğini belirtmiştir.
Hayvan ağıllarının ve besi yerlerinin, açılan kuyuların uzağına yapılmasını emretmiştir.1
Peygamberimiz doğanın ayrılmaz parçası olan ağaçlara da önem vermiştir. “Bir kimse
ağaç diker de bunun meyvesinden insan, hayvan veya kuş yerse, yenen şey onun
için bir sadaka yerine geçer.”2 sözleriyle Müslümanları ağaç dikmeye teşvik etmiştir. Hz.
Peygamber, ağaçların kesilmesine müsaade etmediği gibi yapraklarını dökmek için ağaca
sopayla vuran kimseye, “Ağaca vurarak, kırıp dökerek değil, sallayarak yapraklarını
dök.”3 uyarısında bulunmuştur. Medine’yi dört bir yandan kuşatan yeşil alanı koruluk olarak
ilan etmiş, buralardaki ağaçların kesilmesini yasaklamıştır.4
KONUŞALIM
Hz. Peygamber hicretin sekizinci yılı Mekke’nin Fethi’ne giderken bir vadide,
yolun kenarında yeni doğmuş yavrularını emziren bir köpek gördü.
Bir sahabeyi çağırıp köpeğin ve yavrularının rahatsız edilmemesini sağlamak
üzere ordu geçinceye kadar orada nöbet tutmasını emretti.
İsmail Lütfi ÇAKAN, Örnek Kul Son Resul, s. 40.
Yukarıdaki örnek olayda anlatılmak istenen düşünce üzerinde arkadaşlarınızla konuşunuz.
1
2
3
4
İbrahim Canan, İslam’da Çevre Sağlığı, s. 81, 82.
Müslim,
Müslim Müsakat,
Müsakat 10.
10
İbrahim Canan, İslam’da Çevre Sağlığı, s. 44.
İbrahim Canan, Peygamberimizin Sünnetinde Terbiye, s. 475, 476.
73
HZ. MUHAMMED’İN HAYATINDAN ÖRNEK DAVRANIŞLAR
Hz. Peygamber, hayvanları sever ve korurdu. O, canlılara merhametli davranmanın
karşılıksız kalmayacağını ise şöyle ifade etmiştir: “Her can taşıyan varlığa yapılan iyilikte
sevap vardır.”1 Peygamberimiz bu konuda şu tavsiyelerde bulunmuştur: Hayvanlara
merhamet gösterilmelidir. Eziyet ve işkence edilmemelidir. Beslenme ve temizliklerine dikkat
edilmelidir. Yavrularının bakım ve korunmasına özen gösterilmelidir. Doğadaki hayvanların
nesli devam etmelidir. Yük hayvanlarına fazla yük yüklenmemelidir. Hayvanların birbiriyle
kavga ettirilmesini, binek hayvanını durdurup üzerinde sohbet edilmesini hoş karşılamamış2
ve hayvanlara işkence yapanları uyarmıştır.3
Hz. Peygamber, hayvanların sahipleri üzerinde bazı hakları olduğunu belirtmiştir. Bu
konuda bir hadislerinde, “...Acıkan her hayvan hususunda dikkatli olun, kıyamet günü
Allah’a şikâyet edilirsiniz.”4 uyarısında bulunmuştur. Ayrıca keyfi olarak hayvan öldürülmesini
yasaklamıştır. “Haksız yere bir kuş veya daha küçük bir hayvan öldüren insana Allah
onun hesabını mutlaka soracaktır.”5 buyurmuştur.
Doğada ekolojik bir denge vardır. Bu dengeyi bozmamalıyız. Doğadaki hayvanların
öldürülmesi ve doğanın tahrip edilmesi sonucu ortaya çıkacak olumsuzluklardan hepimizin
etkileneceğini unutmamalıyız.
EŞLEŞTİRELİM
Aşağıdaki kutularda uygun karakter özelliği gösteren davranışları eşleştiriniz.
1. Hz. Muhammed hata yapan birini gördüğünde yanlışını güzel bir üslupla
düzeltmiştir.
2. Aldatan bizden değildir.
3. Peygamberimiz yaşlıları ziyaret eder, kimsesizlerle ilgilenirdi.
4. Hayvanlarınız hususunda Allah’tan korkunuz.
5. Hz. Muhammed ne kimsenin hakkını yerdi ne de kimseye hakkını yedirirdi.
Güvenilir
.......
Hoşgörü
Hayvan sevgisi
.......
1
2
3
4
5
Adalet
.......
1
.......
Merhamet
.......
Buharî, Edeb, 27.
İbrahim Canan, İslam’da Çevre Sağlığı, s. 103-119.
Buharî, Zebaih, 25.
Nesai, Dahaya, 42.
Müslim, Sayd, 57.
74
3. ÜNİTE
ÜNİTEMİZİ DEĞERLENDİRELİM
A. Aşağıdaki açık uçlu soruları cevaplayınız.
1. Adaletin gerçekleşmesini engelleyen unsurlar nelerdir? Sıralayınız.
2. Peygamberimizin hoşgörüsüne bir örnek veriniz.
3. Peygamberimizin hayvanlara merhametini bir örnekle açıklayınız.
4. Mekkeli müşrikler Hz. Muhammed’in dürüst ve güvenilir olduğunu bildikleri hâlde ona
niçin inanmadılar? Açıklayınız.
B. Aşağıdaki çoktan seçmeli soruların doğru seçeneklerini işaretleyiniz.
1. Peygamberimizin aşağıdaki özelliklerinden hangisi bizim için örnek değildir?
A) İnsanlara değer vermesi
B) Verdiği sözde durması
C) Güvenilir olması
D) Yetim olması
2. “...Verdiğiniz sözü yerine getirin. Çünkü verilen söz sorumluluk gerektirir.”
(İsrâ suresi, 34. ayet.) ayetinde hangi örnek davranışa işaret edilmektedir?
A) Sözünde durmaya
B) Sabırlı olmaya
C) Yardımsever olmaya
D) Zamanı iyi kullanmaya
3. Hz. Muhammed’e niçin “Muhammedü’l- Emin” denilmiştir?
A) Sabırlı olduğu için
B) Dürüst ve güvenilir olduğu için
C) Hoşgörülü olduğu için
D) Kimseyi küçümsemediği için
4. Kur’an-ı Kerim’in önerdiği yardım etme biçiminde aşağıdakilerden hangisi yoktur?
A) Karşılık beklemeden yapılmalıdır.
B) Gösterişten uzak olarak yapılmalıdır.
C) Kimseyi incitmeden yapılmalıdır.
D) Herkese ilan ederek yapılmalıdır.
5. Hz. Peygamberin, “Güneşi sağ elime, ayı da sol elime koysalar yine de yolumdan
dönmem.” sözü onun hangi yönünü göstermez?
A) Cesaret
B) Kararlılık
C) Merhamet
D) İstikrar
6. “Ey Müslümanlar, şayet birinize haksız bir muamelede bulunmuşsam onu
ödemeye hazırım. Kimin hakkı varsa işte şahsım işte malım gelsin alsın.” hadisinden
aşağıdaki sonuçlardan hangisi çıkarılamaz?
A) Müslümanlara örnek olması
B) Söylediğini kendi hayatında uygulaması
C) Müslümanları cesaretlendirmek istemesi D) Kul hakkına verdiği önem
75
HZ. MUHAMMED’İN HAYATINDAN ÖRNEK DAVRANIŞLAR
7. Hz. Peygamber bir gün mescide gittiğinde dua eden ve ilim öğrenen iki grup
insanla karşılaştığında ne yapmıştır?
A) Mescidi terk etmiştir.
B) Dua edenlerin yanına oturmuştur.
C) İlim öğrenenlerin yanına oturmuştur.
D) Mescitten çıkmaları için onları uyarmıştır.
8. “İlim, müminin yitik malıdır. Onu nerede bulursa alsın.”
Hz. Peygamber bu hadiste ilmin hangi yönüne dikkat çekmiştir?
A) İlmin Müslümanlara ait olduğuna
B) İlmin evrenselliğine
C) Sadece dinî ilimlere
D) İlmin sadece Müslümana farz olduğuna
C. Aşağıdaki bilgilerin doğrularını “D”, yanlışlarını “Y” ile işaretleyiniz.
(...) Hz. Muhammed âlemlere rahmet olarak gönderilmiştir.
(...) Başkalarına danışmak, karar verme yeteneğimizi zayıflatır.
(...) Hz. Muhammed geçimini çalışarak sağlamıştır.
(...) İslam, sadece dinî ilimleri öğrenmeyi emreder.
(...) Can taşıyan her varlığa yapılan iyilikte sevap vardır.
(...) Hak edene hakkını vermek adalettir.
76
ÖĞRENME ALANI: KUR’AN VE YORUMU
4. ÜNİTE
KUR’AN’DA AKIL VE BİLGİ
ÜNİTEMİZE HAZIRLANALIM
1. “Taklit ve taassup” kelimelerinin anlamlarını araştırıp öğreniniz.
2. Başkalarını körü körüne taklit etmenin sakıncaları neler olabilir?
Araştırıp edindiğiniz bilgileri defterinize yazınız.
3. Kur’an’ın aklımızı kullanmaya verdiği önemi ifade eden bir ayet
meali bularak defterinize yazınız.
4. Hz. Yusuf ve kıssası hakkında bilgi toplayınız.
77
KUR’AN’DA AKIL VE BİLGİ
1. Aklın Dinî Sorumluluktaki Yeri ve Önemi
Akıl niçin dinde sorumluluğun ön şartıdır?
Akıl, doğru ile yanlışı ayırt edebilme kabiliyetidir. Aynı zamanda her türlü sorumluluğun
da ön şartıdır. Sadece akıl sağlığı yerinde olan kişiler, yaptıklarının sonuçlarını üstlenirler.
İnsanı diğer canlılardan ayıran en önemli özellik, akıllı ve düşünebilen bir varlık olmasıdır.
Ancak akıl düşünebilme ve seçebilme işlevini hiçbir baskı altında kalmadan, özgürce
ve rahatça yerine getirebilmelidir. Aklın özgürce işlevini yerine getiremediği durumlarda
insanlar sorumlu tutulmamıştır.
İslam’a göre akıl sağlığı yerinde olan ve ergenlik çağına gelmiş olan herkes dinin
buyruklarından sorumludur. İnsan, aklı sayesinde yaratıcısının kendisinden ne istediğini
anlayabilir. Bu da insanın okuduğunu iyi anlamasına bağlıdır.
NOT EDELİM
Bu yüzden Kur’an, bütün işlerde
anlayarak hareket etmeyi tavsiye eder. Çünkü insan öğrendiği
ÖĞRENMEK
şeylerin, yaşamı nasıl güzelleşANLAMAK
tirdiğini de fark ediyorsa mutlu
olur.
Akıl, Allah’ın insana verdiği
en büyük nimetlerden biridir.
Aklın dinî sorumluluktaki bir diğer
rolü de öğrenmek ve bilgi sahibi
olmaktır. Aklı olmayan kişi, dini
anlayamaz. Bu nedenle akıl
hastalarının sorumluluğu yoktur.
YAPMAK
AKLINI KULLANMAK
KONUŞALIM
“Allah size işte böylece ayetlerini açıklar ki düşünüp hakikati anlayasınız.”
Ba
Baka
k ra suresi,
sur
uresi,
i, 242.
242
2
42.. ayet.
ayet
ay
et..
Bakara
Yukarıdaki ayet üzerinde konuşunuz.
78
4. ÜNİTE
2. Kur’an Aklımızı Kullanmamızı İster
“Akıl akıldan üstündür.” “Akıl yaşta değil baştadır.”
Yukarıdakilere benzer atasözü, deyim veya cümleler söyleyiniz.
Kur’an-ı Kerim; pek çok ayette, aklınızı kullanmıyor musunuz?, düşünmüyor musunuz?,
hiç düşünmez misiniz?1 gibi ifadelerle insanları düşünmeye teşvik etmiştir.
Kur’an’da yüzlerce ayette aklı kullanmanın ve ilmin önemine vurgu yapılır. Kur’an’ın,
“Ey akıl sahipleri!”2 diye seslenmesi de insanları aklını kullanmaya teşvik etmek içindir.
Kur’an; hayatın anlamı, yaratılışın amacı ve öldükten sonra yeniden diriliş gibi önemli
konularda bilgiler verir. Bu gibi konularda düşünmemizi öğütler. Yüce Allah’ın varlığını
anlamamızı, gücünü kavramımızı ister ve hayatı anlamlandırmamıza katkı sağlar. Ayrıca
Kur’an bize aklımızı kullanmamız ve düşünmemiz gereken geniş bir alan bırakır. Böylelikle
insandan, aklıyla değişen ya da gelişen hayat şartlarına uygun çözümler üretmesini
bekler.
Aklı kullanmak ve düşünerek karar vermek çok önemlidir. İnsan, ancak düşünerek
iyiyle kötüyü ve doğruyla yanlışı birbirinden ayırır. Yararlı ve zararlı olanın farkına varır. Akıl
sayesinde insan, karşılaşacağı güçlüklerle mücadele etmeyi başarır ve kötülüklerden
uzak durur. Ancak düşünen insan her açıdan kendini geliştirir ve bir şeyler üretebilir.
İnsan, aklını kullanarak hayatını kolaylaştırmanın yollarını arayıp bulabilir. Bu nedenle
Allah aklımızı kullanmamızı öğütler.
KONUŞALIM
“Andolsun, biz insanoğlunu şerefli kıldık. Onları karada ve denizde taşıdık.
Kendilerini en güzel ve temiz şeylerden rızıklandırdık ve onları yarattıklarımızın
birçoğundan
ç ğ
üstün kıldık.”
İsrâ suresi, 70. ayet.
Yukarıdaki ayetin vermek istediği mesaj nedir? Arkadaşlarınızla konuşunuz.
1 Bakara suresi, 44 ve 73. ayetler; Al-î imran suresi, 65. ayet.
2 Bakara suresi, 179. ayet.
79
KUR’AN’DA AKIL VE BİLGİ
3. Kur’an Doğru Bilgiye Önem Verir
Doğru bilgiye neden önem vermeliyiz?
Doğru bilgi, insanın doğru sonuçlara varabilmesini sağlar. Gözün görebilmesi için ışığa
ihtiyacı olduğu gibi aklın da doğru düşünüp doğru karar verebilmesi için doğru bilgiye
ihtiyacı vardır. Bu nedenle Kur’an, insanın aklına seslenir ve doğru bilgiye ulaşmasını
ister.
İnsanın doğru bilgiye ihtiyacı vardır. Doğru bilgi sahibi olunca inancımız daha da
güçlenir. Bu sayede Rabb’imize daha çok yaklaşırız.
Bilgi, insanı gerçeğe ulaştırmalıdır. Doğru bilgi; gerçek, güvenilir ve kesin olmalıdır.
Zan ve tahmine dayalı olmamalıdır. Peygamberimiz, “…Fayda vermeyen ilimden
Allah’a sığınırım…”1 demiştir. Bu nedenle bizler de kendimize, doğaya, çevreye ve
bütün insanlığa faydalı olacak bilimsel çalışmalara yönelmeliyiz. İnsanlara ve doğaya
zarar verecek faydasız işlerden de kaçınmalıyız.
İnsanın görmediği; ama merak ettiği çok şey vardır. İnsan, aklıyla niçin yaratıldığını
ve yaratılışının amacını bulmak ister. Ölümden sonraki hayatı merak eder. Bu arayışında
Kur’an, insana doğru bilgiler vererek yardım eder.
Allah, araştırmadan, incelemeden bir haber veya bilgiyi kabul etmeyi hoş karşılamaz.
Aksi hâlde insanın pişman olabileceğini bir ayette şöyle ifade eder: “Ey inananlar,
size fasık (yoldan çıkmış) bir adam bir haber getirirse onun doğruluğunu araştırın.
Yoksa bilmeyerek bir topluluğa karşı kötülük edersiniz de sonra yaptığınıza pişman
olursunuz.”2
NOT EDELİM
Hz. Ali şöyle buyurmuştur:
“Kur’an’ı öğrenin, çünkü o sözlerin en güzelidir. Onda anlayışınızı derinleştirip kavrayışınızı genişletin. Çünkü o kalplerin baharıdır, nuruyla şifa bulun, zira
o gönüllerin şifasıdır. Onu en güzel okuyuşla okuyun...”
Nehcü’l-Belâğa, 110. Hutbeden.
1 Müslim, Sahih, C 11, s. 58.
2 Hucurât suresi, 6. ayet.
80
4. ÜNİTE
YAZALIM
Kur’an’ın doğru bilgiye önem vermesinin nedenlerini maddeler hâlinde
yazınız.
•
İnsanın doğru davranışlara sahip olmasını sağlamak
•
………………………………………………
•
………………………………………………
Bilgi, bilimin ham maddesidir. Bilim ise Allah’ın tabiata koyduğu genel yasalara
ulaşmayı amaçlayan bir faaliyettir. Bilimin keşifleri dinin değerleriyle birleşerek insanlara
faydalı hâle gelir. Bu nedenle bizler doğru bilgiye önem vermeliyiz. Okumalı, araştırmalı
ve kendimizi geliştirmeliyiz.
4. Kur’an’da Bilgi Edinme Yolları
Dinimiz hakkında bilgi sahibi olmak için hangi kaynaklara başvurursunuz?
Kur’an’da bilginin kaynakları; duyu organları, akıl ve vahiy olarak belirtilir. Kur’an,
bunlarla elde edilen bilgileri akılla değerlendirmeyi esas alır.
Duyu organları, insan için çok önemlidir. İnsan; görme, duyma, tatma, koklama,
dokunma gibi duyularıyla bilgi edinir.
Kur’an’da sayılan en önemli duyu organlarından biri işitme duyusudur. İşitmekten
amaç, iyi dinlemek ve dinlediğini anlamaktır. Aynı zamanda, görme duyusu da akla
malzeme taşır. Ayrıca bakmak ve baktığını görmek de önemlidir. “Göğe bakmıyorlar
mı nasıl yükseltilmiştir? Dağlara bakmıyorlar mı, nasıl yükseltilmişlerdir? Yeryüzüne
bakmıyorlar mı, nasıl yayılmıştır?”1 ayeti, insanı duyu organlarını iyi kullanması gerektiği
konusunda teşvik eder.
BİLGİ KUTUSU
1 Gâşiye suresi, 18-20. ayetler.
81
KUR’AN’DA AKIL VE BİLGİ
İnsan; gördükleri üzerinde düşünen bir varlıktır. Düşündüklerinden yeni fikirler üretebilir ve
bunları da yazılı ya da sözlü olarak ifade edebilir. Bundan dolayı insan yaptıklarından ve
söylediklerinden sorumlu tutulmuştur.
Kur’an’da akılla duyular arasında sıkı bir ilişki olduğu belirtilir ve insanın sahip olduğu kabiliyetleri ve duyularını iyi kullanması istenir. Allah, duyu organlarını kullanma sorumluluğunu
şöyle dile getirir: “Hakkında kesin bilgi sahibi olmadığın şeyin peşine düşme. Çünkü
kulak, göz ve kalp, bunların hepsi ondan sorumludur.”1
İnsan, sahip olduğu bilgilerin önemli bir kısmını gözlemle elde eder. Bu nedenle
Kur’an, insanın çevresinde olup bitenlerle ilgili olarak gözlem yapmasını ve düşünmesini ister. Bu konu bir ayette şöyle ifade edilir: “Şüphesiz göklerin ve yerin yaratılmasında, gece ile gündüzün birbiri peşinden gelmesinde, insanlara fayda veren şeylerle
yüklü olarak denizde yüzüp giden gemilerde, Allah’ın gökten indirip de ölü hâldeki
toprağı canlandırdığı suda, yeryüzünde her çeşit canlıyı yaymasında, rüzgârları ve
yer ile gök arasında emre hazır bekleyen bulutları yönlendirmesinde düşünen bir
toplum için (Allah’ın varlığını ve birliğini ispatlayan) birçok deliller vardır.”2
Akıl, duyularla elde edilen bilgileri değerlendirir. Olaylar arasında bağlantılar kurar.
Ulaştığı sonuçlardan yeni bilgiler üretir.
Aklını kullanmak, gerçeği bulmanın yollarından biridir. Kur’an’da bu durum şöyle
anlatılır: “Ey iman edenler! Allah’a ve Resulüne itaat edin ve (Kur’an’ı) dinlediğiniz
hâlde ondan yüz çevirmeyin. İşitmedikleri hâlde, ‘İşittik.’ diyenler gibi de olmayın.
Şüphesiz, yeryüzünde yürüyen canlıların Allah katında en kötüsü, akıllarını kullanmayan (gerçeği görmeyen) sağırlar ve dilsizlerdir.”3
Vahiy, doğru bilgi kaynaklarının başında gelir. Yüce Allah’ın varlığı, birliği, peygamberlerin gönderiliş amaçları, onların hayatları,
kutsal kitaplar ve ahiret hayatı gibi dinimizin inanç esasları hakkında bilgiler verir. Evrenin yaratılışı hakkında açıklamalarda
bulunur. İnsanların mutlu, huzurlu ve barış içinde yaşamaları
konusunda onlara çeşitli öğütlerde bulunur. İyi ve kötü davranışlar hakkında örnekler vererek insanları aydınlatır.
Akıl ve vahiy, insanın doğru bilgi kaynaklarındandır.
Dinin hükümleriyle aklın hükümleri birbirini destekler.
Kur’an’ın getirdiği ilkeler, akla uygundur. Çünkü aklı
yaratan da vahyi gönderen de Allah’tır.
Bilgiye; aklımız, duyu organlarımız ve vahiy
aracılığıyla ulaşırız. Duyu organlarımızla gözlem
yaparız ve aklımızla doğru ile yanlışı birbirinden
ayırırız. Aklımızı kullanarak Kur’an’ı daha iyi anlarız.
Rabb’imizi tanır ve bizim için yarattığı şeylerin farkına daha iyi varırız.
1 İsrâ suresi, 36. ayet.
2 Bakara suresi, 164. ayet.
3 Enfâl suresi, 20-22. ayetler.
82
4. ÜNİTE
BELİRTELİM
“Üsttleri
“Üstlerinde
“Ü
rind
nde kanatlarını
kana
ka
na
atl
tla
arın
arın
ar
ınıı aça-kapata
aç
ça-ka
kapa
p ta
pa
t
uça
uçan
çan
n ku
kuşl
kuşları
şlar
arıı (h
(hiç
(hiç)
iç)) gö
görmediörm
med
diOnları
(havada)
rahman
olan
Allah’tan
başkası
tutmuyor…”
ler
le
r mi
mi?
? On
Onla
ları (ha
havad
da) ra
da)
ahm
man
an o
lan Al
lan
Alla
lah’
h’ta
h’
tan
ta
n ba
başk
ş as
şk
asıı tu
tutm
tmuy
tm
uyo
uy
or…”
or…”
or
”
Mülk
M
Mü
lk ssuresi,
ur
ure
resi, 19.
1 ayet.
aye
yet.
t
t.
“Şüphesiz
göklerin
“Ş
Şüp
phesi
he
esi
siz gökl
klerin
in ve yerin
n yaratılışında,
yaratılışınd
nd
da, gece
gec
g
e e ile gündüzün
ec
günd
gü
ndüz
nd
üz
zün
ün art
artt
gelişinde
akıl
arda ge
elişinde akı
k l sahipleri için gerçekten açık ibretler
er (ayetler)
(ay
ayet
ettle
ler)
r))
vardır.”
Âl-i İmrân suresi, 190. ayet.
Yukarıdaki ayetlerde anlatılmak istenen ortak noktayı
belirtiniz.
5. Bilgi, Taassubu Önler
“Karganın biri seke seke yürüyen güzel bir keklik görmüş. Kekliğin güzelliğine ve alımlı yürüyüşüne hayran olmuş. Kekliği sürekli izlemeye başlamış.
Tek gayesi keklik gibi olmakmış. Keklik bu durumdan rahatsız olmaya başlamış ve ‘Ne kadar benzerse benzesin, hiçbir şey aslı gibi gerçek olamaz. Çaban
boşunadır. Bu durumdan vazgeç.’ demiş. Fakat karga bir türlü vazgeçmemiş
ama keklik gibi yürümeyi de öğrenememiş. Zavallı karga kendi yürüyüşünü
de unutmuş. Herkese karşı gülünç duruma düşmüş.”
Beydaba, Kelile ve Dimne, s. 263-264.
(Özetlenmiştir.)
Yukarıdaki kıssanın ana fikri nedir?
Taassup; bir fikre veya inanışa körü körüne aşırı derecede bağlanıp ondan başkasını
düşünememe durumudur. Buna bağnazlık da denir. Dinimiz bizlere bağnazlıktan
kaçınmamızı emretmiştir.
Bilgi, taassubu önler. Kur’an’a göre taassuptan kurtulmanın yolu, aklı kullanmaktır.
Ancak doğru bilgiler, insanı bağnazlıktan kurtarır. Kur’an, insanın ahlakını bozan ve insanı
küçük düşüren her türlü bağımlılık ve kötü etkiden onu kurtarmayı hedefler.
83
KUR’AN’DA AKIL VE BİLGİ
DOLDURALIM
Taassup sahibi kişiler, körü körüne başkalarını taklit ederler. Taklit etmek, eğer belli
bir bilgi ve bilinçten yoksunsa insana zarar verir. Taklit, bilgi düzeyi yetersiz insanların,
kendileri bir şey üretemedikleri için başkalarının etkisi altında kalmalarına yol açar.
Kolaycılık ve tembelliğe götürür. İnatçılık, aşırı taraftarlık, başkalarına karşı üstünlük ve
farklı görüşlere tahammülsüzlük gibi olumsuzluklara yol açabilir. Taassup, doğru-yanlış
demeden sadece kendi menfaatini düşünmektir. Taassupkâr insan, neye bağımlıysa
ondan başkasını görmeyendir.
Taassubun bir nedeni insanların atalarından gördükleri her şeyi olduğu gibi kabul
etmeleridir. Atalarına saygı duymak, insan için bir fazilettir. İnsan, atalarının tecrübelerden
ve tarihten ders almalıdır. Ancak onların görüşlerini bütünüyle kabullenip taklit etmemelidir.
Onların doğrularına sahip çıkmalı ama yanlışlarını da görerek reddetmelidir.
YAZALIM
“…Bizim yolumuza uyun, sizin günahlarınızı biz yüklenelim, derler. Hâlbuki
onların hiçbir günahını yüklenecek değillerdir…”
Ankebût suresi, 12. ayet.
Kötü arkadaş edinerek kötü şeyler yapmanın nelere yol açabileceğini yukarıdaki ayeti dikkate alarak bir paragraf yazınız.
84
4. ÜNİTE
Allah, körü körüne bir fikri ya da kişiyi izlemeyi doğru bulmaz. İslam dinine göre insan,
aklını kullanarak, düşünerek bilinçli bir şekilde davranmalı ve taklitten kaçınmalıdır.
Kur’an’da körü körüne atalarını taklit edenler ve batıl inançlara yönelenler bir ayette
şöyle uyarılır: “Onlara, ‘Allah’ın indirdiğine uyun.’ denildiği zaman onlar, ‘Hayır! Biz
atalarımızı üzerinde bulduğumuz yola uyarız.’ derler. Ya ataları bir şey anlamamış,
doğruyu da bulamamışlarsa?”1 Buna göre insan, güzel ve doğru olanı örnek almalı
ama bilinçsizce taklit etmemelidir.
Taassup, insanı bilgiden uzaklaştırır, araştırma yapmaktan alıkoyar. Ön yargılı olmasına
neden olur. Taassup, bilgisizlikten kaynaklanır. Bilgi olmayınca cahillik öne çıkar. Allah,
gerçek karşısında insanın kendi kötü arzularına uymasını doğru bulmaz ve insanları
bilgisizliğin ve bağnazlığın yol açacağı sapmalardan uzak durmaya çağırır.
İnsanın yaptığı işlerde doğru yanlış demeden akla, fikre ve muhakemeye başvurmaması
onu taassuba düşürür. İnsan, kendini haklı çıkarmak adına, yanlış bir şeye bile bile doğru
dememelidir. Konuyla ilgili olarak Kur’an’da şöyle buyrulur: “Onlar bir kötülük yaptıkları
zaman, ‘Babalarımızı bu yolda bulduk. Allah da bize bunu emretti.’ derler. De ki:
Allah kötülüğü emretmez. Allah’a karşı bilmediğiniz şeyleri mi söylüyorsunuz?”2
İslam, düşünmenin önündeki tüm engelleri kaldırmış, düşünmeyi ve düşündüğünü
ifade etmeyi teşvik etmiştir. Düşünmeyi engellemek, insanın yaratılış amacına aykırıdır.
İnsanın farklı fikirlere de ihtiyacı vardır.
Düşünce ve ifade özgürlüğünün olmadığı yerde ise gelişme ve ilerleme olamaz.
İnsan, düşüncelerini özgürce açıklayamıyorsa ya da açıkladığında tepkiyle karşılaşıyorsa
orada taassup var demektir. Bu da toplumun ilerlemesine engel olur. Kur’an’da bu
değişime ve yeniliğe karşı çıkan bağnazlıktan şöyle söz edilir: “Andolsun biz bu Kur’an’da
insanlara her çeşit misali getirip anlattık. Onlara bir ayet getirdiğin zaman inkâr
edenler, “Siz (geleneklerimizi) iptal edenlerden başka bir şey değilsiniz.’ derler.”3
BULALIM
Kur’an mealinden aşağıdaki
ayetlerin ortak noktalarını bulup
bu ayetlerde anlatılmak istenen
ortak düşünceyi belirtiniz.
•
Bakara
Bak
Ba
Baka
ka
ar
ra
a suresi,
su
ur
ressi,
res
i, 170.
17
70
0. ayet.
aye
ay
ett.
•
Mâide
Mâ
M
âid
de suresi,
ssu
ure
resi
resi
si, 104.
10
04.
4. ayet.
ay
ye
ett..
•
Yûnus
Yûnu
Yû
nus suresi,
ssu
u
ur
re
r
essii, 108.
108
10
8.. ayet.
ay
ye
ett..
1 Ba
Bakara
Bakara
kar
kar
ka
ara suresi,
sure
urre
u
resi,
ssii 170.
17
170.
0. ayet.
aye
aye
yett..
2 A’râf
A râf
A’
â suresi,
su
uresi 28.
28 ayet.
ayet
3 Rûm suresi, 58. ayet.
85
KUR’AN’DA AKIL VE BİLGİ
YORUMLAYALIM
“Akıl gibi zenginlik, bilgisizlik gibi yoksulluk, edep gibi miras, danışmak gibi
dayanak olamaz.”
Hz. Ali
Nehcü’l-Belâğa, s. 413.
“ İlimden gidilmeyen yolun sonu karanlıktır.”
Hacı Bektaş Veli
Makâlât, s. 68-71.
“H
Her k
kim
imse
se k
kii on
onda
da ilim
iili
lim
m yoktur,
yokt
yo
ktur
ur, suyu
suyu o
olm
lmay
ayan
an şşeh
ehir
ir g
gib
ibid
idir
ir..”
“Her
kimse
olmayan
şehir
gibidir..”
Hacı Bektaş Veli
Kitabü’l-Fevaid, s. 36.
Yukarıdaki sözleri ilim ve aklın önemi açısından yorumlayınız.
Atatürk, hoşgörüye önem vermiş ve taassuba karşı çıkmıştır.
Atatürk
çıkmıştır Hoşgörünün toplumda
yaygınlaştırılmasını istemiş, bunun için çalışmıştır. Bir sözünde, “Taassup cahilliğe dayanır.
Bundan dolayı taassupkâr olan cahildir. İlim mutlaka cahilliği yener. O hâlde halkı
aydınlatmak lazımdır.”1 demiştir. Bu sözüyle o, toplumda taassubun yok edilmesi için
insanların iyi eğitilmesi gerektiğini vurgulamıştır.
Atatürk, taassuptan uzak durma konusunda şöyle demiştir: “Vatandaşının veya
herhangi bir insanın vicdani inanışlarına karşı, hiçbir kin duymayan, aksine saygı
gösteren kimsede taassupsuzluk vardır. Hiç olmazsa, başkalarının, kendininkine uymayan
inanışlarını bilmezlikten, duymazlıktan gelir. Taassupsuzluk budur.”2 demiştir.
Atatürk, sadece taassuba karşı olmakla yetinmemiş, aynı zamanda düşünce
özgürlüğünü, insanların fikirlerini serbestçe ifade edebilmelerini savunmuştur. Bu konu
ile ilgili bir sözünde şöyle demiştir: “Şüphesiz, düşüncelerin, inanışların başka başka
olmasından şüphe etmemek gerekir. Çünkü bütün fikirler ve inançlar bir noktada
birleştiği takdirde bu, hareketsizlik belirtisidir, ölüm işaretidir.”3 Böylece o başkalarına zarar
vermediği sürece herkese düşünce hürriyeti tanınması, özgürlük alanının genişletilmesi
gerektiğine işaret etmiştir.
Atatürk, bir sözünde, “Din ve mezhep herkesin vicdanına kalmış bir iştir. Hiçbir kimse
hiçbir kimseyi, ne bir din, ne de bir mezhebi kabul etmeye zorlayabilir. Din ve mezhep
hiçbir zaman politika aleti olarak kullanılamaz.”4 demiştir. Atatürk bu sözüyle her türlü
taassubun ve din istismarının karşısında olduğunu belirtmiştir.
1 Atatürkçülük, C 3, s. 111.
2 Atatürkçülük, C 1, s. 383.
3 Atatürkçülük, C 1, s. 385.
4 Atatürkçülük, C 1, s. 111.
86
4. ÜNİTE
Cumhuriyetimizin kurucusu Atatürk, İslam dinine önem veren bir liderdi. O, yaptığı
pek çok konuşmada dinimizden, Kur’an’dan, Peygamberimizden övgüyle söz etmiştir.
Örneğin Atatürk, Peygamberimize duyduğu sevgi ve hayranlığı bir sözünde şöyle
belirtmiştir: “Allah birdir. Şanı büyüktür… Peygamberimiz Efendimiz hazretleri, Allah
tarafından insanlara dinî gerçekleri duyurmaya memur ve elçi seçilmiştir. Bunun
temel esası hepimizce bilinmektedir ki Yüce Kur’an’daki anlamı açık olan ayetlerdir.
İnsanlara feyiz ruhu vermiş olan dinimiz, son dindir. En mükemmel dindir….”1 Atatürk,
Peygamberimizle ilgili bir sözünde de “O (Hz. Muhammed), Allah’ın birinci ve en büyük
kuludur. Onun izinde bugün milyonlarca insan yürüyor. Benim, senin adın silinir, fakat
sonuca kadar o, ölümsüzdür.”2 Onun bu konu ile ilgili başka bir sözü de şöyledir: “Türk milleti
daha dindar olmalıdır, yani bütün sadeliğiyle dindar olmalıdır demek istiyorum. Dinime
bizzat gerçeğe nasıl inanıyorsam ona da
öyle inanıyorum. Bilince ters, ilerlemeye
NOT EDELİM
N
engel bir şey kapsamıyor…”3
• Ta
Taassup
Taas
assu
sup
p bilgisizce
bilg
bi
lgis
isiz
izce
ce taklittir.
ttak
akli
litt
ttir
ir.
Ayrıca Türkiye Cumhuriyeti
• Taassup ön yargıdır.
Anayasası’nın 25 ve 26. maddelerinde,
• Taassup körü körüne bağlılıktır.
“ Herkes düşünce ve kanaat hürriyetine
sahiptir. Her ne sebep ve amaçla olursa
olsun kimse, düşünce ve kanaatlerini
atleri sebebiyle kınanamaz ve suçlanaaçıklamaya zorlanamaz; düşünce ve kanaatleri
maz. Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına
veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir…” denilerek düşünce hürriyeti
kanunla güvence altına alınmıştır. Bu durum aynı zamanda düşünce hürriyetinin cumhuriyet yönetimiyle güvence altına alındığını ortaya koymaktadır.
Her türlü taassuptan uzak durmalıyız. Kendimizi yeterli görerek doğruyu aramaktan
vazgeçmemeliyiz. Tartışmaya açık olmalı ve başka düşüncelere de saygı duymalıyız.
Kendi görüşlerimizi her zaman doğru, başkalarınınkini ise sürekli yanlış görmekten kaçınmalıyız. Körü körüne bir şeyi taklitten uzak
durmalıyız. Aklımıza sormayı ve vicdanımıza danışmayı ihmal etmemeliyiz. Ahlaklı, onurlu, kendine
güvenen, gelişmeye açık
ve erdemli bir insan olmaya çalışmalıyız.
1 Atatürkçülük, C 1, s. 455.
2 Atatürkçülük, C 1, s. 455.
3 Atatürkçülük, C 1, s. 457.
87
KUR’AN’DA AKIL VE BİLGİ
6. Sevgi ve Merhamet Örneği: Hz. Yusuf
Hz. Yusuf hakkında neler biliyorsunuz?
Hz. Yusuf, Kur’an’da adı geçen peygamberlerdendir. Yakup Peygamberin on iki oğlundan
biridir. Dünyalar güzeli bir çocuk olan Hz. Yusuf’u babası çok seviyordu.
Hz. Yusuf, bir gece rüyasında on bir yıldız, güneş ve ayın kendisine secde ettiklerini gördü.
Bu rüyayı babasına anlattı. Hz. Yakup, rüyadan çok etkilendi. Hz. Yusuf’un ileride önemli bir kişi
olacağını anladı. Ona, rüyasını kardeşlerine anlatmamasını tembihledi. Çünkü kardeşlerinin Hz.
Yusuf’u kıskanmalarından endişe ediyordu.
Kardeşleri bir süre sonra Yusuf’un rüyasını öğrendiler. Bundan dolayı kardeşleri Hz. Yusuf’u kıskandılar. Sonunda aralarında anlaşıp Yusuf’tan kurtulmaya karar verdiler. Gezip eğlenmek bahanesiyle babalarından izin alarak Hz. Yusuf’u kırlara götürdüler. Onu bir kuyuya attılar. Gömleğine
de avladıkları bir hayvanın kanını sürerek, “Yusuf’u kurt kaptı.” diye babalarına yalan söylediler.
Kuyunun yanından geçmekte olan bir kervanın yolcuları, Yusuf’u kuyudan kurtarıp Mısır’a
götürdüler ve onu Mısır vezirine köle olarak sattılar.
Hz. Yusuf, kendisine atılan bir iftiradan dolayı hapsedildi
NOT EDELİM
N
ve uzun yıllar hapiste kaldı. Allah, ona rüyaları yorumlamaKur’an’da
Ku
ur’an’da yer alan
sını öğretti. Hapiste arkadaşlarının rüyalarını yorumluyordu.
Yorumladığı rüyalar doğru çıkıyordu. Allah onu, insanları
surelerden biri Yûsuf
doğruya ve güzele çağırması için peygamber olarak gösuresidir Tamamı
suresidir.
revlendirdi.
111 ayet olan bu
surede Hz. Yusuf’un
Mısır hükümdarı, bir gece
hayatı anlatılmıştır.
rüyasında yedi zayıf ineğin
Yusuf’un hayat
yedi besili ineği yediğini ve
hikâyesi, Kur’an-ı
yedi yeşil başağın yanında
Kerim’de “kıssalaKe
rın en
rı
rın
en güzeli”
g
güz
ü eli”
üz
” olarak
nitelendirilmiştir.
nite
te
elend
lend
le
n ir
iril
ilmiştir.
88
4. ÜNİTE
BİLGİ KUTUSU
“Rabb’im! Bana hükümranlık verdin ve bana olayların yorumunu öğrettin. Ey
göklerin ve yerin yaratıcısı! Dünyada ve ahirette benim yanımda yakınımda olan,
beni koruyup destekleyen sensin. Bana hayatımı Müslüman olarak tamamlamayı
nasip et ve beni iyi insanların arasına kat.”
Yûsuf suresi, 101. ayet.
yedi kurumuş başak olduğunu gördü. Bu rüyasının yorumlanmasını istedi. Fakat yanındaki
danışmanların yaptıkları yorumları mantıklı bulmadı. Daha önce Hz. Yusuf ile hapiste yatan
arkadaşı krala bu rüyanın yorumunu öğrenip gelebileceğini söyledi. Ardından Hz. Yusuf’la
konuşarak öğrendiği yorumu krala anlattı.1 Hz. Yusuf, yedi yıl bolluk olacağını, peşinden
gelen yedi yılın ise kıtlıkla geçeceğini söyledi. Hükümdar, Hz. Yusuf’un bu yorumunu mantıklı
buldu ve çözüm önerilerini sordu. Hz. Yusuf da önerilerini söyledi. Bunun üzerine hükümdar,
Hz. Yusuf’u hapisten çıkararak devlet hazinesinin sorumluluğunu ona verdi. Yusuf bolluk
yıllarında ürünlerin bir kısmını depolara koydurdu. Kıtlık yılları gelince depolardaki ürünleri
halka dağıtmaya başladı.
BELİRTELİM
Yusuf’um
f’
Ben bir Yakup idim kendi hâlimde
Mevla ismi vardır benim dilimde
Yitirdim Yusuf’u Kenan ilinde
Ağlar Yakup ağlar Yusuf’um diye
Bir derdi bulsam da derdime yansam
Yandım hasretine bağrım dağlasam
Yusuf’um cemalin bir dahi görsem
Ağlar Yakup ağlar Yusuf’um diye
Yusuf
f ’u götürüp b
ilmem nettiler
Yusuf’u
bilmem
Y
usuf’
f’un gö
ömlleği
ğinii all kan
kan ettiler
etti
ttiller
Yusuf’un
gömleğini
Kurtlar yemiş
y mişş diye
ye
y bühtan ettiler
Ağlar Yakup ağlar Yusuf’um diye
Derviş Yunus bunu böyle söyledi
İİnip
niip aşkın
aşkın
k deryasını
d
b
boyllad
dı
boyladı
Kul iken Mısır’a sultan ey
yledi
eyledi
Ağlar Yakup ağlar Yusuf’um diye
Yunus Emre
Şiirde Hz. Yusuf’un hayatının hangi aşamalarından söz edilmiştir? Belirtiniz.
1 Yusuf
Y f Suresi
S
i 45-50.
45 50 ayetler.
tl
89
KUR’AN’DA AKIL VE BİLGİ
Aynı kıtlık, Hz. Yusuf’un ailesinin ülkesi olan Kenan (Filistin) diyarında da yaşandı. Yusuf’un
kardeşleri de yiyecek almak için birkaç kez Kenan ülkesinden Mısır’a geldiler. Hz. Yusuf,
sonunda kardeşlerine kendini tanıttı ve onları affettiğini belirterek, “Bugün kınanacak
değilsiniz, Allah sizi affetsin. O, merhametlilerin en merhametlisidir.”1 dedi.
Yusuf Peygamber, babası, annesi ve kardeşlerinin tamamını Mısır’a davet etti.
Ailesi, Mısır’a vardığında Hz. Yusuf anne ve babasını tahta oturttu. Diğer on bir kardeşi
ise Hz. Yusuf’a saygılarını gösterdiler. O zaman Hz. Yusuf, “…Babacığım, işte bu
daha önce gördüğüm rüyanın gerçekleşmesidir.
Rabb’im onu gerçekleştirdi.
Şeytan benimle kardeşlerimin arasını bozdu. Sonra, beni hapisten çıkaran,
sizi çölden getiren Rabb’im, bana pek çok iyiliklerde bulundu...”2 dedi.
Yusuf Peygamber, uzun yıllar Mısır’da insanları adaletle yönetti. Onlara peygamberlik ve
rehberlik yaptı. Hep iyiliğe ve güzelliğe çağırdı.
Yusuf Peygamberin hayat hikâyesi hakkında Allah söyle buyurmuştur: “Andolsun, Yusuf
ve kardeşlerin(in kıssaların)da, (hakikati arayıp) soranlar için ibretler vardır.” 3
KISSADAN ANLADIKLARIMIZ
1 Yûsuf
YYû
û f suresi,i 92.
92 ayet.t
92
2 Yûsuf suresi, 100. ayet.
3 Yûsuf suresi, 7. ayet.
90
4. ÜNİTE
ÜNİTEMİZİ DEĞERLENDİRELİM
A. Aşağıdaki açık uçlu soruları cevaplayınız.
1. İnsanın düşünen bir varlık olması, kendisine ne gibi üstünlükler kazandırır? Açıklayınız.
2. Allah varlıklar arasında niçin insanı sorumlu tutmuştur? Belirtiniz.
3. Akıl niçin dinî sorumluluğun ön şartı kabul edilmiştir? Açıklayınız.
4. Bilgisiz taklit niçin zararlıdır? Açıklayınız.
B. Aşağıdaki çoktan seçmeli soruların doğru seçeneklerini işaretleyiniz.
1. Kur’an, insana sorumluluk ve mükellefiyeti hangi çağında yüklemiştir?
A) Yaşlılık
B) Çocukluk
C) Ergenlik
D) Bebeklik
2. Aşağıdakilerden hangisi aklın işlevlerinden biri değildir?
A) Düşünmek
B) İyiyi kötüden ayırmak
C) Tercihte bulunmak
D) Duymak
3. Aşağıdaki atasözlerinden hangisi diğerlerinden farklıdır?
A) Akıl akıldan üstündür.
B) Akıl yaşta değil baştadır.
C) Akılsız başın cezasını ayaklar çeker.
D) Akla karayı seçmek.
4. Aşağıdakilerden hangisi konu yönüyle diğerlerinden farklıdır?
A) “...De ki: Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?..” (Zümer suresi, 9.ayet.)
B) “Biz her şeyi bir ölçüye göre yarattık.” (Kamer suresi, 49. ayet.)
C) “İlim öğrenmek kadın erkek her Müslümana farzdır.” (İbn Mace, Mukaddime, 17.)
D) “Bana bir harf öğretenin kölesi olurum.” (Hz. Ali)
5. İslam dinine göre aşağıdakilerden hangisi bilgi kaynaklarından biri değildir?
A) Rüyalar
B) Kur’an-ı Kerim
C) Duyular
91
D) Akıl
KUR’AN’DA AKIL VE BİLGİ
C. Aşağıda Hz. Yusuf’la ilgili olaylar verilmiştir. Bunları oluş sırasına göre sıralayınız.
(…) Hz. Yusuf uzun yıllar Mısır’da insanları adaletle yönetti.
(…) Mısır hükümdarı, Hz. Yusuf’a devlet hazinesinin sorumluluğunu verdi.
(1 ) Hz. Yusuf bir gece rüyasında on bir yıldızın, güneş ve ayın kendisine secde ettiklerini
gördü.
(…) Kuyunun yanından geçmekte olan bir kervanın yolcuları Hz. Yusuf’u kuyudan
kurtardı.
(…) Mısır hükümdarı bir gece rüyasında yedi zayıf ineğin yedi besili ineği yediğini ve yedi
yeşil başağın yanında yedi kurumuş başağın olduğunu gördü.
(…) Kardeşleri bir süre sonra Hz. Yusuf’un rüyasını öğrendiler.
(…) Hz. Yusuf Mısır hükümdarının rüyasını yorumladı.
(…) Hz. Yusuf’u alıp kırlara götürdüler ve onu bir kuyuya attılar.
92
ÖĞRENME ALANI: AHLAK
5. ÜNİTE
İSLAM DİNİNE GÖRE KÖTÜ ALIŞKANLIKLAR
ÜNİTEMİZE HAZIRLANALIM
1. Alkollü içecekler ve uyuşturucu maddelerin sağlık açısından zararlarını
araştırınız.
2. Kötü alışkanlıkların başlama sebebi neler olabilir? Büyüklerinizle konuşunuz.
3. Kul hakkı kavramının ne anlama geldiğini araştırınız.
4. Sigaranın sağlığımız açısından zararlarını Yeşilay Derneğinin internetteki
www.yesilay.org.tr sitesinden inceleyiniz.
5. Kumara alışma yollarından biri de şans oyunlarıdır. Niçin? Görüşlerinizi yazınız.
93
İSLAM DİNİNE GÖRE KÖTÜ ALIŞKANLIKLAR
1. Alkollü İçki İçmek ve Uyuşturucu Kullanmak
“İçki, bütün kötülüklerin anasıdır.”
Suyuti, el-Camiu’s-Sağir, C 1, s. 26
Yukarıdaki hadiste anlatılmak istenen nedir?
Alkollü içki ve uyuşturucu, insanın aklını ve iradesini kullanmasını engelleyen ve bağımlılığa
yol açan zararlı maddelerdir.
İslam; aklı, canı, nesli, malı ve dini korumayı esas almış, bu değerlere herhangi bir şekilde
zarar verilmesini de yasaklamıştır. Bu değerlere zarar veren davranışların başında da alkollü
içkiler ve uyuşturucu maddeler gelmektedir.
Alkol ve uyuşturucu maddeler, beyin ve merkezî sinir sistemini etkileyerek insanın karar
verme yeteneğini olumsuz yönde etkiler. İnsanın iradesini zayıflatır. Aklını kullanarak doğru
karar vermesine ve sorumluluklarını yerine getirmesine engel olur. İçki ve uyuşturucu,
bireyin aile huzurunu, sosyal ve mesleki hayatını olumsuz yönde
nayet, trafik kazaları, kırgınlık, dargınlık ve aile
etkiler. Ayrıca hırsızlık, cinayet,
n olabilir. Bu nedenle Yüce Allah Kur’an’da,
içi geçimsizliklere neden
nizi tehlikeye atmayın...”1 buyurmaktadır.
“…Kendi elinizle kendinizi
İnsan elindeki imkânlarıı kendisini tehlikeye götürecek şekilde ve
alıdır. Peygamberimiz, “Hastalık gelmeden
sorumsuzca kullanmamalıdır.
önce sağlığın, ihtiyarlıkk gelmeden önce gençliğin ve ölüm
atın değerini bilin…”2 buyurarak
gelmeden önce hayatın
manet olarak verildiğini belirtmiş,
bedenimizin bize emanet
erek onu korumamızı istemiştir.
sağlığımızın değerini bilerek
BİLGİ KUTUSU
U
Anayasa’nın
yasa nın
58
58.
maddesinde,
ma
add
ddes
esiin
es
inde
ind
de, “Devlet,
de,
“D
Dev
evlle
let,
t,
gençleri
alkol
düşküngenç
ge
nç
çle
lerii a
alk
lkoll d
dü
üşkü
üşkü
kün
nnlüğünden,
uyuşturucu
lü
üğü
ğünd
nd
den
en, uy
yuşşturu
ucu
cu
maddelerden,
suçluluk,
m
madd
addelerden,
l
, ssuç
uçlu
lulu
lu
uk,
kumar
kötü
ku
umar ve benzeri köt
tü
alışkanlıklardan
cea
lışkanlıklardan ve ce
eiçin
haletten korumak iç
çin
gerekli tedbirleri alır.”
alır
r.”
denilmektedir.
1 Bakar
Bakara
a a suresi,
suresi,
sure
si, 195.
19 ayet.
aye
y t.
2 Buharî, Tecrid-i Sarih Tercümesi, C 12, s. 176.
94
5. ÜNİTE
PAYLAŞALIM
Sınıfınızda
Sı
S
ınıfı
ını
nıfıını
nızd
zd
da dört
dör
rtt grup
g
gr
rup
ru
up oluşturunuz.
oluş
ol
luşştu
turu
ru
unu
nuz
nu
uz.
grup,
alkollü
maddelerin
akıl
yönünden
zararlarını,
1. g
rup,
ru
p a
p,
lkol
lk
o lü
ol
l içeceklerin
iiçe
ç ce
ekl
kler
erin
er
in ve
ve uyuşturucu
uy
yuş
uştu
t ru
r cu
c m
ad
adde
dde
d lerin
n ak
kııll ssağlığı
ağ
ğlığı
ğ y
ğı
önün
ön
ünd
de zara
den
rarlarını,
l
,
2. grup, beden sağlığı yönünden zararlarını,
3. grup, topluma yönelik zararlarını,
zararlarını
4. grup, ekonomik
k
ik yönden
d
l
araştırsın.
Ulaştığınız bilgileri sınıfta arkadaşlarınızla paylaşınız.
Sosyal bir varlık olan insanın çevresi ile uyum içinde olması, akıl ve zihin sağlığı ile
mümkündür. Alkol ve uyuşturucu madde kullanımı çevrenin etkisi, merak ya da özenti
ile başlar. Bu gibi zararlı maddeleri bir kere veya az da olsa tatmak, ilerde önü alınmaz
alışkanlıklara neden olabilir. Peygamberimiz, “Her sarhoş edici haramdır. Çoğu içildiği
zaman sarhoş eden şeyin azının içilmesi de haramdır.”1 buyurmuştur.
Alkol ve uyuşturucu bazen yalnızlıktan kurtulmanın veya sorunlardan kaçmanın bir
aracıymış gibi algılanır. Ancak, bu maddeleri kullanmak insanın gerçekte hiçbir sorununu
çözmez. Mevcut sorunların çözümünü zorlaştırır. Hatta daha büyük sorunların ortaya
çıkmasına yol açar.
Zararlı alışkanlıklardan biri de sigara içmektir. Dünya Sağlık Örgütü istatistiklerine göre
dünyada ölüme yol açan nedenler arasında sigara içmek ilk sırayı almaktadır.
Sigarada vücudumuza zarar veren birçok kimyasal madde bulunmaktadır. Bunların
içinde en tehlikeli olanları karbonmonoksittir. Bu, arabaların egzoz gazının aynısıdır.
rço uyuşturucu gibi bağımlılık yapar. Katran,
Sigarada bulunan maddelerden nikotin, birçok
ku
akciğer kanseri ve kronik bronşite yol açar. Uyuşturucu kullanmak
insanı çabucak yıkıma
sürüklerken sigara sağlığa sinsice ve ağır ağır zarar vermektedir.
SLOGAN BULALIM
•
•
Bağımlı olma özgür ol!
……………………….
•
……………………….
İçki ve uyuşturucunun zararlarıyla ilgili slogan bulunuz. Sloganlardan
l rdan
n birini
bir
riin
n
afiş şeklinde hazırlayarak sınıf panosuna asınız.
1 Buh
Buharî,
Buharî
harî, Eşribe,
Eşşrib
Eşr
ibe, 4.
4
95
İSLAM DİNİNE GÖRE KÖTÜ ALIŞKANLIKLAR
PANO YAPALIM
Siz de sigara, alkollü içecekler ve uyuşturucu maddelerin zararları ile ilgili
yukarıdaki resim ve sözlerin benzerlerini bularak bir pano hazırlayınız.
İnsanların en sinsi düşmanının sigara olduğu bilinmektedir. Sigara kronik bronşitten
akciğer kanserine, damar sertliğinden kalp hastalığına, ağız ve boğaz kanseri gibi daha
birçok hastalığa neden olmaktadır. Erken yaşlanmaya da yol açan sigara alışkanlığı
kişinin kendisine zarar vermekle kalmaz. Ailesinden başlayarak çevresindeki herkese
zarar verir. Böylece başkalarının da sağlıklı yaşama hakkını olumsuz yönde etkiler.
Alkol ve uyuşturucu bağımlılığının başta bağımlının kendisi olmak üzere ailesi, çocukları, iş
hayatı ve ülke ekonomisi üzerinde pek çok zararları vardır. Kendimize, ailemize ve topluma
hiçbir yararı olmayan, insanların yeteneklerinin ortaya çıkmasını engelleyen, üretkenliği
ve verimi düşüren bu gibi zararlı maddelerden uzak durmalıyız.
2. Kumar Oynamak
“En değerli kazanç, kişinin kendi elinin emeğiyle kazandığıdır.”
Ahmet bin Hanbel, Müsned, C 4, 141.
Yukarıdaki hadiste altı çizili deyimle anlatılmak istenen nedir?
Dinimizin kesin olarak yasakladığı davranışlardan birisi de kumardır. Para, mal veya
değerli bir eşya karşılığı oynanan oyunlara kumar denir. Kumarda amaç başkasının
parasını, malını alarak hiçbir emek harcamadan kazanç sağlamaktır. Bu da bir çeşit
haksız kazançtır. Çünkü başkalarının mallarını meşru olmayan yollarla almak ve yemek
haramdır. Bir ayette bu konu şöyle dile getirilir: “Ey iman edenler! Mallarınızı aranızda
haksızlıkla yemeyin...” 1
1 Nisâ suresi, 29. ayet.
96
5. ÜNİTE
TARTIŞALIM
Kumarda hiçbir zaman kazanan taraf yoktur. Çünkü bir taraf para kazansa bile
bir daha asla kazanamayacağı vaktini kaybetmektedir. Diğer taraf ise hem malını
hem de zamanını kaybetmektedir. Kumarda kaybedilen sadece para değil, bundan
daha önemli olan zamandır. Bu nedenle dinimiz eğlence amaçlı da olsa kumar
oyunlarını yasaklamıştır.
Kumar oynamak niçin haksız kazançtır? Yukarıda verilen bilgiyi de dikkate alarak tartışınız.
Akıl, sağlık ve zaman Allah’ın insanlara verdiği birer büyük nimettir. Çalışarak kazanmak
yerine tembelliği ve hileyi teşvik etmek, zamanını boşa geçirmek, başkasının hakkını
yemek dinimizde yasaklanan davranışlardır. İnsanın en değerli kazancı el emeği ve alın
teri ile elde ettiği kazancıdır.
Kumarda kazandıkça veya kaybettikçe hırs artar, kişiye, ailesine ve çevresine zarar
verecek durumlar ortaya çıkar. Kumarda kaybedilen para, aile fertlerinin geçimi için gerekli
olan paradır. Bu parayla ailenin giyim, kuşam, yiyecek, okul araç-gereçleri ve zorunlu
ihtiyaçları karşılanabilir. Bu nedenle malını kumarda harcamak aile fertlerinin haklarını gasp
etmektir. Bu durum ailenin huzur ve mutluluğunu bozar. Kumar oynayan kişi, kaybettiğine
razı olsa bile içinden hem üzülür hem de rakibine karşı kin ve düşmanlık besler.
NOT EDELİM
Kumar oynamanın zararları şunlardır:
•
Kumar, oynayanları ve ailelerini perişan eder.
•
Kumar, çalışarak kazanmak yerine, tembelliği ve hileyi teşvik eder.
•
düşmanlık
Kumar,, kin ve düşm
ş anlık tohumlarının atılmasına neden olur.
•
Kumar, oynayanların ruh sağlığını bozar.
•
Kumar, hayatı şansa ve tesadüfe bırakmaktır.
•
Kumar, akıl, sağlık ve zamanı kötü yönde kullanmaktır.
97
İSLAM DİNİNE GÖRE KÖTÜ ALIŞKANLIKLAR
İLKELER ÇIKARALIM
“Ey iman edenler! Şarap, kumar, dikili taşlar (putlar), fal ve şans okları birer
şeytan işi pisliktir; bunlardan uzak durun ki kurtuluşa eresiniz. Şeytan içki ve
kumar yoluyla ancak aranıza düşmanlık ve kin sokmak; sizi, Allah’ı anmaktan ve
ister Artık bunlardan vazgeçtiniz değil mi?”
namaz kılmaktan alıkoymak ister.
Yukarıdaki ayetten ilkeler çıkarınız.
•
•
•
•
Mâide suresi, 90, 91. ayetler.
İçki kötülüklerin anasıdır.
. . . . . . . . . . . . . . . . . . .... .....
. . . . . . . . . . . . . . . . . . .... .....
. . . . . . . . . . . . . . . . . . .... .....
3. Kötü Alışkanlıklar Nasıl Başlıyor?
Kötü alışkanlıklara yönelten etkenler sizce nelerdir?
Kötü alışkanlıklara başlamada aile, arkadaş, çevre ve kişilik özelliklerinin her birinin
ayrı ayrı etkisi vardır.
İlk eğitimi aldığımız yer ailedir. İyi ile kötüyü, doğru ile yanlışı orada öğrenmeye başlarız.
Çocuklar, aile büyüklerini kendilerine örnek alır ve onlara benzemeye çalışırlar.
Aile her açıdan çok önemli bir kurumdur. Aile içindeki geçimsizlik, sevgi yoksunluğu
ve aile bağlarının zayıflığı çocukları aile içinde yalnızlığa iter ve mutsuz kılar. İçki, kumar,
uyuşturucu ve sigara gibi kötü alışkanlıkların bulunduğu ortamlarda yetişen çocuklar
kötü alışkanlıklardan etkilenmesi daha kolay olur.
KONUŞALIM
Ş
“Üzüm üzüme baka baka kararır.”
Atasözü
“İyilerle
dost
kötülere
“İ
yil
ilerle
l d
ostt olmayan
ollmayan k
köt
ötül
ülere komşu
komşu
olur.”
Mevlânâ, Mesnevi, 4/1617. beyit.
Kötü alışkanlıklara başlamada arkadaş
çevresinin etkisi nedir? Yukarıdaki sözleri
dikkate alarak sınıfça konuşunuz.
98
Başkalarına özenme, kendini
kanıtlama arzusu veya dışlanma
kaygısı gibi duygular kötü alışkanlıklara başlamada önemli rol
oynar. Bazı kişiler de sıkıntıya düştükleri veya morallerini bozacak
bir olayla karşılaştıkları zaman
dirençlerini kaybederler. Sorunlarını alkol, uyuşturucu veya sigara
aracılığı ile çözmeye ve unutmaya çalışırlar. Bu durum, gerçeklerden kaçmak ve çözümü yanlış
5. ÜNİTE
yerlerde aramaktır. Oysa
kötü alışkanlıklar, içinde
bulunulan durumu daha
da kötüleştirir ve çıkmaza
sokar.
Gazete, dergi, televizyon
ve internet gibi kitle iletişim
araç larındaki birt akım
görüntü, yazı ve reklamlar
insanları kötü alışkanlıklara
ö z e n d i r e b i l i r.
Ayrıca
arkadaş hatırına veya
kendini kanıtlama adına
“Bir defadan ne çıkar?”
düşüncesi zamanla kötü
alışkanlıkların başlamasına
yol açmaktadır.
TARTIŞALIM
“Ben bağımlı olmam, bir kere kullanmaktan
bir şey çıkmaz, ara sıra kullanmakla bir şey olmaz, ben kendimi kontrol ederim, iradem güçlüdür.” gibi ifadeler kötü alışkanlıkların başlamasına
sebep olur mu? Arkadaşlarınızla tartışınız.
BEYİN FIRTINASI YAPALIM
Ailedeki iletişim
iletişi
ş m bozukluğu
bozukluğ
ğu ve huzursuzluğun
huzursuzluğ
ğun kötü alışkanlıklar
alışşkanlıklar edinmedeki
etkisi nedir?
Beyin
Beyi
y n fırtınası yapınız.
y pı
ya
p nız.
99
İSLAM DİNİNE GÖRE KÖTÜ ALIŞKANLIKLAR
4. Kötü Alışkanlık ve Davranışlardan Nasıl Korunalım?
Kötü alışkanlıklardan korunmak için öncelikle neler yapmalıyız?
Kötü alışkanlık ve davranışlardan korunabilmek için bireye, aileye ve devlete bazı
görevler düşmektedir. Herkes üzerine düşen görevi zamanında yerine getirirse kötü
alışkanlık ve davranışlardan korunmak mümkün olur.
Arkadaşlarımızı seçerken onların güzel ahlaklı olmasına dikkat etmeliyiz. Kötü
davranışları ve alışkanlıkları olan insanlardan uzak durmalıyız. Çünkü pek çok kötü
alışkanlık, arkadaş çevresinin etkisiyle ve özentiyle başlar. Bundan dolayı kötü alışkanlığı
olmayan, dürüst, güvenilir kimseleri arkadaş edinmeliyiz.
Aileler, çocuklarına küçük yaştan itibaren iyi bir eğitim vermeli ve davranışları ile de
örnek olmalıdır. Çünkü alışkanlıkların iyisi de kötüsü de küçük yaştan itibaren kazanılır. Bu
nedenle aileler çocuklarının arkadaş çevresinden ve yaptıklarından haberdar olmalı,
yanlışlarını gördüklerinde onları uygun bir dille uyarmalıdır. Bizler anne ve babamızın
uyarılarını dikkate almalıyız. Çünkü onlar daima bizim iyiliğimizi isterler.
Kötü alışkanlıkların olduğu yerlerden uzak durmalıyız. Boş zamanlarımızı spor yaparak,
kitap okuyarak değerlendirmeliyiz.
Televizyon, gazete ve dergilerde içki, kumar, sigara gibi kötü davranış ve alışkanlıkları
özendirici fotoğraflar ve görüntüler konusunda duyarlı davranmalıyız.
100
5. ÜNİTE
Bizler kendimizi her türlü kötü alışkanlık ve davranışlardan korumalıyız.
Bunun yanında kötü davranışları olanları da uyarmalıyız. Çünkü içki, kumar
ve uyuşturucu gibi kötü alışkanlıklar
tüm toplumu olumsuz yönde etkiler.
Yüce Allah Kur’an-ı Kerim’de, “Onlar
Allah’a ve ahiret gününe inanırlar.
İyiliği emrederler, kötülükten alıkoyarlar. Hayır işlerinde birbirleriyle yarışırlar. İşte onlar iyi insanlardandır.”1
buyurarak iyiliği öğütlemenin ve kötülükten sakındırmanın en temel görevlerimizden biri olduğunu vurgulamıştır.
Kötülükler karşısında duyarsız
kalmamalıyız. Kötü davranış ve alışkanlıkları önlemek için el ele vermeliyiz. Kur’an’da,
“...İyilik ve takva hususunda yardımlaşın, günah ve düşmanlık konusunda
yardımlaşmayın...”2 buyrulmaktadır. Toplumda adalet, güven ve huzurun sağlanmasında
vatandaşlık görevimizi ve sorumluluklarımızı yerine getirmeliyiz.
Yaşadığımız toplumda kötü alışkanlık sahibi kişiler bulunabilir. Bundan dolayı onların
topluma kazandırılması için elimizden geleni yapmalıyız.
ÖRNEK VERELİM
Ö
İ
“Sen kendini faydalı şeylerle meşgul etmezsen faydasız şeyler seni meşgul
eder.” sözünden de esinlenerek kötü alışkanlık ve davranışlardan nasıl koru-
nabileceğimize örnekler veriniz.
•
İnsan sağlığına nelerin zararlı olduğu hakkında bilgi edinirim.
•
Boş vakitlerimi spor yaparak değerlendiririm.
•
…………………………………………………………………………………..
•
…………………………………………………………………………………..
1 Âl-i İmrân suresi, 114. ayet.
2 Mâide suresi, 2. ayet.
101
İSLAM DİNİNE GÖRE KÖTÜ ALIŞKANLIKLAR
5. Başkalarına zarar vermek: Kul Hakkı
Sizce kul hakkı nedir?
İnsanlar, birbirlerinin haklarına saygılı
olmalı, söz ve davranışları ile birbirlerine zarar
vermemelidir. Çünkü insanlara yapılan her türlü
haksızlık kul hakkına girmektedir. İnsan hakları
kapsamına giren her şey, aynı zamanda
kul hakkı kapsamına da girer. Buna göre
kul hakkı insan hakkı olarak da nitelendirilir.
Başkalarına zarar vererek insan haklarını ihlal
etmek çeşitli şekillerde olmaktadır. Hırsızlık
ve hile yapmak, eksik ölçüp tartmak, yalan
söylemek, iftira atmak, alay etmek, dedikodu,
başkalarının özel hayatlarını araştırmak, kötü
lakap takmak gibi tavır ve davranışlar kul hakkı
kapsamındadır.
İçki, uyuşturucu, sigara ve kumar gibi kötü
alışkanlıklar kişinin kendisinden başlayıp ailesine
ve çevresindeki herkese zarar vermektedir. Bu
tür kötü alışkınlıklar kişinin hem kendisinin hem
de başkalarının sağlıklı yaşam hakkını olumsuz
etkilediği için kul hakkı ihlalidir.
Kul hakkının en önemlilerinden biri de anababa hakkıdır. Anne-babalarımızı üzmemeli,
üzdüysek de gönüllerini almasını bilmeliyiz.
Yaşlandıklarında, bize ihtiyaçları olduğunda
tatlı dil ve güler yüzle yardımlarına koşmalıyız.
Evlat, kardeş, komşu, öğretmen, karı-koca,
arkadaş ve yetim hakkı da insan hakları
kapsamına girer. Kur’an-ı Kerim bu haklara
çok önem vermemizi istemektedir. 1
Kul hakkı konusunda en çok dikkat etmemiz
gereken kimselerden biri de komşularımızdır.
Dinimiz, komşuluk ilişkilerine ve haklarına dikkat
etmemizi öğütlemiştir. Komşularımızı gürültü
yaparak rahatsız etmemeliyiz. Hangi dinden
ve inançtan olursa olsun komşuluk hak ve
hukukuna özen göstermeliyiz.
1 Nisâ suresi, 36. ayet; Nahl suresi, 90. ayet; İsrâ suresi, 23-26. ayetler.r.
102
BİLGİ KUTUSU
İnsa
İnsanın,
İn
nsa
sa
an
nın
nı
n,,
ya
yaşama,
aşa
am
ma
a, ba
babarınma,
güvenlik,
r
ınm
nm
ma, g
üven
üv
üven
nlliik,
k, sseyahat,
eyah
ey
ahat
ah
att,
sosyal ve ekonomik hakları
vardır. Bu haklar, insanın
iinsanca yaşayabilmesinin
bil
i i
bir gereğidir. Bu haklara müdahale ve saygısızlık
dinimizce
yasaklanmıştır. Hak sahibinin rızası ve
gönlü alınmadıkça affedilmez davranışlar olarak
ifade edilmektedir.
5. ÜNİTE
NOT EDELİM
N
Trafik kurallarına uymamak, kaçak
elektrik ve su kullanmak, vergi kaçırmak, rüşvet alıp vermek, kamu hizmetinde ayrım yapmak, görevi kötüye kullanmak gibi her türlü olumsuz tavır ve
davranışlar kul haklarını ihlal etmektir.
Okulumuzdaki eşyaları dikkatli kullanmamak da bir çeşit kul hakkı ihlalidir.
B
Bütün
toplumun ortak malı olan
okul, kütüphane, hastane ve toplu taşıma araçlarına zarar vermek kul hakkıdır. Havayı, suyu ve
toprağı kirletmek, çevreye zehirli
atıklar bırakmak, yerlere tükürmek, çöp atmak da kul hakkına
saygısızlıktır.
Dinimiz birbirimizin haklarına saygı göstermemizi, kul hakkı yemekten
kaçınmamızı ister. Yüce Allah Kur’an-ı
Kerim’de, “Ancak insanlara zulmeİ
denlere ve yeryüzünde haksız yere taşkınlık edenlere ceza vardır. İşte
acıklı azap
bunlaradır.”1 buyurmuştur. Kul hakkı yediğimizi fark ettiğimizde hemen hak sahibine
hakkını ödemeliyiz. Ondan özür dilemeli ve hakkını helal etmesini istemeliyiz.
LİSTELEYELİM
Kull hakkı
Ku
hakk
ha
kkıı kapsamına
kaps
ka
psam
amın
ına
a giren
gire
gi
ren
n davranışlardan
davr
da
vran
anış
ışla
l rdan
a bildiklerinizi
billdiklleriniz
izi listeleyiniz.
l stel
li
eley
yin
iniz
iz.
•
Bir insanın
insa
in
sanı
sa
nın
nı
n içtiği
içti
iç
tiği
ti
ği sigara
ssig
igar
ig
ara
ar
a ile
ile çevresindekilerin
il
ç vr
çe
vres
esin
es
inde
nde
d kiile
leri
riin sağlığına
sağl
sa
ğ ığ
ğl
ğına
a zarar
zara
za
r r vermek
ra
verm
ve
rmek
k
Bir
•
… ……
……
…………
…………
……
…………
……
……
………
………
…………
…………
……
………
… .
……………………………………………….
•
…………
…………
……
…………
………
… ……
… ……
………
………
……………….
……………………………………………….
1 Şûrâ suresi, 42. ayet.
103
İSLAM DİNİNE GÖRE KÖTÜ ALIŞKANLIKLAR
ÜNİTEMİZİ DEĞERLENDİRELİM
A. Aşağıdaki açık uçlu soruları cevaplayınız.
1. Alkollü içki, uyuşturucu madde kullanmak gibi kötü alışkanlıkların bireysel ve toplumsal
zararları nelerdir? Açıklayınız.
2. Kumardan kazanılan para niçin haram kabul edilmiştir? Bilgi veriniz.
3. Kötü alışkanlıklara başlamanın nedenleri nelerdir? Sıralayınız.
4. Kul hakkı yemek ne demektir? Açıklayınız.
5. Kul hakkı yiyenin bağışlanmak için ne yapması gerekir? Belirtiniz.
B. Aşağıdaki çoktan seçmeli soruların doğru seçeneklerini işaretleyiniz.
1. Aşağıdaki seçeneklerden hangisi alkole başlama nedenlerinden birisi değildir?
A) Çevrenin etkisiyle başlanabilir.
B) Merakla başlanabilir.
C) Sağlıklı düşünmek için başlanabilir.
D) Sorunlardan kaçmak için başlanabilir.
2. Aşağıdaki seçeneklerden hangisi doğru değildir?
A) Kumar oynamak üretkenliği artırır.
B) Kumar oynamak zaman israfıdır.
C) Kumar oynamak tembelliğe alıştırır.
D) Kumar oynamak helal kazancı hiçe saymaktır.
C. Aşağıdaki boşlukları verilen kelimelerden uygun olanları ile doldurunuz.
( haram, küçük, zarar, ruh salığı, sürükler)
1. Her sarhoş edici ……………dır.
2. Uyuşturucu çabucak yıkıma sürüklerken, sigara sinsice ve ağır, ağır insana ……………
verir.
3. Alışkanlığın iyisi de kötüsü de …………… yaşta başlar.
4. Kumar oynayanın …………… bozar.
D. Aşağıdaki bilgilerin doğrularını “D”, yanlışlarını “Y” ile işaretleyiniz.
(…) İçki bütün kötülüklerin anasıdır.
(…) Alkol sıkıntı ve dertleri yok eder.
(…) Başkalarını rahatsız etmek kul hakkıdır.
(…) Bir bardak içkiden zarar gelmez.
(…) Kaçak elektrik ve su kullanmak hem kul hakkını hem de devletin hakkını yemektir.
104
ÖĞRENME ALANI: DİN VE KÜLTÜR
6. ÜNİTE
DİNLER VE EVRENSEL ÖĞÜTLERİ
ÜNİTEMİZE HAZIRLANALIM
1. Yeryüzünde birden fazla din olmasının sebepleri ne olabilir?
Araştırınız.
2. İslam, Yahudilik ve Hristiyanlığın ibadet yerleriyle ilgili birer resim
bulunuz.
3. Hinduizm hakkında bir araştırma yapınız.
4. “Teslis, meditasyon ve reenkarnasyon” kavramlarının anlamlarını
araştırınız.
105
Kubbetü’s-Sahra Camii ve çevresi/Kudüs
DİNLER VE EVRENSEL ÖĞÜTLERİ
1. Din Niçin Evrensel Bir Gerçekliktir?
Evrensel değerler ifadesinden ne anlıyorsunuz?
Din, tarihin bütün dönemlerinde her toplumda var olan evrensel bir kurumdur. Yüce Allah, ilk insandan itibaren peygamberler ve kitaplar göndermiştir. İlk insan aynı zamanda ilk
peygamberdir. Zamanla insanlar Allah’ın gönderdiği ilkelerden uzaklaşarak çeşitli varlıkları
kutsal kabul etmişler ve bunlara tapınmışlardır. Bazen ayı, güneşi, yıldızları, bazen de bir
hayvanı veya elleriyle yaptıkları putları kutsallaştırmışlardır.
Dünya üzerinde bulunan eski yerleşim alanlarında yapılan kazı ve incelemelerde pek
çok tapınak ve dinî sembole rastlanmıştır. Bu da dinin oldukça eski bir kurum olduğunu ortaya koymaktadır. Bunun yanı sıra binlerce yıldır insanların ellerinde bulunan ilahî kitaplar da
dinin tarihinin insanlık tarihiyle başladığını göstermektedir.
Adları farklı olsa da dinlerin birbirlerine benzer yönleri vardır. Farklı coğrafyalarda ortaya çıkmış dinlerde bile ortak yönler bulmak mümkündür. Dinlerin temel ilkeleri göz önüne
alındığında hepsinin amacının iyiliği, güzelliği yaymak, kötülükleri engellemek ve insanı yücelterek mükemmel hâle getirmek olduğu görülmektedir. Bu durum dinlerin getirdiği ortak
değerlerin evrensel olduğunu gösterir.
BULALIM
Dinlerin ahlakla ilgili evrensel öğütlerine örnekler bulalım.
Yalan söylememek
..........................
..........................
106
6. ÜNİTE
2. Günümüzde Yaşayan Dinleri Tanıyalım
Günümüzde yaşayan dinleri ilahî ve ilahî olmayan dinler olarak ikiye ayırmak mümkündür. Allah’ın, peygamberler aracılığıyla gönderdiği vahye dayalı dinlere ilahî dinler denir.
Bunlar Yahudilik, Hristiyanlık ve İslam’dır. İnsanlar tarafından kurulmuş, vahye dayanmayan
dinlere de ilahî olmayan dinler denir. Hinduizm ve Budizm bunların en belirgin örnekleridir.
2. 1. Hinduizm ve Budizm
Hinduizm ve Budizm hakkında neler biliyorsunuz?
Hinduizm, daha çok Hindistan’da yaşayan insanların din ve inançlarına verilen addır.
Hinduizmin bilinen bir kurucusu yoktur. MÖ 1500 yıllarından itibaren ortaya çıkmıştır.
Hinduizmin en belirgin yönü toplumu kastlara ayırmasıdır. Kast, “aynı işle meşgul olan,
görev ve gelenekleriyle birbirine sımsıkı bağlanan insanların meydana getirdiği birlik” anlamına gelir. Kast sistemi şu dört temel kısımdan oluşmaktadır:
 Rahipler ve Bilginler (Brahmanlar)
 Prensler ve Askerler (Kşatriyalar)
 Esnaf ve Çiftçiler (Vaisyalar)
 İşçiler ve Köleler (Sudralar)
Ayrıca kast sistemine dâhil edilmeyen,
kast dışı kabul edilen paryalar
(toplum dışı sayılanlar)
vardır.
Ganj Nehri’nde ibadet eden Hindular
107
DİNLER VE EVRENSEL ÖĞÜTLERİ
Hinduizmin temelinde Brahma (Mutlak Varlık) inancı olmakla birlikte birden çok tanrının
varlığına inanılmaktadır. Brahma, Vişnu ve Şiva en önemli tanrılardır. Brahma yaratıcı, Şiva
yok edici, Vişnu koruyucu tanrıdır. Hinduizmin kutsal kitapları Vedalar’dır.
Hinduizmde ibadet bireysel olup belli bir şekli yoktur. Herkes istediği yerde istediği şekilde
ibadet edebilir. En temel ibadet Ganj Nehri’nde yıkanmaktır. Günlük ibadete sabah şafaktan önce başlanır, doğuya doğru dönülerek oturulur.
Hinduizmde “karma” denilen neden-sonuç yasası vardır. Buna göre insan geçmişte
yaptıklarının karşılığını başka bir bedende tekrar dünyaya gelerek görecektir. Hindu inancına göre ruh ölümsüz olup onun bir bedenden bir başka bedene geçerek sürekli yaşadığına inanılır. Bu inanca reenkarnasyon veya tenasüh (ruh göçü) adı verilir. Reenkarnasyon
inancına göre ölen kişi, yaptığı işlerin iyi ya da kötü olmasına göre insan, hayvan veya bitki
biçiminde yeniden dünyaya gelir. Hindular ruhun ölümsüzlüğüne inandıkları için ölülerini
gömmezler. Cesetlerini yakarak küllerini kutsal kabul ettikleri Ganj Nehri’ne atarlar.
Hinduizmde ineklerin önemli bir yeri vardır. Dokunulmaz ve kutsal kabul edilirler. Etlerinin
yenilmesi de yasaktır.
Budizm MÖ 6. yüzyılda Hindistan’da Buda tarafından kurulmuş ve daha sonra yaygınlaşmış olan bir dindir. Hindistan’da ortaya çıkmasına rağmen mensupları, daha çok bu ülke dışında bulunmaktadır. Budizmin
kurucusu olan Buda, MÖ 563-483 yılları arasında yaşamış
bilge bir kişidir. Asıl adı Sidharta olan Buda, aydınlanmış anlamına gelir. Buda, yaşadığı süre içinde insanlara ahlaklı olmayı öğütlemiş, putlara tapmayı yasaklamıştır. Kendisinden
sonraki dönemlerde düşünceleri sistemleştirilerek heykelleri
yapılmış ve bir put hâline getirilip tapınılmaya başlanmıştır.
Budizmde inancın temelini, “Buda’ya sığınırım, Dhamma’ya
sığınırım ve Sangha’ya sığınırım.” cümlesi oluşturur. Bu cümleyi
söylemeyen kişi Budist sayılmaz. Budizmde
tanrının varlığı veya yokluğu ile ilgili bir
ifade kullanılmaz. Ancak bazı Budistler Buda’yı tanrı konumunda görürler.
Buda heykeli
108
6. ÜNİTE
Buda, öğretilerini insanlara vaazlarıyla sözlü bir şekilde iletmiştir. Kendinden sonra kutsal
bir kitap bırakmamıştır. Ancak Buda’nın sözleri daha sonra yazılmıştır. Bu şekilde oluşan Budizmin kutsal metinlerine, “üç sepet” anlamına gelen “Tripitaka” adı verilmiştir.
Budizmde belirli bir ibadet ve dua şekli yoktur. Budistler tapınaklara giderek Buda’nın heykeline saygı gösterirler. Bunun yanında evlerinde bir köşede bulundurdukları Buda heykeline
de saygıda bulunarak ibadet ederler. Ayrıca kutsal metinlerin okunması, meditasyon ve
belli zamanlarda oruç tutmak da ibadet kabul edilir.
Budizmde, Hinduizmde olduğu gibi ruhun bir başka bedende yeniden dünyaya gelmesi
anlayışı vardır. Ölüler reenkarnasyon inancı gereği genelde yakılmaktadır.
Budizmde en önemli inanışlardan biri
nirvana anlayışıdır. Nirvana, insanın bütün
istek ve hırslarının yok olduğu, ıstırapların
bittiği, saf, temiz bir duruma kavuşmaktır.
Buda, mutlu olabilmek için nirvanaya ulaşmak gerektiğini belirtir.
KARŞILAŞTIRALIM
Hinduizm ve Budizm dinlerinin farklı ve benzer yönlerini
karşılaştırınız.
2.2. Yahudilik
Yahudiliğin kutsal kitabının ve peygamberinin adı nedir?
Yahudilik vahye dayalı en eski dinlerden biridir.
Yahudi sözcüğü, Yahudi ırkına ve dinine mensup
olan anlamına gelir. Yahudiler, Hz. Musa’ya bağlı
oldukları için Musevi olarak da adlandırılırlar. Yahudiler tarihlerini Hz. İbrahim ile başlatırlar. Yahudiler
Hz. İbrahim ve Hz. Musa’yı en önemli peygamberleri olarak kabul ederler. Hz. Süleyman ve Hz.
Davut dönemlerini en görkemli dönemleri olarak
anarlar.
Yahudilikte en önemli inanç Tanrı’nın var ve bir
olduğu inancıdır. Yahudiler Tanrı’ya Yahova adını verirler. Yahova tektir ve her şeyin yaratıcısıdır.
Onlara göre Tanrı Yahova, Yahudileri seçilmiş millet olarak yaratmıştır. Tanrı adı gereksiz yere ağza
alınmaz. Onunla ilgili herhangi bir resim veya
heykel yapılamaz. Yahudiler, Tanrı’nın kendilerini
her türlü zorluğa karşı daima koruyup yardım ettiğine inanırlar.
109
Sinagogda Tevrat okuyan çocuk
Yahudilerin Ağlama Duvarı/Kudüs
DİNLER VE EVRENSEL ÖĞÜTLERİ
Yahudiliğin kutsal kitabı Allah’ın, Hz. Musa’ya vahiy yoluyla bildirdiği Tevrat’tır. Tevrat’ın
dili İbranicedir.
Yahudilerin kutsal günü cumartesidir. Bu günde hiçbir iş yapılmaz. Sadece ibadet edilir.
İbadet yerlerine sinagog veya havra adı verilir. Din adamlarına ise haham denilir.
Yahudilikte ibadetler günlük ve haftalık olarak ikiye ayrılır. Günlük ibadet sabah, öğle ve
akşam olmak üzere üç vakitte yapılır. Cumartesi günü sinagoga gidilir ve topluca ibadet
edilir. İbadet esnasında kutsal kitaptan bazı bölümler sesli bir biçimde okunur. Genel olarak
kadınlar ibadete katılamaz; ancak başları örtülü olarak ibadeti izleyebilirler.
Kudüs’te bulunan Ağlama Duvarı, Yahudiler için çok önemlidir. Bunun yanında Yahudiler
dinî sembollere de büyük önem verirler. Bu sembollerin en başta gelenleri sinagoglarda
bulunan yedi kollu şamdan (menora) ve iç içe geçmiş iki üçgendir.1
KONUŞALIM
Yahudiliğin temelini oluşturan On Emir şu şekildedir:
1. Seni Mısır diyarından, esirlik evinden çıkaran Yahova benim. Karşımda başka
tanrıların olmayacaktır.
2. Kendin için put yapıp onlara tapmayacaksın.
3. Yahova’nın adını boş yere ağzına almayacaksın.
4. Cumartesi gününü sürekli hatırlayıp onu kutsal sayacaksın.
5. Anne ve babana
saygı göstereceksin.
babana
b
gösterecek
ksin.
i
6. İnsan öldürmeyeceksin.
7. Zina etmeyeceksin.
8.
8. Hırsızlık
H
Hırsızllık
k yapmayacaksın.
yapmayacak
ksın.
9. Yalancı
Y
Yal
alan
ancı
cı şahitlik
şşah
ahit
itli
lik
k yapmayacaksın.
yapm
ya
pmay
ayac
acak
aksı
sın.
n.
10.
10. Komşunun
Komş
Ko
mşun
unun
un evine
e
evi
vine
ne karşı
k
kar
arşı
şı açgözlülük
a
açg
çgöz
özlü
lülü
lük
k etmeyeceksin.
etme
et
meye
yece
ceks
ksin
in..
Yukarıdaki emirler üzerinde arkadaşlarınızla konuşunuz.
1 Osman Cilacı, Günümüz Dünya Dinleri, s. 67.
110
Notre Dame Kilisesi/Paris
6. ÜNİTE
2.3. Hristiyanlık
Hristiyanların ibadet yerine ne isim verilir?
Hz. İsa, Filistin’de Nasıra isimli köyde doğmuştur. Bir mucize olarak babasız dünyaya gelmiştir.
Annesinin adı Meryem’dir. Hz. İsa otuz yaşına geldiğinde Allah tarafından kendisine peygamberlik görevi verilmiştir. O da insanları Allah’a inanmaya davet etmeye başlamıştır. Onun davetine başlangıçta on iki kişi inanmıştır. Bunlara “havari” denilmiştir.
Hristiyanlığın kutsal kitabı İncil’dir. Matta, Markos, Luka ve Yuhanna isimli kişiler tarafından yazılan ve yazarlarının adıyla anılan dört adet İncil en meşhurlarıdır.
Hristiyanlıkta inanç esaslarının temelini teslis inancı oluşturur. Teslis, “üçlü tanrı inancı” demektir. Teslisin unsurları baba, oğul ve kutsal ruhtur. Baba, Evrenin yaratıcısı, her şeyin sahibi
olan Tanrı’dır. Oğul, Hz. İsa, Hristiyanlara göre Tanrı’nın oğlu ve kurtarıcı kabul edilir. Kutsal ruh ise
Tanrı’nın vahyini kiliseye iletmekle görevli, seçkin toplulukları yönlendiren tanrı nefesidir.
Hristiyanlar; meleklere, kadere ve öldükten sonra dirilmeye inanırlar. Hz. Muhammed’in dışındaki peygamberlerin peygamberliğini kabul ederler.
Hristiyanların; günlük, haftalık ve yıllık olarak ibadetleri üç bölümden oluşur. Günlük ibadetler
sabah akşam, haftalık ibadetler pazar günü, yıllık ibadetler de dinî bayramlarda yapılır.1
Hristiyanların ibadet yeri kilisedir. Din adamlarına genel olarak papaz veya rahip adı verilir.
Hz. İsa’nın idam edildiğine inandıkları çarmıh (haç), hem Hristiyanlığın hem de kilisenin sembolüdür.
Hristiyanlığa göre bütün insanlar günahkâr olarak doğarlar. Bu nedenle bütün doğan çocuklar, kutsal su ile yıkanarak günahlarından arındırılır. Buna vaftiz ayini denir.
Hristiyanlıkta zamanla farklı anlayışlar meydana gelmiş bunun sonucunda da birçok mezhep
ortaya çıkmıştır. Bunlardan en önemlileri Katoliklik, Ortodoksluk ve Protestanlık mezhepleridir.2
TAMAMLAYALIM
Rahip
Markos
Hristiyanlıkla İlgili Kavramlar
Ortodoksluk
....................
1 Günay
Günay Tümer
Tümer - Abdurrahman
Abdurr
Abd
urrahm
ahman
an Küçük,
Küçük
Küç
ük, Dinler
Dinle
Dinlerr Tarihi,
Tarihi
Tari
hi, s.
s 264.
264
264.
2 Ahmet
Ah
t Türkan,
Tü k
İ t b l’d Ermeni
E
i Cemaatleri
C
tl i Arasındaki
A
d ki Dinî
Di î ve İdari
İd i İhtilaflar,
İhtil fl s. 62.
62
İstanbul’da
111
....................
....................
DİNLER VE EVRENSEL ÖĞÜTLERİ
Sultanahmet Camii/İstanbul
2. 4. İslam
İslam dininin inanç esasları nelerdir?
İslam kelimesi Allah’a teslim olmak, ona boyun eğmek ve kurtuluş yoluna girmek, böylelikle
esenliği, huzuru ve güveni sağlamak anlamlarına gelir. Müslüman ise İslam’ı kabul etmiş kişi
demektir.
İslam dini, Hz. Âdem’den beri devam eden tevhit inancının bir devamı ve son halkasıdır.
İslam dininin peygamberi Hz. Muhammed (a.s.), 571 yılında Mekke’de doğmuştur. Kırk yaşına
geldiğinde Allah tarafından kendisine vahiy gönderilmiş ve peygamber olarak görevlendirilmiştir.
İslam dininin temel inanç esası, Allah’ın varlığına ve birliğine inanmaktır. Bunun yanı sıra
Allah’ın gönderdiği bütün ilahî kitaplara ve peygamberlere, ahiret gününe, meleklere, kadere
inanmak da İslam’ın inanç esaslarındandır. Allah Kur’an-ı Kerim’de inanç esaslarını şu şekilde
açıklamıştır: “Ey iman edenler! Allah’a, Peygamberine, Peygamberine indirdiği kitaba ve
daha önce indirdiği kitaba iman edin. Kim Allah’ı, meleklerini, kitaplarını, peygamberlerini ve ahiret gününü inkâr ederse sapkınlığın en koyusuna düşmüş olur.”1
İslam dininde, namaz kılmak, oruç tutmak, zekât vermek ve hacca gitmek temel ibadetlerdir. Günlük ibadet olarak namaz temiz olan her yerde, bireysel ve toplu olarak kılınabilir.
Cuma günü kılınan cuma namazının ise cemaatle kılınması zorunludur. Müslümanların toplu
hâlde ibadet ettikleri yerler, cami ve mescitlerdir. İslam’da Ramazan ve Kurban bayramları
olmak üzere yılda iki bayram vardır.
1 Nisâ suresi, 136. ayet.
112
6. ÜNİTE
LİSTELEYELİM
İ
İ
İİslam
İs
sla
lam dininin
lam
d nini
di
inin
n temel
t me
te
mell özelliklerini
ö el
öz
elli
likl
k eriinii listeleyiniz.
list
li
s eleyin
st
i iz
iz.
Tevh
hit inancına
in
nancına
a sah
hiptir.
Tevhit
sahiptir.
...........
........................................
................................................
. ...........
..................................................
...............................................
..........
...................................................
.............................................................................................
İslam dini, inanç ve ibadetlerin yanı sıra ahlaka da büyük önem vermiştir. İslam’ın peygamberi Hz. Muhammed, “Ben güzel ahlakı tamamlamak için gönderildim.”1 buyurmuştur.
İslamiyetin kutsal kitabı Kur’an-ı Kerim’dir. Kur’an-ı Kerim 610 yılının ramazan ayında, Kadir
Gecesi’nde indirilmeye başlanmış ve yirmi üç yıl içerisinde tamamlanmıştır. Kur’an-ı Kerim
indirildiği günden itibaren yazılmıştır. Kur’an-ı Kerim’in ana konusu, Allah’ın varlığına ve birliğine iman yani tevhittir. Ayrıca Kur’an-ı Kerim’de ibadet, ahlak, adalet, toplum hayatını
düzenleyen kurallar, ahiret hayatı ve geçmiş toplulukların yaşamı gibi birçok konuyla ilgili
bilgiler de yer alır.
3. Dinlerin ve İslam’ın Evrensel Öğütleri
Dinlerin evrensel mesajları nelerdir? Bu mesajlar dünya barışına nasıl
katkı sağlar?
Dinler, inanç ve ibadetleri bakımından birbirlerinden farklıdır. Ancak amaçları bakımından birbirlerine benzer yönleri vardır. Dinler, insanların mutlu ve huzurlu olabilmeleri için bazı
ilkelere uyulmasını öğütlemiştir. Bazı ahlak ilkelerinin bütün dinlerde ortak olması, bu ilkelerin
evrensel olduğunu gösterir.
3.1. Doğruluk
İnsan ilişkilerinde doğruluğun yeri nedir?
Doğruluk; niyetin, sözün ve davranışların birbirleriyle uyumlu olmasıdır. Geçmişten günümüze insanlık, doğruluğu hep yüce bir değer olarak görmüş ve ayakta tutup yaşatmak için
büyük uğraşlar vermiştir.
Peygamberlerin ve bütün dinlerin temel amaçlarından biri; doğruluğun benimsenmesi,
davranışlara yansıtılması ve yaygınlaştırılmasını sağlamak olmuştur.
Doğruluk, hem İslam dininin hem de diğer dinlerin en önemli ahlak ilkelerinden biridir.
Kişiyi erdemli kılan ve saygınlığını artıran doğruluktur. Bunun için her yerde ve her zaman
doğru konuşmalı ve dürüst davranmalıyız. Doğru ve dürüst insanlarla arkadaşlık etmeli, düşünürken, konuşurken ve çalışırken doğruluktan ayrılmamalıyız.
1 Muvatta, Hüsnü’l-Hulk, 8.
113
DİNLER VE EVRENSEL ÖĞÜTLERİ
BİLGİ KUTUSU
İİslamiyetin
sla
ami
miye
yeti
tin
n kutsal
kuts
ku
tsal
al kitabı
kit
kitab
abıı olan
olan Kur’an-ı
Kur
Kur’a
’a
ann-ı Kerim’in
K ri
Ke
rim’
m’in
m’
in birçok
bir
b
ir
rço
çok ayetinde
ayet
ay
etiind
inde
de Yüce
Yü
Yüce Allah
Alllah
Al
h
doğrulukla
doğr
ğrulukla ilgili
ilg
gili öğütler
öğ
ğütler vermektedir. Bunlardan
Bun
nlard
lardan bir
la
bir kısmı
kıssmı
m şunlardır:
şun
unla
lard
la
rdır
dır::
“Ey
“E
Ey iman
iman edenler!
e
ede
denl
nler
er!! Allah’a
Alla
Al
lah’
h a karşı
karş
ka
rşıı gelmekten
gelm
ge
lmekte
ten sakının
sakı
sa
kını
n n ve dürüst insanlarla beraber
rabe
ra
ber
r olun.”
olun
ol
un.”
Tevbe suresi, 119. ayet.
“Ölçtüğünüz zaman tastamam ölçün ve doğru tartı kullanın...”
İsrâ suresi 35. ayet.
Hz. Muhammed de kendisinden güzel öğüt isteyen bir kimseye şöyle söylemiştir: “Allah’a inandım, de. Sonra da dosdoğru ol.”
Müslim, İman, 13.
Yahudilikte On Emir ile iyi davranışları yapmak ve kötülüklerden de sakınmak öğütlenmiştir.
öğ
ğütlenmişştir.
Tevrat’ta doğruluk ve dürüstlükle ilgili olarak şöyle denilir:
“… Tartınız da ölçünüz de eksiksiz ve doğru olacak….”
Kitab-ı Mukaddes, Tesniye, 25/13-16.
Hristiyanlığın kutsal kitabı İncil’de doğruluk konusunda şunlar öğütlenir:
“Ne mutlu doğruluğa acıkıp susayanlara! Onlar doyurulacaklar.”
Kitab-ı Mukaddes, Matta, 5/6.
Hint dinlerinde de gerçek dindarlıkla doğruluk arasında güçlü bir bağ kurulmuştur.
Budizmde ıstırabın dindirilerek kurtuluşa erişilmesinin doğrulukla mümkün
olacağı ifade edilmektedir.
edilmektedir
LİSTELEYELİM
Siize göre
Size
gör
re evrensel
ev
vrenssel değerler
değe
eğerle
er nelerdir?
nele
ne
er
Listeleyiniz.
Liste
eley
yiniz
z.
Söz
Sö
öz ve
ve davranışlarda
davra
anışllarda doğruluk
doğ
oğruluk
luk
................................................................
...............................................
.. ...................................
................................................................
...............................................................................
114
6. ÜNİTE
3.2. Temizlik
Beden ve kalp temizliği neden önemlidir?
Temizlik; beden-giysi, ruh ve çevre temizliği olmak üzere üç bölüme ayrılabilir. Dinler,
beden ve çevre temizliğini, yalan ve dedikodudan uzak durmayı öğütleyerek insanın her
bakımdan temiz olmasını istemiştir.
İslam dini temizliğe büyük önem vermiştir. İslam’ın ilk emirlerinden biri “Giysilerini temiz
tut ve kötü şeylerden kaçın.”1 şeklindedir. Bir başka ayette ise “…Allah tövbe edenleri ve
temizlenenleri sever.”2 buyrularak temiz olmak öğütlenmiştir.
Hz. Peygamber (a.s.) ise “Temizlik imanın yarısıdır.”3 buyurmuştur. Ayrıca insanların gelip
geçtiği yolların, gölgelenip dinlendiği yeşil alanların temiz tutulmasını öğütlemiştir. Toplum
içinde diğer insanları rahatsız edecek şekilde yiyip içmekten sakınmayı tavsiye etmiştir.
Yahudilikte de temizliğe önem verilmiş ve Tevrat’ta bu husus şöyle zikredilmiştir: “…Kirli
olup kendisini temizlemeyen adam, halkın arasından atılacaktır.”4 Yahudilikte maddi temizliğin yanında gönül ve kalp temizliğine de büyük önem verilmiştir.
Hristiyanlıkta ise ruh ve beden temizliği ile ilgili olarak İncil’de şu ifadeler yer almaktadır: “Ne
var ki ağızdan çıkan, yürekten kaynaklanır. İnsanı kirleten de budur. Çünkü kötü düşünceler, cinayet, zina, hırsızlık, yalancı şahitlik ve iftira hep yürekten kaynaklanır. İnsanı kirleten de budur.”5
Hinduizmde temizliğe önem verilmiş ve ibadetlerde temiz olunması prensip hâline getirilmiştir. Bu dinde insanlar sabah şafaktan önce kalkar, evde veya nehir kıyısında yapacağı sabah
ibadetine hazırlanır; tanrının adını anar ve yıkanır.
Budizm, insanın maddi ve manevi temizliğe önem vermesini öğütler.
1 Müddessir suresi, 4, 5. ayetler.
2 Bakara suresi, 222. ayet.
3 Ahmet bin Hanbel, Müsned, C 5, s. 342.
4 Kitab-ı Mukaddes, Sayılar, 20/20.
5 Kitab-ı Mukaddes, Matta, 15/18-20.
115
DİNLER VE EVRENSEL ÖĞÜTLERİ
YORUMLAYALIM
“Ey iman edenler! Namaz kılmaya kalktığınız zaman yüzlerinizi, dirseklerinize kadar ellerinizi yıkayın. Başlarınızı mesh edip topuklara kadar ayaklarınızı
da (yıkayın)…”
Mâide suresi, 6. ayet.
Yukarıdaki ayeti İslam’da temizliğe verilen önem açısından değerlendiriniz.
3.3.
3
3 İyilik
İ ilik ve YYardımseverlik
d
lik
İyilik ve yardımseverlik birlikte yaşamaya nasıl katkı sağlar?
Bütün dinlerde iyilik yapma ve yardımseverlik konusu en önemli ahlaki
özelliklerden sayılmaktadır. Dinlerde çeşitli adlar altında ihtiyacı olanlara para,
yiyecek ve giyecek gibi yardımlar yapmak Allah’ın hoşnutluğunu kazanma yollarından biri olarak kabul edilir.
İslam dini ihtiyaç sahipleri ve güçsüzler başta olmak üzere bütün canlılara iyilik yapmayı öğütlemiştir. Kur’an-ı
Kerim’in bir ayetinde iyilik ve yardımlaşma üzerinde şu şekilde durulmuştur:
“…Muhakkak ki iyilikler, kötülükleri
(günahları) giderir…”1 Bir başka ayette
ise şöyle buyrulmuştur: “İyilikle kötülük
bir olmaz, sen (kötülüğü) en güzel bir
şekilde önle. O zaman seninle arasında düşmanlık bulunan kimse, sanki
candan bir dost olur.”2
İslam dininin temel ibadetlerinden biri
olan zekât ve sadaka, tam anlamıyla bir
iyilik ve yardımlaşmadır.
Yahudilikte yardım etmek övülmüş ve
bu husus Kitab-ı Mukaddes’te şöyle belirtilmiştir: “Yoksula verenin eksiği olmaz,
yoksulu görmezden gelense bir sürü lanete uğrar.”3
DEĞERLENDİRELİM
Ğ
İ
İ
“...Allah, iyilik edenleri sever.”
Âl-i İmrân suresi, 134. ayet.
y
Yukarıdaki ayeti resimle birlikte
değerlendiriniz.
1 Hûd suresi, 114. ayet.
2 Fussilet suresi, 34. ayet.
3 Kitab-ı Mukaddes, Süleyman’ın Meselleri, 28/27.
116
6
6. ÜNİTE
Hristiyanlıkta da iyilik ve yardımlaşma teşvik edilmiştir. Bu husus İncil’de şöyle ifade edilmiştir: “İyi insan, içindeki iyilik hazinesinden iyilik, kötü insan ise içindeki kötülük hazinesinden kötülük çıkarır.”1
Hinduizm ve Budizm de yoksullara ve kimsesizlere iyilik yapmayı, toplumdaki yoksul ve
kimsesizlere yardım etmeyi ve cömert olmayı öğütlemiştir.
3. 4. Büyüklere Saygı, Küçüklere Sevgi Göstermek
Büyüklere saygı ve küçüklere sevgi göstermenin toplumsal huzura ne gibi
etkileri vardır?
İnsana saygı ve sevgi göstermek, ona değer vermenin gereğidir. Sevgi ve saygı toplumda
insanları birbirine bağlayarak sağlıklı bir toplum oluşmasına yardımcı olur.
Dinler açısından büyüklere saygı, küçüklere sevgi göstermek de evrensel davranışlardandır. İslam dini bu konuya büyük önem verir. Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyrulur: “Rabb’in, sadece
kendisine kulluk etmenizi, ana-babanıza da iyi davranmanızı kesin bir şekilde emretti.
Onlardan biri veya her ikisi senin yanında yaşlanırsa kendilerine ‘öf!’ bile deme; onları
azarlama; ikisine de güzel söz söyle. Onları esirgeyerek alçak gönüllülükle üzerlerine kanat ger ve ‘Rabb’im! Küçüklüğümde onlar beni nasıl yetiştirmişlerse şimdi de sen onlara
(öyle) rahmet et!’ diyerek dua et.”2
İslam dini büyüklere saygılı davranılmasını emretmekle beraber küçüklere de sevgi ve şefkat gösterilmesini istemiştir.
Yahudilikte büyüklere saygıya önem verilmiştir. Tevrat’ta birçok yerde anne babaya saygı
gösterilmesi istenmiştir. On emir içerisinde geçen, “Anne babana saygı göster…”3 ifadesiyle
bu hususa vurgu yapılmıştır.
Hristiyanlıkta da bu konu oldukça önemli görülmüş ve İncil’de, “… Anne babana saygı
göster…”4 şeklinde ifade edilmiştir.
1 Kitab-ı Mukaddes, Matta, 12/35.
2 İsrâ suresi, 23, 24. ayetler.
3 Kitab-ı Mukaddes, Çıkış, 20/12.
4 Kitab-ı Mukaddes, Matta, 19/18, 19.
117
DİNLER VE EVRENSEL ÖĞÜTLERİ
YORUMLAYALIM
Hz. Pe
P
Pey
Peygamber,
eyga
am
mbe
b r,
r “Küçüklerimize
“Kü
Küçü
çükl
kllerim
kler
er
rim
imiz
ize sevgi
ize
sevg
se
evg
gi ve
v şefkat,
şşef
e ka
ef
k t, b
büyüklerimize
büy
üyük
üy
kle
leri
rimi
miize
ze saygı
say
aygı göste
ayg
göstererr
meyen
meye
me
yen
n bizden
bizzden değildir.”
değ
e illd
diir
r..” buyurmuştur.
bu
uyu
y rm
muş
uşşttu
tur.
r.
Tirmizî,
Tirmizî, Birr,
Bir
irr, 15.
15.
Yukarıdaki hadisi yorumlayınız.
3.5. Hayvanlara İyi Davranmak
Hayvanlara niçin iyi davranmak gerekir?
Dinlerin evrensel ilkelerinden biri de hayvanlara iyi davranılmasıdır. İslam dini bütün canlılara karşı şefkatli davranılmasını emreder. Kur’an-ı Kerim’de çeşitli konulardan bahsedilirken
hayvanların insanlara yararı ve hizmetlerinden söz edilerek insanın bunun değerini ve önemini
bilmesi hatırlatılmaktadır. Bu hususta bir ayette şöyle buyrulur: “Görmüyorlar mı ki biz, kudretimizin eseri olmak üzere onlar için birçok hayvan yarattık…”1
Hz. Peygamber, hayvanlara karşı oldukça şefkatli ve merhametli davranarak inananlara
örnek olmuştur. O, bir defasında kedisini aç bırakıp ölümüne sebep olan bir kimsenin ahirette
cezalandırılacağını haber vermiştir.2
Yahudiliğin kutsal kitabı Tevrat’ta Allah’ın
yeryüzündeki hayvanları yarattığı belirtilerek şöyle denilmektedir: “Tanrı çeşit çeşit
yabani hayvan, evcil hayvan, sürüngen
yarattı…”3
Hinduizmde de bütün canlılara karşı iyi davranılması istenir. Bütün canlıların
aynı öneme sahip oldukları kabul edilir. Bu
yüzden bütün canlılara değer verilmesi
gerektiği inancı Hinduizmin kutsal kitaplarında şöyle zikredilir: “Bu bilgeliğe erenler
her şeye aynı gözle bakarlar. Sonsuz ruhu;
bir rahipte, bir inekte, bir filde, bir köpekte
görürler.”4
Budizmde ahlaki beş emirden ilki canlı
varlıklara zarar vermemektir. Bu husus Budist metinlerinde şu ifadelerle belirtilmiştir:
“Bütün varlıklar tehlike karşısında korkarlar
ve hayat hepsi için de kıymetlidir. Bu durumu kabul eden bir insan onları öldürmez
ve öldürülmelerine de sebep olmaz.”5
YORUMLAYALIM
Yukarıdaki fotoğrafı yorumlayınız.
1 Yâsîn suresi, 71. ayet.
2 Buharî, Bedü’l-Halk, 17.
3 Kitab-ı Mukaddes, Tekvin, 1/25.
4 Bhagavat Gita, 5/18.
5 Dhammapada, s. 129, 130.
118
6. ÜNİTE
3.6. Çevreyi Korumak
Dinler, çevre bilincinin oluşmasına nasıl katkı sağlar?
İçinde yaşadığımız doğal çevrede her yönüyle bir denge ve düzen vardır. Dinler, insan
yaşamı için büyük önemi olan doğal çevrenin korunmasını istemiştir.
İslam dini çevreyi koruma konusuna önem verir. Kur’an-ı Kerim evrendeki her şeyin bir
denge ve düzen içinde olduğundan bahseder. Böylece Allah, insanların bu nimetlerin
farkına vararak şükretmelerini, aynı zamanda bu nimetleri israf etmeden, insani amaçlar
doğrultusunda kullanmalarını ve korumalarını ister. Kur’an-ı Kerim’de bu konuyla ilgili şöyle
buyrulmaktadır: “İnsanların elleriyle kazandıkları (günahları) yüzünden, karada ve denizde düzen bozuldu. Belki dönerler diye (Allah) onlara, yaptıklarının bir kısmını tattırıyor.”1
Peygamberimiz de bir hadisinde şöyle buyurmuştur: “Bir Müslüman bir ağaç diker de
onda yetişenlerden bir insan veya bir hayvan yerse muhakkak o yenilen şey sahibi için
sadakadır.”2
Yahudilikte çevre ile ilgili konular dünyanın yaratılışıyla ilgili olarak ele alınmıştır. Bu konuyla
ilgili olarak Allah’ın evreni ve içindekileri yarattığından ve bu durumdan hoşnut olduğundan
söz edilmektedir.3
Hint dinlerinde bitkilerin de bir canı ve ruhu olduğu kabul edilir. Bu sebeple bitki tohumlarına ve filizlerine zarar verme, istenmeyen davranışlardandır.
YAZALIM
Çevrenin iyi korunması ile ilgili bir kompozisyon yazınız.
1 Rûm suresi,
suresi 41.
41 ayet.
ayet
2 Ahmet bin Hanbel, Müsned, C 5, s. 415.
3 Kitab-ı Mukaddes, Tekvin, 1/9-13.
119
DİNLER VE EVRENSEL ÖĞÜTLERİ
3.7. Zararlı Alışkanlıklardan Kaçınmak
“Şeytan, içki ve kumarla sizin aranıza düşmanlık ve kin sokmak ve sizi Allah’ı
anmaktan ve namazdan alıkoymak ister.”
“““““‘‘/” “!’’^+%&é!’^^++%/(())=?éééé””
Mâide suresi, 90. ayet.
Yukarıdaki ayette zararlı alışkanlıkların hangi yönüne vurgu yapılmıştır.
Bütün dinler zararlı alışkanlıklardan kaçınmayı emreder ve insanlardan sahip oldukları
imkânları iyi amaçlarla kullanmalarını ister.
İslam dini açık ve kesin olarak zararlı alışkanlıklardan uzak durmayı ve kaçınmayı emreder. Böylece, sorunlar ortaya çıkmadan önlem alır. Bu konuda Kur’an-ı Kerim’de şöyle
buyrulur: “Ey iman edenler! İçki, kumar, dikili taşlar (putlar) ve fal okları şeytan işi birer
pisliktir. Bunlardan kaçının ki kurtuluşa eresiniz.”1
Yahudilikte içki konusunda şu ifadeler kullanılmaktadır: “İçki peşinden koşmak için sabahleyin erken kalkanların, geceleyin geç vakte kadar şarap onları kudurtuncaya kadar
eğlenenlerin vay hâline.”2
Hristiyanlıkta şarap, dinî ayinlerin bir nesnesi olmasına karşın alkolü çok almak hoş karşılanmaz. Bazı Hristiyan mezheplerine göre ise alkol almak tamamen yasaklanmıştır. İncil’de
bu durum şu şekilde geçmektedir: “ Şarapla sarhoş olmayın, onda edepsizlik vardır.”3
Budizmde de alkollü içkiler yasaklanmıştır. Uyuşturucudan, sarhoş edici maddelerden ve
kumar oynamaktan uzak durmak, Budizmin ahlaki ilkelerindendir. Aynı şekilde Hinduizmin
kutsal kitaplarında da içki ve kumar, kötü ve zararlı olarak belirtilmiştir.
BEYİN FIRTINASI YAPALIM
Bütün dinler zararlı alışkanlıkları niçin yasaklamıştır? Beyin fırtınası yapınız.
3.8. Başkalarına Zarar Vermemek
Bir insanı öldürmek niçin bütün insanlığı öldürmek gibidir?
Tüm dinler, insanların barış içinde kardeşçe, huzurlu ve mutlu bir biçimde yaşamalarını
amaçlamış ve bunun için de bir takım yasaklar getirmiştir. Bunlardan biri insanın canına
kıyılmamasıdır. Çünkü insanın sahip olduğu temel hakların en önemlisi yaşama hakkıdır. Bu
yüzden herhangi bir insanı öldürmek büyük bir insanlık suçudur.
1 Mâide suresi, 90. ayet.
2 Kitab-ı Mukaddes, İşaya, 5/12.
3 Kitab-ı Mukaddes, Efesliler, 5/18.
120
6. ÜNİTE
YORUMLAYALIM
“…Kim, bir cana kıymayan veya yeryüzünde bozgunculuk çıkarmayan
bir nefsi öldürürse bütün insanları öldürmüş gibi olur…”
Mâide suresi, 32. ayet.
Yukarıda geçen ayeti yaşama hakkının önemi açısından yorumlayınız.
İslam inancına göre her insan hür ve yaşama hakkına sahip olarak doğar. Bu yüzden
İslam dininde bir kişinin öldürülmesi şiddetle yasaklanmış ve büyük günahlardan sayılmıştır.
Yahudilikte bir insanı öldürmek On Emir’deki “Öldürmeyeceksin.”1 emriyle kesin bir dille
yasaklanmıştır. Hristiyanlıkta da insan canına kıymak büyük günahlardan kabul edilmiştir.
İncil’de bu konuya şöyle yer verilmektedir: “ … ‘Öldürmeyeceksin!’ ve kim öldürürse hükme
müstehak olacaktır.”2
Budizmde bir kişiyi öldürmek ağır bir suç olarak kabul edilmiş, hiçbir canlıya zarar vermemek temel ilke olarak kabul edilmiştir. Budizmin kutsal metinlerinde şu ifadeler yer alır:
“Bütün insanlar cezalandırılırken titrerler, bütün insanlar ölümden korkarlar; sen de onlara
benzediğini hatırla ve ne öldür ne de öldürmeye sebep ol.”3
Tüm dinler insanların yaşamını koruma altına aldığı gibi malını da koruma altına almış ve
hırsızlığı yasaklamıştır. İslam dininde hırsızlık büyük günahlardan sayılmaktadır. Zira Yüce Allah
kul hakkı ile ilgili günahı, sahibinin rızası olmadan affetmeyeceğini bildirmektedir. Kur’an-ı
Kerim’de, “Birbirinizin mallarını haksız yollarla yemeyin…”4 buyrulmaktadır.
Yahudilik ve Hristiyanlıkta da hırsızlık yapmak yasaklanmış ve başlıca kötü davranışlardan biri sayılmıştır. Bu durum On Emir’de “Çalmayacaksın.”5 , İncil’de de “Hırsızlık
yapma.”6 şeklinde ifade edilmiştir.
Hinduizm ve Budizm gibi dinlerde de hırsızlık büyük günahlardan sayılmıştır. Budizmde beş temel ahlaki ilkeden
biri de çalmamaktır. Bu dinlerde arzularına uyarak başkalarının malına göz koyanların manen kirlenmiş kişiler olduğu kabul edilmiştir.
TARTIŞALIM
Hırsızlığın zararları üzerine arkadaşlarınızla tartışınız.
Yalan söyleyerek insanları aldatmak, onları yalan bilgilerle zarara uğratmak da bütün
dinlerce kötü bir davranış olarak nitelendirilmiştir. Özellikle yalancı şahitlik yapılarak insanların
haksızlığa uğratılması; haksız olanın haklı, haklı olanın haksız duruma getirilmesi büyük bir
günah olarak kabul edilmiştir.
1 Kitab-ı Mukaddes, Çıkış, 20/13.
2 Kitab-ı Mukaddes, Matta, 5/21.
3 Dhammapada, s. 246-247.
4 Bakara suresi, 188. ayet.
5 Kitab-ı Mukaddes, Çıkış, 20/15.
6 Kitab-ı Mukaddes, Matta, 19/18, 19.
121
DİNLER VE EVRENSEL ÖĞÜTLERİ
İslam dini yalancı şahitliği ve yalancı şahitliğin temelini oluşturan yalan söylemeyi ve
yalan yere yemin etmeyi kesin bir biçimde yasaklamıştır. Kur’an-ı Kerim’de bu konuda şöyle
buyrulmuştur: “Ey inananlar! Adaleti tam yerine getirerek Allah için şahitlik edenler olun,
kendinizin, ana babanızın ve yakınlarınızın aleyhinde bile olsa (şahitlik ettiğiniz kimseler) zengin veya fakir de olsalar (adaletten ayrılmayın). Çünkü Allah, ikisine de daha
yakındır (onları sizden çok kayırır). Öyle ise keyfinize uyarak doğruluktan sapmayın.
Eğer (şahitlik ederken dilinizi) eğip bükerseniz ya da doğruyu söylemezseniz, muhakkak
ki Allah yaptıklarınızı bilir.”1
Yahudilikte yalancı şahitlik kötü davranış olarak görülmüştür. Tevrat’ta bu davranış şu
emirle yasaklanmıştır: “Komşuna karşı yalan yere şahitlik yapmayacaksın.”2
Hristiyanlıkta da yalancı şahitlik açık bir biçimde yasaklanmıştır. Bu durum İncil’de şu
şekilde zikredilmiştir: “Yine atalarınıza, yalan yere ant içme, ama Rabb’ine içtiğin antları tut
denildiğini duydunuz.”3
Hinduizm ve Budizmde de yalancı şahitlik yapmak yasaklanmıştır. Budizmin beş temel
ilkesinden biri de yalan söylememektir. Budizme göre her zaman doğru konuşmak insanın
düştüğü ıstıraptan kurtulmasını sağlar.
YORUMLAYALIM
“Yalancının mumu yatsıya kadar yanar.”
atasözünü yorumlayınız.
4. Başkalarının İnançlarına Hoşgörülü Olmak
Başkalarının inançlarına hoşgörülü olmak birlikte yaşama duygusunu nasıl
geliştirir?
Her insanın kendine özgü bir inancı vardır. İnsanlar, inanç olarak benimsedikleri değerleri
kutsal kabul ederler. Bu yüzden dinleri ve kutsal değerleri konusunda duyarlı davranırlar.
1 Nisâ suresi, 135. ayet.
2 Kitab-ı Mukaddes, Çıkış, 20/16.
3 Kitab-ı Mukaddes, Matta, 5/33.
122
Cami
6. ÜNİTE
İnançlarımız bizce nasıl kutsal ve değerli ise başkalarının inançları da kendilerince aynı şekilde değerli ve
önemlidir. Bizler inançlarımıza saygı gösterilmesini ve
inançlarımızın gereği olan uygulamalarımızı rahatça
yapmak isteriz. Bu, bizim olduğu kadar başkalarının
da hakkıdır.
Kilise
İslam dini insanların inanç ve yaşayışlarına hoşgörülü olunmasını, inanç konusunda hiç kimseye baskı
yapılmamasını istemektedir. İslam dinine göre bir dine
inanıp inanmama veya herhangi bir dini seçme, bireyin kendisine bırakılmıştır. Yüce Allah bu konuda şöyle
buyurur: “Dinde hiçbir zorlama yoktur...”1 Dolayısıyla
her insan inanç hürriyetine sahiptir.
Hz. Muhammed, İslam dinini kabul ettirmek için insanlara herhangi bir baskı yapmamıştır. Onun daveti
iyilik ve güzellikle olmuştur.
Türklerin tarih boyunca kurduğu devletlerde farklı
din ve mezheplerden insanlar bir arada yaşamıştır.
Egemenlikleri altındaki insanlara din ve inançlarından
dolayı herhangi bir baskı uygulanmamıştır.
Farklı dinlerden topluluklar, Anadolu’da yüzyıllar boyunca birbirlerinin inançlarına ve değerlerine saygı göstererek yaşamışlardır. Farklı din ve inançların bir arada
yaşamasının en güzel örneğini oluşturmuşlardır.
Sinagog
Günümüzde iletişim yaygınlaşmış, ülkeler birbirleriyle iyice kaynaşmıştır. Buna bağlı olarak farklı din ve
inanç mensuplarının birbirleriyle olan ilişkileri de artmıştır. İnsanların bulundukları ülke ve ortamlarda kendi dinlerini ve inançlarını anlatıp paylaşmaları eskiye
oranla daha fazlalaşmıştır.
Bazı inanç mensuplarının kendi dinlerini tanıtma
çabaları, bulundukları ülkenin değerlerini aşağılayarak tamamıyla kendi inançlarını yerleştirme mücadelesine dönüşmüştür. Dinlerinin tanıtımını değil âdeta
propagandasını yapmaya başlayan bu kişiler, insanların maddi ve manevi zaaflarını kullanmaya, istismar
etmeye yönelmişlerdir. Bu davranışlar, dinî hoşgörü ve
inançlara saygılı olmaya aykırıdır. Bu tür davranışlara
karşı bireyler dikkatli olmalıdır.
1 Bakara suresi, 256. ayet.
123
DİNLER VE EVRENSEL ÖĞÜTLERİ
Türkiye Cumhuriyeti; laik, demokratik, sosyal bir hukuk devletidir. Hiçbir yurttaş başka bir
yurttaşın dinî inanç ve ibadetlerine karışmaz. Yasal olarak da karışamaz. Çünkü herkes inanç
ve ibadetinde özgürdür. Atatürk bu konuda şöyle demektedir: “Herkes vicdanının emrine uymakta serbesttir. Biz dine saygı gösteririz, düşünüşe ve düşünceye karşı değiliz. Biz sadece din
işlerini millet ve devlet işleriyle karıştırmamaya çalışıyoruz.”1
İnsanlar din ve inanç hürriyetine sahiptir. Bunun için diğer din örf ve âdetlere saygı göstermek gerekir. Çünkü başkalarının din, örf ve âdetlerine saygı göstermek insanları birbirlerine
yaklaştırıp dünya barışına katkı sağlar.
Milletimiz hem kendi değerlerine sahip çıkmış hem de başkalarının değerlerine hoşgörüyle yaklaşmıştır. Onların din, inanç, örf ve âdetlerine daima saygılı ve hoşgörülü olmuştur.
Atatürk milletimizin bu niteliğini şu sözüyle dile getirmiştir: “Hiçbir millet, milletimizden çok yabancı unsurların inanış ve ibadetlerine saygı göstermemiştir. Hatta denilebilir ki diğer din sahiplerinin dinine ve milletine saygılı olan tek millet bizim milletimizdir… İstanbul’un fethinden
beri Müslüman olmayanların sahip kılındıkları bu geniş imtiyazlar milletimizin dinen ve siyaseten dünyanın en hoşgörülü ve iyiliksever bir milleti olduğunu kanıtlayan en açık delilidir.”2
Atatürk bu konuyla ilgili başka bir sözünde de şunları söylemiştir: “Fatih, İstanbul’da bulduğu
dinî ve millî teşkilatı olduğu gibi bıraktı. Rum patriği, Bulgar eksarhı ve Ermeni kategigosu gibi
Hristiyan din reisleri imtiyaza sahip oldu. Kendilerine her türlü serbestlik verildi.”3
YORUMLAYALIM
“Türkiye Cumhuriyeti’nde her yetişkin, dinini seçmekte hür olduğu
gibi belirli dinin merasimi de serbesttir. Yani ibadet hürriyeti vardır…”
Atatürkçülük, C 1, s. 111.
Atatürk’ün sözünü yorumlayınız.
1 Atatürkçülük, C 1, s. 111.
2 Atatürkçülük, C 1, s. 51.
3 Atatürkçülük, C 1, s. 51.
124
6. ÜNİTE
ÜNİTEMİZİ DEĞERLENDİRELİM
A. Aşağıdaki açık uçlu soruları cevaplayınız.
1. “Din evrensel bir gerçekliktir.” sözünü açıklayınız.
2. Hristiyanlıktaki tanrı inancı nasıldır? Belirtiniz.
3. İslam dininin temel inanç esasları nelerdir? Sıralayınız.
5. Dinlerin doğruluk hakkındaki öğütlerine birer örnek veriniz.
B. Aşağıdaki tabloyu uygun şekilde doldurunuz.
Tanrı
Peygamberi
Kutsal
İnancı
veya
Kitabı
İbadet Yeri
Kurucusu
İslam
Tevhit
Yahudilik
Hz. Musa
Hristiyanlık
İncil
Budizm
Pagoda
Hinduizm
C. Aşağıdaki çoktan seçmeli soruların doğru seçeneklerini işaretleyiniz.
1. Aşağıdakilerden hangisi Hinduizmle ilgili bir kavram değildir?
A) Veda
B) Karma
C) Nirvana
D) Brahma
2. İslam dininin temel aldığı “tevhit” inancını açıklayan ifade aşağıdakilerden hangisidir?
A) İslam son dindir.
B) Allah’tan başka ilah yoktur, Hz. Muhammed Allah’ın elçisidir.
C) En yüce din, İslam dinidir.
D) Her şeyi yaratan Allah’tır.
3. İslam dini için aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?
A) Allah tarafından gönderilmiştir.
B) Son ilahî dindir.
C) Sadece ahlakla ilgilidir.
D) Tevhit inancına dayalıdır.
4. Aşağıdakilerden hangisi Hristiyanların kutsal kitaplarından birisi değildir?
A) Matta
B) Yuhanna
C) Vedalar
125
D) Luka
DİNLER VE EVRENSEL ÖĞÜTLERİ
5. Hristiyanlığa girmek ya da bir kiliseden diğerine geçmek için baba, oğul ve kutsal ruh
adına yapılan tören hangisidir?
A) Ekmek- şarap ayini
B) Günah itirafı
C) Vaftiz
D) Teslis
6. Hint düşüncesinin temelini oluşturan reenkarnasyon (tenasüh) kavramının anlamı
aşağıdakilerden hangisidir?
A) İnsan, geçmişte yaptıklarının karşılığını gelecekte görecektir.
B) Ruh ölmez, bir bedenden başka bir bedene geçer.
C) Doğaüstü güçlerle temas kurmak amacıyla yapılan egzersizdir.
D) Hinduizmdeki tanrı anlayışına verilen isimdir.
7. Aşağıdaki kavram-din eşleştirmelerinden hangisi yanlıştır?
A) Tevhit-İslam
B) Teslis-Hristiyanlık
C) Karma-Yahudililik
D) Brahma-Hinduizm
Ç. Aşağıdaki bilgilerin doğrularını “D”, yanlışlarını “Y” ile işaretleyiniz.
(…) Yahudilerin kutsal günü pazardır.
(…) İslam dininde maddi temizlikle beraber manevi temizliğe de büyük önem verilmiştir.
(…) Budizmde ineğe büyük saygı gösterilmektedir.
(…) Hristiyanlıkta baba, oğul ve kutsal ruh inancı çok önemlidir.
126
SÖZLÜK
A
adalet: Hak ve hukuka uygunluk, hakkı gözetme, doğruluk.
adil: Adaletten, doğruluktan ayrılmayan,
adaletli.
ahiret: İnsanın öldükten sonra dirilip sonsuza dek kalacağı ve Allah’a hesap vereceği
yer.
ahlak: Bir toplum içinde kişilerin uymak zorunda oldukları davranış biçimleri ve kuralları. Güzel huylar.
alamet: Belirti, işaret, iz.
alçak gönüllülük: Alçak gönüllü olma durumu, mahviyet.
ana fikir: Bir yazının temeli olan asıl düşünce, temel fikir.
Aramice: Sami dillerinin batı lehçelerini içine
alan ve milattan önceki dönemlerde kullanılmış bulunan ölü bir dil.
atasözü: Uzun deneme ve gözlemlere dayanılarak söylenmiş ve halka mal olmuş,
öğüt verici söz.
ayet: Kur’an surelerini oluşturan kısımlardan
her biri.
azap: Büyük sıkıntı, eziyet.
B
bağışlamak: Bir mal veya hakkı karşılık beklemeden birine vermek. Herhangi bir kötü
davranış için ceza vermekten vazgeçmek,
affetmek.
basiret: Doğru görüş, uzağı görüş, seziş,
uyanıklık.
batıl inanç: Doğaüstü olaylara, gizli ve akıl
dışı güçlere, kehanetlere aşırı derecede
bağlı boş inanç.
besmele: “Rahman ve Rahîm olan Allah’ın
adı ile” anlamına gelen ve bir işe başlarken
söylenilen “Bismillâhirrahmânirrahîm” sözüne
verilen ad.
böbürlenmek: Övünmek, üstünlük taslamak, kurulmak.
C
cami: Müslümanların namaz kılmak için
toplandıkları yer.
Cebrail: Allah tarafından peygamberlere
vahiy getirmekle görevlendirilen, dört büyük
melekten biri.
cehalet: Bilgisizlik.
cehennem: Dünyada günah işleyenlerin öldükten sonra ceza görecekleri yer.
cennet: Dünyada iyilik yapanların, öldükten
sonra sonsuz bir mutluluğa kavuşacakları
yer.
cimri: Elindeki parayı harcamaya kıyamayan, eli sıkı, kısmık.
cüz: Kur’an’ın bölünmüş olduğu otuz parçadan her biri.
D
dedikodu: Başkalarını çekiştirmek ve kınamak üzere yapılan konuşma.
deyim: İlgi çekici bir anlam taşıyan kalıplaşmış söz öbeği.
din:
Allah’ın insanları dünya ve ahirette
huzur ve mutluluğa kavuşturmak için peygamberleri vasıtasıyla bildirdiği yol, emirler
ve yasaklar.
dua: Yakarış. Allah’a yalvarma, yakarış için
söylenen dinî metin.
E
ebedî: Sonsuz, ölümsüz, bengi.
emanet: Birine geçici olarak bırakılan ve teslim alınan kişice korunması gereken eşya.
empati: Aynı duyguları paylaşma, duygudaşlık.
ensar: Hz. Muhammed’e hicret zamanında
yardım eden Medineliler.
evrensel: Evrenle ilgili. Bütün insanlığı ilgilendiren.
feyz: Verimlilik, bolluk, bereket. Artma, çoğalma. İlerleme, kültürel gelişme.
127
SÖZLÜK
G
gayp: Gizli olan, göze görünmeyen.
gelenek: Bir toplumda, eskiden kalmış olmaları dolayısıyla saygın tutulup kuşaktan kuşağa iletilen, kültürel kalıntılar, alışkanlıklar, bilgi,
töre.
günah: Dinî bakımdan suç sayılan iş veya
davranış.
H
haham: Yahudi din adamı.
hanif: İslamiyetten önce Arabistan’da putlara tapmayıp Hz. İbrahim’in dini üzerine bulunanlara verilen ad.
haram: Dinî bakımdan yasak olan, helal karşıtı.
hatim: Kur’an’ın tamamını okuma.
hayâ: Utanma duygusu, utanç, sıkılma.
hayırsever: Yoksullara, düşkünlere, iyilik ve yardım etmesini seven, iyiliksever, yardımsever.
haysiyet: Değer, saygınlık, itibar.
helal: Dinin kurallarına aykırı olmayan, dinî bakımdan yasaklanmamış olan, haram karşıtı.
hicret: İslam takviminde tarih başı sayılan Hz.
Muhammed’in Mekke’den Medine’ye göç
etmesi.
hile: Birini aldatmak, yanıltmak için yapılan
düzen, dolap, oyun, desise, entrika.
hoşgörü: Her şeyi anlayışla karşılayarak olabildiği kadar hoş görme durumu, müsamaha,
tolerans.
hurafe: Dine sonradan girmiş yanlış, batıl
inanç.
hürmet: Saygı; bir kimseye, bir şeye karşı dikkatli, özenli, ölçülü davranmaya sebep olan
sevgi duygusu.
İ
ibadet: Allah’ın buyruklarını yerine getirme,
Allah’a yönelen saygı davranışı.
iblis: Şeytan.
iftira: Bir kimseye kasıtlı ve asılsız suç yükleme.
ihlas: Yürekten bağlılık. İbadetlerdeki içtenlik.
ihsan: İyilik etme, iyi davranma.
ihtilaf: Ayrılık, anlaşmazlık, aykırılık, uyuşmazlık.
ikiyüzlü: Özü sözü bir olmayan, riyakâr.
imam: Cemaate namaz kıldıran kimse.
128
inanç: Bir düşünceye gönülden bağlı bulunma. İman.
irade: Bir şeyi yapıp yapmamaya karar verme gücü.
iskemle: Arkalıksız sandalye.
ismet: Günahsızlık, temizlik, korunmuşluk.
israf: Savurganlık, tutumsuzluk.
istismar: Birinin iyi niyetini kötüye kullanma.
itaat: Söz dinleme, boyun eğme, buyruğa
uyma.
K-L
Kâbe: Mekke’de bulunan, Müslümanlarca
ziyaret ve tavaf edilen kutsal yer.
Kadir Gecesi: Kur’an’ın indirilmeye başlandığı ramazan ayının yirmi yedinci gecesi.
kıyamet: Dünyanın sonu ve bütün ölülerin
dirilerek mahşerde toplanacağı zaman, kıyamet günü.
kibir: Kendini beğenme, büyüklenme, gurur.
kulluk: Kul olma durumu, ubudiyet.
kültür: Tarihsel, toplumsal gelişme süreci
içinde oluşturulan bütün maddi ve manevi
değerler.
lütuf : İyilik, yardım, ihsan.
M-N
mabet: Tapınak, ibadet yeri, ibadethane.
mahya: Ramazan gecelerinde, camilerde
iki minare arasına gerilen ipler üzerine kandil
veya elektrik ampulleriyle yazılan yazı veya
yapılan resim.
mazlum: Zulüm görmüş. Haksızlığa uğramış.
merhamet: Bir başka canlının karşılaştığı kötü
durumdan dolayı duyulan üzüntü, acıma.
mescit: Genellikle minaresiz, küçük cami.
Mevlit Kandili: Hz. Muhammed’in doğum
günü olan rebiyülevvel ayının on ikinci gecesinde kutlanan kandil.
miras: Birine, ölen bir yakınından kalan mal
mülk, para veya servet. Bir neslin kendinden
sonra gelen nesle bıraktığı şey.
mucize: Peygamberlerin kendilerine inanmayan insanlara peygamberliklerini ispat
etmek amacıyla Allah’ın iznine bağlı olarak
gösterdikleri olağanüstü olaylar.
SÖZLÜK
muhacir:
Hz. Muhammed’e uyarak
Mekke’den Medine’ye göç eden.
mukabele: Toplu yerlerde yüksek sesle hatim okunurken Kur’an okumasını bilenlerin
gözleriyle Kur’an’ı takip etmesi, bilmeyenlerin dinlemesi.
musalla: Camilerde cenaze namazı kılınan
yer.
mümin: İnanan, inançlı, imanlı, mutekit.
Müslüman.
münafık: Dinî kurallara inanmadığı hâlde
inanmış gibi görünen.
müşrik: Allah’a ortak koşan kimse.
mütevazı: Alçak gönüllü.
nankör: Kendisine yapılan iyiliğin değerini
bilmeyen. İyilikbilmez.
nimet: İyilik, lütuf, ihsan. Yaşamak için gerekli
her şey. Yararlanılan imkân.
Ö
öğüt: Bir kimseye yapması veya yapmaması gereken şeyler için söylenen söz, nasihat.
ön yargı: Bir kimse veya bir şeyle ilgili olarak belirli şart, olay ve görüntülere dayanarak önceden edinilmiş olumlu veya olumsuz
yargı, peşin yargı, peşin hüküm, peşin fikir.
özdeyiş: Bir düşünceyi, bir duyguyu, bir ilkeyi
kısa ve kesin bir biçimde anlatan, genellikle kim tarafından söylendiği bilinen özlü söz,
vecize.
P
pano: Üzerine bildiri, açıklama veya tanıtma
kâğıtları tutturmak için hazırlanmış levha.
papaz: Hristiyan din adamı.
peygamber: İnsanlara Allah’ın buyruklarını
bildiren, onları dine çağıran kimse, elçi, resul, nebi.
propaganda: Bir öğreti, düşünce veya
inancı başkalarına tanıtmak, benimsetmek
ve yaymak amacıyla söz, yazı vb. yollarla
gerçekleştirilen çalışma.
R
Rab: Eğiten, koruyan anlamına gelen Allah’ın
isimlerinden biri.
Rahîm: Koruyan, acıyan, merhamet eden.
Allah’ın ahirette yalnızca müminlere merhamet etmesi.
Rahman: Allah’ın herkese merhamet etmesi.
rahmet: Birinin suçunu bağışlama, yarlıgama, merhamet etme.
ramazan: Ay takviminin dokuzuncu ayı, üç
ayların sonuncusu, oruç tutulan ay.
reenkarnasyon: Ruh göçü.
rekât: Namazda bir kıyam, bir rükû ve iki
secdeden oluşan bölüm.
resul: İnsanlara Allah’ın buyruklarını bildiren,
onları dine çağıran kimse, elçi, peygamber.
rızık: Yiyecek, içecek şey, azık. Allah’ın herkese verdiğine inanılan nimet.
rivayet: Bir olay, bir haber veya sözü nakletme.
rüşvet: Yaptırılmak istenen bir işte yasa dışı
kolaylık ve çabukluk sağlanması için bir kimseye mal veya para olarak sağlanan çıkar.
S-Ş
sa’y: Hac ibadeti sırasında Safa ile Merve
tepeleri arasında gidip gelme.
sabır: Acı, yoksulluk, haksızlık gibi üzücü
durumlar karşısında ses çıkarmadan onların
geçmesini bekleme erdemi.
sadaka: Yoksullara yardım olarak karşılıksız
verilen şey.
sadakat: İçten bağlılık, sağlam, güçlü dostluk.
sahabe: Hz. Muhammed’i görmüş ve onun
sohbetinde bulunmuş Müslümanlar, Hz.
Muhammed’in arkadaşları.
sembol: Duyularla ifade edilemeyen bir şeyi
belirten somut nesne veya işaret, remiz, rumuz, timsal, simge.
sevap: Hayırlı bir davranış karşısında Allah tarafından verilecek olan ödül.
sıdk: Doğruluk, gerçeklik.
sinagog: Yahudilerin ibadet etmek için toplandıkları yer, havra.
sure: Kur’an’ın yüz on dört bölümünden her
biri.
şefkat: Acıyarak ve koruyarak sevme, sevecenlik.
şehit: Kutsal bir ülkü veya inanç uğrunda
ölen kimse.
129
SÖZLÜK
T
takva: Allah’tan korkma. Dinin yasak ettiği
şeylerden sakınıp buyurduklarını yerine getirme.
tavaf: İslam dininde hac sırasında Kâbe’nin
çevresini yedi kez dolaşma.
tebliğ: İnsanları dine davet etme. Bildirme,
haber verme.
terhis: Askerlik ödevini bitirenleri ordudan bırakma.
tevekkül: Herhangi bir işte elinden geleni
yapıp daha sonrasını Allah’a bırakma.
tevhit: Allah’ın birliğine inanma, bir sayma,
bir olarak bakma.
töre: Bir toplulukta benimsenmiş, yerleşmiş
davranış ve yaşama biçimlerinin, kuralların,
görenek ve geleneklerin, ortaklaşa alışkanlıkların, tutulan yolların bütünü, âdet.
tövbe: İşlediği bir günah veya suçtan pişman olarak bir daha yapmamaya karar
verme.
türbe: Genellikle ünlü bir kimse için yaptırılan
ve içinde o kimsenin mezarı bulunan yapı.
U-Ü
umre: Hac mevsimi dışında Kâbe’yi ve
Mekke’nin öbür kutsal yerlerini ziyaret etme.
ümmet: Hz. Muhammed’e inanarak onun
yaptıklarını ve söylediklerini uygulayarak çevresinde toplanan Müslümanların tümü.
V
vahiy kâtibi: Allah tarafından gönderilen
buyrukları yazan kimse. Peygamberimize
gelen vahiyleri, onun emri ile yazan sahabelere verilen isim.
vahiy: Bir buyruk veya düşüncenin Allah tarafından peygamberlere bildirilmesi.
vakar: Ağırbaşlılık.
vefa: Sevgiyi sürdürme, sevgi bağlılığı.
vekil: Birinin, işini görmesi için kendi yerine
bıraktığı veya yetki verdiği kimse.
vesvese: Kuruntu.
130
Y
yalan: Aldatmak amacıyla bilerek ve gerçeğe aykırı olarak söylenen söz, kıtır.
yermek: Birinin veya bir şeyin kusurlarını ortaya koymak, hicvetmek.
yetim: Babası ölmüş olan (çocuk), babasız.
yoksul: Geçinmekte çok sıkıntı çeken (kimse, toplum, ülke), yoksuz, fakir, fukara.
Z
zekât: Müslümanlıkta, zenginlerin sahip olduğu mal ve paranın belli bir kısmının dağıtılmasını öngören İslam’ın beş şartından biri.
zengin: Parası, malı çok olan, varlıklı.
zulüm: Güçlü bir kimsenin yasaya veya
vicdana aykırı olarak başkasını uğrattığı kötü
durum, kaygı, acımasızlık, haksızlık, eziyet,
cefa.
KAYNAKÇA
Acluni, Keşfü’l-Hafa, Beyrut, 1932.
Afzalur Rahman, Siret Ansiklopedisi, Cilt 1-6, İnkılap Yayınevi, İstanbul, 1996.
Ahmet bin Hanbel, Müsned, Cilt 1-6, Çağrı Yayınları, İstanbul, 1982.
AKSEKİ, Ahmet Hamdi, Yavrularımıza Din Dersleri, İstanbul, 1967.
ATATÜRKÇÜLÜK, 1-3 Millî Eğitim Bakanlığı Yayınları, Ankara, 2001.
ATEŞ, Süleyman, Kur’an-ı Kerim ve Yüce Meali, Yeni Ufuklar Neşriyat, Ankara, 1980.
BERKİ, A. Himmet-KESKİOĞLU, Osman, Hatemü’l-Enbiya Hz. Muhammed ve Hayatı, Diyanet
İşleri Başkanlığı Yayınları, Ankara, 1991.
Beydeba, Kelile ve Dimne, Timaş Yayınları, İstanbul, 2002.
Bhagavad-Gita (çev.: Ömer Cemal Güngören), Yol Yayınları, İstanbul, 2001.
Buharî, el-Edebü’l-Müfred (çev.: Fikri Yavuz), Sönmez Matbaası, İstanbul, 1979.
Buharî, Sahih-i Buharî, Çağrı Yayınları, İstanbul, 1992.
Buharî, Tecrid-i Sarih Tercemesi, Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları, Ankara, 1976.
CANAN, İbrahim, Hadis Ansiklopedisi (Kütüb-i Sitte), Feza Gazetecilik, İstanbul, 1995.
CANAN, İbrahim, İslam’da Çevre Sağlığı, Cihan Yayınları, İstanbul, 1986.
CANAN, İbrahim, Peygamberimizin Sünnetinde Terbiye, Tuğra Neşriyat, İstanbul, 1977.
CİLACI, Osman, Günümüz Dünya Dinleri, Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları, Ankara, 1995.
ÇAKAN, İsmail Lütfi, Örnek Kul Son Resul, Ensar Neşriyat, İstanbul, 2005.
Darekutni, Sünen, Medine, 1966.
Darimi, Sünen, Çağrı Yayınları, İstanbul, 1981.
Dhammapada, Mükemmelliğe Giden Yol (çev.: Cengiz Durkan), Dergâh Yayınları, İstanbul, 2005.
DÖĞEN, Şaban, Resul-i Ekremdeki Eşsiz Ahlak, Gençlik Yayınları, İstanbul, 1997.
Ebu Davut, Sünen, Çağrı Yayınları, İstanbul, 1992.
Ebu’l-Hasan Muhammed, Nehcü’l-Belâğa, (çev.: Abdulbaki Gölpınarlı), Der Yayınları, İstanbul, 1990.
EREN, Bilal, Güzel Sözler Antolojisi, C 2, Cihan Yayınları, İstanbul, 1983.
ERSOY, Mehmet Âkif, Safahat (hzl.: M. Ertuğrul Düzdağ), İz Yayıncılık, İstanbul, 1991.
ESED, Muhammed, Kur’an Mesajı, İşaret Yayınları, İstanbul, 2000.
GÜNDÜZ, Üzeyir, Diyanet Çocuk Dergisi, Şubat, 1992.
Hacı Bektaş Veli, Kitabü’l-Fevaid, Ayyıldız Yayınları, Ankara.
Hacı Bektaş Veli, Makâlât, (hzl.: Ali Yılmaz, Mehmet Akkuş, Ali Öztürk), Türkiye Diyanet Vakfı
Yayınları, Ankara , 2007.
Heysemi, Mecmaü’z-Zevaid, Cilt 1-7, Beyrut, 1967.
İbn Asakir, Tarihü Medineti Dımeşk, Beyrut, 1995.
İbn Mace, Sünen (çev.: Haydar Hatipoğlu), Kahraman Yayınları, İstanbul, 1982.
İbn Sa’d, et-Tabakâtü’l-Kübra 1-8, Beyrut, 1985.
İbn-i Babeveyh Kummi, el-Fakîh, C 2, Beyrut, 1990.
İlköğretim Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Dersi Öğretim Kılavuzu 8, Ankara, 2007.
İlmihâl, (Heyet), Cilt 1-2, Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları, Ankara, 2004.
İslam Ansiklopedisi, Cilt 1-38, (Heyet), Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları, Ankara, 1988-2011.
KANDEHLEVİ, M. Yusuf, Hayatü’s-Sahabe, Divan Yayınları, İstanbul, 1980.
Kitab-ı Mukaddes, Kitab-ı Mukaddes Şirketi, İstanbul, 2003.
Kur’an-ı Kerim ve Açıklamalı Meali, (Heyet), Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları, Ankara, 2001.
131
KAYNAKÇA
Malik bin Enes, Muvatta (çev.: Komisyon), Beyan Yayınları, İstanbul, 1994.
Mevlânâ, Mesnevi, Cilt 1 (hzl.: Adnan Karaismailoğlu), Akçağ Yayınları, Ankara, 2004.
Muhyiddin Nevevi, Riyazü’s-Salihin ve Tercümesi Cilt 1-3, Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları,
Ankara, 1991.
Muhyiddin Nevevi, Riyazü’s-Salihin, (çev.: Y. Kandemir, İsmail Lütfi Çakan, R.Küçük), Erkam
Yayınları, İstanbul, 1997.
Müslim, Sahih-i Müslim, Çağrı Yayınları, İstanbul, 1992.
Nesai, Sünen, Cilt 1-8, Çağrı Yayınları, İstanbul, 1981.
ÖZBEK, Abbdullah, Bir Eğitimci Olarak Hz. Muhammed, Esra Yayınları, Konya, 1994.
Sadi Şirazi, Bostan (çev.: Hikmet İlaydın), Millî Eğitim Bakanlığı Yayınları, İstanbul, 1997.
SARIÇAM, İbrahim, Hz. Muhammed ve Evrensel Mesajı, Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları, Ankara, 2004.
SARIÇAM, İbrahim, Hz. Peygamberin Çağımıza Mesajları, Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları, 2004.
Sözlük, Türk Dil Kurumu Yayınları, Ankara, 2005.
Suyuti, el-Camiu’s-Sağir, Mısır, 1938.
Taberani, Mucemu’l-Evsat, C 8, Kahire.
Tirmizî, Sünen, Çağrı Yayınları, İstanbul, 1992.
TÜMER, Günay-KÜÇÜK, Abdurrahman, Dinler Tarihi, Ocak Yayınları, Ankara, 1993.
TÜRKAN, Ahmet, İstanbul’da Ermeni Cemaatleri Arasındaki Dinî ve İdari İhtilaflar, Doktora
Tezi, Konya, 2011.
ÜNVER, Süheyl, Hayat Tarih Dergisi, 1967.
YAVUZ, Y. Vehbi, İslam’da Zekât Müessesesi, Çağrı Yayınları, İstanbul, 1983.
Yazım Kılavuzu, Türk Dil Kurumu Yayınları, Ankara, 2007.
YAZIR, Elmalılı Muhammed Hamdi, Kur’an-ı Kerim ve Açıklamalı Meali, (Sadeleştiren: M. Sadi
Çöğenli), Huzur Yayınları, İstanbul, 2005.
YILDIRIM, Suat, Kur’an-ı Hâkim’in Açıklamalı Meali, Işık Yayınları, İstanbul, 2004.
http://huham.com
132