Hepatorenal Sendrom
Transkript
Hepatorenal Sendrom
Hepatorenal Sendrom Dr. T. Rıfkı EVRENKAYA GATA Haydarpaşa Eğitim Hastanesi, Nefroloji Servisi, İstanbul H epatorenal sendrom (HRS) ilerlemiş bir karaciğer yetmezliği olan hastada gelişen akut böbrek yetmezliğine verilen isimdir. Karaciğer yetmezliğinin nedeni çoğunlukla siroz, alkolik hepatit ya da daha az sıklıkta metastatik tümör ya da fulminan karaciğer yetmezliğidir. Giderek artan karaciğer yetmezliğinin son dönemlerine ulaşıldığının bir göstergesi olarak kabul edilebilir. Aniden başlamış olan bir fenomen olmak yerine, böbrek perfüzyonundaki tedrici azalmanın bir sonucu olarak karşımıza çıkar. Hecker ve Sherlock adlı araştırıcılar, ilk kez 1956 yılında, Lancet’deki makalelerinde terminal dönem karaciğer yetmezliğinde, üriner sodyum itrahının düşüklüğünün dikkat çektiği, özel bir akut böbrek yetmezliği türünü tanımlamışlardır. Bu hastaların otopsilerinde böbrek histolojisinin korunmuş olduğu saptanmıştır (1). Bunu izleyen en önemli bilimsel saptama, 1969 yılında gelmiş; Koppel ve ark. kadaverik donör olarak kullanılan HRSli hastaların böbreklerinin , alıcılarda işlev gördüğünü ortaya koymuştur (2). Patogenez Karaciğer hastalığına bağlı böbrek işlev bozukluğunda en önemli rollerden birisi de splanknik alanda oluşan vazodilatasyondur. Karaciğer hastalığının ciddiyeti arttıkça, kalp debisinde progresif bir artış ve sistemik damar direncinde düşme gerçekleşir. Böbrek damar direncindeki artışa ikincil olarak aktive olan renin angiotensin sistemine rağmen, sistemik damar direnci azalmaktadır. Özellikle splanknik dolaşımda oluşan vazodilatasyonun, yani total damar direncindeki düşmenin aracısının nitrik oksit olduğu düşünülmektedir. Siroz hastasının asitinden de aynı aracının sorumlu olduğuna dair kanıtlar vardır (3). Splanknik vazodilatasyon sonucunda böbrek perfüzyonu azalır, glomerül filtrasyon hızı (GFR) düşer, sodyum atılımı azalır, ortalama arter basıncı düşer. Bazı ileri siroz hastalarında günlük sodyum itrahı 10 mEq düzeyinin altına inebilir. Tüm bu değişiklikler, yoğun intrarenal vazokonstriksiyona rağmen görülür. İlerlemiş siroz olgularında, bir antidiüretik hormon (ADH) analogu olan ornipressin verilmekte ve hemodinamik bozukluklarda kısmen de olsa, bir düzelme görülmektedir. Bu yanıt, splanknik alandaki vazodilatasyonu vurgular. Ornipressin verilmesiyle birlikte, plazma renin aktivitesi ve norepinefrin konsantrasyonu düşer; ortalama arter basıncı, böbrek kan akımı, GFR (ortalama 10 ml/dk), üriner sodyum itrahı ve idrar miktarı artar (4). Hepatorenal sendromun gelişiminde splanknik alandaki hemodinamik değişikliklerin ne denli önemli olduğu, portosistemik şant ameliyatlarından sonra iyi anlaşılmıştır. Bu yöntem, HRS tedavisinde sık kullanılmayan ve küçük bir hasta grubunda etkinliği gösterilmiş olan bir tedavi türüdür. Portosistemik şant ameliyatı yapılanlarda, yapılmayan hastalara oranla daha az HRS oluştuğu (% 21’e karşılık, %4) belirlenmiştir (5). HRS patogenezinde suçlanan renal vazokonstriksiyondan tromboksanlar (20HETE), entotoksinler, endotelinler, yalancı nörotransmiterler ve artmış renal sempatik tonus da sorumlu tutulmaktadır (6). Böbrek Fonksiyonu Ölçüm Yöntemleri Karaciğer hastalığı olanlarda GFR düşmesi genellikle maskelenir. Çünkü azotlu son ürünler olan üre ve kreatinin üretimi düşer. Bu düşmeden sorumlu olan etkenler Tablo 1’de belirtilmiştir. Genellikle, bunun sonucunda serum kreatinin düzeyi 11.3 mg/dl arasında değişir. Üre bu hasta grubunda değişkenlik gösterir. Bazen çok düşüktür (üretim azalmasına bağlı), bazen de aşırı su ve sodyom reabsorbsiyonuna bağlı olarak proksimal tubuluslardan aşırı üre geri emilimi olur ve serum üre düzeyi yükselir. Kreatinin klirensi ile saptanan GFR, genellikle gerçek GFR nin yaklaşık %40 üzerindedir. Bu hasta grubunda diğer alternatif GFR ölçüm yöntemleri olarak nükleer yöntemler, inülin ve cystatin-c önerilmektedir. Tablo 1. Karaciğer hastalarında GFR düşüklüğünü maskeleyen nedenler 1. Karaciğer hastalığına bağlı olarak üre ve kreatinin üretiminde azalma 2. Kronik hastalığa bağlı olarak çizgili kas kitlesinde azalma 3. İştah kaybına bağlı olarak protein alımında azalma 4. Sirozda kreatinin sekresyonunda artma Epidemiyoloji Siroz ve asiti olan, ancak böbrek yetmezliği olmayan 229 hastalık bir prospektif çalışmanın ilk yılının sonunda HRS gelişme oranı %18, beşinci yılın sonunda %39 bulunmuştur (7). HRS’nin belirgin sirozu olmayan alkolik hepatitte %28 oranında görüldüğü de bildirilmiştir (8). Primer biliyer sirozda ise HRS’ye rastlanmaması dikkat çekicidir. Hepatorenal sendromu kolaylaştıran etkenler tablodadır (Tablo 2). Tablo 2. Hepatorenal sendromu kolaylaştıran / tetikleyen etkenler 1. Hiponatremi 2. Yüksek plazma renin aktivitesi 3. Gastrointestinal kanama 4. Bakteriyel infeksiyonlar 5. Spontan bakteriyel peritonit (serum bilirubin > 4 mg/dl ve kreatinin > 1 mg/dl ise) 6. Hızlı diürez 7. Yoğun parasentez 8. İlaçlar (diüretikler, aminoglikozidler, NSAİD, ACEİ veya ARB kullanımı) 9. Cerrahi girişimler 10. Kolestazis Hepatorenal Sendrom Tanısına Yaklaşım Kronik karaciğer hastalarındaki böbrek yetmezlikleri, Tablo 1’de sunulan nedenlerden dolayı sıklıkla gözden kaçar. GFR düşük olsa bile, serum kreatinin genellikle normal bulunur. Üre, 159 160 kreatinin düzeyinden daha az güvenilir bir biyokimyasal ölçüttür. HRS tanısını koymak için önerilen tanı kriterleri Tablo 3’te sunulmuştur. Bir kısım yazar, tanı kriterlerini majör ve minör olmak üzere iki alt başlıkta incelemeyi yeğler. Arroyo ve ark., International Ascites Club adına, 1996 yılında HRS’yi, Tip I ve Tip II olmak üzere, iki gruba ayırmıştır (Tablo 4). Bu gruplandırmaya göre, Tip I HRS’de klinik tablo daha ağır ve prognoz daha kötüdür (9). Ayırıcı tanıda her türlü akut tubuler nekroz nedeni akla getirilmelidir. Tabloda sıralanan klinik ve laboratuvar bulgularının varlığında HRS düşünülmelidir (Tablo 5). Tablo 3. Hepatorenal sendromun tanı kriterleri Tablo 5. Hepatorenal sendromda tanıya yardımcı bulgular • Sık asit atakları • Hepatomegali olmaması • Beslenme durumunun kötü olması • Özafagus varisleri • Üre ve kreatinin düzeylerinde beklenenden daha az yükseklik • Düşük GFR • Dilüsyonel hiponatremi • Hafif yükselmiş serum potasyum düzeyi • Düşük üriner Na itrahı • Yüksek plasma renin aktivitesi • Düşük arteriyel kan basıncı • Yüksek plasma norepinefrin düzeyi Majör Kriterler 1. İleri karaciğer yetmezliği ve portal hipertansiyon ile seyreden kronik ya da akut karaciğer hastalığı 2. Günler – haftalar içinde serum kreatinin değerinin > 1.5 mg/dl ya da GFR < 40 ml/dk olması (kreatinin üretiminin düşebileceği unutulmamalı) 3. Böbrek yetmezliği oluşturabilecek başka bir neden (şok, infeksiyon, sıvı kaybı, nefrotoksik ilaçlar) olmaması 4. Ultrasonografide obstrüksiyon-parenkim hasarı olmaması (Spontan bakteriyel peritonit mutlaka ekarte edilmelidir, hastaların % 30-40 ında reversibl ABY yapar) 5. 1.5 litre %0.9 NaCl verilmesine ve diüretik uygulanmamasına karşın, böbrek işlevinde düzelme olmaması 6. Proteinüri < 500 mg/gün Ek Kriterler 1. İdrar Na < 10 mEq/L 2. İdrar osmolalitesi > Plazma osmolalitesi 3. İdrar hacmi < 500 ml/gün 4. İdrar mikroskopisinde her büyük büyütme alanında eritrosit sayısı < 50 5. Serum Na < 130 mEq/L Tedavi Karaciğer hastalığı ilerledikçe, GFR tedricen azalır. Erken dönemlerde renal sempatik tonusun intravenöz klonidin ile azaltılması ile, GFR yaklaşık %25 oranında arttırılabilir (10). En iyi çözümün, karaciğer işlevlerini kısmen ya da tamamen düzeltmek olduğu unutulmamalıdır. Başta karaciğer transplantasyonu olmak üzere, alkolik hepatitte alkolden uzak kalmak ve HBV enfeksiyonunda lamivudin kullanmak bu önlemlerin en önemlileridir. Hastalığın oluşmasını önlemek için bakteriyel infeksiyonların profilaksisi, yeterli hidrasyon, gereksiz diüretik kullanımından ve nefrotoksik ilaçlardan kaçınmak gerekir. Tedavide medikal ve girişimsel olmak üzere, iki ana başlık vardır. Tablo 4. Hepatorenal sendromun tipleri Medikal Tedavi En etkin tedavinin, bir selektif alfa-1 adrenerjik agonisti olan midodrin ile bir somatostatin analoğu olan oktreotid’in birlikte kullanılması olduğu düşünülmektedir. İlaçlardan biri renal, diğeri de sistemik hemodinamiyi etkiler. Bu ilaçların kullanımıyla ilişkili sınırlı sayıda çalışma olsa da, bu kombinasyon umut vericidir. Bir başka tedavi yaklaşımı da vasopressin analogları olan ornipressin ve terlipressin’dir. Diğer anekdotal ajanlar mizoprostol, n-asetil sistein, norepinefrin, ACE inhibitörleri, pentoksifilin ve albumindir. Girişimsel Tedavi Peritoneovenöz şant sağkalımı arttırmayan ve komplikasyonları çok olan bir yöntemdir. Refrakter asit tedavisinde kullanılan “transjuguler intrahepatik portosistemik şant (TIPS)” yönteminde portal ven ile hepatik ven arasına bir stent yerleştirilir ve uzun dönemde böbrek işlevleri düzelebilir. TIPS yerleştirilmesi ile sağkalım süresinin ortalama beş ay olduğu bildirilmiştir (11). Diyaliz tedavisi karaciğer nakli bekleyen hastalarda uygulanmaktadır, yeğlenen yöntem yavaş sürekli replasman tedavisidir. Bir başka diyalitik yöntem ise, %5 asit + %95 kan karışımının diyaliz membranından geçirilerek , hastaya yeniden verilmesine dayanan “asit reinfüzyon diyalizi”dir. Bu yöntemin kısıtlı kullanılmasına DIC komplikasyonu neden olmaktadır. Karaciğer diyalizi yöntemlerinden birisi olan MARS (Molecular Adsorbents Recirculation System) tekniğinde, iki ayrı akım devresi vardır ve MARS sistemi birçok toksini uzaklaştırabilir (amonyak, safra asitleri, bilirubin, bakır, demir ve fenoller). Varlığı 10 yıldan bu yana bilinen bu yöntem, Kuzey Amerika’da 2005 yılının sonundan beri kullanılmaktadır (12). “Single Pass Albumin Dialysis (SPAD)” tekniğinde de standart hemodiyaliz aygıtı ve yüksek akımlı hemodiyafiltresi kullanılır. Diyalizatın yerini albuminli solusyon almaktadır. Karaciğer transplantasyonu HRS için ideal tedavidir, ancak verici sayısındaki kısıtlığa bağlı olarak ender olarak yapılabilmektedir. Tip I HRS • Daha ciddi seyirlidir • 2 haftadan daha kısa süre içinde; o kreatinin klirensinin 20 ml/dk değerinin altına inecek şekilde en az %50 oranında kaybolması o ya da, serum kreatinin değerinin 2.5 mg/dl üzerine çıkacak şekilde en az iki kat yükselmesi ile karakterizedir sıklıkla oligüri (bazen anüri) vardır Tip II HRS • Daha ılımlı bir seyire sahiptir • Diüretiklere dirençli bir asit vardır Prognoz Tip 1 HRS, spontan bakteriyel peritonit gelişenlerin %25’inde görülür. Bu komplikasyonun önlenmesi ile Tip 1 HRS insidansında azalma olması beklenir. Tip 1 HRS hastalarının ortanca sağkalım süreleri 2 hafta olup, 10ncu haftanın sonunda tüm hastalar kaybedilir, hastanede sağkalım oranı %10 dur. Tip 2 HRS’de başlangıç ve seyir daha ılımlıdır. Bu grupta ortanca sağkalım süresi 3-6 ay arasında değişir. TIPS uygulanlarda ortanca sağkalım süresi 2-4 ay arasındadır. Karaciğer transplantasyonunda uzun vadeli sağkalım oranları çok yüz 161 5-9 Eylül 2007, Antalya güldürücüdür. Üç yıllık sağkalım oranları HRS olan hastalarda %60, olmayanlarda %70-80 arasındadır (13). Transplantasyon yapılmayan HRS hastalarının 3 yıllık sağkalım oranının %0 olduğu hatırlanmalıdır. Kaynaklar 1. Hecker R, Sherlock S. Electrolyte and circulatory changes in terminal liver failure.Lancet. 1956; 271(6953):1121-5. 2. Koppel MH, Coburn JW, Mims MM, Goldstein H, Boyle JD, Rubini ME. Transplantation of cadaveric kidneys from patients with hepatorenal syndrome.Evidence for the functionalnature of renal failure in advanced liver disease.N Engl J Med. 1969; 280(25):1367-71. 3. Arroyo V, Guevara M, Gines P. Hepatorenal syndrome in cirrhosis: pathogenesis and treatment. Gastroenterology. 2002;122(6):1658-76. 4. Lenz K, Hortnagl H, Druml W, Reither H, Schmid R, Schneeweiss B, Laggner A, Grimm G, Gerbes AL. Ornipressin in the treatment of functional renal failure in decompensated liver cirrhosis. Effects on renal hemodynamics and atrial natriuretic factor. Gastroenterology. 1991;101(4):1060-7. 5. Castells A, Salo J, Planas R, Quer JC, Gines A, Boix J, Gines P, Gassull MA, Teres J, Arroyo V, et al. Impact of shunt surgery for variceal bleeding in the natural history of ascites in cirrhosis: a retrospective study. Hepatology. 1994;20(3):584-91. 6. Rose BD, Runyon BA. Diagnosis and treatment of hepatorenal syndrome. UpToDate 2007. 7. Gines A, Escorsell A, Gines P, Salo J, Jimenez W, Inglada L, Navasa M, Claria J, Rimola A, Arroyo V, et al. Incidence, predictive factors, and prognosis of the hepatorenal syndrome in cirrhosis with ascites. Gastroenterology. 1993;105(1):229-36. 8. Akriviadis E, Botla R, Briggs W, Han S, Reynolds T, Shakil O. Pentoxifylline improves short-term survival in severe acute alcoholic hepatitis: a double-blind, placebo-controlled trial. Gastroenterology. 2000;119(6):1637-48. 9. Arroyo V, Gines P, Gerbes AL, Dudley FJ, Gentilini P, Laffi G, Reynolds TB, Ring-Larsen H, Scholmerich J. Definition and diagnostic criteria of refractory ascites and hepatorenal syndrome in cirrhosis. International Ascites Club. Hepatology. 1996;23(1):164-76. 10. Esler M, Dudley F, Jennings G, Debinski H, Lambert G, Jones P, Crotty B, Colman J, Willett I. Increased sympathetic nervous activity and the effects of its inhibition with clonidine in alcoholic cirrhosis. Ann Intern Med. 1992 ;116(6):446-55. 11. Arroyo V, Gines P. TIPS and refractory ascites. Lessons from the recent history of ascites therapy. J Hepatol. 1996; 25(2):221-3. Review. 12. Di Campli C, Zileri Dal Verme L, Andrisani MC, Armuzzi A, Candelli M, Gaspari R, Gasbarrini A. Advances in extracorporeal detoxification by MARS dialysis in patients with liver failure. Curr Med Chem. 2003; 10(4):341-8. 13. Mukherjee S, Roy H , Zetterman RK. Hepatorenal Syndrome. emedicine.com. 2006.
Benzer belgeler
KARACIGER TRANSPLANTASYONU
Tablo 1. Karaciğer hastalarında GFR düşüklüğünü maskeleyen nedenler
1. Karaciğer hastalığına bağlı olarak üre ve kreatinin üretiminde azalma
2. Kronik hastalığa bağlı olarak çizgili kas kitlesinde ...