1`nci dünya savaşı-çanakkale savaşı, gelecek yüzyıllar için bir
Transkript
1`nci dünya savaşı-çanakkale savaşı, gelecek yüzyıllar için bir
TASNİF DIŞI 1’NCİ DÜNYA SAVAŞI-ÇANAKKALE SAVAŞI, GELECEK YÜZYILLAR İÇİN BİR DÖNÜM NOKTASI ISMS YILLIK KONFERANSI-SAVAŞIN GELİŞİMİ KONFERANSI (ISMS ANNUAL CONFERENCE 2015, REVOLUTION OF WAR) Milli Savunma Üniversitesi (Helsinki/Finlandiya) BİLDİRİSİ Hazırlayan: Metin AKDENİZ İSTANBUL-2015 TASNİF DIŞI -1- TASNİF DIŞI İÇİNDEKİLER Abstract ................................................................................................................................ 3 1. Giriş ................................................................................................................................. 4 2. Çanakkale Savaşı Öncesi Osmanlı Ordusunda Islahat Hareketleri…………………. …5 3. Çanakkale Savaşının Başlaması ………………………………………………………..……6 4. Çanakkale Savaşı’nın Dünya Politikalarına Etkileri ve Sonuçları……………………….8 5. Çanakkale Zaferi’nin dünya siyaset sahnesine kazandırdığı en büyük armağan; Mustafa Kemal ATATÜRK ve Liderlik Özellikleri…………………………………………… 10 6. Kaynakça ....................................................................................................................... 14 TASNİF DIŞI -2- TASNİF DIŞI 1’NCİ DÜNYA SAVAŞI-ÇANAKKALE SAVAŞI, GELECEK YÜZYILLAR İÇİN BİR DÖNÜM NOKTASI Metin AKDENİZ * ÖZET Birinci Dünya Savaşının başlamasıyla birlikte İttifak kuvvetlerinin içinde yer alan Osmanlı Devleti Almanya ve Avusturya-Macaristan İmparatorlukları ile birlikte; Fransa, İngiltere ve Rusya’yı ihtiva eden İtilaf Devletlerinin karşısında yer almıştır. Fransa ve İngiltere’nin Rusya’yı Almanya’ya karşı lojistik açıdan destekleme ihtiyacı Çanakkale ve İstanbul Boğazlarının ele geçirilmesini gerektirmekteydi. Bu nedenle Çanakkale’de önce deniz harekâtı, bilahare kara harekâtı icra edildi. Harp alanının çok dar bir bölge olması çok kanlı çatışmaların olmasına ve her iki tarafta da çok yüksek zayiata sebep olmuştur. Çanakkale deniz ve kara savaşları uygulanan taktik ve stratejiler açısından birçok stratejiste ilham vermiş ve Birinci Dünya Savaşının gidişatını etkilemiştir. Bu makalede; bu savaşın politik, ekonomik, sosyal ve psikolojik yönlerinin de bulunduğu vurgulanmakta, harp tarihi açısından Atatürk gibi dahi liderlerin harplerin gidişatını nasıl değiştirdiği incelenmektedir. ABSTRACT In the World War I; Ottoman Empire had been allied with Central Powers which was led by Germany. Hence Allied Powers, mainly England and France, thought that it was the high time to pass the Turkish straits (Çanakkale-Dardanelles and Bosphorus) in order to give a hand to Russia by defeating Ottomans which was named as “sick man”. They prepared a comprehensive campaign plan, so did the Ottomans for defensive. According to the allied plan, Allied Powers, the Royal Navy with substantial support from the French and minor contributions from Russia and Australia, would force through Çanakkale Strait (Dardanelles) with a state of art naval power and occupy İstanbul, the Capital. Maritime operations were launched in November, 1914. Right after the last devastating and destructive naval attacks and bombardments of which happened on March 18, 1915, maritime operations were unsuccessful and a clear defeat. The Ottoman minelayer Nusret played a key role at the naval defensive operations of Ottomans by laying a line of mines in Erenköy Bay, just inside the entrance to the straits. * Harp Akademileri K.lığı’nda Öğretim Elemanı TASNİF DIŞI -3- TASNİF DIŞI Allied Powers figured out that a land operations had to be launched against Ottoman troops in Gallipoli peninsula. With the hope of removing despondency of failure they experienced in the sea, Allied Powers had set out the assault on Gallipoli Peninsula. In accordance with the treaty signed on August 1914, German generals and staff officers also served as advisers and military commanders for the Ottoman army along with Turkish generals and officers. Land Warfare had been tremendously bloody for both sides. Allied Powers, English and French troops and colonial soldiers, having landed in Gallipoli peninsula on April 25, 1915 could not make any progress. At a critical stage of war, then an Ottoman Officer, Mustafa Kemal’s influence on his troops by saying “I am ordering you to die, not to fight” affected the destiny of the war. Under his command and control the defensive had been very vigorous and successful. As a military leader he set up example of being on the spot, taking initiative and convincing his soldiers of the victory. As a result, Allied Powers could not finish up the landing and suffered a lot against the defensive. They retreated totally on January 9, 1916 with no gain. D. Lloyd George, Prime Minister of the United Kingdom, said later about Mustafa Kemal Atatürk: “We meet genius people very rarely in centuries. “It is so unlucky that, in this century that great genius person belongs to the Turkish Nation. The centuries rarely produce a genius. Look at this bad luck of ours, that great genius of our era was granted to the Turkish nation.” There have been vital lessons to be taken for the future of wars and humanitarian point of view. Both sides had suffered heavy losses during the warfare. This battle, which occurred in a narrow land, is one of the bloodiest battles of the history. This war influenced both Turkish and world history from political, economic and educational aspects, as well as social and psychological dimensions while the new adventures had been approaching. Having been assigned from Sofia to the Çanakkale Front voluntarily, he, the founder and the First President of the modern Turkish Republic, then an Ottoman Officer, played a key role during the campaign as mentioned above. On a memorial in Canberra, the capital of Australia, the inscription, written by Atatürk, pays tribute to the Anzacs and reflects his understanding about the war in an humanitarian point of view: "Those heroes that shed their blood and lost their lives... you are now lying in the soil of a friendly country. Therefore rest in peace. There is no difference between the Johnnies and the Mehmets to us where they lie side by side here in this country of ours... You the mothers who sent their sons from far away countries wipe away your tears. Your sons are now lying in our bosom and are in peace. After having lost their lives on this land they have become our sons as well." Although, on one hand the fights between two sides were very fierce, sometimes unbelievable, on the other hand the relations between the two side’s soldiers were humanistic. Whatever soldiers managed there were the basics for the future legal arrangements on war. Against all odds, they never forgot that they were fighting as human beings, not the enemies. Besides, this war, in a way, shaped the future alliances and wars. Especially it paved the way for Russia’s future. It has been giving inspirations to the strategists as to naval and land war strategies and tactics. In this study, it was TASNİF DIŞI -4- TASNİF DIŞI mentioned basically how the warfare was fought laying stress on the other face of the war, what were the strategies and tactics behind and what consequences appeared and which lessons lessons after the war. 1. Giriş : Jeopolitik ve jeostratejik öneme sahip Çanakkale ve İstanbul Boğazları üzerindeki hâkimiyet mücadelesi önemli bir geçmişe sahiptir. Bu iki Boğaz’a hâkim olmak, bütün Rusya’nın iktisadi ve siyasi yapısına egemen olmanın yanında, Karadeniz ve Akdeniz’e kıyısı olan devletlerin siyasi, ticari ve bazı askerî faaliyetlerini, özelde deniz kuvvetlerinin faaliyetlerini, genelde ise bu devletlerin deniz ulaşımını da kontrol altına almak demektir. Boğazlar üzerindeki hâkimiyet, dolaylı olarak çevre devletlerin ticari faaliyetleri üzerinde etkili bir kontrol unsuru olmuştur. Boğazlar, bir taraftan Akdeniz ve Karadeniz arasında, diğer taraftan da Avrupa ile Asya arasında stratejik öneme sahip birer stratejik su geçididir. Bu stratejik suyolları, Almanya’nın “Doğu Politikası”nın, Rusya’nın kadim emellerinin ve 19. yüzyılın son çeyreğine kadar İngiltere’nin Hindistan yolunun güvenliği için takip ettiği geleneksel politikalarının uygulamasında önemli bir yere sahip olmuştur. Buradan da anlaşılacağı üzere, Boğazlar üzerindeki mücadelenin Avrupa’nın gündemine oturması, daha doğrusu önem kazanması, Osmanlı Devleti’nin görece zayıfladığı 18. yüzyıl sonlarına kadar uzanmaktadır. Nitekim 1798 Osmanlı-Rus, 1799 Osmanlı- İngiliz, 1841 Londra, 1856 Paris, 1878 Berlin antlaşma ve protokollerinde Boğazların hukuki durumu ele alınan başlıca konular arasında yer almıştır. 2. Çanakkale Savaşı Öncesi Osmanlı Ordusunda Islahat Hareketleri : Çanakkale Boğazı, Marmara Denizi ve İstanbul Boğazı ile birlikte Karadeniz'e açılan tek su yolu olması, Tuna, Dinyeper, Dinyester ve Don Nehirleri ile, Sivastopol, Odesa ve İstanbul'a olan deniz ticaretini kontrol etmesi nedeniyle dünyadaki en önemli su yollarından birisidir.1 Müttefikler açısından Birinci Dünya Savaşı'nda batı cephesinde kilitlenen savaşın seyrini değiştirmek doğuda Osmanlı Devleti'nin devre dışı bırakılması ve Rusya'ya destek verilerek etkin hale getirilmesi ile mümkündü. Bu yolun önündeki en önemli engel ise Çanakkale Boğazı'nın geçilmesiydi. 1807'de İngilizler Çanakkale Boğazındaki tahkimata rağmen bu dar suyolunu geçerek İstanbul'a ulaşmayı başarmış, dönüşte ise daha kuvvetli bir mukavemete rağmen zayiat vermeden Ege Denizi'ne çıkabilmiştir. Fakat zaman içerisinde özellikle topçu silahlarında 1 Jonathan Schroden, A Strait Comparison: Lessons Learned from the 1915 Dardanelles Campaign in the Context of a Strait of Hormuz Closure Event, Center for Naval Analyses, 7. TASNİF DIŞI -5- TASNİF DIŞI meydana gelen gelişmeler ışığında 1836'da Moltke, Çanakkale Boğazının topçu silahları ile uygun bir şekilde savunmaya hazırlanması halinde yeryüzünde hiç bir donanmanın boğaza girmeye cesaret edemeyeceğini ifade etmiştir.2 Şüphesiz İngilizler bu hususun farkındaydılar. Ancak Balkan Savaşları'nda Osmanlı ordusunun yeni kurulmuş Balkan Devletlerine, umulmadık bir şekilde, çok kısa sürede mağlup olması, İngilizlerde Osmanlı'nın artık hasta değil otopsi masasında yatan ölü bir adam olduğu algısını uyandırmış, Osmanlı ordusunun hiç bir şekilde kendilerine mukavemet edemeyeceğini düşünmüşlerdir. Oysa İngilizlerin kara desteği olmadan 3 Kasım 1914'ten itibaren başlattıkları ve 18 Mart'ta mağlubiyet ile neticelenen deniz harekâtı, kara harekâtındaki baskın etkisini tamamen ortadan kaldırmış ve Osmanlı Ordusuna hazırlık yapmak için yeterli zamanı hediye etmiştir. Bu daracık kara parçasında cereyan edecek olan muharebeler ise Birinci Dünya Savaşının en kanlı sahnelerinden birisini teşkil etmiştir. Avrupalı devletler, 1912-1913 Balkan Savaşları sonucunda mağlup olan Osmanlı Devleti’nin askeri yetersizlikler, olarak strateji tükendiğini yoksunluğu ve değerlendiriyorlardı. savaşın başından Seferberlik itibaren sistemindeki yapılan muharebeler, Avrupalı gözlemciler tarafından karargâhlarına aktarılıyordu. 3 başarısız Ancak bu gözlemcilerin büyük kısmı, seferberliğini tamamlayıp muharebe sahasında tertiplendiğinde Osmanlı askerlerinin iyi birer savaşçı olduklarını gözden kaçırmışlardı. Konuyla ilgilenen tarihçilerin birçoğunun varsayımlarının aksine, Çanakkale’de savaşan Osmanlı birlikleri en eğitimli ve en iyi liderlere sahip tümenlerden oluşuyordu. Müttefikler, Balkan Savaşı’nı kaybeden Osmanlı’nın, son dakikada toparlayabildiği, dağınık ve eğitimsiz birliklerle karşılarına çıkacaklarını düşünüyorlardı.4 Ancak Çanakkale cephesi 1880’li yıllardan itibaren tahkim edilmekteydi. Balkan Savaşları sırasında da tahkimatlar güçlendirilmişti. Bundan daha önemlisi de orduda yapılan seferberlik, teşkilat, konuşlanma ve eğitim reformları olumlu sonuçlar vermeye başlamıştı. Birinci Dünya Savaşı’nı müteakip İngiltere Parlamentosu bünyesinde kurulan Gelibolu Komisyonu (the Dardanelles Commission), 1919 yılında bir rapor yayımladı. Rapora göre, İngilizler’de, Balkan Savaşları’nda aldıkları ağır mağlubiyetten dolayı Türk askerinin iyi savaşçı olmadığı kanaati hakimdi. Bu faraziyeyle Gelibolu’ya gelen müttefikler yanılmışlardı. 2 Robert Rhodes James, Gelibolu Harekâtı, trans. Haluk V. Saltıkgil (Ankara: Belge Yayınları, 1965), 4. 3 . Erickson, E. J. (2001). Strength against Weakness: Ottoman Military Effectiveness at Gallipoli, 1915. The Journal of Military History, 65(4), s.984. doi:10.2307/2677626 4 . A.g.e, s. 982. TASNİF DIŞI -6- TASNİF DIŞI Savaşın sonunda Türk Ordusu’nun imkân ve kabiliyetleri ile savaşma azminin sanılanın çok üstünde olduğu ortaya çıkmıştı. 5 İngilizlerin gözden kaçırdığı ya da tam olarak analiz edemedikleri husus Osmanlı Ordusu’nda yapılan reformlardı. Islah hareketleri aslında Balkan Savaşları’ndan önce başlatılmış, ancak sonuçlandırılamamıştı. Bazı Avrupa vilayetleri ile Yemen’de isyanlar çıkması sonucu, çok değerli komutanlar ve birlikler bu bölgelerde asayişin temini için görevlendirilmiştir. Bu nedenle hem reformlar tamamlanamamış, hem de harbe hazırlık seviyelerinde zaaf meydana gelmişti. Savaştan sonra yeniden yapılanma faaliyetleri hız kazanmış ve bazı köklü değişimler yapılmıştı. 3. Çanakkale Savaşının Başlaması : Bilindiği üzere, 19. yüzyılın sonlarında devletlerarasında giderek artan silahlanma yarışı, 20. yüzyılın başlarında çıkacak büyük savaşın adeta habercisi olmuştur. Geniş coğrafyasında sahip olduğu kaynaklarıyla Osmanlı Devleti, sömürgecilerin iştahını kabartan hedef ülkelerden biriydi. 2 Ağustos 1914’te Almanya ile yapılan gizli ittifaktan sonra, Osmanlı Genelkurmayınca alelacele seferberlik ve yığınak planları yapılmış; Karadeniz baskınının ardından şartlar oluşunca zorunlu olarak savaşa girilmiştir. İngiltere Savaş Bakanlığı, Çanakkale üzerinden girişilecek bir harekât ile Osmanlı Devleti’ni savaş dışı bırakmak üzere 1914 yılı Kasım başında Boğaz önü istihkâmlarına ilk taciz ateşini açmış; bunu 19, 25 ve 26 Şubat 1915 ile 1-17 Mart 1915 tarihlerindeki saldırılar takip etmiştir. Müttefik filo komutanı Amiral Carden, 4 Mart’ta Churchill’e yolladığı telgrafta birkaç saat içinde boğazı geçerek İstanbul’a ulaşacaklarını yazmıştır. Müttefikler 18 Mart 1915 günü güçlü armadalarıyla boğaza yüklenmişlerdir. İtilaf donanmasının teknolojik ve silah üstünlüğüne karşılık sadece iki uçakla gerçekleştirilen hava keşif raporlarına bağlı olarak Türk topçusunun gerçekleştirdiği isabetli atışlar ve Nusret’in döktüğü mayınlar 18 Mart’ta işe yaramış, müttefik donanmasının en büyük gemileri batırılmış, fakat “Çanakkale geçilememiştir.” Gelibolu seferinden üç ay önce, Lloyd George Birleşik Krallık Harp Konseyi’ne sunduğu muhtırada, “...yetersiz ihtimamla kararlaştırılan ve hazırlanan seferler genellikle felaketle sona erer” demiştir. 18 Mart deniz harekâtındaki ağır yenilgi Lloyd George’u haklı çıkarmıştır. 5 . The Final Report of the Dardanelles Commission (1919), Her Majesty’s Stationery Office, Londra,s. 21. http://www.nla.gov.au/apps/cdview/?pi=nla.aus-vn2035864-s23-v adresinden elde edildi. TASNİF DIŞI -7- TASNİF DIŞI Çanakkale’yi denizden geçme teşebbüsü başarısız olunca, İtilaf kuvvetleri bu defa amfibi harekâtıyla Gelibolu Yarımadası’na yüklenmiştir. 25 Nisan 1915 pazar sabahı şafak vakti başlayan harekât, yarımadada 8,5 ay sürecek kanlı muharebeleri başlatmış, müttefiklerin Ağustos ortalarına kadar süren saldırıları Mehmetçiğin şanlı direnişiyle durdurulmuştur. 25 Nisan 1915’te başlayan çıkarma harekâtı, Seddülbahir, Kumkale, Arıburnu ve Kabatepe hattında baskın tarzında ve şiddetle devam etmiştir. Türkler kara savaşlarının ilk günü bulundukları hattı kahramanca savunmuş, pek çok kayıp verilmiş, ancak müttefikler hedefe ulaşamamıştır. 25 Nisan 1915’te başlayan çıkarma harekâtında gelişmeleri dikkatle takip eden 19. Tümen Komutanı Yarbay Mustafa Kemal, Anzakların yaklaşma istikamet ve hareket tarzlarını büyük bir vukufiyetle tespit edip kendi inisiyatifiyle 57. Piyade Alayı ve bir dağ bataryasını Kocaçimentepe ile Conkbayırı istikametinde yürüyüşe geçirip Gelibolu Yarımadası’nın hâkim noktasını elde tutmuştur. Mustafa Kemal Conkbayırı’nda “Ben size taarruzu değil, ölmeyi emrediyorum. Biz ölünceye kadar geçecek zaman içinde yerimize başka kuvvetler ve komutanlar gelebilir!” emri ile Mehmetçiği cesaretlendirip düşmanı olduğu yerde durdurmuştur. 25 Nisan 1915 Günü Gelibolu’da başlayan kara muharebelerinde Müttefik Kuvvetler Komutanı İngiliz General Hamilton ve onunla birlikte muharebelere katılan Fransız birlikleri, Ağustos 1915 ayına kadar geçen altı aylık sürede hedeflerine ulaşamamışlardır. Güney sektörde Seddülbahir Muharebelerinde ancak yedi km’lik bir ilerleme sağlanmıştır. İlk hedef olan Alçı Tepe ele geçirilememiştir. Orta Sektör olan Arıburnu’nda Anzak Kolordusu’nun gün geçtikçe savaşma azim ve iradeleri kaybolmaktadır. Bu sektörde 19’uncu Tümen Komutanı Yarbay Mustafa Kemal gereken müdahaleyi yerinde ve zamanında yaparak muharebelerin seyrini değiştirmiştir. Anzak Kolordusu hedefi olan ve bölgenin savunmasını etkileyen Conkbayırı’nı alamamıştır. Yine geçen bu altı aylık sürede Müttefik Kuvvetler Komutanı İngiliz General Hamilton’un birliklerinin verdiği zayiat 100.000’i geçmiştir. Birinci Dünya Savaşı içinde yer alan bu muharebelerin en önemli üç özelliği vardır: Birincisi, siper muharebeleridir. İkincisi, siperler birbirine çok yakındır. Üçüncüsü, Muharebede tarafların kayıpları çok fazladır. Sonuç olarak; Çanakkale Savaşı, 19 Şubat-18 Mart 1915 tarihleri arasındaki deniz muharebeleri ile başlamış; Boğaz’ın geçilememesi üzerine İtilaf Devletleri bu defa 25 Nisan tarihinden itibaren Gelibolu Yarımadası’na çıkarma yaparak Boğaz’ı geçmeyi denemişler; bunda da başarı sağlanamaması üzerine 9 Ocak 1916 tarihinde yenilgiyi kabul ederek yarımadayı tahliye etmişlerdir. TASNİF DIŞI -8- TASNİF DIŞI 4. Çanakkale Savaşı’nın Dünya Politikalarına Etkileri ve Sonuçları : Çanakkale Savaşı, moral gücünün maddi güce üstünlüğünü ifade eden Napolyon’un “Harp bir strateji meselesi olmaktan ziyade psikoloji meselesidir. Maneviyat harbin yarısını kazandırmaya kâfidir.” sözünün de bir doğrulaması olmuştur.6 Bugün elde edilen yeni belgeler ışığında, Çanakkale Cephesi’nin Birinci Dünya Savaşı’nın alelade cephelerinden birisi olmadığını ve buradaki muharebelerin sadece savaşın değil, modern tarihin seyrini değiştirdiğini biliyoruz. Bu alandaki yeni tarih araştırmalarının bulguları klasik bilgilerimize yenilerini ekliyor. Bu bilgiler sadece tarih alanındaki değil, aynı zamanda askerî bilimler alanındaki çalışmalara da ışık tutmaktadır. Çanakkale Muharebelerinde yaşanan ve aynı zamanda modern muharebe kavramlarına da ışık tutan ilkler de bu değerli bilgiler arasındadır. Örneğin Çanakkale Muharebeleri kara topçusunun yüzer su üstü hedeflerine karşı en yüksek isabet kaydettiği ilk topçu muharebelerini ihtiva eder. Bunun yanında modern harp tarihinin ilk amfibi harekâtı da Çanakkale Muharebeleri sırasında İtilaf Devletleri tarafından uygulanmıştır. Buradan alınan derslerin özellikle İkinci Dünya Savaşı sırasında Sicilya, Normandiya ve Okinawa’da uygulandığı bilinmektedir. Yine Çanakkale Muharebeleri modern kıyı savunmasının ilk başarılı örneğini ihtiva etmektedir. Düşmanın üst rütbeli komutanlarını hedef alan anti personel keskin nişancı taktiklerinin ilk kez Çanakkale Muharebelerinde Türkler tarafından kullanıldığı az bilinen hususlardandır. Görülen o ki, Çanakkale Muharebeleri, modern askerî bilimlere ışık tutacak daha bir sürü bilgi içermektedir. Çanakkale Savaşı; o tarihe kadar bu derece kapsamlı yapılan ilk deniz ve çıkarma harekâtı olması, muhtelif milletlere mensup askerleri aynı cephede buluşturması, kara, deniz, hava ve yeraltında tüneller kazarak düşman siperlerinin altına kadar ilerleyip buralara yerleştiren patlayıcı maddelerle siperlerin havaya uçurulması suretiyle yapılan lağım savaşları başta olmak üzere çok kapsamlı bir mücadele olması, uçak ve denizaltıların çok etkili bir silah olarak kullanılması, siper savaşlarında benzeri görülmedik bir şekilde iki siper arasındaki mesafenin zaman zaman 8-10 m’ye kadar düşmüş olması açılarından, kendine has özellikleri barındıran sıra dışı bir muharebedir. 6 M. Zekeriya, “Çanakkale Savaşı’nın Psikolojisi”, Yeni Mecmua Çanakkale Özel Sayısı, ed. Ersan Güngör, haz. Muzaffer Albayrak-Ayhan Özyurt, Yeditepe Yayınları, İstanbul, 2006, s. 291; Talat Özdoğan, “Çanakkale’de Türk Kahramanlığı”, Çanakkale Muharebeleri 75. Yıl Armağanı, Ankara, 1990, s. 166; Orhan Karaveli, Çanakkale Olmasaydı O Olmasaydı, Doğan Kitap, İstanbul, 2014, s. 128. TASNİF DIŞI -9- TASNİF DIŞI Çanakkale, denizaşırı sömürge imparatorlukları kurmuş ve en son teknolojik silahlara ve devasa donanmalara sahip devletlerin de yenilebileceğinin görüldüğü ve yıllar yılı esaret altında yaşamış milletler için istiklâl meşalelerinin tutuşturulduğu yerdir. Birinci Dünya Savaşı’nın gidişatını değiştiren, Osmanlı Devleti’nin başkenti İstanbul’u işgalden kurtaran, milli mücadelenin lideri Anafartalar Kahramanı Mustafa Kemal’i Türk Milleti ve dünya ile tanıştıran bu olay; savaşın iki yıl daha uzamasına, Rusya’da Çarlık rejiminin yıkılarak Bolşevik rejimin iş başına gelmesine ve savaşın hem yenen, hem de yenilen devletlerde yol açtığı sosyo-ekonomik çöküntüler ve büyük patlamalar sonucu İtalya’da Faşizm’in, Almanya’da ise Nazizm’in ortaya çıkmasına yol açan sebeplerden biri olmuştur. Türk askerinin Çanakkale’de kazandığı zafer sayesinde Boğazlar açılamamış; Rusya ile Müttefikleri arasında irtibat ve Çarlık Rusyası’nın ihtiyaç duyduğu savaş malzemelerinin ulaştırılması sağlanamamış; Karadeniz’de mahsur kalan ticaret filosu da serbest kalamadığından Avrupa’nın ihtiyaç duyduğu hububat vs. pazarlanamamış ve sonunda sosyoekonomik patlamalara sahne olan Çarlık Rusyası ekonomik, askerî ve siyasi bakımdan boğulmuş ve 1905 Japon yenilgisiyle devrimin alt yapısı şekillenen Rusya’da7 Bolşevik rejim iş başına gelmiştir.8 Bolşevik Rusya’nın ilk icraatı, savaştan çekilmek ve Çarlık Rusyası’nın imzaladığı bütün antlaşmaları yok sayarak yapılan gizli antlaşmaları açıklamak olmuştur. Denizlerde de eski gücünü kaybeden İngiltere, ilerleyen dönemde ABD’nin üstünlüğünü kabul etmek zorunda kalacak ve savaşın sonunda ABD dünyada tek süper güç olarak yeni bir rol üstlenecektir.9 Savaşan askerlerin birbirlerini daha yakından tanımaları daha muharebe sahasında meyvelerini vermeye başlamış; Avustralya ve Yeni Zelanda askerleriyle Türk askerleri arasında ortaya çıkan samimiyet, yakınlaşma ve dostluk, Dünya Harp Tarihi’ni “Centilmenler Savaşı” kavramı ile tanıştırmıştır. Harp tarihinde birbirleriyle gırtlak gırtlağa savaştıktan sonra savaş alanından dost olarak ayrılmanın bir örneği hâlâ daha mevcut değildir. Yaşanan onca şiddet, kan ve acı dolu günler boyunca, taraflar arasında nefret ve düşmanlık yerine karşılıklı takdir ve saygıya 7 A. Mete Tunçoku, Buzdağı’nın Altı, TBMM. Yayınları No 107, TBMM Basımevi, Ankara, 2005, s. 10-21; Erdoğan Aydın, a.g.e., s. 159. 8 Fahir Armaoğlu, “Çanakkale Muharebelerinin Rusya Üzerindeki Etkileri”, Çanakkale Savaşları Sebep ve Sonuçları Uluslar arası Sempozyumu, 14-17 Mart 1990, Türk Tarih Kurumu Basımevi, Ankara, 1993, s. 6-29. 9 Ergun Aybars, “Çanakkale Savaşı’nın Siyasi Sonuçları”, Çanakkale Araştırmaları Türk Yıllığı, sayı 3, Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Atatürk ve Çanakkale Savaşlarını Araştırma Merkezi, Mart 2003, s. 72. TASNİF DIŞI -10- TASNİF DIŞI dayanan olumlu izlenim ve duyguların ilginç bir dostluk havası içinde gelişmesi, bu ilişki şeklinin kalıcılığı ve savaşın 100. yılında derinleşerek devam etmekte olması, Gelibolu Yarımadası’nda 100 yıl önce verilen bu mücadeleye ayrı bir anlam yüklemektedir.10 Çanakkale 1915 Ruhu’nun dünya siyaset sahnesine kazandırdığı en büyük armağan; 1915 Çanakkale seferinin fikir babası ve mimarı olan Churchill’in “Kaderin Adamı”, İngiliz Resmî Harp Tarihi’ni yazan Aspinall Oglander’in “Olağanüstü Bir Komuta Dehası”, Avustralya Resmî Tarihi’ni yazan C.E.W. Bean’in de “Doğu Cephesi’ndeki En Büyük Lider” olarak tanımladığı, İngiltere’de Başbakan Lloyd George’u “Arkadaşlar! Asırlar pek nadir olarak dahi yetiştirir. Şu talihsizliğimize bakın ki, o büyük dâhiyi asrımızda Türk Milleti yetiştirdi. Mustafa Kemal’in dehasına karşı elden ne gelir?”11 itirafı ile istifa etmeye mecbur eden, ilerleyen yıllarda arkasından sürüklediği Türk Milleti ile birlikte Anadolu’da verdiği kurtuluş mücadelesi sonunda Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran, kurtuluş mücadelesi veren tüm milletler tarafından lider olarak kabul edilen ve 20. yüzyılın en saygın devlet adamı seçilen Anafartalar Kahramanı Mustafa Kemal olmuştur. 5. Çanakkale Zaferi’nin dünya siyaset sahnesine kazandırdığı en büyük armağan; Mustafa Kemal ATATÜRK ve Liderlik Özellikleri : 1881 yılında, Osmanlı İmparatorluğu’nun bir ili olan Selanik’te doğmuştur. 1902’de Harp Okulundan, 1905’te de Harp Akademisinden mezun olmuştur.12 1905 yılında Şam’da 5. Ordu’da, 1907’de Makedonya’daki 3. Ordu’da görevlendirilmiştir. Manastır ve Selanik’te görevli iken 1909’da İstanbul’daki ayaklanmayı bastıran Hareket Ordusu’nda görev yapmıştır.13 1911’de İtalya’nın Trablusgarp’a asker çıkarması üzerine Tobruk’a gönderilmiş; Tobruk ve Derne’de Türk Kuvvetlerini başarı ile yönetmiştir. Balkan Harbi’nde Bolayır'da kurulan kolordunun Harekât Şubesi Müdürü olarak Gelibolu bölgesinde ve sonrasında Edirne’yi Bulgaristan’dan geri alan kolorduda görev yapmıştır. Çanakkale Savaşı’ndan hemen önce Sofya’da ataşelik görevinde bulunmaktaydı.14 10 A. Mete Tunçoku, “Çanakkale Savaşlarının Stratejik Sonuçları”, Atatürk Araştırma Merkezi Dergisi, sayı 4, 1998, s. 563, 564. 11 Selahattin Çetiner, Çanakkale Savaşları Üzerine Bir İnceleme, Cem Offset, 12 Gnkur.Bşk.lığı, Türk İstiklâl Harbine Katılan Tümen ve Daha Üst Kademlerdeki Komutanların Biyografileri, (Ankara: Gnkur.Bşk.lığı, Basımevi, 1972),1. 13 A.g.e., 2. 14 Edward J. Erickson, Defeat in Detail: The Ottoman Army in the Balkans, 1912–1913, (Praeger, 2003),255. TASNİF DIŞI -11- TASNİF DIŞI Birinci Dünya Harbi başladığında, Mustafa Kemal Sofya Ataşeliği görevini yürütmekteydi. Mustafa Kemal, harbin başlaması ile vatanın savunulmasında aktif rol almak maksadıyla Çanakkale'de görevlendirilmesini ısrarla isteyerek içindeki vatan sevgisini ve fedakarlığını göstermiştir. Mustafa Kemal’in kişilik ve liderlik özellikleri incelendiğinde kendisinin özgüven sahibi, gururlu, sorumluluk sahibi, cesur ve ileri görüşlü olduğu görülmektedir. Mustafa Kemal’in bu özellikleri Çanakkale Muharebelerinin gidişatını derinden etkilemiştir. Mustafa Kemal, Çanakkale Muharebelerinde gerektiği yerde önemli kararlar alıp, inisiyatif kullanarak muharebelerin sonucuna büyük etkilerde bulunmuştur. Mustafa Kemal’i Türk Milletine kazandıran da Çanakkale Muharebelerinde almış olduğu bu önemli kararlardır. 5’inci Ordu ihtiyatı olan 19’uncu Tümenin Komutanı Mustafa Kemal, muharebelerin kızıştığı 25 Nisan günü, Ordu ve Kolordu Komutanlarına telefonla ulaşmaya çalışmış, fakat ulaşamayınca inisiyatif kullanarak bir kısım birliğine Conkbayırı üzerinden düşmana taarruz etmesi emrini vermiştir. Bu emir neticesinde, Conkbayırı tam düşmek üzereyken kurtarılmıştır.15 Mustafa Kemal eğer taarruz için emir beklemiş olsaydı, Conkbayırı düşmüş olacaktı. Conkbayırı düşünce de, düşman kısa mesafeden Boğaz tahkimatına ulaşacak ve Çanakkale Harbi kaybedilebilecekti. Mustafa Kemal’in almış olduğu hesaplı risk ve kullanmış olduğu inisiyatif sonucu düşman Conkbayırı’nı alamadan püskürtülmüştür. 25 Nisan 1915 günü Conkbayırı’na muharebeleri sevk etmek için gitmekte olan Mustafa Kemal Balıkçı Damları Mevkii’nden geri çekilen Türk askerleriyle karşılaşır. Mustafa Kemal, mühimmatı bitmiş kaçmakta olan askerleri durdurur ve süngü takıp yere yatmalarını emreder. Bu birliklerin yere yatmasıyla birlikte düşman birlikleri de yere yatar ve o anlık tehlike giderilmiş olur. Mustafa Kemal burada tarihe geçecek şu emrini verir. “Ben size taarruz emretmiyorum. Ölmeyi emrediyorum. Siz ölünceye kadar geçecek zaman zarfında yerimize başka kuvvetler ve kumandanlar geçebilir.”16 Bu emirle buradaki kuvvetler taarruza geçer ve önüne çıkan ANZAC birliklerini geri püskürtür. Böylece, çıkarmanın hemen arkasından oluşan kaos durumu önlenmiş olur. Liderlik başkalarını gönüllü olarak emirlere uymaya ikna etmektir. Birliklerini sevk ve idare edebilmek için subayların astlarının kalp ve güvenlerini kazanması gereklidir. Sanders, ikna yerine daha çok yasal yetkisini kullanarak astlarını komuta etmeye çalışmıştır. Diğer taraftan, Mustafa Kemal askerlerinin kalp ve güvenlerini kazanarak onlara liderlik etmiştir. Askerleri onun emirlerini sonunda ölüm bile olsa yerine getirmiştir. 15 İsmet Görgülü, Çanakkale İlk Günde Biterdi, 12. 16 Şevket Süreyya Aydemir, Tek Adam, 221-222. TASNİF DIŞI -12- TASNİF DIŞI Liderler başkalarının görüşlerini dinleyerek ve tavsiyelerini alarak doğru kararlara varma alçak gönüllülüğüne sahip olmalıdır. Sanders, ast komutanlarının görüşlerini alma tenezzülünde bulunmamıştır. Bu nedenle, Çanakkale Muharebeleri ilk günde bitirilebilecekken, aylarca sürmüştür. Mustafa Kemal ANZAK ilerlemesini durdurmak için inisiyatif kullanmasa Osmanlı bu savaşı kaybedebilirdi. Başta Mustafa kemal ve diğer Türk komutanların eşsiz komuta ve liderlik uygulamaları sonucu müttefik kuvvetler Gelibolu’dan atılmıştır. Çanakkale’de sergilediği üstün komutanlık yeteneğiyle “Anafartalar Kahramanı Miralay Mustafa Kemal” olarak tüm Osmanlı ülkesinde tanınan Albay Mustafa Kemal, 2 Şubat 1915’ten 10 Aralık 1915’e kadar aralıksız 10 ay 8 gün Gelibolu Yarımadası’nda görev yapmış, bunun 7 ay 15 günü, çetin mücadelelerin yaşandığı kara savaşlarıyla geçmiştir. Bahsettiğimiz dönemde sırasıyla 19. Tümen, Arıburnu Kuvvetleri, 15. ve 16. Kolordu Komutanlığı ile Anafartalar Grubu Komutanlığı görevlerini -henüz 34 yaşında genç bir subayken- başarıyla yürütmüştür. Çanakkale Zaferi’nin dünya siyaset sahnesine kazandırdığı en büyük armağan; 20. yüzyılın en saygın devlet adamı seçilen Anafartalar Kahramanı Mustafa Kemal olmuştur. Atatürk’ü dünya tarih sahnesinde ön plana çıkartan başarılar öncelikle onun askerî alandaki başarıları olmuştur. Bunlar arasında üzerinde en çok durulanlardan biri Çanakkale Zaferi’dir. Çanakkale Muharebeleri’nde (1915-1916) göstermiş olduğu üstün komutanlık vasıfları ve buna bağlı olarak izlemiş olduğu stratejilerle önce cephenin, sonra da savaşın kaderini değiştirmiştir. Cepheyi zaferle taçlandıran Mustafa Kemal düşmanlarının bile övgülerine mazhar olmuş; örneğin Winston Churchill’in deyimiyle “Kaderin Adamı” olarak bakışları üzerine toplamıştır. Bu zaferle birlikte özellikle askerî açıdan Milli Mücadele’de kendini önder kılacak bir vizyon da oluşturmuştur. Mustafa Kemal’in başarıları dönemin ulusal basınına yansımış ve millî bir kahraman portresinin oluşmasında basın aracı bir rol oynamıştır. Onun ölümü sonrasında da bu portre değişmemiş; gerek ulusal, gerekse uluslararası basında çıkan yazılarda Çanakkale Zaferi ayrıcalıklı bir öneme sahip olmuştur. Özellikle İngiliz basını Mustafa Kemal’le ilgili verdiği haber ve ona ait biyografilerde askerî başarılarının başladığı yeri Gelibolu olarak göstermiştir. Mustafa Kemal Atatürk, hem askerî, hem de siyasi kişiliğiyle dünya tarihinde iz bırakmış bir liderdir. Anafartalar Kahramanı, Millî Mücadele’nin önderi, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu ve ilk Cumhurbaşkanı ya da Türk Devrimi’nin mimarı gibi birçok sıfatla nitelenen bu liderin elde etmiş olduğu başarılarda asker kişiliğinin büyük bir etkisi olmuştur. Mustafa Kemal bu özellikleriyle, Sultan II. Mahmud’un (1785-1839) kurdurduğu Mekteb-i Harbiye’nin günümüze değin yetiştirmiş olduğu en mümtaz şahsiyet olarak TASNİF DIŞI -13- TASNİF DIŞI nitelendirilebilir. Harbiye’de öğrendiği komutanlık vasıflarını ilk kez ve tam anlamıyla Gelibolu Muharebeleri’nde hayata geçiren Mustafa Kemal, bir anda dünyanın yakından takip ettiği bir komutan haline gelmiştir. Muharebelerde izlemiş olduğu askerî taktik ve stratejilerle cephenin kaderini değiştiren Mustafa Kemal tarihin sayfalarında Kaderin Adamı (The Man of Destiny) olarak tanımlanmaya başlamış; gerek ulusal, gerekse uluslararası basında başarılarının başlangıç noktası ise Gelibolu Muharebeleri olarak gösterilmiştir.17 Çanakkale Muharebeleri’nde her iki taraftan 500.000’den fazla insanın zayi olması, o güne kadar dünyanın hiçbir yerinde görülmeyen olayların yaşanması, dünyanın en güçlü ordularının teknolojik imkânları ile inanç, azim, kararlılık, irade ve zekânın ölümüne çatışması, her insanı hayrette bırakan bir gerçek olmuştur. Ancak ondan daha da büyük bir gerçek vardır ki, o da savaştan 19 yıl sonra Atatürk’ün yabancı mezarlıklarda bulunanlarla ilgili söylediği şu sözleridir: “Bu Memleketin Toprakları Üzerinde Kanlarını Döken Kahramanlar! Burada, bir dost vatanın topraklarındasınız. Huzur ve sükûn içinde uyuyunuz. Sizler Mehmetlerle yan yana koyun koyunasınız. Uzak Diyarlardan Evlatlarını Harbe Gönderen Analar! Gözyaşlarını dindiriniz. Evlatlarınız, bizim bağrımızdadır. Huzur içindedirler ve huzur içinde rahat rahat uyuyacaklardır. Onlar bu toprakta canlarını verdikten sonra artık bizim evlatlarımız olmuşlardır.”18 Bu sözlerin o tarihlerde Avrupa’yı kasıp kavuran Faşist ve Nazi söylemleri ile taban tabana zıt olduğu da unutulmamalıdır. 17 Mustafa Kemal’in Gelibolu Muharebeleri’ndeki başarılarıyla ilgili bkz.: Michael Hickey, Gallipoli, John Murray Yayınevi, Londra, 1995; Edward J. Erickson, Gelibolu Osmanlı Harekâtı, Çev: Orhan Düz, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, İstanbul, 2012; Edward J. Erickson, Size Ölmeyi Emrediyorum! Birinci Dünya Savaşı’nda Osmanlı Ordusu, Çev: Tanju Akad, Kitap Yayınevi, İstanbul, 2003; Alan Moorehead, Gelibolu, Çev: Ali Cevat Akkoyunlu, Doğan Kitapçılık, İstanbul, 2004; Victor Rudenno, Gelibolu Denizden Saldırı, Çev: Dilek Cenkçiler, ODTÜ Yayıncılık, Ankara, 2009. 18 A.Mete Tunçoku, Buzdağı’nın Altı, a.g.e.,s. 113-120; 10.11, 1953 tarihli Dünya Gazetesi özel sayısında yayınlanan Gazeteci Yekta Ragıp Önen’in eski İçişleri Bakanı Şükrü Kaya ile yaptığı söyleşi; Çanakkale 1915 Dergisi, sayı 8, Mart 2011, s. 8; Uluğ İğdemir, Atatürk ve Anzaklar, Türk Tarih Kurumu Basımevi, Ankara, 1985, s. 6; Cemal Granda, Atatürk’ün Uşağının Gizli Defteri, Kent Kitap, İstanbul, 2008, s. 281-283. TASNİF DIŞI -14- TASNİF DIŞI 6. Kaynakça : ARMAOĞLU, Fahir, Siyasi Tarih 1789-1960, Sevinç Matbaası, Ankara, 1973. AYDEMIR, Şevket Süreyya, Tek Adam, 1’inci Cilt, (İstanbul: Remzi Kitabevi, 2007) Çanakkale Araştırmaları Türk Yıllığı sayı 3, Ankara, Mart 2005. ÇETİNER, Selahattin, Çanakkale Savaşları Üzerine Bir İnceleme, Cem Offset, Ankara, 1999. ERICKSON, Edward J., Defeat in Detail: The Ottoman Army in the Balkans, 1912–1913, (Praeger, 2003) ERİCKSON, E. J. (2001). Strength against Weakness: Ottoman Military Effectiveness at Gallipoli, 1915. The Journal of Military History, 65(4), s.984. doi:10.2307/2677626 ERİCKSON, Edward J., Gelibolu Osmanlı Harekâtı, Çev: Orhan Düz, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, İstanbul, 2012. ERİCKSON, Edward J., Size Ölmeyi Emrediyorum! Birinci Dünya Savaşı’nda Osmanlı Ordusu, Çev: Tanju Akad, Kitap Yayınevi, İstanbul, 2003. The Final Report of the Dardanelles Commission (1919), Her Majesty’s Stationery Office, Londra,s. 21. http://www.nla.gov.au/apps/cdview/?pi=nla.aus-vn2035864-s23-v adresinden elde edildi. Gnkur.Bşk.lığı, Türk İstiklâl Harbine Katılan Tümen ve Daha Üst Kademlerdeki Komutanların Biyografileri, (Ankara: Gnkur.Bşk.lığı, Basımevi, 1972) GÖRGÜLÜ, İsmet, Çanakkale İlk Günde Biterdi, (Ankara: Bilgi Yayınevi, 1998) HİCKEY, Michael, Gallipoli, John MurrayYayınevi, Londra, 1995. JAMES Robert Rhodes, Gelibolu Harekâtı, trans. Haluk V. Saltıkgil (Ankara: Belge Yayınları, 1965) MOOREHEAD, Alan, Gelibolu, Çev: Ali Cevat Akkoyunlu, Doğan Kitapçılık, İstanbul, 2004. RUDENNO, Victor, Gelibolu Denizden Saldırı, Çev: Dilek Cenkçiler, ODTÜ Yayıncılık, Ankara, 2009. SCHRODEN Jonathan, A Strait Comparison: Lessons Learned from the 1915 Dardanelles Campaign in the Context of a Strait of Hormuz Closure Event, Center for Naval Analyses TUNÇOKU, A.Mete, Çanakkale 1915 Buzdağı’nın Altı, TBMM Basımevi, Ankara, 2005. TUNÇOKU, A.Mete-TAŞKIRAN Cemalettin, Çanakkale, Churchill ve Anzaklar, Genkur. Basımevi, Ankara, 2000 ZEKERİYA, M., “Çanakkale Savaşı’nın Psikolojisi”,Yeni Mecmua Çanakkale Özel Sayısı, ed. Ersan Güngör, haz. Muzaffer Albayrak-Ayhan Özyurt, Yeditepe Yayınları, İstanbul, 2006. TASNİF DIŞI -15-
Benzer belgeler
türkiye`de ilköğretim tarih öğretiminde çanakkale savaşları
hâkimiyet mücadelesi önemli bir geçmişe sahiptir. Bu iki Boğaz’a hâkim olmak, bütün
Rusya’nın iktisadi ve siyasi yapısına egemen olmanın yanında, Karadeniz ve Akdeniz’e kıyısı
olan devletlerin siya...
Çanakkale Cephesinde Türk Hava Harekâtı
ardından şartlar oluşunca zorunlu olarak savaşa girilmiştir.
İngiltere Savaş Bakanlığı, Çanakkale üzerinden girişilecek bir harekât ile Osmanlı
Devleti’ni savaş dışı bırakmak üzere 1914 yılı Kasım ...
Untitled - istanbul müzayede
İstanbul'a olan deniz ticaretini kontrol etmesi nedeniyle dünyadaki en önemli su yollarından
birisidir.1 Müttefikler açısından Birinci Dünya Savaşı'nda batı cephesinde kilitlenen savaşın
seyrini de...